(KOŞULSUZ) SAYGI

- GÜNLÜK KONUŞMALARIN SIRADANLIĞINDA/YALINLIĞIYLA:
AMAÇLI
ile/ve/||/<> BİLEREK ile/ve/||/<> BİLMEDEN ile/ve/||/<> BÜTÜNLÜKLÜ

( Reklam. İLE/VE/||/<> Evlilik. İLE/VE/||/<> Dostluk. İLE/VE/||/<> Sanat. )
( Kitlelere "oynanıyorsa". İLE/VE/||/<> Saygıyla bütünleşilecekse. İLE/VE/||/<> Sevgiyle yaklaşılıyorsa. İLE/VE/||/<> Susulabiliyorsa. )
( )

- GÜNÜ GÜNÜNE (NOT ALMAK, ÇALIŞMAK)

- GÜNÜMÜZDEKİ ENTELEKIA ile/değil/yerine KAVRAMSAL ENTELEKIA

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Ereğe bağlı nedenin bilgisi. Aynı ilke altında donanmışlık. )

- GÜPGÜZEL

- GURBETTE OLDUĞUNU:
ANLAMAYAN/ANIMSAMAYAN
değil/yerine ANLAYAN/ANIMSAYAN

- GÜREŞ ve/> HALVET

- GURUR:
"GÜÇLÜ" KILAR
ve fakat MUTLU ETMEZ

- GURUR >< AŞK

- GURUR değil/yerine/>< MUTLULUK

( Neden, çocuklar, kavga ettikten sonra hemen barışıp birlikte oynamaya devam ederler? Çünkü, onların mutluluğu, gururdan daha değerlidir. )

- GURUR >< VAKUR

( Nefsini dik tutma. >< Yol(un)da olma. )

- GÜVEN!:
GÜLÜŞÜN ARDINDAKİ KEDERE
ve/||/<> ÖFKENİN ARDINDAKİ SEVGİYE ve/||/<> SESSİZLİĞİN ARDINDAKİ NEDENE

- GÜVEN KAPISI ARAYIŞI ></< ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİ/YARALANMASI

- GÜVEN:
"KAZANILAN"
değil İNŞÂ EDİLEN

- GÜVEN KAZANMA ile/ve/<>/||/değil/yerine GÜVENİ/Nİ SARSMAMA

- GÜVEN KAZANMA ile/ve/<>/değil/yerine KENDİNİ TANITMA

( Yeterli gelmeyebilir. İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE Hem yeterli gelir, hem geliştirir/ilerletir, hem de güven sunar/kazandırır. )

- GÜVEN ile BEKLENTİ

( Beklenti, bizi güvensiz kılar. )
( Amacınızın herhangi bir beklenti taşımayan salt iyi niyet olduğundan emin olun önce. )
( Elinizde mevcut olandan eminseniz, nihai olana asla ulaşamazsınız. )

- GÜVEN ve/||/<> DERİNLİK ve/||/<> SEVGİ

( Söz ile yapılan iyilik. VE/||/<> Düşünce ile yapılan iyilik. VE/||/<> Vererek yapılan iyilik. )

- GÜVEN ile/ve/değil/<> SAYGINLIK(İTİBAR)

- GÜVEN ile/ve/değil/||/<>/< SONUÇ

- GÜVEN ile/ve/||/<> SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK


- GÜVENCE ile/ve/||/<>/> TATMİN

- GÜVENİLMEZLER:
KIŞ GÜNEŞİ
ve/||/<> SULTANLARIN GÜLMESİ ve/||/<> DURGUN DENİZ ve/||/<> AMİRLERİN İLTİFATI ve/||/<> DÜŞMANIN ÖĞÜDÜ ve/||/<> BAZI KADININ CİLVESİ/ZÂHİDLİĞİ

- GÜVENLİK/EMNİYET KEMERİ ve/||/<>/> YAŞAM

( Güvenlik kemeri, bizi, yaşama bağlar. )
( Trafik kazalarında yaşamını yitiren sürücülerin %80'inin, kemer takmadığı tespit edilmiştir ne yazık ki. )

- GÜVEN/LİK ile/ve/||/<>/> GÜVENCE

( Bir şeyin doğruluğu, gerçekliği konusunda kanaat verici belge, delil, iz, argüman. | Anlaşmazlık konusu olan şeyde, yargıcın kanılarını oluşturan şey, delil. | Sonurguya ulaşan bir uslamlamanın dayandığı gerçek, delil. )

- GÜZEL AHLÂK ve/=/<> İLİM

- GÜZEL/ÇİRKİN diye bir şey yok!

- GÜZEL DEĞİL değil BAKILIŞI (YETERİNCE) GÜZEL DEĞİL

- GÜZEL GENÇ ve/||/<> GÜZEL YAŞLI

( Doğanın yapıtıdır. VE/||/<> Sanatın yapıtıdır. )

- GÜZEL GÜZEL (ÇALIŞMAK, KONUŞMAK, OYUN OYNAMAK)

- GÜZEL İNSAN değil/yerine KİŞİDEKİ(/İNSANDAKİ) GÜZELLİK


- GÜZEL KUR'AN OKUYOR değil AĞZI KUR'AN'A YAKIŞIYOR

- GÜZEL OLAN, SEVGİLİDİR değil/yerine SEVGİLİ OLAN, GÜZELDİR

- GÜZEL (OLAN) ile/değil İSTEDİĞİM GİBİ (OLAN)

- GÜZEL OLANLAR:
DURUNCA/SUSUNCA
ile/ve/yerine KONUŞUNCA ile/ve/yerine HEM DURUNCA/SUSUNCA, HEM KONUŞUNCA

- GÜZEL SÖZ ile/ve GÜZEL EYLEM

- GÜZEL ile/ve/değil AHSEN

( ... İLE/VE/DEĞİL Güzellerin güzeli. | Kaybedilemeyecek derecede güzellik. )

- GÜZEL ile/ve/değil DİKKAT ÇEKİCİ

( Güzel ol, âşık bol! )

- GÜZEL ile/ve/değil ETKİLEYİCİ

( Tümüyle güzellik yoktur! Her zaman, 1 [ya da 2 yanı] baskındır/etkiler ve ona göre ilgi görür. )

- GÜZEL = GÖZ-EL = BEAUTIFUL[İng.] = BEAU[Fr.] = SCHÖN[Alm.] = KALOS[Yun.] = HERMESO/SA, BELLO[İsp.]

- GÜZEL ile/ve/||/<>/> GÜZİDE[Fars.]


- GÜZEL ile/ve/değil "HAVALI"

- GÜZEL ile HOŞ

- GÜZELDE/GÜZELLİKTE ARANANLAR:
BAKIŞIM/LI(SİMETRİ/K)
ve ORANTI/LI(EURYTMIE) ve UYUM/LU(HARMONİ/K)

( DÜZGÜN ve DÜZENLİ ve DİZGELİ ve AÇIK/LIK/PARLAK/LIK(CLARITAS/MUŞÂ'ŞÂA) )

- GÜZELE, GÜZEL DEMEM, GÜZEL, BENİM OLMADIKÇA yerine/değil GÜZELE, GÜZEL DERİM, GÜZEL, BENİM OLSUN DİYE! / BENİM OLAN, GÜZEL OLSUN DİYE!

- GÜZELİ SEVMEK ile/ve/değil/yerine/<> GÜZELLİĞİ SEVMEK

- DÜŞKÜNLÜK:
GÜZELLİĞE
ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DÜRÜSTLÜĞE

- GÜZELLİĞİN DÖRT TÜRÜ

- GÜZELLİĞİN:
İDRAKİ
ile/ve/<> İFADESİ

( Ancak sendeki güzellik kadar. İLE/VE/<> Ancak sendeki güzellik kadar. )

- GÜZELLİK FELSEFESİ ile SANAT FELSEFESİ

- GÜZELLİK:
İZLENİLEN
ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YAŞANILAN


- GÜZELLİK:
MANTIK'TA
ile ESTETİK'TE

( Doğruluk. İLE Güzellik. )
( GÜZEL: Amacı olmayan amaçlılık. )

- GÜZELLİK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- GÜZELLİK YAPMAK ile KIYAK GEÇMEK

- GÜZEL/LİK ve AHLÂK

- GÜZELLİK ile/ve/hem de AKIL

( Güzellik ondur, dokuzu don-dur. )
( Güzele kırk günde doyulur, iyi huyluya kırk yılda doyulmaz. )
( Güzel bürünür, çirkin görünür. )

- GÜZELLİK ve/=/< ARINMA

- GÜZELLİK ile/ve/||/<>/>/< AŞK

( GÜZELLİK: Aşkın olmadığı yerde ne işim var?! VE
AŞK: Güzelliğin olmadığı yerde ne işim var?! )
( ... İLE/VE/||/<>/>/< Güzelliğe duyulan özlem. )

- GÜZEL/LİK ile BAKIMLI/LIK

- GÜZELLİK = BEAUTY[İng.] = BEAUTÉ[Fr.] = SCHÖNHEIT[Alm.] = PULCHRITUDO[Lat.]

- GÜZELLİK ile/ve BİLEŞİK


- GÜZELLİK ile/ve/||/<> BÜTÜNSEL KAVRAYIŞ

- GÜZELLİK ile/ve/değil/yerine CÂZİBE

- GÜZEL/LİK >< ÇİRKİN/LİK

- GÜZELLİK ile/ve/< DÜZEN

( GÜZELLİK: GERÇEĞE ÖZGÜ İNCELİĞİN PARLAKLIĞI [HAKİKATİN ŞÂŞA-İ LETÂFETİ - RECAİZÂDE EKREM BEY] )

- GÜZEL/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DÜZGÜN/LÜK

- GÜZELLİK ile/ve EDÂ

- GÜZELLİK ile/ve/<> EDEB

( Güzeli güzel yapan edeptir, edep ise güzeli sevmeye sebeptir. )

- GÜZELLİK ile/ve/<> EDEB

- GÜZELLİK >< FAZLALIK

( Güzellik, fazlalıklardan arınmışlıktır. )

- GÜZELLİK ile İÇTENLİK/CANA YAKINLIK

( İçtenlik vermez. İLE Güzellik verir. )

- GÜZEL/LİK ile İDDİALI GÜZEL/LİK

- GÜZEL/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<> İLGİNÇ/LİK

- GÜZELLİK ile/ve/<> İNCELİK

- GÜZELLİK ile/ve/değil IŞILTI

( Güzel yüzün, süse/boyaya/makyaja gereksinimi yoktur/olmaz! [Fars. Hâcet-i meşşâta nîst rûy-ı dil-ârâmrâ - Hâfız-ı Şirâzî] )

- GÜZEL/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<> ÖZEL/LİK

- GÜZELLİK ve/||/<>/> ÖZGÜRLÜK

( Güzellik, özgür kılar. )

- GÜZELLİK ile/ve/||/<> SEVDÂ

( Güzelliğin beş para etmez, bende/onda bu sevdâ olmasa. )

- GÜZEL/LİK ile/ve SÜRÜKLEYİCİ/LİK

- GÜZELLİK ve VASIF

- GÜZEL/LİK ile YETERLİ/LİK


- GÜZEL/LİK ile/ve/<>/>< YÜCE/LİK ile/ve/<>/>< YALIN/LIK (GELİŞMİŞ/LİK)

( Hz. Muhammed. İLE/VE/<>/>< Hz. Âlî. )

- GÜZELLİKTE:
3 BEYAZ
ve/<> 3 SİYAH ve/<> 3 KIRMIZI

( Ten, diş ve el. VE/<> Göz, kaş ve kirpik. VE/<> Yanak, dudak ve tırnak. )

- HABER ALMA GEREKSİNİMİ ile/ve/değil/<> HABER ALMA HAKKI

- HABÎB[< HUBB]

( SEVGİLİ, SEVEN, DOST )

- HACC:
NİYET
ve/<> TERBİYE

- HADÂLET[Ar.] ile HADÂRET[Ar.] ile HADÂRET[Ar.]

( Kol ve baldırı etli olma. İLE Alçakgönüllülük. İLE Yeşillik. )

- HADAR ile/ve/||/<> SÜKÛN

- HADARA ile MEDENİYET/UYGARLIK

- HAFİFE ALMAK ile/ve/<> GENELLEMEK

- PLANLAMAK:
HAFTA İÇİ
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HAFTA SONU


- HAİNLEŞTİRME ile/ve/<> ÖTEKİLEŞTİRME

- HAİN/LİK ile/değil/yerine VEFÂSIZ/LIK

- HAK ile/ve/değil/||/<>/>/< AŞK

- HAK ile/değil HAZ/HAD

( Birçok şeyin, hakkınız olduğuna inanabilirsiniz fakat bir düşünün bakalım! Sadece hazzınız [için] olmasın? )

- HAK ile/ve/<> HİZMET

- HAK ve/||/<>/>/< HÜRMET

- HAK ile/ve/||/<> ÖDEV

- HAK ve/||/<> TAŞ

( Yerini bulur. VE/||/<> Gediğini bulur. )

- HAK ile/ve/||/<>/> YETKİ

( İkisi de verilmez, alınır. )

- HAKARET ile/ve SÖZLÜ SALDIRI


- HAKARET ile/değil TESPİT

- [ne yazık ki]
!HAKARET ETMEK
ve/=/||/<>/> !YOK ETMEK

- HAKİKAT ile/ve/||/<>/></< "BENLİK"

( "Konuşursa". İLE/VE/||/<>/></< Susar/susmalıdır. )

- HAKİKAT ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KAVRAM

- HAKİKAT ile/ve/||/<>/> KEMÂLÂT

( İzi yoktur ki izinden biline,
Dahi tozmaz ki tozundan biline,
Sen anı sanma sözünden biline,
Hakikat ehlinin olmaz nişanı. )
( GÜZELLİK/KEMÂL:
* TENASÜB-Ü ÂZÂ(ÖRGENLERİN UYUMU)
* AKIL
* AHLÂK
* ÇÖZÜM ÜRETEBİLMEK )
( Kemâlâtın en büyüğü, kişinin kendini herkesten küçük görmesidir. )
( Hakikat, tüm âleme değil ancak ehline gösterilir. )
( Hakikat karşılığında ne para alınır, ne de bir şey. )
( Hakikati biliyorsan ölümü iste! )
( Kelâmı, hakikati zamanından önce kulağımıza çalsalar, zeytinyağıyla şişirilen ve çürüyen incire benzeriz. )

- HAKİKAT ile/ve/<> ÖZNİTELİK

( HAKİKAT: KENDİYLE ÖZDEŞ OLAN )

- HAKİKAT ve/||/<>/= TAŞ/BİTKİ/HAYVAN

- HAKİKATA OLAN BAĞLILIK ile/ve/<> KİŞİYE/İNSANLIĞA YAPILAN HİZMET

( Bir'e hizmet, bin'e hizmet; bin'e hizmet, bir'e hizmet. )

- HAKİKİ OLMAYAN ile/değil/yerine/>< HAKİKİ

( Yinelemesinde yiten. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yinelemesinde yitmeyen. )

- HÂKİM ile/ve/değil/yerine/||/<> HÂDİM

( Ancak, hizmet eden [hâdim], [duruma/olguya] hâkim olur. )

- Hakkaniyet için DİNLE!!!

- HAKKI TESLİM ile/ve/||/<> HAKKA VE HAKK'Â VEFÂ

- ... HAKKI ("VERMEK") ile/ve/değil/||/<>/< ... FIRSATI (TANIMAK)

- HAKLI OLAN ile/değil/yerine AKLI OLAN

- HAKLI OLARAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HALİYLE

- HAKLI OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AKLI OLMAK

- HAKLILIK/HAKSIZLIK:
MECAZ
değil HUKUK

- [ne/hem] "HAKLI/LIK" ile/ve/ya da/ne de/hem de/<>/>< KIZGIN/LIK

( Ne kadar (")haklı(") olduğumuzu zannetsek de, ne kadar kızgın olsak da,
bazı/çoğu durumu, sakinlikle ve akılla[/tüzeyle] çözerek -ve de en azından çözümleyerek- ilerlemek gerekir. )

- HAKLISIN ile/değil O KONUDA HAKLISIN

- HAKSIZLIK ve/||/<> İYİLİK

( Toza yaz. VE/||/<> Mermere yaz. )

- HAL EHLİ ile/ve/<> AŞK EHLİ

( Gayretlerinden doğan. İLE/VE/<> Aşkından doğan. )
( Sükût kıvâmındaki çığlığı, ne kardaş, ne de arkadaş; sadece hâldaş olanlar duyar. )

- HÂL ile MAKAM

( Her bireye bakma, kişilerin hallerine bak. Hangisinin hâli kâmilse ona bak. )
( Seni kaldır, beni kaldır! O hali yakalayalım! )
( Bizim için ne din, ne mezhep, ne millet var, yekpâre bir hâl. )
( Geçici. İLE Kalıcı. )

- HÂL ve/> TEMKİN ve/> SÜKÛN

- HÂL/İM ile/ve/değil/||/<>/< HALÎM[Ar.]

( Durumum. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Yumuşak huylu olan. )

- HALLENMEK ile/değil HEMHAL OLMAK

- HÂM değil/yerine/= ÇİĞ/OLMAMIŞ/OLGUNLAŞMAMIŞ

- [ne yazık ki]
HAMAKÂT
ile/<> İNAT

( Ahmaklık, "beyinsizlik", bönlük(HALÂFET, HUMK, HÜTR) İLE/<> Ne yapmayacağını bilmemek. )

- HAMD İLE AMD

( Yüceltme. İLE Niyet, kast, karar. )

- HAMD/MEDED ile/ve ŞÜKÜR ile/ve MEDİH ile/ve HİMMET

( Genel. İLE/VE Özel. İLE/VE ... )
( Gövdemin her zerresi gelse de dile
şükrünün binde birini yapamaz bile )

- HAMİ[Ar.] değil/yerine/= KORUYUCU


- HÂMÛŞ/SÂKİT[Ar. < SÜKÛT]/SAMUT[Fars.] ile HAMÛŞ/HAMUŞ/HÂMUŞ/HÂMÜŞ[Fars.]

( Susmuş, sessiz. | Mevlânâ'nın bazı gazellerinde kullandığı takma adı/mahlası. İLE "HÂMÛŞ" sözü/sözcüğünün hafifletilmiş ve çeşitli kullanımları. [çoğ. HÂMÛŞÂN: Mevlevi mezarlıklarına verilen ad] )

- HANA ile HATA
[<

( Ana. İLE Ata. )

- [HANGİ]
(")HAKLA?(") (HİZMET)
ile/ve/değil/yerine/||/<>
AKLA? (HİZMET)

- HARÂBAT EHLİ[Ar.] ile/ve/||/<> DİVÂNE[Fars.]

( Harabat ehlini hor görme! Defineye mâlik virâneler var." @@ "Ârifim ben!" diye hiçbir kimseye tan etme sen,
Defter-ü-divâna sığmaz söz gelir, dîvâneden! )

- HARAM ile/değil/yerine/>< HUZUR

( Haramda huzur ararsan, huzur sana haram olur. )

- HAREKET:
CEVHER'DE
ile NİCELİK'TE ile NİTELİK'TE ile MEKÂN'DA

- HAREKET ve/<> DİNGİNLİK

- HAREKET ve/||/<> DUYGULANIM ve/||/<> BENZETME

( İki kişi arasındaki tüm ilişkilerde ve temelinde, anne ile çocuğun ilişkisinde, yerli yerinde ve yeterince bulunması gerekenler... )

- HAREKET ve/||/<>/>/< HAKİKAT

- HAREKET ve/<> HAREKETTE DİNGİNLİK


- HAREKET ve KEMÂL/SINIR

( Her hareket, kemâline erer/sonlanır. )

- HAREKET ve/<> SÜKÛN

( Kendi halini/yerini bulmak/bulmaya çalışmak. VE/<> Tamamlanma. )
( Hareket, sükûn ister. VE/<> Sükûn/et, hareketin ademidir/yokluğudur. )
( Kasların, harekete; zihnin, sükûna gereksinimi vardır. )
( Özde, hareket aranmaz/"bulunmaz". )
( DOĞA: Hareketin yasalarının bilimi. )
( HAREKET: Doğal yerinde bulunmama. )

- HAREKET'İN:
NEDEN'İ
ile/ve NASIL'I

- HAREKET'TE:
YER DEĞİŞTİRMEK
değil KENDİ İÇİNDE DEĞİŞMEK

- HAREM[Ar.] ile HAREM[Ar.]

( Herkesin girmesine izin verilmeyen, saygıdeğer ve kutsal yer. | Hac zamanında ihrâma girilen yerden itibaren Kâbe'ye doğru olan bölüm. | Önceleri, saraylarda ve büyük konaklarda bulunan hanımlar dairesi. | Nikâhlı hanım, zevce. İLE "mefâilün"den "me"yi atarak "fâilün" sözcüğünü "mef'ûlün"e çevirme. )

- HARIL HARIL ile HALDIR HALDIR (ÇALIŞMAK)

- HASED ile BUHUL ile ŞUH ile GIPTA ile/değil/yerine/></>/< SEHÂVET ile İSÂR ile CÛD ile FAKR ile MAHV

( "Bende yok, onda da olmasın." İLE "Bende var ama onda olmasın". İLE "Onunki, benim olsun". İLE "Onda var, bende de olsun".

İLE/DEĞİL/YERİNE/></>/<

"Bende var ama onda da olsun". İLE "Benim değil onun olsun". İLE "Benim yok ama onun, olsun". İLE "Onda yok, bende de olmasın". İLE "[Paylaştığı/bölüştüğü halde ...] Bir şey mi vermişim/z?". )

- HASEN[Ar.] değil/yerine/= GÜZEL

- HASENÂT[< HASENE] ile İNFÂK

( İYİLİKLER, HAYIRLI İŞLER, GÜZELLİKLER )

- HASRET ve/<> GURBET


- HASRET değil/yerine/= ÖZLEM

( (")İnsan("), (")bireyler(") içinde, birey'e özlem duyarak yaşar. )

- HASSASİYET ve/<>/>/< HAYSİYET

- HASSAS/LIK ile/ve/<> PAYLAŞIM

- HASTALIĞI, ZİHİN/DÜŞÜNCE GÜCÜYLE:
"İYİLEŞTİRMEK"
ile/ve/<>/değil/yerine İLERLEMESİNİ ENGELLEMEK

- HATA/KUSUR ARAMAK/BULMAK (İÇİN/ÜZERE) ile/değil/yerine BİR EKSİĞİNİ/HATASINI (DAHA) DÜZELTTİRMEYE ARACI OLMAK

- HATA ile/ve/||/<>/< GURUR

- HATA ile/ve/değil/< NİYET BOZUKLUĞU

- HATA ile/ve/değil/||/<>/> (YÜKSEK) BEDEL

- HATALARINLA:
[ya] YÜZSÜZLEŞMEK
ya da/değil/yerine YÜZLEŞMEK

( Kişinin, kendiyle yüzleşmeye yüzü yoksa, başkalarının hatalarıyla oynar durur. )

- HATAYI/SORUNU/YÜKÜ:
ÜSTLENMEK
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KABUL ETMEK


- HATRINA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HAYRINA

- HAVA ATMAK" ile/ve/||/<> "CAKA SATMAK"

- HAVA ATMAK ile/ve/değil/yerine/||/</>< HAVA KATMAK

- HAVA "ATMAK" ile/değil/yerine PAYLAŞMAK

- HAVA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ZİHNİN

( Hava, nasıl olursa olsun. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Düşünce/zihin/hâl havan iyi olsun. )

- HAYAL KIRIKLIĞI ile/ve/değil/<> YAŞANABİLECEK MUTLULUK

( İnsanı en çok üzen, hayal kırıklığı değil yaşanabilecekken yaşanamayan mutluluklardır. )

- HAYÂL değil/yerine/= DÜŞ(LEM)/SAYIK

- HAYAL ile/ve/||/<>/> OLANAKLI ile/ve/||/<>/> GERÇEK

( Konuşuyorsak. İLE/VE/||/<>/> Öngörüyorsak. İLE/VE/||/<>/> Planlıyorsak. )

- HAYALÎ ile/değil/yerine/>< HAKİKÎ

- HAYAL(İN)DEN "YOLA ÇIKMAK" ile/değil/yerine HAYALLER(İN)DEN YARARLANMAK


- HAYALLER ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YAŞAM/HAYAT

- HAYATİ ile/ve/değil/||/<> MERKEZİ

- HAYATI/NI YAŞAMAK ile/değil/yerine ADAM OLMAK

- HAYIR:
"BİR"
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< (")BİN(")

( [(")İstediğimiz(") ...] Oluyorsa. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Olmuyorsa. )

- HAYIR! DİYEBİLMEK ve/||/<>/> ÖNCELİKLİLERİN BELİRLENMESİ ve/||/<>/> YAKINMAMAK

- HAYIR İŞ(LER)İ ile/ve/değil/||/<> ADÂLET

- HAYIR ile HAYIR!

( "Yarar", iyilik, doğruluk, hoşluk. İLE Yanıt niteliği. | Öteki dillerdeki dilsel ve kavramsal karşılığı/kullanımı, Türkçe'de aynı biçimde değildir.
Anadolu kültürü ve geleneğindeki olumlama yaklaşımıyla olumsuz olana yapıcı bir ad verme ya da sözcük kullanma eğilimi/yeğlenmesi, bu sözcükte de yansımasını bulmuştur.
"Hayır!" sözcüğünün ve kullanımının sonundaki ünlem işareti ve vurgusu kalktığında, olumsuz olana olumsuzluğunu yansıtacak bir tanım/ifade yerine o olumsuzluktan sonraki olası olumluya zihni/dikkati yöneltmek üzere kullanılmıştır.
( HAYIR!'DA HAYIR VARDIR! )
[ Siz de hemen şimdi (ya da en kısa sürede) kendi HAYIR!'larınızı belirleyiniz! ]

& )

- HAYIR ile/ve/||/<> HIZIR ile/ve/||/<> KADİR

( [Bil!] Her olayı. İLE/VE/||/<> Her geleni. İLE/VE/||/<> Her geceyi. )

- HAYIR ve/||/<>/> İMÂRET

( ... VE/||/<>/> Yoksullara ve öğrencilere yemek dağıtmak üzere kurulmuş hayır kurumları. )

- HAYIR = NO[İng., İt., İsp.] = NON[Fr.] = NEIN[Alm.]


- HAYIRHAH değil/yerine/= İYİLİKSEVER

- HAYIRLI OLMAK değil/yerine/= İYİLİK GETİRMEK

- HAYIRLI ÖMÜR ile/ve/||/<>/> HAYIRLI ÖLÜM

- HAYIRSEVER/HAYIRPERVER = HAYIRHAH[Ar., Fars.]

( Yoksullara, düşkünlere, yardıma gereksinimi olanlara, iyilik ve yardım etmeyi seven, iyiliksever, yardımsever. | İyilik dileyen/isteyen, iyicil. )

- HAYR:
SÖZ (İLE)
ile/ve/||/<> SÜKÛT (İLE) ile/ve/||/<> NAZAR (İLE) ile/ve/||/<> AMEL (İLE)

- HAYRAN ile/ve/> HAYRAT

( Hayran olduğuna, hayrat ol! )

- HAYRANLIK ile/ve AŞK

( Aşk, bir bakıştır. [Gerisi vs.] )

- HAYRANLIK ile/ve/<> ÖYKÜNME

- [ne yazık ki]
HAYRANLIK DUYANI
ve/||/<> GÖRMEMEZLİKTEN GELENE

( Görmemezlikten geliyoruz. VE/||/<> Hayranlık duyuyoruz. )

- HAYSİYET ile/ve/||/<> HÜRRİYET


- HAYSİYET ile/ve/||/<>/>/< ŞAHSİYET

- HAYVAN SÜRÜSÜ ile/ve/||/>< İNSAN TOPLULUKLARI

( Kalabalıklaştıkça akıllanır. İLE/VE/||/>< Kalabalıklaştıkça aklını kaybeder. )

- HAYVANINISEVER ile/değil/yerine/>< HAYVANSEVER

- HAYVANLAR:
"BİZİM İÇİN"
değil BİZİMLE BİRLİKTE

- HAYVANLAR:
YEMEK
ve/||/<> BİNEK ve/||/<> DENEK
DEĞİLDİR!

- HAZ" ve "GÜÇ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ANLAM ve DEĞER

- HAZ ile/ve/değil/yerine/<>/> İHTİZAZ

( Gövdesel. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/> Zihinsel. )

- HAZ[Ar. < HAZZ] ile/ve/değil/yerine/||/>< MUTLULUK

( Keyif[haz], şeylere bağımlıdır, mutluluk ise değil. )
( [ne yazık ki] Kişi, mutlu olmak için şeylere gereksinimi olduğuna "inandığı" sürece, onların yokluğunun kendini perişan edeceğine de "inanır". )
( Gövdenin ve zihnin doğru hali ve doğru kullanımı alabildiğine haz vericidir. Yanlış olan, haz arayışı içinde olmaktır. )
( Kişi, mutlu ol(a)madığından, mutluluğu "haz"da arar. "Haz", ıstırap getirir. Bundan dolayı da ona "dünyevî" der. Bu durumda da başka türlü bir hazzı, ıstırapsız bir hazzı ister/özler. Ona da "tanrısal/ilâhî" der. )
( Mutluluk, dünyasal ve dünyasal olmayan, içte ve dışta gerçekleşen her şeydir. )
( Mutlu olmak için kendinizi[özünüzü] bilmek dışında hiçbir şeye gereksiniminiz olmadığını bilmek, bilgeliktir. )
( Haz, acının geçici olarak ertelenişidir. )
( Pleasure depends on things, happiness does not. )
( Kişi, "hazların" büyüsüne kapıldığı oranda/sürece, mutluluktan da uzaklaşmış olur. )
( As long as we believe that we need things to make us happy, we shall also believe that in their absence we must be miserable.
The right state and use of the body and the mind are intensely pleasant. It is the search for pleasure that is wrong.
Because you are not happy you seek happiness in pleasure; pleasure brings in pain and therefore you call it worldly; you then long for some other pleasure, without pain, which you call divine.
Happiness is both worldly and unworldly, within and beyond all that happens.
To know that you need nothing to be happy, except self-knowledge, is wisdom.
Pleasure is but a respite from pain. )

- HAZ ile/değil/yerine OLGUNLUK

( Olgunluk, hazzı erteleyebilme becerisidir. )

- HAZIR OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> HAZIRLIKLI OLMAK


- HAZIR:
YERİ
ve/||/<> YOLU

( Gelenin. VE/||/<> Gidenin. )

- HAZIRLAMA ile/ve/||/<>/> SUNMA

- HEDEF ile/değil HİTAP

( "Ben" ve "Sen" sözcükleri ve kullanımı, bir hedef değil hitap aracıdır!
Yaşamımızdaki bazı/birçok şey (bu/şu/o),
"benim/senin/onun için böyle/şöyle/öyle!"
"bana/sana/ona göre böyle/şöyle/öyle!"
ya da
ben/sen/o,
"öyle istiyorsa öyledir"
"öyle düşünmüyorsa öyle değildir"
gibi ne yazık ki çokça kullanılan zırva ifadelerle hareket noktası oluşturulamaz! Yani kişi(kendi ya da başkaları), kendinden ve/ya da başkalarından hareket ederek bir sonuç alamaz, yargıda bulunamaz/bulunmamalıdır.

Bu tür, "ben/sen/o" ifadeleri, hitap için kullanılmak yerine bir hedef olarak hiçbir biçimde kullanılamaz. Bu "yaklaşım" ya da "ifade tarzı", öznellikle, demokratlıkla ya da "faşizmle" hiçbir biçim ve koşulda bağlantılandırılamaz/bağdaştırılamaz ya da indirgenemez de!

Son yıllarda, özellikle de sinema/dizi, kitap ve internetin, bilimsel ve/ya da kişisel araştırma ve yayınların, ülkemizde ve dünyada hızla yaygınlaşmasıyla, Amerika/Avrupa zihni ve diliyle yazılmış kitaplarda/filmlerde çokça kullanılan "Ben/Sen" sözcüklerinin etkisiyle de, ülkemizde, bazı/çoğu kişi tarafından yanlış/yamuk bir biçimde düşünsel çabası/becerisi yetersiz ya da benmerkezci kişilerin zihnine ve diline yerleşmiştir ne yazık ki. Toplum olarak bir anda düzeltilemeyecek olsa da, bireysel olarak yeterli bilgi ve bilinçle çok şey değişebilir/değiştirebiliriz. )
( Düşüncenin üstesinden gelemeyen, düşünenin üstesinden gelmeye çalışır. )

- HEDİYELEŞMEK ve/||/<>/> NİTELİKLİ BERABERLİK

- HEKİM ile NİTÂSÎ[Ar.]

( ... İLE Anlayışlı hekim. )

- [hem] ÇOK OKUYAN ile/ve/||/<>/hem de ÇOK GEZEN

( Hangisi daha çok bilir?" sorusuna, birinden yana, iki yaklaşımda bulunuluyor. Doğru yanıt diye bir şey yok! İkisi de doğru ya/ya da yanlış olabilir. Fakat bilinebilecek bir şey varsa, o da ikisini de yapanın hiçbir şey bilmediğidir. Yani ne kadar bilmediğini anlayarak ve ne kadar daha anlaması gerektiğini anlar. "ŞİO ME NİHİL ŞİRE"[En iyi bildiğim şey, hiçbir şey bilmediğim!"] )

- HEM, HEM DE ve NE, NE DE:
[İkisi birlikte kullanılır!/kullanılmalıdır!]

- HEMEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SICAĞI SICAĞINA

- HEMEN/HIZLICA UNUT!:
YAPTIĞIN İYİLİĞİ
ve/||/<>/< SANA YAPILAN KÖTÜLÜĞÜ

- HER BİÇİMDEN/GÖRÜNÜŞTEN ÇÖZÜLME/UZAKLAŞMA ve/||/<>/> YENİ VE YENİDEN BİÇİMLENME


- HER BİLDİĞİMİZİ ... ile/ve/||/<> HER SÖYLEDİĞİMİZİ ...

( Söylemiyoruz! İLE/VE/||/<> Biliyoruz! )

- HER DERDE DEVÂ OLAN:
(")SARIMSAK(")
ile/ve/değil/||/<>/< SARILMAK

- HER ELİNİ SIKAN İLE ... ile/ve/<> HER CANINI SIKAN İLE ...

( Dost olma! İLE/VE/<> Düşman olma! )

- HER GÜN ...:
BİR
ile/ve/||/<>/> ÜÇ ile/ve/||/<>/> BEŞ
İŞ/GÖREV

( [Her gün ...]
Büyük bir işi/görevi yerine getirebilmek. İLE/VE/||/<>/> En az üç orta işi/görevi yerine getirebilmek. İLE/VE/||/<>/> En az beş küçük işi/görevi yerine getirebilmek. )

- HER KAVRAM ve/<> HER KAHRAMAN(/KİŞİ)