Bugün[15 Temmuz 2026]
itibarı ile 29.656 başlık/FaRk ile birlikte,
29.656 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(91/120)


- PROFESSOR[İng.] ile/||/<> PROFESSEUR[Fr.] ile/||/<> PROFESÖR[Fr. < PROFESSEUR]

( Üniversitede ve yüksek okullarda doçentten bir aşama üstün olup belli hak görev ve sorumlulukları bulunan öğretim üyesi )

( PROFESSOR )

( PROFESSEUR )


- PROFİL | YANAY ile/||/<> YANAY

( 1 genel uygulayım Bir nesne yapı ya da tabanın düşey doğrultudaki kesiti 2 havacılık Uçak kanadının boylamasına kesidi 3 mimari Silmenin çeşitli bölümlerinin birbirine göre girinti çıkıntı ve eğikliğini gösteren enine kesit 4 yerbilim Katmanları gösteren kesit matematik )

( PROFILE )

( PROFIL )


- PROFİL[Fr. < PROFIL] ile/değil/yerine/=/||/<> YAN | YANAY

( profil boru yan İnsanın yüzünün yandan görünüşü Bir kişi ya da eşya için ayırt edici özelliklerin bütünü Tutum ya da eğilim yanay İnşaat vb işlerde kullanılan kesiti I H L ya da T biçiminde olan demir vb )


- PROFILE PLANE[İng.] ile/||/<> PLAN PROFİLE DE PROJECTİON[Fr.] ile/||/<> KREUZRISSEBENE[Alm.] ile/||/<> YANAY DÜZLEMİ

( Betimsel uzamibilgisinde alın ve yatay düzlemlere dik olan görüntü düzlemi )

( PROFILE PLANE )

( PLAN PROFILE DE PROJECTION )

( KREUZRISSEBENE )


- PROFİTEROLE[Fr. < PROFITEROLE] ile/değil/yerine/=/||/<> PROFİTEROL

( Arasında krema bulunan özel yuvarlak toplar üzerine sıcak çikolata dökülerek yapılan bir tatlı türü )


- PROGRAM, "SOFTWARE", YAZILIM | PROGRAM, SİNEMA PROGRAMI, | PROGRAM, TELEVİZYON PROGRAMI | İZLENCE ile/||/<> İZLENCE

( Sinema TV 1 İletişim araçlarıyla oluşturulan bilgilerin izlencelerin tümü Sinema 2 Bir sinemanın bir gösterimindeki filmlerden oluşan belirli bir süre sonunda yerini başka filmlere bırakan gösterisi 3 Belirli tarihlerde ve gösterimlerde hangi filmlerin yer alacağını bu filmlerle ilgili kısa bilgileri veren yazı TV 4 Belirli bir televizyon yayacının bir gün içinde değişik bölümlerden oluşan yayınlarının tümü 5 Bu yayın içinde kendi başına bir bütün oluşturan bölümlerden her biri 6 Bu bölümlerin sıralanış ve saatlerini gösteren bunlarla ilgili kısa bilgiler veren yazı Belli bir sorun türünün özdevimli çözümü için verilerde ortaya çıkabilecek durumlara göre uygulanacak eylemleri belirten bir çalışma planı bilgisayar izlencesi Bilgisayara girdi olarak girebilecek biçimde bir dilleyazılan istenilen bir amaca ulaşmak için ayrıntılı ve belirtik biçimde düzenlenmiş yönerge takımı Bir iş süreç gidiş ya da uygulamayı düzenleyen tasarımlı çerçeve çizeylem )

( 1. SOFTWARE, 2-3. PROGRAMME (ABD: PROGRAM), CINEMA PROGRAMME, 4-6. PROGRAMME (ABD: PROGRAM), TELEVISION PROGRAMME | PROGRAMME, PROGRAM | PROGRAM | PROGRAMME )

( 1. PROGRAMME, "SOFTWARE", 2-3. PROGRAMME (DE CINÉMA), 4-6. PROGRAMME (DE TÉLÉVISION) | PROGRAMME )

( 1. "SOFTWARE", 2-3. PROGRAMM, FILMPROGRAMM, KINOPROGRAMM, VERLEIHPROGRAMM, 4-6. PROGRAMM, FERNSEHPROGRAMM | PROGRAMM )


- PROGRAM[Fr. < PROGRAMME] ile/değil/yerine/=/||/<> DERS PROGRAMI | YAYIN

( paket program sayfalanmış program ders programı eğitim programı müfredat programı öğretim programı televizyon programı Belirli şartlara ve düzene göre yapılması öngörülen işlemlerin bütünü izlence ders programı Tören gösteri gezi vb nin öngörülen ayrıntılarını gösteren basılı kâğıt Siyasi partinin toplumsal örgütün ya da hükûmetin açıkladığı ana ilkelerin tümü yayın Bilgisayara bir işlemi yaptırmak için yazılan komutlar dizisi Yapılacak bir işin bölümlerini bölümlerin sırasını ve zamanını gösteren tasarı yetişek )


- PROGRAM[İng. PROGRAM | Fr. PROGRAMME ] ile/değil/yerine/= KOMUTLAM


- PROGRESSIVE WAVE TUBE[İng.] / TUBE À ONDES PROGRESSIVES[Fr.] / FORTSCHREITENDE WELLENRÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= İLERLEYEN DALGA TÜPÜ


- PROGRESSIVE WAVE[İng.] / ONDE PROGRESSIVE[Fr.] / FORTLAUFENDE WELLE, FORTSCHREITENDE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= İLERLEYEN DALGA


- PROJE | TASARI ile/||/<> TASARI

( Belli bir amaç doğrultusunda öğretmen ve öğrencilerin işbirliğiyle hazırlanan öğrencileri sorun çözme çevre inceleme türlü araçları kullanma gibi eğitsel değer taşıyan etkinliklere yönelten çalışma planı genel uygulayım Yapılacak ya da üretilecek bir yapı kurum aygıt vb enine ve boyuna kesitleriyle gösteren çizim Meddahın canlandırma sırasında işlediği gevşek dokulu içinde kimi kez maniler atasözleri deyimler ve türküler bulunan olay dizisini kapsayan özet )

( PROJECT )

( PROJET )


- PROJECTILE[İng.] ile/||/<> PROJECTILE[Fr.] ile/||/<> GESCHÖSS, PROJEKTIL[Alm.] ile/||/<> MERMİ[Ar. < MERMİ]

( Büyük hızla atılan ve bu sırada edindiği devinirlik ile devinimini sürdüren nesne )

( PROJECTILE )

( PROJECTILE )

( GESCHÖSS, PROJEKTIL )


- PROJECTİON[Fr. < PROJECTION] ile/değil/yerine/=/||/<> PROJEKSİYON

( projeksiyon cihazı projeksiyon makinesi Bir film ya da belgenin ışık kaynağından çıkan ışınlarla ekran ya da perde üzerinde görüntüsünün oluşturulma işi iz düşümü Bu yolla oluşturulan görüntü iz düşümü gösterim Yansıtım aygıtı )


- PROJECTION/PROJET[Fr. < PROJECTION] ile/değil/yerine/= PROJEKSIYON

( Işıklı bir kaynaktan sahneye, sahne üstüne, bir ekrana ya da perdeye yansıtılan resim ya da yazı. @@ bk. izdüşüm @@ @@ )


- PROJEKTÖR | IŞILDAK ile/||/<> IŞILDAK

( Sinema TV Bir görünçlüğün aydınlatılmasında kullanılan güçlü bir ışık kaynağı bulunan özel yapısıyla bu ışık kaynağından çıkan ışık demeti düzenlenebilen ışıtaç Sahnenin aydınlatılmasında kullanılan güçlü ışık kaynağı bulunan lamba Projektör Yüksek bir ışık yeğinliği elde etmek üzere ışığı optik bir düzenle ayna ya da mercekler belirli bir oylum açısı içine toplayan ışıklık fizik aydınlatma Oluşturduğu yüksek ışık yeğinliği ile karanlıkta uzağı aydınlatma işini gören ışık kaynağı ışıklık Tiyatroda kullanılan mercekli ve aynalı parlak ışıklı yüksek dirençli ışıklama aygıtı Işıldaklarla sert ya da yumuşak yöresel ışık sağlanabilir )

( PROJECTOR, SUNLIGHT, STUDIO LAMP, SUN ARC-LIGHT, BRUTE (A.), (ABD) SUN ARC, LUMINAIRE | PROJECTOR | SPOTLIGHT, SPOT )

( PROJECTEUR (DE LUMIÈRE, SOLAIRE), GAMELLE, CASSEROLLE, "SUN LIGHT" | PROJECTEUR | PROJECTEUR DE LUMIÈRE )

( SCHEINWERFER, "SUNLIGHT" | SCHEINWERFER | LISENSCHEINWERFER )


- PROJEKTÖR[Fr. < PROJECTEUR] ile/değil/yerine/= IŞILDAK


- PROJEKTÖR[Fr. < PROJECTEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> IŞILDAK | YANSITIM AYGITI

( projektör ışığı ışıldak yansıtım aygıtı )


- PROJET[Fr. < PROJET] ile/değil/yerine/=/||/<> PROJE

( proje okulu ön proje Değişik alanlarda önceden plan ve programa alınmış maliyeti hesaplanmış kurum ve kuruluşların yönetim organları tarafından onaylanmış kısa ve uzun vadeye bağlanarak özel kurum ya da devlet adına gerçekleştirilmesi kabul edilmiş bilimsel çalışma tasarısı Gerçekleştirilmesi istenen tasarı Mal sahibinin isteğine göre yapılacak bir yapıyı belli bir programa göre inşa edilecek bir yapı bütününü bir makine ya da bir kuruluşu plan durumunda gösteren çizim Öğrencilerin grup hâlinde ya da bireysel olarak istedikleri bir alan ya da konuda inceleme araştırma ve yorum yapma görüş geliştirme yeni bilgilere ulaşma özgün düşünce üretme ve çıkarımlarda bulunmaları amacıyla ders öğretmeni rehberliğinde yaptıkları çalışmalar )


- PROJET[Fr. < PROJET] ile/||/<> PROJE ile/||/<> PROJE[Fr. < PROJET]

( 1 Yapılacak tesislerin yerini niteliklerini mali yönünü mimari çizim ve inşaat hesaplarını keşif ve metraj cetvellerini üretim planını kamu kurum ve kuruluşlarından alınmış belgelerle kurulacak işletmeye ait her türlü belge ve bilgilerin bütünü 2 Değişik alanlarda önceden plan ve programa alınmış maliyeti hesaplanmış kurum ve kuruluşların yönetim organları tarafından onaylanmış kısa ve uzun vadeye bağlanarak özel kurum ya da devlet adına gerçekleştirilmesi kabul edilmiş bilimsel çalışma tasarısı tasarı )

( PROJECT )

( PROJET )


- PROLETARYA[Fr. < PROLÉTARIAT]

( Emekçinin oluşturduğu sınıf. )


- PROLETARYA[Fr. < PROLÉTARIAT] ile/değil/yerine/=/||/<> EMEKÇİ SINIFI


- PROLETER[Fr. < PROLÉTAIRE] ile/değil/yerine/=/||/<> EMEKÇİ


- PROLOG[Fr. < PROLOGUE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖN DEYİŞ


- PROLOG[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖNDEYİŞ


- PROMENADE[Fr. < PROMENADE] ile/değil/yerine/=/||/<> PROMÖNAT

( Gezinti yeri )


- PROMENADE[İng.] ile/||/<> PROMENOIR[Fr.] ile/||/<> WANDELHALLE, WANDELGANG[Alm.] ile/||/<> GEZİNTİ YERİ

( Bir tiyatro yapısında seyircilerin gezmeleri için ayrılmış yer )

( PROMENADE )

( PROMENOIR )

( WANDELHALLE, WANDELGANG )


- PROMETHIUM CELL[İng.] / CELLULE DE PROMETHIUM[Fr.] ile/değil/yerine/= PROMETYUM PİLİ


- PROMETHİUM[Fr. < PROMÉTHIUM] ile/değil/yerine/=/||/<> PROMETYUM

( Atom numarası atom ağırlığı olan nadir topraklar grubundan bir element simgesi Pm )


- PROMETHIUM[İng.] / PROMÉTHIUM[Fr.] / PROMETHIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= PROMETYUM


- PROMETYUM[Fr.]

( Atom numarası 61, atom ağırlığı 145 olan, nadir topraklar öbeğinden bir öğe. [Simgesi: Pm] )


- PROMİL/PROMİLLE[Fr. < PROMILLE] ile/||/<> MİLYEM/MİLLİEME[Fr. < MILLIÈME]

( Kandaki alkol miktarını gösteren birim )


- PROMİLLE[Fr. < PROMILLE] ile/değil/yerine/=/||/<> PROMİL

( Kandaki alkol miktarını gösteren birim )


- PRÖMİYER[Fr. < PREMIÈRE] ile/değil/yerine/=/||/<> İLK GÖSTERİ


- PROMOTİON[Fr. < PROMOTION] ile/değil/yerine/=/||/<> PROMOSYON

( banka promosyonu özendirme Firma kurum dernek parti vb kuruluşların kendi hedef kitlelerinin ilgisini çekmek için üzerine adlarını logolarını vb yazdırarak armağan ettiği ürün Satılan ürünlerin yanında ücretsiz verilen başka bir ürün )


- PROMOTION[Fr. < PROMOTION] ile/||/<> PROMOSYON ile/||/<> ÖZENDİRME

( özendirme Tümör promosyonu Bir bilgi alışveriş sürecinde bilgi verenin katılımını sağlamak üzere özellikle yazışmalı bir soruşturuda kendilerine soru çizinliği gönderilmiş olanların çizinliği yanıtlayarak geri göndermelerini kolaylaştırmak üzere kullanılan ve güdüleyici öğelerle yaratılan benimseme durumu teşvik Bir gözlem sürecinde kendisinden bilgi istenen kişilerin istemli katılımını sağlamak üzere yapılan güdüleme özendirme )

( PROMOTION )

( PROMOTION )


- PROMOTION[İng.] ile/||/<> PROMOUVEMENT[Fr.] ile/||/<> BEFÖRDERUNG, BESCHLEUNIGUNG[Alm.] ile/||/<> AŞTIRMA

( Kimyasal değerbağ oluştururken biraz yüksek erkede bulunan öğecik yörüngeçlerinin de ilk yörüngeçle kırmalaşması olayı )

( PROMOTION )

( PROMOUVEMENT )

( BEFÖRDERUNG, BESCHLEUNIGUNG )


- PROMPT NEUTRON FRACTION[İng.] / FRACTION DE NEUTRONS PROMPTS[Fr.] / PROMPT-NEUTRONEN-ANTEIL[Alm.] ile/değil/yerine/= ANLIK NÖTRON KESRİ


- PROMTER[İng.] ile/||/<> SOUFFLEUR[Fr.] ile/||/<> SOUFFLEUR[Alm.] ile/||/<> SUFLÖR[Fr. < SOUFFLEUR]

( Oyunu metinden izleyen unutulan tümce başlarını fıslayarak oyuncuya hatırlatan görevli kişi )

( PROMTER )

( SOUFFLEUR )

( SOUFFLEUR )


- PRONUNCIATION[İng.] ile/||/<> PRONONCIATION[Fr.] ile/||/<> AUSSPRACHE[Alm.] ile/||/<> TELÂFFUZ

( Dil seslerinin çıkarılışları sırasında ses organlarının yaptığı hareketlerin bütünü kelimelerin seslerin boğumlanma hareketlerine bağlı söylenişi )

( PRONUNCIATION )

( PRONONCIATION )

( AUSSPRACHE )


- PROPAGANDİST[Fr. < PROPAGANDISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> PROPAGANDACI | TANITICI

( propagandacı tanıtıcı )


- PROPAGASYON | İLERLEME ile/||/<> İLERLEME ile/||/<> İLERLEMEK

( Bir zincir tepkimesinin ya da ardışık tepkimeler dizisinin başlatıldıktan sonraki aşamaları progressus gressus yürüme adım pro önde ileriye Daha iyi daha yetkin daha değerli daha yüksek bir duruma doğru basamak basamak oluşan gelişme Bir hastalığın daha yaygın ve ağır duruma gelmesi )

( PROPAGATION | PROGRESS | ADVANCE (OF A FACE) | ADVANCE | PROGRESSION )

( PROPAGATION | PROGRÈS | AVANCEMENT DE LA TAILIE, AVANCEMENT DU FONT DE TAILLE )

( FORTSCHRITT | ABBAUFORTSCHRITT )

( PROGRESSUS, GRESSUS )


- PROPAGATION LOSS[İng.] / PERTE PAR PROPAGATION[Fr.] / AUSBREITUNGSVERLUST[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYILMA KAYBI


- PROPAGATION[İng.] / PROPAGATION[Fr.] / AUSBREITUNG, AUSBREITUNGSRICHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYILMA/İLERLEME YÖNÜ


- PROPAN ile/||/<> PROPAN[Fr. < PROPANE]

( kimya Parafin dizininin üçüncü hidrokarbonu olan ve fırın atmosferlerinde kullanılan gaz C3H8 )

( PROPANE )

( PROPANE )

( PROPAN )


- PROPANE[Fr. < PROPANE] ile/değil/yerine/=/||/<> PROPAN

( Metan ailesinden petrolden elde edilen gaz durumundaki hidrokarbon )


- PROPANE[İng.] / PROPANE[Fr.] / PROPAN[Alm.] ile/değil/yerine/= PROPAN


- PROPORTION DIRECTE[Fr.] ile/||/<> DOĞRU ORANTI

( matematik )

( DIRECT PROPORTION )

( PROPORTION DIRECTE | PROPORTIONEL DIRECTE )

( DIREKTE PROPORTION )

( PROPORZIONE DIRETTA )

( ΕΥΘΕΊΑ ΑΝΑΛΟΓΊΑ / ευθεία αναλογία )


- PROPRIÉTÉS CRITIQUES[Fr.] / KRITISCHE EIGENSCHAFTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK ÖZELLİKLER


- PROSE[Fr.] ile/||/<> NESİR[Ar. < NES̱R]

( Genel olarak tartı ölçü ve uyak gibi kayıtlara bağlı olmıyan deyi kılığı NESİR YAZMAK Proser NESRE ÇEVİRMEK Prosaïser TARTILI NESİR Prose métrique UYAKLI NESİR Seçili nesir Prose perlée )

( PROSE )


- PROSEDÜR | YORDAM ile/||/<> YORDAM

( I Özel bir amacı olan bir eylem için atılması gerekli adımların bir tanımı II Genel ya da sık kullanımı olan bir bilgisayar izlencesi ya da bir bilgisayar izlence kesimi Bilimsel bilgiye ulaşmak üzere yapılan gözlem ve çözümlemelerde başvurulan kurallı işlemler dizgesi )

( PROCEDURE | ROUTINE | TECHNIQUE )

( PROCÉDURE | PROCÉDURE, ROUTINE )


- PROSEDÜR[Fr. < PROCÉDURE] ile/değil/yerine/=/||/<> İŞLEM | YÖNTEM

( işlem yöntem )


- PROSODİE[Fr. < PROSODIE] ile/değil/yerine/=/||/<> PROZODİ

( Bir şiirin bestelenmesinde şiirin hece vurgularının müzik vurgu ve yükselişleriyle iyice uyuşmuş olması ve bunu sağlayan müzik kurallarının tümü Vurgu durak ezgi gibi ses bilgisi ögelerinin tamamı )


- PROSODİQUE[Fr. < PROSODIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> PROZODİK

( Prozodi ile ilgili )


- PROSPEKTÖR ile/||/<> PROSPECTOR[İng.] ile/||/<> PROSPECTEUR[Fr.] ile/||/<> PROSPEKTOR[Alm.] ile/||/<> ARAŞTIRICI

( PROSPECTOR )

( PROSPECTEUR )

( PROSPEKTOR )


- PROSPEKTÜS[Fr. < PROSPECTUS] ile/değil/yerine/=/||/<> TANITMALIK


- PROSPEKTÜS[Fr./İng. < PROSPECTUS] ile/değil/yerine/= TANITMALIK


- PROSPEKTÜS ile/||/<> HANDBILL[İng.] ile/||/<> PROSPECTUS[Fr.] ile/||/<> TANITMALIK

( Dile getirdiği söz konusu ettiği nesnelerin özelliği satış koşulları ve benzeri diğer bilgileri kapsamak üzere düzenlenen ve satışta sürümü sağlamak amacıyla parasız dağıtılan tanıtma belgesi )

( HANDBILL )

( PROSPECTUS )


- PROSTAT[Fr. < Yun.] ile/değil/yerine/= KESTANECİK

( Erillerde, sidiktorbasının altında bulunan, siyeğin başlangıç bölümünü çevreleyen ve meni yapımında görev alan, içsalgı da salgılayan bez. )


- PROSTATE[Fr. < PROSTATE] ile/değil/yerine/=/||/<> PROSTAT

( Erkeklerde idrar torbasının altında bulunan siyeğin başlangıç bölümünü çevreleyen ve meni yapımında görev alan iç salgı da salgılayan bez kestanecik Bu organda oluşan hastalık )


- PROSTATE/MARRON, CHÂTAIGNE[Fr.] ile/değil/yerine/= CHESTNUT[İng.] ile/değil/yerine/= CASTANEA SATIVA[Lat.] ile/değil/yerine/= KASTANIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KESTANECIK

( (biyoloji) )


- PROTACTİNİUM[Fr. < PROTACTINIUM] ile/değil/yerine/=/||/<> PROTAKTİNYUM

( Atom numarası atom ağırlığı olan aktinit grubundan radyoaktif bir element simgesi Pa )


- PROTACTINIUM[Fr.] ile/||/<> PROTAKTİNYUM[Fr. < PROTACTINIUM]

( kimya )

( PROTACTINIUM )


- PROTACTINIUM[İng.] / PROTACTINIUM[Fr.] / PROTAKTINIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTAKTİNYUM


- PROTAKTİNYUM[Fr.]

( Aktinit öbeğinden olan radyoaktif bir öğe. [Simgesi: Pa.] )


- PROTECTION CONTRE LES RAYONNEMENTS[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞINIM KORUNMASI


- PROTEİN[Fr. < Yun.] ile PEPTİD

( Canlı gözelerin ana maddesini oluşturan, genellikle sülfür, oksijen ve karbon öğeleri bulunan amino asit bileşiminden oluşmuş, karmaşık yapılı doğal madde. İLE ... )

( PROTEIN vs. PEPTIDE )


- PROTEİN ile ALBÜMİN[Fr. < ALBUMINE]

( Canlı gözelerin ana nesnesini oluşturan, genellikle sülfür, oksijen ve karbon öğeleri bulunan amino asit birleşiminden oluşmuş, karmaşık yapılı doğal nesne. İLE Bitkilerin, hayvanların doku ve sıvılarında bulunan, birleşimi karbon, oksijen, azot, hidrojen ve kükürt olan, suda eriyen, beyaza yakın renkte, yapışkan özellikte bir protein. )

( ALBÜMİNİMETRİ: Fizyolojik bir sıvıdaki albümin oranını ölçme.
ALBÜMİNİMETRE: Fizyolojik bir sıvıdaki albümin oranını bulmaya yarayan araç. )


- PROTEİN ile ANTİKOR[Fr. < ANTICORPS]

( ... İLE Gövdeye giren antijenlere karşı oluşan bağışıklık proteini. )


- PROTEİN ile/ve/<> GLOBÜLİN[Fr.]

( ... İLE/VE/<> Kanı oluşturan maddelerden biri olan iri moleküllü protein. )


- PROTEİN ile/||/<> PROTEİN[Fr. < PROTÉINE]

( Hayvan ve bitki gözelerinde aminoasitlerden yapılan önemli bir besin sınıfı protos ilk Albüminli madde amino asitlerinin birleşmesiyle meydana gelmiş olan ve canlı maddenin temelini yapan karışık yapılı bir organik madde botanik zooloji kimya Canlıda yapı elemanı hormon enzim elektron ya da madde taşıyıcısı desteklik gibi görevleri yapan amino asitlerin birbirlerine peptit bağlarıyla bağlanması sonucu oluşan polipeptit dizilerinin tek başlarına ya da diğer moleküllerle birleşerek ipliksi tabakalı ya da küresel şekillerde primer sekunder tersiyer kuaterner yapı bulunabilen tüm hücre faaliyetlerine katılan bir biyopolimer grubu Doku hücrelerinin esas yapı unsurlarından birini oluşturan aminoasit birleşmesinden oluşmuş azotlu bileşikler grubuna ait herhangi bir madde Amino asitlerin peptit bağlarıyla bağlanmasıyla oluşan karbon hidrojen oksijen azot ve kükürt içeren globuler ya da fibröz yapıya sahip bütün canlılar için önemli yapısal ve fonksiyonel işlevleri olan makromoleküller Genellikle peptit bağıyla bağlanmış 100 den fazla amino asit içeren ve molekül ağırlığı 10 kDa dan fazla olan peptitler için kullanılır )

( PROTEIN )

( PROTÉINE | PROTÉIN )

( PROTEIN | EIWEISS | PROTEIN, EIWEISS )


- PROTEİNE[Fr. < PROTÉINE] ile/değil/yerine/=/||/<> PROTEİN

( protein yetersizliği Canlı hücrelerin ana maddesini oluşturan genellikle sülfür oksijen ve karbon ögeleri bulunan amino asit birleşiminden oluşmuş yumurta akı et süt vb yiyeceklerde bulunan karmaşık yapılı doğal madde )


- PROTEINS[İng.] / PROTÉINES[Fr.] / PROTEINE[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTEİNLER


- PROTESTANLIK ile/||/<> PROTESTANLIK

( Papanın dinsel başkanlığını ve katolik kurallarını tanımayan bir Hıristiyan mezhebi XVI yüzyılda Avrupada Reform la doğmuş olan Lüteryan Kalvinist gibi kolları olan Hıristiyanlık mezhebi )

( PROTESTANTISM )

( PROTESTANTISME )

( PROTESTANTISMUS )


- PROTESTANT[Fr. < PROTESTANT] ile/değil/yerine/=/||/<> PROTESTAN

( Protestanlığa mensup olan kimse )


- PROTESTO ile/ve/||/<>/> BOYKOT[Fr. < BOYCOTT] ile/ve/||/<>/> VETO


- PROTESTO ile/||/<> PROTESTATION[İng.] ile/||/<> PROTESTATION[Fr.]

( PROTESTATION )

( PROTESTATION )


- PROTEZ[Fr. < PROTHÈSE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKMA | ÖN SES TÜREMESİ

( takma ön ses türemesi )


- PROTEZ[Fr. PROTHESE] ile/değil/yerine/= TAKMA ...

( Eksik bir örgenin yerini tutmak, bir örgenin sakatlığını örtmek amacıyla yapılan yapay örgen ya da parça. | Bu amaçla yapılıp kullanılan örgen. | [dilb.] Öntüreme. )


- PROTHESIS[İng.] ile/||/<> PROTHÈSE[Fr.] ile/||/<> PROTHESE[Alm.] ile/||/<> ÖN SES TÜREMESİ

( Seslerin özelliklerine ya da birbirleri ile birleşme koşullarına bağlı bazı nedenlerle kelime başında bir ünsüz ya da ünlünün belirmesi olayı station istasyon İn steam istim Urus lazım ilazım âveng hevenk ur vur skala iskele ayva hayva ılı yılı ilet yilet vb Bu olay genellikle yabancı kökenli sözler için ve ağızlarda ağırlıklıdır )

( PROTHESIS )

( PROTHÈSE )

( PROTHESE )


- PROTIUM[İng.] / PROTIUM[Fr.] / PROTIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTİYUM


- PROTOCOLE[Fr. < PROTOCOLE] ile/değil/yerine/=/||/<> PROTOKOL

( Bir toplantı oturum soruşturma sonunda imzalanan belge Diplomatlar arasında yapılan anlaşma tutanağı Diplomatlıkta devletler arasındaki ilişkilerde geçen yazışmalarda resmî törenlerde devlet başkanları ile onların temsilcileri arasındaki görüşmelerde uygulanan kurallar tören düzeni Resmî ilişkilerde ve işlemlerde ciddiyet )


- PROTOGİNE[Fr. < PROTOGINE] ile/değil/yerine/=/||/<> PROTOJİN

( Gnays yapısında genellikle Alp dağlarında rastlanan bir granit )


- PROTOGYNE[Fr.] ile/||/<> PROTOJİN[Fr. < PROTOGINE]

( jeoloji )

( PROTOGYNE | PROTOGINE )


- PROTOKOL[Fr. < PROTOCOLE] ile/||/<> İLETİŞİM KURALI

( iletişim kuralı )

( PROTOCOLE )


- PROTON ACCELERATOR[İng.] / ACCÉLÉRATEUR DU PROTON[Fr.] / PROTONENBESCHLEUNIGER[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTON HIZLANDIRICISI


- PROTON MAGNETOMETER[İng.] / MAGNÉTOMÈTRE À PROTONS[Fr.] / PROTONENMAGNETOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTON MANYETOMETRESİ


- PROTON MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE À PROTONS[Fr.] / PROTONENMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTON MİKROSKOBU


- PROTON MOMENT[İng.] / MOMENT DU PROTON[Fr.] / PROTONENMOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTON MOMENTİ


- PROTON RESONANCE[İng.] / RÉSONANCE PROTONIQUE[Fr.] / PROTONENRESONANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTON REZONANSI


- PROTON SCATTERING MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE À DIFFUSION DE PROTONS[Fr.] / PROTONENSTREUMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTON SAÇILMA MİKROSKOBU


- PROTON STORAGE RING[İng.] / ANNEAU D'EMMAGASINAGE DU PROTON[Fr.] / PROTONENSPEICHERRING[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTON DEPOLAMA HALKASI


- PROTON SYNCHROTRON[İng.] / SYNCHROTRON À PROTONS[Fr.] / PROTONENSYNCHROTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTON SENKROTRONU


- PROTON-ELECTRON-PROTON REACTION[İng.] / RÉACTION PROTON-ÉLECTRON-PROTON[Fr.] / PROTON-ELEKTRON-PROTON-REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTON-ELEKTRON-PROTON TEPKİMESİ


- PROTON-PROTON REACTION[İng.] / RÉACTION PROTON-PROTON[Fr.] / PROTON-PROTON-REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTON-PROTON TEPKİMESİ


- PROTON[Fr. < PROTON] ile/değil/yerine/=/||/<> PROTON

( Atom çekirdeğinde her biri pozitif elektrik yükü taşıyan tanecik Hidrojen atomunun çekirdeği )


- PROTON ile/||/<> PROTON[Fr. < PROTON]

( 1 Yükü elektronunkine eşit ve artı imli kütlesi 1 6726X 1024 g olan ve atomların çekirdeğini oluşturan kalımlı temel parçacık 2 Hidrojen atomunun çekirdeği olan temel parçacık kimya Pozitif yükü 1 60219 x 10 üzeri 19 Cye durgun kütlesi 1 67265 x 10 üzeri 27 kga eşit olan kararlı elemanter parçacık Atom çekirdeğinin yapısında bulunan pozitif yüklü parçacıklar Pozitif yüklü çekirdek parçacığı )

( PROTON )

( PROTON )

( PROTON )


- PROTONEMA[Fr. < PROTONÉMA] ile/değil/yerine/=/||/<> PROTONEMA

( Yosun sporlarının çimlenmesinden oluşan iplik biçimindeki organ )


- PROTONEMA[Fr.] ile/||/<> PROTONEMA[Fr. < PROTONÉMA]

( botanik )

( PROTONEMA | PROTONÉMA )


- PROTONIUM[İng.] / PROTONIUM[Fr.] / PROTONIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTONYUM


- PROTOPLASMA[Fr. < PROTOPLASMA] ile/değil/yerine/=/||/<> PROTOPLAZMA

( Yapı bakımından çekirdek ve sitoplazmadan oluşan yarı sıvı saydam ve canlı hücrenin metabolizma olaylarının oluştuğu yer )


- PROTOPLAZMA[Fr. < PROTOPLASMA] ile/||/<> SİTOPLAZMA

( Bir hücrenin sitoplazma ve çekirdekten oluşan kısmı, plazmojen. @@ Sitoplazma. )

( PROTOPLASM | CYTOPLASM~CYTOPLASM | CYTOPLASMA )

( PROTOPLASMA~CYTOPLASME )

( PROTOPLASMA~ZYTOPLASMA )

( PROTOPLASMA~CITOPLASMA )

( ΠΡΩΤΌΠΛΑΣΜΑ / πρωτόπλασμα~ΚΥΤΤΑΡΌΠΛΑΣΜΑ / κυτταρόπλασμα )


- PROTOPLAZMA/PROTOPLASMA[Fr. < PROTOPLASMA] ile/||/<> SİTOPLAZMA/CYTOPLASME[Fr. < CYTOPLASME]

( Yapı bakımından çekirdek ve sitoplazmadan oluşan yarı sıvı saydam ve canlı hücrenin metabolizma olaylarının oluştuğu yer )


- PROTOPLAZMA ile/||/<> PROTOPLAZMA[Fr. < PROTOPLASMA]

( Bir hücrenin sitoplazma ve çekirdekten oluşan kısmı plazmojen Sitoplazma )

( PROTOPLASM | CYTOPLASM )

( PROTOPLASMA )

( PROTOPLASMA )

( PROTOPLASMA )

( ΠΡΩΤΌΠΛΑΣΜΑ / πρωτόπλασμα )


- PROTOTİP[Fr. < PROTOTYPE] ile/değil/yerine/=/||/<> İLK ÖRNEK | MODEL

( ilk örnek model )


- PROTOTİP[Fr. < PROTOTYPE] ile/değil/yerine/= İLK ÖRNEK, MODEL


- PROTOTİP[Fr.] ile/değil/yerine/= İLK ÖRNEK


- PROVA | SINAMA ile/||/<> SINAMA ile/||/<> SINAMAK

( Sinema TV Oyunu pişirmek ışık alıcı sestoplar devinimlerini düzenlemek amacıyla çevirimden önce yapılan çalışmaların tümü Karşılaşma sırasında güreşçilerin birbirinin güçleri ve oyunları konusunda yaptıkları karşılıklı deneyici girişimler Deney ya da ölçmelerde belirli bir uyaran karşısında ortaya konan ve yeterliği kesin olmayan bir tepki birimi istatistiksel sınama denetleme Bir varsayım ve bir çıkarımın geçerliğini bir yordamın uygunluğunu ya da bir bağıntının sağlanıklığını araştırmak amacıyla başvurulan olgusal ya da sayımsal işlem )

( REHEARSAL | TRIAL | TEST | TESTING )

( RÉPÉTITION )

( PROBE | TEST )


- PROVİDANSİYALİST[Fr. < PROVIDENTIALISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> KAYRACI


- PROVİDANSİYALİZM[Fr. < PROVIDENTIALISME] ile/değil/yerine/=/||/<> KAYRACILIK


- PROVİDANSİYALİZM[Fr./İng. PROVIDANTIALISM/E] ile/değil/yerine/= KAYRACILIK

( Evrendeki tüm olayları tanrısal nedene dayandıran, insanın ancak Tanrı kayrasıyla, bağışıyla kurtulabileceğini ileri süren öğreti. )


- PROVİSİON[Fr. < PROVISION] ile/değil/yerine/=/||/<> PROVİZYON

( Alışverişte kredi kartları kullanıldığında ilgili karttaki limitin yeterli olup olmadığının bankadan sorgulanması Bir çekin karşılığının onu yazanın hesabında bulunup bulunmadığını kontrol etme )


- PROVOKASYON[Fr. < PROVOCATION] ile/değil/yerine/=/||/<> KIŞKIRTMA


- PROVOKATÖR[Fr. < PROVOCATEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> KIŞKIRTICI (AJAN PROVOKATÖR)


- PROVOQUE[Fr. < PROVOQUÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> PROVOKE

( Kışkırtmak anlamındaki provoke etmek birleşik fiilinde geçen bir söz )


- PROXIMITY[İng.] ile/||/<> PROXIMITÉ[Fr.] ile/||/<> PROXIMITAS[Lat.] ile/||/<> YAKINLIK

( X ß bir yakınlık uzayı olmak üzere G X güç kümesi üzerindeki ß ikili bağıntısı )

( PROXIMITY )

( PROXIMITÉ )

( PROXIMITAS )


- PSİKANALİST[Fr. < PSYCHANALISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> PSİKANALİZCİ


- PSİKANALİZ/PSYCHANALYSE[Fr. < PSYCHANALYSE] ile/||/<> PSİKOLOG/PSYCHOLOGUE[Fr. < PSYCHOLOGUE] ile/||/<> PSİKOLOJİ/PSYCHOLOGİE[Fr. < PSYCHOLOGIE] ile/||/<> PSİKOLOJİK/PSYCHOLOGİQUE[Fr. < PSYCHOLOGIQUE] ile/||/<> PSİKOLOJİZM/PSYCHOLOGİSME[Fr. < PSYCHOLOGISME] ile/||/<> PSİKOPATOLOJİ/PSYCHOPATHOLOGİE[Fr. < PSYCHOPATHOLOGIE] ile/||/<> PSİKOPATOLOJİK/PSYCOPATHOLOGİQUE[Fr. < PSYCOPATHOLOGIQUE] ile/||/<> PSİKOTERAPİ/PSYCOTHERAPİE[Fr. < PSYCOTHÉRAPIE] ile/||/<> RUHİYAT/RUHİYYAT[Ar. < RŪḤİYYĀT]

( Sigmund Freud un geliştirdiği bireyin uyumlu ya da uyumsuz davranışlarının kaynağı sayılan bilinçaltı çatışma ve güdüleri araştırıp bilince çıkararak davranış sorunlarını çözme yöntemi ruhsal çözümleme ruhi çözümleme )


- PSİKİYATR/PSYCHİATRE[Fr. < PSYCHIATRE] ile/||/<> PSİKİYATRİ/PSYCHİATRİE[Fr. < PSYCHIATRIE]

( Düşünme anlama kavrama karar verme önlem alma insanlarla ilişki kurma vb yeteneklerdeki eksikliklerle ya da bozukluklarla ilgili her türlü teşhisi koyan tedaviyi planlayan ilaç ve diğer tedavi yöntemlerinin yanı sıra uygun görülen psikoterapiyi uygulayan hekim akıl doktoru ruh hekimi ruh doktoru )


- PSİKOLOJİ[Fr. < PSYCHOLOGIE] ile/||/<> RUHBİLİM

( ruhbilim )

( PSYCHOLOGIE )


- PSİKOMETRİ[Fr. < PSYCHOMÉTRIE] ile/değil/yerine/=/||/<> RUH ÖLÇÜMÜ


- PSİKOPAT | RUH HASTASI ile/||/<> RUH HASTASI

( Ruh ya da sinir hastalığına tutulmuş kişi 1 Yalnızca karakter yönünden olağandışı kararsızlık içinde bulunan kimse 2Topluma karşı olumsuz bir tutum içinde bulunan ve başkalarına düşmanlık duyguları besleyen kimselere verilen genel ad )

( PSYCHOPATH | PSYCHIATRY | MENTAL HEALTH, MENTAL HYGIENE )

( PSYCHOPATHE | PSYCHIATRIE | HYGIÈNE MENTALE )

( GEISTESKRANKER )

( MALATO MENTALE )

( ΨΥΧΟΠΑΘΉΣ / ψυχοπαθής )


- PSİKOPAT | RUH HASTASI ile/||/<> RUH HEKİMLİĞİ ile/||/<> RUH SAĞLIĞI

( Ruh ya da sinir hastalığına tutulmuş kişi. @@ 1. Yalnızca karakter yönünden olağandışı kararsızlık içinde bulunan kimse. 2-Topluma karşı olumsuz bir tutum içinde bulunan ve başkalarına düşmanlık duyguları besleyen kimselere verilen genel ad. )

( PSYCHOPATH | PSYCHIATRY | MENTAL HEALTH, MENTAL HYGIENE~PSYCHIATRY~MENTAL HEALTH, MENTAL HYGIENE )

( PSYCHOPATHE | PSYCHIATRIE | HYGIÈNE MENTALE~PSYCHIATRIE~HYGIÈNE MENTALE )

( GEISTESKRANKER~PSYCHIATRIE~SEELISCHE GESUNDHEIT )

( MALATO MENTALE~PSICHIATRIA~SALUTE MENTALE )

( ΨΥΧΟΠΑΘΉΣ / ψυχοπαθής~ΨΥΧΙΑΤΡΙΚΉ / ψυχιατρική~ΨΥΧΙΚΉ ΥΓΕΊΑ / ψυχική υγεία )


- PSİKOPAT/PSYCHOPATHE[Fr. < PSYCHOPATHE] ile/||/<> PSİKOPATİ/PSYCHOPATHİE[Fr. < PSYCHOPATHIE]

( Bir suç oluşturmamakla beraber toplum düzenine aykırı davranışlarla beliren kişilik bozukluğuna yakalanmış olan )


- PSYCHANALTİQUE[Fr. < PSYCHANALTIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> PSİKANALİTİK

( Psikanalizle ilgili )


- PSYCHANALYSE[Fr. < PSYCHANALYSE] ile/değil/yerine/=/||/<> PSİKANALİZ

( Sigmund Freud un geliştirdiği bireyin uyumlu ya da uyumsuz davranışlarının kaynağı sayılan bilinçaltı çatışma ve güdüleri araştırıp bilince çıkararak davranış sorunlarını çözme yöntemi ruhsal çözümleme ruhi çözümleme )


- PSYCHANALYTIQUE[Fr.] ile/||/<> PSİKANALİTİK[Fr.]

( Ruhsal çözümlemeli Schilder e göre ideolojik tahlil metodu psikanalitik tedavide ve yeni baştan şartlandırılmalara hazırlık olarak son derece Cemil Meriç Umrandan Uygarlığa 304 )


- PSYCHASTHENİE[Fr. < PSYCHASTHÉNIE] ile/değil/yerine/=/||/<> PSİKASTENİ

( Kuruntu şüphecilik aşırı titizlik kararsızlık saplantı tekrarlayıcı hareket vb ile kendini gösteren bir tür akıl hastalığı )


- PSYCHİATRE[Fr. < PSYCHIATRE] ile/değil/yerine/=/||/<> PSİKİYATR

( Düşünme anlama kavrama karar verme önlem alma insanlarla ilişki kurma vb yeteneklerdeki eksikliklerle ya da bozukluklarla ilgili her türlü teşhisi koyan tedaviyi planlayan ilaç ve diğer tedavi yöntemlerinin yanı sıra uygun görülen psikoterapiyi uygulayan hekim akıl doktoru ruh hekimi ruh doktoru )


- PSYCHİATRİE[Fr. < PSYCHIATRIE] ile/değil/yerine/=/||/<> PSİKİYATRİ

( Düşünme anlama kavrama karar verme önlem alma insanlarla ilişki kurma vb yeteneklerdeki eksikliklerin ya da bozuklukların tanı ve tedavisiyle ilgilenen uzmanlık dalı ruh hekimliği )


- PSYCHİATRİSTE[Fr. < PSYCHIATRISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> PSİKİYATRİST

( psikiyatr )


- PSYCHİQUE[Fr. < PSYCHIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> PSİŞİK

( Başka birinin düşündüklerini ya da uzakta geçen bir olayı hiçbir bağlantı olmadan algılama geleceği görme gibi doğaüstü yeteneklere sahip )


- PSYCHOLİNGUİSTİQUE[Fr. < PSYCHOLINGUISTIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> PSİKOLENGÜİSTİK

( Dil biliminin insanların dili öğrenmesini kullanmasını ve anlamasını sağlayan etkenleri konu edinen alt dalı )


- PSYCHOLOGİE[Fr. < PSYCHOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> PSİKOLOJİ

( sosyal psikoloji Bir grubun ya da bir bireyin düşünme duygulanma biçimlerini ve davranışlarını konu alan bilim dalı ruh bilimi ruhiyat Bir grubun ya da bir bireyin davranış düşünme duygulanma biçimlerinin bütünü Bir grubun ya da bir bireyin düşüncelerine ve davranışlarına hâkim olan içinde bulunduğu ruh durumu Herhangi bir edebiyat ürününde kişilerin kişiliklerini belirleyen duyuş düşünüş davranış biçimi )


- PSYCHOLOGİQUE[Fr. < PSYCHOLOGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> PSİKOLOJİK

( psikolojik danışman psikolojik savaş Psikolojiyle ilgili ruh bilimsel ruhsal )


- PSYCHOLOGIQUE[Fr.] ile/||/<> PSİKOLOJİK[Fr.]

( 1 Ruh bilimsel Fakat herhangi bir psikolojik tahlil neticesinde birbirinden ayrı görünen bu iki dimağ hâletinin bir tek unsura ircası işten bile değildi Ruşen Eşref Ünaydın C XII 52 İnceden inceye tahlil edilmesi lazım gelen psikolojik bir olay gibi görünmektedir Yakup Kadri Karaosmanoğlu Gençlik ve Edebiyat Hatıraları 50 Bazılarını yüzlerini görmeden tanıyoruz bazılarıysa çağımızın psikolojik araştırmalarına yer aldıkları kitaplardaki içyüzleriyle mühürlerini basıyorlar Tomris Uyar Yüzleşmeler 16 Günlük bir gazetenin sözüm ona okuyucularla dertleşme ve onlara psikolojik daha doğrusu parapsikolojik danışmanlık sağlama ile yükümlü görünen Enis Batur Gönderen Enis Batur 50 2 Ruhsal Siz farkında olmadan tarihin büyük bir sırrını bir çeşit psikolojik mekanizmayı keşfettiniz Ahmet Hamdi Tanpınar Saatleri Ayarlama Enstitüsü 17 Sen de şimdi bu psikolojik muvazenesizliğe düşüyorsun Peyami Safa Sözde Kızlar 60 Bir psikolog olarak çocukluk tatlarını daima psikolojik etkenlerle açıkladı Buket Uzuner Uzun Beyaz Bulut Gelibolu 223 Psikolojik olarak ölür Aziz Nesin Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz 203 Kahramanları ile hem sınıfsal hem psikolojik bir özdeşleşme içinde olduğundan onların en ayrıntılı duygu ve düşünce labirentlerini derinliğine işlerdi Haldun Taner Ölür İse Ten Ölür Canlar Ölesi Değil 20 Psikolojik sorunlardan açtı önce Selim İleri Saz Caz Düğün Varyete 221 Stefan ın konuştuğu kadınların çoğu psikolojik tedavi altındaydı Ayşe Kulin Sevdalinka 187 Veda lar insanın psikolojik varlığı ile Tanrıların kozmik varlığını kucaklayan bir sentez Cemil Meriç Bir Dünyanın Eşiğinde 144 3 Ruhu okşayan hoşa giden iyi karşılanan )


- PSYCHOLOGİSME[Fr. < PSYCHOLOGISME] ile/değil/yerine/=/||/<> PSİKOLOJİZM

( Psikoloji bilimiyle uğraşma ruh bilimcilik )


- PSYCHOLOGUE[Fr. < PSYCHOLOGUE] ile/değil/yerine/=/||/<> PSİKOLOG

( Bir grubun ya da bireyin davranışlarını hareket etme biçimlerini dürtülerini inceleyen öğrendiği bilgi ve beceriler ile nedenleri açıklayıp çözüm üretmeye çalışan kimse ruh bilimci ruhiyatçı )


- PSYCHONEUROSIS, NEUROSIS/NERVOUSNESS[İng.] ile/değil/yerine/= NERVEUX[Fr.] ile/değil/yerine/= SINIRCE

( Kişiliğin ve uyumun tümünü etkilemeyen, ruhsal kaynaklı sinir hastalığı. (Genellikle bunalım, zorunlu davranışlar ve beden görevleri üzerinde yakınmalarla kendini belli eder.) )


- PSYCHOPATHE[Fr. < PSYCHOPATHE] ile/değil/yerine/=/||/<> PSİKOPAT

( Bir suç oluşturmamakla beraber toplum düzenine aykırı davranışlarla beliren kişilik bozukluğuna yakalanmış olan )


- PSYCHOPATHİE[Fr. < PSYCHOPATHIE] ile/değil/yerine/=/||/<> PSİKOPATİ

( Bir suç oluşturmamakla beraber toplum düzenine aykırı davranışlarla beliren kişilik bozukluğu )


- PSYCHOPATHOLOGİE[Fr. < PSYCHOPATHOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> PSİKOPATOLOJİ

( Psikolojik yaşamın normal ve hastalıklı süreçlerini karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim dalı )


- PSYCHOSE[Fr. < PSYCHOSE] ile/değil/yerine/=/||/<> PSİKOZ

( içki psikozu Bireyin gerçeklerden ya da dış dünyadan koparak gerçek dünya ile kendi bozulmuş olan düşünce dünyasını aynı anda ve uyanıkken yaşamasıyla beliren düşünce idrak konuşma ve davranış sorunları yaşanan bir tür akıl hastalığı Toplumsal bir sarsıntıya bağlı olarak doğan ruh durumu )


- PSYCHOSOCİAL[Fr. < PSYCHOSOCIAL] ile/değil/yerine/=/||/<> PSİKOSOSYAL

( psikososyal destek Zihin ve davranış üzerindeki soysal kültürel ve çevresel etkilerin kesişimi ve etkileşimi olan )


- PSYCHOTECHNİQUE[Fr. < PSYCHOTECHNIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> PSİKOTEKNİK

( Bireyin fiziksel olarak sağlıklı olup olmadığını çalışma şartlarına ne kadar uyum sağlayabildiğini dayanıklılığını o işte ne kadar zaman geçirebildiğini çalıştığı saat süresince ne kadar verimli olabildiğini kapsamlı olarak belirleyen araştırma yöntemi )


- PSYCHOTHERAPY[İng.] ile/||/<> PSİKOTERAPİ[Fr. < PSYCOTHÉRAPIE]

( Ruhsal tedavi )

( PSYCHOTHERAPY )

( PSYCOTHÉRAPIE )


- PSYCHROMETER[İng.] / PSYCHROMÈTRE[Fr.] / PSYCHROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= PSİKROMETRE


- PSYCOPATHOLOGİQUE[Fr. < PSYCOPATHOLOGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> PSİKOPATOLOJİK

( Psikopatoloji ile ilgili )


- PSYCOTHERAPİE[Fr. < PSYCOTHÉRAPIE] ile/değil/yerine/=/||/<> PSİKOTERAPİ

( Psikolojik sıkıntıları olan kişilere sıkıntılarının ne olduğunu anlamaları bilinçaltı çatışmalarını ortaya çıkararak kökenleri hakkında bilgi sahibi olmaları ve bunlara uygun çözüm yolları bulmaları için öneriler getiren basit telkinlere destekleyici öğretici ve yol gösterici konuşmalara dayanan bir tür tedavi )


- PTERIDIUM AQUILINUM, POLYPODIUM VULGARE[Lat.] ile/||/<> EĞRELTİ OTU

( Dünyanın her bölgesinde yetişen ülkemizde başta Karadeniz bölgesi ve Bolu dolayında bol miktarda görülen orman içlerinde rutubetli bölgelerde yetişen 5070 cm boyunda Karadeniz bölgesinde kurutulup yem maddesi olarak kullanılan çok yıllık zehirli bir bitki Çok sayıda zehirli madde içerir Bunlar arasında bir üraminaz çeşitli karsinojenler ve ptakuilosit adı verilen kanamaya neden olan bir madde vardır Pteridium aquilinum )

( FERN )

( FOUGÈRE )

( FARN )

( PTERIDIUM AQUILINUM, POLYPODIUM VULGARE )

( FELCE )

( ΦΤΈΡΗ / φτέρη )


- PTYALİNE[Fr. < PTYALINE] ile/değil/yerine/=/||/<> PİTYALİN

( Nişastanın sindirilmesine yarayan tükürükte bulunan bir enzim )


- PUBLISHING HOUSE/SHEATFISH/PUBLISHER/PUBLISHING[İng.] ile/değil/yerine/= DIFFUS/GLANE[Fr.] ile/değil/yerine/= SILURUS GLANIS[Lat.] ile/değil/yerine/= WELS[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYIN

( Basılıp ortalığa sürülen kitap, gazete ve dergi gibi okunan şeylerle radyo ya da televizyon ile her yana yayılıp dinlenen ya da her yerde seyredilen şeyler. @@ TV. 1. Radyoyla yapılan ses yayını; radyo yayını. 2. Bir televizyon yayınında, izlenceyle ilgili sesin yayını; ses yayını. 3. Elektromıknatıs dalgaların özelliklerinden yararlanılarak ses ve resim imlerinin gönderilmesi; ses ve resim yayını. 4. Bir televizyon vericisinin, görüntü ve ses imlerini almaçlarda izlenmek üzere göndermesi. 5. Bu görüntü ve ses imlerinin tümü; izlence; televizyon yayını. @@ Şerit arakonakçılarından, başı büyük, ağzı geniş, derisi pulsuz, eti yenir bir balık türü. @@ (Silurus glanis), Kemikli-balıklar (Teleostei) takımının yayınbalığıgiller (siluridae) familyasından bir balık türü. Uzunluğu 3 m. Vücudu uzun ve çıplaktır. Kemikli balıkların en büyüğüdür. Avrupa ve Anadoluda yaşar. @@ (zooloji) @@ @@bk. yayın@@bk. yayın ~ Tkm yāyın. -TatK cayın. -Nog yayın. -Kzk jayın. -Kklp jayın. -Krg cayın. -Çuv śuyǎn. )


- PUDDİNG[Fr. < PUDDING] ile/değil/yerine/=/||/<> PUDİNG

( Meyve bisküvi vb ile yapılan bir tür sütlü tatlı Çakıl ve taş kırıntılarının kendi kendine çimentolaşmasından oluşmuş kütle )


- PUDİNG/PUDDİNG[Fr. < PUDDING] ile/||/<> PELTE/PALUDE[Fars. < PĀLŪDE] ile/||/<> SUPANGLE/SOUPEANGLAİSE[Fr. < SOUPE-ANGLAISE] ile/||/<> ZERDE/ZERDE[Fars. < ZERDE] ile/||/<> TRİLEÇE/TRESLECHES[İsp. < TRESLECHES] ile/||/<> MUS/MOUSSE[İng. < MOUSSE]

( Meyve bisküvi vb ile yapılan bir tür sütlü tatlı Çakıl ve taş kırıntılarının kendi kendine çimentolaşmasından oluşmuş kütle )


- PUDRİYER[Fr. < POUDRIER] ile/değil/yerine/=/||/<> PUDRALIK


- PUFF-ŞİŞMEK | YELKOVANGİLLER ile/||/<> YELKOVANGİLLER

( Puffinidae Omurgalı hayvanlardan kuşlar Aves sınıfının fırtınakuşları Tubinares takımının bir familyası Kanatları çok sivri burun delikleri ayrık iki boru halindedir Denizlerde yaşarlar deniz hayvanlariyle beslenirler Karagagalı yelkovan Puffinus puffinus sarıgagalı yelkovan P kuhlii iyi bilinen türleridir zooloji )

( SHEARWATERS )

( PUFFINIDÉS )

( STURMTAUCHER )

( PUFFINIDAE )


- PUISSANCE APPARENTE D'UNE BOUGIE[Fr.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜR MUM GÜCÜ


- PUISSANCE APPARENTE[Fr.] / SCHEINBARE LEISTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜR GÜÇ


- PUISSANCE DISPERSIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞITICI GÜÇ


- PUL | KÜME ile/||/<> KÜME

( Aralarında karşılaşmalar yaparak bir üst duruma geçecek olan aynı basamaktaki dönüde yer alan en az 4 en çok 10 yarışmacıdan ya da takımdan kurulu dizi Takımların durum ve nitelikleri göz önünde bulundurularak Ayaktopu Birliğince belli sayıdaki takımdan oluşturulan topluluk yıldız kümesi Belli kayaç özellikleri olan iki ya da daha çok sayıda komşu oluşuklar topluluğundan ortaya çıkmış bir kayaç katman birimi Belli bir amaç için bir arada kullanılan halkbilim ürünleri küme masal hayvan öyküncesi Birden çok canlının ya da cansız nesnenin oluşturduğu topluluk 1 Deneyim ya da çözümleme için birtakım birey nesne ya da gözlemlerden oluşan topluluk 2 Bir okulda bir derslikte öğrencilerin belli bir eğitim ya da öğretim amacıyla bir süre için oluşturdukları takım ya da öbeklere verilen ad Çok değişkenli istatistik Bir evrenin birbirine komşu olan öğelerinin oluşturduğu öbek Belirli bir p önermesini gerçekleyen tüm x öğelerinden oluşan varlık Simgesi x p x 1 öbek 2 Başka bir öbeğin öğesi olan bir öbek Krş yinelgen küme saptanır küme sayılabilir küme yinelgeli sayılabilir küme bağıntı izerge kümeler kuramı sayı sıralanmış nli dizge birleşim kesişim tümleyen alt küme üst küme özalt küme boş küme evrensel küme tüketici bölümleme denklik öbeği dizge birim kümesi güç kümesi sonsuz küme sonlu küme Koşularda kendiliğinden oluşan yarışçı gruplarının her birine verilen ad güme gümele küleme Avcıların avlanırken kullandıkları harmanda çalışanların barındıkları küçük kulübe ya da sığınak Emirdağ Afyonkarahisar Yakaköy Gelendost Tokmacık Yalvaç Isparta Başkışla Karaman Karacaviran Seydişehir Konya güme Dereköy Eşme Uşak Akbaş Güdül Ankara gümele Merzifon Amasya küleme Bornova İzmir Aynı yapıdaki öğelerden oluşan topluluk 1 Sezgisel anlamda belirli nesnelerden oluşan bir topluluk 2 Zermelo FraenkelSkolem türünden aksiyomatik sistemlerde temel tanımsız kavram 3 NeumannBernaysGödel türünden aksiyomatik sistemlerde bir sınıfa ait sınıf takım küme küme Ağızlarda küme biçimi de kullanılır küme kulübe Türkmencede çöpküme çöp küme adı da geçer Kökenini bilmiyoruz Avcı kulübesi bekçi kulübesi olarak kullanılan gümele biçimiyle güme arasındaki benzerlik çarpıcı ve düşündürücüdür gümele Farsçada da goma a hovel made of reeds or straw ve kūma a straw hut or shed for sheltering those who watch the fields olarak kullanılır Bulgar ağızlarında avcı kulübesi olarak geçen gjume Türkçeden kalma bir alıntıdır BER 1 308 Eren TD 1995 44 Bläsing AT 43 ÊSTJa 1997 47 )

( POOL | LEAGUE | GROUP | CONGLOMERATE | CLUSTER | SET )

( POULE | GROUPE | CONGLOMÉRAT | ENSEMBLE | PELOTON )

( LIGA | GRUPPE | KONGLOMERAT | KLUMPEN | MENGE | MENGE, SATZ )


- PUL ile PAYET[Fr.]

( ... İLE Giysi vb. işlemek için kullanılan küçük, pırıltılı pul. )


- PULCULUK/FİLATELİ[Fr. < PHILATÉLIE] ile/||/<> PULCU/FİLATELİST[Fr. < PHILATÉLISTE]


- PULFRICH REFRACTOMETER[İng.] / RÉFRACTOMÈTRE DE PULFRICH[Fr.] / PULFRICHSCHES REFRAKTOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= PULFRİCH KIRILMAÖLÇERİ


- PULLANMA ile/||/<> DESQUAMATION[Fr.] ile/||/<> SOYULMA

( soyulma Yüzeyin pul pul olması olayı Kayaç yüzeyinde oluşmuş yapraklanmaların pul pul dökülmesi olayı )

( FLAKING )


- PULLING FIGURE[İng.] / FIGURE DE TRACTION[Fr.] / ZUGWERT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKME DEĞERİ


- PULLUK | SABAN ile/||/<> SABAN ile/||/<> PULLUK

( pulluk kara saban Üç kısımdan oluşmuş boyunduruk ok kuyruk tarla sürme arac Aşağıdinek Şarkikaraağaç Yeşilköy Gelendost Akçaşar Yalvaç Isparta Amasya Yenikent Aksaray Beyağıl Ulukışla Niğde kara saban Terme Samsun Taşpınar Aksaray Niğde tarım saban saban purlug Modern tarla sürme aracı Yenikent Taşpınar Aksaray Kızılca Bor Niğde purlug Güzel Güdül Ankara tarım Orta Türkçeden beri saban olarak kullanıldığını biliyoruz Brockelmann OGM 18 ŋ sapan Eski Kıpçakçada da saban saban olarak geçer Bundan başka saban ve saban yeri tarla olarak da kullanılır Türkçede türlü ekinlerin taneleri alındıktan sonra kalan saplarına verilen saman adının saban sap tarladan harman yerine getirilen ve henüz dövülmeyen ekin biçiminden geldiği anlaşılıyor Türk diyalektlerinde saman sözü yanında kullanılan saban biçiminin saman anlamına geldiğini biliyoruz Ancak saban biçimi Tatarcada yaz ekini olarak da geçer Bundan başka Tatarca ve Kazakçada saban tarla olarak da kullanılır Bu sözü tarla olarak kullanan diyalektlerde sabana saban ağaç tarla ağacı adı verilir Örn Balkarlar sabana saban ağaç adını verirler Buna göre saban sürmek tarla saban sürmek anlamına gelir Karaçaylar da sabana tarla anlamı verirler Saban sürmek de pflügen ackern olarak geçer Bu bakımdan buday saban buğday tarlası anlamına gelir Türkçe saban ağaç tarla ağacı adı sonradan elliptique bir biçim almıştır Türkçe saban bu ellipse sonunda tarla sürmeye yarayan araç anlamını kazanmıştır saman Çuvaşlar sabana aka akapuś adını verirler Bu adın Türkçe ek Çuvaşça ak kökünden geldiği açıktır Bu kökün bir türevi olarak aka adı sürülmüş tarla olarak da kullanılır Türkçe saban saban ağaç adı gibi Çuvaşça aka adı da ek kökünün bir türevi olarak başlangıçta ekin ekilen yer tarla olarak kullanılmış daha sonra da akapuś aka tarla puś baş adında saban anlamını almıştır Son olarak akapuś adı elliptique bir biçim aka saban almıştır Bu ad Macarcada Eski Çuvaşça bir alıntı olarak saklanmıştır eke Leksikada sabanın sap kökünden geldiği yolunda bir açıklama yapılmıştır Ancak bu sap tarladan harman yerine getirilen sap değildir Bu sap tutak kabza kol tutamak olarak kullanılan saptır Kazaklar sabana soka adını verirler Kırgızlar ise soko biçimini kullanırlar Tatar diyalektinde soka yerine suka biçimi geçer Başkurtlar ise huka biçimini kullanırlar Yalnız çağdaş diyalektlerde geçen bu ad Rusçadır soxa Türk diyalektlerinde sabana koş adı da verilir Örn Kırgızlar koş adını saban kara saban olarak kullanırlar Türkmenler kara sabana künde adını verirler Karakalpaklar ise günde biçimini kullanırlar Ancak birkaç diyalektte geçen bu ad Farsçadır Azeri Türkleri kara sabana xış Farsça adını verirler Azeriler saban olarak kotan adını da kullanırlar Doğu Anadolu ağızlarında da kotan büyük pulluk olarak geçer kotan Türkmenler kara saban olarak azal adını da kullanırlar Bu adın kökeni karışıktır Anadoluda iki çift öküzle çekilen sabana papura adı verilir papura Orta Türkçeden beri saban olarak kullanıldığını biliyoruz Brockelmann OGM 18 ŋ sapan Eski Kıpçakçada da saban saban olarak geçer Bundan başka saban ve saban yeri tarla olarak da kullanılır Türkçede türlü ekinlerin taneleri alındıktan sonra kalan saplarına verilen saman adının saban sap tarladan harman yerine getirilen ve henüz dövülmeyen ekin biçiminden geldiği anlaşılıyor Türk diyalektlerinde saman sözü yanında kullanılan saban biçiminin saman anlamına geldiğini biliyoruz Ancak saban biçimi Tatarcada yaz ekini olarak da geçer Bundan başka Tatarca ve Kazakçada saban tarla olarak da kullanılır Bu sözü tarla olarak kullanan diyalektlerde sabana saban ağaç tarla ağacı adı verilir Örn Balkarlar sabana saban ağaç adını verirler Buna göre saban sürmek tarla saban sürmek anlamına gelir Karaçaylar da sabana tarla anlamı verirler Saban sürmek de pflügen ackern olarak geçer Bu bakımdan buday saban buğday tarlası anlamına gelir Türkçe saban ağaç tarla ağacı adı sonradan elliptique bir biçim almıştır Türkçe saban bu ellipse sonunda tarla sürmeye yarayan araç anlamını kazanmıştır saman Çuvaşlar sabana aka akapuś adını verirler Bu adın Türkçe ek Çuvaşça ak kökünden geldiği açıktır Bu kökün bir türevi olarak aka adı sürülmüş tarla olarak da kullanılır Türkçe saban saban ağaç adı gibi Çuvaşça aka adı da ek kökünün bir türevi olarak başlangıçta ekin ekilen yer tarla olarak kullanılmış daha sonra da akapuś aka tarla puś baş adında saban anlamını almıştır Son olarak akapuś adı elliptique bir biçim aka saban almıştır Bu ad Macarcada Eski Çuvaşça bir alıntı olarak saklanmıştır eke Leksikada sabanın sap kökünden geldiği yolunda bir açıklama yapılmıştır Ancak bu sap tarladan harman yerine getirilen sap değildir Bu sap tutak kabza kol tutamak olarak kullanılan saptır Kazaklar sabana soka adını verirler Kırgızlar ise soko biçimini kullanırlar Tatar diyalektinde soka yerine suka biçimi geçer Başkurtlar ise huka biçimini kullanırlar Yalnız çağdaş diyalektlerde geçen bu ad Rusçadır soxa Türk diyalektlerinde sabana koş adı da verilir Örn Kırgızlar koş adını saban kara saban olarak kullanırlar Türkmenler kara sabana künde adını verirler Karakalpaklar ise günde biçimini kullanırlar Ancak birkaç diyalektte geçen bu ad Farsçadır Azeri Türkleri kara sabana xış Farsça adını verirler Azeriler saban olarak kotan adını da kullanırlar Doğu Anadolu ağızlarında da kotan büyük pulluk olarak geçer kotan Türkmenler kara saban olarak azal adını da kullanırlar Bu adın kökeni karışıktır Anadoluda iki çift öküzle çekilen sabana papura adı verilir papura plug dillerine Germancadan geçmiştir Pflug Kluge EtWb 545 )

( ARAIRE )

( PLUG )


- PULLUK[BULG.] ile/||/<> SABAN

( bk. saban @@ [purlug]: Modern tarla sürme aracı. (Yenikent, Taşpınar *Aksaray, Kızılca *Bor -Niğde) [purlug] : (Güzel *Güdül -Ankara) @@ (tarım) @@ @@ < Slav plug. Slav dillerine Germancadan geçmiştir. (Alm Pflug). bk. Kluge: EtWb 545. )

( PLOUGH~PLOUGH )

( CHARRUE | RABOT | ARAIRE~ARAIRE )

( ARATRUM~ARATRUM )

( HOBEL~PFLUG )

( ARATRO~ARATRO )

( ΆΡΟΤΡΟ / άροτρο~ΆΡΟΤΡΟ / άροτρο )

( PLUG )


- PULLUK ile/||/<> PULLUK[BULG.]

( saban purlug Modern tarla sürme aracı Yenikent Taşpınar Aksaray Kızılca Bor Niğde purlug Güzel Güdül Ankara tarım plug dillerine Germancadan geçmiştir Pflug Kluge EtWb 545 )

( PLOUGH )

( CHARRUE | RABOT | ARAIRE )

( HOBEL )

( ARATRUM )

( ARATRO )

( ΆΡΟΤΡΟ / άροτρο )

( PLUG )


- PULMAN[Fr. < [GEORGE PULLMAN][ÖZEL AD] ile/değil/yerine/=/||/<> PULMAN

( Taşıtlarda kullanılan gerektiğinde arkalığı geriye doğru yatan koltuk yatar koltuk Bu tür koltuklarla döşenmiş tren vagonu )


- PULS ile/||/<> PULSE[İng.] ile/||/<> POULS[Fr.] ile/||/<> IMPULS[Alm.] ile/||/<> ATIM

( Alışılmış değeri değişmeyen akım gerilim gibi bir niceliğin kısa süreli patlarcasına artıp sönüşü )

( PULSE )

( POULS )

( IMPULS )


- PULSAR[İng.] / PULSAR, ÉTOILE PULSANTE[Fr.] / PULSAR[Alm.] ile/değil/yerine/= ATARCALI YILDIZ, PULSAR


- PULSATING CURRENT[İng.] / COURANT PUISÉ[Fr.] / PULSIERENDER STROM[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBELİ AKIM


- PULSE AMPLIFIER[İng.] / AMPLIFICATEUR DE L'IMPULSION, AMPLIFICATEUR D'IMPULSIONS[Fr.] / IMPULSVERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE YÜKSELTECİ


- PULSE AMPLITUDE MODULATION[İng.] / MODULATION D'IMPULSIONS EN AMPLITUDE[Fr.] / PULSAMPLITUDENMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE GENLİK KİPLEMESİ/MODÜLASYONU


- PULSE AMPLITUDE[İng.] / AMPLITUDE DU POULS[Fr.] / IMPULSAMPLITUDE[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE GENLİĞİ


- PULSE CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT À IMPULSIONS[Fr.] / PULSSTROMKREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE DEVRESİ


- PULSE CODE MODULATION[İng.] / MODULATION PAR IMPULSIONS CODÉES[Fr.] ile/değil/yerine/= DARBE KOD KİPLEMESİ


- PULSE CODE[İng.] / CODE D'IMPULSION[Fr.] / PULSCODE[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE KODU


- PULSE DECAY TIME[İng.] / TEMPS DE DESCENTE D'IMPULSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DARBE DÜŞME SÜRESİ


- PULSE HEIGHT[İng.] / HAUTEUR D'IMPULSION[Fr.] / PULSHÖHE[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE YÜKSEKLİĞİ


- PULSE MODULATION[İng.] / MODULATION D'IMPULSION[Fr.] / PULSMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE KİPLEMESİ/MODÜLASYONU


- PULSE RISE TIME[İng.] / TEMPS DE MONTÉE D'IMPULSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DARBE YÜKSELME SÜRESİ


- PULSE TRAIN[İng.] / TRAIN D'IMPULSIONS[Fr.] / PULSZUG[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE DİZİSİ


- PULSE TRANSFORMER[İng.] / TRANSFORMATEUR D'IMPULSIONS[Fr.] / IMPULSTRANSFORMATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE DÖNÜŞTÜRÜCÜ/TRAFOSU


- PULSE WIDTH[İng.] / ÉTENDUE D'IMPULSION, LARGEUR D'IMPULSION[Fr.] / PULSBREITE[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE GENİŞLİĞİ


- PULSE-TIME MODULATION[İng.] / MODULATION D'IMPULSIONS DANS LE TEMPS[Fr.] / PULSZEITMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE ZAMAN KİPLEMESİ/MODÜLASYONU


- PULSED LASER[İng.] / LASER À IMPULSIONS[Fr.] / PULSIERTER LASER[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBELİ LAZER


- PULSED LIGHT[İng.] / LUMIÈRE PUISÉE[Fr.] / PULSIERTES LICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBELİ IŞIK


- PULUÇ/INNÎN, ANÂNET[Ar.]/IMPOTENCE[İng.]/IMPUISSANCE[Fr.]/EMPTOTANS[Fr. IMPUISSANT] ile/>< PRİAPİZM

( Eşeysel güçsüzlük, iktidarsızlık. Ereksiyon olamama. (Kalkmaması) | Kısır, güçsüz. İLE/>< Sürekli erekte durumunda olma. [Tarihte ilk olarak M.Ö. 1550'lerde Antik Mısır'da yazılmış olan Ebers tıp papirüsünde "Priapizm" hastalığından söz edilmiştir. Bu hastalığın tarihteki ilk tarifi ise M.Ö. 300'lü yıllarda Apamealı Demetrius tarafından yapılmıştır.] [Çok tanrılı Yunan mitolojisinde, Bereket Tanrısı dışında, Dionysus, Pan ve Hermes gibi tanrılar da büyük üreme örgenleri ile bilinir.] )


- PULVERİSATİON[Fr. < PULVÉRISATION] ile/değil/yerine/=/||/<> PÜLVERİZASYON

( Sert bir cismi ezerek toz hâline getirme püskürtüm )


- PÜLVERİZASYON ile/||/<> SPUTTERING[İng.] ile/||/<> PULVÉRISATION[Fr.] ile/||/<> KATHODENZERSTÄUBUNG[Alm.] ile/||/<> PÜSKÜRTÜM

( Bir boşluk borusunun altüşeğinin ince parçacıklar püskürerek aşınması )

( SPUTTERING )

( PULVÉRISATION )

( KATHODENZERSTÄUBUNG )


- PÜLVERİZATÖR[Fr. < PULVÉRISATEUR] ile/||/<> PÜSKÜRGEÇ

( püskürgeç )

( PULVÉRISATEUR )


- PÜLVERİZATÖR[Fr. < PULVÉRISATEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> PÜSKÜRTEÇ


- PÜLVERİZATÖR[Fr.] ile/değil/yerine/= PÜSKÜRTEÇ/PÜSKÜRTÜCÜ SPREY


- PÜLVERİZATÖR ile/||/<> PULVERISER[İng.] ile/||/<> PULVÉRISATEUR[Fr.] ile/||/<> PÜSKÜRTÜCÜ | TOZAYICI

( 1 genel uygulayım Sıvı toz gaz durumundaki özdekleri püskürtme işinde kullanılan araç 2 tozayıcı )

( PULVERISER )

( PULVÉRISATEUR )


- PUMA[Fr. < PUMA] ile/değil/yerine/=/||/<> PUMA

( Kedigillerden parstan biraz büyük sırtı kahverengi karnı beyaz Amerika da yaşayan bir tür yırtıcı memeli Yeni Dünya aslanı dağ aslanı Feis concolor )


- PUMA ile/||/<> PUMA[Fr. < PUMA]

( Feis concolor Etçiller Carnivora takımının kedigiller Felidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 120 kuyruğu 70 cm Sırtı külkahverengi karnı beyazımsıdır Amerikada yaşar zooloji dağ arslanı )

( MOUNTAIN LION )

( PUMA )

( PUMA )

( FELIS CONCOLOR )


- PUMPING RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT DE POMPAGE[Fr.] / PUMPENDE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= POMPALAMA IŞINIMI


- PUMPING[İng.] / POMPAGE[Fr.] / PUMPEN[Alm.] ile/değil/yerine/= POMPALAMA


- PUMPKIN SEED[İng.] ile/||/<> GRAİNES DE COURGE[Fr.] ile/||/<> SEMEN CUCURBITAE[Lat.] ile/||/<> KÜRBISKERNE[Alm.] ile/||/<> KABAK ÇEKİRDEĞİ

( Çok eski çağlardan beri kabuklarıyle birlikte öğütülüp özellikle çocuklarda şerit düşürücü olarak kullanılan bitki tohumu )

( PUMPKIN SEED )

( GRAINES DE COURGE )

( KÜRBISKERNE )

( SEMEN CUCURBITAE )


- PUNÇ/PUNCH[Fr. < PUNCH] ile/||/<> RAKI/ARAKİ[Ar. < ʿARAḲĪ] ile/||/<> ROM/RUM[İng. < RUM] ile/||/<> VİSKİ/WHİSKY[İng. < WHISKY] ile/||/<> VOTKA/VOTKA[Rus. < ] ile/||/<> ABSENT/ABSİNTHE[Fr. < ABSINTHE] ile/||/<> SAKE/SAKE[Fr. < SAKÉ] ile/||/<> TEKİLA/TEQUİLA[İng. < TEQUILA]

( Çay şeker tarçın limon karışımına rom ya da kanyak gibi damıtılmış alkollü bir içki katılarak yapılan ve buharlaşan alkolü yakıldıktan sonra içilen bir içki türü )


- PUNCH[Fr. < PUNCH] ile/değil/yerine/=/||/<> PUNÇ

( Çay şeker tarçın limon karışımına rom ya da kanyak gibi damıtılmış alkollü bir içki katılarak yapılan ve buharlaşan alkolü yakıldıktan sonra içilen bir içki türü )


- PÜNEZ[Fr. < PUNAISE] ile/değil/yerine/=/||/<> RAPTİYE


- PÜNEZ[Fr.] ile/değil/yerine/= RAPTİYE[Ar.]

( Düz, geniş başlı, kısa bir çivi görünüşünde, kâğıt ya da karton gibi şeyleri bir yere tutturmak için kullanılan araç. )


- PUPA ile/||/<> PUPA

( Bir takımyıldızın adı astronomi )

( PUPPIS, PUP {PUP-PIS) )

( POUPE )

( HINTERTEIL DES SCHIFFES )

( PUPPIS )


- PUPPETEER, PUPPET-MASTER[İng.] ile/||/<> MARIONETTISTE[Fr.] ile/||/<> PUPPENMEISTER[Alm.] ile/||/<> KUKLACI

( Kukla üzerine uzman olan kişi )

( PUPPETEER, PUPPET-MASTER )

( MARIONETTISTE )

( PUPPENMEISTER )


- PURE GERMANIUM DETECTOR[İng.] / DÉTECTEUR AU GERMANIUM PUR[Fr.] / REINSTGERMANIUMDETEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SAF GERMANYUM DEDEKTÖRÜ


- PURE VISCOSITY[İng.] / VISCOSITÉ PURE[Fr.] ile/değil/yerine/= SAF AĞDALILIK


- PÜRE/PUREE[Fr. < PURÉE] ile/||/<> TAHİN/TAHİN[Ar. < ṬAḤĪN]

( patates püresi Sebzeyi eti ezerek ya da süzgeçten geçirerek elde edilen ezme )


- PUREE[Fr. < PURÉE] ile/değil/yerine/=/||/<> PÜRE

( patates püresi Sebzeyi eti ezerek ya da süzgeçten geçirerek elde edilen ezme )


- PUREX PROCESS[İng.] / PROCÉDÉ PUREX[Fr.] ile/değil/yerine/= PUREX YÖNTEMİ


- PURIN[Fr.] ile/||/<> ŞERBET[Ar. < ŞERBET]

( tarım )

( PURIN )


- PURISME[Fr.] ile/||/<> ARILAŞTIRMA

( arılaştırma Dilde aşırı özleştirme akımı Buna arıtma da denir Bu akım bizde 1908den sonra başlamış çok sürmeden dağılmıştır Türkçenin olanaklarından yararlanarak yabancı sözcüklerin yerine Türkçelerini bulma ve yerleştirme dilimizi giderek daha daha öz bir duruma eriştirme işi arıtıcılık )


- PURISME[Fr.] ile/||/<> PURISMUS[Alm.] ile/||/<> ARITMACILIK

( Işık ve gölgenin göze hoş gelen aldatıcı etkilerini bir yana bırakarak nesneleri belirli yapısal kuruluşları içinde göstermeyi amaç edinen sanat akımı )

( PURISME )

( PURISMUS )


- PÜRİST[Fr. < PURISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> ARITMACI


- PURİTAİN[Fr. < PURITAIN] ile/değil/yerine/=/||/<> PÜRİTEN

( Kutsal kitapları yeniden ve değişik bir anlayışla okumaya özen gösteren )


- PÜRİZM[Fr. < PURISME] ile/değil/yerine/=/||/<> ARITMACILIK


- PURPLE[İng.] ile/||/<> POURPRE[Fr.] ile/||/<> PURPUR[Alm.] ile/||/<> ERGUVAN RENGİ

( Resim Erguvan çiçeğinin mora çalan vişneçürüğü rengi )

( PURPLE )

( POURPRE )

( PURPUR )


- PUS[Fr. < POUCE] ile/değil/yerine/=/||/<> İNÇ


- PUS ile PUS[Fr.]

( Görüş uzaklığını çok azaltmayan bir tür hafif sis. | Bazı meyvelerin üzerinde oluşan, zamk ya da sakıza benzeyen madde. | Yaprakların üzerinde görülen, örümcek ağını andıran böcek ya da kurt yuvası. | Ağaçların kütük ve dallarındaki yosun. | Bazen, meme başında oluşan kabuk. İLE Parmak ölçüsü, İngiliz uzunluk ölçüsü olan ayak'ın 1/12'si, inç.[25,4 milimetre] )


- PUS ile/||/<> SİS

( Görüş uzaklığını çok azaltmayan bir tür sis sis bulut İnç Sinema Genellikle çevirimde ya da işlemelikte bir yanlışlıktan en çok boş filmin alıcıya takılıp çıkarılması sırasında makaraya ışık sızması sonucu filmin ışık almasından ileri gelen ve görüntü üzerinde kendini az ya da çok donuklukla gösteren kusur Yeryüzüne oturan ve görüş uzaklığını az ya da çok daraltan bir tür bulut bulut pus 1 Nemli havanın yeterince soğumasıyla içindeki su uçuğunun yeryüzüne yakın yerlerde yoğuşumu 2 Bir uçun içindeki sıvı damlacıklarından oluşan asıltı coğrafya Kökünü bilmiyoruz szesz ruh ile birleştirmek olası görülmüyor Kökünü bilmiyoruz szesz ruh ile birleştirmek olası görülmüyor )

( MIST | INCH )

( BRUME | POUCE )

( DUNST )


- PUSET[Fr. < POUSSETTE] ile/değil/yerine/= (KÜÇÜK) ÇOCUK ARABASI


- PUSH, REPULSION[İng.] / RÉPULSION[Fr.] / ABSTOSSUNG, ANTRIEB[Alm.] ile/değil/yerine/= İTME


- PUSS MOTH[İng.] ile/||/<> QUEUEFOURCHUE[Fr.] ile/||/<> DICRANURA VINULA[Lat.] ile/||/<> GABELSCHWANZ[Alm.] ile/||/<> ÇATALKUYRUK

( Ergin dişileri 8 cm büyüyebilen ve tırtıl çağını kavak söğüt kestane yaprağı yiyerek geçiren iri obur kelebek )

( PUSS MOTH )

( QUEUEFOURCHUE )

( GABELSCHWANZ )

( DICRANURA VINULA )


- PUSS MOTH/TIE TIE[İng.] ile/değil/yerine/= QUEUEFOURCHUE[Fr.] ile/değil/yerine/= DICRANURA VINULA[Lat.] ile/değil/yerine/= GABELSCHWANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇATAL

( On dokuzuncu yüzyıl ingiliz tiyatrosunda panoları ucundan tutan direk. @@ (I) 1. Tezek adı verilen toprakları yatırmak için saban demirinin arkasına takılan çatal ağaç. (*Mudurnu -Bolu) 2. Çocukların taşla kuş vurmakta kullandıkları sapanın ağaç kısmı. (Çaltı *Gelendost -Isparta) 3. Omuzda taşınacak ekin saplarını deste yapmakta kullanılan ucu çatallı ağaç. (Güllüce *Gümüşhacıköy -Amasya) 4. Deste durumundaki ekini yığına taşımak için kullanılan araç. (-Amasya) 5. Dizginlerin birleşme yerleri. (*Bor -Niğde) 6. İki teker arasındaki kundağın üzerindeki tahta. (*Bor -Niğde) @@ (II) Kadın donu. (Kandilli *Bozüyük, *Söğüt -Bilecik) @@ (III) Çengelliiğne. (İnönü -Eskişehir) @@ (IV) Kulpsuz büyük küp. (Yenikent *Aksaray -Niğde) @@ (yolçatağı) (coğrafya) @@ On dokuzuncu yüzyıl ingiliz tiyatrosunda panoları tutan direğe verilen ad. )


- PUSULA ile/||/<> PUSULA[İt. < BUSSOLA]

( Bir çemberin özeğindeki bir iğne üzerine oturtularak yatay düzlem içinde erkince dönebilen ve çemberin çevresindeki dereceler üzerinde yön gösteren bir mıknatıs iğnesi fizik İtal bussola mariners compass Akdeniz dillerinde de yaygın olarak kullanılır brújula bussola boussole būṣla R μπούσουλας )

( BŪṢLA )

( COMPASS )

( BOUSSOLE )

( BUSSOLE )

( BUSSOLA )

( BUSSOLA )


- PUT/BUT[Fars. < BUT] ile/||/<> PUTPEREST/BUTPEREST[Fars. < BUTPEREST] ile/||/<> TOTEM/TOTEM[Fr. < TOTEM]

( Bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı ya da cansız nesne tapıncak sanem fetiş haç )


- PUTPERESTLİK | TAPINCAKÇILIK ile/||/<> FETİŞİZM ile/||/<> TOTEMCİLİK | TAPINCAK

( Nesnelerle bireylerin kendilerine değgin olmayan ruhlarca ele geçirilmelerine ilişkin halk öğretisi ya da tapıncakla ilgili olarak yapılan dilekte bulunma, kurban kesme ve kutyasaklara kesinkes uyma gibi uygulamalardan oluşan bir saygınlık düzeni, bk. tapıncak. krş. din, büyü, cancılık. @@ İçerisinde büyüsel bir güç olduğuna ya da belli bir cinin eğleştiğine inanılan taş, boynuz, pençe, post, deri, bez parçası vb. nesnelerden yarar umma; onlara korkuyla karışık dinsel ve büyüsel saygı duyma. @@ 1. Herhangi bir nesne ya da varlığa karşı duyulan aşırı ve tapınmaya benzer bağlılık. 2. Karşı cinsle ilişkisi olan giysi ve benzeri şeylerle cinsel coşku ve doygunluk sağlama durumu. @@ 1. Kendilerinde doğaüstü güçlerin bulunduğuna inanılan nesnelere tapma. 2. (Cinsel alanda) Sevilen insanın kendisi yerine onun giysilerini v.b. taparcasına sevme.@@Geçici olarak ruhsal varlıklara barınaklık yaptıklarında doğaüstü bir güce erişilerek bulundukları yerlerle taşıyanlara kendi güçlerini katan, ruhların ayrılmasıyla güçlerini yitiren doğal ya da yapay nesnelerden her biri. bk. cancılık, tapıncakçılık. krş. büyü, din, muska. )

( FETISCHISM, FETICHISM | FETICHISM | FETISHISM | FETISH, FETICH | TOTEMISM~FETISHISM~TOTEMISM )

( FÉTICHISME | FÉTICHE | TOTÉMISME~FÉTICHISME~TOTÉMISME )

( FETISHISMUS | FETISCHISMUS | FETISCH | TOTEMISMUS~FETISCHISMUS~TOTEMISMUS )

( FETICISMO~FETICISMO~TOTEMISMO )

( ΦΕΤΙΧΙΣΜΌΣ / φετιχισμός~ΦΕΤΙΧΙΣΜΌΣ / φετιχισμός~ΤΟΤΕΜΙΣΜΌΣ / τοτεμισμός )


- PUTPERESTLİK ile/||/<> TAPINCAKÇILIK ile/||/<> FETISH, FETICH[İng.] ile/||/<> FÉTICHE[Fr.] ile/||/<> FETISCH[Alm.] ile/||/<> TAPINCAK

( Nesnelerle bireylerin kendilerine değgin olmayan ruhlarca ele geçirilmelerine ilişkin halk öğretisi ya da tapıncakla ilgili olarak yapılan dilekte bulunma kurban kesme ve kutyasaklara kesinkes uyma gibi uygulamalardan oluşan bir saygınlık düzeni tapıncak din büyü cancılık İçerisinde büyüsel bir güç olduğuna ya da belli bir cinin eğleştiğine inanılan taş boynuz pençe post deri bez parçası vb nesnelerden yarar umma onlara korkuyla karışık dinsel ve büyüsel saygı duyma 1 Herhangi bir nesne ya da varlığa karşı duyulan aşırı ve tapınmaya benzer bağlılık 2 Karşı cinsle ilişkisi olan giysi ve benzeri şeylerle cinsel coşku ve doygunluk sağlama durumu 1 Kendilerinde doğaüstü güçlerin bulunduğuna inanılan nesnelere tapma 2 Cinsel alanda Sevilen insanın kendisi yerine onun giysilerini v b taparcasına sevme Geçici olarak ruhsal varlıklara barınaklık yaptıklarında doğaüstü bir güce erişilerek bulundukları yerlerle taşıyanlara kendi güçlerini katan ruhların ayrılmasıyla güçlerini yitiren doğal ya da yapay nesnelerden her biri cancılık tapıncakçılık büyü din muska )

( FETISCHISM, FETICHISM | FETICHISM | FETISHISM | FETISH, FETICH | TOTEMISM )

( FÉTICHISME | FÉTICHE | TOTÉMISME )

( FETISHISMUS | FETISCHISMUS | FETISCH | TOTEMISMUS )

( FETICISMO )

( ΦΕΤΙΧΙΣΜΌΣ / φετιχισμός )


- PUTREL | VETER | KİRİŞ | TENDON ile/||/<> TENDON ile/||/<> KİRİŞ

( kiriş kiriş Kasları kemiklere bağlayan yoğun düzenli bağ dokusu Tendo Bir eğri ya da yüzey üzerindeki iki noktayı birleştiren doğru parçası Mimarlık Döşeme ve tavan tahtalarının üzerine çakıldığı iki karşılıklı duvar arasına kılıcına konulmuş kereste ya da demir çubuk a taban kirişi kiriş yuvası yapıcılık Döşeme tahtalarını mıhlamak üzere kılıçlama yerleştirilen dört köşe kalın keresteden yanayı demir ya da betondemir karışımı yatay destek karşılık tendon tendere germek Bir kasın hareket edebilen yapılarla bağlanmasını sağlayan ak parlak telli bir iplik I Bıçak sapı delmekte kullanılan araç Senirkent Isparta II 1 Kayıklarda seren direğine bağlanan ip Yenice Gelendost Isparta 2 Bağırsaktan yapılan ip Güdül Ankara 3 Hallaçların yün atmakta kullandıkları aracın iki ucuna gerilmiş hayvan bağırsağından ip Yalvaç Isparta Alefsi Köseli Eynesil Giresun Bor Niğde Doğanbey Konya III Çatı dam ve katlarda kullanılan kalın ağaç Yukarıtırtar Yalvaç Isparta Erenköy Seydali İnönü Eskişehir Derekuşculu Görele Giresun Baykara Selim Kars Yeşilyurt Haymana Ankara Yenikent Aksaray Niğde biyoloji matematik Bir kasın hareket edebilen yapılarla bağlanmasını sağlayan beyaz parlak ve telli bir bağ Tendon Herhangi bir eğri ya da yüzeyin iki noktasını birleştiren doğru parçası Az kiriş kiriş kiriş käräş Alt kiriş kiriş kiris kırıs xirlü xirlu Eski Uygurcada da kiriş biçimindedir kiriş bowstring Clauson 747a Räsänen V 272a kirişi ker spannen ve işaretiyle kir eintreten kökleriyle karşılaştırmıştır Kirişin ker germek köküyle karşılaştırılması akla yakındır ama bu yaklaştırma fonetik açıdan kolay değildir Salt başındaki ünsüz bu açıklamayı engellemekle kalmıyor ker kökünün e sesinin kirişte iye çevrilmesi de bir sorun olarak karşımıza çıkıyor Leksika 578 yazarlarına göre kiriş biçimi kir girmek kökünden iş ekiyle oluşturulmuştur Bu açıklama yapı yönünden tartışılamaz Ancak ses bakımından gözden geçirilmeye açıktır Yazarların diyalektlerdeki biçimleri sıralarken Türkiye Türkçesinde kullanılan kirişi saymadıklarını gördük Bu biçim yazarların kirişin kir girmek kökünden geldiği yolundaki düşüncelerine ters düşüyor Eski Türkçe kir kökü dilimizde gir olarak geçer Buna göre bu kökten gelen kiriş türevinin de dilimizde girişe çevrilmesi beklenir Dilimizde k g kuralından kaçan birtakım örneklerin varlığı göz ardı edilemez Örn kir kirpi kirpik kişi biçimlerinde eski k olduğu gibi kalmıştır Buna karşılık kel kemi kir köbek küç kün küneş gibi örneklerde kler dilimizde gye dönüşmüştür Kirişin kökü olarak ortaya atılan kir de dilimizde gir biçiminde yaşıyor Moğolca ve Tunguzca gibi Altay dillerinde kirişe benzer bir karşılığın geçmediği anlaşılıyor O açıdan kirişin Eski Türkçeden kalma bir türev olduğu düşünülebilir ȆSTJada 1997 7172 kirişin köküne ilişkin açıklamalar eleştirel olarak değerlendirilmiştir ȆSTJanın bu bölümünün Leksikanın baskıya verilmesinden sonra çıktığı anlaşılıyor Ne var ki yazarların ȆSTJanın baskıya verilmeyen bölümlerini de kullandıklarını gördük Kirişte ȆSTJaya başvurmayı gereksiz saymışlardır ȆSTJada kirişin anlamları özenle verilmiştir Leksika kirişin yalnız yayın iki ucu arasındaki esnek bağ anlamıyla yetinmiştir ȆSTJa ise sinir damar anlamından yola çıkmıştır Ok atmaya yarayan yayın iki ucu arasına gerilen bağ anlamının birincil anlam olmadığı açıktır Bunun gibi çalgı teli karşılığı da yeni bir anlamdır Müzik araçlarında kullanılan tel kuzuların ince bağırsaklarından yapılır Bu yeni anlam da kirişin sinir damar anlamına tanıktır )

( TENDON )

( TENDON )

( KIRIŞ[Az.]~KIRIŞ[Tkm.]~KIRIŞ[Krg.]~KÄRÄŞ[Tatk.]~KIRIŞ[Alt.]~KIRIŞ[Tuv.]~KIRIS[Yak.]~KIRIS[Yak.]~XIRLÜ[Çuv.]~XIRLU[Çuv.] )


- PUTREL[Fr. < POUTRELLE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAĞLAMA


- PUTREL/POTREL[Fr.] ile/değil/yerine/= DEMİR KİRİŞ

( Yapılarda, demiryollarında kullanılan demir kiriş. )


- PUTTING THE SHOT[İng.] ile/||/<> LANCEMENT DU POIDS[Fr.] ile/||/<> KUGELSTOSS[Alm.] ile/||/<> GÜLLE ATMA

( 1 Tek elle taşınan gülleyi atma döngüsü içinden taşıyan kolla omuz doğrultusunda havadan ileriye doğru fırlatma 2 Gülleyi bu yolla en uzağa atmak amacıyla yarışılan atletizm dalı )

( PUTTING THE SHOT )

( LANCEMENT DU POIDS )

( KUGELSTOSS )


- PYCNOMETRE[Fr. < PYCNOMÈTRE] ile/değil/yerine/=/||/<> PİKNOMETRE

( Özgül ağırlığı ölçmeye yarayan alet )


- PYGMEE[Fr. < PYGMÉE] ile/değil/yerine/=/||/<> PİGME

( Boy ortalaması santimetrenin altında olan Afrika kökenli bir zenci topluluğun bireyi )


- PYJAMA[Fr. < PYJAMA] ile/değil/yerine/=/||/<> PİJAMA

( Alt ve üst olmak üzere iki parçadan oluşan yatak giysisi )


- PYLON[İng.] ile/||/<> PYLONE[Fr.] ile/||/<> TURMTOR, PYLON[Alm.] ile/||/<> KAPIKULE

( Mimarlık Eski kale ve saraylarda iki yanında korunma kuleleri bulunan anıtsal anakapı )

( PYLON )

( PYLONE )

( TURMTOR, PYLON )


- PYORRHEA[İng.] ile/||/<> PİYORE[Fr. < PYORRHÉE]

( Diş etlerinden devamlı irinli sıvı gelmesi )

( PYORRHEA )

( PYORRHÉE )


- PYORRHEE[Fr. < PYORRHÉE] ile/değil/yerine/=/||/<> PİYORE

( Diş etinde görülen iltihap )


- PYRAMİDAL[Fr. < PYRAMIDAL] ile/değil/yerine/=/||/<> PİRAMİDAL

( Piramit biçiminde olan Piramitle ilgili )


- PYRAMİDE[Fr. < PYRAMIDE] ile/değil/yerine/=/||/<> PİRAMİT

( kesik piramit üçgen piramit peri piramidi Tepeleri ortak bir noktada birleşen tabanları da herhangi bir çokgenin birer kenarı olan birtakım üçgenlerden oluşmuş cisim ehram Gösteri jimnastiklerinde jimnastikçilerin araçlı ya da araçsız olarak birbirlerinin omuzlarında dizlerinde oluşturdukları gösterişli ve düzenli biçimler Mısır firavunlarının mezarı ehram )


- PYRGÉOMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= PİRGEOMETRE


- PYRHELIOMETER[İng.] / PYRHÉLIOMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= PİRHELYOMETRE


- PYRIDINE[İng.] / PYRIDINE[Fr.] / PYRIDIN[Alm.] ile/değil/yerine/= PİRİDİN


- PYRİTE[Fr. < PYRITE] ile/değil/yerine/=/||/<> PİRİT

( Birçok doğal maden sülfürü ve özellikle demir ve bakır sülfürü )


- PYRITE[İng.] / PYRITE[Fr.] / PYRIT[Alm.] ile/değil/yerine/= PİRİT


- PYRO[İng.] / PYRO-[Fr.] / PYRO[Alm.] ile/değil/yerine/= PİRO


- PYROCONDUCTIVITY[İng.] / PYROCONDUCTIVITÉ[Fr.] / PYROLEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= PİROİLETKENLİK


- PYROÉLECTRIQUE[Fr.] / PYROELEKTRISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= PİROELEKTRİK


- PYROGRAVURE[Fr.] ile/||/<> BRANDMALEREI[Alm.] ile/||/<> YAKMA RESİM

( Resim Ağaç üzerine kızgın demirle yapılan resim )

( PYROGRAVURE )

( BRANDMALEREI )


- PYROLYSIS[İng.] / PYROLYSE[Fr.] / PYROLISE[Alm.] ile/değil/yerine/= PİROLİZ