Bugün[14 Temmuz 2026]
itibarı ile 29.657 başlık/FaRk ile birlikte,
29.657 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(15/120)


- BARIUM SULPHIDE[İng.] / SULFURE DE BARYUM[Fr.] / BARIUM SULFID[Alm.] ile/değil/yerine/= BARYUM SÜLFÜR, BARYUM SULFİD


- BARIUM THIOCYANATE[İng.] / THIOCYANATE DE BARYUM[Fr.] / BARYUM THIOCYANAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BARYUM TİYOSİYANAT, BARYUM TİROSİYANAT


- BARIUM THIOSULPHATE[İng.] / THIOSULFATE DE BARYUM[Fr.] / BARIUMTHIOSULFAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BARYUM TİYOSÜLFAT


- BARIUM[Fr.] ile/||/<> BARYUM[Fr. < BARYUM]

( kimya )

( BARIUM | BARYUM )


- BARIUM[İng.] / BARYUM[Fr.] / BARIUM, BARIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= BARYUM


- BARIUMHYDROXIDE[İng.] / BARYTE[Fr.] / BARIUMHYDROXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= BARYUM HİDROKSİT


- BARİYER[Fr. < BARRIÉRE] ile/değil/yerine/= ENGEL


- BARİYER[Fr. < BARRIÈRE] ile/değil/yerine/=/||/<> ENGEL


- BARİYER[İng., Fr. < BARRIER] ile/değil/yerine/= ENGEL


- BARK BEETLES[İng.] ile/||/<> SCOLYTIDÉS[Fr.] ile/||/<> SCOLYTIDAE[Lat.] ile/||/<> BORKENKÄFER[Alm.] ile/||/<> KABUK BÖCEKLERİ

( Kabuğun hemen altındaki odun katını kemirerek oyuklayan böylece birçok türüyle birçok orman ve meyve ağacını kurumaya götüren kınkanatlılar familyası yazıcıböcekler )

( BARK BEETLES )

( SCOLYTIDÉS )

( BORKENKÄFER )

( SCOLYTIDAE )


- BARKHAUSEN EFFECT[İng.] / EFFET BARKHAUSEN[Fr.] / BARKHAUSEN-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= BARKHAUSEN ETKİSİ


- BARLAM ile/||/<> BARLAM[Yun.]

( Merluccius merluccius Kemiklibalıklar Teleostei takımının mezgitgiller Gadidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 50 cm Akdeniz ve Avrupa denizlerinde derinlerde yaşar zooloji Kemikli balıklar Teleostei takımının kemik dilligiller Osteoglossidae familyasından 1 m kadar uzunlukta Brezilyanın Nett ve Mary ırmaklarında yaşayan bir balık türü )

( HAKE )

( MERLU | MERLUCHE, MERLUS )

( MEERHOCHT )

( MERLUCCIUS MERLUCCIUS )


- BARLOW FORMULA[İng.] / FORMULE DE BARLOW[Fr.] / BARLOW-FORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= BARLOW FORMÜLÜ


- BARLOW GEAR[İng.] / ROUE DE BARLOW[Fr.] / BARLOWSCHES RAD[Alm.] ile/değil/yerine/= BARLOW ÇARKI


- BARLOW LENS[İng.] / LENTILLE DE BARLOW[Fr.] / BARLOW-LINSE, BARLOWSCHE LINSE[Alm.] ile/değil/yerine/= BARLOW MERCEĞİ


- BARLOW'S RULE[İng.] / RÈGLE DE BARLOW[Fr.] / BARLOW-REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= BARLOW KURALI


- BARMAN[Fr. < BARMAN] ile/değil/yerine/=/||/<> BARMEN

( Barda içki hazırlayıp sunan kimse )


- BARN[İng.] / BARN[Fr.] / BARN[Alm.] ile/değil/yerine/= BARN


- BARNETT EFFECT[İng.] / EFFET BARNETT[Fr.] / BARNETT-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= BARNETT ETKİSİ


- BARNETT METHOD[İng.] / MÉTHODE DE BARNETT[Fr.] / BARNETT-METHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= BARNETT YÖNTEMİ


- BARO[Fr. < BARREAU] ile/||/<> ...

( Kar Karagöz Matiz Külhanbeyi tarafından bay yerine kullanılan sözcük )

( BARREAU )


- BARO[Fr. < BARREAU] ile/değil/yerine/= AVUKATLAR BİRLİĞİ

( Bir şehir ya da bir bölge avukatlarının bağlı olduğu meslek kuruluşu. )


- BARO/BARREAU[Fr. < BARREAU] ile/||/<> AVUKAT/AVOCAT[Fr. < AVOCAT]

( baro başkanı Bir şehir ya da bir bölge avukatlarının bağlı oldukları meslek kuruluşu )


- BARO ile/||/<> BARREAU[Fr.]

( BARREAU )


- BAROGRAF[< Fr. < Yun.] ile BAROMETRE[< Fr. < Yun.] ile BAROSKOP[< Fr. < Yun.] ile BAROSTAT[< Fr. < Yun.]

( Yükseltiyazar.[BAROS: Ağırlık. | GRAPHEIN: Yazmak.] İLE Basınçölçer. [BAROS: Ağırlık. | METRON: Ölçü.] İLE Havanın, içinde bulunduğu nesnelerin ağırlığı üzerine yaptığı hafifletici etkiyi gösteren ve hava basıncında oluşan değişimleri kaydeden, havası boşaltılabilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik aygıtı.[BAROS: Ağırlık. | SKOPEIN: Gözlemlemek.] İLE Basıncı sabit bir değerde tutmaya yarayan aygıt.[BAROS: Ağırlık. | STAT: Durum, ölçek.] )


- BAROGRAM[İng.] / BAROGRAMME[Fr.] ile/değil/yerine/= BAROGRAM


- BAROGRAPHE[Fr. < BAROGRAPHE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAROGRAF

( Bir hava taşıtının uçarken izlediği yolun yüksekliklerini çizgi hâlinde göstermeye ya da işaretlemeye yarayan alet basınçyazar )


- BAROGRAPHE[Fr.] ile/değil/yerine/= BASINÇLIK YER YAZICI


- BAROK/BAROQUE[Fr. < BAROQUE] ile/||/<> AMPİR/EMPİRE[Fr. < EMPIRE] ile/||/<> KLASİSİZM/CLASSİCİSME[Fr. < CLASSICISME] ile/||/<> KÜBİST/CUBİSTE[Fr. < CUBISTE] ile/||/<> KÜBİZM/CUBİSME[Fr. < CUBISME] ile/||/<> ROKOKO/ROCOCO[Fr. < ROCOCO] ile/||/<> ROMANTİZM/ROMANTİSME[Fr. < ROMANTISME] ile/||/<> NEOKLASİK/NEOCLASSİQUE[Fr. < NÉOCLASSIQUE] ile/||/<> MODERNİZM/MODERNİSME[Fr. < MODERNISME] ile/||/<> POSTMODERNİZM/POSTMODERNİSME[Fr. < POSTMODERNISME] ile/||/<> POSTMODERN/POSTMODERNE[Fr. < POSTMODERNE]

( barok müzik MS yılları arasındaki klasik sanatı izleyen resim ve mimarlık üslubu Batı edebiyatlarında dengeden çok harekete düşünceden çok duyuma biçimlerin serbestçe yaratılmasından duyulan coşkuya önem veren abartmalı etkileyici çelişkiden çekinmeyen edebiyat akımı )


- BAROK ile/||/<> KLASİK ile/||/<> ÜSLÛP

( Batı yazınında dengeden çok devinime düşünceden çok duyuma biçimlerin serbestçe yaratılmasından duyulan coşkuya önem veren abartmalı etkileyici çelişkiden çekinmeyen ve daha çok 15601660 yılları arasında gelişen bir yazın akımı Resim Heykel Mimarlık Oylumlu sanatlarda arkaiki izleyen klâsikten sonra son üslûp basamağı Genel bir üslûp adı olduğu halde daha çok Avrupadaki 16001750 yılları arasındaki resim heykel ve mimarlık üslûbu için kullanılmıştır Barok sözcüğü Portekizce düzenli olmayan inci anlamına gelen baroccodan yapılmıştır Barok üslûbu dağınık yüklü şişkin biçimlerin aşırı ölçüde yığılmasıyla kendini gösterir 17 y y da Avrupada kuvvetlenen krallık gösteriş severliğinin gereksindirdiği bir büyüklük görkemlilik renklilik ayrıca bu üslûbun özellikleridir Ancak bu özellikleri Helenistik sanatta ştupa ve pagodlarında İnka Aztek uygarlığı yapıtlarında da görüyoruz Bu yüzden Avrupanın 17 ve 18 y y Barok sanatı aslında barok üslûbu örneklerinden yalnız bir tanesidir Resim Heykel Mimarlık 1 Ülküsel bir güzellik düşüncesinden kalkan ölçü ve düzene dayanan üslûp Arkaik ve barok üslûplar arasındaki aşama 2 Her zaman için beğenilen örnek olacak yetkinlikte yapıt a barok 1 Eski Yunan ve Lâtin sanat ve edebiyatına değgin olan 2 Eski Yunan ve Lâtin ya da XVII yüzyıl sanatı örneğinde olan Bir dilin metinlerden çıkarılıp bir öğretim konusu yapılan şekli KLASİK ÖNCESİ Préclassique KLASİK SONRASI Fostelassique Resim Heykel Mimarlık stylum stilus yazı kalemi sapı Bir sanatçıya ya da bir çağa özgü teknik renk kompozisyon ya da biçimlendirme yolu a klasik barok 1 Her yazarın her sözenin hatîbin fikrini duygularını anlatmak için kullandığı özel anlatış tarzı 2 Bir sanatçının bir sanat türünün ya da bir sanat devrinin özel tarzı BAYAĞI ÜSLÛP Style bas ou routier ÇOCUKSU ÜS S mièvre ÖZENSİZ ÜS S négligé SÜSLÜ ÜS S orné YALIN ÜS S simple YÜCE ÜS Style sublime YÜKSEK ÜS S élevé ZENGİN ÜS S abondant )

( BAROQUE )

( BAROQUE )

( BAROCK )

( BAROCCO )


- BAROMETER, MANOMETER[İng.] / MANOMÈTRE[Fr.] / BAROMETER, DRUCKMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= BASINÇÖLÇER, MANOMETRE


- BAROMETER[İng.] / BAROMETRE[Fr.] / BAROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= BASINÇLIK, BAROMETRE


- BAROMETRE | BASINÇÖLÇER ile/||/<> BASINÇÖLÇER ile/||/<> HAVAYUVARI BASINCI

( Havayuvarı basıncını ölçen araç havayuvarı basıncı fizik Havanın basıncını ölçmeye yarayan aygıt Açık hava basıncını ölçmeye yarayan aygıt basınçölçer )

( BAROMETER | RAIN GEUGE )

( BAROMÈTRE | PLUVIOMÈTRE )

( BAROMETER | LUFTDRUCKMESSER | PLUVIOMETER )

( BAROMETRO )

( ΒΑΡΌΜΕΤΡΟ / βαρόμετρο )


- BAROMETRE | BASINÇÖLÇER ile/||/<> YAĞIŞÖLÇER ile/||/<> YAĞMURÖLÇER | HAVAYUVARI BASINCI

( Havayuvarı basıncını ölçen araç. bk. havayuvarı basıncı. @@ fizik: Havanın basıncını ölçmeye yarayan aygıt. @@ Açık hava basıncını ölçmeye yarayan aygıt.@@bk. basınçölçer. )

( BAROMETER | RAIN GEUGE~RAIN GEUGE | PLUVIOMETER, RAIN GAUGE~RAIN GAUGE )

( BAROMÈTRE | PLUVIOMÈTRE~PLUVIOMÈTRE~PLUVIOMÈTRE )

( BAROMETER | LUFTDRUCKMESSER | PLUVIOMETER~PLUVIOMETER~REGENMESSER )

( BAROMETRO~PLUVIOMETRO~PLUVIOMETRO )

( ΒΑΡΌΜΕΤΡΟ / βαρόμετρο~ΒΡΟΧΌΜΕΤΡΟ / βροχόμετρο~ΒΡΟΧΌΜΕΤΡΟ / βροχόμετρο )


- BAROMÈTRE AU MERCURE[Fr.] / QUECKSILBERBAROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= CIVALI BAROMETRE


- BAROMÈTRE DE BOURDON[Fr.] ile/değil/yerine/= BOURDON BASINÇLIKLERİ


- BAROMÈTRE DE FORTIN[Fr.] ile/değil/yerine/= FORTİN BASINÇLIKLERİ


- BAROMÈTRE DE MERCURE[Fr.] ile/değil/yerine/= CİVA BAROMETRESİ


- BAROMÈTRE DE VIDIE[Fr.] ile/değil/yerine/= VİDİE BASINÇLIKLERİ


- BAROMETRE[< Fr. < Yun.] ile/değil/yerine/= BASINÇÖLÇER


- BAROMETRE[Fr. < BAROMETRE] ile/değil/yerine/= BASINÇÖLÇER


- BAROMETRE[Fr. < BAROMÈTRE] ile/değil/yerine/=/||/<> BASINÇÖLÇER


- BAROMETRIC FORMULA[İng.] / FORMULE BAROMÉTRIQUE[Fr.] / BAROMETERSCHE FORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= BAROMETRİK FORMÜL


- BARON[Fr. < BARON] ile/değil/yerine/=/||/<> BARON

( din baronu Batı ülkelerinde vikont ile şövalye arasında soyluluk ünvanı )


- BAROQUE[Fr. < BAROQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAROK

( barok müzik MS yılları arasındaki klasik sanatı izleyen resim ve mimarlık üslubu Batı edebiyatlarında dengeden çok harekete düşünceden çok duyuma biçimlerin serbestçe yaratılmasından duyulan coşkuya önem veren abartmalı etkileyici çelişkiden çekinmeyen edebiyat akımı )


- BAROSCOPE[Fr. < BAROSCOPE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAROSKOP

( Havanın içinde bulunduğu cisimlerin ağırlığı üzerine yaptığı hafifletici etkiyi gösteren ve havası boşaltılabilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı )


- BAROSCOPE[Fr.] ile/||/<> BAROSKOP[Fr. < BAROSCOPE]

( fizik )

( BAROSCOPE )


- BAROSCOPE[İng.] / BAROSCOPE[Fr.] / BAROSKOPE[Alm.] ile/değil/yerine/= BAROSKOP


- BAROSTAT[İng.] / BAROSTAT[Fr.] / BAROSTAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BAROSTAT


- BARPARALEL[Fr. < BARRE PARALLÈLE] ile/değil/yerine/=/||/<> PARALEL BAR


- BARRAGE[Fr. < BARRAGE] ile/değil/yerine/=/||/<> BARAJ

( baraj ateşi baraj balonu baraj maçı baraj mesafesi barajlı santral balon barajı hava barajı Suyu toplama sulama ve elektrik üretme amacıyla akarsu üzerine yapılan bent Futbol ya da hentbolda serbest atışı yapacak oyuncunun önünde karşı takım oyuncularının yan yana dizilip oluşturdukları set Herhangi bir alanda başarıyı tespit etmek için gerekli olan şart )


- BARRAGE[Fr. < BARRAGE] ile/||/<> BARAJ ile/||/<> BARAJ[Fr. < BARRAGE] | BÜVET

( büvet Suyu toplama sulama ve elektrik üretmek amacıyla akarsu üzerine yapılan bent barrage )

( DAM )

( BARRAGE )


- BARRE FİXE[Fr. < BARRE FIXE] ile/değil/yerine/=/||/<> BARFİKS

( Çeşitli beden hareketleri yapmaya elverişli metre yüksekliğinde kendi ağırlığınızı yukarı çekmenizi sağlayan iki ayak üzerine tutturulmuş çubuklu jimnastik aracı )


- BARRE[Fr. < BARRE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAR

( barparalel asimetrik bar paralel bar Halter sporunda ağırlığı oluşturan kiloları birbirine bağlayan metal çubuk )


- BARRE[İng.] / BAR[Fr.] / BAR[Alm.] ile/değil/yerine/= BAR


- BARREAU[Fr. < BARREAU] ile/değil/yerine/=/||/<> BARO

( baro başkanı Bir şehir ya da bir bölge avukatlarının bağlı oldukları meslek kuruluşu )


- BARREL[İng.] / BARIL[Fr.] / FASER[Alm.] ile/değil/yerine/= VARİL


- BARRETTE[Fr. < BARRETTE] ile/değil/yerine/=/||/<> BARET

( İşçilerin başlarına giydikleri metal ya da plastikten yapılmış koruyucu başlık Küçük takke papaz takkesi Bir süs iğnesi türü )


- BARRETTER[İng.] / BARRETTER[Fr.] ile/değil/yerine/= BARRETTER


- BARRICADE, FORTIFIED CAMPUS[İng.] ile/||/<> BARRICADE, PARC D'ARTILLERIE[Fr.] ile/||/<> VERSCHANZTES FELDLAGER, ARTILLERIEPARK[Alm.] ile/||/<> TABUR

( Berkitilmiş tabya ve sığınak Eski kaynaklarda yalnız Hristiyan ordugâhı olarak kullanıldığı anlaşılıyor tábor ordugâh Räsänene göre LTS 156 Moğolcadan alınmıştır dapqur iki kat kat Oğuz diyalektlerinin ses kurallarına uyan bir biçim olduğu anlaşılıyor Oğuz diyalektleri dışında tabkur dapkur olarak geçer Bilimsel yayınlarda kökeni sık sık tartışılan bu terimin Moğolcadan geldiği öne sürülür Ancak Türk diyalektlerindeki tabkur dapkur biçimlerinin Moğolcadan geldiği semantik engeller yüzünden kolaylıkla düşünülemez Bununla birlikte bu engellerin çözümlenemez olduğu öne sürülemez O zaman Moğolca terimin Türkçeye Moğol çağında girdiği öngörülebilir Némethe göre ALH 3 431444 Macarca tábordan alınmıştır Fekete de taburun Macarcadan geldiğini öne sürmüştür MNy 1927 Räsänen V 453 a Macarcadan alındığını açıklamıştır Türkçe terime yönelik olarak Doerfer TMEN II 429431 IV 291292 Ligeti TörK 103 Türkçeden Arapçaya da geçmiştir Gordlevskiy İzbr soč II 152 Zahidi 1977 106 120 )

( BARRICADE, FORTIFIED CAMPUS )

( BARRICADE, PARC D'ARTILLERIE )

( VERSCHANZTES FELDLAGER, ARTILLERIEPARK )

( TÁBOR )


- BARRİCADE[Fr. < BARRICADE] ile/değil/yerine/=/||/<> BARİKAT

( Bir yolu ya da geçidi kapamak için her türlü araçtan yararlanılarak yapılan engel )


- BARRIER LAYER[İng.] / COUCHE D'ARRÊT[Fr.] ile/değil/yerine/= ENGEL TABAKASI


- BARRIER PENETRATION[İng.] / PÉNÉTRATION DE LA BARRIÈRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ENGELİ AŞMA


- BARRIER VOLTAGE[İng.] / TENSION DE BARRIÈRE[Fr.] / BARRIERSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ENGEL GERİLİMİ


- BARRIÈRE NUCLÉAIRE[Fr.] / KERNBARRIERE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK ENGELİ


- BARTLETT FORCE[İng.] / FORCE DE BARTLETT[Fr.] / BARTLETTSCHE KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= BARTLETT KUVVETİ


- BARUT/BARUD[Fars. < BĀRŪD] ile/||/<> DİNAMİT/DYNAMİTE[Fr. < DYNAMITE] ile/||/<> GÜHERÇİLE/GUHERÇİLE[Fars. < GUHERÇİLE]

( barut esmeri barut fıçısı barut hakkı baruthane barut kabağı barut rengi Ateşli silahla bir merminin atılmasına ya da herhangi bir aracın fırlatılmasına yarayan patlayıcı madde )


- BARYE[İng.] / BARYE[Fr.] ile/değil/yerine/= BARYE


- BARYON[İng.] / BARYON[Fr.] / BARYON[Alm.] ile/değil/yerine/= BARYON


- BARYTA WATER[İng.] / EAU DE BARYTE[Fr.] / BARYTWASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= BARİT SUYU


- BARYTE[Fr. < BARYTE] ile/değil/yerine/=/||/<> BARİT

( Renksiz ya da beyaz sarı gri renklerde olabilen sondaz dolgu vb alanlarda kullanılan bir mineral baritin baryum sülfat Ba OH )


- BARYTE[İng.] ile/||/<> BARYTINE[Fr.] ile/||/<> BARYT, SCHWERSPAI[Alm.] ile/||/<> BARİT[Fr. < BARYTE]

( Mineral BaSO4 metalimsi olmayan parıltı renksiz sarı gri mavi çizgi ak sertlik 33 5 yoğunluk 4 48 rombusal )

( BARYTE )

( BARYTINE | BARYTE )

( BARYT, SCHWERSPAI )


- BARYTINE[Fr.] ile/||/<> BARİTİN[Fr. < BARYTINE]

( jeoloji )

( BARYTINE )


- BARYTON[Fr. < BARYTON] ile/değil/yerine/=/||/<> BARİTON

( basbariton Tenor ve bas arasındaki erkek sesi Bas ile alto arasında ses veren pistonlu bir ağız çalgısı türü )


- BARYUM[Fr. < BARYUM] ile/değil/yerine/=/||/<> BARYUM

( baryum karbonat baryum sülfat Atom sayısı yoğunluğu olan doğada en çok baryum sülfat ve baryum karbonat olarak bulunan havada çabuk oksitlenen gümüş renginde katı ve basit bir element simgesi Ba )


- BARYUM[Fr.] ile

( Atom sayısı 56, yoğunluğu 3,78 olan, doğada en çok baryum sülfat ve baryum karbonat olarak bulunan, havada çabuk oksitlenen, gümüş renginde, katı ve basit bir öğe. [simgesi: Ba] )


- BAŞ | KAPUT ile/||/<> KAPUT[Alm. < KAPUTT | FR. < CAPOTE]

( anat Baş )

( CAPUT )

( CAPOTE )

( KAPUTT )


- BAŞ AĞRISINDA:
MİGREN[Fr. < Yun.] ile/değil GERİLİM TİPİ

( Açıklamalarını okumak için burayı tıklayınız... )


- BAŞ ARTİST, BAŞ AKTÖR, BAŞ AKTRİS, BİRİNCİ PLAN AKTÖR | BAŞOYUNCU ile/||/<> BAŞOYUNCU

( Sinema TV Bir filmde ya da televizyon oyununda baş rolü canlandıran oyuncu Bir oyundaki en önemli ve en ön plandaki oyun kişisi )

( LEADING PLAYER (PERFORMER), TOP PLAYER, FEATURE PLAYER, LEADING MAN (LADY) | LEAD, LEADING PERFORMER | LEADING ROLE, LEADING PART, LEAD )

( ACTEUR (-TRICE) DE PREMIER PLAN, INTERPRÈTE PRINCIPAL | PREMIER RÔLE, VEDETTE | PREMIER RÔLE )

( HAUPTDARSTELLER (-IN) | HAUPTDARSTELLER | HAUPTROLLE )

( ATTORE PROTAGONISTA )

( ΠΡΩΤΑΓΩΝΙΣΤΉΣ / πρωταγωνιστής )


- BAŞ ARTİST, BAŞ AKTÖR, BAŞ AKTRİS, BİRİNCİ PLAN AKTÖR | BAŞOYUNCU ile/||/<> BAŞROL

( Sinema/TV. Bir filmde ya da televizyon oyununda baş rolü canlandıran oyuncu. @@ Bir oyundaki en önemli ve en ön plandaki oyun kişisi. )

( LEADING PLAYER (PERFORMER), TOP PLAYER, FEATURE PLAYER, LEADING MAN (LADY) | LEAD, LEADING PERFORMER | LEADING ROLE, LEADING PART, LEAD~LEADING ROLE (RÔLE), LEADING PART, LEAD | TITLE ROLE, TITLE PART, TITLE CHARACTER )

( ACTEUR (-TRICE) DE PREMIER PLAN, INTERPRÈTE PRINCIPAL | PREMIER RÔLE, VEDETTE | PREMIER RÔLE~PREMIER RÔLE | RÔLE-TITRE | RÔLE )

( HAUPTDARSTELLER (-IN) | HAUPTDARSTELLER | HAUPTROLLE~HAUPTROLLE | TITELROLLE )

( ATTORE PROTAGONISTA~RUOLO PRINCIPALE )

( ΠΡΩΤΑΓΩΝΙΣΤΉΣ / πρωταγωνιστής~ΠΡΩΤΑΓΩΝΙΣΤΙΚΌΣ ΡΌΛΟΣ / πρωταγωνιστικός ρόλος )


- BAŞ DİPLOMAT[Fr. < DIPLOMATE]/DUAYEN[Fr. < DOYEN] ile/değil/yerine/= AKSAKAL

( Kordiplomatikte başta gelen diplomat. )


- BAŞ HAKEM | BAŞYARGICI ile/||/<> BAŞYARGICI

( Yarışlarda ölçmelerin denetimini yapmakla görevli uygulama anlaşmazlıklarını çözümlemekle yükümlü bulunan l A A F yönetmeliğinin uygulanmasından sorumlu yargıcı iki yarışmacı arasındaki karşılaşmayı belli kurallara göre yöneten ve yargılarıyle dürtüş ya da vuruşların geçerliğini belirterek yarışma sonucunu açıklayan yetkili kişi )

( REFEREE | PRESIDENT OF THE JURY )

( JUGE | PRÉSIDENT DE JURY )

( LEITER DES KAMPFGERICHTS )


- BAS ile BAS[Fr. < BASSE]

( "Çekil, yürü, git, defol!" anlamında kullanılan bir söz. İLE En kalın erkek sesi. | Sesi böyle olan sanatçı. | En kalın sesli orkestra çalgısı. )


- BAS ile/||/<> BAS[Fr. < BASSE]

( En kalın ve tok tonlu erkek sesi 1 En pes uzamlı erkek sesi 2 Bu ses uzamında şarkı söyleyen sanatçı )

( BASS )

( BASSE )

( BASS )


- BAŞ = HEAD[İng.] = TÊTE[Fr.] = HAUPT[Alm.] = TESTA[İt.] = CABEZA[İsp.] = CAPUT[Lat.] = HE KEFALE[Yun.] = REİS[Ar.] = SER[Fars.] = HOOFD[Felm.]


- BAŞAK ile/||/<> BAŞAK

( botanik tarım Ana eksen üzerindeki çiçekleri sapsız olan çiçek durumu Spika Başak Anadolu ağızlarında tarlalarda kalmış ya da dökülmüş başak olarak da kullanılır Az başag masak başak masak Karakalpaklar bas adını da kullanırlar masak 1 temren 2 başak maşak tarlada kalmış başak Kırgızlar başak biçimini de kullanırlar pazak başak başak başak Türki maşak 1 temren 2 başak puçax puśax başak Orta Türkçede başak okun ya da kargının ucuna geçirilen demir temren olarak geçer Sonraki dönemlerde ekin başı başak anlamını almıştır Örn Harezm alanında başak ekin başı olarak kullanıldığı gibi ok başağı anlamına da gelir Eski Kıpçakçada başak artık ekin başı olarak geçer Türkçe baş puś kökünün bir türevi olduğu açıktır baş a k küçültme eki Radloffa borçlu olduğumuz bu açıklama Gombocz Túrán 1918 212 Brockelmann OGM 64 d Ramstedt Lautlehre 109 Formenlehre 106 212 Räsänen MTS 100 V 64b Eren KCsA 3 129 gibi yazarlarca benimsenmiştir Egorov ÊS 169170 da bu açıklamaya katılmıştır Sevortyan ÊSTJa 1978 8990 da bu açıklamayı doğrulamıştır Diyalektlerde baş da başak olarak kullanılır Örn Türkmence ve Balkarcada baş başak olarak da geçer Balkarlar başağa kılkı adını da verirler Türk diyalektlerinde okun ucundaki sivri demire temren demren adı da verilir Bu ad Oğuzcada temürgen olarak kullanılmıştır Bu adın yayılması karşısında başak adı diyalektlerin bir bölümünde yalnız ekin başı olarak kalmıştır temren Anadolu ağızlarında tarlalarda kalmış ya da dökülmüş başak olarak da kullanılır Az başag masak başak masak Karakalpaklar bas adını da kullanırlar masak 1 temren 2 başak maşak tarlada kalmış başak Kırgızlar başak biçimini de kullanırlar pazak başak başak başak Türki maşak 1 temren 2 başak puçax puśax başak Orta Türkçede başak okun ya da kargının ucuna geçirilen demir temren olarak geçer Sonraki dönemlerde ekin başı başak anlamını almıştır Örn Harezm alanında başak ekin başı olarak kullanıldığı gibi ok başağı anlamına da gelir Eski Kıpçakçada başak artık ekin başı olarak geçer Türkçe baş puś kökünün bir türevi olduğu açıktır baş a k küçültme eki Radloffa borçlu olduğumuz bu açıklama Gombocz Túrán 1918 212 Brockelmann OGM 64 d Ramstedt Lautlehre 109 Formenlehre 106 212 Räsänen MTS 100 V 64b Eren KCsA 3 129 gibi yazarlarca benimsenmiştir Egorov ÊS 169170 da bu açıklamaya katılmıştır Sevortyan ÊSTJa 1978 8990 da bu açıklamayı doğrulamıştır Diyalektlerde baş da başak olarak kullanılır Örn Türkmence ve Balkarcada baş başak olarak da geçer Balkarlar başağa kılkı adını da verirler Türk diyalektlerinde okun ucundaki sivri demire temren demren adı da verilir Bu ad Oğuzcada temürgen olarak kullanılmıştır Bu adın yayılması karşısında başak adı diyalektlerin bir bölümünde yalnız ekin başı olarak kalmıştır temren Anadolu ağızlarında tarlalarda kalmış ya da dökülmüş başak olarak da kullanılır Az başag masak başak masak Karakalpaklar bas adını da kullanırlar masak 1 temren 2 başak maşak tarlada kalmış başak Kırgızlar başak biçimini de kullanırlar pazak başak başak başak Türki maşak 1 temren 2 başak puçax puśax başak Orta Türkçede başak okun ya da kargının ucuna geçirilen demir temren olarak geçer Sonraki dönemlerde ekin başı başak anlamını almıştır Örn Harezm alanında başak ekin başı olarak kullanıldığı gibi ok başağı anlamına da gelir Eski Kıpçakçada başak artık ekin başı olarak geçer Türkçe baş puś kökünün bir türevi olduğu açıktır baş a k küçültme eki Radloffa borçlu olduğumuz bu açıklama Gombocz Túrán 1918 212 Brockelmann OGM 64 d Ramstedt Lautlehre 109 Formenlehre 106 212 Räsänen MTS 100 V 64b Eren KCsA 3 129 gibi yazarlarca benimsenmiştir Egorov ÊS 169170 da bu açıklamaya katılmıştır Sevortyan ÊSTJa 1978 8990 da bu açıklamayı doğrulamıştır Diyalektlerde baş da başak olarak kullanılır Örn Türkmence ve Balkarcada baş başak olarak da geçer Balkarlar başağa kılkı adını da verirler Türk diyalektlerinde okun ucundaki sivri demire temren demren adı da verilir Bu ad Oğuzcada temürgen olarak kullanılmıştır Bu adın yayılması karşısında başak adı diyalektlerin bir bölümünde yalnız ekin başı olarak kalmıştır temren )

( SPIKE )

( ÉPI )

( ÄHRE )

( SPICA: BÜYÜK ÇIVI )


- BAŞAKTÖR[Tr. < BAŞ + Fr. ACTEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞOYUNCU (ERKEK)


- BAŞAKTRİS[Tr. < BAŞ + Fr. ACTRICE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞOYUNCU (KADIN)


- BASAL[Fr. < BASAL] ile/değil/yerine/=/||/<> BAZAL

( Bazı çok olan tuz Bazın özelliklerini taşıyan madde )


- BASALA ile/||/<> SOĞAN

( botanik botanik Zambakgiller Liliaceae familyasından soğanlı yaprakları yuvarlak ve içi boş çiçekleri uçta şemsiye şeklinde ve zarsı bir yapı ile çevrili yaprakları taze olarak gövdesi taze ya da kuru olarak yenen bir kültür bitkisi Az soğan soğan suğan huğan baştaki snin Başkurtçada hye çevrilmesi kuraldır soğan soğon Kırgızlar soğana piyaz adını da verirler SUyg suxan Alt Tel soğono Teleütler oğono biçimini de kullanırlar Räsänen V 357b Ramstedte uyarak işaretiyle Moğolca soŋginadan alındığını belirtmiştir soğuna Alt sōno Kuğ sokına suxan Kazakça Karakalpakça Kırgızca Özbekçe gibi çağdaş diyalektlerde soğanın yerini Farsça piyaz biçimi almıştır piyaz Türkçeden Moğolcaya soŋgina olarak geçmiştir Clauson Studies 231 Ramstedt NyK 42 232 KWb 331b Moğolca soŋginayı Türkçe soğan vb biçimlerle birleştirmiş işaretiyle Çince tsuŋ biçimini de vermiştir Brockelmann OGM soğan 53 ve soğun 57 62 biçimlerini gan ve gun ekleriyle yapılmış türevler arasında saymıştır Dmitrievin soğanı Moğolca bir alıntı sayması yanlıştır DAN B 1926 68 Damdinov Sanjeev Arm 52 da soğanın Moğolca soŋgina karşılığına ağırlık vermiştir Tatarintsev Vlijanie 26 Dmitrieva ST l 1977 70 Uygurca soygan biçimini göz önüne alarak Türkçe soy kökünden geldiğini ortaya atmıştır İlk bakışta bu açıklama düşündürücüdür Ancak Laufer Toung Pao 17 9699 Çincede soğana verilen tsuṅ ve suan sun suṅ adlarının tarihî bakımdan bir yolla Türkçe soğan soğun biçimlerine bağlı görünmesini ilginç bulmuştur Clausona göre ED 245a Uygurca osğun soğan göçüşmeli métathétique bir biçimdir Çağdaş diyalektlerde türlü biçimlerde saklanmıştır oksum soğan Alt Kuğ Tel uksım Koy Kaça Küer uksum Tel uskum Koy muksun sarımsak Räsänen V 512a Egorov ÊS 198 Ligeti AOH 19 195 Räsänen V 425a Clauson ED 812a Türkçe soğan ermenice sox onion biçimiyle birleştirilemez Dankoff ALT A 14 Türkçe soğan komşu dillere de geçmiştir RédeiRónaTas NyK 77 3435 Eski Kıpçakçada soğana yava adı verilir Ligeti AOR 14 64 Eski ve yeni diyalektlerde ise yuva yabani soğan olarak kullanılır Clauson ED 871877 Tatarcada da yuva yabani soğan olarak geçer Leksika 465 Poppe UJb 6 103 Tatarca yuvayı Moğolca noγoγan yeşil biçimiyle birleştirmiştir Tatarca yuva biçimine dayanılarak eski Kıpçakça yavanın düzeltilmesi gerekir )

( ONION )

( BULBE | OIGNON )

( ZWIEBEL )

( ALLIUM CEPA )

( SOĞAN[Az.]~SOĞAN[Tkm.]~SUĞAN[Tatk.]~HUĞAN[Bşk.]~SOĞAN[Nog.]~SOĞON[Krg.]~SOĞONO[Alt.]~SOĞONO[Tel.]~SOĞUNA[Tuv.]~SŌNO[Alt.]~SUXAN[Çuv.]~USKUM[Tel.] )


- BASALTE[Fr. < BASALTE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAZALT

( Koyu renkli sert bir tür yanardağ kültesi )


- BASALTE[İng.] / BASALTE[Fr.] / BASALT[Alm.] ile/değil/yerine/= BAZALT, BAZAL


- BASAMAKLI ile/||/<> BASAMAKLI

( fizik sıradüzensel )

( SCALAIRE )


- BAŞANTRENÖR/BAŞENTRAİNEUR[Tr. < BAŞ + Fr. ENTRAÎNEUR] ile/||/<> KONDİSYONER/CONDİTİONER[İng. < CONDITIONER]

( Bir takımı çalıştıran antrenörlerin en ustası ve deneyimlisi )


- BASARİ, VİZÜEL | GÖRSEL ile/||/<> GÖRSEL

( Sinema TV 1 Görmeyle görme duyusuyla ilgili 2 Genellikle görüntüler ve gözle izlenebilen her şeyin taşıdığı özellik 3 Sinema ile televizyonda çok kez ses öğelerine karşılık görüntü öğelerini ve bölümünü belirtmekte kullanılır terim Görmeyle görme duygusuyle ilgili Göz yoluyla ya da görerek algılanan Görme işlemi ile ilgili fizik biyoloji )

( VISUAL | AURAL )

( VISUEL | AUDITIF )

( VISUELL | VISUELLES | AUDITIVE )

( VISUALIS )

( VISIVO )

( ΟΠΤΙΚΌΣ / οπτικός )


- BASARİ, VİZÜEL | GÖRSEL >< İŞİTSEL

( Sinema/TV. 1. Görmeyle, görme duyusuyla ilgili. 2. Genellikle görüntüler ve gözle izlenebilen her şeyin taşıdığı özellik. 3. Sinema ile televizyonda çok kez ses öğelerine karşılık görüntü öğelerini ve bölümünü belirtmekte kullanılır terim. @@ Görmeyle, görme duygusuyle ilgili. @@ Göz yoluyla ya da görerek algılanan. @@ Görme işlemi ile ilgili. @@ (fizik, biyoloji) @@ )

( VISUAL | AURAL~AURAL | AUDITORY, AUDITIVE )

( VISUEL | AUDITIF~AUDITIF )

( VISUALIS~... )

( VISUELL | VISUELLES | AUDITIVE~AUDITIVE )

( VISIVO~UDITIVO )

( ΟΠΤΙΚΌΣ / οπτικός~ΑΚΟΥΣΤΙΚΌΣ / ακουστικός )


- BAŞARI = SUCCESS[İng.] = SUCCÈS[Fr.] = ERFOLG[Alm.] = SUCCESSO[İt.] = ÉXITO[İsp.]


- BAŞASSİSTANT[Tr. < BAŞ + Fr. ASSISTANT] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞASİSTAN

( En kıdemli asistan )


- BAŞAT/BASKIN/DOMİNANT[İng.] ile/>< ÇEKİNİK/RESESİF[Fr. < RÉCESSIF]/RECESSIVE[İng.]

( Fenotipte baskın olan alel. İLE/>< Fenotipte baskın olmayan, çekinik alel. )


- BAŞCARACTERE[Tr. < BAŞ + Fr. CARACTÈRE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞKARAKTER

( Hikâye roman masal ya da oyunun asıl karakteri asli tipi )


- BAŞÇIK/ANTER[Fr.] = HAŞEFE[Ar.] = ANTHÈRE[Fr.]

( Çiçeklerin tohum taşıyan torbası. )


- BASCULE[Fr. < BASCULE] ile/değil/yerine/=/||/<> BASKÜL

( Ağırlıkları tartmaya yarayan alet kantar İki kolu sıra ile kalkıp inebilen ortasından ya da uçlarından birine az çok yakın değişmez bir noktaya dayanan kaldıraç )


- BASCULE[Fr.] ile/||/<> BASKÜL[Fr. < BASCULE]

( fizik )

( BASCULE )


- BASE | ATMACA ile/||/<> ATMACA

( Özel bir ezgi ile söylenen bir türkü Accipiter nisus Kartallar Falconiformes takımının kartalgiller Falconidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 30 cm kadar olur Tüyleri kahverengi mavikülrengi karışıktır Palearktik bölgede yaşar zooloji Kuşlar Aves sınıfının kartallar Falconiformes takımından Palearktik bölgede yaşayan İç Anadolu ve Güneydoğu Anadoluda kışın görülen diğer bölgelerde yerli olarak bulunan ova ve her türlü çam ormanlarında yaşayan uzunluğu 30 cm kadar kahverengi mavimsi kül rengi karışık tüylü bir tür Delice atmaca küçük atmaca )

( SPARROW HAWK | SPARROWHAWK )

( EPERVIER D'EUROPE | ÉPERVIER COMMUN, ACCIPITER | ÉPERVIER D'EUROPE )

( SPERBER )

( ACCIPITER NISUS )


- BASE LOAD CONSUMPTION[İng.] / CONSOMMATION EN RUBAN[Fr.] / BANDVERBRAUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= SABİT YÜK TÜKETİMİ


- BASE, ALKALI[İng.] / BASE, ALCALI[Fr.] / BASE, ALKALI[Alm.] ile/değil/yerine/= BAZ


- BASE[Fr. < BASE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAZ

( baz losyon baz morfin baz yük temel Bir asitle birleştiğinde bir tuz oluşturan madde )


- BASE[İng.] / BASE[Fr.] / BASE[Alm.] ile/değil/yerine/= TABAN


- BASEMENT[İng.] ile/||/<> SOUBASSEMENT[Fr.] ile/||/<> GRUNDMAUER[Alm.] ile/||/<> OTURTMALIK

( Mimarlık Yapının toprak üstünde kalan bir metre kadar yükseklikte bütün yapı boyunca devam eden üstüne gelen duvarlardan birkaç santim dışarı çıkıntılı anatemel duvarı )

( BASEMENT )

( SOUBASSEMENT )

( GRUNDMAUER )


- BASEN[Fr. BASSIN] ile BAZEN

( Gövdenin bel ile kalça arasındaki bölümü. | Kıtasal uzantıdan okyanus ortası sırtlarına kadar devam eden ve 4.000-5.000 metre derinliği olan deniz dibi. İLE Ara sıra. )


- BAŞENTRAİNEUR[Tr. < BAŞ + Fr. ENTRAÎNEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞANTRENÖR

( Bir takımı çalıştıran antrenörlerin en ustası ve deneyimlisi )


- BAŞEXPERT[Tr. < BAŞ + Fr. EXPERT] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞEKSPER

( Eksperlik görevini yürüten en kıdemli ve yetkili eksper )


- BAŞGARDİYAN[Tr. < BAŞ + Fr. GARDIEN] ile/değil/yerine/=/||/<> İNFAZ VE KORUMA BAŞMEMURU


- BAŞGARSON[Tr. < BAŞ + Fr. GARÇON] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEF GARSON


- BASI/RİFÂDE[Ar. çoğ. REFÂİD]/KOMPRES[Fr. < COMPRESSE] ile SIKMAÇ/KOMPRESÖR[Fr. < COMPRESSE]

( Yaraların bakımında ya da başka bir amaçla kullanılan katlı bez. İLE Bir akışkanı ya da gazı, gereken basınca göre sıkıştırmaya yarayan araç. | Yol yapımında, dökülen çakılları, kumları bastırıp sıkıştırmak için kullanılan ağır silindirli araç. | Sert nesneleri kırmak ve delmek için kullanılan makine. )


- BASIC ANHYDRIDE[İng.] / BASIC ANHYDRIDE[Fr.] / BASISCHES ANHYDRID[Alm.] ile/değil/yerine/= BAZİK ANHİDRİT


- BASIC DYE[İng.] / BASIC PEINTURE[Fr.] / BASISCHER FARBSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= BAZİK BOYA


- BASIC LEAD CARBONATE[İng.] / CARBONATE DE PLOMB BASIQUE[Fr.] / BASICHES BLEICARBONAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BAZİK KURŞUN KARBONAT


- BASIC READER[İng.] ile/||/<> LİVRE DE LECTURE[Fr.] ile/||/<> OKUMA KİTABI

( Okuma öğrenen çocuklar ya da yetişkinler için hazırlanan içinde sınıf ya da yaş düzeyine uygun kısalıkta okuma parçaları ve bu parçaların anlaşılmasına yardım eden resimler bulunan bir temel okuma gereci )

( BASIC READER )

( LIVRE DE LECTURE )


- BASIC SCIENCES[İng.] ile/||/<> SCIENCES FONDAMENTALES[Fr.] ile/||/<> TEMEL BİLİMLER

( Yüksek öğrenimde öğrencilerin seçtikleri bilim dallarında başarılı bir biçimde öğrenim yapmalarını sağlamak amacıyla gerekli temel bilgileri veren dersler )

( BASIC SCIENCES )

( SCIENCES FONDAMENTALES )


- BASIC SLAG[İng.] / SCOIRE BASIQUE, SCORIE THOMAS[Fr.] / THOMASCHEL, BASISCHE SCHLACKE[Alm.] ile/değil/yerine/= THOMAS CÜRUFU


- BASİDE[Fr. < BASIDE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAZİT

( Bazit mantarların üreme organı )


- BASIDE[Fr.] ile/||/<> BAZİT[Fr. < BASIDE]

( botanik )

( BASIDE )


- BASİDİOSPORE[Fr. < BASIDIOSPORE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAZİDİYOSPOR

( Bazitli mantarların sporları )


- BASİL ile/||/<> BASİL[Fr. < BACILLE]

( biyoloji botanik bakteri Çomak biçiminde ince uzun bakteri Gram pozitif büyük çomak biçiminde görülen mikroorganizmaların genel adı )

( BACILLUS )

( BACILLE )

( BACILLUS )


- BASIM CİHAZI, MATİPO, KOPYA MAKİNESİ ile/||/<> PRINTER, PRINTING MACHINE[İng.] ile/||/<> TIREUSE[Fr.] ile/||/<> BASAR[Ar. < BAṢAR] | BASAÇ

( 1basımcılık sinema Basım işini gerçekleştiren aygıt 2 basaç )

( PRINTER, PRINTING MACHINE )

( TIREUSE )


- BASİN[Fr. < BASIN] ile/değil/yerine/=/||/<> PAZEN

( Dokuması kalın sık ve yumuşak bir tür pamuklu bez Bu bezden yapılmış )


- BASIN = PRESS[İng.] = PRESSE[Fr.] = PRESSE[Alm.] = STAMPA[İt.] = PRENSA[İsp.]


- BASINÇ/LI = PRESSURE[İng.] = PRESSION[Fr.] = DRUCK[Alm.] = PRESSIONE[İt.] = PRESIÓN[İsp.] = PRESSUS[Lat.] = HO PIESMOS[Yun.] = ZAĞD[Ar.] = FEŞÂR[Fars.] = DRUK[Felm.]


- BASINÇ ile/ve/<> OTOKLAV[Fr. < Lat., Yun.]

( ... İLE/VE/<> Vida ve civatalarla tutturulmuş, basit bir kapağı olan, iç basınca dayanıklı kap. | Laboratuvar işlerinde ve ameliyatlarda yararlanılan, her türlü araç ve gereçleri mikropsuzlaştırmak için kullanılan, basınçlı buhar kazanı. )


- BASINÇLI HAVA ile/||/<> BASINÇLI HAVA

( Meta parçaları kurutmak için kullanılan basınç altındaki hava )

( COMPRESSED AIR )

( AIR COMPRIMÉ )

( PRESSLUFT | DRUCKLUFT; PRESSLUFT )


- BASINÇLI MİKROPKIRAN | OTOKLAV ile/||/<> OTOKLAV ile/||/<> KURUTMA DOLABI

( kurutma dolabı Sterilizasyon için kullanılan sıcaklık ve basınca dayalı sıkı kapaklı çelik alet Sterilizasyon için kullanılan basıncı ve ya da sıcaklığı ayarlanabilen yüksek basınç ve sıcaklığa dayanıklı alet Çoğunlukla 1 atmosfer basınç altında 121 ºC sıcaklık elde edilerek buharla laboratuvar ve hastane nesnelerinin sterilizasyonunu sağlayan alet )

( AUTOCLAVE )

( AUTOCLAVE )

( AUTOKLAV, DAMPFDRUCKSTERILISATOR )


- BASINÇÖLÇER | MANOMETRE ile/||/<> MANOMETRE[Fr. < MANOMÈTRE]

( Basınç ölçer )

( MANOMETER )

( MANOMÈTRE )


- BASINÇÖLÇER/BAROMETRE[Fr. < BAROMÈTRE] ile/||/<> BASIÖLÇER/MANOMETRE[Fr. < MANOMÈTRE]


- BASİQUE[Fr. < BASIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAZİK

( bazik oksitler Baz niteliği gösteren Birleşiminde asit ve baz ağırlığı oranı normal tuza göre az fakat baz oranı normal tuza göre yüksek olan tuz )


- BASİT CÜMLE ile/||/<> SIMPLE SENTENCE[İng.] ile/||/<> PHRASE SIMPLE[Fr.] ile/||/<> EINFACHER SATZ[Alm.] ile/||/<> YALIN TÜMCE

( Bir çekimli eylemle kurulan tümce Bugün hava çok sıcak Yarın İstanbula gitmeliyiz Ali kitap okuyor vb )

( SIMPLE SENTENCE )

( PHRASE SIMPLE )

( EINFACHER SATZ )


- BASİT RAKKAS[Osm.] / SIMPLE PENDULUM[İng.] / PENDULE SIMPLE[Fr.] / EINFACHES PENDEL[Alm.] ile/değil/yerine/= BASİT SARKAÇ


- BASİT ile BAZİT[Fr. < BASIDE]

( ... İLE Bazit mantarların üreme örgeni. )


- BASÎTE-İ ŞEMS | GÜNEŞ SAATİ ile/||/<> GÜNEŞ SAATİ

( Bir çubuğun gölgesiyle zaman belirleyen basit saat astronomi astronomi )

( SUNDIAL )

( CADRAN SOLAIRE | HORLOGE SOLAIRE )

( SONNENUHR )


- BAŞKAHRAMAN/BAŞKAHRAMAN[Tr. < BAŞ + Fars. ḲAHRAMĀN] ile/||/<> BAŞKARAKTER/BAŞCARACTERE[Tr. < BAŞ + Fr. CARACTÈRE]

( Bir eserde başrolü oynayan kişi başkişi )


- BAŞKASININ ARSASINA TECAVÜZ | TAŞMA ile/||/<> TAŞMA

( Bir aritmetik işlem sonucunda ayrılan yere sığmayacak büyüklükte bir sayının bulunması Bir yapının tümünün ya da bir bölümünün bir başkasının toprağına yerbölümüne olursuz olarak girmesi su basması )

( OVERFLOW | ENCROCHMENT )

( DÉBORDEMENT )


- BASKET/BASKET[İng. < BASKET] ile/||/<> BASKETBOL/BASKETBALL[İng. < BASKETBALL] ile/||/<> BEYZBOL/BASEBALL[İng. < BASE-BALL] ile/||/<> FUTBOL/FOOTBALL[İng. < FOOTBALL] ile/||/<> HENTBOL/HANDBALL[İng. < HANDBALL] ile/||/<> KRİKET/CRİCKET[Fr. < CRICKET] ile/||/<> HOKEY/HOCKEY[İng. < HOCKEY] ile/||/<> POTA/POTEAU[Fr. < POTEAU] ile/||/<> VOLEYBOL/VOLLEYBALL[İng. < VOLLEY-BALL] ile/||/<> RAGBİ/RUGBY[İng. < RUGBY]

( Basketbolda kazanılan sayı basketbol )


- BASKI ile/||/<> BASKI

( Tutma görevi alınan karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacı ile uygulanan yakın savunma türü Belirli ruhsal etkinlik ya da süreçlerin kişinin isteği dışında bilinçaltına itilmesi ya da bilince çıkmasının önlenmesi I 1 Terlik Kümbet İnönü Eskişehir 2 Sivri uçlu taraklı ispanyol topuklu köylü ayakkabısı Aslanlı Kütahya II 1 Saban demirinin sabana geçtiği yerdeki çıkıntı Beyağıl Ulukışla Niğde 2 Saban demirinin üst yüzünde bulunan çivi Gücünkaya Aksaray Niğde 3 Kullanıldığı sırada sabana yön verdiği gibi üzerine basıldığında saban demirinin iyice toprağa girmesini sağlayan saban kolları Akpınar Bozüyük Bilecik 4 Üzerine dövülecek kızgın demir konan çelik araç Kızılcasöğüt Banaz Uşak 5 Kağnı tekerinin dingil kısmında kullanılan demir Karacaviran Seydişehir Konya 6 Istarda erişin arasında bulunan çubuk Bor Niğde )

( PRESS | REPRESSION | MAJORANT )

( MAJORANTE )

( MAJORANTE )


- BASKIT | KOMPRES ile/||/<> KOMPRES[Fr. < COMPRESSE]

( Yara ya da şiş ve yangıların tedavisinde kullanılan yumuşak ve çoğunlukla sıcak ya da soğuk ıslak bez )

( COMPRESS )

( COMPRESSE )


- BASKIT | TIKAÇ | DENGELEYİCİ | TAMPON ile/||/<> TAMPON ile/||/<> TAMPON[Fr. < TAMPON]

( Bir elektrolit pH değerinin değişmesini önlemek için kullanılan özdek ya da karışım 1 Sindirim kanalı asitliğinin değişmesini engellemeye yardım eden ve çiftlik hayvanları rasyonlarında kullanılan kalsiyum karbonat sodyum bikarbonat bentonit gibi maddeler 2 Zayıf bir asit ve bu asidin kuvvetli baz olan tuzundan ya da zayıf bir baz ve bu bazın kuvvetli bir asitle olan tuzundan oluşan az miktarda asit ya da baz eklendiğinde pH değişmesine direnç gösteren özel pH değerine sahip bir sistem ya da çözelti bafır 3 Cerrahide gaz pamuk vb ile yapılan ve bastırılarak kan dindirmeye ve ilaç uygulamasına yarayan yumaklar tıkaç )

( BUFFER | BUFFER, TAMPON )

( TAMPON )

( PUFFER )


- BASKLARNET[Fr. < BASSECLARINETTE] ile/değil/yerine/= KALIN SESLİ KLARNET


- BASKLARNET/BASSE CLARİNETTE[Fr. < BASSE CLARINETTE] ile/||/<> BOMBARDON/BOMBARDON[Fr. < BOMBARDON] ile/||/<> BORAZAN/BORUZEN[Tr. < BORU + Fars. -ZEN] ile/||/<> FİFRE/FİFRE[Fr. < FIFRE] ile/||/<> FLÜT/FLUTE[Fr. < FLÛTE] ile/||/<> FAGOT/FAGOTT[Alm. < FAGOTT] ile/||/<> FANYOL/EUFONİO[İt. < EUFONIO] ile/||/<> HELİKON/HELİCON[Fr. < HÉLICON] ile/||/<> KLARNET/CLARİNETTE[Fr. < CLARINETTE] ile/||/<> KORNET/CORNET[Fr. < CORNET] ile/||/<> KORNO/CORNO[İt. < CORNO] ile/||/<> MISKAL/MUSİKAR[Fars. < MŪSĪḲĀR'DAN]

( Kalın sesli klarnet )


- BAŞKUMANDAN ile/||/<> CHIEF COMMANDER[İng.] ile/||/<> COMMANDANT EN CHEF[Fr.] ile/||/<> OBERBEFEHLSHABER[Alm.] ile/||/<> BAŞKOMUTAN

( Tüm silâhlı kuvvetlerin başı )

( CHIEF COMMANDER )

( COMMANDANT EN CHEF )

( OBERBEFEHLSHABER )


- BAŞLAMA ile/||/<> BAŞLAMA

( İki takım arasındaki ayaktopu oyununu hakemin başlatması baş 1 RNA sentezinin başlaması 2 Hayvan davranışında bir uyartıya bir davranışla verilen cevap )

( START, KICK-OFF | INITATION )

( INITIATION )

( BEGINN | INITATION )


- BAŞLANGIÇ ÇİZGİSİ ile/||/<> TAKE-OFF LINE[İng.] ile/||/<> ABSPRUNGLINIE, LIGNE D'APPEL[Fr.] ile/||/<> ATLAMA ÇİZGİSİ

( Atlamalarda atletlerin daha ileriye basamayacaklarını belirten sıçrama tahtasının kum havuzu yönündeki kıyısı )

( TAKE-OFF LINE )

( ABSPRUNGLINIE, LIGNE D'APPEL )


- BAŞLATMA | ENDÜKSİYON ile/||/<> ENDÜKSİYON ile/||/<> ENDÜKSİYON[Fr. < INDUCTION]

( INDUCTION )


- BAŞLIK METNİ | BAŞLIK | SERNAME | KASK | BARET | BAŞLIK ile/||/<> BAŞLIK

( Çalıştırmada yumrukoyuncularının kaşlarının yarılmaması için başlarma geçirdikleri üstleri lastikli ya da ayarlanabilir çeneden bağlanan yumuşak deriden başlık Sinema TV Bir üçayağın alıcı ile birleştiği yerde bulunan ve alıcının olduğu yerde çeşitli yönlere dönebilmesini sağlayan çeşitli yapıdaki araçlar Bir bildirmelik başlığına giren mal ya da malları ad nitelik ve özellikleri ile belirten sözcüklerin topu 1 Bir yapıtın adı 2 Bazı oyunlarda özellikle anlatımcı tiyatroda oynanan tablonun konusunu sahne üzerine iri harflerle ya da projeksiyonla yansıyan yazı Tablaların ya da iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parçalara verilen genel ad Hem kızın ailesinden ayrılmasıyla yitirilen işgücünü karşılamak hem de kadının durumunu ve evliliğin sürüp gitmesini güven altına almak gibi ikili bir işlevi amaçlayan erkeğin evlenmek için kızın ailesine verdiği para hayvan ya da özdeksel değeri olan nesneler Resmî yazılarda kâğıdın üst yanına konan ve belgeyi yazan ile belgenin yazıldığı kişinin aşama ve orununa göre değişen sesleniş niteliğindeki sözler Çeşitli yarışlarda koşucuların giymek zorunluğunda oldukları deriden ya da plastikten yapılmış başlık Bunların içi yumuşatılmış sert maddelerle doldurulmuştur Üzerindeki dilimlerin aralıkları en çok 45 mm olur 1 Yazmalarda ilk sayfanın üst başına yapılan bezekli bölüm 2 Yazmalarda ve eski basma kitaplarda kitap adı I 1 Kağnı tekerlerinde tahta parmakların geçtiği ağaç göbek kısmı Kızılcasöğüt Banaz Uşak Ortayazı Senirkent Isparta Bor Aksaray Niğde 2 Pulluk okunun ucu Taşpınar Aksaray Niğde 3 Yün atma aygıtının kirişin dışarı fırlamasını sağlayan uç kısmı Yalvaç Isparta 4 Koşum takımının atın başına rastlayan bölümü Yalvaç Senirkent Isparta Bor Aksaray Niğde II Yün takke Poyra Bilecik III Mezarlara dikilen tahta ya da ağaçlar Kandilli Bozüyük Bilecik 1 Bir yapıtın adı 2 Epik tiyatroda oynanan tablonun konusunu ya da yorumunu sahnedeki bir gergiye yansıtılmasıyla ortaya çıkan yazı 1 Ökaryotik mRNAnın 5 ucundaki yapı Transkripsiyondan sonra 5 GTPnin üç fosfatı ile mRNA nın uç bazının birleşmesi ile oluşan ilave G metil grubu ihtiva eden koruyucu nükleotit dizisi 2 Aktin filamentinin ya da ucunda monomerlerin dağılmasını önleyen gCAP 39 severin gelsolin villin gibi proteinler İskelet kasında aktin filamentlerinin Z ucunda CAP Z diğer ucunda tropomodulin proteinleri 3 Lac operonunda bulunan operatör ve promoter kısımlarının DNAaz bir tarafından parçalanmasına karşı koruyan üç protein başlık )

( TRUSE | HEAD, TRIPOD HEAD | HEADING, TERM OF HEADING | HEADLINE | BRID PRICE | MINER'S HELMET | TITLE | CAP | CAPTION | HEADER )

( TÊTE DE PIED (DE TRÉPIED), PLATEFORME | TERME DE LA POSITION | TITRE | PRIX D'ACHAT DE LA FEMME | CASQUE | BARETTE, CASQUE DE MINEUR | BONNE, CAP )

( KOPFSCHUTZ | STATIVKOPF, KINONEIGEKOPF | TITEL | ANFASSLEISTEN | BRAUTPREIS | GRUBENHELM | KAPPE, CAP )


- BAŞLIK/ANTET[Fr. < EN-TÊTE] ile/||/<> BAŞLIK/KAPÜŞON[Fr. < CAPUCHON] ile/||/<> BAŞLIK/SERPUŞ[Fars. < SERPŪŞ] ile/||/<> BAŞLIK/SERLEVHA[Fars. < SER + Ar. LEVḤA]


- BASMA TAHTASI | SIÇRAMA TAHTASI ile/||/<> SIÇRAMA TAHTASI

( Uzun atlamalarda yarışçılara daha iyi sıçrama olanağı veren 122 cm x 20 cm x 10 cm boyutlarında önü macun göstergeli aka boyanmış tahta Araçtan atlamalarda üzerine hızla basarak yükselme hızı kazanılan yaylı ya da kendisinden esnek tahtadan eğik yüzeyli araç )

( TAKE-OFF BOARD | SPRINGBOARD (BEAT-BOARD) )

( PLANCHE D'APPEL | TREMPLIN )

( SPRUNGBALKEN | SPRUNGBRETT )


- BAŞMERİDYEN[Tr. < BAŞ + Fr. MÉRIDIEN] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞLANGIÇ MERİDYENİ


- BAŞMUALLİM ile/||/<> HEAD MASTER (MISTRESS)[İng.] ile/||/<> İNSTİTUTEUR EN CHEF[Fr.] ile/||/<> BAŞÖĞRETMEN

( Bir ilkokulun yönetiminden sorumlu olan kimse ilkokul yönetmeni )

( HEAD MASTER (MISTRESS) )

( INSTITUTEUR EN CHEF )


- BASOPHİLE[Fr. < BASOPHILE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAZOFİL

( Baz ya da bazik alkali özelliği üstün olan bitki Baz ya da bazik boyalara karşı eğilimi olan )


- BASOPHOBİE[Fr. < BASOPHOBIE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAZOFOBİ

( Sinirsel ya da ruhsal bozukluktan ileri gelen yürüyememe hastalığı Yürürken düşme korkusu )


- BAŞOYUNCU (ERKEK)/BAŞAKTÖR[Tr. < BAŞ + Fr. ACTEUR] ile/||/<> BAŞOYUNCU (KADIN)/BAŞAKTRİS[Tr. < BAŞ + Fr. ACTRICE]


- BAŞPOLİCE[Tr. < BAŞ + Fr. POLICE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞPOLİS

( Polis memuru ile kıdemli başpolis memuru arasındaki rütbede olan polis )


- BAŞREJİSÖR[Tr. < BAŞ + Fr. RÉGISSEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞYÖNETMEN


- BAŞROL ile/||/<> BAŞROL[TR. < BAŞ + FR. < RÔLE]

( Sinema TV Bir filmin televizyon oyununun baş kahramanlarıyla ilgili rol baş oyuncunun canlandırdığı rol Bir oyunun gelişmesinde asal katkısı olan rol )

( LEADING ROLE (RÔLE), LEADING PART, LEAD | TITLE ROLE, TITLE PART, TITLE CHARACTER )

( PREMIER RÔLE | RÔLE-TITRE | RÔLE )

( HAUPTROLLE | TITELROLLE )


- BAŞROLE[Tr. < BAŞ + Fr. RÔLE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞROL

( Tiyatro sinema ya da televizyon dizisinde en önemli rol Bir işte önemli etkili olma durumu )


- BASSE CLARİNETTE[Fr. < BASSE CLARINETTE] ile/değil/yerine/=/||/<> BASKLARNET

( Kalın sesli klarnet )


- BASSE-COUR[Fr.] ile/||/<> KÜMES[Yun.]

( tarım R κουμάσι Balkan dillerinde de yaygın olarak kullanılır kjumes BER 3 251 Srp ćùmez Skok EtRj 1 364 )

( BASSE-COUR )

( ΚΟΥΜΆΣΙ / κουμάσι )


- BASSE[Fr. < BASSE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAS

( basbariton basgitar basklarnet En kalın erkek sesi basso Sesi böyle olan sanatçı basso En kalın sesli orkestra çalgısı basso )


- BASSEBARYTON[Fr. < BASSE-BARYTON] ile/değil/yerine/=/||/<> BASBARİTON

( Basın çıkamadığı ince tonlara çıkabilen buna rağmen basın indiği kalın ve tok tonlara inemeyen sesi olan sanatçı )


- BASSEGUİTARE[Fr. < BASSE + GUITARE] ile/değil/yerine/=/||/<> BASGİTAR

( Çoğunlukla dört telli kalın sesler veren bir gitar türü )


- BASSİN[Fr. < BASSIN] ile/değil/yerine/=/||/<> BASEN

( Vücudun bel ile kalça arasındaki bölümü Kıtasal uzantıdan okyanus ortası sırtlarına kadar devam eden ve metre derinliği olan deniz dibi )


- BAŞTANKARA ile/||/<> BAŞTANKARA

( Parus major Ötücükuşlar Passeriformes takımının baştankaragiller Paridae familyasından vbk bir kuş türü Sırtı zeytin yeşilidir Karnı sarı olup ortasında kara bir çizgi bulunur Kuzey Afrika Avrupa ve Asyada ormanlarda yaşar zooloji büyük baştankara )

( GREAT TIT | TITS )

( MÉSANGE CHARBONNIERE | MÉSANGE, GRANDE CHARBONNIÈRE | MÉSANGES )

( KOHLMEISE | MEISEN )

( PARUS MAJOR | PARUS )

( CINCIALLEGRA )

( ΚΑΛΌΓΕΡΟΣ / καλόγερος )


- BAŞTANKARA ile/||/<> BAŞTANKARAGİLLER

( (Parus major) Ötücü-kuşlar (Passeriformes) takımının baştankaragiller (Paridae) familyasından (vbk) bir kuş türü. Sırtı zeytin yeşilidir. Karnı sarı olup ortasında kara bir çizgi bulunur. Kuzey Afrika, Avrupa ve Asyada ormanlarda yaşar. @@ (zooloji) @@ bk. büyük baştankara )

( GREAT TIT | TITS~TITS )

( MÉSANGE CHARBONNIERE | MÉSANGE, GRANDE CHARBONNIÈRE | MÉSANGES~MÉSANGES | PARIDÉS )

( PARUS MAJOR | PARUS~PARUS | PARIDAE )

( KOHLMEISE | MEISEN~MEISEN )

( CINCIALLEGRA~PARIDI )

( ΚΑΛΌΓΕΡΟΣ / καλόγερος~ΠΑΡΊΔΕΣ / παρίδες )


- BAŞTARDA/BASTARDA[İt. < BASTARDA] ile/||/<> FIRKATEYN/FİRKATEYN[Ar. < FİRKATEYN] ile/||/<> GULET/GOELETTE[Fr. < GOÉLETTE] ile/||/<> KRUVAZÖR/CROİSEUR[Fr. < CROISEUR] ile/||/<> KORVET/CORVETTE[Fr. < CORVETTE] ile/||/<> KADIRGA/KADIRGA[Yun. < ]

( Osmanlı donanmasında yer alan kadırga cinsinden bir savaş gemisi )


- BAŞTECHNİCİEN[Tr. < BAŞ + Fr. TECHNICIEN] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞTEKNİSYEN

( Teknisyenlik görevini yürüten en kıdemli ve yetkili teknisyen )


- BASTKREPP[Alm.] ile/||/<> KREP[Fr. < CRÊPE]

( Bıyık sakal kaş yapmak için özel olarak hazırlanmış kıllar )

( CRÊPE )

( BASTKREPP )


- BAŞUCU UZAKLIĞI ile/||/<> BAŞUCU UZAKLIĞI

( Gökyüzünde verilen bir noktaya da bir yıldızın başucu noktasından açısal uzaklığı zenit uzaklığı )

( ZENITH DISTANCE )

( DISTANCE ZÉNITHALE )

( ZENITDISTANZ )


- BASUR | HEMOROİT ile/||/<> HEMOROİT[Fr. < HÉMORROÏDE]

( HÉMORROÏDE )


- BÂSÛR[Ar. çoğ. BEVÂSÎR] ile KANLI BÂSÛR/İSHAL/DİZANTERİ[Fr. < Yun.]

( Kalınbağırsakta ve makadın etrafındaki siyah kan damarlarının şişmesinden ve bazen iltihaplanmasından dolayı, makadın içinde ve dışında oluşan memeler yüzünden makattan kan ya da irin gelmesi. İLE Ağrılı ve kanlı ishalle beliren, bağırsakta yaralara yol açan, bulaşıcı, salgın sayrılık. )


- BAŞYÖNETMEN/BAŞREJİSÖR[Tr. < BAŞ + Fr. RÉGISSEUR] ile/||/<> YÖNETMEN/REJİSÖR[Fr. < RÉGISSEUR]


- BATAKLIK ARDICI ile/||/<> BATAKLIK ARDICI

( Acrocephalus palustris Ötücükuşlar Passeriformes takımının öteğengiller Sylviidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 14 cm Sırtı kirli sarıkahverengi karnı açık pas sarısıdır Avrupa ve Ön Asyanın bataklık ve söğütlük bölgelerinde yaşar çalı kamışçını )

( MARSH WARBLER )

( ROUSSEROLLE VERDEROLLE )

( SUMPFROHRSÂNGER )


- BATAKLIK BAYKUŞU ile/||/<> BATAKLIK BAYKUŞU

( Asio flammeus Gökkuzgunumsular Coraciiformes takımının baykuşgiller Strigidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 32 cm Sırt tüyleri pas sarısı olup kara çizgilidir Avrupa Asya ve Amerikada bataklıklarda yaşar zooloji kır baykuşu )

( SHORT-EARED OWL | LITTLE OWL )

( HIBOU BRACHYOTE | CHOUETTE CHEVÊCHE )

( SUMPFOHRREULE | STEINKAUZ )

( ASIE FLAMMEUS | ATHENE NOCTUA )

( GUFO DI PALUDE )

( ΒΑΛΤΌΜΠΟΥΦΟΣ / βαλτόμπουφος )


- BATAKLIK BAYKUŞU ile/||/<> KUKUMAV

( (Asio flammeus) Gök-kuzgunumsular (Coraciiformes) takımının baykuşgiller (Strigidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 32 cm. Sırt tüyleri pas sarısı olup kara çizgilidir. Avrupa, Asya ve Amerikada bataklıklarda yaşar. @@ (zooloji) @@ bk. kır baykuşu )

( SHORT-EARED OWL | LITTLE OWL~LITTLE OWL | LITTLE OWE )

( HIBOU BRACHYOTE | CHOUETTE CHEVÊCHE~CHOUETTE CHEVÊCHE | CHOUETTE CHÉVÉCH )

( ASIE FLAMMEUS | ATHENE NOCTUA~ATHENE NOCTUA )

( SUMPFOHRREULE | STEINKAUZ~STEINKAUZ )

( GUFO DI PALUDE~CIVETTA )

( ΒΑΛΤΌΜΠΟΥΦΟΣ / βαλτόμπουφος~ΚΟΥΚΟΥΒΆΓΙΑ / κουκουβάγια )


- BATAKLIK ÇULLUĞU ile/||/<> BATAKLIK ÇULLUĞU

( Gallinago gallinago Yağmurkuşları Charadriiformes takımının çullukgiller Scolopacidae familyasmdan bir kuş türü Uzunluğu 29 cm Kuzey Avrupa ve Asyada yaşar zooloji Yağmur kuşları Charadriiformes takımının çullukgiller Scolopacidae familyasından 29 cm kadar uzunlukta Kuzey Avrupa ve Asyada yaşayan bir tür )

( SNIPE )

( BÉCASSINE DES MARAIS )

( SUMPFSCHNEPFE )

( GALLINAGO GALLINAGO )


- BATAKLIK KIRLANGICI ile/||/<> BATAKLIK KIRLANGICI

( Glareola pratincola Yağmurkuşları Charadriiformes takımının bataklıkkırlangıcıgiller Glareolidae familyasıdan bir kuş türü Uzunluğu 26 cm Güney Avrupa ve Kuzey Afrikadan Tyanşan dağlarına kadar olan bölgede bataklık kenarlarında yaşar Göçücüdür Yağmur kuşları Charadriiformes takımının bataklık kırlangıcıgiller Glareolidae familyasından 26 cm kadar uzunlukta Güney Avrupa ve Kuzey Afrikadan Tiyenşan dağlarına kadar olan bölgede bataklık kenarlarında yaşayan göçmen bir tür )

( PRATINCOLE )

( GLARÉOLE DES PRAIRIES )

( BRACHSCHWALBE, | BRACHSCHWALBE )

( GLAREOLA PRATINCOLA )


- BATARYA[Osm.] / BATTERY, CELL[İng.] / BATTERIE, PILE[Fr.] / BATTERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BATARYA, PİL


- BATCH PROCESS[İng.] / PROCESSUS INTERMITTENT[Fr.] ile/değil/yerine/= KESİKLİ İŞLEM


- BATEMAN EQUATIONS[İng.] / ÉQUATIONS DE BATEMAN[Fr.] / BATEMAN-GLEICHUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BATEMAN DENKLEMLERİ


- BATERİ[Fr. < BATTERIE] ile/değil/yerine/= DAVUL

( Orkestrada vurmalı çalgı takımı, davul. )


- BATERİST[Fr. < BATTERISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> BATERİCİ


- BATHOMETER, BATHYMETER/DEEPENING[İng.] ile/değil/yerine/= BATHYMÈTRE, BATHOMÈTRE/APPROFONDISSEMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= VERTIEFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DERINLIK

( Sinema/TV. 1. Bir görüntünün, çekimin, görünçlüğün seyircide uyandırdığı üçboyutluluk duygusu. 2. Derinlemesine görüntü düzenlemesinin yol açtığı üçboyutluluk duygusu. 3. Değişik ses kaynaklarının uzay içinde yerleştirilmesinden doğan üçboyutluluk duygusu. @@ Bir gözlemcinin gözlemlerinde ulaştığı en alt düzey ya da bir gözlem aracının araştırdığı konuların kökeni. @@ (coğrafya, matematik) )


- BATHYAL[Fr. < BATHYAL] ile/değil/yerine/=/||/<> BATYAL

( Okyanus ya da denizin derinliği metre arasında olan kısımları batiyal )


- BATHYAL[İng.] ile/||/<> BATİYAL[Fr. < BATHYAL]

( 20004000 m arasındaki bir derinlikteki deniz zemininde yaşayan ya da bu bölgeye ait olan )

( BATHYAL )

( BATHYAL )


- BATHYMETRY[İng.] ile/||/<> BATİMETRİ[Fr. < BATHYMÉTRIE]

( Bir su kütlesinde derinlik ölçümü )

( BATHYMETRY )

( BATHYMÉTRIE )


- BATHYSCAPHE[Fr. < BATHYSCAPHE] ile/değil/yerine/=/||/<> BATİSKAF

( Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanılan araç )


- BATHYSPHERE[Fr. < BATHYSPHÈRE] ile/değil/yerine/=/||/<> BATİSFER

( Su üstü araçlarına çelik kablo ile bağlanmış negatif yüzebilirliği bulunan dalış küresi )


- BATI/LI(coğrafya) = KEDİN, KURIYAKI = WEST/ERN[İng.] = OUEST, OCCIDENT/AL[Fr.] = DER WESTEN/WESTLICH[Alm.] = OCCIDENTE/OCCIDENTAL(E)[İt., İsp.] = OCCIDENS/OCCIDENTEM[Lat.] = HE DÜZIS/PROS HELION DÜZIN[Yun.] = el-ĞARB/ĞARBÎ[Ar.] = BÂKHTER/Î[Fars.] = HET WESTEN/WESTELIJK[Felm.]


- BATI/LI(uygarlık) = GARB/Î = OCCIDENT/AL[İng., Fr.] = DAS ABENDLAND/ABENDLÄNDISCH[Alm.] = OCCIDENTE/OCCIDENTAL(E)[İt., İsp.] = VESPER, OCCIDENS, TERRÆ OCCIDENTEM VERSUS SITÆ[Lat.] = HE PROS HELIOU DÜSMAS[Yun.] = el-MAĞRİB[Ar.] = GARBÎ[Fars.] = HET AVONDLAND/S[Felm.]


- BATİK[Fr. < BATIK] ile/değil/yerine/=/||/<> BATİK

( Kumaş deri ya da kâğıt süslemede kullanılan bir yöntem Bu yöntemle hazırlanmış kumaş Bu kumaştan yapılan giysi )


- BATİK ile/||/<> İKAT

( Ak kumaş üzerine çizilen bezeğin boyanacak bölümlerinin boş bırakılması boyanmayacak bölümlerininse eritilmiş balmumuyla kapatılmasıyla Cavada Hindistanda Malezyada uygulanan basma ve ipekli kumaşları boyama tekniği a ikat Süsleme Bez üzerinde süs yapma tekniği Süslenecek bez üzerine bezeme çizimi yapılır Boyanmayacak bölümler çizime göre balmumu ile kapatılır Boyanacak yerler açık bırakılır Bez boyanmak üzere kumaş boyasının içine atılır )

( BATIK )

( ABDECKVERFAHREN )


- BATİMETRE, BATOMETRE ile/||/<> BATHOMETER, BATHYMETER[İng.] ile/||/<> BATHYMÈTRE, BATHOMÈTRE[Fr.] ile/||/<> DERİNLİKÖLÇER

( denizcilik Denizlerin derinliklerini ölçme işinde kullanılan aygıt )

( BATHOMETER, BATHYMETER )

( BATHYMÈTRE, BATHOMÈTRE )


- BATİMETRE[Fr. < BATHYMÈTRE] ile/değil/yerine/= DERİNLİKÖLÇER


- BATİMETRE[Fr. < BATHYMÈTRE] ile/değil/yerine/=/||/<> DERİNLİKÖLÇER


- BATİMETRİ[Fr. < BATHYMÉTRIE] ile/değil/yerine/= DERİNLİK ÖLÇÜMÜ


- BATİMETRİ[Fr. < BATHYMÉTRIE] ile/değil/yerine/=/||/<> DERİNLİK ÖLÇÜMÜ


- BATIN | BATNÎ ile/||/<> KARIN

( Gövdenin kaburga alt kenarlarından kasıklara kadar olan ön bölgesi karşılık abdomen 1 Omurgalı hayvanlarda vücudun sindirim organını içine alan bölgesi 2 Eklembacaklı hayvanlarda ve bazı kurtlarda vücudun ard bölgesi karşılık ventral venter karın Bir hayvanın ya da onun bir parçasının alt yüzeyi Durağan dalgaların en büyük genlikte kesimi biyoloji botanik botanik fizik biyoloji 1 Omurgalı hayvanlarda vücudun sindirim organını içine alan memelilerde göğüsten bir diyafram ile ayrılmış bölgesi 2 Eklem bacaklı hayvanlarda ve bazı poliket solucanlarda vücudun arka bölgesi 3 Tunikatlarda mide ve bağırsağı kapsayan bölge Abdomen 1 Omurgalı canlılarda vucudun sindirim kanalını içine alan memelilerde ise göğüsten bir diyaframla ayrılmış bölgesi 2 Eklem bacaklılarda ve bazı poliketlerde vücudun arka bölgesi abdomen anat Sindirim organları karaciğer ve böbreklerin içinde bulunduğu ve göğüs boşluğundan bir diyaframla ayrılan vücut boşluğu abdomen Az garın garın mide karın göbek döl yatağı rahim karın karın karın karın karın karın korin Alt Tel Koy Kaça Küer karın Şorcada mide anlamında karnı da kullanılır xırın xırın Tof hırım xarın xırăm Çuvaşçada sondaki n yerine m geçtiği göze çarpıyor Çuvaşçada buna benzer birtakım örnekler geçer Bu yolda daha çok bilgi almak için kurşun Eski Türkçeden başlayarak kullanılır karın Orta Türkçede karın biçimi geçer Eski Kıpçakçada da karın olarak kullanılır Kökünü bilmiyoruz Némethe göre Berzeviczy Arm 86 Csoma Arm 88 Sümerce agarin döl yatağı biçimiyle birleştirilmesi yanlıştır Ligeti NyK 49 235 Moğolca qarbisun uterus qarbing biçimleri yanında Türkçe karın sözünü de saymıştır Şçerbak GrOJaTT 108 karının karı kökünden geldiğini ortaya atmıştır Egorov ÊS 314 Şçerbakın açıklamasını vermekle yetinmiştir Doerfer TMEN 652 karını burun taban bıkın erin boyun gibi n ekiyle yapılmış türevler arasında saymıştır Joki LwSS 166167 Radloffa uyarak karın biçimiyle diyalektlerde bağırsak göden olarak kullanılan karta arasında yakınlıktan söz etmiştir Zajączkowski Sufiksy 79 Räsänen V 238a Clauson ED 661a Boeve göre BEz 15 11 Bulgarca korem eski Bulgarların dilinden kalma bir biçimdir )

( BELLY | VENTRAL | ANTINODE | ABDOMEN )

( VENTRE | VENTRAL | ABDOMEN | ABDOMINAL )

( BAUCH | VENTRAL | SCHWINGUNGSBAUCH )

( ABDOMEN | VENTER | ABDOMEN: KARIN )

( GARIN[Az.]~GARIN[Tkm.]~KARIN[Tatk.]~KARIN[Bşk.]~KARIN[Nog.]~KARIN[Kzk.]~KARIN[Kklp.]~KARIN[Krg.]~KORIN[Özb.]~XIRIN[Hak.]~XIRIN[Tuv.]~XARIN[Yak.]~XIRĂM[Çuv.] )


- BÂTINÎ/LİK = ESOTERIC/ISM[İng.] = ÉSOTÉRIQUE/ÉSOTÉRISME[Fr.] = ESOTERISCH/ESOTERISMUS[Alm.] = ESOTERISMO[İt., İsp.] = ESOTERICUS[Lat.] = ESOTERIKOS[Yun.] = BÂTİNİ/YYE, SİRRİ/YYE[Ar.] = BÂTİNÎ/GERÎ[Fars.] = ESOTERISCH/ESOTERISME[Felm.]


- BATİSFER/BATHYSPHERE[Fr. < BATHYSPHÈRE] ile/||/<> BATİSKAF/BATHYSCAPHE[Fr. < BATHYSCAPHE]

( Su üstü araçlarına çelik kablo ile bağlanmış negatif yüzebilirliği bulunan dalış küresi )


- BATİYAL[Fr. < BATHYAL] ile/değil/yerine/=/||/<> BATYAL


- BATİYE | KUPA ile/||/<> KUPA

( Bir takımyıldızın adı astronomi )

( CRATER, CRT )

( CPUPE | COUPE )

( BECHER )

( CRATER )


- BATON SALE[Fr. < BÂTON SALÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> BATONSALE

( Tuzlu hamurdan yapılan ince uzun çubuk )


- BATON[Fr. < BÂTON] ile/değil/yerine/=/||/<> BATON

( Kayakta dengeyi ya da hızı sağlamak beyzbol hokey kriket gibi sporlarda itmek ya da vurmak amacıyla kullanılan sopa )


- BATTERIE DE NICKEL-CADMIUM[Fr.] ile/değil/yerine/= NİKEL KADMİYUM BATARYA


- BATTERIE PHOTOJOINTE[Fr.] ile/değil/yerine/= FOTOELEMAN BATARYA


- BATTERİE[Fr. < BATTERIE] ile/değil/yerine/=/||/<> BATERİ

( Orkestrada vurmalı çalgılar topluluğu davul )


- BATTERY ACID[İng.] / ACID POUR ACCUMULATEUR[Fr.] / AKKÜMÜLATORENSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= AKÜ ASİDİ


- BATTEUSE[Fr. < BATTEUSE] ile/değil/yerine/=/||/<> PATOZ

( Olgunlaşmış buğday nohut fındık vb nin tanelerini mekanik yöntemlerle sap ya da kabuğundan ayrıştıran harman makinesi )


- BATYAL/BATHYAL[Fr. < BATHYAL] ile/||/<> ABİS/ABYSSE[Fr. < ABYSSE]

( Okyanus ya da denizin derinliği metre arasında olan kısımları batiyal )


- BAUDOUIN REACTION[İng.] / RÉACTION DE BAUDOUIN[Fr.] / BAUDOVIN-REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= BAUDOUİN TEPKİMESİ


- BAUMÉ SCALE[İng.] / ÉCHELLE BAUMÉ[Fr.] / BAUMÉ-SKALA[Alm.] ile/değil/yerine/= BOME DERECESİ


- BAUZE | SİVRİSİNEK ile/||/<> SİVRİSİNEK ile/||/<> SITMA SİVRİSİNEĞİ

( Sivrisinekler familyasına bağlı sinek türlerinin ortak adı a sıtma sivrisineği ev sivrisineği Culicidae ailesinde yer alan birçoğu insan ve hayvanlardan kan emen birçok hastalığa vektörlük yapan kimileri zehirli tatarcık sineklerine benzeyen sinekler sıtma sivrisineği Bunların larvaları sularda yaşamakta olup erişkinleri karakteristik damar düzenine ve uzun bir hortuma sahip birçok türü tıbbi öneme sahiptir Culicidae ailesinde yaklaşık 3500 tür bulunmaktadır En önemli cinsler Anophelinae ve Culicinae alt ailesinde bulunan Anopheles Culex Mansonia ve Aedes cinsleridir Sivrisinekler birçok bakteriyel ve viral hastalığın özellikle sıtma hastalığının vektörü olarak bilinmektedirler Konduğu yüzeye eğik olarak duran ve dişileriyle sıtma bulaştıran uçuşu vızıltısız sivrisinek Ortak özellikler gösteren soydaşı birçok sivrisinek türü daha vardır karşılık anofel Anopheles maculipennis Böcekler İnsecta sınıfının ikikanatlılar Diptera takımına giren bir eklembacaklı türü İnce uzun vücutlu ve dar kanatlıdır Dişisi sıtma asılağını insandan insana taşır Lârvaları su yüzeyinde yatay olarak erginleri bulundukları yere dikey olarak durur zooloji Böcekler Insecta sınıfının iki kanatlılar Diptera takımından ince uzun vücutlu ve dar kanatlı dişisi sıtma asalağını insandan insana taşıyan larvaları su yüzeyinde yatay olarak erginleri bulundukları yere dikey olarak duran bir eklem bacaklı türü Anofel Sivrisinek )

( MOSQUITO )

( MOUSTIQUE )

( MÜCKE )


- BAY[İng.] ile/||/<> TRAVÉE[Fr.] ile/||/<> JOCH[Alm.] ile/||/<> KEMER GÖZÜ

( Mimarlık Kemerle ayakları arasındaki boşluk )

( BAY )

( TRAVÉE )

( JOCH )


- BAYAĞI ile/||/<> BAYAĞILIK

( Anlam özelliği ve sanat değeri olmayan söz, düşünce ve anlatış. )

( VULGAR~VULGARITY )

( BANAL~VULGARITÉ )

( VULGARIS~... )

( GEWÖHNLICH~GEWÖHNLICHKEIT )

( VOLGARE~VOLGARITÀ )

( ΧΥΔΑΊΟΣ / χυδαίος~ΧΥΔΑΙΌΤΗΤΑ / χυδαιότητα )


- BAYER PROCESS[İng.] / PROCÉDÉ DE BAYER[Fr.] / BAYER-VERFAHREN[Alm.] ile/değil/yerine/= BAYER İŞLEMİ


- BAYİ | SATICI ile/||/<> SATICI

( Bir nesneyi satan ya da adına satış yapılan kişi Mal ve hizmet satan gerçek ya da tüzel kişi satıcı )

( VENDOR | VENDOR, SELLER | RESELLER | SALE )

( VENDEUR | VENTE )

( VERKÄUFER )

( VENDITOR )

( VENDITORE )

( ΠΩΛΗΤΉΣ / πωλητής )


- BAYİ | SATICI ile/||/<> SATIŞ

( Bir nesneyi satan ya da adına satış yapılan kişi. @@ Mal ve hizmet satan gerçek ya da tüzel kişi. @@ @@ @@bk. satıcı )

( VENDOR | VENDOR, SELLER | RESELLER | SALE~SALE )

( VENDEUR | VENTE~VENTE )

( VENDITOR~VENDITIO )

( VERKÄUFER~VERKAUF )

( VENDITORE~VENDITA )

( ΠΩΛΗΤΉΣ / πωλητής~ΠΏΛΗΣΗ / πώληση )


- BAYKUŞGİLLER ile/||/<> BAYKUŞGİLLER

( Strigidae strix baykuş Omurgalı hayvanlardan kuşlar Aves sınıfının gökkuzgunumsular Coraciiformes takımının geceyırtıcıları Striges alttakımının bir familyası Büyüklükleri çeşitli olan gece kuşlarıdır Alaca baykuş Strix aluca cücebaykuş Otus scops puhu kuşu Bubo bubo kulaklı orman baykuşu Asio otus bataklık baykuşu flammeus kukumav Athene noctua iyi bilinen türleridir zooloji Kuşlar Aves sınıfının gökkuzgunumsular Coraciiformes takımının gece yırtıcıları Striges alt takımından gece faal olan alaca baykuş Strix aluca cüce baykuş Otus scops puhu kuşu Bubo bubo kulaklı orman baykuşu Asio otus bataklık baykuşu A flammeus kukumav Athene noctua türleri iyi bilinen bir familya )

( OWLS )

( HIBOUS | HIBOUX, STRIGIDÉS )

( SCHLEIERKÂUZE | SCHLEIERKÄUZE )

( STRIX | STRIGIDAE | STRIGIDAE, STRIX: BAYKUŞ )


- BAYRAM ile POTLAÇ[Fr. < POTLATCH < K. Amerika yerli dilinden]

( ... İLE Amerikan yerlilerinin birbirine armağanlar verdikleri dinsel bayram. )


- BAYT | BİNER | ÇİFT | MULTİPLET | İKLÎLÎ | BAYT ile/||/<> BAYT ile/||/<> ÇOKLU ile/||/<> İKİLİ

( Bir birim olarak işlem gören genellikle sözcükten daha kısa özellikle 8 öğeden oluşan ikili damga dizgisi çoklu sekizli Sekiz ikili öğeden oluşan çoklu bayt II 2 3 4 5 6 7 8 ya da n ikilden ya da İkili öğeden oluşan veri birimi Bir birim olarak işlem gören genellikle sözcükten daha kısa ikili damga dizgisi ikili II üçlü dörtlü beşli altılı yedili sekizli Çok yanaşık çizgilerden oluşan izge çizgisi 1 Birden fazla unsurdan oluşan birçok kısımlar gösteren 2 Birden fazla organı etkileyen değişik organlarda aynı anda oluşan I 0 ya da 1 gibi iki değer alabilen bir nesne ya da kavramın bu niteliği örn ikili sayı II İki ikilden eşdeyişle iki ikili öğeden oluşan çoklu İki öğeden oluşan küme ya da iki öğe Sıralanmış ya da sıralanmamış ikili İkili alaşımlar gibi iki birleşenden oluşan biyoloji çiftli )

( BYTE )

( MULTIPLET )


- BAZ | KAİDE | MADDEİ ASLİYE | TABAN ile/||/<> TABAN ile/||/<> TABAN[Ar. < ṬABʿAN]

( Sinema TV 1 Üzerine duyarkatı oluşturan kimyasal özdek sürülmüş selüloit kuşak 2 Mıknatıslı kuşak ve mıknatıslı görüntü kuşağında üzerine demir oksit sıvanan asetat polivinilklorit ya da polyesterden kuşak 1 Genellikle kullanılan bilimsel sayılama dizgesinde bir üst ile gücü alınan sayı örn 2 7x6 25 1 5 42 1875 deyimindeki 6 25 sayısı 2Yerdeğişir bir bilgisayar izlencesinde gerçek adresleri bulmak için göreli adreslere eklenmesi gereken değer 49 Bir üçgenin taban ı onun üzerinde durduğu düşünülen kenarlarından herhangi biridir Şekil 27 Şekil 28 1 Verilen bir uzambiçim için üzerine dik olarak bir yükselti çizilen ya da çizildiği varsayılan kıyı ya da yüz Örnek koni tabanı yuvak tabanı 2 hamel tabanı dikey taban doğruuzaysı tabanı eşlek tabanı ilinge tabanı sayıtlama tabanı süzgeç tabanı tersüstel taban üstel islav tabanı Mimarlık 1 Kapalı bir yerin üzerinde gezinilen yüzeyi 2 Sütunların üzerine oturan taş kirişlerin alt yüzeyi 1 Sabanla çekilen sürülmüş tarlaların yüzeyini düzenlemek amacıyla kullanılan ağaç Adalıkuzu Güdül Ankara 2 tabak 1 Başlangıç ya da temel sayılan yer ya da nesne 2 Transistorun salgıcı ile toplacını ayıran kesimi geometride dayanak cebirde baz matematik Dekorda oyun gereği kullanılan taban 1 Taban dilbilim bakımından yapılacak açıklamalar için ele alınan kök KÖK TABAN B radicale ya da gövde GÖVDE TABAN B suffixale den ibaret kelime parçasına denir Tabanlarda dışarı ile taşrada ve çağırmak ile çığırmakta görüldüğü gibi bazen açınık almağımı bulunur bu gibi tabanlara ALMAŞIMLI TABAN B dalternance adı verilir Avrupa dili gramerinde tabanlar TEK HECELİ Monosyllabe İKİ HECELİ Disyllabe ve ÇOK HECELİ Polysyllabe diye ayrılır 2 Sâmi dillerinde kelimelerin kökü durumunda olan iki ya da üç abanığa da taban adı verilir İkili ve üçlü kök Kelime kök ve gövdelerinin çekim eki almamış yalın durumu taş işçi bilgili terbiye ciltle ayakkabı aktualite plânlama vb gövde temel )

( 1. BASE, SUPPORT, BACKING, FILM BASE, EMULSION SUPPORT (CARRIER), 2. TAPE BASE | BASE | BASE, BASIS | FLOOR, FOOT WALL | GROUND-ROW | BASIS, BASE )

( BASE, SUPPORT | BASE | SOL, TERRAIN | MUR | TERRAIN )

( 1. SCHICHTTRÄGER, TRÄGER, FILMTRÄGER, 2. SCHICHTTRÄGER, TRÄGER, MAGNETBANDSCHICHTTRÄGER | BASIS | BODEN, GRUND | GRUNDFLÄCHE, BASE | LIEGENDES, SOHLE | TERRAIN | BASIS, GRUNDLAGE )

( BASIS )


- BÂZ[Fars.] ile BÂZ[Fars.] ile -BÂZ[Fars.] ile BAZ[Fr./İng. < BASE]

( Bir kulaç boyu. | Karış. İLE Doğan. Yırtıcı kuş. | Açık. | Ayırma. Temyiz etme. | İniş. İLE Yeniden, tekrar oynatan, oynayan, geri ve arka tarafa doğru ... gibi anlamlara gelir. [Sözcüğün sonuna ya da baş tarafına getirilerek kullanılan bir "ek"tir.] İLE Temel. | Bir asitle birleştiğinde bir tuz oluşturan nesne. )


- BAZ[İng./Fr. < BASE]/ALKALİ[Fr. < ALCALI] ile/değil/yerine/= TABAN | ACIT


- BAZ/BASE[Fr. < BASE] ile/||/<> BAZAL/BASAL[Fr. < BASAL] ile/||/<> BAZİK/BASİQUE[Fr. < BASIQUE]

( baz losyon baz morfin baz yük temel Bir asitle birleştiğinde bir tuz oluşturan madde )


- BAZA[İt. < BASE] ile SOMYA[Fr. < Yun.]

( ... İLE Şilteyi taşımaya ve ona esneklik vermeye yarayan, yaylarla donatılmış kerevet. )


- BAZA/BASE[İt. < BASE] ile/||/<> KARYOLA/CARRİOLA[İt. < CARRIOLA] ile/||/<> RANZA/RANCİO[İt. < RANCIO] ile/||/<> SOMYA/SOMMİER[Fr. < SOMMIER]

( Mobilyanın uzunluğunca konulan dar ayak Dolap gövdesinin zemine düzgün oturmasına yarayan çerçeve şeklindeki kaide Yatağın yerden yüksek olmasını sağlayan ya da sandık olarak kullanılan boş bölmesi )


- BAZALT ile/||/<> BAZALT[Fr. < BASALTE]

( Yüzey kayaçlarının özüt grubu Ancak mikroskopla cinslerine ayrılabilir Temel yapıcıları özütsel plajioklaslar ve koyu renkli minerallerdir jeoloji )

( BASALT )

( BASALTE )

( BASALT )


- BAZİDİY-ÜL-BÜZUR | BAZİDİYOSPOR ile/||/<> BAZİDİYOSPOR[Fr. < BASIDIOSPORE]

( botanik Basidiomicetes sınıfında görülen mayoz bölünmeyi takiben bazidyum denen özel hücre üzerinde oluşmuş dört adet eşeyli spor )

( BASIDIOSPOR )

( BASIDIOSPORE )


- BAZİDİYOSPOR[Fr. < BASIDIOSPORE] ile/değil/yerine/= BAZİTLİ MANTARLARIN SPORLARI


- BAZİDİYOSPOR/BASİDİOSPORE[Fr. < BASIDIOSPORE] ile/||/<> ASKOSPOR/ASCOSPORE[Fr. < ASCOSPORE] ile/||/<> SPOR/SPORE[Fr. < SPORE] ile/||/<> ZOOSPOR/ZOOSPOR[Fr. < ZOOSPOR]

( Bazitli mantarların sporları )


- BAZİK ile/||/<> ALKALINE[İng.] ile/||/<> BASIQUE[Fr.] ile/||/<> BASISCH[Alm.] ile/||/<> BAZLI

( Sudaki çözeltilerinde hidroksil yükünü OH veren bileşikler ve bunların çözeltilerinin genel özelliği )

( ALKALINE )

( BASIQUE )

( BASISCH )


- BAZİLİKA ile/||/<> BAZİLİKA[İt. < BASILICA]

( Mimarlık basileus kral 1 Kral sarayı 2 Dikdörtgen biçiminde sonunda bir çıkıntısı olan Roma mahkemesi 3 İçi iki sıra sütunla ortadaki yüksek yanlardakiler daha alçak olan üç şahına ayrılmış dikdörtgen biçiminde kilise anat Şahane yüce Heykel Hıristiyan tapınağı a bazilika tapınak megaron R ἐκκλησιἀ Gr ἐκκλησία Latince ecclesia yoluyla belli başlı Yeni Latin dillerine de geçmiştir iglesia église İtal chiesa İngilizce ecclesia biçimi de Latinceden kalma bir alıntıdır )

( BASILIC | BASILICA )

( BASILIQUE | ÉGLISE )

( BASILIKA )

( BASILICA )

( BASILICA | CHIESA )

( ἘΚΚΛΗΣΙἈ / ἐκκλησιἀ )


- BAZİT/BASİDE[Fr. < BASIDE] ile/||/<> ASK/ASQUE[Fr. < ASQUE]

( Bazit mantarların üreme organı )


- BAZLAMA ile/||/<> BEZDİRME

( [bazı (II), bazırma, bezdirme, bezdürme, bezirme] : Yufka. (Esnemez -Eskişehir; Karacaviran *Seydişehir -Konya) [bazı (II)] : (Gümüşdere -Bilecik) [bazırma] : (*Çine -Aydın) [bezdirme] : (Kamanlar *Güdül -Ankara) [bezdürme] : (Adalıkuzu *Güdül -Ankara) [bezirme] : (*Çine -Aydın) @@ Yerel ağızlarda pazlama, bezleme gibi birtakım biçimler de kullanılır. < *bazı ~ pazı 'hamur yumağı, yufka' + -lama . bk. pazı3. Yapı açısından 'bazlama' olarak kullanılan şipleme'ye benzer (<: şip 'yufka'). )

( ...~WEARING DOWN )

( ...~USURE MORALE )

( ...~ZERMÜRBUNG )

( ...~SFIBRAMENTO )

( ...~ΕΞΟΥΘΈΝΩΣΗ / εξουθένωση )


- BAZOFİL ile/||/<> BAZOFİL[Fr. < BASOPHILE]

( Basis baz Philein sevmek Baz seven bazik boyalara karşı bir çekimi olan basis baz philein sevmek Bazseven bazik boyalara karşı bir çekimi olan 1 Bazik boyalarla kolayca boyanan herhangi bir hücre 2 Sitoplazmasında bazik boya alan granüllere sahip lökosit cinsi 3 Hipofiz ön lobunda bulunan bir hücre cinsi 1 Çapları insanda 810 mikron hayvanlarda 1018 mikron arasında değişen bazik boyalarla mor renge boyanan granüllere sahip yüzeyinde IgE için özel almaçlar bulunan mast hücreleri gibi heparin histamin ve az miktarda bradikinin ve serotonin salan alerjik ve paraziter hastalıklarla uzun süren kronik yangılarda sayıları artan sayıca en az olan granüllü akyuvar tipi 2 Hipofiz bezinin ön lobunda bazı hormonların salındığı ve bazik boyalarla boyanan hücreler )

( BASOPHIL )

( BASOPHIL | BASOPHILE )

( BASOPHIL )


- BAZOFOBİ/BASOPHOBİE[Fr. < BASOPHOBIE] ile/||/<> KLOSTROFOBİK/CLAUSTROPHBİQUE[Fr. < CLAUSTROPHBIQUE]

( Sinirsel ya da ruhsal bozukluktan ileri gelen yürüyememe hastalığı Yürürken düşme korkusu )


- BAZOOKA[Fr. < BAZOOKA] ile/değil/yerine/=/||/<> BAZUKA

( Öz itmeli mermi atan genellikle zırhlı araçlara karşı yakın savaş sırasında kullanılan hafif silah roketatar )


- BEAUFORT SCALE[İng.] / ÉCHELLE DE BEAUFORT[Fr.] / BEAUFORTSKALA[Alm.] ile/değil/yerine/= BEAUFORT ÖLÇEĞİ


- BEBEK ile/||/<> BEBEK

( T K O Anadoluda ilkel bir kukla oyununa verilen ad Henüz süt emme çağında bulunan çocuk genellikle bir yaşından daha küçük olan çocuğa verilen ad Anadoluda kukla oyununa verilen ad )

( BABY )

( BÉBÉ )


- BEBEKLERDE:
GAZ ile REFLÜ ile KOLİK[Fr. < COLIQUE]


- BEBERUHİ[TR. < BEBE + AR. < RŪHÎ] ile/||/<> CÜCE

( (Kar.): Mahallenin budalasıdır. Cüce ve kamburdur. On Altı Karış da derler. Zenginler tarafından korunur. Ama kimse tarafından sevilmez. Orta oyunundaki maskara'nın ya da cücenin benzeridir. @@ Türk gölge oyunu'nda kötü huylu cüce tipi. Fiziksel kusuru iç yaşamına vurmuş, herkese sövüp sayan, yaygaracı, yılışık, sulu ve densiz bir tiptir. Çabuk ve duraksız konuşur. Başkalarını, özellikle Karagöz'ü kızdırmaktan hoşlanır. Oradan oraya laf taşıyarak herkesi birbirine düşürür. )

( DWARF~DWARF )

( ...~NAIN )

( ...~ZWERG )

( ...~NANO )

( ...~ΝΆΝΟΣ / νάνος )


- BEC BUNSEN[Fr.] ile/değil/yerine/= BURZEN OCAĞI


- BEC DE CİGOGNE, BEC DE DE HÉRON[Fr.] ile/||/<> DÖNBABA

( botanik )

( BEC DE CIGOGNE, BEC DE DE HÉRON )