Dört(4) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 34.966 başlık/FaRk ile birlikte,
34.966 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(55/141)
- HAKK'A RAZI OLMAK ile/ve HAKKINA RAZI OLMAK
( İltifatına aldanma, hakaretine yerinme! )
( Allah'a en yakın olduğun an, en küçük göründüğün andır. )
( HAK: Rabbin sana tahsis ettiği. )
- HAK(K)'A TESLİM OLMAK ve/||/<>/>/< KENDİNLE BARIŞIK OLMAK
- HAKKAK["ka" uzun okunur] ile HAKKÂK[Ar. < HAKK]
( Kutucu, hokkacı. İLE Hak eden. | Mühür vs. kazıyan kişi. )
- Hakkaniyet için DİNLE!!!
- HAKK-I KARÂR ile/||/<> HAKK-I ŞURB
( Arazi yasasının 78. maddesinde belirtilen nizâsız, on yıllık zilyetlik. İLE/||/<> Su hakkı. )
- HAKK'I, KİŞİYLE TANIMAK ile/ve/||/<> KİŞİ'Yİ, HAKK'LA TANIMAK
- HAKK-I MESİL değil/yerine/= SU YOLU ÜLEVİ
- HAKK-I MÜRUR değil/yerine/= GEÇİT ÜLEVİ
- HAKKI PAŞA KONAĞI :
( Sarıyer'de Dursun Fakih Sokaktadır. 20. yy. başlarında yapıldığı söylenen köşk Cumhuriyet döneminden önce Özel Hayriye İlkokulu olarak kullanılmış. Mareşal Fevzi Çakmak (Kavaklı Fevzi) ilkokulu bu okulda okudu. Konak sonraları ikiye bölündü. Tarihi değere olan konak onarıma muhtaç durumdadır. )
- HAKK-I ŞÜRB değil/yerine/= İÇME ÜLEVİ
- HAKKI TESLİM ile/ve/||/<> HAKKA VE HAKK'Â VEFÂ
- ... HAKKI İÇİN değil HAKKI BÂKÎ OLSUN/KALSIN
- HAKKINI İADE ETMEK ve/<> HAKKINI TESLİM ETMEK
- Hakkını teslim etmek için DİNLE!!!
- HAK'LA İSTEMEK ve/<> HAKK'LA İSTEMEK
- Hakların için KONUŞ!!!
- HAKLI OLAN ile/değil/yerine AKLI OLAN
- HAKLI OLAN ile/ve/değil/yerine/||/<> HAKÇA OLAN
- HAKLI OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AKLI OLMAK
- HAKSIZLIK ile/ve/||/<> AYIP
- HAKSIZ/LIK ile HAKSIZCA ile HAKSIZ YERE
- [ne yazık ki]
HAKSIZLIK ve/||/<>/>/< ÖFKE
( Haksızlık etme. öfkenle hareket etme! )
- HAK-UL-EDİMME | ORTA DERİ ile/||/<> ORTA DERİ
( biyoloji botanik zooloji mesos orta derma deri Omurgalılarda boşaltım ve üreme organları derinin dermis tabakası yürek kası ve iskelet kasını meydana getiren gastrulada dış deri ektoderm ve iç deri endoderm tabakaları arasında kalan embriyo katı Mezoderm Erken embriyogenez sırasında oluşan üç tabakadan biri ektoderm ve endoderm tabakaları arasında yer alan hücre tabakası mezoderm )
( MESODERM )
( MÉSODERME )
( MITTELBLATT )
- HAL ÇARESİ değil/yerine/= ÇÖZÜM YOLU
- HAL EHLİ ile/ve/<> AŞK EHLİ
( Gayretlerinden doğan. İLE/VE/<> Aşkından doğan. )
( Sükût kıvâmındaki çığlığı, ne kardaş, ne de arkadaş; sadece hâldaş olanlar duyar. )
- Hâl için DİNLE!!!
- HÂL | ŞİMDİKİ ZAMAN ile/||/<> ŞİMDİKİ ZAMAN ile/||/<> ŞİMDİKİ ZAMAN KİPİ
( Fiilin gösterdiği oluş ve kılışın içinde bulunulan zamanda yapıldığını ve süregelmekte olduğunu gösteren zaman şimdiki zaman kipi Azerbaycan Türkçesi indiki zaman Türkmen Türkçesi hääzirki zamaan Gagauz Türkçesi şindikizaman Özbek Türkçesi hozirgi zamon Uygur Türkçesi hazirqi zaman Tatar Türkçesi xäzerge zaman Başkurt Türkçesi xäzerge zaman haligi zaman Krç Malk busagat zaman Nogay Türkçesi alîgî zaman Kazak Türkçesi osı şak Kırgız Türkçesi uçur çak Alt turguza öy Hakas Türkçesi polçathan tus ça formazı Tuva Türkçesi amgı üye Türkçesi amdıgı tem Rusça nastoyaşçeye vremya )
( PRESENT )
( PRESENT )
( PRÄSENS, GEGENWART )
- HAL ve/< ÂSÂN[Fars.]
( Durum. VE/< Kolaylık. )
- HAL ile/ve HAKK
( Peygamber ve büyük kişilerin halleri, ardından gelenlere yardımda bulunabilmelidir. )
- HAL ile/||/<> HAL[Ar. < HALL | AR. < HALʿ | FR. < HALLE]
( Damdaki karları kürümek ya da harman yerindeki samanları bir araya getirmek için kullanılan araç Türközü Posof Kars Nesnelerin kesin olarak tanımlanmış koşullardaki ortak niteliklerinin tümüne verilen ad anlamdaş durum matematik Süreç ve İsim çekimi Kar küremek için kullanılan büyük kürek olarak da kullanılır Ağızlarda hel olarak da geçer Kökeni karışıktır Tietze ZBalk 18 176 115 Dankoff ALT E 115 Ermenice yer hal veya hel Hemşin biçimiyle birleştirmiştir Ermenice hal veya hel biçimleri için Adjarian MSL 20 162 Kar küremek için kullanılan büyük kürek olarak da kullanılır Ağızlarda hel olarak da geçer Kökeni karışıktır Tietze ZBalk 18 176 115 Dankoff ALT E 115 Ermenice yer hal veya hel Hemşin biçimiyle birleştirmiştir Ermenice hal veya hel biçimleri için Adjarian MSL 20 162 )
( STATE )
( ÉTAT | CAS | HALLE )
( ZUSTAND )
- KİŞİ/İNSAN:
HAL ve/<> HAL
- HAL ile/ve HAVA
- HAL ile/ve HAVA
- HALÂ | KOFUL ile/||/<> KOFUL
( karşılık vaküol Sitoplâzma içinde sıvı hava ya da kısmen sindirilmiş besin kapsayan boşlukların herbiri botanik vaküol Vakuol )
( VACUOLE | VAKUOL )
( VACUOLE )
( VACUOLEN )
( VACUUS )
- HALÂ, VAKUM | BOŞLUK ile/||/<> BOŞLUK
( Sinema TV İçinde molekül ya da atom bulunmayan uzay uygulamada içindeki hava ya da gazı tümüyle boşaltılmış son kertede alçak basınç bulunan uzay Bir radyo ışıtacında eksiucun yaydığı elektronların havanın ya da gazın atomlarıyla çarpışarak engellenmemesi için bu ışıtaçta böyle bir boşluk yaratılması gerekir TV Tarayıcı demetin satır başı ya da resim başı yapması sırasında istenmeyen imlerin ortaya çıkmasını önlemek ve eşleme imleri gibi belirli biçimdeki imleri göndermek için resim bilgisine verilen ara boş damga Herhangi bir veri dizisinde bellek ya da bilinçte görülen eksiklik İçinde molekül atom ve başka temel parçacıkların bulunmadığı varsayılan uzay parçası 1 genel uygulayım Herhangi bir emici ile havası boşaltılmış yer ortam vb 2 fizik kimya İçinde hiçbir öğecik özdecik vb bulunmayan bir gazın basıncı düşürüldükçe sonunda varılacak durum Özdekten arınmış kapalı oylum gedik boş )
( VACUUM | SUPPRESSION, BLANKING, GATING, (ABD) BLACK-OUT | LACUNA | CAVITY | SPACE )
( VIDE | SUPPRESSION | VIDE DÉPRESSION, VACUUM | CAVITÉ )
( VAKUUM | AUSTASTEN, AUSTASTUNG, RÜCKLAUFAUSTASTUNG, SCHWARZTASTUNG, ZUTASTUNG | LEERER RAUM, VAKUUM | HOHLRAUM )
- HÂLÂ ile/ve/||/<> DAİMA/SÜREKLİ
- HALA değil HÂLÂ
- HALA/HÂLA[Ar. çoğ. HÂLÂT]/EME/BİBİ ile HÂLÂ[Ar.]["HAYLA" değil!] ile HALÂ'[Ar.]
( Babanın kızkardeşi/ablası. İLE Şimdi, henüz, süregiden. İLE Boşluk. | Ayakyolu, helâ. )
- HÂLÂ ile HÂLEN
- HALÂ ile HAYYİZ
- HÂLÂ ile/ve/değil/||/<> HENÜZ
- HÂLÂ ile/ve/değil/||/<> HER ZAMAN
- HALÂ ile/ve MELÂ
( Fârâbî'nin, HALÂ risâlesinin okunmasını salık veririz. )
- HÂLÂ değil/yerine/= ŞİMDİYE DEK
- HALA ile/ve TEYZE
( Babayla kardeşlik bağlantısı olan dişil gövdeli kişi. İLE/VE Anneyle kardeşlik bağlantısı olan dişil gövdeli kişi. )
( BÎBÎ[: Sayın bayan, hanım, ev hanımı. | Hala.] ile/ve ... )
( AUNT[Father's sister]. vs./and AUNT[Mother's sister]. )
- HALÂKA ile/ve/||/<> İBDÂ'
( Bir şey aracılığıyla yaratmak. İLE/VE Örneksiz, malzemesiz yaratmak. )
( Gelenek. İLE/VE/||/<> Örneksiz olarak bir şey meydana getirme, yaratma. | Yeni ve güzel bir yapıt oluşturma. | Yoktan ortaya koyma, icâd. )
- HALAT ile/ve/<> ÇIMA/CI[İt. CİMA]
( ... İLE/VE/<> Gemiyi iskeleye bağlamak için kullanılan halat. | Halat ucu. )
- HALAT ile RODA[İt.]
( ...İLE Düzgün sarılmış halat yumağı. )
- HALAT ile/ve SART
( ... İLE/VE Hasır halat. )
- HALAT'LARDA:
BRAGA/MARSPET/PATRISA ile/ve GOMANA ile/ve KANDİLİSA ile/ve İSTRUMAÇA ile/ve VARAGELE ile/ve YOMA
( Gemilerde kullanılan halat. İLE/VE Gemi demirinin bağlı olduğu halat. İLE/VE Gemideki serenleri kaldırmaya yarayan halat. İLE/VE Birbirine takılmış halat. İLE/VE Bir şeyi bir yerden başka bir yere çekmek için kullanılan halat. İLE/VE 3-4 kat kol bükülmüş halat. )
- HALÂVET[Ar.] ile TATLILIK, ŞİRİNLİK | ZEVK
( TATLILIK, ŞİRİNLİK | ZEVK )
- HALB[Ar.] ile HALB[Ar.]
( Süt sağma. İLE Pençeleme, parçalama. | Birinin aklını başından alma. )
- HÂLBUKİ değil/yerine/= OYSA
- HALDANE HİPOTEZİ[İng. HALDANE HYPOTHESIS] ile/||/<> HETEROGAMETİK CİNSİYET[İng. HETEROGAMETIC SEX] ile/||/<> REKOMBİNASYON ORANI[İng. RECOMBINATION RATE]
( Y kromozomu üzerindeki düşük rekombinasyon seçimi diğer kromozomlar üzerinde rekombinasyon oranlarında pleyotropik azalmaya neden olur. Bu yüzden heterogametik cinsiyetlerde (insanlarda erkek kelebeklerde dişi) rekombinasyon oranı azdır. @@ İki farklı eşey kromozomuna sahip cinsiyet. @@ Birbiriyle bağlantılı iki lokus arasında, mayoz sırasında meydana gelen çaprazlanma (crossing-over) sıklığı. "r" ile gösterilir ve 0 ile 0.5 arasında değerler alır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HALE | AYLA ile/||/<> AYLA
( Sinema TV Belirli bir etki yaratmak amacıyla özel bir aydınlatmaya başvurularak baş çevresinde oluşturulan ışıklı teker ağılın istenilerek yapılanı Puslu havalarda Güneş ya da Ay tekerini uzaktan saran ışıklı halka bir kuyrukluyıldızı saran ışıklı küre Samanyolu ve benzeri dizgelerin dışına doğru dağılmış olan yıldız kümeleri ve RRLyr yıldızlarının oluşturduğu büyük küre biyoloji Hale )
( AUREOL | HALO )
( AURÉOL | HALO | AURÉOLE )
( STRAHLENKRANZ, AUREOLE | HALO; PL: HALOGEN )
- HÂLE | HALE ile/||/<> HALE ile/||/<> AYLA
( ayla 1 Renkli yuvarlak bir yapıyı inklüzyon cisimciği veya glakomu çevreleyen renkli veya şeffaf daire ayla 2 Gözün muayenesi sırasında görülen ve makula lüteayı çevreleyen daire ayla 3 Baş veya boyun bölgesini çevreleyen plastik veya metal kuşak ayla Sinema TV Belirli bir etki yaratmak amacıyla özel bir aydınlatmaya başvurularak baş çevresinde oluşturulan ışıklı teker ağılın istenilerek yapılanı Puslu havalarda Güneş ya da Ay tekerini uzaktan saran ışıklı halka bir kuyrukluyıldızı saran ışıklı küre Samanyolu ve benzeri dizgelerin dışına doğru dağılmış olan yıldız kümeleri ve RRLyr yıldızlarının oluşturduğu büyük küre biyoloji Hale )
( HALO )
- HALE, HALO ile/||/<> AĞIL
( Sinema TV 1 Duyarkatın üzerine gelen ışığın tabana çarpıp yansıyarak aynı duyarkatı ikinci kez etkilemesinden doğan ve görüntülerdeki çok ışıklı nesneleri çevreleyen ışıklı teker 2 Fosforlu özdeklerin bulunduğu bazı alıcı ışıtaçlarından dolayı televizyon görüntülerinde ortaya çıkan aynı durum Koyun ve keçilerin barındırıldığı dört tarafı ve üstü kapalı kapısı penceresi ve havalandırması bulunan geliştirilmiş yapılar hlk koyun pisliği koyun yatağı Az ağıl āğıl ağıl ağıl Koy Kaça Kzl āl Dorf Jurtengruppe Tara aul 1 Aul Jurten die an einer Stelle zusammenstehen 2 Dorf Çağdaş diyalektlerde ağıl yanında kullanılan ayıl ail biçimi Moğolcadan alınmıştır Ligeti ALH 19 132133 Tel ayıl Alt Tel ail 1 Jurte Filzzelt 2 Dorf Aul ayıl avul Eski çağlardan başlayarak kullanılır ağıl Orta Türkçede ağıl koyun yatağı olarak geçer Eski Kıpçakçada da ağıl biçimi kullanılır Kökünü bilmiyoruz Bilimsel yayınlarda Türkçe ağ kökünden geldiği sık sık dile getirilmiştir Moğolca ayil family household settlement group of tents biçimi Türkçeden kalma eski bir alıntıdır Türkçe ağıl biçimi Moğolcada ağıl ağil gibi ara duraklardan geçerek ayile çevrilmiştir Türkçe ağıl biçiminin Moğolca ayilden geldiği yolundaki görüş yanlıştır Macarca falu Vogulca pāwl Ostyakça pōgıl gibi biçimlerle birleştirilmesi tartışmaya açıktır Türkçeden belli başlı komşu dillere de geçmiştir )
( HALO, HALATION | SHEEP FOLD )
( HALO, HALATION )
( LICHTHOF )
( AĞIL[Az.]~ĀĞIL[Tkm.]~AĞIL[Özb.]~AIL[Alt.]~AIL[Tel.]~AIL[Krg.] )
- HALE/HEALTHY LIFE EXPECTANCY[İng.] değil/yerine/= SAĞLIKLI YAŞAM BEKLENTISİ
- HÂLE ile/||/<> AUREOLE, AUREOLE[İng.] ile/||/<> AURÉOLE[Fr.] ile/||/<> AUREOLE, STRAHLENKRANZ[Alm.] ile/||/<> IŞIK AYLASI
( Bir gökcismini saran ışıklı halka )
( AUREOLE, AUREOLE )
( AURÉOLE )
( AUREOLE, STRAHLENKRANZ )
- HÂLE[Ar.] değil/yerine/= AYLA/TÜLİN
( Bazı yıldızların, özellikle ayın çevresinde görülen geniş ve aydınlık teker. | Hristiyanlıkta aziz sayılanların resimlerinde başları çevresinde çizilen daire. | "Bazı kutsal kişilerin başı çevresinde gösterilen ışık halkası." )
- HÂLE[Ar.] ile HÂLE (GÖRE) ile HÂLE[Ar. çoğ. HÂLÂT]
( Bazen ay ve güneşin etrafında görülen parlak daire, ay ağılı. @@ Hâl/durum içinde. @@ Annenin kızkardeşi, teyze. | Meme çevresinde bulunan koyu renkli daire. )
- HALF/HALFE[Ar.] ile HALF[Ar.]
( Yemin etme. | Yemin. İLE Art, arka. | Kötü evlât. )
- HALF[Ar.] ile HALEF[Ar.]
- HALF[Ar.] ile KASEM[Ar.]
- HALF :/yerine YARIM
- HALFA | RAMİ ile/||/<> RAMI[İng. < RAMEE]
( botanik anat Dallar kollar )
( RAMEE )
( RAMIE )
( BOEHMERIA NIVEA )
- HALF-LIFE[İng.] değil/yerine/= YARI ÖMÜR
( Radyoaktif elementlerin atomlarının bozunması sırasında, başlangıç miktarının yarısına kadar düşmesi için gereken süredir.Karbon-14 radyoaktif elementinin yarı ömrü 5715 yıldır. Dolayısıyla, Karbon-14 metodu kullanılarak günümüzden en fazla yaklaşık 50.000 yıl öncesine kadar tarihlendirme yapabiliriz.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HALHAL[Ar. < HALHÂL] ile/||/<> KADINLARIN AYAK BİLEKLERİNE TAKTIKLARI BİLEZİK
( kadınların ayak bileklerine taktıkları bilezik Ağızlarda helhel olarak da geçer Suriye ḫulḫâl ḫilḫâl anneau dargent que les femmes portent aux chevilles )
( ḪULḪÂL )
- HÂLÎ -ile
( HÂL'E MENSUP, ŞİMDİKİ )
- HALİ CÜMLE, BOŞ CÜMLE | BOŞ KÜME ile/||/<> BOŞ KÜME
( Hiçbir öğesi olmayan küme Simgesi Hiç bir öğesi olmayan küme Boş küme olarak gösterilir )
( EMPTY SET, NULL SET | VOID SET, EMPTY SET | EMPTY SET | NULL SET )
( ENSEMBLE VIDE )
( LEERE MENGE )
- HALI FABRİKASI ile/değil HALI İPİ FABRİKASI
- HÂL-İ HAZIRDA ... ile HÂLEN ...
- HALİ SABIKA İRCA değil/yerine/= ESKİSİNE DÖNDÜRME
- HALİ-VAKTİ (YERİNDE OLMAK)
- HALI ile/||/<> ...
( yere veya mobilya üstüne serilmek duvara gerilmek için çoğu yünden dokunan kısa ve sık tüylü nakışlı kalın yaygı yere veya mobilya üstüne serilmek duvara gerilmek için çoğu yünden dokunan kısa ve sık tüylü nakışlı kalın yaygı Az xalı hālı halı Balkarca xalı Faden Zwirn KSz XV 223 Bilimsel yayınlarda kökeni üzerinde durulmuştur Doerfer TMEN IV 474 1405 Deny Principes 36 Ligeti AOH 17 4 Az xalı hālı halı Balkarca xalı Faden Zwirn KSz XV 223 Bilimsel yayınlarda kökeni üzerinde durulmuştur Doerfer TMEN IV 474 1405 Deny Principes 36 Ligeti AOH 17 4 )
( XALI[Az.]~HĀLI[Tkm.] )
- HALI/KİLİM ile/ve BERCED[Ar.]
( ... İLE/VE Kalın kilim. | Türk halısı. )
- HALİ[Ar.] değil/yerine BOŞ/ISSIZ
- HALI ile/||/<> DEMİRCİ HALISI
- HALI ile HALI ÇANTASI ile HALI KAPLI ile HALI KAPLAMA
( CARPET vs. CARPETBAG vs. CARPETED vs. CARPETING )
( گليم ile فرش ile فرش کردن ile مفروش کردن ile زيرانداز ile زيلو ile خورجيني ile مفروش )
( GOLYM ile FARSH ile FARSH KARDAN ile MOFROSH KARDAN ile زيرانداز ile زيلو ile خورجيني ile MOFROSH )
- HÂLÎ[Ar.] ile HÂLÎ[Ar.] ile HÂLİ'[Ar.] ile HALÎ'[Ar.] ile HALÎ[Fars., Ar.]
( Tenha, boş, sahipsiz yer. | Açık yer. İLE Hâle/duruma mensup. Şimdiki. İLE Boşanmış adam.[HÂLİA: Boşanmış bayan.] İLE Soyulmuş. | Kovulmuş. İLE Gamsız, uğraşsız/gailesiz, kayıtsız. | Evlenmemiş adam. )
- HALI ile KÂLÎÇE[Fars. < KÂLÎ]
( ... @@ Küçük halı, halı seccâde. )
- HALI ile KELLE[Fars.]
( ... İLE 3x4 m² olan halı. )
- HALI ile/ve KİLİM ile/ve SUMAK
- HALÎ[Ar.] ile MÂZÎ[Ar.]
- HALI ile NAH[Fars.]
( ... İLE Değerli kumaşlardan yapılan bir çeşit halı, kilim. )
- HALI ile PAZIRIK HALISI
( ... İLE Tarihte bilinen ilk halıdır. )
- HALI ile PAZIRIK HALISI
- HALÎM-SELÎM (BİR KİŞİ)
- HALİNE GELMEK ile MÜSLÜMAN OLMAK ile VATANDAŞ OLMAK ile ALIŞKANLIK HALİNE GELMEK ile DAHA İYİ OLMAK ile BÖLÜNMÜŞ OLMAK ile BİTKİN DÜŞMEK ile ÜNLÜ OLMAK ile ÇARESİZ KALMAK ile HAFİFLEMEK ile MİLLİLEŞTİRİLMEK ile RESMİ HALE GELMEK ile FAKİR OLMAK ile ALAKALI HALE GELMEK ile SOSYALLEŞMEK ile AĞRIMAK ile UZUN BOYLU OLMAK
( BECOME vs. BECOME A MUSLIM vs. BECOME A CITIZEN vs. BECOME A HABIT vs. BECOME BETTER vs. BECOME DIVIDED vs. BECOME EXHUSTED vs. BECOME FAMOUS vs. BECOME HELPLESS vs. BECOME MILD vs. BECOME NATIONALIZED vs. BECOME OFFICIAL vs. BECOME POOR vs. BECOME RELEVANT vs. BECOME SOCIABLE vs. BECOME SORE vs. BECOME TALL )
( شدن ile تحويل يافتن ile زيبنده بودن ile آمدن به ile در آمدن ile به تابعت درآمدن ile ملکه شدن ile اسلام آوردن ile بهترشدن ile تقسيم شدن ile فرسودهشدن ile اشتهار يافتن ile اسم در کردن ile درماندن ile ملايم شدن ile ملي شدن ile رسميت پيدا کردن ile به پيسي افتادن ile ربط پيدا کردن ile الفت گرفتن ile زخم شدن ile استخان ترکاندن )
( SHODAN ile TAHVYLE YAFTAN ile ZYBANDEH BODAN ile AMADAN BAH ile DAR AMADAN ile BAH TABEAT DARAMADAN ile MOLKEH SHODAN ile ESLAM AVARDAN ile BACPEHTARSHODAN ile TAQSYM SHODAN ile FARSODEHASHODAN ile ESHTEHAR YAFTAN ile ESM DAR KARDAN ile DARMANDAN ile MOLAYM SHODAN ile MOLY SHODAN ile RASMYT PEYDA KARDAN ile BAH PEYSY AFTADAN ile RABT PEYDA KARDAN ile ELEFT GARAFTAN ile ZAKHAM SHODAN ile ESTEKHAN TARKANDAN )
- HÂLİS[Ar.] ile MAHZ[Ar.]
- HÂLİYEN[Ar.] ile HÂLİYEN[Ar. < HÂLÎ]
( Şimdiki zamanda/halde. İLE Boş olduğu halde, boş olarak. )
- HALK ÇEŞMESİ :
( Emirgan'da Doğu Muvakkithane caddesindedir (M.1934). İmam memba suyundan beslenmektedir. Ayna taşının tam ortasındaki daire içindeki kitabede şöyle yazmaktadır: Halk Çeşmesi 30 Ağ. 1934". )
- HALK EDEBİYATI ile/||/<> HALK YAZINI
( halk yazını )
- HALK (ETMEK) ile/ve SEVK (ETMEK)
( Sevgi. )
- HALK MECLİSİ ile/ve BULE
- HALK MÛSİKÎSİ'NDE:
UZUN HAVA/LAR ile/ve KIRIK HAVA/LAR
( BU TOPRAĞIN SESİ [Halk Mûsikîmiz] - ADNAN ATAMAN - TÜRK EDEBİYATI VAKFI YAYINLARI kitabını okumanızı salık veririz. )
- HALK MÜZİĞİ'NDE:
YAYLI SAZLAR ile/ve NEFESLİ SAZLAR ile/ve VURMALI SAZLAR
( Kabak kemane, Karadeniz kemençesi, Tırnak kemençe, Iklığ/Iklık. İLE/VE Kaval, Zurna, Mey, Tulum, Sipsi, Çifte, Argun, Zimbon[Buğday sapından çocuk çalgısı]. İLE/VE Davul, Tef, Darbuka, Kaşık, Çalpara, Zil, Çifte nara, Balaban, Tepsi, Dümbelek. )
- HALK OYLAMALARINDA:
1961 ile 1982 ile 1987 ile 1988 ile 2007 ile 2010
(
)
- HALK ŞAİRİ | ÂŞIK ile/||/<> ÂŞIK ile/||/<> HALK OZANI
( halk ozanı Halk edebiyatı terimi Saz şâiri Türk gölge oyununda ciddi tiplerden biri saz çalarak şiir okur Halk ozanlarının ezgicilerine ve öykücülerine verilen ad Halk kültürüyle kişisel yeteneğin birlikte oluşturduğu yaratılarını sazla çalıp söyleyen geleneksel ozan halk koşuğu sözlü halkbilim Halk içinde yetişen deyişlerini sazla söyleyen sözlü koşuk geleneğine bağlı ozan Bunlara saz şairi âşık da denir )
- HALK ŞAİRİ ile HAKK ŞAİRİ
- HALK YÖNETİMİ ile/ve/||/<> ÜNİVERSİTE ile/ve/||/<> TİYATRO ile/ve/||/<> SPOR
( İyonya'lıların, insanlığın gelişimindeki önemli katkı eşikleri. )
- HALK ile AHÂLİ
- HALK ile/ve/değil/yerine ÂRİF
( Zanlarıyla hareket eder. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE İrfan sahibidir. )
- HALK[Ar.] değil/yerine/= AYMAK, TOPLUM
( Toplum olabilmek, ancak, ortak bir düzen sağlayarak olanaklıdır. )
- HALK[Ar.] ile BER'[Ar.]
- HALK[Ar.] ile HALK[Ar. < HÂLÎ]
( Yaratma, yaratılma. | İcat. | Bireyler. | Kişilerden bir bölük. İLE Boğaz. | Traş etme. )
- HALK ile/||/<> HALK KÜLTÜRÜ
( Bir toplum içinde ortak gelenek görenek davranış ve uygulamalardan oluşan bir kültürel düzende yaşayan insan topluluğu halk kültürü halk yaşantısı halk toplumu halk katmanı seçkin kültürü toplum köy boy Belli bir ülkede yaşayan kan birliği taşıyan aynı dili konuşan benzer yaşama alışkanlıklarını sürdüren ortak bir tarihi olan insanların oluşturdukları büyük birlik Halk terimi aynı zamanda birbirlerinden dil ve köken bakımından ayrı olan ama ortak bir devlet yönetimiyle birleşmiş bulunan ahali için de kullanılır Daha geniş anlamda bir ulusun belli bir çevresi içinde yaşayan bölümü de bu terimle karşılanır Anadolu halkı gibi Penisin kabuklanması )
( FOLK | PEOPLE | (AR. HALK )
( PEUPLE )
( VOLK )
- HALK ile HALK YOLU
( FOLK vs. FOLKWAY )
( قوم وخويش ile احساسات عمومي )
( GUM VAKHOYSH ile EHSASAT AMOMY )
- HALK ve/<>/>< HAŞR
- HALK ile İBDÂ
- HALK[Ar.] ile İHTİLÂK[Ar.]
- HALK[Ar.] ile/ve/değil KAMU
- HALK[Ar.] ile KESB[Ar.]
- HALK[Ar.] ile NÂS[Ar.]
- HALK ile/değil/yerine/= TOPLUM/KAMU
- HALK[Ar.] değil/yerine/= TUY
- HALK ile/değil ZUHUR
( Yaratılma. İLE/DEĞİL Dışlaşma. )
- HALKA | RING[İng. < RING] ile/||/<> ...
( RING )
- HALKA ile BALIKGÖZÜ
( ... İLE Ayakkabıların bağ geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takılan maden, kemik vb.nden yapılmış halka. )
- HALKA ile "HALK"A
- RING[İng.] / ANNEAU[Fr.] / RING[Alm.] ile/değil/yerine/= HALKA
- CYCLIC COMPOUND[İng.] / COMPOSE CYCLIQUE[Fr.] / ZYKLISCHE VERBINDUNG, RING VERBINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HALKALI BİLEŞİK
- HALKALI ODUN BORULARI = EV'İYE-İ HALKAVÎYE = VAISSEAUX ANNULAIRES, VAISSEAUX ANNELÉS
- HALKERKİ = HÜKÜMET-İ AMME = DEMOCRACY[İng.] = DÉMOCRATIE[Fr.] = DEMOKRATIE[Alm.] = DEMOKRATIA, DEMOS:HALK, KRATOS:ERK, EGEMENLİK[Yun.] = DEMOCRACIA[İsp.]
- HALK-İ ZAMANÎ ile HALK-İ MEKÂNÎ
- HALL MOBILITY[İng.] ile/değil/yerine/= HALL DEVİNİRLİĞİ
- HALL EFFECT MULTIPLIER[İng.] / MULTIPLICATEUR À EFFET HALL[Fr.] / HALL-EFFEKTTISCHER MULTIPLIKATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL ETKİLİ ÇOĞALTICI
- HALL EFFECT MODULATOR[İng.] ile/değil/yerine/= HALL ETKİLİ KİPÇE
- MODULATEUR À EFFET HALL[Fr.] / HALL-EFFEKTTISCHER MODULATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL ETKİLİ KİPLEYİCİ
- HALL EFFECT ISOLATOR[İng.] / ISOLATEUR À EFFET HALL[Fr.] / HALL-EFFEKTTISCHE ISOLIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL ETKİLİ YALITICI
- HALL EFFECT[İng.] / EFFET HALL[Fr.] / HALL-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL ETKİSİ
- HALL VOLTAGE[İng.] / TENSION DE HALL[Fr.] ile/değil/yerine/= HALL GERİLİMİ
- MOBILITÉ DE HALL[Fr.] / HALL-BEWEGLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL HAREKETLİLİĞİ
- HALL ACCELERATOR[İng.] / HALL-BESCHLEUNIGER[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL HIZLANDIRICISI
- HALL PROCESS[İng.] / PROCÉDÉ HALL[Fr.] / HALLOYSIT[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL İŞLEMİ
- HALL GENERATOR[İng.] / GÉNÉRATEUR DE HALL[Fr.] / HALL-GENERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL ÜRETECİ
- HALL-SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL VOLTAJI
- HALL[Ar.] ile HALL[Ar.]
( Çözme, çözülme, karışık bir sorunun içinden çıkma, karar verip sonuca varma. | Eritme. | Çözümleme/tahlil/analiz. İLE Sirke. )
- HALL :/yerine SALON, KORİDOR
- HALLİYET | ASETAT[Fr. < ACÉTATE] ile/||/<> ASETİK ASİT ile/||/<> ASETON
( Sinema Asetik asidin (sirke asidi) tuzu. (Yanmaz film tabanını oluşturan asetat, film yapımında kullanılan selüloz asetatın ham özdeğidir). @@ (kimya) @@ Asetik asit tuzu. )
( ACETATE | ACETIC ACID | ACETONE~ACETIC ACID~ACETONE )
( ACÉTATE | ACIDE ACÉTIQUE | ACÉTONE~ACIDE ACÉTIQUE~ACÉTONE )
( AZETAT | ESSIGSÄURE | AZETON~ESSIGSÄURE~AZETON )
( ACETATO~ACIDO ACETICO~ACETONE )
( ΟΞΙΚΌ ΆΛΑΣ / οξικό άλας~ΟΞΙΚΌ ΟΞΎ / οξικό οξύ~ΑΚΕΤΌΝΗ / ακετόνη )
- HALO-[İng.] / HALO-[Fr.] / HALL-VERFAHREN[Alm.] ile/değil/yerine/= HALO-
- HALOGEN LAMP[İng.] / LAMPE HALOGÈNE[Fr.] / HALOGEN-GLÜHLAMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= HALOJEN LAMBA
- HALOGEN[İng.] / HALOGÉN[Fr.] / HALO-[Alm.] ile/değil/yerine/= HALOJEN
- HALT (ETMEK) ile/değil/yerine/>< HÂL (ETMEK)
- HALT (ETMEK) ile/değil/yerine/||/>< HALK (ETMEK)
( Uygunsuz söz söyleme, uygunsuz iş yapma. | Uygun olmayan, beğenilmeyen. | Bir şeyi başka bir şeyle karıştırma. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/>< Oluşturma, "yaratma". )
- HALT[< HALATA]:
KARIŞTIRMAK -<
- HALT[Ar.] ile LÜBS[Ar.]
- CRUDE[İng.] / BRUT[Fr.] / ROH[Alm.] ile/değil/yerine/= HAM
- HAM ile HAMİ ile HAMT ile HAM BEZ ile HAM GAZ ile HAM HUM ile HAMİSİZ ile HAM PAYI ile HAM ERVAH/LIK ile HAM HAYAL ile HAM MADDE ile HAM BESİ SUYU
- HAMA ile HAMAS
( HAMA vs. HAMAS )
( حماء ile حماس )
( حماء ile HAMAS )
- [ne yazık ki]
HAMAKÂT ile/<> İNAT
( Ahmaklık, "beyinsizlik", bönlük(HALÂFET, HUMK, HÜTR) İLE/<> Ne yapmayacağını bilmemek. )
- [ne yazık ki]
HAMAKAT/AHMAK ile/ve/||/<> İHANET/HAİN
- HAMAL/LIK ile/ve/||/<> HAİN/LİK
( (")Düşmanından("), bir şey almayanların durumu. İLE/VE/||/<> (")Düşmanından("), yanlış şeyler alanların durumu. )
- HAMAM ile SAUNA[Fince] ile FURO
( ... İLE Fin hamamı. İLE Japon hamamı. )
- HAMAMCIOĞLU YALISI/BEYAZ YALI :
( Sarıyer'de Yenimahalle Karakütük caddesi üzerinde olup iki cephelidir. Yalının altı mağaza olup 1930 - 1950 yılları arasında balık tuzlama yeri olarak kullanıldı. Uzun yıllardan beri boş duran yalı viran haldedir. Yalı 19. yy. sonlarında inşâ edilmiştir. Beyaz Yalı olarak anılmaktadır. )
- HAMAMCIOĞLU, GARO (KARABET) (İST. 1945) :
( Taksim Spor Kulübünden transfer edildi (1967) ve 13 sezon (1967 - 1980) Sarıyer'de tescilli kaldı. Sarıyer'de en uzun süre forma giyen futbolculardan biridir. Sarıyer'de kaldığı süre içinde 368 lig, 3 B. Takımlar ligi 17 kupa ve 4 turnuva maçı olmak üzere 393 resmi ve 91 özel maçla birlikte toplam olarak 483 kez maçta forma giydi. Lig maçlarında 103, kupa maçlarında 4, turnuva maçlarında 3 olmak üzere resmi maçlarda 110, özel maçlarda 55 olmak üzere toplam olarak 165 gol kaydetti. Sarıyer takımında en çok oynayan ve en çok gol atan futbolcu olarak rekor sahibidir. Uzun süre takım kaptanlığı görevini üstlendi. Sarıyer'de oynadığı 13 sezon içinde 10 kez takımının en çok gol atan adamı olmayı bildi. Futbolu jübile yaparak Sarıyer'de bıraktı. Cemaatinin takımı olan Taksim Spor Kulübünde uzun zamandan beri başkan olarak görev yapmaktadır. Ermeni Cemaatinde Vakıf Başkanlığı gibi görevler üstlenmektedir. )
- HAMAM/LIK ile HAMAMCI/LIK ile HAMAM OTU ile HAMAM TASI ile HAMAM ANASI ile HAMAM BÖCEĞİ ile HAMAM KESESİ ile HAMAM TAKIMI ile HAMAM BOHÇASI ile HAMAM BÖCEĞİGİLLER
- HAMD ve/<>/>/< AHAD
- HAMD:
HAMÎD ile/ve/||/<>/> AHMED ile/ve/||/<>/> MUHAMMED
( Tevrat. İLE/VE/||/<>/> İncil. İLE/VE/||/<>/> Kur'ân-ı Kerîm. )
- HAMD İLE AMD
( Yüceltme. İLE Niyet, kast, karar. )
- HAMD[Ar.] ile İHMÂD[Ar.]
- HAMD ve/<> MEDH
- HAMD ile/ve/<> ŞÜKÜR/ŞÜKR
( Allah'a. İLE/VE/<> Nimete. )
( Bil(e)mediğin tüm (olası) nimetler/olanaklar için. İLE/VE/<> Bildiğin/gördüğün nimetler/olanaklar için. )
( Kendi varoluşunun değerini bilmek/bilen. İLE/VE/<> Varolanların değerini bilmek. )
( Yüceltme. İLE/VE/<> ... )
( Allah'ı, cemâl ve celâl sıfatlarına uyar biçimde övmek. | İyi ki varım. )
- HAMD/MEDED ile/ve ŞÜKÜR ile/ve MEDİH ile/ve HİMMET
( Genel. İLE/VE Özel. İLE/VE ... )
( Gövdemin her zerresi gelse de dile şükrünün binde birini yapamaz bile )
( PRAISE/HELP/SUPPORT vs./and GRATITUDE vs./and EULOGY vs./and SPIRITUAL SUPPORT )
- HAMD ile/ve ŞÜKÜR ile/ve ŞÜKÜR
- HAMDİ PAŞA ÇİFTLİĞİ/KORUSU :
( Maden mahallesinin doğusunda, Taşocakları mevkiinin bitişiği ve üst kısmındadır. Çam ağaçları ile kaplı büyük bir alandır. )
- HAMDİ PAŞA ÇİFTLİK SOKAK :
( Hamdi Paşa, kişiliği, çiftliği ve görkemli köşkü ile Maden mahallesine hayat veren biriydi. Çok hareketli olan Çiftlik ve köşk zamanla bu hareketliliğini kaybetti ve sessizliğe gömüldü. Köşk bakımsız kaldı, harap oldu yıkıldı, mükemmel Hamdi Paşa kaynak suyu da kayboldu. Sokaklara isim verilirken Hamdi Paşa da unutulmadı ve Çiftliğin bulunduğu yere "Hamdi Paşa Çiftlik Sokak" ismi verildi. Ayrıca numaralı olarak üç adet Hamdi Paşa Çiftlik Sokak var. )
- HAMDİ PAŞA KÖŞKÜ :
( Aynı ismi taşıyan çiftliğin/koruluğun içinde bulunuyordu. Zamanla yıkılıp gitti. )
- HAMDİ PAŞA MEMBA SUYU :
( Hamdi Paşa Çiftliği/koruluğu içinde bulunan bu su içimi çok iyi olan sulardan olmasına karşın, bakımı yapılmadığı için kendi halinde kaldı, kullanılmıyor. )
- HÂME[Ar.] ile HÂME[Ar.]
( Başın üst bölümü, tepesi. Kafatası. İLE Kalem. )
- HAMHALAT ile/||/<> KABA SABA, GÖRGÜSÜZ
( kaba saba görgüsüz ham ahlat Dilimizde yaban armudu olarak kullanılan ahlat adı argoda kaba adam yol iz bilmez kimse anlamında geçer )
- HÂMÎ[Ar. < HUMAT] ile HÂMÎ[Fars.]
( Koruyan, koruyucu, sahip çıkan, gözeten, himâye eden. İLE Hamlık, gevşeklik. )
- HAMİ[Ar.] değil/yerine/= KORUYUCU
- HÂMÎ ile/ve/||/<>/> MAHMÎ
( Koruyan, kollayan/kollayıcı, sahip çıkan. İLE/VE/||/<>/> Korunulan. )
- HÂMİ[Ar.] ile/||/<> UMAY
( Koruyan. @@ Koruyan. )
- HAMÎD[< HAMD] -ile
( ÖVGÜ ANCAK ALLAH'A | ŞÜKREDEN )
- HAMİD ile HAMİD RIZA
( HAMID vs. HAMID REZA )
( حميد ile حميدرضا )
( HAMYD ile HAMYDAREZA )
- HAMİDİ VELİ -ile
( SOMUNCU BABA )
- HAMİLE değil/yerine/= GEBE
- HAMİLE[Ar.] değil/yerine/= GEBE/YÜKLÜ
- HAMİLTON KURALI[İng. HAMILTON'S RULE] ile/||/<> HAMİLTONIN FEDAKARLIK TEORİSİ[İng. HAMILTON ALTRUISM THEORY]
( William Hamilton'ın akraba seçilimi konusunda ileri sürdüğü kuraldır. Hamilton akrabalar için fedakarlık gerektiren durumları matematiksel ifadeye dökmüştür. Fedakarlık gerektiren bir harekette "c" fedakarlık yapanın ödediği bedel,"r" akrabalık derecesi ve "b" fedakarlık sonucu olası kazanç olmak üzere: @@ Hamilton'a göre genetik olarak birbirlerine benzeşen ve yakın olan bireylerin başkalarına oranla birbirleriyle daha çok karşılıklı yardımlaşır. Eğer akrabalarına yardım eden canlı birey, yardım etme etkinliğini destekleyen ve teşvik eden genlere sahipse, onun akrabaları da muhtemelen bu genlere sahip olacak ve böylece bu aleller aktarılabilecektir. Buna dair klasik bir örnek, arılar ve karıncalar gibi sosyal yaşamlı böceklerdir. Kolonideki işçi böcekler asla üremezler ama bunun yerine genetik olarak onlara benzeyen kraliçenin üreyebilmesi için çalışarak yardımda bulunurlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HAMÎRE | BİRA MAYASI ile/||/<> BİRA MAYASI ile/||/<> MAYA
( maya Hücre biyolojisi genetik deneylerinde ve rekombinant DNA için model olarak kullanılan bir hücreli mantar 1 Bira üretimi sırasında elde edilen protein ve lizin bakımından zengin ham proteinin sindirilme derecesi yüksek bir ürün 2 Hücre biyolojisi genetik deneylerinde ve rekombinant DNA için model olarak kullanılan bir hücreli mantar Halk yazınında özel bir ezgi ile söylenen bir tür koşuk İçerdikleri enzimlerin tezgensel etkisiyle şekerleri karbondioksit ve alkole dönüştüren tek gözeli bitki organizmaları 1 Bira ve şarap mayalanmasından sonra yüzeyde kalan ya da dibe çöken maddeler Bu çöküntüler canlı ya da ölü birgözeli mantarlar ile bakterilerden ibarettir 2 Saccharomycetacae familyasına ait bir gözeli mikroskobik mantarlar Bunların içinde en önemlisi bira mayasıdır Saccharomyces cerevisiae Kapsadığı zengin proteinler ve B vitaminlerinden dolayı hem insanlar tarafından yenir hem de hayvanlara yem olur Canlı halde sahip oldukları enzimleri kurtulmuş iken de kapsadıklarından kurutulmuş bira mayası da mayalanma yapabileceği gibi besin maddesi olarak da kullanılır 3 Hamur mayası botanik kimya tarım 1 Bira ve şarap mayalanmasında kullanılan canlı ya da ölü bir hücreli mantar ve bakteriler 2 Hamur mayası 3 Canlı hâlde sahip oldukları özellikleri kurutulmuş olarak da muhafaza edildiği için kuru hâlde de kullanılan hem insanlar tarafından kullanılan hem de hayvanlara yem olarak verilen protein ve B vitamininden zengin bira mayası 1 Kendisi değişim göstermeksizin diğer bir maddede kimyasal değişikliğe neden olan madde fermantasyon yapıcı madde ferment 2 Tek hücreli tomurcuklanmayla çoğalan mantarlar Bakterilerden daha büyük elipsoit küre veya silindir biçiminde olan mikrobiyal aktiviteyi uyararak veya sindirim kanalı pH sını dengeleyerek sindirimi artıran tek hücreli canlılar Ekmek bira vb bazı gıdaların üretiminde kullanılan tomurcuklanmayla çoğalan tek hücreli mantar )
( YEAST | BREWERS YEAST, YEAST, BARM )
( LEVURE )
( HEFE )
( SACCHAROMYCES CEREVISIAE )
- HAMÎRE | MAYA ile/||/<> MAYA ile/||/<> MAYA[Fars. < MÂYE]
( Halk yazınında özel bir ezgi ile söylenen bir tür koşuk İçerdikleri enzimlerin tezgensel etkisiyle şekerleri karbondioksit ve alkole dönüştüren tek gözeli bitki organizmaları 1 Bira ve şarap mayalanmasından sonra yüzeyde kalan ya da dibe çöken maddeler Bu çöküntüler canlı ya da ölü birgözeli mantarlar ile bakterilerden ibarettir 2 Saccharomycetacae familyasına ait bir gözeli mikroskobik mantarlar Bunların içinde en önemlisi bira mayasıdır Saccharomyces cerevisiae Kapsadığı zengin proteinler ve B vitaminlerinden dolayı hem insanlar tarafından yenir hem de hayvanlara yem olur Canlı halde sahip oldukları enzimleri kurtulmuş iken de kapsadıklarından kurutulmuş bira mayası da mayalanma yapabileceği gibi besin maddesi olarak da kullanılır 3 Hamur mayası botanik kimya tarım 1 Bira ve şarap mayalanmasında kullanılan canlı ya da ölü bir hücreli mantar ve bakteriler 2 Hamur mayası 3 Canlı hâlde sahip oldukları özellikleri kurutulmuş olarak da muhafaza edildiği için kuru hâlde de kullanılan hem insanlar tarafından kullanılan hem de hayvanlara yem olarak verilen protein ve B vitamininden zengin bira mayası 1 Kendisi değişim göstermeksizin diğer bir maddede kimyasal değişikliğe neden olan madde fermantasyon yapıcı madde ferment 2 Tek hücreli tomurcuklanmayla çoğalan mantarlar Bakterilerden daha büyük elipsoit küre veya silindir biçiminde olan mikrobiyal aktiviteyi uyararak veya sindirim kanalı pH sını dengeleyerek sindirimi artıran tek hücreli canlılar Ekmek bira vb bazı gıdaların üretiminde kullanılan tomurcuklanmayla çoğalan tek hücreli mantar )
( YEAST | FERMENT, YEAST )
( LEVURE | LÉVURE | FERMENT )
( HEFE )
- HAMIZ | ACİDE[Fr. < ACIDE] ile/||/<> ASİT ile/||/<> ASİT[Fr. < ACIDE]
( 1 Suda çözündüğünde hidronyum yükünü H3O veren kimyasalözdek Yapısındaki hidrojenleri baz kökleri ya da metallerle yer değiştirerek tuzları oluşturur pH ölçeğinde 07 arasında değer gösterirler 2 Bronsted Proton verme yatkınlığı olan kimyasal bileşik 3 Lewis Ortaklanmamış elektron çifti ya da çiftlerini almaya yatkın olan kimyasal özdek kimya Bir çözeltiye H iyonu proton çıkaran madde Bileşimindeki hidrojeni bir metalle değiştirerek tuz oluşturan yakıcı ekşi tatta sıvı özdek Alkali maddenin tersi özellikler taşıyan turnusolün mavi rengini kırmızıya çeviren suda eridiği zaman hidrojen iyonları meydana getiren hidrojenli bileşik Bir çözeltiye hidrojen iyonu veren suda çözündüğü zaman hidrojen iyonları açığa çıkaran bileşimindeki hidrojenin yerine herhangi bir mineral alarak tuz meydana getirebilen ve turnusolün mavi rengini kırmızıya çevirme özelliği olan hidrojenli bileşim )
( ACID | ACID, OSM. HAMIZ | BASE, ALKALI )
( ACIDE | BASE, ALCALI )
( SÄURE | BASE, ALKALI )
( ACIDUS: EKŞI )
( ACIDO )
( ΟΞΎ / οξύ )
- HAMIZ | ASİT[Fr. < ACİDE] >< BAZ
( 1. Suda çözündüğünde hidronyum yükünü H3O+ veren kimyasalözdek. (Yapısındaki hidrojenleri, baz kökleri ya da metallerle yer değiştirerek tuzları oluşturur, pH ölçeğinde 0-7 arasında değer gösterirler.) 2. (Bronsted) Proton verme yatkınlığı olan kimyasal bileşik. 3. (Lewis) Ortaklanmamış elektron çifti ya da çiftlerini almaya yatkın olan kimyasal özdek. @@ (kimya) @@ Bir çözeltiye H+ iyonu (proton) çıkaran madde. @@ Bileşimindeki hidrojeni, bir metalle değiştirerek tuz oluşturan, yakıcı, ekşi tatta sıvı özdek. @@ Alkali maddenin tersi özellikler taşıyan, turnusolün mavi rengini kırmızıya çeviren, suda eridiği zaman hidrojen iyonları meydana getiren hidrojenli bileşik. @@ Bir çözeltiye hidrojen iyonu veren, suda çözündüğü zaman hidrojen iyonları açığa çıkaran, bileşimindeki hidrojenin yerine herhangi bir mineral alarak tuz meydana getirebilen ve turnusolün mavi rengini kırmızıya çevirme özelliği olan hidrojenli bileşim. )
( ACID | ACID, OSM. HAMIZ | BASE, ALKALI~BASE, ALKALI | BASE )
( ACIDE | BASE, ALCALI~BASE, ALCALI | BASE )
( ACIDUS: EKŞI~... )
( SÄURE | BASE, ALKALI~BASE, ALKALI )
( ACIDO~BASE )
( ΟΞΎ / οξύ~ΒΆΣΗ / βάση )
- HAMIZ[Ar.] = ASİT
- HÂMIZ-I BEVL | ÜRAT ile/||/<> ÜRAT ile/||/<> ÜRİK ASİT
( ürik asit Ürik asit tuzu Ürik asidin anyon ester veya tuz formu Memeli hayvanların sidiğinde az olarak kuş ve sürüngenlerin sidiğinde çokça bulunan beyaz kokusuz ve lezzetsiz bir kimyasal madde kimya 1 Bazı memelilerde pürin metabolizmasının son ürünü 2 6 8trioksipürin 2 Kuş sürüngen ve bazı omurgasızlarda böcekler azotlu boşaltım maddesi Ürat Pürin katabolizmasının bir son ürünü litik asit Primatlar dalmaçya ırkı köpekler sürüngenler kanatlılar ve bazı böceklerde pürin katabolizmasının son ürünülitik asit )
( URATE )
( URATE )
- HÂMIZ-I BEVL | ÜRİK ASİT ile/||/<> ÜRİK ASİT ile/||/<> ÜRİK ASİT[Fr. < ACIDE URIQUE]
( Memeli hayvanların sidiğinde az olarak kuş ve sürüngenlerin sidiğinde çokça bulunan beyaz kokusuz ve lezzetsiz bir kimyasal madde kimya 1 Bazı memelilerde pürin metabolizmasının son ürünü 2 6 8trioksipürin 2 Kuş sürüngen ve bazı omurgasızlarda böcekler azotlu boşaltım maddesi Ürat Pürin katabolizmasının bir son ürünü litik asit Primatlar dalmaçya ırkı köpekler sürüngenler kanatlılar ve bazı böceklerde pürin katabolizmasının son ürünülitik asit )
( URIC ACID | URIC ACIDE )
( ACIDE URIQUE )
( HARNSÂURE | HARNSÄURE )
- HÂMIZ-I FAHM | KARBONİK ASİT ile/||/<> KARBONİK ASİT
( kimya Karbondioksitten sulu ortamda geçici olarak karbonik anhidraz enzimi ile meydana gelen ve hemen bikarbonat iyonuna dönüşen asit Karbondioksit gazının sudaki erimiş durumu Karbondioksitten sulu ortamda geçici olarak karbonik anhidraz enzimiyle meydana gelen ve bikarbonat iyonuna dönüşen asit )
( CARBONIC ACID | CARBONIK ACID )
( ACIDE CARBONIQUE )
( KOHLENSÄURE )
- HAM/KÜRE TAŞ ile/ve/||/<>/> KÜP TAŞ
- HAMLE | ATAK[Fr. < ATTAQUE] ile/||/<> ÇIKARILMAK ile/||/<> UYARMA
( Yumrukoyuncusunun yağı karşısında yaptığı ileri hareket. )
( ATTACK | DISQUALIFICATION | WARNING~DISQUALIFICATION~WARNING | STIMULATION, EXCITATION | EXCITATION | ALARM | ALERT | INDUCTIO )
( ATTAQUE | ÊTRE ÉLIMINÉ | AVERTISSEMENT~ÊTRE ÉLIMINÉ~AVERTISSEMENT | EXCITATION | EXCITER )
( EXCITARE~...~EXCITARE | EXCITARE: UYARMAK )
( ANGRIFF | DISQUALIFIKATION | WARNUNG~DISQUALIFIKATION~WARNUNG | AUFREIZUNG | ANREGUNG )
( ATTACCO~ELIMINAZIONE~STIMOLAZIONE )
( ΕΠΊΘΕΣΗ / επίθεση~ΑΠΟΚΛΕΙΣΜΌΣ / αποκλεισμός~ΔΙΈΓΕΡΣΗ / διέγερση )
- HAMLE[Ar.] değil/yerine/= ATILIM/ATAK
( İleri atılma, atılım. | Saldırış, savlet. | Satrançta ve damada, taş sürme eylemi. | Atak. )
- HAMLE ile/||/<> ATTACK[İng.] ile/||/<> ANGRIFF[Alm.] ile/||/<> ATAK[Fr. < ATTAQUE]
( Yumrukoyuncusunun yağı karşısında yaptığı ileri hareket )
( ATTACK | DISQUALIFICATION | WARNING )
( ATTAQUE | ÊTRE ÉLIMINÉ | AVERTISSEMENT )
( ANGRIFF | DISQUALIFIKATION | WARNUNG )
( EXCITARE )
( ATTACCO )
( ΕΠΊΘΕΣΗ / επίθεση )
- HAMMADDE ile ÜRÜN
- HAMR/ŞARAP ile NEBÎZ
( Aynıyla haramdır. İLE Sarhoş ediciliğiyle orantılı olarak haramdır. )
( ... İLE Hurma ya da arpadan yapılan bir çeşit içki. | Şarap. )
- HAMSİ LİMANI KOYU :
( Garipçe köyü sınırları içindedir. Büyükliman Plajı ve Çalıburnu geçildikten sonraki koya Hamsi Limanı denir. Küçük bir koydur. Yat ve kotralar burada demirler. )
- HAMSİ ile ÇAÇABALIĞI
( ... İLE Hamsigillerden, küçük bir balık. )
( ... cum CLUPEA SPRATTUS )
- HAMSİN[Ar. (Elli-50)]
( Erbain'den sonra gelen, 31 Ocak'ta başlayan elli günlük kış dönemi. )
- HAMUR KABARTMADA:
KARBONAT ile/<> KABARTMA TOZU ile/<> MADEN SUYU
- HAMURLAMAK ile HAMURLANMAK ile HAMURLAŞMAK ile HAMUR ile HAMURCU/LUK ile HAMURSUZ ile HAMUR İŞİ ile HAMUR BOYA ile HAMUR TAHTASI ile HAMUR TATLISI ile HAMUR TEKNESİ ile HAMUR ÇORBASI ile HAMURSUZ BAYRAMI
- HAN ile HANE/LİK ile HANİ ile HANELİ ile HANT HANT
- HAND WORK[İng.] ile/||/<> EL EMEĞİ ile/||/<> HAND MADE[İng.] ile/||/<> EL İŞİ
( Bir mal ya da hizmetin üretiminde makine dışında el ve kolla harcanan emek el işi Makine kullanmadan el emeği ile yapılan iş el emeği )
( HAND WORK )
- HAND :/yerine EL
- HANDFUL :/yerine AVUÇ DOLUSU, AZ MİKTAR
- HANDİKAP, | HATA ile/||/<> HATA ile/||/<> AKSAKLIK
( aksaklık başarısızlık Bir dizgenin işleyişini engeller nitelikte herhangi bir bozukluk Bir başarı ya da beceriyi engelleyici olumsuz özellik bozulma )
( ERROR )
- HANDLINE[İng.] ile/||/<> OLTA[Yun.]
( 1 İğne beden ve yardımcı malzemelerin uygun dizayn ve teknikle bir araya getirilmesiyle hazırlanan araçlara verilen ad 2 Mantara kasnağa veya makaraya sarılı olta takımının elde bulundurulan kelebek mantarıyla fırdöndü arasında yer alan kısım Yerel ağızlarda holta folta olarak da geçer vălta R βóλτα fishing tool consisting of a long line carrying a single hook Rumca βóλταnın İtalyanca voltadan geldiği açıktır Georgacasa göre Türkçe volta olta holta biçimlerinin Rumcadan geldiğine ilişkin açıklama kuşkuludur Türkiye Türkçesinden Çuvaşçaya geçtiği anlaşılan vălta biçimi düşündürücüdür Çuvaşçada buna benzer örneklere rastlanmaz Levitskaya ChuvSt 97103 olta üzerinde durmamıştır Ancak oltanın Oğuzca bir öge olmadığı açıktır )
( HANDLINE )
( ΒÓΛΤΑ / βóλτα )
- HANDS[İng.] ile/||/<> HAND[Alm.] ile/||/<> ELLEME
( Topa isteyerek ya da istemeyerek elle dokunma Kalecinin dışında bir oyuncunun topu elle tutması ya da topa elle dokunması ayaktopu kurallarınca yasaklanmış bir davranıştır ve ödek gerektirir )
( HANDS )
( HAND )
- HANE HALKI ile/||/<> HOUSEHOLD[İng.] ile/||/<> MÉNAGE[Fr.] ile/||/<> HAUSHAIT[Alm.] ile/||/<> EV HALKI
( Ortak bakım ve yönetim kolaylıklarından yararlanan bir konutta yaşayan bir aile ya da birkaç kişilik bir küme )
( HOUSEHOLD )
( MÉNAGE )
( HAUSHAIT )
- HÂNE[Ar. < HÂNÂT] ile HÂNE[Fars.]
( Meyhane. İLE Ev. | Bir şeyin bölündüğü, ayrıldığı kısımlardan her biri. | Basamak.[matematik] | Hayâlî me'vâ. | Türk müziğinde bir müzik parçasının oluşturulduğu lâhnî topluluklara verilen bir ad. | Halk şairlerinin beyte verdikleri ad. )
- HANE[Fars. < HÂNE] ile/||/<> ...
( Halk edebiyatı terimi Halk edebiyatında beyit )
- HÂNE | HANE ile/||/<> EV
( Padişah çocuklarının bucak içindeki özel daireleri Mimarlık İçinde oturup barınılacak yapı 1 Yalnız bir ailenin oturabileceği biçim ve büyüklükte konut 2 Kat iyeliğine göre kullanılan çokbarklı yapılardaki bağımsız bölümlerden her biri Az öv öy üy öy öy Blk üy üy üy üy Tar öy Hal häv em Küer ep Bar ǖ Mad öm öp Alt Tel Kuğ üy ib Alt ǖ üg yurt Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede ev olarak geçer Kâşgarlı Mahmuda göre Oğuzlar ew biçimini kullanırlar Eski Kıpçakçada ev olarak geçer Kökenini bilmiyoruz Munkácsiye göre KCsA 1 314 Sümerce ab biçimiyle birleştirilebilir Hommel de Sümerce ab Türkçe ev eb arasındaki bağlantı üzerinde durmuştu Némethe göre Berzeviczy Arm 163 Csoma Arm 88 89 bu iki sözün birleştirilmesi olanaksız olmamakla birlikte inandırıcı değildir Doerfere göre TMEN 675 Munkácsinin evin Sümerceden geldiği yolundaki savı yanlıştır Polivanova göre ArOr 9 406 s 1 not Çinceden alınmıştır Çince ip köy Polivanov bu etimolojiyi çalışmalarında sık sık dile getirmiştir Stati 167 Sbornik naučnyx trudov 8588 167 Räsänen LTS 128 V 34a etimoloji vermemiştir Clauson ED 34 da etimolojik bir açıklama yapmamış ana anlamını dwelling place olarak vermiştir Ancak yerel koşullara bağlı olarak tent house olarak kullanıldığını da belirtmiştir Brockelmann OGM 18 c Sevortyan ÊSTJa 1974 513515 Polivanovun etimolojisini vermiş ancak onun Archiv Orientálníde çıkan yazısından söz etmemiştir Doerferin Halaççaya dayanarak evin päbden geldiği yolundaki savı düşündürücüdür KhalMat 279 280 291 Doerfer AOH 36 108 Menges CAJ 26 109112 Orta Korece ip Haus Japonca iba Haus biçimleriyle karşılaştırmıştır Brockelmann OGM 18 c Johansen Arat Arm 289291 Leksikada eb biçimi başlangıç olarak benimsenmiştir Fonetik rekonstrüksiyonunda sonundaki β b veya w v dudak ünsüzü dolayısıyla birtakım sorunlar göze çarpar Çuvaşçada evin karşılığının geçmediği göze çarpıyor O açıdan Çuvaşça avlan evlenmek biçiminin komşu diyalektlerden geçtiği açıktır Levitskaya ChuvSt 101 Çuvaşça pürt ev Mariceden alınmıştır Mar pört Çuvaşça śurt ev biçimi ise Türkçe yurtun karşılığıdır yurt Çuvaşlar kil sözünü de ev olarak kullanırlar Bu sözün kökeni karışıktır Türkçe gil ekiyle birleştirilmesi yanlıştır Samoyloviç JaSb 3 99102 Munkácsi KSz 6 184 Egorov ÊS 112 Räsänen StO 18 3 5 V 270a Ramstedt JSFOu 48 5 1516 Doerfer CAJ 29 171 Czeglédy MNy 49 175178 Harmatta MNy 49 178183 Golden KhazSt 241242 Kononov GrJaTRP 93 s 46 not Sirvaşidze ST l 1989 56 Çağdaş diyalektlerin bir bölümünde eve tura adı verilir Alt Tel tura Johansen Arat Arm 290291 Leksika 486 )
( HOUSE, DWELLING )
( MAISON )
( HAUS )
( ÖV[Az.]~ÖY[Tkm.]~ÜY[Nog.]~ÖY[Tatk.]~ÖY[Bşk.]~ÜY[Kklp.]~ÜY[Kzk.]~ÜY[Krg.]~EM[Şor.]~ÖP[Sag.]~IB[Hak.]~Ǖ[Şor.]~Ǖ[Alt.]~ÜG[Tuv.] )
- HÂNE[Fars.] ile/değil/yerine/||/<>/< BASAMAK
- HANE[Fars.] ile/||/<>/> HANEDAN[Fars.]
- HANE[Ar.] ve/> KÖY[Fars. < KÛY] ve/> NÂHİYE[Ar.] ve/> KAZÂ[Ar.]
( Ev/ocak. VE/> Yerleşim birimi. VE/> Bucak, bölge. VE/> İlçe. )
- HÂNE ile/||/<> MENZİL ile/||/<> RAB ile/||/<> MÜSTEGAL[ÇOĞ. MÜSTEGALLÂT] ile/||/<> TARÎK-İ HÂS
- HANEF[Ar.] ile HAYF[Ar.]
- HÂNE-İ HAMMAR -ile
( MÜRŞİT )
- HANEK ile/||/<> DAMAK ile/||/<> DAMA
( biyoloji 1 Omurgalı hayvanlarda ağzın tavanı 2 Böceklerde farinksin tavanı Palat Ağız boşluğunun üst kısmını çevreleyen ve belirli seslerin oluşmasında görev alan kubbemsi yer Damağın sert bir tavan oluşturan ön kısmına ön damak arka kısmına art damak art damağın geniz boşluğundan ayrılan kısmına da yumuşak damak adı verilir Bunlara Azerbaycan Türkçesi damag Türkmen Türkçesi damak Gagauz Türkçesi damak Özbek Türkçesi taňlay Uygur Türkçesi taňlay Tatar Türkçesi afiqaw Başkurt Türkçesi aňqaw taňlaw Krç Malk tıňılawuk Nogay Türkçesi taňlay Kazak Türkçesi taňday Kırgız Türkçesi taňday Alt taňday Hakas Türkçesi hurgah Tuva Türkçesi taalay Türkçesi kurgak til Rusça nyobo anat Omurgalı hayvanlarda ağzın tavanı palatum karelere ayrılmış zemin üzerinde on altı taşla iki kişi arasında oynanan oyun Az damag 1 damak 2 ağız 3 at ve eşekte damak şişmesi hastalığı damak 1 boğaz gırtlak 2 yemek tamak gırtlak Alt Tel Kaça tamak boğaz tabak boğaz tamax boğaz Eski çağlardan başlayarak kullanılır tamgak Orta Türkçede de tamgak olarak geçer Kâşgarlı Mahmud Oğuz ve Kıpçakların tamak biçimini kullandıklarını bildiriyor Eski Kıpçakça tamak biçiminin Kâşgarlı Mahmudun verdiği bilgiyi doğruladığını görüyoruz Brockelmanna göre OGM 52 tam Türkçe dam kökünden gak küçültme ekiyle yapılmıştır küçük duvar Räsänen MTS 101 de tamgak açıklamasına katılmıştır küçük örtü Ancak daha sonra bu açıklamadan vazgeçtiği anlaşılıyor Sözlüğünde V 460a Ramstedte SKE 254 uyarak Mançuca tama to put in ve Korece tāmda karşılıklarını veriyor Clauson ED 505 tam damlamak kökünden gelen bir türev olduğunu yazmıştır Kałużyński ME 25 Yakutça taŋalai tağalai Gaumen biçiminin Moğolca taŋlaidan geldiğini dile getirmiş Orta Moğolca taŋlai ile Türkçe tamgakı da karşılaştırmıştır Tatarca Kazan aŋkau der Gaumen biçimi düşündürücüdür )
( PALATE )
( PALAIS )
( GAUMEN )
( PALATUM: DAMAK )
( DAMAG[Az.]~DAMAK[Tkm.]~TAMAK[Bşk.]~TABAK[Şor.]~TAMAX[Yak.] )
- HANG :/yerine ASMAK
- [HANGİ]
(")HAKLA?(") (HİZMET)
ile/ve/değil/yerine/||/<>
AKLA? (HİZMET)
- HANGİ İNSAN" ile/değil KAÇ KİŞİ (...DAN KURTULABİLMİŞ?)
- HANGİ ile HANGİ BİR ile HANGİ BİRİ
- HANGING[İng.] ile/||/<> SUSPENSION[Fr.] ile/||/<> HANG[Alm.] ile/||/<> ASILMA
( Vücud ağırlığının kollar bacaklar ya da bir başka vücut bölümünde asılı tutulması )
( HANGING )
( SUSPENSION )
( HANG )
- HANİ ile/ve/||/<> ASLINDA
- HANİ ile BARİ
- HANİ ile/||/<> HANİ[Yun.]
( Serranus cabrilla Kemiklibalıklar Teleostei takımının hanigiller Serranidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 25 cm Erdişidir Akdenizde yaşar zooloji İstanbulda gani izmarite benzer bir balık olarak geçer R χαννί Georgacas FT 134 157 Tietze Gr 1 244 295 Rumca χάννοςtan geldiğini yazmıştı Rumca χάννος Seebarsch Türkçede hanos hannos olarak geçer İstanbulda gani izmarite benzer bir balık olarak geçer R χαννί Georgacas FT 134 157 Tietze Gr 1 244 295 Rumca χάννοςtan geldiğini yazmıştı Rumca χάννος Seebarsch Türkçede hanos hannos olarak geçer )
( COMBER | SERRANOS )
( SERRAN CABRILLE | SERRAN CABRILLE, VIOLON, SONNEUR, CRABE | SERRANS )
( SÂGEBARSCH | ZACKENBARSCHE )
( SERRANUS CABRILLA | SERRA )
( SCIARRANO )
( ΧΑΝΝΊ / χαννί )
- HANİ[Ar.] ile HANİ[Yun.] ile HÂNİ'[Ar.] ile HANİ[Ar.]
( Nerede, ne oldu, nerede kaldı? | Ötekinin daha önceden bildiği bir şey kendine anımsatılmak istendiğinde kullanılır. | Verilen sözü anımsatan sözün başına getirildiğinde sitem anlatır. | Kimi zaman "bari" anlamında kullanılır. | "Doğrusunu söylemek gerekirse", "Kaldı ki, üstelik" anlamlarında kullanılır. İLE Hanigillerden, Akdeniz'de yaşayan, alaca kırmızı renkli orta büyüklükte bir balık.[Lat. SERRANUS CABRILLA] İLE Boşanmış.[ikisi için de] İLE Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri. )
- HANİ[Yun.] ile/||/<> HANİGİLLER
( (Serranus cabrilla) Kemikli-balıklar (Teleostei) takımının hanigiller (Serranidae) familyasından bir balık türü. Uzunluğu 25 cm. Erdişidir. Akdenizde yaşar. @@ (zooloji) @@ İstanbul'da gani 'izmarite benzer bir balık' olarak geçer. < R χαννί. Georgacas: FT 134/157. Tietze (Gr [1] 244/ 295) Rumca χάννος'tan geldiğini yazmıştı. Rumca χάννος 'Seebarsch' Türkçede hanos (~ hannos) olarak geçer. || İstanbul'da gani 'izmarite benzer bir balık' olarak geçer. < R χαννί. Georgacas: FT 134/157. Tietze (Gr [1] 244/ 295) Rumca χάννος'tan geldiğini yazmıştı. Rumca χάννος 'Seebarsch' Türkçede hanos (~ hannos) olarak geçer. )
( COMBER | SERRANOS~SERRANOS | SETRANOS )
( SERRAN CABRILLE | SERRAN CABRILLE, VIOLON, SONNEUR, CRABE | SERRANS~SERRANS )
( SERRANUS CABRILLA | SERRA~SERRA | SERRANIDAE, SERRA: TESTERE | SERRANIDAE )
( SÂGEBARSCH | ZACKENBARSCHE~ZACKENBARSCHE )
( SCIARRANO~SERRANIDI )
( ΧΑΝΝΊ / χαννί~ΣΕΡΡΑΝΊΔΕΣ / σερρανίδες )
- HÂNİF[Ar.] ile HANÎF[Ar. çoğ. HUNEFÂ] ile ANÎF[Ar.]
( Küskün, dargın. | Gururlu. @@ İslâm dinine sımsıkı bağlı bulunan kişi. @@ Kaba. | Kaba bir biçimde. )
- HÂN/SÎNÎ[Fars.] -ile
( Yemek sofrası. | Üstüne yemek konulan tepsi. )
- HANÜMAN[Fars.] değil/yerine EV/BARK/OCAK
- HAP ile/||/<> HAP[Ar. < HABB]
( Hindilere yedirilmek üzere mısır hamurundan yapılan küçük topçuklar Akpınar Eskişehir Toz veya yarı katı durumdaki ilaçların bağlayıcı maddelerle karıştırılıp hamur hâline getirildikten sonra yuvarlak oval silindirik küre vb biçimlere sokulmasıyla hazırlanan hamur kıvamında bir ilaç biçimi pil pilul ḥabb Dilimizde argoda bir içimlik afyon olarak da kullanılır )
( ḤABB )
( PILL )
- HAPI YUTTUK" ile/ve/||/<> "AYVAYI YEDİK"
- HAPLOİT/HAPLOID[İng.] değil/yerine/= YARI KROMOZOMLU
- HAPLOLOGY, SYNCOPATION[İng.] ile/||/<> HAPLOLOGIE, SYNCOPE[Fr.] ile/||/<> HAPLOLOGIE, SYNKOPE[Alm.] ile/||/<> HECE YUTUMU | ORTA HECE YUTUMU
( Derleme hece düşmesi hece gizlenimi büzülme aşınma Ünlüyle biten bir kök veya gövdeden sonra ünlü ile başlayan bir kök veya ek getirilince ünlülerin çatışıp kaynaşmasından doğan hece kaybı cuma ertesi cumartesi ne asıl nasıl gideyim gidem gideceğim gidecem vb orta hece yutumu )
( HAPLOLOGY, SYNCOPATION )
( HAPLOLOGIE, SYNCOPE )
( HAPLOLOGIE, SYNKOPE )
- HAPLOLOJİ[Fr. < HAPLOLOGIE] değil/yerine/= ORTA HECE DÜŞMESİ
- HAPPENNED WHAT vs. NOT HAPPENNED WHAT
- HAPPY vs. PLEASED/GLAD
- HAPŞIRMA ile IŞINSAL HAPŞIRMA YANSIMASI
( )
( SNEEZING/STERNUTATION vs. PHOTIC SNEEZE REFLEX(AUTOSOMAL-DOMINANT) COMPELLIN HELIO OPHTALMIC OUTBURSTS) )
- HAPTİK DISKRİMINASYON/HAPTIC DISCRIMINATION[İng.] değil/yerine/= DOKUNSAL AYIRT ETME
- HARA ile/||/<> HARA[Fars. < HÂRÂ | FR. < HARAS]
( tarım haras Räsänen UJb 19 103 yanlışlıkla Tatarcada avlu olarak kullanılan aran sözüyle birleştirmiştir )
( HARAS )
- HARÂBAT EHLİ[Ar.] ile/ve/||/<> DİVÂNE[Fars.]
( Harabat ehlini hor görme! Defineye mâlik virâneler var." @@ "Ârifim ben!" diye hiçbir kimseye tan etme sen,
Defter-ü-divâna sığmaz söz gelir, dîvâneden! )
- HARABE, VİRANE | ÖREN ile/||/<> ÖREN
( Eski zamanlardan kalma kent kale ve duvar yıkıntıları Mimarlık Eski çağlardan kalma yıkıntı Yapı kalıntısı harabe Oruçbey Türkoğlu Maraş )
( RUIN | RUINS )
( RUINE | RUINES )
( RUINE | RUINEN, TRÜMMER )
- HARAÇ ile/değil/yerine/>< ARAÇ
- HARAÇÇI ile/||/<> HARAÇ ADLI VERGİLERİ TOPLAYAN GÖREVLİ
( Haraç adlı vergileri toplayan görevli )
( TRIBUTARY )
( TRIBUTAIRE )
( TRIBUTPFLICHTIG, TRIBUTÄR )
( ESATTORE DEL TRIBUTO )
( ΦΟΡΟΕΙΣΠΡΆΚΤΟΡΑΣ / φοροεισπράκτορας )
- HARAKİRİ ile/ve/||/<> SEPPUKU
- HARAM ve HADD
( Haram nedir? Kendi nefsine revâ görmediğini başkasına yapmaktır. )
( Bir kiloluk demirden havayı çekseler, bir tondan ağır gelir. )
- HARÂM[Ar.] ile SUHT[Ar.]
- HARÂMÎ/KORSAN[İt./Lat. < KORSO] ile/ve IZBANDUT[İt. SBANDATO < Cerm.] ile/ve EŞKIYÂ/PİRAT
( Bir devletin koruması altında ve uluslararası kurallara göre tâbi olarak hareket eder/di. İLE/VE Görünüşü ve davranışı ile korku veren, iriyarı adam. | Rum korsanlarına verilen ad. İLE/VE Deniz haydutu. )
( Haksız saldırıları dava etme olanağı/hakkı söz konusudur. İLE/VE ... İLE/VE Hiçbir hak söz konusu değildir. )
(1996'dan beri)