Üç(3) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 17.938 başlık/FaRk ile birlikte,
17.938 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(46/73)
- MİR ile MİRA ile MİRİ ile MİRİCİ ile MİRİ MAL ile MİRİ KATİBİ
- MIR168a ile/ve/||/<> MIR156a ile/ve/||/<> MIR166a
( Kabak'tan sağlanır. VE/||/<> Buğday'dan sağlanır. VE/||/<> Patates'ten sağlanır. )
( BRASSICA RAPA PEKINENSIS et/||/<> TRITICUM AESTIVUM et/||/<> SALANUM TUBEROSUM )
- Mİ'RÂC ile ...
( MERDİVEN | GÖĞE ÇIKMA | HZ. MUHAMMED'İN ALLAH TEÂLÂ İLE GÖRÜŞMESİ )
- MİRAHUR ALİ AĞA ÇEŞMESİ :
( Çayırbaşı'nda Cerrah Mahmut Efendi Camii yakınında olduğu "İstanbul Çeşmeleri" kitabında belirtilen bu çeşme bugün mevcut değil (H.966, M.1558). Bu çeşme yol yapım çalışmaları sırasında ortadan kaldırıldı. Yerinde bulunmayan bu çeşmeyi Kanuni Sultan Süleyman'ın Mirahur Ali Ağa yaptırmıştır. )
- MİRALAY HAKKI BEY (İST. 1872 - 1917) :
( Rumelikavaklıdır. Askeri eğitimini aldıktan sonra orduda değişik görevler üstlenmiş, son görevi Boğaz Komutanlığı olmuştur. )
- MİRALAY HÜSEYİN HÜSNÜ BEY (RUMELİHİSARI, 1877 - ...) :
( Rumelihisarlıdır. Askeri okuldan mezun olarak orduya katıldı. Milli mücadele komutanlarından olup; Galiçya, Yemen, İkinci İnönü, Sakarya ve Büyük Taarruz savaşlarına katıldı. Sakarya ve Büyük Taarruzda Mürettip Kolordu emrinde 3. Alay Komutanı olarak görev yaptı, )
- MİRKELÂM[Fars. (AMİR, BAŞ, BEY)MÎR-İ KELÂM] ile ...
( KONUŞMAYI/SÖZÜ/SOHBETİ BAŞLATAN, BAŞLATACAK OLAN, BAŞLATMASI BEKLENEN | GÜZEL, DÜZGÜN, ZARİF KONUŞAN )
- MİRNA İLE SİRNA İLE LNCRNA İLE CİRCRNA ile/||/<> NON-CODİNG RNA
( Kodlamayan RNA türleri. )
( Formül: 21-23 nt (miRNA) )
- MIŞ GİBİ ile/ve/değil BİLE DEĞİL
- MIŞ GİBİ ile/ve GİZLİ
- ...MIŞ GİBİ ile/değil VARSAYMAK/ZANNETMEK
- MIS/MANAGEMENT INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= YÖNETİM BİLGİ DÜZENİ
- MİS[Azr.] = BAKIR[Tr.]
- MİS[Ar. < MİSK] ile MİS[Fars.]
( Hoş kokulu olan şey. İLE Bakır. )
- MİS ile MİSK ile MİSO ile MİSK OTU ile MİS ÜZÜMÜ ile MİS SABUNU
- MİSAFİRHANE[Ar.] değil/yerine/= KONUKEVİ
( Resmî ya da özel kuruluşların kendi görevlilerinin yararlanması için yaptırdığı konut. )
- MİSAL ile ANİ ile ANINDA ile ANİDEN
( INSTANCE vs. INSTANT vs. INSTANTANTLY vs. INSTANTLY )
( وهله ile ماه کنوني ile لحضه ile آني ile آنا ile در دم )
( VELLEH ile MAH KONONY ile LAHZEH ile ANY ile ANA ile DAR DAM )
- MİSEL İLE VEZİKÜL İLE EMÜLSİYON ile/||/<> KOLLOİD YAPILAR
( Surfaktant organize yapıları. )
( Formül: CMC: Kritik misel derişimi )
- MİŞFER/MEŞFER[çoğ. MEŞÂFİR] ile ...
( Devenin sarkık dudağı. )
- MISIR YOLU ile/ve ÇİN YOLU
( Sanat tarihinin seçtiği yol. İLE/VE ... )
- MISIR ile CİNMISIRI/CİNDARISI
( ... İLE Bir tür, ufak taneli mısır. )
- MISIR ile MISIR AVCISI ile MISIR KOÇANI ile MISIR UNU ile MISIR YAĞI ile GELİNCİK ile BOYNUZLU ile KÖŞE ile KÖŞE KESİMİ ile TEMEL TAŞI ile ÇAPRAZ ile KORNİŞ
( CORN vs. CORN CHANDLER vs. CORN COB vs. CORN MEAL vs. CORN OIL vs. CORN ROSE vs. CORNEOUS vs. CORNER vs. CORNER CUT vs. CORNERSTONE vs. CORNERWISE vs. CORNICE )
( ميخچه ile ذرت ile بلال ile غله ile علاف ile چوب ذرت ile آرد ذرت ile روغن ذرت ile گل شقايق ile شاخ مانند ile نبشي ile سه کنج ile نبش ile گوش ile کنج ile گوشه ile بريدگي گوشه ile آجر نبش ile از گوشه ile شرفه )
( MYKHCHEH ile ZARAT ile BELAL ile GHALEH ile ALAF ile CHUB ZARAT ile ARD ZARAT ile ROGHEN ZARAT ile GOL SHGHAYGH ile SHAKH MANAND ile NABASHY ile SEH KONJ ile NABASH ile GUSH ile KONJ ile GUSHEH ile BARYDEGY GUSHEH ile AJER NABASH ile AZ GUSHEH ile شرفه )
- MISIRLI FUAT BEY/BALTACIOĞLU YALISI :
( Yeniköy Köybaşı üzerinde olan yalı 18. yy. yapılmıştır. 1982 - 1985 yıllar arasında büyük onarım gördü. Yalı bilahare sahip değiştirmiş ve Mısırlı İhsan Bey yalının sahibi olmuş. Yalı (1970 - 1980) Borankay ailesine geçti. Daha sonra da yalının sahibi Mustafa Özkan oldu. Yalı Mısırlı Fuat Paşa ve Baltacıoğlu Yalısı olarak isimleri ile bilinmektedir. )
- MISIR/LIK ile MISIRCI/LIK ile MISIRLI ile MISIR UNU ile MISIR ÖZÜ ile MISIR FULÜ ile MISIR YAĞI ile MISIR EKMEĞİ ile MISIR ANASONU ile MISIR BAKLASI ile MISIR KALBURU ile MISIR PÜSKÜLÜ ile MISIR TURNASI ile MISIR YASEMİNİ
- MUSC[Fr.] ile/değil/yerine/= MİSK OLU
- MASK[İng.] / MOSCHUS, BISAM[Alm.] ile/değil/yerine/= MİSK OTU
- MİSK Ü AMBER değil/yerine/= MİS KOKULARI
- MİSKİN ile KÜLKEDİSİ
( Çok uyuşuk olan kişi. | Hoş görülemeyecek durumlar karşısında tepki göstermeyen kişi. | Cüzzam hastalığına tutulmuş olan kişi. | Âciz, zavallı. İLE Çok üşüyen, ateşin yanından ayrılmayan kişi. | Uyuşuk, miskin kişi. | Sakin, yumuşak, uyumlu kişi. | Pasaklı, görgüsüz kadın. )
- MİSL/MİSİL[Ar.] değil/yerine/= KAT
( Eş, benzer. | Miktar. | Kat. )
- MİSMA'/MİSMAA[Ar. < SEM | çoğ. MESÂMİ'] ile MİSMÂR[Ar. çoğ. MESÂMÎR]
( Kulak. | Hastanın, kalbini, göğsünü ve ciğerlerini dinlemeye yarayan âlet, siteteskop. | Kulaklık. İLE Çivi, mıh. | Kazık. )
- MISTAKE vs. SIN
- MİSVÂK[Ar.] değil/yerine/= DİŞ FIRÇASI
( Ucu dövülüp fırça durumuna getirilen ve diş temizliğinde kullanılması, Müslümanlıkça sünnet olan bir tür ağaç çubuğu. )
- MİT ile/ve KADER
( Kültürün alışkanlıklarımızdaki karşılığı. İLE/VE ... )
- MİT ile/ve KOLLEKTİF BİLİNÇALTI
- MİT ile/ve/<> KUTSAL/LIK
- MİT ile/ve/||/<>/> LEJANT
( ... @@ Zamanla biçim değiştirmiş tarih olayı. | Para ve madalyon gibi şeyler üzerindeki yazı. )
- MİT ile/ve/||/<> MASAL
( Evrenseldir. İLE/VE/||/<> Toplumsal öğeler egemendir. )
( Belirli ya da belirsiz bir zaman söz konusudur. İLE/VE/||/<> Zaman önemli değildir. )
( Olaylar, kısmen de olsa gerçeğe dayanır. İLE/VE/||/<> Olaylar düş ürünüdür. )
( Yer öğesi bazen gerçek, bazen de düşseldir. İLE/VE/||/<> Olaylar, düş ürünü yerlerde geçer. Ülkenin birinde geçmiş olması yeterlidir. )
( Bilgi vermeyi amaç edinmiştir. İLE/VE/||/<> Aktöre/ahlâk değerlerini öne çıkarır. Arkadaşlık, sadakat, vefâ gibi duygular, kavramlar öne çıkarılır. )
- MİT ile M.İ.T.
( ... İLE Milli İstihbarat Teşkilâtı. )
- MİT/MİTOS[Fr. < Yun.] ile/ve/||/<>/> MİTOLOJİ[Fr. < Yun.]/ESÂTÎR[Ar.]
( Tarih öncesine dayanan efsane. Dirimli öykü. Şiirsel felsefe. | Geleneksel olarak yayılan ya da toplumun hayal gücü etkisiyle biçim değiştiren, tanrı, tanrıça, evrenin doğuşu ile ilgili imgesel, alegorik bir anlatımı olan halk öyküsü. İLE/VE/<>/> Mitleri, doğuşlarını, anlamlarını yorumlayan, inceleyen bilim. | Bir ulusa, bir dine, özellikle Yunan, Latin uygarlığına ilişkin mitlerin, efsanelerin tümü. )
( Antik Yunan'da Ksenophanes (M.Ö. 565-470), Homeros ve Hesiodos'un tanrısal mitos anlatımlarını eleştirmiş ve yadsımıştır. Bu eleştiri sonucunda mitler, din ve metafizikten arındırılmış ve bağımsız bir mitos öğretisi ortaya çıkmıştır. Ancak yaşamdan yansıtılarak oluşturulmuş mitoslar, bu kez, yaşamdan kopuk ansal kurgular biçimini almıştır. )
( Toplumların yaratıp yaşattığı mitler, geleneği yaşatmakla birlikte, özlem, umut ve beklentilerin yansıtıldığı bir geleceğin dünyası niteliğine de bürünmektedir. Bu tür mitler, gerçek yaşamın zorlukları karşısında bunalan bireylerin, özledikleri yaşamı kurmayı gelecek kuşaklara bıraktığı birtakım tasarımlar niteliğindedir. Bireysel olarak ele alındığında mitos dönemi, ana rahminden konuşmanın başlamasına kadar geçen ve bebeklik süreci olarak adlandırılan döneme karşılık gelmektedir. )
( Bir mit duygusal bağlılık yönünden içi boşaldığında masala dönüşür. Duyguları etkileme gücünü yitirir. Ansal yorumlama ile de kurgu biçimini alır. )
( Mit ilk önce metafiziksel kozmogoni ile aşılmıştır. Artık mitsel simgeler arasındaki anlamlı bağ (ritus) yerini düşünceler arasındaki anlam bağına, mantık'a(düşünbiçim) bırakmıştır. Metafiziksel kozmogoni bir yandan felsefi spekülasyon biçimini alırken öte yandan miti dine dönüştürmüştür. Dinsel mit ise "tarih bilinci" ile aşılmıştır. Kişinin varoluşu, tarihsel bilinç yoluyla, gerçek ve olgusal kavranışına yükselmiştir. )
( Paganist (putperest) mitler, kişinin karşısında eşyayı, doğa parçalarını ve hayvanları yüceltmiş ve kutsallaştırmıştır. Buna karşın imgesel (imgetapar, hayalperest) mitler, doğaüstü imgeleri kişinin karşısında yüceltmiş ve kutsallaştırmıştır. Aydınlanmaya temel oluşturan mitler ise, insan yaşamını ve özellikle insan aklının tutsaklıktan ve yanılsamadan kurtuluşunu simgelemiş olanlardır. Ezoterik okullar bu tür mitlerden yararlanmışlardır. )
( Yaşamdan yansıtılarak oluşturulmalarına karşın mitler tarihsel değildir. Bir başka deyişle, tarihsel bir zaman ve mekân göstermezler. Mitlerin zamanı ve mekânı aşkındır. Mitler okunduğunda ya da ritüel eşliğinde canlandırıldığında, kişi mitsel zaman ve mekâna geçer. Mite katılır ve onu coşkuyla yaşar. Tarihsel olaylar bir kere olur ve geri dönüşsüzdür. Oysa mitler, canlandırılıp yaşanabilir. )
( Günümüzde, psikolojide ortaya çıkan gelişmeler, insan davranışlarının arkasında simgesel (arketipal) bir altyapının etkin olduğunu ortaya çıkarttığı için, mitos yeniden önem kazanmıştır. Artık mitosa, bir zamanlar olmuş bitmiş fantastik masallar gözüyle bakılmamakta, aksine, yaşayıp gelen ve halen yaşamakta olan, insan davranışlarını etkileyen ve yaşamın anlamlandırılmasında etkinliği olan bir öğe gözüyle bakılmaktadır. )
( Mitosu, bireyin duygu ve hayal dünyasında oluşan, gelişen bir psişik gereksinim olarak ele aldığımızda, modern toplumların modern mitlerin halen önemini koruduğu anlaşılmaktadır. )
( Mitoloji, evrendeki(insandaki/doğadaki) kaderi araştırma işidir. )
( Mitoloji, kişinin bulunduğu yeri anlamlandırma işidir. )
( Mitler yazıldıklarından itibaren mit olmaktan çıkmaya başlamıştır. )
( Mitte tipoloji yoktur, arkeler vardır. )
( Mitler, düzyazıya döküldüğü anda doktrindir. )
( Sanatçıların hazinesi. İLE/VE/||/<>/> Filozofların hazinesi. )
- MİT ile/ve/değil PROPAGANDA ARACI
- MİT ile/ve/<> PUT/TOTEM
( Doğru düşünmeyi engeller. İLE/VE/<> Doğru inancı engeller. )
- MİT ile/ve/||/<> SAKLAMA
- MİT ile/ve TARİH ÖNCESİ
- MİT ve/||/<>/> ÜMİT
- MİT/LER ile/ve DİN/LER
- MİTOKONDRİYAL DNA ile/ve/||/<> NÜKLEER DNA
( Anneden. İLE/VE/||/<> Babadan. | Göze çekirdeğinde bulunan ve iki ebeveynden de alınan genetik kalıtım. )
( Hem kız, hem erkek çocuğa X kromozomunu taşır. İLE/VE/||/<> Sadece erkek çocuğa Y kromozomunu taşır. )
- MİTOLOJİ İLE İLGİLENMEK/UĞRAŞMAK ile/değil/yerine MİT(LER)'İ DENEYİMLEMEK
( Bilmek. İLE/DEĞİL/YERİNE Anlamak. )
- MİTOLOJİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/> DİN ile/ve/değil/yerine/||/<>/> FELSEFE ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BİLİM ile/ve/değil/yerine/||/<>/> "GERÇEK ÖTESİ/POST TRUTH"
( [yerini ...]
Din aldı. @@ Felsefe aldı. @@ Bilim aldı. @@ "Gerçek ötesi" aldı. @@ ... )
- DİN:
MİTOLOJİK ile/ve/||/<> PSİKOLOJİK ile/ve/||/<> TEOLOJİK
( Alt seviyede. İLE/VE/||/<> Orta seviyede. İLE/VE/||/<> Üst/ileri seviyede. )
- MİTOSİS İLE MEİOSİS İLE BİNARY FİSSION ile/||/<> HÜCRE BÖLÜNMESİ
( Farklı hücre çoğalma yolları. )
( Formül: 2n → n (meioz) )
- MİTOZ BÖLÜNMEDE:
PROFAZ[BAŞLANGICI > PROFAZ SONU] ile/ve/<>/> METAFAZ ile/ve/<>/> ANAFAZ ile/ve/<>/> TELOFAZ
(
)
- Mİ'VEL[çoğ. MAÂVİL] ile ...
( Taşları, kayaları parçalamaya yarayan sivri kazma, külünk. )
- MIX vs. CONFUSE
- MIX :/yerine KARIŞTIRMAK
- MIXTURES vs./and COMPOSITIONS
- MİYAZ[Fr. < Yun.]
( Sinek kurtçuklarının, insanda ve hayvanlarda ortaya çıkardığı bozukluk. )
- MİYOKART[Fr.] değil/yerine/= YÜREK KASI
- MIZ MIZ (ETMEK)
- -MİZ = BİZ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- MİZAH ile MİZAHİ ile MİZAHÇI ile MİZAHSIZ ile ESPRİLİ ile ESPRİLİ BİR ŞEKİLDE ile KOMİKLİK
( HUMOR vs. HUMORAL vs. HUMORIST vs. HUMORLESS vs. HUMOROUS vs. HUMOROUSLY vs. HUMOROUSNESS )
( خلط ile لطيفه ile خلطي ile لطيفهگو ile فکاهي نويس ile لطيفه گو ile بي مزاح ile شوخي آميز ile ظريف ile فکاهي ile خوش مزه ile بشوخي ile شوخ طبعي )
( KHALT ile LATYFAH ile خلطي ile LATYFANPEHGO ile FEKAHY NOYS ile LATYFAH GO ile BEY MOZAH ile SHOOKHY AMYZ ile ZARYFE ile فکاهي ile KHOSH MAZEH ile بشوخي ile SHOOKH TABY )
- MIZIKA SESİ ile/ve AKORDİYON/AKORDEON SESİ
- SYSTÈME MKS[Fr.] ile/değil/yerine/= MKS BİRİM SİSTEMİ
- MKS SYSTEM[İng.] ile/değil/yerine/= MKS DİZGESİ
- MKS-SYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= MKS SİSTEMİ
- MMA/COST MINIMIZATION ANALYSIS[İng.] değil/yerine/= MALİYET MINIMİZASYONU ÇÖZÜMLEMESİ
- MMD/MEDICAL MONİTORING DEVICE[İng.] değil/yerine/= TIBBİ İZLEME AYGITLARI
- MME. ELMASYAN SAHİLHANESİ/ ELA SOYUER KONAK :
( Sarıyer vapur iskelesi karşısındadır. İlk sahibe MME Elmasyan'dır. Bilahare el değiştirmiş ve Orhan Sokullu'ya geçmiştir. Son sahibi ile Ela Soyuer'dir. Baba Ahmet Soyuer, beş yaşındaki kızına bu yalıyı satın almış ve ismini de "E. Soyuer Konak" koymuştur. )
- MMS/MODEL MANAGEMENT SYSTEM[İng.] değil/yerine/= MODEL YÖNETIM SİSTEMİ
- MN İLE MW İLE PDI ile/||/<> MOLEKÜL AĞIRLIĞI DAĞILIMI
( Polimer boyut dağılımı parametreleri. )
( Formül: PDI = Mw/Mn ≥ 1 )
- MNC ile TNC
- MOD/MODE[İng.] değil/yerine/= TARZ
- MOD:
NESNE ile/ve/||/<> ÜST BİLİŞ
- MOD ile/||/<> MEDYAN
( Mod en sık değer İLE medyan ortanca değerdir )
( Formül: En çok tekrar İLE sıralı orta )
- MODACRYLIC FIBER[İng.] / FIBRE MODACRYLIQUE[Fr.] / MODACRYLFASER[Alm.] ile/değil/yerine/= MODAKRİLİK LİF
- MODE :/yerine MOD, KİP
- MODEL[Fr.]/MOSTRA[İt.] değil/yerine/= ÖRNEK/KÖZ
( Örnek. | Bir özelliği olan nesne ya da kişi. | Bir sanatçıya poz veren kişi. | Biçim. | Örnekleri içinde toplayan dergi. | Tip. | Benzer. | Örnek alınmaya değer kişi ya da şey. | Manken. )
- MODEL vs./and PARADIGM
- MODELİ ELE ALAN DÜZEN ile/ve GÖZLEMİ ELE ALAN DÜZEN
( THE SYSTEM WHICH CONSIDERS THE MODEL vs./and THE SYSTEM WHICH CONSIDERS THE OBSERVATION )
- MODERATION vs./and BALANCE
- MODLAR:
| ÇOCUK ve İÇ EBEVEYN ve BAŞ ETME |
ile/ve/değil/yerine/||/<>/>
SAĞLIKLI YETİŞKİN
- MODUS PONENS İLE MODUS TOLLENS İLE SİLOJİZM ile/||/<> ÇIKARIM KURALLARI
( Mantıksal çıkarım yöntemleri. )
( Formül: p→q İLE p ⊢ q )
- MOF İLE COF İLE HOF ile/||/<> GÖZENEKLİ KRİSTALLER
( Metal-organik ve organik çerçeve yapılar. )
( Formül: BET > 5000 m²/g )
- MOF İLE COF İLE ZEOLİTLER ile/||/<> GÖZENEKLİ MALZEMELER
( Düzenli gözenek yapılı kristal malzemeler. )
( Formül: BET yüzey alanı > 5000 m²/g )
- MOF MALZEMELERİ ile/||/<> ZEOLİTLER
( MOF malzemeleri metal-organik çerçevelerken İLE zeolitler inorganik alümosilikat yapılardır )
( Formül: BET yüzey alanı )
- MOF/MULTIORGAN YETMEZLİĞİ MULTIORGAN FAILURE[İng.] değil/yerine/= ÇOKLU ORGAN YETMEZLİĞİ
- MOF ile/||/<> COF
( MOF metal-organik 3D İLE COF kovalent organik 2D/3D. )
( Formül: Metal node İLE organik )
- MOHER ile LEN ile KEÇE
( %15 ile %50 ile %100 )
- MOIST vs. WET
- MOL İLE MOLALİTE İLE MOLARİTE İLE NORMALİTE ile/||/<> KONSANTRASYON BİRİMLERİ
( Çözelti derişim ölçüleri. )
( Formül: M = n/V )
- MOLE FRACTION[İng.] / FRACTION DE MOLE[Fr.] / MOLENBRUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= MOL KESRİ
- MOLEKÜL ÇEKİSİ[Osm.] / POISMOLECULAIRE[Fr.] / MOLEKULAR GEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= MOL KÜTLESİ
- MOL, PROF. DR. TORUL(İST.1940) :
( Üniversite Öğretim Üyesi. İlk ve ortaokulu Kasımpaşa'da okudu. 1959'da İstanbul Atatürk Erkek Lisesi ve 1963 yılında da İ.Ü. Orman Fakültesinden mezun oldu. 1966 yılında İ.Ü. Orman Fakültesi Orm an Entom lojisi ve Koruma Anabilim Dalında asistan olarak göreve başladı. 1972 yılında Ormancılık İlimleri Doktoru, 1979 yılında Doçent, 1988 yılında da Profesör oldu. 1996 - 2007 yılları arasında Orman Entomolojisi ve Koruma Anabilim Dalı Başkanlığı yaptı, 18.01.2007 tarihinde emekli oldu. Or. Fakültesini bitirdikten sonra, 1963 Kasım ile 1964 Nisan ayları arasında İstanbul Bahçeköy Or. İşl. Müdürlüğü'nde Orman Yüksek Mühendisi olarak görev yaptı. 1964 - 1966 tarihleri arasında askerlik hizmetini yaptı. 1974 - 1987 yılları arasında ÖSYM İstanbul İl Sınav Yönetici Yardımcılığı görevini sürdürdü. Yayınlanan kitapla: 1) Önemli Kelebek Familyaları ve Özellikleri. 2) Marmara ve Ege Bölgeleri Ormanlarında Yaşayan Geometridae Türleri Üzerinde Araştırmalar. 3) Elazığ Ormanlarında Yemlik Yaprak Yararlanmasının Orman Ağaçlarına Etkileri. 4) Populasyon Dinamiği. 5) Yaban Hayvanları Bilgisi H. Çanakçıoğlu). 6) Orman Entomolojisi Zararlı ve Yararlı Böcekler (H. Çanakçıoğlu). 7) Orman Entomolojisi (Genel Bölüm) –H. Çanakcıoğlu -). 8)Tohum ve Kültür Zararlıları (H. Çanakçıoğlu). 9) Böceklerde Davranış. 10) Yaban Hayatı Bilgisi kitaplarını yayımladı ve ayrıca pek çok bilimsel makale ve rapor yazdı. )
- MOL ile ...
( Bir nesnenin kendi moleküler ağırlığına dalton cinsinde eşit olan gram ölçüsü. [Avogadro sayısı kadar molekül içerir.] )
- MOL ile/||/<> AVOGADRO SAYISI
( Mol ve Avogadro Sayısı arasındaki ilişki )
( Amedeo Avogadro tarafından 1811 yılında keşfedildi/formüle edildi. )
- MOL ile/||/<> MOLARİTE
( 6.022x²³ adet parçacık. İLE/||/<> Bir çözeltideki bir litrede bulunan mol sayısı. )
- MOLE[İng.] / MOLE[Fr.] / MOL/MOLE[Alm.] ile/değil/yerine/= MOL
- MOL ile MOLEKÜL
( 6.022 x ^23 tane atom ya da molekül içeren miktar. İLE İki ya da daha fazla atomun kimyasal bağlarla birleşmesiyle oluşan yapı. )
( vs./and/||/<> MOLECULE )
- MOL ile/||/<> MOLEKÜL
( Mol madde miktarı birimi (6.02×10²³) İLE molekül tek parçacıktır )
( Formül: n İLE N )
( Amedeo Avogadro tarafından 1811 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1776-1856) (Ülke: İtalya) (Alan: Kimya) (Önemli katkıları: Avogadro sayısı, mol kavramı) )
- MOL ile/||/<> MOLEKÜL KÜTLESİ
( Mol sayı birimi İLE molekül kütlesi ağırlık )
( Formül: Avogadro sayısı İLE Atomik kütle toplamı )
- MOLA[İt.] değil/yerine/= ARA
( Yorgunluğu gidermek için duraklama. | Koyverme. | Takımların, oyun arasında aldıkları birer dakikalık dinlenme süresi, ara. )
- MOLAR HEAT CAPACITY[İng.] / CAPACITÉ DE LA CHALEUR MOLAIRE[Fr.] / MOLARE WÄRMEKAPAZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLAR ISI SIĞASI
- MOLAR SPECIFIC HEAT[İng.] / CHALEUR SPÉCIFIQUE MOLAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= MOLAR ÖZGÜL ISI
- MOLEKÜLBINDUNGSKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜL BAĞ KUVVETİ
- MOLEKÜL OLUŞUMUNDA:
İKİ ATOM değil ÜÇ ATOM
- MOLECULAR BINDING FORCE[İng.] / FORCE DE LIAISON MOLÉCULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER BAĞ KUVVETİ
- MOLECULAR DIAMETER[İng.] / DIAMÈTRE MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULARER DURCHMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER ÇAP
- MOLECULAR BEAM EPITAXY[İng.] / ÉPITAXIE PAR JET MOLÉCULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER DEMET EPİTAKSİSİ
- MOLECULAR GAS LASER[İng.] / LASER À GAZ MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULARER GASLASER[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER GAZ LAZERİ
- MOLECULAR GAS[İng.] / GAZ MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULARES GAS[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER GAZ
- MOLEKÜLER İLE HÜCRESEL İLE ORGANİZMA İLE POPÜLASYON ile/||/<> BİYOLOJİ SEVİYELERİ
( Yaşamın organizasyon seviyeleri. )
( Formül: Gen → Ekosistem )
- MOLECULAR HEAT[İng.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER ISI
- MOLİBDEN[Fr. < Yun.] ile MOLİBDİN[Fr. < Yun.]
( Atom numarası 42, atom ağırlığı 95, 94 olan ve 617 °'ye doğru ergiyen, gümüş beyazlığında, kırılgan, türlü çeliklerin alaşımına giren öğe. [Simgesi: Mo] İLE Doğada ancak biçimsiz durumda bulunan, doğal molibden oksit. )
- MOLOZ/LUK ile MOLOZ TAŞ ile MOLOZ DUVAR
- MOM :/yerine ANNE
- VEZNİYET[Osm.] / ÉLAN[Fr.] / BEWEGUNGSGRÖSSE, IMPULS[Alm.] ile/değil/yerine/= MOMENTUM
- MON-/MONO- ile/||/<> UNİ- ile/||/<> HAPL-/HAPLO- ile/||/<> COAG-
( Tek, yalnız, tek başına, eşi olmayan, bir. İLE/||/<> Bir, tek. İLE/||/<> Tek, yalnız, tek başına, eşi olmayan. İLE/||/<> Bir araya gelme, toplanma. )
- MONAD İLE COMONAD İLE ADJUNCTİON ile/||/<> İLERİ KATEGORİ KAVRAMLARI
( Kategori kuramınin soyut yapıları. )
( Formül: μ: T² → T İLE η: Id → T )
- MONADELF, TEK DEMET HALİNDE BİRLEŞİK = VÂHİDÜ'L-AH = MONADELPHE
- MONET ile VAN GOGH
- MONO- ile UNİ- ile MULTİ- ile PAN- ile POLİ- ile SEMİ- ile HEMİ-
( Tek-, tekli. İLE Tek. İLE Çok-, çoklu. İLE Tüm. İLE Çok-, aşırı [polidaktili: çok parmaklılık] İLE Yarı-, yarım[semi lunar: yarım aysı] İLE Yarı, yarım. )
- MONODENTAT ile/||/<> ÇOK DİŞLİ
( Monodentat tek bağ NH₃, çok dişli chelate EDTA. )
( Formül: Tek İLE çoklu bağlanma )
- MONOHİBRİT İLE DİHİBRİT İLE TRİHİBRİT İLE POLİHİBRİT İLE EPİSTASİ ile/||/<> KALITIM ÇAPRAZLAMALARI
( Mendel genetiğinde farklı sayıda özelliğin kalıtım desenleri. )
( Formül: (3:1)ⁿ fenotip oranı )
( Gregor Mendel tarafından 1865 yılında keşfedildi/formüle edildi. )
- MONOİD İLE YARIGRUP İLE GRUP İLE HALKA İLE MODÜL İLE CAD ile/||/<> CEBİRSEL YAPI HİYERARŞİSİ
( Soyut cebirdeki yapıların gittikçe zenginleşen hiyerarşisi. )
( Formül: (G ile*) İLE (R ile+ ile×) İLE (F ile+ ile×) )
- MONOKLİN İLE TRİKLİNİK İLE ORTOROMBİK ile/||/<> KRİSTAL SİSTEMLERİ
( 7 kristal sistemi. )
( Formül: P İLE I İLE F İLE C merkezleme )
- MONOMER İLE OLİGOMER İLE POLİMER İLE KOPOLİMER ile/||/<> MAKROMOLEKÜL TÜRLERİ
( Tekrarlanan birimlerden oluşan farklı büyüklükteki molekül zincirleridir. )
( Formül: [-CH₂-CH₂-]ₙ (polietilen) )
- MONTE CARLO İLE FİNİTE ELEMENT İLE SİMPLEX ile/||/<> SAYISAL YÖNTEMLER
( Hesaplamalı problem çözme. )
( Formül: Mesh discretization )
- MONTE CARLO ile/||/<> QUASİ-MONTE CARLO ile/||/<> STOKASTİK SİMÜLASYON
( Rastgele örnekleme yöntemleri. )
( Formül: σ ∝ 1/√N (MC) )
- MONTEVIDEO ve/<> PUNTA DEL ESTE
( ... VE/<> Uruguay'ın başkenti Montevideo'ya, 139 km. uzaklıkta, dünya çapında üne sahip bir kumsal/plaj. )
( ... VE/<> Plata Irmağı'nın okyanus ile birleştiği uc. [Bir tarafında Atlantik Okyanusu, öteki tarafında ise Plata Irmağı'nın ağzı görülmektedir.] )
( ... VE/<> Irmağın debisi, saniyede 22.000 m³'tür. Okyanus ile buluşan ağzının genişliği 240 km.'dir. )
- MONTEVIDEO'DA:
"ANTİKACILAR SOKAĞI" değil BİT PAZARI
( Adı bu olsa da, antikaya rastlanmamaktadır. DEĞİL Bölgedeki bireylerin, evinden getirdiği çeşitli eşyaların satıldığı yer. )
- MOUNTAIN WAX[İng.] ile/değil/yerine/= MONUM MUMU
- MOOD :/yerine RUH HALİ
- mor. dict.[Lat. < MORE DICTO] değil/yerine/= ÖNERİLEN BİÇİMDE
- MOR ile GÖĞEM
( ... İLE Yeşile çalar mor. )
- MOR[Yun.] değil/yerine/= GÖĞEZ/GÜVEZ
- MORAL değil/yerine/= ÖZCÜL GÜÇ
- MORALS vs./and WORD/PROMISE
- MORFOGEN İLE GRADYAN İLE PATERN ile/||/<> GELİŞİMSEL SİNYALLER
( Embriyoda şekil oluşumu mekanizmaları. )
( Formül: C(x) = C₀ e^(-x/λ) )
- MORGÜL, CEMAL (İST. 1947) :
( Deniz Yolları Şehir Hatları İşletmesinden emekli oldu. Sarıyer Spor Kulübü'nde 2 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu Üyesidir. )
- MORİTANYA'DA:
ÇAY ve 3 SUNUM/ANLAMI
( Moritanya'da, ufak bardakta üç kez çay ikram edilir.
1. Yaşamın kendi gibi acıdır.
2. Aşk kadar tatlıdır.
3. Ölüm kadar katıdır. )
- MORPHOGEN İLE ORGANİZER İLE INDUCER ile/||/<> GELİŞİM SİNYALLERİ
( Embriyoda şekil oluşum mekanizmaları. )
( Formül: [Morphogen] → Pattern )
- MORSE İLE FLOER İLE CONTACT ile/||/<> DİFERANSİYEL TOPOLOJİ
( Manifoldlar üzerinde analiz. )
( Formül: f: M → R )
- MORTLAMAK ile MOR ile MORG ile MORS ile MORS ALFABESİ
- MORULA İLE BLASTULA İLE GASTRULA ile/||/<> EMBRİYONİK EVRELER
( Erken embriyo gelişim aşamaları. )
( Formül: 2ⁿ göze (n=bölünme) )
- MORUQ[Azr.] = AHUDUDU[Tr.]
- MOSELEY'S LAW[İng.] / LOI DE MOSELEY[Fr.] / MOSELEYSCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= MOSELEY YASASI
- MOSKOF = RUS
( Rus. | Acımasız, zâlim. )
- MOST :/yerine EN ÇOK
- MOT İLE OPTİCAL LATTİCE İLE ATOM CHİP ile/||/<> ATOM TUZAKLAMA
( Atomları yakalama ve kontrol teknikleri. )
( Formül: F = -kv - ∇U )
- MOTION FOR DISMISSAL and MOTION FOR NEW TRIAL
( Davanın reddi dilekçesi. VE Davaya yeniden bakılması için dilekçe. )
- MOTIVATION[İng., Fr., Alm.] değil/yerine/= GÜDÜLENİM
- MOTOR İLE SHUTTLE İLE RATCHET ile/||/<> MOLEKÜLER MAKİNELER
( Nano ölçek mekanik sistemler. )
( Formül: kBT scale energy )
- Motorsiklette arkadaysan SUS!!!
- MOTT İLE ANDERSON İLE HUBBARD ile/||/<> ELEKTRON KORELASYONU
( Güçlü etkileşimli elektron sistemleri. )
( Formül: H = -t∑
- MOTTO/SLOGAN değil/yerine/= SAV SÖZ
- MOUNT :/yerine MONTE ETMEK, DAĞ
- MOUNTAIN :/yerine DAĞ
- MOZAİK ÇİNİ ile/||/<> VİTRAY ile/||/<> GÜL PENCERE
( Değişik renklerde sırlanmış levha ve parçaların alçı zemin içinde dondurulmasıyla elde edilen bir süsleme tekniği. İLE/||/<> Renkli camların belirli bir kompozisyon düzeni içinde bir araya getirilişi. Avrupa'da özellikle kiliselerin pencerelerini süsleyen vitraylarda, doğaya özgü motiflerin yanında dinsel konular da belirli bir düzen içinde resimlenmiştir. İLE/||/<> Genellikle Gotik katedrallerin cephelerinde yer alan daire biçimindeki vitraylı pencere. )
- MR :/yerine BAY
- MRG/MAGNETIC RESONANCE İMAGING[İng.] değil/yerine/= MANYETİK REZONANS GÖRÜNTÜLEME
- MRI/MAGNETIC RESONANCE İMAGING[İng.] değil/yerine/= MANYETİK REZONANS GÖRÜNTÜLEME
- MRI ile/||/<> CT
( MRI manyetik rezonans yumuşak doku İLE CT X-ray kemik. )
( Formül: H proton İLE X-ray )
- MRI ile/ve/||/<>/> fMRI
( RITA LEVI-MONTALCINI[22 Nisan 1909 - 30 Aralık 2012]
[1940'ta, MR'ı yapan kişidir.] )
- mRNA ile/ve/<> miRNA ile/ve/<> tRNA ile/ve/<> rRNA
( Messenger RNA. İLE/VE/<> Transfer RNA. İLE/VE/<> Ribozomal RNA. )
- MRS :/yerine BAYAN
- MSP ile/ve/|| IBM NEXT-GEN ile/ve/|| GOOGLE AMBASSADOR
( Microsoft Student Partner. İLE/VE/|| IBM Next Generation. İLE/VE/|| Google Ambassador. )
( Kurumların, öğrenci temsilcilerinin yararlandıkları, uluslararası sistem, ağ ve program. )
- MST İLE MAX FLOW İLE MATCHİNG ile/||/<> GRAF OPTİMİZASYON
( Klasik graf optimizasyon problemleri. )
( Formül: Max flow = Min cut )
- MSVS/MINIMUM HEALTH DATA SET[İng.] değil/yerine/= MINIMUM SAĞLIK VERİ DÜZENEĞİ
- MUÂDİL[Ar. < ADL] ile MUADDİL[Ar. < ADL]
( Eşit, denk. | [fizik] Eşdeğer. İLE Eşit ve beraber kılan, düzelten, denkleştiren, tâdîl eden. )
- MUAHEDE[< AHD | çoğ. MUÂHEDÂT] ile MUÂHEZE[< AHZ]
( Karşılıklı and içme. | Antlaşma. İLE Azarlama, paylama, çıkışma, darılma. | Tenkîd. )
- MUÂHEDE[Ar. < AHD | çoğ. MUÂHEDÂT] ile MUÂKADE[Ar. < AKD]
( Karşılıklı and içme. | Antlaşma. İLE Sözleşme yapmak, antlaşma, akid. )
- MUÂKADE[Ar. < AKD] ile/ve/||/<>/> MÜKÂTEB/E[Ar. < KETB]
( Sözleşme yapmak, antlaşma, akid. İLE/ve/||/<>/> Tamamlandığı zaman özgürleştirilmek üzere bedele bağlanan köle/lik. )
- MUALLAK TAŞ ile/ve KARA TAŞ[HACER'ÜL ESVED]
- MUALLİM[Ar. < İLM] değil/yerine/= ÖĞRETMEN
( Tâlim eden, öğreten, öğretmen, hoca. )
- MUAMMER[Ar. < ÖMR] değil/yerine/= YAŞAYAN, YAŞAMIŞ
- MU'ÂRAZA[Ar.] ile İCRÂU'L-İLLET Fİ'L-MA'LÛL[Ar.]
- MUÂSARA/T[Ar. < ASR] ile MUHASARA[Ar. < HASR] ile MUÂSERE[Ar.]
( Çağdaşlık, başkalarıyla bir yüzyılda yaşamış bulunma. İLE Kuşatma, etrafını çevirme. İLE Güçlük. | Fakirlik. )
- MUÂSIR[Ar. < ASR] ile MUHÂSIR[Ar. < HASR]
( Çağdaş. İLE Kuşatan, saran. )
( ... avec ASSIÉGEANT )
- MUÂTTAL[Ar. < ATAL] ile MUATTAR[Ar. < ITR]
( Bırakılmış, tâtil edilmiş. | Kullanılmaz, battal. | Boş, işsiz. İLE Hoş kokulu, ıtırlı. | Ünlü bir lâle. )
- MUÂVENÂT[Ar. < MUÂVENET] ile MUÂVENET[Ar. < AVN | çoğ. MUÂVENÂT]
( Yardımlar, yardım etmeler. İLE Yardım, yardım etme. )
- MUÂYENE[Ar. < MUÂVENET] ile MUAYYEN/E[Ar. < AYN]
( Gözden geçirme, yoklama. İLE Belirli. | Kararlaştırılan. )
- MUAZ BİN CEBEL CAMİİ ile ...
( Hz. Muhammed hayattayken tamamlanan 4. cami. )
- MÜBÂADE/T[Ar. < BU'D] >< MÜBÂALE[Ar.]
( İki kişinin birbirinden uzaklaşması. | Birbirini sevmeyip soğuk ve uzak durma. İLE Cilveleşme, oynaşma. )
- MUBÂH[Ar. < İBÂHA] ile MÂKUL[Ar. < AKL]
( İşlenmesinde, sevap ya da günah olmayan şey/iş. İLE Akıllıca, akla uygun, akıllıca iş gören, anlayışlı, mantıklı. )
- MÜBALAĞA İSM-İ FAİL ile/ve İSM-İ TAFTİL
( NASSARÛNE | NASSARÂNÎ | NASSÂRUN [MÜZEKKER] NASSÂRÂTÜN | NASSÂRATÂNÎ | NASSÂRATUN [MÜENNES] ile/ve ENSARÛNE/ENASİRÛ | ENSARÂNÎ | ENSARU [MÜZEKKER] NUSRAYÂTÛN/NUSARU | NUSRAYÂNÎ | NUSRÂ [MÜENNES] )
- MÜBÂNE[Ar. < BEDEL] ile MÜBÂREE[Ar. < BER]
( [eskiden] Talâk-ı bâinle boşanmış olan kadınlar. İLE Kadın ve erkeğin, birbirinden alacaklı ve verecekli olmamak üzere nikâhı bozmaları. )
- MÜBAREK/LİK ile MÜBAREK AY ile MÜBAREK GÜN ile MÜBAREK OTU
- MUBAYAA[Ar. < BEY] değil/yerine/= SATIN ALMA
- MÜBEZZİR[Ar. < BEZR] ile MÜBEZZİR[Ar. çoğ. MÜBEZZİRÎN]
( Tohum ekecek âlet. İLE Gereksiz, yersiz harcayan, israf eden, tebzîr eden. )
- MÜBÎ'[Ar. < BEY] ile MÜBÎH[Ar.]
( Satılmış şey. İLE İzin veren, ibâha eden. )
- MÜBTEDÂ'[Ar. < BED] ile MÜBTEDA'/MÜBTEDE[Ar. < BED]
( Başlangıç, baş. | [dilb.] Özne.[ad tümcelerinde] İLE Aslında yok iken yeni çıkmış olan şey. )
- MÜBTEDÎ[Ar. < BED | çoğ. MÜBTEDİÎN, MÜBTEDİYÂN] ile MÜBTEDİ'[Ar. < BED]
( Bir şey öğrenmeye yeni başlayan. Acemi. İLE Yeni bir şey ortaya çıkaran, bir yenilik ortaya koyan. )
- MÜBTELÂ'[Ar. < BEL] ile MÜBTELA[Ar. < BELÂ] ile MÜBTENÂ/MÜBTENÎ[Ar. < BİNÂ]
( Yutulmuş, yenilmiş. İLE Düşkün, bağımlı.[kötü şeylere] | Tutkun, tutulmuş. İLE Kurulu, kurulmuş olan, ibtinâ eden. | Dayanan. )
- MÜBTELİ'[< BEL] ile ...
( Bir şeyi yutan; yiyen. )
- MÜCA'AD[< CA'D] ile ...
( Kıvırcık, kıvrılmış, lülelenmiş saç. )
- MÜCÂVEDET[Ar. < CÛD] ile MÜCÂVEZE[Ar.]
( Birine karşı kerem ve ihsân etme. İLE Sınırı aşma. | Bağışlama, göz yumma. )
- MÜCEDDİD[< CEDÎD] ile YENİLEYEN, YENİLEYİCİ, YENİ BİR ŞEKİL VE SÛRET VEREN | DÎNE YENİ BİR VECHE VEREN ZÂT
( YENİLEYEN, YENİLEYİCİ, YENİ BİR ŞEKİL VE SÛRET VEREN | DÎNE YENİ BİR VECHE VEREN ZAT )
- MÜCERRED[< CERED] değil/yerine/= SOYULMUŞ, ÇIPLAK, TECRÎD EDİLMİŞ | TEK, YALNIZ | KARIŞIK VE KATIŞIK OLMAYAN | YALIN, SOYUT | KENDİ KENDİNE, BEKÂR, YALNIZ YAŞAYAN
- MÜCEVHER ile DEĞERLİ TAŞLARLA SÜSLENMİŞ ile DEĞERLİ TAŞ
( GEM vs. GEMMED vs. GEMMY )
( جواهر نشان کردن ile سنگ گران بها ile جواهر نشان ile پر گوهر )
( JAVANPAR NESHAN KARDAN ile SANG GERAN BACPEHA ile JAVANPAR NESHAN ile پر گوهر )
- MUCH :/yerine ÇOK
- MÛCİBUN Bİ'Z-ZÂT ile/ve FAİL-İ MUHTAR, KÂDİR-İ MUTLAK
( Filozoflar[Hukema] için. İLE Kelâmcılar[Mütekellimin] için. )
( Mutasavvıf için: Zâhirde Fail-i Muhtar, Kâdir-i Mutlak; Bâtında Mûcibin bi'z-Zât. )
- MUCİZE[Ar. < ACZ] ile TANSI, TANSUK
( ACİZ BIRAKAN, TANSI, TANSUK, ALLAH'IN EMRİYLE PEYGAMBERLER TARAFINDAN YAPILAN VE HALKI HAYRETTE BIRAKAN HÂRİKULÂDE İŞLER, HAREKETLER, HALLER )
- MÜDAHALENİN MENİ değil/yerine/= ELATIMIN ÖNLENMESİ
- MÜDD ile MÛD[Fars.]
( Mut, kara mut, batman türünden bir ölçek. İLE Tavşancıl kuşu. )
- MÜDDET-İ İDDET:
BOŞANMIŞ ile DUL ile GEBE
( 3 ay[üç âdet dönemi] İLE 4 ay, 10 gün. İLE Doğum ile kayıtlıdır. )
( Boşanmış bir kadının tekrar evlenebilmesi için beklemek zorunda olduğu süre. )
- MUDİL[Ar.] değil/yerine/= KARMAŞIK, GÜÇ, ÇETİN
- MÜELLİF NÜSHASINI TESPİT EDEMEDİĞİMİZ BİR YAZMANIN EDİSYON KRİTİĞİNDE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR -ile
( Konunun tespiti yapılmalıdır. Bu tespit hocanın yardımıyla olabilir başka bir biçimde de olabilir. )
( Çalışmaya başlamadan önce müellif, sonra kitabının adının elimizde olması gerekir. )
( Sonra kataloglara bakılmalı, nüshalar tespit edilmelidir. )
( Nüshalar tespit edildikten sonra bu nüshalar kendi aralarında bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Bu değerlendirme sonunda ana nüsha seçilmelidir. )
( Ana nüshayı tespit ederken dikkat edilecek hususlar:
a) Saha dikkate alınmalıdır. (Mesela, felsefe kitapları ile aritmetik kitapları.)
b) Günlük tecrübe ve sezgiler önemlidir.
c) Müstensihin kimliği ve istinsah tarihi önemlidir.
d) Kayıt türleri önemlidir. Müellifle alakalı olmayan kayıtlardır bunlar. (mukabele kaydı vs.)
e) Sunulan kişiler önemlidir. )
( Ana nüshayı tespit ettikten sonra öbür nüshalar bir sıraya konulmalıdır. (onların da kriterleri vardır.) Bu nüshalara ayrı ayrı semboller verilmelidir. )
( Sonra ana nüsha aynen kopya edilmelidir. Satır satır, ana nüshaya uygun olarak bu istinsah işi yapılmalıdır. )
( Daha sonra ana nüsha öbür nüshalarla yaprak yaprak kontrol edilmeli, farklar çıkarılmalıdır. )
( Ana metin tam metin demek değildir. )
( Edisyon kritik bir metni bugünkü formel estetik yapıya uygun hale getirmektir. )
- MÜEYYED[Ar. < EYD] ile MÜEYYİD[Ar. < EYD]
( Güçlendirilmiş, sağlam, te'yîd edilmiş. | Doğrulanmış. | Yardım gören. İLE Güçlendiren, te'yîd eden. | Doğrulayan. | Yardım eden. )
- MÜFÂHARE[Ar. < EYD] ile MÜFÂHİR[Ar. < EYD]
( Karşılıklı övünme. İLE Övünen, fahr eden. )
- MÜFERRÎ'[Ar. < FER] ile MÜFERRİH[Ar. < FERAH]
( Dal budak salan, tefrî eden. İLE İç açan/açıcı, ferahlık veren. )
- MÜFESSER[Ar. < FESR] ile MÜFESSİR[Ar. < FESR | çoğ. MÜFESSİRÎN]
( Açıklanmış, anlamı ancak açıklama ile anlaşılmış âyet ya da hadîs, tefsîr edilmiş. İLE Açıklayan, kısa şeyi genişletip anlamını ortaya çıkaran. | Kur'ân-ı Kerîm'i yorumlayana din âlimi. )
- MUHABBETİN/AŞKIN DERECELERİ'NDE:
MEYL ile/||/<>/> ARZU ile/||/<>/> SAHÂBET ile/||/<>/> GARÂM ile/||/<>/> VEDÂD ile/||/<>/> ŞEGAF ile/||/<>/> TEFÎN ile/||/<>/> TEABBÜD ile/||/<>/> HULLET ile/||/<>/> IŞK
( Öteki dillerde bizim "muhabbet" gibi çok anlamlı bir sözcük var mıdır bilmem. Ama şu kadarını söyleyeyim... Bizi bilmek demek, biraz da bu sözcüğü tüm anlamlarıyla bilmek demek...
Muhabbeti; sevgi, aşk, sevdâ, dostluk, bağlılık, sohbet, yârenlik etmek anlamlarında kullanıyoruz. Birini sevdiğimizde ona muhabbet besleriz. Sevdiğimizle oturup konuştuğumuzda muhabbet etmiş oluruz. Bir erkek ile bir kadının birbirini tanımasına ve sevmesine vesile olanlara "muhabbet tellâlı" deriz. Ama konu tasavvuf olunca sözcük farklı anlamlar kazanmaya başlar.
Eskiler, muhabbeti, şiddetine göre on dereceye ayırmış. Öncesi ilgi duymak, sonrası muhabbetin şiddetiyle yok olmak olan muhabbet olmaz ise yolculuk da olmaz. Sırayla açıklayalım...
1. MEYL: Sözlükte bir yöne doğru yönelmek, eğilmek, eğik duruma gelmek anlamı verilmiş. Biz ise birine ya da bir şeye yönelmek, sevgi, ilgi göstermek, istek ve arzu duymak anlamlarında kullanıyoruz. Tasavvufta yolun en başındakilere muhib deriz. Muhib, ilgi duyan kişidir. Yolun başı ise ilgi duymaktır. O yüzden;
Âşık oldur kim kılar cânın fedâ cânânına
Meyl-i cânân itmesin her kim ki kıymaz cânına
(Fuzûlî)
İlgi duymaya başladığımız anda yolculuğumuz başlar. Çünkü meyl ile başlayan yolculuğun sonu bu uğurda canını vermektir.
2. ARZU: Meyl, irâdeye yükselirse arzu adını alır. İrâdeye yükselmesi ise yâri istemek ile olur. Ama bunun da bir bedeli vardır.
Cân la’lin eyler arzû yâr içmek ister kanımı
Yârâb ne vâdîdir bu kim cân teşne cânân teşnedir
(Bâkî)
3. SAHÂBET: Benimseyip koruma, kayırma suretiyle sâhiplenme, sâhip çıkma anlamlarında kullandığımız sözcük, Arapça olmasına karşın anlamını Türkçe'de kazanmış. Kişinin arzu ettiği kişiye karşı, gönlünden bir akış, bir eğilim peyda olması sonucunda da korumaya, sahiplenmeye başlar.
4. GARÂM: Olağanüstü sevgi, şiddetli arzu ve iştiyâk, büyük aşk anlamına gelen garâm, sevginin gönle âdeta yapışmasıdır.
Cenap Şehabeddin;
Uyan ey bister-i sînemde yatan tıfl-ı garâm
derken âşık olmaya başladığını ya da âşık olmak arzusunu dile getiriyordu.
5. VEDÂD: Sevgi, dostluk, muhabbet anlamlarına gelen vedâd, muhabbetin saf ve katıksız durumu. Gönülden öteki eşya ve kişilere olan ilginin atılması durumu. Aynı sözcükten türeyen vedûd ise “Kullarını çok seven, onları lûtfa, ihsâna gark eden; sevilmeye lâyık ve müstahak yalnız kendi olan” anlamında Allah’ın adlarındandır.
6. ŞEGAF: Sevginin kalbi istilâ etmesi, aşırı sevgi, mecnûnca, çılgınca sevme. Kalp, sevilen şey dışındakilerden temizlenince bu sefer sevgi coşmaya başlar, kalbin tamamını fetheder, istilâ eder.
7. TEFÎN: Örümcek ağı demek olan tefîn, aşkın bir üst derecesi. Kalbin her yanını istilâ eden sevgi, kalpten taşmaya başlar. Kalpten taşmaya başlaması ise kontrolün aşk sahibinin elinden çıkıp aşkın eline geçmeye başlamasıdır. Öyle ki aşk, örümceğin ördüğü ağ gibi kişinin her tarafını kapsar, örer, onu âdeta sıkı sıkı bağlar.
8. TEABBÜD: Kul köle olmak, tapınmak anlamındaki teabbüd, kişinin artık aşkın elinde oyuncak olduğu haldir. Bu durumdaki âşığı, Hayretî şöyle anlatır:
Gam yeriz kan yutarız kûşe-i mihnette müdâm
Sanma biz kevser-i cennât-ı naîmin kuluyuz
9. HULLET: Gerçek dostluk anlamındaki hullet, sevgiliden başka kimsenin kalmadığı durumu açıklamak için kullanılır. Hullette iki özellik bulunur. Biri sadâkât yani doğruluk, öteki de samimiyet. Aşkın sondan bir önceki durumudur. Artık aşkın gerçek olduğundan, heves ya da yanılsama olmadığından emin olunmuştur.
10. IŞK: Muhabbetin en son hali ve en aşırı derecesidir. Halkanın tamamlandığı son zincir. Zât, sıfata meylettiğinde, kalpte ortaya çıkarak tüm damarlarda akıp tüm organlara yayılan aşırı muhabbet. Hallâc’ın her tarafı kesildiğinde, kanının yerlere Allah Allah diyerek akmasının nedeni de Züleyha’nın kanının Yusuf diye diye akmasının nedeni de budur. Işk öyle bir durumdur ki kişinin nazarında, sevdiğinden başka bir şey olmaz ve tüm ilgisini sevdiğine gösterir. Sadece gözleriyle ve gönlüyle değil baştan ayağa tüm âzâsıyla sevdiğini müşâhede eyler.
Tasavvuf, meyl ile başlayıp ışk ile biten bir yolculuktur. O yüzden,
Muhabbet bir kef-i Dâvud’dur pûlâdı mûm eyler
(Suzî-i Prizrenî)
ve
Muhabbet öyle bir sırdır ki bin setr et nihân olmaz
(Îzzet Molla)
Işk sahipleri nerede olursa olsun hemen bilinir.
Son sözü de Fuzûlî söylesin:
Aşk imiş her ne vâr âlemde
Muhabbetiniz daim, aşkınız bâkî ve dâim olsun.
İsmail Güleç (Prof.Dr.) | www.ismailgulec.net
)
( Aşk Merdiveni [Diotima]

6. Basamak: Aşkın kendine duyulan aşktır. Kişi, güzelliği kendi biçiminde görür ve aşkın güzelliğini olduğu gibi sever. Her özel ve güzel olan, bu biçimle bağlantısı nedeniyle güzeldir.
5. Basamak: Genel olarak bilgiye duyulan aşktır.
4. Basamak: Yasalara ve kurumlara duyulan aşktır.
3. Basamak: Nefs sevgisidir. Bu, fiziksel özelliklerin bir kenara bırakıldığı, manevi ve ahlâkî güzelliğin sevgiyi tetiklediği aşamadır. Bu adımda, kişi, nitelikli zihinlere âşık olacaktır.
2. Basamak: Tüm güzel gövdelerin sevgisidir. Kişi, tüm gövdesindeki güzelliği görür ve farkları sevmeyi öğrenir.
1. Basamak: Tek bir gövdenin sevgisidir. Bu aşk, belirli bir gövdeye duyulur. Fiziksel özelliklere duyulan bir istektir. )
- MUHÂCEZE[Ar.] ile MUACCİZE[Ar. < ACZ]
( Fısıldamak. İLE Sıkıntı verme, bıktırma, usandırma, tâciz etme. | Yapışkanlık, sırnaşıklık. )
- MUHADDAB[Ar. < HAD] ile MUHÂTAB[Ar. < HUTBE]
( Boyanmış, tahdîb olunmuş. İLE Kendine söz söylenilen. | İkinci kişi. | Eskiden, Şeyhülislâm tarafından, medresede yetişmiş kişiler arasından seçilen ve huzur derslerine katılan, en çok dört kişiden biri. )
- MUHADDEP[Ar.]/KONVEKS[İng.] değil/yerine/= DIŞBÜKEY
- MUHÂFAZA ve/+ KÂR ile/değil/yerine/>< MUHÂFAZAKÂR/KORUYUCU
- MUHALİF DİN ADAMLARI MECLİSİ ile BİR ARAYA GETİRMEK ile MONTAJCI ile TOPLANTI ile DERLEME DİLİ ile MONTAJ HATTI ile MONTAJ LİSTESİ ile MONTAJ PROGRAMI ile MECLİS ÜYESİ
( ASSEMBLY OF DEFIANT CLERICS vs. ASSEMBLE vs. ASSEMBLER vs. ASSEMBLY vs. ASSEMBLY LANGUAGE vs. ASSEMBLY LINE vs. ASSEMBLY LIST vs. ASSEMBLY PROGRAM vs. ASSEMBLYMAN )
( فراهم آمدن ile هم گذاردن ile سوار کردن ile همگذار ile سوار کننده ile شورا ile شوري ile معشر ile مجمع ile همگذاري ile زبان همگذاري ile خط توليد ile تيمار خط ile سياهه همگذاري ile مجمع روحانيون مبارز ile برنامه همگذاري ile عضو انجمن ile عضو مجلس )
( FARANPAM AMADAN ile NPAM GOZARDAN ile SAVAR KARDAN ile CPEHMGOZAR ile SAVAR KONANDEH ile SHORA ile SHORY ile معشر ile MAJMA ile CPEHMGOZARY ile ZABAN CPEHMGOZARY ile KHAT TOLYD ile TYMAR KHAT ile سياهه همگذاري ile MAJMA ROHANYVAN MOBARZ ile BARNAMEH CPEHMGOZARY ile OZV ENJAMAN ile OZV MOJALS )
- MUHÂLÜN ALEYH[Ar.] ile MUHÂLÜN BİH[Ar.]
( Aleyhine gönderilen havaleyi kabul eden kişi. İLE Birine havale edilen mal. )
- MUHAMMER[Ar. < HİMÂR] ile MUHAMMER[Ar. < HAMR] ile MUAMMER[Ar. < ÖMR]
( Eşeğe benzetilmiş, eşek denilmiş, tahmîr olunmuş. İLE Mayalanmış, ekşiyip kabarmış. | Yoğurulmuş. Kaynayıp kıvamını bulmuş. İLE Yaşayan, yaşamış, ömür süren. )
- MUHARREM[Ar.] değil/yerine/= AŞÛRE AYI
( Ay takviminin birinci ayı. )
- MUHTEMEL/EN[Ar.] değil/yerine/= OLASICA/BİR OLASILIK
- MUHTEŞEM[Ar. < HAŞMET] ile/ve MUAZZAM[Ar. < AZM]
( Görkemli, ihtişamlı, tantanalı, debdebeli. İLE/VE Kocaman, koca. | Ulu, koskoca. | Önemli, ağır. )
- MUHTESİP[Ar.](İHTİSAP AĞASI) ile/ve/||/<> KETHÜDÂ/KAHYÂ[Fars.]
( İslâm şehirlerinde çarşı ve pazar esnafını din kurallarına göre denetleyen görevli, belediye memuru. İLE/VE/||/<> Yiğitbaşılar aracılığıyla esnaf ve devlet ilişkisini yürüten. | Konak, çiftlik vb. yerlerde türlü işleri yapmakla görevli kişi. | Değnekçi. | Gerekmediği hâlde başkasının işine karışan kişi. | Esnaf kuruluşlarında lonca başkanı. )
- MÜHÜR ile DEMİRBAŞ MÜHRÜ ile BAĞIŞ MÜHRÜ ile VAKIF MÜHRÜ ile ZÂT MÜHRÜ
- MUÎD[Ar. < AVD] ile MUİDD[Ar. < ADD]
( İnzibat teminine memur, muallim yardımcısı. İLE Hazırlayan, îdâd eden. )
- MÛK[Ar.] ile MÛK[Ar.]
( Göz pınarı. İLE Diken. )
- MUKADDİME[İBN HALDUN] NÜSHALARINDA:
TUNUS ile/ve/<> MISIR ile/ve/<> ÜÇÜNCÜSÜ
- MUKATAA[Ar. < KAT | çoğ. MUKATAÂT]["ka" uzun okunur] ile MUKATTA/A[Ar. < KAT | çoğ. MUKATTAÂT] ile MUKATTAR[Ar. < KATR | çoğ. MUKATTARÂT]
( Arazinin kesime verilmesi, belirli bir kirâ karşılığında, birine bırakılması. | Bağ, bahçe, arsa durumuna getirilen ekim toprağı için verilen vergi. İLE Kesilmiş, kesik, ayrı, kat edilmiş. İLE Damıtılmış, imbikten çekilmiş, taktîr edilmiş. )
- MÜKERRER[Ar. < KERR | çoğ. MÜKERRERÂT] ile MÜKERRİR[Ar. < KERR]
( Tekrarlı, tekrarlanmış, tekrar olunmuş. İLE Tekrar eden. | Birden çok suç işleyen. )
- MÜKESSER[Ar. < KESR | çoğ. MÜKERRERÂT] ile MÜKERRİR[Ar. < KESR]
( Kırılmış, kırık, teksîr edilmiş. İLE Kıran, teksîr eden. )
- MÜKTESEP HAK/HAKK-I MÜKTESEP değil/yerine/= KAZANILMIŞ ÜLEV
- MÜKTESEP ile MÜKTESEP HAK
- MUKTEZÎ ile/ve ŞART ile/ve ADEMÜ'L-MANİA
( Yeterlilik. İLE/VE Koşul. İLE/VE Engelin olmaması. )
- MÜL ile MÜLK
- MÜLEMMA'[Ar. < LEM] değil/yerine/= ALACA RENKLİ | KOŞUK | BULAŞMIŞ
( Bir kısmı Türkçe, bir kısmı Arapça ya da Farsça söylenmiş/yazılmış olan şiir/manzûme. )
- MÜLEMMA'[Ar. < LEM] ile MÜLEVVEN[Ar. < LEVN]
( Parlak, telmi' edilmiş. | Alaca, renk renk. | Bir bölümü Türkçe, bir bölümü Arapça ya da Farsça söylenmiş manzûme. | Bulaşmış, sıvanmış. İLE Renkli, renk renk, türlü türlü. | Boyalı, boyanmış. )
- MÜLEVVES[< LEVS] değil/yerine/= KİRLİ, PİS | DÜZENSİZ, KARIŞIK
( TELVÎS EDİLMİŞ, KİRLİ, PİS | İNTİZAMSIZ, KARIŞIK )
- MÜLHEM[Ar.] değil/yerine/= İÇE DOĞMUŞ, ESİNLENİLMİŞ
- MÜLK değil/yerine ACZ
( Mülk ile doyamazsın. DEĞİL/YERİNE Acz ile kendinde ve doyurucu olursun/kalırsın. )
- MULLİKEN YÜKÜ ile/||/<> NBO YÜKÜ
( Mulliken orbital paylaşım, NBO doğal orbital lokalize. )
( Formül: Basis bağımlı İLE değil )
- MULTİ FONKSİYONEL değil/yerine/= ÇOK İŞLEVLİ
- MULTİDISİPLINER/MULTİDISCIPLINARY[İng.] değil/yerine/= ÇOK ALANLI
- MULTİFAKTÖRİYEL/MULTİFACTORIAL[İng.] değil/yerine/= ÇOK ETKENLİ
- MULTIFERROIC ile/||/<> MAGNETOELECTRİC ile/||/<> SPINTRONICS ile/||/<> ÇOK İŞLEVLİ MALZEMELER
( Birden fazla düzen parametresi. )
( Formül: P·M coupling )
(1996'dan beri)