TIP (MEDICINE)

- ÇATLAK | AYRIK/FİSSÜR[İng. < FISSURE < Lat. FISSURA: Yarık/çatlak.] ile/ve/||/<> AKARCA/FİSTÜL[İng./Lat. < FISTULA: Tüp.] | OLAĞAN DIŞI KANAL/SAPAK BAĞLANTI

( Doku ya da örgen yüzeyinde çatlak ya da yırtık oluşması. İLE/VE/||/<> İki örgen ya da doku/yüzey arasında anormal bir bağlantı oluşması. )
( PALPEBRAL FISSURE: Göz kapakları arasındaki açıklık. )
( GASTROCOLICA FISTULA: Mide ile kolon arasında bağlantı oluşması.
COLOSTOMY: Kalın bağırsak ile karın yüzeyi arasında bağlantı oluşması. )

- FISTIK ile/||/<> YABANİ FISTIK/MENENGİÇ(BITTIM/BITTIN[Kürtçe]/BATM[Ar.])

- FİT[İng.] değil/yerine/= ATAK, NÖBET | UYMA

- FITIK/DEBE/KAVLIÇ[yerel]/ÜDRE[Ar.]/HERNIE/FATGH[Fars.]/YIRTIQ[Azr.]/JARYQ[Kazak.]/HERNİ[İng. < HERNIA] değil/yerine/= KASIK YARIĞI/ÇATLAĞI

- FİTOPATOLOJİK[Fr. < PHYTOPATHOLOGIQUE] değil/yerine/= FİTOPATOLOJİ İLE İLGİLİ

- FİTOTERAPİ/PHYTOTHERAPY[İng.] değil/yerine/= BİTKİSEL SAĞALTIM

- FİZİK MUAYENE/PHYSICAL EXAMINATION[İng.] değil/yerine/= FİZİK BAKI

- FİZYOLOG[Fr. < PHYSIOLOGUE] değil/yerine/= FİZYOLOJİST

- FİZYOLOG değil/yerine/= İŞLEVBİLİMCİ

- FİZYOLOJİ/PHYSIOLOGY[İng.] değil/yerine/= ORGANİZMA İŞLEV BİLİMİ


- FİZYOLOJİ ile/ve/değil/||/<> ANATOMİ

( Gövdenin işlevlerini inceleyen bilim dalı. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Gövdenin yapısını inceleyen bilim dalı. )

- FİZYOLOJİ ile/ve/||/<> NÖROFİZYOLOJİ

( bkz. Jean Martin Charcot )

- FİZYOLOJİST[Fr. < PHYSIOLOGISTE] değil/yerine/= FİZYOLOJİ BİLGİNİ, FİZYOLOG

- FİZYON/FÜZYON/FISSION[İng.] değil/yerine/= BÖLÜNME | ÇOĞALMA

- FİZYOPATOLOJİ/PHYSIOPATHOLOGY[İng.] değil/yerine/= SAYRILIK OLUŞUM BİLİMİ

- FİZYOTERAPİ[Fr. < PHYSIOTHÉRAPIE] değil/yerine/= FİZİK SAĞALTIM

- f.l.a.[Lat. < FIAT LEGE ARTIS] değil/yerine/= ALANIN YÖNTEMİNE GÖRE YAPINIZ

- FLAMBAJ/FLAMBAGE[İng.] değil/yerine/= YALAZLAMA

- FLANK[İng.] değil/yerine/= BÖĞÜR

- FLAPPING TREMOR ASTERIXIS, FLAPPING TREMOR[İng.] değil/yerine/= KANAT ÇIRPINTISI


- FLASH vs. FLESH

( Parıltı, ışıltı. İLE Et. )

- FLASHBULB HAFIZA/FLASHBULB MEMORY[İng.] değil/yerine/= AYRINTILI OLAY BELLEĞİ

- FLASİDİTE/FLACCIDITY[İng.] değil/yerine/= GEVŞEKLİK

- FLASTER ADHESIVE TAPE[İng.] değil/yerine/= YAPIŞKAN ŞERIT

- fldxt.[Lat. < FLUIDEXTRACTUM] değil/yerine/= BİTKİSEL İLÂCIN SIVI DURUMDAKİ ÖZÜ

- FLEBO- ile FLEBOLİT

( Toplardamar [ile ilgili]. İLE Toplardamar taşı. )

- FLEBO- ile FOTO- ile GASTR/O-, GASTRİK ile HEM-/HEMATO-/HEMO-

( Toplar damar [ile ilgili]. İLE Işıl, ışık [ile ilgili]. İLE Mide [ile ilgili]. İLE Kan [ile ilgili]. )

- FLEKSİBIL/FLEXIBLE[İng.] değil/yerine/= ESNEK

- FLEKSİBİLİTE/FLEXIBILITY[İng.] değil/yerine/= ESNEKLİK

- FLEKSİYON/FLEXION[İng.] değil/yerine/= ESNEME


- FLEKSİYON ile FLEKSÖR ile FLEKSURA

( Bükülüm, bükülme, bükme, esneme. İLE Bükücü, eğici. İLE Dönemeç, dirsek. )

- FLEKSÖR/FLEXOR[İng.] değil/yerine/= BÜKÜCÜ, EĞİCİ

- FLEKSURA/FLEXURA[İng.] değil/yerine/= BÜKÜNTÜ

- FLEP/FLAP[İng.] değil/yerine/= SAPLI DOKU

- FLOKÜLASYON/FLOCCULATION[İng.] değil/yerine/= BULUTSU ÇÖKÜŞÜM

- FLORESAN/FLUORESCENT[İng.]["FLORASAN" değil!] değil/yerine/= IŞIKTA PARLAYAN, IŞIK YAYAN

- FLOROSKOPİ/FLUOROSCOPY[İng.] değil/yerine/= X-IŞINIYLA BAKI

- FLOW CYTOMETER[İng.] değil/yerine/= AKAN GÖZEÖLÇER

- FLOW CYTOMETRY[İng.] değil/yerine/= AKAN GÖZE ÖLÇÜMÜ

- FLOWMETER[İng.] değil/yerine/= AKIŞÖLÇER


- FLOWMETRY[İng.] değil/yerine/= AKIŞÖLÇÜMÜ

- FLU[Fr. < FLOU]/BLURRED[İng.] değil/yerine/= BULANIK

- FLÜKTÜAN/FLUCTUANT[İng.] değil/yerine/= ÇALKANTILI

- FLÜKTÜASYON/FLUCTUATION[İng.] değil/yerine/= ÇALKALANIM

- FMA/COST BENEFIT ANALYSIS[İng.] değil/yerine/= YARAR BEDEL ÇÖZÜMLEMESİ

- FMA/FOUNDATIONAL MODEL OF ANATOMY[İng.] değil/yerine/= ANATOMİ TEMEL MODELİ

- FMF/FAMILIAL MEDITERRANEAN FEVER[İng.] değil/yerine/= (AILEDEN GELEN) AKDENİZ ATEŞİ

- FMRI/FUNCTIONAL MAGNETIC RESONANCE IMAGING[İng.] değil/yerine/= İŞLEVSEL MANYETİK REZONANS GÖRÜNTÜLEME

- FOBİ ile -FOBİ

( Ürkü. İLE ... ürküsü. )

- FOBİ/PHOBIA[İng.] değil/yerine/= KORKU


- FOKAL/FOCAL[İng.] değil/yerine/= ODAKSAL

- FOKAL ile FOKUS

( Odaksal, yerel. İLE Odak. )

- FOKUS[İng. < FOCUS]/LANMA değil/yerine/= ODAK/LANMA

- FOLIE A DEUX[İng.] değil/yerine/= PAYLAŞILMIŞ GERÇEKLİK YİTİMİ

- FOLİK ASİT ile FOLAT

- FOLİKÜL/FOLLICLE[İng.] değil/yerine/= KESECİK

- FOLKSONOMİ/FOLKSONOMY[İng.] değil/yerine/= TOPLUMSAL SINIFLANDIRMA

- FOLLOWER[İng.] değil/yerine/= ARTÇI DALGI

- FONASYON ile FONETİK

( Ses çıkarma. İLE Konuşma [ile ilgili], sesle ilgili, sesbilim. )

- FONETİK/PHONETIC[İng.] değil/yerine/= SES (İLİŞKİLİ)


- FONKSİYONEL/FUNCTIONAL[İng.] değil/yerine/= İŞLEVSEL

- FONOKARDİYOGRAM/PHONOCARDIOGRAM[İng.] değil/yerine/= KALP SES ÇİZGESİ

- FONTANEL/FONTİKÜL/FONTANELLE/FONTICULUS[İng.] değil/yerine/= BINGILDAK

- FOR- ile/||/<> ORIFIC-

( Açıklık. İLE/||/<> Açıklık. )

- FORAMEN[İng.] değil/yerine/= DELİK

- FORERUNNER vs. HARBINGER vs. HERALD vs. MESSENGER vs. OMEN vs. PORTENT vs. SIGN vs. SYMPTOM

- -FORM ile/||/<> MORPH-/-MORPH/-MORPHIC/MORPHO-/-MORPHOUS ile/||/<> -OID ile/||/<> -OLD ile/||/<> -PLASM ile/||/<> PAR-/PARA- ile/||/<> PSEUD-/PSEUDO-

( Biçim, biçiminde, andıran. İLE/||/<> Belirli bir biçimi olan, özel biçim ve yapı, biçim. İLE/||/<> Benzer, biçiminde, andıran. İLE/||/<> Andıran, benzeyen. İLE/||/<> Kalıp, biçim. İLE/||/<> Ötesinde, yanında, hatalı ve anormal durum, hemen andıran, yan kapasite ile ilgili, yakınında kaynak olmak, doğurmak. İLE/||/<> Yalancı, bir hastalığı bazı yönleri ile andıran. )

- FORMASYON/FORMATION[İng.] değil/yerine/= BİÇİMLENME | OLUŞUM

- FORM/FORMAT ile FORMAL ile FORMASYON ile FORMAT ile FORME ile FORMÜLA ile FORMÜLASYON ile FORMÜLE ETMEK ile FORMÜLERİ

( Biçim. İLE Resmi, biçimsel. İLE Biçimlenme, oluşum. İLE Biçem. İLE Biçimli. İLE Hazır mama, tecimsel mama. İLE Biçimlendirme. İLE Biçimlendirmek. İLE İlaç kılavuzu. )

- FORMÜLASYON/FORMULATION[İng.] değil/yerine/= BİÇİMLENDİRME | BİLEŞİMLEME


- FORNİKS/FORNIX[İng.] değil/yerine/= KEMERSİ YAPI | ÇIKMAZ | KATLANTI

- FORSEPS/FORCEPS[İng.] değil/yerine/= TUT ÇEK

- FORTRAN/FORMULA TRANSLATOR[İng.] değil/yerine/= FORMÜL DÖNÜŞTÜRÜCÜ (PROGRAMLAMA DİLİ)

- FORWARD GRUPLAMA/FORWARD TYPING[İng.] değil/yerine/= DOĞRUDAN ÖBEKLENDİRME

- FOSSA[İng.] değil/yerine/= ÇUKUR

- FOSSA ile GODE

( Çukur. İLE Çukur. )

- PHOTODOSIMÉTRIE[Fr.] ile/değil/yerine/= FOTODOZİMETRİ

- PHOTODOSIMETRY[İng.] ile/değil/yerine/= FOTODOZÖLÇÜM

- FOTOTERAPİ/PHOTOTHERAPY[İng.] değil/yerine/= IŞIK SAĞALTIMI

- FOVEA[İng.] değil/yerine/= ÇUKURCUK


- FPGA/FİELD-PROGRAMMABLE GATE ARRAY[İng.] değil/yerine/= PROGRAMLANABİLİR KAPI DİZİSİ

- FRAGMAN ile FRAGMANTASYON ile FRAGMANTE

( Parça, parçacık. İLE Parçalanma. İLE Parçalanmış. )

- FRAGMANTASYON/FRAGMENTATION[İng.] değil/yerine/= PARÇALAMA

- FRAJİL[İng./Fr. FRAGILE] değil/yerine/= KIRILGAN

- FRAJİLITE/FRAGILITY[İng.] değil/yerine/= KIRILGANLIK

- FRAKSİYON/FRACTION[İng.] değil/yerine/= PARÇA | BÖLÜM | KESİM

- FRAKSİYONASYON/FRACTIONATION[İng.] değil/yerine/= AYRIŞMA

- FRAKTÜR/FRACTURE[İng.] değil/yerine/= KIRIK

- FRAME[İng.] değil/yerine/= ÇERÇEVE, KARE KARE

- FRANZ ANTON MESMER ve/||/<> JOSEF BREUER ve/||/<> PHILIP PINEL ve/||/<> JEAN MARTIN CHARCOT


- FRC/FRK/FUNCTIONAL RESIDUAL CAPACITY[İng.] değil/yerine/= FONKSİYONEL İŞLEVSEL ARTAKALAN SIĞA, REZİDÜEL KAPASITE

- FREKANS[İng. FREQUENCY] ile/||/<> FOTON[İng. PHOTON] ile/||/<> FREKANS (BİYOLOJİ)[İng. FREQUENCY (BIOLOGY)] ile/||/<> FREKANSA BAĞLI SEÇİLİM[İng. FREQUENCY-DEPENDENT SELECTION] ile/||/<> GENETİK DENGE[İng. GENETIC EQUILIBRIUM]

( Birim zamanda bir noktadan geçen dalga boyu. Birimi hertzdir (Hz). Titreşim hızı ne kadar artarsa, frekans o kadar artar. En düşük frekansa sahip dalgalar radyo dalgaları, en yüksek frekansa sahip dalgalar ise gama ışınlarıdır. @@ Esas olarak bir elektromanyetik radyasyon paketi olan bir ışık parçacığıdır. Fotonun enerjisi, frekansına bağlıdır. Foton ayrıca elektromanyetik kuvvetin, kuvvet taşıyıcısıdır. Frekans ne kadar yüksekse, fotonun sahip olduğu enerji o kadar fazladır. @@ Bir fenotipin, genotipin, gametin ya da alelin bir popülasyon içinde bulunma yüzdesidir.Her 10 bireyden 6'sı belirli bir özelliği gösteriyorsa, o özelliğin frekansı %60 ya da 0.6'dır. @@ Bir bireyin uyum başarısını arttıran bir özelliğin, o özelliğin popülasyon içerisindeki frekansına bağlı olduğu durumda görülen seçilim tipidir. Çoğu zaman bu tip seçilimde, frekansı yüksek olan özellikler bireyin başarısını düşürürken, frekansı düşük olan özellikler bireyin başarısını arttırır. Bir nevi "az olanın kıymetli olması" gibi düşünülebilir. @@ Popülasyonun jenerasyondan jenerasyona evrim geçirmediği; genetic havuzdaki frekansların sabit kaldığı durum

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- FREKANS[Fr. FRÉQUENCE/İng. FREQUENCY] değil/yerine/= SIKLIK

( Birim zamandaki titreşim sayısı. )

- FREMITUS[İng.] değil/yerine/= ELE GELEN TİTREŞİM

- FRENGİ/SİFİLİS[Lat.] ile FRENGİ

( Genellikle, eşeysel birleşmelerle bulaşan, sağaltılmazsa, inme, körlük, delilik gibi sonuçlara kadar varan, döle de geçerek, gövde ve akılca sakat çocukların doğmasına neden olan sayrılık. İLE Gemi güvertelerinde, suların dışarıya akması için bordalara açılan delik. )

- FRICKE-DOSIMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= FRİCKE DOZİMETRESİ

- FRICKE DOSIMETER[İng.] / DOSIMÈTRE DE FRICKE[Fr.] ile/değil/yerine/= FRİCKE DOZÖLÇERİ

- FRİKSİYON/FRICTION[İng.] değil/yerine/= SÜRTÜNME

- FRONTAL DÜZLEM/FRONTAL PLANE[İng.] değil/yerine/= KORONAL DÜZLEM

- FRONTAL[İng.] değil/yerine/= ALNA İLİŞKIN | ÖNDEN


- FROTMAN/FRICTION RUB[İng.] değil/yerine/= SÜRTÜNME SESİ

- FROZEN SECTION[İng.] değil/yerine/= DONUKKESİT İNCELEME

- FROSTBİTE/FROZEN[İng.] değil/yerine/= DONUK

- FRUSTRASYON/FRUSTRATION[İng.] değil/yerine/= ENGELLENME

- FT-IR/FOURIER TRANSFORM INFRARED SPECTROSCOPY[İng.] değil/yerine/= FOURİER DÖNÜŞÜMÜ KIZILÖTESİ SPEKTROSKOPİSİ

- ft. pulv.[Lat. < FIAT PULVIS] değil/yerine/= TOZ DURUMUNA GETİRİNİZ

- FTA/FAULT TREE ANALYSIS[İng.] değil/yerine/= HATA AĞACI ÇÖZÜMLEMESİ/ANALİZİ

- FTP/FILE TRANSFER PROTOCOL[İng.] değil/yerine/= DOSYA AKTARIM PROTOKOLÜ

- FTR/PHYSICAL THERAPY AND REHABILITATION[İng.] değil/yerine/= FİZİK TEDAVİ VE REHABILITASYON

- FÜG/FUGUE[İng.] değil/yerine/= ZİHINSEL KAÇIŞ


- FULGURASYON/FULGURATION[İng.] değil/yerine/= ŞİMŞEKLEME

- FULL-TIME[İng.] değil/yerine/= TAM GÜN

- FULMINAN/FULMINANT[İng.] değil/yerine/= TEZ KÖTÜLEŞEN

- FUNDUS[İng.] değil/yerine/= DİP | ÇANAK

- FUNGAL ile FUNGUS ile FUNGUSİD

( Mantar [ile ilgili]. İLE Mantar. İLE Mantar öldürücü. )

- FUNGUS[İng.] değil/yerine/= MANTAR

- FUNNEL EFFECT[İng.] değil/yerine/= HUNİ ETKİSİ

- FURŞET/FOURCHETTE[İng.] değil/yerine/= ÇATAL

- FÜZİFORM/FUSIFORM[İng.] değil/yerine/= İĞSİ

- FÜZYON/FUSION[İng./Fr.] değil/yerine/= KAYNAŞMA


- FUZZY LOGIC[İng.] değil/yerine/= BULANIK MANTIK

- FUZZY[İng.] değil/yerine/= BULANIK

- FVK/FORCED VITAL CAPACITY[İng.] değil/yerine/= ZORLU YAŞAMSAL SIĞA, ZORLU VİTAL KAPASİTE

- g [KUVVETİ] ile G [KÜTLE ÇEKİMİ SABİTİ]

( Hızlanmaya bağlı olarak gövdemizin kütlesi yerinde durma direnci gösterir ve gövdemizle bizi iten araç arasındaki basınçtır. İLE ... )

- G-LOC/G-INDUCED LOSS OF CONSCIOUSNESS GRAVITE[İng.] değil/yerine/= (YER ÇEKİMİ) UYARIMLI BİLİNÇ KAYBI

- G NOKTASI ile/değil G NOKTASI

( İnsanda olduğu "kabul/iddia edilen". İLE/DEĞİL Mali'nin başkenti Bamako'da bulunan bir tepenin adı. )

- G6PD DEFICIENCY[İng.] değil/yerine/= G6PD EKSİKLİĞİ

( Vücutta yeterli miktarda glikoz-6-fosfat dehidrojenaz (G6PD) enzimi olmadığında ortaya çıkan genetik bir hastalıktır. G6PD, kırmızı kan gözelerinin çalışmasına yardımcı olur ve onları zararlı maddelerden korur. G6PD, kan nakli gerektiren ve hayatı tehdit eden hemolitik anemiye neden olabilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- GALAKTOGRAFİ ile GALAKTORE ile GALAKTOSEL ile GALAKTOŞEZİ

( Süt yolu filmi. İLE Süt akması. İLE Süt kisti. İLE Süt durması. )

- GALİP[Ar.] değil/yerine/= BASKIN/YENEN/KAZANAN/UTKAN

- GALO RİTMİ/GALLOP RHYTHM[İng.] değil/yerine/= DÖRTNAL DİZEMI


- GAM ile/değil/yerine KAYGI

( Uyku getirir. İLE Uyutmaz. )
( Kalbe zarar verenler. )

- GAMET/GAMETE[İng.] değil/yerine/= EŞEY GÖZESİ

- GAMET/SPERM ile/||/<> GAMET HAVUZU ile/||/<> GAMETOFİT

( Eril üreme gözesi. Eşeyli üremede öncül eşey gözelerinin mayoz bölünmesi sonucunda oluşan özelleşmiş haploit göze. İLE/||/<> Bir popülasyonda, gelecek popülasyona aktarılabilecek olan ya da bu konuda potansiyeli olan tüm gamet genotiplerinin tüm kopyaları.[Popülasyon içinde var olan gametlerin tamamı olarak düşünülebilir.] İLE/||/<> Döl almaşında haploid kuşak.[Haploid gametleri[yumurta ve sperm] üretir.] )

- ÇUKURCUK/GAMZE[Fars.]/DIMPL/E[İng.] ile/ve/değil GAMZE[Fars.]

( Yanaktaki çukur. İLE/VE [Divan edb.] Sevgilinin süzgün bakışı. | Birkaç anlama gelebilen bakış. )

- GANGLİYON/GANGLION[İng.] değil/yerine/= DÜĞÜM | SİNİRÇEKİRDEK

- GANGREN[KANGREN DEĞİL!] ile/||/<> ÜLSER

( Dokuların ölmesi ve çürümesi. İLE/||/<> Mide ya da bağırsak duvarında yara oluşması. )

- GAP[İng.] değil/yerine/= ARALIK, AÇIKLIK, BOŞLUK

- garg.[Lat. < GARGARISMA] değil/yerine/= GARGARA

- GARGARA/MAZMAZA[Ar.] ile İSTİNŞÂK

( Ağzı, ayrı ayrı su ile, üç kere yıkama. İLE Burnu, ayrı ayrı su ile, üç kere yıkama. )

- GASTRALJİ ile GASTREKTOMİ ile GASTRİT ile GASTROİNTESTİNAL ile GASTROENTEROLOG ile GASTROENTEROLOJİ ile GASTROİNTESTİNAL TRAKT ile GASTROPLASTİ ile GASTROSKOPİ

( Mide ağrısı. İLE Mide çıkarımı. İLE Mide yangısı. İLE Mide/bağırsak [ile ilgili] sindirim dizgesi, sindirim yolları. İLE Sindirimbilim uzmanı. İLE Sindirimbilim. İLE Sindirim dizgesi, sindirim yolları. İLE Mide onarımı. İLE Mide bakısı. )

- GASTRİK ÜLSER ile/||/<> DUODENAL ÜLSER

( Mide zarında yara oluşumu. İLE/||/<> On iki parmak bağırsağında yara oluşumu. )

- GASTRİT ile/||/<> GASTROENTERİT

( Mide zarının yangılanması ile mide ağrısı ve hazımsızlık. İLE/||/<> Mide ve bağırsakların yangılanması ile sürgün ve kusma. )

- GASTRİT ile/||/<> PEPTİK ÜLSER

( Mide zarının yangılanması ile mide ağrısı ve hazımsızlık. İLE/||/<> Mide ya da onikiparmak bağırsağında açık yaralar. )

- GASTRİT ile/||/<> ÜLSER

( Mide zarının yangılanması. İLE/||/<> Mide ya da bağırsak duvarında yara oluşması. )

- GASTRİT[Fr.] ile ÜLSER[Fr.]/KARHA[Ar.]

( Mide mukozası yangısı. İLE Sindirim örgenlerinde ve özellikle mide ile onikiparmak bağırsağında görülen yara. )

- GASTROENTERİT ile/||/<> GASTROÖZOFAGEAL REFLÜ

( Mide ve bağırsakların yangılanması ile sürgün ve kusma. İLE/||/<> Mide asidinin yemek borusuna geri kaçması. )

- GASTROENTERİT ile/||/<> GASTROÖZOFAGEAL REFLÜ

( Mide ve bağırsakların yangılanması ile sürgün ve kusma. İLE/||/<> Mide asidinin yemek borusuna geri kaçması. )

- GASTROENTEROLOG değil/yerine/= SİNDİRİMBİLİMCİ

- GASTROENTEROLOJİ[İng. GASTROENTEROLOGY] ile/||/<> GASTROLİT[İng. GASTROLITH]

( Gastroenteroloji, sindirim sistemi hastalıklarını inceleyen bilim dalıdır. Daha kapsamlı bir ifadeyle gastroenteroloji bilimi; ağızdan başlayarak, yemek borusu, mide, ince bağırsak, kalın bağırsak, safra kesesi, karaciğer ve pankreas hastalıklarını inceler. Bu alanda uzmanlaşmış doktorlara gastroenterolog denir. Sindirim sistemi hastalıklarının teşhisinde genellikle endoskopi ve kolonoskopi gibi yöntemler kullanılır. Bu işlemler günümüzde kamera sistemiyle yapılmaktadır. Endoskopi ve kolonoskopi işlemleri yapılırken hastanın herhangi bir rahatsızlık hissetmemesi için sedasyon işlemi uygulanır. @@ Bazı hayvanların yuttuğu ve sindirim sisteminde, tipik olarak midede ya da taşlıkta depoladığı küçük taşlara ya da çakıllara verilen isimdir. Mide taşı ya da taşlık taşı olarak da bilinir. Gastrolitlerin yiyecekleri öğüterek sindirime yardımcı olmak, hayvanın vücut ağırlığını dengelemeye yardımcı olmak ve avcılara karşı bir savunma mekanizması olarak hizmet etmek de dahil olmak üzere çeşitli işlevleri olduğu düşünülmektedir.[1]

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- GASTROENTEROLOJİ/GASTROENTEROLOGY[İng.] değil/yerine/= SINDIRİM BİLİMİ


- GASTROÖZOFAGEAL REFLÜ (GERD) ile/||/<> PEPTİK ÜLSER

( Mide asidinin yemek borusuna geri kaçması. İLE/||/<> Mide ya da onikiparmak bağırsağında asit nedeniyle yara oluşması. )

- GATE[İng.] değil/yerine/= KAPI

- GAVAJ/GAVAGE[İng.] değil/yerine/= BORUCUKLA BESLEME

- GAYTA[Ar.] ile/değil/yerine GAYDA[Bulgarca]/TULUM

( İnsan dışkısı. İLE/DEĞİL Müzik aleti.[Trakya'lı, Bulgar, Makedon ve İskoçlar'ın ulusal çalgısı.] )

- GAZ[Fr. < Lat. CHAOS[Van Helmont] | "ga" uzun okunur] ile GAZ[Fr. < GAZE] ile GÂZ[Ar.]

( Normal basınç ve sıcaklıkta, olduğu gibi kalan, içinde bulunduğu kabın her yanına yayılma ve bu kabın iç yüzeyinin her noktasına basınç yapmak özelliğinde olan akışkan nesne. İLE Tül. İLE Diş. | Dişle tutma, ısırma. )

- GAZ ve/<> KABIZLIK/İNKIBAZ

- GAZLI/LIK ile GAZLI BEZ/BİNT[Azr.]/GAZ STERİL[Fars.]/DAKE[Kazak.]/GAUZE[İng.]

- GBK/TEMPORARY LOSS OF CONSCIOUSNESS[İng.] değil/yerine/= GEÇİCİ BİLİNÇ KAYBI

- GCS/GLASGOW COMA SCALE[İng.] değil/yerine/= GLASGOW KOMA ÖLÇEĞİ, GLASGOW KOMA SKALASI

- GDM/GENERALIZED LINEAR MODEL[İng.] değil/yerine/= GENELLEŞTİRİLMİŞ DOĞRUSAL MODEL


- GDPR/GENERAL DATA PROTECTION REGULATION[İng.] değil/yerine/= GENEL VERİ KORUMA YÖNETMELİĞİ

- GEBELİK BELİRTİLERİ ile/ve/değil/||/<> ÂDET BELİRTİLERİ

- GEBELİK ile/ve/||/<>/> EBELİK

( Ben/sen. İLE/VE/||/<>/> Ben/o. )

- GEBE/LİK ve/||/<> GEBERMEK[< KABARMAK/GABARMAK]

- GEBELİKTE:
İLK 3 AY
ile/ve/<> İKİNCİ 3 AY ile/ve/<> ÜÇÜNCÜ 3 AY

- GECE UYKUSU ile/ve/||/<> GÜNDÜZ (ÖĞLE) UYKUSU/KAYLÛLE[Ar.]

- GEÇERLİ/LİK ile/ve YARARLI/LIK

- GEÇİCİ/TEMPORAL ile/ve/ya da ALT/SAKRAL

- BAĞIRSAK:
GEÇİRGEN/SIZDIRAN
ile/değil/yerine/>< SAĞLIKLI

( image )

- GEÇİRGEN ZAR ile GEÇİRGEN OLMAYAN ZAR ile YARI GEÇİRGEN ZAR


- GEÇİŞTİRMEK ile/değil/yerine DİNDİRMEK

- GEÇİŞTİRMEK ile/ve/<> "İDARE ETMEK"

- GEÇMEK/GEÇKİN ile/ve/||/<> AŞMAK/AŞKIN

- GEÇMİŞ OLSUN ile/değil HAYIRLI OLSUN

- GEĞİRMEK ile/ve OSURMAK

( Kültürlere göre ikisi de çok büyük ayıp/yanlış/hata olarak da, sıradan bir durum olarak da algılanabilmekte/değerlendirilebilmektedir. )
( Bazı kültürlerde, yemek sırasında yellenme bile sıradan bir durum olarak karşılanabilmektedir. )
( FLATUS VOCES )
( Üstten. İLE/VE Alltan. )
( Ağızdan. İLE/VE Anüsten. )

- GELİNCİK ile GELİNCİK ile GELİNCİK ile GELİNCİK

( Yazın kırlarda yetişen, kırmızı ve büyük çiçekli bitki. İLE Sansargillerden, ince uzun yapılı, sivri çeneli, küçük bir hayvan. İLE Mezgitgillerden, yılanbalığına benzer bir balık. İLE Yılancık, arpacık, çıban vb. verilen ad. )

- GELİŞİM ile/ve/||/<>/> OLGUNLAŞMA

- GELİŞİMSEL BİYOLOJİ ile EMBRİYOLOJİ

( Döllenmeden olgunluğa kadar canlıların nasıl geliştiğini inceleyen bilim dalı. İLE Erken embriyonik gelişimi inceleyen bir alt dal. )

- GEMIFİKASYON/GAMIFICATION[İng.] değil/yerine/= OYUNLAŞTIRMA

- GEN EKSPRESYONU/GENE EXPRESSION[İng.] değil/yerine/= GEN İFADESİ


- GEN/GENE[İng.] değil/yerine/= KALITLIK

- GEN MUTASYONU/GENE MUTATION[İng.] değil/yerine/= GEN DEĞİŞİNIMİ

- GEN ve/||/<>/> HAPLOGRUP ve/||/<>/> Y SOYAKTARANI

- GEN ve/<> HOLOGRAM

- GEN ile/ve/||/<>/> KROMOZOM

( DNA'nın işlevsel bir birimi. İLE/VE/||/<>/> Genleri taşıyan yapı. )

- GEN ile/ve/||/<> MC1R GEN

( ... İLE/VE/||/<> Deri rengi[pigmentasyonu] üreten genlerden biri. )

- GENÇ ile/ve/||/<> DİNÇ

- GENÇ/LİK ile/<>/>< YETİŞKİN/LİK ile/<>/>< YAŞLI/LIK

( [ne yazık ki] Zaman ve enerji vardır fakat cepte (pek/yeterince) para yoktur/olmaz. İLE/<>/>< Para ve enerji vardır fakat (pek/yeterince) zaman yoktur/olmaz. İLE/<>/>< Zaman ve para vardır fakat (yeterince) enerji yoktur/olmaz. )
( image )
( Genç/lik, bilse; yaşlı/lık, yapabilse...
Si jeunesse savait, si vieillesse pouvait. )

- GENDER[İng.] değil/yerine/= TOPLUMSAL CINSİYET

- GENE FAMILY[İng.] değil/yerine/= GEN AİLESİ

( Ortak bir atadan gelen ve birebir aynı ya da benzer özellikleri taşıyan lokus gruplarının gruplarıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- GENEL DUYULAR ile/ve/<> ÖZEL DUYULAR

( Görme, İşitme, Dokunma. İLE/VE/<> Koklama, Tatma. )
( Bellek kayıtları yoğundur. İLE/VE/<> Bellek kayıtları hafiftir. )

- GENESIS BLOCK[İng.] değil/yerine/= AKILLI BLOK

- GENETİK/GENETICS[İng.] değil/yerine/= GEN BİLİMİ

- GENETİK SEKANS/GENETIC SEQUENCE[İng.] değil/yerine/= GENETİK DİZİ/DİZİLIM

- GENETİK ile/ve/değil/||/<>/> EPİGENETİK

( Genetik bir "öykü/süreç" değiliz! )
( %5 ile/ve/değil/||/<>/> %95 )
( )
( Kalıtsal verileri inceleyen bilim dalı. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Genlerin çevresel etmenler tarafından nasıl denetlendiğini inceleyen bilim dalı. | DNA dizisindeki değişikliklere dayanmayan, mitoz ve bazen mayoz bölünmede kalıtılabilen gen işleyiş değişikliklerini inceleyen bilim dalı. )
( ... İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Conrad Hal Waddington [08 Kasım 1905 - 26 Eylül 1975] )

- GENETİK ile/değil GELENEKSEL

- GENETİK[Alm./İng.] değil/yerine/= KALITIMBİLİM

( Kalıtım bilimi.| Genlerle ilgili, genlerin belirlediği, genlerle geçen. | Genlerle ilgili, kalıtımla ilgili. )

- GENİ-/GENİO- ile/||/<> GNATH-/GNATHO- ile/||/<> MENTO-

( Çene. İLE/||/<> Çene. İLE/||/<> Çene. )

- GENİŞLETİLEBİLİR İŞARET DİLİ/EXTENSIBLE MARKUP LANGUAGE/XML[İng.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/> (YAPILANDIRILMIŞ VERİ DEĞİŞİMINDE) JAVASCRIPT NESNE GÖSTERİMİ/JAVASCRIPT OBJECT NOTATION/JSON[İng.]

( Bir biçimlendirme dilidir ve verileri tanımlamak için etiketleri kullanır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Verileri nesneler biçiminde tanımlamak için anahtar/değer çiftlerini, diziyi vb. kullanır. )
( Karmaşık veriler için etiketleri tekrarlamamız gerekebilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Veriler, nesneler olarak temsil edilebilir. [Bu nedenle, JSON hafiftir ve XML'den daha hızlıdır.] )

- GENİTAL:
SİVİLCE
ile/ve/||/<> UÇUK


- GENİTAL ile/değil/||/<>/< GENETİK

- GENİTAL ile GENİTALİA ile GENİTO-ÜRİNER

( Eşeysel, üreme[yle ilgili]. İLE Eşeysel/üreme örgenler/i. İLE Üreme-işeme [ile ilgili]. )

- GENOM[İng. GENOME] ile/||/<> BALON BALIĞI (PUFU)[İng. PUFFER FISH] ile/||/<> ÇİFT SARMALLI RNA[İng. DOUBLE-STRANDED RNA] ile/||/<> ENTREZ ile/||/<> EPİGENETİK[İng. EPIGENETICS]

( Bir organizmanın içerisindeki genetik materyalin tamamına verilen addır. Bir canlının (genellikle tek bir gözesinin) sahip olduğu bütün genetik kodu belirtir. @@ Balon balığı, Fugu rubripes, aslında insan genomuyla aynı sayıda gen içerir ama genomu insan genomundan sekiz kat daha kompakttır. (3 Gb'ye kıyasla yaklaşık 400 Mb). @@ Ökaryotlarda,yazılım sürecinde kaza ile oluşan bir üründür.Bu ürün belirli bir virüsün genomu olarak karşımıza çıkabilir ya da virüslerin çoğalması sırasında üretililip,v iral enfeksiyonun bir işareti olarak görülebilir. Çift sarmal RNA nın, sitokin üretimini artırdığı için, viral enfeksiyonunun genel semptomlarının sorumlusu olan zehirli bir madde olduğu düşünülüyor. Çift sarmal RNA, antivirus bağışıklık mekanizmasının ana maddesi olan PKR enziminin ana aktivatörüdür. @@ Kansere neden olan genlerin bulunduğu kromozomların, gen kitaplarının, genlerin ve genom gibi genetik materyale ait kaynaklara ulaşmayı sağlayan bir erişim sistemidir. @@ Hücrenin gelişimi ve sürekliliği çok sayıda kimyasal reaksiyon tarafından kontrol edilir. Bazı stratejik zamanlarda genomun bazı kısımları "kapatılır", diğer zamanlarda bu kısımlar "açılır". Epigenetik çalışma, bu reaksiyonları ve onları etkileyen etmenlerin araştırılmasıdır. Kısaca, genetik işlemlere sebep olacak tepkimelerin ve bu tepkimeleri kontrol eden biyokimyasal içeriğin araştırılması bilimidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- GENOM/GENOME[İng.] değil/yerine/= SOY KALITI

- GENOM SEQUENCING[İng.] değil/yerine/= GENOM DİZİLEME

- GENOTİP/GENOTYPE[İng.] değil/yerine/= SOY YAPI

- GENOTİP İLE FENOTİP İLE ÇEVRE ile/||/<> KARAKTER OLUŞUMU

( Genotip genetik yapı, fenotip gözlenen özellik, çevre ise modifiye edici faktördür. )
( Formül: F = G + E + (G×E) )

- GENOTİP ile/||/<> FENOTİP

( Genotip genetik yapı İLE fenotip gözlenen özelliktir )
( Formül: Aa İLE kahverengi göz )
( Gregor Mendel tarafından 1865 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1822-1884) (Ülke: Avusturya) (Alan: Biyoloji) (Önemli katkıları: Kalıtım yasaları, modern genetiğin kurucusu) )

- GENOTİP ile/ve/||/<>/> FENOTİP

- GENOTOKSİSİTE/GENOTOXICITY[İng.] değil/yerine/= SOY YAPI AĞULANDIRICILIK


- GENZEL ve/||/<> GENZEK

( Genizle ilgili. | Genizden çıkarılan (selen), genizsi. VE/||/<> Genizden konuşan, hımhım. )

- GEO- ile/||/<> TOP-/TOPO-/-TOPY

( Yer, toprak. İLE/||/<> Yer, yerleşim, lokalize. )

- GERDAN ile/||/<>/> GERDANLIK ile/||/<>/> GERDANİYE

( Gövdenin, omuzlarla, baş arasında kalan bölümü. | Şişmanlarda, çenenin altındaki tombulluk. İLE Çoğu değerli taş ve madenlerden ya da altın paradan yapılmış, boyna takılan takı. İLE Türk müziğinde, ince sol notasını andıran perde ve bir makam adı. )

- GERE GERE ile GEĞİRE GEĞİRE

- GEREKÇELENDİRME[İng. JUSTIFICATION] ile/||/<> ÇIKARIM[İng. INFERENCE] ile/||/<> DEGETTİERİZASYON[İng. DEGETTIERIZATION] ile/||/<> DEONTOLOJİK GEREKÇELENDİRME[İng. DEONTOLOGICAL JUSTIFICATION] ile/||/<> DİNİ EPİSTEMOLOJİ[İng. RELIGIOUS EPISTEMOLOGY] ile/||/<> GERİ GİDİŞ TEZİ[İng. REGRESS ARGUMENT] ile/||/<> GÜVENİLİRCİLİK[İng. RELIABILISM] ile/||/<> İNANÇ[İng. BELIEF] ile/||/<> TEMİNAT KOŞULU[İng. WARRANT CONDITION]

( “Meşrulaştırma” gibi kullanımı çok nadiren olsa da kullanımdadır. Sait Reçber gibi hocalarımızın ise “haklı çıkarım” olarak kullandığını bildiğimiz bu kavram Gettier’in etkisiyle çağdaş epistemolojinin en tartışmalı kavramlarından biri olmuştur. Doğru inancı bilgiye dönüştüren bir unsur olarak görülen bir kavram bilgiye epistemik sorumluluk ve güvence katan bir işleve sahiptir. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ Mevcut öncüller ile varılan sonuç. Çıkarım yapmak, mevcut kanıtlarla varılan sonuçlara atıfta bulunmak için kullanılır ve akıl yürütme ile bir sonuca varma süreci olarak da ifade edilir. Doğru öncüllerden doğru çıkarımlar yapılabileceği gibi doğru öncüllerden yanlış çıkarımlar yapmak ya da yanlış öncülden doğru çıkarımlar yapmak mümkündür. @@ Gettier’in ‘Gerekçelendirilmiş İnanç Bilgi Midir?’ adlı makalesinden sonra çağdaş epistemoloji, gerekçelendirme unsuruna odaklanmıştır. Bu makalesinde Gettier, geleneksel bilgi tanımında yer alan gerekçelendirme unsurunun, doğru inancın bilgi haline gelmesinde şans faktörünü dışarıda bırakamadığına yönelik eleştiriler yapmıştır. Bu da çağdaş epistemolojide gerekçelendirmenin doğasına yönelik sorgulamalara yol açmış ve Gettier sorunu olarak bilinen problemin üzerine yoğunlaşılmasına neden olmuştur. Degettierizasyon ise Gettier’in ortaya koyduğu problemin çözülmesi ve gerekçelendirme unsurunu sağlamlaştırma çabasını ifade etmektedir. @@ Epistemik olmayan gerekçelendirme türleri arasında yer alan deontolojik gerekçelendirme, çoğunlukla geleneksel epistemolojide kullanılsa da çağdaş epistemolojideki düşünürler tarafından da kullanılmıştır. Deontolojik gerekçelendirme, öznenin, bir önermeye inanma yükümlülüğünü ifade etmektedir. Bu da gerekçelendirmenin, normatif bir unsur olduğu anlamına gelmektedir. Başka bir deyişle öznenin, p önermesinin doğruluğuna inanması için yeterli ve geçerli kanıtlara sahipse bu önermeye inanması onun için bir yükümlülük haline gelmektedir. Öznenin p önermesine inanması, ahlaki bir yükümlülük olmaktadır. Dolayısıyla deontolojik gerekçelendirme, normatif unsurlara dayanmaktadır. Çağdaş epistemolojide deontolojik gerekçelendirmeye yönelik tutumlar, içselcilik ve dışsalcılık yaklaşımları altında çeşitlilik göstermektedir. Örneğin dışsalcı yaklaşım altında kuramlarını sınıflandırdığımız Goldman ve Plantinga gibi isimler, gerekçelendirme kavramının normatif özelliğinden kaçınmak adına teminat koşulu gibi ifadeleri daha uygun bulurlar. Ancak Chisholm ve Clifford gibi içselci yaklaşıma sahip isimler ise gerekçelendirmenin normatif bir unsur olduğunu ileri sürüp öznenin, bir inanca inanma yükümlülüğü olduğunu savunurlar. Bu bağlamda deontolojik gerekçelendirmenin iki çeşidi vardır: Kanıtlanmış bir inanca inanma yükümlülüğü ile inanılan önermeye göre davranmak. Bunlardan ilki, öznenin, herkesin ulaşabileceği türden kanıtlara dayanarak bir inancın gerekçelerini ortaya koyması ve bu inanca yönelik sağlam gerekçeleri bulunduğu için inanma yükümlülüğüne tabi olması biçiminde açıklanabilir. İkincisi ise Clifford’ın yaklaşımından hareketle savunulan radikal bir deontolojik gerekçelendirme türüdür. Buna göre gerekçelendirme, yalnızca inançlara dair sağlam nedenler ortaya koymak değil, söz konusu nedenlerden hareketle inançlara göre davranmayı da gerektirir. Yani öznenin, hem inançlarının kanıtlarına inanması hem de bu kanıtların gerektirdiği biçimde davranması ahlaki bir sorumluluktur. Bu da gerekçelendirmenin normatif bir unsur olduğunu gösteren yaklaşımlardan biridir. @@ Dini inançların da diğer inançlar gibi aynı epistemik statüye sahip olduğunu savunan dini epistemoloji, dini inançların rasyonelliğini gösterme çabasından çok bu inançlarında rasyonel olarak tartışılabileceği bir alandır. Dini Epistemoloji’nin en ünlü savunucularından biri Plantinga ve Swinburne’dur. Bu yaklaşım özünde Delilciliğe bir tepki niteliği taşır ve kökenleri John Calvin, Herman Bavinck ve Karl Barth gibi isimlerle ilişkilendirilir. Dini Epistemolojiyi, Reformcu Epistemoloji ile karıştırmamak önemlidir. Reformcu Epistemoloji’yi Dini Epistemoloji’nin alt alanı olarak görmek mümkündür., önermesel bir delile ihtiyacımız olmak zorunda değildir.” Reformist epistemoloji, delilcilik (evidentialism) ve klasik temelselcilik (classical foundationalism) yaklaşımlarına ateşli bir karşı çıkışa işaret eder ve bu sorulara Reformist Epistemoloji en temelde şöyle cevap verir; “Teistik inancın gerekçelendirilmesinde önermesel bir delile ihtiyacımız olmak zorunda değildir.” Birçok dini ve reformcu epistemolog için Tanrı inancı; rasyoneldir, gerekçelendirilebilir, epistemik olarak temeldir, gerekçelendirme için temeldir. Konuya dair şu, şu, şu, ve şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ Geri gidiş tezi, bir inancın gerekçelendirmesinin bir başka inanca dayanması nedeniyle sonsuza kadar geri gidebileceğini ileri süren kuşkucu yaklaşıma yönelik, temele güvenilir bir inanç koyarak bu gerilemeyi durdurmak anlamına gelmektedir. Descartes’tan bu yana temelciliğin esas noktası olan temel inançlar, kendinden gerekçeli ve doğruluğu başka bir inanca dayanmayan inançlar oldukları için, gerekçelendirmenin sonsuz geriye gidiş problemine bir çözüm olarak ileri sürülmüştür. Tüm inançlar, söz konusu temel inançlardan çıkarım yoluyla elde edilir. Böylelikle kuşkuculuğun sonsuz geriye gidiş eleştirilerine yönelik bir çözüm olarak temel inançları ortaya koyan temelciliğe göre, gerekçelendirme sonsuza kadar geriye gidemez. Çünkü her inanç, en nihayetinde, temel bir inançtan çıkarımla elde edilmiştir. Bir inancın temel inanç olması ise başka inançlara dayanmaksızın kendinden gerekçeli olması anlamına gelmektedir. Söz konusu geriye gidiş, temel inançlara ulaşıncaya dek devam etmektedir. Geri gidiş tezini benimsemiş olan temelciliğe yöneltilen itirazlar, temel inançların mahiyetine ilişkin olmakla birlikte, epistemik gerileme argümanı ve kavramsal gerileme argümanı olarak iki biçimde ifade edilebilir. (Ayrıntılı bilgi için bkz: Richard Fumerton, Gerekçelendirme Teorileri, Çev. Ayşenur Üngür Tabur.) @@ Dışsalcılığın ılımlı bir türü olan güvenilircilik, epistemik gerekçelendirme sorununa çözüm olarak ortaya atılan bir kuramdır. Bu kuram, bilme araçlarından hareketle elde ettiğimiz inançların, oluşturulma süreçlerinin güvenilirliğine odaklanır ve bilginin, bu sürecin güvenilirliği neticesinde meydana geldiğini ileri sürmektedir. Güvenilir süreçler, epistemik öznenin doğru inanç oluşturması için gerekli olan esas koşuldur. Söz konusu süreçlere özellikle duyum ve algıyı ekleyen güvenilircilik; dış koşulların uygun olması, olguların ve önceki inançların şu an oluşturulan inançla olan sebebe dayalı ilişkisinin sekteye uğramaması ve mantıksal çıkarım gibi koşulların da sürecin güvenilirliğinde önemli bir rol oynadığını ileri sürmektedir. Güvenilirciliğin dışsalcı olmasının nedeni, öznenin, güvenilir süreçleri farkında olmasını ya da bu süreçlere bilişsel erişimin olmasını gerekli görmemesidir. Burada önemli olan nokta, güvenilirliğin kendisidir. Ilımlı olmasının nedeni ise hem dışsal koşulları hem de öznenin bilişsel yetilerinin güvenilirliğini dikkate almasından kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle güvenilircilik, zihinsel faaliyetleri tamamen saf dışı bırakmamakla birlikte, bir inancı teminat altına alınmasını sağlayabilecek asıl unsurların dışsal koşullarda aranması gerektiğini ileri sürmektedir. Güvenilirciliğin kayda değer temsilcilerinden biri olan Alvin I. Goldman, ‘Gerekçelendirilmiş İnanç Nedir?’ ve ‘Bilgide Sebebe Dayanma Koşulu’ adlı makalelerinde, kuramın ana hatlarını belirtmiştir. Bu doğrultuda güvenilircilik, iki farklı teminat koşulu ortaya koymuştur: Sürecin güvenilirliği (Bkz: Güvenilirlik) ve sebebe dayanma. Sebebe dayanma koşulu, bilgiyi, ‘sebebe dayalı olarak gerekçelendirilmiş doğru inanç’ olarak tanımlar ve sınırlar. Goldman’a göre uygun sebebe dayalı süreçler, öznenin duyum, algı, çıkarım yapma, daha önceki inançları arasında değerlendirme yapma ve hatırlama gibi içsel durumların birbiriyle olan ilişkisini ifade etmektedir. Yani öznenin, fizik nesneleri duyumsarken ya da algılarken oluşturduğu inançları ile bu inançların oluşturulduğu kaynak olan fizik nesne arasındaki uyumluluk, uygun sebebe dayalı süreçlerden meydana gelmiştir. Dolayısıyla özne, söz konusu süreçlerin güvenilir olduğuna karar verirken yalnızca o anki deneyiminden değil, geçmiş deneyimlerinden de yararlanarak sürecin güvenilirliğini denetler. Söz konusu iki farklı teminat koşulu, birbirinden bağımsız olmanın aksine beraber çalıştıkları sürece bilginin meydana gelmesine olanak sağlamaktadır. O halde güvenilirciliğin ana hatları: Olgu ile inanç arasındaki karşılıklı ilişki, önceki inançlar ile sonraki inançlar arasında sebebe dayalı bir ilişki, inançları oluştururken güvenilir süreçlere dayanmak, inancı teminat altına alacak olan unsurların özenin dışında olması ve söz konusu sebebe dayanma koşulunu doğru bir biçimde yeniden inşa etme süreci olarak sıralayabiliriz. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ “Gerekçelendirilmiş doğru inanç” şeklindeki geleneksel üç parçalı bilgi tanımımızdaki inanç unsuru bilgi içerisindeki öznel ve psikoloji-zihin temelli unsura işaret eder. Burada inanç ifadesinden kastımız, kabul etmekle eşdeğerdir. S kişisinin, Q’ya inanması demek S’in Q’yu kabul ettiği anlamına gelir. Örneğin, elimi ileri ve yukarı doğru kaldırıp elimdeki kalemi bırakmayı planlıyorum. Bu durumda hem kalemin düşeceğine inanırım hem de düşeceğini kabul ederim. Türkçe’de inanma farklı anlam çağrışımlarına sebep olduğu için, inancı salt dini anlamda ya da dayanak sahibi olmaksızın kabul etme anlamında kullanmadığımızı belirtmek isteriz; kast ettiğimiz şey iman (faith) değildir. Diğer yandan, inanç kavramına dair önermesel olmayan inanç türünü işaret etmediğimizi eklemek isteriz; burada inanç derken önermesel olan ve kabule dayanan bir zihin halinden söz ediyoruz. Örneğin “Dünyanın düz olduğuna inanmıyorum.” ile “Dünyanın düz olduğunu kabul etmiyorum.” ifadeleri buradaki inanç tanımına göre eşdeğerdir. Böylece öznenin bir önermenin doğruluğunu tasdik etmeye dairi zihinsel durumuna inanç ya da kabul, bilgiye dair söz konusu koşula da İnanç/Kabul Koşulu ismini verebiliriz. Epistemoloji tarihinde birçok düşünür için inancın bilgiye kıyasla daha alt bir zihinsel durum biçimi olarak görüldüğünü eklemekte fayda var. Çünkü bilginin salt inanç sahipliğine kıyasla sahip olunması daha iyi ve tercih edilebilir olduğu kabul edilir. Önermesel inanç, bir önermenin içeriğinin doğruluğunu kabul etmeye dayanır. “İstanbul’daki seçimleri X’in kazanacağına inanıyorum.” ifadesinde, önermenin içeriğinin doğruluğuna inanmayı kast ediyoruz. Aynı zamanda, bu inanca yönelmemizde seçim anketleri, medyadaki etki ya da genel kamuoyu gibi bazı nedenler etkili olabilir. Kanıt ya da bilme araçlarının güvenilirliğine bağlı olarak inancı oluşturan koşullardaki değişim, inanç seviyesini de değiştirebilir. Diğer yandan, S’nin Q olduğunu bilmesi, S’nin Q olduğuna inanmasının bir türüyse; bu türü bizzat inancın kendisinden nasıl ayıracağız? S’in Q’ya dair sahip olduğu inançların doğru olması tek başına yeterli değildir. S kişisinin Q’ya dair doğru inancını oluştururken bu inancını gerekçelendirme biçimi, S’in Q’ya dair sahip olduğu bilgi için temeldir. @@ Teminat koşulu, bildiğini bilmeyi (knowing that one knows) sağlayan ve gerekçelendirmenin normatif anlamı nedeniyle dışsalcılar tarafından bir alternatif olarak sunulan dördüncü koşuldur. Dördüncü koşul, gerekçelendirmenin şans faktörünü engelleyememesi açısından bilgiyi koruma altına alacak olan koşul olarak düşünülmüştür. Bu bağlamda teminat koşulu, bir degettierizasyon çabası olarak karşımıza çıkmaktadır. Yani teminat koşulu ile amaçlanan şey, gerekçelendirmeyi sınırlamak ve bilginin üç koşulunun yetmediği durumlarda bilgiden emin olmayı sağlamaktır. Çağdaş epistemolojideki gerekçelendirme kuramlarını, dördüncü koşul üzerinden tanımlamak mümkündür. Örneğin içselcilik, geleneksel gerekçelendirme koşulunu benimseyerek öznenin bilişsel yetileri doğrultusunda teminat koşulunu ele alır. Başka bir ifadeyle içselcilik, epistemik öznenin bildiğinden emin olmasını sağlayacak unsurların, yine epistemik öznenin zihninde bulunacağını ve öznenin bu unsurlara erişimi olduğunu savunmaktadır. Bu doğrultuda teminat koşulunu sağlayan dördüncü koşullar; sarsılmazlık, sağlam dayanaklar, doğruluğa götüren nedenler ve olması gerektiği gibi çalışan bilişsel yetiler olarak sıralanabilir. Dışsalcıların teminat koşuluna yaklaşımı ise daha farklıdır. Gerekçelendirmenin normatif anlamından uzaklaşmak isteyen dışscalcılar, dördüncü koşul için teminat/güvence (warrant) ya da güvenilirlik unsurlarını gerekli görmüşlerdir. Örneğin Plantinga’nın uygun işlevselcilik kuramına göre teminat koşulu; epistemik öznenin bilişsel yetilerinin uygun çalışıyor olmasına ve bilişsel yetilerin uygun çalışması için uygun bir çevrenin olmasına dayanmaktadır. Burada önemli olan nokta, inançların kanıtlarının ya da gerekçelerinin zihnin dışında aranması ve inançlar ile olgu durumları arasında uyumluluk olmasıdır. Dolayısıyla içselcilerin teminat koşulunu epistemik öznenin zihninde aramasından farklı olarak dışsalcılar dördüncü koşulu, dışsal süreçlerin uygunluğuna ve güvenilirliğine dayandırmışlardır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- GEREKLİLİK ile/ve/||/<>/> YARAR

- GEREKSİNİM ile/ve/||/<> ÇÖZÜMSÜZLÜK/ÇARESİZLİK

- GEREKSİNİM ile/ve GEREKLİLİK

( Gereksiniminiz olduğuna inandıklarınız, gereksiniminiz olanlar değildir. )
( Eğer gereksiniminiz olmayanları istemezseniz gereksiniminiz olan şeyler size gelecektir. )
( Kendiniz olmaktan başka hiçbir şeye gereksiniminiz yok. )
( Gereksiniminiz olan her şey, sizin içinizde. )

- GERGİNLİĞİN BÖLGELERİNDE:
BOYUN
ile/ve/||/<> OMUZ ile/ve/||/<> ÜST SIRT ile/ve/||/<> ORTA SIRT ile/ve/||/<> ALT SIRT ile/ve/||/<> MİDE

( [psikolojik nedenleri] "Kendini tanımlamada korku ve bastırılmışlık." İLE/VE/||/<> "Zorunluluk ve sorumluluk." İLE/VE/||/<> "Üzüntü, keder." İLE/VE/||/<> "Güvensizlik ve güçsüzlük." İLE/VE/||/<> "Utanç, suçluluk, değersizlik." İLE/VE/||/<> "Duyguları yönetmede yetersizlik." )

- GERGİN/LİK ile/ve/değil/||/<>/< SIKI/LIK


- GERİ" ile/ve/değil/||/<> ZAYIF

- GERİLİM[İng. VOLTAGE] ile/||/<> ELEKTRİKSEL GÜÇ[İng. ELECTRIC POWER] ile/||/<> ELEKTROSİT[İng. ELECTROCYTE] ile/||/<> GİRAZ ile/||/<> JOULE ile/||/<> POTANSİYEL ENERJİ[İng. POTENTIAL ENERGY] ile/||/<> VOLT

( Bir elektrik devresinde iki nokta arasındaki elektriksel potansiyel fark. Bir iletken boyunca yük taşıyan elektriksel enerjinin, birim yük başına düşen iş miktarını ifade eder. Gerilim, elektriksel alanın bir sonucu olarak, pozitif ve negatif yükler arasındaki potansiyel enerji farkını gösterir. Birimi volt (V) olup, bu birim uluslararası birim sisteminde (SI) enerji birimi olan joule'ün coulomb başına düşen değeri olarak tanımlanır (1 V = 1 J/C). Elektriksel devrelerde gerilim, devre elemanlarının enerji transferini ve akımın yönünü belirleyen temel parametrelerden biri. @@ Akım şiddeti ile gerilimin çarpımına eşit olan ve elektrik enerjisinin ısı, ışık, mekanik, ses gibi başka enerji biçimlerine dönüşümünü belirten fiziksel büyüklük. Elektriksel gücün SI birimi Watt'tır. @@ Elektrikli balıklarda, her biri düşük gerilim üreten çok sayıdaki elektrik sağlayan elementlerden oluşan elektrik organında bulunan kas ya da sinir gözesi. 5.000 kadar elektrosit, 500 wattlık elektrik üretebilir. Volt bazında ise her bir gözenin 0.5 ila 1.5 volt arası elektrik potansiyeli yarattığı bilinmekte. @@ DNA replikasyonu sırasında süper burulmanın sebep olduğu moleküler gerilimi düşürmek için görev yapan bakterisel DNA topoizomerazlardan bir tanesidir. DNA giraz üretilir, kapatılır ve çift sarmal kırılır. @@ Uluslararası Birimler Sistemi'nde (SI) iş ve enerjinin birimi olup 1 ohm'luk dirençten geçen 1 amperlik akımın 1 saniyede tükettiği enerjiye eş değer ısı miktarı ya da 1 Newton'lık kuvvetin bir cismi kendi doğrultusunda 1 metre ötelemesi ile yaptığı iştir. @@ Potansiyel enerji, bir cismin ya da sistemin konumundan ötürü sahip olduğu enerji türüdür. Yani bir cisim hareket etmediği halde sadece konumundan ötürü iş yapabiliyorsa bu cismin potansiyel enerjisi vardır diyebiliriz. Örneğin barajlarda biriken su, yükseğe kaldırılan cisim, sıkıştırılan yay ve elektrik yükleri potansiyel enerjiye sahiptir. Ayrıca potansiyel enerji, cisimlerde pek çok biçimde depolanabilir. Mesela bir yayı sıkıştırdığımızda yayda esneklik potansiyel enerjisi birikir, yayı serbest bıraktığımızda ise bu potansiyel enerji kinetik enerjiye dönüşecektir. Yine aynı biçimde elektriksel yüke sahip parçacıklar elektrik alan içerisindeki konumlarına bağlı olarak elektriksel potansiyel enerjiye sahiptir. Potansiyel enerjinin SI birimi Joule'dür. Ayrıca potansiyel enerji U ya da Ep ile gösterilir. @@ Uluslararası Birimler Sistemi'nde (SI) potansiyel farkın (gerilimin) birimidir. Volt, aynı zamanda elektromotor kuvvetin de birimidir. Gerilimin birimi olan volt, adını İtalyan fizikçi Alessandro Volta'dan almaktadır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- GERİLME ile GERİNME

- GERİNME ile KASILMA

- GERİYATRİ/GERIATRICS[İng.] değil/yerine/= YAŞLILIK BİLİMİ

- GERİYATRİK/GERIATRIC[İng.] değil/yerine/= YAŞLI | YAŞLILIKLA İLGILİ/İLİŞKİLİ

- GERİZEKÂLI değil/yerine/>< GEZİ ZEKÂLI