Bugün[07 Temmuz 2026]
itibarı ile 21.638 başlık/FaRk ile birlikte,
21.638 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(73/88)


- KUZULAMAK ile KUZULAŞMAK ile KUZ ile KUZU/LUK ile KUZULU ile KUZU ETİ ile KUZU DİŞİ ile KUZU KUZU ile KUZU KAPAMA ile KUZU KAPISI ile KUZU MANTARI ile KUZU PITRAĞI ile KUZU ISPANAK ile KUZU KESTANESİ ile KUZU SARMAŞIĞI ile KUZULUK KAPISI


- KUZULU ile KUZULU

( Kuzusu olan koyun. İLE Kendine bitişik olarak aynı cinsten küçük tanesi olan meyve/sebze. )


- KUZULUK ile/||/<> KUZULUK | GUZLUK

( guzluk Çit dalyanlarında balıkların toplandıkları ters konik biçimli bölmelere verilen ad Döl yatağı )

( CATCHING CHAMBERS )

( UTERUS )


- kVA ile/ve/||/<> kW

( )


- KVAA/WIRELESS BODY AREA NETWORK[İng.] ile/değil/yerine/= KABLOSUZ GÖVDE ALAN AĞLARI


- KVKK/PERSONAL DATA PROTECTION LAW[İng.] ile/değil/yerine/= KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUNU


- KVKK ile/ve/||/<> GDPR


- KWACHA ile/||/<> EMALANGANİ ile/||/<> METİKEŞ

( Malawi'nin para birimi. @@ Swaziland'ın para birimi. @@ Mozambik'in para birimi. )


- KYDAROS ile ...

( ALİBEYKÖY )


- KYOTO PORSELENİ ile KUTANI PORSELENİ


- KYOTO ile/ve/||/<> TOKYO ile/ve/||/<> FUKUOKA ile/ve/||/<> HİROŞİMA ile/ve/||/<> İNOKAŞİRA ile/ve/||/<> GİNZA

( [Japonca'daki anlamı/karşılıkları]
Başkent. İLE/VE/||/<> Doğu başkenti. İLE/VE/||/<> Mutlu tepe. İLE/VE/||/<> Büyük ada. İLE/VE/||/<> Kuyubaşı. İLE/VE/||/<> Darphane. )


- KYSTE[Fr. < KYSTE] ile/değil/yerine/=/||/<> KİST

( Sporlu bitkilerde özellikle mantarlarda su yosunlarında görülen bir veya birkaç hücreden oluşmuş organ İçi koloit yağ vb sıvı veya yarı sıvı bir madde ile dolu mm den küçük patolojik torba kitle Tek hücrelilerin veya çok hücreli küçük hayvanların uygun olmayan şartlarda veya çoğalma sırasında çevrelerine saldıkları kendilerini korumaya yarayan dayanıklı kapsül )


- LÂ:
ZAMAN ve/<> MEKÂN ve/<> KAYIT

( Kaydı, kayıttan âzâde olanlar anlar. )


- LABRADORİT ile/||/<> KRİZOKOL

( Işık altında renkli yansımalar yapar. İLE/||/<> Mavi-yeşil renkte bir bakır silikat minerali. )


- LACEREM[Ar. < LĀCEREM] ile/değil/yerine/=/||/<> KUŞKUSUZ


- LACİVERT[Fars. < LACVERD] ile/değil/yerine/= KOVAK, KEVEK


- LACİVERT ile/değil/yerine/= KOYUGÖK


- LÂEDRİYE | BİLİNEMEZCİLİK ile/||/<> KUŞKUCULUK ile/||/<> OLASICILIK

( 1. Bilginin saltık ve güvenilir olmadığını ileri süren türlü öğretilere verilen genel ad. 2. Dinsel ve fizikötesi konularda kuşkucu bir düşüncenin belirtilerini taşıyan felsefe görüşü. @@ (Yun. a-gnoein = bilmemek; a gnostos = bilinemez] 1. (Geniş anlamda) Gerçek ve salt varlığın, kendinde nesnelerin bilinemeyeceği kanı ve öğretisi. // Bu öğretide gerçek varlığa a. ya büsbütün erişilemiyeceği, b. ya da bilgi ve usla değil de, ancak inan ile ulaşılabileceği ileri sürülür. 2. (Dar anlamda) Yeni İngiliz felsefesinde H. Thomas Huxley ile H. Spencer'in oluşturdukları, bilginin ancak anlığımızın güvenle bilebileceği konular içinde sınırlı kaldığını öne süren akım. // Bu anlayışa göre bunun dışında kalan salt varlık, Tanrı, varlığın özü, temeli, anlamı gibi fizikötesi sorular bilinemezler. )

( AGNOSTICISM | SCEPTICISM | PROBABILISM~SCEPTICISM~PROBABILISM )

( AGNOSTICISME | SCEPTICISME | PROBABILISME~SCEPTICISME~PROBABILISME )

( PROBABILIS~...~PROBABILIS )

( AGNOSTIZISMUS | SKEPTIZISMUS | PROBABILISMUS~SKEPTIZISMUS~PROBABILISMUS )

( AGNOSTICISMO~SCETTICISMO~PROBABILISMO )

( ΑΓΝΩΣΤΙΚΙΣΜΌΣ / αγνωστικισμός~ΣΚΕΠΤΙΚΙΣΜΌΣ / σκεπτικισμός~ΠΙΘΑΝΟΚΡΑΤΊΑ / πιθανοκρατία )


- LÂF SOKMAK ile/ve/=/||/<>/< KİNÂYE


- LÂF YETİŞTİRMEK ile/değil/yerine/>< KENDİNİ YETİŞTİRMEK


- LÂFIZ ile/ve KELİME

( Anlamsız. İLE/VE Anlamlı. )


- LÂFIZ ile LÂF ile SÖZCÜK/KELİME ile KAVL ile TERİM/ISTILAH ile KELÂM

( Anlam taşıyıp taşımadığı dikkate alınmaksızın ağızdan çıkan sesler. İLE Hiçbir anlam taşımıyorsa. İLE Bir anlam taşıyorsa. İLE Tamlamaları kapsıyorsa. İLE Belirli bir öbek/grup/kesim tarafından özel olarak kullanılan sözcükler. İLE Tümceyi/cümleyi kapsıyorsa. )


- LÂFIZ +/+/= MÂNÂ +/+/= NAZIM +/+/= KELÂM

( KELİME )


- LÂFZÎ ZİKİR ile/ve KALBÎ ZİKİR


- LAHANA ile KIRMIZILAHANA


- LAHANA/KELEM ile KARALAHANA

( Turpgillerden, geniş ve kalınca kat kat yaprakları olan, güz ve kış sebzesi olarak yetiştirilen ve çok sayıda türü olan bitki. İLE Yaprakları koyu yeşil olan bir tür lahana. )

( BRASSICA OLERACEA cum SABELLICA )


- LAHİD KABARTMALARINDA:
ERKEK ile KADIN

( Kadın da yanında yer alır. İLE Tek başına yer alır. )


- LÂİNLEŞMİŞ[Ar.] ile/değil/yerine/= KOVULMUŞ, NEFRET KAZANMIŞ, İSTENİLMEYEN


- LAKIRTICI ile/değil/yerine/=/||/<> KONUŞKAN | GEVEZE | DEDİKODUCU

( konuşkan geveze dedikoducu )


- LAKTOZ[Fr. < LACTOSE] ile KOLOSTRUM[Fr. < COLOSTRUM]

( Sütte bulunan, sütün buharlaşmasıyla kristal durumunda toplanan şeker, süt şekeri [C12H22O11]. İLE İnsanın ve tüm memeli canlıların meme salgısına verilen genel ad. )


- LÂLE ile KATMER LÂLE

( Tüm lâleler 6 yapraklıdır. İLE Yaprak sayısı 6'dan fazla olan lâleler. [sonradan üretilip güle benzetilmişlerdir] )


- LAMB[İng.] ile/||/<> KUZU

( Henüz annesinden ayrılmamış veya yaklaşık 6 aylığa kadar olan koyun yavrusu Az guzu guzı kozı Alt Tel kozı Tar koza kozı kozı kozu Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede kuzı olarak geçer Eski Kıpçakçada da kuzu kuzı biçimleri göze çarpar Türkçeden Moğolcaya quriġan olarak geçmiştir Şçerbak İRLTJa 113 Doerfer TMEN 304 Clauson ED 681a Çağdaş diyalektlerin bir bölümünde Moğolcadan kalma kurağan kurān biçimi kullanılır Ury kurağan Tel Kaça kurağan kuzu Alt Kuğ kurān )

( LAMB )

( GUZU[Az.]~GUZI[Tkm.]~KOZI[Nog.]~KOZI[Alt.]~KOZI[Tel.]~KOZI[Kzk.]~KOZI[Kklp.]~KOZU[Krg.] )


- LAMBA[Yun.] ile KEDİGÖZÜ

( ... İLE Taşıtların arkasındaki kırmızı renkli işaret lambası. | Yollarda, ışık vurduğunda parlayan trafik işareti. )


- LAMINA[İng.] ile/değil/yerine/= KATMAN


- LAMİNER | KATMANLI ile/||/<> KATMANLI

( 1 mekanik Akışkan katmanlarının aralarında parçacık alışverişi yapmaksızın birbiri üzerinden kayması ile oluşan akış biçimi 2 metalbilim İçyapısı kat kat dizilmiş biçimde olan metal Katman katman olan )

( LAMELLAR, LAMINAR | BEDDED, STRATIFIED | LAMELLAR )

( LAMELLAIRE | STRATIFIÉ )

( GESCHICHTET )


- LAMINER/LAMINARY[İng.] ile/değil/yerine/= KATMANLI | TEK YÖNLÜ (AKIM)


- LANDUNG[İng.] ile/||/<> LANDUNG[Alm.] ile/||/<> KONMA

( Uzun atlamalarda uçuştan sonra vücudu yere indirme )

( LANDUNG )

( LANDUNG )


- LÂNETLEME" ile "KARALAMA"

( Dinlerde. İLE İdeolojilerde. )


- LAP :/yerine KUCAK


- LAPİNA ile KİKLA

( ... İLE Lapinagillerden, güzel renkli, 50 santimetre uzunluğunda bir balık. )

( ... cum LABRUS BERGGYLTA )


- LAPİS LAZULİ ile/||/<> KRİZOKOL

( Mavi renkli bir kayaç. İLE/||/<> Mavi-yeşil renkte bir bakır silikat minerali. )


- LARVA[Lat. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> KURTÇUK


- LASO[Fr. < LASSO] ile/değil/yerine/=/||/<> KEMENT


- LASSO[İng.] ile/||/<> KEMENT[Fars. < KEMEND]

( Az kǝmǝnd kement kamand kamand a halter noose snare lasso Orta Türkçede kemende ukruk adı verilir Çağdaş diyalektlerde ukruk uruk kuruk gibi birtakım biçimler de kullanılır )

( LASSO )

( KAMAND )

( KƎMƎND[Az.]~KEMENT[Tkm.]~KAMAND[Özb.] )


- LAT. AQUA REGIA[İng.] ile/||/<> EAU RÉGALE[Fr.] ile/||/<> KÖNIGSWASSER[Alm.] ile/||/<> ALTIN SUYU

( Bir bölüm HNO3 ve üç bölüm HCI asitlerinden oluşan Pt Au gibi soy metalleri çözebilen güçlü yükseltgen çözücü Kıral suyu da denilmektedir )

( LAT. AQUA REGIA )

( EAU RÉGALE )

( KÖNIGSWASSER )


- LÂTİF ile KESİF


- LAY :/yerine KOYMAK, SERMEK


- LAYENKATİ[Ar. < LĀYENḲAṬİʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> KESİNTİSİZ


- LAYER :/yerine KATMAN


- LEBRON JAMES ile/||/<>/>< KAWHI LEONARD


- LECCE ile KOTOR

( İtalya'da. İLE Karadağ'da. )


- LEÇON[Fr.] ile/||/<> KILIK

( Metinlerin değişik şekillerinden her biri )

( LEÇON )


- LEHİM ile BRONZ/TUNÇ ile FAKFON ile KUPRONİKEL ile PERMALLOY

( Kalay ve kurşun alaşımı. İLE Bakır ve kalay alaşımı. İLE Bakır, çinko ve nikel alaşımı. İLE Bakır ve nikel alaşımı. İLE Demir ve nikel alaşımı. )


- LEHİM[Ar.] ile PÜRMÜZ[Primus marka adından]["HÜRMÜZ" değil!] ile/değil/yerine KAYNAK

( Ergime noktaları düşük metalleri tutturma işlemlerinde kullanılan, kalay ve kurşun alaşımlarının genel adı. | Bu alaşımla yapılan işlem. İLE Genellikle metalleri lehimlemede kullanılan, güçlü alev çıkaran, benzin ya da gazla çalışan araç. İLE/DEĞİL/YERİNE İki metal ya da yapay parçayı, ısıl yolla birleştirme yöntemi, kaynaştırarak yapıştırma. )


- LEJYON[Fr. < Lat.] ile/değil/yerine KARA KUVVETLERİ

( Eski Romalılar'da, piyade ve süvarinin oluşturduğu askeri birlik. | Birkaç takımdan oluşan asker birliği. İLE/DEĞİL/YERİNE ... )


- LEKE ile KURUTMA KAĞIDI

( BLOT vs. BLOTTER )

( لک کردن ile خشک کن ile مرکب خشک کن ile آب خشک کن )

( LAK KARDAN ile KHSHK KON ile MARKAB KHSHK KON ile AB KHSHK KON )


- LEMUR ile (KALIN KUYRUKLU) CÜCE LEMUR

( ... İLE Yedi aylık kış uykusuna yatarlar. )


- LEMUR ile/||/<> UÇAN/SÜZÜLEN LEMUR / KOLUGO

( ... @@ Güneydoğu Asya ormanlarına özgü memeli bir hayvan. [PATAGYUM: Kolugonun deri zarının adı.] )


- LENF DOKUSU ile/ve/<> YAĞ DOKUSU ile/ve/<> KEMİK DOKUSU ile/ve/<> KIKIRDAK DOKUSU ile/ve/<> GÖZENEKLİ DOKU ile/ve/<> DESTEK, BAĞ DOKUSU ile/ve/<> EPİTEL DOKU ile/ve/<> KAS DOKUSU ile/ve/<> SİNİR DOKUSU

( ... İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> Göze sayısı az, göze arası nesnesi çok ve genellikle öteki dokuları birbirine bağlayarak destek görevi yapan doku. İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> ... )

( ADENIT TISSUE vs./and ADIPOSE (FATTY) TISSUE vs./and BONY TISSUE vs./and CARTILAGE TISSUE vs./and CELLULAR TISSUE vs./and CONNECTIVE TISSUE vs./and EPITHELIAL TISSUE vs./and MUSCULAR TISSUE vs./and NERVOUS TISSUE )


- LEOPAR ile KALAHARİ LEOPARI


- LEOPAR ile KAR LEOPARI


- LEPTON ile/||/<> KUARK ile/||/<> BOZON

( Güçlü kuvvete katılmayan temel madde parçacıklarıdır (elektron, nötrino); serbest bulunabilirler. @@ Güçlü kuvvete katılan, renk yüklü temel madde parçacıklarıdır; hep bağlı bulunur, proton ve nötronu oluştururlar. @@ Kuvvetleri taşıyan parçacıklardır (foton, gluon, W/Z, Higgs); ilk ikisi maddeyi kurar, üçüncüsü aralarındaki etkileşimi taşır. İlk ikisi fermiyon, üçüncüsü tamsayı spinlidir. )

( Formül: Q = 2/3e (up) ~ -1/3e (down) )


- LESSER WHITE-FRONTED GOOSE[İng.] ile/||/<> OIE NAINE[Fr.] ile/||/<> ANSER ERYTHROPUS[Lat.] ile/||/<> ZWERGGANS[Alm.] ile/||/<> KÜÇÜK SAKARCA

( Kuşlar Aves sınıfının kazlar Anseriformes takımın ördekgiller Anatidae familyasından İskandinavya ve Rusyanın kuzeyinde kuluçkaya yatan Doğu Avrupa Balkanlar Baltık Denizinin güney sahilleri Hazar Denizinin güneyinde İran Mısır Türkistan Hindistan ve de Türkiyenin Ege sahilleri ile Trakyada kışlayan bataklık göl ve sulak çayırlar bulunan ya da orta yükseklikteki alanlarda yaşayan bir kuş türü Ak alınlı küçük kaz cüce kaz )

( LESSER WHITE-FRONTED GOOSE )

( OIE NAINE )

( ZWERGGANS )

( ANSER ERYTHROPUS )


- LETÂFET(LÂTİF) ile/ve KESÂFET(KESİF)

( Lâtife lâtif gerek. )


- LETTER OF CREDIT[İng.] ile/||/<> KREDİ MEKTUBU ile/||/<> LETTER OF CREDIT, L/C[İng.] ile/||/<> AKREDİTİF

( 1 akreditif 2 Alıcı tarafından satıcı adına bir bankaya açtırılan malın sözleşme koşullarına uygun olarak gönderildiğinde satıcıya ödeme yapılacağına güvence veren miktarı ve süresi belirli bir kredi hesabı Dışalımcı tarafından dışsatımcı adına bir bankaya açtırılan malın sözleşme koşullarına uygun olarak gönderildiğinde dışsatımcıya ödeme yapılacağına güvence veren miktarı ve süresi belirli bir kredi hesabı )

( LETTER OF CREDIT )


- LETTER OF SURETY[İng.] ile/||/<> KEFALET MEKTUBU

( kefalet mektubu Bir işin yapılması için birisinin güvence verdiğini belirten belge )


- LEVI-CIVITA ile/||/<> CHRİSTOFFEL ile/||/<> KOVARYANT

( Manifoldlarda paralel taşıma. )

( Formül: Γ^k_ij = (1/2)g^kl(∂_ig_jl + ∂_jg_il - ∂_lg_ij) )


- LEVYE ile/||/<> LEVER, CRANK[İng.] ile/||/<> LEVIER[Fr.] ile/||/<> KANIRTMAÇ

( genel uygulayım Bir şeyi yerinden oynatmak kaldırmak gevşetmek vb için kullanılan kaldıracımsı araç )

( LEVER, CRANK )

( LEVIER )


- LEYLEK ile KARA LEYLEK

( 100 – 115 cm. uzunluğunda, 2.3 ile 4.5 kg. ağırlığındadır. Kanat açıklığı, 155 – 215 cm.'dir. [Kanatlarındaki uçuş tüyleri dışında tamamen beyaz renge sahiptir. Yavruların gagası siyah iken; erişkinlerde kırmızıdır.] )

( Uçarken balıkçılların aksine, boyunlarını gergin ve uzun tutarlar. Balıkçıl kuşlarda ise boyun "S" biçiminde kıvrılır. )

( Uzun göç kuşlarıdır. Göç mevsiminde Sahra Altı Afrika'ya kadar göç ederler. Ardından havalar ısınınca tekrar Avrupa'ya dönerler.[28 Şubat] [Göç ederken, Akdeniz üzerinden değil Doğu'da Levant üzerinden, Batı'da da Cebelitarık Boğazı üzerinden geçerler.(Uçmak için gereksinim duydukları sıcak termal akımların deniz üzerinde oluşmamasından dolayı)] )

( Etçillerdir. Küçük memeliler, amfibiyenler, sürüngenler ve balıklar ile beslenirler. )

( )

( CICONIA CICONIA cum CICONIA NIGRA )


- LIBRARY :/yerine KÜTÜPHANE


- LİDER, AMORS | KILAVUZ ile/||/<> KILAVUZ

( Sinema 1 Filmlerin film parçalarının başında sonunda aralarında yer alan filmin alıcı gösterici açındırma aygıtı basım aygıtı vb aygıtlara takılıp çıkarılmasını kolaylaştıran filmi koruyan asıl film için pay bırakan boşluk dolduran bazen çeşitli bilgiler taşıyan ve birçok çeşidi bulunan renkli renksiz ya da saydamsız sağlam film parçası 2 Mıknatıslı kuşaklara takılan aynı nitelikte parça Budunbilimsel alan araştırmalarında araştırıcıya yardım eden yol gösteren araştırıcıyla araştırılan bölge insanları arasında aracılık yapan kişi Okul yöneticilerine öğretmenlere ve kimi durumlarda öğrencilere yeni programlar yöntem ve teknikler ile uygulama biçimleri üzerinde bilgi veren ve yol gösteren yapıt genel uygulayım 1 Somun ya da boru içine yiv açmak için kullanılan araç 2 Dar uzun bir yerde kolaylıkla bükülebilen tel kablo vb geçirilmek istendiğinde bunların ucuna bağlanan sert nesne deniz coğrafya Gemilerin boğaz kanal ya da barınağa giriş ve çıkışlarında kendilerine yol gösteren yönetici uzman kaptan )

( 1. LEADER (STRIP), HAD, FILM LEADER, 2. TAPE LEADER, LEADER | GUIDE | 1- SCREW-TAP, 2- CONDUCTOR | PILOTE | MANUAL )

( AMORCE, BANDE AMORCE | GUIDE | GUIDE PÉDAGOGIQUE | 1- PAS DE VIS, 2- CONDUCTEUR | PORTULAN | PILOTE )

( 1. STARTVORSPANN, FILMVORSPANN, VORSPANN, BLANKFILM, 2. VORLAUFBAND, STARLBAND | GEWÄHRSMANN )


- LİF ile/||/<> FAVIC[İng.] ile/||/<> FAVEUX[Fr.] ile/||/<> GRINDIG[Alm.] ile/||/<> KEL

( kel tel Ham selüloz Kelliğe yakalanmış olan )

( FIBER )


- LİF ile/değil/yerine/=/değil/yerine/= TELÇİK ile/değil/yerine/=/değil/yerine/= KILCIK


- LIFT :/yerine KALDIRMAK


- LİG[Fr.,] ile/değil/yerine/= KÜME


- LIGAMENTUM INGUINALE[İng.] ile/||/<> KASIK BAĞI

( anat Eminentia ileopectineadan tuber coxaeya uzanan bağ ligamentum inguinale )

( LIGAMENTUM INGUINALE )


- LİKOPEN:
DOMATESTE ile/ve/||/<>/> KAN VE DOKULARDA

( All-trans izomeri(all E-izomeri)[%90'a yakın oranda]. İLE/VE/||/<>/> Cis-izomeri(Z-izomeri). )

( Çiğ domateste bulunan likopen molekülü, "çizgi" biçimindedir. [Likopenin bağırsaklardan emilmesi ve kana geçmesi için uygun değildir.] İLE/VE/||/<>/> Kanda dolaşan likopen molekülü, "bükük" biçimdedir. )

( [Likopenin ...] Çizgisel biçimi, kümelenme ve kristalleşme eğilimi gösterir.[Emilmesini azaltır.] İLE/VE/||/<>/> Bükük biçimi, bağırsaklarda oluşan misellere kolayca geçer.[Emilimi daha fazla olur.] )

( [Miseller, yağların bağırsaklarda daha kolay emilmelerini sağlayan küçük damlacıklar biçimindeki oluşumlardır. Bağırsak gözeleri tarafından kolaylıkla alınır, şilomikron biçiminde paketlenir ve böylece kan dolaşımına geçerler.] )

( Domatesin pişirilmesi ve özellikle de bu işlem sırasında yağın da bulunması, çizgi biçimindeki moleküllerin bükük biçime dönüşmelerini kolaylaştırır.

Yapılan bir araştırmada, domatesin yağla beraber işlenmesiyle elde edilen domates sosu (cis-izomeri) yiyenlerin kanlarında, çiğ domates yiyenlere (all E-izomeri) göre daha fazla likopen bulunduğu tespit edilmiştir.

Z-izomerlerinin antioksidan etkileşimi de laboratuvar koşullarında all E-izomer biçimine göre çok daha yüksektir yani sağlığa daha yararlıdır. )

( Daha fazla likopen alabilmek için domatesin çiğ değil yağ ile birlikte pişirilmesi gerekiyor.
[Pişirme işlemi, başta C vitamini olmak üzere çoğu besin öğesinin de etkisinin azalmasına neden olur.]

Domatesin çiğ yenilmesi, hem de yemeklerle birlikte pişirilerek tüketilmesinde yarar vardır.
[Endüstri ürünü markalı sos, ketçap ya da salça kullanmamalıyız.] )


- LİM[Fr. < LIME] ile/değil/yerine/= KÜÇÜK LİMON


- LİMAKİ[Yun.] ile/||/<> KUNDURACILARIN KULLANDIĞI BIÇAK EĞESİ. (-ANKARA)

( Kunduracıların kullandığı bıçak eğesi Ankara )


- LIME LIGHT[İng.] / KALKLICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= LİMELİGHT


- LIMESTONE[İng.] ile/||/<> KİREÇ TAŞI

( Yapısında 93 oranında kalsiyum karbonat ve 33 den daha az kalsiyum içermemesi gereken kalsiyum kaynağı )

( LIMESTONE )


- LIMING[İng.] ile/||/<> KİREÇLEME

( Suyun asiditesini düşürmek için bir su kütlesine kalsiyum karbonat eklenmesi )

( LIMING )


- LİNEER ile/||/<> KUADRATİK ile/||/<> KÜBİK ile/||/<> POLİNOM

( Farklı dereceden denklemler. )

( Formül: x = (-b±√Δ)/2a )


- LINSEED, FLAXSEED[İng.] ile/||/<> KETEN TOHUMU

( Yağlı tohumlardan olan doymamış yağ asitlerince zengin linamarin adında siyanojenik glikozit bulunduran keten bitkisinin tohumu zeyrek )

( LINSEED, FLAXSEED )


- LİR ile/ve KİTARA


- LİRİK SOPRANO[İt.] ile DRAMATİK SOPRANO[İt.] ile KOLORATUR SOPRANO[İt.]

( Duygusal ve yumuşak renkteki selen. İLE Tok ve derin renkteki selen. İLE Parlak, tiz ve ajilitesi yüksek selen. )


- LISA ile/||/<> PULSAR TİMİNG ile/||/<> KAGRA

( Uzaya yerleştirilecek, milyonlarca kilometre aralıklı lazer kollarıyla düşük frekanslı kütle çekimi dalgalarını (dev karadelik birleşmeleri) yakalamayı amaçlayan uzay dedektörüdür. @@ Çok sayıda pulsarın sinyal varış zamanlarındaki minik düzensizliklerden en düşük frekanslı kütle çekimi dalgalarını arayan galaksi ölçekli dedektördür. @@ Yerdeki, kilometre ölçekli lazer girişimölçeriyle yüksek frekanslı dalgaları (yıldız karadelik ve nötron yıldızı birleşmeleri) ölçen dedektördür. Üçü farklı frekans bantlarında kütle çekimi dalgası arar: alçak, en alçak ve yüksek. )

( Formül: h ~ 10⁻²¹ )


- LİTRE ile KİLO


- LITTLE :/yerine KÜÇÜK, AZ


- LİTURYA[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> KUDAS


- LİVİNG POLİMERİZASYON ile/||/<> KLASİK

( Living sonlandırma yok PDI~1, klasik geniş dağılım. )

( Formül: Kontrollü İLE rastgele )


- LİZOL[Fr. < IYSOL] ile/değil/yerine/=/||/<> KREZOL


- LOAN :/yerine KREDİ, BORÇ


- LOCATION/POSITIONING[İng.] ile/değil/yerine/= KONUM

( Bir dizgide, bir damganın oturabildiği ve bir sıra sayısınca tanıtılabilen her bir yer. @@ Üzerinde bir konaç dizgesi oluşturulan bir uzayda, konaçları aracılığıyla belirlenen nokta. @@ Bir ölçme aracını oluşturan birim ya da değerlerin ölçüm sürekliliği üzerindeki göreli yeri. @@ @@ Bir kentin uzak ve yakın çevresiyle her türlü ilişikislni sağlayan ve kentin gelişmesini etkileyen coğrafya koşullarının tümü. bk. konuş. @@ 1. matematik: Bir nesnenin özdeksel durumu. 2. coğrafya: Enlem ve boylamlara göre yeryüzünde bulunulan yer. @@ Taneciğin yeri, bunu veren konsayılar. @@ Bir nesnenin seçilen bir başvuru noktasına, eksenine ya da eksenlerine göre yeri. @@ (konuş) (coğrafya) @@ bk. durum. @@ Tanelerin birbirlerine göre durumu. @@ bk. bölge @@ @@ bk. yer )


- LOCATION :/yerine KONUM


- LOCK :/yerine KİLİTLEMEK, KİLİT


- LOHUSA ŞEKERİ = KIZAMIK ŞEKERİ


- LOJMAN[Fr. LOGEMENT] ile/değil/yerine/= KURUM KONUTU

( Bir kuruluş ya da iş yerindeki çalışanlara, parasız ya da az bir kira karşılığında verilen konut. )


- LOKALİZASYON[Fr. < LOCALISATION] ile/değil/yerine/= KURULUŞ YERİ SEÇİMİ


- LOKASYON[İng. < LOCATION] ile/değil/yerine/=/||/<> KONUM


- LOKMA ile/ve/> KİMÜS

( ... İLE/VE/> Yemeklerin mide özsuyuyla karıştıktan sonra aldığı durum. )

( İSTİHLÂB[Ar.]: Yemeğin, bağırsaklarda sindirilmek üzere yoğun sıvı kıvamına geçmesi. )

( PEPSIN: Mide özsuyunun hazmı kolaylaştıran bir maddesi. )

( TEKEYLÜS: Yiyeceklerin midede ve bağırsaklarda ezilerek lenf damarları tarafından emilmeye elverişli duruma gelmesi. )

( BOLUS vs./and/> CHYME )


- LOKSTAY/LOXTAY ile KUMAŞ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Üzerinde sarı pullar olan kırmızı renkte süslü bir Çin kumaşı. İLE ... )


- LOKUM[Ar. RAHAT ÜL-HULKUM] ile KUŞLOKUMU

( ... İLE Lokumun küçük olanı. | Un ve şekerle yapılan bir kurabiye türü. )


- LOKÜS/LOCUS[İng.] ile/değil/yerine/= KONUM, YER


- LONCACILIK ile/||/<> KORPORATİZM

( korporatizm )


- LOOSENING[İng.] ile/||/<> KAKIÇ

( Avlanan balığı sudan karaya veya sandala almakta kullanılan ucu kancalı gereç )

( LOOSENING )

( GAFFE )

( GAFF )

( RAFFIO )

( ΓΆΝΤΖΟΣ ΨΑΡΈΜΑΤΟΣ / γάντζος ψαρέματος )


- LOSE :/yerine KAYBETMEK


- LÖSEMİ[Fr. < LEUCÉMIE] ile/değil/yerine/=/||/<> KAN KANSERİ


- LÖSEMİ[Fr. < LEUSÉMIE] ile/değil/yerine/= KAN KANSERİ


- LOSS :/yerine KAYIP


- LOST :/yerine KAYBOLMUŞ


- LOWERCASE[İng.] ile/||/<> KÜÇÜK HARF

( LOWERCASE )


- LÜGAT[Ar. < LUĠAT] ile/değil/yerine/=/||/<> KELİME | SÖZLÜK

( kelime sözlük )


- LÛGAT ile/ve KAMÛS

( Sözlük. İLE/VE Büyük sözlük. )

( Hakikî. İLE Sözlük/Ahit. )

( Lûgat'lerde Hakikî anlamı bulursunuz. İLE Sözlük ya da sözlükçelerde farklı anlamlar yüklenmiş olabilir. )


- LÛHAT | KÜÇÜK DİL ile/||/<> KÜÇÜK DİL

( Yumuşak damağın gerisinde bulunan etli bir lop olup aşağı doğru sarkan çıkıntı Yumuşak damağın gerisinde bulunan etli bir lop şeklinde aşağı doğru sarkan uzantı Yumuşak damağın arka ucunu oluşturan ve boğaza doğru sarkan küçük organ )

( UVULE | UVULA )

( LUETTE | LUETTE, UVULE )

( ZÂPFCHEN | ZÄPFCHEN )


- LÜKNET | KEKEMELİK ile/||/<> KEKEMELİK

( Fizyolojik bir kusurdan ya da sinir merkezindeki bir bozukluktan ileri gelen söyleyiş diksiyon kusuru Sesli konuşmada sözcüklerin akışının yineleme takılma solunum tutuklukları kas gerilimi gibi nedenlerle engellenip kesintiye uğraması Tutukluk bir sözcüğü ya da sesi yineleyerek duraklama kimi sesleri uzatma ya da patlatma nedeniyle konuşmayı olağan ritim ve akıcılığı ile sürdürememe durumu Sesleri tatlıca kaynaşmayan sözcüklerin kulağı tırmalaması akıcı olmaması )

( STUTTERING )

( BÉGAIEMENT )

( STOTTERN )


- LÜKS ile/ve/||/<>/< KEYİF/KEYFİ / KİŞİSEL


- LÜTFEN ile/değil/yerine/= KAYRADAN


- LÜTFETMEK ile/değil/yerine/= KAYRALAMAK


- LÜTUF/İHSAN/ATIFET/İNAYET ile/değil/yerine/= KAYRA/İYİDEM/KUTBAĞIŞ/KUTYARDIM


- LÜTÛFKÂR/ÂNE ile/değil/yerine/= KAYRALI/CA


- m.[Lat. < MISCE] ile/değil/yerine/= KARIŞTIR, BİRLEŞTİR


- MAÇ[Fr. < MATCH] ile/değil/yerine/= KARŞILAŞMA


- MAÇ[Fr. < MATCH] ile/değil/yerine/=/||/<> KARŞILAŞMA (MAÇ SAYISI, ANTRENMAN MAÇI, BARAJ MAÇI)


- MAÇ[İng. MATCH] ile/değil/yerine/= KARŞILAŞMA/EŞLEŞME


- MADDE ile KANUN MADDESİ

( ARTICLE vs. ARTICLE OF LAW )

( سرمقاله ile مطلا ile مقاله ile ماده قانون )

( SARMAGHALEH ile MOTLA ile MOGHALEH ile MADEH GHANON )


- MÂDDE-İ HADRÂ | KLOROFİL[Fr. < CHLOROPHYLLE] ile/||/<> KLOROPLAST

( (Yun. khloros = yeşil, Yun.phyllon = yaprak) Bitkilerde ve bazı birgözeli kamçılılarda bulunan yeşil renk maddesi; klorofil a, klorofil b. @@ (botanik) @@ (Yun. khloros: yeşil; phyllon: yaprak) Bitkilerde, alglerde ve kamçılılarda bulunan, ortasında magnezyum kapsayan porfirin halkasından oluşan, yan zincirleri farklı klorofillerde (klorofil a, b, c, d) farklı olan, kloroplâstların tilâkoit zarları üzerinde yerleşmiş, spektrumdaki kırmızı, mor ışınları emerek ışık enerjisini yakalayan yeşil fotosentez pigmenti. @@ Bitki hücrelerinde 'kloroplast adı verilen bir pigmentin içerisinde bulunan ve fotosentez olayında ışık enerjisini soğurarak kimyasal enerjiye çeviren yeşil pigment maddesi. )

( CHLOROPHYLL | CHLOROPLAST~CHLOROPLAST )

( CHLOROPHYLLE | CHLOROPLASTE~CHLOROPLASTE )

( CHLOROPHYLL | CHLORPHYLL | CHLOROPLASTEN~CHLOROPLASTEN )

( CLOROFILLA~CLOROPLASTO )

( ΧΛΩΡΟΦΎΛΛΗ / χλωροφύλλη~ΧΛΩΡΟΠΛΆΣΤΗΣ / χλωροπλάστης )


- MÂDDE-İ HADRÂ | KLOROFİL ile/||/<> KLOROFİL ile/||/<> KLOROFİL[Fr. < CHLOROPHYLLE]

( khloros yeşil phyllon yaprak Bitkilerde ve bazı birgözeli kamçılılarda bulunan yeşil renk maddesi klorofil a klorofil b botanik khloros yeşil phyllon yaprak Bitkilerde alglerde ve kamçılılarda bulunan ortasında magnezyum kapsayan porfirin halkasından oluşan yan zincirleri farklı klorofillerde klorofil a b c d farklı olan kloroplâstların tilâkoit zarları üzerinde yerleşmiş spektrumdaki kırmızı mor ışınları emerek ışık enerjisini yakalayan yeşil fotosentez pigmenti Bitki hücrelerinde kloroplast adı verilen bir pigmentin içerisinde bulunan ve fotosentez olayında ışık enerjisini soğurarak kimyasal enerjiye çeviren yeşil pigment maddesi )

( CHLOROPHYLL | CHLOROPLAST )

( CHLOROPHYLLE | CHLOROPLASTE )

( CHLOROPHYLL | CHLORPHYLL | CHLOROPLASTEN )

( CLOROFILLA )

( ΧΛΩΡΟΦΎΛΛΗ / χλωροφύλλη )


- MADEN-İ HÂS ve/||/<> KAVÎ İLTİMAS ve/||/<> DERK-İ TEMAS

( Yaşamda ya da herhangi bir işte, başarılı olabilmek için gerekli olanlar:
Altın(para/sermaye). VE/||/<> Ayrıcalık sağlayan/sunan, güçlü ve güvenilir biri. VE/||/<> Tanıyan/anlayan biriyle ilişki/yakınlık. )

(

)


- MADÛM-ÜL-CENÂH ile/||/<> APTÈRE[Fr.] ile/||/<> KANATSIZ

( zooloji )

( APTÈRE )


- MAĞARA ile KAVERNÖZ

( CAVERN vs. CAVERNOUS )

( غار ile حفره ile غاردار ile غاري ile مغاري ile غارمانند )

( GHAR ile HAFAREH ile غاردار ile غاري ile مغاري ile غارمانند )


- MAĞAZA ile/değil/yerine/= KEPİTEY


- MAĞDUR/İYET[Ar.] ile/değil/yerine/= KIYGIN/LIK

( Haksızlığa uğramış kişi. )


- MAGNETOSPHERE ile/değil/yerine/= KAPARYUVAR


- MAGNETOTELLURICS ile/değil/yerine/= KAPARBALKI


- MAGNEZYUM EKSİKLİĞİ ve/||/<>/> KALSİYUM EKSİKLİĞİ

( Magnezyum eksikliği, aynı zamanda kalsiyum eksikliğine neden olur. Çünkü, gövdenin kalsiyumu emmesi için magnezyuma gereksinimi vardır. )


- MAGNEZYUM ile KELİFİT[Fr. < KELYPHITE]

( Atom numarası 12, atom ağırlığı 24,30, yoğunluğu 1,7 olan, gümüş renginde, parlak bir alevle yanan, çok hafif bir öğe. İLE Hidratlı doğal magnezyum silikat. )


- MAGNITUDE SYSTEM[İng.] ile/değil/yerine/= KADİR ÖLÇEĞİ

( Gök cisimlerinin parlaklıklarının belirtilmesini sağlayan bir skala. Kadir değeri arttıkça cisim sönükleşir, azaldıkça cisim parlaklaşır. Kadir ölçeği logaritmiktir ve her değer bir öncekinin 2,51 katıdır. Dolayısıyla, değerler arttıkça aralarındaki fark da giderek büyümektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- MAĞŞUŞ[Ar.] ile/değil/yerine/= KARIŞIK


- MÂH | KAMER | AY ile/||/<> AY ile/||/<> KAVUŞUM AYI

( Art arda gelen iki yeniay arasında geçen 29 5 günlük süre kavuşum ayı Kitaplar üzerine çizgi ve süs yapmakta kullanılan pirinç araç İzmir matematik astronomi )

( MOON )

( MOIS | LUNE )

( MONAT )


- MAHCUR[Ar.] ile/değil/yerine/= KISITLI


- MAHCUR ile/değil/yerine/= KISITLI


- MAHCUR[Ar. < MAḤCŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> KISITLI


- MAHDUM[Ar.] ile/ve/||/<> KERÎME[Ar.]

( Erkek çocuk. İLE/VE/||/<> Kız çocuk. )


- MAHFAZA | KILIF | KAPLAK | KAPSÜL ile/||/<> KAPSÜL ile/||/<> KAPSÜL[Fr. < CAPSULE]

( capsula küçük kutu Bir organı ya da yapıyı çevreleyen kese biçiminde bir zar Kemik ve kıkırdak gözelerinin içinde bulundukları boşlukları astarlayan ve gözearası maddesinden yapılmış olan bir kılıf biyoloji botanik kimya Bir organı hücreyi bakteriyi ya da bir yapıyı çevreleyen kese şeklindeki bir kılıf Bakterilerin en dışını örten şeker ve veya şeker asidi polimerlerinden oluşan yapı 1 İlaçların istenmeyen tat ve kokularının önlenmesi amacıyla silindirik biçimde hazırlanan tek veya iç içe geçebilen iki kısımdan oluşmuş jelatin kap Kapsüller mide asidinden etkilenmemeleri için bağırsak kaplamalı veya enzimlerden etkilenmemeleri için keratin kaplamalı olarak da hazırlanabilirler 2 Sitoplazmik zar tarafından oluşturulan polisakkarite benzer yapıda çoğu kez fagositozdan korunmada etkili ve dolayısıyla bakterinin patojenitesini artıran bakteriyi kuru hava koşulları litik enzimler gibi dış etkenlerden de koruyan bir oluşum 3 Gıda ve yem maddelerinin rutubetini saptamada kullanılan ağzı geniş dip kısmı dar cam veya porselenden yapılmış kap )

( CAPSULE )

( CAPSULE )

( CAPSULA )

( CAPSULA | CAPSULA: KÜÇÜK KUTU )


- MAHFAZA[Ar.] ile/değil/yerine/= KORUNCAK


- MAHFAZA ile/değil/yerine/= KORUNCAK


- MAHFUZ[Ar.] ile/değil/yerine/= KORUNAN/KORUNMUŞ/SAKLANMIŞ/SAKLI


- MAHKEME ile MAHKEME ŞEFİ ile ASKERİ MAHKEME ile TEMYİZ MAHKEMESİ ile BANT ile NAZİK ile NEZAKET ile ADLİYE ile NEZAKETLE ile MAHKEME SALONU ile MAHKEMELER ile KUR ile AVLU

( COURT vs. COURT MARSHAL vs. COURT MARTIAL vs. COURT OF APPEALS vs. COURT PLASTER vs. COURTEOUS vs. COURTESY vs. COURTHOUSE vs. COURTLY vs. COURTROOM vs. COURTS vs. COURTSHIP vs. COURTYARD )

( اظهار عشق کردن ile بارگاه ile دادگاه ile ديوانخانه ile دربار ile محاکمه صحرايي کردن ile محاکمه صحرايي ile دادگاه تميز ile دادگاه استان ile مشمع سريشمي ile مبادي آداب ile مردم نوازي ile تربيت ile تواضع ile کاخ دادگستري ile درباري ile اطاق دادگاه ile محاکم ile نظر بازي ile صحن )

( EZEHAR ESH KARDAN ile BARGAH ile DADEGAH ile ديوانخانه ile DARBAR ile MOHAKAMEH SAHRAYY KARDAN ile MOHAKAMEH SAHRAYY ile DADEGAH TAMYZ ile DADEGAH ESTAN ile MOSHAM SARYSHAMY ile MOBADY ADAB ile MARDAM NAVAZY ile TARBYT ile TAVAZE ile KAKH DADGOSTERY ile DARBARY ile OTAGH DADEGAH ile MOHAKAM ile NAZAR BAZY ile SAHN )


- MAHKÛK[Ar.] ile/değil/yerine/= KAZILMIŞ


- MAHLUT | KARIŞIM ile/||/<> KARIŞIM

( İki ya da daha çok özdeğin fiziksel yöntemlerle ayrılabilecek biçimde herhangi bir oranda bir araya gelmesiyle oluşan toplam kütle fizik kimya İki ya da daha çok özdeğin kimyasal bir tepkime olmaksızın bir araya gelmesi ve bu olayın sonucunda ortaya çıkan kimyasal özdek 1 Gazlararası çözelti 2 Bir evre içinde çözünmeden bir arada bulunan birkaç özdek kimya Karışırlık özelliği gösteren özdeklerin karışarak oluşturdukları özdek )

( MIXTURE )

( MÉLANGE )

( GEMISCH | GEMISCH, MISCHUNG | MISCHUNG | GEMISCH; MISCHUNG )


- MAHLUT[Ar.] ile/değil/yerine/= KATIŞIK | KARIŞIM


- MAHLUT[Ar. < MAḪLŪṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> KATIŞIK | KARIŞIM

( katışık karışım )


- MAHMUZ ile/||/<> KÖPRÜMAHMUZU

( köprümahmuzu biyoloji Horozların bacaklarındaki sivri çıkıntı kalkar )

( SPUR )

( ÉPERON )


- MAHPUS[Ar.] ile/değil/yerine/= KAPATILMIŞ

( Kapatılmış, hapsedilmiş. | Bir çeşit tavla oyunu. )


- MAHPUS ile/değil/yerine/= KISINIK


- MAHREMİYET[Ar. < MAHREMİYYET] ile/||/<> KİŞİSEL GİZLİLİK

( kişisel gizlilik )


- MAHRUT | KONİ ile/||/<> KONİ ile/||/<> KONİ[Fr. < CÔNE]

( TV Almacın boyun ile görüntülük bölümü arasında yer alan bölümü 1 Durgan bir noktadan geçerek bir eğri boyunca gezen doğrunun oluşturduğu yüzey Anlamdaş konik yüzey 2 Bir koni yüzeyinin bir düzlemle kesilmesiyle oluşturulan katı oyut 3 Anlamdaş artı koni coğrafya matematik Sabit bir noktadan geçen ve belli bir eğriyi kesen doğruların oluşturduğu yüzey Sabit noktaya koninin tepe noktası ve eğriye de koninin dayanak eğrisi doğrulara da koninin anadoğruları denir )

( CONE )

( CÔNE | CONE )

( KEGEL | KEGEL, KONUS )

( CONUS )


- MAHRUT[Ar.] ile/değil/yerine/= KONİ


- MAHRUT[Ar. < MAḪRŪṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> KONİ


- MAHRUT-İ NAKIS | KESİK KONİ ile/||/<> KESİK KONİ

( Taban ile tabana koşut olan bir düzlemle sınırlanan koni parçası matematik Koninin paralel iki düzlem arasında kalan parçası )

( TRUNCATED CONE, FRUSTUM OF A CONE | FRUSTUM OF A CONE )

( TRÔNE DE CÔNE, CÔNE TRONQUE | TRONC DE CÔNE | CONE TRONQUE )

( KEGELSTUMPF, KEGELSTUTZ, ABGESTUMPFLER KEGEL, KEGELRUMPF | KEGELSTUMPF )


- MAHRUTİ[Ar. < MAḪRŪṬĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> KONİK


- MAHRÛTİYE | MAHRÛTÎ | KONİK ile/||/<> KONİK ile/||/<> KONİK[Fr. < CONIQUE]

( Bir durgan noktaya olan uzaklığının bir durgan doğruya olan uzaklığına oranı e ile gösterilen bir durgan sayıya eşit olacak biçimde devinen bir noktanın gezeneği olan düzlemsel eğri matematik matematik )

( CONIC, CONIC SECTION )

( SECTION CONIQUE | CONIQUE (LA) | CONIQUE )

( KEGELSCHNITT )


- MAHSUL ile MAHSUL KULAKLI ile KIRPILMIŞ ile EKİN

( CROP vs. CROP EARED vs. CROPPED vs. CROPPER )

( محصود ile محصول ile سرشاخه زدن ile حاصل کردن ile حاصلخيز شدن ile ماشين کردن ile گيسو را زدن ile مو زده ile حاصل دادن ile ماشين موزني )

( محصود ile MAHSUL ile SARSHAKHEH ZADAN ile HASL KARDAN ile HASELKHYZ SHODAN ile MASHYNE KARDAN ile GYSO RA ZADAN ile MO ZADEH ile HASL DADAN ile MASHYNE MOZANY )


- MAHSÛR[Ar.] ile/değil/yerine/= KISIĞ


- MAHSÛSA ile KÜLLİYYE MÜSEVVERE ile CÜZ'İYYE MÜSEVVERE ile MÜHMELE


- MÂ-İ KİLS | KİREÇ SUYU ile/||/<> KİREÇ SUYU

( Kalsiyum hidroksitin yeğni baz özelliği gösteren sudaki saydam çözeltisi kimya )

( LIMEWATER )

( EAU DE CHAUX )

( KALKWASSER )


- MAİN[Ar.] ile/değil/yerine/= KARE/EŞKENAR DÖRTGEN


- MÂİYET-İ KARBON ile/||/<> HYDRATE DE CARBON[Fr.] ile/||/<> KARBONHİDRAT[Fr. < HYDRATE DE CARBON]

( biyoloji )

( HYDRATE DE CARBON )


- MAKAM ile/ve KİŞİ


- MAKAM ile KÜRDÎ

( ... İLE Klasik Türk müziğinde si bemol notasını andıran perde. | Dügâh perdesindeki bir makam. )


- MAKAT[Ar. < MAḲʿAD] ile/değil/yerine/=/||/<> KIÇ | ANÜS

( kıç anüs Minderli alçak sedir Minder yüzü minderin üzerine yayılan kumaş )


- MAKBUL OLAN ile/ve/<> KOLAY OLMAYAN


- MAKET ile/||/<> MODEL, CLAY-MODEL, SMALL-MODEL[İng.] ile/||/<> MAQUETTE[Fr.] ile/||/<> KÜÇÜLTÜ

( genel uygulayım Yapı yontu gibi ürünlerin taslak durumundaki küçük örneği )

( MODEL, CLAY-MODEL, SMALL-MODEL )

( MAQUETTE )


- MAKTA | KESİT ile/||/<> KESİT

( Bir katı öyutun bir düzlemle kesişimi Mimarlık Bir yapının enine ya da boyuna dikey olarak kesildiği düşünülerek yapının yan duvarını döşeme kalınlıklarını odaların yüksekliklerini ve benzeri ölçüleri vermek için yapılan çizim Kesitler enine olursa enine kesit boyuna olursa boyuna kesit denir Büyük ölçekli haritalarda eşyükselti eğrilerinden yararlanarak istenilen iki nokta arasında yeryüzü biçimlerini ve içyapısını gösteren yandan görünüş metalbilim 1 Metal bir parçada sıcak ya da soğuk işlem sonucu oluşan mekanik biçim değiştirme doğrultusuna dik olan yön 2 bayındırlık Bir yapı tasarında katların derinlik ve yüksekliklerini belirtecek biçimde çıkarılan enine ya da boyuna yanay Yunan ve Lâtin tartısında durak ki dizenin ortasına doğru belli bir adımın içinde bir kelimenin bitmesiyle meydana gelen kesintiden ibarettir Bu kesinti uzun veya vurgulu bir heceden sonra olursa ERİL Masculine kısa veya vurgusuzdan sonra olursa DİŞİL Féminine üçüncü beşinci ve yedinci yarım adımdan sonra geldiğine göre ÜÇÜNCÜ YARIM ADIM KESİTİ Césure trihémimère BEŞİNCİ YARIM ADIM KESİTİ Césure penthémimère ve YEDİNCİ YARIM ADIM KESİTİ Césure hepthémimère adını alır matematik Mikroskopta incelemek üzere hazırlanmış ince doku tabakaları )

( SECTION, EUT, INTERSECTION | SECTION | ALTIMETRIC PROFILE | PROFILE )

( SECTION, INTERSECTION | COUPE | PROFIL ALTIMÉTRIQUE | SECTION | CÉSURE | PROFIL )

( SCHNITT, DURCHSCHNITT | DURCHSCHNITT, RISS | HÖHENPROFIL | PROFIL | SCHNITT )

( SECTIO )


- MAL "TAKASI" ile/ve KÜLTÜR "TAKASI"


- MAL ile/ne yazık ki/>< KAPAROZ

( ... İLE/NE YAZIK Kİ/>< Yolsuzca ya da zorla elde edilen mal. )


- MALA KEFÂLET ile/ve KİŞİYE KEFÂLET


- MALACHITE[Fr.] / KUPFERSPAT, MALACHIT[Alm.] ile/değil/yerine/= MALAHİT


- MALAKİT ile/||/<> KRİZOPRAZ

( Yeşil renkte bakır karbonat minerali. İLE/||/<> Elma yeşili renkte bir kalsedondur. )


- MALAKSÖR, MİKSER | MUHARRİK | MİKSER | ÇIRPICI ile/||/<> ÇIRPICI ile/||/<> KARIŞTIRICI

( karıştırıcı Gıda maddelerini veya uygun materyalleri karıştırmaya çırpmaya yarayan alet mikser Özdekleri birbirine karıştıran araç genel uygulayım 1 İki ya da ikiden artık özdeği birbirinin içinde dağıtmaya iyice karıştırmaya yoğurup türdeş bir duruma getirmeye yarayan araçların genel adı 2 Süt yumurta meyve sebze vb besinleri karıştırma çarpma işinde kullanılan araç ya da aygıt karmaç kimya Yem karıştırıcı )

( MIXER )


- MÂLÂYÂNÎ ile/ve "KELLİM KELLİM LÂ YENFÂ'"


- MALEZYA ve/<> KUALA LUMPUR

( ... VE/<> Malezya'nın başkenti. )

( ... VE/<> Malayca'da, "Çamurlu Irmağın Ağzı"[< Kuala: Ağız. | Lumpu: Çamur] anlamına gelmektedir. )


- MALEZYA'DA:
KENT değil/yerine KÖY

( Malezya halkı, (daha çok) yerleşim ve yaşamak için kent yerine köyleri tercih etmektedir. )


- MALI SEVMEK ile/değil/yerine KENDİNİ SEVMEK

( Kendini sevemeyenin sevdiği. İLE ... )


- MALİGNANSİ/MALİGNANCY[İng.] ile/değil/yerine/= KÖTÜCÜLLÜK


- MALIGNANT[İng.] ile/||/<> KÖTÜ HUYLU

( Kötücül )

( MALIGNANT )

( MALIN )

( BÖSARTIG )

( MALIGNO )

( ΚΑΚΟΉΘΗΣ / κακοήθης )


- MALIGNANT[İng.] ile/||/<> KÖTÜCÜL

( Anaplazi invazyon ve metastaz özelliklerine sahip olan tedaviye direnç gösteren habis malign kötü huylu )

( MALIGNANT )


- MALİGNİTE/MALIGNITY[İng.] ile/değil/yerine/= KÖTÜCÜLLÜK


- MALİHÜLYA[Ar. < MĀLİḪULYĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> KARA SEVDA | KURUNTU

( kara sevda kuruntu )


- MÂLİHÜLYA ile/||/<> MELANCHOLIA[İng.] ile/||/<> KARA SEVDA

( Kişinin belirli bir neden olmadan çöküntü durumuna girip çevreden gelen uyaranlara kapanması ve güçlü suç ve günah duyguları içine düşmesi durumu )

( MELANCHOLIA )


- MALİNKA" değil KAMALİN[Rusça]


- MALİYET ile KÜLFET


- MALİYET ile MALİYET MUHASEBECİSİ ile KIYI ile MASRAFÇI ile SEYYAR SATICI ile MALİYETSİZ ile PAHALI ile MALİYETLER

( COST vs. COST ACCOUNTANT vs. COSTAL vs. COSTER vs. COSTERMONGER vs. COSTLESS vs. COSTLY vs. COSTS )

( هزينه داشتن ile خرج ile ارزش ile هزينه ile متخصص ارزيابي ile دندهاي ile سبزي فروش ile مفت ile گزاف ile فاخر )

( CPEHZYNAH DASHTAN ile KHARJ ile ARZESH ile CPEHZYNAH ile MOTEKHSOS ARZYABY ile DANDEHYAY ile SABZY FOROSH ile مفت ile GOZAF ile FAKHAR )


- MALNÜTRİSYON/MALNUTRITION[İng.] ile/değil/yerine/= KÖTÜ BESLENME


- MALPOZİSYON/MALPOSITION[İng.] ile/değil/yerine/= KÖTÜ KONUM


- MALROTASYON/MALROTATION[İng.] ile/değil/yerine/= KUSURLU DÖNÜŞ


- MÂNÂ[Ar. < A'NÎ] ve/||/<>/< KASD[Ar.]


- MANASTIR[Yun.] ile/ve/değil/>< KİLİSE

( Bazı kesin kurallara bağlı rahip ya da rahibelerin, dünya ile ilgilerini keserek yaşadıkları yapı. İLE ... )


- MANCANA/MEZZİNA[İt. < MEZZINA] ile/||/<> KÜRKAS/CURCAS[Fr. < CURCAS]

( Sütleğengillerden Antil Adaları nda yetişen çok zehirli bir ağaç Manzenilla )


- MANDA ile/ve KORABO

( ... İLE/VE Malezya'da yaşar. )


- MANDAL ile KİLİTLEME

( LATCH vs. LATCHING )

( چفت ile چفت کردن ile چفتي کردن )

( CHAFT ile CHAFT KARDAN ile CHAFTY KARDAN )


- MANDALİNADA:
SATSUMA ile AKDENİZ ile KRAL ile NORMAL

( 10 ay boyunca bakım gerektirir. İnce kabuklu, sulu ve çekirdeksizdir. Kuytu bölgelerde yetişir. Edremit'te 240.000 ağacı bulunur. Ülkemizde Satsuma mandalina, adıyla bilinen Owari çeşidi ilk kezJaponya'dan, Batum yolu ile Doğu Karadeniz bölgesine gelmiş ve buradan Ege Bölgesi ve öteki bölgere yayılmıştır. Meyve kabuğu, hasat döneminde açık sarı portakal renginde ve hafif pürüzlüdür. Kabuğun meyve etine bağlılığı gevşektir. Depolamaya, taşımaya elverişli bir çeşittir. Olgunlaştıktan sonra kabuğun meyve etinden ayrılması yani putlaşmaya eğilimi oldukça fazladır. Orta büyüklükte, basık biçimlidir. Meyve eti, koyu portakal rengindedir. Meyveler, aromalı, yüksek nitelikli ve çekirdeksizdir. Bu gibi özelliklerinden dolayı mandalina çeşitleri arasında en çok yeğlenendir. İLE ... İLE ... İLE ... )

( Mandalina[mandarin], Rutaceae ailesinin, Aurantioideae alt ailesinde, Citrus cinsi içinde yer alan bir türdür. )

( CITRUS UNSHIU, MARC vs. CITRUS DELICIOSA vs. CITRUS NOBILIS vs. CITRUS RETICULATA BLANCO )


- MANDRIL/KÖPEKBAŞLI ile KAPUŞİN

( Eski dünya maymunu. İLE Yeni dünya maymunu. )

( Tehlikeli bir maymun. İLE Orta ve Güney Amerika'da yaşarlar. )

( Kuyrukları yoktur. İLE Saran/uzun kuyruğu vardır. )

( Burun kılları birbirine yakın ve biraradadır. İLE Burun kılları taşar ve yayılır. )

( ... İLE Parmak uclarıyla tutunabilirler. )

( MANDRILL vs. CAPUCHIN )

( MANDRILLUS SPHINX cum ... )


- MANGA ile/ve/||/<>/> TAKIM ile/ve/||/<>/> BÖLÜK ile/ve/||/<>/> TABUR ile/ve/||/<>/> ALAY ile/ve/||/<>/> TUGAY/LİVA ile/ve/||/<>/> TÜMEN/FIRKA ile/ve/||/<>/> KOLORDU ile/ve/||/<>/> ORDU ile/ve/||/<>/> KUVVETLER ile/ve/||/<>/> GENEL KURMAY

( Onbaşı/çavuş/asteğmen/teğmen yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Üstteğmen yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Yüzbaşı yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Binbaşı/yarbay yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Albay yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Tuğgeneral yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Tümgeneral yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Korgeneral yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Orgeneral yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Orgeneraller yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Genel Kurmay Başkanı yönetiminde. )

( 10 er. İLE/VE/||/<>/> Birkaç[4/5] manga. İLE/VE/||/<>/> Birkaç takım. İLE/VE/||/<>/> Birkaç[dört] bölük. | Küme, yığın, grup. İLE/VE/||/<>/> Birkaç tabur. İLE/VE/||/<>/> Birkaç alay. İLE/VE/||/<>/> Birkaç tugay. İLE/VE/||/<>/> Birkaç tümen. İLE/VE/||/<>/> Birkaç kolordu. İLE/VE/||/<>/> Birkaç ordu. İLE/VE/||/<>/> Birkaç kuvvet. )

( [OSMANLI'da] Mülâzım-ı Sânî yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Mülâzım-ı Evvel yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Yüzbaşı yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Kolağası yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Binbaşı yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Kaymakam yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Miralay yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Mirliva yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Mirliva/Ferik yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Ferik yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Birinci Ferik yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Birinci Ferikler yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Genel Kurmay Başkanı yönetiminde. )

( SECOND LIEUTENANT vs./and/||/<>/> (FIRST) LIEUTENANT vs./and/||/<>/> CAPTAIN vs./and/||/<>/> MAJOR/COMMANDANT vs./and/||/<>/> LIEUTENANT COLONEL vs./and/||/<>/> COLONEL vs./and/||/<>/> BRIGADIER GENERAL vs./and/||/<>/> MAJOR GENERAL vs./and/||/<>/> LIEUTENANT GENERAL vs./and/||/<>/> GENERAL vs./an/||/<>/> GENERALS vs./and/||/<>/> HEAD OFFICER )

( II. Dünya Savaşı "WEHRMACHT", Kara Kuvvetleri (HEER), Deniz Kuvvetleri (KRIEGSMARINE), Hava Kuvvetleri (LUFTWAFFE) ve Özel "SS" Birlikler'inden oluşuyordu. )

( RİYALA[İt.]: Osmanlı donanmasında, Tümgeneral'e eş bir rütbe. )


- MANİFATURA[İt. < Lat.] ile/değil/yerine/= KUMAŞ/DOKUMA

( Fabrika yapımı her türlü kumaş ve bez gibi dokumalar. )


- MANİVEL, MANİVELA, MANİVELA KOLU, ÇEVİRME KOLU | KOL ile/||/<> KOL

( Sinema Eski alıcı ve göstericilerde aygıtı çalıştırmak için elle döndürülen alıcı ya da göstericinin düzeneğini devindiren sap Ort O Raks temsil taklit ve her türlü oyun oynanan topluluk Devlet buyruklarının ulaştırılmasında izlenmek üzere belirtilmiş kentler üzerinden geçen yollar Anadolunun orta kolu Rumelinin sağ kolu Vücudun omuz başından parmakların ucuna dek uzanan üyesi fışkın sürgün İnsan etrafının ön parçası omuzla bilekler arasında kalan parça coğrafya biyoloji tarım botanik İnsan ve bazı hayvanlarda omuzla bilekler arasında kalan kısmı )

( CRANK | ARM | LEVER | CARRYING HANDLE, HANDLE, HAND-HOLD )

( MANIVELLE | BRAS | AFFLUENT | STOLON, STOLONE | POIGNÉE )

( KURBEL, HANDKURBEL | ARM | KAMERA' HANDGRIFF )

( MANOVELLA )

( ΜΑΝΙΒΈΛΑ / μανιβέλα )


- MANİVELÂ | KALDIRAÇ ile/||/<> KALDIRAÇ

( manivela mekanik Bir dayanma noktası üzerinde oynayabilen ve az güçle ağır yükleri kaldırmaya yarayan araç Yapı işlerinde kullanılan kaldıraç Güney Ikizdere Rize fizik borç oranı )

( LEVER )

( MANIVELLE LEVIER | LEVIER )


- MANİVELA | MANİVELA[İt. < MANOVELLA] ile/||/<> KALDIRAÇ

( kaldıraç )

( MANOVELLA )


- MANKURTLAŞMA ile/<> KÖZ/KÖS-KAMANLAŞMA ile/<> KANARALAŞMA

( MANKURT EFSANESİ

Efsaneye göre, Kazakistan'ın uçsuz-bucaksız Sarı-Özek bozkırının yerlisi olan Kazaklar, eski tarihlerde, onların su kuyularına ve otlaklarına göz diken Juan-Juanlar'ın zaman zaman baskınlarına maruz kalmaktalardır. Baskınlarda bazen Kazaklar, bazen de Juan-Juanlar gâlip gelmektedir. Juan-Juanlar savaşı kazandıklarında, alıp götürdükleri esirlerin bazılarını başka kabilelere satmaktalardır ki bunlar oldukça şanslı sayılırlar. Çünkü hiç olmazsa, köle olarak da olsa, sağ kalmaktalardır. Güçlü kuvvetli esirleri ise satmamakta, akıl almaz işkencelerle, belleklerini kaybettirerek, adeta delirtmekte ve onları, kendilerinin sadık köleleri olarak en önemli işlerde çalıştırmaktalardır.

Juan-Juanlar'ın işkencesini dinlemek bile acı vericidir: Önce, esirin başını, bir tane bile saç bırakmamacasına tamamen tıraş etmektelerdir. Hemen o anda, bir deve kesmekte, devenin derisinin en kalın yeri olan boynundan parçalar keserek, kanlı kanlı, esirin tıraşlı başına sımsıkı sarmaktalardır. -Aytmatov, bu deri başlığı, bugün yüzme sporunda kafaya takılan kauçuk başlığa benzetmektedir.-

Bu işkenceye maruz kalan esir, bazen acılar içinde kıvranarak ölmektedir (ki onlar da şanslı sayılmalıdır!), ölmeyenlerin boynuna, kafasını yerlere sürtmesin diye bir boyunduruk takılmaktadır. Bu haliyle esiri götürüp, çığlıklarının da duyulmayacağı ıssız bir yere, elleri kolları bağlı, aç ve susuz, kızgın güneşin altında günlerce bırakmaktalardır. Tabiî, güneşte kavrulan deri kurudukça, kafayı bir mengene gibi sıkmakta, işkence, dayanılmaz hale gelmektedir. Fakat işkenceyi asıl dayanılmaz yapan, sadece bu değildir. Kafadaki saçlar, bir taraftan uzamaya çalışmaktadır. Fakat dışarıya doğru büyüyemediği için, kafa derisinin içine doğru büyümeye çalışmaktadır. Sonunda esir, aklını yitirmekte, belleği iyice sıfırlanmaktadır. Adeta, içine saman doldurulmuş bir post (korkuluk) haline gelmektedir. İşkencenin beşinci günü Juan-Juanlar gelip sağ kalan esirleri almakta, boynundaki engeli çıkarmakta, kendine yiyecek-içecek vermektelerdir. Böylece, köle, beden gücünü yeniden toplayıp kendine gelmektedir. Fakat bundan böyle o normal bir insan değildir, o artık bir mankurttur!

Böyle bir mankurt, köle pazarlarında, güçlü-kuvvetli on esirin fiyatına satılabilmektedir. Eğer aralarındaki bir savaşta bir mankurt öldürülürse, Juan-Juanlar karşılık olarak, hür bir kişinin bedelinin üç katını almaktalardır. Bir mankurtu, ailesinden birileri gerek kaçırmak, gerekse fidye vermek suretiyle vb. geri almak istemezmiş. Çünkü o artık aileden biri değildir, aksine, zararlı biri olmuştur. Belleği iyice boşaltılan mankurt, babasını, çocukluğunu vs. asla anımsamamakta, hatta insan olduğunu bile bilmemektedir. Yani ağzı var ama dili yoktur. Efendisine mutlak koşulda itaat eden, gayet evcil bir hayvana benzemektedir. Kaçmayı bilmediği için böyle bir riski de yoktur mankurtun... Sadece karnının acıktığını hissetmekte o kadar...

Efendisinin emir ve komutlarına bir köpek sadakatiyle bağlıdır. Mankurtlaşan köleler, en kötü ve en zor işleri gık demeden yapmaktalardır. Sarı-Özek'in ucsuz-bucaksız çöllerinde, kavurucu sıcak altında deve sürüleri otlatmak ancak onların yapabileceği bir iştir. Ölmeyecek kadar yiyecek, donmayacak kadar giysi vermek yeterlidir onlar için.

İşte, Juan-Juanlar, tutsak kişilere, bu en ağır işkenceyi, belleğini yitirme, anılarını elinden alma, kimliğini unutturma işkencesini tatbik etmektelerdir. Nayman Ana öyküsü, oğlu Colaman böyle bir mankurtlaşmaya maruz kalan bir ananın dramıdır.

Nayman Ana, oğlu Kolaman [Colaman: Yol aydınlığı.] kaçırıldıktan sonra yıllarca ondan hiçbir haber alamamıştır. Öldü mü, kaldı mı, mankurt mu yapıldı, bilmemektedir. Derken, bir gün, Naymanlar bölgesine gelen tüccarlar, Juan-Juanlar'ın, su kuyuları yanından geçerken, deve sürüleri güden genç bir çobanla karşılaştıklarından söz eder. Çobanın hiçbir şey anımsamadığını, sorulan sorulara 'evet' ya da 'hayır' gibi kısa yanıtlar verdiğini vs. anlatırlar. Tüccarlar, onunla biraz da alay etmişlerdir. Nayman Ana, anlatılanları sessizce dinlemiş, fakat hiç oralı olmamış, sanki bir şey duymamış gibi davranmıştır. Fakat birden içine bir kor düşmüştür; sanki bu anlatılanın, oğlu Kolaman olduğuna dair birden bir aydınlık belirmiştir içinde. Tabiî aydınlıkla beraber de bir korku...

Nayman Ana, gördüğü böyle bir ışık karşısında daha fazla duramaz, derhal hazırlıklara koyulur, hiçkimseye sezdirmeden, devesine biner ve sabahın erken saatinde, çobanların söz ettiği, Juan-Juanlar'ın su kuyularına doğru yola koyulur. Kilometrelerce gider Sarı-Özek bozkırında ve binbir türlü korkunun sarmalında, sonunda, oğlunu bulur. Evet, Nayman Ana, deve sürüsünün başında, oğlu Kolaman'ı, başındaki deri şapkasıyla yapayalnız bulur. Herşeye karşın oğlunu tanımakta zorlanmaz.

Kolaman, gözlerine kadar indirdiği şapkasının altından durgun gözlerle anasına bakmaktadır. Sanki, o ıssız çölde, yanına bir kişinin gelmiş olması, onu, hiç ama hiç ilgilendirmemektedir. Hiçbir heyecan, depreşme, o geleni bilme, tanıma arzusu görülmemektedir. Kolaman'a, oğluna yaklaşan Nayman Ana, gerçeği artık iyice anlamıştır: Hıçkırıklar arasında varır sarılır oğlunun boynuna. "Oğlum, oğlum Kolaman! Benim, bak ben geldim, ben annen, Nayman Ana! Sen benim oğlumsun!" derse de, bu sözler, Kolaman için hiçbir anlam ifade etmemektedir. Nayman Ana, tekrar tekrar dener, kendini oğluna tanıtabilmeyi, ondan bir söz olsun yanıt alabilmeyi; adının Kolaman olduğunu anımsamasını, kendi memleketini, babasını, anasını anımsasın ister ama heyhât...

Kolaman, boş ve anlamsız gözlerle bakmaktadır. Karşısındaki kadının niçin ağladığını, neden burada, bu ıssız çölde, karşısında bulunduğunu, ondan ne istediğini hiç mi hiç düşünemiyor, hiçbir şey hissetmiyordur. Anası, bir girişim daha yapar ve bu sefer, Kolaman, adının 'Mankurt' olduğunu söyler. Anası çırpınmakta, hüngür hüngür ağlamakta, bir taraftan da bu zulmü yapanların akıllarına nasıl olup da böyle işkence yöntemlerini getirdiği için Tanrı'ya sitem etmektedir...

Nayman Ana, Sarı-Özek'te söylenen bir ağıdı anımsar:
"Ben, öldürülen, derisine saman doldurulan yavru devenin anasıyım. Buraya, saman dolu yavrumun tulumunu koklamaya, yavrumun kokusunu almaya geldim."

Nayman Ana, tekrar tekrar oğluna bir mankurt olmadığını, kendinin bir Nayman, asıl adının, Colaman olduğunu söylerse de sonuç alamaz. O anda, uzaktan gelen bir Juan-Juan'ı fark eder ve kaçar. Juan-Juan da onu fark etmiştir fakat Nayman Ana gizlenir ve Juan-Juan'ın eline geçmekten kurtulur. Nayman Ana geceyi orada geçirir. Sabahleyin etrafı kolaçan ederek yeniden sokulur, "içine saman doldurulan yavrusunun tulumunun" yanına...

Kararı, ne pahasına olursa olsun oğlunu alıp buralardan götürmek, onu kaçırmaktır. Bu sefer yine Juan-Juanlar gelmektelerdir, o yine kaçar. Juan-Juanlar kadının kim olduğunu öğrenmek için Kolaman'ı iyice sorguya çekerler. Tabiî ki konuyu anlamışlardır ve Kolaman'a emir verir, o kadın yine gelirse, onu öldürmesini sıkı sıkıya tembihlerler.

Kolaman'ın efendileri gittikten sonra son bir ümitle yanına gelen annesi bir an oğlunu göremez. Göremez, çünkü o anda, Kolaman, bir devenin arkasına sinmiş, elindeki oku annesine nişan almakla meşguldür. Annesi, oğlunu fark ettiğinde ok yaydan çıkmıştır ve öldürücü darbeyle Nayman Ana, devesinden yere yığılır. Düşerken, son sözleri, "Adını anımsa, adını anımsa!" olmuştur.

Kolaman, yani Mankurt, öz anasını düşman evinde, düşmanın sürüsünün başında ve düşmanın talimatına bağlı kalarak öldürmüştür. Nayman Ana'nın düşüp öldüğü bu yere, "Ana-Beyit Mezarlığı" denilmiştir. Yani "Ana'nın yattığı yer"...

İLE/<>

KÖZKAMANLAŞMAK

Destana göre, Manas, Alma Ata ıramağının gözesinde, Sungur'da oturan, hiç oğlu olmamış Yakup (Cakıp) Han'ın, duasından sonra Tanrı'nın verdiği yiğit oğludur. Manas birçok olağanüstülükler göstermiş, İslâm yolunda mücadele etmiş biri olarak takdim edilmektedir. Manas'ın, küçükken Kalmuklar'a esir düşen ve Moğolistan'a götürülüp orada büyütülen Köz-Kaman adında bir amcası vardır. Köz-Kaman, Moğolistan'da, Kalmuklar arasında büyütülür, bir Kalmuk kızıyla evlendirilir, oğulları olur ve bir gün oğullarıyla birlikte ata yurduna geri döner. Fakat o artık Kalmukça konuşmaktadır. Manas, daha önce amcasını hiç görmemiştir, dolayısıyla onu tanımamaktadır. Üstelik de Kalmukça konuştuğu için, amcasını casus zannetmektedir. Manas amcasını yakalar ve zincire vurur. Bu arada Manas, babasına mektup yazarak, amcası hakkında bilgi sağlar. Babası, amcasına iyi davranmasını söyler. Manas, babasının sözüne uyarak amcasını salıverir. Hatta bir de onun onuruna şölen verir fakat işte Köz-Kaman'lık gerçek yüzünü ortaya koymuştur: Köz-Kaman'ın oğulları şölende arbede çıkarır ve Manas'ı döver. Manas, ileride Kalmuklar'a karşı sefere çıktığında da Köz-Kaman ve oğullarının ihanetinden kurtulamaz.

[Manas Destanı ve Köz-Kaman: Köz-Kaman, Manas Destanı, kahramanlarından birinin adıdır. Adını, bir Kırgız yiğidinden alan, 400 bin dizelik Manas Destanı, bir Kırgız destanı olup, Müslüman Kırgızlar'la, putperest Kalmuklar arasındaki mücadeleyi anlatmaktadır. Manas'ın tarihî bir kişilik olmadığını ileri sürenler varsa da, onun bir Kırgız beyi ya da bir Kırgız yiğidi olma olasılığı yüksektir. Bu destanda, Kırgızlar'ın tüm örf-âdet ve gelenekleri, inanç ve dünya görüşleri işlenmiştir.]

İLE/<>

KANARALAŞMAK

Bir köyde, yaşlı bir adam ve oğulları yaşamaktadır. Bir gün, adamın sürüsünden esrarengiz bir biçimde koyunlar eksilmeye başlar. Oğullar, eksilen koyunların ölüsünü ya da dirisini aramadık yer bırakmazlar ama ne yazık ki bulunamamaktadır. Babaları, bu duruma epeyce kafa yormakta fakat akıl erdirememektedir. Adamın, en sonunda aklına yatan düşünce şudur: Koyunları evin köpekleri, yani bizzat sürüyü korumakla görevli olan "bekçi" köpekler yemektelerdir. Bu demektir ki, köpekler kanaralaşmıştır!

Yaşlı adam, çocuklarına talimat verir, der ki, "Gidin, evdeki tüm köpekleri öldürün. Hiçbir eniği de sağ bırakmayın! Daha sonra başka köylerden yeni enikler bulur getirir ve onları yeni baştan eğitirsiniz."

Oğullar, babalarının dediği gibi yapar ve fakat birkaç yıl sonra yine aynı durum görülmeye başlanır. Bu sefer, adam, çocuklarını başına toplar ve onlara, birkaç yıl önce kendilerine verdiği talimatı aynen yapıp yapmadıklarını sorar. Küçük oğul, o gün küçük bir eniği, acıdığı için öldürmemiş olduğunu itiraf eder. Evet, konu anlaşılmıştır: O küçük enik, anasından-babasından kanaralaşmayı öğrenmiştir, kanaralaşmak bir biçimde ona da bulaşmıştır. Büyüdükçe o da bu "ahlâkı" öteki köpeklere öğretmiştir. )


- MANTAR[İng. MUSHROOM] ile/||/<> ANTİFUNGAL ile/||/<> BİYOKİMYA[İng. BIOCHEMISTRY] ile/||/<> DİKARYOTİK[İng. DIKARYOTIC] ile/||/<> DORMANSİ[İng. DORMANCY] ile/||/<> FUNGUS[İng. FUNGI] ile/||/<> KLOROFİL[İng. CHLOROPHYLL] ile/||/<> OOSFER[İng. OOSPHERE]

( Çok gözeli ya da tek gözeli olabilen ökaryotik bir canlı. Klorofil taşımazlar, çoğu parazit ya da saprofit. Eşeyli ve eşeysiz üreyebilirler. Bu organizmaların oluşturduğu topluluğa Mantarlar Alemi denir. 5 kola ayrılır: Zygomycetes, Deuteromycetes, Basidiomycetes, Ascomycetes ve Mycophycophyta. @@ Mantarların üremesine engel olan ya da onların öldürülmesini sağlayan kimyasallardır. Antimikotik de denir. @@ Biyokimya; bitkiler, hayvanlar, mikroorganizmalar ve mantarlar gibi biyolojik organizmalarda gerçekleşen kimyasal süreçleri inceleyen bilim dalıdır. Biyokimya bilimi ayrıca proteinler, vitaminler, hormonlar, enzimler, karbonhidratlar, lipitler, yağlar ve nükleik asitler gibi makromoleküllerin yapısını inceler. Bu nedenden ötürü, biyokimya; beslenme bilimi, tıp ve genetik bilimi ile doğrudan ilişkilidir. @@ Haploid (n) ya da diploitten (2n) farklı olan, iki ayrı haploid çekirdeği (n + n) içeren bir göze. Doğal olarak mantar heterokaryanlarında görülür. Dikaryosis, fungusların önemli bir genetik özelliğidir. @@ Büyüme, gelişme, fiziksel aktivite gibi durumların askıya alındığı, metabolik aktivitenin minimuma indirildiği bir yaşam evresidir. Bitkilerde, hayvanlarda, bakterilerde ve mantarlarda görülür. Genellikle uygunsuz koşullarda yaşamı sürdürmek için girilen bir durumdur. Günler, mevsimler, hatta yıllar boyunca sürebilir. Bitki tohumlarının uygun koşullar oluşuncaya kadar çimlenmemesi ve kış uykusu örnek verilebilir. Ayrıca kanser gözelerinin de dormansi durumuna girebildiği ve bu biçimde tedaviden bir süre sonra tekrardan ortaya çıkabildiği yakın zamanda yaygınlaşmış bir fikir olup konu üzerine çalışmalar sürmektedir. @@ Fungus: maya, küf ve mantarları içeren krallık Mantarlarının yaklaşık 99.000 bilinen organizma türü herhangi biridir. Funguslar, dünyadaki en yaygın organizmalar arasındadır ve büyük çevresel ve tıbbi önem taşımaktadır. Birçok mantar toprakta ya da suda yaşamaktadır; diğerleri bitkiler ya da hayvanlarla parazitik ya da simbiyotik ilişkiler oluştururlar. Funguslar ökaryotiktir. Önceleri funguslar bitki krallığına dahildi fakat funguslar, klorofil içermedikleri ve benzersiz yapısal ve fizyolojik özellikleri ile (yani, göze duvarının ve göze zarının bileşenleri) ayırt edildiğikleri için bitkilerden ayrılırdılar. @@ Bitki kloroplastlarında bulunan yeşil renkli, güneş ışığını emen ve enerjisini CO2 ve sudan karbonhidrat sentezlemek için kullanan fotosentetik pigment. Bu tepkimeye "fotosentez" denir. 2012'de yapılan bir araştırma, yeşil sebzelerdeki klorofilin kanseri önlemeye yardımcı olduğu yönünde. Diğer fotosentetik pigmentler, karatenoidler ve fikobilinlerdir. @@ Alglerde ve mantarlarda (fungus) erkek gamet tarafından döllenerek yumurtayı oluşturan dişi gamet, yumurta gözesi.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- MANTAR ile KARABACAK

( ... İLE Pancar fidelerinde gelişerek fidenin ölümüne ya da cılız kalmasına yol açan ve yerleştiği bölgeleri kara beneklerle örten asklı mantar. | Bu mantarın neden olduğu hastalık. )


- MANTAR ile KATRANKÖPÜĞÜ

( ... İLE Çayır mantarlarından, şapkasının alt yüzü dilim dilim ve bir halka ile çevrili bulunan bir cins mantar. )


- MANTAR[Yun.] ile KÖK MANTAR

( Mantarlardan, içinde zehirlileri de bulunan, silindir bir gövde ve üst tarafı şapka biçiminde olan ilkel canlıların genel adı. [Lat. FUNGI] | Esnek ve sudan hafif olduğundan şişe tapası, cankurtaran simidi, cankurtaran yeleği, ayakkabı tabanı ve daha birçok şeyin yapımında kullanılan, su geçirmeyen, meşe ağacı tabakası. | Bu tabakadan yapılan şişe tapası. | Kaldırıma araçların park edilmesini engellemek amacıyla zemine gömülmüş mantar biçiminde beton yükselti. | Çocukların özel tabanca ile patlattıkları barutlu nesne. | Hayvanların burun ucu. | Uydurma söz, yalan. | Mantar hastalığı. | Mantar hastalığına neden olan mikroskobik canlı. İLE Meşe, çam ve fındık vb. ağaçların köklerinde yerleşen, iplik görünüşünde bir mantarın emeciyle, kökün ortak yaşama biçimindeki birleşmesinden oluşan mantar. )


- MANTAR ile KUZUGÖBEĞİ

( ... İLE Çam ormanlarında, yol ve akarsu kenarlarında, meşe, akçaağaç, kayın gibi yaprak döken ağaçların altında, kireçli, kumlu topraklarda tek tek ya da gruplar hâlinde yetişen, şapkası kalın ve etli, bir tür mantar. )


- MANTAR(/LAMAK)" ile/değil/yerine/>< KANTAR/TERAZİ (ÖLÇÜ/T)


- ... MANTIĞI ile/ve/değil/||/<>/< KABULÜ


- MANTIK ile/ve/||/<>/> AKIL ile/ve/||/<>/> KIYAS


- MANTIKEN ile/ve/değil KURAMSAL/TEORİK OLARAK

( [not] "LOGICALLY" vs./and/but "THEORICALLY" )


- MANTIKSAL İLİŞKİ ile/ve KRONOLOJİK İLİŞKİ


- MANTIK/SAL ile/ve/<> KAVRAM/SAL

( LOGIC/AL vs./and/<> CONCEPT/UAL )


- MANTIK'TA:
ARİSTOTELES ile/ve/değil KANADA

( Yunan. İLE/VE/DEĞİL Hint. )


- MANTIK-UT-TAYR | KUŞDİLİ ile/||/<> KUŞDİLİ

( Çocuklar ya da akıl hastalarının sözcüklere hece ekleyerek ya da çıkararak konuştukları dil Süleyman Peygamberin bilip konuştuğu hayvan kuş dili Tasavvuf simgeleriyle örülmüş bir deyiş ve inan dili bunu ancak tasavvufla uğraşanlar anlar biberiye )

( IDIGLASSIA, IDIGLALIA )


- KUTB-İ MİKNÂTÎSİYE[Osm.] / MAGNETIC POLE[İng.] / PÔLE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETPOL[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK KUTUP


- KUVVE-İ MİKNÂTÎSİYE[Osm.] / MAGNETIC FORCE[İng.] / FORCE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK KUVVET


- MANYETİK ile/değil/yerine/= KAPGILI


- MANYETİZMA ile/değil/yerine/= KAPGIBİLİM | KAPGILAMA/KAPGILIK


- KUVVE-İ MEKNİYYE-İ MİKNÂTÎSİYE[Osm.] / MAGNETOMOTIVE FORCE[İng.] / MAGNETOMOTORISCHE KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETOMOTOR KUVVET


- MARAL[MOĞ.] ile/||/<> KIZIL GEYİK

( kızıl geyik Anadolu ağızlarında maral olarak geçer Az maral maral ala geyik sığın Blk maral sığın maral maral maral Sart maral Türki maral paral maral sığın Türkçe ceylan da Moğolcadan alınmıştır )

( MARAL )


- MARGARİT[Fr. < MARGUERITE] ile/değil/yerine/=/||/<> KOYUNGÖZÜ


- MARGIN :/yerine KENAR, MARJ


- MARKETRİ | KAKMA ile/||/<> KAKMA

( Ağaç ya da kaplamaya ince levha biçiminde renkli ağaç sedef fildişi metal vb gereçleri gömerek yapılan süsleme sanatı Süsleme Tahta taş ya da maden plakları oyup oyulan yerlere sedef altın gümüş fildişi ağaç ya da maden gibi gereç parçalarını yerleştirerek yapılan süsleme Daha çok döşeme eşyalarına uygulanan bir çeşit mozaik Testere Güdül Ankara )

( INLAYING )

( MARKETERIE | INCRUSTATION )

( LNTARSIE, EINLEGEARBEIT | EINLEGEARBEIT, INTARSIA )


- TOPRAKLAR'DA:
MARN ile DAZ ile ALDARBIZ/ALATAV ile KİL ile ALÜVYON/BALÇIK

( Kireçli toprak. [Pekmez yapımında kullanılan toprak.] İLE Çıplak toprak. İLE Az tavlı toprak. İLE Yumuşak toprak. İLE Selin getirdiği çamurlu toprak. )


- MARON[Fr. < MARRON] ile/değil/yerine/= KESTANE RENGİ


- MARS'TA:
SU BUZU ile/ve/<> KARBONDİOKSİT BUZU


- MARTI ile GÜMÜŞ MARTI ile KÜÇÜK GÜMÜŞ MARTI


- MARTI ile KARA AYAKLI MARTI


- MARTI ile KARABATAK

( ... İLE Karabatakgillerden, balıkla beslenen, gagası uzun ve sivri, kara tüylü bir deniz kuşu. | Borcunu ödemeyen kişi. )

( ... cum PHALACROCORAX )


- MARTI ile/ve/<> KIRLANGIÇ KUYRUKLU MARTI

( ... İLE/VE/<> Galapagos Adaları'nda yaşamaktalardır. )


- MARTI ile KIZILDENİZ MARTISI

( ... vs. WHITE-EYED GULL )

( ... cum LARUS LEUCOPHTHALMUS )


- MARTIGİLLER ile KORSANMARTILAR

( LARIDAE cum STERCORARIIDAE )


- MARUL ile/<> KIVIRCIK ile/<> GÖBEK ile/<> LOLOROSSO ile/<> ÇİN MARULU


- MARUNİ/MARUNİ[Ar. < MĀRŪNĪ] ile/||/<> KATOLİK/CATHOLİQUE[Fr. < CATHOLIQUE] ile/||/<> ORTODOKS/ORTHODOXE[Fr. < ORTHODOXE] ile/||/<> NASTURİ/NESTURİ[Ar. < NESṬŪRĪ] ile/||/<> PROTESTAN/PROTESTANT[Fr. < PROTESTANT]

( Lübnan ve Suriye de oturan Katolik Süryani topluluğu Bu topluluktan olan kimse )


- MASİF | KÜTLE ile/||/<> KÜTLE ile/||/<> KÜTLE[Ar. < KUTLE]

( Bir dağoluş dizgesinin içinde sertleşmiş oldukça dengeli kıvrılma devimlerine dirençli bir yer birimi Özdeğin kuvvet olarak aldığı etkiyle bu etkiye ivme olarak verdiği tepki arasındaki orantıyı belirleyen ve Einstein kuramına göre yoğunlaşmış erke sayılabilen nitelik Üzerindeki dağ sıraları yayla ve yüksek ova düzlükleri bu sıraları birbirinden ayıran ya da yayla düzlüklerini derin biçimde parçalayan koyak oluklarıyla az çok geniş bir bölgeye yayılan engebeli yörelere verilen ad Bir cismi ivdirmek için uygulanan kuvvetle bu kuvvetin oluşturduğu ivme arasındaki değişmez oran cismin özdek olarak tutarı biyoloji astronomi fizik kimya )

( BLOCK | MASS | MASSIVE | BULK )

( MASSIF | MASSE )

( BLOCK, MASSE | MASSE | GEBIRGSMASSIV )


- MASÖZ[Fr. < MASSEUSE] ile/değil/yerine/= KADIN MASAJCI


- MAŞRAPA/MAŞRABA[< MEŞÂRİB)(aslı MİŞREBE] ile KAP

( Metal, toprak vb.'den yapılmış, ağzı açık, kulplu, küçük kap. [bkz. MEŞREB, MEŞREBE] )


- MASS EXTINCTION[İng.] ile/değil/yerine/= KİTLESEL YOKOLUŞ

( Coğrafi ya da taksonomik olarak aşırı yaygın bir biçimde meydana gelen, birçok türün tamamen yok olmasıyla sonuçlanan, ani ve kritik yok oluş olayları. Genellikle göktaşı çarpmaları, volkanik patlamalar, vb. astronomik ve jeolojik felaketler sonucu olur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- MASS :/yerine KİTLE, KÜTLE


- MASTÜRBASYON/İSTİMNÂ[Ar.]/ATTIRMA[argo]/ONANİZM ile/ve KARŞILIKLI MASTÜRBASYON

( )


- MATEMATİK ile KURAMSAL/TEORİK FİZİK