Bugün[14 Temmuz 2026]
itibarı ile 29.657 başlık/FaRk ile birlikte,
29.657 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(110/120)


- TERZİ KUŞU ile/||/<> TERZİ KUŞU

( Cisticola cisticola Ötücükuşlar Passeriformes takımının öteğengiller Sylviidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 10 5cm Sırtı ve kanatları karakahverengi karnı sarı olur Avrupa Afrika ve Asyanın sazlık bölgelerinde yaşar Ötücü kuşlar Passeriformes takımının ötleğengiller Sylviidae familyasından 10 5 cm kadar uzunlukta sırtı ve kanatları kara kahverengi karnı sarı Avrupa Afrika ve Asyanın sazlık bölgelerinde yaşayan kendisine çok özel bir yuva yapan bir tür )

( FAN-TAILED WARBLER | FAN TAILED WARBLER )

( CISTICOLE D'EUROPE )

( EUROPÂISCHER ZISTENSÂGER | EUROPÄISCHER ZISTENSÄGER )

( CISTICOLA CISTICOLA )


- TERZİ ile/||/<> DRESSMAKER[İng.] ile/||/<> TAILLEUR, COUTURIÈRE[Fr.] ile/||/<> SCHNEIDERGEHILFER[Alm.] ile/||/<> DİKİŞÇİ

( Tiyatro giysilerini diken işçi )

( DRESSMAKER )

( TAILLEUR, COUTURIÈRE )

( SCHNEIDERGEHILFER )


- TEŞABÜH, HOMOLOJİ | BENZETİ ile/||/<> BENZETİ

( Uzambiçimlerin cebirsel yapılarına ya da başka özelliklerine göre ilingesel bölüklenmesi Resim Heykel Özgünden çıkarılmış benzer yapıt )

( HOMOLOGY )

( HOMOLOGIE | COPIE )

( HOMOLOGIE | NACHHAHMUNG )


- TESADÜF ile/||/<> CHANCE, HAZARD[İng.] ile/||/<> HASARD[Fr.] ile/||/<> ZUFALL[Alm.] ile/||/<> RASTLANTI

( Açıklanamayan beklenilmeyen önceden kestirilemeyen bir olayın ortaya çıkışı )

( CHANCE, HAZARD )

( HASARD )

( ZUFALL )


- TESADÜF ile İSÂBET

( SUDFE ile ... )

( COINCIDENCE vs. HIT )

( HASARD avec ... )


- TESADÜM | ZIDDİYET | ÇATIŞMA ile/||/<> ÇATIŞMA ile/||/<> ÇATIŞMAK

( İki kıvrımlı dağ dizgesinin birbirleriyle kaynaşması 1 Oyun kişileri arasındaki çatışma 2 İç çatışma tinsel olan çatışma Bir kişinin kendi kendiyle olan çatışması 3 Dış çatışma hareketlerle ve sözlerle olan çatışma Karşıt güçlerin ve duyguların çarpışması Uzlaştırılamayan ve birbirine karşıt olan içtepi istek ve eğilimlerin canlıyı aynı zamanda ve yaklaşık güçte etkilemesi Bu durumda canlı karar vermede ve seçme yapmada güçlük çeker 1 Aynı anda ortaya çıkan birbirine karşıt ya da eşit derecede çekici dilek ve isteklerin bireyde yarattığı ruhsal durum 2 Birbirleriyle uyuşmayan dilek istek ya da ereklerin yarışmasından ortaya çıkan üzücü ya da kıvanç vermekten uzak bilinç durumu Görüş ve kanıların aykırılığından doğan karşıtlık coğrafya 1 Olay dizisinin gelişmesinde basamakları ortaya çıkaran kişiler arasındaki iç ve dış çatışmalar 2 Bir oyun kişisinin kendi içindeki bunalımı hiatus ünlü çatışması Kenetlenme )

( MERGING | CONFLICT | TIE TIE )

( RECORDEMENT | CONFLICT | CONFLIT )

( SCHARUNG | KONFLIKT )


- TESAVÎ-İ NAKİZEYN | ÇATIŞKI ile/||/<> ÇATIŞKI ile/||/<> MANTIKSAL ÇATIŞKI

( mantıksal çatışkı Yasaların ya da önermelerin kendi aralarında çelişikliği Kantta Usun kendi içinde zorunlulukla düştüğü çelişmeler Kant dört türlü çatışkı ayırır 1 Sav Evren uzay ve zaman bakımından sonludur karşı sav sonsuzdur 2 Sav Herşeyin kendilerinden kurulduğu son yalın parçalar vardır karşı sav yoktur 3 Sav Evrende özgürlükle olan bir nedensellik vardır karşı sav evrende özgürlük yoktur her şey doğa yasalarına göre olup biter 4 Sav Evrenin nedeni olan zorunlu bir varlık vardır karşı sav böyle bir varlık yoktur Kanta göre bu sorunların savları da karşı savları da aynı kesinlikle tanıtlanabilir Oysa birbirine karşıt olan iki önermenin ikisini de doğru saymakla çelişmeye düşülmüş olunur çatışkı )

( ANTINOMY | CONTRADICTION )

( ANTINOMIE | CONTRADICTION )

( ANTINOMIE | WIDERSPRUCH, KONTRADIKTION )

( CONTRADICTIO )

( ANTINOMIA )

( ΑΝΤΙΝΟΜΊΑ / αντινομία )


- TESAVÎ-İ NAKİZEYN | ÇATIŞKI ile/||/<> ÇELİŞME | MANTIKSAL ÇATIŞKI

( bk. mantıksal çatışkı. @@ Yasaların ya da önermelerin kendi aralarında çelişikliği. (Kant'ta) Usun kendi içinde zorunlulukla düştüğü çelişmeler. // Kant dört türlü çatışkı ayırır: 1. Sav: Evren, uzay ve zaman bakımından sonludur; karşı sav: sonsuzdur. 2. Sav: Herşeyin kendilerinden kurulduğu son, yalın parçalar vardır; karşı sav: yoktur. 3. Sav: Evrende özgürlükle olan bir nedensellik vardır; karşı sav: evrende özgürlük yoktur, her şey doğa yasalarına göre olup biter. 4. Sav: Evrenin nedeni olan zorunlu bir varlık vardır; karşı sav: böyle bir varlık yoktur. Kant'a göre bu sorunların savları da karşı savları da aynı kesinlikle tanıtlanabilir. Oysa birbirine karşıt olan iki önermenin ikisini de doğru saymakla çelişmeye düşülmüş olunur.@@bk. çatışkı )

( ANTINOMY | CONTRADICTION~CONTRADICTION )

( ANTINOMIE | CONTRADICTION~CONTRADICTION )

( CONTRADICTIO~CONTRADICTIO )

( ANTINOMIE | WIDERSPRUCH, KONTRADIKTION~WIDERSPRUCH, KONTRADIKTION | WIDERSPRUCH )

( ANTINOMIA~CONTRADDIZIONE )

( ΑΝΤΙΝΟΜΊΑ / αντινομία~ΑΝΤΊΦΑΣΗ / αντίφαση )


- TESÂVİ-İ TERKİBE MÜTEALLİK | İZOMERİ ile/||/<> İZOMERİ[Fr. < ISOMÉRIE]

( izomerisel kimya kimya )

( ISOMÉRIQUE | ISOMÉRIE )


- TEŞBİH | TAKLİT ETME | BENZEŞME ile/||/<> BENZEŞME ile/||/<> BENZETME ile/||/<> BENZETMEK

( benzetme II 13 Kelime içindeki bir sesin boğumlanma noktası ya da niteliği bakımından yan yana ya da aralıklı duran bir başka sesle benzer ya da eş duruma getirilmesi olayı vardur vardır o bir öbür pantalon pantolon haste hasta çarşanba çarşamba sünbül sümbül vb Benzeşme yan yana bulunan sesler arasında olabildiği gibi komşu sesler arasında da görülür Niteliği bakımından yarı benzeşme tam benzeşme yakın benzeşme uzak benzeşme ilerleyici benzeşme ve gerileyici benzeşme türlerine ayrılır Yarı benzeşme benzeşen sesin benzeştiği sesin niteliklerinden bir ya da ikisine uyum sağlamasıdır penbe pembe sünbül sümbül örneklerindeki diş sesi n yanındaki dudak sesi bnin etkisi altında bir dudak sesi olan mye dönüşmüştür İlerleyici benzeşme de önceki sesin kendinden sonra gelen sesi gerileyici benzeşme de ise sonraki sesin daha önceki sesi kendi boğumlanma noktasına çekme biçiminde bir benzeşme olayı vardır Bu olay yazı dilinde seyrek ağızlarda yaygındır anla anna bunlar bunnar nişanlı nişannı zenginlik zenginnik şemsiye şemşiye defter tefter Hatice Hacce kalmazsa kalmassa tarla talla türlü tüllü olmazsa olmassa yatsı yatsıg yassı yassı namazı gitsin gissin vb Karşıtı benzeşmezlik tir Bir nesneyi bir kavramı imgede canlandırmak için nitelikçe daha üstününe benzetme sanatıdır I Benzetme öğeleri es t erkânı teşbih Benzetmeyi oluşturan dört öğe 1 benzetmelik kendisine benzetilen es t müşebbehün bih Birbirine benzetilen varlıklardan kavramlardan niteliği daha üstün daha güçlü olan 2 benzetilen benzeyen es t müşebbeh Birbirine benzetilen varlıklardan kavramlardan nitelikçe daha güçsüz daha aşağı olan Benzetmede canlandırılmak istenilen nesne kavram 3 benzetme yönü es t vechi şebeh Birbirine benzetilen varlıkların kavramların arasındaki ortak nitelik 4 benzetme ilgeci es t edatı teşbih Sözcükler kavramlar arasında benzetme ilgisi kuran ilgeç ya da ilgeç görevli sözcükler II Benzetme türleri 1 ayrıntılı benzetme tam benzetme es t teşbihi mufassal Dört öğesi de bulunan benzetme Ör Aslan gibi yiğit asker Buna tam benzetme de denir 2 kısa benzetme es t teşbihi muhtasar Benzetme yönü bulunmayan benzetme Ör Mehmet aslan gibidir 3 özetli benzetme es t teşbihi mücmel İlgeci bulunmayan benzetme ör Mehmet yiğitlikte aslandır 4 pekişik benzetme es t teşbih müekket teşbihi beliğ Edatı da benzetme yönü de bulunmayan benzetme Ör Mehmet aslandır 5 yaygın benzetme es t teşbihi temsilî Sözcükler arasında değil anlatım bölümleri arasında olan benzetme Bu bölümler kimi kez karşılıklı birkaç benzetme öğesiyle örülmüş olur yaygın eğretileme 6 sarmaştı benzetme es t teşbihi melfuf Bir tümcedeki dizedeki öğelerle sonraki tümcenin dizenin öğelerine karşılıklı benzeştirme Ör Yar için ağyara minnet ettiğim aybeyleme Bağban bir gül için bin hara hizmetkâr olur 7 ayrımcalı benzetme es t teşbihi mefruk Bir anlatımda art arda sıralanan ve biçimdeş olan ikişer öğeli benzetme Ör Meyhane gülsitandır peymane gülfeşandır Namık Kemal 8 toplamlı benzetme es t teşbihi cemi Benzetmeliği birden çok olan benzetme Ör Dilimle uğradığım derde ben bu âlemde Ne bülbül uğradı ne tutii şeker güftar 9 eşli benzetme es t teşbihi tesviye Benzetilenin birden çok olduğu benzetme Ör Reha bulmak ne mümkin suzişi mihnetten uşşaka Visal ateş firak ateş belâyı intizar ateş Rafet 10 çevrik benzetme es t teşbihi maklup Uyartma amaciyle benzetilenin niteliklerini üstün gösterme 11 beğenilen benzetme es t teşbihi makbul İsteği anlatmaya yeten benzetme 12 beğenilmeyen benzetme es t teşbihi merdut İsteği anlatmaya yetmeyen benzetme 13 benzeşme es t teşabüh tesavi Benzetmelikle benzetilenin nitelikte eşit olması Ör Bilmez oldum sâkiya derdi firakı yar ile Mey midir bu ya sirişki çeşmi giryanım mıdır Baki Söz sanatı terimi Bir şeyin niteliğini her hangi bir bakımdan canlandırmak için onu benzetme edatlarından biri araciyle ya da edatsız olarak bir kelime yahut cümle ile karşılaştırma Kar gibi beyaz bir çarşaf Dalgalar kayalara nasıl çarpıp kırılıyorsa bu emekler de öylece kırılıp yok oluyordu İki gözü iki çeşme Pamuk eller gibi Bir markanın özdeşini yapma )

( ASSIMILATION )

( ASSIMILATION )

( ANGLEICHUNG, ASSIMILATION )


- TEŞBİH[Osm.] / SIMULATION[İng.] / SIMULATION[Fr.] / SIMULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZETİM


- TESCİL | KAYIT ile/||/<> KAYIT ile/||/<> KAYIT[Ar. < KAYD]

( Gümrükçe kabul edilen bildirgenin defterine kaydedilip üzerine sıra sayısı ve gününün yazılarak damgalanması Bir bilgiyi saklayabilmek ereğiyle deftere kâğıda ya da fişe geçirme 1 Doğrama kapıların ortak kısmında birbirine dik ve kalın çıtalar Aksaray Niğde 2 Pencere çerçevesi Dereyazıcı Alaca Çorum Reviden önceki ses de iki uyaklı kelimede aynı olursa bu sese KAYIT ve böyle olan uyaklara KAYITLI UYAK denir )

( REGISTRATION | RECORD | REGISTRY )

( ENREGISTREMENT )


- TEŞCİR ile/||/<> AFFORESTATION[İng.] ile/||/<> RÈBOISEMENT[Fr.] ile/||/<> AUFFORSTUNGÈ[Alm.] ile/||/<> AĞAÇLANDIRMA

( Türlü nedenlerle yok olmuş eski ormanların eksikliğini gidermek için elverişli yörelerde insan eliyle yeni orman alanları yaratma )

( AFFORESTATION )

( RÈBOISEMENT )

( AUFFORSTUNGÈ )


- TEŞCİR ile/||/<> BOISEMENT[Fr.] ile/||/<> AĞAÇLAMA

( tarım )

( BOISEMENT )


- TEŞEBBÜS (CÜRME) ile/||/<> TENTATIVE[Fr.] ile/||/<> KALKIŞMA

( TENTATIVE )


- TEŞEDDÜD ile/||/<> GEMINATE[İng.] ile/||/<> GEMINATION[Fr.] ile/||/<> GEMINATION[Alm.] ile/||/<> ÜNSÜZ İKİZLEŞMESİ

( İç seste iki ünlü arasında bulunan ve vurguyu üzerinde bulunduran ikinci hece başındaki ünsüzlerin açık ve zayıf boğumlanmalı ilk hece ünlülerinin etkisi altında kendi hece sınırlarını aşacak bir yoğunlukla boğumlanmaları sonucunda söz konusu ünsüzdeki tekrarlanmayı gösteren ses olayı aşağı aşşağı aman amman azık azzıh ışık ışşıh ısır ıssır kaşık gaşşıh küçük güççük döşek döşşek vb Bu olay sonunda açık ilk heceler zayıflıktan kurtulmakta ve birer kapalı heceye dönüşmektedir )

( GEMINATE )

( GEMINATION )

( GEMINATION )


- TEŞEHHÜP | AKKORLUK ile/||/<> AKKORLUK

( Sinema TV Yüksek derecede ısıtılan nesnelerin ışık saçma özelliği ışık saçan bir nesnenin durumu fizik kimya )

( INCANDESCENCE )

( INCANDESCENCE | INCADESCENCE )

( WEISSGLUT, GLÜHEN )


- TEŞEKKÜL | OLUŞUM ile/||/<> OLUŞUM

( Gökcisimlerinin canlıların doğup biçimlenme süreci 1 Belli bir varlık kazanma oluşma süreci 2 Herhangi bir varlığın zamanla belli bir biçime ve yapı özelliğine kavuşması 3 Kişinin belli bir eğitim sürecinde kazandığı niteliklerin tümüne verilen ad Bir bileşiğin öğelerinden yapılması Ayrıtsal özellikleri bulunan ya da gözlem ve bilgi konusu olan olgusal durum genel uygulayım 1 Biçimlenme süreci katman kütle gökcismi vb 2 Belirli bir yerbilimsel dönemde biçimlenmiş olan katman külte vb İnsan ruhu ve düşüncesinin kültür değerlerine tam bir anlayışla katılabilecek bir biçimde tinsel gelişmesi ve biçimlenmesi İnsanın belli ülkülere ve belli örneklere göre yetişmesi Gerçek oluşum son bulmuş bir şey değil durmadan gelişen canlı bir oluştur Kırılcaların temel yapılarına bağlı olarak büyürken geliştirdikleri biçim oluşma Bir bileşik faz olay biçim ya da ürünün ortaya çıkışı )

( FORMATION | OCCURENCE )

( FORMATION )

( ENSTEHUNG | BILDUNG | SCHICHTENBILDUNG | FORMATION )


- TEŞEKKÜL-İ KABLÎ ile/||/<> PRÉFORMATION[Fr.] ile/||/<> ÖN OLUŞ

( biyoloji )

( PRÉFORMATION )


- TEŞEKKÜL ile/||/<> FORMATION[Fr.] ile/||/<> OLUŞMA

( oluşum oluş jeoloji biyoloji coğrafya )

( FORMATION )


- TEŞEKKÜLÂT ile/||/<> FORMATION[İng.] ile/||/<> FORMATION[Fr.] ile/||/<> FORMATION[Alm.] ile/||/<> OLUŞUK

( Bir kayaç katman litostratigrafi birimi belli bir ya da birkaç kayaç cinsinin egemen olması ya da yapılışında göze çarpan özelliğiyle altından ve üstünden ayırt edilebilen oluşum )

( FORMATION )

( FORMATION )

( FORMATION )


- TEŞEKKÜR[Ar.]["TEŞEKKÜRLER" değil!]/MERSİ[Fr.] ile/değil/yerine/= SAĞ OL! / ALKIŞ


- TESEMMÜR ile/||/<> FRUCTIFICATION[Fr.] ile/||/<> YEMİŞLENME

( botanik )

( FRUCTIFICATION )


- TEŞENNÜC[Ar. < ŞENC]/İSPAZMOS/SPASM[İng.]/SPASME[Fr.] ile/değil/yerine/= KASILMA

( Kasların kasılması, gerilip/çekilip büzülmesi. )


- TEŞEVVÜŞ-İ TAHATTUR ile/||/<> PARAMNESIA[İng.] ile/||/<> PARAMNÉSIE[Fr.] ile/||/<> BELLEK KARIŞIKLIĞI

( Sözcük ve cümlelerin doğru anlamını anımsayamamak ya da ilk kez görülen bir şeyi daha önce görmüş olmak yanılsamasına kapılmak biçiminde beliren hastalık )

( PARAMNESIA )

( PARAMNÉSIE )


- TEŞEVVÜŞ ile/||/<> UNSTEADINESS[İng.] ile/||/<> VACILLATION[Fr.] ile/||/<> FLACKEND[Alm.] ile/||/<> ÇALKANTI

( Bir erkil kaynağında gözlenen ve doğal salınım sıklıklarıyla ilgili olmayan düzensiz değişimler )

( UNSTEADINESS )

( VACILLATION )

( FLACKEND )


- TEŞHİR | SERGİLEME ile/||/<> SERGİLEME

( Olgular ya da düşünceler üzerinde sözlü ya da yazılı olarak yapılan geniş ve yöntemli açıklama Verilerin çizelgelerle sunulması sırasında örnekçeli durumları vurgulamak ya da sayısal bir gözlemi özetlemek üzere nitel ya da görünülü betimlemelerde bulunma 1 Bir konuyu yayarak yapılan açıklama SERGİLEMEK Exposer 2 Bir eserin başında konuyu ortaya koyan kısım Sergileme ortaya çıkarmak gösterme Sirkin kendini tanıtması için kısa gösterilerle yaptığı sergileme )

( DRAMATIZATION | EXHIBIT | SHOW )

( EXPOSÉ | 1. EXPOSÉ. 2. EXPOSITION | ÉTALAGER, EXPOSER | EXHIBITION )

( SCHAUAUSTELLUNG )


- TEŞHİS | İKRAR | TANIMA ile/||/<> TANIMA ile/||/<> TANIMAK

( Bulgu Aristotelesin Poetiko adlı kitabındaki bölümleme Bir yabancıyı bir işaretten taşıdığı eşyadan yaptığı hareketlerden tanıma Aristoteles bunu şöyle bölümlemiştir 1 Dış işaretlerden benler yaralar 2 Bir kimsenin kendini ele vermesiyle 3 Anıların canlanması ile 4 Benzer yanlar bularak mantık yoluyla 5 Oyunun gelişim süresi içinde tanıma Aristotelese göre dram sanatı için en ustacası sonuncusudur Daha önce görülmüş ya da öğrenilmiş bir kişi ya da nesneyle karşılaşınca anımsayarak o olduğunun ayırdına varma 1 Daha önce bilinen bir şeyi bir kimseyi anımsama 2 Bir şey ya da bir kimse ile ilgili doğru ve tam bilgisi bulunma 3 Var olan bir şeyi algılama Bir nesne ya da özelliği tanımlama ve çözümlemelere elverecek biçimde başkalarından ayırabilme durumu Herhangi bir olayda işlemin kişisel olarak yapıldığının karşılıklı olarak tanımı ve açıklanması daha önce görülen bilinen bir kimse ya da şeyle karşılaşıldığında bunun kim ya da ne olduğunu anımsamak daha önce görmüş olmak bilmek bilip ayırmak seçmek ayırt etmek )

( RECOGNITION | IDENTIFICATION | ACKONWLEDGMENT )

( RECONNAISSANCE, RÉCOGNITION | RECONNAISSANCE )

( KENNTLICH MACHEN )


- TEŞHİS | KİŞİLEŞTİRME ile/||/<> KİŞİLEŞTİRME

( Cansız varlıkları ya da hayvanları imgesel yaratıkları kişiler gibi davrandırma canlandırma onlara duygu imge devim gibi nitelikler kazandırma sanatı Karlı dağların başında Salkım salkım duran bulut Saçın çözüp benim için Yaşın yaşın ağlar mısın Yunus Emre Oyunun özüne uygun olarak aksiyonun gelişimini sağlayan kişilerin yapımı Oyun kişisinin yapımı yönelişleri davranışları görünüşleri hareketleri çevre vb yollardan gerçekleştirilir Kişileştirme tip ve karakter olmak üzere iki çeşittir Kişileştirilen varlıklara imgesel yaratıklara söz söyletme sanatı kişileştirme Ör Dinle neyden kim hikâyet etmede Ayrılıklardan şikâyet etmede Bu koşada ney kişileştirilmiştir Konuşturma başlıyor Der Kamışlıktan kopardılar beni Nalişim zar eyledi merd ü zeni Süleyman Nahifi Mesnevi Tercümesi )

( CHARACTERIZATION )

( PROSOPOPÉE | CARACTÉRISATION )

( CHARAKTERISIERUNG )


- TEŞHİS | TANI ile/||/<> TANI

( Bir veri yığını ya da bilgi gerecinin taranarak incelenen konu çevresinde örgütlenmesi Bir organizmanın bütün ayırıcı karakterlerinin kısaca belirtilmesi Diyagnoz 1 Belirtilere ve bulgulara göre hastalığın belirlenmesi diyagnoz teşhis 2 Bir organizmanın bütün ayırıcı karakterlerinin kısaca belirtilmesi Hastalık belirtilerine ve hastalıkla ilgili her türlü muayene bulgularına dayandırılarak hastalığın niteliğinin ortaya konması diagnoz diyagnoz diyagnozis teşhis )

( DIAGNOSIS )

( DIAGNOSE )

( DIAGNOSE )


- TESİR | ESER, TESİR | ETKİ ile/||/<> ETKİ

( Bir oyun sırasında belirli bir etki yapmak için kullanılan müzik gürültü sis yağmur kar güneş gece fırtına yıldırım gibi her çeşit ses ve ışık öğelerinin tümü Deneysel tasarım Bir etken düzeyinin değişimi ile yanıtta oluşacak değişiklik 1 Özdeğin sonsuz türlerinden bir ya da birkaçının başkalarında uyandırdığı her türlü iz ve iz bırakma eylemi 2 Nedensellik bağlantısı içinde bir nedenin sonucu Yığın iletişiminde kaynaktan çeşitli araçlarla aktarılan iletilerin okur izleyici dinleyici gibi alımcılar üzerindeki etkileyici sonucu Nedenin bağlılaşık kavramı 1 Nedensellik bağlantısı içinde a Bir nedenin sonucu olarak düşünülen olay b Bir nedenin doğurduğu gerçek olay 2 Bir şeyin verdiği izlenim Ör Etki yapmak iyi bir etki yapmak Birtakım sonuçlar tepkiler olaylar ya da görüngüler ortaya çıkaran neden )

( EFFECT | INFLUENCE, EFFECT, ACT )

( EFFET | INFLUENCE, EFFET )

( EFFEKT | EFFEKT, WIRKUNG | WIRKUNG, EFFEKT )

( EFFECTUS )


- TESİR | ETKİME ile/||/<> ETKİMEK

( kimya kimya )

( ACTION | AGIR )


- TESİR | İNDÜKLEME ile/||/<> İNDÜKLEMEK ile/||/<> İNDÜKLEME

( fizik fizik İndüksiyon )

( INDUCTION )

( INDUCTION | INDUIRE )


- TESİS ile/||/<> FONDATION[Fr.] ile/||/<> VAKIF

( FONDATION )


- TESİSAT ile/||/<> INSTALLATION[İng.] ile/||/<> INSTALLATION[Fr.] ile/||/<> DÖŞEM

( 1 genel uygulayım Bir işin sağlanması için kullanılması gereken araç gerecin uygun yerlere yerleştirilmesiyle oluşan düzen 2 mekanik Bir düzen içinde kullanılan araç gereç ya da aygıtların tümü 3 döşem Bir akışkanın dağıtımını kullanımını sağlayan boru donanımı )

( INSTALLATION )

( INSTALLATION )


- TEŞKİL LÂHİKASI, İŞTİKAK LÂHİKASI | YAPIM EKİ ile/||/<> YAPIM EKİ

( Derleme şekil eki morfem yapı eki tekil eki Sözcük kök ya da gövdesine getirilerek sözcüğün yeni bir kavram kazanmasını sağlayan ek lik gözlük ci evci li evli ine sevinç gi sevgi daş vatandaş dır sevdir in sevin leyin geceleyin vb Kelime kök ve gövdelerine getirilerek yeni kavramların yansıtılmasını kavramlara karşılık yeni kelimeler yapılmasını sağlayan ek lIk lUk odunluk dizlik yakınlık ÇI ÇU yarışçı izci lI lU tuzlu AcAk yiyecek yakacak IcI UcU sızıcı itici görücü A boşa yaşa dAş addaş adaş yoldaş ülküdeş l yarıl kırıl lA başla izle tuzla I n U n sevin soyun I ş U ş koşuş üşüş vb Türkçede yapım ekleri addan ad addan fiil fiilden ad ve fiilden fiil türeten ekler olmak üzere dört tür oluşturur Karşıtı çekim eki dir Azerbaycan Türkçesi sözdüzäldici şakilçi Türkmen Türkçesi söz yasaycı affiks goşulma laf kurucu afiks Özbek Türkçesi yasóvçi qóşimça Uygur Türkçesi söz yasiğuçi qoşumçä Tatar Türkçesi süz yasağıç yasağıç quşimça süz yasawçi quşimça Başkurt Türkçesi hüz yahawsı affiks yalgäw söz yaratıwçu koşumça söz etegen koşumça söz yaratagan koşumca Krç Malk söz kurawçu affiks calgaw Nogay Türkçesi söz yasawış kosımşa Kazak Türkçesi söz turdıruwşı jurnak sözjasamdık jurnak Kırgız Türkçesi söz casoo afiksi müçösü Alt sös büdüreeçi kojulta Hakas Türkçesi sös püdîrceňhozım Tuva Türkçesi çogaadılga kojumaa Rusça slovoobrazuyuşçiy affiks )

( MORPHEME | DERIVATIONAL AFFIX )

( MORPHÈME, AFFIXE DE FORMATION | AFFIXE DE FORMATION )

( FORMANS, BILDUNGSELEMENT )


- TESLA COIL[İng.] / BOBINE DE TESLA[Fr.] / TESLASPULE[Alm.] ile/değil/yerine/= TESLA BOBİNİ


- TESLA[İng.] / TESLA[Fr.] / TESLA[Alm.] ile/değil/yerine/= TESLA


- TESMÎN | SEKİZLİK ile/||/<> SEKİZLİK

( Bir takımyıldızn adı astronomi )

( OCTANS, OCT. (OCTANTIS), OCTANT )

( OCTANT )

( OKTANT )

( OCTANS )


- TESMİN DERECESİ ile/||/<> OCTANT[İng.] ile/||/<> OCTANT[Fr.] ile/||/<> OCTANS[Lat.] ile/||/<> OKTANT[Alm.] ile/||/<> SEKİZLİK

( Üç boyutlu uzayda Dekart konaçlarını tanımlamaya yarayan üç konaç ekseninin ikişer ikişer alındıklarında oluşturdukları konaç düzlemlerinin uzayı ayırdıkları sekiz parçadan her biri )

( OCTANT )

( OCTANT )

( OKTANT )

( OCTANS )


- TESNİYE | İKİCİLİK ile/||/<> İKİCİLİK

( Olayları karşıt ve etkileşen iki öğeye dayanarak açıklayan yaklaşım Birbirinden ayrı birbirinden bağımsız birbirine geri götürülemeyen birbirinin yanında ya da karşısında bulunan iki ilkenin varlığını kabul eden görüş Şu türleri vardır 1 Dinsel görüşte İki Tanrının biri iyi biri kötü var olduğunu öne süren anlayış Mani dini 2 Tanrıbilimde İnanç ve bilgi yaratan ve yaratılan karşıtlığını savunan görüş 3 Fizikötesinde Varlık ve oluşun idea ve görüngünün beden ve ruhun ben ve benolmayanın bilinç ve cisimler dünyasının birbirine karşıt ilkeler olarak varolduğuna inanan görüş 4 Ahlak felsefesinde Usu ve duyarlığı ödev ve eğilimi birbirine karşıt ilkeler olarak benimseyen görüş Karşıtı tekçilik Aynı toplumda iki ayrı iktisadi yapının ya da piyasanın birarada bulunması )

( DUALISM )

( DUALISME )

( DUALISMUS )

( DUALIS )


- TESNİYE | İKİLİK ile/||/<> İKİLİK

( Sinema TV İki kilovat gücünde toplayıcı ışıldak Osmanlı ülkelerinde bir ara kullanılan gümüş ve bakır karışımı paranın adı 1 Osmanlı ülkelerinde bir ara kullanılan gümüş ve bakır karışımı paranın adı 2 dichotomy Değişim oranının iç piyasada emek değer yasasınca uluslararası piyasada karşılıklı istem yasasınca belirlenmesine dayanan ve J S Mill tarafından ileri sürülen görüş 3 klasik ikilik Bazı dillerde adların zamirlerin teklikçokluk açısından iki varlığı iki nesneyi belirtmesi çekimli fiilerde iki kişiyi göstermesi İkilik şekli Arap Yunan ve Sanskrit gibi dillerde var olan bir şekildir Dilimizde ikilik yoktur Yalnız Türkçeye Arapçadan girmiş olan bazı eski kelimelerde ya da Osmanlıca metinlerde göze çarpar An ve Ayn ekleri ile kurulur tarafeyn iki taraf ebeveyn anababa haremeyn Mekke ve Medine kamereyn ay ve güneş devleteyni fahîmeteyn iki büyük devlet vb Arapçada ikilik çekimli fiilerde de kurallı olarak kullanılmaktadır ketebâ iki erkek yazdı ketebetâ iki kadın yazdı ketebtümâ iki erkek ya da iki kadın yazdınız tektübâni iki erkek ya da iki kadın yazarsınız gibi )

( JUNIOR SPOT, 2 KW | DICHOTOMY | DUAL | DUALITY )

( PROJECTEUR 2 KW (DE 2 KIHS) | DUEL )

( 2 KW | DUAL, DUALISMUS )


- TESPİH BÖCEĞİ ile/||/<> TESPİH BÖCEĞİ

( Eklem bacaklı hayvanlardan kabuklular Crustacea sınıfından 15 mm kadar uzunlukta karada nemli yerlerde yaşayan vücutları uzun ve kubbeli dokunulunca küre şeklini alan A vulgare türü iyi bilinen bir cins Kabuklular sınıfından 15 mm kadar uzunlukta karada nemli yerlerde yaşayan vücutları uzun ve kubbeli dokunulunca küre biçimini alan kabuklu cinsi )

( ROLY POLY )

( PETIT BOULANT )

( ROLLASEL )

( ARMADILLIUM | ARMADILLIDIUM )


- TESPİT | SAPTAMA ile/||/<> SAPTAMA

( Sinema Açındırma sonunda ışıklanmamış gümüş bromürün ortadan kaldırılarak resmin ışıktan etkilenmemesini sağlama görüntü saptama Bir nesne ya da durumun ayırıcı özellikleriyle tanınması ya da bir konunun gözleme ya da ölçüye vurularak ayrıtlarıyla belirlenmesi 1 sinema Yıkanmış bir duyarkatın gümüş bromür kalıntılarını eritmek amacıyla kimyasal bir eriyikten geçirilmesi 2 fotoğrafçılık Resmin ışıkta bozulmaz duruma getirilmesi )

( FIXING, FIXATION | DESIGNATION | FIXING )

( FIXAGE )

( FIXIEREN, BILDFIXIEREN )


- TESPİT ile/||/<> TESPİT[Ar. < TES̱BİT]

( karşılık fiksasyon fixus tespit edilmiş Canlıyı bir takım kimyasal maddelerle muamele ederek mümkün olduğu kadar hızla ve mümkün olduğu kadar biçim ve kimyasal yapısını değiştirmeksizin saklama Işık mikroskobu ya da elektron mikroskobunda incelemek üzere canlıdan alınan parçaların daha sonra çürüme ve bozulmasını engellemek ve canlı hallerine en yakın şekliyle korumak için Bouin Zenker ozmiyum tetroksit vb gibi tespit sıvıları ile muamele etmek Fiksasyon 1 Doku ya da sıvıların kimyevi bir maddeyle işleme tabi tutularak otolizinin engelllenmesi 2 Işık mikroskobu ya da elektron mikroskobunda incelemek üzere canlıdan alınan parçaların daha sonra bozulmalarını önlemek ve canlı durumuna en yakın biçimiyle korumak için kimyasal tespit sıvılarıyla işleme tabi tutma fiksasyon 1 Sabit ve oynamaz hâle getirme tespit etme özellikle yerinden kaymış ya da ayrılmış bir organı ameliyat ya da diğer bir yolla eski yerine tespit etme 2 Mikroskopik muayene için ince kesit almayı kolaylaştırmak üzere dokunun parafin vb madde içinde tespit edilmesi 3 Anatomopatolojik muayene için organ ya da oluşumun tespit edici bir materyalin içerisine konması 4 Görüntünün retinada sarı leke üzerine düşmesini temin edecek biçimde her iki gözün obje üzerinde odaklanması 5 Doku ya da sıvıların tespit çözeltileri içerisinde işleme tabi tutularak dokunun çürümesinin ya da kokuşmasının engellenmesi fiksasyon )

( FIXATION )

( FIXATION )

( FIXIRUNG | FIXIERUNG )

( FIXUS | FIXUS: TESPIT EDILMIŞ )


- TEŞRİH | ANATOMİ[Fr. < ANATOMİE] ile/||/<> EMBRİYOLOJİ ile/||/<> FİTOPATOLOJİ

( (zooloji) @@ (Yun. ana: yukarı; tome: kesmek) Biyolojinin canlıların iç yapıları ile uğraşan dalı, yapı bilimi. @@ 1. İnsan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbirleriyle olan ilgilerini inceleyen bilim dalı, yapı bilimi. 2. Herhangi bir organizmanın yapısı. @@ anat. Vücudun normal biçimini ve yapısını inceleyen bilim dalı. Organlı varlıkların yapısıyla biçimini ve bu yapıyı oluşturan organları, bu organların işlevleri arasındaki ilişkileri ve normal komşuluk ilişkilerini inceleyen bilim, yapı bilim. Anatemnien: açmak, Ana: Boylu boyunca, Tome: kesme. @@ @@ )

( ANATOMY | ANATOMIA | EMBRYOLOGY | PHYTOPATHOLOGY~EMBRYOLOGY~PHYTOPATHOLOGY )

( ANATOMIE | EMBRYOLOGIE | PHYTOPATHOLOGIE~EMBRYOLOGIE~PHYTOPATHOLOGIE )

( ANATOMIE | PHYTOPATHOLOGIE~EMBRYOLOGIE~PHYTOPATHOLOGIE )

( ANATOMIA~EMBRIOLOGIA~FITOPATOLOGIA )

( ΑΝΑΤΟΜΊΑ / ανατομία~ΕΜΒΡΥΟΛΟΓΊΑ / εμβρυολογία~ΦΥΤΟΠΑΘΟΛΟΓΊΑ / φυτοπαθολογία )


- TEŞRİH | ANATOMİ ile/||/<> ANATOMİ ile/||/<> ANATOMİ[Fr. < ANATOMIE]

( zooloji ana yukarı tome kesmek Biyolojinin canlıların iç yapıları ile uğraşan dalı yapı bilimi 1 İnsan hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbirleriyle olan ilgilerini inceleyen bilim dalı yapı bilimi 2 Herhangi bir organizmanın yapısı anat Vücudun normal biçimini ve yapısını inceleyen bilim dalı Organlı varlıkların yapısıyla biçimini ve bu yapıyı oluşturan organları bu organların işlevleri arasındaki ilişkileri ve normal komşuluk ilişkilerini inceleyen bilim yapı bilim Anatemnien açmak Ana Boylu boyunca Tome kesme )

( ANATOMY | ANATOMIA | EMBRYOLOGY | PHYTOPATHOLOGY )

( ANATOMIE | EMBRYOLOGIE | PHYTOPATHOLOGIE )

( ANATOMIE | PHYTOPATHOLOGIE )

( ANATOMIA )

( ΑΝΑΤΟΜΊΑ / ανατομία )


- TEŞRIHÎ | PHYSIOLOGIQUE[Fr. < PHYSIOLOGIQUE] ile/||/<> FİZYOLOJİK ile/||/<> FİZYOLOJİK[Fr. < PHYSIOLOGIQUE]

( biyoloji Organizmanın normal işlevlerine ait olan )

( PHYSIOLOGIC )

( PHYSIOLOGIQUE )


- TEST | METRE | ÖLÇER ile/||/<> ÖLÇER

( Başarı ve yetenekleri nesnel olarak değerlendirmeye yarayan araç Minkowski işlevseli Tutum yeti yetenek ve becerileri ölçmek üzere başvurulan ve ölçünlenmiş edimli ya da sözlü sınarlardan oluşan ölçme aracı Ölçü yapan aygıt )

( TEST | METER )

( MÈTRE )

( METER )


- TEST[İng. < TEST] ile/||/<> TEST

( 1 Kişilerin yetenek bilgi ve becerileri ile anıklıklarını ölçmeye yarayan herhangi bir araç ya da yöntem 2 Zihinsel bir çalışmanın niteliğini belirtmek ve saptamak amacıyla yapılan 3 Nesnel olarak değerlendirilebilen sınav sorularının tümüne verilen ad 4 Sınav Not test karşılığı Ruhbilim Terimleri Sözlüğünde ölçer terimi önerilmiştir 1 Tecrübe 2 Deney )

( TEST )

( TEST )


- TESTERE BALIĞI ile/||/<> TESTERE BALIĞI

( Pristis pristis Köpekbalıkları Selachii takımının testerebalığıgiller Pristidae familyasından bir balık türü Tek cinsin tek türüdür Uzunluğu 7 testeresi 2 m Balinalara saldırarak testeresiyle parçalar Atlantik Okyanusu ve Akdenizde yaşar Köpek balıklan Selachii takımının testere balığıgiller Pristidae familyasından 7 cm kadar uzunlukta 2 m kadar testeresi olan Atlantik Okyanusu ve Akdenizde yaşayan bir tür Vatoz balıkları Rajiformes takımının testere balığıgiller Pristidae familyasından 2 m kadar testeresi 4 5 m kadar uzunluğu olabilen Atlantik Okyanusu ve Akdeniz de yaşayan bir tür marangoz balığı Testere balığı )

( TRUE SAW-FISH | TRUE SAW FISH )

( POISSON SCIE )

( SÂGEFISCH | SÄGEFISCH )

( PRISTIS PRISTIS )


- TESTERE BALIĞIGİLLER ile/||/<> TESTERE BALIĞIGİLLER

( Balıklar Pisces sınıfının köpek balıkları Selachii takımının örtülü omurlular Tectospondyli alt takımından vücutları basık ve uzun göğüs yüzgeçleri büyük başı öne doğru uzamış ve kenarları testere gibi tırtıklı üzerleri plâkoyit pullarla örtülü doğurarak çoğalan türleri olan bir familya Kıkırdaklı balıklardan vatoz balıkları Rajiformes takımına ait burunları kılıç biçiminde uzamış ve yan taraflarında dişler bulunan üzerleri plakoyit pullarla örtülü doğurarak çoğalan türleri olan bir familya testere balıkları testere dişliler )

( TRUE SAW FISHES )

( POISSONS SCIES )

( SÄGEFISCHES )

( PRISTIDAE )


- TESTERE ile/||/<> SCIE[Fr.] ile/||/<> SÄGE[Alm.] ile/||/<> TESTERE[Fars. < DEST + ERRE]

( Üzerinde yapacağı işe göre ya da kesilen gerece göre değişik biçimde dişler bulunan özel çelikten lama dastarra a handsaw dast hand arra saw Farsça dastarrada arra Türkçede ereye dönüşmüştür Buna karşılık Türkçede bıçkı olarak kullanılan erre biçiminde Farsça gémination kalmıştır Türkçeden Balkan dillerine de geçmiştir )

( SCIE )

( SÄGE )

( DAST-ARRA )


- TESTİ[Fars. < DESTİ] ile/ve/< AMFORA/AMFOR[Lat./Fr. < Yun.]

( Geniş gövdeli, dar boğazlı, emzikli ya da emziksiz olabilen, toprak, cam, metal vb. nesnelerden yapılan su kabı. | Bu kabın alabileceği miktarda olan. İLE/VE İki kulplu, dibi sivri, dar boyunlu, karnı geniş testi. )

( )


- TESTING[İng.] ile/||/<> ÉPREUVE[Fr.] ile/||/<> PRÜFUNG[Alm.] ile/||/<> DENETLEME

( Verilen herhangi bir tutarsız önerme kümesinin gerçekten tutarsız olduğunu söz konusu deyimlerin yorumundan bağımsız salt dizimsel yapılarına dayanarak sonlu sayıda adımla gösterilmesi İşiemi Geçerli bir çıkarımın geçerli olduğunu göstermek için çıkarımın geçersiz kılıcı kümesinin tutarsızlığını saptamak yeter Anl sınama )

( TESTING )

( ÉPREUVE )

( PRÜFUNG )


- TESTING/CONTROLLER[İng.] ile/değil/yerine/= ÉPREUVE/CONTRÔLEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= PRÜFUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DENET

( Sinema İşlemelikteki çalışmaları tamamlanmış bir filmin herhangi bir sakatı olup olmadığını anlamak üzere, dağıtımcıya verilmeden önce incelenmesi. @@ Dışarıya gidip gelen taşıtları gümrükçe denetleme işi. )


- TESTİS ile/||/<> ERKEK EŞEYLİK ORGANI

( erkek eşeylik organı erkek eşey organı Er bezi anat Er bezi )

( TESTIS | TESTOSTERONE )

( TESTOSTÉRONE )

( TESTOSTERONE )

( TESTIS )

( TESTICOLO )

( ΌΡΧΙΣ / όρχις )


- TESTİS ile/||/<> TESTOSTERON | ERKEK EŞEYLİK ORGANI

( bk. erkek eşeylik organı @@ bk. erkek eşey organı @@ Er bezi. @@ anat. Er bezi. )

( TESTIS | TESTOSTERONE~TESTOSTERONE )

( TESTOSTÉRONE~TESTOSTÉRONE )

( TESTIS~TESTIS | TESTIS: TESTIS )

( TESTOSTERONE~TESTOSTERONE )

( TESTICOLO~TESTOSTERONE )

( ΌΡΧΙΣ / όρχις~ΤΕΣΤΟΣΤΕΡΌΝΗ / τεστοστερόνη )


- TESTOSTERON[Fr. < TESTOSTÉRONE] ile/değil/yerine/= ERKEK EŞEYSELLİK HORMONU


- TESTOSTERON ile/||/<> TESTOSTERON[Fr. < TESTOSTÉRONE]

( testis erkek eşeylik bezi Erkek eşeylik organlarında meydana gelen erkek eşeylik hormonu Omurgalı hayvanların testislerinde bulunan Leydig hücreleri tarafından salgılanan erkek eşey organlarının gelişmesini uyaran ve daha sonra da ikincil eşey karakterlerin gelişmesini sağlayan erkek eşey hormonlarının en önemlisi Adenohipofizden salınan luteinizan hormonun uyarısıyla testislerdeki interstisyel hücreler tarafından üretilen önemli bir androjen hormon Er bezlerindeki Leydig hücreleri tarafından üretilen erkek cinsiyet hormonu olup erkeklik özelliklerinin gelişmesini ve spermatogenezisi sağlayan en önemli erkeklik hormonu )

( TESTOSTERONE )

( TESTOSTÉRONE )

( TESTOSTERONE )

( TESTIS | TESTIS: TESTIS )


- TESTOSTERONE[Fr. < TESTOSTÉRONE] ile/değil/yerine/=/||/<> TESTOSTERON

( Erkek cinsiyet hormonu )


- TESVİYE | DÜZEÇLEME ile/||/<> DÜZEÇLEME

( 1 yerbilim Bir yerin değişik noktalardaki yükseltisini belli bir yatay düzleme göre deniz yüzeyi belirlemek için yapılan işlemlerin tümü 2 mimari Toprak üzerinde yatay bir çizgi oluşturmak için yapılan işlem )

( LEVELLING )

( NIVELLEMENT, APLANISSEMENT | NIVELLEMENT )

( NIVELLIEREN )


- TESVİYE | RENDELEME ile/||/<> RENDELEMEK

( Buzulların aşındırma etkisiyle kayaç yüzlerini düzleştirmesi Rende ile ağaçtan talaş kaldırma eylemi )

( PLANATION )

( RABOTAGE | RABOTER )

( ABHOBELUNG | HOBELN )


- TESVİYE RUHU | DÜZEÇ ile/||/<> DÜZEÇ

( Bir aygıtın ya da cismin yatay olup olmadığını gösteren araç fizik 1 Bir düzlemin yataylığını anlamak yüksekliğini denetlemek için kullanılan aygıt 2 Buğu kazanlarında su düzeyini gösteren cam tüp )

( LEVEL | LEVELLING INSTRUMENT, SPRIT LEVEL, LEVEL )

( NIVEAU À BULLE, NIVELLE | NIVEAU )

( LIBELLE, NIVEAU | NIVELLIERINSTRUMENT )


- TESVİYE RUHU, SU TESVİYESİ | KABARCIKLI DÜZEÇ ile/||/<> KABARCIKLI DÜZEÇ

( fizik İçinde hava kabarcığı bırakılmış su dolu cam yuvgu ve bir tahta yataktan oluşan düzlem ya da doğruların yataylığını saptayan aygıt hava kabarcıklı düzeç )

( WATER LEVEL, SPIRIT LEVEL )

( NIVEAU D'EAU, NIVEAU À BULL D'AIR )


- TETABUK | ÖRTÜŞME ile/||/<> ÖRTÜŞME ile/||/<> ÖRTÜŞMEK

( Bir gözlem aracında belli soru ya da soru seçeneklerinin anlam ya da kapsamca birbiri üzerine düşmesi ya da kesişmesi İki şeyin birbiriyle tam olarak uyuşması iki olayın aynı zamana rastlaması Karşıtlıkların örtüşmesi conincidentia oppositorum İlk olarak Nicolaus Cusanusun kullandığı bu kavram düşünce olarak eskidir Karşıtlıkların örtüşmesi şu anlamlarda kullanılır 1 Fizikötesi ve dinsel anlamda bütün karşıtların kökçe bir birliğe geri gitmesi 2 Önermedeki çelişmeyi eytişimsel bir biçimde kaldıran düşünce ve varlık ilkesi 3 Nicolaus Cusanusta Tanrı karşıtlıkların örtüşmesidir Cusanusa göre sonluda çelişen sonsuzda birdir daire ve doğru çizgi dünyanın kendisi de Tanrıda örtüşen karşıtlıkların dışlaşması olarak belirir )

( OVERLAPPING | COINCIDENCE | OVERLAP )

( COÏNCIDENCE )

( COINCIDENTIA )


- TETANOS[Fr. < TÉTANOS] ile/değil/yerine/=/||/<> TETANOS

( İnsan ve hayvan vücuduna açık yaralardan giren genellikle toprakta gübrede yaşayan bir basilin yol açtığı kasların sürekli ağrılı kasılmasıyla kendini gösteren ateşli ve tehlikeli bir hastalık kazıklı humma )


- TETANOZ/TETANOS[Fr.] ile/değil/yerine/= KAZIKLI HUMMA

( İnsan ve hayvan gövdesine açık yaralardan giren, genellikle toprakta, gübrede yaşayan bir basilin yol açtığı, kasların sürekli ağrılı kasılmasıyla kendini gösteren ateşli ve tehlikeli bir hastalık. )


- TETEBBU | MÜTALAA | TETEBBU ETMEK | MÜNÂKAŞA | İRDELEME ile/||/<> İRDELEME ile/||/<> İRDELEMEK

( Baş hakemin görevli hakemleri toplayarak karşılaşmadan önce yumrukoyunu kurallarını hatırlatması karşılaşmadan sonra da kuralların uygulanmasındaki iyi ve kötü yönleri belirtmesi Belirli bir konuyu anlamak ya da derinleştirmek için yapılan çalışma bu çalışmanın sonunda oluşturulan yapıt Bir konu kavram ya da işlemi tartışarak gözden geçirme Benimsenen bir konu üzerine hazırlanan eser Bir şeyin derinliğine varıp onu iyice öğrenip tanımak için zihin ve emek harcamak matematik )

( INSPECTION | CONSIDERATION )

( ÉTUDE | ETUDE | ETUDIER | DISCUSSION )

( KRITIK )


- TETEBECHE[Fr. < TÊTE-BÊCHE] ile/değil/yerine/=/||/<> TETBEŞ

( Birbirine baş başa yan yana ve taban tabana olmak üzere ters biçimde basılmış iki pul )


- TETKİK | İNCELEME ile/||/<> İNCELEME

( 1 Ele alınan bir konu ya da olayın özelliklerini ve ayrıntılarını inceden inceye anlamaya çalışmak ilgili yasa ve kuralları ortaya çıkarmak ve birtakım sonuçlar elde etmek için yapılan yöntemli çalışma 2 Bu türden çalışmalar sonunda ortaya çıkan yapıt Bir bilim ya da sanat konusunu her yönüyle geniş biçimde açıklayan yapıt ya da yazı Belli gözlemleme çözümleme araç ve işlemlerine başvurarak olayları bilimsel olarak gözden geçirme )

( STUDY )

( ÉTUDE | TRAITÉ, ÉTUDE )


- TETKİK, TETEBBU | ARAŞTIRMA ile/||/<> ARAŞTIRMA

( Bir gerçeği ortaya çıkarmak bir sorunu çözümlemek ve eldeki verileri arttırmak için bilimsel yöntem ve tekniklerden yararlanılarak yapılan düzenli çalışma Belli yöntem ve yordamlara başvurarak bir tasarı uyarınca bilimsel bilgi üretme işlemi bilgi coğrafya )

( RESEARCH | STUDY )

( RECHERCHE | ÉTUDE )

( FORSCHUNG, UNTERSUCHUNG )

( RICERCA )

( ΈΡΕΥΝΑ / έρευνα )


- TETKİK, TETEBBU | ARAŞTIRMA ile/||/<> İNCELEME

( Bir gerçeği ortaya çıkarmak, bir sorunu çözümlemek ve eldeki verileri arttırmak için bilimsel yöntem ve tekniklerden yararlanılarak yapılan düzenli çalışma. @@ Belli yöntem ve yordamlara başvurarak, bir tasarı uyarınca bilimsel bilgi üretme işlemi, bk. bilgi. @@ (coğrafya) @@ )

( RESEARCH | STUDY~STUDY )

( RECHERCHE | ÉTUDE~ÉTUDE | TRAITÉ, ÉTUDE )

( FORSCHUNG, UNTERSUCHUNG~UNTERSUCHUNG )

( RICERCA~STUDIO )

( ΈΡΕΥΝΑ / έρευνα~ΜΕΛΈΤΗ / μελέτη )


- TETRA-[İng.] / TÉTRA[Fr.] / TETRA[Alm.] ile/değil/yerine/= TETRA-


- TÉTRACHLORE DE CARBONE[Fr.] ile/değil/yerine/= KARBONETRA KLORÜR


- TÉTRAÈDRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DÖRT YÜZLÜ


- TETRAETHYL LEAD, TETRAETHYLPLUMBANE[İng.] / PLOMB TÉTRAÉTHYLIQUE[Fr.] / TETRAÄTHYLBLEI[Alm.] ile/değil/yerine/= TETRAETİLKURŞUN


- TÉTRALOGIE[Fr.] ile/||/<> DÖRDÜZLEME

( Eski Yunan edebiyatında Üçü trajedi sonuncusu satir dramı olmak üzere dört sahne eserinden meydana gelen bütün )

( TÉTRALOGIE )


- TETRAMER[İng.] / TÉTRAMÈRE[Fr.] / TETRAMER[Alm.] ile/değil/yerine/= TETRAMER


- TETRAVALENT, QUADRIVALENT[İng.] / TÉTRAVALENT, QUADRIVALENT[Fr.] / VIERTWERTIG[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖRT DEĞERLİ/KLİ


- TETRODE THYRATRON[İng.] / THYRATRON TÉTRODE[Fr.] / TETRODENTHYRATRON[Alm.] ile/değil/yerine/= TETROT TİRATRON


- TETRODE TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR TÉTRODE[Fr.] / TETRODENTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TETROT TRANSİSTOR


- TETRODE TUBE[İng.] / TUBE TÉTRODE[Fr.] / TETRODE-RÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= TETROT LAMBA


- TETRODE[İng.] / TÉTRODE[Fr.] / TETRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= TETROT


- TEVAKKUFLU HAREKET ile/||/<> DÉPART ARRÊTÉ[Fr.] ile/||/<> DURMALI ÇIKIŞ

( Bir yardımcının kol itişiyle yapılan çıkış )

( DÉPART ARRÊTÉ )


- TEVÂLÎ-İ ÂLİ[Osm.] / HIGH FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE HAUTE[Fr.] / HOCHFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK FREKANS


- TEVÂLÎ-İ ASLÎ[Osm.] / CARRIER FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE PORTEUSE[Fr.] / TRÄGERFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI FREKANS


- TEVÂLÎ-İ ZÂTÎ[Osm.] / FRÉQUENCE PROPRE[Fr.] / EIGENFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ FREKANS


- TEVÂLÎ[Osm.] / FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE[Fr.] / FREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= SIKLIK, FREKANS


- TEVÂZÜNİYÂT | STATİK ile/||/<> STATİK[Fr. < STATIQUE]

( fizik )

( STATIQUE )


- TEVCİH | YÖNELTME ile/||/<> YÖNELTMEK ile/||/<> YÖNELTME

( Bir ırakgörürü ya da gözlem aracını verilen yıldıza doğru çevirme işi Yöneltme eylemi 1 Öğrenciyi başarılı uyum yapabilmesini kolaylaştırmak amacıyla yönetmelik hükümleri öğretim programı eğitsel kol çalışmaları gibi okul yaşayışıyla yakından ilgili konularda bilinçlendirme süreci 2 Öğrencilerin ileride seçecekleri iş ve meslek alanları ile izleyecekleri üst öğrenim dallarını göz önünde tutarak okul çalışmalarına yön verme işi Her ikisi de çift ucay özelliği gösteren iki molekül arasındaki etkilenme yönelme matematik matematik )

( ORIENTATION | ORIENTATE | ORIENTATION GUIDANCE | PIPING )

( ORIENTATION | ORIENTER )

( ORIENTERUNG | ORIENTIEREN | ORIENTIERUNG )


- TEVCİH[Osm.] / ORIENTATION[İng.] / ORIENTATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNLENME


- TEVDİ ETME ile/||/<> DEPOSIT[İng.] ile/||/<> DEPOSİT, METTRE EN DÉPÔT[Fr.] ile/||/<> YATIRMA

( Belirli bir süre sonunda ya da istenildiği anda alınmak üzere bankalara para verme )

( DEPOSIT )

( DEPOSIT, METTRE EN DÉPÔT )


- TEVDİ ile/||/<> DELIVERY[İng.] ile/||/<> REMISE[Fr.] ile/||/<> VERME

( Bir şeyi verilmesi gereken yere verme )

( DELIVERY )

( REMISE )


- TEVECCÜH | YÖNELME ile/||/<> YÖNELME

( Uzay zaman durum ya da kişisel ilişkiler açısından bireyin nerede olduğunu ve ne yöne gittiğini kestirebilmesi yönlenim karşılık oriyantasyon oriens yükselme Yön bulma dış etkilerle ilgili olarak bir göze içindeki protoplazmaya ait cisimlerin göstermiş olduğu durum değişikliği astronomi coğrafya yöneltme Dış etkilerle ilgili olarak organizma ya da hücrenin göstermiş olduğu durum değişikliği oryantasyon )

( ORIENTATION )

( ORIENTATION )

( ORIENTIERUNG )

( ORIENS )


- TEVEM ile/||/<> İKİZ

( İki ayrı cins kristal bireyinin ortak ağcık bölümlerinden başlayarak bir düzleme ikiz düzlemi ve bir eksene ikiz ekseni ya da bunlardan birine göre bakışımlı olarak gelişmeleri sonucunda oluşan kristal jeoloji biyoloji İkiz doğum ürünü yavrulardan her biri döl yatağı içinde tek ya da çift yumurtadan gelişen iki dölütten her biri Az ekiz ekiz igez igeδ Blk egiz egiz egiz egiz egiz egiz Tel egiz Alt eŋis ikkis iğis Alt Tel eğis iyis yĕkĕr Başındaki y ikincil bir sestir Türkçe znin Çuvaşçada rye çevrilmesi eski bir kuraldır Eski çağlardan başlayarak kullanılır Orta Türkçede ikkiz olarak geçer Kumancada egiz biçimi kullanılır Eski Kıpçakçada ikkiz olarak geçtiği göze çarpıyor iki eki z eki Türkçe üçüz dördüz beşiz gibi türevler de bu ekle kurulmuştur Ligeti TörK 312 de ikizin ekiz Türkçe ikinin eki z ekiyle yapılmış bir türevi olduğunu açık olarak vurgulamıştır Brockelmann OGM 120 a Türkçeden Moğolcaya ikire olarak geçmiştir Poppe Lautlehre 105 saydığımız veriler arasında Altay ilişkileri görüyor Ramstedt Lautlehre 113 de Altay alanında kalarak birtakım Korece biçimler üzerinde duruyor Ramstedt SKE 195 Buna karşılık Şçerbak VJa 3 1966 31 ve Doerfer TMEN 651 Moğolca ikireyi Türkçe bir alıntı olarak değerlendirmişlerdir Doerfere göre alıntı sorunu açıktır ganz sicher Yakutça igirä igiri biçimi Moğolcadan alınmıştır Kałużyński ME 21 51 128 Moğolcadan Koybal ve Hakas diyalektlerine de geçmiştir ikärä ikkärä Macarca iker biçiminin Çuvaş özellikleri taşıyan eski bir Türk dilinden kalma alıntı olduğunu biliyoruz Ligeti TörK 14 311312 )

( TWIN )

( MACLE | JUMEAU )

( ZWILLING )

( EKIZ[Az.]~EKIZ[Tkm.]~IGEZ[Tatk.]~IGEΔ[Bşk.]~EGIZ[Kklp.]~EGIZ[Nog.]~EGIZ[Krg.]~EGIZ[Kzk.]~EGIZ[Özb.]~EGIZ[Tel.]~EŊIS[Alt.]~IKKIS[Sag.]~IĞIS[Şor.]~EĞIS[Alt.]~EĞIS[Tel.]~IYIS[Tuv.]~YĔKĔR[Çuv.] )


- TEVESSÜ[Osm.] / EXPANSION VOLUMIQUE[Fr.] / DYNAMIKDEHNUNG, DYNAMIKEXPANSION[Alm.] ile/değil/yerine/= HACİMCE GENLEŞME


- TEVETTÜR | KAN TAZYİKİ | GERİLİM | BASINÇ | TANSİYON ile/||/<> TANSİYON ile/||/<> KAN BASINCI

( kan basıncı kan baskısı Yüreğin vurumu sırasında kanın kan damarlarının duvarına yapmış olduğu yaşa ve fizyolojik duruma göre değişebilen basınç Kan basıncı 1 Kan basıncı 2 Gerilme olayı gerginlik karşıtlık tansiyon tendere germek Vurum sırasında kanın kan damarlarının duvarlarına yapmış olduğu yaşa ve fizyolojik duruma göre değişebilen basınç tansiyon zooloji tansiyon Kanın içinde bulunduğu damar çeperlerine yapmış olduğu basınç atardamar kan basıncı tansiyon Erişkin normal sistolik diyastolik değerler mmHg insan 120 70 at 13 95 sığır 140 95 koyun 140 90 köpek 120 70 kedi 120 80 )

( BLOOD PRESSURE | TENSION )

( TENSION )

( BLUTDRUCK )

( TENDERE: GERMEK )


- TEVETTÜR-İ İŞBÂ[Osm.] / SATURATION VOLTAGE[İng.] / TENSION DE SATURATION[Fr.] / SÄTTIGUNGSSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DOYMA GERİLİMİ


- TEVETTÜR[Osm.] / TENSION, VOLTAGE[İng.] / VOLTAGE, TENSION[Fr.] / SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM


- TEVEZZÜ TARZI | DAĞILIŞ ile/||/<> DAĞILIŞ

( Coğrafyanın doğal ya da insana değgin olayların yeryüzüne dağılış ve yayılışlarını göz önüne alan temel ilkelerinden biri coğrafya )

( DISTRIBUTION )

( RÉPARTITION )

( VERTEILUNG )


- TEVZİ ETME | DAĞITMA ile/||/<> DAĞITMA ile/||/<> DAĞITMAK

( Nüfusun belli özeklerde aşırı ölçüde yığılmasından doğan sakıncaları gidermek amacıyla kentbilim yöntemlerinden yararlanarak bu özeklerde yaşayan ve çalışan insanlardan bir bölümünü yeni yerleşim yerlerine kaydırmak Kimi uygulama örnekleriyle ya da bu yöndeki buluşlarla ortak giderler gibi tümdeğer öğelerini bir çalışma dalına bir eyleme bir yapıma yükleme ya da dağıtma )

( DISPERSAL | DISTRIBUTE | DISPATCH | SCATTER )

( DISPERSION | DISTRIBUER )

( STREUNUNG )


- TEVZİ, DİSTRİBÜSYON | DAĞITIM ile/||/<> DAĞITIM

( Sinema 1 Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu 2 Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi mekanik 1 Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi 2 Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü )

( DISTRIBUTION, RENTING, RELEASE | DISTRIBUTION | DISTRIBUTOR, RENTER, RELEASER )

( DISTRIBUTION | DISTRIBUTEUR, LOUEUR DE FILM )

( VERLEIH, FILMVERLEIH | VERLEIHER, FILMVERLEIHER, VERLEIHGESCHÄFTFÜHRER, VERLEIHDIREKTOR, VERLEIHCHEF )

( DISTRIBUTIO )

( DISTRIBUZIONE )

( ΔΙΑΝΟΜΉ / διανομή )


- TEVZİ, DİSTRİBÜSYON | DAĞITIM ile/||/<> DAĞITIMCI

( Sinema 1. Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan, oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu. 2. Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi. @@ mekanik: 1. Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi. 2. Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü. )

( DISTRIBUTION, RENTING, RELEASE | DISTRIBUTION | DISTRIBUTOR, RENTER, RELEASER~DISTRIBUTOR, RENTER, RELEASER | DISTRIBUTOR )

( DISTRIBUTION | DISTRIBUTEUR, LOUEUR DE FILM~DISTRIBUTEUR, LOUEUR DE FILM )

( DISTRIBUTIO~... )

( VERLEIH, FILMVERLEIH | VERLEIHER, FILMVERLEIHER, VERLEIHGESCHÄFTFÜHRER, VERLEIHDIREKTOR, VERLEIHCHEF~VERLEIHER, FILMVERLEIHER, VERLEIHGESCHÄFTFÜHRER, VERLEIHDIREKTOR, VERLEIHCHEF )

( DISTRIBUZIONE~DISTRIBUTORE )

( ΔΙΑΝΟΜΉ / διανομή~ΔΙΑΝΟΜΈΑΣ / διανομέας )


- TEVZİ, DİSTRİBÜSYON | TEŞEBBÜS | İŞLETME ile/||/<> İŞLETME ile/||/<> İŞLETMEK ile/||/<> DAĞITIM

( dağıtım 1 Tecimsel ya da yapımsal bir kuruluşa ilişkin yeri ya da çiftliği bir maden ocağı ve benzerlerini verimli bir duruma getirip kazanç sağlama 2 Tecimsel ve yapımsal çalışmaları amaca uygun bir düzeyde verimli bir niteliğe ulaştıran kuruluş 3 Çalışma yeri firma Sinema 1 Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu 2 Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi mekanik 1 Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi 2 Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü )

( ENTERPRISE | OPERATE | BUSINESSMAN )

( EXPLOITATION, ENTREPRISE | HOMME D'AFFAIRES )

( BETRIEB )

( AZIENDA )

( ΕΠΙΧΕΊΡΗΣΗ / επιχείρηση )


- TEVZİ, DİSTRİBÜSYON | TEŞEBBÜS | İŞLETME ile/||/<> İŞLETMECİ | DAĞITIM

( bk. dağıtım @@ 1. Tecimsel ya da yapımsal bir kuruluşa ilişkin yeri ya da çiftliği, bir maden ocağı ve benzerlerini verimli bir duruma getirip kazanç sağlama. 2. Tecimsel ve yapımsal çalışmaları amaca uygun bir düzeyde verimli bir niteliğe ulaştıran kuruluş. 3. Çalışma yeri. @@ bk. firma @@ @@Sinema 1. Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan, oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu. 2. Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi. @@ mekanik: 1. Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi. 2. Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü. )

( ENTERPRISE | OPERATE | BUSINESSMAN~BUSINESSMAN )

( EXPLOITATION, ENTREPRISE | HOMME D'AFFAIRES~HOMME D'AFFAIRES )

( BETRIEB~BETREIBER )

( AZIENDA~GESTORE )

( ΕΠΙΧΕΊΡΗΣΗ / επιχείρηση~ΔΙΑΧΕΙΡΙΣΤΉΣ / διαχειριστής )


- TEXTILES, WEAVING/TEXTILE INDUSTRY[İng.] ile/değil/yerine/= TEXTILE/PROFESSION DE TISSEREND[Fr.] ile/değil/yerine/= DOKUMA

( işleyim: 1. İplikleri bez, kumaş vb. ürünlere dönüştürme işi. 2. Bu işin sonunda elde edilen ürünlerin genel adı. )


- TEZ[Fars.] ile TEZ[Fr.]

( Çabuk olan, hızlı. | Hızlı bir biçimde. İLE Sav. | Üniversitelerde öğrencilerin ya da öğretim üyelerinin hazırlayıp bazen bir sınav kurulu önünde savundukları bilimsel çalışma. )


- TEZAD ile/||/<> ANTONYMY[İng.] ile/||/<> ANTONYMIE[Fr.] ile/||/<> ANTONYMIE, GEGENSATZLICHKEIT[Alm.] ile/||/<> KARŞIT ANLAMLILIK

( İki kelimenin birbirine aykırı birbirine karşıt anlam vermesi durumu açlık tokluk iyilik kötülük hastalık sağlık gençlik ihtiyarlık soğuk sıcak genişlik darlık vb )

( ANTONYMY )

( ANTONYMIE )

( ANTONYMIE, GEGENSATZLICHKEIT )


- TEZAT | KARŞIT ile/||/<> KARŞIT

( Resim Resimde bir rengin ya da renk tonunun karşıtı olan renk ya da ton Örn kara rengin karşıtı ak kırmızının yeşil turuncunun mor sarının mavi olduğu gibi 1 Birbirlerinin biçimsel çelişik olarak değil içerikçe karşısına konmuş kavramlar Ör Akkara doğruyanlış karşıt kavramlardır oysa akın çelişiği akolmayandır 2 Öznesi ve yüklemi aynı olan ama biri olumlu öteki olumsuz olan iki tümel önermenin birbiri karşısındaki durumu Ör Bütün insanlar ölümlüdür Hiç bir insan ölümlü değildir Olumsuzluk yüklemin içinde de dile getirilebilir Bütün insanlar ölümsüzdür gibi matematik kas biyoloji Belgit ödek ve çek paralarını ödeyecek olan kişi )

( CONTRAST | CONTRARY | DRAWEE | CONVERSE | OPPOSITE | TON )

( CONTRASTE | CONTRAIRE | RÉCIPROQUE | OPPOSANT (MUSCLE) | TIRÉ | CONVERSE | TON )

( KONTRAST | KONTRÄR | UMKEHRE | TON, ABTÖNUNG, SCHATTIERUNG )

( CONTRARIUS )

( CONTRASTO )

( ΑΝΤΊΘΕΣΗ / αντίθεση )


- TEZAT | KARŞIT ile/||/<> TON

( (Resim) Resimde bir rengin ya da renk tonunun karşıtı olan renk ya da ton. Örn. kara rengin karşıtı ak, kırmızının yeşil, turuncunun mor, sarının mavi olduğu gibi. @@ 1. Birbirlerinin biçimsel (çelişik) olarak değil, içerikçe karşısına konmuş (kavramlar). (Ör. Ak-kara, doğru-yanlış karşıt kavramlardır; oysa ak'ın çelişiği ak-olmayan'dır.) 2. Öznesi ve yüklemi aynı olan, ama biri olumlu öteki olumsuz olan iki tümel önermenin birbiri karşısındaki durumu. (Ör. 'Bütün insanlar ölümlüdür.' 'Hiç bir insan ölümlü değildir.' Olumsuzluk yüklemin içinde de dile getirilebilir: 'Bütün insanlar ölümsüzdür.' gibi.) @@ (matematik) @@ (kas) (biyoloji) @@ Belgit, ödek ve çek paralarını ödeyecek olan kişi. @@ (...) @@ )

( CONTRAST | CONTRARY | DRAWEE | CONVERSE | OPPOSITE | TON~TON | TONE )

( CONTRASTE | CONTRAIRE | RÉCIPROQUE | OPPOSANT (MUSCLE) | TIRÉ | CONVERSE | TON~TON | TONNE )

( CONTRARIUS~TONUS )

( KONTRAST | KONTRÄR | UMKEHRE | TON, ABTÖNUNG, SCHATTIERUNG~TON, ABTÖNUNG, SCHATTIERUNG | TON, BETONUNG )

( CONTRASTO~TONO )

( ΑΝΤΊΘΕΣΗ / αντίθεση~ΤΌΝΟΣ / τόνος )


- TEZAT | ZIDDİYET, TEZAT | KONTRAST | TEZAT, ZIDDİYET | MÜTEKABİLİYET | TEZÂD | KARŞIT | KONTRAST ile/||/<> KONTRAST ile/||/<> KARŞITLIK

( karşıtlık Film üzerindeki dansite değerleri arasındaki fark 1 Ortaya sürülen bir tutuma karşı olma durumu 2 Bir anlamı daha iyi belirtebilmesi için kullanılan karşıt kavram Başkalarının istek dilek ya da komutlarının tersine davranma eğilimi Aykırı düşünce ve sözcüklerin bir kavramda toplanması yaşayan ölüler Seni almak için seni verdim Yaşamak için medfene girdim A Hamit Tarhan 1 Öznel olarak Özelikle mekan ya da zaman içinde aynı anda ya da art arda gecikmişkarşıtlık yan yana duyumsal uyartılarda nicel ya da nitel bir karşı olma etkisi 2 Nesnel olarak Aşağıdaki formüllerle belirlenen büyüklükler Görüş ve kanıların ya da olay ve durumların birbirine ters düşmesi elektrik Bir televizyon görüntülüğünde görüntünün en aydınlık ile en karanlık bölümleri arasındaki parlaklık oranı Karşıtlar arasındaki karşıolum 1 Salınımlarda yarım dönümlük evre değişimine girme 2 İki gezegenin Güneşin iki yanında bir doğru üzerimde bulunma evreleri Söz sanatı terimi Birini ötekinin yardımiyle değerlendirmek için bir araya getirilen birbirine uymaz şeyler arasındaki ayrılık matematik karşı gelim biyoloji karşıtlık )

( CONTRAST )

( CONTRASTE )


- TEZAT | ZIDDİYET, TEZAT | KONTRAST | TEZAT, ZIDDİYET | MÜTEKABİLİYET | TEZÂD | KARŞITLIK ile/||/<> KARŞITLIK

( 1 Ortaya sürülen bir tutuma karşı olma durumu 2 Bir anlamı daha iyi belirtebilmesi için kullanılan karşıt kavram Başkalarının istek dilek ya da komutlarının tersine davranma eğilimi Aykırı düşünce ve sözcüklerin bir kavramda toplanması yaşayan ölüler Seni almak için seni verdim Yaşamak için medfene girdim A Hamit Tarhan 1 Öznel olarak Özelikle mekan ya da zaman içinde aynı anda ya da art arda gecikmişkarşıtlık yan yana duyumsal uyartılarda nicel ya da nitel bir karşı olma etkisi 2 Nesnel olarak Aşağıdaki formüllerle belirlenen büyüklükler Görüş ve kanıların ya da olay ve durumların birbirine ters düşmesi elektrik Bir televizyon görüntülüğünde görüntünün en aydınlık ile en karanlık bölümleri arasındaki parlaklık oranı Karşıtlar arasındaki karşıolum 1 Salınımlarda yarım dönümlük evre değişimine girme 2 İki gezegenin Güneşin iki yanında bir doğru üzerimde bulunma evreleri Söz sanatı terimi Birini ötekinin yardımiyle değerlendirmek için bir araya getirilen birbirine uymaz şeyler arasındaki ayrılık matematik karşı gelim biyoloji karşıtlık )

( CONTRAST | CONTRARIETY | CONTRARINESS | OPPOSITION )

( CONTRASTE | OPPOSITION | CONTRARIÉTÉ | RÉCIPROCITÉ | ANTAGONISME )

( KONTRAST | GEGENSATZ | GEGENSCHEIN )

( CONTRARIETAS )


- TEZAT TEŞKİL ETME ile/||/<> BE IN CONTRADICTION[İng.] ile/||/<> ÊTRE EN CONTRADİCTİON[Fr.] ile/||/<> KARŞITLAŞMA

( Çelişme tutmazlık karşıtlık durumunda olma )

( BE IN CONTRADICTION )

( ÊTRE EN CONTRADICTION )


- TEZAYÜD | ARTMAK ile/||/<> ARTMA

( Yünden dokunmuş un çuvalı Emirdağ Afyonkarahisar matematik )

( ACCROISSEMENT )


- TEZÂYÛF/CONNOTER[Fr.] ile BİRBİRİNİ AYNI ANDA GEREKTİREN

( Birbirini aynı anda gerektiren. )


- TEZEHHÜR | TOZLAŞMA ile/||/<> TOZLAŞMA

( çiçeksime kimya tozlaşma Polen tanelerinin rüzgâr böcek su gibi etkenlerle dişi üreme hücrelerine ulaşması Sporlaşma )

( POLLINATION )

( EFFLORESCENCE | POLLINISATION )

( BESTÄUBUNG )

( POLLEN: INCE UN )


- TEZHİP[Ar. < TEZHÎB] ile/||/<> TEZHİPÇİ

( Genel olarak yazmalarda sayfanın tamamının ya da bir bölümünün yaldız ve boya ile bezenmesi. @@ (Süsleme) Yazma kitaplarda, sayfaların yaldız ve boya ile bezenmesi; yaldız bezeme. a. bk. kitap resmi. )

( ILLUMINATION~ILLUMINATOR )

( ENLUMINURE~ENLUMINEUR )

( ILLUMINATION~BUCHMALER )

( MINIATURA~MINIATORE )

( ΔΙΑΚΌΣΜΗΣΗ ΧΕΙΡΟΓΡΆΦΟΥ / διακόσμηση χειρογράφου~... )


- TEZHİP ile/||/<> TEZHİP[Ar. < TEẔHİB]

( Genel olarak yazmalarda sayfanın tamamının ya da bir bölümünün yaldız ve boya ile bezenmesi Süsleme Yazma kitaplarda sayfaların yaldız ve boya ile bezenmesi yaldız bezeme a kitap resmi )

( ILLUMINATION )

( ENLUMINURE )

( ILLUMINATION )

( MINIATURA )

( ΔΙΑΚΌΣΜΗΣΗ ΧΕΙΡΟΓΡΆΦΟΥ / διακόσμηση χειρογράφου )


- TEZYİNAT | BEZEK ile/||/<> BEZEK ile/||/<> ADORNEMENT[İng.] ile/||/<> ORNEMENTATION[Fr.] ile/||/<> BEZEKLEME

( Süsleme Bezeme içinde bir tek süs örgesi a bezekleme örge su Marka olarak kullanılabilen ve kütüğe yazılabilen biçimler Süsleme Çeşitli bezeklerden meydana gelen süsleme )

( ORNAMENT | VIGNETTE )

( ORNEMENT | VIGNETTE )

( VERZIERUNG, ORNAMENT, ZIERATEN )


- TEZYİNAT ile/||/<> ADORNMENTO, ORNOMENT, EMBELLISHMENT[İng.] ile/||/<> ORNEMENT[Fr.] ile/||/<> BEZEME

( mimarlık güzelsanatlar Değişik bezeklerden oluşan süsleme )

( ADORNMENTO, ORNOMENT, EMBELLISHMENT )

( ORNEMENT )


- THALLE[Fr. < THALLE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAL

( Kök sap ve yaprak şeklinde farklılaşmamış bir bitkinin yaşama ve büyüme organı )


- THALLİUM[Fr. < THALLIUM] ile/değil/yerine/=/||/<> TALYUM

( Atom numarası atom ağırlığı yoğunluğu olan C de eriyen fizik özellikleri bakımından kurşuna çok yaklaşan tuzları ve bileşikleri zehirli bir element simgesi Tl )


- THALLIUM[İng.] / THALLIUM[Fr.] / THALLIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TALYUM


- THANATOLOGİE[Fr. < THANATOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> TANATOLOJİ

( Ölümün belirtilerini koşullarını ve nedenlerini inceleyen bilim dalı )


- THÉÂTRE D'INPORVISATION[Fr.] ile/||/<> SCMIERENTHEATER[Alm.] ile/||/<> TULÛAT TİYATROSU

( Önceden yazılmış bir metne dayanmadan ama Kanavası örgüsü önceden bilinen oyuncuların bir kanavayı esas tutup o andaki buluşları ile geliştirdikleri halk tiyatrosu )

( THÉÂTRE D'INPORVISATION )

( SCMIERENTHEATER )


- THEATRE FESTIVAL[İng.] ile/||/<> FESTİVAL DU THÉÂTRE[Fr.] ile/||/<> FESTSPIEL[Alm.] ile/||/<> FESTİVAL[Fr. < FESTIVAL]

( Tiyatro şenliği Çeşitli oyunların topluca oynatılması sonunda ödül ya da derece verilmesi biçiminde ortaya çıkan ulusal ya da uluslararası oyun gösterisi öŞenlik )

( THEATRE FESTIVAL )

( FESTIVAL DU THÉÂTRE | FESTIVAL )

( FESTSPIEL )


- THEİNE[Fr. < THÉINE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEİN

( Çayda bulunan ve kafein niteliğinde olan etkili madde )


- THEMATİQUE[Fr. < THÉMATIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMATİK

( Bir tema etrafında oluşan )


- THEOCRATE[Fr. < THÉOCRATE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEOKRAT

( Teokrasiye dayanan iktidar sahibi kimse )


- THEOCRATİE[Fr. < THÉOCRATIE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEOKRASİ

( Siyasi iktidarın Tanrı nın temsilcileri olduklarına inanılan din adamlarının elinde bulunduğu toplumsal siyasi düzen din erki )


- THEOCRATİQUE[Fr. < THÉOCRATIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEOKRATİK

( Teokrasiye dayanan )


- THEOGONİE[Fr. < THÉOGONIE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEOGONİ

( Tanrıların meydana gelişi hakkında bilgi )


- THEOLOGİQUE[Fr. < THÉOLOGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEOLOJİK

( Tanrı bilimiyle ilgili )


- THÉORÈME DE WIGNER-ECKART[Fr.] / WIGNER-ECKART-THEOREM[Alm.] ile/değil/yerine/= WİGNER-ECKART TEOREMİ


- THÉORÈME DES AXES PARALLÈLES[Fr.] / PARALLELES-ACHSEN-THEOREM[Alm.] ile/değil/yerine/= PARALEL EKSENLER TEOREMİ


- THEOREME[Fr. < THÉORÈME] ile/değil/yerine/=/||/<> TEOREM

( Kanıtlanabilen bilimsel önerme Mantıksal usa vurma ile kanıtlanan önermenin ya da özelliğin bildirimi )


- THEORETICAL CHEMISTRY[İng.] / CHIMIE THÉORIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KURAMSAL KİMYA, TEORİK KİMYA


- THÉORIE CINÉTIQUE[Fr.] / KINETISCHE THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİNETİK KURAM/TEORİ


- THÉORIE DE GULDBERG[Fr.] ile/değil/yerine/= GULDBERG KURAMI


- THÉORIE DE L'UNICITÉ DE LA SOLUTION[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜM TEKLİĞİ KURAMI


- THÉORIE DE LORENTZ DE LA RAIE SPECTRALE[Fr.] ile/değil/yerine/= LORENTZ TAYF ÇİZGİSİ KURAMI


- THÉORIE DES DOMAINES[Fr.] ile/değil/yerine/= KÜMELENME KURAMI


- THÉORIE DES ÉCHANGES DE PRÉVOST[Fr.] ile/değil/yerine/= PRÉVOST ISIL DEĞİŞİM KURAMI


- THÉORIE[Fr.] ile/değil/yerine/= KURAM


- THEORY OF EXPANDING UNIVERSE[İng.] / THÉORIE DE L'UNIVERS EN EXPANSION[Fr.] / EXPANDIERENDE WELTALL THEORIE, ERWEITERNTHEORIE, ERWEITERNUNIVERSUMTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= GENİŞLEYEN EVREN KURAMI


- THERM[İng.] / THERM[Fr.] / THERM[Alm.] ile/değil/yerine/= TERM


- THERMAL CAPACITY[İng.] / CAPACITÉ THERMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL SIĞA


- THERMAL CONDUCTIVITY[İng.] / CONDUCTIVITÉ THERMIQUE[Fr.] / WÄRMELEITFÄHIGKEIT, PHOTOLEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL/IŞIL İLETKENLİK


- THERMAL CONVERTER[İng.] / CONVERTISSEUR THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHER KONVERTER, THERMOUMFORMER[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL DÖNÜŞTÜRÜCÜ


- THERMAL COULOMB[İng.] / COULOMB THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHES COULOMB[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL COULOMB


- THERMAL DEATH[İng.] / MORT THERMIQUE[Fr.] / WÄRMETOD[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL ÖLÜM


- THERMAL DRIFT[İng.] / DÉRIVE THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHE DRIFT[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL SÜRÜKLENME


- THERMAL EQUILIBRIUM[İng.] / ÉQUILIBRE THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHES GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL DENGE


- THERMAL EXCITATION[İng.] / EXCITATION THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHE ANREGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL UYARILMA


- THERMAL FARAD[İng.] / FARAD THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHES FARAD[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL FARAD


- THERMAL HENRY[İng.] / HENRY THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHES HENRY[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL HENRY


- THERMAL INDUCTANCE[İng.] / INDUCTANCE THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHE INDUKTANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL İNDÜKTANS


- THERMAL MAGNON[İng.] / MAGNON THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHES MAGNON[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL MANYON/MAGNON


- THERMAL NEUTRONS[İng.] / NEUTRONS THERMIQUES[Fr.] / THERMISCHE NEUTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL NÖTRONLAR


- THERMAL NOISE[İng.] / BRUIT THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHES RAUSCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL GÜRÜLTÜ


- THERMAL OHM[İng.] / OHM THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHES OHM[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL OHM


- THERMAL POTENTIAL DIFFERENCE[İng.] / DIFFÉRENCE DE POTENTIEL THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHE POTENTIALDIFFERENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL POTANSİYEL FARKI


- THERMAL RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHE STRAHLUNG, WÄRMESTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL IŞINIM


- THERMAL REACTOR[İng.] / RÉACTEUR THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHER REAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL TEPKİLEŞİM/REAKTÖR


- THERMAL RESISTIVITY[İng.] / RÉSISTIVITÉ THERMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL DİRENÇLİLİK


- THERMAL ROSSBY NUMBER[İng.] / NOMBRE DE ROSSBY THERMIQUE[Fr.] / ROSSBY-THERMALZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL ROSSBY SAYISI


- THERMAL SCATTERING[İng.] / DISPERSION THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHE STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL SAÇILMA


- THERMAL STRESS[İng. / TENSION THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHE SPANNUNG, WÄRMESPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL GERİLİM/GERİLME


- THERMAL VALUE[İng.] / VALEUR THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHER WERT[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL DEĞER


- THERMAL[Fr. < THERMAL] ile/değil/yerine/=/||/<> TERMAL

( termal kamera Sıcak kaplıca suyu Bu sudan yararlanma imkânı sağlayan kuruluş vb )


- THERMIC POWER[İng.] / PUISSANCE THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHE LEISTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL GÜÇ


- THERMIE[İng.] / THERMIE[Fr.] / THERMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİ


- THERMION[İng.] / THERMOION[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL İYON


- THERMIONIC CATHODE[İng.] / CATHODE THERMOIONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL İYONİK KATOT


- THERMIONIC CELL[İng.] / CELLULE THERMONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL İYONİK PİL


- THERMIONIC CONVERTER[İng.] / CONVERTISSEUR THERMOÏONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL İYONİK DÖNÜŞTÜRÜCÜ


- THERMIONIC CURRENT[İng.] / COURANT THERMOÏONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL İYONİK AKIM


- THERMIONIC DIODE[İng.] / DIODE THERMOIONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL İYONİK DİYOT


- THERMIONIC EMISSION[İng.] / ÉMISSION THERMOÏONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL İYONİK YAYIM/YAYINIM


- THERMIONIC TRIODE[İng.] / TRIODE THERMOIONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL İYONİK TRİYOT


- THERMIONIC TUBE[İng.] / TUBE THERMOIONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL İYONİK TÜP


- THERMIONIC WORK FUNCTION[İng.] / FONCTION DE TRAVAIL THERMOÏONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL İYONİK İŞ İŞLEVİ/FONKSİYONU


- THERMIONICS[İng.] / THERMOIONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL İYONİK


- THERMİQUE[Fr. < THERMIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> TERMİK

( termik santral ısıl Isının üretilmesini iletilmesini ve kullanılmasını inceleyen fizik dalı )


- THERMIT[İng.] / THERMITE[Fr.] / THERMIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİT


- THERMO CHEMISTRY[İng.] / THERMOCHIMIE[Fr.] / THERMOCHEMIE, WÄRMECHENIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOKİMYA


- THERMO-[İng.] / THERMO[Fr.] / THERMO[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMO-


- THERMOCHROMY[İng.] / THERMOCHROMIE[Fr.] / THERMOCHROMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL RENKLİLİK/RENK DEĞİŞİMİ


- THERMOCOUPLE DOSIMETER[İng.] / DOSIMÈTRE À THERMOCOUPLE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL ÇİFT DOZÖLÇERİ


- THERMOCOUPLE[İng.] / THERMOCOUPLE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL ÇİFT


- THERMODYNAMIC CYCLE[İng.] / CYCLE THERMODYNAMIQUE[Fr.] / THERMODYNAMISCHER ZYKLUS[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMODİNAMİK ÇEVRİM


- THERMODYNAMIC EQUILIBRIUM[İng.] / ÉQUILIBRE THERMODYNAMIQUE[Fr.] / THERMODYNAMISCHES GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMODİNAMİK DENGE


- THERMODYNAMICS[İng.] / THERMODYNAMIQUE[Fr.] / THERMODYNAMIK, WÄRMEENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ISILDEVİNGE, TERMODİNAMİK


- THERMODYNAMİQUE[Fr. < THERMODYNAMIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> TERMODİNAMİK

( Isı enerjisi ile kinetik enerji arasındaki ilişkileri ve bu konuyla ilgili olayları inceleyen fizik kolu )


- THERMOELASTICITY COEFFICIENTS[İng.] / COEFFICIENTS THERMOÉLASTIQUES[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL ESNEKLİK KATSAYILARI


- THERMOELASTICITY[İng.] / THERMOÉLASTICITÉ[Fr.] / THERMOELASTIZITÄT, PHOTOELASTIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL/IŞIL ESNEKLİK


- THERMOELECTRIC CURRENT[İng.] / COURANT THERMOELECTRIC[Fr.] / THERMOELEKTRISCHE STROM[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOELEKTRİK AKIM


- THERMOELECTRIC EFFECT[İng.] / EFFET THERMOÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL ELEKTRİK ETKİ


- THERMOELECTRIC MODULE[İng.] / MODULE THERMOÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL ELEKTRİK MODÜL/ENDÜKTANS


- THERMOELECTRIC POWER[İng.] / PUISSANCE THERMODLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL ELEKTRİK GÜÇ


- THERMOELECTRICITY[İng.] / THERMOÉLECTRICITÉ[Fr.] / THERMOELEKTRIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOELEKTRİKLİK


- THERMOELECTRİQUE[Fr. < THERMOÉLÉCTRIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> TERMOELEKTRİK

( termoelektrik çifti termoelektrik maşa termoelektrik pil Isı enerjisi ile elektrik enerjisi arasındaki ilişkileri ve bu konuyla ilgili olayları inceleyen fizik kolu )


- THERMOELECTRON[İng.] / THERMOÉLECTRON[Fr.] / PHOTOELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL/IŞIL ELEKTRON


- THERMOGALVANOMETER[İng.] / THERMOGALVANOMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL GALVANOMETRE


- THERMOGRAPH[İng.] ile/||/<> TERMOGRAF[Fr. < THERMOGRAPHE]

( Derinin çeşitli bölgelerindeki ısı derecelerini dolayısıyla ısı farklarını çizelge durumunda kaydeden aygıt )

( THERMOGRAPH )

( THERMOGRAPHE )


- THERMOGRAVIMETRY[İng.] / THERMOGRAVIMÉTRIE[Fr.] / THERMOGRAVIMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOGRAVİMETRİ


- THERMOJUNCTION BATTERY[İng.] / BATTERIE THERMOJOINTE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL EKLEM BATARYA


- THERMOJUNCTION[İng.] / THERMOJONCTION[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL EKLEM


- THERMOKİMYA[Fr. < THERMO + Ar. KĪMYĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> TERMOKİMYA

( Tepkimelere eşlik eden termik olayları inceleyen kimya dalı )


- THERMOLUMINESCENCE[İng.] / RADIOLUMINESCENCE THERMIQUE, THERMOLUMINESCENCE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL IŞILDAMA


- THERMOLYSIS[İng.] / THERMOLYSE[Fr.] / THERMOLYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOLİZ, ISIL AYRIŞMA


- THERMOMAGNETIC EFFECT[İng.] / EFFET THERMOMAGNÉTIQUE[Fr.] / PHOTOMAGNETISCHER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL MANYETİK ETKİ


- THERMOMAGNETOMETER[İng.] / THERMOMAGNÉTOMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL MANYETOMETRE


- THERMOMECHANICAL EFFECT[İng.] / EFFET THERMOMÉCANIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL MEKANİK ETKİ


- THERMOMÈTRE À AIR DIFFÉRENTIEL[Fr.] / DIFFERENTIAL-LUFTTHERMOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL HAVALI SICAKLIKÖLÇER/TERMOMETRESİ


- THERMOMÈTRE À RÉSISTANCE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİRENÇLİ SICAKLIKÖLÇER


- THERMOMÈTRE À SIX ÉLÉMENTS[Fr.] ile/değil/yerine/= ALTI BİLEŞENLİ SICAKLIKÖLÇER


- THERMOMETRY[İng.] / THERMOMÉTRIE[Fr.] / THERMOMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOMETRİ


- THERMONUCLEAİRE[Fr. < THERMONUCLÉAIRE] ile/değil/yerine/=/||/<> TERMONÜKLEER

( Ancak çok yüksek sıcaklıklarda hafif elementler arasında doğan çekirdeksel tepkime )


- THERMONUCLEAR REACTION[İng.] / RÉACTION THERMONUCLÉAIRE[Fr.] / THERMONUKLEARE REAKTION, THERMISCHE KERNREAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL/TERMO ÇEKİRDEK/NÜKLEER TEPKİMESİ


- THERMOPHONE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL SESER


- THERMOPHORE[Fr. < THERMOPHORE] ile/değil/yerine/=/||/<> TERMOFOR

( Kauçuk vb maddelerden yapılan içi su ya da kimyasal bir madde ile doldurularak ısının aynı düzeyde kalmasını sağlayan kap )


- THERMOPILE[İng.] / PILE, THERMO-ÉLECTRIQUE, THERMOPILE[Fr.] / THERMOELEMENT, THERMOSÄULE[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL/TERMO PİL


- THERMOPLASTE[Fr. < THERMOPLASTE] ile/değil/yerine/=/||/<> TERMOPLAST

( Sıcakta biçim verilmeye elverişli soğukta oldukça sert olan kalıplandıktan sonra biçim değiştirmeyen yapı malzemesi )


- THERMOS[Fr. < THERMOS] ile/değil/yerine/=/||/<> TERMOS

( Yalıtım maddesiyle kaplı metal bir kılıf içine yerleştirilen aralarında hava boşluğu bulunan çift çeperli cam şişeden oluşan içine konan sıvının ısısını uzun süre koruyan kap )


- THERMOSET[İng.] / THERMODURCISSANT[Fr.] / IN WÄRME AUSHÄRTEND, WÄRMEHÄRTBAR, HITZEHÄRTBAR[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOSET


- THERMOSİPHON[Fr. < THERMOSIPHON] ile/değil/yerine/=/||/<> TERMOSİFON

( Soğuk suyu ısıtan bir kazan ve içindeki borulardan oluşmuş araç )


- THERMOSPHÈRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL YUVAR


- THERMOSPHERES[İng.] / THERMOPLASTIQUE[Fr.] / THERMOPLAST[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOPLASTİK


- THERMOSTAT[İng.] / THERMOSTAT[Fr.] / TEMPERATURREGLER, THERMOSTAT[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL DÜZEN, TERMOSTAT


- THERMOTHERAPY[İng.] ile/||/<> TERMOTERAPİ[Fr. < THERMOTHÉRAPIE]

( Yaraların tedavisinde ısı alev sıcaklık ve dağlama yapılması )

( THERMOTHERAPY )

( THERMOTHÉRAPIE )


- THERMOTROPIC LIQUID CRYSTAL[İng.] / CRISTAL LIQUIDE THERMOTROPE[Fr.] / THERMOTROPER FLÜSSIGKRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOTROP SIVI KRİSTAL


- THESAURUS[İng.] ile/||/<> TRÉSOR, THÉSAURUS[Fr.] ile/||/<> GÖMÜ

( Bir bilgi erişim dizgesinde derlemin kapsamına giren kavram ve konuları belirten anahtarsözcükleri bunlar arasındaki anlamsal ve üreysel ilişkilerle birlikte devingen bir biçimde içeren bir sözdağarı ya da sözlük )

( THESAURUS )

( TRÉSOR, THÉSAURUS )


- THESE[Fr. < THÈSE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEZ

( Tanıtlanması gereken önerme sav Üniversitelerde öğrencilerin hazırlayıp genellikle bir sınav kurulu önünde savundukları bilimsel eser )


- THETA PINCH[İng.] / PINCEMENT THÊTA[Fr.] / THETA-PINCH[Alm.] ile/değil/yerine/= TETA SIKIŞ(TIR)MASI


- THÉVENIN THEOREM[İng.] / THÉORÈME DE THÉVENIN[Fr.] / THÉVENIN-THEOREM[Alm.] ile/değil/yerine/= THÉVENİN KURAMI/TEOREMİ


- THIAMINE[İng.] / THIAMINE[Fr.] / THIAMINE[Alm.] ile/değil/yerine/= TİYAMİN


- THIN FILM CAPACITOR[İng.] / CONDENSATEUR DU FILM MINCE[Fr.] / DÜNNFILMKONDENSATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM SIĞASI


- THIN FILM CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT À COUCHE MINCE[Fr.] / DÜNNFILMSTROMKREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM DEVRESİ


- THIN FILM RESISTOR[İng.] / RÉSISTANCE EN FILM MINCE[Fr.] / DÜNNFILMWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM DİRENÇ


- THIN FILM SEMICONDUCTOR[İng.] / SEMI-CONDUCTEUR EN COUCHE MINCE[Fr.] / DÜNNFILMHALBLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM YARI İLETKEN


- THIN FILM TRANSDUCER[İng.] / TRANSDUCTEUR À COUCHE MINCE[Fr.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM DÖNÜŞTÜRÜCÜ


- THIN FILM TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR EN COUCHE MINCE[Fr.] / DÜNNFILMTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM TRANSİSTOR


- THIN FILM[İng.] / FILM MINCE[Fr.] / DÜNNFILM[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM


- THING[İng.] ile/||/<> CHOSE[Fr.] ile/||/<> RES; SKOLASTIKTE: ENS[Lat.] ile/||/<> DING[Alm.] ile/||/<> ŞEY[Ar. < ŞEYʾ]

( Günlük dilde Herhangi bir düşünce konusunu göstermeğe yarayan belirsiz terim Felsefede 1 Düşünen bilincin konusu olabilen gerçekte var olmayıp da yalnızca düşünülmüş olan her şey Bu anlamda düşünce nesnesi ens rationis 2 Kişiye karşıt olarak Bilinçten yoksun varlık 3 Gerçek olan bilincin dışında kendi başına var olan tek nesne ens reale Böyle bir var olan tek nesne olarak niteliklerin taşıyıcısı töz diye de anlaşılır 4 Duyularla kavranabilen cisimsel nesne )

( THING )

( CHOSE )

( DING )

( RES; SKOLASTIKTE: ENS )


- THINNER; DILUTING AGENT, DILUENT[İng.] / DILUANT, DILUENT[Fr.] / STRECKMITTEL, VERDÜNNUNGSMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCELTİCİ, SEYRELTİCİ


- THIOLS, MERCAPTANS[İng.] / MERCAPTANS, THIOLACCOLOS[Fr.] / MERCAPTANE, THIOALKOHOLE[Alm.] ile/değil/yerine/= TİYOLLER, TİYOALKOLLER, MERKAPTANLAR


- THIONINE[İng.] / THIONINE[Fr.] / THIONINE[Alm.] ile/değil/yerine/= TİYONİN


- THIRST, THIO-[İng.] / THIO-[Fr.] / THIO-[Alm.] ile/değil/yerine/= TİYO-