Bugün[31 Mayıs 2026]
itibarı ile 30.168 başlık/FaRk ile birlikte,
30.168 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(65/122)


- KENARI YAYIK GİRİNTİLİ OLAN YAPRAK = VARAK-I CÜYÛBÎ = FEUILLE ÉCHANCRÉE


- KENAR/LIK ile KENARCI ile KENARLI/LIK ile KENARSIZ/LIK ile KENAR SEMT ile KENAR SUYU ile KENAR ATIŞI ile KENAR BOBİNİ ile KENAR MAHALLE


- KENÇ LİYÜ ile SOFRA
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Hakan'ların şölenleri ya da bayramlarda kurulan, herkesin gönlünce, yağmalarcasına yemek yediği bir sofra. İLE ... )


- KENÇ ile KENÇ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Bebek. İLE Bir hayvanın yavrusu. )


- KENÇ ile/||/<> KENCE

( Genç. İLE/||/<> En küçük/son çocuk, "tekne kazıntısı". )


- KENDİ BAŞINA OLAN ile KENDİNE YETEN


- KENDİ DÜNYASINDA OLAN ile/ve/değil KENDİ DÜNYASI OLAN


- KENDİ GİBİ OLMAYANDAN UZAKLAŞMA ile/ve KENDİ GİBİ OLMAYANI DIŞLAMA


- KENDİ İÇİN KILMA ile/değil/yerine BELİRLEME


- KENDİ İÇİNDE BİRLİK ile DIŞ DÜNYA İÇİN AYRIŞMA (VE YÖNETİMİ)


- KENDİ İÇİNDE BİRLİK ile DIŞ DÜNYA İÇİN AYRIŞMA (VE YÖNETİMİ)

( Kendinizi olduğunuz gibi görün, dünyayı da olduğu gibi göreceksiniz. )

( Ben gövdeyim fikrini yok edin, o zaman iç ve dış bir olacak. )

( Birlik özgürleştirir, özgürlük birleştirir. )

( Kendini şimdi ve burada ve bir olarak bilmek yeter. )

( Yaşamınızdaki en önemli şeye -kendinize- bölünmez dikkatinizi verin. )

( Kendinizden doğrudan haberdar olmadığınızdan, sadece ikinci elden, olağan söylentilere dayanan fikirleriniz vardır. )

( Sizin dünyanın içinde değil dünyanın sizin içinizde olduğunu idrak etmekle işe başlayın. )

( Bir kez kendi içinizde bütünleşirseniz dıştaki bilgi size kendiliğinden akar. )

( Değeri olan hiçbir şey size dıştan gelmez; konuyla ilgili olan ve belirgin edici olan ancak sizin kendi duygu ve anlayışınızdır. )

( Aradığınız, içinizdedir. )

( Her zaman içinize dalın, derinleşin, içinizi arayın. )

( Ancak dünyadan kurtulmuş olduğunuz zaman dünyada mutlu olabilirsiniz. )

( Kendinize dikkatle ve devamlı bakın - bu yeter. )

( Sizinle olana ulaşmaya gereksiniminiz yoktur. )

( Unity liberates. Freedom unites. )

( See yourself as you are and you will see the world as it is.
Destroy the wall that separates, the "I-am-the-body" idea and the inner and the outer will become one.
Enough to know oneself as one is, here and now.
Give your undivided attention to the most important in your life. Yourself!
Begin by realising that the world is in you, not you in the world.
Having no direct knowledge of yourself, you have mere ideas; all mediocre, second-hand, by hearsay.
Once you are inwardly integrated, outer knowledge comes to you spontaneously.
Nothing of value can come to you from outside; it is only your own feeling and understanding that are relevant and revealing.
Go ever deeper into yourself, seek within
You can be happy in the world only when you are free of it.
Look at yourself steadily - it is enough.
You need not reach out for what is already vs. you. )

( INTEGRITY IN THE SELF vs. SEPERATION TO OUT WORLD [AND MANAGEMENT] )


- KENDİ ...:
ZAVİYEM(/DEN BAKINCA) değil/yerine/= AÇIM(/DAN BAKINCA)


- KENDİ ile/ve/ne yazık ki KENDİNE YABANCI/UZAK OLAN KENDİ

( THE SELF vs./and THE SELF WHICH THE SELF STRANGE/FARAWAY )


- KENDİLERİ YANARLAR ve BİZİ DE AYDINLATIRLAR


- SPONTANEOUS PROCESS[İng.] ile/değil/yerine/= KENDİLİĞİNDEN OLAN SÜREÇ


- KENDİLİĞİNDEN ile OLDUĞU GİBİ

( Herşeyi olduğu gibi görebildiğinizde, kendinizi de olduğunuz gibi göreceksiniz. )

( SPONTANEOUSLY vs. AS IT IS )


- KENDİLİĞİNDEN/LİK ile/ve/||/<> ALIR/LIK

( SPONTENEITÄT mit/und/||/<> RECEPTIVITÄT )


- KENDİLİĞİNDENLİK ve ÖKE/DEHÂ

( SPONTANEOUSLINESS, SPONTANEITY and GENIUS )

( SPONTANÉ et ... )

( ZIFA ve TIANCAI )


- KENDİLİĞİNDENLİK ile/ve/||/<> SUYUN KALDIRMA GÜCÜ


- KENDİLİK EDİMLERİ ile/ve/||/<> BAŞKALARININ TEPKİLERİNE ÖZGÜ BEKLENTİLER ile/ve/||/<> BAŞKALARININ EDİMLERİ ile/ve/||/<> KENDİLİĞİN, KENDİLİĞE KARŞI EDİMLERİ(İÇE YANSITMA)


- KENDİME/KENDİNE/...YA AİT ile/ve/değil KENDİME/...YA ÖZGÜ


- KENDİ/MİZ) İÇİN ile (KENDİ/MİZ) OLARAK


- KENDİ/MİZ ile/ve/değil/||/<>/< "KEDİ"/MİZ

( Zihnimiz, anlam ve değer dünyamız. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Sorumlu olduğumuz ve bakımını sürdürmek zorunda olduğumuz sevgili gövdemiz(/"çocuğumuz"/"kedimiz"). )

( Biz, gövdemiz ya da gövdemizdekiler(örgenlerimiz) değiliz. Birlikte fakat ayrı ayrı düşünmek durumundayız. Kendimizi, gövdemize indirgememek ve özdeşleştirmemek durumundayız. )

( image )

( Kendimizi ve "kedimizi(gövdemizi)" geliştirmek üzere 11 yaşam önerisi...

1- Ne yaparsak yapalım, hiçbir işimizde acele etmemeyi, her yaptığımıza, söylediğimize ve yiyip içtiğimize yüksek özen göstererek...
(Yediğimizi içerek; içtiğimizi yiyerek(çiğneyerek)!]

2- "Kâr" ile yarar arasındaki farkı sürekli anımsayarak kârın değil yararın önemli/öncelikli olduğunu anlayarak ve anımsayarak, yaptığımızın "kâr", yapmadığımızın yarar olduğu üzerinden düşünerek ve yaşayarak...
(Yaşamın, "zihin <> dil <> bellek" üçgeninde yapılandığını ve yaşayabileceğimizi bilerek ve sürekli anımsayarak.)
(Bir alan hakkında çoğu şeyi, çoğu şey hakkında da bir şeyi bilmeye çaba göstererek.)

3- Kendimiz başta olmak üzere adâlet ve rızâ üzerine kurulu bir yaşam kurmayı daha çok önemseyerek olmazsa olmazların ve karıştırılmaması gerekenleri sürekli anımsayarak...

[Olmazsa olmazlar:
(Kullanılagelenler)
1- Sağlık ve özgürlük
2- Zaman ve enerji
3- Bilgi ve farkındalık

(Uygulanagelenler)
1- Doğa ve doğallık
2- Uyum ve bütünlük
3- Gelişim ve değişim

Karıştırılmaması Gerekenler:
1- Genel ile Özel
2- Birincil Olanlar ile İkincil Olanlar
3- Araç ile Amaç
4- Süreç ile Sonuç
5- Kuram ve Uygulama
6- Korku ve Kaygı

4- Hareketten(spordan), felsefi anlayış, bilimsel tutum ve sanatsal duyarlılıktan uzak düşmeden, her düşündüğü, söylediği ve yaptığında yöntemin(usûl) ve üslûbun, içerikten/esastan önce olduğunu sürekli anımsayarak ölçü ve orandan olabildiğince yararlanarak...

(Zihnimizi, davranışlarımızı ve yaşamımızı, "alış-veriş" değil veriş-alış üzerine kurmayı yeğleyerek.)

5- Kendimizin gövde (ya da herhangi bir organımız) olmadığını, gövde ve zihnin birlikte fakat ayrı ve bütün olduğunu öncelikle anlayarak ve sürekli anımsayarak.
(Kendimizi tanımanın ve gerçekleştirmenin altı alanında,
[ Soluk | Beslenme | Psikoloji | Fizyoloji | Eşeysellik | İletişim ]
daha etkin ve yetkin bilgi sahibi olarak kendimizi ve yaşamı yönetmemizle!...)
(Nesnelere, kişilere[özellikle çocuğuna] ve kendimize tapmadan yaşamanın önemiyle birlikte alaycılıktan uzak durarak...)

6- Geçmişin olumsuzu olan "Keşke ..."lere ve geleceğin olumsuzu olan "Ya ..."lara zihnimizde ve yaşamımızda yer vermeyip zamanın değil ân'ın farkındalığıyla yaşamak üzere zihnini ve yaşamını tekrar düzenleyerek...
(Kaygı değil [koşulsuz] saygı ve sevgi üzerine yaşamayı öğrenerek ve yeğleyerek...)

7- Yaşamı, "ya, ya da" "mantığı" ile [0 - I] olarak değil "hem, hem de; ne, ne de" "mantığı" ile geleceğe don biçmeden, her şeyin başlangıcında %50-50'de durduğumuzu ve 1 ile 99 arasında yaşayabileceğimizi ve ifade edebileceğimizi yeğleyerek...
(Yaşamımızdaki azaltacaklarımız, bırakacaklarımız ve çoğaltacaklarımız üzerine daha çok düşünerek ve uygulayarak...)
(Küçük hesaplara değil ayrıntılara öncelik vererek...)

8- En başta ve özel olarak kendimizi, daha sonra da anne-babamızı, başkalarını ve geçmişimizde olan bitenleri affetmeyi yeğleyerek...
("Başımıza gelenleri" değil onlara nasıl tepki vereceğimizi yeterince düşünerek, öncelik vererek [olumsuzluk muhasebesi ve önceliği yapmadan] ve özen göstererek...)
(Sorunun değil çözümün parçası olmayı yeğleyerek...)

9- İşleri ve sorumlulukları, ona(şuna/buna) bırakarak/yıkarak değil kendimiz üstlenerek!...
(Bir yakınımız, dostumuz ve komşularımızla el birliği, dayanışma içinde olarak imece yöntemiyle düşünerek ve daha çok çalışarak...)

10- Karbon ayak izimizin azal(tıl)acağı, çevrenin ve doğanın dengelerine katkıları ve artıları yüksek olan, uygarlığın ve teknolojinin en yalın göstergesi/aracı olan bisikleti, bireysel işlerimizde ve toplumsal alanlarımızda daha fazla kullanarak!...

11- Çeşitli olay/olgu, durum ve koşullarda, genelleyici, indirgeyici, özdeşleştirici düşünemeyeceğimiz ve köktenci, toptancı, sonuç odaklı, keyfî "çözüm" ve yaklaşımlarda olamayacağımızı anımsayarak... )


- KENDİMİZİ:
DEV AYNASINDA GÖRMEK ile/değil/yerine/>< DEVÂ AYNASINDA GÖRMEK


- Kendin için DİNLE!!!


- Kendin için KONUŞ!!!


- Kendin için SUS!!!


- KENDİNDE ŞEY ile/ve KENDİ İÇİN ŞEY

( NEFS'ÜL EMR ile/ve ... )

( DING AN SICH ile/ve FUR SICH )

( RES cum/et REBUS )


- | KENDİNDE ile/ve/+ KENDİ İÇİN | ile/ve/+/||/<>/> KENDİNDE VE KENDİ İÇİN


- KENDİNDEN EMİN OLDUĞUN İÇİN İSTEMEK değil/yerine ALLAH'TAN EMİN OLARAK İSTEMEK

( [not] ASKING WITH SELF-CONFIDENCE but ASKING WITH TRUST IN ALLAH
ASKING WITH TRUST IN ALLAH instead of ASKING WITH SELF-CONFIDENCE )


- KENDİNDEN EMİN OLMAK ile/ve/değil KAYNAĞINDAN EMİN OLMAK


- KENDİNE GÖRE KISMET ile/ve AYRI KISMET


- KENDİNE GÖRE ile ÖZGÜN


- KENDİNE HAS ile KENDİNE ÖZGÜ ile KENDİNE MAHSUS


- [ne yazık ki]
KENDİNE KARŞI OLMA ile/ve/değil/||/<>/< ANLAMSIZLIK


- KENDİNE KARŞIN KENDİ ile KENDİ AMA YİNE DE KENDİ


- KENDİNE MAL ETME/TEMELLÜK[Ar.] ile/ve/||/<>/< BENZEŞME

( Özdeşlik. İLE/VE/||/<>/< Farklılık. )

( Akılsallık. İLE/VE/||/<>/< Mimesis. )


- KENDİNE ODAKLANMAK ile/ve/<> HAKK'A YÖNELMEK


- KENDİNE OLAN ÖZGÜVEN değil ÖZGÜVEN (ya da KENDİNE OLAN GÜVEN)


- KENDİNE ÖZEL değil KENDİNE ÖZGÜ


- KENDİNE ÖZGÜN değil KENDİNE ÖZGÜ ya da ÖZGÜN


- KENDİNE SÖYLEYEBİLDİĞİN ile/ve KENDİNE (BİLE) SÖYLEYEMEDİĞİN

( ABLE TO SAY TO YOURSELF vs./and (EVEN) NOT ABLE TO SAY TO YOURSELF )


- KENDİNİ AŞ!(MAK) ile/ve/değil/fakat/||/<>/< HADDİNİ AŞMA!(MAK)


- KENDİNİ BİL(EBİL)MEK:
ALIRKEN ile/ve/değil VERİRKEN

( Kendini bilemezsin. İLE/VE/DEĞİL Kendini bulursun. )


- KENDİNİ BİLMEK ile/ve DOĞA AYNASINDA KENDİNİ BİLMEK


- KENDİNİ FEDÂ ETMEK ile/değil FEDÂKÂR OLMAK


- KENDİNİ İSPAT (ETME ÇABASI) ile/değil/yerine KONUYU/DURUMU İSPAT


- KENDİNİ:
KÖTÜ HİSSETTİĞİNDE ile/ve/<> İYİ HİSSETTİĞİNDE

( Daha özel algıla/yorumla! İLE/VE/<> Daha genel düşün! )


- KENDİNİ KURTARAN VELİ/VELÂYET ile/ve BAŞKALARINI KURTARAN VELİ/VELÂYET


- KENDİNİ ÖVEN ile/değil/yerine/>< KENDİNİ BİLEN


- KENDİNİ   TANI!


- KENDİNİ TANI[Yun. < GNOTHI SEAUTONU(ΓΝΩ͂ΘΙ ΣΕΑΥΤΌΝ)] ile/ve/||/<>/> KENDİNLE İLGİLEN / KENDİNE ÖZEN GÖSTER[Yun. < EPIMELEIA HEAUTOU(ἘΠΙΜΈΛΕΙΑ ἙΑΥΤΟΥ͂)]

(

Başlık Gnōthi seautonu
(γνῶθι σεαυτόν)
Epimeleia heautou
(ἐπιμέλεια ἑαυτοῦ)
Temel anlam Kendini tanı Kendinle ilgilen / kendine özen göster
Kavramsal tür Bilişsel ilke Uygulamalı ilke
Odak noktası Kendini tanıma, sınırları/nı fark etmek Kendiliği dönüştürme ve biçimlendirmek
Yönelim İçgörü ve farkındalık Eylem, alışkanlık ve yaşam düzeni
Amaç Ne olmadığını ve sonra ne olduğunu bilmek Daha nitelikli bir yaşam sürdürmek üzere düzenleyici çaba ve tutumda bulunmak
Süreklilik Anlık ya da dönemsel olabilir Sürekli ve disiplinli bir süreçtir
Antik felsefedeki yeri Yaşam temeli olarak simgesel Temel/öncelikli değer
Birbiriyle ilişkisi "Epimeleia heautou"nun içinde yer alır "Gnōthi seautonu"yu olanaklı kılan çerçevedir
Örnek “Öfkeli olduğumu fark ettim.” “'Öfkemi' denetleyebilmek üzere düşünce ve yaklaşım biçimimi değiştirmeyi yeğliyorum.”
)


- KENDİNİ TANI = RECOGNIZE YOURSELF[İng.] = GNOTHI SEAUTONU


- KENDİNİ TANIMAK ile/ve/> KENDİNİ İNŞÂ ETMEK

( RECOGNIZE THE SELF vs./and/> TO BUILD THE SELF )


- KENE ile YAVSI

( ... İLE Bir tür kene. )


- KENETLEMEK ile KENETLENMEK ile KENETLENEBİLMEK ile KENE ile KENEF ile KENET ile KENELER ile KENETLİ ile KENE GÖZ ile KENE OTU ile KENE AĞACI ile KENET MİLİ


- HEMPSEED OIL[İng.] ile/değil/yerine/= KENEVİR YAĞI


- HEMP[İng.] / VHANVR[Fr.] / HANF[Alm.] ile/değil/yerine/= KENEVİR


- KENEVİR ile KENEVİRCİ/LİK ile KENEVİR YAĞI ile KENEVİR HELVASI


- KENG ile KENGES ile KENGEŞ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Geniş olan. İLE Sığ. İLE Öğüt alma, düşünce, görüş alışverişi. )


- KENGEL/KENGER[Fars.] = EŞEK DİKENİ

( Birleşikgillerden, yaprakları dikenli yaban bir bitki. )

( CYNARA CARDUNCULUS )


- KENT/ŞEHİR[Ar.] yerine/değil BALIK


- KENT ve/||/<>/> KAVRAM

( Kentin olmadığı yerde, sanat da olmaz. )


- KENT ile KÖY KENT

( ... İLE Bazı ülkelerde, kırsal bir gelişme yöntemi olarak benimsenen, kırsal yerleşme birimlerini, kente ve sanayiye uygun işlevlerle donatmayı, böylelikle kırsal alanda bir canlanma ve kalkınma yaratarak kentlere akını azaltmaya amaçlayan bir yerleşim örneği ya da önerisi. )


- KENTİN DIŞI ile KENT MERKEZİNİN DIŞI

( Taşra. İLE Varoş. )


- KENTLEŞMEK ile KENTLİLEŞMEK ile KENT ile KENTLİ/LİK ile KENTÇİ/LİK ile KENTSEL/LİK ile KENT SOYLU/LUK ile KENT EFSANESİ ile KENTLER ARASI ile KENTSEL DÖNÜŞÜM


- KENTSEL "ÖTELEME" ile/değil/yerine/||/<>/< KENTSEL DÖNÜŞÜM

( )


- AT:
KENTTE değil/yerine TAŞRADA


- KENTTE YAŞAMAK ile/ve/değil/yerine KENTLİ OLMAK


- KENZ[< KÜNÛZ] ile HAZÎNE, DEFÎNE, YERALTINDA BULUNAN DEĞERLİ EŞYÂ


- KEPAYANG OIL[İng.] ile/değil/yerine/= KEPAYANG YAĞI


- KEPLER-62E ile/ve/||/<>/< LYRA (TAKIMYILDIZI)

( Bizden yaklaşık olarak 1.200 ışık yılı uzaklıkta bulunan Kepler-62e adlı ötegezegen, Lyra takımyıldızında bulunmaktadır. Kepler Uzay Teleskobu tarafından keşfedilen bu ötegezegen, dünya kütlesinin yaklaşık 4,5 katı kütleye sahiptir. Yarı çapı ise yaklaşık 1,6 katı kadardır. Güneşten biraz daha soğuk, yıldızının etrafında dönen 5 gezegenden biri olan Kepler-62e'nin yüzey sıcaklığı, yaklaşık olarak 29°C'dir. Yıldızı etrafındaki bir turu ise 122,4 gün sürmektedir. )


- KEPLER'S LAWS[İng.] / LOIS DE KEPLER[Fr.] / KEPLER-GESETZE, KEPLERSCHE GESETZE[Alm.] ile/değil/yerine/= KEPLER YASALARI


- KER[Ar.] ile KERH[Ar.]

( Sağır. | Kuvvet, kudret. | Merâm ve maksat. İLE İğrenme, tiksinme, hoşlanmama. | Zorlama. )


- KERÂMET ile/ve/değil KESKİN ZEKÂ

( Keskin zekâ, kerâmete kıç attırır. )


- KERÂMET değil/yerine RIZÂ


- KERBELÂ ile KURB-U ÂLÂ


- ... KERE ile/ve/||/<>/> "AŞK KERE"


- KERE ile/ve KARE

( TIMES vs./and SQUARE )


- DEFA/KERE[Ar.] değil/yerine/= KEZ


- KERE ile "POSTA"


- KEREVİZ ile TURP

( Yüksek tansiyon sorunu olanların pek kullanmaması salık verilmektedir. İLE ... )

( KEREFS ile ...
ECMÛD[bot.] ile ... )

( CELERY ROOT vs. RADISH )

( APIUM GRAVEOLENS cum RAPHANUS SATIVUS )


- KERHÂNE ile KÂRHÂNE


- KERÎ ile KERÎ[Fars.] ile KERÎH[Ar. < KERH]

( Kazmak. İLE Örümcek ağı. | Sağırlık. İLE İğrenç, çirkin. | Pis kokan. )


- KERN[İng.] ile/değil/yerine/= KERN


- KERPİÇ/HIŞT[Fars.] EV ile TORLUK

( ... İLE Toprak kulübe. )


- KERR EFFECTS[İng.] / EFFETS KERR[Fr.] / KERR-EFFEKTE[Alm.] ile/değil/yerine/= KERR ETKİLERİ


- KERR EFFECT[İng.] ile/değil/yerine/= KERR ETKİSİ


- KERR CELL[İng.] / CELLULE DE KERR[Fr.] / KERR-ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KERR GÖZESİ/HÜCRESİ


- EFFET KERR MAGNÉTO-OPTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KERR MANYETO-OPTİK ETKİSİ


- KERR CONSTANT[İng.] ile/değil/yerine/= KERR SABİTİ


- KERTENKELE ile AĞAÇ KERTENKELESİ

( ... İLE )

( ... cum ACANTHOSAURA LEPIDOGASTER )


- KERTENKELE ile ÇAKIL SIRTLI KERTENKELE


- KERTENKELE ile DEMİR ZIRHLI DİKENLİ KERTENKELE


- KERTENKELE ile DENİZ KERTENKELESİ / MAVİ EJDERHA / MAVİ DENİZ TAVŞANI


- KERTENKELE ile/ve GEKO


- KERTENKELE ile GİLA KERTENKELESİ/"CANAVARI"

( ... İLE Amerika'nın, tek zehirli kertenkelesidir. )


- KERTENKELE ile KAPLAN KERTENKELE(ALTIN TEGU)

( ... cum TUPINAMBIS TEGUIXIN )


- KERTENKELE ile MAVİ DİLLİ KERTENKELE


- KERTENKELE ile/ve MAVİ KAMÇI KUYRUK KERTENKELE

( ... İLE/VE ABC Adaları'nda yaşamaktalardır. )

( Eril kertenkeleler, (dişil) eşlerini de avlayarak yiyebilirler. )


- KERTENKELE ile/ve MONİTÖR KERTENKELE/KAYA MONİTÖRÜ


- KERTENKELE ile TUXTLA GECE KERTENKELESİ

( ... cum LEPIDOPHYMA TYXTLAE )


- KERTENKELE ile/değil UÇAN KERTENKELE

( ... İLE/DEĞİL Güneydoğu Asya'ya özgü bir kertenkele türüdür. Draco cinsinin öteki üyeleri gibi bu tür de "patagia" adı verilen cildin kanat gibi yan uzantılarını kullanarak kayma yeteneğine sahiptir.

Kuyruk da katılarak 22 cm.'e kadar uzayan bu tür, koyu ten üzerine, koyu renk beneklere sahiptir. Erilin patagium'u, koyu renkli çizgiler ile açık turuncu renktedir. Dişilin patagium'u ise çizgiler yerine düzensiz işaretlere sahiptir. Draco volans türlerinin kanatları, kanatlarının iskeletini oluşturan kaburgalarıyla desteklenir. Fakat uzun kaburga kemikleri, kanatları oluşturmaya yardımcı olmasına karşın solunum yardımcı olmaz.

Tür, gündüzleri etkindir ve genel olarak ağaçlarda yaşar. )

( ... İLE/DEĞİL )

( ... İLE/DEĞİL )

( ... cum DRACO VOLANS )


- KERTERİZ[Yun.] (ALMA) değil/yerine/= ÖLÇME, ÖLÇÜ ALMA

( Bir yerin nerede bulunduğunu pusula ile ölçme. Denizcilerin, denizde sığlıkları belirlemek için kullandıkları imlerin tümü. )


- KERTMEK ile KERTİLMEK ile KER ile KERE ile KERH


- KERVAN ile/ve AĞIR KERVAN

( ... İLE/VE Hacca giden kervan. )


- KE'S[çoğ. KÂSÂT, KÜÛS] ile KES[Fars. | çoğ. KESÂN]

( İçi dolu kap/çanak. | Bardak, kadeh. | Şarap dolu bardak/kadeh. | Çanak. Çiçeğin en dışında bulunan yeşil yaprakların hepsi. İLE Kişi, kimse.[HER-KES: Her bir kişi, her kim olursa olsun] )


- KESB/KÂSIB ile/ve HALK/HÂLİK

( Kişinin istemesi. İLE/VE Onun istemesi. )


- KESB[Ar.] ile KEDH[Ar.]


- KESE[Fars. < KÎSE] ile TULUMCUK

( Organizmanın bazı boşlukları. İLE İç kulakta, yarım daire kanallarına bağlı küçük kese. | Bitkilerde yüzmeyi kolaylaştıran, tulum biçiminde küçük kese. )


- KESE ile HARTUÇ[Fr. < İt.]

( ... İLE Merminin arkasından namluya sürülen bezden ya da kartondan, barut kesesi. )


- KESE[Fars. KİSE] ile/ve/||/<>/> KASA[İt. CASSA]

( Cepte taşınan, içine para vb. konulan, kumaştan ya da örgüden küçük torba. İLE Para ya da değerli nesne saklamaya yarayan çelik dolap. )


- KESE[Fars. < KÎSE] ile/değil KESE ile/değil HAVA KESESİ

( Cepte taşınan, içine para vb. konulan, kumaştan ya da örgüden küçük torba. | Bu küçük torba miktarında olan. | Bazı şeylerin üzerine geçirilen, kumaştan çanta biçiminde kap. | Yıkanırken kir çıkartmak için ele geçirilen, gövdeyi ovmaya yarayan, bürümcükten, cep biçiminde bez. | Birinin mal varlığı. | Organizmanın bazı boşlukları. | Su bitkilerinde içi hava ile dolu olan ve bitkinin suda yüzer durumda kalmasını sağlayan şişkinlik. | Beş yüz kuruşluk para birimi. @@ Kısa, kestirme yol. @@ ... )

( POUCH vs. SAC vs. AIR SAC )


- KESE ile KESECİK

( Organizmanın bazı boşlukları. İLE Kulağın dolambacında bulunan ve lenf ile dolu olan küçük zarsı örgen. )


- KESE/BEDRE ile ...

( 500 kuruş. )


- KESELEMEK ile KESELENMEK ile KESELETMEK ile KES ile KESE ile KESİ ile KESP ile KESELİ ile KESİCİ/LİK ile KESESİZ ile KESELİLER ile KESİCİ DİŞ ile KESE KAĞIDI ile KESE ÇİÇEĞİ ile KESELİ KURT ile KESE YOĞURDU ile KESİCİ KILIÇ


- KESER" ya da "RENDE" GİBİ OLMAK değil/yerine "TESTERE" GİBİ OLMAK

( "Hep bana, hep bana." YA DA "Hep sana, hep sana." DEĞİL/YERİNE Hem sana, hem bana. )

( Olma! Keser gibi hep bana, hep bana
ya da rende gibi hep sana, hep sana/ona...
Ol! Testere gibi hem sana, hem bana... )


- KEŞF ETMEK ile/ve AÇIKLAMAK ile/ve YARARLANMAK

( Deney/İcat. İLE/VE Temsil, tasvir. İLE/VE ... )

( TO DISCOVER vs./and TO DESCRIBE vs./and TO BENEFIT )


- KEŞF ile AÇMA, MEYDANA ÇIKARMA | GİZLİ BİR ŞEYİ BULMA | BİR SIRRI ÖĞRENME | BİR ŞEYİN OLACAĞINI ÖNCEDEN ANLAMA | ALLAH TARAFINDAN İLHAM OLUNMA | KALDIRMAK

( AÇMA, MEYDANA ÇIKARMA | GİZLİ BİR ŞEYİ BULMA | BİR SIRRI ÖĞRENME | BİR ŞEYİN OLACAĞINI ÖNCEDEN ANLAMA | ALLAH TARAFINDAN İLHAM OLUNMA | KALDIRMAK )


- KEŞF ile İCÂD ile İNŞÂ


- KEŞF ile/ve/değil SONUÇ

( Felsefede/tasavvufta. İLE/VE/DEĞİL Bilimde. )


- KEŞFEDECEK" değil KEŞFEDİLECEK


- KEŞF-İ KUBÛR ile/ve KEŞF-İ KULÛB


- KE'SÎ[Ar. < KE'S] ile KESÎ[Fars.]

( Kadehle, bardakla, çanakla ilgili, onlara benzer. | [botanik] Çanaksı. İLE Bir kişi. | İnsanlık, mertlik. )


- KESİF[Ar.] ile KEŞİF[Ar. < KEŞF]

( Yoğun. | Saydam olmayan. | Sık. İLE Ortaya çıkarma, meydana çıkarma. | Var olduğu bilinmeyen bir şeyin ortaya çıkarılması. | Gizli olan bir şey hakkında geniş bilgi edinme. | Bir şeyin olacağını önceden anlama, sezme, tahmin. | Bir olay ya da durumun oluş nedenlerini anlayabilmek için yerinde inceleme yapma. )


- KEŞİF ile KEŞİF KOLU


- KEŞİF(/KAŞİF) ile İCAT(/MUCİT)


- SPECTRE DISCONTINU[Fr.] / UNTERBROCHENES SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİKLİ TAYF/SPEKTRUM


- KESİK/LİK ile KESİKLİ ile KESİKSİZ ile KESİK HAVA ile KESİK KONİ ile KESİK KEREM ile KESİK KESİK ile KESİK KELİME ile KESİK PRİZMA ile KESİK PİRAMİT


- CUT OFF BIAS[İng.] ile/değil/yerine/= KESİM BESLEMESİ


- KESİN KÜME ile/||/<> BULANIK KÜME

( Kesin kümede bir eleman ya üyedir ya değildir (0 veya 1) İLE bulanık kümede üyelik derecesi 0 ile 1 arasında değişir )

( Formül: A = {x İLE μA(x) | x ∈ X} )

( Lotfi A. Zadeh tarafından 1965 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1921-2017) (Ülke: Azerbaycan/ABD) (Alan: Matematik, Bilgisayar) (Önemli katkıları: Bulanık mantık, bulanık kümeler) )


- KESİN OLAN ÜZERİNE ile/ve/değil/yerine OLASILIK ÜZERİNE

( [not] ON CERTAINTY vs./and/but ON PROBABLITY
ON PROBABLITY instead of ON CERTAINTY )


- KESİNLİK ile/ve/||/<> ELE AVUCA SIĞMAMA


- KESİN/LİK ile KATI/LIK

( CERTAINTY vs. STERN/NESS )


- KESİN/LİK ile "KATI/LIK"


- KESİNTİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EŞİK


- UNINTERRUPTIBLE POWER SYSTEM[İng.] / SYSTÈME D'ALIMENTATION SANS INTERRUPTION[Fr.] / UNUNTERBROCHENE STROMVERSORGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİNTİSİZ GÜÇ KAYNAĞI


- KESÎR[Ar. < KESRET] ile KESÎR[Ar.] ile KESR[Ar. çoğ. KÜSÛR]

( Çok çok olan, bol. | Sık olan, çok kez olan. İLE Kırılmış. İLE Kırma/kırılma, paralama. | Bozma, halel getirme. | [dilb.] Bir harfin esre i okunması. | [mat.] Kesir. )


- KESİR ile KESİRLİ ile KESİRSİZ ile KESİR ÖLÇEK ile KESİRLİ SAYI


- KEŞİŞ ile İNZİVA YERİ

( HERMIT vs. HERMITAGE )

( منزوي ile صومعه نشين ile تارک دنيا ile کهبد ile جاي انزوا )

( MANZOY ile SOME NESHYNE ile TARK DANYA ile کهبد ile JAY ENZVA )


- KEŞİŞFOKU ile HAWAII KEŞİŞFOKU

( ... cum MONACHUS SCHAUINSLANDI )


- KEŞİŞFOKU ile KARAYİP KEŞİŞFOKU

( Tropik ya da astropik bölgelerde yaşayan. İLE Karayip'lerde yaşayan fok. )

( ... cum MONACHUS TROPICALIS )


- Keşke dememek için DİNLE!!!


- Keşke! dememek için SUS!!!


- KEŞKE ile EN AZINDAN/BARİ[Fars.]

( ... ile LÂ-AKALL )

( I WISH vs. AT LEAST )


- KESKİN SİRKE, KÜPÜNE ZARAR ile/ve/||/<> ÖFKEYLE KALKAN, ZARARLA OTURUR


- KESKİN SİRKE, KÜPÜNE ZARAR ile/ve/||/<> RÜZGÂR EKEN, FIRTINA BİÇER


- ' (KESME İMİ) ile -  HECE BÖLME


- KESMEK ile KESMECE ile KESMELİK ile KESME İMİ ile KESME TAŞ ile KESME KAYA ile KESME ŞEKER ile KESME İŞARETİ


- KEŞŞÂF[Ar.] değil/yerine/= İZCİ


- KESSO OIL[İng.] ile/değil/yerine/= KESSO YAĞI


- KESTANE SUYU ÇEŞMESİ :

( Sarıyer'in önemli mesirelerinden Kestane Suyu mesiresi içinde bulunuyor. Mesire kapatıldıktan sonra su halka açık olmaktan çıktı. 1954'te mesire sahibi Emin Akkaya tarafından yapılan çeşmenin suyu vardır ve tek muslukludur. Kitabesinde "Kestane Suyu" yazmaktadır. Suyun sertlik derecesi 3' tür. )


- KESTANE SUYU FABRİKASI :

( Sarıyer'de Hünkâr bayırından çıkışta solda ve Kestane Suyu Mesiresi içindedir. Kestane memba suyu şişelenerek satılmaktadır. Suyun sertlik derecesidir 3 tür. )


- KESTANE SUYU :

( Kestane suyu mesiresi içinden çıkan içimi güzel bir memba suyudur. Sertlik derecesi 3 tür. )


- Kestirme yolu aramak DİNLE!!! -yerine


- KET ile KETE


- KETB[Ar.] ile NESH[Ar.]


- LINSEED OIL[İng.] / HUILE DE LIN[Fr.] / FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= KETEN TOHUMU YAĞI


- KETEN ile KETEN KUŞU ile KETEN HELVA ile KETEN TOHUMU ile KETEN HELVACI


- KETENCİOĞLU HACI YAKUP AĞA ALAMANA PARKI :

( Rumelifener mahallesine girişti soldadır. 3.030 m² alan üzerinde yapıldı. 1.900,00 m²'lik yeşil alanı, 170 m² çocuk oyun alanı, 120 m² jimnastik ve spor alanı, 840 m² yürüyüş parkuru ve dinlence alanı var. )


- KETENCİOĞLU, HACI YAKUP (AĞA) (RİZE, 1825 - 1933) :

( Rize'den Rumelifeneri'ne gelip yerleşti. Keten ticareti yaptıkları için Ketencioğlu lakabını "Ketenci" olarak aldı. 1912'de I. Balkan Savaşı sırasında Milli Savunma Bakanlığınca göreve çağırıldı ve I. Ve II. Balkan Savaşları sırasında takası ile cepheye deniz yolu ile silah, cephane, giyim - kuşam ve yiyecek taşıdı. Bu görevini I. Dünya Savaşı'nda (Çanakkale Savaşları sırasında) da devam ettirdi. Milli Mücadele başladığında aynı işi yapmaya devam etti. Dört oğlu ve takası ile Anadolu'ya silah ve cephane nakliyesinde çalıştı. Millicilerden yana olduğu için dört oğlu ile birlikte İngilizlerce tutuklanıp Kroker otelinde günlerce işkence gördüler. Rumelifeneri'ndeki evi yıktırıldı, takası batırıldı. Milli Mücadele sonrasında bir kısım zararı telafi edildi. )


- KETENDERE KOYU :

( Rumelifeneri sınırları içindeki önemli koylardan biridir. Mevsiminde sayfiye alanı ve plaj olarak yararlanılmaktadır. Yakın zamanlara kadar balıkçıların çok yararlandığı bir yerdir. Son yıllarda bazı kısımları imara açıldığı için yapılaşmalara başlandı. )


- KETENPERE[Yun. < KATO PERA] değil/yerine/= ÖTEKİ TARAFIN AŞAĞISI | KASIMPAŞA[AŞAĞI BEYOĞLU]


- KETM ile ...

( BİR SÖZÜ/HABERİ/SIRRI SAKLAMA, GİZLİ TUTMA )


- KETMEN = ÇAPA
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Toprağı parça parça yapmakta kullanılan araç. İLE ... )


- KETO-[İng.] ile/değil/yerine/= KETO-


- KETOASİDOZ ile/||/<> LAKTİK ASİDOZ

( Kanda keton nesneciklerinin birikmesi. İLE/||/<> Kanda laktik asit birikmesi. )


- KETONE[İng.] / CÉTON[Fr.] / KETON[Alm.] ile/değil/yerine/= KETON


- Ketum olmak için SUS!!!


- Ketum olman gerektiği için SUS!!!


- KETÛM[< KETM]:
SIR SAKLAYAN, AĞZI SIKI -<


- KEVÇİ/KEWÇİ ile RITL
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Bir ağırlık ölçüsü.[Uygur'dan Kâşgar'a kadar][On rıtl'a denk gelir.] İLE Cam ağırlık. )


- KEVKEB[Ar.] ile NECM[Ar.]


- KEVN ile/ve/<> ÂLEM

( Olan. İLE/VE/<> Bilinen. )


- KEVN ve/>< FESÂD

( İSTİHÂLE[< HAVL | çoğ. İSTİHÂLÂT]: Olanaklı/mümkün olmayış, olanaksızlık/imkânsızlık, olamazlık. | Bir durumdan/halden başka bir duruma/hâle geçiş. | Başkalaşma. [İng. METAMORPHOSE, METAMORPHOSIS | Fr. MÉTAMORPHOSE] )


- KEVN[Ar.] ve/||/<> KANUN[Ar.]

( Oluş. VE/||/=/<> Yasa. )


- KEVN[Ar.] ile SÜKÛN[Ar.]


- KEYD[Ar.] ile MEKR[Ar.]


- [ne yazık ki]
KEYFÎ "DÜŞÜNMEK"/KONUŞMAK ile/değil/yerine KENDİNE GÖRE "DÜŞÜNMEK/KONUŞMAK/YAŞAMAK"

( [ne yazık ki] Kişiler, (çoğunlukla) yiyecekleri ve yatacakları bir şeyleri olduğu sürece düşünmeyi reddederler. [ya da bu yanılsamadan ve keyfiyetten vazgeçip düşün(ebil)meyi, her şeye yeğlemelilerdir] )


- KEYFİ/LİK ile KEYFİNCE ile KEYFİ SIRA ile KEYFİ YERİNDE ile KEYFİ YOLUNDA ile KEYFİ TIKIRINDA


- KEYFİNE GÖRE TAKILMAK ile/ve KAFANA GÖRE TAKILMAK


- KEYFİNE/ÇIKARINA GÖRE DAVRANMAK ile/değil/yerine/>< KENDİN/KİŞİ/ADAM/İNSAN OLMAK

( Kendin olmak, "keyfine/çıkarına göre davranmak/davranabilmek" değildir. )


- [ne yazık ki]
KEYİF EHLİ ile/ve İŞİNE GELDİĞİ GİBİ YAŞAYAN


- [ne yazık ki]
(")KEYİF(") ile/değil "KENDİNE GÖRE OLAN"


- KEYİF ile/değil RIZÂ


- KEYİF ile/ve/||/<>/> UYKU


- KEYİF değil/yerine/= YAŞU/YAŞUĞ


- KEYİF ile/ve/değil/yerine/||/<>/></>/< ZEVK

( Gövdesel/bedensel. @@ Zihinsel. )

( Maddi. @@ Manevi. )

( Üç duyudan biriyle [ya da ikisi/üçüyle] ten, organ, kas ve sinirlerin "az ya da çok" uyarımıyla "deneyimlenen".[Dokunma, tatma, koklama][yeme, içme, oturma/uzanma vb.] @@ İki duyudan biriyle deneyimlenen.[Görme ve duyma][Felsefe, bilim, sanat, kitap okuma, düşünme, dinleme, söyleşi/sohbet] )

( Yatarak/yatmaktan, tembelikten, miskinlikten. @@ Hareketle/hareketten. )

( Bir şey yapmadan "yaşadığı"[nı zannettiği/n, "iddia ettiği/n"]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Bazı şeyler yaparak, özen ve çaba göstererek, emek ya da ödün vererek elde ettiğimiz. )

( Yaşandığı oranda pişmanlığa götürür. @@ Yaşandığı oranda sevinç/neşe verir. )

( Canlılığa[hayvana/hayvansallığa] özgü.
[Hayvanlarda ve gövdemiz itibarı ile de canlılıkta ortaktır.] [Keyfin simgesi ve doruğu olan eşekte de vardır.] @@ İnsana özgü. [Sadece insandadır, zihindedir.] )

( Geçici. @@ Kalıcı. )

( Araçlı "duyum"/haz. @@ Aracısız algılayış/idrak. )

( Istırap akışı içinde yalnızca bir kesintidir. )

( Utanç verici bir keyfin, keyfi geçer, utancı kalır. )

( Keyifteki ölçü/oran/sayı/mikdar arttıkça eleme/işkenceye dönüşür. )

( Ancak çalıştıktan ya da bir şeyler yaptıktan sonra, kısa süreli ve hak edilen keyfin tadı ve değeri olur. )

( Zevk, susabilmeyi[sükût etmeyi] öğrendikten sonra başlar. )

( Kişi, kendini ya da başkalarını utandırabilecek ucuz keyiflere, ne şimdi, ne de sonra kapılmalıdır. )

( İki ıstırap verici durum arasındaki aralıklardır. )

( Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif ve zevk almayı değerli kılan. )

( İkisi de ıstırabın eseridir. )

( Dayatarak/dayatmacı. Sorumsuzca, kendi kendine, başı başında[Farsça "ser-ser-î"]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Özgürce. Sorumluluğunu alarak/üstlenerek. Başı bağlı[Farsça "ser-best"] )

( [not] PLEASURE vs./and/but/||/<>/>/< ENJOYMENT
ENJOYMENT instead of PLEASURE )


- KEYİFLENMEK ile KEYİFLENDİRMEK ile KEYİF ile KEYİFLİ/LİK ile KEYİFSİZ/LİK ile KEYİF EHLİ ile KEYİF HALİ ile KEYİFSİZCE


- KEYİFLİLİK ile NÖTR OLMAK


- KEYİFSİZLİK ile NÖTR OLMAK


- KEYSTONE SPECIES[İng.] değil/yerine/= KİLİT TAŞI TÜR

( Bir ekosistemin sağlıklı bir biçimde işleyebilmesi ve türler arasındaki dengenin sürdürülebilir olabilmesi için kritik öneme sahip olan türleri ifade etmektedir. Bu türler, sadece sayısal olarak değil, aynı zamanda davranışsal (etolojik) ve çevresel (ekolojik) etkileşimler açısından da önemlidir. Kilit taşı türler koruma planlamalarında ön plana çıkmaktadır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- KEZÂ[Ar.] ile ZİRA[Fars.]

( Aynı zamanda. İLE Çünkü. )

( Zarf. İLE Bağlaç. )


- KEZÂ/HAKEZÂ/KEZÂLİK[Ar.] değil/yerine/= NİTEKİM/AYNI BİÇİMDE


- KEZZAP[Fars. < TİZ+AB] ile TUZRUHU

( Nitrik asit. Organik nesneler üzerinde yakıcı ve sarartıcı bir etki gösteren, birleşiminde bir azot, üç oksijen ve bir hidrojen bulunan, yoğunluğu 1,52 olan, 86 °C'de kaynayan, sanayide kullanılan asit. İLE Hidroklorik asit. Hidrojen ve klordan oluşan, renksiz, havada beyaz dumanlar saçan, suda kolayca eriyen ve fosfor elde edilmesinde, çeliğin pasını gidermede kullanılan keskin kokulu bir gaz. )


- KEZZAP/NİTRİK ASİT[Fr. < ACID NITRIQUE] ile/ve/||/<> ALTIN SUYU

( Organik maddeler üzerinde yakıcı ve sarartıcı bir etki gösteren, birleşiminde bir azot, üç oksijen ve bir hidrojen bulunan, yoğunluğu 1,52 olan, 86 °C'de kaynayan, sanayide kullanılan asit. [HNO3] İLE/VE/||/<> Bir kısım konsantre nitrik asit ile üç ya da dört kısım konsantre hidroklorik asitten oluşmuş, özellikle platin, altın vb. metalleri çözmekte kullanılan bir karışım. )


- KƏLƏK[Azr.] = HİLE[Tr.]


- KƏND[Azr.] = KÖY[Tr.]


- KƏPƏNƏK[Azr.] = KELEBEK[Tr.]


- KHAOS ve GAIA ve EROS


- KHK ile/ve/||/<> TORBA YASA


- CHI-MESON[İng.] / MÉSON Χ[Fr.] / CHI-MESON[Alm.] ile/değil/yerine/= Kİ MEZONU


- KİBÂR[< KEBÎR] değil/yerine/= İNCE/TAYLAN/KOSTAK

( Zarif, kibar, nazik, çalımlı, güzel giyinmiş, yakışıklı. | Yiğit, kabadayı, yürekli. | Büyükler, ulular. )


- KİBAS/INCREASED İNTRACRANIAL PRESSURE SYNDROME[İng.] değil/yerine/= KAFA İÇİ BASINÇ ARTIŞI BELİRGESİ, KAFA İÇİ BASINÇ ARTIŞI SENDROMU


- KİBE[Oğuz] ile GÜN
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Az sayıda gün. İLE ... )


- KİBİR:
HALKTAN "UZAK DURMAK" değil HAK VE HAKİKATTEN UZAK DURMAK


- KİBİR >< KISKANÇLIK/GÜNÜ/HASET

( Sahip olanda. >< Sahip ol(a)mayanda. )


- KİBİR değil/yerine/>< ONUR/VAKAR[Ar.]

( Kartal, vakarı; yılan, bilgeliği simgeler. )

( Başkalarını aşağılayarak. DEĞİL/YERİNE/>< Başkalarına hizmet ederek. )

( Kendini beğenme, başkalarından üstün tutma, büyüklenme, benlik. DEĞİL/YERİNE/>< Ağırbaşlılık. )


- KIBLE ile/ve/değil/yerine/=/||/<>/> AMAÇ

( Güney ile güneybatı [Güneybatı ile güney arası]. [Türkiye'ye göre!] [Güney anlamına da kullanılır.] | Mekke'de Kâbe'nin batı köşesi ile altınok (Mizp) arasının doğrultusu. | Kabul etmek. | Güneyden esen rüzgâr. | Darlıkta başvurulan kapı. )


- KIBLE ile/ve/değil EŞİK


- KİBR[Ar.] ile KİBRİYÂ'[Ar.]


- KİBR[Ar.] ile TÎH[Ar.]


- KİBR[Ar.] ile ZEHV[Ar.]


- KİBRİT/LİK ile KİBRİTÇİ/LİK ile KİBRİT SUYU


- KIBT/CONE BEAM COMPUTERIZED TOMOGRAPHY, CONE BEAM COMPUTED TOMOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= KONİK IŞINLI BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ


- KIÇ ile KIÇI KIRIK


- KIÇ/I BAŞ/I (OYNAMAK, AÇIKTA OLMAK/KALMAK)


- KİÇİG KEYGEN ile ULUG KEYGEN
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kayas'tan, Ila vadisine akan iki ırmağın adı. )

( Küçük. İLE Büyük. )


- KIÇIN KIÇIN = GERİ GERİ (UZAKLAŞMAK)


- KIÇINDAN ANLAMAK/ANLAYAN/UYDURAN değil/< KIŞRINDAN(KABUĞUNDAN) "ANLAMAK/ANLAYAN/UYDURAN"


- KICK :/yerine TEKMELEMEK


- KIES[İng.] ile/değil/yerine/= KİES


- KİFAFLANMAK[Ar.] değil/yerine/= AZLA YETİNMEK

( Elde ne varsa onunla, çok az yiyecekle karın doyurmak, çok az şeyle yetinmek. )


- KIĞ = KIĞI

( Koyun, keçi vb. ve deve dışkısı. )


- KIĞILAMAK ile KIĞ ile KIĞI


- KIKIRDAMAK ile KIKIRDATMAK ile KIKIRDAK ile KIKIRDAKLI ile KIKIRDAKSIZ ile KIKIRDAK DOKU ile KIKIRDAK BİLİMİ


- CLAY[İng.] / ARGILE[Fr.] / LEHM, TERRE GLAISE, TON[Alm.] ile/değil/yerine/= KİL


- KIL ile KIL OTU ile KIL KURT ile KIL PAYI ile KIL BURUN ile KIL ÇADIR ile KIL KEÇİSİ ile KIL KUYRUK ile KIL YUMAĞI ile KIL DÖNMESİ ile KIL TESTERE ile KILI KILINA


- KİL ile KİLE ile KİLO/LUK ile KİLS ile KİLOLU/LUK ile KİL TAŞI


- KILÂ'[Ar. < KAL'A] ile KILÂA[Ar.]

( Kaleler, surlar. İLE Yelken. )


- GUIDE WAVELENGTH[İng.] / FÜHRUNGSWELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= KILAVUZ DALGA BOYU


- GUIDED WAVE[İng.] / ONDE GUIDÉE[Fr.] / GEFÜHRTE-WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KILAVUZLANMIŞ DALGA


- CAPILLARY WAVE[İng.] / ONDE CAPILLAIRE[Fr.] / HAARARTIGER-WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KILCAL DALGA


- CAPILLARY TUBE, CAPILLARY[İng.] / CAPILLAIRE[Fr.] / KAPILLARY, KAPILLARRÖH, KAPILLARE[Alm.] ile/değil/yerine/= KILCAL, KILCAL BORU


- CAPILLARY RISE[İng.] / ASCENSION CAPILLAIRE[Fr.] / HAARARTIGER-AUFSTIEG[Alm.] ile/değil/yerine/= KILCAL YÜKSELME


- KILCAL/LIK ile KILCAL KÖK ile KILCAL BORU ile KILCAL ETKİ ile KILCAL DAMAR


- MAHZEN[Ar.] ile/ve/||/<> KİLER[Fars. < KİLÂR]/ARDİYE[Ar. < ARZİYE] ile/ve/||/<> DEPO[Fr. < DÉPÔT]/DEBBOY ile/ve/||/<> ANTREPO[Fr. < ENTREPOT] ile/ve/||/<> SAKLAK/AMBAR[Fars. < ANBAR]

( Yapılarda yer altı sakla[n]ma/koru[n]ma alanı. İLE/VE/||/<> Evlerde saklanılabilecek yiyecek ve içeceğin [Ar. erzak] saklandığı oda, ambar ya da dolap. İLE/VE/||/<> Korunmak, saklanmak ya da gerektiğinde kullanılmak için nesnelerin konulduğu/saklandığı yer. | Nesnelerin toptan satıldığı ve çokça bulunduğu yer. | Ordu nesne ve araçlarının saklandığı, bakımlarının yapıldığı yer. İLE/VE/||/<> Vergileri ödenmemiş, gümrüğe ait nesnelerin korunması için kurulan alan. İLE/VE/||/<> Genellikle tahıl saklanılan yer. | Yiyecek ve bazı nesnelerin saklanıldığı yer. | Geminin yük koymaya ayrılmış yeri. | Genellikle tahılın çok üretildiği yer, bölge. | Kum, çakıl vb. yapı malzemesini ölçmekte kullanılan ve her yanı çoğunlukla 75 santimetre olan küp ölçek. | Nesne taşıma işleri yapan kurum ya da ortaklık. )


- KILI KIRK YARAN ile KILLARI KIRAN

( HAIR-SPLITTER vs. HAIR-SPLITTING )

( موشکاف ile موشکافي )

( MOOSHKAF ile MOOSHKAFY )


- KİLİ, SUNA (İST. 1929 - 2015) :

( Sarıyer/Yeniköylüdür. Boğaziçi Üniversitesi öğrenci üyesiydi. İstanbul Amerikan Kız Kolejinden mezun oldu. Yüksek Öğrenimini ABD de tamamladı. Lisans, master ve doktora derecelerini Bryn Mawr College'den Siyasal Bilimler ve Ulusal İlişkiler dallarında aldı. Berkeley'de Kaliforniya üniversitesinde lisansüstü çalışmalar yaptı, doktora sonrası araştırmalarını London School of Economics Columbia Üniversitesi ve Princeton Üniversitesinde sürdürdü. Los Angeles California Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesinde 1977/1978 akademik yılında konuk öğretim üyesi olarak ders verdi. Yurt içinde ve yurt dışında pek çok seminer, kongre, sempozyum ve benzeri bilimsel toplantıya katıldı, çeşitli konularda bildiriler sundu. Uluslararası Siyasi Bilimler Dergisi (İPSA) ve Arap Bölgesi, Türkiye ve Iran Sosyal Bilimler Dergisi (ASSART) gibi çeşitli kuruluşların üyesi olup, İPSA'nın Siyasal Eğitim Komitesi ikinci eş başkanlığını yürüttü. Türk Devrim Tarihi, The Atatürk Revoluation, Cumhuriyet ve Küreselleşme, Türk Anayasası Metinleri, CHP de Gelişmeler, Türk Anayasası, Atatürk Devrimi Bir Çağdaşlaşma Modeli, Çayırhan, 27 Mayıs Devrimi Kurucu Meclis ve 1961 Anayasası isimli kitapları var. )


- KILIBIK ile/değil/yerine KALBİ ILIK


- KILIÇ ile/||/<> MÜHENNED[< HİND]

( ... @@ Hint demirinden yapılmış kılıç. )


- KILIÇ ile PALA

( ... İLE Kavisli, kısa, uc bölümü geniş, kabzasına doğru daralan bir tür kılıç. | Kürek gibi bazı araçların, enli ve yassı bölümü. | Bir yere çaprazlama konulan yassı kiriş ya da kereste. )


- KILIÇOYUNUNDA/ESKRİMDE:
FLÖRE ile EPE


- KILIÇPINAR SUYU :

( Kılıçpınar mesiresi içinden çıkan memba suyu olup içimi çok iyidir. )


- KILIF ile/ve ZARF


- KİLİM ile/ve PALA

( ... İLE/VE Adi kilim, yaygı. )


- KİLİM ile/ve SİLİ

( ... İLE/VE Bir tür yaygı. )


- KİLİS ile KİLİSE ile KİLİSLİ/LİK ile KİLİSE ÇANI ile KİLİSE HUKUKU


- KİLİSELERDE:
GREK ORTODOKS ile GREGORYEN ERMENİ ile SLAV(BULGAR) ORTODOKS ile SÜRYANİ

( AYA ile başlıyorsa. [AYASOFYA, AYA İRİNİ gibi] İLE SURP ile başlıyorsa. İLE SVETİ ile başlıyorsa. İLE MOR/MAR ile başlıyorsa. )


- KİLİTLEMEK ile KİLİTLENMEK ile KİLİTLETMEK ile KİLİTLEYEBİLMEK ile KİLİT ile KİLİTLİ/LİK ile KİLİTSİZ ile KİLİT DİLİ ile KİLİT TAŞI ile KİLİT YERİ ile KİLİT MEVKİ ile KİLİT NOKTA ile KİLİT SARMA ile KİLİTSİZ KÜREKSİZ