| T... |

- TAKINTI ile/değil/yerine GEREKENİ/GEREĞİNİ YAPMAK

- TAKINTI ile/değil/yerine İLKELİLİK

- TAKINTI" ile/değil KARARLILIK/İSTİKRAR

- TAKINTI ile/değil RAHATLIK

- TAKINTI ile/ve SAPLANTI

( Takıntı, var olmayan ikiliği her yerde görmekte direnen zihninizdedir. )
( MONOMANİ: Zihnin tek bir şeye takılıp kalması biçimindeki akıl dengesizliği. )
( The catch is in your mind, which insists on seeing duality where there is none. )

- TAKINTI ile TAKINAK

( Bir durum ve sorunla ilişkisi olan başka durum ya da sorun. | Bütünlemeye kalınan ders. | Küçük, önemsiz borç. | Bir şeye hastalık derecesinde düşkünlük. | İlişki kurulan kişi. İLE Bilince takılarak korku ve bunalım yaratan, kişinin çabalarına karşın kurtulamadığı düşünce. )

- TAKINTI ile TAKINTILI/LIK ile TAKINTISIZ/LIK

- TAKINTI" ile/değil/yerine TUTARLI OLMA (ÇABASI)

- TAKINTI ile TUTKU

( Geçmişin büyük kişileri, sadece yolu gösterir. Çaba göstermesi ve bu yolda yürümesi gereken kişi, kendimiziz. Derin derin düşünelim ve bu yolu izleyerek, tutkulardan ve yanılgılardan kurtulalım. )

- TAKINTI ile/değil YETKİNLİK


- TAKINTILI TUTKU ile/değil/yerine UYUMLU TUTKU

- TAKINTI OBSESYON ile/ve/> SİNİRCE TAASSUB NEVROZ ile/ve/> ÇILDIRI/PSİKOZ

- TAKİP ETMEK ile DENETLEMEK

- TAKİP ETMEK ile DEVAM ETMEK

- TAKİP ETMEK ile/yerine/değil İÇİNDE (PARÇASI) OLMAK

- TAKİP ETMEK değil/yerine/= İZLEMLEMEK

- TAKİP ETMEK ile TAKİP ETMEK ile TAKİP ETMEK ile TAKİPÇİ ile TAKİPÇİLER ile TAKİP ETME

- TAKIP TAKIŞTIRMAK

- TAKİP ile BASIMLAMA

( ... İLE Bazı kuşların yumurtadan ilk çıktığı anda çevresinde hareket eden ilk nesneye bağlanıp sürekli o nesneyi izlemelerine verilen ad. )

- TAKİP değil/yerine/= İZLEM


- TAKİP değil/yerine/= İZLEM

- TAKİP ile TAKİPÇİ/LİK ile TAKİPSİZ/LİK ile TAKİPSİZLİK KARARI

- TAKİPÇİ ile SAVUNUCU

- TAKİPÇİ ile/ve TAKLİTÇİ

- TAKIPNE ile BRADIPNE

( Solunum sayısının artması. İLE Solunum sayısının azalması. )

- TAKİPSİZLİK ile/ve/||/<>/> BERAAT

- TAKIR TAKIR (BOŞ/DEVRİLMEK/SAYDIRMAK)

( Yoklukta. )

- TAKIR TAKIR ile TAKIR TUKUR

- TAKIR-TUKUR

- TAKIR TUKUR


- TAKİR ile ...

( Çöldeki sert kil tabakası. )

- TAKIRDAMAK ile TAKIRDATMAK

- TAKIRDAMAK ile TAKIRDAYAN

- TAKIRTI ile PATIRTI

( Bir şeyin çıkardığı, kuru ve sert ses. İLE Pat pat çıkan sesin adı. | Herhangi bir biçimde ya da ayakları yere kuvvetle basarak yürüme sonucu çıkan gürültü. | Gürültülü çatışma, arbede. )

- TAKIRTI ile TAKIRTILI ile TAKIRTISIZ

- TAKIŞMAK ile TAKIŞTIRMAK

- TAKİT | DÜĞÜMLENME ile/||/<> DÜĞÜMLÜ

( Anlatımdaki bir bozukluk yüzünden sözün kolayca anlaşılmaması. İki türlüdür:. 1. Söz düğümlenmesi: [es. t. takid-i lafzı]: Sözcüklerin yerli yerinde, doğru, düzgün kullanılmamasından ileri gelir. 2. Anlam düğümü: [es. t. takid-i manevi]: Tümcelerin, yanlış düzenlenmesinden, yadcıl deyim kullanmadan, şiveye aykırılıktan; daha çok da konuyu iyice kavramış olmamaktan doğar. Böyle sözlere 'düğümlü': [es. t. muakkat] denir. @@ (Söz sanatı terimi) Her hangi bir sebepten dolayı deyim bozukluğu, yadcıl deyim kullanma, şivesizlik gibi hallerden doğan anlaşılmazlık; bu halde bulunan ifadeye DÜĞÜMLÜ (Muakkat) denir. )

- TAKİYYE ile/değil RİYÂ

- TAKIYYE[Ar.] ile TAKIYYE[Ar.]

( Sakınma, çekinme. | Birinin, bağlı olduğu mezhebi gizlemesi. İLE Takke. )

- Takılmadan KONUŞ!!!


- TAKKADAK değil/yerine/= ÇABUCAK

- TAKKE ile KİPPA

( İslâm'da. İLE Yahudi takkesi. )

- TAKKE ile TAKKELİ ile TAKKESİZ

- TAKLA = CUMBALAK

( ... İLE Halk dilinde. )

- TAKLA ile TAKLACI/LIK ile TAKLA BÖCEĞİ ile TAKLA BÖCEKLERİ ile TAKLACI GÜVERCİN

- TAKLA/K ile/ve/||/<> PERENDE[Fars.]

( Elleri yere koyduktan sonra ayakları kaldırıp gövdeyi üstten aşırtarak öne ya da arkaya yapılan dönme hareketi. | Otomobil, kamyon vb. devrilip yuvarlanma. | Uçak, güvercin vb.nin uzunlamasına ya da yanlamasına dönme hareketi. İLE/VE/||/<> Havada çark gibi dönerek atılan takla. )

- TAKLAMAKAN

( "GİDERSİN AMA ASLA DÖNEMEZSİN" [Uygur dilinde] )

- TAKLAYA GELMEK ile TUFAYA DÜŞMEK

- TAKLİD[Ar.] ile/değil/yerine TAKYİD[Ar.]

- TAKLÎD[Ar.] ile TENHÎT[Ar.]


- TAKLİD[Ar.] ve/<>/= TEZAD[Ar.]

- TAKLÎD[Ar.] ile ZANN[Ar.]

- TAKLÎDEN[Ar.] ile TAKLÎDÎ[Ar.]

( Tıpkısını, benzerini yaparak. | Gülünç tarafını belirterek. İLE Taklitle yapılan.[SAVT-İ TAKLÎDÎ | Fr. ONOMATOPÉE] )

- TAKLİDÎ "İMAN" ile/değil/yerine TAHKİKÎ İMAN

- TAKLİDİ ile TAKLİDİ KELİME

- TAKLİP[Ar.] değil/yerine/= DÖNDÜRME, ÇEVİRME

( Döndürme, çevirme. | Bir şeyin biçim ve kalıbını değiştirme. )

- TAKLİT ETMEK ile/ve/değil/yerine DEVAM ETTİRMEK

- TAKLİT ETMEK ile/yerine DİKKATE ALMAK

- TAKLİT ETMEK ile/ve/değil/yerine/<> ÖRNEK ALMAK

- TAKLİT ETMEK değil/yerine/= ÖYKÜNMEK


- TAKLİT ETMEK ile TAKLİT ile TAKLİT ile TAKLİTLER ile TAKLİTÇİ ile TAKLİTÇİ

- Taklit etmemek için DİNLE!!!

- Taklit etmemek için SUS!!!

- SANAT:
TAKLİT (İLE)
ile/ve/||/<> TEMSİL (İLE)

- TAKLİT[İng. MIMIC] ile/||/<> MİMİKRİ[İng. MIMICRY]

( Bir canlı türünün başka bir canlı türünü morfolojik ya da davranışsal olarak taklit etmesi. Sesiidae ailesinden Podosesia syringae türü kül güveleri, sıradan eşekarılarını fiziksel olarak taklit edecek biçimde evrimleşmiş. Ancak bir iğnesi bulunmaz. Eşekarısı iğnesinden daha önce başı belaya girmiş bir avcı tür, aynı zamanda kül güvelerinden de uzak durur. Böylece güve, sadece taklit ederek, fazla bir enerji harcamadan avlanmaktan kurtulabilir. @@ Bazı hayvan ve bitki türlerinin başka hayvan, bitki türlerine ve içinde yaşadıkları doğal ortamdaki objelere benzemesi, bir canlı türünün başka bir canlı türünü morfolojik ya da davranışsal olarak taklit etmesi. Sesiidae ailesinden Podosesia syringae türü kül güveleri, sıradan eşekarılarını fiziksel olarak taklit edecek biçimde evrimleşmiştir ancak bir iğnesi bulunmaz. Eşekarısı iğnesinden daha önce başı belaya girmiş bir avcı tür, aynı zamanda kül güvelerinden de uzak durur. Böylece güve, sadece taklit ederek, fazla bir enerji harcamadan avlanmaktan kurtulabilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- TAKLİT | ÖYKÜNME ile/||/<> YANKICA

( Başka birinin davranışlarını benimseme amacı ile olduğu gibi yineleme, (Çocuklar çoğu şeyi büyüklere öykünerek öğrenirler.) @@ Örnek alınan şeyi yeniden yapma. @@ )

- TAKLİT:
(SADECE/BİR) DAVRANIŞ
ile/ve/değil/||/<>/< KİMLİĞİNİ BULMA (ÇABASI)

- TAKLİT ile ÂDET

- TAKLİT ile/ve/||/<> AKTARIM ile/ve/||/<> KALIT/MİRAS

- TAKLİT[Ar. < TAKLİD] ile/değil/yerine/>< ASIL[Ar. < ASL]

( Bir şeyin en ileri zıddı, taklididir. )
( Belirli bir örneğe benzemeye ya da benzetmeye çalışma, öykünme. | Birinin davranışlarını, konuşmasını tekrarlayarak eğlenme. | Benzetilerek yapılmış şey, imitasyon. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bir şeyin kendi, örnek, kopya karşıtı. | Kök, köken, kaynak. | Gerçeklik. | Soy, nesep. | Gerçek, esas. | Bir şeyin temelini oluşturan, ana. | Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. | Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. | Gerçekten, gerçek olarak. )

- TAKLİT ile/ve/değil/yerine/||/<>/> AYNALAMA

- TAKLİT ile/yerine HAKÂ

- TAKLİT ile/değil/yerine HAYRANLIK

- TAKLİT ile/ve/<> İTAAT

- TAKLİT ile ÖZDEŞLEŞME

- TAKLİT ile SADÂKAT

- TAKLİT[Ar.] ile/ve/<> TAGŞÎŞ[Ar.]

- TAKLİT ile/ve/değil TAKİP

- TAKLİT ile TAKLİTÇİ/LİK ile TAKLİT MOBİLYA

- TAKLİT ile/ve/değil/yerine/||/<>/> TEKRAR


- TAKLİT ile TEVÂCÜD

- TAKLİT ile/yerine YARATIM

- TAKMA AD/MAHLAS/MÜSTEÂR[Ar. < ÂRİYYET]/NICK NAME[İng.] ile/ve AYANÎ

( ... İLE/VE Divan Şiiri'nde takma ad. )

- TAKMA KAFANA! ile/değil/yerine HIZLI GEÇ!

- TAKMAK ile TAKMA AD ile TAKMA DİŞ ile TAKMA KOL ile TAKMA SAÇ ile TAKMAZLIK ile TAKMA AYAK ile TAKMA İSİM ile TAKMA BACAK ile TAKMA KİRPİK

- TAKMAMALI!

- TAKNÎ[Ar.]/KODİFİKASYON[İng. < CODIFICATION] değil/yerine/= YASALAŞTIRMA

- TAKOZ | KISKI ile/||/<> KAMA

( genel uygulayım: Türlü araçlarla iki nesnenin arasına sokuşturulan ya da kıstırılan parça, kama. )

- TAKOZ ile/değil BAT

( ... İLE/DEĞİL Kurşun boruların ağzını açmakta kullanılan, şimşirden, ucu sivri, bir çeşit takoz. )

- TAKOZ[Yun.]/KISKI ile KAMA


- TAKOZLAMAK ile TAKOZ

- TAKRÎBEN ile TAKRÎBÎ

( Aşağı yukarı, yaklaşık olarak. İLE Yaklaşık. )

- TAKRİBÎ/TAKRÎBEN değil/yerine/= YAKLAŞIK

- TAKRÎBÎ ile/değil/yerine/>< TAHKÎKÎ

- TAKRİR değil/yerine/= ÖNERGE

- TAKRÎZ[Ar. < KARZ] ile TAKRÎZ[Ar.]

( Ödünç verme. | Bir kitabın başına konulmak üzere tanınmış bir kişiden istenilen takdim ve takdir yazısı. İLE Bir kitabı tenkid etme. )

- TAKSA ile TAKSALI ile TAKSA PULU

- TAKSA[Lat.] değil/yerine/= ÜCRET

( Pulu yapıştırılmadan ya da eksik yapıştırılarak gönderilen mektup için alıcının cezalı olarak ödediği posta ücreti. )

- TAKSİ ALDIM değil/yerine/= BİNİTE BİNDİM

- TAKSİ[Fr. TAXI] ile TAKSİ[Fr. < Yun. TAXIE]

( Belirli bir ücret karşılığı yolcu taşıyan, taksimetresi olan otomobil. İLE Göçüm. )

- TAKSİ ile TAKSİCİ

- TAKSİARHON MİHAİL KİLİSESİ

( İstinye'deki bu kiliseyi Bizans İmparatoru Büyük Kostantin I. 324 - 337 tarihleri arasında yaptırdı. "Baş Melek" Arhistratigos Mihail'in anısına yaptırılan kilise, 1820'de Rus gemiciler tarafından yeniden inşâ edilmeye başlanmışsa da kilise ancak 1938 yılında tamamlanabildi. )

- TAKSİM ETMEK[Osm.] / TO DIVIDE[İng.] / TEILEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TAKSİM ETMEK

- taksîm[< kısm] ile/ve/değil/<> Taksim

( [mat.] Bölme, parçalara ayırma. | Bölüm. | Bölü. İLE/VE/DEĞİL/<> İstanbul'un ve Gezi Parkı'mızın merkezi, değerlerimizin simgesi. [Her yer Taksim! Her yer diriliş!] )

- TAKSİM ile/ve BEYOĞLU

- TAKSİM değil/yerine/= BÖLME

- TAKSÎM ile SAVAK

( Akarsuların ayrıldığı yer. İLE Değirmen suyunu başka yöne akıtmak için yapılan düzen. | Bir barajın fazla suyunu akıtmak için yapılan düzen. )

- TAKSİM[Ar.] ile/ve/||/<>/> SEBİL[Ar.]

- TAKSÎM ile/ve/||/<>/> TAKSİT

- TAKSİM ile/ve/||/<>/> TASNİF ile/ve/||/<>/> TAKDİM

( Böl[ümle]mek. İLE/VE/||/<>/> Sınıflandırmak. İLE/VE/||/<>/> Sunmak. )

- TAKSİM ile/ve/||/<>/> TASNİF ile/ve/||/<>/> TERTİP

( Tüm tasnifler, aklîdir. Çünkü, doğada, tasnif[sınıflandırma] diye bir şey yoktur/olmaz. )

- TAKSÎM'DE:
AKLÎ
ile/ve İSTİKRAÎ

- TAKSİMETRE[Fr.] değil/yerine/= SAYAÇ

( Taksilerde, ödenecek ücreti gösteren sayaç. )

- TAKSİMETRE değil/yerine/= YOLSAYAÇ

- TAKSİR[Ar.] değil/yerine/= HATA

( Kısaltma, kısma. | Kusurda bulunma. | Dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslekte acemilik ya da düzene, buyruklara ve talimata uymazlıktan doğan kusurlu olma durumu. )

- TAKSİRAT[Ar.] değil/yerine/= HATALAR

- TAXIS[İng.] / TACTISME[Fr.] / TAXIEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TAKSİS

- TAKSİTLENDİRMEK ile TAKSİ ile TAKSİM ile TAKSİR ile TAKSİT ile TAKSİCİ/LİK ile TAKSİRLİ ile TAKSİTLİ ile TAKSİTSİZ ile TAKSİ DOLMUŞ ile TAKSİRLİ SUÇ ile TAKSİT TAKSİT

- TAKSON[İng. TAXON] ile/||/<> COPE'UN ÖZELLEŞMEME YASASI[İng. COPES RULE OF THE UNSPECIALIZED] ile/||/<> DIŞ GRUP[İng. OUTGROUP] ile/||/<> EPİTET[İng. SPECIFIC EPITHET] ile/||/<> EVRİMSEL BİYOLOJİ[İng. EVOLUTIONARY BIOLOGY] ile/||/<> İKİLİ ADLANDIRMA[İng. BINOMIAL NOMENCLATURE] ile/||/<> TAKSONOMİ[İng. TAXONOMY] ile/||/<> ÜÇLÜ ADLANDIRMA[İng. TRINOMIAL NOMENCLATURE]

( Taksonomide, organizma gruplarının her birine verilen addır. Çoğulu taksa (İng: taxa) olarak bilinir. @@ Yeni büyük takson ile ilişkili evrimsel yeniliklerin atalarının genel özelliklerine benzemesi, özelleşmesinden daha muhtemeldir. Yani evrimsel süreç bu yasaya göre özelleşme için çaba sarf etmez farklılaşmalar zaman içinde olur. @@ Bir filogenetik analizde, diğer taksonlardan daha önce türleşen, farklılaşan, evrimleşen öbeğe verilen addır. Hominidlerin evrimi analiz edilecek olursa, hilobatlar ve gibonlar dış grup olacaklardır. @@ Taksonomi biliminde, türleri isimlendirmek için kullanılan ikili adlandırmanın ikinci kelimesi. Türü tanımlayan kelimedir ve cins isminden sonra gelir. Örneğin, Homo sapiens türü için "sapiens" epitet addır. @@ Canlılar arasındaki genetik çeşitliliği, türlerin hangi atalardan türediklerini ve evrimsel süreçte geçirdikleri biyolojik değişimleri inceleyen bilim dalı. Bu alanda çalışan bilim insanlarına "evrimsel biyolog" denir. Evrimsel biyoloji doğrudan bireylerin hayatları boyunca geçirdikleri değişimlere odaklanmaz, popülasyonların nesiller boyunca geçirdiği süreçleri inceler. Biyolojinin bir alt dalı olmakla beraber popülasyon genetiği, moleküler evrim, taksonomi, evrimsel ekoloji ve evrimsel tıp gibi birçok alt dalı bulunmaktadır. @@ Taksonomi biliminde, tür adlarının iki kelimeden oluşacak biçimde gösterilmesi. Carl Linnaeus tarafından geliştirilmiştir. İsimlendirmelerde ilk kelime cins adını ifade ederken, ikinci kelime ise epitet ismini ifade eder. İki kelimenin birleşimi tür adını verir. Örneğin, günümüzde nesli devam eden tek insan türü olan Homo sapiens için "Homo", cins ismi iken; "sapiens" ise epitet ismidir. "Homo sapiens" kullanımı ise türü temsil eder. İkili adlandırmaya akademik kaynaklarda ve çeşitli taksonomi yazılarında "binomial nomenklatür" de denmektedir. @@ Geniş anlamda sınıflandırma bilimi. Daha ayrıntılı bir tanımlama ise; yaşayan ve yok olmuş organizmaların sınıflandırılması-yani biyolojik sınıflandırma. Terim, Yunanca taxis ("düzenleme") ve nomos ("kanun") türemiştir. @@ Taksonomi biliminde, alttürleri ve alttür altı taksonları ifade etmek için kullanılan bir isimlendirme biçimi. Örneğin, Panthera pardus pardus alttürü bu biçimde ifade edilmiştir. Üçlü adlandırmaya, akademik kaynaklarda ve bazı taksonomi yazılarında "trinomial nomenklatür" de denmektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- TAKSON ile/||/<> KATEGORİ

( Takson grubu adı İLE kategori hiyerarşik seviye. )
( Formül: Named group İLE hierarchical level )

- TAKSONOMİ/TAXONOMY[İng.] değil/yerine/= BÖLÜMLEME, SINIFLANDIRMA, SINIFLANDIRMA KURALLARI

- TAKSONOMİ ile/||/<> SINIFLANDIRMA

( Biyolojik sınıflandırma sistemi )
( Carl Linnaeus tarafından 1735 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1707-1778) (Ülke: İsveç) (Alan: Biyoloji, Takstonomi) (Önemli katkıları: Biyolojik sınıflandırma sistemi) )

- TAKT[Fr. < TACT] değil/yerine/= YERİNDE KONUŞMA/DAVRANMA

- TAKTİ ile TAKTİK ile TAKTİR ile TAKTİKÇİ/LİK

- TAKTİK ile STRATEJİ(K)

- TAKTİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YAKLAŞIM

- TAKTİK ile "YOL"

- TAKTİK ile YÖNTEM

- TAKTIL AGNOZİ/TACTILE AGNOSIA[İng.] değil/yerine/= DOKUNMA TANIMAZLIĞI

- TAKTİL AGNOZİ ile ODITUAR AGNOZİ


- TAKTÎR[Ar. < KAT, KUTUR, KATARÂN | çoğ. TAKTÎRÂT] ile/değil/< TAKDÎR[Ar. < KADER | çoğ. TAKDÎRÂT]

( Damla damla akıtma, dökülme, damlama. | Damıtma, inbikten çekme. İLE Beğenme, değer biçme, değer verme/verilme. | Değerini/önemini anlama. | Ezelde Allah'ın olmasını istediği şeyler. )

- TAKTİR ile TAKDİR

- TAKTIRMAK ile TAKTIRTMAK ile TAKTIRABİLMEK

- TAKTİSITE ile/||/<> MOLEKÜL AĞIRLIĞI

( Taktiklik stereo düzenlenme, MA zincir uzunluğu. )
( Formül: İzo/sin/a-taktik İLE Mn )

- TAKUNYA[Yun. TAKOUNI] ile/ve NALIN[Ar.]

( Tahta terlik. İLE/VE Takunyanın yüksek olanı. )
( [kökeni/etimolojisi] Tiyatrolarda giyilen üstten bağlı tahta ayakkabı.
Anadolu Türkçesi'ne, Anadolu'da konuşulan, Rumca'dan halk söyleyişiyle geçmiştir. )

- TAKUNYA ile TAKUNYACI/LIK ile TAKUNYALI ile TAKUNYASIZ

- TAKVÂ[Ar. < VİKAYE] ile/ve VERA'[Ar.] ile/ve ZÜHD

( Sakınma - Korunma - Ümit. İLE/VE Şüpheliyi uzakta tutmak. İLE/VE Şüpheli olma olasılığı ile mübâhların çoğunu terk etmek. )
( Haramlardan sakınma/ittikâ. İLE/VE Şüphelilerden sakınma/ittikâ. İLE/VE Mübâhları terk. )
( Tevâzû. İLE/VE Mahviyet. İLE/VE ... )
( Dinin yasak ettiği şeylerden kaçınma. | Belirli olan şeyin yanından geçmemek. | Günahlara direnç kazanmak. İLE Haramdan kaçınma. )
( TAKVA: Yolculuk azığı. )

- TAKVÂ ile HURÂFE

- TAKVÂ[Ar.] ile/||/<> VERÂ[Ar.] ile/||/<> ZÜHD[Ar.]

- TAKVÎM[< KAVM, KIYÂM] ile ...

( EĞRİYİ DOĞRULTMA, BİÇİME KOYMA )

- TAKVİM YAŞI/KRONOLOJİK YAŞ/CHRONOLOGICAL AGE[İng.] değil/yerine/= TAKVİM YAŞI

- TAKVİM ile ETİYOPYA TAKVİMİ

( ... İLE Tüm dünyanın kullandığından farklı takvim kullanmaktalardır. [2003 = 1996] )
( Etiyopya'ya, Haziran ile Eylül arasındaki aylarda, yoğun yağmurlar nedeniyle gitmemek daha uygun olur. )

- TAKVİM[Ar.] değil/yerine/= ÖYDEM

- TAKVİM ile TAKVİM

- TAKVİM/

( )
( )

- TAKVİYE (ETMEK) değil/yerine/= PEKİŞTİRİ/SAĞLAMLAŞTIRMA/GÜÇLENDİRME/DESTEKLEME/BERKİTME

- TAKVİYE[< KUVVET]:
KUVVETLENDİRME, KUVVETLENDİRİLME

- TAKYECİ CAMİSİ / MEŞELİ MESCİD ile TAKYECİ/TAKKECİ CAMİSİ

( Kocamustafapaşa'dadır. İLE Topkapı dışında, Eski Edirne yolu üzerindedir. )

- TAKYON ile/ve/<> FOTON

( TAKYOFOTON )

- TACHYON[İng.] / TACHYON[Fr.] / TACHYON[Alm.] ile/değil/yerine/= TAKYON


- TAL[Fr. THALLE] ile TÂL[Ar.]

( Kök, sap ve yaprak biçiminde farklılaşmamış bir bitkinin, yaşama ve büyüme örgeni. | Çiçeklerin üreme örgeni olan sarı toz. İLE Zil.[parmaklara takılan] | Gümüş ya da bakır tepsi. )

- TAL ile TALİ ile TALK ile TALİ YOL ile TALK ŞİST ile TALK PUDRASI

- TALAK:
1
ile/ve/||/<>/> 2 ile/ve/||/<>/> 3

- TALAN[Fars.]/İHTİKÂR[Ar.]/ÇAPUL/PLAÇKA[< Arnavutça] değil/yerine/= YAĞMA/VURGUN

- TALANLAMAK ile TALAN ile TALANCI/LIK

- TALAŞ ile/ve REZE

( Testere ile biçilen ya da rende, matkap, törpü vb. araçlarla işlenen bir şeyden dökülen odun kırıntıları. İLE/VE İnce talaş. )

- TALAS ile/||/<> TALAZ

( 'dalga' / 'dalga' @@ Anadolu ağızlarında talaz (> dalaz) 'kasırga, fırtına' olarak da kullanılır. < R θάλασσα 'storm'. Bizans'ta 'fırtınalı deniz; fırtına' anlamını aldığı anlaşılıyor. Rumca θάλασσα'nın sonundaki -α'nın Türkçede düştüğü göze çarpıyor. || Anadolu ağızlarında talaz (> dalaz) 'kasırga, fırtına' olarak da kullanılır. < R θάλασσα 'storm'. Bizans'ta 'fırtınalı deniz; fırtına' anlamını aldığı anlaşılıyor. Rumca θάλασσα'nın sonundaki -α'nın Türkçede düştüğü göze çarpıyor. )

- TALAŞLAMAK ile TALAŞLANMAK ile TALAŞ ile TALAŞ BÖREĞİ ile TALAŞ KEBABI

- TALAZLANMAK ile TALAZ/LIK

- TALBOT'S BANDS[İng.] / BANDES DE TALBOT[Fr.] / TALBOT-BÄNDER[Alm.] ile/değil/yerine/= TALBOT BANTLARI


- TALBOT'S LAW[İng.] / LOI DE TALBOT[Fr.] / TALBOT-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TALBOT YASASI

- TALBOT[İng./Fr.] / TALBOT[Alm.] ile/değil/yerine/= TALBOT

- TALE :/yerine MASAL, HİKAYE

- TALEB[Ar.] ile BAHS[Ar.]

- TALEB[Ar.] ile İKTİZÂ'[Ar.]

- TALEB[Ar.] ile İLTİMÂS[Ar.]

- TALEB[Ar.] ile MUHÂVELE[Ar.]

- TALEB[Ar.] ile RAVM[Ar.]

- TALEB[Ar.] ile SUÂL[Ar.]

- TALEB[Ar.] ile TALÂB[Ar.]

( İsteme/istenme, dileme. | İstek. İLE Göl, büyük havuz. )

- TALEBE ile/ve/||/<> FUKAHA

- TALEBE ile MÜRİD

- TALEBE[Ar.]/ŞAKİRT/ŞAKİRD[Fars.] değil/yerine/= ÖĞRENCİ

- TALEBE ile SÂLİK

- TALEBE ile TAKİPÇİ

- TALEB-İ CÂH ile ÎTİBAR, MAKAM

( ÎTİBAR, MAKAM )

- [ne yazık ki]
TALEB-İ MAL
ile/ve/||/<> TALEB-İ CAH ile/ve/||/<> TALEB-İ ALÂYİŞ-İ ZÂHİR

( Karıncanın ayak sesinden daha sessizce nefse musallat olan üç gizli şirk. )

- TALEL[Ar.] ile CESED[Ar.]

- TALENT vs. SKILL

- TALENT[Yun. TALANTON] ile/||/<>/> STATER

( 26 kg. @@ Para birimi Talent'ten üç mina daha ağır yapılarak, aradaki fark ağırlık talenti'nin birimlerine paylaştırılmıştır. Bu birim stater'dir. [873,2 gram] ve eski sikkeye yani 'Didrahmi'ye denk sayılacak bir ağırlık birimidir, ayrıca askatları vardır. )
( Atina'da alışverişte kullanılan Talent 36,39 kilogramdı. Para birimi olarak ağırlığı ise 25,92 kilogramdı. Talanton'un altmışta biri de mİna'ydı.[436,60 gram]. )

- TALENT :/yerine YETENEK

- TALENT vs./and EFFECTIVENESS

- TALENT/CAPACITY vs. STATE

- TALEP ETMEK ile BİR AÇIKLAMA TALEP EDİYORUM ile ADALET TALEP ETMEK ile TALEP KANITI ile TALEPKAR ile TALEP EDİLDİ

- TALEP ETMEK yerine İSPAT-I VÜCUD ETMEK

- TALEP (ETMEK) değil/yerine/= İSTEM (İSTEMLEMEK/İSTEMEK)

- TALEP ETMEK ile/ve MAHKÛM OLMAK

- TALEP | İSTEM ile/||/<> ÖNERİ

( 1. Kişinin alıcının mal isteminde bulunması. 2. Sataktan mal alımı için yapılan isteklerin tümü. @@ Bir piyasadaki tüketicilerin bir mal ya da hizmete yönelik satınalma gücüyle desteklenmiş istek, niyet ve davranışları. @@ @@ @@bk. istem )

- TALEP/TÂLİP değil/yerine/= İSTEK/İSTEYEN

- TALEP ile/ve/<> RAĞBET


- TALEP ile/ve/||/<> ŞİBAK NİHALİ

( Açıkça belirtilmiş, çoğu zaman yazılı ya da sözlü bir istem. @@ Henüz dile getirilmese bile yönelimin fiilen var olduğunu anlatır. )
( "Görev talebinde bulunmadı."
[Resmî talep yok ama yönelim var demektir.] @@ "Göreve dair şibak nihali bulunduğu hâlde talepte bulunmamış görünmektedir." )

- TALEP ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SUAL

- TALEPNÂME[Ar.] değil/yerine/= İSTEMBELGE

- TÂLÎ değil/yerine/= İKİNCİL

- TÂLİ değil/yerine/= İKİNCİL

- TAL'Î[Ar.] ile/>< TÂLİ'[Ar. < TULÛ] ile/>< TÂLÎ[Ar. < TÜLÜVV] ile/>< TÂLİH[Ar. < SÂLİH]

- TÂLİB[< TULLÂB, TULLEB, TALEBE] ile ...

( İSTEYEN, İSTEKLİ | ÖĞRENCİ )

- TÂLİB ile/ve ŞÂRİ

( ... İLE/VE Bir ilme başlayan. )
( Mantık ilmini tasavvur etmezsen, mutlak belirsizin(mechûlün) tâlibi olursun! )

- TÂLİB ile/ve ŞÂRİ

( ... İLE/VE Bir ilme başlayan. )

- TÂLİB ile/ve/||/<>/>/< TÂBİ


- TALİH ile BAHT ile GÖNENMEK

- TALİH = FORTUNE[İng., Fr.] = SCHICKSAL[Alm.] = FORTUNA[Lat.]

- TALİH ile/ve/= TA'Lİ(İKİNCİL)

- TALİH ile TALİHLİ ile TALİHSİZ/LİK ile TALİH KUŞU ile TALİH OYUNU

- TALİHSİZ ile/ve/||/<>/> TARİFSİZ

- TA'LÎK[< ALAK] ile ...

( ASMA, ASILMA | BİR ŞEYE BAĞLI GÖSTERME | GECİKTİRME, ASKIDA BIRAKILMA | BELİRLİ BİR ZAMANA BIRAKMA | İRAN YAZISI (hatt-ı ta'lîk) )

- TÂLİK ile/ve/||/<> SÜLÜS(CELÎ) ile/ve/||/<> RİKÂ ile/ve/||/<> NESİH

( XIV. yy. sonlarında ve XV. yüzyıl başlarında, Anadolu'da. İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> XIX. yüzyıl başlarında. İLE/VE/||/<> Kur'ân-ı Kerîm'de. )

- TALÎK[Ar.] ile TA'LÎK[Ar. < ALAK | çoğ. TÂ'LÎKAT]

( Güleryüzlü. | Düzgün söz söyleyen. İLE Asma/asılma. | Bir şeye bağlı gösterme. | Geciktirme, askıda bırakma/bırakılma. | Belirli bir zamana bırakma, te'hîr. | Hat sanatında bir yazı biçimi. )

- TÂLİK[Ar. TA'LİK < ALAK] ile TÂLİK[Ar. TA'LİK] ile TALİKA[Bulg. TALİGA < Mac.] ile TÂLİK'UT TÂLİK(ÂT)[Ar.]

( Asma, asılma. | Bir koşul ile bağlama, bir konuyu başka bir konuya bağlı kılma. | Belirli bir zamana bırakma, geciktirme, erteleme. İLE Îran'da XI. ve XII. yüzyılda tevkî ve rikā' yazılarından geliştirilmiş bir yazı çeşidi.[Türkçe'de nestâlik yazıya da tâlik denmiştir.] İLE Dört tekerlekli, üstü kapalı bir çeşit hafif at arabası. İLE Bir kitabın bazı yerlerini açıklamak ve eleştirmek amacıyla sayfa kenarlarına konan ya da ayrıca bir risâle biçiminde yazılan notlar. )

- TALİK ile TALİKA


- TÂLİKAT[Ar.] ile/ve/||/<>/> MÜBÂHASAT[Ar. < MÜBÂHESE]

( Bir kitabın bâzı yerlerini açıklamak ve eleştirmek amacıyla sayfa kenarlarına konan ya da ayrıca bir risâle biçiminde yazılan notlar. İLE/VE/||/<> Bir konu üzerine iki ya da daha fazla kişinin kendi arasında yaptığı konuşmalar. | Bahse girişmeler. İddialı ve karşılıklı konuşmalar. )

- TALİKAT ile TARİKAT["TA:RİKAT" değil TARİKAT]

- TÀLİL, DEDÜKSİYON | TÜMDENGELİM >< TÜMEVARIM

( Öncüllerden kalkarak ve yalnızca çıkarım kurallarını uygulayarak bir çıkarınım, sonucunu elde etme. Anlamdaş. türetim. Karşılaştırınız. tümevarım. @@ 1. Geçerli bir çıkarımın sonucunu, öncüllerinden çıkarma işlemi. 2. Türetim. || Krş.. tümdengelimli mantık, @@ Genelden özele, tümelden tikele giderek ya da önsayıtlardan vargılar ve çıkarımlar türeterek bilgi üretme yöntemi. @@ 1-Varılan sonucun zorunlu ve kesin olarak geçerli olduğu (kesin sonuca vardıran) mantıksal işlem. Bu çıkarım biçiminde öncüller doğru ise sonuç önermesi de zorunlu olarak doğrudur. 2-Tümel olandan tikelin, genel olandan özelin çıkarılması. Tümel bir önerme aracılığı ile somut bir olayın bilgisine ulaşma. Tümdengelimin mantıksal biçimi: tasım (syllogismus) ve tasıma dayanan kanıttır. Karşıtı bk. tümevarım. 3. -> Tümdengelimli yöntemle eşanlamlı. 4. Tümdengelimli yolla birbirine bağlı önermeler topluluğu. Deneyüstü tümdengelim (transsendental deduktion): Kant'ın kullandığı deyim. Önsel kavramların duyu dünyasındaki nesnelere nasıl uygulanabileceğini nesnelerle nasıl ilişkisi olabileceğini açıklama biçimi. )

- TA'LİL-İSTİKRÂ ile/ve TAHLİL-TERKİP

- TÂLİM MÜRŞİDİ ve TARİKAT MÜRŞİDİ ile/ve/değil/yerine/> SOHBET MÜRŞİDİ

( Mürşit, mürşitten kurtulmak içindir. )

- TÂLİM VE TERBİYE değil/yerine/= ÖĞRETİM VE EĞİTİM

- TA'LÎM[< İLM] ile ...

( ÖĞRENME, ÖĞRETME, ÖĞRETİM, ÖĞRETİLME | OKUTMA, DERS VERME/VERİLME | MEŞK İLE YETİŞTİRME | EGZERSİZ )

- TALİM ile TALİMLİ ile TALİMSİZ

- TA'LÎM[Ar. < İLM | çoğ. TA'LÎMÂT] ile TA'LÎN[Ar.]

( Öğrenme, öğretme, öğretim, öğretilme. | Okutma, ders verme/verilme. | Meşk ile yetiştirme. | Askerlik idmanı. | İdman, egzersiz. İLE Açığa vurma/vurulma. )

- TA'LÎM[Ar.] ile TELKÎN[Ar.]


- TA'LÎM(< İLM) ile TEMRÎN

( Aklı eğitmek, öğrenme, öğretim. İLE Alıştırma, idman yaptırma, egzersiz. )

- TALİMAT VERMEK ile TALİMAT ile ÖĞRETİCİ ile ÖĞRETİCİ ile EĞİTMEN ile ENSTRÜMAN ile ENSTRÜMANTAL ile ALETLERİ

- TALİMAT ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TALEP

- TALİMATNÂME[Ar.] değil/yerine/= YÖNETMELİK

- TALİMEN MEKRUH ile TENZİHEN MEKRUH

- TÂLİMGÂH ile/ve/<> TÂLİMHÂNE

( Çeşitli uzmanlık dallarına gerekli olan uzman, öğretici vb.ni yetiştirmek amacıyla uygulamalı olarak eğitim ve öğretim vermek için oluşturulmuş askerî kuruluş. İLE/VE/<> Eğitim/alıştırma alanı. )

- TA'LÎMÎ[Ar.]/DİDAKTİK[Fr./İng.] değil/yerine/= ÖĞRETİCİ/ÖĞRETÇİ

- [ya] TÂLİP OLMA! ya da ŞİKÂYET ETME!

- TALİP[< TALEP] ile/ve/||/<>/> TALİM

- TÂLİP değil/yerine/= İSTEMCİ/İSTEKLİ


- TÂLİP değil/yerine/= İSTEYEN

- TALİP[Ar.] ile TEŞNE[Fars.]

( İsteyen, istekli. | Genellikle evlenmek isteyen ve bu isteğini evleneceği kişiye bildiren. İLE Susamış. | Çok istekli. )

- TALİP/LİK ile TALİPLİ/LİK

- TALİS[Lat. < TALIS] değil/yerine/= BÖYLE, BUNUN GİBİ