- HİZMET ve/<> ÂRİF
- HİZMET ile/ve DESTEK
- HİZMET ile/ve/<> DEVİNİM
( Hizmet etmek/edebilmek, devindirici ve dönüştürücüdür. )
- HİZMET ve EDEB
- HİZMET ve/||/<>/< GÖNÜLLÜLÜK
( SERVICE and/||/<>/< VOLITIONAL )
- HİZMET ve HAKK
( HİZMET İLE BULANLAR BULDU HAKK'I
HİZMETSİZ KİMİN VAR, KİMDE HAKKI )
- HİZMET ve HİKMET
- HİZMET ile HİZMETLİ/LİK ile HİZMETÇİ/LİK ile HİZMET ERİ ile HİZMET AKDİ ile HİZMETE ÖZEL ile HİZMET İÇİ EĞİTİM
- HİZMET değil/yerine/= İŞGÖRÜ
- HİZMET ile/ve/||/<> İZZET
( ... İLE/VE/||/<> Büyüklük, yücelik, ululuk. )
- HİZMET ile/ve/değil/yerine KARŞILIKSIZ HİZMET
- HİZMET ile KATKI
- HİZMET ile/ve/<> KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME
( Hizmet ederek kendini gerçekleştirir, kendini gerçekleştirirken/gerçekleştirmek için de hizmet edebilirsin/etmelisin. )
- HİZMET ve/||/<>/>/< KENDİNİ YOK ETMEK
- HİZMET ve/||/<> SADÂKAT ve/||/<> FEDÂKÂRLIK
- HKM/HEALTHCARE KNOWLEDGE MANAGEMENT[İng.] değil/yerine/= SAĞLIK BİLGİ YÖNETİMİ
- HLA-B51 İLE BEHÇET ile/||/<> HLA-B51 OLMADAN BEHÇET
( HLA-B51 pozitif Behçet daha şiddetli seyir İLE HLA-B51 negatif Behçet daha hafif seyirlidir. HLA-B51 genetik yatkınlık göstergesi İLE hastalık gelişimi için yeterli değildir. HLA-B51 pozitifliği Orta Doğu ve Asya populasyonlarında yüksek. )
( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )
- HOJJAT ile HOCATALLAH
- HOKKA ile/ve/||/<> DİVİT
( İçine mürekkep konulan metal, cam ya da topraktan küçük kap. | İçine tükürülen kap. İLE/VE/||/<> Hokkadaki mürekkebe batırılarak yazı yazmaya yarayan ve değişik ucları olan bir kalem türü. )
- HOLOPHOTE[İng.] / HOLOPHORE[Fr.] ile/değil/yerine/= HOLOFOT
- HOLOGRAPHİC ENTANGLEMENT ile/||/<> AREA LAW
( Holographic entanglement bulk geometriyi kodlarken İLE area law sınır üzerindeki dolanıklığı tanımlar )
( Formül: S = A/4G )
- HOLONOMİK KISIT ile/||/<> NONHOLONOMİK KISIT
( Holonomik koordinat bağıntısı, nonholonomik hız içeren kısıttır. )
( Formül: f(q ilet) = 0 İLE f(q ileq̇ ilet) = 0 )
- HOMOGREFT/HOMOGRAFT[İng.] değil/yerine/= TÜRDEŞ YAMA
- HOMOZİGOT ile/||/<> HETEROZİGOT
( Homozigot aynı alel (AA/aa) İLE heterozigot farklı aleldir (Aa) )
( Formül: Saf İLE melez )
- HOMOZİGOT ile HETEROZİGOT
( Anne ve babadan gelen genler, birbirinin aynıdır. İLE Anneden ve babadan gelen genlerin birbirinden farklı olması durumu. )
( Aynı iki allel taşıyan organizma. İLE İki farklı allel taşıyan organizma. )
- HONEST :/yerine DÜRÜST
- HOPE :/yerine UMUT
- HOPKINSON'S COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT D'HOPKINSON[Fr.] / HOPKINSON-KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= HOPKİNSON KATSAYISI
- HORLAMA <> ÜMİT
( Komadaki ya da ölüm döşeğindeki bir yakınınızla, bilinci açık olarak göz göze gelmenin, son bir kez konuşmanın -hele de onu affettiğinizi söylemenin/affedildiğinizi duymanın- ümidindeyseniz bakın nasıl da ninni gibi gelir o "horlamalar". )
- HÖ RMET değil HÜ RMET
- HOROZLANMAK ile HOROZLAŞMAK ile HOROZ ile HOROZ İBİĞİ ile HOROZ VAKTİ ile HOROZ AKILLI ile HOROZ BAKIŞI ile HOROZ DÖVÜŞÜ ile HOROZ KAFALI ile HOROZ SIKLET ile HOROZ ŞEKERİ ile HOROZ AĞIRLIK ile HOROZ MANTARI ile HOROZ FASULYESİ
- HORSE :/yerine AT
- HOŞ ile HOŞT ile HOŞ KOKU ile HOŞ KOKULU
- HOŞGÖRÜ ile/> İHÂNET
( Fazla hoşgörü, ihânete girer. )
- HOSPİTALİZE ETMEK ile HOST ile HOSTİLİTE
( Hastaneye yatırmak. İLE Konak. İLE Düşmanlık. )
- HOST :/yerine EV SAHİBİ
- HOŞT ile HÖST
( Köpekleri ürkütüp kaçırmak için çıkarılan ses. İLE At, katır gibi hayvanları, özellikle öküzü durdurmak için çıkarılan ses. | Birini uyarmak için kullanılan kaba seslenme. )
- HÖST ile HÖT
( At, katır gibi hayvanları, özellikle öküzü durdurmak için çıkarılan ses. | Birini uyarmak için kullanılan kaba seslenme. İLE Korkutmak ya da dikkati kendi üzerine çekmek için söylenilen söz. )
- HOST[İng.] değil/yerine/= KONAKÇI
- HOT
( Kendi, esasen, bizzat. )
- HOT vs. HEAT
- HOT :/yerine SICAK
- HOUR :/yerine SAAT
- HOUSING :/yerine KONUT
- HOYRAT[Yun.] ile HOYRAT
( Kaba, kırıcı ve hırpalayıcı. İLE Güneydoğu Anadolu ile Irak Türk bölgesinde, ezgi ile söylenilen mani. )
- HOYRATLIK[Yun.] ile HUŞÛNET[Ar.]
( Kaba, kırıcı ve hırpalayıcı. İLE Sertlik, kabalık, kırıcılık. )
- HÜBEL ile/ve/||/<> LÂT ile/ve/||/<> MENAT ile/ve/||/<> UZZA
- HÜBL'S REAGENT[İng.] / HÜBL REAGENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= HÜBL AYIRACI
- HUBÛT[Ar.] ile NÜZÛL[Ar.]
- HÜCCET ile DELİL
- HÜCCET ile/||/<> HÜCCET-İ ŞERİYE/ŞERİYYE
( Delil. İLE/||/<> Şeriyye mahkemelerinden sırf mülk taşınmazlar için verilen belge. )
- HÜCCET ile HÜCCET-ÜL-İSLÂM
( SENET, VESİKA, DELİL | SEÇKİN ÂLİMLERE VERİLEN UNVAN ile İMÂM-I GAZÂLÎ )
- CELL CONSTANT[İng.] / ELEKTROLYSE ZELLEN KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= HÜCRE SABİTİ
- HÜCRE ile KİLER ile ÇELLİST
- HÜCRESEL OTOMAT ile/||/<> PDE
( Hücresel otomat ayrık yerel kural İLE PDE sürekli diferansiyel. )
( Formül: Conway İLE ısı denklemi )
- HÜCRESEL ile/||/<> OTOMAT
( Hücresel otomatlar kuramı )
( John von Neumann tarafından 1948 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1903-1957) (Ülke: Macaristan/ABD) (Alan: Matematik, Bilgisayar) (Önemli katkıları: Oyun teorisi, bilgisayar mimarisi) )
- HUDÂYÎ ile/ve/||/<> HUDÂYÎ-NÂBİT
( Ulûhiyet. | Allah'a mensup. İLE/VE/||/<> Allah'ın verdiği.[bkz. HÜKM-İ İLÂHİ] | Ekilmeksizin kendiliğinden biten/yeşeren/oluşan. )
- HUDÛ'[Ar.] ile İHBÂT[Ar.]
- HUDÛD[Ar. < HADD] ile HUDÛD[Ar. < HADD]
( Sınırlar, uclar, bucaklar. İLE Yanaklar. | Yer kazmalar, yeri yarmalar. )
- HUDUS ile/ve/||/<> ZAMAN ile/ve/||/<> NİSAP ile/ve/||/<> GÜN ile/ve/||/<> RES ile/ve/||/<> KÂBE ile/ve/||/<> NEŞV-Ü-NEMÂ ile/ve/||/<> KAST VE NİYET ile/ve/||/<> HÜKÜMLER ile/ve/||/<> BEKÂ ile/ve/||/<> MEŞRÛ TASARRUF
- HUDUT[Ar.] değil/yerine/= SINIR
- HUDUTLANDIRMAK ile HUDUT ile HUDUTLU ile HUDUTSUZ/LUK ile HUDUT BOYU ile HUDUT DIŞI
- HÜKMİ ile HÜKMİ ŞAHSİYET
- HÜKÜM ile NİSPET ile HÜKÜMSEL NİSPET
( Hükme götürecek biçimde ilişki kurmak. )
- HÜKÜMDAR ile/ve/<>/> VELİAHT
( ... İLE/VE/<>/> Bir hükümdarın ölümünden ya da tahttan çekilmesinden sonra tahta geçmeye aday olan kişi. )
- HÜKÜMET ile HANEDAN
- HÜKÜMET ile HİKMET-İ HÜKÜMET
- HÜKÜMET ile HÜKÜMET ERKANI ile HÜKÜMET KAPISI ile HÜKÜMET KONAĞI ile HÜKÜMET DARBESİ ile HÜKÜMET MERKEZİ ile HÜKÜMET KOMİSERİ
- HULLE[Ar.] ile SADÂKAT[Ar.]
- HULÛL ile/ve İTTİHÂD
- HULÛS değil/yerine/= SAFLIK, GÖNÜL TEMİZLİĞİ, SAMİMİYET
- HÜMA ile HÜMANİST ile HÜMANİZM
- HÜMANİZM/HÜMANİST değil/yerine/= İNSANCIL
( Bilgelik/hikmet/irfan ile hak arayışı. )
- HUMBOLDT ile/ve/||/<>/> HUMBOLDT
( Wilhelm von İLE/VE/||/<>/> Alexander von )
( Ağabey. İLE/VE/||/<>/> Kardeş. )
( 22 Haziran 1767 - 08 Nisan 1835 ile/ve/||/<>/> 14 Eylül 1769 - 06 Mayıs 1859 )
- HUMIC ACID[İng.] / ACID HUMIQUE[Fr.] / HUMINSÄUREN, HUMUSSÄUREN[Alm.] ile/değil/yerine/= HÜMİK ASİT
- HUMÛD[Ar.] ile HÜMÛD[Ar.]
- HUMUS ile/ve/||/<> KOMPOST
( Latince, "toprak" ya da "alt, sığ" kökünden türemiştir. Kullanımı konusunda bazı yanlış anlamalar söz konusudur. Humus, kompostun alabileceği son durumdur, yani içinde çürüme sürecini devam ettirecek azot, fosfor bileşikleri kalmamıştır. Kompost ise, etrafındaki bitkilere çeşitli vadelerde farklı besin maddeleri sunan, bu nedenle bol miktarda canlıya ev sahipliği yapan, dolayısıyla çürüme işlemi az da olsa hâlâ devam eden ”canlı” bir oluşumdur. Toprağa serdikten sonra toprak ekosistemine karışır, topraktaki biyolojik süreçleri destekleyerek çeşitliliği arttırır ve zamanla humusa dönüşür. Bildiğimiz tüm yaşam türleri karbon temellidir, yani canlı ya da ölü, her şey organik maddedir. Kuru yapraklar, mantarlar, ağaçlar, canlı bir kedi, ölü bir kunduz; aklınıza yaşayan ya da yaşamış olan ne gelirse, organik madde olarak anılır. Bilimsel olarak, içinde karbon bulunan herhangi bir molekül, organik bir moleküldür.
Humusun içinde parçalanması zor olan karbon molekülleri elektrik yüklenerek mineral parçacıkların kendine yapışmasını sağlar. Dahası, bu moleküller sünger işlevi görerek topraktaki mikro yaşam için barınak oluşturur. Yukarıda sözünü ettiğimiz aşınmış minerallere organik madde eklediğinizde birçok bitkinin yaşamasına olanak tanıyan ortam neredeyse oluşmuştur.
Yaşayıp da ölmüş olan her canlı, organik madde olarak toprağa geri döner ve döngüyü tamamlar. Toprakta yetişen her türlü bitkinin yaprak, sap ve kökleriyle birlikte toprakta yaşayan mikro ve makro hayvan varlığının bu biçimde toprak organik maddesine dönüşmesi humus oluşumunun kaynağıdır. Sentetik kimyasalların etkisiyle yararlı canlıların da zarar gördüğü modern tarım yöntemleri nedeniyle bu döngünün kırılmış olması, günümüz yaygın ziraat anlayışının yol açtığı sorunların başında gelir. )
- HÜNER ile/ve/< MAHÂRET
- HURDA" ile/değil CESET
- HURKAT[Ar.] ile HURKAT[Ar.]
( Yanma, yanıklık, çıban. İLE Akılsızlık, bilmezlik. )
- HÜRMET ve HADD
- HÜRMET ile HÜRMETLİ ile HÜRMETSİZ/LİK ile HÜRMETLİCE ile HÜRMETSİZCE
- HÜRMET ile/ve/||/<> İTİBAR
- HÜRRİYET ile HÜRRİYETÇİ/LİK ile HÜRRİYETSİZ/LİK
- HURT :/yerine İNCİTMEK
- HÜSN[Ar.] ile KASÂMET[Ar.]
- HÜSN[Ar.] ile SABÂHAT[Ar.]
- HÜSN[Ar.] ile VEDÂET[Ar.]
- HÜSN[Ar.] ile VESÂMET[Ar.]
- HÜSN-Ü NİYET değil/yerine/= SAĞİSTEM
( İyi niyet. )
- HÜSNÜNİYET değil/yerine/= İYİCİLLİK
- HÜSRAN ve HASRET
- HUŞÛ'[Ar.] ile HUŞÛNET[Ar.]
( Alçakgönüllülük/tevâzu. | Tanrı huzurunda boyun eğme, nefsini hor ve hakir görme. İLE Akılsızlık, bilmezlik. )
- HUSÛSÎ MAHİYET ARZEDEN, EF'AL-İ BEŞERİYE: ÖLÜYE AİT ile/ve/||/<> DİRİYE AİT
( Miras. İLE/VE/||/<> Ceza hukuku. || Muamelât[Medenî, Borç ve Ticaret Hukuku] || Evlilik/İzdivaç )
- HUSUSİYET değil/yerine/= ÖZELLİK
- HÜVİYET ile/ve/||/<>/> HÜRRİYET
- HÜVİYET ile HÜVİYET CÜZDANI
- HÜVİYET[Ar.] değil/yerine/= KİMLİK
- HÜZN[Ar.] ile KEÂBET[Ar.]
- HÜZÜN ile/ve/değil MUHABBET
- HYGİ- ile/||/<> -İA ile/||/<> -İASİS/-ASİS/SİS- ile/||/<> -İATRICS/-İATR/-İATRY ile/||/<> -İTİS ile/||/<> NOS-/NOSO-/NOSUS- ile/||/<> PATH-/-PATH/-PATHİA/-PATHİC/PATHO-/-PATHY ile/||/<> THERAP- ile/||/<> PHLOGO- ile/||/<> CAUST-
( Bir durumu, patolojik durumu anlatan son ek. İLE/||/<> Etki ve gelişim süreci, hastalık, patolojik durum. İLE/||/<> Sayrılığın sağaltımıyla ilgili, iyileşme. İLE/||/<> Sayrılık, özel bir bölümün yangısal durumu. İLE/||/<> Sayrılık, özel bir bölümün sayrılık durumu. İLE/||/<> Sağlık. İLE/||/<> Bir sayrılık ilgili, sayrılığa ait, sayrı. İLE/||/<> Sağaltım ile ilgili. İLE/||/<> Yangı ile ilgili. İLE/||/<> Yanma. )
- HZ. ÂDEM ve/<> HZ. MUHAMMED
( Çekirdek. VE/<> Meyve. )
- HZ. MUHAMMED ile/ve HAKİKAT-İ MUHAMMEDİYE
( MUHAMMED: ÖVGÜYE LAYIK
[HİÇKİMSEYİ/ŞEYİ DIŞARIDA BIRAKMAYAN ÖVGÜ] )
( ALİ KAPISINDAN GİRMEDEN, HAYÂ KAPISINA UĞRAMADAN, ADÂLETİ BİLMEDEN, SIDDIKİYET SÜTUNUNA MÜRACAAT ETMEDEN KUBBE-İ MUHAMMEDİYE OLMAZ )
- HZ. MUHAMMED ile/ve/<> HZ. ALİ
( Kaşlarının arası. İLE/VE/<> Gözlerinin karası.
[ Yaktı beni, yaktı beni | Kaşlarının arası, gözlerinin karası | Yaktı beni ] )
- HZ. MUHAMMED ile/ve HZ. ALİ
( Aman. İLE/VE Meded. )
- HZ. TAYFUR = BAYEZİD-İ BİSTÂMÎ
- I. TANZİMAT ile/ve/||/<>/> II. TANZİMAT ile/ve/||/<>/> SERVET-İ FÜNÛN ile/ve/||/<>/> FECR-İ ÂTÎ ile/ve/||/<>/> MİLLÎ EDEBİYAT
( VIDEO )
- İ'ÂNE[Ar.] ile NUSRET[Ar.]
- İBÂ'[Ar.] ile KERÂHET[Ar.]
- İBÂD[Ar. < ABD] ile İBÂD[Ar.] ile İB'ÂD[Ar. < BU'D]
( Kullar, abidler. | İbâdet edenler. | Çok bol, bereketli. | Müslümanlığın başlangıcından önce Irak'ta Hira devletine oturmuş bulunan Hristiyanlar. İLE Bacaklarda, diz ekleminin iç tarafındaki büyük damar. İLE Uzaklaştırma, uzaklaştırılma. | Kovma, tard etme. )
- İBÂDET[çoğ. İBÂDÂT]
( Sevgiliyi göreyim de, ona hizmet etmeyeyim mi? )
( Aslı, üç erkân üzeredir: Göz[hıfz ile]. VE Dil/lisan[Sıdk ile]. VE Konuşma/kâl[düşünce ile]. )
( Allah'a, ârif olmak. )
- İBÂDET/BULUŞMA/TOPLANMA YERLERİ'NDE: ile/ve CEMEVİ ile/ve ile/ve ile/ve BURKAN EVİ/PAGODA[< OHATAGORBA/DATUGARBA (< GORBA/GARBA[< RAHİM/UTERUS])], VİHARA ile/ve ŞRAYN/SHRINE ile/ve PRASADA ile/ve ZİGURAT ile/ve (DOĞA) ile/ve FU YUN-SE ile/ve GÜNEŞ MÂBEDİ
( İslâm'da. İLE/VE Alevilik'te. İLE/VE Hristiyanlık'ta. İLE/VE Yahudilik'te/Kabala'da. İLE/VE Burkancılık'ta/Budizm'de. İLE/VE Şintoculuk'ta. [Buda heykeli bulunmaz] Mezopotamya'da, Sümerler'de ilk tapınaklardır. İLE/VE Hind mâbedi. İLE/VE Şamanlık'ta. İLE/VE Şamanlık'ta.[Çinlilerin verdiği addır.] İLE/VE Dünyadaki 7 güneş mâbedinden 4'ü Türkiye'de, Fırat'tadır. )
( HOCA/DRUİT/MAKA[Tatarca] ile/ve DEDE/DEDE-BABA ile/ve PAPAZ ile/ve HAHAM ile/ve GURU, LAMA ile/ve ... ile/ve ... ile/ve "BÜYÜCÜ/ARRÂFE" ile/ve ... ile/ve KAM ile/ve ... )
( Hünkâr[Sultan] Mahvil'lerinin girişi Kıble'dedir. )
( Yüreğinde bir tapınağı olmayan, hiçbir tapınakta bulamaz yüreğini! )
- İBÂDET ve CÖMERTLİK
( İBÂDETLE, BULANLAR BULDU HAKK'I
İBÂDETSİZ, KİMİN VAR HAKK'TA HAK'I )
- İBÂDET ile/ve HÜRMET
- İBÂDET ile/ve/||/<>/< İŞTİYÂK
- İBÂDET ve NAZ
- [hem] İBÂDET ile/ve/hem de/ya da/||/<> NEDÂMET
- İBÂDET ve/||/<> NEFSİNİ DÜZELTMEK
- İBÂDET ile/ve RİTÜEL
( İkisi de seyirlik değildir, doğrudan katılımı gerektirir. )
( )
- İBÂDET ile/ve RIZÂ
- İBÂDET ve/||/<>/>/< SADED
- 'İBÂDET[Ar.] ile TÂ'AT[Ar.]
- İBÂDET ile/ve TAAT ile/ve İTAAT
( SAAT-İ VAHİDEDİR ÖMÜR CİHÂN
SAAT-İ TAATE SARF EYLE HEMÂN )
- İBÂDET ile/ve TAPINMA
- İBÂDET ve/<> TEVHİD
( Hizmet. VE/<> Birlik. )
- İBÂDET ve/<>/= VAROLANA VE KİŞİLERE HİZMET ETMEK
( İBÂDET: Sevgiliyi göreyim de, ona hizmet etmeyeyim mi? )
( Kazası/ertelemesi vardır. VE/||/<> Kazası/ertelemesi yoktur. )
- İBÂHÂ ve/||/<>/>/< BERÂET-I ZİMMET
( İkisi de asıl ve öncelikli olandır. Belirleyici ve bağlayıcı olandır. )
- İBÂHE[Ar.] ile İBÂHE/T[Ar.]
( Ateşi söndürme. İLE Mubah kılma, helâl kılma, bir işin yapılıp yapılmamasını serbest kılma. )
- İBÂR[Ar.] ile İBÂR/ET[Ar.]
( Yanmış, eritilmiş kurşun. | İbreler, iğneler. İLE Ağaçları ve ekinleri ıslah etme. )
- İBARE ile İBARET
- İBÂRET ile/ve/<> İBRET
- İBÂRET değil/yerine/= OLUŞMAKTA
- İBDÂ[Ar.] ile İCÂD/İCÂT[Ar.]
( Yoktan, ortaya koyma. İLE Var etme. | Yeniden bir şey çıkarma. | Yeni bir düşünceyi, yeni bir konuyu, zihinde bulma. )
- İBER[Ar. < İBRET] ile İBER[Ar. < İBRE]
( İbretler, alınan kötü dersler. İLE İğneler, mıknatıslı iğneler. )
- IBIT[İng.] ile/değil/yerine/= İBİT
- İBRÂ ile BERAAT
- İBRET[Ar.] değil/yerine/= ÖĞÜTÖRNEK
- INTERNAL CONVERSION COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE CONVERSION INTERNE[Fr.] / INNERER KONVERSIONSKOEFFIZIENT, INNERER UMWANDLUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= İÇ DÖNÜŞÜM KATSAYISI
- INTERNAL PHOTOELECTRIC EFFECT[İng.] / EFFET PHOTOÉLECTRIQUE INTERNE[Fr.] / INNENPHOTOELEKTRISCHER EFFEKT, INNERER LICHTELEKTRISCHER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= İÇ FOTOELEKTRİK ETKİ
- İÇ GÖZLEM ile/ve/||/<> İÇE DİKKAT ile/ve/||/<> ÖZ DÜŞÜNÜM
- INTERNAL WORK[İng.] / TRAVAIL INTERNE[Fr.] / INNENARBEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= İÇ İŞ
- INTERNAL STANDARD[İng.] / INNERE STANDARDE[Alm.] ile/değil/yerine/= İÇ STANDART
- ÎCÂB[< VÜCÛB][çoğ. ÎCÂBÂT]
( GEREK, LÂZIM GELME | BİR SÖZLEŞME İÇİN İLK SÖYLENEN SÖZ | OLUMLAMA/AFFIRMATION[İng.] )
- İCÂBET
( KABUL ETME, UYMA )
- İCÂBET[Ar.] ile KABÛL[Ar.] ile ECÂBE[Ar.] ile İSTECÂBE[Ar.]
- İCÂBET[Ar.] ile TÂ'AT[Ar.]
- İCÂD[Ar.] ile ÎCÂD[Ar.]
( Pencere ve kapı üstlerinde bulunan kemer. İLE Meydana getirme/getirilme. | Yeniden bir şey çıkarma. | Yeni bir fikri, yeni bir konuyu zihinde bulma. )
- İCÂD ile İMÂL
- İCAT ETMEK ile YALANLAR İCAT ETMEK ile İCAT EDİLMİŞ ile İCAT ETMEK ile BULUŞ ile MUCİT ile ENVANTER ile ENVANTER
- İCÂT HALK
( Yoktan. İLE Vardan. )
- İCÂT[Ar.] ile/||/<> İCÂB[Ar.]
- İCAT ile İCATÇI/LIK
- İCAT ile/ve/<>/değil KEŞF
- İCAT ile/ve/değil/<>/> YAYGINLAŞTIRMA
( Abecenin icadı, FİNİKE'liler değil/< UGARİT'ler üzerindendir. Finike'liler, yaygınlaştırmıştır. )
- ÎCÂZ[Ar.] ile İCÂZ[Ar.] ile İ'CÂZ[Ar. çoğ. İ'CÂZÂT] ile HİCÂZ ile Hicaz[Ar. HİCAZ: Engel.]
( Sözü kısa söyleme. | Az sözle çok anlam anlatma. İLE Bayan başörtüsü. İLE Âciz bırakma, acze düşürme. | Şaşırtma. | Mucize sayılacak kadar düzgün söyleme. | Bir benzerini yapmada herkesi acze düşürme. İLE Klasik Türk müziğinde dügâh perdesinde karar kılan bir makam. | Klasik Türk müziğinde do diyez notasını andıran perde. İLE Arap Yarımadası'nda, günümüz Suudi Arabistan'ının batısında bir bölge. )
- İCAZ ile/ve/||/<> İCÂZET
( Az sözle çok şey anlatma. İLE/VE/||/<> İzin, onay, onaylama. )
- İCÂZET ile HİLÂFET
- İCÂZET ile/değil İZAHAT
( Olurlama, yetki. İLE/DEĞİL Açıklama. )
- İCÂZET[Ar.]/DİPLOMA[Fr./İng.] değil/yerine/= İZİN | ESKİ BİR YAZI TÜRÜ
- İÇERİK = CONTENT[İng.] = CONTENU[Fr.] = INHALT[Alm.] = CONTENUTO[İt.] = CONTENIDO[İsp.]
- İÇERİK ile MEMNUN ile ÇEKİŞMELİ ile MEMNUNİYET ile İÇİNDEKİLER
- İÇGÜDÜ ile/ve/değil NİYET
- İÇGÜDÜ/DOĞALİTKİ = SEVK-İ TABİÎ, GARİZE, İNSİYAK = INSTINCT[İng., Fr.] = INSTINKT[Alm.] = INSTINCTUS[Lat.] = INSTINTO[İsp.]
- İÇİLMEK ile İÇİRMEK ile İÇİRİLMEK ile İÇİLEBİLMEK ile İÇİREBİLMEK ile İÇİM/LİK ile İÇİN ile İÇİT ile İÇİŞ ile İÇİMLİ ile İÇİ BOŞ ile İÇİ DAR ile İÇİ TEZ ile İÇİ FESAT ile İÇİ GENİŞ ile İÇİN İÇİN ile İÇİ DIŞI BİR ile İÇİ ÇIFIT ÇARŞISI
- İÇKİ ile/değil/yerine İÇİT
( İçinde alkol bulunan içecek. | İçki içme işi. İLE/DEĞİL/YERİNE İçilecek şey. )
- İÇKİN = MÜNDEMİÇ = IMMANENT[İng., Fr., Alm.] = IMMANENS[Lat.]
- İÇLEM = TAZAMMUN = COMPREHENSION[İng.] = COMPRÉHENSION[Fr.] = INHALT[Alm.] = COMPREHENSIO[Lat.]
- İCRAAT ile İCRAATÇI/LIK
- İCRAAT[Ar.] değil/yerine/= İŞ YAPMA; UYGULAMALAR
- I.C.T. COEFFICIENT[İng.] ile/değil/yerine/= I.C.T. KATSAYISI
- İCTİBÂ ile/ve/<> HİDÂYET
( Seçme. | Toplama. İLE/VE/<> Doğru yol. | Hakk yoluna erişme. )
- İCTİBÂ ile/ve/||/<>/> İSTİFÂ ile/ve/||/<>/> İHTAR ile/ve/||/<>/> İSTİNÂD
( Seçme. | Toplama. İLE/VE/||/<>/> Affını isteme. | Bir işten kendi isteğiyle çekilme. İLE/VE/||/<>/> Anımsatma. | Dikkatini çekme, tenbih. İLE/VE/||/<>/> Dayanma. | Güvenme. | Senet, delil, hüccet sayma. )
- İCTİHÂD[< CEHD]/İÇTİHAT ve İSTİNBÂT
( Nefsin, güç tüketerek bir şey elde etmesi. |
Gücü, kuvveti yettiği kadar çalışma. | Fıkıh'ta, yed-i tûlâ sahibi, büyük din âlimlerinin, Kur'ân-ı Kerîm ve Ahâdis-i Nebevviye'ye dayanarak ortaya koydukları şer'î düstur. | Birinin, bir şeyden, anlam ve hüküm çıkararak, o iş hakkındaki düşüncesi, görüşü. İLE Bir söz ya da işten, gizli bir anlam çıkarma. Açık olmayarak, dolayısıyla, zımnen anlama. )
- İCTİHAD ile FIKIH
( Dil + Anlam. Büyük din âlimlerinin Kur'ân-ı Kerim ve Hadis-i Nebeviyye'ye dayanarak vazettikleri karar. İLE
-Fetva, -Mezhep, -Kanun, -Yargı )
- İCTİHAD ile İSTİDLÂL
- İCTİHÂD[Ar.] ile KIYAS[Ar.]
- İCTİHAD >< TAHKÎK
- İÇTİHAT, İÇTİHÂD["İŞTİYAT" değil!] değil/yerine/= GÖRÜŞ; ANLAYIŞ/KAVRAYIŞ
( Görüş, özel görüş, anlayış, kavrayış. | Yasada ya da örf ve âdet tüzesinde uygulanacak kuralın açıkça ve ikirciksiz olarak bulunmadığı konularda, yargıcın ya da tüzecinin düşüncelerinden doğan sonuç. )
- İÇTİHAT ile HUKUK
- İÇTİHAT değil/yerine/= ÖZGÖRÜ
- İÇTİMA/İNİKAT değil/yerine/= TOPLANMA/TOPLANTI
( Toplanma, toplantı. | Askerlerin, silahlı ve donatılı olarak toplanmaları. | [gökbilim] Kavuşum. )
- İCTİMÂ-İ ŞERÂİT ve/||/<> İMTİNÂ-İ MEVÂNİ
( Koşulların, biraraya gelmesi. VE/||/<> Engellerin, ortadan kalkması. )
- İÇTİMAİYAT ile İÇTİMAİYATÇI
- ICU/İNTENSIVE CARE UNİT[İng.] değil/yerine/= YOĞUN BAKIM ÜNİTESİ, YOĞUN BAKIM BİRİMİ
- İDÂD[Ar.] ile İDÂD/İDED[Ar.] ile İDÂD[Ar. < ADD]
( Sayı, hesap. İLE Zor, kuvvet; zafer, üstünlük. İLE Hazırlama/hazırlanılma, geliştirme/geliştirilme. )
- İDAM değil/yerine ADÂLET
- İDAREİMASLAHAT ile İDAREİMASLAHATÇI/LIK ile İDAREİMASLAHAT POLİTİKASI
- İDDİA ile/ve/<> CİDDİYET
- İDDİA ile/değil/yerine DAVET
- İDDİA ile/değil/yerine HAKİKAT
- İDDİA ile/değil/yerine İBÂDET
- İDDİA ile/ve/değil/<> İNAT
- İDDİA ve/> İSPAT
( İddia ettin mi, ispat isterler. )
( HALLAC-I MANSUR )
- İDDİA" ile KANAAT
- IDEA vs. THOUGHT
- ÉQUATION DU GAZ PARFAIT[Fr.] / IDEALE GASGLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İDEAL GAZ DENKLEMİ
- IDEAL GAS LAW[İng.] / LOI GAZ PARFAIT[Fr.] / IDEALE GAS GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= İDEAL GAZ YASASI/KANUNU
- IDEAL GAS[İng.] / GAZ PARFAIT[Fr.] / IDEALE GAS[Alm.] ile/değil/yerine/= İDEAL GAZ
- INDUCTANCE IDÉALE[Fr.] / IDEALE INDUKTIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= İDEAL İNDÜKTANS
- İDEAL ile İDEALİZM ile İDEALİST ile İDEALİST ile İDEALİZE ETMEK
- İDEALİST" ile ÜTOPYACI
- İDEALLEŞTİRMEK ile İDEAL/LİK ile İDEALİST ile İDEALİZM ile İDEALSİZ/LİK
- IDIOBLAST[İng.] ile/değil/yerine/= İDİOBLAST
- İD(İ)(Y)OPATİK ile İD(İ)(Y)OSENKRAZİ ile İDİ(Y)OT
( Nedeni bilinmeyen. İLE Özgün duyarlık. İLE Geri anlaklı/zekâlı. )
- İDOLA = SANEM[Ar.] = PUT[Fars.] = IDOL[İng.] = IDOLE[Fr.] = IDOL[Alm.] = EIDOLON[Yun.] = ÍDOLO[İsp.]
- IDONIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= İDONİK ASİT
- IDOSACCHARIDE ACID[İng.] / IDOZUCKERSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= İDOSAKKARİK ASİT
- İDRAK ve/<> GAYRET
- İDRAK >< HAYRET
- İDRAK ile/ve/> NİYET
- İDRARINI TUTAMAMA ile KITA ile KITASAL ile BEKLENMEDİK DURUM ile SÜREKLİ ile SÜREKLİ ile SÜREKLİ ile DEVAM ETMEK ile DEVAM ile DEVAM ETTİRİCİ ile DEVAM ETMEK ile DEVAM ETTİ ile DEVAM EDİYOR ile SÜREKLİLİK ile SÜREKLİ ile SÜREKLİ FORM ile SÜREKLİ KAĞIT ile SÜREKLİ GEÇMİŞ ile SÜREKLİ ile SÜREKLİ ile SÜREKLİLİK
- ÎFÂ[< VEFÂ] ile/ve/<> İCRÂ[< CEREYÂN | çoğ. İCRÂÂT]
( Ödeme, yerine getirme. | Bir işi yapma. | İş görme. İLE/VE/<> Akıtma, akıtılma. | Yapma, yerine getirme, bir işi yürütme. | Bir müzik parçasını çalarak gösterme. | Borçlunun, alacaklıya karşı ödemekle yükümlü bulunduğu bir şeyi, adlî bir oluşum aracılığıyla elde etme. )
- İFFET ile CEZALANDIRICI
- İFFET ile İFFETLİ/LİK ile İFFETSİZ/LİK
- İFFET = UT = CHASTITY[İng.] = CHASTETÉ[Fr.] = KEUSCHHEIT[Alm.] = CASTITAS[Lat.]
- İFFETLİ ile İFFETLİ KADIN ile CEZALANDIRMAK ile İFFET
- İFRÂD >< TEFRÎT değil/yerine İTİDAL
( Tek olarak söyleme, müfred. | Ayırma. | Tek başına hacca gitme. | Aşırı gitme, aşırılık. >< Tersine aşırılık, ortalamanın çok altında kalma.
DEĞİL/YERİNE
Denge, ölçülülük. | Aşırı olmama durumu, ılımlılık. | İnce oranlarda karışım. )
- İFRAT/TEFRİT ve/> TENKİT" değil/ne yazık ki/||/<>/< İFRAT ve/>< TEFRİT
- İFRAT ile İFRAT TEFRİT ile İFRAT DERECEDE
- İFRİTLEŞMEK ile İFRİT
- İFSÂD[< FESAD] değil/yerine/= BOZMA, FESÂDÂ UĞRATMA/UĞRATILMA
- İFSÂH[Ar. < FASÂHET] ile İFSÂH[Ar. < FÜSHAT] ile İFSÂH[Ar. < FESH]
( Açık ve düzgün söz söyleme. İLE Açma, genişletme. İLE Unutma, akıldan çıkarma, ihmal etme. )
- İFTİDA'[Ar. < FİDYE] ile İFTİDÂH/İFTİZÂH[Ar. < FADÂHAT/FAZÂHAT]
( Fidye vererek kölelikten kurtulma. İLE Kırma, kırıp ufalama. | Rezil/maskara olma. )
- IGAMID[İng.] ile/değil/yerine/= İGAMİT
- İGİT[Oğuz] = YALAN [<
- IGNORE vs. NEGLECT
- İĞTİLÂ[Ar.] ile İĞTİLÂL[Ar.] ile İHTİLÂL[Ar. < HALEL, çoğ. İHTİLÂLÂT]
( Hızlı, çabuk yürüme. İLE İçme. | Giysiyi, üst üste giyme. | Hayvanın, çok susaması. İLE Bozukluk, bozulma, karışıklık, düzensizlik. | Bir devletin siyasi, toplumsal ve iktisadi yapısını ya da yönetim düzenini değiştirmek amacıyla tüze kurallarına ve yasalara uymaksızın güç kullanarak yapılan geniş halk devimi. )
- İĞTİLÂF[Ar.] ile İHTİLÂF[Ar. < HİLÂFET, çoğ. İHTİLÂFÂT] ile İTİLÂF[Ar. < ÜLFET, çoğ. İTİLÂFÂT]
( Kılıf içine girme. İLE Ayrılık, uymayış/uymama, anlaşmazlık, aykırılık. İLE Alışma, ülfet etme. | Uyuşma, uygunluk. )