| T... |

- REAKTIONSENTHALPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME ENTALPİSİ

- THRESHOLD OF REACTION[İng.] / SEUIL DE RÉACTION[Fr.] / REAKTIONSSCHWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME EŞİĞİ

- REACTION RATE[İng.] / REAKTIONSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME HIZI

- REACTION HEAT[İng.] / CHALEUR DE LA RÉACTION[Fr.] / REAKTIONSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME ISISI

- REACTION MECHANISM[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİME MEKANİZMASI

- REACTION PROFILE[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİME PROFİLİ

- RÉACTION (D'UN RÉACTEUR)[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİME (TEPKİLEŞİM)

- REACTION[İng.] / RÉACTION[Fr.] / REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME

- TEPKİME ile TEPKİMELİ

- TEPKİMEK ile TEPKİ ile TEPKİN/LİK ile TEPKİLİ/LİK ile TEPKİSEL ile TEPKİSİZ/LİK ile TEPKİLİ UÇAK ile TEPKİSEL DAVRANIŞ


- INITIAL RATE OF A REACTION[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİMENİN İLK HIZI

- TEPKİME/REAKSİYON HIZI ile TEPKİME/REAKSİYON MEKANİZMASI

( Kimyasal tepkimenin gerçekleşme hızı. İLE Kimyasal tepkimenin adım adım gerçekleşme yolu. )

- REACTIVE CURRENT[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİN AKIM

- REACTIVE FACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİN ÇARPAN

- REACTIVE VOLTAGE[İng.] / TENSION RÉACTIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİN GERİLİM

- REACTIVE POWER[İng.] / PUISSANCE RÉACTIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİN GÜÇ

- RÉACTION CINÉTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİN TEPKİME

- REACTIVITY[İng.] / RÉACTIVITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİNLİK

- TEPKİSELLİK ile/değil/yerine İKNÂ

- TEPKİSELLİK ile/ve/değil/yerine İNANDIKLARINDAN VAZGEÇMEMEK


- TEPKİSELLİK ile/ve/değil/yerine SICAĞI SICAĞINA

- TEPKİSİZLİK ile/ve/<> HAZIR-YANITLI OLAMAMA KAYGISI

- TEPKİSİZLİK ile/ve/değil/||/<>/< SİLAHSIZLANMA

- TEPSERMEK = KURUYUP ÇATLAMAK

- TEPSİ ile/değil EVSECEK

( Fincan, tabak, bardak vb. şeyleri taşımaya yarayan, derinliği olmayan, türlü büyüklükte düz kap. | İçinde börek, tatlı vb. pişirmeye yarayan, az derin, geniş, düz kap. | Bu kap biçiminde olan. | Bir kabın alabileceği miktarda olan. İLE/DEĞİL Tahılın taşlarını ayıklamakta kullanılan, budaksız ağaçtan yapılmış az kenarlı tepsi. )

- TEPSİ ile SİNİ

- TER KOKUSU ile KOLTUKALTI KOKUSU

( Koku koltukaltından geliyorsa, "koltukaltın kokuyor" ya da "koltukaltından koku geliyor" demek gerekir. "Kokuyosun!" ya da "Ter kokuyosun! / Terlemişsin sen!" denilmez! )

- TER KOKUSU ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TEN KOKUSU

- TER TER (TEPİNMEK)

( "Direnmek, istememek, inat etmek, sinirlenmek" )

- ter.[Lat. < TERE] değil/yerine/= SÜR, OV


- -TER[Fars.] ile TER[Fars.]

( Üstünlük[Tafdîl] ve abartı[mübalaga] ilgeci[edatı] olarak sözcüklerin sonuna gelir. [MÜŞKÜL-TER: (en/pek/çok) Müşkül. | NAZİK-TER: (Daha/en/pek/çok) Nazik.] İLE Yaş, ıslak, nemli. | Taze.
)

- TER ile/ve/> HAYIR

( Güç ve hayırlar herkes içindir ve isteyen herkese hazırdır. )
( Dıştaki hiçbir şey bir değer ifade etmediği ve gönül her şeyi terk etmeye hazır olduğu zaman, zihinsel olgunluk düzeyine ulaşılmış demektir. )
( Power and grace are for all and for the asking.
A level of mental maturity is reached when nothing external is of any value and the heart is ready to relinquish all. )

- TERA[İng.] / TÉRA[Fr.] / TERA[Alm.] ile/değil/yerine/= TERA

- TERÂHÎ[Ar. < RAHVET] ile TERÂ'İ[Ar.]

( Gevşetme. Bir işte gevşeklik gösterme. | Geri çekilme, geri durma. | Gecikme. İLE Otlama, çayıra çıkma. )

- TERAKKİ[< RAKY] ile ...

( YUKARI KALKMA, YÜKSELME | İLERLEME | HALLERDE, MAKAMLARDA, BİLGİLERDE İLERLEME )

- TERAKKİPERVER[Ar. + Fars.] değil/yerine/= İLERİCİ

- TERÂKKUS[Ar. < RAKS] ile TERÂKUS[Ar. < RAKS]

( Durmadan, aşağı inip yukarı çıkma. | Dans etme. İLE Dans etme. [bkz. TELÂUB] )

- TERÂKÜM[Ar. < RÜKM] değil/yerine/= BİRİKME, YIĞILMA, TOPLANMA

- TERAPİ/THERAPY[İng.] değil/yerine/= SAĞALTIM

- TERAPİ ile TERAPİST


- SAĞALTIMLAR'I/TERAPİLER('İ)

- TERAS/LAMA[Fr.] değil/yerine/= SEKİ/LEME

- TERASLAMAK ile TERASLANMAK ile TERAS

- TERATOLOJİ ile ...

( Ucubeleri inceleyen bilim dalı. )

- TERAVİH ile TERAVİH NAMAZI

- TERAZİ, KENDİNİ TARTAMAZ" ile/değil/yerine/||/<> MUM, DİBİNE IŞIK VERMEZ

- TERAZİ MAHALLESİ

( Kilyos'ta su terazisinin bulunduğu yerleşim bölgesi. )

- BALANCE ROOM[İng.] / SALLE DE PESÉE[Fr.] / WAAGE ZIMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= TERAZİ ODASI

- TERAZİ ile KABBÂN[Ar.] (KEPAN[Fars.])

( ... İLE Büyük terazi. )

- MİZAN[Osm.] / BALANCE[İng.] / BALANCE[Fr.] / WAAGE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERAZİ


- Terazi ile TERAZİ

( Burç. İLE Ölçme/tartma aleti. Bir kolun iki ucuna asılı iki kefeden oluşan tartı, mizan. | İp cambazlarının dengeyi sağlamak için kullandıkları uzun sırık. | Gövdenin, asılarak ya da dayanarak yere paralel bulunduğu denge duruşu. )

- TERAZİ ile TÎR-İ TERÂZÛ

( ... İLE Terazi kolu. )

- TERAZİLEMEK ile TERAZİLENMEK ile TERAZİ

- TERBİYE(EĞİTİM) ile/ve/> TÂLİM(ÖĞRETİM/ALIŞTIRMA) ile/ve/> TE'DİB(EDEB)(DAVRANIŞ/TUTUM)

( Davranış-eylem. İLE/VE Düşünce-bilgi. VE/> Terkib. )
( Göze dayanır. İLE/VE Kulağa dayanır. VE/> Davranıştır. )
( İyi-kötü. İLE/VE Doğru-yanlış. VE/> Güzel. )
( Örnek gerektirir. İLE/VE Bilen/hoca gerektirir. VE/> "Kişi kendin bilmek", haddini bilmek gerektirir. )
( Her yerdedir. İLE/VE Belirli bir yerdedir. VE/> Her yer ve zamandadır. )
( Bütüncüldür. İLE/VE Sıradüzenseldir. VE/> Estetiktir. )
( Kalb-i selîm. İLE/VE Akl-ı selîm VE/> Zevk-i selîm. )

- TERBİYE ETMEK:
ÇOCUKLARIMIZI
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KENDİMİZİ

- TERBİYE ETMEK değil/yerine/= EĞİTMEK

- TERBİYE[< RÜBÜV, RUBUBİYET/RAB] ile ...

( BESLEYİP BÜYÜTME | EĞİTİM | GÖRGÜ | ALIŞTIRMA | HAFİF CEZALANDIRMA | TAVSİYE; KAYIRMA, KORUMA | Bazı yemeklere konulan limon, sirke, salça gibi şeyler. )

- TERBİYE[< RÜBÜV] ile TELBİYE

( Besleyip büyütme, beslenip büyütülme. | Eğitim. | Görgü. | Alıştırma. | Hafif cezalandırma. | Bazı yemeklere konulan limon, sirke, salça gibi şeyler. | Alıştırma.[hayvan] | Tavsiye, kayırma, koruma. İLE
Hac sırasında hacıların "lebbeyk Allahümme lebbeyk" demesi. )

- TERBİYE[< RÜBÜV) ile TA'LÎM[< İLM]

( Besleyip, bütütme; Eğitim; Görgü; Alıştırma; Bedeni eğitmek. İLE Aklı eğitmek, öğrenme, öğretim. )

- TERBİYE ile/ve/||/<> TASFİYE ile/ve/||/<> TEZKİYE


- TERBİYE ile TERBİYE

( Besleyip büyütme. | Beslenip büyütülme. | Eğitim. | Görgü. | Alıştırma. | Hafif cezalandırma. | Tavsiye. | Kayırma, koruma. İLE Bazı yiyecekleri pişirmeden önce limon, salça gibi soslarda bekletme. )

- TERBİYE[Ar.] ile/ve/||/<>/> TERCİH[Ar.]

- TERBİYE ve/<> TEZKİYE

( Aklı. VE/<> Kalbi. )

- TERBİYE ile YOK ETMEK

- TERBİYELEMEK ile TERBİYESİZLEŞMEK ile TERBİYE ile TERBİYECE ile TERBİYECİ/LİK ile TERBİYELİ/LİK ile TERBİYESİZ/LİK ile TERBİYESİZCE ile TERBİYELİ KÖFTE ile TERBİYELİ ÇORBA

- [ne yazık ki]
TERBİYESİZ
ile/değil/yerine DİK KAFALI

- TERBİYESİZ ile HERGELE[Fars. | çoğ. HERÂGİ]

( ... İLE Terbiye ve görgüden uzak, bayağı, aşağılık kişi. | Eşek sürüsü. | Binek ve taşıta alışmamış huysuz hayvan. )

- TERBİYESİZLİK ile/ve/değil/<> İNAT

- [ne yazık ki]
TERBİYESİZLİK
ile/ve/||/<>/< KEYFİYET

- TERBİYESİZ/LİK ile/ve SALAK/LIK, SALOZ[argo]


- TERBİYESİZ/LİK ile/ve "ŞEREFSİZ/LİK"

- TERBİYEVÎ/PEDAGOJİK değil/yerine/= EĞİTİMSEL/EĞİTSEL

- TERBIUM[İng.] / TERBIUM[Fr.] / TERBIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TERBİYUM

- TERCANLI, KEMAL (...)

( İki dönem Yenimahalle Muhtarı olarak görev yaptı. )

- TERCÎ'[Ar. < RÜCÛ | çoğ. TERCÎÂT] ile TERCİH[Ar. < RÜCHÂN | çoğ. TERCÎHÂT]

( Geri çevirme, döndürme. | Tekrarlama. İLE Üstün tutma, daha çok beğenme. )

- TERCİH ETMELİ!

- TERCİH ile/ve/değil EŞİK

- TERCİH ile/ve/||/<> İHTİYÂR ile/ve/||/<> MUHTAR

- TERCİH ile/ve TERCİH-BİLÂ-MÜRACCAH

- TERCİH ile TERCİHLİ YOL


- TERCİH ile/ve/değil TEVHİD(BİREŞİM) NOKTASI

- TERCİH değil/yerine/= YEĞLEME

- Tercihen DİNLE!!!

- Tercihen SUS!!!

- TERCİHİM, BU/ŞU/O ile/ve/<>/değil/yerine TERCİHİM, BU/ŞU/O YÖNDE

- TERCÜMAN[Ar.] değil/yerine/= DİLMAÇ/ÇEVİRMEN

- TERCÜME[Ar.] ETMEK değil/yerine/= ÇEVİRMEK

- TERCÜME değil/yerine/= ÇEVİRİ

- TERCÜME ile/ve/<>/değil/yerine TE'LİF

- TERCÜME-İ HAL[Ar.]/BİYOGRAFİ[Fr./İng.] ile/değil/yerine YAŞAM ÖYKÜSÜ


- TERE OTU ile DERE OTU

- TERE[Fars.] ile ÇAYIRTERESİ

( ... İLE Turpgillerden, yabani bir bitki. )

- TERE[Fars.] ile KAZTERESİ

( ... ile )

- TERE[Fars.] ile SU TERESİ

( Turpgillerden, yaprakları salata olarak yenen baharlı bir bitki. İLE Turpgillerden, su kenarlarında yetişen, tereye benzeyen, çok yıllık ve otsu bir bitki. )

- TERE[Fars.] ile YABANTERESİ/HOROZCUK

- TURPENTINE OIL[İng.] / ESSENCE DE TÉRÉBENTHINE A'L'HUILE[Fr.] / TERPENTINÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEREBENTİN YAĞI

- TEREBENTİN[Fr.] = TEREMENTİ

( Kozalaklılardan ve bazı ağaçlardan ya kendi kendine ya da ağacın çizilmesiyle akan, yağlı boya, yağlı vernik üretiminde ve inceltilmesinde kullanılan, ince, renksiz, kokulu reçine. )

- TEREDDİ[Ar. < REDY] değil/yerine/= SOYSUZLAŞMA, YOZLAŞMA

- TEREDDÜT[Ar.] ETMEK değil/yerine/= İKİRCİKLENMEK/DURAKSAMAK/VARGISIZ KALMAK

- TEREDDÜT/D[Ar. < REDD] ile ENDÎŞE[Fars. < DÂNİŞ]

( Kararsızlık. İLE Bilgiden/bilimden uzak olma. (durumu/sonucu) [DÂNİŞ: Biliş, bilgi, ilim.] )

- TEREDDÜT/ŞÜPHE değil/yerine/= İKİRCİK/DURAKSAMA/VARGISIZLIK

- TEREDDÜT ile TEREDDÜTLÜ ile TEREDDÜTSÜZ/LÜK

- TEREDDÜTLÜ ile TEREDDÜT ETMEK ile TEREDDÜT ile TEREDDÜT

- TEREF[Ar.] ile TELEF[Ar. çoğ. TELEFÂT]

( Yumuşaklık. | İyi, lezzetli yemek. | İnce, güzel şey. İLE Yok etme, öldürme. | Boş yere harcama, yıpratma.
)

- TEREFFU | YÜKSELMEK >< İNMEK

- TEREPHTHALIC ACID[İng.] / ACIDE TÉRÉPHTALIQUE[Fr.] / TEREPHTHALTSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEREFTALİK ASİT

- TEREK ile TEREKE

- TEREKE DEFTERLERİ ile/ve/değil MUHÂLEFÂT DEFTERLERİ

- TEREKKÜN[< RÜKN] ile ...

( Rükünleşme, erkândan olma. | Manen kuvvet bulma. )

- TEREKKÜP[Ar.] değil/yerine/= BİLEŞME

( Birkaç şeyin bileşmesinden oluşma. )

- TEREKTÜ'Ş-ŞEY'E[Ar.] ile LEHEYTU ÂNHU[Ar.]

- TERELELLİ = HAFİF VE HOPPA

- TERENNÜM:
LAFZÎ
ile/ve/||/<>/> İKÂÎ

- TERENNÜM[çoğ. TERENNÜMÂT] ile/ve/||/<> TAGANNÎ[< GINÂ | çoğ. TAGANNİYÂT]

( Yavaş ve güzel bir sesle şarkı söyleme. | Kuşun şakıması, ötmesi. | İLE/VE/||/<> Zenginleşme. | Muhtaç olmama, yetinme. | Makamla okuma. )

- TERESSÜB[< RÜSÛB (çoğ. TERESSÜBAT)] değil/yerine/= TORTULANMA, DİBE ÇÖKME, DURULMA

- TERETTÜB[< RÜTÛB] değil/yerine/= SIRALANMA, SIRASINDA OLMA, SIRASI GELME | ÂİT OLMA, GEREKME | (BİR İŞİN ÜZERİNE) DÜŞME

- TEREVVU'[Ar.] ile TEREVVUH[Ar.]

( Korkma. İLE Bir şeyden koku alma. )

- TEREVVUH[Ar.] değil/yerine/= BİR ŞEYDEN KOKU ALMA

- TEREYAĞI ile TEREYAĞLI

- TERFİ ETMEK değil/yerine/= YÜKSELGİLENMEK/YÜKSELGİ ALMAK


- TERFİ ile TERFİH

( Derece, makam bakımından yükselme. | Yükseltme. İLE Ferahlatma, rahat yaşamasını sağlama, gönendirme. )

- TERFİ ile TERFİH ile TERFİK

- TERFİ değil/yerine/= YÜKSELGİ

- TERFİK[Ar.] değil/yerine/= BİRİNİ ARKADAŞ ALMA

( Birini arkadaş olarak yanına alma. | Arkadaş olarak yanına birinin verilmesi. )

- TERGAL[Fr.] = TERİLEN[İng. < TERYLENE]

( Yapay polyester lifleri ya da ipliği. | Bu iplikten yapılmış kumaş. )

- TERHÎB[Ar. çoğ. TERHÎBÂT] ile TERHÎB[Ar. < REHB | çoğ. TERHÎBÂT]

( Birine, "Merhaba" deme, hal-hatır sorma. İLE Çok korkutma/korkutulma. )

- TERHÎBEN[Ar.] ile TERHÎBÎ[Ar.]

( Korkutarak, korkutma yoluyla. İLE Çok korkmayla ilgili, çok korkutucu. )

- TERHÎM[Ar. < RAHM, RAHUM, RAHÂMET] ile TERHÎM[Ar. < RAHMET, MERHAMET, RUHM/RUHUM | çoğ. TERHÎMÂT] ile TERHÎN[Ar. < REHN]

( Bir adı kısaltma. İLE "Allah, rahmet eylesin." sözünü söylemek. İLE Rehin olarak verme, emânet bırakma. )

- TERHİS[Ar. < RUHSAT] değil/yerine/= OLUR VERME (RUHSAT/İZİN VERME)

( İzin verme. | Askerliği tamamlayanları ordudan bırakma. )

- TERHİS[Ar.] değil/yerine/= TÜMER


- TERÎKE[Ar.] ile TERİKE/TEREKE[Ar. çoğ. TERÎKÂT/TEREKÂT]

( Kalık, evlenme dönemi geçmiş, evde kalmış. | İtfaiye erlerinin başlarına taktığı kask. İLE Ölen kişinin bıraktığı şey. )

- TERİM:
AD
ile/ve/||/<>/> GÖNDERİMİ

- TERİM SOĞUMASIN değil/yerine DİNLENMEYİ BİLMEK

- TERİM[TERMİNUS: Sınır tanrısı/putu.] ile JARGON

- TERİM = TERM[İng.] = TERME[Fr.] = AUSDRUCK[Alm.] = TERM[Lat.]

- TERİMLERİN/KAVRAMLARIN KULLANIMINDA:
FARKLILIK
ile/ve/değil/yerine YEĞLEME

- TERİMLEŞTİRMEK ile TERİM ile TERİMLİ ile TERİM BİLİMİ ile TERİMLER DİZGESİ

- TERK

- TERK | ÇEK(İL)MEK >< İT(İL)MEK

- TERK ETMEK ile/yerine GAİB OLMAK

( Duyup da/bilip de terk etmelidir. )
( SEN, SENİ TERK ETMEZSEN
"O",
"İÇİNDEYİM" KAHKAHASINI ATMAZ )

- TERK ETMEK ile/yerine GAİB OLMAK

( Duyup da/bilip de terk etmelidir. )

- TERK ETMEK ile/ve/değil/yerine İLİŞKİDE OLMAK

- TERK ETMEK ile TERK EDİLMİŞ ile TERK EDİLMİŞ YER ile TERK EDİLME

- TERK ETMEK ile/ve VAZGEÇMEK

( Bilincine varmadığınız bir şeyi terk edemezsiniz. )
( Öteye devam etmek için terk etmek durumundasınız. )
( Önemli[öncelikli] olan, ne yaptığınız değil ne yapmaktan vazgeçtiğinizdir. )
( Fiziksel vazgeçiş ve terk yalnızca bir içtenlik, bir samimiyet belirtisidir, fakat yalnızca içtenlik de özgürlüğe kavuşturamaz; uyanık bir idrak, istekli bir araştırma ve derin bir incelemeden doğan bir anlayışa gereksinim vardır. )
( Yapmanız gereken, tüm anıları ve beklentileri terk etmektir. )
( Dıştaki hiçbir şey bir değer ifade etmediği ve gönül her şeyi terk etmeye hazır olduğu zaman, zihinsel olgunluk düzeyine ulaşılmış demektir. )
( İç değerinizi bilmelisiniz, ona güvenmelisiniz ve günlük yaşantınızda, arzu ve korkularınızı feda ederek bunu belirgin kılmalısınız. )
( Duyup da/bilip de terk etmelidir. )
( Birinci adımdan vazgeçmeyen, ikinci adımı atamaz. )
( [Kendine/Bilgiye] Teslim olmadan terk edemezsin. )
( Ortak etmeni bulmak için tüm ayrımları terk etmek zorundasınız. Ancak evrensel olan ortaktır. )
( Gerçek vazgeçiş, terk edilecek bir şeyin bulunmadığını, çünkü size ait hiçbir şeyin bulunmadığını idrak ediştedir. )
( Sahte olandan vazgeçin, doğru olan kendi yerini bulacaktır. )
( Yanlış anlamalarınızı ortaya çıkarın ve onları terk edin, hepsi bu kadar. )
( Birine, vazgeçilmez olduğunu hissettirdiğinde, ilk vazgeçeceği kişi sen olursun. )
( You cannot abandon what you do not know.
To go beyond, you must abandon them.
It is not what you do, but what you stop doing that matters.
Mere physical renunciation is only a token of earnestness, but earnestness alone does not liberate. There must be understanding which comes with alert perceptivity, eager enquiry and deep investigation.
All you have to do is to abandon all memories and expectations.
You must know your inner worth and trust it and express it in the daily sacrifice of desire and fear.
The real giving up is in realising that there is nothing to give up, for nothing is your own.
Give up the false and the true will come into its own. )

- TERK ETMEK ile/ve/||/<> YOK ETMEK

- TERK ETMEK/EDİLMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AYRILMAK

- TERK ile/ve

- TERK ile DERK

( Bırakma, ayrılma. | Vazgeçme. | Bırakma, ihmal etme. İLE Anlama, kavrama. )

- TERK ile/ve/değil/yerine EZİYET

( Bazen, terk edilmektense eziyet görmeye bile râzı olabilirsin. )

- TERK ile/ve HAYIR

( Güç ve hayırlar herkes içindir ve isteyen herkese hazırdır. )
( Dıştaki hiçbir şey bir değer ifade etmediği ve gönül her şeyi terk etmeye hazır olduğu zaman, zihinsel olgunluk düzeyine ulaşılmış demektir. )

- TERK[Ar.] ile TAHLİYE[Ar.]

- TERK ile/değil/yerine/||/<>/< TERCİH

- TERK[Ar.] ile/ve/||/<>/> TESLİM[Ar.]

- TERK ile/ve TÖVBE

- TERK-İ DAVÂ / DEVAİ

- TERK-İ DÜNYA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TERK-İ DİYÂR

( Ölüm. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Bulunduğun ya da yerleştiğin bölgeden ayrılma/uzaklaşma. )

- TERK-İ DÜNYA ve/<>/> TERK-İ UKBÂ ve/<>/> TERK-İ HESTÎ/TERK

( * TERK-İ DÜNYA (Budizm'deki Yansıması: NİRMANAKAYA)
* TERK-İ UKBÂ(Dünyayı terk etmenin vereceği mutluluğu terk)(Cenneti ve nimetlerini terk) "(B.Y.: DHARMAKAYA)"
* TERK-İ TERK(/HESTÎ)(Kendi varlığını terk edip Hakk'ta fâni olmak) "(B.Y: SAMBOGAKAYA)" )

- TERKİ ile TERKİN ile TERKİP ile TERKİPLİ ile TERKİPSİZ

- TERKİB[< RÜKÛB | çoğ. TERKÎBÂT] ve İHTİLÂT[< HALT] ile/ve/<> MİZÂC[< MEZC | çoğ. EMZİCE]

( | Birkaç şeyi birleştirip karışık bir şey oluşturma. VE Karışma, katışma. | Karşılaşıp görüşme. | İLE/VE/<> Bir şeyle karıştırılmış olan başka şey. | Huy, tabiat. )

- TERKİB[Ar. < RÜKÛB] değil/yerine/= BİRLEŞTİRME

( BİRKAÇ ŞEYİ BİRLEŞTİRİP KARIŞIK BİR ŞEY MEYDANA GETİRME | BİRKAÇ ŞEYDEN MEYDANA GETİRİLMİŞ ŞEY | (dil bilg.)BİRLEŞTİRME | TAKIM | (kimya)SENTEZ )

- TERKİB ile TARAF

( Üst dile sahip olunur. İLE Tek bir dille sınırlı kalınır. )

- TERKİB-İ BENT ile/<> TERCİ-İ BENT

( [vasıta beyti] Değişir. İLE Değişmez. )
( )

- TERKİK[Ar. < RİKKAT] ile TERKÎK[Ar.]

( İnceltme. | Yumuşatma. | Nâzikâne anlatma. İLE Zayıflatma. Dili ya da ifadeyi bozuk/eksik kullanma. )

- TERKİN[Ar.] (ETMEK) değil/yerine/= ÇİZİP SİLMEK

- TERKİN değil/yerine/= ÇİZSİL

- TERKİN[Ar.] ile TERKÎN[Ar.]

( Boyama, yazma. İLE Belirli bir yerde ve saatte buluşma sözleşmesi. [MÎKAT: Bir iş için belirtilen zaman ya da yer.]
)

- TERKİP ile EKLEKTİZM

- TERKİP ile/ve NAZIM

( Birleşim, birleştirme, bir araya getirme. | Tamlama. | [kimya] Bileşim. İLE/VE Düzenleyen, düzene koyan, tertip eden. | Manzume yazan kişi. | Şiir. )

- TERKİS[Ar. < RAKS] ile TERKİŞ[Ar. çoğ. TERKİŞÂT] ile TERKÎZ[Ar. < REKZ]

( Dans/raks ettirme, oynatma, oynatılma. İLE Sözcüğü süsleme, güzelleştirme. İLE Dikme, yere saplama, kurma. )

- TERKOS (TERKAN) METROPOLİTLİĞİ

( Tarabya, Terkos (Terkan) Metropolitliğine bağlı bir Rum köyü idi. Metropolitin unvanı da "Terkos ve Neokirion Piskoposu" idi. Terkos yöresinde bulunan Rum sayısı azalınca Metropolitlik Tarabya'ya taşındı. Halen Metropolitlik Tarabya'dadır. )

- TER/LEME ile SICAK/ATEŞ

- TERLEMEK ile TERLETMEK

- TERLİK/ŞIPŞIP/ŞIPIDIK[argo] ile/ve PANTUFLA[Yun.]

- TERLİK ile/ve NALIN[Ar.]/TAKUNYA[Yun.]

( Genellikle ev içinde giyilen, deri, naylon vb. şeylerden yapılan, arkası açık, hafif ve türlü biçimlerde ayak giysisi. | Beyaz patiskadan dikilen takke, başlık. İLE/VE Genellikle hamam vb. ıslak tabanlı yerlerde kullanılan, yüksek ökçeli, ağaçtan yapılmış bir tür ayak giysisi. )

- TERLİ/LİK ile TERLİK ile TERLİKÇİ/LİK

- TERM SYMBOLS[İng.] ile/değil/yerine/= TERM SEMBOLLERİ

- TERM vs. TIME

- TERM :/yerine TERİM, DÖNEM

- THERM[İng.] / THERM[Fr.] / THERM[Alm.] ile/değil/yerine/= TERM

- TERMAL İLETKENLİK ile/ve/||/<> ELEKTRİKSEL İLETKENLİK

( Isı iletme yeteneği. İLE/VE/||/<> Elektrik iletme yeteneği. )

- TERMAL İLETKENLİK ile/ve/||/<> ELEKTRİKSEL İLETKENLİK

( Bir nesnenin ısıyı iletme yeteneği. İLE/VE/||/<> Bir nesnenin elektrik akımını iletme yeteneği. )

- TERMAL/THERMAL[İng.] değil/yerine/= SICAK KAPLICA SUYU | ISIYLA İLGILİ)

- TERMAL[Fr.] değil/yerine/= KAPLICA

- TERMAL ile TERMAL KAMERA

- TERME ile Terme

( Bir tür yaban turpu. İLE Samsun iline bağlı ilçelerden biri. )

- THERMIE[İng.] / THERMIE[Fr.] / THERMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİ

- TERMİK[Fr.] değil/yerine/= ISIL

( Isıl. | Isının üretilmesini, iletilmesini ve kullanılmasını inceleyen fizik dalı. )

- TERMİK değil/yerine/= ISIL

- THERMIK[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİK

- TERMİKLEŞTİRMEK ile TERMİK ile TERMİK SANTRAL


- TERMİN[Alm.] ile/değil TEMRİN[Ar.]

( Belirlenmiş zaman, randevu. İLE/DEĞİL Alıştırma. )

- TERMINAL DÖNEM/TERMINAL PHASE[İng.] değil/yerine/= ÖLÜMCÜL EVRE

- TERMINAL[İng.] değil/yerine/= SON

- TERMİNAL[Fr./İng.] ile TERMİNAL[Fr./İng.]

( Otobüs, uçak vb. taşıtların yolcularını ilk aldığı ya da son bıraktığı yer. İLE Bir veri iletişim ortamında, veri giriş çıkışını sağlayan donanım birimi ya da donanım birimleri topluluğu. )

- TERMİNAL ile TERMİNAL DÖNEM

- TERMINASYON/TERMINATION[İng.] değil/yerine/= SONLANDIRMA

- TERMINOLOJİ/TERMINOLOGY[İng.] değil/yerine/= TERİM BİLİMİ

- TERMİNOLOJİ ile AKSİYOM/ATİK

( Terimler dizgesi. | Terim bilimi. İLE Kendiliğinden apaçık ve bundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı sayılan temel önerme, mütearife, belit. )

- TERMINUS[İng.] değil/yerine/=

( Evrim ağacı üzerindeki dalların en uç noktasıdır. Gününümüzde var olan türleri ya da taksonları, yaşayan tüm bireylerle birlikte kapsayan noktalardır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- THERMISTOR[İng.] / THERMISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİSTÖR, ISIL DİRENÇ


- THERMITE REACTION[İng.] ile/değil/yerine/= TERMİT TEPKİMESİ

- TERMİT ile GÜNEYDOĞU ASYA AHŞAPTERMİTİ

( ... İLE Termit nüfusunun iki katıdır. )
( ... İLE 2.5 kat fazla yerler. )
( Kraliçe termit, hergün binlerce yumurtlar. [Yumurtalıkları genişledikçe kendi büyüklüğünün 300 katına kadar büyüyebilirler.] )
( Hindistan Kule Termiti [Odontotermes obesus], saniyede bir, günde 80.000'den fazla yumurta bırakırlar. )
( Formosa Termiti [Coptotermes Formosanus], karıncaları ve yuvarlak solucanları uzak tutmak için yuvasını naftalinle dezenfekte ederler. [Naftalin doğal olarak üretilmediğinden, hayvanın bunu nereden bulduğu ya da nasıl ürettiği bilinmiyor.] )
( Termitler tek eşlidir fakat Zootermopsis Nevadensis türünün %50'si eşlerini terk eder. )
( Hangi ağacı yiyeceklerine, çiğnemeye bağladıkları zaman çıkan titreşime göre karar verirler. [Ağaç lifleri çiğnendiği zaman çatırdar, bu ses, termit tarafından bir veri olarak algılanır ve ağacın tipini ve büyüklüğünü anlamalarını sağlar.] [Küçük ağaç parçalarını, mobilyaları büyük kütüklere tercih ederler.] )
( Ağaç yeme ve koloninin geri kalanını ağız ya da kıçlarından besleme işini kör işçiler yapar. )
( Bazı türlerde, işçiler, dışkılarını biraraya getirir ve üzerlerinde mantar yetişmesini sağlarlar. [Kuru mevsimlerde bile zengin protein kaynağına sahip olmalarını sağlar.] )
( Selülozu sindirebilmek için çok odalı mideleri vardır. [Bağırsaklarında 200 çeşit mikrop bulunur ve hepsi de ağaçtan enerji elde etmeye yardımcı olur.] )
( Betonun içine bile yuva yapabilirler. )
( Kuzey Amerika'daki binalara yangın ve su baskınlarından daha çok zarar verirler. [Dünya genelinde neden oldukları yıllık zarar 5 milyar doların üzerindedir.] )
( Didgeridoo[Aborjin'lerin üflemeli çalgısı] müzik aletleri, içi termitlerce oyulmuş okaliptüs yapraklarından yapılır. )

- TERMİT ile/değil HAMAMBÖCEĞİ

( Önceki adları olan Isoptera[eşit kanat] terk edilmiş ve Blattodea'ya dönüşmüşlerdir. [Kurama göre, ağaç yeme özelliklerini geliştirmeleriyle birlikte hamamböceğine benzeyen atalarından evrilmeye başlamışlardır.] )

- TERMİT ile TERMİTLER

- THERMIT[İng.] / THERMITE[Fr.] / THERMIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİT

- THERMION[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİYON

- THERMIONISCHER STROM[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİYONİK AKIM

- THERMIONIC DETECTOR (TID)[İng.] ile/değil/yerine/= TERMİYONİK DEDEKTÖR (TID)

- THERMIONISCHE DIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİYONİK DİYOT

- THERMIONISCHER KONVERTER[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİYONİK DÖNÜŞTÜRÜCÜ


- THERMIONISCHE ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİYONİK GÖZE/HÜCRE

- THERMIONISCHE AUSTRITTSARBEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİYONİK İŞ FONKSİYONU