TARİH (HISTORY)

- İLÂN[Ar.]/ANONS[Fr. < ANNONCE] değil/yerine/= DUYURU/DUYURMAK/DUYUT

( Söz ve yazı yoluyla verilen kısa haber. )
( ANONSE[Fr.]: Bildirilmiş, ilân edilmiş. )

- İLÂN[Ar.] ile/ve/||/<>/> İCAP/İCAB[Ar.]

- İLÂN[Ar.] ile/ve/||/<>/> KABUL[Ar.]

- İLÂN ile/ve/||/<> TEBLİĞ

- İLE BİRLİKTE ile/ve/değil/||/<>/< İLE BİR

- ... İLE BAŞ ETMEK ile MÜCADELE ETMEK

- İLELEBET[Ar.] değil/yerine/= SÜRGİT

- ILENÇ/İLENÇ ile YAKINMA
[<

( Belirli bir konuya özgü görüşünün hatalı olduğu anlaşıldığında, salık veren kişiye yöneltilen yakınma. İLE ... )

- İLERİ "DÖNELİK" değil İLERİ DÖNÜK/YÖNELİK

- İLERİ GİDEBİLMEK ve/||/<>/< GERİ GİDEBİLMEK


- İLERİ GİTME! ve/||/<> GERİDE KALMA!

( [vururlar] Başına. VE/||/<> Kıçına. )

- İLERİ:
SUNMAK
ile/ve/||/<> SÜRMEK

- İLERİ SÜRME = İDDİA = ASSERTION[İng., Fr.] = BEHAUPTUNG[Alm.] = ASSERTIO < ASSERERE[Lat.]

- İLERİ ile/ve/değil KAPSAYICI

- İLERİCİ/LİK ile/ve/<> GENİŞ BAKIŞLI/LIK

- İLERİCİ/LİK ile/ve/||/<>/< ÖZGÜRLÜKÇÜ/LÜK

- İLERİ/DE ile/||/<> ÖN/DE

- İLERİYE SÜRMEK değil İLERİ SÜRMEK

- İLERLE(T)ME ile/ve/||/<> GENİŞLE(T)ME

- İLERLEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SÜRDÜRMEK


- İLERLEMEK ile/ve YÜRÜMEK

- İLERLEYİCİ/LİK ile/ve/||/<> YENİLİKÇİ/LİK

- İLETİŞİM KURAMADIK" ile/değil/||/<>/> ANLAŞAMADIK

- İLETİŞİM ile/ve/||/<>/>/< ULAŞIM ile/ve/||/<>/>/< ENERJİ

( İnsanlığın/bilginin/aklın gelişim, araç ve kaynak yönetimindeki önceliklerindeki/sıralamasındaki üç temel alan. )

- İLGİ UYANDIRMAK ile/ve CAZİBE YARATMAK/OLUŞTURMAK

- İLGİ ile/||/<>/> BİLGİ ile/||/<>/> FARKINDALIK

- İLGİLENDİRİR ile BAĞLAR

- İLGİLENDİRMEK ile/ve/||/<> IRGALAMAK

- İLGİLEN(DİR)MEMEK ile/ve/değil/||/<>/>/< BAKMAMAK/DUYMAMAK (-YI YEĞLEMEK)

- İLGİLENME ile/ve/||/<> İLİŞKİLENME


- İLGİLİ ile/ve İLİŞKİLİ

- İLGİNÇ (OLAN) ile ESRARENGİZ (OLAN)

- İLGİNİN:
"KABARMASI"
ile/ve/değil/yerine ARTMASI

- İLGİSİZ/LİK ile/ve/||/<> UZAK/LIK

( Olmaz ilâç sîne-i sad pâreme
Çâre bulunmaz bilirim yâreme,
Baksa tabibân-ı cihân çâreme,
Çare bulunmaz bilirim yâreme

Kast ediyor tîr-i müjen cânıma,
Gözlerin en son girecek kanıma,
Şerh edemem halimi cânânıma
Çare bulunmaz bilirim yâreme
)
( MÜFTEİLÜN MÜFTEİLÜN FAİLÜN [RECEZ-İ MÜSEDDES-İ MUTFİ-İ MEKŞUF] )

- İLHÂK[Ar.] ile İŞGÂL[Ar. < ŞUGL]

( Katma, katılma, karışma, katıştırma. | Egemenlik altına alma, bağlama. | Sözcüğün sonuna bir harf ya da edat katma. İLE Meşgul etme, işle uğraştırma. | İşten alıkoyma. | Tutma. | Oyalama. )

- İLHAM ile İGVA/İĞVÂ'[< GAVÂYE]

( ... İLE Azdırma, azdırılma, baştan çıkarma, baştan çıkarılma, yolunu şaşırtma, ayartmak. )

- İLİM ve İRÂDE ve KUDRET

- İLİNEK ile/ve/||/<> İKİNCİL

- İLİŞKİ:
EMEK
ile/ve/değil/||/<>/< ÖZEN

- İLİŞKİ:
KESİŞİMSEL
ile/ve/değil/yerine/||/<> GEÇİŞLİ


- İLİŞKİ ile/ve BAĞLANTI

- İLİŞKİ ile/ve/<> "GEÇİŞ"

- İLİŞKİ ile/ve SÜREÇ

( İlişki, kavramın özünü, süreç de onun içeriğini oluşturur. )
( İlişki(relatio), doğasal, toplumsal ve bilinçsel tüm olgular arasındaki karşılıklı bağlılıktır. )
( Bir şey "ne" ise, ancak başka bir şeyle ilişkisinde "o"dur. )
( Bir şeyi tanımak, o şeyin ilişkilerini tanımaktır. )
( Evrende herhangi bir şey ancak ilişkileriyle varlaşır. )
( Uslamlamanın ya da akıl yürütmenin temeli ilişki kurmaktır. )
( Tüm varoluşlar "İlişki'nin zorunlu sonucu olduğu gibi, varoluşların zorunlu koşulu da "İlişki"dir. )
( Bir şeyin kendi iç çelişkisi ve o çeşitli yanları arasındaki ilişkiler "İç İlişkiler"; o şeyle başka şeyler arasındaki ilişkiler ise "Dış İlişkiler"dir. )
( İç ve Dış İlişkiler birbiriyle bağımlıdır. )

- İLİŞKİLENDİRMEK ile/ve/değil/yerine/<>/> AN'A GETİRMEK

- İLİŞKİLEN(DİR)MEK ile/ve/||/<>/> DOKUMAK

- İLİŞKİ/Lİ ile/ve/değil/||/<>/< SIRA/LI

- İLİŞKİSEL/LİK ile/ve/||/<>/> İÇKİN/LİK

- İLİŞKİYİ:
YÜRÜYÜŞ GİBİ SÜRDÜRMEK
ile/ve/değil/yerine/||/<>/> DANS GİBİ SÜRDÜRMEK

- İLK ARACIN GELİŞTİRİLMESİ ile/ve/<>/> İLK ARAÇ > YAZI ile/ve/<>/> YAZI > MATBAA ile/ve/<>/> MATBAA > BİLGİSAYAR ile/ve/<>/> BİLGİSAYAR > İNTERNET ile/ve/<>/> İNTERNET > BLOK ZİNCİR

( 300.000 yıl öncesi. İLE/VE/<>/> 294.000 yıl. İLE/VE/<>/> 5430 yıl. İLE/VE/<>/> 450 yıl. İLE/VE/<>/> 40 yıl. İLE/VE/<>/> 30 yıl. )

- İLK "BASAMAĞINI" ATTI değil İLK ADIMINI ATTI


- İLK BATIK (TİCARİ) GEMİ : ULUBURUN

( M.Ö. XIV. yy.'da - Uluburun - Kaş )

- İLK BİR HAFTA ile/değil/||/<> BİRİNCİ HAFTA

- İLK DENİZ FENERİ

- İLK DENİZALTI (MODELİ) ile/ve/||/<>/> OSMANLI'DA DENİZALTI

( )

- İLK DİL ile/ve EVRENSEL DİL

( Tüm dillerde ortak dilbilgisel ilkeler arayabiliriz ancak bu, zorunlu olarak bir ilk dile dönmemizi gerektirmez. )

- İLK GÜNEŞ SAATİ

( DİKİLİTAŞ )

- İLK HAYVAN HASTAHANESİ

( Dünyanın ilk Hayvan Hastahanesi olan Gurabahane-i Laklakan(Düşkün Leylekler Evi), XIX. yy'da, Osmanlı tarafından Bursa'da kurulmuştur. Sonbaharda geri dönemeyecek leyleklere yardım amaçlı kurulan bu hastahane, ayrıca sokak hayvanlarına ve çeşitli hayvanlara da yardım amaçlı kurulmuştur. )

- İLK NEDEN ile/ve/||/<>/> YÖNELİM

- İLK SU SAATİ

( M.Ö. 1397 )

- İLK ile/ve/değil BİLİNEN/BİLİNEBİLEN İLK


- İLK ile/ve/||/<> KÖK

- İLK ile/ve/değil/||/<>/> ÖNCÜ

- İLKE ile/ve/||/<>/>/< ARKE ile/ve/||/<>/>/< ERKE

- İLKE ile/ve/||/<> DAYANAK

- İLKE ile/ve/||/<> DÜZEN

( İlkelerimizin ışığında dünyaya katılamazsak, ilkelerimize karşın dünyaya katılmak zorunda kalırız. )
( Olgun kişiler, ilkesiz davranmaktan vazgeçerek kendilerine olan güveni ve meziyetlerini sağlamlaştırır. )

- İLKE ile/ve KIBLE

- İLKE ile/ve/||/<> ZEMİN

- İLKECE BİLİNÇLİ ile/ve/||/<> İLKECE BİLİNÇSİZ

( )

- İLKEL ile/ve/değil/||/<> BİRİNCİL

- İLKEL ile/değil İLKSEL


- İLKEL = İPTİDAİ = PRIMITIVE[İng.] = PRIMITIF[Fr.] = PRIMITIV[Alm.] = PRIMITIVUS < PRIMUS[Lat.] = PRIMITIVO[İsp.]

- İLKE/LER ile/ve/<> KAVRAM/LAR

( Olmayanı oldurmak üzere/için. İLE/VE/<> ... )
( İlkelerle düşünürüz. İlkeler bizi birliğe getirir. )
( İlke'li düşünmek, niyettir. )
( Niyet, davranışları birleştiriyorsa ilkedir. )

- İLKE/Lİ/LİK ile/ve/<> İŞLEV/SEL/LİK

- İLKEL/LİK değil/yerine/>< İLKELİ/LİK

( Kişiyi ayakta tutan, iskelet ve kas sistemi değil ilkeliliğidir. )
( )
( İlkel olmak istemiyorsak ilkeli olmak durumundayız. )

- İLKEL/LİK ile/ve/||/<> OLANAKSIZ/LIK

- İLKENİN:
GERÇEKLEŞTİRİLMESİ
ile/ve/değil/||/<>/> DÜZENLEYİCİLİĞİ

- İLKESELLİK ve/||/<>/< ZORUNLULUK

- İLKESİZLİK ile/ve/= DÜŞÜNCESİZLİK

- İLKLER ve/<>/> İZLER

- ILLUSTRE ile/ve CARDINALE ile/ve REGALE ile/ve CURIALE

( Işık saçan dil. İLE/VE
Kılavuz ve kural işlevi gören dil. İLE/VE
Ulusal bir hükümdarlığın sarayında yer almaya lâyık dil. İLE/VE
Hükümetin, yargının, bilgeliğin dili. )

- İLMEK İLMEK (İŞLEMEK/DOKUMAK)

- İLM-İ HEY'E(T) ile/= İLM-İ FELEK ile/= İLM-İ NÜCÛM/İLM el-NÜCÛM ile/= İLM-İ AHKÂM ile/= İLM-İ el-MİKAT

( ... İLE/= İLM-İ MİKAT'ta: Şemsedin Halili VE Muhammed Konevi. )

- İLM-İ MEDENİYE(T) ile/ve/||/<> İLM-İ SİYÂSE(T)

- İLMÎ ile/ve/değil ZEVKÎ

- İLTİFAT ile/ve/||/<>/>/< İTİBAR

- İLTİMAS ile İLTİZAM

( Haksız yere, yasa ve kurallara uymaksızın kayırma, arka çıkma. | Birine, herhangi bir konuda öncelik ve ayrıcalık tanıma. İLE Kayırma, bir tarafı tutma. | Gerekli bulma. | Kesenek. )

- İLTİSÂK[Ar. < LÜSÛK] ile İRTİBÂT[Ar. < RABT]

( BİTİŞME, KAVUŞMA, YAPIŞMA, BİRLEŞME | İKİ ORGANIN BİRBİRİNE YAPIŞMASI )

- İLTİSAKLI[Ar.] değil/yerine/= İLİŞKİLİ

- İLÜSTRASYON ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SANAT

( Yöntemli. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Yöntemsiz. )

- İLÜZYON değil/yerine GÖZBAĞI


- İMÂL ile/ve/||/<> İMÂR

- İMAM('ın yap(ma)tığı) ile CEMAAT('in yapma(ma)sı gerekenler)

( * İmam kunut okumazsa cemaat de okumaz.
* İmam bayram namazlarındaki tekbirleri yapmazsa, cemaat de yapmaz.
* İmam dört rekatlı namazın ikinci rekatinde oturmazsa cemaat de oturmaz.
* İmam secde ayeti okuyup secde etmezse cemaat de etmez.
* İmam secde-i sehiv etmezse cemaat de etmez. )

- İMAN

( "Emin"lik, "emin olmak" kökünden gelen bu sözcük, şüphe taşımayacak kadar apaçıklık ve kesinlik yansıtan durum ya da kavramları ifade eder.
Her ne kadar dinsel ve İslâmî bir terim olarak yerleşmişse de
her alanda/olguda kullanılabilir/kullanılabilmelidir.
( "Güneşin doğuşu" gibi doğadaki, bir şeyin "3 ya da 4 bacağı ile sürekli[dış etkenler devrede olmadan!] dik durabilmesi" gibi fizikteki ve
bilimdeki çeşitli kesinliklerde ve günlük yaşamdaki birçok olguda kullanılabilmesi olanaklı bir sözcüktür/terimdir. ) )

- İMAN ETTİM ve/||/<>/> TESLİM OLDUM

- İMAN:
İTİMAT
ile/ve/||/<> KANAAT

- İMÂN ile/ve/||/<> İMKÂN

- YAPI/İMAR:
"BARIŞI"
ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> "AFFI"

- İMDAT[< İMDAD]/İSTİMDÂT[Ar. < MEDED/MEDD] değil/yerine/= YARDIM İSTEME

- İMGE:
CANLANDIRAN
ile/ve/||/<>/< "CANLI"

- İMGE = HAYAL = IMAGE[İng., Fr.] = BILD, VORSTELLUNG[Alm.] = IMAGEN[İsp.]


- İMGE ile İÇGÖRÜ

- İMGE/LEME ile/ve/||/<> NESNE TAKLİDİ

- İMGELEM = MUHAYYİLE = IMAGINATION[İng., Fr.] = EINBILDUNGSKRAFT[Alm.] = IMAGINATIO[Lat.] = PHANTASIA[Yun.] = IMAGINACIÓN[İsp.]

- İMGESEL DÖNEM ile/ve/||/<>/> SİMGESEL DÜZEN

( )

- İMGESEL ile/ve/||/<>/> SEZGİSEL ile/ve/||/<>/> KAVRAMSAL

- İMLÂ ile İBÂRAT ile ÎRAB

- İMLÂ ile/ve/||/<> İHYÂ

- İMLÂ[Ar. MELV] ile/ve/||/<> İMLÂ[Ar. < MEL]

( Yazım (kuralları).[< Söyleyip yazdırmak.] | Bir yapıtı ya da bir ezgiyi notaya alıp yazma. İLE/VE/||/<> [boşluğu/çukuru] Doldurmak. )

- İMLÂ ile/ve/||/<>/> MÜMLÎ

- IMMORAL/ITY[Fr./İng.] değil/yerine/= TÖRETANIMAZ/LIK

( Daha üstün saydığı bir töre adına geçerli töreyi tanımayan. | Töre kurallarına aykırı olan. )

- İMPARATOR[İt. < IMPARATORE] değil/yerine/= İLHAN

- İMPARATOR ile/||/<> KAYSER[Ar. < KAYSAR]

( ... İLE Roma ve Bizans imparatorlarına verilen san/unvan. )

- İMPARATORİÇELİK değil/yerine/= İLHATUN/LUK

- İMPARATORLUK ile/değil BÜYÜK KRALLIK

- İMPARATORLUK ile EMPERYALİZM

- İMTİHAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İMKÂN

- İMTİNÂ[Ar.] ile İSTİNKÂF[Ar.]

( Çekinme. İLE Çekinme, geri durma, sakınma. )

- İMTİNÂ-İ ÂDÎ ile/ve/<> İMTİNÂ-İ HAKİKÎ

( Bir şeyin, varoluşunun olanaksızlığı. İLE/VE/<> Bir şeyin, yokluğunun, akılsal olarak olanaksızlığı. )
( Birinin, başka birinin çocuğu olduğu bilinen biri için, "benim çocuğumdur" demesi gibi. İLE/VE/<> Birinin, kendinden yaşça büyük biri için, "benim çocuğumdur" demesi gibi. [davası edil(e)mez/dinlenmez] )

- İNAN ile İMAN

- | "İNANAN" ile/ve/>< "KUŞKULANAN" |
değil/yerine/>
BAKMAYI BİLEN

( | "Mutludur." ile/ve/>< (")Bilgilidir.(") | DEĞİL/YERİNE Anlayandır. )

- İNANÇ ile/ve/değil/yerine "BAKIŞ/GÖRÜŞ"

- İNANÇ ile/ve/değil/||/<> DAVRANIŞ

( Seni, daha iyi bir insan yapan, "inançların" değil davranışlarındır. )

- İNANÇ ile/ve/<> İMAN

( Düşüncenin pekişmişliği. İLE/VE/<> İnancın pekişmişliği. )
( Herşeyin başlangıcı ve kaynağı olan düşünce, inancın da imanın da başlangıcı ve kaynağıdır. İLE/VE/<>
İnanç, düşüncenin pekişmiş/yoğunlaşmış hali, iman da inancın pekişmiş/yoğunlaşmış halidir. )
( Kuramı, uygulamaya geçiren tek ve en önemli olgu. İLE/VE/<> ... )

- İNANÇ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İNSANLIK

( Sadece kişiyi ilgilendiriyor. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Herkesi ilgilendiriyor. )
( )

- İNANÇ ile/ve/||/<> KÖK İNANÇ / ŞEMA

- İNANÇ ile/ve/değil/||/<>/< KURUNTU/VEHİM

- İNANÇ ile/değil/yerine/>< MANTIK

- İNANÇ ile/ve/değil/||/<>/< VARSAYIM

- İNANÇ" ile/ve/değil/||/<>/< "YORUM"

- İNANCI" değil/yerine ... DÜŞÜNCE VE İNANCI


- İNANÇLAR ile/ve/||/<> TEMEL İNANÇLAR

- İNANÇ/SIZLIK ile/ve/||/<> KUŞKU/ŞÜPHE

( Ne çıplaklık, ne dağınık saçlar, ne pislik, ne günlerce oruç tutmak, ne yerde yatmak, ne de bağdaş kurarak saatlerce bir yerde oturmak, kuşku ve isteklerden arınmamış bir kişiyi kurtarmaz. )

- İNANÇ"TA:
KATI "AKILCILIK" ile/||/<> "İMANCILIK" |
ile/değil/yerine/><
ELEŞTİRİCİ AKILCILIK

- İNANDIĞINI BİLMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/></< BİLDİĞİNE İNANMAK

- İNANDIRMAK ile/ve/||/<> İKNÂ (ETMEK)

- İNANILACAK (OLAN) ile/ve ALKIŞLANILACAK (OLAN)

( Alkışı, en sessiz biçimde karşılayan, alkışı, hak etmiş demektir. )

- İNANIR ile/ve/<> ÖFKELİ İNANIR

- İNANMA ile/ve/değil/||/<>/>/< BIKMA

- İNANMADAN AİT OLMAK" ile/değil AİT OLMADAN İNANMAK

- İNANMAK/İNANÇ" ile/ve/değil/yerine/||/<> ÖNGÖRMEK/ÖNGÖRÜ/TAHMİN


- İNANMAK" ile/değil/yerine/>< ANLAMAK

- İNANMAK ile/ve/||/<> İKNA OLMAK

- İNANMAK ile/ve/değil/||/<>/< KABUL ETMEK

- İNANMAK ile "KAPTIRMAK"

- İNANMAK ile/ve/||/<> "YEMEK"/"YUTMAK"

- İNAT ETMEK ile/ve/||/<> PES ETMEMEK ile/ve/||/<> VAZGEÇMEMEK

- İNAT[Ar.] değil/yerine/= DİRETİ

- İNAT değil/yerine/>< İNSAF

- [ne yazık ki]
İNAT
ile/ve/||/<>/>< KAYITSIZLIK

- İNAT/ÇI ile/ve/||/<> İNAK/ÇI


- İNCE "ELEYİP" SIK DOKUMAK değil İNCE EĞİRİP SIK DOKUMAK

- İNCELEMEK ile/ve/||/<>/>/< ARAŞTIRMAK ile/ve/||/<>/>/< SORGULAMAK

- İNCELEMEK ile İNCE ELEMEK

- İNCELEMEK ile/ve KURCALAMAK

- İNCELİK ile/ve/||/<>/> İYİLİK

- İNCELME ile/ve/||/<>/> KESKİNLEŞME ile/ve/||/<>/> YETKİNLEŞME

- İNCELTME (SİMGESİ) ile/ve/||/<>/< İNCELİK

- İNCİR ile YABANİNCİRİ

( ... İLE Dutgillerden, Mısır'da yetişen ve kerestesi, eski Mısırlılar'ca mumyalara sanduka yapmakta kullanılmış olan bir ağaç. | Bu ağacın meyvesi. )

- İNCİTMEMEK ile/ve/||/<>/> İNCİNMEMEK

( Dilin susturulmasıyla. İLE/VE/||/<>/> Zihin ve kalbin susmasıyla. )

- INÇKIR ile/||/<> İNÇKİR ile/||/<> INGRAN/İNGREN

( Ağlamak[hıçkıra hıçkıra]. İLE/||/<> Ağlamak[ince sesle]. İLE Ağlamak[dertli olarak, gizli gizli ağlamak, inlemek] )

- İNDİRGEME ile/değil EŞİK

- İNDİRGEME ile/||/<> EŞLEŞTİRME

- İNDİRGEME ile/ve/> İHMAL

- İNDİRGEME = İRCA = REDUCTION[İng.] = RÉDUCTION[Fr.] = REDUKTION[Alm.] = REDUCTIO[Lat.] = REDUCCION[İsp.]

- [NE YAZIK Kİ]
İNDİRGEME
ile/ve/||/<> SINIRLAMA/KISITLAMA

- İNDİRGEME ile/ve YAPAY/KABA "BAĞLANTI/LANDIRMA"

- [ne yazık ki]
İNDİRGEME
ile/ve/değil/||/<> YOK SAYMA

- İNDİRGEMECİLİK ile/ve/||/<> GEREKİRCİLİK ile/ve/||/<> NESNELLİK

- İNDİRGEMEK" ile/değil/yerine/>< DAYANDIRMAK

- İNDİRGEMEK ile/ve/<> "DÜŞÜRMEK"


- İNDİRGEMEK" ile/ve/değil/ne yazık ki "DÜŞÜRMEK"

- İNDİRGEMEK ile/ve/||/<> EN AZINDAN

- İNDİRGEMEK ile/değil İNDİRMEK

- İNDİRGEMEK ile/ve/<>/> KALIPLAŞ(TIR)MAK

- İNDİRGEMEK" ile/değil/yerine SINIFLANDIRMA/TASNİF

- İNDİRGEMEK ile/ve/değil/||/<>/< SOYUTLAMAK

- İNDİRGEMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YALINLAŞTIRMAK/YALINLIK

- İNDİRGEMEK ile/değil/yerine YORUM/LAMAK

- İNEKSİZ KALMAK ile/değil/yerine/>< İNEĞİ KAZANMAK

( Gelenekten kopmak, ilâhî feyzin kesilmesi. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Tanrılarla yeniden bağ kurmak. )
( )

- İNFÂK ile/ve/||/<> KİŞİ


- İNFİAL değil/yerine/= KIZGINLIK/ÖFKE

- İngilizce'de Sıklıkla Yanlış Söylenilen 100 Sözcük ve Deyimler

( Bütün, ("Parçaların biraradalığı", "Bütünlük", "Entegrasyon/Integration/Integrity") anlamını taşıyan bir sözcüktür.

Tüm ise, (ingilizce "Whole/All") ile karşılık bulur. Parça parça olsa da, çeşitli oranlarda eksiklikler de olsa istisnasız ve ayırımsız, tamamıyla/tümüyle kapsamadır.

Bütün elmalar, bütün bireyler, bütün arabalar, bütün kitaplar, bütün örnekler, bütün ayrıntılar, bütün parçalar olmaz! Parçalarının ayrı ayrı kullanılma durumu olmayanlar için gereksiz/yersiz/fazladan bir sözcüktür "bütün".

Bir saksıdaki çiçeğin tüm yaprakları söz konusuysa, "bütün yapraklar" dendiğinde, --her sözcüğün, kendi anlamını taşıdığı bilgisiyle--, ucu sararmış/kırılmış, bir parçası kopmuş yapraklar devredışı bırakılmış olur, ki biz tamamını, hepsini demek istiyoruzdur.

Fransızca'da "sans" ve "cent" sözcükleri "san" diye okunur. Fransızca'yı iyi bilmeyen birinin/birilerinin zamanında "sans numero"yu numarasız ["sans" = -sız] değil de 100 olarak zannetmiş olmasından kaynaklanmıştır tuvaletlere yüz numara denmesi. II. Dünya Savaşı sonrası da Amerikan kültürü ve deyimleri bizi çok etkilediğinden dolayı bu iki sıfır da kalktı onun yerine -"çok değerli bir tanımmış gibi"- WC kullanıldı. )

- İNGİLİZCE'NİN TARİHÇESİ...

( )

- İNHA[Ar.] ile YÖNERGE

( Resmi bir göreve atama ya da bir üst aşama için yazılan yazı. İLE ... )

- İNHİTÂT[Ar.] ile/||/<> İNZİLÂL[Ar. < ZELÎL]

( Son bulma, yıkılıp dağılma. | Güçten düşme, yaşlanma, inginlik. İLE Hor görme, aşağı tutma, aşağılama. )

- İNİŞ >< ÇIKIŞ ile/ve/||/<> GİDİŞ >< GELİŞ

- İN'İSÂM[Ar.] ile/değil/yerine/>< İN'İSÂR[Ar.]

( Sıkılma. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Koruma. )

- İNKÂR ETMEK ile ANLAMAK

- İNKÂR:
KABUL ETMEMEK
ile/değil/||/<> KARŞI GELMEK/ÇIKMAK

- İNKÂR ile CAHT

( ... İLE Bile bile inkâr etme. )

- İNKÂR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İNSAN

- İNKÂR[Ar.] ile/ve/||/<>/> İSYAN[Ar.]

- İNKÂRCI/LIK ile/ve/değil/||/<>/< KUŞKUCU/LUK

- İNKİLAP[Ar. < KELB] ile/değil İNKILÂP[Ar. < KALB]

( Köpekleşme. İLE/DEĞİL Toplum düzenini ve yapısını daha iyi duruma getirmek için yapılan köklü değişiklik, iyileştirme, devrim. | Bir durumdan başka bir duruma geçiş, dönüşüm. )

- İNKITÂ[Ar.] ile KESİLME, ARASI KESİLME, TÜKENME, BİTME

( KESİLME; ARASI KESİLME )

- İNŞÂ ile/ve/||/<> İFŞÂ

- İNŞAALLAH ile/ve/<> MAAŞALLAH ile/ve/<> DUR BAKALIM

( Türk "felsefesi". )

- İNŞAAT YÜKSEK MÜHENDİSİ değil YÜKSEK İNŞAAT MÜHENDİSİ

- İNŞÂÎ ile/ve/||/<> KURUMSAL

- İNSAN:
DÜNYANIN
ve/||/<> TOPRAĞIN TUZU

( image )

- İNSAN:
"ET/KEMİK"
ile/ve/değil/||/<>/< ALGI

- İNSAN GELİŞİMİ KURAMCILARINDA:
MARGARET MAHLER
ile/ve/||/<> JOHN BOWLBY ile/ve/||/<> SIGMUND FREUD ile/ve/||/<> ERIK ERIKSON ile/ve/||/<> JEAN PIAGET ile/ve/||/<> DANIEL STERN

- İNSAN/KİŞİ:
DOĞA
ve/<> TARİH

( Dirimsel[biyolojik] yanı, gövdesi itibariyle. VE/<> Zihni, bilgisi, deneyimleri, görgüsü, dili ve kültürü itibariyle. )

- İNSAN OLANLARIN DÜŞÜNEBİLİYOR OLMASI ile/değil DÜŞÜNEBİLEN HERKESİN, İNSAN OLMASI

- İNSAN:
SOĞUKTA
ile/ve/değil/>< (")KARANLIKTA(")

( Yaşayamaz. İLE/DEĞİL/>< [Ancak/sadece, biyolojik (yığın) olarak] "Yaşar". )

- İNSAN[Ar.]/ZÂT[Ar.] =/||/<>/< GÖZBEBEĞİ

- İNSAN ve/||/<> GÜVEN

( İNSAN: Kendine, insan emânet edilebilen. )

- İNSAN ile/ve/||/<> İSYAN

- İNSAN ile/ve/||/<>/< MAYMUN/SÜRÜNGEN/BALIK

(

)

- İNSANA/KİŞİYE SIĞABİLEN/SIĞAMAYAN ve/=/||/<> EVRENE SIĞABİLEN/SIĞAMAYAN

( Evren. VE/=/||/<> İnsan. )

- İNSANBİLİM'DE:
FARKLILAŞMA
ile BİREYLEŞME

- İNSANCILIK = HUMANISM[İng.] = HUMANISME[Fr.] = HUMANISMUS[Alm.] = HUMANUS[Lat.]

- İNSANDAN/KİŞİ(LER)DEN:
"KONUŞMAK"
değil SÖZ ETMEK/BAHSETMEK

- İNSANI İNSAN YAPAN" değil KİŞİYİ, İNSAN YAPAN ...DIR

- İNSANÎ KONULAR/DURUMLAR/OLAYLAR:
AŞILMASI GEREKEN
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ANLAŞILMASI GEREKEN

- İNSANİ YETKİNLİK ve/||/<>/> SİYASET

- İNSANI/KİŞİLERİ MAKİNELEŞTİRMEK ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> MAKİNELERİ İNSANLAŞTIRMAK

- İNSANIN İNSAN OLMASI ile/ve/||/<> BİREYİN/KİŞİNİN İNSAN OLMASI

- İNSAN(")LAR(") ile/değil/< KİŞİ/LER / BİREY/LER

( İnsan olmayanların[hayvan/bitki/nesne] bulunduğu yerde. İLE/DEĞİL/< Hayvan/bitki/nesnenin bulunmayıp sadece insanın bulunduğu ya da konu edildiği yerde. )
( Soyut, kümeleme ve kümenin "adı/etiketi/rengi". İLE/DEĞİL/< Kümenin öğeleri. )
( "İnsanlar" ve "kişiler" sözcükleri, birbirine benzer anlamları taşısa da önemli bir farkı gösterir. Genel olarak, "insan" ya da "insanlar" sözcüğü daha geniş bir kapsama sahiptir ve tüm insan kümesini, insan olmayanları yani tüm hayvan, bitki ve nesneleri dışarıda bırakacak biçimde tanımlar. "kişiler" sözcüğü daha özel bir anlam taşır ve "insan" kümesinin içinde bulunan bireyleri ya da çoğul olması durumunda belirli bir ya da birkaç topluluğu karşılar.

"İnsanlar doğayı kirletiyor." tümcesi, 8 milyarın tamamının doğayı kirlettiğini yansıtır ya da varsayarken,
"Kişiler, doğayı kirletiyor." tümcesi, belirli bireylerin ya da topluluğun doğayı kirlettiğini tam olarak ya da daha yetkin ve doygun tanımlar.

Bu nedenle, anlamın doğru biçimde aktarılabilmesi için nasıl kullanıldığına olabildiğince özen göstermek gerekir. )

- İNSANLAŞMA:
KARADA
ile/ve/değil/||/<>/>/< DENİZDE


- İNSANLAŞMA ve/||/<>/>/< "DERTLİLİK"

- İNSANLIĞI "KURTARMA" "İSTEĞİ" ile/değil/ne yazık ki/>< "İNSANLIĞA HÜKMETME İSTEĞİ"

- İNSANLIĞIN:
KARDEŞLİĞİ
ve/||/<> BİRLİĞİ ve/||/<> ÖZGÜRLÜĞÜ

- İNSANLIK DURUMU(") ile/değil/ne yazık ki/>< ÖNYARGI

- İNSAN/LIK:
MAĞARADAN
ve/||/<>/> MARS'A GİDEN VE SÜRECİ

- İNSANSI(HOMİNİD) ile/ve/||/<>/> İNSAN(HOMİNİN)

(

HOMİNİD ve HOMİNİN

İnsanın Evrimsel Sınıflandırması: Kapsamlı Çözümleme ve Karşılaştırma

Temel Tanımlar

HOMİNİD (Hominidae)
Büyük Maymunlar Ailesi
  • Goril
  • Orangutan
  • Şempanze
  • Bonobo
  • İnsan (Homo sapiens)
  • Tüm fosil ataları
Kapsam: En geniş öbek - Tüm büyük primatlar
HOMİNİN (Hominini)
İnsan Soyu
  • Modern insan (Homo sapiens)
  • Australopithecus türleri
  • Neandertal
  • Denisovan
  • Homo erectus, Homo habilis
  • İnsanın tüm doğrudan ataları
Kapsam: Dar öbek - Sadece insan soyu

Taksonomi

Takım: Primates (Primatlar)
└─ Aile: Hominidae (Büyük Maymunlar)
├─ Alt Aile: Ponginae
│ └─ Cins: Pongo (Orangutanlar)
└─ Alt Aile: Homininae
├─ Kabile: Gorillini (Goriller)
└─ Kabile: Hominini (İnsan)
├─ Alt Kabile: Panina (Şempanzeler)
└─ Alt Kabile: Hominina (İnsan)

Ayrıntılı Karşılaştırma

Özellik HOMİNİD (Hominidae) HOMİNİN (Hominini)
Taksonomik Seviye Aile Kabile
Kapsam Tüm büyük maymunlar + İnsan Sadece insan
Üye Sayısı ~15 - 20 yaşayan tür Bir yaşayan tür (Homo sapiens)
Evrimsel Ayrılma ~15 - 20 milyon yıl önce ~7 milyon yıl önce
Coğrafi Dağılım Afrika, Asya (doğal); Dünya geneli (insan) Afrika kökeni; dünya geneli (bugün)
Yürüyüş Biçimi Çeşitli (Knuckle-walking, bipedal, arboreal) İki ayak üzerinde (Bipedal)
Beyin Oylumu 300 - 1400 cc arası 400 - 1400 cc (evrim boyunca artış)
Âlet Kullanımı Basit (bazı türlerde) Gelişmiş ve düzenli
Toplumsal Yapı Değişken toplumsal öbekler Karmaşık toplumsal organizasyon
İletişim Sesler, jestler, yüz ifadeleri Gelişmiş dil yeteneği

Evrimsel Zaman Çizelgesi

20 MYÖ
Hominidae ailesinin ortaya çıkışı - Büyük maymunların küçük maymunlardan ayrılması
15 MYÖ
Orangutan soyunun Afrika büyük maymunlarından ayrılması
10 MYÖ
Goril soyunun ayrılması
7 MYÖ
Hominin soyunun şempanzelerden ayrılması
4 MYÖ
İlk Australopithecus türleri - Bipedalizmin gelişimi
2.8 MYÖ
Homo cinsinin ortaya çıkışı - İlk taş âletler
300.000 YÖ
Homo sapiens'in Afrika'da ortaya çıkışı
Günümüz
Homo sapiens - Hominin soyunun tek yaşayan temsilcisi

Ayırt Edici Özellikler

Homininlere Özgü Özellikler

  • Bipedalizm: Dik yürüme yeteneği
  • Büyük beyin: Gövde oranına göre büyük beyin oylumu
  • Küçük köpek dişleri: İndirgenmiş köpek dişler
  • Âlet yapımı: Düzenli âlet üretimi ve kullanımı
  • Dil yeteneği: Karmaşık iletişim düzeneği
  • Ateş kullanımı: Denetimli ateş yönetimi
  • Simgesel düşünce: Sanat ve kültür

Tüm Hominidlerde Ortak

  • Kuyruksuzluk: Kuyruk yokluğu
  • Büyük gövde: Görece iri gövde yapısı
  • Uzun kollar: Daldan dala atlama yeteneği
  • Gelişmiş görme: Derinlik algısı
  • Toplumsal yaşam: Topluluk olarak yaşama
  • Uzun yaşam: Yavaş gelişim ve uzun yaşam
  • Sorun çözme: Temel bilişsel yetenekler

Önemli Fosil Örnekleri

Tür Adı Sınıflandırma Yaş (MYÖ) Önemli Özellikler Bulunma Yeri
Sahelanthropus tchadensis Hominin 7 En eski olası hominin, bipedal? Çad
Australopithecus afarensis Hominin 3.9 - 2.9 "Lucy" fosili, kesin bipedal Etiyopya
Homo habilis Hominin 2.8 - 1.5 İlk Homo, âlet yapıcı Tanzanya
Homo erectus Hominin 1.9 - 0.1 Afrika dışına göç, ateş kullanımı Afrika, Asya
Homo neanderthalensis Hominin 0.4 - 0.04 Avrupa'ya uyum, kültürel gelişim Avrupa, Batı Asya
Homo sapiens Hominin (Yaşayan) 0.3 - Günümüz Modern insan, gelişmiş kültür Dünya geneli
Gigantopithecus Hominid 2 - 0.3 Dev maymun, soyu tükenmiş Asya

Terminolojinin Tarihsel Gelişimi

Eski Kullanım (1990 öncesi)

  • Hominid: Sadece insan ve ataları
  • Pongid: Büyük maymunlar (goriller, şempanzeler, orangutanlar)
  • İnsan ve maymunlar ayrı aileler olarak görülürdü

Modern Kullanım (1990 sonrası)

  • Hominid: Tüm büyük maymunlar + insan
  • Hominin: Sadece insan soyu
  • DNA çözümlemeleri, insanın büyük maymunlarla yakın akraba olduğunu gösterdi
  • Filogenetik sınıflandırma düzenine geçiş
Neden Değişti?
Moleküler çalışmalar, insanın şempanzelerle gorillere orangutanlardan daha yakın akraba olduğunu kanıtladı. Bu nedenle, taksonomik sınıflandırma, evrimsel ilişkileri yansıtacak biçimde güncellendi.

Özet ve Anahtar Noktalar

Anımsanması Gereken Ana Noktalar:

  1. Her hominin, bir hominiddir, ancak her hominid, bir hominin değildir.
  2. Hominid = Aile düzeyi (büyük maymunlar + insan)
  3. Hominin = Kabile düzeyi (sadece insan soyu)
  4. Homininler, yaklaşık 7 milyon yıl önce şempanzelerden ayrıldı.
  5. İki ayak üzerinde yürüme(bipedalizm), homininlerin ayırt edici özelliğidir.
  6. Günümüzde, Homo sapiens, hominin soyunun tek yaşayan üyesidir.
  7. Modern veri ve terimlerle DNA kanıtlarına dayanarak güncellenmiştir.
)