Dört(4) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 29.624 başlık/FaRk ile birlikte,
29.624 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(35/120)
- ELISA TESTİ/ENZYME-LINKED IMMUNOSORBENT ASSAY TEST[İng.] değil/yerine/= ENZİM BAĞLANTILI IMMÜNOSORBENT TAHLİLİ
- ELITE :/yerine ELİT
- [ne yazık ki]
!ELİT/İST değil/yerine/= SEÇKİN/Cİ
- ELÎZ[Fars.] -ile
( Çifte. )
- el-Kânûn fi't-Tıbb ve/||/<>/< İbni Sinâ
( Su, yiyecek ve içeceklerin bir kısmı olarak alınan yegâne doğa elementidir. O, besin olarak alınmaz,
fakat besin maddesine özel yapı kazandırır ve onun emilmesinde yardımcı olur. O, besleyici değildir;
gövde örgenlerinin değil ancak kanın biçimlenebilmesine yardımcı olan bir maddedir.
Bir bileşik içinde biçimlenmediği takdirde, su gibi bir cevherin kan gibi bir şey yapması olanaklı
değildir. Şüphesiz ki su, besini sıvı hale getirmek ve onu kan damarları ve gövdenin öbür dar
kanallarının emmesi ve onu nakletmesine uygun inceliği ona vermekle kendi görevini yapar. Suyun bu rolü,
beslenme rolünden hiçbir biçimde daha az önemli değildir. Suyun çeşitli tipleri vardır. Bununla birlikte,
bu çeşitli suların kendine özgü doğası farklıdır demek değildir. Onların karışımlarının tipleri ve kendi
özel niteliklerinin fazlalığında fark vardır. En iyi su tipi saf ve anormal durum ve niteliklerden
arınmış olan toprak üzerine yerleşmiş kaynaklardan gelen ve kayalık yerlerden çıkan ve böylece, saf
topraktan gelen su kadar kolayca kokuşmayan sudur.
Ancak, saf topraktan kaynaklanan su, kayalık yerden gelen sudan daha iyidir. Sadece Güneş ve havaya
maruz kalmış olan kaynaklar ve özellikle akan sular gerçekten en iyisidir. Durgun kaynaklardan gelen su
havayla temas edince bozulur. Bundan dolayı, böyle kaynakların derinde ve kapalı kuyularda olması daha
iyi olur. Alelâde toprak üzerinde akan su, kayalık yerlerden akan sudan iyi ve daha temizdir. Çünkü
alelâde toprak, pislikleri kayalık yerlerden daha iyi süzer. Bu toprak şüphesiz gerçekten temiz
olmalıdır ve de azotlu ve çamurlu olmamalıdır. İyi suyun öteki karakteristikleri, derinden alınması,
çıkışının hızlı olması ve onun akış yönünün Güneş'e doğru, yani doğuya doğru olması ve özellikle de
yaz-doğusuna doğru olması gerekir. Böyle suların kaynağın biraz uzağında alınması gerekir.
Öteki en iyi su, kuzeye doğru akan sudur. Güneye ve doğuya doğru akan su, iyi nitelikte değildir ve
özellikle, o güney rüzgârlarına açıksa, iyi nitelikte değildir. Sağlıklı olmayan su, eğer belli bir
yükseklikten damlarsa, nispeten su daha iyi hale gelir.
İyi Suyun Özellikleri
İyi su, şu niteliklere sahiptir:
1. Onun karakteristik bir "tatlı" lezzeti vardır;
2. Hatta biraz alkolün zehirleyici etkisini azaltma özelliği taşır;
3. Hafiftir;
4. Nadir bulunur ve kolayca ısınır, kolayca soğur;
5. Kışın kolayca serinler, soğur; yazın kolayca ısınır;
6. Başkaca hiç bir lezzeti yoktur ve kokusuzdur;
7. Midede uzun süre kalmaz;
8. Pişirmesi kolay ve çabuk olur.
Suyun İncelenmesi
Suyun niteliğini tayin eden mükemmel bir yöntem onun ağırlığını ölçmektir. Hafif olan su,
genellikle mükemmel bir sudur. Bundan dolayı, su şöyle incelenebilir:
a. Mikyal: Mahiyeti bilinmeyen suyun aynı miktarda bilinen suyun ağırlığı ile ölçülmesi.
İki sudan daha hafif olanı, o sulardan daha iyi olanıdır.
b. Bilinen ve bilinmeyen suyun içine aynı miktarda keten ya da pamuklu parçası sokup, onları ıslatmak.
Sonradan, iki sudan çıkarılan kumaş parçaları tamamen kurutulur ve birbirine nispetle ağırlıkları
tespit edilir. Daha ağır olan, iki sudan daha iyi olandır.
Suyun Temizlenmesi
Su distilasyonla ya da tortusundan ayırmak için süzülerek saflaştırılır. Bu yöntemler, uygun değilse,
uygulanamıyorsa, kaynatma yoluyla su saflaştırılabilir. Bu konuya daha iyi bilenlere göre, kaynamış su
daha az şişkinlik yapar ve gövdeden daha çabuk geçip, dışarı atılır. Bazı cahil hekimler, kaynamış su
içmenin hiç bir yararı olmadığını düşünürler ve kaynatmanın suyun daha hafif kısmını buharlaştırdığını
ve arkada daha ağır olan kısmın kaldığını iddia ederler. Suyun bir element olduğu ve bir bileşik
olmadığı akıldan çıkarılmamalıdır. O, aynı doğada ve eşit ağırlık ve yoğunluktaki parçacıklardan meydana
gelir. Eğer su yoğun hale gelirse, bu ya fazla soğuktan ya da suyun yoğunluğuyla gösterdiği direnci
yenmekle başarılı olmayan az miktarda fevkalâde küçük toprak parçacıklarının ona karışması ve böylece
bir tortu olarak aşağıya inmemesinden dolayıdır.
Bu açıklamadan anlaşılacağı gibi, kaynama;
a. Aşağı derecelere göre yoğunluğu azaltarak,
b. Karışmış parçacıklarının çökelmesiyle, suyu hafifletir.
Bu tümcenin doğru olduğunu gösteren delil, uzun zaman için bile olsa, kendi haline bırakılan bulanık
suyun, pek önemli tortu vermemesidir fakat o kaynağında çok miktarda tortu verir ve hafif ve içindeki
partiküllerden arınmıştır. Ceyhun gibi nehirler ve maalesef onun kaynağından alınan su, bulanık ve
çamurludur, fakat bir kuyuda bekletilirse, o temiz hale gelir; herhangi bir tortu bırakmaz. Bazı
insanlar, Nil Nehri'ne dua ederler, çünkü;
a. Onun uzun yolu vardır;
b. O nispeten daha temiz topraklara doğru seyreder;
c. Onu hafif yapan akışının kuzeye doğru akışıdır;
d. Ancak, birçok nehir gibi o da çok derin olma özelliğine de sahiptir.
Eğer kirli su, yeni bir kap içinde sürekli bırakılırsa, muntazam bir biçimde taze bir tortu bırakır.
Bununla birlikte, bu suyun uzun zaman bırakıldığında bile tamamen temizlenmez. Bunun nedeni,
parçacıklarının ince, hafif ve yoğunluktan yoksul olan sıvıdan ve yoğun olan sıvıdan zorlukla
ayrılmasıdır. Şüphesiz, kaynatma, suyu her durumda hafifletir; çalkalama ve sallama suyu arıtmanın
başka bir yöntemidir.
Kar ve Buz
Eğer, onlar saf ve kirden yoksunsa, eritilebilir ve su eklenebilir ya da kalıplarla soğutmakta kullanılır.
Bu su, genellikle yoğundur ve böylece baş ağrısından mustarip olanlar zararlıdır. Aslında kaynatma bu
kusuru ortadan kaldırır. Kirli sudan yapılmış buz ve yerden toplanmış kar, soğutma kalıpları olarak
kullanılabilir.
Soğuk Su
Kararınca içilen soğuk su, sağlıklı kişiler için iyidir. Ancak, o sinirleri harap eder ve karnın iltihaplı durumlarında köyü etki yaratır.
Sıcak Su
Sindirimi bozar; iştihayı keser ve susuzluğu gidermez; sık sık içildiğinde, o ascites phthisis'e zemin
hazırlar ve gövdenin harap olmasına neden olur. Sıcak su bulantı yapar, fakat boş mideyle yudumlanan
sıcak su mideyi temizler ve laksatif gibi hareket eder. Eğer sıcak su çok sık kullanılırsa, sindirimi
zayıflatır. Bazen sıcak su kolikteki yeli dağıttığından çok yararlıdır. Ilık su, sarada, melankolide,
soğuktan ortaya çıkan baş ağrısında ve göğüs hastalıkları ve incinmelerinde yararlıdır. O, diuretiktir
ve mensturasyonu kolaylaştırır. O, aynı zamanda ağrı gidericidir.
Tuzlu Su
Deriyi inceltir ve kurutur. Rahatsız edici olarak diyareye neden olur, fakat kalıtsal kuruluğundan
dolayı daha sonra peklik yapar; kanı rahatsız ederek, kaşıntı ve uyuza neden olur.
Bulanık Su
Taş gelişmesini teşvik eder, tıkanıklığın olası bir nedenidir. Böylece, sistemi temizlemek için, daha
sonra bir diuretik alınmalıdır. Diyareden mustarip olanlar, ancak, aşağı doğru inişi yavaş olan ve
alıkoymaya uygun yoğun ve ağır olan öteki sularla birlikte bulanık sulardan da yararlanırlar.
Bulanık suları özellikle yağlar ve tatlılarla iyileştirmek olanaklıdır.
Amonyaklı Tuz İçeren Sular
Ağızdan alınsın ya da oturarak yapılan banyolarda ya da şırıngalarda kullanılsın, amonyak tuzu içeren
tuzlar laksatif olarak hareket ederler. Şap içeren sular memorrhagi(normalden fazla adet kanaması),
haematemesis(kan kusma) ve kanayan basurlara yararlıdır, fakat hummalara uygun zemin hazırlar. Demir
içeren sular dalağın büyümesini yavaşlatır, eşeysel tonik olarak hareket eder. Bakır içeren sular,
mizaç düzensizliklerinde yararlı bir etkiye sahiptir.
Suların iyi ve kötü tipleri birbirine karıştırılırsa, daha çok miktarda olan en etkilidir.
Gövdedeki su oranı yaşa, cinsiyete, şişmanlık ve zayıflık gibi çeşitli durumlara göre değişir. Yetişkinlerin gövde ağırlığının %50-65 kadarı sudur. Bebeklerde su oranı çok daha yüksektir; büyüdükçe bu oran düşer. Su oranı; şişman kimselerde yağ oranı yüksek olduğundan düşük; zayıf ve kasları gelişmiş kimselerde ise yüksektir. Gövde suyu sürekli yenilenir. Fazla su kaybına dayanılamaz. Gövdeden su kaybının karşılanması yaşam için bir zorunluluktur.
Suyun Gövdede Dağılımı
Su, canlıların yaşamının sürmesi için alınması zorunlu olan bir maddedir. Her canlının yapısında su bulunur. Canlıdaki su miktarı, canlının çeşidine, yapısına ve kısımlarına göre değişir.
İnsan gövdesinde en çok miktarda bulunan madde sudur. Su, gövdenin her yanına dağılmıştır. Organ ve dokuya göre su miktarı değişir. Su oranı; kas, karaciğer ve böbrek gibi organlarda yüksek, kemik ve dişlerde ise düşüktür. Gövdedeki suyun içinde çok çeşitli maddeler bulunur. Gerekli maddelerin taşınması, kullanılması ve gövdeden atılması gibi çok yönlü yaşamsal olay, suyun yardımıyla gerçekleşir. Gövdedeki suyu belirtmek için, gövde suyu yerine gövde sıvıları demek daha uygundur.
Gövde sıvısının %55-65'i hücre içinde, %35-45'i de hücre dışındadır. Hücredışı sıvılarının başlıcalarını kanın plazması, hücrelerarası boşlukları dolduran sıvı ve lenf oluşturur. Tükürük bezlerinin salgısı; safra, pankreas özsuyu, sindirim sistemindeki bezlerin salgıları da hücre dışı sıvısı sayılır. Hücre içi ve hücre dışı sıvıları hacim, yoğunluk ve başka yönlerden dengede tutulur. Bu dengenin sağlanmasında değişik sistemler ve organlar görev alır.
SU GEREKSİNİMİ
Suyun Gövdedeki Görevleri
Su iyi bir eritkendir. İçinde çok sayıda madde eriyebilir. Hücrenin sitoplazmasında hemen hemen tüm maddeler değişik derecelerde suda erimiş olarak bulunur. Hücre dıı sıvılarında da çok çeşitli maddeler su içinde erimiş durumdadır. Bu ve başka özellikleri nedeniyle su; besinlerin gövdeye alınması, sindirilmesi, besin öğelerinin emilmesi, hücrelere taşınması ve metabolizmasında görev yapar. Su, tepkimelerin oluşabileceği sıvı bir ortam hazırlar. Hücre çalışması su ve içinde çözünmüş maddelerle sürdürülür.
Metabolizma sonucu oluşan artık ürünlerin, zararlı maddelerin akciğerlere be böbreklere taşınarak gövdeden atılmasını da su sağlar.
Su, gövde sıcaklığının normal düzeyde ve iç sıcaklığının da dengelenmesinde görev yapar. Suyun buharlaşması için önemli miktarda ısı harcandığından, su buharlaşınca gövdeden ısı kaybı olur. Böylece gövde sıcaklığı normal derecede tutulmaya çalışılır. Su; akciğer ve deri yoluyla buharlaşır, terle de su kaybı olur.
Gövdeden Su Kaybı
Gövdeden sürekli su kaybı olur; bu kaybın karşılanarak su dengesinin sağlanması yaşamın sürmesi için zorunludur. Gövdeden su kaybı böbrek, deri, ter, dışkı ve akciğer yoluyla olur. Tükürük, gözyaşı, sümük ve üreme yollarıyla, emziklilikte sütle de su kaybedilir. Günlük su kayıp miktarı, yaşa, çevre sıcaklığına, hastalıklara ve bireyin başka özelliklerine göre değişir.
1. Böbreklerle Su Kaybı: Normal durumda en çok su kaybı böbreklerle olur. İdrarın %95 kadarı sudur. Yetişkinlerde, idrarla günde 40 gr. dolayında artık madde dışarı atılır. İdrarla atılan maddeler; üre, ürik asit, amonyak gibi azotlu metabolik artıklar, potasyum, klor ve başka metabolizma artık ürüleridir. Bu ve benzeri maddelerden gövdenin kurtulması için böbreklerle zorunlu olarak 500-900 ml. kadar su atılır. Ancak, normal durumda idrarla su kaybı yetişkinlerde günde 1200-1500 ml. dolayındadır.
Böbrekler; öteki düzenleyici ve koruyucu sistemlerin yardımıyla, gövde sıvılarının bileşimini, hacimini normal sınırlarda tutar; zararlı, gereksiz ve fazla maddeleri dışarı atar, gerekli maddeleri de geri emer. Böbreklere günde 150 litre dolayında kan gelir. Bunun içindeki gerekli maddeler ve suyun büyük bir bölümü geri emilir. Böbrekler saklayıcı, düzenleyici ve yönetici görev yapar. Artık maddelerin dışarı atılmasını sağlayacak kadar su, bu maddelerle birlikte dışarı atılır. Bunu karşılayacak miktarde su alınmazsa, artık maddelerin atımı için gerekli olan su, gövde suyundan karşılanır. Bu durum gövde sıvılarının dengesini, dolayısıyla gövde çalışmasını bozar, hayatı tehlikeye sokar.
Fazla protein ve tuz böbreklerden su kaybını artırıcı etki gösterir. Çeşitli hastalıklarda idrar artabilir ya da azalabilir. Bu durum böbreklerin çalışmasıyla ilgilidir.
2. Bağırsakların Su Kaybı: Tükürük, mide özsuyu, safra, pankreas ve incebağırsak özsuyu ile sindirim kanalına salgılanan sıvı miktarı günde 5-8 litre kadar tutar. Bunun büyük bir bölümü geri emilir. Günde 100-300 ml. kadarı da dışkıyla dışarı atılır. İshal, bağırsak yoluyla su kaybını artırır.
3. Solunumla ve Deri Yoluyla Su Kaybı: Akciğerlerde ve deriden günlük su kaybı 600-1000 ml. arasında değişir. Bunun 300-400 ml. kadarı soluk verilen hava içindedir. Kalanı, deriden gözle görülmeyen buharlaşma biçiminde ve terle olur. Sıcak, soğuk, fiziksel etkinlik derecesi bu yolla su kaybını artırır. Çevrenin sıcak olması, ağır fiziksel etkinlikler ve ateşki hastalıklarda terle fazla su kaybedilir. Çok sıcakta ağır iş yapan kişilerde terle günde 5-12 litreye varan miktarda su kaybı olduğu bildirilmiştir.
Normal koşullarda, yetişkinlerin günlük toplam su kaybı 2500-2750 ml. dolayındadır. Bu miktar, aşırı terleme, kusma, sürgün, emziklilik ve hastalık gibi durumlarda çoğalır. Kaybı karşılayacak miktarde su alınırsa gövdede su dengesi sağlanır.
Su Gereksiniminin Karşılanması
Günde ortalama 2500 ml. kadar su kaybı olduğuna göre su dengesinin sağlanması için bu miktarda suyun gövdeye alınması gerekir. Suya gereksinim olduğunda, sağlıklı bireyler susarlar ve su alarak yetersizliği karşılarlar. Bebekler ve hastalar, suya gereksinim olsa bile susuzluk duymayabilirler. O nedenle, bu durumlarda ve su kaybının çok olduğu bozukluklarda bu kaybın karşılanması zorunludur.
Su gereksinimi; içeceklerle, suyla, sulu-katı besinlerle ve metabolizma sonucu oluşan suyla karşılanır. Besinlerin ve yemeklerin türüne göre içerdiği su miktarı değişiktir. Karpuz, protakal gibi meyvelerde, taze sebzelerde su oranı çok yüksektir. Taze sebze ve meyve, sulu yemekler yendiğinde, su gereksiniminin çoğu karşılanır. Koyu ve katı besinler yenildiğinde ise su çok içilir. Normal durumda, gereksinim kolayca karşılanır ve yetersizlik görülmez.
Besin öğelerinin hücrelerde oksitlenmesi sonucu gövdede az miktarda su oluşur. Bu iç kaynaklı suya metabolik su ya da metabolizma suyu denir. Metabolik su miktarı; diyette enerji veren besin öğelerinin çeşit ve miktarlarına, dolayısıyla gövdede oluşan enerji miktarına göre değişir. Yağ asitlerinin yapısında çok hidrojen bulunduğu için, su en çok bunların oksitlenmesiyle oluşur. 100 gr. yağ gövdede oksitlenince 107 gr. su oluşur. Bu değerle karbonhidratlar için 56-60 gr., proteinler için ise 34-40 gramdır. Gövdede üretilen 100 kalorilik (0,418 MJ.) enerji karşılığında 10-15 ml. dolayında su oluşur.
Gövdeye alınan suyun çoğu incebağırsakta, az olarak da kalınbağırsakta emilir ve gövde sıvılarına katılır. Hücre içinde oluşan metabolik su da gövde sıvılarına geçer. Gövdedeki su sürekli olarak yenilenir. Toplam gövde suyunun yaklaşık yarısının ortalama 10 gün içinde dışarıdan alınan suyla değiştiği ortaya konmuştur. Suyun gövdedeki devir hızı günde yetişkinlerde yaklaşık %6, bebek ve çocuklarda ise %15'e yakındır. Bu yüzden gövde büyüklüğüne göre, bebek ve çocukların su gereksinimleri yetişkinlerden daha fazladır. Enerji harcamasına göre, her kalori için yetişkinlerin ortalama 1.0 ml., bebeklerin ise 1.5 ml. kadar su alması gerekir.
Fazla protein, tuz, kusma, ishal, terleme, ateşli hastalıklar, sıcak çevrede çalışmak gibi durumlar su gereksinimini artırır. Sağlıklı kimselerin su gereksinimini karşılaması kolaydır. Bunu karşılarken, besin değeri olmayan kolalı içecekler, çay ve benzerleri yerine; taze meyve suları içmek daha besleyicidir. İçilen suyun temiz ve mikropsuz olmasına özen gösterilmelidir. Su temiz görünse ve berrak olsa bile mikroplu olabilir. Mikroplu sularla çok çeşitli hastalıklar bulaşır. Bunun için, şehir suları klorlanarak güvenilir duruma getirilir. Şehirde su şebekesine bağlı olmayan, klorlanmayan, kırsal bölgelerdeki suların mikroplu olabileceği unulmamalıdır. "Akan su kir tutmaz" sözüne inanılmamalıdır. Akan su da hastalık yapıcı organizmaları taşır. Ülkemizde ishal ve bağırsak asalakları gibi çeşitli hastalıkların çok yaygın oluşunun en önemli nedenlerinden biri, su ve çevre kirliliğidir. Kirli çevrede temiz su bulmak zordur. Uygar insan çevresini evi gibi temiz tutar. Mikroplu olduğundan kuşku duyulan ve klorlanmamış sular 10-15 dakika kaynatıldıktan ya da klorlandıktan sonra kullanılmalıdır.
Evlerde suyu klorlamak için kireç kaymağı kullanılabilir. Kireç kaymağından 2.5 yemek kaşığı kadar alınıp bir litre suda (4.5 su bardağı) eritilip iyice dinlendirilir. Üstte kalan klorlu sıvı kısım renkli şişeye konup ağzı kapatılır ve 10 gün süreyle kullanılır. Kirlilik derecesine göre suyun bir litesine 5-10 damla damlatılır, 30-40 dakika bekletildikten sonra içilebilir.
Gövde su yetersizliğine çok dayanıksızdır. Hastalıklar ve su kaybının çok olduğu durumlarda, zamanında su verilmezse hayat tehlikeye girer. Su eksikliği ya da gövde suyunun azalması durumunda(dehidratasyon), su ve elektrolitler gerektiği gibi karşılanmazsa gövde çalışması bozulur. Gövde suyunun %5 kadarının kaybına dayanılabilir, bu kayıp %10-15'e çıkınca, yaşamsal olaylarda ciddi bozukluklar başgösterir. Durum sürerse ölümle sonuçlanır. Bebekler, küçük çocuklar ve yaşlılar susuzluğa çok duyarlıdır. Sürgün ve kusma gibi su kaybının arttığı durumlarda gövde suyunun azalmaması için su, tuzlu ayran ve sulu besinler verilmelidir. Şiddetli sürgünde ise su ve elektrolit dengesi tehlikeli olarak bozulabilir. Bu durumdaki hastanın hekim denetimine alınması gerekir.
Su ve besin kaynaklaırnın kısıtlı olduğu kaza ve doğal afet gibi tehlikeli durumlarda suya öncelik verilmelidir. Su kıtsa; fiziksel etkinlik azaltılmalı, terleme önlenmeli, enerji orta derecede karşılanmalı, idrarla su kaybını azaltmak için protein ve tuz az alınmalıdır. Fazla tuzlu su ya da deniz suyu içilmesi de susuzluğu artırır; su ve elektrolit dengesini bozar ve öldürücü olur. Deniz kazalarında deniz suyu ile susuzluğu gidermeye çalışanların daha da susayarak susuzluktan öldükleri bilinmektedir.
Suya göre sodyumun çok alınarak gövde sıvılarında çok tutulması ödem(şişlik) denilen duruma yol açar. Hücre dışı sıvısında sodyum yoğunluğu ile geçişme basıncı artar, dengenin sağlanması için, hücre içi sıvısı hücre dışına geçmeye başlar. Bunun sonucu, hücre içi sıvısı azalırken hücre dışı sıvısı artar ve ödem oluşur. Bu tür ödem çeşitli hastalıklarda ve deniz suyu içilmesi gibi durumlarda, su ile elektrolit dengesinin bozulması sonucu oluşur.
Plazma proteinlerinin, özellikle albümin düzeyinin düşmesi de ödeme yol açar. Plazmada protein düzeyi düşünce ya da kılcal damarların geçirgenliği artınca, plazmanın hücrelerarası sıvıya geçişi de hızlanır. Bunun sonucu, plazmanın geçişme basıncı düşer, hücrelerarası sıvıya süzülen plazma tekrar geri dönemez ve yavaş yavaş hücreler arasında birikmeye başlar. Hücrelerarası sıvı haciminin artması sonucu, gövdenin her yerinde ya da yüz ve bacak gibi kısımlarında daha belirgin olan ödem oluşur. Ödemli yere parmakla basınca hemen düzelmeyen çukur iz bırakır.
Su Kaynakları
Toprağa yağmur yağınca su nehirlerde, göllerde, rezervuarlarda toplanır, bir kısmı da toprağa nüfus eder, öbür kısmı da bitkiler tarafından emilir ya da buhar olur. Su nehirlerden, göllerden ya da rezervuarlardan sağlandığında "yüzeyden sağlama" diye tanımlanır.
Genellikle büyük şehirler bu yüzey kaynaklardan yararlanırlar. Ufak kasabalar ve endüstri kuruluşları ise yeraltı kaynaklarından yararlanırlar.
Kamu tarafından kullanılacak suda şu karakteristikler önemle aranır:
- Hastalığa neden olabilecek hiçbir organizma bulunmamalıdır.
- Renksiz ve parlak bir görünümü olmalıdır.
- Tadının iyi, kokulardan yoksun ve tercihen serin olması gereklidir.
- Çürütücü ve yüzeyde tabakalar oluşturan nitelikte olmalıdır.
- Mantıklı bir yumuşaklığı olmalıdır.
- Demir ve manganez gibi minarellerden ve hidrojen sulfat gibi istenmeyen gazlardan arınmış olmalıdır.
- Bol olması ve sağlanma maliyetinin düşük olması gereklidir.
Suyun Gıda Endüstrisinde Kullanılma Amaçları
Suyun gıda endüstrisinde kullanılma nedenleri şöyle gruplanabilir.
- Yiyecek maddelerinin yıkanması, temizlenmesi için gereklidir.
- Yiyeceğin beyazlatma işleminde yiyecek maddesinin sıcak suya ya da buhara batırılması. Ayrıca yiyeceğin pastörize edilmesinden de su aracı olarak kullanılır.
- Çeşitli maddelerin pişirilmesinde aracı olarak kullanılır.
- Yiyeceğin üretilmesinde kullanılan materyalin temizlenmesinde deterjanla ya da başka karışımlarla birlikte kullanılır.
Suyun Temizlenmesi
Su bulutları terk ettiği zaman damıtılmış su kadar temizdir. Fakat toprağa erişene kadar havadaki yabancı materyali bünyesine alır ve mikroorganizmaların gelişmesi için yararlı ortamı yaratır.
Şiddetli bir yağmurdan sonra nehir suları çok çamurlu bir hal alır. Çünkü mikro-biol. yapısı yüksek olan erimemiş topraklar nehire karışır.
Bu suyun bir kısmı da toprağa nüfus eder ve toprak tabakalarından geçerken erimemiş toprak maddeleri ile organizmalardan arınır. Dolayısıyla toprak filtrasyon görevini görmüş olur. Öbür taraftan topraktan, suda eriyen minerallerden, kalsiyum manganez ve demir tuzlarını da bünyesine alır. Kimyevi maddeler suya sert bir nitelik kazandırır. Su toprağın altında çürümüş ve kokmuş organik maddelerle de temas eder ve hoş olmayan tad ve kokuları da yapısına katar.
Suyu doğanın kirletmesinin yanısıra bir de insanlar kirletir. Endüstri artıkları ve kanalizasyonun yüzeydeki sulara akıtılması ve suyun her türlü mikro-organizma ile kirlenmesini sağlar.
Yeraltı Su Kaynakları
Yeraltı su kaynağı genellikle kuyu suyu olarak düşünülür. Bu kaynaktan sağlanan suların yüzey kaynaklarından elde edilen sulara oranla şu avantajları vardır:
- Genellikle daha temiz olur.
- Daha az bakteri bulunur.
- Hep aynı kuyudan sağlanan suyun mineral yapısı değişmez.
- Yaz aylarında sürekli ve düşük ısı derecesine sahip olurlar.
25 metreden alınan su, alındığı bölgenin ısısından çok farklı olmaz. Eğer 25 metreden daha yüksekten su sağlanırsa ısı derecesi alındığı bölgenin ısısından yaz aylarında biraz daha sıcak ve kış aylarında da biraz daha soğuk olur. 25 metreden daha derinden elde edilen suyun ısı derecesi bölgenin ısısından çok daha yüksek olur. Isı her 30 metrede ortalama olarak 1 derece yükselir.
Yeraltı su kaynaklarının bazı olumsuz yönleri şöyle özetlenebilir:
- Geniş tüketici kitleleri için yetersizdir.
- Emniyetli ve sürekli bir kaynak olarak benimsenmiştir.
- Aynı bölgede bulunan yüzey sulardan daha fazla kalsiyum ve manganez karışımları bulunur.
- Hidrojen sulfat genellikle mevcuttur.
- Kuyu suyunun pompa ile yer yüzeyine çıkartma maliyeti yüzey kaynaklardan su pompalamaktan daha pahalıya mal olur.
- Aynı bölgede bulunan iki kuyudan elde edilen suyun mineral terkibi tamamen birbirinden ayrı olabilir. )
- ELKOYLU ALIM değil/yerine/= ALACAĞIN HACZİ
- EL/LER ile/ve AYAK/LAR
( ... İLE/VE Tarsus, metatarsus ve ayak flanksları dahil olmak üzere, 26 kemikten meydana gelir. )
( Sert eller için: Lahlaha macunu. )
( Divân şiirinde sevgilinin ayağı bir güzellik unsuru olarak ele alınmaz. Bazı deyimler ile sevgilinin yüceliğini anlatmada kullanılır. )
( YED ile/ve KADEM[çoğ. AKDÂM]
TEDAHHUM[< DAHM]: İrileşme, kalınlaşma, şişkinleşme. | TEDAHHUM-I NİHÂYÂT: El ve ayakların irileşmesi sayrılığı. [Fr. ACROMÉGALIE] )
( DEST ile/ve PÂY, PÂ )
( HAND/S vs./and FOOT/FEET )
- ELLERİ YIKAMADA:
YEMEKTEN ÖNCE ve UYUMADAN ÖNCE
( ... VE Uyku/rüya sırasında -düşük de olsa- parmağınızı gözünüze değdirme olasılığından dolayı gözün mikrop kapmaması için uyumadan önce elleri temiz tutmakta yarar vardır! )
- ELLEŞMEK ile/ve/||/<>/> YİYİŞMEK ile/ve/||/<>/> SEVİŞMEK ile/ve/||/<>/> DÜZÜŞMEK/KOÇMAK (SİKİŞMEK)[AGANİGİ NAGANİGİ/FAN FİNİ FİN FON]/İŞ PİŞİRMEK/MERCİMEĞİ FIRINA VERMEK
( Gövdenin her ayrı noktasını elle hissetmek/keşfetmek/yaşamak. İLE/VE/||/<>/> Omuz üstündeki bölgede yaşanan bakışma, öpüşme, yalama, emme, dudakların arasında sıkıştırma, üfleme/soluk verme/soluk alma, dişleme, ısırma. İLE/VE/||/<>/> Tüm gövde üzerinde gözlerin, ağzın(dudakların, dişlerin), yanakların, ellerin, parmakların birlikte işlemesi. İLE/VE/||/<>/> Farklı, çeşitli pozisyonlarda penis-vajina giriş-çıkış döngüsü[siklon/siklus]. )
( Çevrenin ilgisini çekmeyecek yakınlaşma hareketleri. İLE/VE/||/<>/> Çevrede birilerinin olma ve/ya da bulunma ya da gözlenme olasılığının zihinde bulunmasında yaşanan. İLE/VE/||/<>/> Çevresel etmenlerin bulunmamasına karşın zihinsel/kişisel sınırların devrede bulunmasında yaşanan. İLE/VE/||/<>/> Ne çevresel, ne kişisel/zihinsel hiçbir sınırın bulunmadığında yaşanan. )
- ELLİ BİN ile/değil YEDİ BİN
- ELLİ ile ELLİ / ELLİ ile ELLİ ELLİ
( FIFTY vs. FIFTY / FIFTY vs. FIFTY FIFTY )
( خمسين ile پنجاه ile بالمناسفه ile بالمناصفه )
( خمسين ile PANJAH ile بالمناسفه ile بالمناصفه )
- ELLİ/LİK ile ELLİK ile ELLİNCİ ile ELLİ BİNLİK
- 57.Cİ ALAY değil 57. ALAY
( Hem nokta koyup hem de -ci eki getirilmez! )
( )
- ELMA ile ARMUT[Fars. < EMRUD]
( Elmayı soy da ye, armudu say da ye.
[Elma, kabuğu soyularak, armut da aşırı gidilmeyerek, sayı ile yenilmelidir.] )
( Armudun önü, kirazın sonu. Armudu ilk çıktığı zaman, kirazı da biteceği zaman yemeli. )
( Her gün bir elma, doktor uzakta! )
( Elma, birçok uyarandan daha etkili bir uyku açıcıdır. )
( SİG: ELMA [Sevgilinin çenesi ve gabgabı sürekli elmayla betimlenir.] )
( Elmayı, ayışığı kızartır. )
( Gülgillerden, çiçekleri pembe ya da beyaz bir ağaç. | Bu ağacın kabuğu parlak, sert, kırmızı, sarı ve yeşil renkte, kokusu hoş, tadı ekşi ya da tatlı, dokusu gevrek, ufak çekirdekli meyvesi. İLE Gülgillerden, çiçekleri beyaz, Türkiye'nin her yerinde yetişen bir ağaç. | Bu ağacın tatlı ve sulu, yumuşak, ufak çekirdekli meyvesi. | Çok bön, çok aptal. )
( TÜFFÂH[çoğ. TEFÂFÎH] ile İCCÂS )
( APPLE vs. PEAR
ONE APPLE A DAY, KEEP DOCTOR AWAY! )
( PYRUS MALUS cum PIRUS COMMUNIS )
- ELMA ile ELMA SUYU ile ELMA AĞACI
( APPLE vs. APPLE JUICE vs. APPLE TREE )
( سيب ile مردمک چشم ile آب سيب ile درخت سيب )
( SYBE ile MARDMAK CHESHAM ile AB SYBE ile DARKHT SYBE )
- ELMA'/ELMAÎ[Ar.] ile ELMAH/ELMAHÎ[Ar.]
( Pek zeki, çok anlayışlı. İLE Her gördüğü şeyi, incelemeye/tetkike, araştırmaya meraklı. )
- ELMA ile FİLELMASI
( ... İLE Turunçgillerden, Hindistan'da yetişen bir ağaç. | Bu ağacın, yenilen meyvesi. )
( ... cum FERONIA ELEPHANTUM )
- ELMA değil HABBE
- ELMA ile/değil HÜNLAP
- ELMA ile İSVİÇRE ELMASI
- ELMA ile KAK
- ELMA ile KUBA ELMASI
- ELMA ile MİSKET (ELMASI)
( ... İLE Amasya ya da şeker elması. )
- ELMA/ALMA[Oğuz] ile/= ALMILA
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- ELMA'Î[Ar.] ile LEVZÂ'Î[Ar.]
- ELMA/LIK ile ELMAS ile ELMACI/LIK ile ELMALI ile ELMASLI ile ELMA SUYU ile ELMA ÇAYI ile ELMA HOŞAFI ile ELMA ŞARABI ile ELMA ŞEKERİ ile ELMA ŞURUBU ile ELMA SİRKESİ ile ELMA YANAKLI ile ELMA KOMPOSTOSU
- ELMAS ile ROZA[İt.]
( ... İLE Bir tür pembe elmas. | Bu elmasla yapılmış takı. )
- ELMAS'TA:
SIRÇA ile/ve KARAVANA ile/ve PERO ile/ve ROZA ile/ve CULLINAN
( Ham. İLE/VE Yassı ve ince. İLE/VE Armut biçiminde tek parça. İLE/VE Pembe. Hollanda taşı. İLE/VE Dünyanın en büyük elması. Afrika yıldızı. Yapuk. )
- ELSE :/yerine BAŞKA
- ELÜK ile ALAY (ETMEK)
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- ELVAN ile EBRÛ
- ELYAF değil/yerine/= İPSİ
- EM- ile/||/<> -EMİA/-AEMİA ile/||/<> AP-/APO-/APH- ile/||/<> HEM-/HEMA-/HEMAT-/HEMATA-/HEMATO-/HEMO- ile/||/<> SANGUİ-/SANGUİN- ile/||/<> -PLASMİA ile/||/<> THROMB-/THROMBO-
( Kan. İLE/||/<> Kan, kanla ilgili durum. İLE/||/<> Kan. İLE/||/<> Kan, kanla ilgili. İLE/||/<> Kan. İLE/||/<> Kan plazmasının özel bir durumu ile ilgili. İLE/||/<> Pıhtı ya da trombusla ilgili. )
- EMA/EUROPEAN MEDICINES AGENCY[İng.] değil/yerine/= AVRUPA İLAÇ AJANSI
- E-MAIL yerine E-POSTA
- EMALANGANİ ile/||/<> RAND
( Swaziland'ın para birimi. @@ Güney Afrika para birimi. )
- EMANET ETMEK ile EMANET ile EMANET ETME
( ENTRUST vs. ENTRUSTED vs. ENTRUSTING )
( باامانت سپردن ile سپردن ile مفوض ile سپرده ile تفويض )
( BAAMANT SEPARDAN ile SEPARDAN ile مفوض ile SEPARDEH ile TAFOYZE )
- EMANET, SAİM (İST, 1928) :
( Haydarpaşa Lisesinden mezun oldu. Askerlikten sonra ticari hayata Kabzımallık Şirketinde başladı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 7 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu üyesidir. )
- EMÂRE[Ar.] ile/ve/||/<> ESAM/E[< ESÂM/İ / İSİMLER][Ar.]
( Belirti. İLE/VE/||/<> Adlar/isimler. )
- EMÂRE ile REMZ
- EMAYE ile EMAYECİ ile EMAYE EŞYA
( ENAMEL vs. ENAMELLER vs. ENAMELWARE )
( لعاب دادن ile مينا ile لعاب ile ميناي دندان ile مينا ساختن ile ميناکاري کردن ile دواتگر ile ظروف لعابي )
( LOAB DADAN ile MYNA ile LOAB ile MYNAY DANDAN ile MYNA SAKHTAN ile MYNAKARY KARDAN ile DAVATEGAR ile ZAROF LOABY )
- ENAMEL[İng.] / ÉMAIL[Fr.] / GLAUS, EMAILLE[Alm.] ile/değil/yerine/= EMAYE
- EMAYLAMAK ile EMAY ile EMAYE
- [ E = mc² ]
"EM, CE(KARE)" değil ME, CE(KARE)
- EMEÇ -ile
( Su ve karayosunlarının, kökü andıran, tutunma örgeni. )
- EMED[Ar.] ile EMEDD[Ar. < MEDD]
( Son, nihâyet. İLE Daha/pek uzun, sürekli. )
- EMED[Ar.] ile GÂYE[Ar.]
- EMEK SOKAK PARKI :
( Kazım Karabekir Mahallesindedir. 777,18 m²lik bir alanı kapsamakta olup, 516,26 m²lik yeşil alanı, 44,62 m²lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )
- EMEK ile/ve/<> AHLÂK
- EMEK ile/ve ÇABA
( Büyük çabalar harcamadıkça, çaba harcamanın bizi hiçbir yere götürmeyeceğini anlayamayız. )
( LABOUR vs./and EFFORT
Unless you make tremendous efforts, you will not be convinced that effort will take you nowhere. )
( ... ile/ve PRAYATNA )
- EMEK ile/ve/||/<> EDEP ile/ve/||/<> SABIR
- EMEK ile/ve/<> EKMEK
- EMEK ile EMEKLEMEK ile EMEKLİ/LİK ile EMEKÇİ/LİK ile EMEKSİZ/LİK ile EMEKLİ MAAŞI ile EMEKLEME ÇAĞI ile EMEKLİ AYLIĞI ile EMEKSİZ EVLAT ile EMEKÇİ SINIFI ile EMEKLİLİK ÇAĞI ile EMEKLEME DÖNEMİ ile EMEKLİ İKRAMİYESİ
- EMEK ile/ve EYLEM
( İnsan kendi emeğinin varlığıdır. )
( İnsan için emeğinden fazlası yoktur. )
( SA'Y ile/ve ... )
( LABOUR vs./and ACTION )
- EMEK ile/ve/<> GEÇİM/MAİŞET[Ar.]
- EMEK ile/ve HAREKET
( LABOUR vs./and MOVEMENT )
- EMEK ve/||/<>/> MAKİNE GÜCÜ
- EMEK ile/ve MÜLKİYET
- EMEK ve/||/<> SEVİNÇ
- EMEK ve SÖZ(/LEŞMEK) (VERMEK)
- EMEK ve/<> YAŞATMAK
- EMEK ile/ve/||/<>/> YEMEK( ile/ve/||/<>/> EMEK)
( Emek olmadan, hiçbir şey olmaz.
[Lat.] Nil sine labore. )
- EMEK ile/ve YÜREK
( Emeğim sevincimdir. )
( Kişi, emeğinin sevincini duyandır. )
( Emeğimizi bizi sevindirir! )
( LABOUR vs./and HEART )
- EMEKÇİ ile/ve/değil/||/<>/= GİRİŞİMCİ
- EMEKLİLİK:
RESEN ile/ve/||/<> İSTEĞE BAĞLI
- EMEL[Ar.]/AMAÇ[Fars.] ile/ve EREK
( Zorunluluk/lar ile. İLE/VE Keyfî. )
- EMEL/GÂYE[Ar.] değil/yerine/= İSTEK/UMUT/ÜMİT/ÜLKÜ
- EMEL ile/ve/||/<> ŞİBAK NİHALİ
( Geleceğe dönük umut ve arzu.[Çoğu zaman soyut ve belirsiz.] @@ Umut değil hedefi belirli ve bağlanmış bir yönelim. )
( "Makam emeli taşımaktadır." @@ "Makam üzerine şibak nihali sabittir."[belirsiz bir arzu değil odaklanmış ve izlenebilir bir yöneliş söz konusudur.] )
- EMEL ile/ve/||/<>/< TEMEL
- EMEL ile TÛLE EMEL
- EMERGENCY :/yerine ACİL DURUM
- EMERJENSİ/EMERCENSİ[İng. < EMERGENCY] değil/yerine/= ACİL
- EMGEK ile/ve/||/<> EMEK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Zorluk. İLE/VE/||/<> Zorlukları aşmak için harcanan çaba anlamında emek. )
- EMHÂR[Ar. < MEHR] ile/ve/||/<> EMHÂR[Ar. < MÜHR] ile/ve/||/<> EMHÂL[Ar. < MEHL]
( Nikâh bedelleri, ayrılma durumunda, hanım eşe verilecek, nikâhta kararlaştırılan para vs. @@ Taylar, at yavruları. @@ Bir şeyin yapılması için verilen fazla zamanlar, mühletler, vâdeler. )
- EMİG ile EMİK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Meme. İLE Ilık. )
- EMİN OLMAK ile/ve GÜVEN İÇİNDE OLMAK
( TO BE SURE vs./and TO BE IN SECURE/SAFE )
- EMİN OLMAK ile/ve İNANMAK
( TO BE SURE vs./and TO BELIEVE )
- EMİN OLMAK ve/<> ÖZGÜR OLMAK
( TO BE SURE and/<> TO BE FREE )
- EMİN OLMAK ve/<> TESLİMİYET
- EMİN" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<> BİLMİŞ
- EMİN değil/yerine/= GÜVENİK/GÜVENLİ
- EMİN[Ar.] değil/yerine/= GÜVENLİ
- EMÎN[Ar.] ile ME'MÛN[Ar.]
- EMİN ve/||/<>/> YEMİN
( Eminsek, yemine gerek kalmaz fakat yine de bazen ve bazı koşullarda yemin edilebilir/beklenebilir. [Doğru söz, yeminden ileridir.] )
- EMİN/LİK ile/ve PEKİN/LİK
- BENLİK:
EMİR ALTINDA ile/ve/> SORGULAYAN ile/ve/> SEZGİSEL ile/ve/> BEKLENTİSİZ ile/ve/>
RIZÂ SAHİBİ ile/ve/> RÂZI OLUNAN ile/ve/> SAFLAŞMIŞ
- EMİR EDEN ile/ve/yerine HİZMET EDEN
- Emir verildiyse SUS!!!
- EMİR VERMEK ile/ve/değil/yerine/>/< DOĞRUDAN SÖYLEMEK
- EMİR ile/değil KOŞUL
- EMİR[Ar.] değil/yerine/= BUYRUK/BUYURU
- EMİR[Ar.] değil/yerine/= BUYRUK/KOMUT
( Askerlere, izcilere, öğrencilere, gövde eğitimi çalışmalarında ya da bir tören sırasında, bir durumdan başka bir duruma geçmeleri için bildirilen/söylenilen söz. )
- EMİR ile/ve/değil/<> DEVİR
- EMİR ile/ve/değil/yerine DİLEK
- EMİR ile/ve EDEB
( Emir, edebten üstündür. )
- EMİR ile/ve EDEP/EDEB
( Emir edebten üstündür. )
- EMİR ile EMİR
( Buyruk. | Bir orundan öbürüne geçerken, görevliye verilen belge. İLE Araplarda ve öteki müslüman ülkelerde bir kavim, kent ya da ülkenin başı. )
- EMİR ile EMİR ABBAS ile EMİR ALİ ile EMİR FARAJ ile EMİR GHOLİ ile EMİR HASAN ile EMİR HÜSEYİN ile EMİR MANSUR ile EMİR MEHDİ ile EMİR RIZA
( AMIR vs. AMIR ABBAS vs. AMIR ALI vs. AMIR FARAJ vs. AMIR GHOLI vs. AMIR HASAN vs. AMIR HOSEYN vs. AMIR MANSUR vs. AMIR MEHDI vs. AMIR REZA )
( امير ile اميرعباس ile اميرعلي ile اميرفرج ile اميرقلي ile اميرحسن ile اميرحسين ile اميرمنصور ile اميرمهدي ile اميررضا )
( AMYR ile اميرعباس ile AMYRALY ile اميرفرج ile اميرقلي ile AMYRAHSAN ile AMYRAHASYNE ile اميرمنصور ile اميرمهدي ile AMYRAREZA )
- EMİR ile/ve/değil/<> ENGEL
- EMİR ile/ve/değil GİZİL EMİR
- EMİR ile/ve İŞ/LER
( ... ile/ve UMÛR[< EMR] )
- EMİR ile/ve İZİN
- EMİR ile/değil/yerine/||/></< TAKDİR
- EMİR ile TÂLİMAT
- EMİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TEKLİF
- EMİRGAN SPOR KULÜBÜ :
( 1949'da Hüseyin Sakaoğlu, Kemal Dalgıç, İsmail Ergün, Ahmet Sakaoğlu ve Todori Hocis tarafından kuruldu. Futbol ve voleybol dalında faaliyet gösteren kulüp, halen sadece futbol dalında yarışmalara katılmaktadır. Bu kulüpten; İsmail Alemdaroğlu, Mehmet Orman, Cevat Cantez, Şeref Köklü, Erdoğan Cantez, Adnan Kıstas, Ayhan Örslü gibi sporcular yetişti. )
- EMİR/LİK ile EMİR ERİ ile EMİR KİPİ ile EMİR KULU ile EMİR SUBAYI ile EMİR CÜMLESİ ile EMİR KOMUTA ZİNCİRİ
- EMİR-RİCA ile EMİR
- EMİŞMEK ile EMİŞTİRMEK ile EMİŞ
- EMİSYON/EMISSION[İng.] değil/yerine/= DIŞA YAYIM | DIŞA ATIM
- EMLÂ'[Ar. < MELÂ] ile EMLAH[Ar. < MELÎH] ile EMLÂH[Ar. < MİLH]
( Bölükler, kalabalıklar, cemaatler. İLE Son derece güzel, en melâhatli, pek melîh. İLE Tuzlar. )
- SUCTION[İng.] / SUCCION[Fr.] / SAUGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= EMME
- EMMEK ile EMMEÇ ile EMME BASMA TULUMBA
- EMMEK ile NEMİ EMER ile EMİCİ ile ABSORBE ile EMİCİLİK ile EMİCİ ile EMİCİ
( ABSORB vs. ABSORB MOISTURE vs. ABSORBANT vs. ABSORBED vs. ABSORBENCY vs. ABSORBENT vs. ABSORBER )
( مکيدن ile جذب کردن ile در کشيدن ile مستغرق بودن ile درآشا ميدن ile کاملا فروبردن ile رطوبت کشيدن ile درکش ile درآشام ile مکنده ile مستهلک ile منجذب ile فروبري ile قابليت جذب ile قدرت جذب ile جاذب ile نشاف ile آشامنده )
( MAKYDAN ile JAZB KARDAN ile DAR KESHYDAN ile MOSTEGHARGH BODAN ile DARASHA MYDAN ile KAMELA FOROBARDAN ile ROTUBAT KESHYDAN ile DARKESH ile DARASHAM ile MAKANDEH ile MOSTEHALAK ile منجذب ile FOROBARY ile GHABELYT JAZB ile GHODRAT JAZB ile JAZEB ile نشاف ile ASHAMANDEH )
- EMMİ ile EMMİ KIZI ile EMMİ OĞLU
- EMNİYET KEMERİ/KEMER değil/yerine/= GÜVENLİK BAĞI/ÖNBAĞ
- EMNİYET KİLİDİ değil/yerine/= GÜVENLİK BEKİ
- EMNİYET ile EMNİYETLİ/LİK ile EMNİYETSİZ/LİK ile EMNİYET PİMİ ile EMNİYET AMİRİ ile EMNİYET DURAĞI ile EMNİYET KEMERİ ile EMNİYET KİLİDİ ile EMNİYET SUPABI ile EMNİYET ŞERİDİ ile EMNİYET DÜĞMESİ
- EMOTION vs. FEEL(ING)
- EMPATİ KURMAK ile/ve/değil/=/||/<>/< ÂDİL OLMAK
- EMPATİ:
"ONUN YERİNE DÜŞÜNMEK"
değil
ONUN/ONLAR GİBİ DÜŞÜNMEK/ONUN DÜŞÜNCESİNİ/DUYGUSUNU ANLAMAYA ÇABALAMAK
- EMPATİ:
SANA ve/<> ONA
( Yapılmasını istemediğin şeyi, başkasına yapmamak. VE/<> Sana davranılmasını/yapılmasını istediğin şeyi/biçimde, ona yapmak. )
- IMPEDANCE DROP[İng.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS DÜŞÜMÜ
- IMPEDANCE BRIDGE[İng.] / PONT D'IMPÉDANCE[Fr.] / IMPEDANZBRÜCKE[Alm.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS KÖPRÜSÜ
- IMPEDANCE RISE[İng.] / ÉLÉVATION D'IMPÉDANCE[Fr.] / IMPEDANZANSTIEG, IMPEDANZERHÖHUNG, IMPEDANZSTEIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS YÜKSELMESİ
- IMPREGNATION, IMPREGNATE[İng.] / IMPREGNATION, IMPREGNER[Fr.] / IMPRÄGNIEREN, TRÄNKEN[Alm.] ile/değil/yerine/= EMPRENYELEME, EMPRENYE ETME
- EMPTY/VACANT/VAIN/FUTILE vs. ROTTEN
- EMR/EMİR[Ar.] ile HABER[Ar.]
- EMRE -ile
( DERVİŞ, İSTEYEN/TALEB EDEN )
- EMRE MUHARRER SENET değil/yerine/= YÖNERGELİ BELGİT
- EMRETMEK ile EMİR VE TEDBİR ile KOMUT DİLİ ile KOMUTAN ile KOMUTAN GENERAL ile BAŞKOMUTAN ile BAŞKOMUTAN ile KOMUTANLIK ile KOMUTANLIK ile KOMANDO ile KOMUTLAR ile KOMUTAN
( COMMAND vs. COMMAND AND INJUNCTION vs. COMMAND LANGUAGE vs. COMMANDER vs. COMMANDER GENERAL vs. COMMANDER IN CHIEF vs. COMMANDER-IN-CHIEF vs. COMMANDERSHIP vs. COMMANDERY vs. COMMANDO vs. COMMANDS vs. COMMANER )
( فرمودن ile تحکم ile امر ile فرمان ile فرماندهي کردن ile امر و نهي ile زبان فرماندهي ile فرمانده ile سردار ile امير ile امر کننده ile فرماندهي کل ile سرفرمانده ile سپهسالار ile سرداري ile محل فرماندهي ile تکاور ile احکام ile آمر )
( FARMODAN ile TAHKAM ile EMR ile FARMAN ile FARMANDEHY KARDAN ile EMR VE NAHY ile ZABAN FARMANDEHY ile FARMANDEH ile SARDAR ile AMYR ile EMR KONANDEH ile FARMANDEHY KEL ile SARFARMANDEH ile SAPPEHSALAR ile سرداري ile MOHAL FARMANDEHY ile TAKAVAR ile AHKAM ile AMAR )
- EMRETMEK ile EMREYLEMEK ile EMREDEBİLMEK ile EMRE MUHARRER SENET
- [önce] (NEHY-İ ANİ'L) MÜNKER[Ar.] ile/ve/sonra/||/<>/>/>< (EMR-İ) BİL MÂRUF[Ar.]
( Günah ve kötü şeyler[in yapılmaması]. İLE/VE/||/<>/>/>< Herkesçe bilinen, tanınan, belirli, sanlı. | Şeriatın uygun gördüğü, beğendiği ve buyurduğu[nun yapılması]. )
- EMR-İ VÂKİ değil/yerine/= OLDU BİTTİ
- EMR-İ ZÂTÎ ile/ve EMR-İ SIFÂTÎ
- EMSÂL[Ar. < MESEL] ile EMSÂL[Ar. < MİSL]
( Destanlar, öyküler, kıssalar. İLE Örnekler, nümûneler. | Eş, benzer. | Eşler, benzerler. | Katsayı. Kaç katı/misli alınacağını bildiren sayı. )
- EMSAL[Ar.]/COEFFICIENT[İng.] değil/yerine/= KATSAYI
- EMÜLSİYON/EMULSION[İng.] değil/yerine/= SIVI ASILTI
- EMYÂH[Ar. < MÂ] ile EMYÂ/EMYÂN[Fars.]
( Sular. @@ Para kesesi/çantası. )
- EN ACINILACAK "KİŞİ/LER":
( Başkalarının acılarına kayıtsız kalanlar. )
- EN ÂCİZ -ile
( DOST EDİNMEYEN )
- EN AĞIR BÖCEK -ile
( GOLYAT BÖCEĞİ )
- EN AĞIR/LAR -ile
( * YILAN: ANAKONDA
* FİL
* SU AYGIRI )
- EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ:
PETRA
( Ürdün'ün başkenti Amman'a 350 km. uzaklıkta bulunmaktadır. )
- EN BÜYÜK BEYNE SAHİP OLAN -ile
( KARINCA [Beyinleri, gövdelerinin toplam ağırlığının %6'sını oluşturur.] )
- EN BÜYÜK DOST -ile
( ÖZGÜVEN )
- EN BÜYÜK KENT ile EN BÜYÜK SURLU KENTLER
( HONOLULU
[Hawaii eyaletinde 1907'de çıkarılmış bir yasaya göre Honolulu Kenti ve Honolulu İdari Bölgesi(County) aynı yeri ifade ediyor. Honolulu kentinin Büyük Okyanus'ta, 2.400 km. boyunca uzanan Kuzeybatı Hawaii adalarının kalanını da kapsadığı ve 5.509 km²'yle en büyük yüzölçümüne sahip kent olduğu anlamına geliyor.]
İLE
* İSTANBUL
* ANTAKYA
* DİYARBAKIR )
- EN BÜYÜK MÜLK -ile
( SAĞLIK )
- EN BÜYÜK/UZUN PENİSLİ MEMELİ -ile
( 1- ARMADİLLO | 7- MAVİ BALİNA[2.4 - 5 m. | 30-36 cm. çap | (İZLANDA FALLOLOJİK MÜZESİ'NDEKİ: 350-450 kg. | BAŞI: 170 cm. - 70 kg.] | 8- FİL[1.8 m.] )
- EN BÜYÜK SORUNLAR:
KENDİNDEN MEMNUN OL(A)MAMA ile/ve/||/<> TATMİN OL(A)MAMA
- [ne yazık ki]
EN BÜYÜK YANILGILARDAN BİRİ(/İKİSİ):
DİZİLERİ, GERÇEK SANMAK ile/ve/||/<>/> GERÇEK YAŞAMI, DİZİ SANMAK
( 44 yaşında...
Komedyen...
Ülkenin en çok seyredilen dizisinin başrol karakteriydi.
Dizinin adı “Halkın Hizmetkarı”
Başkan rolünde o vardı.
Dizi ekrana geldiği gece tüm Ukrayna nefesini tutuyor televizyona yapışıyordu.
Ahali kahkahadan yerlere seriliyordu.
Genç komedyen çok sevildi.
Dizi çok tuttu.
Adı Volodomir Zelenski'ydi.
***
Dizi o kadar çok tuttu ki...
Sonra siyasi partiye dönüştü.
Evet... Gülmeyin... Vallahi öyle oldu.
“Halkın Hizmetkarı Partisi” kuruldu.
Komedyen abimiz Volodomir Zelenski partinin kurucusu oldu.
Her şey bir komedi dizisi tadında ilerliyordu.
Seçimler geldi çattı.
Komedyen Zelenski, girdiği ilk seçimde oyları silip süpürdü.
450 sandalyelik Ukrayna Parlamentosu'nun yarıdan fazlasını kazandı.
Başkanlık seçiminde ise 2. Turda oyların yüzde 73.22'sini aldı.
***
Ukrayna'nın artık genç bir komedyen başkanı vardı.
Geldik bugüne...
***
Bir komedyenle bir istihbaratçı karşı karşıya gelirse...
Sizce savaşı kim kazanır?
Gülümsediğinizi görüyorum... Cevaba gerek yok.
Ukrayna Rusya geriliminin giriş sahnesini hep beraber yaşadık.
Bir yanda bir dizinin pop rüzgarıyla kendini başkanlık koltuğunda bulmuş tecrübesiz bir genç adam...
Karşısında KGB disiplini ve kurmay zekasıyla yetişmiş duygusuz tavizsiz bir istihbaratçı kurt...
Çok fazla düşünmeye gerek yok sanırım.
***
Artık güvenlik ülkelerin vazgeçilmez şartıdır.
Dünya'da bu işe uyanan devletler işi şansa bırakmıyor.
İstihbarat kökenli liderlere yönetimi veriyorlar.
***
Putin'i anlatan 4 bölümlük belgesel var.
İzleyin derim...
Adı “Putin İnterviews”
O belgeselde yönetmen Oliver Stone, Putin'in korumalarını merak ediyor...
Diyor ki “Sizin kişisel güvenliğinizi kim sağlıyor?”
Putin “Castro'dan bana kalan nasihat şuydu. Sakın kendi güvenliğini başkasının kontrolüne bırakma. Ben de o yüzden tüm koruma ve güvenliğimle bizzat ilgilenirim. Bu sayede halen ayaktayım. Ne dersin?”
Putin bir devlet başkanı ama halen bir istihbaratçı gibi yaşıyor.
Tıpkı KGB yıllarındaki gibi az konuşan, duygusallığa asla prim vermeyen ve hedefine doğrudan odaklı.
Tabi biraz da acımasız.
Yeni kuramlar geliştiriyor... Artık adıyla anılan bir doktrin var.
Güvenlik ve savunma konusunda eşi benzeri görülmemiş bir konsept geliştirdi.
Kendinden kat be kat güçlü düşmanını onun gücünü kullanarak yenme...
Judodan esinlendim diyor.
Judoda karşındaki rakibin sıkletini avantaja çevirebilirsin...
Önce imkansız gibi gözüken bu doktrinin nasıl çalıştığını gördük.
Koca NATO çaresiz kaldı.
***
Şimdi... Almanya çılgın bir deneye hazırlanıyor.
Merkel sonrası kurulan yeni hükümette Dışişleri bakanlığı görevine Annalena Baerbock geldi.
Yeşiller partisinden... Aktivist...
Düşünün... Karşısında Lavrov... Arkasına almış Gerasimov'u, Şoyguyu... Bermuda şeytan üçgeni gibi bir üçlü...
Onlarla mücadele edecek, oyun kuracak kişi Baerbock...
İyidir... Hoştur... Nitelikli bir siyasetçi olabilir.
Kabul ederim.
Ama onun yeri burası değil. Yani Dışişleri Bakanlığı değil....
Kurtlar sofrası kurulmuş.
Ülke için ölüm kalım mücadelesi başlıyor.
Hümanist kimlikli bir siyasetçiden, şeytani bir kurmay akıl bekleyebilir miyiz?
Umarım ben yanılırım...
Ama hayat öncelikleri... Hayata bakış tarzı bambaşka olan Annalena Hanım Ukrayna benzeri bir tablo yaşatabilir Almanya'ya...
***
Uzun sözün kısası...
Günümüzde bir halkın düşeceği en büyük yanılgı... Tv dizilerini gerçek, gerçek hayatı ise dizi sanmasıdır.
“Halkın Hizmetkarı” komedisine yıllarca Ukrayna Halkı güldü.
Şimdi sıra Ruslarda... )
- EN BÜYÜK YAPI/LAR:
* FRESH KILLS ÇÖPLÜĞÜ
[STATEN ISLAND - NEW YORK] [12 km2]
[Kullanımdayken Özgürlük Heykeli'nden 25 metre daha yüksekti.] |
* BÜYÜK PİRAMİT, ÇİN SEDDİ ve MÜBAREK el-KEBİR KULESİ [KUVEYT]
- EN ÇEVRECİ OTEL:
KANDALAMA HOTEL
( Sri Lanka'nın Dambulla kasabasında bulunan otel, Sri Lanka'lı mimar Jeffrey Baova'nın, doğayı bozmamak üzere büyük özen göster(il)mesiyle, otelin yapımı sırasında, inşaata dozer sokulmadan ve hiç ağaç kesilmeden tamamlanmıştır. İnşaat, doğanın izin verdiği ölçüde ve yönde ilerlemiş. Bu yüzden, otelin görünümü, düzgün bir geometriye sahip değildir. Koridorlar, doğanın çizgisinde, zikzaklı bir biçimde sürmektedir.
Otelin atık suları, arıtıldıktan sonra, kapalı devre kullanılmaktadır. Yemek artıkları ise her gün civardaki çiftliklere gönderilmektedir.[Otel, bu uygulamayla, iki yıl üst üste çevre ödülü de almıştır.][Tebrikler ve teşekkürler!!!] )
- EN ÇOK ÇEŞİT ÇİNİ BULUNAN CAMİ -ile
( RÜSTEM PAŞA CAMİİ - EMİNÖNÜ ( 41 çeşit. )
( Özellikle yağmur yağdığı sırada girmenizi de salık veririz! )
- EN ÇOK ÖZKIYIM/İNTİHAR EDİLEN ÜLKE -ile
( LİTVANYA [2003'te Yüz binde 42][Dünya ortalamasının 3 katıdır.] )
- [ne yazık ki]
EN ÇOK KONUŞULANLAR:
MAAŞ ve/||/<> MAÇ ve/||/<> MAGAZİN
- EN ÇOK ÖLÜM NEDENİ -ile
( * KANSER )
( * SİGARA(TÜTÜN) )
- EN ÇOK ŞEYE SAHİP OLMAK ile/değil/yerine/>< EN AZ ŞEYE GEREKSİNİM DUYMAK
( Ne kadar az şeye sahip olursak, o kadar az şey, bize "sahip olur". )
( Sahip olmadığı şeylere üzülmeyen ve sahip olduklarına sevinen kişi, akıllı biridir. )
- EN ÇOK VEREN FAKAT EN AZ ALAN KENT:
POTOSİ
( Eskiden, Bolivya'nın Potosi kentindeki madenlerden, tonlarca altın, gümüş ve kalay çıkarılıyor olmasına karşın, aşırı gösteriş ve savurganlık hastalığındaki İspanyol toplumu, burada yaşayan halkı, dünyanın en yoksul kenti durumuna düşürmüştür.[500 yıl boyunca ve 1660 yılına kadar 185 ton altın, 16 milyon kilo gümüş taşınmış.][Ve en önemlisi, çok ağır/kötü çalışma şartlarına dayanamayan 8 milyon yerlinin de ölümüne neden olmuştur.][Altiplano'da, kentin dışında bulunan, "Cerro Rico"(Zengin Tepe) adındaki tepede, bu kişilere mezar olmuş 5.000 galeri bulunmaktadır.] )
- EN EŞİT PAYLAŞILAN -ile
( AKIL )
- EN ESKİ AĞIRLIK BİRİMİ -ile
( MİNA )
- EN ESKİ AHŞAP BİNA -ile
( AMCZADE HÜSEYİN PAŞA KÜLLİYESİ'NDE [FATİH] [1700] )
- EN ESKİ HALI -ile
( PAZIRIK HALISI [M.Ö. V - VII. yy.] )
- EN ESKİ MEMELİLER (HALEN YAŞAYAN) EKİDNE VE ORNİTORENG
- EN ESKİ TEKKE:
EBÜ'L-FETH GÂZİ TEKKESİ/SİRKECİ TEKKESİ
( Ayasofya kapısının iç tarafındaydı. )
( Daha önce "Eski Kızlar Manastırı"ydı. )
( İlk şeyhi, Hz. Şeyh Üveys'tir.[Mezarı, Şam'da, Bilâli Habeş yakınında] )
- EN ESKİ YERLEŞİM MERKEZİ -ile
( YARIMBURGAZ MAĞARASI )
- EN ESKİ ile İLK
- EN FAZLA DİŞE SAHİP OLAN -ile
( DEV ARMADİLLO )
- EN GENİŞ VE UZUN KABURGA -ile
( DÖRDÜNCÜ KABURGA )
- EN GÖRKEMLİ YAPI -ile
( SÜLEYMANİYE CAMİSİ (VE KÜLLİYESİ) )
- EN HIZLI, İNSANLI UÇUŞ:
X-15A uçağı ile 31.200 yükseklikte, saatte 6389 km. [1967] -ile
- EN HIZLI OLAN:
| SES HIZI ve IŞIK HIZI | ile/ve/değil/||/<>/>/< DÜŞÜNCE HIZI
( | [ a0 = 340 m/s ] VE [ c0 = 300.000 km/s ] | İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< Sınırsız ve en hızlı. )
( | [ a0 = 1/√K0 g0 ] [ a0 = √ m . Y ] VE [ c = 1/√e0 μ0 ] | İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< ... )
- EN İNCE KİTAP -ile
( İNGİLİZ YEMEK KİTABI )
- EN İNCE ZAR -ile
( SUYUN ZARI )
- EN İYİ BİLDİĞİM ŞEY, HİÇBİR ŞEY BİLMEDİĞİMDİR ile/ve/<>/> EROS'TAN BAŞKA HİÇBİR ŞEY BİLMİYORUM
- EN İYİ KETEN BEZİ -ile
( BENDUKÎ )
- EN İYİ ile/ve/<>/>< EN KÖTÜ
( Çalışmaz. İLE/VE/<>/>< İşlemez. )
( Ümit et! İLE/VE/<>/>< Hazırlıklı ol! )
( Not works. VS./AND/<>/>< Not runs. )
( THE BEST vs./and/<>/>< THE WORST )
- EN KISA GECE ile EN UZUN GECE
( 21 - 22 Haziran İLE 21 - 22 Aralık )
( Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilür
Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç saat
Sâbit
En uzun geceyi, gökyüzüyle, yıldızlarla uğraşan, ne bilsin
Sen aşk derdine bağımlı olmuş kavuşamayan âşığa sor ki geceler, kim bilir kaç saat
)
( Şeb-i yeldâda uzar fecre kadar kıssa-i aşk
Ta ki Mecnûn bitirir nutkunu Leylâ söyler
Yahya Kemal Beyatlı )
( ... ile ŞEB-İ YELDÂ )
- EN KISA GÜN:
21 ve 22 ARALIK
- EN KISA SÜRE YAŞAYAN BÖCEK ile EN UZUN SÜRE YAŞAYAN BÖCEK
( Balarısı. İLE Tahtakurusu. )
- [ne yazık ki]
EN KÖTÜ HUY ile/ve/||/<> EN BÜYÜK HATA ile/ve/||/<> EN BÜYÜK SAFLIK
( Bazılarının karşısında bile iyi olmaktan vazgeçememek. İLE/VE/||/<> Herkesi, kendimiz gibi zannetmek. İLE/VE/||/<> Her bir kişiye güvenmek. )
- EN KÖTÜ KARAR ... -ile
( KARARSIZLIKTAN DAHA İYİDİR )
- EN KÖTÜ/LER -ile
( Kişinin başına gelebilecek en kötü şey,
başına gelenin en kötü şey olduğunu anlayamamasıdır. )
- EN KÜÇÜK TÜR AVCI -ile
( ATMACA )
- EN KUTSAL DAĞ:
KAILASH DAĞI -hem de
( Hem Budizm'de, hem Hinduizm'de, hem de Jainizm'de... )
- EN ÖLÜMCÜL HASTALIK TAŞIYICILARI -ile/ve/||/<>
(
)
( Soldan sağa ve yukarıdan aşağı sırasıyla...
1. Sarı Humma Sivrisineği[Lat. Aedes aegypti]
Hastalıklar: Sarı Humma ve Deng Ateşi
Etkilediği Kişi Sayısı: Yılda 50 - 528 milyon
Ölüm: Yılda 100.000 kişi
2. Güney Ev Sivrisineği[Lat. Culex quinquefasciatus]
Hastalıklar: Batı Nil Virüsü, filariyaz
3. Sıtma Sivrisineği[Lat. Anopheles gambiae]
Hastalıklar: Sıtma
Etkilediği Kişi Sayısı: Yılda 220 milyon kişi
Ölüm: Yılda 1 Milyon insan
4. Oryantal Sıçan Biti[Lat. Xenopsylla cheopis]
Hastalıklar: Veba, Sıçan Humması
Etkilediği Kişi Sayısı: Günümüze kadar milyarlarca
Ölüm: Günümüze kadar yüz milyonlarca kişi
5. Kara Sinek[Lat. Simulium erythrocephalum]
Hastalıklar: Onkosersiyazis (River-körlüğü)
Etkilediği Kişi Sayısı: Günümüze kadar 37 milyon kişi
Sonuç: Günümüze kadar 300.000 kalıcı körlük
6. Kum Sineği[Lat. Lutzomyia longipalpis]
Hastalıklar: Layşmanya
Etkilediği Kişi Sayısı: Toplamda 22 milyon, her yıl 2 milyon kişi
7. Öpücük Böceği[Lat. Rhodnius prolixus]
Hastalıklar: Chagas hastalığı
Etkilediği Kişi Sayısı: Toplamda 10 milyon, her yıl 400.000 kişi
8. İnsan Gövde Biti[Lat. Pediculus humanus]
Hastalıklar: Epidemik tifus ve Siper humması
Ölüm: Her yıl 200.000 kişi
9. Dermacentor variabilis
Hastalıklar: Rocky Dağları Benekli Ateşi, Tularemi
10. Siyah Bacaklı Kene[Lat. Ixodes scapularis]
Hastalıklar: Laym hastalığı, babesiyoz, anaplazmozis
Etkilediği Kişi Sayısı: Her yıl on binlerce kişi
11. Çeçe Sineği[Lat. Glossina morsitans]
Hastalıklar: İnsan Uyku Hastalığı
Ölüm: Her yıl 9000 kişi [bugüne kadar 2 milyon]
12. Asya Kaplan Sivrisineği[Lat. Aedes albopictus]
Hastalıklar: Batı Nil Virüsü, Sarı Humma, St. Louis Ensefaliti, Dang Humması, Chikungunya humması
Ölüm: Bugüne kadar on milyonlarca kişi. )
- EN ÖLÜMCÜLLER:
KÖPEKBALIKLARI değil KURT | ASLAN | FİL | SUAYGIRI | TİMSAH | TENYA(SOLİTER SOLUCAN) | ÇEÇE SİNEĞİ | KATİL BÖCEK | KÖPEKLER[KUDUZLA] | YILAN[ZEHİRİYLE] | BAĞIRSAK SOLUCANI | TATLISU SALYANGOZU[KAN KURTLANMASIYLA] | İNSAN[CİNAYETLE] | SİVRİSİNEK[SITMAYLA]
( )
( [yılda][insan] 10 değil 10 | 100 | 100 | 500 | 1000 | 2000 | 9000 | 12.000 | 40.000 | 50.000 | 60.000 | 110.000 | 475.000 | 725.000 )
(
)
( Tatlısu yumuşakçaları ve karındanbacaklılar, her yıl yaklaşık 10.000 kişinin ölümüne neden olan bir hastalık(şistosomiasisin) taşıyıcılarıdır. )
( Çeçe sineğinin sokması, her yıl, özellikle de Afrika'da, yaklaşık 10.000 ölüme neden olmaktadır. Bu böcek, "uyku hastalığı" olarak bilinen tripanosomiasis'ı Afrika'lılara bulaştırmaktadır. )
( Sivrisinekler, sıtma, sarı humma, dang ya da ensefalit gibi bulaşıcı olabilen hastalıklar nedeniyle her yıl 725.000 kişinin ölümüne neden olmaktadır. )
- EN ÖNEMLİ BULUŞ:
YELKEN ve EYEF
( bkz. Nesneler'de )
- EN ÖNEMLİ MÜZE -ile
( ARKEOLOJİ MÜZESİ )
- EN ŞEH-PER[Fars.] Kuş kanadının en uzun tüyü.
- EN SERT NESNE:
ELMAS[Doğadaki] ve ACNR[İnsan yapımı]
- En sonda/uzakta olmaktan/kalmaktan kurtulmak için SUS!!!
- EN UÇUK/LAR -ile
- EN ÜNLÜ VE GÖRKEMLİ HASTAHANE -ile
( BASILIAS [Kapadokya'da][369 yılında] )
- EN ÜST DEĞERDE TUTULAN BESİNLER:
ÜZÜM ve SUSAM/SİMSİM/KÜNCÜ
( İNEB ve SİMSİM )
( VITIS LABRUSCA et SESAMUM INDICUM )
- EN UZAK MESAFE -ile
( İKİ KİŞİ ARASINDA )
- EN UZUN AĞAÇLAR -ile
( * SEKOYA
* MENGGARIS )
- EN UZUN BİNALAR -ile
( * SELİMİYE [267 m.] )
( * ARKEOLOJİ MÜZESİ [192 m.] )
- EN UZUN BOYLU KİŞİ/LER
( Robert Wadlow, dünyanın en uzun kişisi kaydını elinde tutuyor. İlk yaş gününde boyu 1.07 m, 13 yaşında 2.24 metre idi. 1937 yılında boyu 2.59 m.'ye ulaştı. 1940'ta, 22 yaşında öldüğünde boyu 2.72 m. idi. )
(
)
(
)
( "İnsanın Boyu Neden Hızla Uzuyor? Daha Ne Kadar Uzayabiliriz?" yazısı için de burayı tıklayınız... )
( 
Sultan Kösen )
- EN UZUN DAĞ -ile
( MAUNA KEA [Hawaii Adası'nda] )
- EN UZUN DÜĞÜN -ile
( III. Murat'ın, oğlu III. Mehmet için yaptırdığı sünnet düğünü. [ 52 / 56 / 60 / 62 gün olduğu biçiminde rivayet olunur. ] )
- EN UZUN GEBELİK SÜRESİ -ile
( FİL[22 ay / 600-360 gün] )
( [gün]
Asya Fili: 616
Sperm Balinası: 530
Siyah Gergedan: 450
Zürafa: 435
Deve: 390
Zebra: 375
Eşek: 365
Alpaka: 355
Deniz Aslanı: 350
Evcil At: 335
Lama: 330
Fok: 330
İnek: 285
İnsan: 270-280
Goril: 257
Elk: 245
Kanada Geyiği: 245
Kutup Ayısı: 241
Şempanze: 240
Su Aygırı: 235
Siyah Ayı: 220
Amerikan Bizonu: 217
Boz Ayı: 215
Beyaz Kuyruklu Geyik: 201
Babun: 187
Resus Maymunu: 164
Evcil Keçi: 150
Evcil Koyun: 147
Evcil Domuz: 114
Kirpi: 112
Çinçilla: 110
Aslan: 108
Kaplan: 107
Leopar: 94
Puma: 90
Su Samuru: 75
Gine Domuzu: 65
Mink: 55
Vahşi Kurt: 65
Ev Kedisi: 64
Rakun: 63
Ev Köpeği: 61
Kızıl Tilki: 52
Avrupa Minki: 50
Kanguru: 42
Dağ Gelinciği: 41
Gri Sincap: 35
Evcil Tavşan: 32
Sincap: 31
Misk Sıçanı: 29
Vombat: 27
Gerbil: 23
Sıçan: 22
Çayır Faresi: 21
Evcil Fare: 19
Hamster: 18
Amerikan Keseli Sıçanı: 12 )
- EN UZUN GÜN:
21 ve 22 HAZİRAN
- EN UZUN OT -ile
( MOR GÖKDARI [Hindistan'da] )
- EN UZUN SÜRE ÜZERİNDE KALDIKLARIMIZ -ile
( YATAK, SANDALYE/KOLTUK/OTURAK, AYAKKABI )
- EN UZUN SÜRE VE EN UZAĞA UÇABİLEN KUŞ -ile
( ALBATROS )
- EN UZUN TREN:
3 km.
( Dünyanın en uzun, 3 km. uzunluktaki treni, Moritanya'nın, Adrar'daki Zuveyrat Demir Ocağı'nın cevherini okyanus kıyısına taşıyor. )
- EN UZUN YAŞAYAN/LAR:
->
( * BİTLİS'Lİ ZARO AĞA [1774 - 1934] [160 yıl]
( Mezarı, Eyüp Sultan mezarlığındadır.[Ziyaret edebiliriz/edebilirsek...] )
( 10 Osmanlı Sultanı, 28 Sadrazam, 3 Cumhurbaşkanı, 5 Başbakan görüp 6 savaşa katılmıştır. )
* JEANNE CALMENT [1875 - 1997] [122 yıl]
* CHRISTIAN MORTENSE [1882 - 1998] [116 yıl] )
- EN UZUN YÜZYIL:
1800 ve/||/<> 1900
- EN UZUN/LAR -ile
( * YILAN )
- EN UZUN/YÜKSEK BAYRAK DİREĞİ:
MARDEKA MEYDANI'NDA
( Dünyanın en uzunu/yükseği olduğu iddia edilen bayrak direği, Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'un özgürlük meydanı olan Mardeka Meydanı'ndadır. )
- EN YAVAŞ HAREKET EDEN KUŞ -ile
( HOATZİN )
- EN YÜCE:
GÜLÜMSE(MEK)! -ve
- EN YÜKSEK İYİ = HAYR-İ ÂLÂ = SUMMUM BONUM[İng., Lat.] = LE SOUVERAIN BIEN[Fr.] = DAS HÖCHSTE GUT[Alm.]
- EN YÜKSEK YAPI:
BURJ KHALIFA
( 830 m. | Dubai - Birleşik Arap Emirlikleri )
- EN ZEHİRLİ YILAN (EN BÜYÜK) AFRİKA KAYA PİTONU [135 kg. ağırlığa ve 6 m. uzunluğa ulaşabilir.] -ve
- EN ... değil/yerine DAHA ...
( "Ya, ya da" düşüncesi/zannı/yüklemesi. DEĞİL/YERİNE "Hem, hem de | Ne, ne de" düşüncesiyle/mantığıyla. )
( Durağan. DEĞİL/YERİNE Hareketli. )
( Yapay. DEĞİL/YERİNE Doğal. )
( Sahte. DEĞİL/YERİNE Gerçek. )
( Konfor temelli/odaklı. DEĞİL/YERİNE Yaşam temelli/odaklı. )
( İnorganik. DEĞİL/YERİNE Organik. )
- EN ile/ve/değil EŞİK
- ENÂM[Ar.] ile NÂS[Ar.]
- ENÂT[Ar.] ile HİLM[Ar.]
- ENÂT[Ar.] ile TU'EDE[Ar.]
- [ne yazık ki]
ENAYİ[Ar.] ile/ve/||/<> SERSERİ[Fars.]
( Kendini düşünen. | Fazla bön, avanak, budala. İLE/VE/||/<> Başı, başında[ser: baş > ser-seri]. | Kendinden başkasını dikkate almayan, önemsemeyen, saygı göstermeyen. Kendince ve ölçüsüzce davranan ve/ya da konuşan. )
- ENBÂR[Ar. < NİBR] ile ENBÂR[Fars.]
( Anbarlar. İLE Dolu, yığın, küme. | Güç vermek üzere ekinlere dökülen çer-çöp, gübre. )
- ENBİYÂ[< NEBÎ] -ile
( PEYGAMBERLER )
- ENBİYÂ(NEBÎ) ile EVLİYÂ(VELÎ)
( Masum. İLE Mahfuz. )
( Allah, nebîlerini velîlerle teyid etmiştir. )
( Evliyaullah, "Allah dostları" demektir. )
( "Evliyaullah" denilen kişiler, ne korkar, ne de herhangi bir şeyden dolayı üzülürmiş. )
( Evliyâ olacak kişi, Hz. Muhammed'in; Kavl'ine (Kavl-i Muhammedî: Şeriat) Fiil'ine (Fiil-i Muhammedî: Tarikat) Hal'ine (Hal-i Muhammedî: Hakikat) Sır'ına (Sır-ı Muhammedî: Marifet) muhtaçtır. )
( KELÂM-I KİBAR: Velî sözü. )
- ENBİYA-I İZAM:
"BÜYÜK PEYGAMBERLER" değil BİLİNEN/DUYULAN PEYGAMBERLER
- ENCALA/ANGELA ERİK'TE:
KIRMIZI ile BEYAZ
- ENDİREKT ile ENDİREKT ATIŞ
- ENDO- ile ENDODERM ile ENDOJEN ile ENDOKRİN ile ENDOKRİNOLOJİ ile ENDOKRİNOLOJİK ile ENDOTERMİK ile ENDOTOKSİN
( İç-, iç [ile ilgili]. İLE İç deri, iç tabaka, iç yaprak. İLE İçsel, iç kaynaklı. İLE İç salgı. İLE İç salgıbilim. İLE İç salgıbilim [ile ilgili]. İLE Isı alan. İLE İç ağı/zehir/toksin. )
- ENDONEZYA ile ENDONEZYA DİLİ
( INDONESIA vs. INDONESIAN )
( اندونزي ile اندونزيايي ile وابسته به اندونزي )
( ANDONZY ile ANDONZYAYY ile VABASTEH BAH ANDONZY )
- ENDOPLAZMİK RETİKULUM ile GOLGİ AYGITI
( Gözede protein ve lipid sentezinin yapıldığı organel. İLE Gözede proteinlerin işlenmesi ve paketlenmesinde görev alan organel. )
- ENDOSITOZ/ENDOCYTOSIS[İng.] değil/yerine/= GÖZEİÇİ ALIM
- ENDOTERMİK (ETKİLEŞİMLER) ile/||/<>/>< EKZOTERMİK (ETKİLEŞİMLERDE)
( Enerji emer. İLE/||/<>/>< Enerji salınır. )
( Isı alan tepkime. İLE/||/<>/>< Isı veren tepkime. )
- ENDÛH[Fars.] değil/yerine/= TASA, KAYGI, SIKINTI
- INDUSTRIAL SMOG[İng.] / INDUSTRIELLE RAUCHNEBEL[Alm.] ile/değil/yerine/= ENDÜSTRİYEL DUMAN
- ÜRETİM:
ENDÜSTRİYEL ile/ve/<> ÖZEL
( Özel üretim yapan işletmelerde, ürünler sıfırdan tasarlanarak ya da siparişe özel olarak mühendislik çalışmaları sonucunda ortaya çıkar. Sipariş için gerçekleştirilen tasarım, ürünün sonucuna aktarılacağından dolayı ve hazırda bulunan pek çok tahmin nedeniyle, tüm üretim sürecinde esnek bir yapı olmasını gerektirmektedir. Varolan süreçlerin esnekliği dolayısıyla da, özel üretim yapan işletmeler, ERP sistemlerinden temel olarak esneklik ve çeviklik beklemektelerdir. Endüstriyel üretim yapan işletmeler tarafında ise ürünler, sipariş bazlı olarak ayarlanır. Müşteriler, stokta bulunan bir ürünü sipariş edebilecekleri gibi, önceden tasarlanmış ve katalogda yer alan bazı özellikler ve seçenekleri de satın alınacak ürüne katarak sipariş verebilirler ancak değişiklik istekleri, kataloglar ile sınırlıdır.
Özel üretim yapan firmalar, esneklik ve çevikliğe önem verirken, endüstriyel üretim yapan firmalar daha çok operasyonel verimliliğe odaklanmaktadır. Aynı zamanda, endüstriyel üretim yapan firmalar, üretim süreçlerinde, özel üretim sürecindeki her bir projenin değiştiği durumun aksine, tahmin edilebilirlik ve süreklilikten gelen avantajlara da sahip olurlar. Tahminler ve yansıtmalar sayesinde de, yöneticiler, sonuçları ölçebilirler ve gerektiğinde yönlerini değiştirebilirler. Bu değerler de bulunulan süreçlerin gelişmesini ve tüm zincirin bütünleşmesinin güçlenmesini sağlar. )
- ENDÜSTRİYEL ile ENDÜSTRİYEL ATIK
- ENE ile/ve/değil/yerine/||/<>/> İNNÂ
- ENE'L HAKK -ile
( Ben Hakk'ım. )
- ENEL HAKK değil ENEL SIRR'UL HAKK
- ENEL HAKK ile/ve/<> İNNEL HAKK
- DENSITÉ DE FLUX D'ÉNERGIE[Fr.] ile/değil/yerine/= ENERJİ AKISI YOĞUNLUĞU
- FLUX D'ÉNERGIE[Fr.] / ENERGIEFLUSS, ENERGIEFLUX[Alm.] ile/değil/yerine/= ENERJİ AKISI
- ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR değil/yerine/= GÜRE VE DOĞAL KAYNAKLAR
- ENERJİ ile/ve/değil/<>/= ALAN
- ENERJİ" ile/değil EMEK
- ENERJİ ile/ve/<> UYUM
( Celâl. İLE/VE/<> Cemâl. )
- ENERJİ/K değil/yerine/= ERKE/ERKİN, GÜRE/CİL / GÜREL/İ
- ENERJİ/K değil/yerine/= GÜRE/CİL / GÜREL/İ
- ENES[< ÜNS >< VAHŞET] ile ENEZ(/E)
( Bağlantı/yakınlık kuran, bağlantıda olan. İLE Edirne'nin bir ilçesi. | Cılız, zayıf, güçsüz. )
(1996'dan beri)