Dört(4) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 30.251 başlık/FaRk ile birlikte,
30.251 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(39/122)
- EV ile/||/<> AİLE
- EV ile EV İŞİ ile EV ALTI ile EV BARK ile EV ADAMI ile EV HALKI ile EV EKMEĞİ ile EV EŞYASI ile EV HANIMI ile EV KADINI ile EV SAHİBİ ile EV SİNEĞİ ile EV YEMEĞİ ile EV GEZMESİ ile EV EKONOMİSİ ile EV HANIMLIĞI ile EV KADINLIĞI ile EV SAHİPLİĞİ
- EV ve/||/<>/> EVRE
( HOME/HOUSE and/||/<>/> PHASE/STAGE )
- EV ile/ve HÂNE
- EV ile MEMLEKET ile EV ARAZİSİ ile ANA KONUM ile VATAN ile EVSİZ ile EVSİZ KİŞİ ile EVSİZLİK ile SADE ile SINIF ODASI ile EVLER ile VATAN HASRETİ ile VATAN HASRETİ ile SADE ile ÇİFTLİK EVİ ile EVE DOĞRU
( HOME vs. HOME COUNTRY vs. HOME LAND vs. HOME POSITION vs. HOMELAND vs. HOMELESS vs. HOMELESS PERSON vs. HOMELESSNESS vs. HOMELY vs. HOMEROOM vs. HOMES vs. HOMESICK vs. HOMESICKNESS vs. HOMESPUN vs. HOMESTEAD vs. HOMEWARD )
( اقامت گاه ile متبوع ile ماوا ile خانه ile سامان ile دولت متبوعه ile مرزوبوم ile موقعيت مبدا ile وطن ile بي ماوا ile بي خانه ile بي سر و سامان ile بي مسکن ile بي خانمان ile خيابانگرد ile بي سامان ile بيخانمان ile آسمان جل ile لامکان ile آواره ile دربدر ile خانه بدوش ile آدم دربدر ile بيخانماني ile خانه بدوشي ile آوارهبودن ile آوارگي ile فاقد جمال ile مثل خانه ile کلاس درس ile بيوتات ile غربت زده ile بيمار وطن ile احساس غربت ile بافت ميهني ile مزرعه رعيتي ile بطرف خانه )
( EGHAMET GAH ile MOTBOO ile MAVA ile KHANEH ile SAMAN ile DOLAT MOTBUE ile MARZOBOM ile MOQEYT MOBDA ile VATAN ile BEY MAVA ile BEY KHANEH ile BEY SAR VE SAMAN ile BEY MOSKAN ile BEY KHANEMAN ile KHYABANGARD ile BEY SAMAN ile BEYKHANEMAN ile ASMAN JEL ile لامکان ile AVAREH ile دربدر ile KHANEH BEDOOSH ile ADAM DARBADAR ile بيخانماني ile KHANEH BEDOOSHY ile AVAREABUDAN ile AVARGY ile FAGHAD JOMAL ile MOSL KHANEH ile KOLAS DARS ile بيوتات ile GHARBAT ZADEH ile BEYMAR VATAN ile EHSAS GHARBAT ile BAFT MYNPANY ile MAZRAEH RAYTY ile BETREF KHANEH )
- EVÂN[Ar. çoğ. ÂVİNE] ile EVÂM[Ar.]
( Vakit, zaman, çağ. İLE Borç, ödünç. | Renk, boya. )
- EVAR/ENDOVASCULAR AORTIC ANEURYSM REPAIR[İng.] değil/yerine/= ENDOVASKÜLER AORT ANEVRİZMA TAMİRİ, DAMAR İÇİ ANA ATARDAMAR BALONCUĞU ONARIMI
- EVCÂ'[Ar. < VECÂ] ile EVCÂR[Ar.]
( Ağrılar, sancılar, acılar, sızılar. İLE İçinde gizlenmek üzere oluşturulan çukurlar, siperler. )
- EVCE ile EVCEK
- EVCİMEN, BEKİR SITKI PROF. DR. (İST. 1926 - 1979) :
( Büyükdereli olup, ilk ve orta öğretimini burada tamamlamış, askerlik görevini takiben 1951'de kayıt olduğu İ.Ü. Üniversitesi Orman Fakültesinden 1955'te Orman Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. 1956'da İ.Ü. Orman Fakültesi Ormancılık Politikası ve Amenajman Kürsüsüne asistan olarak atandı. 1961 yılında hazırladığı "Türkiye Sedir Ormanlarının Ekonomik Önemi ve Amenajman Esasları" adlı çalışması ile Doktor unvanını aldı. İngiltere ve ABD de çalışma konuları ile ilgili olarak bilimsel araştırma ve incelemelerde bulundu. 1966'da "Türkiye'deki Aynı Yaşlı Ormanların Optimal Kuruluşa Götürülmesi İmkânları Hakkında Araştırmalar" konulu tezi hazırladı ve Doçent unvanını aldı. 1973 - 1974 arasında Almanya'da Freiburg ve Göttingen Üniversitesi Orman Fakültesinde bilimsel çalışmalarda bulundu. 1976'da Profesörlük unvanını aldı, 1979'da vefât etti. )
- EVDE BAKIM ile/ve/||/<> HASTAHANEDE BAKIM
- EVE/EWE/YEVE/YEWE = EVEK/EWEK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Oğuzların bir kolu. İLE Tez canlı, aceleci kişi. )
- EVEN :/yerine HATTA, BİLE
- EVENT vs. FACT
- EVENT/RECORDER EVENT RECORDER[İng.] değil/yerine/= OLAY KAYDEDER
- EVENT :/yerine ETKİNLİK, OLAY
- EVER :/yerine HİÇ, DAİMA
- EVEREST ile DURMADAN ile DAİMA KALICI ile TERS ÇEVRİLEBİLİR ile EVERSİYON
( EVEREST vs. EVER vs. EVER LASTING vs. EVERSIBLE vs. EVERSION )
( درهر صورت ile هرگز ile مادام الحيات ile مادام العمر ile مخلد ile اورست ile واژگون شدني ile واژگون سازي )
( DAREAR SORT ile NPARGOZ ile مادام الحيات ile مادام العمر ile MOKHOLD ile OREST ile VAJGON SHODANY ile VAJGON SAZY )
- EVEREST ile OLYMPUS MONS
( Dünyadaki en yüksek dağ[8848]. İLE Mars'ta. [Everest'in 3 katı yüksekliğinde] )
- EVERSİYON/EVERSION[İng.] değil/yerine/= DIŞA DÖNDÜRME
- EVERY TIME vs. ALWAYS/FOREVER
- EVERYBODY vs. MANY
- EVET DERİM/DEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HAYIR DİYEMEM(EK)
( Özellikle de sevdiğin birinden alabileceğin "evlilik teklifi"ne... )
- Evet! DİNLE!!!
- EVET EKLEMİ ile/ve/||/<> HAYIR EKLEMİ
- Evet! SUS!!!
- EVET ile/ve/||/<>/> DEVAM ET
- EVET ile HE
- EVET ile MUTLAKA
( YES vs. ABSOLUTELY )
- EVET = YES[İng.] = OUI[Fr.] = JA[Alm.] = SI[İt.] = SÍ[İsp.]
- EVETLEME, OLUMLAMA = İCAP, TASDİK = AFFIRMATION[İng., Fr.] = BEJAHUNG[Alm.] = AFFIRMATIO[Lat.] = AFIRMACIÓN[İsp.]
- EVETLEMEK ile EVET ile EVET EFENDİMCİ/LİK
- EVHÂ[Ar.] ile VEHÂ[Ar.]
- EVİÇ ile HADİD
- EVİN/EWİN ile TAHIL
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Tahıl tanesi, tohum. İLE ... )
- EVİRME/EVİRTİM/YANSIMA = AKİS/İNİKÂS/İFRAĞ = CONVERSION[İng., Fr.] = KONVERSION[Alm.] = CONVERSIO[Lat.]
- EVİRMEK ile EVİNLENMEK ile EVİREBİLMEK ile EVİN ile EVİÇ ile EVİNLİ ile EVİNSİZ ile EVİ SIRTINDA
- EVKAF[< VAKF] -ile
( CÂMİ, MEDRESE, İMÂRET GİBİ HAYRÂTIN İDARESİNE AYRILAN ARAZİ, BİNA VS. | VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ )
- EVLÂ' -ile
( DAHA UYGUN, DAHA İYİ )
- EVLA ile EVLAT/LIK ile EVLATLI ile EVLATSIZ/LIK ile EVLAT ACISI
- EVLÂD-I İNÂS ile/||/<> EVLÂD-I YOL
( Kız çocukları.[vakfiyelerde geçer] İLE/||/<> Çoluk çocuk.[vakfiyelerde geçer] )
- EVLENECEĞİN KİŞİYİ:
AKŞAM/GECE GÖRMEK ile/ve/yerine SABAH/UYANINCA GÖRMEK
- EVLENMEMİŞ ile EVLİ OLMAYAN
( Bekâr(< [Ar. BEKÂRET][Fars. BİKÂR]), evlenmemiş demektir. [Evli olmayan anlamına gelmez!] )
- EVLİ-BARKLI
- EVLİ-DAMLI
- EVLİ YA ile EVLİYA
- EVLİLİK:
AİLE KARARI(GÖRÜCÜ) ile/ve/<> BEŞİK KERTMESİ ile/ve/<> DEĞİŞ-TOKUŞ
( Sibirya'nın kuzeyinde uygulanan üç çeşit evlilik. Eskiden ve kısmen hâlâ, gençler, 12 - 16 yaş arasında evlendirilirlermiş. İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> Bir kızın, bir aileye gelin ve oğlunun da damat olarak gitmesi. )
(
Öteki Evlilik Türleri
| Evlilik Türü | Tanım | Amacı | Yaygın Olduğu Bölgeler |
|---|---|---|---|
| Levirat Evlilik | Dul kalan kadının, ölen kocasının erkek kardeşiyle evlendirilmesi. | Dul kadının korunması, çocukların aile içinde kalması, miras bütünlüğü. | Türkler, Yahudiler, bazı Afrika kabileleri, Orta Asya, Güney Asya. |
| Sororat Evlilik | Bir erkeğin, eşi öldüğünde ya da doğurgan olmadığında eşinin kız kardeşiyle evlenmesi. | Aile bağlarını koruma, çocukların aynı aile içinde büyümesini sağlama. | Kızılderili kabileleri, Afrika kabileleri, Tibet, Nepal. |
| Zorla Evlilik | Bireyin isteği dışında, ailesi ya da toplumu tarafından evlendirilmesi. | Aile çıkarlarını koruma, sosyal ya da ekonomik kazanç sağlama. | Dünya genelinde bazı geleneksel topluluklar. |
| Görücü Usulü Evlilik | Ailelerin uygun gördüğü kişilerin evlendirilmesi ancak tarafların onayı alınır. | Ailelerin söz sahibi olması, uyumlu evliliklerin sağlanması. | Türkiye, Hindistan, Orta Doğu, Asya. |
| Çok Eşli Evlilik (Poligami) | Bir bireyin aynı anda birden fazla eşe sahip olması. | Soyun devamlılığı, sosyal veya ekonomik avantajlar. | Orta Doğu, Afrika, bazı Asya ülkeleri. |
| Tek Eşlilik (Monogami) | Bir bireyin yaşamı boyunca ya da evlilik süresince tek bir eşe sahip olması. | Aile yapısının istikrarlı olması, duygusal bağlılık. | Batı dünyası, Türkiye, modern hukuk düzenine sahip ülkeler. |
- EVLİ/LİK ile EVLİK ile EVLİ BARKLI ile EVLİLİK AKDİ ile EVLİLİK DIŞI ile EVLİLİK BİRLİĞİ ile EVLİLİK SÖZLEŞMESİ
- EVLİ/YİM ile/ve/değil/yerine TÖVBELİ/YİM
- EVOK POTANSİYEL/EVOKED POTENTIAL[İng.] değil/yerine/= UYARILMIŞ GİZİL GÜÇ
- EVRÂD[< VİRD] -ile
( OKUNMASI ÂDET OLUNAN DÎNÎ DUALAR, HER ZAMAN DİLDE VE AĞIZDA DOLAŞAN SÖZLER )
- EVRÂD[Ar. < VİRD] ile/ve/||/<> EZKÂR[Ar. < ZİKR]
( Okunması âdet olunan dini dualar. | Her zaman, dilde ve ağızda dolaşan sözler. İLE/VE/||/<> Anmalar, anımsamalar/hatırlamalar, bildirmeler, söylemeler. | Zikirler. )
- PHASE ANGLE[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE AÇISI
- PHASE DISCRIMINATOR[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE AYIRACI
- PHASE SPLITTER[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE BÖLÜCÜ
- PHASE EQUILIBRIUM[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE DENGESİ
- PHASE INVERSION[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE DÖNMESİ
- PHASE TRANSFORMATION[İng.] / TRANSFORMATION DE PHASE[Fr.] ile/değil/yerine/= EVRE DÖNÜŞÜMÜ
- PHASE DIAGRAM[İng.] / DIAGRAMME DE PHASE[Fr.] / PHASENDIAGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= EVRE/FAZ DİYAGRAMI
- SAFHA[Osm.] / PHASE[İng.] / PHASE[Fr.] / PHASE[Alm.] ile/değil/yerine/= EVRE, FAZ
- PHASE TRANSITION[İng.] / TRANSITION DE PHASE[Fr.] ile/değil/yerine/= EVRE GEÇİŞİ
- PHASE VELOCITY[İng.] / VITESSE DE PHASE[Fr.] ile/değil/yerine/= EVRE HIZI
- PHASE STABILITY[İng.] / STABILITÉ DE PHASE[Fr.] ile/değil/yerine/= EVRE KARARLILIĞI
- PHASE-SHIFT OSCILLATOR[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE KAYDIRMALI SALINGAÇ
- PHASE SHIFT[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE KAYMASI
- ONDE MODULÉE EN PHASE[Fr.] ile/değil/yerine/= EVRE KİPLEMELİ DALGA
- PHASE MODULATION[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE KİPLEMESİ
- PHASE MODULATED WAVE[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE KİPLENMİŞ DALGA
- PHASE MODULATOR[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE KİPLEYİCİ
- PHASE RELAY[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE RÖLESİ
- PHASE BOUNDARY[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE SINIRI
- PHASE GENERATOR[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE ÜRETECİ
- PHASE MATCHING[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE UYUMLAMASI
- PHASE SPACE[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE UZAYI
- PHASE REVERSAL[İng.] / OPPOSITION DE PHASE[Fr.] ile/değil/yerine/= EVRE ZITLIĞI
- EVRE ile/ve/||/<> DEVRE/DÖNEM
- EVRE[Tr.] ile EVRE[Ar.]
( Bir olayda/işte birbiri ardınca görülen/beliren, gelişen değişik durumların her biri. Aşama, safha, merhale, faz. İLE Giysinin/esvabın dış yüzü. )
- EVREN "ANLAYIŞI/KABULÜNDE":
"AÇIK" ile "DÜZ" ile "KAPALI"
( k=-1 İLE k=0 İLE k=1 )
( Ω < 1 İLE Ω = 1 İLE Ω > 1 )
- EVREN/KAİNAT:
OLUŞ/KEVN ve/||/<> BOZULUŞ/FESAD
- EVREN ile/ve BEN/KİŞİ
( UNIVERSE vs./and ME/PERSON )
- EVREN ile/ve BEN/KİŞİ
( UNIVERSE vs./and ME/PERSON )
- EVRENDOĞUM = KİYANİYAT, TEŞEKKÜL-İ ÂLEM = COSMOGONY[İng.] = COSMOGONIE[Fr.] = KOSMOGONIE[Alm.] = KOSMO-GONIA[Yun.]
- EVRENİN DIŞI" ile/<> "CENNET/CEHENNEM"
( İkisine de gidebilen ve dönebilen yoktur. )
- EVREN'İN İÇ YAPISI ve/<> EVREN'DE, İNSAN'IN YERİ
- Evrenin sesini duymak için SUS!!!
- EVRENSEL AKIL ile/ve/<> BİREYSEL AKIL
- EVRENSEL ile KÜRESEL/KÜREVİ
( ÂLEM-ŞÜMÛL ile ... )
( UNIVERSAL vs. GLOBAL )
- EVRENSELLEŞMEK ile EVRENSELLEŞTİRMEK ile EVRENSELLEŞEBİLMEK ile EVRENSELLEŞTİRİLMEK ile EVRE ile EVREN ile EVRENSEL/LİK ile EVREN PULU ile EVREN BİLİMİ ile EVREN DOĞUMU ile EVREN BİLİMSEL
- EVRİM AĞACI[İng. EVOLUTIONARY TREE] ile/||/<> ATASAL[İng. ANCESTRAL] ile/||/<> EDİNİLMİŞ[İng. ACQUIRED] ile/||/<> FİLOGENETİK[İng. PHYLOGENETIC] ile/||/<> FİLOGENETİK AĞAÇ[İng. PHYLOGENETIC TREE] ile/||/<> FOSİL[İng. FOSSIL] ile/||/<> KARDEŞ GRUPLAR[İng. SISTER GROUPS] ile/||/<> KARDEŞ TÜRLER[İng. SIBLING SPECIES/SISTER SPECIES] ile/||/<> PALEONTOLOJİ[İng. PALEONTOLOGY]
( Türlerin ya da popülasyonların birbirleriyle olan evrimsel ilişkilerini gösteren çizimlerdir. Belirli canlıları kapsayabileceği gibi, var olmuş, olan ve olacak olan tüm türleri de kapsamaktadır. Paleontolojik çalışmalarda atalar fosil kayıtlarından bilinebilir, ancak aynı zamanda günümüzdeki genetik, morfolojik, ekolojik, vb. özelliklerden de ortak ata tahminlerinde bulunulabilir. Aynı zamanda "filogenetik ağaç" olarak da bilinir. @@ Evrim Ağacı üzerinde, ortak atanın torun türlerle ortak olarak paylaştığı özellikler. Zıt anlamlısı edinilmiş ya da gelişmiştir. @@ Evrim Ağacı üzerinde ortak atanın sahip olmadığı; ancak torun türlerden biri ya da birkaçının sonradan edindiği özelliklerin her biridir. @@ Çeşitli organizma grupları arasındaki evrimsel ilişkinin araştırılmasını konu alan bilim dalıdır. Filogenetik ağaçlar ise (filogeni ağacı, evrim ağacı ya da yaşam ağacı olarak da bilinir), bu tarihi şematik olarak göstermemize yarayan araçlardır. @@ Türlerin ya da popülasyonların birbirleriyle olan evrimsel ilişkilerini gösteren bir çizimlerdir. Belirli canlıları kapsayabileceği gibi, var olmuş, olan ve olacak olan tüm türleri de kapsamaktadır. Paleontolojik çalışmalarda atalar fosil kayıtlarından bilinebilir, ancak aynı zamanda günümüzdeki genetik, morfolojik, ekolojik, vb. özelliklerden de ortak ata tahminlerinde bulunulabilir. Aynı zaman "evrim ağacı" olarak da bilinir. @@ Çökelti kayaçları ya da taşlar ile kayaların içinde rastlanan taşlaşmış, canlı parçaları ya da kalıntıları. "Taşıl" olarak da bilinir. @@ Bir evrim ağacı üzerinde aynı ortak atasal düğümden farklılaşmış tür grupları ve soy hatlarıdır. @@ Bir evrim ağacı üzerinde aynı atasal düğüm noktasından farklılaşmış türlerdir. @@ Fosiller üzerinde çalışan bilim alanı. Bu dalın uzmanları paleontolog olarak isimlendirilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EVRİM EKONOMİSİ[İng. EVOLUTIONARY ECONOMICS] ile/||/<> YAŞAM TARİHİ[İng. LIFE HISTORY] ile/||/<> ZORUNLULUK[İng. NECESSITY]
( Bir bireyin, türün ya da popülasyonun ömürleri içinde olay ve olgulara harcadıkları zamanın ve enerjinin, evrimsel açıdan önemidir. Enerjiyi, çevresel ihtiyaç ve zorunluluklara en uygun kullanabilen bireyler, avantajlı konumda olacaklardır. Bu sebeple evrimsel anlamını yitirmiş organlar körelir, faydalı olanlar korunur. Ancak bu ekonomi, aynı zamanda "alışveriş ilkesi" (trade-off) dahilinde, bir yapının ne kadar gelişebileceğine de sınırlar koymuş olur.Evrimsel önemini yitirmiş organların körelmesi, bir bireyin yaşam tarihinin en önemli unsurlarındandır. Körelmenin sebebi, işe yaramayacak bir organın zigottan ölüme kadarlık ömür içinde üretilmesinin, büyütülmesinin, korunmasının, vb. süreçlerin son derece masraflı ve gereksiz olmasıdır. Bu yüzden, genetik yapısından ötürü bu gereksiz yapıları en az üreten, bunlara en az enerji ve zaman harcayan bireyler, en "körelmiş" biçimde üretebilen bireyler, evrim ekonomisi bakımından avantajlı konuma geçerler. Bu yüzden seçilim süreçleri, bu bireylerden yana işler. Nesilden nesile bu gereksiz yapılar körelir ve hatta yok olur. @@ Bir bireyin ömrü içinde zaman ve enerjisini nasıl ve ne için kullandığını gösteren şablondur. Evrimsel ekonomi, türün nasıl evrimleşeceğiyle doğrudan ilgili olduğundan, bireylerin yaşam tarihi de evrimsel süreçler ile doğrudan ilişkilidir. Zaman ve enerjinin kullanımına büyüme, onarım, yenilenme, yıkım, üreme, vb. olay ve olgular dahildir.Evrimsel önemini yitirmiş organların körelmesi, bir bireyin yaşam tarihinin en önemli unsurlarındandır. Körelmenin sebebi, işe yaramayacak bir organın zigottan ölüme kadarlık ömür içinde üretilmesinin, büyütülmesinin, korunmasının, vb. süreçlerin son derece masraflı ve gereksiz olmasıdır. Bu yüzden, genetik yapısından ötürü bu gereksiz yapıları en az üreten, bunlara en az enerji ve zaman harcayan bireyler, en "körelmiş" biçimde üretebilen bireyler, evrim ekonomisi bakımından avantajlı konuma geçerler. Bu yüzden seçilim süreçleri, bu bireylerden yana işler. Nesilden nesle bu gereksiz yapılar körelir ve hatta yok olur. @@ Zorunluluk, başka türlüsü düşünülemeyen ve tüm olanaklı dünyalarda aynı olan şeyi ifade etmektedir. Örneğin bir önerme zorunlu olarak doğruysa o önermenin yanlış olduğu düşünülemez. Zorunluluk kavramını hangi felsefe disiplini içinde inceleyeceğimize göre hakkında söyleyeceklerimiz değişmektedir. Zorunluluk kavramı, özellikle Kant’ın epistemolojisi bağlamında a priorilik ile özdeşleştirildiği için çağdaş epistemolojide de a priorilik tartışmaları içinde ele alınıp incelenmiştir. Kant sonrası analitik felsefede, zorunluluk ve a priorilik kavramları arasında bir ayrıma giden Kripke, a prioriliğin epistemolojik, zorunluluğun ise metafizik bir kavram olduğunu ileri sürmüştür. Bu ayrıma karşın örneğin Chisholm, zorunlu önermelerin var olduğunu ve bir kimsenin onu anlaması sonucunda doğru olduğunu anlaşılacağını dile getirerek ‘zorunlu olarak doğru olma’sı bakımından metafizik anlamını, ‘öznenin anlaması doğrultusunda doğruluğunu görmesi’ açısından ise epistemolojik anlamını kullanmıştır. O halde çağdaş epistemolojide zorunluluk, Kant’ın zorunluluğu ve a prioriliği özdeş tutması kadar içe içe tartışılmasa da, Kripke’nin ayrımına karşın, a priorilik zemininde tartışılmıştır. Çünkü metafiziğin ve mantık felsefenin kavramı olarak zorunluluğun epistemoloji içinde tartışılması için a priorilik gibi epistemolojik bir kavrama ihtiyaç vardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EVRİM YASASI ile/ve/||/<> EVRİM KURAMI ile/ve/||/<> EVRİMSEL BİYOLOJİ
( )
( )
- EVRİM ile BİYOÇEŞİTLİLİK
( Canlı türlerinin zamanla değişimi. İLE Dünyadaki tüm canlı türlerinin çeşitliliği. )
- EVRİMSEL AYRIKLIK[İng. EVOLUTIONARY DISTINCTIVENESS] ile/||/<> EVRİMSEL GELİŞİMSEL BİYOLOJİ (EVO-DEVO)[İng. EVOLUTIONARY DEVELOPMENTAL BIOLOGY (EVO-DEVO)] ile/||/<> EVRİMSEL SABİTLİK STRATEJİSİ (ESS)[İng. EVOLUTIONARILY STABLE STRATEGY]
( Tehlikede olan türleri belirlemek için kullanılan ölçeklendirme sistemi. Sistem bir türün evrimsel benzersizliği ve soyunun tükenme riskini ölçen bir değerlendirmedir. Koruma planlamalarında evrimsel önem ve soyun tükenme riski açısından türlerin önceliğini belirleyen metrik olma özelliği taşımakta. @@ Farklı organizmaların gelişme sürecini; bu organizmalar arasındaki atalarının ilişkisini inceleyen ve karşılaştıran, gelişimsel süreçlerin nasıl evrimleştiğini inceleyen bilim dalıdır. @@ Bu stratejiye göre, eğer bir populasyondaki bütün bireylerin sahip olduğu bir strateji varsa, bu strateji doğal seçilimle başka bir mutant strateji ile değiştirilemez.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EVSA'[Ar. < VÂSÎ] ile EVSÂH[Ar. < VESAH]
( Dahe/pek geniş/açık/enli/bol. İLE Kirler, pislikler. )
- EVSÂM[Ar. < VESM/VEŞM] ile EVSÂM[Ar. < VASM]
( Gövde üzerine bir iğne ile kara bir tozdan yapılan resimler, biçimler ya da yazılan yazılar, döğmeler. İLE Ayıplar, utanmalar, arlar, hayâlar. )
- EVSEMEK ile EVSEL ATIK
- EVVEL ile/ve ÂHİR
( Bâtın. İLE/VE Zâhir. )
- EVVELA[Ar.] değil/yerine/= ÖNCE/İLKİN/ÖNCELİKLE/İLK ÖNCE
- EVVEL/LİK ile EVVELİ ile EVVELCE ile EVVEL AHİR ile EVVEL BAHAR
- EVVELSİ SENE değil EVVELKİ(ÖNCEKİ) YIL/SENE
- EVYE" değil EVİYE[Fr. < &EACUTE;VIER]
- EVZÂ'[Ar. < VAZ] ile EVZAH[Ar. < VÂZIH]
( Durumlar/haller, duruşlar, tavırlar, vaziyetler. İLE Çok açık. )
- EWALD METHOD[İng.] / MÉTHODE D'EWALD[Fr.] / EWALD/SCHE METHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= EWALD YÖNTEMİ
- EWENS-WATTERSON HOMOZYGOSITY TEST[İng.] değil/yerine/= EWENS-WATTERSON HOMOZİGOTLUK/NÖTRLÜK TESTİ
( Popülasyon genetiğinde sık kullanılan fakat istatistik olarak güçlü olmayan, bir lokusun seçilimini anlatan testtir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EX ANTE PREVIOUSLY[İng.] değil/yerine/= ÖNCEDEN
- EX POST FROM BEHİND[İng.] değil/yerine/= GERÇEKLEŞEN
- EX SITU ile/||/<> IN SITU ile/||/<> IUCN RED LIST ile/||/<> KORUMA STRATEJİLERİ
( Biyoçeşitlilik koruma yöntemleri. )
( Formül: CR İLE EN İLE VU kategorileri )
- EX VIVO[İng.] değil/yerine/= CANLI DIŞI
- EX VIVO[İng.] değil/yerine/= EX VİVO
( Latince’de “canlının dışında” anlamına gelen ex vivo, bilimsel araştırmalarda yapılan deneyin ya da çalışılan örneğin canlının dışında doğal ortama mümkün olduğunca benzer bir ortamda gerçekleştirildiğini ifade eder.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EXCESS vs. MANY
- EXCHANGEABLE(NESS) vs. ARBITRARY(-I-NESS)
- EXECUTION vs. TO BEAR
- EXISTENCE AT OUT vs. EXISTENCE AT MIND vs. EXISTENCE AT LANGUAGE vs. EXISTENCE IN WRITTEN
- EXISTENCE IN SELF vs. EXISTENCE FOR SELF vs. EXISTENCE IN SELF AND FOR SELF
- EXIT[Tr.] değil/yerine/= ÇIKIŞ
- EXPANDER[İng.] değil/yerine/= GENİŞLETICİ (DOKU, YAPI VB.)
- EXPERIMENT vs. TEST
- EXPLANATION [OF ...] vs. THE NAME [OF ...]
- exsic.[Lat. < EXSICCATUS] değil/yerine/= KURU, KURUTULMUŞ
- ext. sup. alut.[Lat. < EXTENDE SUPER ALUTEM] değil/yerine/= DERİ ÜZERİNE YAYINIZ
- EXTANT SPECIES[İng.] değil/yerine/= BAKİ TÜR
( Günümüzde varlığını koruyabilmiş türlerdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EXTREME DEVOTION vs. SELF-SACRIFICE
- EXTREME DEVOTION vs. TO BEAR
- EYE vs. FACE
- EYEF ile/ve EYER
( İp yayı. İLE/VE İnsan yayı. )
( M.Ö. 6000-8000 zamanlarının en önemli teknolojik buluşlarından biridir. İLE/VE ... )
( Yük taşımaya yarayan urganın ayrılmaz parçası olan oval iki uçlu bir aygıt. İLE/VE ... )
( Teknik özellikleri:
* Eyef olmazsa ekin sapı, budanmış bağ çubukları, okluk ve yaylık gibi çubukların yakacak için çalı çırpının taşınması neredeyse olanaksızdır. Çubukların kayıp düşmelerine engel olur.
* Eyef'te düğüm yoktur. Karda-kışta, düğüm donduğundan dolayı yük boşaltılamaz. İple bağlanmış olsa ipi kesmek zorunda kalınır. Bu da yapılması zor ve zahmetli olan bir malzemenin kaybıdır.
* Ağır bir yükü, ikinci bir kişinin yardımına gerek kalmadan sırtınıza alabilir ve indirebilirsiniz.
* Düğüm olmadığından, yükü indirmek ve boşaltmak çok kolaydır. İpin/eyefin ucunu salıvermek yeterlidir.
* Yüklerin devrilmesi söz konusu olmadığından, kervanın sağlıklı akışını sağlar. Kesinti ve duraklamaya neden olmaz.
* Çalı-çırpının ve kişilerin, düzgün, tertipli bir disiplinle A noktasından, B noktasına ulaşmasını sağlar.
* Düğüm yapmak ve ipi kesmek gibi bir sorunu, temelli ortadan kaldırmıştır.
* Âlet, yetişkin bir kişinin, açık eli kadardır.
* Oval biçimlidir.
* Ucları dışarı taşarak üst üste oturur, gerektiğinde uclar aralanabilir. )
( BU/BUU/BUĞ ile/ve ... )
- EYER değil EĞER
- EYERLEMEK ile EYERLENMEK ile EYERLETMEK ile EYER ile EYERCİ/LİK ile EYERLİ ile EYERSİZ ile EYER KAŞI ile EYER KALTAĞI
- EYFEL KULESİ ve PISA KULESİ
- EYİM değil EĞİM
- Eyle ve KONUŞ!!! -ve
- EYLE! ve/||/<> GÖSTER! ve/||/<> KANITLA!
( Konuşmak yerine. VE/||/<> Söylemek yerine. VE/||/<> Söz vermek yerine. )
( Instead of talk! AND/||/<> Instead of say! AND/||/<> Instead of promise! )
( ACT! and/||/<> SHOW! and/||/<> PROVE! )
- EYLEM/FİİL ile/ve ETKİNLİK/FAALİYET
( Tek. İLE/VE Çok. )
( Somut. İLE/VE Soyut. )
( Fizikteki simgesi: S )
( ACTION vs./and ACTIVITY )
- EYLEM/HAREKET ve/||/<>/>/< SAĞALTIM/TEDAVİ/ŞİFÂ
- EYLEM:
ÖZEN ve/||/<> DİSİPLİN
- EYLEM:
US/AKIL ve/+/||/<> İSTENÇ/İRÂDE
- EYLEM ve/||/<>/> ANDA OLMAK ve/||/<>/> KENDİLİĞİNDENLİK ve/||/<>/> YARATICILIK
- EYLEM ile/||/<> EK EYLEM/MECHÛL ile/||/<> EYLEMLİK ile/||/<> ETKEN/EDEN ile/||/<> EDİLGEN EYLEM ile/||/<> BUYRUM ile/||/<> ORTAÇ/FERÎ FİL ile/||/<> GEÇİŞLİ/MÜTEADDÎ ile/||/<> GEÇİŞSİZ/LÂZIM ile/||/<> KİŞİSİZ/MEÇHUL
( ... İLE/||/<> Ad soylu dil birimlerinin yüklem işlevi üstlenmesini sağlayan eylem. İLE/||/<> Başlıca işlevi, eylemin belirttiği oluşu göstermek olan ad özellikli eylemsi. İLE/||/<> Etken biçimde oluşa katılan öğe. İLE/||/<> Öznenin, yapılan işin etkisi altında kaldığını belirten çatıyla kurulan eylem. İLE/||/<> Eylemin yapılması gerektiğini buyurarak anlatan isteme kipi. İLE/||/<> Eylemden türemiş, çoğunlukla ön ad/sıfat, bazen de ad olarak kullanılan eylemsi. İLE/||/<> Nesneyle kullanılan eylem. İLE/||/<> Nesnesiz kullanılan eylem. İLE/||/<> Kişi belirtisi olmayan eylem kipleri ile üçüncü tekil kişi çekimlerinde öznesi belirli olmayan eylem biçimleri için kullanılan bir tanım.+ Diller/Arapca )
- EYLEM ile/ve/||/<>/> ETKİ
( ACT vs./and/||/<> EFFECT )
- EYLEM = FİİL = ACTION, ACTIVITY[İng.] = ACTION[Fr.] = AKTION, HANDLUNG[Alm.] = ACTION[Lat.] = ACCIÓN[İsp.]
- EYLEM/FİİL ve/> KEMÂL
- ÂTİL SEYELÂN[Osm.] / INERTIAL FLOW[İng.] / ÉCOULEMENT INERTE[Fr.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZ AKIŞ
- MEVC-İ ATÂLET[Osm.] / INERTIA WAVE[İng.] / ONDE D'INERTIE[Fr.] / TRÄGHEITSWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK DALGASI
- AXIS OF INERTIA[İng.] / AXE DE L'INERTIE[Fr.] / INERTIALACHSE, INITIALACHSE, TRÄGHEITSACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK EKSENİ
- EYLEMSİZLİK ile DEVRE DIŞI BIRAKMAK ile AKTİF DEĞİL ile HAREKETSİZLİK
( INACTION vs. INACTIVATE vs. INACTIVE vs. INACTIVITY )
( ناکنش ile بي کاري ile غير فعال کردن ile بي جنبش ile غير فعال ile ناکنش ور ile ناداير ile بدون فعاليت ile کم تحرک ile شل و ول ile بي کاره ile عدم فعاليت ile بي جنبشي )
( NAKONASH ile BEY KARY ile GHYR FAAL KARDAN ile BEY JONBASH ile غير فعال ile NAKONASH VAR ile ناداير ile BEDON FAALYT ile KAM TAHRAK ile SHEL VE VEL ile BEY KAREH ile ADAM FAALYT ile BEY JONBASHY )
- EYRİ değil EĞRİ
- EYTİŞİM = FENN-İ MÜNAZARA, İLMİ- CEDEL, İLM-İ HİLAF Ü CEDEL = DIALECTIC[İng.] = DIALECTIQUE[Fr.] = DIALEKTIK[Alm.] = DIALEKTIKE[Yun.] = DIALECTO[İsp.]
- EYÜP ODABAŞI SPORCULAR PARKI :
( Yenimahalle meydanında ve eski vapur iskelesinin önündeki alanda yapılan bir parktır. Sarıyer S. K. nün eski milli futbolcusu ve Yöneticisi; Yenimahalle spor Kulübünün kurucularından ve başkanlarından Eyüp Odabaşı'nın adı verilen bir parktır. 650,00 m²'lik bir alan üzerindedir. 160 m²'lik yeşil alanı ve 90 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )
- EYÜP PAŞA YALISI :
( Yeniköy vapur iskelesinin hemen yanında ve İstinye tarafındaki yalıdır. İlk sahibi Eyüp Paşa (Ermeni)'dır. Hacı Parsık İhmalyan tarafından satın alınmış olup, uzun yıllar restaurant olarak kullanılmıştır. Halen kaderine terk edilmiş durumdadır. )
- [ne yazık ki]
EZÂ[Ar.] ve/||/<> CEFÂ (ÇEK(TİR)MEK)[Ar.]
( İncinme, incitme, can yakma. İLE/VE/||/<> Büyük sıkıntı, eziyet. )
- EZÂ ile/ve/||/<> CEZÂ
- EZA ile EZAN ile EZANCI ile EZANSIZ/LIK ile EZA CEFA ile EZAN SAATİ ile EZAN VAKTİ
- EZ'AF[Ar. < ZAÎF] ile EZ'ÂF[Ar. < ZI'F]
( Daha/pek zayıf, dermansız, kuvvetsiz. İLE Bir şeyi, iki katı yapan fazlalıklar, katlar. )
- EZAN değil/yerine/= ÇAĞRAN
- EZAN ile SALÂ
( Ezan, günde beş vakit olarak kılınan namaza davet içindir. Sabah ezanı Sabâ Dilkeşhâverân, öğle ve ikindi namazı Hicaz/Hüseynî, akşam namazı Rast, yatsı namazı ise Nevâ, Beyâti, Rast ya da Hicaz makamlarından biriyle okunur. )
( BÂNG-İ NEMÂZ ile ... )
- EZANİ ile EZANİ SAAT
- EZBER BOZMAK ile KULAĞINA KAR SUYU KAÇIRMAK
- EZBER[Ar.] ile/ve/||/<>/< HIFZ/HAFIZA[Ar.]
- Ezdirmemek için DİNLE!!!
- Ezdirmemek için SUS!!!
- EZEL ile EZELİ/LİK ile EZEL EBET ile EZELİ TAKDİR ile EZELİ REKABET
- EZEL[Ar.] ile EZELL[Ar. < ZELÎL]
( Başlangıcı olmayan geçmiş zaman, öncesizlik. İLE Daha/pek/çok aşağılık kişi. )
- EZEL ile KADÎM
- EZEL değil/yerine/= ÖNCESİZLİK
- EZELDE ve/||/<>/> GÜZELDE
( Nokta. VE/||/<>/> Saklı. )
- EZGİ/NAĞME[Ar.]/MELODİ[Fr. < MÉLODIE] ile/ve/||/<> ARA NAĞME
( Güzel, uyumlu ses. | Birinin yalandan ve nazlanarak söylediği söz. İLE Şarkı, türkü, köçekçe vb. küçük güfteli bestelerde, güftenin iki kıtası arasına ya da başına, sonuna da gelebilen, sözsüz çalınan parça. | Sık sık söylenilen söz ya da açılan sorun. )
- EZGİLENMEK ile EZGİLEŞMEK ile EZGİLEŞTİRMEK ile EZGİ ile EZGİN/LİK ile EZGİÇ ile EZGİLİ ile EZGİNCE ile EZGİSEL/LİK
- EZHÂR[Ar. < ZAHR] ile EZHÂR[Ar. < ZEHRE/ZEHERE]
( Arkalar, sırtlar. | Yüzler, satıhlar. İLE Çiçekler. )
- EZİK BÜZÜK -ile
- EZİK ile/değil ALÇAKGÖNÜLLÜ
- EZİK ile ÇÜRÜK
- EZİK ile/değil UTANGAÇ/SİNGİN
- EZİK/LİK ile EZİK BÜZÜK
- Ezilmemek için DİNLE!!!
- Ezilmemek için SUS!!!
- EZİYET(CEVR) ile/ve/değil/||/<>/>/< ISTIRAP
( Fiziksel. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< Zihinsel/düşünsel. )
- EZKÂ[Ar.] ile EZKÂ[Ar.]
( Daha/pek lekesiz, temiz, hâlis, erdemli. İLE Daha anlayışlı, çok zeki. )
- EZKÂR[< ZİK[İ]R]:
ZİKİRLER | ANMALAR, ANIMSAMALAR, SÖYLEMELER -<
- EZKİYÂ'[Ar. < ZEKÎ] ile EZKİYÂ[Ar. < ZEKÎ]
( Lekesizler, hâlisler, erdemliler. İLE Keskin fikirliler, anlayışlılar. )
- Ezmek için DİNLE!!!
- Ezmek için SUS!!!
- EZMEK ile EZME BOYA
- EZRA'[Ar.] ile EZRÂ'[Ar.]
( Pek düzgün/fasih. Sözü düzgün kişi. İLE Beyaz kulaklı siyah at. )
- EZZA değil ECZA
- ƏRİK[Azr.] = KAYISI[Tr.]
- F-BAND[İng.] / BANDE-F[Fr.] / F-BAND[Alm.] ile/değil/yerine/= F BANDI
- f./ft.[Lat. < FIAT] değil/yerine/= YAP, YAPINIZ
- F. NIETZSCHE ve/||/<> S. FREUD ve/||/<> K. MARX
- F-NUMBER[İng.] / NOMBRE F[Fr.] / F-ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= F SAYISI
- F-TEST[İng.] ile/değil/yerine/= F-TESTİ
- FAAL FİİL ve AYNEL FİİL ve LÂ'MEL FİİL
( SAĞDAN SOLA!: Birinci/baştaki harf. VE İkinci/ortadaki harf. VE Üçüncü/sondaki harf. )
( VEZİN - MEVZUN )
- FAAL/AKTİF değil/yerine/= ETKİN
- FABL değil/yerine/= ÖYKÜNCE
- FAC-/FACİ- ile/||/<> FASCİ- ile/||/<> PROSOP-/PROSOPO-
( Yüz. İLE/||/<> Bant. İLE/||/<> Yüz. )
- FAÇA ile FAÇALI
- FAÇA ile/değil PAÇA
- FACE vs. BODY
- FACE :/yerine YÜZ
- FÂCİ'[Ar. çoğ. FEVÂCİ] ile FÂCİR/E[Ar. < FÜCÛR | çoğ. FECERE/FÜCCÂR]
( Kişiyi dertli eden, keder veren, acıklı. İLE Kötü huylu. | Ayyaş, sefih. | Rezil, habîs, şerîr, şakî. | Yalancı. | Bayanlara düşkün bay, baylara düşkün bayan. )
- -FACIENT ile/||/<> -FICATION ile/||/<> -FEROUS ile/||/<> FUNCT- ile/||/<> -GEN/-GENE ile/||/<> -GENESIS ile/||/<> HEREDO- ile/||/<> -PRAXIA/-PRAXIS ile/||/<> -PLASIA/-PLASIS/-PLASY ile/||/<> -PLAST/-PLASTIC/-PLASTY/-PLASY ile/||/<> -PARA/-PAROUS ile/||/<> -POIESIS/-POIETIC ile/||/<> NE-/NEO- ile/||/<> -OSIS/SIS- ile/||/<> SEPT-/SEPTI-/SEPTO- ile/||/<> ECH-
( Yapmak, oluşturmak. İLE/||/<> Yapmak, neden olmak. İLE/||/<> Oluşturmak, sağlamak, yapmak. İLE/||/<> Yapma, hizmet, işlev. İLE/||/<> Oluşturulan, yayılan, yönlendirilen, oluşturan, yönlendiren, meydana getiren, babası olmak. İLE/||/<> Herhangi bir şeyin oluşumu, kaynağı. İLE/||/<> Genetiksel. İLE/||/<> Etki, yapma, tedavi uygulamaları. İLE/||/<> Gelişme ile ilgili, oluşum. İLE/||/<> Oluşturan, oluşma, oluşturma olayı, meydana getirme, gelişme, büyüme, canlı ilkel göze. İLE/||/<> Yapma, oluşturma, ortaya çıkarma, doğurma. İLE/||/<> Oluşum ya da yapımla ilgili. İLE/||/<> Yeni, son, yeni gelişen bölüm, anormal yeni oluşum. İLE/||/<> Bir durum, olay, koşul, fizyolojik artım, oluşum. İLE/||/<> Bölme, bölüm/septum ile ilgili, yedi. İLE/||/<> Sahip olmak, birleşmek. )
- FACT :/yerine GERÇEK, OLGU
- FADE :/yerine SOLMAK, RENGİ ATMAK
- FADL -ile
( DÜNYADA RIZK, ÂHİRETTE CENNET )
- FADO -ile
( Portekiz ulusal müziği. )
- FAGOSİT[Fr. < PHAGOCYTE] değil/yerine/= YUTAR GÖZE
- FAGOSİT ile FAGOSİTE ETMEK ile FAGOSİTE OLMAK ile FAGOSİTOZ
( Yutar göze. İLE Yutmak. İLE Yutulmak. İLE Göze yutarlığı. )
- FAGOSİTOZ[Fr. < PHAGOCYTOSE] değil/yerine/= GÖZE YUTARLIĞI
- FAGOSITOZ/PHAGOCYTOSIS[İng.] değil/yerine/= GÖZE YUTUMU
- FAHİŞ[Ar.] değil/>< NARH[Fars.]
( Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla. | Ahlâka ve törelere uygun olmayan. DEĞİL/>< Tüketiciyi korumak amacıyla, özellikle zorunlu gereksinme maddeleri için devletçe saptanan fiyat. )
- FAHİŞ[Ar.] değil/yerine/= ÖLÇÜYÜ AŞAN/AŞIRI
- FAHR -ile
( ÖVÜNME, ŞEREF, ONUR | ULULUK | ERDEM )
- FAHREDDİN RÂZİ
- FAHRETTİN ASLAN OKUL YANI PARKI :
( 884,00 m² bir alanı kapsar. 600,00 m²'lik yeşil alanı, 99,00 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )
- FAHR-İ ÂLEM -ile
( Âlemlerin övüncü, kumandanı. )
- FAHŞÂ'(FAHŞ/FÂHİŞ/FUHUŞ)[Ar.] ile FAHS[Ar.]
( Akıl ve mantığın kabul edemeyeceği söz ve iş. | Meşrû olmayan şehvâni haller, fuhuş, zinâ. | Verilen zekâttaki tamahkârlık. İLE Bir şeyin iç yüzünü araştırma/arama. )
- FAİK BEY VE BEKİR BEY (SİMETRİK) YALILARI :
( Yeniköy'de Köybaşı caddesinde 1890/95 tarihleri arasında inşâ edilmiştir. Yalı Sara Sultan tarafından ikiz kızları için yaptırılmıştır. Zamanla yalı el değiştirmiştir. İlk el değiştirmede simetrik yalılardan birini Faik Kurtoğlu diğerini Bekir Sıtkı Oyal aldığından bu kişilerin ilk isimle yalı ismi olarak anılmaktadır. Ahşap olup önemli tarihi eserlerdendir. )
- FAİK BEY/PAKİZE HANIM YALISI :
( Yeniköy Köybaşı Caddesi üzerindeki 267 kapı No.lu Ahşap tarihi eser yalıdır. "Kabuli Paşa" yalısı olarak da bilinen yalı yıkılmış ve yerine bu yalı 1906 yılında İtalyan mimar Raimondo D‘arenca tarafından inşâ edildi. Yalı Gümüşhane Mutasarrıfı Faik Bey Yalısı olarak bilinmektedir. Yalıya "Simetrik Yalı", "İkiz Yalı" ve "Pakize Hanım Yalısı" da denilmektedir. Yalı 1984'te büyük onarım gördü. 16.955 m²'lik büyük koruluk alanın içinde ve deniz kenarındadır. )
- FÂİL TANRI ile ÂMİL TANRI
- FAİL ile ÂMİL
- FAIL :/yerine BAŞARISIZ OLMAK
- FAİL değil/yerine/= EDİMCİ
- FÂİL ile FÂİL
( İŞLEYEN, YAPAN, EDEN ile ETKİLİ/TE'SİRLİ )
- FAİL ve KÂBİL
- FAİL ile MEF'UL
( Etken, müessir. İLE Edilgen, müteessir. )
- FAİLİ MEÇHUL değil/yerine/= EDİMCİSİ BELİRSİZ/EDİMCİSİ BİLİNMEYEN
- FAİL-İ MUHTAR ile MÛCİB Bİ'Z ZÂT
- FAIR :/yerine ADİL
- FAIRLY :/yerine OLDUKÇA, ADİL BİR ŞEKİLDE
- FAIR-PLAY değil/yerine/= DOĞRU/DÜRÜST[Fars.] OYUN
- [ne yazık ki]:
FAİZ ve/||/<>/>/< BİLGİSİZLİK
- FÂİZ ve/||/<>/> FÂHİŞ[çoğ. FUHUŞ]
- FÂİZ/FÂİZE[Ar. < FEVZ] ile FÂİZ[Ar. < FEVZ, çoğ. FEVÂİZ]
( İsteğine ulaşan, bir başarı kazanan, fevz bulan. İLE Ödünç verilen paraya karşı alınan kâr. | Bolluk, çokluk, taşkınlık. | Taşan, feyezan eden. )
- FAİZ ile HİZMET
( INTEREST vs. SERVICE )
- FAİZ ile/ve MÜREKKEP FAİZ
- FAİZ ile/değil RİBÂ
( ... İLE/DEĞİL Tefecilikle alınan fahiş faiz. )
- FAİZ/NEMA[Ar.] değil/yerine/= GETİRİ/ÜREM
- [ne yazık ki]:
FAİZ ile/değil/yerine/>< ÜRETİM(EKİN/KÜLTÜR)
- FAİZLENDİRMEK ile FAİZ ile FAİZCİ/LİK ile FAİZLİ ile FAİZSİZ ile FAİZ HADDİ ile FAİZ ORANI ile FAİZ FİYATI
- FAK[Ar. FAHH] ile "FAK"[İng. < FUCK]
( Tuzak, kapan. @@ Sikmek. )
- FAKAT ile/yerine/değil AYNI ZAMANDA
- FAKAT değil AYNI ZAMANDA
- FAKİH ile İLMİHAL BİLEN/HOCA
- FAKÎR[< FAKR][çoğ. FUKARÂ] -ile
( DERVİŞ, ALÇAKGÖNÜLLÜ, DÜNYALIĞI AZ OLAN, YOKSUL, PARASIZ | ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK GÖSTEREREK "BEN" ANLAMINA GELEN )
- FAKİR OLUP DA SABRETMEK ile/ve/<> ZENGİN OLUP DA ŞÜKRETMEK
( İkisi de "pek kolay değil" diye "görülse/zannedilse" de asıl olan, her koşulda ve özellikle de uclarda ve uçurumlarda, yani maddî fakirlik ve zenginlikte, sabır göstermek ve şükrü edâ etmektir. )
- FAKİRİN CANI değil/yerine "ZENGİNİN" MALI
- FAKO- ile FARMA/KO-
( Göz merceği [ile ilgili]. İLE İlaç [ile ilgili]. )
- FAKR -ile
( ASLA AKLINA HAKK'TAN BAŞKA ŞEY GELMEYEN KİMSEYE VERİLEN İSM-İ MUHTAÇLIK )
- FAKR ile FAHR
( Yokluk, yoksunluk. İLE Övünç. )
( SORU ve YANIT ( [40'LAR MECLİSİ] KİM O? ve 1. MUHAMMED en RESULLULLAH 2. ABDULLAH oğlu MUHAMMED 3. el-FAKR ün FAHRİ: Yokluğum, övüncümdür. [ Allah'ın hakkı 3'tür sözü, bu deneyimden çıkmıştır.] )
(1996'dan beri)