..T ile biten sözcükler
- ENGRAFTMAN/ENGRAFTMENT[İng.] değil/yerine/= YAMA TUTMA | YAMALA(N)MA
- TRANSVERSE DOPPLER EFFECT[İng.] / EFFET DOPPLER TRANSVERSE[Fr.] / TRANSVERSALER DOPPLEREFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ENİNE DOPPLER ETKİSİ
- ENSEFALOGRAM ile ENSEFALOGRAF ile ENSEFALOMİYELİT
- ENT/EAR-NOSE-THROAT[İng.] değil/yerine/= KULAK-BURUN-BOĞAZ
- ENTHALPY-ENTROPY CHART[İng.] / DIAGRAMME ENTHALPIE-ENTROPIE[Fr.] / ENTHALPIE-ENTROPIE-DIAGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= ENTALPİ-ENTROPİ ÇİZELGESİ
- ENTERESAN[Fr. INTÉRESSANT / İng. < INTERESTING] değil/yerine/= İLGİNÇ
- ENTERNASYONAL ÜNİTE/INTERNATIONAL UNIT[İng.] değil/yerine/= ULUSLARARASI BİRİM
- ENTERNASYONAL ile ENTERNASYONALCİ/LİK ile ENTERNASYONALİST ile ENTERNASYONALİZM
- ENTERTAINMENT :/yerine EĞLENCE
- ENVAİÇEŞİT ile ENVAİÇEŞİTLİ
- ENVESTİSMAN A[Fr. < INVESTISSEMENT] değil/yerine/= YATIRIM
- ENVIRONMENT :/yerine ÇEVRE
- ENZİMATİK ETKİNLİK ile SUBSTRAT
- EÖTVÖS EXPERIMENT[İng.] / EXPÉRIENCE D'EÖTVÖS[Fr.] / EÖTVÖSSCHES EXPERIMENT, EÖTVÖSSCHES VERSUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= EÖTVÖS DENEYİ
- EÖTVÖS CONSTANT[İng.] / CONSTANTE D'EÖTVÖS[Fr.] / EÖTVÖSKONSTANTE, EÖTVÖSSCHE KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= EÖTVÖS SABİTİ
- EOZİNOFİLİK ÖZOFAJİT ile/||/<> GASTROÖZOFAGEAL REFLÜ (GERD)
- EOZİNOFİLİK ÖZOFAJİT ile/||/<> GASTROÖZOFAGEAL REFLÜ SAYRILIĞI (GERD)
- EPİKONDİLİT ile/||/<> KARPAL TÜNEL BELİRGESİ/SENDROMU
- EPİSTEMOLOJİ = MEBHAS-I MARİFET = EPISTEMOLOGY[İng.] = ÉPISTÉMOLOGIE[Fr.] = EPISTEMOLOGIE[Alm.] = EPISTEMELOGOS[Yun.]
- EPITAXIALSCHICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= EPİTAKSİYAL KATMAN
- EPPENDORF PIPET[İng.] ile/değil/yerine/= EPPENDORF PİPETİ
- EPR G-FAKTÖR ile/||/<> NMR CHEMICAL SHİFT
- EPSOM SALT[İng.] ile/değil/yerine/= EPSOM TUZU
- ERDEM = FAZİLET = VIRTUE[İng.] = VERTU[Fr.] = TUGEND[Alm.] = VIRTUS[Lat.] = ARETE[Yun.] = VIRTUD[İsp.]
- ERDEM/FAZİLET ile/ve ARTAM/MEZİYET
* MAITRI/METTA[Palice] (Dostluk, iyi dilek, iyilik, sevgi ve merhamet göstermek. )
Remembering your self is virtue. )
- EREKBİLİM = MEBHAS-I GAYAT = TELEOLOGY[İng.] = TÉLÉOLOGIE[Fr.] = TELEOLOGIE[Alm.]
- NOKTA-İ ZEVEBAN[Osm.] / MELTING POINT[İng.] / POINT DE FUSION[Fr.] / SCHMELZPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ERİME NOKTASI
- İZABE ETMEK[Osm.] / TO MELT[İng.] ile/değil/yerine/= ERİTMEK
- ERİTROBLAST/ERYTHROBLAST ile/||/<> ERİTROSİT/ERYTHROCYTE
- ERİTROSİT İLE LÖKOSİT İLE TROMBOSİT ile/||/<> KAN HÜCRELERİ
- ERİTROSİT ile/||/<> ERİTROPOİETİK
- ERK = İKTİDAR, KUDRET = POWER[İng.] = POUVOIR, PUISSANCE[Fr.] = MACHT[Alm.] = PODER[İsp.]
- KUDRET[Osm.] / ENERGY[İng.] / ÉNERGIE[Fr.] / END-STÄNDIG[Alm.] ile/değil/yerine/= ERKE, ENERJİ
- ERKE = KUDRET = ENERGY[İng.] = ÉNERGIE[Fr.] = ENERGIE[Alm.] = ACTUS[Lat.] = ENERGEIA[Yun.] = ENERGÍA[İsp.]
- ERKEKLERDE BEHÇET ile/||/<> KADINLARDA BEHÇET
- ERKEKLERİN, KADINLARA YAPTIĞI ÖVGÜ/İLTİFAT ile KADINLARIN, ERKEKLERE YAPTIĞI ÖVGÜ/İLTİFAT
- ERKEN SAMİMİYET ile/değil/yerine SAMİMİYET
- ERKİN KORAY ve/||/<>/> ZÜLFÜ LİVANELİ ve/||/<>/> HALUK LEVENT |
ve/||/<>/>
YAŞAR
- ÄQUIVALENTPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞ DEĞER NOKTA
- INKOHÄRENTES LICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞ FAZLI OLMAYAN IŞIN
- ES-SURET'UL-HÂSILA ile HUSÛL'ÜS-SURET
- ESÂRET[Ar.]/YÛG[Fars.] değil/yerine/= TUTSAKLIK/BOYUNDURUK(/YÜK)
- ESÂS[Ar.] ile ESÂS[Ar. çoğ. ESÂSÂT]
- ESASLANMAK ile ESASLANDIRMAK ile ESAS ile ESASİ ile ESASLI/LIK ile ESASSIZ/LIK ile ESAS DURUŞ ile ESAS VAZİYET
- ESCLANGON EFFECT[İng.] / EFFET ESCLANGON[Fr.] / ESCLANGON EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ESCLANGON ETKİSİ
- NOYAU ÉQUIVALENT[Fr.] / ÄQUIVALENTKERN[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER ÇEKİRDEK
- EQUIVALENT CIRCUIT[İng.] / ERSATZSCHALTUNG, ANALOGSTROMKREIS, ANALOGSCHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER DEVRE
- GRAM EQUIVALENT[İng.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER GRAM
- EQUIVALENT CONDUCTANCE[İng.] / CONDUCTIVITÉ ÉQUIVALENTE[Fr.] / ÄQUIVALENTE LEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER İLETKENLİK
- EQUIVALENT WEIGHT[İng.] / MASSE ÉQUIVALENTE[Fr.] / ÄQUIVALENT GEWICHT, ÄQUIVALENTE MASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER KÜTLE
- EQUIVALENT VECTOR[İng.] / VECTEUR ÉQUIVALENT[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER VEKTÖR
- EŞDEĞERLİ = MUADİL = EQUIVALENT[İng.] = ÉQUIVALENT[Fr.] = ÄQUÏVALENT[Alm.] = AEQUIVALENS[Lat.] = EQUIVALENTE[İsp.]
- EQUIVALENCE POINT[İng.] / ÄQUIVALENT PUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞERLİK NOKTASI
- EŞDEĞERLİLİK = MUADELET = EQUIVALENCY[İng.] = ÉQUIVALENCE[Fr.] = AEQUIVALENZ[Alm.]
- ESEDÎ ile/||/<> EŞREFÎ ile/||/<> FLORİ ile/||/<> MECİDİYE ile/||/<> LARİN ile/||/<> SULTANÎ ile/||/<> DUKA ALTINI ile/||/<> MANGIR ile/||/<> GANİMET
- ESEF[Ar.] ile GAMM[Ar.] ile HASRET[Ar.]
- TRACE ELEMENTS[İng.] / TRACE ÉLÉMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= ESER ELEMENTLER
- ESERİCEDİT ile ESERİCEDİT KÂĞIDI
- INCOHERENT LIGHT[İng.] ile/değil/yerine/= EŞEVRESİZ IŞIK
- EŞEYSEL SEÇİLİM[İng. SEXUAL SELECTION] ile/||/<> BATEMAN EĞİMİ[İng. BATEMAN GRADIENT] ile/||/<> CİNSİYETLER ARASI SEÇİLİM[İng. INTERSEXUAL SELECTION] ile/||/<> İYİ GENLER HİPOTEZİ[İng. GOOD GENES HYPOTHESIS] ile/||/<> KAÇAK SEÇİLİM HİPOTEZİ[İng. RUNAWAY SELECTION HYPOTHESIS] ile/||/<> ÜREME BAŞARISI[İng. REPRODUCTIVE SUCCESS]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EŞGEÇERLİ = MUADİL = EQUIPOLLENT[İng.] = ÉQUIPOLLENT[Fr.] = ÄQUIPOLLENT[Alm.] = AEQUIPOLLENS[Lat.]
- EŞİT ile/ve BENZERLİK ile/ve FARK
- EŞİT ile ÇİFT SAYILAR ile EŞİTLEMEK ile RAĞMEN ile AKŞAM ile AKŞAM PARTİSİ ile AKŞAM NAMAZI ile EŞİT OLARAK ile DÜZGÜNLÜK ile AKŞAM ŞARKISI
- EŞİT ile EŞİTTİR İŞARETİ ile EŞİT ile EŞİTLİK ile EŞİTLEMEK ile EŞİT OLARAK
- MÜSÂVÎ[Osm.] / GLEICH[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİT
- EŞİT[ = ] ile YAKLAŞIK OLARAK EŞİT[ = ile ]
- EŞİTLİK/MÜSÂVAT ile/ve/değil/yerine/< TÜRE/ADÂLET
)
)Eşitlik, ırklarına, cinsiyetlerine, dinlerine ya da öteki özelliklerine bakılmaksızın tüm bireylere aynı biçimde davranılması gerektiği düşüncesini belirtir. Bu, herkesin aynı fırsatlara ve haklara sahip olması ve kimliğinden dolayı dezavantajlı ya da ayrımcılığa uğramaması gerektiği anlamına gelir.
Öte yandan, adâlet, yasaların âdil ve uygun biçimde yönetilmesini ve de âdil bir toplumun sürdürülmesini ifade eder. Bireylerin hukuka ve ahlâkî ilkelere göre haklarını almasını ve yanlış davranışın cezalandırılmasını içerir.
Eşitlik ve adâlet, genellikle birbiriyle ilişkili olsa ve örtüşebilse de aynı şey değildir. Eşitlik, herkese aynı biçimde davranmakla ilgiliyken, adâlet, bireylerin hak ettiklerini almasını ve yanlışların ele alınmasını sağlamakla ilgilidir. Bir toplumun eşit olup da âdil olmaması ya da tam eşitlik olmadan adâletin olması olanaklıdır.
[English]
Equality refers to the idea that all people should be treated the same, regardless of their race, gender, religion, or other characteristics. It means that everyone should have the same opportunities and rights, and should not be disadvantaged or discriminated against based on their identity.
Justice, on the other hand, refers to the fair and proper administration of laws and the maintenance of a just society. It involves ensuring that individuals receive what they are due, according to the law and moral principles, and that wrongdoing is punished.
While equality and justice are often related and can overlap, they are not the same thing. Equality is about treating everyone the same, while justice is about ensuring that people receive what they are entitled to and that wrongdoing is addressed. It is possible for a society to be equal but not just, or for there to be justice without complete equality. )
- EŞİTLİK ile HAKKANİYET
- EŞİTLİK = MÜSÂVÂT = EQUALITY[İng.] = ÉGALITÉ[Fr.] = GLEICHHEIT[Alm.] = AEQUALITAS[Lat.] = IGUALDAD[İsp.]
- ESKİMEK ile ESKİTMEK ile ESKİLEŞMEK ile ESKİTİLMEK ile ESKİTEBİLMEK ile ESKİYEBİLMEK ile ESKİ/LİK ile ESKİL ile ESKİZ ile ESKİCE ile ESKİCİ/LİK ile ESKİ ÇAĞ ile ESKİ KURT ile ESKİ YAZI ile ESKİ DÜNYA ile ESKİ PÜSKÜ ile ESKİ TÜFEK ile ESKİ KAFALI/LIK ile ESKİ TOPRAK ile ESKİ ESERLER ile ESKİ GÖZ AĞRISI
- ESKORT ile ESKORTLUK ile ESKORTLAR
- CONJUGATE[İng.] / CONJUGUÉ[Fr.] / KONJUGIERT[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞLENİK
- PARITY[İng.] / PARITÉ[Fr.] / PARITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞLİK, PARİTE
- ELASTICITY COEFFICIENT, ELASTICITY MODULUS, MODULUS OF ELASTICITY[İng.] / COEFFICIENT DE L'ÉLASTICITÉ[Fr.] / ELASTIZITÄTSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ESNEKLİK KATSAYISI
- ELASTİKİYET[Osm.] / ELASTICITY[İng.] / ÉLASTICITÉ[Fr.] / ELASTIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ESNEKLİK
- ESNEKLİK ve/||/<>/> SAĞLAMLIK/GÜÇ ve/||/<>/> BİLGELİK/İRFAN/HİKMET
- ESPRİ[Fr. < ESPRIT] değil/yerine/= İNCE SÖZ, NÜKTE
- EŞREFİYYET ile/ve EFTÂLİYYET
- ESRİME = VECİT[Ar.] = ECSTASY[İng.] = EXTASE[Fr.] = EKSTASE[Alm.] = EKSTASIS[Yun.] = ÉXTASIS[İsp.]
- ESSEN COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT D'ESSEN[Fr.] / ESSEN KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ESSEN KATSAYISI
- ESTABLISHMENT :/yerine KURULUŞ
- EŞTÂT[Ar. < ŞETÎT] ile EŞTÂD[Fars.]
- ESTETİK = BEDİİYAT = AESTHETICS[İng.] = ESTHÉTIQUE[Fr.] = AESTHETIK[Alm.] = AISTHETIKÉ[Yun.] = ESTÉTICO[İsp.]
- ESTE ile
- EŞYA ile ZIMBIRTI/DIMBIRIT
- ISOCHRONOUS CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT ISOCHRONE[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞZAMANLI DEVRE
- SİRKE ASİDİ[Osm.] / ACETIC ACID[İng.] / ACIDE ACÉTIQUE, ACIDE ACTIQUE[Fr.] / ÄTHANOÄT, ESSIGSÄURE, ERZEUGNIS, PRODUKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETANOİK ASİT, ASETİK ASİT, ÇARPIM, ÜRÜN
- ETİKET[Fr. < ÉTIQUETTE] değil/yerine/= EDERCE
- ETİKET[Fr. < Alm.] ile/= YAFTA[Fars. < YAFTE]
- ETİKET değil/yerine/= YARLIK
- ETHYL ACETATE[İng.] / ACETATE D'ÉTHYLE[Fr.] / ÄTHYLACETAT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETİL ASETAT
- ETK/ELECTRONIC MEDICAL RECORDING[İng.] değil/yerine/= ELEKTRONİK TIBBİ KAYIT
- ETKİ = ESER, TESİR = EFFECT[İng.] = EFFET[Fr.] = WIRKUNG, EFFEKT[Alm.] = EFFECTUS[Lat.] = EFECTO[İsp.]
- ETKİLENMEK = AFFECT[İng.] = AFFECTER[Fr.] = AFFIZIEREN[Alm.] = AFFICERE[Lat.]
- CEREYÂN-İ MÜESSİRE[Osm.] / EFFECTIVE CURRENT[İng.] / COURANT EFFICACE[Fr.] / EFFEKTIVER STROM/STRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN AKIM
- ACTIVE CURRENT[İng.] / COURANT ACTIF[Fr.] / AKTIVE-STROM[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF AKIM
- ACTIVE DEVICE[İng.] / APPAREIL ACTIF[Fr.] / AKTIVE-GERÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF AYGIT/CİHAZ
- ACTIVE COMPONENT[İng.] / COMPOSANT ACTIF[Fr.] / AKTIVE-KOMPONENTE[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF BİLEŞEN
- ACTIVE POWER[İng.] / PUISSANCE ACTIVE[Fr.] / AKTIVE-KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF GÜÇ
- ETKİN/AKTİF İMMÜNİTE ile/||/<> ETKİN/AKTİF İMMÜNİZASYON ile/||/<> ETKİN/AKTİF TRANSPORT ile/||/<> AKTİVASYON ile/||/<> AKTİVATÖR ile/||/<> AKTİVE ETMEK ile/||/<> AKTİVE OLMAK ile/||/<> AKTİVİTE
- ACTIVE ELEMENT[İng.] / ÉLÉMENT ACTIF[Fr.] / AKTIVE-ELEMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF ÖGE/ELEMAN
- KIYMET-İ MÜESSİRE[Osm.] / EFFECTIVE VALUE[İng.] / VALEUR EFFICACE[Fr.] / EFFEKTIVER WERT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN DEĞER
- EFFECTIVE HALF-LIFE[İng.] / DEMI-VIE EFFECTIVE[Fr.] / EFFEKTIVE HALBWERTSZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN YARILANMA SÜRESİ
- ACTIVITY COEFFICIENT[İng.] / AKTIVITÄT KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİNLİK/AKTİFLİK KATSAYISI
- ACTIVITY[İng.] / ACTIVITÉ[Fr.] / AKTIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİNLİK/AKTİFLİK
- ETKİNLİK = FAALİYET, FAİLİYET = ACTIVITY[İng.] = ACTIVITÉ[Fr.] = AKTIVITÄT, TÄTIGKEIT[Alm.] = ACTIVIDAD[İsp.]
- ETMEN = ÅMİL = AGENT[İng., Fr.] = AGENS, DAS WIRKENDE[Alm.] = AGENS[Lat.] = AGENTE[İsp.]
- ETTINGSHAUSEN EFFECT[İng.] / EFFET ETTINGSHAUSEN[Fr.] / ETTINGSHAUSEN EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETTİNGSHAUSEN ETKİSİ
- ETTINGSHAUSEN COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT D'ETTINGSHAUSEN[Fr.] / ETTINGSHAUSEN KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETTİNGSHAUSEN KATSAYISI
- ETTINGSHAUSEN-NERNST EFFECT[İng.] / EFFET ETTINGSHAUSEN-NERNST[Fr.] / ETTINGSHAUSEN NERNST EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETTİNGSHAUSEN-NERNST ETKİSİ
- ETTINGSHAUSEN-NERNST COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT D'ETTINGSHAUSEN-NERNST[Fr.] / ETTINGSHAUSEN-NERNST-KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETTİNGSHAUSEN-NERNST KATSAYISI
- ETÜT ile ETÜT ODASI
Klâsik mekaniğe en mükemmel biçimini vermiştir. VE
Klâsik mekaniğin felsefesini yapmıştır. )
- -EURYSIS ile/||/<> TENS- ile/||/<> TRACT-
- EV ile/ve/değil/||/<>/< HÜCERÂT
Ev sözcüğü, konut sözcüğünün tam tersine, kalıcılığı yani yerleşmeyi simgelemektedir. Örnek olarak, Dîvân-ı Lugâti't-Türk'te, "evlenmek" sözcüğünün karşılığı olarak "ev edinmek, yerleşmek" tanımı kullanılır. "Konut ve ev" sözcüğünün kökenlerine baktığımızda ikisinin arasında anlam bakımından çok önemli bir uçurum olduğu rahatlıkla görülebilir. İlk dikkatimizi çekmesi gereken konu şudur. Konut, bir yer üzerinde geçiciliği tanımlar, ev ise yerleşikliği tanımlamaktadır. Konut üzerinde gerçekleşen konmak eylemi herhangi bir yer üzerinde olanaklıyken, evin toprağa oturduğunu (yerleştiğini) fark etmişizdir. Yani "ev" demek, toprakla bağ demektir.
Geçiciliğin simgesi olan konutlarda anılar yoktur, konutlarda anı bulamayız. Anı yoktur, çünkü 40 - 50 yıl içinde yıkılarak yerine yenisi yapılacak beton yapılarca işgal edilmiş topraklardır. Bahçeleri de yoktur... Bağ bahçe olmadığından da çocukluk anılarımız ol(a)maz. Evde ise anılar vardır. Birliktelik vardır, komşuluk vardır, aidiyet vardır. Evde, dedeimiz ninemiz, anne ve babamızla anılarımız yaşar. Üç kuşak bir arada bulunabilir. Huzur ve heyecanımız olur...
Evde, dallarında salıncak yaptığımız ve mevsimi geldiğine meyvelerini yediğimiz doğal ağaçlar vardır. Konutlarda ise GDO'lu ürünler... Uzun bir süre raflarda bozulmadan dursun diye yapay, GDO'lu, hormonlu ve kimyasal katkılı gıdalar ancak konutlarda bulunmaktadır. Evlerin sokakları araba katliamına da uğramaz; çünkü, daracık alanda yirmi ailenin arabası park etmek zorunda değildir. Dolayısıyla evlerin sokakları/mahalleleri çocuklara aittir. Konutların mahallelerinde sokaklar arabalarca işgal edilir, egzoz dumanı da armağanı. Evlerde sadece anne baba ve çocuklar değil dede ve nineler de kendine yer bulabilir. Konutlar ise yaşlıları, dedeleri ve nineleri birlikte barındırmaya yetmez. Onlar, artık "huzur evine gönderilmek zorundadır"...
Evler, nasıl konut oldu?
Diyelim ki, on katlı bir binada 150 m² konut edindik... Bu bina da 500 m² üzerine oturtulan bir alana sahiptir. Binadaki daire sayısı ise yaklaşık yirmi dolayında. Daire başına düşen toprak miktarı en fazla 25 m² gibi görünse de gerçekte toprakla artık bağınız kalmamıştır. Hayali bir topraktır o... Zira hiçbir dairenin topraktan ve onun üzerindeki üretim gücünden, verimliliğinden ve huzurundan yararlanılması olanaklı değildir. Ailelerin toprakla bağı kesilince onları rahatlıkla her şeyi satın alan/almakta zorunda olan tüketim toplulukları durumuna getirilir. Ev üzerinde yerleştiği toprakla bütünleşir ve üretim aracı olur. Konutlar ise birer borç üretimi, yani borçlanma merkezidir. Konutları hem satın alırken, hem de üzerinde yaşamımızı sürdürmeye çalışırken bağımlı, tüketici ve hasta bireyler durumuna düşeriz. Konutlarda doğanın sunduklarından yararlanamayız. Üstelik bu konutların planlı eskitme nedeniyle "bilimsel" süresi 60 - 70 yıl. Kullanım süreleri de 40 - 50 yıldır. 40 - 50 yaş aralığında sahip olduğunuz konutlarda ortalama yirmi yıl yaşamıyoruz bile... Bize üzerinde geçici olarak konulacak kapitalist düzenin dayattığı borç üreten merkezler değil toprak ile bütünleşik gerçek evler gerek. )
- EV ile MEMLEKET ile EV ARAZİSİ ile ANA KONUM ile VATAN ile EVSİZ ile EVSİZ KİŞİ ile EVSİZLİK ile SADE ile SINIF ODASI ile EVLER ile VATAN HASRETİ ile VATAN HASRETİ ile SADE ile ÇİFTLİK EVİ ile EVE DOĞRU
- EVC[Ar. çoğ. EVCÂT] ile EVC[Ar.]
- EVC[Fars.] ile EVC[Ar. | çoğ. EVCÂT]
- EVE'S CONSTANT[İng.] / CONSTANTE D'EVE[Fr.] / EVE-KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= EVE SABİTİ
- EVENT :/yerine ETKİNLİK, OLAY
- EVEREST ile DURMADAN ile DAİMA KALICI ile TERS ÇEVRİLEBİLİR ile EVERSİYON
- EVEREST ile OLYMPUS MONS
- EVEREST ile SAGARMATHA/CHOMOLUNGMA
CHOMOLUNGMA[Tibet dilinde] )
- EVET ile/ve/||/<>/> DEVAM ET
- EVET = YES[İng.] = OUI[Fr.] = JA[Alm.] = SI[İt.] = SÍ[İsp.]
- EVETLEMEK ile EVET ile EVET EFENDİMCİ/LİK
- EVHADU ile VÂHİD[< VAHDET]
- EVLÂT[Ar.] değil/yerine/= ÇOCUKLAR
- EVOLUTİONARY DEVELOPMENTAL BİOLOGY ile/||/<> CLASSICAL DEVELOPMENT
- EVRÂD[Ar. < VİRD] ile/ve/||/<> EZKÂR[Ar. < ZİKR]
- PHASE SHIFT[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE KAYMASI
- EVREN/KAİNAT:
OLUŞ/KEVN ve/||/<> BOZULUŞ/FESAD
- EVREN/KÂİNAT ile DÜNYA
- EVREN = KÂİNAT = COSMOS[İng., Fr.] = KOSMOS[Alm.] = KOSMOS[Yun.]
- EVRENBİLİM = KEVNİYAT = COSMOLOGY[İng.] = COSMOLOGIE[Fr.] = KOSMOLOGIE[Alm.] = COSMOLOGIA[Lat.] = KOSMOLOGIA[Yun.]
- EVRİM[İng. EVOLUTION] ile/||/<> ADAPTİF ÖZELLİK[İng. ADAPTIVE TRAIT] ile/||/<> ADAPTİF YAYILIM[İng. ADAPTIVE RADIATION] ile/||/<> AFİNİTE OLGUNLAŞMASI[İng. AFFINITY MATURATION] ile/||/<> AGNATHA
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EVSÂT[Ar. < VASAT] ile EVSAT[Ar. çoğ. EVÂSİT]
- EVVELİYÂT ile MÜŞÂHEDÂT ile MÜCERREBÂT ile HADSİYÂT ile MÜTEVÂTİRÂT ile FITRÎYÂT(KIYASI KENDİNDE ÖNERMELER)
Gözlemler. Güneş aydınlatıcıdır. Ateş yakıcıdır. İLE
Deneyimler. Sakmunya safra gidericidir. İLE
Sezgiler. Ay, ışığını Güneşten alır. İLE
Doğru haberler. Hz. Muhammed peygamberlik iddia etti ve mûcize gösterdi. İLE
Zihinde mevcut "iki eşit parçaya bölünme" ilkesine dayanan "Dört çifttir" önermesi gibi. )
- EVVELİYAT[Ar.] değil/yerine/= ÖNCESİ
- EWALD von KLEIST ve/||/<> PIETER VAN
- EWENS-WATTERSON HOMOZYGOSITY TEST[İng.] değil/yerine/= EWENS-WATTERSON HOMOZİGOTLUK/NÖTRLÜK TESTİ
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EX SITU ile/||/<> IN SITU ile/||/<> IUCN RED LIST ile/||/<> KORUMA STRATEJİLERİ
- EXACT :/yerine TAM, KESİN
- EXHIBIT :/yerine SERGİLEMEK
- EXIT[Tr.] değil/yerine/= ÇIKIŞ
- EXOPLANET[İng.] değil/yerine/= ÖTEGEZEGEN
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EXPERIMENT :/yerine DENEY
- EXPORT PROMOTION and EXPORT RESTRICTIONS and EXPORT SUBSIDY and EXPORT VOLUME and TEMPORARY EXPORT
- ext./EKSTRE[Lat. < EXTRACTUM] değil/yerine/= ÖZ, HULÂSA,
- EXTENT :/yerine BOYUT, KAPSAM
- EYÂLÂT[Ar. < EYÂLET] ile EYÂLET[Ar.]
- EYALET ile/ve/değil COMMONWEALTH
- EYLEM/FİİL ile/ve ETKİNLİK/FAALİYET
(1996'dan beri)