Bugün[26 Mart 2026]
itibarı ile 17.938 başlık/FaRk ile birlikte,
17.938 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(44/73)


- LÛT[Ar.] ile Lût[Ar.]

( Çıplak. | Tatlı yemekler. İLE Hz. İbrahim'in yeğeni olan peygamber. )


- LUTE[İng.] ile/değil/yerine/= LÜT


- LÜTFEN[< LÂTİF]/LÜTÛFEN ile/ve/< RİCÂ[< REC' | çoğ. RÜCÛ]

( Kabalaşmış/kesif olandan değil en ince olandan (noktadan), hepimizin başlangıç/hareket/buluşma noktasından sesleniyorum/istiyorum. İLE/VE En ince olana (noktaya) geri dönüyorum. Orada buluşuyor ve oradan sesleniyorum/istiyorum. )


- Lütfen! SUS!!!


- LÜTÛF ile/ve/||/<> SIR


- Lütûfen! SUS!!!


- LVAD/LEFT VENTRICULAR ASSIST DEVICE SOL VENTRİKÜL[İng.] değil/yerine/= SOL KARINCIK DESTEK AYGITI


- LY-/LYO- ile/||/<> LYS-/LYSI-/-LYSIS/LYSO-/-LYTIC ile/||/<> MALAC-/MALACIA-/MALACO-

( Çözünmüş, erimiş. İLE/||/<> Gevşeme, çözünme, ayrılma, indirgenme, kurtulma, paralizi, cerrahi yolla yapışıklıkların açılması, yumuşama, serbestleşme. İLE/||/<> Yumuşama, yumuşaklık. )


- M/MOLAR[İng.] değil/yerine/= MOL


- M-RNA MESSENGER RİBONUCLEİC ACİD[İng.] değil/yerine/= HABERCİ RİBONÜKLEİK ASIT


- M.Ü. İKTİSADİ VE TİC. BİL. FAK. KAMU YÖNETİMİ BÖLÜMÜ :

( Tarabya'da Kefeliköy Caddesi üzerindeki İpsilanti Yalısında Marmara Üniversitesi İktisadi ve Ticaret Bilimleri Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü eğitim vermektedir. )


- MAL/MÜLK/MADDİ ZENGİNLİK değil/yerine/= OD, OCAK


- MÂ'[Ar. çoğ. MİYÂH] ile MÂ-[Ar.] ile MA'/MAA[Ar.] ile MÂ[Ar.]

( Su. İLE O şey ki, şu nesne, ...daki. | Olumsuzlama/nefi edatı. İLE İle, beraber, birlikte. İLE Biz. )


- -MA ile MA/MAH ile MA
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Buyrum kipindeki eylemlere gelen ve olumsuzluk bildiren bir ilgeç. İLE "İşte! | Al!" anlamına gelen bir ilgeç. İLE Oğlak ve kuzu sesinin bir yansıması. )


- MA'A[Ar.] ile 'INDE[Ar.]


- MÂBED'E ÇAĞRIDA:
SUR ile/> ÇAN ile/> EZAN


- MAÇ[İng. MATCH] değil/yerine/= KARŞILAŞMA/EŞLEŞME


- MAÇ ile MAÇA ile MAÇO/LUK ile MAÇ MAÇ ile MAÇA BEYİ ile MAÇA KIZI


- MAÇ[Azr.] = ÖPÜCÜK[Tr.]


- MACAR BURNU değil/< MA-İ CÂRÎ BURNU


- MACH SAYISI:
SERBEST AKIM HIZI ve/<> SES HIZI

( Akış içindeki serbest akım hızının, ses hızına oranı. )

( 1 kilometer/hour [km/h] = 0.2777777778 meter/second [m/s]

1 mile/hour [mi/h] = 0.44704 meter/second [m/s]

1 meter/hour [m/h] = 0.0002777778 meter/second [m/s]

1 meter/minute [m/min] = 0.0166666667 meter/second [m/s]

1 kilometer/minute [km/min] = 16.6666666667 meter/second [m/s]

1 kilometer/second [km/s] = 1000 meter/second [m/s]

1 centimeter/hour [cm/h] = 2.7777777777778E-6 meter/second [m/s]

1 centimeter/minute [cm/min] = 0.0001666667 meter/second [m/s]

1 centimeter/second [cm/s] = 0.01 meter/second [m/s]

1 millimeter/hour [mm/h] = 2.7777777777778E-7 meter/second [m/s]

1 millimeter/minute [mm/min] = 1.66667E-5 meter/second [m/s]

1 millimeter/second [mm/s] = 0.001 meter/second [m/s]

1 foot/hour [ft/h] = 8.46667E-5 meter/second [m/s]

1 foot/minute [ft/min] = 0.00508 meter/second [m/s]

1 foot/second [ft/s] = 0.3048 meter/second [m/s]

1 yard/hour [yd/h] = 0.000254 meter/second [m/s]

1 yard/minute [yd/min] = 0.01524 meter/second [m/s]

1 yard/second [yd/s] = 0.9144 meter/second [m/s]

1 mile/minute [mi/min] = 26.8224 meter/second [m/s]

1 mile/second [mi/s] = 1609.344 meter/second [m/s]

1 knot [kt, kn] = 0.5144444444 meter/second [m/s]

1 knot (UK) [kt (UK)] = 0.5147733333 meter/second [m/s]

1 Velocity of light in vacuum = 299792458 meter/second [m/s]

1 Cosmic velocity - first = 7899.9999999999 meter/second [m/s]

1 Cosmic velocity - second = 11200 meter/second [m/s]

1 Cosmic velocity - third = 16670 meter/second [m/s]

1 Earth's velocity = 29765 meter/second [m/s]

1 Velocity of sound in pure water = 1482.6999999998 meter/second [m/s]

1 Velocity of sound in sea water (20°C, 10 meter deep) = 1521.6 meter/second [m/s]

1 Mach (20°C, 1 atm) = 343.6 meter/second [m/s]

1 Mach (SI standard) = 295.0464000003 meter/second [m/s] )


- macOS'TA:
.pkg ile .dmg


- MAD vs. CRAZY


- MAD :/yerine DELİ, SİNİRLİ


- MADDİ HAZ ile/ve MANEVİ HAZ

( Zamana bağlı olarak. İLE/VE AN'da. )


- MADEN DELİ BEKİR AĞA CAMİİ :

( Mahallenin tam ortasında ve dar sokaklar arasındadır. 1900 yılında Delir Bekir Ağa tarafından yaptırılmış olup, 1971 yılında büyük onarım gördü. )


- MINERAL WATER[İng.] / EAU DE MINÉRALE[Fr.] / MINERAL WASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= MADEN SUYU


- MADEN ile/ve/||/<> MADEN-İ ENVÂR[< NUR]


- MADENCİ ARİF BEY YALISI :

( Yeniköy, Köybaşı Caddesindeki 15 kapı. No.lu binanın bir adı da Süreyya Bey yalısı olup 19. yy. ortalarında yapılmıştır. )


- MADEN-İ HÂS ve/||/<> KAVÎ İLTİMAS ve/||/<> DERK-İ TEMAS

( Yaşamda ya da herhangi bir işte, başarılı olabilmek için gerekli olanlar:
Altın(para/sermaye). VE/||/<> Ayrıcalık sağlayan/sunan, güçlü ve güvenilir biri. VE/||/<> Tanıyan/anlayan biriyle ilişki/yakınlık. )

(

)


- MADENSELLEŞMEK ile MADEN ile MADENİ ile MADENCİ/LİK ile MADENSEL ile MADEN GAZI ile MADEN SUYU ile MADEN YÜNÜ ile MADENİ YAĞ ile MADENİ YÜN ile MADEN DEVRİ ile MADEN OCAĞI ile MADENİ PARA ile MADEN BİLİMİ ile MADEN DAMARI ile MADEN FİLİZİ ile MADEN KİRASI ile MADEN KUYUSU ile MADEN KÖMÜRÜ ile MADEN MAVİSİ ile MADEN SODASI ile MADEN YATAĞI ile MADEN CEVHERİ ile MADEN BİLİMSEL


- MADEN/TAŞ/LİNYİT[Fr. < Lat.] KÖMÜRÜ ile/değil ODUN KÖMÜRÜ

( Madenleri odunla, maden kömürüyle ya da linyit kömürüyle eritmek olanaklı değil/di. İLE/DEĞİL Maden, ancak odun kömürüyle eritilebilir/di. )

( Bileşimindeki karbon oranı %60-70 olan, kahverengi ya da siyah, taşıl kömür. İLE Odunun kömürleştirilmesiyle elde edilen, kalori değeri düşük kömür, mangal kömürü. )

( Jeolojik dönemler boyunca dönüşüme uğrayarak büyük bir kalori gücü kazanan, bitki fosillerinden oluşan doğal yakıt. İLE/DEĞİL Odunun, kömürleştirilmesiyle elde edilen, kalori değeri düşük kömür. )

( ... ile/değil ÂLÂS )


- MADRÛB ile/||/<> MADRÛB FÎH ile/||/<> TAD'ÎF

( Çarpılan. İLE/||/<> Çarpan. İLE/||/<> İki katını alma işlemi. )


- MAGMA[Yun.] değil/yerine/= ISI/SICAK YUVARI

( Yerin içinde, sıvı ya da hamur kıvamında, uçucu gazlarla doymuş olarak bulunan eriyik. )


- MAGNON İLE PHONON İLE PLASMON İLE POLARON ile/||/<> KUASİPARÇACIKLAR

( Kollektif uyarılmalar. )

( Formül: ω = ck (phonon) )


- MAĞRUR OLMA SULTANIM/PADİŞAHIM! SENDEN BÜYÜK, ALLAH VAR! ile/ve/||/<> DEVEDEN BÜYÜK, FİL VAR!


- MAGZÂ[Ar.] ile MAGZÂ[Ar. çoğ. MAGAZÎ]

( Amaç, istek, meram. İLE Gazâ, savaş öyküleri. | Savaş. )


- MÂH[Fars.] ile MÂH[Fars.]

( Ay. | Yılın 1/12'si. İLE Geçersiz [para]. | Rezil, münâfık, alçak. )


- MAHABBET[Ar.] ile İŞK[Ar.]


- MAHAL/MEVZİ[Ar.] değil/yerine/= YER/YÖRE


- MAHA-VAKYA ile/||/<> AHAM BRAHMASMİ ile/||/<> BRAHMASMİ ile/||/<> SOHAM ile/||/<> TAT-SAT

( Yüce söz. En üstün Vedanta gerçeklerini ifade eden dört Upanişad. @@ Ben Brahma'yım. @@ Ben En Yüce'yim. Saf bilincin ifadesi. @@ Ben O'yum. @@ Gerçek O'dur. )


- MAHDUT değil/yerine/= DAR


- MAHİYET[Ar.] değil/yerine/= İÇYÜZ


- MAHKEME ile MAHKEME ŞEFİ ile ASKERİ MAHKEME ile TEMYİZ MAHKEMESİ ile BANT ile NAZİK ile NEZAKET ile ADLİYE ile NEZAKETLE ile MAHKEME SALONU ile MAHKEMELER ile KUR ile AVLU

( COURT vs. COURT MARSHAL vs. COURT MARTIAL vs. COURT OF APPEALS vs. COURT PLASTER vs. COURTEOUS vs. COURTESY vs. COURTHOUSE vs. COURTLY vs. COURTROOM vs. COURTS vs. COURTSHIP vs. COURTYARD )

( اظهار عشق کردن ile بارگاه ile دادگاه ile ديوانخانه ile دربار ile محاکمه صحرايي کردن ile محاکمه صحرايي ile دادگاه تميز ile دادگاه استان ile مشمع سريشمي ile مبادي آداب ile مردم نوازي ile تربيت ile تواضع ile کاخ دادگستري ile درباري ile اطاق دادگاه ile محاکم ile نظر بازي ile صحن )

( EZEHAR ESH KARDAN ile BARGAH ile DADEGAH ile ديوانخانه ile DARBAR ile MOHAKAMEH SAHRAYY KARDAN ile MOHAKAMEH SAHRAYY ile DADEGAH TAMYZ ile DADEGAH ESTAN ile MOSHAM SARYSHAMY ile MOBADY ADAB ile MARDAM NAVAZY ile TARBYT ile TAVAZE ile KAKH DADGOSTERY ile DARBARY ile OTAGH DADEGAH ile MOHAKAM ile NAZAR BAZY ile SAHN )


- MAHMUD BEY TÜRBESİ ile MAHMUD PAŞA TÜRBESİ

( Üsküdar'da, Aziz Mahmud Hüdai Sokağı başındadır. İLE Bayezıd'ta, Mahmud Paşa Camisi arkasındadır. )

( Sadrazam Kayseri'li Halil Paşa'nın oğlu Mahmud Bey'in türbesidir. [XVII. yy.] İLE Sadrazam Mahmud Paşa [ö. 1474] ve oğlunun türbesidir. )


- MAHMUT HAN (II) ÇEŞMESİ :

( Kireçburnu'ndaki İstanbul Vilayet Evinin hemen yanında bulunmaktadır (H.1230, M.1814). Çeşmenin kitabesi ve ayna taşı mermer olup diğer yanları sıva ile örtülmüştür. Çeşmenin onarım sırasında özelliğini kaybettiği düşünülebilir. Üzerinde Mahmut Han (II) nin, kazınarak bozulmuş tuğrası vardır. Çeşmenin suyu yoktur. )


- MAHMUT HAN (II) ÇEŞMESİ :

( Tarabya Parkının içindeki bu çeşme, örnek sütun çeşmelerdendir (H.1247, M.1831). Çeşme dört köşe mermer bir sütun biçimindedir. Sütun yüksekliği üç metreden fazladır. En tepe kısmında oyma bir süs ve dört cephesinde ise kitabesinin birer beyit yer almaktadır. Tarih düşüren son mısra şöyle bitmektedir: Han Mahmûd âba zibâ çeşme bünyâd eyledi". )


- MAHMUT HAN (II) ÇEŞMESİ :

( Boyacıköy'de Hekim Ata Caddesi ile Boyacı Çeşme sokağının birleştiği yerde bulunan bu çeşmenin yüzü mermerle kaplı olup, çeşmeyi Padişah Mahmut (II), sadrazam Hüsrev Mehmet Paşa'ya babası Abdülhamit (I)'in ruhu için yaptırmıştır (H.1254, M.1838). )


- MAHMUT HAN (II) ÇEŞMESİ :

( İstinye'de bulunduğu (H.1250, M.1834) Ata tarihine atfen "İstanbul Çeşmeleri" ve "İstanbul Çeşmeleri ve Sebilleri" kitaplarında bildirilen bu çeşme ile ilgili başkaca herhangi bir bilgi elde edilememiştir. )


- MAHREM-İ ESRÂR ile/ve/||/<> MAHREM-İ RÂZ

( Kendine sır söylenilen kimse, sırdaş. İLE/VE/||/<> Kendine sır verilmiş kişi. | Allah'ın sırrıan âşinâ olmayan başlayan kişi, velî. )


- MAHSÛSA ile KÜLLİYYE MÜSEVVERE ile CÜZ'İYYE MÜSEVVERE ile MÜHMELE


- MAHÛLE[Ar.] değil/yerine/= DUL

( Kocası ölmüş kadın. İLE Eşi ölmüş ya da eşinden boşanmış kadın ya da erkek. )


- MÂ-İ CÂRİ ile/||/<> MÂ-İ LEZÎZ ile/||/<> LEB-İ DERYA

( Akarsu. İLE/||/<> İçilecek su, lezzetli su, memba suyu. İLE/||/<> Deniz kenarı, sahil. )


- MAİ ile MAİL ile MAİN


- MAİ[Ar. < MA: Su.] değil/yerine/= MAVİ/GÖKÇE


- MAİ ve SİYAH

( İlk romanımız olarak görülmektedir. )


- MAİLLARD İLE CARAMELİZATION İLE FERMENTATION ile/||/<> GIDA REAKSİYONLARI

( Pişirme ve işlemedeki kimyasal değişimler. )

( Formül: Amino asit + Şeker → Aroma )


- MAIN :/yerine ANA


- MÂIZ[Ar.] ile/ve TEYS[çoğ. ETYÂS, TİYESE, TÜYÛS]

( ... İLE/VE Eril keçi. )

( TEKE ile/ve BÜZ )


- MAJOR ARC ile/||/<> MİNOR ARC

( Major büyük yay >180°, minor küçük yay <180°. )

( Formül: Greater İLE less than semicircle )


- MAJOR :/yerine ANA, BÜYÜK


- MAJÖR ile MAJÖR GAM


- MAJORANA İLE WEYL İLE DİRAC İLE ANYONS ile/||/<> EGZOTİK KUASİPARÇACIKLAR

( Topoljik madde fiziği. )

( Formül: γ = γ† (Majorana) )

( Paul Dirac tarafından 1928 yılında keşfedildi/formüle edildi. )


- MAK'ÂD[< KUÛD]:
OTURULACAK YER, MİNDER | OTURAK YERİ, GERİ, KIÇ -<


- MAKAM [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]


- MAKAM ile/ve HAL


- MAKARA ile MAKARALI ile MAKARALI KUŞ


- (not MAKE NOISE) MAKE A NOISE


- MAKRİSO, İSRAİL (İST. 1941) :

( Lise eğitiminden sonra iş hayatına atıldı. Çeşitli işlerde çalıştıktan sonra kendi ithalat ve ihracat firmasını kurdu. Sarıyer Spor Kulübü'nde 3 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- MAKSİMAL[/MAXIMAL[[İng.] değil/yerine/= EN ÇOK | EN YÜKSEK


- MAKSİMUM/MAXIMUM[İng.] değil/yerine/= EN ÇOK | EN YÜKSEK


- MAKSİMUM değil/yerine/= EN ÇOK/YÜKSEK


- MAKSİMUM ile EN GEÇ


- MAKSİMUM değil/yerine/= SON SINIR / EN FAZLA


- MAKYAJ[Fr.] değil/yerine SÜSLEM / YÜZ BOYAMA


- MAL ALMAK ile MAL ÇEKMEK


- MAL "TAKASI" ile/ve KÜLTÜR "TAKASI"


- MAL ve/||/<> ARKADAŞLIK ve/||/<> AŞK

( [Değeri yoktur!] Cömertlik yoksa. VE/||/<> Vefâ yoksa. VE/||/<> Karşılık yoksa. )


- MAL/META ile/değil/yerine CAN


- MAL ile/ve/||/<> DEĞER/TUTAR/SEMEN[Ar. çoğ. ESMÂN]


- MAL ile/ve/||/<> EMTİA

( Birinin, tüzel kişinin sahip olduğu, taşınır ya da taşınmaz varolanların tümü. İLE/VE/||/<> Alınıp satılabilen, her türlü tecim nesnesi. )


- MAL ile/ne yazık ki/>< KAPAROZ

( ... İLE/NE YAZIK Kİ/>< Yolsuzca ya da zorla elde edilen mal. )


- MÂL[Ar. çoğ. EMVÂL] ile -MAL[Ar.]

( Bir kişinin tasarrufu altında bulunan değerli ve gerekli şey. | Varlık, servet. | Para, nakit, gelir. | Tüccar eşyası. İLE "Süren, sürülen, takılan, sarılan" anlamlarıyla oluşumlar yapar.[RÛ-MÂL: Yüz süren.] )


- MAL ile MARDA[Yun.]

( ... İLE Değerini kaybetmiş[ıskarta(İt.)] mal. )


- MÂL[Ar.] ile NEŞEB[Ar.]


- MALAKİT[Fr. MALACIHTE < Yun.] değil/yerine/= BAKIRTAŞI

( Yeşil renkli, yontulup parlatılabilen, doğal bakırlı, hidratlı karbonat. )


- MALALAMAK ile MALTLANMAK ile MAL ile MALA ile MALİ ile MALT ile MALÇ ile MAL MÜLK ile MALİ YIL ile MALI TAŞI ile MAL BEYANI ile MAL SAHİBİ ile MALİ BELGE ile MALİ CEBİR ile MALİ SENET ile MAL BİRLİĞİ ile MAL CANLISI ile MAL SANDIĞI ile MAL VARLIĞI ile MALİ ANALİST ile MAL BİLDİRİMİ


- MALDI ile/||/<> ESI

( MALDI lazer matriks büyük İLE ESI sprey yumuşak çoklu yük. )

( Formül: Katı İLE çözelti )


- MAL/EŞYA [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]


- MAL/EŞYA [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]


- MALEZYA BAYRAĞI'NDA:
AY ve/<> YILDIZ ve/<> MAVİ ve/<> SARI

( İslâm'ı simgeler. VE/<> Eyaletleri simgeler. VE/<> Birlik'i simgeler. VE/<> Kraliyeti simgeler. )

( Malezya'yı oluşturan 13 eyalet, Malezya bayrağı ile birlikte kendi eyalet bayrağını kullanmaktadır. )


- MALEZYA'DA:
KENT değil/yerine KÖY

( Malezya halkı, (daha çok) yerleşim ve yaşamak için kent yerine köyleri tercih etmektedir. )


- MALİ ile MALİ YIL

( FISCAL vs. FISCAL YEAR )

( محاسباتي ile مالياتي ile سال مالي ile سال محاسباتي )

( MOHASBATY ile MALYATY ile SAL MALY ile SAL MOHASBATY )


- MALİ'DE:
HOŞNUTLUK ve/<> "HAP, HEP, HAP"

( Bir şey hoşlarına gittiğinde kullandıkları söz(cük)ler. )


- MÂLÛM ile/ve/||/<> MEZKUR ile/ve/||/<> ŞEY


- MALÛMÂT ile/ve/değil HAL

( Hâlsiz ilim, ihyâ edeyim derken imhâ eder. )


- MALÛMAT ile/ve/değil HAL


- MALUS' LAW OF RAYS[İng.] / LOI DES RAYONS DE MALUS[Fr.] / MALUSSCHES STRAHLENGESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= MALUS IŞIN YASASI


- MALUS' LAW[İng.] / LOI DE MALUS[Fr.] / MALUSSCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= MALUS YASASI


- MALZEME ile/ve/||/<> MAL

( Ara ürün ve kullanım. İLE/VE/||/<> Sonsal ürün ve kullanım. )


- MAMOGRAFİ ÇEKİMİ!:
YILDA BİR KEZ ve/<> ÂDET SONRASINDA

( Kanser durumunda/olasılığında, tedavi süresinin yeterli olabilmesi için 40 yaşından sonra her yıl çekilmesinde yarar vardır.[Kişisel/yetersiz yorum, "ağrı" ya da radyasyon nedeniyle çektirmeme tutumu yersizdir/isabetsizdir.] VE/<> Âdet öncesi ya da süresince çektirmek yerine âdet sonrasında, olası "ağrı/acı" daha azdır ve bu dönem daha uygundur. )


- MAN KIŞLAG/MAN QIŞLAG ile MAN KEND
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Oğuz ülkesinde bir yer adı. İLE Eskiden Kaşgar yakınlarında olan bir kentin adı.[Şimdi harap durumdadır.] )


- MAN, İBRAHİM (BAHÇEKÖY, 1938) :

( Taşımacılık ve ticaret yapmaktadır. 1994 - 2004 döneminde DYP den Bahçeköy Belediye Meclisi üyesi olarak görev yaptı. )


- MAN :/yerine ADAM


- MÂNÂ[Ar. < A'NÎ] ve/||/<>/< KASD[Ar.]


- MANCINIK ile MANCINIKÇI ile MANCINIK İŞİ


- -MANCY/MANTİC- ile/||/<> JAC-/JEC-

( Kehanetle ilgili, önceden belirleme, keşif. İLE/||/<> Önder olmak, öne çıkmak, belirlenen kişi. )


- MANDALİNA / PORTAKALDA:
ÇÖP/FAZLALIK değil LİFLERİ

( Sırtlarındaki lifleri ayırmayıp/atmayıp meyvenin şekerini dengeleyici işlevleri nedeniyle dış kabuğun içindeki mandalina ya da portakalın tamamını yemek gerekmektedir. )


- MANDELBROT İLE JULİA İLE SİERPİNSKİ ile/||/<> KLASİK FRAKTALLAR

( Ünlü fraktal kümeleri. )

( Formül: z_{n+1} = z_n² + c )


- MANER, İLHAN (İST. 1903 - 1977) :

( Rumelikavaklıdır. Genç yaşta pilotluğa heves etti. Fransa'ya giderek Caudron Havacılık Okuluna kaydoldu. Okulunu tamamladıktan sonra 1925'te pilotluk brovesini aldı. Bir süre Fransa'da çalıştı. Davet edilmesi üzerine Türkiye'ye döndü ve Eskişehir Hava Okulunun 7. Bölüğüne baş makinist oldu. Askerliğini havacı olarak yaptı. Almanya'ya giderek Brunswick Yüksek Hava Ticaret Okulunu bitirerek Uluslar arası hava kaptanı diplomasını aldı, Türkiye'ye dönünce Eskişehir Hava Okulunda öğretim üyesi olarak çalıştı. Zamanında her türlü ucağı pilot olarak kullandı. 1937'de DHY'nın ilk yurtdışı seferini gerçekleştirdi. Gözüpekliği, tez canlılığı ve cesareti nedeni ile kendisine "Deli Pilot" denildi. İlhan Maner "Türk Sivil Havacılık Tarihi" isimli bir kitap yayımladı. )


- MANET ile VAN GOGH


- MANEVÎLEŞTİRİLMİŞ ŞEY ile/ve/değil MANEVÎ ŞEY


- MANEVRA YETENEĞİ EN YÜKSEK KUŞ -ile

( ÇAKIRDOĞAN/BÛHE )


- MANGANIC FLUORIDE[İng.] ile/değil/yerine/= MANGAN(III) FLORÜR


- MANGANIC HYDROXIDE[İng.] ile/değil/yerine/= MANGAN(III) HİDROKSİT


- MANGANIC OXIDE[İng.] ile/değil/yerine/= MANGAN(III) OKSİT


- MANİATÜ'L HULÛV ile MANİATÜ'L CEM

( "Hem, hem de" ol(a)mayanlar için. İLE "Ne, ne de" ol(a)mayanlar için. )


- MANKURTLAŞMA ile/<> KÖZ/KÖS-KAMANLAŞMA ile/<> KANARALAŞMA

( MANKURT EFSANESİ

Efsaneye göre, Kazakistan'ın uçsuz-bucaksız Sarı-Özek bozkırının yerlisi olan Kazaklar, eski tarihlerde, onların su kuyularına ve otlaklarına göz diken Juan-Juanlar'ın zaman zaman baskınlarına maruz kalmaktalardır. Baskınlarda bazen Kazaklar, bazen de Juan-Juanlar gâlip gelmektedir. Juan-Juanlar savaşı kazandıklarında, alıp götürdükleri esirlerin bazılarını başka kabilelere satmaktalardır ki bunlar oldukça şanslı sayılırlar. Çünkü hiç olmazsa, köle olarak da olsa, sağ kalmaktalardır. Güçlü kuvvetli esirleri ise satmamakta, akıl almaz işkencelerle, belleklerini kaybettirerek, adeta delirtmekte ve onları, kendilerinin sadık köleleri olarak en önemli işlerde çalıştırmaktalardır.

Juan-Juanlar'ın işkencesini dinlemek bile acı vericidir: Önce, esirin başını, bir tane bile saç bırakmamacasına tamamen tıraş etmektelerdir. Hemen o anda, bir deve kesmekte, devenin derisinin en kalın yeri olan boynundan parçalar keserek, kanlı kanlı, esirin tıraşlı başına sımsıkı sarmaktalardır. -Aytmatov, bu deri başlığı, bugün yüzme sporunda kafaya takılan kauçuk başlığa benzetmektedir.-

Bu işkenceye maruz kalan esir, bazen acılar içinde kıvranarak ölmektedir (ki onlar da şanslı sayılmalıdır!), ölmeyenlerin boynuna, kafasını yerlere sürtmesin diye bir boyunduruk takılmaktadır. Bu haliyle esiri götürüp, çığlıklarının da duyulmayacağı ıssız bir yere, elleri kolları bağlı, aç ve susuz, kızgın güneşin altında günlerce bırakmaktalardır. Tabiî, güneşte kavrulan deri kurudukça, kafayı bir mengene gibi sıkmakta, işkence, dayanılmaz hale gelmektedir. Fakat işkenceyi asıl dayanılmaz yapan, sadece bu değildir. Kafadaki saçlar, bir taraftan uzamaya çalışmaktadır. Fakat dışarıya doğru büyüyemediği için, kafa derisinin içine doğru büyümeye çalışmaktadır. Sonunda esir, aklını yitirmekte, belleği iyice sıfırlanmaktadır. Adeta, içine saman doldurulmuş bir post (korkuluk) haline gelmektedir. İşkencenin beşinci günü Juan-Juanlar gelip sağ kalan esirleri almakta, boynundaki engeli çıkarmakta, kendine yiyecek-içecek vermektelerdir. Böylece, köle, beden gücünü yeniden toplayıp kendine gelmektedir. Fakat bundan böyle o normal bir insan değildir, o artık bir mankurttur!

Böyle bir mankurt, köle pazarlarında, güçlü-kuvvetli on esirin fiyatına satılabilmektedir. Eğer aralarındaki bir savaşta bir mankurt öldürülürse, Juan-Juanlar karşılık olarak, hür bir kişinin bedelinin üç katını almaktalardır. Bir mankurtu, ailesinden birileri gerek kaçırmak, gerekse fidye vermek suretiyle vb. geri almak istemezmiş. Çünkü o artık aileden biri değildir, aksine, zararlı biri olmuştur. Belleği iyice boşaltılan mankurt, babasını, çocukluğunu vs. asla anımsamamakta, hatta insan olduğunu bile bilmemektedir. Yani ağzı var ama dili yoktur. Efendisine mutlak koşulda itaat eden, gayet evcil bir hayvana benzemektedir. Kaçmayı bilmediği için böyle bir riski de yoktur mankurtun... Sadece karnının acıktığını hissetmekte o kadar...

Efendisinin emir ve komutlarına bir köpek sadakatiyle bağlıdır. Mankurtlaşan köleler, en kötü ve en zor işleri gık demeden yapmaktalardır. Sarı-Özek'in ucsuz-bucaksız çöllerinde, kavurucu sıcak altında deve sürüleri otlatmak ancak onların yapabileceği bir iştir. Ölmeyecek kadar yiyecek, donmayacak kadar giysi vermek yeterlidir onlar için.

İşte, Juan-Juanlar, tutsak kişilere, bu en ağır işkenceyi, belleğini yitirme, anılarını elinden alma, kimliğini unutturma işkencesini tatbik etmektelerdir. Nayman Ana öyküsü, oğlu Colaman böyle bir mankurtlaşmaya maruz kalan bir ananın dramıdır.

Nayman Ana, oğlu Kolaman [Colaman: Yol aydınlığı.] kaçırıldıktan sonra yıllarca ondan hiçbir haber alamamıştır. Öldü mü, kaldı mı, mankurt mu yapıldı, bilmemektedir. Derken, bir gün, Naymanlar bölgesine gelen tüccarlar, Juan-Juanlar'ın, su kuyuları yanından geçerken, deve sürüleri güden genç bir çobanla karşılaştıklarından söz eder. Çobanın hiçbir şey anımsamadığını, sorulan sorulara 'evet' ya da 'hayır' gibi kısa yanıtlar verdiğini vs. anlatırlar. Tüccarlar, onunla biraz da alay etmişlerdir. Nayman Ana, anlatılanları sessizce dinlemiş, fakat hiç oralı olmamış, sanki bir şey duymamış gibi davranmıştır. Fakat birden içine bir kor düşmüştür; sanki bu anlatılanın, oğlu Kolaman olduğuna dair birden bir aydınlık belirmiştir içinde. Tabiî aydınlıkla beraber de bir korku...

Nayman Ana, gördüğü böyle bir ışık karşısında daha fazla duramaz, derhal hazırlıklara koyulur, hiçkimseye sezdirmeden, devesine biner ve sabahın erken saatinde, çobanların söz ettiği, Juan-Juanlar'ın su kuyularına doğru yola koyulur. Kilometrelerce gider Sarı-Özek bozkırında ve binbir türlü korkunun sarmalında, sonunda, oğlunu bulur. Evet, Nayman Ana, deve sürüsünün başında, oğlu Kolaman'ı, başındaki deri şapkasıyla yapayalnız bulur. Herşeye karşın oğlunu tanımakta zorlanmaz.

Kolaman, gözlerine kadar indirdiği şapkasının altından durgun gözlerle anasına bakmaktadır. Sanki, o ıssız çölde, yanına bir kişinin gelmiş olması, onu, hiç ama hiç ilgilendirmemektedir. Hiçbir heyecan, depreşme, o geleni bilme, tanıma arzusu görülmemektedir. Kolaman'a, oğluna yaklaşan Nayman Ana, gerçeği artık iyice anlamıştır: Hıçkırıklar arasında varır sarılır oğlunun boynuna. "Oğlum, oğlum Kolaman! Benim, bak ben geldim, ben annen, Nayman Ana! Sen benim oğlumsun!" derse de, bu sözler, Kolaman için hiçbir anlam ifade etmemektedir. Nayman Ana, tekrar tekrar dener, kendini oğluna tanıtabilmeyi, ondan bir söz olsun yanıt alabilmeyi; adının Kolaman olduğunu anımsamasını, kendi memleketini, babasını, anasını anımsasın ister ama heyhât...

Kolaman, boş ve anlamsız gözlerle bakmaktadır. Karşısındaki kadının niçin ağladığını, neden burada, bu ıssız çölde, karşısında bulunduğunu, ondan ne istediğini hiç mi hiç düşünemiyor, hiçbir şey hissetmiyordur. Anası, bir girişim daha yapar ve bu sefer, Kolaman, adının 'Mankurt' olduğunu söyler. Anası çırpınmakta, hüngür hüngür ağlamakta, bir taraftan da bu zulmü yapanların akıllarına nasıl olup da böyle işkence yöntemlerini getirdiği için Tanrı'ya sitem etmektedir...

Nayman Ana, Sarı-Özek'te söylenen bir ağıdı anımsar:
"Ben, öldürülen, derisine saman doldurulan yavru devenin anasıyım. Buraya, saman dolu yavrumun tulumunu koklamaya, yavrumun kokusunu almaya geldim."

Nayman Ana, tekrar tekrar oğluna bir mankurt olmadığını, kendinin bir Nayman, asıl adının, Colaman olduğunu söylerse de sonuç alamaz. O anda, uzaktan gelen bir Juan-Juan'ı fark eder ve kaçar. Juan-Juan da onu fark etmiştir fakat Nayman Ana gizlenir ve Juan-Juan'ın eline geçmekten kurtulur. Nayman Ana geceyi orada geçirir. Sabahleyin etrafı kolaçan ederek yeniden sokulur, "içine saman doldurulan yavrusunun tulumunun" yanına...

Kararı, ne pahasına olursa olsun oğlunu alıp buralardan götürmek, onu kaçırmaktır. Bu sefer yine Juan-Juanlar gelmektelerdir, o yine kaçar. Juan-Juanlar kadının kim olduğunu öğrenmek için Kolaman'ı iyice sorguya çekerler. Tabiî ki konuyu anlamışlardır ve Kolaman'a emir verir, o kadın yine gelirse, onu öldürmesini sıkı sıkıya tembihlerler.

Kolaman'ın efendileri gittikten sonra son bir ümitle yanına gelen annesi bir an oğlunu göremez. Göremez, çünkü o anda, Kolaman, bir devenin arkasına sinmiş, elindeki oku annesine nişan almakla meşguldür. Annesi, oğlunu fark ettiğinde ok yaydan çıkmıştır ve öldürücü darbeyle Nayman Ana, devesinden yere yığılır. Düşerken, son sözleri, "Adını anımsa, adını anımsa!" olmuştur.

Kolaman, yani Mankurt, öz anasını düşman evinde, düşmanın sürüsünün başında ve düşmanın talimatına bağlı kalarak öldürmüştür. Nayman Ana'nın düşüp öldüğü bu yere, "Ana-Beyit Mezarlığı" denilmiştir. Yani "Ana'nın yattığı yer"...

İLE/<>

KÖZKAMANLAŞMAK

Destana göre, Manas, Alma Ata ıramağının gözesinde, Sungur'da oturan, hiç oğlu olmamış Yakup (Cakıp) Han'ın, duasından sonra Tanrı'nın verdiği yiğit oğludur. Manas birçok olağanüstülükler göstermiş, İslâm yolunda mücadele etmiş biri olarak takdim edilmektedir. Manas'ın, küçükken Kalmuklar'a esir düşen ve Moğolistan'a götürülüp orada büyütülen Köz-Kaman adında bir amcası vardır. Köz-Kaman, Moğolistan'da, Kalmuklar arasında büyütülür, bir Kalmuk kızıyla evlendirilir, oğulları olur ve bir gün oğullarıyla birlikte ata yurduna geri döner. Fakat o artık Kalmukça konuşmaktadır. Manas, daha önce amcasını hiç görmemiştir, dolayısıyla onu tanımamaktadır. Üstelik de Kalmukça konuştuğu için, amcasını casus zannetmektedir. Manas amcasını yakalar ve zincire vurur. Bu arada Manas, babasına mektup yazarak, amcası hakkında bilgi sağlar. Babası, amcasına iyi davranmasını söyler. Manas, babasının sözüne uyarak amcasını salıverir. Hatta bir de onun onuruna şölen verir fakat işte Köz-Kaman'lık gerçek yüzünü ortaya koymuştur: Köz-Kaman'ın oğulları şölende arbede çıkarır ve Manas'ı döver. Manas, ileride Kalmuklar'a karşı sefere çıktığında da Köz-Kaman ve oğullarının ihanetinden kurtulamaz.

[Manas Destanı ve Köz-Kaman: Köz-Kaman, Manas Destanı, kahramanlarından birinin adıdır. Adını, bir Kırgız yiğidinden alan, 400 bin dizelik Manas Destanı, bir Kırgız destanı olup, Müslüman Kırgızlar'la, putperest Kalmuklar arasındaki mücadeleyi anlatmaktadır. Manas'ın tarihî bir kişilik olmadığını ileri sürenler varsa da, onun bir Kırgız beyi ya da bir Kırgız yiğidi olma olasılığı yüksektir. Bu destanda, Kırgızlar'ın tüm örf-âdet ve gelenekleri, inanç ve dünya görüşleri işlenmiştir.]

İLE/<>

KANARALAŞMAK

Bir köyde, yaşlı bir adam ve oğulları yaşamaktadır. Bir gün, adamın sürüsünden esrarengiz bir biçimde koyunlar eksilmeye başlar. Oğullar, eksilen koyunların ölüsünü ya da dirisini aramadık yer bırakmazlar ama ne yazık ki bulunamamaktadır. Babaları, bu duruma epeyce kafa yormakta fakat akıl erdirememektedir. Adamın, en sonunda aklına yatan düşünce şudur: Koyunları evin köpekleri, yani bizzat sürüyü korumakla görevli olan "bekçi" köpekler yemektelerdir. Bu demektir ki, köpekler kanaralaşmıştır!

Yaşlı adam, çocuklarına talimat verir, der ki, "Gidin, evdeki tüm köpekleri öldürün. Hiçbir eniği de sağ bırakmayın! Daha sonra başka köylerden yeni enikler bulur getirir ve onları yeni baştan eğitirsiniz."

Oğullar, babalarının dediği gibi yapar ve fakat birkaç yıl sonra yine aynı durum görülmeye başlanır. Bu sefer, adam, çocuklarını başına toplar ve onlara, birkaç yıl önce kendilerine verdiği talimatı aynen yapıp yapmadıklarını sorar. Küçük oğul, o gün küçük bir eniği, acıdığı için öldürmemiş olduğunu itiraf eder. Evet, konu anlaşılmıştır: O küçük enik, anasından-babasından kanaralaşmayı öğrenmiştir, kanaralaşmak bir biçimde ona da bulaşmıştır. Büyüdükçe o da bu "ahlâkı" öteki köpeklere öğretmiştir. )


- MANNİCH İLE STRECKER İLE UGİ ile/||/<> ÇOK BİLEŞENLİ REAKSİYONLAR

( Tek kademede kompleks moleküller. )

( Formül: R-NH₂ + R-CHO + R₂CO )


- MİKYÂS-İ GAZ[Osm.] / MANOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= MANOMETRE


- MANTAR[Yun.] ile KÖK MANTAR

( Mantarlardan, içinde zehirlileri de bulunan, silindir bir gövde ve üst tarafı şapka biçiminde olan ilkel canlıların genel adı. [Lat. FUNGI] | Esnek ve sudan hafif olduğundan şişe tapası, cankurtaran simidi, cankurtaran yeleği, ayakkabı tabanı ve daha birçok şeyin yapımında kullanılan, su geçirmeyen, meşe ağacı tabakası. | Bu tabakadan yapılan şişe tapası. | Kaldırıma araçların park edilmesini engellemek amacıyla zemine gömülmüş mantar biçiminde beton yükselti. | Çocukların özel tabanca ile patlattıkları barutlu nesne. | Hayvanların burun ucu. | Uydurma söz, yalan. | Mantar hastalığı. | Mantar hastalığına neden olan mikroskobik canlı. İLE Meşe, çam ve fındık vb. ağaçların köklerinde yerleşen, iplik görünüşünde bir mantarın emeciyle, kökün ortak yaşama biçimindeki birleşmesinden oluşan mantar. )


- MANTARLAMAK ile MANTARLAŞMAK ile MANTAR/LIK ile MANTARCI/LIK ile MANTARLI ile MANTARLAR ile MANTAR ÖZÜ ile MANTAR KAYA ile MANTAR KENT ile MANTAR AĞACI ile MANTAR BİLİMİ ile MANTAR MEŞESİ ile MANTAR BİLİMCİ ile MANTAR ÇORBASI ile MANTAR TABAKASI ile MANTAR HASTALIĞI ile MANTAR TABANCASI


- MANTIK ile/ve DİL

( Mantık, dili düzeltmez ve fakat güçlendirir. )


- MANTIK ile/ve/<> HAL EHLİ OLMAK


- MANTIK ile/ve/<>/< HAYAL GÜCÜ

( A[/B/C/...Y/Z] noktasından, B[C/D.../Y/Z] noktalarına [belki/bazen/biraz] götürür. İLE/VE/<>/< Her yere götürür. )

( Çeperdeki 360 dereceden, birine/birkaçına götürür. İLE/VE/< 360 dereceyle, eşit aralıkta bulunan merkez(in)e götürür. )


- MAGNETIC FLUX DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE FLUX MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE FLUSSDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK AKI YOĞUNLUĞU


- MAGNETIC FLUX[İng.] / FLUX MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHER FLUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK AKI


- MAGNETIC MULTIPOLE[İng.] / MAGNETISCHER MULTIPOL[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK ÇOK KUTUP


- MAGNETIC MULTIPOLE FIELD[İng.] / CHAMP MULTIPOLAIRE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHES MULTIPOLFELD[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK ÇOK KUTUPLU ALAN


- MAGNETIC DECLINATION[İng.] / DÉCLINAISON MAGNÉTIQUE[Fr.] / ABWEISUNG DER MAGNETNADEL[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK SAPMA


- MAGNETIC MONOPOLE[İng.] / MONOPÔLE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHER MONOPOL[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK TEK KUTUP


- MANYETO[Fr. < Yun.] ile/ve/<> MANYETOMETRE[Fr.]

( Sürekli bir mıknatısın manyetik alanıyla indüklenen elektrik üreteci. İLE/VE/<> Manyetik momentleri ve manyetik alanların momentlerini ölçmeye, karşılaştırmaya yarayan aygıt. )


- MAGNETOAERODYNAMICS[İng.] / MAGNÉTOAÉRODYNAMIQUE[Fr.] / MAGNETOAERODYNAMIK[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETOAERODİNAMİK


- MAGNETOFLUID DYNAMICS[İng.] / DYNAMIQUE DES MAGNÉTOFLUIDES[Fr.] ile/değil/yerine/= MANYETOAKIŞKAN DEVİNBİLİM/DİNAMİĞİ


- MAGNETORESISTANCE[İng.] / MAGNÉTORÉSISTANCE[Fr.] / MAGNETOWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETODİRENÇ


- MAGNETOMETER[İng.] / MAGNÉTOMÈTRE[Fr.] / MAGNETOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETOMETRE


- FORCE MAGNÉTOMOTRICE[Fr.] ile/değil/yerine/= MANYETOMOTOR KUVVET (MMK)


- MANYEZİ[Fr. < Yun.] = MÜSHİL[Ar. < SEHL]

( Tıpta, iç sürdürücü olarak kullanılan, beyaz renkli, suda az eriyen, hiçbir tadı olmayan, magnezyum oksidinin başka bir adı. = Kolaylaştıran. | İshal veren, bağırsakları temizleyen, dışkıyı kolaylıkla dışarı çıkarttıran ilâç. )


- MANYEZİT[Fr. < Lat.] = LÜLETAŞI/ESKİŞEHİRTAŞI/DENİZKÖPÜĞÜ

( Doğal magnezyum silikat. = Kolayca yontulup işlenen, beyaz renkli doğal magnezyum silikat. )


- MAP :/yerine HARİTA


- MARAŞ İŞİ ile MARAŞ DONDURMASI


- MARCOS:
MARGARITAS ve/||/<> ALTAMIRANO ve/||/<> RANCHONUEVO ve/||/<> COMITAN ve/||/<> OCOSINGO ve/||/<> SAN CRISTOBAL

( Zapatist Ulusal Kurtuluş Örgütü'nün, altı kentin başharflerinden oluşan Meksika yerlilerinin önderi. )


- MÂR-İ HAM-BE-HAM[Fars.] ile MÂR-İ SERMÂDÎDE[Fars.]

( Kıvrım kıvrım, çöreklenmiş yılan. İLE Kışın soğuğundan uyumuş ve uyuşmuş yılan. )


- MARJ[Fr.] değil/yerine/= PAY

( Ticari bir işlemde zarar tehlikesine karşı ayrılan pay. | Yazılmış ya da basılı bir kâğıdın kenarında bırakılmış boşluk. )


- MARJİNAL FAYDA değil/yerine/= SONBİRİM YARARI


- MARKA PARÇA/BİLGİSAYAR ile OEM PARÇA/BİLGİSAYAR


- MARKOV ile/||/<> MARTİNGALE ile/||/<> LEVY ile/||/<> STOKASTİK SÜREÇLER

( Rastgele süreç türleri. )

( Formül: E[X_t|F_s] = X_s (martingale) )

( Andrey Markov tarafından 1906 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1856-1922) (Ülke: Rusya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Markov zincirleri, stokastik süreçler) )


- MARKOVNİKOV İLE ANTİ-MARKOVNİKOV İLE ZAİTSEV ile/||/<> ORGANİK KURALLAR

( Organik reaksiyonlarda ürün dağılımını belirleyen kurallar. )

( Formül: Major ürün = daha kararlı )

( Vladimir Markovnikov tarafından 1869 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1856-1922) (Ülke: Rusya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Markov zincirleri, stokastik süreçler) )


- MARKOVNİKOV İLE ZAİTSEV İLE HOFMANN ile/||/<> ORGANİK KİMYA KURALLARI

( Reaksiyon yön tahmin kuralları. )

( Formül: Major product prediction )

( Vladimir Markovnikov tarafından 1869 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1856-1922) (Ülke: Rusya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Markov zincirleri, stokastik süreçler) )


- TOPRAKLAR'DA:
MARN ile DAZ ile ALDARBIZ/ALATAV ile KİL ile ALÜVYON/BALÇIK

( Kireçli toprak. [Pekmez yapımında kullanılan toprak.] İLE Çıplak toprak. İLE Az tavlı toprak. İLE Yumuşak toprak. İLE Selin getirdiği çamurlu toprak. )


- MÂRR[Ar. < MÜRÛR] ile MÂR[Fars. < MÂRÂN]

( Geçen, mürûr eden. İLE Yılan. )


- (not MARRIED WITH) MARRIED TO


- MARSIVAN ile MARSIVAN OTU ile MARSIVAN AYISI ile MARSIVAN EŞEĞİ


- MARSIVAN[Fars.] ile MARSIVANOTU

( Sınır beyi. | Eşek. İLE Bileşikgillerden, bir cins ıtırlı bitki. )

( EQUUS ASINUS cum TANACETUM BALSAMITA )


- MARS'TA:
SU BUZU ile/ve/<> KARBONDİOKSİT BUZU


- MARTI ile ADA MARTISI

( ... vs. AUDOUIN'S GULL )

( ... cum LARUS AUDOUINII )


- MARTI ile VAN GÖLÜ MARTISI


- MARUL[Yun.] ile ACIMARUL

( ... İLE Bileşikgillerden, tadı acı, dişli yapraklı, sürgününden çıkan sütü, uyuşturucu ve yatıştırıcı olarak kullanılan iki yıllık bir bitki. )

( LACTUCA SATIVA cum LACTUCA VIROSA )


- MARUL ile/<> KIVIRCIK ile/<> GÖBEK ile/<> LOLOROSSO ile/<> ÇİN MARULU


- MARYA ile MARYA AĞI


- MÂŞ[Fars.] ile MAAŞ[Ar. < AYŞ]

( Börülceye benzeyen fasulyenin iki türü. İLE Yaşayış, dirlik. | Geçinilecek şey. | Çalışanlara, memurlara, emeklilere, dul ve yetimlere verilen aylık. )


- MAS ile MASA ile MASK ile MASA TOPU ile MAS TURİZM ile MASA SAATİ ile MASA TENİSİ ile MASA ÖRTÜSÜ ile MASA TAKVİMİ


- MAS[Ar.] değil/yerine/= SOĞURMA/EMME


- MAŞALAMAK ile MAŞALANMAK ile MAŞ ile MAŞA/LIK ile MAŞACI/LIK ile MAŞALI


- MASA'nın Var'ı. ile AĞAÇ'ın Var'ı. ile TANRI'nın Var'ı.


- MASİF[Fr.] değil/yerine/= SOM

( Kütlesi, görünürdeki tüm oylumu kaplayan, kaplama ya da doldurma olmayan. )


- MASKE değil/yerine/= YAPAY YÜZ

( Boyalı karton, kumaş, plastikten yapılmış olan, tanınmamak için kullanılan yapma yüz. | Korunmak için özel olarak yapılmış, yüze geçirilen şey. | Yüz ve boyun güzelliği için cilde sürülen krem, macun vb. | Gerçek duyguları ya da bir şeyin gerçek görünüşünü gizleyen, aldatıcı görünüş, davranış. | Kişinin oynadığı rol ya da hem kendine, hem de çevresine yönelik takındığı davranış. )


- MAŞRAPA/MAŞRABA[< MEŞÂRİB)(aslı MİŞREBE] ile KAP

( Metal, toprak vb.'den yapılmış, ağzı açık, kulplu, küçük kap. [bkz. MEŞREB, MEŞREBE] )


- MASSIVE :/yerine ÇOK BÜYÜK


- MASTAR MİMİ ile/ve İSM-İ ÂLET

( SAĞDAN SOLA! )

( MENASİRU | MENSARÂNÎ | MENSARUN ile/ve MENASİRU | MİNSARÂNÎ | MİNSARUN )


- MASTÜRBASYON:
EL/PARMAK İLE ile ARAÇ İLE ile [tazyikli] SU İLE


- MASTÜRBASYON [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]


- MA'ŞÛK(A)[< IŞK]:
SEVİLEN, SEVİLMİŞ -<


- MASUMİYET ile/ve/||/<> İLK DURUM


- MASUMLAR APARTMANI ile/ve/değil/||/<>/< MADALYONUN İÇİ (KİTABI)


- MASURA[Fars. < Yun.] ile ...

( Karton, tahta ya da plastikten yapılan, üzerine şerit, iplik vb. sarılan koni ya da silindir. | Çeşme zıvanası. | Bir akarsu ölçü birimi. )


- MAT ile
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Öyle, onun gibi. İLE ... )


- MAT değil/yerine/= DONUK


- MÂT[Fars.] ile MAT[Fr.]

( Satranç oyununda yenilme. İLE Parlak olmayan, donuk. )


- MÂT[Fars.] ile MAT[Fr.] ile MAT[İng.] ile MAT.

( Oyunlarda, taraflardan birinin yenilgisi. İLE Parlak olmayan, donuk. İLE Keçe, hasır. Üzerinde yatmaya/yer hareketleri yapmaya yarayan sağlam ve yumuşaklaştırıcı nesne. İLE Matematiğin kısaltması. )


- MAT ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ŞİŞME YATAK


- MATBAA[Ar. < TAB | çoğ. MATÂBI'] ile MATBAH[Ar. < TABH | çoğ. MATÂBİH]

( Basımevleri. İLE Mutfak. )


- MATBAA[Ar.] değil/yerine/= BASIMEVİ


- MATBAADA:
ÇİN ile/ve/||/<>/> UYGURLAR ile/ve/||/<>/> MOĞOLLAR

( ... İLE/VE/||/<>/> ... İLE/VE/||/<>/> Altınorda üzerinden, Batı'ya doğru. )


- MATBÛ ile/ve TAŞ BASKI/TAŞ BASMASI


- MATCH :/yerine EŞLEŞMEK, MAÇ


- MATEM ile MATEMLİ/LİK ile MATEM AYI ile MATEM HAVASI


- MÂTEM[Ar.] değil/yerine/= YAS


- MATEM değil/yerine/= YAS


- MATEMATİK[Fr.]/RİYAZİYE[Ar.] ile/ve/< GEOMETRİ[Fr. < Yun. GEO: Yer. | METRON: Ölçü.]

( GONİOMETRİ CETVELLERİ )

( Sayın İhsan Fazlıoğlu'nun yazılarını okumak için burayı tıklayınız... )

( )

( )


- MATEMATİK SAATLERİ:
1-9 ile/ve/||/<> İKİ TABANLI ile/ve/||/<> Pİ ile/ve/||/<> EULER ile/ve/||/<> ÇİN ile/ve/||/<> MAYA

( İlgili yazıyı okumak ve görseller için burayı tıklayınız... )


- MATEMATİK/TIP TARİHİ ile/ve/||/<> TARİHTEKİ MATEMATİK/TIP


- MATEMATİK YÜCE ile/ve/||/<> DAĞ YÜCE

( Dağ. İLE/VE/||/<> Kasırga. )


- MATEMATİK ile/ve/||/<> SİMGESELLİK ile/ve/||/<> DİL

( MATEMATİK: Simgeselliğe dayalı, evrensel dil. )


- MATERNAL[İng.] değil/yerine/= ANADAN | ANNEYE AİT


- MATİTE/MATITY[İng.] değil/yerine/= TOK SES


- MATLUB[< TALEB]:
İSTENİLEN, ARANILAN ŞEY | ALACAK -<


- MADERŞAHİ[Fars.]/MATRİARKAL[Fr. < Yun.] değil/yerine/= ANAERKİL


- MATRİS İLE DETERMİNANT İLE ÖZDEĞER İLE ÖZVEKTÖR ile/||/<> LİNEER CEBİR

( Matris kuramı kavramları. )

( Formül: det(A-λI) = 0 )


- MATRIX MECHANICS[İng.] / MÉCANIQUE DES MATRICES[Fr.] / MATRIXMECHANIK, MATRIZENMECHANIK[Alm.] ile/değil/yerine/= MATRİS MEKANİĞİ


- MATÛF[Ar. < ATF] değil/yerine/= YÖNELTİLMİŞ

( Bir yöne eğilmiş. | Yöneltilmiş. )


- MÂVERÂ[Ar.] değil/yerine/= ÖTE

( Ard, geri, bir şeyin ötesinde, arkasında bulunan. | Türk müziğinin eski bir mürekkep makamı.[Biri, devr-i kebir, öteki, fahte usûlünde, iki tane müellifi belirli olmayan peşrev ile bir tane, yine müellifi bilinmeyen saz semaisi, bu makama örnektir.] )


- MAVİ "HAP" ile "KIRMIZI HAP"

( "MATRIX I" Filmi! )


- MAVİ NİL ile MAVİ ile MAVİ KAN ile MAVİ RENK ALANI ile MAVİ KOT PANTOLON ile MAVİ AY ile MAVİ KUVARS ile PLAN ile BLUESTOCKİNG

( BLUE NILE vs. BLUE vs. BLUE BLOOD vs. BLUE COLOR AREA vs. BLUE JEANS vs. BLUE MOON vs. BLUE QUARTZ vs. BLUEPRINT vs. BLUESTOCKING )

( مستعد افسردگي ile ازرق ile آبي ile نجيب زاده ile محله کارگرنشين ile شلوار کاوبوي ile مدت طولاني ile نيل آبي ile در کوهي کبود ile برنامه کار ile زن فاضله )

( MOSTED AFSARDEGY ile AZARGH ile ABY ile NAJYBE ZADEH ile MAHLEH KARGARNESHYNE ile SHALVAR KAVBOY ile MADAT TULANY ile NEYLE ABY ile DAR KUHY KABUD ile BARNAMEH KAR ile ZAN FAZELEH )


- SU KULLANIM/AYAK İZİNDE:
MAVİ ile/ve/||/<>/> YEŞİL ile/ve/||/<>/> GRİ

( Bir ürünü üretmek için gereksinim duyulan yüzey ve yeraltı tatlı su kaynakları ölçüsü/oranı. İLE/VE/||/<>/> Bir ürünü üretmek için kullanılan toplam yağmur suyu ölçüsü/oranı. İLE/VE/||/<>/> Kirlilik yükünün ortadan kaldırılması ya da azaltılması için kullanılan tatlı su oranı. )


- MAVİ[Ar.] değil/yerine/= GÖK, GÖKÇE


- MAXWELL'S GAS[İng.] / GAZ DE MAXWELL[Fr.] / MAXWELL-GAS[Alm.] ile/değil/yerine/= MAXWELL GAZI


- MAXWELL'S LAW[İng.] / LOI DE MAXWELL[Fr.] / MAXWELL-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= MAXWELL YASASI


- MAXWELL-BOLTZMANN İLE FERMİ-DİRAC İLE BOSE-EİNSTEİN ile/||/<> KUANTUM İSTATİSTİKLERİ

( Parçacık dağılım fonksiyonları. )

( Formül: f = 1/(e^(E-μ)/kT ± 1) )

( Albert Einstein tarafından 1905 yılında keşfedildi/formüle edildi. )


- MAY :/yerine -EBİLMEK, BELKİ


- ŞAHİM[Osm.] ile/değil/yerine/= MAY


- MAYA ile AŞI


- MAYA ile/ve/||/<> AŞI


- MAYALANMA:
KELÂM (İLE) ile/ve/değil HÂL (İLE)


- MAYASIL ile MAYASIL OTU ile MAYASI BOZUK


- MAYDANOZ ve SEMİZOTU

( PARSLEY and PURSLEY )


- MAYER'S LAW[İng.] / LOI DE MAYER[Fr.] / MAYERSCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= MAYER YASASI


- MAYMUN İŞTAHLI ile GEL-GİT GÖNÜLLÜ


- MAYMUN İŞTAHLI/LIK ile/değil/yerine ÇOK YÖNLÜ/LÜK


- ALTIN LANGUR ile/değil TEPELİ GRİ LANGUR ile/değil MADRAS GRİ LANGURU


- MAZOŞİST/MAZOŞİZM[Fr., İng.] değil/yerine/= ÖZEZER/LİK


- MBS/SPATIAL INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= MEKANSAL BİLGİ DÜZENİ


- MCI/MILD COGNITIVE IMPAIRMENT[İng.] değil/yerine/= HAFİF BİLİŞSEL BOZUKLUK


- MCMURRY ile/||/<> PINACOL ile/||/<> ACYLOIN ile/||/<> KARBONİL COUPLING REAKSİYONLARI

( C-C bağ oluşturma yöntemleri. )

( Formül: 2 R₂C=O → R₂C=CR₂ )


- MCS/MECHANICAL CIRCULATORY SUPPORT[İng.] değil/yerine/= MEKANİK DOLAŞIM DESTEĞİ


- MD/DOCTOR OF MEDICINE[İng.] değil/yerine/= TIP DOKTORU


- MD İLE MC İLE DFT İLE QMC ile/||/<> HESAPLAMALI YÖNTEMLER

( Bilgisayarlı simülasyon teknikleri. )

( Formül: F = ma → r(t+Δt) )


- MD İLE MONTE CARLO İLE QM/MM ile/||/<> MOLEKÜLER SİMÜLASYON

( Biyomoleküler dinamik simülasyon. )

( Formül: F = ma = -∇V )


- MDC/MECHANICAL ASSIST DEVICE[İng.] değil/yerine/= MEKANİK (KALP) DESTEK AYGITI


- MDD/MICROWAVE DİATHERMY | MECHANICAL CIRCULATION SUPPORT[İng.] değil/yerine/= MİKRODALGA DİYATERMİSİ, MİKRODALGAYLA SICAKLIK UYGULAMASI | MEKANİK DOLAŞIM DESTEĞİ


- ME vs. YOU


- ME :/yerine BEN, BENİ


- MEA/COST EFFECTIVENESS ANALYSIS[İng.] değil/yerine/= MALİYET ETKINLİK ÇÖZÜMLEMESİ


- [not] MEANING SPACE vs./and MEANING LOSS


- MEANING vs./and INTEGRITY


- MEANING vs./and INTERPRETATION


- MEANS & ENDS/PURPOSE


- MEBÎ'[Ar. < BEY] ile MEBÎT[Ar. < BEYT]

( Satılmış şey. İLE Gecelenecek yer. )


- MEBLÛ/A[Ar. < BEL] ile MEBLÛL[Ar.]

( Yutulmuş, bel olunmuş. İLE Islanmış, ıslak. Nemli, yaş. )


- MEÇ ile MEÇ[Fr.]

( Düz ve ensiz kılıç. İLE Saçın küçük tutamlar biçiminde değişik renklerde boyanmış durumu. )


- MECÂL[Ar.] ile TÂKAT[Ar. < TÂK]

( Güç, kuvet. | Fırsat, olanak. İLE Güç, dinçlik. | İktidar. )


- MECAZ ile ÇOK ANLAMLILIK

( Mecaz, hakikatin üstünü güzelleştirir. )


- MECÂZÎ AŞK ile/ve/> HAKİKÎ AŞK


- MEC'ÛL[Ar.] ile ME'CÛR[Ar. < ECR]

( Ortaya/meydana çıkarılmış olan, yapılmış olan. İLE Ecr ve sevabı verilmiş olan. | Kiraya verilen şey. )


- ME'CÛR ile ...

( ECİR ALAN )


- MED HARFLERİ:
ELİF ile/ve/||/<> VAV ile/ve/||/<> YE


- MED ve/||/<>/> CEZİR

( [suların] Kabarması. [Uzatma, çekme, yayma, döşeme.] VE/||/<>/> Çekilmesi. )


- GEL-GİT/MED-CEZİR:
DÜNYADA ile/ve/<> GÜNEY ÇİN DENİZİ'NDE

( ... İLE/VE/<> Her 6 saatte bir gerçekleşmektedir. Borneo Adası'ndaki, Malezya'nın Sarawak eyaletindeki Sarawak Irmağı'nın akış yönünün bile değişmesine neden olmaktadır. )


- MEDCEZİR[Ar.] değil/yerine/= GEL-GİT


- MEDDAH İSMET (SOKAĞI) ile BEHÇET NECATİGİL (SOKAĞI)

( )