Dokuz(9) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 24.779 başlık/FaRk ile birlikte,
24.779 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(65/101)
- MURÇ = KARABİBER
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- MURDAR/LIK ile MURDARİLİK
- MÜREKKEPBALIĞI ve/||/<> GELİNCİK ve/||/<> SALYANGOZ
( Avlarını, hipnoz ederek de avlayabilirler. )
- MÜRSEL[< RESEL] değil/yerine/= GÖNDERİLMİŞ, YOLLANMIŞ, İRSÂL EDİLMİŞ | PEYGAMBER
- MÜRŞİD-İ KÂMİL KUCAĞINDA:
ARSLAN ve/<> CEYLAN
- MÜRUR ile MÜRUR TEZKERESİ
- MÜRÛR-İ ZAMAN[Ar.] değil/yerine/= ZAMANAŞIMI/SÜREAŞIMI
- MÜRÜVVET[< MER] değil/yerine/= KUTSEVİNÇ İNSÂNİYET, MERTLİK, YİĞİTLİK | CÖMERTLİK, İYİLİKSEVERLİK
- MUSA ve MAYMONIDES ve LEVINAS
( ... VE "II. Musa." VE !"III. Musa." )
- MÜŞABEHET[Ar.] değil/yerine/= BENZERLİK/BENZEŞLİK
- MÜSÂBIK[Ar. < SEBK] değil/yerine/= YARIŞMACI
- MUSÂFAHA[Ar. < SAFH] ile/ve/||/+/<>/< EL SIKIŞMA, TOKALAŞMA
- MÜŞÂHEDÂT ile/ve VİCDAN
( Duyuların dışa yönelik olması. İLE/VE Duyuların içe yönelik olması. İç duyuların kendini gözlemlemesi. )
- MÜSAHHİH[Ar.] ile DÜZELTİCİ/DÜZELTMEN
- MÜSAİTİNİZ" (VARSA/OLURSA) değil MÜSÂDENİZ (VARSA/OLURSA)
- MÜSÂLAHA[Ar. < SULH | çoğ. MÜSÂLAHÂT] ile MÜSÂLEME(T)[Ar. < SİLM]
( Barışma, uzlaşma. | Barış, güvenlik. İLE Barış içinde olma, barışlık, barışıklık. )
- MUŞAMBALAŞMAK ile MUŞAMBA ile MUŞAMBALI ile MUŞAMBASIZ
- MÜŞÂREKET[Ar.] değil/yerine/= İŞTEŞ
( RECIPROCAL )
- MÜŞAREKET ile MÜŞAREKET FİİLİ
- MÜSÂVÂT ile/ve/> MUTÂBAKAT["MÜTÂBAKAT" değil!]
- MÜSEBBİHİ değil MÜSEBBİBİ
- MÜSELLESE[Ar.] ile MÜSELLESÎ[Ar.]
( Oksijen, hidrojen ve karbondan olan. İLE Üçgen biçiminde olan, müselles. )
- MÜSELLES-İ MÜTESÂVİYÜ'L-ADLÂ değil/yerine/= EŞKENAR ÜÇGEN
- MÜŞKİLÂT[< MÜŞKİL] ile GÜÇLÜKLER, ZORLUKLAR
( GÜÇLÜKLER, ZORLUKLAR )
- MUSCOVITE[İng.] / MUSCOVITE[Fr.] / MUSKOVIT, WEISSER GLIMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= MUSKOVİT
- MUSLUK ile MUSLUKLU ile MUSLUKÇU/LUK ile MUSLUKSUZ
- MÜSLÜMAN ile HRİSTİYAN
( Abdestini alan. İLE Abdesti aldıran. )
- MUSON RÜZGÂRLARI ile MELTEM RÜZGÂRLARI
( Benzerlikleri devirli olmalarıdır. )
- MUSTAFA KEMAL/ATATÜRK ile/ve/||/<>/< KÂZIM KARABEKİR
- MUSTAFA RÂKIM'IN:
NESNELERE NAKŞI ile/ve/değil CAMİLERDEKİ NAKŞI
( Kendini özellikle camilerdeki yapıtlarında göstermiştir. )
( Tuğralardaki milad. )
- MÜSTA'Fİ[Ar. < AFV] ile MÜSTAGFİR[Ar. < GUFRÂN]
( İstifa eden, işinden kendi isteğiyle ayrılarına. | Suçunun bağışlanmasını isteyen. İLE İstiğfar eden, günahlarının bağışlanmasını Allah'tan dileyen. )
- MÜSTAĞRAK[< GARK]:
BATMIŞ -<
- MÜSTAĞRAK[Ar. < GARK] ile MÜSTAGRIK[Ar. < GARK]
( Batmış. İLE Gark olmuş, dalmış, daldırılmış, batmış. | Kendini bilmeyecek derecede dalgın, düşüngen. )
- MÜSTAHAKK[Ar. < HAKK]["MÜSTEHAK/MÜSTEHAKKINI VERMEK" değil!]/MÜSTAHİKK[aslı!] değil/yerine/= KARŞILIĞINI BULMUŞ (HAK ETMİŞ)
- MÜSTAHBER[Ar. < HABER | çoğ. MÜSTAHBERÂT] ile MÜSTAHBİR[Ar. < HABER]
( Haber alınmış, duyulmuş, işitilmiş, istihbâr olunmuş. İLE Haber alan, duyan, işiten, istihbâr eden. )
- MÜSTAHDEM/HADEME[Ar.] değil/yerine/= HİZMETLİ
- MÜSTAHDES[Ar.] ile MÜSTAHDİS[Ar.]
( Yeni bulunmuş, yeni ortaya atılmış. İLE Yeni bir şey bulan/bulucu. )
- MÜSTAHFAZ[Ar. < HIFZ | çoğ. MÜSTAHFAZÎN] ile MÜSTAHFİZ[Ar. < HIFZ]
( Koruyan, hıfz eden. | [Tanzîmat'tan sonra] Kırk yaşını aşmış olan yurttaşların ve -muvazzaf ve rediflikten sonraki- askerlik hizmeti. İLE Koruyan, koruyucu. )
- MÜSTAHİKK[< HAKK] ile ...
( HAK ETMİŞ, HAK KAZANMIŞ, LÂYIK )
- MÜSTAHKEM[Ar. < HÜKM] ile MÜSTAHKİM[Ar. < HÜKM]
( Sağlamlaştırılmış, sağlam, istihkâm edilmiş, istihkâmlı. İLE Sağlamlaştıran, istihkâm eden. )
- MÜSTAHKEM ile MÜSTAHKEM MEVKİ
- MÜSTAHLEB[Ar. < HALB] ile MÜSTAHLİB[Ar. < HALB] ile MÜSTAHLİB[Ar. < HALB]
( Beyaz ve sübye tarzında yapılmış olan ilâç. | Sübye.[Fr. ÉMULSION] İLE Tırmalayan, istihlâb eden. İLE Sağan, istihlâb eden. )
- MÜSTAHLEF[< HALEF] ile ...
( İSTİHLÂF EDİLMİŞ, KENDİ YERİNE GEÇİRİLMİŞ, BAŞKASININ YERİNE KONMUŞ, HİLÂFET ALMIŞ )
- MÜSTAHLEF[Ar. < HALEF] ile MÜSTAHLİF[Ar. < HALEF]
( Kendi yerine geçirilmiş, başkasının yerine konulmuş, istihlâf edilmiş. İLE Kendi yerine geçiren, başkasının yerine koyan, istihlâf eden. )
- MÜSTAHMİL[Ar. < HAML] ile MÜSTA'MİL[Ar. < AMEL]
( Yüklenen, istihmâl eden. İLE Kullanan, isti'mâl eden. )
- MÜSTAHREC[Ar. < HURÛC] ile MÜSTAHRİC[Ar. < HURÛC]
( Çıkarılmış, bir şeyden çıkarılmış, alınmış, bir kitaptan alınmış, istihrâç edilmiş. İLE Çıkaran, istihrâc eden. | Simgeden, anlam çıkarma gücünde olan. )
- MÜSTAHRET ile ...
( ARAPLAŞMIŞ )
- MÜSTAHSAL[Ar. < HÂSIL | çoğ. MÜSTAHSALÂT] ile MÜSTAHSİL[Ar. < HÂSIL | çoğ. MÜSTAHSİLÎN]
( Yetiştirilmiş, üretilmiş, hâsıl olmuş, istihsâl edilmiş. İLE Yetiştiren, yetiştirici, üretici, istihsâl eden, husûle getiren. )
- MÜSTAHSİL[Ar. < HÂSIL | çoğ. MÜSTAHSİLÎN] ile MÜSTAHSİR[Ar.]
( Yetiştiren, yetiştirici, üretici, istihsâl eden, husûle getiren. İLE Yorulup halsiz düşen. )
- MÜSTAHSİL[< HÂSIL] değil/yerine/= YETİŞTİREN, YETİŞTİRİCİ, ÜRETİCİ
- MÜSTAHZAR[Ar. < HUZUR] ile/ve/||/<>/>/< MÜSTAHZIR[Ar.]
( Hazırlanmış, huzura getirilmiş, istihzar edilmiş. | Zihinde tutulmuş. İLE/VE/||/<>/>/< Hazırlayan, istihzar eden. )
- MÜSTAİT[Ar.] değil/yerine/= DOĞUŞTAN YETENEKLİ
- MÜSTAKARR[< KARÂR]/KARARGÂH[Ar. KARAR + Fars. GÂH] değil/yerine/= YERLEŞİLEN, DURULAN YER
( KARARGÂH: Bir birlik ya da kurumun, kumandan ile yardımcı şube ve bölümlerinden oluşan kuruluş. | Ordunun uzun bir süre ya da geçici olarak konakladığı yer. | Durulan ya da kalınan yer. )
- MÜSTAKBEL[Ar. < KABL] değil/yerine/= GELECEK
( KARŞILANAN | ÖNDE BULUNAN, İLERİDEKİ, GELECEK )
- MÜSTAKBEL[Ar. < KABL] ile MÜSTAHKİM[Ar. < KABL | çoğ. MÜSTAKBİLÎN]
( Karşılanan, istikbal edilen. | Önde bulunan, ilerideki, gelecek. | Gelecek zaman, istikbal sîgası. İLE Karşılayan, istikbâl eden. | Kıbleye dönen. )
- MÜSTAKBEL değil/yerine/= GELECEKTEKİ
- MÜSTAKÎL[Ar.] ile MÜSTAKİLL[Ar. < KILLET]
( Pazarlığın bozulmasını isteyen. İLE Başlı başına, kendi başına, kendin kendine, ayrıca, bağımsız. )
- MÜSTAKİLL[< KILLET] ile/ve/||/<> HÜR
( Başlı başına, kendi başına, kendin kendine, ayrıca, bağımsız. İLE/VE/||/<> Özgür. )
- MÜSTAKİLL[Ar. < KILLET] değil/yerine/= BAĞIMSIZ
( BAŞLI BAŞINA, KENDİ BAŞINA, KENDİ KENDİNE, AYRICA, BAĞIMSIZ )
- MUŞTALAMAK değil MUŞTULAMAK
( Muşta ile vurma. DEĞİL Sevinilecek bir işin, olayın vb. olduğunu, birine haber vermek, müjdelemek. )
- MÜSTANTİK[Ar.] değil/yerine/= SORGU YARGICI/HAKİMİ
- MUSTARİP ile MÜTEESSİR
( Acı çeken. İLE Kederli, hüzünlü, üzüntülü. | Birinin acısıyla acılanan. | Etkilenen. )
- MÜSTAS'AB[Ar. < SA'B] ile MÜSTASHAB[Ar. < SOHBET]
( Zor, güç olan, zor iş. İLE Yanında arkadaş olarak bulundurulan. )
- MÜSTASHAB[Ar. < SOHBET] ile MÜSTASHİB[Ar. < SOHBET]
( Yanında arkadaş olarak bulundurulan. İLE Yanına alan, beraber olunan, istishâb eden. )
- MÜSTASVEB[Ar. < SAVÂB] ile MÜSTASVİB[Ar. < SAVÂB]
( Doğru, mâkul, savap görülmüş, istisvâb edilmiş. İLE Doğru, mâkul, savap gören, istisvâb eden. )
- MÜSTAVZI'[Ar.] ile MÜSTAVZİH[Ar. < VUZÛH]
( Pazarlık eden. İLE Açıklama isteyen, istîzah eden. )
- MÜSTAZHİR[Ar. < ZAHR] ile MÜSTAZÎ[Ar. < ZİYÂ]
( Dayanan, arka veren, istizhâr eden. İLE Işık alan, ışıklanan, ışıklı. | İyi, âlâ, makbul. )
- MÜSTAZRAF[Ar. < ZARF] ile MÜSTAZRIF[Ar. < ZARF]
( İçine almış, etrafı kuşatılmış. İLE İçine alan, etrâfını kuşatan, kuşatmış olan. )
- MÜSTEBDEL[Ar. < BEDEL] ile MÜSTEBDİL[Ar. < BEDEL]
( Değiştirilmiş, istibdâl edilmiş. İLE Değiştiren, istibdâl eden. )
- MÜSTEBHİR[Ar. < BAHR] ile MÜSTEBİ[Ar.]
( Deniz gibi geniş olan kişi, istibhâr eden. İLE Esir eden. )
- MÜSTEB'İD[Ar. < BU'D] ile MÜSTEBİDD[Ar. < İSTİBDÂD]
( Uzak gören, uzak sayan. İLE Hükmü altında bulunanlara, söz hakkı ve hareket rahatlığı vermeyen, istibdâdda bulunan, despot. )
- MÜSTEBİK[Ar.] ile MÜSTEBKİ[Ar. < BEKÂ]
( Yarışa çıkan, istibak eden. İLE Sürekli/kalıcı, bâki olmasını isteyen. )
- MUSTEBSIR[Ar.] ile BASÎR[Ar.]
- MÜSTE'CHİL[Ar. < CEHL] ile MÜSTE'CİR[Ar. < ECR | çoğ. MÜSTE'CİRÎN]
( Bilgisiz/cahil sayan. İLE Kira ile tutan, isticâr eden. | Kiracı. )
- MÜSTE'CİR[Ar. < ECR | çoğ. MÜSTE'CİRÎN] ile MÜSTECÎR[Ar. < CİVÂR]
( Kira ile tutan, isticâr eden. | Kiracı. İLE Aman dileyen, koruma bekleyen, isticâre eden. )
- MÜSTEDELL[Ar. < DELÂLET] ile MÜSTEDİLL[Ar. < DELÂLET]
( Bir kanıt ile ispat edilmiş, istidlâl olunmuş. İLE Kanıt ile ispat edilen. )
- MÜSTEDREK[Ar. < DERK] ile MÜSTEDRİK[Ar. < DERK]
( Arapça'da, bir ölçü/vezin. İLE Anlamak isteyen, istidrâk eden. )
- MÜSTEFHEM[Ar. < FEHM] ile MÜSTEFHİM[Ar. < FEHM]
( Anlaşılan. İLE Anlamak isteyen, soran. )
- MÜSTEFTÎ[Ar. < FETVÂ] ile MÜSTEFTİH[Ar. < FETH]
( Müftüden fetvâ isteyen. | Bir müşkülün halini, çözülmesini isteyen. İLE Açan, başlayan, istiftâh eden. )
- MÜSTEHABB[< HUBB] ile ...
( Sevilen, beğenilen. | Farz ve vâcibden başka olarak sevap kazanılan iş. | Hz. Muhammed'in, bazen işleyip bazen terk ettiği güzel iş. )
- MÜSTEHÂS[Ar. < HAVS] ile MÜSTEHÂZA[Ar.]
( Toprak altında saklı bulunan. İLE Aybaşı gören kadın. )
- MÜSTEHCEN[Ar. < HÜCNET] ile MÜSTEHCİN[Ar. < HÜCNET]
( Açık açık, edepsizce, istihcân edilmiş. İLE Çirkin, kötü, kötü gören, istihcân eden. )
- MÜSTEHCEN[< HÜCNET] değil/yerine/= AÇIK SAÇIK
- MÜSTEHCENLEŞMEK ile MÜSTEHCEN/LİK
- MÜSTEHÎL[Ar. < HAVL | çoğ. MÜSTEHÎLÂT] ile MÜSTEHİLL[Ar. < HELÂL]
( Olanaklı ve kabil olmayan şey. | Anlamsız, saçma şey. İLE Helâllik dileyen, istihlâl eden. | Helâlleşen. )
- MÜSTE'HİR[Ar. < İSTİ'HÂR] ile MÜSTEHİLL[Ar. < ÂRİYYET]
( Olanaklı ve kabil olmayan şey. | Anlamsız, saçma şey. İLE Ödünç alan, istiâre eden. )
- MÜŞTEHİYÂT[< ŞEHVET] ile İŞTAHLILAR, İSTEKLİLER
- MÜSTEHLEK[Ar. < HELÂK] ile MÜSTEHLİK[Ar. < HELÂK]
( Yiyip içilerek tüketilmiş, bitirilen. İLE Yiyip içerek tüketen/bitiren. [Fr. CONSOMMATEUR] )
- MÜSTEHLİK[Ar. < HELÂK] değil/yerine/= TÜKETİCİ | YİYİP İÇEREK TÜKETEN, BİTİREN
- [ne yazık ki]
!MÜSTEHZÎ/SARKASTİK[İng. < SARCASTIC] değil/yerine/= ALAYCI/İĞNELEYİCİ
- MÜSTEKÂR[Ar.] değil MÜSTAKARR[Ar. < KARÂR]
( ... DEĞİL İstikrar bulunan, yerleşilen, durulan yer. | Karargâh. )
- MÜSTEKBİR ile/değil MÜTEKEBBİR
- MÜSTEKÎN[Ar.] ile MÜSTEKİNN[Ar. < KENN]
( Alçakgönüllülük gösteren. İLE Gizlenen/saklanan, istiknân eden. )
- MÜSTEKMİL[Ar. < KEMÂL] ile MÜSTEKMİN[Ar. < KEMN ve KÜMÛN]
( Tam, olgun bir duruma getiren, eksiksiz olarak bitiren, istikmâl eden. İLE Gizlenen, saklanan. )
- MÜSTEKREH[Ar. < KERÂHET | çoğ. MÜSTEKREHÂT] ile MÜSTEKRİH[Ar. < KERÂHET]
( Tiksinilen, iğrenilen, iğrenç, istikrâh edilmiş. İLE Tiksinen, iğrenen, kerîh gören, istikrâh eden. | İştah kesen. )
- MÜSTELEZZ[Ar. < LEZZET | çoğ. MÜSTELEZZÂT] ile/||/<> MÜSTELİZZ[Ar. < LEZZET]
( Lezzet alınmış, tadına varılmış. @@ Lezzet alan, tad alan, tadına varan. )
- MÜSTELZİM[Ar.] değil/yerine/= GEREKTİREN | GEREKEN/GEREKLİ OLAN
- MÜSTEMEDD ile MÜSTEMEN[Ar. < EMN] ile MÜSTEMEND[Fars.]
( Kendine yardım edilen, edilmiş olan. İLE Kendine aman verilmiş olan. | Yabancı olan. İLE Üzüntülü, kederli, hüzünlü. | Çaresiz, zavallı. | Talihsiz, mutsuz. )
- MÜŞTEMELÂT/MÜŞTEMİLÂT ile/ve/değil MEŞRÛTA
( Herhangi bir yapıya göre ayrı bir işlevi bulunan bölüm ya da yapı, eklentiler. İLE Belirli koşullarla vakfedilmiş ayrıcalıklar. İlk sahibi tarafından satılmama koşuluyla bırakılmış olan ev, tarla gibi gayrımenkul. | Hocaların, şeyhlerin, cami görevlilerinin yaşadığı/bulunduğu ev/yer. | İmâret, hastahane gibi kurumlarda çalışanların oturmaları için ayrılan lojman, odalar. )
- MÜSTEMİ'[Ar. < SEM | çoğ. MÜSTEMLÎN] ile MÜSTEMİRR[Ar. < MÜRÛR]
( Dinleyen, dinleyici, işiten, istimâ eden. | Bir okula, sadece dinleyici olarak devam eden. İLE Uzayıp giden, istimrâr eden. | Sürekli, devamlı. )
- MÜSTEMİİN[Ar. < SEM | < MÜSTEMİ] ile MÜSTE'MİN[Ar. < EMN]
( Dinleyiciler. İLE Aman dileyen, istimân eden. | Zamanında, yabancılara verilen bir unvan. | Sığınan, canını kurtarmak koşuluyla teslim olan. )
- [ne yazık ki]
!MÜSTEMLEKE[Ar.] değil/yerine/= SÖMÜRGE
- MÜSTENHİR[Ar. < NEHR] ile MÜSTENÎR[Ar. < NÛR]
( Aka aka yeri oyan, ırmak/nehir yapan. İLE Nûr, ışık alan, parlak, istinâre eden. )
- MÜSTE'NİF[Ar. < ENF] ile MÜSTENKİF[Ar. < NEKF]
( Yeniden başlayan, istinâf eden. | Bidâyet mahkemesinden[davaların ilk görüldüğü mahkeme] verilen kararı kabul etmeyip davasına, bir üst derecede bulunan başka mahkemede bakılmasını isteyen kişi. İLE Kabul etmeyen, geri duran, el çeken, çekimser, istinkâf eden. )
- MÜSTENKİF[Ar.] değil/yerine/= ÇEKİMSER
- MÜSTENKİH[Ar.] ile MÜSTENKİR[Ar.]
( Ağız koklayan. | İnceleyen, araştıran. İLE İnkâr eden. )
- MÜSTENSİH[Ar. < NESH] değil/yerine/= ÇOĞALTAN
- MÜŞTEREK[Ar.] değil/yerine/= BİRLİKTE, ORTAK/LAŞA
- MÜSTERHAM[Ar. < RAHM ve RUHUM] ile MÜSTERHİM[Ar. < RAHM]
( Yalvarılmış, yalvarılan, niyâz olunmuş, istirhâm edilmiş. İLE Yalvaran, niyâz eden, istirhâm eden. | Merhamet dileyen. )
- MÜSTERHÎ[Ar. < REHÂ] ile MÜSTERHİM[Ar. < RAHM] ile MÜSTERHİN[Ar. < REHN]
( Gevşek, sarkık, sölpük, istirhâ eden. İLE Yalvaran, niyâz eden, istirhâm eden. | Merhamet dileyen. İLE Rehin alan, rehin isteyen, istirhân eden. )
- MÜŞTERÎ[Ar. < ŞİRÂ | çoğ. MÜŞTERÎÎN] ile Müşterî/SA'D-İ EKBER[Ar.]
( Satın alan, alıcı, iştirâ eden. | Alışverişte bulunan. | İstekli. İLE Sakıt / Erendiz / Jüpiter gezegeni. )
( ... İLE Sakıt, Erendiz, Jüpiter, Mars. )
- MÜSTEŞÂR[Ar. < MEŞVERET] değil/yerine/= DANIŞILAN/DANIŞMAN
- MÜSTEŞHED[Ar. < ŞEHÂDET | çoğ. MÜSTEŞHEDÂT] ile MÜSTEŞFÎ[Ar. < ŞEHÂDET]
( Tanık olarak gösterilen, şâhit tutulan. İLE Şâhit tutan, istişhâd eden. )
- MÜSTESHİL[Ar. < SEHL] ile MÜSTESHİR[Ar.]
( Kolay sayan, istishâl eden. İLE Alay eden, istîshâr eden. )
- MÜSTEŞRİK/ORYANTALİST değil/yerine/= DOĞU BİLİCİ
- MÜSTEŞRİK[Ar.]/ŞARKİYATÇI/ORYANTALİST[Fr., İng.] değil/yerine/= DOĞUBİLİMCİ
- MÜSTEVFÂ / MÜSTEVFÎ[Ar. < VEFÂ] ile MÜSTEVFİR[Ar. < VEFR]
( Yeteri kadar, tam, dolgun, mükemmel, kâfî derecede. İLE Borçludan, alacağının tamamını alan. )
- MÜSTEYSER[Ar.] ile MÜSTEYSİR[Ar.]
( Kolaylanmış, hazır. İLE Kendine/nefsine ayıran, istîsar eden. )
- MÜSTEZİLL[Ar. < ZELÎL] ile MÜSTE'ZİN[Ar. < İZN]
( Birini, hor, hakîr, zelîl gören, istizlâl eden. İLE İzin isteyen. )
- MUŞTULAMAK ile MUŞTULANMAK ile MUŞTU/LUK ile MUŞTUCU ile MUŞTULU
- MUTAASSIP(/B)[Ar.] değil/yerine/= BAĞNAZ/AŞIRI TUTUCU
- MUTAASSIPLAŞMAK ile MUTAASSIP/LIK
- MUTAATTIL[Ar. çoğ. ATELE] ile MUTAATTIR[Ar. < ITR]
( İşsiz kalan, taattul eden. İLE Hoş koku ile koklanan, taattur eden. | Hoş koku sürünen. )
- MUTABAKAT[Ar.] ile/ve/||/<> ENTEGRASYON[İng. INTEGRATION]
- MUTABAKAT ile MUTABAKAT ZAPTI
- MUTÂBAKAT(Mantık) ile/ve TAZAMMUN ile/ve İLTİZAM
( Hakikat.(Dil) İLE Mecaz. İLE Kinâye. )
( Kuşatma. İLE/VE İçerme. )
( Kavramla nesnenin örtüşmesi. İLE/VE Bir kısmı dışarıda kalırsa. İLE/VE Bir anlamın bir kavrama bitiştirilmesi. )
( Mantık mutabakat üzerine yapılır. İLE/VE Tazammun ve iltizam ile edebiyat yapılır. )
( İnsan: Hayvan-ı Nâtık.(Kök) İLE İnsan: -Hayvan, -Nâtık.(Akıl) İLE Gerekli görme.(Çağrışım ile karıştırılmamalı) (İnsan: "İlim ve yazma kabiliyeti olandır.") )
( Vaz'i Lafzî Delâlet. )
( Vaz: Sesi anlama bitiştirme. )
- MUTAJEN ile KARSİNOJEN
( DNA'da, mutasyonlara neden olan nesneler. İLE Kansere neden olan nesneler. )
- MUTAJENİK/MUTAGENIC[İng.] değil/yerine/= GEN DEĞİŞTİRICİ
- MÜTALAA ETMEK değil/yerine/= İRDELEMEK
- MUTALLAKA[Ar.] değil/yerine/= DUL (KADIN)
( Boşanarak dul kalmış kadın. )
- MÜTAREKE[Ar.] değil/yerine/= ATEŞKES / BIRAKIŞMA
- MUTASADDI'[Ar. < SAD] ile MUTASADDIR[Ar. < SADR | çoğ. SADDIRÎN] ile MUTASADDÎ[Ar. < SADV]
( Dağılan. | Yarılıp çatlayan. İLE Baş sedire geçip oturan, baş köşeye kurulan. İLE Bir işe girişen, tasaddî eden. | Başkasına saldıran. )
- MUTASYON ile/||/<> POLİMORFİZM
( Mutasyon nadir değişim İLE polimorfizm yaygın varyant. )
( Formül: 1 den az İLE 1 den fazla )
- MUTASYON ile/||/<> VARYASYON
( Mutasyon DNA değişimi İLE varyasyon çeşitliliktir )
( Formül: Nokta mutasyon İLE boy farkı )
- MUTAT[Ar.] değil/yerine/= ALIŞILMIŞ/ALIŞILAN
- MUTAVASSIT[< VASAT] ile ...
( VÂSITA OLAN, ARACILIK EDEN, ARACI | ORTA, ORTALAMA )
- MÜTAYİT değil MÜTEAHHİT
- MUTAZACCI'[Ar.] ile MUTAZACCIR[Ar. < ZUCRET]
( Üşengeç. İLE İçi sıkılan, sıkıntılı, tazaccur eden. )
- MUTAZARRI'[Ar. < ZER | çoğ. MUTAZARRÎN] ile MUTAZARRIR/MUTAZARRİR[Ar. < ZARR, ZURR]
( Yalvarıp yakaran, tazarru' eden. İLE Zarar gören, zarara uğrayan. )
- MU'TAZIB[Ar.] ile BİRBİRİNE YARDIM EDEN
( BİRBİRİNE YARDIM EDEN )
- MÜTEADDİ ile MÜTEADDİT
- MÜTEÂDDİD[Ar. < ADED] MÜTEÂDİD[Ar.]
( Çoğalan, çok, birkaç, türlü türlü, taaddüd eden. İLE Kol kola dokunan, taâdut eden. )
- MÜTEADDİT[Ar.] değil/yerine/= ÇOK, BİRÇOK
- MÜTEAFFİFÎN[Ar. < MÜTEAFFİF] ile MÜTEAFFİN[Ar. < UFÛNET]
( İffetli, onurlu, namuslu kişiler. İLE Bozulup kötü/pis kokan, kokmuş, kokuşuk, çürük, taaffün eden. )
- MÜTEAHHİT ile/ve/<> MÜHENDİS MÜTEAHHİT ile/ve/<> MİMAR MÜTEAHHİT
- MÜTEAHHİT değil/yerine/= ÜSTENCİ
- MÜTEÂKID[Ar. < ADED] ile MÜTEAKKID[Ar. < AKD]
( Antlaşma/akid yapan iki kişiden her biri. İLE Düğümlenen, karışık, çapraşık olan, taakkud eden. )
- MÜTEALİYE[Ar.]/TRANSANDANTALİZM[İng..] değil/yerine/= DENEY ÜSTÜCÜLÜK/AŞKINCILIK
- MÜTEALLİK[< ALAKA] ile ASILI, BAĞLI, İLGİLİ, İLİŞİĞİ OLAN
( ASILI, BAĞLI, İLGİLİ, İLİŞİĞİ OLAN )
- MÜTEALLİK[Ar.] değil/yerine/= İLİŞKİN, İLGİLİ
- MÜTEÂNNİD[Ar. < İNÂD | çoğ. MÜTEANNİDÎN] ile MÜTEANNİT[Ar. < ANÎT]
( Dediğinden dönmeyen, direnen, inad/taannüd eden. İLE Yanlış arayan, şunun bunun yanlışını bulma merâkında olan, taannüt eden. )
- MÜTEASSİR[Ar. < USR] ile MÜTEAZZİR[Ar. < ÖZR]
( Güçleşen, güç, zor, çetin, teassur eden. İLE Özrü/engeli bulunan, engelli/özürlü, taazzür eden. | Olanaklı olmayan, güç, zor. )
- MÜTEÂTIF[Ar. < ATF] ile MÜTEATTIF[Ar. < ATF]
( Birbirini seven, teâtuf eden. | Kendine atfolunan, bağlanan. İLE Bağışlayan, esirgeyen, şefkat gösteren, taattuf eden. )
- MÜTEATTIS ile ...
( Aksıran. )
- MÜTEÂZIM[Ar.] ile MÜTEAZZIM[Ar. < AZAMET]
( Gözde büyüyen, göze büyük görünen, taâzum eden. İLE Benlik gösteren, büyüklük taslayan, taazzum eden. )
- MÜTEÂZZİL[Ar. < AZL] ile MÜTEAZZİR[Ar. < ÖZR]
( İşinden çıkarılmış, azledilmiş, ma'zul olan, taazzül eden. İLE Özürlü/mazeretli, özürü/mazereti bulunan, taazzür eden. )
- MÜTEBÂDİL[Ar. < BEDEL] ile MÜTEBÂDİR[Ar. < BÜDÛR]
( Birbirinin yerine geçen, tebâdül eden. | Sıra ile değişen. | [geometri] Karşılıklı. İLE Birdenbire akla gelen. | Üstün, birinci olmak için çırpınan. )
- MÜTEBAHHİR[Ar.] değil/yerine/= GENİŞ/DERİN BİLGİSİ OLAN
- MÜTEBÂLÎ[Ar.] ile MÜTEBÂLİH[Ar.]
( Birini sınayan. İLE Ebleh gibi görünen, eblehlik, bönlük tavrı takınan. )
- MÜTEBENNÎ ile ...
( Birini, oğul edinen. )
- MÜTEBENNÎ ile MÜTEBERRİ'[BÜRÛ] [TEBERRU']
( Evlat edinilen. İLE Bağışta bulunan. )
- MÜTEBERRÎ[Ar. < BERÂ' ve BERÂET] ile MÜTEBERRİ'[Ar. < BÜRÛ]
( Yüz çeviren, uzaklaşan, teberrî eden. | Kurtulmuş, gereksinimi olmayan. | Herşeyden elini, eteğini çeken, yüz çeviren. | Şiî ve Alevî'lerde hulefâ-yı râşidini sevmeyen. İLE Bağışlayan, bağışta bulunan, teberru' eden. )
- MÜTEBESSİM[< BESM] değil/yerine/= GÜLÜMSEYEN/GÜLEÇ :)
- MÜTECÂHİD[Ar. < CEHD] ile MÜTECA'İD[Ar. < CA'D]
( Çalışıp çabalayan. | Zora karşı uğraşan. İLE Kıvırcık olan, kıvrık, teca'üd eden. )
- MÜTECÂHİL ile ...
( Cahil gibi görünen, bilmemezlikten gelen, bilmez görünen, tecâhül eden. )
- MÜTECÂVİL[Ar. < CEHD] ile MÜTECÂVİR[Ar. < CİVÂR]
( Dolaşan, cevelân eden. İLE Bir civarda olan, komşu. )
- [ne yazık ki]
!MÜTECÂVİZ[Ar.] değil/yerine/= SALDIRGAN/SALDIRICI/SATAŞKAN
- MÜTECELLÎ[< CELÂ' < CELV] ile ...
( TECELLÎ EDEN, GÖRÜNEN, MEYDANA ÇIKAN | PARLAK )
- MÜTECERRİ'[< CÜR'A] değil/yerine/= YUDUMLAYARAK İÇEN
( Yudumlayarak içen, tecerrü eden. )
- MÜTECERRİD[Ar. < CERED] ile MÜTEFERRİD[Ar. < FERD | çoğ. MÜTEFERRİDÎN]
( Soyunan, çıplak olan, tecerrüd eden. | Evli olmayan. | Tek başına kalan. | Dünya işlerinden vazgeçip Allah'a yönelen. İLE Tek ve yalnız olan, eşi benzeri olmayan, teferrüd eden. )
- MÜTEDAVİL[Ar.] değil/yerine/= ÇEVRİMDE/Kİ, YÜRÜRLÜKTE, DOLAŞIMDAKİ
- MÜTEDAVİL ile MÜTEDAVİL SERMAYE
- MÜTEDELLÎ[Ar.] ile MÜTEDENNÎ[Ar. < DENÂET] ile MÜTEDERRİ'[Ar.]
( Nazlanan, tedellî eden. İLE Gerileyen, aşağılayan, tedennî eden. İLE Zırhlanan, zırh giyen. )
- MÜTEDEYYİN[Ar.]/RELIGIOUS[İng.] değil/yerine/= DİNDAR/KÖNECİL
( ILIMLI (İNSAN) | DİNDAR. | DİN İLE GÖREVLİ. | BORÇLU OLAN )
- MÜTEEHHİB ile ...
( Kendi kendini yetiştirmiş kişi. Otodidakt. )
- MÜTEEMMİL[Ar. < EMEL] ile MÜTEEMMİR[Ar.]
( Derin düşünen, dalgın, teemmül eden. İLE Âmirlenen, âmirlik eden. )
- MÜTEESSİF[Ar.] değil/yerine/= ÜZÜLEN, ACIYAN
- MÜTEESSİR[< ESR < ESÂRET] değil/yerine/= HÜZÜNLÜ, KEDERLİ, ÜZÜNTÜLÜ | BİRİNİN ACISIYLA ACILANAN | DUYGULANMIŞ
- MÜTEESSİR OLMAK değil/yerine/= ETKİLENMEK
- MÜTEETTİL ile ...
( Allah'a yönelen, tebettül eden. )
- MUTEFADDIL[Ar.] ile FÂDIL[Ar.]
- MÜTEFECCİ'[Ar.] ile MÜTEFECCİR[Ar. < FECR]
( Acıklanan, acınan, dertli olan. İLE Açılan, görünen, tefeccür eden. )
- MÜTEFEKKİR[Ar.] değil/yerine/= DÜŞÜNÜR
- MÜTEFENNİN[Ar. < FENN] değil/yerine/= TEKNİK BİLGİ SAHİBİ, FEN BİLGİNİ
- MÜTEFER'İN[Ar.] ile MÜTEFERRİ'[Ar. < FER]
( Firavunlaşan, firavun tavrı takınan, firavun kesilen. | Kibirli. İLE Bir kökten ayrılan, dal budak salan, tefeccür eden. | Bir kökle ilgili olan. )
- MÜTEFERRİ'[Ar. < FER] ile MÜTEFERRİH[Ar. < FERAH]
( Bir kökten ayrılan, dal budak salan, tefeccür eden. | Bir kökle ilgili olan. İLE İçi açılan, ferahlayan. )
- MÜTEFERRİG[Ar.] ile MÜTEFERRİK[Ar. < FARK]
( Vazgeçen, ferâgat eden. İLE Dağınık, ayrı ayrı, teferruk eden. )
- MÜTEFERRİKA ile İBRAHİM MÜTEFERRİKA
- MÜTEFERRİS[Ar. < FERÂSET] ile MÜTEFERRİŞ[Ar.] ile MÜTEFERRİZ[Ar. < FERZ]
( Anlayan, anlayışlı, sezişli, teferrüs eden. İLE Döşenen, mefrûş olan, teferrüş eden. İLE Ayrılan, teferrüz eden. )
- MÜTEFESSİH[Ar. < TEFESSÜH] ile MÜTEFESSİH[Ar. < FÜSHAT]
( Çürümüş, bozulmuş, kokmuş, tefessüh etmiş. İLE Bollaşan, genişleyen. )
- MÜTEHADDİ'[Ar. < HUD'A] ile MÜTEHADDÎ[Ar.]
( Bilerek aldanan, tahaddu' eden. İLE Çekişen, tahaddî eden. )
- MÜTEHÂLİF[Ar. < HALF] ile MÜTEHÂLİF[Ar. < HULF]
( İki düşmandan ikisine de yemin veren. İLE Birbirine uymayan, tehâlüf eden. )
- MÜTEHÂLLÎ[Ar. < HALY] ile MÜTEHÂLLÎ[Ar.]
( Süslenmiş, donanmış, tahallî etmiş. İLE Boşalan, boş kalan, tahallî eden. )
- MÜTEHÂLLİL[Ar.] ile MÜTEHÂLLÎ[Ar. < HALL]
( Bozulan, tahallül eden. | Araya giren, araya sokulan. İLE Hallolmuş, erimiş, çözülmüş, tahallül eden. )
- MÜTEHÂMİK[Ar. < HUMK] ile MÜTEHAMMİK[Ar. < HUMK]
( Kendini ahmak gösteren. İLE Ahmaklaşan, ahmak gibi davranan ya da konuşan. )
- MÜTEHANNİ[Ar.] ile MÜTEHANNİN[Ar.]
( Eğrilen, münhanî olan. İLE Çok göreceği gelen, özleyen. )
- MÜTEHARRIK[Ar. < HARK] ile MÜTEHARRİK[Ar. < HAREKET]
( Yırtılan, taharruk eden. İLE Hareket eden, kımıldayan, oynayan. | [felsefe, fizik] Hareketli, işler. )
- MÜTEHÂŞŞÎ[Ar.] ile MÜTEHÂŞŞİ'[Ar. < HAŞYET]
( Korkan, saygı ile karışık korkup çekinen, tehâşî eden. İLE Alçakgönüllü, tahaşşu' eden. )
- MÜTEHASSİS ile MÜTEESSİR
( Güzel bir duygunun etkisi altında kalmak.[Ayrıca; cansız maddelerden etkilenmede kullanılmaz!] İLE Üzüntü. )
- MÜTEHASSIS[Ar. < HUSÛS] ile MÜTEHASSİS[Ar. < HİSS]
( Bir işin bir alanını çok iyi bilen, uzman. | Sadece bir şeye ayrılmış, ayrı bir işte kullanılan. İLE Duygulanan, hislenen. )
- MÜTEHÂTİR[Ar.] ile MÜTEHÂTTÎ[Ar.]
( Birbirini yalanlayan, tekzîb eden. İLE Atlayıp geçen. | Hata işleyen, yanılan. )
- MÜTEHÂVİR[Ar.] ile MÜTEHÂVVİL[Ar. < HAVL]
( Birbiriyle konuşan, tehâvür eden. İLE Değişen, değişmiş, değişik, kararsız, tahavvül eden. | [matematik] Değişken. )
- MÜTEHAVVİL[Ar.]/PARAMETRE[Fr./İng. < PARAMETER] ile DEĞİŞKEN
( PARAMETER vs. VARIABLE )
- MÜTEHAYYİR[< HAYRET] ile ...
( HAYRETTE KALAN, ŞAŞMIŞ, ŞAŞIRMIŞ )
- MÜTEKABİL[Ar. < KABL] ile MÜTERÂDİF[Ar. < RİDF]
- MÜTEKABİL[Ar.] değil/yerine/= KARŞILIKLI
- MÜTEKÂMİL[Ar.] değil/yerine/= OLGUNLAŞMIŞ
- MÜTEKARİP[Ar.] değil/yerine/= YAKINSAK
( Tek bir noktaya doğru yönelen ışınlar, çizgiler. )
- MÜTEKÂSİF[Ar.] değil/yerine/= YOĞUNLAŞMIŞ, KOYULAŞMIŞ, DERİŞİK
- MÜTEKÂSİL[Ar. < KESEL | çoğ. MÜTEKÂSİLÎN] ile MÜTEKÂSİR[Ar. < KESRET]
( Üşenen, üşengeç, tembelce davranan, tekâsül gösteren. İLE Çoğalan, çoğalmış, çok, tekâsür eden. | Aruz ölçüsü. )
- MÜTEKASSÎ[Ar.] ile MÜTEKAŞŞİ'[Ar. < KAŞ]
( Dikkatle araştıran, tekassî eden. İLE Balgam söktüren ilaç. | Balgam çıkaran hasta. )
- MÜTEKELLİM[Ar.] ile KİLMÂNÎ[Ar.]
- MÜTELÂHHIZ[Ar.] ile MÜTELÂHIZ[Ar.]
( Ekşi bir şey yiyenin yanında ağzı sulanan, telâhhuz eden. İLE Gözucu ile birbirine bakan, telâhuz eden. )
- MÜ'TELİF[Ar. < ÜLFET] ile MUHTELİF/E[Ar. çoğ. HALEFE]
( Alışan, alışık, ülfet eden. | Uygun, denk. İLE Birbirine uymayan, birbirinin öteki ucu. | Türlü, çeşitli, çeşit çeşit. )
- MÜTEMADİYEN ile BİTEVİYE ile NAMÜTENAHİ
- MÜTEMÂLİK ile ...
( Nefsine hâkim olan, nefsine sözü geçen. )
- MÜTEMERRİD değil/yerine/= DİRENGEN
- MÜ'TEMİN[Ar.] ile MÜTEMMİM/E[Ar. < TEMÂM]
( Güvenen, emniyet eden. İLE Tamamlayan, bitiren, itmâm eden. | Tümleç, herhangi bir sözcüğün anlamını tamamlayan. | Bütünler, bütün duruma getiren. )
- MÜTEMMİM CÜZ[Arç] değil/yerine/= TAMAMLAYICI PARÇA
- MUTENA[Ar.]/MÜMTAZ[Ar.]/GÜZİDE[Fars.]/ELİT[Fr./İng. < ELITE] değil/yerine/= ÖZENİLMİŞ | SEÇİLMİŞ, SEÇKİN, BEĞENİLMİŞ, ÖNEMLİ | AYRI/ÜSTÜN
- MÜTENÂDÎ[< NİDÂ] ile BİRBİRİNİ ÇAĞIRAN, BİRBİRİNE NİDÂ EDEN
- MÜTENÂDİM[Ar.] ile SÂKÎ[< SAKY | çoğ. SUKAT]
( Bir ortamda, arkadaşlık eden, nedimlik eden, tenâdüm eden. İLE Su veren/dağıtan. | Kadeh, içki sunan. | Baldıra, ya da baldır kemiğiyle ilgili. | Kişilere, Allah sevgisi/nuru saçan kişi. )
- MÜTENAHHÎ[Ar.] ile MÜTENÂHÎ[< NİHÂYET]
( Alarga duran, bir tarafa çekilen. İLE Sona eren, biten, nihâyet bulan. | Sonsuz. )
- MÜTENAHHİM[Ar.] ile MÜTENA'İM[Ar. < Nİ'MET | çoğ. MÜTENA'İMÎN]
( Balgam çıkaran. İLE Varlık içinde ve nazlı büyüyen. )
- MÜTENÂKIS[Ar. < NOKSÂN] ile MÜTENÂKIZ[Ar. < NAKZ]
( Eksilen, gittikçe azalan, tenâkus eden. İLE Zıt olan, birbirine muhâlif, tenâkuz eden. | İkinci sözü, birinci sözüne zıt olan, uymayan. | Çelişik. )
- MÜTENASİB ile MÜTENAFİR
( Çeken. İLE İten. )
- MÜTENÂSİB[< NİSBET] ile ORAN/ORANLI, UYGUN
( UYGUN OLAN, HER BAKIMDAN BİRBİRİNE UYGUN, DENK )
- MÜTENÂSIR[Ar. < NÂSIR] ile MÜTENASSIR[Ar. < NASR] ile MÜTENÂSİR[Ar. < NESR] ile MÜTENÂSİL[Ar. < NESL]
( Yardımlaşan, birbirine yardım eden. İLE Hristiyan olan, tenassur eden. İLE Saçılan, intisâr eden. İLE Doğup büyüyen, tenâsül eden. )
- MÜTENAVİP[Ar.]/ALTERNATİF[İng.] değil/yerine/= SEÇENEK, ALMAŞIK
- MÜTENÂZIR[Ar. < NAZAR] ile MÜTENAZZIR[Ar.]
( Birbirinin karşısında bulunan, birbirine bakan, tenâzur eden. | [mat.] Bakışık, simetrik. | [kimya] Bakışık. | [toplumb.] Karşılık. İLE Düşünerek dikkatle bakan, dikkatle bakarak düşünen. )
- MÜTENEBBÎ[Ar. < NEBE] ile MÜTENEBBİH[Ar. < NÜBH]
( Peygamberlik iddiasında bulunan, peygamberlik taslayan, yalancı peygamber. İLE Uyanan, uyanık, intibâh eden. | Uslanan, aklını başına toplayan. )
- MÜTENEFFİS[Ar. < NEFES] ile MÜTENEFFİZ[Ar. < NÜFÛZ | çoğ. MÜTENEFFİZÂN]
( Soluk alan, soluyan, teneffüs eden. | Yorgunluk alan, dinlenen. İLE Sözü geçen, nüfuzlu. )
- MÜTENEKKİS ile ...
( Başaşağı olan, ters dönen, tenekküs eden kişi, canbaz. )
- MÜTENEMMİL[Ar.] ile MÜTENEMMİR[Ar.]
( Karınca gibi kaynaşan. İLE Kaplanlaşan, kaplan huylu olan. | Sert bir dille korkutan. )
- MÜTENESSİR[Ar. < NESR] ile MÜTENEŞŞİR[Ar.]
( Saçılan, tenessür eden. İLE Dağılan, yayılan, intişar eden. )
- MÜTENEVVİ[Ar. < NEV] ile MÜTENEVVİH[Ar. < NEVHA] ile MÜTENEVVİR[Ar. < NÛR]
( Türlü, çeşitli, çeşit çeşit, değişik, nevîlenen, tenevvü eden. İLE Ağlayan, feryâd eden, tenevvüh eden. İLE Parlayan, nurlanan, tenevvür eden. )
- MÜTENEZZİH ile ...
( Gezintiye çıkan, gezip eğlenen, tenezzüh eden. | Temize çıkan, aklanan. )
- MÜTERÂDİF[< RİDF]/SİNONİM[İng.] değil/yerine/= EŞANLAMLI
( TERÂDÜF EDEN, BİRBİRİNİN ARDI SIRA GİDEN | YAZILIŞI AYRI, ANLAMI BİR OLAN, ANLAMDAŞ [İng., Fr. SYNONYME] )
- MÜTERAKKİ ile MÜTERAKKİ VERGİ
- MÜTEREDDİ ile MÜTEREDDİT
- MÜTEREDDİT[Ar.] değil/yerine/= İKİRCİKLİ
- MÜTEREFFİ[Ar. < REF] ile MÜTEREFFİH[Ar. < REFH] ile MÜTESÂİD[Ar. < SUÛD]
( Yukarı kalkan, yükselen, tereffu eden. | Ululuk gösteren. İLE Refah bulan, rahat ve bolluk içinde yaşayan. İLE Yukarı çıkan, yükselen, ağan, suûd eden. )
- MÜTEŞÂBİH[Ar. < ŞEBEH ve ŞİBH | çoğ. MÜTEŞEBBİHÂT] ile MÜTEŞEBBİH[Ar. < ŞEBEH ve ŞİBH | çoğ. MÜTEŞEBBİHÎN]
( Birbirine benzeyen. | Kur'ân-ı Kerîm'in mecâzî anlama elverişli âyeti. İLE Benzeyen, andıran, teşebbüh eden. )
- MÜTEŞABİH ile/ve/değil/||/<> MESEL
- MÜTEŞADDIK ile ...
( Avurt çatlatarak konuşan. | Terimlerle/ıstılahlı konuşan. )
- MÜTEŞÂKÎ[Ar.] ile MÜTEŞÂKİL[Ar. < ŞEKL]
( Birbirine, durumlarından şikâyet edenlerden her biri. İLE Bir biçimde olan, biçimi birbirine benzeyenlerden her biri. | Aruz bahirlerinden, fâilâtün mefâîlün mefâîlün vezni. )
- MÜTESÂLİH[Ar. < SULH] ile MÜTESALİH[Ar.]
( Barışan, sulh yapan, tesâlüh eden. İLE Sağır gibi görünen, sağırlık gösteren. )
- MÜTESÂLİK[Ar. < SULH] ile MÜTESALLİK[Ar.]
( Tırmanıcı, tırmanan. | Uçucu, uçan. İLE [bitkibilim] Etrafındaki şeylere dolanarak yukarı doğru çıkan, tırmanan. )
(1996'dan beri)