| A... |

- MÜELLEFÂT-I SEBÂ ve/||/<>/= ALTI ASKI[ŞİİR VE ŞAİR]

- MUFASSAL[Ar.] değil/yerine/= AYRINTILI

- MÜFEKKİRE ile/ve AKIL

( Düşünme yetisi/gücü. İLE ... )

- MÜFRİT[Ar.] değil/yerine/= AŞIRI

- [ne yazık ki]
!MÜFSİT[Ar.]/MÜZEVİR[Ar.]
değil/yerine/= ARABOZUCU

- MUGAYİR[Ar.] değil/yerine/= AYKIRI / UYMAZ

- MUHABBET ile/ve/<> MERHAMET ile/ve/<> ADÂLET

- MUHABBETİN/AŞKIN DERECELERİ'NDE:
MEYL
ile/||/<>/> ARZU ile/||/<>/> SAHÂBET ile/||/<>/> GARÂM ile/||/<>/> VEDÂD ile/||/<>/> ŞEGAF ile/||/<>/> TEFÎN ile/||/<>/> TEABBÜD ile/||/<>/> HULLET ile/||/<>/> IŞK

( Öteki dillerde bizim "muhabbet" gibi çok anlamlı bir sözcük var mıdır bilmem. Ama şu kadarını söyleyeyim... Bizi bilmek demek, biraz da bu sözcüğü tüm anlamlarıyla bilmek demek...

Muhabbeti; sevgi, aşk, sevdâ, dostluk, bağlılık, sohbet, yârenlik etmek anlamlarında kullanıyoruz. Birini sevdiğimizde ona muhabbet besleriz. Sevdiğimizle oturup konuştuğumuzda muhabbet etmiş oluruz. Bir erkek ile bir kadının birbirini tanımasına ve sevmesine vesile olanlara "muhabbet tellâlı" deriz. Ama konu tasavvuf olunca sözcük farklı anlamlar kazanmaya başlar.

Eskiler, muhabbeti, şiddetine göre on dereceye ayırmış. Öncesi ilgi duymak, sonrası muhabbetin şiddetiyle yok olmak olan muhabbet olmaz ise yolculuk da olmaz. Sırayla açıklayalım...

1. MEYL: Sözlükte bir yöne doğru yönelmek, eğilmek, eğik duruma gelmek anlamı verilmiş. Biz ise birine ya da bir şeye yönelmek, sevgi, ilgi göstermek, istek ve arzu duymak anlamlarında kullanıyoruz. Tasavvufta yolun en başındakilere muhib deriz. Muhib, ilgi duyan kişidir. Yolun başı ise ilgi duymaktır. O yüzden;

Âşık oldur kim kılar cânın fedâ cânânına
Meyl-i cânân itmesin her kim ki kıymaz cânına


(Fuzûlî)

İlgi duymaya başladığımız anda yolculuğumuz başlar. Çünkü meyl ile başlayan yolculuğun sonu bu uğurda canını vermektir.

2. ARZU: Meyl, irâdeye yükselirse arzu adını alır. İrâdeye yükselmesi ise yâri istemek ile olur. Ama bunun da bir bedeli vardır.

Cân la’lin eyler arzû yâr içmek ister kanımı
Yârâb ne vâdîdir bu kim cân teşne cânân teşnedir


(Bâkî)

3. SAHÂBET: Benimseyip koruma, kayırma suretiyle sâhiplenme, sâhip çıkma anlamlarında kullandığımız sözcük, Arapça olmasına karşın anlamını Türkçe'de kazanmış. Kişinin arzu ettiği kişiye karşı, gönlünden bir akış, bir eğilim peyda olması sonucunda da korumaya, sahiplenmeye başlar.

4. GARÂM: Olağanüstü sevgi, şiddetli arzu ve iştiyâk, büyük aşk anlamına gelen garâm, sevginin gönle âdeta yapışmasıdır.

Cenap Şehabeddin;

Uyan ey bister-i sînemde yatan tıfl-ı garâm

derken âşık olmaya başladığını ya da âşık olmak arzusunu dile getiriyordu.

5. VEDÂD: Sevgi, dostluk, muhabbet anlamlarına gelen vedâd, muhabbetin saf ve katıksız durumu. Gönülden öteki eşya ve kişilere olan ilginin atılması durumu. Aynı sözcükten türeyen vedûd ise “Kullarını çok seven, onları lûtfa, ihsâna gark eden; sevilmeye lâyık ve müstahak yalnız kendi olan” anlamında Allah’ın adlarındandır.

6. ŞEGAF: Sevginin kalbi istilâ etmesi, aşırı sevgi, mecnûnca, çılgınca sevme. Kalp, sevilen şey dışındakilerden temizlenince bu sefer sevgi coşmaya başlar, kalbin tamamını fetheder, istilâ eder.

7. TEFÎN: Örümcek ağı demek olan tefîn, aşkın bir üst derecesi. Kalbin her yanını istilâ eden sevgi, kalpten taşmaya başlar. Kalpten taşmaya başlaması ise kontrolün aşk sahibinin elinden çıkıp aşkın eline geçmeye başlamasıdır. Öyle ki aşk, örümceğin ördüğü ağ gibi kişinin her tarafını kapsar, örer, onu âdeta sıkı sıkı bağlar.

8. TEABBÜD: Kul köle olmak, tapınmak anlamındaki teabbüd, kişinin artık aşkın elinde oyuncak olduğu haldir. Bu durumdaki âşığı, Hayretî şöyle anlatır:

Gam yeriz kan yutarız kûşe-i mihnette müdâm
Sanma biz kevser-i cennât-ı naîmin kuluyuz


9. HULLET: Gerçek dostluk anlamındaki hullet, sevgiliden başka kimsenin kalmadığı durumu açıklamak için kullanılır. Hullette iki özellik bulunur. Biri sadâkât yani doğruluk, öteki de samimiyet. Aşkın sondan bir önceki durumudur. Artık aşkın gerçek olduğundan, heves ya da yanılsama olmadığından emin olunmuştur.

10. IŞK: Muhabbetin en son hali ve en aşırı derecesidir. Halkanın tamamlandığı son zincir. Zât, sıfata meylettiğinde, kalpte ortaya çıkarak tüm damarlarda akıp tüm organlara yayılan aşırı muhabbet. Hallâc’ın her tarafı kesildiğinde, kanının yerlere Allah Allah diyerek akmasının nedeni de Züleyha’nın kanının Yusuf diye diye akmasının nedeni de budur. Işk öyle bir durumdur ki kişinin nazarında, sevdiğinden başka bir şey olmaz ve tüm ilgisini sevdiğine gösterir. Sadece gözleriyle ve gönlüyle değil baştan ayağa tüm âzâsıyla sevdiğini müşâhede eyler.

Tasavvuf, meyl ile başlayıp ışk ile biten bir yolculuktur. O yüzden,

Muhabbet bir kef-i Dâvud’dur pûlâdı mûm eyler
(Suzî-i Prizrenî)

ve

Muhabbet öyle bir sırdır ki bin setr et nihân olmaz
(Îzzet Molla)

Işk sahipleri nerede olursa olsun hemen bilinir.

Son sözü de Fuzûlî söylesin:

Aşk imiş her ne vâr âlemde
Muhabbetiniz daim, aşkınız bâkî ve dâim olsun.



İsmail Güleç (Prof.Dr.) | www.ismailgulec.net )
( Aşk Merdiveni [Diotima]





6. Basamak: Aşkın kendine duyulan aşktır. Kişi, güzelliği kendi biçiminde görür ve aşkın güzelliğini olduğu gibi sever. Her özel ve güzel olan, bu biçimle bağlantısı nedeniyle güzeldir.

5. Basamak: Genel olarak bilgiye duyulan aşktır.

4. Basamak: Yasalara ve kurumlara duyulan aşktır.

3. Basamak: Nefs sevgisidir. Bu, fiziksel özelliklerin bir kenara bırakıldığı, manevi ve ahlâkî güzelliğin sevgiyi tetiklediği aşamadır. Bu adımda, kişi, nitelikli zihinlere âşık olacaktır.

2. Basamak: Tüm güzel gövdelerin sevgisidir. Kişi, tüm gövdesindeki güzelliği görür ve farkları sevmeyi öğrenir.

1. Basamak: Tek bir gövdenin sevgisidir. Bu aşk, belirli bir gövdeye duyulur. Fiziksel özelliklere duyulan bir istektir. )

- MUHARREM[Ar.] değil/yerine/= AŞÛRE AYI

( Ay takviminin birinci ayı. )

- MUHASSAS[Ar.] değil/yerine/= AYRILMIŞ

( Birine ayrılmış, tahsis olunmuş. )

- MÜHEYYEM/TEHYİM değil/yerine/= AŞIRI AŞK

- MUHİT[Ar. < HAVT] ile/ve ATLAS

( Okyanus. | Kapsayıcı. )

- MUKASSEM[Ar.] değil/yerine/= AYRILMIŞ, BÖLÜNMÜŞ

- MÜKEMMEL SAYI ile/||/<> ARKADAŞ SAYILAR

( Mükemmel sayı bölenlerinin toplamı kendisine eşit İLE arkadaş sayılar birbirlerinin bölen toplamına eşit )
( Formül: σ(n) = 2n (mükemmel) İLE σ(a) = b ve σ(b) = a (arkadaş) )

- MUSCLE ACID[İng.] / MUCENIC ACID, ACID MUCIQUE[Fr.] / ACIDE MUCONIC[Alm.] ile/değil/yerine/= MUKONİK ASİT, MUKİK ASİT

- MUKTEZÎ ile/ve ŞART ile/ve ADEMÜ'L-MANİA

( Yeterlilik. İLE/VE Koşul. İLE/VE Engelin olmaması. )

- MÜLEMMA'[Ar. < LEM] değil/yerine/= ALACA RENKLİ | KOŞUK | BULAŞMIŞ

( Bir kısmı Türkçe, bir kısmı Arapça ya da Farsça söylenmiş/yazılmış olan şiir/manzûme. )

- MÜLK değil/yerine ACZ

( Mülk ile doyamazsın. DEĞİL/YERİNE Acz ile kendinde ve doyurucu olursun/kalırsın. )

- MÜLKİYET ile/değil/yerine/< AİDİYET

( Kendine. İLE Kendini. )

- MULTİPLE SKLEROZ ile/||/<> AMYOTROFİK LATERAL SKLEROZ (ALS)

( Merkezi sinir düzeninde miyelin kılıfının hasarı ile ilişkili bir bağışıklık sayrılığı. İLE/||/<> Motor nöronların kaybı ile kas zayıflığı ve atrofisi ile ilişkili bir nörodejeneratif sayrılık. )

- MUMAİLEYH[Ar.] değil/yerine/= ADI GEÇEN

- MÜMESSİL, SANATKÂR, ARTİST | OYUNCU ile/||/<> ARTİST

( Sinema/TV. 1. Oyunluktaki belli kişiyi canlandırma işini yapan kimse. 2. Oynamak işini gerçekleştiren kişi. @@ Bir oyun kişisini, sanatçı yaradılışı ve bilgisi ile, canlandıran ya da gösteren tiyatro sanatçısı. Oyun oynama eylemini yapan kişi. (Erkek ya da kadın). @@ Bir oyun kişisini, bilgisi, tekniği ve yaratışı ile canlandıran ya da gösteren sahne sanatçısı. Oyun oynama eyleminde bulunan sanatçı. )

- MÜMEYYİZ | AYIRTMA ile/||/<> AYLA | YER AYIRTMA

( bk. yer ayırtma. @@ Sınavlarda, soruların hazırlanmasından notların verilmesine dek tüm değerlendirme çalışmalarına katılmakla görevli kimse. )

- MÜMEYYİZLİK/CIVIL RESPONSIBILITY[İng.] değil/yerine/= AYIRTIM GÜCÜ

- MUNFASIL[Ar.] değil/yerine/= AYRILMIŞ

- MÜNHATT[Ar.] değil/yerine/= AŞAĞI İNEN | ALÇAK | ÇUKUR

- MUONIC ATOM[İng.] / ATOME MUONIQUE[Fr.] / MYONISCHES ATOM[Alm.] ile/değil/yerine/= MÜONLU ATOM

- MÜRÂDİF[Ar. < REDF]/SİNONİM[Fr./İng. < SYNONYME] değil/yerine/= ANLAMDAŞ, EŞ ANLAMLI

- MÜRDÜMÜK = AKBURÇAK

( Baklagillerden, yazın ekilen, otsu bölümü hayvan yemi olarak kullanılan, beyaz, açık mavi ya da mor çiçekleri olan bir yıllık otsu bitki. )

- MÜREKKEPTE:
ISI
ve/||/<> ARAP ZAMKI[İS/KURUM]

( En iyi mürekkep, en çok sallanmış olan mürekkeptir.[Hacc'a gönderilir ve döndükten sonra kullanılırdı.] )

- MÜREN ile AKDENİZ MÜRENİ

- MÜRŞİD ile/ve/değil/||/<> AYNA

- MÜSLİ değil/yerine AŞÛRE

- MÜSTAGNÎ[Ar. < GANÎ] ile/ve/||/<>/< ÂRÎ[Ar.]

( Doygun, gönlü tok. | Çekingen, nazlı (davranan). | Gerekli bulmayan. İLE/VE/||/<>/< Arınmış, soyutlanmış olan. )

- MÜSTEHCEN[< HÜCNET] değil/yerine/= AÇIK SAÇIK

- [ne yazık ki]
!MÜSTEHZÎ/SARKASTİK[İng. < SARCASTIC]
değil/yerine/= ALAYCI/İĞNELEYİCİ

- MÜŞTERÎ[Ar. < ŞİRÂ] değil/yerine/= ALICI/İLGİLİ

( Satın alan/alıcı, iştirâ eden. | Alışverişte bulunan. | İstekli. | Hem satın alan, hem satan. )

- MÜSTESNÂ[Ar. < SENY] değil/yerine/= AYRI TUTULAN

( İSTİSNÂ EDİLEN, KURAL DIŞI BIRAKILAN | ÜSTÜN | AYRI TUTULAN | BENZERLERİNDEN BASKIN )

- MÜSTEZÂD[Ar. < ZİYÂDE] değil/yerine/= ARTMIŞ/ÇOĞALMIŞ

( Çoğalması istenilen, artmış. | Her dizesine bir küçük dize eklenmiş, Divan Edebiyatı şiir türü. [Bahr-i hecez vezinlerinden "mef'ûlü mefâîlü mefâîlü faûlün" vezninde söylenmiş dizelere "mef'ûlü faûlün" parçalarına denk birer parça katarak oluşturulan şiir.] )

- MÜTAREKE[Ar.] değil/yerine/= ATEŞKES / BIRAKIŞMA


- MUTAT[Ar.] değil/yerine/= ALIŞILMIŞ/ALIŞILAN

- MÜTEALLİK[< ALAKA] ile ASILI, BAĞLI, İLGİLİ, İLİŞİĞİ OLAN

( ASILI, BAĞLI, İLGİLİ, İLİŞİĞİ OLAN )

- MÜTEFERRİK[Ar.] değil/yerine/= AYRILMIŞ, DAĞINIK

- MÜTEŞELŞİL = AKIŞ

( Şarıl şarıl akıp çağlayan, teşelşül eden. )

- MÜTEVALİ[Ar.] değil/yerine/= ARDIŞIK

- MÜTEVÂZI değil/yerine/= ALÇAKGÖNÜLLÜ/GÖNLÜ YERDE/KOTKU

- MÜTEZAYİT[Ar.] değil/yerine/= ARTAN/ÇOĞALAN

- ABSOLUTE VISCOSITY[İng.] / VISCOSITÉ ABSOLUE[Fr.] / ABSOLUTE VISKOSITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK AĞDALILIK

- ABSOLUTE ALCOHOL[İng.] / ALCOOL ABSOLUE[Fr.] / ABSOLUTER ALKOHOL[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK ALKOL

- ABSOLUTE VORTICITY[İng.] / ABSOLUTE VORTICITY[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK BURGAÇLILIK


- ABSOLUTE MAGNITUDE[İng.] / MAGNITUDE ABSOLUE[Fr.] / ABSOLUTE MAGNITUDE[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK BÜYÜKLÜK

- ABSOLUTE CONCENTRATION[İng.] / CONCENTRATION ABSOLUE[Fr.] / ABSOLUTE KONZENTRATION[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK DERİŞİM

- ABSOLUTE PERMEABILITY[İng.] / PERMÉABILITÉ ABSOLUE[Fr.] / ABSOLUTE DUCHLÄSSIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK GEÇİRGENLİK

- ABSOLUTE GLYCEROL[İng.] ile/değil/yerine/= MUTLAK GLİSERİN

- ABSOLUTE ERROR[İng.] / ERREUR ABSOLUE[Fr.] / ABSOLUTER FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK HATA

- ABSOLUTE VELOCITY[İng.] / VITESSE ABSOLUE[Fr.] / ABSOLUTE GESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK HIZ

- ABSOLUTE REFRACTIVE INDEX[İng.] / INDICE DE RÉFRACTION ABSOLU[Fr.] / ABSOLUTE BRECHUNGSINDEX, ABSOLUTE BRECHZAHL, ABSOLUTE REFRAKTIONSINDEX[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK KIRILMA İNDİSİ

- MONARŞİ:
MUTLAK
ile ANAYASAL

- ABSOLUTE HUMIDITY[İng.] / HUMIDITÉ ABSOLUE[Fr.] ile/değil/yerine/= MUTLAK NEM

- ABSOLUTE TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE ABSOLUTE[Fr.] / ABSOLUTE TEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK SICAKLIK


- ABSOLUTE STANDARD DEVIATION[İng.] ile/değil/yerine/= MUTLAK STANDART SAPMA

- ABSOLUTE VACUUM[İng.] / VIDE ABSOLU[Fr.] / ABSOLUTE UNTERDRUCK, ABSOLUTES VAKUUM[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK VAKUM

- MUTLAK ile/ve ADÂLET

- MUTLAK ve/=/||/<> ADEM

- MUTLAK ile/ve/değil ALIŞKANLIK

- MUTLULUK:
KİŞİDE/MALDA/MAKAMDA
değil/yerine AMAÇTA

- MUTLULUK:
SEROTONİN
ve/||/<> OKSİTOSİN ve/||/<> MELATONİN ve/||/<>
NORADRENALİN
ve/||/<> FENİLETİLAMİN ve/||/<>
DOPAMİN
ve/||/<> ENDORFİN ve/||/<> ASETİLKOLİN

( Özsaygı ve uyku hormonu. VE/||/<> Güven hormonu. VE/||/<> Coşku hormonu. VE/||/<> Heyecan hormonu. VE/||/<> Mutluluk hormonu. VE/||/<> Ödül hormonu. VE/||/<> Ağrı kesici hormon. VE/||/<> Uyanıklık hormonu. )
( )

- MUTLULUK ile AŞK ile EFSANE

( İki kişi, birbirini sever ve birlikte olurlarsa MUTLULUK olur.
İki kişiden, biri sever de öbürü kaçarsa AŞK olur.
İki kişi, birbirini sever de kavuşamazlarsa EFSANE olur. )

- MUTLULUK ile/ve/değil AVUNMAK

- MUTLULUK ile/ve/||/<> DOSTLUK ile/ve/||/<> AŞK

( Birlikte gülebiliyorsak. İLE/VE/||/<> Birlikte ağlayabiliyorsak. İLE/VE/||/<> Birlikte susabiliyorsak. )

- MUTSUZ/LUK" ile/ve/||/=/<>/< AHLÂKSIZ/LIK

- MÜZÂYEDE[Ar. < ZİYÂDE] değil/yerine/= ARTIRMA

- MÜZEVİR/MUZEVVİR[Ar.] değil/yerine/= ARABOZAN

( İki kişinin arasındaki dostluğu ya da geçimi bozan "kişi". )

- MÜZİK ile/ve/<> AHLÂK

- MÜZİKTE:
SAZ
ile/ve/||/<>/> ÂVAZ

- MYANMAR:
SAGAING ve INNWA
ile/ve/<> AMARAPURA[: Ölümsüz kent.]

( Myanmar'ın, büyük ve antik kentleri. İLE/VE/<> Başkenti. )

- NORMAL-BUTHYLALCOHOL[İng.] / ALCOOL BUTYLIQUE NORMAL[Fr.] / BUTYLALKOHOL[Alm.] ile/değil/yerine/= N-BÜTİL ALKOL

- NÂDİR değil/yerine/= AZ

- NAKİL (ETMEK) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AKIL (ETMEK)

- NAMAZ ile/ve/||/<>/< AHLÂK

( [Zorunlu/Farz!] 5 vakit. İLE/VE/||/<>/< 24 saat boyunca, her an. )

- NAMIK KEMAL ve/||/<>/< ABDÜLLÂTİF SUPHİ PAŞA

- NAMINA ile/değil/yerine ADINA

- NAMZET[Fars.] değil/yerine/= ADAY

- NÂR ile ATEŞ

- NARATOR[İng. < NARRATOR] değil/yerine/= ANLATICI

- NARBÜLBÜLÜ/ARDIÇKUŞU(TURDUS PILARIS[Lat.], ROBIN[İng.], Avrupa ve Asya ormanlarında yaşar.) ile/ve BAYIR KUŞU ile/ve ÇALI KUŞU ile/ve ÇAMURCUN ile/ve DALGIÇ KUŞU ile/ve DEVEKUŞU ile/ve FIRTINA KUŞU ile/ve GELİNKUŞU[Lat. OTOCORIS PENCILLATUS] ile/ve İNCİRKUŞU[Lat. ANTHUS TRIVIALIS] ile/ve İSHAK KUŞU/BATAKLIKBAYKUŞU[Fars. ŞEB-ÂVÎZ][ayağından asılarak başaşağı sarkar ve öter] ile/ve KARDİNALKUŞU ile/ve KARİYAMA(Güney Amerika'da) ile/ve KAŞIK GAGA ile/ve KAŞIKCI KUŞU ile/ve KEDİKUŞU ile/ve KELAYNAK[Sadece bu üç yerde: BİRECİK-URFA, FAS, PALMİRA ÇÖLLERİ-SURİYE][Lat. GERONTICUS EREMITA]17 Şubat, Birecik'te, Kelaynak Günü'dür! ile/ve KUYRUKKAKAN[Afrika ile/ve Asya'da][Lat. SAXICOLA] ile/ve MALURUS[Avustralya'da] ile/ve MAMO[Hawaii'de] ile/ve MANAKİN[Amerika'da] ile/ve MİNO[Asya'da] ile/ve MOA ile/ve MOHO ile/ve MUHABBET KUŞU ile/ve ÖRÜMCEK KUŞU[Lat. LANIUS] ile/ve TARLA KUŞU ile/ve YAĞMUR KUŞU ile/ve ALICI KUŞ ile/ve BOĞMAKLI KUŞ ile/ve MAKARALI KUŞ ile/ve SAKSAĞAN(AK'AK[Ar.], PÎSE[Fars.], PICA PICA[Lat.]) ile/ve SAKARMEKE ile/ve SIĞIRCIK(MÜRG-İ ZÎREK/ZÎREK-SÂR, LÂLESAR[Fars.], STURNUS VULGARIS[Lat.]) ile/ve İBİBİK, ÇAVUŞ KUŞU, HÜDHÜD[çoğ. HEDÂHİD][HÛC-I HÜDHÜD:
İbibik ibiği.](EBÜRREBÎ', UPUPA EPOPS[Lat.])
ile/ve ÖZKUŞU ile/ve PAPUÇGAGA[Afrika'da] ile/ve POTU(Güney Amerika'da) ile/ve POYRAZKUŞU ile/ve SUBAKALI ile/ve TORGU ile/ve TURAKO/MUZCUL(Afrika'da yaşar.) ile/ve UZUNBACAK ile/ve ÜVEYİK(TURTLE DOVE[İng.], STREPTOPELIA TURTUR[Lat.]) ile/ve YEŞİLBAŞ

( Kolombiya'da, dünyadaki tüm ülkelerdeki kuş türlerinden daha fazla kuş türü bulunur. )

- NAR-İ BEYZA, MÜTEŞEHHİB | AKKOR ile/||/<> AKKORLUK

( Sinema/TV. Işık saçacak ölçüde ısıtılmış olan. @@ Yüksek sıcaklıkta bulunması nedeniyle, ısı, ışık ya da ikisini birden yayan özdek. @@ Yüksek sıcaklık etkisi ile ışıklı duruma giren cisimlerin özelliği. @@ (kimya, fizik) )

- NARRATIVE :/yerine ANLATI

- NARSİSİZM ile AŞAĞILIK DÜŞÜNCE VE DUYGUSU

- NASIP[Ar.] değil/yerine/= ATAMA


- NASİP ile/ve/değil/yerine AZİM

( Nasip bilmeyip, azim biliriz. )

- NAZAR ve/<> AMEL

- NAZAR ile/ve AMEL

- NAZARGÂH-I İLÂHÎ ile/ve AYİNE-İ İLÂHÎ

- NAZARÎ ERDEM ile/ve FİKRÎ ERDEM ile/ve HULKÎ ERDEM ile/ve AMELÎ ERDEM(SANATLAR)

- NAZARÎ HİKMET ile/ve AMELÎ HİKMET

( Fikir üretir. İLE/VE Tedbir üretir. )

- [ne] AYNI/LIK ile/ve/değil/yerine/<>/ne de AYRI/LIK

- NE DEDİĞİNİ BİLMİYOR/SUN" ile/ve/değil/yerine/||/<> AĞZINDAN ÇIKANI, KULAĞI/N DUYMUYOR

- NE DENİR(/DERLER) (ONUN) ADINA? ile ... ADINA

- NE OLDUĞUNUN BİR ÖNEMİ YOK değil ADINI, NE KOYDUĞUMUZUN BİR ÖNEMİ YOK/OLMAYABİLİR


- [ne yazık ki]
AYNI HAMAM
ile/ve/||/<> AYNI TAS

- [ne yazık ki]
KUYUSUNU KAZMAK
ile/ve/||/<> ALTINDAN HALIYI ÇEKMEK

- NEDENSEL ile NEDENSELLİK ile NEDEN ile KAYBA NEDEN OLMAK ile SEBEP VE SONUÇ ile RAHATSIZLIĞA NEDEN OLMAK ile GECİKMEYE NEDEN OLMAK ile ZORLUK ÇIKARMAK ile ANLAŞMAZLIĞA NEDEN OLMAK ile RAHATSIZLIĞA NEDEN OLMAK ile RAHATSIZLIK NEDENİ ile RAHATSIZLIK NEDENİ ile İLİŞKİLENDİRMEYE NEDEN OLMAK ile DANS ETMEYE NEDEN OLMAK ile ÇÜRÜMEYE NEDEN OLMAK ile ORTADAN KAYBOLMASINA NEDEN OLMAK ile KAÇMASINA NEDEN OLMAK ile UÇMAYA NEDEN OLMAK ile VEBAYA NEDEN OLMAK ile GÖÇ ETMEYE NEDEN OLMAK ile GEÇMESİNE NEDEN OLMAK ile SALLANMASINA NEDEN OLMAK ile AYAKTA DURMAYA NEDEN OLMAK ile AĞLAMAYA NEDEN OLMAK ile SORUN ÇIKARMAK ile CAUSER ile NEDENLERİ ile ŞÖHRETİN NEDENLERİ ile SEBEP OLMAK ile SORUN ÇIKARMAK ile CAUSİNG TROUBLES

- NEDENSELLİK ile/||/<> ALIŞKANLIK

( Nedensellik eleştirisi )
( David Hume tarafından 1748 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1711-1776) (Ülke: İskoçya) (Alan: Felsefe) (Önemli katkıları: Şüphecilik, nedensellik eleştirisi) )

- NEDENSELLİK ile/değil ALIŞKANLIK

- NEDENSELLİK ile/değil ARDIŞIKLIK

- NEFSİ İÇİN SEYR-Ü SÜLÛK ile/yerine ALLAH İÇİN SEYR-Ü SÜLÛK

- NEFSİ İÇİN SEYR-Ü SÜLÛK ile/yerine ALLAH İÇİN SEYR-Ü SÜLÛK

- NEFS'TE:
TABİÎ
ile/ve NEFSÎ ile/ve AKLÎ

- NEKTARYUMLAR, NEKTAR[Fr. < NECTAR](BALÖZÜ) SALGILAYAN YAPILAR = A'ZÂ-İ NEKTÂRÎYE = NECTAIRES


- DESICCANT[İng.] / AGENT DESSICCATEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= NEM ÇEKİCİ

- NESNE ve/||/<>/> AD/KAVRAM ve/||/<>/> DÖNEM/KOŞUL ve/||/<>/> BAĞLAM/ANLAM/DEĞER

( ONTOLOJİ/K ve/||/<>/> EPİSTEMOLOJİ/K ve/||/<>/> KRONOLOJİ/K ve/||/<>/> AKSİYOLOJİ/K )

- NESNEL = AFAKİ, ŞEY'Î = OBJECTIVE[İng.] = OBJECTIF[Fr.] = OBJEKTIV[Alm.]

- NESNELERDE, TEMEL VE ORTAK ÖĞELER:
KARBON
ile/ve/||/<> OKSİJEN ile/ve/||/<> HİDROJEN ile/ve/||/<> AZOT ile/ve/||/<> FOSFOR ile/ve/||/<> SÜLFAT

- NESNENİN DURUMLARINDA:
KATI
ile/ve AMORF KATI ile/ve SIVI ile/ve GAZ ile/ve PLAZMA ile/ve SÜPER AKIŞKAN ile/ve SÜPER KATI ile/ve DEJENERE KATI ile/ve NÖTRONYUM ile/ve GÜÇLÜ SİMETRİK NESNE ile/ve ZAYIF SİMETRİK NESNE ile/ve KUARK-GLUON PLAZMA ile/ve FERMİYONİK YOĞUNLAŞTIRMA ile/ve BOSE-EINSTEIN YOĞUNLAŞTIRMASI ile/ve ACAYİP NESNE

( ... İLE/VE ... İLE/VE ... İLE/VE ... İLE/VE Bir gaz boşalma tüpünde, elektron ve artı iyonları, yaklaşık olarak eşit sayıda içeren, iyonlaşmış gaz ortamı. | Güneşteki ısıl nükleer tepkimelerin oluştuğu, çok yüksek sıcaklıkta oldukça yüksek derecede iyonlanmış, maddenin dördüncü durumu olarak da tanımlanan akışkan ortam. İLE/VE ... İLE/VE ... İLE/VE ... İLE/VE ... İLE/VE ... İLE/VE ... İLE/VE ... İLE/VE ... İLE/VE ... İLE/VE ... İLE/VE ... )
( )

- NESNENİN:
KENDİ
ile/ve/değil AYRILMIŞ/UZAKLAŞMIŞ OLMASI

- ANNIHILATION DES MATERIALS[Alm.] ile/değil/yerine/= NESNENİN YOK OLUŞU

- NESNESİNE/KONUSUNA GÖRE İLİM ile/ve AMACINA GÖRE İLİM

- NESRİYE FASİLESİ | AKBABAGİLLER ile/||/<> ALBATROS ile/||/<> YELKOVANGİLLER

( (Vulturidae, Lat. vulture = akbaba): Omurgalı hayvanlardan kuşlar (Aves) sınıfının kartallar (Falconiformes) takımının gündüz-yırtıcıları (Accipitres) alt-takımının bir familyası. Kanatları geniş ve büyük olan ve iyi uçan büyük kuşları içine alır. Baş ve boyunları azçok çıplaktır. Leş v.b. yerler. Rahip akbaba (Vultur monachus), leş akbabası (Neophron percnopterus), kızıl akbaba (Gyps fulveus) iyi bilinen türleridir (bk.) @@ (zooloji) @@ Kuşlar (Aves) sınıfının, kartallar (Falconiformes) takımının, gündüz yırtıcıları (Accipitres) alt takımından, kanatları geniş ve büyük, baş ve boyunları az çok çıplak, genellikle leş yiyen bir familyası. Rahip akbaba (Vulturmonachus), leş akbabası (Neophron percnopterus) kızıl akbaba (Gyps fulveus) türleri iyi bilinir. )

- NET :/yerine AĞ, NET


- NETLEŞTİRMEK ile/ve/değil/||/<>/< AYRIŞTIRMAK

- NETLİK ile "AŞIRILIK"

- NETVÖRK[< İng. NETWORK] değil/yerine/=

- NETWORK :/yerine

- NEVER :/yerine ASLA

- ANNEAUX DE NEWTON[Fr.] / NEWTONSCHE RINGE[Alm.] ile/değil/yerine/= NEWTON HALKALARI

- NEY ile/ve ÂDEM VE HAVVA

( 60 İLE/VE 45 + 15 )

- NEZÂKET[Farsça NÂZİK'ten, Arapça kalıbına yakıştırılarak] ile/ve/<>/< ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK/TEVÂZU'/TADA'DU'[< Dİ'DA]

( Özüne varmanın ilk adımı, alçakgönüllülüktür. )

- NEZÂKET >< AZÂMET

( Nezâket, azâmetten korkar. )

- NEZÂKET:
PARASIZLIKTAN
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AYRINTILARI ANLAMIŞLIKTAN


- NEZDİNDE ile/ve/||/<>/< ADDETMEK

( Yanında, huzurunda, gözetiminde. İLE/VE/||/<>/< Saymak. )

- NEZLE/DUMAĞI/TUMAĞI/İNGİN/ZÜKÂM[Ar.] ile ALERJİ

- ANALYSE QUANTITATIF[Fr.] ile/değil/yerine/= NİCEL ÇÖZÜMLEME

- NİCELİK:
SÜREKLİ
ile/ve/||/<> AYRIK

( [Parçalar arasında ...]
Sınır varsa. İLE/VE/||/<> Sınır yoksa. )

- NICOLAUS CUSANUS ile/ve/||/<> ANAXAGORAS

- NIELS BOHR ve/||/<> ALBERT EINSTEIN

( image )

- NİHÂLE[Fars.] değil/yerine/= ALTLIK

- ...'NIN ADINA değil ... ADINA

- ...'NIN:
"MUTFAĞI"
ile/ve/||/<> "ARKA SOKAKLAR"

- ...'NIN ...:
YALANCI/SI
ile/değil AKTARICI/SI


- NİNE/EBE ile ANNEANNE/BABAANNE

( Nine, (daha çok) hem babanın, hem annenin annesi, hatta anneannenin annesi için seslenme nitelikli bir söz. İLE
Annenin ya da babanın annesi olduğunu belirten sözler. )

- STARCH[İng.] / AMIDON[Fr.] ile/değil/yerine/= NİŞASTA

- NISF[Ar.]/NİM[Fars.] ile/ve/||/<>/> ADL/ADÂLET

( Bir şeyin yarısı. İLE/VE/||/<>/> Hakkın/payın doğru dağıtılması, ait olduğu yere/kişiye teslim edilmesi. )

- [NİTELİĞİN GÖSTERGESİNDE]
DOST
ile ÂŞIK

( Kavgada belirli olur. İLE Vedâda belirli olur. )

- NİTELİK ile/ve ANLAM

- NİTELİK ile AYIRT EDİCİ NİTELİK

- NİTROJEN/NİTROGEN[İng.] değil/yerine/= AZOT

- NİTROJEN[Fr.] değil/yerine/= AZOT(Az)

- NİYET ETMEK ile GİTMEYE NİYETLİYİM ile AMAÇLANAN

- [ne yazık ki]
"NİYET OKUMA"
ile/ve/||/<> "AKIL OKUMA"

( İkisi de yanlıştır ve olanaksızdır. Hiçbir zaman, zemin ve koşulda yapılmamalıdır! )

- NİYET OKUMAK" ile/değil/yerine/>< ANLAMAYA ÇABALAMAK/ÇALIŞMAK

- NİYET ve/<>/= ABDEST

- NİYET ve/> ÂKIBET

- NİYET ile/ve AKLINDA TUTMAK

- NİYET ile/ve AMEL

( Niyet, kalbin ubudiyeti. İLE
Amel, azaların/uzuvların ubudiyeti. )
( Önce Niyet, sonra Amel. )
( Niyet hayır, akıbet hayır. )
( Niyet bâtın, amel zâhirdir. )
( Müminin niyeti amelinden üstündür. )
( NİYET: Âdet ile ibâdeti ayıran şey. )

- NİYETSİZLİK ile/değil/yerine AKSAKLIK

- KUŞKU:
NİYETTE
ile/ve/||/<> AMAÇTA

( Yola çıkarmaz. İLE/VE/||/<> Yol aldırtmaz. )

- NMR İLE IR İLE UV-VİS İLE MS ile/||/<> ANALİTİK SPEKTROSKOPİ

( Molekül karakterizasyon teknikleri. )
( Formül: ΔE = hν )

- NOKTA ve/||/<>/> DÜZLEM ve/||/<>/> ALAN ve/||/<>/> BİÇİM/ŞEKİL

- ATOMARER FEHLSTELLE, PUNKTDEFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= NOKTASAL KUSUR


- NOMINA/ANATOMICA NOMINA ANATOMICA[İng.] değil/yerine/= ANATOMİ TERİMLERİ

- NOMİNAL[İng.] değil/yerine/= ADSAL

- NOMINATION :/yerine ADAY GÖSTERME

- NON-ABELİAN GEOMETRİ ile/||/<> ABELİAN GEOMETRİ

( Non-Abelian geometride gauge alanlar komüte etmezken İLE Abelian geometride komüte ederler )
( Formül: [D_μ İLE D_ν] ≠ 0 )

- NORMAL KİŞİ :/= ANORMAL KİŞİ

- AMÛDÎ KUVVET[Osm.] / FORCE NORMALE[Fr.] / NORMALKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= NORMAL KUVVET

- NORMAL ile ALIŞILMIŞ

( Alışılmış olana tutunduğunuz sürece keşif gerçekleşemez. )

- AMUD[Osm.] / NORMALE[Fr.] ile/değil/yerine/= NORMAL

- NÖRON/LAR ile/ve AYNA NÖRON/LAR

( GIACOMO RIZZOLATTI )
( )

- NÖRONLARDA:
DOĞUMDA
ile İKİ AYLIKKEN ile ALTI YAŞINDA ile 14 - 60 YAŞ ARASINDA


- NÖROTRANSMİSYON/NEUROTRANSMİSSION[İng.] değil/yerine/= AŞIRTMALI SİNİR İLETİ

- NOSİSEPTÖR/NOCICEPTOR[İng.] değil/yerine/= AĞRI ALMACI

- NOT = NOTE[İng.] = SCOLIE[Fr.] = ANMERKUNG[Alm.] = SCHOLIUM[Lat.]

- NOTA ile/ve/< (ARAP) HARF NOTASI

- ATOME NEUTRE[Fr.] / NEUTRALES ATOM[Alm.] ile/değil/yerine/= NÖTR ATOM

- NÖTR ile ATÂLET

- ANALYSE DE L'ACTIVATION DU NEUTRON[Fr.] / NEUTRONENAKTIVIERUNGSANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= NÖTRON AKTİVASYON ÇÖZÜMLEMESİ/ANALİZİ

- NEUTRON ABSORBER[İng.] / ABSORBEUR DU NEUTRON[Fr.] / NEUTRONENABSORBER[Alm.] ile/değil/yerine/= NÖTRON SOĞURUCU

- n.p.o.[Lat. < NULLA PER OS] değil/yerine/= AĞIZDAN HİÇBİR ŞEY ALINMAYACAK

- NÜANS[Fr. < NUANCE] değil/yerine/= AYRINTI


- NÜKLEER PATLAMA ile ATMOSFERİK NÜKLEER PATLAMA

- NÜKLEİK ASİT[İng. NUCLEIC ACID] ile/||/<> ANTİANLAMLI DNA/RNA[İng. ANTISENSE DNA/RNA] ile/||/<> DENATÜRASYON[İng. DENATURATION] ile/||/<> FLOROFOR[İng. FLUOROPHORE] ile/||/<> GENETİK HİBRİTLEŞTİRME[İng. GENETIC HYBRIDIZATION]

( Canlılardaki en büyük molekül tipi. Proteinleri kodlayan ve nükleotit zinciri. Nükleik asit çeşitleri; DNA ve RNA. @@ Bir genin kodlayan/anlamlı sarmalını tamamlayan tek sarmallı nükleik asit. Aynı zamanda aynı genden üretilen mRNA'ya da tamamlayıcıdır. @@ Bir makromolekülük geri dönüşümü olmaksızın yapısının bozulması ya da değişimidir. Primer yapısını bozmadan bir protein, nükleik asit ya da bir başka makromolekülün fiziksel özelliklerinin ve üç boyutlu yapısının değişimidir. Isıtma, yüksek basınç ve tuz derişimi gibi etkenler proteinlerin yapısını bozar. Bu olaya denatürasyon denir. Yapısı bozulan protein artık biyolojik olarak aktif olmayan proteindir. @@ Işığı belirli bir dalga boyunda emme ve daha sonra daha uzun bir dalga boyunda ışık yayma yeteneğine sahip moleküllerdir. Bu süreç "floresan" olarak adlandırılır. Proteinler, nükleik asitler ve küçük organik moleküller dahil olmak üzere çok çeşitli molekül florofor olabilir. Floresin, rodamin, siyanin, GFP çeşitli florofor örnekleridir. @@ Birbirini tamamlayan nükleik asit dizilerinin belirli bir düzende yeniden eşleştirilmesi. Genetik olarak uzak popülasyonlardaki bireylerin hibrit oluiturması için çiftleştirilmesi.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- NÜKLEOTİT[İng. NUCLEOTIDE] ile/||/<> ARTIK BİLEŞİK[İng. RESIDUE] ile/||/<> CHARGAFF KURALI[İng. CHARGAFF RULE] ile/||/<> DEOKSİRİBOZ[İng. DEOXYRIBOSE] ile/||/<> ENDONÜKLEAZ[İng. ENDONUCLEASE]

( Nükleik asitlerin yapı taşı. Riboz ya da deoksiriboza bağlı herhangi bir pürin ya da pürimidinden oluşur. @@ Daha büyük bir molekülün parçası oldukları zaman, aminoasitlere ya da nükleotitlere verilen isim. @@ Herhangi bir türe ait DNA'nın nükleotite parçalandığında ortamda bulunan toplam adenin miktarının timine, guanin miktarının sitozine eşit olması durumudur. @@ Beş karbonlu bir şekerdir. @@ Polinükleotit zincirindeki nükleotitler arasındaki fosfodiester bağını kesen bir nükleaz. Restirikriyon endonükleazı; DNA yı belirli yerlerden kesen bir endonükleazdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- NUMEN ile A PRIORI

( Düşünülebilirler. İLE Dolaysız doğrulanabilirler. )

- NUTFE ile/ve/<>/> ALAKA ile/ve/<>/> MUDĞA

- O-EMRAM/OUTPATIENT ELECTRONIC MEDICAL RECORD ADOPTION MODEL[İng.] değil/yerine/= AYAKTAN HASTA ELEKTRONİK TIBBİ KAYIT BENIMSEME MODELİ

- O KADAR DA UZUN BOYLU DEĞİL ile ATLA, DEVE DEĞİL YA

- OBJECTIVE :/yerine AMAÇ, NESNEL

- OBO/OPEN BIOLOGICAL AND BIOMEDICAL ONTOLOGY[İng.] değil/yerine/= AÇIK BİYOLOJİK VE BİYOMEDİKAL ONTOLOJİ

- OBVIOUS :/yerine AÇIK, BARİZ


- OBVIOUSLY :/yerine AÇIKÇA

- OCCASIONALLY :/yerine ARA SIRA

- OCCIPITAL LOBE[İng.] değil/yerine/= ARTKAFA LOBU

( Beyin kabuğunun görme işlevinde kullanılan bölümüdür.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ODA ile/ve/||/<> AYVAN

( ... İLE/VE/||/<> Balkon, salon. | Bir tarafı dşarı açık olan oda. )

- FOCAL AXIS[İng.] / AXE FOCALE[Fr.] / BRENNPUNKTACHSE, FOKUSACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= ODAK EKSENİ

- ODAK ile/<> ADAK

- ODAKLANMA ile/ve ADANMA

- FOCUSING ANODE[İng.] / ANODE SE FOCALISANTE[Fr.] / FOKUSSIERENDE ANODE[Alm.] ile/değil/yerine/= ODAKLAYICI ANOT

- NÂMİHRAK[Osm.] / AFOCAL[İng.] / AFOCAL[Fr.] / OHNE FOKUS[Alm.] ile/değil/yerine/= ODAKSIZ

- ÖDEME ile/||/<> APEL[Fr. < APPEL]

( ... İLE//||/<> Bankacılıkta, şirket sermayesinin ödenmeyen bölümü için yapılan ödeme çağrısı. | Briçte, oyuncunun ortağından oynamasını istediği kâğıt. )

- ÖDEME ve/||/<>/> AVİSTO[İt. < A VISTA]

( ... VE/||/<>/> Ödenmesi gereken poliçelere yazılan ve "görüldüğünde" anlamına gelen bir terim. )

- AUDIOGRAM[İng.] / AUDIOGRAMME[Fr.] / AUDIOGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= ODİYOGRAM/ODYOGRAM

- ODUN HALKALARI = HALAKÂT-I HAŞEBÎYE = ANNEAUX LIGNEUX

- ÖDÜN VERMEK ile/ve/||/<> AĞIR BEDELLER ÖDEMEK

- ÖDÜN VERMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ALTTAN ALMAK

- OFANS[Fr. < OFFENCE] değil/yerine/= ATAK

- OFF-PUMP CERRAHİ/OFF-PUMP SURGERY[İng.] değil/yerine/= ATAN KALPTE CERRAHİ

- ÖFKE GÜCÜ" ve "İSTEK/ARZU GÜCÜ" | ile/ve/değil/yerine/<>/> DÜŞÜNME/DÜŞÜNCE/AKIL GÜCÜ

( Öfkeni, akılla yenemiyorsan, kendini, insandan sayma! )
( Öfkenin her zaman bir nedeni vardır fakat iyi bir nedeni yoktur. )

- ÖFKE = ANGER[İng.] = COLËRE[Fr.] = ZORN[Alm.] = ira[Lat.]

- ÖFKE ile/ve/değil/yerine/>< ANLAMA

( Öfkenin olduğu yerde anlama, anlamanın olduğu yerde öfke barın(a)maz. )

- ÖFKE" ile/değil/yerine/||/>< AŞK

- ÖĞRENECEK OLAN ile "AYAK UYDURACAK OLAN"

- ÖĞRENİLEMEZ ile/ve ANLAŞILAMAZ

- ÖĞRENİM/ÖĞRETİM ÜNİVERSİTESİ ile/ve/değil/yerine ARAŞTIRMA ÜNİVERSİTESİ

- [ÖĞRENİYORUZ/ANLIYORUZ]
OKUDUĞUMUZU
ile/ve/<> DUYDUĞUMUZU ile/ve/<>
GÖRDÜĞÜMÜZÜ
ile/ve/<>
HEM DUYUP, HEM GÖRDÜĞÜMÜZÜ
ile/ve/<>
TARTIŞTIĞIMIZI
ile/ve/<> DENEYİMLEDİĞİMİZİ ile/ve/<>
ANLATTIĞIMIZI/ÖĞRETTİĞİMİZİ

( %10 ile/ve/<> %20 ile/ve/<> %30 ile/ve/<> %50 ile/ve/<> %70 ile/ve/<> %80 ile/ve/<> %95 )

- ÖĞRENME ile/ve/<>/yerine ANLAMA

( Yapmak, onu bildiğini göstermektir. )
( Bir şeyi iyi anlayın, ulaşmışsınız demektir. )
( Öğrenmek, bildiğini fark etmektir. )
( Tekrarın etkili olabilmesi için anlamlı bir biçimde ve istekle yapılması gerekir. )
( Okuyarak ve/ya da gözlemleyerek ve/ya da deneyimleyerek. İLE/VE/<>/YERİNE Severek. )
( Understand one thing well, and you have arrived. )

- ÖĞRENMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ALIŞMAK

- ÖĞRETMEK ile/ve/değil/yerine AKTARMAK

- ÖĞRETMEK ile/ve/<>/değil/yerine ANLA(T)MAK

( En iyi öğrettiğin şey en çok öğrenmen gereken şeydir. )
( Bir kişiye bilgimin bir bölümünü öğrettiğimde, o kişi, bunun öteki üç bölümünü öğrenemezse, dersimi bir kez daha yinelemem. )
( Hocanın derdi öğretmektir, küstürmek değil! )

- OK PARADOKSU ile/||/<> AN PARADOKSU

( Ok paradoksu her anda ok hareketsiz. @@ Hareket paradoksu zamanın doğasını sorgular. Zenon her an ok durağansa hareket olanaksız İLE bu süreklilik ve ayrıklık sorununu gösterir. Diferansiyel hesap ile çözüldü. )
( Zenon (Elea) tarafından -450 yılında keşfedildi/formüle edildi. (-490--430) (Ülke: Antik Yunan) (Alan: Felsefe, Mantık) (Önemli katkıları: Zenon paradoksları (Aşil ve kaplumbağa, ok paradoksu), hareket ve bölünebilirlik paradoksları) )

- ABSORBANT DE OXYGÈNE[Fr.] / SAUERSTOFF ABSORPTIONSMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİJEN TUTUCU

- OXYGÉNASE[Fr.] / ATMUNGSFERMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİJENAZ

- OKSİJENLİ | OKSİJENSEVER | AEROBİK ile/||/<> AEROBİK SOLUNUM | AEROB

( bk. aerob @@ Aerob. @@ Oksijen varlığında meydana gelen veya oksijen gerektiren. @@ @@ )

- ÖKSÜZ değil/yerine/= ANNESİZ

- OKTAV ile/ve/< GAM ile/ve/< AKOR(D)[< Lat. ADCORDIS: Akıl ve gönüle doğru.]

( İki Do arası. Sekiz sesten oluşan ses. İLE/VE
Notaların baştan sona ve/ya da sondan başa tek solukta okunması.
[ DO-RE-Mİ-FA-SOL-LA-Sİ--D0--Sİ-LA-SOL-FA-Mİ-RE-DO ]
İLE/VE
Üç ya da daha çok sesten oluşan üçlü aralıklar biçiminde dizilebilen her uyum. | En az üç sesin aynı anda çalınması. )
( Türk mûsikîsinde Akord Ney'e göre yapılır. )

- OCTODE[İng.] / OCTODE[Fr.] / ACHTPOLRÖHRE, OKTODE[Alm.] ile/değil/yerine/= OKTOT

- OKU, BABAN GİBİ EŞEK OLMA!
ile/değil
OKU BABAN GİBİ, EŞEK OLMA!
ve/||/<>
A WOMAN, WITHOUT HER, MAN IS NOTHING
A WOMAN, WITHOUT HER MAN, IS NOTHING

( Virgülün/vurgunun/durağın nerede olduğu çok önemli! )
( )