Bugün[05 Temmuz 2026]
itibarı ile 21.021 başlık/FaRk ile birlikte,
21.021 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(76/85)


- TİN:
NESNEL ile/ve/||/<> ÖZNEL

( Devlette. İLE/VE/||/<> Bireyde. )


- TİN TİN (GİTMEK/YÜRÜMEK)

( Sessiz, patırtısız bir biçimde. )


- TİN ile İÇGÜDÜ

( SPIRIT vs. INSTINCT )

( JINGSHEN ile BENNENG )

( ... ile İNSİYAK/SEVK-İ TABİİ )


- TİN[Azr.] = KÖŞE[Tr.]


- TİN ile/ve KÜLTÜR

( Üretilenlerin, birlik sezgisi. | İnsan eliyle üretilmişler/oluşturulmuşlar. | İnsanı oluşturan ve insandan oluşan herşey. | Nedenselliği, kendinde/içkin olan. | Düşüncenin kaynağı olan (düşünce). )

( TİN: Düşüncenin edimselliği. )

( SPIRIT vs./and CULTURE )

( JINGSHEN ile/ve VENHUA )


- TÎN ve/||/+/<> MÂRİC

( Toprak ve su. VE/||/+/<> Ateş ve hava. )


- TİN ile/||/<> MİL ile/||/<> MİL[Ar. < MİL | FR. < MİLLE | YUN.]

( Çapı 0 00040 0063 mm olan çimentolanmamış taş kırıntıcıkları 1 Makinelerde hareketi ileten silindirsel eklenti 2 Makinelerde bıçak testere vb kısımları taşıyan silindirsel eleman balçık Ağaç tığ Saçıkara İslahiye Gaziantep balçık Tzitzilise göre GrLw l4 Rumcadan alınmıştır R ἀμύλιον Mehl Erdboden aus sehr feinem Sand )

( ŞILT | SPINDLE )

( ŞILT | MILLE )

( SILT | SPINDEL )


- TİN >< NESNE


- TİN ve/||/<>/< ŞAŞMA

( Şaşma, tin'in kapısıdır. )


- TİN/AN = SPIRIT[İng.] = ESPRIT[Fr.] = GEIST[Alm.] = SPIRITUS[Lat.] = PNEUMA, NOUS[Yun.] = ALIENTO[İsp.]


- TİN ile TİN TİN


- TIN ile TINI ile TIN TIN


- TİN'İN DOYUMU:
SEVİLEREK değil SEVEREK


- TINNET, TEMBRE, SES RENGİ | TINI ile/||/<> TINI

( Sinema TV Bir sesin kendisini oluşturan çalgıdan ya da araçtan aldığı ve öbürlerinden ayırt ettiren özellik Yüksekliği ve şiddeti aynı olan sesleri birbirinden ayıran nitelik fizik Bir cismin titreşiminden çıkan sesi başka nitelikteki bir cisimden aynı yükseklikte çıkan sesten ayıran özellik Bir cismin titreşiminden çıkan sesi başka nitelikteki bir özdeğin aynı yükseklikteki sesinden ayıran özellik fizik İnsan sesini belirginleştiren nitelik Yüksekliği yeğinliği aynı olan sesleri birbirinden ayıran nitelik )

( TIMBRE | TIMBER, QUALITY )

( TIMBRE )

( KLANGFARBE, TONFARBE | KLANG | KLANGFARBE )


- TİN/SEL ile/ve TOPLUM/SAL

( SPIRITUAL vs./and SOCIAL )


- TYPE I BIAS[İng.] değil/yerine/= BİRINCİ TÜR YANLILIK


- TİP I ile/||/<> II ile/||/<> III ile/||/<> IV

( Dört tip alerjik reaksiyon. )

( Formül: Histamin (Tip I) )


- TİP IA SÜPERNOVA ile/||/<> TİP II SÜPERNOVA

( Tip Ia süpernova beyaz cüce patlaması İLE Tip II süpernova kütleli yıldız çöküşüdür. Tip Ia standart mum İLE kozmolojik uzaklık ölçer. Tip Ia karbon-oksijen beyaz cüce İLE Tip II hidrojen zarfı içerir. )


- TYPE II BIAS[İng.] değil/yerine/= İKINCİ TÜR YANLILIK


- TIP:
İYİ ile/ve/||/<> ORTA ile/ve/||/<> KÖTÜ

( Önler. İLE/VE/||/<> Hastalık/sorun, belirmeden, yok eder. İLE/VE/||/<> Tedavi eder. )


- TIP:
ORTODOKS ile/ve/||/<>/< ÇİN ile/ve/||/<>/< HİNT(AYURVEDA)


- TIP vs. SIDE


- TIP/TABABET değil/yerine/= SAĞ/SAĞBİLGİ


- TIP TARİHİNDEKİ DÖNEMLER:
GİZEMCİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/> AKILCI ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YENİLİKÇİ


- TIP = MEDICINE[İng.] = MÉDECINE[Fr.] = ARZNEI[Alm.] = MEDICINA[İt., İsp.]


- TIP TIP = KÜÇÜK VE HAFİF BİÇİMDE


- TİP ile ...

( Benzerlerinin niteliklerini toplayan örnek. )


- TIP ile/ve/||/<> ADLÎ TIP


- TIP ile/||/<> ANATOMİ

( Kulliyyat fi-Tibb, tıp ansiklopedisi )

( İbn Rüşd (Averroes) tarafından 1162 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1126-1198) (Ülke: Endülüs) (Önemli katkıları: Aristoteles yorumları, felsefe ve tıp çalışmaları) )


- TIP ile/||/<> FELSEFE

( Tıp ve felsefeyi birleştiren bütüncül yaklaşım )

( İbn Sina (Avicenna) tarafından 1025 yılında keşfedildi/formüle edildi. (980-1037) (Ülke: İran/Buhara) (Alan: biyoloji) (Önemli katkıları: El-Kanun fi Tıb kitabı, tıp ansiklopedisi, felsefe ve mantık çalışmaları) )


- TİP ile/||/<> ÖRNEK ile/||/<> MASTAR ile/||/<> NUMUNE ile/||/<> NUMUNE | MASAL

( Yalnız ya da başka masallarla birlikte söylendiğinde anlamında hiçbir değişiklik olmayan bağımsız masal türü masal anakonu değişken değişkin Belli bir biçimi ağaç üzerine çizmek ya da işlenen parçanın düzgünlüğünü denetlemek için kullanılan ağaç ya da maden araç 1 Anlatılmak istenen bir düşünceyi açıklamak için ileri sürülen ve onu daha somut hale getiren olay ya da olgu 2 Bir bütünün özelliklerini belirtmek amacıyla ondan alınan ya da ayrılıp verilen küçük parça Bir özdeğin tüm özelliklerini içeren küçük bir bölümü Bir kentin bugünkü durumu ve gelecekte alması istenen biçim göz önünde tutularak kentin oluşumunu biçimlendiren almaşık etkenleri sınamak ve herbirinin davranışlarını önceden kestirmek amacıyla kurulan simgesel denklem Bir evrenden ilgili ayrıtlarını yansıtmak üzere seçilmiş yeterli sayıdaki gözlem birimi 1 genel uygulayım a Bir yapı oluşum bütün ürün vb niteliğini belirtmeye yarayan küçük parça b Bir özdek töz oluşum vb özelliklerini gösterebilecek bilgi verebilecek biçimde alınmış parça c Bir deney ya da inceleme için kullanılan parça 2 ağaç işleri Boya cila ya da verniğin mobilyada oluşturacaklarını önceden belirlemek için kullanılan özel parça Bir özdeğin özellikleri üzerine bilgi verebilecek biçimde alınmış parça Bir nesnenin ya da bir işlemin yapımında kılavuzluk eden ve aslının niteliklerimi değişik bir ölçü içinde taşıyan nesne ya da işlem birimi anlamdaş taslam misal matematik Bir malın satışını sağlamak için alıcıya gönderilen ya da gösterilen örnek Mallarını tanıtmak isteyen firmaların malın niteliğini belirtmek özelliklerini göstermek amacıyla o maldan bedelsiz verdiği veya gönderdiği parça Bir deney ya da inceleme için kullanılan metal parça Ana kitle içinden belli yöntemlerle çekilen ve ana kitleyi nitelik ve nicelik bakımından temsil ettiği düşünülen ve ana kitleden çok daha az sayıdaki birim kümesi örnek örnek örnek Mimarlık Kaba sıvanın yüzeyini düzlemek ve fazlalıklarını almak için kullanılan uzun düz tahta I 1 masdar 2 Marangoz cedveli Nefsiköseli Eynesil Giresun II Halı tezgahında ilerigeri oynatılan kısım Bünyan Kayseri 1 Eylemlik 2 Bazı dillerde mastar çatı göstermez bazı dillerde ise zaman da gösterir Amaçlık Betimleme Edilgen Etken Geçmişlik Geleceklik Haykırı Hikâyelik Şimdikilik mastarı Fiil kök ve gövdelerinin karşıladıkları oluş kılış ve durumları şahıs ve zamana bağlı olmadan göstermek üzere mAk mA ve Iş Uş ekleri ile kurulan fiil adı Oturmak incelemek bilmemek birikme yorulma dinleme anlamama bekleyiş gidiş duruş görmeyiş vb Örnekler Ona gidip her şeyi anlatmak ve sormak Bu paralar benim hakkım mı alayım mı demek istiyordum P Safa Matmazel Noraliyanın Koltuğu s 131 Onunla göz göze gelmek istemedi P Safa göst e s 80 Bülenti asker yapmağa kalkar sonra askerlerin şehit olduklarını hatırlayarak fikrinden cayardı R N Güntekin Kızılcık Dalları s 151 İkisi de üç aydır sevdikleri birkaç oyun vardı ki her tekrarında kaçırmak istemezler gündüz en önde biletlerini alarak akşam tam dokuzda yerlerine gelirlerdi R H Karay Memleket Hikâyeleri Hakkı Sükût s 118 Baktım sizin soydan gelme ve kalma günahlarınız da yok Tarık Buğra Gençliğim Eyvah s 365 Bugün seni görmeye gelmişti Kaçmaktan kovalamaya vakit olmadı Onun böyle ansızın gelişine bir anlam verilemedi Geniş dünyada kendi hayatını yaşamak günlerin çıkrığını kendi ruhunun ikramlarıyla çevirmek A H Tanpınar Abdullah Efendinin Rüyaları Geçmiş Zaman Elbiseleri s 98 vb Bunlardan mA ekiyle kurulanlar hafif mastar diye adlandırılır Buna Azerbaycan Türkçesi mäsdär Türkmen Türkçesi infinitiv iiş aatları Gagauz Türkçesi infinitiv işlimsözlük forması işliktän adlık Özbek Türkçesi masdar infinitiv harakat nomi Uygur Türkçesi härikatnam isimdaş Tatar Türkçesi infinitiv Başkurt Türkçesi infinitiv infinitiv belgisiz işlik işlikni belgisiz kalibi Krç Malk infinitiv Nogay Türkçesi bas glagol masdar infinitif Kazak Türkçesi tuyık etistik kıymıl esimi Kırgız Türkçesi kıymıl atooç infinitiv Alt infinitiv tartı tok glagol Hakas Türkçesi infinitiv idîg adı glagolmn île nimes formazı Tuva Türkçesi infinitiv mak hevir Türkçesi infinitiv glagoldıň temi çok formazı iş adı Rusça infinitiv imya deystviya Fiilin kök ve gövdelerine getirilen belirli eklerle fiilin bir ad gibi kullanılması ad gibi kullanılan fiil Türkçe mAk mA Iş UŞ ekleriyle yapılan üç türlü ad fiil vardır anlaşmak konuşmak tartışmak çalışma tanışma görüşme geliş gidiş satış tutuş görünüş vb Ad fiiller zaman ve kişi göstermezler mastar ve kılış adı örnek Anadolu ağızlarında yaygın olarak geçer Az örnek örnek örnek körnek Kökeni karışıktır Başlangıçta Ermenice ōrinaktan geldiği öne sürülmüştür Ancak örnekin Ermeniceden geldiğini öne sürenler bu biçimin Tatarca Başkurtça gibi diyalektlerde geçtiğini göz ardı etmişlerdir Bu diyalektlerde Ermenice kalıntılardan söz edilemez Eren Karakalpakçada kullanılan körnek biçiminden yola çıkarak örnek biçiminin Türkçe bir türev olduğunu öne sürmüştür Eski ve yeni Türk diyalektlerinde baştaki k sesinin düştüğüne tanık oluyoruz Buna göre körnekin körmek görmek kökünden geldiği açıktır Anadolu ağızlarında örnek anlamında görenek de kullanılır Türkçe kör görmek e n e k eki Eren bu açıklamayı XI Türk Dili Kurultayında yapmıştı Dilâçar bu açıklamayı tepki ile karşılamıştır Dilaçar Kurultay bildirisinde Erenin etimolojik açıklamasını yokuşa koşmaya çalışmıştır Türkçede baştaki klerin düşmesi bilimsel yayınlarda sık sık tartışıldı Özellikle Pelliot Toung Pao XXXVII 1944 73101 ve HalasiKun Türk Dili ve Tarihi Hakkında Araştırmalar I 1950 4561 baştaki kler üzerinde durdular Saydıkları örnekler arasında kelebek ve güvercin biçimlerinin tanıklığı açıktır Bu biçimlerin tanıklığı karşısında körnek örnek gelişmesi normaldir Sibirya diyalektlerinde körmek görmek kökünden m ekiyle türetilen körim biçimi de örnek anlamında kullanılır Dilâçar örnekin Ermeniceden geldiğini öne sürecek kapalı bir biçimde Erenin etimolojik açıklamasına karşı çıkacaktır Onun Erenin açıklamasını yokuşa koşmak için öne sürdüğü koşullar düşündürücüdür İmdi eğer örnek kelimesinin etimolojisini Pehleviceden kurtararak Türkçedeki kör gör köküne bağlayacaksak önce Kuzey batı ve doğu lehçelerine sınırlanmış olan bu kelimenin yapı ve anlam bakımıdan ne şekilde ne zaman hangi şartlar altında Güneye geçmiş olduğunu sonra Türkiye Türkçesinde baştaki knin gye çevrilmeyip hangi kurala ve benzer bol misallere göre tamamiyle düştüğünü daha sonra da Kazancada Kırım Osmanlıcasında ve Azericede bulunan örnek esaslı kelimelerin nereden türemiş ne şekilde ve hangi yolla buralara yayılmış olduklarını açıklamak gerekir 158 s Dankoff ALT D59 Kırgız örnök Kazak örnek Başkurt ürnek Nogay örnek gibi biçimlerin Ermeni etkisinden söz edilemeyecek diyalektlerde geçtiğinin altını çizmiştir Dankoff örnek biçiminin Türkçe görmek kökünden nek ekiyle kurulduğunu açıklamıştır Buna göre Türkçe biçimin örmek kökünden getirilemeyeceği açıktır Bununla birlikte Dankoff Karakalpakça körnekin başındaki knin düşmesini kuşku ile karşılamıştır O nedenle Dankoff örnek biçiminin etimolojik açıklaması konusunda açık bir inanç dile getirmemiştir Özetle Dankoff örnek biçiminin kökü veya kökeni konusunda kararsız kalmıştır İlaydın TD 267 1973 245246 örnek biçiminin örmek kökünden türetildiğini öne sürmüştür Eren TD 273 1974 701707 bu açıklamayı tepki ile karşılamıştır urnīk Türkçeden geçmiştir Zahidi 1977 93 Mısır Arapçasındaki biçim için Littmann Tschudi Arm 110 6 R μαστάρι Euter Zjtze )

( TYPE | EXAMPLE, SAMPLE | SAMPLE | MODEL | SAMPLE, SPECIMEN | SPECIMEN )

( TYPE | EXEMPLE, ÉCHANTILLONE | ÉCHANTILLON | MODÈLE | ÉCHANTILLON, SPÉCIMEN, ÉPROUVETTE | EXEMPLE | ÉPROUVETTE; ÉCHANTILLON] )

( TYP, TYPUS | SCHABLONE | PROBE | MODELL | MUSTER, PROBE )

( ΜΑΣΤΆΡΙ / μαστάρι )


- TIP ve/||/<> SANAT

( )


- TİP[Fr./İng. < TYPE] ile TİPLEME

( Öykü, roman, tiyatro gibi uzun anlatıma dayalı edebî yapıtlarda kişi kadrosu içinde yer alan ve belirli bir düşüncenin, topluluğun zihniyetini ve ideolojinin temsilciliğini yüklenen kişi. | Kendine özgü kişiliği olmayan, genellikle bilinen kalıplardaki kişileri gösteren oyun kişisi. İLE Belirli bir tipin tüm çapraşık özelliklerini, bunu en iyi, en rahat, en inandırıcı biçimde temsil edebilecek kişiyle canlandırmak. )


- TIP :/yerine UÇ, İPUCU


- TIPA TIP (AYNI OLMAK)

( Benzemek. )


- TIPALAMAK ile TIPALANMAK ile TIP ile TIPA ile TIPALI ile TIP TIP ile TIPASIZ ile TIPI TIPINA


- TİPİLEMEK ile TİP ile TİPİ ile TİPO ile TİPİLİ ile TİPOCU/LUK


- TIPKIEŞLEM | KOPYALAMA | KLONLAMA ile/||/<> KLONLAMA ile/||/<> GEN KLONLANMASI

( Gen klonlanması Kopyalama )

( CLONING )


- TIPTA:
GENEL CERRAHİ ile/ve/||/<> İÇ(DAHİLİYE) ile/ve/||/<> KADIN-DOĞUM ile/ve/||/<> ÇOCUK HASTALIKLARI


- TİR TİR (TİTREMEK)


- TİRE ile/değil İLÂ


- TIRED OF vs. TIRED WITH (not TIRED FROM)


- TİRELEMEK ile TİRE ile TİR TİR


- TİRENDAZ, KEMANKEŞ ile/||/<> ARCHER, BOWMAN[İng.] ile/||/<> TİREUR A L'ARC, ARCHER[Fr.] ile/||/<> SCHÜTZE (MIT PFEIL UND BOGEN)[Alm.] ile/||/<> OKÇU

( Okla silâhlanmış asker )

( ARCHER, BOWMAN )

( TIREUR A L’ARC, ARCHER )

( SCHÜTZE (MIT PFEIL UND BOGEN) )


- TIRNAK MAKASI [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]


- TIRNAKLI ile/||/<> BİR HALI TÜRÜ. (*SENİRKENT -ISPARTA)

( Bir halı türü Senirkent Isparta )


- TİROİT[Fr./İng. < THRYOID/E]/QALXANABƏNZƏR VƏZ[Azr.]/TIROID[Fars.]/QAŞQANŞA BEZ[Kazak.] değil/yerine/= KALKAN BEZİ

( Gırtlağın ön ve alt bölümünde bulunan, çok damarlı, salgısını kana veren bir bez. )


- TIRPLE JUMP (HOP, STEP, JUMP)[İng.] ile/||/<> TRIPLE SAUT[Fr.] ile/||/<> DREISPRUNG[Alm.] ile/||/<> ÜÇ ADIM ATLAMA

( 1 Gelişme koşusunun verdiği hızla tek ayak üzerinde sıçrayıp aynı ayak üzerine düştükten sonra dingin bacakla bir adım atarak yine bu bacakla üçüncü sıçramayı yapmak kuralına bağlı olarak vücudu yerden koparıp üç sıçrama ile uzağa kondurma 2 Üç adımda en uzağa atlamak amacıyla yarışılan atletizm dalı )

( TIRPLE JUMP (HOP, STEP, JUMP) )

( TRIPLE SAUT )

( DREISPRUNG )


- TİRSİ[Yun.] ile/||/<> SARDALYAYA BENZER BİR BALIK (ALOSA)

( sardalyaya benzer bir balık Alosa R ϑρισσί Alosa pontica )

( ΘΡΙΣΣΊ / ϑρισσί )


- TIRSMAK ile TIR ile TIRT ile TIRI VIRI


- TIRTIL ile YILAN BAŞLI TIRTIL


- TİRYAKİOĞLU, ALP (İST. 1943) :

( İşadamı. Ünivenbsi öğrenimini tamamladıktan sonra sanayici olarak iş hayatına atıldı. Üyesi olduğu Sarıyer Spor kulübünde bir dönem (1990 - 1991) Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. )


- TIS ile TISLAMAK

( Kaz, kedi, yılan vb.nin çıkardığı ses. İLE Kaz, kedi, yılan "tıs" diye ses çıkarması. | "Tıs" diye ses çıkarmak. | Ağır yük altında iniltiye benzer sesler çıkarmak. | Haksızlığını anlayıp susmak, sesi soluğu kesmek. )


- TİT/URINALYSIS[İng.] değil/yerine/= TAM İDRAR TAHLİLİ


- TITICACA GÖLÜ[GÜNEYBATI]:
"HUINAMARCA GÖLÜ" ile/ve/<> "PEQUENO GÖLÜ"

( Bolivya'lıların, gölün güneybatısında kalan, kendi taraflarında bulunan %40'lık bölümüne verdikleri ad. VE/<> Bolivya tarafındaki, gölün bu aynı küçük bölümüne, Peru'luların verdikleri ad.[Tiquina adlı dar bir boğazla ayrılmaktadır.] )


- TİTÜBASYON/TITUBATION[İng.] değil/yerine/= TİTREK BAŞ


- TİYATRO ile/ve DİN


- TIYN-İ HADİDÎ ile/||/<> OCRE[Fr.] ile/||/<> AŞI BOYASI

( jeoloji )

( OCRE )


- TİZ[Fars.] değil/yerine/= İNCE, KESKİN (SES)


- TİZ ile TİZ SES ile TİZ SESLİ/LİK


- Tıkandığında SUS!!!


- Tıkanıklık için SUS!!!


- Tırnak içinde "SUS"!!!


- TLD/TERMOLÜMINESAN DOZİMETRE THERMOLUMINESCENT DOSİMETER[İng.] değil/yerine/= TERMOLÜMINESAN IŞINÖLÇER


- TLR ile/||/<> NOD ile/||/<> RIG-I

( Doğal bağışıklık sensörleri. )

( Formül: PAMP → PRR → İnflamasyon )


- TMS/TRANSKRANİYAL MANYETİK STIMÜLASYON TRANSCRANIAL MAGNETIC STIMULATION[İng.] değil/yerine/= KAFATASINDAN MANYETİK UYARIM


- TMU/TRANSKRANİYAL MANYETİK UYARIM TRANSCRANIAL MAGNETIC STIMULATION[İng.] değil/yerine/= KAFATASINDAN MANYETİK UYARIM


- TNT EQUIVALENT[İng.] / ÉQUIVALENT TNT[Fr.] / TNT-ÄQUIVALENT[Alm.] ile/değil/yerine/= TNT EŞDEĞERİ


- TO APPROVE vs. TO GET FIXED


- TO ASK vs. TO SAY


- TO ASK/REQUIRE vs./and TO BELIEVE


- TO BACK vs. THE BACK


- [not] TO BE ASSERTIVE vs. TO MAKE AN EFFORT


- [not] TO BE DEVOTED vs. TO ATTACH IMPORTANCE/PRIORITY (IN NECESSARY/ENOUGH)


- TO BE HABBITED vs./and NOT TO FEEL


- [not] TO BE PART OF vs. TO BE EXTENSION

( TO BE EXTENSION instead of TO BE PART OF )


- [not] TO BE SILENT vs./and ABLE TO BE SILENT


- TO BE/GET USED TO vs. TO BE EASY/CONVENIENT FOR


- TO BE/GET USED TO vs./and TO BE INURED TO


- TO BELIEVE vs. TO GET BASE

( TO BELIEVE instead of TO GET BASE )


- TO BELIEVE vs./and TO JOIN


- [not] TO BLAME vs. TO CRITICIZE


- [not] TO BOAST vs. EXPRESSION OF HAPPINESS


- TO BREAKT INTO PIECES vs./and EXPLANATION


- TO CALL/TO SEEK/TO SEARCH vs./and TO SHARE


- TO (CAN) NOT SEE vs. TO (CAN) NOT ATTEND


- [not] TO CARRY ON MEMORY vs. TO KNOW


- TO CAST[İng.] ile/||/<> DISTRIBUER LES RÔLES[Fr.] ile/||/<> ROLLEN VERTEILEN[Alm.] ile/||/<> ROL DAĞITMAK

( Bir oyun çalışmaya başlanmadan önce oyun kişilerini oynayacak sanatçıları saptamak )

( TO CAST )

( DISTRIBUER LES RÔLES )

( ROLLEN VERTEILEN )


- TO CEASE/STOP vs./and TO SLOW DOWN


- [not] TO CHANGE vs. ALTERATION

( ALTERATION instead of TO CHANGE )


- TO CHANGE vs. TO GET (NOT) (ABLE TO) CHANGE


- [not] "TO CHEAT" vs. NOT ABLE TO EXPLAIN


- TO CLOSE vs. TO GET CLOSER


- TO COME ACROSS vs. BEING ON THE SAME PLANE


- TO CONFUSE vs. TO NOT CONFUSE


- TO CONTROL AT THE END vs. TO CONTROL AT THE BEGINNING AND CONTINUOUSLY

( TO CONTROL AT THE BEGINNING AND CONTINUOUSLY instead of TO CONTROL AT THE END )


- TO CREATE vs./and TO ACCEPT AS PRESENT/EXIST


- (TO) DECREASE vs./and (TO) INCREASE


- [not] TO DENY vs. NOT TO SUBMIT


- [not] TO DENY vs./and TO TURN AWAY FROM


- TO DETERMINE vs. TO PUT/BRING FORWARD


- TO DETERMINE/ACCEPTANCE THE PIECE vs. TO DETERMINE/ACCEPTANCE THE ENTIRE/WHOLENESS


- TO DETERMINE vs./and TO CLEAR


- TO DIE vs. TO BE DESTROYED


- [not] TO DISAPPEAR vs. TRANSFORMATION


- TO DON'T THINK vs. HAVEN'T THOUGHT ABOUT


- TO EAT MUCH vs. TO LOVE TO EAT


- [not] TO ENCOURAGE vs./and (ONLY) EXPLAINING


- TO END/FINISH vs. TO COMPLETE


- TO EXAGGERATE vs./and TO GENERALIZE


- [not] TO EXCEED vs./and TO GET USED TO


- TO EXCLUDE vs. TO LEAVE OUT


- TO EXCLUDE vs. TO PRETEND NOT TO SEE/TO TURN A BLIND EYE


- TO EXPLAIN vs./and TO EXPLAIN TO/FOR TO LEARN


- [not] TO FACILITATE vs./and TO ESCAPE


- TO FINISH vs. TO BRING TO END


- TO FINISH vs. TO END UP


- TO FIT WELL vs. HARMONIZE


- TO FIX/DETERMINE vs./and TO CATCH


- TO FORGET vs. NOT TO KNOW


- [not] TO FORGET vs. PASSING FAST


- TO GET ANGRY vs. TO GRUMBLE


- [not] TO GET ANGRY vs. TO SAY DIRECT


- TO GET BETTER vs. TO BECOME ERECT


- TO (GET) COMPLETE vs. TO BE


- TO (GET) DEVOTE vs./and TO DONATE


- TO GET FINISH vs. TO RELEASE


- TO GET FURTHER/BEYOND vs. TO POSTPONE/DELAY


- TO GET IMPRESS vs. TO TAKE


- TO (GET) INFORM vs. EDUCATION


- TO (GET) INFORM vs. EDUCATION/INSTRUCTION


- TO (GET) INFORM(ATION) vs. EDUCATION


- TO (GET) INFORM(ATION) vs. TO TEACH/LEARN


- [not] TO GET READY vs./and PROGRAMMING


- TO GET RELATION vs./and TO DEEPEN


- [not] TO GET/GIVE PROMISE vs. TO GET/GIVE APPROVAL/CONSENT


- TO GIVE COLOR vs./and TO COMPLETE


- [not] TO GIVE vs. TO GIVE IN RIGHT TIME


- TO GIVE vs./and TO GIVE UP


- [not] TO GIVE/TAKE WEIGHT instead TO CONTROL THE WEIGHT UP/DOWN


- TO INCREASE vs./and SAVING/ECONOMIZING


- TO KNOW and TO DEFINE and TO UNDERSTAND


- TO KNOW THE WAY vs. TO BE ON THE WAY/TO PROGRESS


- TO KNOW vs./and TO BELIEVE


- TO KNOW vs./and TO KNOW THE HISTORY OF YOU KNOW/KNOWLEDGE


- TO LEARN vs. TO GET INFORMATION


- [not] TO LIE vs./and NOT TO SAY THE TRUTH


- TO LIVE THE PERSONAL LIFE vs. TO LIVE IN THE PERSONAL LIFE


- TO LOCATE vs. TO FIT WELL


- TO MAKE DEEPEN vs. TO FIT WELL


- TO MAKE DIFFICULTIES vs. TO GET HOPELESSNESS/DESPAIR


- TO MAKE NONEXISTENCE TO THE EXISTENCE vs. TO MAKE NONEXISTENCE TO THE NONEXISTENCE


- [not] TO MAKE OBJECT THE SELF > DISCOVER THE SELF

( KENDİNİ OBJE KILMAK değil KENDİNİ KEŞFETMEK )


- TO MAKE ONE'S OWN vs. TO GET ACCUSTOMED


- TO MAKE WAY FOR vs. TO CAUSE


- [TO MANAGE/USE] KNOWLEDGE IN THE AIMED AT MEMORY vs. [TO MANAGE/USE] KNOWLEDGE IN THE AIMED AT ACTION )


- TO MIX vs. GET INSIDE


- TO NOT (ABLE TO) THINK DEEP/INTENSIVE/WIDE vs. IGNORANCE/THOUGHTLESSNESS


- [not] TO PASS THE DAY instead LIVE THE DAY


- TO PREFER vs./and LIKING


- TO PREPARE vs./and RIGGING


- TO PROTECT/SAVE vs. TO WATCH FOR/TO PROTECT


- TO PUT vs. TO LEAVE


- TO RECOGNIZE THE SELF vs. TO KNOW THE SELF


- TO REDUCE vs./and NEGLIGENCE


- [not] TO REPLACE vs. TRANSFORMATION


- TO SALUTE vs./and LOVE


- TO SAY DIRECTLY vs. TO SAY/TALK FRANKLY/OPENLY


- TO SAY vs. TO DETERMINE


- TO SCRATCH vs. TO DIG UP


- TO SEARCH FOR EXPECTATION vs. TO ASK [JUST TO UNDERSTAND]

( TO ASK [JUST TO UNDERSTAND] instead of TO SEARCH FOR EXPECTATION )


- TO SEARCH vs./and TO SHARE


- [not] TO SEE WORTHLESS/LITTLE vs. TO (HAD) BEEN FARAWAY


- TO SEE vs./and TO PERCEIVE


- [not] TO SEEK FOR NON-BEINGS vs. TO SEE(K)/FIND BEINGS


- [not] "TO SHOW OFF" vs. TO SHARE


- [not] TO SHOW vs./and TO LIVE/VALUE


- TO SLOW DOWN vs. TO AVOID SHOWING OFF


- TO STATE THE SITUATION vs. TO STATE THE NEGATIVENESS

( NO LIKE vs. NOT LIKE )


- TO SWING UP AND DOWN[İng.] ile/||/<> OSCILLER (BALANCER)[Fr.] ile/||/<> PENDELN[Alm.] ile/||/<> SARKAÇLAMAK

( Türlü tutuş ve duruşlarda gergin durumda bulunan vücut bölümlerini kendi ağırlıklarıyla düşmeye ve sallanmaya bırakmak )

( TO SWING UP AND DOWN )

( OSCILLER (BALANCER) )

( PENDELN )


- [not] TO TALK FRANKLY vs./and EXPRESS IN DETAIL


- [not] TO TALK THE PROBLEMS AS PROBLEMS vs. TO TALK PROBLEMS AS VEHICLE FOR DEVELOPMENT/PROGRESS


- [not] TO TALK vs./and TO PROVE


- [not] TO TALK/WRITE vs./and/also TO DO(/MAKE)/TO APPLY


- [not] TO TEACH vs. TO EXPLAIN


- TO THINK and MANAGE TO NOT VAIN/WASTE TALKING


- TO THINK vs./and SOBER THINK


- TO TOUCH vs./and SEX


- TO TRAIN vs./and PRACTICE/EXERCISE/DRILL


- TO TRUST vs./and TO CONSOLIDATE


- TO TURN INSIDE OUT vs. TO REPLACE


- TO UNDERSTAND WHAT HE/SHE SAID vs. TO UNDERSTAND WHAT HE/SHE MEANT TO SAY


- [not] TO UNDERSTAND WRONGLY vs. WRONG MEANING


- TO UNDERSTAND vs./and TO APPRECIATE


- TO UNDERSTAND vs./and TO COMPREHEND


- TO UNITE vs./and (NOT) TO MIX


- TO VISUALIZE LIKE HOW/WHAT YOU ARE vs. TO BE LIKE HOW/WHAT YOU ARE


- TO WIDEN vs./and TO BECOME SPACIOUS, TO FEEL RELIEVED


- TOE :/yerine AYAK PARMAĞI


- TOE[İng.] ile/||/<> POINTE DU PIED[Fr.] ile/||/<> FUSSSPITZE (ZEHE)[Alm.] ile/||/<> AYAK UCU

( Ayak parmak uçlarının oluşturduğu dar dayanak yüzeyi )

( TOE )

( POINTE DU PIED )

( FUSSSPITZE (ZEHE) )


- TOGA:
Bol ve kıvrımlı Roma giysisi. -ve


- TOGAY, EROL (İST. 1950 - 2012) :

( Rumelihisar Spor Kulübünde futbola başladı. Buradan Vefa'ya, bu kulüpten de Altay'a transfer oldu. Altay'da çok başarılı grafik çizdi ve 1978 yılında Fenerbahçe'ye geçti. Defans oyuncusu olarak çok başarılı oldu ve 1 kez U - 21 ve 14 kez de A Milli takım formasını giydi. Bir süre antrenör ve teknik direktörlük olarak görev yaptı. 1991 yılında Guus Hiddink'in ayrılması üzerine bir süre Fenerbahçe teknik direktörlüğü yaptı ve hastalığı nedeniyle genç yaşta sahalardan uzaklaştı. )


- TOGGLE ile/||/<> OSCILLATOR ile/||/<> COUNTER

( Hücresel mantık devreleri. )

( Formül: dx/dt = α/(1+y^β) - x )


- TOHUMUN:
İLK DURUMU ile/ve/<> SON DURUMU

( Toprak içinde/altında. İLE/VE/<> Meyvesinin içinde. )

( İdea. İLE/VE/<> İdeal. )


- TOK İKEN YEMEK YİYEN ile MEZARINI DİŞİYLE KAZAR


- TOK, MUSTAFA (TİREBOLU, 1956) :

( İlk, orta ve lise öğrenimini Tirebolu'da tamamladı 1978'de Kocaeli Meslek Yüksek Okulu Makine, 1985'te de İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünden mezun oldu. 1988'de Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümünde master yaptı, 1995'te aynı okul ve bölümde doktora eğitimini tamamladı. 1979 - 2001 yılları arasında Petrol Ofisi A.Ş. nin çeşitli kademelerinde görev yaptı. 2001 - 2007 yılları arasında çeşitli akaryakıt dağıtım şirketlerinde Marmara Bölge müdürü olarak çalıştı. 2008 yerel seçimlerinde CHP'den Sarıyer Belediye meclisine üye seçildi. Bel. Bşk. Yardımcısı olarak görev yaptı. )


- TOK ile/ve/||/<> PEK

( Karnın. VE/||/<> Sırtın. )


- TOK ile/||/<> TOK

( Bir kumaş türü Güdül Ankara Tokluk özelliği gösteren )

( TOUGH )

( TÉNACE )

( ZÄHE )


- TOKALAŞMAK ile TOKALAŞABİLMEK ile TOK ile TOKA ile TOKALI ile TOK TOK ile TOKASIZ ile TOK SÖZLÜ/LÜK ile TOK KARNINA


- TOKAMAK ile/||/<> STELLARATOR ile/||/<> ICF

( Plazmayı simit biçiminde bir manyetik alanla hapsedip füzyona zorlayan düzenektir; alanın bir bölümünü plazmadan geçen akım üretir, bu yüzden çoğunlukla darbeli çalışır. @@ Aynı hapsi, tümüyle dıştan sarılmış karmaşık burulmuş bobinlerle sağlayan düzenektir; plazma akımı gerektirmez, sürekli çalışabilir ama yapımı zordur. @@ Küçük bir yakıt hedefini güçlü lazerlerle her yandan sıkıştırıp bir an için füzyon koşuluna getiren yöntemdir. İlk ikisi manyetik hapis, üçüncüsü ani sıkıştırmadır. )

( Formül: Q = P_out/P_in > 1 )


- TOKAT = !ŞAMAR/BEŞKARDEŞ

( Açık elle yüze vurulan tokat. )


- TOKATLI, FAZIL (İST. 1953) :

( Üniversite öğrenimini mühendis olarak tamamladı ve iş hayatına tekstil sanayici ve ihracatçısı olarak atıldı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Fenerbahçe Spor Kulübü'nde de yönetim kurullarında görev aldı. )


- TOK/LUK/YEMEK (YEMEK) ile/ve/değil/yerine/||/></< AÇ/LIK

( Öldürür. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/>

( Açlığını gidermiş, doymuş, aç karşıtı. | Sık ve kalın dokunmuş (kumaş). | Kalın ve gür selen/sedâ. | Sevgi, sevecenlik, başarı, para, mal vb. şeyleri elde etmiş ve bunlara kavuşmuş olan.
İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/> Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. | Yiyecek bulamayan. | Gözü doymaz, haris. | Çok istekli, hevesli. | Karnı doymamış olarak. )


- TOK/LUK ile/ve/||/<> DOYGUN/LUK


- TOKMANOĞLU, PROF. DR. TAHSİN (TRB.1922) :

( İlk ve Orta öğrenimini tamamladıktan sonra 1947 Haziranında İ.Ü.Orman Fakültesi'nden mezun olmuştur. 1955 yılında İ.Ü.Orman Fakültesi Orman İnşaatı, Geodezi ve Fotogrametri Anabilim Dalı'na Asistan olarak girmiş, 1967'de "Doçent" ve 1974 yılında da "Profesör" unvanlarını almıştır. 1989 yılında emekliye ayrılan hocamızın 13 kitabı ve 268 makalesi yayınlanmıştır. )


- TOXIC DOSE[İng.] ile/değil/yerine/= TOKSİK DOZ


- TOL ile/||/<> ...

( Çobanların kış aylarında kullandıkları kulübe Celiptaş Yalvaç Isparta Yerel ağızlarda tolos toloz olarak da geçer Kültür dilimizde tonoz biçimi kullanılır tonoz R θόλος Gewölbe Kuppel )

( ΘΌΛΟΣ / θόλος )


- TOMBA, NİYAZİ (İST. 1973) :

( Büyükderelidir. Kalamış İlkokulu, Galatasaray Lisesini okuduktan sonra Nothingam Trent Üniversitesi Southhampton İnstitüsü Denizcilik İşletme Mühendisliğinden mezun olarak işinin başına döndü. Tomba Tersane İşletmecilik ve Butoni Denizcilik Şirketi yöneticisi olup Deniz Ticaret Odası Meclis Üyesi, Armatörler Kooperatifi Üyeliği, Armatörler Birliği Üyeliği, CHP Sarıyer Belediye Meclis Üyeliği, Kastamonu İş Adamları Derneği (KASİAD) üyesidir. KASİAD'da yönetici olarak görev yaptı. )


- TOMBİLİK ile/||/<> KÜÇÜK TON BALIĞI

( küçük ton balığı Kökenini bilmiyoruz )


- TOMORROW vs. THE NEXT DAY


- TON BALIĞI ile/||/<> TON BALIĞI

( anlamdaş orkinos Thynnus vulgaris Kemiklibalıklar Teleostei takımının uskumrugiller Scombridae familyasından bir balık türü Uzunluğu 33 5 m Bu familyanin en büyük balığıdır Tek sıcak kanlı olan balıktır Atlantik Pasifik ve Okyanuslarında yaşar Kemikli balıklar Teleostei takımının uskumrugiller Scombridae familyasından 33 5 m kadar uzunlukta Atlantik Pasifik ve okyanuslarında yaşayan familyasının en büyük boylusu ve sıcakkanlı tek balık türü Orkinos Kemikli balıklardan uskumrugiller Scombridae familyasından boyu 1 m olabilen sırtı koyu renkli ve ince beyaz kavisli çizgili eti lezzetli ve ekonomik değeri yüksek olan bir tür )

( TUNNY )

( THON COMMUN )

( THUNFISCH )

( THYNNUS VULGARIS | THUNNUS ALALUNGA )


- TON TON ile/ve/||/<> BABACAN


- TON/TONE[İng.] değil/yerine/= TINI, TİTREM


- TON[Fr. < TONNE] ile TON[Fr.] değil/yerine/= TİTREM

( Bir metreküp hacminde ve + 4 °C'deki arı suyun ağırlığı. | Bin kilogramlık ağırlık birimi. İLE İnsan ya da çalgı sesinin yükseklik, alçaklık derecesi. | Konuşmada sesin duyguları belirtecek biçimde çıkması. | Bir rengin koyuluk ya da açıklık derecesi. | Ses titreşimlerinin yükselip alçalması, titrem. )


- TON[Fr. < TONNE] değil/yerine/= BENİZ | RENK | SES AĞIRLIĞI


- TON[Fr. < TONNE] ile KİLOTON[Fr.]

( Bir metreküp hacminde ve + 4 °C'deki arı suyun ağırlığı. | Bin kilogramlık ağırlık birimi. İLE Değeri bin ton olan kütle birimi. )


- TON[Fr. < TONNE] ile TON[Fr. < TON]

( Bir metreküp oylumda ve + 4 °C'deki arı suyun ağırlığı. | Bin kilogramlık ağırlık birimi. İLE İnsan seleninin ya da çalgı sesinin yükseklik, alçaklık derecesi. | Konuşmada selenin duyguları belirtecek biçimde çıkması. | Bir rengin koyuluk ya da açıklık derecesi. )


- TON[Fr. < TONNE] ile TON[Fr. < TON]

( Bir metreküp hacminde ve + 4 °C'deki arı suyun ağırlığı. | Bin kilogramlık ağırlık birimi. İLE İnsan ya da çalgı sesinin yükseklik, alçaklık derecesi. | Konuşmada sesin duyguları belirtecek biçimde çıkması. | Bir rengin koyuluk ya da açıklık derecesi. | Ses titreşimlerinin yükselip alçalması, titrem. )


- TON[Fr. TONNE] ile TON[Fr.]/ÖTÜM/TİTREM ile TON[Fr. THON COMMUN]/İSTAVRİT AZMANI/ORKİNOS/TUNNY[İng. < Lat. THUNNUS ALALUNGA]

( Bir metreküp oylumda ve +4 °C'deki arı suyun ağırlığı. | Bin kilogramlık ağırlık birimi. @@ İnsan ya da çalgı sesinin yükseklik, alçaklık derecesi. | Konuşmada, selenin kişinin "düşünce ve duygularını yansıtacak biçimde çıkması". | Bir rengin koyuluk ya da açıklık derecesi. | Ses titreşimlerinin birbirine göre yükseklik alçaklık durumu. @@ Uskumrugillerden, boyu 2,5 metre kadar olabilen bir balık. )


- TONE[İng.] / VIRER, TON[Fr.] / TÖNEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TON


- TONE :/yerine TON


- TONGUE :/yerine DİL


- TONMAYSTER değil/yerine/= SES UZMANI


- TONÜS/TONUS[İng.] değil/yerine/= KAS GERİNIMİ


- TOO SLIGHT A CONTRAST, TOO LIGHT A CONTRAST, NOT CONTRASTED ENOUGH, TOO SOFT, FLAT, LOW CONTRAST, WEAK[İng.] ile/||/<> TROP PEU CONTRASTÉ[Fr.] ile/||/<> KONTRASTARM, FLAU, WEICH[Alm.] ile/||/<> YAVAN

( Sinema TV Sertliği az olan karanlık bölümleriyle aydınlık bölümleri arasında kesin ayırım bulunmayan görüntü )

( TOO SLIGHT A CONTRAST, TOO LIGHT A CONTRAST, NOT CONTRASTED ENOUGH, TOO SOFT, FLAT, LOW CONTRAST, WEAK )

( TROP PEU CONTRASTÉ )

( KONTRASTARM, FLAU, WEICH )


- TOO :/yerine ÇOK, -DE, -DA


- TOOTH STONE, TARTAR, DENTAL CALCULUS[İng.] ile/||/<> DİŞ TAŞI

( Dişte ölü bakterilerin üzerine çoğunlukla tükürükle gelen mineral maddelerin çökmesiyle oluşan kireçlenmiş yapı dental kalkulus tartar )

( TOOTH STONE, TARTAR, DENTAL CALCULUS )


- TOOTH :/yerine DİŞ


- TOP ARABACILARI ile/değil/||/<> TOPÇU OCAĞI ile/değil/||/<> TOPÇULAR OCAĞI ile/değil/||/<> TOPHANE

( Hareketli topları kullanacak askerlerin yetiştirildiği askeri birlik. İLE/||/<> Osmanlı İmparatorluğu'nda Kapıkulu Ocakları'nın yaya kısmına mensup, top dökmek ve kullanmakla vazifeli askerlerin bağlı olduğu ocaktır. Sultan I. Murad devrinde yeniçeri ocağının teşkilinden hemen sonra, acemi ocağından alınan askerlerle ilk olarak topçu ocağı kuruldu. İstanbul'un fethinden sonra, Galata suru dışında Tophane denilen yerde topçu kışlaları ve sabit top dökümhânesi yapıldı. Zaman içinde, Belgrad, Budin, Temaşvar, İşkodra, Gülamber, Provişte gibi yerlerde ihtiyaca göre tophaneler kurulup top döktürüldü. Topçu ocağına sertopi adıyla da anılan topçu başı nezaret ederdi. Onun emrinde bulunan dökücü başı (serihtegân), dökümhâneden sorumluydu. Onun da maiyetinde; yardımcısı, tamirci, dökümcü, burgucu, yamacı, demirci, marangoz gibi zanaatkârlar bulunurdu. Tophanenin, hesap ve alım-satım işlerine tophane emini bakardı. İmalât ve ihtiyaçlarından da Tophane Nazırı mesuldü. Topları kullanmak ise, ağa bölükleriyle cemaat ortaları'nın vazifesiydi. Beş ağa bölüğü ve yetmiş cemaat ortası vardı. Her orta ya da bölükte bir çorbacı, bir odabaşı ve diğer küçük rütbeli subaylar bulunurdu. Ocak kethüdası, ocak çavuşu ve katibi de, bu ocağın büyük amirleriydi. Topçu ocağı, sarı-kırmızı bayrak taşırdı. Topların üretilmesi, muhafazası ve savaşlarda kullanılması işlerinden sorumlu tutulan birliğe topçu ocağı denilirdi Topçu ocağının Osmanlı ordu teşkilatı içinde yer alması II. Murad devrinde olmuştur. Topçu ocağı, kapıkulu ocaklarının yaya kapıkulu ocaklarının üçüncü kısmını oluşturan bir teşkilât olup, ocağın 16 ve 18. ortalarını teşkil ederdi. Topçu ocağına acemi ocağından asker alınır ve bunlara şagirt denilirdi. Topçu ocağı da yeniçeri ocağı gibi ağa bölükleri ve cemaat ortaları olarak iki kısımdan müteşekkildir. Ağa bölükleri beş tane ve cemaat ortaları yetmiş iki tane idi. Her orta ve bölükte bir çorbacı, bir odabaşı ve diğer küçük rütbeli kişiler bulunurdu. Topçu ocağı efradının kuruluşundan itibaren zamanla çoğaldığı ve buna bağlı olarak da mevâciblerinin arttığı görülür. Topçu ocağının kendine has sarı kırmızı renklerden oluşan bir bayrağı bulunmaktaydı. Kırmızı zemin üzerine beyaz sim ile işlenmiş bir top ve bunun ağız tarafında bulunan üç gülle resmi mevcuttu. Kenarları ise sarı işlemeleydi. Bu sebeble sefere giden topçulara hazineden yirmibeş zira kırmızı ve yirmi beş zira sarı bayraklık ‘dârayî' adı verilen bez verilmesi kanun idi. İLE/||/<> Osmanlı ordusunda Kapıkulu Ocaklarından biri. Top dökmek, top mermisi yapmak ve top atmak için oluşturulmuştur. İLE/||/<> Osmanlı Devleti'nde top dökülen ve topçu askerleri yetiştirilen yer. )


- TOP ATEŞİ ile GÜLLE ile TOPÇU

( CANNONADE vs. CANNONBALL vs. CANNONEER )

( توپ اندازي ile سريعالسير حرکت کردن ile توپچي ile توپ انداز )

( TOP ANDAZY ile SARYALESYR HARKAT KARDAN ile توپچي ile TOP ANDAZ )


- TOP-DOWN ile/||/<> BOTTOM-UP

( İki temel nanofabrikasyon yaklaşımı. )

( Formül: Self-assembly (bottom-up) )


- TOP vs. SUMMIT


- TOP TEKNİĞİ ile/||/<> ...

( Topla dilediği gibi oynayabilme topu kullanabilme becerisi )


- TOP ile ARMUT TOP

( ... İLE İçi havalı, dışı deri, armut biçiminde top. )


- TOP ile BİLYALI RULMAN ile BALİSTA

( BALL vs. BALL BEARING vs. BALLISTA )

( مجلس رقص ile گلوله کردن ile گوي ile توپ بازي ile توپ ile گرهک ile گروهه ile بلبرينگ ile منجنيق ile سنگ انداز )

( MOJALS RAQS ile GOLOLEH KARDAN ile GOY ile TOP BAZY ile TOP ile GARECK ile گروهه ile BOLBARYNAG ile منجنيق ile SANG ANDAZ )


- TOP ile/değil ÇAKALOZ[Yun.]

( Gülle ya da şarapnel atan büyük, ateşli silah. İLE/DEĞİL Mermi olarak, çakıl taşı atan bir tür top. )


- TOP ile/değil/||/<> ÇAKALOZ ile/değil/||/<> DEHEN ile/değil/||/<> KRUP

( ... İLE/DEĞİL/||/<> Mermi yerine çakıl taşı atan bir tür top. İLE/DEĞİL/||/<> Osmanlı ordusunun kullandığı bir tür top. İLE/DEĞİL/||/<> 1888 tarihinden başlayarak Osmanlıda kullanılan bir top. )


- TOP ile/ve/||/<>/< GÜLLE


- TOP ile TOMAK

( ... İLE Ağaçtan yapılmış top. | Ağaçtan yapılmış gürz. | Bir tür kalın ve ağır çizme. )


- TOP ile/||/<> TOP

( Ayaktopu oyununda kullanılan dışı deri ya da plastikten içi hava ile şişirilmiş lastikten yapılma yuvarlak biçimde ve çevresi 6871 cm olan en çok 396453 gr ağırlığındaki top Sepettopu oyununda oyuncuların sayı yapmak için kullandıkları küre biçimindeki oyun aracı Deri sentetik bir nesne ya da lastik bir kılıf ile kaplı ve içi hava dolu bir lastik balon olup çevresi en az 75 santim ağırlığı ise en az 600 en çok 650 gramdır 1 80 metre yükseklikten tahta bir alana bırakıldığı zaman en az 1 20 en çok 1 40 metre yüksekliğe zıplayacak biçimde basınçlı hava ile şişirilmiştir I Halıların ortasındaki beş motiften oluşan süs Yeşilova Aksaray Niğde II Topun deliğine sokulan küçük silindir demir Mudurnu Bolu III 1 Araba tekerlerinin tam ortasında bulunan ve içinden dingil geçen ağaç Mudurnu Bolu Gölbaşı Çankaya Ankara 2 Törpüleme sırasında atların ayakları altına konan ağaç İnköy Kütahya )

( BALI | BALL )

( BALI )