- PEYK[Fars.] ile PEYREV[Fars.]
( Uydu. | Bir başkasına bağımlılığı olan. İLE Başkasının izinden giden, izleyen/izleyici. )
- [ne yazık ki]
PEZEVENK/TERES/KAVAT[Ar. < KAVVÂD]/GODOŞ[Erm. < KODOŞ]/PIMP/COCKOLD[İng.] ile/değil PUZEVENK
- PEZEVENK[Erm.] ile/ve/||/<> GAVAT/KAVAT[Ar. < KAVVÂD]
- PFUND-SERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= PFUND SERİSİ
- PHAGOSOME[İng.] değil/yerine/= FAGOZOM
( Fagositozla alınan maddenin oluşturduğu vakuol.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- PHALL-/PHALLO- ile/||/<> BALAN-/BALANO-
( Penis. İLE/||/<> Glans penisle ilgili. )
- PHENETICS[İng.] değil/yerine/= FENETİK
( Türlerin fiziksel benzerliklerine göre popülasyonları ve türleri gruplandırma şablonudur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- PHİL-/-PHİL/-PHİLE/-PHİLİA/-PHİLİC/PHİLO-/-PHİLY ile/||/<> PHOB-/-PHOBE/-PHOBİA/-PHOBİAC/PHOBO-
( Sevme, eğilimi olma, eğilim, hastalık derecesinde eğilim. İLE/||/<> Korku, kaygı, fobisi olan. )
- PHYE ile/ve/<> PHYA
( Gövdesel ve fiziksel. İLE/VE/<> Ahlâksal ve siyasal. )
- PHYLETIC GRADUALISM[İng.] değil/yerine/= FİLETİK KADEMELİLİK
( Türlerin yaklaşık sabit hızla başka türlere dönüştüğünü gösteren teorik evrimsel modelleme.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- PHYLİP ile/||/<> GENETİK MESAFE[İng. GENETIC DISTANCE]
( Filogenetik program PHYLIP popülasyonlar arası genetik mesafe tahmininde kullanılan en popüler ayrıca ücretsiz bir programdır. PHYLIP'in çok sayıda bileşenleri internet üzerinden çalıştırılabilir. Bir PHYLIP bileşeni olan GENDST paketi alel frekanslarındaki genetik mesafeyi üç metot kullanarak tahmin edebilir. Bu metotlar Nei, Cavalli-Sforza, Reynold' tur. @@ Genetiğin popülasyonla ilgili olan ölçüsüdür. Genetik türler arasında ya da bir türün içindeki popülasyonlar arasındaki ayrılıklar. Bunlar çeşitli parametrelerle ölçülür. Geniş genetik mesafeler daha uzak genetik ilişki olduğunu gösterirken kısa genetik mesafeler yakın bir genetik ilişki olduğunu gösterir. İnsan ve şempanzeler arasındaki genetik benzerlikleri karşılaştırmak için genetik mesafe kullanılabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- PHYSIC vs. PHYSICS vs. PHYSICAL
- PHYSİ-/PHYSİO- ile/||/<> PHYT-/-PHYTE/PHYTİ-/PHYTO- ile/||/<> DENDR- ile/||/<> PHARMACO-
( Doğa ile ilgili, doğal, fizyoloji ile ilgili. İLE/||/<> Bitki, vejetasyon, bitkisel, parazit ile ilgili. İLE/||/<> Ağaç. İLE/||/<> İlaç ya da ilaç nesneleri ile ilgili. )
- PI-MESON[İng.] / MÉSON Π[Fr.] / PI-MESON[Alm.] ile/değil/yerine/= Pİ MEZONU
- PIEZOELECTRIC IGNITOR[İng.] / ALLUMEUR PIÉZOÉLECTRIQUE[Fr.] / PIEZOELEKTRISCHER ZÜNDER[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZO ELEKTRİK ATEŞLEYİCİ
- PIEZOELECTRIC TRANSDUCER[İng.] / TRANSDUCTEUR PIÉZOÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= PİEZO ELEKTRİK DÖNÜŞTÜRÜCÜ
- PIEZOELECTRIC EFFECT[İng.] / EFFET PIÉZOÉLECTRIQUE[Fr.] / PIEZOELEKTRISCHER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZO ELEKTRİK ETKİ
- PIEZOELECTRIC CRYSTAL[İng.] / CRISTAL PIÉZOÉLECTRIQUE[Fr.] / PIEZOELEKTRISCHER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZO ELEKTRİK KRİSTAL
- PIEZOELECTRIC OSILATOR[İng.] / OSCILLATEUR PIÉZOÉLECTRIQUE[Fr.] / PIEZOELEKTRISCHER OSZILLATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZO ELEKTRİK OSİLATÖR
- PIEZOELECTRIC RESONATOR[İng.] / RÉSONATEUR PIÉZOÉLECTRIQUE[Fr.] / PIEZOELEKTRISCHER RESONATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZO ELEKTRİK REZONATÖR
- PIEZOELECTRIC FILTER[İng.] / FILTRE PIÉZOÉLECTRIQUE[Fr.] / PIEZOELEKTRISCHES FILTER[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZO ELEKTRİK SÜZGEÇ
- PIEZOELECTRIC GENERATOR[İng.] / GÉNÉRATEUR PIÉZOÉLECTRIQUE[Fr.] / PIEZOELEKTRISCHER GENERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZO ELEKTRİK ÜRETEÇ
- PIEZOELECTRIC[İng.] / PIÉZOÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= PİEZO ELEKTRİK
- PIEZO-OPTICAL EFFECT[İng.] / EFFET PIÉZO-OPTIQUE[Fr.] / PIEZOOPTISCHER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZO OPTİK ETKİ/EFEKTİ
- PIEZOELEKTRISCHE HYSTERESE, PIEZOELEKTRISCHE HYSTERESIS[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZOELEKTRİK HİSTEREZİS
- PIEZOELEKTRISCHES MATERIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZOELEKTRİK MALZEME
- PIEZOELEKTRISCHE MESSGRÖSSENAUFNEHMER, PIEZOELEKTRISCHER MESSFÜHLER, PIEZOELEKTRISCHER MESSGRÖSSENFÜHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZOELEKTRİK SENSÖR
- PIEZOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZOMETRE
- PIEZOOXID[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZOOKSİT
- PIEZOTROPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZOTROPİ
- PIGMENTS[İng.] / PIGMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= PİGMENT
- PİK ile PİKE ile PİKO ile PİKOCU/LUK ile PİK BORU
- PICO-[İng.] / PICO-[Fr.] / PIKO[Alm.] ile/değil/yerine/= PİKO-
- PİL-/PİLİ-/PİLO- ile/||/<> TRİCH-/TRİCHO-
( Kıl. İLE/||/<> Saç, saçların durumu ile ilgili, kıl. )
- PİL ile PİLİ ile PİLİLİ ile PİLİSİZ
- PİLİLİ[< PLİ] değil PİLELİ
- PİNGPONG[İng.] ile PİNPON[argo]
( Masatopu. İLE Yaşlılıktan çökmüş. )
- PIPETTE[İng.] / PIPET[Alm.] ile/değil/yerine/= PİPET
- PIRANI-VAKUUMMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= PİRANİ VAKUMMETRESİ
- PİRELENMEK ile PİRELENDİRMEK ile PİR ile PİRE ile PİRELİ ile PİRELER ile PİRE OTU
- PYRHELIOMETER[İng.] / PYRHÉLIOMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= PİRHELYOMETRE
- PİR-İ MEHMED PAŞA CAMİSİ ile PİR-İ MEHMED PAŞA MESCİDİ / KONUK TEKKESİ MESCİDİ
( Silivri'dedir. İLE Fatih'te, Molla Gürâni'dedir. )
( Sadrazam Pirî Mehmed Paşa tarafından. İLE Sadrazam Pirî Mehmed Paşa tarafından. [Yıkık durumdadır.] )
- PYRIDINE[İng.] / PYRIDINE[Fr.] / PYRIDIN[Alm.] ile/değil/yerine/= PİRİDİN
- PYRITE[İng.] / PYRITE[Fr.] / PYRIT[Alm.] ile/değil/yerine/= PİRİT
- PYRO[İng.] / PYRO-[Fr.] / PYRO[Alm.] ile/değil/yerine/= PİRO
- PYROÉLECTRIQUE[Fr.] / PYROELEKTRISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= PİROELEKTRİK
- PYROELECTRICITY[İng.] / PYROELEKTRIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= PİROELEKTRİKLİK
- PİROFOBİ[İng. PYROPHOBIA] ile/||/<> PİROJEN[İng. PYROGEN]
( Ateş korkusu olarak bilinen terim. @@ Tipik olarak bir bakteri tarafından üretilen, kana karıştığında ya da salındığında ateş üreten bir madde.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- PYROCONDUCTIVITY[İng.] / PYROCONDUCTIVITÉ[Fr.] / PYROLEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= PİROİLETKENLİK
- PYROLYSIS[İng.] / PYROLYSE[Fr.] / PYROLISE[Alm.] ile/değil/yerine/= PİROLİZ
- PYROMAGNETIC[İng.] / PYROMAGNÉTIQUE[Fr.] / PYROMAGNETIK, PYROMAGNETISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= PİROMANYETİK
- MİKYÂS-İ NÂR[Osm.] / PYROMETER[İng.] / PYROMÈTRE[Fr.] / PYROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= PİROMETRE
- PİRPİRİ ile PİRPİRİM
- PIRPIRLAMAK ile PIRPIRLANMAK ile PIRPI ile PIRPIR ile PIRPIT ile PIRPITÇI
- PİS ile PİSİ ile PİST ile PİS SU ile PİS PİS ile PİS SÖZ ile PİS BIYIK ile PİSİ PİSİ ile PİS LAKIRTI ile PİSİ BALIĞI ile PİSİ PİSİNE ile PİS SU BORUSU ile PİS SU TESİSATI
- PİŞEĞEN = PİŞEK
( Kolay pişen. )
- PİŞİRİM/LİK ile PİŞİRİŞ ile PİŞİRİCİ/LİK
- PİŞİRMEK ile PİŞİRİLMEK ile PİŞİREBİLMEK ile PİŞİ ile PİŞİK ile PİŞİM
- PİŞMANLIK:
MERTEBE değil TEKALLÜB/DEVİNİM VE TÖVBE
- JAUGE À PISTON[Fr.] ile/değil/yerine/= PİSTONLU ÖLÇER
- PİYAN ile PİYANO ile PİYANİST ile PİYANOCU/LUK ile PİYANO MENTEŞE
- PIEZOXIDE[İng.] / PIÉZO-OXYDE[Fr.] ile/değil/yerine/= PİYEZOKSİT
- PIEZOMETER[İng.] / PIÉZOMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= PİYEZOMETRE
- PIEZOTROPY[İng.] / PIÉZOTROPIE[Fr.] ile/değil/yerine/= PİYEZOTROPİ
- PLACENTOPHAGY[İng.] değil/yerine/= PLASENTOFAJİ
( İnsanlar, deniz memelileri, devegiller ve keseliler dışında çoğu hayvanda doğumdan hemen sonra annenin göbek kordonunu kemirerek yavrudan koparması ve plasentayı yemesine verilen isimdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- PLAK ile PLAKA ile PLAKÇI/LIK ile PLAKACI/LIK ile PLAKALI ile PLAKASIZ
- PLANCKSCHES WIRKUNGSQUANTUM[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK EYLEM KUANTUMU
- PLANCK'S FORMULA[İng.] / FORMULE DE PLANCK[Fr.] / PLANCKSCHE FORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK FORMÜLÜ
- PLANCKSCHE HYPOTHESE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK HİPOTEZİ
- PLANCKSCHE STRAHLUNGSFORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK IŞINIM FORMÜLÜ
- PLANCK'S QUANTUM THEORY[İng.] / THÉORIE DES QUANTA DE PLANCK[Fr.] / PLANCK-QUANTENTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK KUANTUM KURAMI
- PLANCKSCHE QUANTENMECHANIK[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK KUANTUM MEKANİĞİ
- PLANCK MASS[İng.] / MASSE DE PLANCK[Fr.] / PLANCK-MASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK KÜTLESİ
- PLANCK CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE PLANCK[Fr.] / PLANCK-KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK SABİTİ
- PLANCK'S LAW[İng.] / LOI DE PLANCK[Fr.] ile/değil/yerine/= PLANCK YASASI
- PLANLAMAK ile PLANLANMAK ile PLANLAYABİLMEK ile PLAN ile PLANCI/LIK ile PLANLI/LIK ile PLANSIZ/LIK ile PLANSIZCA ile PLANLAMACI/LIK ile PLANTASYON ile PLANLI BÜYÜME ile PLANLI EKONOMİ ile PLANSIZ PROGRAMSIZ
- PLANTÉ CELL[İng.] / PILE PLANTÉ[Fr.] / PLANTÉ-BATTERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANTÉ PİLİ
- PLASM-/-PLASM/PLASMO- ile/||/<> -PLASMİA
( Plazma, göze nesnesi ile ilgili, canlının oluşumu. İLE/||/<> Kan plazmasının özel bir durumu ile ilgili. )
- PLASTIC FLOW[İng.] ile/değil/yerine/= PLASTİK AKIŞ
- PLASTIC SCINTILLATOR[İng.] / PLASTIQUE SCINTILLANT[Fr.] / KUNSTSTOFF SZINTILLATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= PLASTİK PARILDAYICI
- PLASTIQUE[Fr.] / KUNSTSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= PLASTİK
- PLASTICS[İng.] / SUBSTANCES SLASTIQUES[Fr.] / KUNSTHARZSTOFFE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLASTİKLER
- PLASTICITY[İng.] / PLASTICITÉ[Fr.] / PLASTIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= PLASTİKLİK
- PLATİ ile PLATİN
- PLATINUM COMPOUND[İng.] / PLATIN BILEŞIKLERI[Alm.] ile/değil/yerine/= PLATİN BİLEŞİKLERİ
- PLATINUM RESISTANCE THERMOMETER[İng.] / THERMOMÈTRE À RÉSISTANCE DE PLATINE[Fr.] ile/değil/yerine/= PLATİN DİRENÇLİ SICAKLIKÖLÇER
- PLATINUM ELECTRODE[İng.] ile/değil/yerine/= PLATİN ELEKTROT
- PLATINUM GROUP ELEMENTS[İng.] ile/değil/yerine/= PLATİN GRUBU ELEMENTLERİ
- PLATINUM[İng.] / PLATINE[Fr.] / PLATIN[Alm.] ile/değil/yerine/= PLATİN
- PLASMA WAVE[İng.] / ONDE DE PLASMA[Fr.] / PLASMAWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLAZMA DALGASI
- PLASMA DIODE[İng.] / DIODE PLASMA[Fr.] / PLASMADIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLAZMA DİYOT
- PLASMA ACCELERATOR[İng.] / ACCÉLÉRATEUR PLASMA[Fr.] / PLASMABESCHLEUNIGER[Alm.] ile/değil/yerine/= PLAZMA HIZLANDIRICISI
- PLASMA STABILITY[İng.] / STABILITÉ DU PLASMA[Fr.] ile/değil/yerine/= PLAZMA KARARLILIĞI
- PLASMA INSTABILITY[İng.] / INSTABILITÉ DU PLASMA[Fr.] / PLASMAINSTABILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= PLAZMA KARARSIZLIĞI
- PLAZMA[İng. PLASMA] ile/||/<> ADERANS EKLEM[İng. ADHERENS JUNCTION] ile/||/<> AKSİYON POTANSİYELİ[İng. ACTION POTENTIAL] ile/||/<> FAZLADAN KROMOZOM KALITIMI (SİTOPLAZMİK KALITIM)[İng. EXTRACHROMOSOMAL INHERITANCE] ile/||/<> FİKOBİLİN[İng. PHYCOBILINS] ile/||/<> SİTOPLAZMA[İng. CYTOPLASM] ile/||/<> SİTOZOL[İng. CYTOSOL] ile/||/<> TELOFAZ[İng. TELOPHASE]
( Genelde, kanın tüm gözeler uzaklaştırıldıktan sonra geride kalan ve pıhtılaşma etmenlerini içeren bölümünü tanımlamak için kullanılır. Ancak biyolojide, aynı zamanda göze içi sıvısı (sitoplazma), çekirdek içi sıvısı (nükleoplazma) gibi anlamlarda da kullanılabilir. Kan plazması, şoka girmiş bir kişiyi tekrar yaşama döndürmek için kullanılabilir. @@ Plazma zarının sitoplazmik yüzünün aktin filamanlarına bağlandığı gözeler arası birleşimdir. Örneğin, bitişik epitel gözeleri birbirine bağlayan adezyon kemerleri (zonula adherens) bir aderans eklemdir. @@ Sinir ya da kas gözesi gibi bir gözenin plazma zarındaki hızlı, geçici ve kendi kendine yayılan elektriksel uyarılmadır. Sinir sisteminde uzun mesafeli sinyal aktarımını mümkün kılar. @@ Mendel kalıtımına uymayan kalıtım tipidir. Bir özelliğin ana gözeden yavruya kromozom üstünden değil, sitoplazma aracılığıyla kalıtılmasına denir. Çeşitliliğe önemli katkı sağlar.Retrieved on 24/12/2012 from @@ Fikobilinler fotosentetik pigmentlerdir. Suda çözünebilirler ve bu nedenle sitoplazmada ya da kloroplastın stromasında bulunurlar. Sadece Siyanobakteri ve Rhodophyta'da bulunur. @@ Sitoplazma, göze zarı ile göze çekirdeği arasında bulunan yarı sıvı maddeye verilen addır. Ökaryotlarda (çekirdeğe sahip gözeler) sitoplazma tüm organelleri barındırır. @@ Sitozol; göze biyolojisinde tüm canlı gözelerde bulunan, göze içi organellerinin ve maddelerinin yerleştiği, sitoplazmanın çoğunluğu sudan oluşan sıvı kısmına verilen addır. Sitozol göze zarı ile çevrelenmiştir. Sitozolde RNA, organik bileşenler, atık maddeler ve mineraller bulunabilir. Ayrıca prokaryotik gözelerde DNA sitozol içinde bulunur. @@ Mitoz ve mayoz bölünmenin son evresi. Bu evrede kromozomlar kromatin ipliğe dönüşür, çekirdek zarı ve çekirdekçik tekrar oluşur, iğ iplikleri yok olur ve sitoplazma bölünmeye başlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- CONFINEMENT DU PLASMA[Fr.] ile/değil/yerine/= PLAZMANIN HAPSEDİLMESİ
- -PLEGİA/-PLEGY ile/||/<> -PLEXIA
( Paralizi, palsi, felç. İLE/||/<> Paralizi. )
- PLEİOTROPİ[İng. PLEIOTROPY] ile/||/<> PLEİOTROPİK GEN[İng. PLEIOTROPIC GENES]
( Tek bir genin fenotipteki birden fazla özelliği etkilemesi olayıdır. Etkileri aynı anda ya da ardışık olarak oluşabilir. @@ Birbiriyle alakasız gibi görünen fenotipik (fiziksel) özellikleri tek başına, aynı anda etkileyebilen genlere verilen bir isimdir. Bu genlerde meydana gelen mutasyonlar, söz konusu özelliklerin hepsini aynı anda etkileyebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- PNEUMO-/PNEUMON-/PNEUMONO- ile/||/<> PULMO- ile/||/<> BRONCH- ile/||/<> HEPA-/HEPAT-/HEPATICO-/HEPATO- ile/||/<> ANTHRACO-
( Akciğer, hava ya da solunumla ilgili. İLE/||/<> Akciğerlerle ilgili. İLE/||/<> Bronş. İLE/||/<> Karaciğerle ilgili. İLE/||/<> Kömür, siyah renk ile ilgili [antrakoz: Akciğerlerde kömür tozu birikmesi]. )
- PNEUMATIC[İng.] / PNEUMATIQUE[Fr.] / PNEUMATISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= PNÖMATİK
- POCKELS CELL[İng.] / CELLULE DE POCKELS[Fr.] / POCKELS-ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= POCKELS GÖZESİ/HÜCRESİ
- POD ANALYSIS[İng.] ile/değil/yerine/= POD ÇÖZÜMLEMESİ/ANALİZİ
- PODOPHOBIA[İng.] değil/yerine/= PODOFOBİ
- POİKİLO- ile/||/<> -TROPE/-TROPİC/-TROPİSM/TROPO-/-TROPY
( Değişik, düzensiz. İLE/||/<> Dönme, döndürücü, dönme ya da değişme eğilimi. )
- POISEUILLE'S LAW[İng.] / LOI DE POISEUILLE[Fr.] / POISEUILLESCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= POİSEUİLLE YASASI
- POISSON'S EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE POISSON[Fr.] / POISSON-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= POİSSON DENKLEMİ
- POISSON'S RATIO[İng.] / POISSON-ZAHL, QUERDEHNZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= POİSSON ORANI
- POISSON'S CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE POISSON[Fr.] / POISSON-KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= POİSSON SABİTİ
- POISE[İng.] / POISE[Fr.] ile/değil/yerine/= POİZ
- POLAR COMPOUND[İng.] / COMPOSE POLAIRE[Fr.] / POLAR BILEŞIK[Alm.] ile/değil/yerine/= POLAR BİLEŞİK, POLAR NESNE
- POLAR MOLECULE[İng.] / MOLECULE POLAR[Fr.] / POLAR MOLEKÜL[Alm.] ile/değil/yerine/= POLAR MOLEKÜL
- POLAR[İng.] / POLAIRE[Fr.] / POLAR[Alm.] ile/değil/yerine/= POLAR
- POLAROGRAPH, POLAROGRAPHY[İng.] / POLAROGRAPHIE[Fr.] / POLAROGRAF, POLAROGRAPHIE[Alm.] ile/değil/yerine/= POLAROGRAF
- POLAROGRAPHIC ANALYSIS[İng.] / POLAROGRAPHISCHE ANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= POLAROGRAFİK ÇÖZÜMLEME
- POLAROGRAPHISCHE ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= POLAROGRAFİK GÖZE/HÜCRE
- POLAROGRAPHIC CELL[İng.] / PILE POLAROGRAPHIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= POLAROGRAFİK PİL
- POLAROGRAM[İng.] / POLAROGRAMME[Fr.] / POLAROGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= POLAROGRAM
- POLAROID-FILTER[Alm.] ile/değil/yerine/= POLAROİT SÜZGEÇ
- POLAROID[İng.] / POLAROÏDE[Fr.] ile/değil/yerine/= POLAROİT
- POLAT ile POLATLI ile POLATELİ
- POLİ-/POLİO- ile/||/<> POLY- ile/||/<> PLURİ-
( Gri, beyin ve sinir sisteminin gri maddesi ile ilgili. İLE/||/<> Çok, fazla, birçok bölümleri tutan, çok kaynaklı, çok tipli. İLE/||/<> Çok, fazla. )
- POLYACRYLAMIDE[İng.] ile/değil/yerine/= POLİAKRİLAMİT
- POLYACRYLIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= POLİAKRİLİK ASİT
- POLYACRYLONITRILE[İng.] ile/değil/yerine/= POLİAKRİLONİTRİL
- POLYAMIDES[İng.] ile/değil/yerine/= POLİAMİLER, POLİAMİTLER
- POLYAMINES[İng.] ile/değil/yerine/= POLİAMİNLER
- POLİANDRİ[İng. POLYANDRY] ile/||/<> POLİCİNİ[İng. POLYGYNY] ile/||/<> POLİFAG[İng. POLYPHAGOUS] ile/||/<> POLİFİLETİK GRUP[İng. POLYPHYLETIC GROUP] ile/||/<> POLİMERAZ ZİNCİR TEPKİMESİ (PZT)[İng. POLYMERASE CHAIN REACTION] ile/||/<> POLİPLOİDİ[İng. POLYPLOIDY] ile/||/<> POLİSAKKARİT[İng. POLYSACCHARIDE] ile/||/<> POLİTOMİ[İng. POLYTOMY]
( En azından bazı dişilerin birden fazla erkekle çiftleştiği cinsel sistemlerdir. @@ En azından bazı erkeklerin birden fazla dişiyle çiftleştikleri cinsel sistemlerdir. @@ Bir organizmanın çok sayıda farklı besin türü ile beslenebilme özelliğidir. @@ Taksonomik analizlerde, birbirlerine benzer olan ancak yakın bir ortak ataya sahip olmayan canlı gruplarını belirtmek için kullanılır."Uçan canlılar" incelenecek olursa, yarasalar, kuşlar ve uçan sürüngenler polifiletik bir grup oluşturur. @@ Çok kısa sürede belirli DNA parçalarının amplifikasyonuna (tek bir zinciri bir yığın DNA arasından seçip çoğaltma) olanak sağlayan bir tekniktir. PCR`a dayalı RAPD, AFLP, SSR, ISSR gibi teknikler geliştirilmiştir. @@ Organizma kümesinin kromozomunun 2n den fazla olması durumudur. 3n, 4n yada daha fazla olabilir. @@ Birden fazla ve ayrı monosakkaritlerin bir araya gelmesi ile oluşan uzun zincirli polimerik karbonhidratlardır. Gıdalarda en bol bulunan karbonhidratlardır. Hücre zarından difüzyon ile geçemezler. Çoğu tatsızdır ve suda erimez. @@ Evrim ağacı üzerinde, bir ortak atadan ikiden daha fazla türün evrimleşmesi ve farklılaşması durumudur. Bir düğüm noktasından, ikiden fazla torun türün dallanmasıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- POLYARYLATE[İng.] ile/değil/yerine/= POLİARİLAT
- POLYAROMATIC HYDROCARBONS[İng.] ile/değil/yerine/= POLİAROMATİK HİDROKARBONLAR
- POLYDISPERSE[İng.] ile/değil/yerine/= POLİDİSPERS
- POLYETHER[İng.] ile/değil/yerine/= POLİETAR
- POLYETHYLENE GLYCOL[İng.] ile/değil/yerine/= POLİETİLEN GLİKOL
- POLYETHYLENE[Fr.] / POLYETHYLENE[Alm.] ile/değil/yerine/= POLİETİLEN
- POLİFONİ ile POLİFONİK
- POLİGAM[Fr. POLYGAME | İng. POLYGAMOUS] ile POLİGAMİ[Fr. POLYGAMIE | İng. POLYGAMY]
- POLYGLYCIDYL ESTERS[İng.] ile/değil/yerine/= POLİGLİSERİL ESTERLER
- POLYCARBOXYLATE[İng.] ile/değil/yerine/= POLİKARBOKSİLAT
- POLİM ile POLİP ile POLİS/LİK ile POLİÇE ile POLİS ARABASI ile POLİS NOKTASI ile POLİS HAFİYESİ ile POLİS KARAKOLU
- POLİMER ile POLİMERİ[Fr. < Yun. POLUS: Çok. | MEROS. Yan.] ile POLİMERLEŞME ile POLİMERLİK
( Yinelenen yapısal kümelerin oluşturduğu yüksek molekül ağırlıklı bileşikler. İLE Polimerlik. İLE Benzer ya da farklı birçok küçük molekülün, "polimer" denilen büyük moleküller biçiminde birleşmesi. İLE Biri, ötekinin polimeri olan iki molekül arasındaki bağıntı. )
- POLYMÉRÉ[Fr.] / POLYMER[Alm.] ile/değil/yerine/= POLİMER
- POLYMERASE[İng.] ile/değil/yerine/= POLİMERAZ
- POLİMERLEŞMEK ile POLİMERLEŞTİRMEK ile POLİMERLEŞTİRİLMEK ile POLİMER/LİK ile POLİMERİ ile POLİMERLEŞME DERECESİ
- POLYMETALLION[Alm.] ile/değil/yerine/= POLİMETAL İYON
- POLYMORPHISME[Fr.] / POLYMORPHISMUS, VÖGESTECKTIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= POLİMORFİZM
- POLİP ile/||/<> BETA YAPRAK[İng. BETA PLEATED SHEET] ile/||/<> ÇEVRİLME SONRASI MODİFİKASYON[İng. POST-TRANSLATIONAL MODIFICATION] ile/||/<> DİSÜLFİT BAĞ[İng. DISULFIDE BOND] ile/||/<> HETERODİMERİK[İng. HETERODIMERIC] ile/||/<> İKİNCİL PROTEİN YAPISI[İng. SECONDARY PROTEIN STRUCTURE] ile/||/<> ÜÇÜNCÜL PROTEİN YAPISI[İng. TERTIARY STRUCTURE]
( Knidliler (Sölenterler) şubesindeki türlerin yaşamları boyunca aldıkları iki formdan birisidir. Diğerine "medusa" denir. Polipler, yaklaşık olarak silindiriktirler ve bir vazoya benzerler. @@ Proteinlerin düzlemsel sekonder yapı elemanı. İki farklı polipeptit zincirindeki omurga atomlarının ya da tek katlanmış bir zincirin kesimleri arasındaki hidrojen bağıyla oluşturulur. @@ Oksidasyon kros-linking, kovalent değişikler, asetilasyon, fosforilasyon, glikozasyon gibi polipeptit zincirindeki aminoasitlerin amino terminal peptid, hidroksilasyon ve bölünme gibi traslasyonel modifikasyonların bazılarıdır. @@ Bir proteinin farklı bölümlerinde ya da iki farklı protein arasında iki sistein kalıntısı arasındaki kovalent bağ. İnsülin (iki polipeptit zincirine sahip küçük bir protein) ve immünoglobülin molekülleri, örneğin, inter ya da intro disülfit bağlarına sahiplerdir. Endotelin ve HLA molekülleri de disülfit bağlara sahiptir. C282Y mutasyonu, HLA sınıfı I benzeri HFE proteinindeki disülfür bağlarından birini kaldırır ve yüzey ekspresyonunu ortadan kaldırır. @@ Proteinin birbirinin aynı olmayan iki polipeptit zincirinden oluşması hali. @@ Proteinin ikincil yapısı, proteinin genel özelliklerini etkileyen ve tekrarlanan kıvrım ya da katlanmalarla tanımlanır. Bu yapı seviyesi, polipeptit omurgasının katlanma yapısını tarif eder ve N-H ve C = O grupları arasındaki hidrojen bağlarıyla sağlamlık kazanır. Çeşitli ikincil yapı türleri keşfedilmiştir, ancak en yaygın olanı, alfa sarmal ve beta yaprak olarak bilinen düzenli yinelenen formlardır. @@ Bu yapı seviyesi, ikincil yapının bölgelerinin nasıl katlandığını, diğer bir deyişle bir alfa sarmalı, beta yapraklarını ve katlanmaları içeren 3D düzenini açıklar. Üçüncül yapı, yan zincirler arasındaki ya da yan zincirler ile polipeptit omurgası arasındaki etkileşimler sonucu oluşur ve bunlar genel olarak zincir halindeyken birbirlerinden uzakta olan yapılardır. Her protein katlanabilme özelliğine sahiptir ve bunlar oldukça karmaşık olabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- POLİS[Yun.] ile/||/<> SİT/SİTE[İng. < CITY < Yun.]
( Çevresinde sur bulunan, aşağı kent ve gerisindeki akropolis adı verilen iki tepeden oluşan kent (site) devletidir. İLE/||/<> Kapalı bir öbek oluşturan yapı toplulukları, birbirinden ayrılmadan korunması gereken alan. )
- POLYSACCHARIDES[İng.] ile/değil/yerine/= POLİSAKKARİTLER
- POLYSULFIDES[İng.] / POLYSULFURE[Fr.] / POLYSULFIDE[Alm.] ile/değil/yerine/= POLİSÜLFÜRLER
- POLYTETRAFLUOROETHYLENE[İng.] ile/değil/yerine/= POLİTETRAFLOROETİLEN
- POLİTİK/LİK ile POLİTİKA ile POLİTİKACI/LIK
- FRÉQUENCE DE POMPAGE[Fr.] / PUMPENDE FREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= POMPALAMA FREKANSI
- PUMPING RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT DE POMPAGE[Fr.] / PUMPENDE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= POMPALAMA IŞINIMI
- PUMPING[İng.] / POMPAGE[Fr.] / PUMPEN[Alm.] ile/değil/yerine/= POMPALAMA
- POMPALAMAK ile POMPALANMAK ile POMPALAYABİLMEK ile POMPA ile POMPAJ ile POMPALI ile POMPALI SİLAH ile POMPALI TÜFEK
- POP ile POPO ile POPÜLER/LİK ile POP MÜZİK ile POPÜLER BİLİM ile POPÜLER MÜZİK ile POPÜLER KÜLTÜR
- POP ile/ve/||/<>/> ROCK ile/ve/||/<>/> KLASİK ile/ve/||/<>/> CAZ/JAZZ
- POPULASYON GENETİĞİ[İng. POPULATION GENETICS] ile/||/<> GENETİK SÜRÜKLENME[İng. GENETIC DRIFT] ile/||/<> SEÇİLİM KATSAYISI[İng. SELECTION COEFFICIENT] ile/||/<> WRİGHTIN İLİŞKİ KATSAYISI (RC)[İng. WRIGHT COEFFICIENT OF RELATIONSHIP]
( Popülasyondaki alellerin sıklığı üzerine yapılan çalışmalardır. Dört ana evrimsel sürecin etkisi altındadır. Bunlar; doğal seçilim, genetik sürüklenme, mutasyon ve gen akışıdır. @@ Genetik sürüklenme ya da Sewall Wright etkisi, evrimsel sürecin temel mekanizmalarından biridir. Bir popülasyonda kuşaktan kuşağa, tümüyle şansa bağlı olaylar sonucu genlerin alel sıklıklarının değişimidir. Özellikle ana popülasyondan, ufak popülasyonların izole olması sonucu oluşur. Ancak popülasyonda ayrım oluşmaksızın da sıklıkla gözlenebilmektedir. @@ Seçilim katsayısı populasyon genetiğinde bir fenotipin, diğerlerine göre evrimsel süreç içerisindeki uyum başarısını gösteren bir ölçüttür. "s" ile ifade edilen bu katsayı 0 ile 1 değeri arasında değerler alır. Eğer bir canlı 100 döl üretir ve bunların 90'ı uyum sağlayamazsa uyum oranı %10 dur. Yani s=0.1 dir. @@ Populasyon genetiğinde Sewall Wright tarafından öne sürülmüş ilişki katsayısıdır. "r" ile ifade edilir. Verilen iki birey arasındaki akrabalık ölçüsünü ifade eder. Tek yumurta ikizlerinde bu katsayı %100 ile ifade edilirken dede-torun ikilisinde bu katsayı 25% ya da (2−2) ' dır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- POPÜLASYON[İng. POPULATION] ile/||/<> ALOPATRİ[İng. ALLOPATRY] ile/||/<> ASEKSÜEL[İng. ASEXUAL] ile/||/<> ASTIM[İng. ASTHMA] ile/||/<> BAĞLANTI DENGESİ[İng. LINKAGE EQUILIBRIUM] ile/||/<> BAĞLANTI DENGESİZLİĞİ[İng. LINKAGE DISEQUILIBRIUM]
( Cinselliğe sahip (seksüel) türlerde, birbirleriyle çiftleşebilen bireylerin ve yavrularının oluşturduğu gruplardır. Cinsellik bulunmayan (aseksüel) türlerde ise aynı bölgede yaşayan bireylerin oluşturduğu gruplardır. @@ Farklı coğrafi alanlarda yaşamak ya da farklı bölgelerde yaşayan popülasyonlar anlamlarına gelen bir terim. @@ Biyolojide eşeysiz olma hali. Cinsel yönelim olarak ise cinsel ilgiye sahip olmayan kişilere verilen ad. @@ Bronşiyollerin solunumu çok zorlaştıran kasılmaları (spastik kontraksiyonu) ile karakterize edilen bir hastalıktır. Popülasyonda yaklaşık %3'ünde, yaşamların herhangi bir döneminde ortaya çıkar. Genel nedeni, bronşiollerin havadaki yabancı maddelere aşırı duyarlılığıdır. @@ Eğer bir popülasyon içerisindeki belirli lokuslardaki belirli genotipler, başka bir lokustaki diğer genotipterden bağımsız olarak olarak aktarılıyorsa, popülasyon bağlantı dengesindedir. @@ Eğer bir popülasyon içerisindeki belirli lokuslardaki belirli genotipler, başka bir lokustaki diğer genotiptere bağımlı olarak olarak aktarılıyorsa, popülasyon bağlantı dengesinde değil demektir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- POPULATION STANDARD DEVIATION[İng.] ile/değil/yerine/= POPULASYON STANDART SAPMASI
- PORNOGRAFİ ile PORNOGRAFİK
- PORRO PRISM[İng.] / PRISME DE PORRO[Fr.] / PORRO-PRISMA[Alm.] ile/değil/yerine/= PORRO PRİZMASI
- POSALANMAK ile POS ile POSA ile POST ile POSALI ile POSTLU ile POSASIZ ile POSTSUZ ile POS BIYIK ile POS BIYIKLI ile POST KAVGASI
- POSTALAMAK ile POSTALANMAK ile POSTALATMAK ile POSTALAYABİLMEK ile POSTA ile POSTAL ile POSTACI/LIK ile POSTA KODU ile POSTA PULU ile POSTA KARTI ile POSTA TRENİ ile POSTA KUTUSU
- POSTNİŞİN ile/ve SERTARÎK ile/ve SERTABBÂH ile/ve SERZÂKİR ile/ve İMÂM ile/ve MEYDANCI ile/ve TÜRBEDÂR ile/ve ÂSÂDÂR ile/ve NAKÎB ile/ve PAZARCI ile/ve ÇERÂĞÎ ile/ve SÂKÎ ile/ve FERRÂŞ ile/ve KAPUCU
- POT ile POTA ile POTALI ile POT YERİ ile POTALI ATIŞ
- POTENTIAL WELL[İng.] / CREUX DE POTENTIEL[Fr.] / POTENTIALMULDE[Alm.] ile/değil/yerine/= POTANSİYEL ÇUKURU
- POTENTIAL GRADIENT[İng.] / POTENTIALGEFÄLLE[Alm.] ile/değil/yerine/= POTANSİYEL EĞİMİ
- POTENTIAL ENERGY[İng.] / ÉNERGIE POTENTIELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= POTANSİYEL ENERJİ
- POTENTIAL BARRIER[İng.] / BARRIÈRE DU POTENTIEL[Fr.] / POTENTIALBARRIERE[Alm.] ile/değil/yerine/= POTANSİYEL ENGELİ
- TEFÂZUL-İ İKTİDAR[Osm.] / POTENTIAL DIFFERENCE[İng.] / DIFFÉRENCE DE POTENTIEL[Fr.] / POTENTIALDIFFERENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= POTANSİYEL FARKI
- GRADIENT DE POTENTIEL[Fr.] ile/değil/yerine/= POTANSİYEL GRADYANI
- POTENTIAL FUNCTION[İng.] / FONCTION POTENTIELLE[Fr.] / POTENTIALFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= POTANSİYEL İŞLEVİ/FONKSİYON
- POTENTIAL EXCITATION SIGNAL[İng.] ile/değil/yerine/= POTANSİYEL UYARIM SİNYALİ
- İKTİDAR[Osm.] / POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL[Fr.] / POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= POTANSİYEL
- POTENTIOMETER[İng.] / POTENTIOMETRE[Fr.] / POTENTIOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= POTANSİYOMETRE
- POTENTIOMETRY[İng.] / POTENTIOMÉTRIE[Fr.] / POTENTIOMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= POTANSİYOMETRİ
- POTENTIOMETRIC TITRATION[İng.] ile/değil/yerine/= POTANSİYOMETRİK TİTRASYON
- POTASSIUM-ARGON DECAY[İng.] / DÉSINTÉGRATION DU POTASSIUM-ARGON[Fr.] ile/değil/yerine/= POTASYUM-ARGON BOZUNUMU
- POTASSIUM-ARGON DATING[İng.] / DATATION PAR LE POTASSIUM-ARGON[Fr.] / KALIUM-ARGON-ALTERSBESTIMMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= POTASYUM-ARGON YAŞ TAYİNİ
- POTASSIUM[İng.] / POTASSIUM[Fr.] / KALIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= POTASYUM
- POTUK ile POTUR
( Kırmalı ve geniş. İLE Kırmalı ve potlu. | Arka tarafında kırmaları çok, bacakları dar bir tür pantolon. )
- POYNTING'S THEOREM[İng.] / THÉORÈME DE POYNTING[Fr.] / POYNTING-THEOREM[Alm.] ile/değil/yerine/= POYNTİNG TEOREMİ
- POYNTING VECTOR[İng.] / VECTEUR DE POYNTING[Fr.] / POYNTING-VEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= POYNTİNG VEKTÖRÜ
- POYRAZLAMAK ile POYRA ile POYRAZ
- POZİSYON ETKİSİ[İng. POSITION EFFECT] ile/||/<> POZİTİF ASORTATİF ÇİFTLEŞME[İng. POSITIVE ASSORTATIVE MATING] ile/||/<> POZİTİF SEÇİLİM[İng. POSITIVE SELECTION]
( Genin ekspresyonunun (ve fenotipe olan etkisinin) genellikle komşu genlerle olan etkileşiminden etkilendiği ve genlerin mekansal yerleri değiştiğinde (translokasyonda olduğu gibi) ekpresyonunun da değiştiği genetik etki. @@ Benzer genotip ve fenotipe sahip bireylerde daha sık görülen çiftleşme modeli altında beklenebilecek olandan birbiriyle çiftleşen tesadüfi olmayan çiftleşme kalıbıdır. @@ Avantaj sağlayan mutasyonların seçilerek popülasyon içinde artması durumudur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- POZİTİF/POSITIVE[İng.] değil/yerine/= VAROLAN | ARTI | OLUMLU
- ÉMISSION DE POSITRONS[Fr.] ile/değil/yerine/= POZİTRON YAYINI
- PRATİK[Fr. < PRATIQUE] değil/yerine/= KOLAYLIKLA UYGULANABİLİR, KULLANIŞLI
- PRATİK[İng., Yun.]/TEAMÜL[Ar.] değil/yerine/= KILGI/KILGIN/KILGILI
- PRATİKLEŞMEK ile PRATİKLEŞTİRMEK ile PRATİK/LİK ile PRATİKA
- PRAYATNA ile/||/<> NİRVANİ ile/||/<> NİRVANE
( İsteme, çaba. @@ Nirvana'yı arayan. @@ Bağımsızlığa, iç özgürlüğe ulaşmış kişi. )
- PRE- ile PRO- ile PROTO- ile POST- ile RE- ile RETRO- ile SUPRA-
( ... öncesi. İLE Önce, önünde. İLE İlk- İLE ... sonrası. İLE Yeniden. İLE ... arkası. İLE ... üstü. )
- PRENSİP[Fr. < PRINCIPE] değil/yerine/= İLKE
- PRESE[Fr. < PRESSÉ] değil/yerine/= SIKIŞTIRILMIŞ
- PRESLEMEK ile PRESLENMEK ile PRES ile PRESE ile PRESÇİ/LİK
- PRESTON'S RULE[İng.] / RÈGLE DE PRESTON[Fr.] / PRESTON-REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= PRESTON KURALI
- PRÉVOST'S THEORY OF EXCHANGES[İng.] ile/değil/yerine/= PRÉVOST DEĞİŞ-TOKUŞ KURAMI
- PRÉVOSTS THEORIE DES THERMISCHEN GLEICHGEWICHTS[Alm.] ile/değil/yerine/= PRÉVOST ISIL DENGE KURAMI
- PRIMARY SEX RATIO[İng.] değil/yerine/= BİRİNCİL CİNSİYET ORANI
( Nüfus içinde erkeklerin kadınlara oranıdır. Birincil cinsiyet oranı memelilerde genellikle yüzde 1 den fazladır. İnsanlarda 100 kadın için 110-160 arası erkek olduğu tahmin edilmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- PRİMAT[İng. PRIMATE] ile/||/<> ESNEKLİK[İng. FLEXIBILITY] ile/||/<> PARAFİLETİK GRUP[İng. PARAPHYLETIC GROUP] ile/||/<> PROSİMİYEN[İng. PROSIMIAN]
( Temel olarak içinde maymunlar (simiyenler) ve ön maymunlar (prosimiyenler) gibi öteryen memelileri barındıran, ilk olarak 85-55 milyon yıl önce küçük kemirgen hayvan türlerinden ayrılarak evrimleşmiş olan taksonomik bir takımdır. Takım içindeki hayvanlar iri beyinleri, üstün görsel becerileri, renkli görüş kabiliyetleri, omuz esneklikleri ve karmaşık hareketleri yapabilen elleriyle bilinirler. Örneğin insan (Homo sapiens), primatlar takımından bir memeli hayvan türüdür. @@ Cisimlerin, şekil ve büyüklüklerinin, uygulanan kuvvet ile değişebilme ve uyum sağlayabilme, sonrasında tekrar eski haline dönebilme özelliğine esneklik denir. @@ Evrimsel bir soy ağacının ortak atasını ve o atanın soyundan gelen türlerin çoğunu içeren, ancak bir ya da daha fazla alt öbeği herhangi bir nedenle ayrı tutan filogenetik gruplara verilen addır. Böylesi bir tür grubunun, öbeğin dışında bırakılan türlere göre parafiletik olduğu söylenir. Örneğin primatlar altında loris ve tarsiyerleri dışlayan Prosimii parafiletik bir gruptur ve görselde mavi ile gösterilmiştir. @@ Önmaymunlar. Primatlar takımının Lemurları, Lorisleri ve Tersiyerleri içeren alttakımıdır. Tersiyerler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- PRIMARY ADSORPTION LAYER[İng.] ile/değil/yerine/= PRİMER ADSORPSİYON TABAKASI
- PRIMOSOME[İng.] değil/yerine/= PRİMOZOM
( DNA replikasyonu sırasında RNA primerinin sentezlenmesinden sorumlu protein topluluğudur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- PRİZ[Fr. < PRISE] ile/ve/||/<>/< FİŞ[Fr. < FICHE]
( Elektrik akımı almak için fişin sokulduğu yuva. İLE/VE/||/<>/< Prizden akım almaya yarayan araç. | Bir yapıtın hazırlanmasında kolaylık sağlamak ya da bir işe kılavuzluk etmek için yazılıp sınıflandırılan küçük kâğıt yapraklardan her biri. | Bir işi yaptırmak ya da gereken kaydın alındığını belirtmek için bir koçandan koparılmış kâğıtlardan her biri, makbuz. )
(


)
- MENSÛR[Osm.] / PRISM[İng.] / PRISME[Fr.] / PRISMA[Alm.] ile/değil/yerine/= PRİZMA
- PROGRAM[İng. PROGRAM | Fr. PROGRAMME ] değil/yerine/= KOMUTLAM
- PRO-INFLAMMATORY[İng.] değil/yerine/= PRO-İNFLAMATUAR
- PROMETHEUS'UN ATEŞİ(N) ÇAL(IN)MASI ile/ve/||/<> PANDORA'NIN KUTUSU
- PROMETHIUM CELL[İng.] / CELLULE DE PROMETHIUM[Fr.] ile/değil/yerine/= PROMETYUM PİLİ
- PROMETHIUM[İng.] / PROMÉTHIUM[Fr.] / PROMETHIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= PROMETYUM
- PROPANE[İng.] / PROPANE[Fr.] / PROPAN[Alm.] ile/değil/yerine/= PROPAN
- PROPER FUNCTIONALISM[İng.] değil/yerine/= UYGUN İŞLEVSELCİLİK
( Gettier sonrasında gerekçelendirme koşuluna odaklanan çağdaş epistemolojideki kuramlardan biri olan uygun işlevselcilik, gerekçelendirmenin neliğine yönelik bir araştırma olarak kaşımıza çıkmaktadır. Uygun işlevselciliğe göre bir inancın güvence altına alınmış olmasını sağlayan üç koşul vardır: bilişsel yetilerin uygun bir çevrede uygun bir biçimde çalışması, öznenin doğru inanç oluşturmayı amaçlaması ve bu koşullar altında oluşturulan inançların yüksek güvenilirliğinin olması. Temel olarak uygun işlevselcilik kuramı, öznenin bilişsel yetilerine dayanır ve epistemik güvenceyi bu doğrultuda açıklar. Söz konusu kuramın önemli temsilcilerinden biri olan Alvin Plantinga; ‘Olumlu Epistemik Statüler ve Uygun İşlevselcilik’, ‘Güvence ve Uygun İşlevselcilik’, ‘Güvence: Güncel Tartışmalar’ gibi kitaplarında kuramı ayrıntılarıyla açıklamıştır. Uygun işlevselcilik, bilginin dördüncü koşulunu ‘uygun işlev’ olarak belirler ve bir inancın teminat altına alınmasını, epistemik öznenin bilişsel yetilerinin uygun bir biçimde çalışıyor olması anlamına geldiğini ileri sürer. Yani öznenin, bir önermeye dair inancından yola çıkarak bilgi oluşturma sürecinin epistemik niteliğe sahip olabilmesi için, bilişsel yetilerin işlevini uygun bir biçimde yerine getirmesi gerekmektedir. Bu bağlamda uygun işlev kavramı, hem içsel hem de dışsal koşullara işaret etmektedir. Kısaca uygun işlevselcilik kuramının, doğru inancın bilgiye dönüştürülmesi için odaklandığı temel kavram olan güvencenin, onun üç niteliğinin işleyişiyle mümkün olduğunu ve bu bakımdan bilgiyi ‘güvence altına alınmış doğru inanç’ ya da ‘olumlu epistemik statü gösterilmiş doğru inanç’ olarak tanımladığını söyleyebiliriz.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- PROSTATE GLAND[İng.] değil/yerine/= PROSTAT BEZİ
( Mesane tabanında olmak üzere üretrayı (sidik borusunu) kuşatan ve meni salgılayan erkek üreme bezidir. Bu meni, erbezlerinde yapılan spermleri penise taşır. Yaşlılıkta prostatın iyi huylu olarak büyümesi, sık görülen bir durumdur ve mesanede idrar birikmesine neden olabilir. Yaşlılarda prostat kanseri de sık görülür. Her iki biçimde de hastaya cerrahi girişim yararlı olur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- PROTEİN SAAT HİPOTEZİ[İng. PROTEIN CLOCK HYPOTHESIS] ile/||/<> MOLEKÜLER SAAT HİPOTEZİ[İng. MOLECULAR CLOCK HYPOTHESIS]
( Moleküler saat hipotezinin diğer adıdır. Belirli bir protein ailesi (ribozomal, sitokromal vb.) içinde sabit oranda amino asit meydana getirilir ve iki tür arasındaki ayrışma derecesi akrabalık derecelerini test etmek için kullanılan bir moleküler evrim analizi yöntemidir. Proteinleri oluşturan aminoasitlerin genler üzerindeki kodlarında meydana gelen mutasyonların, göreceli olarak sabit bir hızda meydana gelmesine dayanır. Dolayısıyla, aynı protein dizisindeki genetik farklılıklara bakarak, bir türün diğerinden ne zaman ayrıldığı, sabit zaman aralıklarında meydana gelen mutasyonlardan anlaşılabilir. @@ Belirli bir protein ailesi (ribozomal, sitokromal vb.) içinde sabit oranda amino asit meydana getirilir ve iki tür arasındaki ayrışma derecesi akrabalık derecelerini test etmek için kullanılan bir moleküler evrim analizi yöntemi. Evrim saati ya da gen saati olarak da adlandırılır. Proteinleri oluşturan aminoasitlerin genler üzerindeki kodlarında meydana gelen mutasyonların, göreceli olarak sabit bir hızda meydana gelmesine dayanır. Dolayısıyla, aynı protein dizisindeki genetik farklılıklara bakarak, bir türün diğerinden ne zaman ayrıldığı, sabit zaman aralıklarında meydana gelen mutasyonlardan anlaşılabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- PROTEİN SENTEZİ[İng. PROTEIN SYNTHESIS] ile/||/<> EKSPRESYON[İng. EXPRESSION] ile/||/<> GEN OKUNUMU[İng. GENE EXPRESSION] ile/||/<> GTP (GUANOZİN 5' TRİFOSFAT)[İng. GTP (GUANOSINE 5-TRIPHOSPHATE)] ile/||/<> İNTERFAZ[İng. INTERPHASE] ile/||/<> TRANSLASYON[İng. TRANSLATION] ile/||/<> 5' UTR[İng. 5' UNTRANSLATED REGION (5' UTR)]
( Canlıların protein yapımı için kullandığı mekanizmanın genel adıdır. Herhangi bir canlı organizmada bulunan tüm proteinler sürekli bir yıkılma ve yeniden yapılma durumundadır. Sentezlenme sırasında, genetik materyalden okunarak üretilen aminoasitler, peptit bağları sayesinde proteinleri oluştururlar. @@ Genetik bir yapıdan kaynaklanan yapı ya da aktivitedir. Bir genin, uygun şartların olması halinde ya da zamanın gelmesi durumunda okunarak içeriğindeki bilginin aminoasit ve protein sentezinde kullanılmasıdır. Gen ifadesi olarak da bilinir. @@ Protein yapımında, RNA dizisini aminoasit zincirine dönüştürme işlemi.Translasyon metionin (AUG) içeren kodon ile başlar. Protein sentezini sonlandırmada mRNA üzerinde 3 kodon etkili olur ve bunlara terminasyon kodonları (stop kodon) adı verilir (UAG: amber; UAA: ochre ve UGA: opal). @@ Guanozin trifosfat olarak bilinir. Protein sentezinde rol alan RNA sentezinin öncüsü bir nükleotitdir. GTP @@ Hücrenin normal hayat döngüsünü gerçekleştirdiği evre. Hücre döngüsünün %90'ını oluşturur. G1, S ve G2 olmak üzere üç evreden oluşur. G1 evresinde ATP ve protein sentezi yapılır, organel sayısı artar. S evresinde DNA kendini eşler. Son evre olan G2 evresinde ise bölünme için son hazırlıklar yapılır. @@ Protein yapımında, RNA dizisini aminoasit zincirine dönüştürme işlemi.Translasyon metionin (AUG) içeren kodon ile başlar. Protein sentezini sonlandırmada mRNA üzerinde 3 kodon etkili olur ve bunlara terminasyon kodonları (stop kodon) adı verilir. @@ Transkripsiyon başlatma bölgesi ile translasyon başlangıcı arasındaki mRNA'da saklanan ancak translasyon olmayan bölge. Ribozomal bağlanma bölgesini (lider dizisi) ve sinyal sırasını içerir. Ekzon 1'in başlangıcıdır. Çoğu mRNA'nın 5 'UTR'leri, protein sentezinin başlatılmasında rol oynayan bir konsensüs dizisi; 5'-CCAGCCAUG-3 içerir. Translasyona uğramamış olmasına karşın, bu bölge mRNA sekonder yapısını ve sabitliğini, translasyon başlangıcının istikarını ya da sekansa spesifik mRNA-bağlayıcı proteinlerin bağlanmasını etkileyebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- PROTEİN YAPISI[İng. PROTEIN STRUCTURE] ile/||/<> PROTEKTİF[İng. PROTECTIVE] ile/||/<> PROTEOM[İng. PROTEOME] ile/||/<> PROTOKTİSTA[İng. PROTOCTISTA]
( Yapı sözcüğü protein için kullanıldığında, küçük moleküller için olduğundan çok daha karmaşık bir anlam taşıyor. Proteinler makromoleküllerdir ve dört farklı yapı seviyesine sahiptir - birincil, ikincil, üçüncül ve kuaterner. @@ Tıpta belirli koşullara karşı koruma sağlamak için kullanılan önlem ve maddeleri tanımlamak için kullanılan terim. Birkaç örnek aşağıdaki gibidir: @@ Bir gözenin, dokunun ya da organizmanın genomu tarafından sentezlenen proteinlerin tamamına verilen isimdir. @@ 1860'lı yıllarda, günümüzde Protista olarak bilinen alem için John Hogg tarafından önerilen ilk isimdir. Hogg, sadece bitki ya da hayvanlara benzeyen tekgözeli canlıları öbeğe dahil etmiştir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- PROTEİN ile/||/<> ADAPTİF BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ[İng. ADAPTIVE IMMUNE SYSTEM] ile/||/<> ADAPTÖR PROTEİN[İng. ADAPTOR PROTEIN] ile/||/<> AKTİN[İng. ACTIN] ile/||/<> AKUAPORİN[İng. AQUAPORIN] ile/||/<> MİKROTÜBÜL[İng. MICROTUBULE] ile/||/<> TAŞIYICI PROTEİNLER[İng. CARRIER PROTEINS]
( Bir ya da birden fazla aminoasit zincirinden oluşan kompleks organik moleküller. Proteinler, başka moleküllere bağlanma yetenekleri sayesinde çok sayıda değişik görev üstlenebilir. Proteinler; enzim, hormon, antikor, yapısal elementler ya da gaz taşıyan moleküller olabilirler. @@ Omurgalılarda patojenlere karşı oldukça spesifik ve uzun süreli savunma sağlayan lenfosit sistemidir. İki ana lenfosit sınıfından oluşur: Patojene ya da patojen kaynaklı moleküllere spesifik olarak bağlanan antikorları salgılayan B lenfositleri (B gözeleri) ve patojen tarafından enfekte edilmiş gözeleri doğrudan öldürebilen ya da patojeni ortadan kaldırabilecek diğer gözeleri uyaran sinyal proteinleri (bunlar göze yüzeyi proteinleri ya da göze dışına salgılanan proteinler olabilir) üreten T lenfositleri (T gözeleri). @@ Temel görevi, iki ya da daha fazla sayıda proteini bir göze içi sinyal yolağında ya da protein kompleksinde birbirine bağlamak olan proteinlerin genel adı. @@ Miyozinin yardımı ile kasın kasılma ya da gevşeme işlemini yerine getiren bir tür proteindir. @@ Hücre zarında bulunan, suyun göze içi ve dışı geçişini hızlandıran taşıyıcı proteinlerdir. @@ Ökaryot gözelerde, göze iskeletinin yapısına katılan, kamçılı ve sillilerde ise sillerin yapısına katılan içi boş protein yapılı tüpçükler. Hücre iskeletinin ana bileşenlerinde birisi olan mikrotübüller yaklaşık 25 nanometre yarıçapındadır. Aktin filamentleri gibi mikrotübüller de göze içinde sürekli bir araya gelip parçalanan dinamik yapılardır. Hem göze şeklini belirlemede hem de göze hareketlerinin bazı biçimleri, organellerin göze içi taşınması ve mitoz sırasında kromozomların ayrılması dahil olmak üzere çeşitli göze hareketlerinde işlev görürler. @@ Çözünen bir kimyasalın konsantrasyon farkına zıt yönde taşıyan, göze zarında bulunan proteinler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- PROTEİN ile ALBÜMİN[Fr. < ALBUMINE]
( Canlı gözelerin ana nesnesini oluşturan, genellikle sülfür, oksijen ve karbon öğeleri bulunan amino asit birleşiminden oluşmuş, karmaşık yapılı doğal nesne. İLE Bitkilerin, hayvanların doku ve sıvılarında bulunan, birleşimi karbon, oksijen, azot, hidrojen ve kükürt olan, suda eriyen, beyaza yakın renkte, yapışkan özellikte bir protein. )
( ALBÜMİNİMETRİ: Fizyolojik bir sıvıdaki albümin oranını ölçme.
ALBÜMİNİMETRE: Fizyolojik bir sıvıdaki albümin oranını bulmaya yarayan araç. )
- PROTEINS[İng.] / PROTÉINES[Fr.] / PROTEINE[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTEİNLER
- PROTIUM[İng.] / PROTIUM[Fr.] / PROTIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTİYUM
- PROTON ACCELERATOR[İng.] / ACCÉLÉRATEUR DU PROTON[Fr.] / PROTONENBESCHLEUNIGER[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTON HIZLANDIRICISI
- PROTON MAGNETOMETER[İng.] / MAGNÉTOMÈTRE À PROTONS[Fr.] / PROTONENMAGNETOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTON MANYETOMETRESİ
- PROTON MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE À PROTONS[Fr.] / PROTONENMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTON MİKROSKOBU
- PROTON MOMENT[İng.] / MOMENT DU PROTON[Fr.] / PROTONENMOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTON MOMENTİ
- PROTON RESONANCE[İng.] / RÉSONANCE PROTONIQUE[Fr.] / PROTONENRESONANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTON REZONANSI
- PROTON SCATTERING MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE À DIFFUSION DE PROTONS[Fr.] / PROTONENSTREUMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTON SAÇILMA MİKROSKOBU
- PROTON SYNCHROTRON[İng.] / SYNCHROTRON À PROTONS[Fr.] / PROTONENSYNCHROTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTON SENKROTRONU
- PROTOPLASTIC SOLVENT[İng.] ile/değil/yerine/= PROTOPLASTİK ÇÖZÜCÜ
- PROTOTİP[Fr. < PROTOTYPE] değil/yerine/= İLK ÖRNEK, MODEL
- PROTOZOA ile/||/<> YALANCI AYAK (PSÖDOPOD)[İng. PSEUDOPOD]
( Protozoa kelimesi, ilk hayvanlar anlamına gelir. Genellikle bir gözeli, ökaryot ve parazit canlıları içeren bir Protista alt alemidir. Öglena. @@ Akyuvarlar ile amipler gibi bazı birgözelilerin, özellikle protozoanın kök-ayaklılar sınıfındaki birgözelilerin hareketini sağlayan sitoplazma çıkıntılarıdır. Hücre içi basıncı nedeni ile esnek göze zarında bir yöne doğru bir çıkıntı oluşur. Hücrenin protoplazması bu çıkıntıya doğru akar; orada toplanır. Sonra buna benzer bir çıkıntı başka bir yöne doğru gelişir; protoplazma bu kez o yöne doğru sürüklenerek akar; ardından göze toparlanır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- PROX- ile/||/<> PROXIMO- ile/||/<> JUXTA-
( Yakınında, bitişikte. İLE/||/<> Proksimal, en yakın. İLE/||/<> Yakın. )
- PROXIMATE CAUSATION[İng.] değil/yerine/= YAKLAŞIK NEDENLEME
( Özelliklerin fizyolojik ve moleküler olarak nasıl çalıştığının açıklanması işidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- PROZOPAGNOZİ/PROSOPAGNOSIA değil/yerine/= YÜZ TANIMAZLIĞI / YÜZLERİ TANIYAMAMA
- PSİKİYATRİ[İng. PSYCHIATRY] ile/||/<> DSM-5 ile/||/<> EKOLALİ[İng. ECHOLALIA]
( Zihinsel, duygusal ve davranışsal bozuklukların; tanı, tedavi ve yönetilmesi ile ilgilenen tıp dalı. @@ Mental Bozuklukların Teşhisi ve İstatistik El Kitabı'dır. 200'den fazla uzmanın katkılarıyla hazırlanmış olup bilimsel literatüre dayalı en güncel zihinsel hastalık tanı ölçütüdür. Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) tarafından yayınlanmaktadır. @@ Başka bir kişinin söylediği sözlerin anlamsız bir biçimde tekrar edilmesidir. Psikiyatrik bir bozukluğa işaret eder. Ekolali davranışı sergileyen bireyler kendi düşüncelerini ifade etmekte zorlandıkları için etkili bir biçimde iletişim kuramayabilirler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- PSİKOPAT ile PSİKOPATİ
- PSYCHROMETER[İng.] / PSYCHROMÈTRE[Fr.] / PSYCHROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= PSİKROMETRE
- PSEUDO AROMATICS[İng.] ile/değil/yerine/= PSÖDO AROMATİKLER
- PSYCH-/PSYCHO- ile/||/<> PSYCHRO- ile/||/<> CRY-/CRY-MO-/CRYO- ile/||/<> -THYMİA/THYMO- ile/||/<> -MANİA ile/||/<> PHREN-/-PHRENİA/PHRENO- ile/||/<> EROT-
( Zihin, zekâ ile ilgili, zihinsel olaylarla ilgili, psikolojik yöntemlerle ilgili, psikolojik. İLE/||/<> Soğuk. İLE/||/<> Soğuk, donma. İLE/||/<> Psişe, psişik durumla ilgili, timusla ilgili. İLE/||/<> Delilik, manik durum. İLE/||/<> Mental bozuklukla ilgili, diyaframla ilgili. İLE/||/<> Aşk. )
- PULCU/LUK ile PULCUK
- PULFRICH REFRACTOMETER[İng.] / RÉFRACTOMÈTRE DE PULFRICH[Fr.] / PULFRICHSCHES REFRAKTOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= PULFRİCH KIRILMAÖLÇERİ
- PULLU ile PULLUK ile PULLUKÇU/LUK ile PULLU SAZAN
- PULSE POLAROGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= PULS POLAROGRAFİSİ
- PULSATIL/PULSATILE[İng.] değil/yerine/= VURUMLU
- PULSU ile PULSUZ
- PUNT[İt. < PUNTO] ile/ve/||/<>/> PUNDUNA GETİRMEK
( Bir işi yapmak için fırsat gözetleyip en uygun zamânı bulmak.
PUNTO: Yazaçların/harflerin boyunu gösteren ölçü birimi. | Ayakkabıda topuk yükseklik ölçüsü. )
- PUNT ile PUNTO ile PUNTOLU
- PUPİLLA ile/||/<> ANİZOKORİ[İng. ANISOCORIA] ile/||/<> DİLATE ile/||/<> İZOKORİ[İng. ISOCORIA] ile/||/<> MİDRİYAZİS[İng. MYDRIASIS]
( Gözdeki iris tabakasının ortasında bulunan, ışığın göze girmesini sağlayan dairesel açıklık. Türkçe'de "göz bebeği" olarak bilinir. Işığın miktarına bağlı olarak genişler ya da daralır; bu süreç, göze giren ışık miktarını kontrol eder ve görme kalitesini optimize eder. @@ İki göz bebeğinin (pupilla) çaplarının birbirinden farklı olması durumu. Normalde her iki göz bebeği de aynı boyutta olmalıdır, ancak anizokori, bir göz bebeğinin diğerinden belirgin biçimde büyük ya da küçük olması durumunda ortaya çıkar. @@ Tıbbi ve biyolojik bağlamda genişlemek, açılmak. Özellikle pupilla (göz bebeği) gibi vücut yapılarının genişlemesini ifade etmek için kullanılır. Örneğin, düşük ışık koşullarında göz bebeğinin genişlemesine "pupillanın dilate olması" denir. Bu terim, vücuttaki diğer kanalların ya da damarların genişlemesi için de kullanılabilir. @@ İki göz bebeğinin (pupilla) boyutlarının eşit olması durumu. Sağlıklı bireylerde her iki göz bebeği de aynı büyüklükte olur. @@ Gözbebeğinin yani pupillanın genişlemesi (dilatasyon) anlamına gelmektedir. Bunun tam tersi ise miyozis, yani pupil daralmasıdır. Gözbebeği (pupilla), anatomik olarak ışığın merceğe ulaşmadan önce içinden geçtiği iris içindeki açıklıktır. Boyutu parlak ışıkta hızla daralırken loş ışıkta genişleyen iris kasları tarafından belirlenir. Pupilla tipik olarak her iki gözde de aynı boyuttadır. Fizyolojik süreçler dışında atropin gibi göz damlaları ya da beyinsapı hasarına neden olan travmalar midriyazise neden olabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- PÜR ile PÜRE