(KOŞULSUZ) SAYGI

- BÜTÜNLÜK ile ESRİME

( ... İLE Esrime, duyulur olanlardan, bir başka deyişle tikel şeylerden başlayıp derece derece iç algıya ve iç algıdan da geçip bir an için bile olsa yokluğa dalmak, aslına kavuşmak demektir. )

- BÜTÜNLÜK ile/ve/||/<> HAKİKAT

- BÜTÜNLÜK ile/ve/<> İÇ İÇELİK

- BÜTÜNLÜK ve/<> IŞILTI

- BÜTÜNLÜK ve/<> IŞIMA

- BÜTÜNLÜK ile/ve/<> SÜREKLİLİK

- BÜTÜNLÜK ile/değil TÜMEL

- BÜTÜNLÜK ile YOĞUNLAŞMA/KONSANTRASYON

- Bütünlüklü KONUŞ!!!

- BÜTÜNSEL ile BÜTÜNLÜKLÜ


- BUYRUK/BUYUR ile/değil/||/<>/> (")BUYURUN(")

( Belirli bir davranışta bulunmaya zorlayıcı söz, emir. | İLE/DEĞİL/||/<>/> İnceliğin ve/ya da anlayışın en üst seviyede olduğunu yansıtmak üzere kullanılan söz ya da kinâyeli söz. | Nispetli bir davranış ya da tutumla ve gerisi suskunlukla yansıtılan/gösterilen, ikinci sözcüğü tek sözcük olan[olarak kullanılan] bir karşıt pekiştirme[oxymoron]. )

- BUYRUK/EMİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DİLEK/TEMENNİ

- BÜYÜCÜLER ile/ve/<> ARA VAROLAN/LAR

( Evrenin, "büyücülerden" ve "ara varolanlardan" temizlenmesini, kelâm sağlamıştır. )

- BÜYÜK ARMUTLU ile/ve KÜÇÜK ARMUTLU

- BÜYÜK RESİM ile/ve/||/<> BÜTÜNCÜL BAKIŞ

- BÜYÜK YANLIŞLARIN/HATALARIN/SUÇLARIN:
"NEDENİ"
ile/ve/<>/> BEDELİ

- BÜYÜK/LÜK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YÜCE/LİK

- [ne yazık ki]
BÜYÜK SORUN/YANILSAMA:
"ACI ÇEKMEMEK"
ve/||/<>/>/< "KENDİMİZİ KANDIRMAK" / KANDIRDIĞIMIZI/KANDIRABİLECEĞİMİZİ ZANNETMEK

- BUYURGANLIK ile/değil TOPLUMSALLIK

- BUZDAĞI ile/ve/||/<>/> EKİNSEL/KÜLTÜREL BUZDAĞI

( Easy to see: Gör(ül)mesi kolay ve olanaklılar...
Dil, Giysi, Yiyecek-İçecek, Yazın(Edebiyat), Güzel Sanatlar, Toplumsal davranışlar, tatiller ve şölenler...

Not easy to see: Gör(ül)mesi kolay olmayanlar...
İnanç ve zanlar, Aile rolleri, Otorite ilişkisi, Öz kavramı, Çekirdek değerler, Tavırlar, Yanlılıklar/taraflılıklar, Gövde dili, Güzellik düşünceleri, Yorumlar, Açık /Temiz olma/kalma, Okula yönelik tutum, Aile değerleri, Eşeysel roller, Yönetme/yürütme kuralları, Sağlık ve Tıbba yaklaşım, Mizah, Gurur, Adâlet düşüncesi ve duygusu, alçakgönüllülük, Çevre bilinci, Yarışabilme, İş ahlâkı, Çocuklaşabilme çabaları, Kabuller, Düşünce örüntüleri, Jestler, Kişisel alan, Estetik... )
( ... ile/ve/||/<>/> )

- BUZDAĞININ:
GÖRÜNEN BÖLÜMÜ
ile/ve GÖRÜNMEYEN BÖLÜMÜ

( Gördüğümüz, olan değildir. )
( Görünüşler, aldatıcıdır. )
( Adı değiştirebiliriz fakat gerçek yine kalır. )
( Appearances are deceptive. )
( What you see is not what is.
You may change the name, but the fact remains. )

- ÇABA ile CABA

( Herhangi bir işi yapmak için ortaya konulan güç, zorlu, sürekli çalışma. İLE Bir şey ödemeden, para vermeden alınan şey. | Ek olarak. )

- ÇABA = EDEAVOUR[İng.] = EFFORT[Fr.] = BESTREBEN[Alm.] = CONATUS[Lat.]

- ÇABA ile/ve/||/<>/> GİRİŞİM

- ÇABA ile/ve/değil/<>/< GİRİŞİM

- ÇABA ile/ve İYİ NİYET

- ÇAĞIRMAK ile/ve/değil/||/<>/< ÇAĞRIŞTIRMAK

- CAHİL:
BİLMEYEN
değil/ne yazık ki BİLMEK İSTEMEYEN, BİLMEMEKTEN "MUTLU OLAN"

- CÂHİL ile KÂMİL

( Uzak ol/dur! İLE Yakın ol/dur! )

- CAHİLİN AĞLAYIŞI ile/değil/yerine ÂLİMİN AĞLAYIŞI


- CAHİL/LİK ile/ve/<> APTAL/LIK

( Elif'i, mertek zannetmek. [Bir şey bilmediği halde konuşanlar için kullanılan deyim. (Elif harfini ve bu kadar basit bir şeyi bile bilmeyecek kadar bilgisiz olma durumu.)][MERTEK: Eskiden evleri yaparken kullanılan dört köşe ya da yuvarlak kalınca ağaç gövdesi.] )
( CAHİLLER...
* Her şeyde, hemen öfkelenir.
* Yararı olmayan şeylerden konuşur.
* Yersiz [yanlış yerlere] sadaka verir.
* Sırrı korumayıp açık ederler ve yayar.
* Dostunu ve düşmanını birbirinden ayıramazlar.
* Merhametsiz ve vicdansızlardır. Hoşgörü, onları bırakmıştır.
* Kindar olup, fitne ve fücûr çıkarmayı sever.
* İftira atmaktan, başkasının âhını almaktan kaçınmaz.
* Dedikodu ve yalanları çoktur.
* Güvenilmezdir, emanete ihanet eder.
* Dünya nimetleri için el-etek öpmeyi çok sever, utanmaz.
* Yoldaşını yarı yolda bırakır, yedikleri kaba etmekten çekinmez.
* Kalplerinde vefâ, diğergamlık, kadirşinaslık olmaz.
* Nezâket ve letâfet onlara hiç değmemiş, olmamış meyve misali hamdır!
* Edep, onları terk etmiştir! )

- ÇALIŞMADA (KENDİNDEN/İŞLERİNDEN) ÖDÜN VERMEK ile/ve/<>/değil/yerine ÖZVERİLİ ÇALIŞMAK

- ÇALIŞMALARI:
YÜRÜTMEK
ile/ve/değil/yerine/||/<>/> SÜRDÜRMEK

- ÇALIŞMA/MESAİ SAATLERİ:
20 ile 30 YAŞ ARASI
ile/ve/||/<>/> 30 ile 40 YAŞ ARASI ile/ve/||/<>/> 40 ile 50 YAŞ ARASI ile/ve/||/<>/> 50 ile 60 YAŞ ARASI ile/ve/||/<>/> 60 ile 70 YAŞ ARASI

( 8 saat. İLE/VE
7 saat. + 1 saat. İLE/VE
6 saat. + 2 saat. İLE/VE
5 saat. + 3 saat. İLE/VE
4 saat. + 4 saat. İLE/VE
2 saat. + 4 saat. )
( Zorunlu ve fiziksel. İLE/VE
Zorunlu ve fiziksel. + Gönüllü ve zihinsel/toplumsal.
İLE/VE
Zorunlu ve yönetimsel. + Gönüllü ve toplumsal/eğitsel.
İLE/VE
Zorunlu ve yönetimsel. + Gönüllü ve toplumsal/eğitsel.
İLE/VE
Zorunlu ve yönetimsel. + Gönüllü ve eğitsel. )

- ÇALIŞMAYA ALIŞMAK ile/ve/||/<>/> ALIŞMAYA ÇALIŞMAK

( Okulda. İLE/VE/||/<> Yaşamda. )

- CAMGÜZELİ

( Evlerde süs olarak yetiştirilen, kırmızı çiçekler açan, bir tür kınaçiçeği. [Lat. IMPATIENS SULTANİ] )

- CAMİ ile DEFTERDAR CAMİİ[1541]
(NAZLI MAHMUT EFENDİ)

( )

- CAN/ÂN" ile/değil/yerine CAN ve CANAN

- CANAVAR" ile/değil/yerine CANI VAR

- CAN-I GÖNÜL (-DEN SEVMEK/YAPMAK)


- CANIMIZI, TEN EYLEMEK/SANMAK/VARSAYMAK ile/değil/yerine/>< TENİMİZİ, CAN EYLEMEK

- CAN'IN:
"AZI"
ile/ve/||/<> "ÇOĞU"

( Can'ın, "azı", "çoğu" olmaz! )

- CANINI ÇIKARMAK ile/değil/yerine/>< TADINI ÇIKARMAK

- CANINI YAKMA! ve/||/<>/>/< 'AH'INI ALMA!

( Zayıf olanın! VE/||/<>/>/< Hiçkimsenin! )

- CANLI (OLMAK/KALMAK) ile/ve/değil/||/<>/> YAŞAMAK

( Doğada, dirimbilimde, gövdede, hayvanda, bitkide. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> İnsanda, anlıkta, düşüncede, anlamda, değerde. )

- CANLI/CANSIZ ile/ve/değil/yerine VAROLAN

- CANLI ile/ve HAREKETLİ/HAREKET EDEBİLEN

- CANLI ile/ve/yerine VAROLAN

- ÇAPA/LAMAK ile ÇABA/LAMAK

- ÇÂRE[Fars.] ile/ve/||/<> DEVÂ[Ar.]


- ÇARESİZ/LİK ile/ve/||/<> ÂCİZ/LİK

- CARITAS[Lat.] ve/||/<>/>/< CUPIDITAS[Lat.]

( Tanrı[uhrevî] sevgisi. VE/||/<>/>/< Kişi/nesne/dünya sevgisi. )

- ÇARK ETMEK ile/değil/yerine/>< FARK ETMEK

- ÇATIŞKI ile/ve/||/<> UYUŞMAZLIK

- ÇATIŞMA ile/değil/yerine FARK

- ÇAYIRGÜZELİ

( Buğdaygillerden bir bitki türü. [Lat. EROGROSTIS MAJOR] )

- ÇAYIRGÜZELİ ile ÇAYIROTU

( Buğdaygillerden bir bitki türü. İLE Buğdaygillerden küçük bir çayır otu. )

- ÇAYIRGÜZELİ ile ÇAYIRSEDEFİ ile ÇAYIRTİRFİLİ

( Buğdaygillerden bir bitki türü. İLE Düğünçiçeğigillerden, sulak yerlerde yetişen, kökü iç sürdürücü olarak kullanılan bir bitki. İLE Baklagillerden, hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki. )

- CEBEL/LEŞME değil CEDEL/LEŞME

( TARTIŞMA, SERT MÜNÂKAŞA | KAVGA )

- CEBR ile/ve/değil/yerine/<>/< CEZB

( Dışsal. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İçsel.
)

- [ne yazık ki]
CEBR
ve/||/<> HİLE

- CEBR ile/ve/<> RAHMET

- CEFÂKÂR ile CEFÂKEŞ

( [eziyet] Çeken. İLE Eden. )

- CEHENNEM:
"ACI ÇEKTİĞİMİZ YER"
değil ACI ÇEKTİĞİMİZİ KİMSENİN DUYMADIĞI YER

- ÇEKİLGİ/İNZİVA ile/ve/değil/yerine/||/<> OYALANMA

- ÇEKİMİN/KAMERANIN:
ÖNÜNDEN GEÇMEK
değil/yerine/>< ARKASINDAN GEÇMEK

- ÇEKİMSER/LİK ile/ve/||/<> KAÇINGAN/LIK

- ÇEKİMSER/LİK ile/ve/değil/||/<>/< UYUMLU/LUK

- ÇEKİNCE ile/değil/yerine SAYGI

- ÇEKİNGEN/LİK ile/ve/<> DAYANÇLI/LIK/SABIRLI/LIK


- ÇEKİNGEN/LİK ile İÇE KAPANIK/LIK

- ÇEKİNME ile/ve/değil/||/<> NEZÂKET

- [ne yazık ki]
ÇEKİŞME
ile/ve/<>/< İNATLAŞMA

- ÇEKİŞME değil/yerine/>< UYUM

- CELB-İ MENÂFİ değil/yerine/>< DEF-İ MEFÂSID

( Yanlışları önlemek ve işlememek; çıkarları, iyilikleri getirmek ve işlemekten öncelik kazanır. )
( Def-i mefâsıd, celb-i menâfiden evlâdır. )

- ÇELİŞİK ile/ve/değil BARIŞMAMIŞ

- ÇELİŞKİ ile/değil/< DAYANÇ/SABIR

- ÇELİŞKİYE/ÇATIŞKIYA İŞARET (ETMEK) ile/ve/değil/<> SERZENİŞ

- DİKKATİNİ:
"ÇELMEK"
değil ÇEKMEK

- CEMÂL GÖRMEK ve/||/<> KEMÂL BULMAK ve/||/<> RIZÂ DEVŞİRMEK


- CEMAL:
GÜZELLİK
ile/ve YÜZ

- CEMÂL ve/||/<> KEMÂL

( Seyr eylenir. VE/||/<> Tahsil edilir. )

- CEMİL TOPUZLU ve/||/<> CEMALETTİN EFENDİ

( )

- CEMİYETÇİ BAKIŞ/ANLAYIŞ ile/ve/<> STRATEJİK BAKIŞ/ANLAYIŞ ile/ve/<> FARKLI BAKIŞ/ANLAYIŞ

- CENNET ve/<>/= HİZMET

- CEP TELEFONU:
"YAKINLAŞTIRICI"
ile/ve/||/<>/>< UZAKLAŞTIRICI

( Uzaktakileri, size. İLE/VE/||/<>/>< Sizi, yanınızdakilerden. )

- CEP ve/||/<>/> ÇÖP

( Çöpleri, dışarıya/yola/sokağa atmak yerine cebimizde tutma olanağımız varken, cebimiz, bir süreliğine çöp de olabilir. )

- CERBEZE ile/ve/||/<>/> CEZBE

( Güzel konuşma. | Beceriklilik, girginlik. | Kurnazlık, hilekârlık. İLE Bir duygu ya da bir inanışın etkisiyle ölçüsüzce coşup kendinden geçme. | Çekilme, çekim. )

- CESÂRET/CESUR ve/<> AZİM/Lİ

- CESÂRET:
DEVAM EDEBİLME GÜCÜ
ile/ve/değil/||/<>/< HİÇ GÜCÜMÜZ KALMADIĞINDA, DEVAM EDEBİLMEK


- CESÂRET:
KORKUNUN YOKLUĞU
ile/ve/değil/+/||/<>/< BENCİLLİĞİN BULUNMAMASI

- CESÂRET:
"SEÇTİKLERİMİZ"
değil VAZGEÇTİKLERİMİZ

- CESÂRET ile/ve/değil/||/<>/< AŞK

- CESÂRET ile/ve/<> AYKIRILIK

- CESÂRET ile/ve/değil/||/<> GÖZDEN ÇIKARMAK

- CESÂRET ile/ve/||/<>/> GÜÇ ile/ve/||/<>/> MUTLULUK

( En kısa sürede özür dileyerek. İLE/VE/||/<>/> En kısa sürede affederek. İLE/VE/||/<>/> En kısa zamanda unutarak. )

- CESARET ile/ve/||/<> KALB(İN ATMASI)

( Var mı aşka? İLE/VE/||/<> Çarpıyor bir başka. )
( Var mı aşka? İLE/VE/||/<> Çarpıyor bir başka. )

- CESÂRET ile/ve/||/<>/> OLASILIK/RİSK/MUHÂTARA[Ar. < HATAR]

( Almaya cesâret edemediğimiz riskleri alanlar, yaşamak istediğimiz yaşamı yaşar. )

- CESÂRET ve/||/<>/>/< YARATICILIK

( Önderden gelir. VE/||/<>/>/< Takımdan gelir. )

- CESUR/CESURCA değil/yerine/= YÜREKLİ/KORKUSUZ/GÖZÜPEK


- CESUR ÖNDERİN ANLATACAĞI:
"BAŞARI/SIZLIK"
değil/yerine/< GELİŞİM

- CEVAZ BAHŞ değil/yerine/= OLUR VEREN

- CEVDET-İ RAVİYE ve/||/<> KUVVET-İ AZİME

( Düşünme gücü/yetisi. VE/||/<> Yapma gücü/yetisi. )

- CEVHER ve ARAZ ile/ve/değil/||/<>/> ZÂT ve SIFAT

( Nesnede/cisimde. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> İnsanda. )

- ÇEVRE İÇİN YAŞAMAK değil/yerine ÇEVRE İLE BİRLİKTE YAŞAMAK

- ÇEVRE ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ÇERÇEVE

- ÇEVRE ile ETRAF

- ÇEVRECİ/LİK ile/ve/değil DOĞACI/LIK

- ÇEVREMDEKİ ON(10) KİŞİ YAPIYORSA, BEN DE YAPARIM/ALIRIM değil/yerine ÇEVREMDEKİ ON(10) KİŞİ YAPIYORSA, BEN DE KENDİMİ YAPAR/ALIR BULUYORUM

- ÇEVREMİZDEKİ KİŞİLERİ BİZ SEÇİYORUZ" ile/ve/değil/önce/||/<>/< ÇEVRESİNDEKİLERİ KİŞİNİN KENDİ YEĞLİYOR/SEÇİYOR


- ÇEVREN ve/<>/|| EVREN

- Çevrenle KONUŞ!!!

- ÇEVREYİ KORUMALI!

- CEZA:
AMAÇ
değil/yerine/>< ARAÇ

( [bkz.] CESARE BECCARIA[15 Mart 1738 - 28 Kasım 1794] )

- CEZÂ ile/ve/değil/yerine/||/<> CEFÂ

- CEZÂ ile/ve/=/||/<>/>/< RAHMET

( Hem suçlu, hem de mağdur için. )

- CEZÂDA AŞIRIYA DÜŞMEK değil/yerine/>< HATAYLA BERAAT

- CEZBE ve/<> HİZMET

- CHANGE ve/||/<>/> CHANCE

( Değişim. VE/||/<>/> Kazanma olanakları/olasılıkları. )

- CHARLES TRIPP ve/||/<> ELI BOWEN

( Çift kişilik[tandem] bisikleti, elleri olmayan Charles Tripp ile ayakları olmayan Eli Bowen, 1891'de icat etmiştir. )
( )

- CİCİM AYLARI ile/ve/> GEÇİM AYLARI

- CİDDİYET:
SURATSIZLIKLA
ile/değil İLKELERLE

- CİDDİYET ve/> GÜVEN ve/> YAKINLIK

- CİDDİYET ve/<> NEŞE

( Riyasız neşe. VE/<> ... )

- CİDDİYET ile/ve/değil/yerine TUTARLILIK

( KONSEKAN: Tutarlı, mantıklı davranan. Yargıları mantığa uygun olan. )

- ÇİFT ile/ve/değil İKİLİ

- ÇIĞLIĞA:
"SAĞIR OLMAK"
ile/değil/yerine/>< ÇIĞLIK OLMAK

- ÇIKAR >< GÜZEL/LİK

- ÇIKAR ile/değil/yerine/>< HAK

( Bir şey, çıkar ise hak değildir.
Hak ise çıkar değildir.

Hukukun abecesi budur. )

- ÇIKAR ile/değil/yerine HİZMET


- ÇIKARIM ile/değil/yerine (SADECE) DÜŞÜNME

- ÇIKARLAR/IMIZ GEREĞİNCE değil/yerine İLİŞKİLER GEREĞİNCE

- ÇIKARLARIMIZI, BİRİLERİNDEN/ÖTEKİLERDEN ...:
!ÖNDE/ÜSTTE TUTMA(MA)K
ile/değil/yerine AYRI TUTMA(MA)K

- ÇIKAR(LAR)INI DÜŞÜNME/K ile/değil/yerine ONU(N)/ÖTEKİ(Nİ/N)/SENİ(N)/KENDİ (İYİLİĞİN/ÇIKARIN) (İÇİN) DÜŞÜNME/K

- ÇIKAR(LAR)INI "DÜŞÜNMEK/İSTEMEK/BEKLEMEK" değil/yerine/>< HAK ETTİKLERİNE VE/VEYA ETTİĞİN KADARINA RIZÂ GÖSTERMEK

- KORUMAK ile/ve SÜRDÜRMEK

- ÇIKARSIZ ve/||/<> RİYÂSIZ

- ÇİLECİLİK = ZÜHDİYE = ASCETISM[İng.] = ASCÉTISME[Fr.] = ASKESE, ASKETIK[Alm.] = ASKEIN[Yun.]

- ÇİLEYİ (SEÇMEYİN!) ile/ve/değil/||/<>/< ÇİLEĞİ (SEÇMEYİN!)

- CIMON ve/||/<> PERO

( )
( Barok tarzının önde gelen adlarından Paul Rubens'in, 1635'te yaptığı bu tablo, Rusya'nın St. Petersburg kentinde bulunan Hermitage Müzesi'nde sergileniyor.

Elleri bağlanmış yaşlı adam Cimon, dönemin iktidarı tarafından itirafa zorlanmak için açlığa mahkum edilmiş. Yeni doğum yapan kızı Pero, büyük zorluklarla gardiyanlara rüşvet vererek babasını ziyaret eder ve kendi sütüyle babasını açlıktan ve ölümden korumak için emzirir.

Kızın yüzündeki kaygı, kapıya baktığı açıkça görülen duruşu, babasının omzunu şefkatle kavrayışı, güçlü duruşu ve cesareti yansıtmış. Babanın, kızının memesini emerken yüzünde oluşan o çaresizliğini, ellerini koyuş biçimi ve gövde dili ile kabullenişini harika yansıtmış ressam.

Nasıl bakarsak o'yuz, o kadarız.
Ne okursak o'yuz, o kadarız.
Ne anlarsak o'yuz, o kadarız.
Ne yersek o'yuz, o kadarız.
Bakış açımız, bizi anlatır; baktığımız şey değil.

Sanatın gücü, işte budur. )

- CİMRİ/LİK, HASİS/LİK, PİNTİ/LİK ile/değil/yerine TUTUMLU/LUK

- ÇIPLAK/LIK(") ile/ve/değil/||/<>/< (")ŞEFFAF/LIK(")

- ÇİRKİN ile/değil YETERİNCE GÜZEL DEĞİL

- ÇİVİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< ÜTÜ

( Bozan/delen [olmak]. İLE/VE/||/<>/>< Düzelten [olmak]. )

- Çıfıt ile çıfıt

( Yahudi. İLE Hileci, düzenbaz. )

- CLOSE vs. CLOSE

( Kapalı. İLE Yakın/lık. )

- ÇOCUĞUMUZ, BÜYÜR VE GELİŞİRKEN:
"BEKLEDİĞİMİZ"
ile/değil/yerine/>< GERÇEKTE OLAN

( )

- ÇOCUĞUMUZUN SEVGİSİ:
| HASTA OLAN ve KAYIP OLAN ve KÜÇÜK OLAN |
ve/değil/||/<>/>/< HEPSİ

( | İyileşene kadar. VE/||/<> Dönene kadar. VE/||/<> Büyüyene kadar. | VE/DEĞİL/||/<>/< Ölene kadar. )

- [ne yazık ki]
ÇOCUĞUNA TAPMA
ve ALAYCI TAVIR

( Modern kişinin, öncül ve ölümcül tutumları. )

- ÇOCUK:
"BİZE AİT/BİZİM"
değil BİZDEN


- ÇOCUK DÜŞÜNCESİ ile/değil/yerine ŞİZOİD DÜŞÜNCE ile/değil/yerine BİRLİK DÜŞÜNCESİ

- ÇOCUK GELİŞİMİNDE:
3
ile/ve/||/<> 6 ile/ve/||/<> 9 ile/ve/||/<> 12

( Çocuklarımızın fiziksel ve zihinsel sağlığı için...


3 yaşından önce televizyon izletmiyoruz!...
İLE/VE/||/
6 yaşından önce bilgisayar oyunları oynatmıyoruz!...
İLE/VE/||/
9 yaşından önce tek başına internete girmesine izin vermiyoruz!
İLE/VE/||/
12 yaşından önce de sosyal medya kullanmalarına izin vermiyoruz!... )
( )

- ÇOCUK YETİŞTİRMEDE:
"OLDUĞU KADAR"
ile/ve/değil/yerine/ ||/<>/> OLABİLDİĞİ KADAR

- ÇOCUKLAR:
"İSTEDİĞİMİZ GİBİ"
değil/yerine/< YETİŞTİRDİĞİMİZ GİBİ

- ÇOCUKLARI TERBİYE ETMEK ile/ve/değil/yerine KENDİMİZİ TERBİYE ETMEK

- ÇOCUKLARIN/BAŞKALARININ TAKİP ETTİĞİ/EDECEĞİ:
İŞARET PARMAĞIMIZ
değil AYAK İZİMİZ

- ÇOCUKLARIN, KARANLIKTAN KORKMASI
ile/değil/ne yazık ki/>
"YETİŞKİNLERİN", AYDINLIKTAN KORKMASI

- ÇOCUKLUK VE GENÇLİK ile/ve/||/<> RÜŞT VE KEMÂL

- ÇOCUK/LUK ile/> YETİŞKİN/LİK

( [Sorumluluğu] Dışarıda/başkalarında bekleyen/"gören". İLE/> Kendinde bulan/üstlenen. )
( Sorumsuzluk. İLE/> Sorumluluk. )
( Yabancılık. İLE/> Özdeşlik. )
( Oyunlarla aldatılır. İLE/> Yeminlerle aldatılır. )
( Hiçbir şeyde, "her şeyi bulur". İLE/> "Her şeyde", hiçbir şey bulamaz. )

- ÇOĞALTMA ile/ve ZENGİNLEŞTİRME


- ÇOĞU ÖLÜM ve/=/||/<> ERKEN ÖLÜM

- ÇOĞUNLUĞUN:
İSTEDİĞİNİ İSTEMEMEK
ile/ve/<> İSTEMEDİĞİNİ İSTEMEK

- ÇOĞUNLUK/AZINLIK değil/yerine HEP BİRLİKTE

- ÇOĞUNLUK ile NİTELİKLİ ÇOĞUNLUK

- [ne yazık ki]
(ÇOK) BENCİL/LİK
değil/yerine/>< (ÇOK) BİLGİ(Lİ/LİK)

( Ne kadar bilgi, o kadar az bencillik; ne kadar az bilgi, o kadar çok bencillik. )

- ÇOK BİLGİLİ OLMAK ile/ve/||/<>/> ÇOK GÜZELLİK VE ACI GÖRMEK/YAŞAMAK

- ÇOK DÜŞÜNME" ile/ve/değil/yerine İYİ/DOĞRU/YETERLİ/NİTELİKLİ DÜŞÜNME

( Çok düşün(ül)memeli, iyi/doğru/yeterli/nitelikli düşün(ül)meli! )

- ÇOK GÜZELSİN! DEMENİN:
ÖNCESİ
ile/ve/||/<>/> SONRASI

( )

- ÇOK İKEN ve/||/<> AZ İKEN

( Çok tüketme/yelim! VE/||/<> Çok çalış/alım! Dilenme/yelim! )

- ÇOK SEVMEK ile/değil/yerine SEVMEK


- ÇOK SEVMEK değil/yerine SEVMEK

( Neyi çok[gereğinden fazla] seversek, canımızdan olduran odur. )

- ÇOK ŞEYDEN HABERDAR OLMAK ile/ve/değil/yerine BİRBİRİMİZİ DİNLEMEK

- ÇOK TERBİYESİZ ile ÇOK TERBİYELİ

( İkisi de çok tehlikelidir. )

- ÇOK YAŞAMAK ile/ve/değil/yerine İYİ/NİTELİKLİ YAŞAMAK

( Nicelikli. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Nitelikli. )
( Yaşlanılan gün/saat/dakika/ÂN. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Yaşanılan gün/saat/dakika/ÂN. )

- ÇOKLUK ve ANLAYIŞ

- ÇOKLUK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BEREKET

- ÇOKLUK ile/ve/<>/= BİRLİK

- ÇÖKMEK ile/ve/değil/||/<>/< ÇULLANMAK

- ÇÖP ve/<> KİLO

( Ancak/sadece kişinin/insanın oluşturdukları. )

- [ne yazık ki]
!ÇÖP ATMAK
=/||/<> !"ÇÖP BIRAKMAK"


- ÇÖPE değil/yerine GERİ DÖNÜŞÜME

- ÇORUM'LU BİLE YAPMAZ" değil ÇORUM'LULARIN YAPTIĞINI HERKES YAPMAZ

- COŞKU ile/ve/değil/||/<>/< DÜŞ

- COŞMAK ile/ve/<> KOŞMAK

- ÇÖZ(ÜL)ME/Sİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇÖZÜM/LE(N)ME/Sİ

( Tüm durum, sorun, koşul ve ayrıntıları, çözemeyebiliriz fakat çözebiliriz. )

- ÇÖZÜM:
AKLI ÖRTMEMEK
ve/||/<> VİCDANINI KARARTMAMAK ve/||/<> ATÂLETE/MİSKİNLİĞE DÜŞ(ÜR)MEMEK

- ÇÖZÜM "BULMAK" ile ÇÖZÜM "YARATMAK"

- ÇÖZÜM:
ÇÖZMEK"
değil/yerine/||/<>/< ÇÖZÜMLEMEK

- Çözüm için DİNLE!!!

- ÇÖZÜM ORTAKLIĞI ile YATIRIM ORTAKLIĞI


- ÇÖZÜM ÜRETMEK ile/ve ÇÖZÜM OTURTMAK

- ÇÖZÜM ile/ve AÇIKLAMA

- ÇÖZÜM ile ÇARE

( Genel ya da kavramsal bir olguya işaret eder. İLE
Belirli bir olgu ya da soruna işaret eder. )

- ÇÖZÜM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇÖZÜMLEME

( Çözümleme/sorgulama(analiz), her durum/konu/ayrıntı için söz konusuyken; ("kökten/toptan") "çözüm", her durum için olanaklı değildir.

Sorumluluğumuz ve önceliğimiz de çözmek değil çözümlemektir.

Çözümleme varsa çözüm ya da ara çözüm de yakınında bir yerde bulunacaktır. )

- ÇÖZÜM ile/ve/||/<> DÜZENLEME

- ÇÖZÜM ile İDEAL

- ÇÖZÜM ile/ve OYUN

- ÇÖZÜM = SOLUTION[İng.] = SOLUTION[Fr.] = LÖSUNG[Alm.] = SOLUZIONE[İt.] = SOLUCIÓN[İsp.]

- ÇÖZÜM ile/ve SONUÇ

- ÇÖZÜM ile/ve/değil/yerine/> SÜREKLİ/ESASLI/KALICI/KÖKLÜ/GERÇEK ÇÖZÜM

( Bir olay ya da kişinin bir durumu/sorunu ile sınırlı/özel kalabilen. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>
Sürekli ve her koşulda, herhangi bir özel durumla sınırlı kalmayacak sürekli/kalıcı olan. )
( Seninle. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> Senden sonra da! )
( Ne olduğu. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> Ne/nasıl[ne/yin asıl] olması gerektiği. )

- ÇÖZÜM ile/ve TEDBİR

- ÇÖZÜM ile YANIT

( Geciken yanıt yanlış yanıttır. )
( Bir sorunun doğru çözümü, onun ancak evrensel, tarafsız bir araştırma ve sorgulama içinde çözümlenmesiyle bulunabilir. )
( Her sorunun kökeni geçmişte, çözümü gelecektedir. )

- ÇÖZÜM ile YÖNEYLEM

( ... İLE Karmaşık sorunların çözümünde ve incelenmesinde, bilimsel ve özellikle matematiksel yöntemlerin uygulanışı. )

- ÇÖZÜM:
"BİZDE"
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİREYDE

- ÇÖZÜMLEME/ANALİZ ile/ve ELEŞTİRİ

- ÇÖZÜMLEME ile ETKİLE(N)ME

- ÇÖZÜMLEME ve/> GELİŞTİRME

- ÇÖZÜMLEME ile/ve ÖZGÜRLEŞTİRME

- ÇÖZÜMLEME ile/ve RAHATLATMA

- ÇÖZÜMLEME ile/ve SERİMLEME


- ÇÖZÜMLEME = TAHLİL[Ar.] = ANALYSIS[İng.] = ANALYSE[Fr.] = ANALYSE[Alm.] = ANALYSIS < ANALYEIN[Yun.] = ANALIZAR[İsp.]

- ÇÖZÜMLEMELER('İ)

- ÇÖZÜMLER ÜZERİNE KONUŞMAK ve/||/<>/> ÇÖZÜM ÜRETİR

- ÇÖZÜMSÜZLÜK ile/ve/> ÇARESİZLİK

( Çözümsüzlük hiçbir zaman çözüm değildir/olamaz! [kabul edilemez/edilmemeli, gözardı edilemez/edilmemeli, boş verilemez/verilmemeli, ertelenemez/ertelenmemeli!] )

- Çözümü KONUŞ!!!

- ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI DEĞİLSEK, SORUNUN BİR PARÇASIYIZDIR ile/ve/||/<> YAŞAMAKLA MEŞGUL OLMAZSAK, ÖLMEKLE MEŞGUL OLURUZ

- ÇÖZÜMÜNÜN BASİT/KOLAY OLMASI/OLMAMASI ile/ve/değil/yerine BİR ÇÖZÜMÜNÜN (VAR) OLMASI

- CÛD ile/<> (CÛD-İ) KEREM ile/<> (CÛD-İ) SEHÂ ile/<> SADAKA

( El açıklığı. cömertlik. | Taşmak, dışlaşmak. | İstenilmeden vermek. İLE/VE/||/<>/> İstenildiğinde vermek. İLE/VE/||/<>/> Gerektiği kadar, ölçüsünde vermek. İLE/VE/||/<>/> Manevi olarak vermek. )

- CÛD ile/ve/> VÜCÛD ile/ve/> MEVCÛD ile/ve/> VİCDAN["VİJDAN" değil!]

( Taşma, coşma. İLE/VE/> Varlık, varoluş. İLE/VE/> Varolan. İLE/VE/> Bulunç, bulma/buluş. )
( VİCDAN: Görünmez/semâvî mâbed. )

- ÇULSUZ ile/ve/||/<> PAÇOZ ile/ve/||/<> ÇAPULCU/PLAÇKACI

( Giysisiz. İLE/VE/||/<> Kefal türünden bir balık. | [argo] Fahişe. İLE/VE/||/<> Düzene aykırı davranışlarda bulunan, düzeni bozan. | Yağmacı. )

- CUMHUR MÜEZZİNLİĞİ'NDE:
HAYYE ALE'S-SALÂH'A KADAR
ile/ve HAYYE ALE'S-SALÂH'LA BİRLİKTE

( Bir müezzin. İLE/VE Tüm müezzinler ayakta olmak üzere, cemaatle birlikte. )
( Genellikle, Hüseynî makamında okunur. )

- CÜNÛN ile/ve/||/<>/> FÜNÛN ile/ve/||/<>/> SÜKÛN

( Coşkunluk. [Aşkın öncesi]. İLE İlim. [Aşkın ortası]. İLE Sakinlik. [Aşkın sonu]. )

- CÜZDAN(/LI) değil/yerine VİCDAN(/LI)

- DAĞ OLMAK ile/değil/yerine VADİ OLMAK

( Yağmur yağar ama akar gider. İLE/DEĞİL/YERİNE Yağmuru toplar, göl olursun. )