Dört(4) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 34.966 başlık/FaRk ile birlikte,
34.966 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(54/141)
- GÜRZ ile/||/<> GÜRZ-İ GİRÂN ile/||/<> BOZDOĞAN
( Uzun saplı, büyük demir topuz. İLE/||/<> İri, ağır topuz. İLE/||/<> Yeniçeriler tarafından kullanılan ve atların eyerinde asılı duran, altı toplu gürz. )
- GUSSA[Ar. çoğ. GUSAS] değil/yerine/= TASA, KAYGI, KEDER
- GUSÛL ile/ve/||/<>/< USÛL
( Usûlsüz, gusûl olmaz. )
- GUT ve/||/<> SERTLEŞME SORUNU ve/||/<> KALP KRİZİ
( Erkeklerde Kol Kola Gezen Üç Rahatsızlık - Murat Kınıkoğlu [Dr.] )
- GÜVE ile ATLAS GÜVESİ/KELEBEĞİ
( ... İLE Böceklerin en büyüğüdür. )
( ... İLE Ancak, bir haftadan biraz fazla yaşarlar. )
( ... İLE Büyürlerken, dört kez deri değiştirirler. )
( ... İLE Kanat uzunlukları, 30 cm.'yi bulabilir. )
( ... İLE Kanat ucları, kobranın başına benzer. )
( ... İLE Ağızları olmadığından dolayı, tüm enerjilerini, eş bulmak için kullanırlar. )
- GÜVE ile AY GÜVESİ
( Kurtçuğu, yapağı, kumaş ve dokuma yiyen, pulkanatlılardan bir böcek. İLE ... )
( CLOTHES MOTH vs. MOON CLOTHES MOTH )
( TINEA PELLIONELLA cum ... )
- GÜVE ile/ve/<> TEMBEL HAYVAN GÜVESİ/BRADIPUS GÜVESİ
- GÜVE ile VENEZUELLA KANİŞ GÜVESİ
( ... İLE 2009 yılında, Venezuella'nın Gran Sabana bölgesinde, Arthur Anker[Dr.] tarafından keşfedilmiş, "yeni" sayılabilecek bir güve türüdür.
En dikkat çeken özellikleri; bol tüylü, 6 ayaklı ve tüylerine nazaran renkli bir anteni olmasıdır.
Bulunuş öyküsü:
Arthur Anker, her zaman yaptığı gezilerden birini yapar. Gran Sabana bölgesinde yaptığı gezide de çok sayıda fotoğraf çekip sosyal medyadaki hesabına ekler. O fotoğraflar arasında en çok ilgi çeken bu güvenin fotoğrafı olur.
Güve, sosyal medyada fenomen olur ve bilimkişileri arasında tartışmalara yol açar. Hem Anker, hem de bazı bilimkişileri, bu güveyi sınıflandırmak için uğraşmaya başlar.
"Diaphora mendica" ve Muslin güveleriyle benzer özelliklere sahip olsa da tahmin edilen Lepidopteran ailesinden olan Artace cinsindendir.
Ancak henüz hangi taksonomik öbeğe ait olduğuna karar verilemediğinden resmi bir adı dahi yoktur. )
(
)
- GÜVEN KAYBETMEK yerine PARA KAYBETMEK/PARASIZ KALMAK
( TO LOSE MONEY instead of TO LOSE TRUST )
- GÜVEN:
"KAZANILAN" değil İNŞÂ EDİLEN
- GÜVEN ve/<>/< ÖZEN
( TRUST and/<>/< CARE )
- GÜVENCE ile GARANTİ ETMEK ile EMİN ile KEFİL
( ASSURANCE vs. ASSURE vs. ASSURED vs. ASSURER )
( اطمينان ile پشتگرمي ile خاطرجمعي ile يقان ile پشت گرمي ile مطمئن کردن ile خاطرجمع کردن ile خاتر جمع کردن ile اطمينان دادن ile مطمئن ساختن ile بيمه شده ile اطمينان دهنده )
( ETMYNAN ile POSHTGARAMY ile KHATRAJMAY ile يقان ile POSHT GARAMY ile MOTMAEN KARDAN ile KHATRAJMA KARDAN ile KHATAR JAM KARDAN ile ETMYNAN DADAN ile MOTMAEN SAKHTAN ile BEYMAH SHODEH ile ETMYNAN DAHANDEH )
- GÜVENİLMEZLER:
KIŞ GÜNEŞİ ve/||/<> SULTANLARIN GÜLMESİ ve/||/<> DURGUN DENİZ ve/||/<> AMİRLERİN İLTİFATI ve/||/<> DÜŞMANIN ÖĞÜDÜ ve/||/<> BAZI KADININ CİLVESİ/ZÂHİDLİĞİ
( ŞEMS-İ ŞİTÂ ve/||/<> DAHK-I HÜMÂ ve/||/<> SÜKÛNET-İ DERYA ve/||/<> İLTİFAT-I UMERÂ ve/||/<> NASİHAT-İ ADÂ ve/||/<> CİLVE-İ/ZÜHD-Ü NİSÂ )
- Güvenliğin için DİNLE!!!
- Güvenliğin için KONUŞ!!!
- Güvenliğin için SUS!!!
- GÜVENLİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/</>< ÖZEL YAŞAMIN GİZLİLİĞİ
- Güvenmek için DİNLE!!!
- GÜVENMEK:
"O, BUNU YAPMAZ" ile/değil/yerine "O, BUNU YAPTIYSA, BİR BİLDİĞİ VARDIR"
- GÜVERCİN ile GUGUK KUŞU
( )
( COLUMBA cum CUCULUS CANORUS )
- GÜVERCİN ile KAYA/YABANİ/BAYAĞI GÜVERCİNİ
(
)
( Evcil güvercinler renk ve desen olarak çok fark gösterir. İLE İki kanadında, iki siyah çubuk dışında soluk gri renklidir. )
( Yaban ortamında, kayalıklar, yuvalama ve üreme için kullanılır. )
( Kökeni Avrupa, Kuzey Afrika ve Asya'nın Batı'sına dayanan kaya güvercini, dünya üzerindeki kentlere yerleşmiştir. )
( COLUMBA cum COLUMBA LIVIA )
- GÜVERTE[İt. < COVERTA] ile/||/<> (GEMİLERDE) AMBAR VE KAMARALARIN ÜSTÜ
( gemilerde ambar ve kamaraların üstü İtal Venedik coverta deck Bütün Akdeniz dillerinde yaygın olarak geçer cuberta cubierta couverte İtal coperta Türkçede göverte biçimi güverteye dönüşmüştür Türkçe gövercin güvercin veya gövermek güvermek gibi Azeri alanında kullanılan köyǝrtǝ biçimi Türkçeden alınmıştır )
( COUVERTE )
( CUBIERTA )
( COVERTA | COPERTA )
- GUY :/yerine ADAM
- GÜYA ile HESAPTA
- GÜYA ile KENDİNCE
- GÛYÂ değil/yerine/= SÖZDE/SANKİ/SÖZÜMONA
- GÜYA["GÖYA" değil!] değil/yerine/= SÖZÜM ONA/SANIRSIN Kİ
- GÜZEL AHLÂK ve/=/<> İLİM
- GÜZEL/LİK (ARAYIŞI) ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/< "YENİ/LİK" ("İSTEĞİ/BEKLENTİSİ")
- GÜZEL EKİZ(FOTOĞRAF) ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ANLATAN EKİZ(FOTOĞRAF)
- GÜZEL GENÇ ve/||/<> GÜZEL YAŞLI
( Doğanın yapıtıdır. VE/||/<> Sanatın yapıtıdır. )
- GÜZEL GÜZEL (ÇALIŞMAK, KONUŞMAK, OYUN OYNAMAK)
- GÜZEL KUR'AN OKUYOR değil AĞZI KUR'AN'A YAKIŞIYOR
- GÜZEL OLAN, SEVGİLİDİR değil/yerine SEVGİLİ OLAN, GÜZELDİR
- GÜZEL (OLAN) ile/değil İSTEDİĞİM GİBİ (OLAN)
( [not] THE BEAUTIFUL vs./but WHICH/WHAT I WOULD LIKE TO )
- GÜZELLEME ile/||/<> ÖVGÜ
( 1. Sevilen bir varlığı öven koşuk türü. Çoğu sevi üzerine olur; dağ, at konulu olanları davardır. Biçim bakımından, en çok, koşma ve hece ölçülü semai olur. 2. Şen, sevinçli sevi duygularını dile getiren türkülerde özel bir ezgi (Daha çok halk öykülerinde uygulanır). @@ (Halk edebiyatı terimi) Lirik bir koşuk şekli. @@ Halk yazınında ve öykücülüğünde lirik koşuk biçimi. )
( ...~PRAISE )
( ÉLOGE~ÉLOGE | ELOGE )
( ...~LOB )
( ...~ELOGIO )
( ...~ΕΓΚΏΜΙΟ / εγκώμιο )
- GÜZELLEŞMEK ile GÜZELLEŞTİRMEK ile GÜZELLEŞEBİLMEK ile GÜZELLEŞTİRİLMEK ile GÜZEL/LİK ile GÜZELCE ile GÜZELLEME ile GÜZEL DUYU ile GÜZEL GÜZEL ile GÜZEL DUYUSAL ile GÜZEL SANATLAR ile GÜZEL DUYUCULUK ile GÜZELLİK SALONU ile GÜZEL YAZI SANATI ile GÜZELLİK ENSTİTÜSÜ ile GÜZELLİK KRALİÇESİ ile GÜZELLİK MALZEMESİ ile GÜZELLİK YARIŞMASI ile GÜZELLİK MÜSTAHZARLARI
- GÜZELLİĞİN DÖRT TÜRÜ -ile
- GÜZELLİK ile/ve/hem de AKIL
( Güzellik ondur, dokuzu don-dur. )
( Güzele kırk günde doyulur, iyi huyluya kırk yılda doyulmaz. )
( Güzel bürünür, çirkin görünür. )
( vs./and/||/<> REASON/MIND )
- GÜZELLİK ve/||/<> BİRİNİ SEVMEK
( Dünyayı kurtaracak. VE/||/<> ile başlayacak herşey. )
( )
- GÜZELLİK ile/ve/<> EDEB
( Güzeli güzel yapan edeptir, edep ise güzeli sevmeye sebeptir. )
( BEAUTY vs./and/<> ETHICS/MANNERS )
- GÜZELLİK ile/ve/<> EDEB
( BEAUTY vs./and/<> ETHICS/MANNERS )
- GÜZELLİK ile İÇTENLİK/CANA YAKINLIK
( İçtenlik vermez. İLE Güzellik verir. )
- GÜZEL/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<> ÖZEL/LİK
( BEAUTY(TIFERET[Kabala]) vs. FEATURE )
- GÜZERGÂH BOYU/NCA" değil GÜZERGÂH
- GÜZERGÂH ile/||/<> YOL BOYU
( Kent içinde bir yolun nerelerden geçtiğini harita ya da düzentasar üzerinde gösteren çizgi )
- GÜZEY ile/||/<> KUZ YÖNÜ
( kuz yönü )
- GVB/GENE DATA BANKS[İng.] değil/yerine/= GEN VERİ BANKALARI
- GVHD/GRAFT-VERSUS-HOST HASTALIĞI GRAFT-VERSUS-HOST DISEASE[İng.] değil/yerine/= KONAĞA KARŞI YAMA SAYRILIĞI
- GVKY/GENERAL DATA PROTECTION REGULATION[İng.] değil/yerine/= GENEL VERİ KORUMA YÖNETMELİĞİ
- GYRIN (GYRINUS)[Fr.] ile/||/<> SU BİTİ
( girinus zooloji )
( GYRIN (GYRINUS) )
- H-BAR[İng.] / RAIE H[Fr.] / H-LINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= H ÇİZGİSİ
- h.[Lat. < HORA] değil/yerine/= SAAT
- H. L. A. HART >< LON FULLER
- H.S./HORA SOMNİ[İng.] değil/yerine/= YATMADAN ÖNCE
- HAA/FAULT TREE ANALYSIS[İng.] değil/yerine/= HATA AĞACI ÇÖZÜMLEMESİ, HATA AĞACI ANALİZİ
- HABB[Ar.] ile HABB[Ar.]
( Aldatıcı, hilekâr, kurnaz. İLE Denizin dalgalanması, kabarması. )
- HABB/E[Ar.] değil/yerine/= EVİN
( Tahıl tanesi. | Su kabarcığı. | Karagöz, Matiz, Külhanbeyi tiplerinin, "Yemek yemek" anlamında kullandığı söz. | Dervişlerin giydiği haydâriye'nin yakasına takılan iki yuvarlak taş.[Bu taşlar, necef ya da akik olur.(Haseneyn'in muhabbetine nişâne)] )
- HABBE ile/ve/||/<>/> HUBUT [>< SUUT]
( Tohum. İLE/VE/||/<>/> Atılma. )
- HABER ALMA GEREKSİNİMİ ile/ve/değil/<> HABER ALMA HAKKI
- HABER ile İŞÂA/T[< ŞÜYÛ]
( Bir haberi herkese duyurma. )
- SAVA/HABER ile MÜJDE
( HAVÂDİS[< HÂDİSE], NEBE ile BEŞÂRET )
( ... ile NÜVÎD )
( NEWS vs. GOOD NEWS )
- HABER ile NEBE
( ... İLE Önemli haber. )
- HABER[Ar.] ile NEBE'[Ar.]
- HABER ile/ve/= VERİ
( NEWS vs./and/= DATA )
- HABERCİ "RÜYA" ile "TAMAMLAYICI RÜYA"
- HABERCİ ile ELÇİ
( ULAK ile ... )
( AVATAR ile ... )
( BERÎD[çoğ. BERÎDÂN] ile ... )
- HABER/İHBAR ile İNŞÂ
- HABERİM OLMADI ile/değil/yerine HABERİM BİLE OLMADI
( Kendini merkeze koyarak. İLE/DEĞİL/YERİNE Kavramı, olguyu, süreci, ortak alanı/durumları göz önünde bulundurarak. )
- HABERİN/BİLİNİN "DEĞERİ":
"DOLAŞIM GÜCÜ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DOĞRULUK
- HABERLER KÖTÜ GELSE DE ile/değil KÖTÜ HABERLER GELSE DE
( Haberlerin, "kişinin algısına/yorumuna göre değişebilir" anlamına gelmesi/getirilebilmesi. İLE/DEĞİL Haberlerin, kötü/olumsuz haberler olduğunu bildirmesi. )
- HABERLEŞMEK ile HABERLEŞTİRMEK ile HABERLEŞEBİLMEK ile HABER/LİK ile HABERCİ/LİK ile HABERLİ/LİK ile HABERSİZ/LİK ile HABER KİPİ ile HABERSİZCE ile HABER AJANSI ile HABER BÜROSU ile HABER BÜLTENİ ile HABER KAYNAĞI ile HABER MERKEZİ ile HABER STÜDYOSU
- HABÎB[< HUBB] -ile
( SEVGİLİ, SEVEN, DOST )
- HABÎS[Ar.] ile HABÎS[Ar. < HUBS] ile HABÎS[Ar.] ile HÂBİS/HAPİS[Ar.]
( Parasız olarak verilen, bağışlanan şey. İLE Kötü, alçak, pis. İLE Un helvası. İLE Hapsed(il)en, tut(ul)an. )
- HABITABLE ZONE ile/||/<> BIOSIGNATURE ile/||/<> PANSPERMIA
( Dünya dışı yaşam kavramları. )
( Formül: Drake denklemi )
- HABL ile/||/<> CORDE[Fr.] ile/||/<> İP
( biyoloji Az ip yüp Tar yip Alt Tel yip çip çip tuzak ağı jip yip ip cip śip Orta Türkçede yıp olarak geçer Bu biçim başındaki ynin baskısı altında yipe dönüşmüştür Kıpçakçada da yip ip olarak geçer Türkçede yip biçiminin başındaki y sesi düşmüştür ipek Kökünü bilmiyoruz Ana Türkçede yip olarak geçtiği anlaşılıyor Çuvaşça śip biçiminin başındaki ś sesi yip biçiminin başındaki ynin Ana Türkçeden kalma bir ses olduğuna tanıktır lik ekiyle kurulan yiplik iplik türevi Macarcaya gyeplő dizgin olarak geçmiştir Ligeti TörK 244 )
( CORDE )
( IP[Az.]~YÜP[Tkm.]~YIP[Alt.]~YIP[Tel.]~ÇIP[Şor.]~ÇIP[Sag.]~JIP[Kzk.]~YIP[Nog.]~IP[Özb.]~CIP[Krg.]~ŚIP[Çuv.] )
- HABL-İ METÎN -ile
( ALLAH'IN KOPMAZ İPİ | İSLÂM DÎNİ )
- HABL-İ SAVTÎ[Ar.] -ile
( Hançere içinde gerilmiş olan ve sesin perdelerini düzenleyen ipler. )
- HABS ile HABS
( Murdar, çirkin. | Ayıp. İLE Hapis, alıkoyma, bir yere kapama, salıvermeme. | Tutma, zaptetme. )
- HABS[Ar.] ile HABS[Ar.]
( Murdar, çirkin. | Ayıp. İLE Hapis, alıkoyma, bir yere kapama, salıvermeme, hapishane. | Tutma, zaptetme. )
- HABS[Ar.] ile HASR[Ar.]
- HABT[Ar.] ile HABT[Ar.]
( İptal etme, bozma. | Bir bahiste birini susturma, ağzını kapama. İLE Yanlış hareket etme, yanılma. )
- HAC ile HAÇ ile HACI/LIK ile HACILAR ile HACI YAĞI ile HACI DEVESİ ile HACI FIŞFIŞ
- HAÇ ile HAC(C)
- HACC:
İFRÂD ile/ve/<> TEMETTÛ ile/ve/<> KIRÂN
- HACC KOŞULLARI ile/ve/değil YOL KOŞULLARI
( Bayanların hacca yalnız gidememeleri ile ilgili çekince Hac'a gitmesi değil eski zamanlardaki çeşitli ve uzun yol şartlarından dolayıdır. Dolayısıyla günümüzde yalnız gitmemesi yönünde bu tür bir engel bulunmamaktadır. )
- HACC:
NİYET ve/<> TERBİYE
- HACC[Ar.] ile HÂCC[Ar. çoğ. HÜCCÂC]
( İslâm'ın beş koşulundan biri olan ve belirli zamanda Mekke'deki Kâbe-i Şerîfe'yi ziyaret etmek üzere yola çıkma farîzası. İLE Hacca giden, Kâbe'yi ziyaret eden, hacı. )
- HACC[Ar.] ile KASD[Ar.]
- HACC[Ar.] ile/ve/||/<>/< SILA[Ar. < VASL]
( Genellikle tek tanrılı dinlerde kutsal olarak tanınan yerlerin, o dinden olanlarca yılın belİRli aylarında ziyaret edilmesi. | İslâm'ın beş koşulundan biri olan, Müslümanlarca zilhicce ayında Mekke'de yapılan Kâbe'yi ziyaret ve tavaf ibadeti. İLE/VE/||/<>/< Bir süre ayrı kaldığı bir yere ya da yakınlarına kavuşma. Memleketine gitme, yakınlarına ulaşma. | Gurbetteki biri için doğup büyüdüğü ve özlediği yer. | Bahşiş, hediye. | Rabıt sigâsı.[ulaç, bağ-fiil][Fr. GERONDIF] )
- HACC ile/ve UMRE
- HACC'A GİTMEK ile/ve HACC'TAN GİTMEK
- HÂCCE[Ar. çoğ. HÂCC] ile HÂCCE[Ar. çoğ. HAVÂCC]
( Bir çeşit akdiken. İLE Hacca giden hanım. )
- HACC'DA:
ARARAT ile/ve/||/<>/> MEŞAR ile/ve/||/<>/> MÜZDERİFE ile/ve/||/<>/> MİNA
- HÂCE BAYRAM-I VELÎ ile/ve/<> HÂCE ŞÂBAN-I VELÎ
- HACE BAYRAM-I VELÎ ve/||/<> HASAN DEDE (UZUNKOL'LU - TAVŞANLI - KÜTAHYA)
( ... VE/||/<> Sancaktarı. )
- HÂCE[Ar. < HÂCET] ile HÂCE[Fars. | çoğ. HÂCEGÂN]
( Gereklilik, ihtiyaç, lüzum. İLE Hoca, efendi, ağa, çelebi, sahip, muallim, öğretmen, müderris. | Tüccar. )
- HACEL[Ar.] ile HAYÂ'[Ar.]
- HACER-İ MAKTÛ DEVRİ ile/||/<> PALEOLITHIC[İng.] ile/||/<> PALÉOLİTHİQUE, ÂGE DE PİERRE TAİLLÉE[Fr.] ile/||/<> PALÂOLITHIKUM[Alm.] ile/||/<> YONTMA TAŞ ÇAĞI
( Dördüncü zamanın ilk dönemi olan yakın bölümde tarihten önce yaşamış insanların taşı yalnız yontarak araçlarını yaptıkları çağ )
( PALEOLITHIC )
( PALÉOLITHIQUE, ÂGE DE PIERRE TAILLÉE )
( PALÂOLITHIKUM )
- HACER-İ NECMÎ ile/||/<> AVENTURINE[Fr.] ile/||/<> YILDIZ TAŞI
( jeoloji )
( AVENTURINE )
- HÂCET[Ar.] ile FAKR[Ar.]
- HACET ile HACET YERİ ile HACET KAPISI ile HACET TEPESİ ile HACET PENCERESİ
- HÂCET-İ ZÂTÎ ile GANİYYÜ-Z-ZÂTÎ/GINA-YI ZÂTÎ
- HACI AHMET AĞA ÇEŞMESİ :
( Rumelifeneri'nde Dere Mahallesindedir (H.1187, M.1771). Basit bir meydan çeşmesi olan bu çeşme pek çok kez onarım gördüğünden esas hüviyetini tamamen kaybetmiştir. Son onarımı 2001'de yapılmıştır. Kitabesinde şöyle yazmaktadır: Sıhhat - ül Afiyet - ü İnnehü min Süleymane ve innehu Bismillahirrahmanirrahim Sahib - ül hayrat Elhac Ahmet Ağa (1187)". )
- HACI AHMET ÇARMIKLI CAMİİ :
( Demirciköy, köy meydanındadır. Köyde ilk cami 17. yy da köye Türklerin iskanı ile yapıldı. Zamana direnemeyince harap hale geldi. Hayırseverlerden Sabri Akın tarafından yıktırılan cami yeniden yapılmasına karşın yetersiz kalınca Hacı Mehmet Çarmıklı tarafından bu cami de yıktırılarak yenisi yapıldı. Cami son yaptıranın adını anılmaktadır. )
- HACI AHMET ÇEŞMESİ :
( Bahçeköy'de İnönü Caddesi üzerinde ve İSKİ binası yanında olan Hacı Ahmet Çeşmesi 1993 tarihinde yapılmış basit bir köşe başı çeşmesi olup Hacı Ahmet hayratıdır. )
- HACI AHMET YESEVİ CAMİİ :
( Reşitpaşa Mahallesinin Doğanevler semtinde olup, tarihi bir özelliği yoktur. )
- HACI ÂRİF BEY ile HACI ÂRİF BEY
( ... İLE Kanunî. )
- HACI BEŞİR AĞA ÇEŞMESİ -ile
( Sıfır(Milyon) Taşı yanında. [Sultanahmet] )
- HACI KAMALETTİN CAMİİ :
( Rumelihisar kalesi ile vapur iskelesi karşısında bulunan bu camii tarihi eser camilerden biridir. 1743'te Sultan I. Murat tarafından camiye dönüştürüldü. "Çarşı Camii" olarak da bilinen Hacı Kemalettin Camii 1940'da büyük onarım gördü. )
- HACI MAHMUT EFENDİ SOKAK :
( Merkez Sarıyer'de Muhacir Mahallesi yerleşim bölgesindeki sokaklardan biridir. Mahallenin ilk hacısı ve saygın bir kişisi olarak mahalleye bu "Hacı Mahmut Efendi Sokak" ismi verildi. )
- HACI MEHMET ERGİN CAMİİ :
( Çırçır Suyu mesiresinin ilerisinde ve Bekardere mevkiinin doğu tarafında ve tepededir. Yeni ve basit bir cami olup, tarihi özelliği yoktur. )
- HACI MÜEZZİN MEHMET RACİ EFENDİ (İST. 1876 - 1938) :
( Sarıyerlidir. İyi eğitim almış bir din adamıdır. Sarıyer Camiinde Müezzinlik yaptığı için "Müezzin" Lakabı ile anılır. Çok uzun yıllar muhtarlık yaptı. Milli Mücadele'de Müdafaa - i Milliye (M.M. Grubu) ile birlikte çalıştı. Sarıyer'de her aktivitenin içine cesaretle girdi. Osmanlı Donanmasını güçlendirmek amacı ile kurulan "Donanma - ı Osman - ı Muavenet - i Milliye Cemiyeti Sarıyer Şubesi" Reisliğini yaptı. Nasihat heyetlerinde görevlendirildi. Tayyare Cemiyeti Sarıyer Şubesi Reisliğini üstlendi. Sarıyer'de sporun gelişmesi için gençlerin yanında oldu. Ölene kadar muhtarlık görevi üzerinde kaldı. )
- HACI MUSTAFA EFENDİ ÇEŞMESİ :
( Büyükdere'de Canfes Sokakta bulunan bu çeşme köşe başındaki bir evin altındadır. Çeşme tek muslukludur, suyu vardır. İki bölümlü kitabesinde şu yazı yer almaktadır: Sahib - ül hayrat bani - i sâni Rize eşrafından/ Kovalızade Hacı Mustafa Efendinin ruhiycün". Çeşme "Acı Su" ve "Acı Çeşme" olarak da anılmasına neden "Hacı kelimesinin hatalı telaffuz edilmesinden kaynaklandığı sanılmaktadır. Çeşmenin yaptırıldığı tarih belirtilmemiştir. )
- HACI NEFİSE HANIM ÇEŞMESİ :
( Demirciköy Çeşme Sokakta bulunan bu çeşme duvar çeşmesi hüviyetindedir (H.1313, M.1896). Mermer ayna taşı aynı zamanda kitabesidir. Kitabesinde şöyle yazmaktadır: Sahib - ül hayrat vel hasenat Şakir Efendinin kerimesi Hacı Nefise Hanımın ruhi şerifine rizaen lillâhi teala fâtiha (1313)". )
- HACI OSMAN DİNEK PARKI :
( Yenimahalle'nin Havantepe yerleşim bölgesindeki Havantepe Camii'nin az ilerisindedir, 600,00 m²'lik bir alan üzerindedir. 25,00 m²'lik eşil alanı, 35,00 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )
- HACI PİRÎ MESCİDİ ile/ve HACI PİRÎ MESCİDİ
( Kadirhane mescidi. İLE/VE Leylek Yuvası mescidi. )
( Tophane, Kâdirîler Yokuşu'nda bulunan mescid. [Kâdirî Şeyhi İsmail Rûmî] [XVII. yüzyıl] İLE/VE Yedikule, Hacı Pirî sokağında bulunan mescid. [Hacı Pirî Mehmed] [XVIII. yüzyıl] )
- HACI RIFAT ŞÜKRÜ DEDEMAN CAMİİ :
( Yavuz Sultan Selim mahallesindedir. Hayırsever Hacı Rıfat Şükrü Dedeman tarafından yapılmıştır. Cami yaptıranın adını taşımakta olup tarihi özelliği yoktur. )
- HACI SALİH PAŞA (?) :
( Sarıyerlidir. Sadrazam olarak Osmanlı İmparatorluğunda 18. yüzyılın son yarısı, 19. yüzyılın ilk yarısı içinde yaşamıştır. Merkez Sarıyer'de iki hayrat çeşme yaptırdı. Bunlardan biri Orta Çeşme diğeri, Devlet Hastanesi yanındaki ismini taşıyan çeşmedir. Sarıyer Devlet Hastanesinin bulunduğu alan 1960'dan önce mezardı. Mezarı türbe biçiminde bu mezarlığın içinde bulunuyordu. Hastanenin önündeki sokağın adı da Türbe Çeşme sokaktır. İsmini Hacı Salih Paşa'nın türbesinden almaktadır. )
- HACI SÜLEYMAN EFENDİ ÇEŞMESİ :
( Garipçe Köyünde denize yakın ve sarp kayalıkların hemen dibindedir. Hacı Süleyman Efendi tarafından yaptırıldığı (H.1326, M.1910) için bu isimle de anılmaktadır. Çeşmenin iki ismi daha var. Biri ismi de "Kumdöken Suyu" diğeri "Hacı'nın Suyu" dur. Kitabesi şöyledir: Ve minel mai külle şeyhin hayy. Sürmene'nin Hamandoz karyesinden Ameşoğlu Hasan Mahdumu Hacı Süleyman'ın hayratıdır 1326". )
- HACI ile BEDEL
( ... İLE Başkasının adına ve masrafıyla hacca giden. )
- HACI ile/ve/değil HÂCE
( HACE BEKTÂŞÎ VELÎ )
- HACIBEKTAŞ ile HACIBEKTAŞ TAŞI
- VOLUME ACOUSTIC WAVE[İng.] / ONDE ACOUSTIQUE DE VOLUME[Fr.] / AKUSTISCHE WELLE DES DATENTRÄGERS[Alm.] ile/değil/yerine/= HACİM AKUSTİK DALGASI
- BULK MODULUS, MODULUS OF VOLUME[İng.] / MODULE DE COMPRESSIBILITÉ, MODULE D'ÉLASTICITÉ VOLUMIQUE[Fr.] / MASSENMODUL, RAUMMODUL, VOLUMENMODUL[Alm.] ile/değil/yerine/= HACİM MODÜLÜ
- HACÎM[Ar.] ile HACÎM[Ar.] ile HACM/HACİM[Ar.]
( Hacamat eden. İLE Saldıran, hücum eden. İLE Bir cismin kapsadığı boşluk. | Oylum. )
- VOLUME FLOW RATE[İng.] / DÉBIT VOLUMIQUE[Fr.] / VOLUMETRISCHE STRÖMUNGSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= HACİMSEL AKIŞ HIZI
- VOLUME LIFETIME[İng.] / VIE VOLUMIQUE[Fr.] / VOLUMETRISCHE LEBENSDAUER[Alm.] ile/değil/yerine/= HACİMSEL ÖMÜR
- HACIOSMANOĞLU, NİZAMETTİN (RİZE, 1960) :
( İnşaat ve taşımacılık işleri yapmaktadır. 1999 - 2004 ANAP ve 2004 - 2009 döneminde AKP den Bahçeköy Belediye Meclis Üyesi olarak görev yaptı. )
- HACK[İng.] ile/değil/yerine/>< HAK[Ar.]
- HAD SAFHA değil/yerine/= İLERİ EVRE
- HAD ile HADD
( Sınır. İLE Küllî varlığın müşâhedesine erdiren bir yol. )
- HAD ile HAT ile HADİ ile HADİ HADİ ile HAT BEKÇİSİ
- HAD'[Ar.] ile KEYD[Ar.]
- HAD ile/ve/<>/< MATLA'[< TULÛ | çoğ. MATÂLİ']
- HAD'[Ar.] ile NAKS[Ar.]
- HAD ile/ve/<> ÖLÇÜ
( Bilgelik, aklın;
Cesaret, kalbin;
Ölçülülük, duyguların denetimidir. )
( Wisdom is reason's;
Courage is heart's;
Moderation is control of feelings. )
( LIMITING vs./and/<> MODERATION )
- HAD ile/ve/<> TERK
( LIMITING vs./and ABANDONMENT )
- HÂDD ile HADD[çoğ. HUDÛD] ile HADD ile HADD ile HADD ile HÂD[Fars.]
( Keskin. | Sivri. | Dar. | Sert, etkili, tesirli. | Ekşi. | Azgın ve iltihaplı çıban/yara/hastalık. | Gergin. İLE Sınır, iki devlet toprağının birleştiği yer, kenar. | Derece. | Gerçek değer. | Şeriatçe verilen ceza. | Bir önermede konu ile yüklemden her biri, terim. | Cebirde oran/tenasüp ya da denklem/muadeleyi oluşturan bölümlerden her biri. | Bir şeyin sonu. İLE Tümel/küllî var oluşun tanıklığına/müşâhedesine erdiren bir yol. İLE Denizden gelen gürültülü ses. | Gürültü ile yıkılan. | Gürültülü bir sesle çağıran. İLE Yanak. | Yeri yarma, yeri kazma. İLE Çaylak. )
- HADD[Ar.] ile HAKİKAT[Ar.]
- HADD[Ar.] ile İSM[Ar.]
- HADD[Ar.] ile NİHÂYET[Ar.] ile 'ÂKIBET[Ar.]
- HADD[Ar.] ile RESM[Ar.]
- HADDÂ'[Ar. < HUD'A] ile HADDÂ[Ar.]
( Aldatıcı, dalavereci. İLE Deve çobanı. )
- HADD-İ TÂM(MÂHİYET) ile/ve HADD-İ NÂKIS ile/ve RESM-İ TÂM ile/ve RESM-İ NÂKIS
( Tam tanım.(yakın(karib) cins + yakın fasıl)(İnsan, düşünen canlıdır). İLE/VE
Eksik tanım.(uzak(baid) cins + yakın fasıl)(İnsan, düşünen nesnedir). İLE/VE
Tam tanıtım.(yakın(karib) cins + gerekli özellik)(İnsan, gülen canlıdır). İLE/VE
Eksik tanıtım.(uzak(baid) cins + gerekli özellik)(İki ayak üzeri yürüyen, tırnakları geniş, tüysüz/kılsız, dik yürüyen, tab'an gülen) )
- HADD-İ ZÂTINDA ile AYNI ZAMANDA
( Özünde, merkezinde, gerçeğinde, doğrusu şu ki. İLE Bununla birlikte. )
- HADDİ/Nİ AŞMA ile/ve/||/<>/>/< "RAHATLIK"
( HADDİ/Nİ AŞMA ile/ve/||/<>/>/< "RAHATLIK" )
- Haddini bildirmek için KONUŞ!!!
- Haddini bildirmek için SUS!!!
- Haddini bilmek için KONUŞ!!!
- Haddini bilmek için SUS!!!
- HADESE(HUDÛS) ile HADESE(HADS)
( Olmak. İLE Sezgi./Sürat-i intikal. )
- HÂDİ'[Ar. < HADÎA] ile HÂDÎ[Ar.] ile HÂDÎ[Ar. < HİDÂYET | çoğ. HEVÂDÎ, HÜDÂT] ile HAYDİ![Ar.]
( Hileci, dolapçı. | Fena, bozuk. İLE Sırada ilk, birinci. | Yenilene yardım eden, yardımcı. İLE Doğru yolu gösteren, hidâyet eden. | Kılavuz, rehber. | Önde giden. | Mızrak ucu. İLE "Hareket geç!" )
- HÂDÎ[< HİDÂYET] -ile
( HİDÂYET EDİCİ, DOĞRUYA GÖTÜREN | KILAVUZ )
- HADÎD-İ ŞEMS | GÜNBERİ ile/||/<> GÜNBERİ
( Yer yörüngesinin Güneşe en yakın noktası Gezegenlerin yörüngeleri üzerindeki devinimleri sırasında güneşe en yakın oldukları nokta astronomi )
( PERIHELION | APHELION )
( PÉRIHÉLIE | APHÉLIE )
( PERIHEL, PERIHELIUM | PERIHEL | APHEL, APHELIUM )
( PERIHELIUM )
( PERIELIO )
( ΠΕΡΙΉΛΙΟ / περιήλιο )
- HADÎD-İ ŞEMS | GÜNBERİ >< GÜNÖTE
( Yer yörüngesinin Güneş'e en yakın noktası. @@ Gezegenlerin yörüngeleri üzerindeki devinimleri sırasında güneşe en yakın oldukları nokta. @@ (astronomi) )
( PERIHELION | APHELION~APHELION )
( PÉRIHÉLIE | APHÉLIE~APHÉLIE | FR. APHÉLIE )
( PERIHELIUM~APHELIUM )
( PERIHEL, PERIHELIUM | PERIHEL | APHEL, APHELIUM~APHEL, APHELIUM | APHEL )
( PERIELIO~AFELIO )
( ΠΕΡΙΉΛΙΟ / περιήλιο~ΑΦΉΛΙΟ / αφήλιο )
- HADIM ETMEK ile HADIM ETME
( CASTRATE vs. CASTRATION )
( خواجه کردن ile اخته کردن ile عقيم کردن ile اختگي )
( KHAJEH KARDAN ile AKHTEH KARDAN ile AGHYM KARDAN ile AKHTGY )
- HADIM, TAVAŞÎ ile/||/<> ENEK
( Enenmiş burulmuş erkekliği giderilmiş kişi 1 elcek I 1 2 Saban demirinin geçirildiği burun Ulucak Eşme Uşak Akbulut lspir Erzurum Deliilyas Şarkişla Sivas Çukurören Adalıkuzu Boyalı Kadıobası Güdül Ankara Gürmedere Fethiye Muğla 3 Kara sabanın ağaç bölümü Akpınar Gümüşhacıköy Amasya Eski kaynaklarda eŋek olarak geçer Yerel ağızlarda eğek çene kemiği olarak kullanılır eŋek çene iyek iyek Karakalpaklar buğak ve alkım adlarını da kullanırlar eyek iyek iyek yanax çene Başındaki y sonradan türemiştir Orta Türkçede eŋek biçimi kullanılır Eski Kıpçakçada da eŋek ve enek olarak geçer Eski Türk diyalektlerinde yanak olarak kullanılan eŋ adından k küçültme ekiyle yapılmıştır eŋ e k Egorov ÊS 353 Türkçe yanak Başkurtça Tatarca yaŋak biçimleriyle karıştırmıştır )
( EUNUCH )
( EUNUQUE )
( EUNUCH )
- HADİS[Ar.] ile/ve/||/<> MÜLK[Ar.]
- HADİSE | ESHAM | HÂDİSE | OLAY ile/||/<> OLAY ile/||/<> AKSİYON
( aksiyon 1 Bilim konusu olarak gözleme açık her türlü olgu ya da koşul 2 Deneme sonucu sezilen ya da bilinen ilk özdek nesne 3 Doğa olgusu Roman öykü masal gibi anlatı türlerinde konuyu geliştiren olgular Örneklem uzayının bir altkümesi Bir deney ya da bir oluşumdan elde edilebilecek tüm sonuçların bir altkümesi Kendine özgü ayrıtsal özellikleri olan yalınç bir durum oluşum ya da süreç fizik 1 Eylem Bir iş hareket yapmak bir davranışta bulunmak 2 Davranış Bir değişiklik getirebilecek etki uyandırabilecek düşünce ya da hareket 3 Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi bu hareketten ortaya çıkan gelişim 4 Baş olgu Oyunun temasını geliştiren başlıca olay öykü gelişim 5 Sıra olaylar Bir oyunun metninde yer alan arka arkaya sıralanmış durumlar ve olaylar 6 iç aksiyon Oyunun havasını kuran gelişim 7 Dış aksiyon Oyunun olaylarında var olan hareket ve durumların gelişimi 8 Konuşma aksiyonu Oyunun konuşmalarında var olan devingenlik Oyunu ileriye götüren anlatımdaki itici güç matematik hisse senedi )
( PHENOMENON | EVENT )
( PHÉNOMÈNE | ACTION | ÉVÉNEMENT )
( EREIGNIS )
- HÂDİSE değil/yerine/= OLAY | DURUM
- HÂDİSE[Ar.] ile VAK'A[Ar.]
( Genele dayalı ve etkisi [geniş] olan/olabilen. İLE Bir/kaç kere ve olumsuzluklarda. )
- HADİS-İ KUTSÎ ile/ve ÂYET
- HADİS-İ KUTSÎ ile HADİS-İ ŞERÎ
- HADRONIC ATOM[İng.] / ATOME HADRONIQUE[Fr.] / HADRONISCHES ATOM[Alm.] ile/değil/yerine/= HADRONİK ATOM
- HADS | SEZGİ ile/||/<> SEZGİ
( Yargılama ya da düzenli bir düşünce söz konusu olmadan kişinin edindiği bir düşünü ya da yargı 1 Açık bir kanıt olmaksızın olmuş ya da olacak bir şeyi kestirme anıklığı 2 Deney yapmadan ya da usavurmadan bir kavramı bir genellemeyi doğrudan doğruya anlayıverme Bir bilgi sağlama sürecinde örtük anlatımları ve açıkça dile getirilmeyen konuları kavrama ya da görünüşlerin derinliğine inme yolu yetisi intuitiointuitus intueri içini görme 1 Bir şeyin birden açılması 2 Bir bağlantının birden doğrudan doğruya aracısız bulunması keşfedilmesi yakalanması 3 Gidimli düşünmenin usavurmanın tersine bir bütünün bir bakışta dolaysız kavranması varlıkları bize kendilerinde olduğu gibi açan bilgi dolaysız kavrama bir anda yakalama sezme sezip keşfetme Bergsonda Gerçeği kavrama yetisi bir anda yakalama kavrama sezme sezip keşfetme Sezgi içgüdü ve anlağın bir bireşimidir gerçeği birden kavramada içgüdüden yararlanır anlak da içgüdüde uyku halinde olan bilinci uyandırır ve onu tutkularından kurtarır öyleyse sezgi kendi bilincine varmış içgüdüdür )
( INTUITION )
( INTUITION )
( ANSCHAUUNG )
( INTUITIO-INTUITUS, IN-TUERI )
- HADS, TEHADDÜS | GÖRÜ ile/||/<> GÖRÜ ile/||/<> SEZGİ
( Intuitio Intuitus intueri içini görme Dolaysız kavrama birden kavrama 1 Bir şeyin içini doğrudan doğruya görme dolaysız kavranan doğruların bilgisi a Spinozada scientia intuitiva olarak en yüksek bilgi türü b Husserlde öz görüsü özü görüleme öze yönelik kavrama 2 Duyusal algının dışına çıkan görme tinsel görüleme bu anlamında Platonda ideaları görmeden başlayarak Plotinos skolastik gizemcilik Cusanus visio intellectualis Spinoza üzerinden Alman idealizminin anlıksal görüsüne değin ulaşmıştır sezgi Işığın gözün ağkatmanını uyarmasıyla başlayan ve görme işlemiyle bilinçlenen dirimbilimsel süreçler dizisi Yargılama ya da düzenli bir düşünce söz konusu olmadan kişinin edindiği bir düşünü ya da yargı 1 Açık bir kanıt olmaksızın olmuş ya da olacak bir şeyi kestirme anıklığı 2 Deney yapmadan ya da usavurmadan bir kavramı bir genellemeyi doğrudan doğruya anlayıverme Bir bilgi sağlama sürecinde örtük anlatımları ve açıkça dile getirilmeyen konuları kavrama ya da görünüşlerin derinliğine inme yolu yetisi intuitiointuitus intueri içini görme 1 Bir şeyin birden açılması 2 Bir bağlantının birden doğrudan doğruya aracısız bulunması keşfedilmesi yakalanması 3 Gidimli düşünmenin usavurmanın tersine bir bütünün bir bakışta dolaysız kavranması varlıkları bize kendilerinde olduğu gibi açan bilgi dolaysız kavrama bir anda yakalama sezme sezip keşfetme Bergsonda Gerçeği kavrama yetisi bir anda yakalama kavrama sezme sezip keşfetme Sezgi içgüdü ve anlağın bir bireşimidir gerçeği birden kavramada içgüdüden yararlanır anlak da içgüdüde uyku halinde olan bilinci uyandırır ve onu tutkularından kurtarır öyleyse sezgi kendi bilincine varmış içgüdüdür )
( INTUITION | VISION )
( INTUITION | VISION )
( ANSCHAUUNG | GESICHTSSINN )
( INTUITIO, INTUITUS )
- HADS ile HADS
( SEZGİ | ZAN, TAHMİN )
- HAF ile HAFİ ile HAFİ CELSE
- HAF ile/||/<> HALF-BACK[İng.] ile/||/<> LAUFER[Alm.] ile/||/<> OYUN KURUCU
( Ayaktopu takımında savunucular ile akıncılar arasındaki katta yer alan oyunculardan her biri Bu oyuncuların görevi hem savunuculara hem de akıncılara yardım etmektir )
( HALF-BACK )
( LAUFER )
- HAFÂ' -ile
- HAFF[Ar.] ile HÂFF[Ar.] ile HAF[Ar. < İng.]
( Ayakkabı. İLE Bir şeyin etrafını dolanan. İLE Oyun kurucu. )
- HAFİ | GİZİL ile/||/<> GİZİL
( Gelişip ortaya çıkmamış olan kişisel özellikler gizli )
( LATENT )
- HÂFÎ[Ar.] ile HAFÎ[Ar. < HAFÂ | çoğ. HAFİYYÂT]
( Çok ikrâm eden, güleryüzle karşılayan. | Yalınayak yürüyen/koşan. İLE Gizli, saklı. )
- LIGHT WATER[İng.] / EAU LÉGÈRE[Fr.] / LEICHTWASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= HAFİF SU
- HAFİF UNLU ile/ve ORTA DERECE UNLU ile/ve ÇOK UNLU
( HAFİF UNLULAR
* Kuşkonmaz - Alkali
* Patlıcan - Alkali
* Mantar - Alkali
* Lahana - Alkali
* Karnabahar - Alkali
* Balkabağı - Alkali
* Salatalık - Alkali
* Kabak - Alkali
* Tere - Alkali
* Ispanak - Alkali
* Hindiba - Alkali
* Yeşil Fasulye - Alkali
* Marul - Alkali
* Mısır/Frenk Salatası - Alkali
* Pırasa - Alkali
* Tatlı Biber - Alkali
* Turp - Alkali
* Semizotu - Alkali
* Kuzukulağı - Asit
İLE/VE
ORTA DERECE UNLULAR
* Enginar - Alkali
* Pancar - Alkali
* Havuç - Alkali
* Kereviz - Alkali
* Brüksel Lahanası - Alkali
* Şalgam - Alkali
* Maydanoz - Alkali
* Radika - "Alkali
* Taze Bezelye - Alkali
* Roka - Alkali
* Bamya - Alkali
* Soğan - Asit
* Sarımsak - Asit
İLE/VE
- ÇOK UNLULAR
* Kestane - Alkali
* Patates - Alkali
* Yer elması - Alkali )
- KURU SEBZELER
* Bakla - Asit
* Kuru fasulye - Asit
* Kuru bezelye - Asit
* Mercimek - Asit
* Soya - Asit
YAĞLI MADDELER
* Avokado - Alkali
* Zeytin - Alkali
YAĞLI KURUYEMİŞLER
* Ceviz - Asit
* Fındık - Asit
* Şamfıstığı - Asit
* Amerikan fıstığı - Asit
* Badem - Alkali
TAHIL VE MAMULLERİ
* Yulaf - Asit
* Buğday - Asit
* Beyaz un - Asit
* Mısır - Asit
* Arpa - Asit
* Kepekli ve beyaz pirinç - Asit
* Çavdar - Asit
* Kepekli ekmek - Asit
* Hamur işleri - Asit
* İrmik - Asit
* Mısır unu - Asit
* Yulaf unu - Asit
* Patates nişastası - Asit
ZARARLI OLANLAR
* Kakao - Asit
* Çay ve kahve - Asit
* Baharat - Asit
* Konserveler - Asit
* Şeker ve şekerli maddeler - Asit
* Her tür pasta ve benzerleri - Asit
* Alkol - Asit
)
- HAFİF >< AĞIR
- HAFİFE ALMA ile/değil/yerine ELEŞTİRİ
- HAFİFE ALMAK ile (YETERİNCE) ÖNEMSEMEMEK
- HAFİFLEMEK ile HAFİFLETMEK ile HAFİFLEŞMEK ile HAFİFLEŞTİRMEK ile HAFİFLETEBİLMEK ile HAFİFLEYEBİLMEK ile HAFİF/LİK ile HAFİFÇE ile HAFİF UYKU ile HAFİF HAFİF ile HAFİF YOLLU ile HAFİF YEL/RÜZGAR ile HAFİF SANAYİ ile HAFİF SIKLET ile HAFİF TERTİP ile HAFİF GÜVERTE ile HAFİF MAKİNELİ ile HAFİF HAPİS CEZASI
- HAFİT/HAFÎD[Ar. çoğ. AHFÂD]/NEVE[Fars.] değil/yerine/= TORUN
( Eril torun. DEĞİL/YERİNE/= ... )
- HAFIZ POST ile/ve/<> ITRÎ
- HAFIZ ile HAFIZ ESAD
( HAFEZ vs. HAFEZ ASAD )
( حافظ ile حافظ اسد )
( HAFEZ ile HAFEZ ASAD )
- HAFIZ ile/ve KUR'A HÂFIZI
- HAFIZA HÜCRESİ ile/||/<> NAİF HÜCRE
( Hafıza önceden görmüş, naif ilk kez. )
( Formül: Experienced İLE inexperienced )
- HÂFIZLIK:
3/5/10 SAYFA(DA/SI) OLMAK/KALMAK ve/<> HER CÜZ'DE
( Mushafın, tamamının baştan hıfz edilmiş olduğundan hareket edilir. )
- HAFL/HAFLE[Ar.] ile HAFR/HAFŞ[Ar.]
( Kederlenme, tasalanma. | Toplanma, toplantı. İLE Kazma, kazılma. )
- HAFNIUM[Fr.] ile/||/<> HAFNIYUM[(KOPENHAG ŞEHRININ ESKI ADI HAFNIA SÖZÜNDEN)]
( kimya )
( HAFNIUM )
- HAFRİYAT | KAZI ile/||/<> KAZI
( Eski yapı kalıntılarını bulmak için kazıbilimcilerce toprağın belli kurallara ve yöntemlere göre kazılıp araştırılması 1 bayındırlık Toprakta yatay ve düşey yarıklar açıp bu yarıklar arasında kalan toprak parçasını kamalar yardımıyla kaldırarak yapılan toprak düzenleme yöntemi 2 kazıbilim Araştırma yapmak amacıyla toprağı kazma işi 3 madencilik Töz kömür ya da taşı yatak içinden koparma ve buna bağlı olarak yapılan ocak açma ocakları doldurma ateşleme işlemlerinin tümü 4 mimari Çok derin olmayan yarıklar açarak yapılan bezeme türü kazı I kazı II )
( DIGGING, EXCAVATION | 1- EXCAVATION; 2- CUTTING, STOPING | EXCAVATION | STOPPING )
( FOUILLE EXCAVATION | 1- EXCAVATION, FOULLE; 2- ABATTAGE | CREUSEMENT, EXCAVATION | ABATTAGE, MINAGE )
( AUSGRABUNG | AUSBAGGERN, AUSGRABEN | ABBAU )
- HAFŞ/HAFR[Ar.] ile HAFŞ[Ar.]
( Kazma, kazılma. İLE "Tavuk karası" denilen bir göz hastalığı. )
- HAFS[Ar.] ile HAFZ[Ar.]
( Biriktirme, toplama. İLE Basıklık. | Dengeli/îtidâl, aşırı olmama durumu, ölçülülük. | Arap dilbilgisinde kesre/esre imi/işareti. )
- PLANLAMAK:
HAFTA İÇİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HAFTA SONU
- HAFTA/LIK ile HAFTA İÇİ ile HAFTA BAŞI ile HAFTA SONU ile HAFTALARCA ile HAFTALIKLI ile HAFTALIKÇI ile HAFTA ARASI ile HAFTA TATİLİ
- HAHN-BANACH ile/||/<> OPEN MAPPİNG
( H-B linear functional uzatma, open mapping açık dönüşüm. )
( Formül: Extension İLE open mapping )
- HÂİB[Ar. < HEYBET] ile HÂİB[Ar. < HAYBET | çoğ. HÂİBÎN]
( Korkan, korkak. | Utangaç. İLE Mahrum. | Ümitsiz, me'yûs, dederli. | Zarara uğrayan. )
- HÂİF[Ar. < HAVF] ile HÂİF[Ar.]
( Korkan, korkak, ödlek. İLE Sitem ve gadir eden, zulmeden. )
- HAİL[Ar.] değil/yerine ENGEL
- HÂİL[Ar. < HAVL] ile HÂİL[Ar. < HEVL]
( İki şey arasında ya da bir şey önünde perde olan, engel olan, arayı kapayan, engel. | Ekran.[fizikte] İLE Korkunç. )
- HAİL ile HAİLE
- HAİN değil/yerine/= SATKIN
- HAİN/LİK ile/değil/yerine VEFÂSIZ/LIK
- HAIR vs. HAIRS
- HAIR :/yerine SAÇ
- HAIRY OAK[İng.] ile/||/<> QUERCUS PUBESCENS[Lat.] ile/||/<> TÜYLÜ MEŞE
( Kayıngiller Fagaceae familyasından 45 m kadar boylanabilen yaprak döken ve yapraklarının alt yüzü sık tüylerle örtülü olan fındıksı tipte meyveleri olan ülkemizin her tarafında yetişen bir tür )
( HAIRY OAK )
( QUERCUS PUBESCENS )
- HAİZ OLMAK değil/yerine/= İYE OLMAK/TAŞIMAK
- HAİZ ile CAİZ
( Bir şeyi elinde bulunduran, taşıyan. İLE Din, yasa, töre ya da başka bakımdan işlenmesinde, yapılmasında sakınca olmayan, yapılıp işlenmesine izin verilen, uygun, yerinde sayılan, yakışık alan. )
- HAİZ[Ar.] ile HAİZ[Ar.]
( Sahip, mâlik, taşıyan. İLE Âdetini/hayzını gören hanım. )
- HÂİZ ile HÂKİM
( Sahip, taşıyan. İLE Egemenliğini yürüten, buyruğunu yürüten, sözünü geçiren. | Başta gelen, başta olan, baskın çıkan. | Duygu, davranış vb.ni iradesiyle denetleyebilen kimse. | Yüksekten bir yeri bütün olarak gören. | Yargıç. | Bilge. | Baskın. )
- HAK EDİŞ ile/ve/değil/> HAKKINDAN VAZGEÇEBİLMEK
- HAK EDİŞ ile/ve UYGUNLUK
( TO DESERVE vs./and APPROPRIATENESS )
- HAK ETMEK ile TERFİYİ HAK ETMEK ile HAK EDEN
( DESERVE vs. DESERVE PROMOTION vs. DESERVING )
( شايسته بودن ile لايق بودن ile لايق کردن ile استحقاق داشتن ile شايستگي داشتن ile سزيدن ile مستحق بودن ile سزاوار بودن ile مستحق ترفيع بودن ile لايق ile بسزا ile سزاوار ile مستوجب ile مستحق )
( SHAYSETEH BODAN ile LAYGH BODAN ile LAYGH KARDAN ile ESTAHAQAQ DASHTAN ile SHAYSATGY DASHTAN ile سزيدن ile MOSTAHGH BODAN ile SEZAVAR BODAN ile MOSTAHGH TARFYE BODAN ile LAYGH ile BESEZA ile SEZAVAR ile MOSTOJEB ile MOSTAHGH )
- HAK YEME ile/değil ÜZERİNE GİTME
- HAK ile/ve/<>/< AYRICALIK/İMTİYAZ(/MÜMTAZ)[Ar. < MEYZ]
( RIGHT vs./and/<> SPECIAL PRIVILIGE )
- HAK ile/||/<> DROIT (SÜBJEKTIF)[Fr.] ile/||/<> HAK[Ar. < HAKK]
( DROIT (SÜBJEKTIF) )
- HÂK[Ar.] ile HÂK[Ar.] ile HAKK[Ar. çoğ. HUKUK] ile HAKK[Ar.]
( Orta, vasat. | İnsaniyetli, mert ve yiğit adam. İLE Toprak. İLE Allah, tanrı. | Doğruluk ve insaf. | Bir kişiye ait olan şey. | Dava ve iddiada hakikate uygunluk, doğruluk. | Geçmiş/harcanmış emek. | Pay, hisse. | Doğru, gerçek. | Lâyık, münâsip. İLE Kazıma, kazınma, bir şeyin üstünü çelik kalemle yazı ya da resim olarak oyma. | Yazıyı, yanlışı kazıma. )
- HAK ile HAKİ ile HAK DİNİ ile HAK EDİŞ ile HAK KUŞU ile HAK YOLU ile HAK İHLALİ ile HAK KISITLAMASI
- HAK ile/ve/||/<> HAKK
( Adâlet. İLE/VE/||/<> Allâh. )
( Her disiplinin kendi ve belirleyicileri. İLE/VE/||/<> Disiplinleri aşkın. )
( Aklın birliği. İLE/VE/||/<> Doğa ve tarihin birliği. )
( Tikel/cüzzî. İLE/VE/||/<> Tümel/küllî. )
- HAK ile/ve/||/<>/< HAKLARA SAHİP OLMA HAKKI
- HAK ile/ve/||/<> ÖDEV
- HAK ile/ve RIZÂ
- HAK ile ŞÜF'A[Ar.]
( ... @@ Bir mülk kaça satın alınmışsa o mülke o para ile sahip olma. )
- HÂKA BİHİ[Ar.] ile NEZELE BİHİ[Ar.]
- [ne yazık ki]
HAKARET ile KAZF/KAZİF
( ... İLE Nitelikli hakaret. | Atma. | Namuslu bir kadına, zinâ suçunu isnâd etme. )
( HADD-İ KAZF: Namuslu kadınlara iftira edenlere verilen ceza. )
- HAKÎKAT[Ar.] ile HADD[Ar.]
- HAKÎKAT[Ar.] ile HAKK[Ar.]
- HAKİKAT ve/<> HAYR/HAYIR
- HAKÎKAT[Ar.] ile MA'NÂ[Ar.]
- HAKİKAT ile/ve/değil VAK'A
( [not] TRUTH vs./and/but FACT )
- HAKİKATA OLAN BAĞLILIK ile/ve/<> KİŞİYE/İNSANLIĞA YAPILAN HİZMET
( Bir'e hizmet, bin'e hizmet; bin'e hizmet, bir'e hizmet. )
( DEVOTION TO TRUTH vs./and/<> SERVICE/ATTENTION TO HUMAN/ITY )
- HAKİKATİ İFADE EDEN ile HERŞEYİ/HERKESİ BAĞLAYICI
- HAKİKAT-İ KÂBE ve HAKİKAT-İ KIBLE
- HAKİKAT'İ ZİKR ETMEK ile/ve HAKİKAT'İN ŞÜKRÜ
- HAKİKÎ:
AYNÎ/HARİCÎ ile/ve/<> ZİHNÎ
( NEFS EL-EMR )
- HAKİKİ[Ar.] ile/ve/||/<> SAHİ/Cİ[Ar. SAHİH]
( Gerçek. @@ Niteliği değişmemiş, aslına uygun olan. | Sahte olmayan, gerçek, yapma karşıtı. )
- HAKİM YEL YÖNÜ -ile
( Herhangi bir yerde, rüzgârın yıl içinde en fazla estiği yön. )
- HÂKİM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİLİRKİŞİ
( Yöntemi/usûlü bilir ve süreci takip etmekle görevli ve yetkilidir. Esasa dayalı bilgi, belge ve kanıtlara dayanarak son kararı belirler. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Esası, içeriği[konuyu, alanı ve terimlerini] (daha) iyi/geniş/derin bilir ve/ya da belirler.[Bazı/çoğu davada, hâkimin değil/yerine bilirkişilerin ortak görüşleri ve uzlaşımsal kararı önceliklidir ya da dikkate alınmalıdır.] )
- HÂKİM ile/||/<> JUGE[İng.] ile/||/<> JUGE[Fr.] ile/||/<> YARGIÇ
( JUGE )
( JUGE )
- HAKİMİYET ile/yerine UYUM
- HÂKİM-ÜŞ-ŞER | KADI ile/||/<> KADI[Ar. < KÂDĮ]
( T K O Anadoluda oyunları düzenleyene verilen ad Osmanlılarda şerîat mahkemelerinin başında bulunan aynı zamanda görev yeri ve çevresindeki düzenle ilgili yönetim ve denetim yetkileri bulunan yargıç )
- HAKK BİLMEK ile/ve HAKK'TAN BİLMEK
( Vahdet-i Hakk'ı bilenin, dili lâldir, aklı mat. )
( Allah, Hakk'ın küllî mertebesidir. )
( Allah bilence olsun. )
( HAKK: Kendiyle kaim olan varolan. )
( İNSAN HAKK'TA, HAKK İNSAN'DA; HAK EDENE! )
- HAKK:
DOĞA ve/<> TARİH
( HAKK: Doğa ile tarihin birliği. )
( DIVINE TRUTH: NATURE and/<> HISTORY )
- HAKK:
GÖRDÜĞÜMÜZ değil GÖRDÜKLERİMİZDE YANSIR(TECELLÎ EDER)
- HAKK ve/<> HADD
- HAKK ile/ve/<> HÂK
( Bizzâtihî varlık. İLE/VE/<> Toprak. )
( ... İLE/VE/<> Kendine varlık vermeyen. )
- HAKK ile/ve/> HALK
( Hakk'ın zuhuru halktır. )
( Allah. İLE/VE/> Hakk'ın sıfatları. Hakk'ın perdesi. )
( Derdimiz. İLE/VE/> Kendi dertleri, kendilerine yeter. )
( Kendimiz/de/n. İLE/VE/> Başkası/nda/n. )
( DIVINE TRUTH vs./and/> CREATION/PEOPLE )
- HAKK ve/||/=/<> HAREKET[BİZÂTİHÎ]
- HAKK ve SABIR
- HAKK ve/||/=/<> VARLIK ve/||/=/<> İNSAN
( Varlıkbilimsel. VE/||/=/<> Bilgibilimsel. )
( Kişinin sırrı. VE/||/=/<> Hakk'ın zâhiri. )
- HAKK ile/ve/<> VUCUD
( Varlık.[verili olarak] | SAMED İLE/VE/<> Varlık.[kazanılmış olarak] )
( İlk doğuş. İLE/VE/<> Hakk'tan oluşan. )
( Görünmüyor. İLE/VE/<> Görünüyor. )
(1996'dan beri)