TIP (MEDICINE)
- KLOR[Fr. < CHLORE] ile KLOR HİDRAT[Fr. < CHLORHYDRATE] ile KLOR HİDRİK ASİT ile KLORİK[Fr. < CHLORIQUE] ile KLORLAMAK
- KLOROFİL[Fr. < CHLOROPHYLLE] ile KLOROFORM ile KLOROMETRİ/KLORÖLÇER ile KLOROPLAST[Fr. < CHLOROPLASTE] ile KLOROZ/SARICALIK
- KLOROFİL ile/ve HEMOGLOBİN[Fr. < Yun: HAIMA: Kan. | BUS: Yuvarlak.]
- KM/BY/KNOWLEDGE MANAGEMENT değil/yerine/= BİLGİ YÖNETİMİ
- KMR/CARDIAC MAGNETIC RESONANCE[İng.] değil/yerine/= KARDİYAK MANYETİK REZONANS
- KMY/BONE MINERAL DENSITY[İng.] değil/yerine/= KEMİK MINERAL YOĞUNLUĞU
- KNOW-HOW ile/ve/değil/||/<>/< DATABASE
- KOAGÜLASYON/COAGULATION[İng.] değil/yerine/= PIHTILAŞMA
- KOAGÜLOPATİ/COAGULOPATHY[İng.] değil/yerine/= PIHTILAŞMA SAYRILIĞI
- KOAGÜLÜM/COAGULUM[İng.] değil/yerine/= PIHTI
- KOAPTASYON/COAPTATION[İng.] değil/yerine/= KAVUŞUM
- KOARKTASYON/COARCTATION[İng.] değil/yerine/= DAMAR DARALIMI
- KOCA KARI İLÂCI ile/değil KOCA KARİA İLÂCI
- KOCAKARI SOĞUKLARI
(EYYÂM-I HUSUM, BERD-İ ACÛZ):
SIN[Ar.] ile/ve/||/<>/> SİNNABER[Ar.] ile/ve/||/<>/> VABIR[Ar.] ile/ve/||/<>/> AMİR[Ar.] ile/ve/||/<>/> MUTEMİR[Ar.] ile/ve/||/<>/> MUALLEL[Ar.] ile/ve/||/<>/> MATFİYÜLCEMER[Ar.]
- KÖÇRÜM ile KÖÇÜK ile KÖÇÜT
[<
- KODON ile/||/<> İNOZİN[İng. INOSINE] ile/||/<> KODON ÖNYARGISI[İng. KODON BIAS] ile/||/<> KOZAK SEKANSI[İng. KOZAK SEQUENCE] ile/||/<> SESSİZ YER DEĞİŞTİRME[İng. SILENT SUBSTITUTION]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KOENFEKSİYON/COINFECTION[İng.] değil/yerine/= EŞBULAŞ, BİRLİKTE BULAŞ
- KOENZİM/COENZYME[İng.] değil/yerine/= EŞENZİM
- KOHERANS/COHERENCE[İng.] değil/yerine/= EŞ EVRELİLİK | TUTARLILIK
- KOHEZYON/COHESION[İng.] değil/yerine/= YAPIŞMA, KAYNAŞMA, BÜTÜNLEŞME
- KOHORT ÇALIŞMASI/COHORT STUDY[İng.] değil/yerine/= ORTAK ÖZ ÇALIŞMASI, DÖNEMDAŞ ÇALIŞMASI
- KOHORT/COHORT[İng.] değil/yerine/= ORTAK ÖZ, DÖNEMDAŞ
- KOİL/COIL[İng.] değil/yerine/= SARMAL TIKAÇ, SARGI
- KOINSIDANS/COINCIDENCE[İng.] değil/yerine/= EŞ RASTLANTI
- KOINSIDENTAL/COINCIDENTAL[İng.] değil/yerine/= EŞ RASTLANTISAL
- KÖK HÜCRE:
FARKLILAŞMA ÖZELLİKLERİNE GÖRE ile/ve/||/<> ELDE EDİLDİKLERİ YERE GÖRE
)- KÖK HÜCRE KAYNAKLARINDA:
EMBRİYONİK ile/ve/||/<> FETAL ile/ve/||/<> ERİŞKİN
- KÖK ile KÖK[Fars. < KÛK] ile TOHUM[Fars. < TUHM]["TOĞUM/TOUM" değil!]
İLE
Sazı kurmaya yarayan burgu. | Sap.
İLE
Bitkilerde döllenme sonunda yumurtacıktan oluşan ve yeni bir bitki oluşmasını sağlayan tane. | Soy sop, döl, nesil, sülale. | Ortaya bir sonuç çıkaran, bir sonucun oluşmasına sebep olan şey. | Spermatozoit. )
- KOK(MA)MAK ile/ve KORK(MA)MAK
- KÖKTEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KALICI
- KOKU ALMA GÖZELERİ ile KOKU SİNİRİ
- KOKU ALMA ile KOKLAMAYA AİT
- KOL KEMİĞİ(HUMERUS) ile/ve/||/<> UYLUK KEMİĞİ(FEMUR)
Kol Kemiği ile Uyluk Kemiği arasındaki FaRkLaR
İnsan İskelet Düzeninin İki Önemli Uzun Kemiği
| Özellik | Humerus | Femur |
|---|---|---|
| TEMEL ÖZELLİKLER | ||
| Tanım | Üst bölümün en uzun kemiği | Gövdenin en uzun ve en güçlü kemiği |
| Konum | Üst bölüm (kol) | Alt bölüm (bacak) |
| Uzunluk | 30 - 35 cm | 40 - 50 cm |
| Ağırlık | Hafif | En ağır kemik |
| Kalınlık | İnce yapılı | Kalın ve masif |
| ANATOMİK YAPILAR | ||
| Proksimal Uç | Caput humeri (yarım küre biçiminde) | Caput femoris (2/3 küre biçiminde) |
| Boyun Yapısı | Anatomik ve cerrahi boyun | Belirgin boyun (kollum femoris) |
| Baş-Gövde Açısı | 130 - 150° | 125 - 130° |
| Özel Çıkıntılar | Büyük tüberkül, Küçük tüberkül, Deltoid tüberkül | Büyük trokanter, Küçük trokanter |
| Gövde Özellikleri | Spiral oluk (radial sinir için) | Linea aspera (kas yapışma yeri) |
| Distal Uç | Kapitulum, Troklea | Medial ve Lateral kondil |
| EKLEM İLİŞKİLERİ | ||
| Proksimal Eklem | Omuz eklemi (skapula ile) | Kalça eklemi (pelvis ile) |
| Distal Eklem | Dirsek eklemi (radius ve ulna ile) | Diz eklemi (tibia ve patella ile) |
| Hareket Genişliği | Omuzda çok yönlü, Dirsekte tek düzlem | Kalçada sınırlı çok yönlü, Dizde tek düzlem |
| İŞLEVSEL ÖZELLİKLER | ||
| Birincil İşlev | Hareket ve manipülasyon | Ağırlık taşıma ve yürüme |
| Yük Taşıma | Minimal | Tüm gövde ağırlığı |
| Kas Bağlantıları | Deltoid, Biceps, Triceps, Rotator cuff | Gluteuslar, Quadriceps, Hamstringler, Adduktörler |
| KLİNİK ÖNEM | ||
| Kırık Sıklığı | Orta | Yaşlılarda çok yüksek |
| Kırık Nedenleri | Düşme, direkt travma | Yüksek enerjili travma, osteoporoz |
| Sinir Hasarı Riski | Radial sinir hasarı | Siyatik sinir (nadir) |
| Kan Kaybı Riski | Düşük | 1 - 2 litre |
| İyileşme Süreci | Nispeten hızlı | Uzun (özellikle yaşlılarda) |
| Protez Cerrahisi | Daha az sıklıkta | Çok sık (kalça protezi) |
| BENZERLİKLER | ||
| Kemik Tipi | İkisi de uzun (tübüler) kemiktir | |
| Doku Yapısı | İkisi de kompakt ve spongioz kemik içerir | |
| Kemik İliği | İkisi de kırmızı kemik iliği içerir (kan gözesi üretimi) | |
| Gelişim | İkisi de endokondral ossifikasyon ile gelişir | |
| Anatomik Bölümler | İki kemik de baş, boyun, gövde ve kondiller içerir | |
Katkı (Femur)
- KOL ile/ve/değil/||/<>/< BACAK
- KOLAPS/COLLAPSE[İng.] değil/yerine/= GÖÇME | ÇÖKME | SÖNME
- KOLATERAL/COLLATERAL[İng.] değil/yerine/= YANDAL (DAMAR YA DA SİNİR)
- GÜÇ/DAYANIKLILIK/DENGE:
KOL/DA ile/ve/değil/||/<>/< BACAK/TA
- KOLESİSTEKTOMİ ile/||/<> KOLELİTİAZİS
- KOLESİSTİT ile/||/<> PANKREATİT
- KOLESTAZ ile/||/<> HEPATOMEGALİ
- KOLESTAZ ile/||/<> KOLESTROL
- KOLESTEROL[Fr. < CHOLESTEROL]/KOLESTERİN[Fr. < CHOLESTERINE] ile/değil KOLESTEROLÜN ARTMASI
- KOLESTEROL'DE:
İDEAL ile KABUL EDİLEBİLİR ile SINIRDA YÜKSEK ile YÜKSEK
- KOLİK/COLIC[İng.] değil/yerine/= SANCI
- KOLİK[Fr. < COLIQUE] değil/yerine/= SANCI
- KOLIMASYON/COLLIMATION[İng.] değil/yerine/= IŞIN YÖNLENDİRME
- KOLIMATÖR/COLLIMATOR[İng.] değil/yerine/= IŞIN YÖNLENDİRICİ
- KOLİT[Fr. < COLITE] ile/ve/||/<> ANTERİT[Fr. < ANTERITE]
- KOLON[Fr. < COLONNE] ile KOLON[Fr. < CÔLON]
- KOLON KANSERİ ile/||/<> REKTUM KANSERİ
- KOLONİZASYON/COLONIZATION[İng.] değil/yerine/= ÖZDEŞ KÜMELENME
- KOLTUKALTI BEZLERİ ve KULAK ARKASI BEZLERİ ve KASIKTAKİ BEZLER
- KOMA ile/<>/> "BİTKİSEL" "YAŞAM"/DURUM ile/<>/> KİLİT DURUM
- KOMA[Fr. < COMA] ile KOMA[Yun.]
- KOMBİNASYON/COMBİNATION[İng.] değil/yerine/= BİRLEŞİM
- KOMBINE/COMBINED[İng.] değil/yerine/= BİRLEŞİK
- KOMMOSYO/COMMOTIO[İng.] değil/yerine/= SARSINTI
- KOMORBİDİTE/COMORBIDITY[İng.] değil/yerine/= EŞSAYRILIK
- KOMPAKSİYON/COMPACTION[İng.] değil/yerine/= KİLITLENME | TAKILMA
- KOMPAKT/COMPACT[İng.] değil/yerine/= SIKI | YOĞUN
- KOMPANSASYON/COMPENSATION[İng.] değil/yerine/= ÖDÜNLEME | DENGELEME
- KOMPANSATUVAR/COMPENSATORY[İng.] değil/yerine/= ÖDÜNLEYİCİ | DENGELEYİCİ
- KOMPANSE/COMPENSATED[İng.] ile/>< DEKOMPANSE/DECOMPENSATED[İng.]
- KOMPARATİF/COMPARATIVE[İng.] değil/yerine/= KARŞILAŞTIRMALI
- KOMPARTIMAN/COMPARTMENT[İng.] değil/yerine/= ODACIK | BÖLÜM
- KOMPETİTİF/COMPETITIVE[İng.] değil/yerine/= YARIŞMALI
- KOMPLEKS/COMPLEX[İng.] değil/yerine/= KARMAŞIK | BİRLEŞİM | KARMAŞA
- KOMPLEKSİTE/COMPLEXITY[İng.] değil/yerine/= KARMAŞIKLIK
- KOMPLET/COMPLETE[İng.] değil/yerine/= TAM
- KOMPLİKASYON/COMPLICATION[İng.] değil/yerine/= ART SORUN
- KOMPLİKASYON/İHTİLAT değil/yerine/= KARMAŞIKLIK
- KOMPLİKE/COMPLICATED[İng.] değil/yerine/= KARMAŞIK
- KOMPLİYANS/COMPLIANCE[İng.] değil/yerine/= UYUNÇ
- KOMPONENT/COMPONENT[İng.] değil/yerine/= ÖGE, BİLEŞEN
- KOMPOZİSYON/COMPOSITION[İng.] değil/yerine/= BİLEŞİM
- KOMPOZİT/COMPOSITE[İng.] değil/yerine/= BİLEŞİK
- KOMPRES/COMPRESS[İng.] değil/yerine/= BASKIT
- KOMPRESÖR/COMPRESSOR[İng.] değil/yerine/= SIKIŞTIRICI
- KOMPRESYON/COMPRESSION[İng.] değil/yerine/= BASI
- KOMPRIMEV COMPRIME[İng.] değil/yerine/= HAP
- KOMPÜLSİF/COMPULSIVE[İng.] değil/yerine/= ZORLANTILI
- KOMPÜLSİYON/COMPULSION[İng.] değil/yerine/= ZORLANTI
- KOMÜNİKAN/COMMUNICANT[İng.] değil/yerine/= BAĞLANTILI
- KOMÜNİKASYON/COMMUNICATION[İng.] değil/yerine/= İLETİŞİM
- KONDANSASYON/CONDENSATION[İng.] değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA
- KONDISYON/CONDİTION[İng.] değil/yerine/= DURUM | KOŞUL
- KONDİSYON[Fr./ing. < CONDITION]/ŞART[Ar.] değil/yerine/= KOŞUL
- KONDISYONEL/CONDİTIONAL[İng.] değil/yerine/= KOŞULLU
- KONDRÜL[İng. CHONDRULE] ile/||/<> AKONDRİT[İng. ACHONDRITE]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KONDÜVİT/CONDUİT[İng.] değil/yerine/= YAPAY-BİYOLOJİK YOL
- KONFİGÜRASYON/CONFİGURATION[İng.] değil/yerine/= BİÇİM | DİZİLENİM
- KONFİRMASYON/CONFİRMATION[İng.] değil/yerine/= DOĞRULAMA
- KONFLİKT/CONFLICT[İng.] değil/yerine/= ÇATIŞMA
- KONFOBÜLASYON/CONFABULATION[İng.] değil/yerine/= MASALLAMA
- KONFRONTASYON/CONFRONTATION[İng.] değil/yerine/= YÜZLES¸TİRME
- KONFÜZYON/CONFUSION[İng.] değil/yerine/= BİLİNÇ BULANIKLIĞI
- KONİZASYON/CONIZATION[İng.] değil/yerine/= KONİK KESİM
- KONJENITAL/CONGENITAL[İng.] değil/yerine/= DOĞUŞTAN
- KONJENİTAL/CONGENITAL[İng.] değil/yerine/= DOĞUŞTAN
- KONJESTİF/CONGESTIVE[İng.] değil/yerine/= GÖLLENDİRICİ
- KONJESTİYON/CONGESTION[İng.] değil/yerine/= GÖLLENME
- KONJONKTİVİTE değil/yerine/= GÖZ YANGISI
- KONJUGASYON[İng. CONJUGATION] ile/||/<> F FAKTÖRÜ (DÖLLEME FAKTÖRÜ)[İng. F FACTOR (FERTILITY FACTOR)] ile/||/<> F- (EKSİ) SUŞ[İng. F- (MINUS) STRAIN] ile/||/<> F' (F-ÜSSÜ) FAKTÖRÜ[İng. F-PRIME FACTOR] ile/||/<> F+ (ARTI) SUŞ[İng. F+ (PLUS) STRAIN]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KONKOMITAN/CONCOMITANT[İng.] değil/yerine/= EŞLİK EDEN
- KONKORDAN/CONCORDANT[İng.] değil/yerine/= UYUMLU
- KONKORDANS/CONCORDANCE[İng.] değil/yerine/= UYUMLULUK
- KONKÜZYON/CONCUSSION[İng.] değil/yerine/= SARSINTI
- KONNEKSİYON/CONNECTION[İng.] değil/yerine/= BAĞLANTI
- KONNEKTİF DOKU/CONNECTIVE TISSUE[İng.] değil/yerine/= BAĞ DOKUSU
- KONNEKTÖR/CONNECTOR[İng.] değil/yerine/= BAĞLAYICI, BAĞLANTI (DONANIM)
- KONSANTRASYON[İng. CONCENTRATION] ile/||/<> AŞIRI METAL BİRİKTİRİCİLER[İng. METAL HYPERACCUMULATORS] ile/||/<> DERİŞİM[İng. CONCENTRATION] ile/||/<> DİFÜZYON[İng. DIFFUSION] ile/||/<> HİPOTONİK[İng. HYPOTONIC]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KONSANTRATÖR/CONCENTRATOR[İng.] değil/yerine/= YOĞUNLAŞTIRICI
- KONSANTRE/CONCENTRATED[İng.] değil/yerine/= YOĞUNLAŞMIŞ | DERİŞİK
- KONSANTRİK/CONCENTRIC[İng.] değil/yerine/= EŞMERKEZLİ
- KONSENSÜS/CONSENSUS[İng.] değil/yerine/= UZLAŞMA, | OYDAŞMA
- KONSENT/CONSENT[İng.] değil/yerine/= ONAM
- KONSEPT/CONCEPT[İng.] değil/yerine/= KAVRAM
- KONSERVATİF TEDAVİ/CONSERVATIVE THERAPY[İng.] değil/yerine/= MUHAFAZAKÂR SAĞALTIM
- MUHAFAZAKÂR[Ar.]/KONSERVATİF/CONSERVATIVE[İng./Fr.] değil/yerine/= | TUTUCU
- KONSERVATUVAR değil/yerine/= KORUNTAY
- KONSOLIDASYON/CONSOLIDATION[İng.] değil/yerine/= PEKİŞME | KATILAŞMA | BÜTÜNLEŞTİRME
- KONSTANT/CONSTANT[İng.] değil/yerine/= SABİTE
- KONSTİTÜSYONEL/CONSTİTUTIONAL[İng.] değil/yerine/= YAPISAL, BÜNYESEL
- KONSTRİKSİYON/CONSTRICTION[İng.] değil/yerine/= BÜZÜLME
- KONSTRİKTİF/CONSTRICTIVE[İng.] değil/yerine/= KISITLAYICI, DARALTICI
- KONSTRİKTÖR/CONSTRICTOR[İng.] değil/yerine/= DARALTAN
- KONSÜLTAN/CONSULTANT[İng.] değil/yerine/= DANIŞMAN
- KONSÜLTASYON/CONSULTATION[İng.] değil/yerine/= DANIŞIM
- KONSÜLTASYON[Fr./İng. < CONSULTATION]/KONSULTO[İt. < CONSULTO] değil/yerine/= DANIŞIM/DANIŞMA
- KONTAMINASYON/CONTAMINATION[İng.] değil/yerine/= BULAŞMA
- KONTAMINE/CONTAMINATED[İng.] değil/yerine/= BULAŞMIŞ
- KONTİNÜ/CONTINUOUS[İng.] değil/yerine/= SÜREKLİ | KESİNTISİZ
- KONTRAKSİYON/CONTRACTION[İng.] değil/yerine/= KASILMA
- KONTRAKTIL/CONTRACTILE[İng.] değil/yerine/= KASILABİLİR
- KONTRAKTILITE/CONTRACTILITY[İng.] değil/yerine/= KASILABİLİRLİK
- KONTRAKTÜR/CONTRACTURE[İng.] değil/yerine/= BÜZÜLÜ KALIM
- KONTRALATERAL/CONTRALATERAL[İng.] değil/yerine/= KARŞI YAN
- KONTRAST/CONTRAST[İng.] değil/yerine/= KARŞIT
- KONTRAST MADDE/CONTRAST MEDIA[İng.] değil/yerine/= GÖRÜNTÜVERİR NESNE
- KONTRENDİKASYON/CONTRAINDICATION[İng.] değil/yerine/= KULLANIM SAKINCASI
- KONTRENDİKE/CONTRAINDICATED[İng.] değil/yerine/= KULLANIM SAKINCALI
- KONTROL LİSTESİ/CHECKLIST CHECKLIST değil/yerine/= DENETLEME DİZİNİ
- KONTRPULSASYON/COUNTERPULSATION[İng.] değil/yerine/= KARŞI VURUM
- KONTRTRANSFERANS/COUNTERTRANSFERENCE[İng.] değil/yerine/= KARS¸I AKTARIM
- KONTUR/CONTOUR[İng.] değil/yerine/= SINIR (ORGAN, TÜMÖR, VB.)
- KONTÜZYON/CONTUSION[İng.] değil/yerine/= FİZİKSEL ÖRSELENME
- KONU ile/ve/değil/||/<>/< DURUM
- KONUŞMA BOZUKLUĞU/SORUNLARI ile KEKELEMEK
- KONVALESANS/CONVALESCENCE[İng.] değil/yerine/= TOPARLANMA
- KONVANSİYONEL[İng. < CONVENTIONAL | Fr. < CONVENTIONNEL] değil/yerine/= GELENEKSEL | ALIŞILMIŞ
- KONVEKSİYON/CONVECTION[İng.] değil/yerine/= ISI YAYIMI/ISIYAYIM
- KONVERJANS/CONVERGENCE[İng.] değil/yerine/= TOPLANMA, | YAKINSAMA
- KONVÜLZİYON/CONVULSION[İng.] değil/yerine/= HAVALE
- KOOPERASYON/COOPERATION[İng.] değil/yerine/= İŞBİRLİĞİ
- KOOPERE/COOPERATED[İng.] değil/yerine/= İLETİŞİM KURULABİLEN, İŞBİRLİĞİ YAPABİLEN
- KOORDİNASYON/COORDİNATION[İng.] değil/yerine/= EŞGÜDÜM
- KOORDİNATÖR/COORDİNATOR[İng.] değil/yerine/= EŞGÜDER, EŞGÜDÜMCÜ
- KOPARMAK ile/ve/değil/||/<>/< YOLMAK
- KÖPRÜCÜK KEMİĞİ ile KÜREK KEMİĞİ/KEBZE
- KORDALILAR[İng. CHORDATES] ile/||/<> NOTOKORD[İng. NOTOCHORD] ile/||/<> PROTOKORDATA[İng. PROTOCHORDATA]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KORDON[Fr. < CORDON] ile KORDONE[Fr. < CORDONNET.] ile KORDON[Fr.] ile KORDON[Fr.]
- KORELE/CORRELATED[İng.] değil/yerine/= BAĞINTILI
- KORKU ile/ve/||/<>/> AĞRI ile/ve/||/<>/> GERGİNLİK
- KORKU ve/> BERRAKLIK ve/> ERK(GÜÇ) ve/> YAŞLILIK
Görüşmelerimiz sırasında, ... tutarlı bir biçimde, "bilgi kişisi" sözcüklerini kullanıyor ya da bu kavrama göndermeler yapıyordu. Ama bununla ne demek istediğini hiç açıklamamıştı. Bunu, ona sordum.
"Bilgi kişisi, öğrenimin zorluklarına katlanmayı göze almış kişidir," diye yanıtladı. "Acele etmeden, bocalamadan, erk ve bilgi gizlerinin sökülmesi, çözülmesi yolunda, gidebileceği son aşamaya varmış olan bir kişidir."
"Her isteyen, bilgi kişisi olabilir mi?"
"Hayır, herkes olamaz."
"Bilgi kişisi olmak için insan ne yapmalıdır öyleyse?"
"Dört doğal düşmanına meydan okuyup onları yenmelidir."
"O dört düşmanını yenen bir kişi, bilgi kişisi olur mu?"
"Evet. Ancak, dört düşmanının her birini yenebilen kişiye, 'bilgi kişisi' denir."
"Bu düşmanları yenen herkes, 'bilgi kişisi' olur mu?"
"Hepsini yenen herkes, 'bilgi kişisi' olur."
"Bu düşmanlarla savaşıma geçmeden önce, yapılması gereken başka şeyler yok mudur?"
"Yoktur. Her isteyen, bilgi kişisi, olmayı deneyebilir ama çok azı gerçekten başarır bu işi -doğal bir şey bu-. Bilgi kişisi olma yolunda karşılaşılan düşmanlar, gerçekten korkunç şeylerdir; çoğu kişi, yenik düşer onlara."
"Nasıl düşmanlar bunlar, ... ?
Düşmanlar konusunda konuşmak istemedi. Bu konuyu anlamam için daha çok zaman olduğunu söyledi. Sözü değiştirmemek amacıyla benim bir bilgi kişisi olup olamayacağımı sordum. Bunu kimsenin kestiremeyeceğini bildirdi. Ama bir bilgi kişisi olup olamayacağımı gösteren herhangi bir ipucu bulunup bulunmadığını ısrarla sorunca, bunun, o dört düşmanla savaşımımın sonucuna bağlı olduğunu -onları yenebiliyor muyum yoksa onlara yeniliyor muyum- ama o savaşımın sonucunu şimdiden bilmesinin olanaksızlığını belirtti.
"Savaşımın sonucunu görebilmek için büyü yapmak ya da fala bakmak olanaklı mıdır?" diye sordum. Hiçkimsenin, ne araç kullanırsa kullansın, bu savaşımın sonucunu önceden bilemeyeceğini, kesin bir dille anlattı. Neden olarak da bilgi kişisi olmanın, geçici bir şey olduğunu gösterdi. Bu noktayı açıklamasını istediğimde, yanıtı şöyle oldu:
"Bilgi kişisi olmak sürekli değildir! Bir kişi, tam olarak bilgi insanı olamaz. Ancak, çok kısa bir an için olunuverir. Dört düşmanı yendikten sonra!"
"Söylesene, nasıl düşmanlar bunlar?"
Yanıt vermedi. Yine üsteledim ama konuyu değiştirdi ve başka şeyler anlatmaya başladı.
( Ertesi gün... )
Gitmeye hazırlanıyorken, birden, bilgi kişinin düşmanlarını yine sormak geldi içimden. Uzun süre uzakta kalacağımı, söyleyeceklerini yazarsam, bu konuları düşünme fırsatını bulabileceğimi anlatarak onu ikna etmeye çalıştım.
Bir süre, ikircikli, bekledi; sonra konuşmaya başladı:
"Bir kişi, öğrenmeye başlayınca, amaçlarının neler olduğunu kesin olarak bilmez. Başka bir niyeti vardır, amaçları belirgin değildir. Hiçbir zaman gerçekleşemeyecek ödüller ummaktadır. Çünkü, öğrenmenin "zorluklarını" bilmiyordur henüz."
"Yavaş yavaş öğrenmeye başlar -önceleri azar azar, sonra da büyük parçalar halinde-. Çok geçmeden, düşünceleri çatışır. Öğrendiği şey, umduğu, düşlediği gibi çıkmamıştır; bu durum, onu korkutur. Öğrenim, hiç de beklendiği gibi olmamıştır. Öğreniminin her adımı, yepyeni görevler yükler kişiye; kişinin korkuları, acımasızca birikir, baş kaldırır. Bir savaş alanına döner yaşamı.
"İşte, doğal düşmanların birincisiyle böyle karşılaşılır: Korkuyla! Yenmesi güç, hain, korkunç bir düşmandır korku. Tüm yol boyunca saklanır, ummadığın yerlerde, sinsi sinsi bekler seni. Eğer, onu karşında gördüğün zaman, kaçmaya başlarsan, unut artık bilgiye ulaşmayı."
"Korkup kaçan kişiye ne olur?"
"Bir şey olmaz. Ama öğrenemez bir daha. Korkusunu göğüslemesi, korkusuna karşın, öğrenme yolunda, bir adım daha ilerlemeyi göze alması gerekir. Bir adım daha, bir adım daha. Korkuyla dolmalı... Evet! Ama korksa da ilerlemeyi sürdürmeli, durmamalı! Bu işin yöntemi böyledir! Bu birinci düşmanın, pes edeceği bir an gelecektir. Kişiye, güven gelir. Niyeti daha da güçlenir. Öğrenmeyi, öyle korkutucu bir şey gibi görmez artık."
"Bu sevinçli an gelince, birinci doğal düşmanını yendiğini çok iyi bilir kişi."
"Hemen mi olur bu, yoksa, azar azar mı?
"Azar azar olur ama korkusunun kaybolması çabuk olur. Birdenbire olur."
"Ama yeni bir şeyler gelirse başına, yine korkmaz mı kişi?"
"Hayır. Korkusunu, bir kez yitirmeyegörsün. Kişi, artık yaşamında korku nedir bilmez. Korkunun yerini, zihin berraklığı alır -korkuyu silen bir zihin berraklığı-. Artık, o kişi, ne istediğini biliyordur; o isteklerini nasıl doyuracağını da biliyordur. Yeni öğrenimleri kazanmak için adımlarını nasıl atması gerektiğini sezer; her şey apaçık çıkmıştır ortaya. Artık, hiçbir şey saklı değildir bu kişiden."
"Bu da, ikinci düşmanın karşısına çıkarır onu: Berraklık! Ulaşılması, o denli zor olan zihin berraklığı, korkuyu kovar ama kör eder insanı aynı zamanda."
"Kişinin, kendinden kuşku duymasına yol açar, istediği şeyi yapabileceği inancını verir ona. Çünkü, o kişi, artık, herşeyi apaçık görebilmektedir. Berraklığın yüreklendirdiği kişi, bir türlü durmak bilmez. Ama büyük bir hata yapmaktadır. Bu işin, bir eksik yanı vardır. Kişi, kendini bu sözde erke bırakırsa, ikinci düşmanına boyun eğmiş sayılır. Ve öğrenme diye bir şey kalmaz. Sabırlı olması gereken yerde aceleci olacak ya da acele edilmesi gereken yerde sabırlı olmayı yeğleyecektir. Zaman gelecek, artık, yeni bir şey öğrenme yetisini yitirecektir."
"Bu tür bir yenilgiye uğrayan kişiye ne olur? Ölür mü?"
"Hayır, ölmez. İkinci düşmanı, bu kişinin, bir bilgi insanı olma çabasını kösteklemiştir; artık, bu kişi, bilgi insanı olmayı istemek yerine, devingen, kıvrak bir savaşçı olmayı yeğleyebilir. Ya da soytarı olmayı. Ne var ki, kendine pek pahalıya mal olan o berraklık, hiçbir zaman karanlığa ve korkuya dönüşmeyecektir. Yaşam boyunca, her şeyi açıkça görecektir ama yeni bir şey öğrenemeyecektir, öğrenme özlemi çekmeyecektir."
"Ama yenilmemek için yapabileceği bir şey yok mudur?"
"Korkuyu nasıl aşmışsa yine öyle yapmalıdır. Berraklığa, meydan okumalıdır. Elde ettiği berraklığı, önünü daha iyi görüp yeni adımlarını ona göre atmak için kullanmalıdır. En önemlisi de, berraklığının, bir yanlışlık sonucu ortaya çıktığını düşünmelidir. Ve öyle bir an gelecektir ki, bu berraklığın, gözleri önündeki bir noktadan başka bir şey olmadığını anlayacaktır. Böylece, ikinci düşmanını da yenmiş olacaktır. Artık, hiçbir şeyin, ona zarar veremeyeceği bir yere ulaşacaktır. Bu, bir hata olmayacaktır. Bu, gerçek bir erk(güç) olacaktır."
"Bu yere ulaşınca, ardından koştuğu erke, sonunda kavuştuğunu bilecektir. Ne isterse yapar artık bu erkle. Dostu, onun buyruğundadır artık. Ne isterse, yasa odur. Çevresinde ne varsa görmektedir. Ne var ki, üçüncü düşman dikiliverir karşısına: Erk!
"Düşmanların en güçlüsüdür erk. En doğal şey, ona boyun eğmektir. Öyle ya... O kişinin buyruğunda değil midir erk!? Buyurur; kimi sakıncaları göze ala ala, kendi yasalarını, kendi yapar. Çünkü, buyruk ondadır."
"Bu durumdaki biri, yaklaşmakta olan üçüncü düşmanın, pek farkına varmaz. Bir bakmışsın, birdenbire, haberi bile olmadan yitivermiş savaşımı. Düşmanı, onu, kıyıcı, tutarsız bir adam haline getirivermiş..."
"Erkini yitirir mi?"
"Hayır, berraklığını da erkini de hiçbir zaman yitirmez."
"Bilgi kişinindan farkı nedir, öyleyse?"
"Kendi erkine yenilen bir kişi, onu, doğru dürüst yönlendiremeden ölür gider. Yazgısının üstüne, yük gibi biner erki. Böyle biri, kendini yönetemez ve bilmez erkini, ne zaman ya da nasıl kullanması gerektiğini."
"Bu düşmanlardan birine yenilirsen, bu kesin bir yenilgi mi demektir?"
"Evet, kesin yenilgi olur bu. Bu düşmanlardan biri, insanı yenmeyegörsün, artık yapılabilecek bir şey kalmaz."
"Örneğin, erke yenilen bir kişi, yanlışını görerek, durumu düzeltebilir mi?"
"Düzeltemez. Bir kere yenilmeyegörsün, işi bitmiştir artık."
"Ya geçiciyse erke aldanması; ya erki teperse zamanında?"
"Savaşım sürüyor sayılır o durumda. Hâlâ 'bilgi insanı' olmaya çalışıyor demektir bu. Artık, hiç çabalamıyorsa, kendini koyuverirse yenilmiş olur bu kişi ancak."
"Ama bir insan yıllarca korkuya yenik düşebilir ve sonunda korkusunu yenebilir."
"Hayır, doğru değildir bu. Korkuya kapılırsan, korkuyu yenemezsin; çünkü, öğrenmekten ürküyorsundur, öğrenmek için çaba göstermiyorsundur. Ama korkusunun içinde yıllar boyunca sürdürürse öğrenme çabasını, ola ki, korkusunu yenebilir. Çünkü, kendini, korkuya tümüyle bırakmamıştır."
"Üçüncü düşmanı nasıl yeneriz?"
"Ona karşı çıkarak. Bile bile... Kendimizin olmadığını kavrayarak. Tüm öğrendiklerimizi, dikkatle ve inançla kullanarak, sürekli olarak sınırlarımızı zorlamayarak... Kendimizi denetleme durumunda, berraklığın ve erkin, hatalardan da kötü olduğunu görebilirsek, her şeyi denetimimiz altında bulundurduğumuz bir noktaya erişebiliriz. İşte, o noktada, erkimizi nasıl ve ne zaman kullanabileceğimizi biliriz. Üçüncü düşmanı böylece yenmiş oluruz."
"Bu da kişiyi, öğrenim yolculuğunun sonuna getirir. Bir de ne görürsün! Sonuncu düşman, karşına dikilmiş durmaktadır: Yaşlılık! Düşmanların en acımasızıdır bu. Hiçbir zaman, tümüyle yenemeyeceğimiz bir düşman... Sürekli olarak savaşıp uzak tutmaya çalışmaktan başka yapılacak bir şey yoktur."
"İşte, bu dönemde, kişi, hiçbir şeyden korkmaz; zihni berraktır, sabırsız değildir -tüm erkleri denetimi altındadır-. Ne var ki, bu dönem, aynı zamanda, boyun eğmeyen bir dinlenme isteğinin ortaya çıktığı bir dönemdir. Bir yere uzanmak, unutmak isteğine bırakırsa kendini; yorulur yorulmaz, sürdürdüğü çabayı bırakırsa, son olanağını kaybetmiş olur. Titrek, yaşlı bir yaratık durumuna sokuverir onu düşmanı. Çekilme arzusu, tüm berraklığını, erkini ve bilgisini bastırır."
"Ama kişi, silkinir de yorgunluğundan sıyrılır, yaşamının gereklerini sürdürürse, bu son yenilmez düşmanıyla savaşımda bir an bile olsa başarılı olursa, işte o zaman 'bilgi insanı' olmuş demektir. Berraklığın, erkin ve bilginin egemen olduğu bu an, yeterlidir onun için." )
- KÖRLÜK ile "DAĞ KÖRLÜĞÜ"
- KÖRLÜK ile TRAHOM[Fr.]
- KORNEA[İng. CORNEA] ile/||/<> GÖZ SIVISI[İng. AQUEOUS HUMOR] ile/||/<> GÖZ SÜMÜKSEL ZARI[İng. CONJUNCTIVA] ile/||/<> İRİS[İng. IRIS]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KORNEA[Lat.] değil/yerine/= SAYDAM TABAKA
- KORONAL/CORONAL[İng.] değil/yerine/= YANAY-DİKEY
- KORONAL DÜZLEM/CORONAL PLANE[İng.] değil/yerine/= YANAY DÜZLEM
- [ne yazık ki]
"KORONA SALAK(KORONASALAK)/COVIDIOT" ile/ve/||/<> "KORONA NARSİST(KORONARSİST)"
- KOROZİV/CORROSIVE[İng.] değil/yerine/= KİMYASAL AŞINDIRICI
- KOROZYON/CORROSION[İng.] değil/yerine/= KİMYASAL AŞINMA
- KORPOREL/CORPOREAL[İng.] değil/yerine/= GÖVDESEL
- KORPUS/BODY, CORPUS[İng.] değil/yerine/= GÖVDE | CİSİM
- KORPUSKÜL[İng. CORPUSCLE] ile/||/<> ANTİSERUM
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KORPÜSKÜL/CORPUSCLE[İng.] değil/yerine/= CİSİMCİK
- KORTEKS/CORTEX[İng.] değil/yerine/= DIŞ KATMAN
- KORTİZOL ile KORTİZON[Fr. < CORTISONE]
- KÖRV[İng. < CURVE] değil/yerine/= EĞRİ
- KOŞUCU KAFASI[İng. RUNNER'S HIGH] ile/||/<> ÖFORİ[İng. EDUPHORIA]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KOTER/CAUTER[İng.] değil/yerine/= DAĞLAÇ
- KOTERİZASYON/CAUTERIZATION[İng.] değil/yerine/= DAĞLAMA
- KÖTÜ ile/ve/||/<> DANDİK["DANDİKTEN" DEĞİL!)
- KÖTÜ[< KÖTİ] ile/ve/||/<> KETÜ[Kıpçak][dvnlgttrk]
- KÖTÜLEME ile/ve/değil/yerine TESPİT ETME
- KÖTÜLÜK ETMEK ile/ve/||/<>/< ZARAR VERMEK
DO NOT HARM!
PRIMUM NON NOCERE PRIMA NON NOCERE )
- KOVALAN/COVALENT[İng.] değil/yerine/= ORTAK DEĞERLİ
- KOVARYANS/COVARIANCE[İng.] değil/yerine/= ORTAK DEĞİŞKENLİK
- KOYNUNDA ile/ve/||/<> BAĞRINDA
- KÖZ ile/||/<> KÖZETLİG ile/||/<> KÖZNGÜ
[<
- KPB/KARDİYOPULMONER BAYPAS/CARDIOPULMONARY BYPASS[İng.] değil/yerine/= KALP-AKCİĞER KÖPRÜLEMESİ
- KRAMP/CRAMP[İng.]/[Fr. < CRAMPE] değil/yerine/= KASILMA/KASINÇ
- KRANİYAL/CRANIAL[İng.] değil/yerine/= BAŞ (İLGILİ)
- KRANİYUM/SKULL[İng.] değil/yerine/= KAFATASI
- KRANYOTOMİ/CRANİOTOMY ile/||/<> KRANYOPLASTİ/CRANİOPLASTY
- KREPITASYON/CREPITATION[İng.] değil/yerine/= ÇITIRDAMA
- KREŞENDO/CRESCENDO[İng.] değil/yerine/= GİDEREK ARTAN
- KRESENTİK/CRESCENTIC[İng.] değil/yerine/= HİLALIMSİ
- KRETENİZM[Fr. < CRETINISME] ile/<> KRETEN[Fr. < CRETIN]
- KRİBRİFORM/CRİBRİFORM[İng.] değil/yerine/= ELEKSİ
- KRİMİNAL değil/yerine/= SUÇLA İLGİLİ
- KRIPTOGRAFİ/CRYPTOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= ŞİFRELEME BİLİMİ
- KRITİK/CRITICAL[İng.] değil/yerine/= CİDDİ | TEHLİKELİ
- KRİYOTERAPİ/CRYOTHERAPY[İng.] değil/yerine/= DONDURARAK SAĞALTIM
- KROMATİN[İng. CHROMATIN] ile/||/<> HETEROKROMATİN[İng. HETEROCHROMATIN] ile/||/<> HİSTON[İng. HISTONE] ile/||/<> HİSTON KODU HİPOTEZİ[İng. HISTONE CODE HYPOTHESIS] ile/||/<> PROFAZ[İng. PROPHASE] ile/||/<> TELOMER[İng. TELOMERE]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KROMATİN[Fr. < CHROMATINE] ile/||/<> KROMATİT[Fr. < CHROMATITE] ile/||/<> KROMOZOM[Fr. < CHROMOSOME]
- KROMOFİL/CHROMOPHIL[İng.] değil/yerine/= BOYA TUTAR
- KROMOFOP/CHROMOPHOBE[İng.] değil/yerine/= BOYA TUTMAZ
- KROMOZOM[İng. CHROMOSOME] ile/||/<> AKROSENTRİK KROMOZOM[İng. ACROCENTRIC CHROMOSOME] ile/||/<> ALEL[İng. ALLELE] ile/||/<> ANLAMSIZ MUTASYON[İng. MISSENSE MUTATION] ile/||/<> ARKEZOA[İng. ARCHEZOA] ile/||/<> HAPLOTİP[İng. HAPLOTYPE] ile/||/<> HEMİZİGOZ[İng. HEMIZYGOUS] ile/||/<> HETEROZİGOT[İng. HETEROZYGOUS]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KROMOZOM değil/yerine/= SOYAKTARAN
- KRONOLOJİ/CHRONOLOGY[İng.] değil/yerine/= TARİH SIRASI
- KRONOTROPİK/CHRONOTROPIC[İng.] değil/yerine/= HIZ ETKİLER
- KŞ/BLOOD GLUCOSE[İng.] değil/yerine/= KAN ŞEKERİ
- KSE/PROTECTED HEALTH INFORMATION[İng.] değil/yerine/= KORUNMUŞ SAĞLIK BİLGİSİ
- KSK/PERSONAL HEALTH RECORD[İng.] değil/yerine/= KİŞİSEL SAĞLIK KAYDI
- KTB/PERSONAL IDENTIFIABLE INFORMATION[İng.] değil/yerine/= KİŞİSEL TANIMLANABİLİR BİLGİ
- KÜÇÜK ATARDAMAR ile ATARDAMAR
(1996'dan beri)