BİLİM [SCIENCE]
- ÇIKARSAMA ile/ve/<> USLAMLAMA
- ÇIKMAZ ile KISIR DÖNGÜ
- ÇİLEDEN ÇIKMAK ile/ve/||/<> ÇIĞIRDAN ÇIKMAK
- ÇİLEYİ (SEÇMEYİN!) ile/ve/değil/||/<>/< ÇİLEĞİ (SEÇMEYİN!)
- ÇILGIN/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< APTAL/LIK
- CIMBIZ ile/değil/yerine BÜYÜTEÇ
)Elleri bağlanmış yaşlı adam Cimon, dönemin iktidarı tarafından itirafa zorlanmak için açlığa mahkum edilmiş. Yeni doğum yapan kızı Pero, büyük zorluklarla gardiyanlara rüşvet vererek babasını ziyaret eder ve kendi sütüyle babasını açlıktan ve ölümden korumak için emzirir.
Kızın yüzündeki kaygı, kapıya baktığı açıkça görülen duruşu, babasının omzunu şefkatle kavrayışı, güçlü duruşu ve cesareti yansıtmış. Babanın, kızının memesini emerken yüzünde oluşan o çaresizliğini, ellerini koyuş biçimi ve gövde dili ile kabullenişini harika yansıtmış ressam.
Nasıl bakarsak o'yuz, o kadarız.
Ne okursak o'yuz, o kadarız.
Ne anlarsak o'yuz, o kadarız.
Ne yersek o'yuz, o kadarız.
Bakış açımız, bizi anlatır; baktığımız şey değil.
Sanatın gücü, işte budur. )
- CİNS ile/ve/||/<>/> NEV/TÜR ile/ve/||/<>/> FASL ile/ve/||/<>/> HASSA ile/ve/||/<>/> ARAZ
- ÇIPLAK/LIK ile/ve/değil/||/<> GÜÇSÜZ/LÜK
- ÇIPLAK/LIK(") ile/ve/değil/||/<>/< (")ŞEFFAF/LIK(")
- CİSİM ile/ve/||/<>/> CİRİM ile/ve/||/<>/> CESED
- CİSİM ile/ve/değil DÜZGÜN KESİTLİ KATI CİSİMLER
- CİSİM[Ar.] ile/ve/||/<>/> MADDE[Ar.]
- CİSİMLERİ SOYUTLAMA ile/ve/||/<> ANLAMLARI CESETLENDİRME
- CİSM-İ TABİÎ ile CİSM-İ TÂLÎMÎ ile CİSM-İ RİYÂZÎ
- CIVA(Hg)["CİVA" değil!] ve/||/<> ANLAK/ZEKÂ
- ÇİVİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< ÜTÜ
- ÇİVİ ile/ve/değil/yerine/||/<> VİDA[İt. < VITE]
)- CIVILITAS <> HUMANITAS <> VERITAS
- ÇİZİNÇ/HARİTA[Ar.] ile/ve/||/<>/> YÖNDEÇ/PUSULA[İt.]
- ÇOCUĞA, "GELECEK HAZIRLAMAK" değil ÇOCUĞU, GELECEĞE HAZIRLAMAK
- ÇOCUĞU "ÖVÜNCE":
KİBİRLİ ile HIRSLI ile ÇABALI ile BENCİL ile AHLÂKLI
- ÇOCUĞUMUZ, BÜYÜR VE GELİŞİRKEN:
"BEKLEDİĞİMİZ" ile/değil/yerine/>< GERÇEKTE OLAN
)- ÇOCUK DÜŞÜNCESİ ile/değil/yerine ŞİZOİD DÜŞÜNCE ile/değil/yerine BİRLİK DÜŞÜNCESİ
- ÇOCUK GELİŞİMİ KURAMLARINDA:
ABRAHAM MASLOW ve/||/<> ERIK ERIKSON ve/||/<> JEAN PIAGET ve/||/<> LAWRENCE KOHLBERG ve/||/<> JOHN BOWLBY
- ÇOCUKLARA, DAHA İYİ BİR DÜNYA BIRAKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DÜNYAYA, DAHA İYİ ÇOCUKLAR BIRAKMAK
- ÇOCUKLARIN, KARANLIKTAN KORKMASI
ile/değil/ne yazık ki/>
"YETİŞKİNLERİN", AYDINLIKTAN KORKMASI
- ÇOĞAL(T)MAK ile/ve/||/<> YAYGINLAŞ(TIR)MAK
- ÇOĞALTMAK ile/ve/<>/> YAYMAK
- ÇOĞU ÖLÜM ve/=/||/<> ERKEN ÖLÜM
- ÇOĞUL / ÇOK/LU ile/ve/=/||/<> KAVRAM
- ÇOĞUL ile/ve/değil BİRDEN FAZLA
- ÇOĞUL/LUK / ÇOK/LU ile/ve/değil/||/<> ÇEŞİT/Lİ/LİK
- ÇOĞUNLUK ile NİTELİKLİ ÇOĞUNLUK
- ÇOĞUNLUKLA) TÜM DÜNYADA/KÜLTÜRLERDE ile/ve İSLÂM'DA ile/ve HRİSTİYANLIK'TA ile/ve YAHUDİLİK'TE
- ÇOĞUNLUKLA ... ile DAHA ÇOK ...
- [ne yazık ki]
(ÇOK) BENCİL/LİK değil/yerine/>< (ÇOK) BİLGİ(Lİ/LİK)
- ÇOK BİLGİLİ OLMAK ile/ve/||/<>/> ÇOK GÜZELLİK VE ACI GÖRMEK/YAŞAMAK
- ÇOK BİLMEK/BİLEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/>
ÇOK BİLMEK/BİLEN / ÇOK BİLGİSİ OLMAK/OLAN
- ÇOK DÜŞÜNME" ile/ve/değil/yerine İYİ/DOĞRU/YETERLİ/NİTELİKLİ DÜŞÜNME
- ÇOK GÖRMEK/GÖRDÜĞÜMÜZ ile/değil/yerine HAK GÖRMEK/GÖRDÜĞÜMÜZ
- ÇOK KATLI PAZARLAMANIN YAPISI VE İŞLEYİŞİ ile PİRAMİT ŞEMA ORGANİZASYONLARININ YAPISI VE ÖZELLİKLERİ
- ÇOK KULLANIM ile/ve/değil/||/<> KÖTÜ KULLANIM
- ÇOK ŞEY BİLMEK ile/ve/değil/yerine ÇOK ÖNEMLİ(ÖNCELİKLİ) ŞEYLERİ BİLMEK
- ÇOK ŞEYDEN HABERDAR OLMAK ile/ve/değil/yerine BİRBİRİMİZİ DİNLEMEK
- ÇOK VERİ/BAŞLIK/AYRINTI:
OLMAYANLAR ile OLANLAR
- ÇOK YAŞAMAK ile/ve/değil/yerine İYİ/NİTELİKLİ YAŞAMAK
- ÇOK YORULMAK ile/ve/değil/||/<>/< ÇABUK YORULMAK
- [ne yazık ki]
ÇOK ile/değil/>< AZ
"Yargı". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Adâlet.
Geveze. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Konuşan.
Sevişen. İLE/VE/DEĞİL/||/>< Seven.
Yürüyen. İLE/VE/DEĞİL/||/>< İlerleyen. )
- ÇOK" ile/ve/ne yazık ki/<>/> "HEP"
- [ne yazık ki]
"ÇOK BİLMİŞLİK" ile/ve/||/<> "GARANTİCİLİK"
- [ne yazık ki]
"ÇOK FAZLA BİLMEK" =/< YETERİNCE VE YETKİN BİLMEMEK
- ... ÇOK GELİŞİYOR ile ... HIZLI GELİŞİYOR
- ÇÖKMEK ile/ve/||/<> ÇÖREKLENMEK
- ÇÖKÜŞ ile/değil/yerine/>< ÇIKIŞ
- CONSERVATION ile/değil/yerine CONVERSATION
- CONSOLIDATION vs. INTEGRITY
- COPERNIC ile/ve/değil İBN ŞÂTIR
- ÇORAP:
SICAK TUTAR ile/ve/||/<>/< SOĞUKTAN KORUR
- ÇORBA ile/değil/yerine TORBA
- COŞKU ile/ve/değil/||/<>/< DÜŞ
- ÇÖZMEK ile/ve/değil/yerine SÜZMEK
- ÇÖZÜM:
AKLI ÖRTMEMEK ve/||/<> VİCDANINI KARARTMAMAK ve/||/<> ATÂLETE/MİSKİNLİĞE DÜŞ(ÜR)MEMEK
- ÇÖZÜM:
ÇÖZMEK" değil/yerine/||/<>/< ÇÖZÜMLEMEK
- ÇÖZÜM ile/ve/||/<>/< ANLAMAK
- ÇÖZÜM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ARA ÇÖZÜM
Neşeli kişiler, çözüm üreterek[dizlerini karnına çekerek] rahat uyur. )
- ÇÖZÜM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇÖZÜMLEME
Sorumluluğumuz ve önceliğimiz de çözmek değil çözümlemektir.
Çözümleme varsa çözüm ya da ara çözüm de yakınında bir yerde bulunacaktır. )
- ÇÖZÜM ile/ve/||/<> DÜZENLEME
- ÇÖZÜM:
"BİZDE" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİREYDE
- ÇÖZÜMLEME ile/ve/||/<> AÇIKLAMA
- ÇÖZÜMLEME = TAHLİL[Ar.] = ANALYSIS[İng.] = ANALYSE[Fr.] = ANALYSE[Alm.] = ANALYSIS < ANALYEIN[Yun.] = ANALIZAR[İsp.]
- ÇÖZÜMLER ÜZERİNE KONUŞMAK ve/||/<>/> ÇÖZÜM ÜRETİR
- ÇÖZÜMSEL ile/ve/değil/||/<> ÇÖZÜMLEYİCİ
- ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI DEĞİLSEK, SORUNUN BİR PARÇASIYIZDIR ile/ve/||/<> YAŞAMAKLA MEŞGUL OLMAZSAK, ÖLMEKLE MEŞGUL OLURUZ
- ÇÜNKÜ-NİYE/NEDEN? yerine NİYE/NEDEN? ÇÜNKÜ ...
- CÜRÜM ile/değil CİRİM(ECRÂM)
- ÇUVGA ile ÇUVGA[KIFÇAK VE OĞUZ]
[<
- ...DA HİÇ" ... (BULUNMAMALI) ile/değil/yerine/>< ...DA OLABİLDİĞİNCE ... BULUNMAMALI
- AMELİYAT:
DA VINCI İLE ile/değil/yerine OLAĞAN
- DAG[Argu] ile/ve/||/<>/> TEGUL[Oğuz]
[<
- DAĞILMA ÖZELLİĞİ ile/ve BİRLEŞME ÖZELLİĞİ
- DAĞILMAK değil/yerine/>< DALMAK
- DAĞLAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< FARKLAR
- DAHA "AKILLI" OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DAHA DİSİPLİNLİ OLMAK
- DAHA AZ DÜŞÜN! ile/ve/<> DAHA ÇOK DÜŞÜN!
- DAHA ÇOK OLANI ARAMAK değil/yerine DAHA AZ OLANIN TADINI ÇIKARMAK
- DAHA İYİ DUYMAK/DİNLEMEK ile/ve/||/<>/> BAĞ KURMAK
- DAHA İYİ OLAN ile/ve/||/<> DAHA İYİ HİSSETTİREN
- DAHA/EN) KORKUNÇ/VAHİM OLAN:
SOKAKTAKİ KARGAŞA ile/değil DİLDEKİ KARMAŞA
[Sevgi kadar değerli bir duygunun nesi, nasıl korkunç olabilir? O sevgimizin yoğunluğunun o kişiyi kendimizden kaçırma olasılığının artırması ve ölümünün duyulmasından dolayı her an için geçerli ve etkisi yüksek olan çok korkutucu bir durumdur.] )
- DAHA SONRA AKLIMA GELMEZ değil DAHA SONRA AKLIMA GELMEZSE/GELMEYEBİLİR
- DAHA) ("ÜST") GÜCE[OLANAKLARA/KİŞİLERE] TAPARLIK ile/ve/değil/yerine/||/<> ÖYKÜNME
- DAHA ... ile/ve (fakat)/ne yazık ki/||/<>/>< DAHA ...
"Daha geniş otoyollarımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (bazı/çoğu) Kişinin, daha dar bakış açısı var.
"Daha büyük evlerimiz var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (bazı/çoğu) Kişinin, daha küçük ailesi var.
"Daha çok ev gereçlerimiz var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişinin, daha az zamanı var.
"Daha çok eğitimimiz var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişinin, daha az sağduyusu var.
"Daha fazla bilgimiz var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişinin, daha az bilgeliği var.
"Daha çok uzmanımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişinin, daha çok sorunu var.
"Daha çok ilacımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişinin, daha az sağlığı var.
"Daha çok mal varlığımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişinin, daha az değerleri var.
"Daha rahat geçinmeyi öğrendik." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, yaşam kurmayı öğrenemedi.
"(bazı) Kişiler, daha büyük işler yaptı." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha iyi işler yapamadı.
"(çoğu) Kişi, daha çok harcıyor." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha az şeye sahip.
"(çoğu) Kişi, daha fazla satın alıyor." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha az hoşnut kalıyor.
"(çoğu) Kişinin, daha fazla söylüyor." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha az konuşuyor.
(çoğu) Kişi, daha çok nefret ediyor. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (bazı/çoğu) Kişi, daha az seviyor.
(çoğu) Kişi, daha az gülüyor. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha çok somurtuyor.
(çoğu) Kişi, daha çok sigara, alkol, şeker tüketiyor. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha savurganca para harcıyor.
(çoğu) Kişi, daha hızlı araba kullanıyor. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha çabuk kızıyor.
(çoğu) Kişi, daha geç saatlere kadar oturuyor. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha yorgun kalkıyor.
(çoğu) Kişi, daha az okuyor, daha çok televizyon/internet vb. izliyor. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha az şükrediyor.
(çoğu) Kişi, yaşamına, yıllar kattı. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, yıllarına yaşam katamadı.
Uzaya çıkıldı. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, iç dünyasına ulaşamadı.
Hava temizlendi. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, zihnini kirletti.
Atom ve atom altına ulaşıldı. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, önyargılarına söz geçiremedi.
)
- DÂHİL[Ar.] OLMAK değil/yerine/= İÇİNDE YER ALMAK/KATILMAK
- DÂHİYÂNE ile/ve/||/<>/> ÂHİYÂNE
- DAHİYÂNE[Ar.] değil/yerine/= ÖKECE
- DAİR[Ar.] ile/değil DAHİL[Ar.]
- DAİRE ile/ve OLANAK/KAPASİTE
- DAİRESEL YÖRÜNGE ile/ve/||/<>/> ELİPTİK YÖRÜNGE
- DAKİK DİL ve/||/<>/> SAHİH TASAVVUR
- DAKKA[Ar. > DAKKÂK] ile/ve/||/<>/> DUKKA
- DAL ile DAL ile DAL ile DAL ile DAL ile DAL ile DAL ile DAL
- d'ALEMBERT İLKESİ ile/ve/<> d'ALEMBERT AÇMAZI/PARADOKSU
- DALGA BOYLARI ile/ve DALGA GENLİĞİ
- DALGA ile/ve/<>/hem de/ne de/>< PARÇACIK
Nesneyi oluşturan temel birimler. )
- DALGALARDA:
ALFA ile BETA ile GAMMA ile TETA
- DALGIN" ile/yerine/||/>< "DALGIÇ"
- DALINI KIRMAMAK ve/||/<> GÜVENİNİ KIRMAMAK
- DALMADAN ile/değil/yerine DAĞILMADAN
- DAMLAYA DAMLAYA GÖL OLUR ile/ve/||/<> TAŞI DELEN, SUYUN GÜCÜ DEĞİL DAMLALARIN SÜREKLİLİĞİDİR ile/ve/||/<> TAŞIMA SU İLE DEĞİRMEN DÖNMEZ
- DOĞRUYU BİLMEK/BULMAK:
...'DAN DOLAYI ile/ve/değil/yerine/||/<> ...'YA KARŞIN
- ...DAN KALKARAK ile ...DAN HAREKET EDEREK
- ...DAN SONRA:
GÖRÜŞÜRÜZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÖRÜŞELİM
- DANIŞMAK ile/ve/||/<>/> BİLGİ VERMEK
- DANIŞMAN ile/ve/değil/||/<>/< DANIŞILAN
- DANSİMETRE[Fr. < DANSIMETRE] değil/yerine/= YOĞUNLUKÖLÇER
1964 yılında, ABD'de bir öğretmen dergisinde, Alexander Cassandra imzalı bir yazı yayımlanır:
Bir fizik hocası ile öğrencisi, sınav sorusuna verilen yanıt hakkında antlaşmazlığa düşerler ve deneyimli öğretmen, Cassandra'nın hakemliğine başvururlar.
Soru şöyledir:
"Bir binanın yüksekliğini, bir barometrenin yardımı ile nasıl bulursunuz?"
Öğrenci de bu soruya yanıt olarak, "Barometreye bir ip bağlar, binanın çatısından aşağı sarkıtır ve barometrenin yere değdiği noktada ipi ölçerim" yazar.
Tabii ki, öğretmenin beklediği yanıt bu olmasa da binanın yüksekliğinin bu yöntemle ölçülebilirliği de ortadadır.
Cassandra, tartışmayı uzatmamak için öğrenciden hemen o anda bu soruyu başka bir yanıt ile yanıtlamasını ister.
Öğrenci, bu kez:
"Ama bir tek yanıt yok, pek çok yöntem var" diye yanıt verir.
Casandra, "Peki" der. "Düşünebildiğin kadar yanıt ver o zaman. Ama olanaklıysa yanıtların en az birinden fizik çalışmış olduğunu anlayalım."
Öğrencinin ilk yanıtı şöyle olur:
"Barometreyi çatıdan aşağı bırakırsınız ve bir kronometre ile kaç salisede yere çarptığını hesaplayıp x=1/2 x g x t2 formülü ile yüksekliği bulursunuz." Beklenilen yanıt bu olmasa da yanıt, fizik bilgisi içermektedir.
Öğrenci, yanıtlarını sıralamayı sürdürür: “Güneşli bir günde, barometreyi dik tutup gölgesini ölçersiniz ve sonra da binanın gölgesini ölçüp orantıyı barometrenin yüksekliği ile çarparsınız”
Bu yanıt da doğrudur.
Öğrencinin üçüncü yanıtı da şu olur: "Merdivenleri çıkarken, duvar boyunca barometrenin yüksekliğini defalarca işaretleyerek çıkar ve işaret sayısı ile barometrenin yüksekliğini çarparsınız"
Bu da doğrudur elbette ama dördüncü yanıt öğretmenlerin küçük dillerini yutmalarına neden olur; çünkü yanıttan öğrencinin fiziği çok iyi bildiği anlaşılmaktadır:
"Küçük bir ipe bağladığınız barometreyi önce yerde sonra da çatıda sallar ipin uzunluğu ve sallanma periyodları arasındaki farklarla Newton'un g katsayısını hesaplar, iki g katsayısı arasındaki farktan binanın yüksekliğini hesaplayabileceğiniz oranı bulursunuz"
Söylenilecek bir şey kalmamıştır, öğrencinin sınıfı geçtiği açıktır.
Öğrenci, yarattığı etki ile gülümser ve der ki: “Ama bence yapılacak daha doğru şey, kapıcıya gidip barometreyi hediye edip karşılığında binanın yüksekliğini söylemesini istemekten ibarettir.”
Hep beraber gülmeye başladılar.
Cassandra, hayranlıkla sorar öğrenciye:
"Peki, öğretmeninin senden beklediği yanıtı da biliyor musun?"
Öğrenci, alaylı bakışlarla yanıt verir:
"Evet, çatıda ve yerde hava basıncını ölçerek aradaki farktan hesaplamamız gerekiyor yazmamı bekliyordu"
Cassandra merakla şu soruyu sorar: "Peki madem istenilen yanıtı biliyordun, neden yazmadın?" Öğrenci, omuzlarını silkerek şöyle der:
"Çünkü dar kafalılıktan bıktım."
Yaşamı, tek bilinmeyenli bir denklem gibi ele almak, altı boş kulağa hoş sloganlarla konuşup zamana göre kendini geliştirmeyen, saplantı slogan hükümlere göre yaşamak ve mevzî alıp dayatmaya çalışmak kolaycılığı hiçkimseyi ve de toplumları bir yere götürmez.
Yaşamda, soruların pek çoğunun tek bir yanıtı yoktur.
Başarının, çalışmaktan önce geldiği tek yer sözlüktür. )
- DARALTILMIŞ OLAN ile ODAKLANILMIŞ OLAN
- DARBE GENİŞLİĞİ ile DARBE GENLİĞİ
- DARILMA ile/değil/yerine/>< DAYANMA
- DÂR-ÜL ACEZE ile/||/<> DÂR-ÜL BEDÂYİ ile/||/<> DÂR-ÜL ELHAN ile/||/<> DÂR-ÜL FÜNÛN ile/||/<> DÂR-ÜL MUALLİMAT ile/||/<> DÂR-ÜL MUALLİMİN ile/||/<> DARÜŞŞAFAKA ile/||/<> DARÜŞŞİFA
- DARWIN ile/ve/||/<>/> MİTHAT EFENDİ
- DARWIN'İN (")İSABETLİLİĞİ("):
ZİHİN İÇİN ile/değil GÖVDE İÇİN
- DARWIN/İZM ile/değil SPENCER/İZM
- DAS CAPITAL:
1867 ile/ve/||/<>/> 1873
- DÂVÂ "GÜTMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> "DÂVÂ GÖRMEK"
- DAVÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< MÂNÂ
- DAVAR ile DAHA VAR["DAA VAR" değil!]
- DAVRANIŞ:
"KİŞİYE GÖRE" değil/yerine/>< İNSAN GİBİ
- DAVRANIŞ/TUTUM ile/ve/değil/yerine/||/>< DÜŞÜNMEK
- DAVRANIŞSAL YAKLAŞIM ile/ve/||/<> BİLİŞSEL YAKLAŞIM
- DAYALI ile/ve/değil/||/<>/< DAYANIKLI
- DAYANAK = MABİH-İL-KIVAM = SUBSTRATUM[İng.] = SUBSTRAT[Fr., Alm.] = SUBSTSRATUM[Lat.] = HYPOKEIMENON[Yun.] = LECHO[İsp.]
- DAYANAK/DAYANGAÇ ile/ve ZEMİN
- DAYANÇ/SABIR:
EMEK/ÇABA ve/+/||/<>/> SÜREKLİLİK
- DAYANÇ/SABIR ile/ve MÜCADELE (ETMEK)
- DAYANIŞMA:
MEKANİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ORGANİK
- DAYANMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BIRAKMAK
- DAYANMAK ile/ve/değil/||/<>/< ODAKLANMAK
- DAYANTI = UKNUM = HYPOSTASIS[İng.] = HYPOSTASE[Fr.] = HYPOSTASE[Alm.] = HYPOSTASIS[Yun.]
- DAYATILAN" ile/değil/yerine/>< ANLATILAN
- DAYATMA ile/ve/değil/||/<>/< KURAMCILIK
- DAYATMA ile/değil/||/</>< ÖZEN/BAKIM
- DAYATMAK ile/ve/||/<>/> BOZMAK
- DAYATMAK" ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNCE/SÖZ
- DAYATMAK" ile/değil/yerine/>< KURAL
- DEDİKODU/GIYBET[Ar.] ile/değil/yerine ELEŞTİRİ/TENKİD[Ar.]
- DEFATEN[Ar. DEF-AT[çoğ.] + Fars. -EN] ile/değil DEFAATLE[Ar. DEFA-AT[çoğ.] + Tr. İLE]
- DEFORMASYON değil/yerine BİÇİM BOZULMASI
- DEĞER "YARGISI" ile/değil/yerine/>< DEĞER BİLGİSİ
- DEĞER ile/ve/<> BAĞIL DEĞER
- DEĞER/İNİ BİLMEK:
SAHİP OLMADAN ÖNCE ile SAHİP İKEN ile KAYBETTİKTEN SONRA
)
)
)
)- DEĞERİNİ:
TAKDİR (ETMEK) ile/ve/||/<>/> TESLİM (ETMEK)
- DEĞERLENDİRME ile/ve/değil/||/<>/> TEKLİF
- DEĞER/LER ile/ve/<> KAVRAM/LAR
- DEĞERLERİ BELİRLEMEK değil/yerine/< DEĞERLERİN, BİZİM İÇİN DEĞERİ
- DEĞERLİ OLDUĞUNDAN ÖNEMLİ ile/değil/yerine ÖNEMLİ OLDUĞUNDAN DEĞERLİ
- DEĞERLİ/LİK / DEĞERSİZ/LİK ile/ve/değil/yerine/<> GEÇERLİ/LİK / GEÇERSİZ/LİK
- DEĞERLİLİK ile/ve/||/<> YARATICILIK
- DEĞERSİZLEŞİR ile/ve/||/<> YOLDA KALIR ile/ve/||/<> YALNIZLAŞIR ile/ve/||/<> TÜKENİR ile/ve/||/<> BİLGİSİZ SAYILIR
- DEĞERSİZLEŞTİRMEK ile/değil ÖNCELİK (BELİRLEMEK)
- DEĞİNMEK ile/ve/||/<> DEYİNMEK
- DEĞİRMENİNE SU TAŞIMAK ile/ve/||/<> EKMEĞİNE YAĞ SÜRMEK
- DEĞİŞEN ile/ve/<> DEĞİŞMEYEN
What is it in you that does not change?
The unchangeable can only be realised in silence.
You become immovable in reticence.
You cannot be conscious of what does not change.
To realise the immovable means to become immovable.
Know yourself to be the changeless witness of the changeful mind. That's enough.
Learn to distinguish the immovable in the movable, the unchanging in the changing, till you realise that all differences are in appearance only and oneness is a fact.
To find the immutable and blissful you must give up your hold on the mutable and painful. )
- DEĞİŞEREK DEVAM ETMEK ile/ve/||/<>/> DEVAM EDEREK DEĞİŞMEK
- DEĞİŞİK "AÇILARDAN/YÖNLERDEN" değil ÇEŞİTLİ AÇILARDAN/YÖNLERDEN
- DEĞİŞİK/LİK ile/ve/değil/||/<> ÇEŞİTLİ/LİK
- DEĞİŞİM:
KİMYASAL ile/ve/||/<> FİZİKSEL
* Nesnenin görünür yapısı değişir.
* Hem moleküler yapısı, hem de görünür yapısı itibariyle yeni bir nesne oluşur. [kâğıdın yanması]
* Ortaya çıkan yeni nesne, eski durumuna kesinlikle geri dönemez. [Yanan nesneden [kağıttan vs.] arta kalan küllerle yeni bir nesne [kağıt vs.] oluşturulamaz.]
[Örnekler: Yanıcı nesne olan hidrojen ve oksijen moleküllerinin tepkimeye girerek; yanıcı olmayan suyun ortaya çıkması. | Kâğıdın yakılması. | Un helvası yapımı. | Mumun yanması. | Demirin paslanması. | Odunun yanması. | Sebzelerin çürümesi.
İLE/VE/||/
Nesnenin molekül yapısında değişme oluşmaz.
Nesnenin sadece biçimi, görüntüsü değişir.
Sadece görünür yapısı değişen, moleküler yapısı değişim göstermemiş yeni bir nesne ortaya çıkar [Suyun buharlaşması]
Ortaya çıkan bu madde, eski durumuna dönebilir.[Buharlaşan suyun, tekrar suya dönüşebilmesi. Bulut ve yağmur]
[Örnekler: Eriyen mumun tekrar donarak tekrar kullanılması. | Kâğıdın yırtılması. | Çaydanlıkta bulunan suyun kaynaması ve ortaya çıkan buharın tekrar yoğunlaşarak suya dönüşmesi.] )
- DEĞİŞİM:
KIRILINCA ile/ve/||/<> KANDIRILINCA ile/ve/||/<> ÇOK FAZLA ŞEY ÖĞRENİNCE ile/ve/||/<> ÂŞIK OLUNCA ile/ve/||/<> ZORDA/ZORUNDA KALINCA
- DEĞİŞİM ile/ve/> ANLAM KAZANMAK
- DEĞİŞİM ve/||/<> DEĞİŞİMDE DEĞİŞMEYEN ve/||/<> CANLI-CANSIZ ve/||/<> KÜTLE/YER ÇEKİMİ
- DEĞİŞİM ile DEĞİŞİNİM/MUTASYON
- DEĞİŞİM ve/< DEĞİŞMEZ/LER
- DEĞİŞİM ile/ve/||/<>/> DENETİM
- DEĞİŞİM ile/ve/değil/||/>< DEVİNİM
- DEĞİŞİM ile/ve/||/<>/> DEVRİM
- DEĞİŞİM ve/||/<> İLKSELLİĞİN "İÇKİNLİĞİ/AŞKINLIĞI" ve/||/<> CANLILIK ve/||/<> YERÇEKİMİ
- DEĞİŞİM ile/ve/değil/||/<> [KÜTLE ve/||/<> AN ve/||/<> ENERJİ]'DEKİ DEĞİŞİMİN ORANI/DEĞİŞİMİ
- DEĞİŞİM ile/ve/||/<> SÜREKLİLİĞİ
- DEĞİŞİM ile/ve/||/<> ZORUNLULUK
- DEĞİŞİYOR ile/değil DEĞİŞEBİLİYOR
- HAZ:
DEĞİŞKEN ile/değil/yerine DEVİNGEN
(1996'dan beri)