Bugün[09 Nisan 2026]
itibarı ile 71.480 başlık/FaRk ile birlikte,
71.480 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(269/287)


- VECHE ile CİHET


- VECHE ile/ve/değil İTİBAR


- VECÎ[Ar. < VECÂ] ile VECÎH[Ar. çoğ. VÜCEHÂ]

( Ağrıtıcı, sızlatıcı. İLE Bir kavmin ulu'su, büyüğü, başkanı. | Güzel, hoş, lâtif. | Uygun/münasip. )


- VECİZ/LİK ile VECİZE


- VECÎZ/VECÎZE[Ar. < VECÂZET] ile VECÎZE[Ar.]

( Kısa, derli-toplu. İLE Özdeyiş, îcazlı söz, lâfzı az mânâsı çok ifade. )


- VECT ile VECTLİ


- VECTOR FİELD ile/||/<> SCALAR FİELD

( Vector field vektör her nokta İLE scalar field sayı her nokta. )

( Formül: Vector İLE scalar assignment )


- VED ile GÜL | DOSTLUK


- VEDA'[Ar.] ile VEDÂ[Ar.] ile VEDA[Sans.]

( Beyaz boncuk. İLE Ayrılma, ayrılış. İLE Kutsal Hint metini. )


- VEDÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< VEFÂ


- VEDALAŞMAK ile/ve HELÂLLEŞMEK


- VEDALAŞMAK ile VEDALAŞABİLMEK ile VEDA


- VEDÎ[Ar.] ile VEDÎ'[Ar. < VEDA]

( İşeme bittikten sonra çıkan su. | Arabistan'ın bazı yerlerinde alınan vergi. İLE Başkasının malını saklamakla görevli kişi. )


- VEDÛD ile ...

( Çok şefkatli, kendine çok sevgi beslenilen. | Tanrı'nın bir isim-sıfatı; seven, sevginin kaynağı. )


- VEDÛK[Ar.] ile ...

( Kösnük, kösnümüş, çiftleşme zamanı gelmiş hayvan. )


- VEFÂ ile ...

( SÖZÜNDE DURMA, SÖZÜNÜ YERİNE GETİRME )

( DOSTLUĞU DEVAM ETTİRME )

( ONUN YANINDAYKEN NASILSAN, UZAKTAYKEN DE AYNI OLMAK )


- VEFÂ ile/ve/<> HİLM

( Sözünde durma, sözünü yerine getirme. | Dostluğu devam ettirme. | Onun yanındayken nasılsan, uzaktayken de aynı olmak. İLE/VE/<> Kişinin doğasında olan yumuşaklık. )

( Doğanızdaki yumuşaklığı anımsayarak kimseye hesap/borç takmayın! )


- VEFÂ ile/ve/değil/<> SAYGI GÖSTERMEK


- VEFA ile VEFAT ile VEFALI/LIK ile VEFASIZ/LIK ile VEFASIZCA ile VEFAT İLMÜHABERİ


- VEFASIZ ile SADAKATSİZLİK

( DISLOYAL vs. DISLOYALTY )

( نمک بحرام ile بي وفا ile خيانتکار ile بيوفا ile نمک ناشناس ile سست پيمان ile سست پيماني ile نمک بحرامي ile بي وفائي ile بيوفايي ile نمک نشناسي )

( NAMAK BAHRAM ile BEY VAFA ile KHYENTEKAR ile بيوفا ile NAMAK NASHENAS ile SOST PEYMAN ile سست پيماني ile NAMAK BAHRAMY ile بي وفائي ile بيوفايي ile NAMAK NESHENASY )


- VEFD[Ar.] ile VEFD[Ar.]

( Elçiler, temsilciler. İLE Gelme, varma, ulaşma, erişme. | Özel bir iş ile birinin yanına gitme, elçi gibi gönderilen insan topluluğu. )


- VEHÂMET[Ar.] ile/ve/||/<> GARÂBET[Ar.]


- VEHBÎ İLİM ile KİSBÎ İLİM


- VEHİM ile AKIL

( Vehmin "işlevi", kişiyi kaygılandırmak, aklın görevi ise uyarmaktır. )

( Akıldan istedim delâlet, akıl verdi dalâlet. )


- VEHİM/VEHM ile/değil/yerine/>< FEHİM/FEHM

( Kuruntu. İLE Anlama, düşünme. )


- VEHİM ile KARMAŞA


- VEHİM[çoğ. EVHÂM] ile MİSAFİR-İ GAYBİ

( Kuruntu, yersiz korku. Şüphe, tereddüt. İLE Zaman zaman kişinin aklına gelen kötü düşünceler.[Gelip geçicidir!] )


- VEHİM ile/ve/||/<> SAFSATA


- VEHİM ile/ve/||/<> TELÂŞ


- VEHİM ile VEHİMLİ


- VEHİM ile ZAN


- VEHM[Ar.] ile/ve/||/<> HÜZÜN[Ar. HÜZN]


- VEHM ile/> ŞÜPHE/ZANN

( Zanaay. İLE/> Sanat. )

( 1-49 İLE/> 51-99 )


- VEHM ile/ve VEHİM/VÂHİME

( Kuruntu. İLE/VE Tekil/tikel anlamları tespit eden güç. )

( ... avec/et FACULTE ESTIMATIVE )


- VEHMETMEK ile VEHMETTİRMEK


- VEHN[Ar.] ile ZA'F[Ar.]


- VEJETARYEN ile/<> VEGAN

( [hiçbir hayvanın canına kıymamak üzere]
Etini yememeyi yeğleyen. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/> Etini ve tüm hayvansal ürünleri tüketmemeyi ve kullanmamayı yeğleyen. Hayvanları, mal, kaynak ve köle olarak görmemek ve kullanmayan. )

( Bitkisel beslenme bilgisi ve bilincinde olmak. )


- VEKÂLET:
MÜŞTEKÎ ile/ve/değil/||/<> MÜDÂFİ

( [Vekâletnâme] Gerekir. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Gerekmez. )

( Müştekinin vekili olur. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Sanığın/şüphelinin müdâfisi olur. )


- VEKÂLET ile/değil İCÂZET


- VEKALET ile VEKALET ÜCRETİ


- VEKALETEN ATAMAK ile VEKALETEN ATANMAK ile VEKALETEN


- SAVAŞ:
VEKİL ile/ve/||/<>/> MELEZ


- VEKÎL[Ar.] ile Vekîl[Ar.]

( Kulların sıfatı olarak. İLE Allah'ın sıfatı olarak. )


- VEKİL/LİK ile VEKİL VÜKELA


- VECTOR FIELD[İng.] / CHAMP VECTEURIEL[Fr.] / VEKTORFELD[Alm.] ile/değil/yerine/= VEKTÖR ALANI


- VEKTORKOPPLUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= VEKTÖR BAĞLAŞIM KATSAYISI


- VECTOR COUPLING COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DU COUPLAGE DU VECTEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= VEKTÖR ÇİFTLENİM KATSAYISI


- VECTOR FUNCTION[İng.] / FONCTION VECTORIELLE[Fr.] / VEKTORFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= VEKTÖR İŞLEVİ/FONKSİYONU


- VECTOR MESON[İng.] / MÉSON VECTEUR[Fr.] / VEKTORMESON[Alm.] ile/değil/yerine/= VEKTÖR MEZON


- VEKTÖR UZAYI ile/||/<> AFİN UZAY

( Vektör orijin var toplama, afin nokta farkı vektör. )

( Formül: Origin İLE point differences )


- VEKTÖR[İng. VECTOR] ile/||/<> ELEKTRİK ALAN[İng. ELECTRIC FIELD] ile/||/<> ELEKTRİK DİPOL MOMENTİ[İng. ELECTRIC DIPOLE MOMENT] ile/||/<> GRADYAN[İng. GRADIENT] ile/||/<> İVME[İng. ACCELERATION]

( Biyoloji: Plazmit, faj ya da kosmidin yabancı DNA ya klonlamak için yerleştirilmesi. @@ Fizikte sabit ya da hareketli elektrik yüklerine, kendi doğrultusunda bir kuvvet uygulayabilen vektörel alan olarak tanımlanır. Birimi volt/metredir. @@ Elektromanyetizmada elektrik yükleri ile konum vektörleri çarpımlarının toplamına eşit olan elektrik yük dağılımının karakteristik niceliği. Başka bir deyişle iki karşıt yük varlığında, eksi yükten artı yüke doğru olan yer değiştirme vektörünün yükle çarpılmasıyla elde edilen vektörel nicelik. @@ Almanca Gradient Fransızca Gradient Bir fonksiyonun değişim hızını ve yönünü gösteren vektör. Bir skaler alanın her noktasındaki türevlerin birleşiminden oluşur ve fonksiyonun en hızlı artış yönünü belirtir. Matematiksel olarak, gradyan bir vektör alanı oluşturur ve genellikle ∇f sembolü ile gösterilir. @@ Bir hareketlinin birim zamandaki hız değişimi. İvme vektörel bir nicelik olup "a⃗\vec{a} a " ile gösterilir. SI birimi m/s2dir. İvmenin matematiksel formülü şu şekildedir:

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- VEKTÖR YEĞİNLİK ŞİDDET ile/||/<> YÖN

( )

( William Rowan Hamilton tarafından 1843 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1805-1865) (Ülke: İrlanda) (Alan: matematik) )


- VEKTOR ile/||/<> SKALER

( Vektörün yönü var, skalerin sadece büyüklüğü var )

( Formül: F⃗ İLE m )


- VECTOR[İng.] / VEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= VEKTÖR


- VEKTÖR ile/ve/değil/||/<>/< VEKTÖR UZAYI

( )

( Bir vektör, vektör uzayının öğesidir. )


- VECTOR PRODUCT[İng.] / PRODUIT VECTORIEL[Fr.] / VEKTORPRODUKT[Alm.] ile/değil/yerine/= VEKTÖREL ÇARPIM


- VELÂYET ile/ve/||/<> HIDÂNE HAKKI


- VELÂYET ile NUSRET[< NASR]

( Ermişlik, velîlik. | Allah dostluğu. | Velî ve ermiş olan kişinin hâli ve sıfatı. | Başkasına sözünü geçirme. | Dostluk, sadâket ile. İLE Yardım. | Allah'ın yardımı. | Başarı, üstünlük. )


- VELÂYET ile/ve RİSÂLET

( Kişinin, kendine. İLE/VE Herkese/Topluma. )

( Gidip alınıp gelinen. İLE Verilen. )

( Çağrılmaz. İLE Çağrılarak. )

( Özel/e. İLE Genel/e. )


- VELÂYET ile/ve VESÂYET

( Korunma. İLE/VE Sakınma. )

( GUARDIONSHIP vs./and TUTORSHIP/TUTELAGE/CUSTODY )


- VELÂYET-İ ÂMME ile VELÂYET-İ HASSA


- VELÂYETTEN KURTULMAK ile/ve VESÂYETTEN KURTULMAK

( VARESTE[Fars.]: Kurtulmuş. )


- VELED[Ar.] ile İBN[Ar.]


- VELED[Ar.] ile SIBT[Ar.]


- VELED-İ BENÂT[Ar.] ile VELED-İ BENÎN[Ar.]

( Dişil çocukların eril ve dişil çocukları. İLE Eril çocukların eril ve dişil çocukları. )


- VELED-İ KALB ile ...

( KALP ÇOCUĞU, MÂNEVÎ HAL )


- VELEH[Ar. > VÂLİH] ile VELEH[Ar.]

( [Kederden gelen] Şaşkınlık, sersemlik. İLE Kahır ve hışım. )


- DERLER":
"VELÎ" ile/ve/ne yazık ki "ZINDIK"

( [İşin ...]
Başında. @@ "Sonunda". )


- VELÎ[Ar.] ile/ve/= DOST[Fars. < DÜST]

( KIYIM-KIYIM, KIYIL Kİ, DOST ÖNÜNE ÇIK(ABİL) )


- VELİ ile VELAYET ile VELAYET

( CUSTODIAN vs. CUSTODIANSHIP vs. CUSTODY )

( متولي ile سرايدار ile دالان دار ile سرايداري ile توليت ile حبس ile حفاظت ile حراست )

( MOTOLY ile SARAYDAR ile DALAN DAR ile SARAYDARY ile TOLYT ile HEBS ile HAFAZAT ile HARAST )


- VELÎME[Ar. çoğ. VELÂİM] ile ...

( Düğün yemeği/ziyafeti, şölen. | Evlenme, düğün. )


- VELİYY[çoğ. EVLİYÂ] ile VELÎ[Fars. < VELÂYET]

( Allah'ın 99 adından biri. | Sahip. | Bir çocuğun her türlü hareketinden ve durumundan sorumlu olan kişi. | Ermiş, eren. İLE Velâkin, ammâ, fakat. )

( "ve er"in kısaltması Ve, eğer. İLE "Sahip, usta, mâlik" anlamlarına gelerek birleşik sözcükler yapar.[DÂNİŞ-VER: Âlim. | SUHAN-VER: Şair, edip.] )


- VELVELE ile VELVELECİ/LİK


- VEN ile/ve/<> VENÜL

( Kanı, kalbe doğru götüren toplardamarlar. İLE/VE/<> Kılcal damar yatağı ve bir ven arasında kan taşıyan kan damarı. )


- VENA CONTRACTA[İng.] / CONTRACTION DE LA VEINE[Fr.] / VENA CONTRACTA[Alm.] ile/değil/yerine/= VENA KONTRAKTA


- VENETIAN RED[İng.] / ROUGE VÉNITIEN[Fr.] / ZEMENTROT[Alm.] ile/değil/yerine/= VENEDİK KIRMIZISI


- VENTURI-ROHR[Alm.] ile/değil/yerine/= VENTURİ BORUSU


- VENTURI TUBE[İng.] / TUBE DE VENTURI[Fr.] ile/değil/yerine/= VENTURİ TÜPÜ


- VENÜS KITALARI: ISHTAR ile AFRODİT(APHRODITE)


- VENÜS:
SABAH TANRISI ile/ve AKŞAM TANRISI

( Aşk. İLE/VE Savaş. )


- VENUS URANIA ile/ve/||/<> VENUS PANDEMUS

( Saf Aşk. İLE/VE/||/<> Duygularla olan. )

( Gökte. İLE/VE/||/<> Yerde. )


- VER PİYAZI, ÇEK AYAZI ile ...


- VERÂ'/VERÂ[Ar.] ile VER'A[Ar.] ile VERÂ[Ar. çoğ. VERÂYÂ] ile VERA'[Ar.]

( Arka, geri, öte. | Başka, gayri. | Kıç, geri, dübür. İLE Korkaklık. İLE Halk, mahluk; âlem, kâinat. İLE Haramdan kaçınma. )


- VERA' ile ...

( HARAMDAN, ŞÜPHELİLERDEN KAÇINMA/SAKINMA )


- VERANDA[Fr. < Port.] ile/||/<> TERAS[Fr. < TERRASSE]/TARAÇA/AYAZLIK

( Daha çok ayrı yapıların zemin katında yer ile aynı seviyede ya da biraz yükseltilmiş, ön cepheyi kaplayan, üzeri bir çatıyla örtülü, yanları açık ya da camlı büyükçe sundurma. İLE/||/<> Apartmanlarda ya da evlerde en üst katın üç tarafı ve üstü açık olan bölümü. )


- VERASET ile VERASET İLAMI ile VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ


- VERATROLE[İng.] / VÉRATROL[Fr.] / VERATROL[Alm.] ile/değil/yerine/= VERATROL


- VERB[Ar.] ile ...

( Yabani hayvan ini. )


- VERDİRMEK ile VERDİ


- VERE ile VERDİ

( Bir kalenin ya da berkitilmiş bir yerin teslimi. İLE Bir borudan, bir saniyede geçen suyun ya da bir iletken telden bir saniyede geçen elektriğin miktarı. )


- VEREBİLMEK ile VERE ile VEREM ile VEREV ile VEREMLİ


- VERECEK ile VERECEKLİ


- VEREM(BCG) AŞISI ile ÖTEKİ AŞILAR

( GALOPAN: Hızla ilerleyen verem. )

( TUBERCULOSIS[Bacillus Calmette-Guérin] cum OTHER VACCINES )


- VEREM[Ar.]/SİLL[Ar.]/ÇIBAN/AKARSU ile AKARCA/FİSTÜL[Fr.]

( ... İLE Kemik veremi. | Sürekli işleyen çıban. | Küçük akarsu. | Kaplıca. )


- VEREM" ile/değil VEREYİM


- VERESİYE ile VERESİYECİ/LİK


- VEREV ile ...

( Bir köşeden, karşı köşeye doğru kesilmiş, katlanmış ya da konulmuş olan. )


- VERGİ ile HARÇ

( BÂC )


- VERGİ ile/ve KİRA

( RÜSÛM[< RESM]: Vergiler, gümrük vergileri. | Usûl, merasim. İLE/VE ... )

( BÂC, BÂJ [vergi harç. | Gümrük vergisi.] ile/ve ... )


- VERGİ ile OKTRUVA[Fr.]

( ... İLE [eskiden] Kente giren şeylerden alınan vergi. )


- VERGİ ile ŞEREFİYE

( Belediyenin, yol yapmak/genişletmek gibi hizmetleri nedeniyle değeri artan mülk sahibinden, artan değerin üçte biri miktarı üzerinden alınan vergi. )


- VERGİ ile VERGİ

( Kamu hizmetlerine harcanmak üzere hükûmetin veya yerel yönetimlerin yasalara göre herkesten doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan topladığı para. | Bir evin, bir iş yerinin gideri, algı karşıtı. İLE Birinin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik. | Allah vergisi. )


- VERGİLEMEK ile VERGİLENDİRMEK ile VERGİ ile VERGİCİ/LİK ile VERGİLİ ile VERGİSİZ ile VERGİ ORANI ile VERGİ DİLİMİ ile VERGİ İADESİ ile VERGİ KAÇAĞI ile VERGİ DAİRESİ ile VERGİ MATRAHI ile VERGİ KAÇAKÇISI ile VERGİ MUAFİYETİ ile VERGİ MÜKELLEFİ ile VERGİ YÜKÜMLÜSÜ ile VERGİ REKORTMENİ ile VERGİ BEYANNAMESİ ile VERGİ KAÇAKÇILIĞI


- VERİ/BİLGİ:
DUYU ile/ve/||/<>/> AKIL
( ile/ve/||/<>/> HABER-İ SÂDIK)


- | VERİ ve/> BİLİ(ENFORMASYON) ve/> BİLGİ | ile/ve/+/<>/>/<
FARKINDALIK | BİLGELİK(İRFAN/HİKMET) ile/ve/+/<>/>/< ZARİFLİK/ZARÂFET

( BİLGİ: İnsan aklı sınırıları içerisinde evreni ve doğayı anlama çabası. )

( Bilgi, göklere uçabileceğimiz kanatlardır. )

( Yapmanız gereken şey farkında olmanın farkında olmaktır. )

( Tüm sonuçlarına katlanabilmektir. )

( Hiçbir uygarlık, varolan bilgiyle çatışmadan, bilgi üretemez. )

( KUTADGUBİLİG: Mutluluk/saadet veren bilgi, kutlu bilgi. Çinliler, ona Edebü'l-Mülûk der; Maçinliler, onu Enîsü'l-memâlik diye adlandırır. Bu meşrık ilinin büyükleri, buna doğruca Zînetü'l-ümerâ der.
İranlılar buna Şehnâme der, Turanlılar ise Kutadgu bilig diye anar. )

( )

( | Before AND/> After. AND/> Inside AND/> Outside |

vs./AND/+/<>/>/<

Time and place. )

( | [by] ... AND/> "What, where, when, who?" questions and answers. AND/> "How?" question and answers. |

vs./AND/+/<>/>

"Why?" question and answers. )

( | Letter, phoneme. AND/> Morpheme. AND/> Word. |

vs./AND/+/<>/>/<

Sentence. )

( [bilginin/kavramın/nesnenin/olgunun] | Öncesi VE/> Sonrası VE/> İçi ve dışı |

İLE/VE/+/<>/>/<

Zamanı ve Zemini )

( | Yazaç/harf. VE/> Hece. VE/> Sözcük. |

İLE/VE/+/<>/>/<

Tümce. )

( | ... VE/> "Ne, ne zaman, nerede, kim?" soruları ve yanıtlarıyla/karşılıklarıyla. VE/> "Nasıl?" sorusuyla ve yanıtlarıyla/karşılıklarıyla. |

İLE/VE/+/<>/>/<

"Neden?" sorusuyla ve yanıtlarıyla/karşılıklarıyla. )

( DATA vs./and/<>/>/< INFORMATION vs./and/<>/>/< KNOWLEDGE vs./and/<>/>/< WISDOM, AWARENESS vs./and/<>/>/< ELEGANCE )


- VERİ BİLİMİNDE:
YAPAY ZEKÂ ile/ve/||/<>/> MAKİNE ÖĞRENMESİ ile/ve/||/<>/> DERİN ÖĞRENME

( image )

( image
image
image
)


- UNIVERSE OF DATA[İng.] ile/değil/yerine/= VERİ EVRENİ


- VERİ ile/ve/||/<>/> BİLİ ile/ve/||/<>/> BİLGİ ile/ve/||/<>/> BİLGELİK/FARKINDALIK

(

Veri - Bili - Bilgi - Bilgelik/Farkındalık

Veri Bili Bilgi Bilgelik
Harf Hece Sözcük Tümce
Nokta Çizgi Biçim Tasarım
Sayı İşlem Sonuç Yorum
Nota Melodi Şarkı Beste
Hava Durumu Ölçümü Sıcaklık Çizeneği İklim Çözümlemesi Küresel Eğilimler
Ham nesneler Malzemeler Ürün Bilinirlik Yönetimi
Ham Veri Çizenek/Grafik Yazanak/Rapor İş Yönetimi
)

(

Örnek Alan Veri Bili Bilgi Bilgelik
Doğa Bilimleri 25°C, 30°C, 28°C, 26°C (sıcaklık değerleri) Ortalama sıcaklık: 27°C Yaz mevsiminde hava normalden daha sıcak. Gelecekte su kaynaklarını korumak için önlem alınmalı.
Sağlık 70 kg, 1.75 m, 120/80 mmHg, 90 kalp atışı/dakika VKİ: 22.86 (ortalama aralıkta) Kişi, sağlıklı kiloda ancak kalp sağlığı için hareket etmesi gerek. Sağlıklı yaşam tarzı, süreğen sayrılıkları önler.
İş Dünyası 100, 500, 300 (aylık satış rakamları) Ortalama aylık satış: 300 adet Satışlar, yaz aylarında artıyor. Stok ve pazarlama yönetimi, yaz aylarına göre ayarlanmalı.
Eğitim 70, 85, 90, 65 (sınav notları) Not ortalaması: 77.5 Matematikte başarılı, tarihte ek çalışma gerekli. Öğrenme biçimlerine uygun eğitim ön çalışmaları başarıyı artırır.
Finans 1000 TL, 1500 TL, 2000 TL (aylık gelirler) Ortalama aylık gelir: 1500 TL Gelir düzenli ancak tasarruf oranı düşük. Bütçe ayarlaması ve yatırım araçları değerlendirilmeli.
Trafik 50 km/s, 60 km/s, 70 km/s (araç hızları) Ortalama hız: 60 km/s Trafik hız sınırlarına uyulmuyor. Hız denetimi ve eğitimle kazalar azaltılabilir.
Tarım 10 kg, 15 kg, 20 kg (ürün verimleri) Ortalama verim: 15 kg Toprak niteliği düşük, ... gerekli. Sürdürülebilir tarım yöntemleriyle verim artırılabilir.
)

( DATA vs./and/||/<>/> INFORMATION vs./and/||/<>/> KNOWLEDGE vs./and/||/<>/> WISDOM/AWARENESS )


- VERİ ile/ve/=/<> HABER

( DATA vs./and/=/<> NEWS )


- MUTÂ[Osm.] / DATA[İng.] / DONNÉE[Fr.] / DATEN[Alm.] ile/değil/yerine/= VERİ


- VERİ ile/ve/> SPERMATA

( Bilgi nesnesi. İLE/VE/> Dönüştürücü/dölleyici bilgi. )


- VERİ ile VERİ ANALİZİ ile VERİ TAŞIYICI ile VERİ HÜCRESİ ile VERİ MERKEZİ ile VERİ KANALI ile VERİ İLETİŞİMİ ile VERİ SIKIŞTIRMA ile VERİ EKRANI ile VERİ ÖĞESİ ile VERİ FORMATI ile VERİ İŞLEME ile VERİ ÖĞESİ ile VERİ DÜZEYİ ile VERİ YÖNETİMİ ile VERİ ORTAMI ile VERİ ORGANİZASYONU ile VERİ İŞLEME ile VERİ İŞLEMCİSİ ile VERİ KAYDEDİCİ ile VERİ KAYDI ile VERİ AZALTMA ile VERİ ALMA ile VERİ SETİ ile VERİ YAPISI ile VERİ DÖNÜŞTÜRÜCÜ ile VERİ İLETİMİ ile VERİ BİRİMİ

( DATA vs. DATA ANALYSIS vs. DATA CARRIER vs. DATA CELL vs. DATA CENTER vs. DATA CHANNEL vs. DATA COMMUNICATION vs. DATA COMPACTION vs. DATA DISPLAY vs. DATA ELEMENT vs. DATA FORMAT vs. DATA HANDLING vs. DATA ITEM vs. DATA LEVEL vs. DATA MANAGEMENT vs. DATA MEDIUM vs. DATA ORGANIZATION vs. DATA PROCESSING vs. DATA PROCESSOR vs. DATA RECORDER vs. DATA RECORDING vs. DATA REDUCTION vs. DATA RETRIEVAL vs. DATA SET vs. DATA STRUCTURE vs. DATA TRANSDUCER vs. DATA TRANSMISSION vs. DATA UNIT )

( مفروضات ile داده ها ile داده کاوي ile داده بر ile ياخته داده ile مرکز داده ها ile مجراي داده ها ile ارتباط دادهاي ile داده فشاري ile داده نما ile عنصر داده ile قالب داده ها ile داده گرداني ile قلم داده ile سطح داده ile مديريت داده ها ile داده رسان ile سازمان داده ها ile داده پردازي ile داده پرداز ile پردازنده دادهها ile ضباط داده ها ile داده نگار ile داده نگاري ile ضبط داده ها ile داده کاهي ile بازيابي دادهها ile مجموعه داده ها ile ساخت داده ها ile مبدل داده ها ile مخابره داده ها ile واحد داده )

( MOFRUZAT ile DADEH CPEHA ile DADEH KAVY ile DADEH BAR ile YAKHTEH DADEH ile MARKZ DADEH CPEHA ile MOJRAY DADEH CPEHA ile ERTABAT DADEHYAY ile DADEH FESHARY ile DADEH NAMA ile ONSER DADEH ile GHALEB DADEH CPEHA ile DADEH GARDANY ile GHALAM DADEH ile SATH DADEH ile MADYRYT DADEH CPEHA ile DADEH RESAN ile SAZMAN DADEH CPEHA ile DADEH PARDAZY ile DADEH PARDAZ ile PARDAZANDEH DADEHESA ile ZABAT DADEH CPEHA ile DADEH NEGAR ile DADEH NEGARY ile ZABT DADEH CPEHA ile DADEH KAHY ile BAZYABY DADEHESA ile MAJMUE DADEH CPEHA ile SAKHT DADEH CPEHA ile MOBDEL DADEH CPEHA ile MOKHABREH DADEH CPEHA ile VAHAD DADEH )


- VERİ ile/ve/||/<> YORUM

( Fotoğraf. @@ Resim. )


- DONOR LEVEL[İng.] / NIVEAU DONNEUR[Fr.] / DONATORNIVEAU, DONORNIVEAU[Alm.] ile/değil/yerine/= VERİCİ DÜZEYİ


- DONOR[İng.] / DONNEUR[Fr.] / DONATOR, DONOR[Alm.] ile/değil/yerine/= VERİCİ


- VERİLDİ ile GERÇEĞİ GÖZ ÖNÜNE ALINDIĞINDA ile VERİLEN

( GIVEN vs. GIVEN THE FACT THAT vs. GIVEN TO )

( مبذول ile داده ile مفروض ile از آنجا که ile با توجه به اين که ile سپرده )

( MABZOL ile DADEH ile MOFRUZ ile AZ ANJA KEH ile BA TOJEH BAH AYNE KEH ile SEPARDEH )


- SPREAD OF DATA[İng.] ile/değil/yerine/= VERİLERİN DAĞILIMI


- VERİLİ (ORTAK) AKIL ile/ve/> KURULU (ORTAK) AKIL

( Kültür. İLE/VE/> Uygarlık. )

( Nedenbilimsel. İLE/VE/> Erekbilimsel. )


- VERİLİ OLAN ile GERÇEK OLAN

( Gerçeğe varmış kişi, en içten kişidir. )

( Gerçeği arayışın kendi gerçeğin devinimidir. )

( Gerçeğin devam gereksinimi yoktur. )

( En iyi olan, yalnızca gerçek olandır. )

( Zaman ve uzay ile sınırlı ve bir tek kişi için geçerli olan, gerçek değildir. )

( Gerçek, herkes için her zaman geçerlidir. )

( Eğer anlatabilirseniz, o gerçek olan değildir. )

( Gerçeğe varış, kaynağı keşfetmek ve onda karar kılmaktır. )

( The realised person is the most earnest person.
The search for reality is itself the movement of reality.
Reality need not continue.
The real is your only good.
What is limited in time and space, and applicable to one person only, is not real.
The real is for all and forever.
If you can convey, it is not the real thing.
Realisation consists in discovering the source and abiding there. )

( BEING EMBEDED vs. BEING TRUE/REAL )


- VERİLİ ile ÇEVRİLİ


- VERİLİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KAZANILMIŞ

( VEHBÎ İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< KESBÎ )


- VERİLİ ile/ve/||/<>/> VAROLAN

( Doğa. İLE/VE/||/<>/> Kültür. )


- VERİLMEK ile VERİŞTİRMEK ile VERİLEBİLMEK ile VERİMSİZLEŞMEK ile VERİMSİZLEŞTİRMEK ile VERİ ile VERİM ile VERİT ile VERİŞ ile VERİCİ/LİK ile VERİMLİ/LİK ile VERİMSİZ/LİK ile VERİ İŞLEM ile VERİ ORTAMI ile VERİ TABANI ile VERİ BANKASI ile VERİ DOSYASI ile VERİ TOPLAMA


- VERİM / VERMİM/VERMEYİM" ile/değil VEREYİM / VERMEYEYİM


- VERİM ile/ve BEREKET

( Bereket maddeyle ölçülmez. )

( YIELD vs. ABUNDANCE )


- VERİM ile/ve/||/<> YAPIT


- VERİMLİ ile DOĞURGANLIK ile GÜBRELEMEK ile GÜBRE

( FERTILE vs. FERTILITY vs. FERTILIZE vs. FERTILIZER )

( بارور ile پرثمر ile حاصلخيز ile پربرکت ile برومند ile حاصلخيزي ile باروري ile کودگياهي دادن ile کود دادن ile بارور کردن ile لقاح کردن ile حاصلخيز کردن ile حاصلخيز شدن ile کود ile آبستن کننده )

( BAROOR ile PORSMER ile HASELKHYZ ile PARBARKAT ile BOROMAND ile HASELKHYZY ile BAROORY ile KOODEGYAHY DADAN ile KOOD DADAN ile BAROOR KARDAN ile LAGHAH KARDAN ile HASELKHYZ KARDAN ile HASELKHYZ SHODAN ile KOOD ile ABSTAN KONANDEH )


- VERİMLİ/LİK ile/ve/||/<> ÇİLECİ/LİK


- FÂİDE[Osm.] / EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT EN QUANTITÉ[Fr.] / GUTEVER, WIRKUNGSGRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= VERİMLİLİK


- VERİMLİLİK ile/ve/||/<>/< ÖNCELİK ile/ve/||/<>/< AMAÇ


- VERİTABANI ile/||/<> ALGORİTMA

( Veritabanı veri depolama İLE algoritma işlem yöntemi. )

( Formül: Storage İLE processing method )


- VERITAS ile ALETHIA

( Latince. İLE Yunanca. )

( Hakikat ve doğruluk. )

( Gizil olanağın/gücün açığa/ortaya çıkarılması. | Açığa çıkış sürecinin bilinmesi. )


- VERITAS ile/ve/||/<>/< VERUM

(

VERITAS ile VERUM arasındaki FaRkLaR...
Ölçüt VERITAS VERUM
Latince Köken veritas (hakikat, doğruluk) verum (doğru olan şey)
Temel Tanım Bilgi, yargı ya da önermenin gerçeğe uygun olma durumu Doğruluğu kendinde taşıyan var olan ya da olgu
Felsefî Alan Epistemoloji, mantık Ontoloji
Doğruluğun Yeri Bilgide ve yargıda Var olan ve nesnede
Konu Bilgi, önerme, söylem Var olan, nesne, durum
Doğruluk Türü Bilişsel/bilideki doğruluk Varoluşsal doğruluk
Örnek Soru “Bu yargı doğru mu?” “Bu şey doğru olarak var mı?”
Skolastik Yaklaşım Us ile şeyin uygunluğu [adequatio intellectus] Var olanın doğru olması [verum est ens]
Aralarındaki İlişki Verum’a dayanarak kurulur Veritas’ın nesnel zeminini oluşturur
Yaygın Yanlış Anlama Sanki "şeyin kendi"ymiş gibi algılanması Sanki "doğru bilgi"ymiş gibi algılanması
Modern Kullanım Bilgi ve doğruluk kuramlarında merkezî Varoluşsal arka planda, dolaylı
)


- VERİVERMEK ile VERİ VERMEK


- VERMEK:
SELENİNİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KULAĞINI

( Az kişiye. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Çok kişiye. )


- VERMEK/VERİLMİŞ OLAN ile/ve/değil EMÂNET ETMEK/EDİLMİŞ OLAN


- VERMEK ile ALMAK

( TO GIVE vs. TO TAKE )


- VERMEK ile/ve/değil/yerine BEKLENTİ İÇİNDE OLMADAN VERMEK


- VERMEK ile/ve/değil/yerine BEKLENTİ İÇİNDE OLMADAN VERMEK

( [not] TO GIVE vs./and/but TO GIVE WITHOUT EXPECTATION
TO GIVE WITHOUT EXPECTATION instead of TO GIVE )


- VERMEK ile/ve/değil/yerine DEVRETMEK

( [not] TO GIVE vs./and/but TO TRANSFER
TO TRANSFER instead of TO GIVE )


- VERMEK ile FAYDA SAĞLAMAK ile TARAFSIZ ile TARAFSIZ OLARAK

( IMPART vs. IMPART BENEFITS vs. IMPARTIAL vs. IMPARTIALLY )

( بهرهمند ساختن ile افاضه کردن ile بي غرض ile حق گو ile بيطرفانه ile بيغرضانه )

( BACPAREAMAND SAKHTAN ile AFAZEH KARDAN ile BEY GHARZ ile HAGH GO ile بيطرفانه ile بيغرضانه )


- VERMEK ile/ve/<>/değil GERİ VERMEK


- VERMEK ile/ve/değil/yerine HEDİYE ETMEK

( TUHFE: Armağan, hediye. | İlâhî hediye. )

( [not] TO GIVE vs./and/but TO GIVE AS A GIFT
TO GIVE AS A GIFT instead of TO GIVE )


- VERMEK ile/ve/yerine İKRAM


- VERMEK ile/ve KATMAK

( TO GIVE vs./and TO ADD )


- VERMEK ile/ve/<>/< NASIL VERECEĞİNİ BİLMEK

( Aslolan/esas. İLE/VE/<>/< Yöntem/usûl. )

( TO GIVE vs./and/<>/< WISDOM OF HOW TO GIVE )


- VERMEK ile PES ETMEK

( GIVING vs. GIVING UP )

( منتج ile واگذاري ile دهش ile ترک ile انصراف )

( MONTEJ ile VAGOZARY ile DAHASH ile TARK ile ENSERAF )


- VERMEK ile/ve/değil/yerine SUNMAK

( [not] TO GIVE vs./and/but TO OFFER
TO OFFER instead of TO GIVE )


- VERMEK ile/ve/||/<>/>/< VAZGEÇMEK

( TO GIVE vs./and TO GIVE UP )


- VERMEK ile/ve/değil ZAMANINDA VERMEK/İNFÂK[Ar.]

( [not] TO GIVE vs./and/but TO GIVE IN RIGHT TIME )


- VERMEK/ALMAK ile PAYLAŞMAK

( Paylaşmak, zevki bir kat artırır. )

( TO GIVE/TO TAKE vs. TO SHARE )


- VERMIDI[Fr.] ile/değil/yerine/= VERMİDİ


- VERMIFUGE[İng.] / WÜRMMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= VERMİFÜJ


- VERMICULITE[İng.] / VERMICULITE[Fr.] / VERMICULIT[Alm.] ile/değil/yerine/= VERMİKULİT


- LACQUER, VARNISH, ACETATE LACQUER, CEYLON AGAR-AGAR, LAC[İng.] / VERNIS, LAQUE, LAQUE ACETATE, MOUSSE DE CEYLAN, VOIR AGAR-AGAR[Fr.] / FILTRATION, FILTRIEREN, LACK, FIRMIS[Alm.] ile/değil/yerine/= VERNİK, AGAR, AGAR JELİ, LAK, SARI VERNİK


- VERNİKLEMEK ile VERNİKLENMEK ile VERNİK ile VERNİKLİ ile VERNİKSİZ


- VERTEBRATA ile/||/<> İNVERTEBRATA

( Vertebrata omurga, invertebrata omurgasız. )

( Formül: Backbone İLE no backbone )


- VERTEX ALGEBRA ile/||/<> CONFORMAL FİELD THEORY

( Vertex algebra cebirsel conformal field theory yapısıyken İLE CFT fiziksel conformal field theory modelidir )

( Formül: Operator product expansion )


- VERTİCAL ANGLES ile/||/<> ADJACENT ANGLES

( Vertical karşılıklı eşit, adjacent yan yana. )

( Formül: Opposite equal İLE side by side )


- VERTİGO ile/||/<> BAŞ DÖNMESİ

( İç kulaktaki denge organlarının bozulması ile çevrenin dönüyormuş gibi algılanması. İLE/||/<> Denge kaybı ve dengesizlik duyumu. )


- VERTİGO ile VİTİLİGO/ALA

( ... İLE Kerevizde bulunan psoralenler, deride, melanin üretimini artırarak, vitiligodan[beyaz lekeler] kurtulmaya yardımcı olur. )


- VESAİR ile VESAİRE


- VESAİRE["VESAYRE" değil!] ile/ve/> VE ŞAİRE


- VESEN[Ar.] ile VESEN[Ar. çoğ. EVSÂN]

( Uyku ağırlığı, uyuklama. İLE Put. )


- VESENÎ[Ar.] ile VESENÎ[Ar.]

( Uyku verici.[HYPNAGOGIC(İng.), HYPNAGOGIQUE(Fr.)] İLE Puta ait, putla ilgili. | Puta tapan.[SÜNÂÎ][Zerdüştlük'te iki elle tapmaları dolayısıyla] )


- VESİKA/LIK ile VESİKACI/LIK ile VESİKALI ile VESİKASIZ ile VESİKALIK RESİM ile VESİKA FOTOĞRAFI ile VESİKALIK FOTOĞRAF


- VESÎLE ile BAHÂNE

( İyi niyetle. İLE Kötü niyetle. )


- VESÎLE[Ar.] ile ZERÎ'A[Ar.]


- VESİLESİYLE ile/ve/değil/yerine/||/<> ÜZERİNDEN


- VESM[Ar.] ile VESM[Ar. çoğ. EVSÂN]

( Döğüp toz durumuna getirme. İLE Dağlama, damgalama. )


- VESTİYER ile VESTİYERCİ/LİK


- VESVESE ile "KUR(MAK)"


- VESVESE[Ar.] ile NEZ'[Ar.]


- VESVESE[Ar.] ile VEHM[Ar.]

( Çoğunlukla gereksiz, sürekli tekrarlayan, kişiyi huzursuz eden "düşünceler".[Çoğu zaman kişilerce "dini ya da ahlâkî kaygılarla ilişkilendirilir" ve kişinin huzurunu bozan, kişiyi kuruntuya düşüren bir etkisi ve işlevi vardır.] İLE Gerçekte var olmayan ya da olasılığı çok düşük olan bir durumu gerçekmiş gibi sanmak, kuruntu yapmak anlamına gelir. )


- VESVESE[Ar.] ile/ve/||/<>/> VELVELE[Ar.]

( Kuruntu. İLE/VE/||/<>/> Gereksiz telâş, gürültü ve heyecan. )


- VESVESE ile VESVESECİ/LİK ile VESVESELİ/LİK ile VESVESESİZ/LİK


- VETED:
MECMÛ ile/ve/<> METRÛK

( İlk ikisi harekeli, sonundaki sakin ise. [örnek: sekiz] İLE/VE/<> Sondaki sakin, ortaya gelmişse. [örnek: altı] )

( Kısa hece önce ve uzun hece sonra. İLE/VE/<> Uzun hece önce ve kısa hece sonra. )


- VETERİNER/LİK ile VETERİNER HEKİM ile VETERİNER HEKİMLİĞİ


- VETIVER OIL[İng.] / ESSENCE DE VÉTIVER[Fr.] / VETIVERÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= VETİVER YAĞI


- VETO ile/değil/yerine/= İPTAL

( Bir yetkinin/yasanın/kararın yürürlüğe girmesine karşı çıkma hakkı. )


- VETO ile VETO HAKKI


- OR CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT OU[Fr.] / ODER-SCHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= VEYA DEVRESİ


- VEYA[v] ile VE/VEYA[^/v]


- VEYL[Ar.] ile YAZIK[Ar.]

( Vay! | Yazık, vah vah. | Cehennemde bir derenin adı. İLE Herkesi üzebilecek şey, günah. | Acınma, üzüntü anlatan bir söz. | Kınama anlatan bir söz. )


- VEZÂRET[Ar.] ile ...

( Vezirlik, paşalık. [Osmanlı'da en büyük rütbe.] )


- VEZİN ile/ve UYAK/KÂFİYE, AYAK SUNMAK

( Eskiden bazı meclislerde, bazı zamanlarda söylenecek sözün şiirle söyleme gerekliliği ve zorunluluğu bulunurmuş. )


- VEZİN ile VEZİNLİ ile VEZİNSİZ


- VEZİR[Ar.] ile/=/||/<> ÂSAF[Ar.]

( Osmanlılarda devletin bakanlık, valilik gibi yüksek görevlerinde bulunan ve paşa unvanını taşıyan kişi. İLE/=/||/<> Doğu edebiyatlarında vezirin eş anlamlısı olarak kullanılır. Süleyman peygamberin ünlü veziri~İsrailoğulları soyundan gelen Âsaf b. Berhıya'dan kalmadır. )


- VEZİR/AYGUCI ile/ve NEDİM


- VEZİR ile/||/<> VEZİR-İ ÂZÂM

( Bakan. İLE/||/<> Sadrazam, başbakan. )


- VEZÎR-İ A'ZAM ile VEZÎR-İ MAÂL-İ SEMÎR

( Başvekil, en büyük vezir, sadrâzam. İLE Yüksek niteliği/vasfı olan vezir. )


- VEZİRLERİN SIFATLARI ile ...

( * Zeki (vâfiru'l-akl)
* Düzgün tabiatlı (selimu't-tab)
* Edebli (edibu'n-nefs)
* Mutedil mizaçlı (mutedilu'l-ahlâk)
* Doğru iş yapan (munâsibu'l-efâl)
* Çabuk karar veren (serîatu'l-bedîha)
* İyi görünüşlü (makbûlu's-sûre)
* Açık görüşlü (cezlu'r-rey)
* Fikri isabetli (saibu'l-fikre)
* Sır vermeyen (kalilu's-sirre)
* Yerinde tedbir sahibi (hasenu't-tedbîr) )


- VEZİR/LİK ile VEZİR VÜZERA


- VEZN ile ...

( TARTMA, TARTILMA, TARTI )


- VEZNE ile VEZNECİ/LİK


- VEZNECİLER ile ...

( Adını, barut ölçüsünden[vezne < vezn] ve bu ölçüyle barut satan dükkanların bulunduğu bölgeden almıştır. )


- EKRANDA/MONİTÖRDE:
VGA ile/ve/||/<>/> DVI ile/ve/||/<>/> HDMI ile/ve/||/<>/> DISPLAY

( ile ile )


- VHF-DREHFUNKFEUER[Alm.] ile/değil/yerine/= VHF ÇOK YÖNLÜ RADYO FARI


- VİBHAGA ile ...

( Ayırım, böl/ün/me. )


- VİBRASYON[Fr./İng. < VIBRATION] ile REZONANS[Fr./İng. < RESONANCE]

( Titreşim. İLE Düzgün itmelerin etkisiyle bir salınım genliğinin artışı. )


- VİBRASYON ile VİBRASYONLU ile VİBRASYON TECRİDİ


- VİCÂ'[Ar.] ile VİCÂ'[Ar. < VECÂ] ile VİCÂH[Ar. < VECH]

( ... İLE Ağrılar, sızılar. İLE Yüzleşme, yüzyüze gelme. )


- VİCÂL[Ar. < VECL] ile VİCÂR[Ar. çoğ. EVCİRE, VÜCÜR]

( Korkaklar. İLE Kurt, aslan gibi yırtıcı hayvan yatağı, in. | Sel suyunun oyduğu yer. )


- VİCDAN ile AKIL

( Değerlere dayanır. İLE Kurallara dayanır. )


- VİCDAN ile/ve/değil EŞİK


- VİCDAN ile/||/<> GAM


- VİCDAN ile/ve/||/<> İNSAF


- VİCDAN ile/ve NAZAR

( Zihnin kendini gözlemlemesi, mütâlâ ve müşâhede etmesi. İLE/VE Aklın kendini gözlemlemesi, mütâlâ ve müşâhede etmesi. )


- VİCDAN ile/ve/değil/||/<>/< SORUMLULUK


- VİCDAN ile/ve/<> VAHİY


- VİCDAN ile VİCDANİ ile VİCDANLI/LIK ile VİCDANSIZ/LIK ile VİCDANSIZCA ile VİCDAN AZABI


- VİCDÂNÎ AHLÂK ile/ve/<> İDRÂKÎ AHLÂK ile/ve/<> İRFÂNÎ AHLÂK

( MORALS OF CONSCIENCE vs./and/<> MORALS OF PERCEPTION vs./and/<> MORALS OF WISDOM )


- VİCDAN/LI ile/değil/ne yazık ki/>< KORKU/KORKAK


- VICIKLAMAK ile VICIK/LIK ile VICIK VICIK


- VICIRDAMAK ile VICIRDAŞMAK


- VİDA:
ALYAN ile/değil TORK

( Tüm dünyada. İLE/DEĞİL İngiliz ve Fransız ürünlerinde. )


- VİDA[İt. < VITE] ile/ve/||/<> TORNAVİDA[İt. < TORNO-VITE]

( Döndürülerek bir yere sokulan burmalı çivi. İLE/VE/||/<> Vidaları söküp takmakta kullanılan, ucu düz, yıldız ya da farklı biçimlerde olabilen araç. )


- VİDA ile AĞAÇ VİDASI

( ... İLE Ahşap malzemeyi bağlamak için kullanılan, kalın konik gövdeli, büyük adımlı, milinin başa doğru bölümü yivsiz olan vida. )

( ... vs. WOOD SCREW/WOODSCREW )

( ... avec VIS À BOIS )

( ... mit Holzschraube )


- VİDA[İt.] ile UZUNDİŞ

( Döndürerek bir yere sokulan burmalı çivi. İLE Boruları döndürmeden eklemeyi sağlayan ve bir ek bileziğiyle bir ters somunu alacak uzunlukta açılmış vida. )


- VİDÂC[Ar.] ile VİDÂCÎ[Ar.]

( Boyun damarlarından biri. İLE Boyun damarlarından biri ile ilgili. | Boyun kara damarı. )


- VİDA[İt. VİTE] ile/ve/değil/||/<> BİJON

( Döndürülerek bir yere sokulan burmalı çivi. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Motorlu taşıtlarda jantın şafta sabitlenmesi için kullanılan bir tür cıvata. )


- VİDALAMAK ile VİDALANMAK ile VİDA ile VİDALI ile VİDASIZ


- VIDEO FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE VIDÉO[Fr.] / VIDEOFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= VİDEO FREKANSI


- VİDEO ile VİDEOCU/LUK


- VIDIE'S BAROMETER[İng.] / VIDIE-BAROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= VİDİE BAROMETRESİ


- BAROMÈTRE DE VIDIE[Fr.] ile/değil/yerine/= VİDİE BASINÇLIKLERİ


- VİDO ile VİDOLU ile VİDOSUZ


- VİGİZM(WHIGGISM) ile/ve ANAKRONİZM

( Bugünün kavramlarını/olgularını, geçmişe taşımak. | Zamanın, gelenek ve ahlâk anlayışına uymayan tutum. | Olay tarihinde yanılma. İLE/VE Geçmişi, bugünün kavramlarını verecek biçimde düzenlemek. | Tarihî gelişimi, günümüzdeki herhangi bir kavramı ortaya çıkaracak biçimde örgütlemek. )


- VİGİZM(WHIGGISM) ile ÜTOPYA[< Yun.]

( Bugünün kavramlarını/olgularını, geçmişe taşımak. | Zamanın, gelenek ve ahlâk anlayışına uymayan tutum. | Olay tarihinde yanılma. İLE "Kurgusal/aşırı hayalci geleceği" "kabul ederek", bugüne ya da yakın geleceğe çekme (boş) "çabası". )


- VİGLA ile VİGLACI


- VİHÂM[Ar.] ile VİHÂM[Ar. < VAHÎM]

( Aş yerme. İLE Vahim olan şeyler. )


- VİJNANA[Sansk.] ile ...

( Bilinç. Yargı yeteneğinin yardımıyla kavrayıp anlama. )


- VİJNANA ile/||/<> ANTAHKARANA ile/||/<> SKANDHA

( Bilinç. Yargı yeteneğinin yardımıyla kavrayıp anlama. @@ Psişe, zihin. Zihin kolektif anlamda zekâ, ego ve zihni içerir. @@ Kişiliğin bir kısmı. Şekil, his, düşünce, oluşma, bilinç. )


- VİKUNYA ile ...

( Güney Amerika'ya özgü, memeli bir hayvan. )


- VİLÂYÂT-I SELÂSE[Ar.] ile VİLÂYÂT-I SİTTE[Ar.]

( 3 ŞEHİR ile 6 ŞEHİR )

( Selânik, Manastır, Kosova'ya verilen ortak ad. İLE Erzurum, Van, Harput[Mâmûretülazîz]/Elazığ, Sivas, Bitlis ve Diyarbakır'a verilen ortak ad. )


- VİLAYET ile VİLAYET BİNASI


- VİLDAN[Ar.] ile VİCDAN[Ar.]

( Bebekler, çocuklar. | Hizmetçiler, kullar, köleler. İLE Bulunç. )


- VİLLA[İt.] ile/ve ŞALE/CHALET

( Yazlıkta ya da kent dışında, bahçeli ve güzel, müstakil ev. İLE/VE İsviçre'ye özgü villa tipi ev. )


- VİNAYANA ile ...

( Budist keşişler tarafından uygulanan disiplin. )


- VİNÇ[İng.]/MATAFORA ile PALANGA[İt. < PALANCO]

( Ağır yük kaldırmaya yarayan araç. İLE Bir halatla makaralardan oluşturulan, ağır nesneleri kaldırmaya, sağa sola döndürmeye yarayan donanım. )


- VİNÇ ile VİNÇLİ


- VİNÇA DAMGALARI ile/ve/||/<>/> ORHUN ABECELERİ


- VINICUNCA ile ZHANGYE DANXIA

( Peru'da. İLE Çin'de. )

( ile )


- VINYL ACETATE[İng.] / ACETATE DE VINYLE[Fr.] / VINYLACETAT[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL ASETAT/ASETET


- VINYL ACETYLENE[İng.] / VINYLACÉTYLÉNE[Fr.] / VINYLACETYLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL ASETİLEN


- VINYL COMPOUND[İng.] / COMPOSÉES VINYLQUES[Fr.] / VINYLVERBINDUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL BİLEŞİĞİ


- VINYL BUTYRATE[İng.] / BUTYRATE DE VINYLE[Fr.] / VINYLBUTYRAT[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL BÜTİRAT


- VINYL ETHER[İng.] / VINYLÉTHER, ETHER VINYLIQUE[Fr.] / VINYLÉTER[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL ETER


- VINYL ETHYL ETHER[İng.] / VINYLÉTHYLÉTHER[Fr.] / VINYLÉTHYLÉTER[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL ETİL ET(H)ER


- VINYL ETHYL HEXOATE[İng.] / HEXOATE DE VINYLÉTHYLE[Fr.] / VINYLÉTHYLHEXOATE[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL ETİL HEKZOAT