ÜÇ YAZAÇLILAR
- MOR[Yun.] değil/yerine/= GÖĞEZ/GÜVEZ
- MORAL değil/yerine/= ÖZCÜL GÜÇ
- MORFOGEN İLE GRADYAN İLE PATERN ile/||/<> GELİŞİMSEL SİNYALLER
- MORİTANYA'DA:
ÇAY ve 3 SUNUM/ANLAMI
1. Yaşamın kendi gibi acıdır.
2. Aşk kadar tatlıdır.
3. Ölüm kadar katıdır. )
- MORPHOGEN İLE ORGANİZER İLE INDUCER ile/||/<> GELİŞİM SİNYALLERİ
- MORSE İLE FLOER İLE CONTACT ile/||/<> DİFERANSİYEL TOPOLOJİ
- MORTLAMAK ile MOR ile MORG ile MORS ile MORS ALFABESİ
- MORULA İLE BLASTULA İLE GASTRULA ile/||/<> EMBRİYONİK EVRELER
- MOSAIC EGG[İng.] değil/yerine/= MOZAİK YUMURTA
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MOSELEY'S LAW[İng.] / LOI DE MOSELEY[Fr.] / MOSELEYSCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= MOSELEY YASASI
- MOT İLE OPTİCAL LATTİCE İLE ATOM CHİP ile/||/<> ATOM TUZAKLAMA
- MOTION FOR DISMISSAL and MOTION FOR NEW TRIAL
- MOTIVATION[İng., Fr., Alm.] değil/yerine/= GÜDÜLENİM
- MOTOR END PLATE[İng.] değil/yerine/= MOTOR UÇ PLAK
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MOTOR İLE SHUTTLE İLE RATCHET ile/||/<> MOLEKÜLER MAKİNELER
- Motorsiklette arkadaysan SUS!!!
- MOTT İLE ANDERSON İLE HUBBARD ile/||/<> ELEKTRON KORELASYONU
- MOTTO/SLOGAN değil/yerine/= SAV SÖZ
- MOUNT :/yerine MONTE ETMEK, DAĞ
- MOZAİK ÇİNİ ile/||/<> VİTRAY ile/||/<> GÜL PENCERE
- MRG/MAGNETIC RESONANCE İMAGING[İng.] değil/yerine/= MANYETİK REZONANS GÖRÜNTÜLEME
- MRI/MAGNETIC RESONANCE İMAGING[İng.] değil/yerine/= MANYETİK REZONANS GÖRÜNTÜLEME
[1940'ta, MR'ı yapan kişidir.] )
- MRNA (MESSENGER RNA)[İng.] değil/yerine/= MRNA (MESAJCI RNA)
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- mRNA ile/ve/<> miRNA ile/ve/<> tRNA ile/ve/<> rRNA
- MSP ile/ve/|| IBM NEXT-GEN ile/ve/|| GOOGLE AMBASSADOR
- MST İLE MAX FLOW İLE MATCHİNG ile/||/<> GRAF OPTİMİZASYON
- MSVS/MINIMUM HEALTH DATA SET[İng.] değil/yerine/= MINIMUM SAĞLIK VERİ DÜZENEĞİ
- MUÂDİL[Ar. < ADL] ile MUADDİL[Ar. < ADL]
- MUAHEDE[< AHD | çoğ. MUÂHEDÂT] ile MUÂHEZE[< AHZ]
- MUÂHEDE[Ar. < AHD | çoğ. MUÂHEDÂT] ile MUÂKADE[Ar. < AKD]
- MUÂKADE[Ar. < AKD] ile/ve/||/<>/> MÜKÂTEB/E[Ar. < KETB]
- MUALLAK TAŞ ile/ve KARA TAŞ[HACER'ÜL ESVED]
- MUALLİM[Ar. < İLM] değil/yerine/= ÖĞRETMEN
- MUAMMER[Ar. < ÖMR] değil/yerine/= YAŞAYAN, YAŞAMIŞ
- MU'ÂRAZA[Ar.] ile İCRÂU'L-İLLET Fİ'L-MA'LÛL[Ar.]
- MUÂSARA/T[Ar. < ASR] ile MUHASARA[Ar. < HASR] ile MUÂSERE[Ar.]
- MUÂSIR[Ar. < ASR] ile MUHÂSIR[Ar. < HASR]
- MUÂTTAL[Ar. < ATAL] ile MUATTAR[Ar. < ITR]
- MUÂVENÂT[Ar. < MUÂVENET] ile MUÂVENET[Ar. < AVN | çoğ. MUÂVENÂT]
- MUÂYENE[Ar. < MUÂVENET] ile MUAYYEN/E[Ar. < AYN]
- MUAZ BİN CEBEL CAMİİ ile ...
- MÜBÂADE/T[Ar. < BU'D] >< MÜBÂALE[Ar.]
- MUBÂH[Ar. < İBÂHA] ile MÂKUL[Ar. < AKL]
- MÜBALAĞA İSM-İ FAİL ile/ve İSM-İ TAFTİL
NASSÂRÂTÜN | NASSÂRATÂNÎ | NASSÂRATUN [MÜENNES] ile/ve
ENSARÛNE/ENASİRÛ | ENSARÂNÎ | ENSARU [MÜZEKKER]
NUSRAYÂTÛN/NUSARU | NUSRAYÂNÎ | NUSRÂ [MÜENNES] )
- MÜBÂNE[Ar. < BEDEL] ile MÜBÂREE[Ar. < BER]
- MÜBAREK/LİK ile MÜBAREK AY ile MÜBAREK GÜN ile MÜBAREK OTU
- MUBAYAA[Ar. < BEY] değil/yerine/= SATIN ALMA
- MÜBEZZİR[Ar. < BEZR] ile MÜBEZZİR[Ar. çoğ. MÜBEZZİRÎN]
- MÜBÎ'[Ar. < BEY] ile MÜBÎH[Ar.]
- MÜBTEDÂ'[Ar. < BED] ile MÜBTEDA'/MÜBTEDE[Ar. < BED]
- MÜBTEDÎ[Ar. < BED | çoğ. MÜBTEDİÎN, MÜBTEDİYÂN] ile MÜBTEDİ'[Ar. < BED]
- MÜBTELÂ'[Ar. < BEL] ile MÜBTELA[Ar. < BELÂ] ile MÜBTENÂ/MÜBTENÎ[Ar. < BİNÂ]
- MÜBTELİ'[< BEL] ile ...
- MÜCA'AD[< CA'D] ile ...
- MÜCÂVEDET[Ar. < CÛD] ile MÜCÂVEZE[Ar.]
- MÜCEDDİD[< CEDÎD] ile YENİLEYEN, YENİLEYİCİ, YENİ BİR ŞEKİL VE SÛRET VEREN | DÎNE YENİ BİR VECHE VEREN ZÂT
- MÜCERRED[< CERED] değil/yerine/= SOYULMUŞ, ÇIPLAK, TECRÎD EDİLMİŞ | TEK, YALNIZ | KARIŞIK VE KATIŞIK OLMAYAN | YALIN, SOYUT | KENDİ KENDİNE, BEKÂR, YALNIZ YAŞAYAN
- MÜCEVHER ile DEĞERLİ TAŞLARLA SÜSLENMİŞ ile DEĞERLİ TAŞ
- MÛCİBUN Bİ'Z-ZÂT ile/ve FAİL-İ MUHTAR, KÂDİR-İ MUTLAK
- MUCİZE[Ar. < ACZ] ile TANSI, TANSUK
- MÜDAHALENİN MENİ değil/yerine/= ELATIMIN ÖNLENMESİ
- MÜDD ile MÛD[Fars.]
- MÜDDET-İ İDDET:
BOŞANMIŞ ile DUL ile GEBE
- MUDİL[Ar.] değil/yerine/= KARMAŞIK, GÜÇ, ÇETİN
- MÜELLİF NÜSHASINI TESPİT EDEMEDİĞİMİZ BİR YAZMANIN EDİSYON KRİTİĞİNDE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
a) Saha dikkate alınmalıdır. (Mesela, felsefe kitapları ile aritmetik kitapları.)
b) Günlük tecrübe ve sezgiler önemlidir.
c) Müstensihin kimliği ve istinsah tarihi önemlidir.
d) Kayıt türleri önemlidir. Müellifle alakalı olmayan kayıtlardır bunlar. (mukabele kaydı vs.)
e) Sunulan kişiler önemlidir. )
- MÜEYYED[Ar. < EYD] ile MÜEYYİD[Ar. < EYD]
- MÜFÂHARE[Ar. < EYD] ile MÜFÂHİR[Ar. < EYD]
- MÜFERRÎ'[Ar. < FER] ile MÜFERRİH[Ar. < FERAH]
- MÜFESSER[Ar. < FESR] ile MÜFESSİR[Ar. < FESR | çoğ. MÜFESSİRÎN]
- MUHABBETİN/AŞKIN DERECELERİ'NDE:
MEYL ile/||/<>/> ARZU ile/||/<>/> SAHÂBET ile/||/<>/> GARÂM ile/||/<>/> VEDÂD ile/||/<>/> ŞEGAF ile/||/<>/> TEFÎN ile/||/<>/> TEABBÜD ile/||/<>/> HULLET ile/||/<>/> IŞK
Muhabbeti; sevgi, aşk, sevdâ, dostluk, bağlılık, sohbet, yârenlik etmek anlamlarında kullanıyoruz. Birini sevdiğimizde ona muhabbet besleriz. Sevdiğimizle oturup konuştuğumuzda muhabbet etmiş oluruz. Bir erkek ile bir kadının birbirini tanımasına ve sevmesine vesile olanlara "muhabbet tellâlı" deriz. Ama konu tasavvuf olunca sözcük farklı anlamlar kazanmaya başlar.
Eskiler, muhabbeti, şiddetine göre on dereceye ayırmış. Öncesi ilgi duymak, sonrası muhabbetin şiddetiyle yok olmak olan muhabbet olmaz ise yolculuk da olmaz. Sırayla açıklayalım...
1. MEYL: Sözlükte bir yöne doğru yönelmek, eğilmek, eğik duruma gelmek anlamı verilmiş. Biz ise birine ya da bir şeye yönelmek, sevgi, ilgi göstermek, istek ve arzu duymak anlamlarında kullanıyoruz. Tasavvufta yolun en başındakilere muhib deriz. Muhib, ilgi duyan kişidir. Yolun başı ise ilgi duymaktır. O yüzden;
Âşık oldur kim kılar cânın fedâ cânânına
Meyl-i cânân itmesin her kim ki kıymaz cânına
(Fuzûlî)
İlgi duymaya başladığımız anda yolculuğumuz başlar. Çünkü meyl ile başlayan yolculuğun sonu bu uğurda canını vermektir.
2. ARZU: Meyl, irâdeye yükselirse arzu adını alır. İrâdeye yükselmesi ise yâri istemek ile olur. Ama bunun da bir bedeli vardır.
Cân la’lin eyler arzû yâr içmek ister kanımı
Yârâb ne vâdîdir bu kim cân teşne cânân teşnedir
(Bâkî)
3. SAHÂBET: Benimseyip koruma, kayırma suretiyle sâhiplenme, sâhip çıkma anlamlarında kullandığımız sözcük, Arapça olmasına karşın anlamını Türkçe'de kazanmış. Kişinin arzu ettiği kişiye karşı, gönlünden bir akış, bir eğilim peyda olması sonucunda da korumaya, sahiplenmeye başlar.
4. GARÂM: Olağanüstü sevgi, şiddetli arzu ve iştiyâk, büyük aşk anlamına gelen garâm, sevginin gönle âdeta yapışmasıdır.
Cenap Şehabeddin;
Uyan ey bister-i sînemde yatan tıfl-ı garâm
derken âşık olmaya başladığını ya da âşık olmak arzusunu dile getiriyordu.
5. VEDÂD: Sevgi, dostluk, muhabbet anlamlarına gelen vedâd, muhabbetin saf ve katıksız durumu. Gönülden öteki eşya ve kişilere olan ilginin atılması durumu. Aynı sözcükten türeyen vedûd ise “Kullarını çok seven, onları lûtfa, ihsâna gark eden; sevilmeye lâyık ve müstahak yalnız kendi olan” anlamında Allah’ın adlarındandır.
6. ŞEGAF: Sevginin kalbi istilâ etmesi, aşırı sevgi, mecnûnca, çılgınca sevme. Kalp, sevilen şey dışındakilerden temizlenince bu sefer sevgi coşmaya başlar, kalbin tamamını fetheder, istilâ eder.
7. TEFÎN: Örümcek ağı demek olan tefîn, aşkın bir üst derecesi. Kalbin her yanını istilâ eden sevgi, kalpten taşmaya başlar. Kalpten taşmaya başlaması ise kontrolün aşk sahibinin elinden çıkıp aşkın eline geçmeye başlamasıdır. Öyle ki aşk, örümceğin ördüğü ağ gibi kişinin her tarafını kapsar, örer, onu âdeta sıkı sıkı bağlar.
8. TEABBÜD: Kul köle olmak, tapınmak anlamındaki teabbüd, kişinin artık aşkın elinde oyuncak olduğu haldir. Bu durumdaki âşığı, Hayretî şöyle anlatır:
Gam yeriz kan yutarız kûşe-i mihnette müdâm
Sanma biz kevser-i cennât-ı naîmin kuluyuz
9. HULLET: Gerçek dostluk anlamındaki hullet, sevgiliden başka kimsenin kalmadığı durumu açıklamak için kullanılır. Hullette iki özellik bulunur. Biri sadâkât yani doğruluk, öteki de samimiyet. Aşkın sondan bir önceki durumudur. Artık aşkın gerçek olduğundan, heves ya da yanılsama olmadığından emin olunmuştur.
10. IŞK: Muhabbetin en son hali ve en aşırı derecesidir. Halkanın tamamlandığı son zincir. Zât, sıfata meylettiğinde, kalpte ortaya çıkarak tüm damarlarda akıp tüm organlara yayılan aşırı muhabbet. Hallâc’ın her tarafı kesildiğinde, kanının yerlere Allah Allah diyerek akmasının nedeni de Züleyha’nın kanının Yusuf diye diye akmasının nedeni de budur. Işk öyle bir durumdur ki kişinin nazarında, sevdiğinden başka bir şey olmaz ve tüm ilgisini sevdiğine gösterir. Sadece gözleriyle ve gönlüyle değil baştan ayağa tüm âzâsıyla sevdiğini müşâhede eyler.
Tasavvuf, meyl ile başlayıp ışk ile biten bir yolculuktur. O yüzden,
Muhabbet bir kef-i Dâvud’dur pûlâdı mûm eyler
(Suzî-i Prizrenî)
ve
Muhabbet öyle bir sırdır ki bin setr et nihân olmaz
(Îzzet Molla)
Işk sahipleri nerede olursa olsun hemen bilinir.
Son sözü de Fuzûlî söylesin:
Aşk imiş her ne vâr âlemde
Muhabbetiniz daim, aşkınız bâkî ve dâim olsun.
İsmail Güleç (Prof.Dr.) | www.ismailgulec.net )

6. Basamak: Aşkın kendine duyulan aşktır. Kişi, güzelliği kendi biçiminde görür ve aşkın güzelliğini olduğu gibi sever. Her özel ve güzel olan, bu biçimle bağlantısı nedeniyle güzeldir.
5. Basamak: Genel olarak bilgiye duyulan aşktır.
4. Basamak: Yasalara ve kurumlara duyulan aşktır.
3. Basamak: Nefs sevgisidir. Bu, fiziksel özelliklerin bir kenara bırakıldığı, manevi ve ahlâkî güzelliğin sevgiyi tetiklediği aşamadır. Bu adımda, kişi, nitelikli zihinlere âşık olacaktır.
2. Basamak: Tüm güzel gövdelerin sevgisidir. Kişi, tüm gövdesindeki güzelliği görür ve farkları sevmeyi öğrenir.
1. Basamak: Tek bir gövdenin sevgisidir. Bu aşk, belirli bir gövdeye duyulur. Fiziksel özelliklere duyulan bir istektir. )
- MUHÂCEZE[Ar.] ile MUACCİZE[Ar. < ACZ]
- MUHADDAB[Ar. < HAD] ile MUHÂTAB[Ar. < HUTBE]
- MUHADDEP[Ar.]/KONVEKS[İng.] değil/yerine/= DIŞBÜKEY
- MUHÂFAZA ve/+ KÂR ile/değil/yerine/>< MUHÂFAZAKÂR/KORUYUCU
- MUHALİF DİN ADAMLARI MECLİSİ ile BİR ARAYA GETİRMEK ile MONTAJCI ile TOPLANTI ile DERLEME DİLİ ile MONTAJ HATTI ile MONTAJ LİSTESİ ile MONTAJ PROGRAMI ile MECLİS ÜYESİ
- MUHÂLÜN ALEYH[Ar.] ile MUHÂLÜN BİH[Ar.]
- MUHAMMER[Ar. < HİMÂR] ile MUHAMMER[Ar. < HAMR] ile MUAMMER[Ar. < ÖMR]
- MUHARREM[Ar.] değil/yerine/= AŞÛRE AYI
- MÜHEYYEM/TEHYİM değil/yerine/= AŞIRI AŞK
- MUHTEMEL/EN[Ar.] değil/yerine/= OLASICA/BİR OLASILIK
- MUHTEŞEM[Ar. < HAŞMET] ile/ve MUAZZAM[Ar. < AZM]
- MUHTESİP[Ar.](İHTİSAP AĞASI) ile/ve/||/<> KETHÜDÂ/KAHYÂ[Fars.]
)
- MÜHÜR ile DEMİRBAŞ MÜHRÜ ile BAĞIŞ MÜHRÜ ile VAKIF MÜHRÜ ile ZÂT MÜHRÜ
- MUÎD[Ar. < AVD] ile MUİDD[Ar. < ADD]
- MUKADDİME[İBN HALDUN] NÜSHALARINDA:
TUNUS ile/ve/<> MISIR ile/ve/<> ÜÇÜNCÜSÜ
- MUKATAA[Ar. < KAT | çoğ. MUKATAÂT]["ka" uzun okunur] ile MUKATTA/A[Ar. < KAT | çoğ. MUKATTAÂT] ile MUKATTAR[Ar. < KATR | çoğ. MUKATTARÂT]
- MÜKERRER[Ar. < KERR | çoğ. MÜKERRERÂT] ile MÜKERRİR[Ar. < KERR]
- MÜKESSER[Ar. < KESR | çoğ. MÜKERRERÂT] ile MÜKERRİR[Ar. < KESR]
- MÜKTESEP HAK/HAKK-I MÜKTESEP değil/yerine/= KAZANILMIŞ ÜLEV
- MÜKTESEP ile MÜKTESEP HAK
- MUKTEZÎ ile/ve ŞART ile/ve ADEMÜ'L-MANİA
- MÜLEMMA'[Ar. < LEM] değil/yerine/= ALACA RENKLİ | KOŞUK | BULAŞMIŞ
- MÜLEMMA'[Ar. < LEM] ile MÜLEVVEN[Ar. < LEVN]
- MÜLEVVES[< LEVS] değil/yerine/= KİRLİ, PİS | DÜZENSİZ, KARIŞIK
- MÜLHEM[Ar.] değil/yerine/= İÇE DOĞMUŞ, ESİNLENİLMİŞ
- MULLİKEN YÜKÜ ile/||/<> NBO YÜKÜ
- MULTİ FONKSİYONEL değil/yerine/= ÇOK İŞLEVLİ
- MULTİDISİPLINER/MULTİDISCIPLINARY[İng.] değil/yerine/= ÇOK ALANLI
- MULTİFAKTÖRİYEL/MULTİFACTORIAL[İng.] değil/yerine/= ÇOK ETKENLİ
- MULTIFERROIC ile/||/<> MAGNETOELECTRİC ile/||/<> SPINTRONICS ile/||/<> ÇOK İŞLEVLİ MALZEMELER
- MULTİFOKAL/MULTİFOCAL[İng.] değil/yerine/= ÇOK ODAKLI
- MULTİPL/MULTIPLE[İng.] değil/yerine/= ÇOK, ÇOKLU
- MULTİPLAN/MULTİPLANE[İng.] değil/yerine/= ÇOK DÜZLEMLİ
- MULTİPOLAR[İng.] değil/yerine/= ÇOK UÇLU
- MULTISENTRİK/MULTICENTRIC[İng.] değil/yerine/= ÇOK MERKEZLİ
- MULTISLICE/MULTISLICE[İng.] değil/yerine/= ÇOK KESITLİ
- MULTIVALAN/MULTIVALENT[İng.] değil/yerine/= ÇOK DEĞERLİKLİ
- MULTIVARYANT/MULTIVARIANT[İng.] değil/yerine/= ÇOK DEĞİŞKENLİ
- MUM, DİBİNE IŞIK VERMEZ ile TERZİ, KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKEMEZ
- KANDİL[Osm.] / WAX[İng.] / CIRE[Fr.] / WACHS[Alm.] ile/değil/yerine/= MUM
- MUM ile MUM AMPUL ile MUM AĞACI ile MUM DİREK ile MUM BOYASI ile MUM CİLASI ile MUM DURUŞU ile MUM ÇİÇEĞİ ile MUM PALMİYESİ
- MUM ile MUM YAPIMCISI ile ŞAMDAN
- MUMAĞACI ile/<> MUMPALMİYESİ ile/<> MUMÇİÇEĞİ
- MUMAİLEYH[Ar.] değil/yerine/= ADI GEÇEN
- MÜMÂNAAT[Ar. < MEN] ile MÜMÂRÂT[Ar. < MEREY]
- MÜ'MİN[< EMN] ile ...
- MÜMTELÎ[Ar. < MELÂ] ile MÜMTENİ'[Ar. < MEN]
- MÜNÂFIK[< NİFÂK] ile/değil/yerine/>< MÜ'MİN[< EMN]
- MÜNÂSAHA[Ar.] ile MÜNÂSAHA[Ar.] ile MÜNÂZAA[Ar. < NEZ | MÜNÂZAÂT]
- MÜNÂZAA[Ar. < NEZ | MÜNÂZAÂT] ile MÜNÂZARA[Ar. < NAZAR]
- MÜNÂZİ'[Ar. < NEZ] ile MÜN'AZİL[Ar. < AZL]
- MÜNEVVER[< NÛR] ile ...
- MÜNEVVER[Ar. < NÛR] ile MÜNEVVİR[Ar. < NÛR]
- MÜNÎR[< NÛR] ile ...
- MÛNİS[< ÜNS]/YAVAŞ[Tr.] ile MÜLÂYİM[< LE'M]
- MUNTABI'[Ar. < TAB] ile MUNTABIH[Ar. < TABH]
- MÜNTEVÎ[< NEV]:
BİR ŞEY YAPMAYA NİYETLENEN
- MÜNTEZİ'[Ar. < NEZ] değil/yerine MÜNTEVÎ[Ar. < NEV]
- MURÂBAA[Ar. < RAB] ile MURÂBAHA[Ar. < RİBH] ile MURABBA'[Ar. < RUB] ile MURABBÂ[Ar.]
- MURABBA'[< RUB] ile ŞARKI ile TERBİ'
- MURAHHAS/LIK ile MURAHHAS AZA ile MURAHHAS ÜYE
- MURAT[Ar. < MURAD] ile/ve/||/<> ŞAE[Ar.]
- MÜRECCEH[Ar.] değil/yerine/= YEĞ / YEĞREK
- MÜREKKEP BALIĞI/SÜBYE[Yun.] ile DEV MÜREKKEP BALIĞI
)- MÜREKKEPTE:
ISI ve/||/<> ARAP ZAMKI[İS/KURUM]
- MÜRG / MURG/U[Fars.] değil/yerine/= KUŞ
- MÛRİS[Ar. < VERÂSET] ile MU'RİZ[Ar. < ARZ]
- MÜRİT ve TİRİT[Fars. < TERİD] ve KÖR YİĞİT
- MÜRÜVVET[< MER] değil/yerine/= KUTSEVİNÇ İNSÂNİYET, MERTLİK, YİĞİTLİK | CÖMERTLİK, İYİLİKSEVERLİK
- MUŞ ile MUŞ LALESİ
- MUSADDA'[Ar. < SAD] ile MUSADDAR[Ar. < SUDÛR]
- MUSÂRAA[Ar. < SAR] ile MUSÂRÂHA[Ar. < SARÂHAT]
- MUSARRA'[Ar. < SAR] ile MUSARRAH[Ar. < SARÂHAT]
- MÜŞBİ'[Ar. < ŞİB] ile MÜŞEBBA'[Ar. < ŞİB]
- MÜSEBBA'[Ar. < SEB] ile MÜSEBBAA[Ar.]
- MÜSEBBİP değil/yerine/= NEDEN OLAN/YOL AÇAN
- MÜŞEKKEL[Ar.] değil/yerine/= BİÇİM VERİLMİŞ | İRİ, GÖSTERİŞLİ
- MÜŞKİL[< ŞEKL]:
GÜÇ, ZOR, ÇETİN | ENGEL, GÜÇLÜK, ZORLUK
- MÜŞKÜL[Ar.] değil/yerine/= GÜÇ, ZOR, ÇETİN | ENGEL, GÜÇLÜK/ZORLUK
- MÜSKÜLER/MUSCULAR[İng.] değil/yerine/= KAS (İLİŞKİLİ)
- MÜŞKÜLPESENT[Ar., Fars.] değil/yerine/= GÜÇ BEĞENEN, GÜÇBEĞENİR, TİTİZ
- MUSTAFA SAMİ ve/||/<>/> MONGERİ ve/||/<>/> RAŞİT TAHSİN BEY[1870 - 1936] ve/||/<>/> MAZHAR OSMAN
- MÜSTA'Fİ[Ar. < AFV] ile MÜSTAGFİR[Ar. < GUFRÂN]
- MÜSTA'Fİ[Ar. < AFV] ile MÜSTASFÎ[Ar. < SAFÂ]
- MÜSTAGNÎ[Ar. < GANÎ] ile/ve/||/<>/< ÂRÎ[Ar.]
- MÜSTAHAKK[Ar. < HAKK]["MÜSTEHAK/MÜSTEHAKKINI VERMEK" değil!]/MÜSTAHİKK[aslı!] değil/yerine/= KARŞILIĞINI BULMUŞ (HAK ETMİŞ)
- MÜSTAKARR[< KARÂR]/KARARGÂH[Ar. KARAR + Fars. GÂH] değil/yerine/= YERLEŞİLEN, DURULAN YER
- MÜSTAKİLL[< KILLET] ile/ve/||/<> HÜR
- MÜSTAKÎM[Ar. < KIYÂM] değil/yerine/= DOĞRU, DÜZ, DİK | TEMİZ, NAMUSLU
- MÜSTAS'AB[Ar. < SA'B] ile MÜSTASHAB[Ar. < SOHBET]
- MÜSTAS'AB[Ar. < SA'B] ile MÜSTAS'İB[Ar. < SUÛBET]
- MUSTATÎL değil/yerine/= DİKDÖRTGEN
- MÜSTEBAD[Ar. < BU'D] değil/yerine/= OLACAĞI SANILMAYAN/UZAK GÖRÜLEN
- MÜSTEB'İD[Ar. < BU'D] ile MÜSTEBİDD[Ar. < İSTİBDÂD]
- MÜSTE'CEL[Ar. < ECEL] ile MÜSTE'CER[Ar. < ECR]
- MÜSTE'CHİL[Ar. < CEHL] ile MÜSTE'CİR[Ar. < ECR | çoğ. MÜSTE'CİRÎN]
- MÜSTE'CİR[Ar. < ECR | çoğ. MÜSTE'CİRÎN] ile MÜSTECÎR[Ar. < CİVÂR]
- MÜSTED'Î[Ar. < DA'VÂ] ile MÜSTE'DÎ[Ar. < EDÂ]
- MÜSTEMEDD ile MÜSTEMEN[Ar. < EMN] ile MÜSTEMEND[Fars.]
- MÜSTEMİ'[Ar. < SEM | çoğ. MÜSTEMLÎN] ile MÜSTEMİRR[Ar. < MÜRÛR]
- MÜSTEMİİN[Ar. < SEM | < MÜSTEMİ] ile MÜSTE'MİN[Ar. < EMN]
- MÜSTENHİR[Ar. < NEHR] ile MÜSTENÎR[Ar. < NÛR]
- MÜSTE'NİF[Ar. < ENF] ile MÜSTENKİF[Ar. < NEKF]
- MÜSTERİH[Ar.] OLMAK değil/yerine/= İÇİ İNÇ OLMAK
- MÜSTEVDA'[Ar. < VED] ile MÜSTEVDÎ'[Ar. < VED]
- MÜSTEVÎ[Ar.] değil/yerine/= DÜZ | DÜZLEM
- MÜSTE'ZEN[Ar. < İZN] ile MÜSTE'ZİN[Ar. < İZN]
- MÜSTEZİLL[Ar. < ZELÎL] ile MÜSTE'ZİN[Ar. < İZN]
- MUT ile MUTA ile MUTİ ile MUTA NİKAHI
- MUTÂ'/A[Ar. < TAV] ile MU'TÂ[Ar. < ATÂ]
- MUTAATTIL[Ar. çoğ. ATELE] ile MUTAATTIR[Ar. < ITR]
- MUTAJENİK/MUTAGENIC[İng.] değil/yerine/= GEN DEĞİŞTİRICİ
- MUTAJENİTE/MUTAGENICITY[İng.] değil/yerine/= GEN DEĞİŞTİRICİLİK
- MUTALLAKA[Ar.] değil/yerine/= DUL (KADIN)
- MUTANT[İng.] değil/yerine/= DEĞİŞMİŞ GEN
- MUTASADDI'[Ar. < SAD] ile MUTASADDIR[Ar. < SADR | çoğ. SADDIRÎN] ile MUTASADDÎ[Ar. < SADV]
- MUTASAVVIF[< SOF] ile ...
- MUTÂVAAT[Ar. < TAV] değil/yerine/= BOYUN EĞME
- MUTAZARRI'[Ar. < ZER | çoğ. MUTAZARRÎN] ile MUTAZARRIR/MUTAZARRİR[Ar. < ZARR, ZURR]
- MÜTEADDÎ[Ar. < UDVÂN] ile MÜTEÂDÎ[Ar. < ADÛ]
- MÜTEADDİT[Ar.] değil/yerine/= ÇOK, BİRÇOK
- MÜTEÂKID[Ar. < ADED] ile MÜTEAKKID[Ar. < AKD]
(1996'dan beri)