BİLİM [SCIENCE]

- ÇIKARSAMA ile/ve/<> USLAMLAMA

- ÇIKARSIZ ve/||/<> RİYÂSIZ

- ÇIKMAZ ile KISIR DÖNGÜ

- ÇIKTI ile/ve/||/<> SONUÇ

- ÇİLEDEN ÇIKMAK ile/ve/||/<> ÇIĞIRDAN ÇIKMAK

- ÇİLEYİ (SEÇMEYİN!) ile/ve/değil/||/<>/< ÇİLEĞİ (SEÇMEYİN!)

- ÇILGIN/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< APTAL/LIK

- CIMBIZ ile/değil/yerine BÜYÜTEÇ

- CIMON ve/||/<> PERO

( )
( Barok tarzının önde gelen adlarından Paul Rubens'in, 1635'te yaptığı bu tablo, Rusya'nın St. Petersburg kentinde bulunan Hermitage Müzesi'nde sergileniyor.

Elleri bağlanmış yaşlı adam Cimon, dönemin iktidarı tarafından itirafa zorlanmak için açlığa mahkum edilmiş. Yeni doğum yapan kızı Pero, büyük zorluklarla gardiyanlara rüşvet vererek babasını ziyaret eder ve kendi sütüyle babasını açlıktan ve ölümden korumak için emzirir.

Kızın yüzündeki kaygı, kapıya baktığı açıkça görülen duruşu, babasının omzunu şefkatle kavrayışı, güçlü duruşu ve cesareti yansıtmış. Babanın, kızının memesini emerken yüzünde oluşan o çaresizliğini, ellerini koyuş biçimi ve gövde dili ile kabullenişini harika yansıtmış ressam.

Nasıl bakarsak o'yuz, o kadarız.
Ne okursak o'yuz, o kadarız.
Ne anlarsak o'yuz, o kadarız.
Ne yersek o'yuz, o kadarız.
Bakış açımız, bizi anlatır; baktığımız şey değil.

Sanatın gücü, işte budur. )

- CİNS ile/ve/||/<>/> NEV/TÜR ile/ve/||/<>/> FASL ile/ve/||/<>/> HASSA ile/ve/||/<>/> ARAZ


- ÇIPLAK/LIK ile/ve/değil/||/<> GÜÇSÜZ/LÜK

- ÇIPLAK/LIK(") ile/ve/değil/||/<>/< (")ŞEFFAF/LIK(")

- CİSİM ile/ve/||/<>/> CİRİM ile/ve/||/<>/> CESED

( Yeryüzünde. İLE/VE/||/<>/> Gökte/uzayda. İLE/VE/||/<>/> Ölmüş olan. )

- ÇIRPINMA ile/ve/<> CANLANMA

- CİSİM ile/ve/değil DÜZGÜN KESİTLİ KATI CİSİMLER

- CİSİM[Ar.] ile/ve/||/<>/> MADDE[Ar.]

( Parçaların bir aradalığı. İLE/VE/||/<>/> Nesnenin görünürlüğü. )

- CİSİM ile/ve MEVCUD

- CİSİMLERİ SOYUTLAMA ile/ve/||/<> ANLAMLARI CESETLENDİRME

- CİSM-İ TABİÎ ile CİSM-İ TÂLÎMÎ ile CİSM-İ RİYÂZÎ

( Doğal nesne. İLE Matematiksel nesne. İLE ... )
( Tüm nesneler/cisimler, ya devim ya da dinginliktedir. )
( Nesneler/cisimler, birbirinden, tözde değil fakat devim ve dinginlikte ayrılır. )
( Nesnelerin/cisimlerin etkileşimleri, doğalarına bağlıdır. )

- ÇITA" ile/değil/||/<> EŞİK


- CIVA(Hg)["CİVA" değil!] ve/||/<> ANLAK/ZEKÂ

( Atom numarası 80, atom ağırlığı 200.6, donma noktası -38.9 °C olduğundan, oda sıcaklığında, sıvı olarak bulunan, kaynama sıcaklığı 356.6 °C, yoğunluğu 13.59 g/cm³ olan, kütle numarası 196-205 arasında izotopları bulunan, sıcaklıkölçer, basınçölçer, emme pompaları, cıva buharlı lambaların yapımında, aynaların sırlanmasında, altın ve gümüşün özümlenmesinde kullanılan, gümüş renginde bir öğe. )

- ÇİVİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< ÜTÜ

( Bozan/delen [olmak]. İLE/VE/||/<>/>< Düzelten [olmak]. )

- ÇİVİ ile/ve/değil/yerine/||/<> VİDA[İt. < VITE]

( İki şeyi birbirine tutturmak, bir nesneyi, bir yere sabitlemek için çakılan, ucu sivri, başlı, metal ya da ağaçtan yapılmış ufak çubuk. | Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Döndürülerek bir yere sokulan burmalı çivi. )
( image )

- CIVILITAS <> HUMANITAS <> VERITAS

- ÇİZGİ ile/ve/||/<> OMURGA

- ÇİZİNÇ/HARİTA[Ar.] ile/ve/||/<>/> YÖNDEÇ/PUSULA[İt.]

- ÇOCUĞA, "GELECEK HAZIRLAMAK" değil ÇOCUĞU, GELECEĞE HAZIRLAMAK

- ÇOCUĞU "ÖVÜNCE":
KİBİRLİ
ile HIRSLI ile ÇABALI ile BENCİL ile AHLÂKLI

( "Zekâ" ve "kişiliğini" "översek". İLE (")Başarısını(") "översek". İLE Çabasını översek. İLE "Tipini" "översek". İLE İyi davranışlarını översek. )

- ÇOCUĞUMUZ, BÜYÜR VE GELİŞİRKEN:
"BEKLEDİĞİMİZ"
ile/değil/yerine/>< GERÇEKTE OLAN

( )

- ÇOCUK DÜŞÜNCESİ ile/değil/yerine ŞİZOİD DÜŞÜNCE ile/değil/yerine BİRLİK DÜŞÜNCESİ


- ÇOCUK GELİŞİMİ KURAMLARINDA:
ABRAHAM MASLOW
ve/||/<> ERIK ERIKSON ve/||/<> JEAN PIAGET ve/||/<> LAWRENCE KOHLBERG ve/||/<> JOHN BOWLBY

( Gereksinimler sıradüzenine işaret etmiştir. VE/||/<> Bireylerin, sorunlarını çözme olanaklarının bulunduğuna işaret etmiştir. Gelişimin, sekiz aşaması olduğunu öne sürmüştür. Benlik güçlerinin, gelişimsel sorunların başarılı biçimde çözülmesiyle kazanıldığına işaret etmiştir. VE/||/<> Bilişsel gelişimin aşamalarını ortaya koymuş ve çocukların, belirli gelişimsel aşamalara özgü, beceri ve davranışlarının olduğunu, kavramlarla açıklamıştır. VE/||/<> Piaget'in önerdiği, bilişsel gelişim kavramları ile ahlâkî kavramların kazanımı arasındaki ilişkiyi araştırmıştır. VE/||/<> Çocuğun, duygusal ve davranışsal gelişimi ile ilgisi olduğu düşünülen, anneye bağlanmaya vurgu yapmış ve bağlanma kuramını ortaya atmıştır. )

- ÇOCUKLARA, DAHA İYİ BİR DÜNYA BIRAKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DÜNYAYA, DAHA İYİ ÇOCUKLAR BIRAKMAK

- ÇOCUKLARIN, KARANLIKTAN KORKMASI
ile/değil/ne yazık ki/>
"YETİŞKİNLERİN", AYDINLIKTAN KORKMASI

- ÇOĞALTMAK ile/ve ARTIRMAK

- ÇOĞAL(T)MAK ile/ve/||/<> YAYGINLAŞ(TIR)MAK

- ÇOĞALTMAK ile/ve/<>/> YAYMAK

- ÇOĞU ÖLÜM ve/=/||/<> ERKEN ÖLÜM

- ÇOĞUL / ÇOK/LU ile/ve/=/||/<> KAVRAM

( Nesne(ler)de. İLE/VE/=/||/<> Düşüncede/anlıkta. )

- ÇOĞUL ile/ve/değil BİRDEN FAZLA

- ÇOĞUL/LUK / ÇOK/LU ile/ve/değil/||/<> ÇEŞİT/Lİ/LİK


- ÇOĞUNLUK ile NİTELİKLİ ÇOĞUNLUK

- ÇOĞUNLUKLA) TÜM DÜNYADA/KÜLTÜRLERDE ile/ve İSLÂM'DA ile/ve HRİSTİYANLIK'TA ile/ve YAHUDİLİK'TE

- ÇOĞUNLUKLA ... ile DAHA ÇOK ...

- [ne yazık ki]
(ÇOK) BENCİL/LİK
değil/yerine/>< (ÇOK) BİLGİ(Lİ/LİK)

( Ne kadar bilgi, o kadar az bencillik; ne kadar az bilgi, o kadar çok bencillik. )

- ÇOK BİLGİLİ OLMAK ile/ve/||/<>/> ÇOK GÜZELLİK VE ACI GÖRMEK/YAŞAMAK

- ÇOK BİLMEK/BİLEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/>
ÇOK BİLMEK/BİLEN / ÇOK BİLGİSİ OLMAK/OLAN

( Hiç yanıltmaz. [Her bilinen, her zaman, zemin ve koşul için "yeterince" hatta tamamen bilinir, emin olunan/olunur "kabul edilir."] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Çok yanıltır. [Veriyle/bilgiyle uğraşmak, varolanlar ve varolabileceklerin tüm (olası) çeşitlilikleriyle uğraşmak demek olduğundan dolayı her ilerleyişte, çok sayıda, yeni bilinmez(lik)ler/veriler açığa çıkar. Dolayısıyla da bilinemeyecek sayıda (sonsuzlukta), bilmenin/verinin ve yeninin sınırı olmadığı kadar yanılmanın da sınırı olmaz/yoktur. Bu durum ve süreçten dolayı da yeni olanların karşısında, yanılma da kaçınılmazdır. Tabii bu süreç/yol da bir o kadar tetikleyicidir. Bilme isteğinin pek sonu olmadığından ve olmayacağından dolayı da yanılmaktan da kurtulma olanağı yoktur. Süreç ve sonuç itibariyle de iyi bir durum ve süreçtir.] )

- ÇOK DÜŞÜNME" ile/ve/değil/yerine İYİ/DOĞRU/YETERLİ/NİTELİKLİ DÜŞÜNME

( Çok düşün(ül)memeli, iyi/doğru/yeterli/nitelikli düşün(ül)meli! )

- ÇOK GÖRMEK/GÖRDÜĞÜMÜZ ile/değil/yerine HAK GÖRMEK/GÖRDÜĞÜMÜZ

( "Kendimize" hak gördüğümüzü, başkasına "çok" görmeyelim! )

- ÇOK İKEN ve/||/<> AZ İKEN

( Çok tüketme/yelim! VE/||/<> Çok çalış/alım! Dilenme/yelim! )

- ÇOK KATLI PAZARLAMANIN YAPISI VE İŞLEYİŞİ ile PİRAMİT ŞEMA ORGANİZASYONLARININ YAPISI VE ÖZELLİKLERİ


- ÇOK KULLANIM ile/ve/değil/||/<> KÖTÜ KULLANIM

- ÇOK ŞEY BİLMEK ile/ve/değil/yerine ÇOK ÖNEMLİ(ÖNCELİKLİ) ŞEYLERİ BİLMEK

- ÇOK ŞEYDEN HABERDAR OLMAK ile/ve/değil/yerine BİRBİRİMİZİ DİNLEMEK

- ÇOK SÖZ ile/yerine TOK SÖZ

( Sözü çoğaltan, perdeyi kalınlaştırır. )

- ÇOK VERİ/BAŞLIK/AYRINTI:
OLMAYANLAR
ile OLANLAR

- ÇOK YAŞAMAK ile/ve/değil/yerine İYİ/NİTELİKLİ YAŞAMAK

( Nicelikli. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Nitelikli. )
( Yaşlanılan gün/saat/dakika/ÂN. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Yaşanılan gün/saat/dakika/ÂN. )

- ÇOK YORULMAK ile/ve/değil/||/<>/< ÇABUK YORULMAK

- [ne yazık ki]
ÇOK
ile/değil/>< AZ

( Sözcük. İLE/VE/DEĞİL/||/>< Anlam.
"Yargı". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Adâlet.
Geveze. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Konuşan.
Sevişen. İLE/VE/DEĞİL/||/>< Seven.
Yürüyen. İLE/VE/DEĞİL/||/>< İlerleyen. )
( "Yetmez." İLE/DEĞİL/>< Yeter. )

- ÇOK" ile/ve/ne yazık ki/<>/> "HEP"

( Birden, "çok"; ikiden, "hep" çıkmaz/çıkarılmaz!["genellemeden, indirgemeden ve özdeşleştirmeden" || "köktenci, toptancı ve sonuç odaklı" olmadan düşünmeyi/konuşmayı yeğleyerek!] )

- ÇOK ile/>< YOK


- [ne yazık ki]
"ÇOK BİLMİŞLİK"
ile/ve/||/<> "GARANTİCİLİK"

( [ne yazık ki] Bir kişi, ne kadar bilmiyorsa, o kadar "bilir". İLE/VE/||/<> Ne kadar "korkuyor" ve "öfkeliyse", o kadar "garanticidir". )

- [ne yazık ki]
"ÇOK FAZLA BİLMEK"
=/< YETERİNCE VE YETKİN BİLMEMEK

- ... ÇOK GELİŞİYOR ile ... HIZLI GELİŞİYOR

- ÇÖKME ile GÖÇME ile GÖÇÜK

- ÇÖKMEK ile/ve/||/<> ÇÖREKLENMEK

- ÇÖKÜŞ ile/değil/yerine/>< ÇIKIŞ

- COLOMB ile COULOMB

- CONSERVATION ile/değil/yerine CONVERSATION

( Korumacılık. İLE/DEĞİL/YERİNE Konuşmak. )

- CONSOLIDATION vs. INTEGRITY

( BÜTÜNLEŞME ile BÜTÜNLÜK )

- CONTEST vs. CONTEST

( Yarışma. İLE Tartışma, iddia/laşma, çekişme. )

- COPERNIC ile/ve/değil İBN ŞÂTIR

- ÇORAP:
SICAK TUTAR
ile/ve/||/<>/< SOĞUKTAN KORUR

- ÇORBA ile/değil/yerine TORBA

- COŞKU ile/ve/değil/||/<>/< DÜŞ

- COŞMAK ile/ve/<> KOŞMAK

- COSMOS ile/ve TOPOS

( Küreyi/küreleri kapsayan. İLE/VE Kürenin içindekileri kapsayan. )

- COUGALAPATHY

( Kanın pıhtılaşamaması durumu/sorunu. )

- ÇÖZME GÜCÜ = AYIRMA GÜCÜ

- ÇÖZMEK ile/değil GİDERMEK

- ÇÖZMEK ile/ve/değil/yerine SÜZMEK


- ÇÖZÜM:
AKLI ÖRTMEMEK
ve/||/<> VİCDANINI KARARTMAMAK ve/||/<> ATÂLETE/MİSKİNLİĞE DÜŞ(ÜR)MEMEK

- ÇÖZÜM:
ÇÖZMEK"
değil/yerine/||/<>/< ÇÖZÜMLEMEK

- ÇÖZÜM ile/ve/||/<>/< ANLAMAK

- ÇÖZÜM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ARA ÇÖZÜM

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Yukarı çekersek, ayak açıkta kalır. Aşağı çekersek, omuz.
Neşeli kişiler, çözüm üreterek[dizlerini karnına çekerek] rahat uyur. )

- ÇÖZÜM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇÖZÜMLEME

( Çözümleme/sorgulama(analiz), her durum/konu/ayrıntı için söz konusuyken; ("kökten/toptan") "çözüm", her durum için olanaklı değildir.

Sorumluluğumuz ve önceliğimiz de çözmek değil çözümlemektir.

Çözümleme varsa çözüm ya da ara çözüm de yakınında bir yerde bulunacaktır. )

- ÇÖZÜM ile/ve/||/<> DÜZENLEME

- ÇÖZÜM ile YÖNEYLEM

( ... İLE Karmaşık sorunların çözümünde ve incelenmesinde, bilimsel ve özellikle matematiksel yöntemlerin uygulanışı. )

- ÇÖZÜM:
"BİZDE"
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİREYDE

- ÇÖZÜMLEME ile/ve/||/<> AÇIKLAMA

- ÇÖZÜMLEME = TAHLİL[Ar.] = ANALYSIS[İng.] = ANALYSE[Fr.] = ANALYSE[Alm.] = ANALYSIS < ANALYEIN[Yun.] = ANALIZAR[İsp.]


- ÇÖZÜMLER ÜZERİNE KONUŞMAK ve/||/<>/> ÇÖZÜM ÜRETİR

- ÇÖZÜMSEL ile/ve/değil/||/<> ÇÖZÜMLEYİCİ

- ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI DEĞİLSEK, SORUNUN BİR PARÇASIYIZDIR ile/ve/||/<> YAŞAMAKLA MEŞGUL OLMAZSAK, ÖLMEKLE MEŞGUL OLURUZ

- CÜCE/LİK ile/>< YÜCE/LİK

- ÇÜN ile PES

- ÇÜNKÜ-NİYE/NEDEN? yerine NİYE/NEDEN? ÇÜNKÜ ...

- ÇÜNKÜ < İÇİN Kİ

- CÜRÜM ile/değil CİRİM(ECRÂM)

( Suç. İLE/DEĞİL Kütle/oylum[hacim]. )

- ÇUVGA ile ÇUVGA[KIFÇAK VE OĞUZ]
[<

( Gideceği yere çabuk ulaşmak isteyen habercinin yol boyunca değiştirdiği, aktarma yaptığı atlar. İLE Keşif yapan kişi, kılavuz. )

- ...DA HİÇ" ... (BULUNMAMALI) ile/değil/yerine/>< ...DA OLABİLDİĞİNCE ... BULUNMAMALI

( Matematik yoktur. @@ Vardır. )
( Yaşamsal değil. @@ Yaşamsal. )
( Dirimsiz. @@ Dirimli. )

- AMELİYAT:
DA VINCI İLE
ile/değil/yerine OLAĞAN

- DAG[Argu] ile/ve/||/<>/> TEGUL[Oğuz]
[<

- DAĞ ile/ve/||/<> KAR

( Dağına göre kar. )

- DAĞILMA ÖZELLİĞİ ile/ve BİRLEŞME ÖZELLİĞİ

- DAĞILMAK değil/yerine/>< DALMAK

- DAĞLAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< FARKLAR

- DAHA "AKILLI" OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DAHA DİSİPLİNLİ OLMAK

- DAHA AZ DÜŞÜN! ile/ve/<> DAHA ÇOK DÜŞÜN!

( [Düşündüğün...] Kendini, kötü hissettiriyorsa/hissett(ir)diğinde. İLE/VE/<> Kendini, iyi hissettiriyorsa/hissett(ir)diğinde. )

- DAHA ÇOK OLANI ARAMAK değil/yerine DAHA AZ OLANIN TADINI ÇIKARMAK

- DAHA İYİ DUYMAK/DİNLEMEK ile/ve/||/<>/> BAĞ KURMAK


- DAHA İYİ OLAN ile/ve/||/<> DAHA İYİ HİSSETTİREN

- DAHA/EN) KORKUNÇ/VAHİM OLAN:
SOKAKTAKİ KARGAŞA
ile/değil DİLDEKİ KARMAŞA

( Yaşamdaki en korkunç "durum" ya da deneyim, birini çok sevmektir.
[Sevgi kadar değerli bir duygunun nesi, nasıl korkunç olabilir? O sevgimizin yoğunluğunun o kişiyi kendimizden kaçırma olasılığının artırması ve ölümünün duyulmasından dolayı her an için geçerli ve etkisi yüksek olan çok korkutucu bir durumdur.] )

- DAHA SONRA AKLIMA GELMEZ değil DAHA SONRA AKLIMA GELMEZSE/GELMEYEBİLİR

- DAHA) ("ÜST") GÜCE[OLANAKLARA/KİŞİLERE] TAPARLIK ile/ve/değil/yerine/||/<> ÖYKÜNME

( Düşük bilgi/bilinç seviyesindeki ya da çıkarcı kişilerin(zihinlerin), iyiliğ(in)e yönelimde, güdülenmesini ve kötülüğ(ün)e başvurmada da kendini tutmasını sağlatan en etkili/etkin iki durum/tutum. )

- DAHA ... ile/ve (fakat)/ne yazık ki/||/<>/>< DAHA ...

( "Daha yüksek binalarımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (bazı/çoğu) Kişinin, daha kısa sabrı var.
"Daha geniş otoyollarımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (bazı/çoğu) Kişinin, daha dar bakış açısı var.
"Daha büyük evlerimiz var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (bazı/çoğu) Kişinin, daha küçük ailesi var.
"Daha çok ev gereçlerimiz var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişinin, daha az zamanı var.
"Daha çok eğitimimiz var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişinin, daha az sağduyusu var.
"Daha fazla bilgimiz var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişinin, daha az bilgeliği var.
"Daha çok uzmanımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişinin, daha çok sorunu var.
"Daha çok ilacımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişinin, daha az sağlığı var.
"Daha çok mal varlığımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişinin, daha az değerleri var.
"Daha rahat geçinmeyi öğrendik." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, yaşam kurmayı öğrenemedi.
"(bazı) Kişiler, daha büyük işler yaptı." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha iyi işler yapamadı.
"(çoğu) Kişi, daha çok harcıyor." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha az şeye sahip.
"(çoğu) Kişi, daha fazla satın alıyor." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha az hoşnut kalıyor.
"(çoğu) Kişinin, daha fazla söylüyor." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha az konuşuyor.
(çoğu) Kişi, daha çok nefret ediyor. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (bazı/çoğu) Kişi, daha az seviyor.
(çoğu) Kişi, daha az gülüyor. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha çok somurtuyor.
(çoğu) Kişi, daha çok sigara, alkol, şeker tüketiyor. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha savurganca para harcıyor.
(çoğu) Kişi, daha hızlı araba kullanıyor. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha çabuk kızıyor.
(çoğu) Kişi, daha geç saatlere kadar oturuyor. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha yorgun kalkıyor.
(çoğu) Kişi, daha az okuyor, daha çok televizyon/internet vb. izliyor. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha az şükrediyor.
(çoğu) Kişi, yaşamına, yıllar kattı. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, yıllarına yaşam katamadı.
Uzaya çıkıldı. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, iç dünyasına ulaşamadı.
Hava temizlendi. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, zihnini kirletti.
Atom ve atom altına ulaşıldı. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, önyargılarına söz geçiremedi.
)

- DAHİ ile DÂHİ

( Bile. İLE Yaratıcı gücü olan kişi. )

- DÂHİ ile/ve DEVRİMCİ

( Dâhi kişi, başkasına da dehâ aşılayabilen kişidir. )

- DÂHİL[Ar.] OLMAK değil/yerine/= İÇİNDE YER ALMAK/KATILMAK

- DÂHİYÂNE ile/ve/||/<>/> ÂHİYÂNE

- DAHİYÂNE[Ar.] değil/yerine/= ÖKECE


- DAİR[Ar.] ile/değil DAHİL[Ar.]

- DAİRE ile/ve OLANAK/KAPASİTE

- DAİRESEL YÖRÜNGE ile/ve/||/<>/> ELİPTİK YÖRÜNGE

( Aristoteles. İLE/VE/||/<>/> Kepler. )

- DAKİK DİL ve/||/<>/> SAHİH TASAVVUR

- DAKKA[Ar. > DAKKÂK] ile/ve/||/<>/> DUKKA

( Kapı çalıcı. | Kapı kapı dolaşan, eşik aşındıran.[daḳḳa: Bir şeyi kırıp ufalamak. | Kapıyı çalmak.] İLE/VE/||/<>/> Birinin kapısını çalanın kapısı çalınır.[Men dakka dukka] )

- DAL ile DAL ile DAL ile DAL ile DAL ile DAL ile DAL ile DAL

( Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri. | Kol, bölüm. | Canlıların bölümlenmesinde, sınıfların biraraya gelmesiyle oluşan birlik, şube. İLE Arka, sırt. | Kol. | Boyun, ense. İLE Çıplak, yalın. İLE Zaman belirten sözcüklerin karşısına getirildiğinde sözcüğün anlamını güçlendirir. İLE Arap abecesindeki yazaç/harf. İLE Suda derinlere doğru ilerlemek. İLE Düşlemek, düşünmek, dalmak. İLE Bir tür Hint yemeği. )

- DAL ile/ve/||/<> KOL

- d'ALEMBERT İLKESİ ile/ve/<> d'ALEMBERT AÇMAZI/PARADOKSU

( m kütleli bir nesne üzerine etkiyen birden fazla dış kuvvetler, cisme, a ivmesi kazandırdığında, uygulanan kuvvetlerin vektörel toplamının F büyüklüğü, ma'ya eşittir. Eğer -ma; etkin kuvvet ya da iç kuvvet olarak kabul edilirse, bu kuvvetlerle sistemin iç kuvvetlerinin toplamı eşittir ve F - ma = 0 ile gösterilir. İLE/VE/<> İlk hızı sıfır ya da düzgün hareket eden, ağdalı olmayan ve sıkıştırılamaz çok büyük kütleli bir akışkan içinde bir doğru boyunca sabit hızla hareket eden bir cisme hiçbir kuvvet etkimez. )
( 1752 )

- DALGA BOYLARI ile/ve DALGA GENLİĞİ

( Işığın rengini oluşturur. İLE/VE Işığın şiddetini[intensity] ya da parlaklığını[brightness] oluşturur. )

- DALGA ile/ve/<>/hem de/ne de/>< PARÇACIK

( Enerjiyi bir ortamda taşıyan titreşimler. İLE/VE/||/<>/hem de/ne de/>< Kütlesi ve hızı olan nesne.[Nesneyi oluşturan temel birimler.]

Nesneyi oluşturan temel birimler. )

- DALGALARDA:
ALFA
ile BETA ile GAMMA ile TETA

( [Saniyede] 8-12 titreşim. İLE 25-100 titreşim. İLE 1 sn. İLE ... )

- DALGIN" ile/yerine/||/>< "DALGIÇ"

( Düşünmeyen. @@ Düşünen. )

- DALINI KIRMAMAK ve/||/<> GÜVENİNİ KIRMAMAK

( Ağaçtan, meyve almak istiyorsak... VE/||/<> Kişilerden, sevgi bekliyorsak... )

- DALMADAN ile/değil/yerine DAĞILMADAN

- DAMLAYA DAMLAYA GÖL OLUR ile/ve/||/<> TAŞI DELEN, SUYUN GÜCÜ DEĞİL DAMLALARIN SÜREKLİLİĞİDİR ile/ve/||/<> TAŞIMA SU İLE DEĞİRMEN DÖNMEZ

- DOĞRUYU BİLMEK/BULMAK:
...'DAN DOLAYI
ile/ve/değil/yerine/||/<> ...'YA KARŞIN

- ...DAN KALKARAK ile ...DAN HAREKET EDEREK

- ...DAN SONRA:
GÖRÜŞÜRÜZ
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÖRÜŞELİM

- DANIŞMAK ile/ve/||/<>/> BİLGİ VERMEK

- DANIŞMAN ile/ve/değil/||/<>/< DANIŞILAN


- DANSİMETRE[Fr. < DANSIMETRE] değil/yerine/= YOĞUNLUKÖLÇER

- DAR KAFALILIKTAN BIKTIM"

( "DAR KAFALILIKTAN BIKTIM"

1964 yılında, ABD'de bir öğretmen dergisinde, Alexander Cassandra imzalı bir yazı yayımlanır:

Bir fizik hocası ile öğrencisi, sınav sorusuna verilen yanıt hakkında antlaşmazlığa düşerler ve deneyimli öğretmen, Cassandra'nın hakemliğine başvururlar.

Soru şöyledir:

"Bir binanın yüksekliğini, bir barometrenin yardımı ile nasıl bulursunuz?"

Öğrenci de bu soruya yanıt olarak, "Barometreye bir ip bağlar, binanın çatısından aşağı sarkıtır ve barometrenin yere değdiği noktada ipi ölçerim" yazar.

Tabii ki, öğretmenin beklediği yanıt bu olmasa da binanın yüksekliğinin bu yöntemle ölçülebilirliği de ortadadır.

Cassandra, tartışmayı uzatmamak için öğrenciden hemen o anda bu soruyu başka bir yanıt ile yanıtlamasını ister.

Öğrenci, bu kez:

"Ama bir tek yanıt yok, pek çok yöntem var" diye yanıt verir.

Casandra, "Peki" der. "Düşünebildiğin kadar yanıt ver o zaman. Ama olanaklıysa yanıtların en az birinden fizik çalışmış olduğunu anlayalım."

Öğrencinin ilk yanıtı şöyle olur:

"Barometreyi çatıdan aşağı bırakırsınız ve bir kronometre ile kaç salisede yere çarptığını hesaplayıp x=1/2 x g x t2 formülü ile yüksekliği bulursunuz." Beklenilen yanıt bu olmasa da yanıt, fizik bilgisi içermektedir.

Öğrenci, yanıtlarını sıralamayı sürdürür: “Güneşli bir günde, barometreyi dik tutup gölgesini ölçersiniz ve sonra da binanın gölgesini ölçüp orantıyı barometrenin yüksekliği ile çarparsınız”

Bu yanıt da doğrudur.

Öğrencinin üçüncü yanıtı da şu olur: "Merdivenleri çıkarken, duvar boyunca barometrenin yüksekliğini defalarca işaretleyerek çıkar ve işaret sayısı ile barometrenin yüksekliğini çarparsınız"

Bu da doğrudur elbette ama dördüncü yanıt öğretmenlerin küçük dillerini yutmalarına neden olur; çünkü yanıttan öğrencinin fiziği çok iyi bildiği anlaşılmaktadır:

"Küçük bir ipe bağladığınız barometreyi önce yerde sonra da çatıda sallar ipin uzunluğu ve sallanma periyodları arasındaki farklarla Newton'un g katsayısını hesaplar, iki g katsayısı arasındaki farktan binanın yüksekliğini hesaplayabileceğiniz oranı bulursunuz"

Söylenilecek bir şey kalmamıştır, öğrencinin sınıfı geçtiği açıktır.

Öğrenci, yarattığı etki ile gülümser ve der ki: “Ama bence yapılacak daha doğru şey, kapıcıya gidip barometreyi hediye edip karşılığında binanın yüksekliğini söylemesini istemekten ibarettir.”

Hep beraber gülmeye başladılar.

Cassandra, hayranlıkla sorar öğrenciye:

"Peki, öğretmeninin senden beklediği yanıtı da biliyor musun?"

Öğrenci, alaylı bakışlarla yanıt verir:

"Evet, çatıda ve yerde hava basıncını ölçerek aradaki farktan hesaplamamız gerekiyor yazmamı bekliyordu"

Cassandra merakla şu soruyu sorar: "Peki madem istenilen yanıtı biliyordun, neden yazmadın?" Öğrenci, omuzlarını silkerek şöyle der:

"Çünkü dar kafalılıktan bıktım."

Yaşamı, tek bilinmeyenli bir denklem gibi ele almak, altı boş kulağa hoş sloganlarla konuşup zamana göre kendini geliştirmeyen, saplantı slogan hükümlere göre yaşamak ve mevzî alıp dayatmaya çalışmak kolaycılığı hiçkimseyi ve de toplumları bir yere götürmez.

Yaşamda, soruların pek çoğunun tek bir yanıtı yoktur.

Başarının, çalışmaktan önce geldiği tek yer sözlüktür. )

- DARALTILMIŞ OLAN ile ODAKLANILMIŞ OLAN

- DARALTMA ile İNDİRGEME

- DARBE GENİŞLİĞİ ile DARBE GENLİĞİ

( Darbenin düşmeye başladığı an ile yükselme zamanının sonu arasındaki zaman farkı. İLE Bir darbenin, tam değeri, sayısal bir değer verildiğinde belirlenebilen tepe, ortalama, etkin, anî vb. değerleri ya da bunlardan biri. )

- DARILMA ile/değil/yerine/>< DAYANMA

- DÂR-ÜL ACEZE ile/||/<> DÂR-ÜL BEDÂYİ ile/||/<> DÂR-ÜL ELHAN ile/||/<> DÂR-ÜL FÜNÛN ile/||/<> DÂR-ÜL MUALLİMAT ile/||/<> DÂR-ÜL MUALLİMİN ile/||/<> DARÜŞŞAFAKA ile/||/<> DARÜŞŞİFA

( Düşkünler evi.[1895] İLE/||/<> İstanbul Belediyesi'ne ait ilk tiyatro.[1913] İLE/||/<> İstanbul'da kurulan ilk müzik okulu.[1917] İLE/||/<> Üniversite, fenler evi.[1845] İLE/||/<> İstanbul'da kurulan ilk kız öğretmen okulu.[1869] İLE/||/<> İstanbul Fatih'te kurulan erkek öğretmen okulu.[1848] İLE/||/<> İstanbul Fatih'te, Abdülaziz'in desteğiyle kurulan yoksul, öksüz ve yetimlere ait yatılı lise. İLE/||/<> Sağlık yurdu. )

- DARWIN ile/ve/||/<>/> MİTHAT EFENDİ

( ... İLE/VE/||/<>/> Kitaplarının ilk Türkçe çevirilerini yapan. )

- DARWIN'İN (")İSABETLİLİĞİ("):
ZİHİN İÇİN
ile/değil GÖVDE İÇİN

- DARWIN/İZM ile/değil SPENCER/İZM


- DAS CAPITAL:
1867
ile/ve/||/<>/> 1873

( I. basım. İLE/VE/||/<>/> II. basım. )

- DÂVÂ "GÜTMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> "DÂVÂ GÖRMEK"

- DAVÂ ile/ve/||/<>/> DEVÂ

- DAVÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< MÂNÂ

( Bilmezler mânâsını, ederler dâvâsını. )

- DAVAR ile DAHA VAR["DAA VAR" değil!]

( Koyun ve keçiye verilen ortak ad. İLE Bir seviyeye doğru olan uzaklık/koşul/zaman. )

- DAVRANIŞ:
"KİŞİYE GÖRE"
değil/yerine/>< İNSAN GİBİ

- DAVRANIŞ/TUTUM ile/ve/değil/yerine/||/>< DÜŞÜNMEK

- DAVRANIŞSAL YAKLAŞIM ile/ve/||/<> BİLİŞSEL YAKLAŞIM

- DAYALI ile/ve/değil/||/<>/< DAYANIKLI

- DAYANAK ile/ve ARKAPLAN


- DAYANAK ile DAYANAKÇA

- DAYANAK ile DÜZLEM

- DAYANAK = MABİH-İL-KIVAM = SUBSTRATUM[İng.] = SUBSTRAT[Fr., Alm.] = SUBSTSRATUM[Lat.] = HYPOKEIMENON[Yun.] = LECHO[İsp.]

- DAYANAK/DAYANGAÇ ile/ve ZEMİN

- Dayanakçalı KONUŞ!!!

- DAYANÇ/SABIR:
EMEK/ÇABA
ve/+/||/<>/> SÜREKLİLİK

- DAYANÇ/SABIR ile/ve MÜCADELE (ETMEK)

( Sabırla koruk tut, yaprağı Atlas olur. )

- DAYANIŞMA:
MEKANİK
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ORGANİK

- DAYANMAK ile ABANMAK

- DAYANMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BIRAKMAK


- DAYANMAK ile/ve/değil/||/<>/< ODAKLANMAK

- DAYANTI = UKNUM = HYPOSTASIS[İng.] = HYPOSTASE[Fr.] = HYPOSTASE[Alm.] = HYPOSTASIS[Yun.]

- DAYATILAN" ile/değil/yerine/>< ANLATILAN

- DAYATMA ile/ve/değil/||/<>/< KURAMCILIK

- DAYATMA ile/değil/||/</>< ÖZEN/BAKIM

- DAYATMAK ile/ve/||/<>/> BOZMAK

- DAYATMAK" ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNCE/SÖZ

- DAYATMAK" ile/değil/yerine/>< KURAL

- DEDİKODU/GIYBET[Ar.] ile/değil/yerine ELEŞTİRİ/TENKİD[Ar.]

( )

- DEFATEN[Ar. DEF-AT[çoğ.] + Fars. -EN] ile/değil DEFAATLE[Ar. DEFA-AT[çoğ.] + Tr. İLE]

( Ansızın, bir kerede, bir çırpıda. İLE/DEĞİL Yineleyerek/tekrarlayarak, defalarca. )

- DEFORMASYON değil/yerine BİÇİM BOZULMASI

- DEĞER "YARGISI" ile/değil/yerine/>< DEĞER BİLGİSİ

- DEĞER ile/ve/||/<> AYAR

- DEĞER ile/ve/<> BAĞIL DEĞER

( ... İLE/VE/<> Bir aritmetik sayısının, önüne (+) ya da (-) imleri yazıldıktan sonraki değeri. | Bir sayının, rakamlarından her birinin, bulunduğu basamağa göre aldığı değer. )

- DEĞER ve/=/||/<> EMEK

- DEĞER ile/ve/||/<> YARAR

- DEĞER/İNİ BİLMEK:
SAHİP OLMADAN ÖNCE
ile SAHİP İKEN ile KAYBETTİKTEN SONRA

( )
( )
( )
( )

- DEĞERİNİ:
TAKDİR (ETMEK)
ile/ve/||/<>/> TESLİM (ETMEK)

- DEĞERLENDİRME ile/ve/değil/||/<>/> TEKLİF

- DEĞER/LER ile/ve/<> KAVRAM/LAR

( Uğruna yaşanılacak kavramlar. İLE/VE/<> ... )

- DEĞERLERİ BELİRLEMEK değil/yerine/< DEĞERLERİN, BİZİM İÇİN DEĞERİ

- DEĞERLİ OLDUĞUNDAN ÖNEMLİ ile/değil/yerine ÖNEMLİ OLDUĞUNDAN DEĞERLİ

- DEĞERLİ/LİK / DEĞERSİZ/LİK ile/ve/değil/yerine/<> GEÇERLİ/LİK / GEÇERSİZ/LİK

- DEĞERLİLİK ile/ve/||/<> YARATICILIK

- DEĞERSİZLEŞİR ile/ve/||/<> YOLDA KALIR ile/ve/||/<> YALNIZLAŞIR ile/ve/||/<> TÜKENİR ile/ve/||/<> BİLGİSİZ SAYILIR

( Her durumunu anlatan. İLE/VE/||/<> Herkese güvenen. İLE/VE/||/<> Her sırrını açığa vuran. İLE/VE/||/<> Her becerisini ortaya döken. İLE/VE/||/<> Her bildiğini söyleyen. )

- DEĞERSİZLEŞTİRMEK ile/değil ÖNCELİK (BELİRLEMEK)

- DEĞİL ile/ve/değil DEĞMEZ

- DEĞİL ile "YOK"

- DEĞİLLİK ile ...

( NEGATIVE )

- DEĞİN ile DEĞİN ile DEĞGİN

( "...'ya kadar/dek" gibi bir işin/durumun sona erdiği/ereceği zamanı/yeri gösteren sözcük. İLE Sincap. İLE İlişkin, üstüne, ait, dair. )

- DEĞİNMEK ile/ve/||/<> DEYİNMEK

( Bir konuyu ele alarak ondan kısaca söz etmek. İLE Yakınma, sitem yollu söylenme. )

- DEĞİRMENİNE SU TAŞIMAK ile/ve/||/<> EKMEĞİNE YAĞ SÜRMEK

- DEĞİŞEN ile/ve/<> DEĞİŞMEYEN

( Değişmeyen de değişecek olanın/değişmesi gerekenin değişimine etkide/katkıda bulunabilir. )
( Değişme gereksiniminde olan nasılsa değişecektir. )
( İçinizde değişmeyen nedir? )
( Değişmez olan, ancak sessizlik içinde idrak edilebilir. )
( Doğrulukta, değişmez oluruz. )
( Değişmez olan, işimize yaramaz. )
( Değişmeyenin bilincinde olamayız. )
( Değişmez-olanı anlamak, değişmez-olan olmak demektir. )
( Kendinizi değişmek olarak, değişken zihnin tanığı olarak bilin. Bu yeterlidir. )
( Hareket eden'in içinde devinimsiz olan'ı, değişenin içinde değişmez olanı ayırt edebilmeyi öğrenelim, ta ki tüm farkların sadece görünüşte olduğunu ve birliğin gerçek olduğunu idrak edinceye kadar. )
( Değişmez ve mutluluk-verici olanı bulmak için değişen ve acı verici olana sarılmayı bırakmak zorundasınız. )
( TÜREV: Değişkenin değişkeni. )
( What needs changing shall change anyhow.
What is it in you that does not change?
The unchangeable can only be realised in silence.
You become immovable in reticence.
You cannot be conscious of what does not change.
To realise the immovable means to become immovable.
Know yourself to be the changeless witness of the changeful mind. That's enough.
Learn to distinguish the immovable in the movable, the unchanging in the changing, till you realise that all differences are in appearance only and oneness is a fact.
To find the immutable and blissful you must give up your hold on the mutable and painful. )
( DEĞİŞENDE DEĞİŞMEYEN: ORAN )

- DEĞİŞEREK DEVAM ETMEK ile/ve/||/<>/> DEVAM EDEREK DEĞİŞMEK

- DEĞİŞİK "AÇILARDAN/YÖNLERDEN" değil ÇEŞİTLİ AÇILARDAN/YÖNLERDEN

- DEĞİŞİK/LİK ile/ve/değil/||/<> ÇEŞİTLİ/LİK

- DEĞİŞİM:
KİMYASAL
ile/ve/||/<> FİZİKSEL

( * Nesnenin molekül yapısı değişir.
* Nesnenin görünür yapısı değişir.
* Hem moleküler yapısı, hem de görünür yapısı itibariyle yeni bir nesne oluşur. [kâğıdın yanması]
* Ortaya çıkan yeni nesne, eski durumuna kesinlikle geri dönemez. [Yanan nesneden [kağıttan vs.] arta kalan küllerle yeni bir nesne [kağıt vs.] oluşturulamaz.]
[Örnekler: Yanıcı nesne olan hidrojen ve oksijen moleküllerinin tepkimeye girerek; yanıcı olmayan suyun ortaya çıkması. | Kâğıdın yakılması. | Un helvası yapımı. | Mumun yanması. | Demirin paslanması. | Odunun yanması. | Sebzelerin çürümesi.

İLE/VE/||/

Nesnenin molekül yapısında değişme oluşmaz.
Nesnenin sadece biçimi, görüntüsü değişir.
Sadece görünür yapısı değişen, moleküler yapısı değişim göstermemiş yeni bir nesne ortaya çıkar [Suyun buharlaşması]
Ortaya çıkan bu madde, eski durumuna dönebilir.[Buharlaşan suyun, tekrar suya dönüşebilmesi. Bulut ve yağmur]
[Örnekler: Eriyen mumun tekrar donarak tekrar kullanılması. | Kâğıdın yırtılması. | Çaydanlıkta bulunan suyun kaynaması ve ortaya çıkan buharın tekrar yoğunlaşarak suya dönüşmesi.] )

- DEĞİŞİM:
KIRILINCA
ile/ve/||/<> KANDIRILINCA ile/ve/||/<> ÇOK FAZLA ŞEY ÖĞRENİNCE ile/ve/||/<> ÂŞIK OLUNCA ile/ve/||/<> ZORDA/ZORUNDA KALINCA

- DEĞİŞİM ile/ve/> ANLAM KAZANMAK

- DEĞİŞİM ve/||/<> DEĞİŞİMDE DEĞİŞMEYEN ve/||/<> CANLI-CANSIZ ve/||/<> KÜTLE/YER ÇEKİMİ


- DEĞİŞİM ile DEĞİŞİNİM

- DEĞİŞİM ile DEĞİŞİNİM/MUTASYON

( Bir süreç içindeki değişikliklerin tümü. | Yeni döllerin, atalarına tıpatıp benzememesini sağlayan özelliklerin tümü. | Üretilen malların, başka mallar ya da para karşılığı takası. | Bir niceliğin, birbirinden ayrı değerler alması ya da böyle iki değer arasındaki ayrım. | Rüzgârın yön değiştirmesi. @@ Doğada ve toplumda, niteliksel değişmelerin, yavaş yavaş değil birdenbire olması, bir şeyin, ortam ve koşullarını bulduğunda, birdenbire nitelik değiştirmesi. )

- DEĞİŞİM ve/< DEĞİŞMEZ/LER

- DEĞİŞİM ile/ve/||/<>/> DENETİM

- DEĞİŞİM ile/ve/değil/||/>< DEVİNİM

- DEĞİŞİM ile/ve/||/<>/> DEVRİM

- DEĞİŞİM ve/||/<> İLKSELLİĞİN "İÇKİNLİĞİ/AŞKINLIĞI" ve/||/<> CANLILIK ve/||/<> YERÇEKİMİ

( Dünya, düşünce[felsefe/bilim] tarihinin en temel sorun(sal)ları. )

- DEĞİŞİM ile/ve/değil/||/<> [KÜTLE ve/||/<> AN ve/||/<> ENERJİ]'DEKİ DEĞİŞİMİN ORANI/DEĞİŞİMİ

( d/dt (--->mv )

- DEĞİŞİM ile/ve/||/<> SÜREKLİLİĞİ

- DEĞİŞİM ile/ve/||/<> ZORUNLULUK


- DEĞİŞİYOR ile/değil DEĞİŞEBİLİYOR

- HAZ:
DEĞİŞKEN
ile/değil/yerine DEVİNGEN

( Gövdede ve gövdeye yönelik.[keyif] İLE/DEĞİL/YERİNE Zihinde ve zihne yönelik.[zevk] )

- DEĞİŞKEN ile/||/<> BAĞLAMSAL