Bugün[15 Temmuz 2026]
itibarı ile 29.656 başlık/FaRk ile birlikte,
29.656 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(90/120)


- PORTAKAL/PORTAKAL[PORTUGAL][YER ADI] ile/||/<> TURUNÇ/TURUNC[Fars. < TURUNC] ile/||/<> LİM/LİME[Fr. < LIME]

( portakal bahçesi portakal çiçeği portakal rengi portakal suyu sıkma portakal Finike portakalı kan portakalı Yafa portakalı Turunçgillerden Akdeniz ülkelerinde yetişen yaprakları sert bir ağaç Citrus aurantium Bu ağacın turuncu renkli yuvarlak ve kabuğu güzel kokulu meyvesi )


- PORTAKAL ile/||/<> PORTAKAL[(PORTUGAL YER ADINDAN)]

( tarım Turunçgiller Rutaceae familyasından yaprakları basit ve salgı bezli çanak yaprakları 45 tane taç yaprakları 46 parçalı ve serbest ovaryum üst durumlu her dem yeşil bitki )

( ORANGE )

( ORANGE )

( APFELSINE, ORANGE )

( CITRUS AURANTIUM | CITRUS SINENSIS )


- PORTATİF | TAŞINIR ile/||/<> TAŞINIR

( genel uygulayım 1 Kolayca taşınabilen eşya makine araç aygıt vb 2 Sökülüp takılabilen eşya aygıt araç vb Otomobil mobilya beyazeşya taşınır değer ve para gibi bir yerden başka bir yere taşınabilen mallar )

( PORTABLE, MOVABLE | MOVEABLE GOODS )

( PORTATIF )


- PORTATİF[Fr. < PORTATIF] ile/değil/yerine/=/||/<> PORTATİF

( Kolay taşınabilen katlanarak taşınabilir duruma getirilebilen seyyar Sökülüp başka yerde kurulma imkânı bulunan )


- PORTATİF[Fr.] ile MOBİL

( Kolay taşınabilen, katlanarak taşınabilir duruma getirilebilen. İLE ... )


- PORTE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİZEK[müzik'te]

( Notaların, üzerinde ya da arasında yazıldığı, beş koşut çizgi. )


- PORTEBAGAGES[Fr. < PORTE-BAGAGES] ile/değil/yerine/=/||/<> PORTBAGAJ

( Otomobil minibüs ve bisikletlerin arkasındaki ya da üstündeki yük taşıma yeri )


- PORTEBEBE[Fr. < PORTE-BÉBÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> PORTBEBE

( Bebekleri kucakta ya da elde taşımak için kullanılan çanta )


- PORTEE[Fr. < PORTÉE] ile/değil/yerine/=/||/<> PORTE

( Bir işin genişlik önem derecesi etki alanı Değer önem Bir iş için gereken para tutarı Üzerine ya da arasına nota yazılan aralıkları birbirine eşit beş paralel çizgi dizek )


- PORTEFEUİLLE[Fr. < PORTEFEUILLE] ile/değil/yerine/=/||/<> PORTFÖY

( Banka simsar ya da bir aracı kuruluşun kendi elinde tuttuğu istediği gibi tasarruf ettiği menkul değerler toplamı Sigortacılıkta poliçelerden sağlanan primlerin toplamı Para cüzdanı Cüzdan kimlik değerli evrak vb konulan el çantası )


- PORTEMANTEAU[Fr. < PORTEMANTEAU] ile/değil/yerine/=/||/<> PORTMANTO

( Palto şapka vb şeyleri asmak için yapılmış raflı bazıları aynalı askılık )


- PORTEMONNAİE[Fr. < PORTE-MONNAIE] ile/değil/yerine/=/||/<> PORTMONE

( Bozuk para cüzdanı )


- PORTEURS MAJORITAIRES[Fr.] / MAJORITÄTSLADUNGSTRÄGER[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇOĞUNLUK TAŞIYICILARI


- PORTFOLIO[İng.] ile/||/<> PORTFÖY[Fr. < PORTEFEUILLE]

( Gerçek ya da tüzel bir kişinin sahip olduğu mali varlıklar bütünü )

( PORTFOLIO )

( PORTEFEUILLE )


- PORTFÖY[Fr.] ile/değil/yerine/= PARA CÜZDANI


- PORTICO, COLONNADE[İng.] ile/||/<> PORTIQUE[Fr.] ile/||/<> SÄULENGANG, LAUBE, SÄULENHALLE[Alm.] ile/||/<> REVAK ile/||/<> ARCADING, ARCADE[İng.] ile/||/<> ARCATURE[Fr.] ile/||/<> BOGENREIHE, BOGENSTELLUNG[Alm.] ile/||/<> KEMERLEME

( Mimarlık Önyüzü kemerlemeli arkası körduvarlı üstü tonoz kubbe ya da damla örtülü geçit a kemerleme kapı revakı revaklı avlu revaklı bahçe arapçası garip gözüküyor Mimarlık 1 Körkemer dizisi 2 Birden çok kemerin yanyana dizilmesi kemer dizisi )

( PORTICO, COLONNADE )

( PORTIQUE )

( SÄULENGANG, LAUBE, SÄULENHALLE )


- PORTİON[Fr. < PORTION] ile/değil/yerine/=/||/<> PORSİYON

( yarım porsiyon Herhangi bir yemekten bir kimseye verilen belirli miktar )


- PORTION[Fr.] ile/||/<> PORSİYON[Fr.]

( Herhangi bir yemekten bir kerede verilen belirli miktar Adam başına birer buçuk porsiyon Adalet Ağaoğlu Bir Düğün Gecesi 281 iki porsiyon kazandibini cila çekince Elif Şafak Mahrem 18 Garsondan iki porsiyon baklava ve kahve istediler Buket Uzuner Uzun Beyaz Bulut Gelibolu 287 Birer porsiyon köfteyi hak ettik artık dedi Orhan Pamuk Sessiz Ev 32 Biz kaç porsiyon kaşar getirmiştik Sabahattin Ali İçimizdeki Şeytan 152 Ordu evlerinde 20 bin lira olan bir porsiyon ızgara köfte 5 yıldızlı otellerde 120 bin liradan yapılıyor Aziz Nesin Bir Tutam Aydınlık 240 )


- PORTMANTO[Fr.] ile/değil/yerine/= ASKILIK

( Palto, şapka gibi şeyleri asmak için yapılmış, raflı ve bazısı aynalı askı yeri. )


- PORTÖR[Fr. < PORTEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> TAŞIYICI


- PORTRAİT[Fr. < PORTRAIT] ile/değil/yerine/=/||/<> PORTRE

( Bir kimsenin yağlı boya sulu boya kara kalem vb bir yolla yapılmış resmi Bir kimsenin bir şeyin sözlü ya da yazılı tasviri )


- POSA | POSTA | ATIK ile/||/<> ATIK

( 1 Bir fiziksel ya da kimyasal süreçte işlenen özdeklerin artakalıp işe yaramayan bölümü 2 Yeniden eritilip dökülebilir bozuk dökme metaller madencilik Maden çalışmaları sonunda oluşan değersiz parçacıklar Gıda endüstrisinde üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ya da atılan maddelerin tamamı )

( WASTE, REFUSE | DIRTIED ROCK | WASTE )

( REFUS | ROCHE ABATTUE )

( ABFALL | HAUFWERK )


- POSE[Fr. < POSE] ile/değil/yerine/=/||/<> POZ

( Resim ve fotoğrafta duruş Fotoğrafta objektifin açık kaldığı süre Fotoğraf makinesinde kullanılan filmde her bir kare çalım )


- POŞET[Fr. < POCHETTE] ile/değil/yerine/=/||/<> TORBA (POŞET ÇAY, DEMLİK POŞET)


- POSITIVE COLUMN[İng.] / COLONNE POSITIVE[Fr.] / POSITIVE SÄULE[Alm.] ile/değil/yerine/= ARTI SÜTUN


- POSITIVE ELECTRIC CHARGE[İng.] / CHARGE ÉLECTRIQUE POSITIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= ARTI ELEKTRİK YÜKÜ


- POSITIVE FEEDBACK[İng.] / CONTRE-RÉACTION POSITIVE[Fr.] / POSITIVE RÜCKKOPPLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ARTI GERİ BESLEME


- POSITIVE FILM[İng.] ile/||/<> FİLM POSİTİF[Fr.] ile/||/<> POSITIVFILM, FILMPOSITIV[Alm.] ile/||/<> POZİTİF FİLM

( Sinema 1 Negatifpozitif işlemde alıcıda kullanılıp işlemelikte işlendikten sonra ortaya çıkan negatif filmden basım yoluyla elde edilen görüntü taşıyan film 2 Evrilir filmde evrilir film işlemesi sonunda sağlanan aynı nitelikteki film 3 Genellikle Göstericiye takılarak oynatıma hazır olan bütün gösterim ya da dağıtım eşlemleri )

( POSITIVE FILM )

( FILM POSITIF )

( POSITIVFILM, FILMPOSITIV )


- POSITIVE IMAGE (PICTURE)[İng.] ile/||/<> IMAGE POSITIVE[Fr.] ile/||/<> BILDPOSITIV, POSITIV, POSITIVBILD[Alm.] ile/||/<> POZİTİF GÖRÜNTÜ

( Sinema Pozitif duyarkatın basım aygıtında kullanılıp işlemelikte işlendikten sonra verdiği görüntü Böyle bir görüntüde konuların doğadaki aydınlık ve karanlık bölümleri olduğu gibi yer alır Negatif görüntü karşıtı )

( POSITIVE IMAGE (PICTURE) )

( IMAGE POSITIVE )

( BILDPOSITIV, POSITIV, POSITIVBILD )


- POSITIVE ION VACANCY[İng.] / LACUNE D'ION POSITIF[Fr.] / POSITIVE-IONEN-FEHLSTELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ARTI İYON BOŞLUĞU


- POSITIVE ION[İng.] / ION POSITIF[Fr.] / POSITIVES ION[Alm.] ile/değil/yerine/= ARTI İYON


- POSITRON CAMERA[İng.] / CAMERA DU POSITRON[Fr.] / POSITRONENKAMERA[Alm.] ile/değil/yerine/= POZİTRON KAMERASI


- POSİTRON[Fr. < POSITRON] ile/değil/yerine/=/||/<> POZİTRON

( Bütün atomlarda bulunan pozitif yüke sahip temel parçacık elektron karşıtı )


- POSITRON[İng.] / POSITRON[Fr.] / POSITRON[Alm.] ile/değil/yerine/= POZİTRON


- POSİTRONİUM[Fr. < POSITRONIUM] ile/değil/yerine/=/||/<> POZİTRONYUM

( Negatif bir elektronla bir pozitrondan oluşan hidrojen atomuna benzeyen kararsız yapı )


- POST ile/||/<> POST[Fars. < PŪST]

( Herhangi bir hayvanın işlenmiş ya da işlenmemiş olarak derisi biyoloji Herhangi bir hayvanın işlenmiş ya da işlenmemiş olan derisi Yunanca sonra anlamına gelen ön ek Yapağı içeren koyun derisi Sart post deri kabuk post deri pōst skin )

( HIDE | PELT )

( PEAU )

( FELL )

( PŌST )

( POST[Kklp.] )


- POSTA ile/||/<> ...

( gemilerin kaburgalarını oluşturan eğri ağaç ıskarmoz R πόστα timber of a ship Akdeniz dillerinde de yaygın olarak geçer costa côtes İtal costa Bu biçimlerin Latince costadan geldiği açıktır Türkçe posta biçimi doğrudan doğruya Rumcadan alınmıştır Türkçede gemi kaburgasına ıskarmoz iskarmoz adı da verilir iskarmoz 1 )

( CÔTES )

( COSTA )

( ΠΌΣΤΑ / πόστα )


- POSTE RESTANTE[Fr. < POSTE RESTANTE] ile/değil/yerine/=/||/<> POSTRESTANT

( Alıcısı tarafından postaneden alınmak üzere gönderilen mektup ya da paket )


- POSTER[Fr. < POSTER] ile/değil/yerine/=/||/<> POSTER

( Duvara asılan büyük boy resim Bilimsel toplantılarda panolara asılan kısa bildiri )


- POSTERIOR AQUEOUS CHAMBER[İng.] ile/||/<> CHAMBRE POSTÉRIEURE[Fr.] ile/||/<> HINTERE AUGENKAMMER[Alm.] ile/||/<> ART ODA

( Göz merceği ile iris arasındaki dar boşluk )

( POSTERIOR AQUEOUS CHAMBER )

( CHAMBRE POSTÉRIEURE )

( HINTERE AUGENKAMMER )


- POSTİCHE[Fr. < POSTICHE] ile/değil/yerine/=/||/<> POSTİŞ

( Kadınların genellikle başlarının arkasına taktıkları ek saç )


- POSTMATÜRE[Fr. < POSTMATURÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> GEÇDOĞAN


- POSTMODERNE[Fr. < POSTMODERNE] ile/değil/yerine/=/||/<> POSTMODERN

( Postmodernizm yanlısı Postmodernizme ait olan )


- POSTMODERNİSME[Fr. < POSTMODERNISME] ile/değil/yerine/=/||/<> POSTMODERNİZM

( Modernist arayışın canlılığını kaybetmesinden sonra XX yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan çeşitli üslup ve yönelişlerin adı Günümüz mimarisinde işlevsel olmayı bir tarafa bırakıp değişik yapı biçimlerini serbestçe kullanma eğiliminde olan üslup )


- POSTMODERNİSTE[Fr. < POSTMODERNISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> POSTMODERNİST

( Postmodernizm yanlısı olan Postmodernizme ait olan )


- POSTULAT[Fr. < POSTULAT] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖN DOĞRU


- POŞU/PUŞİ[Fars. < PŪŞĪ] ile/||/<> TÜLBENT/DULBEND[Fars. < DULBEND] ile/||/<> TÜRBAN/TURBAN[Fr. < TURBAN]

( Kenarları saçaklı ipek pamuk yün vb nden yapılmış bir başörtüsü türü dolama )


- POTA[Fars. < BÛTE] ile POTA[Fr. < POTEAU]

( İçinde maden ergitilen kap. İLE Baskette, topun sokulmaya çalışıldığı çember. )


- POTA ile/||/<> POTA[Fars. < BŪTE | FR. < POTEAU]

( Heykel Dökülecek madenin eritildiği pişmiş toprak kap eritme kabı İçine erimiş metal konan büyük kova biçimli tuğlamsı gereçlerle astarlanmış tutucu ya da taşıyıcı araç )

( FLAME-ORNAMENT | POT )

( POT Â FEU | POT | POTEAU )

( FLAMMENTOPF | TOPF )


- POTAS/POTASSE[Fr. < POTASSE] ile/||/<> POTASYUM/POTASSİUM[Fr. < POTASSIUM]

( potas kostik Potasyum birleşiklerine verilen genel ad )


- POTASSE[Fr. < POTASSE] ile/değil/yerine/=/||/<> POTAS

( potas kostik Potasyum birleşiklerine verilen genel ad )


- POTASSIUM-ARGON DATING[İng.] / DATATION PAR LE POTASSIUM-ARGON[Fr.] / KALIUM-ARGON-ALTERSBESTIMMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= POTASYUM-ARGON YAŞ TAYİNİ


- POTASSIUM-ARGON DECAY[İng.] / DÉSINTÉGRATION DU POTASSIUM-ARGON[Fr.] ile/değil/yerine/= POTASYUM-ARGON BOZUNUMU


- POTASSİUM[Fr. < POTASSIUM] ile/değil/yerine/=/||/<> POTASYUM

( potasyum hidroksit potasyum klorür potasyum nitrat potasyum permanganat potasyum sülfat potasyum sülfür Atom numarası atom ağırlığı yoğunluğu olan C de eriyen C de mum gibi yumuşak soğukta sert ve kırılgan olan potasyum hidroksit içinde bulunan bir element simgesi K )


- POTASSIUM[İng.] / POTASSIUM[Fr.] / KALIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= POTASYUM


- POTASYUM PERMANGANAT ile/||/<> POTASYUM PERMANGANAT

( kimya Venomları oksitleyerek parçalayabilme özelliğinden dolayı yılan ve akrep sokmalarına karşı kullanılan bakterisid ve fungusid etkinlik gösteren oksitleyici maddeler grubundan çöktürücü dezenfektan etkili bir madde )

( POTASSIUM PERMANGANATE )

( PERMANGANATE DE POTASSIUM )


- POTASYUM[Fr. < Lat.] ile/ve/<> POTAS[Fr. < Alm.]

( Potasyum hidroksit içinde bulunan, atom numarası 19, atom ağırlığı 39.10 olan, 0.87 yoğunluğunda, 62.5 °C'de ergiyen, 15 °C'de mum gibi yumuşak, soğukta sert ve kırılgan öğe. [Simgesi: K] İLE/VE/<> Potasyum hidratı, potasyum karbonatı gibi potasyum bileşiklerine verilen genel ad. )


- POTASYUM ile/||/<> POTASYUM[Fr. < POTASSIUM]

( kalyum kimya Atom numarası 19 atom ağırlığı 39 102 g özgül ağırlığı 0 87 g cm3 erime sıcaklığı 62 5 C gümüşbeyaz renkli tuzlarının çoğu tıpta kullanılan alkali gruba ait bir metal element kalyum Hayvan vücudunda kalsiyum ve fosfordan sonra en fazla bulunan hücre içi sıvılarda asit baz dengesini sağlayan ve enzimlerin yapısına giren Atom numarası 19 atom ağırlığı 39 102 sembolü K olan yumuşak gümüşbeyaz renkte alkali gruba ait bir metal element İntrasellüler sıvının en önemli katyonu kalyum element kalyum )

( POTASSIUM | POTASIUM, LATINCE KALIUM )

( POTASSIUM )


- POTASYUM ile RUBİDYUM[Fr. < Lat.]

( ... İLE Atom numarası 37, atom ağırlığı 85.46 olan, 1.52 yoğunluğunda, 39 °C'de ergiyen, çabuk oksitlenen, pancar gibi bazı bitkilerde, madensularında bulunan, potasyuma benzer kimyasal öğe. [Simgesi: Rb.] )


- POTE VAULT[İng.] ile/||/<> SAUT À LA PERCHE[Fr.] ile/||/<> STABHOCHSPRUNG[Alm.] ile/||/<> SIRIKLA ATLAMA

( 1 Belli bir yüksekliğe konmuş çıtayı sırıkla havalanıp aşma 2 Bu yolla en yükseği aşmak için yarışılan atletizm dalı )

( POTE VAULT )

( SAUT À LA PERCHE )

( STABHOCHSPRUNG )


- POTEAU[Fr. < POTEAU] ile/değil/yerine/=/||/<> POTA

( Basketbol sahasında sayı elde etmek için topun içine geçirilmesi gereken düşey bir levhaya monte edilmiş yatay çember ile ağdan meydana gelen düzenek )


- POTENTIAL BARRIER[İng.] / BARRIÈRE DU POTENTIEL[Fr.] / POTENTIALBARRIERE[Alm.] ile/değil/yerine/= POTANSİYEL ENGELİ


- POTENTIAL ENERGY[İng.] / ÉNERGIE POTENTIELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= POTANSİYEL ENERJİ


- POTENTIAL FUNCTION[İng.] / FONCTION POTENTIELLE[Fr.] / POTENTIALFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= POTANSİYEL İŞLEVİ/FONKSİYON


- POTENTIAL VERB[İng.] ile/||/<> VERBE POSSIBILITIF[Fr.] ile/||/<> VERBUM POTENTIALIS[Alm.] ile/||/<> YETERLİK FİİLİ ile/||/<> DESCRIPTIVE VERB[İng.] ile/||/<> VERBE DESCRIPTIF[Fr.] ile/||/<> DESKRIPTIV VERB[Alm.] ile/||/<> TASVİR FİİLİ

( Fiilin karşıladığı işin hareketin mümkün ya da muhtemel olup olmadığını göstermek için olumlu durumda bil olumsuz durumda da bugün eriyerek kaybolmuş Eski Türkçe u iktidar fiilinin anlamını üzerine alan A zarffiil ekleriyle kurulan tasvir fiili Sen neden suçlu olacakmışsın Nasıl suçlu olabilirsin sen T Buğra yalnızlar s 237 Bir şey çıkaramadı ve ancak satırları okuduktan sonradır ki çekenin Müfettiş Hilmi Bey olduğunu anlayabildi ve şaşırdı T Buğra Yağmur Beklerken s 189 Ben bay Murat korumanın ve geliştirmenin önemini kavrayamayan ya da inkâr eden bütün iyi niyetleri ve bilhassa bütün büyük iddiaları kuşkuyla karşılarım T buğra Yalnızlar s 227 vb tasvir fiili Zarffiil biçimindeki bir esas fiille bu esas fiildeki oluş ve kılışı tasvir niteliği taşıyan bir yardımcı fiilin özel bir anlam oluşturacak biçimde birleşip kaynaşmasından oluşmuş birleşik fiil Bunlar abil ama yeterlik a dur süreklilik I ver tezlik A yaz yaklaşma gösteren tasvir fiillleridir Hayal kurmak hülyalara dalmak için bunlardan daha uygun beşikler bulunamazdı A Ş Hisar Boğaziçi Mehtapları s 69 İkide bir tattığımız bu âbıhayat olmasa nasıl yaşayabilirdik A Ş Hisar göst e s 216 Daha o gün denizden vapurdan otomobilden başlayarak Nebile sonu gelmeyen bir heyecan alemine girivermişti R H Karay Memleket Hikâyeleri Ayşenin Talii s 149 Asıl garibi bu mucizenin bir çırpıda olup bitivermesiydi A H Tanpınar Huzur s 136 Yaşamaktan usanıverdim bu gün apansız Kemal Tahir Esir Şehrin İnsanları s 73 İşte böyle elsiz ayaksız kimsiz kimsesiz yüce dağlar başında kurdun kuşun arasında cinin perinin içinde kalakaldım Y Kemal Ortadirek s 139 Selim bu kelle götürmek sözüyle ölümü hatırlayıp ölüm korkusuna düştü Suratını buz gibi ecel teri bürümüş yüreği ürküntüden yarılayazmıştı K Tahir Yol Ayrımı s 340 vb )

( POTENTIAL VERB )

( VERBE POSSIBILITIF )

( VERBUM POTENTIALIS )


- POTENTIAL WELL[İng.] / CREUX DE POTENTIEL[Fr.] / POTENTIALMULDE[Alm.] ile/değil/yerine/= POTANSİYEL ÇUKURU


- POTENTIEL CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHES POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK POTANSİYEL


- POTENTIEL ÉLECTROPOSITIF[Fr.] ile/değil/yerine/= ELEKTROPOZİTİF POTANSİYEL


- POTENTIEL VECTEUR MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHES VEKTORPOTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK VEKTÖR POTANSİYELİ


- POTENTİEL[Fr. < POTENTIEL] ile/değil/yerine/=/||/<> POTANSİYEL

( potansiyel farkı potansiyel suçlu aksiyon potansiyeli devre potansiyeli Gizli kalmış henüz varlığı ortaya çıkmamış olan gizil Gelecekte oluşması gelişmesi mümkün olan Kullanılmaya hazır güç yetenek gizil güç )


- POTENTIOMETER[İng.] / POTENTIOMETRE[Fr.] / POTENTIOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= POTANSİYOMETRE


- POTENTİOMETRE[Fr. < POTENTIOMÈTRE] ile/değil/yerine/=/||/<> POTANSİYOMETRE

( Bir elektrik devresinde iki nokta arasındaki elektrik yükü farkını ölçen alet )


- POTENTIOMETRY[İng.] / POTENTIOMÉTRIE[Fr.] / POTENTIOMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= POTANSİYOMETRİ


- POTENTIOSTAT[İng.] / POTENTIOSTAT[Fr.] / POTENTIOSTAT[Alm.] ile/değil/yerine/= POTANSİYOSTAT


- PÖTİFUR/PETİTFOUR[Fr. < PETIT-FOUR] ile/||/<> TURTA/TORTA[İt. < TORTA] ile/||/<> TART/TARTE[Fr. < TARTE]

( Kuru hamurdan hazırlanan ya da arasına krema doldurulan küçük pasta )


- POTİN[Fr. < BOTTINE] ile/||/<> ...

( koncu ayak bileğini örtecek kadar uzun olan bağcıklı ya da yan tarafı lastikli ayakkabı Bir dönem Türkçede fotin olarak kullanıldığı gibi ağızlarda fotin olarak da geçer bottine küçük bot Fransızcada botte çizme sözünün küçültme eki almış biçimi )

( BOTTINE )


- POTİN/FOTİN[Fr.] ile BOT

( Koncu ayak bileğini örtecek kadar uzun olan, bağcıklı ya da yan tarafı lastikli ayakkabı. İLE ... )


- POTLAÇ[Fr. < POTLATCH] ile/||/<> ...

( Kuzey Amerikada yaşayan yerli başkanların ya da zengin kimselerin doğum erginleme töreni ölüm totem direği dikme vb önemli olaylar sırasında düzenlenen törenlerde ellerindeki malları ve değerli nesneleri başkalarına bağışlaması ve yok etmesi işlemi ve bununla ilgili tören )

( POTLATCH )


- POTLATCH[Fr. < POTLATCH] ile/değil/yerine/=/||/<> POTLAÇ

( Kızılderililerin birbirlerine armağanlar verdikleri dinî bayram )


- POTPURİ[Fr. < POT-POURRI] ile/değil/yerine/=/||/<> KARMACA


- POU DES ABEILLES[Fr.] ile/||/<> BRAULA CAECA[Lat.] ile/||/<> BIENENLAUS[Alm.] ile/||/<> ARI BİTİ

( Arıbitleri familyasından olup balarısı asalağı olarak yaşayışından ötürü önem taşıyan böcek )

( POU DES ABEILLES )

( BIENENLAUS )

( BRAULA CAECA )


- POUDINGUE[Fr.] ile/||/<> PUDİNG[Fr. < PUDDING]

( jeoloji )

( POUDINGUE | PUDDING )


- POUDRE[Fr. < POUDRE] ile/değil/yerine/=/||/<> PUDRA

( pudra şekeri saydam pudra taş pudra talk pudrası Bazı mineral ürünlerin karışımı ile elde edilen cildi korumak düzgün ve güzel göstermek ya da kırışıklıkları pürüzleri gizlemek amacıyla yüze ve tene sürülen kokulu ince toz )


- POUDRE[İng.] ile/||/<> POUDRE[Fr. < POUDRE] ile/||/<> PUDRA[Fr. < POUDRE]

( Toz )

( POUDRE )

( POUDRE )


- POULIE DIFFÉRENTIELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL MAKARA


- POUND[İng.] / POUND[Fr.] / POUND[Alm.] ile/değil/yerine/= POUND


- POUNDAL[İng.] / POUNDAL[Fr.] / POUNDAL[Alm.] ile/değil/yerine/= POUNDAL


- POURPIER POTAGER/PORTULACACÉES[Fr.] ile/değil/yerine/= PORTULACA OLERACEA/PRIMULACEAE[Lat.] ile/değil/yerine/= SEMIZOTU

( (botanik, tarım) )


- POUSSETTE[Fr. < POUSSETTE] ile/değil/yerine/=/||/<> PUSET

( Elle sürülen hafif küçük çocuk arabası )


- POUVOIR ROTATOIRE SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL DÖNDÜRME GÜCÜ


- POWER DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE PUISSANCE[Fr.] / LEISTUNGSDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= GÜÇ YOĞUNLUĞU


- POYNTING VECTOR[İng.] / VECTEUR DE POYNTING[Fr.] / POYNTING-VEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= POYNTİNG VEKTÖRÜ


- POYNTING'S THEOREM[İng.] / THÉORÈME DE POYNTING[Fr.] / POYNTING-THEOREM[Alm.] ile/değil/yerine/= POYNTİNG TEOREMİ


- POZ VERME, EKSPOZİSYON | IŞIKLAMA ile/||/<> IŞIKLAMA

( Sinema Çevirim sırasında aydınlatılmış olan konunun görüntüsünün duyarkat üzerine belirli bir süre düşerek etkilemesi Bir tiyatro sahnesindeki oyuna uygun dengeli ve özel ışık verme sanatı bilimi sinema Çevirim sırasında aydınlatılmış olan görüntünün duyarkat üzerine belirli bir süre düşerek duyarkatı etkilemesi Sahnedeki oyuna uygun sahneye özgü ışık dizgesinin kapsamına giren tüm konular )

( EXPOSURE 3[ALM. BELICHTUNG | LIGHTING | EXPOSURE )

( EXPOSITION, POSE, LUMINATION | ECLAIRAGE | POSE, EXPOSITION, LUMINATION | ÉCLAIRAGE )

( BELEUCHTUNG )


- POZ[Fr.] ile POZİSYON[Fr.]

( [Resim ya da fotoğrafta] Duruş. İLE Fotoğrafta, objektifin açık kaldığı süre. | Kurum, çalım. İLE Bir şeyin, bir nesnenin, bir kişinin, bir yerde bulunuş durumu, konum. | Bir kişinin, toplumsal durumu. )


- POZİSYON[Fr. < POSITION] ile/değil/yerine/=/||/<> KONUM | DURUM | STATÜ

( konum durum statü )


- POZİTİF[Fr. < POSITIF] ile/değil/yerine/=/||/<> OLUMLU, NEGATİF KARŞITI | ARTI

( pozitif ayrımcılık pozitif bilimler pozitif elektrik pozitif film pozitif görüntü pozitif hukuk pozitif kutup pozitif sayı olumlu negatif karşıtı artı )


- POZİTİVİST[Fr. < POZITIVISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> OLGUCU


- POZİTİVİZM[Fr. < POSITIVISME] ile/değil/yerine/=/||/<> OLGUCULUK


- POZİTRON/POSİTRON[Fr. < POSITRON] ile/||/<> POZİTRONYUM/POSİTRONİUM[Fr. < POSITRONIUM]

( Bütün atomlarda bulunan pozitif yüke sahip temel parçacık elektron karşıtı )


- POZİTRON ile/||/<> POZİTRON[Fr. < POSITRON]

( Kütlesi ve yükü elektronunkine eşit ancak yükü artı imli olan atomların çekirdeklerindeki kalımlı temel parçacık kimya Pozitif elektrik yüklü elektron Radyonüklidler tarafından yayınlanan beta parçacıkları ana radyonükliddeki proton fazlalığından oluşursa pozitron adı verilir Pozitif elektron )

( POSITRON )

( POSITRON )

( POSITRON )


- POZOMETRE, POZ ÖLÇEN, FOTOMETRE | IŞIKÖLÇER ile/||/<> IŞIKÖLÇER

( Sinema TV Çeşitli ışık koşullarına göre en uygun sonucun alınabilmesi için duyarkat üzerine ne kadar ışık düşmesi gerektiğini bildiren aygıt Işık yeğinliğini ya da erkesini ölçen araç Işıkölçümsel büyüklükleri ölçmeye yarayan aygıt nesnel ışıkölçer görsel ışıkölçer aydınlatma optik 1 Işık yeğinliğini ya da erkesini ölçen araç 2 Bir ışık kaynağının belli uzaklıkta oluşturduğu aydınlığı ölçme işinde kullanılan araç 3 Işıkölçümsel büyüklükleri saptayan aygıt fizik Işıkölçümsel büyüklükleri ölçmeye yarayan aygıt ışıkölçer )

( EXPOSURE METER, PHOTOMETER, LIGHTMETER | PHOTOMETER | ILLUMINATION PHOTOMETER, ILLUMINATION METER )

( POSEMÈTRE | PHOTOMÈTRE | LUXMÈTRE )

( BELICHTUNGSMESSER, FOTOMETER, LICHTMESSGERÄT | PHOTOMETER | BELEUCHTUNGSMESSER )


- POZOMETRE[Fr. < POSEMÈTRE] ile/değil/yerine/=/||/<> IŞIKÖLÇER


- PP-JUNCTION[İng.] / P-P EKLEMI/JONCTION P-N[Fr.] / PP-ÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= PP EKLEMİ


- PRACTICE/PRACTICAL/THEORETIC[İng.] ile/değil/yerine/= PRATIQUE/THÉORIQUE, THÉORETIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= PRAKTISCH/THEORETISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= KILGI

( Kuramı olan bir şeyi, düşünce alanından uygulama alanına geçirip gerçekleştirme işi. )


- PRAFA[Fr. < PRÉFÉRENCE] ile/||/<> ...

( iskambil kağıtlarıyla oynanan bir tür oyun R πρεφα Bulgarca prefa ve Rumence préfă gibi dillerde de kullanılır )

( PRÉFÉRENCE )

( ΠΡΕΦΑ / πρεφα )


- PRAGMACI/PRAGMATİST[Fr. < PRAGMATISTE] ile/||/<> YARARCILIK/PRAGMATİZM[Fr. < PRAGMATISME] ile/||/<> YARARCI/PRAGMATİK[Fr. < PRAGMATIQUE]


- PRAGMACILIK ile/||/<> PRAGMACILIK

( Bir düşüncenin doğruluğunun ancak o düşüncenin sonucuyla ölçülebileceğini ve düşünmenin eyleme götürücü görevsel bir süreç olduğunu ileri süren bilgiyi insanın hizmetinde bir araç biçiminde değerlendiren ve kılgılı başarıyı gerçeğin tek ölçütü olarak benimseyen öğreti pragma 1 eylem 2yararlı 1 Doğruluğu ve gerçekliği tek yanlı olarak yalnızca eylemlerin sonuçları ve başarıları ile değerlendiren felsefe öğretisi eylemin bilgi ve düşünceye ilkece üstünlüğü görüşü Usun temel görevi bize şeyleri tanıtmak şeyler üzerine bilgi vermek değil onlar üzerinde eylemde bulunmamızı sağlamaktır 2 Dar anlamda 19 yüzyılda ve 20 yüzyılın başında Amerika ve İngilterede ortaya çıkan düşünce doğrultusu Doğruluğun ölçütünü bilginin uygulanmasında görür bu anlayışa göre yaşama yararlı olan onu ileri götüren iyidir Başlıca temsilcileri C S Peirce Dewey James F S Schiller Ahlak felsefesi bakımından yararcılıkla bilgi kuramı bakımından araççılıkla özdeştir Bilgi ve doğruluk yaşam için yalnızca birer araçtırlar )

( PRAGMATISM )

( PRAGMATISME )

( PRAGMATISMUS )


- PRAGMACILIK = PRAGMATISM[İng.] = PRAGMATISME[Fr.] = PRAGMATISMUS[Alm.] = PRAGMA[Yun.]


- PRAGMATİK[Fr. < PRAGMATIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> YARARCI


- PRAGMATİST[Fr. < PRAGMATISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> PRAGMACI


- PRAGMATİZM[Fr. < PRAGMATISME] ile/değil/yerine/=/||/<> YARARCILIK


- PRANDTL NUMBER[İng.] / NOMBRE DE PRANDTL[Fr.] / PRANDTL-ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= PRANDTL SAYISI


- PRASEODİM[Fr.]

( Atom numarası 59, atom ağırlığı 140,92 olan, soluk sarı renkli bir öğe. [Simgesi: Pr.] )


- PRASEODYME[Fr. < PRASÉODYME] ile/değil/yerine/=/||/<> PRASEODİM

( Atom numarası atom ağırlığı olan soluk sarı renkli bir element simgesi Pr )


- PRATİCİEN[Fr. < PRATICIEN] ile/değil/yerine/=/||/<> PRATİSYEN

( Mesleğinde uzmanlık belgesi almamış olan kimse düz hekim )


- PRATİK[Fr. < PRATIQUE] ile/değil/yerine/= KOLAYLIKLA UYGULANABİLİR, KULLANIŞLI


- PRATİK[Fr. < PRATIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> UYGULAMALI | UYGULAMA

( pratik zekâ Kolaylıkla uygulanabilir kullanışlı olan Kişide bir işi kolaylıkla yapabilme bir şeyi uygulayabilme deneyimi becerisi ya da eğilimi bulunma uygulamalı uygulama Bir şeyi yapma yöntemi ya da biçimi teamül Sorunlara kolay ve hızlı çözüm bulan )


- PRATİSYEN/PRATİCİEN[Fr. < PRATICIEN] ile/||/<> İNTERN/İNTERN[İng. < INTERN]

( Mesleğinde uzmanlık belgesi almamış olan kimse düz hekim )


- PREAMPLIFIER[İng.] / PRÉAMPLIFICATEUR[Fr.] / VORVERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖN YÜKSELTEÇ


- PRECESS[İng.] ile/||/<> PRÉCESSER[Fr.] ile/||/<> PRÄZESSIEREN[Alm.] ile/||/<> YALPALANMA

( Ekseni çevresinde dönmekte olan nesnenin eksen doğrultusunda ancak küçük bir açıyı yalpa yaparak taraması olayı )

( PRECESS )

( PRÉCESSER )

( PRÄZESSIEREN )


- PRECESSİON[Fr. < PRÉCESSION] ile/değil/yerine/=/||/<> PRESESYON

( Devinme olayı )


- PRÉCESSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DEVİNİM


- PRECESSION[İng.] ile/||/<> PRÉCESSION[Fr.] ile/||/<> PRÄZESSION[Alm.] ile/||/<> YALPA

( Ekseni çevresinde dönmekte olan nesnenin eksen doğrultusunu pek değiştirmeden ancak küçük bir açıda yaptığı tarama )

( PRECESSION )

( PRÉCESSION )

( PRÄZESSION )


- PRECESSION/PRECESS[İng.] ile/değil/yerine/= PRÉCESSION/PRÉCESSER[Fr.] ile/değil/yerine/= PRÄZESSION/PRÄZESSIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= YALPAKLIK

( Dikdörtgen ya da kare kesitli yapı kerestesinde, kenarların uzunluğuna pahlı olması hali. )


- PRECISION[İng.] / PRÉCISION[Fr.] / PRÄZISION[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİNLİK


- PREDİKSİYON[Fr. < PRÉDICTION] ile/değil/yerine/= KEHANET


- PREDİKSİYON[Fr. < PRÉDICTION] ile/değil/yerine/=/||/<> KEHANET


- PREFABRİCATİON[Fr. < PRÉFABRICATION] ile/değil/yerine/=/||/<> PREFABRİKASYON

( Ev gemi vb şeylerin önceden hazırlanmış bir plana göre bir bütün olarak birleştirilmesi yöntemi )


- PREFABRİK[Fr.] ile/değil/yerine/= HAZIRYAPIM EV


- PREFABRİKASYON/PREFABRİCATİON[Fr. < PRÉFABRICATION] ile/||/<> PREFABRİK/PREFABRİQUE[Fr. < PRÉFABRIQUÉ]

( Ev gemi vb şeylerin önceden hazırlanmış bir plana göre bir bütün olarak birleştirilmesi yöntemi )


- PREFABRİKE ile/||/<> PREFABRICATED[İng.] ile/||/<> PRÉRABRIQUÉ[Fr.] ile/||/<> YAPIK

( bayındırlık yapıcılık 1 Yerinde kurulup takılmak üzere belli ölçülere göre önceden yapılmış nesne ya da parça 2 Bu çeşit gereçle oluşturulmuş yapı yapı örtü kapak yabuv Alt Tel yabū örtü at örtüsü belleme Alt kapak Tel tavan cabū at örtüsü çul Kırgızcanın güney ağızlarında cabı biçimi de kullanılır jabu keçeden yapılmış at ve deve örtüsü Orta Türkçede yabı eyerin üstüne ve altına konan keçe eyer örtüsü olarak geçer Kâşgarlı Mahmuda göre bu veri Çiğilcedir Türkçe yap örtmek kökünden geldiği anlaşılıyor yapağı )

( PREFABRICATED )

( PRÉRABRIQUÉ )

( YAPI[Tkm.]~YABUV[Tatk.]~YABŪ[Alt.]~YABŪ[Tel.]~CABŪ[Krg.]~JABU[Kzk.] )


- PREFABRİQUE[Fr. < PRÉFABRIQUÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> PREFABRİK

( prefabrik ev prefabrik konut Parçaları önceden hazırlanıp birleştirilerek oluşturulan kurma )


- PRÉFABRIQUÉ[Fr.] ile/||/<> PREFABRİK[Fr.]

( Parçaları önceden hazırlanıp konulacağı yerde bir bütün oluşturan kurma yeniden kurulan şirin bir mahallede prefabrik bir ev satın almışlar Yavuz Bülent Bakiler Üsküp ten Kosova ya 123 )


- PREFERENCE[Fr. < PRÉFÉRENCE] ile/değil/yerine/=/||/<> PRAFA

( İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir oyun türü )


- PREFIX[İng.] / PRÉFIXE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖNEK


- PREHİSTORİQUE[Fr. < PRÉHISTORIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> PREHİSTORİK

( Tarih öncesine ilişkin ya da bu dönemden kalma )


- PREKAMBRİYEN[Fr. < PRÉCAMBRIEN] ile/değil/yerine/=/||/<> KAMBRİYEN ÖNCESİ


- PRELIMINARY EXAMINATION[İng.] ile/||/<> EXAMEN ÉLIMINATOIRE[Fr.] ile/||/<> ELEME SINAVI

( Herhangi bir eğitim kurumuna baş vuran istekliler arasında belli düzeyde başarı gösterenleri seçmek için düzenlenen iki aşamalı sınavdan ilki )

( PRELIMINARY EXAMINATION )

( EXAMEN ÉLIMINATOIRE )


- PRELÜD[Fr. < Lat.] ile ...

( Ses ya da çalgı ile ilgili bir kompozisyona girişi sağlayan yazılı ya da doğaçtan olan müzik parçası. )


- PRELUDE[Fr. < PRÉLUDE] ile/değil/yerine/=/||/<> PRELÜT

( Ses ve çalgı ile ilgili bir kompozisyona girişi sağlayan yazılı ya da doğaçlama müzik parçası )


- PREMATÜRE[Fr. < PRÉMATURÉ] ile/değil/yerine/= ERKEN DOĞAN


- PREMATÜRE[Fr. < PRÉMATURÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> ERKENDOĞAN


- PREMİÈRE COUCHE DE PEİNTURE[Fr.] ile/||/<> GRUNDIERUNG[Alm.] ile/||/<> ASTAR BOYASI

( Resim Üzerine resim yapılacak bezin yağlıboyayı emmemesi için beze sürülen boya Duvar üzerine resim yapılmadan önce sürülen boyaya da denir )

( PREMIÈRE COUCHE DE PEINTURE )

( GRUNDIERUNG )


- PRENS[Fr./İng. < PRINCE] ile/||/<> GİRAY ile/||/<> ARŞİDÜK[Fr. < ARCHIDUC]/ARŞİDUKA ile/||/<> VOYVODA

( Hükümdar ailesinden olan erkeklere verilen unvan. | Bir prensliğin başında bulunan. | Bazı ülkelerde en yüksek "!soyluluk" unvanıydı. İLE/||/<> Kırım hanlarına ve han ailesinden olan prenslere verilen san. İLE/||/<> Avusturya - Macaristan prenslerine verilen unvan. İLE/||/<> Slav dillerinde kumandan ya da prens anlamına gelir. [Osmanlı'da, Eflak ve Boğdan'ı topraklarına katmadan önce bu ülkelerin kralları voyvoda adıyla anılmaktaydı. Osmanlı zamanında aynı terim, Eflak ve Boğdan vilâyetlerine Sultan tarafından tayin edilen valiler için kullanılmaya devam etti. Voyvodalar, Osmanlı'nın kadrolarında sancak beylerine eşit konumdaydı.][Anadolu ve Rumeli'deki resmî Hıristiyan yöneticilere de bu ad verilmiştir.] )


- PRENSİP[Fr. < PRINCIPE] ile/değil/yerine/= İLKE


- PRENSİP[Fr. < PRINCIPE] ile/değil/yerine/=/||/<> İLKE


- PREPARAT | ANIK ile/||/<> ANIK

( Kimyasal yöntemlerle bireşimi yapılan özdek Ballıbabagiller Labiatae familyasından tek yıllık mavi çiçekli yemeklere koku vermek için kullanılan bir bitki Dağ reyhanı anık )

( PREPARAT )

( PRÉPARAT )

( PRÄPARAT )

( ZIZIPHORA )


- PRES ile/||/<> PRESS, PRESSING MACHINE[İng.] ile/||/<> PRESSE[Fr.] ile/||/<> SIKACAK

( genel uygulayım 1 Bir nesneyi iki ağırlık arasında mekanik olarak sıkıştırıp ezmeye yarayan aygıt 2 Üzüm elma zeytin vb meyve ya da sebzelerin suyunu yağını çıkarmakta kullanılan aygıt araç )

( PRESS, PRESSING MACHINE )

( PRESSE )


- PRES ile/||/<> PRESS[Alm.] ile/||/<> PRES[Fr. < PRESSE]

( Genellikle geniş yüzeyli işleri sıkıştırmaya yarayan aygıt )

( PRESSE )

( PRESS )


- PRESBİTERYENİZM[Fr. < PRESBYTÉRIENISME] ile/değil/yerine/=/||/<> PRESBİTERYENLİK


- PRESBYTE[Fr. < PRESBYTE] ile/değil/yerine/=/||/<> PRESBİT

( Presbitliğe uğramış göz ya da kimse )


- PRESBYTERİEN[Fr. < PRESBYTÉRIEN] ile/değil/yerine/=/||/<> PRESBİTERYEN

( Presbiteryenlikle ilgili Presbiteryenlikten yana olan kimse )


- PRESE[Fr. < PRESSÉ] ile/değil/yerine/= SIKIŞTIRILMIŞ


- PRESENTABLE[Fr. < PRÉSENTABLE] ile/değil/yerine/=/||/<> PREZANTABL

( Sunulabilir durumda olan Derli toplu düzenli Olumlu özellikleri bir arada bulunduran )


- PRESENTATION[İng.] ile/||/<> PRÉSENTATION[Fr.] ile/||/<> PRÄSENTATION[Alm.] ile/||/<> SUNUŞ

( TV Bir televizyon yayın merkezinin çeşitli bölümlerden oluşan izlencesinin sürekli akıcı bir gidiş içinde izlence aralarını gerekli biçimde doldurarak ve yayına belirli bir kişilik kazandırarak yayması )

( PRESENTATION )

( PRÉSENTATION )

( PRÄSENTATION )


- PRESENTE[Fr. < PRÉSENTÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> PREZANTE

( Tanıtmak anlamındaki prezante etmek birleşik fiilinde geçen bir söz )


- PRESERVATİF[Fr. < PRÉSERVATIF] ile/değil/yerine/=/||/<> PREZERVATİF

( Cinsel ilişkiyle geçebilecek hastalıklardan korunmak ya da kadının hamile kalmasını önlemek için erkeklerin kullandığı ince saydam bir tür kılıf kondom kaput I )


- PRESESYON ile/||/<> PRECESSION[İng.] ile/||/<> PRÉCESSION[Fr.] ile/||/<> PRÄZESSION[Alm.] ile/||/<> DEVİNME OLAYI

( devinme olayı bahar devinmesi Yerin dönme ekseninin ortalama kutup çevresinde ağır ağır dönmesi başka deyimle topacın kafa sallamasını andıran bir koni devimi yapması Bu olayın sonucu olarak ilkbahar noktası her yıl 50 26 geriye kayar )

( PRECESSION | NUTATION )

( PRÉCESSION | NUTATION )

( PRÄZESSION | NUTATION )

( PRAECESSIO )

( PRECESSIONE )

( ΜΕΤΆΠΤΩΣΗ / μετάπτωση )


- PRESESYON ile/||/<> PRECESSION[İng.] ile/||/<> PRÉCESSION[Fr.] ile/||/<> PRÄZESSION[Alm.] ile/||/<> YALPALAMA

( Bir eksen çevresinde dönen bir cismin dönme eksenine dik bir kuvvet çifti etkisinde kalınca dikleşik bir üçüncü eksen çevresinde dönmeye başlaması )

( PRECESSION )

( PRÉCESSION )

( PRÄZESSION )


- PRESESYON ile/||/<> ÜĞRÜM | DEVİNME OLAYI

( bk. devinme olayı. @@ bk. bahar devinmesi.@@Yer'in dönme ekseninin ortalama kutup çevresinde ağır ağır dönmesi; başka deyimle topacın kafa sallamasını andıran bir koni devimi yapması. Bu olayın sonucu olarak ilkbahar noktası her yıl 50', 26 geriye kayar. )

( PRECESSION | NUTATION~NUTATION )

( PRÉCESSION | NUTATION~NUTATION | MUTATION )

( PRAECESSIO~... )

( PRÄZESSION | NUTATION~NUTATION )

( PRECESSIONE~NUTAZIONE )

( ΜΕΤΆΠΤΩΣΗ / μετάπτωση~ΚΛΌΝΗΣΗ / κλόνηση )


- PRESIDENT[İng.] ile/||/<> RECTEUR[Fr.] ile/||/<> REKTÖR[Fr. < RECTEUR]

( Özerk üniversitelerin senatolarınca belli bir süre için profesörler arasından seçilen özerk olmayan üniversitelere işe Millî Eğitim Bakanlığınca atanan ve üniversite yönetiminden başlıca sorumlu olan kimse )

( PRESIDENT )

( RECTEUR )


- PRESSE HYDRAULIQUE[Fr.] ile/||/<> SU CENDERESİ

( fizik )

( PRESSE HYDRAULIQUE )


- PRESSE[Fr. < PRESSE] ile/değil/yerine/=/||/<> PRES

( İşletme onarma düzletme vb işlemlerin uygulanması için bir nesneyi iki ağırlık arasında mekanik olarak sıkıştırmaya yarayan alet mengene cendere Üzüm elma zeytin vb meyve ve sebzeleri sıkarak suyunu yağını çıkarmakta kullanılan alet ya da araç mengene baskı )


- PRESSE[Fr. < PRESSÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> PRESE

( Presle sıkıştırılmış sıkılmış olan )


- PRESSÉ[Fr.] ile/||/<> SIKIŞIK

( Sami dillerde gırtlağın basılmasıyla bir özellik kazanan seslikler için kullanılır )

( PRESSÉ )


- PRESSION CINÉTIQUE[Fr.] / KINETISCHER DRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= KİNETİK BASINÇ


- PRESSION CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHER DRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK BASINÇ


- PRESSION DIFFÉRENTIELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= FARK BASINCI


- PRESSION STATIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= DURUK BASINÇ


- PRESSURE ALTITUDE[İng.] / ALTITUDE DE LA PRESSION[Fr.] / DRUCKHÖHE[Alm.] ile/değil/yerine/= BASINÇ YÜKSEKLİĞİ


- PRESSURE COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE LA PRESSION[Fr.] / DRUCKKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= BASINÇ KATSAYISI


- PRESSURE EFFECT[İng.] / EFFET DE PRESSION[Fr.] / DRUCKEFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= BASINÇ ETKİSİ


- PRESSURE FORCE[İng.] / FORCE DE PRESSION[Fr.] / DRUCKKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= BASINÇ KUVVETİ


- PRESSURE MEASUREMENT[İng.] / MESURE DE PRESSION[Fr.] / DRUCKMESSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BASINÇ ÖLÇÜMÜ


- PRESSURE SHIFT[İng.] / GLISSEMENT DE PRESSION[Fr.] / DRUCKVERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BASINÇ KAYMASI


- PRESSURE TUBE REACTOR[İng.] / RÉACTEUR À TUBES DE FORCE[Fr.] / DRUCKROHRREAKTOR, DRUCKRÖHRENREAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= BASINÇ TÜPLÜ TEPKİLEŞİM/REAKTÖR


- PRESSURE-ENTHALPY CHART[İng.] / DIAGRAMME PRESSION-ENTHALPIE[Fr.] / DRUCK-ENTHALPIE-DIAGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= BASINÇ-ENTALPİ ÇİZELGESİ/ÇİZENEĞİ


- PRESSURIZATION[İng.] / PRESSURISATION[Fr.] ile/değil/yerine/= BASINÇLANDIRMA


- PRESTİJ[Fr. < PRESTIGE] ile/değil/yerine/=/||/<> SAYGINLIK


- PRESTON'S RULE[İng.] / RÈGLE DE PRESTON[Fr.] / PRESTON-REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= PRESTON KURALI


- PREVANTORYUM[Fr. < Lat.]

( Gövdelerine verem mikrobu girmesine karşın henüz hastalığa yakalanmamış zayıf kişilerin, vereme yakalanmasını önlemek amacıyla bakıldıkları sağlık kurumu. [Maslak Kasırları'nda.] )


- PREVANTORYUM/PREVENTORİUM[Fr. < PRÉVENTORIUM] ile/||/<> TÜBERKÜLİN/TUBERCULİNE[Fr. < TUBERCULINE] ile/||/<> TEVERRÜM/TEVERRUM[Ar. < TEVERRUM] ile/||/<> VEREM/VEREM[Ar. < VEREM]

( Vücutlarına verem mikrobu girmesine rağmen henüz hastalığa yakalanmamış zayıf kimselerin vereme yakalanmasını önlemek amacıyla bakıldıkları sağlık kurumu )


- PREVENTORİUM[Fr. < PRÉVENTORIUM] ile/değil/yerine/=/||/<> PREVANTORYUM

( Vücutlarına verem mikrobu girmesine rağmen henüz hastalığa yakalanmamış zayıf kimselerin vereme yakalanmasını önlemek amacıyla bakıldıkları sağlık kurumu )


- PREZANTASYON[Fr. < PRÉSENTATION] ile/değil/yerine/=/||/<> TANITMA


- PRICIPALITY[İng.] ile/||/<> PRICIPAUTÉ[Fr.] ile/||/<> FÜRSTENTUM[Alm.] ile/||/<> PRENSLİK

( 1 Prens olma hali 2 Bir prensin yönetimindeki bağımsız ya da yarı bağımsız küçük devlet Monako Prensliği Karadağ Prensliği )

( PRICIPALITY )

( PRICIPAUTÉ )

( FÜRSTENTUM )


- PRİÈRE DE PLUİE[Fr.] ile/||/<> REGENGEBET, REGENBITTE[Alm.] ile/||/<> YAĞMUR DUASI

( Kuraklık sırasında yağmur yağdırması için yüce varlıklara atalara kutsal kişilere yönelik onları acımaya getirecek ve yumuşatacak nitelikteki yakarış dua )

( PRIÈRE DE PLUIE )

( REGENGEBET, REGENBITTE )


- PRİM | PRİM ile/||/<> PRİM ile/||/<> ÇIKIŞ PRİMİ

( Belirli malların üretim ve yurttan çıkışının özendirilmesi amacıyla o malların üreticilerine ya da çıkaranlarına genellikle devletçe yapılan yardımlar para yardımları vergi bağışıklığı vb gibi a çıkış primi kazanmalık matematik 1 ikramiye 2 sigorta primi 3 Menkul ya da gayri menkullerin nominal değeri ile piyasa değeri arasındaki pozitif fark 4 Vadeli işlemler piyasasında ürün taşınır değer döviz gibi varlıkların gelecekteki fiyatının yükselmesi durumu )

( PREMIUM, SUBSIDY | PREMIUM, BOUNTY )

( PRIME, SUBVENTION | PRIME )


- PRIMARY BATTERY[İng.] / BATTERIE PREMIÈRE[Fr.] / PRIMÄRBATTERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL BATARYA


- PRIMARY CELL[İng.] / PILE PRIMAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL PİL


- PRIMARY CIOMPONENT, PRIMARY[İng.] ile/||/<> ÉTOILE PRINCIPOLE, COMPOSANTE PRINCIPALE[Fr.] ile/||/<> HAUPTKOMPONENTE, HAUPSTERN[Alm.] ile/||/<> BAŞYILDIZ

( Çifyıldızlarda büyük olan yıldız )

( PRIMARY CIOMPONENT, PRIMARY )

( ÉTOILE PRINCIPOLE, COMPOSANTE PRINCIPALE )

( HAUPTKOMPONENTE, HAUPSTERN )


- PRIMARY DOSE LIMITS[İng.] / LIMITES DE DOSE PRIMAIRE[Fr.] / PRIMÄRDOSISGRENZE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL DOZ SINIRLARI


- PRIMARY ELECTRONS[İng.] / ÉLECTRONS PRIMAIRES[Fr.] / PRIMÄRELEKTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL ELEKTRONLAR


- PRIMARY EMISSION[İng.] / ÉMISSION PRIMAIRE[Fr.] / PRIMÄREMISSION[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL SALIM/YAYIM


- PRIMARY FISSION PRODUCTS[İng.] / PRODUITS DE FISSION PRIMAIRES[Fr.] / PRIMÄRE SPALTAUSBEUTE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL BÖLÜNME VERİMİ/ÜRÜNLERİ


- PRIMARY PROTECTIVE SHIELDING[İng.] / CUIRASSE PROTECTRICE PRIMAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL KORUYUCU PERDELEME/ZIRH


- PRIMARY RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT PRIMAIRE[Fr.] / PRIMÄRE STRAHLUNG, PRIMÄRSTRAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL IŞINIM


- PRİMAT[Fr. < PRIMATE] ile/değil/yerine/=/||/<> MAYMUN


- PRİME[Fr. < PRIME] ile/değil/yerine/=/||/<> PRİM

( sigorta primi İşveren tarafından iş yapanı isteklendirip verimini artırmak ya da sonuca daha kolay ve çabuk ulaşmasını sağlamak amacıyla verilen para Sigorta kuruluşlarına bağlı olanların ödemek zorunda oldukları ücret Pay senetlerinin asıl fiyatı ile piyasa fiyatı arasındaki artış Üstün başarı gösteren sporculara verilen armağan )


- PRİMER | BİRİNCİL ile/||/<> BİRİNCİL

( ilk en yalın en önemli olay biçim ya da küme Örn karmaşık tepkimeler dizgesindeki en önemli ya da en hızlı tepkime )

( PRIMARY | SECONDARY )

( PRIMAIRE | SECONDAIRE )

( PRIMÄR | SEKUNDÄR )

( PRIMARIUS )

( PRIMARIO )

( ΠΡΩΤΟΓΕΝΉΣ / πρωτογενής )


- PRİMER | BİRİNCİL >< İKİNCİL

( ilk, en yalın, en önemli olay , biçim ya da küme. Örn. karmaşık tepkimeler dizgesindeki en önemli ya da en hızlı tepkime. @@ )

( PRIMARY | SECONDARY~SECONDARY )

( PRIMAIRE | SECONDAIRE~SECONDAIRE )

( PRIMARIUS~... )

( PRIMÄR | SEKUNDÄR~SEKUNDÄR )

( PRIMARIO~SECONDARIO )

( ΠΡΩΤΟΓΕΝΉΣ / πρωτογενής~ΔΕΥΤΕΡΕΎΩΝ / δευτερεύων )


- PRİMİTİF[Fr. < PRIMITIF] ile/değil/yerine/=/||/<> İLKEL


- PRIMITIVE LATTICE[İng.] / RÉSEAU PRIMITIF[Fr.] ile/değil/yerine/= İLKEL ÖRGÜ


- PRIMITIVISME[Fr.] ile/||/<> İLKELCİLİK

( 1911de Fransada gelecekçiliğe fütürizm tepki olarak doğan ve ilkel sanata öykünen yazın çığırı )

( PRIMITIVISME )


- PRİMİTİVİST[Fr. < PRIMITIVISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> İLKELCİ


- PRİMİTİVİZM[Fr. < PRIMITIVISME] ile/değil/yerine/=/||/<> İLKELCİLİK


- PRİNCE[Fr. < PRINCE] ile/değil/yerine/=/||/<> PRENS

( Hükümdar ailesinden olan erkeklere verilen ünvan Bir prensliğin başında bulunan kimse Bazı ülkelerde en yüksek soyluluk ünvanı )


- PRINCE[İng.] ile/||/<> PRINCE[Fr.] ile/||/<> PRINZ[Alm.] ile/||/<> ŞEHZADE[Fars. < ŞEH + ZÂDE]

( Padişahların ve oğullarının erkek çocuklarına verilen san )

( PRINCE )

( PRINCE )

( PRINZ )


- PRINCE/PRINCESS/PRICIPALITY[İng.] ile/değil/yerine/= PRINCE/PRINCESSE/PRICIPAUTÉ[Fr. < PRINCE] ile/değil/yerine/= PRINZ, FÜRST/PRINZESSIN, FÜRSTIN/FÜRSTENTUM[Alm.] ile/değil/yerine/= PRENS[Fr. < PRINCE]

( 1. Batı ülkelerinde hükümdar. 2. Hükümdar oğullarına verilen san. 3. Osmanlılarda Eflak ve Buğdan beyliklerine atanan Fener beylerinin sanı. )


- PRİNCESSE[Fr. < PRINCESSE] ile/değil/yerine/=/||/<> PRENSES

( Hükümdar ailesinden olan kadın ya da kızlara verilen ünvan Hükümdar karısı )


- PRINCIPAL AXIS[İng.] / AXE PRINCIPAL[Fr.] / HAUPTACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= ASAL EKSEN


- PRINCIPAL DIRECTIONS[İng.] / DIRECTIONS PRINCIPALES[Fr.] / HAUPTRICHTUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ASAL DOĞRULTULAR


- PRINCIPAL FOCUS[İng.] / FOYER PRINCIPAL[Fr.] / HAUPTBRENNPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ASAL ODAK


- PRINCIPAL PLANE[İng.] / PLAN PRINCIPAL[Fr.] / HAUPTEBENE[Alm.] ile/değil/yerine/= ASAL DÜZLEM


- PRİSE[Fr. < PRISE] ile/değil/yerine/=/||/<> PRİZ

( duy priz Elektrik akımı almak için fişin sokulduğu yuva )


- PRİSMATİQUE[Fr. < PRISMATIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> PRİZMATİK

( Prizma ile ilgili Prizma biçiminde olan )


- PRISME DE NICOL[Fr.] / NIKOLSCHES PRISMA[Alm.] ile/değil/yerine/= NİCOL PRİZMASI


- PRISME POLARISANT DE WOLLASTON[Fr.] ile/değil/yerine/= WOLLASTON KUTUPLAYICI PRİZMASI


- PRİSME[Fr. < PRISME] ile/değil/yerine/=/||/<> PRİZMA

( kesik prizma üçgen prizma Işınları saptıran ve ayrıştıran saydam maddeden yapılmış üçgen cisim Alt ve üst tabanları birbirine paralel ve eşit iki çokgenden yanal yüzeyleri de eşit ve paralel doğrulardan oluşan çok düzlemli cisim menşur biçme )


- PRİZ[Fr. < PRISE] ile/ve/||/<>/< FİŞ[Fr. < FICHE]

( Elektrik akımı almak için fişin sokulduğu yuva. İLE/VE/||/<>/< Prizden akım almaya yarayan araç. | Bir yapıtın hazırlanmasında kolaylık sağlamak ya da bir işe kılavuzluk etmek için yazılıp sınıflandırılan küçük kâğıt yapraklardan her biri. | Bir işi yaptırmak ya da gereken kaydın alındığını belirtmek için bir koçandan koparılmış kâğıtlardan her biri, makbuz. )

( )


- PRİZ ile/||/<> PRİZ[Fr. < PRISE]

( alıcı fizik yuva )

( POWER SOCKET )

( PRISE )


- PRİZ ile/||/<> YUVA

( Sinema TV Elektrik akımını almak için fişin sokulduğu yuva fiş yuvası Üç ve dört yaşlarındaki çocuklar için açılan ve genellikle gündüzleri çalışan kadınların çocuklarını sabah bırakıp akşam aldıkları okulöncesi eğitim kurumu Mimarlık alveolus küçük göz Mimarlıkta içine bir taşın ya da bir yazıtın yerleştirildiği oyuk Anne ve babaların çalışmakta olduğu saatlerde çocukların bakım ve eğitimini sağlayan özel ya da kamusal kurum karşılık alveol anlamdaş kesecik alveolus küçük boşluk Akciğerde bronşçukların sonlandığı küçük boşluklar 2 Bezlerdeki küçük boşluklar 3 Küçük bir çukurcuk ya da kese biçiminde herhangi bir boşluk zooloji 1 Aynı unsurlardan oluşan küme özellikle hücrelerin kendilerine yabancı bir dokuda birikmesiyle oluşan kümelenme Kimi neoplastik ve hamartomatöz dermatozislerde en çok epidermis ve ya da dermis içindeki hücrelerin sınırlı gruplaşmasında görülür 2 Kuşların yumurtlamak ve yavruların büyütmek üzere hazırladıkları yatak kuş yuvası ya da barınağı yuva Az yuva 1 kuş barınağı 2 ev konut oya 1 hayvan yuvası 2 ev konut uya yuva in uya uya uya Kar huya Alt Tel uya kuş yuvası vahşi hayvanlar için in Tar uva uya uya yăva Eski çağlardan başlayarak kullanılır uya Orta Türkçede de uya biçimi geçer Eski Kıpçakçada uya yanında yuva biçimi de göze çarpar Türkçe yuvanın başındaki y ikincil bir sestir Çuvaşça yăvanın başındaki y de sonradan türemiştir Ramstedt KSz 16 72 JSFOu 32 2 6 Moğolca uyuğa Lagerplatz der Diebe Rӓubernetzt biçimiyle birleştirmiştir Räsänen UAJb 33 147 UJb 19 102 V 511a bu birleştirmeye katılarak h uya biçiminden yola çıkmıştır Onun bu görüşüne Joki LwSS 251 de katılmıştır Egorov ÊS 73 diyalektlerde kullanılan üy toplamak kökünden geldiğini bir olasılık olarak dile getirmiştir Clauson ED 267 belli başlı eski biçimleri saymakla yetinmiştir Sevortyan ÊSTJa 1974 239 da eski etimolojik açıklamaları özetledikten sonra Vladimirtsov ve Jokinin birleştirmelerini göz önüne alarak Kırgızca uyu birikmek toplanmak kökü üzerinde durulabileceğini seslendirmiştir )

( PLUG SOCKET, SOCKET, OUTLET | NURSERY SCHOOL | CELL | DAY-NURSERY, DAYCARE-CENTER | ALVEOLUS | NEST | RECEPTACLE | SLOT | SOCKET )

( PRISE (DE COURANT) | GARDERIE D'ENFANTS | ALVÉOLE | CRECHE )

( STECKDOSE | HÖHLUNG | KINDERTAGESSTÄTTE | LUNGENBLÄSCHEN )

( ALVEOLUS )

( YUVA[Az.]~OYA[Tatk.]~UYA[Kklp.]~UYA[Nog.]~UYA[Özb.]~UYA[Krg.]~UYA[Alt.]~UYA[Tel.]~UYA[Şor.]~UYA[Sag.]~UYA[Kzk.]~UYA[Tuv.]~UYA[Yak.]~YĂVA[Çuv.] )


- PRİZMA ile PİRAMİT[Fr. < Yun.]

( [mat.] Biçme. | [fizik] Işık ışınlarını saptıran ve ayrıştıran, saydam maddeden yapılmış üçgen prizma. İLE [mat.] Tepeleri ortak bir noktada birleşen, tabanları da herhangi bir çokgenin birer kenarı olan birtakım üçgenlerden oluşmuş cisim. | Mısır firavunlarının mezarlarına verilen ad. | Gösteri jimnastiklerinde, jimnastikçilerin, araçlı ya da araçsız olarak birbirinin omuzlarında, dizlerinde oluşturdukları gösterişli ve düzenli biçimler. )

( PRISM vs. PYRAMID )


- PROBABİLİST[Fr. < PROBABILISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> OLASICI


- PROBABILITY DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE PROBABILITÉ[Fr.] / WAHRSCHEINLICHKEITSDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= OLASILIK YOĞUNLUĞU


- PROBABILITY[İng.] / PROBABILITÉ[Fr.] / WAHRSCHEINLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= OLASILIK


- PROBABİLİZM[Fr. < PROBABILISME] ile/değil/yerine/=/||/<> OLASICILIK


- PROBABLE[İng.] ile/||/<> PROBABLE[Fr.] ile/||/<> WAHRSCHEINLICH[Alm.] ile/||/<> OLASI | MUHTEMEL[Ar. < MUHTEMEL]

( olası Olması umulan olasılık kuramında olasılığı sıfırdan büyük olan )


- PROBLEMATIC[İng.] ile/||/<> PROBLÉMATIQUE[Fr.] ile/||/<> PROBLEMATISCH[Alm.] ile/||/<> BELKİLİ

( belkili 1 Çözümü belli olmayan 2 Doğru olma olanağı olmakla birlikte kuşku uyandıran kesin olmayan )


- PROBLEMATİK[Fr. < PROBLÉMATIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> SORUNSAL


- PROBLÈME DE GRAETZ[Fr.] ile/değil/yerine/= GRAETZ PROBLEMİ


- PROBLEME[Fr. < PROBLÈME] ile/değil/yerine/=/||/<> PROBLEM

( Teoremler ya da kurallar yardımıyla çözülmesi istenen soru mesele sorun Davranışları normal olmayan ve özel olarak eğitilmesi gereken kimse )


- PROCÉDÉ À LA VISCOSE[Fr.] / VISCOSEVERFAHREN[Alm.] ile/değil/yerine/= VİSKOZ SÜRECİ


- PROCÉDÉ ZIGER[Fr.] ile/değil/yerine/= ZİGLER KATALİZÖRÜ


- PROCESSUS ISENTROPIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= İZANTROPİK SÜREÇ


- PROCESSUS ISOBARE[Fr.] / ISOBARER PROZESS[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOBARİK SÜREÇ


- PROCESSUS ISOTHERME[Fr.] / ISOTHERMER PROZESS[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOTERMAL SÜREÇ


- PROCTOLOGİE[Fr. < PROCTOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> PROKTOLOJİ

( Tıbbın anüs hastalıklarıyla uğraşan dalı )


- PROCTOLOGİE[Fr. < PROCTOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> PROKTOLOJİK

( Proktolji ile ilgili )


- PROCURATION/PERFECTION[İng.] ile/değil/yerine/= PROCURATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YETKI


- PRODUCER[İng.] ile/||/<> PRODÜKTÖR[Fr. < PRODUCTEUR]

( Bir oyunun bütün yönetim işlerini yüklenen ve sermayesini sağlayan kimse )

( PRODUCER )

( PRODUCTEUR )


- PRODUIT NATUREL[Fr.] / NATÜRLICHER PRODUKT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞAL ÜRÜN (NESNE)


- PRODUIT SCALAIRE[Fr.] / SKALARPRODUKT[Alm.] ile/değil/yerine/= SKALER ÇARPIM


- PRODÜKSİYON ŞİRKETİ, FİLM ŞİRKETİ, ŞİRKET, FİLM KUMPANYASI, KUMPANYA, FİRMA, FİLM MÜESSESESİ | YAPIMEVİ ile/||/<> YAPIMEVİ

( Sinema Film yapımı işiyle uğraşmak amacıyla kurulmuş ortaklık işleyim Önceden hazırlanmış ham özdekleri işleyerek ürüne yapına dönüştüren işyeri Yapımı sağlayan makineli kuruluşların tümü Aletler avadanlıklar makineler ve diğer durağanlardan kurulu işletme )

( PRODUCTION COMPANY, PRODUCING COMPANY | MANUFACTURE | PLANT )

( MAISON DE PRODUCTION, SOCIÉTÉ PRODUCTRICE | MANUFACTURE | FABRIQUE )

( PRODUKTIONSFIRMA, PRODUKTIONSGESELLSCHAFT, FILMGESELLSCHAFT, FILMFIRMA )


- PRODÜKSİYON[Fr. < PRODUCTION] ile/değil/yerine/=/||/<> YAPIM | ÜRETİM

( yapım üretim )


- PRODÜKTİVİTE[Fr. < PRODUCTIVITÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜRETKENLİK


- PRODÜKTÖR[Fr. < PRODUCTEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> YAPIMCI | ÜRETİCİ

( yapımcı üretici Bir sigorta şirketinde yaptığı sigortaya karşılık prim alarak çalışan kimse )


- PROFANE[Fr. < PROFANE] ile/değil/yerine/=/||/<> PROFAN

( Dinle ilgisi olmayan din dışı )


- PROFESSEUR[Fr. < PROFESSEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> PROFESÖR

( Yükseköğretim kuruluşlarında en üst aşamada olan öğretim üyesi Yükseköğretim kuruluşlarında en üst aşamada olan ünvan Bir işi en iyi bilen ya da yapan kimse )


- PROFESSİONNEL[Fr. < PROFESSIONNEL] ile/değil/yerine/=/||/<> PROFESYONEL

( Bir işi kazanç sağlamak amacıyla yapan kimse amatör karşıtı Ustalaşmış uzmanlaşmış )