Dört(4) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 29.624 başlık/FaRk ile birlikte,
29.624 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(11/120)
- ACETYLACETONE[İng.] / ACÉTYLACÉTONE[Fr.] / AZETYLAZETON[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETİLASETON
- ACETYLSALICYLIC ACID[İng.] / ACETYLSALIZYLSAURE[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETİLSALİSİLİK ASİT
- ACIDE ACÉTOSALICYLIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ASETİSALİSİLİK ASİT
- ACETOACETIC ACID[İng.] / AZETESSIGSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETOASETİK ASİT
- ACIDE ACÉTOACÉTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ASETOSETİK ASİT
- AŞEVİ/AŞHANE[Fars.]/LOKANTA[İt.]/RESTORAN[Fr./İng. < RESTAURANT] = YEMEK (PİŞİRME/YEME) YERİ
( Yoksullara parasız yemek yedirilen ya da dağıtılan yer, aşhane. | Düğün, nişan vb. toplantılarda, verilecek yemekleri hazırlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanılan yer. | Tekkelerde yemek pişirilen yer. )
- ASHAB ile/ve ÂLİM
- ASHÂB-I NAKL ile/ve ERBÂB-I AKL
( Önce inanıp sonra akıl eden. İLE/VE Önce akıl edip sonra inanan. )
- ASHAR[Ar.] ile ASHÂR[Ar. < SIHR]
( Saçı kızıl olan. | Kırmızı tüylü. İLE Evlenme dolayısıyla erkek tarafı akrabalar, güveyler. )
- AŞI ile AĞAÇ AŞILAMA
( )
( VACCINATION/INOCULATION vs. GRAFTING )
- ASİ ile/ve/||/<>/> AKSİ
- ASİ ile ASİL
- ASİ ile ASİL/LİK ile ASİT ile ASİTLİ ile ASİTSİZ ile ASİT ALKOL ile ASİT BORİK ile ASİT FENİK ile ASİT KATALİZÖR
- AŞİB[Ar.] ile AŞÎB[Ar.]
( Çok otlu. İLE Bol otlu. )
- AŞIBOYASI ile/ve/<>/< AŞITAŞI
( İçindeki demir hidroksit miktarına bağlı olarak rengi pas sarısından çok koyu, kırmızıya kadar değişen toz boya. [Eskiden, binaların dış ahşap kaplamalarında yaygın olarak kullanılırdı.] | Koyuca kırmızı, kiremit rengi. İLE/VE/<>/< Aşıboyası yapmakta kullanılan taş. )
- ASİDİMETRE[Fr.] değil/yerine/= ASİTÖLÇER
- ASIG ile/||/<> ASIGLIG
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Kazanç, yarar. İLE Yararlı iş. )
- ÂŞIK ÖĞRENCİ ile/ve/||/<> MELAHAT PARS
(
ÖĞRENCİSİNİN AŞKINA YANIT...
Konservatuvarda öğretim görevlisidir. Son derecede güzel, alımlı, zarif, ince, nazik, olgun yaşlarda bir güfte ve beste sanatçısıdır.
Bir öğrencisi, duygularına yenik düşerek, hocası Melahat Pars'a âşık olur. Sanki rastlantıymış gibi her fırsatta karşısına çıkmayı huy edinir. Hoca, merdivenlerden inerken, o merdivenlerden çıkarken hocasını süzer. Hocası bir yöne doğru yürürken, o karşı yönden hocasına doğru yürür. Bu tür rastlantılar o kadar sık tekrar etmeye başlayınca, Melahat Pars da durumu anlar, ancak görmemezlikten gelir.
Bir gün merdivenlerden inerken, yukarı çıkmakta olan öğrencisi,
hocası Melahat Pars’ın önünde durur, boynunu büker, yüzüne derinden bakar ve sevecen bir selenle;
- "Hocam, ben size âşık oldum. Ne yapsam olmuyor. Sizi görmeden duramıyorum. Gece gündüz hayalimdesiniz. Duygularımı denetleyemiyorum, perişanım, beni anlayınız lütfen." der.
Melahat Pars'ın yüzü kızarır. Hafifçe gülümser, yana çekilir ve yoluna devam eder. Evine vardığında ilham gelir, sabaha kadar çalışır ve bir beste yapar. Ertesi gün sabah, duygularını söyleyen öğrencisinin de olduğu sınıfta öğrencilerine;
- "Arkadaşlar, gece bir beste yaptım bakalım beğenecek misiniz?"
diyerek udunu eline alır ve şu besteyi, hoş seleniyle söylemeye başlar:
Ben gamlı hazan sense bahar dinle de vazgeç
Sen kendine kendin gibi bir taze bahar seç
Olmaz meleğim böyle bir aşk bende vakit geç
Sen kendine kendin gibi bir taze bahar seç
Bestekâr hanımefendi, çaktırmadan âşık öğrencisine bir göz attığında, öğrencinin hüngür hüngür ağladığını görür...
Melahat Pars (1918 - 2005)
)
( )
- ÂŞIK OLMAK ve/||/<> AŞK OLMAK
- ÂŞIK OLMAK ile AŞK/I YAŞAMAK
- ÂŞIK OLMAK ile/ve/değil/||/<> "ÇARPILMAK"
- AŞIK OLMAK ile DELİCESİNE AŞIK ile DELİCESİNE AŞIK OLMA
( INFATUATE vs. INFATUATED vs. INFATUATION )
( شيفتن ile شيفته و شيدا شدن ile شيفته کردن ile شيفته ile دلفريفته ile شيفتگي )
( شيفتن ile SHYFTEH VE SHYDA SHODAN ile SHYFTEH KARDAN ile SHYFTEH ile دلفريفته ile SHYFATGY )
- ÂŞIK OLMAK ile "HASTA OLMAK"
( FALL IN LOVE vs. "TO BE SICK" )
- ÂŞIK OLMAK ile/ve/||/<> TAKINTILI-ZORLAYICI(OBSESİF-KOMPULSİF) KİŞİLİK BOZUKLUĞU
( Gövdede, aynı biyokimyasal etkileri "yaratıyor"/yaratabiliyor. )
- ÂŞIK PAŞA ile/ve ÂŞIK PAŞA-ZÂDE
( 1272 - 1333 ile 1303 - 1481 )
( En önemli kitabı, Garîb-nâme'dir. İLE En önemli kitabı, Âşık Paşa-zâde Tarihi'dir. )
- ASIK SURATLI/LIK ile/değil/yerine CİDDİYET
- AŞIK VEYSEL PARKI :
( Fatih Sultan Mehmet (Armutlu) mahallesinde hizmete açılan parklardan biridir. )
- AŞIK VEYSEL PARKI :
( Pınar Mahallesindedir. 2.000,00 m²'lik bir alanı kapsamaktadır. 80,00 m²'lik yeşil alanı, 480,00 m²'lik spor alanı ve 60,00 m²'lik'te bir tesisi bulunuyor. )
- ÂŞIK VEYSEL ve/<> SELMAN EFENDİ
- ÂŞIK ile ÂRİF
( Susarsa helâk olur. İLE Konuşursa helâk olur. )
- AŞIK ile/değil ÂŞIK
( Baldır kemiği ile eklemleşerek, bileğin belirli başlı oynak merkezini oluşturan, ayak bileğinde bulunan, küçük kemiklerden biri. | Yapı çatılarında, uzun mertek, aşırma. | AŞIK ATMAK: Yarışmak. İLE/DEĞİL Vurgun, tutkun. )
- ASIK ile ASIK
( Somurtkan. İLE Asılı. )
- ASIK ile ÂŞIK
( Asılmış olan. İLE Çok seven. )
- AŞIK ile AŞIK
( ENAMOR vs. ENAMORED )
( شيدا کردن ile شيفته و مسحور کردن ile دلشده )
( SHYDA KARDAN ile SHYFTEH VE MASHUR KARDAN ile DELESHODEH )
- ÂŞIK <> AŞK <> MÂŞÛK(A)
( Rüyasını görür. <> ... <> Uyur. )
( Kayıcı. [Durum, koşul ve karşılıksızlık durumlarında olasılık olarak davranışlarında kıyıcı ve yıkıcı olabilir.] İLE/||/<>/>< ... İLE/||/<>/>< Yakıcı.[Herhangi bir ölçüt olmaksızın âşık olana ya da "kendine yönelmiş olana" karşı, davranışlarında ve sözlerinde, bağlam, olanak ve terslik olarak (%1 - 99 arası) kıyıcı ve yıkıcı[0/1 (Evet/Hayır!)] olabilir.] )
- AŞIK ile/||/<>/< AŞUK/AŞUQ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( ... İLE/||/<>/< İnsanın ayak bileğinde bulunan kemiklerden biri. )
- ÂŞIK ile/ve/||/<> EŞİK
- ÂŞIK ile/ve/değil/yerine/<> HAYRAN
- ÂŞIK ile KUL
- ÂŞIK ile/ve/||/<> MECNÛN
( Kardeşlerdir. )
- ÂŞIK ve (")MUM(")
- ÂŞIK ile/ve/||/<> SÂDIK ile/ve/||/<> LÂYIK
- ÂŞIK ile ŞIPSEVDİ
( ... İLE Görür görmez seven, âşık olan kişi. )
- Âşikâr olduğu için SUS!!!
- ÂŞİKÂRE ile/ve/değil ÂŞIK-ÂNE
- ÂŞIKKEN "EVLENMEK" ile/değil/yerine/>< ÂŞIK OLDUĞUMUZ KİŞİYLE EVLENMEK
- ASIKYÜZLÜ/LÜK ile MEYMENETSİZ[Ar.]
( ... İLE "Uğursuz", huysuz, aksi. )
- ASIKYÜZLÜLÜK ile/değil ZİHNİ MEŞGUL(/KAFASI DOLU) OLMAK
- ASIL/ESAS ile/ve/<>/|| ÖNCELİK/Lİ
( Yokluk, esas ve önceliklidir. )
- AŞİL İLE KAPLUMBAĞA PARADOKSU ile/||/<> HAREKET PARADOKSU
( Aşil paradoksu yavaş gidene yetişememe İLE hareket paradoksu sonsuz bölmenin sonucudur. Zenon Aşil kaplumbağaya yetişemez çünkü sonsuz adım gerekir İLE bu hareketin mantıksal analizini sorgular. Modern matematik limit kavramı ile çözüldü. )
( Zenon (Elea) tarafından -450 yılında keşfedildi/formüle edildi. (-490--430) (Ülke: Antik Yunan) (Alan: Felsefe, Mantık) (Önemli katkıları: Zenon paradoksları (Aşil ve kaplumbağa, ok paradoksu), hareket ve bölünebilirlik paradoksları) )
- AŞİL KİRİŞİ ile AŞİL TOPUĞU ile AŞİL TENDONU
- ASIL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- ASİL ile ÂCİZ ile BASİT
( ASİLLER İDARE EDER ACİZLER ŞİKÂYET EDER BASİTLER İFTİRA EDER )
- ASİL ile/değil AĞA
- ASÎL[Ar.] ile ASÎL[Ar. < ASL]
( Öğleden sonranın son bölümü, akşamüstü. | Ölüm. İLE Sağlam. | İyice kökleşmiş. | Kendi adına hareket eden. | Edepli, terbiyeli. )
- ASÎL[Ar.] ile ASÎLE[Ar. çoğ. ASÂİL]
( Öğleden sonranın son bölümü, akşamüstü. | Ölüm. İLE Öğleden sonranın son bölümü, akşamüstü. | Bir şeyin bütünü. | Ölüm. )
- ASIL ile/ve/<> FASIL
- ASIL ile/ve/||/<>/> FER
( Bir şeyin kendisi, kopya karşıtı. | Bir şeyin ilk olarak ortaya çıktığı yer. | Gerçeklik. | Soy. | Esas. | Temel. | Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. | Bir görevde asaleten bulunan, yedek karşıtı. | Gerçekten, gerçek olarak. İLE/VE/||/<>/> İkinci derecede olan, kol, dal. )
- ASIL ile MAYA
( BASE vs. YEAST )
- ASIL ile/ve/değil MERKEZ('DE)
- ASIL ile/değil ÖNCELİKLE
- ASIL/ASLINDA[Ar. < ASL] değil/yerine/= ÖZDE/GERÇEKTE
- ASIL ile/ve UNSUR
( BASE vs./and ELEMENT )
- AŞILANMA/MAYALANMA:
KUŞKUYU SÖYLEMEK ile/değil/yerine İMANI SÖYLEMEK
- AŞILARDA:
KARMA ile/ve/||/<> KAKMA(GÖZ/T) ile/ve/||/<> YARMA ile/ve/||/<> KALEM ile/ve/||/<> KABUK/KABUK ALTI ile/ve/||/<> YAN ile/ve/||/<> KÖPRÜ ile/ve/||/<> DİLCİKLİ (İNGİLİZ)
(
Bitki/Ağaç Aşılama Yöntemleri ve Kullanım Koşulları
1. Karma Aşı
Tanım: Farklı aşı tekniklerinin bir araya getirilerek uygulandığı sistemdir.
- Ne zaman? Türlere göre değişken
- Ne için? Dayanıklılık + verim kombinasyonu gerektiğinde
- Uygun bitkiler: Turunçgiller, bağ bitkileri, nar
2. Kakma Aşı (Göz Aşısı / T-Aşısı)
Tanım: Kabuk altına göz yerleştirilerek yapılır.
- Ne zaman? İlkbahar ortası veya yaz sonu
- Ne için? Genç, ince gövdelilerde hızlı çoğaltma
- Uygun bitkiler: Elma, armut, kayısı, narenciye
3. Yarma Aşı
Tanım: Kalın anaç yarılarak içine kalem yerleştirilir.
- Ne zaman? İlkbahar başında (özsu öncesi)
- Ne için? Kalın gövde, çeşit değiştirme
- Uygun bitkiler: Ceviz, kestane, kiraz
4. Diğer Aşılama Yöntemleri
a) Kalem Aşı
- İlkbaharda, dinlenme döneminde
- Genç fidanlarda elma, armut, şeftali
b) Göz Aşıları
- T-Göz: Kabuk kolay ayrıldığında yazın yapılır
- Yonga Göz: İlkbahar veya yaz sonu
c) Kabuk Altı Aşı
- Kalın anaç – ince kalem durumunda
- Kabuk kolay ayrılıyorsa (özellikle ilkbaharda)
d) Yan Aşı
- Anaç kenarına yapılan eğik kesiye kalem yerleştirilir
e) Köprü Aşı
- Fare, don veya mekanik zarar gören gövdeleri kurtarmak için
f) Dilcikli İngiliz Aşısı
- Kalem ve anaç aynı kalınlıkta olduğunda güçlü tutunma sağlar
Karşılaştırma Tablosu
| Aşı Türü | Uygulama Zamanı | Anaç Kalınlığı | Uygun Türler | Avantajı |
|---|---|---|---|---|
| Karma Aşı | Değişken | Karışık | Turunçgil, süs bitkileri | Uyum artırımı, kombinasyon sağlama |
| Kakma Aşı | Yaz / İlkbahar | İnce gövde | Elma, armut, şeftali | Hızlı ve verimli üretim |
| Yarma Aşı | İlkbahar başı | Kalın gövde | Ceviz, kiraz, elma | Çeşit değişimi için ideal |
| Kalem Aşı | İlkbahar | İnce – Orta | Şeftali, elma | Genç fidanlarda etkili |
| Kabuk Aşısı | İlkbahar | Kalın gövde | Elma, armut | Kabuk kolay ayrıldığında çok etkili |
| Göz Aşısı | Yaz / Sonbahar | İnce gövde | Narenciye, üzüm | Yüksek tutma oranı |
Hangi Durumda Hangisi Tercih Edilmeli?
| Durum | Uygun Aşı Türü |
|---|---|
| Kalın gövdeli yaşlı ağaç | Yarma Aşı, Kabuk Aşısı |
| Genç fidanlarda çoğaltma | Göz Aşısı, Kalem Aşı |
| Kabuğun kolay ayrıldığı dönem | Kakma Aşı, Kabuk Aşısı |
| Çeşit değişimi ya da gövde onarımı | Yarma Aşı, Köprü Aşı |
| Çok yönlü genetik özellik istenirse | Karma Aşı |
Sonuç İtibarı ile
- Bitki türü ve çeşidi
- Anaç ve kalem yaş/kalınlık oranı
- İklim ve mevsim koşulları
- Kabuğun ayrılma durumu
- Aşının amacı: Verim artırımı, çeşit değiştirme, zarar onarımı
- HANGING MERCURY DROP ELECTRODE[İng.] ile/değil/yerine/= ASILI CIVA DAMLA ELEKTROT (ACDE)
- ASILI ile ASILLI
( Asılmış olan, asma, asık, muallak. | Asılmış bir biçimde. İLE Bir kökene dayanan, kökenli. )
- AŞİLİ değil/yerine/= MİDE SALGISI YOKLUĞU
- ASILMAK ile ASILABİLMEK ile ASI ile ASIK ile ASIL/LIK ile ASIM ile ASIR/LIK ile ASILLI/LIK ile ASILSIZ/LIK ile ASIRLARCA ile ASIK SURAT ile ASIL NÜSHA ile ASIM TAKIM ile ASIK SURATLI/LIK ile ASIL SAYILAR
- AŞILMAK ile AŞINMAK ile AŞIRMAK ile AŞIRILMAK ile AŞINDIRMAK ile AŞILABİLMEK ile AŞINABİLMEK ile AŞINIVERMEK ile AŞIRABİLMEK ile AŞIRIVERMEK ile AŞINDIRILMAK ile AŞI ile AŞIK/LIK ile AŞIM ile AŞIT ile AŞIKLI ile AŞI TAŞI ile AŞI BOYALI ile AŞI BOYASI ile AŞI KAĞIDI ile AŞIK KEMİĞİ
- ASILSIZ HABER değil/yerine/= GERÇEK DIŞI ÇAV
- ASILSIZ İDDİA değil/yerine/= GERÇEK DIŞI SAV
- ASILSIZ değil/yerine/= GERÇEK DIŞI
- ASIM = ASMA
( Asma işi/durumu. )
- AŞIM ile/ve/||/<>/> BAŞIM
( Azıcık. İLE/VE/||/<>/> Ağrısız. )
- ÂSİM[Ar.] ile ESİM[Ar.]
- AŞIM/IZ ile AŞIM/IZ
( Önleyici ilacımız. İLE Yemeğimiz. )
- AŞIN ile/ve/||/<> EŞİN
( Sürtüşmek. İLE/VE/||/<> Sürtünmek. )
- AŞINMA ile AŞINMAZ/LIK ile AŞINMA PAYI
- AŞÎR[Ar.] ile ÂŞİR[Ar.]
( Onda bir [1/10]. | Samimi dost ve arkadaş. | Koca. İLE Onuncu. | Öşür toplayan. )
- ÂSİR[Ar.] ile ÂSİR/ÂSİRE[Ar.] ile ÂSİR/ÂSİRE[Ar.] ile ASÎR[Ar.] ile ASÎR[Ar.] ile ASÎR[Ar. < USRET]
( Bir söylenceyi/efsaneyi aktaran/nakleden. İLE Ayağı kayan. İLE [Üzüm ve benzerleri gibi şeyleri] Şırasını ya da yağını almak üzere sıkan. İLE Bitişik komşu. | Karmakarışık, dolaşık. İLE Şırası ya da yağı alınmak üzere sıkılmış şey, usâre. İLE Zor, güç, zahmetli. | Titiz. )
- ASIR[Ar.] değil/yerine/= YÜZYIL
- ASIR[Ar.] değil/yerine/= YÜZYIL
- AŞÎRÂN ile AŞÎRÂN-MÂYE ile AŞÎRÂN-PÛSELİK/PÛSELİK-AŞÎRÂN ile AŞÎRÂN-ZEMZEME
( Hüseynî-aşîrân perdesinin ve makamının adının kısaltılmış biçimidir. İLE Nasır Abdülbakî'nin, tetkik ve tahkikinde adı geçen makam. İLE Türk mûsikîsinin en eski makamlarındandır. Aşirân'da uşşak ve pûselik makamlarından mürekkeptir. İLE Sâdullah Ağa'nın düzenlediği bir makamdır. Bu makam, pûselik-aşîrân mürekkebine, mi'de bir kürdî dörtlüsü eklenmesiyle oluşmuştur. )
- SUPERHEAVY BOSON[İng.] / BOSON SUPERLOURD[Fr.] / SUPERSCHWERES BOSON[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI AĞIR BOZON
- OVERCURRENT RELEASE[İng.] ile/değil/yerine/= AŞIRI AKIM DÜZENİ
- ÜBERSTROMAUSLÖSER[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI AKIM RÖLESİ
- OVERCURRENT[İng.] / COURANT EXCESSIF, COURANT DE SURCHARGE, SUPERCOURANT[Fr.] / ÜBERSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI AKIM
- İŞBÂ[Osm.] / OVERSATURATION[İng.] / SURSATURATION[Fr.] / ÜBERSÄTTIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI DOYMA/DOYGUNLUK
- FART-İ İNHİLÂL[Osm.] / OVERMELTING[İng.] / SURFUSION[Fr.] / ÜBERSCHMELZUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI ERGİMEERİME
- ULTRA FAST NEUTRONS[İng.] / NEUTRONS ULTRARAPIDES[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI HIZLI NÖTRONLAR
- HYPERFINE STRUCTURE[İng.] / STRUCTURE HYPERFINE[Fr.] / HYPERFEINSTRUKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI İNCE YAPI
- HYPERFOCAL DISTANCE[İng.] / DISTANCE HYPERFOCALE[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI ODAK UZAKLIĞI
- SUPERRÉSEAU[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI ÖRGÜ
- SUPERCOOLING[İng.] / SURFUSION, SURFRIGÉRATION[Fr.] / UNTERKÜHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI SOĞU(T)MA
- BUHÂR-İ İŞBÂ[Osm.] / OVERSATURATED VAPOR, SUPERHEATED STEAM[İng.] / VAPEUR SURSATURÉE, VAPEUR SURCHAUFFÉE[Fr.][Fr.] / ÜBERSÄTTIGTER DAMPF[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI/SÜPER DOYMUŞ/ISITILMIŞ/KIZGIN BUHAR
- ULTRA HIGH FREQUENCY[İng.] ile/değil/yerine/= AŞIRI YÜKSEK FREKANS
- VIDE TRÈS POUSSÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI YÜKSEK VAKUM
- AŞIRI ... değil/yerine DAHA YOĞUN ...
- AŞIRILAŞMAK ile AŞIRILABİLMEK ile AŞIRILAŞTIRMAK ile AŞIRI/LIK ile AŞIRIŞ ile AŞIRICI/LIK ile AŞIRI UÇ ile AŞIRI YÜK ile AŞIRI AKIM ile AŞIRI BESİ ile AŞIRI DUYU ile AŞIRI DOYMA ile AŞIRI ERİME ile AŞIRI ETKİN/LİK ile AŞIRI BELLEM ile AŞIRI TAŞIRI ile AŞIRI GERİLİM ile AŞIRI DUYARLIK ile AŞIRI ŞİDDETLİ FIRTINA
- ASİSTOLİ/ASYSTOLE[İng.] değil/yerine/= KALP DURMASI
- ABSİSİK ASİT ile/||/<> AMİNO ASİT ile/||/<> KOLİK ASİT ile/||/<> NÜKLEİK[DNA/RNA] ASİT ile/||/<> SÜLFÜRİK ASİT/ZAÇ YAĞI[H2SO4]
( Bitkilerin büyüme, gelişme ve stres yanıtlarının düzenlenmesinde önemli rolü olan bir bitki hormonu.[Tohum ve tomurcuk dormansisi, filizlenme, stomaların kapanması, yaprakların dirimsel yaşlanması, ozmotik düzenleme, büyümenin engellenmesi gibi çoğu fizyolojik durumda etker.] İLE/||/<> Proteinleri oluşturan temel yapıtaşları.[Bilinen, beşyüz amino asit vardır. Bunların yirmiikisi canlıların yapısına katılır ve yirmisi temel amino asit olarak bilinir.][Her amino asit, DNA tarafından kodlanır. Amino asitler, hem amin, hem de karboksil öbeği içeren moleküldür.] İLE/||/<> Yağ sindirimine yardım eden ve safrada bulunan asit. İLE/||/<> Canlılardaki en büyük molekül türü. Proteinleri kodlayan ve nükleotit zinciri. İLE/||/<> Güçlü ve tehlikeli bir mineral asidi. [Akü sıvısı üretiminde kullanılır.] )
- ASİT ANHİDRİT ile ASİT KLORÜR
( İki karboksilik asidin dehidrasyonu ile oluşan bileşikler. İLE Karboksilik asidin -OH öbeğinin -Cl ile değiştirilmesiyle oluşan bileşikler. )
- ASİT ANHİDRİT ile BAZ ANHİDRİT
( Asit oluşturan oksit. İLE Baz oluşturan oksit. )
- ASİT/ASİDİTE ile/ve/||/>< NÖTRAL ile/ve/||/>< ALKALİ/BAZİKLİK/ANTİ ASİT
( 1-2-3-4-5-6 ile/ve/||/>< 7 ile 8-9-10-11-12-13-14 )
( 2[Mide sıvısı, limon suyu], 3[Sirke, bira, şarap, kola], 4[Domates suyu], 5[Sade kahve, yağmur suyu], 6[Sidik] İLE/VE/||/>< 7[Saf su, insan kanı] İLE/VE/||/>< 8-9[Deniz suyu], 10-11[Magnezyum hidroksit sıvısı], 11-12[Amonyaklı temizlik sıvısı], 12-13[Çamaşır suyu], 13-14[Yağ çözücü temizlik maddesi] )
( [H+] > [OH-] ile/ve/||/>< [H+] = [OH-] ile/ve/||/>< [H+] < [OH-] )
(
)
( Suda hidrojen iyonu (H+) verebilen nesneler. İLE/VE/||/>< ... İLE/VE/||/>< Suda hidroksit iyonu (OH-) verebilen ya da proton alabilen nesneler. )
( Proton verici nesne. İLE/VE/||/>< ... İLE/VE/||/>< Proton alıcı nesne. )
- ACID DISSOCIATION CONSTANT[İng.] / SÄURE DISSOZIATION KONSTANT[Alm.] ile/değil/yerine/= ASİT AYRIŞMA SABİTİ (PKHA)
- ACID/BASE INDICATORS[İng.] / ACID/BASE INDIKATOREN[Alm.] ile/değil/yerine/= ASİT BAZ BELİRTEÇLERİ/İNDİKATÖRLERİ
- ASİT BAZ ile ASİT TUZ
( Proton veren nesne ile proton kabul eden nesne. İLE Proton veren nesne ile iyonik bileşik. )
- ACID HALOGENIDES[İng.] ile/değil/yerine/= ASİT HALOJENÜRLER
- ACID ERROR[İng.] / SÄURE FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= ASİT HATASI
- ACID RAIN[İng.] / SAUERREGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ASİT YAĞMUR
- ASİT ile/ve/>< ALKALİ BESİNLER'İ
( MEYVELER'DE:
- TADI ASİT OLAN MEYVELER ile/ve TADI HAFİF ASİT OLAN MEYVELER
( * Portakal - Alkali
* Mandalina - Alkali
* Klementin - Alkali
* Greyfurt - Alkali
* Limon - Alkali
* Nar - Alkali
* Ananas - Alkali
İLE/VE
HAFİF ASİT OLANLAR
* Çilek - Alkali
* Domates - Alkali
* Elma - Alkali
* Armut - Alkali
* Şeftali - Alkali
* Üzüm - Alkali
* Kiraz - Alkali
* Kayısı - Asit
* Erik - Asit )
- TADI TATLI OLANLAR
* Hurma - Alkali
* İncir - Alkali
* Tatlı üzüm - Alkali
* Tatlı elma - Alkali
* Muz - Alkali
- YANSIZ MEYVELER
* Karpuz - Alkali
* Kavun - Alkali
- KURUTULMUŞ MEYVELER
* Erik - Asit
* Kayısı - Asit
* Armut - Alkali
* Elma - Alkali
* İncir - Alkali
* Muz (olgunsa) - Alkali
SEBZELER'DE:
- HAFİF UNLU ile/ve ORTA DERECE UNLU ile/ve ÇOK UNLU
( HAFİF UNLULAR
* Kuşkonmaz - Alkali
* Patlıcan - Alkali
* Mantar - Alkali
* Lahana - Alkali
* Karnabahar - Alkali
* Balkabağı - Alkali
* Salatalık - Alkali
* Kabak - Alkali
* Tere - Alkali
* Ispanak - Alkali
* Hindiba - Alkali
* Yeşil Fasulye - Alkali
* Marul - Alkali
* Mısır/Frenk Salatası - Alkali
* Pırasa - Alkali
* Tatlı Biber - Alkali
* Turp - Alkali
* Semizotu - Alkali
* Kuzukulağı - Asit
İLE/VE
ORTA DERECE UNLULAR
* Enginar - Alkali
* Pancar - Alkali
* Havuç - Alkali
* Kereviz - Alkali
* Brüksel Lahanası - Alkali
* Şalgam - Alkali
* Maydanoz - Alkali
* Radika - "Alkali
* Taze Bezelye - Alkali
* Roka - Alkali
* Bamya - Alkali
* Soğan - Asit
* Sarımsak - Asit
İLE/VE
- ÇOK UNLULAR
* Kestane - Alkali
* Patates - Alkali
* Yer elması - Alkali )
- KURU SEBZELER
* Bakla - Asit
* Kuru fasulye - Asit
* Kuru bezelye - Asit
* Mercimek - Asit
* Soya - Asit
YAĞLI MADDELER
* Avokado - Alkali
* Zeytin - Alkali
YAĞLI KURUYEMİŞLER
* Ceviz - Asit
* Fındık - Asit
* Şamfıstığı - Asit
* Amerikan fıstığı - Asit
* Badem - Alkali
TAHIL VE MAMULLERİ
* Yulaf - Asit
* Buğday - Asit
* Beyaz un - Asit
* Mısır - Asit
* Arpa - Asit
* Kepekli ve beyaz pirinç - Asit
* Çavdar - Asit
* Kepekli ekmek - Asit
* Hamur işleri - Asit
* İrmik - Asit
* Mısır unu - Asit
* Yulaf unu - Asit
* Patates nişastası - Asit
ZARARLI OLANLAR
* Kakao - Asit
* Çay ve kahve - Asit
* Baharat - Asit
* Konserveler - Asit
* Şeker ve şekerli maddeler - Asit
* Her tür pasta ve benzerleri - Asit
* Alkol - Asit )
- ASİT ile/||/<> ALKALOZ
( Gövde sıvılarında asit birikimi. İLE/||/<> Gövde sıvılarında baz birikimi. )
- ASİT ile ASİT TESTİ ile ASİDİK ile ASİTLİK
( ACID vs. ACID TEST vs. ACIDIC vs. ACIDITY )
( اسيد ile سرکه مانند ile حامض ile جوهر اسيد ile وسيله آزميش ile اسيدي ile اسيد دار ile اسيديته ile حموضت )
( ASYD ile SARKEH MANAND ile حامض ile JOUSAR ASYD ile VESYLAH AZMYSH ile ASYDY ile ASYD DAR ile ASYDYTAH ile حموضت )
- ASİT ile/||/<> BAZ
( Asitler proton (H+) veren İLE bazlar ise proton alan maddelerdir. )
( pH = -log[H^+] )
( Cabir ibn Hayyan (Geber) | 780 | Orta Çağ | Kimyanın babası, deneysel yöntemi geliştirdi (1859 - 1927) (Ülke: İsveç) (Alan: Kimya) (Önemli katkıları: Elektrolit teorisi, Arrhenius denklemi) (Nobel: 1903) )
- ASİT ile/||/<> BAZ
( Asitler proton (H+) veren İLE bazlar ise proton alan maddelerdir. )
( Formül: pH = -log[H^+] )
( Cabir ibn Hayyan (Geber) tarafından 780 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1859-1927) (Ülke: İsveç) (Alan: Kimya) (Önemli katkıları: Elektrolit teorisi, Arrhenius denklemi) (Nobel: 1903) )
- ASİT[İng. < ACIDE] değil/yerine/= EKŞİT
- ASİT ile FORMİK ASİT
( ... İLE Karıncalarda ve bazı bitkilerde bulunan asit. [HCOOH] )
- HAMİZ[Osm.] / ACID[İng.] / ACIDE[Fr.] / SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= ASİT
- ASİT ile POLİASİT[Fr.]
( ... İLE Bileşiminde birçok asit özelliği bulunan madde. )
- ASİT-DENETLEME ile BAZ-DENETLEME
( Asit çözeltileri denetleyen nesne. İLE Baz çözeltileri denetleyen nesne. )
- ASİTFAST ile/||/<> ASİT-PROOF
( Aside dirençli. İLE/||/<> Aside dirençli. )
- Âşık'ını DİNLE!!!
- AŞK:
ANLAMAYAN İÇİN ile/değil/yerine ANLAYAN İÇİN
( Bir günlük. İLE/DEĞİL/YERİNE Ömürlük. )
- AŞK:
ÇOK UZAK ile/ve/<>/< FAZLA YAKIN
- AŞK DOLU ile AŞK DOLU BAKIŞ ile AŞKLA
( AMOROUS vs. AMOROUS LOOK vs. AMOROUSLY )
( عاشقانه ile نگاه عاشقانه )
( ASHGHANEH ile NEGAH ASHGHANEH )
- AŞK ERBÂBI ile/ve ZEVK ERBÂBI
- AŞK "HASTALIĞI" değil ÂŞIK OLMAMA(NIN YARATTIĞI) SORUN/LARI
- AŞK (İLE) ve/||/<>/> (B)İLİM (İLE)
( Bulunur, bulmak gerekir. VE/||/<>/> Bilinir, bilmek gerekir. )
- AŞK/ÇOĞU DURUM:
[önce] AKIM ve/sonra/||/<>/> BAKIM
- AŞK YAŞAMI ile/ve/=/değil/yerine EŞEYSELLİK/SEKS YAŞAMI
- AŞK ile/ve/değil/<> AHİD'E VEFÂ
- AŞK ve/||/<>/>< AKIL
( Aklınızı kullandığınız kadar aşkınızı kullanmazsanız, denge/yi tutturamazsınız. )
( Sen, sen olduğun sürece o değilsin; o geldiğinde de sen olmazsın. )
- AŞK ile/ve ÂŞIK["AŞIK" değil!]
( Çaresizlik yoktur. İLE/VE Çaresizlik çoktur/yaşayabilir. )
( Birçok şeye [her şeye/herkese] yönelik olabilir. İLE/VE Tek bir şeye/kişiye yönelmiştir. )
( Aşk, daha çok, tek taraflıdır. )
( Aşk ehline, sultanların tahtı, tahta parçasından başka bir şey değildir. )
( AŞK :/= Yasaksa!... [Aşk, ancak yasak aşk ise süreklidir/sürdürülebilirdir.] )
( Mutlu aşk/âşık yoktur.(yoktur) )
( "Kör-kütük âşık olmak" değil bir "kütüğe" âşık olup kör olmak. )
( AŞK'I, ÂŞIKLAR BİLİR
[Başka da, hiçkimse bilemez.] )
( Âşık, türkü yakmazsa, aşka katlanamaz. )
( KENDİNDE VÜCÛD OLMAYAN ZÂT )
( I love my love, but my love doesn't love me as I love my love. )
(
)
( "Çıkıktır o. Âşık olsan, duramazdın." )
( )
( Aşk ile yürüyen, sırtında, dünyayı taşır...
Aşksız yürüyen, "beden" diye bir ceset taşır. )
( LOVE vs./and LOVER )
- AŞK ile/ve/> DERT
( Aşkın gıdası, derttir. )
( Söylemem derdimi, hemderde bile! )
( Aşk adamı inletir, dert adamı söyletir. )
( Dinletir. İLE/VE/> Söyletir. )
( FALL IN LOVE vs./and/> TROUBLE )
- AŞK/ŞIN: HAYR ve/||/<>/> DOĞRULUK/TEMYİZ ve/||/<>/> HÜSN
- AŞK ile/ve/||/<>/> EŞEYSELLİK/SEKS
( BÂH-NÂME[Ar., Fars.]: Eşeyselliği konu alan kitap. )
( EŞEYSELLİK (SEKS) :
- Eşey Bilim: Seksoloji.
- Latince "sexus".
- Eşeysel çekim(cazibe): seksapel (ingilizce "sexappeal").
- Orpheus("Nur ile şifa veren"). (Fenike dilinde Nur anlamına gelen Aur, Yunanca'da Arpha ile şifa anlamına gelen Rafae sözcüklerinden oluşmuştur ve "Nur ile şifa veren" anlamına gelmektedir.)
- Üçlemeler(Triad'lar)... (Sevgi-Sezgi-Bilgi), (Güzellik-Bilgi-Güç), (Sevgi-Arınma-Aydınlanma), (Güzel-İyi-Doğru).
American Heritage Sözlüğü'nde
- Sex: 1. a. The property or quality by which organisms are classified according to their reproductive functions. b. Either of two divisions, designated male and female, of this classification.
2. Males or females collectively.
3. The condition or character of being male or female; the physiological, functional, and psychological differences that distinguish the male and the female.
4. The sexual urge or instinct as it manifests itself in behavior.
5. Sexual intercourse.
6. The genitalia.
sexed, sexing, sex.es: To determine the sex of (young chickens).
- sex appeal: n. Physical attractiveness or personal qualities that arouse sexual interest in another person.
- sex cell: n. A gamete.
- sex chromosome: n. Either of a pair of chromosomes, usually, designated X or Y, in the germ cells of human, most animals, and some plants, that combine to determine the sex of an individual, XX resulting in a female and XY in a male.
- sex gland: n. A testis or ovary; gonad.
- sex hormone: n. Any of various animal hormones, such as estrogen and androgen, affecting the growth of function of the reproductive organs and the development of secondary sex characteristics.
- sex.ism: n. Discrimination based on sex, esp. discrimination against women. 2. Attitudes or conditions that promote stereotyping of social roles based on gender. -sex'ist adj. & n.
- sex.less: adj. 1. Lacking sexual characteristics; neuter. 2. Arousing or exhibiting no sexual interest or desire; asexual. -sex'less.ly adv. -sex'less.ness n.
- sex linkage: n. The condition in which a gene responsible for a specific phenotypic trait is located on the X choromoseome, resulting in sexually dependent inheritance of the trait.
- sex-linked: adj. 1. Carried by a sex chromosome, esp. an X chromosome. Used of genes. 2. Sexually determined. Used esp. of inherited traits.
- sex.ol.o.gy: n. The study of human sexual behavior. -sex'o.log'ic, sex'o.log'i.cal adj. -sex.ol'o.gist n.
- sex.pot: n. Informal. A strikingly sexy person.
- sex.tant: n. 1. A navigational instrument used for measuring the altitudes of celestial bodies. 2. Sextant. Sextans. [NLat. sextans, sextant- < Lat., sixth part(from its being graduated in sixths of a circle) < sextus, sixth.]
- sex.tile: adj. Designating the position of two celestial bodies when they are 60 degrees apart. [Lat. sextilis, one sixth < sextus, sixth.]
- sex.u.al: adj. 1. Of, pertaining to, affecting, or characteristic of sex, the sexes, or the sex organs and their functions. 2. Implying or symbolizing erotic desires or activity. 3. Of, pertaining to, or designating reproduction involving the union of male and female gametes. [LLat. sexualis < Lat. sexus, sex.] -sex'u.al.ly adv.
- sexual intercourse: n. Coitus, esp. between humans.
- sex.u.al.i.ty: n. 1. The conditionof being characterized and distinguished by sex. 2. Concern with or interest in sexual activity. 3. The quality of possessing a sexual character or potency.
- sex.u.al.ize: tr.v. -ized, -iz.ing, -iz.es. To make sexual in character or quality.
- sex.y: adj. -i.er, -iest. Arousing or tending to arouse. sexual desire or interest. -sex'i.ly adv. -sex'i.ness n.
- sexual selection: n. Darwinian adjunct of natural selection hypothesizing the preffered hereditary selection of characteristics involved in male courtship displays and combat.
- sex: pref. Six; sexpartite. [Lat. sex, six.]
- sex.a.ge.nar.i.an: n. A person who is sixty years old or between the ages of sixty and seventy.
adj. 1. Being sixty years old or between the ages of sixty and seventy. 2. Of or pertaining to a sexagenarian. [Lat. sexagenarius, sexagenary]
- sex.ag.e.nar.y: adj. 1. Pertaining to or proceeding by sixties. 2. Sexagenarian. -n., pl. -ies. A sexagenarian. [Lat. sexagenarius < sexageni, sixty each < sexaginta, sixty < sex, six.]
- Sex.a.ges.i.ma: n. The Second Sunday before Lent. [LLat. sexagesima < Lat. sexagesimus, sextieth < sexaginta, sixty < sex, six.]
- sex.a.ges.i.mal: adj. Of, relating to, or based on the number 60. [< Lat. sexagesimus sixty.]
- sex.cen.te.nar.y: adj. Pertaining to 600 or to a 600-year period. -n., pl. -ies. A 600th anniversary or its commemoration. [< Lat. sexcenteni, six hundred each : sex, six + centeni, a hundred each < centum, hundred.]
- sex.en.ni.al: adj. 1. Occurring every six years. 2. Relating to or lasting six years. -n. An event that occurs ever six years. [Lat. sexennium, of six years : sex, six + annus, year.] -sex.en'ni.al.ly adv.
- sex.par.tite: adj. Composed of or divided into six parts, as a groined vault.
- sext(also Sext): n. Eccles. 1. The fourth of the seven canonical hours. 2. The time of day set aside for sext, usually the sixth hour, or noon. [ME sexte < Lat. sexta(hora), sixth(hour) < sextus, sixth.]
- sex.tan: n. A malarial fever with paroxysms recurring every six days. -adj. Occurring or recurring every six days. [NLat. sextana(febris), sextan(fever) < Lat. sextus, sixth.]
- Sex.tans: n. A constellation in the equatorial region of the sky near Leo and Hydra. [NLat., sextant.]
- sex.tet: n. 1. Mus. a. A group composed of six vocalists or musicians. b. A musical composition written for six performers. 2. A group of six persons or things. [Alteration of SESTET.]
- sex.til.lion: n. 1. The cardinal number written 10*21. 2. Chiefly Brit. The cardinal number written 10*36. [Fr. sex-, six (Lat. sex) + million, million.] -sex.til'lion adj. & pron.
- sex.til.lionth: n. The ordinal number that matches the number sextillion in a series. 2. One of sextillion equal parts. -sex.til'lionth adj. & adv.
- sex.to.dec.i.mo: n. pl. -mos. 1. The page size of a book composed of printer's sheets folded into 16 leaves or 32 pages. 2. A book composed of sextodecimo pages. [Lat. sextodecimo, ablative of sextusdecimus, one sixteenth : sextus, sixth + decimus, tenth < decem, ten.]
- sex.ton: n. An employee or officer of a church who is responsible for the care and upkeep of church property and sometimes for ringing bells and digging graves. [ME segerstone < AN segerstaine < Med. Lat. sacristanus, sacristan.]
- sexton beetle: n. The burying beetle.
- sex.tu.ple: tr. & intr.v. -pled, -pling, -ples. To multiply or be multiplied by six. adj. 1. Containing or consisting of six parts; sixfold. 2. Larger or greater by sixfold; multiplied by six. 3. Mus. Having six beats to the measure. -n. A number six times larger than another. [Prob. SEX- + (QUIN)TUPLE] - sex.tu'ply adv.
- sex.tu.plet: n. 1. One of six delivered at one birth. 2. sextuplets. The six offspring of one birth. 3. A group of six similar persons or things; sextet. [SEXTU(PLE) + (TRI)PLET.]
- sex.tu.pli.cate: adj. 1. Six times as many or as much; sixfold. 2. Raised to the sixth power. -tr.v. -cat.ed, -cat.ing, -cates. To sextuple. -n. One of six similar things. [SEXTU(PLE) + (DU)PLICATE.] - sex.tu'pli.cate.ly adv. -sex.tu'pli.ca'tion n. )
( LOVE vs./and/||/<>/> SEX )
( ... ile MÜCAMAA )
- AŞK = (FALL IN) LOVE[İng.] = AMOUR[Fr.] = LIEBE[Alm.] = AMORE[İt.] = AMOR[İsp., Lat.] = HO ER.S, HE FILIA, HE AGAPE[Yun.] = İŞK[Ar., Fars.] = MIN[Felm.]
- AŞK ve HAKK
( Nefisle karışık aşk zillete, Allah'la karışık aşk da devlete götürür. )
( İrfaniyetle ilmin, ilimle ibâdetin araları, birer asır kadar uzaktır. Fakat aşk, bu mesafeyi bir adımda aşar gider. Aşksız da olur ama beşer ömrü yetmez. )
- AŞK ile HIRS
( LOVE vs. GREED )
- AŞK ve İCÂD ETMEK
- AŞK ve/||/<>/> MEŞK
( Coşkusu. VE/||/<>/> Tutkusu. )
- AŞK ile/ve/değil/||/<>/< "OLMAZIN"(ÇOK DÜŞÜK OLASILIĞIN) HEYECANI("GERÇEKLEŞME DÜŞÜNCESİ/DÜŞÜ/BEKLENTİSİ")
- AŞK ile/ve/||/<> ONUR
- AŞK ve/||/<>/> ŞAİR/ŞİİR
( Aşkın dokunuşlarıyla herkes şair olur. )
- AŞK[Ar.] değil/yerine/= SEVİ
- AŞK ile/ve/||/<>/> ŞİİR
( Aşk (bile), şiirin bahanesidir. )
( ... İLE/VE/||/<>/> Birinin unuttuğunu, öbürüne unutturmayan söz. )
- AŞK ile/ve/>/değil VEFÂ
( NE MÜMKÜNDÜR VEFÂ BULMAK CİHANIN BÎ-VEFÂSINDAN
MUHİB-İ SÂDIKI YEĞDİR KİŞİNİN AKRABASINDAN )
- ÂŞK/ÂŞIK ile/ve/<> YANAK
( Âşıkların alınyazısı, sevgililerinin yanaklarında yazmaktadır. )
- AŞKA DÜŞMEK:
GÖNÜL İLE ile ZEKÂ İLE ile AKIL İLE ile DUYGU İLE ile DÜŞMEZSEK
( Yanarız. İLE Kavruluruz. İLE Çıldırırız. İLE Gülünç oluruz. İLE Kalabalığa karışıp ezilir gideriz. )
- ASKA'[Ar. < SUK] ile ASKA'[Ar.]
( Bölgeler. | Çeşme duvarlarının bölmeleri. İLE Kanarya. [kuş] )
- ASKER SUYU ÇEŞMESİ :
( Yenimahalle'nin Havantepe mevkiinde ve Rumelikavağı'na bakan yamaçtadır. Çeşme bu alanda konuşlanan askeri birliğin ihtiyacını karşıladığı ve askeri birlikçe uzun yıllar korunması ve bakımı yapıldığı için "Asker Suyu" adını almıştır. )
- ASKER[Fars.] ile ASKER, CÜND[Ar.], LEŞKER[Fars.]
( Devredici, seyyar. İLE Er. )
- ASKER ile/ve/||/<> KARACI
( Kara kuvvetlerine bağlı subay, astsubay ya da er. )
- ASKER değil/yerine/= SÜER/SÜ
- ENGELLEM/AMBARGO[Fr.]:
SÜEL/ASKERÎ değil/yerine/= GEÇİMSEL/EKONOMİK değil/yerine/= YÖNETKİL/SİYASİ
- ASKERÎ ATAŞE değil/yerine/= SÜEL ELÇİGE
- ASKERÎ CEZA KANUNU değil/yerine/= SÜEL KIZIT YASASI
- ASKERÎ HAREKAT/OPERASYON değil/yerine/= SÜEL EYLEMGE
- ASKERÎ/SİLAHLI KUVVETLER/ASKERİYE değil/yerine/= SÜEL GÜÇLER/ORDU
- ASKERÎ ŞAHISLAR değil/yerine/= SÜEL KİŞİLER
- ASKERÎ değil/yerine/= SÜEL
- ASKERİLEŞMEK ile ASKERİLEŞTİRMEK ile ASKERİLEŞTİRİLMEK ile ASKER/LİK ile ASKERİ ile ASKERCE ile ASKERCİ/LİK ile ASKERİ GÜÇ ile ASKER OCAĞI ile ASKER KAÇAĞI ile ASKER TAYINI ile ASKERİ ATAŞE ile ASKERİ KAPUT ile ASKERLİK ÇAĞI ile ASKERİ AMBARGO ile ASKERİ HASTANE ile ASKERİ İNZİBAT ile ASKERİ RÜŞTİYE ile ASKER HASTANESİ ile ASKERLİK ŞUBESİ ile ASKERLİK DAİRESİ ile ASKERLİK HİZMETİ ile ASKERLİK YOKLAMASI
- AŞKI DOĞURMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AŞKLA DOĞURMAK
- AŞK-I HAKÎKÎ/İLÂHÎ ile/ve AŞK-I MECÂZÎ
- AŞKI:
OLUŞTURAN ile/ve/||/<>/> ARTIRAN
- AŞK:
"SAKLAMAK" ile/değil İÇİNDE YAŞAMAK
- ASKI ile FİŞKA[İt.]
( ... İLE Çapa tırnağını kaldırıp asmak için geminin kenarında bulunan sabit ya da hareketli demir askı. )
- ASKI ile SAP
- AŞK'IN GETİRDİĞİ TUTKU ile/ve TUTKUNUN GETİRDİĞİ BELÂ
- AŞKIN KİŞİ ile/ve/<> AŞK('IN) KİŞİSİ
- AŞKIN OLMAMA ile/değil ZORUNLU OLMA
- AŞKIN TANRI/LAR ile YARI TANRI/LAR
- AŞKIN YAKIŞTIĞI:
"CANI SENİ/ONU ÇEKENE" değil KENDİNDEN/CANINDAN GEÇENE
- AŞKINSAL İDEALİZM ile/ve/||/<> ÖZNEL İDEALİZM ile/ve/||/<> AŞKINSAL VE ÖZNEL İDEALİZM ile/ve/||/<> ESTETİK İDEALİZM ile/ve/||/<> SALTIK İDEALİZM
( Kant ve Schelling. İLE/VE/||/<> Fichte. İLE/VE/||/<> Schleiermacher. İLE/VE/||/<> Schiller. İLE/VE/||/<> Hegel. )
- ASKIYA ALMAK ile RAFA KALDIRMAK
- AŞKTA:
[ne] GÖZE ALABİLMEK ile/ve/ne de/||/<>/> GÖZÜNÜ ALABİLMEK
- [AŞKTA] SEVGİLİNİN:
"HERŞEYİ OLMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> "HİÇBİR ŞEYİ OLMAK"
- AŞKTA ve İŞTE ve DOSTTA
( Vasatından, uzak duralım! VE Kesatından, uzak duralım! VE Fesatından, uzak duralım! )
- ASL[Ar.] ile CİZM[Ar.]
- ASL[Ar.] ile SİNH[Ar.]
- ASLA/ZİNHAR[Fars.] değil/yerine/= SAKIN/SAKIN OLA/KESİNKES
- ASLA'[Ar.] ile ASLA'[Ar.]
( Dazlak, başının ön tarafındaki saçlar dökülmüş olan. İLE Hiçbir zaman/vakit. )
- ASLA ile/yerine HAYIR!
( Asla, asla deme! )
( Never say never again! )
( NEVER vs. NO
NO instead of NEVER )
- ASLA ile/ve/||/<> YEMİN
- ASLAN ile/ve ASYA ASLANI
- ASLAN ile/||/<> ASYA ASLANI ile/||/<> KONGO ASLANI ile/||/<> GÜNEY AFRİKA ASLANI ile/||/<> BARBARY ASLANI
( Afrika ve Hindistan'a özgü olan büyük bir kedi türüdür. [Genellikle Afrika savanalarında ve Hindistan'ın bazı bölgelerinde yaşarlar.] [Erkek aslanlar, dişilere göre daha büyük ve güçlüdür.] İLE/||/<> Asya'nın bazı bölgelerinde bulunan bir aslan alt türüdür.[Öteki aslan türlerine göre daha küçük bir yapısı vardır.[ İLE/||/<> Kongo Irmağı bölgesinde bulunan bir aslan alt türüdür. [Öteki aslan türlerine göre daha koyu renklidir.] İLE/||/<> Güney Afrika'nın bazı bölgelerinde yaşayan bir aslan alt türüdür. [Öteki aslan türlerine göre daha büyük bir yapısı vardır.] İLE/||/<> Kuzey Afrika'da bulunan bir aslan alt türüdür. [Ne yazık ki, bu alt tür, soyu tükenmiş durumdadır ve doğada yaşamamaktadır.] )
( PANTHERA LEO vs./||/<> PANTHERA LEO PERSICA vs./||/<> PANTHERA LEO AZANDICA vs./||/<> PANTHERA LEO KRUGERI vs./||/<> PANTHERA LEO LEO )
- ASLAN ile DAĞ ASLANI/YENİDÜNYA ASLANI/PUMA/KUGAR
( ... İLE Avlarını sadece akşamları yerler. )
( ... İLE Gebelik süreleri üç aydır. Patogonya'da bulunan pumalar Nisan ayında doğum yaparlar. )
( ... ile KUGAR/PUMA )
( ... ile
|
)
( LION vs. COUGAR )
( FELIS LEO cum FELIS CONCOLOR )
- ASLAN ile/ve/||/<> HERAKLES ile/ve/||/<> KOMAGENE ile/ve/||/<> ANTIOCHOS ile/ve/||/<> APOLLON ile/ve/||/<> ZEUS ile/ve/||/<> KARTAL
(
| Öğe | Tanım | Tür | Kommagene’deki Rol |
|---|---|---|---|
| Aslan | Güç, krallık, koruyuculuk simgesi | Simge | Koruyucu simge |
| Herakles | Yunan mitolojisi kahramanı; güç ve sınav | Yarı-tanrı | Meşrûiyet simgesi |
| Kommagene | Doğu–Batı sentezi kuran krallık | Devlet/Kültür | Bütünsel sentez alanı / kozmik düzen çerçevesi |
| Antiochos I Theos | Kommagene Kralı; tanrısal kimlik iddiası | Kral / Teopolitik figür | Tanrısallaştırılmış hükümdar |
| Apollon | Işık, düzen, us ve müzik tanrısı | Tanrı | Güneşsel-kozmik düzen ilkesinin simgesi |
| Zeus | Baş tanrı; gök, yasa ve egemenlik | Tanrı | En yüce tanrısal güç |
| Kartal | Göksel egemenlik ve tanrısal haberci simgesi | Simge | Tanrısal güç / gökten yere bağ |
- ASLAN ile/ve MALA MALA ASLANI
- ASLANAĞZI/DANABURNU ile ASLANAĞZI
( Sıracagillerden, türlü renkte, güzel, kokusuz çiçekleri olan bir bitki. İLE Havuz kenarlarına konulan ve ağzından su akan aslan biçiminde süs taşı. )
- ASLANLAŞMAK ile ASLA ile ASLAN/LIK ile ASLANCA ile ASLANLI ile ASLAN PAYI ile ASLAN YÜREKLİ/LİK
- ASLANLI YALI = SAİD HALİM PAŞA YALISI
- ASLI-ASTARI (BULUNMAMAK)
( DOĞRU OLMAMAK )
- ASLI-ESASI (BULUNMAMAK/OLMAMAK)
- ASLÎ FAİL değil/yerine/= İLKİL EDİMCİ
- ASLI-FASLI (BULUNMAMA)
- ASLÎ İŞTİRAK[Ar.] değil/yerine/= İLKİL KATILIM
- NİCELİK:
ASLÎ ile/ve/||/<> ARIZÎ
( ... İLE/VE/||/<> Türemiş nicelikler. )
- ASLÎ NÜSHA değil/yerine/= ÖZGÜN BELGE
- ASLÎ UNSURLAR ile/ve/||/<> KÜLLÎ KAİDELER
- ASLÎ ZİLYETLİK değil/yerine/= İYE ELDECİLİK
- ASLÎ ile/ve AHLÂKÎ
- ASLÎ ile ASİL
- ASLİ ile ASLİ MAAŞ ile ASLİ NÜSHA ile ASLİ DÜŞÜNCE
- ASLÎ değil/yerine/= İLKİL/BİRİNCİL
- ASLÎ değil/yerine/= ÖZYETKİLİ
- ASLÎ ile/ve/||/<>/> TALÎ
- ASLIK ile ASLI FASLI ile ASLI NESLİ ile ASLI ASTARI
- ASLINDA ile/ve/değil/yerine AYNI ZAMANDA
- ASLINDA ile/<> YANİ
- ASMA KAT ile/||/<>/> ŞİRVÂNÎ
( ... İLE/||/<> Çatı arasında ya da dükkanların üstünde yer alan alçak tavanlı asma kat. )
- ASMA[Ar.] ile ASMA[Ar.] ile ASMA'[Ar.] ile ASMÂ[Ar.] ile ASMAH[Ar.]
( Asma işi/durumu. | Asılmış, asılı. | İLE Asmagillerden, dalları çardak üzerine yayılan üzüm vb. bitkiler. | Belirli bir tür üzüm veren bitki. [Lat. VITIS] İLE Uyanık ve "gözü açık" olan. | Keskin kılıç. İLE Eğri elli/bacaklı. İLE Pek kahraman, çok şecâatli. )
- ASMA ile BANZI[Kençek]
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( ... İLE Bağ bozumundan sonra asma çubuklarında kalan artıklar. )
- AŞMA ile/ve/||/<> DÖNÜŞTÜRME
- AŞMA ile ESNETME
- AŞMA ile/ve İLERLEME
( İlerleme engellemeleri, gerilemeyse övgüleri beraberinde getirir. )
( TO EXCEED vs./and PROGRESS )
- ASMA ile YABAN ASMASI/AKASMA/MERYEM ANA ASMASI
( ... İLE Düğünçiçeğigillerden, beyaz çiçek veren, bahçelerde süs çiçeği olarak yetiştirilen, sarılıcı bir bitki. )
- ASMAK ile ASMALI ile ASMALIK ile ASMA KAT ile ASMA BİTİ ile ASMA BAHÇE ile ASMA KİLİT ile ASMA KÖPRÜ ile ASMA TAVAN ile ASMA BIYIĞI ile ASMA KABAĞI ile ASMA YAPRAĞI ile ASMA MERDİVEN
- ASMAK ile ETRAFTA TAKILMAK ile GEVŞEK KALMAK ile OYALANMAK ile BİRLİKTE TAKILMAK ile ASKI ile ASKIDA KALMAK ile ASILI ile CELLAT
( HANG vs. HANG AROUND vs. HANG LOOSE vs. HANG OUT vs. HANG TOGETHER vs. HANGER vs. HANGER ON vs. HANGING vs. HANGMAN )
( بدار آويختن ile آويزان بودن ile بدار زدن ile آويخته شدن ile آويختن ile طناب انداختن ile دار زدن ile آويز کردن ile آويزان کردن ile چسبيدن به ile بدار آويخته شدن ile ول گشتن ile ولگردي کردن ile شل و ول شدن ile سماجت ورزيدن ile پاتوق ile متفق بودن ile آشيانه ile آويزان کننده ile آشيانه هواپيما ile معلق کننده ile مفت خور ile موي دماغ ile متکي بر ile آويزان ile درحال تعليق ile عمل آويختن ile بدار آويزي ile اعدام ile دار زن ile مامور اعدام )
( BEDAR AVYKHTAN ile AVYZAN BODAN ile BEDAR ZADAN ile AVYKHTEH SHODAN ile آويختن ile TANAB ANDAKHTAN ile DAR ZADAN ile AVYZ KARDAN ile AVYZAN KARDAN ile CHASBYDAN BAH ile BEDAR AVYKHTEH SHODAN ile VEL GOSHTAN ile VELGARDY KARDAN ile SHEL VE VEL SHODAN ile SAMAJAT VARZYDAN ile PATOGH ile MOTAFGH BODAN ile ASHYANEH ile AVYZAN KONANDEH ile ASHYANEH NPAVAPYMA ile MALGH KONANDEH ile MOFT KHOR ile MOY DAMAGH ile MOTAKY BAR ile AVYZAN ile DARHAL TAELYGH ile AMEL AVYKHTAN ile BEDAR AVYZY ile EDAM ile DAR ZAN ile MAMOR EDAM )
- AŞNA FİŞNE/HAŞNE FİŞNE = GİZLİ DOST/LUK
- AŞNU = ÖNCE
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- AŞOKA ile/||/<> DİPANKARA BUDA
( İmparator (M.Ö. 270) Hindistan'ın büyük Budist hükümdarı. Budizmi yaymak için misyonerler göndermiştir. @@ Gautama Buda'nın zamanından önceki ilk Buda'lardan biri. )
- AŞOZ[Yun.] değil/yerine/= YUVA
( Ahşap gemilerin omurgalarının uzunluğunca ve iki yanında borda kaplamalarının en dar yüzünü yerleştirmek için açılan keskin, sivri köşeli yuva. )
- ASPH/ASSOCIATION OF SCHOOLS OF PUBLIC[İng.] değil/yerine/= HEALTH KAMU SAĞLIĞI OKULLARI DERNEĞİ
- ASR[Ar.] ile DEHR[Ar.]
- AŞR-I ÂHİR ile AŞR-I EVSAT ile AŞR-I EVVEL
( Ayın on günlük son bölümü. İLE Ayın ikinci on günlük bölümü. İLE Ayın ilk on günü. )
- ASRÎ/MODERN/MUASIR değil/yerine/= ÇAĞDAŞ
- ASRÎ[Ar.]/MODERN[Fr./İng.] değil/yerine/= ÇAĞDAŞ
( Zamana uygun. )
- AŞŞA" değil AŞAĞI
- ASSI değil/yerine/= YARARLI
- ASSIGNMENT :/yerine ÖDEV
- ASSIT/ASCITES[İng.] değil/yerine/= KARINDA SIVI TOPLANMASI
- ASSİT değil/yerine/= KARINDA SIVI BİRİKİMİ
- AS[S]OSİ[Y]ASYON ile/||/<> AS[S]OSİYE OLAN
( ilişki, birliktelik, birlik. İLE/||/<> Eşlik eden, birlikte olan. )
- ASTARLAMAK ile ASTARLANMAK ile ASTARLATMAK ile ASTAR/LIK ile ASTARLI ile ASTARSIZ ile ASTAR BOYASI ile ASTARLI ZARF ile ASTAR KAPLAMA
- ASTENİ/ASTHENIA[İng.] ile/ve/||/<>/> ASTENİK/ASTHENIC[İng.]
( Güç yitimi. Gövde/beden düşkünlüğü. İLE/||/<>/> Düşkün. Gücü yitik. )
- ASTEROİT KUŞAĞI ile/ve KUİPER KUŞAĞI ile/ve OORT BULUTU
(
)
( Oort Bulutu:
Adını, Jan Oort'tan alan Oort Bulutu'nun, Güneş Sistemi'ne yaklaşık 1000 - 100.000 AB/AU uzaklıkta bir bölge olduğu ve Güneş Sistemi'ni çok büyük bir küre gibi çevrelediği düşünülüyor.
1 AB/AU(astronomi birimi), Güneş ile Dünya arasındaki uzaklık olup yaklaşık 150 milyon kilometredir. Bilinen en uzak gezegen olan Neptün, Güneş'e, yaklaşık 30 AB/AU uzaklıktadır.
Oort Bulutu'nun iç sınırı ile dış sınırı arasındaki uzaklık, o kadar büyüktür ki, NASA'nın, günde 1,5 milyon kilometre yol alan uzay aracı Voyager 1'in, bu hızla Oort Bulutu'na ulaşması, yaklaşık 300 yılı, Oort Bulutu'ndan çıkması ise 30.000 yılı bulabilir. )
- ASTHEN-/ASTHENO- ile/||/<> LEPT-/LEPTO-
( Zayıf. İLE/||/<> Küçük, ince, zayıf, ufak. )
- ASTIGMATIC LENSES[İng.] / LENTILLES ASTIGMATIQUES[Fr.] / ASTIGMATISCHE LINSE, ASTIGMATISCHE LUPE[Alm.] ile/değil/yerine/= ASTİGMATİK MERCEKLER
- ASTIM ile/ve/||/<> KOAH
- ASTON DARK SPACE[İng.] / ESPACE OBSCUR D'ASTON[Fr.] / ASTONSCHER DUNKELRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= ASTON KARANLIK BÖLGESİ
- ASTON WHOLE NUMBER RULE[İng.] / RÈGLE DES NOMBRES ENTIERS D'ASTON[Fr.] / ASTONSCHE GANZZAHLREGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= ASTON TAM SAYI KURALI
- ASTROLOJİ ile BURÇ
( )
- ASTROMETRY[İng.] / ASTROMÉTRIE[Fr.] / ASTROMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ASTROMETRİ
- UNITÉ ASTRONOMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ASTRONOMİ BİRİMİ
- ASTRONOMİ değil/yerine/= UZAYBİLİM
- ASTRONOMİ'DE:
GÖZLEMLERİN DÜZELTİLMESİ ile/ve İLKELERİN DÜZELTİLMESİ
( ... İLE/VE * Metafizik * Fizik * Matematik ile. )
(1996'dan beri)