Bugün[26 Mart 2026]
itibarı ile 29.624 başlık/FaRk ile birlikte,
29.624 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(55/120)


- İNCİ ile/ve AZRA

( ... İLE/VE Delinmemiş inci. )


- İNCİ ile İNCİ ÇİÇEĞİ(MÜGE[Fr. < MUGUET])


- İNCİ ile/ve/||/<> MERCAN

( [Divân Edebiyatında] Gözyaşını simgeler. İLE/VE/||/<> Kanlı gözyaşını simgeler. )

( Barış. İLE/VE/||/<> Feragat. )

( Hz. Hasan ve soyu. İLE/VE/||/<> Hz. Hüseyin ve soyu. )

( Kavuşmayı/vuslatı simgeler/nişânesidir. İLE/VE/||/<> ... )


- INCIDENT :/yerine OLAY


- İNCİL ile/değil/yerine YENİ AHİT


- İNCİNMEK ile İNCİTMEK ile İNCİTİLMEK ile İNCİTEBİLMEK ile İNCİ ile İNCİK ile İNCİL ile İNCİR/LİK ile İNCİLİ ile İNCİ TAŞI ile İNCİR KUŞU ile İNCİ BALIĞI ile İNCİ ÇİÇEĞİ ile İNCİK BONCUK ile İNCİK KEMİĞİ ile İNCİK YAHNİSİ


- İNCİR AĞACI ile/değil KOKAR AĞACI


- İNCİR/YEMİŞ/BALLIDARI ile ÖTEKİ MEYVELER

( Bilgeliği simgeler. İLE ... )

( TİN ile ... )

( FIG vs. OTHER FRUITS
Signs the wisdom. WITH ... )

( FICUS CARICA cum ... )


- İNCİR ile KAYA İNCİRİ

( ... İLE Susuz ve ilaçsız, kendi kendine yetişen siyah kaya incirleri, olgunlaşıp yere düşünce toplanıp önce güneşte kurutulur. Sonrasında, çuvallara sıkıştırılarak bastırılıp saklanıyor. Yeneceği zamandan 4-5 gün önce çıkarılıp mersin, kekik ve defne yaprağı ile kaynatılan suya bandırılır ve tekrar kurutulur. Sonra da unlanıp yenir. Hava alan kâğıt ya da bez kesede saklanıp birkaç hafta içinde yumuşacık halde tüketilir. )

( ...ile )


- İNCİR ile MISIR/FRENK, HİNT, KİLİS, PABUÇ İNCİRİ / DİKENLİ İNCİR / BABUTSA / KAYNANADİLİ / KÜREKYEMİŞİ


- INCONEL[İng.] ile/değil/yerine/= INCONEL (NİKEL-KROM ALAŞIMI)


- INCREMENT OF PRODUCTION vs./and SEARCH/LOOK FOR QUALITY


- INDAG ile/ve/||/<> ELEK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Eleğin çerçevesi. İLE/VE/||/<> ... )


- 'INDE[Ar.] ile MA'A[Ar.]


- İNDEKS VAKA/INDEX CASE[İng.] değil/yerine/= İLK GÖSTERGE OLGU


- 'INDÎ KEZÂ[Ar.] ile KIBELÎ KEZÂ[Ar.] ile FÎ BEYTÎ KEZÂ[Ar.]


- 'INDÎ[Ar.] ile LEDÜNNÎ[Ar.]


- INDIGO, INDIGO BLUE[İng.] / INDIGO BLEU[Fr.] / INDIGO[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİGO, İNDİGO MAVİ


- INDIGOLD DYE[İng.] / INDIGOLD FARBE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİGOLD BOYA


- İNDİRGEME ile/değil/yerine ATIF


- İNDİRGEME ile/değil/yerine DÖNÜŞ/KAYITIM/RÜCÛ/İRCÂ


- İNDİRGEME ile/değil EŞİK


- İNDİRGEME = İRCA = REDUCTION[İng.] = RÉDUCTION[Fr.] = REDUKTION[Alm.] = REDUCTIO[Lat.] = REDUCCION[İsp.]


- İNDİRGEME ile/ve YAPAY/KABA "BAĞLANTI/LANDIRMA"


- İRCÂ ETMEK[Osm.] / TO REDUCE[İng.] / RÉDUIRE[Fr.] / REDUZIERTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGEMEK


- İRCA OLUNMAK[Osm.] / REDUCE, TO BE REDUCED[İng.] / REDUZIERT WERDEN[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMEK


- REDUCED COMPTON WAVELENGTH[İng.] / LONGUEUR D'ONDE DE COMPTON RÉDUITE[Fr.] / REDUZIERTE COMPTONWELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ COMPTON DALGA BOYU


- REDUZIERTE WELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ DALGA BOYU


- REDUCED VALUE[İng.] / VALEUR RÉDUITE[Fr.] / VERKÜRZTER WERT[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ DEĞER


- REDUCED MASS[İng.] / MASSE RÉDUITE[Fr.] / REDUZIERTE MASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ KÜTLE


- İNDİRMEK ile İNDİRİLMEK ile İNDİREBİLMEK ile İNDİRİVERMEK ile İNDİ ile İNDİS


- ACIDE INDOL BUTYRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= İNDOBÜTİRİK ASİT


- INDOLEBUTYRIC ACID[İng.] / INDOL BUTTERSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDOLBUTİRİK ASİT


- İNDÜKSİYON İLE DETERMİNASYON İLE DİFERANSİYASYON ile/||/<> GÖZE KADERİ

( Göze tipinin belirlenmesi aşamaları. )

( Formül: Pluripotent → Unipotent )


- INDUCTANCE BRIDGE[İng.] / PONT D'INDUCTANCE[Fr.] ile/değil/yerine/= İNDÜKTANS KÖPRÜSÜ


- Ne peki? diye anlaşılması çok basit olanı karmaşıklaştırmadan KONUŞ!!!


- İNEÇ >< YUKAÇ

( ... >< Yer katmanları kıvrımlarının, tümsek bölümü, semer. )


- İNEK ile AFRİKA İNEĞİ


- İNEK ile/ve AVGAN

( ... İLE/VE Gebe inek. )


- İNEK ile/ve/||/<>/< BOLLUK/BEREKET İNEĞİ/KAMADHENU[Hintçe]

( ... İLE/VE/||/<>/< "Tüm ineklerin annesi".[Dişil başlı, dişil memeli, kuş kanatlı ve tavus kuyruklu olarak betimlenir.][Bazen de gövdesinde çeşitli tanrıları barındıran beyan bir inek olarak betimlenir.][Tanrıça "Devi"dir. İstenilen her şeyi veren inektir.]["Rahim/uterus", bir inek başına benzetilir.] )


- İNEK ile MANDA/DOMBAY/SU SIĞIRI/CAMIZ/CAMIŞ/KÖMÜŞ[Fars. < GAVMİŞ]

( Genç inek: DÜVE ile Yavrusu: MALAK )

( Gebelik süreleri: 275 - 285 gündür. İLE 308 - 320 gündür. )

( [zool.] ... ile BUBALUS )

( BAKARA ile CÂMÛS )

( ... ile GÂMÛS )

( ... cum BUFFELUS )


- İNEK ile SİNEK


- İNEK ile/değil TAKİN/KEÇİ ANTİLOBU

( ... İLE/DEĞİL Başı keçiye, gövdesi ineğe benzeyen, 4500 metrenin üzerindeki yüksekliklerde, Himalayalar'da [Bhutan, Burma, Nepal ve Myanmar'da] yaşayabilen bir hayvandır.[25 Kasım 1985'te, Bhutan'ın ulusal hayvanı olarak kabul edilmiştir.] )


- İNEKLEMEK ile İNEK/LİK ile İNEKLİ ile İNEKÇİ/LİK ile İNEK YAĞI


- INERT[İng.] değil/yerine/= ASAL


- İNFÂK ile/değil İSRAFA ENGEL OLMA


- İNFÂK ile/ve/||/<> KİŞİ


- INFANT :/yerine BEBEK, YENİ DOĞAN


- INFANTUS ile PUER

( Konuşamayan çocuk, bebek, bala. İLE Konuşan çocuk. )

( İki yaşındaki çocuk, ortalama 50 kadar sözcük bilir. Üç yaşındayken çocuğun bildiği sözcük sayısı 1.000 civarındadır. Beş yaşındaki bir çocuk 2.000 kadar sözcük bilir. 19 aylık çocuğun 5-10 civarındaki iki sözcüklük tümce kullanımının, 20 aylıkken 25, 21 aylıkken 50, 22 aylıkken 75, 23 aylıkken 150, 24 aylıkken 1425, 25 aylıkken 2425 olduğu ortaya çıkmıştır. [Braine - 1963] )


- [not] INFERENCE vs. (ONLY) THINKING


- (not INFERIOR THAN) INFERIOR TO


- İNFİAL değil/yerine/= KIZGINLIK/ÖFKE


- İNFİKÂK[< FEKK] -ile

( Parçaların bozulmadan ayrıştırılması. | Bir şeyin yerinden ayrılması. | Çözülme. )


- BLAST[İng.] / VENT[Fr.] ile/değil/yerine/= İNFİLAK ETMEK


- İNFİRÂT[Ar. < FERD] ile İNHİSÂR[Ar. < HASR]

( Topluluktan ayrı durma. İLE Tekel. | Tek başına sahip olma. )


- İNFİSÂD[Ar. < FESÂD] ile İNFİSÂH[Ar. < FESH] ile İNFİSÂH[Ar. < FESH]

( Bozulma, fesada uğrama. İLE Bozulma, etkisiz/hükümsüz kalma. İLE Bollaşma, genişleme. )


- INFIX değil/yerine/= İÇEK


- INFLAKS/INFLUX[İng.] değil/yerine/= İÇ AKIM


- INFLATION İLE DARK ENERGY İLE DARK MATTER İLE BARYOGENESİS ile/||/<> KOZMOLOJİK PROBLEMLER

( Evrenin çözülmemiş gizemleri. )

( Formül: w = P/ρ = -1 (DE) )


- INFLOW[İng.] değil/yerine/= İÇE AKIŞ | GİRİŞ


- INFLUENCE :/yerine ETKİ, ETKİLEMEK


- INFO yerine BİLGİ


- INFORMATION vs. TO KNOW


- INFORMATION vs./and IDEA


- INFORMATION vs./and PAIN


- INFÜZYON/INFUSION[İng.] değil/yerine/= DAMARDAN SIVI AKTARIMI


- INGA

( Amazon'un Ant dağlarındaki [Kanopi'lerde] ağaçların en üst dallarında bulunan, sulu bir meyve.[Tadı, vanilyaya benzemektedir.] )


- İNGEK ile İNGEK[Oğuz] ile İNGEN
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( İnek. İLE Dişil kaplumbağa. İLE Dişil deve. )


- İNGİLİZ ATI ile ARAP ATI

( Kısa mesafe koşucusu. İLE Uzun mesafe koşucusu. )

( ... İLE/< Lumbar vertebrasında bir kemik eksiktir. Diş yapısı farklıdır. )

( ... ile ESB-İ TÂZÎ )


- İNGİLİZ YARARCILIĞI ile/ve/||/<>/> EVRİMCİ DOĞACILIK ile/ve/||/<>/> AMERİKAN YARARCILIĞI


- İNGİLİZ ile İNGİLİZCE ile İNGİLİZ İPİ ile İNGİLİZ TUZU ile İNGİLİZ SİCİMİ ile İNGİLİZ ANAHTARI ile İNGİLİZ SİYASETİ ile İNGİLİZ İNGİLİZCESİ


- İNHA[Ar.] ile YÖNERGE

( Resmi bir göreve atama ya da bir üst aşama için yazılan yazı. İLE ... )


- İNHALASYON/INHALATION[İng.] değil/yerine/= SOLUKLA ALMA


- İNHİSÂR[Ar. < HASR] ile İNHİZÂL[Ar.]

( Bir şeyi/maddeyi/işi, -başkası yapmamak üzere- sadece bir kişiye/kuruma/oluşuma verme. | Tekel. [Fr. MONOPOLE] )


- İNHİSÂR[Ar. < HASR]/MONOPOL[Fr.] değil/yerine/= TEKEL

( Bir malın yapımının yalnızca bir kuruluşun elinde bulunduğu durum. | Devletin herhangi bir üretim alanını elinde tutması, satışı tek elden yönetmesi ve fiyata hâkim olması durumu. | Bir kişi ya da kuruluşun herhangi bir alanda kazandığı büyük güç. )


- İNİK ile İNİK/ENİK/ENCEK/ENCİK

( İnmiş, indirilmiş. İLE Kedi, köpek gibi çok memeli hayvanların yavrusu. )


- İN'İKÂS[< AKS (çoğ. İN'İKÂSÂT)] -ile

( MAĞLUP OLMA | YANSIMA | YANKI )


- İN'İKÂS-I ZİYÂ' ve İNKİSÂR-I ZİYÂ'

( Işık yansıması. VE Işığın kırılması. )


- İNİLMEK ile İNİ ile İNİK ile İNİŞ ile İNİŞLİ ile İNİM İNİM ile İNİK DENİZ ile İNİŞ AŞAĞI ile İNİŞ ÇIKIŞ ile İNİŞ TAKIMLARI ile İNİŞLİ YOKUŞLU ile İNİŞLİ ÇIKIŞLI


- İNİM İNİM (İNLEMEK)


- İNİŞ >< ÇIKIŞ ile AZLIK >< ÇOKLUK


- İNİŞ >< ÇIKIŞ ile/ve/||/<> GİDİŞ >< GELİŞ


- İNİŞ ile/ve/değil/<> YOĞUNLAŞMA


- İNİŞ-ÇIKIŞ ile ÇATIŞMA


- Niye ki? diyerek, hazırcı değil önce kendin düşün de ona göre KONUŞ!!!


- INCA STONE[İng.] / INCA STEIN[Alm.] ile/değil/yerine/= İNKA TAŞI


- İNKA'["ka" uzun okunur] ile İNKA'["ka" uzun okunur] ile İNKÂH[Ar. < NİKÂH]

( Temiz/pak olma. İLE Suda ıslatma. İLE Nikâh etme/edilme. )


- İNKÂR ile CAHT

( ... İLE Bile bile inkâr etme. )


- İNKAS[Ar. < NAKS]["ka" uzun okunur] ile İNKAZ["ka" uzun okunur] ile İNKAZ["ka" uzun okunur]

( Azaltma, eksiltme. İLE Küçük bir hayvanın ya da cansız bir şeyin kendine özgü bir ses çıkarması. | Atları yürümeye teşvik için çıkarılan ses. | Sakız çiğnerken çıkarılan ses. | Gövdedeki oynak yerlerin çatlaması. İLE Kurtarma/kurtarılma. )


- İNKILÂP ile HULF


- İNKİLAP[Ar. < KELB] ile/değil İNKILÂP[Ar. < KALB]

( Köpekleşme. İLE/DEĞİL Toplum düzenini ve yapısını daha iyi duruma getirmek için yapılan köklü değişiklik, iyileştirme, devrim. | Bir durumdan başka bir duruma geçiş, dönüşüm. )


- İNKİSÂR[< KESR] -ile

( KIRILMA | GÜCENME | BEDDUA, İLENÇ )


- İNKLINASYON/INCLINATION[İng.] değil/yerine/= EĞİM


- İNME ile/||/<> GEÇİCİ İSKEMİK ATAK

( Beyne giden kan akışının kesilmesi ile kalıcı hasar oluşması. İLE/||/<> Beyne giden kan akışının geçici olarak kesilmesi. )


- İNME ile SÖNÜMLENME


- İNME ile YARIMCA

( ... İLE Gövdenin yarısına gelen inme. )


- İNMEK ile TORUNLARI ile İNDİ ile İMAM RIZA'NIN SOYUNDAN ile ALÇALAN ile İNİŞ

( DESCEND vs. DESCENDANTS vs. DESCENDED vs. DESCENDED FROM EMAM REZA vs. DESCENDING vs. DESCENT )

( نزول کردن ile پائين رفتن ile اعقاب ile معنعن ile رضوي ile نزولي ile نژاد ile نسب ile نزول ile هبوط )

( NEZOL KARDAN ile PAYEYNE RAFTAN ile EGHAB ile معنعن ile REZVY ile NEZOLY ile NEJAD ile NASB ile NEZOL ile CPEHBUT )


- INNER PRODUCT ile/||/<> NORM

( Inner product ⟨u,v⟩ iki vektör, norm ||v|| tek vektör. )

( Formül: Bilinear İLE length )


- İNOP./INOPERABIL/INOPERABLE[İng.] değil/yerine/= AMELİYAT EDİLEMEZ


- GAYRI UZVÎ[Osm.] / INORGANIC[İng.] / ANORGANISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= İNORGANİK, ANORGANİK


- INORGANIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= İNORGANİK ASİT


- INORGANIC LIQUID LASER[İng.] / LASER LIQUIDE INORGANIQUE[Fr.] / ANORGANISCHER FLÜSSIGLASER[Alm.] ile/değil/yerine/= İNORGANİK SIVI LAZER


- İNOTROPİ/INOTROPY[İng.] değil/yerine/= KASILMA GÜCÜ


- INR/INTERNATIONAL NORMALIZED RATIO[İng.] değil/yerine/= ULUSLARARASI NORMALLEŞTİRİLMİŞ ORAN


- İNŞÂ EDİLEBİLİRLİK ile/ve/||/<> HESAPLANILABİLİRLİK


- İNŞÂ EDİLEBİLİRLİK ile/ve/||/<>/> İNŞÂ EDİLEBİLİR ÜZERİNDEN KAVRANILABİLİRLİK


- İNŞÂ EDİLEBİLİRLİK ile/ve/||/<> İNŞÂ EDİLEMEZLİK


- İNŞÂ EDİLEBİLİRLİK ile/ve/||/<>/> SINIRLARI


- İNŞA EDİLMİŞ ile YERLEŞİK ile YERLEŞİK ÇEK ile DAHİLİ RAF

( BUILT vs. BUILT IN vs. BUILT IN CHECK vs. BUILT IN SHELF )

( ساخته شده ile بناکننده ile توکار ile جاسازي شده ile مقابله توکار ile رف )

( SAKHTEH SHODEH ile BENAKONANDEH ile TOKAR ile JASAZY SHODEH ile MOGHABLEH TOKAR ile RAF )


- İNŞA ETMEK ile KİLDEN BİR DUVAR İNŞA ET ile BİR YUVA İNŞA ETMEK ile İNŞAATÇI ile BİNA ile YAPI TAŞI ile BİNA İNŞAATI ile BİNA CEPHESİ ile BİNALAR

( BUILD vs. BUILD A CLAY WALL vs. BUILD A NEST vs. BUILDER vs. BUILDING vs. BUILDING BLOCK vs. BUILDING CONSTRUCTION vs. BUILDING FRONT vs. BUILDINGS )

( بنا کردن ile بنايي کردن ile بناکردن ile ساخت ile چينهکشيدن ile آشيان بستن ile بساز و بفروش ile اعياني ile ساختماني ile ساختمان ile عمارت ile ديسمان ile بنا ile بنا کنده ile کنده ساخت ile ساختمان سازي ile جلو عمارت ile ابنيه ile عمارات ile مستحدثات )

( BENA KARDAN ile BENAYY KARDAN ile BENAKARDAN ile SAKHT ile CHYNEKKESHYDAN ile ASHYAN BASTAN ile BESAZ VE BEFROSH ile اعياني ile SAKHTAMANY ile SAKHTAMAN ile AMART ile ديسمان ile BENA ile BENA KANDEH ile KANDEH SAKHT ile SAKHTAMAN SAZY ile JELO AMART ile EBNYYEH ile عمارات ile MOSTAHDESAT )


- İNŞÂ ile İCRÂ


- İNŞÂ ile/ve/||/<> İFŞÂ


- İNŞÂ ile/ve/<> İHYÂ


- İNŞÂ ile/ve/<> İMHÂ

( Her inşâ edilen, aynı zamanda, yok olmaya da başlamıştır. İLE/VE/<> Her imhâ edilen, aynı zamanda, inşâ/var olmaya da başlamıştır. )


- İNŞA ile İNŞAT


- İNŞÂ ile KURGU


- İNŞAALLAH ile ALİMALLAH


- İNŞAAT CİHAD ile KISITLAMA ile DARALMA ile YORUMLANABİLİR ile İNŞA ETMEK ile BİR DUVAR İNŞA ET ile YAPI ile İNŞAAT SEKTÖRÜ ile İNŞAAT MALZEMELERİ ile İNŞAAT KELİMESİ ile İNŞAAT İŞİ ile YAPICI

( CONSTRUCTION JAHAD vs. CONSTRAINT vs. CONSTRICTION vs. CONSTRUABLE vs. CONSTRUCT vs. CONSTRUCT A WALL vs. CONSTRUCTION vs. CONSTRUCTION INDUSTRY vs. CONSTRUCTION MATERIALS vs. CONSTRUCTION WORD vs. CONSTRUCTION WORK vs. CONSTRUCTIVE )

( جبر ile تنگي ile تنگ شدگي ile قبض مزاج ile قابل تجزيه ile بر پا کردن ile تيغه کردن ile تيغه کشيدن ile سازندگي ile ساخت و ساز ile صنعت ساختمان ile جهاد سازندگي ile مصالح ساختماني ile بنايي ile بناي ile سازنده )

( JABAR ile TANGY ile TANG SHODEGY ile GHABZ MOZAJ ile GHABEL TAJZYYEH ile BAR PA KARDAN ile TYGHEH KARDAN ile TYGHEH KESHYDAN ile SAZANDEGY ile SAKHT VE SAZ ile SANAT SAKHTAMAN ile JACPEHAD SAZANDEGY ile MOSALEH SAKHTAMANY ile BENAYY ile BENAY ile SAZANDEH )


- İNŞAAT:
"KABA" ile/ve/değil/||/<>/< GÖRÜNEN


- İNŞAD ile ŞİİR OKUMA


- İNSAF ile/ve/<>/> İMAN


- İNSÂF[Ar.] ile İNSÂF[Ar. < NISF]

( Yaprak yaprak, lîme lîme olma, dağılma. İLE Merhamete, vicdana ya da mantığa dayanan adâlet. | Ortalama davranış. )


- İNŞÂÎ ile/ve/||/<> KURUMSAL


- İNSAN ADINI:
"... DİYE" ile/değil "... OLARAK" (KAYDETMEK/BELİRTMEK vs.)


- İNSAN BECERİLERİNE EN YAKIN OLAN -ile

( ŞEMPANZE )


- İNSAN-DOĞA İLİŞKİSİ ile/ve/değil BİREY-BİREY İLİŞKİSİ

( Anlam bulamaz. İLE/VE/DEĞİL Anlam bulur. )


- İNSAN:
DOĞA VAROLANI ve/||/<>/> EĞİTİM VAROLANI


- İNSAN:
DÜNYANIN ve/||/<> TOPRAĞIN TUZU

( image )


- İNSAN:
"ET/KEMİK" ile/ve/değil/||/<>/< ALGI


- İNSAN GELİŞİMİ KURAMCILARINDA:
MARGARET MAHLER ile/ve/||/<> JOHN BOWLBY ile/ve/||/<> SIGMUND FREUD ile/ve/||/<> ERIK ERIKSON ile/ve/||/<> JEAN PIAGET ile/ve/||/<> DANIEL STERN


- İNSAN GENOMU ile GÖZE KLONLAMA

( İnsanın tüm genetik bilgisinin haritası. İLE Gözelerin genetik olarak kopyalanması süreci. )


- BİREYSEL BAŞVURUDA:
İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ(AİHM)
ile/ve/değil/önce/||/<>/<
ANAYASA MAHKEMESİ(AYM)

( )


- KİŞİ(İNSAN) HAKLARININ:
TANINMASI ile/ve/<> KORUNMASI ile/ve/<> GELİŞTİRİLMESİ


- İNSAN:
HÜVE'L GAYB ve/<> HÜVE'L ÂŞİKÂR


- İNSAN İÇİN EN ZEHİRLİ HAYVANLARI AVLAYAN -ile

( KONİK SALYANGOZ )


- İNSAN/KİŞİ:
DOĞA ve/<> TARİH

( Dirimsel[biyolojik] yanı, gövdesi itibariyle. VE/<> Zihni, bilgisi, deneyimleri, görgüsü, dili ve kültürü itibariyle. )


- İNSAN/KİŞİ:
KENDİ OLAN ile/ve/||/<> ARASINDA (SIKIŞIP) KALAN ile/ve/||/<> ÂŞIK OLAN


- İNSAN/KİŞİ:
[ya] KULAKTAN İHYÂ OLUR/YAŞAM BULUR ya da KULAKTAN İFNÂ/İMHÂ/YOK OLUR


- İNSAN/KİŞİ:
OLGUN ile/ve/değil/<> ONURLU


- İNSAN/KİŞİ ile/ve "AYNA"

( Ayna, görüntüyü yansıtır fakat görüntü, aynayı düzeltmez. )

( Kendinizi, aynadan ve görüntüden ayırd etmeyi öğrenin. )

( HUMAN vs./and MIRROR
The mirror reflects the image, but the image does not improve the mirror.
Learn to separate yourself from the image and the mirror. )


- İNSAN/KİŞİ ve/<>/= BİLİNÇ/FARKINDALIK

( İNSAN: Varolmayanın, varlaştırılma süreci. )

( HUMAN and/<>/= CONSCIOUSNESS/AWARENESS )


- İNSAN/KİŞİ ile/ve İNSAN ADAYI

( ... İLE/VE Beşer. )


- İNSAN:
NEDENBİLİMSEL değil EREKBİLİMSEL


- İNSAN YAPITI ile/değil/yerine/< DOĞA VAROLANI


- İNSAN YÜZÜ ve/<> MİHRÂB


- İNSAN ile/ve ÂDEM

( HUMAN vs./and ADAM )


- İNSAN ile/ve ADEM[Ar.]/YOKLUK

( HUMAN vs./and NON-BEING )


- İNSAN(/TOPLUM) ile/ve DOĞA

( Kişiler, başağa benzer. İçi boşken havadadır, doldukça eğrilir. )

( İnsan doğası, azalıp çoğalmaz. )

( Kişi, doğanın doğal devamıdır. )

( Düşünce rüzgâr, bilgi yelken, insanlık da kayığın kendidir. )

( İNSAN: Başkasına yararı olan. )

( Kişi, Havasız üç dakika, Susuz üç gün, Yemeksiz ancak üç hafta dayanır. )

( HUMAN(/SOCIETY) vs./and NATURE )


- İNSAN ve/<> DOĞA["DOA" değil!]

( Doğa, senin herşeyindir. Herşey, senin doğandır! )

( Kişi, doğayla arasındaki derin samimiyeti yitirdiğinde, tapınaklar, önemli bir duruma geçer. )


- İNSAN ve/< DÖNÜŞ YOLU

( Yürüyüş de, dönüş de, insana hizmet ederek gerçekleşir. )


- İNSAN ve/||/<> EMEK


- İNSAN ile/ve/değil EŞİK


- İNSAN ile/ve İNSAN-I KÂMİL(/KÂMİL İNSAN/ÂDEM-İ MÂNÂ)

( HUMAN vs./and WISE PERSON )


- İNSAN ve/=/<> LEYL'ÜL-KABR


- İNSANA/KİŞİYE SIĞABİLEN/SIĞAMAYAN ve/=/||/<> EVRENE SIĞABİLEN/SIĞAMAYAN

( Evren. VE/=/||/<> İnsan. )


- İNSANDA:
BAKTERİ SAYISI ile GÖZE(HÜCRE) SAYISI

( 40 milyon. İLE 30 milyon. )


- İNSANDAN/KİŞİ(LER)DEN:
"KONUŞMAK" değil SÖZ ETMEK/BAHSETMEK


- İNSANÎ KONULAR/DURUMLAR/OLAYLAR:
AŞILMASI GEREKEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ANLAŞILMASI GEREKEN


- İNSANIN ÇÖPÜ ile/değil/yerine DOĞANIN DÜZENİ


- İNSANIN "DOĞASI" değil İNSANIN YAPISI(ya da GÖVDE/BEDEN/BİREYİN GÖVDESİ/DOĞA)


- İNSANIN "DOĞASI" değil İNSANDAKİ(GÖVDESİNDEKİ) DOĞA


- İNSANIN/KİŞİNİN:
SÖZÜ ile/ve BAKIŞI ile/ve SUSMASI

( )

( Gerek yok, her sözü, lâf ile beyâna
Bir bakış, bin söz eder, bakıştan anlayana... )

( Hikmet olmalı. İLE/VE İbret olmalı. İLE/VE Ders olmalı. )


- İNSANIN, ...[CANI İSTİYOR/ÇEKİYOR] ile/ve/değil BENİM/SENİN/ONUN ...


- İNSAN/KİŞİ:
NE İSTEDİĞİNİ BİLEBİLEN ile/ve/değil/||/<>/< NE İSTEMEDİĞİNİ BİLEBİLEN


- İNSAN/KİŞİ ve/<> GÖRÜNMEYEN VAROLAN


- İNSAN(KİŞİ/KENDİN):
OKYANUSUN İÇİNDE BİR DAMLA ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< BİR DAMLANIN İÇİNDEKİ OKYANUS


- İNSANLAR KIRK YILLIK EŞLERİNİ BOŞUYOR" değil BAZI KİŞİLER, KIRK YILLIK EŞİNİ BOŞUYOR/BOŞAYABİLİYOR


- İNSAN(")LAR(") ile/değil/< KİŞİ/LER / BİREY/LER

( İnsan olmayanların[hayvan/bitki/nesne] bulunduğu yerde. İLE/DEĞİL/< Hayvan/bitki/nesnenin bulunmayıp sadece insanın bulunduğu ya da konu edildiği yerde. )

( Soyut, kümeleme ve kümenin "adı/etiketi/rengi". İLE/DEĞİL/< Kümenin öğeleri. )

( "İnsanlar" ve "kişiler" sözcükleri, birbirine benzer anlamları taşısa da önemli bir farkı gösterir. Genel olarak, "insan" ya da "insanlar" sözcüğü daha geniş bir kapsama sahiptir ve tüm insan kümesini, insan olmayanları yani tüm hayvan, bitki ve nesneleri dışarıda bırakacak biçimde tanımlar. "kişiler" sözcüğü daha özel bir anlam taşır ve "insan" kümesinin içinde bulunan bireyleri ya da çoğul olması durumunda belirli bir ya da birkaç topluluğu karşılar.

"İnsanlar doğayı kirletiyor." tümcesi, 8 milyarın tamamının doğayı kirlettiğini yansıtır ya da varsayarken,
"Kişiler, doğayı kirletiyor." tümcesi, belirli bireylerin ya da topluluğun doğayı kirlettiğini tam olarak ya da daha yetkin ve doygun tanımlar.

Bu nedenle, anlamın doğru biçimde aktarılabilmesi için nasıl kullanıldığına olabildiğince özen göstermek gerekir. )

( [not] HUMAN vs./but/< PERSON/PEOPLE )

( REN ile/değil/< MIN )


- İNSANLAŞMA:
KARADA ile/ve/değil/||/<>/>/< DENİZDE


- İNSANLAŞMA ve/||/<>/>/< "DERTLİLİK"


- İNSANLAŞMAK ile İNSAN/LIK ile İNSANİ ile İNSANCA ile İNSANCI/LIK ile İNSANLI/LIK ile İNSANSIZ/LIK ile İNSAN HALİ ile İNSAN BİLİMİ ile İNSAN EVLADI ile İNSAN KURUSU ile İNSAN BİLİMCİ ile İNSAN BİÇİMCİ/LİK ile İNSAN SARRAFI ile İNSANİ YARDIM ile İNSANLIK HALİ ile İNSANLIK SUÇU ile İNSANSIZ ARAÇ ile İNSAN BİLİMSEL ile İNSANSIZ BÖLGE ile İNSAN COĞRAFYASI ile İNSAN MÜSVEDDESİ


- İNSANLIK DIŞI ile İNSANLIK DIŞI ile İNSANLIK DIŞI

( INHUMAN vs. INHUMANE vs. INHUMANITY )

( غير بشري ile نامردم ile غير انساني ile غيرانساني بودن ile نامردمي )

( غير بشري ile NAMARDAM ile غير انساني ile GHYRANSANY BODAN ile NAMARDAMY )


- İNSANLIK İÇİN ile İNSANLIK ADINA


- İNSAN/LIK:
MAĞARADAN ve/||/<>/> MARS'A GİDEN VE SÜRECİ


- İNSANLIKTA, GELİŞİMİNDE VE (NESNEYİ/DÜŞÜNCEYİ) KAVRAMADA ...:
BAŞ PARMAĞIN GELİŞİMİ/KULLANIMI ve/||/<> ÇENENİN ÜÇÜNCÜ(İLERİ-GERİ) HAREKETİ (VE GÜCÜ/YETİSİ)


- İNSANOĞLU" yerine KİŞİ / İNSANLIK


- İNSİ-CİNSİ (BELİRLİ OLMAMAK)


- İNSÎ[Ar.] ile İNSÂN[Ar.]


- İNŞİKÂK[< ŞAKK] değil/yerine/= YARILMA, ÇATLAMA | İKİYE AYRILMA


- İNŞİKAK-I/ŞAKK-I KAMER değil/yerine/= AYIN YARILMASI


- İNŞİRAH[Ar. < ŞERH] ile AÇILMA | AÇIKLIK, FERAHLIK

( AÇILMA | AÇIKLIK, FERAHLIK )


- İNSİYÂK[Ar.] değil/yerine/= İÇGÜDÜ | ARDI SIRA GİTME | BİR GÜCÜN ETKİSİYLE ÇEKİLİP GİTME


- INSİZYON/INCISION[İng.] değil/yerine/= KESİ


- İNSPİRATIONAL değil/yerine/= ESİN VERİCİ


- İNSÜLİN ile/ve/||/<> HOMA-IR


- İNTÂ[Ar.] değil/yerine/= ÇOK TERLEMEK | KUSMAK


- INTEGRATED vs. SAME


- INTEGRITY IN THE SELF vs. SEPERATION TO OUT WORLD [AND MANAGEMENT]


- INTELLIGENCE :/yerine ZEKA


- İNTER- ile İNTRA- ile DİA- ile SİN- ile SUB- ile -LEMMA

( -arası. İLE iç, içine. İLE İçinden, arasından. İLE Bitişik, yapışık, kaynaşık. İLE -altı. İLE ... zarı. )


- INTEREST :/yerine İLGİ, FAİZ


- INTERMEDİYER/INTERMEDIATE[İng.] değil/yerine/= ORTA, ARA


- INTERNAL STRUCTURE değil/yerine/= İÇYAPI


- (INTERNET) SAYFA(SI) ile SİTE(Sİ) ile PORTAL

( Internet üzerindeki tek adres, tek tıklama ile ulaşılan bilgi, görüntü. İLE Birçok internet sayfasını birarada bulunduran yapı. İLE Çok yoğun bilgi ve çok sayıda siteyi birarada bulunduran yapı. )


- INTERSTISYUM/INTERSTITIAL[İng.] değil/yerine/= TISSUE ARA DOKU


- İNTİBAK[Ar.]/ENTEGRASYON[İng. < INTEGRATION] değil/yerine/= ÖLÇÜDEŞLİK/ÖLÇÜ UYUM, UYUM


- İNTİFÂ'[Ar.] ile İNTİFÂ'[Ar. < NEF | çoğ. İNTİFÂAT] ile İNTİFÂH[Ar. < NEFH]

( Ortadan yok olma, aradan çıkma. İLE Yararlanma, menfaatlenme. İLE Kabarma, şişme. | Örgenlerden birinin şişmesi. )


- İNTİHÂB[Ar. < NAHB | çoğ. İNTİHÂBÂT] ile İNTİHÂB[Ar. < NEHB | çoğ. İNTİHÂBÂT]

( Seçme/seçilme. | Seçim. | En güzel. İLE Yağma ile mal alma, kapışma, talanlama. )


- ÖZKIYIM/İNTİHAR[Ar.] ile/ve/değil/||/<> ÖLÜM ORUCU


- İNTİKAL[< NAKL (çoğ. İNTİKALÂT)] ile İNTİMÂ'[Ar.]


- İNTİKAL ile/ve SEVK


- İNTİKAS["ka" uzun okunur] ile İNTİKÂS[Ar. < NÜKS] ile İNTİKÂŞ[Ar. < NAKŞ]["ka" uzun okunur] ile İNTİKAZ["ka" uzun okunur]

( Eksilme. İLE Başaşağı düşme ya da dönme. İLE Kazılma, nakşolunma. İLE Bozulma, çözülme. )


- İNTİMÂ'[Ar.] ile İNTİSÂB[Ar. < NİSBET] ile İNTİSÂB[Ar. < NASB]

( Kuşun bir yerden uçup başka bir yere konması. | Birine mensûb olma. İLE Bir kişiye mensûb olma. | Bir yere bağlanma, kapılanma. | Birinin adamı olma. İLE Dikilip durma. | Yükseğe kaldırma. | Kurala göre sözcüğün mensûb olması. )


- İNTİSÂH[Ar. < NESH] ile İNTİSÂH[Ar.]

( Kopyasını/nüshasını/sûretini çıkarma, istinsah. İLE Verilen öğüdü tutma. )


- İNTİSÂR[Ar. < NESR] ile İNTİSÂR[Ar. < NASR] ile İNTİŞÂR[Ar.] ile İNTİZÂR[Ar. < NAZAR]

( Saçılma, dağılma. | Püskürme/püskürtme. | Aksırma. İLE Öc alma. İLE Yayılma, dağılma, neşr olunma. | Üreme. | Gizli bir şeyin ağızdan ağza yayılması. | Genelleşme. | [fizik] Ayrılma. [İng./Fr. DISPERSION] | [kimya] Dağılım, yayınma. [İng./Fr. DIFFUSION] İLE Bekleme, gözleme. | İlenme, beddua. )


- İNTİŞÂR[Ar. < NEŞR] değil/yerine/= YAYILMA, DAĞILMA | ÜREME


- İNTİZÂR[< NAZAR] ile/ve/<> İNKİSÂR[< KESR]

( Bekleme, gözleme. | İlenme, beddua. İLE/VE/<> Kırılma. | Gücenme. | İlenme, ilenç. )


- INTO :/yerine İÇİNE


- İNTRAAORTİK/INTRAAORTIC[İng.] değil/yerine/= ANA ATARDAMAR İÇİ, AORT İÇİ


- İNTRADERMAL[İng.] değil/yerine/= DERİ İÇİ


- İNTRAKARDİYAK/İNTRACARDİAC[İng.] değil/yerine/= KALP İÇİ, YÜREK İÇİ


- İNTRAKRANİYAL/İNTRACRANIAL[İng.] değil/yerine/= KAFA İÇİ


- INTRINSIC (VALUE) = İÇKİN/ASIL (DEĞER)


- İNTROJEKSİYON/INTROJECTION[İng.] değil/yerine/= İÇE ATIM


- INVOLVED :/yerine DAHİL OLAN


- İNZÂL[Ar. < NEZR | çoğ. İNZÂLÂT] ile İNZÂR[Ar.] ile İNZÂR[Ar. < NEZF | çoğ. İNZÂRÂT] ile İNŞÂR[Ar.]

( İndirme/indirilme. | Tanrı buyruklarının peygamberlere inmesi. | Uykuda düş azması, meni boşalması. İLE Geciktirme, te'hîr etme. İLE Sonunun kötü olacağını haber vererek korkutma, uyarıda/ihtarda bulunma. İLE Ölüyü diriltme. )


- İNZİVÂ'[< ZUVİYY < ZEYY] -ile

( BİR KÖŞEYE ÇEKİLME, ÇEKİLİP HİÇBİR İŞE KARIŞMAMA | DÜNYA İŞLERİNDEN VAZGEÇME )


- IOFFE BARS[İng.] / BARRES D'IOFFE[Fr.] / IOFFE-STÄBE[Alm.] ile/değil/yerine/= İOFFE ÇUBUKLARI


- İOİDİON HALK OKULU :

( Yeniköy'deki okullardan biri de 1893/1894'te faaliyet gösteren İoidion Halk Okulu idi. Ancak kısa ömürlü oldu ve kapandı. )


- Olur-olmaz zamanda konuşacağına gerektiğinde KONUŞ!!!


- IOMT/INTERNET OF MEDICAL THINGS değil/yerine/= TIBBİ NESNELERİN INTERNETİ


- IOMT-SAF/INTERNET OF MEDICAL THINGS SECURITY ASSESSMENT FRAMEWORK[İng.] değil/yerine/= TIBBİ NESNELERİN INTERNETİ GÜVENLİK DEĞERLENDİRME ÇERÇEVESİ


- ION KROMATOGRAFİ ile/||/<> İYON DEĞİŞİMİ

( IC ayırma+tespit, iyon değişimi sadece ayırma. )

( Formül: Analitik İLE preparatif )


- Ona bakarsan diyerek sözü düşürmeden KONUŞ!!!


- İP ile BENE[Fars.]

( İnce urgan, palamar, ip. )


- İP ile/ve/değil/<> ÇÖZGÜ/ARIŞ

( ... İLE/VE/DEĞİL/<> Dokumacılıkta, atkıların geçirildiği, uzunlamasına ipler. )


- İP ile FLOŞ[Fr.]

( ... İLE Selülozdan, yapay, parlak, bükümsüz iplik. )


- İPEK MAYMUN/TAMARİN ile PEMBE MAYMUN

( SAGUINUS TAMARIN vs. LEONTOCEBUS ROSALIA )


- İPEK SUYU :

( Sarıyer Maden Mahallesi sınırları içindedir ve Çırçır mesiresinin biraz ilerisindedir. İpek restaurantın bahçesinden ve yamaçtan çıkan suyun sertlik derecesi 6'dır. )


- İPEK YOLU HASTALIĞI (BEHÇET) ile/||/<> BATI TİP BEHÇET

( İpek Yolu Behçeti Türkiye, Orta Doğu ve Uzak Doğu'da yüksek prevalans İLE Batı tip Behçet daha nadir ve hafiftir. İpek Yolu coğrafyası HLA-B51 yüksek sıklık İLE Batı populasyonları düşük HLA-B51 gösterir. Coğrafi dağılım hastalık şiddetini etkiler. )

( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )


- İPEK YOLU ve/||/<> İLİM YOLU


- İPEK ile/değil/yerine CUPRO

( Dünyanın ilk vegan kumaşı... Cupro )


- İPEK ile İPEKA ile İPEKLİ ile İPEKÇİ/LİK ile İPEK GÜLÜ ile İPEK MATI ile İPEK AĞACI ile İPEK BASKI ile İPEK BÖCEĞİ ile İPEK ÇİÇEĞİ ile İPEK BÖCEKÇİLİĞİ ile İPEK BÖCEĞİ KELEBEĞİ


- İPEK ile/ve KAZZ[Ar.]

( ... İLE/VE Ham ipek. )


- İPEK ile LÂS[Fars.]

( ... İLE Âdî ipek. )


- İPEKA ile İPEKAĞACI

( Altınkökü. İLE Ekvatorsu bölgelerde yetişen, kerestesi ipek görünüşünde, sarı parıltılı bir ağaç. )

( ... cum C. PROCERA )


- İPEKBÖCEĞİ ve/<> KARATABAN

( ... VE/<> İpek böceklerinde geniş çapta ölüme yol açan kelebek hastalığı. )


- İPEKÇİÇEĞİ ile İPEKAĞACI

( Semizotugillerden, güzel çiçek açan bir bitki cinsi. İLE Ekvatorsu bölgelerde yetişen, kerestesi ipek görünüşünde, sarı parıltılı bir ağaç. )

( PORTULACA GRANDIFLORA cum C. PROCERA )


- İPEK/İBRİŞİM[Fars. < EBRİŞUM] ile/ve KEMHA


- İPEKYOLU ile/ve BAHARAT YOLU

( Belh şehri, kesişim noktasıdır. )


- İPİL-İPİL -ile

( Parlak-parlak. )


- İPİN UCUNU KAÇIRMAK ile OKUN YAYDAN ÇIKMASI


- İPİNCE ile İPİ KIRIK ile İPİ ÇÜRÜK ile İPİL İPİL


- IPL/INTENSE PULSE LIGHT[İng.] değil/yerine/= YOĞUN ATIMLI IŞIK


- İPOTEK ile TAŞINMAZ YÜKÜ

( Bir borcun ödenmesini güvence altına almak için borç ödenince ortadan kaldırmak koşuluyla borçlu tarafından belirlenecek bir taşınmaz üzerine alacaklı lehine tapuya işlenen kayıt. İLE Söz konu taşınmaz sahibini başka bir kişiye yükümlü kılar.[Söz konusu olabilmesi için tapu kütüğüne tescil koşulu bulunmaktadır.] )


- İPSC İLE ESC İLE ORGANOİD ile/||/<> KÖK HÜCRE TEKNOLOJİLERİ

( Pluripotent hücre sistemleri. )

( Formül: OSKM faktörleri )


- İPSİ ile İPSİZ/LİK ile İPSİLER ile İPSİZ SAPSIZ ile İPSİ SOLUCANLAR


- İPSİLATERAL/IPSILATERAL[İng.] değil/yerine/= AYNI YAN


- İPTAL OLMAK ile ŞOKE OLMAK


- IQ[AYKÜU] değil/yerine ZEKÂ