ile (... ile ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 58.713 başlık/FaRk ile birlikte,
58.713 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(131/236)
- KÖRK ile KÖRPE
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Güzellik. İLE Geç. | Mevsimi geçtikten sonra doğan kuzu, deve ve buzağı. )
( KÖRPE OĞUL: Yazın doğan çocuk. | KÖRPE FİLİZ: Geç filizlenmiş bitki. | KÖRPE YEMİŞ: Geç olgunlaşan meyve. )
- KORKAĞIN "KILICI" ile/değil/yerine/>< CESURUN BAKIŞI
- KORKAK/LAR ile/ve/değil/yerine KAÇAN/LAR
- KORKAK ile/ve/<> KAYPAK
- KORKAK ile KORKAKLIK ile KORKAKÇA
( COWARD vs. COWARDICE vs. COWARDLY )
( بيدل ile شخص جبون ile ترسو ile ضعيفالنفس ile بزدل ile نامرد ile بي جرات ile ادم بي رگ ile بيرگ ile بيدلي ile نامردي ile ترسويي ile بيرگي ile بيغيرتي ile بزدلي ile بي حميت )
( BEYDEL ile SHKHS JABON ile TARSO ile ضعيفالنفس ile BOZDEL ile NAMARD ile BEY JARAT ile ADAM BEY RAG ile BEYRAG ile بيدلي ile نامردي ile TARSOYY ile BEYRAGY ile بيغيرتي ile بزدلي ile BEY HAMYT )
- KORKAK/LIK ile/ve/değil/yerine AKIL/LI/LIK
( Bir şeyin, haklı olduğunu bildiğin halde, o şeyden yana çıkmazsan, korkaksın demektir. )
- KORKAKLIK ile/ve/değil/||/<>/< KORUMA
- KORKAK/LIK ile/ve/||/<>/> NUMARACI/LIK
- KORKALAMAK ile KORKAK/LIK ile KORKAKÇA
- KORKAN ile/değil/yerine/>< GÜVENEN
( "Sahiplenir". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sahip çıkar. )
- KORKMAK ile/ve ALINMAMAK
- KORKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ÇEKİNMEK
( [not] FEAR vs./and/but/||/<>/>/< AVOID
AVOID instead of FEAR )
- KORKMAK ile "GÖTÜN 3.5 ATMASI"
- KORKMAK ile/değil HATIRINI KIRMA ÇEKİNCESİ
- KORKMAK ile KORUMAK ile KORKULMAK ile KORKABİLMEK ile KOR ile KORE ile KORO ile KORT ile KORU/LUK ile KORECE ile KORELİ ile KORUCU/LUK ile KORO HALİNDE
- KORKMAK ile/ve "NE DER/LER?" [DÜŞÜNCESİ]
- KORKMAK ile/değil/yerine ONUN SEVİYESİNE İNMEMEK/DÜŞMEMEK
- KORKMAK ile/değil SAVUNMAYA GEÇMEK
( [not] AFFRAID vs./but TO GET IN DEFENSE )
- KORKMAK ile/ve/değil ŞÜPHE
( [not] FEAR vs./and/but DOUBT/SUSPICION )
- KORKMAK ile ÜRKMEK
( TO FEAR vs. TO BE FRIGHTENED )
( ... cum TIMID(US) )
- KORKMAK ile/ve/değil/||/<>/< UTANMAK
( Allah'tan. @@ Kuldan. )
- KORKMAK ile/ve/değil UZAK KALMAK
- [ne yazık ki]
KORKMAZ ile/ve/||/<> UTANMAZ
( Allah'tan. İLE/VE/||/<> Kuldan. )
- KORKU(HAVF) ile HAŞYET(ALLAH'TAN KORKMA) ile İTTİKÂ ile HEYBET
( Korku peşimizi bırakmaz. Tüm çalışıp çabalamamız, ölüm korkusundan. Halbuki, korku gitmeyince Allah dostu olamayız. )
( Korkunun bir bölümü, Allah'ın "Rezzâk-ı Âlem" olduğunu anlayınca gider. )
( İhanet bitsin, kanundan da, hemcinsinden de, Allah'tan da korkmazsın. )
- KORKU/KORKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SAYGI/SAYMAK
( Korkuyu yenmek, bilgeliğin başlangıcıdır. )
( Tanrı'yı düşünmeden önce, kendinizi kabul etmek zorundasınız. )
( Before you think God, you must accept yourself. )
( FEAR vs./and RESPECT
RESPECT instead of FEAR )
- KORKU ile/ve/||/<>/> AĞRI ile/ve/||/<>/> GERGİNLİK
- KORKU ile/ve/||/<> AKIL
( İşin içine korku girdiği oranda, "akıl" da etkinleşir. Bir kişi, ne kadar korkusuz ise "aklını" o kadar az kullanır. )
( FEAR vs./and/||/<> REASON )
- KORKU ile ANLAYIŞ EKSİKLİĞİ
- KORKU ile/ve/<> BÂTIL İNANÇ
( Korku, bâtıl inançların temel kaynağıdır. )
- KORKU ile/ve/<>/değil ÇARESİZLİK
- KORKU ile/yerine CİDDİYE ALMAK
- KORKU[PHOBOS] ile/ve/<> DEHŞET[DEIMOS]
( Mars'ın uydularının ve ["savaş tanrısı"] Ares'in aracını çeken atların adı. )
( 1877 - ASAPH HALL )
- KORKU ile/ve/||/<> DENETİM ODAKLI KORKU
- KORKU ile/ve/değil/yerine DİKKAT
- KORKU ile GERİLİM
- KORKU ile HAVF ile İTTİKÂ
( ... İLE Sevdiğini gücendirme korkusu. İLE Sakınma, Allah'tan korkma. )
- KORKU ile/ve İHÂNET
- KORKU ile İKİRCİK
( REV', REV'A ile TEREDDÜT )
( FEAR vs. HESITATION )
- KORKU ile/ve İMAN
- KORKU ile/ve/> KAÇMAK
- KORKU ile/ve/değil/||/<>/> KAYGI
( KAYNAK: Korkunun kaynağını biliriz, ancak kaygının kaynağı belirsizdir.
SÜRE: Korku, daha kısa sürelidir, kaygı ise uzun süre devam eder.
ŞİDDET: Korku, kaygıdan daha şiddetlidir. )
( Beyinde. [amigdala'da]. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Zihinde.["bağlarda"] )
( [kaynağı] Dışarıda. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> İçeride. )
( Dışarıdan içeriye. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> İçeriden dışarıya. )
( Varoluşsal, zorunlu, geçerli, gerekli, etkili ve yetkin. İLE Anlamsız, değersiz, geçersiz, gereksiz, etkisiz ve yetkisiz. )
( Köpek/arı korkusu (yakındaysa/yakınlaşıyorsa)
"Köpek/arı kaygısı" (uzaktaysa/yakınlaşmasa da)
Uçak korkusu (binmeye yaklaştıkça)
"Uçak kaygısı" (binmeden ve düşmesi "düşüncesiyle")
Terk edilme korkusu (ondan daha önce terk edememe düşüncesiyle)
"Terk edilme kaygısı" (bitmeye yaklaştıkça)
[Deneyimleneceklerde, elde etmede, sınırlarda ve sınavlarda...]
Başaramama korkusu (zihnindeki ve "kendince" sınırsız "çözümleriyle")
"Başaramama kaygısı" (çıkarlarının kaybedilecek olması ya da çatışmasıyla)
[Varoluş sürecinde ve gereksiniminde...]
"Ben olamama" korkusu (ötekilerin "gücü" ya da "üstünlüğüyle")
"Ben olamama" kaygısı (aidiyet sağlayamamayla) )
( "KAYGI değil/yerine SAYGI" yazısı için burayı tıklayınız... )
( Korkunun bir bölümü, varolanlara bir zarar düşünmediğimiz zaman gider. )
( İhanetten uzak kaldığın kadar korkmazsın. )
( Zan gitmedikçe, korkudan ve kaygıdan kurtulamayız. )
( Gövde ve zihin sınırlılardır, onun için de incinmeye açıklardır, onların, korunmaya gereksinimleri vardır ve bu da korkuya yol açar. )
( Gelecek için antrenman, tutumlar geliştirme; bunlar korku işaretidir. )
( Acı çekmemiş olan, korkmaz. )
( İç ve dış arasındaki ayrımın yalnızca zihinde olduğunu idrak ettiğiniz zaman, artık korkunuz kalmaz. )
( Arzulardan ve korkulardan kurtulun, görüşünüz birdenbire berraklaşacak ve herşeyi olduğu gibi göreceksiniz. )
( İç değerinizi bilmelisiniz, ona güvenmelisiniz ve günlük yaşantınızda arzu ve korkularınızı feda ederek bunu belirgin kılmalısınız. )
( Arzudan ve korkudan kurtulmak bizi öyle korkutmasın. Bu hepimizin bildiğinden öyle farklı, çok daha yoğun ve ilginç bir yaşam sürdürebilmemizi sağlayacaktır. Öyle ki biz her şeyi kaybetmekle gerçekten her şeyi kazanmış oluruz. )
( Once you realise that all comes from within, that the world in which you live has not been projected onto you but by you, your fear comes to an end.
You are love itself - when you are not afraid.
An understanding mind is free of desires and fears.
The more you know yourself the less you are afraid.
Discover your mistake and be free of fear.
The body and the mind are limited and therefore vulnerable; they need protection which gives rise to fear.
Training for the future, developing attitudes is a sign of fear.
Who has not suffered is not afraid.
When you realise that the distinction between inner and outer is in the mind only, you are no longer afraid.
Be free of desires and fears and at once your vision will clear and you shall see all things as they are.
You must know your inner worth and trust it and express it in the daily sacrifice of desire and fear.
Do not be afraid of freedom from desire and fear. It enables you to live a life so different from all you know, so much more intense and interesting, that, truly, by losing all you gain all. )
( FEAR: [not] Forget Everything And Run VS./AND/||/<>/>/BUT Face Everything And Rise
Face Everything And Rise INSTEAD OF Forget Everything And Run )
( Bir kez, her şeyin içten geldiğini, içinde yaşadığınız dünyanın size değil sizin tarafınızdan yansıtıldığını idrak ettiğinizde, korkularınız sona erer. )
( Biz, sevgiyiz.[korkmadığımızda] )
( Anlayan bir zihin, arzulardan ve korkulardan azâdedir. )
( Korku, bilmemekten ileri gelir. )
( Kendimizi ne kadar daha çok bilirsek, o kadar daha az kaygılanırız. )
( Hatanızı keşfedin ve korkudan kurtulun. )
( Gövdemizin sahibi olursak, korkuyu atarız. )
( Varolan bir şeyden çekinme. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Henüz gerçekleşmemiş bir şeyden çekinme. )
( )
( [CHAT GPT >]
Korku ve kaygı, genellikle birbiriyle karıştırılan, yakından ilişkili duygulardır ancak bunlar farklı deneyimlerdir.
Korku, algılanan bir tehdide tepki olarak yaşanan doğal, sağlıklı bir duygudur. Bizi zarardan korumaya yardımcı olan tehlikeye karşı doğal bir tepkidir. Korku, genellikle kısa ömürlüdür ve bulunduğunuz koşullarda belirli bir uyarana tepki olarak ortaya çıkar.
Kaygı ise sinirlilik ve huzursuzluk ile tanımlanan daha uzun süreli bir düşünce zinciridir. Kaygı, genellikle şu andaki belirli bir uyaran yerine gelecekteki olayların ya da kaygıların beklentisiyle tetiklenir. Acil bir tehlike olmadığında bile zamanla devam eden kronik bir durum olabilir.
Genel olarak korku, belirli bir tehdide ya da tehlikeye verilen bir yanıtken; kaygı, gelecekteki tehdit ya da tehlike olasılığına bir yanıttır. İki duygu da bizi harekete geçmeye ve kendimizi korumaya güdüleyebildiğinden ancak belirli durumlarda yardımcı olabilir. Ancak korku ya da kaygı kronikleştiğinde ya da aşırı duruma geldiğinde, zihinsel ve fiziksel sağlığımız üzerinde olumsuz etkileri olabilir.
[English]
Fear and anxiety are closely related emotions that are often confused with one another, but they are distinct experiences.
Fear is a natural, healthy emotion that is experienced in response to a perceived threat. It is a natural response to danger that helps to protect us from harm. Fear is generally short-lived and occurs in the present moment, in response to a specific stimulus.
Anxiety, on the other hand, is a more prolonged emotion that is characterized by feelings of worry, nervousness, and unease. Anxiety is often triggered by anticipation of future events or concerns, rather than by a specific stimulus in the present moment. It can be a chronic condition that persists over time, even when there is no immediate danger present.
In general, fear is a response to a specific threat or danger, while anxiety is a response to the possibility of future threats or dangers. Both emotions can be helpful in certain situations, as they can motivate us to take action and protect ourselves. However, when fear or anxiety becomes chronic or excessive, it can have negative effects on our mental and physical health. )
( REV', REV'A, HAVF ile/ve/değil/||/<>/> GAMM )
( BÂK, PERVÂ ile/ve/değil/||/<>/> ENDİŞE[< Pehlevice/Farsça]: Düşünüyorum] )
( [not] FEAR vs./and/||/<>/>/but ANXIETY/CONCERN )
( METUS cum//et/./||/<>/> ... )
- KORKU ile/ve/||/<> KIZMA/ÖFKE ile/ve/||/<> ÜZÜNTÜ/ÜZÜLME ile/ve/||/<> UTANMA/UTANÇ[>< AÇGÖZLÜLÜK] ile/ve/||/<> İĞRENME/TİKSİNTİ | ile/ve/||/<> SEVİNÇ(NEŞE)/COŞKU ile/ve/||/<> ŞAŞIRMA/ŞAŞKINLIK/HAYRET
( Farklı coğrafyalarda yaşayıp farklı dilleri konuşsa da yeryüzünde yaşayan tüm bireyler, şu 6 ya da 7 duygu-durum için aynı yüz ifadesi ve mimikleri kullanıyor. )
(
)
(
)
- KORKU ile KORKUNÇ ile KORKUNÇ İŞKENCE
( DREAD vs. DREADFUL vs. DREADFUL TORTURE )
( بيم ile نهيب ile هراس کردن ile خوف کردن ile موحش ile مهيب ile سهمناک ile سهمگين ile مدهش ile هراسناک ile عذاب اليم )
( BEYM ile نهيب ile NPARAS KARDAN ile KHOF KARDAN ile MOVAHSH ile MAHYBE ile SONPAMNAK ile SONPAMGYNE ile مدهش ile NPARASENAK ile عذاب اليم )
- KORKU ile KORKUTMAK ile KORKMUŞ ile KORKUTUCU ile KORKUNÇ
( FRIGHT vs. FRIGHTEN vs. FRIGHTENED vs. FRIGHTENING vs. FRIGHTFUL )
( رم دادن ile متوحش ساختن ile متوحش کردن ile وحشت دادن ile هراسانيدن ile ترساندن ile متوحش ile ترسان ile ترسيده ile وحشتزده ile وهمناک ile وحشتناک ile ارعاب ile ترساننده ile هولناک ile وحشت انگيز )
( RAM DADAN ile MOTOHESH SAKHTAN ile MOTOHESH KARDAN ile VAHSHT DADAN ile NPARASANYDAN ile TARSANDAN ile MOTOHESH ile TARSAN ile TARSYDAH ile VAHSHTEZODEH ile VAHAMNAK ile VAHSHTENAK ile AREAB ile TARSANANDEH ile TEOOLNAK ile VAHSHT ENGYZ )
- KORKU ile/ve/değil/yerine KORUMA
( [not] FEAR vs./and/but PROTECTION
PROTECTION instead of FEAR )
- KORKU ile/ve/||/<>/> ÖFKE
( FEAR vs./and/||/<>/> ANGER )
- KORKU ile/ve/değil/yerine OLGU
( [not] FEAR vs./and/but FACT
FACT instead of FEAR )
- KORKU ile/değil/yerine SEVGİ
( Bir kez, her şeyin içten geldiğini, içinde yaşadığınız dünyanın size değil sizin tarafınızdan projekte edildiğini idrak ettiğinizde, korkularınız sona erer. )
( Bazen, bazı korkular da sevgiye dönüşebilmektedir. [STOCKHOLM SENDROMU] )
( Korkutamazsın beni, seviyorum seni! )
( Once you realise that all comes from within, that the world in which you live has not been projected onto you but by you, your fear comes to an end. )
( [not] FEAR vs./but LOVE
LOVE instead of FEAR )
- KORKU ile TANRI KORKUSU ile KORKUNÇ ile KORKUSUZ ile KORKUSUZCA ile KORKUSUZLUK
( FEAR vs. FEAR OF GOD vs. FEARFUL vs. FEARLESS vs. FEARLESSLY vs. FEARLESSNESS )
( بيم داشتن ile هراسيدن ile هراس کردن ile باک داشتن ile ترسيدن ile شکوه ile وهم کردن ile جبن ile وحشت کردن ile پروا داشتن ile حساب بردن ile مخافت ile هراس ile رعب و وحشت ile هول ile خوف ile باک ile واهمه ile وحشت ile محابا ile ترس ile رعب ile بيم ile سهم ile خدا ترسي ile خوفناک ile هراسانده ile بيمناک بودن ile ترسان ile متهور ile بي باک ile بي هراس ile بيباک ile ناپروا ile بي واهمه ile بي وحشت ile بي ترس ile نترس ile بي پروا ile بدون بيم ile بي محابا ile بي مهابا ile بي باکانه ile بي باکي )
( BEYM DASHTAN ile هراسيدن ile NPARAS KARDAN ile BAK DASHTAN ile TARSYDAN ile SHKUH ile VAHAM KARDAN ile جبن ile VAHSHT KARDAN ile PARVA DASHTAN ile HASAB BARDAN ile MOKHAFT ile NPARAS ile RAB VE VAHSHT ile TEOOL ile خوف ile BAK ile VANPAMEH ile VAHSHT ile MOHABA ile TARS ile RAB ile BEYM ile SONPAM ile KHODA TARSY ile خوفناک ile NPARASANDEH ile BEYMENAK BODAN ile TARSAN ile متهور ile BEY BAK ile BEY NPARAS ile BEYBAK ile ناپروا ile BEY VANPAMEH ile BEY VAHSHT ile BEY TARS ile NETRES ile BEY PARVA ile BEDON BEYM ile BEY MOHABA ile BEY MEHABA ile BEY BAKANEH ile بي باکي )
- KORKU ile/ve/değil/yerine TARİH BİLİNCİ
( Ulusların uygarlık seviyesini, tarih incelemelerindeki çaba ve becerilerine göre belirlemek olanaklıdır. )
- KORKU ile/ve/değil/yerine TEDBİR
( [not] FEAR vs./and/but PRECAUTION
PRECAUTION instead of FEAR )
- KORKU ile/ve/değil TEPKİ
( [not] FEAR vs./and/but REFLEX )
- KORKU ile/ve/ya da/<> UKALALIK
- KORKU ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< ÜMİT
( Mahkum eder. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Özgür bırakır. )
- KORKU ile/ve/> ÜRKÜ/PANİK[Yun.]
( REV', REV'A ile/ve RU'B-FEZ' )
( FEAR vs./and PANIC )
- KORKU ile/ve UTANMAK
( FEAR vs./and SHAME )
- KORKU ile/> ZEKÂ
- KORKULACAK OLAN:
BİZİMLE AYNI DÜŞÜNCEDE OLMAYANLAR ile/değil/yerine AYNI DÜŞÜNCEDE OLMAYIP BUNU SÖYLEME CESÂRETİNDE OLMAYANLAR
- KORKULMASI GEREKEN:
HATA YAPMAK ile/değil/> AYNI HATALARI TEKRAR (TEKRAR) YAPMAK
( Korkmayalım! İLE/> Korkalım! )
- KORKULUK ile BOSTAN KORKULUĞU/MİCDÂR[Ar.]/ÜFÇE[Fars.]
- KORKUNÇ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İLGİNÇ
- KORKUNÇLAŞMAK ile KORKUNÇLAŞTIRMAK ile KORKUNÇ/LUK
- ... KORKUSU ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ... COŞKUSU
- KORKUSUZ/LUK ile/değil/yerine CESÂRET
( Cesaret, korkusuz olmak demek değildir. Cesaret, korkuyla dolu olmana karşın, kontrolü, korkunun eline vermemektir. )
- KORKUTAN ile/ve/||/<> KORKAN
( Korkutanlarla ile korkanlar arasında sessiz bir suç ortaklığı vardır. )
- KORKUTMA ile KORKUTMACA
- KORKUTMA ile/ve/değil/yerine UYARMA
- KORKUTMAK ile KORKUTABİLMEK ile KORKU/LUK ile KORKUT ile KORKUŞ ile KORKULU ile KORKUSUZ/LUK ile KORKULUKLU ile KORKUSUZCA ile KORKULUKSUZ ile KORKU DAMARI
- KORKUTMAK ile KORKUTMAK
( Engellemek/korumak için olan. İLE Şaşırtmak, gülmek, eğlenmek için olan. )
( Çocukları hiçbir biçimde korkutmayınız! [Belki sadece/ancak savaşta düşmanı olabilir![o da ancak daha fazla zarar görmemek içindir.] İLE Düşmanın bile olsa, ne şaka, ne de başka bir gerekçe ya da koşulla, hiç kimseyi korkutmayınız! )
- KORKUTUCU ile/ve/değil/yerine CAYDIRICI
- KORKUTUCU/LUK ile/||/>< GÜLÜNÇ/LÜK
( "Korkutucu olmaya" çalışırken, abartı ölçüsü artırılırsa korkutuculuktan kolaylıkla gülünçlüğe düşülebilir/düşülür. )
- KORKUYA DAYALI "SAYGI" ile/değil/yerine SAYGI
- [ne yazık ki]
"KORKUYU, ÖFKE İLE YATIŞTIRMAK" ile/ve/||/<> "ÖFKEYİ, KORKU İLE YATIŞTIRMAK"
- KÖRLEŞMEK ile KÖRLEŞTİRMEK
- KÖRLETMEK ile KÖRLETEBİLMEK
- KÖRLÜK/SAĞIRLIK(IN NEDENİ) ile/ve/||/<> TIKANIKLIK('IN NEDENİ)
( Olanaklar/olanaklılık, rahatlık. İLE/VE/||/<> Yeti/yetenek, becerme, başarı. )
- KÖRLÜK:
ZİHİNSEL ile/ve/||/<> İŞLETME ile/ve/||/<> BENCİL
( Kendi eksiklerini "görememe". İLE/VE/||/<> Şirketinde tekrarlayan yanlışlara karşı oluşan "görememe". İLE/VE/||/<> Dost eleştirisine, "niyet okuyarak", inanmamak. )
- KÖRLÜK ile/||/<> AMAROZİS
( ... İLE/||/<> Sinirsel körlük. | Fugaks geçici körlük. )
- KÖRLÜK ile "DAĞ KÖRLÜĞÜ"
- KÖR/LÜK ile/ve/değil/||/<>/< DİKKATSİZ/LİK / ÖZENSİZ/LİK
- KÖRLÜK ile TRAHOM[Fr.]
( ... İLE Göz kapaklarının altında bazı kabarcıkların belirmesiyle başlayan, tedavi edilmediğinde kirpiklerin içeriye kıvrılması, saydam tabakada yaralar çıkması nedeniyle körlükle sonuçlanabilen bulaşıcı hastalık. )
- KÖRLÜK ile/<> YOKLUK
- KORNA ile BOYNUZLU
( HORN vs. HORNED )
( شاخ ile شخ ile شاخي ile شاخدار )
( SHAKH ile SHKH ile شاخي ile SHAKHODAR )
- KORNA[İt. < CORNA] ile/= KLAKSON[Fr. < KLAXON]
( )
- KORNA[İt. < CORNA] ile/değil KORNO[İt. < CORNO]
( Motorlu taşıtlarda, bisikletlerde sesle işaret vermek için kullanılan ve içinden hava geçirilerek çalınan boru/araç. İLE Savaşlarda çağrı aracı olarak kullanılan boynuz ya da fil dişi boru. | Bir ağızlık, kendi üzerine dolanmış koni biçiminde uzun bir boru ve ağzı genişçe açılan bir kulaklıktan oluşan üflemeli bakır çalgı. )
- [ne yazık ki]
KORNA:
"SELÂMLAMA/VEDÂLAŞMA" ile/ve/||/<> "TEPKİ GÖSTERME" ile/ve/||/<> "ADÂLET ARAMA/SAĞLAMA"
- KORNER ile KORNER ATIŞI ile KORNER DİREĞİ ile KORNER VURUŞU
- KORNET[Fr. < CORNET] ile KORNET
( Pistonlu orkestra çalgısı. İLE Kâse ya da kaşık olmadan dondurma yemekte kullanılan, koni biçimli, şekerli hamurdan yapılmış yenilebilir kap. )
- KORNET ile KORNETÇİ/LİK
- KORNİŞ ile KORNİŞÇİ/LİK
- KORNİŞ[Fr. < CORNICHE] ile KORNİŞON[Fr. < CORNICHON]
( Perde asmaya yarayan, metal ya da plastikten yapılmış araç. | Çerçeve biçiminde oymalı çıkıntı. | Sarp, kayalık çıkıntı. İLE Kabuğunun üzeri pürtüklü bir tür turşuluk salatalık. )
- KORO[İt. < CORO] ile KORAL[Fr. < CHORAL]
( Tek ya da çok sesli olarak yazılmış bir müzik yapıtını seslendirmek için bir araya gelen topluluk. İLE Koro için yazılmış dinî ezgi. | Kaynağı dinî ezgi olan orkestra parçası. | Koroyla ilgili. )
- KORO ile/ve/<> ORATORYO[İt.]
( ... İLE/VE/<> Solo sesler, koro ve orkestra için yazılmış, oyun öğesi bulunmayan, kutsal nitelikte müzik yapıtı. )
- KOROİD ile KOROİD CEKET
( CHOROID vs. CHOROID COAT )
( مشيمي ile مشيميه )
( مشيمي ile مشيميه )
- [ne yazık ki]
"KORONA SALAK(KORONASALAK)/COVIDIOT" ile/ve/||/<> "KORONA NARSİST(KORONARSİST)"
( "Bana/bize bir şey olmaz" diyerek çoğu kişiye virüs bulaştıranlar. İLE/VE/||/<> "Kendileri dışında kimseye bulaşıp bulaşmadığını önemsemeyenler." )
- KORONER ile TAÇ GİYME TÖRENİ ile TAÇ GİYME TÖRENİ
( CORONARY vs. CORONATE vs. CORONATION )
( اکيلي ile تاج گزاري کردن ile تاج گزاري )
( اکيلي ile TAJ GOZARY KARDAN ile TAJ GOZARY )
- KOROZYON ile AŞINDIRICI ile AŞINDIRICILIK
( CORROSION vs. CORROSIVE vs. CORROSIVENESS )
( زنگ زدگي ile خورندگي ile خوردگي ile فساد تدريجي ile خورنده ile ماده اکاله ile اکال ile فاسد کننده ile اکالي )
( ZANG ZADEGY ile KHORANDEGY ile KHORDEGY ile FESAD TADARYJY ile KHORANDEH ile MADEH AKALEH ile اکال ile FASAD KONANDEH ile اکالي )
- KOROZYON ile KOROZYON AKIMI ile KOROZYON DERİNLİĞİ
- KORSAN ile/yerine ORJİNAL
- KORSE ile KORSE
( CORSET vs. CORSETTE )
( شکم بند ile شکم بند زنانه )
( SHKAM BAND ile SHKAM BAND ZANANEH )
- KORSE ile KORSECİ/LİK ile KORSELİ ile KORSESİZ
- KORTE ile KORTEJ
- KORTEKS İLE LİMBİK İLE BEYİN SAPI ile/||/<> BEYİN BÖLGELERİ
( Üç temel beyin organizasyon seviyesi. )
( Formül: Neokorteks: 6 katman )
- KORTİZOL ile/||/<> ADRENALİN
( Kortizol uzun stres kortikosteroid İLE adrenalin kısa katekolamin. )
( Formül: Long-term İLE short-term stress )
- KORTİZOL ile KORTİZON[Fr. < CORTISONE]
( Yaralanmanın, korkunun ya da soğuğun yol açtığı stresler sonucu gövdede şeker yapımını hızlandıran böbrek üstü bezi kabuğunun salgıladığı, şeker, protein ve yağ metabolizmasına etki eden hormon. [Doğal, organik.] İLE Yapay, sentetik. [İlâç.] )
- KORTİZON ile KORTİZONLU ile KORTİZONLU İLAÇ
- KÖRÜ KÖRÜNE TAKLİT ile/yerine MUHABBETLE TAKLİT
- KORU ile/ve/||/<> AĞAÇLIK
( Bakımlı küçük orman. İLE/VE/||/<> Ağacı bol olan yer. )
- KORU ile AYKE
( Bakımlı küçük orman. İLE Sık koruluk. )
- KORUK SUYU ile LİMON SUYU
- KÖRÜK ile/ve HAMLAÇ[Ar.]
( Ateşi canlandırmak için kullanılan araç. İLE/VE Küçük körük. )
- KORUK ile KORUK SUYU ile KORUK LÜFERİ ile KORUK ŞERBETİ
- KÖRÜK ile/||/<> KÖRÜKLEMEK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Körük. İLE/||/<> ... )
- KORUK ile ÜZÜM
- KÖRÜKLEMEK ile KÖRÜKLENMEK ile KÖRÜKLEYEBİLMEK ile KÖRÜK ile KÖRÜKLÜ ile KÖRÜKÇÜ/LÜK ile KÖRÜKSÜZ ile KÖRÜKLÜ OTOBÜS
- KORUM" ile KOYARIM
- KORUMA BİYOLOJİSİ ile/||/<> RESTORASYON EKOLOJİSİ
( Koruma mevcut koruma, restorasyon hasarı onar. )
( Formül: Preserve İLE restore )
- KORUMA/SAKLAMA(MUHAFAZA) ile/değil/yerine HAYAL
- KORUMA ile KALICILIK
( VİKAYE["ka" uzun okunur!]: Koruma, kayırma, esirgeme. | Herhangi bir hastalık için önleyici tedbir alma. İLE ... )
( TO PROTECT/SAVE vs. PERMANENCE )
- KORUMA ile/ve/||/<> SAVUNMA
- KORUMAK ile/ve/<> BÂKÎ KILMAK
- KORUMAK ile/ve/<> DEVAM ETTİRMEK
- KORUMAK ile/ve GÖZETMEK
- KORUMAK ile/ve/||/<> KOLLAMAK
( TO PROTECT/SAVE vs. TO WATCH FOR/TO PROTECT )
- KORUMAK ile/ve/<> KULLANMAK
( Dengede olmalılardır! )
- KORUMAK ile KURTARMAK
( TO SAVE vs. TO REDEEM )
- KORUMAK ile ÖNEMSEMEK
( TO PROTECT/SAVE vs. TO CONSIDER )
- KORUMAK ile/ve/||/<>/> SAHİP ÇIKMAK
( TO SAVE vs. TO CLAIM )
- KORUMAK ile/ve SAKINMAK
( TO PROTECT/SAVE vs./and TO AVOID )
- KORUMA/LIK ile KORUMACI/LIK ile KORUMALI ile KORUMASIZ ile KORUMA ARACI ile KORUMA POLİSİ ile KORUMA ÜNSÜZÜ ile KORUMA GÖREVLİSİ
- KORUNAK ile KORUNAKLI/LIK ile KORUNAKSIZ/LIK
- KORUNAK ile KORUNCAK/MAHFAZA[Ar.] ile KORUNGA
( Tehlikeden kurtulmak, korunmak için yapılmış yer. | Sığınılan, saklanılan yapı, mağara gibi yer. | Koruyan, esirgeyen, saklayan kişi. İLE Ambalajlanan malı dış etkilere karşı korumak için ambalaj çatısına çakılan tahta, kontrplak vb. malzeme. İLE Otsu, genellikle 30-70 cm. boyunda, çok yıllık, pembe çiçekli, hayvan yemi olarak kullanılan bir bitki. )
- KORUND ile/||/<> SPİNEL
( Safir ve yakut olarak bilinir. İLE/||/<> Çeşitli renklerde bulunan bir mineral. )
- KÖRÜNG ile KÖRÜNG
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Kaşgar'a yakın küçük bir göl. | Kaşgar dağlarında, Tez yaylasında bulunan bir göl.[Çevresi 30 fersahtır.] )
- KORUNMA BİYOLOJİSİ ile RESTORASYON EKOLOJİ
( Yok olma tehlikesi altındaki türleri ve ekodüzenleri korumaya odaklanan bir bilim dalı. İLE Degrade olmuş ya da yok edilmiş ekodüzenleri eski duruma döndürmeye odaklanır. )
- KORUNMA ile/ve/<> DEĞİM/LİYÂKAT
- KORUNMA ile/ve SAVUNMA
( PROTECTION vs./and DEFENCE )
- KORUNMAK ile KORUNULMAK ile KORUNABİLMEK ile KORUN ile KORUN DOKUSU
- KORUNUM ile KORUNUMLU
- KÖRÜŞ ile/||/<>/> KÖRÜNÇ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Görüş, bakış. İLE/||/<>/> İzleyiciler. )
- KORUSUN ile KUTSANMIŞ ile KUTSANMIŞ RUH ile KUTLULUK ile NİMET ile KILIK DEĞİŞTİRMİŞ NİMET
( BLESS vs. BLESSED vs. BLESSED SOUL vs. BLESSEDNESS vs. BLESSING vs. BLESSING IN DISGUISE )
( مبارک خواندن ile برکت دادن ile مخلد ile متبارک ile نظر کرده ile تبارک ile خدا بيامرز ile مبارکي ile برکت ile نعمت ile يمن ile توفيق اجباري )
( MOBARK KHANDAN ile BARKAT DADAN ile MOKHOLD ile MOTBARK ile NAZAR KARDEH ile TABARK ile KHODA BEYEMRZ ile مبارکي ile BARKAT ile NEMAT ile YMAN ile TOFYGH EJBARY )
- KORUYABİLMEK ile KORUYUCU/LUK ile KORUYUCU AİLE ile KORUYUCU ÜNSÜZ ile KORUYUCU KAPLAMA ile KORUYUCU HEKİMLİK
- KORUYUCU KONSEY ile KORUMA ile KORUNAN ile NÖBETÇİ KULÜBESİ ile VASİ ile KORUMASIZ ile VESAYET ile KORUMA ile SINIRLARIN KORUNMASI ile GARDİYAN ODASI
( GUARDIAN COUNCIL vs. GUARD vs. GUARDED vs. GUARDHOUSE vs. GUARDIAN vs. GUARDIANLESS vs. GUARDIANSHIP vs. GUARDING vs. GUARDING OF THE FRONTIERS vs. GUARDROOM )
( گارد ile پاس دادن ile سپر کردن ile مامورانتامات ile نگاهبان ile مامور گارد ile پاسداري کردن ile نگهباني کردن ile پاسدار ile نگهباني دادن ile نگهبان ile مراقبت کردن ile ضامندار ile محروس ile محروسه ile پاسدارخانه ile متکفل ile سرپرست ile قيم ile شوراي نگهبان ile بي سرپرست ile قيموميت ile سرپرستي ile مراقبت ile نگهباني ile پاسباني ile پاسداري ile مرزباني ile اطاق کشيک )
( GARD ile PAS DADAN ile SEPAR KARDAN ile MAMORANTAMAT ile NEGAHOBAN ile MAMOR GARD ile PASDARY KARDAN ile NAGEIBANY KARDAN ile PASDAR ile NAGEIBANY DADAN ile NAGEIBAN ile MARAGHBAT KARDAN ile ZAMANDAR ile محروس ile MAHROSEH ile PASDARKHANEH ile MOTEKAFEL ile SARPAREST ile قيم ile SHORAY NAGEIBAN ile BEY SARPAREST ile قيموميت ile SARPARESTY ile MARAGHBAT ile NAGEIBANY ile PASBANY ile PASDARY ile MARZBANY ile OTAGH KESHYK )
- KORUYUCU ile/ve/değil/||/<> KALKAN
- KORUYUCU/MUHÂFIZ[Ar.] ile KOLCU/MUHÂFIZ[Ar.]
( Koruyan kişi. | Himâye eden, kollayıcı, hâmi. | Asalağı dış ortamda yok eden, onun konakçıya ulaşmasına engel olan ilâç ya da işlem. İLE Bir şeyi korumak için bekleyen ya da kol gezen görevli. | Hizmetçilere çalışacak ev bulan kişi. )
- KORVET[Fr. < CORVETTE] ile KORVET
( Denizaltılara karşı özel olarak silahlandırılan bir tür savaş gemisi. İLE ... )
- KOŞA KOŞA ile/değil/yerine/||/<>/< ADIM ADIM
- KOŞA KOŞA ile/değil/yerine KONUŞA KONUŞA
- KOŞA ile KOŞA
( Çift, eş, ikiz. İLE Hep birlikte. )
- KOŞABİLMEK ile KOŞAMLAMAK ile KOŞA/LIK ile KOŞAM ile KOŞAÇ ile KOŞAR ADIM
- KÖŞE ÇEŞMELERİ ile/ve DUVAR ÇEŞMELERİ ile/ve MEYDAN ÇEŞMELERİ
- KÖŞE ile "BAŞ KÖŞE"
- KÖŞE ile/ve/değil/yerine/>< GEZİ
- KÖŞE ile KÖSE
- KÖŞE ile/ve/||/<> SEKİ/KÜRSÜ
( Gazetede. İLE/VE/||/<> Üniversitede/fakültede. )
- KÖSELE ile KÖSELE TAŞI ile KÖSELE SURATLI
- KÖŞESİ ile/ve/değil UCU
- KÖŞETAŞI ile ...
( KİLİTTAŞI | TEMEL/KEMER TAŞI )
- KÖSGÜK ile/||/<> KORKULUK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( "Kötü gözler"den sakınmak için küçük bahçelere ve üzüm bağlarına dikilen korkuluk. İLE/||/<> ... )
- KOSHİ[Jap.] ile ...
( Omuriliğin, göbek hizasının altında kalan bölümüne verilen ad. )
- KOŞİLİS ile ÖDEMİS
( Olgunlaşmamış üzüm tanelerini deler ve yerler. )
( CLYSIAAMBIGUELLA et POLYCHROSISBOTRANA )
- KOSİNÜS ile KOSİNÜS DALGASI
( COSINE vs. COSINE WAVE )
( جيب تمام ile موج کسينوسي )
( JYBE TAMAM ile MOJ KESYNOSY )
- KÖŞK ile BEYKEM[Fars.]
( ... İLE Yazlık köşk. | Sofa ve salon. )
- KÖŞK ile KÖŞKLÜ
- KÖŞKLÜ ile/ve "İKİ KEÇELİ"
( Osmanlı'da yangın habercileri. )
( ... İLE/VE Üst kıdemli. )
- KOŞMA ile KAYABAŞI
( ... İLE Bir Anadolu ezgisi ve bu ezgiyle söylenen koşma. | Türk halk yazınında çoban türküsü. )
- KOŞMA ile KOŞ(UŞ)TURMA
- KOŞMA ile/ve SEMAİ
- KOŞMA ile VARSAĞI
( ... İLE Güney Anadolu bölgesinde yaşayan Varsak Türkleri'nin söyledikleri koşma. )
- KOŞMACA ile/ve/||/<>/> KOVALAMACA
( Birbirini kovalayarak oynanan bir çocuk oyunu. İLE/VE/||/<>/> Ebenin, yanına gizlice sokulup koluna vuranı kovalayıp yakalamaya çalışması biçiminde oynanan bir çocuk oyunu. | Arkasından koşma, peşinden gitme. )
- KOŞMAK ile KOŞMACA
- KOŞMAK ile KOŞMAK
( Adım atışlarını artırarak ileri doğru hızla gitmek. | Bir yere hızlıca gitmek. | Bir işle çok ilgilenmek, koşuşturmak. | Koşuya çıkmak. | Kovalamak, üstüne düşmek, izlemek. İLE Birlikte iş görmesi için bir şeyi, birini, başka birinin yanına katmak, arkadaş olarak vermek. | Birini, bir işte görevlendirmek. )
- KOŞMAK ile KOŞUCU ile HAFİF KOŞU
( JOG vs. JOGGER vs. JOGGING )
( قدم تند کردن ile يورغهرو ile هل دهنده ile يورغه )
( GHODAM TAND KARDAN ile يورغهرو ile CPEL DAHANDEH ile يورغه )
- KOŞMAK ile/ve/<>/değil/yerine SEĞİRTMEK
( ... İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE Hızlı adımlarla ya da sıçrayarak yakın bir yere doğru yürümek. )
- KOŞMAK ile/= YORTMAK
( Koşmak, sürekli yol yürümek. | İşsiz güçsüz gezmek. )
- KOŞMAK ile YÜPÜRMEK
( ... İLE Telâşla, öteye-beriye koşmak. )
- KÖSNÜ/ŞEHVET ile İŞRET
- KÖSNÜ ile KÖSNÜK ile KÖSNÜL/LÜK ile KÖSNÜLÜ
- KÖSNÜK ile KÖSNÜL
( Eş isteme dönemi gelmiş hayvan. İLE Eşeysel istekli/lik, şehvetli/lik. )
- KÖSNÜLMEK ile KÖS ile KÖSE/LİK ile KÖS KÖS ile KÖSE SAKAL ile KÖSE BUĞDAY
- KOSTAKLANMAK ile KOSTAK
- KÖSTEBEK ile ALTIN KÖSTEBEK
( ... İLE Çölde bulunurlar. )
( ... İLE Görünen herhangi bir gözleri bulunmamaktadır.[kumdaki ve havadaki titreşimlerle ilerlemektedir.] )
( ... İLE Ot öbeklerindeki termitleri avlarlar. )
- KÖSTEBEK ile DESMAN
- KÖSTEBEK ile KESELİ KÖSTEBEK
- KÖSTEBEK ile KÖR FARE
(
)
- KÖSTEBEK ile KÖSTEBEK İLLETİ
- KÖSTEBEK ile KÖSÜRGEN
- KÖSTEBEK ile YILDIZ BURUNLU KÖSTEBEK
- KÖSTEBEK ile YILDIZ BURUNLU KÖSTEBEK
( Hayvanlar arasındaki en keskin koku alma yeteneğine sahip hayvanlardandır. )
- KÖSTEKLEMEK ile KÖSTEKLENMEK ile KÖSTEK ile KÖSTEKLİ ile KÖSTEKSİZ
- KOSTÜM/LÜK ile KOSTÜMCÜ/LÜK ile KOSTÜMLÜ ile KOSTÜMSÜZ
- KOŞTURMA ile KOŞTURMACA
- KOŞTURMAK ile ACELE ETMEK
- KOŞTURMAK ile KOŞTURTMAK ile KOŞTURULMAK ile KOŞTURABİLMEK
- KOŞTURMAK ile/değil KOŞUŞTURMAK
- KOŞUK ile EGLOG[Yun.]
( ... İLE Kısa, kır koşuğu. )
- KOŞUK ile GÜZELLEME
( ... İLE Halk yazınında, konusu sevi olan, lirik bir koşuk türü. | Şen, sevinçli duyguları anlatan türkülerde özel bir ezgi. )
- KOŞUK ile HEZEL[Ar.]/HEZLİYAT
( ... İLE Şaka, alay, mizah. | Bir koşuğu ya da koşuk parçasını, şakalı bir anlatıma çevirme. / Hezel türünde yazılmış koşuklar. )
- KOŞUK ile NEŞİD/E[Ar. çoğ. NEŞAİD]
( ... İLE Bir toplulukta okunmaya değer koşuk. | Atasözü gibi kullanılan beyit ya da dize. )
- KOŞUK ile ROMANS[İsp.]
( ... İLE Sekiz hecelik dizelerden oluşmuş bir İspanyol koşuk türü. | Şarkı türünde ve piyano için hazırlanmış, genellikle kıtalar biçiminde beste. )
- KOŞUK ile SAGU
( Çoğunlukla aşk, kahramanlık, güzellik, doğa, hasret, savaş ile ilgili söylenirdi. İLE Ölüm ve yas ile ilgiliydi. )
( Genellikle şölen ve sığır adlı eğlence törenlerinde söylenirdi. İLE Yuğ adlı cenaze törenlerinde söylenmekteydi. )
- KOŞUL ile/ve/<>/||/> KOŞULLU ile/ve/<>/||/> KAVRAM -ile/ve/||/<>/>
( ZAMAN/UZAM(MEKÂN) ile/ve/||/<>/> NESNE ile/ve/||/<>/> KAVRAM )
- KOŞUL ile/ve/değil/||/<> ETMEN
- KOŞUL ile/ve/||/<> NEDENSELLİK
- KOŞUL ile/ve/||/<> OLANAK
- KOŞUL ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ÖNCELİK
- KOŞULLANMA ile/ve/değil ALIŞKANLIK
- KOŞULLAR ile "DENGELER"
- KOŞUL/LAR ile/ve/||/<>/< NEDEN/LER
( Fizikte. İLE/VE/||/<>/< Zihinde. )
( CONDITION/S vs./and/||/<>/< CAUSE/S )
- KOŞUL/LAR ile/ve/değil/<> ZORUNLULUK/LAR / DURUM/LAR
( ŞERAİT ile/ve/<> ŞERİAT )
- KOŞULLU ile BİTİŞİK KOŞULLU ile AYRIK KOŞULLU
- KOŞULLU ile/ve/yerine/değil İSTEKLİ
( [not] CONDITIONAL vs./and/but WILLING
WILLING instead of CONDITIONAL )
- KOŞULLULUK ile/değil/yerine KARŞILIKLILIK
( Yaparsa(n)/verirse(n) değil (o/sen) yaptıkça/verdikçe vermek/almak. )
- KOŞULSUZ SEVGİ ile/ve SEVİYORSAN/SEVGİ VARSA KOŞULSUZ SEVGİ
( UNCONDITIONAL LOVE vs./and UNCONDITIONAL LOVE IF YOU LOVE / IF THERE IS LOVE )
- KOŞULSUZ/LUK ile/ve/değil/yerine/> HER KOŞULDA
- KOŞULSUZ/LUK ile/ve/<> İLİŞKİSİZ/LİK
- KOŞULSUZ/LUK ile KUŞKUSUZ/LUK
- KOŞULSUZ/LUK ile ÖZGÜR/LÜK
- KOŞUN[Moğolca] ile KOŞUNTU
( Asker, yan yana durmuş asker dizisi, saf. | Yan yana dizilmiş kişilerin oluşturduğu dizi. | Koşu, yarış. İLE Birinin yanında bulunan yardakçılar. )
- KÖSÜRGE ile KÖSÜRGEN ile KÖSÜRGEK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Bir tür sıçan. İLE Bir tür köstebek. İLE Evine konuk geldiği zaman canı sıkılan, içi daralan kişi. )
- KOŞUT ile KOŞUK
( Paralel. İLE Türklerin İslâm öncesi dönemlerinde, toylarda ya da kazanılan savaş sonrasında yapılan eğlencelerde kopuzla birlikte söylediği, genellikle aşk, doğa ve yiğitlik konularını işleyen, uyak düzeni aaab, cccb, dddb vb. olan şiir. )
- KOT ile KOT[Fr. < COTE] ile KOT
( Giysi yapılan mavi bir tür kumaş, blucin. | Bu kumaştan yapılan giysi. İLE Temel ile zemin arasındaki yükseklik. İLE Yörelere göre değişen ölçüde tahıl alabilen, tahtadan yapılmış bir ölçek. )
- KÖT ile KÖTİÇ ile KÖTLÜK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Kıç. | Zaman ya da sıra bakımından daha sonra gelen. İLE "Kokan göt!" anlamına gelen sövgü. İLE "Seni gidi yüreksiz/gulam/oğlancı!" anlamına gelen sövgü. )
- KOTA KİNABALU ile/ve/<> KİNABALU MİLLİ PARKI
( Borneo'nun Sabah Eyaleti'nin başkenti. İLE/VE/<> 754 km² yüzölçümü bulunan park, flora ve fauna açısından bir hazine olarak kabul ediliyor. Parkın içinde, 1500 çeşit orkide, sürüngenler ve 518 çeşit kuş bulunuyor.
[Dünyanın en büyük çiçeği olarak kabul edilen, "Rafflesia Arnoldii"nin çapı 91 cm., kalınlığı 1.9 cm., ağırlığı ise 7 kg.] )
( (Kota) Kinabalu (Dağı) Efsanesi:
Kinabalu Dağı'nın zirvesinde çok iri bir inci ve onu sahiplenen bir ejderha varmış. Bu incinin ünü, sınırları aşıp Çin İmparatoru'nun kulağına kadar ulaşmış. İnciye sahip olma hırsıyla yanıp tutuşan imparator, inciyi kendine getirmesi için bir prensini bu dağa göndermiş.
Prens, henüz dağa çıkmadan, dağın eteğindeki bir köyde, güzel bir yerli kıza âşık olmuş ve onunla evlenmiş. Bir çocukları da olmuş.
Daha sonra görevini anımsayıp dağa çıkan ve ejderhaya görünmeden inciyi almayı başaran prens, Çin'e dönmek üzere bir gemiyle yola çıkmış. Ancak, yolda korsanlara yakalanan prens, hem canını kaybetmiş, hem de inciyi.
Bu olay, eşinin köyünde de duyulunca, yabancıları sevmeyen köy halkı, prensin dul eşiyle alay etmeye, aşağılamaya başlamış. Prensin güzel eşi, bu aşağılamalara daha fazla dayanamayarak, çocuğuyla birlikte kutsal dağın tepesinden aşağı atlamış.
Bu olaydan sonra da, bu kutsal dağa, "Kota Kinabalu" yani "Çinli'nin dul eşi" denilmiş. )
- KOTA ile/ve BARIŞ
( QUOTA vs./and PEACE )
- KOTARMAK İÇİN ile/değil KURTARMAK İÇİN
( Pişmiş yemeği başka kaplara boşaltmak. | Bir işi tamamlamak/bitirmek. İLE/DEĞİL Kurtarmak, rahatlatmak üzere. )
- KOTARMAK ile KOTARILMAK ile KOTARABİLMEK ile KOTA ile KOTAN
- KÖTEK[Fars.] ile KÖTEK
( Baston, sopa. | Sopayla atılan dayak, patak. İLE Gölge balığı. )
- KÖTKİ ile KÖTRÜM
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Toprak yığını, tepecik. İLE Üzerine oturulan kanepe. )
- KÖTÜ ADAM ile/değil ANTİ-KAHRAMAN
- KÖTÜ BAKIŞ(NAZAR) ile/değil/yerine GÖZLEMLEYİCİ BAKIŞ
( Yiğidi mezara, deveyi kazana götürür. İLE/DEĞİL/YERİNE ... )
- KÖTÜ GÜN/DURUM/HAL DOSTU (OLMAK) ile/ve/yerine İYİ GÜN/DURUM/HAL DOSTU (OLMAK)
( Arkadaşlıkta ve evlilikte geçerli olabilir, olmalıdır. İLE/VE/YERİNE Sevgililikte geçerli olmalıdır. )
- KÖTÜ HABER ile/ve/değil/yerine/||/<>/> İYİ HABER
( Hiçbir şey, sonsuza kadar sürmez. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Hiçbir şey, sonsuza kadar sürmez. )
- KÖTÜ "HABER" ile/ve/değil/yerine/||/<> "İYİ HABER"
( (")Hâlâ yaşıyoruz("). İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Henüz ölmedik. )
- KÖTÜ NESNE - KÖTÜ KENDİLİK ile/ve/değil/yerine/>< İYİ NESNE - İYİ KENDİLİK
- KÖTÜ NİYET ("VAR") ile/değil/yerine/>< İYİ NİYET (YOK)
- KÖTÜ NİYETLE PLAN YAPIP "KAZANMAK" ile/değil/yerine/>< İYİ NİYETLE ÜMİT EDİP KAYBETMEK
- KÖTÜ NİYETLİ/LİK ile/ve/değil/||/<>/< APTAL/LIK
- KÖTÜ (OLMAK) ile/ve/değil/||/<>/< YAŞAMDA KALACAK KADAR KÖTÜ OLABİLMEK
- KÖTÜ TÜRKÇE (OLDU) ile/değil KÖTÜ BİR İFADE (OLDU)
- KÖTÜ ile ACAYİP
( BAD vs. WEIRD )
- KÖTÜ ile/ve/||/<> DANDİK["DANDİKTEN" DEĞİL!)
( ... İLE/VE/||/<> Düşük nitelikli [uyuşturucu vb.] | Düzmece, kötü nitelikli olan. )
- KÖTÜ ile/ve/değil/yerine/||/<> FARKLI
( [not] "BAD" but DIFFERENT )
- KÖTÜ ile/ve İSTENİLMEYEN
( İyi şeylerden istemeyerek uzak kalınır, kötü şeylerden isteyerek. )
- KÖTÜ ile/ve/||/<> İYİ ile/ve/||/<> BENLİK
( İd. İLE/VE/||/<> Süper ego. İLE/VE/||/<> Ego. )
( Düşman/rakip. İLE/VE/||/<> Yardımcı. İLE/VE/||/<> Kahraman. )
- KÖTÜ[< KÖTİ] ile/ve/||/<> KETÜ[Kıpçak][dvnlgttrk]
( Zorunlu/luk. İLE/VE/||/<> Eksik/lik. | Çolak. )
( KÖTÜLÜK: Kemâl'i engelleyen. )
- KÖTÜ ile KÖTÜ DAVRANIŞ ile KÖTÜ GÜN ile KÖTÜ ŞANS ile KÖTÜ ET ile KÖTÜ RUH HALİ ile KÖTÜ ALAMET ile KÖTÜ DURUM ile KÖTÜ KOKU ile KÖTÜ TAT ile HUYSUZLUK ile HUYSUZLUK
( BAD vs. BAD BEHAVIOR vs. BAD DAY vs. BAD LUCK vs. BAD MEAT vs. BAD MOOD vs. BAD OMEN vs. BAD SITUATION vs. BAD SMELL vs. BAD TASTE vs. BAD TEMPER vs. BAD TEMPEREDNESS )
( بد ile بي محل ile لاوصول ile مشئوم ile ناسره ile سوء ile بدسلوکي ile روزبد ile نگون بختي ile بد شانسي ile بدبياري ile بخت سياه ile گوشت خراب ile خلق تنگ ile طيره ile مرغوا ile تنگنا ile تعفن ile بي سليقگي ile بدمزگي ile بدسليقگي ile کج سليقگي ile تند خويي ile بي ظرفيتي )
( BAD ile BEY MOHAL ile LAVASOL ile مشئوم ile NASAREH ile SUE ile بدسلوکي ile RUZBAD ile NEGON BAKHTY ile BAD SHANSY ile بدبياري ile BAKHT SYAH ile GUSHT KHARAB ile KHALGH TANG ile طيره ile مرغوا ile TANGNA ile TAFAN ile BEY SELYGHAGY ile بدمزگي ile بدسليقگي ile KAJ SELYGHAGY ile TAND KHOYY ile BEY ZARFYTY )
- KÖTÜ ile KÖTÜ İNŞA EDİLMİŞ
( BADLY vs. BADLY BUILT )
( بطور بد ile بطور ناشايسته ile بنا ساز )
( BETOR BAD ile BETOR NASHAYSETEH ile BENA SAZ )
(1996'dan beri)