TARİH (HISTORY)

- NİYET ve/||/<>/> KARAR ve/||/<>/> UYGULAMA

- NİYET ile/ve/||/<> ŞİBAK NİHALİ

( İçsel, kişisel ve tekil bir yönelme.[Henüz dış dünyaya bağlanmamış olabilir.] @@ Niyetin belirli bir hedefe bağlanmış, artık geri dönüşü zor bir duruma gelmiş biçimi. )
( Her şibak nihali bir niyet içerir; fakat her niyet şibak nihali değildir. )
( "Vakfa hizmet niyetiyle hareket etti." @@ "Vakfın tevliyet makamına yönelik şibak nihali açıkça görülmektedir."[makama kilitlenmiş bir beklenti] )

- NİYET ve/||/<> YÖNELİM ve/||/<> BAĞLILIKLAR ve/||/<> YATKINLIKLAR

- NİZÂ'[< NEZ] ile/değil/yerine/>< NİZÂM[NAZAME]

( Bilgi, güce tâbi olursa/tutulursa. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Güç, bilgiye tâbi olursa/tutulursa. )
( Çekişme, kavga. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< İncileri, ipe dizmek. )

- NİZAM-ÜL-MÜLK ile MAVERDİ

- NÖBET[Ar.] değil/yerine/= KEŞİK

- NOEL (SANTA CRUZ) ile/ve/değil YILBAŞI (ST. SYLVESTER)

( 25 Aralık'ta. İLE/VE/DEĞİL 31 Aralık'ta. )
( Hristiyanlık'ta dinî bayram. İLE/VE/DEĞİL Yeni yıl kutlaması. )

- NOKTA ile/ve/||/<>/> ÇİZGİ ile/ve/||/<>/> ÜÇGEN ile/ve/||/<>/> PİRAMİT

( Tek nokta. İLE/VE/||/<>/> İki nokta. İLE/VE/||/<>/> Üç nokta. İLE/VE/||/<>/> Dört nokta. )

- NOKTA ile/ve/<> SONSUZ/LUK

( NOKTANIN SONSUZLUĞU )

- NOKTA-İ NAZAR değil/yerine/= GÖRÜŞ/BAKIŞ AÇISI


- NOKTALAMA ile/ve/||/<> HAREKE

( Latin abecesinde. İLE/VE/||/<> Arap abecesinde. )
( İnsanlık, bir gün...

(,) Virgülü kaybetti:
Söyledikleri, birbirine karıştı.

(.) Noktayı kaybetti:
Düşünceleri, uzayıp gitti. Ayıramadı onları.

(!) Ünlem işaretini kaybetti bir gün de:
Sevincini, öfkesini, tüm duygularını kaybetti.

(?) Soru işaretini kaybetti bir başka gün:
Soru sormayı unuttu.
Her şeyi olduğu gibi kabul eder oldu.

(:) İki noktayı kaybetti başka bir gün:
Hiçbir açıklama yapamadı.

Yaşamının sonuna geldiğinde...
Elinde sadece (") tırnak işareti kalmıştı...

“İçinde de başkalarının düşünceleri vardı yalnızca."

Alex Kanevsky )

- NOSYON[Fr./İng. < NOTION] değil/yerine/= KAVRAM

( Bir şey üzerindeki gerekli bilgi, kavram. )

- NÖTR ile SAYDAM

- NÜANS ile ...

( Resim sanatındaki renk derecesi. )

- NÜANS ile FARK

- NÜFUS CÜZDANI değil NÜFUS KÂĞIDI/ÇOĞA/YURTTAŞ/VATANDAŞ KİMLİĞİ

- NÜFÛZ ile/ve/||/<> DUHUL

- NÜKTE ile KİNÂYE

- NÜMÂYİŞ[Fars.] değil/yerine/= GÖSTERİŞ

- NUMISMATIC[İng.] değil/yerine/= NÜMİZMATİK

( Nümizmatik (meskûkât), genellikle eski olmak üzere sikke, kağıt paralar ve madalyaları inceleyen ve bunları sınıflandıran bilim dalıdır. Ayrıca tarih bilimine yardımcı bilim dallarından birisidir. Kimi kaynaklarda "Sikkecilik" olarak da geçer.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- NÜMİSMATİKTE[Fr. NUMISMATIQUE < Lat. < NUMISMA / Yun. < NOMISMA]:
KAVRAMLAR
ile TERİMLER ile TARİHÇE

( Metal paraları inceleyen bilim dalı. )
( )
( )

- NUSRAT["NUSRET" değil!] ve/||/<>/>/< ERTUĞRUL

( Çanakkale'deki mayın gemimizin adı. VE/||/<>/>/< Japonya'ya gidip de dönemeyen gemimizin adı. | Tayyareci İsmail Efendi'nin, Kahire'ye gitmek üzere havalanan fakat Kaz Dağı'na düşen uçağının, Çanakkale Zaferi sırasında onarılarak mayınların gözlenmesini sağlayan Yüzbaşı Cemal'in uçtuğu uçağa verilen ad. )
( ve/||/<>/>/< )

- NUTUK ATMAK ile NUTUK ÇEKMEK

- NUTUK/HİTÂBE/DİSKUR değil/yerine/= SÖYLEV/SÖYLERGE

( ATATÜRK'ÜN GENÇLİĞE HİTABI


      Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

      Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur.

Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir.

İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır.

Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraatini düşünmeyeceksin!

Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir.

İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, tüm dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.

Cebren ve hile ile aziz vatanın, tüm kaleleri zapt edilmiş, tüm tersanelerine girilmiş, tüm orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.

Tüm bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler.

Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler.

Millet, fakr u zarûret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.



      Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen;
Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!



ATATÜRK

(Nutuk, 20 Ekim 1927)

)

- O DÖNEMDE, ... ile/değil O DÖNEM DE, ...

( Dahi anlamındaki "de" ayrı yazılır! Lütfen! Sadece biraz (daha) özen! )
( Konfüçyüs: "Eğer konuşulan dil doğru değilse, o zaman söylenilen şey, söylenilmek istenen şey olmaz. O zaman, yapılması gereken yapılmaz ve eğer işler yapılmadan kalırsa, maneviyat ve sanat bozulur. O zaman, adâlet, sahtekârlıkla yürür. Eğer bu olursa, kişiler, kendini umutsuz bir karmaşanın içinde bulur. Bu nedenle, söylenilen şey, her şeyden önemlidir ve bu konuda dikkatsizlik yapılmamalıdır." )

- O) ELMA

- O SIRALAR ile O DÖNEMLER

- O TARİHTE ile/ve/||/<> O DÖNEMDE

- O YÜZDEN DOLAYI" değil O YÜZDEN (ya da ...DAN DOLAYI)

- ÖBEK ile/ve/||/<> ZİNCİR


- OBJEKTİF değil/yerine/= NESNEL

- ZULMET-İ CEHL-İ İLTİZAM[Ar.]/OBSKÜRANTİZM[İng. < OBSCURANTISM] değil/yerine/= BİLMESİNLERCİLİK

- ÖÇ ile/ve/||/<> ÖD

( Acı, öfke. İLE/VE/||/<> Öd, safra. )

- ODAK ile TEMEL

- ODAKLANMA ile/ve ADANMA

- ODAKLANMA ile/ve/<> KÜMELEME

- ODAK/LANMA / ODAKLI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖNCELİK/LENDİRME / ÖNCELİKLİ

- ODALARDA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ORALARDA

( Işıksız olmak... )
( )

- ODASINA:
"ÇEKTİ"
ile/değil/yerine/>< ÇAĞIRDI

- ODEON[Fr.] ile ODİTORYUM[Lat.]

( Eski Yunan'da, müzisyenlerin konser verdiği, basamaklı yer. İLE Dinleme salonu. )

- ÖDEŞMEK ile/ve/<> BOY ÖLÇÜŞMEK

- ÖDEV ile/ve/||/<> GÖREV

- ODUG ile ODUGLUK/ODUGLUQ
[<

( Uyanık[uyumayan]. İLE Uyanıklık ya da bilinçlilik. )

- OEDIPUS:
ŞİŞ AYAK
ile/ve/||/<> BİLEN AYAK(KİŞİ)

( )

- ÖFKE GÜCÜ" ve "İSTEK/ARZU GÜCÜ" | ile/ve/değil/yerine/<>/> DÜŞÜNME/DÜŞÜNCE/AKIL GÜCÜ

( Öfkeni, akılla yenemiyorsan, kendini, insandan sayma! )
( Öfkenin her zaman bir nedeni vardır fakat iyi bir nedeni yoktur. )

- ÖFKE ile/değil BATKI/HÜSRAN

- ÖFKE ile/ve/=/||/<> BİR ATIMLIK BARUT/OK

- ÖFKE ile/ve/değil/||/<>/< ENGELLENME

- [hem] "ÖFKE" ile/ve/hem de/||/<>/>< "HAYRANLIK"

- ÖFKE ile/ve/ne yazık ki/> SALDIRI


- ÖFKE =/||/<> SAMAN ALEVİ

- ÖFKE ile/ve/||/<>/> SUÇLULUK DÜŞÜNCESİ VE DUYGUSU

- ÖFKE ile/<> SUSMA/SÜKÛT

( Kızmış olduğunun göstergesidir. İLE/<> Kırılmış olduğunun göstergesidir. )

- ÖFKE ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< "TEPKİ"

- ÖFKE ile/ve/değil/||/<>/< YOK SAYILMA

- [ne yazık ki]
ÖFKE
ile/ve/||/>/<>/>< ZARAR

( Öfkeyle kalkan, zararla oturur. )

- ÖFKEDE:
GÖZ KIZARIR
ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YÜZ KIZARIR

( [Öfke ...]
Gelince. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Gidince. )
( Kâzım[öfkesini tutan/yutan] olmayı yeğle/yelim!) )

- ile/<> OĞURÇAK ile/<> OĞURDAK ile/<> OĞRAK ile/<> OĞUR

( An. İLE/VE/||/<>/> Salise. İLE/VE/||/<>/> Saniye. İLE/VE/||/<>/> Dakika. İLE/VE/||/<>/> Saat. )

- ÖĞRENİYORUM ile/ve/değil/yerine/||/<> DÜŞÜNÜYORUM

- [ÖĞRENİYORUZ/ANLIYORUZ]
OKUDUĞUMUZU
ile/ve/<> DUYDUĞUMUZU ile/ve/<>
GÖRDÜĞÜMÜZÜ
ile/ve/<>
HEM DUYUP, HEM GÖRDÜĞÜMÜZÜ
ile/ve/<>
TARTIŞTIĞIMIZI
ile/ve/<> DENEYİMLEDİĞİMİZİ ile/ve/<>
ANLATTIĞIMIZI/ÖĞRETTİĞİMİZİ

( %10 ile/ve/<> %20 ile/ve/<> %30 ile/ve/<> %50 ile/ve/<> %70 ile/ve/<> %80 ile/ve/<> %95 )

- ÖĞRENME ile/ve/<>/yerine ANLAMA

( Yapmak, onu bildiğini göstermektir. )
( Bir şeyi iyi anlayın, ulaşmışsınız demektir. )
( Öğrenmek, bildiğini fark etmektir. )
( Tekrarın etkili olabilmesi için anlamlı bir biçimde ve istekle yapılması gerekir. )
( Okuyarak ve/ya da gözlemleyerek ve/ya da deneyimleyerek. İLE/VE/<>/YERİNE Severek. )
( Understand one thing well, and you have arrived. )

- ÖĞRENME ile/ve/||/<>/> PAYLAŞMA

- ÖĞRENMEK ile/ve/<>/> "KALPTE BULMAK"

- ÖĞRENMEK ile/değil/yerine/||/<>/< KAVRAMAK

- ÖĞRETEN ile/ve/||/<>/> ÜRETEN

- ÖĞRETİLEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DAHA FAZLASI

- ÖĞRETMEK ile/ve/<> FARK ETMEK/ETTİRMEK

( Öğretmek, başkalarına senin kadar iyi bildiklerini anımsatmaktır. )
( EACH ONE, TEACH ONE )

- OĞUL

( Doğan demektir.
[ Önceleri erillikle sınırlı ya da "özdeş" değildi. ] )

- ÖĞÜT VERMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İYİ/DOĞRU ÖRNEK OLMAK/GÖSTERMEK

( Yolu uzun. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Yolu kısa. )
( Kolay. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< "Kolay değil". )

- ÖĞÜTMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/>< ÜRETMEK


- Oğuz ile OĞUZ

( XI. yüzyılda, Harezm bölgesinde toplu olarak yaşayan ve daha sonra Batı'ya doğru göç ederek, bugünkü Türkmen, Azeri, Gagavuz ve Türkiye Türkleri'nin temelini oluşturan büyük bir Türk boyu. İLE İyi huylu kişi. )

- OĞUZ/UZ ile ...

( Boylar birliği. )

- OH OLSUN ile/değil/yerine/>< O OLSUN

- OKSİJEN ile/ve/||/<>/ KOKU

( "Oksijeni bilmem ama kokun şart!" )

- OKUL ile/ve/||/<>/>< YAŞAM

( Önce ders verir, sonra dener, sınav yapar. İLE/VE/||/<>/>< Önce sınav yapar, sonra [dene(yimle)terek] ders aldırır. )

- OKUMA YAPMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YORUM YAPMAK

- OKUMA YAP(M)IYORUM" değil OKU(MU)YORUM

- OKUMA ile/ve/||/<>/> UZMANLIK

- OKUMAK:
YOKSULLUKTA
ve/||/<>/> VARSILLIKTA

( Varlık/servet[Ar.]. VE/||/<>/> Süs, ziynet/zinet[Ar.]. )

- OKUMAK ile/ve/||/<>/></< DİNLEMEK

( Kişileri ayrıştırır. İLE/VE/||/<>/</>< Kişileri/toplulukları/toplumu birleştirir. )

- OKUMAK ve/||/<> KONUŞMAK ve/||/<> YAZMAK

( Tamamlar. VE/||/<> Hazırlar. VE/||/<> Olgunlaştırır. )

- OKUMAK! ile/ve/değil/||/<>/> OKUMAK! ile/ve/değil/||/<>/> OKUMAK!

( Duyduğumu unuturum, gördüğümü anımsarım, okuduğumu anlarım. )
( Kurnaz kişiler, okumayı küçümser; basit kişiler, ona hayran olur; akıllı kişiler ise ondan yararlanır. )
( Okumak bir kişiyi doldurur, kişilerle konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır. )
( Kişi kendini yetiştirmek/terbiye etmek için okumalıdır! [Başkalarına bilgi satmak için değil!] )
( Kitap okumak, sevgilinin fotoğrafına bakmak gibidir. )
( )
( image )
( Bir kitabı okurken geçen iki saatin, yaşamımın çoğu yılından daha dolu olduğunu fark edince, bir kişinin yaşamının ürkütücü hiçliğini düşünürüm.

Sabahattin Ali )

- OKUMAK ile/ve/değil/||/<>/< OKUYABİLMEK

- [ne yazık ki]
OKUYAN
ile/ve/||/<> ANLAYAN

( Az. İLE/VE/||/<> Sınırlı/kıt. )

- OKYANUSU AŞMAK ve/ne yazık ki/||/<>/> DEREDE BOĞULMAK

- OKYANUSU GEÇİP DEREDE BOĞULMAK" ile/ve/||/<> "BİR KAŞIK SUDA FIRTINA KOPARMAK"

- OLABİLECEKLER ile/ve/||/<>/>/< OLMASI GEREKENLER

- OLABİLECEKLERİN OLMASI İÇİN UĞRAŞMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< OLMAYABİLECEKLERİN OLABİLMESİ İÇİN SABRETMEK

- OLAGELEN ile/ve/> SÜREGİDEN

( Geçmişten bugüne. [değiştirip değiştirilememesi ayrı bir konu olmak üzere...] İLE/VE/> Geçmiş de (bazen/kısmen/tamamen) içinde olmak üzere, bugün de devam eden ve etmesi olası olan. )

- OLAN/HÂDİS ile/>< SONRADAN OLAN

( Öncesinde yokluk olan. İLE/>< Sonra olan. )

- OLAN/OLACAK OLAN ile "ŞU/ŞÖYLE OLURSA, ŞU/ŞÖYLE OLUR" DÜŞÜNCESİ

- OLAN ile YAPILAN

- OLANAKLAR ve/||/<>/>/< GELİŞME HAKKI

- OLANAKLARIN/KAZANIMLARIN/SORUNLARIN:
İÇİNDE
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EŞİĞİNDE
(OLMAK/OLMAMAK)

- OLANAKSIZLIK/İMKÂNSIZLIK ile/değil/yerine ZORLUK ("ZORLUK" değil/yerine KOLAY OLAMAMA)

- OLANAKSIZ/LIK / OLANAKLI/LIK ve/<> KARARLI/LIK

( Aralarındaki tek fark, kararlılık derecesindedir. )

- OLANAKSIZ/LIK ile/değil/yerine OLANAKLI/LIK

( Aralarındaki tek fark, kararlılık derecesindedir. )

- OLANI BİLMEK ve/||/<>/>/< ORANI BİLMEK

- ...:
OLARAK GÖRMEMEK
ile/ve/||/<>/< KABUL ETMEMEK

- ... OLASILIĞI:
YÜKSEKTİR
ile/ve/||/<>/> YÜKSELİR


- OLASILIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< DENEYİM

- OLASILIK ile/ve/||/<> "DOLAYLI İLİŞKİ"

- OLASI/LIK ile/ve/||/<> GÖRELİ/LİK

- OLASILIK ile/ve/değil/ne yazık ki "NİYET OKUMASI"

- OLASILIK ile/ve/||/<>/> TEDBİR

- OLAY "AÇLIĞI" ile/ve/değil/||/<>/< ONAY AÇLIĞI

- OLAY/OLGU/DURUM ile/ve/||/<>/>< YADSIMA

- OLAY ve/||/<>/< KOLAY

( Olay ortaya çıkınca, çözümü de belirsizliğe göre nispeten daha kolay olur. )

- OLAYI" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ... DURUMU

- OLAYLAR'DA:
ARDIŞIKLIK
ve BENZERLİK

( En büyük ahmaklık, olayı[vak'ayı] duygularla bozmaktır[tahrib etmektir]. )

- OLAYLARDA/SORUNLARDA:
İZİN VERME(ME)K
ile/ve/değil/||/<> İZLEME(ME)K

- ÖLÇEK/LENDİRME ile/ve/||/<>/>/< BİRİM/LENDİRME

- ÖLÇÜ ile/ve/değil/||/<>/< ARAÇ

- ÖLÇÜ ile/||/<> AYAR

- ÖLÇÜ ile/ve/||/<> DERECE

- ÖLÇÜ ile/ve/||/<> KARAKUŞÎ

( ... İLE Yasa, kural, mantık ölçülerine dayanmayan. )

- ÖLÇÜ ve/||/<>/> TEKRAR ÜRETİM

- ÖLÇÜ ile/ve/||/<>/> UZLAŞI

- ÖLÇÜ ile/ve/değil/||/<>/< YÖNTEM

- ÖLDÜ değil/yerine YORULDU GİTTİ


- ... OLDUĞU İÇİN ile/ve/değil/yerine ...(DAN) (OLDUĞUNDAN) DOLAYI

( [adın/ismin] -e hali. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE -den hali. )
( DOYMAK İÇİN ile/ve/değil/yerine ACIKTIĞIMDAN DOLAYI )

- ... OLDUĞUNU:
"DÜŞÜNEMEYİZ"
değil SÖYLEYEMEYİZ/İDDİA EDEMEYİZ

- OLGU = VAKIA = FACT[İng.] = FAIT[Fr.] = FAKTUM[Alm.] = FACTUM[Lat.] = HECHO[İsp.]

- OLGUNLAŞMA ve/||/<>/> ŞAŞIRMAMA

- OLGUNLAŞMANIN SAĞLADIKLARI:
"KALPTE"
ile/ve/||/<>/> ANLIK'TA(ZİHİNDE) ile/ve/||/<>/> YAŞAMDA

( Duyarlılık kazandırır. VE/||/<>/> İşleklik ve işlevsellik sağlar. VE/||/<>/> Huzur sağlar/sunar. )

- OLGUNLUĞUN EN ÖNEMLİ GÖSTERGELERİ:
DEDİKODUYA DAYANMA/TAHAMMÜL
ve/<>
İFTİRAYA DAYANMA/TAHAMMÜL

( Dedikodu ve iftiraya karşılığın da üç aşaması vardır.
1- Dedikodu ve iftiraya susarak[sükûnetle] karşılık vermek.
2- Dedikodu ve iftiradan "memnun olmak".
3- Dedikodu ve iftiradan "memnun olup", "dedikoducu/iftiracı" için üzülmek. )

- OLGUN/LUK ve/||/<>/>/< SUSKUN/LUK

- TARİH:
OLGUSAL
ile/ve/||/<> KAVRAMSAL

- OLGUSAL/LIK ile/ve/||/<> EDİMSEL/LİK

- OLİGARŞİ:
ARİSTOKRASİ
ile TEOKRASİ ile MERİTOKRASİ ile TEKNOKRASİ ile TİMOKRASİ ile KRİTARŞİ ile CUNTA


- OLİGARŞİ[Fr. < Yun. OLIGOS: Az. | ARKHEIN: Buyurmak.] değil/yerine/= TAKIMERKİ

( Siyasal erkin, birkaç kişilik bir kümenin elinde bulunduğu yönetim. Aristokrasinin, daralmış biçimi. )

- OLMALI" ile/değil/yerine/||/<>/< ... OLSA GEREK

- OLMA!:
[ne] PİŞMAN
ne DÜŞMAN ne [de] KAHRAMAN

- OLMAZ OLMAZ ile OLMAZ, OLMAZ

( Olmama olasılığını düşün(dür)mek. İLE "Olmaz" denilemez/diyemeyiz / deme/meli/sin / dememeli/yiz. )

- OLMAZ OLSUN ile/ve/||/<> JE VEUX

(

ile/ve/||/<>

)

- OLSUN ile/ve/||/<>/> OLSUN

( Geçmişte. Olduktan sonra. İLE/VE/||/<>/> Gelecekte. Olmasını istediğimiz. )
( Olduktan sonra. İLE/VE/||/<>/> Olmasını istediğimiz. )

- OLTA" (ATMAK) ile/||/<> "ZARF" (ATMAK)

- ÖLÜM:
ANIMSA(YA)MADIĞIMIZDA
değil ANIMSANMADIĞIMIZDA

- ÖLÜM:
KALP/BEYİN DURDUĞUNDA
ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> UNUTULDUĞUMUZDA

- ÖLÜM ve/<> APTALLIK

( Öldüğünde, öldüğünü bilmezsin. Sadece, başkaları için zordur. VE/<> Aynı şey, aptallıkların için de geçerlidir. )

- ÖLÜM ile/||/<> KIYIM/CİNAYET[Ar.] ile/||/<> ÖZKIYIM/İNTİHAR[Ar.]

- ÖLÜM ile/ve/||/<>/> MİRAS

( Hak. İLE/VE/||/<>/> Helâl. )

- ÖLÜM ile/ve/||/<>/> ORGAZM

( Tüm ölçü(t)lerin ölçütü. İLE/VE/||/<>/> Tüm deneyimlerin/duyumların ölçütü. )

- ÖLÜM ile/ve/||/<>/> SITMA

( "Ölümü gösterip sıtmaya râzı etmek." )

- OLUMLU/OLUMSUZ) HAVA/SI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HÂL/İ

- OLUMSUZ MANEVİYAT ile/değil/yerine OLUMLU MANEVİYAT

( Varlığının deneyimi. İLE/DEĞİL/YERİNE Hizmet. )

- OLUMSUZ ile/ve/||/<>/> AŞAĞILAYICI

- OLUMSUZ ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< KABA

- OLUMSUZ ile/ve/değil/||/<> UYUMSUZ

- OLUMSUZDAN "BESLENME" ile/değil/yerine OLUMLUDAN "BESLENME"


- OLUMSUZLAMA ile/değil/yerine/<> ELEŞTİRİ

- OLUMSUZLAMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ÜRETKEN OLUMSUZLAMA

- OLUMSUZLUĞU/SORUNU/ÇÖZÜMÜ:
HESABA KATMAMIŞ OLMAK
ile/ve/değil/||/<>/>/< GÖZE ALMIŞ OLMAK

- OLUMSUZLUKLARI/OLUMSUZLUKLARDAN:
"BESLE(N)ME"
ile/ve/<> "BEZE(N)ME"

- SAVAŞI KAYBETMEK:
ÖLÜNCE
değil DÜŞMANA BENZEYİNCE

- ÖLÜNÜN MEZARI/TÜRBESİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DİRİNİN "BAHÇESİ"

( [ne yazık ki]
[bazı/çoğu kişi]
Çiçek diker. @@ Talan eder. )

- OLUP BİTEN ile/ve/||/<> YAŞANAN

- OLUR"
ile/ve/değil/||/<>/><
NA OLUR ve/||/<> NAH OLUR

- ÖLÜRSE/M" değil ÖLÜNCE

- OLURUNA BIRAKMAK ile/ve/<> AKIŞINA BIRAKMAK


- OLUŞ ve/||/<>/>/< SONSUZLUK

( İkisinin de tek sözcüğü/aracı... "... bile değil!" )

- OLUŞ'TA(KEVN): SÜKÛN ve/||/<> HAREKET ve/||/<> ELVAN ve/||/<> ASVAT ve/||/<> TUUM(TADLAR) ve/||/<> REVAYİH(KOKULAR) ve/||/<> İTİMAT ve/||/<> HARARET ve/||/<> BÜRÛDET ve/||/<> RUTÛBET ve/||/<> YÜBÛSET(KURULUK) ve/||/<> TELİF ve/||/<> HAYAT ve/||/<> ELEM ve/||/<> KUDRET ve/||/<> İRADET ve/||/<> KERÂHET ve/||/<> ŞEHVET ve/||/<> NEFRET ve/||/<> İTİKAT ve/||/<> ZAN

- OLUŞUM/TEŞEKKÜL[Ar.] ve/<> TEŞEKKÜR

- OLUŞUM ile/ve/||/<> BAŞLANGIÇ

- OLUŞUM ile/ve/||/<>/> DÖNÜŞÜM

- OLUŞUM ile/ve/||/<>/> OLGUNLAŞMA

- ONAYLANIRLIK ile/ve/||/<> KABUL EDİLİRLİK

- [önce] UMUT" sonra UNUT!"

- ÖNCEDEN ... ile/ve/değil/||/<>/< ÖNCELERİ ...

- ÖNCEL >< ARDIL


- ÖNCEL ile ÖNCÜL

- ÖNCELİK ile/ve/||/<>/< ZORUNLULUK

- ÖNCELİKLE ile/ve/||/<> BAŞTA

- ÖNCELİK-SONRALIK ve/değil BİRLİKTELİK

- ÖNCESİ ile/ve/değil/||/<> BAĞLAMI

- ÖNCE/Sİ ile/ve (...) SONRA/SI["SORA/SORNA" değil!]

- ÖNCESİ-SONRASI:
TEKERLEK
ve YELKEN ve YAZI

- ÖNCÜ ile/ve/değil/||/<>/< ÖNCÜL

- ÖNCÜLLER = MUKADDEMAT = PREMISS[İng.] = PRÉMISSES[Fr.] = PRÄMISSE[Alm.] = PRAEMISSA[Lat.] = ESTABLECIMIENTO[İsp.]

- ÖNDER:
KARAR VERMEK/VEREN
ile/ve/değil/||/<>/< ANLAM VERMEK/VEREN


- ÖNDER ile/ve/değil/||/<>/< ATILGAN

- ÖNDERLİK BUNALIMI/KRİZİ ile/ve/<> ÖZERKLİK BUNALIMI/KRİZİ

- ÖNDER/LİK ile/ve ÖNCÜ/LÜK

( )

- ÖNEM ARZ ETMEK ile ÖNEM ATFETMEK

- ÖNEM VERMEK / ÖNEMLİ GÖRMEK
ile/ve/||/<>/>
ÖNCELİKLİ GÖRMEK

- ÖNEM VERMEK ile/ve/||/<>/> ÖNE ÇIKARMAK

- ÖNEM ile/ve/<> DEĞER

- ÖNEM/DEĞER ile "ÖLÇÜSÜ"

( Sayılması olanaklı şeyler, her zaman önemli olmayabilir. İLE Önemli şeyler ise her zaman sayılamayabilir. )

- ÖNEMLİ(ÖNCELİKLİ) ile/ve/değil/yerine/<>/>< DEĞERLİ

( Siyaset ve ticaretin itibar ettiği. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< İlim ve irfanın itibar ettiği. )

- ÖNEMLİ ile/ve/fakat/||/<> AYRI


- ÖNEMSEME ile/||/<> VURGULAMA

- [ne yazık ki]
ÖNEMSE(ME)MEK
ile/ve/değil/||/<>/< ÇIKAR(SIZLIK)

- ÖNERİLEN ile/ve OLAGELEN

- ÖNERMEK ile/değil ÖNE SÜRMEK

- ÖNGÖRÜ ile/değil/yerine AÇIKLAMA (OLARAK)

- ÖNGÖRÜ ile DURUGÖRÜ

- ÖNGÖRÜ ile/||/<> KESTİRİM

- ÖNGÖRÜ ile/ve/||/<>/> ÖNERME

- ÖNGÖRÜ ile/ve/||/<> UFUK

- ÖNGÖRÜ ile/ve YORUM


- ÖNGÖRÜLEBİLİR BİLİNMEYEN ile/ve/<> BİLİNEMEYECEK BİLİNMEYEN

- ÖNGÖRÜLEBİLİR/LİK ile/ve/||/<> BİLİNEBİLİR/LİK

- ÖNGÖRÜMÜZ ...:
BİR YILLIK İSE
ile/ve/değil/||/<>/>/<
ON YILLIK İSE
ile/ve/değil/||/<>/>/<
YÜZ YILLIK İSE

( Tohum ekelim. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< Fidan dikelim. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< Çocuk eğitelim. )

- ÖNGÖRÜSÜZLÜK ile/ve/< BİLGİSİZLİK/CEHALET

( CEHALET: Dönüp dolaşmak, sabitesi olmamak. )
( Cehalet diye bir şey yoktur, yalnızca dikkatsizlik ve ilgisizlik vardır. )
( Cehalet neden acı verici olsun?
Acı verici durumlar ve sonu gelmez yanılgıların kaynağı olan arzu ve korkunun kökeninde o vardır. )
( Kederin nedeni, cehalettir. Mutluluk anlayışı izler. )
( Bilgisizliğin belirtisi, adâletsizlik ve trajediye olan inancın derinliğidir. )
( Üzüntü, zihinsel bir acıdır (ıstırap) ve acı, mutlaka dikkat ister. Ona dikkatinizi verdiğinizde, çağrı durur ve cehalet sorunu da kaybolur. )
( Bilmeyene yaraşan ceza, bilen birinden öğrenmektir. )
( Bilgisizlik, öğrenim ile de öğrenilir. )
( Meğer, cehalet, esaretten betermiş. )
( Cehalet, tahsil ile tahsil olunur. )
( There is nothing like ignorance, only inattention.
Why should ignorance be painful? It is at the root of all desire and fear, which are painful states and the source of endless errors.
Ignorance causes sorrow. Happiness follows understanding.
Worry is mental pain and pain is invariably a call for attention. The moment you give attention, the call for it ceases and the question of ignorance dissolves. )

- ONGUN ile ONGUN/TOTEM[Fr.]

( Çok verimli, bol, eksiksiz. | Yarar duruma gelmiş, | bayındır. | Mutlu. | Kutlu, uğurlu. İLE İlkel toplumlarda topluluğun kendinden türediği sanılarak kutsal sayılan hayvan, ağaç, rüzgâr vb. doğal nesne ya da olay. | Arma[İt.]. )

- ÖN-İKONOGRAFİ ile İKONOGRAFİ ile | İKONOLOJİ

( Tanımlama. İLE Çözümleme. İLE | Yorumlama. )
( Olgusal. İLE | Özsel. )
( Biçim. İLE | İçerik. )

- ÖNLEMEK ile/ve/||/<> ÖNÜNE GEÇMEK

- TIP/HEKİMLİK:
ÖNLEYİCİ
ile/ve/||/<>/> KORUYUCU ile/ve/||/<>/> TEDAVİ