Dört(4) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 30.168 başlık/FaRk ile birlikte,
30.168 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(21/122)
- BOWL :/yerine KASE
- BOX :/yerine KUTU
- BOY ile/ve KARAKTERİSTİK UZUNLUK
( The NCD Risk Faktörü Birliği'nin 'Yetişkin İnsanda Boy Uzunluğu Trendlerinin 100 Yılı' adlı araştırması, bir ülkede, belirli bir zamanda, bireylerin boy ortalamalarının ne olduğunu ve 100 yıl içinde bu rakamların nasıl değiştiğini ortaya çıkarmayı hedefliyor. XX. yüzyılın sonunda, en uzun erkekler [ortalama 183 cm. boy uzunluğuyla] Hollanda'da doğdu. En kısa kadınlar ise [ortalama 140 cm. boy uzunluğuyla] Guatemala'da doğdu. 1896'da en kısa ve en uzun boylu memleketlerin arasındaki fark (hem kadın, hem erkekte) 20 cm. olarak kaydedildi. Bu, yeterli beslenme ve hastalıklara yatkınlık bakımlarından çok büyük farklar anlamına geliyordu. Son 100 yılda boy uzunluklarının nasıl değiştiği de ülkeden ülkeye farklılık gösterdi. 1996 yılında doğan İran'lı erkekler, 1896'da doğanlara göre 17 cm., Güney Kore'li kadınlar 20 cm. kadar uzundu. Güney Asya ve Afrika gibi ülkelerde, bireyler, 100 yıl önce olduklarından pek farklı bir boy uzunluğunda değiller ve hatta bazı ülkelerde, bireyler, 50 yıl önce olduklarından daha kısalar. Araştırma, boy uzunluğunun farklı ülkelerde farklı miktarlarda değişmesinin nedenini anlamayı ve bu bilgiyi beslenme ve sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi için kullanmayı hedefliyor. Bunun yanı sıra, boy uzamasının daha iyi bir sağlık ve daha uzun ömür anlamına geldiği bilgisinin yaygınlaşması da amaçlanıyor. )
(
)
- PAINT THINNER[İng.] / FARBENSKALA ANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYA İNCELTİCİSİ
- DYE LASER[İng.] / LASER À COLORANT[Fr.] / FARBSTOFFLASER, FÄRBUNGLASER[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYA LAZERİ
- PAINT OIL[İng.] / FARBEN MÜHLE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYA YAĞI
- BOYA, HURŞİT (ERCİŞ, 1954) :
( Muradiye S. K. den transfer edildi ve 4 sezon tescilli kaldı (1976 - 1980). 89 Lig, 4 amatör lig ve 7 Kupa olmak üzere 100 resmi, 42 özel maçla birlikte toplam olarak 142 maçta yer aldı. Takımına 4 gol kazandırdı. )
- BOYA ile/ve/||/<>/> APRE[Fr. < APPRÊT]
( ... İLE/VE/||/<>/> Kumaşın cilâlanması, perdahlanması. | Dokumacılıkta, boyacılıkta cilâ olarak kullanılan nesne. )
- BOYA ile/>< ASETON[Fr. < ACÉTONE] ile/><
( ... İLE/>< Birçok organik nesneyi eritmekte kullanılan uçucu, kolayca alev alır, eter kokusunda bir sıvı. )
- BOYA ile/değil/yerine KINA[Ar. < HİNNÂ]
( ... İLE Kına ağacının kurutulmuş yapraklarından elde edilen, saç ve elleri boyamakta kullanılan toz. )
- BOYA ile KINA İLE BOYAMAK
( DYE vs. DYE WITH HENNA )
( رنگ ile خضاب کردن ile خضاب ile حنا بستن )
( RANG ile KHAZAB KARDAN ile KHAZAB ile HENA BASTAN )
- BOYA ile KIZILKÖK
( ... İLE Kök boyası. )
- BOYA ile KOK BOYASI/KIRMIZISI/ALİZARİN[Fr. < ALIZARINE]
( ... İLE Kökboyasının köklerinden elde edilen kırmızımsı sarı bir boya, kök kırmızısı. )
- BOYA ile OMBRA[İt.]
( ... İLE Doğrama işlerini, kahverengiye boyamakta kullanılan toprak boya. )
- PAINT[İng.] / PEINTURE[Fr.] / FÄLLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYA
- BOYA ile SUBOYASI
( ... İLE Su ile eriyebilen ağaç boyası. )
- BOYA ile TOPRAK BOYA
( Renk vermek, dış etkilerden korumak için eşyanın üzerine sürülen ya da içine katılan renkli nesne. | Resim yapmak için kullanılan kuru, sulu ya da yağlı boya. | Aldatıcı görünüş. | Yazmak için kullanılan mürekkep. İLE İçinde demir oksidi bulunan renk, kiremit kırmızısı. | Minerallerden elde edilen boyar nesne. )
- BOYAMAK ile BOYALAMAK ile BOYALANMAK ile BOY ile BOYA ile BOYACI/LIK ile BOYALI ile BOY BOS ile BOY BOY ile BOY OTU ile BOYASIZ/LIK ile BOY BEYİ ile BOY AYNASI ile BOYA FİLMİ ile BOY ABDESTİ ile BOY MENTEŞE ile BOYA KALEMİ ile BOYA KUTUSU ile BOYACI KÜPÜ ile BOYA FIRÇASI ile BOYALI BASIN ile BOYA TABAKASI ile BOYA TABANCASI ile BOYACI SANDIĞI
- BOYA/SI ile/ve/<> RENK/RENGİ
- BOY/BACAK BOYU ile/ve/||/<>/> BİSİKLET KADRO SEÇİMİ
(
)
- BOYKOTAJ[Fr. < BOYCOTTAGE] değil/yerine/= BOYKOT ETME İŞİ
- [BÖYLE/ŞÖYLE/ÖYLE]
"HİSSEDİYORUM" değil (")SEZİYORUM(")
- BÖYLE ve/||/<>/> BU DA VAR
ve/||/<>/>
GİBİ ve/||/<>/> OLABİLİR ve/||/<>/> DEĞİL ve/||/<>/> BİLE DEĞİL
( VARLIK - YOKLUK
[ l - O ]
Herhangi bir şeyden bahsedebilmemizin olanaklılığı ve/ya da tüm koşulları, ancak, varoluşla ve varolanların bilgisi ile başlar/başlatılabilir. Herhangi bir verinin de bir değer ya da nitelikli bilgi olabilmesi için varoluş kaynağına ve
ilkesine yönelmiş olma zorunluluğu söz konusudur. Varoluştan bağımsız bir bilgi de söz konusu değildir.
Varolan/bilimi[ontoloji] olmadan, bilgi/bilim[epistemoloji] olmaz!
Varolanların değerinin bilinmesi ve anımsanması ise ancak o durumun, olanağın, nesnenin ya da kişinin kaybında ve/ya da yokluğunda söz konusudur. Fakat yaşamımızdaki, gövdemizdeki ve zihnimizdeki varolanların değerini bilmek içinse sahip olduklarımızın ya da ötelediğimiz ilişkilerin kaybını beklememiz gerekmemektedir.
"El duası olmadan, dil duası olmayacağını" anlayarak ve anımsayarak, bir şeylerin yaşanmasında ya da sahip olunmasında, kaygı duymanın anlamsızlığını da fark etmemizi, zamanında, araç ve olanaklarımız yerindeyken harekete geçmemiz sağlar.
İnsanın, kendini tanıma, gelişme ve gerçekleştirme sürecinde, aile, çevre, okul aracılığıyla edindiği eğitim ve öğrenim aşamaları bulunmaktadır. Bu süreçteki tüm bilgi, kayıt ve deneyimlerimizi, ekmek/sandöviç arası malzemesine benzetip, tüm bu süreç boyunca, bu malzemenin, yani bilgi ve deneyimlerimizin etrafında olmazsa olmazlarımız bulunmaktadır.
Bu olmazsa olmazlarımızın, kullanılagelenleri olarak en değerli ve öncelikli olanı, Sağlık ve Özgürlük'tür. İkinci sırada, Zaman ve Enerji'mizdir. Üçüncü sırada da, Bilgi ve Farkındalık'tır.
Uygulanagelenleri olarak, en değerli ve öncelikli olanı, Doğa ve Doğallık, ikinci sırada, Uyum ve Bütünlük'tür. Üçüncü sırada da, Gelişim ve Değişim'dir.
Bunların hepsinin temelinde, kaynağında, kökeninde ise
KOŞULSUZ SAYGI ve SEVGİ
bulunmaktadır.
Büyük çoğunluk için yaşamın tamamı, bu dönemle sınırlı kalmış, bilgi ve (b)ilim süreci olarak, az ya da çok bilgi, kayıt, yorum ve deneyimle tamamlanmış ya da tamamlanacak olmasının yanı sıra, bu süreci aşmak isteyenler için bir sonraki ve üst aşaması/dönemi olan, (d)olgun insan olma ve kendini gerçekleştirmek üzere, bilgelik(irfan/hikmet) ile sürdürme bilincine ve dönemine girilir.
Bilgi ve bilim bilinci ve dönemi, dört şeyi bilme süreci içinde devam eder. Bir şeyin, içini ve dışını, öncesini ve sonrasını [zâhir, bâtın, evvel, âhir] bilmekle tanımlanır. Bilgelik dönemi ise bu dörde ek olarak, iki şeyi daha bilmekle, bilinen her bir şeyin, zaman ve zeminini bilmekle ve İlm-i Siyâset ile gerçekleşir.
[ İlim ile İrfan arasındaki FaRkLaR için...
www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/7688 ]
Bu, dönemsel deneyimlerin ve donanımların temelinde, içinde ve/ya da dışında, paralelinde, ötesinde düşünülmeye ve yaşanmaya çalışıldığında ise ortada, ancak tek bir bilgi ve bilinç söz konusudur. VAR(OLAN) Bilinci ve Deneyimi.
Varolan[mevcud] bilinci, iki ve dört kavramdan oluşan düşünce, bakış, algılama, yorumlama, değerlendirme sürecinde bulunarak, bilinç ve yoğunlaşma isteğine göre değişmek üzere belirlenen ilk iki [Böyle ve Bu da var] ve sonraki dört sözcük/kavram [... gibi. | ... olabilir. | ... değil. | ... bile değil.] aracılığıyla, yaklaşık 3 ilâ 6'şar aylık sürede ve süreçte gerçekleşebileşecek işler kadar, ayrı ayrı çalışılarak gerçekleşebilir.
Zihnin, bu bilince alışması ve yeniden yapılandırılması için 3 ilâ 6 boyunca, gördüğümüz tüm nesnelere ve kişilere, tüm olaylara; duyduğumuz, bildiğimiz ve düşündüğümüz tüm olgu ve kavramlara, sadece, "Böyle" gözlüğü takılarak, Böyle'nin yanına, önüne, ardına, başka hiçbir düşünce, bilgi, sözcük yanaştırılmadan düşünülmesi ve çalışılması gerekmektedir. Çalışılan "Böyle" sözcüğü ve döneminden sonra, yine her şeye, sadece, "Bu da var" gözlüğü takılarak bakılması, düşünülmesi ve çalışılması gerekmektedir.
Bu çalışmalar sonrasında ise dört kavrama daha geçilebilecektir. Öncelikle, gördüğümüz, duyduğumuz, bildiğimiz ve düşündüğümüz her bir şey, kişi, durum, süreç, imge, simge, kavram ya da ad/etiketin yanına, sadece, "... gibi." gözlüğü takılarak çalışılması gerekecektir. Sonrasında ise yine aynı koşullar ve süreyle, "... olabilir." gözlüğü takılarak çalışılması gerekecektir. Bu iki sözcükten sonra yine aynı koşullar ve süreyle fakat daha farklı bir zihin oluşturabilecek olan değilleme sürecinde, herşeyin yanına/sonuna "... değil." gözlüğü takılarak bakılacaktır. Bu sürecin dengelenmesi içinse dördüncü kavram olan "... bile değil." gözlüğü takılarak çalışılacaktır.
Varoluş bilincinin kapsayıcılığının yanı sıra, yetersizliği ya da sınırlılığı da söz konusudur. İşleyişi, "ya, ya da" "0 l" "mantığı/algısı" ya da "Newton Fiziği" ile düşünülebilen varoluş bilinci, doğa, fizik, matematik ve laboratuvarda geçerlidir.
OLuş bilincinde ise bir şeyin, ne ve ne kadar olduğundan çok ve ötesinde, şu/bu/o koşulda/biçimde olabilmesinin yanı sıra, hem belirli bir koşul, zaman ve zeminde olmakla birlikte, hem de belirli bir koşul, zaman ve zeminde olmayarak, ne belirli, ne de belirsiz bir koşul, zaman ve zeminde de bulunmadığı bilgisi ile "hem, hem de | ne, ne de" "mantığı/algısı" ya da "Kuvantum Mekaniği" ile tanımlanmaktadır. Bu bilinçte, sadece, "OLmak, OLan ya da OLuş" söz konusudur.
Tüm varoluşun, insanın, bilincin, süreçlerin ve sonuçların, herşeyin karşısında, Yokluk [O] alanı ve durumu söz konusudur. Dolayısıyla, herşeyin başında ve sonunda, yokluğu düşünmek, yok olmayı, bulun(a)mamayı, göz önünde tutmak durumundayızdır. Fakat bu bilgi ve bilinçle de bunu bilmenin ötesine geçmek zorunda olduğumuzdan dolayı, yokluğu da hem bilip, hem gözardı edebilecek kadarıyla "yok etmek", ne tek bilgi, ne de tüm bilgi ya da gerçeklik olarak kabul etmek isabetli olmayacağından dolayı, yok'un, yokluk ile ilişkisini, kendiyle sağlayamayacağımızdan dolayı da burada, elimizde kalan ve kullanılabilecek tek bilgi, "bile değil" kavramı ve sözcüğüdür. "Bile değil" bile olsa, onu kullanıyor olmak da bir varoluş alanı ve durumu oluşturacağından dolayı, "bile değil"i de "bile değil" ile devam ettirmek, bunları da yine ancak tekrar "bile değil" ile devam ettirmek ve sonsuza kadar, azalarak ve küçülerek, yok olarak gidebilecek tek kavram olan "bile değil", devam ettirilerek ve doğada, durabilerek; insanda ise susabilerek, tüm "süreç ve sonuç", "algı", "yorum", "kavramsallık", "ilkesellik", "evrensellik", "birlik" ve "bütünlük" deneyimlenir.
[Durmayabilmek ve susmayabilmek ise hâlâ insana özgülüğüyle ve ayrıcalığıyla, düşündüğünü düşünebilen, kuvantumsal ve sabit olmayan bir bilinç olmasından dolayı, insanın, zihninde, dilinde ve elinde olmaya, kısır döngü ya da nereye doğru ilerlediği bilinemeyecek eliptik bir döngü biçiminde devam eder durur.]
YOK(LUK)
[ xOx ] [ bile değil ]>[ bile değil ]>[ bile değil ] >[ bile değil ] >[ bile değil ]>[ bile değil ] ~ ]
^
|
|
OL(UŞ)[ hem O[yok] l[var] , hem de l[var] O[yok] ve ne O[yok] , ne de l[var] "mantığı/algısı" ]
( Şu/bu/o, şöyle/böyle/öyle, şu/bu/o kadar, şu/bu/o zamanda, zeminde, koşulda/biçimde, sınırlan(dır)madan ve çerçevelen(dir)meden,
herhangi bir şey(le) olmadan ve olmayan!
Sadece OLMAK, OLAN ya da OLUŞ! )
^
|
|
VAR(OLAN)
[ ya O ya da l "mantığı/algısı"]
[- BÖYLE | BU DA VAR ]
||/>
[ ... GİBİ >
... OLABİLİR >
... DEĞİL >
... BİLE DEĞİL ]
------------------------------------------------
(D)OLGUN/KÂMİL İNSAN
S~ KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME ~S
[OLGUNLUK/KEMÂL]
--------------------------------------
^
|
|
İNSAN
| KENDİNİ TANIMA SÜRECİ |
(GELİŞİM)
-------------------------------------
[OLMAZSA OLMAZLAR]
[Kullanılagelenler]
1.) SAĞLIKÖZGÜRLÜK
2.) ZAMAN ve ENERJİ
3.) BİLGİ ve FARKINDALIK
----------------------------------
| TÜM BİLGİ ve DENEYİMLER |
----------------------------------
[Uygulanagelenler]
1.) DOĞA ve DOĞALLIK
2.) UYUM ve BÜTÜNLÜK
3.) GELİŞİM ve DEĞİŞİM
-------------------------------------------------
|KOŞULSUZ SAYGI ve SEVGİ|
-------------------------------------------------
)
( Sigorta Sözcükler/Kavramlar İLE/VE/||/<>/> Varoluşsal Sözcükler/Kavramlar )
- BOYLU BOYUNCA ile SERE SERPE
- HOFF AND HORN MEAL[İng.] ile/değil/yerine/= BOYNUZ UNU
- HORN[İng.] / HORN[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYNUZ
- BOYNUZ ile/ve/yerine IŞIK
( KARN )
- BOYNUZLAMAK ile BOYNUZLANMAK ile BOYNUZLATMAK ile BOYNUZLAŞMAK ile BOYNUZLAYABİLMEK ile BOYNUZ ile BOYNUZLU/LUK ile BOYNUZSUZ ile BOYNU EĞRİ ile BOYNU BÜKÜK/LÜK
- BOYNUZLU ENGEREK ile ARAP BOYNUZLU ENGEREK
(
)
( ... cum CERASTES GASPERETTII )
- BOYNUZU OLAN TEK GEYİK -ile
( REN GEYİĞİ )
- BOYS RADIOMICROMETER[İng.] / BOYS-RADIOMIKROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYS RADYOMİKROMETRESİ
- BOYUN EĞME ile İNATÇI
( ABEYANCE vs. ABEYANT )
( بي تکليفي ile بي تکليف )
( BEY TAKLYFEY ile BEY TAKLYFE )
- BOYUN EĞMEK ile/değil DAYANÇ/SABIR ETMEK
( İNHİNA: Eğrilme, bükülme. | Baş eğme. )
( [not] TO SUBMIT vs./but PATIENCE )
- BOYUN EĞMEK ile/ve/||/<> DONUP KALMAK
- BOYUN OMURLARI ile/ve/<> SIRT OMURLARI ile/ve/<> BEL OMURLARI
( TORTİKOLİS: Eğri boyunlu olma durumu. )
( TAHADDÜB[Ar. < HADEB]: Kamburlaşma, dışarı doğru çıkıntı oluşması. )
- BOYUN ile/ve/<> OYUN
( Boyun kırılırsa, "Bu OYUN" biter. )
- LONGITUDINAL CURRENT[İng.] / COURANT LONGITUDINAL[Fr.] / LÄNGSSTRÖM/UNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYUNA AKIM/AKIŞ
- BOYUNA DALGA[İng. LONGITUDINAL WAVE] ile/||/<> ENİNE DALGA[İng. TRANSVERSE WAVE]
( Titreşim doğrultusunun enerjinin yayılma doğrultusuna paralel olan dalga türü. Yay dalgaları, boyuna dalga oluşturabilir. Bu dalgalarda, enine dalgalar gibi tepe ve çukur noktası değil, sıkışma ve seyrelme bölgeleri var. @@ Titreşim doğrultusunun enerjinin yayılma doğrusuna dik olan dalga türü. İp dalgalarının oluşturduğu dalgalar enine dalgalardır. Bu dalgaların en üst noktasına tepe noktası, en alt noktasına ise çukur noktası adı verilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MEVC-İ TÛLÂNÎ[Osm.] / LONGITUDINAL WAVE[İng.] / ONDE LONGITUDINALE[Fr.] / LÄNGSWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYUNA DALGA
- BOYUNBAĞI ile BOYUNLUK
( Gömlek yakasının altından geçirilip süs olarak bağlanan, uzun, kumaş parçası. Kravat. İLE Boyuna sarılan şey, boyun sargısı. )
- BOYUNCUK, STİLUS = İBRE = STYLE
- BOYUNDURUK ile BOYUNDURUKLU ile BOYUNDURUK YEKE ile BOYUNDURUK PARASI
- BOYUNLANDIRMAK ile BOYUN/LUK ile BOYUNA ile BOYUNCA ile BOYUNLU ile BOYUNSUZ ile BOYUN BAĞI ile BOYUN BORCU
- BUUT[Osm.] / DIMENSION[İng.] / DIMENSION[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYUT
- BOYUT ile/ve/değil ÖLÇÜ/EBAT
( [not] DIMENSION vs./and/but SIZE )
- BOZAYI ile GÖÇ EDEN BOZAYI
( ... İLE Sonbaharda göç eden, dünyadaki tek bozayıdır.[Artvin'den, kış uykusuna yattıkları bölge olan Sarıkamış'a] )
- BOZKIR/STEP[İng.,Fr.,Alm. < STEPPE] ile Bozkır
( Kurakçıl otsu bitkilerden oluşan, sıcak ve ılıman iklimlerdeki ağaçsız doğal alan. | Soğuk kış ve kurak yaz mevsiminin görüldüğü, bitki örtüsünün kısa, boz renkli olduğu, genellikle kurakçıl otsuların yer aldığı ağaçsız geniş alan. İLE Konya iline bağlı ilçelerden biri. )
- BOZKURT, PROF. DR. YILMAZ (ÇANAKKALE, 1927 - 2017) :
( İlk ve orta eğitimini Çanakkale'de tamamladı, Edirne Fen Lisesini bitirdi. İ.Ü. Orman Fakültesinden 1950'de "Orman Yüksek Mühendisi"olarak mezun oldu. Orman Teşkilatında değişik görevlerde bulundu ve 1955'te açılan sınavı kazanarak İ.Ü. Orman Fakültesi Orman Ürünlerinden Faydalanma Kürsüsüne asistan olarak tayin oldu. 1959'da "Belgrad Ormanında Önemli Bazı Ağaç Türlerinde Yıllık Halka Gelişimi Üzerine Araştırmalar" tezi ile "Ormancılık Bilimleri Doktoru" unvanını aldı. 1965 yılında "Türkiye'de Bazı Önemli Orman Ürünlerinin Standardizasyonu Üzerine Araştırmalar" konulu tezi ile "Üniversite Doçenti" oldu. 1972'de "Toros Göknarı (Abies cilicica Cart'nın Teknolojik Özellikleri Üzerine Araştırmalar" tezi ile profesörlüğe yükseltildi. 1978'de Orman Ürünlerinden Faydalanma Kürsüsü Başkanlığına atandı. 1982'de Orman Endüstri Mühendisliği Başkanı oldu. Ayrıca Orman Biyolojisi ve Orman Koruma Teknolojisi, Odun Mekaniği ve Teknolojisi, Orman Endüstri Makineleri ve İşletme Anabilim Dalı Başkanlıklarını yürüttü. İ.Ü. Orman Fakültesi Yönetim Kurulunda ve Fakülteyi temsilen İ.Ü. Senatosunda bulundu. 1994'te emekli oldu. Ders kitapları ve pek çok bilimsel makalesi var. )
- BOZUK PLAK (GİBİ) ile/ve/||/<> TEMCİT PİLAVI (GİBİ)
- BOZUK/LUK ile BOZUKÇA ile BOZUK PARA ile BOZUK DÜZEN
- BOZULAŞMAK ile BOZ ile BOZA/LIK ile BOZACI/LIK ile BOZ YEL ile BOZ MADDE ile BOZ BULANIK ile BOZUCU ETKİ
- BOZULMA/TAGAYYÜR[Ar. < GAYR] ile/ve/değil ÇÜRÜME
- DISINTEGRATION RATE[İng.] / VITESSE DE DÉSINTÉGRATION[Fr.] / ZERFALLSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= BOZUNMA HIZI
- BREAKING DOWN TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE DE DÉCOMPOSITION[Fr.] / ABBAUTEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= BOZUNMA SICAKLIĞI
- SICH ZERSETZEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BOZUNMAK
- BPM/BEAT PER MINUTE değil/yerine/= DAKİKA VURU SAYISI (KALP)
- BRACHISTOCHRONE EĞRİSİNDE:
EN KISA YOL ile/ve/değil/||/<>/< EN KISA ZAMAN
- BRAGG RULE[İng.] / RÈGLE DE BRAGG[Fr.] / BRAGGISCHES REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= BRAGG KURALI
- BRAHMAN:
SAT ve/||/<> TİYA
( Belirginlik. VE/||/<> Belirsizlik. )
- BRAKİTERAPİ değil/yerine/= İÇ IŞIN TEDAVİSİ
- BRAND vs. MAKE
- BRANDA ile BRANDA BEZİ
- ŞUBE[Ar.]/BRANŞ[Fr. < BRANCHE] değil/yerine/= DAL/KOL/DALKOL
- BRASSIDIC ACID[İng.] / ACIDE BRASSIDIQUE[Fr.] / BRASSIDIN SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BRASİDİK ASİT
- BRE ile BREŞ
- BREAKTHROUGH ile BREATH-HOLD/İNG
( Araya giren. İLE Soluk tutmalı. )
- BREED vs. FEED
- BREMEN BLUE[İng.] / BLEU DE BREME[Fr.] / BREMENBLAU[Alm.] ile/değil/yerine/= BREMEN MAVİSİ
- BREMEN GREEN[İng.] / VERT DE BRÊME[Fr.] / BREMENGRÜN[Alm.] ile/değil/yerine/= BREMEN YEŞİLİ
- BREWSTER İLE KRİTİK İLE TAM YANSIMA ile/||/<> ÖZEL AÇILAR
( Işığın özel davranış gösterdiği açılar. )
( Formül: tan θB = n₂/n₁ )
- BRİÇ[İng. < BRİDGE] değil/yerine/= KÖPRÜ
- BRIEF :/yerine KISA
- BRILLIANT :/yerine PARLAK (ZEKA)
- BRILLOUIN ZONE[İng.] / ZONE DE BRILLOUIN[Fr.] / BRILLOUINISCHE ZONE, BRILLOUIN-ZONE[Alm.] ile/değil/yerine/= BRİLLOUİN BÖLGESİ
- BRINELL HARDNESS[İng.] / DURATĂ BRINELL[Fr.] / BRINELL-HÄRTE[Alm.] ile/değil/yerine/= BRİNELL SERTLİĞİ
- BRİT değil/yerine/= YAPIŞIKLIK
- BRİZ[Fr. < BRISE] değil/yerine/= MELTEM
- BROMACETONE[İng.] / BROMACÉTONE[Fr.] / BROMACETON[Alm.] ile/değil/yerine/= BROM ASETON
- BROMOBENZENE[İng.] / BROMOBENZENE[Fr.] / BROM BENZON[Alm.] ile/değil/yerine/= BROM BENZEN
- BROM-/BROMO- ile/||/<> OZO- ile/||/<> SAPR-/SAPRO-
( Kötü koku, bromun varlığı ile ilgili, bromla ilgili. İLE/||/<> Hoşa gitmeyen koku. İLE/||/<> Çürümüş, kokuşmuş, bozuk, bozulmuş. )
- BROMINE[İng.] / BROME[Fr.] / BROM[Alm.] ile/değil/yerine/= BROM
- BROMOPHENOL BLUE[İng.] / BLUE DE BROMOPHÉNOL[Fr.] / BROMPHENOL BLAU[Alm.] ile/değil/yerine/= BROMFENOL MAVİSİ
- BROMHİDRİK ile BROMHİDRİK ASİT
- BROMIC ACID[İng.] / ACID BROMIQUE[Fr.] / BROMSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BROMİK ASİT
- BROMKRESOLPURPUR[Alm.] ile/değil/yerine/= BROMKREZEL MORU
- BROMOCRESOL PURPLE[İng.] / POURPRE DE BROMOCRÉSOL[Fr.] ile/değil/yerine/= BROMKREZOL MORU
- BROMOTHYMOL BLUE[İng.] / BROMTHYMOL BLAU[Alm.] ile/değil/yerine/= BROMTİMOL MAVİSİ
- BLUE DE BROMOTHYMOL[Fr.] ile/değil/yerine/= BROMTİNOL MAVİSİ
- BRONSTED-LOWRY ACIDS AND BASES[İng.] ile/değil/yerine/= BRÖNSTED-LOWRY ASİT VE BAZLARI
- BRONZ[Fr.] değil/yerine/= TUNÇ/ÇODIN[dvnlgttrk]
( Genellikle %1-10 kalay ve %90-99 bakırdan oluşan bir alaşım. [Günümüzde, kalay içermeyen alaşımlar için de bronz adı kullanılmaktadır. Alüminyum/manganez/berilyum bronzu gibi.] )
- BRONZING LACQUER[İng.] / BRONZE LAQUE[Fr.] / BRONZE LACK[Alm.] ile/değil/yerine/= BRONZLAYAN VERNİK
- BROOKLYN ile DERE
( BROOKLYN vs. BROOK )
( جوي ile جويبار ile بروکلين )
( JOY ile JOYBAR ile BOROKLYNE )
- BROŞ ile BROŞÇU
( BROACH vs. BROACHER )
( سنجاق کراوات ile سوراخ کن ile نوشابه درآوردن ile شکل سيخ ile بسيخ کشيدن ile بسيخ زدن ile مطرح کننده )
( SANJAGH KARAVAT ile SORAKH KON ile NOSHABEH DARAVARDAN ile SHEKL SYKH ile BESYKH KESHYDAN ile BESYKH ZADAN ile MOTRH KONANDEH )
- BRUKSİZM -ile
( Uyku sırasında dişleri sıkmak, gıcırdatmak ve çeneyi kenetlemek. )
- BRUKSİZM ile/||/<> APNE
( Dişlerin istemsizce sıkılması ya da gıcırdatılması. İLE/||/<> Solunumun geçici olarak tamamen durması. )
- BURNER[İng.] / BRÜHLER, BRÜLEUR[Fr.] / BRENNER[Alm.] ile/değil/yerine/= BRÜLÖR, OCAK, HAMLAÇ
- BRUNEI ve/<> BANDAR SERI BEGAWAN
( ... VE/<> Brunei'nin başkenti. )
- BRUNEİ ve/<> BANDAR SERİ BEGAWAN
( ... VE/<> Brunei'nin başkenti. )
- BRÜT ÜCRET ile/ve NET ÜCRET
- BRÜT ile BRÜT AĞIRLIK ile İĞRENÇLİK
( GROSS vs. GROSS WEGHT vs. GROSSNESS )
( ناويژه ile غير خالس ile وزن ناخالص ile بي ظرافتي )
( ناويژه ile غير خالس ile VAZAN NAKHALES ile BEY ZARAFTY )
- BRÜT[Fr. < BRUT] değil/yerine/= KESİNTİSİZ
( Kesintisi yapılmamış, kesintisiz (ücret/para). | Darası çıkarılmadan tartılan (ağırlık). )
- BT ile KORKULUYOR ile ONUNLA HER ŞEY BİTTİ ile ONUNLA HER ŞEY BİTTİ ile HİÇBİR ŞEYE DEĞMEZ ile ÖYLE GÖRÜNÜYOR ile ÖYLE GÖRÜNÜYOR ile ÖNERİYOR
( IT vs. IT IS FEARED vs. IT IS OVER WITH HER vs. IT IS OVER WITH HIM vs. IT IS WORTH NOTHING vs. IT SEEM vs. IT SEEMS vs. IT SUGGESTS )
( آن ile اين ile بيم آن ميرود ile کارش ساخته است ile به مفت هم نمي ارزد ile به نظر رسيدن ile به نظر مي رسد ile آمده است )
( AN ile AYNE ile BEYM AN MYRUD ile KARSH SAKHTEH EST ile BAH MOFT NPAM NAMY ARZAD ile BAH NAZAR RESYDAN ile BAH NAZAR MY RASAD ile AMODEH EST )
- BU GECE GEL ya da/ne yazık ki/||/<>/> GELİR ECEL
- BU ile BU
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Bu. İLE Buğu, buhar. )
- BUBİ ile BUBİ KAPISI
( BOOBY vs. BOOBY HATCH )
( ساده لوح ile نوانخانه ديوانگان )
( SADEH LOH ile NAVANAKHANEH DYVANGAN )
- [ne yazık ki]
"BU/BUNA" ile/ve/||/<> "BUNLAR/A"
( Kişilere/topluluklara, hiçbir zaman ve zeminde/koşulda, "bu, bunlar" diye seslenilmez, örnek verilmez! Büyük yanlıştır! Çok ayıptır! )
- BÜC[Fars.] ile BÜCC[Ar.] ile BÜÇ[Ar.]
( Keçi. İLE Kuş yavrusu, palazı. İLE Ağzın iç tarafı, avurt. )
- BUCA ile BUCAK ile BUCAKLI ile BUCAKSIZ ile BUCAK BUCAK
- BUCK :/yerine DOLAR
- BUCKİNGHAM ile BUCKİNGHAM SARAYI ile PARA ile BUĞDAY ile BUKAROO ile BUCKEROO ile SAÇMALIK
( BUCKINGHAM vs. BUCKINGHAM PALACE vs. BUCK vs. BUCK WHEAT vs. BUCKAROO vs. BUCKEROO vs. BUCKSHOT )
( شوکا ile ديلار ile گندم سياه ile مربي اسب ile باکينگهام ile کاخ باکينگهام ile چار پاره ile چهارپاره ile ساچمه درشت ile ساچمه )
( SHOKA ile ديلار ile GANDAM SYAH ile MARBY ASB ile BAKYNAGEHAM ile KAKH BAKYNAGEHAM ile CHAR PAREH ile CHEHARPAREH ile SACHMEH DARSHT ile SACHMEH )
- BUDA
( BUDDHA )
- BUDA DOĞASI -ile
( Sidhartha Gautama, Bo ağacının altında aydınlandığında "Her şeyde ve her bireyde Buda doğasını görmek ne kadar harikulâde" demişti. Zen meditasyonunun amacı kişinin, içindeki Buda doğasını açığa çıkarmasıdır. Zen'de, yaşamın amacı ise insana ve tüm evrene içindeki Buda doğasını gösteren bir biçimde yaşamaktır. Herşeyin içindeki Buda potansiyeli anlamına gelen Tathagatagarbhafirkiyle bağlantılıdır.(Mahayana Budizmi'nde) )
- BUDA ile/||/<> ARHAT ile/||/<> BODHİSATTVA
( Tam ve aşılmaz aydınlanmaya ulaşmış, evreni gerçek böylesiliğiyle görüp kavramış kişi. @@ Nirvana'yı arayan, başka insanları kurtarmaya çaba harcamadan kendi kurtuluşunun peşinde olan kişi. @@ Nirvana'ya hemen girmeyip, öteki tüm duyarlı varlıkların aydınlanmasına adamış olan kişi. )
- BUDA = BUTSU[Jap.]
( Bir bilge. | Adı giderek birinin adı olmanın ötesine geçer. Aydınlanmanın simgesine ve adına dönüşür. )
- BUDA = ZÜLKÜF (A.S.)
- BUDA/BUDHA -ile
( Uyanmış olan, aydınlanmış olan. Özel isim olarak kullanıldığında Sidharta Gautama'yı ifade eder. )
- BUDA(BUTSU[Japonca]) -ile
( Tam ve aşılmaz aydınlanmaya ulaşmış, evreni gerçek böylesiliğiyle görüp kavramış kişi. Aydınlanmaya ulaşmış bir varolan. Buddhakaya ve Mutlak'ın eş anlamlısı. )
- BUDA-DHARMA[Sansk.] = BUDA-DHAMMA[Palice]
( Aydınlanmış Bilgelik. )
- BUDA-DHARMA ile/||/<> BUDA-HRYDAYA ile/||/<> BUDDHAKAYA
( Aydınlanmış Bilgelik. @@ Aydınlanma parıltısı. @@ Mutlak, Budalık olarak görülen durum. )
- BUDA-HRYDAYA -ile
( Aydınlanma parıltısı. )
- BUDALALIK ile/değil/yerine/>< "BUDA'LIK"
- BUDDHA GAYA -ile
( Sakyamuni Buda'nın kutsal Hintinciri Ağacı'nın altında aydınlanmaya ulaştığı yerin adı. )
- BUDİZM'DE/Kİ TARİKATLAR:
SARI ile/ve SİYAH ŞAPKALILAR ile/ve KIRMIZI GRUP ile/ve ŞAPKASIZLAR
( Dalay Lama'nın başkanlığındadır. İLE/VE Karmapalar yönetir. İLE/VE ... İLE/VE ... )
- BÜFE ile BÜFECİ/LİK
- BUGA = SARIG/BÖZ BUGA
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Hindistan'dan getirilen bir ilaç.[Genellikle sarı ya da kızıl-kahve renktedir.] )
- BUĞDAY BİTİ ile BUĞDAY GÜVESİ
( Yarımkanatlılardan, gövdesi yeşil, başı siyah, ekinlere zararlı bir böcek, ekinbiti. İLE Tahıla zarar veren küçük bir kelebek. )
( SITOPHILUS GRANARUS cum TINEA GRANELLA )
- BUĞDAY ile BUĞDAY UNU ile BUĞDAY BİTİ ile BUĞDAY PASI ile BUĞDAY RENGİ ile BUĞDAY GÜVESİ ile BUĞDAY BENİZLİ ile BUĞDAY SÜRMESİ
- BUĞDAY ile GÖCE
( ... İLE Dövülmüş, kabuksuz buğday. Tarhana, bulgur yapmak için kullanılan, kabuğu soyulmuş ve kırılmış buğday. )
- | BUĞDAY ile KEPEK ile ARPA/CEVDE ile ÇAVDAR | ile YULAF
( Gramineae ailesinin triticeae ve aveneae olmak üzere iki bölümü vardır. Buğday, çavdar ve arpa, triticeae; yulaf ise aveneae bölümündendir. )
( BESEK/BESDEK[Fars.]: Harman yerinde toplanılan buğday ve arpa demeti. )
( | WHEAT vs. BRAN, WHOLE-WHEAT vs. BARLEY vs. RYE | vs. OATS )
( | TRITICUM cum FURFUR/IS cum HORDEUM VULGARE cum SECALE CEREALE | cum AVENA SATIVA )
- BUĞDAYPASI ile BUĞDAYSÜRMESİ
( Pasmantargillerden, asalak bir mantar. | Bu mantarın, buğday ve benzeri bitkilerin yapraklarında oluşturduğu hastalık. İLE Buğday başaklarında oluşan ilkel mantar. | Bu mantarın yol açtığı hastalık. )
( PUCCINIA GRAMINISI cum TILLETIA TRITICI )
- BUĞDAYSI ile BUĞDAYSI TANE ile BUĞDAYSI MEYVE ile BUĞDAYSI TOHUM
- BUĞRA/CEMEL/BAÎR/LÖK ile/ve/||/<> MAYA
( Eril deve. | Damızlık deve. İLE/VE/||/<> Dişil deve. )
( ECMÂL[< ECMEL]: Eril develer. )
( LÖK: Yedi yaş üstü deve. [Lök gibi oturmak.] )
- BÜGÜ ile BİLGE
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Bilge )
- BUĞULAMAK ile BUĞULANMAK ile BUĞULAŞMAK ile BUĞULANDIRMAK ile BUĞULAŞTIRMAK ile BUĞULANABİLMEK ile BUĞU ile BUĞUR ile BUĞUZ ile BUĞULU ile BUĞU KEBABI ile BUĞUL BUĞUL
- BUĞU/LU ile/değil PUS/LU
- BUGÜNKÜ AKLIM ile/ve/değil/yerine/<>/< DÜNKÜ YAPTIKLARIM
( Bugünkü aklım olsaydı, dünkü yaptıklarımı yapmazdım.
Ama dünkü yaptıklarımı yapmayabilseydim, bugünkü aklım da olmayabilirdi. )
- BUĞZ[Ar.] ile KERÂHET[Ar.]
- FOG, MIST[İng.] / BROUILLARD, BRUME[Fr.] / DUNST, DAMPF[Alm.] ile/değil/yerine/= BUHAR, BUĞU, PUS
- BUHAR-MÂF MUVÂZENESİ[Osm.] / VAPOUR-LIQUID EQUILIBRIUM[İng.] / ÉQUILIBRE LIQUIDE-VAPEUR[Fr.] / DAMPF-FLÜSSIGKEITS-GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= BUHAR-SIVI DENGESİ
- BUHÂR değil/yerine/= BUĞU
- BUHARA HALISI ve/<> SÜZANE KİLİMİ
( ... VE/<> Genç kızlar, çeyizleri için üç parça olarak kendileri hazırlamaktadır. )
- LATENT HEAT OF EVAPORATION[İng.] ile/değil/yerine/= BUHARLAŞMA GİZLİ ISISI
- VAPORIZATION RATE[İng.] / VITESSE DE VAPORISATION[Fr.] / ABDAMPFUNGGESCHWINDIGKEIT, VERDAMPFUNGSRATE[Alm.] ile/değil/yerine/= BUHARLAŞMA HIZI
- CHALEUR LATENTE[Fr.] / LATENTE WÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= BUHARLAŞMA ISISI
- BUHARLAŞMAK ile BUHARLAŞTIRMAK ile BUHARLAŞABİLMEK ile BUHAR ile BUHARLI ile BUHAR VALFİ ile BUHARLI ÜTÜ ile BUHAR KAZANI ile BUHARLI GEMİ ile BUHARLI TREN ile BUHAR MAKİNESİ ile BUHARLI MAKİNE ile BUHARLI ISITMA ile BUHAR KURUTUCUSU ile BUHARLAŞMA NOKTASI
- BUHL[Ar.] ile DANN[Ar.]
- BUHT[Ar.] ile BUHT[Ar.]
( İki hörgüçlü deve. İLE Oğul. )
- BÜHTAN ile SÛ-İ ZANN
( Zan bir kafese benzer, biz de bülbüle. O zan kafesi, bizi gül dalına kondurtmaz. )
- BUHÛ'[Ar.] ile BUHÛH[Ar.]
( Alçakgönüllülükle hakkını isteme. İLE Ses kısıklığı. )
- BUHUR[< BAHR]:
DENİZLER -<
- BUHUR[Ar. < BAHR] ile BUHÛR[Fars.]
( Denizler. İLE Tütsü. )
- BUILD :/yerine İNŞA ETMEK
- BUILDING :/yerine BİNA
- BÜKÂ' -ile
( AĞLAMA, GÖZYAŞI DÖKME )
- BUK'A[Ar.] ile BUK'A BUK'A[Ar.]
( Yer, toprak, ülke. | Büyük yapı. | Benek, leke. İLE Yer yer, memleket memleket. )
- BUKA/BUQA ile BUKAÇ/BUQAÇ ile BUKAÇ/BUQAÇ ile BUKAGU/BUQAGU ile BUKAK/BUQAQ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Boğa. İLE Çömlek ya da güğüm.[EŞİÇ BUKAÇ/EŞİÇ BUQAÇ: Tencere-tava.] İLE Bir dağ geçidinin adı. İLE Hırsızlara vurulan pranga. İLE Kursak. )
- BUKALEMUN ve/||/<> ÇOBANALDATAN KUŞU
( )
( ... cum CAPRIMULGUS EUROPAEUS )
- BÜKÂ-YI ŞEDÎD ile/değil/yerine BÜKÂ-YI SÜRÛR
( Hüngür hüngür ağlama. İLE/DEĞİL/YERİNE Sevinçten doğan gözyaşı. )
- BUKE[Fr. < BOUQUET] değil/yerine/= KOKU, RAYİHA
- BÜKE ile/||/<> BÜK
( Yöresi ormanlık yüksek ve çıplak tepe. İLE/||/<> Sık çalılık, fundalık. )
- BUKE ile BUKET
- BUKLE(T)[Fr.] değil/yerine/= LÜLE[Fars.]
( ... YERİNE Bükülmüş, dürülmüş şey. | Bir akarsu ölçü birimi. | Saç kıvrımı. | Su akan, musluksuz boru. )
- BÜKRA[Ar.] ile GADÂT[Ar.] ile MESÂ'[Ar.] ile 'İŞÂ'[Ar.] ile 'ÂSŞİYY[Ar.] ile ASÎL[Ar.]
- BÜKREŞ/BUCHRESTI[< Rom. BUCH:
Neşe.]:
Neşeli yerler. -<
- BUKÛKET-ÜS-SAYF[Ar.] ile BUKÛKET-ÜŞ-ŞİTÂ'[Ar.]
( Yaz mevsiminin en sıcak zamanı. İLE Kışın en soğuk zamanı[zemherir]. )
- BÜK(ÜL)MEK ile BURK(UL)MAK
- BÜKÜLMEK ile EĞİL ile BÜKÜCÜ ile BÜKME ile NAMAZDA EĞİLMEK
( BEND vs. BEND OVER vs. BENDER vs. BENDING vs. BENDING IN PRAYER )
( چنبره ile کج کردن ile دولاکردن ile پيچش ile خميدن ile خماندن ile خميدگي ile خميده کردن ile خميده شدن ile برگشتگي ile خم کردن ile خم شدن ile شرايط خميدگي ile زانوئي ile شکنج ile تا کردن ile دولا شدن ile عضله خم کننده ile انحنا ile رکوع )
( CHENBAREH ile KAJ KARDAN ile DOLAKARDAN ile PEYCHESH ile خميدن ile خماندن ile KHAMYDEGY ile KHAMYDAH KARDAN ile KHAMYDAH SHODAN ile برگشتگي ile KHAM KARDAN ile KHAM SHODAN ile SHARAYT KHAMYDEGY ile ZANOYEY ile SHKANJ ile TA KARDAN ile DOLA SHODAN ile AZOLEH KHAM KONANDEH ile ENHENA ile RAKOOE )
- BULA BULA (...YI [MI] BULMAK[?]) -ile
- BULAMAK ile BUL ile BULA ile BULUCU/LUK
- Bulamazsan "71'inci bir neden vardır! diye düşün öyle KONUŞ!!!
- BULANIK TÜMLEYEN ile/||/<> BULANIK FARK
( Tümleyen 1-μ(x), fark kümeleri arasındaki çıkarma işlemi )
( Formül: μĀ(x) = 1 - μA(x) )
( Lotfi A. Zadeh tarafından 1965 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1921-2017) (Ülke: Azerbaycan/ABD) (Alan: Matematik, Bilgisayar) (Önemli katkıları: Bulanık mantık, bulanık kümeler) )
- TRÜB[Alm.] ile/değil/yerine/= BULANIK
- NEPHELOMETRY[İng.] / NÉPHÉLOMÉTRIE[Fr.] / NEPHELOMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BULANIKLIKÖLÇÜM, NEFELOMETRİ
- AKIŞ:
BULANMADAN ile/ve/||/<> DONMADAN
- BULAŞIK/LIK ile BULAŞIKÇI/LIK ile BULAŞIK İŞ ile BULAŞIK ADAM ile BULAŞIK BEZİ ile BULAŞIK GEMİ ile BULAŞIK SUYU ile BULAŞIK DENİZ ile BULAŞIK ELDİVENİ ile BULAŞIK MAKİNESİ ile BULAŞIK DETERJANI ile BULAŞIK MAKİNESİ TUZU
- BULAŞMA ile AKIŞ
( TO SMUDGE vs. FLOWING )
- BÜLBÜL[< Fars., Ar. | çoğ. BELÂBİL, ANDELÎB] ile/ve ÖTLEĞEN/ÇALIBÜLBÜLÜ
( ... İLE/VE Çalıbülbülü. )
( MÜRG-İ SEHERÎ ile/ve ... )
( MÜRG-İ BÂG/BÂM/ÇEMEN/HEZÂR/HOŞ-HÂN/SEHER/SEHER-HÂN/SUBH/ŞEB-ÂHENG/ŞEBHÂN/ŞEB-HÎZ/TARAB, HÂKİSTER[mecaz] ile/ve ... )
( LUSCINIA MEGARHYNCHOS cum SYLVIA COMMUNIS )
- BÜLBÜL'ÜN:
"SESİ" ile/ve/değil/||/<>/< DERDİ
- BULB/US ile BULBUS OKULİ
( Yuvar. İLE Göz yuvarı, göz küresi. )
- BULDGING ile HUMP ile KREST
( Şişkinlik, çıkıntı. İLE Tümsek, hörgüç, kambur. İLE Kabartı, çıkıntı. )
- BULGUNA/MALGUNA[dvnlgttrk] ile/= ÇALI
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Esnek, kızıl renkli bir çalı.[Ilgın ağacına benzer.] )
- BULGUR ile DÜĞÜ/DÜYÜ/DÜĞÜRCÜK/SİMİT
( ... İLE Elendikten sonra geriye kalan en ince bulgur. | Pirinç. )
- bull.[Lat. < BULLI] değil/yerine/= KAYNAT, KAYNATINIZ
- BÜLUĞ ile BÜLUĞ ÇAĞI
- BÜLUĞA ERMEK değil/yerine/= ERGEN/ERİN OLMAK
- BULUNÇ/VİCDAN ve/=/||/<> ÖLÇÜ/MİZAN
- BULUNCU(VİCDANI), TATMİN ETMEK ile/ve/||/<> AKLI, İKNÂ ETMEK
( TO SATISFY THE CONSCIENCE/CONSCIOUS vs./and TO CONVINCE THE REASON )
- BULUNDUĞUN YER ile/ve/değil EŞİK
- BULUNMAK ile/ve/||/<>/> TERK ETMEK
- [ne yazık ki]
"BULUP DA BULAMAK"["BUNAMAK" değil!] ile/ve/||/<> "AZIP DA AZIMSAMAK"
- BULUŞMA ile BULUŞMA YERİ
- BULUŞMA ile/ve/değil EŞİK
- Buluşmak için SUS!!!
- BULUT ile GERD
( ... İLE Toz bulutu. )
- BULUT ile NİSAN BULUTU/EBR-İ NÎSÂN[Fars.]
( Nisan bulutu. )
- BULUT ile/ve/||/<> PERDE ile/ve/||/<> KAPI
- BULUTSULAR/NEBULA ile/ve/||/<> GÖKADALAR/GALAKSİLER ile/ve/||/<> KARA DELİKLER
- BÛM/E[Ar., Fars.] ile BÛM[Ar.]
( Baykuş. İLE Yer, toprak, yurt. | Sürülmemiş tarla. | Tabiat, huy. )
- BUNA BAĞLI OLARAK ile DOLAYISIYLA
- BUNALIM/KRİZ ile/ve/||/<> YARALANMA/VURUK/TRAVMA
- BUNALMA ile BUNAMA/ATEH[Ar.]/DEMANS[Fr., İng. < DEMENTIA]
( Sonsuz sonucu olmayan hiçbir küçük iş yoktur. )
( ... ile ATEH [ATÛH: Bunak] )
- BUNAMADA:
VASKÜLER ile/ve/||/<> LEWY CİSİMCİKLİ ile/ve/||/<> FRONTOTEMPORAL ile/ve/||/<> PARKINSON ile/ve/||/<> HUNTINGTON
- BUNLARIN DIŞINDA ile ARTI OLARAK
- BUNSEN CELL[İng.] / PILE DE BUNSEN[Fr.] / BUNSEN-ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= BUNSEN PİLİ
- BUNU ALDIM <>/||/>/< BUNALDIM değil/yerine
YANLIŞIMIN/YANILSAMAMIN/OYUNUN FARKINDAYIM
- BUNU DA) İTİRAF (ETMEK GEREK) ile/ve/değil/||/<>/< (BUNU DA) İFADE (ETMEK GEREK)
- BUNU ile/ve ONU
( THIS vs. THAT )
- BUNUN/ONUN 'ANLAM'I YOK! ile/değil BUNUN/ONUN YARARI YOK!
- BUNUN/ŞUNUN/ONUN GİBİ ile/ve/||/<> BUNA/ŞUNA/ONA BENZER
- BÜNYÂD değil/yerine/= TEMEL | BİNÂ, İNŞAA, YAPI
- BU/O İŞTE ELİ VAR/DIR ile/değil BU/O İŞTE (BİR) PARMAĞI VAR/DIR
- BURA DA ... DEĞİL değil BURASI DA ... DEĞİL
- BURABİLMEK ile BURA ile BURAK ile BURALI ile BURAM BURAM
- ... BURADAN GELİ(YO)R ile/ve/değil ... BUNA/ŞUNA DAYANI(YO)R
- BURÇ ile BURÇ
( Kale duvarlarından daha yüksek, yuvarlak, dört köşe ya da çok köşeli kale çıkıntısı. | Zodyak üzerinde yer alan 12 takımyıldıza verilen ortak ad. İLE Ökseotu. )
- BURÇ ile BURÇLAR IŞIĞI ile BURÇLAR KUŞAĞI
- BURÇ değil GENELLEME
( Kişileri, burçlarına göre ayırmak ve tanımlamak, ciddi bir karşılığı bulunmayan, gerçekliklerden, yaşamın ayrıntılarından ve/ya da kendinden kaçışlara hizmet eden genellemelerdir. )
- BÜRD[Ar.] ile BÜRD[Ar.]
( Bir çeşit çubuklu kumaş, aba. İLE Bilmece, bulmaca, muammâ. )
- BU'RE[Ar.] ile BÛRE[Ar.]
( Çukur. | Çölde çukur biçiminde yapılan ocak. İLE Kuyumcuların kullandıkları, tuza benzer bir madde. | Nebat şekeri.[TEBERZED] )
- BUREAUCRACY vs. "DEEP STATE"
- CEREYÂN-İ GİRDÂB MUÂYENESİ[Osm.] ile/değil/yerine/= BURGAÇ AKIM DENEYİ
- HİFZ-İ GİRDÂBİYET[Osm.] ile/değil/yerine/= BURGACILIĞIN KORUNUMU
- BURGAZADA ile/ve KAŞIK ADASI / "PİDE"[< PİTA] ADASI
( ... İLE/VE Burgazada'nın önünde bulunan küçük ada. )
( Tarihi kaynaklara göre bilinen ilk tarihsel olay, Büyük İskender'in komutanı Antigonos'un oğlu Dimitrios Polyerkides'in M.Ö. 298 yılında, babası adına Panarmos adasında bir kale inşa ettirmesi ve adaya Antigoneia adını vermesidir. İLE/VE ... )
( Bizans döneminde üç manastır yaptırılmıştır. )
( )
( )
- BURHAN ile/ve IYÂN
( ... İLE/VE Doğrudan deneyim/gözlem. [İşrâkilik'te!] )
- BURHAN ile/ve IYÂR
( ... İLE/VE Saadete doğru gitme. [> AYÂR: Altının, gümüşün ve öteki değerli madenlerin karışma derecesi.] )
- BURHAN-I LİMMÎ ile/ve BURHAN-I İNNÎ
( Fizik. İLE/VE Matematik. )
( Niçin? İLE/VE Nasıl? )
( Tabii. İLE/VE Tâlimî. )
( Zihinde. İLE/VE Hem zihinde, hem dışarıda. )
( Aposteriori. İLE/VE Apriori. )
- BÜRİ/BAŞAK BÜRİSİ ile BÜRİ ile BÜRGÜÇ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Okun ucuna geçirilen temrenin oyuğu. İLE Ark ya da kuyu gibi şeylerin ağzına takılan ve bu ağızları destekleyerek suyun şiddetiyle yarılmasını engelleyen yuvarlak içi boş tahta parçası. İLE Fırın içindeki ekmeyi çevirmeye yarayan, kılıca benzeyen geniş bir tahta parçası. )
- BURKİNA FASO'DA:
YOL SORMA ve/<> HAL-HATIR SORMA
( Herhangi birine yol soracak olursanız, önce tokalaşırlar. Hal-hatır sorarak, size gideceğiniz yeri tarif eder ve sonra tekrar tokalaşarak ayrılırlar. )
- BURN-OUT değil/yerine/= TÜKENMİŞLİK
- BURN :/yerine YANMAK
- BÜRO ile EMLAK BÜROSU ile BÜROKRASİ ile BÜROKRAT
( BUREAU vs. BUREAU OF PROPERTIES vs. BUREAUCRACY vs. BUREAUCRAT )
( شورا ile سرويس ile اداره ile گنجه جالباسي ile ديوان ile اداره اماکن ile کاغذ پراني ile اداره بازي ile مامور دولتي )
( SHORA ile SOROYS ile EDAREH ile GONJEH JALBASY ile DYVAN ile EDAREH EMAKON ile KAGHZ PARANY ile EDAREH BAZY ile MAMOR DOLATY )
- BÜROKRAT ile BÜRO OFİSİ ile BÜRO İŞLERİ
( CLERICAL vs. CLERICAL OFFICE vs. CLERICAL WORK )
( دفتري ile کار دفتري )
( DAFTARY ile KAR DAFTARY )
- BURS ile BURSA ile BURSLU/LUK ile BURSALI/LIK ile BURSSUZ
- BURS- ile/||/<> CYST-/CYSTİ-/CYSTO-/CYSTİDO- ile/||/<> VESİCO-
( Kese. İLE/||/<> Kese, torba. İLE/||/<> İdrar kesesi, kese, kabarıklık. )
- YASTIKÇIK/KESE/TORBA/BURSA[Lat. < BURSA SYNOVIALIS] ile Bursa
( Eklem bölgelerinde bulunan, içi sıvı dolu küçük kesecikler. [Kaslar, tendonlar ve kemikler arasındaki sürtünmeyi azaltarak hareketi kolaylaştırır.] İLE Türkiye'de, Marmara bölgesindeki bir il. | M.Ö. II. yüzyılda kurulan kent, Prusias[Bitinya Kralı] adını almış ve zamanla Bursa biçiminde değişmiştir. )
- BÜRT = KÂBUS
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- BÜRÛK[Ar.] ile BÜRÛK[Ar. < BERK]
( Un helvası. İLE Şimşekler. )
- BURULMAK ile BURUŞMAK ile BURUNLAMAK ile BURUKLAŞMAK ile BURUNLATMAK ile BURULABİLMEK ile BURUŞABİLMEK ile BURUŞUVERMEK ile BURU ile BURUK/LUK ile BURUN/LUK ile BURUKÇA ile BURUNLU ile BURUN OTU ile BURUK BURUK ile BURUM BURUM ile BURUŞ BURUŞ ile BURUN BURUNA ile BURUN DELİĞİ ile BURUN DİREĞİ ile BURUN KANADI ile BURUN PERDESİ ile BURUN BOŞLUKLARI
- BURUN ile/ve/değil GAGA
( HATM[insanda ve hayvanda] ile/ve/değil HATM[: Kuş gagası.] )
( MOUTH vs./and BEAK )
- BURY :/yerine GÖMMEK
- BÛS/E[Fars.] ile -BÛS[Fars.]
( Öpme, öpücük, öpüş. İLE Öpen. [DÂMEN-BÛS: Etek öpen.] )
- BÛSE ile ÖPÜCÜK
- BÛSE değil/yerine/= ÖPÜCÜK/ÖPÜŞ
- BUSINESS LIFE vs. PRIVATE LIFE
- BÜŞRÂ[Ar.]/MÜJDE değil/yerine/= SEVİNÇLİ SAVA/ÇAV(HABER)
- BÜST ve/<> ANIT-KİTÂBE
( Şili'nin başkenti Santiago'da da,
bir ATATÜRK anıt-kitabesi vardır.
ATA'mızın anıtı, Las Condes Belediyesi tarafından dikilmiş ve
Apaquindo Caddesi'nde yer alıyor.
Anıt, 3 - 3.5 m. yüksekliğindeki bir duvar üzerinde bulunan
ATATÜRK büstü ve yanındaki ay-yıldızdan oluşuyor.
Anıt üzerindeki kitabenin çevirisi...
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu,
Vatanının fedâkâr ve sadık hizmetkârı,
Benzeri olmayan kahraman,
İnsanlık idealinin canlı timsali.
Tüm hayatını, Türk milletine vakfetmiş,
Milletine, kendi ruhunun ateşini vermiştir.
Anısı, milletinin ruhunu ateşli tutan,
Sönmez bir meşale olarak yaşamaktadır. )
- BÜST ile HERME
- BÜST ile/||/<> SFENKS ile/||/<> EQUESTERİAN
( İnsanın gövdesinin başını ya da göğüsten yukarısını gösteren heykel. İLE/||/<> Başı ve gövdesi farklı türlerden (genellikle başı kadın ve gövdesi aslan gibi) olan fantastik yaratık. İLE/||/<> Atlı portre. Batı sanatında resim ve heykel alanında soylu ya da önemli kişileri betimlemek için kullanılmış bir portre türü.[En başarılı örneklerini Rönesans'ta Donatello ve Verrocchio'nun yapıtlarında gördüğümüz bu tür portreler, modeli onurlandırıcı ve yüceltici bir anlam taşırdı.] )
- BÜST[Fr.] ile TORS
( Yontu sanatında başı, göğsü, kimi zaman da omuzları içine alan yontu türü. İLE Gövde heykeli. )
(1996'dan beri)