| T... |

- TEVEM ile/||/<> İKİZ

( İki ayrı cins kristal bireyinin ortak ağcık bölümlerinden başlayarak bir düzleme ikiz düzlemi ve bir eksene ikiz ekseni ya da bunlardan birine göre bakışımlı olarak gelişmeleri sonucunda oluşan kristal jeoloji biyoloji İkiz doğum ürünü yavrulardan her biri döl yatağı içinde tek veya çift yumurtadan gelişen iki dölütten her biri Az ekiz ekiz igez igeδ Blk egiz egiz egiz egiz egiz egiz Tel egiz Alt eŋis ikkis iğis Alt Tel eğis iyis yĕkĕr Başındaki y ikincil bir sestir Türkçe znin Çuvaşçada rye çevrilmesi eski bir kuraldır Eski çağlardan başlayarak kullanılır Orta Türkçede ikkiz olarak geçer Kumancada egiz biçimi kullanılır Eski Kıpçakçada ikkiz olarak geçtiği göze çarpıyor iki eki z eki Türkçe üçüz dördüz beşiz gibi türevler de bu ekle kurulmuştur Ligeti TörK 312 de ikizin ekiz Türkçe ikinin eki z ekiyle yapılmış bir türevi olduğunu açık olarak vurgulamıştır Brockelmann OGM 120 a Türkçeden Moğolcaya ikire olarak geçmiştir Poppe Lautlehre 105 saydığımız veriler arasında Altay ilişkileri görüyor Ramstedt Lautlehre 113 de Altay alanında kalarak birtakım Korece biçimler üzerinde duruyor Ramstedt SKE 195 Buna karşılık Şçerbak VJa 3 1966 31 ve Doerfer TMEN 651 Moğolca ikireyi Türkçe bir alıntı olarak değerlendirmişlerdir Doerfere göre alıntı sorunu açıktır ganz sicher Yakutça igirä igiri biçimi Moğolcadan alınmıştır Kałużyński ME 21 51 128 Moğolcadan Koybal ve Hakas diyalektlerine de geçmiştir ikärä ikkärä Macarca iker biçiminin Çuvaş özellikleri taşıyan eski bir Türk dilinden kalma alıntı olduğunu biliyoruz Ligeti TörK 14 311312 )

- TEV'EM[Ar.] ile İKİZ | EŞ, BENZER

( İKİZ )
( EŞ, BENZER )

- TEVERRÜM[Ar.] değil/yerine/= VEREM OLMA

- TEVESSÜ ile TEVESSÜL

- TEVESSÜ[Ar. < VÜSET] ile TEVESSÜL[Ar. < VESÎLE]

( Genişleme, yayılma. İLE Sarılma. | İnanma. | Neden gösterme. | Başvurma, girişme. )

- TEVESSÜL[Ar.] ile/ve/||/<> TENEZZÜL[Ar.]

- TEVEŞÜ ile TEVEŞÜL

- TEVETTÜR | KAN TAZYİKİ | GERİLİM | BASINÇ | TANSİYON ile/||/<> TANSİYON ile/||/<> KAN BASINCI

( kan basıncı kan baskısı Yüreğin vurumu sırasında kanın kan damarlarının duvarına yapmış olduğu yaşa ve fizyolojik duruma göre değişebilen basınç Kan basıncı 1 Kan basıncı 2 Gerilme olayı gerginlik karşıtlık tansiyon tendere germek Vurum sırasında kanın kan damarlarının duvarlarına yapmış olduğu yaşa ve fizyolojik duruma göre değişebilen basınç tansiyon zooloji tansiyon Kanın içinde bulunduğu damar çeperlerine yapmış olduğu basınç atardamar kan basıncı tansiyon Erişkin normal sistolik diyastolik değerler mmHg insan 120 70 at 13 95 sığır 140 95 koyun 140 90 köpek 120 70 kedi 120 80 )

- TEVETTÜR[Ar. < VETR/VİTRET] değil/yerine/= GERİLME, GERGİN DURUMA GERME | GERİLİM

- TEVEZZÜ TARZI | DAĞILIŞ ile/||/<> DAĞILIŞ

( Coğrafyanın doğal ya da insana değgin olayların yeryüzüne dağılış ve yayılışlarını göz önüne alan temel ilkelerinden biri coğrafya )

- TEVFİK FİKRET (İST. 1867)

( Rumelihisar hayranı olup, burada ikamet etmiştir. Esas adı Mehmet Tevfik'tir. Edebiyat - ı Cedide şairidir. Galatasaray Lisesini birincilikle bitirdi. Mezuniyetten sonra Hariciye Vekâletinde (Dışişleri Bakanlığı) bilahare de Maarif (Milli Eğitim) Kalemi'nde çalıştı. Yüksek Ticaret Okulu'nda Fransızca ve Türkçe dersler verdi. Şiir yarışmalarına katıldı ve birincilikler kazandı. 1894'te Malumat Gazetesi kurucuları arasında yer aldı. Aynı yıl Galatasaray Lisesinde (Mekteb - i Sultani) öğretmenliğe başladı. Okuldan 1895'te ayrıldı fakat bir yıl sonra Robert Kolej'de Türkçe öğretmenliğine atandı. 1896'da Servet - i Fünun Dergisinde görev yapmaya başladı. Servet - i Fünun topluluğunun ve akımının yaratılmasında öncü oldu ve bu hareketin adına Edebiyat - ı Cedide adı verildi. Bu ekolde kendisi ile birlikte; Halit Ziya, Cenap Şahabettin, İsmail Safa, Mehmet Rauf, Samipaşazade Sezai, Hüseyin Cahit, Ahmet Şuayip, Hüseyin Siret gibi isimler bulunuyordu. 1897 Osmanlı –Yunan Savaşı sırasında yurt ve ulus sevgisini işleyen şiirler yazdı. Sultan Abdülhamit'in baskısına karşı çıkar, yazılar ve şiirler yazar, bu nedenle gözaltına alındı ve sürekli izlendi. 1900 yılında ilk kitabı olan Rubab - ı Sikeste (Kırız Saz) yi yayımladı. 1902'de kız kardeşini, 1905'te babasını kaybedince, babasının Aksaray'daki evini satarak Rumelihisarı'nda planlarını kendi yaptığı ve ölene kadar oturduğu Aşiyan isimli köşkü yaptırdı. 1908 Meşrutiyetin ilanında memnun olur ve Tanin Gazetesini arkadaşları ile birlikte çıkarır. Gazete bir süre sonra baskıcı rejim kuran İttihat Terakkinin sözcüsü haline gelince gazeteden ayrıldı. 1909'da Galatasaray Lisesine Müdür oldu. Fakat Maarif Nazırının (Milli Eğitim Bakanının) yetkilerine müdahale etmesi üzerine istifa ederek ayrıldı ve Robert Kolej öğretmenliğe başladı. Balkan ve Trablusgarp savaşlarında yorgun çıkan Osmanlıların Almanya'nın saflarında sava girmesine karşı çıkar. Bu nedenle siyasetçilerle arası açılır. Yazdığı şiirlere Mehmet Akif tarafından karşılık verilir. Tevfik Fikret Mehmet Akif çatışması günümüze kadar yankı yapar. Gençliğinde verem hastalığı ile boğuştu, yaşlılığında da böbreklerinden rahatsızlandı ve ölmeden önce "...Dünyada şimdi ben dahi bir fazla sikletim" mısralarını yazdı ve 19 Ağustos 1915'te öldü. Eyüp'teki aile mezarlığına gömüldü. Vasiyeti üzerine 1961'deki doğum yıldönümünde mezarı Aşiyana taşındı.. İkamet ettiği Aşiyan isimli evi ölümünden sonra müze haline getirildi. Eserleri: Rubab - ı Şikeste, Trih - i Kadim, Haluk'un Defteri, Rubabın Cevabı, Şermin ve Hasta Çocuk'tur. İsimleri sayılan kitaplara girmeyen şiirlerini (Rubabın Cevabı, Tarih - i Kadim, Doksan Beşe Doğru ve diğerleri) Cevdet Kudret tarafından 1952'de yeniden derlenip yayınlandı. )

- TEVFİK FİKRET ile/ve/||/<>/> ATATÜRK

( Kimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr-ü-bâl
Kendi cevvim, kendi eflâkimde kendim tâirim,
İnhinâ tavk-ı esâretten girandır boynuma;
Fikri hür, irfanı hür, vicdânı hür bir şâirim.

(Kimseden bir yarar ummam ben, dilenmem kol kanat.
Kendi boşluk, kendi gökkubbemde kendim gezginim.
Bir eğik baş, bir boyunduruktan ağırdır boynuma;
Fikri hür, irfânı hür, vicdanı hür bir şairim.)

Tevfik Fikret )
( )

- TEVFİKAN[Ar.] değil/yerine/= UYARAK, UYGUN OLARAK, ...'E GÖRE

- TEVFİKAT:
TAM
ile/ve/değil/yerine/<> KISMÎ

- TEVHİD:
DIŞARI DOĞRU
değil İÇERİ DOĞRU

- TEVHİD:
EYLEMDE
ve ÖLÜMDE

- TEVHİD:
FARK
ve/<> HİZMET

- TEVHİD:
ŞEYLERİN AKLI
değil AKLIN AKLI

- TEVHÎD[< VAHDET] ile/ve/<> MÜNÂCÂT[< NECV]

( Klasik Türk dînî şiir müziğinde bir biçim. Güftesinin konusu Allah'ın birliğidir. Allah'ın tevhîd ve azameti hakkındadır. İLE/VE/<> Allah'a dua etme, yalvarma. | Allah'a dua konulu manzûme. Divan Edebiyatı'nda, Tanrı'yı öven koşuk türü ya da koşuğun bir bölümü. )

- TEVHÎD ve/< ADÂLET ve/< MUHABBET


- TEVHİD ile/ve AMEL

( İlimlerin amacı. İLE/VE Amellerin amacı. )
( Amellerin en hayırlısı, az da olsa sürekli olandır. )
( Tevhid insan üzerinedir. )

- TEVHÎD değil/yerine/= BİREŞİM

( Ayrımları/nı gösteren birlik. )
( BİR KILMA, BİR ETME, BİRLEŞTİRME | BİR SAYMA, BİR OLARAK BAKMA, BİRLİĞİNE İNANMA | ALLAH'IN BİRLİĞİNE İNANMA | "LÂİLÂHE-İLL-ALLAH"(KELİME-İ TEVHİD) SÖZÜNÜ TEKRARLAMA )

- TEVHİD ile/ve/||/<> FITRAT

- TEVHİD ve/<> İLİM ve/<> TERBİYE ve/<> EDEB

- TEVHÎD ile/ve/<> İTTİHÂD

- TEVHİD ve SEVGİ

( AKLIM BENİ YANILTMADI
KALBİM DE AKLIMI TEKZİP ETMEDİ )

- TEVHİD ve SÜKÛNET

( Tevhîd, sükûnettir. )

- TEVHîD ve/||/<> TAKVÂ ve/||/<> TEZKİYE

- TEVHİD ve/=/||/<> YOGA ve/=/||/<> SYMBOLON

- TEVHİD-İ EF'AL ve TEVHİD-İ SIFAT ve TEVHİD-İ ZÂT

( FİİLLERİN BİRLİĞİ ve NİTELİKLERİN, BİLGİNİN BİRLİĞİ ve KENDİNİ DIŞLAŞTIRABİLME OLANAKLILIKLARI )
( İLKELERİ: HAYR ve DOĞRULUK/SIDDIKİYET ve GÜZELLİK/CEMÂL )
( A ve S ve K )
( AYN ve SİN ve KAF )
( KİŞİ )
( 3 NOKTA, ŞIN )
( HARF-İ MUKEDDÂ )

- TEVHİD-İ TEDRİSAT değil/yerine/= ÖĞRETİM BİRLİĞİ

- TEVHİT ile/||/<> KASİDE

( kaside I 3 a Divan edebiyatı terimi Tanrının birliği üzerine yazılan koşuk 1 Araplardan Farslara sonra divan yazınımıza geçmiş bir övgü koşuğu 3099 koşalı olur Uyak düzeni bakımından gazele benzer İlk koşa doğuş uyaklı öteki koşaların birinci dizeleri uyaksız ikincileri doğuş ile uyaklı olur Kasidenin bölümleri a başlangıç bölümü Kasidede konusu sevgi sevgili doğa ya da önemli olaylar olan giriş bölümü b övgü bülümü es t kasit maksat medih methiye övülecek kişinin övüldüğü bölüm c övünüş es t fahriye Ozanın kendi kendini övdüğü bölüm ç tegazzül Kimi keşidelere bir gazelin katılması ya da gazelin katıldığı bölümün adı d dua Övülen kimse için dua edilen bölüm 2 Kasideyi oluşturan kimi koşalar özel terimlerle adlandırılır a doğuş es t matla 1 Gazel ve kasidelerin ilk koşası 2 Ozanın koşuklarından birine katmayıp yalnız bıraktığı uyaklı çift dize b girişlik es t girizgâh Kasidelerde başlangıç bölümünden övgü bölümüne geçişi sağlayan koşa c taç beyit Kasidelerde ozanın adını ya da takma adını taşıyan koşa ç beytütkasit kasidenin en güzel koşası d kesmelik es t makta Divan koşuğunda ozanın adını ya da takma adını taşıyan son koşa son bağlam 3 Konularına göre keşideler a tevhit Tanrının birliğine ululuğuna övgü b mürsacat Tanrıya yakarış c naat Hz Muhammete övgü d methiye Bir kimseyi ya da bir şeyi övmek için yazılan kaside A Bunlar övgü konularına göre ad alır cülusiye Padişahın tahta çıkışını konu edinen kaside suriye Düğün törenlerini konu edinen kaside ramazaniye Konusu ramazanın gelişini kutlama olan kaside bayramiye es t idiyye Konusu bayram kutlaması olan kaside muharremiye Muharrem ayında Hz Hüseyinin şehit edilmesini konu edinen kaside B Konusu mevsimler olan kasideler Bahariye sayfiye şitaiye C Başka konularda yazılan kasideler hamamiye at kasidesi es t kasidei rahşiye rahşiye av kaîidesi es t şikâriye vb 4 Kasideler uyak ve yedeklerinin son harflerine göre de adlandırılır Uyaklarına göre t kasidesi es t kasidei taiye r kasidesi es t kasidei raiye vb gibi Rediflerine göre su kasidesi adem kasidesi vb II Doğu Anadoluda kısa öykülere verilen genel ad Divan edebiyatı terimi Konusu en çok övme olan ve en az onbeş yirmi beyti bulunan uzun gazel Kısa öykü kaside I 3 kaside kaside 1 1 b kaside 1 3 d kaside I 1 ç kaside I 3 d kaside I 3 d kaside I 2 c )

- TEVHİT ile TEVHİT EHLİ

- TEV'ÎD[Ar. çoğ. TEV'ÎDÂT] ile TEHDÎD[HÜDÛD | çoğ. TEHDÎDÂT]

( Sözle korkutma. İLE Birinin gözünü korkutma, göz dağı verme. )

- TE'VÎD[Ar.] ile TEV'ÎD[Ar. çoğ. TEV'ÎDÂT]

( Eğriltme, eğritilme. İLE Sözle korkutma. )

- TEVİL ETMEK değil/yerine/= ÇEVRİLEMEK

- TEVİL ve İLİM

- TEVİL ile İSTİNBÂT

- TEVİL ile/ve ŞİİR ile/ve METAFİZİK

- TE'VÎL[< MEÂL] değil/yerine/= SÖZÜ ÇEVİRME, SÖZE AYRI ANLAM VERMEYE KALKIŞMA | ASLA RÜCÛ


- TE'VÎL ve/<> TEVHÎD

- TE'VÎLEN[Ar. < MEÂL] ile TE'VÎLÎ[Ar. < MEÂL]

( Te'vîl ederek, sözü çevirerek. İLE Te'vîl ile ilgili. )

- TEVİL-İ GARİB ile TEVİL-İ BAİD ile TEVİL-İ MÜSTEBÂD

( Yakın yorum. İLE Uzak yorum. İLE Zoraki yorum. )

- TEVKİ[Ar. < TEVKİʿ] ile/||/<> ...

( Resmî belgelerde kullanılan bir yazı türüne verilen ad )

- TEVKİ ile TEVKİF ile TEVKİL ile TEVKİCİ

- TEVKİ'[Ar. < VUKÛ] ile TEVKİÎ[Ar.]

( Sultan buyruklarına çekilen nişan. | Padişahın nişanlı buyruğu. İLE Tevki'ci. Padişah buyruklarına nişan işaretini yapan memur, tuğrakeş. )

- TEVKİCİ[Ar.] değil/yerine/= NİŞANCI

- TEVKÎD[Ar. < EKD] ile TEVKİD[Ar. çoğ. TEVKİDÂT] ile TEVKİT[Ar. < VAKT]

( Sağlamlaştırma. İLE Tutuşturup yakma. İLE Vakti, saati belirli kılma. )

- TEVKİF[Ar.] değil/yerine/= DURDURMA | TUTUKLAMA

- TEVKİFHANE ile/||/<> SALMA TOMRUK

( Yakalanan suçluların geçici bir süre alıkonuldukları ve içinde serbest dolaşabildikleri cezaevi )

- TEVKİFHANE[Ar.] değil/yerine/= TUTUKEVİ

- TEVKİ-İ HÜMAYUN, NİŞAN-I HÜMAYUN, MİSAL-İ HÜMAYUN, NİŞAN-I ŞERÎF, ALÂMET-İ ŞERİF, TUĞRA-YI GARRA | TUĞRA ile/||/<> TUĞRA ÇEKMEK ile/||/<> TURA

( Türk devletlerinde hükümdarın imzası olarak kullanılan im ya da damga. @@ ~ Az tuğra 1. 'devlet arması'; 2. 'şah fermanı'. OT tugrāg 'hükümdarın mührü ve imzası' olarak geçer. Kâşgarlı Mahmud'a göre Oğuzca olan bu söz, diğer Türklerce bilinmemektedir. Kendisinin de bu sözün kökenini bilmediğini belirten Kâşgarlı Mahmud'a borçlu olduğumuz bir başka veri de savaşta veya törende binilmesi için hükümdarın verdiği atın da tugrāg veya togrāg olarak adlandırılmasıdır. Bugünkü tuğra sözünün Oğuzca tugrāg sözüne dayandığı açıktır. Räsänen'in Farsçadan geldiği yolundaki açıklaması yanlıştır. Arapça ve Farsçaya da geçmiştir. Rusçada da tavro olarak kullanılır. )

- TEVKİ-İ HÜMAYUN, NİŞAN-I HÜMAYUN, MİSAL-İ HÜMAYUN, NİŞAN-I ŞERÎF, ALÂMET-İ ŞERİF, TUĞRA-YI GARRA ile/||/<> TUĞRA

( Türk devletlerinde hükümdarın imzası olarak kullanılan im ya da damga Az tuğra 1 devlet arması 2 şah fermanı OT tugrāg hükümdarın mührü ve imzası olarak geçer Kâşgarlı Mahmuda göre Oğuzca olan bu söz diğer Türklerce bilinmemektedir Kendisinin de bu sözün kökenini bilmediğini belirten Kâşgarlı Mahmuda borçlu olduğumuz bir başka veri de savaşta veya törende binilmesi için hükümdarın verdiği atın da tugrāg veya togrāg olarak adlandırılmasıdır Bugünkü tuğra sözünün Oğuzca tugrāg sözüne dayandığı açıktır Räsänenin Farsçadan geldiği yolundaki açıklaması yanlıştır Arapça ve Farsçaya da geçmiştir Rusçada da tavro olarak kullanılır )

- TEVKİÎ ile/||/<> SÜLÜS ile/||/<> RİK\'A ile/||/<> KÛFÎ ile/||/<> NESİH ile/||/<> MURAKKA ile/||/<> MÜSELSEL ile/||/<> DİVANÎ

( Sözcüklerin arası birleştirilerek yazılan bir yazı biçimi.[Resmî yazışmalarda kullanılan bir yazı çeşidiydi.][Sülüse benzeyen daha yumuşak hatlı ve hareketli büyük boy yazılar.] İLE/||/<> Yuvarlak karakterli, daha çok kitabelerde kullanılan, kitaplarda ise başlıklara mahsus büyük boy bir yazı üslûbu. İLE/||/<> Türklerin ortaya çıkardığı bir yazı çeşidi. "Mim"lerin gözü kapanmış, "Sin" ve benzeri harflerin dişleri kalkmış, noktalar çizgilere dönüşmüştür. Daha çok el yazısında kullanılır. İLE/||/<> Arap harflerinin düz ve köşeli olarak kullanılmasıyla oluşmuş erken dönem İslâm yazı türü ve bundan geliştirilmiş bir yazı türü. İLE/||/<> Metinlerin kopya edilerek çoğaltılmasında kullanılan yuvarlak karakterli bir yazı üslûbu. İLE/||/<> İstenilen kalınlığı sağlayacak kadar kâğıdın birinin suyunu ötekinin aksi yöne gelecek biçimde kola ile yapıştırılmasıyla elde edilen mukavvadan yapılan albüm. Üzerine hatların ayrı ayrı kâğıtlara yazılarak hatlar, minyatürler, varaklar v.s. yapıştırılır. İLE/||/<> Tüm yazaçları/harfleri ve sözcükleri birbirine bitişik olarak yazılan bir yazı biçimi. İLE/||/<> Türklere özgü hareketli ve girişik bir yazı üslûbudur. Harfler ve sözcükler, birbirine kaynaşmıştır. )

- TEVKÎL[Ar. < VEKÂLET] ile TEVKÎR[Ar. < VEKAR | çoğ. TEVKİRÂT]

( Vekil etme. İLE Güzel karşılama, ağırlama, ululama. )

- TEVKİL değil/yerine/= YETKİGEÇİ

- TEVLİT[Ar.] değil/yerine/= DOĞURMA, DOĞURTMA | NEDEN OLMA, OLUŞTURMA

- TEVLİYET[Ar.] değil/yerine/= VAKIF MALLARINA BAKMA GÖREVİ

- TEVRAT ile/değil/yerine ESKİ AHİT

- TEVRİYE'DE:
YALIN[MÜCERRET]
ile/<> TERBİYE EDİLMİŞ[MÜREŞŞAH] ile/<> AÇIKLANMIŞ[MÜBEYYEN] ile/<> HAZIRLANMIŞ[MÜHEYYÎ] ile/<> ÎHÂM-I KABÎH

( [beyitte] Sözcüğün, uzak anlamıyla kullanıldığını gösterir bir ipucu bulunmayan. İLE/<> Sözcüğün, yakın anlamıyla ilgili bir ipucu bulunan. İLE/<> Sözcüğün, uzak anlamıyla ilgili bir ipucu bulunan. İLE/<> Tevriyeye konu olan sözcüğün, başka sözler yardımıyla anlaşılması. İLE Sözcük, müstehcen bir anlam içeriyorsa. )

- TEVSİ[Ar.] ile TEVŞİ[Ar.]

( Genişletme, yayma. İLE Süsleme. )

- TEVSİ ile TEVSİK

- TEVSÎH[Ar. < VESAH] ile TEVŞÎ'[Ar.] ile TEVŞÎH[Ar. < VİŞÂH | çoğ. TEVŞÎHÂT]

( Kirletme. | Paslandırma. İLE Süsleme. İLE Süsleme, süslendirme. Süslü giysi giydirme. | Mukayyed kâfiye ile şiir yazma, çifte kâfiye. | Kur'ân-ı Kerîm'i, usûl, âdâb ve erkânı ile okuma. | Mevlîd bahirleri arasında, dînî ve tasavvufî mahiyette kasîde ve beste okuma. | Türk dînî müziğinde bir biçim.[Na't, tekkelerde ve başka yerlerde okunduğu halde, tevşîh denilenler, mevlîd ve mi'râciyye arasında tegannî edilir.] )

- TEVSİK[Ar.] değil/yerine/= BELGELEME

- TEVZİ, DİSTRİBÜSYON | DAĞITIM ile/||/<> DAĞITIM

( Sinema 1 Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu 2 Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi mekanik 1 Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi 2 Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü )

- TEVZİ, DİSTRİBÜSYON | DAĞITIM ile/||/<> DAĞITIMCI

( Sinema 1. Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan, oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu. 2. Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi. @@ mekanik: 1. Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi. 2. Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü. )

- TEVZİ, DİSTRİBÜSYON | TEŞEBBÜS | İŞLETME ile/||/<> İŞLETME ile/||/<> İŞLETMEK ile/||/<> DAĞITIM

( dağıtım 1 Tecimsel ya da yapımsal bir kuruluşa ilişkin yeri ya da çiftliği bir maden ocağı ve benzerlerini verimli bir duruma getirip kazanç sağlama 2 Tecimsel ve yapımsal çalışmaları amaca uygun bir düzeyde verimli bir niteliğe ulaştıran kuruluş 3 Çalışma yeri firma Sinema 1 Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu 2 Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi mekanik 1 Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi 2 Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü )

- TEVZİ, DİSTRİBÜSYON | TEŞEBBÜS | İŞLETME ile/||/<> İŞLETMECİ | DAĞITIM

( bk. dağıtım @@ 1. Tecimsel ya da yapımsal bir kuruluşa ilişkin yeri ya da çiftliği, bir maden ocağı ve benzerlerini verimli bir duruma getirip kazanç sağlama. 2. Tecimsel ve yapımsal çalışmaları amaca uygun bir düzeyde verimli bir niteliğe ulaştıran kuruluş. 3. Çalışma yeri. @@ bk. firma @@ @@Sinema 1. Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan, oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu. 2. Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi. @@ mekanik: 1. Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi. 2. Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü. )

- TEVZİ ETME | DAĞITMA ile/||/<> DAĞITMA ile/||/<> DAĞITMAK

( Nüfusun belli özeklerde aşırı ölçüde yığılmasından doğan sakıncaları gidermek amacıyla kentbilim yöntemlerinden yararlanarak bu özeklerde yaşayan ve çalışan insanlardan bir bölümünü yeni yerleşim yerlerine kaydırmak Kimi uygulama örnekleriyle ya da bu yöndeki buluşlarla ortak giderler gibi tümdeğer öğelerini bir çalışma dalına bir eyleme bir yapıma yükleme ya da dağıtma )

- TEVZÎ'[< VEZ |çoğ. TEVZÎÂT] ile TEVZÎÎ[Ar.]

( Dağıtma/dağıtılma. | Herkese payını dağıtma, üleştirme. İLE Dağıtma, üleştirme ile ilgili. )

- TEVZİ ile TEVZİ BÜROSU

- TEXT MINING[İng.] değil/yerine/= ÖRÜT MADENCİLİĞİ

- TEXT :/yerine METİN

- TEXTILES, WEAVING/TEXTILE INDUSTRY[İng.] değil/yerine/= TEXTILE/PROFESSION DE TISSEREND[Fr.] değil/yerine/= DOKUMA

( işleyim: 1. İplikleri bez, kumaş vb. ürünlere dönüştürme işi. 2. Bu işin sonunda elde edilen ürünlerin genel adı. )

- TEXTUS CONNECTIVUS, İNG. CONNECTIVE TISSUE[İng.] ile/||/<> BAĞ DOKU

( anat Vücutta bulunan dört temel dokudan en sık görülen gevşek veya ipliksel yapıdaki kas ve yağ dokularında değişik oranlarda bulunan cansız olan hücreler arası maddeyle hücrelerden oluşan beslenme fizyolojisi açısından bir değer taşımayan et ürünleri teknolojisinde kalite sorunu oluşturabilen madde Bu dokunun organları sararak destekleme gövde arası boşlukları doldurma dokuların beslenmesi epitel dokusuna destek ve organizmanın savunma sistemini oluşturma gibi görevleri vardır Bağ dokusunun mezenkim müköz gevşek sıkı retiküler ve yağ dokusu olmak üzere altı türü bulunur )

- TEYAKKUZ[Ar. < YAKAZA] değil/yerine/= SAKLIK/UYANIKLIK

( Uyanma, uykudan kalkma. | Uyanık olma, uyanıklık, açıkgözlülük. )

- TEYAKKUZ[Ar.] değil/yerine/= SAKLIK/ANIKLIK/UYANIKLIK

- TEYELLEMEK ile TEYELLENMEK ile TEYEL ile TEYELLİ ile TEYEL İPLİĞİ

- TEYEMMÜM[Ar.] ile İRÂDE[Ar.]

- TEYEMMÜM[Ar. < YEMAM] ile TEYEMMÜN[Ar. < YÜMN]

( Su bulunmayan yerde su niyetiyle toprak, kum vb. şeylerle abdest alma. İLE Uğur sayma, uğur olarak kabul etme. )

- TEYİD ile TASDİK

- TEYİT ETMEK/KONFİRME ETMEK değil/yerine/= DOĞRULAMAK/GEÇERLEMEK/GERÇEKLEMEK/ONAYLAMAK

- TEYİT MEKTUBU değil/yerine/= GEÇERLETKE

- TEYİT/KONFİRMASYON değil/yerine/= DOĞRULAMA/GEÇERLEME/GERÇEKLEME/ONAYLAMA

- TEYZE / KÜKÜ/Y[dvnlgttrk] ile/ve/||/<> ANNE

( [Biyolojik açıdan] Anneyle kardeşlik bağlantısı olan dişil gövdeli kişi/ye verilen ad. İLE/VE/||/<> Yaşama, karnında(uterus'ta/rahim'de) gelişerek başlanılan kişi. )

- TEYZE ile YENGE/BULA

( Annenin kız kardeşi ya da ablası. İLE Amca ya da dayının eşi.[< "yeni gelen" ya da "yanına gelen"] )

- TEYZEZÂDE[Tr. + Fars.]/KUZEN[İng. < COUSIN] değil/yerine/= TEYZENİN OĞLU

- TEZ ile/||/<> ANTİTEZ-SENTEZ

( Diyalektik yöntem )
( Georg Wilhelm Friedrich Hegel tarafından 1807 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1770-1831) (Ülke: Almanya) (Alan: Felsefe) (Önemli katkıları: Diyalektik, mutlak idealizm) )

- SAV/TEZ ile/ve/||/<>/> | ÖNSAV/HİPOTEZ ile/ve/||/<>/> KARŞISAV/ANTİTEZ | ile/ve/||/<>/> BİREŞİM/SENTEZ

( Sav. İLE/VE/||/<>/> | Varsayım[ispatta geçici olarak kabul edilen doğrular][faraziye]. İLE/<> Karşı Sav. | İLE/VE/||/<>/> Bireşim. )

- TEZ ile SAV

( Ödev. İLE Mantıkça sıkı dokunmuş bir çıkarımlar dizisinin vargı'sıdır. )

- TEZ ile/ve/değil/||/<> SÖYLEM

- TEZ ile TAVIR

- TEZ[Fars.] ile TEZ[Fr.]

( Çabuk olan, hızlı. | Hızlı bir biçimde. İLE Sav. | Üniversitelerde öğrencilerin ya da öğretim üyelerinin hazırlayıp bazen bir sınav kurulu önünde savundukları bilimsel çalışma. )

- TEZ ile TEZ BERİ ile TEZ CANLI/LIK ile TEZ VAKİT ile TEZ VAKİTTE

- TEZ ile TEZLER ile REDDETMEK ile KÖTÜLÜK

- TEZAD ile ABES

- TEZAD ile AKS

- TEZAD ile/||/<> ANTONYMY[İng.] ile/||/<> ANTONYMIE[Fr.] ile/||/<> ANTONYMIE, GEGENSATZLICHKEIT[Alm.] ile/||/<> KARŞIT ANLAMLILIK

( İki kelimenin birbirine aykırı birbirine karşıt anlam vermesi durumu açlık tokluk iyilik kötülük hastalık sağlık gençlik ihtiyarlık soğuk sıcak genişlik darlık vb )

- TEZAD ile/ve KOMİK

- TEZAD ile KONTRAST


- TEZAD ile/ve/> MİZAH

- TEZAD ile TAHDE TEZAD

- TEZAD ile TAHT-EL-TEZAD

- TEZÂD ile TENÂKUZ

( KARŞIT ile ÇELİŞİK/ÇELİŞKİ )
( ÇELİŞKİ/TENAKUZ: Hem nitelik, hem nicelik. )

- TEZAHÜR[< ZUHÛR] ile ...

( MEYDANA ÇIKMA, BELİRME, GÖRÜNME | BELİRTİ | BİRBİRİNE YARDIM ETME [İng. TO APPEAR] )

- TEZÂHÜR[Ar.] ile/<> TEBÂRÜZ[Ar.]

- TEZAHÜR ile/ve/||/<>/> TESİR

- TEZAHÜRAT ile NEŞELEN ile NEŞELİ ile NEŞELİ GÜN ile NEŞE ile ŞEREFE

- TEZAT | KARŞIT ile/||/<> KARŞIT

( Resim Resimde bir rengin ya da renk tonunun karşıtı olan renk ya da ton Örn kara rengin karşıtı ak kırmızının yeşil turuncunun mor sarının mavi olduğu gibi 1 Birbirlerinin biçimsel çelişik olarak değil içerikçe karşısına konmuş kavramlar Ör Akkara doğruyanlış karşıt kavramlardır oysa akın çelişiği akolmayandır 2 Öznesi ve yüklemi aynı olan ama biri olumlu öteki olumsuz olan iki tümel önermenin birbiri karşısındaki durumu Ör Bütün insanlar ölümlüdür Hiç bir insan ölümlü değildir Olumsuzluk yüklemin içinde de dile getirilebilir Bütün insanlar ölümsüzdür gibi matematik kas biyoloji Belgit ödek ve çek paralarını ödeyecek olan kişi )

- TEZAT | KARŞIT ile/||/<> TON

( (Resim) Resimde bir rengin ya da renk tonunun karşıtı olan renk ya da ton. Örn. kara rengin karşıtı ak, kırmızının yeşil, turuncunun mor, sarının mavi olduğu gibi. @@ 1. Birbirlerinin biçimsel (çelişik) olarak değil, içerikçe karşısına konmuş (kavramlar). (Ör. Ak-kara, doğru-yanlış karşıt kavramlardır; oysa ak'ın çelişiği ak-olmayan'dır.) 2. Öznesi ve yüklemi aynı olan, ama biri olumlu öteki olumsuz olan iki tümel önermenin birbiri karşısındaki durumu. (Ör. 'Bütün insanlar ölümlüdür.' 'Hiç bir insan ölümlü değildir.' Olumsuzluk yüklemin içinde de dile getirilebilir: 'Bütün insanlar ölümsüzdür.' gibi.) @@ (matematik) @@ (kas) (biyoloji) @@ Belgit, ödek ve çek paralarını ödeyecek olan kişi. @@ (...) @@ )

- TEZAT TEŞKİL ETME ile/||/<> BE IN CONTRADICTION[İng.] ile/||/<> ÊTRE EN CONTRADİCTİON[Fr.] ile/||/<> KARŞITLAŞMA

( Çelişme tutmazlık karşıtlık durumunda olma )

- TEZAT | ZIDDİYET, TEZAT | KONTRAST | TEZAT, ZIDDİYET | MÜTEKABİLİYET | TEZÂD | KARŞIT | KONTRAST ile/||/<> KONTRAST ile/||/<> KARŞITLIK

( karşıtlık Film üzerindeki dansite değerleri arasındaki fark 1 Ortaya sürülen bir tutuma karşı olma durumu 2 Bir anlamı daha iyi belirtebilmesi için kullanılan karşıt kavram Başkalarının istek dilek ya da komutlarının tersine davranma eğilimi Aykırı düşünce ve sözcüklerin bir kavramda toplanması yaşayan ölüler Seni almak için seni verdim Yaşamak için medfene girdim A Hamit Tarhan 1 Öznel olarak Özelikle mekan ya da zaman içinde aynı anda ya da art arda gecikmişkarşıtlık yan yana duyumsal uyartılarda nicel ya da nitel bir karşı olma etkisi 2 Nesnel olarak Aşağıdaki formüllerle belirlenen büyüklükler Görüş ve kanıların ya da olay ve durumların birbirine ters düşmesi elektrik Bir televizyon görüntülüğünde görüntünün en aydınlık ile en karanlık bölümleri arasındaki parlaklık oranı Karşıtlar arasındaki karşıolum 1 Salınımlarda yarım dönümlük evre değişimine girme 2 İki gezegenin Güneşin iki yanında bir doğru üzerimde bulunma evreleri Söz sanatı terimi Birini ötekinin yardımiyle değerlendirmek için bir araya getirilen birbirine uymaz şeyler arasındaki ayrılık matematik karşı gelim biyoloji karşıtlık )

- TEZAT | ZIDDİYET, TEZAT | KONTRAST | TEZAT, ZIDDİYET | MÜTEKABİLİYET | TEZÂD | KARŞITLIK ile/||/<> KARŞITLIK

( 1 Ortaya sürülen bir tutuma karşı olma durumu 2 Bir anlamı daha iyi belirtebilmesi için kullanılan karşıt kavram Başkalarının istek dilek ya da komutlarının tersine davranma eğilimi Aykırı düşünce ve sözcüklerin bir kavramda toplanması yaşayan ölüler Seni almak için seni verdim Yaşamak için medfene girdim A Hamit Tarhan 1 Öznel olarak Özelikle mekan ya da zaman içinde aynı anda ya da art arda gecikmişkarşıtlık yan yana duyumsal uyartılarda nicel ya da nitel bir karşı olma etkisi 2 Nesnel olarak Aşağıdaki formüllerle belirlenen büyüklükler Görüş ve kanıların ya da olay ve durumların birbirine ters düşmesi elektrik Bir televizyon görüntülüğünde görüntünün en aydınlık ile en karanlık bölümleri arasındaki parlaklık oranı Karşıtlar arasındaki karşıolum 1 Salınımlarda yarım dönümlük evre değişimine girme 2 İki gezegenin Güneşin iki yanında bir doğru üzerimde bulunma evreleri Söz sanatı terimi Birini ötekinin yardımiyle değerlendirmek için bir araya getirilen birbirine uymaz şeyler arasındaki ayrılık matematik karşı gelim biyoloji karşıtlık )

- TEZAT ile KONTRAST

- TEZAT ile TEZATLI

- TEZAYÜD | ARTMAK ile/||/<> ARTMA

( Yünden dokunmuş un çuvalı Emirdağ Afyonkarahisar matematik )

- TEZÂYÛF/CONNOTER[Fr.] ile BİRBİRİNİ AYNI ANDA GEREKTİREN

( Birbirini aynı anda gerektiren. )

- TEZAYÜT[Ar.] değil/yerine/= ÇOĞALMA, ARTMA

- TEZBÎL[Ar.] ile TEZBÎR[Ar. < ZEBR | çoğ. TEZBÎRÂT]

( Toprağı gübreleme. İLE Yazma, yazılma. )

- TEZCAN, HALİM (İST. 1926 - 1972)

( İnşaat müteahhitliği ile iş hayatına atıldı. Pek çok stadın çimlendirilmesi işini üstlendi. 2 dönem Sarıyer Spor Kulübü'nde başkan olarak görev yaptı. )

- TEZCAN, İLHAN (ZEKERİYAKÖY/SARIYER, 1936)

( Eğitimci. İlkokulu Zekeriyaköy'de okudu. Eğitimine Köy Enstitüsünde okuyarak devam etti. Önce Kepirtepe, sonraları değişik nedenlerle Arife ve Düziçi Köy Enstitülerinde eğitimine devam etti ve öğretmen olarak meslek hayatına atıldı. Siirt Meleton Nahiyesi, İstanbul Rumelifener'i, Maden, Büyükdere Mehmet İpgin İlköğretim okullarında öğretmen olarak görev yaptı. 1977 - 1982 yılları arasında Sarıyer İlçesi İlköğretim Müdürü olarak görev yaptı. 1982 yılında Sarıyer Kaymakamlığına vekâleten baktı ve aynı yıl içinde emekli oldu. )

- TEZCE ile/||/<> KALÇA TOPALLIĞI

( hlk Kalça topallığı )

- TEZEHHÜR | TOZLAŞMA ile/||/<> TOZLAŞMA

( çiçeksime kimya tozlaşma Polen tanelerinin rüzgâr böcek su gibi etkenlerle dişi üreme hücrelerine ulaşması Sporlaşma )

- TEZEHHUR[Ar.] ile TEZEHHÜR[Ar. < ZEHRE | çoğ. TEZEHHÜRÂT]

( Denizin köpürüp taşması. İLE Çiçeklenme. | [kimya] Çiçeksime, tuzlanma.[Fr. EFFLORESCENCE] | Üst derinin üstünde görülen ufak ufak kabarcıklar. )

- TEZEK ile/||/<> ...

( yakıt olarak kullanılan kurutulmuş sığır tersi bel veya sabanın topraktan kaldırdığı iri parça kesek Az tǝzǝk tezek tezek tezek gübre tezek tezek gübre tezek kurutulmuş sığır tersi tezek gübre at gübresi tezek tezek gübre tezek tizek Alt Tel tezek tezek gübre tizek Eski çağlardan beri kullanıldığını görüyoruz Kâşgarlı Mahmuda göre Orta Türkçede tezek at gübresi olarak geçer Eski Kıpçakçada da tezek dezek at gübresi olarak kullanılır Bu verilere göre eski ve ortak bir ad olduğu açıktır Kişi adı olarak Türkler arasında yaygın kullanılmıştır Bu yolda bilgi almak için Leksika 678 Yalnız Yakutça ve Çuvaşçada geçmediği göze çarpıyor Kökünü bilmiyoruz Moğollar tezeğe arġasun veya arġal adını verirler Türkçeden komşu dillere de geçmiştir tazak kizjàk tezëk tezjàk tizjak tizek to zeg tezek Rum tezic tizic Karakalpaklar gübreye kıy kön ve tögin adlarını da verirler )

- TEZEKKÜR[< ZİKR]:
HATIRA GETİRME | BİR KONUYU KONUŞMA

- TEZEKKÜR ile/ve/||/<>/> TEDEBBÜR

( Geçmişe yönelik. İLE/VE/||/<>/> Geleceğe yönelik. )

- TEZELLÜL ile/değil/yerine/< TEVÂZÛ

( Aşağılanma. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Alçakgönüllülük. )
( "Alçakgönüllüğün" aşırısı ve sonu. İLE/DEĞİL/YERİNE/< ... )

- TEZELLÜL[Ar.] ile ZÜLL[Ar.]

- TEZELZÜL[Ar.] değil/yerine/= SARSILMA, SALLANMA


- TEZENE[Fars. < TÂZİYÂNE] ile/||/<> ...

( Saz mızrabı Uluğbey Senirkent Beyköy Şarkikaraağaç Isparta )

- TEZENELİ SAZLARDA:
[büyükten küçüğe] MEYDAN SAZI
ile/ve DİVAN SAZI ile/ve KARA DÜZEN SAZ(BOZUK DÜZEN) ile/ve TAMBURA/DÜNBÜRE/DÜNBÛRE[Fars.] ile/ve BAĞLAMA ile/ve CURA ile/ve TAR

- TEZGÂH[Fars. < DESTGÂH] ile/||/<> ...

( bez ve halı dokumak için kullanılan düzen üzerinde iş görülen masa Az dǝzgah tezgâh desga kuruluş yapı dastgāh a weavers shop a workhouse of any kind a laboratory plant of a manufactory a public office any manufacturing instrument a loom utensils a merchants counter dast el gāh Farsça dastgāhın tsi Türkçede düşmüştür Arapça Mısır tazga biçimi Türkçeden alınmıştır Littmann Tschudi Arm 115 78 )

- TEZGÂH ile/ve/||/<> BANGO

- TEZGÂH[Fars. < DESTGÂH: Makine.] değil/yerine/= ELLEK

- TEZGÂH[Fars. < DESTGÂH] ile ISDAR/ISTAR

( Genellikle dükkânlarda satıcıların önündeki uzun masa. | Kahve, meyhane vb.nde müşterilerin üzerinde yiyip içtikleri uzun masa ya da büfe. | Üzerinde genellikle el ya da küçük makinelerle iş görülen yapım aracı. | Tersane. | Genellikle yasal olmayan bir işi yapmak için tutulan uygunsuz yol. İLE Halı, kilim dokunan tezgâh. )

- TEZGAH ile KALİTE TESTİ

- TEZGÂHLAMAK ile DOLANDIRMAK

( Dokunacak bezi tezgâha yerleştirmek. | Bir iş için hazırlık yapmak, işe girişmek. | Yasal olmayan bir işi gerçekleştirmek için plan yapmak. İLE Dolanma işini yaptırmak. | Dolaştırmak. | Birini aldatarak parasını ya da malını elinden almak. )

- TEZGAHLAMAK ile TEZGAHLANMAK ile TEZGAHLAYABİLMEK ile TEZGAH ile TEZGAHÇI/LIK ile TEZGAH MENGENESİ

- TEZGÂHTAR ile ESNAF/SÛKA[Ar.]

( TEZGÂH[< Fars. DEST-GÂH: Dokuma aleti, atölye. | Zenginlik.] )

- TEZGÂHTAR ile "TEZGÂHTAR"

( Satışla uğraşan. İLE Üçkağıtçı. )

- TEZGÂHTAR ile VANDÖZ

( ... İLE Tezgâhtar kadın. )

- TEZGAHTAR/LIK ile TEZGAHTAR AĞZI

- TEZHİB'DE:
ZÂHRİYE
ile/ve/||/<> BAŞLIK ile/ve/||/<> SER LEVHA ile/ve/||/<> HÂTİME ile/ve/||/<> CETVEL ile/ve/||/<> HARİTA ile/ve/||/<> MİNYATÜR

- TEZHİP[Ar. < TEZHÎB] ile/||/<> TEZHİPÇİ

( Genel olarak yazmalarda sayfanın tamamının ya da bir bölümünün yaldız ve boya ile bezenmesi. @@ (Süsleme) Yazma kitaplarda, sayfaların yaldız ve boya ile bezenmesi; yaldız bezeme. a. bk. kitap resmi. )

- TEZHÎP[< ZEHEB] ile/ve TASVİR/MİNYATÜR

( Altın sürme. | Yaldızlama. | Süsleme. İLE/VE .... )

- TEZHİP ile/||/<> TEZHİP[Ar. < TEẔHİB]

( Genel olarak yazmalarda sayfanın tamamının ya da bir bölümünün yaldız ve boya ile bezenmesi Süsleme Yazma kitaplarda sayfaların yaldız ve boya ile bezenmesi yaldız bezeme a kitap resmi )

- TEZHİP ile TEZHİPÇİ/LİK

- TEZHİP ile YALDIZ ile YALDIZ

- TE'ZÎN[< EZÂN]:
EZAN OKUTMA


- TEZKERE ile TEZKERECİ/LİK

- TEZKERE değil/yerine/= TÜMERLİK

- TEZKERECİ ile/||/<> ...

( 1 Sadrazamın ve öteki vezirlerin özel kalem müdürlerine verilen ad 2 Padişah divanında reisülküttaba bağlı olarak yazı işlerini yürüten görevlinin sanı Önceleri bir tezkereci bulunurken sonraları ikiye çıkarılmıştır )

- TEZKÎR[Ar.] ile TENBÎH[Ar.]

- TEZKİRE-İ ALÎ, (TANZİMATTAN SONRA) TEZKİRE-İ MARUZE | TELHİS ile/||/<> TELHİS[Ar. < TELHİS]

( Sadrazamın bir sorunu kendi düşünceleriyle birlikte özet halinde yazarak padişaha sunduğu kâğıt 1 Bir kitap ya da fikrin özetini veren kitap ya da yazı 2 Sadrazamların padişahlara sundukları günlük olaylar özeti )

- TEZKİYE[< ZEKÂT] ile ...

( TEMİZ ETME (KUSURDAN), TEMİZE ÇIKARMA, AKLAMA, ARINMA | SORUŞTURARAK BİRİNİN İYİ HALLİ OLDUĞUNU MEYDANA ÇIKARMA )

- TEZLEMEK ile TEZLEŞMEK ile TEZLEŞTİRMEK

- TEZLİ ile TEZLİK ile TEZLİK FİİLİ ile TEZLİK EYLEMİ

- TEZLİK FİİLİ ile/||/<> ...

( Almanca hast Verbum Zeitwort von Eile verbe hatif verb of haste tâcil fiili fi li ta cîlî y I y U lu zarffiilin üzerine tezlik çabukluk gösteren ver tasvir yardımcı fiilinin getirilmesiyle kurulan birleşik fiil Bu bina esaslı bir tamir ister bay Murad dedi pancurlar nerdeyse iniverecek T Buğra Yalnızlar s 227 Nedir insanı aldatıveren kötüyü ve kötülüğü unutturuveren Kötülüğü bir sabahlık bir sokak kıyafeti haline düşürüveren nedir T Buğra göst e s 226 İşte o zaman Hüseyin beyin o yürek paralayan gülümseyişi eriyiverdi T Buğra göst e s 236 Dürdane hiddet ve hayretle Bilmiyorum vallahi anne dedi boş bulundum işte ağzımdan çıkıverdi R N Güntekin Kızılcık Dalları s 75 Elif dedi dayının çuvallarını eşeğe sırtla da değirmene götürüver R H Karay Memleket Hikâyeleri Yılda Bir s 105 Yere çöküverdi Y Kemal Ortadirek s 297 Biraz daha yatağımı uykuyu düşünsem belki de uyuyuvereceğim S Faik Bütün Eserleri Semaver Sarnıç Birtakım İnsanlar s 83 vb )

- TEZVEREN DEDE SOKAK

( Rumelihisar sokaklarından biridir. Tezveren Dede İstanbul'daki yatırlardan biridir. Bu nedenle sokağa "Tezveren Dede Sokak" ismi verilmiştir. )

- TEZVÎD ile/ve/||/<> TEZEVVÜD

( Yol için yiyecek/azık verme, azıklandırma. İLE/VE/||/<> Yol için yanına yiyecek/azık alma. )

- TEZVÎR[< ZEVR | çoğ. TEZVÎRAT] değil/yerine/= YALAN DOLAN | ARABOZUCULUK

- TEZYÎF[Ar. < ZEYF] ile/ve/||/<> İSTİHFAF[Ar.]

( Değersiz gösterme. | Alay etme. İLE/VE/||/<> Küçümseme, hor görme, tahkir. )

- TEZYÎF[Ar. < ZEYF] ile/ve/||/<> TAHKİR[Ar.]

( Değersiz gösterme. | Alay etme. İLE/VE/||/<> Aşağılama, onur kırma, onuruna dokunma. | Hakaret. )

- [ne yazık ki]
TEZYÎF[Ar. < ZEYF]
değil/yerine/= DEĞERSİZ GÖSTERME | ALAY ETME

- TEZYÎN[< ZÎNET] ile TEZHİB

( Süsleme, süslenme, ziynetlen(dir)me. İLE Altın sürme. | Yaldızlama. | Süsleme. )

- TEZYİN ile TEZYİNİ ile TEZYİNİ SANAT

- TEZYİNAT | BEZEK ile/||/<> BEZEK ile/||/<> ADORNEMENT[İng.] ile/||/<> ORNEMENTATION[Fr.] ile/||/<> BEZEKLEME

( Süsleme Bezeme içinde bir tek süs örgesi a bezekleme örge su Marka olarak kullanılabilen ve kütüğe yazılabilen biçimler Süsleme Çeşitli bezeklerden meydana gelen süsleme )

- TEZYİNAT ile/||/<> ADORNMENTO, ORNOMENT, EMBELLISHMENT[İng.] ile/||/<> ORNEMENT[Fr.] ile/||/<> BEZEME

( mimarlık güzelsanatlar Değişik bezeklerden oluşan süsleme )

- TEZYİNAT[Ar.] değil/yerine/= SÜSLER/BEZEKLER


- TƏBLİĞ[Azr.] = PROPAGANDA[Tr.]

- TF-IDF/TERM FREQUENCY-İNVERSE DOCUMENT FREQUENCY[İng.] değil/yerine/= TERİM SIKLIĞI – TERS BELGE SIKLIĞI

- TF/TERM FREQUENCY[İng.] değil/yerine/= TERİM SIKLIĞI

- TG İLE TM İLE TC İLE TD ile/||/<> POLİMER GEÇİŞ SICAKLIKLARI

( Kritik termal geçiş noktaları. )
( Formül: Tg ~ 0.67 Tm (K) )

- TG İLE TM İLE TD ile/||/<> POLİMER GEÇİŞ SICAKLIKLARI

( Polimerlerin kritik sıcaklıkları. )
( Formül: Tg < Tm < Td )

- TGA ile/||/<> DSC

( TGA kütle kaybı termal İLE DSC ısı akışı faz geçişleri. )
( Formül: Δm İLE ΔH )

- TH ile/||/<> YARDIMCI T LENFOSİTİ

( yardımcı T lenfositi )

- TH1 İLE TH2 İLE TH17 İLE TREG ile/||/<> T HÜCRE ALT GRUPLARI

( CD4+ yardımcı T hücre türleri. )
( Formül: IFN-γ İLE IL-4 İLE IL-17 İLE TGF-β )

- TH1 ile/||/<> TH2

( Th1 hücresel bağışıklık virus İLE Th2 hümoral allerji. )
( Formül: Cell-mediated İLE humoral )

- THAGOMIZER[İng.] değil/yerine/= THAGOMİZER

( Stegosauridlerin kuyruğunun ucunda, yırtıcılara karşı savunma aracı olarak kullanılan 4-10 adet kemiksi çıkıntı. 1982'de Gary Lanson adında bir karikatürist tarafından ilk defa kullanıldı. Ardından resmi olarak paleoanatomide kullanıldı.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- THALES KURAMI ve/||/<> ÜÇGENLER KURAMI

( Piramidin yüksekliğini bulmak için yere dikilen bir çubuğun gölgesinin uzunluğunun, çubuğun uzunluğuna eşit olmasını beklemek ve o anda piramidin gölgesinin uzunluğunu ölçerek piramidin yüksekliğinin ölçülmesi. | Bir dik üçgende, dik açının tepe noktasından hipotenüse indirilen dikmenin, iki tarafında kalan iki üçgen, birbirine ve asıl üçgene benzer üçgenlerdir. VE/||/<> ... )

- THALES ve/||/<>/> ANAKSİMANDROS/ANAKSİMENDER

( ...[M.Ö. 624 - 546] VE/||/<>/> Thales'in öğrencisi.[M.Ö. 610 - 546/545] )
( Anaksimandros, dünyanın tepsi gibi değil küre gibi olduğundan ilk kuşkulanmış kişidir.[Dünyanın eğimini bile ölçmüştür.] )
( [2. | 3. | 4. | 5. | 6. | 7. dersler...] )

- THALES ile/ve/değil PARMENİDES

( İlk filozof, Thales değil Parmenides olarak kabul edilir. )
( PARMENİDES - PERİ PHYSEOS(DOĞA ÜZERİNE) )

- THAM TRIS-(HYDROXYMETHYL) AMINOMETHANE[İng.] ile/değil/yerine/= THAM TRİS-(HİDROKSİMETİL) AMİNOMETAN

- THAN :/yerine -DEN, -DAN (KARŞILAŞTIRMA)

- THANATOPHOBIA[İng.] değil/yerine/= TANATOFOBİ

( Ölüm korkusu.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- THANETIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= TANETİYAN EPOKU

( Günümüzden 58.700.000 ile 55.800.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- THANK YOU vs. NO, THANK YOU

- THANK :/yerine TEŞEKKÜR ETMEK

- THANKS :/yerine TEŞEKKÜRLER


- THAT and THAT

- THAT vs. THAT

- THAT :/yerine ŞU, O, Kİ

- (THE AWARE OF) FAST ALTERATION vs. (THE AWARE OF) SLOW ALTERATION

- [not] THE BEAUTIFUL vs. WHICH/WHAT I WOULD LIKE TO

- THE COLLECT[İng.] ile/||/<> VİRA[İt. < VIRA]

( Tel ve iplerin toplanması sarılması işlemi )

- THE FREEDOM vs./and CAPTIVITY OF THE FREEDOM

- THE LAW OF INDEPENDENT ASSORTMENT[İng.] değil/yerine/= BAĞIMSIZ DAĞILIM İLKESİ

( Mendel'in İkinci Yasası olarak da bilinen bu yasa, farklı genlerin üreme gözelerinin oluşması sırasında birbirinden bağımsız olarak ayrıldığını söyler. Çeşitliliğin temel sebeplerinden biri.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- [not] THE LOVE/HATE OF HISTORY vs. INFORMATION/KNOWLEDGE OF HISTORY

- THE MEANINGS OF THE WORDS


- THE MOST vs. UNIQUE

- THE PERSON DOES NOT TO TALK BY/IN THE WISDOM vs. THE PERSON DOES NOT TO TALK IN IGNORANCE

- (not THE REST) THE REST OF

- THE SELF OF ... vs. THE REASON OF ...

- THE THING, IF HAPPENS, WOULD NOT BE A PROBLEM vs. THE THING, WHICH WOULD BE BETTER IF NOT HAPPENS

- THE THREES, GROUP OF THREE[İng.] ile/||/<> ÜÇLER

( 1 Ocak 1973 tarihinde Avrupa Topluluğuna katılan İngiltere Danimarka ve İrlandayı ifade etmek için kullanılan terim )

- THE TRUMAN SHOW ve/<>/> ASCENSION

( Film.[Jim Carrey] VE/<> Dizi.[3 bölüm] )

- THE :/yerine (BELİRLİ ARTİKEL)

- THEATER :/yerine TİYATRO

- THÉÂTRE D'INPORVISATION[Fr.] ile/||/<> SCMIERENTHEATER[Alm.] ile/||/<> TULÛAT TİYATROSU

( Önceden yazılmış bir metne dayanmadan ama Kanavası örgüsü önceden bilinen oyuncuların bir kanavayı esas tutup o andaki buluşları ile geliştirdikleri halk tiyatrosu )

- THEATRE FESTIVAL[İng.] ile/||/<> FESTİVAL DU THÉÂTRE[Fr.] ile/||/<> FESTSPIEL[Alm.] ile/||/<> FESTİVAL[Fr. < FESTIVAL]

( Tiyatro şenliği Çeşitli oyunların topluca oynatılması sonunda ödül ya da derece verilmesi biçiminde ortaya çıkan ulusal ya da uluslararası oyun gösterisi öŞenlik )

- THEIA ile/ve/||/<> DÜNYA

- THEIR :/yerine ONLARIN

- THEM :/yerine ONLARI, ONLARA

- THEME :/yerine TEMA

- THEMSELVES :/yerine KENDİLERİ

- THEN :/yerine SONRA, O ZAMAN

- THEODICY[İng.] değil/yerine/= TEODİSE

( Din felsefesinde; her şeyi bilen ve mutlak iyi olan Tanrı'nın kötülüğe neden izin verdiğini açıklamaya dair çabaların tümü. Kelime, Yunanca theos "tanrı" ve dikē "adalet" kelimelerinin bir araya gelmesinden meydana gelir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- THEORIA ile TEMÂŞÂ

( Şey'i sürecin dışına çıkarmak. İLE Şey'i sürecin içinde görmek. )
( İdrakle bütüne bakmak. )
( Vicdanla/Zihinle bütüne bakmak. )
( İhsas/duygu. İLE İdrak. )
( Metafizik. İLE "Mistik." )

- THEORY vs. PRACTICE


- THEORY vs. SCENARIO

- THEORY :/yerine TEORİ

- THEORY vs./and UTOPIA