B... yazacı ile başlayan sözcükler

- AZALT ve/değil/yerine/||/<>/>/< BIRAK ve/değil/yerine/||/<>/>/< ÇOĞALT

( Yediğin yemeği...
Yemeğin tuzunu...
Yediğinin/içtiğinin şekerini...
Satın alacağın eşyaları...
Harcadığın parayı...
Boşa geçen zamanı...
Gözyaşlarını...
Kafaya taktıklarını...
Televizyon ve bilgisayar/internet başında harcadığın zamanı.
Telefonla uğraştığın süreyi...
Kişlerden beklentini...

VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/ )
( )
( )

- AZDIRMAK ile/ve/değil/||/<>/< "BAŞTAN ÇIKARMAK"

- AZIMUTH COMPASS[İng.] / BOUSSOLE AZIMUTH[Fr.] / AZIMUTALKOMPASS[Alm.] ile/değil/yerine/= AZİMUT PUSULASI

- AZINI AZIMSAMA!:
ATEŞ
ve/||/<> DÜŞMAN ve/||/<> SAYRILIK ve/||/<> BİLGİ

- B-STROMART[Alm.] ile/değil/yerine/= B AKIM TÜRÜ

- B-BATTERY[İng.] / BATTERIE-B[Fr.] / B-BATTERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= B BATARYASI

- b.[Lat. < BIS] değil/yerine/= İKİ DEFA

- B FACTOR[İng.] değil/yerine/= B FAKTÖRÜ

( Bir fungal uyumsuzluk faktörü. Basidiomycetes türü Schizophyllum commune'de bulunur (bağışıklık sisteminin B etmeni ile karıştırılmamalıdır).

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- B-STROMVERSORGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= B GÜÇ KAYNAĞI

- B-H CURVE[İng.] / B-H-KURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= B-H EĞRİSİ


- B KAT SAYISI[EINSTEIN KAT SAYILARI] ile B KAYNAĞI

( Atom ya da moleküllerin elektronik seviyeleri arasındaki geçiş olasılığını ve soğurma kat sayısı bulunduğu takdirde, ışıma kat sayısının da kendiliğinden bulunabileceğini gösteren Anm, Bmn, ve Bnm kat sayıları. Bir n durumundaki atomlar v frekanslı bir elektromanyetik ışınıma maruz kaldıklarında, hv enerjili bir foton soğurarak daha yüksek bir m enerji seviyesine geçiş yapabilirler. Bu geçişi yapan atomların sayısı; Bnm Nn.u(v) ile verilir. Burada, u(v), v frekanslı ışının enerji yoğunluğu, Nn; n durumundaki atomların sayısı, Bnm; soğurma için Einstein kat sayısıdır. Benzer biçimde, m durumundaki atomlar da ışınla etkileşebilir ve foton yayarak n durumuna geçiş yapabilirler. Bu değişimi yapan atomların sayısı, BnmNmu(v) ile verilir. m durumundaki atomlar da kendiliğinden, bir foton yayınıyla n durumuna geçiş yapabilir. Bu geçişi yapan atomların sayısı da AnmNmu(v) ile verilir. Bu kat sayılar arasında Bnm/Bmn = gm/gn bağıntısı vardır. Burada, gm ve gn; m ve n durumlarının istatistik ağırlıklarıdır. Isıl denge durumunda Bmn = Bnm ve Anm = 8 πv³/c³ Bnm = 8 πv³/c³Bnm dir.
İLE
Elektron tüplerinde anot için yüksek gerilim, ekran ızgara için de güç kaynağı. )

- B-POWER SUPPLY[İng.] / SOURCE B, SOURCE D'ÉNERGIE B[Fr.] ile/değil/yerine/= B KAYNAĞI

- B ile KONUŞ!!!

- Β-LACTAME ANTIBIOTIKA[Fr.] / Β-LACTAM ANTIBIOTICS[Alm.] ile/değil/yerine/= B-LAKTAM ANTİBİYOTİKLERİ

- B LENFOSİT İLE T LENFOSİT İLE NK ile/||/<> İMMÜN GÖZELERİ

( Üç temel lenfosit türü. )
( Formül: CD4⁺ (helper) İLE CD8⁺ (sitotoksik) )

- B LENFOSİT ile/||/<> T LENFOSİT

( B antikor üretici, T sitotoksik/helper. )
( Formül: Antibody İLE cell attack )

- ZWEITAKTVERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= B SINIFI YÜKSELTEÇ

- B-SCAN[İng.] / BALAYAGE-B[Fr.] ile/değil/yerine/= B TARAMA

- B-SCANNER[Alm.] ile/değil/yerine/= B TARAYICI

- B.İ.D./BIS IN DIE TWICE A DAY değil/yerine/= GÜNDE İKİ KEZ


- B ile B ile Ba

( Türkçe abecenin ikinci harfi. İLE Bor öğesinin simgesi. İLE Baryum öğesinin simgesi. )

- B ve/||/<>/> İSİM ve/||/<>/> ALLAH ve/||/<>/> RAHMAN ve/||/<>/> RAHİM

( İle VE/||/<>/> Adı VE/||/<>/> Allah'ın VE/||/<>/> Doğa VE/||/<>/> Tasavvur
[Allah'ın, doğa ve tasavvur adı ile...] )

- B ile P

( B: Bel'in simgesi. [B, b] | Bor'un simgesi. [B] | Elektrik alınganlığın simgesi. [B] | Manyetik akı yoğunluğunun(indüklemenin) simgesi. [B] | Temel tanecik fiziğinde, Baryon sayısının simgesi. [B] | Basınç birimi Bar'ın simgesi. [b] |
Optik gerilme katsayısı brevster'ın simgesi. [b] | Yüzeyce genleşme katsayısının simgesi. [b]

İLE

P: Basıncın simgesi. [P, p] | Dinamik ağdalılık birimi poiz'in simgesi. [P] | Ettingshausen katsayısının simgesi. [P] | Fosforun simgesi. [P] | Gücün simgesi. [P] | Paritenin simgesi. [P] | Poynting vektörünün simgesi. [P] | Atomda, yörüngesel kuvantum sayısı l = 1 'e karşılık gelen elektron tabakalarının simgesi. [p] |
Momentumun simgesi. [p] | Piko [10¯¹2;] 'nun simgesi. [p] | Plank'ın simgesi. [p] | Protaktinyum'un simgesi. [Pa] | Protonun simgesi. [p, ¦p, 1p¹] | Yarı iletken tipinin [p tipi] simgesi. [p]

)

- B ve R

- B12 ve/||/<>/< HOLOTRANSKOBALAMİN

- B12'DE:
SİYANA KOBALAMİN
ile/<> METİL KOBALAMİN

- B166ER:
BIGGER
or BIG OTHER

- B2B ile/ve/||/<>/> B2C

( Toptan/cılık İLE/VE/||/<>/> Perakende/cilik. )
( Business To Business. VS./AND/||/<>/> Business To Customer/Consumer. )

- B3LYP İLE PBE İLE HSE İLE M06 ile/||/<> DFT FONKSİYONELLERİ

( Yaygın exchange-correlation fonksiyoneller. )
( Formül: Exc[ρ] = Ex[ρ] + Ec[ρ] )

- B3LYP ile/||/<> MP2

( B3LYP hibrit DFT hızlı İLE MP2 korelasyon hassas. )
( Formül: Fonksiyonel İLE pertürbasyon )

- A/AN[Yun.] ile/||/<> ANTİ[Yun.] ile/||/<> Bİ/BİS[Lat.] ile/||/<> DE/DES[Fr.] ile/||/<> DİS[Yun.] ile/||/<> EX[Lat.] ile/||/<> EXO[Lat.] ile/||/<> EPİ[Yun.] ile/||/<> FOS[Yun.] ile/||/<> GEO( >JEO)[Yun.] ile/||/<> HETER/O[Yun.] ile/||/<> HYPO(HİPO)[Yun.] ile/||/<> HYPER(HİPER) ile/||/<> HYDRO(HİDRO)[Yun.] ile/||/<> HOMO[Yun.] ile/||/<> İL/İN ile/||/<> İNTER[Lat.] ile/||/<> İZO[Yun.] ile/||/<> COZMO(KOZMO)[Yun.] ile/||/<> KONTRA[İt.] ile/||/<> KO/KOL/KOM/KON[Lat.] ile/||/<> MAKRO[Yun.] ile/||/<> MİKRO[Yun.] ile/||/<> MONO[Yun.] ile/||/<> NEO[Yun.] ile/||/<> OTO[Yun.] ile/||/<> PAN[Yun.] ile/||/<> PAR/PARA[Yun.] ile/||/<> POLİ[Yun.] ile/||/<> PRE[Fr.] ile/||/<> PRO[Yun.] ile/||/<> RE[Lat.] ile/||/<> SYN/SYM/SEM[Yun.] ile/||/<> SÜR[Lat.] ile/||/<> TELE[Yun.]

( ANTİ-...

- Antiaging/anti-aging: Genç kalma, yaşlanmayı önleme; yaşlanmayı önleyici.

- Antialerjik: Duyarca önleyici/giderici.

- Antidepresan: Çökkünlük giderici.

- Antidiüretik: Sidik/idrar kesici.

- Antidiyabetik: Şeker düşürücü.

- Antidot(e): Panzehir.

- Antiemetik: Kusma önleyici.

- Antienfeksiyöz/antienfektif: Bulaş önleyici/giderici.

- Anti-enflamatuvar: Yangı giderici.

- Antiflojistik: Yangı giderici.

- Antifungal: Mantar giderici/karşıtı.

- Antihelmintik: Solucan kıran/giderici.

- Antihemorajik: Kanama kesici/önleyici.

- Antihipertansif: Kan basıncı düşürücü.

- Antikoagülan: Pıhtı önleyici/çözücü.

- Antikodon: Karşıt şifre.

- Antikonsepsiyonel: Gebelik önleyici.

- Antikonvülzif: Nöbet önleyici.

- Antimalarial: Sıtma ilacı.

- Antimikotik: Mantar ilacı/karşıtı.

- Antineoplastik: Kanser ilacı.

- Antinevraljik: Sinir ağrısı dindirici.

- Antiparaziter: Asalak karşıtı/ilacı.

- Antipiretik: Ateş düşürücü.

- Antiproliferatif: Çoğalım önleyici.

- Antiprüritik: Kaşıntı giderici.

- Antisekretuvar: Salgı önleyici.

- Antisepsi: Arıtım, bulaş giderici.

- Antiseptik: Arıtkan, bulaş gideren.

- Antispazmodik: Kasılım çözücü.

- Antistres: Gerilim giderici/önleyici.

- Antite: Özgün durum.

- Antite morbid: Sayrılıklı özgün durum.

- Antitermik: Isı/sıcaklık düşürücü.

- Antitussif: Öksürük kesici/önleyici.

- Antivertijinöz: Baş dönmesi önleyici. )
( Yok/luk. [ametal | amorf | aritmik] [analjezi | anestezi | anonim]

İLE/||/

Karşıt. [antibiyotik | antipatik | antitez]

İLE/||/

Çift, tekrar. [binok | bisiklet]

İLE/||/

Olumsuzluk.[demode | deforme | deşifre]

İLE/||/

Olumsuzluk ve güçlük. [diskalifiye | dismorf | disfonksiyon]

İLE/||/

Dışı, dışında, ...-dan başka. [exporte | expresyonizm | expresyon]

İLE/||/

Dışarıdan, dıştan bakılınca. [exotermik | exotizm]

İLE/||/

Üzerinde. [epiderm | epigrafi]

İLE/||/

Işık, parıltı. [fosfat | fosfor]

İLE/||/

Yerle ilgili ön ek. [jeofizik | jeoloji/jeolog]

İLE/||/

Öteki, öbür, başka. [heterojen | heterozigot]

İLE/||/

Aşağı, alt, daha alt. [hipoderm | hipotenüs | hipotez]

İLE/||/

Üstünde, aşırı, yukarı, dışında. [hipertansiyon]

İLE/||/

Su, suyla ilgili. [hidrosefali | hidrografi | hidrojen]

İLE/||/

Eş, benzer. [homojen | homonim | homolog]

İLE/||/

-dan yoksun. [illegal] [indirekt | inorganik]

İLE/||/

Ara, arası. [internasyonal | interpol]

İLE/||/

Eşitlik. [izobar | izotop | izoterm]

İLE/||/

Evren. [kozmogami | kozmopolit | kozmoloji]

İLE/||/

Karşı, aksi yönde. [kontrast | kontgerilla | kontratak]

İLE/||/

Birlik, beraberlik. [koalisyon | koleksiyon | konferans

İLE/||/

Büyük, geniş. [makrosefal | makrostopi]

İLE/||/

Küçük. [mikrofilm | mikrometre | mikrofon]

İLE/||/

Bir, tek. [monarşi | monolog | monopol]

İLE/||/

Yeni. [neolitik]

İLE/||/

Kendi, kendiliğinden. [otobiyografi | otopsi | otokritik]

İLE/||/

Bütün, birlik. [panorama | pankreas]

İLE/||/

Boyunca, karşı, üstünde, yanında. [paragraf | paralel]

İLE/||/

Çok. [poliandri | poliklinik]

İLE/||/

İlk, önceki, birinci. [prefabrik | prematüre]

İLE/||/

İleride, önde. [prolog | prova | prototip]

İLE/||/

Yeniden, tekrar, geri döndürmek. [reaksiyon | redaktör]

İLE/||/

Birlikte. [simetri | senfoni | sempati]

İLE/||/

Süper, üstünlük. [sürmenaj]

İLE/||/

Uzak, ırak. [teleferik | telefon | telepati] )

- BÂ'[Ar.] ile BÂ'[Ar.]

( B harfinin Arapça okunuşu. [BÂ-İ MUVAHHİDE: Tek noktalı harf olmasından. | BÂ-İ TAHTÂNİYYE: Noktasının harfin altında olmasından.] İLE Kulaç. | Erişme, yetme. | Kuvvet, kudret, beceriklilik. | Şeref, kerem, vergili, verimli olma. )

- BÂ[Fars.] ile/||/<> BÂ-TEMESSÜK ile/||/<> BÂ-HÜCCET ile/||/<> BÂ-TAPU ile/||/<> BÂC

( ile, -li, -lu eki. İLE/||/<> Temessük ile (tasarruf olunan toprak). İLE/||/<> Hüccet ile (tasarruf olunan toprak). İLE/||/<> Tapu ile (tasarruf olunan toprak). İLE/||/<> Örfî vergi. )

- BAALBEK(HELIOPOLIS)

( Dünyanın en geniş akrapolu olan Roma kalıntısı.[Beyrut] | Güneş şehri. [Lübnan'dadır.] )

- BAAS

( Bir görev için ayağa kalkmak. )

- BÂB-I ÂLİ/HÜMÂYUN ile/ve/||/<> BÂB-I ÂSÂFÎ ile/ve/||/<> BÂB-I MEŞÎHAT ile/ve/||/<> BÂB-I SERASKERÎ ile/ve/||/<> BÂB-I DEFTERÎ

( Sultan kapısı/makamı. İLE/VE/||/<> Sadrazam kapısı/makamı. İLE/VE/||/<> Seyhülislâm kapısı/makamı. İLE/VE/||/<> Genelkurmay başkanlığı kapısı/makamı. İLE/VE/||/<> Maliye kapısı/makamı. )

- BÂB[Ar. çoğ. EBVÂB] ile BÂB[Ar.] ile BÂB[Ar.]

( Kapı. | Geçit, boğaz. | Bölüm. | İş, biçim, mesele, yol, konu/mevzû. | Tövbe.[tas.] | Kaş ve göz[B] ve burun[|] ve kaş ve göz[B].[tas.] İLE Uygun, lâyık. Elverişli. Hayır, uğur. İLE Baba, ata. | Mânevî önder, şeyh. )

- BÂB[Ar.] değil/yerine/= BÖLÜM, KONU BAŞLIĞI | KAPI

( Kapı, sığınılacak yer, başvurulacak yer. )
( Bir kitabın bölümlerinden her biri. )
( İş, husus, madde. )

- BÂB ile/||/<> EBVÂB

( Bölüm, kapı. İLE/||/<> Kapılar. )

- BABA BABA


- BABA:
EVE, "EKMEK" GETİREN
ile/ve/değil/||/<> SEVGİSİNE, EMEK VEREN

- BABA, HİMMET! > OĞLUM, HİZMET! değil BABA, HİMMET! =/<>/|| OĞLUM, HİZMET!

( "Hizmet edersen, himmet görürsün/ederim" DEĞİL Hizmet ederken himmet görürsün. )

- BABA KENAN PARKI

( Maden mahallesi Şifa Evleri üst kısmındadır. 4.998 m2'lik bir alan üzerinde ki park yenilenerek Baba Kenan (Dereli) ismi ile hizmete açıldı. Parkta 2.208,03 m2'lik yeşil alanı, jimnastik aletleri, spor ve dinlence alanı bulunuyor. )

- BABA TATLISI = ŞAMBABA

( Bir tür hamur tatlısı. )

- BABA! ile/ve/<> ANNE!

( Çocukların çıkardıkları seslerdeki anlamları: Oyun için. İLE/VE/<> Önemli ve acil durumlarda. )

- BABA ile BABACIĞIM

- BABA[Azr.] = DEDE[Tr.]

- BABA ile KAYINPEDER ile BABALIK ile BABASIZ ile BABACAN ile BABALAR

- BABA ve/||/<> OĞUL ve/||/<> KUTSAL RUH

( Yasama. VE/||/<> Yürütme. VE/||/<> Yargı. )

- BABAANNE ile/ve ANNEANNE


- BABACANLAŞMAK ile BABACAN/LIK ile BABACANCA

- BABADAĞI ile/ve SANDAK DAĞLARI

- BABADALYA ile/ve/||/<> BABAFİNGO[İt. < PAPAFICO]

( Güverteye alınan yüklerin denize gitmemesi için iki küpeşte boyunca belirli aralıklarla güverteye dikey olarak tespit edilmiş direkler. İLE/VE/||/<> Yelkenli gemilerde üç bölümden oluşan direklerin ve gabyanın üstünde bulunan en yüksek bölüm, en üstteki parçası. )

- BABALAR GİBİ ile/ve/||/<> ASLANLAR GİBİ

- BABALAR:
KAHRAMAN
ve/||/<> İLK ÂŞIK OLUNAN

- BABA-OĞUL ÇEŞMESİ

( Acıbadem'dedir. [1841] )

- BABAYİĞİT ile/değil BİTİRİM(KÖTÜRÜM)

- BABAYİĞİT/LİK ile BABAYİĞİTÇE

- BABCOCK FRICTION COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DU FROTTEMENT DE BABCOCK[Fr.] / BABCOCK-REIBUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= BABCOCK SÜRTÜNME KATSAYISI

- BÂBET[Ar.] ile BABET[Fr.]

( Dizinde "kezâlik". | Uygun bir şey. | Bent, fıkra. | Taallûk, münâsebet. | Elmas dal. [süs] İLE Bayan [bale] ayakkabısı. )

- BÂBİL

( Bağdat'ın aşağı tarafında bulunan~büyücülüğünden dolayı, eski edebiyatımızda "çeh-i Bâbil" olarak yer alan ve birçok dilin meydana gelmesi bakımından da masalda adı geçen "Bâbil Kulesi"nin bulunduğu, ilk çağdan kalma şehir. )

- BÂBİL ASTRONOMİSİ ile/ve YUNAN ASTRONOMİSİ

( Belirli bir olgunun zamanını belirlemek. İLE/VE Belirli bir zamanda olgunun kendini belirleme. )
( Aritmetik. İLE/VE Geometrik. )

- BABİL EKOLÜ ile YUNAN EKOLÜ

- BÂBİL TİPİ/TARZI KANIT ile YUNAN TİPİ/TARZI KANIT

- BABİL ile BABİL

- BÂBİL/MARDUK KULESİ ile/değil (BAB-İL ile E-TEMEN-ANKİ)

( ... ile/değil KAPI-BÖLGE/ŞEHİR ile EV-TEMEL-ANU'NUNKİ )

- ... BÂBINDA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ... BAĞLAMINDA

- BABINET COMPENSATOR[İng.] / COMPENSATEUR DE BABINET[Fr.] / BABINET-KOMPENSATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= BABİNET DENGELEYİCİSİ

- BABUN ile HAMADRYAS BABUNU

- BABUN ile ZEYTİN BABUNU


- BABY vs. CHILD

- BABY :/yerine BEBEK

- BACA ile BACA ÇÖMLEĞİ ile BACA TEMİZLEYİCİSİ

- BACA ile BACAK/LIK ile BACAKLI ile BACASIZ/LIK ile BACAKSIZ/LIK ile BACA KAŞI ile BACA KULAĞI ile BACA KÜLAHI ile BACA DOLGUSU ile BACA KÜRSÜSÜ ile BACA TOMRUĞU ile BACA ŞAPKASI ile BACAKLI YAZI ile BACA FIRILDAĞI ile BACA TOMURCUĞU

- BACAĞIMI/KOLUMU) KIRDIM değil (BACAĞIM/KOLUM) KIRILDI

- BAÇAK/BAÇAQ ile/||/<> ORUÇ
[<

( Hıristiyan orucu. İLE ... )

- BACAK ile AYAK

- BACAK ile KOYUN BUDU ile BACAKLI ile TOZLUK ile UZUN BACAKLI

- BACAK/EL SALLAMAK ile/ve/değil/yerine BEKLENTİSİZ VE SAKİN, O ANDA VE ORADA OLMAK

( Bulunulan koşullardan çıkma ya da [çeşitli ve belirli/belirsiz] sıkılma durumlarında yapılan kontrolsüz el/kol/ayak/bacak sallamalarının/hareketlerinin nedeni daha çok "bir an önce o ortamdan/koşullardan çıkma/uzaklaşma" ya da "sonraki sürece/aşamalara geçme" isteği üzerinedir. Bunu da sürenin/sürecin "kısalması/hızlanması" beklentisiyle, farkında olmadan [/"ne yaptıklarını biliyor oldukları" "iddiasıyla"/zannıyla] el/ayak/bacak sallayarak ya da nesnelerle uğraşarak [çizerek, kağıt karalayarak, kalem çevirerek, nesne parçalayarak/delerek, tespih çekerek vs.], zihinlerini başka şeylerle meşgul ederek ve ancak bir şeylerle uğraşmak yoluyla çözmeye çalışırlar. Bu hareketler, "küçük/önemsiz/değersiz hareketler" varsayıldığından dolayı yapan kişi tarafından algılanmaz. [Daha çok da gençlikte/olgunlaşmamışlıktan ve/ya da cahillikten dolayı görülen/yaşanılan bir durumdur.]

Bu durumlarda, çevredeki kişiler, çıkan sesle ya da gözleriyle ve zihinleriyle, yapılan harekete ister istemez takılırlar. Bu uyaranları, hem kişinin kendi için, hem de çevresindekileri düşünerek kontrol altında tutmaları gerekir. Bunu da, zihinlerini bulundukları zaman ve zeminde tutmaya çalışarak, geçmesi gereken zamana ve koşullara biraz daha sabrederek ya da odaklanarak sağlayabilirler. Sürekli olarak anımsanmalı ki, zihin, başka/çeşitli noktalarda bulunabilir fakat gövdeyi düşünce hızında bir yerlere taşımak olanaklı değildir. )

- BACAKLARI AYIRMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> TOPUKLARI BİRLEŞTİRMEK


- BACAKLARIN KAPALI-AÇIK TUTULMASI('NI)

- BACAKSIZLAR/SÜRÜNGENLER ile KARINDANBACAKLILAR(GASTROPODLAR) ile 2 BACAKLILAR ile 4 BACAKLILAR ile 6 BACAKLILAR ile 8 BACAKLILAR

( Tatlısu yumuşakçaları ve karındanbacaklılar, her yıl yaklaşık 10.000 kişinin ölümüne neden olan bir hastalık(şistosomiasisin) taşıyıcılarıdır. )

- BACANAK ile KAYINBİRADER/KAYINÇO/İNİ

( Eşleri kardeş olan erkeklerin birbirine göre durumu. | Dost, arkadaş. İLE Kadın ya da kocaya göre birbirinin erkek kardeşi. )

- BACCAO

( Tüm yaşamlarını ve çözümlerini deniz üzerinde kuran/sürdüren, karaya çıkmayanlar. [Filipinler'de] )

- BACH ve MENDELSON

- BACH ile/ve VIVALDI

- BACHELOR ile/ve MASTER ile/ve Ph.D.

( KALFA ile/ve USTA ile/ve ÜSTAD )
( Üniversite mezunu. İLE/VE Lisansüstü yapmış. İLE/VE Doktora yapmış. )
( Terimlerden haberdar olmuş olur. İLE/VE Yayınları ve kaynakları tanır/tarar. İLE/VE Özgün bir şeyler ortaya çıkarır. )

- BÂC-I AĞNAM ile/ve/<> BÂC-I TAMGA ile/ve/<> BÂC-I BÜZÜRK ile/ve/<> BÂC-I KIRTIL ile/ve/<> BÂC-I NİYÂBET

( BÂC[Fars.]: Vergi/harç. | Gümrük vergisi. )

- BACIKURUM ile/ve BACIMALAY

( [Malezya yöresel giysisi] Bayanların. İLE/VE Bayların. )

- BACİLL- ile/||/<> BACTER-

( Çomak. İLE/||/<> Çomak, çomak biçiminde. )

- BACK :/yerine GERİ

- BACKGROUND vs. GROUND

- BACKGROUND :/yerine ARKA PLAN

- BACKSCATTER değil/yerine/= GERİ SAÇILIM

- BACON ile BACON

- BACTERIA ve ARCHAEA ve EUKARYA

( ... VE ... VE Hayvanların bulunduğu alan. )

- BACTERİOPHAGE ile/||/<> PLASMİD

( Bacteriophage bakteri enfekte eden virusken İLE plasmid bakteride bağımsız DNA parçasıdır )
( Formül: Lytic/lysogenic )

- (not BAD IN) BAD AT

- BÂD[Fars.] ile BÂD[Fars.]

( Olsun, ola, olaydı. İLE Yel, rüzgâr. | Soluk, nefes. | Ah sesi, ah çekme. | [tas.] Allah'ın yardımı. | Övme, söz. | Büyüklük taslama, kibir. | Şarap. )

- BAD ile BAT ile BADE ile BADİ ile BADELİ AŞIK


- BAD :/yerine KÖTÜ

- BADAL ART:
ile/||/<> BARSGAN
[<

( Uç ile Barsgân arasındaki bir dag geçidi. )

- BÂDÂM[Fars.] ile BÂDÂME[Fars.]

( Bâdem. | Sevgilinin güzel gözü. İLE İpek kurdu. | Nazarlık, nazar boncuğu. | Et beni. | Zincir halkası. | Eski püskü hırka. | Süslü nesne. )

- BADANALAMAK ile BADANALANMAK ile BADANALATMAK ile BADANA ile BADANACI/LIK ile BADANALI ile BADANASIZ/LIK

- BADAR BADAR ile/= PATIRTI
[<

- BADAR/FALAK

( Ayı yavrusu. )

- BADARNA ile HALAT SARGISI

- BÂDÂŞ[Ar.] ile BAĞDAŞ[Ar.]

( Mükâfât[< kifâyet], yeterlilik. İLE İki ayağın da öteki bacağın uyluğunun altına alınarak oturma biçimi. )

- BÂD-ÂVERD

( Doğu müziğinde bir ses. )

- BADELEYITE[İng.] ile/değil/yerine/= BADDELEYİT


- BA'DE[Ar.] ile BÂDE[Ar.]

( Sonra. İLE Şarap, içki. | Aşk, Allah sevgisi. | Halk öykülerinde Hızır'ın kahramanlara ve bazı saz şairlerine rüyalarında sunduğu içki. )

- BADE ile/||/<> BADEMÂ

( Sonra. İLE/||/<> Bundan böyle. )

- BÂDELİ ÂŞIK ile BÂDESİZ ÂŞIK

- BÂDELİ ŞAİR ile/ve BÂDESİZ ŞAİR

- BADEM PARMAK ile BADEM/LİK ile BADEMA ile BADEMCİ/LİK ile BADEMLİ ile BADEMSİZ ile BADEM İÇİ ile BADEM KÜRK ile BADEM YAĞI ile BADEM AĞACI ile BADEM BIYIK ile BADEM GÖZLÜ ile BADEM EZMESİ ile BADEM TIRNAK ile BADEM ŞEKERİ ile BADEM BIYIKLI/LIK

- ALMOND OIL[İng.] / HUILE D'AMANDE[Fr.] / MANDELÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= BADEM YAĞI

- BADEM ile ACIBADEM

( ... İLE Gülgillerden, bir meyve ağacı. | Bu ağacın, acımtırak, keskin kokulu meyvesi. )

- BÂDEM[Fars. BÂDAM] ile BÂDEM

( Bâdem ağacı. | Bu ağacın yaş ya da kuru yenilen yemişi. İLE Salatalık/hıyar. )

- BADEM ile BADEM SAKIZI ile BADEM ŞEKİLLİ

- BADEM ile/ve/||/<>/< ÇAĞLA


- BADEM ile KARGADELEN

( ... İLE Kabuğunun çok gevrek olması dolayısıyla kolay kırılan bir tür badem. )

- BADEM = LEVZE = AMANDE, NOYAU

- BADEM[Fars.] ile PAYAM/ACIPAYAM

( SOMATA: Badem şerbeti. )

- BADEM ile TAŞBADEMİ

( ... İLE Kabuğu çok sert bir tür badem. )

- BADEMCİK

( TONSIL )

- BÂD-İ SABÂ

( SABÂ RÜZGÂRI, DOĞUDAN ESEN HAFİF, HOŞ RÜZGÂR | [müzik] ADI MANZUM ANONİM BİR EDVARDA GEÇEN MAKAM )

- BÂDÎ[Ar. < BED] ile BÂDE[Fars.]

( Neden, mûcib. | Neden olan. | İlk, başlangıç. | [Fels.] Sonsal, aposteriori. İLE Rüzgâra ya a havaya özgü. | Geçici. )

- BÂDI ile/||/<> BADIÇLIK/BADIÇLIQ
[<

( Bir iple bağlanan ya da tutturulan herhangi bir şey. İLE BADIÇLIK/BADIÇLIQ YIGAÇ: Üzüm asmalarına çardak yapmak için kullanılan tahta ve agacı. )

- BADİ ile/ve/||/<>/> BADİK

( Ördek. İLE/VE/||/<>/< Ördek. | Palaz. | Kısa boylu. )

- BÂDİHE = ÂNİ İLHAM


- BADİKLEMEK ile BADİKLEŞMEK ile BADİK

- BÂDİNCÂN[Ar.] ile BÂDİNGÂN[Ar.]

( Patlıcan. )

- BÂDİR[Ar.] ile BÂDİRE[Ar. çoğ. BEVÂDİR]

( Hemen yapmak isteyen. | Birdenbire vukû bulan. | Dolunay. | Büyümüş çocuk. | Olgun meyve. İLE Musîbet, felâket. | Zor geçit. | Hiddetli iken yapılan bir yanlışlık. | Bazı nesnelerin ya da her türlü bitkinin ucu. | Külfetsiz, güçlük çekmeden söylenilen söz. )

- BADİRE ile BADİRELİ ile BADİRESİZ

- BADLY :/yerine KÖTÜ BİR ŞEKİLDE

- BADMİNTON değil/yerine/= TÜYLÜ TOP

- BAEP/BRAINSTEM AUDİTORY EVOKED POTENTIAL değil/yerine/= BEYİN SAPI İŞİTSEL UYARILMIŞ/EVOK GİZİL GÜÇ/POTANSİYEL

- BÂFTE[Fars.] ile BÂFTE[Fars.]

( Sıfat. İLE Ad. )
( Dokunmuş. İLE Büyük renkli leke. | Oyma levha. | Parça. | Büyük bir haritayı oluşturan parçalardan her biri, pafta. )

- BAĞ-BADEM

- BAĞ/BAĞLANTI ile/ve AYRIM


- BAĞ-BAHÇE (İÇİNDE YAŞAMAK)

- BAĞ değil/yerine ÜZÜM
ile/ve/||/<>/>
BAĞCI değil/yerine ÜZÜM

( "Üzümünü ye, bağını sorma!" İLE/VE/||/<>/> Konu/durum/çözüm, bağcıyı dövmek değil üzümü yemek. )

- BOND ORDER[İng.] / ORDRE DE LIAISON[Fr.] / BINDUNGSORDNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞ DERECESİ

- BOND ENERGY, BINDING ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE LIAISON, BAND D'ÉNERGIE[Fr.] / BINDUNGSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞ ENERJİSİ, BAĞLA(N)MA ENERJİSİ

- BOND STRENGTH[İng.] / FORCE DE LIAISON[Fr.] / BINDEKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞ KUVVETİ

- BAĞ MEZARLIĞI

( Rumelihisarı'ndaki mezarlıklardan biriydi. Fakat bu mezarlık da ortadan kaldırıldı. )

- BONDING ORBITAL[İng.] / ORBITE ÉLECTRONIQUE COMMUNE[Fr.] / GEMEINSAME ELEKTRONENBAHN[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞ ORBİTALİ

- BAĞ:
ÖZERKLİK
ve/<> HAZIR OLMA ve/<> GÖNÜLLÜLÜK/RIZÂ ve/<> HAREKETE GEÇME/GEÇEBİLME ve/<> KURABİLME(SÜRDÜREBİLME/SÜREKLİLİK) ve/<> PAYLAŞIM ve/<> GÜÇ

- BOND LENGTH[İng.] / LIAISON DISTANCE[Fr.] / BINDUNGSLANGE[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞ UZUNLUĞU

- BAG ile BAG
[<

( Üzüm bağı. İLE Odun ya da benzerlerinin bir demeti. )

- BAĞ ile BAĞ[Fars.]

( Bir şeyi başka bir şeye ya da çok sayıda olanı topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. | Sargı. | Bağlam, deste, demet. | İlgi, ilişki, rabıta. | Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. | Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. | Nota yazarken yan yana gelen aynı ya da farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılan yay biçimindeki işaret. İLE Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. | Meyve bahçesi. )

- BAĞ ile/ve/<> BAĞINTI

- BAĞ ile BAĞLANTI

- BAĞ[Azr.] = BAHÇE[Tr. < Fars. BAĞÇE]

- BAĞ ve/||/<>/> BAL

- BAĞ ile/ve/||/<>/> BÜTÜNLÜK

- BAG :/yerine ÇANTA

- BAĞ ile/ve/||/<> HEVENK[Fars.]

( ... İLE/VE/||/<> Bir ipe geçirilmiş ya da birbirine bağlanmış yaş yemiş ya da sebze bağı. )

- BAĞ ile İÇ GÖBEK

( ... İLE Çiçeklerin dişil örgeninde, yumurtacık ile kabuğu arasındaki bağ. )

- BAĞ ile/ve/<> İLİŞKİ


- BAĞ ile KENET

( ... İLE İki sert nesneyi birbirine bağlamaya yarayan, iki ucu sivri ve kıvrık metal parça. )

- BAĞ ile SAKANDIRIK

( ... İLE Başlıklarda, çene bağı. )

- BAĞ değil/yerine/= ÜZÜMLÜK

- BAĞ ile/ve/değil/||/<>/> "YAKIN"/AKRABA

( En kötü bağ, akraba. )
( Eşeysel yolla bulaşan ve yayılan en büyük sayrılık. )

- BAĞA[İng. BAGA] ile/||/<> ANAPSİT[İng. ANAPSID] ile/||/<> APOSEMATİZM[İng. APOSEMATISM] ile/||/<> KİTİN[İng. CHITIN] ile/||/<> SICAKLIĞA BAĞLI CİNSİYET TESPİTİ (TSD)[İng. TEMPERATURE-DEPENDENT SEX DETERMINATION]

( Bazı omurgasızların ve az sayıda da omurgalıların gövdelerinin en dışında yer alan sert örtü ya da üst kabuk. Kemikten ya da selüloza benzer bir madde olan kitinden oluşur. Böceklerde ve öteki omurgasızlarda bu üst kabuk, dış iskeletin bir bölümünü oluşturur. Kaplumbağa gibi omurgalılarda ise koruyucu görevi görür. @@ Temporal boşluklara sahip olmayan kafatası tiplerini bulunduran omurgalı grubudur. Evrimsel olarak sürüngenlerin en eski alt sınıfı oldukları düşünülür. Paleontolojik olarak bu kafatası tiplerinin izleri Karbonifer Devri'nde 350 milyon yıl kadar geriye sürülebilir. Günümüzdeki kaplumbağalar ve Captorhinus cinsi gibi birçok soyu tükenmiş sürüngen bu tipte kafatasıya sahiptir. @@ Uyarıcı renklenme olayıdır. Zehirli ya da av olan türlerin parlak renklerinin ya da çarpıcı desenlerinin avcılar için uyarıcı olarak iş görmesi olarak da bilinir. Çarpıcı renkleri olan zehirli kurbağalar buna bir örnektir. Bu türlere aposematik türler de denir. @@ Eklembacaklıların dış iskeletinin oluşmasında kullanılır ve mantarlarda göze çeperini oluşturan polisakkarittir. Bilindiği kadarıyla doğada en çok bulunan ikinci polisakkarittir. Kitin, sağlam ve elastik bir madde olduğu için tıp alanında cerrahi iplerde kullanıma uygundur. Yaralar iyileşirken kitin yavaş bir biçimde ayrışır ve dağılır. Kitinden tıp, tarım ve endüstri gibi pek çok alanda faydalanılmaktadır. @@ Canlının cinsiyeti ortam sıcaklığına göre belirlenir.Timsahların tamamı, çoğu kaplumbağa, bazı kertenkeleler; embriyonik gelişmenin kritik bir döneminde yumurtaların inkübasyon sıcaklıklarına göre cinsiyetleri belirlenir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- BAĞA ile ZEBL

( Kaplumbağa kabuğu. İLE Deniz kaplumbağasının kabuğu. )

- BAGAJ" ile/ve/||/<> "AJANDA"

- BAGAJ ile BAGAJ KAPAĞI ile BAGAJ KİLİDİ

- BAGAJ[Fr. BAGAGE] değil/yerine/= YÜKLÜK

- BAGALEK[Fars.]

( Koltukaltından çıkan yumruca, köpek memesi. )

- BAGASSE[İng.] / BAGASSE[Fr.] / BAGASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= BAGAS

- BAĞCI/LIK ile BAĞCIK ile BAĞCIKLI ile BAĞCILAR ile BAĞCIKSIZ

- BAĞDAD

( DARÜ'S-SELÂM )

- BAĞDAMAK ile BAĞDAŞMAK ile BAĞDALAMAK ile BAĞDAŞILMAK ile BAĞDAŞTIRMAK ile BAĞDAŞABİLMEK ile BAĞDAŞTIRILMAK ile BAĞDA ile BAĞDAT ile BAĞDAŞ

- BAĞDAŞ KURMAK ile LOTUS OTURUŞU

- DIFFUSION HOMOGÈNE[Fr.] ile/değil/yerine/= BAĞDAŞIK DİFÜZYON

- DIFFUSION INHOMOGÈNE[Fr.] ile/değil/yerine/= BAĞDAŞIK OLMAYAN DİFÜZYON

- MÜTECANİS[Osm.] ile/değil/yerine/= BAĞDAŞIK

- BAĞDAŞIK = MÜTECÂNİS = HOMOGENEOUS[İng.] = HOMOGÈNE[Fr.] = GLEICHARTIG[Alm.] = OMOGENO[İt.] = HOMOGÉNEO[İsp.] = EIUSDEM GENERIS[Lat.] = HOMOGENES, HOMOIOMERES[Yun.] = MUTECÂNİS[Ar.] = MOTECÂNES[Fars.] = GELIJKSOORTIG[Felm.]

- BAĞDAŞIKLAŞMAK ile BAĞDAŞIKLAŞTIRMAK ile BAĞDAŞIK/LIK


- ZUSAMMENHANGSVERMÖGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞDAŞIKLIK

- BAĞDAŞMA ve/||/<> AŞURE

- BAĞDAŞMA ile BAĞDAŞMAZ/LIK

- BAĞDAŞTIRMA ile BAĞDAŞTIRMACI/LIK

- BAĞDAŞTIRMA ile ÖZDEŞLEŞTİRME

( Romantizme kapılma ya da saçma amaçları kendininkilerle özdeşleştirme tehlikesi vardır. )
( Arzuladığınız, korktuğunuz ve kendinizi duygularınızla özdeşleştirdiğiniz zaman, keder ve tutsaklığı yaratırsınız. )
( Sizi mutlu ya da mutsuz eden sadece kendinizi zihninizle özdeşleştirişinizdir. Zihninizin kölesi oluşunuza başkaldırın, tutsaklığınızı kendiniz yaratmış olduğunuzu görerek bağımlılık ve nefret zincirlerini kopartın. Özgürlük amacınızı zihninizde sürekli tutun, ta ki, özgür olduğunuz, özgürlüğün uzak bir gelecekte ve acı verici çabalarla kazanılacak bir şey olmadığı fakat onun her zaman sizin için, kullanmanız için hazır olduğu gerçeği içinize doğuncaya dek! )
( Tek sorununuz, her algıladığınız şeyle kendinizi özdeşleştirme hevesinde oluşunuzdur. )
( When you desire and fear, and identify yourself vs. your feelings, you create sorrow and bondage.
It is only your self-identification vs. your mind that makes you happy or unhappy. Rebel against your slavery to your mind, see your bonds as self-created and break the chains of attachment and revulsion. Keep in mind your goal of freedom, until it dawns on you that you are already free, that freedom is not something in the distant future to be earned vs. painful efforts, but perennially one's own, to be used!
Your only problem is the eager self-identification vs. whatever you perceive. )

- BAĞDAŞTIRMACILIK, SENKRETİZM = SYNCRETISM[İng.] = SYNCRÉTISME[Fr.] = SYNKRETISMUS[Alm.] = SINCRETISMO[İt.] = SYNCRETISMUS[Yeniçağ Lat.] = SÜNKRATISMOS[Yun.]

- BAGER ile BAGHER AL HAKİM

- BAGET ile BAGETLİ

- BAĞFİİL değil/yerine/= ULAÇ

- BAGİ[Ar.] ile BÂGÎ[Ar.] ile BÂGI[Ar. çoğ. BUGAT]

( Serkeşlik, azgınlık. İLE Aynı bahçede yetişen. İLE Haksızlık eden serkeş. )

- RELATIVE ÖFFNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞIL AÇIKLIK

- RELATIVE ATOMMASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞIL ATOM KÜTLESİ

- RELATIVE BIOLOGICAL EFFICIENCY[İng.] / EFFICACITÉ BIOLOGIQUE RELATIVE[Fr.] / RELATIVE BIOLOGISCHE WIRKSAMKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞIL BİYOLOJİK ETKİNLİK

- NİSBÎ KIYMET[Osm.] / RELATIVE VALUE[İng.] / VALEUR RELATIVE[Fr.] / RELATIVE WERT[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞIL DEĞER

- RELATIVE STOPPING POWER[İng.] / POUVOIR D'ARRÊT RELATIF[Fr.] / RELATIVES BREMSVERMÖGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞIL DURDURMA GÜCÜ

- RELATIVE ELECTRIC PERMEABILITY[İng.] / PERMÉABILITÉ ÉLECTRIQUE RELATIVE[Fr.] / RELATIVE ELEKTRISCHE DURCHLÄSSIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞIL ELEKTRİK GEÇİRGENLİK

- RELATIVE PERMEABILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞIL GEÇİRGENLİK

- RELATIVE ERROR[İng.] / RELATIVEN FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞIL HATA

- BAĞIL HIZ ile/ve/||/<> BAKIŞIM/SİMETRİ

- İZÂFÎ EMSÂL, NİSBÎ EMSÂL[Osm.] / RELATIVE INDEX[İng.] / INDICE RELATIF[Fr.] ile/değil/yerine/= BAĞIL İNDİS


- RELATIVE LUMINOUS EFFICIENCY[İng.] ile/değil/yerine/= BAĞIL IŞIK VERİMİ

- EFFICACITÉ LUMINEUSE RELATIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= BAĞIL IŞIK VERİMLİLİĞİ

- RELATIVE MAGNETIC PERMEABILITY[İng.] / PERMÉABILITÉ MAGNÉTIQUE RELATIVE[Fr.] / RELATIVE MAGNETISCHE DURCHLÄSSIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞIL MANYETİK GEÇİRGENLİK

- İZÂFÎ RUTÛBET[Osm.] / RELATIVE MOISTURE[İng.] / HUMIDITÉ RELATIVE[Fr.] / RELATIVE FEUCHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞIL NEM

- RELATIVE ATTENUATION[İng.] ile/değil/yerine/= BAĞIL SÖNÜMLEME

- RELATIVE STANDART DEVIATION[İng.] / RELATIVE STANDART ABWEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞIL STANDART SAPMA

- NİSBÎ KESÂFET[Osm.] / RELATIVE DENSITY[İng.] / DENSITÉ RELATIVE[Fr.] / RELATIVE DICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞIL YOĞUNLUK

- NİSBÎ ZAYIFLAMA[Osm.] / ATTÉNUATION RELATIVE[Fr.] / RELATIVE SCHWÄCHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞIL ZAYIFLAMA

- BAĞIL ile/ve/||/<> BAĞILLIK/İZÂFİYET/RÖLATİVİTE

( Görece. | Kendine özgü bir kımıldanışı olduğu hâlde başka bir nesneye uyarak sürüklenen nesnenin görünürdeki kımıldanışının niteliği. İLE/VE/||/<> Görece olma durumu. )

- BAĞILDAK = BAĞIRDAK

( Beşikteki çocuğun düşmemesi için beşiğe sarılıp bağlanan, kumaştan yapılmış enli bağ, bağıldak. | Kadınların âdet zamanında bağladıkları bez, bağıldak. | Yaklaşık 30 cm. eninde bir metre boyunda, uclarında birer metre kaytanı olan, astarlı, sırma işlemeli kumaş, bağıldak. )

- BAĞIL/LIK ile BAĞIL NEM ile BAĞIL DEĞER

- BAĞIM ile BAĞINTI

( Bir şeyin ya da birinin gücü ve etkisi altında bulunma durumu. İLE Bir nesneyi başka bir nesne ile uyarlı kılan bağ. | Organizmanın değişik yapı, özellik ve olaylarında görülen karşılıklı ilgi, bağlılık, korelasyon. | İki ayrı veri grubu arasında bulunan ilişki derecesinin ölçümü, deneştirme, korelasyon. | İki ya da daha fazla değişken arasındaki bağıntı. | Görelilik. | İki ya da daha çok nitelik arasında matematik işlemleri yardımı ile kurulan bağlılık ya da eşitlik. )

- BAĞIMLAMAK ile BAĞIMLAŞMAK ile BAĞIMLILAŞMAK ile BAĞIMSIZLAŞMAK ile BAĞIMLILAŞTIRMAK ile BAĞIMLILAŞABİLMEK ile BAĞIMSIZLAŞTIRMAK ile BAĞIMLILAŞTIRILMAK ile BAĞIMSIZLAŞABİLMEK ile BAĞIMSIZLAŞTIRABİLMEK ile BAĞIM ile BAĞIMLI/LIK ile BAĞIMSIZ/LIK ile BAĞIMSIZCA ile BAĞIMSIZ BÖLÜM ile BAĞIMLI AKIM KAYNAĞI ile BAĞIMLI SIRALI CÜMLE ile BAĞIMSIZ MİLLETVEKİLİ ile BAĞIMSIZ SIRALI CÜMLE

- BAĞIMLI BİÇİMBİRİM

- BAĞIMLI DEĞİŞKEN[İng. DEPENDENT VARIABLE] ile/||/<> BAĞIMSIZ DEĞİŞKEN[İng. INDEPENDENT VARIABLE]

( Bağımsız değişkende olan değişiklikler sonucunda (ya da onunla birlikte) ölçülebilen farklılıklar gösteren değişkendir. Psikolojik denemelerde bağımsız değişken genellikle bir uyarıcıya verilen tepkidir. @@ Deneyicinin denetimi altında olan ve etkisi gözlenmek için değerleri değiştirilen faktördür.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- BAĞIMLI OLAY ile/||/<> BAĞIMSIZ OLAY

( Bağımlı birbirini etkiler, bağımsız etkilemez )
( Formül: P(A|B)≠P(A) İLE P(A|B)=P(A) )

- BAĞIMLI ile BAĞIMLI ile BAĞIMLILIK

- [ne yazık ki]
BAĞIMLI
ile/değil TUTKUN

- BAĞIMLI/LIK(MÜPTELÂLIK) ile ISRARCI/LIK

- BAĞIMLILIK SAĞALTIMINDA:
ÜMİT
ve/||/<>/> GÜVEN

( )

- BAĞIMLILIK SÜRECİ VE SONUCU:
HASTAHANE
ve/||/<>/> CEZAEVİ/KODES[Yun.] ve/||/<>/> MEZAR

- BAĞIMLILIK ile/ve AŞIRILIK

- BAĞIMLI/LIK ile/yerine BAĞLI/LIK

( Onlar mı size, siz mi onlara bağlısınız? )
( Do they depend on you, or you on them? )
( Herhangi bir şeye bağımlı değilim. Geçip giden gösteriyi, geçip giden gösteri olarak görüyorum.[Bazı/çoğu kişi ise nesnelere tutunup yapışıyor ve onlarla birlikte hareket ediyor.] )
( I am detached and see the passing show as a passing show, while you stick to things and move along with them. )

- BAĞIMLILIK = TAVAKKUF[Ar.] = BASTEGÎ[Fars.] = DEPENDENCE[İng.] = DÉPENDANCE[Fr.] = ANHÄNGIGKEIT, DEPENDENZ[Alm.] = DIPENDENZA[İt.] = DEPENDENCIA[İsp.] = CONIUNCTIO[Lat.] = TO KATANTES, SÜNDESMOS[Yun.] = AFHANKELIJKHEID[Felm.]

- BAĞIMLI/LIK ile/ve/||/<>/> DÜŞKÜN/LÜK ile/ve/||/<>/> TAŞKIN/LIK

- BAĞIMLILIK ile/değil/yerine/>< GEREKSİNİM