Bugün[26 Mart 2026]
itibarı ile 24.780 başlık/FaRk ile birlikte,
24.780 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(55/101)


- KOLATERAL/COLLATERAL[İng.] değil/yerine/= YANDAL (DAMAR YA DA SİNİR)


- COLLATERAL[İng.] ile/değil/yerine/= KOLATERAL


- KOLAY DEĞİL fakat (DAHA FAZLA) ZORLAŞTIRMA(YABİLİRİZ)!


- KOLAY OLDUĞUNDAN YAPMAMAK
ile/ve/değil/yerine/||/<>/<
(YETERİNCE)
(B)İLGİLENMEDİĞİNDEN/ANLAMADIĞINDAN YAPMAMAK/ERTELEMEK


- KOLAY OLMAYAN:
UYUYANI UYANDIRMAK değil UYUMA TAKLİDİ YAPANI UYANDIRMAK


- KOLAY ile/ve/||/<> KOLAYCA ile/ve/||/<> KOLAYCACIK ile/ve/||/<> KOLAYLAMAK

( Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç(II) ve zor karşıtı. | Kolaylık. | Kolayca, sıkıntısız bir biçimde, basitçe. İLE Oldukça kolay. | Kolaylıkla, sıkıntı çekmeden. İLE Çok kolay. | Çok kolay bir biçimde: İLE Bir işi bitirmek üzere olmak, bir işin sonuna yaklaşmak. )


- KOLAYCA ile KOLAYCA PİŞİRİLİR ile KOLAYCA SİNDİRİLEBİLİR ile KOLAYCA BULUNDU ile KOLAYCA ELDE EDİLEBİLİR ile KOLAYCA KIRGIN ile KOLAYCA DAMGALANMIŞ ile KOLAYCA ANLAŞILDI ile KOLAYLIK

( EASILY vs. EASILY COOKED vs. EASILY DIGESTIBLE vs. EASILY FOUND vs. EASILY OBTAINABLE vs. EASILY OFFENDED vs. EASILY STAMPEDED vs. EASILY UNDERSTOOD vs. EASINESS )

( بي دردسر ile راحت ile باساني ile براحتي ile پزا ile زودپذ ile سهل الهظم ile زودياب ile سهل الحسول ile زودرنج ile رموک ile سهل الادراک ile راحتي )

( BEY DARDASAR ile RAHAT ile باساني ile BARAHATY ile پزا ile زودپذ ile SONPAL ELAHAZAM ile ZUDYAB ile سهل الحسول ile ZUDARANJ ile رموک ile سهل الادراک ile RAHATY )


- KOLAYCILIK ile/ve/değil/<> TESLİMİYET


- KOLAYLAMAK ile KOLAYLANMAK ile KOLAYLAŞMAK ile KOLAYLAŞTIRMAK ile KOLAYLAŞTIRILMAK ile KOLAY/LIK ile KOLAYCA ile KOLAYCI/LIK ile KOLAY KOLAY


- ANNE/LİK/TE:
KOLAYLAŞTIRICI/LIK ile/değil/yerine/>< DÜZENLEYİCİ/LİK

( [Yaklaşım] Esnek ve destekleyici. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Katı ve kurallara dayalı.

[Amaç] Çocuğun özgüvenini ve bağımsızlığını artırmak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğun disiplinli ve sorumlu bir birey olmasını sağlamak.

[Destekleyici Rol] Çocuğun ilgi ve yeteneklerini keşfetmesine yardımcı olmak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğa net sınırlar ve beklentiler koymak.

[Özgüven] Çocuğun kendine güvenini artırmak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğa sorumluluklar vererek güvenli bir çerçeve sağlamak.

[Bağımsızlık] Çocuğun kendi kararlarını almasına olanak tanımak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğun belirli kurallara ve sorumluluklara uymasını sağlamak.

[Disiplin ve Kurallar] Daha az vurgu. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Belirli bir düzen ve disiplin içinde yetiştirme.

[Net Beklentiler] Esneklik gösterme. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuklardan ne beklendiğini açıkça belirtme.

[Sorumluluk] Çocuğun sorun çözme becerilerini geliştirmek. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğa belirli görevler ve sorumluluklar verme. )

( [Annelik] Bir gelişim aşaması. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bir rol.

[Annelik] Kendini gerçekleştirme. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yaşama geçici bir ara vermek.

[Annelik] İdealize edilmiş. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Küçük görülen.

[Öznel deneyim] Uyarıcı. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Tüketici.

[Rol dağılımı] Anneliğin sıradüzeni. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Eş ile eşitlik.

[Kimlik] Anne. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Birey.

[Anne bakımı] İçgüdüsel. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Edinilen.[Doğru yöntemleri uygulamak]

[Yönetim] Sezgisel doğaçlama. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Alışılagelmişleri önemsemek.

[Hedef] Kendiliğindenlik. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Öngörülebilirlik.

[Bebeğin imgesi] Savunmasız, iyi huylu. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Güçlü, doyumsuz.

[Oryantasyon] En iyisini bebek bilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< En iyisini yetişkin bilir.

[Anne-bebek] Karşılıklı memnuniyet. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gereksinim bakışımsızlığı.

[Annenin işlevi] Vezgeçilmez. Tam zamanlı. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Başka biri tarafından da gerçekleştirilebilir. )

( Çocuğun bireysel gelişimini desteklemeyi, bağımsızlık kazanmasını desteklemeyi ve onların özgüvenini artırmayı amaçlar.
[Bu yaklaşımda anneler, çocuklarının kendi kararlarını almalasına, sorun çözme becerilerini geliştirmesine ve kendi yeteneklerini keşfetmesine yardımcı olur.]

[Destekleyici Rol] Anneler, çocuklarının ilgisini ve yeteneklerini keşfetmesi için onları destekler.

[Özgüven] Çocukların kendine güvenini artırmak için teşvik edici bir ortam sağlar.

[Bağımsızlık] Çocukların kendi kararlarını almasına ve sorunları çözmesine olanak tanır.

İLE/DEĞİL/YERİNE/><

Çocukların belirli kurallara ve disiplin çerçevesine uygun biçimde yetiştirilmesini hedefler. Bu yaklaşımda anneler, çocuklarına net sınırlar ve beklentiler koyar ve bu kurallara uyulmasını sağlar. [Disiplin ve Kurallar] Çocukların belirli bir düzen ve disiplin içinde yetişmesini sağlar.

[Net Beklentiler] Anneler, çocuklardan ne beklendiğini açıkça belirtir ve bu beklentilere uyulmasını denetler.

[Sorumluluk] Çocukların sorumluluk sahibi bireyler olarak yetişmesi için belirli görevler ve sorumluluklar verir. )

( [Yaklaşımlar] Daha esnek ve destekleyici bir yaklaşımla çocuğun bireysel gelişimini ön planda tutar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Daha katı ve kurallara dayalı bir yaklaşımla çocuğun toplumsal düzene ve disipline uygun biçimde yetişmesini hedefler.

[Amaçlar] Çocuğun özgüvenini ve bağımsızlığını artırmayı amaçlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğun disiplinli ve sorumlu bir birey olmasını sağlamayı hedefler.

[Yöntemler] Çocukların kendi kararlarını alması teşvik edilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocukların belirli kurallara ve sorumluluklara uymaları sağlanır.

[Çocuk Üzerindeki Etki] Çocukların yaratıcılıklarını ve sorun çözme becerilerini geliştirmelerine yardımcı olabilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocukların daha disiplinli ve düzenli bireyler olarak yetişmesini sağlar. )

( MOTHER:
[not] FACILITATOR vs./but/>< REGULATOR
REGULATOR instead of FACILITATOR )


- KOLAYLAŞTIRICI ARABULUCU ile/ve/<> DEĞERLENDİRİCİ ARABULUCU


- KOLAYLAŞTIRICI/LIK ile/ve/||/<>/> VARSILLAŞTIRICI/LIK


- KOLAYLAŞTIRMA ile PAZARLAMA

( TO FACILITATE vs. MARKETING )


- GÜÇ/DAYANIKLILIK/DENGE:
KOL/DA ile/ve/değil/||/<>/< BACAK/TA

( Yüzmede[özellikle suyun üstünde durmada], tutunma ve tırmanmada kolun gücüne değil bacakların gücüne ve olanaklarına yönelmek/odaklanmanın önceliği ve farkındalığı... )


- KOLEKTİF değil/yerine/= ORTAK(LAŞA)


- KÖLE/LİK ile/ve ŞAŞKIN/LIK


- COLEMANITE[İng.] / COLEMANIT[Fr.] / COLEMANIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLEMANİT


- KOLESİSTEKTOMİ ile/||/<> KOLELİTİAZİS

( Safra kesesinin cerrahi olarak çıkarılması işlemi. İLE/||/<> Safra kesesinde taş oluşumu. )


- KOLESİSTİT ile/||/<> PANKREATİT

( Safra kesesinin yangılanması. İLE/||/<> Pankreasın yangılanması. )


- KOLESTAZ ile/||/<> KOLESTROL

( Safra akışının durması ya da azalması. İLE/||/<> Kanda yüksek seviyede kolesterol bulunması. )


- KOLESTEROL[Fr. < CHOLESTEROL]/KOLESTERİN[Fr. < CHOLESTERINE] ile/değil KOLESTEROLÜN ARTMASI


- KOLESTEROL ile TRİGLİSERİT

( Göze zarının yapısında bulunan lipid. İLE Enerji depolayan yağ molekülü. )


- COLLIGATIVE PROPERTY[İng.] / COLLIQUATIF PROPRIETÉ[Fr.] / KOLLIQUATIVE EIGENSCHAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLİGATİF ÖZELLİK


- KOLİGATİF ile/||/<> KONSTİTÜTİF

( Koligatif sayıya bağlı ΔTf İLE konstitütif yapıya bağlı. )

( Formül: Van"t Hoff faktörü )


- KOLIMATÖR/COLLIMATOR[İng.] değil/yerine/= IŞIN YÖNLENDİRICİ


- COLLIMATOR[İng.] / COLLIMATEUR[Fr.] / KOLLIMATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLİMATÖR


- KOLLAMAK ile KOLLANMAK ile KOLLAYABİLMEK


- KOLLİGATİF ÖZELLİK ile/||/<> KİMYASAL ÖZELLİK

( Kolligatif sayıya, kimyasal yapıya bağlıdır )

( Formül: Kaynama noktası yükselmesi )


- KOLLİGATİF ÖZELLİK ile/||/<> YOĞUN ÖZELLİK

( Kolligatif parçacık sayısına, yoğun madde miktarından bağımsız. )

( Formül: ΔTf İLE yoğunluk )


- KOLLOİD KİMYA ile/||/<> EMÜLSİYON KİMYASI

( Kolloid sistemlerin kimyasını inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Emülsiyonların kimyasını inceleyen bilim dalı. )


- KOLLOİD KİMYA ile/||/<> SÜSPANSİYON KİMYASI

( Kolloid sistemlerin kimyasını inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Süspansiyonların kimyasını inceleyen bilim dalı. )


- KOLLOİD ile SÜSPANSİYON

( Çok küçük parçacıkların sıvıda dağılmış olduğu karışımlar. İLE Büyük parçacıkların sıvıda asılı kaldığı karışımlar. )


- COLLOIDAL METAL[İng.] / KOLLOIDALE METALL[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLLOİDAL METAL


- COLLOIDAL SUSPENSION[İng.] ile/değil/yerine/= KOLLOİDAL SÜSPANSİYON


- COLLOIDAL PARTICLE[İng.] ile/değil/yerine/= KOLLOİDAL TANECİK


- KOLLOİDAL değil/yerine/= TUTKALSI


- KOLMOGOROV İLE COX İLE DE FİNETTİ ile/||/<> OLASILIK AKSİYOMLARI

( Olasılık kuramınin farklı temelleri. )

( Formül: P(Ω) = 1 İLE P(A∪B) = P(A) + P(B) if A∩B = ∅ )


- KOLOFAN[Fr. < COLOPHANE] ile KOLOFAN

( Hidratlı doğal kalsiyum sülfat. İLE Çam sakızının damıtılmasıyla oluşan, saydam, sarı renkli reçine. [Anadolu'da bir Lidya kentinin adından] )


- COLOPHONIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= KOLOFONİK ASİT


- MÉTAL COLLOIDAL[Fr.] ile/değil/yerine/= KOLOİDAL METAL


- KOLONİ[Fr. < COLONIE] ile/ve/||/<> KOLONYAL[Fr. < COLONIAL]

( Sömürge. | Göçmen topluluğu ya DA bu topluluğun yerleştiği yer. | Bir ülkede bulunan küçük yabancı topluluğu. | Birlik durumda yaşayan aynı türden organizmaların oluşturduğu topluluk. İLE/VE/||/<> Sömürgeyle ilgili. | Sömürgede yaşayan. )


- KOLONİZASYON/COLONIZATION[İng.] değil/yerine/= ÖZDEŞ KÜMELENME


- KOLONİZASYON ile/||/<> MANDA

( Bir ülkenin başka bir ülke üzerinde egemenlik kurarak o ülkenin maddi ve manevi kaynaklarını kendi yararına kullanacak biçime getirmesi. İLE Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendini yönetecek bir düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya dek Milletler Cemiyet adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen vekillik. )


- KOLONYALAMAK ile KOLONYALANMAK ile KOLONYA ile KOLONYAL ile KOLONYALI ile KOLONYASIZ ile KOLONYALİST ile KOLONYALİZM ile KOLONYAL ŞAPKA ile KOLONYALI MENDİL


- KOLORDU ile CESETLER ile CESET BENZERİ ile SIHHİYE GÖREVLİSİ

( CORPS vs. CORPSES vs. CORPSLIKE vs. CORPSMAN )

( سپاه ile اجساد ile جسدوار ile سپاهي ile پزشکي ارکشتي )

( SEPAH ile AJSAD ile جسدوار ile سپاهي ile PEZESHKY ARKESHTY )


- COLORIMETRIC ANALYSIS[İng.] / KOLORIMETRISCHE ANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLORİMETRİK ÇÖZÜMLEME/ANALİZ


- COLORIMÉTRIQUE ANALYSE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOLORİMETRİK ÇÖZÜMLEME


- KOLŞİSİN TEDAVİSİ (BEHÇET) ile/||/<> KORTİKOSTEROİD TEDAVİSİ (BEHÇET)

( Kolşisin hafif-orta Behçet için İLE kortikosteroid şiddetli tutulum için kullanılır. Kolşisin nötrofil aktivitesini azaltır İLE kortikosteroid genel inflamasyonu baskılar. Kolşisin yan etkileri az İLE kortikosteroid uzun dönem komplikasyonlar yapar. )

( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )


- KOLSU ile KOLSUZ ile KOLSU AYAKLILAR


- KOLTUKLAMAK ile KOLTUKLANMAK ile KOLTUK/LUK ile KOLTUKLU ile KOLTUKÇU/LUK ile KOLTUK ALTI ile KOLTUK GÖZÜ ile KOLTUK KAPISI ile KOLTUK TAKIMI ile KOLTUK DEĞNEĞİ ile KOLTUK DÜŞKÜNÜ ile KOLTUK KAVGASI ile KOLTUK MEYHANESİ ile KOLTUK DÜŞKÜNLÜĞÜ


- KOLYE[Fr. < COLLIER] değil/yerine GERDANLIK

( Çoğu değerli taş ve madenlerden ya da altın paradan yapılmış, boyna takılan takı. )


- KOLYOZ[Yun.] ile KOLORİDYE[Yun.]

( Uskumrugillerden, uzunluğu 30-35 cm. olan, Akdeniz ve Karadeniz'de yaşayan bir tür balık. İLE Kolyoz balığının küçüğü. )

( SCOMBER COLIAS cum ... )


- KOMANDİT ile KOMANDİTE ile KOMANDİT ŞİRKET ile KOMANDİT ORTAKLIK


- KOMANDİT[Fr. < COMMANDITE] ile/||/<> KOMANDİTE[Fr. < COMMANDITE] ile/||/<> KOMANDİTER[Fr. < COMMANDITAIRE]

( Yalnızca konulan sermaye kadar sorumluluğu olan ortaklık biçimi. @@ Komandit şirkette sınırsız sorumlu olan ortak. @@ Komandit şirkette ancak kendi koyduğu para kadar sorumlu olan ortak. )


- KOMBİ (HERMETİK) ile/değil/yerine YOĞUŞMALI KOMBİ

( Küçük alanlarda. İLE/DEĞİL/YERİNE Büyük alanlarda. )

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Daha verimlidir. )

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Daha çevrecidir. )


- KOMBİNASYON ile KONJONKTÜR


- KOMBİNEZON[Fr. COMBINAISON]/KOMBİNASYON[İng. COMBINATION] ile/değil/yerine/= DÜZENLEME | BİRLEŞTİRME

( Kadınların giydikleri kısa ve kolsuz iç çamaşırı. İLE/DEĞİL/YERİNE/= Bir işi başarıya ulaştırmak için alınan önlemler, düzenleme. | Birleştirme. )


- KOMEDYA ile KOMEDYACI


- KOMEDYEN değil/yerine/= GÜLDÜRMEN


- KOMENSALİZM ile/||/<> MUTUALİZM

( Komensalizm tek yarar İLE mutualizm karşılıklı yarardır )

( Formül: +/0 İLE +/+ )


- KOMENSALİZM ile/||/<> PARAZİTİZM

( Komensalizmde bir tür yarar diğeri etkilenmezken İLE parazitizmde bir tür yarar diğeri zarar görür )

( Formül: Simbiyotik ilişki )


- KOMİK ile/ve/değil "İNANILMAZ"


- KOMİKLEŞMEK ile KOMİKLEŞTİRMEK ile KOMİK/LİK


- KOMİSYON[Fr., İng.]/SİMSARİYE[Ar.] değil/yerine/= YÜZDE


- KOMMENSALİZM ile/||/<> AMENSALİZM

( Kommensalizm +/0 tek fayda zarar yok İLE amensalizm 0/- tek zarar. )

( Formül: Neutral benefit İLE neutral harm )


- KOMPAKT UZAY ile/||/<> HAUSDORFF UZAYI

( Kompakt her açık örtüden sonlu alt örtü, Hausdorff farklı noktalar ayrılabilir )

( Formül: Heine-Borel teoremi İLE T₂ ayırma aksiyomu )


- KOMPAKT ile/||/<> NON-KOMPAKT

( Kompakt kümeler kapalı ve sınırlı İLE non-kompakt kümeler bu özelliklerden birini taşımaz )

( Heine tarafından 1872 yılında keşfedildi/formüle edildi. (Ülke: Bilinmiyor) (Alan: matematik) )


- KOMPANSASYON/COMPENSATION[İng.] değil/yerine/= ÖDÜNLEME | DENGELEME


- KOMPER ile KUMBARAOS

( Yeni doğan çocuğun adını koyan kişi/adam. [Katoliklerde] İLE Vaftizde çocuğun adını koyan kişi/adam. )


- KOMPETİTİF/COMPETITIVE[İng.] değil/yerine/= YARIŞMALI


- KOMPETİTİF İNHİBİSYON ile/||/<> NON-KOMPETİTİF

( Kompetitif aktif bölge yarışma, non-kompetitif başka bölge. )

( Formül: Km artar İLE Vmax azalır )


- COMPLEX FORMATION[İng.] / KOMPLEX BILDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKS OLUŞUMU


- COMPLEXON[İng.] / KOMPLEXON[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKSON


- KOMPLİMAN[Fr. < COMPLIMENT]/İLTİFAT[Ar.] değil/yerine/= İNCELİK

( Gönül okşayıcı, hoşa giden söz. | Koltuklama. )


- KOMPONENT/COMPONENT[İng.] değil/yerine/= ÖGE, BİLEŞEN


- KOMPOZİT/COMPOSITE[İng.] değil/yerine/= BİLEŞİK


- KOMPRADOR[Fr. < COMPRADOR] değil/yerine/= ARACI

( Aracı. | Çok zengin kişi. | Uzak Doğu ülkelerinde yabancı ortaklıklar hesabına iş sözleşmesi yapan yerli aracı. )


- KOMPRADOR[Fr. < COMPRADOR] değil/yerine/= İŞBİRLİKÇİ


- KOMPRESÖR/COMPRESSOR[İng.] değil/yerine/= SIKIŞTIRICI


- KOMPRIMEV COMPRIME[İng.] değil/yerine/= HAP


- KOMPÜLSİF/COMPULSIVE[İng.] değil/yerine/= ZORLANTILI


- KOMŞU, KOMŞUNUN KÜLÜNE (BİLE) MUHTAÇTIR değil KOMŞU, KOMŞUNUN 'KÜLL'ÜNE MUHTAÇTIR

( Komşu, komşunun her şeyine muhtaçtır. "Kül"(Küllî, Külliyat), "hepsi, her, tamamı" gibi anlamlarda kullanılır. Eğer yanan şeyden arta kalan anlatılmak istenirse, "bile"(... külüne bile ...) eklenerek kullanılabilir. )


- KOMŞU/LUK ile KOMŞU AÇI ile KOMŞU HATIRI ile KOMŞU KAPISI


- KOMÜNİKAN/COMMUNICANT[İng.] değil/yerine/= BAĞLANTILI


- KÖMÜR ile KÖMÜR TOZU ile KÖMÜR DALI ile KÖMÜR MADENİ ile KÖMÜR MADENCİSİ ile KÖMÜR MADENCİLİĞİ

( COAL vs. COAL DUST vs. COAL HOD vs. COAL MINE vs. COAL MINER vs. COAL MINING )

( ذغال سنگ ile زغال سنگ ile زغال کردن ile خاکه زغال ile جا زغالي ile کان زغال ile کارگر زغال ile استخراج زغال )

( ZOGHAL SANG ile ZAGHAL SANG ile ZAGHAL KARDAN ile KHAKEH ZAGHAL ile JA ZAGHALY ile KAN ZAGHAL ile KARGAR ZAGHAL ile ESTEKHARAJ ZAGHAL )


- KÖMÜRLEŞMEK ile KÖMÜRLEŞTİRMEK ile KÖMÜRLEŞTİRİLMEK ile KÖMÜR/LÜK ile KÖMÜRCÜ/LÜK ile KÖMÜRLÜ ile KÖMÜRSÜZ/LÜK ile KÖMÜR KALEM


- KOMÜTATÖR[Fr. < COMMUTATEUR] değil/yerine/= ÇEVİRGEÇ/ANAHTAR


- KON(N)EKTÖR[Fr. < CONNECTEUR] değil/yerine/= BAĞLAYICI

( Demir yollarında fren kumanda kollarını dingilin üzerine bağlayan ve iki ucunda da kumanda kolunun girmesine uygun deliği bulunan parça ya da düzen. )


- KONABİLMEK ile KONAKLAMAK ile KONAKLATMAK ile KONAKLAYABİLMEK ile KONAK/LIK ile KONAKÇI/LIK ile KONA GÖÇE ile KONAK YAVRUSU


- KONACAK değil KOYULACAK


- KONAKLAMA YAPILARI ile/ve/||/<> SAVUNMA YAPILARI ile/ve/||/<> KONAKLAMA VE SAVUNMA YAPILARI


- KONAKLAMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BARINMA


- CONARACHIN[İng.] ile/değil/yerine/= KONARAŞİN


- KONDANSASYON POLİMERİZASYONU ile KATILMA POLİMERİZASYONU

( Küçük moleküllerin ayrılmasıyla monomerlerin birleşmesi. İLE Monomerlerin doğrudan birleşmesi. )


- KONDANSÖR değil/yerine/= YOĞUŞTURUCU


- KONDISYON/CONDİTION[İng.] değil/yerine/= DURUM | KOŞUL


- KONDİSYON[Fr./ing. < CONDITION]/ŞART[Ar.] değil/yerine/= KOŞUL


- KONDİSYON ile KONDİSYON ALETİ ile KONDİSYON BİSİKLETİ


- KONDO İLE RKKY İLE DOUBLE EXCHANGE ile/||/<> MANYETİK ETKİLEŞİMLER

( Malzemelerdeki manyetik mekanizmalar. )

( Formül: TK ~ exp(-1/Jρ) )


- KONDRİKTHYES ile/||/<> OSTEİKTHYES

( Kondrikthyes kıkırdak balık İLE osteikthyes kemik balık. )

( Formül: Cartilage İLE bone fish )


- KONDUKTOMETRİK SENSÖR ile/||/<> POTANSİOMETRİK SENSÖR

( Konduktometrik sensör elektrik iletkenlik değişimini ölçerken İLE potansiometrik sensör potansiyel farkı ölçer )

( Formül: σ = 1/R )


- KONDÜKTÖR ile/||/<> İZOLATÖR

( Kondüktörler elektriği iletirken, izolatörler elektriği iletmez )

( Faraday tarafından 1833 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1791-1867) (Ülke: İngiltere) (Alan: Fizik, Kimya) (Önemli katkıları: Elektromanyetik indüksiyon, elektroliz) )


- KONDÜKTÖR değil/yerine/= KILAVUZ


- KONDURMAK ile KONDURABİLMEK ile KONDURUVERMEK ile KONDU ile KONDUCU/LUK


- KONDÜVİT/CONDUİT[İng.] değil/yerine/= YAPAY-BİYOLOJİK YOL


- KONFEDERE ile KONFEDERASYON


- KONFERANS VEREN KİŞİ ile KONFERANS

( CONFEREE vs. CONFERENCE )

( همرايزن ile همرايزني ile کنفرانس ile مشاوره ile مفاوضه ile مقاوله ile اجلاس )

( CPEHMARAYZAN ile همرايزني ile KONFARANS ile MOSHAVAREH ile مفاوضه ile MOGHAVALEH ile اجلاس )


- KONFERANS ile KONFERANSÇI/LIK


- KONFERANS[Fr./İng. < CONFERENCE] değil/yerine/= KONUŞMA/KONUŞTAY


- KONFERANS[Fr.] ile SEMİNER[Fr.]

( CONFERENCE vs. SEMINAR )


- KONFİGÜRASYON/CONFİGURATION[İng.] değil/yerine/= BİÇİM | DİZİLENİM


- KONFİGÜRASYON ile KONFORMASYON

( Atomların belirli bir düzenle dizilişi. İLE Molekül içi dönme sonucu oluşan düzen. )


- KONFİRMASYON/CONFİRMATION[İng.] değil/yerine/= DOĞRULAMA


- KONFOBÜLASYON/CONFABULATION[İng.] değil/yerine/= MASALLAMA


- KONFOR "ZİNCİRİNİ":
"KORUMAK/SÜRDÜRMEK" ile KIRMAK


- KONFORMER İLE KONFİGÜRASYON İLE KONSTİTÜSYON ile/||/<> İZOMERİ TÜRLERİ

( Moleküllerin farklı düzenleme biçimleri. )

( Formül: ΔE = RT ln K )


- KONFÜÇYÜS

( CONFUCIUS/K'UNG-FU-TZU )


- KONFÜZYON/CONFUSION[İng.] değil/yerine/= BİLİNÇ BULANIKLIĞI


- KÖNGLEK ile KÖNGÜL/KÖNGÜLLÜG
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Gömlek. İLE Kalp, gönül, akıl. )


- ROUGE CONGO[Fr.] / KONGOROT[Alm.] ile/değil/yerine/= KONGO KIRMIZISI


- KONGO ile KONGO DEMOKRATİK CUMHURİYETİ(ZAİRE)


- KONGRÜENS değil/yerine/= EŞLEŞİM


- KONİ ile KONİK/LİK


- CONIFERINÉ[Fr.] / CONIFERIN[Alm.] ile/değil/yerine/= KONİFERİN


- MAHRÛTÎ RAKKAS[Osm.] / CONICAL PENDULUM[İng.] / PENDULE CONIQUE[Fr.] / KONISCHES PENDEL[Alm.] ile/değil/yerine/= KONİK SARKAÇ


- KONJEKTÖR değil KONJONKTÖR


- CONGRUENT[İng.] ile/değil/yerine/= KONJENİTAL


- KONJENİTAL/CONGENITAL[İng.] değil/yerine/= DOĞUŞTAN

( Doğuştan olan sayrılıklar. )


- KONJESTİF/CONGESTIVE[İng.] değil/yerine/= GÖLLENDİRICİ


- KONJÖKTÜR/KONJUKTÜR/KONJÜKTÜR/KONJEKTÜR" değil KONJONKTÜR

(

Konjektür ve Konjonktür Arasındaki FaRkLaR

Özellik Konjektür Konjonktür
Köken İngilizce/Fransızca: Conjecture Fransızca: Conjoncture
Temel Anlam Tahmin, varsayım, henüz kanıtlanmamış önerme. Belirli bir dönemdeki genel durum ve koşullar.
Kullanım Alanları • Matematik
• Bilim
• Felsefe
• Mantık
• Ekonomi
• Siyaset
• Sosyoloji
• İş dünyası
Örnek Kullanım "Goldbach konjektürü, henüz kanıtlanmadı,"
"Bu sorun hakkında bir konjektürüm var,"
"Ekonomik konjonktür, olumsuz,"
"Siyasi konjonktür, değişti,"
İlişkili Kavramlar • Hipotez
• Varsayım
• Kuram (kanıtlandıktan sonra)
• Spekülasyon
• Durum
• Ortam
• Koşullar
• Dönemsel koşullar
Ayırt Etme "Tahmin ediyorum" ya da "varsayıyorum" anlamında "Var olan durum" veya "Şu anki koşullar" anlamında
Ünlü Örnekler • Riemann Hipotezi
• Goldbach Konjektürü
• P vs NP Problemi
• Küresel ekonomik konjonktür
• Pandemi konjonktürü
• Seçim konjonktürü
)


- KONJUGASYON ile/||/<> TRANSFORMASYON

( Konjugasyon göze teması İLE transformasyon serbest DNA alımıdır )

( Formül: Pilus İLE serbest )


- CONGRUENT ACIDS AND BASES[İng.] / ACIDE CONJUGUÉE[Fr.] / KONJUGIERTE SÄUREN UND BASE[Alm.] ile/değil/yerine/= KONJUGE ASİT VE BAZLAR


- CONGRUENT ACID[İng.] ile/değil/yerine/= KONJUGE ASİT


- CONGRUENT BASE[İng.] ile/değil/yerine/= KONJUGE BAZ


- CONJUGATED DOUBLE BONDS[İng.] / LIAISONS DOUBLES CONJUGUÉES[Fr.] / KONJUGIERTE DOPPELBINDUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KONJUGE ÇİFT BAĞLAR


- KONKOİDAL ile KONKOLOG ile KONKOLOJİ

( CONCHOIDAL vs. CONCHOLOGIST vs. CONCHOLOGY )

( صدفي ile صدف شناس ile صدف شناسي )

( صدفي ile SADF SHENAS ile SADF SHENASY )


- KONKORDAN/CONCORDANT[İng.] değil/yerine/= UYUMLU


- KONKORDANS/CONCORDANCE[İng.] değil/yerine/= UYUMLULUK


- KONKÜZYON/CONCUSSION[İng.] değil/yerine/= SARSINTI


- KONNEKTİF DOKU/CONNECTIVE TISSUE[İng.] değil/yerine/= BAĞ DOKUSU


- KONNEKTÖR/CONNECTOR[İng.] değil/yerine/= BAĞLAYICI, BAĞLANTI (DONANIM)


- KONNEKTÖR ile KONNEKTÖR PENSİ


- KONSANTRASYON İLE MOLARİTE İLE MOLALİTE İLE NORMALİTE İLE MOL KESRİ ile/||/<> DERİŞİM BİRİMLERİ

( Çözeltilerde çözünen madde miktarını ifade eden farklı birimlerdir. )

( Formül: M = n/V İLE m = n/mçözücü İLE χᵢ = nᵢ/Σn )


- KONSANTRASYON/CONCENTRATION[İng.] değil/yerine/= GÖZEÇLENME/YOĞUNLAŞMA/DERİŞİM


- KONSANTRASYON ile KONSANTRE

( CONCENTRATION vs. CONCENTRATIVE )

( تغليظ ile تمرکز ile غلظت ile تمرکزي )

( TAGHELYZ ile TAMRAKZ ile GHELZAT ile تمرکزي )


- KONSANTRASYON ile KONSANTRE OLMAK ile KONSANTRE ile YOĞUNLAŞTIRICI ile EŞMERKEZLİ

( CONCENT vs. CONCENTRATE vs. CONCENTRATED vs. CONCENTRATOR vs. CONCENTRIC )

( توافق ile هم آهنگي ile تغليظ کردن ile تغليظي ile تنگاب ile متمرکز ile متمرکز کننده ile هم مرکز ile متحد المرکز ile متحدالمرکز )

( TAVAFEGH ile NPAM AHANGY ile TAGHELYZ KARDAN ile تغليظي ile TANGAB ile MATMARKZ ile MATMARKZ KONANDEH ile NPAM MARKZ ile متحد المرکز ile MOTEHADOLMORKZ )


- KONSANTRASYON ile/ve KONTEMPLASYON

( Damla. İLE/VE Derya. )


- DERİŞİM/KONSANTRASYON ile/||/<> MOLALİTE

( Bir çözeltide çözünen nesne oranı. İLE/||/<> Bir kilogram çözücüde çözünen mol sayısı. )


- KONSANTRE/CONCENTRATED[İng.] değil/yerine/= YOĞUNLAŞMIŞ | DERİŞİK


- TO CONCENTRATE[İng.] ile/değil/yerine/= KONSANTRE ETMEK


- KONSANTRE ile KONSANTRASYON

( CONCENTRATED vs. TO CONCENTRATE )


- KONSANTRE ile KONSANTRASYON


- KONSENSÜS/CONSENSUS[İng.] değil/yerine/= UZLAŞMA, | OYDAŞMA


- KONSENSUS ile DİSİPLİN


- KONSENSUS[KONSENSÜS değil!] değil/yerine/= UZLAŞIM


- MUHAFAZAKÂR[Ar.]/KONSERVATİF/CONSERVATIVE[İng./Fr.] değil/yerine/= | TUTUCU


- KONSOLIDASYON/CONSOLIDATION[İng.] değil/yerine/= PEKİŞME | KATILAŞMA | BÜTÜNLEŞTİRME


- KONSOLİDE[Fr. < CONSOLIDE] değil/yerine/= VADESİ UZATILAN BORÇ


- KONSOLİDE değil/yerine/= DESTEKLİ


- KONSOLİT ile KONSOLİDE ile KONSOLİTÇİ ile KONSOLİDASYON ile KONSOLİDE BORÇ ile KONSOLİDE BÜTÇE


- KONSTİTÜTİF ile/||/<> İNDÜKLENEBİLİR

( Konstitütif sürekli açık, indüklenebilir uyarıyla açık. )

( Formül: Always on İLE stimulus-dependent )


- KONSTRİKTİF/CONSTRICTIVE[İng.] değil/yerine/= KISITLAYICI, DARALTICI


- KONSÜLTAN/CONSULTANT[İng.] değil/yerine/= DANIŞMAN


- KONTAMINE/CONTAMINATED[İng.] değil/yerine/= BULAŞMIŞ


- KONTENJAN[Fr. < CONTINGENT] değil/yerine/= AYRILAN YER

( Bir yükümlülük ya da yararlanma işinde, o işin kapsamına girenlerin oluşturduğu belirli sayıdaki topluluk. | Bir kuruluşun ya da bir kimsenin seçip almakta yararlanabileceği sayı miktarı. | Bir malın, alım satım ya da dağıtım işinde, ilgililerin her birine düşen pay oranı. )


- KONTENJAN ile KONTENJAN SİSTEMİ


- KONTEYNER ile KONTEYNER EV


- KONTEYNER değil/yerine/= TAŞIMALIK


- KONTRA ile KONTRAT ile KONTRATLI ile KONTRATSIZ ile KONTRA MİZANA


- KONTRAST/ZIDDİYET değil/yerine/= KARŞITLIK


- KONTRENDİKASYON/CONTRAINDICATION[İng.] değil/yerine/= KULLANIM SAKINCASI


- KONTRENDİKE/CONTRAINDICATED[İng.] değil/yerine/= KULLANIM SAKINCALI


- KONTROL ETMEK/TEFTİŞ ETMEK değil/yerine/= DENETİM/DENETLEMEK


- KONTROL LİSTESİ/CHECKLIST CHECKLIST değil/yerine/= DENETLEME DİZİNİ


- KONTROL ile DENETLEME

( CONTROL vs. INSPECTION )


- KONTROL ile/ve DENETLEME

( Bir kez kendimi ve neyi temsil ettiğimi bilince artık durmadan kendimi denetleme gerekesiniminde olmam. )

( CONTROL vs. INSPECTION
Once I know myself and what I stand for, I do not need to check on myself all the time. )


- KONTROLÖR/MURÂKIP değil/yerine/= DENETÇİ


- KONTROLÖR[Fr. < CONTROLEUR] değil/yerine/= DENETÇİ


- KONTÜZYON/CONTUSION[İng.] değil/yerine/= FİZİKSEL ÖRSELENME


- KONU BİRLİĞİ ve/||/<>/> KAVRAMSAL TUTARLILIK ve/||/<>/> KURUMSAL OLUŞUM


- KONU/DURUM/BAŞLIK DEĞERLENDİRMEDE:
KOŞULLAR ve/||/<>/> OLANAKLAR ve OLANAKSIZLIKLAR ve/||/<>/> OLASILIKLAR ve/||/<>/> (ARA) ÇÖZÜMLER


- KONULARI/SORUNLARI/DURUMLARI:
UZATMAYALIM! ile/ve/||/<> UZLAŞALIM! ile/ve/||/<> UNUTALIM!


- [ne yazık ki]
KONU(ŞULAN)LARI:
"SULANDIRMA" ile/ve/||/<>/< "ÇOK BİLMİŞLİK"


- PLACE ISOMERISM[İng.] ile/değil/yerine/= KONUM İZOMERİ


- KONUM:
MATEMATİK(SALTIK/MUTLAK)
ile/ve/||/<>
ÖZEL(GÖRELİ)


- KONUM ile/||/<> YER DEĞİŞTİRME (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)

( Konum anlık yer, yer değiştirme konum farkıdır )

( Formül: x İLE Δx=xson-xilk )


- KONUMUZ ile/ve/||/<> KONUMUMUZ


- Konuşarak KONUŞ!!!


- Konuşarak KONUŞ!!!


- KONUŞKAN ile KONUŞMACI

( CONVERSATIONAL vs. CONVERSATIONALIST )

( مکالمهاي ile گفتگوئي ile محاورهاي ile خوش سخن ile خوش صحبت )

( MAKALMEHYAY ile GOFTEGOIY ile MOHAVAREHYAY ile KHOSH SOKHAN ile KHOSH SAHBAT )


- KONUŞKAN/LIK ile/ve/<> CANDAN/LIK


- KONUŞMA BOZUKLUĞU/SORUNLARI ile KEKELEMEK

( ... cum BALBÛT )


- KONUŞMA DİLİ ile KONUŞMA DİLİ ile KONUŞMACI

( COLLOQUIAL vs. COLLOQUIALISM vs. COLLOQUIST )

( مصطلح ile اصطلاحي ile زبان عاميانه ile اهل محاوره )

( MOSTALEH ile ESTALAHY ile ZABAN AMYANEH ile اهل محاوره )


- KONUŞMA SIRASINDA:
KAYITLI BAŞLIKLARA UYABİLMEK ile/ve/||/<> SÖZLERİN/BAŞLIKLARIN, DİNLEYİCİYE NE KADAR UYUP UYMAYACAĞI


- KONUŞMA ile KONUŞMACI/LIK ile KONUŞMA DİLİ ile KONUŞMA ENGELLİ ile KONUŞMA GÜÇLÜĞÜ ile KONUŞMA KORKUSU ile KONUŞMA MERKEZİ ile KONUŞMA ÇİZGİSİ ile KONUŞMA BOZUKLUĞU ile KONUŞMA YETERSİZLİĞİ


- KONUŞMA ile/ve/< MUHÂVERÂT[Ar. < MUHÂVERE]

( ... İLE/VE Karşılıklı konuşma/lar. )


- KONUŞMADA/ANLATIMDA:
(KİŞİYİ) "KESMEK"/"DÜZELTMEK" değil/yerine (KİŞİNİN) SÖZÜNÜ "KESMEK"/"DÜZELTMEK"


- KONUŞMADA:
ŞİŞME ile/ve/||/<> KAYMA ile/ve/||/<> KOPMA


- KONUŞMA/DA:
"YORGUNLUK" ile/değil/yerine GELİŞİM/DÖNÜŞÜM


- KONUŞMAK İÇİN SIRA/ZAMAN BEKLEMEK değil/yerine/>< ÖTEKİNİ DİNLEMEK


- KONUŞMAK/KONUŞ(A)MAMAK ile/ve/||/<>/> KAVUŞMAK/KAVUŞ(A)MAMAK


- KONUŞMAK/YAZMAK ile/ve/yerine/değil/hem de YAPMAK/UYGULAMAK

( Bir kişinin bir şey yapıyor ya da yapmıyor gibi görünmesi çoğu zaman yanıltıcıdır. )

( [not] TO TALK/WRITE vs./and/but/also TO DO(/MAKE)/TO APPLY
TO DO(/MAKE)/TO APPLY instead of TO TALK/WRITE
What a man appears to do, or not to do, is often deceptive. )


- KONUŞMAK ile/ve ANIMSAMAK/ANIMSATMAK

( TO TALK vs./and TO REMEMBER )


- KONUŞMAK DÜŞÜNMEYİ BİLMEK


- KONUŞMAK ile/değil/yerine GEREKTİĞİ KADAR KONUŞMAK

( Düşünmeden konuşmanın cezası, sonradan düşünmeye mahkûm olmaktır. )

( Lisanen konuşmak, halen anlaşmak! )

( Konuşmama gereksinimi/n kadar, konuşma gereksinimini anımsayarak KONUŞ!!!
Konuşma gereksinimi/n kadar, konuşmama gereksinimini anımsayarak KONUŞ!!!
Konuşmama gereği kadar, konuşma gereğini anımsayarak KONUŞ!!!
Konuşma gereği kadar, konuşmama gereğini anımsayarak KONUŞ!!! )

( [not] TO TALK vs./but TO TALK IN NECESSITY
TO TALK IN NECESSITY instead of TO TALK )


- KONUŞMAK ile/yerine GEREKTİĞİ KADAR KONUŞMAK

( İTNAP: Sözü boş yere uzatmak. )

( TO TALK vs. TO TALK IN NECESSITY
TO TALK IN NECESSITY instead of TO TALK )


- KONUŞMAK GEREKTİĞİ KADAR/ŞEKİLDE KONUŞMAK


- KONUŞMAK ile GEVEZELİK

( TO TALK vs. CHATTERING )


- KONUŞMAK ile/ve/değil/yerine KANITLAMAK

( [not] TO TALK vs./and TO PROVE
TO PROVE instead of TO TALK )


- KONUŞMAK ile SÖYLEŞMEK


- Konuşmama hakkını korumak için SUS!!!


- KONUŞMAMAK ile/değil/yerine YERİNDE/KARARINCA/UYGUN KONUŞMAK

( [not] NO TALKING vs./but TO TALK IN RIGHT PLACE/APPROPRIATE/REASONABLE
TO TALK IN RIGHT PLACE/APPROPRIATE/REASONABLE instead of NO TALKING )


- KONUŞMAMAK ile/değil/yerine YERİNDE/KARARINCA/UYGUN KONUŞMAK

( Bir insan ne kadar çok gürültü yaparsa, sözleri de o kadar çok sessizdir. )

( [not] NO TALKING vs. TO TALK IN RIGHT PLACE/APPROPRIATE/REASONABLE
TO TALK IN RIGHT PLACE/APPROPRIATE/REASONABLE instead of NO TALKING )


- KONUŞMAMAK değil/yerine YERİNDE/KARARINCA/UYGUN KONUŞMAK


- KONUŞMA(MA)NIN:
"ANLAMSIZLIĞI" ile/ve/değil/yerine/<> "GEREKSİZLİĞİ"

( Konuşmak, kişinin, her koşul ve zamanda, en öncelikli yeti ve eylememidir. Dolayısıyla, kendi isteksiz ya da kopuk olduğumuz durumlar için "konuşmanın gereği yok" biçiminde düşünülmemeli ve konuşulmamalıdır. Anlamsızlığı, isabetsizliği, yersizliği/zamansızlığı olabilir fakat "gereksizliği" diye bir durum söz konusu olmadığı gibi bu ["niyetteki/kasıttaki"] söz de söylenemez/söylenmemelidir. )


- KONUŞMAMAYI, KONUŞMAYA YEĞLEYEN (OLMAK) ile/ve/değil/yerine KONUŞMAYI, KONUŞMAMAYA YEĞLEYEN (OLMAK)

( Konuşmak (bile) (belki) birçok/bazı konuları/sorunları halletmeye yetmeyebilir fakat konuşmayarak hiçbir çözüm bulunmaz! )

( [not] PREFER NOT TO TALK INSTEAD OF TO TALK vs./and/but PREFER TO TALK INSTEAD OF NOT TO TALK
PREFER TO TALK INSTEAD OF NOT TO TALK instead of PREFER NOT TO TALK INSTEAD OF TO TALK )


- KONUŞMAYA DEĞER KİŞİLERLE KONUŞMAMAK ile/ve/<> KONUŞMAYA DEĞMEZ KİŞİLERLE KONUŞMAK

( Kişileri kaybettirir. İLE/VE/<> Söz(cük)leri kaybettirir. )


- Konuşmaya ne gerek var?! demeden KONUŞ!!!


- KONUŞMAYAN/KONUŞAMAYAN ile/değil/yerine SUSAN/SUSABİLEN

( Bilgisiz/cahil, bazı/birçok şey(ler)i bilmeyen/algılayamayan/anlayamayan/kavrayamayan. İLE/DEĞİL/YERİNE Bilen, farkındalıklı. )


- KONUŞMAYAN/KONUŞAMAYAN ile/değil/yerine SUSAN/SUSABİLEN

( Bilgisiz/cahil, bazı/birçok şey(ler)i bilmeyen/algılayamayan/anlayamayan/kavrayamayan. İLE/DEĞİL/YERİNE Bilen, farkındalıklı. )


- KONUŞMAYI BİLMEK ve/= DÜŞÜNMEYİ BİLMEK


- KONUŞMAYI ÖĞRENMEK ile/ve/||/<>/> SUSABİLMEYİ ÖĞRENMEK

( İki yılda. İLE/VE/||/<>/> Kırk ile altmış yıl arasında. )


- Konuşmayı ehline bırakmak için SUS!!!


- KONUŞTUĞUMUZ GİBİ YAZMIYORUZ! ve/||/<> YAZDIĞIMIZ GİBİ KONUŞMUYORUZ!


- KONUŞTUĞU(MUZ)/KONUŞULAN SÖZCÜKLER/KELİMELER" değil KULLANDIĞI(MIZ)/KULLLANILAN SÖZCÜKLER/KELİMELER


- KONUŞTUĞUMUZU:
SAN(M)IYORUM ile/değil/yerine ANIMS(AM)IYORUM


- KONUŞTURAN/KONUŞULAN REKLÂM ile/ve/<>/değil/yerine SATTIRAN REKLÂM


- KONUŞUNCA/KONUŞTUKÇA ile/ve/değil/yerine/||/<>/</>< SUSUNCA/SUSTUKÇA/SUSABİLDİKÇE

( Köle/yiz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/


- KONUYU:
DAĞITMAK/"DAĞITTIM" ile/ve/değil/||/<>/< DALLANDIRMAK/DALLANDIRDIM


- KONUYU:
"DEĞİŞELİM" değil DEĞİŞTİRELİM


- KONUYU:
YÜKSELTME ile/ve/||/<> DERİNLEŞTİRME


- KONVANSİYONEL[İng. < CONVENTIONAL | Fr. < CONVENTIONNEL] değil/yerine/= GELENEKSEL | ALIŞILMIŞ


- KONVEKS İLE KONKAV İLE STAR-SHAPED ile/||/<> ŞEKİL ÖZELLİKLERİ

( Geometrik cadlerin dışbükeylik özellikleri. )

( Formül: f(λx + (1-λ)y) ≤ λf(x) + (1-λ)f(y) )


- KONVEKSİYON ile/||/<> KONDÜKSİYON

( İki farklı ısı transfer yöntemi: konveksiyon akışkanlarla İLE kondüksiyon doğrudan temasta )

( Fourier tarafından 1822 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1768-1830) (Ülke: Fransa) (Alan: Matematik, Fizik) (Önemli katkıları: Fourier serileri, ısı transferi) )


- KONVEKTÖR değil/yerine/= ISIYAYAR

( Bir akışkanda, ısıyı her tarafa eşit olarak yaymaya yarayan aygıt. )


- KONVERJANS/CONVERGENCE[İng.] değil/yerine/= TOPLANMA, | YAKINSAMA


- KONVERJANS ile/||/<> DİVERJANS

( Konverjan seriler bir değere yaklaşır, divergan seriler yaklaşmaz )

( Cauchy tarafından 1821 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1789-1857) (Ülke: Fransa) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Limit teorisi, analiz) )


- KONVERJANT EVRİM ile/||/<> DİVERJANT EVRİM

( Konverjant benzer çevre benzer yapı, diverjant farklılaşmadır )

( Formül: Benzeşme İLE ayrışma )


- KOOPERASYON/COOPERATION[İng.] değil/yerine/= İŞBİRLİĞİ


- KOOPERE/COOPERATED[İng.] değil/yerine/= İLETİŞİM KURULABİLEN, İŞBİRLİĞİ YAPABİLEN


- KOORDİNASYON BAĞI ile KOVALENT BAĞ

( Bir atomun öteki atoma elektron çiftini tamamen vermesiyle oluşan bağ. İLE İki atomun elektronları ortaklaşa kullanmasıyla oluşan bağ. )


- KOORDİNASYON BİLEŞİĞİ ile/||/<> İYONİK BİLEŞİK

( Koordinasyon merkez-ligand, iyonik katyon-anyon bağıdır )

( Formül: [Fe(CN)₆]⁴⁻ İLE NaCl )


- KOORDİNASYON[İng./Fr. COORDINATION] değil/yerine/= DÜZENLEME/EŞGÜDÜM


- KOORDİNAT ile İZDÜŞÜM, KONAÇ/YERLEM


- KOORDİNAT ile KOORDİNATLAR


- KOORDİNAT ile KOORDİNELİ ile KOORDİNASYON ile KOORDİNATÖR

( COORDINATE vs. COORDINATED vs. COORDINATION vs. COORDINATOR )

( هماهنگ کردن ile هم مرتبه ile هماهنگ ile هماهنگي ile هماهنگ کننده )

( CPEHMANPANG KARDAN ile NPAM MORTABEH ile CPEHMANPANG ile CPEHMANPANGY ile CPEHMANPANG KONANDEH )


- KOORDİNAT[Lat.] ile/değil/< ORDİNAT[İng. < Lat.]

( Belirli bir molekül içinde, özel bir konuma sahip bir atoma bağlı olan atom ya da atom grubu. İLE/DEĞİL/< Bir noktanın, uzaydaki yerini belirtmeye yarayan çizgilerden biri. [Çoğunlukla, apsise dikey olarak çizilir.] )


- KOORDİNATÖR/COORDİNATOR[İng.] değil/yerine/= EŞGÜDER, EŞGÜDÜMCÜ


- KOORDİNE değil/yerine/= EŞGÜDÜMLÜ


- KOORDİNE[Fr. < COORDINNE] değil/yerine/= EŞGÜDÜMLÜ