K ile başlayan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 23.197 başlık/FaRk ile birlikte,
23.197 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(88/94)
- SÖVME ile/||/<> KÜFRETME ile/||/<> KÜFREDİŞ
- SOYKIRIM/GENOSİT[Fr. < GÉNOCIDE] ile/||/<> KIRIM/KATLİAM[Ar. < ḲATL + ʿĀMM] ile/||/<> SOYKIRIM/POGROM[Rus. < ] ile/||/<> SOYKIRIM/JENOSİT[Fr. < GÉNOCIDE]
- SÖYLEMEK ile/ve KAVRAMAK
( TO SAY vs./and COMPREHENSION )
- SÖYLEMEK ile/ve/<> KONUŞMAK
( Yılan imgesi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Değnek imgesi. )
( dd İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> mdw )
( Sonuç [odaklılık]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Süreç ve sonuç [birlikteliği ve bütünlüğü]. )
( "Kendini merkeze alma" ve ötekileri önemsizleştirmeye neden olur/olabilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Ötekiyle birlikte kendini ve herkesin olası düşüncesini, durumunu/sürecini dikkate almayı gerektirir/sağlar. )
( [not] TO SAY/TELL vs./and/but/||/<> TO TALK
TO TALK instead of TO SAY/TELL )
- KONUYU/SÖYLENENİ/SÖYLEDİĞİNİZİ ...:
ANLAMAMAK/ANLAMIYORUM ile/ve/değil/||/<>/> BEĞENMEMEK/BEĞENMİYORUM
- SÖYLEYİŞ/BİÇEM/ÜSLÛP:
YALIN/SADE ile YÜKSEK ile KARIŞIK
- SÖYLEYİŞ ile/||/<> YANSIMA ile/||/<> ULAM ile/||/<> KAPLAM ile/||/<> GÖÇÜŞME ile/||/<> YALINLAŞTIRMA/SADELEŞTİRME/HAFİFLETME/TAHFİF ile/||/<> KATMERLENME/MUZÂAF ile/||/<> AKIŞMA ile/||/<> BENZEŞİM ile/||/<> ÖTÜMLÜ/TİTREŞİMLİ/SEDÂLI ile/||/<> ÖTÜMSÜZ/TİTREŞİMSİZ/SEDÂSIZ
( Sesleme edimi sırasında seslerle bürünsel öğeleri söyleme, gerçekleştirme biçimi. İLE/||/<> Dış gerçeklik düzleminde var olan ses ya da gürültüleri, işitimsel izlenimi yansıtacak biçimde aktaran, adlandırılan gerçeği ses öykünmesi yoluyla belirten dilsel öğe. İLE/||/<> Dilbilgisel ya da anlamsal sınıflandırma birimi. Çeşitli ortak dilbilgisel ve anlamsal ölçütlere göre dil öğelerinin yerleştirildiği ya da oluşturduğu sınıf. İLE/||/<> Bir kavramın kapsamına giren, o kavramın tanımladığı öğelerin tümü. İLE/||/<> Bir sözcük içinde birbirini izleyen iki ses biriminin yer değiştirmesi. İLE/||/<> Kolaylık sağlama amacıyla sözcükten bazı yazaçların düşürülmesi. İLE/||/<> Bir sözcükte ortadaki yazaç ile son yazacın aynı yazaçla tekrarlanması. İLE/||/<> Kulağa hoş gelen seslerin birbirini izlemesi. İLE/||/<> Bir sesin söz zincirinde kendisinden önce ya da sonra gelen bir başka sesle birlikte bulunmasından doğan ve birinden öbürüne özellik aktanmı yoluyla gerçekleşen değişim. İLE/||/<> Ses tellerinin titreşimiyle nitelenen sesler için kullanılır. İLE/||/<> Ses telleri titreşmeden oluşan sesler için kullanılır (p, ç, q, k). )
- SOYTARILIK ile/||/<> KAŞMERLİK
- SOYU TÜKENME TEHLİKESİ ALTINDA OLAN TÜRLER ile/ve/||/<>/> KORUMA
( Soyu tükenme tehlikesi altında olan türler, yok olma tehlikesi altında olan türler. İLE/VE/||/<>/> Bu türlerin yok olmasını önlemek için yapılan çalışmalar. )
- SOYUT ile/ve/> EYTİŞİM ile/ve/> KURGUL
( Fizik/sel. İLE/VE/> Kimya/sal. İLE/VE/> Organik. )
- SOYUTLAMA ve KENDİNİ GÖZLEMLEYEBİLMEK
( ABSTRACTION and ABLE TO OBSERVE THE SELF )
- SOYUTLAMA ile/ve/||/<> KÖPRÜ
- SÖZ KARIŞIKLIĞI ile/||/<> KELİME KARIŞIKLIĞI
- SÖZ KESEN/HOŞAF[Fars.] ile KİFÂYE/KOMPOSTO
( Kurudan yapılır. İLE Tazeden yapılır. )
( Sıvı yoğundur. İLE Ürün yoğundur. )
( Yemek sırasında/yanında içilir. İLE Yemek sonrasında içilir/yenir. )
( Şekerli de şekersiz de olabilir. İLE Şekerlidir. )
- SÖZ:
ÖRTÜK ile KİNÂYE
- SÖZ VARLIĞI ile/||/<> KELİME HAZİNESİ
( kelime hazinesi kelime hazinesi Bir dilin bütün kelimeleri bir kişinin ya da bir topluluğun söz dağarcığında yer alan kelimeler toplamı İngilizcenin kelime hazinesi üniversite öğrencilerinin kelime hazinesi aydınlar kesiminin kelime hazinesi vb Azerbaycan Türkçesi söz fondu leksika Türkmen Türkçesi leksika sözlük fond leksika laf zenginnii Özbek Türkçesi soz boyligi soz xazinasi luğat bóyligi leksika Uygur Türkçesi söz bay liği luğat tärkivi söz tärkivi Tatar Türkçesi süzlek fondı leksika süzlek xäzinäse Başkurt Türkçesi hüşlek fondı leksika sözlük sostawi söz baylıgı leksika Krç Malk tilni söz baylıgı leksika söz haznası Nogay Türkçesi söz baylıgı söz kaznası leksika Kazak Türkçesi söz baylıgı sözdik kor leksika Kırgız Türkçesi leksika sözdük fond söz baylıgı Alt sös fondı leksika Hakas Türkçesi söstîk söster çıındızı Tuva Türkçesi sös kurlavırı leksika Türkçesi sös fondı leksika Rusça slovarnıy fond leksika kelime hazinesi )
( VOCABULARY )
- SÖZ ile KITIR[argo]
( ... İLE Uydurma, yalan söz. )
- SÖZCÜĞÜN:
"NEREDEN GELDİĞİ" ile/ve/değil/||/<>/< NEREYE DAYANDIĞI
- SÖZCÜK:
"DAR AĞACI" değil DAĞARCIĞI
- SÖZ(CÜK):
GERÇEK ile/ve/||/<>/> DEĞİŞMECE/MECAZ[Ar.] ile/ve/||/<>/>
DOKUNDURMA/KİNÂYE ile/ve/||/<>/> AÇIK/SARİH
( Çıkarımsal. İLE/VE/||/<>/> Hayal/Muhayyile. İLE/VE/||/<>/> Sezgi/Hads. İLE/VE/||/<>/> Apaçık. )
( Soğan. İLE/VE/||/<>/> Sarımsak. İLE/VE/||/<>/> Koku. İLE/VE/||/<>/> Yaygın koku. )
(
)
( Söz(cük)leri/ni değiştir... Dünya/n değişsin...
)
(
)
( LES TERMES VRAIS avec/et/||/<>/> LES TERMES S'APPLIQUANT PAR UNE EXTENTION LOGIQUE DE LEUR SENS avec/et/||/<>/> PAR ALLUSION avec/et/||/<>/> TERMES CLAIRES )
- SÖZCÜK TÜRETMEK ile/ve/değil/yerine KAVRAM/SÖZCÜK OLUŞTURMAK
- SÖZCÜKLER/ADLAR ile/ve/||/<>/< KENT KÖKENLERİ
( ÂLÂ/DANİSKA ile/ve/||/<>/< DANZIG/GDANSK(POLONYA)
BORDO[: Mora çalan kırmızı renk.] ile/ve/||/<>/< BORDEAUX(FRANSA)
ÇARLİSTON[biber / dans] ile/ve/||/<>/< CHARLESTON(AMERİKA)
DENIM[İng. : Kot vb. yapımında kullanılan bir tür pamuklu kumaş.] ile/ve/||/<>/< NIMES(FRANSA)
FAYANS[Fr. : Duvarları kaplayıp süslemek için kullanılan, bir yüzü sırlı ve türlü desenlerle bezenmiş, pişmiş balçıktan levha.] ile/ve/||/<>/< FAENZA(İTALYA)
FES ile/ve/||/<>/< FES(FAS)
JEAN ile/ve/||/<>/< GENES/CENOVA(İTALYA)
KALAS[Rom.]: Kalın biçilmiş uzun tahta. ile/ve/||/<>/< GALATİ(ROMANYA)
KALAMATA[Yun. :Bir tür etli ve büyük zeytin.] ile/ve/||/<>/< KALAMATA(YUNANİSTAN)
KOLONYA[İt. < COLONIA: İçinde limon, lavanta vb. bitkilerin yağı bulunan, hafif kokulu alkollü bir nesne.] ile/ve/||/<>/< COLOGNE/KÖLN(ALMANYA)
KÛFİ[Ar. : Arap yazısının, düz ve köşeli çizgilerle yazılan eski bir biçimi.] ile/ve/||/<>/< KÛFE(IRAK)
MIKNATIS ile/ve/||/<>/< MAGNESIA(YUNANİSTAN)
MİSİNA[İt. < MESSINA : Yapay ve sentetik ham maddeden tek kat çekilmiş, değişik kalınlıkta iplik. ile/ve/||/<>/< MESSINA(İTALYA)
MUSLİN[Fr. MOUSSELINE : Sık dokunmuş, parlak, ince, yumuşak bir kumaş türü.] ile/ve/||/<>/< MUSUL(IRAK)
NİHAVENT[: Klasik Türk müziğinde bir makam.] ile/ve/||/<>/< NİHÂVEND(İRAN)
NİŞABUREK[Fars. : Klasik Türk müziğinde rast makamı ve uşşak makamının buselik "si" perdesiyle oluşmuş bir makam.] ile/ve/||/<>/< NİŞABUR(İRAN)
PARŞÖMEN[Fr. < PARCEMIN]/TİRŞE[Fars. : Yeşil ile mavi arası bir renk/ton.] ile/ve/||/<>/< PERGAMON/BERGAMA(TÜRKİYE)
SPA ile/ve/||/<>/< SPA(BELÇİKA)
TARANTULA[: Sekiz bacaklı, iki kollu bir tür örümcek.] ile/ve/||/<>/< TARANTO(İTALYA) )
- SÖZCÜKLERİN ETKİSİ ve/||/<> KİŞİLERİN ETKİSİ
- SÖZCÜKLERİN:
KULLANIM BİLGİSİ ile/ve/değil/||/<> KULLANIM ÖZENİ
- SÖZLEŞME TUTANAĞI ile/||/<> ANA SÖZLEŞME ile/||/<> OPSİYONLU SÖZLEŞME ile/||/<> ÖN SÖZLEŞME ile/||/<> TOPLU SÖZLEŞME ile/||/<> BAĞLI KREDİ SÖZLEŞMESİ ile/||/<> EVLİLİK SÖZLEŞMESİ ile/||/<> İŞ SÖZLEŞMESİ ile/||/<> KİRA SÖZLEŞMESİ ile/||/<> KREDİ SÖZLEŞMESİ ile/||/<> LİSANS SÖZLEŞMESİ ile/||/<> ORTAKLIK SÖZLEŞMESİ ile/||/<> SATIŞ SÖZLEŞMESİ
( Sözleşmek işi anlaşma kavil kavilleşme kavletme Hukuki sonuç doğurmak amacıyla iki ya da daha çok kişinin kuruluşun karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla gerçekleşen işlem bağıt akit mukavele kontrat Bu işlemi gösteren belge mukavelename )
- SÖZLEŞME ile/||/<> BAĞIT ile/||/<> KAVİLLEŞME ile/||/<> KAVLETME
- SÖZLEŞMESİZ ile/||/<> KONTRATSIZ ile/||/<> MUKAVELESİZ
- SÖZLÜK ile/ve KİTAP
( Kapağı hiçbir zaman kapatılmaz/kapatılmamalı, kapalı tutulmamalı! İLE/VE ... )
- SÖZÜ/KONUYU:
"UZATMAYAYIM" değil UZATMIŞ OLMAYAYIM
- SPANDREL[İng.] ile/||/<> ÉCOINÇON[Fr.] ile/||/<> ZWICKFELD, ZWICKEL[Alm.] ile/||/<> KÖŞELİK
( Mimarlık Yan yana iki kemer ve kemerler üzerindeki silme arasında kalan üçgen biçiminde duvar bölümü kenar köşeliği kenar tablası )
( SPANDREL )
( ÉCOINÇON )
( ZWICKFELD, ZWICKEL )
- SPATULA[İt. < SPATOLA] ile KAZAĞI
( Ev işleri, duvarcılık, boyacılık gibi alanlarda kullanılan, bir nesneyi kazımaya, yaymaya yarayan, küçük bir kürek ya da ucu keskin olmayan, bükülebilen bir bıçak biçiminde metal, ağaç, kemik vb. nesnelerden yapılmış araç. İLE Kazımakta ya da temizlemekte kullanılan demir araç. )
- SPAZM/SPASM[İng.] ile/değil/yerine/= KASILIM
- SPAZMODİK/SPASMODIC[İng.] ile/değil/yerine/= KASILIMLI
- SPAZMOLITİK/SPASMOLYTIC[İng.] ile/değil/yerine/= KASILIMÇÖZER
- SPAZMOLİZ/SPASMOLYSIS[İng.] ile/değil/yerine/= KASILIM ÇÖZÜLMESİ
- SPEAK :/yerine KONUŞMAK
- SPEAKER[İng.] ile/||/<> KONUŞMACI
( SPEAKER )
- SPEAKER :/yerine KONUŞMACI, HOPARLÖR
- SPEECH :/yerine KONUŞMA
- SPEKÜLASYON[Fr., İng.] ile/değil/yerine/= KURGU
- SPEKÜLATİF[Fr. < SPÉCULATIF] ile/değil/yerine/= KURGUSAL. | SAPTIRICI
- SPEKÜLATİF[Fr. < SPÉCULATIF] ile/değil/yerine/=/||/<> KURGUSAL | SAPTIRICI
( kurgusal saptırıcı )
- SPEKÜLATİF ile/değil/yerine/= KURGUSAL/DÜŞÜNTÜLÜ
- SPEKÜLATİF[Fr., İng. SPECULATIVE] ile/değil/yerine/= KURGUSAL | SAPTIRICI
- SPİNEL ile/||/<> KRİZOBERİL
( Çeşitli renklerde bulunabilen bir mineral. İLE/||/<> Sarı-yeşil renkte ve sert bir mineral. )
- SPİNEL ile/||/<> KUNZİT
( Çeşitli renklerde bulunabilen bir mineral. İLE/||/<> Pembe ila mor renkte bir spoddumen. )
- SPLINTER[İng.] ile/değil/yerine/= KIYMIKSI
- SPONSOR, (ABD) BACKER[İng.] ile/||/<> COMMENDITAIRE[Fr.] ile/||/<> KOMMANDITIST, GESELLSCHAFTER[Alm.] ile/||/<> SİPARİŞÇİ
( Sinema TV Belirli koşulları taşıyan bir filmin ya da televizyon izlencesinin gerçekleştirilmesini parası karşılığı isteyen kimse )
( SPONSOR, (ABD) BACKER )
( COMMENDITAIRE )
( KOMMANDITIST, GESELLSCHAFTER )
- SPONTANEİZM[Fr. < SPONTANÉISME] ile/değil/yerine/=/||/<> KENDİLİĞİNDENLİK
- SPONTAN(İT)/E ile/değil/yerine/= KENDİLİĞİNDEN/LİK
- SPOONBILL[İng.] ile/||/<> SPATULE BLANCHE[Fr.] ile/||/<> PLATALEA LEUCORADIA[Lat.] ile/||/<> LÖFFLERREIHER[Alm.] ile/||/<> KAŞIKÇI
( Kuşlar Aves sınıfının leyleksiler Ciconiiformes takımının kelaynakgiller Thereskiornithidae familyasından 86 cm kadar uzunlukta siyah gagalı beyaz tüylü Avrupa Orta ve Güney Asyada toplu hâlde bataklık ve su kenarlarında yaşayan koloni hâlinde ağaçlar üzerinde yaptıkları yuvalarda kuluçkaya yatan Ege Bölgesinde yerli diğer bölgelerde yazın görülen göçmen bir tür Kaşıkçı balıkçıl spatül kuşu )
( SPOONBILL )
( SPATULE BLANCHE )
( LÖFFLERREIHER )
( PLATALEA LEUCORADIA )
- SPRİNT/ER ile/değil/yerine/= KISA KOŞU/CU
- SQUARE ROOT[İng.] ile/||/<> RACINE CARÉE[Fr.] ile/||/<> QUADRATWURZEL[Alm.] ile/||/<> KAREKÖK
( SQUARE ROOT )
( RACINE CARÉE )
( QUADRATWURZEL )
- SQUARE :/yerine KARE, MEYDAN
- SSD/SOLİD STATE DISK[İng.] ile/değil/yerine/= KATI HAL SÜRÜCÜSÜ
- STABIL/STABLE[İng.] ile/değil/yerine/||/=/<> KARARLI | DEĞİŞMEZ | DENGELİ | SABİT
- STAFF, ROLL[İng.] ile/||/<> QUADRO[İt. < QUADRO] ile/||/<> KADRO[İt. < QUADRO]
( 1 Bir tüzel kişiliğin denetim ya da yönlendirme işlerini gerçekleştiren kişi ya da kişiler 2 Bir tüzel kişilikte çalışanların yüklendiği yetki ve sorumlulukları sayı nitelik ve aşamalarıyla gösteren çizelge )
( STAFF, ROLL )
( QUADRO )
- STAKE :/yerine KAZIK, PAY
- KIYAS NESNESİ[Osm.] / STANDARD SUBSTANCE[İng.] ile/değil/yerine/= STANDART NESNE
- STANDART ile KLİŞE
- STANDART ve/ya da KÜLT
- STATIC ile/||/<> KINETIC ile/||/<> ROLLING
( Henüz hareket etmeyen cismi yerinde tutan, dıştan gelen kuvvete uyup büyüyen sürtünmedir; belirli bir azami değere kadar dayanır, o aşılınca hareket başlar. @@ Kayan cisme karşı çıkan sürtünmedir; genellikle statiğin azamisinden küçük ve hızdan hemen hemen bağımsız sabit bir değerdir. Bir cismi yürütmenin başlatmaktan kolay olması bundandır. @@ Yuvarlanan cisimle yüzey arasındaki, temas bölgesinin hafif ezilmesinden doğan çok küçük sürtünmedir; üçü içinde en küçüğüdür. Tekerleğin kızaktan üstünlüğü bundandır. )
( Formül: F = μN )
- STATİK SÜRTÜNME ile/ve/||/<> KİNETİK SÜRTÜNME
( Devim/hareket öncesi nesneler arasındaki direnç. İLE/VE/||/<> Devim durumundaki nesneler arasındaki direnç. )
- STATİK ile/||/<> KİNEMATİK ile/||/<> DİNAMİK ile/||/<> KİNETİK ile/||/<> STATİĞ ile/||/<> HİDROSTATİK
( Mekaniğin farklı hareket ve kuvvet durumlarını inceleyen alt dalları. )
( Formül: ΣF = 0 İLE F = ma )
- STATÜ[Fr. < STATUT] ile/değil/yerine/= KONUM/DURUM/KOŞUL
- STAY :/yerine KALMAK
- STEADY[İng.] ile/||/<> STATTONNATRE[Fr.] ile/||/<> STETIG[Alm.] ile/||/<> KARARLI
( Yeri büyüklüğü ya da özelikleri değişmeyen )
( STEADY )
( STATTONNATRE )
( STETIG )
- STEINERNES KUPPELGRAB[Alm.] ile/||/<> KÜMBET[Fars. < GUNBED]
( Mimarlık Selçuk mimarlığında türbe üstlerine konan piramit biçimli çatı bu türlü çatısı olan türbe Yer adlarında da kullanılır Kümbet Yerel ağızlarda kümbet ve kümbe tuğla ya da topraktan yapılmış soba olarak geçer Az günbǝd Azeri alanında kümbǝd kümbǝz künbǝz ve günbǝz olarak da geçer gümmez kümbaz gümbez kümböz kümbez gunbad an arch vault cupola dome tower an arched gateway Bulgarcada kjumbe kjumbet soba olarak kullanılır BER 3 250251 )
( STEINERNES KUPPELGRAB )
( GUNBAD )
- STEM/CELL[İng.] ile/değil/yerine/= KÖK GÖZE
- STEM CELL[İng.] ile/||/<> KÖK HÜCRE
( 1 Embriyolarda ve erginlerde her çeşit hücreye farklılaşabilme yeteneğini sürdüren bölünerek değişik hücre tiplerine dönüşebilen erginlerde hücre yenilenmesini sağlayan çok yönlü hücre 2 Tüm kan hücrelerinin oluşumunu sağlayan kemik iliğindeki multipotent hücre hematopetik kök hücre projenitor hücre stem hücre )
( STEM CELL )
- STENT[İng.] ile/değil/yerine/= KAFESÇİK
- STEREOTİP/STEREOTYPE[İng.] ile/değil/yerine/= KALIP
- STERİL ile/değil/yerine/= KISIR
- STERILITY[İng.] ile/||/<> KISIRLIK
( Dişi ve erkekte dölverim yeteneğinin bulunmayışı ya da yokluğu sterilite )
( STERILITY )
- STERİL/İZE[Fr.]/STERILE/STERILIZED[İng.]/ ile/değil/yerine/= KISIR (KADIN) | MİKROPTAN ARINMIŞ, MİKROPSUZLAŞ(TIRIL)MIŞ, MİKROPSUZ | KISIR /ARINIK
- STILE[İng.] ile/değil/yerine/= KILAVUZ ÇUBUK
- STIR :/yerine KARIŞTIRMAK
- STOMA ile/||/<> KUTİKULA ile/||/<> TRİKOME
( Yaprak yüzey özellikleri. )
( Formül: K⁺ girişi → stoma açılması )
- STOPAJ[Fr. < STOPPAGE] ile/||/<> KAYNAKTA KESME YÖNTEMİ
( kaynakta kesme yöntemi )
( STOPPAGE )
- STOVER[İng.] ile/||/<> KES
( Harman ya da başka işlem sırasında tohumlardan ayrılan bitkinin diğer kısımlarıyla birlikte genek yaprakları kavuz ve diğer tane örtü kısımları ve bazen da kuru ot ya da sapların kabaca doğranmış durumu )
( STOVER )
- STRATEJİK ile/değil KAYPAK
- STRATİFİKASYON/STRAFICATION[İng.] ile/değil/yerine/= KATMANLAMA
- STRATİGRAFİ[Fr. < STRATIGRAPHIE] ile/||/<> KATBİLİM
( katbilim )
( STRATIGRAPHIE )
- STRATİGRAFİ ile/değil/yerine/= KATMANBİLİM
- STRATOSFER[Fr. < STRATOSPHÈRE] ile/değil/yerine/=/||/<> KAT YUVARI
- STRATUS[Lat. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> KATMAN BULUT
- STRATUS[Lat.] ile/değil/yerine/= KATMANBULUT
( Gri renkli, sise benzeyen fakat yere kadar inmeyen bulut tabakası. )
- STRECKMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= GROSS/NET[İng.] ile/değil/yerine/= BRUT/NET[Fr.] ile/değil/yerine/= KATKI
( Tutkalı koyulaştırmak amacı ile kullanılan mineraller ya da organik maddeler. Örneğin; üstübeç, tebeşir tozu, un, kepek vb. )
- STRES ile KORKU
( Kültürel. İLE Doğal. )
- SU AKREBİ ile/||/<> SU ALTI ile/||/<> SU ASKILARI ile/||/<> SU AYGIRI ile/||/<> SU BALDIRANI ile/||/<> SU BARDAĞI ile/||/<> SUBASAR ile/||/<> SU BASINCI ile/||/<> SU BASKINI ile/||/<> SU BAZLI ile/||/<> SU BİDONU ile/||/<> SU BİLGİSİ ile/||/<> SU BİLİMİ ile/||/<> SU BİTİ ile/||/<> SU BİTKİLERİ ile/||/<> SU BOMBASI ile/||/<> SU BORUSU ile/||/<> SU BOYASI ile/||/<> SU BÖCEĞİ ile/||/<> SU BÖLÜMÜ ÇİZGİSİ ile/||/<> SU BÖREĞİ ile/||/<> SU BURÇLARI ile/||/<> SU CENDERESİ ile/||/<> SU ÇIKRIĞI ile/||/<> SUÇİÇEĞİ ile/||/<> SU ÇULLUĞU ile/||/<> SU DAMARI ile/||/<> SU DEĞİRMENİ ile/||/<> SU DEPOSU ile/||/<> SU DOLABI ile/||/<> SU DÜZEYİ ile/||/<> SUGÖTÜRMEZ ile/||/<> SU HATTI ile/||/<> SU ISITICISI ile/||/<> SUİBRİĞİ ile/||/<> SU İTİCİ ile/||/<> SU KABAĞI ile/||/<> SU KABI ile/||/<> SU KAMIŞI ile/||/<> SU KARANFİLİ ile/||/<> SU KAYAĞI ile/||/<> SU KAYBI ile/||/<> SU KAYDIRAĞI ile/||/<> SU KELERİ ile/||/<> SU KEMERİ ile/||/<> SU KESESİ ile/||/<> SU KESİMİ ile/||/<> SU KETENİ ile/||/<> SU KIZAĞI ile/||/<> SU KİRECİ ile/||/<> SU KORKUSU ile/||/<> SU KURBAĞASI ile/||/<> SU KÜRE ile/||/<> SU MANTARLARI ile/||/<> SUMAYMUNU ile/||/<> SU MERCİMEĞİ ile/||/<> SU MERMERİ ile/||/<> SU MUHALLEBİSİ ile/||/<> SU NANESİ ile/||/<> SUOKU ile/||/<> SUÖLÇER ile/||/<> SU ÖRÜMCEĞİ ile/||/<> SU PARKI ile/||/<> SUPERİSİ ile/||/<> SU PİRESİ ile/||/<> SU REZENESİ ile/||/<> SU SAATİ ile/||/<> SU SAMURU ile/||/<> SUSARIMSAĞI ile/||/<> SU SARNICI ile/||/<> SU SAYACI ile/||/<> SU SEVİYESİ ile/||/<> SU SIĞIRI ile/||/<> SU SİNEĞİ ile/||/<> SUŞERİDİ ile/||/<> SU TABAKASI ile/||/<> SU TANKERİ ile/||/<> SU TASI ile/||/<> SU TAŞKINI ile/||/<> SU TAVUĞU ile/||/<> SU TEDAVİSİ ile/||/<> SU TERAZİSİ ile/||/<> SU TERESİ ile/||/<> SU TESTİSİ ile/||/<> SU TOPU ile/||/<> SU TULUMBASI ile/||/<> SU TÜRBİNİ ile/||/<> SU ÜRÜNLERİ ile/||/<> SU YATAĞI ile/||/<> SU YELVESİ ile/||/<> SU YILANI ile/||/<> SUYOLU ile/||/<> SU YOLU ile/||/<> SU YONCASI ile/||/<> SU YOSUNU ile/||/<> SU YUVARI ile/||/<> SUDAN UCUZ ile/||/<> ACI SU ile/||/<> AĞIR SU ile/||/<> AKARSU ile/||/<> AKSU ile/||/<> ATIK SU ile/||/<> BAĞLI SU ile/||/<> BASINÇLI SU ile/||/<> BENGİ SU ile/||/<> İÇ SU ile/||/<> KABA SU ile/||/<> KARASU ile/||/<> KARA SU ile/||/<> KÜLLÜ SU ile/||/<> OKSİJENLİ SU ile/||/<> ÖZ SU ile/||/<> PİS SU ile/||/<> SERBEST SU ile/||/<> SERT SU ile/||/<> TATLI SU ile/||/<> TAZYİKLİ SU ile/||/<> YUMUŞAK SU ile/||/<> HAVADAN SUDAN ile/||/<> ALTIN SUYU ile/||/<> ARPA SUYU ile/||/<> BESİ SUYU ile/||/<> BULAŞIK SUYU ile/||/<> CAM SUYU ile/||/<> CAN SUYU ile/||/<> ÇAMAŞIR SUYU ile/||/<> ÇİÇEK SUYU ile/||/<> DENİZ SUYU ile/||/<> DİRİM SUYU ile/||/<> DOMATES SUYU ile/||/<> DÜMEN SUYU ile/||/<> ELMA SUYU ile/||/<> ER SUYU ile/||/<> ET SUYU ile/||/<> GÜL SUYU ile/||/<> HAM BESİ SUYU ile/||/<> HAVUÇ SUYU ile/||/<> ISLATMA SUYU ile/||/<> İÇME SUYU ile/||/<> İMAMSUYU ile/||/<> KATRAN SUYU ile/||/<> KAYA SUYU ile/||/<> KAYNAK SUYU ile/||/<> KENAR SUYU ile/||/<> KİBRİT SUYU ile/||/<> KİREÇ SUYU ile/||/<> KORUK SUYU ile/||/<> KUYU SUYU ile/||/<> LİMON SUYU ile/||/<> MADEN SUYU ile/||/<> MEMBA SUYU ile/||/<> MEYVE SUYU ile/||/<> NANE SUYU ile/||/<> PORTAKAL SUYU ile/||/<> SAF SU ile/||/<> SAFRA SUYU ile/||/<> ŞALGAM SUYU ile/||/<> TAVUK SUYU ile/||/<> TERKOS SUYU ile/||/<> TURŞU SUYU ile/||/<> YÜZSUYU ile/||/<> ZEMZEM SUYU ile/||/<> KARA SULARI ile/||/<> YER ALTI SULARI
( Hidrojenle oksijenden oluşan sıvı durumunda bulunan renksiz kokusuz tatsız madde ab Bu sıvıdan oluşan kitle deniz akarsu Meyve sebze vb nin sıkılmasıyla elde edilen sıvı Bazı kokulu yaprak ya da çiçeklerin imbikten çekilmesiyle elde edilen kokulu sıvı Yemeğin sıvı bölümü kez Demir araçları ateşte kızdırdıktan sonra suya daldırılarak sağlanılan sertlik )
- SU BUFALOSU ile/ve KOCA BURUN BUFALOSU
( BUBALUS cum/et ... )
- SU EKSİKLİĞİ:
KANDA ile/ve/<> OMURLARDA ile/ve/<> KEMİKLERDE ile/ve/<>
AKCİĞERDE ile/ve/<> PANKREASTA ile/ve/<>
MİDEDE ile/ve/<> BAĞIRSAKLARDA ile/ve/<> GÖZEDE
( Yüksek tansiyona neden olur. İLE/VE/<> Bel/boyun fıtığına neden olur. İLE/VE/<> Gut/artrit gibi romatizmal hastalıklara neden olur. İLE/VE/<> Astıma neden olur. İLE/VE/<> Şeker hastalığına neden olur. İLE/VE/<> Ülsere neden olur. İLE/VE/<> Kabızlığa ve kolon kanserine yakalanma olasılığına neden olur. İLE/VE/<> Su eksikliği nedeniyle, beynimiz, hücreye oksijen göndermeyi keserse, oksijen kesilmesi sonucunda da hücre, kanserleşme sürecine girer! )
- SU ISITICISI ile BALIK KAZANI ile KAZAN DAVULU
( KETTLE vs. KETTLE OF FISH vs. KETTLEDRUM )
( کتري ile مهماني دانگي ile دمامه ile عصرانه مفصل ile نقاره ile دهل )
( کتري ile مهماني دانگي ile دمامه ile ASRANEH MAFASL ile NAGHAREH ile DAHAL )
- SU KABAĞI ile/||/<> KANTAR KABAĞI ile/||/<> TESTİ KABAĞI
- SU KAÇIRMA ile/değil KARSUYU KAÇIRMA
( Eşeğin kulağına/...na. İLE/DEĞİL Kulağa. )
- SU KAÇIRMAK ile KANTARIN TOPUZUNUN KAÇMASI
- SU MERCİMEĞİ ile/||/<> KÜÇÜK SU MERCİMEĞİ
( Su mercimeğigillerden mercimeğe benzeyen yaprakları suların yüzünü kaplayan bir su bitkisi Lemna )
( LEMNA cum/||/<> LEMNA MINOR cum/||/<> LEMNA GIBBA cum/||/<> LEMNA TRISULCA cum/||/<> LEMNA MINUTA cum/||/<> LEMNA TURIONIFERA )
- SU TERAZİSİ ile/||/<> TESVİYERUHU ile/||/<> KABARCIKLI DÜZEÇ
- SU YOSUNLARI ile KIZIL SU YOSUNLARI
( ... İLE Denizlerin yaklaşık 200 metre derinliklerinde yaşayan kırmızı renkli su yosunları. )
- SÛ'[Ar.] ile KABÎH[Ar.]
- SU ile KANT
( ...İLE Şeker ve limonla içilen sıcak su. )
- SU ile KAPTAJ
( ... İLE Dağlardan su toplama. )
- SU ve/||/<> KARBONDİOKSİT ve/||/<> AZOT
( Oksijenin, hidrokarbonlarla yaptığı tepkime sonucunda, karbondioksit ve su oluşur. VE/||/<> Sudan sonra, yeryüzünün üst katmanlarında en çok bulunan uçucu bileşenlerden öteki ise karbondioksittir. [Bu gaz, Mars'ın ve Venüs'ün atmosferlerindeki baskın gazdır.][Jeolojik süreçler, dünyanın, atmosferindeki karbondioksitin neredeyse tümünün atmosferden çıkarak katı durumdaki yeryüzüne, kabuktaki karbona minerallerinin bileşeni olarak girmesine neden olmuştur.][Kabuktaki karbondioksit kütlesi, okyanustaki su kütlesinin, yaklaşık üçte biri kadar büyüklüğe sahiptir.][Göktaşlarında, karbonat minearallerine son derece ender rastlanmakta olup bunların, güneş nebulasında oluştukları düşünülmemektedir.][Yerin, karbondioksiti, karbon mineralleri durumunda biriktirmediği açıkça anlaşılmaktadır. Karbon, belirli bir olasılıkla hidrokarbon olarak hidrojenle birlikte birikmiştir.] VE/||/<> Dünya atmosferinin baskın bileşenidir. Kabuktaki karbonat göz önünde bulundurulduğunda, karbondioksitten yaklaşık yüz kat daha az oranda bulunur. Dünyadaki azotun hemen hemen hepsi atmosferde bulunur. Azotun, güneş nebulasında katı bileşikler oluşturduğu düşünülmemekte, ayrıca, göktaşlarında da azota hemen hemen hiç rastlanmamaktadır. Azotun, yerin üst katmanlarını oluşturan katı nesnenin küçük bir kirleticisi olarak biriktiği anlaşılmaktadır. Dünyada, azotun varoluşunun güneş nebulasında meydana gelen kimyasal süreçteki ve yoğunlaşma sürecindeki kusurlardan kaynaklanmış olması olasıdır. Bir azot ve hidrojen bileşiği olan amonyak, bir amonyak molekülünün ve bir potasyum atomunun neredeyse aynı büyüklükte olması nedeniyle zaman zaman silikat minerallerinin kristal dokularındaki potasyumun yerine geçer. )
- SU ve/||/<>/> KASİDESİ
( 1 Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlare su
Kim bu denlû dutuşan odlare kılmaz çâre su
Az su, çok tutuşan ateşin yanmasını kolaylaştırır. Fuzûlî, Peygamber (s.a.) Efendimiz'e karşı duyduğu özleyiş ateşini gözyaşları halinde su ile söndürmenin mümkün olamayacağını göze anlatmaya çalışıyor. Gönlüm bu ayrılık ateşiyle öyle yanmaktadır ki, gözlerim istediği kadar gözyaşı dökerek bu ateşi söndürmek istese, bu îman ve sevgiden doğan ateşin sönmesine imkân yoktur.
Gözyaşı insanı teskin eden, ıstırap ve sıkıntılarını bir nebze de olsa dindiren bir vâsıtadır. Şâir buna râzı değildir. O bir yandan ağlamanın, bir yandan da ayrılık ateşinin gönlünü yaklmasının devam etmesini istiyor.
"Ey göz! Gönlümde yanan ateşe, gözyaşından su saçma. Zîrâ bu kadar fazla tutuşmuş ateşlere suyun faydası olamaz."
2 Âb-gûndur günbed-i devvâr rengin bilmezem
Yâ muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su
Bu beyti iki türlü açıklamak mümkündür:
a) O kadar çok ağladım ki, gözyaşlarım dönen gök kubbeyi doldurmuş. Bu yüzden renginin mâvi olduğunu bilemiyorum. Yâni gerçek rengini seçemiyorum, her tarafı su renginde görüyorum.
b) Ağlayan yaşlı gözlerle etrâfa bakmaktan dolayı, gökyüzünün rengini bilemiyorum. Gökyüzü gözlük camının rengini aldığı gibi, yaşlı gözlerle de bakıldığında su rengini almış olur.
3 Zevk-ı tîğinden aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk
Kim mürûr ile bırâgur rahneler dîvâre su
"Senin kılıç gibi keskin ve delici bakışların, gönlümü delik deşik etse de, ben bundan zevk alırsam, bunda şaşılacak birşey yoktur. Çünkü akar sular geçtiği taşlık yerlerde (zevkli) oyuklar meydana getirirler."
4 Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânın sözün
İhtiyât ilen içer her kimde olsa yâre su
"Yaralı gönül, senin ok gibi delici bakışlarının sözünü korkuyla söyler. Çünkü yaralı bir insan da suyu ihtiyâtlı içer! (Fazla su yaranın kanamasına neden olur)"
Peykân, okun ucundaki sivri demirin ismidir. Bu kelime de tîğ kelimesi gibi dîvan şiirinde "keskin bakış" mânâsında kullanılmıştır.
5 Suya versün bağbân gülzârı zahmet çekmesün
Bir gül açılmaz yüzün tek verse min gülzâre su
"Bahçıvan gül bahçesine su vermekten vazgeçsin. Onu sele versin. Tüm gül fidanlarını su alıp götürsün. O boşuna zahmet çekmesin. Çünkü değil bir bahçesine, bin gülzâra da su verse, yine senin yüzün gibi bir gül yetiştiremez."
6 Ohşadâbilmez gubârını muharrir hattına
Hâme tek bakmadan inse gözlerine kare su
"Muharrin (Senin vasıflarını anlatmaya çalışan kimsenin) kalem gibi, bakmaktan gözlerine kara su inse, yine de hattını senin gubarına benzetemez."
Burada "gözlerine kara su inmek" iki mânâda kullanılmıştır:
a) Kalemden damlayan mürekkeb,
b) Çok bakmaktan gözlerin kararması.
"Kalemler ne kadar yazsa, muharrirler ne derece kalem oynatsa, yine de senin özelliklerini ve esrârını anlatmaya muktedir olamazlar."
Fuzûlî başka bir manzûmesinde bu fikri şu beyitle de anlatmıştır:
Yâr içün ağyâre minnet ettiğim aybeyleme
Bâğban bir gül için bin hâre hizmetkâr olur
7 Ârızın yâdıyla nemnâk olsa müjgânım n'ola
Zâyi' olmaz gül temennâsıyla vermek hâre su
Fuzûlî bu beyitinde kirpiklerini dikene benzetiyor. Ağlayınca kirpikleri ıslanıyor. Bu sûretle sevgilisinin güzel yanağı gözünün önüne geliyor. Gül yetiştirmek için dikene su vermek boşuna değilse, sevgiliyi görmek arzûsuyla ağlamak da boşa gitmez.
8 Gam günü etme dil-i bîmârdan tîğin diriğ
Hayrdır vermek karangû gîcede bîmâre su
"Gam günü hasta gönülden, bakışlarını esirgeme. Çünkü karanlık gecede hastaya su vermek hayırdır."
9 İste peykânın gönül hecrinde şevkım sâkin et
Sûsuzam bir kez bu sahrâda menimçün âre su
"Ey gönül! (Sevgilinin) ok gibi delici bakışlarını (teveccühünü) iste, ondan ayrı olmanın gönlümce hissettirdiği susuzluğu gider. Zîrâ ben susuzum. Ne olur bu kavurucu aşk çölünde benim için de su ara."
10 Men lebin müştâkıyem zühhâd kevser tâlibi
Nitekim meste mey içmek hoş gelür hüşyâre su
"Ben senin insanlara İlâhî aşk şarabı sunan dudağının susuzuyum. Zâhidlerin murâdı kevserdir. Çünkü sarhoş olana şarap, ayıklara da su içmek hoş gelir."
11 Ravza-i kûyına her dem durmayub eyler güzâr
Âşık olmuş gâliba ol serv-i hoş reftâre su
"Servi boylu güzel yürüyüşlü olan sana, herhalde sular da âşık olmalılar ki, hiç durmadan sana doğru akıyorlar." (Şâirin Ravza-i Mutahhara'ya doğru aktığını söylediği su, Fırat ve Dicle nehirleridir.)
12 Sû yolun ol kûydan toprağ olub dutsam gerek
Çün rakîbimdir dahi ol kûya koyman vare su
"Su yolunu, sevgilinin köyüne sokmamak için önüne toprak olup, onu tutmak istiyorum. Çünkü o benim rakîbimdir. O yüzden suyun o semte ulaşmasına mâni' olmak lâzımdır."
Seven kimse, sevgilisini başkasıyla paylaşmak istemez. Şâir bu beytinde suyu kendisine rakib kabûl etmiştir. Fuzûlî, bir gazelinde âşıkları rakib kabûl ettiği için, şu temennîde bulunuyor:
Benim tek hîç kim zâr u perîşan olmasun yâ Rab!
Esîr-i derd-i aşk u dâğ-ı hicrân olmasun yâ Rab!
13 Dest bûsı ârzûsuyla ölürsem dôstlar
Kûze eylen toprağın sunun anınla yâre su
Fuzûlî bir önceki beyitte, suyun akmasına mâni' olmak için toprak olmak, yânî bu uğurda ölmek istiyordu. Bu beyitte de aynı istek devam ediyor:
"Şâyet ben sevgilinin elini öpmek arzusuyla ölecek olursam. Toprağımdan bir desti(kâse) yapıp, onunla yâre su sunun."
Şâirin kabir toprağından kâse yapılıp sevgilisine su ikram edilince, sevgili mecbûren dudaklarını su kabına değdirecek, elini öpme arzusuyla ölen şâir bu sûretle onun dudaklarını öpmüş olacaktır. Bu bir şefâat arzûsudur.
14 Serv serkeşlik ider kumrı niyâzından meğer
Dâmenin duta ayağına düşe yalvâre su
"Su, servinin eteğini tutup, ayağına düşüp, yalvarıncaya kadar, O kumrunun niyâzını kabûl etmez."
Fuzûlî bir önceki beyitte şefâat dilemişti. Bu beyitinde de Allah Teâlâ katında niyâzın makbul olması için Peygamber (s.a.) Efendimiz'inm şefâatinin şart olduğunu ileri sürüyor. Bu beyitte Servi, Allah Teâlâ; kumru, kul, su da Peygamber (s.a.) Efendimiz'dir.
15 İçmek ister bülbülün kanın meğer bu reng ile
Gül budâğının mizâcına gire kurtâra su
"Su, gül budağının mizâcına girerek, gülün, bülbülün kanını hîle ile içmesine mâni' olur ve bülbülü, gülün elinden kurtarır."
Bu beyitte de anlatılmak istenen şudur:
Mâsivâ, çeşitli hîle ve desîselerle insanı aldatır ve onun kendine âşık etmek ister. Nefsinin sesine kulak veren kimse dünyâya kul olur. Peygamber (s.a.) Efendimiz insanları mâsivânın esiri olmaktan kurtarır. Dünyâ sevgisi yerine gerçek sevgiyi, yâni muhabbetullâhı yerleştirir.
16 Tıynet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme
İktidâ kılmış tarîk-ı Ahmed-i Muhtâr'e su
Bu beyitte su ile müslümanlık arasında bir benzetiş göze çarpıyor. İslâm bir müslümanda tezâhür edince, onda maddî ve mânevî bir berraklık meydana getirir. Coşkun akan suyun tabiatında da böyle bir billûrluk mevcûddur. Şâir ayrıca Bağdad'ın içinde güneye (Medîne'ye) doğru akmakta olan Dicle'nin Peygamber'e doğru aktığı için berrak olduğunu da hüsn-i ta'lil ile anlatmaktadır.
"Senin tertemiz yaradılışını (Cenâb-ı Hak) dünyâ ehline nasip etmiş. İnsanlar bu sâyede zulmetten nûra çıkmışlardır. Su da Ahmed-i Muhtâr'ın yoluna (Kur'ân yolu) uymuştur."
17 Seyyid-i nev'-i beşer deryâ-yı dürr-i ıstıfâ
Kim sepüpdür mu'cizâtı âteş-i eşrâre su
"İnsanların efendis, kıymetli inci deryâsı (insanlara kıymetli inciler değerinde sözler söyleyen) Yüce Peygamber'in mu'cizesi, edebsizlerin ateşine su serpmektedir."
Azcin ki ezilmekti bütün hakkı dirildi,
Zulmün ki zevâl aklına gelmezdi geberdi!
-- Mehmed Âkif --
18 Kılmağîçün tâze gülzâr-ı nübüvvet revnakın
Mu'cizinden eylemiş ızhâr seng ü hâre su
"Nübüvvet bahçesinin tâzeliğini muhâfaza etmek için Peygamber (s.a.) Efendimiz mu'cizesiyle taş ve dikende su meydana çıkarmıştır."
Peygamber (s.a.) Efendimiz mânevî susuzluktan taş gibi kesilmiş kalblere ve diken gibi başkalarına eziyet eden kimselere verdiği su (İslâm) ile onları mükemmel bir hâle getirmiştir.
19 Mu'cizî bir bahr-ı bî-pâyân imiş âlemde kim
Yetmiş andan min min âteş-hâne-i küffâre su
"O'nun âlemde, ucsuz bucaksız bir deniz gibi olan mu'cizesinden kâfirlerin binlerce ateş-hânesine su ulaşmış. (Küfür ateşinin sönmesine vesile olmuştur.)"
Bu beyit ayrıca Peygamber (s.a.) Efendimiz'in dünyâyı teşrif buyurduğu zaman ateşe tapanların ateş-gedelerinde yanmakta olan ateşin söndüğüne işâret ediyor.
20 Hayret îlen barmağın dişler kim etse istimâ
Barmağından verdiği şiddet günü ensâre su
"Şiddet günü, Ensâr'ın susuzluk çektiği gün, parmağından su verdiğini kim duysa, hayretinden parmağını ısırır."
Peygamber (s.a.) Zevrâ'da ashâbıyla birlikte bulunurken ikindi vakti yaklaştı. Ashâb sağa sola başvurarak su aradı, fakat bulamadı. Peygamber (s.a.) su kabına elini koydu. Parmakları arasından su fışkırmaya başladı. Rivâyete göre üçyüz kişi bu sudan abdest almıştır. (Buhârî, Müslim, Tirmizî, Mu'cizeler bahsi.)
21 Dostı ger zehr-i mâr içse olur âb-ı hayat
Hasmı su içse döner elbetde zehr-i mâre su
"Dostu şâyet yılan zehiri içmiş olsa o, hayat suyu olur. Hasmı da âb-ı hayat içse hiç şüphesiz yılan zehirine döner."
22 Eylemiş her katradan min bahr-ı rahmet mevc-hîz
El sunub urgaç vudû' içün gül-i ruhsâre su
"Peygamber (s.a.) Efendimiz abdest alırken, gül yüzüne su vurunca, onun her bir damlasından binlerce coşkun ve dalgalı rahmet denizi meydana gelmiştir."
23 Hâki-pâyine yetem der ömrlerdir muttasıl
Bâşını daşdan daşa urub gezer âvâre su
"O'nun ayak bastığı toprağa yetişmek için, bin arzuyla ömür boyu devamlı ve başıboş akıp, aşk ile kendinden geçen su, başını taşa vurarak akıp gitmektedir."
24 Zerre zerre hâk-i dergâhına ister sâla nûr
Dönmez ol dergâhdan ger olsa pâre pâre su
"Su, senin dergâhının toprağına zerre zerre nûr salmak ister. Şâyet su parça parça da olsa yine o dergâhtan dönmek istemez."
25 Zikr-i na'tin virdini derman billür ehl-i hatâ
Eyle kim def-i humâr içün içer meyhâre su
"Günahkâr kimseler, Senin na'tını devamlı olarak söylemeyi derman bilirler. Nitekim içki içenler de serhoşluklarının gitmesi için su içerler."
Peygamber (s.a.) Efendimiz'i unutmamak, devamlı hatırlamak, kulun ginah işlemesine mâni' olur.
26 Ya Habîballah yâ hayre'l-beşer müştâkınem
Eyle kim leb-teşneler yânub diler hem-vâre su
"Ey Allah Teâlâ'nın sevgilisi ve ey insanların hayırlısı! Sana müştâkım. Nasıl dudağı kurumuşlar bir yandan yanıp, bir yandan da su ararlarsa; ben de bu hâl ile seni arıyorum."
27 Sensin ol bahr-ı kerâmet kim şeb-i mi'râcda
Şebnem-i feyzin yetürmüş sâbit ü seyyâre su
"Sen öyle bir kerâmet denizisin ki, mi'rac gecesinde, feyzinin şebnemi (çiy dânesi) sâbit ve seyyâr olan tüm varlıklara su ulaştırmıştır."
28 Çeşme-i hurşîdden her dem zülâl-i feyz iner
Hâcet olsa merkadin tecdîd iden mi'mâre su
"Güneş çeşmesinden her zaman tatlı bir su inmektedir. Senin kabrini yenilemek isteyen mîmâra su ihtiyâcı (bu sûretle) te'min edilmiş olur."
Kur'ân-ı Kerîm ve hadîs-i şerîfler kıyâmete kadar beşeriyetin karanlık dünyâsını aydınlatacaktır. Yeter ki insanlar bu iki kaynaktan isti-fâde edebilsinler.
29 Bîm-i duzah nâr-ı gam salmış dil-i sûzânıma
Var ümîdim ebr-i ihsânın sepe ol nâre su
"Cehennem korkusu, benim yanan gönlüme tasa ateşi salmıştır. Senin ihsan bulutunun o ateşe su serpip söndüreceğine ümîdim tamdır."
Bu beyitteki cehennem korkusunu Allah ve Peygamberinden uzak kalma ve Allah Teâlâ'nın istediği kul olamama endîşesi biçiminde değerlendirmeliyiz.
30 Yümn-i na'tinden güher olmuş Fuzûlî sözleri
Ebr-i nîsandan dönen tek lü'lü-i şehvâre su
"Nisan bulutundan dökülen suyun inciye dönmesi gibi; senin uğurlu na'tından dolayı, Fuzûlî'nin sözleri cevher olmuştur."
İstiridyeler nisan yağmurları yağmaya başladığı zaman kabuklarını açarlar, bu sırada yabancı bir madde içeriye girerse, inci meydana gelir.
Bu beyitte Fuzûlî kelimesi iki mânâya gelmektedir: Birincisi şâirin ismi olarak düşünülmeli, diğeri ise "değersiz" biçiminde anlaşılmalıdır.
31 Hâb-ı gafletden olan bîdâr olanda rûz-i haşr
Eşk-i hasretden tökende dîde-i bîdâre su
"Gaflet uykusunda olan bir kimse ancak haşır günü uyanır. Hasret gözyaşının uyanık gözlere döktüğü su (sâyesinde insanlar gaflet uykusundan ölmeden önce uyanırlar)."
32 Umduğum oldur ki rûz-i haşr mahrûm olmayam
Çeşme-i vaslın vere men teşne-i dîdâre su
"Senin ilâhî güzelliğine alışmış ve senin dîdârına susamış olan bana su vereceğini, bu sâyede kıyâmet gününde seni görmekten mahrum olmayacağını ümit ediyorum."
Çeşme müslümanlar arasında câmi yaptırmak kadar mukaddes sayılmıştır. )
- SU ile KULLANILMIŞ SU
( ... ile MÂYİ'-İ MÜSTA'MEL )
- ŞUBAT ile/||/<> GÜCÜK AY ile/||/<> KÜÇÜK AY
- SUBAY ile/<> KURMAY/ERKÂN-I HARP
( Silahlı kuvvetlerde, asteğmenden orgeneral ya da oramirale kadar rütbedeki asker. İLE/VE/||/<>/> Harp akademilerine girerek eğitimlerini başarıyla tamamlamış subay. | Kurmaylık yetkisi ve niteliği olan subay. )
- SUBBUH ile/ve TENZİH ile/ve KUDDÜS
- SUBJECT :/yerine KONU, ÖZNE
- SUBKLINİK/SUBCLINICAL[İng.] ile/değil/yerine/= KLINİK BELİRTISİZ
- SUBRA[Fr. < SOUS-BRAS] ile/değil/yerine/=/||/<> KOLTUKLUK
- SUBRA[Fr.] ile/değil/yerine/= KOLTUKLUK
( Koltuk yapmaya ve kaplamaya elverişli olan (kumaş). | Giysinin, terden lekelenmemesi için koltuk altına içten dikilen parça. )
- SUBSTRAT ile/||/<> KOMPETİTİF ile/||/<> NON-KOMPETİTİF
( Enzimin etkin bölgesine bağlanıp ürüne dönüşen, tepkimenin asıl girdisidir. @@ Etkin bölgeye, substratla yarışarak bağlanan engelleyicidir; substrat derişimi artırılarak etkisi giderilebilir. @@ Enzimin başka bir bölgesine bağlanıp biçimini bozan engelleyicidir; substrat derişimi artsa da etkisi giderilemez. İlki girdi, ikinci ve üçüncüsü iki ayrı engelleme yoludur. )
( Formül: v = Vmax[S]/(Km + [S]) )
- SUÇ ile KAZÂ
( CRIME vs. ACCIDENT )
- SUÇ ile/ve/değil/||/<>/< KIRIK CAMLAR KURAMI
( "Suçlarla mücadeleyi nasıl başardınız?" sorusuna,
New York'un efsane Belediye Başkanı Giuliani'nin yanıtı şöyle olmuştu.
Metruk bir bina düşünün, binanın camlarından biri kırıldığında, o camı hemen tamir ettirmezseniz, kısa sürede, yoldan geçen herkes eline bir taş alıp, binanın tüm camlarını kırar. Benim yaptığım şey, ilk cam kırıldığında onu hemen tamir ettirmek oldu. Bir elektrik direğinin dibine ya da bir binanın köşesine, biri, bir torba çöp bıraksın. O çöpü hemen oradan kaldırmazsanız, her geçen, çöpünü oraya bırakır ve çok kısa bir sürede dağlar gibi çöp birikir. Ben ilk konan çöp torbasını kaldırttım.
Çünkü siz bunu yapmadığınızda kişiler, o bölgede düzeni sağlayan bir otorite olmadığını düşünüyor, öteki camları da kırıyor. Ardından daha büyük suçlar geliyor; bir süre sonra o sokak, polisin giremediği bir mahalleye dönüşüyor.
Bunu anlayan New York polisi, önce küçük suçların peşine düşmüş. Metroya bilet almadan binenleri, apartman girişlerini tuvalet olarak kullananları, kamu malına zarar verenleri, hatta içki şişelerini yola atanları bile yakalayıp haklarında işlem yapmış.
Kırık Cam Kuramı, ABD'li suç psikologu Philip Zimbardo'nun 1969'da yaptığı bir deneyden ilham alınarak geliştirilmişti.
Zimbardo, suç oranının yüksek olduğu, yoksul Bronx ve daha yüksek yaşam standardına sahip Palo Alto bölgelerine birer 1959 model otomobil bıraktı.
Araçların plakası yoktu, kaputları aralıktı.
Olup bitenleri gizli kamerayla izledi.
Bronx'taki otomobil, üç gün içinde baştan aşağıya yağmalandı.
Ötekine ise bir hafta boyunca kimse dokunmadı.
Ardından Zimbardo ile iki öğrencisi, sağlam kalan otomobilin yanına gidip çekiçle kelebek camını kırdılar.
Daha ilk darbe indirilmişti ki, çevredeki kişiler(zengin beyazlar) da olaya katıldılar.
Birkaç dakika sonra o otomobil de kullanılmaz hale geldi.
Demek ki, diyordu Zimbardo,
"İlk camın kırılmasına, ya da çevreyi kirleten ilk çöpe, ilk duvar yazısına izin vermemek gerek. Aksi halde kötü gidişatı engelleyemeyiz!"
SUÇ CENNETİ NASIL OLUŞUR?
Kırmızı ışıkta geçilmesini önleyemiyorsanız küçük suçlara engel olamazsınız.
Küçük suçlara engel olamazsanız, büyük suçları engelleyemezsiniz..
Sonuç itibariyle ülkeniz sanıkların suç işlemekten endişe duymadığı bir suç cennetine dönüşür. Bunun akabinde suçlularla mücadelede yılgınlığa düşen kanun koyucu sanıklara taviz/af anlamına gelen lehe kanunlar çıkararak adalet denklemindeki erozyonu hızlandırır.
Küçük suçların görüldüğü ceza mahkemelerine bakalım...
Sürekli HAGB (Hükmün Açıklanmasını Geri Bırakma) kararları verdiğimiz sanıkların birçoğu yeniden suç işleyerek mahkeme huzuruna gelmiyor mu?
Hatta bu olay yargıçların bilinçaltındaki Adli dejenerasyon algısı nedeniyle sanığın kişiliğine bakılmaksızın tüm suçlar için HAGB uygulanması bir hakmış gibi algılanır ve onuncu kez HAGB kararı vermek alışkanlık durumunu alır.
Buna karşın mağdur ise adâlete olan güveni sarsılmış ve kaderine boyun eğmek zorunda kalmıştır. Artık önünde iki seçenek vardır, ya intikamını kendi almalı ya da ateşi içine gömmelidir.
Sanık, ise hukuk sistemini test ettiği ilk eylemden büyük bir zaferle çıkmış ve suç işlemenin korkulacak bir şey olmadığının idraki ile yeni suçlar için yola koyulmuştur.
İşlediği her suç kendine güven tazeletmiş ve bu statünün verdiği korku ile de topluma yönelik bir sindirme hareketine başlamıştır...
Mafya ve çeteleşmenin yolunu açan işte bu tablodur.
Bu yüzden diyoruz ki, devlet yani kamu otoritesi bir kural koymuşsa onun takibini dört koldan yapmak zorundadır. Bundan daha önemlisi, devlet, koyduğu kuralların takibini yapmayan kamu görevlisini takip etmekle işe başlamalıdır.
Takibin takibini yapmazsınız, Devlet, muz cumhuriyetine döner.
Okulda, iş yerinde, sokakta, yolda ya da deniz kenarında...
Kişiler, kamu otoritesinin kendi koyduğu kuralları büyük bir titizlikle takip ettiği kanaatine varmalı ve bunu bilinçaltına adeta kazımalıdır.
Bilinçaltına yerleşen bu algı, kişilerin karakteri olur ve kurullara saygı bilinci gelişir.
Olması gereken de budur.
Bu sayede kişiler, en küçük sorunlarda bile yasaları ihlâl etmeyi ve suç işlemeyi değil hukuk önünde hesaplaşmayı ilke edinir.
Ancak uygulanana cezaların, mağdurlar için tatmin edici bir nitelik sunması koşuluyla...
Unutmayalım...
Küçük hataları görmemezlikten gelmişseniz, bilin ki, daha büyükleri yoldadır. )
(
)
- SUÇ ile YANLIŞ(HATÂ) ile KABAHAT/KUSUR ile AYIP
( CRIME vs. MISTAKE )
- SUCCESSION ile/||/<> KLİMAKS TOPLUM
( Succession ekolojik değişim süreciyken İLE klimaks toplum stabil son durumdur )
( Formül: Birincil/ikincil )
- [ne yazık ki]
!SUÇLAMA ile !KARALAMA
- [ne yazık ki]
"SUÇLAMA" ile/ve/||/<> "KÖTÜLEME"
- SUÇLU ile CEZAİ İMA ile SABIKA KAYDI ile SABIKA KAYITLARI ile SUÇLULUK ile CEZAİ OLARAK ile SUÇ İŞLEMEK ile KRİMİNOLOJİ
( CRIMINAL vs. CRIMINAL IMPLICATION vs. CRIMINAL RECORD vs. CRIMINAL RECORDS vs. CRIMINALITY vs. CRIMINALLY vs. CRIMINATE vs. CRIMINOLOGY )
( جنايتکار ile خلاف کار ile تبهکارانه ile خلافکار ile تبهکار ile ناکار ile مجرم ile جاني ile مقصر ile مجرمانه ile جنايي ile آلودگي در جنايت ile پيشينه ile سوابق سوء ile جنايت کاري ile جنايت کارانه ile مجرم خواندن ile جرم شناسي )
( جنايتکار ile KHLAF KAR ile TABEHKARANEH ile KHLAFKAR ile TABEHKAR ile NAKAR ile MOJRAM ile JANY ile MOGHASR ile MOJARMANEH ile JENAYY ile ALODEGY DAR JENAYT ile PEYSHYNAH ile SAVABAGH SUE ile JENAYT KARY ile JENAYT KARANEH ile MOJRAM KHANDAN ile JARAM SHENASY )
- SUCUL OMURGALILAR:
YUVARLAK AĞIZLILAR ile/ve/||/<> KIKIRDAKLI BALIKLAR ile/ve/||/<> KEMİKLİ BALIKLAR
- SUĞRÂ ile KÜBRÂ ile MATLÛB/MÜDDEA
( Küçük öncül. İLE Büyük öncül. İLE Sonuç. )
( HADD-İ ASĞAR(KONU/KÜÇÜK TERİM) ile HADD-İ EVSAT(YÜKLEM/ORTA TERİM) )
( HADD-İ EVSAT(KONU/ORTA TERİM) ile HADD-İ EKBER(YÜKLEM/BÜYÜK TERİM) )
( HADD-İ ASĞAR(KONU/KÜÇÜK TERİM) ile HADD-İ EKBER(YÜKLEM/BÜYÜK TERİM) )
- SUGRA ile/||/<> MINOR, PRÉMISSE[İng.] ile/||/<> MINEURE[Fr.] ile/||/<> MINOR PROPOSITIO[Lat.] ile/||/<> MINOR, UNTERSATZ[Alm.] ile/||/<> KÜÇÜK ÖNERME
( Tasımda Öncüllerden küçük olanı küçük terimi içinde bulunduranı ve doğal olarak büyük önermeden sonra geleni Koşullu tasımda Büyük önermede öne sürülen koşulun gerçekleştiğini ya da gerçekleşmediğini bildiren önerme Bir cisim elmas ise camı keser Bu cisim camı kesmiyor Öyleyse bu cisim elmas değil )
( MINOR, PRÉMISSE )
( MINEURE )
( MINOR, UNTERSATZ )
( MINOR PROPOSITIO )
- SÜHÛLETLE[Ar.] ile/değil/yerine/= KOLAYLIKLA
- SUÎ MİSÂL, MİSÂL DEĞİLDİR! ile/ve/||/<> KEM ÂLETLE, KEMÂLÂT OLMAZ!
( Âlât ile hâsıl olur insâna kemâlât
Ermedi kemâlâta şu kim oldı kem-âlât )
- SUİ NİYET ile/değil/yerine/= KÖTÜ AMAÇ
- SUİSTİMAL ETMEK ile KÜFÜRLÜ ile KÜFÜRLÜ DİL ile TACİZ
( ABUSE vs. ABUSIVE vs. ABUSIVE LANGUAGE vs. ABUSIVENESS )
( سوءاستفاده کردن ile سواستفاده کردن ile بد بکار بردن ile سوء استفاده ile سوءاستعمال ile بد استعمال کردن ile سوء استعمال ile فحاش ile فحش ile بد زباني ile فحاشي )
( SUEESTEFADEH KARDAN ile SAVASTEFADEH KARDAN ile BAD BEKAR BARDAN ile SUE ESTEFADEH ile SUEESTEMAL ile BAD ESTEMAL KARDAN ile SUE ESTEMAL ile FAHASH ile FAHSH ile BAD ZABANY ile FAHASHY )
- SÜJE[Fr. < SUJET] ile/değil/yerine/=/||/<> KONU | ÖZNE
( konu özne )
- SUJE[Fr.]/KOBAY[Fr. < COBAYE] ile/değil/yerine/= KONU | ÖZNE | DENEK
( Kobaygillerden, bilimsel araştırmalarda kullanılan bir deney hayvanı. Hint domuzu[Lat. CAVIA PORCELLUS] | Deney konusu. )
- SUKAYBE-İ KÜLLİYE ile/||/<> MICROPHYLE[Fr.] ile/||/<> KAPICIK
( botanik )
( MICROPHYLE )
- SUKCESYON ile/||/<> KLİMAKS
( Sukcesyon değişim süreci İLE klimaks denge durumudur )
( Formül: Süreç İLE son aşama )
- ŞÜKÜR:
DİL İLE ile/ve KALP İLE ile/ve EYLEM İLE
- SÜLF[Lat. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> KÜKÜRT
- SÜLFAT ile KOKİMBİT[İng. < COQUIMBITE]
( ... İLE Hidratlı doğal demir sülfat. )
- SULFATO | KİNİN ile/||/<> KİNİN ile/||/<> KİNİN[Fr. < QUININE]
( kimya Cischoma cinsinin bir türünün ağaç kabuğundan çıkarılan ve sıtmaya karşı kullanılan bir alkaloit Sitokininler Yangıyla ilgili olaylarda histaminden sonra venüllerde genişleme ve geçirgenlik artışını sürdüren etkin polipeptit yapılı düz kasların kasılmasına ve ağrı oluşumuna neden olan kimyasal aracı )
( QUININE )
( QUININE | (FR. KININ )
( CHININ )
- SÜLFÜR ile KANTONİT
( ... İLE Doğal bakır sülfürü. )
- SÜLFÜRİK ASİT ile/||/<> KARA BOYA ile/||/<> ZAÇ YAĞI
- SULP, SOLİD | KONSE | SULB | TAŞLIK ile/||/<> TAŞLIK ile/||/<> KATI
( katı zooloji katı katı oyut Atom yükün ya da moleküllerin aralarındaki etkileşimlerle oluşturduklarl örütlerde belirli biçim ve oylum kümelerinde toplandıkları dolayısıyla ancak titreşim yapabildikleri evre Cam zift gibi özdekler görünüş benzerliklerine karşın örüt yapılı olmadıklarından kati durumda sayılmazlar anlamdaş taşlık Çeşitli hayvanların sindirim kanalları üzerinde bulunan kaslı bir öğütücü mide katı hal fizik kimya coğrafya taşlık biyoloji Çeşitli omurgalı ya da omurgasız hayvanların sindirim kanalı üzerinde bulunan ve besinin öğütüldüğü kaslı bölge Taşlık Düzgülü koşullarda üçboyutlu oylumsal özelliğini sürdüren ve ancak basınç ve sıcaklığın değişmesi ile biçimini değiştiren ya da sıvılaşan özdek Az gatı gatı katı katı kattı kattı katū Tel Alt kattū kadığ xıtă xăt Eski Türkçeden başlayarak kullanılır katığ Orta Türkçede katığ biçimi geçer Eski Kıpçakçada katı olarak kullanılır kat ı ğ eki Eski ve yeni diyalektlerde kat sert olmak olarak geçer Az gatı gatı katı katı kattı kattı katū Tel Alt kattū kadığ xıtă xăt Eski Türkçeden başlayarak kullanılır katığ Orta Türkçede katığ biçimi geçer Eski Kıpçakçada katı olarak kullanılır kat ı ğ eki Eski ve yeni diyalektlerde kat sert olmak olarak geçer )
( GÉSIER )
( GATI[Az.]~GATI[Tkm.]~KATI[Tatk.]~KATI[Nog.]~KATTI[Kklp.]~KATTI[Kzk.]~KATŪ[Krg.]~KATTŪ[Tel.]~KATTŪ[Alt.]~KADIĞ[Şor.]~XITĂ[Çuv.]~XĂT[Çuv.] )
- SULTANÎ (YAPRAK/PUL) MERCİMEK[Fars.] ile YEŞİL(SIRA) MERCİMEK[Fars.] ile (KABUKLU) KIRMIZI MERCİMEK[Fars.] ile KIRMIZI İÇ MERCİMEK[Fars.] ile YEŞİLİMSİ/SARI İÇ MERCİMEK[Fars.]
( YASMIK )
( Kabuk renkleri, yeşil ya da sarımsı yeşildir. Pembemsi-sarı yeşil, grimsi-sarı yeşil, sarımsı-yeşil üzerinde koyu yeşil benekli olanları da vardır. Kotiledon renkleri, yeşilimsi sarı, taneleri yassı, yuvarlak ve çapı, 6 mm.'den büyüktür. İLE Genellikle yeşil ya da sarımsı olmakla birlikte sarımsı-pembe yeşil, grimsi-yeşil olanları da vardır. Taneler, yanlardan basık, yuvarlak ve tane çapı, 3 mm.'den büyüktür. İLE Kabuk rengi, genellikle grimsi-kırmızı olmakla birlikte, sarımsı pembe üzerine koyu mavi ya da grimsi üzerine koyu mavi ya da siyah benekli ve sarımsı yeşil renkli olanları da vardır. Kotiledon rengi, turuncu kırmızıdır. Tanelerin yanları basık, yuvarlak ve tane çapları, 3 mm.'den büyüktür. İLE Kotiledon renkleri, turuncu kırmızıdır. Kotiledonların iç yüzeyleri yuvarlaktır. İLE Kotiledon renkleri, yeşilimsi sarıdır. Kotiledonların iç yüzeyi düz, dış yüzeyi yuvarlaktır.[Türkiye'de, Kışlık Pul 11, Kışlık Yeşil 21, Kışlık Yeşil 31, Fırat 87, Sazak 91, Kışlık Yerli Kırmızı, Emre 20, Kayı 91, Erzurum 89, Malazgirt 89, Seyran 96, Ali Dayı, Meyveci 2000 adlarında tohumluk üretimi yapılan çeşitleri bulunmaktadır.] )
( ADES[çoğ. A'DÂS], BÎKA )
( ÂŞ-I HALÎL[bitkibilimde]: Mercimek. )
( LENS CULINARIS )
- SÜMBÜL EFENDİ CAMİİ ve/< KIZLAR MANASTIRI
- SUMRU ile AK KANATLI SUMRU ile KARA GAGALI SUMRU
- SÜMSÜK ile KAP(CAPE) SÜMSÜĞÜ
( ... İLE 90 km. hızla, 8 m. derinliğe dalış yaparak avlanabilirler. )
( ... İLE Yumurtadan çıktıktan çok kısa sürede yetişkin boyuta gelirler fakat yeterince büyüyene ve uçana kadar anne-babalarına bağımlılardır. )
- SÜMTER ile/||/<> KIRMIZIMTIRAK, KÜÇÜK TANELİ SERT BUĞDAY
( kırmızımtırak küçük taneli sert buğday Ağızlarda sünter biçimi de kullanılır Kökenini bilmiyoruz O bakımdan sümter ve sünter biçimleri arasındaki ilişki ses yönünden açık değildir )
- SÜMÜK[Azr.] = KEMİK[Tr.]
( SÜMÜK = BONE )
- SÜMÜKLÜBÖCEK ile KABUKLU SÜMÜKLÜBÖCEK
( BÜZZÂKA ile HALEZÔN )
- ŞÜMUL | MESAHA | KAPLAM ile/||/<> KAPLAM
( Bir ilingesel uzaydaki A altkümesi için A nın bütün kaplama noktalarından oluşan küme Simgesi  anlamdaş yanaşım 1 Bir düzgün deyimin dile getirdiği nesne ya da nesneler kümesi 2 A düzgün deyiminin yorumundaki kaplamı gereği gerçek tamdurumunda kazandığı olanaklı kaplam dır Anl gerçek kaplam kaplamsal anlam Krş kaplam izergesi kaplam belirlenimi kaplamsal bağıntı kaplamsal nesne kaplamsal deyim uygulama 2 içlem Örn Adın kaplamı gösterdiği birey önermenin kaplamı doğruluk değeri nli eklemin kaplamı bir nli kaplamsal doğruluk izergesi nli yüklemin kaplamı bir nli kaplamsal bağıntı nli işlevin kaplamı da bir nli kaplamsal izergedir Bir kavram simge ya da davranışın uzanım alanı ya da oluşturucu öğelerinin tümü içlem )
( CLOSURE | EXTENSION, DENOTATION | EXTENT )
( FERMETURE | EXTENSION, DÉNOTATION )
( ABGESCHLOSSENE HÜLLE, AB SCHLIESSUNG | UMFANG, EXTENSION, BEDEUTUNG )
( CLAUSURA )
- ŞÜMUL[Ar. < ŞUMŪL] ile/değil/yerine/=/||/<> KAPSAM | KAPLAM
( kapsam kaplam )
- SÜNGER ile/değil/yerine KABAK LİFİ
- SUNÎ İLKÂH ile/||/<> ARTIFICIAL INSEMINATION[İng.] ile/||/<> INSÉMINATION ARTIFICIELLE[Fr.] ile/||/<> KÜNSTLICHE BESAMUNG[Alm.] ile/||/<> YAPAY DÖLLENME
( Memelilerde ve bal arılarında erkek hayvandan alınarak toplanan spermaların dişinin üreme kanalına verilmesi )
( ARTIFICIAL INSEMINATION | YARD )
( INSÉMINATION ARTIFICIELLE )
( KÜNSTLICHE BESAMUNG )
( INSEMINAZIONE ARTIFICIALE )
( ΤΕΧΝΗΤΉ ΓΟΝΙΜΟΠΟΊΗΣΗ / τεχνητή γονιμοποίηση )
- SUPAP/SİBOP ile/değil/yerine/= KAPAÇ
- SUPERHEATED[İng.] ile/||/<> SURCHAUFFÉE[Fr.] ile/||/<> ÜBERHITZT[Alm.] ile/||/<> KIZGIN
( Genellikle sıvısınının kaynama noktasından çok yüksek sıcaklığa ısıtılmış gaz ya da buharın niteliği )
( SUPERHEATED )
( SURCHAUFFÉE )
( ÜBERHITZT )
- SÜPERPOZİSYON ile/||/<> KARIŞIK DURUM
( Bir kuantum sisteminin, belirli durumların tutarlı (faz ilişkili) bir toplamında bulunmasıdır; bu tek, saf bir kuantum durumudur ve girişim yapabilir. @@ Sistemin hangi durumda olduğunun yalnızca olasılıkla bilindiği, klasik bir belirsizlik taşıyan durumlar topluluğudur; faz ilişkisi yoktur, girişim yapamaz. İlki tek bir kuantum durumu, ikincisi klasik olasılık karışımıdır. )
( Formül: |ψ⟩ = α|0⟩ + β|1⟩ ~ ρ = Σpi|ψi⟩⟨ψi| )
- ŞÜPHE ETMEK ile/değil/yerine/= KUŞKU DUYMAK/KUŞKULANMAK
- ŞÜPHE[Ar. < ŞUBHE] ile/değil/yerine/=/||/<> KUŞKU | KURUNTU
( kuşku kuruntu )
- ŞÜPHE ile KÖTÜ/LÜK
- ŞÜPHE[Ar.] ile KUŞKU
- ŞÜPHE/ŞÜBHE[Ar.] ile/değil/yerine/= KUŞKU
- ŞÜPHE ile/||/<> SUSPICION[İng.] ile/||/<> KUŞKU
( Başkalarının iyi niyet ve amaçlarını kötüye yorarak işkillenme duygusu Ağızlarda kuşku uyanık kurnaz hafif yeğni çevik atik olarak da kullanılır Anadoluda kuşkulu kuşlu uykusu hafif olarak geçer kuşku Ahmed Vefik Paşaya borçlu olduğumuz veriye göre kuşku sözü korkma kuş gibi ürkme korkulanmak vahşet etmek anlamında kullanılmıştır LO 654 kuş uyku su Verilere göre kuşkunun yalnız Anadolu ve Balkan ağızlarında kullanıldığı anlaşılıyor Türkçe kuşkunun kuş adıyla ilgili olduğu daha ilk bakışta göze çarpıyor Yalnız bu biçimin sonundaki kunun rolünü açıklamak güçtür Türkçede ad köklerinden bu ekle yapılmış türevler kullanıldığını bilmiyoruz Bizim inancımıza göre kuşku biçimi kuş uykusu takımından kalma bir biçimdir Kırgızlar kuş uykusu için kuş uyku takımını kullanırlar Yudahin kuş uykusu tanımına hafif ve kısa uyku olarak açıklık vermeye çalışmıştır Anlaşılan kuş uyku kuş uykusu takımı Türkçede kuşuyku kuşku olarak gelişmiştir Buna göre kuşku biçiminin sonundaki kunun ad yapmaya yarayan eklerle karıştırılmaması gerekir Türkmencede kuş yürek korkak olarak kullanılır Anadolu ağızlarında da kuş yürekli korkak ürkek olarak geçer Bu bakımdan kuşkunun korku anlamını alması doğaldır Anadolu ağızlarında sak da uykusu hafif anlamına gelir Bundan başka sak uyanık gözü açık anlamını da almıştır Türkçe kuşkunun ağızlarda uyanık kurnaz anlamını da kazanması gibi Ağızlardaki kuşkunmak kuşkullanmak sakınmak korkmak ve kuşkullu kuşkuda olan düşünceli verileri de dikkat çekicidir Türkçeden Bulgarcaya da geçmiştir BER 3 175 Ağızlarda kuşku uyanık kurnaz hafif yeğni çevik atik olarak da kullanılır Anadoluda kuşkulu kuşlu uykusu hafif olarak geçer kuşku Ahmed Vefik Paşaya borçlu olduğumuz veriye göre kuşku sözü korkma kuş gibi ürkme korkulanmak vahşet etmek anlamında kullanılmıştır LO 654 kuş uyku su Verilere göre kuşkunun yalnız Anadolu ve Balkan ağızlarında kullanıldığı anlaşılıyor Türkçe kuşkunun kuş adıyla ilgili olduğu daha ilk bakışta göze çarpıyor Yalnız bu biçimin sonundaki kunun rolünü açıklamak güçtür Türkçede ad köklerinden bu ekle yapılmış türevler kullanıldığını bilmiyoruz Bizim inancımıza göre kuşku biçimi kuş uykusu takımından kalma bir biçimdir Kırgızlar kuş uykusu için kuş uyku takımını kullanırlar Yudahin kuş uykusu tanımına hafif ve kısa uyku olarak açıklık vermeye çalışmıştır Anlaşılan kuş uyku kuş uykusu takımı Türkçede kuşuyku kuşku olarak gelişmiştir Buna göre kuşku biçiminin sonundaki kunun ad yapmaya yarayan eklerle karıştırılmaması gerekir Türkmencede kuş yürek korkak olarak kullanılır Anadolu ağızlarında da kuş yürekli korkak ürkek olarak geçer Bu bakımdan kuşkunun korku anlamını alması doğaldır Anadolu ağızlarında sak da uykusu hafif anlamına gelir Bundan başka sak uyanık gözü açık anlamını da almıştır Türkçe kuşkunun ağızlarda uyanık kurnaz anlamını da kazanması gibi Ağızlardaki kuşkunmak kuşkullanmak sakınmak korkmak ve kuşkullu kuşkuda olan düşünceli verileri de dikkat çekicidir Türkçeden Bulgarcaya da geçmiştir BER 3 175 )
( SUSPICION )
- ŞÜPHELENDİRMEMEK ile/ve/<>/değil/yerine KARIŞMAMAK
- ŞÜPHELİ ile KAÇAMAK İFADE ETMEK ile KAÇAMAKLIK
( EQUIVOCAL vs. EQUIVOCATE vs. EQUIVOCATION )
( داراي ابهام ile دوپهلو ile دوحرفه ile سهل انگاشتن ile ابهام بکار بردن ile توريه )
( DARAY ABEHAM ile DOPEILO ile دوحرفه ile SONPAL ENGASHTAN ile ABEHAM BEKAR BARDAN ile توريه )
- SUPPLEMENT[İng.] ile/||/<> KATKI MADDESİ
( 1 Gıda katkı maddeleri 2 Karma yeme ya da o karma yemin bir kısmına belirli bir gereksinimi karşılamak amacıyla katılan genellikle çok küçük miktarlarda kullanıldıklarında dikkatli işlem ve karıştırma gerektiren madde ya da maddeler karışımı )
( SUPPLEMENT )
- SUPRAMOLECULAR KİMYA ile/||/<> KOORDİNASYON KİMYASI
( Kovalent olmayan zayıf etkileşimlerle (hidrojen bağı, istifleme) kurulan, moleküllerin ötesindeki kimyayı inceler; bağlar geri dönüşümlüdür. @@ Metal ile ligand arasındaki koordinasyon bağını inceler; bağlar daha güçlü ve yönlüdür. İlki zayıf ve tersinir, ikincisi güçlü ve yönlü bağlarla çalışır. )
( Formül: K_association )
- SUPRAMOLEKÜLER KİMYA ile/||/<> KOORDİNASYON KİMYASI
( Moleküller arası zayıf etkileşimleri inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Metal atomları ve ligandlar arasındaki koordinasyon bağlarını inceleyen bilim dalı. )
- SÜRAHİ[Ar.] ile/||/<> KARAF/A[İt. < CARAFFA]/KARAFAKİ
( İçecek koymaya yarar, cam, plastik vb. kap. @@ Uzun boyunlu, kulpsuz küçük sürahi. )
- SÜRALGA/PİYASA[İt. < PIAZZA:Meydan.] ile KARABORSA[Tr.(KARA) + İt. < BORSA]
( Satıcıların mal satmak için bir araya geldiği yer, pazar. | Bir yol üzerinde gidip gelerek gezinme. | Alışveriş fiyatı, geçerli fiyat. | Arz ve talebin karşılaştığı alan. | Ortalık. İLE Piyasada olmayan bir malın gizlice yüksek fiyatla alınıp satılması işi. )
- SÜREDURAN ile/||/<> SÜREDURUM ile/||/<> SÜREGELMEK ile/||/<> SÜRER DURUM ile/||/<> KUYRUKSÜREN
( At araba vb için yönetip yürütmek sevk etmek Başlamış bir iş ya da durum devam etmek Önüne katıp götürmek Uzatmak ileri doğru itmek Dokundurmak değdirmek Oturduğu bulunduğu yerden ülkeden ceza olarak başka bir yer ya da ülkeye göndermek nefyetmek Bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak dökmek serpmek Bir malı satışa sunmak piyasaya çıkarmak Yasal olmayan yolla piyasaya para çıkarmak Herhangi bir durum içinde bulunmak Pulluk ya da sabanla toprağı işlemek Olmaya devam etmek Zaman geçmek Zaman almak Bitki ot yetişip ortaya çıkmak bitmek yeşermek Olağandan daha çok daha sık ve sulu dışkı çıkarmak Kovmak kovalamak uzaklaştırmak Pencere kafes kanatları bir tarafa iterek açmak ya da kapamak )
- SÜREGEN | KRONİK ile/||/<> KRONİK ile/||/<> KRONİK[Fr. < CHRONIQUE]
( Bir hastalığın uzun süre devam etmesi durumu müzmin Uzun süredir devam eden müzmin süreğen Bir hastalığın süresinin 4 haftadan daha fazla olması )
( CHRONIC )
( CHRONIQUE )
- CONTINUOUS ABSORPTION SPECTRUM[İng.] / SPECTRE D'ABSORPTION CONTINUE[Fr.] / KONTINUIERLICHES ABSORPTIONSSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ SOĞURMA TAYFI/SPEKTRUMU
- CONTINUOUS SPECTRUM[İng.] / SPECTRE CONTINU[Fr.] / KONTINUIERLICHES SPEKTRUM, STETIGES SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ TAYF/SPEKTRUM
- SÜREKLİ YELLERDE[İng. TRADE-WIND]:
ALİZE[Fr.] YELLERİ ile/ve BATI YELLERİ ile/ve KUTUP YELLERİ
( Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yıl süresince düzenli esen rüzgâr. İLE ... İLE ... )
- DÂİMÎ[Osm.] / CONTINUOUS[İng.] / CONTINU[Fr.] / KONTINUIERLICH, STETIG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ
- SÜREKLİ ile/ve KESİKLİ
( Dalga. İLE/VE Parçacık. )
- SÜREKLİ ile/||/<> KESİKLİ
( Sürekli fonksiyonlar kesintisizken İLE kesikli fonksiyonlar süreksizlik noktalarına sahiptir )
( Augustin-Louis Cauchy tarafından 1821 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1789-1857) (Ülke: Fransa) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Limit teorisi, analiz) )
- SÜREKLİ = MÜTEMADİ = CONTINUOUS[İng.] = CONTINU[Fr.] = KONTINUIERLICH[Alm.] = CONTINUUM[Lat.]
- SÜREKLİLİĞİN:
"BOZULMASI" ile/ve/değil/||/<> KESİLMESİ
- SÜREKLİ/LİK ile/ve KALICI/LIK
( CONTINUOUS/NESS vs./and PERMANENT/NESS )
- SÜREKLİLİK ve KAZANÇ
( Kaybetmeyi ahlâksız kazanca tercih et. İlkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer. )
( Her dönem ve durum, bir kayıp, bir kazanım olarak ayrı ayrı değerlendirilmelidir. )
( CONTINUITY and PROFIT )
- SÜREKLİLİK ile/ve KORUNUM
( CONTINUITY vs./and PRESERVATION/CONSERVATION )
- SÜREKLİLİK = TEMADİ = CONTINUITY[İng.] = CONTINUITÉ[Fr.] = KONTINUITÄT[Alm.] = CONTINUITAS[Lat.]
- SÜREKLİLİK ile/ve ZORUNLULUK ile/ve KESİNLİK
( CONTINUITY vs./and COMPULSORY vs./and CERTAINTY )
- SÜREKSİZ ile/değil KESİKLİ
( [not] DISCONTINUOUS vs./but INTERMITTENT )
- SURELY :/yerine KESİNLİKLE
- SÜREÖLÇEN ile/||/<> AÇIKLIKÖLÇER ile/||/<> AÇIÖLÇER ile/||/<> AKIMÖLÇER ile/||/<> AKINTIÖLÇER ile/||/<> ALKALİÖLÇER ile/||/<> ALKOLÖLÇER ile/||/<> AMPERÖLÇER ile/||/<> ASİTÖLÇER ile/||/<> ATEŞÖLÇER ile/||/<> AYDINLIKÖLÇER ile/||/<> AZOTÖLÇER ile/||/<> BASINÇÖLÇER ile/||/<> BASIÖLÇER ile/||/<> ÇAPRAZÖLÇER ile/||/<> ÇEKİMÖLÇER ile/||/<> DALGAÖLÇER ile/||/<> DEPREMÖLÇER ile/||/<> DERİNLİKÖLÇER ile/||/<> DUYUMÖLÇER ile/||/<> EĞİMÖLÇER ile/||/<> GAZÖLÇER ile/||/<> GENLEŞMEÖLÇER ile/||/<> GERİLİMÖLÇER ile/||/<> GİRİŞİMÖLÇER ile/||/<> GRİZUÖLÇER ile/||/<> HIZÖLÇER ile/||/<> ISIÖLÇER ile/||/<> IŞIKÖLÇER ile/||/<> IŞINIMÖLÇER ile/||/<> IŞINÖLÇER ile/||/<> İVMEÖLÇER ile/||/<> KLORÖLÇER ile/||/<> KOKUÖLÇER ile/||/<> KUVVETÖLÇER ile/||/<> NEMÖLÇER ile/||/<> OZONÖLÇER ile/||/<> PAYÖLÇER ile/||/<> POLARÖLÇER ile/||/<> RENKÖLÇER ile/||/<> RÜZGÂRÖLÇER ile/||/<> SAKKAROZÖLÇER ile/||/<> SICAKLIKÖLÇER ile/||/<> SIVIÖLÇER ile/||/<> SUÖLÇER ile/||/<> SÜREÖLÇER ile/||/<> SÜTÖLÇER ile/||/<> ŞIRAÖLÇER ile/||/<> TAYFÖLÇER ile/||/<> YAĞIŞÖLÇER ile/||/<> YAĞMURÖLÇER ile/||/<> YAĞÖLÇER ile/||/<> YANIŞÖLÇER ile/||/<> YELÖLÇER ile/||/<> YOĞUNLUKÖLÇER ile/||/<> YUVARÖLÇER ile/||/<> YÜKSEKLİKÖLÇER
( En boy hacim süre gibi nicelikleri kendi cinslerinden seçilmiş bir birimle karşılaştırıp kaç birim geldiklerini belirtmek Aşırı olmamasına dikkat etmek kontrol etmek )
- SURETY, GUARANTOR[İng.] ile/||/<> KEFİL[Ar. < KEFİL]
( Kefalet veren kişi )
( SURETY, GUARANTOR )
- SURETY/LETTER OF SURETY[İng.] ile/değil/yerine/= KEFAL
( Sarp kayalara yakın yaşayan ve cüce bağırsak kelebeğinin ikinci arakonakçılığını yapan, eti yenir, başı geniş, gümüş rengi deniz balığı. @@ (anlamdaş. mavri, Mugil chelo), Kemikli-baliklar (Teleostei) takımının kefalgiller (Mugilidae) familyasından bir balık türü. Kefallerin en büyüğüdür. Atlantik Okyanusu kıyılarında, Akdeniz ve Karadenizde yaşar. @@ (zooloji) @@ Kemikli balıklar (Teleostei) takımının, kefalgiller (Mugilidae) familyasından, Atlantik Okyanusu kıyılarında, Akdeniz ve Karadeniz'de yaşayan bir tür. @@ Kemikli balıklardan, kefalgiller (Mugilidae) familyasından, boyları 30 cm olabilen, Atlantik Okyanusu kıyılarında, Akdeniz ve Karadenizde yaşayan bir tür, mavraki. ~ Az kefal. < R κέφαλι 'Mugil cephalus'. )
- SURETY[İng.] ile/||/<> KEFALET[Ar. < KEFÂLET]
( Birinin borcunu ödeyeceğine ilişkin olarak üçüncü bir kişinin alacaklıya güvence vermesi )
( SURETY )
- ZAMAN = TIME[İng.] = TEMPS[Fr.] = ZEIT[Alm.] = TEMPUS[Lat.] = KHRONOS[Yun.] = TIEMPO[İsp.]
- SÜRFE | KURTÇUK ile/||/<> KURTÇUK
( Solucan gibi böcek gibi ilkel hayvanlarda yumurtadan sonra gelen gelişme evresi bebeklik larva biyoloji biyoloji larva )
( LARVE | VERMIS )
( LARVA )
- SÜRFE[Ar. < SURFE] ile/değil/yerine/=/||/<> KURTÇUK
- KOHL[İng.] ile/değil/yerine/= SÜRME
- SÜRMEK ile ARABAYLA UZAKLAŞMAK ile KABACA SÜRMEK ile KABA BİR ŞEKİLDE SÜRMEK ile TAHRİK MİLİ ile SÜRÜLEBİLİR ile SÜRÜCÜ ile ARABA KULLANMAK ile SÜRÜŞ TESTİ
( DRIVE vs. DRIVE AWAY vs. DRIVE ROUGHLY vs. DRIVE ROUGLY vs. DRIVE SHAFT vs. DRIVEABLE vs. DRIVER vs. DRIVING vs. DRIVING TEST )
( رانندگي کردن ile راندن ile چخ کردن ile خرکي رفتن ile محور محرک ile راندني ile راننده ile شوفر ile گاريچي ile ماشين ران ile اتومبيل راندن ile اتوموبيل راني ile سوق ile رانندگي ile امتحان رانندگي )
( RANANDEGY KARDAN ile RANDAN ile CHAKH KARDAN ile KHRAKY RAFTAN ile MAHVAR MAHRAK ile راندني ile RANANDEH ile SHOOFER ile GARYCHY ile MASHYNE RAN ile OTOMBYLE RANDAN ile OTOMOBYLE RANY ile SOGH ile RANANDEGY ile EMTAHAN RANANDEGY )
- SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI/HERD IMMUNITY[İng.] ile/değil/yerine/= KİTLE BAĞIŞIKLIĞI
- SÜRÜ ile/ve/değil/||/<> KİTLE
( Hayvan için. İLE/VE/DEĞİL/||/<> İnsan için. )
- SÜRÜKLEME KATSAYISI ile/||/<> KALDIRMA KATSAYISI
( Bir cismin akış içinde harekete karşı gördüğü direncin (sürükleme kuvvetinin) boyutsuz ölçüsüdür; biçim ve akış rejimine bağlıdır. @@ Aynı akışta, harekete dik yönde oluşan kaldırma kuvvetinin boyutsuz ölçüsüdür; kanat profillerinde uçuşu sağlar. İlki hareketi yavaşlatan, ikincisi yukarı iten kuvveti niceler. )
( Formül: F_D = ½ρv²AC_D ~ F_L = ½ρv²AC_L )
- SÜRÜNGEN/LER ile KELER/LER
( ZIBÂBİYYE-İ BERİYYE[: Kertenkele ve benzeri hayvanlar.] ile/ve ZIBÂBİYYE-i MÂİYYE[: Bu sınıfın suda yaşayanları.] )
( ZÂHİFE[çoğ. ZEVAHİF], ZIBÂBİYYE )
( REPTILE/S vs. LIZARD/S )
- SUS! ve/>/< DİNLE! ve/>/< KONUŞ! ve/>/< YAZ!!!
( bkz. www.FaRkLaR.net/SUS | www.FaRkLaR.net/Dinle | www.FaRkLaR.net/KONUS )
- SÜS ile KENAR SUYU
( ... İLE Kenar süslemesi. )
- SÜS ile KUYUM
( Güzellik veren, güzelleştiren nesne. İLE Değerli metal ve taşlardan yapılan süs eşyası. )
- SUSAM[Ar. < SİSAM] ile/değil/yerine/= KÜNCÜK
- SÜSEN/SUSAM ile KARÇİÇEĞİ
( Süsengillerden, yaprakları kılıç biçiminde, çiçekleri iri ve mor renkli, güzel görünüşlü ve kokulu, çok yıllık bir süs bitkisi. İLE Süsengillerden, beyaz ve pembe çiçekler açan soğanlı bitki. )
( IRIS GERMANICA cum LEUCONIUM )
- SUSKUN KİTAP ile/ve KONUŞAN KİTAP
- SÜSLEMEK ile KİRİŞ
( GIRD vs. GIRDER )
( کمربند بستن ile ضربه شديد ile شاهين ترازو ile شاه تير )
( KAMARBAND BASTAN ile ZARBEH SHODYD ile SHAHYNE TARAZO ile SHAH TYR )
- SÜSLÜ ile KIRNAK
( ... İLE Çalımlı, süslü kişi. | Güzel, titiz. | Cilveli, oynak. | Boylu boslu. | Çevik. | Cariye. )
- SÜSLÜ ile KOKET[Fr. < COQUETTE]
( ... İLE Güzel görünmeye çalışan, süse düşkün, kırıtan kadın. )
- SUSMA HAKKI ve/||/<> ÂDİL YARGILANMA HAKKI ve/||/<> KENDİNE YÜKLENİLEN SUÇU ÖĞRENME HAKKI ve/||/<> SAVUNMA HAKKI ve/||/<> İFADE SERBESTLİĞİ ve/||/<> MASUMİYET GÖSTERGESİ ve/||/<> SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ ve/||/<> AVUKAT YARDIMI ve/||/<> AYDINLATMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ ve/||/<> HUKUK DEVLETİ İLKESİ
- SUSMA HAKKININ İSTİSNALARI:
KİMLİK BİLGİLERİNİ (DOĞRU) YANITLAMA ve/||/<> KENDİLİĞİNDEN YAPILAN AÇIKLAMALAR/İTİRAFLAR
( Ceza davası, ancak suçlu olduğundan şüphe edilen kişinin, belirli olması durumunda açılabilir. CMK'nın 170. maddesinde, iddianamede gösterilmesi gereken konular arasında, şüphelinin kimliği de sayılmıştır. CMK'nın 147. maddesinin, 1. fıkrasının, a bendinde, şüpheli ya da sanığın kimliğinin saptanacağını ve şüpheli ya da sanığın kimliğine ilişkin soruları doğru yanıtlandırmakla yükümlü olduğu belirtilmektedir. Şüphelinin, kimlik ve adresi ile ilgili bilgi vermekten kaçınması ya da gerçeğe aykırı beyanda bulunması dolayısıyla kimliğinin belirlenememesi durumunda, bu belirleme yapılıncaya kadar gözaltına alınması ve tutuklanması olanaklıdır. VE/||/<> Susma hakkının kapsamına girmeyen başka bir istisna, kendiliğinden yapılan açıklamalarla/itiraflarla ilgilidir. Örneğin, ... nedeni ile eşini öldürdükten sonra karakola giderek teslim olan kişinin, kendiliğinden yaptığı açıklamalardan önce susturulması, avukatın getirtilmesi söz konusu olamaz. Ayrıca, meşhut suç sırasında takip edilen kişinin söylediği sözler bakımından hukuka aykırı kanıt var sayılamaz. )
- SUSMA (OLANAĞI/HAKKI):
SORUŞTURMADA ile/ve/||/<>/> KOĞUŞTURMADA
- SUSMA:
TAM ile/ve/||/<> KISMÎ ile/ve/||/<> GEÇİCİ
( Şüpheli ya da sanığın, muhakemenin tüm aşamalarında, suçlamanın tümü bakımından susmasıdır. Tam susma, uygulamada çok sık rastlanılan bir susma çeşidi değildir. Şüpheli ya da sanığın, kendine yüklenen suç hakkında, hiçbir şey açıklamaması biçiminde ortaya çıkar. Ancak, şüpheli ya da sanığın, failliği hakkında tam bir inkârda bulunması, örneğin; "suçsuz olduğu"nu açıklaması ya da "olay yerinde bulunmadığı"nı söylemesi de, tam susma kapsamında değerlendirilmelidir. Şüpheli ya da sanığın, olaya ilişki herhangi bir açıklamada bulunmaksızın, kimliğine ve kişisel durumlarına ilişkin bilgileri vermesi durumunda da tam susma söz konusudur.
İLE/VE/||/<>
Şüpheli ya da sanığın, muhakemenin hangi aşamasında olursa olsun, kendine sorulan sorulardan bir kısmını yanıtlayıp, bir kısmını yanıtsız bırakması, kısmî susmadır. Örneğin; şüpheli ya da sanığın, cinayeti işlediğini kabul edip, neden işlediği ya da cinayet aracını nereye sakladığı konusundaki soruları yanıtsız bırakması gibi.
İLE/VE/||/<>
Şüpheli ya sanığın, muhakemenin bir aşamasında, olay hakkında konuşup, başka bir aşamasında susması, geçici susmadır. Örneğin, şüpheli ya da sanık, soruşturma evresinde konuşmuş fakat kovuşturma evresinde susmuşsa ya da soruşturma evresinde susup, kovuşturma evresinde konuşmuşsa, bu, geçici susmadır. )
- SUSMAR ile/||/<> LIZARD[İng.] ile/||/<> LÉZARD[Fr.] ile/||/<> LACERTUS[Lat.] ile/||/<> EIDECHSE[Alm.] ile/||/<> KERTENKELE
( Kertenkeleler familyasına giren sürüngenlerin ortak adı Arakonakçı olarak ilgimizi çeken türleri vardır Az kǝrtǝnkǝlǝ Eski kaynaklarda geçmediği anlaşılıyor İkinci bölümünde Türkçe keler biçiminin saklandığı açıktır Başka bir deyişle kertenkeler biçiminin sonundaki rnin düşmesi üzerine dilimizde kertenkele olarak yaygınlık kazanmıştır Ağızlarda kertenkeleye verilen koşmarkele kestenkele adlarının sonundaki rler de düşmüştür Dar bir alanda kullanılan kirkele özükele adlarında da rlerin düştüğü açık olarak anlaşılıyor Ağızlarda rastlanan kesteŋkele biçimi de güzel bir örnektir O açıdan Räsänenin kertenkele ve kertenkeler keler ve kesertke biçimlerine göndermesi doğrudur Buna karşılık kertenkelenin birinci bölümü karışıktır ÊSTJada 1997 55 Anadolu ağızlarında kullanılan kertiş kertoç kertiz biçimleri kertenkelenin yan biçimleri olarak verilmiştir ki yanlıştır Bu biçimlerin Ermeniceden geldiği anlaşılıyor Dankoff ALT 779 Buna göre ÊSTJada bu biçimlerin kert kökünden ç ş z ekleriyle kurulmuş türevler olarak açıklanması yersizdir ÊSTJaya göre kertenkelenin birinci bölümü de kert kökünden gelir Kertenkelenin açıklanmasında Şçerbak İRLTJa 152 da kert kökünden yola çıkmıştır Türkçede kertenkeleye keltekeler ve keltenkeler adı da verilir Kertenkele keltenkeler biçiminin keltekelerden kertenkeler başka bir şey olmadığı anlaşılıyor Kertenkeler kertenkele biçimleri benzeşme assimilation sonunda oluşmuştur Keltenkelerdeki n ise sonradan türemiş bir sestir Eckmann TDAY 1955 1415 TDED 1956 156 Bu duruma göre kertenkelerin kertenkele keltekelerden geldiği ortaya çıkıyor Keltekelerin birinci bölümündeki kelte ise diyalektlerde kelte yılan Tatarca kelte cılan kertenkele adında geçer Çuvaşçada kertenkeleye verilen kalta adı da kelteden kalma bir biçimdir Egorova göre ÊS 87 Kırgızca Kazakça gibi çağdaş diyalektlerde kelte kısa olarak kullanılır Kelte ise Farsçadan alınmıştır kalta Kertenkeleye kısa keler adı yılan adına göre verilmiştir Yılana göre keler kuyruksuzdur Tatarca kelte cılan bu yolda açık bir tanıktır Çuvaşçada kalta selen kısa yılan adı sonradan kaltaya çevrilmiştir Bunun gibi eski ve yeni diyalektlerde kelte biçimi kertenkele olarak kullanılır Örn Orta Kıpçakçada kelte kertenkele olarak geçer Brockelmann OGM 12 4 not Türkçede etimolojik yönden açık olmayan aşırı uzun biçimlerin çok kısaltıldığını dile getirerek kesertke keseltkinin kelteye çevrildiğini öne sürmüştü Daha sonra 32 b çu formansı dolayısıyla alaçudan sonra keslinçü üzerinde dururken keselteki keseltki kesertke kesertgi biçimlerini de vermişti Onun bu biçimleri kes kökünden getirmek istediği anlaşılıyor so benannt wegens der Fähigkeit der verlorenen Schwanz zu regenerieren Clausona göre ED 750b yapı bakımından keslin kesilmek kökünden çü ekiyle kurulduğu anlaşılıyorsa da bunun yabancı bir biçime Türkçe bir biçim verme çabası olduğu anlaşılıyor )
( LIZARD )
( LÉZARD )
( EIDECHSE )
( LACERTUS )
( KƎRTƎNKƎLƎ[Az.] )
- SÜTAĞACI ile/||/<> SÜTANA/SÜTANNE ile/||/<> SÜT ASİDİ ile/||/<> SÜTBABA ile/||/<> SÜT BANYOSU ile/||/<> SÜTBAŞI ile/||/<> SÜT BEYAZ ile/||/<> SÜT ÇOCUĞU ile/||/<> SÜT ÇORBASI ile/||/<> SÜT DANASI ile/||/<> SÜT DİŞİ ile/||/<> SÜTHANE ile/||/<> SÜT İNEĞİ ile/||/<> SÜT İZNİ ile/||/<> SÜT KARDEŞİ ile/||/<> SÜT KESİĞİ ile/||/<> SÜT KIRI ile/||/<> SÜTKIZ ile/||/<> SÜT KUZUSU ile/||/<> SÜT MAVİSİ ile/||/<> SÜT MISIR ile/||/<> SÜTNİNE ile/||/<> SÜTOĞUL ile/||/<> SÜT OTU ile/||/<> SÜTÖLÇER ile/||/<> SÜT ŞEKERİ ile/||/<> SÜT TAŞI ile/||/<> SÜT TOZU ile/||/<> SÜTÜ BOZUK ile/||/<> ARI SÜTÜ ile/||/<> ASLANSÜTÜ ile/||/<> BALIK SÜTÜ ile/||/<> BİTKİ SÜTÜ ile/||/<> GÜNEŞ SÜTÜ ile/||/<> KİREÇSÜTÜ ile/||/<> KUŞ SÜTÜ ile/||/<> SOYA SÜTÜ
( Kadınların ve memeli dişi hayvanların yavrularını besledikleri memelerinden gelen besin değeri yüksek beyaz sıvı Bazı bitkilerin türlü organlarında bulunan beyaz renkte öz su Erkek balığın tohumu Motorlu taşıtların yakıtı )
- ŞUTÖR ile/||/<> KICKER[İng.] ile/||/<> TORSCHÜTZE[Alm.] ile/||/<> VURUCU
( Topa iyi ve güçlü vurma özelliğine sahip oyuncu )
( KICKER )
( TORSCHÜTZE )
- SÜTUN[Fars.]/KOLON[Fr. ] = DİKME
( Herhangi bir maddeden yapılan, zaman zaman üstünde çıkıntılı bir bölüm olan, genellikle bir altlığa, bazen doğrudan doğruya yere dayalı silindir biçiminde düşey destek. | Gazete, dergi, kitap vb. yazılı şeylerde, sayfanın yukarıdan aşağıya doğru ayrılmış olduğu dar bölümlerden her biri, kolon. | Alt alta sıralanmış şeyler dizisi. | Oldukça yükseğe çıkan ve silindire benzeyen şey. | [matematik] Bir tablo ya da grafikte düşey durumdaki yüzey. = Sütun. | Katlardaki döşemeleri birbirine bağlayan düşey boru. )
( Sütun Nedir ve Çeşitleri Nelerdir? )
- SUYUNA GİTMEK ile/ve/<>/değil/yerine KÖPRÜDEN GEÇENE KADAR, AYIYA, DAYI DEMEK
- TAAMMÜDEN[Ar.] ile/değil/yerine/= KASTEN
- TÂ'AT[Ar.] ile KABÛL[Ar.]
- TAAZZUM | KEMİKLEŞME ile/||/<> KEMİKLEŞME
( karşılık ossifikasyon os kemik facere yapmak Kemik meydana gelmesi bağ ve özellikle kıkırdak dokusunun kemişleşme merkezlerinde başlayan ve osteoblastlar araciyle tamamlanan olay biyoloji Kemik dokusunun intramembranöz ya da endokondral olarak meydana gelmesi Osifikasyon Kemik dokusunun intramembranöz ya da endokondriyal olarak meydana gelmesi osifikasyon 1 Osifikasyo perikondriyalis adı verilen intramembranöz ve osifikasyo endokondriyalis adı verilen endokondral yolla kemik dokusu yapımı ossifikasyon 2 Dokularda kronik kıkırdak doku yangılarındaki gibi kalsiyum tuzları birikmesi nedeniyle sertleşerek kemik dokusu niteliği kazanma )
( OSSIFICATION )
( OSSIFICATION )
( VERKNÖCHERUNG | OSSIFLKATION, VERKNOCHERUNG )
( OS,FACERE | OS: KEMIK; FACERE: YAPMAK | OSSIFICATIO )
- TABAKA | KAT ile/||/<> KAT ile/||/<> KAT[Ar. < KAṬʿ]
( Sinema Film tabanı üzerine sürülen çeşitli duyar özdek ya da koruyucu özdekten oluşan astar TV Radyo ya da televizyon almacındaki çeşitli elektronik birlikleri belirten terim Yerbilim zamanlarından bir dönem süresi içinde oluşmuş katmanlı kayaçlar Sahne dekorunda bir üst ya da alt katı belirten yüzey Örn Nestroy Zu ebener Erde und im Ersten Stock alt katta ve üst katta İki katlı dekoru Ferdinand Bruckner Verbrecher Caniler adlı yapıtının 1928 üç katlı dekoru vardı Verilen bir tümsayı için bununla bir diğer tümsay çarpımına eşit olan tümsay Koşucuların spor niteliği bakımından değerlerine göre ayrılmaları Bir yapının yapımı bitmiş tabanı ile onun üzerindeki tavanın arasında kalan bölümü 1 genel uygulayım Birbiri üzerine konarak oluşturulmuş nesnelerin her bölümü ya da parçası 2 sinema Film tabanı üzerine sürülen çeşitli özellikteki duyar özdekler 3 yerbilim katman matematik katman coğrafya coğrafya jeoloji lsıl işlem ya da yüzey işlemi görmüş yüzeylerde oluşmuş oksit nitrür vb özdek zar Katal )
( LAYER, COAT, COATING | STAGE | MULTIPLE | STOREY | LAYER, STRATUM | HORIZON, LEVÉL | LAYER | KAT )
( COUCHE | ÉTAGE | ETAGE | MULTIPLE | CATÉGORIE | 1- ÉTAGE, 2- COUCHEÈ | STRATE | ÉTAGE, HORIZON | COUCHÉ )
( SCHICHT, ÜBERZUG | STUFE | ETAGENDEKORATION | VIELFACHES, VIELFACHE, MUTTIPLUM | STOCK, STOCKWERK | SOHLE | SCHICHT )
( MÜLTIPLUS )
- TABAKA | KATMAN ile/||/<> KATMAN
( Altında ve üstünde bulunan kayaçlardan gözle ya da fiziksel olarak az çok açıkça ayrılabilen kalınlığı 1 cmden az olmayan tortul kayaç birimi örnek Evrenin belirli özelliklere göre parçalandığı kesimlerden her biri Birbiri üzerine serilmiş yayılmış ya da kimyasal olarak oluşmuş varlığı kimyasal ve fiziksel yöntemlerle belirlenebilen özdek bölgesi 1 genel uygulayım kat 1 2 yerbilim madencilik Altında ve üstünde bulunan kayaçlardan gözle ya da fiziksel olarak ayrılabilen kalınlığı 1 cm den az olmayan tortul kayaç birimi tabaka kat Atom çekirdeğini kuşatan elektron içerikli katlardan her biri )
( BED, STRATUM | STRATUM | LAYER | 1. LAYER 2. BED, STRATUM | BED, LAYER, STRATUM | SHELL )
( STRATE, ASSISE, COUCHE | COUCHE | COUCHE, STRATE )
( SCHICHT | BANK, FLÖZ, LAGER, SCHICHT | SCHALE )
- TABAKA[Ar.] ile/ve/||/<> KATMAN
- TABAKA[Ar. < ṬABAḲA] ile/değil/yerine/=/||/<> KATMAN | KAT | SINIF
( ağ tabaka alt tabaka damar tabaka deri altı tabaka saydam tabaka sert tabaka sosyal tabaka toplumsal tabaka üst tabaka yüksek tabaka boya tabakası kaymak tabakası mantar tabakası su tabakası yağ tabakası katman Baskı ve yazıda kullanılan değişik boyutlarda kesilmiş kâğıt kat I sınıf Osmanlı mimarisinde caminin mahfilden itibaren kubbeye kadar olan çeşitli katlarından her biri )
- TABAKALAŞMA | KATMANLAŞMA ile/||/<> KATMANLAŞMA
( Tortulların bileşim tane büyüklüğü fiziksel nitelikleri bakımından birbirlerinden ayrımlı yataklar halinde üst üste sıralanması katlaşma )
( BEDDING, STRATIFICATION, LAYERING | BEDDING )
( STRATIFICATION )
( SCHICHTUNG | LAGERUNG, SCHICHTUNG )
- TABAN ile/değil/yerine/=/||/<> KAİDE | TEMEL
( taban basma taban düzeyi taban fiyatı taban halısı taban lağımı tabanvay tabanı yanık tabanı yarık baştaban çalataban daltaban düztaban karataban ayak tabanı devetabanı veri tabanı Ayağın alt yüzü aya Üstü kapalı bir yerin gezinilen ayakla basılan yüzü zemin tavan karşıtı Ayakkabının alt bölümü kaide Bir şeyin en alt bölümü dip Değerlendirmede en alt derece Bir toplumu bir kuruluşu oluşturan yönetime katılmadan etkili olan kitle temel Denizin gölün ya da akarsuyun zemini Dikey duran direk çubuk seren vb nin alt bölümü Bir cismin ya da bir biçimin yüksekliğini ölçmek için aşağıdan yukarıya doğru başlama noktası olarak alınan yüzey ya da çizgi Üslü sayılarda kuvveti alınan sayı anlatımında rakamı üstür ise tabandır Çekim eki almamış kelime kök ya da gövdesi göz al mak burun gözlükçü kavur mak vb Tarlanın düz ve verimli kesimi Kılıç vb yapımında kullanılan iyi cins demir )
- TABİB ile/ve/değil KEHAL
( Hekim. İLE/VE/DEĞİL Göz hekimi. )
- TABİÎ Kİ ile/ve/değil/yerine/||/<> KENDİLİĞİNDEN
- TABİÎ Kİ ile/ve/<> KESİNLİKLE
- TABİÎ Kİ ile/ve KUŞKUSUZ
- TABIL ile/||/<> TYMPAN[Fr.] ile/||/<> KULAKDAVULU
( biyoloji )
( TYMPAN )
- TABLA TAŞI ile/||/<> KİTABE TAŞI
- TABU ile/||/<> KUTYASAK
( kutyasak Mana ile yüklü oldukları kabul edilen insanların hayvanların nesnelerin doğal öğelerin yasaklarla çevrilmesi ve bunlardan kaçınma a geçici tabu sürekli tabu Polinezya dilinden Dokunulmaz olan kendi içinde belli bir güç mana taşıyan her bakımdan dokunulması yasaklanmış olan Tabu olarak gözönünde tutulan nesne ya da kişi ya bu güçle doludur o zaman kutsaldır ya da bu gücün boyunduruğu altındadır o zaman da temiz değildir ve tehlikelidir Bazıları tarafından herhangi bir inanış dolayısıyla adı söylenmekten çekinilen şeylere TABULU Taboue denir Örnekleyin koca kelimesi bizde bazı kadınlar tarafından tabulu bilindiğinden onlar Kocam dememek için Çocukların babası derler )
( TABOO )
( TABOU )
( TABU )
- CROWN[İng.] / COURONNE[Fr.] / KRONE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAÇ
- TAÇ ile/ve KALAK
( ... İLE/VE Gelin tacı. )
- TÂC ile/ve KERREMNÂ TÂCI
- TAD ile/ve/<>/değil KIVAM
- TAĞŞİŞ ile/||/<> ADULTERATION, DEPRECIATION[İng.] ile/||/<> AVILISSEMENT, ADULTÉRATION, FALSIFICATION[Fr.] ile/||/<> KATIŞTIRMA
( 1 Madensel paralarda bulunan değerli maden niceliğini azaltma 2 Bazı özdeklere değeri çok düşük bazı özdekler katılması )
( ADULTERATION, DEPRECIATION )
( AVILISSEMENT, ADULTÉRATION, FALSIFICATION )
- TAGŞÎŞ[Ar.] ile/değil/yerine/= KARIŞTIRMA
( Bir şeyin içine başka bir madde karıştırma, katıştırma. )
- TAHAFFUZ ile/||/<> CONSERVATION[İng.] ile/||/<> CONSERVATION[Fr.] ile/||/<> ERHALTUNG[Alm.] ile/||/<> KORUNUM
( Dış çevreden yalıtılmış bir dizge ile ilgili kütle erke devinirlik gibi nicelikler toplamlarının etkileşimler sonucu değişikliğe uğramaması )
( CONSERVATION )
( CONSERVATION )
( ERHALTUNG )
- TAHAMMÜL ETMEK ile/ve/değil/||/<>/< KABUL
- TAHASSÜR ETMEK | KESİLME ile/||/<> KESİLMEK
( Bilgisayar dizgesinde yürütülen bir görevin herhangi bir donanım biriminden gelen uyarı üzerine kesilip güdümün geçici bir süre için uyarıyı işleyecek göreve geçirilmesi süt tarım )
( INTERRUPT )
( INTERRUPTION | COAGULER (SE) )
- TAHAYYÜL ETMEK ile/ve KIYISINDAN GEÇMEK
- TAHAYYÜZ:
MEKÂN(EYN) ile/ve/||/<> KONUM(VAZ)
- TAHDİT | KISITLAMA ile/||/<> KISITLAMA ile/||/<> KISITLAMAK ile/||/<> KISITLAV
( 1 işlevi ile altkümesi için biçiminde tanımlanan işlevi oluşturma 2 kısıtlav Bir deneylemede denekleri deneyin gidişini etkileyebilecek davranışlardan alıkoyma ya da deneysel amaçlarla engelleyici koşullar oluşturma )
( RESTRICTION | CONSTRAIN )
( RESTRICTION )
( EINSCHRÄNKUNG, BESCHRANKUNG )
( RESTRICTIO )
- TAHİR ve/ TAYYİB ve/ KUDDÜS ve/ SUBBUH
( Kirlerden. VE Ayıplardan. VE Kalpten. VE Nefsten. )
( SUBBUH: Yüzmek. )
- TAHKİM ile KEYFİ OLARAK ile KEYFİ ile KEYFİ KARAR ile TAHKİM ile HAKEM
( ARBITRAMENT vs. ARBITRARILY vs. ARBITRARY vs. ARBITRARY DECISION vs. ARBITRATION vs. ARBITRATOR )
( اختيار مطلق ile بطور قراردادي ile مستبدانه ile اختياري ile تصميم مستبدانه ile داوري ile حکميت ile داور ile ميانجي ile فيصل دهنده )
( AKHTYAR MOTALGH ile BETOR GHARARDADY ile MOSTABDANEH ile AKHTYARY ile TASAMYM MOSTABDANEH ile DAVARY ile حکميت ile DAVAR ile MYENJY ile FEYSEL DAHANDEH )
- TAHLİS[Ar. < TAḪLĪṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> KURTARMA
- TAHLİSİYE | KURTARMA ile/||/<> KURTARMA ile/||/<> KURTARMAK
( Sayıyı ya da sayı olabilecek bir tehlikeyi önleme )
( RESCUE | RECOVERY | RECOVER )
( SAUVETAGE )
( SCHUSS HALTEN | RETTUNG )
- TAHMİN | KESTİRİM ile/||/<> KESTİRİM ile/||/<> KESTİRİCİ
( 1 kestirici 2 Bilinmeyen bir evrendeğerin sayısal değeri için yapılan çıkarsama Aranan evrendeğere ilişkin olarak örneklemeyle elde edilen değer ya da çıkarım yordamlarıyla varılan bekleni ya da beklenti )
( ESTIMATE, ESTIMATION | ESTIMATE | APPROXIMATION | FORECASTING )
( APPROXIMATION )
( SCHAETZWERT, SCHAETZUNG | NÄHERUNG )
( STIMA )
( ΕΚΤΊΜΗΣΗ / εκτίμηση )
- TAHMİN ile KANAAT
- TAHMİN ile/değil/yerine/= KESTİRMEK/KESTİRİM
- TAHMÎNÎ ile/||/<> APPROXMATION[Fr.] ile/||/<> KARARLAMA
( matematik )
( APPROXMATION )
- TAHRİK[Ar.]/PROVOKASYON[Fr.] / PROVOCATION/PROVOKE[İng.]["PROVAKE" değil!] ile/değil/yerine/= KIŞKIRTMA/KIŞKIRTI
( INCITEMENT / PROVOKE )
(1996'dan beri)