Bugün[26 Mart 2026]
itibarı ile 29.624 başlık/FaRk ile birlikte,
29.624 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(96/120)


- SİYASET:
ŞER'Î ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AKLÎ


- REIHENSCHLUSSMASCHINE[Alm.] ile/değil/yerine/= SERİ UYARTIMLI MAKİNE


- SERİ ZAMAN ALGILAMASI ile SÜREKLİ ZAMAN ALGILAMASI

( PERCEPTION OF SERIAL TIME vs. PERCEPTION OF CONTINUAL TIME )


- SERİ[Fr.]/SERIAL[İng.] değil/yerine/= DİZİ

( SERIAL vs. STRING )


- SERİ[Ar.] değil/yerine/= HIZLI


- ŞERÎ ile ŞER'AN

( İslâm hukukuyla ilgili. İLE İslâm hukuku açısından. )


- ŞER'Î ile/değil ŞERHÎ


- SERIAL TIME vs./and POINTAL TIME


- ŞERİA(T):
ANA IRMAK ve TÜZE(HUKUK)


- ŞERİAT EHLİ ile/ve TARİKAT EHLİ ile/ve/değil/yerine HAKİKAT EHLİ

( Sürekli, varlıktan bahseder. İLE/VE Sürekli, benlikten bahseder. İLE/DEĞİL/YERİNE Hiçliktedir. )


- ŞERİAT ve/değil/=/<> TÜZE(HUKUK)/HAK/ADÂLET


- SERIES :/yerine DİZİ, SERİ


- ŞERİF MUHİDDİN TARGAN ve/||/<> MEHMET ÂKİF ERSOY

( )


- ŞERİF MUHİDDİN TARGAN ve/||/<> SAFİYE AYLA


- ŞERİFE BACI PARKI :

( Ayazağa mahallesindedir. 335,00 m² alanı kapsamakta olup, 150 m²'lik yeşil alanı var. )


- SERKEŞ[Fars.] değil/yerine/= KAFA TUTAN, BAŞKALDIRAN


- SERMED ile/ve DEHR ile/ve ZAMAN

( Sabitin, sabite orantılandırılması/nispeti. İLE/VE Sabitin, değişene/mütegayire orantılandırılması/nispeti. İLE/VE Değişenin/ütegayirin, değişene/mütegayire orantılandırılması/nispeti. )


- SERMEK ile ÇIPLAK BIRAKMAK ile TUĞLA DÖŞEMEK ile YUMURTLAMAK ile VURGU YAPMAK ile VURGU YAPMAK ile TEMEL ATMAK ile İÇİNE GİRMEK ile İŞTEN AYRILMAK ile BORU DÖŞEMEK ile TEMELİ ATMAK ile RAYLARI DÖŞEMEK

( LAY vs. LAY BARE vs. LAY BRICKS vs. LAY EGGS vs. LAY EMPHASIS vs. LAY EMPHASIS ON vs. LAY FOUNDATION vs. LAY INTO vs. LAY OFF vs. LAY PIPES vs. LAY THE FOUNDATION vs. LAY TRACKS )

( گذاردن ile گستردن ile هشتن ile لخت کردن ile خشت ماليدن ile خشت زدن ile تخم کردن ile تخم دادن ile تاکيد کردن ile مورد تاکيد قرار دادن ile پي ريختن ile زيرسازي کردن ile مبادله ضربات کردن ile بخدمت خاتمه دادن ile اخراج کردن ile متوقف ساختن ile لوله کشي کردن ile پي گذاري کردن ile پيريزي کردن ile ريل کشيدن )

( GOZARDAN ile GOSTARDAN ile هشتن ile LAKHT KARDAN ile KHSHT MALYDAN ile KHSHT ZADAN ile TAKHAM KARDAN ile TAKHAM DADAN ile TAKYD KARDAN ile MOORD TAKYD GHARAR DADAN ile PEY RYKHTAN ile ZYRESAZY KARDAN ile MOBADELEH ZARBAT KARDAN ile BAKHODAMAT KHATMEH DADAN ile AKHARAJ KARDAN ile MOTOGHOF SAKHTAN ile LOLEH KESHY KARDAN ile PEY GOZARY KARDAN ile PEYRYZY KARDAN ile RYLE KESHYDAN )


- SER-NÂYÎ ile ...

( NEYZEN BAŞI )


- ŞERRA ile ŞERR


- SERSERİ ile HIRSIZ/UĞRU


- SERSERİ[Fars.]
ile/değil/yerine/></<>
SERBEST[Fars.] ile/ve/||/<>/> SERMEST[Fars.]

( Çırak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< | Kalfa. İLE/VE/||/<>/> Usta. )

( Başı boş.[baş başa/başı başında/başına buyruk][kendi kendine] İLE/DEĞİL/YERİNE/>< | Başı bağlı/düğümlü, sorumluluk almış olan.[boş değil!] İLE/VE/||/<>/> Başı hoş, yetkin, deneyimli. | )


- SERT AĞAÇLAR ile/ve ORTA SERT AĞAÇLAR ile/ve YUMUŞAK AĞAÇLAR

( Wenge, Paduk, Pelesenk, Bubinga, Ovenkol, Dut, Zebrano. İLE/VE Maun, Sapelli, Yerli Ceviz, Akçaağaç(Kelebek). İLE/VE Ardıç, Karaağaç, Kestane. )


- HARD ACID[İng.] ile/değil/yerine/= SERT ASİT


- HARD RUBBER[İng.] ile/değil/yerine/= SERT KAUÇUK


- SERT (OLMAK) ile/değil/yerine DİSİPLİNLİ (OLMAK)


- SÖZ:
SERT ile/ve/||/<> TERS ile/ve/||/<> KİTABIN ORTASINDAN


- HARD WATER[İng.] / HARTES WASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= SERT SU


- SERT SU ile/||/<>/>< YUMUŞAK SU

( Yüksek miktarda mineral içeren su. İLE/||/<>/>< Düşük miktarda mineral içeren su. )


- HARD X-RAYS[İng.] / HARTE X-STRAHLEN, HARTE RÖNTGEN STRAHLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= SERT X-IŞINLARI


- SEMI-CONDUCTEUR DUR[Fr.] / HARTER HALBLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= SERT YARI İLETKEN


- SERT, AHMET (SARIYER, 1957) :

( Sarıyer altyapısından yetişti ve yaş gruplarında oynadıktan sonra profesyonel takım kadrosuna alındı ve 7 sezon (1976 - 1983) kadroda kaldı. Bu süre içinde 82 lig, 36 amatör lig, 13 kupa ve 4 turnuva olmak üzere 135 resmi ve ayrıca 43 özel maçla birlikte toplam olarak 178 maçta oynadı. Lig maçlarında 14, amatör lig maçlarında 14, kupa maçlarında 8, turnuva maçlarında 1 olmak üzere resmi maçlarda 37 ve özel maçlarda attığı 15 golle birlikte toplam olarak takımına 52 gol kazandırdı. Karagümrük Kulübüne transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. Teknik direktör lisansına sahip olup birçok takım çalıştırdı. Siyasete Anavatan (ANAP) saflarında başladı ve İstanbul İl Genel Meclisi Üyesi olarak görev yaptı. İl Genel Meclisinde bulunduğu beş yıllık dönem için arka arkaya beş dönem Daimi Encümen Üyesi olarak görev yaptı. Sarıyer Spor kulübünde 7 dönem yönetim kurulu üyesi olarak sorumluluklar üstlendi. )


- SERT, MAHMUT (ADANA, 1948) :

( Anadoluhisarı İdman Yurdu kulübünden transfer edildi ve 2 sezon (1976 - 1978) Sarıyer Spor Kulübünde tescilli kaldı. Bu süre içinde 58 lig, 4 kupa maçı olmak üzere 62 resmi ve ayrıca 20 özel maçla birlikte toplam olarak 82 maçta Sarıyer takımında oynadı. Lig maçlarında 4 ve özel maçlarda 1 olmak üzere takımına 5 gol kazandırdı. Beykoz'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )


- SERT[Fars. < SERD: Soğuk.] ile/ve AĞIR


- SERT ile HAŞİN[Ar.]

( ... İLE Sert, kırıcı, gönül kırıcı olan. )


- SERT ile KALIN


- SERT ile/değil/yerine MERT


- SERT ile/ve/değil PÜRÜZLÜ/TIRTIKLI


- SERT ile SERT HUYLU ile SERTLİK

( HARSH vs. HARSH TEMPERED vs. HARSHNESS )

( تند ile تند زبان ile درشت ile درشت خو ile تندي ile گوشخراشي ile تشدد )

( TAND ile TAND ZABAN ile DARSHT ile DARSHT KHO ile TANDY ile GUSHKHARASHY ile تشدد )


- SERT ile SIKI

( HARD vs. TIGHT )


- HARDNESS[İng.] / DUETÉ[Fr.] / HÄRTE[Alm.] ile/değil/yerine/= SERTLİK


- SERT/LİK ile YOĞUN/LUK


- SERVER BEDİ =/||/<>/< PEYAMİ SAFA

( Takma adı/mahlası. İLE )


- SERVET ile/ve/değil/yerine İLİM

( Sen korursun. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Seni korur. )


- SERVİ AĞACI ile/ve SEDİR AĞACI/DAĞ SERVİSİ/ARAR[Ar.] (ELMALI-ANTALYA)

( ... İLE/VE Dağ servisi, yabani servi. )

( Hava soğuduğunda yapraklarını en son dökenlerin çam ve servi ağaçları olduğunu anlarız. )

( ... İLE/VE Ağaçlar )

( MEDITERRANEAN/ITALIAN CYPRESS vs./and CEDAR )

( CUPRESSUS SEMPERVIRENS cum/et CEDRUS )


- SOUND FLUX[İng.] / FLUX SONORE[Fr.] / SCHALLFLUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= SES AKISI


- TAHT-ES SADÂ[Osm.] / SUBSONIC[İng.] / SUBSONIQUE[Fr.] / INFRASCHALL, UNTERSCHALL[Alm.] ile/değil/yerine/= SES ALTI


- SEVİYE-İ TAZYÎK-İ SAVT[Osm.] / SOUND PRESSURE LEVEL[İng.] / NIVEAU DE PRESSION ACOUSTIQUE[Fr.] / SCHALLDRUCKPEGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SES BASINCI DÜZEYİ


- SES DUVARINI AŞAN İLK NESNE:
UÇAK değil KIRBAÇ

( 7 bin yıl önce, Çin'de icat edilmiştir. Kırbaç "şaklaması"nın, mini bir ses duvarı patlaması olduğunun anlaşılması ancak 1927'de yüksek hızda fotoğrafçılığıyla sağlandı. )


- SES DUVARINI GEÇEN İLK UÇAK VE PİLOT -ile

( BELL XI - CHUCK YEAGER [1947] )


- SOUND VELOCITY[İng.] / VITESSE DU SON[Fr.] / SCHALLGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= SES HIZI


- SES İŞARETLERİNDE:
1 KISA ile/ve/<> 2 KISA ile/ve/<> 3 KISA ile/ve/<> 5 KISA ile/ve/<> 1 UZUN YA DA KISA

( "Sancağa dönüyorum!" İLE/VE/<> "İskeleye dönüyorum!" İLE/VE/<> dönüyorum!" İLE/VE/<> "Tornistan yapıyorum!" İLE/VE/<> "Anlaşılmadı!" İLE/VE/<> "Evet!" ya da "Dikkat!" )

( Kısa düdük: 1 saniye | Uzun düdük: 4-6 saniye. )


- SADÂ, SAVT[Osm.] / SOUND[İng.] / SON[Fr.] / LAUT, SCHALL[Alm.] ile/değil/yerine/= SES, ÖZ


- SES-SEDÂ (ÇIKMIYOR)


- ŞİDDET-İ SADÂ[Osm.] / INTENSITÉ DU SON[Fr.] ile/değil/yerine/= SES ŞİDDETİ


- Ses tellerin için SUS!!!


- SUPERSONIC[İng.] / SUPERSONIQUE[Fr.] / ÜBERSCHALL[Alm.] ile/değil/yerine/= SES ÜSTÜ


- ÂHENG-İ SADÂ, ÂHENG-İ SAVT[Osm.] / SOUND CONSONANCE[İng.] ile/değil/yerine/= SES UYUMU


- SES ile/ve HARF


- SES ile/ve/||/<> IŞIK

( Havadaki titreşimlerle yayılan enerji. İLE/VE/||/<> Elektromanyetik dalgalarla yayılan enerji. )


- SES ile/ve/değil/yerine/||/<>/> SELEN / ÇATI

( BÂKÎ KALAN BU GÖK KUBBEDE
HOŞ BİR SADÂ İMİŞ )

( SADÂ: Kişinin özü. )

( Evrendeki herhangi bir ses. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> İnsan sesi. )

( sesOL.org )

( SES[Fars.] ile TÂLÂC[Fars.] / SEDÂ/SADÂ[Ar.] )

( SOUND vs. VOICE )


- Sesi DİNLE!!!


- SESİ YÜKSEK OLMAK/OLAN ile/değil SÖZÜ YÜKSEK OLMAK/OLAN


- SESİN:
YERİ ile/ve/<> UZAKLIĞI

( Kişiler, 0.00003 saniye gibi çok kısa bir zaman farkını algılayabilir. Ses dalgası, önce sesin kaynağı yönünde olan kulağa ve kısa bir zaman sonra da öbür kulağa ulaşır. Aradaki zaman farkı, sesin kaynağının hangi yönde algılanacağını belirler. )

( SOUND'S: PLACE vs./and/<> DISTANCE )


- Sesini ayarla öyle KONUŞ!!!


- SESLİ/LİK ile SESLİK ile SESLİKÇİ ile SESLİ TAŞ ile SESLİ FİLM ile SESLİ HARF ile SESLİ OKUMA ile SESLİ UYUMU ile SESLİ DUYURU


- SESLİ-SESSİZ değil/yerine/= ÜNLÜ-ÜNSÜZ


- FİLM:
SESSİZ ile/ve/||/<>/> SESLİ


- SESSİZLEŞMEK ile SESSİZLEŞTİRMEK ile SESSİZ/LİK ile SESSİZCE ile SESSİZ FİLM ile SESSİZ HARF ile SESSİZ OKUMA ile SESSİZ UYUMU ile SESSİZ SEDASIZ ile SESSİZ YÜRÜYÜŞ


- Sessizliğin sesini duymak için SUS!!!


- Sessizlik için DİNLE!!!


- Sessizlik için SUS!!!


- SESSİZLİK ile FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİĞİ


- SET ile SET ÜSTÜ OCAK


- SETİR[Ar. < SETR] değil/yerine/= ÖRTME, GİZLEME


- ŞETM[Ar.] ile SEFEH[Ar.]


- SETR (ETMEK) ile BERTARAF (ETMEK)


- SETR/SÜTRE/SUTRE[Ar.] ile HİCÂB[Ar.] ile GITÂ'[Ar.]


- SETR ile KÜFR


- SETR ile SEDR


- SETTING :/yerine ORTAM, AYAR


- SEUL ile ...

( BAŞKENT [Kore dilinde] )


- ŞEV ile ŞEVK ile ŞEVKLİ/LİK ile ŞEVKSİZ/LİK


- ŞEVÂ ile ...

( Alın ve kafa derisi. | Baş, el, ayak gibi uzuvlar. )


- SEVÂB[Ar.] ile 'IVAZ[Ar.]


- SEVAP ile/ve ECİR


- (SEVDİĞİN)(BİR ŞEYİ)TOK KARNINA YEMEK ile/yerine AÇKEN (KARARINCA) YEMEK


- Seve Seve DİNLE!!! -ve


- Seve Seve SUS!!! -ve


- SEVEN :/yerine YEDİ


- SEVEN/SÖVEN ||/>< ÖVEN

( (Fazla) Sövmek ile övmek arasında fark yoktur. )


- SEVERE :/yerine CİDDİ, AĞIR


- [SEVGİ] DAHA ÇOK ile/değil AYRI (AYRI)


- SEVGİ:
EDÂ ile/ve/||/<>/> SEDÂ


- SEVGİ:
"İNANMA" değil EDİM


- SEVGİ:
İNSAN İÇİN ile/ve ALLAH İÇİN

( Gereksinimdir. İLE/VE Hak(k)'tır. )

( Hakk İnsan"da, İnsan Hakk'ta. )


- SEVGİ:
İYİLİK ve/||/<> MERHAMET ve/||/<> NEŞE ve/||/<> SAKİNLİK


- SEVGİ/İRFAN:
[KUSURLARI/HATALARI ...]
YOK EDEN değil KABUL EDEN


- SEVGİ:
YANLIŞLARI ÖRTMEK İÇİN değil ZORLUKLARI AŞMAK İÇİN


- SEVGİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İLGİ


- SEVGİ ve/> NEŞE

( LOVE and/> JOY )


- SEVGİ ve/||/<>/< RIZÂ


- SEVGİ ile SEVGİLİ/LİK ile SEVGİSİZ/LİK ile SEVGİ SELİ


- SEVGİ ile/ve/<> SEVİ/ŞEFKÂT

( İstenç/irâde dışı. İLE/VE/<> İstençli/irâdeli. )

( Şefkatli ol! Bil ki, karşılaştığın herkes, kolay olmayan bir yaşam mücadelesi veriyor. )

( ŞEFKAT: İmbikten geçirilmiş aşk. )

( ... İLE/VE/<> Kişiyi, içeriden, kurtuluşa erdiren. )

( Sadece şefkat, iyileştiricidir. Çünkü, kişinin içindeki tüm hastalıklar, sevginin eksikliğinden kaynaklanmaktadır. )

( Without will. VS./AND/<> Strong-willed. )

( LOVE vs./and/<> COMPASSION )


- SEVGİ ile/ve/değil/yerine ŞEVK/İŞTİYAK


- SEVGİDE:
GECE ile/ve/<>/> SABAH

( Senin olsun. İLE/VE/<>/> Benim olsun. )


- SEVGİDE:
"İSPAT" değil İKNÂ


- SEVGİDE:
KOŞULSUZLUK ve/||/<> HESAPSIZLIK ve/||/<>
SÜREKLİLİK ve/||/<> VEREREK BAŞLAMAK(< ALMA DÜŞÜNCESİNİN/BEKLENTİSİNİN OLMAMASI)


- SEVGİLİ ile/ve ÂŞIK

( Sultan. İLE/VE Kul. )

( Âşıksan, o da sana âşık olur. [Âşık-mâşuk ayrımı/farkı da kalmaz.] )

( Sevgili ile başbaşa olana, ağyâr gerekmez. )

( Birbirinin güneşinde ısınırlar. İLE/VE Yanarlar. )

( DAVUD: Sevgili. )


- SEVGİLİNİN/BİRİNİN:
"HERŞEYİ OLMAK" ile/değil/yerine HİÇBİR ŞEYİ OLMAK


- [SEVGİLİNLE/EŞİNLE] TEK KİŞİLİK YATAKTA, BİRLİKTE UYUMAK/YATMAK ile ÇİFT KİŞİLİK YATAKTA, BİRLİKTE UYUMAK/YATMAK


- SEVGİLİYİ GÖRMEK İÇİN:
SAATTE ile/ve/||/<> YOLDA

( Gidişine/geçişine bakılır. İLE/VE/||/<> Gelişine bakılır. )


- SEVİ = AŞK = LOVE[İng.] = AMOUR[Fr.] = LIEBE[Alm.] = AMOR, CARITAS[Lat.] = PHILIA, EROS, AGAPE[Yun.] = AMOR[İsp.]


- SEVİL, ENİS (İST. 1961) :

( Üniversite öğrenimini tamamladıktan sonra ABD'de mastır yaptı. Tekstil sanayinde iş hayatına atıldı. Korutaş Tekstil'in sahibi ve yönetici olup, Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Sarıyer'den sonra Galatasaray Spor Kulübü'nde de yönetici olarak görev aldı. )


- Sevilmek için DİNLE!!!


- Sevilmek için SUS!!!


- SEVİLMEK ile SEVİNMEK ile SEVİŞMEK ile SEVİNDİRMEK ile SEVİŞTİRMEK ile SEVİLEBİLMEK ile SEVİNEBİLMEK ile SEVİŞEBİLMEK ile SEVİMLİLEŞMEK ile SEVİNDİRİLMEK ile SEVİMSİZLEŞMEK ile SEVİMLİLEŞTİRMEK ile SEVİMSİZLEŞTİRMEK ile SEVİ ile SEVİM ile SEVİR ile SEVİŞ ile SEVİCİ/LİK ile SEVİMLİ/LİK ile SEVİMSİZ/LİK ile SEVİMSİZCE


- SEVİNÇ:
İYİ ŞEYLER OLDUĞUNDA ve/||/<> KÖTÜ ŞEYLER OLMADIĞINDA

( Her zaman. VE/||/<> Çoğunlukla ve/ya da bazen. )


- SEVİNÇ, ÜMİT (İST. 1952 - 2012) :

( Sarıyerlidir. Baba mesleği olan aşçılığı meslek olarak seçti ve kendisini çok üst düzeyde bir aşçı olarak yetiştirdi. Kendisini çok iyi yetiştirmiş olmasına karşın yine de ülkeyi baştanbaşa gezerek yemek kültürü ile ilgili araştırmalar yaptı. Uzun süre Bab - ı Ali'de lokanta işletmeciliği yaptı. Uzun yıllardan beri TV de program yapmaktadır. Bildiklerini; Ümit Usta'dan Soğuk Yiyecek ve Mezeler, Ümit Usta'dan Çocuk Yemekleri, Ümit Ustadan Ramazan Yemekleri ve Ümit Usta'dan Halk Yemekleri adı ile kitaplaştırdı. )


- Sevişmek için SUS!!!


- LEVELING BULB[İng.] ile/değil/yerine/= SEVİYELEME KABI


- ŞEVK[Ar. çoğ. EŞVÂK] ile ŞEVK[Ar. çoğ. EŞVÂK]

( Diken. İLE Yoğun arzu, keyif, neşe, sevinç. Işık.[Türkçe'de] )


- SEVK ETMEK ile SEVK EDİLEN

( DISPATCH vs. DISPATCHED )

( اعزام کردن ile روانهسازي ile اعزام ile مرسول )

( EZAM KARDAN ile روانهسازي ile EZAM ile مرسول )


- ŞEVK Ü TARÂB[Ar.] ile ŞEVK Ü TARÂB[Ar.]

( Makam. İLE Neşe, sevinç ve coşkunluk. )


- SEVK ile/ve/>/değil/yerine İDRAK


- ŞEVK ile/ve İŞTİYÂK

( Özlemek. İLE/VE Görürken bile özlemek. )


- ŞEVK ve/> ŞAVK ve/> ŞIK ve/> ŞAN


- ŞEVK ve/||/<> ŞEHVET


- ŞEVK ve/> SEVK


- SEVK ile SEVK KAĞIDI ile SEVK PUSULASI


- ŞEVKÂT[Ar. < ŞEVK | çoğ. EŞVÂK] ile/değil ŞEFKÂT/ŞEFÂKÂT[Ar.]

( Şiddetli istek, keyif, neşe, sevinç. İLE/DEĞİL Sevecenlik. | Acıyarak, esirgeyerek, merhamet ederek sevme. )


- ŞEVK-I DİL[Ar.] ile/<> ŞEVK Ü TARAB[Ar.]

( Gönül şevki, neşesi, sevinci. | Türk müziğinde, bir bileşik makam olup en az, iki yüzyıllıktır. [Abdullah Ağa tarafından oluşturulmuş olabilir.][Rast ile suzinâk makamlarından oluşup iki dizinin de ortak seslerinden yararlanılmıştır.] İLE/<> Neşe, sevinç, coşkunluk. | Türk müziğinde, bir bileşik makamdır. [III. Selim tarafından oluşturulmuştur.][Sabâ ve acem aşîran ile hüseynî aşîranda (mi) kürdî dörtlüsünden oluşmaktadır.] )


- Sevmek için DİNLE!!!


- Sevmek için SUS!!!


- SEVMEK:
"İŞİNE GELDİĞİ GİBİ" ile/değil/>< İÇİNDEN GELDİĞİ GİBİ


- SEVMEK ile/ve/+/||/<>/>/< (DAHA ÇOK) SEVMEYİ İSTEMEK/YEĞLEMEK


- SEVMEK ve/<> GÖZE ALMAK


- SEVMEK ile/ve/<> ONUNLA/ONUN İÇİN SEVİNMEK


- SEVMEK ile/ve/değil SAHİP OLMA İSTEĞİ


- SEVMİYORUM ile/ve/değil/yerine "BANA HİTAP ETMİYOR"


- SEVR "ANTLAŞMASI" değil/yerine LOZAN ANTLAŞMASI

( 1920 değil/yerine 1923 )

( )


- SEX :/yerine CİNSİYET, SEKS


- ŞEY/EŞYA[çoğulu] ile/ve "DIŞ DÜNYA"


- ŞEY[çoğ. EŞYÂ] ile/||/<> MÂL[çoğ. EMVÂL] ile/||/<> KA'B/MUKA'AB ile/||/<> MÂLÜ'L-MÂL ile/||/<> MÂLÜ'L-KA'B

( Cebirsel denklemde bilinmeyen, yani ["x"]. İLE/||/<> Cebirsel denklemde bilinmeyenin tam kare durumu,.["x2"]. İLE/||/<> Küp. | Cebirsel denklemde bilinmeyenin tam küp durumu. ["x3"]. İLE/||/<> Cebirsel denklemde bilinmeyenin dördüncü üs derecesinde olması. ["x4"]. İLE/||/<> Cebirsel denklemde bilinmeyenin beşinci üs derecesinde olması. ["x5"]. )


- ŞEY/EŞYA[çoğ.] ile/ve "DIŞ DÜNYA"


- ŞEY ile/ve/||/<> İSİM


- ŞEY ve/||/<>/> İSTİMÂ[< SEM] ve/||/<>/> TÂAT

( ... VE/||/<>/> Dinleme/dinlenilme, duymalar/işitme. | Dinleyip kabul etme. | Kulak verip dinleme. VE/||/<>/> Allah'ın emirlerini yerine getirme, ibâdet. )


- ŞEY ile AM[: Sevgi (AM-ON-RA: Kozmik sevgi güneşi.)/AMRAMAK]/PENİS(SİK/YARAK) / VAJİNA/VAJEN/VULVA/MEHBİL/FERÇ/FERC[Ar.]/KÜS[Fars.]/KAOS[Yun.]/KUKU/ÇİLİK/PITTIK/GUBBAK/MUNİ/MUNYA

( FALLUS cum ... )

( ŞEY, MAÂB[: Ayıp yeri. | Ayıp.] ile AVRET, ZEKER[çoğ. ZİKÂR, ZİKÂRE, ZÜKRÂN, ZÜKÛR], LÂ-YUKAL, KADÎB, MÂDDE / FERC[: Aralık, yarık, çatlak.] )

( ... ile KÎR[eril] / KÜS[dişil], MERZ-GÛN )

( THING vs. PENIS(COCK) / VAGINA(CUNT/PUSSY) )

( CHOSE avec VAJEN )


- ŞEY ve/<> SAYI

( THING and NUMBER )


- ŞEY ile/ve/değil/yerine/||/<> ÜRÜN


- SEYÂHAT[Ar. < SİYAHAT] değil/yerine/= GEZİ/YOLCULUK


- SEYELÂN[Ar.] değil/yerine/= AKMA, AKINTI | AKI


- SEYFETTİN ÖMER (GÖNEN, 1884 – 1920) :

( Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Ömer Seyfettin bilhassa yaz ayları Sarıyer'i tercih eden yazarlardan biriydi. Mahalle mektebini takiben değişik okullarda okuduktan sonra Bursa Mekteb - i Harbiye - i Şahane'ye devam etti. Subay olarak orduya katıldı ve değişik yerlerde görev yaptı, İzmir Jandarma Okulunda görevli iken edebiyatçılarla tanışınca Türkçe ve milli edebiyat üzerine eğildi. Selanik'te yayınlanan Genç Kalemler Dergisine Yeni Lisan ismi ile yazılar yazdı. Askerlikten ayrıldıktan bir süre sonra tekrar göreve çağrıldı. Yanya kuşatmasında esir düştü ve bir yıl esir kaldı. Bu dönemde öykü yazmaya ağırlık verdi. Öyküleri Türk Yurdu'nda yayınlandı. Askerlikten ayrıldıktan sonra öğretmenliğe başladı ve yine yazılar yazmaya devam etti. Kabataş Lisesindeki öğretmenliği ölene kadar devam etti. Öykü ve makaleleri Yeni Mecmua, Şair, Donanma, Büyük Mecmua, Yeni Dünya, Diken, Türk Kadını gibi dergilerde ve Vakit, Zaman ve İfham gazetelerinde yayınlandı. Önemli öykü eserleri: Başını Vermeyen Şehit, Kütük, Ferman, Kızılelma Neresi, Pembe İncili Kaftan; Romanlar; Ashab - ı Kehfimiz, Efruz Bey ve Yalnız Efe'dir. )


- ŞEYH EDEBALİ PARKI :

( Kireçburnu Mahallesindedir. 4.128,52 m²'lik bir alanı kapsamakta olup, 2.000,60 m²'lik yeşil, 339,73 m² spor alanı ve park içinde bir Semt Evi bulunmaktadır. )


- ŞEYH HAMDULLAH EFENDİ


- ŞEYH POSTU ile ...

( MAVİ, KIRMIZI, SİYAH, BEYAZ, YEŞİL )


- ŞEYH ile/değil/yerine DERVİŞ-ŞEYH

( ŞYH: ŞEYTAN - YEZİD - HAR )

( [günümüzde] Çok. İLE Pek yok. )

( Her mürşid derviştir fakat her derviş mürşid olmaz/olamaz. )


- ŞEYH ile/ve/= SAMED'ÜL KAVM


- ŞEYH ile/ve ŞEYHÛHET

( Yaşlı insan. | Bir tekke ya da zâviyede önderlik eden ve müritleri bulunan. | Kâbile ya da aşiret önderi. İLE/VE Yaşlılık. )

( SHEIKH/MASTER vs./and OLD AGE/SENILITY )


- ŞEYH-ÜL İSLÂM ile/||/<>/> DİYÂNET İŞLERİ BAŞKANI

( Osmanlı Devleti'nde kabinede din işlerine bakmakla birlikte, dünya işlerini de din bakımından yürüten üye. İLE/||/<>/> ... )


- SEYİRTMEK ile SEYİR/LİK ile SEYİRCİ/LİK ile SEYİRLİK OYUN


- SEYL[Ar. < SÜYÛL] ile SEYR[Ar.]

( Sel. | Şiddetle gelen şey. İLE Yürüme, yürüyüş, gitme, hareket. | Yolculuk. | Gezme, gezinme. | Eğlenmek üzere bakma. | Uzaktan bakıp karışmama. | Gezilecek, görülecek şey/yer. )


- CINNAMON CEYLON[İng.] / CEYLON-ZIMT[Alm.] ile/değil/yerine/= SEYLAN TARÇINI


- SEYLANİ ile SEYLAN TAŞI


- ŞEYLERİ:
HAYAL ETTİĞİMİZ GİBİ GÖRMEK yerine (ONLARI) OLDUKLARI GİBİ GÖRMEK

( Hayal ettiklerinizin varlığını reddetmeniz daha akıllıca olurdu. )

( Eğer kendinizi her zaman sınamazsanız, gerçek ile hayali ayırt edemezsiniz. )

( Sizi kendinize karşı kör eden, sizin davranışlarınızdır. )

( Düşüncelerinizi ve duygularınızı, sözlerinizi ve eylemlerinizi yakından izlemedikçe ve nedenini ve nasılını bilmeden sizde meydana gelen değişimlere hayretle bakmadıkça, gerçeğe vardığınızı nasıl söyleyebileceksiniz? )

( Düşünülüp hayal edilebilen hiçbir şeyin kendiniz olamayacağını bir kez anladığınızda, imgelemelerinizden kurtulmuş olursunuz. )

( You would be wiser to deny the existence of what you imagine.
If you do not test yourself all the time, you will not be able to distinguish between reality and fancy.
It is your behaviour that blinds you to yourself.
How do you know that you have realised unless you watch your thoughts and feelings, words and actions and wonder at the changes occurring in you without your knowing why and how?
Once you have understood that nothing perceivable, or conceivable can be yourself, you are free of your imaginations. )

( THE THINGS: TO SEE WHAT EVER THEY ARE, AS BEING instead of TO SEE HOW YOU IMAGINE/DREAM )


- SEYMENAĞZI KOYU :

( Uskumruköy sınırları içindedir. Kilyos Güvenburnu doğusunda küçük bir koydur. Koy istiridye kabuğu kırıklarıyla meydana gelen kumluğu ile tanınır. Koyda yaz ve kış aylarında hizmet veren tesisler bulunmakta olup, Sarıyer ilçesinin çok önemli plajlarından biridir. )


- SEYR Ü SÜLÛK = İNİSİYASYON


- SEYR ile İSRÂ

( Yürüme, yürüyüş, gitme, hareket. | Yolculuk. | Gezme, gezinme. | Eğlenmek üzere bakma. | Uzaktan bakıp karışmama. | Gezilecek, görülecek şey/yer. İLE Gece yürüyüşü. )


- RAREFACTION WAVE[İng.] / ONDE DE RARÉFACTION[Fr.] ile/değil/yerine/= SEYREKLEŞME DALGASI


- MEMDUT[Osm.] / DILUTE[İng.] / DILUÉ[Fr.] / VERDÜNNT[Alm.] ile/değil/yerine/= SEYRELTİK


- ABGEREICHERTES URAN[Alm.] ile/değil/yerine/= SEYRELTİLMİŞ URANYUM


- SEYR/SEFER


- SEYR-Ü-SEFER[Ar.]/TRAFİK[Fr., İng.] değil/yerine/= GİDİŞ-GELİŞ


- SEYR Ü SÜLÛK:
ZİHİN İLE değil KALP İLE


- SEYR-Ü SÜLÛK ile ...

( Hakk'a ermek için bir mürşidin öncülüğünde ve denetiminde çıkılan manevi yolculuk. | Tarikatta, takip olunan usûl. )


- ŞEYSİ" değil ŞEYİ


- RÜYA:
ŞEYTANÎ ile NEFSÎ ile DÜNYEVÎ ile RAHMÂNÎ

( Kötülüklerin görülmesi. İLE Ulaşma odaklı. İLE Olduğu gibi. İLE Manevi. )


- ŞEYTAN/LIK ile ŞEYTANİ ile ŞEYTANCA ile ŞEYTAN OTU ile ŞEYTAN BEZİ ile ŞEYTAN KUŞU ile ŞEYTAN ELMASI ile ŞEYTAN ÇEKİCİ ile ŞEYTAN TAŞLAMA ile ŞEYTAN TIRNAĞI ile ŞEYTAN ŞALGAMI ile ŞEYTAN ÖRÜMCEĞİ ile ŞEYTAN KIRMIZISI ile ŞEYTAN UÇURTMASI


- SEYV[İng. < SAVE] değil/yerine/= KAYDETMEK/KORUMAK


- SEYYANEN[Ar.] değil/yerine/= EŞİT OLARAK


- SEYYANEN[Ar. + Fars.] değil/yerine/= EŞİTÇE


- SEYYÂR[Ar. < SEYR] değil/yerine/= GEZGİN/GEZİCİ

( Belirli bir yeri olmayan. | Kolay taşınabilen, katlanarak taşınabilir olan. )


- SEYYİDU'L-KAVM[Ar.] ile KEBÎRİHUM[Ar.]


- SEYYİE[Ar.] değil/yerine/= KÖTÜLÜK


- SEZA[Fars.] değil/yerine/= UYGUN


- SEZER, ÖMER (BOSNA, YUGOSLAVYA, 1906 - 1975) :

( Elektrik teknisyeni olarak Tekel Kibrit Fabrikasında işe başladı ve buradan emekli oldu. Karagümrük Spor Kulübü kurucularından biridir ve 10 dönem Sarıyer Spor Kulübü yönetim kurulunda görev yaptı. )


- SEZGİ/ÖKE(DEHÂ):
ZEKÂ ve/+ İÇGÜDÜ


- SEZGİ = HADS, TEHADDÜS = INTUITION[İng., Fr.] = ANSCHAUUNG[Alm.] = INTUITIO-INTUITUS < IN-TUERI:İÇİNİ GÖRME[Lat.] = NOESIS[Yun.] = INTUICIÓN[İsp.]


- SEZGİ ile İÇSEL ALGI

( INTUITION vs. INNER PERCEPTION )


- SEZGİ ile/ve/<> ZEKÂ

( TAHADDÜS[< HADS/HUDÛS] ile ... )

( INTUITION vs./and/<> INTELLIGENCE )


- SEZGİSEL AKIL ile ÖTEKİ AKILLAR


- SEZİLMEK ile SEZİNLEMEK ile SEZİNDİRMEK ile SEZİLEBİLMEK ile SEZİNLEYEBİLMEK ile SEZİ ile SEZİŞ


- CESIUM ELECTRON TUBE[İng.] / TUBE À ÉLECTRONS DE CÉSIUM[Fr.] / CÄSIUMELEKTRONENRÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= SEZYUM ELEKTRON TÜPÜ


- CESIUM THERMIONIC CONVERTER[İng.] ile/değil/yerine/= SEZYUM ISIL İYONİK DÖNÜŞTÜRÜCÜ


- CESIUM HOLLOW CATHODE[İng.] / CATHODE CREUSE DE CÉSIUM[Fr.] / CÄSIUM-HOHLEKATHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= SEZYUM OYUK KATODU


- CESIUM[İng.] / CÉSIUM[Fr.] / ZÄSUM, CÄSIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SEZYUM


- ŞƏKİL[Azr.] = FOTOĞRAF[Tr.]


- SFEN ile/||/<> TURMALİN

( Sarı-yeşil renkte ve yüksek dispersiyona sahip bir mineral. İLE/||/<> Birçok renkte bulunabilen bir taş. )


- SHA İLE MD5 İLE BLAKE2 ile/||/<> HASH FONKSİYONLARI

( Tek yönlü özet fonksiyonları. )

( Formül: H: {0 ile1}* → {0 ile1}ⁿ )


- SHALL :/yerine -ECEK, -ACAK


- SHAPE/FORM vs./and CONTENT


- SHAPLEY İLE BANZHAF İLE CORE ile/||/<> KOALİSYON OYUNLARI

( İşbirlikçi oyun çözümleri. )

( Formül: φᵢ = Σ[S⊆N\{i}] marginal katkı )


- SHAPLEY İLE NUCLEOLUS İLE CORE ile/||/<> KOOPERATİF ÇÖZÜMLER

( İşbirlikli oyunlarda paylaşım yöntemleri. )

( Formül: φᵢ = Σ(|S|!(n-|S|-1)!/n!)(v(S∪{i})-v(S)) )


- [not] SHARING vs./and TO LIVE/FEEL THE SHARING


- SHAT ile/ve/<> ANK ile/ve/<> KA ile/ve/<> HATI ile/ve/<> SHEYBI ile/ve/<> BAI ile/ve/<> KON

( Maddi gövde. İLE/VE/<> Hayat kuvveti. İLE/VE/<> Astral Nur, Kalp. İLE/VE/<> Hayvansal Ruh. İLE/VE/<> Kutsal Ruh. İLE/VE/<> Akli Ruh. İLE/VE/<> İlâhi Ruh. )


- SHG İLE THG İLE SPDC İLE FWM ile/||/<> NONLİNEER OPTİK

( Yüksek yoğunlukta ışık-madde etkileşimi. )

( Formül: P = ε₀(χ⁽¹⁾E + χ⁽²⁾E² + ...) )


- SHİN[Jap.] ile ...

( Jodo ya da Arık Ülke Budizmi'nin bir kolu. bkz. Amida, Jodo )


- SHIP :/yerine GEMİ


- SHIT :/yerine BOK


- SHOE :/yerine AYAKKABI


- SHOOTING :/yerine ATEŞ ETME, ÇEKİM


- SHOP :/yerine ALIŞVERİŞ YAPMAK, DÜKKAN


- SHOPPING IN LONG PERIOD vs./[instead] LOOKING TO THE NECESSITY


- SHOR İLE GROVER İLE DEUTSCH ile/||/<> KUANTUM ALGORİTMALARI

( Kuantum bilgisayar algoritmaları. )

( Formül: O(√N) Grover )


- SHORE :/yerine KIYI


- SHORT :/yerine KISA


- SHORTLY :/yerine KISA SÜRE SONRA


- SHOT :/yerine ATIŞ, ŞUT


- SHOULD :/yerine -MELİ, -MALI


- SHOULDER :/yerine OMUZ


- SHOW :/yerine GÖSTERMEK, ŞOV


- SHRUG :/yerine OMUZ SİLKMEK


- SHUBNIKOV-DE HAAS EFFECT[İng.] / EFFET SHUBNIKOV-DE HAAS[Fr.] / SHUBNIKOV-DE HAAS-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= SHUBNİKOV-DE HAAS ETKİSİ


- SHUNT[İng.] değil/yerine/= ŞANT


- SHUT :/yerine KAPATMAK


- ŞİÂ'[Ar. < ŞUÂ] ile ŞÎA/ŞİYA/EŞYÂ[Ar.]

( Işın, güneşten ya da başka bir ışık kaynağından uzanan tel ışıklar. | Vektör. İLE Taraflılar, yardımcılar (topluluğu). | Hz. Ali taraflısı. | Şiîlik. )


- ŞİA ile ŞİAR


- ŞİÂB[Ar. < Şİ'B] ile ŞİÂB/ŞUÂB/ŞUÂBÂT[Ar. < ŞUBE]

( Dar yollar, dağ yolları, patikalar, keçiyolları. İLE Şubeler, bölükler, kısımlar, takımlar. | Dallar, budaklar. )


- ŞİÂR[Ar. < ŞA'R] ile ŞİÂR[Ar. çoğ. ŞAÂYİR] ile -ŞİÂR[Ar.]

( Kıllar. İLE İşaret, iz, alâmet. | Ayırıcı işâret, ayırdedici âdet. | Hacı olmak için Mekke'de yapılann tören/ler. İLE "İyi, üstünlük veren işâret, âdet" anlamlarında gelerek birleşik sözcükler meydana getirir.[MERHAMET-ŞİÂR: Merhametli. | ŞÖHRET-ŞİÂR: Ünlü.] )


- ŞİAR ile ŞİYAR


- ŞİAR[Ar.] değil/yerine/= BELGİ | ÜLKÜ

( Duyuş, düşünüş ve inanıştaki ayırıcı özellik. )


- ŞİBA'[Ar.] ile ŞİBÂ'[Ar. < ŞEB'ÂN]

( Doyma, tokluk. İLE Toklar, karnı doymuşlar. )


- ŞİBH[Ar.] ile MİSL[Ar.]


- ŞİBH[Ar.] ile ŞEBÎH[Ar.]


- SİBİRYA'DA:
ÖZEL ARAÇ ile/ve/değil/<> TAKSİ


- SİBİRYA'DAKİ TÜRK BOYLARI ile/ve SİBİRYA DIŞINDAKİ TÜRK HALKLARI

( Çok uzakta kalmalarından dolayı, atalarının dini olan Şamanlığı devam ettirmişler. İLE/VE İslâm'ı kabul ederek, eski Şaman din anlayış ve uygulamalarından uzaklaşmışlardır. )


- HOT ATOM[İng.] / ATOME CHAUD[Fr.] / HEISSES ATOM[Alm.] ile/değil/yerine/= SICAK ATOM


- HOT HOLE[İng.] / TROU CHAUD[Fr.] ile/değil/yerine/= SICAK DEŞİK


- HOT JUNCTION[İng.] / JONCTION CHAUDE, JOINTURE CHAUDE[Fr.] / HEISSE KONTAKTSTELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= SICAK EKLEM


- HOT CELL[İng.] / CELLULE CHAUDE[Fr.] / HEISSE ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= SICAK GÖZE/HÜCRE


- SICAK GÖZYAŞI ile SOĞUK GÖZYAŞI

( Acı gözyaşı. İLE Sevinç gözyaşı. )

( Niyete göre de değişir. )

( Gözyaşı, göze kaçan birçok maddeyi eritebilecek keskinliktedir. Geceleri tırnak kesilmemesinin nedeni ise gözyaşının tırnağı eritememesinden dolayı sıçrayıp da göze kaçmaması/batmaması içindir. [Yani, hurafe/bâtıl inanç değildir, dikkat etmek gerekir.] )

( Elmas doğadaki en sert maddedir. Elması eritebilen tek şey, gözyaşıdır. Gözyaşının eritemediği tek şey ise tırnaktır. )

( EŞK-BÂR/EŞK-RÎZ[Fars.]: Çok ağlayan, gözyaşı döken. )


- SICAK HAVA ve SOĞUK HAVA

( Gevşeklik yapar ve yayılma gösterir. Bu nedenle sıcaklık, yüzeye doğru havanın çekilmesiyle kırmızı bir yüz meydana getirir. Eğer hava, çok sıcaksa, yüz rengi sarıya döner ve kan tüm yüzeye dağılır. Bu hava çok terleme meydana getirir, sidik miktarını azaltır ve sindirimi zayıflatır ve de çok fazla susuzluğa neden olur. VE Gövdeyi sertleştirir, sindirimi güçlendirir, gövde içine hapsolmuş hıltlar ve terlemeyi azaltarak, sidiği artırır. Soğuk, rektumda, anal sfinkterde, spazm meydana getirir ve böylece dışarı atılmayı engeller ve ataleti artırır. Suyu ayırır ve böbreklere doğru sevkeder. )


- HEISSE KATHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= SICAK KATOT


- HOT WIRE AMMETER[İng.] / HITZDRAHTAMPEREMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= SICAK TELLİ AKIMÖLÇER


- SICAK YEREL YELLERDE:
FÖHN ile SİROKKO

( Bitkilere kurutucu etki yapan rüzgârlar. [Bir dağ yamacını aşarak başka bir yamaçtan aşağı doğru esen rüzgârın sıcaklığı artar, çevrede nem açığı oluşur.] [Türkiye'de Kuzey Anadolu dağları ile Toroslar'da etkilidir.] İLE Büyük Sahra'dan, İtalya'nın güneyine doğru esen sıcak ve kuru rüzgâr. [Akdeniz'den geçerken nem aldığından İtalya'nın güney kıyılarına yağış bırakır.] )


- SICAK ile SICAK KOLTUK ile ÖFKE ile ÇABUK SİNİRLENEN ile SICAK HAVA

( HOT vs. HOT SEAT vs. HOT TEMPER vs. HOT TEMPERED vs. HOT WEATHER )

( تيز ile تند مزه ile پر حرارت ile تند ile سوزاننده ile حاره ile پرحرارت ile داغ ile حار ile محرور ile صندلي الکتريکي ile تند مزاجي ile تندخو ile گرما )

( تيز ile TAND MAZEH ile PAR HARART ile TAND ile SOZANANDEH ile HAREH ile PARAHRART ile DAGH ile حار ile محرور ile SANDELY ELEKTERYKY ile TAND MOZAJY ile TANDKHO ile GARMA )


- SICAK >< SOĞUK["SOUK" değil!] | ile/ve/||/<>/> ILIK

( ... ve/||/<>/+ ... ve/||/<>/> Hem ortak, hem de sonuç. )

( | HOT >< COLD | vs./and/||/<>/> WARM )


- SICAKLAMAK ile SICAKLAŞMAK ile SICAKLAŞTIRMAK ile SICAK/LIK ile SICAKÇA ile SICAK HARP ile SICAK PARA ile SICAK KUŞAK ile SICAK SAVAŞ ile SICAK SICAK ile SICAK ÇEKME ile SICAK YASTIK ile SICAK DALGASI ile SICAK RENKLER ile SICAKLIK SEVİYESİ


- SICAK/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<> TAZE/LİK


- SIÇAN ile CÜCE FİRAVUN SIÇANI