Üç(3) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 18.341 başlık/FaRk ile birlikte,
18.341 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(63/75)
- SÜSEN/SUSAM ile KARÇİÇEĞİ
( Süsengillerden, yaprakları kılıç biçiminde, çiçekleri iri ve mor renkli, güzel görünüşlü ve kokulu, çok yıllık bir süs bitkisi. İLE Süsengillerden, beyaz ve pembe çiçekler açan soğanlı bitki. )
( IRIS GERMANICA cum LEUCONIUM )
- SUSEVER, CİHAT (İST. 1951) :
( Beykoz S. K. den transfer edildi ve sekiz sezon (1977 - 1985) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 161 lig, 4 B takımlar ligi, 13 kupa ve 7 turnuva maçı olmak üzere 185 resmi ve 61 özel maçla birlikte toplam olarak 246 maçta oynadı. Lig maçlarında 137, B takımlar ligi maçlarında 5, kupa maçlarında 12, turnuva maçlarında 14 olmak üzere resmi maçlarda 168 ve özel maçlarda yediği 57 golle birlikte toplam olarak 225 gol yedi. Sarıyer takımında kaptanlık görevi de yaptı. Fenerbahçe'ye kiralandıktan sonra da Gaziantepspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. Bir süre hakem olarak görev yaptı. Sarıyerli Profesyonel Futbolcular Derneği kurucu üyelerindendir. İ.Ü. Orman Fakültesinde teknisyen olarak çalıştı. )
- SU/SIVI DOLU ŞİŞEYİ, ÇANTAYA ...:
YAN/TERS KOYMAK değil/yerine/>< AĞZI, YUKARI GELECEK ŞEKİLDE DİK KOYMAK
- SUSMA HAKKI ile/ve/||/<> BAĞIŞIKLIK HAKKI
- SUSMA HAKKININ TARİHÇESİNDE, DÖNÜM NOKTALARI:
JOHN LILBURNE'NİN TUTUMU ve/||/<>/>/< MIRANDA UYARILARI
( 1637 yılında, İngiliz tarihinin en renkli, en dramatik kişilerinden biri olan John Lilburne’un, halkı yönetime karşı kışkırtan bir kitap yayımladığından dolayı tutuklanıp bu mahkeme önüne çıkarılması, susma hakkı konusunda bir dönüm noktası olmuştur. Lilburne, mahkemede, açıkça neyle suçlandığı hakkında bilgilendirilene kadar, sorulan sorulara yanıt vermeyi reddetti. Bu durum, ceza yargılaması açısından, tarihin bize taşıdığı, susma hakkının kullanılması ile ilgili ilk durumdur.
VE/||/<>/>/<
1. Sessiz kalma hakkınız vardır.
2. Söyleyeceğiniz her şey, mahkemede, aleyhinize kullanılabilir.
3. Herhangi bir soruya yanıt vermeden önce, avukat ile konuşma hakkınız vardır ve soruları yanıtlarken, avukatınız, yanınızda bulunabilir.
4. Eğer bir avukat tutamıyorsanız ve dilerseniz, size bir avukat belirlenecektir.
5. İfade sırasında, herhangi bir anda, soruların öncesinde ya da sonrasında, susma hakkınızı ve avukattan yararlanma hakkını kullanabilirsiniz. [1966 Arizona - ABD] )
( 1- You have the right to remain silent.
2- Anything you say can and will be used against you in a court of law.
3- You have the right to an attorney.
4- If you cannot afford an attorney, one will be appointed for you. )
( RIGHT TO REMAIN SILENT and/||/<>/>/< MIRANDA WARNING )
- SUSMA:
TAM ile/ve/||/<> KISMÎ ile/ve/||/<> GEÇİCİ
( Şüpheli ya da sanığın, muhakemenin tüm aşamalarında, suçlamanın tümü bakımından susmasıdır. Tam susma, uygulamada çok sık rastlanılan bir susma çeşidi değildir. Şüpheli ya da sanığın, kendine yüklenen suç hakkında, hiçbir şey açıklamaması biçiminde ortaya çıkar. Ancak, şüpheli ya da sanığın, failliği hakkında tam bir inkârda bulunması, örneğin; "suçsuz olduğu"nu açıklaması ya da "olay yerinde bulunmadığı"nı söylemesi de, tam susma kapsamında değerlendirilmelidir. Şüpheli ya da sanığın, olaya ilişki herhangi bir açıklamada bulunmaksızın, kimliğine ve kişisel durumlarına ilişkin bilgileri vermesi durumunda da tam susma söz konusudur.
İLE/VE/||/<>
Şüpheli ya da sanığın, muhakemenin hangi aşamasında olursa olsun, kendine sorulan sorulardan bir kısmını yanıtlayıp, bir kısmını yanıtsız bırakması, kısmî susmadır. Örneğin; şüpheli ya da sanığın, cinayeti işlediğini kabul edip, neden işlediği ya da cinayet aracını nereye sakladığı konusundaki soruları yanıtsız bırakması gibi.
İLE/VE/||/<>
Şüpheli ya sanığın, muhakemenin bir aşamasında, olay hakkında konuşup, başka bir aşamasında susması, geçici susmadır. Örneğin, şüpheli ya da sanık, soruşturma evresinde konuşmuş fakat kovuşturma evresinde susmuşsa ya da soruşturma evresinde susup, kovuşturma evresinde konuşmuşsa, bu, geçici susmadır. )
- Susma zamanı geldi! SUS!!!
- Susmadığın zaman SUS!!!
- Susmadıysan SUS!!!
- Susmak istemiyorsan SUS!!!
- Susmak istiyorsan SUS!!!
- SUSMAK/KAVGA/SAVAŞTAN ÖNCEKİ SON SÖZCÜKLER:
BÖYLE ile/ve/||/<> BU DA VAR ile/ve/||/<> SEN/BEN
- SUSMAK:
"STRATEJİ" ile/ve/değil/||/<>/< HAK
- SUSmamayı Mecnun'dan, SUSmayı Leylâ'dan öğren! ve sen de SUS!!! -ve
- Susman gerekiyorsa SUS!!!
- Susman gerektiği için SUS!!!
- Susman gerektiğinde susman gerektiği için SUS!!!
- Susmaya niyetin varsa SUS!!!
- Susmaya niyetin yoksa SUS!!!
- Susmuyorsan SUS!!!
- SUS-PUS (OLMAK[SESSİZLEŞMEK/KONUŞAMAMAK])
- Sussan da SUS!, susmasan da SUS!!!
- Sustuğunda SUS!!!
- Sustuğunda tamamen SUS!!!
- Sustuğunu anımsa ve SUS!!!
- Sustukça SUS!!!
- Susturabilmek için SUS!!!
- Susturmak için SUS!!!
- Susturucu mu takarsın artık bilemem fakat SUS!!!
- Sustuysan SUS!!!
- Susulacak yerlerde SUS!!!
- SUSUN/UZ ile SUSUN/UZ
( Konuşmamasını istemek. İLE Su olduğunu söylemek. )
- Susuşabilmek için SUS!!!
- Susuşmayı bil, öğren de SUS!!!
- SUSUYORUM ile SUSUYORUM
( Konuşmamak, susmak. İLE Su içme gereksinimi. )
- SÜT DİŞLERİ ile/ve/> SÜREKLİ DİŞLER
( İS'ÂR/İSGAR[Ar.]["ga" uzun okunur]: Çocuğun diş çıkarması. )
- MILK CURD[İng.] ile/değil/yerine/= SÜT KESİĞİ
- SÜT-LİMAN ile TOZ-PEMBE
- SÜT RENGİ MENİ ile/> ŞEFFAF MENİ
( Yetişkinlikte. İLE/> Boşaldıktan bir süre sonra. | Ergenliğin başladığı dönemden yetişkinliğe doğru ilk dönemlerdeki yapısı/rengi. [Birkaç yıla kadar sürebilir!] )
( Boşalmadaki rengi. İLE/> 10-15 dk. sonra su kıvamına ve rengine dönüşür. )
- SUT[Fr. < SOUDE]
( Eskiden bazı bitkilerden, bugün sodyum klorürden elde edilen sodyum karbonatın ticaretteki adı. )
- SUT[Fr. SOUDE] ile ŞUT[İng. SHOOT]
( Eskiden bazı bitkilerden, bugün sodyum klorürden elde edilen sodyum karbonatın ticaretteki adı. İLE Futbolda, bir oyuncunun, topu, kaleye sokmak için ayağıyla yaptığı sert ve hızlı vuruş. )
- SÜT VERMEDE, BEBEK VE ANNE İÇİN:
EMME ile/ve/||/<>/> DUYGU İLİŞKİSİ/AKTARIMI/PAYLAŞIMI
( İlk 3 dakika. İLE/VE/||/<>/> 3 dakikadan sonrası. )
- SÜT ile AĞIZ
( Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. )
- SÜT ile/ve/<> ŞARAP
( İlim'i simgeler. İLE/VE/<> Aşk'ı simgeler. )
- SUT ile SUT KOSTİK
- SÜT ile SÜT OTU ile SÜT DİŞİ ile SÜT İZNİ ile SÜT KIRI ile SÜT TAŞI ile SÜT TOZU ile SÜT ASİDİ ile SÜT BEYAZ ile SÜT İNEĞİ ile SÜT DANASI ile SÜT KUZUSU ile SÜT MAVİSİ ile SÜT ÇOCUĞU ile SÜT ŞEKERİ ile SÜTÜ BOZUK/LUK ile SÜT KARDEŞİ ile SÜT ÇORBASI ile SÜT OTUGİLLER ile SÜT KARDEŞLİĞİ
- SUTAŞI[Fr. < Mac.]
( Bazı giysilerin, yaka, kol, cep gibi yerlerini süslemekte kullanılan işlemeli şerit, suyolu. )
- SUÛD[Ar.] ile SUÛD[Ar. < SA'D]
( Yukarı çıkma, yükselme. İLE Kutsal sayılan yıldızlar. )
- ŞUÛR ile/ve/||/<>/>/< NUR
( Anlama, anlayış, hissetme, duyma. İLE/VE/||/<>/>/< Işıma, aydınlık/aydınlanma, bilinçlenme. )
- ŞUÛR[Ar.] ile ŞUÛR[Ar. < ŞA'R] ile ŞÜHÛR[Ar. < ŞEHR]
( Anlama, anlayış, duyumsama/hissetme. İLE Kıllar. İLE Aylar. )
- SUV[İng. < Sport Utility Vehicle] ile/||/<> JİP[İng. < JEEP]
- SUYU KULLANMAK:
MUSLUĞU AÇAR-AÇMAZ ile/yerine BİR MİKTAR SU AKITTIKTAN SONRA
- SÜZ ile -SÜZ
( Süzmek, ayıklamak. @@ Bulunmama/olmama eki. )
- SÛZ[Ar.] ile -SÛZ[Ar.]
( Yanma, tutuşma, ateş, sıcaklık. | Dert, ıstırap, acı. İLE "Yakan, yakıcı" anlamlarına gelerek birleşik sözcükler yapar.[DİL-SÛZ: Gönül yakan/yakıcı. | VİCDAN-SÛZ: Vicdan yakan.] )
- SÛZEN-BÂL[Fars.] -ve
( Kanadının tüyleri iğne gibi düz ve dik olan kuş. )
- SÜZGÜNLEŞMEK ile SÜZGÜ ile SÜZGÜN/LÜK ile SÜZGÜN GÖZ ile SÜZGÜN BAKIŞ
- SÜZMEK ile SÜZME BAL ile SÜZME YOĞURT
- SVD ile/||/<> SPECTRAL DECOMPOSITION
( SVD A=UΣVᵀ genel, spectral Aᵀ=A için özel. )
( Formül: General İLE symmetric case )
- SVM/SUPPORT VECTOR MACHINES[İng.] değil/yerine/= DESTEK VEKTÖR MAKINELERİ
- SVO/SEREBROVASKÜLER OLAY CEREBROVASCULAR ACCIDENT[İng.] değil/yerine/= BEYİN-DAMAR OLAYI
- SWING vs. SHAKE OFF
- SYMPATHETİC İLE PARASYMPATHETİC İLE ENTERİC ile/||/<> OTONOM SİNİR SİSTEMİ
( İstemsiz vücut fonksiyon kontrolü. )
( Formül: Fight or flight )
- SYMPLECTİC İLE RİEMANNİAN İLE COMPLEX ile/||/<> FİZİKSEL GEOMETRİLER
( Farklı geometrik yapılar ve uygulamaları. )
( Formül: ω = dpᵢ ∧ dqᵢ )
- SYNAPTOME İLE PROJECTOME İLE FUNCTİONAL CONNECTOME ile/||/<> BEYİN HARİTALARI
( Tam beyin bağlantı haritalaması. )
( Formül: 86 milyar nöron (insan) )
- SYNCHRONIZATION ile/||/<> PHASE TRANSITION ile/||/<> CRITICALITY ile/||/<> SOC ile/||/<> KOLLEKTİF DAVRANIŞ
( Çok parçacık sistemlerinde beliren özellikler. )
( Formül: 1/f noise )
- SYNONYMOUS (SILENT) SUBSTITUTION[İng.] değil/yerine/= EŞ ANLAMLI (SESSİZ) BAZ DEĞİŞİMİ
( Bu tip mutasyonda, nükleotit sırasındaki değişim amino asid değişimine neden olmaz.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- syr.[Lat. < SYRUPUS] değil/yerine/= ŞURUP
- SYSTEM vs./and CONCEPT
- T-GÖZ AŞISI ile/ve/||/<> YONGA GÖZ AŞISI
- T-TEST İLE ANOVA İLE CHİ-SQUARE ile/||/<> HİPOTEZ TESTLERİ
( Farklı veri türleri için istatistiksel testler. )
( Formül: t = (x̄₁ - x̄₂)/SE )
- T.I.D./TER IN DIE[İng.] değil/yerine/= GÜNDE ÜÇ KEZ
- TA ile Ta ile Th ile Ti ile Tl ile Tm/Tu ile TU/TÜ/TÜH
( Dek, değin, kadar ya da beri gibi ilgeçlerle birlikte kullanılarak, bir eylemin, bir hareketin, bir yerin, bir şeyin başladığı ya da sona erdiği noktayı, zaman ve uzaklık bakımından abartmalı bir biçimde anlatır. İLE Tantal'ın simgesi. İLE Toryum'un simgesi. İLE Bir tören sırasında, askerleri biraraya toplamak, törenin başladığını bildirmek vb. amaçlarla çalınan borazanın çıkardığı ses. İLE Talyum'un simgesi. İLE Tulyum'un simgesi. İLE "Yazıklar olsun" anlamında kullanılır. )
- TAAB ile TAB' ile TÂB[Fars.] ile -TÂB[Fars.]
( Yorgunluk. | Sıkıntı, zahmet, eziyet, meşakkat. | Sinirlerin zayıflığından dolayı kaslarda ve çeşitli yerlerde duyulan şiddetli sancı. | Tabiat, huy. | Damga, mühür basma. | Kitap basma. İLE Güç, kuvvet, tâkat. | Işık, parlaklık. | Harâret. | Tazelik. | Kıvrım, büklüm. | Sıkıntı, eziyet. | Öfke. | Kılıcın keskinliği. İLE "parlayan, parlatan, aydınlatan" anlamlarına gelerek birleşik sözcükler yapar. [ÂLEM-TÂB: Dünyayı aydınlatan.] )
- TAABBÜD[< ABD] ile İBÂDET ETME, KULLUK ETME; TAPMA, TAPINMA
- TAADDÜD[Ar.] ile TAAHHÜD[Ar. < AHD | çoğ. TAAHHÜDÂT]
( Birden çok olma, çoğalma, sayısı artma. İLE Üzerine alma, yapılması için söz verme. | Bir işin yapılması için resmî olarak sözleşme. | Postaya verilen bir şeyin yerine ulaşmasını sağlama. )
- TAALLÜM[< İLM] ile/ve/<> İLİM
( Öğrenme, öğrenilme, okuyarak, ders alarak öğrenme, elde etme. İLE/VE/<> ... )
( Gerekli fakat yeterli değildir. İLE/VE/<> ... )
- TAAMMÜD[Ar. < AMD] ile TAANNÜD[Ar. < İNÂD | çoğ. TAANNÜDÂT]
( Bir işi bilerek ve isteyerek yapma. İLE İnad etme, direnme, ayak direme. )
- TAATTUL[Ar.] ile TAATTUR[Ar. < ITR]
( İşsiz kalma, işlemez olma. İLE Güzel kokular sürünme. )
- TAAYYÜN[< AYN] ile ...
( MEYDANA ÇIKMA, ÂŞİKÂR OLMA | BELİRLİ OLMA | BELİRME | ŞEKİL | ÂYAN SIRASINA GİRME, ÎTİBARLANMA, BELİRLİ BAŞLI ADAM OLMA )
- TAAZZÜL[Ar. < AZL] ile TAAZZÜR[Ar. < ÖZR]
( Bir tarafa çekilme. | İşten çekilme. | Ehl-i sünnet'ten Vâsıl b. Atâ'nın kurduğu mu'tezile mezhebi. | Takımdan ayrılma. İLE Özür bildirme. | Güçleşme, güç olma, olanak bulunmama. )
- TAB'AN[Ar. < TAB] ile TÂBÂN[Fars.] ile TABAN[Tr.][>< TAVAN}[Ar.]
( Doğal/tabiî olarak, kendiliğinden. İLE Işıklı, parlak. İLE Ayağın alt yüzü, aya. | Üstü kapalı bir yerin gezinilen, ayakla basılan yüzü, tavan karşıtı. | Ayakkabının alt bölümü. | Kaide. | Bir şeyin en alt bölümü. | Değerlendirmede en alt derece. | Bir toplumu, bir kuruluşu oluşturan, yönetime katılmadan etkili olan kitle. | Temel. | Bir ırmağın en derin olan orta yeri. | Dikey duran direk, çubuk, seren vb.nin alt bölümü. | Bir cismin ya da bir biçimin yüksekliğini ölçmek için aşağıdan yukarıya doğru başlama noktası olarak alınan yüzey ya da çizgi, kaide. | Üslü sayılarda kuvveti alınan sayı. | Tarlanın düz ve verimli kesimi. | Kılıç vb. yapımında kullanılan iyi cins demir. )
( AS NATURE vs. BRIGHT vs. BASE )
- TAB-HÂNE[Ar., Fars.] ile TABH-HÂNE[Ar., Fars.] ile TÂB-HÂNE[Ar.]
( Matbaa. İLE Mutfak. | Lokanta. İLE Ocak ya da soba ile ısıtılan kışlık yer, çiçek sobası. | Nekahethâne.[DÂR-ÜŞ-ŞİFÂ] )
- TAB-I MÜSTAKÎM ve/||/<> AKL-I SELÎM
- TÂBİ'[< TEB] ile TÂBİ'[< TAB]
( Birinin arkası sıra giden, ona uyan; Boyun eğen, bağlı kalan; birinin emri altında bulunan. İLE Kitap basan/bastıran; Matbaacı. )
- Tabiî ki, gerektiğinde SUSMA! fakat sen yine de SUS!!!
- Tabiî ki, yeri geldiğinde DİNLEME! fakat sen yine de DİNLE!!!
- TABİL[Ar. | çoğ. TEVÂBİL] ile ...
( Nane, biber, tarçın, karanfil gibi baharatlar. )
- TABİL[Ar. çoğ. TEVÂBİL] ile TA'BÎR[Ar. < UBUR | çoğ. TA'BÎRÂT]
( Nane, biber, tarçın, karanfil gibi baharatlar. İLE Anlatma, ifade. | Bir anlamı olan söz. | Deyim. | Terim. | Rüya yorma. [HÜSN-İ TABÎR: Edep ve terbiye içinde anlatma.] )
- TA'BÎR[< UBÛR] ile ...
( İFÂDE, ANLATMA | BİR ANLAMI OLAN SÖZ | DEYİM | TERİM | RÜYA YORMA )
- TÂB-NÜMÂ[Fars.] ile ...
( Güç/kuvvet ölçer. )
- TABULA RASA[İng.] değil/yerine/= BOŞ LEVHA
- TABULAŞMAK ile TABULAŞTIRMAK ile TAB ile TABA ile TABİ/LİK ile TABL ile TABU
- CROWN ETHER[İng.] ile/değil/yerine/= TAÇ ETER
- TAÇ KAPI ile/ve ÖTEKİ KAPILAR
( Sadece Sultan'ların kullandığı kapı. İLE/VE ... )
(
)
- TAC KAPI değil TÂK(ZAFER) KAPI
( ... DEĞİL Bayram gibi özel kutlamalarda kullanılan kapı. Orta kapı. Devlet erkânının kullandığı kapı. )
- TAÇ KAPI/LAR ile/ve İMPARATOR KAPISI / ALTIN KAPI
( ... İLE/VE Yedikule'nin iç tarafındadır. )
- TAÇ KAPI/PORTAL ile/||/<> TAK/ZAFER TAKI
( Bezemeli ana kapı. İLE/||/<> Eski Roma'da zafer kazanan komutan ve imparatorlar adına inşâ edilen anıtsal yapı. )
- TAÇ, KOROLLA = TÜVEYC = COROLLE
- TAC MAHAL ile SAFDAR JANG
( Agra - Hindistan [1631 - 1654] İLE Yeni Delhi - Hindistan [1754] )
- TAÇ YAPRAKLAR, PETALLER = EVRÂK-I TÜVEYCÎYE = PÉTALES
- TAÇ ve/||/<>/> BAŞ
( Taç takan baş, akıllanır. )
- CROWN[İng.] / COURONNE[Fr.] / KRONE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAÇ
- TÂC ile/ve HIRKA
- TÂC ile/değil İSTEFAN
- TAÇ ile/ve KALAK
( ... İLE/VE Gelin tacı. )
- TÂC ile/ve KERREMNÂ TÂCI
- TAÇ ile STEFANUS
- TAÇ ile TAÇ KAPI ile TAÇ ATIŞI ile TAÇ BEYİT ile TAÇ YAPRAĞI ile TAÇ YAPRAKLI ile TAÇ GİYME TÖRENİ
- TAÇ[Ar. < TÂC] ile TAÇ[İng. TOUCH]
( Soyluluk, iktidar, güç ya da hükümdarlık simgesi olarak başa giyilen, değerli taşlarla süslü başlık. | Gelinlerin başlarına takılan süs. | Genellikle göz düzeyinden yüksek mobilyaların üstlerindeki kabartmalı, oymalı, süslü bölüm. | Çiçeğin dıştan ikinci halkasında bulunan yaprakların hepsi. | Bazı tarikatlarda, şeyhlerin giydikleri başlık. İLE [futbol] Yan, dokunma. )
- TÂC ile TÂC-I ŞERÎF
( Meşâyihin giydikleri. Kavuk. İLE TERK-İ DÜNYA > TERK-İ UKBÂ > TERK-İ HESTÎ > TERK-İ TERK )
- TAÇ ile/ve/<> TAÇYAPRAĞI
( ... İLE/VE/<> Tâcı oluşturan yaprakçıklardan her biri. )
- TAC- ile/||/<> -TAXIS/-TAXY ile/||/<> COSM-
( Düzenleme, sıra. İLE/||/<> Sıra, düzenlenme, etki. İLE/||/<> Kozmetik, güzellik, düzenli. )
- TAÇ[Ar. < TÂC]/EFSER[Fars.] ile TIKSÂR[Ar.]
( ... İLE Halka biçiminde taç. )
- TAÇ ile VELİAHT PRENS ile TAÇLI
( CROWN vs. CROWN PRINCE vs. CROWNED )
( تاج ile مفرغ ile اکليل ile ديهيم ile نايب السلطنه ile وليعهد ile تاجدار ile متوج )
( TAJ ile MOFORGH ile اکليل ile ديهيم ile NAYBE OLSALTANEH ile وليعهد ile TAJDAR ile متوج )
- TAÇLI VİRÜS ile/ve/||/<>/< TAÇSIZ VİRÜS/LER
( Covid 19 İLE/VE/||/<>/< Yaşamımızdaki ve zihnimizdeki çoğu (olası) "sorun". )
- TAD [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]
- TAD [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- TAD [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- TAD ile/ve/<>/değil KIVAM
- TADA'DU'[< Dİ'DA] değil/yerine/= ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK GÖSTERME | HOR OLMA | VÎRÂN OLMA | "AKLINI KAYBETME"
- TADARRUS[Ar.] değil/yerine/= DİŞ KAMAŞMASI
- TAD-TUZ
- TAFEL DENKLEMİ ile/||/<> OHM YASASI
( Tafel elektrokimya η = a + blogj, Ohm lineer V = IR. )
( Formül: Logaritmik İLE lineer )
( Georg Ohm tarafından 1827 yılında keşfedildi/formüle edildi. )
- TAFEL İLE BUTLER-VOLMER İLE MARCUS ile/||/<> ELEKTRON TRANSFER KURAMLERİ
( Elektrokimyasal kinetik modeller. )
( Formül: η = b log(i/i₀) )
- TAFEL İLE BUTLER-VOLMER İLE MARCUS ile/||/<> ELEKTROT KİNETİĞİ
( Elektrot reaksiyon hızı kuramları. )
( Formül: η = (RT/αnF)ln(i/i₀) )
- TAFLANOĞLU, NURİ (İST. 1940) :
( Sarıyer altyapısından yetişti ve aralıklı olarak 7 sezon (1959 - 1961 ve 1962 - 1967) Sarıyer takımında tescilli kaldı. Bu süre içinde 35 lig, 10 kupa, 3 turnuva maçı olmak üzere 48 resmi ve ayrıca 15 özel maçla birlikte toplam olarak 63 maçta yer aldı. Özel maçlarda takımına bir gol kazandırdı. İki lig maçında (Birinci kaleci Gürbüz diğeri de Rıza sakatlanarak sahayı terk ettiler) kaleci oynadı. Takım kaptanı olara da görev yaptı. 1940 Sarıyerli Sporcular Derneği kurucusu üyesidir. )
- TAGAMGUM[< Ar. GAMGAMA] değil/yerine/= ANLAŞILMAZ SÖZ
- TAH/TOTAL ARTIFICIAL HEART TOTAL[İng.] değil/yerine/= YAPAY KALP
- TAHARRÜS[Ar.] ile TAHARRÜZ[Ar.] ile TAHARRÜŞ[Ar. çoğ. TAHARRÜŞÂT]
( Çekinme, sakınma.[maddiyatta kullanılır] İLE Çekinme, sakınma.[maneviyatta kullanılır] İLE Tırmalanma, örselenme. )
- TAHAVVÜL[Ar. < HÂL] ile/ve/<> TAGAYYÜR[Ar. < GAYR]
( [değişim] Biçimde/sıfatta. İLE/VE/<> Öz'de/zât'ta. )
- TAHAYYÜZ:
MEKÂN(EYN) ile/ve/||/<> KONUM(VAZ)
- TAHMİN ile/ve/değil ZAN
( [not] TO GUESS/ESTIMATE vs./and/but SUPPOSITION/TO SURMISE )
- TAHRİP ETMEK ile YOK EDİLDİ ile DESTROYER
( DESTROY vs. DESTROYED vs. DESTROYER )
( تخريب کردن ile منعدم کردن ile نابود ساختن ile منهدم ساختن ile منهدم کردن ile دمار درآوردن ile بر انداختن ile نابود کردن ile ويران کردن ile ازبين بردن ile معدوم کردن ile از بين بردن ile خراب کردن ile تباه ile مضمحل ile ويران ile کن فيکون ile ازبين رفته ile منهدم ile منعدم ile ناو شکن ile ويرانگر ile نابود کننده )
( TAKHARYBE KARDAN ile MANADAM KARDAN ile NABUD SAKHTAN ile MANEHODAM SAKHTAN ile MANEHODAM KARDAN ile DAMAR DARAVARDAN ile BAR ANDAKHTAN ile NABUD KARDAN ile VEYRAN KARDAN ile OZBYNE BARDAN ile MADOM KARDAN ile AZ BEYNE BARDAN ile KHARAB KARDAN ile TABAH ile MAZMOHAL ile VEYRAN ile KON FEYKON ile OZBYNE RAFTEH ile MANEHODAM ile منعدم ile NAV SHKAN ile VEYRANGAR ile NABUD KONANDEH )
- TAHSİLDAR ile/ve/||/<> KUL OĞLANI
( ... İLE/VE/||/<> Vergi toplayan belediye tahsildarı. )
- TAHSİN BEY YALISI :
( Yeniköy'deki tarihi yalılardan biri de Tahsin Bey yalısıdır. Tahsin Bey'e ait şirketin iflasından sonra yalı Ilıcak ailesine geçti. Bu ilenin de iflası üzerine yalı ENKA şirketi ortaklarından Sadi Gülçelik sahip oldu (1975). Sadi Gülçelik'in uçak kazasında (1980) ölmesi üzerine yalı tekrar Ilıcak ailesine geçti. Borç/alacak olayları nedeniyle yalı Doğuş Grubunca haczedildi. Ilıcaklar ile Erol Aksoy'un anlaşmaları üzerine yalıya Erol Aksoy sahip oldu. Fakat yalı bu kişi de fazla kalmadı ve Sabancı ailesi tarafından satın alınarak (2004) tekrar el değiştirdi. Bu yalının bir ismi de "Lanetli Yalı" dır. Bu ismi almasının nedeni yalıya sahip olanlarının hiç birinin iflah etmemesidir. Bu yalının özelliği Boğaziçi'nde 80 metre ile en uzun sahile sahip olmasıdır. )
- TAHSİS ile TAHSİSLİ ile TAHSİSLİ YOL
- TAHT değil/yerine/= ŞIN
- TAHTA ile BUL
( ... İLE Sadece iki yüzeyi testere ile düzeltilmiş tahta. )
- TAHTÂNÎ ile/||/<> TAHTEL-ARZ ile/||/<> SATIH
( Binanın alt bölümü. İLE/||/<> Yer altı. İLE/||/<> Yüzey, bir nesnenin dış yüzü. )
- TÂÎ[Ar.] ile Tâî[Ar.]
( T harfine ait, T ile ilgili. İLE Tayy boyundan olan, Tayy boyuna ait, onunla ilgili. )
- TÂİR[< TAYERÂN]:
Uçucu, uçan. | Kuş. -<
- TAK TAK (VURMAK)
- TAK TUK (GÜRÜLTÜ YAPMAK)
- TAK ile TAK
( Tahta vb. bir şeye vurulduğunda ya da silah patlayınca çıkan tok ve sert ses. İLE Millî bayramlarda ya da önemli bir olayı anmak için düzenlenen şenliklerde, geçit yapılacak caddelere geçici olarak kurulan, yazılar ve çiçeklerle süslenen kemer. )
- TÂK[Ar. çoğ. TÂKAT, ETVÂK, TÎKAN] ile TÂK[Ar.]
( Bina kemeri. | Yarım daire biçiminde kapı ve pencere üstü. | Kubbe, künbet. İLE Asma, üzüm kütüğü. )
- TAK ile TAKA ile TAKT ile TAKI ile TAKACI/LIK ile TAKILI ile TAK TAK ile TAK TUK
- TÂK ile/||/<> VETR ile/||/<> KAVS
( Kemer. İLE/||/<> Kiriş. İLE/||/<> Yay. )
- TÂKA[Ar.] ile TÂKA/TÂKAT[Ar. < TÂK] ile TAKA[Ar.]
( Kubbeli mahfe. | Pencere. İLE Güç, kuvvet. | Taklar. | Güçler, tâkatler. İLE Duvarın içindeki kapaksız dolap. | Doğu Karadeniz bölgesine özgü yelkenli bir tür kıyı teknesi. | Bozuk, zor çalışan ya da eski kara taşıtları için kullanılan bir söz. )
- TAKAŞŞU'/TEKAŞŞU'[Ar. < KAŞ] ile TAKAŞŞUR[Ar. < KIŞR]
( Balgam çıkarma. İLE Kabuklanma, kabuk atma. )
- TÂKAT değil/yerine/= GÜÇ
- TAKAV ile AT NALI | NALBANT
- TÂK-DÂNE[Fars.] ile ...
( Üzüm çekirdeği. )
- TAKE vs. GET
- TAKEOMETRE[Fr. < Yun.]
( Düzenlenmiş arazinin yüz ölçümünü bulup planını yapmaya yarayan alet. )
- TAKIM ile EKİP ile TİM
- TAKIR TAKIR (BOŞ/DEVRİLMEK/SAYDIRMAK)
( Yoklukta. )
- Taklit etmemek için SUS!!!
- TAKLİT:
(SADECE/BİR) DAVRANIŞ ile/ve/değil/||/<>/< KİMLİĞİNİ BULMA (ÇABASI)
- TAKLİT[Ar. < TAKLİD] ile/değil/yerine/>< ASIL[Ar. < ASL]
( Bir şeyin en ileri zıddı, taklididir. )
( Belirli bir örneğe benzemeye ya da benzetmeye çalışma, öykünme. | Birinin davranışlarını, konuşmasını tekrarlayarak eğlenme. | Benzetilerek yapılmış şey, imitasyon. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bir şeyin kendi, örnek, kopya karşıtı. | Kök, köken, kaynak. | Gerçeklik. | Soy, nesep. | Gerçek, esas. | Bir şeyin temelini oluşturan, ana. | Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. | Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. | Gerçekten, gerçek olarak. )
- TAKMA KAFANA! ile/değil/yerine HIZLI GEÇ!
- TAKMAK ile TAKMA AD ile TAKMA DİŞ ile TAKMA KOL ile TAKMA SAÇ ile TAKMAZLIK ile TAKMA AYAK ile TAKMA İSİM ile TAKMA BACAK ile TAKMA KİRPİK
- TAKOZ ile/değil BAT
( ... İLE/DEĞİL Kurşun boruların ağzını açmakta kullanılan, şimşirden, ucu sivri, bir çeşit takoz. )
- TAKSİTLENDİRMEK ile TAKSİ ile TAKSİM ile TAKSİR ile TAKSİT ile TAKSİCİ/LİK ile TAKSİRLİ ile TAKSİTLİ ile TAKSİTSİZ ile TAKSİ DOLMUŞ ile TAKSİRLİ SUÇ ile TAKSİT TAKSİT
- TAKSON[İng. TAXON] ile/||/<> COPE'UN ÖZELLEŞMEME YASASI[İng. COPES RULE OF THE UNSPECIALIZED] ile/||/<> DIŞ GRUP[İng. OUTGROUP] ile/||/<> EPİTET[İng. SPECIFIC EPITHET] ile/||/<> EVRİMSEL BİYOLOJİ[İng. EVOLUTIONARY BIOLOGY] ile/||/<> İKİLİ ADLANDIRMA[İng. BINOMIAL NOMENCLATURE] ile/||/<> TAKSONOMİ[İng. TAXONOMY] ile/||/<> ÜÇLÜ ADLANDIRMA[İng. TRINOMIAL NOMENCLATURE]
( Taksonomide, organizma gruplarının her birine verilen addır. Çoğulu taksa (İng: taxa) olarak bilinir. @@ Yeni büyük takson ile ilişkili evrimsel yeniliklerin atalarının genel özelliklerine benzemesi, özelleşmesinden daha muhtemeldir. Yani evrimsel süreç bu yasaya göre özelleşme için çaba sarf etmez farklılaşmalar zaman içinde olur. @@ Bir filogenetik analizde, diğer taksonlardan daha önce türleşen, farklılaşan, evrimleşen öbeğe verilen addır. Hominidlerin evrimi analiz edilecek olursa, hilobatlar ve gibonlar dış grup olacaklardır. @@ Taksonomi biliminde, türleri isimlendirmek için kullanılan ikili adlandırmanın ikinci kelimesi. Türü tanımlayan kelimedir ve cins isminden sonra gelir. Örneğin, Homo sapiens türü için "sapiens" epitet addır. @@ Canlılar arasındaki genetik çeşitliliği, türlerin hangi atalardan türediklerini ve evrimsel süreçte geçirdikleri biyolojik değişimleri inceleyen bilim dalı. Bu alanda çalışan bilim insanlarına "evrimsel biyolog" denir. Evrimsel biyoloji doğrudan bireylerin hayatları boyunca geçirdikleri değişimlere odaklanmaz, popülasyonların nesiller boyunca geçirdiği süreçleri inceler. Biyolojinin bir alt dalı olmakla beraber popülasyon genetiği, moleküler evrim, taksonomi, evrimsel ekoloji ve evrimsel tıp gibi birçok alt dalı bulunmaktadır. @@ Taksonomi biliminde, tür adlarının iki kelimeden oluşacak biçimde gösterilmesi. Carl Linnaeus tarafından geliştirilmiştir. İsimlendirmelerde ilk kelime cins adını ifade ederken, ikinci kelime ise epitet ismini ifade eder. İki kelimenin birleşimi tür adını verir. Örneğin, günümüzde nesli devam eden tek insan türü olan Homo sapiens için "Homo", cins ismi iken; "sapiens" ise epitet ismidir. "Homo sapiens" kullanımı ise türü temsil eder. İkili adlandırmaya akademik kaynaklarda ve çeşitli taksonomi yazılarında "binomial nomenklatür" de denmektedir. @@ Geniş anlamda sınıflandırma bilimi. Daha ayrıntılı bir tanımlama ise; yaşayan ve yok olmuş organizmaların sınıflandırılması-yani biyolojik sınıflandırma. Terim, Yunanca taxis ("düzenleme") ve nomos ("kanun") türemiştir. @@ Taksonomi biliminde, alttürleri ve alttür altı taksonları ifade etmek için kullanılan bir isimlendirme biçimi. Örneğin, Panthera pardus pardus alttürü bu biçimde ifade edilmiştir. Üçlü adlandırmaya, akademik kaynaklarda ve bazı taksonomi yazılarında "trinomial nomenklatür" de denmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TAKTİK ile "YOL"
- TAKTÎR[Ar. < KAT, KUTUR, KATARÂN | çoğ. TAKTÎRÂT] ile/değil/< TAKDÎR[Ar. < KADER | çoğ. TAKDÎRÂT]
( Damla damla akıtma, dökülme, damlama. | Damıtma, inbikten çekme. İLE Beğenme, değer biçme, değer verme/verilme. | Değerini/önemini anlama. | Ezelde Allah'ın olmasını istediği şeyler. )
- TAKVİM YAŞI/KRONOLOJİK YAŞ/CHRONOLOGICAL AGE[İng.] değil/yerine/= TAKVİM YAŞI
- TAL[Fr. THALLE] ile TÂL[Ar.]
( Kök, sap ve yaprak biçiminde farklılaşmamış bir bitkinin, yaşama ve büyüme örgeni. | Çiçeklerin üreme örgeni olan sarı toz. İLE Zil.[parmaklara takılan] | Gümüş ya da bakır tepsi. )
- TAL ile TALİ ile TALK ile TALİ YOL ile TALK ŞİST ile TALK PUDRASI
- TALBOT'S LAW[İng.] / LOI DE TALBOT[Fr.] / TALBOT-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TALBOT YASASI
- TALEB-İ CÂH ile ÎTİBAR, MAKAM
( ÎTİBAR, MAKAM )
- [ne yazık ki]
TALEB-İ MAL ile/ve/||/<> TALEB-İ CAH ile/ve/||/<> TALEB-İ ALÂYİŞ-İ ZÂHİR
( Karıncanın ayak sesinden daha sessizce nefse musallat olan üç gizli şirk. )
- TALENT vs./and EFFECTIVENESS
- TALEP ETMEK ile BİR AÇIKLAMA TALEP EDİYORUM ile ADALET TALEP ETMEK ile TALEP KANITI ile TALEPKAR ile TALEP EDİLDİ
( DEMAND vs. DEMAND AN EXPLANATION vs. DEMAND JUSTICE vs. DEMAND PROOF vs. DEMANDANT vs. DEMANDED )
( مطالبه ile تقاضا ile خواستار شدن ile خواستار بودن ile اقتضاء ile خواهان بودن ile مطالبه کردن ile ايجاب ile طلب ile توضيح خواستن ile تظلم کردن ile اثبات لازم داشتن ile طلب کننده ile درخواست کننده ile مطلوب )
( MOTALEBEH ile TAQAZA ile KHASTAR SHODAN ile KHASTAR BODAN ile اقتضاء ile KHAEHAN BODAN ile MOTALEBEH KARDAN ile AYJAB ile TALAB ile TOZYHE KHASTAN ile TAZLOM KARDAN ile ESBAT LAZM DASHTAN ile TALAB KONANDEH ile DARKHAST KONANDEH ile MOTLUB )
- TA'LÎK[< ALAK] ile ...
( ASMA, ASILMA | BİR ŞEYE BAĞLI GÖSTERME | GECİKTİRME, ASKIDA BIRAKILMA | BELİRLİ BİR ZAMANA BIRAKMA | İRAN YAZISI (hatt-ı ta'lîk) )
- TA'LÎM[< İLM] ile ...
( ÖĞRENME, ÖĞRETME, ÖĞRETİM, ÖĞRETİLME | OKUTMA, DERS VERME/VERİLME | MEŞK İLE YETİŞTİRME | EGZERSİZ )
- TA'LÎM(< İLM) ile TEMRÎN
( Aklı eğitmek, öğrenme, öğretim. İLE Alıştırma, idman yaptırma, egzersiz. )
- TAM ALGI = İDRAK-İ DAKİK = APPERCEPTION[İng., Fr., Alm.] = PERCIPERE[Lat.]
- TAM AYRI TUTMA/İSTİSNA ile/ve/||/<>/> BÖLÜMSEL/KISMÎ AYRI TUTMA/İSTİSNA
- TAM BİLGİ İLE EKSİK BİLGİ İLE ASİMETRİK BİLGİ ile/||/<> BİLGİ DURUMLARI
( Oyunlarda bilgi seviyeleri. )
( Formül: Perfect Bayesian Equilibrium )
- TAM BİR PİSTİL/UZV-İ TE'NÎS-İ TAM = PISTIL COMPLET
- TAM ÇİÇEK, EKSİKSİZ ÇİÇEK = ZEHRE-İ KÂMİLE = FLEUR COMPLÈTE
- TAM ÇİÇEK = ZEHRE-İ TÂMME = FLEUR COMPLÈTE
- Tam DİNLE!!!
- TAM DOĞRU DEĞİL değil PEK DOĞRU DEĞİL
- TAM, DOĞRU VE DÜZENLİ YAZMAK ile/ve VURGULU KONUŞMAK
- TAM DOLU ile TAM UYARI ile TAM KAN ile TAM GELİŞMİŞ ile TAM GÖVDELİ ile TAM EL ile DOLUNAY ile DOLU ile DELİKLERLE DOLU ile TAM PARÇA ile TAM FİYAT ile TAM DURAK ile TAM ZAMANLI ile DAHA DOLGUN ile DOLGUNLUK
( FULL vs. FULL ALERT vs. FULL BLOOD vs. FULL BLOWN vs. FULL BODIED vs. FULL HAND vs. FULL MOON vs. FULL OF vs. FULL OF HOLES vs. FULL PIECE vs. FULL PRICE vs. FULL STOP vs. FULL TIME vs. FULLER vs. FULLNESS )
( سير ile تام ile آگندن ile مملو ile ممتلي ile مشبع ile مفصل ile پر ile حال آماده باش ile نژاد خالص ile کاملا افراشته ile عظيم الجثه ile اوچ و پس ile ماه شب چهارده ile بدر ile پر از ile سوراخ سوراخ ile قواره ile تمام شده ile وقفه کامل ile تمام وقت ile سنگين کننده ile لکه گير ile امتلاء ile پري ile سيري )
( SYR ile TAM ile AGANDAN ile MOMLU ile ممتلي ile مشبع ile MAFASL ile PAR ile HAL AMADEH BASH ile NEJAD KHALES ile KAMELA AFRASHTEH ile AZYM OLJOSEH ile OOCH VE PES ile MAH SHAB CHEHARDEH ile BADAR ile PAR AZ ile SORAKH SORAKH ile GHAVAREH ile TAMAM SHODEH ile VAQFEH KAMEL ile TAMAM VAGHT ile SANGYNE KONANDEH ile LAKEH GYR ile امتلاء ile پري ile SYRY )
- TAM EMİN OLMAK değil EMİN OLMAK
- TAM GÖLGE ile/ve ALA GÖLGE
- TAM İFADE/MESAJ ile/ve EKSİKLİ İFADE/MESAJ ile/ve META İFADE/MESAJ
( Gözlem. Düşünce. Duygu. İstek. Sınır/Sonuç. )
- TAM İKİLEME ile YARI İKİLEME
( FULL REDUPLICATION vs. PARTIAL REDUPLICATION )
- FULL RADIATOR[İng.] / VOLLSTRAHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= TAM IŞINIMCI/IŞIYICI
- İSTİDÂD:
TAM ile/ve/değil/||/<> EKSİK
- TAM MÜREKKEB ile/ve TAM OLMAYAN MÜREKKEB
( Haber | İnşa İLE/VE ... )
( Doğru ve yanlışa olasılığı olanlar.[tam haber tümceleridir!] İLE/VE ... )
- TAM OLAN SÖZ ile/ve TAM OLMAYAN SÖZ
( el-KAVLU'T-TÂM ile/ve el_KAVLU ĞAYRU'T-TÂM )
( FÂRÂBÎ )
- TAM OLARAK ... değil/yerine YETERİ KADAR ...
- TOTAL EXTRACTION[İng.] ile/değil/yerine/= TAM ÖZÜTLEME
- TAM PANSİYON ile/||/<> YARIM PANSİYON
( Kahvaltı ve akşam yemeği verilir. İLE/||/<> Öğle yemeğinin de olmasıdır.[İşletmeye göre değişkenlik gösterir.] )
- TAM TAHNÎT ile/değil/yerine YARIM TAHNÎT
( Mısır'da. İLE/DEĞİL/YERİNE Osmanlı'da. )
( TAHNÎT: Ölüyü, bozulmaması için belirli bir yapı ve oranda ilâçlama, koruma. )
- TAM TARİFE/İSKONTOSUZ/TENZİLATSIZ değil/yerine/= İNDİRİMSİZ
- TAM "TEŞMİL" değil TAM TEKMİL
- TA'M[< TUÛM]:
YEME | TAD, LEZZET -<
- TAM ÜSTÜNE BASMAK ile CUK OTUR(T)MAK
- TAM YANSIMA ile/||/<> KISMİ YANSIMA
( Tam yansıma kritik açıdan büyük açılarda %100 İLE kısmi yansıma her açıda kısmen. )
( Formül: sinθc = n₂/n₁ )
- TAM YANSIMA ile/||/<> KISMİ YANSIMA (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)
( Tam yansıma kritik açıda %100, kısmi yansıma kısmendir )
( Formül: θ>θc İLE θ<θc )
- TAM ZİNCİR ile/ve EKSİK ZİNCİR
- TAM ile/ve/değil/||/<>/< AÇIK/NET
- TA'M[Ar. çoğ. TUÛM] ile TAM'[Ar. < TAM]
( Tama eden. İLE Doymazlık, çok isteme, açgözlülük. )
- TA'M[Ar. çoğ. TUÛM] ile TAMA'[Ar.]
( Yeme. | Tad, lezzet. İLE Doymazlık, çok isteme, açgözlülük. )
- TA'M[Ar. çoğ. TUÛM] ile TAMA'[Ar.]
( Yeme. | Tad, lezzet. İLE Doymazlık, çok isteme, açgözlülük. )
- TAMA ile DOYMAZLIK | ÇOK İSTEME | AÇGÖZLÜLÜK
- TAMAH ETMEK değil/yerine/= GÖZ İNDİRMEK
- Tamamen SUS!!!
- TAMAMI ile HER AYRINTISI
( ALL OF vs. EACH DETAIL OF )
- TAMAMLAYAMADI değil TAM ANLAYAMADI
- TAMAMLAYICI İKİLİLER/RECIPROCALS)
- TAMAMLAYICI ile TAMAMLAYICI FORMU ile TAMAMLAYICILIK ile TAMAMLAYICI ile TAMAMLAYICI AÇILAR ile TAMAMLAMA ile TAMAMLAMAK ile TAM ŞİİRSEL ÇALIŞMA ile TAMAMLANMIŞ ile TAMAMEN ile TAMAMEN ÇIPLAK ile TAMAMLAMA ile KARMAŞIK ile KARMAŞIK SAYI ile CİLT ile TEN RENGİ ile KARMAŞIKLIK
( COMPLEMENT vs. COMPLEMENT FORM vs. COMPLEMENTARITY vs. COMPLEMENTARY vs. COMPLEMENTARY ANGLES vs. COMPLEMENTATION vs. COMPLETE vs. COMPLETE POETICAL WORK vs. COMPLETED vs. COMPLETELY vs. COMPLETELY NAKED vs. COMPLETION vs. COMPLEX vs. COMPLEX NUMBER vs. COMPLEXION vs. COMPLEXIONED vs. COMPLEXITY )
( متمم ile متمم گرفتن ile صورت متممي ile اصل متمميت ile مکمل ile متممي ile زواياي متمم ile متمم گيري ile تکميل ile کامل کردن ile تکميل کردن ile کامل ile تام ile پرکردن ile به پايان بردن ile تمام عيار ile بحداکثر ile درسته ile ديوان ile پرکرده ile از حر حيث ile کاملا ile بالکل ile تکميلاً ile لخت مادر زاد ile اکمال ile اتمام ile تکمل ile انجام ile پيچيده ile تو در تو ile مجتمع ile عقده ile هم تافت ile گروهه ile عدد مختلط ile بشره ile چرده ile پيچيدگي ile درهمي )
( MATMAM ile MATMAM GARAFTAN ile SORT MATMAMY ile ESL MATMAMYT ile MOKMEL ile متممي ile ZAVAYAY MATMAM ile MATMAM GYRY ile TAKAMYLE ile KAMEL KARDAN ile TAKAMYLE KARDAN ile KAMEL ile TAM ile PORKARDAN ile BAH PAYAN BARDAN ile TAMAM EYAR ile BAHDAKSAR ile DARESTEH ile DYVAN ile PORKARDEH ile AZ HAR HEYS ile KAMELA ile بالکل ile تکميلاً ile LAKHT MADAR ZAD ile AKAMAL ile ETMAM ile تکمل ile ENJAM ile PEYCHYDAH ile TO DAR TO ile MOJTAM ile AGHODEH ile NPAM TAFT ile گروهه ile عدد مختلط ile BESHAREH ile CHARDEH ile PEYCHYDEGY ile DAREAMY )
- TAMARİN ile PAMUK BAŞLI TAMARİN
( ... İLE Kuzey Kolombiya’nın ormanlarında yaşarlar. )
(
)
( ... cum SAGUINUS OEDIPUS )
( gfgdsfgdf )
- TÂMÂT-I CÜHELÂ[Fars.] ile TÂMÂT/SÖZ
( Cahillerin, saçmasapan sözleri. )
- TAMLIK İLE TUTARLILIK İLE KARAR VERİLEBİLİRLİK ile/||/<> MANTIK SİSTEM ÖZELLİKLERİ
( Formel sistemlerin temel özellikleri. )
( Formül: Gödel: Tam ve tutarlı olamaz )
- TAM/LIK ile BİTMİŞ/LİK
( COMPLETE vs. FINISHED )
- TAM/LIK ile BÜTÜN/LÜK
( COMPLETE vs. INTEGRITY )
- TAM/LIK ile/ve/değil/yerine YETERLİ/LİK
- TAMTAKIR ve/||/<>/= BOMBOŞ
( İçinde bulunması gereken şeylerden hiçbiri bulunmayan, bomboş. )
- TAN[Ar.] (ETMEK) ile TANLAMAK/TANMAK
( Sövme, yerme, ayıplama. İLE Şaşmak, şaşırmak. )
- TAN YELİ ile TAN YERİ
( Sabaha doğru çıkan hafif yel/rüzgâr. İLE Güneşin doğmak üzere olduğu sırada, ufukta hafifçe aydınlanan yer. )
- TAN, SUAT (KAZAKLI/NEVŞEHİR, 1969) :
( Anavatan Partisinde siyaset yaptı, 1999 - 2004 ve 2004 - 2009 dönemlerinde Sarıyer Belediye Meclis üyesi olarak görev yaptı. )
- TAN, ÜNAL (İST. 1938 - ?) :
( Feriköy'den transfer edildi ve dört sezon Sarıyer S. K. de tescilli kaldı. Bu süre içinde 43 lig, 3 kupa ve 1 özel maç olmak üzere 47 resmi ve 12 özel maçla birlikte toplam olarak 59 maçta oynadı. Futbolu bıraktıktan sonra uzun süre Fenerbahçe altyapısında antrenör olarak görev yaptı. )
- TAN/AYDINLIK/IŞTIN:
GEÇİCİ ile/ve/<> GERÇEK
( Tan yerinde, gün doğmadan beliren, sonradan kaybolan, geçici aydınlık/tan, yalancı tan. İLE/VE/<> Tan yerinde, gün doğuncaya kadar süren kesintisiz aydınlık. )
( FECR-İ KÂZİB ile/ve/<> FECR-İ SÂDIK )
- TANBURÎ CEMİL BEY ile/ve/||/<> ŞERİF MUHİDDİN TARGAN
- TANE TANE/CEV CEV[Fars.]
( CEV CEV )
- TANE/ADET[Ar. < ADED] ile/ve/||/<> KAT ile/ve/||/<> KEZ/KERE[Ar. < KERRE]
( Nesnelerdeki niceliği/sayıyı gösterir. İLE/VE/||/<> Yukarı doğru yineleme/tekrar. İLE/VE/||/<> Eylemlerdeki niceliği/sayıyı ve yana doğru yinelemeyi/tekrarı gösterir. )
- PARTICLE SIZE AND SAMPLING[İng.] ile/değil/yerine/= TANECİĞİN BOYUTU VE NUMUNE ALMA
- T'ANG SOYU ile ...
( Çin'de (618-907) yılları arasında egemen olmuş olan T'ang soyu dönemi Zen'in altın çağı olarak anılır. Pek çok ünlü Zen Ustası bu dönemde yetişmiştir. )
- TANIMAK ile TANELEMEK ile TANILAMAK ile TANELENMEK ile TAN ile TANE ile TANK ile TANI ile TANELİ ile TANKÇI/LIK ile TAN TUN ile TANESİZ ile TANISIZ/LIK ile TAN YELİ ile TAN YERİ ile TANE TANE
- TANIM'DA:
RESİM ile/ve/<> HAD/D
( Bir bilgiyi/ilmi, amacı ile tanımlama. İLE/VE/<> Bir bilgiyi/ilmi, konusu ile tanımlama. )
( DESCRIPTION vs./and/<> DEFINITION )
- TANIMLANMA[İng. IDENTIFICATION] ile/||/<> DNAZ AYAK İZİ[İng. DNASE I FOOTPRINTING] ile/||/<> GÜVENİLİRLİK[İng. RELIABILITY] ile/||/<> JEOLOJİK KOLON[İng. GEOLOGIC COLUMN] ile/||/<> KANDELA[İng. CANDELA]
( bkz. Genomik tanımlanma @@ Proteinlerin bağlandıkları DNA bölgesinde protein tarafından kapatılan fosfodiester bağlarının deoksiribonükleaz yıkımına karşı korunacağı fikrinden yola çıkılarak belirli bir proteine bağlanan bir DNA dizisinin tanımlanmasını sağlayan teknik. @@ Güvenilirlik, inançlarımızı oluştururken ve doğru inançlarımızı bilgi haline getirirken izlenilen süreçlerin uygunluğuna işaret etmektedir. Çoğunlukla dışsalcı bir yaklaşım olan güvenilirciliğin ön plana çıkardığı bir kavram olan güvenilirlik, epistemik öznenin herhangi bir inancını güvenilir nedenlere, mekanizmalara ya da süreçlere dayanarak oluşturmasını ifade etmektedir. Böylelikle doğru inancın bilgiyi oluşturmasındaki şans etmeni engellenmiş ve bilgi ortaya çıkmış olacaktır. Bu bakımdan güvenilirlik, bilginin tanımına eklenecek dördüncü koşul olarak karşımıza çıkmaktadır. Dışsalcı kuramların güvenilirliği dördüncü koşul olarak ileri sürmelerinin bir nedeni de içselcilerin kullandığı kavramların normatif olduğunu düşünmeleri ve bilgi kuramlarını sadeleştirmek istemeleridir. Bu bağlamda bilginin dördüncü ya da teminat koşulu, dışsalcılar için güvenilirlik olarak adlandırılmaktadır. Örneğin güvenilirciliğe göre bir inancın doğru olması ve gerekçelendirilmesi için bu inancın, güvenilir algılar ve tanıklar doğrultusunda oluşturulmuş olması gerekmektedir. Başka bir ifadeye güvenilircilik, bir inancın oluşturulmasındaki sürecin güvenilirliğine odaklanmaktadır. Şu halde bilgi, güvenilir süreçlerle gerekçelendirilmiş doğru inanç biçiminde tanımlanmaktadır. Bu bakımdan sürecin güvenilirliğini sağlayacak olan unsurlar; uygun bilişsel yetiler, dış dünyanın uygunluğu, yanıltıcı herhangi bir etkenin bulunmaması, algıların güvenilir olması ve tanıkların güvenilir olması biçiminde sıralanabilir. Dolayısıyla güvenilirlik koşulu, dışsalcı kuramlar açısından, bilginin meydana gelmesindeki önemli şartlardan biri olarak kabul edilmektedir. Nitekim güvenilirlik, dışsalcı kuramların kabul ettiği gibi her zaman bilginin meydana gelmesi için yeterli ve uygun bir süreç olmayabilir. Örneğin içselci yaklaşıma sahip olan Audi, güvenilir süreçlere dayanmanın, şans faktörünü dışarıda bırakamayacağı örnekler verilebileceğini dile getirmektedir. (Ayrıntılı bilgi için bkz: Robert Audi, Epistemoloji: Bilgi Teorisine Çağdaş Bir Giriş, çev. Melis Tuncel). @@ Belli bir bölgedeki jeolojik olayların, kayaların karışık ve gençten yaşlıya doğru oluşumlarıyla tanımlanmasıdır.Herhangi bir bölgede, yüzeyden Dünya'nın merkezine doğru kazı yapılacak olursa, derinlere inildikçe daha gençten (yeniden) daha yaşlıya (eskiye) giden jeolojik bir oluşum sırası gözlenecektir. İşte bu, jeolojik kolondur. @@ Işık şiddetinin SI (Uluslararası Birim Sistemi) birimidir. Bir ışık kaynağından bir yöne doğru yayılan ışık akısının 1/683 Watt/sr olduğu noktadaki ışık şiddeti biçiminde tanımlanmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TANIR, ŞENER (İST. 1940 - ?) :
( Rumilekavaklı esnaf. Rumelikavak Spor Kulübü üyesi. Kulübünde bir dönem antrenörlük yaptı. )
- TANIŞIKLIK ve/||/> İLİŞKİ:
YÜZ YÜZE ve/<> YAN YANA ve/<> SIRT SIRTA
( İlişkiler, yüz yüze başlar, yan yana gelerek pekiştirilir, sırt sırta vererek devam ettirilir. )
- TANITIM(RESM) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TANIM(HADD)
( [not] DESCRIPTION vs./and/but/||/<>/< DEFINITION )
- TANITMA/LIK ile TANITMACI/LIK ile TANITMA ADI ile TANITMA FİLMİ ile TANITMA KARTI ile TANITMA YAZISI
- Tanımadığının yanında susuyorsan tanıdığının yanında da SUS!!!
- TANGENT LAW[İng.] / LOI DE LA TANGENTE[Fr.] / TANGENTEN-GESETZ, TANGENTIALES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TANJANT YASASI
- TANRI/OĞAN = ALLAH = GOD[İng.] = DIEU[Fr.] = GOTT[Alm.] = DEUS[Lat.] = THEOS[Yun.] = DIOS[İsp.]
- TANRI ile/||/<> EVREN ile/||/<> RUH
( Saltık ilke. İLE/|| Uyum/düzen. İLE/|| Bütünlük. )
( Zât. İLE/|| Sıfat. İLE/|| Ef'al/fiil. )
- TANRI ile TANRI SENİ KORUSUN ile TANRI KORUSUN ile TANRI BÜYÜKTÜR ile EN İYİSİNİ ALLAH BİLİR ile TANRI BİZİ KORUSUN ile LANET OLSUN ONA ile TANRI KORKUSU ile TÜRLERİN TANRISI ile TANRIYA TAPAN
( GOD vs. GOD BLESS YOU vs. GOD FORBID vs. GOD IS GREAT vs. GOD KNOWS THE BEST vs. GOD SAVE US vs. GOD DAMN HIM vs. GOD FEARING vs. GOD OF SPECIES vs. GOD WORSHIPPER )
( جل الخالق ile خداوند ile رب ile حق تعالي ile خدا ile الرحيم ile جهانبان ile جان آفرين ile مفتح الابواب ile جانافرين ile الرحمن ile مغني ile غفور ile جهان آفرين ile الله ile اله ile يزدان ile پروردگار ile مالک يوم الدين ile قادر مطلق ile خداوندگار ile آفريدگار ile آفريننده ile منان ile روزي ده ile مستعان ile ايزد ile رزاق ile باريتعالي ile خدا شکرت بده ile خدا شکرتبده ile خدا لعنتشکند ile خدا لعنتش کند ile خدا ترس ile خدا نکند ile خداي ناخواسته ile استغفرالله ile خدا بزرگ است ile والله اعلم ile ربالنوع ile پناه بر خدا ile حق پرست )
( جل الخالق ile KHODAVAND ile RAB ile حق تعالي ile KHODA ile الرحيم ile JACPEHANBAN ile JAN AFARYNE ile مفتح الابواب ile JANAFERYNE ile الرحمن ile مغني ile GHFOR ile JACPEHAN AFARYNE ile OLLAH ile ALEH ile YZADAN ile PRORDEGAR ile MALK YVAM ALDYNE ile GHADAR MOTALGH ile KHODAVANDEGAR ile AFARYDEGAR ile AFARYNANDEH ile MENAN ile RUZY DAH ile MOSTEAN ile AYZAD ile REZAQ ile باريتعالي ile KHODA SHKARAT BADEH ile KHODA SHKARTABADEH ile KHODA LANTESHKAND ile KHODA LANTESH KAND ile KHODA TARS ile KHODA NAKAND ile KHODAY NAKHASTEH ile ESTEGHAFAROLA ile KHODA BOZORG EST ile والله اعلم ile ربالنوع ile PENAH BAR KHODA ile HAGH PAREST )
- TANSİYON/BLOOD PRESSURE | TENSION[İng.] değil/yerine/= KAN BASINCI | GERILIM
- TANSİYON ÖLÇÜMÜ'NDE:
SOL KOL değil SAĞ KOL değil BACAK
( Sol Kol'dan alınan değerler, Sağ Kol'a göre[doğru olan] 1'er derece daha yüksektir[sol kolun kalbe yakın olması nedeniyle]. )
(1996'dan beri)