F ile başlayan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 6.359 başlık/FaRk ile birlikte,
6.359 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(10/27)
- FELSEFİ AKILCILIK/RASYONALİZM ile FELSEFİ DENEYCİLİK/EMPİRİZM
( Bilginin akıl ve mantık yoluyla elde edilebileceğini savunan görüş. İLE Bilginin deneyim ve gözlem yoluyla kazanıldığını savunan görüş. )
- FELSEFİ ANARŞİZM ile SİYASİ ANARŞİZM
( Devlet ve otoritenin meşrûiyetini reddeden felsefi görüş. İLE Devletsiz bir toplum yapısını savunan siyasi düşünce. )
- FELSEFÎ ANLAYIŞ VE BİLİMSEL TUTUM/DURUŞ VE SANATSAL DUYARLILIK ve/< BEREKET
- Felsefî anlayışla KONUŞ!!!
- FELSEFİ BELİRLEMECİLİK/DETERMİNİZM ile FELSEFİ RASTLANTISALCILIK/İNDETERMİNİZM
( Tüm olayların önceden belirlenmiş neden-sonuç ilişkilerine bağlı olduğunu savunan görüş. İLE Olayların tamamen rastgele ya da öngörülemez olduğunu savunan görüş. )
- FELSEFİ BELİRLENİMCİLİK/DETERMİNİZM ile FELSEFİ ÖZGÜRLÜKÇÜLÜK/LİBERTERYENİZM
( Tüm olayların önceden belirlenmiş neden-sonuç ilişkilerine bağlı olduğunu savunan görüş. İLE Kişinin yapmayabilme gücü[ihtiyâr] ve yapabilme gücüne[irâde] sahip olduğunu ve kendi yeğleme ve seçimlerini yapabildiğini savunan görüş. )
- FELSEFİ DİSİPLİN ile EPİSTEMOLOJİ
- FELSEFİ DOĞALCILIK/NATURALİZM ile FELSEFİ DOĞAÜSTÜCÜLÜK/SÜPERNATURALİZM
( Doğa yasaları ve bilimsel yöntemlerle açıklanamayan hiçbir şeyin olmadığını savunan görüş. İLE "Doğaüstü" "var olanlar" ve "olayların" "gerçekliğini" "kabul eden görüş". )
- FELSEFİ DÜŞÜNCECİLİK/İDEALİZM ile FELSEFİ GÖRÜNGÜCÜLÜK/FENOMENOLOJİ
( Gerçekliğin temelde zihinsel ya da düşüncelerden oluştuğunu savunan görüş. İLE Bilinç ve deneyimlerin yapısını inceleyen felsefi yaklaşım. )
- FELSEFİ GERÇEKÇİLİK/REALİZM ile FELSEFİ ADCILIK/NOMİNALİZM
( Evrensel kavramların, gerçek ve bağımsız olduğunu savunan görüş. İLE Evrensel kavramların, sadece adlardan oluştuğunu savunan görüş. )
- FELSEFİ GÖRÜŞ/LER ile/ve GÖRELİ FELSEFÎ GÖRÜŞ/LER
- FELSEFİ HÜMANİZM ile FELSEFİ ANTİ-HÜMANİZM
( Kişinin değerini, özgürlüğünü ve potansiyelini vurgulayan görüş. İLE Kişi/insan merkezli düşünce düzenlerini eleştiren ve kişiyi/insanı merkezden çıkaran görüş. )
- FELSEFİ İDEALİZM ile FELSEFİ MATERYALİZM
( Gerçekliğin, temelde zihinsel ya da ideallerden oluştuğunu savunan görüş. İLE Gerçekliğin, nesnel unsurlardan oluştuğunu savunan görüş. )
- FELSEFİ İDEALİZM ile FELSEFİ POZİTİVİZM
( Gerçekliğin temelde zihinsel ya da düşüncelerden oluştuğunu savunan görüş. İLE Bilginin sadece gözlemlenebilir ve ölçülebilir olgulara dayandığını savunan görüş. )
- FELSEFİ İDEALİZM ile FELSEFİ REALİZM
( Gerçekliğin temelde zihinsel ya da ideallerden oluştuğunu savunan görüş. İLE Gerçekliğin zihinden bağımsız ve nesnel olduğunu savunan görüş. )
- FELSEFİ İLERLEME ile FELSEFİ DÖNGÜSELLİK
( İnsanlığın sürekli ilerlediğini savunan görüş. İLE Tarihin ve insanlığın döngüsel bir biçimde tekrar ettiğini savunan görüş. )
- FELSEFİ İLERLEME ile FELSEFİ DURUM/KONUM KORUMACILIK/STATÜKOCULUK
( İnsanlığın sürekli ilerlediğini savunan görüş. İLE Mevcut durumun korunmasını ve değişime karşı çıkılmasını savunan görüş. )
- FELSEFİ İLERLEME ile FELSEFİ GERİLEME
( İnsanlığın bilgi, ahlâk ve toplum açısından sürekli ilerlediğini savunan görüş. İLE İnsanlığın zamanla gerilediğini ve değerlerini kaybettiğini savunan görüş. )
- FELSEFİ İNSANBİLİM/ANTROPOLOJİ ile TOPLUMBİLİM/SOSYOLOJİ
( İnsanın doğası, anlamı ve varoluşu üzerine felsefi sorgulama. İLE Toplum, sosyal ilişkiler ve kurumlar üzerine bilimsel inceleme. )
- FELSEFİ İNSANCILIK/HÜMANİZM ile FELSEFİ ÖTEİNSANCILIK/TRANSHÜMANİZM
( İnsanın değerini, özgürlüğünü ve potansiyelini vurgulayan görüş. İLE İnsanın biyolojik sınırlarını aşarak teknolojiyle geliştirilmesini savunan görüş. )
- FELSEFİ İYİMSERLİK ile FELSEFİ HİÇÇİLİK/NİHİLİZM
( Dünyanın ve insanlığın temelde iyi olduğunu savunan görüş. İLE Her türlü anlam, değer ve amaç reddini savunan görüş. )
- FELSEFİ İYİMSERLİK ile FELSEFİ KÖTÜMSERLİK
( Dünyanın ve insanlığın temelde iyi olduğunu savunan görüş. İLE Dünyanın ve insanlığın temelde kötü olduğunu savunan görüş. )
- FELSEFÎ KAYGI ile/ve/değil FELSEFÎ YAKLAŞIM
- FELSEFİ KUŞKUCULUK ile BİLİMSEL KUŞKUCULUK
( Bilginin kesinliğine dair köklü kuşkuler içeren felsefi tutum. İLE Bilimsel iddiaların kanıt ve deneyle sorgulanmasını savunan tutum. )
- FELSEFÎ MİT ile/ve/<> ŞİİRSEL MİT
- FELSEFİ ÖĞRETİ ile FELSEFİ SİSTEM
- FELSEFİ ÖZDEKÇİLİK/MATERYALİZM ile TARİHSEL ÖZDEKÇİLİK/MATERYALİZM
( Gerçekliğin nesnel unsurlardan oluştuğunu savunan felsefi görüş. İLE Tarihin sınıf çatışmaları ve ekonomik etmenlerle biçimlendiğini savunan görüş. )
- FELSEFİ ÖZGÜRLÜK ile FELSEFİ ZORUNLULUK
( Kişinin irâdesini özgürce kullanma olanağına sahip olduğunu ve kendi yeğleme ve seçimlerini kendinin yapabildiğini/yapabileceğini savunan görüş. İLE Bireyin eylemlerinin önceden belirlenmiş olduğunu savunan görüş. )
- FELSEFİ REALİZM ile BİLİMSEL REALİZM
( Gerçekliğin zihinden bağımsız ve nesnel olduğunu savunan felsefi görüş. İLE Bilimsel kuramların gerçekliği doğru bir biçimde temsil ettiğini savunan görüş. )
- FELSEFÎ SORU/SORGULAMA ile/ve/= DEĞERLENDİRME
- FELSEFÎ SÖYLEM/DİSKUR ile/ve FELSEFÎ EDİM
- FELSEFÎ SÖZLÜK ile/ve/değil/yerine FELSEFÎ ANSİKLOPEDİK SÖZLÜK
- FELSEFİ TEKÇİLİK/MONİZM ile FELSEFİ İKİCİLİK/DUALİZM
( Gerçekliğin tek bir temel unsurdan oluştuğunu savunan görüş. İLE Gerçekliğin iki temel unsurdan[anlık/zihin ve özdek/madde] oluştuğunu savunan görüş. )
- FELSEFİ YARARCILIK/PRAGMATİZM ile FELSEFİ AKILCILIK/RASYONALİZM
( Bir düşüncenin doğruluğunu uygulamalı sonuçlarıyla değerlendiren felsefi yaklaşım. İLE Bilginin akıl ve mantık yoluyla elde edilebileceğini savunan felsefi yaklaşım. )
- FELSEFİ YARARCILIK/PRAGMATİZM ile FELSEFİ İNAKÇILIK/DOGMATİZM
( Bir düşüncenin doğruluğunu uygulamalı sonuçlarıyla değerlendiren felsefi yaklaşım. İLE Kesin ve sorgulanamaz doğruların varlığını savunan felsefi yaklaşım. )
- FELSEFÎ ile/ve BİLİMSEL
( An. Cairos. İLE/VE Zaman. Chronos. )
- FELSEFİ[Ar. < FELSEFĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> FELSEFİ
( Felsefe ile ilgili felsefeye ilişkin )
- FELSEFÎ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KAVRAMSAL
- FELSEFİ ile SOYUT
- FELSEFÎ ile/değil/yerine YORUMSAL
- FEM ile/||/<> FDM ile/||/<> FVM
( Kısmi diferansiyel denklem çözüm yöntemleri. )
( Formül: Kh = f (FEM) )
- FEMALE :/yerine KADIN, DİŞİ
- FEMİNEN[Fr. < FÉMININ] ile/değil/yerine/= KADINSI
- FEMİNEN[Fr. < FÉMININ] ile/değil/yerine/=/||/<> KADINSI
- FEMINISATION[İng.] ile/||/<> DİŞİLEŞTİRME
( Balığa erken gelişme evresinde dişilik hormonlarının verilmesiyle cinsiyetin doğrudan değiştirilmesi )
( FEMINISATION )
- FEMİNİSME[Fr. < FÉMINISME] ile/değil/yerine/=/||/<> FEMİNİZM
( Toplumda kadının haklarını çoğaltma erkeğinkiler düzeyine çıkarma eşitlik sağlama amacını güden düşünce akımı kadın hareketi )
- FEMİNİST EKOLOJİ/EKOFEMİNİZM ile/değil/yerine/= DİŞİCİ ÇEVREBİLİM/ÇEVREDİŞİCİLİK
- FEMİNİST/FEMİNİSTE[Fr. < FÉMINISTE] ile/||/<> FEMİNİZM/FEMİNİSME[Fr. < FÉMINISME]
( Feminizm yanlısı kimse veya görüş )
- FEMİNİST ile/değil/yerine/= DİŞİCİ
- FEMİNİSTE[Fr. < FÉMINISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> FEMİNİST
( Feminizm yanlısı kimse veya görüş )
- FEMİNİZM ile/değil/yerine/= DİŞİCİLİK
- FEMİNİZM ile/||/<> KADIN HAREKETİ
- FEMİNİZMDE:
BİRİNCİ DÖNEM ile/ve/||/<>/> İKİNCİ DÖNEM ile/ve/||/<>/> ÜÇÜNCÜ DÖNEM
( "Aynılık." İLE/VE/||/<>/> "Farklılık." İLE/VE/||/<>/> "Kapsayıcılık." )
- FEMİNİZMDE:
BİRİNCİ DÖNEM ile/ve/||/<>/> İKİNCİ DÖNEM ile/ve/||/<>/> ÜÇÜNCÜ DÖNEM
( Aynılık. İLE/VE/||/<>/> Farklılık. İLE/VE/||/<>/> Kapsayıcılık. )
- FEMORAL ile FEMUR
( Uyluk [ile ilgili], uyluksal. İLE Uyluk kemiği. )
- FEMTO-[İng.] / FEMTO-[Fr.] / FEMTO[Alm.] ile/değil/yerine/= FEMTO-
- FEMUR[İng.] ile/değil/yerine/= UYLUK KEMİĞİ
( Uyluk kemiği; memeli iskelet sistemindeki en uzun, en güçlü ve en hacimli kemiktir. Kalçanın bir bölümünü oluşturan bu kemik dizin bir bölümüne kadar uzanır ve vücut yükünün önemli bir bölümünü taşır. Latince’de uyluk anlamına gelen femur sözcüğü uyluk kemiği anlamına gelen os femoris sözcüğünden türetilmiştir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FEMUR[Fr. < FEMUR] ile/değil/yerine/=/||/<> UYLUK KEMİĞİ
- FEN[Ar. < FENN] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKNİK | HİLE
( fen bilgisi fen bilimi fen bilimleri Fizik kimya matematik ve biyolojiye verilen ortak ad teknik Bilim bilgi hile )
- FENÂ' -ile
( YOK OLMA, YOKLUK, GEÇİP GİTME )
- FENÂ ile/||/<> FELÂKET
- FENA[Ar. < FENĀʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> KÖTÜ | ÜZÜCÜ | ÇOK
( fena hâlde fena kalpli kötü üzücü İstenilen ve gereken nitelikte olmayan kimse Hoşa gitmeyen rahatsız edici Davranışları toplumun ahlak anlayışına uymayan çok )
- FENÂ ile/ve/||/<> MAHV
( Yok olma, yokluk, geçip gitme. | Kötü, iyi olmayan, uygunsuz olan. İLE Yok etme, ortadan kaldırma, harâb etme, perişân etme, batma, bitme, yok olma. | [tas.] Kişisel/beşerî eksikliklerden/yetersizliklerden/olumsuzluklardan kurtulma durumu/hâli. )
- FENÂ[Ar.] ile NEFÂD[Ar.]
- FENA[Ar. < FENĀʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖLÜMLÜLÜK (FENAFİLLAH)
- FENÂ-Fİ-LLÂH ile/ve/||/<> FENÂ-Fİ-L-AŞK
( Allah'ın varlığı içinde yok olma. İLE Aşk içinde yok olma. )
- FENAFİLLAH[Ar. < FENĀFİLLAH] ile/değil/yerine/=/||/<> FENAFİLLAH
( Allah ın varlığı içinde yok olma )
- FENAFİŞŞEYH ile FENAFİRRESUL ile FENAFİLLÂH
- FENALAŞMAK ile FENALAŞTIRMAK ile FEN ile FENA/LIK ile FENT ile FEN BİLİMİ ile FENA HALDE ile FENA KALPLİ/LİK ile FEN BİLİMLERİ
- FENÂLAŞMAK ile/değil/yerine/= KENDİNDEN GEÇMEK
- FENALIK ile NAZAR ile KÖTÜ HUYLU
( EVIL vs. EVIL EYED vs. EVIL NATURED )
( سوء ile بدي ile خبيثه ile خبيث ile طاغوت ile شر ile زيان آور ile شرارت آميز ile بديمن ile شور چسم ile بد جنس )
( SUE ile BADY ile خبيثه ile KHABYS ile TAGHOT ile SHAR ile ZYAN AVAR ile SHARART AMYZ ile بديمن ile SHOR CHASM ile BAD JENS )
- FENÂ-YI HÂDİS ile FENÂ-YI KADÎM
- FENCE :/yerine ÇİT
- FENER ADASI ile/ve İNCİRLİ ADASI
( Pendik - Tuzla arasında kıyıya yakın olan adalar. [5 ada] )
- FENER BALIĞI ile/||/<> FENER BALIĞI
( Lophius piscatorius Kemiklibalıklar Teleostei takımının fenerbalığıgiller Lophiidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 30150 cm Denizin dibine kendisini gömer ve çok büyük olan ağzının çevresindeki ve başının üstündeki uzantılar ile yakınındaki küçük balıkları avlar Avrupa kıyılarında yaşar Myctophum coeruleum Kemiklibalıklar Teleostei takımının fenerbalığıgiller Myctophidae familyasından bir balık türü Vücudunun üzerinde sayısız ışık verme organları vardır Tropik derin denizlerde yaşar Kemikli balıklar Teleostei takımının fener balığıgiller Lophiidae familyasından 30150 cm kadar uzunlukta denizin dibine kendini gömen ve ağzının çevresindeki ve başının üstündeki uzantılar ile yakınındaki küçük balıkları avlayan Avrupa kıyılarında yaşayan bir tür Kemikli balıklardan fener balığıgiller Lophiidae familyasından 150 cm kadar uzunlukta olabilen denizin dibine kendini gömen ve ağzının çevresindeki ve başının üstündeki uzantılarla yakınındaki küçük balıkları avlayan Avrupa ve ülkemiz denizlerinde yaşayan bir tür )
( ANGLER | LANTERNFISH )
( BAUDROIE | POISSON ABYSSAL )
( SEETEUFEL )
( LOPHIUS PISCATORIUS )
- FENER BALIĞI ile/||/<> KARA FENER BALIĞI
( Fener balığıgillerden vücudunda pek çok ışık verme organı bulunan tropik denizlerde yaşayan bir balık Lophius piscatorius )
( LOPHIUS PISCATORIUS cum/||/<> LOPHIUS BUDEGASSA cum/||/<> LOPHIUS AMERICANUS cum/||/<> LOPHIUS LITULON )
- FENER BALIĞI ile/||/<> SU KELERİ
( Fener balığıgillerden vücudunda pek çok ışık verme organı bulunan tropik denizlerde yaşayan bir balık Lophius piscatorius @@ Kurbağagillerden durgun sularda ve karada yaşayan bir tür küçük hayvan Lophius )
( LOPHIUS PISCATORIUS cum/||/<> LOPHIUS BUDEGASSA cum/||/<> LOPHIUS AMERICANUS cum/||/<> LOPHIUS LITULON cum/||/<> LOPHIUS cum/||/<> LOPHIUS GASTROPHYSUS )
- FENER BALIĞIGİLLER ile/||/<> FENER BALIĞIGİLLER
( Balıklar Pisces sınıfının kemikli balıklar Teleostei takımının ayakçıklılar Pediculati alt takımından vücutları basık ve derileri çıplak ağızları çok büyük Atlantik Pasifik ve Okyanuslarının derinlerinde yaşayan türleri olan bir familya Kemikli balıklardan vücutları basık ve derileri çıplak ağızları çok büyük Atlantik Pasifik ve okyanuslarının derinlerinde yaşayan türleri olan bir familya )
( ANGLERS )
( LOPHIE )
( ANGLERFISCHE )
( LOPHIIDAE, LOPHIUS: FENER BALIĞI | LOPHIIDAE )
- FENER ile/ve/||/<>/> AYAKLI FENER/FANUS[Ar.]
( ... İLE/VE/||/<>/> Süslü, ayaklı fener. | Saat, mikroskop vb. araçları tozdan korumak için üzerine kapatılan, yarım küre biçiminde cam kap. | Genellikle silindir biçiminde olan mum, gaz lambası vb. aydınlatma araçlarının çevresini kapatarak rüzgârdan koruyan cam. | Hamam kubbelerinde içeri aydınlık girmesi için bırakılan deliklerin üzerine konan şişkin cam. )
- FENER[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> DENİZ FENERİ | ASKI
( fener alayı fener balığı fener gemisi hayalî fener karpuz fener kırmızıfener şimşekli fener cep feneri deniz feneri el feneri elektrik feneri gelinfeneri gündüz feneri güveyfeneri hırsız feneri Japon feneri borda fenerleri Saydam bir maddeden yapılmış veya böyle bir madde ile donatılmış içinde ışık kaynağı bulunan aydınlatma aracı deniz feneri askı Bina çatılarına hamam cami ve medrese kubbelerine içeriye aydınlık girmesini ve havalandırmayı sağlamak üzere yapılan kule biçimindeki camlı çıkıntı )
- FENER ile/||/<> FENER[Yun.]
( a Sinema Türkiyede Sinemaların önyüzlerinin büyük bölümünü kapsayacak boydaki ası Mimarlık Kimi yapıların kubbe ve damlarında içeriye ışık vermek için yapılmış çevresi pencereli bacaya benzeyen üstü kapalı bölüm a dam penceresi 1 Değirmenlerde üst taşın baltacığma bağlı olan ve buğdayın taşlar arasına dökülmesini sağlayan kafes biçiminde bir araç 2 Saat çarklarının bir ucunda bulunan kalın dişli Bursa Eski meddahların tuğlarının dibine yaydıkları örtü üzerine koydukları fener Bu fenerin öykü sırasında yanması gerekirdi Fenerini yakmış olan meddah böylece öyküye başlayacağını belirtmiş olurdu R φανάρι R Bizans φανάριον light lantern lighthouse )
( ΦΑΝΆΡΙ | ΦΑΝΆΡΙΟΝ / φανάρι | φανάριον )
- FENER ile FENERCİ/LİK ile FENERLİ ile FENERSİZ ile FENER ALAYI ile FENER BALIĞI ile FENERLİ BURGU ile FENER BALIĞIGİLLER
- FENERLİ BOSTAN SOKAK :
( Rumelihisar Mahallesi sokaklarından biridir, R. Hisar'ın üst kısımlarında bulunan bostana (büyük tarlaya) sahibinin gece gündüz fenerli gitmesi nedeni ile sokaklardan birine "Fenerli Bostan Sokak" ismi verilmiştir. )
- FENERLİ TÜRBE SOKAK :
( Rumelihisarı Mahallesi sokaklarından biridir. R. Hisarı mezarlıklarında bulunan türbelerden birinde devamlı fener yandığı için sokaklarından birine "Fenerli Türbe Sokak" adı verilmiştir. )
- FENESTRASYON/FENESTRATION[İng.] ile/değil/yerine/= PENCERELEME
- FENETİK ile FİLOGENETİK
( Organizmaların benzerlik ve farklarına göre sınıflandırılması. İLE Organizmaların evrimsel ilişkilerine göre sınıflandırılması. )
- FENİK/PFENNİG[Alm. < PFENNIG] ile/||/<> KAPİK/KAPİK[Rus. < ] ile/||/<> METELİK/METALLİQUE[Fr. < METALLIQUE] ile/||/<> KURUŞ/GROSCHEN[Alm. < GROSCHEN]
( asit fenik Alman markının yüzde biri Çok az para )
- FENNEN[Ar. < FENNEN] ile/değil/yerine/=/||/<> FENNEN
( Bilimsel olarak teknik olarak )
- FENNEN[Ar.] ile FENNÎ[Ar.]
( Fen aracılığıyla, fen ile, fenne uygun olarak. İLE Fen ile ilgili olan. )
- FENNİ[Ar. < FENNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> FENNÎ
( fennî muayene fennî sünnetçi Fenle ilgili Bilimsel yöntemlere tekniğe uygun biçimde yapılan Bilimsel yöntemlere tekniğe uygun biçimde iş gören )
- FENNİ ile FENNİ MUAYENE
- FENOKOPİ[İng. PHENOCOPY] ile/||/<> FENOTİPİK ÇEŞİTLİLİK[İng. PHENOTYPIC DIVERSITY]
( Olağandışı çevre koşullarından kaynaklanan ve kendi dışındaki bir genotipin normal dışavurumuna benzeyen fenotipik özellilk. Farklı genetik yapılara sahip olmalarına karşın, farklı türlerin aynı fenotipi göstermesi. @@ Bir popülasyon içerisindeki fenotipik farklılıkların ve çeşitliliğin toplamıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FENOL ile/||/<> ASİT FENİK
- ASİT FENİK[Osm.] / PHENOL[İng.] / PHÉNOL, ACID PHENIQUE[Fr.] / PHENOL[Alm.] ile/değil/yerine/= FENOL
- PHENOLS[İng.] / PHENOLE[Alm.] ile/değil/yerine/= FENOLLER
- FENOLOJİ[Fr. < PHÉNOLOGIE] ile/değil/yerine/= BELİRTİ BİLİMİ
- FENOLOJİ[Fr. < PHÉNOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> BELİRTİ BİLİMİ
- FENOLOJİ ile/||/<> FENOLOJİ[Fr. < PHÉNOLOGIE]
( phainein gözükmek logos bilim Çiçek açma göç üreme gibi iklime ve çevre koşullarına bağlı periyodik biyolojik olayların kaydı ve incelenmesi Çiçek açma üreme göç gibi iklime ve çevre koşullarına bağlı periyodik biyolojik olayların incelenmesi ve kaydı )
( PHENOLOGY )
( PHÉNOLOGIE )
( PHENOLOGIE )
- PHENOLOGY[İng.] / PHÉNOLOGIE[Fr.] / PHENOLOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= FENOLOJİ
- FENOLOJİ/K[Fr. PHENOLOGIE < YUN. PHAINOMAI] ile/değil/||/<> FENOMENOLOJİ/K[İng. PHENOMENOLOGY < YUN. PHAINOMENON]
( Belirti/görünüş bilimi. @@ Görüngü bilimi. )
- FENOLOJİK[Fr. < PHÉNOLOGIQUE] ile/değil/yerine/= BELİRTİ BİLİMSEL
- FENOLOJİK[Fr. < PHÉNOLOGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> BELİRTİ BİLİMSEL
- FENOMEN[Fr. < PHÉNOMÈNE] ile/değil/yerine/= OLAY. | GÖRÜNGÜ
- FENOMEN[Fr. < PHÉNOMÈNE] ile/değil/yerine/=/||/<> OLGU | GÖRÜNGÜ
( sosyal medya fenomeni Herhangi bir özelliğiyle dikkat çeken kitleleri etkileme gücü olan kimse veya nesne olgu görüngü )
- FENOMEN ile FENOMENİST ile FENOMENİZM
- FENOMEN ile/değil/yerine/= GÖRÜNGÜ
- FENOMEN ile NUMENON/NUMENEN
( Uzay ve zaman(d)a konu olan. İLE ... )
- FENOMEN ile/||/<> ÖZ
( Fenomenoloji )
( Edmund Husserl tarafından 1900 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1859-1938) (Ülke: Almanya) (Alan: Felsefe) (Önemli katkıları: Fenomenoloji) )
- FENOMENİST[Fr. < PHÉNOMÉNISTE] ile/değil/yerine/= GÖRÜNGÜCÜ
- FENOMENİST[Fr. < PHÉNOMÉNISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖRÜNGÜCÜ
- FENOMENİZM[Fr. < PHÉNOMÉNISME] ile/değil/yerine/= GÖRÜNGÜCÜLÜK
- FENOMENİZM[Fr. < PHÉNOMÉNISME] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖRÜNGÜCÜLÜK
- FENOMENOLOJİ[Fr. < PHÉNOMÉNOLOGIE] ile/değil/yerine/= GÖRÜNGÜ BİLİMİ
- FENOMENOLOJİ[Fr. < PHÉNOMÉNOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖRÜNGÜ BİLİMİ
- FENOMENOLOJİ[Fr. < PHÉNOMÉNOLOGIE] ile/||/<> GÖRÜNGÜBİLİM
( görüngübilim )
( PHÉNOMÉNOLOGIE )
- FENOMENOLOJİK[Fr. < PHÉNOMÉNOLOGIQUE] ile/değil/yerine/= GÖRÜNGÜ BİLİMSEL
- FENOMENOLOJİK[Fr. < PHÉNOMÉNOLOGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖRÜNGÜ BİLİMSEL
- FENOTİP[İng. PHENOTYPE] ile/||/<> ALBİNİZM[İng. ALBINISM] ile/||/<> BOMBAY FENOTİPİ[İng. BOMBAY PHENOTYPE] ile/||/<> BULMER ETKİSİ[İng. BULMER EFFECT] ile/||/<> CİNSEL ÇİFTBİÇİMLİLİK[İng. SEXUAL DIMORPHISM]
( Dışyapı. Genetik ve çevresel etkenlerin yarattığı özelliklerin canlının dış görünüşündeki yansımasıdır. Fenotip çoğunlukla genler tarafından belirlenir; ancak bazı koşullarda diğer etkenler, fenotipin genotipe yüzde yüz uymasını engelleyebilir (bkz: hipomorfizm). Fenotip, zaman içinde değişebilir. Birden çok genle kontrol edilen özelliklerin fenotipleri de karmaşıklık gösterir. Genlerin durumuna göre çeşitlilik gösteren fenotip sınıflarına pleiotropik fenotip adı verilir. Biyolojik sınıflandırmanın ilkel aşamasında kullanılan sınıflandırma yöntemi, canlıların görünüşleri; yani fenotipleri üzerine kurulmuştu. Ancak genetik biliminin gelişmesi sonucunda moleküler düzeyde sınıflandırmaya geçilmiştir. Ortak fenotipe sahip canlılar, her zaman evrimsel olarak ortak atadan gelmezler. Yakınsak evrim, fenotiplerin birbirine benzemesini doğurabilir. Modern genetik terminolojisinde, herhangi bir mutasyonun yarattığı değişime de mutant fenotip adı verilir. @@ Deri, saç ve gözlerdeki pigment eksikliğinden kaynaklanan ve kalıtsal bir hastalık. Bu özelliklere sahip kişilere albino denir. Albinizm geni resesif olduğu için fenotip sadece homozigot çekinik durumlarda gözlenir. Albinoların güneşe duyarlı deri ve gözleri vardır. Bu kişilerde göz ve deri kanseri oluşumu daha muhtemeldir. @@ ABO kan öbeği antijen sistemini etkileyen nadir bir durum. Bu fenotipi gösteren bireylerin genotipleri ifade edilememiş A ya da B allelerini bulunduruyor. Fakat kırmızı kan gözeleri bu antijeni göstermiyor, kan grupları O görünüyor. @@ Seçilim sürdükçe genetik çeşitlilik azalır, çünkü çeşitlilik doğa tarafından seçilip azaltılır. Bu azalma ebeveynlerin populasyona göre fenotip çeşitlilik miktarı ile doğru orantılıdır. Çeşitliliği artışı ise genetik mekanizmalar aracılığıyla sağlanır. @@ Bir popülasyon ya da tür içerisindeki bireylerin erkekleri ile dişileri arasındaki fenotipik özelliklerin farklılık göstermesi durumudur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FENOTİP ile/değil/yerine/= DIŞYAPI
- FENOTİP ile/||/<> GENOTİP
( Fenotip görünür özellik İLE genotip genetik yapı. )
( Formül: Observable İLE genetic )
- FENOTİP/İK / PHENOTYP/IC[İng.] ile/değil/yerine/= DIŞ GÖRÜNÜM/SEL
- FENOTİPİK PLASTİCİTY ile/||/<> GENETİK ADAPTASYON
( Fenotipik plasticity çevre değişimine karşı anlık yanıtken İLE genetik adaptasyon nesiller arası değişimdir )
( Formül: Norm reaksiyonu )
- FENT[Fars. < FEND] ile/değil/yerine/=/||/<> HİLE
- FEODAL[Fr. < FÉODAL] ile/değil/yerine/= DEREBEYLİKLE İLGİLİ
- FEODAL[Fr. < FÉODAL] ile/değil/yerine/=/||/<> FEODAL
( Derebeylikle ilgili )
- FEODAL/FEODAL[Fr. < FÉODAL] ile/||/<> FEODALİZM/FEODALİSME[Fr. < FÉODALISME] ile/||/<> SENYÖR/SEİGNEUR[Fr. < SEIGNEUR]
( Derebeylikle ilgili )
- FEODAL ile FEODALİZM ile FEODALİTE
( FEUDAL vs. FEUDALISM vs. FEUDALITY )
( ملوک الطوايفي ile ملوک الطوافي ile تيولي ile تيول )
( MOLOK OLTAVAYFEY ile MOLOK OLTAVAFY ile TYVELY ile TYVEL )
- FEODAL < VIEH[Alm.][:
Mal = Davar]
- FEODALİSME[Fr. < FÉODALISME] ile/değil/yerine/=/||/<> FEODALİZM
( Derebeylik sistemi )
- FEODALİTE A[Fr. < FÉODALITÉ] ile/değil/yerine/= DEREBEYLİK
- FEODALİTE[Fr. < FÉODALITÉ] ile/||/<> FEODAL SİSTEM
( feodal sistem )
( FÉODALITÉ )
- FEODALİTE ile/değil/yerine/= DEREBEYLİK
- FEODALİTE[Fr. < FÉODALITÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> DEREBEYLİK
- FEODALİZM[Fr. < FÉODALISME] ile/değil/yerine/= DEREBEYLİK DÜZENİ
- FEODAL/İZM ile/değil/yerine/= DEREBEYCİ/LİK
- FEODALİZM ile/ve/||/<>/> FEDERALİZM
- FEODAL/LİK ile FEODALİZM
- FER FORGE[Fr. < FER FORGÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> FERFORJE
( Kapılara pencerelere veya evlerin iç bölümlerine süsleme amacıyla yapılıp takılan dövme demir Bu demirden yapılmış olan )
- FER[Fars. < FER] ile/değil/yerine/=/||/<> CANLILIK | GÜÇ
( kerli ferli Bir şeyin parlak olması canlılık güç I )
- FER[Ar.] ile/ve/||/<>/> FER'İ[Ar.] ile/ve/||/<>/> FERİH[Ar. < FERAH]
( Dal, budak. İLE/VE/||/<>/> Asıla değil fer'e ait olan, ayrıntılarla ilgili, ayrıntı niteliğinde olan. | İkinci dereceden. İLE/VE/||/<>/> Neşeli, sevinçli[< sevinmek]. )
- FER ile FERİ ile FERT ile FERZ ile FERÇ ile FERACE/LİK ile FERACELİ ile FERACESİZ
- FER'[Ar. çoğ. FÜRÛ/FÜRÛAT] ile FERR[Ar.] ile FER[Ar.] ile FER[Fars.]
( Dal, budak. | Tomurcuk. Bir kökten, bir asıldan ayrılan kolların her biri, asıl olmayan, şûbe. | Bir aslın sonucu. | İkinci derecede önemli olan. İLE Kaçma, firâr. [KERR Ü FERR: Saldırma ve çekilme.("KELLİ-FELLİ" değil KERLİ-FERLİ!)] İLE Türk mûsikîsinde on altı zamanlı, on iki vuruşlu, donanımdan sonra 16/4 biçiminde yazılıp gösterilen bir büyük usûl. İLE Parlaklık, aydınlık, nur [özellikle göz için kullanılır]. | Zîynet, süs, bezek. | Kuvvet, nüfuz, iktidar. )
- FERACE[Ar. < FERÂCE] ile/||/<> ...
( 1 Osmanlı ülkelerinde kadınların çarşaftan önce sokakta giydikleri üstlük 2 1848 den sonra ilmiye sınıfının giydiği bol yenli uzun giysi )
- FERACE[Ar. < FERĀCE] ile/değil/yerine/=/||/<> FERACE
( Kadınların sokakta giydikleri mantoya benzer arkası bol yakasız çoğu kez eteklere kadar uzayan üst giysisi Dervişlerin giydiği bol bir tür hırka )
- FERÂCE ile TENNÛRE
( =KİSÂ=HIRKA=ABÂ=HULLE=BÜRDE=FERACÂ ile =KAMÎS=GÖMLEK=ENTÂRİ )
( ... İLE Mevlevî dervişlerinin, semâ âyini sırasında giydikleri geniş eteklik. )
- FERÂĞ[Ar.] ile FERÂG[Ar.]
( Vazgeçme, bırakıp terk etme. | Bir mülkün tasarruf, sahip olma hakkını başkasına terk etme. | Dinlenme, istirahat. | Hiçbir işle meşgul olmama, rahat etme. İLE Serin rüzgâr. )
- FERAG[Ar. < FERĀĠ] ile/değil/yerine/=/||/<> FERAĞ
( Bir işten vazgeçme çekilme el çekme terk etme Bir mülkü başkasına bırakma başkasının üstüne geçirme )
- FERÂĞ ile/||/<> VEFÂEN FERÂĞ ile/||/<> MERHÛN ile/||/<> GAYR-İ MENKÛL ile/||/<> MEVRÛS MAL ile/||/<> İNTİFÂ ile/||/<> MERİYET/MERİYYET ile/||/<> SÜBÛT-I-ŞERİ
( Satış[Bir mülkün tasarruf, sahip, olma hakkını başkasına terk etme. | Arazi yasasında ise mîrî ya da vakıf arazisinin yararlanma hakkının satışı. İLE/||/<> Taşınmaz mal rehni. İLE/||/<> Rehnedilen mal. İLE/||/<> Taşınmaz mal. İLE/||/<> Miras yolu ile edinilen mal. İLE/||/<> Yararlanma, kullanma. İLE/||/<> Yürürlük. İLE/||/<> Şer'i esaslara göre sabit olan haklar. )
- FERÂGAT AHLÂKI ile/ve/değil/yerine ANNELİK AHLÂKI
( [not] MORALS OF ABNEGATION vs./and/but MORALS OF MOTHER
MORALS OF MOTHER instead of MORALS OF ABNEGATION )
- FERÂGAT AHLÂKI > AŞK AHLÂKI
- FERAGAT ETMEK ile FERAGAT ile FERAGAT EDEN
( ABNEGATE vs. ABNEGATION vs. ABNEGATOR )
( بخود حرام کردن ile کف نفس ile منکر )
( BAKHOD HARAM KARDAN ile KOF NAFS ile MANKER )
- FERÂGAT ETMEK ile ÖDÜN VERMEK
- FERÂGAT ve DÖNÜŞÜM
- FERÂGAT ile/değil/yerine/= ELÇEKİ
- FERAGAT[Ar. < FERĀĠAT] ile/değil/yerine/=/||/<> FERAGAT
( Hakkından kendi isteğiyle vazgeçme )
- FERAGAT ile FERAGATLİ
- FERÂGAT ve/> İŞTİYÂK ve/> AŞK
- FERAGAT ile/||/<> RÉNONCIATION[Fr.] ile/||/<> VAZGEÇME
( RÉNONCIATION )
- FERÂGAT(BEZL) ile TERK
( Canına kıymazsan, seyahat etme! )
( ABNEGATION vs. ABANDONMENT )
- FERÂGAT ile/ve/<> TESLİMİYET
- FERAGAT ile VAZGEÇMEK
( ABJURATION vs. ABJURE )
( ارتداد ile عهد شکني ile سوگند شکني ile نقض عهد ile رافضي شدن )
( ERTEDAD ile EAD SHKANY ile SOGAND SHKANY ile NAQZ EAD ile RAFAZY SHODAN )
- FERAH -ile
( Kuş yavrusu. )
- FERAH FAHUR/FERİH FAHUR[Fars.] ile/ve/||/<>/> FERAH-DEST[Fars.]
( Rahat rahat, geniş geniş, ferah ferah. @@ Eli açık, cömert. )
- FERAH FAHUR ile/||/<> FERİH FAHUR
- FERAH | FERAHLI ile/||/<> FERAHLAMAK | FERAHLANMAK
- FERAH FEZA (OTURMAK)
- FERAH PARK SİNEMASI :
( Sarıyer Mesarburnu Caddesi üzerindeydi. Bülbül Sokağını Sarıyer'e doğru geçtikten sonra ilk binanın yanında bulunan geniş bir alan üzerinde 1934 yılında Sinemacı Enver Şimşek tarafından açıldı. Uzun yıllar yazlık sinema olarak hizmet verdi. Kapalı sinema olan Gezi Sinemasının açılması ile 1960'lı yıllarda Ferah Sineması da tarihe karıştı. )
- FERAH PARK :
( Ferahevler Mahallesindedir. 1.120,00 m²'lik bir alan üzerinde kuruldu. 660,00 m²'lik yeşil alanı, 150,00 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )
- FERAH[Ar.] ile FERÂH[Fars.]
( Gönül açıklığı, sevinç, sevinme. İLE Bol, geniş, yayvan, açık. | İç açan, aydınlık. )
- FERAH[Fars. < FERĀḪ] ile/değil/yerine/=/||/<> FERAH
( ferah ferah Bol geniş olan Havadar aydınlık iç açıcı olan yer ferahlı )
- FERAH[Ar. < FERAḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> FERAH
( Kalp gönül iç vb nin sıkıntısız tasasız olma durumu )
- FERAH ile REFAH
- FERAH[Ar.] ile SÜRÛR[Ar.]
- FERAHEVLER CAMİİ :
( Ferah Evler camilerinden biri olup, kaymakamlığın karşısındadır. )
- FERAHEVLER MERKEZ CAMİİ :
( Yavuz Sultan Mahallesindeki merkez camidir ve tarihi bir özelliği yoktur. )
- FERAHEVLER SAĞLIK BİRİMİ :
( Yavuz Sultan Mahallesinde Sarıyer Sağlık Grup Başkanlığına bağlı olarak sağlık hizmeti vermektedir. )
- FERAHFEZA[Ar. < FERAḤ + Fars. -FEZĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> FERAHFEZA
( Klasik Türk müziğinde yegâh perdesinde karar kılan makamlardan biri )
- FERAHFEZA[Ar. + Fars.] ile FERAHNAK[Ar. + Fars.]
( Türk müziğinde, yegâh perdesinde karar kılan makamlardan biri. İLE Türk müziğinde, bir birleşik makam. )
- FERAHİ[Fars. < FERĀḪ + Ar. -Ī] ile/değil/yerine/=/||/<> FERAHİ
( Bol ve geniş olma durumu ucuzluk II Mahmut devrinde feslerin tepesine püskülü tutturmak için takılan metal tepelik Polis ve inzibat görevlilerinin boyunlarına taktıkları ayça biçiminde üstü yazılı metal arma )
- FERAHLAMAK ile FERAHLANMAK ile FERAHLATMAK ile FERAHLANDIRMAK ile FERAH/LIK ile FERAHİ ile FERAH FAHUR ile FERAH FERAH
- FERAHLAMAK ile/değil/yerine/= İNÇLEMEK
- FERAHLATMA ve/<> KOLAY(LIK)(ÂSÂN[Fars.])
- FERAHLATMAK ile/değil/yerine/= İNÇLETMEK
- FERAH/LIK ile/değil/yerine/= İNÇ/LİK
- FERAHNAK[Ar. < FERAḤ + Fars. -NĀK] ile/değil/yerine/=/||/<> FERAHNAK
( ferahnakaşiran Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam )
- FERAHNAKAŞİRAN[Ar. < FERAḤ + Fars. -NĀK + Ar. ʿAŞĪRĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> FERAHNAKAŞİRAN
( Klasik Türk müziğinde bir makam )
- FERAHNUMA[Ar. < FERAḤ + Fars. -NUMĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> FERAHNÜMA
( Klasik Türk müziğinde bir makam )
- FERÂMÛŞ[Fars.] ile FERÂMÜŞ[Fars.]
( Unutma, hatırdan çıkma. İLE Ferâmûş'un hafifletilmişi. )
- FERÂSE ile FERÂŞE/PERVÂNE[Fars.]/USKUR[< İng.]
( Kısrak. İLE Geceleri, ışığın etrafında dönen küçük kelebek. Fırıldak. | Çark. | Haberci, kılavuz. | Şems-i Tebrizi. )
- FERÂSET ile/ve ÂGÂH ile/ve ZİKİR
( Gözün uyanıklığı. İLE/VE Kulağın uyanıklığı. İLE/VE Kalbin uyanıklığı. )
- FERASET[Ar. < FERĀSET] ile/değil/yerine/=/||/<> ANLAYIŞ | ZEKÂ
( anlayış zekâ )
- FERÂSET/FİRÂSET[Ar.] ile FERÂŞET[Ar.]
( Anlayışlılık, çabuk seziş. | Binicilik, at yetiştirme bilgisi. | Yiğitlik, mertlik. İLE Kâbe süpürücüsünün hizmeti. )
- FERASET ile FERASETLİ ile FERASETSİZ/LİK
- FERÂSET[< FERES] ile/ve/||/<>/> SALÂT
( 1. ile/ve/||/<>/> 2. )
- FERÂSET[Ar. < FERES(Çok hızlı giden at)] ile/değil/yerine/= SEZGİ/SEZİ/SEZİŞ/ANLAYIŞ
( ZEKÂNIN İNCELMİŞ VE HIZLANMIŞI | EDEB'İN KALBE İNİŞİ | ANLAYIŞTA ÖNE GEÇME | ZEKÂNIN GÖVDEYİ KONTROL ALTINA ALMIŞ ŞEKLİ. (AKIL-ZEKÂ-FERASET) [AYNI ŞEYİN DEĞİŞİK MERTEBELERDE ALDIĞI ADLAR] )
- FERBİYONİYE | SÜTLEĞENGİLLER ile/||/<> SÜTLEĞENGİLLER
( botanik Yaprakları basit almaşlı nadiren karşılıklı dizili kapçık tipte meyveleri olan bir ya da iki evcikli tohumları üzerinde genellikle karunkula denilen yapı bulunan ülkemizde 5 cinsle temsil edilen bir iki ya da çok yıllık otsu ya da çalımsı yapıda genellikle sütlü bitkiler )
( SPURGE FAMILY )
( EUPHORBIACÉES )
( EUPHORBIACEAE )
- FERÇ[Ar. < FERC] ile/||/<> EŞEY DELİĞİ
( anat Eşey deliği )
- FERC | VULVA[Lat.] ile/||/<> FERÇ
( (biyoloji) @@ 1. Memelilerde dişinin dış genital bölgesi. 2. İplik solucanlarında (Nematoda) ovaryumun dış açıklığı. @@ anat. Eşey deliği. @@ )
( VULVA~VULVA )
( VULVE~VULVE )
( VULVA: VULVA~VULVA )
( VULVA~VULVA )
( VULVA~VULVA )
( ΑΙΔΟΊΟ / αιδοίο~ΑΙΔΟΊΟ / αιδοίο )
- FERC | VULVA ile/||/<> VULVA ile/||/<> VULVA[Lat.]
( biyoloji 1 Memelilerde dişinin dış genital bölgesi 2 İplik solucanlarında Nematoda ovaryumun dış açıklığı anat Eşey deliği )
( VULVA )
( VULVE )
( VULVA )
( VULVA: VULVA )
( VULVA )
( ΑΙΔΟΊΟ / αιδοίο )
- FERC[Ar. < FERC] ile/değil/yerine/=/||/<> FERÇ
( Dişi canlılarda üreme organının dış bölümü vulva )
- FERC[Ar. çoğ. FÜRÛC] ile FEREC[Ar.]
( Aralık, yarık, çatlak. | Dişilik örgeni, avret, utyeri, edep yeri. İLE Gam, tasa ve sıkıntıdan kurtulma. Kederden, darlıktan sonra gelen sevinç, teselli. | Zafer. )
- FERÇ/FERC[Ar.] ile/değil FECR[Ar.]
( Dişillerde üreme örgeninin dış bölümü. İLE/DEĞİL Güneş doğmadan önce ortalığın ağarmaya başladığı vakit, tan vakti. | Güneş doğmadan önce gün doğusunda görülen aydınlık, tan kızıllığı. )
- FERDA[Fars. < FERDĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> FERDA
( yarın Gelecek günler zamanlar )
- FERDÂ[Fars.] ile FERDÂSI[Fars.]
- FERDA[Fars.] ile FERDE
( Gelecek zaman, yarın. İLE Küçük denk, top. )
- FERDANİYE, FERDİYETÇİLİK | BİREYCİLİK ile/||/<> BİREYCİLİK
( 1 Toplum yaşayışında temel amacın bireylerin başarı ve mutlulukları olduğu düşüncesini ileri süren öğreti 2 Toplumun bireylere ve kümelere geniş bir özgürlük tanıdığında gelişeceğine ve mutluluğa kavuşacağına inanan toplumbilim görüşü 3 Bütün değerlerin hak ve ödevlerin kaynağı olarak bireyi kabul eden ahlak görüşü 1 Genel olarak a Bütüne genele değil de bireye tek olana üstünlük tanıyan görüş b Bireyin kendine dayanması eğilimi 2 Fizikötesi açısından a Yalnızca tek olanın bireyin bağımsız gerçekliği olduğunu b Gerçekte yalnız bireylerin bulunduğunu tümel terimlerin gerçeklikte hiç bir karşılığı olmadığını savunan öğreti 3 Yöntembilim açısından Tarihsel ve toplumsal olayların açıklanmasını bireysel ruhbilime dayandıran görüş 4 Gelenekçiliğin karşıtı olarak Kurulu düzene eleştirmeden uyma yerine bireylerin toplumda her türlü kurum inanç kanı ve eylem üzerinde tartışıp bunları yargılamaları gerektiğini savunan görüş düşünce bağımsızlığı 5 Toplumun kendi başına bir ereği olmadığı gibi kendini kuran bireylerin üstünde bir ereğe araç da olmadığını savunan görüş Bu görüşe göre toplumsal kurumların ereği a bireylerin mutluluğu b bireylerin yetkinliği olmalıdır böylece bireyin ereğine erişmesi için toplum ve devlet yardımcı araç olacaktır 6 Kişiliğin ve kişisel sorumluluğun kaldırılamıyacağını dile getiren görüş 7 Yaşamın özellikle toplumsal yaşamın tek kişiler üzerine kurulduğunu ileri süren ve bu tek kişileri özce aynı türden ve eşit haklı olarak kabul eden öğreti aydınlanma felsefesi 8 Başkalarıyla karşılaştırılmayan niteliksel özelliği ve bir kezliği içinde bireyin kendi değeri üzerindeki kanı Shaftesbury Herder 9 Seçkin bireycilik Bütün bireyleri eşit görmeyip kimi bireylere özel koşulları ve özel nitelikleri dolayısıyle ayrı bir yer veren görüş Nietzsche 10 Ekonomik yaşamla ilgili bireycilik Her bireyin özgür olarak kendi ölçülerine göre kendi ekonomik işlerini düzenleyebileceğini savunan görüş Laissezfaire Bırakınız yapsınlar ilkesi Bireylerin kendi çıkarlarını en çoklaştıracak şekilde davrandığında toplumsal yararın en çoğa çıkacağını ileri süren görüş 1 Bireyin haklarını savunan 1 Bireycilikten yana olan bireycilik bireycilik )
( INDIVIDUALISM )
( INDIVIDUALISME )
( INDIVIDUALISMUS )
- FERDEN FERDEN[Ar. < FERDEN FERDEN] ile/değil/yerine/=/||/<> FERDEN FERDA
( Tek tek )
- FERDÎ HİKMET[Ar.] ile/değil/yerine/= BİREYSEL BİLGELİK/AYDINLANMA/UYANIŞ/ARINMA
- FERDİ TAYFUR ile FERDİ TAYFUR
( 1904 - 21 Mart 1958 İLE 15 Kasım 1945 - )
( Selenlendirme sanatçısı. İLE Yorumcu. )
- FERDÎ[Ar. < FERDĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> BİREYSEL (FERDÎ KAZA SİGORTASI)
- FERDÎ ile/değil/yerine/= BİREYSEL/KİŞİSEL
- FERDİ ile/||/<> INDIVIDUAL[İng.] ile/||/<> INDIVIDUEL[Fr.] ile/||/<> INDIVIDUELL[Alm.] ile/||/<> BİREYSEL
( Bireye ilişkin bireye bağlı olan )
( INDIVIDUAL )
( INDIVIDUEL )
( INDIVIDUELL )
- FERDİLEŞME | BİREYLEŞME ile/||/<> BİREYLEŞME
( Bütünün parçalarından birisinin büyüyüp gelişerek belirgin ve bağımsız bir duruma gelmesi 1 Türsel bir örneğin bir bireyde gerçekleşmesi Ör Mehmette insan örneğinin gerçekleşmesi 2 Bağımsız kişiliğe varan gelişme süreci Bireyleşme ilkesi Bir bireyi aynı türün bütün öteki bireylerinden ayırmayı gerçekleştiren ilke bireyin varoluşunu gerçekleştiren ilke )
( INDIVIDUALIZATION | INDIVIDUATION )
( INDIVIDUATION )
( INDIVIDUATION )
( INDIVIDUATIO )
- FERDİLEŞTİRME | BİREYSELLEŞTİRME ile/||/<> BİREYSELLEŞTİRME ile/||/<> BİREYSELLEŞTİRMEK
( Bir kimseyi başkalarından ayıran özelliklerin öğrenme ve olgunlaşma süreci içinde geliştirilmesi 1 Bireysel duruma getirme eylemi 2 Ancak ortaklaşa ve genel olarak var olan şeyi bireylere uygulama ve yayma 3 İnsanların doğal toplumsal ve tarihsel gelişmesinden kendine özgü olan şeylerin özelliklerin bireysel olanın çekilip çıkarılması 4 Genelleştirmenin karşıtı olarak bireyselleştirme Doğa bilimindeki genelleştirmeye karşı tarih bilimindeki bireyselleştirici yöntem tarihçinin konularını bireysel özelliği kendine özgülüğü içinde ele alması Bir şeyi ayrı olarak bireysel olarak göz önüne almak )
( INDIVIDUALISATION | INDIVIDUALIZATION )
( INDIVIDUALISATION | INDIVIDUALISER )
( INDIVIDUALISIERUNG | INDIVIDUALISIEREN )
- FERDİ/LİK ile FERDİ KAZA SİGORTASI
- FERDINAND DE SAUSSURE
- FERDİYET | BİREYSELLİK ile/||/<> BİREYSELLİK
( Bir canlıyı benzerlerinden ayıran özelliklerin tümü 1 Birey olma olgusu 2 Bir bireyin biricik ve kendine özgü oluşu 3 Bir insanı başkalarından ayıran ona kişilik veren şey 4 Kendini sıradan bir insan olmaktan kurtarmış olma durumu )
( INDIVIDUALITY )
( INDIVIDUALITÉ )
( INDIVIDUALITAET )
( INDIVIDUALITAS )
- FERDİYET[Ar. < FERDİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> BİREYSELLİK
- FERDİYET ile FERDİYETÇİ/LİK
- FERDİYET-İ SELÂSE:
ZÂT ve/||/<>/> İHTİYÂR/İRÂDE ve/||/<>/> SÖZ/EYLEM
- FERES[Ar. çoğ. EFRÂS] ile FERES[Ar.]
( At, beygir. İLE Oyun. | [satrançta] at. )
- FERESİYE | ATGİLLER ile/||/<> ATGİLLER
( zooloji Memeliler Mammalia sınıfının toynaklılar Ungulata üst takımının tek parmaklılar Perissodactyla takımından vücut yapılan ince ve çevik orta parmakları çok gelişmiş diğer parmakları küçülmüş ve kaybolmuş vücutları kıllarla kaplı bacakları uzun otçul türleri olan bir familya Zoolojik sınıflandırma içerisinde at eşek katır zebra gibi tek tırnaklı türlerin bulunduğu familyaya verilen genel ad ekuide )
( HORSES | HINNY )
( ÉQUIDÉS | CHEVAUX | BARDOT )
( PFERDE | MAULESEL )
( EQUIDAE | EQUIDAE, EQUUS: AT | EQUUS HINNUS )
( EQUIDI )
( ΙΠΠΟΕΙΔΉ / ιπποειδή )
- FERESİYE | ATGİLLER ile/||/<> BARDO
( (zooloji) @@ Memeliler (Mammalia) sınıfının, toynaklılar (Ungulata) üst takımının, tek parmaklılar (Perissodactyla) takımından, vücut yapılan ince ve çevik, orta parmakları çok gelişmiş, diğer parmakları küçülmüş ve kaybolmuş, vücutları kıllarla kaplı, bacakları uzun, otçul türleri olan bir familya. @@ Zoolojik sınıflandırma içerisinde at, eşek, katır, zebra gibi tek tırnaklı türlerin bulunduğu familyaya verilen genel ad, ekuide. )
( HORSES | HINNY~HINNY | (İNG. HINNY )
( ÉQUIDÉS | CHEVAUX | BARDOT~BARDOT | BARDEAU )
( EQUIDAE | EQUIDAE, EQUUS: AT | EQUUS HINNUS~EQUUS HINNUS )
( PFERDE | MAULESEL~MAULESEL )
( EQUIDI~BARDOTTO )
( ΙΠΠΟΕΙΔΉ / ιπποειδή~ΓΊΝΝΟΣ / γίννος )
- FERESÜL MA | SU AYGIRIGİLLER ile/||/<> SU AYGIRIGİLLER
( Memeliler Mammalia sınıfının çift parmaklılar Artiodactyla takımının geviş getirmeyenler Nonruminantia alt takımından başları ve vücutları çok iri ayakları 4 parmaklı ağızları çok büyük kesici ve köpek dişleri olan su altında uzun süre kalan türleri olan bir familya Memeliler sınıfının çift parmaklılar Artiodactyla takımının geviş getirmeyenler Nonruminantia alt takımından başları ve vücutları çok iri ayakları 4 parmaklı ağızları çok büyük kesici ve köpek dişleri olan su altında uzun süre kalan türleri olan bir familya hipopotamgiller Su aygırıgiller )
( HIPPOPOTAMS )
( HIPPOPOTAMES )
( FLUSSPFERDE )
( HIPPOPOTAMIDAE, HIPPOPOTAMUS: SU AYGIRI | HIPPOPOTAMIDAE )
- FERFAHİYE ile/||/<> PORTULACACÉES[Fr.] ile/||/<> PRIMULACEAE[Lat.] ile/||/<> SEMİZOTUGİLLER
( botanik )
( PORTULACACÉES )
( PRIMULACEAE )
- FERFECİ
- FERFERE[Ar. < FERFERE] ile/değil/yerine/=/||/<> FARFARA
( Çok konuşan ağzı kalabalık Yüksek sesle konuşan Çok övünen )
- FERFORJE[Fr. < FER FORGÉ] ile/değil/yerine/= DÖKME DEMİR
( Kapılara, pencerelere ya da evlerin iç bölümlerine süsleme amacıyla yapılıp takılan dövme demir. )
- FERHÂL[Fars.] -ile
( Kıvırcık ve dolaşık olmayan uzun saç. )
- FERHAT[Ar.] ile FERHÂD[Ar.]
( Sevinç, neşe. İLE Ferhâd ve Şîrîn adıyla ünlü olan eski bir öykünün erkek kahramanı olup Şîrîn'in âşıkıdır. )
- FERİ, ÇOĞ., TEFERRUAT | TEFERRUAT | AYRINTI ile/||/<> AYRINTI
( 1 Tiyatro parçasındaki ana düşünceye yardımcı olan sözcük tümce ya da eşya 2 Ayrıntı Referruat 3 Dekorun küçük bir parçası Yazın ve sanat yapıtlarında bir bütünün ufak parçaları Resim Heykel Mimarlık Resim heykel ya da mimarlık yapıtlarında yer alan parçalardan her biri Bir tablonun heykelin ya da mimarlık yapıtının açıklanması için yalnız bir parçasını gösteren büyütülmüş resim kitap resmi 1 Tiyatro oyununda ana düşünceyi pekiştirici sözcük tümce ya da eşya 2 Dekorun küçük bir parçası )
( DETAIL )
( DÉTAIL | DETAIL )
( EINZELHEIT )
- FERİ FİİL | EYLEMSİ ile/||/<> EYLEMSİ
( Derleme fiilimsi şahıssız fiil sıygası fiilsi Olumsuzu yapılan tümleç alan fakat eylem çekimine girmemiş bulunan sözcük Eve gitmek gitmemek kitap okumak okumamak güler yüz gülmez okur okumaz seven sevmeyen severek sevmeyerek sevince sevmeyince seve seve sevmeye sevmeye vb çekimsiz fiil )
( VERBALIA )
( QUASI-PROPOSITION )
( INFINITIVUM PARTICIPIUM GERUNDIUM )
- FER-İ TÂLÎ ile/değil/yerine/= SÜRGÜN
( Bitkinin dibinden süren filiz. )
- FERİ[Ar. < FERʿĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> FERÎ
( Ayrıntılarla ilgili ayrıntı niteliğinde olan İkinci dereceden )
- FERİBOT[İng. < FERRYBOAT] ile/değil/yerine/=/||/<> ARABALI VAPUR
- FERÎD[Ar. < FERD] ile FERÎD[Fars.]
( Tek, eşsiz, eşi olmayan. Tasım/kıyas kabul etmez, ölçüsüz. Üstün. İLE Avcı kuş. | Donmuş, katılaşmış şey. )
- FERÎD/E[Ar.] ile FERÎDE[Ar.]
( Tek, eşsiz, eşi olmayan. Tasım/kıyas kabul etmez, ölçüsüz. Üstün. İLE Kendi oyuyla hareket eden, kibirli, gururlu. )
- FERİH[Ar. < FERĪḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> FERİH
( ferih fahur Çok sevinçli neşeli olan )
- FERİH ile FERİH FAHUR
- FERİH[Ar.] ile SÜRÛR
( Çok sevinçli, neşeli. İLE Neşe. )
- FERİK[Fars.] ile FERİK[Ar.]
( Hayvanların, civcivlikten çıkmış yavruları. | Gevrek bir elma türü. İLE Tümgeneral ya da Korgeneral. )
- FERÎK[Ar.] ile FERÎK[Ar.]
( Askerî kolordu komutanı, korgeneral[birinci ferîk], tümgeneral[ikinci ferîk]. | İnsan topluluğu, cemâat. İLE Buğday tanesinin olgunu, öğütülecek duruma gelmişi. )
- FERİK ile/||/<> FERİK ELMASI
- FERİK[Ar. < FERĪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> KORGENERAL (İKİNCİ FERİK)
- FERİK[Fars.] ile PALAZ
( Hayvanların, civcivlikten çıkmış yavruları. İLE Kaz, ördek, güvercin gibi bazı kuş yavrularının, civcivlikten sonraki durumu. )
- FERİK[Ar. < FERİK] ile/||/<> PİLİÇ
( piliç Yerel ağızlarda firik biçimi de geçer Dar bir çevrede verik varik olarak da kullanılır Az fǝrik Bläsinge göre AL 3 Ermeniceden alınmıştır varek Hühnchen junge Henne Kürtçede firik poulet olarak kullanılır Kürtçe firikin poulet yanında qui nest pas encore mûre anlamına geldiği göze çarpıyor Bu anlamıyla Kürtçe firik Türkçede olgunlaşmaya başlayan tahıl ve çerez olarak yenen tahıl kavurgası olarak kullanılan firikten başka bir şey olamaz Olgunlaşmaya başlayan tahıla verilen firik adının Arapçadan geldiğini biliyoruz Tietze 299 167 Bläsingin açıklaması karşısında ferik firik biçimlerinin ağızlarda geçen perik pirik bilik pilik gibi sözlerle birleştirilmesinin yanlış olduğu açıklık kazanmıştır Eren TDAY 1960 354 167 )
- FERÎKAN["ka" uzun okunur] ile FERÎKAYN[Ar.]
( Topluluklar. İLE İki askerî fırka, iki taraf. )
- FERİK/LİK ile FERİK ELMASI
- FERİSİLER ile SADDUKİLER ile ESSENİLER
( Ferisiler, Tanrı'ya inanır, ruhları, melekleri ve peygamberleri kabul eder ve peygamberlerin gösterdiği yolda yaşamayı, şeriatı savunurdu. Saddukiler, Tanrı'ya inanır, ancak, melekleri kabul etmez, peygamberlere ayrıcalık tanımaz, ruhlara ve ölümden sonra yaşama inanmazdı. Esseniler, ezoterik olanlardı. Yerleşim bölgelerinin uzağında özel tapınaklarda mistik deneyimlerle uğraşırdı. Bunlar daha çok Lut Gölü ve Mısır İskenderiyesi civarında örgütlenmişti. İsa'nın, Esseniler'den olduğu ileri sürülmektedir. )
(1996'dan beri)