Bugün[11 Temmuz 2026]
itibarı ile 29.663 başlık/FaRk ile birlikte,
29.663 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(33/120)


- DİŞ ÖZÜ ile/||/<> DİŞ ÖZÜ

( anlamdaş dentin dens diş Dişde diş kemiği lle çevrili ve kan damarlariyle sinirlerin bulunduğu duygulu bölge zooloji Dişin dentin ile çevrili kan damarları ve sinirlerin bulunduğu gevşek bağ dokusundan oluşan en iç kısmı Pulpa )

( DENTALE PULP )

( PULPE DENTAIRE )

( ZAHNHÖHLE | ZAHNHÖHLE, ZAHNMARK )


- DIŞ PAZAR ile/||/<> DIŞ PAZARLAMA

( (coğrafya) )

( FOREIGN MARKETING~FOREIGN MARKETING )

( MARCHÉ EXTÉRIEUR~MARKETING EXTÉRIEUR )

( AUSLANDSMARKT~AUSLANDSMARKETING )

( MERCATO ESTERO~MARKETING ESTERO )

( ΕΞΩΤΕΡΙΚΉ ΑΓΟΡΆ / εξωτερική αγορά~ΕΞΩΤΕΡΙΚΌ ΜΆΡΚΕΤΙΝΓΚ / εξωτερικό μάρκετινγκ )


- DİŞ PLÂĞI ile/||/<> DİŞ TAŞI

( Dişlere yapışan bakteriler, dekstran ve artıklardan oluşan tabaka. )

( DENTAL PLAQUE | TOOTH STONE, TARTAR, DENTAL CALCULUS~TOOTH STONE, TARTAR, DENTAL CALCULUS )

( PLAQUE DENTAIRE~TARTRE DENTAIRE )

( ZAHNPLATTE~ZAHNSTEIN )

( PLACCA DENTALE~TARTARO DENTALE )

( ΟΔΟΝΤΙΚΉ ΠΛΆΚΑ / οδοντική πλάκα~ΟΔΟΝΤΙΚΉ ΠΈΤΡΑ / οδοντική πέτρα )


- DIŞ PLAZMA ile/||/<> DIŞ PLAZMA

( ektos dışarda plasma biçim Bir hücre içerisindeki sitoplâzmanın çevresel bölgesi Ektoplâzma Bir hücre içerisindeki sitoplazmanın farklılaşmış dış katı ektoplazma )

( ECTOPLASM | ENDOPLASMA )

( ECTOPLASME | ENDOPLASME )

( EKTOPLASMA | ENTOPLASMA )

( ECTOPLASMA )

( ΕΞΏΠΛΑΣΜΑ / εξώπλασμα )


- DIŞ PLAZMA >< İÇ PLAZMA

( (Yun. ektos: dışarda; plasma: biçim) Bir hücre içerisindeki sitoplâzmanın çevresel bölgesi. Ektoplâzma. @@ Bir hücre içerisindeki sitoplazmanın farklılaşmış dış katı, ektoplazma. )

( ECTOPLASM | ENDOPLASMA~ENDOPLASMA )

( ECTOPLASME | ENDOPLASME~ENDOPLASME )

( EKTOPLASMA | ENTOPLASMA~ENTOPLASMA )

( ECTOPLASMA~ENDOPLASMA )

( ΕΞΏΠΛΑΣΜΑ / εξώπλασμα~ΕΝΔΌΠΛΑΣΜΑ / ενδόπλασμα )


- DIŞ TİCARET ile/||/<> DIŞ TİCARET AÇIĞI

( Bir ülkedeki tüm gerçek ve tüzel kişilerin diğer ülkelerle yaptıkları her türlü mal alım satımı. )

( FOREIGN TRADE | FOREIGN TRADE DEFICIT~FOREIGN TRADE DEFICIT )

( COMMERCE EXTÉRIEUR~DÉFICIT DU COMMERCE EXTÉRIEUR )

( AUSSENHANDEL~AUSSENHANDELSDEFIZIT )

( COMMERCIO ESTERO~DEFICIT COMMERCIALE ESTERO )

( ΕΞΩΤΕΡΙΚΌ ΕΜΠΌΡΙΟ / εξωτερικό εμπόριο~ΈΛΛΕΙΜΜΑ ΕΞΩΤΕΡΙΚΟΎ ΕΜΠΟΡΊΟΥ / έλλειμμα εξωτερικού εμπορίου )


- DİŞ = TOOTH[İng.] = DENT[Fr.] = ZAHN[Alm.] = DENTE[İt.] = DIENTE[İsp.]


- DIŞA VURUMCU/EKSPRESYONİST[Fr. < EXPRESSIONNISTE] ile/||/<> DIŞA VURUMCULUK/EKSPRESYONİZM[Fr. < EXPRESSIONNISME]


- DIŞAVURUM = İFADE = EXPRESSION[İng., Fr.] = AUSDRUCK[Alm.] = EXPRESIÓN[İsp.]


- DIŞBESLENEN/HETEROTROF[Fr. < HÉTÉROTROPHE] >< ÖZBESLENEN/OTOTROF[Fr. < AUTOTROPHE]


- DİŞBUDAK ile/||/<> DİŞBUDAK

( Özodunu kahverengi olgun odunu beyaz sarı iri gözenekli ve belirli yılhalkalı özgül ağırlığı 0 75gr cm3 olan bir tür mobilya ağacı botanik Zeytingiller Oleaceae familyasından 40 m kadar yükselebilen bir ağaç türü Yalnız Anadolu ve Balkan alanında kullanıldığı anlaşılıyor )

( COMMON ASH )

( FRÊNE | FRÊNE COMMUN )

( ESCHE | ECHTE ESCHE, GEMEINE ESCHE )

( FRAXINUS EXCELSIOR | FRAXINUS )


- DIŞBÜKEY/KONVEKS[Fr. < CONVEXE] ile/||/<> DIŞBÜKEY/MUHADDEP[Ar. < MUḤADDEB]


- DISCHARGE COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE DÉCHARGE[Fr.] / ENTLADUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= BOŞALMA KATSAYISI


- DISCHARGE TUBE[İng.] / TUBE À DÉCHARGE[Fr.] / ENTLADUNGSSCHLAUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= BOŞALMA TÜPÜ


- DISCHARGE[İng.] / DÉCHARGE, PUNGE[Fr.] / ABLASS, ENTLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BOŞALMA/BOŞALIM


- DİSCİPLİNE[Fr. < DISCIPLINE] ile/değil/yerine/=/||/<> DİSİPLİN

( disiplin cezası disiplin kurulu disiplin suçu disiplinler arası Bir topluluğun yasalarına ve düzenle ilgili yazılı ya da yazısız kurallarına titizlik ve özenle uyması durumu sıkı düzen düzence düzen bağı inzibat zapturapt Kişilerin içinde yaşadıkları topluluğun genel düşünce ve davranışlarına uymalarını sağlamak amacıyla alınan önlemlerin bütünü Öğretim konusu olan ya da olabilecek bilgilerin bütünü bilim dalı )


- DİSCİPLİNE[Fr. < DISCIPLINÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> DİSİPLİNE

( Sıkı düzen ve denetim altına alınmak zapturapt altına alınmak denetim altında tutulmak anlamlarında disipline edilmek sıkı düzen ve denetim altına almak zapturapt altına almak anlamlarında disipline etmek kendi kendine ya da dış etkilerle düzen ve denetim altına girmek anlamında disipline olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz )


- DISCONTINUITY[İng.] / DISCONTINUITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= SÜREKSİZLİK


- DISCONTINUITY[İng.] ile/değil/yerine/= DISCONTINUITÉ/MORE[Fr.] ile/değil/yerine/= UNSTETIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKLI

( Bir kesinti ya da aralığı olmayan. @@ Kendi içinde kesintisiz olarak sürüp giden (uzay, zaman). @@ (kesiksiz) (matematik) @@ @@bk. sürekli )


- DİSCOTHEQUE[Fr. < DISCOTHÈQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> DİSKOTEK

( Plak ses bandı koleksiyonu Çalınan plak bant vb eşliğinde dans edilen kulüp disko )


- DİSCOURS[Fr. < DISCOURS] ile/değil/yerine/=/||/<> DİSKUR

( Nutuk verme )


- DISCRIMINATEUR DE PHASE[Fr.] / PHASENDISKRIMINATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ AYIRACI


- DISCRIMINATORY/SLIGHT DIFFERENCE, SLIGHT SHADE/PRESCISION[İng.] ile/değil/yerine/= DISCRIMINATOIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= AYRIM

( Sinema 1. Bir ya da daha çok görünçlük içinde geliştirilip, olgunun tamamlanmış bir parçasını veren film bölümü. TV. 2. Televizyon oyunlarında buna karşılık olan bölüm. @@ Anlamdaşlar ve yakın anlamlılar arasında bulunan ince anlam ayrılığı. @@ E kümesinin AB altkümeleri verildiğinde (…) kümesi. Simgesi : AB,. A-B @@ Olay, nesne ya da özellikleri birbirinden ayıran ve algılanabilen başkalık, bk. benzerlik. @@ bk. sıra 1. @@ (Aristoteles'te) 1. Bir şeyin kendi kendinden ya da bir başka şeyden herhangi bir ayrılıkla ayrı olması. (Ör. 'Sokrates bir başkası olarak Platon'dan ayrılır, çocuk ve yetişkin olarak da kendi kendinden ayrılır.') 2. İki şeyin ayrılmaz ilineklerle birbirinden ayrı oluşu. 3. Aralarında türsel (spesifik) bir ayrılık olan iki şeyin birbirinden ayrı olması. (Ör. İnsanın attan türsel bir ayrımla -us sahibi olmakla- ayrılması.) Sayısal ayrım (differentia numerica): Bir türün bireylerini birbirinden ayıran belirtilerin toplamı (ör. yer, zaman). Türsel ayrım (differentia specifica): Türü oluşturan ayrım; bir türü bir üstündeki cinsten ayıran belirti. @@ @@ hlk. Eyer örtüsü. )


- DISEASE[İng.] ile/||/<> RAHATSIZLIK

( Hastalık )

( DISEASE )

( MALAISE )

( UNWOHLSEIN )

( MALESSERE )

( ΑΔΙΑΘΕΣΊΑ / αδιαθεσία )


- DİSFAZİ/DYSPHASİE[Fr. < DYSPHASIE] ile/||/<> DİSLEKSİ/DYSLEXİE[Fr. < DYSLEXIE]

( Sinir merkezlerindeki bir bozukluktan dolayı konuşma bozukluğu ya da güçlüğü )


- DİŞİ ile/||/<> DİŞİ

( Geçmelerde yuva ya da delik açılan parçaya verilen ad Yumurta meydana getiren ya da yavru doğuran birey simgesi dişlirende botanik Sadece dişi gamet ya da yumurta meydana getiren birey ya da yavru doğuran organizma Dişi gamet ya da yumurta meydana getiren birey ya da yavru doğuran organizma 1 Yavru doğuran yumurta hücresi üreten organizma 2 Eşeyli üremede erkeğin eşi femina 3 hlk Deri üzerinde serpili olarak çıkan siğiller Az dişi Tar tişi Alt Tel Kuğ Küer tiji tızı Koy tizi diji tısı tıhı Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede tışī biçimi geçer Eski Kıpçakçada tişi ve tisi olarak kullanılır Doerfer KhalMat 305 eski ve yeni verileri göz önüne alarak eski tişī biçiminden yola çıkmıştır Clauson ED 560561 orijinal biçim olarak tişīyi dışī vermiştir Räsänen V 482a bu yolda bir görüş bildirmemiştir Räsänen LTS 179 Sevortyan ÊSTJa 1980 244245 Clausonun ılı biçimleri benimsediğini belirttikten sonra Doerferin verdiği tışī biçimini saymakla yetinmiştir Joki LwSS 348 Çağdaş diyalektlerin bir bölümünde dişinin yerini urgaçı biçimi almıştır urkaçı urgaşı urgaşı urgāçı )

( FEMALE )

( FEMELLE )

( WEIBLICH | WEIBCHEN )

( FEMINA | FEMINA: DIŞI )

( DIŞI[Az.]~TIZI[Sag.]~TISI[Yak.]~TIHI[Yak.]~URGAŞI[Nog.]~URGAŞI[Kklp.]~URGĀÇI[Krg.] )


- DİŞİL | FEMİNEN[Fr. < FÉMININ] ile/||/<> ...

( FÉMININ )


- DİŞİL YAŞDÖNÜMÜ/MENOPOZ[Fr.] ile ERİL YAŞDÖNÜMÜ/ANDROPOZ[Fr.]

( Dişilde. İLE Erilde. )


- DİŞİLLİK ile/ve/||/<> ARKEGON[Fr. < ARCHÉGONE]

( ... İLE/VE/||/<> Eğrelti otlarında, tüm kara yosunlarında, bazı su yosunlarında ve açık tohumlularda görülen dişillik örgeni. )


- DİSİMİLASYON[Fr. < DISSIMILATION] ile/değil/yerine/=/||/<> BENZEŞMEZLİK


- DİSİMİLASYON[Fr. <] ile/değil/yerine/= BENZEŞMEZLİK


- DİSİMİLASYON[Fr.] ile/değil/yerine/= BENZEŞMEZLİK


- DISINTEGRATION ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE DÉSINTÉGRATION[Fr.] / ZERFALLSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOZUNMA ENERJİSİ


- DISINTEGRATION RATE[İng.] / VITESSE DE DÉSINTÉGRATION[Fr.] / ZERFALLSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= BOZUNMA HIZI


- DİSK | KURS | KURS ile/||/<> KURS ile/||/<> TEKER

( teker Resmî ya da özel kuruluşlarca ilgililere belirli bir konuda birtakım bilgi beceri ve davranışlar kazandırmak amacıyla düzenlenen ve kısa süreli derslere dayanan eğitim etkinliği astronomi Bir gökcisminin teker biçiminde gördüğümüz yüzeyi cismin gökyüzü üzerindeki izdüşümü mıknatıslı teker değişir teker Göbeği ve kasnağı tellerle birbirine bağlı üstüne lastik geçirilen ve çiftekeri yürüten iki çemberden biri biyoloji )

( COURSE )

( COURS | DISQUE )


- DİSK ile/||/<> DİSK[Fr. < DISQUE]

( Disk atmada kullanılan 2 kg ağırlığında genellikle metal bir çember ile çevrelenmiş tahta ağırşak Kadınların kullandıkları disk 1 kg ağırlığında olup daha küçüktür sabit disk 1 Her iki yüzü basık yuvarlak cisim ya da oluşum diskus 2 Yuvarlak disk Eski Türklerden kalma bir iğ ağırşağında ağırçak biçimi saklanmıştır Orta Türkçede ağırşuk olarak geçer Eski Kıpçakçada ağırşak ağurçuk ağurşak biçimleri kullanılır Türkçede çadırın direk başlığına çadır ağırşağı adı verilir Yerel ağızlarda diz ağırşağı diz kapağı kemiği olarak kullanılır Diyalektlerde ağırşak değirmen taşı olarak da geçer Çağdaş diyalektlerde ağırşak yerine urşuk biçimi geçer urşık iğ urşuk urçuk Blk urçuk iğ orçok iğ Miş orçok orsok Räsänen V 515a bu biçimleri ur vurmak kökünün türevleri arasında saymıştır Räsänen V 515a ur urçuk açıklaması semantik güçlükleri dolayısıyla kabul edilemez Ligeti MNy LXVI 416 Ş Saminin verdiği Türkçe urçuk biçimi düşündürücüdür Macarca orsó biçiminin eski bir Türk dilinden geçtiğini biliyoruz urçuk Tacikçe oçuq biçimi Özbekçeden alınmıştır Doerfer TLT 513 Çağdaş diyalektlerde kullanılan urçuk biçiminin eski kaynaklarda geçmediği göze çarpıyor Yalnız diyalektlerde kalan bu biçimin ur vur ya da ör köklerinden geldiği düşünülemez Buna karşılık bu biçim ile ağırşak sözü arasındaki benzerlik göz ardı edilemez Türkçe ağırşak biçimi ağırşak olarak açıklanabilir Türkçede şak şık şuk ekinin görevi çak çık çuk ekinin görevine benzer Bu ekler isim köklerine ve daha çok fiil köklerine getirilir O bakımdan ağırşak sözünde şak ekinin ağır gibi bir sıfat köküne getirilmesi büsbütün normal sayılamaz Buna karşılık bildiğimize göre diyalektlerde eğirmek örmek çevirmek gibi anlamlara gelen ağır fiiline rastlanmaz Sırpça àgršak biçimi Türkçeden alınmıştır Skok EtRj 1 11 )

( DISCUS | DISK )

( DISQUE )

( DISKUS )


- DİSKALİFİYE[Fr. < DISQUALIFIÉ] ile/değil/yerine/= YARIŞ DIŞI BIRAKILMIŞ


- DİSKET ile/||/<> DİSKET[Fr. < DISQUETTE]

( DISKET | DISKETTE | FLEXIBLE DISK | FLOPPY | FLOPPY DISK )

( DISQUETTE )


- DİSKJOKEY/DİSKJOCKEY[İng. < DISKJOCKEY] ile/||/<> DİSKOTEK/DİSCOTHEQUE[Fr. < DISCOTHÈQUE]

( Radyo ve diskoteklerde müzik yayınlarını plak ya da ses bantları aracılığıyla yöneten kimse )


- DİSKRİMİNATÖR | AYIRICI ile/||/<> AYIRICI

( TV Yinelenim ya da evre değiştirimini genlik değiştirimine çeviren diyod ve elektronik devrelerden oluşan bir düzen Birbiriyle karışmayan evreleri ayırmaya yarayan gereç ya da aygıt I 1 genel uygulayım Değişik üretim alanlarında katışık ürünlerin elverişlilerini seçip ayırma ayıklama işini gören araç ya da aygıt 2 madencilik Madenlerin işe yarar bölümlerini ve parçalarını seçip ayırmada kullanılan aygıt II televizyon Sıklığı ya da evre değiştirimini genlik değiştirimine çeviren düzen III 1 genel uygulayım Katışkılı özdekleri ayırma seçme bölme eleme işlemlerinde kullanılan nesne aygut araç vb 2 fizik Bir sıvıyı bileşimindeki yabancı özdeklerden ya da sıvılardan ayırmak için kullanılan araç 3 kimya Özellikle çözümleme aygıtlarında çeşitli özdekleri ayıran bölüm 4 madencilik a Ocakta özellikle ocak ağzında madenin işe yarayan ya da yaramayanlarını elle ayıran işçi b ayırıcı I II Özellikle kimyasal çözümleme aygıtlarında çeşitli özdekleri ayıran bölüm )

( DISCRIMINATOR | SEPARATOR | TRIEUR | SPLITTER )

( DISCRIMINATES | SÉPARATEUR | TRIEUR | DISCRIMINATEUR )

( DISKRIMI-NATOR | SCHEIDER, SEPARATOR | AUSLESER | ABSCHEIDER, SCHEIDER )


- DİSKUR[Fr. < DISCOURS] ile/değil/yerine/= SÖYLEV, NUTUK


- DİSLEKSİ ile DİSGRAFİ ile DİSKALKULİ ile PARAFAZİ[Fr. < Yun.]

( Okuma becerilerindeki güçlükler. İLE Yazma becerilerindeki güçlükler. İLE Matematik becerilerindeki güçlükler. İLE Sözcük karışıklığı. )

( "10 Maddeyle Disleksi" [okumak için burayı tıklayınız...] )


- DİŞLEMEK ile/||/<> PASSER AU RABOT À DENTS[Fr.] ile/||/<> ABZAHNEN[Alm.]

( Dişli rende ile ağaca çizgi biçiminde kanallar açma eylemi )

( PASSER AU RABOT À DENTS )

( ABZAHNEN )


- DİSOSİYASYON | ÇÖZÜŞME ile/||/<> ÇÖZÜŞME

( kimya metalbilim Bir bileşiği kuran özdeciklerin belli koşullarda tersinir olarak bileşenlerine ayrışması olayı kimya Bir kimyasal bileşik moleküllerinin belirli koşullar altında tersinir olarak bileşenlerine ayrışması olayı )

( DISSOCIATION )

( DISSOCIATION )

( ENTMISCHUNG; DISSOZIATION )


- DİSPANSER[Fr. < DISPENSAIR] ile/değil/yerine/= SAĞLIK OCAĞI


- DİSPANSER[Fr. < DISPENSAIRE] ile/değil/yerine/=/||/<> SAĞLIK OCAĞI


- DISPERSION DE COULOMB[Fr.] / COULOMB-STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= COULOMB SAÇILMASI


- DISPERSION DE MOLLER[Fr.] ile/değil/yerine/= MOLLER SAÇILMASI


- DISPERSION DE SPIN[Fr.] ile/değil/yerine/= SPİN SAÇILMASI


- DISPERSION FORCE[İng.] / FORCE DE DISPERSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞILMA KUVVETİ


- DISPERSION INCOHÉRENTE DE COMPTON[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞEVRESİZ COMPTON SAÇILMASI


- DISPERSION NORMALE[Fr.] / NORMALDISPERSION, NORMALVERTEILUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= NORMAL DAĞILIM


- DISPERSIVE MEDIUM[İng.] / MILIEU DISPERSIF[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞITKAN ORTAM


- DİSPERSİYON, DAĞILMA, IŞIK SERPİNMESİ | DAĞILIM ile/||/<> DAĞILIM

( Sinema TV Değişik dalga boylarından oluşan ışığın kırınım göstergesi dalga uzunluğuna göre değişen bir ortamın yüzeyinde kendini oluşturan dalgalara kırınım yoluyla ayrılması Halkbilimle ilgili ürün ve olayların coğrafyadaki dağılımı yayılım koşut gelişim Bir ölçme sonucunda elde edilen değerlerin ya da test puanlarının bir ortalama noktası çevresinde serpilmesi durumu sıklık dağılımı nin bir açık altkümesi olmak üzere denek uzayı üzerinde tanımlanmış sürekli doğrusal dönüşüm Anlamdaş genelleşmiş işlev 1 Karmaşık bir ışınımın tek renkli bileşenlerine ayrılması 2 Bu olayı doğuran bir dizge ya da ortamın özelliği 3 Bu özelliğin sayısal değeri 1 Özdeğin çok küçük parçacıklara bölünmesi 2 Bir sıvıdan geçen ışığın sıvı içinde asılı parçacıkların iriliklerine göre saçılması 3 Güneş ışığının bir biçmeden geçtikten sonra kırılma nedeniyle ayrı renkli ışınlara ayrılması 4 Sürekli çift ucaylık göstermeyen moleküller arasında gözlenen bir tür kuvvet 5 es t peptizasyon Peptisierung peptisation Genellikle bir pelteden bir özdeğin asıltıl çözeltisinin oluşturulması Bir değişkene ilişkin gözlem ya da verileri değişkenin çeşitli değer ya da seçeneklerine göre dağıtan toplu sergileme yük dağılımı erke dağılımı Bir niceliğin işlevi olduğu bir değişkenin değerleri üzerinde ağırlıklı üleşimi kimya Bir katı fazın öteki içinde çeşitli yerlerde bulunması durumu İlaçların kandan doku ve organların içine yayılması )

( DISPERSION OF LIGHT | DISTRIBUTION | DISPERSION | DISPERSION, PEPTISATION )

( DISPERSION DE LUMIÈRE | DISTRIBUTION | DISPERSION | DISPERSION, PEPTISATION )

( LICHTSTRUUNG | VERTEILUNG | DISPERSION | DISPERSION, PEPTISIERUNG )

( DISTRIBUTIO )


- DİSPERSİYON ile/||/<> DISPERSION[İng.] ile/||/<> DISPERSION[Fr.] ile/||/<> ZERSTREUT[Alm.] ile/||/<> SERPİNTİ

( Toz bir özdeğin sıvı içinde çözünmeksizin asıltıdan daha kalın iri ölçekli dağılmış biçimi )

( DISPERSION )

( DISPERSION )

( ZERSTREUT )


- DİSPONİBİLİTE[Fr. < DISPONIBILITÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> DİSPONİBİLİTE

( Bankalarda mevcut nakit ve derhâl paraya çevrilebilecek kıymet )


- DİSPONİBİLİTE[Fr. < DISPONIBILITÉ] ile/||/<> KASA PARASI

( kasa parası )

( DISPONIBILITÉ )


- DİSPROSYUM[Fr. < Yun.] -ile

( Atom ağırlığı, 162.5, atom numarası 66, yoğunluğu 8.54 olan, 1500 C'de ergiyen, açık yeşil renkte çözeltiler veren, az bulunan bir element. [Simge: Dy ] )


- DİSPROSYUM/DYSPROSİUM[Fr. < DYSPROSIUM] ile/||/<> ERBİN/ERBİNE[Fr. < ERBINE] ile/||/<> ERBİYUM/ERBİUM[Fr. < ERBIUM]

( Atom numarası atom ağırlığı yoğunluğu olan C de eriyen açık yeşil renkte çözeltiler veren az bulunan bir element simgesi Dy )


- DİSQUALİFİE[Fr. < DISQUALIFIÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> DİSKALİFİYE

( Yarış dışı bırakılmış )


- DİSQUE[Fr. < DISQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> DİSK

( disk atma diskçalar disk zımpara manyetik disk yoğun disk Disk atmada kullanılan erkekler için kadınlar için kilogram ağırlığında genellikle metal bir çember ile çevrelenmiş tahta ağırşak Gramofon plağı İçinde jelatin benzeri madde içeren omurlar arasındaki kapsüllü yuvarlak yapı İnce ve çapı oldukça büyük teker şeklinde parça Manyetik olmayan ince bir metalden oluşmuş ve yüksek yoğunluklu ışık kaynağı kullanarak optik tarama düzeneği ile okunan veri saklama ortamı yoğun disk )


- DİSQUETTE[Fr. < DISQUETTE] ile/değil/yerine/=/||/<> DİSKET

( Bilgisayardaki işlemlerin kaydedildiği manyetik araç )


- DIŞRAK = HARİCİ = EXOTERIC[İng.] = ÉXOTÉRIQUE[Fr.] = EXOTERISCH[Alm.]


- DISSIPATION D'ÉLECTRODE[Fr.] ile/değil/yerine/= ELEKTROT KAYBI


- DISSIPATION D'ÉNERGIE, PERTE D'ÉNERGIE[Fr.] ile/değil/yerine/= ENERJİ KAYBI


- DISSIPATION[Fr.] / DISSIPATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILMA, YİTİM


- DISSOLUTION[İng.] / DISSOLUTION[Fr.] / AUFLÖSEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜNME


- DISSOLUTION[İng.] ile/||/<> DISSOLUTION[Fr.] ile/||/<> AUFLÖSUNG[Alm.] ile/||/<> ÇÖZÜNDÜRME

( Bir katının bir sıvı içinde kültürel bir çözeltisini hazırlama )

( DISSOLUTION )

( DISSOLUTION )

( AUFLÖSUNG )


- DİSSOLVENS, FONDÜ KRUVAZE, DİSSOLVENZ KRUVAZE, ERİME, ERİTME, GEÇME, SAHNE GEÇİŞİ, ANŞANE, FEYDİNG | ZİNCİRLEME ile/||/<> ZİNCİRLEMEK ile/||/<> ZİNCİRLEME

( Sinema TV İlk çekimin son görüntüleri yavaş yavaş güçsüzleşirken ikinci çekimin ilk görüntülerinin gittikçe güçlenerek belirmesine belli bir noktada iki çekimin görüntülerinin üst üste binmesine bunun ardından ilk çekimin son görüntülerinin gittikçe güçsüzleşerek yerini ikinci çekimin gittikçe güçlenen ilk görüntülerine bırakmasına dayanan bir noktalama bindirme çeşidi Sinema TV Zincirleme eylemi Bir oyunda olayların nedenleri ve sonuçlarının sıra ile birbirini kovalaması 1 Bütün dizeleri birbirine uyaklı bulunan tek uyak üzerine dönen divan koşuğu 2 h y Daha çok ustalık göstermek için kullanılan uyak düzeni koşma biçiminde her dizenin uyaklı sözcüğü kendinden sonra gelen dizenin İlk sözcüğü olan bir koşuk türü Safderi âlemsin senden hidayet Hidayet membaı dilde begayet Begayet cemalin nur beşaret Beşaret gösterir hüsnün enveri Son baş yinelemesi sonbaş yinelemesi Tiyatro oyununda olayların nedenleri ile sonuçlarının inandırıcı sıra ile birbirini izlemesi )

( DISSOLVE, LAP DISSOLVE, MIX (DISSOLVE), FADE (OVER), CROSS DISSOLVE (FADE), OIL DISSOLVE, FADING | DISSOLVE, MIX, FADE | SUCCESSION | CHAINING )

( ENCHAÎNÉ, FONDU ENCHAÎNÉ | ENCHAÎNER, LAISSER FONDRE | ENCHAINEMENT | ENCHAÎNEMENT )

( ÜBERBLENDUNG, BILDÜBERBLENDUNG, BLENDE, DURCHBLENDUNG, ÜBERBLENDEN, WEICHE ÜBERBLENDUNG | ÜBERBLENDEN, DURCHBLENDEN, MISCHEN | FOLGE )


- DISTANCE ATOMIQUE[Fr.] / ATOMARER ABSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ATOMLAR ARASI UZAKLIK


- DİSTİLASYON ile/||/<> DISTILLATION[İng.] ile/||/<> DISTILLATION[Fr.] ile/||/<> DESTILLATION[Alm.] ile/||/<> DAMITIM

( Uçurulup yoğunlaştırma yoluyla arı bir sıvı elde etme işlemi )

( DISTILLATION )

( DISTILLATION )

( DESTILLATION )


- DİSTORSİYON | BOZULMA ile/||/<> BOZULMA

( Sinema TV 1 Seslendirme ya da yayın dizgesinde ses dalgasının uğradığı istenmeyen değişikliklerden dolayı alınan ses ile yayınlanan ses arasındaki her türlü başkalık TV 2 Bir radyotelevizyon yayınının alınışında yararlı ime binen zararlı bir imin ses ya da resmi etkilemesi durumu film bozulması 1 elektrik Başka bir alanın etkisiyle bir elektrik ya da manyetik alanın bozulması 2 fizik Yayılma sırasında bir ses dalgasının bozulması 3 metalbilim Isıl işlem ya da dönüşüm sonucunda bir metalde görülen küçülme büyüme vb boyutsal değişim Isıl işlem ya da dönüşüm sonucu bir metalin boyutsal olarak küçülme ya da büyümesi olayı verim kaybı çarpıklık Gıda maddelerinin gerek üretim hatası ve gerekse depolama koşullarının uygun olmaması nedeniyle fiziksel kimyasal mikrobiyolojik ve duyusal özelliklerinin tüketime engel olacak biçimde değişmesi degradasyon bozulma )

( 1. SOUND DISTORTION, DISTORTION, 2. SCRAMBLING | DISTORTION | DISTORSION | BREAKDOWN | CORRUPTION | SPOILAGE, DEGRADATION | NOISE )

( 1. DISTORSION (DU SON), 2. BROUILLAGE, DÉFAUT DE TRANSMISSION | DISTORSION | DÉFORMATION | BRUIT )

( 1. TONVERZERRUNG, 2. "SCRAMBLING" | VERFORMUNG | VERZUG | GERÄUSCH, RAUSCHEN, RAUSCHTON )

( DISTORSIONE )

( ΠΑΡΑΜΌΡΦΩΣΗ / παραμόρφωση )


- DİSTORSİYON | BOZULMA ile/||/<> GÜRÜLTÜ

( Sinema/TV. 1. Seslendirme ya da yayın dizgesinde, ses dalgasının uğradığı istenmeyen değişikliklerden dolayı, alınan ses ile yayınlanan ses arasındaki her türlü başkalık. TV. 2. Bir radyo-televizyon yayınının alınışında, yararlı ime binen zararlı bir imin, ses ya da resmi etkilemesi durumu. @@ bk. film bozulması. @@ 1. elektrik: Başka bir alanın etkisiyle, bir elektrik ya da manyetik alanın bozulması. 2. fizik: Yayılma sırasında bir ses dalgasının bozulması. 3. metalbilim: Isıl işlem ya da dönüşüm sonucunda bir metalde görülen küçülme, büyüme vb. boyutsal değişim. @@ @@ Isıl işlem ya da dönüşüm sonucu, bir metalin boyutsal olarak küçülme ya da büyümesi olayı. @@ @@ @@ bk. verim kaybı @@ bk. çarpıklık @@ Gıda maddelerinin gerek üretim hatası ve gerekse depolama koşullarının uygun olmaması nedeniyle fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik ve duyusal özelliklerinin tüketime engel olacak biçimde değişmesi, degradasyon.@@bk. bozulma )

( 1. SOUND DISTORTION, DISTORTION, 2. SCRAMBLING | DISTORTION | DISTORSION | BREAKDOWN | CORRUPTION | SPOILAGE, DEGRADATION | NOISE~NOISE )

( 1. DISTORSION (DU SON), 2. BROUILLAGE, DÉFAUT DE TRANSMISSION | DISTORSION | DÉFORMATION | BRUIT~BRUIT )

( 1. TONVERZERRUNG, 2. "SCRAMBLING" | VERFORMUNG | VERZUG | GERÄUSCH, RAUSCHEN, RAUSCHTON~GERÄUSCH, RAUSCHEN, RAUSCHTON | GERAUSCH | GERÄUSCH )

( DISTORSIONE~RUMORE )

( ΠΑΡΑΜΌΡΦΩΣΗ / παραμόρφωση~ΘΌΡΥΒΟΣ / θόρυβος )


- DISTRACTOR[İng.] ile/||/<> DISTRACTEUR[Fr.] ile/||/<> ÇELDİRİCİ

( Çoktan seçmeli ya da eşleştirmeli bir test maddesinde yer alan herhangi bir yanlış karşılık ya da seçenek )

( DISTRACTOR )

( DISTRACTEUR )


- DİSTRİBÜSYON | BÖLÜŞÜM ile/||/<> BÖLÜŞÜM

( Bir özdek ya da nesneyi çeşitli evrelere konumlara durumlara üleştirme Bir ekonomide belirli bir dönemde elde edilen toplam gelirin emek sermaye doğa ve girişimciden oluşan üretim faktörlerine ücret faiz kira ve kâr biçiminde dağıtılması Bir ekonomide genellikle bir yıl olmak üzere belli bir dönemde elde edilen gelirin üretim faktörleri kişiler kesimler ya da coğrafi bölgeler arasındaki paylaşımı bölüşüm kişisel gelir dağılımı kesimsel gelir dağılımı bölgesel gelir dağılımı mesleki gelir dağılımı )

( DISTRIBUTION | DISTRIBUTION, FUNCTIONAL DISTRIBUTION OF INCOME )

( DISTRIBUTION )

( VERTEILUNG )


- DİSTRİBÜSYON ACENTESİ ile/||/<> DISTRIBUTION COMPANY (AGENCY), RENTING COMPANY (AGENCY)[İng.] ile/||/<> MAİSON DE DİSTRİBUTİON[Fr.] ile/||/<> VERLEIHFIRMA, FILMVERLEIHFIRMA, VERLEIHUNTERNEHMEN, FILMVERLEIHUNTERNEHMEN, VERWERTUNGSGESELLSCHAFT[Alm.] ile/||/<> DAĞITIMEVİ

( Sinema Dağıtım işiyle uğraşmak üzere kurulmuş ortaklık )

( DISTRIBUTION COMPANY (AGENCY), RENTING COMPANY (AGENCY) )

( MAISON DE DISTRIBUTION )

( VERLEIHFIRMA, FILMVERLEIHFIRMA, VERLEIHUNTERNEHMEN, FILMVERLEIHUNTERNEHMEN, VERWERTUNGSGESELLSCHAFT )


- DISTRIBUTION ATYPIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= AYKIRI DAĞILIM


- DISTRIBUTION FUNCTION[İng.]FONKSIYONU / FONCTION DE DISTRIBUTION[Fr.] / DISIPATIONSFUNKTION, VERTEILUNGSFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM/DAĞILMA İŞLEVİ/FONKSİYONU


- DISTRIBUTION, DISPERSION[İng.] / DISTRIBUTION[Fr.] / DISIPATION, DISPOSITION, DISTRIBUTION, DISPERSION, VERTEILUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM


- DISTRIBUTIVITY[İng.] ile/||/<> DISTRIBUTIVITÉ[Fr.] ile/||/<> DISTRIBUTIVITAET[Alm.] ile/||/<> DAĞITICILIK

( )

( DISTRIBUTIVITY )

( DISTRIBUTIVITÉ )

( DISTRIBUTIVITAET )


- DİSTRİBÜTÖR | DAĞITICI ile/||/<> DAĞITICI

( Sinema TV Dağınık ışık kaynağı olarak kullanılan 750 W gücünde dördül biçimde içi beyaza boyanmış maden bir kutudan oluşan ışıtaç mekanik Motorlarda yüksek gerilimli akımı çalışma sırasına göre ateşliklere yayıp gönderen aygıt ayırıcı Belli miktarda sıvının çok sayıdaki tüplere eşit hacimlerde dağıtımını sağlayan alet dispensır )

( SINGLE BROAD LIGHT, FILLER LANTERN, FILL-IN LIGHT, SCOOP | DISTRIBUTOR | DISPENSER )

( AMBIANCE, LAMPE D'AMBIANCE, PROJECTEUR 750 W, BOL, "SCOOP" | DISTRIBUTEUR )

( WEICHSTRAHLER, FERNSEHFLUTER, AUFHELLER )


- DİSTRİBÜTÖR["DİSPÜTÖR" değil!][İng. DISTRIBUTOR][Fr. DISTRIBUTEUR] ile/değil/yerine/= DAĞITICI/DAĞITIM


- DİSTRİBÜTÖR[Fr. < DISTRIBUTEUR] ile/değil/yerine/= DAĞITICI


- DİSTRİBÜTÖR[Fr. < DISTRIBUTEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> DAĞITICI


- DİTHYRAMBE[Fr. < DITHYRAMBE] ile/değil/yerine/=/||/<> DİTİRAMP

( Eski Yunanların Dionysos şerefine okudukları tören şarkısı lirik şiir )


- DITHYRAMBE[Fr.] ile/||/<> DİTİRAMP[Fr. < DITHYRAMBE]

( Eski Yunanlılarda Tanrı Dionysos adına okunan tören şarkısı Bugün içsel ve coşturucu koşuk anlamında da kullanılıyor )

( DITHYRAMBE )


- DİVAL/DİVAL[Fars. < DİVĀL] ile/||/<> BATİK/BATİK[Fr. < BATIK] ile/||/<> APLİKASYON/APPLİCATİON[Fr. < APPLICATION] ile/||/<> APLİKE/APPLİQUE[Fr. < APPLIQUÉ] ile/||/<> GOBLEN/GOBELİN[Fr. < GOBELIN]

( Altı mukavva ile beslenmiş üstü sırmalı işleme )


- DİVERJANS | IRAKSAMA ile/||/<> IRAKSAMA

( 1 matematik fizik Işın ya da çizgilerin birbirinden gittikçe uzaklaşarak sonsuza doğru uzanması 2 meteoroloji Yatay olarak gelişen hava akımı çizgilerinin birbirinden uzaklaşması matematik Tepkime hızının zamana bağlı olarak artması )

( DIVERGENCE )

( DIVERGENCE )

( DIVERGENZ )


- DİVİK ile/||/<> TERMİT | AKKARINCA

( bk. akkarınca. @@ (zooloji) @@Sıcak ya da ılıman ülkelerde yaşayan akkarıncalar takımına bağlı canavar böceklerin genel adı; ağaç kemiren karınca, divik, termit. )

( WHITE ANT | THERMITE~THERMITE )

( TERMITE | FOURMI BLANCHE | THERMITE~THERMITE | TERMITE )

( WEISSE AMEISE | THERMIT~THERMIT )

( TERMITE~TERMITE )

( ΤΕΡΜΊΤΗΣ / τερμίτης~ΤΕΡΜΊΤΗΣ / τερμίτης )


- DİVİK ile/||/<> WHITE ANT[İng.] ile/||/<> FOURMI BLANCHE[Fr.] ile/||/<> WEISSE AMEISE[Alm.] ile/||/<> AKKARINCA

( akkarınca zooloji Sıcak ya da ılıman ülkelerde yaşayan akkarıncalar takımına bağlı canavar böceklerin genel adı ağaç kemiren karınca divik termit )

( WHITE ANT | THERMITE )

( TERMITE | FOURMI BLANCHE | THERMITE )

( WEISSE AMEISE | THERMIT )

( TERMITE )

( ΤΕΡΜΊΤΗΣ / τερμίτης )


- DIVISEUR DE PHASE[Fr.] / PHASENSPLITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ BÖLÜCÜ


- DİVİSİON AU RESTE[Fr.] ile/||/<> KALANLI BÖLME

( matematik )

( DIVISION WITH REMAINDER )

( DIVISION AU RESTE | DIVISION EXACTE (DIVISION SANS RESTE )

( DIVISION MIT REST )

( DIVISIONE CON RESTO )

( ΔΙΑΊΡΕΣΗ ΜΕ ΥΠΌΛΟΙΠΟ / διαίρεση με υπόλοιπο )


- DIVISION EXACTE (DIVISION SANS RESTE)[Fr.] ile/||/<> KALANSIZ BÖLME

( matematik )

( DIVISION EXACTE (DIVISION SANS RESTE) )


- DİVİZOR ile/||/<> DIVISEUR[Fr.] ile/||/<> BÖLÜCÜ

( işleyim 1 Talkım tezgâhlarının bölmeler yapmaya ya da işlenecek parçanın kalınlığını azaltmaya yarayan bölümü 2 işlenecek parçayı belirli bir açıya değin döndürmeye yarayan araç )

( DIVISEUR )


- DİXİEME[Fr. < DIXIÈME] ile/değil/yerine/=/||/<> DİZYEM

( Sıcaklıkölçerde santigradın onda biri )


- DİYA[Fr. < DIAPOSITIVE SÖZÜNÜN KISALTILMIŞ BIÇIMI] ile/değil/yerine/=/||/<> SLAYT


- DİYA[Fr. < DIAPOSITIVE] ile/değil/yerine/= SLAYT


- DİYA ile/||/<> DİYA[Fr. < DIAPOSITIVE SÖZÜNÜN KISALTILMIŞ BIÇIMI]

( Sahnenin dibinde plastik beyaz bir gergi ekrana biçiminde kurulan dekor ardında projeksiyonla yansıtılan resim Gergi üzerine yansıtılan resimlerin yansıtıcıya konulan pozitif filmine verilen ad anat Arasında )

( DIAPOSITIVE | DIA )

( DIAPOSITIF | DIAPOSITIVE SÖZÜNÜN KISALTILMIŞ BIÇIMI )

( DIAPOSITIV )


- DİYABET[Fr. < DIABÈTE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEKER HASTALIĞI (DİYABET BİLİMİ, DİYABET UZMANI)


- DİYABET[Fr. < DIABÈTE] ile/değil/yerine/= ŞEKER SAYRILIĞI


- DİYABETOLOG[Fr. < DIABÈTOLOGUE] ile/değil/yerine/= DİYABET UZMANI


- DİYABETOLOG[Fr. < DIABÉTOLOGUE] ile/değil/yerine/=/||/<> DİYABET UZMANI


- DİYABETOLOJİ[Fr. < DIABÈTOLOGIE] ile/değil/yerine/= DİYABET BİLİMİ


- DİYABETOLOJİ[Fr. < DIABÉTOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> DİYABET BİLİMİ


- DİYAGRAM, GRAFİK, | TERİM | ÇİZİM ile/||/<> ÇİZİM

( Resim Kurşunkalem çini mürekkebi kömür kalem ya da boya ile yapılmış çizgi resim Karmaşık sayısal çizelgeleri kolayca kavranır biçimde sunmaya yarayan çizimsel anlatım matematik )

( DRAWING | CHART | ARTWORK )

( DESSIN | CONSTRUCTION )

( ZEICHNUNG )


- DİYAGRAM//DIAGRAM[İng./Fr. < Yun.] ile DİYAGRAM[Fr. < Yun.]

( Herhangi bir olayın değişimini gösteren çizge. İLE Bir çiçeğin, tüm ayrıntılarını gösteren taslak. )


- DİYAKLAZ[Fr. < DIACLASE] ile/değil/yerine/= ÇATLAK


- DİYAKLAZ[Fr. < DIACLASE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇATLAK


- DİYAKOZ/DİYAKOZ[Yun. < ] ile/||/<> BAŞPAPAZ/BAŞ[Tr. < BAŞ + Yun.] ile/||/<> BAŞPİSKOPOS/BAŞ[Tr. < BAŞ + Yun.] ile/||/<> BAŞRAHİP/BAŞRAHİB[Tr. < BAŞ + Ar. RĀHİB] ile/||/<> FRER/FRERE[Fr. < FRÈRE]

( Hristiyanlıkta papazın yardımcısı olan din adamı )


- DİYAKRONİ[Fr. < DIACHRONIE] ile/değil/yerine/= ART ZAMANLILIK


- DİYAKRONİ[Fr. < DIACHRONIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ART ZAMANLILIK


- DİYAKRONİK[Fr. < DIACHRONIQUE] ile/değil/yerine/= ART ZAMANLI


- DİYAKRONİK[Fr. < DIACHRONIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> ART ZAMANLI


- DİYALAJ/DİALLAGE[Fr. < DIALLAGE] ile/||/<> OMFAZİT/OMPHAZİTE[Fr. < OMPHAZITE]

( Piroksen cinsinden doğal kalsiyum magnezyum ve demir silikatı )


- DİYALEKT | MUNSAP | MUNSAB | FEM | ŞİVE | DEHÂN | ŞÎVE | AĞIZ ile/||/<> AĞIZ

( Yöresel konuşma Tarihsel gelişim ve bölge etkisiyle bir anadilin lehçesi içinde ses yapı yönünden görülen küçük ayrılıkların her biri dil sınıf Bir akarsuyun göle ya da denize döküldüğü yer Bir hayvanın besinini aldığı açıklık dudaklar arasındaki açıklık I Bıçakların keskin kısmı Senirkent Isparta II Sağmal hayvanlarda doğumdan sonra alınan koyu sarımtrak ilk süt Çaltı Gelendost Küçükkabaca Uluborlu Yukarı Dinek Şarkikaraağaç Isparta Konya III Sığırların ağzında görülen bir hastalık Çaltı Gelendost Isparta IV Ayakkabı kenarı Ankara Türlü şartlara ve hallere göre kullanılan dil ŞEHİRLİ AĞZI Urbanisme TAŞRA AĞZI Provincialisme KÖYLÜ AĞZI Rusticisme SOKAK AĞZI ya da AŞAĞILIK AĞIZ Vulgarisme coğrafya biyoloji Derleme şive Tarihî gelişim ve bölge etkisiyle bir anadilin lehçesi içinde ses ve yapı bakımından görülen küçük ayrılıklar İstanbul ağzı Gaziantep ağzı taşra ağzı Rumeli ağzı Anadolu ağızları vb Kendine özgü söyleyişi olan yöresel konuşma Bir hayvanın besinini aldığı açıklık dudaklar arasındaki açıklık Türlü şartlara ve hallere göre kullanılan dil ŞEHİRLİ AĞZI Urbanisme TAŞRA AĞZI Provincialisme KÖYLÜ AĞZI Rusticisme SOKAE AĞZI ya da AŞAĞILIK AĞIZ Vulgarisme KULLANIŞ AĞZI Parler dusage ÖZEL AĞIZ Parler spécial YEREL AĞIZ Parler local Bir hayvanın besinini aldığı açıklık I Yüzün aşağı kısmında bulunan sesin çıkmasına ve biçimlenmesine yarayan organ II Bir dilin ya da bir lehçenin yazı diline oranla ve çoğunlukla ses bazende şekil anlam ve söz varlığı bakımından birbirinden az çok ayrılan konuşma biçimleri Türkiye Türkçesinin İstanbul ağzı Aydın ağzı Konya ağzı Nevşehir ağzı Anadolu ve Rumeli ağızları Bakû ağzı Taşkent ağzı Kazan ağzı Avşar ağzı Doğu Türkistan ağızları Harezm Oğuz ağızları gibi III Yetiştikleri bölge meslek çevre ve öğrenim farkları gibi etkenler ve kişisel eğilimler dolayısıyla bir dilin kişiden kişiye değişen kullanılışı ve konuşma biçimleri Her yazarın kendine özgü bir dil ve üslûp özelliğine sahip oluşu bundandır Azerbaycan Türkçesi ağız Türkmen Türkçesi agız Gagauz Türkçesi aaz Özbek Türkçesi όğiz Uygur Türkçesi eğiz awız Başkurt Türkçesi awız awuz Krç Malk awuz Nogay Türkçesi awız Kazak Türkçesi awız Kırgız Türkçesi ooz Alt oos Hakas Türkçesi ahsi aas Tuva Türkçesi aás Türkçesi aksı Rusça rot Azerbaycan Türkçesi şivä Türkmen Türkçesi şiive yerli dialekt Gagauz Türkçesi dialekt Özbek Türkçesi şeva Uygur Türkçesi şivä Tatar Türkçesi söyläş Başkurt Türkçesi höyläş govor Krç Malk govor Nogay Türkçesi söylew yerlî dialekt Kazak Türkçesi govor Kırgız Türkçesi govor Alt ter boyınıň kuuçınermegi Hakas Türkçesi govor çooh Tuva Türkçesi govor Türkçesi govor çook Rusça govor 1 Besinlerin alındığı iki dudak arasındaki açıklık 2 Sülüklerde insan ve hayvan derisini delmek amacıyla kullanılan ön çekmende bulunan ve tek hücreli bezlerin salgı deliklerinin açıldığı ağız parçaları )

( DIALECT | MOUTH | LOCAL DIALECT | LANGAGE | LOCAL DIALECT, LOCAL LANGUAGE | IDIOLECT )

( DIALECTE | EMBOUCHURE | BOUCHE | LANGAGE | PARLER, PARLER LOCAL | PARLER | IDIOLECTE )

( DIALEKT | MUNDART | MÜNDUNG | MUND | MUNDART, LOKALSPRACHE | MUNDART, LOKALSPRACHE, SONDERSPRACHE | IDIOLEKT )

( OS: AĞIZ )


- DİYALEKT[Fr. < DIALECTE] ile/değil/yerine/= LEHÇE


- DİYALEKT[Fr. < DIALECTE] ile/değil/yerine/=/||/<> LEHÇE | AĞIZ

( lehçe ağız I )


- DİYALEKTOLOG[Fr. < DIALECTOLOGUE] ile/değil/yerine/= DİYALEKTOLOJİ UZMANI


- DİYALEKTOLOG[Fr. < DIALECTOLOGUE] ile/değil/yerine/=/||/<> LEHÇECİ


- DİYALEKTOLOJİ[Fr. < DIALECTOLOGIE] ile/değil/yerine/= LEHÇE BİLİMİ


- DİYALEKTOLOJİ[Fr. < DIALECTOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> LEHÇE BİLİMİ


- DİYALEKTOLOJİK[Fr. < DIALECTOLOGIEQUE] ile/değil/yerine/= LEHÇE BİLİMSEL


- DİYALEKTOLOJİK[Fr. < DIALECTOLOGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> LEHÇE BİLİMSEL


- DİYALEL/DİALLELE[Fr. < DIALLÈLE] ile/||/<> MUGALATA/MUGALATA[Ar. < MUĠĀLAṬA] ile/||/<> PARALOJİZM/PARALOGİSME[Fr. < PARALOGISME] ile/||/<> SAFSATA/SAFSATA[Ar. < SAFSAṬA] ile/||/<> PARALOJİK/PARALOGİQUE[Fr. < PARALOGIQUE]

( Bir önermeyi başka bir önerme ile tanıtlamak yoluyla yapılan sofizm üstü örtülü bir tür kısır döngü )


- DİYAPOZİTİF | SLAYT ile/||/<> SLAYT ile/||/<> SLAYT[İng. < SLIDE]

( Yarı ya da tam karartılmış bir odada bir gösterici ile beyaz perdeye ya da duvara yansıtılarak öğretim etkinliklerinde kullanılan saydam resim )

( SLIDE )

( DIAPOSITIVE )


- DİYAPOZİTİF[Fr. < DIAPOSITIVE] ile/değil/yerine/= SAYDAM


- DİYAPOZİTİF[Fr. < DIAPOSITIVE] ile/değil/yerine/=/||/<> SLAYT


- DİYASTAZ/DİASTASE[Fr. < DIASTASE] ile/||/<> ENZİM/ENZYME[Fr. < ENZYME] ile/||/<> PİTYALİN/PTYALİNE[Fr. < PTYALINE]

( Nişastayı dekstrin ve glikoz durumuna getiren tükürükte ve pankreasın salgısında bulunan bir enzim )


- DİYASTOL/DİASTOLE[Fr. < DIASTOLE] ile/||/<> ARİTMİ/ARYTHMİE[Fr. < ARYTHMIE] ile/||/<> DARABAN/DARABAN[Ar. < ḌARABĀN]

( Sistolden sonra kulakçıkların ya da karıncıkların genişlemesi gevşeme )


- DİYET | REJİM ile/||/<> REJİM[Fr. < RÉGIME]

( RÉGIME )


- DİYET/DİETE[Fr. < DIÈTE] ile/||/<> DİYETETİK/DİETETİQUE[Fr. < DIÉTÉTIQUE]

( diyet uzmanı Sağlığı korumak ya da düzeltmek amacıyla uygulanan beslenme düzeni perhiz rejim )


- DİYET ile/ve/değil REJİM[Fr.]/PERHİZ[Fars.]

( ... İLE/VE/DEĞİL Yönetme, düzenleme biçimi, düzen. | Perhiz. | Bir devletin yönetim biçimi. | Akarsu debisinin, yıl boyunca gösterdiği değişikliklerin tümü. )

( [not] DIET vs./and/but REGIMEN )


- DİYETİSYEN[Fr. < DIÉTÉTICIEN] ile/değil/yerine/= DİYET UZMANI


- DİYETİSYEN[Fr. < DIÉTÉTICIEN] ile/değil/yerine/=/||/<> DİYET UZMANI


- DİYEZ/DİESE[Fr. < DIÈSE] ile/||/<> BEKAR/BECARRE[Fr. < BÉCARRE] ile/||/<> BEMOL/BEMOL[Fr. < BÉMOL]

( Bir sesin yarım ton inceltileceğini gösteren nota işareti Yarım ton inceltilmiş ses )


- DİYOPTRİ/DİOPTRİE[Fr. < DIOPTRIE] ile/||/<> ANGSTRÖM/ANGSTRÖM[İSVEÇLİ FİZİKÇİ ANDERS JONAS ÅNGSTRÖM][ÖZEL AD] ile/||/<> FANİ/PHANİE[Fr. < PHANIE] ile/||/<> LÜMENSAAT/LUMENSAAT[Fr. < LUMEN + Ar. SĀʿAT]

( Optik sistemlerin yakınsaklık birimi )


- DİYOPTRİ ile/||/<> DİYOPTRİ[Fr. < DIOPTRIE]

( Sinema TV Bir merceğin güç birimi Herhangi bir merceğin diyoptriyle gücü o merceğin metreyle belirtilen odak uzunluğunun karşıtıdır Örneğin odak uzunluğu 0 10 m olan merceğin gücü 1 f 1 0 10 m 10 diyoptridir Diyoptri yakınsak mercek için ıraksak mercek için imiyle belirtilir fizik )

( DIOPTRE (ABD: DIOPTER) )

( DIOPTRIE )

( DIOPTRIE )


- DİZ KAPAĞI KEMİĞİ ile/||/<> DİZ KAPAĞI KEMİĞİ

( Uyluk kemiği ile kaval ve kamış kemiklerinin birleştiği yerde ön tarafta bulunan küçük yassıca oynar kemik 2 Bazı araknidlerde femur ile tibia arasındaki segment 3 Örümceklerin dördüncü bacak segmenti 4 Likenlerin yuvarlak apotesyumu Patella anat Uyluk kemiğinin makara kısmının önünde yer alan ve hayvan türlerine göre farklı biçimlerde olan kemik patella )

( KNEE CAP )

( ROTULE )

( KNIESCHEIBE )

( PATELLA: KÜÇÜK TAVA )


- DİZAYN | TASARIM ile/||/<> TASARIM

( Geliştirilen bir dizgenin bölümleri arasındaki çalışma ilişkilerinin her bir bölümün özgül işlevleri ayırt edilip belirlenmesi 1 Bir şeyin biçimini zihinde canlandırma işi ya da tasarlanan biçim 2 Önceki bir algının yeniden canlandırılması Bir sürecin nasıl yapılacağını hangi birimlerden oluşacağını tasarlayıp ayrıntıları düzenleme işi Bir araştırma sürecinin çeşitli aşamalarında izlenecek yol ve işlemleri tasarlayan çerçeve 1 Geniş anlamda Bilinç içeriği algı 2 Daha önce algılanmış olan bir nesne ya da bir olayın bilinçte sonradan ortaya çıkan kopyası imgesi 3 Önceden görülenmiş olana karşıt olarak salt imgelem yoluyla varlık kazanan şey Bir işlergenin ya da bir aygıtın yapısını belirgin çizgileriyle tasarlama Oyun düzeni çalışması içindeki temel güzelduyusal ilkelerden biri öbürleri görsel yorum hareket yapımı hıztartımzamanlama ve sözsüz oyunla dramatizasyondu r Tasarım uygulamanın yapısını biçimini ya da çizimini ortaya çıkaran bir çalışmayı içerir Tasarım aynı zamanda konunun duygusal ölçüsünü ve ussal uygulayım düzenini sağlar )

( DESIGN | REPRESENTATION | DESIGN, COMPOSITION )

( CONCEPTION | REPRÉSENTATION | DESIGN | DESSIN | RAPPROCHEMENT )

( AUSLEGUNG, ENTWURF | VORSTELLUNG | ENTWURF | ZUSAMMENSTELLUNG, KOMPOSITION )

( REPRAESENTIO )


- DİZEM DÜZENSİZLİĞİ | ARİTMİ[Fr. < ARYTHMİE] ile/||/<> EKSTRASİSTOL ile/||/<> TAŞİKARDİ

( Normal kalp atımlarında biçimlenen her türlü sapma. Kalp atımlarının hızında, düzeninde ya da köken aldığı bölgede normal olmayan bir değişim mevcuttur. @@ )

( ARRHYTMIA | EXTRASYSTOLE | TACHYCARDIA~EXTRASYSTOLE~TACHYCARDIA )

( ARYTHMIE~EXTRASYSTOLE~TACHYCARDIE )

( ...~...~TACHYCARDIA )

( ARRHYTHMIE~EXTRASYSTOLE~TACHYKARDIE )

( ARITMIA~EXTRASISTOLE~TACHICARDIA )

( ΑΡΡΥΘΜΊΑ / αρρυθμία~ΈΚΤΑΚΤΗ ΣΥΣΤΟΛΉ / έκτακτη συστολή~ΤΑΧΥΚΑΡΔΊΑ / ταχυκαρδία )


- DİZEM DÜZENSİZLİĞİ | ARİTMİ ile/||/<> ARİTMİ[Fr. < ARYTHMIE]

( Normal kalp atımlarında biçimlenen her türlü sapma Kalp atımlarının hızında düzeninde ya da köken aldığı bölgede normal olmayan bir değişim mevcuttur )

( ARRHYTMIA | EXTRASYSTOLE | TACHYCARDIA )

( ARYTHMIE )

( ARRHYTHMIE )

( ARITMIA )

( ΑΡΡΥΘΜΊΑ / αρρυθμία )


- DİZEM ile/değil DİZYEM[Fr.]

( Düzenli aralıklarla yineleme niteliği. | Uyumlu üslûp. | Vezin. | Bir dizede ya da notada, vurgu, uzunluk ya da ses özelliklerinin, durakların, düzenli bir biçimde yinelenmesinden doğan ses uygunluğu. [DÜZÜN/TARTIM] İLE/DEĞİL Sıcakölçerde, santigratın onda biri. )


- DİZEMLİ | RYTHMİQUE[Fr. < RYTHMIQUE] ile/||/<> RİTMİK[Fr. < RYTHMIQUE]

( RYTHMIQUE )


- DİZGE = SİSTEM, MANZUME, MESLEK = SYSTEM[İng., Alm.] = SYSTÈME[Fr.] = SYSTEMA[Yun.] = SISTEMA[İsp.]


- DİZİ | SEKANS ile/||/<> SEKANS[Fr. < SÉQUENCE]

( SÉQUENCE )


- DİZYEM/DİXİEME[Fr. < DIXIÈME] ile/||/<> SANTİGRAT/CENTİGRADE[Fr. < CENTIGRADE]

( Sıcaklıkölçerde santigradın onda biri )


- DOÇENT/DOZENT[Alm. < DOZENT] ile/||/<> ORDİNARYÜS/ORDİNARİUS[Alm. < ORDINARIUS] ile/||/<> MÜDERRİS/MUDERRİS[Ar. < MUDERRİS] ile/||/<> PROFESÖR/PROFESSEUR[Fr. < PROFESSEUR]

( yardımcı doçent Üniversitelerde profesörden önceki basamakta bulunan öğretim üyesi )


- DOCTEUR[Fr. < DOCTEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> DOKTOR

( doktor öğretim üyesi uzman doktor yardımcı doçent doktor aile doktoru akıl doktoru çocuk doktoru diş doktoru göz doktoru ruh doktoru hekim Bir fakülteyi ya da bir yüksekokulu bitirdikten sonra belli bir bilim dalında en yükseköğrenim basamağına vardığını geçirdiği özel sınavla ve başarılı bir eserle gösterenlere verilen akademik ünvan )


- DOCTEUR/DOCTORAT[Fr. < DOCTEUR] ile/değil/yerine/= DOCTOR'S DEGREE, DOCTORATE[İng.] ile/değil/yerine/= DOKTOR

( Bir fakülteyi ya da yüksek okulu bitirdikten sonra belli bir bilim dalında en yüksek öğrenim aşamasına vardığını, geçirdiği özel sınavla ve başarılı bir yapıtla gösterenlere verilen san. @@ )


- DOCTOR'S DEGREE, DOCTORATE[İng.] ile/||/<> DOCTORAT[Fr.] ile/||/<> DOKTORA[Fr. < DOCTORAT]

( 1 Bir fakülteyi bitirdikten sonra o bilim dalında sınav ve bilimsel bir yapıtla erişilen en yüksek aşama 2 Doktor sanını kazanmak için verilen sınavın adı )

( DOCTOR'S DEGREE, DOCTORATE )

( DOCTORAT )


- DOCTORAT[Fr. < DOCTORAT] ile/değil/yerine/=/||/<> DOKTORA

( Bir fakülte ya da yüksekokulu bitirdikten sonra o bilim dalında sınav ve bilimsel bir eserle erişilen derece basamak )


- DOCUMENT[Fr.] ile/||/<> DOKÜMAN[Fr.]

( Bir gerçeğe tanıklık eden yazı fotoğraf resim film vb vesika belge Askeri doküman çalmak ve yayınlamak suçundan Ayşe Kulin Sevdalinka 44 Bu ölçüde bir yazının yazılması da bütün dokümanlar hazır olsa bile yapılması zorunlu öteki işlerimin yanında benim için bir altı ay alır Fethi Naci Dünya Bir Gölgeliktir 81 )


- DOCUMENTONS DOCUMENTARY FILM-MAKER | DOCUMENTARIST/PATENTABILITY/FACSIMILE/FAX/PATENTABILITY/FACSIMILE/FAX[İng.] ile/değil/yerine/= DOCUMENTARISTE, RÉALISATEUR DE FILM DOCUMENTAIRE | DOCUMENTANTE/BREVETABILITE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOKUMENTARIST, DOKUMENTARFILMMACHER | DOKUMENTARIST[Alm.] ile/değil/yerine/= BELGECI

( Sinema 1. Belgesel filmler çeviren sinemacı, belgesel film yönetmeni. TV. 2. Televizyon için belgesel izlenceler hazırlayan kimse. )


- DÖD-ÜZ-ZEYTÛN ile/||/<> VER DE L'OLİVE[Fr.] ile/||/<> OLIVENWURM[Alm.] ile/||/<> ZEYTİN KURDU

( Zeytin sineği kurtçuklarına verilen özel ad )

( VER DE L'OLIVE )

( OLIVENWURM )


- DODDER[İng.] ile/||/<> CUSCUTE[Fr.] ile/||/<> CUSCUTA[Lat.] ile/||/<> TEUFELSZWIRN[Alm.] ile/||/<> CİNSAÇI

( cinsaçı İkiçeneklilerin kahkahaçiçeğigiller familyasından olup saçı andıran sarılgan saplarıyle çeşitli bitkilere dolanarak onları zayıflatan özellikle asma patates kasımpatı ve baklagillere zarar veren çiçekli bitkilerin ortak adı bağboğan cinsaçı şeytansaçı yabanketeni )


- DODDER[İng.] ile/değil/yerine/= CUSCUTE[Fr.] ile/değil/yerine/= CUSCUTA/ASA FOETIDA[Lat.] ile/değil/yerine/= TEUFELSZWIRN[Alm.] ile/değil/yerine/= ŞEYTAN

( Halk efsanelerinde ve Goethe'nin 'Faust' adlı yapıtında 'meplins topheles'. Orta Çağ oyunlarında kötülüğün simgesi. Bu rolü oynayanlar, her yanında çirkin yüzler bulunan deriden giysiler giyerlerdi. @@ Halk efsanelerinde ve sonraki büyük dinlerde kötülüğün simgesi. Tiyatroda bu roly oynayanlar, bütün yanlarında korkunç yüzler bulunan deriden özel giysiler giyerlerdi. @@ Türk kukla tiyatrosunda kötü ruh simgesi olan tip. )


- DOG ROSE, HEPROSE, CANKER FLOWER[İng.] ile/||/<> ROSE SAUVAGE, EGLANTIER[Fr.] ile/||/<> ROSA CANINA[Lat.] ile/||/<> HUNDROSE[Alm.] ile/||/<> KUŞBURNU

( kuşburnu Gülgiller Rosaceae familyasından ülkemizde yaygın olarak bulunan yapraklarını döken beyaz ya da pembe çiçekli dikenli çalı şeklinde bir bitki )


- DOĞA = TABİAT = NATURE[İng., Fr.] = NATUR[Alm.] = NATURA[Lat.] = PHYSIS[Yun.] = NATURALEZA[İsp.]


- DOĞAÇ/İRTİCAL[Ar. < İRTİCĀL] ile/||/<> DOĞAÇLAMA/İRTİCALEN[Ar. < İRTİCĀLEN] ile/||/<> DOĞAÇLAMA/TULUAT[Ar. < ṬULŪʿĀT] ile/||/<> DOĞAÇLAMA/EMPROVİZASYON[Fr. < IMPROVISATION] ile/||/<> DOĞAÇLAMA/EMPROVİZE[Fr. < IMPROVISÉ] ile/||/<> DOĞAÇLAMA/İRTİCALÎ[Ar. < İRTİCĀLĮ]


- DOĞACI/NATÜRİST[Fr. < NATURISTE] ile/||/<> DOĞACILIK/NATÜRİZM[Fr. < NATURISME]


- DOĞAL | NATÜREL[Fr. < NATUREL] ile/||/<> ...

( NATUREL )


- DOĞALCI/NATÜRALİST[Fr. < NATURALISTE] ile/||/<> DOĞALCILIK/NATÜRALİZM[Fr. < NATURALISME]


- DOĞAN ile/||/<> DOĞAN

( Falco peregrinus Kartallar Falconiformes takımının kartalgiller Falconidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 4252 cm Sırtı külrengi ve enine çizgilidir Hemen bütün dünyada rastlanır Diğer doğan türleri için kartalgillere bakınız Yer dokumasında kullanılan üç ağaç bacak Güllüce Gümüşhacıköy Amasya zooloji Kartallar Falconiformes takımının Kartalgiller Falconidae familyasından 4252 cm kadar uzunlukta sırtı kül rengi ve enine çizgili bütün dünyada rastlanan bir tür Akdoğan bozdoğan çakırdoğan delice doğan gökdoğan sardoğan gibi türleri vardır Eski ve yeni diyalektlerde toğan toygan olarak geçer tuygan tuygan tān toyon Eski Türkçe toğan Kıpçakça toğan Türkçeden Kalmıkçaya tŭγan akdoğan olarak geçmiştir Ramsted KalmWb 413 Macarcaya tiván olarak geçmiştir Ligeti Törk 102 103 537 341 Leksikaya göre Kâşgarlı Mahmudun saydığı toğrıl avcı doğan biçimi çağdaş diyalektlerde kişi adı olarak saklanmıştır Yazarlara göre Toğrıl adının toğan toygan biçimlerinin kökünden geldiği düşünülebilir Leksika 169 toğrul )

( PEREGRINE | PEREGRINE FALCON )

( FAUCON PÉLERIN | FAUCON PÈLERIN )

( WANDERFALKE )

( FALCO PEREGRINUS )


- DOĞAÜSTÜ = FEVK-AT-TABİA = SUPERNATURAL[İng.] = SURNATUREL[Fr.] = ÜBERNATÜRLICH[Alm.]


- DOĞAÜSTÜCÜ/SÜRNATÜRALİST[Fr. < SURNATURALISTE] ile/||/<> DOĞAÜSTÜCÜLÜK/SÜRNATÜRALİZM[Fr. < SURNATURALISME]


- DOGMA/DOGMA[Yun. < ] ile/||/<> DOGMATİK/DOGMATİQUE[Fr. < DOGMATIQUE]

( Belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün sorgulanamaz tartışılamaz gerçek olarak kabul edilmesi Doğruluğu sınanmadan benimsenen bir öğretinin ya da ideolojinin temeli yapılan sav nas inak )


- DOGMATIC/DOGMATISM[İng.] ile/değil/yerine/= DOGMATIQUE/DOGMATISME[Fr.] ile/değil/yerine/= INAKÇI

( 1. Deneye ve kuşkuya yer vermeden çok kez bir yetkeye dayanarak ileri sürülen düşünce, inanç ya da yargıları belirleyen özellik; inaklara ilişkin. 2-Öğrencilere eleştirel bir tutum kazandırma yerine birtakım bilgileri olduğu gibi benimseten (davranış). )


- DOGMATİQUE[Fr. < DOGMATIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> DOGMATİK

( dogmatik felsefe Deney bilgisini deneye dayanan kanıtları hiçe sayarak kanılarını inanç öğretilerinden çıkaran düşünce biçimi inaksal Felsefe ve din dogmalarının mantıksal ve sıralı bir yolla ortaya konuluşu )


- DOGMATİZM[Fr. < ] ile/değil/yerine/= DOGMACILIK


- DOGMATİZM[Fr. < DOGMATISME] ile/değil/yerine/=/||/<> DOGMACILIK


- DOGME/DOGMATIQUE[Fr. < DOGMATIQUE] ile/değil/yerine/= DOGMATISCH, DOGMATIK[Alm.] ile/değil/yerine/= DOGMA[İng.]

( 1. Bir felsefe okulunda benimsenen, doğru diye ileri sürülen öğreti. 2. Doğruluğu sınanmadan benimsenen ve bir öğretinin ya da ideolojinin temeli yapılan sav. )


- DOĞRU ORANTI ile/||/<> DOĞRU ORANTILI

( (matematik) )

( DIRECT PROPORTION~DIRECTLY PROPORTIONAL )

( PROPORTION DIRECTE | PROPORTIONEL DIRECTE~PROPORTIONEL DIRECTE )

( DIREKTE PROPORTION~DIREKT PROPORTIONAL )

( PROPORZIONE DIRETTA~DIRETTAMENTE PROPORZIONALE )

( ΕΥΘΕΊΑ ΑΝΑΛΟΓΊΑ / ευθεία αναλογία~ΕΥΘΈΩΣ ΑΝΆΛΟΓΟΣ / ευθέως ανάλογος )


- DOĞRU = TRUE[İng.] = VRAI[Fr.] = WAHR, RICHTIG[Alm.] = VERUS[Lat.] = VERDADERO[İsp.]


- DOĞRUDAN | DİREKT[Fr. < DIRECT] ile/||/<> ...

( DIRECT )


- DOĞRUDAN GEÇİŞ | TRANSİT[Fr. < TRANSIT] ile/||/<> ...

( TRANSIT )


- DOĞRULAMA | GERÇEKLEME/TEYİT[Ar. < TEʾYĪD] ile/||/<> DOĞRULAMA | ONAY/TASDİK[Ar. < TAṢDĪḲ] ile/||/<> DOĞRULAMA | GEÇERLEME | ONAYLAMA/KONFİRMASYON[Fr. < CONFIRMATION]

( doğrulama gerçekleme )


- DOĞRULAMA | KONFİRMASYON[Fr. < CONFIRMATION] ile/||/<> ...

( CONFIRMATION )


- DOĞRULAMA, OLUMLAMA = TAHKİK = VERIFICATION[İng.] = VÉRIFICATION[Fr.] = VERIFIKATION[Alm.] = VERIFICACION[İsp.]


- DOĞRULAMAK = VERIFY[İng.] = VÉRIFIER[Fr.] = VERIFIZIEREN[Alm.]


- DOĞRULUK = HAKİKAT = TRUTH[İng.] = VÉRITÉ[Fr.] = WAHRHEIT, RICHIGKEIT[Alm.] = VERITAS[Lat.] = ALÉTHEIA[Yun.] = VERDAD[İsp.]


- DOĞRUSAL | LİNEER ile/||/<> LİNEER[Fr. < LINÉAIRE]

( LINÉAIRE )


- DOĞU BİLİMCİ/ORYANTALİST[Fr. < ORIENTALISTE] ile/||/<> DOĞU BİLİMİ/ORYANTALİZM[Fr. < ORIENTALISME] ile/||/<> DOĞU BİLİMCİ/MÜSTEŞRİK[Ar. < MUSTEŞRİḲ]


- DOĞUM ORANI ile/||/<> DOĞUM ORANI

( Bir ülkede belli bir yıl içinde 1000 nüfusa düşen ortalama doğum sayısı canlı doğan bebekler açısından Her bin kişilik nüfus başına ortalama canlı doğum sayısı Birim zamanda doğan fert sayısı Birim zamanda doğan fert sayısı Bir yetiştirme döneminde doğum yapan dişi hayvanların sayısının tohumlamaya ayrılan dişi hayvan sayısına oranı )

( BIRTH RATE | BIRTH RATES | DEATH RATE )

( TAUX DE NATALITÉ | NATALITÉ | TAUX DE MORTALITÉ )

( GEBURTENRATE | GEBURTENZIFFER | STERBLICHKEITSRATE )

( TASSO DI NATALITÀ )

( ΠΟΣΟΣΤΌ ΓΕΝΝΉΣΕΩΝ / ποσοστό γεννήσεων )


- DOĞUM ORANI >< ÖLÜM ORANI

( Bir ülkede, belli bir yıl içinde 1000 nüfusa düşen ortalama doğum sayısı (canlı doğan bebekler açısından). @@ Her bin kişilik nüfus başına ortalama canlı doğum sayısı. @@ Birim zamanda doğan fert sayısı. @@ Birim zamanda doğan fert sayısı. @@ Bir yetiştirme döneminde doğum yapan dişi hayvanların sayısının tohumlamaya ayrılan dişi hayvan sayısına oranı. )

( BIRTH RATE | BIRTH RATES | DEATH RATE~DEATH RATE | MORTALITY )

( TAUX DE NATALITÉ | NATALITÉ | TAUX DE MORTALITÉ~TAUX DE MORTALITÉ )

( GEBURTENRATE | GEBURTENZIFFER | STERBLICHKEITSRATE~STERBLICHKEITSRATE )

( TASSO DI NATALITÀ~MORTALITÀ )

( ΠΟΣΟΣΤΌ ΓΕΝΝΉΣΕΩΝ / ποσοστό γεννήσεων~ΘΝΗΣΙΜΌΤΗΤΑ / θνησιμότητα )


- DOĞURTMA = İSTİLÂT, SANAT-I TEVLİT = MAIEUTICS[İng.] = MAIEUTIQUE[Fr.] = MAIEUTIK[Alm.] = MAIEUTIKE[Yun.]


- DOĞURUCU ile/||/<> DOĞURUCU

( karşılık vivipar vivus canlı parère doğurmak Tek delikliler dışta kalmak üzere bütün memelilerde bazı sürüngen kurbağa ve balıklarda olduğu gibi yavrunun embriyon ve fetüs evrelerini dişinin eşeylik kanallarında ya da döl yatağında tamamladıktan sonra canlı olarak dışarıya çıkarılması Yavrunun embriyo ya da fetüs devrelerini dişinin eşey kanallarında ya da döl yatağında tamamladıktan sonra canlı olarak dışarıya çıkarıldığı ya da doğurulduğu tek delikliler dışta kalmak üzere bütün memeliler bazı sürüngen kurbağa ve balıklar gibi canlılar Vivipar )

( VIVIPAROUS )

( VIVIPARE )

( LEBENDIG GEBÂREND | LEBENDIG GEBÄREND )

( VIVUS,PARÉRE | VIVUS: CANLI; PARERE: DOĞURMAK )


- DOĞUŞTAN = VEHBİ, FITRİ = INNATE[İng.] = INNÉ[Fr.] = ANGEBOREN[Alm.]


- DOKTOR ile/ve ÖĞRENCİ

( Öğrencilik, doktoradan sonra başlar. )

( TABÎB ile/ve TALEBE )

( ... ile/ve ŞÂKİRD )

( DOCTOR vs./and STUDENT )

( DOCTEUR avec/et ÉTUDIANT )

( DOKTOR mit/und SCHÜLER, STUDENT )

( MÉDICO con/y ESTUDIENTE )

( MEDICO con/e STUDENTE )


- DOKTORA/DOCTORAT[Fr. < DOCTORAT] ile/||/<> MASTER/MASTER[İng. < MASTER]

( Bir fakülte ya da yüksekokulu bitirdikten sonra o bilim dalında sınav ve bilimsel bir eserle erişilen derece basamak )


- DOKTRİN[Fr. < DOCTRINE] ile/değil/yerine/= ÖĞRETİ


- DOKTRİN[Fr. < DOCTRINE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖĞRETİ


- DOKU BİLİMİ | HİSTOLOJİ ile/||/<> HİSTOLOJİ ile/||/<> DOKUBİLİM

( dokubilim doku bilimi Doku bilimi anat Doku bilimi mikroskobik anatomi )

( HISTOLOGY | HISTOLOGIA )

( HISTOLOGIE )


- DOKU BİLİMSEL/HİSTOLOJİK[Fr. < HISTOLOGIQUE] ile/||/<> DOKU BİLİMCİ/HİSTOLOG[Fr. < HISTOLOGUE]


- DOKU BOZUKLUĞU | LEZYON ile/||/<> LEZYON ile/||/<> LEZYON[Fr. < LÉSION]

( Hastalık ya da zedelenme nedeniyle patolojik değişim gösteren doku bölgesi herhangi bir deri hastalığında görülen sınırlı oluşumlardan her biri 1 Doku ya da hücrelerde anormallik ya da değişim patolojik değişiklik 2 Patolojik değişim gösteren doku bölgesi )

( LESION )

( LÉSION )


- DÖKÜM | YANDAN GÖRÜNÜŞ | PROFİL ile/||/<> PROFİL ile/||/<> PROFİL[Fr. < PROFIL]

( 1 Bir kişiye ya da bir kümeye uygulanmış olan birtakım testlerden elde edilen sonuçların çizgesel olarak görünümü 2 Gözlenilen ve ölçülen bir özellik ya da niceliğin durumunu ya da değişimini gösteren şema yanay kesit )

( PROFILE )

( PROFIL )


- DOKÜMAN | KAYIT, VASİKA, VESAİK, VESİKALAR | VESİKA ile/||/<> BELGE

( 1 Bir tiyatro yapıtının baş tarafına yazılan oyun özeti Baş özet 2 İnandırıcı söz sahne Genellikle kalıcı nitelikte ve kişi ya da makinece okunabilen bir veri ile bunun yazılı olduğu veri ortamı Bir olgunun bir olayın bir savın doğruluğunu gösteren tanık değerindeki yazı yazıt söz nesne yapıt Bir olguyu ya da bir savın doğruluğunu gösteren basılı da olabilen kanıtlayıcı gereç Bir araştırmada bilgi kaynağı olarak başvurulan ve çeşitli kamu ya da özel kişi ve kuruluşlarca derlenmiş yayınlanmış ya da yayınlanmamış veriler Doerfere göre TMEN I 96 IV 361 Ana Türkçe belgö nişan işaret Moğolcaya geçmiştir Clauson ED 340a Ancak Doerfere de bakınız 1992 5 Çağdaş Türk diyalektlerinde yaygın olarak geçer bilgě Krç belgi belgi belgi Tel pelγi pallă Anadoluda 1315 yüzyıllardan kalma kaynaklarda belgülü aşikâr açık olarak biçimi geçer Türkmencede ve AnadoluRumeli diyalektlerinde nişan hedef olarak kalmıştır Öz Türkçede belge biçimi vesika karşılığı olarak kullanılır )

( ARGUMENT | DOCUMENT )

( ARGUMENT | DOCUMENT )

( ARGUMENT )


- DOKÜMAN[Fr. < DOCUMENT] ile/değil/yerine/= BELGE


- DOKÜMAN[Fr. < DOCUMENT] ile/değil/yerine/=/||/<> BELGE (ÖRGÜTSEL DOKÜMAN)


- DOKÜMAN[Fr., İng. < DOCUMENT]["DÖKÜMAN" da değil!] ile/değil/yerine/= BELGE


- DOKÜMANTASYON | TEVSİK ETME | BELGELEMEK ile/||/<> BELGELEME ile/||/<> BELGELEMEK

( Bir tiyatro yapıtındaolayı ve bildiriyi belgelerden çıkarma tutumu Örn Kipphardtın İn der Sache Y Robert Oppenheimer Oppenheimer Dosyası adlı eseri 1 Belgelerin adlandırılması elde edilmesi işlenmesi saklanması yayılması vb eylemler belgelerin yönetimi 2 Belli bir konuda bir belgeler topluluğu 3 Bir bilişim dizgesinde kullanılan donanım ve yazılımı tanıtan dizgenin kullanımı ve bakımı için gerekli tüm ayrıntıları yapılan değişikliklerin de günlenmesiyle ayrıntılı ve güvenilir biçimde içeren belgelerin topu bu belgelerin üretilmesi ve bakımı ile ilgili çalışma alanı Bir işlem ya da olayın doğruluğunu gerçekliğini belgeleme onaylama )

( DOCUMENTATION | CERTIFY | CERTIFICATE )

( DOCUMENTATION | CERTIFIER, JUSTIFIER )

( ARGUMENTIEREN )


- DOKÜMANTASYON[Fr. < DOCUMENTATION] ile/değil/yerine/= BELGELEME


- DOKÜMANTASYON[Fr. < DOCUMENTATION] ile/değil/yerine/=/||/<> BELGELEME


- DOKÜMANTER (FİLM), VESİKA MAHİYETİNDE FİLM, BELGE-FİLM, BELGE FİLMİ | BELGESEL FİLM ile/||/<> BELGESEL FİLM

( Sinema Gerçek yaşamdan alınan herhangi bir olguyu kendi doğal çevresi ve akışı içinde ya da buna en yakın biçimde sonradan kurulmuş bezemler seçilmiş yerlerde işleyen çok kez belirli bir amacı yansıtan film çeşidi Gerçek bir olayı bir sorunu kendi doğal ortamı ve akışı içinde ya da buna en yakın bir görünüm sağlayan dekorlar arasında ele alıp yansıtan film )

( DOCUMENTARY FILM, DOCUMENTARY, FACT FILM, NON-FICIION FILM | DOCUMENTARY FILM )

( FILM DOCUMENTAIRE, DOCUMENTAIRE )

( DOKUMENTARFILM, DOKUMENTARISCHER FILM, TATSACHENFILM, "NONFICTIONFILM" )


- DOKÜMANTER | BELGESEL ile/||/<> BELGESEL

( Sinema TV Belge niteliği taşıyan film ya da televizyon izlencesi Belgelere gerçek olaylara dayanan yapıt )

( DOCUMENTARY )

( DOCUMENTAIRE | DOCUMENTAL )

( DOKUMENTARISCH )


- DOKÜMANTER[Fr. < DOCUMENTAIRE] ile/değil/yerine/= BELGESEL


- DOKÜMANTER[Fr. < DOCUMENTAIRE] ile/değil/yerine/=/||/<> BELGESEL


- DÖKÜNTÜ ile/||/<> DÖKÜNTÜ

( Dış etkilerle ufalanmış parçalanmış moloz durumundaki kayaç ve canlı kalıntıları Dağ eteklerinde köşeli taşlar ve daha ince öğeli özdeklerin karışımından oluşan yığıntılar döküntü )

( DETRITUS | DEBRIS )

( DÉBRIS, ÉBOULIS | ÉBOULIS )

( ZERFALLSTOFFE, SCHUTT | FELSSCHUTT )


- DOKUNULMAMIŞ | NAİF[Fr. < NAÏF] ile/||/<> ...

( NAÏF )


- DOKURCUN ile/||/<> DOKURCUN

( Temel taşı Beyceli Fatsa Ordu tarım Ağızlarda tokurcun ve tokurcuk biçimi de yaygın olarak kullanılır Toprak damların saçaklarına konan yassı ağaçlara da dokurcun ve tokurcuk tokurcu adı verilir Ağızlarda dokurcun ve tokurcun yanında dokurcum biçimi de geçer Anadoluda dokurcun ve tokurcun desenli ya da yollu dokunmuş bez ve büyük temel taşı olarak da kullanılır Kökü karışıktır Daha çok dokuz bağlamdan yapılmış ekin yığını olarak kullanıldığına göre dokuz tokuz kökünden cun cum ve cuk ekleriyle yapılmış bir türev olması gerekir Ancak dokuz ile dokurcunun dokur bölümünün birleştirilmesi ses bakımından kolay değildir Bundan başka cun cum ve cuk eklerinin değeri de anlaşılmıyor Son olarak dokurcunun türlü anlamları arasındaki bağlantı da özel olarak tartışmaya açıktır Bulgarca dokurdžùn yollu dokunmuş kumaş dokurdžùm dama oyunu dokurdžùm dokuz taşla oynanan dama oyunu biçimleri Türkçeden alınmıştır BER 1 408 445 )

( DIZEAU )


- DÖL GÖZE/ZİGOT[Fr. < Yun. ZYGOTE] ile/ve/> ÖNDÖLÜT/EMBRİYON[İng. < EMBRYO] ile/ve/> DÖLÜT/CENİN/FETÜS

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( ZYGOTE vs./and/> EMBRYO vs./and/> FETUS/FOETUS )


- DÖL KESESİ/AMNİYON[Alm. < AMNION] ile/||/<> DÖL EŞİ/PLASENTA[Fr. < PLACENTA]


- DOLANIM ile/||/<> DOLANIM

( Kapalı bir yörünge üzerinde dolanıma devimini dolaşım )

( REVOLUTION )

( RÉVOLUTION )

( UMDREHUNG, UMLAUF )


- DOLAP ile/||/<> DOLAP[Ar. < DŪLÂB]

( Sinema TV Filmlerin dış etkilerden korunması ve saklanmasında kullanılan havalandırma ve yangın söndürme donanımı bulunan madenden korumalık 1 Kuyu çıkrığı Köke Gelendost Isparta 2 Kırım makinesinde ekinin bıçağın önüne gelmesini sağlayan araç Yenikent Aksaray Niğde Az dolab 1 evin duvarına yapılan raf 2 kuyudan su çekmekte kullanılan çark 3 hile dōlāb a wheel especially for raising water to overflow fields a machine in the walls of monasteries hospitals or lazarettos into which people on the outside put victuals or other necessaries and then turning it upon its axis leave them to be carried off by those within a storehouse pantry buttery locker a labyrinth trick fraud machination a drum a ditch profit commerce hard usage Arapça dūlāb ç dawālīb biçimi de Farsçadan alınmıştır Yerel ağızlarda kullanılan devlip devlüp 1 tahıl değirmeni 2 değirmen taşı biçimi Suriye Arapçasından alınmıştır dwēlīb Wasserrad einer Mühle jedes Rad das sich um eine feste Achse dreht Bulgarca dolàp Sırpça dòlaf biçimleri Türkçeden geçmiştir )

( STORAGE CABINET, SAFE, VAULT | CABINET )

( ARMOIRE (À FILMS) )

( SCHRANK )

( DŌLĀB )

( DOLAB[Az.] )


- DOLAR[İng.] ile/||/<> DOLAR[Fr. < DOLLAR]

( 1 Amerika Birleşik Devletleri Kanada Avustralya Etyopya Guayana Jamaika Liberya Malezya Yeni Zelanda Barbados Bahreyn Zimbabve Trinidad ve Tobago Batı Samoa Hong Kong ve Singapur gibi ülkelerin kullandığı para biriminin genel adı 2 Bretton Woods sisteminde uygulanan ayarlanabilir sabit kur rejiminde 19441971 yılları arasında anahtar para olarak kullanılan ABD para birimi )

( DOLAR )

( DOLLAR )


- DOLAR/DOLLAR[Fr. < DOLLAR] ile/||/<> GUARANİ/GUARANİ[Fr. < GUARANI] ile/||/<> MANAT/MANAT[Rus. < ] ile/||/<> PENGÖ/PENGÖ[MACARCA PENGÖ] ile/||/<> PENİ/PENNY[İng. < PENNY]

( Amerika Birleşik Devletleri Kanada vb ülkelerin para birimi )


- DOLAŞMA ile/||/<> DOLAŞMA

( Sinema Filmin çeşitli sinema aygıtlarında kullanıldığı sırada kıvrımlar büklümler oluşturarak birbirine dolanması )

( FILM JAM, BUCKLING (OF FILM), PILE-UP | NAVIGATION )

( BOURRAGE (DE FILM) )

( FILMSALAT (A.) )


- DOLAYLI | ENDİREKT[Fr. < INDIRECT] ile/||/<> ...

( INDIRECT )


- DOLAYLI/BİLVASITA[Ar. < Bİ'L-VĀSİṬA] ile/||/<> DOLAYLI/ENDİREKT[Fr. < INDIRECT]


- DÖLEŞİ | PLASENTA ile/||/<> PLASENTA ile/||/<> PLASENTA[Fr. < PLACENTA]

( Döl yatağında anayla dölüt arasında bulunan dölütün ve ananın kan damarlarının birbirine yakın bulunduğu ozmozla besin ve oksijen değişmesini sağlayan damarlı süngerimsi bir yapı Etene )

( PLACENTA )

( PLACENTA )


- DOLGAÇ | KARTUŞ ile/||/<> KARTUŞ[Fr. < CARTOUCHE]

( CARTRIDGE )

( CARTOUCHE )


- DOLİKOSEFAL[Fr. < DOLICHOCÉPHALE] ile/değil/yerine/= UZUN KAFALI


- DOLİKOSEFAL[Fr. < DOLICHOCÉPHALE] ile/değil/yerine/=/||/<> UZUN KAFALI


- DOLİKOSEFAL ile/||/<> DOLİKOSEFAL[Fr. < DOLICHOCÉPHALE]

( dolikhos uzun kephale baş Kafa indeksi 75in altında olan uzun başlı brakisefal uzun kafalı dolikhos uzun kephale baş Kafa indeksi 75in altında olan Uzun başlı )

( DOLICHOCEPHALIC )

( DOLICOCÉPHALE | DOLICHOCÉPHALE )

( DOLICHOCEPHALEN )


- DOLİN ile/||/<> DÜDEN

( Kireçtaşlarının içinde yeryüzü sularının battığı silindir biçiminde kuyu Eriyebilen kayaçların özellikle kireçtaşlarının yaygın olduğu bölgelerde görülen değişik çap ve derinlikte çok kez çember biçiminde kapalı çukur Yer adlarında da geçer Düden Yerel ağızlarda döden olarak da kullanılır Kalın bağırsağın son kısmına verilen göden adından geldiği anlaşılıyor Anadoluda yaygın olarak kullanılan göden yanında döden düden kalın bağırsak biçimi de geçer Yurdumuzda birkaç yerde yüksekten akan suyun yerde açtığı çukura da göden adı verilir Ancak bu anlamda göden yerine daha çok döden düden biçimi kullanılır göden )

( SWALLOW HOLE, PONOR | DOLINE )

( ENTONNOIRE ,QOUFFER, PONOR | DOLINE )

( SCHLUND, PONOR | DOLINE )


- DOLLAR[Fr. < DOLLAR] ile/değil/yerine/=/||/<> DOLAR

( Amerika Birleşik Devletleri Kanada vb ülkelerin para birimi )


- DÖLLENMESİZ ÜREME/PARTENOGENEZ[Fr. < PARTHÉNOGENÉSE] ile/||/<> ÜREME/TENASÜL[Ar. < TENĀSUL]


- DÖLLENMİŞ YUMURTA | ZİGOT ile/||/<> ZİGOT ile/||/<> DÖLLENMİŞ YUMURTA

( döllenmiş yumurta döllenmiş yumurta Bir dişi ve bir erkek eşey hücresinin birleşmesiyle oluşan döllenmiş yumurta Dişi ve erkek eşey hücrelerinin birleşmesiyle oluşan döllenmiş yumurta hücresi Haploit kromozomlu erkek ve dişi gametlerin birleşmesi sonucu yeni bir canlının temelini oluşturan diploit kromozomlu hücre döllenmiş yumurta )

( ZYGOTE )

( ZYGOTE )

( ZYGOTE )


- DOLMEN[KELT.] ile/||/<> HÖYÜK ile/||/<> PİRAMİT ile/||/<> TÜRBE

( (Keltçeden): İki tanesi dikine konmuş ve bir tanesi bunların üzerine yatırılmış üç büyük taştan yapılmış taşçağı sini. @@ (jeoloji) )

( DOLMEN | HÖYÜK | PYREMID | MAUSOLEUM~HÖYÜK~PYREMID | PIRAMID | PYRAMID | HUMAN PYRAMID~MAUSOLEUM | GRAVE )

( DOLMEN | HÖYÜK | PYRAMIDE | MAUSOLÉE~HÖYÜK | TELL, TUMULUS~PYRAMIDE | PYRAMIDE HUMAINE~MAUSOLÉE | TOMBEAU )

( PYRAMIS~TUMULUS~PYRAMIS | PYRAMIS: PIRAMIT~MAUSOLEUM )

( DOLMEN | HÖJÜK | PYRAMIDE | MAUSELEUM~HÖJÜK~PYRAMIDE | MÄANNERPYRAMIDE~MAUSELEUM | GRABMAL, GRABDENKMAL )

( DOLMEN~TUMULO~PIRAMIDE~MAUSOLEO )

( ΔΟΛΜΈΝ / δολμέν~ΤΟΎΜΠΑ / τούμπα~ΠΥΡΑΜΊΔΑ / πυραμίδα~ΜΑΥΣΩΛΕΊΟ / μαυσωλείο )


- DOLMEN ile/||/<> DOLMEN[KELT.]

( Keltçeden İki tanesi dikine konmuş ve bir tanesi bunların üzerine yatırılmış üç büyük taştan yapılmış taşçağı sini jeoloji )

( DOLMEN | HÖYÜK | PYREMID | MAUSOLEUM )

( DOLMEN | HÖYÜK | PYRAMIDE | MAUSOLÉE )

( DOLMEN | HÖJÜK | PYRAMIDE | MAUSELEUM )

( PYRAMIS )

( DOLMEN )

( ΔΟΛΜΈΝ / δολμέν )


- DOLOMİT ile/||/<> DOLOMİT[Fr. < DOLOMITE]

( Kalsiyum ve magnezyum asit karbon tuzlarından bileşik bir kayaç Magnezyum elde etmek ve ateşe dayanıklı tuğla yapmak için kullanılan kalsiyum ve magnezyum karbonatların doğal bir karışımı )

( DOLOMITE )

( DOLOMITE )

( DOLOMIT )


- DOLOMITE, BITTER SPAR[İng.] / DOLOMILE, DOLOMITE, MAGNÉSITE (F)[Fr.] / BITTERSPAT, BITTERKALKSPAT, MAGNESIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOLOMİT, MANYEZİT


- DOLOMİTE[Fr. < DOLOMITE] ile/değil/yerine/=/||/<> DOLOMİT

( Kalsiyum ve magnezyumlu karbonat birleşiminde bir mineral )


- DOLU ile/||/<> DOLU

( Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan çeşitli irilikte iç içe katmanlı yuvarlak ya da düzensiz biçimli saydam buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü coğrafya tam Deny RÉS 28 44 47 )

( HAIL )

( GRÊLE )

( HAGEL )


- DÖLZARI | GEBELİK İÇ ZARI | AMNİYON ile/||/<> AMNİYON ile/||/<> AMNIYON[Alm. < AMNION]

( Amnion dölüt zarı Amniyonlu hayvanlarda sürüngen kuş memeli bulunan ve dölütü örten bir iç zar omurgasız hayvanlardan böcekler ve akreplerde de vardır 1 Amniyonlu hayvanlarda sürüngen kuş memeli bulunan ve dölütü örten en iç zar 2 Omurgasız hayvanlardan böceklerde ve akreplerde iç embriyo zarı 3 Diğer omurgasızlarda görülen amniyona benzer zar 1 Sürüngen kuş memeli gibi hayvanlarda bulunan ve dölütü örten en iç zar 2 Omurgasız hayvanlardan böceklerde ve akreplerde iç embriyo zarı 3 Diğer omurgasızlarda görülen amniyona benzer zar İçinde embriyo ya da fetüsün bulunduğu trofoblastlardan köken alan embriyoyu çevreleyen zarların en içte olanı amniyon zarı amniyon kesesi )

( AMNION )

( AMNION | AMNIOS )

( FRUCHTWASSERHAUT | AMNION, SCHAFHAUT | AMNION )


- DOMAIN[İng.] / DOMAINE[Fr.] / ZONE[Alm.] ile/değil/yerine/= BÖLGE, ALAN


- DOMAINE ACOUSTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK BÖLGE


- DOMATES[Yun.] ile/||/<> TÜTÜN

( (botanik) @@ Patlıcangiller (Solanaceae) familyasından, sarı çiçekli, yuvarlak ya da oval, kırmızı renkli, bakka tipi meyvesi olan, salgı tüyleri bulunan, ülkemizin her tarafında kültürü yapılan bir tür. @@ < R ντομάτες [ç.]. Rumca ντομάτα sözünün çokluk biçiminden alınmıştır (Meyer: TürkSt 20). Türkçe tamatos, temeto gibi biçimler de Rumcadan gelir. Rumca ντομάτα sözü İtalyancadan alınmıştır (< İtal tomata). Arapçada tumātīš olarak geçer. Arapçada tumaṭum, tumāṭim, tamāṭem biçimleri yaygın olarak kullanılır. Anadolu ağızlarında tomat, domat, tamatos, toma, tomas, tomata, tomate, tomati, tombalak, tomete, tomta ve topalak gibi birçok biçimde kullanılır. Ağızlarda 'pancar' olarak tombatın, tombatum, tumbatun ve tonbatın biçimleri geçer. Ağızlarda domates için banadura da kullanılır. bk. banadura. )

( TOMATO | TOBACCO~TOBACCO | NICOTIANA TABACUM )

( TOMATE | TABAC~TABAC | TABAC, HERBE À LA REINE )

( SOLANUM LYCOPERSICUM | LYCOPERSICUM ESCULENTUM | NICOTIANA TABACUM~NICOTIANA TABACUM )

( TOMATE | ECHTER TABAK, LANGBLÜTTRIGER~ECHTER TABAK, LANGBLÜTTRIGER )

( TOMATA~TABACCO )

( ΝΤΟΜΆΤΕΣ / ντομάτες~ΚΑΠΝΌΣ / καπνός )


- DOMATES ile/||/<> DOMATES[Yun.]

( botanik Patlıcangiller Solanaceae familyasından sarı çiçekli yuvarlak ya da oval kırmızı renkli bakka tipi meyvesi olan salgı tüyleri bulunan ülkemizin her tarafında kültürü yapılan bir tür R ντομάτες ç Rumca ντομάτα sözünün çokluk biçiminden alınmıştır Meyer TürkSt 20 Türkçe tamatos temeto gibi biçimler de Rumcadan gelir Rumca ντομάτα sözü İtalyancadan alınmıştır İtal tomata Arapçada tumātīš olarak geçer Arapçada tumaṭum tumāṭim tamāṭem biçimleri yaygın olarak kullanılır Anadolu ağızlarında tomat domat tamatos toma tomas tomata tomate tomati tombalak tomete tomta ve topalak gibi birçok biçimde kullanılır Ağızlarda pancar olarak tombatın tombatum tumbatun ve tonbatın biçimleri geçer Ağızlarda domates için banadura da kullanılır banadura )

( TOMATO | TOBACCO )

( TOMATE | TABAC )

( TOMATE | ECHTER TABAK, LANGBLÜTTRIGER )

( SOLANUM LYCOPERSICUM | LYCOPERSICUM ESCULENTUM | NICOTIANA TABACUM )

( TOMATA )

( ΝΤΟΜΆΤΕΣ / ντομάτες )


- DOMESTİK[Fr. < DOMESTIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> İÇ | YÖRESEL

( iç yöresel )


- DOMESTİK[İng./Fr. < DOMESTIC/DOMESTIQUE] ile/değil/yerine/= YEREL/İÇ, ÜLKE İÇİ


- DÖMİFİNAL[Fr. < DEMI-FINALE] ile/değil/yerine/=/||/<> YARI FİNAL


- DÖMİFİNAL[Fr. < DEMIFINALE] ile/değil/yerine/= YARI FİNAL


- DOMINANT WAVE[İng.] / ONDE DOMINANTE[Fr.] / DOMINIERENDE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= BASKIN DALGA


- DOMINANT WAVELENGTH[İng.] / LONGUEUR D'ONDE DOMINANTE[Fr.] / FARBTONGLEICHE WELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= BASKIN DALGA BOYU


- DOMİNANT[Fr. < DOMINANTE] ile/değil/yerine/= BASKIN


- DOMİNANT[Fr. < DOMINANTE] ile/değil/yerine/=/||/<> BASKIN


- DOMİNE[Fr. < DOMINE] ile/değil/yerine/=/||/<> DOMİNE

( Baskın duruma gelmek hükmetmek anlamlarındaki domine etmek birleşik fiilinde geçen bir söz )


- DOMİNİON[Fr. < DOMINION] ile/değil/yerine/=/||/<> DOMİNYON

( İngiliz Uluslar Topluluğu na üye olmalarının ve İngiliz Krallığı na bağlı bulunmalarının yanı sıra kendi kendilerini yöneten ülkelere verilen genel ad )


- DOMINION[İng.] ile/||/<> DOMINION[Fr.] ile/||/<> DOMINION[Alm.] ile/||/<> DOMİNYON[Fr. < DOMINION]

( Büyük Britanya İmparatorluğunun anayurt ile eşit hakları olan denizaşırı ülkelerinden herbirine verilen ad )

( DOMINION )

( DOMINION )

( DOMINION )


- DOMİNO[Fr. < DOMINO] ile/||/<> ...

( üzerleri noktalarla işaretli dikdörtgen biçiminde yirmi sekiz taşla masa üzerinde oynanan bir oyun İtal domino 1 domino oyunu 2 maskeli manto Asıl anlamı papaz giysisi olan kelimenin kökeni Latinceye dayanır dominus papaz beyefendi )

( DOMINO )

( DOMINUS )

( DOMINO )