Fransızca karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 29.656 başlık/FaRk ile birlikte,
29.656 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(89/120)
- PLASTICITÉ VISQUEUSE[Fr.] ile/değil/yerine/= VİSKOZ PLASTİKLİK
- PLASTICITY[İng.] / PLASTICITÉ[Fr.] / PLASTIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= PLASTİKLİK
- PLASTICS[İng.] / SUBSTANCES SLASTIQUES[Fr.] / KUNSTHARZSTOFFE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLASTİKLER
- PLASTİK[Fr.] ile TERMOFOR[Fr.] ile TERMOPLAST[Fr.]
( Isı ve basınç etkisiyle biçim verilen, organik ya da sentetik olarak yapılan nesne. | Bu maddeden yapılan. İLE Kauçuk vb. maddelerden yapılan, içi su ya da kimyasal bir madde ile doldurularak ısının aynı düzeyde kalmasını sağlayan kap. İLE Sıcakta biçim verilmeye elverişli, soğukta oldukça sert olan, kalıplandıktan sonra biçim değiştirmeyen yapı malzemesi. )
- PLASTİQUE[Fr. < PLASTIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> PLASTİK
( plastik ameliyat plastik badana plastik boru plastik cam plastik cerrahi plastik sanatlar plastik toprak plastik tutkal duromer plastik plastomer plastik Isı ve basınç etkisiyle biçim verilen organik ya da sentetik olarak yapılan madde Bu maddeden yapılan )
- PLASTIQUE[Fr.] / KUNSTSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= PLASTİK
- PLASTIQUE/PLASTICITÉ[Fr. < PLASTIQUE] ile/değil/yerine/= PLASTICITY[İng.] ile/değil/yerine/= PLASTIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= PLASTIK
( Oyuncu oynarken yumuşak, uyumlu bir hareket sırasıyla gereğine göre- gövdesini ve gövde organlarını kımıldatacaktır. Stanislavski yönteminden. @@ (biyoloji, kimya) )
- PLASTİSİTE ile/||/<> PLASTICITY[İng.] ile/||/<> PLASTICITÉ[Fr.] ile/||/<> PLASTIZITÄT[Alm.] ile/||/<> PLASTİKLİK
( Mekanik gerilim altında uğradığı biçim değişimini bu etki kalktıktan sonra da sürdürme özelliği )
( PLASTICITY )
( PLASTICITÉ )
( PLASTIZITÄT )
- PLASTRON | GÖĞÜSLÜK ile/||/<> GÖĞÜSLÜK
( Delici kılıç oyuncularının ve kılıçoyunu öğretmenlerinin kullandıkları göğüs karın ve koltuk altını koruyucu nitelikte iki ayrı çeşiti olan göğüslük Delici kılıç için olanını yönetmelik gereğine uygun nitelikte ve yarışmalarda ceket altına takmak zorunludur Öğretmenler için olanı ise içi pamuk kıtık ya da süngerle beslenmiş ve ceket üstüne takılır Savaşlarda göğüsü korumak için kullanılan zırh I Hayvan sırtına vurulan semerin düşmemesini sağlayan kayış ya da ip kolan Senirkent Isparta Amasya II Alt değirmen taşının ortasındaki dikdörtgen biçimindeki bölüm Köprü Şarkikaraağaç Isparta )
( PLASTRON )
( PLASTRONS )
- PLASTRON[Fr. < PLASTRON] ile/değil/yerine/=/||/<> PLASTRON
( Erkek giyiminde gömleğin göğüs tarafının üzerine takılan parça Kılıç oyunu oynarken kullanılan meşin göğüslük Kaplumbağanın kabuğunun karın tarafına verilen özel ad )
- PLASTRON[Fr.] ile/||/<> PLASTRON[Fr. < PLASTRON]
( biyoloji )
( PLASTRON )
- PLÂSTRON ile/||/<> PLÂSTRON
( F plastron göğüs safihası Kaplumbağalarda bağanın karın tarafına verilen özel bir ad 1 Kaplumbağaların ventral kemiksi kalkanı 2 Araknidlerin sternumu 3 Bazı böceklerin yumurta kabuğundaki gözeneklerde suda yaşayan böceklerin epikutikulası üzerindeki kıllar arasında kalan gaz tabakası )
( PLASTRON )
( PLASTRON )
( PLASTRON )
- PLATE-FORME[Fr.] ile/||/<> PLÂTFORM
( coğrafya )
( PLATE-FORME )
- PLATE[İng.] ile/||/<> TÔLE[Fr.] ile/||/<> BLECH[Alm.] ile/||/<> LEVHA[Ar. < LEVHA]
( Genellikle bir parmaktan daha ince kalınlığı olan sıcak haddelenmiş geniş uzun metal parça )
( PLATE )
( TÔLE )
( BLECH )
- PLATEAU[Fr. < PLATEAU] ile/değil/yerine/=/||/<> PLATO
( yayla Sinema filminin çekimlerinde kullanılmak üzere dekorun kurulduğu yer Diyet yapan kimselerde kilo vermenin durduğu dönem Salgın hastalıkta günlük vaka ve ölüm sayısının artışının durduğu ve sayıların yatay seyrettiği dönem )
- PLATEFORME[Fr. < PLATE-FORME] ile/değil/yerine/=/||/<> PLATFORM
( Ahşap taş metal vb bir maddeden yapılmış düz ve yüksekçe yer Büyük çaplı tabakaların çarpılması ve bunun sonucunda oluşan hafif eğimlerle nitelenen jeolojik yapı tipi Bir siyaset programında dayanılan düşünce ya da düşüncelerin tümü ortam Aynı düşüncede olanların dayanışması )
- PLATİNE[Fr. < PLATINE] ile/değil/yerine/=/||/<> PLATİN
( platin sarısı Atom numarası atom ağırlığı yoğunluğu olan C de eriyen kolay işlenen çok dayanıklı değerli bir element simgesi Pt Bu elementin renginde olan )
- PLATINE[Fr. < PLATINE] ile/||/<> PLATİN ile/||/<> PLATİN[Fr. < PLATINE]
( Mineral Pt metalimsi parıltı gri çizgi gri sertlik 4 55 özgül ağırlık 13 519 arı Pt 21 5 kubusal Ultrabazik kayaçlarda ve nehir kumlarında bulunur Sert sünek dövülgen gümüş renkli yüksek yenime dirençli metal A A 195 23 A S 78 Ö A 2145 E S 1773 5 C )
( PLATINIUM | PLATINUM )
( PLATINE )
( PLATIN )
- PLATING[İng.] / CHICHAGE[Fr.] / KAPLAMA[Alm.] ile/değil/yerine/= KAPLAMA
- PLATINUM RESISTANCE THERMOMETER[İng.] / THERMOMÈTRE À RÉSISTANCE DE PLATINE[Fr.] ile/değil/yerine/= PLATİN DİRENÇLİ SICAKLIKÖLÇER
- PLATINUM[İng.] / PLATINE[Fr.] / PLATIN[Alm.] ile/değil/yerine/= PLATİN
- PLATO, SET ile/||/<> FLOOR, STUDIO STAGE, LIVE STAGE, | FLOOR, STUDIO, TELEVISION STUDIO[İng.] ile/||/<> PLATEAU (DE STUDIO), "SET", | PLATEAU (DE TÉLÉVISION)[Fr.] ile/||/<> SSÜHNE, FILMATELIER, AÜFNAHMERAUM, | STUDIO, AUFNAHMESTUDIO, FERNSEHAUFNAHMESTUDIO[Alm.] ile/||/<> DÜZLÜK
( Sinema 1 İşliklerde film çevirmekte kullanılan uzun geniş yüksek hangar biçiminde içinde aydınlatmayı alıcı devinimlerini bezem kurmayı kolaylaştıracak düzeni bulunan yapı TV 2 Bir yayının hazırlandığı işlik ya da işliğin bir bölümü )
( 1. FLOOR, STUDIO STAGE, LIVE STAGE, 2. FLOOR, STUDIO, TELEVISION STUDIO )
( 1. PLATEAU (DE STUDIO), "SET", 2. PLATEAU (DE TÉLÉVISION) )
( 1. SSÜHNE, FILMATELIER, AÜFNAHMERAUM, 2. STUDIO, AUFNAHMESTUDIO, FERNSEHAUFNAHMESTUDIO )
- PLATO[Fr. < Lat.] ile/değil/yerine/= YAYLA
( UPLAND/HIGH PLATEAU vs. PLATEAU )
- PLATO ile/||/<> YAYLA
( Genellikle yüksek koyaklarla derince yarılıp parçalanmış düz yüzeyler coğrafya Taban yerlerdeki meralar otlatıldıktan sonra yalnız yaz aylarında otlatılan yüksek rakımlı meralar yaz merası yaylak Daha sonra plato anlamını almıştır Az yayla Azeri alanında yaylag da geçer yayla otlak çayır ceyleü yaylav otlak çayır Nogaylar otlağa öris adını da verirler jaylau otlak Karakalpaklar jaylau yanında öris adını da kullanırlar jaylau yaz otlağı caylō dağlık bölgelerde yaz otlağı Alt Tel yaylū Eski çağlardan başlayarak kullanılır yaylağ Eski Türkçede yaylağ yanında yaylık biçimi de göze çarpar Orta Türkçede yaylağ olarak geçer Eski Kıpçakçada ise yaylak biçimi kullanılır yayla yazı geçirmek ğ k eki Farsça yaylā yaylāq summerquarters Türkçeden geçmiştir Doerfer TMEN 1941 Farsçada aylāq a summer residence biçimi de kullanılır Diyalektlerde otlak olarak kullanılan yaylık caylık biçimi lık ekiyle yapılmış bir türevdir )
( TABLE LAND | SUMMER RANGE )
( PLATEAU )
( TAFELLAND )
- PLATONCULUK/PLATONİZM[Fr. < PLATONIZME] ile/||/<> YENİ PLATONCULUK/NEOPLATONİZM[Fr. < NÉOPLATONISME]
- PLATONİQUE[Fr. < PLATONIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> PLATONİK
( platonik aşk Gerçekte var olmayan karşılığı bulunmayan hayalde yaşatılan hep öyle kalması istenilen aşk sevgi ve ilgi eflatuni )
- PLATONIQUE[Fr.] ile/||/<> PLATONİK[Fr.]
( Gerçekte var olmayan düşte kalan hep öyle kalması istenilen sevgi ya da ilgi Dinî kitaplara girmiş bu platonik aşka dair bir tiyatro kitabı yazmak klasik bir edebiyat kültürüyle yetişmiş kimseler tarafından belki hoş görülebilirdi Yakup Kadri Karaosmanoğlu Gençlik ve Edebiyat Hatıraları 36 Platonik bir aşk olabilir Adalet Ağaoğlu Başka Karşılaşmalar 35 Hâlbuki daha platonik daha manidar gözükecektin Peyami Safa Sözde Kızlar 82 Evet aşkın çeşitleri var Platonik aşk zevkaşk tutkuaşk Cemil Meriç Kırk Ambar 155 Ona duyduğu ilgi olsa olsa platonik bir ilgi olacaktı Haldun Taner Şişhane ye Yağmur Yağıyordu Ayışığında Çalışkur 70 Bir aşkı simgelediğini platonik biçimde tadıldığını sanırım gözler önüne seriyor Selim İleri Saz Caz Düğün Varyete 73 Sarıyerli Gülüver le platonik bir aşk yaşıyorlar yıllardır Tomris Uyar Sesler Yüzler Sokaklar 17 gençliğinde pek platonik sahada kalan bazı günahlarını hatırlamıştı Halide Edip Adıvar Tatarcık 152 Yalnızca şiirsel ve platonik bir ilişki sürdüremeyeceğini başından beri biliyor üstelik buna belli bir hevesle hazırlanıyordu Genç Kız Pınar Kür Bitmeyen Aşk 90 Onlarla platonik bir ilişki kurmayı tercih etti Oğuz Atay Tutunamayanlar 695 Necib e platonik aşk yetmemeye başlıyor Fethi Naci Yüzyılın 100 Türk Romanı 63 )
- PLATONISM[İng.] ile/değil/yerine/= PLATONISME/PLATONIQUE[Fr. < PLATEAU] ile/değil/yerine/= PIATONISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= PLATONCULUK
( Platon'un kurduğu, sonradan kendisine bağlı öğrencilerinin geliştirdiği; duyulur dünya ile asıl gerçeklik olan -> idealar dünyasının karşıtlığı üzerine temellendirilmiş idealist felsefe öğretisi. )
- PLATONİZM[Fr. < PLATONIZME] ile/değil/yerine/=/||/<> PLATONCULUK
- PLEBİSCİTE[Fr. < PLÉBISCITE] ile/değil/yerine/=/||/<> PLEBİSİT
( Devletler hukukunda bir ulusun hangi devlete bağlanacağıyla ilgili oylama halk oylaması )
- PLEİSTOCENE[Fr. < PLÉISTOCÈNE] ile/değil/yerine/=/||/<> PLEİSTOSEN
( Buzul Çağı Bu zamanla ilgili )
- PLEISTOCÉNE[Fr.] ile/||/<> PLEİSTOSEN[Fr. < PLÉISTOCÈNE]
( jeoloji )
( PLEISTOCÉNE | PLÉISTOCÈNE )
- PLEISTOCENE[İng.] ile/||/<> PLEISTOCENE[Fr.] ile/||/<> PLEISTOCENE[Alm.] ile/||/<> PLEİSTOSEN
( İki milyondan 10000 yıl öncesine kadar devam eden ve tersiyerden sonra gelen buzul ve buzul sonrası devir )
( PLEISTOCENE )
( PLEISTOCENE )
( PLEISTOCENE )
- PLEİSTOSEN[Fr. < Yun.] ile/değil/yerine/= BUZUL DÖNEMİ
- PLEVRA[İt.] ile/ve PERİTON[Fr. < Yun.] ile/ve MASRİKA
( Göğüs boşluğunun iç yüzünü ve akciğerleri saran zar. İLE/VE Karın zarı. İLE/VE Bağırsakları tutan karın iç zarı. )
- PLİ[Fr. < PLI] ile/değil/yerine/=/||/<> PİLE
- PLİ[Fr. < PLI] ile/değil/yerine/=/||/<> PİLE
( Kumaş kâğıt vb nde bir bölümün öbürünün üzerine getirilmesiyle oluşturulan kıvrım kırma pli )
- PLİOCENE[Fr. < PLIOCÈNE] ile/değil/yerine/=/||/<> PLİYOSEN
( Üçüncü Çağ ın kutup buzullarının büyüdüğü Güney ve Kuzey Amerika nın arasında kara köprüsünün kurulduğu en son bölümü Bu zamanla ilgili )
- PLIOCÈNE[Fr.] ile/||/<> PLİYOSEN[Fr. < PLIOCÈNE]
( jeoloji )
( PLIOCÈNE )
- PLİSE[Fr. < PLISSÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> PİLELİ
- PLISSÉ[Fr.] ile/||/<> PLİSE[Fr.]
( Pilili kıvrımlı Evet hayır olabilir düzeltirim pensleri göğüs altından bele kadar indireyim bu yıl pliseler daha geniş nasıl isterseniz deyip dururum Füruzan Sevda Dolu Bir Yaz 16 İçine ne vapurların düdükleri aksediyor ne de bacaların kalın pliseli dumanları sarılıyor Refik Halid Karay Sürgün 58 )
- PLOMB BLANC SUBLIMÉ[Fr.] / BLEIWEISS[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜBLİMLEŞMİŞ BEYAZ KURŞUN
- PLONJON[Fr. < PLONGEON] ile/değil/yerine/=/||/<> DALIŞ
- PLONJON[Fr.] ile/değil/yerine/= DALIŞ
- PLUMBICON TUBE[İng.] / TUBE PLUMBICON[Fr.] ile/değil/yerine/= PLUMBİCON TÜPÜ
- PLÜRALİST[Fr. < PLURALISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOĞULCU | ÇOKÇU
( çoğulcu çokçu )
- PLÜRALİZM[Fr. < PLURALISME] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOĞULCULUK | ÇOKÇULUK
( çoğulculuk çokçuluk )
- PLUTO/PLUTONIUM[İng.] ile/değil/yerine/= PLOTON/PLUTONIUM[Fr. < PLUTON] ile/değil/yerine/= PLUTO/PLUTONIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= PLÜTON[Fr. < PLUTON]
( Güneş'e en uzak büyük gezegen (ortalama uzaklık 39.5 AB; dolanma dönümü 248.4 yıl). )
- PLÜTOKRASİ[Fr. < PLOUTOCRATIE] ile BEY ERKİ / VARSIL ERKİ
( "Zenginlerin yönetimi, zenginler iktidarı." )
- PLÜTOKRASİ[Fr. < PLOUTOCRATIE] ile/||/<> VARSIL ERK
( varsıl erk )
( PLOUTOCRATIE )
- PLÜTOKRASİ[Fr. < PLOUTOCRATIE] ile/değil/yerine/=/||/<> VARSIL ERKİ
- PLUTOKRASİ[Fr. < Yun.] ile/değil/yerine/= VARSILERKİ
- PLUTON[Fr. < PLUTON] ile/değil/yerine/=/||/<> PLÜTON
( Güneş sisteminde Güneş e en uzak olan gök cismi )
- PLUTONİQUE[Fr. < PLUTONIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> PLÜTONİK
( plütonik kayaç Yerin derinliklerinde yer alan ve pütürlü yapıda olan )
- PLUTONİUM[Fr. < PLUTONIUM] ile/değil/yerine/=/||/<> PLÜTONYUM
( Atom numarası olan neptünyumdan elde edilen radyoaktif bir element simgesi Pu )
- PLUTONIUM[İng.] / PLUTONIUM[Fr.] / PLUTONYUM[Alm.] ile/değil/yerine/= PLÜTONYUM
- PLUTONIUM[İng.] ile/||/<> PLUTONIUM[Fr.] ile/||/<> PLUTONIUM[Alm.] ile/||/<> PLÜTONYUM[Fr. < PLUTONIUM]
( Atom numarası 94 atom ağırlığı 242 olan ve doğada az rastlanan uranyum ötesi element )
( PLUTONIUM )
( PLUTONIUM )
( PLUTONIUM )
- PLUTONYUM[Fr.] ve/<>/< NEPTUNYUM
( Atom numarası 94 olan, neptunyumdan elde edilen, radyoaktif bir öğe. [Simgesi: Pu] VE/<>/< ... )
- PLÜVİYOMETRE | YAĞIŞÖLÇER ile/||/<> YAĞIŞÖLÇER
( Yağış niceliğini ölçmede kullanılan araç fizik Belirli bir yere düşen yağışın niceliğini ölçmeye yarayan aygıt coğrafya )
( RAIN GEUGE | PLUVIOMETER, RAIN GAUGE )
( PLUVIOMÈTRE )
( PLUVIOMETER )
- PLÜVİYOMETRE[Fr. < PLUVIOMÈTRE] ile/değil/yerine/=/||/<> YAĞIŞÖLÇER
- PLÜVİYOMETRE[Fr.] ile/değil/yerine/= YAĞIŞÖLÇER
- PN-JUNCTION[İng.]P-N EKLEMI/JONCTION P-P[Fr.] / PN-ÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= PN EKLEMİ
- PNEUMATIC[İng.] / PNEUMATIQUE[Fr.] / PNEUMATISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= PNÖMATİK
- PNIP TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR PNIP[Fr.] / PNIP-TRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= PNİP TRANSİSTÖR
- PNÖMATİK | HAVALI ile/||/<> HAVALI
( genel uygulayım Sıkıştırılmış hava ile çalışan aygıt vb Sıkıştırılmış hava ile işleyen aygıt )
( PNEUMATIC )
( PNEUMATIQUE )
- PNP TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR PNP[Fr.] / PNP-TRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= PNP TRANSİSTÖR
- PNPN DIODE[İng.] / DIODE-PNPN[Fr.] / PNPN-DIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= PNPN DİYOT
- POCKELS CELL[İng.] / CELLULE DE POCKELS[Fr.] / POCKELS-ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= POCKELS GÖZESİ/HÜCRESİ
- POCKET DOSIMETER[İng.] / DOSIMÈTRE DE POCHE[Fr.] ile/değil/yerine/= CEP DOZÖLÇERİ
- POCKET RECEIVER[İng.] ile/||/<> TÉLÉVİSEUR DE POCHE, RÉCEPTEUR DE POCHE[Fr.] ile/||/<> CEP TELEVİZYONU
( TV Boyu genellikle 7 5 cm olan cepte taşınabilecek boyda almaç )
( POCKET RECEIVER )
( TÉLÉVISEUR DE POCHE, RÉCEPTEUR DE POCHE )
- PODİUM[Fr. < PODIUM] ile/değil/yerine/=/||/<> PODYUM
( Mankenlerin giysileri sergilemek için çıktıkları seyircilerin içerisine doğru uzayan yüksekçe yer Halter vb spor müsabakalarının yapıldığı birkaç basamakla çıkılan yüksekçe yer Herhangi bir ürünün tanıtıldığı çeşitli törenlerin yapıldığı ya da sahne sanatlarının sergilendiği zeminden yüksekçe yer sahne Genellikle atletizm dalında derece alan atletlerin madalyalarını almak için çıktıkları kürsü madalya kürsüsü )
- PODOMETRE | ADIMSAYAR ile/||/<> ADIMSAYAR
( genel uygulayım Bir yayanın adım sayısını veren araç coğrafya )
( PODOMETER )
( PODOMÈTRE )
- PODÖSÜET[Fr. < PEAU DE SUÈDE] ile/||/<> ...
( yumuşak yüzü ince havlı bir tür deri peau de Suède İsveç derisi Fransızcada daha çok Suède Türkçe süet olarak geçer )
( PEAU DE SUÈDE )
- PODYUM ile/||/<> SEKİDUVAR
( sekiduvar kralsekisi 1 Derisi dikenlilerin tüp ayağı gibi ayak ya da ayak şeklindeki yapı 2 Bitkilerde kök ekseni )
( PODIUM )
( PODIUM )
( PODIUM )
- POÉSIE[Fr.] ile/||/<> ŞİİR[Ar. < ŞİʿR]
( deyiş Seslerde taylamlarda ve uyumlarda gösterdiği güzel bağdaşmalarla ve taşıdığı hayal duygu ve fikir buluşlariyle bizde canlı duygulanmalar izlenimler ve heyecanlar uyandıran nazım ya da nesir halindeki edebiyat türü )
( POÉSIE )
- POÈTE[Fr.] ile/||/<> ŞAİR[Ar. < ŞÂʿİR]
( Şiir yazan ya da söyliyen sanatçı )
( POET )
( POÈTE | POÉSIE )
( DICHTER )
( POETA )
( POETA )
( ΠΟΙΗΤΉΣ / ποιητής )
- POETİQUE[Fr. < POÉTIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> POETİK
( Bir şairin sanat anlayışının açıklandığı metin )
- POIDS APPARENT[Fr.] / SCHEINBARES GEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜR AĞIRLIK
- POINSOT MOTION[İng.] / MOUVEMENT DE POINSOT[Fr.] / POINSOT-BEWEGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= POİNSOT HAREKETİ
- POINT CHARGE[İng.] / CHARGE POINTE[Fr.] ile/değil/yerine/= NOKTA YÜK
- POINT CONTACT DIODE[İng.] / DIODE À CONTACT PONCTUEL[Fr.] / PUNKTKONTAKTDIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= NOKTA TEMASLI DİYOT
- POINT CONTACT TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR À CONTACT PONCTUEL[Fr.] / PUNKTKONTAKTTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= NOKTA TEMASLI TRANSİSTÖR
- POINT CONTACT[İng.] / CONTACT PONCTUEL[Fr.] / PUNKTKONTAKT[Alm.] ile/değil/yerine/= NOKTA TEMASI
- POINT D'ACHÈVEMENT[Fr.] / ENDOTHERMISCHE REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= BİTİM NOKTASI
- POINT DE FUSION NUCLÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK KAYNAŞMA NOKTASI
- POINT FOCAL COUDÉ[Fr.] / COUDÉ-BRENPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= COUDÉ ODAK NOKTASI
- POINT SOURCE[İng.] / SOURCE PONCTUELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= NOKTA KAYNAK
- POİNT[Fr. < POINT] ile/değil/yerine/=/||/<> PUAN
( puan cetveli okul başarı puanı Çeşitli spor karşılaşmalarında kullanılan ölçüsü ve değeri değişken birim Sınavlarda cevaplandırılacak soruların sayı olarak değeri ya da cevaplayanın başarı değeri Kumaşlardaki benek nokta )
- POİNTAGE[Fr. < POINTAGE] ile/değil/yerine/=/||/<> PUANTAJ
( Bir şeyin denetlendiğini ya da görüldüğünü belirtmek için işaretleme işaret koyma Bir etkinliğin puanla değerlendirilmesi )
- POİNTEUR[Fr. < POINTEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> PUANTÖR
( Çalışanların giriş çıkış saatlerini işaretleyen kimse ya da alet Spor karşılaşmalarında değerlendirme yapma amacıyla puan veren kimse )
- POINTEUR[Fr.] ile/||/<> SAYICI
( Yarışlarda dönüleri sayan yetki belgesi almış yönetici )
( POINTEUR )
- POİNTİLLE[Fr. < POINTILLÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> PUANTİYE
( Noktalı benekli kumaş )
- POINTS NODAUX[Fr.] ile/değil/yerine/= DÜĞÜM NOKTALARI
- POISE[İng.] / POISE[Fr.] ile/değil/yerine/= POİZ
- POISEUILLE'S LAW[İng.] / LOI DE POISEUILLE[Fr.] / POISEUILLESCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= POİSEUİLLE YASASI
- POISEUILLE[İng.] / POISEUILLE[Fr.] / POISEUILLE[Alm.] ile/değil/yerine/= POİSEUİLLE
- POISON[İng.] / POISON[Fr.] / GIFT[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEHİR
- POISSON BRACKET[İng.] / CROCHET DE POISSON[Fr.] / POISSON-KLAMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= POİSSON AYRACI
- POISSON DISTRIBUTION[İng.] / DISTRIBUTION DE POISSON[Fr.] / POISSON-VERTEILUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= POİSSON DAĞILIMI
- POISSON'S CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE POISSON[Fr.] / POISSON-KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= POİSSON SABİTİ
- POISSON'S EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE POISSON[Fr.] / POISSON-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= POİSSON DENKLEMİ
- POKER[Fr. < POKER] ile/değil/yerine/=/||/<> POKER
( Genellikle dört kişiyle ve otuz iki kâğıtla oynanan bir tür iskambil oyunu )
- POLAK[Fr. < POLAQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> POLONYALI
- POLAR COMPOUND[İng.] / COMPOSE POLAIRE[Fr.] / POLAR BILEŞIK[Alm.] ile/değil/yerine/= POLAR BİLEŞİK, POLAR NESNE
- POLAR COORDINATES[İng.] / COORDONNÉES POLAIRES[Fr.] / POLARKOORDINATEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPSAL KOORDİNATLAR
- POLAR MOLECULE[İng.] / MOLECULE POLAR[Fr.] / POLAR MOLEKÜL[Alm.] ile/değil/yerine/= POLAR MOLEKÜL
- POLAR[İng.] / POLAIRE[Fr.] / POLAR[Alm.] ile/değil/yerine/= POLAR
- POLARIMETER[İng.] / POLARIMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= KUTUPLANMAÖLÇER
- POLARİMETRE[Fr. < POLARIMÈTRE] ile/değil/yerine/=/||/<> POLARÖLÇER
- POLARİMETRİ/POLARİMETRİE[Fr. < POLARIMÉTRIE] ile/||/<> POLARİSKOP/POLARİSCOPE[Fr. < POLARISCOPE] ile/||/<> POLAROİT/POLAROİD[İng. < POLAROID]
( Polarma sisteminde etkin maddelerden geçerken oluşan dönmenin ölçülmesi )
- POLARİMETRİE[Fr. < POLARIMÉTRIE] ile/değil/yerine/=/||/<> POLARİMETRİ
( Polarma sisteminde etkin maddelerden geçerken oluşan dönmenin ölçülmesi )
- POLARISABILITÉ ÉLECTRIQUE[Fr.] / ELEKTRISCHE POLARISIERBARKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTRİK KUTUPLANABİLİRLİĞİ
- POLARISABILITÉ MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULARE POLARISIERBARKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER KUTUPLANABİLİRLİK
- POLARISABILITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= KUTUPLANABİLİRLİK
- POLARISATION INVERSE[Fr.] ile/değil/yerine/= TERS KUTUP
- POLARİSCOPE[Fr. < POLARISCOPE] ile/değil/yerine/=/||/<> POLARİSKOP
( Bir ışığın doğal ya da polarılmış olup olmadığını belirlemeye yarayan alet )
- POLARISCOPE[Fr.] ile/değil/yerine/= KUTUPSAL GÖZLER
- POLARİTE[Fr. < POLARITÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> POLARİTE
( Bir elektrik üretecinin kutuplarını birbirinden ayırt etmeyi sağlayan nitelik )
- POLARİTE[Fr.] ile POLARİZASYON[Fr.] ile POLARMA[Fr.] ile POLAROİT[Fr.]
( Bir elektrik üretecinin kutuplarını birbirinden ayırt etmeyi sağlayan nitelik. İLE Kutuplanma. İLE Doğrudan doğruya, kendi kaynağından çıkan bir ışığın, yansıdıktan sonra ya da kırıldıktan sonra gösterdiği özelliklerin tümü. | Kimyasal tepkimeler dolayısıyla bir pildeki gerilimin düşmesi. İLE Geçirdiği ışığı polaran saydam yaprak. | Çekim ve baskı işlemlerini çok çabuk ve otomatik olarak yapan fotoğraf makinesi. )
- POLARİZASYON[Fr. < POLARISATION] ile/değil/yerine/=/||/<> KUTUPLANMA | POLARMA
( kutuplanma polarma )
- POLARIZATION PLANE[İng.] / PLAN DE POLARISATION[Fr.] / POLARISATIONSEBENE[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPLANMA DÜZLEMİ
- POLARIZATION POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL DE POLARISATION[Fr.] / POLARISATIONSPOTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPLANMA POTANSİYELİ
- POLARIZATION[İng.] / POLARISATION[Fr.] / POLARISATION, POLARISIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPLANMA, POLARİZASYON
- POLARIZED ION BEAM[İng.] / FAISCEAU D'IONS POLARISÉS[Fr.] ile/değil/yerine/= KUTUPLANMIŞ İYON DEMETİ
- POLARIZED ION SOURCE[İng.] / SOURCE D'IONS POLARISÉS[Fr.] ile/değil/yerine/= KUTUPLANMIŞ İYON KAYNAĞI
- POLARIZED LIGHT[İng.] / LUMIÈRE POLARISÉE[Fr.] / POLARISIERTES LICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPLANMIŞ IŞIK
- POLARIZED NEUTRONS[İng.] / NEUTRONS POLARISÉS[Fr.] / POLARISIERTE NEUTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPLANMIŞ NÖTRONLAR
- POLARIZED WAVE[İng.] / ONDE POLARISÉE[Fr.] / POLARISIERTE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPLANMIŞ DALGA
- POLARIZER[İng.] / POLARISANT[Fr.] / POLARISATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPLAYICI
- POLARIZING FILTER[İng.] / FILTRE POLARISANT[Fr.] ile/değil/yerine/= KUTUPLAYICI SÜZGEÇ
- POLAROGRAM[İng.] / POLAROGRAMME[Fr.] / POLAROGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= POLAROGRAM
- POLAROGRAPH, POLAROGRAPHY[İng.] / POLAROGRAPHIE[Fr.] / POLAROGRAF, POLAROGRAPHIE[Alm.] ile/değil/yerine/= POLAROGRAF
- POLAROGRAPHIC CELL[İng.] / PILE POLAROGRAPHIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= POLAROGRAFİK PİL
- POLAROID[İng.] / POLAROÏDE[Fr.] ile/değil/yerine/= POLAROİT
- POLARÖLÇER/POLARİMETRE[Fr.] ile POLARİSKOP[Fr.]
( Bir ışığın, polarma oranını ölçmeye yarayan aygıt. İLE Bir ışığın, doğal ya da polarılmış olup olmadığını belirlemeye yarayan aygıt. )
- POLARON[İng.] / POLARON[Fr.] / POLARON[Alm.] ile/değil/yerine/= POLARON
- POLEMİK[Fr. < POLÉMIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> SÖZ DALAŞI | KALEM KAVGASI
( söz dalaşı kalem kavgası )
- POLEN ile/||/<> POLEN[Fr. < POLLEN]
( mikros küçük sporos tohum Tohumlu bitkilerde üreme organı olan stamenlerde mayoz bölünme ile meydana gelen erkek üreme hücreleri çiçek tozu Mikrospor Tohumlu bitkilerde üreme organı olan stamenlerde mayoz bölünmeyle meydana gelen erkek üreme hücreleri çiçek tozu mikrospor Çiçek tozu )
( POLLEN | POLEN | POLLEN) )
( POLLEN )
( POLLEN, BLUTENSTAUB )
( POLLEN: INCE UN )
- POLESTAR/BLACKSMITH/INVENTORY STOCKS/NON-FERROUS[İng.] ile/değil/yerine/= ÉTOILE POLAIRE/FORGERON/NON-FERRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= POLARSTERN/SCHMIED/NICHTEISEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DEMIR
( Sağlamlık, dayanıklılık gibi özelliklerinden dolayı çoğu halk inanmalarında ve büyüsel işlemlerde kullanılan maden. @@ 1. Saban ve pulluğun toprağa giren demir kısmı. (Gücünkaya *Aksaray, Kızılca *Bor -Niğde) 2. Dabaklıkta derinin iç yüzünü kazımakta kullanılan uzun bıçak. (-Uşak) @@ (kimya) @@ @@ 768°C altında mıknatıslılık özelliği gösteren, ak renkli dökme demir ve çeliklerin ana metali. A. A. 55.85, A. S. 26, Ö. A. 7.86, E. S. 1535°C. @@ Bazı minerallerde, hemen hemen her çeşit toprakta ve mineralli sularda bulunan atom numarası 26, atom ağırlığı 55, 847, sembolü Fe olan bir metal element. Hemoglobin, miyoglobin, sitokrom, peroksidaz, katalaz gibi bazı hemoproteinlerin temel kısmını oluşturur. Esas işlevi oksijenin hemoglobin içinde dokulara ve hücresel oksidasyon mekanizmalarına taşınmasıdır. )
- POLI[Fr.] ile/||/<> POLITUR[Alm.] ile/||/<> PERDAH[Fars. < PERDÂHT]
( Heykel Mimarlık Maden mermer ya da ağaç bir yüzeyi pürüzsüz hale getirme eylemi )
( POLI )
( POLITUR )
- POLİANDRİ[Fr. < POLYANDRIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOK KOCALILIK
- POLİANDRİ ile/||/<> ÇOKKOCALILIK
( çokkocalılık polys çok aner erkek 1 Bir defada birden fazla erkekle çiftleşme 2 Yirmi ya da daha fazla stameni olma )
( POLYANDRY )
( POLYANDRIE )
( POLYANDRIE )
- POLİASİT ile POLİYESTER/POLYESTER[Fr.]
( ... İLE Tahta üzerine sürüldüğünde koruyucu, parlak bir katman oluşturan, poliasitin doymamış alkollere ya da glikollere etkimesiyle elde edilen kimyasal madde. )
- POLİCE[Fr. < POLICE] ile/değil/yerine/=/||/<> POLİS
( polis arabası polisevi polis hafiyesi polis karakolu polis noktası adli polis başpolis sivil polis belediye polisi koruma polisi süvari polisi toplum polisi Şehirde kamu düzenini huzur ve güvenliği sağlayan kuruluş Bu kuruluşta yer alan görevli memur aynasız )
- POLİÇE[İt. < POLIZZA] ile/ve/||/<>/> KLOZ[Fr. < CLAUSE]
( Belirli bir sürenin sonunda belirli bir parayı kendi adına ya da bir başkasının emrine ödemesi için alacaklının borçluya yazdığı bildiri. | Sigorta senedi. İLE/VE/||/<>/> Sigorta poliçelerinde özel koşulları bildiren ek başlıklar. )
- POLICE/POLICIER[Fr. < POLICE] ile/değil/yerine/= POLIS[Fr. < POLICE]
( bk. kentdevleti. )
- POLİÇE/POLİZZA[İt. < POLIZZA] ile/||/<> PORTFÖY/PORTEFEUİLLE[Fr. < PORTEFEUILLE] ile/||/<> PRİM/PRİME[Fr. < PRIME] ile/||/<> AKTÜER/ACTUAİRE[Fr. < ACTUAIRE] ile/||/<> AKTÜERYAL/ACTUARİEL[Fr. < ACTUARIEL]
( açık poliçe ek poliçe sigorta poliçesi Belirli bir sürenin sonunda belirli bir parayı kendi adına ya da bir başkasının emrine ödemesi için alacaklının borçluya yazdığı bildiri Sigorta senedi )
- POLİCİER[Fr. < POLICIER] ile/değil/yerine/=/||/<> POLİSİYE
( polisiye film polisiye olay polisiye roman Konusu polisin ilgilendiği alanlarda olan olay roman film vb polislik )
- POLICIER[Fr.] ile/||/<> POLİSİYE[Fr.]
( Konusu polisin ilgilendiği alandan olan Tuer Ma Solitude adlı polisiye romanı okurken uyumuşum demek Adalet Ağaoğlu Gece Hayatım 55 İşte şimdi üzerine ekstradan bir tutam da polisiye bir tat eklenmişti Buket Uzuner Uzun Beyaz Bulut Gelibolu 205 Bu acemi öyküleri polisiye tekniği açısından gözden geçirmeden içimin rahat etmeyeceği ortadaydı Tomris Uyar Yüzleşmeler 33 Yaşamımda hiçbir değişiklik hiçbir beklenti hiçbir coşku olmayan yaşlanma yolunda birinin zorla yarattığı yapay bir heyecan mıydı bu polisiye roman okumak gibi Pınar Kür Bir Deli Ağaç 30 Polisiye bir şey mi olsun yoksa aşk romanı mı Oğuz Atay Tutunamayanlar 577 Polisiye olmayan bir polisiye Fethi Naci Gücünü Yitiren Edebiyat 16 )
- POLİETİLEN/POLYETHYLENE[Fr. < POLYÉTHYLÈNE] ile/||/<> POLİMER/POLYMERE[Fr. < POLYMÈRE] ile/||/<> POLİÜRETAN/POLYURETHANNE[Fr. < POLYURÉTHANNE] ile/||/<> POLYESTER/POLYESTER[Fr. < POLYESTER]
( Etilenin çeşitli yöntemlerle polimerleştirilmesinden elde edilen dayanıklı parlak birçok kimyasal madde etkisiyle bozulmayan saydam katı )
- POLİETİLEN ile/||/<> POLİETİLEN[Fr. < POLYÉTHYLÈNE]
( Etilenin polimerizasyonuyla oluşan sentetik bir materyal Etilenin katalitik polimerizasyonu yoluyla imal edilen bazik polimerlerden ibaret olan 0 9 0 1 x 0 8 0 l x 1 2 0 1 cm boyutlarda pelet formda tertiplenmiş kasaplık sığırların son dönem beslenmelerinde kaba yem yerine kullanılan bir ürün )
( POLYETHYLENE | POLYETILEN )
( POLYÉTHYLÈNE )
- POLİFONİ[Fr. < POLYPHONIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOK SESLİLİK
- POLİFONİK[Fr. < POLYPHONIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOK SESLİ | ÇOK YÖNLÜ
( çok sesli Çok seslilikle ilgili çok sesliliğe ilişkin çok yönlü )
- POLİGAM[Fr. < POLYGAME] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOK EŞLİ
- POLİGAM[Fr. POLYGAME | İng. POLYGAMOUS] ile POLİGAMİ[Fr. POLYGAMIE | İng. POLYGAMY]
- POLİGAM ile/||/<> POLİGAM[Fr. < POLYGAME]
( poiys çok yun gamos evlenme Aynı zamanda birden çok eşi olan birey polys çok gamos evlenme 1 Birden çok eşe sahip olan 2 Aynı bitki üzerinde dişi erkek ya da hermafrodit çiçeklerin bulunması )
( POLYGAMOUS )
( POLYGAME )
( POLYGAM )
- POLİGAMİ[Fr. < POLYGAMIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOK EŞLİLİK
- POLİGAMİ ile/||/<> ÇOKEŞ EVLİLİK
( çokeş evlilik polys çok gamos evlenme Aynı zamanda birden çok eşe sahip olma durumu polys çok gamos evlenme Birden çok eşe sahip olma durumu Çok eşlilik 1 Çok eşlilik birden çok eşle çiftleşme 2 Erkeğin birden fazla dişiyle çiftleştiği sosyal sistem )
( POLYGAMY )
( POLYGAMIE )
( POLYGAMIE )
- POLİGON | ÇOKGEN ile/||/<> ÇOKGEN
( Köşeler adım alan gibi n sayıda nokta ile kıyılar adını alan doğru parçalarından oluşan düzlemsel uzambiçim matematik )
( POLYGON )
( POLYGONE )
( VIELECK, POLYGON )
( POLYGONUM )
- POLİGON[Fr. < POLYGONE] ile/değil/yerine/=/||/<> ATIŞ POLİGONU | ÇOKGEN
( atış poligonu atış poligonu çokgen )
- POLİGON ile/||/<> POLİGON[Fr. < POLYGONE]
( 71 Çember pek çok kenarlı düzgün bir poligon olarak düşünülebilir 77 Prensip IV Düzgün altıgenin kenarı dış dayirenin yarı çapına eşittir 78 Prensip V Bir poligonun kenarlarının sayısı ile açılarının toplamı arasındaki ilgi şöyledir Poligonun kenarları sayısından 2 çıkarıldıktan sonra kalan sayı kadar iki dikey açı o poligonun bütün açılarının toplamına eşit olur 79 Prensip VI Bir kirişin ortasından yükseltilen dikey dayirenin merkezinden ve yayın ortasından geçer Poligon Poligon Poligon Poligon )
( POLYGONE )
- POLİJİNİ[Fr. < POLYGYNIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOK KARILILIK
- POLİJİNİ[Fr. < POLYGYNIE] ile/||/<> ÇOKKARILILIK
( çokkarılılık )
( POLYGYNIE )
- POLİMER[Fr. < POLYMERE] ile/ve/||/<>/> KOPOLİMERLEŞME ile/ve/||/<>/> KOPOLİMER[Fr. < COPOLYMERE]
( Tekrarlanan yapısal kümelerin oluşturduğu yüksek molekül ağırlıklı birleşikler. İLE/VE/||/<>/> Doymamış birleşikler karışımının büyük moleküller vererek polimerleşmesi. İLE/VE/||/<>/> Kopolimerleşme ile elde edilen nesne. )
- POLİMER ile POLİMERİ[Fr. < Yun. POLUS: Çok. | MEROS. Yan.] ile POLİMERLEŞME ile POLİMERLİK
( Yinelenen yapısal kümelerin oluşturduğu yüksek molekül ağırlıklı bileşikler. İLE Polimerlik. İLE Benzer ya da farklı birçok küçük molekülün, "polimer" denilen büyük moleküller biçiminde birleşmesi. İLE Biri, ötekinin polimeri olan iki molekül arasındaki bağıntı. )
- POLİMERİ[Fr. < POLYMÉRIE] ile/değil/yerine/=/||/<> POLİMERLİK
- POLIMÉRISATION[Fr.] ile/değil/yerine/= POLİMERLEŞME
- POLİNOM | ÇOK TERİMLİ ile/||/<> ÇOK TERİMLİ
( 1 Bir değişkenliler için biçiminde cebirsel deyim 2 Çok değişkenliler için her biri bir durganla değişkenlerin eksi olmayan üstlerinin çarpımları olan terimlerin toplamı çok üyeli )
( POLYNOMIAL )
( POLYNÔME )
( POLYNOM )
- POLİNOM[Fr. < POLINÔME] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOK TERİMLİ (SABİT POLİNOM, SIFIR POLİNOMU)
- POLİP[Fr. < Yun.] ile LİPOM[Fr.] ile SARKOM[Fr.]
( İyi huylu ur. Selenterelerden, toplu ya da tek başına yaşayabilen, basit yapılı hayvan. | Mukoza ile kaplı boşluklar içinde gelişen, yumuşak, telsel, genellikle saplı ve armut biçiminde ur. İLE Zararsız ur. Yağ dokusunun, bulunduğu yerde büyümesiyle oluşan iyicil ur. İLE Tehlikeli bir ur. )
- POLİS[İng./Fr. POLICE < Yun. POLIS(ἡ πόλις)] ile/ve/||/<>/> KOMİSER[Fr. < COMMISSAIRE]["komser" değil!]
( ... İLE/VE/||/<>/> Güvenlik teşkilatının meslek aşamaları içinde yer alan, il, ilçe ya da bucaklarda bulundukları yerin emniyet ve asayişine ait işleri yöneten, üniformalı ya da sivil memur. | Hükûmet komiseri. | Saha komiseri. )
- POLİSAJ | PARLATMA ile/||/<> PARLATMA
( Sinema Filmin temizlenmesi sırasında tertemiz parlak bir görünüş sağlama işleyim Metal tahta vb yüzeylere aşındırıcı araçlarla parlak bir görünüş verme işlemi Metal yüzeylere aşındıraçlı araçlarla parlak bir görünüş verme işlemi 1 Dokuların alkolünün giderilmesi için ksilol ve metil benzoat gibi maddeler kullanılarak parlatılması 2 Sofralık pirinç üretiminde tanelere mekanik bir işlem ve genellikle sürtünme yoluyla düz ve pürüzsüz yüzey meydana getirme işlemi Bu şekilde hayvan beslemede kullanılan pirinç kepeği üretilir )
( POLISHING | CLEARING )
( POLISSAGE | POLISSAG )
( POLIEREN )
- POLİSSAGE[Fr. < POLISSAGE] ile/değil/yerine/=/||/<> POLİSAJ
( Dokunmuş kumaşlardaki tarak izlerini yok etmek için bu kumaşları bir bıçaktan geçirme işlemi Metal parçaların dış yüzeyine parlaklık verme parlaklık verme işlemi )
- POLİTEİST[Fr. < POLYTHÉISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOK TANRICI
- POLİTEİZM[Fr. < POLYTHÉISME] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOK TANRICILIK
- POLİTEİZM[Fr. < POLYTHÉISME] ile/||/<> ÇOKTANRICILIK
( çoktanrıcılık )
( POLYTHÉISME )
- POLİTİQUE[Fr. < POLITIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> POLİTİK
( ekonomi politik siyasal Belli bir hedefe ulaşabilmek için uzlaşmayı iyi geçinmeyi amaçlayan )
- POLİTİSE[Fr. < POLITISÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> POLİTİZE
( Politikaya bulaştırmak anlamındaki politize etmek politikaya bulaşmak anlamındaki politize olmak birleşik fiilinde geçen bir söz )
- POLLEN[Fr. < POLLEN] ile/değil/yerine/=/||/<> POLEN
( Çiçek tozu Bal arısının çiçeklere konduğunda kanatlarına yapışan çiçek tozlarından oluşturduğu kovan girişine yerleştirilen kapanın altına dökülen çeşitli renklerde besin kaynağı )
- POLONAİSE[Fr. < POLONAISE] ile/değil/yerine/=/||/<> POLONEZ
( Üçerli ölçülü ve orta tempolu müzik eşliğinde oynanan keskin bir biçimde birbirine eklemlenen ritimlere sahip bir tür halk dansı Bu dansın müziği )
- POLONEZ[Fr. < POLONAISE] ile/değil/yerine/=/||/<> POLONYALI
- POLONİUM[Fr. < POLONIUM] ile/değil/yerine/=/||/<> POLONYUM
( Atom numarası atom ağırlığı olan ilk radyoaktif element simgesi Po )
- POLONIUM[Fr.] ile/||/<> POLONYUM[Fr. < POLONIUM]
( kimya )
( POLONIUM )
- POLONIUM[İng.] / POLONIUM[Fr.] / POLONIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= POLONYUM
- POLONYALI/LEH[Rus. < ] ile/||/<> POLONYALI/POLONEZ[Fr. < POLONAISE] ile/||/<> POLONYALI/POLAK[Fr. < POLAQUE]
- POLONYUM[Fr.][< Polonya]
( Atom numarası 84, atom ağırlığı 210 olan, ilk radyoaktif öğe. [ Simgesi: Po ] )
- POLYACİDE[Fr. < POLYACIDE] ile/değil/yerine/=/||/<> POLİASİT
( Birleşiminde birçok asit fonksiyonu bulunan madde )
- POLYCLINIC[İng.] ile/||/<> POLİKLİNİK[Fr. < POLYCLINIQUE]
( Hasta yatmaksızın çeşitli hastalıkların tanı ve tedavilerinin yapıldığı yer çeşitli hastalıkların tedavisine özgü hastane )
( POLYCLINIC )
( POLYCLINIQUE )
- POLYCLİNİQUE[Fr. < POLYCLINIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> POLİKLİNİK
( Hastalıkların ön tanılarının ve hastaların ayakta tedavilerinin yapıldığı özel klinik )
- POLYCRYSTALLINE[İng.] / POLYCRISTALLIN[Fr.] / POLYKRISTALLIN[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇOK KRİSTALLİ
- POLYCYCLICS[İng.] / POLYCYCLIQUES[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇOK HALKALILAR
- POLYE | GÖLOVA ile/||/<> GÖLOVA
( Karstik bölgelerde genel olarak oluşum çöküntüleriyle ortaya çıkmış çoğunlukla dibinde sızıntıları olan kapalı havza Karst bölgelerinde uzun az çok geniş yer yer göller ve akarsularla kaplı tarıma elverişli topraklarla örtülü teknelere verilen ad )
( POLJE | LAGOON )
( POLJÉ | POLJE )
( POLJE )
( POLJE )
( ΠΌΛΓΗ / πόλγη )
- POLYE | GÖLOVA ile/||/<> LAGÜN
( Karstik bölgelerde, genel olarak oluşum çöküntüleriyle ortaya çıkmış, çoğunlukla dibinde sızıntıları olan kapalı havza. @@ Karst bölgelerinde uzun, az çok geniş, yer yer göller ve akarsularla kaplı, tarıma elverişli topraklarla örtülü teknelere verilen ad. )
( POLJE | LAGOON~LAGOON )
( POLJÉ | POLJE~LAGUNE )
( ...~LACUNA )
( POLJE~LAGUNE )
( POLJE~LAGUNA )
( ΠΌΛΓΗ / πόλγη~ΛΙΜΝΟΘΆΛΑΣΣΑ / λιμνοθάλασσα )
- POLYESTER[Fr. < POLYESTER] ile/değil/yerine/=/||/<> POLYESTER
( polyester iplik polyester kumaş Tahta üzerine sürüldüğünde koruyucu parlak bir katman oluşturan poliasidin doymamış alkollere ya da glikollere etkimesiyle elde edilen kimyasal madde )
- POLYESTER[İng.] ile/||/<> POLYESTER[Fr.] ile/||/<> POLYESTER[Alm.] ile/||/<> POLYESTER[Fr. < POLYESTER]
( Sinema TV Genellikle bir polihidrik alkol ile bir polibazik asitten elde edilen sinema ve televizyonda mıknatıslı kuşak ve film tabanlarının yapılmasında kullanılan polimer )
( POLYESTER )
( POLYESTER )
( POLYESTER )
- POLYETHYLENE[Fr. < POLYÉTHYLÈNE] ile/değil/yerine/=/||/<> POLİETİLEN
( Etilenin çeşitli yöntemlerle polimerleştirilmesinden elde edilen dayanıklı parlak birçok kimyasal madde etkisiyle bozulmayan saydam katı )
- POLYETHYLENE[Fr.] / POLYETHYLENE[Alm.] ile/değil/yerine/= POLİETİLEN
- POLYMERE[Fr. < POLYMÈRE] ile/değil/yerine/=/||/<> POLİMER
( Aynı yapıda iki ya da daha fazla molekülün birbirine eklenmesiyle meydana gelen madde )
- POLYMÉRÉ[Fr.] / POLYMER[Alm.] ile/değil/yerine/= POLİMER
- POLYMÉRIE[Fr.] ile/||/<> POLİMERİ[Fr. < POLYMÉRIE]
( kimya )
( POLYMÉRIE )
- POLYMÉRIE/POLYMÉRISATION[Fr. < POLYMÈRE] ile/değil/yerine/= POLIMER
( (kimya) @@ (Yun. polys: çok; meros: parça) Birçok benzer ya da farklı birimlerin kovalent bağlarla bağlanmasıyla oluşan. @@ Polimerizasyon sonucu oluşmuş molekül ağırlığı yüksek doğal ya da sentetik madde, daha basit moleküllerin birbirine bağlanmasıyla oluşturulmuş yüksek molekül ağırlığına sahip kompleks bileşik. @@ Çok sayıda monomer birimin ya da yapı taşlarının bir araya gelmesiyle oluşan molekül, multimer. @@ )
- POLYMÉRISATION[Fr.] ile/||/<> POLİMERLEŞME
( kimya )
( POLYMÉRISATION )
- POLYMORPHISME[Fr.] / POLYMORPHISMUS, VÖGESTECKTIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= POLİMORFİZM
- POLYNOMIAL[İng.] ile/||/<> POLYNOME[Fr.] ile/||/<> POLYNOM[Alm.] ile/||/<> POLİNOM[Fr. < POLINÔME]
( POLYNOMIAL )
( POLYNOME | POLINÔME )
( POLYNOM )
- POLYPE[Fr. < POLYPE] ile/değil/yerine/=/||/<> POLİP
( Sölenterlerden toplu ya da tek başına yaşayabilen yumuşak vücutlu hayvan Yüzeyden dışa doğru uzanan kitle oluşumlarının ortak klinik adı Mukoza ile kaplı boşluklar içinde gelişen yumuşak telsi genellikle saplı bir armut biçiminde ur )
- POLYSULFIDES[İng.] / POLYSULFURE[Fr.] / POLYSULFIDE[Alm.] ile/değil/yerine/= POLİSÜLFÜRLER
- POLYURETHANNE[Fr. < POLYURÉTHANNE] ile/değil/yerine/=/||/<> POLİÜRETAN
( Yoğunluğu çok düşük cam vernik kauçuk ya da köpük görünüşündeki lastiğe benzeyen madde )
- POMMADE[Fr. < POMMADE] ile/değil/yerine/=/||/<> POMAT
( Yağlı ve kokulu merhem )
- POMPA[İt. < POMPA] ile/||/<> POMPA ile/||/<> ŞİŞİRGEÇ
( şişirgeç fizik )
( POMPE )
( POMPA )
- POMPAGE PAR FAISCEAU D'ÉLECTRONS[Fr.] ile/değil/yerine/= ELEKTRON DEMETİYLE POMPALAMA
- POMPAJ[Fr. < POMPAGE] ile/değil/yerine/=/||/<> POMPALAMA
- POMPE DE CIRCULATION[Fr.] ile/değil/yerine/= SIVI POMPASI
- POMPE DE MERCURE[Fr.] ile/değil/yerine/= CİVA DİFÜZYON POMPASI
- POMPON[Fr. < POMPON] ile/değil/yerine/=/||/<> PONPON
( Süs olarak kullanılan yuvarlak püskül Pudra sürmek için kullanılan yumuşak tüylü tuvalet gereci )
- PONCE[Fr. < PONCE] ile/değil/yerine/=/||/<> PONZA
( ponza taşı sünger taşı Bu taştan yapılmış )
- PONCTİON[Fr. < PONCTION] ile/değil/yerine/=/||/<> PONKSİYON
( Vücudun herhangi bir boşluğunda bulunan bir sıvıyı akıtmak ya da çekmek için içi boydan boya açık bir iğneyi batırma işi )
- POND[İng.] ile/||/<> ÉTANG[Fr.] ile/||/<> TÜMPEL[Alm.] ile/||/<> GÖLCÜK
( Killi topraklar üzerindeki küçük kapalı çukurluklarda kaynak ve yağmur sularıyla beslenerek oluşan akışsız sığ ve kimi kez yapayları da olan bir göl türü )
( POND )
( ÉTANG )
( TÜMPEL )
- PONDOIR[Fr.] ile/||/<> FOLLUK
( tarım )
( PONDOIR )
- PONGE[Fr. < PONGÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> PONJE
( Düz ince ve sık dokunmuş bir ipekli türü )
- PONKSİYON[Fr. < Lat.]
( Gövdenin herhangi bir boşluğunda bulunan bir sıvıyı akıtmak ya da çekmek için, içi boydan boya delik bir iğneyi batırma işi. )
- PONTON[Fr. < PONTON] ile/||/<> BÜYÜK DUBA
( büyük duba İtal Venedik pontón pontoon Latince ponto sözünden gelen pontón biçimi Akdeniz dillerinde yaygın olarak kullanılır pontón ponton İtal pontone )
( PONTON )
( PONTÓN | PONTONE )
- PONTON[Fr. < PONTON] ile/değil/yerine/=/||/<> PONTON
( Batmış gemileri askıya alma işinde kullanılan büyük duba Yat limanlarında yatların yanaşması için zincirle karaya bağlı sabit duba Gemi kapaklarından geçemeyecek yükseklikteki birtakım malzemelerin deniz yoluyla taşınması için kullanılan yüzer vasıta tombaz )
- PONTON[Fr.] ile TOMBAZ
( Batmış gemileri askıya alma işinde kullanılan büyük duba. | Yat limanlarında yatların yanaşması için zincirle karaya bağlı sabit duba. İLE Irmaklarda işleyen, altı düz kayık. | Üzerinde köprü kurulan, altı düz kayık biçiminde duba, ponton. )
- PONTON/PONTON[Fr. < PONTON] ile/||/<> ŞAMANDIRA/ŞAMANDIRA[Yun. < ]
( Batmış gemileri askıya alma işinde kullanılan büyük duba Yat limanlarında yatların yanaşması için zincirle karaya bağlı sabit duba Gemi kapaklarından geçemeyecek yükseklikteki birtakım malzemelerin deniz yoluyla taşınması için kullanılan yüzer vasıta tombaz )
- POODLE[İng.] ile/||/<> KANİŞ[Fr. < CANICHE]
( Fransa dan köken alan ve Fransa nın ulusal köpek ırkı olarak da tanınan Avrupa da yaklaşık 400 yıllık bir geçmişi olan geçmişte av köpeği olarak yetiştirilmiş standart minyatür ve toy olmak üzere genel özellikleri aynı yalnızca boyutları farklı üç varyasyonu olan vücut yapısı orantılı ve kare şeklinde tüyleri sert ya tam kıvırcık ya da kordonlar şeklinde dolanarak uzayan geleneksel biçimde tıraşı yapıldığında daha zarif asil ve kendinden emin bir görüntü kazanan bütün düz renklerde olabilen gözleri oval ve ırk özelliği olarak genellikle çok koyu renkli gözleri kahverengi olanlarda koyu kehribar renginde kayısı renkli olanlarda ise kehribar renginde kuyruğu geleneksel olarak ½ oranında kısaltılan neşeli çok zeki duyarlı ve eğitime son derece yatkın ve bu nedenle sirklerin aranan hayvanı olan sahibine çok düşkün sadık ve koruyucu günümüzde daha çok pet ya da gösteri köpeği olarak yetiştirilen köpek ırkı pudıl köpeği )
( POODLE )
( CANICHE )
- POP[Fr. < POP] ile/değil/yerine/=/||/<> POP MÜZİK (POP MÜZİK)
- POPE[İng.] ile/||/<> PAPE[Fr.] ile/||/<> PAPST[Alm.] ile/||/<> PAPA[İt. < PAPA]
( Katolik kilisesinin İsa Peygamberin vekili sayılan Vatikanda oturan ve kardinaller meclisince seçilen başkanı )
( POPE )
( PAPE )
( PAPST )
( PAPA )
- POPELINE[Fr.] ile/||/<> POPLİN[Fr.]
( 1 Pamuk keten ya da ipekten sık dokunmuş ince bir tür kumaş Şöyle çıtır çıtır bir poplin bulabilirse Nezihe Meriç Toplu Öyküleri 2 168 Kızın sırtında çiçekli poplinden bir gecelik vardı Sevinç Çokum Zor 162 Poplin Papaya mahsus takkelik bir kumaş ismi papalino İtalyanca Oğuz Atay Bir Bilim Adamının Romanı 166 2 Bu kumaştan yapılmış olan Süha rikkat karpuz kollu poplin entarisiyle aralarında bir çocuk gibi kalmıştı Selim İleri Ölünceye Kadar Seninim 65 )
- POPULAİRE[Fr. < POPULAIRE] ile/değil/yerine/=/||/<> POPÜLER
( popüler bilim popüler kültür popüler müzik Halkın arasında yaşayan motiflere ögelere yer veren onlardan yararlanan halkın zevkine uygun halk tarafından tutulan Herkesçe tanınan bilinen )
- POPÜLARİTE[Fr. < POPULARITÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> TUTULMA | BEĞENİLME
( tutulma beğenilme )
- POPÜLASYON | YIĞILIM ile/||/<> YIĞILIM
( 1 Özdeciksel yörüngeçlere eksicikler dizildikten sonra özdecikiçi öğecik yörüngeçlerine düşen eksicik sayısı dağılımı 2 Erke düzeylerinin eksicik vb ile doldurumu Özdeş nesnelerim oluşturduğu topluluk )
( POPULATION )
( 1 - POPULATION, 2- PEUPLEMENT | POPULATION )
( 1 - POPULATION, 2- BESETZUNG | BEVÖLKERUNG )
- POPÜLASYON[Fr. < POPULATION] ile/değil/yerine/=/||/<> VARLIK | NÜFUS
( varlık nüfus )
- POPULİSME[Fr. < POPULISME] ile/değil/yerine/=/||/<> POPÜLİZM
( Politik durumu dramatize ederek halkın ilgisini uyandırmak amacıyla yapılan politika halkçılık Halkın duygu ve düşüncelerini okşayan davranış ve tutum )
- POPULİSTE[Fr. < POPULISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> POPÜLİST
( Popülizm taraftarı olan kimse halkçı Popülizmle ilgili )
- PORCELAİNE[Fr. < PORCELAINE] ile/değil/yerine/=/||/<> PORSELEN
( porselen makyaj Kaolinden yapılma beyaz sert ve yarı saydam çömlek hamuru Bu hamurdan yapılıp üzeri sırlanmış kap kacak vb yarı saydam eşya ya da nesne Bu hamurdan yapılmış tabak vb )
- PORFİR[Fr. < PORPHYRE] ile/değil/yerine/=/||/<> KAYAÇ
- PORFİR ile/||/<> PORFİR[Fr. < PORPHYRE]
( Çok ince taneli ve camsı bir hamurun içinde kendine özgü biçim gösteren iri kristallerin bulunduğu kayaç jeoloji )
( PORPHYRY )
( PORPHYRE )
( PORPHYRE )
- PORNO[Fr. < PORNO] ile/değil/yerine/=/||/<> PORNO
( Amacı cinsel dürtülere yönelik olan ahlaki değerlere aykırı düşen yayın resim vb pornografi Amacı cinsel dürtülere yönelik olan ahlaki değerlere ters düşen )
- PORNOGRAFİ[Fr. < PORNOGRAPHIE] ile/değil/yerine/=/||/<> PORNO
- PORNOGRAPHİQUE[Fr. < PORNOGRAPHIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> PORNOGRAFİK
( Porno ile ilgili olan )
- POROSİTÉ | POROZİTE | GÖZENEKLİLİK ile/||/<> GÖZENEKLİLİK
( Bir kayaçtaki gözeneklerin tüm oylumu ile kayacın tüm oylumu arasındaki orantı Katı bir özdeğin çok küçük oylumlu boşluklarla kaplı olması 1 genel uygulayım Bileşiminde küçük boşluklar bulunan özdek nesne vb 2 taşıbilim Bir kayanın bileşimindeki tanecikler arasındaki boşlukların oylumunun o kayanın toplam oylumuna oranı Gözenekli olma durumu )
( POROSITY | POROSITY, POROUSNESS )
( POROSITÉ )
( PORENGEHALT | POROSITÄT )
- POROUS[İng.] ile/||/<> POREUX, POREUSE[Fr.] ile/||/<> POROS, SCHWAMMIG[Alm.] ile/||/<> SÜNGERİMSİ
( Sünger gibi sık delikli olan bu nedenle bol sıvı ya da gaz emebilen özdek )
( POROUS )
( POREUX, POREUSE )
( POROS, SCHWAMMIG )
- POROUS[İng.] ile/değil/yerine/= POREUX, POREUSE/SPONGIEUX[Fr.] ile/değil/yerine/= POROS, SCHWAMMIG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜNGERLER
( (Porifera, (Lat. porus = delik, Lat. ferre=taşımak) : Çokgözeli hayvanlardan Parazoa bölümünün bir filumu. Genel bir vücut biçimleri yoktur. Vücut gözeleri yapı ve görev bakımından değişik 2 kattan yapılmıştır. İçteki kat koanosit denen yakalı kamçılı bir sıra gözeden oluşur. Vücudun yanlarındaki deliklerden içeri giren su oskulum denen oral açıklıktan dışarı çıkar, böylece bir su akımı olur. İskeletleri olup spikül denen iğnelerle spongin denen tellerden yapılmıştır. Eşeyli üremeden başka gemula denen iç tomurcuklarla da ürerler. Kalkerlisüngerler (Calcarea), camlı-süngerler (Triaxonida), keratinlisüngerler (Cornacuspongida) gibi takımları vardır. @@ (zooloji) @@ Çok hücrelilerden (Metazoa), Parazoa bölümünden genel bir vücut biçimleri olmayan, vücut hücreleri yapı ve görev bakımından değişik iki kattan yapılmış, içteki kat koanosit denen yakalı kamçılı bir sıra hücreden oluşan, vücudun yanlarındaki denklerden içeri giren su oskulum denen oral açıklıktan dışarı çıkarak bir su akımının meydana gelmesini sağlayan, iskeletleri spikül denen iğnelerle spongin denen tellerden yapılmış olan, eşeyli üremeden başka gemula denen iç tomurcuklarla da üreyebilen, kalkerli süngerler (Calcarea), keratinli süngerler (Cornacuspongida) camlı süngerler (Triaxonida), gibi takımları bulunan bir filum. @@ Çok hücrelilerden (Metazoa), Parazoa bölümünden genel bir vücut biçimleri olmayan, vücut hücreleri yapı ve görev bakımından, değişik iki kattan yapılmış, içteki kat koanosit denen yakalı kamçılı bir sıra hücreden oluşan, vücudun yanlarındaki deliklerden içeri giren su oskulum denen oral açıklıktan dışarı çıkarak bir su akımının meydana gelmesini sağlayan, iskeletleri spikül denen iğnelerle spongin denen tellerden yapılmış olan, eşeyli üremeden başka gemula denen iç tomurcuklarla da üreyebilen bir şube. @@ Çok hücrelilerden (Metazoa), Parazoa bölümünden genel bir vücut biçimleri olmayan, vücut hücreleri yapı ve görev bakımından birbirinden değişik iki kattan yapılmış, içteki kat koanosit denen yakalı kamçılı bir sıra hücreden oluşan, vücudun yanlarındaki deliklerden içeri giren su oskulum denilen oral açıklıktan dışarı çıkarak bir su akımının meydana gelmesini sağlayan, iskeletleri spikül denilen iğnelerle, spongin denilen tellerden yapılmış olan, eşeyli üremeden başka gemula denilen iç tomurcuklarla da üreyebilen, kalkerli süngerler (Calcera), keratinli süngerler (Cornacuspongida), camlı süngerler (Triaxonida), gibi takımları bulunan bir filum. )
- PORPHRYTE[Fr.] ile/||/<> PORFİRİT[Fr. < PORPHYRITE]
( jeoloji )
( PORPHRYTE | PORPHYRITE )
- PORPHYRİTE[Fr. < PORPHYRITE] ile/değil/yerine/=/||/<> PORFİRİT
( Andezit birleşiminde bir tür püskürük taş )
- PORRO PRISM[İng.] / PRISME DE PORRO[Fr.] / PORRO-PRISMA[Alm.] ile/değil/yerine/= PORRO PRİZMASI
- PORSİYON[Fr. < Lat.]
( Herhangi bir yemekten, bir kişiye verilen belirli miktar. )
- PORSUK AĞACI ile/||/<> PORSUK AĞACI
( botanik Tıpta taze ve kuru yaprakları kullanılan yaprak ve dallarında uçucu yağ glikozit alkaloit ve az miktarda efedrin içeren hafif damar daraltıcı olarak kullanılan porsukağacıgiller familyasından bir ağaç adi porsuk İçerdiği taksin ve efedrin alkaloitleri nedeniyle zehirlidir Sığır ve koyunlarda karın ağrısı çırpınmalar ishal ve seyrek olarak da akut kalp yetmezliği sonucu ölümlere neden olur )
( IF )
( TAXUS BACCATA )
- PORSUK ile/||/<> PORSUK
( Meles meles Etçiller Carnivora takımının sansargiller Mustelidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 70 kuyruğu 17 cm Kısa ve kalın bacaklıdır Başında 3 beyaz çizgi bulunur Kış uykusuna yatar Kuzey Avrupa ve Kuzey Asyada yaşar zooloji Etçiller Carnivora takımının sansargiller Mustelidae familyasından 70 cm kadar uzunlukta 17 cm kadar kuyruğu olan kısa ve kalın bacaklı kış uykusuna yatan Avrupa ve Asya da yaşayan bir tür Az porsug torsuk porsuk Türkmenler sakartorsuk adını da kullanırlar Başındaki t düşündürücüdür bursık burhık Başkurtçada snin hye çevrilmesi kuraldır Blk borsuk borsık porsık borsık Alt Tel Kuğ porsuk Kuğular morsık biçimini de kullanırlar morzuk purăş Çuvaşça purăş biçimi ses bakımından açıklanmaya muhtaçtır Özellikle purăş biçiminin sonundaki ş çarpıcı ve düşündürücüdür Orta Türkçeden başlayarak geçer borsmuk Kâşgarlı Mahmuda göre Oğuzlar borsuk biçimini kullanırlar Eski Kıpçakçada da borsuk olarak geçer Etimolojisi tartışmalı ve karışıktır Clausona göre ED 369a biçim bakımından Türkçeye benzemez O açıdan yabancı bir dilden kalma alıntı olduğu hemen hemen açıktır Clauson Toharcadan geldiğini dile getirmiştir Bilimsel yayınlarda bor gri kül rengi kökünden geldiği yolundaki sav sıklıkla dile getirilmiştir Örn Bang KSz 17 136 bordan geldiğini yazmıştır Räsänen V 81 Ancak Şçerbak İRLTJa 139 çağdaş Türk diyalektlerinde bor yerine boz biçiminin geçtiğini öne sürerek bu görüşe karşı çıkmıştır Ramstedt KWb 52a Moğolca borki ve Türkçe borsuk biçimlerini bor gefrässig fett kökünden getirmiştir Türkologlar porsukun borsuk borsu pis kokmak kökünden çıktığını da sık sık sözlendirmişlerdir örn RónaTas Bevezetés 25 Leksikaya göre de 164 b porsı pis kokmak kökünden geldiği yolundaki açıklama çok muhtemeldir İlk bakışta bu yaklaşım düşündürücüdür Ancak Clauson borsı porsı kökünün borsuktan porsuk türetilmiş bir biçim backformation olduğunu ortaya atmıştır Brockelmann OGM 84 a bursumak Oğuzca bursuk biçiminden yola çıkarak mak ekiyle yapılmış bir türev olarak değerlendirmiştir Doerfer TMEN 733 Bangın etimolojik açıklamasını geri çevirdikten sonra Macarca ve Çuvaşça biçimleri göz önüne alarak çağdaş bor sukun porsuk bors biçiminden geldiğini bir olasılık olarak düşünmüştür Ona göre borsuk bir küçültme biçimidir Doerfer Türkçeden komşu dillere geçen biçimleri toplu olarak vermiştir Macarcada kullanılan borz biçimi eski bir Türk dilinden kalma bir alıntıdır Gombocz BTLw 35 Ligeti TörK 307308 Doerfer TMEN 733 borz biçiminin Eski Macarca borzoktan geldiğini ileri sürmüştür Ona göre borzok biçiminin sonundaki ok Macarcada yanlışlıkla çokluk eki olarak değerlendirildiğinden düşmüştür Ligeti TörK 308 Macarca borzun geçmişinin Doerferin bu kuramına ters düştüğünü açıklamıştır Ona göre Türkçe borsuk porsuk biçimi karşısında tek heceli Macarca borz yalnız Eski Çuvaşçadan alınmış olabilir Benkőnün yeni açıklaması için MNy 61 403404 Türk diyalektlerinden Kalmıkçaya da geçmiştir Ramstedt KWb 52a Moğolcada porsuğa borki vieux blaireau adı verilir Bu ad Kalmıkçada da geçer Çağdaş diyalektlerde porsuğa kaşkulak ve kaşkakulak adı da verilir kaşkulak Tar kaşkakulak Bang KSz 17 137 Şçerbak İRLTJa 154 kaşkulak biçimini vermekle yetinmiştir Kuğu diyalektinde porsuk olarak torokon adı kullanılır Altay diyalektinde bu adın yorokon biçimi geçer Bu biçimlerin Moğolcadan alındığı açıktır coruqan Gombocz NyK 35 271 KSz 13 26 Sibirya diyalektlerinde kullanılan yorokon biçimini öz Türkçe bir öge sayarak Moğolca doroğo biçimiyle birleştirmiştir ki yanlıştır Ramstedt KWb 476 b Kalmıkça biçimi vermişse de yorokon ve torokon biçimlerini gözden kaçırmıştır Az porsug torsuk porsuk Türkmenler sakartorsuk adını da kullanırlar Başındaki t düşündürücüdür bursık burhık Başkurtçada snin hye çevrilmesi kuraldır Blk borsuk borsık porsık borsık Alt Tel Kuğ porsuk Kuğular morsık biçimini de kullanırlar morzuk purăş Çuvaşça purăş biçimi ses bakımından açıklanmaya muhtaçtır Özellikle purăş biçiminin sonundaki ş çarpıcı ve düşündürücüdür Orta Türkçeden başlayarak geçer borsmuk Kâşgarlı Mahmuda göre Oğuzlar borsuk biçimini kullanırlar Eski Kıpçakçada da borsuk olarak geçer Etimolojisi tartışmalı ve karışıktır Clausona göre ED 369a biçim bakımından Türkçeye benzemez O açıdan yabancı bir dilden kalma alıntı olduğu hemen hemen açıktır Clauson Toharcadan geldiğini dile getirmiştir Bilimsel yayınlarda bor gri kül rengi kökünden geldiği yolundaki sav sıklıkla dile getirilmiştir Örn Bang KSz 17 136 bordan geldiğini yazmıştır Räsänen V 81 Ancak Şçerbak İRLTJa 139 çağdaş Türk diyalektlerinde bor yerine boz biçiminin geçtiğini öne sürerek bu görüşe karşı çıkmıştır Ramstedt KWb 52a Moğolca borki ve Türkçe borsuk biçimlerini bor gefrässig fett kökünden getirmiştir Türkologlar porsukun borsuk borsu pis kokmak kökünden çıktığını da sık sık sözlendirmişlerdir örn RónaTas Bevezetés 25 Leksikaya göre de 164 b porsı pis kokmak kökünden geldiği yolundaki açıklama çok muhtemeldir İlk bakışta bu yaklaşım düşündürücüdür Ancak Clauson borsı porsı kökünün borsuktan porsuk türetilmiş bir biçim backformation olduğunu ortaya atmıştır Brockelmann OGM 84 a bursumak Oğuzca bursuk biçiminden yola çıkarak mak ekiyle yapılmış bir türev olarak değerlendirmiştir Doerfer TMEN 733 Bangın etimolojik açıklamasını geri çevirdikten sonra Macarca ve Çuvaşça biçimleri göz önüne alarak çağdaş bor sukun porsuk bors biçiminden geldiğini bir olasılık olarak düşünmüştür Ona göre borsuk bir küçültme biçimidir Doerfer Türkçeden komşu dillere geçen biçimleri toplu olarak vermiştir Macarcada kullanılan borz biçimi eski bir Türk dilinden kalma bir alıntıdır Gombocz BTLw 35 Ligeti TörK 307308 Doerfer TMEN 733 borz biçiminin Eski Macarca borzoktan geldiğini ileri sürmüştür Ona göre borzok biçiminin sonundaki ok Macarcada yanlışlıkla çokluk eki olarak değerlendirildiğinden düşmüştür Ligeti TörK 308 Macarca borzun geçmişinin Doerferin bu kuramına ters düştüğünü açıklamıştır Ona göre Türkçe borsuk porsuk biçimi karşısında tek heceli Macarca borz yalnız Eski Çuvaşçadan alınmış olabilir Benkőnün yeni açıklaması için MNy 61 403404 Türk diyalektlerinden Kalmıkçaya da geçmiştir Ramstedt KWb 52a Moğolcada porsuğa borki vieux blaireau adı verilir Bu ad Kalmıkçada da geçer Çağdaş diyalektlerde porsuğa kaşkulak ve kaşkakulak adı da verilir kaşkulak Tar kaşkakulak Bang KSz 17 137 Şçerbak İRLTJa 154 kaşkulak biçimini vermekle yetinmiştir Kuğu diyalektinde porsuk olarak torokon adı kullanılır Altay diyalektinde bu adın yorokon biçimi geçer Bu biçimlerin Moğolcadan alındığı açıktır coruqan Gombocz NyK 35 271 KSz 13 26 Sibirya diyalektlerinde kullanılan yorokon biçimini öz Türkçe bir öge sayarak Moğolca doroğo biçimiyle birleştirmiştir ki yanlıştır Ramstedt KWb 476 b Kalmıkça biçimi vermişse de yorokon ve torokon biçimlerini gözden kaçırmıştır )
( BADGER )
( BLAIREAU COMMUN )
( DACHS )
( MELES MELES )
( PORSUG[Az.]~TORSUK[Tkm.]~BURSIK[Tatk.]~BURHIK[Bşk.]~BORSIK[Kzk.]~PORSIK[Kklp.]~BORSIK[Nog.]~MORZUK[Tuv.]~PURĂŞ[Çuv.] )
- PORT OF LOADING[İng.] ile/||/<> PORT DE CHARGEMENT[Fr.] ile/||/<> YÜKLEME LİMANI
( Malın gemiye yüklendiği liman )
( PORT OF LOADING )
( PORT DE CHARGEMENT )
(1996'dan beri)