( altı kere on elli dokuzdan sonra gelen sayının adı Az altmış altmış altmış altımış Kırgızcada altmış biçimi kullanılmaz Ancak cetimiş biçimi yanında cetmiş biçimi de geçer alpıs Kazakçada t düşmüş altmış biçimindeki m sesi de pye çevrilmiştir Kazakça cetpis yetmiş biçiminde de m sesi pye dönüşmüştür alpıs åltmiş utmăl Çuvaşçada altmışın sonundaki ş sesi lye çevrilmiştir Çuvaşça śitmĕl Türkçe yetmiş örneğinde olduğu gibi Eski yazıtlardan başlayarak kullanılır altmış Orta Türkçede altmış olarak geçer Eski Kıpçakçada da altmış biçimi kullanılır Sibirya diyalektlerinde ve Sarı Uygurcada altmış yerine altı on adı geçer Alt altan Tel alton alton alton aldan SUyg alton alta uon Altmış ve yetmişin on 10 sayı adıyla yapılmış adları altı on yeti on eski diyalektlerde kullanılmaz Bunun gibi çağdaş diyalektlerde de altmış ve yetmişin onlu adlarına ancak dar bir alanda rastlanır Buna karşılık seksen ve doksanın onla yapılmış biçimleri sekiz on tokuz on eski ve yeni diyalektlerde ortak olarak kullanılır Türkçe seksen doksan Bu verilere göre altmış ve yetmiş adının mış ve miş ekiyle yapılmış bir türev olmadığı altı ve yeti ve mış miş sözlerinin birleşmesi sonunda oluştuğu anlaşılıyor Bu birleşik adın ikinci bölümünde geçen mış miş sözünün seksen sekiz on ve doksan tokuz on sayı adlarında kullanılan on gibi 10 değerini bildirdiği açıktır Ancak altmış ve yetmiş adında geçen mış miş sözüne eski ve yeni diyalektlerde rastlanmadığına tanık oluyoruz Buna karşılık Ural dillerinin bir kolunda on olarak kullanılan mıs sözü göz önünde tutulabilir Bu söz Macarca harminc xarmmisz otuz adında saklanmıştır harm három üç mis on Türkçede yalnız altmış ve yetmiş sayı adlarında kalan ve Ural dillerinin ancak bir kolunda kullanılan mış mıs on sözünün üçüncü bir dilden alındığı anlaşılıyor yetmiş Karaçay ve Balkar diyalektlerinde altmış yerine üç cıyırma bla on üç yirmi ile on adı kullanılır Räsänen Şiraliev Arm 16 )
( 'altı kere on, elli dokuzdan sonra gelen sayının adı' @@ ~ Az altmış. -Tkm altmış. -TatK altmış. -Krg altımış. Kırgızcada altmış biçimi kullanılmaz. Ancak cetimiş biçimi yanında cetmiş biçimi de geçer. -Kzk alpıs. Kazakçada -t- düşmüş, altmış biçimindeki -m- sesi de -p-'ye çevrilmiştir. Kazakça cetpis 'yetmiş' biçiminde de -m- sesi -p-'ye dönüşmüştür. -Nog alpıs. -Özb åltmiş. -Çuv utmăl. Çuvaşçada altmış'ın sonundaki -ş sesi -l'ye çevrilmiştir. Çuvaşça śitmĕl ( )
( Uşakspor'dan transfer edildi (2006/2007) bir sezon oynadıktan sonra ayrıldı. 2010/2011 sezonunda bu kez Beykoz'dan transfer edildi ve bir sezon daha lacivert beyazlı formayı giydi. İki sezonda Sarıyer'in 74 lig ve 15 özel maç olmak üzere 89 müsabakasında yer aldı ve lig maçlarında 7 özel maçlarda 2 olmak üzere takımına 9 gol kazandırdı. )
( Suda çözünmeyen, 2050 °C'de eriyen, beyaz bir toz olan alüminyum oksit. [Al2O3] İLE Atom numarası 13, atom ağırlığı 26,98 olan, 660 °C'de eriyen, gümüş parlaklığında, beyaz, hafif bir öğe. [simgesi: Al] )
( Atom numarası 13, atom ağırlığı 26,98 olan, 660 °C'de eriyen, gümüş parlaklığında, beyaz, hafif bir öğe. [simgesi: Al] İLE Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karışımı. )
( kimya Atom numarası 13 atom ağırlığı 26 98 olan gümüş parlaklığında beyaz 660 Cde eriyen hafif element Al Alüminyum yakıt çubuğu yapımında kullanılır Parlak açık gri renkli ısı ve elektrik iletkenliği ile yenim direnci yüksek bir metal A A 26 98 A N 13 Ö A 2 7 E S 658 7 C )
( lığ lığ Su kaynaklarındaki balçık ve kil benzeri çok ince taneciklerin kum ve çakılla karışmasıyla oluşan yığın Akarsuların yatağı boyunca taşkın zamanlarında kapladığı alanlarda deltalarda göllerde ve dağ eteklerindeki yığınlarda çökelttiği kil kum çakıl gibi tortul maddeler Akarsuların taşıyıp yığdıkları mil kil gibi çok ince taneli öğelerle kum ve çakılların karışımıyla oluşan yığın alüvyon Ağızlarda liğ biçimi de kullanılır Dar bir çevrede lığda biçimi de geçer Azeri ağızlarında lığ balçık olarak kullanılır Tietzeye göre Gr 1 230 169 Rumcadan alınmıştır R λίγδα Schmutz Dankoff ALT 202 Ermeniceden geldiğini dile getirmiştir Eren TD 1995 1 4041 1995 2 868 Ağızlarda liğ biçimi de kullanılır Dar bir çevrede lığda biçimi de geçer Azeri ağızlarında lığ balçık olarak kullanılır Tietzeye göre Gr 1 230 169 Rumcadan alınmıştır R λίγδα Schmutz Dankoff ALT 202 Ermeniceden geldiğini dile getirmiştir Eren TD 1995 1 4041 1995 2 868 )
( bk. lığ. @@ bk. lığ. @@ Su kaynaklarındaki balçık ve kil benzeri çok ince taneciklerin kum ve çakılla karışmasıyla oluşan yığın.@@Akarsuların, yatağı boyunca taşkın zamanlarında kapladığı alanlarda, deltalarda, göllerde ve dağ eteklerindeki yığınlarda çökelttiği kil, kum, çakıl gibi tortul maddeler. @@ Akarsuların taşıyıp yığdıkları mil, kil gibi çok ince taneli öğelerle, kum ve çakılların karışımıyla oluşan yığın. @@ bk. alüvyon. @@ @@ Ağızlarda liğ biçimi de kullanılır. Dar bir çevrede lığda biçimi de geçer. Azeri ağızlarında lığ 'balçık' olarak kullanılır. Tietze'ye göre (Gr [1] 230/169) Rumcadan alınmıştır (R λίγδα 'Schmutz'). Dankoff (ALT 202) Ermeniceden geldiğini dile getirmiştir. bk. Eren: TD 1995/1: 40-41; 1995/2: 868. || Ağızlarda liğ biçimi de kullanılır. Dar bir çevrede lığda biçimi de geçer. Azeri ağızlarında lığ 'balçık' olarak kullanılır. Tietze'ye göre (Gr [1] 230/169) Rumcadan alınmıştır (R λίγδα 'Schmutz'). Dankoff (ALT 202) Ermeniceden geldiğini dile getirmiştir. bk. Eren: TD 1995/1: 40-41; 1995/2: 868. )
( Dil tacının diş yuvaları ile öndamak arasındaki bölgeye dokunması ile boğumlanan ünsüz türü c ç j ş gibi Bunlardan c ç patlayıcı j ş sızıcı diş damak ünsüzleridir ayrıca dişeti ünsüzü )
( Hiç görmeyen ya da bütün düzeltmelere karşın iki gözündeki görme gücü, onda birden aşağı olan, bu nedenle eğitim ve öğretim etkinliklerinde görme gücünden yararlanamayan kimse. @@ bk. sürme. )
( Hiç görmeyen ya da bütün düzeltmelere karşın iki gözündeki görme gücü onda birden aşağı olan bu nedenle eğitim ve öğretim etkinliklerinde görme gücünden yararlanamayan kimse sürme )
( Körlük, görmezlik, manevi körlük, bilgisizlik. | Yağmur bulutları. | Altında ve üstünde hava bulun(may)an bulut. İLE Kör. | Bilgisiz/cahil. İLE Bağlaç, fakat. )
( Amaç, aracın/araçların devrede oluş süreçlerinin tamamlanmış olduğu sonuç. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Araç, amaca/sonuca yönelik çabanın içinde kullanılanların/ uygulananların her bir ayrı işlev parçası ve/ya da bütünü. )
( cıvalı alaşım Daha az oranda diğer maddeleri de içermekle birlikte temelde gümüş ve civanın bir alaşımı olan ve mekanik olarak diş oyuklarını doldurmada kullanılan dolgu malzemesi )
( 1 Tıp yönünden gözün ışık karşısında bütünüyle duyuşuz olması durumu 2 Görüş gücünün onda birden az olması durumu Görme yeteneğinin kaybı veya yokluğu Gözde veya beyindeki bir değişime bağlı olarak biçimlenir )
( Güzel görünüşlü göze çarpıcı kırmızı veya turuncu renkli şapka derisi üzerinde beyaz renkte yumuşak lekeler olan sapı konakçık içinde şapka derisinin altında bulunan ve sapın şapkaya yakın kısmında yaka bulunan Haziran Kasım ayları arasında tek veya 1520 lik gruplar hâlinde yetişen yapısında muskarin skopalamin bufotenin gibi etken maddeler içeren bir mantar türü deli mantarı zehirli mantar )
( Gözde herhangi bir patolojik değişim olmaksızın beyinde omurilikte veya göz sinirindeki değişimlere bağlı olarak biçimlenen görme kaybı amarozis kara su illeti parlak körlük hlk kara körlük )
( renk körlüğü renk körlüğü renk körlüğü Kırmızı ve yeşil renkleri ayırt etme gücünden yoksun olma durumu Nesnelerin renksiz algılanması ya da kimi renklerin algılanmamasından ileri gelen bir görme bozukluğu karşılık akromatopsi a sız khroma renk opsis görme Renklerin tanınıp farkedimesinde tüm olarak ya da kısmen olan yeteneksizlik zooloji İnsanda renklerin ayırt edilemediği kırmızının yeşil yeşilin kırmızı pembenin gri grinin pembe görüldüğü X kromozomuna bağlı çekinik genlerle kontrol edilen kalıtsal bir hastalık Daltonizm Dalton hastalığı akromatopsi renk körlüğü )
( Savaşa katılan kadınlara eski çağların Amazonlarına benzetilerek verilen san. | Kadınların giydiği giysi. | Memesiz. İLE Güney Amerika'daki dünyanın en geniş ormanı ve ırmağının adı. )
( İçerme koruma ve kısmen bilgi verme işlevlerini yerine getirmek amacıyla gıdaların koruyucu malzeme ambalaj kapları kullanarak değişik materyallerle sarılmaları ve veya kaplara yerleştirilmeleri işlemi İçerme koruma ve kısmen bilgi verme işlevlerini yerine getirmek amacıyla gıdaların koruyucu malzeme ve ambalaj kapları kullanarak kâğıt plastik gibi değişik maddelerle sarılmaları ve veya kaplara yerleştirilmeleri işlemi )
( Yapı yerinde kum, çakıl gibi maddeleri ölçmekte kullanılan, kenarları 75 cm. olan küp biçiminde ölçek. Eni, boyu, 1'er m., yüksekliği 42 cm. olan ambarlar da kullanılmaktadır. | Bu ölçeğin hacmi, 0,422 m³, 2,5 ambar yaklaşık 1 m³'tür. | Depo. İLE Kenarları 60 cm. olan küp biçiminde ambar. )
( 1 Devletçe yabancı gemilerin kendi barınaklarına girip çıkmalarını yasaklama 2 Devletçe yabancılara ilişkin tecim işleri üzerinde yapılan yasaklama Herhangi bir tiyatro yapıtını öndenetim ya da sıkıdenetim tarafından yasaklamak )
( Bir nesnenin serbest sürümünü engellemek için konulan yasak, engelleyim. | Bir devletin, gemilerin kendi limanlarından ayrılmasını yasaklama buyruğu, engelleyim. | Bir ülkenin dış dünyayla ilişkilerini engelleme, engelleyim. | Bir kişinin başka kişilerle ilişkilerini engelleme, engelleyim. İLE Her türlü yayının, sinema ve tiyatro yapıtının hükûmetçe önceden denetlenmesi ve gösterilmesinin izne bağlı olması, sıkı denetim. )
( Baklagillerden, akasya cinsi, kışın yaprağını döken boylu bir çalı ya da birkaç metre boylanabilen dikenli küçük bir ağaç. İLE/VE/||/<>/> Amber ağacının toparlak, fındık büyüklüğünde, altın sarısı renginde güzel kokulu çiçeği. )
( Taşıllaşmış bir çeşit bitkisel reçine Halk ağızlarında kehlibar olarak da geçer Eskiden daha çok kehriba kehruba biçimi kullanılırdı kāhrubā kahrubā yellow amber kāh kah saman rubā kapan çeken Türkçe kehribar kehlibar biçiminin sonundaki r ünsüzü sonradan türemiştir Türkçeden Bulgarca kexlibār ve Sırpça ćilibar gibi Balkan dillerine de geçmiştir BER 2 348 Skok EtRj l 358 )
( Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, çiçekleri sarı, meyvesi ekşi ve kırmızı renkte, kabuğu ve kökü solucan düşürücü ilaç olarak kullanılan bir bitki. )
( İkisi, iki yanda, iki yönlü/taraflı [ambidekster: İki elini de kullanabilen kişi]. İLE/||/<> İkisi, iki yanda, hakkında, çevresinde, çift, ikili. İLE/||/<> Yürüme, yer değiştirme. İLE/||/<> Tabanla ilgili, alt kısımla ilgili, bazionla ilgili, yürüme. İLE/||/<> Gidiş, seyir. İLE/||/<> Kenar. )
( [Biyolojik açıdan] Babayla kardeşlik bağlantısı olan eril gövdeli kişi/ye verilen ad. İLE/VE Testislerinde oluşan spermler aracılığıyla dünyaya gelinen kişi. )
( Amoebozoa Amoibe değişme zoon hayvan Birgözeli hayvanların Kökayaklılar Rhizopoda sınıfından bir takım Bir ya da bazen çok çekirdekli yalancı ayakları lop ya da yaprak biçiminde olan çıplak ya da kendi saldıkları bir kabukla örtülü özgür olarak tatlı su ve denizlerde asılak olarak insanların bağırsağında yaşayan küçük hayvanlar Amip Amoeba ve dizanteri amibi Entamoeba hystolytica iyi bilinirler )