Üç(3) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 17.938 başlık/FaRk ile birlikte,
17.938 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(30/73)
- HAŞERE[Ar. çoğ. HAŞERÂT] -ile
( Küçük böcekler. | Arı, karınca, örümcek, akrep, fare, yılan ve benzerleri gibi küçük hayvanlar, böcekler. )
- HASH İLE MAC İLE DİJİTAL İMZA ile/||/<> KRİPTOGRAFİK PRİMİTİFLER
( Temel güvenlik yapı taşları. )
( Formül: H(m) → sabit boyut )
- HASILAT değil/yerine/= TÜM GELİR
- HAŞIR-NEŞİR ile/ve MED-CEZİR
- HASIRLAMAK ile HASIRLANMAK ile HASIR ile HASIRCI/LIK ile HASIRLI ile HASIR OTU ile HASIR DEMİR ile HASIR ÇELİK ile HASIR OTUGİLLER
- HASSAS YAN" ile "YUMUŞAK KARIN"
- HASSASİYET ile/ve GÜÇ
( SENSITIVENESS vs./and POWER )
- Hastahanede SUS!!!
- HASTALIK TIBBI ile/ve/||/<>/< SAĞLIK TIBBI
- HASTALIK ile/ve/değil/yerine HAL
- HAŞV değil/yerine SÖZ
( Uzun ve yararsız, dolma/doldurma söz. DEĞİL/YERİNE ... )
- ------- (HAT)
( 2 EYE BROW, 2 BOTTOM EYE LASH, 2 UPPER EYE LASH AND HAIR )
- LINE VOLTAGE[İng.] / TENSION DE LIGNE[Fr.] / LINIE SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HAT GERİLİMİ
- HAT(HÜSN-İ HAT) ile/||/<> HATTAT
( Arap harfleriyle güzel yazı yazma sanatı. İLE/||/<> Güzel yazı yazan sanatçı. )
- HAT SÂHİBİ ile/ve/değil/<> HAL SÂHİBİ
- HAT ile HAD
( LINE vs. LIMIT/BOUNDARY )
- HAT[Osm.] / LINE[İng.] / LINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= HAT
- HÂT ile/değil HATT
- HAT ile/||/<> HATT MÜSTAKÎM
( Çizgi. İLE/||/<> Doğru. | Varsayılan iki nokta arasını bağlayan en kısa çizgi. )
- HAT yerine/değil HÜSN-İ HAT
- HAT değil/yerine/= İLETİR
- HAT :/yerine ŞAPKA
- HAT ile/ve/> SATH ile/ve/> ŞEKİL
( Tek boyut. İLE/VE/> İki boyutlu. İLE/VE/> Üç boyutlu. )
- HATA PAYI ile/ve/<> HATA OLASILIĞI
- HATÂ ile ATÂ
( Kuldan. İLE Allah'tan. )
- ERROR[İng.] / FAULSCHLAMM GAS[Alm.] ile/değil/yerine/= HATA
- HATÎ'E[Ar.] ile İSM[Ar.]
- HÂTIR > İLM-İ LEDÜN
( Fütûhât, Sünûhât, Zuhûrât, İlhâmât İLE ... )
- HATIRA[Ar.] ile ANI
- HATM[Ar.] ile TAB'[Ar.]
- HATTAT'IN/"USTA"NIN YAZDIKLARININ, ...:
HEM KENDİNİN, HEM DE HERKES TARAFINDAN OKUNABİLENLERİ ile/ve/||/<> SADECE KENDİNİN OKUYABİLDİKLERİ ile/ve/||/<> NE KENDİNİN, NE DE BAŞKASININ OKUYABİLDİKLERİ
- HAT/YÜZ ile/ve/||/<>/> SÜSLEME/BEZEME/TEZYÎN
( LINEAMENT vs./and/||/<>/> ORNAMENT )
- HAUSDORFF İLE BOX İLE CORRELATION ile/||/<> FRAKTAL BOYUT
( Kesirli boyut ölçüm yöntemleri. )
( Formül: D = lim log(N)/log(1/r) )
- HAUSDORFF İLE COMPACT İLE CONNECTED ile/||/<> TOPOLOJİK ÖZELLİKLER
( Temel topolojik uzay özellikleri. )
( Formül: X = U ∪ V İLE U ∩ V = ∅ )
- HAUSDORFF İLE KOMPAKT İLE METRİK ile/||/<> TOPOLOJİK UZAY TÜRLERİ
( Farklı aksiyomları sağlayan uzaylar. )
( Formül: d(x iley) ≥ 0 )
- HAÜY'S LAW[İng.] / LOI D'HAÜY[Fr.] / HAÜYSCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= HAÜY YASASI
- HÂV[Ar.] ile PÜRZ[Ar.]
( Şeftalide olduğu gibi bazı meyvelerin üstündeki ince tüy. | Çuha ve benzeri kumaşların ters yüzünde bulunan tüy. İLE Kumaş tüyü/hâvı. )
- HAVA TAHMİNİ ile/ve/||/<>/> SEL UYARISI
( Bölgesel. İLE/VE/||/<>/> Noktasal. )
( )
- AIR[İng.] / LUFT[Alm.] ile/değil/yerine/= HAVA
- HAVA ile KUŞ YUVASI
( AERIAL vs. AERIE )
( هويي ile آشيانه مرتفع )
( هويي ile ASHYANEH MORTAF )
- HAVA ile/ve/||/<>/> YEL/RÜZGÂR
- HAVADAN EN İYİ FARK EDİLEN RENK -ile
( FOSFOR )
- HAVAİ/LİK ile HAVAİ HAT ile HAVAİ MAVİ ile HAVAİ FİŞEK
- HAVALE ile/<> EFT ile/<> SWIFT ile/<> FAST
( Hesaplararası para/fon aktarımı. İLE/<> Bankalararası, elektronik para/fon aktarımı[Electronic Funds Transfer]. İLE/<> Uluslararası Bankaların Finansal Haberleşme Kurumu[İng. Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication] )
( Banka içinde. İLE/<> Bankalar arasında. İLE/<> Uluslararası bankalar arasında. )
( [ne yazık ki] Pahalı. İLE/<> Daha pahalı. İLE/<> Çok (daha) pahalı. )
( Hiçbirindeki ücretlendirme, uygun oranda ve âdil değil! Devletler, vatandaşlarının hakkına sahip çıkmadığı ve bireyler, sustuğu, bilinçlenip ortak tepki göstermediği sürece de bu fırsatçılar, sömürülerine ve gasplarına devam edeceklerdir ne yazık ki. Bu konuda, en sesi çıkmayıp rahatı, kârı/primleri ve çıkarları yerinde olanlar ise bilinçli ya da bilinçsiz, bankaların yönetici ve çalışanlarıdır. Bu tıkanık ve yanlış düzenin, elbet ve umarız yakın bir gelecekte düzeleceğini ümit ediyoruz ve ilgilileri, "yetkilileri" uyarıyoruz. Her birimizin tepkisiyle, katılımı ve desteğiyle tabii! )
( [onaylanma süresi] Çok kısa sürededir. İLE/<> Daha uzun sürer. İLE/<> Daha uzun sürer. )
( [kişisel bilgi] Daha çok. İLE/<> Daha az. İLE/<> ... )
( 7/24 gerçekleştirilebilir. İLE/<> Sadece hata içi ve mesai saatleri içinde yapılabilir. İLE/<> ... )
- HAVANDA SU DÖVMEK ve/||/<> PATİNAJ ile/ve/değil/||/<> TOP ÇEVİRMEK
- [not] HAVE AN EVIL INTENTION vs. LACK OF INTENTION
- HAVELOCK'S LAW[İng.] / LOI D'HAVELOCK[Fr.] / HAVELOCK-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= HAVELOCK YASASI
- HAVEN'T THOUGHT ABOUT vs./not INSUFFICIENCY/WEAKNESS/BACKWARD
- HAVLU [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]
- HAVLU ile/değil PEŞTAMÂL[< Fars. PÜŞT-MÂL), MİZER/NİTÂK[Ar.]
( ... İLE/DEĞİL Hamamda, örtünmek ve kurulanmak için kullanılan ince dokuma. | İş yaparken, bele bağlanan, uzun, geniş dokuma. | Başa örtülen dokuma. )
( PÎŞ-GÎR[PEŞKİR şeklinde galat olarak kullanılmıştır.] ile PÜŞT-MÂL[: Arka örten/silen şey.] )
- HAVRÂ[Ar. çoğ. HÛR] ile HAVRA[İbr.]
( Âhû gözlü. İLE Yahudilik tapınağı, sinagog. | Çok gürültülü yer. )
- HAVSALASI DAR ile HAVSALASI GENİŞ
- HAVUÇ ile KUM HAVUCU
- HAVUZ ile LOK[İng.]
( ... İLE Gemileri, farklı iki su düzeyinin birinden öbürüne aşırmak için yapılmış ara havuz. )
- HAVVA ile HAVVA ANA
- HAVZ ile ZÂT DERYASI
( ZÂT DERYASI )
- HAWAII ADALARI'NIN OLUŞUMU:
5 MİLYON YIL ÖNCE ile/ve/<>/> 60.000 YIL ÖNCE
( İlk oluşan ada. İLE/VE/||/<>/> Son oluşan ada. )
- HAY BRIDGE[İng.] / PONT DE HAY[Fr.] / HAY-BRÜCKE[Alm.] ile/değil/yerine/= HAY KÖPRÜSÜ
- HAY TEK[İng. < HIGH TECH] değil/yerine/= YÜKSEK TEKNOLOJİ
- HAY ile/ve HAY
( Nefes alan ve veren hep HAY. )
- HAYÂL değil/yerine/= DÜŞ(LEM)/SAYIK
- HAYAL/FANTEZİ [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]
- HAYALİLEŞMEK ile HAY ile HAYA ile HAYALİ/LİK ile HAYALI ile HAYASIZ/LIK ile HAYASIZCA ile HAYALİ FENER ile HAYALİ İHRACAT
- HAYÂT[Ar.] ile 'IYŞ[Ar.]
- HAYÂT[Ar.] ile RÛH[Ar.]
- HAYDAN GELEN HUYA GİDER ile HAY'DAN GELEN HU'YA GİDER
- HAYDAR DOĞ KÖŞKÜ :
( Yenimahalle Pazarbaşı'nda Jandarma Karakolunun batısında ve Haydar Efendi sokaktadır. 20. yy. başlarında yapılan bu muhteşem köşk ve bakımlı bahçesi zamanla harap oldu ise de el değiştirince yıktırılarak aslına sadık kalınarak yeniden yapıldı. )
- HAYDAR DOĞ SOKAĞI VE HAYDAR EFENDİ SOKAK :
( Yenimahalle'nin Pazarbaşı bölgesinde yer alan iki sokaktır. Burada ikamet Eden İğneadalı Haydar Doğ'un beyin Milli Mücadele sırasında verdiği büyük mücadele nedeni ile iki sokaktan birine "Haydar Doğ Sokağı", diğerine de "Haydar Efendi Sokağı" adı verildi. Haydar Bey, Milli Müacedele sırasında Trakya Paşaeli Müdafaa - 1 Hukuk Cemiyeti mensubu idi. Bu Cemiyet Anadolu Müdafaa - i Hukuk Cemiyeti ile birleşti. Haydar Doğ bu kuruluşların içinde M.M: Grubu da dahil Anadolu'ya silah ve cephane kaçırılması işlerinde görev yaptı. Sarıyer'de pek çok derneğin kurulmasına öncülük yaptı kurucu oldu. Bir kadirbilirlik örneği olarak Yenimahalle/Pazarbaşında iki sokağa adı verildi. )
- Haydi SUS!!!
- HAY-HÛ:
İSTESEN DE ve/<> İSTEMESEN DE
- HAYIR:
"BİR" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< (")BİN(")
( [(")İstediğimiz(") ...] Oluyorsa. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Olmuyorsa. )
- HAYIR İLE İLGİLİ HÂTIR ile ŞER İLE İLGİLİ HÂTIR
- HAYIR ile/ve DEĞİL ile/ve YOK ile/ve HİÇ
( Hiç, yoktan iyidir. )
( NO vs./and NOT vs./and NON-EXISTENT/ABSENT/THER IS/ARE NOT vs./and NOTHING )
- HAYIR = NO[İng., İt., İsp.] = NON[Fr.] = NEIN[Alm.]
- HAYIR[< HAYR] ile/ve ŞER
( Cennetlik ameller. İLE/VE Cehennemlik ameller. )
- HAYIRLARA VESİLE OLMAK değil/yerine/= İYİLİKLERE YOL AÇMAK
- HAYIRLAŞMAK ile HAYIR ile HAYIRLI/LIK ile HAYIRSIZ/LIK ile HAYIR DUA ile HAYIRSIZCA ile HAYIR SAHİBİ ile HAYIR HASENAT
- HAYIRLI/HAYIR değil/yerine/= İYİ/KUTLU
- Hayır! SUS!!!
- Hayırlıysa SUS!!!
- HAYR:
SÖZ (İLE) ile/ve/||/<> SÜKÛT (İLE) ile/ve/||/<> NAZAR (İLE) ile/ve/||/<> AMEL (İLE)
- HAYRANLIK ile/ve AŞK
( Aşk, bir bakıştır. [Gerisi vs.] )
- HAYVAN HORTUMU ile FİL HORTUMU ile BÖCEKLERDE GÖRÜLEN HORTUM
( HORTUMLULAR: HORTÛMİYYE[Ar.], PROBOSCIDIAN[İng.], PROBOSCIDIENS[Fr.] )
( ... İLE Fillerin hortumları, 15.000 kastan oluşmaktadır. İLE ... )
( ... ile HURTÛM[çoğ. HARÂTÎM] ile ... )
( SNOUT vs. TRUNK vs. PROBOSCIS )
- BONE BLACK[İng.] / NOIR D' OS, NOR ANIMAL[Fr.] / KNOCHENKOHLE, KNOCHENSCHWARZ[Alm.] ile/değil/yerine/= HAYVAN KÖMÜRÜ
- HAYVAN SOKMALARINDA:
ARI ile/ve/||/<> AKREP ile/ve/||/<> YILAN
( Solunum düzeni bozukluklarına neden olur. İLE/VE/||/<> Sinir düzeni bozukluklarına neden olur. İLE/VE/||/<> Sindirim ve solunum düzeni bozukluklarına neden olur. )
( Acı, şişme ve kızarıklık belirtileri olur. İLE/VE/||/<> Ağrı, ödem, iltihaplanma, kızarma, morarma, kas krampları, titreme, karıncalanma, huzursuzluk ve havale görülebilir. İLE/VE/||/<> Yerel ve genel belirtiler verir. Isırılma bölgesinde, acı, morluk, kanama, iltihaplanma[1–2 hafta sürer]. Kusma, karın arısı, ishal gibi sindirim sistemi bozuklukları, aşırı susuzluk, şok, kanama, psikolojik bozukluklar, kalpte ritm bozukluğu, baş ağrısı ve solunum düzensizliği görülebilir. )
( [İlk Yardım...]
Arının iğnesi çıkarılır. Yara yıkanır ve üzeri örtülür. Soğuk uygulama yapılır. Alerji açısından değerlendirilir.
Ağız içinden soktuysa buz emmesi sağlanır. Alerjik durum varsa, çok sayıda arı tarafından sokulduysa 112 aranır.
İLE/VE/||/<>
Hasta hareket ettirilmez. Yaralı yatar pozisyonda tutulur. Soğuk uygulama yapılır. Kan dolaşımını engellemeyecek biçimde bandaj uygulanır. Yara üzerine herhangi bir müdahale yapılmaz.
İLE/VE/||/<>
Yara yıkanır. Yaralı bölge kalp seviyesinin altında tutulur. Soğuk uygulama yapılır. Hasta hareket ettirilmez. Yaraya yakın bölgede baskı yapan yüzük, bilezik vb. çıkarılır. Yara üzerine herhangi bir müdahale yapılmaz![emilmez!!!] 112 aranır. )
( Kedi-köpek gibi hayvan ısırmalarında ilkyardım:
- Yaşam bulguları değerlendirilir.
- Hafif yaralanmalarda, yara, 5 dk. sabun ve soğuk suyla yıkanır.
- Yaranın üstü, temiz bir bezle kapatılır.
- Ciddi yaralanmalarda, yaraya temiz bir bezle basınç uygulanarak kanama durdurulmalıdır.
- Derhal tıbbi yardım istenmelidir.[112]
- Hasta/yaralı, kuduz - tetanos aşısı için uyarılmalıdır. )
( NEŞEK: Yılan ısırığı. )
- HAYVAN YILI TAKVİMİ:
ÇİN ve/değil/< ÖZBEKİSTAN
( Hayvan yılı takvimini, Çin'liler, Özbekler'den almıştır. )
- HAYVAN ile TEK GÖZELİ/HÜCRELİ
( ... İLE Hayvanlardaki gibi beslenme tarzına sahip olan, besinleri yutarak sindiren tek hücreli organizmalar. )
( ANIMAL vs. PROTIST[A]/PROTOZOAN/PROTOZOA[plural] )
- HAYVÂNÎ RUH ile RÛHREVÂN ile İZÂFÎ RUH (CÂN-I CÂN-I CAN)
- Hayvan/lar ile KONUŞ!!! -ile
- ALT ÇENE:
HAYVANDA ile/+/> İNSANDA
( İki yönde hareket eder. [Aşağı/yukarı./Açma-kapama. VE Sağa-sola.] İLE/+/> Üç yönde hareket edebilir.[Aşağı/yukarı./Açma-kapama. VE Sağa-sola. VE İleri-geri.] )
( Yakalama, ısırma. VE Çiğnemeyi sağla(tı)r. İLE/+/> Konuşmayı sağla(tı)r. )
- HAZ" ve "GÜÇ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ANLAM ve DEĞER
- | "HAZ YAŞAMI" ile/ve/||/<> "POLİTİK YAŞAM" |
ile/ve/değil/yerine/||/<>/>
KURAMSAL YAŞAM
- HAZ ve/||/<>/< AZ
- HAZ ile/ve DEĞER
( PLEASURE vs./and VALUE )
- HAZ ile/ve/<>/< HAD
- HAZ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HAK/K('A NİYAZ)
- HAZ ile/değil/yerine HAS
( [not] PLEASURE vs./but PURE/SPECIAL
PURE/SPECIAL instead of PLEASURE )
- HAZ ile HAZA
- HAZ ile/ve/değil/yerine/<>/> İHTİZAZ
( Gövdesel. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/> Zihinsel. )
- HAZ[Ar. < HAZZ] ile/ve/değil/yerine/||/>< MUTLULUK
( Keyif[haz], şeylere bağımlıdır, mutluluk ise değil. )
( [ne yazık ki] Kişi, mutlu olmak için şeylere gereksinimi olduğuna "inandığı" sürece, onların yokluğunun kendini perişan edeceğine de "inanır". )
( Gövdenin ve zihnin doğru hali ve doğru kullanımı alabildiğine haz vericidir. Yanlış olan, haz arayışı içinde olmaktır. )
( Kişi, mutlu ol(a)madığından, mutluluğu "haz"da arar. "Haz", ıstırap getirir. Bundan dolayı da ona "dünyevî" der. Bu durumda da başka türlü bir hazzı, ıstırapsız bir hazzı ister/özler. Ona da "tanrısal/ilâhî" der. )
( Mutluluk, dünyasal ve dünyasal olmayan, içte ve dışta gerçekleşen her şeydir. )
( Mutlu olmak için kendinizi[özünüzü] bilmek dışında hiçbir şeye gereksiniminiz olmadığını bilmek, bilgeliktir. )
( Haz, acının geçici olarak ertelenişidir. )
( Pleasure depends on things, happiness does not. )
( Kişi, "hazların" büyüsüne kapıldığı oranda/sürece, mutluluktan da uzaklaşmış olur. )
( As long as we believe that we need things to make us happy, we shall also believe that in their absence we must be miserable.
The right state and use of the body and the mind are intensely pleasant. It is the search for pleasure that is wrong.
Because you are not happy you seek happiness in pleasure; pleasure brings in pain and therefore you call it worldly; you then long for some other pleasure, without pain, which you call divine.
Happiness is both worldly and unworldly, within and beyond all that happens.
To know that you need nothing to be happy, except self-knowledge, is wisdom.
Pleasure is but a respite from pain. )
( HAPPINESS vs. PLEASURE )
- HAZ ile/değil/yerine OLGUNLUK
( Olgunluk, hazzı erteleyebilme becerisidir. )
- HAZ = PLEASURE, JOY[İng.] = PLAISIR, JOIE[Fr.] = LUST[Alm.] = LAETITIA[Lat.] = HEDONE[Yun.] = GUSTO, PLACER[İsp.]
- HAZ ile/ve YARGI
( PLEASURE vs./and JUDGEMENT )
( LAETIA cum/et ... )
- HAZAR ATI ile/ve EDREMİT MİDİLLİSİ
- HAZIMSIZLIK değil/yerine/= GÜÇ SİNDİRİM
- HAZIR/CI/LIK ile/ve/||/<>/> KOLAY/CI/LIK
- HAZIRLAMAK[Osm.] / TO PREPARE, TO PREPARE FOR[İng.] / VORBEREITEN[Alm.] ile/değil/yerine/= HAZIRLAMAK
- Hazır olmadan susamazsın, susmaya hazırlan ve SUS!!! -ve
- Hazır olmak için SUS!!!
- Hazırda SUS!!!
- HAZZ[Ar.] ile HAZ/HAZZ[Ar. çoğ. HUZÛZ, HUZÛZÂT] ile HÂZ[Ar.]
( Kesme, kısaltma. | Kazıma, yırtma, silme. İLE Hoşlanma, zevklenme, sevinç, memnunluk. Hoşa giden duygulanım, hoşlanma. | Bir şeyden duyusal ya da tinsel sevinç duyma. | Sürdürülmesi istenilen ılımlı ve doygunluk veren coşku. | Baht, tâlih, nasip, saadet, kıymet. İLE Kir, pas. )
- HBS/HOSPITAL INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= HASTANE BİLGİ DÜZENİ
- HTK/HCT/HEMATOKRIT HEMATOCRIT[İng.] değil/yerine/= ALYUVAR YÜZDESİ
- HEAD :/yerine BAŞ
- (not HEADACHE) A HEADACHE
- HEAT :/yerine ISI
- HEBÂ ile ÂMÂ
- HECİN ile YOZ
( Çift hörgüçlü ve çok hızlı koşan cins deve. | Tek hörgüçlü deve. İLE Tek hörgüçlü dişil deve. | Davar sürüsü. )
- HEDONİ/HEDONIA[İng.] değil/yerine/= HAZ
- HELÂHİL-NİSÂR[Ar.] ile HELÂHİL-RÎZ[Ar., Fars.]
( Öldürücü zehir saçan. İLE Öldürücü zehir saçan. )
- Hele bir SUS!!!
- [not] HELP vs./and BUSINESS
- HELVA ile KOZ HELVA
( ... İLE Ceviz ve şekerle yapılan, ağdalı bir helva türü. )
- HELIUM-NEON LASER[İng.] / LASER À HÉLIUM-NÉON[Fr.] / HELIUM-NEON-LASER[Alm.] ile/değil/yerine/= HELYUM-NEON LAZERİ
- HEM -ile
( BİR, AYNI )
- [hem] ÇOK OKUYAN ile/ve/||/<>/hem de ÇOK GEZEN
( Hangisi daha çok bilir?" sorusuna, birinden yana, iki yaklaşımda bulunuluyor. Doğru yanıt diye bir şey yok! İkisi de doğru ya/ya da yanlış olabilir. Fakat bilinebilecek bir şey varsa, o da ikisini de yapanın hiçbir şey bilmediğidir. Yani ne kadar bilmediğini anlayarak ve ne kadar daha anlaması gerektiğini anlar. "ŞİO ME NİHİL ŞİRE"[En iyi bildiğim şey, hiçbir şey bilmediğim!"] )
- HEM ..., HEM DE ... ile DURUMA GÖRE ...
- HEM, HEM DE ve NE, NE DE:
[İkisi birlikte kullanılır!/kullanılmalıdır!]
- HEM KARADA, HEM SUDA YAŞAYABİLENLER ile/ve/||/<> SÜRÜNGENLER ile/ve/||/<> BALIKLAR
( Türkiye Kurbağa ve Sürüngenleri )
( ZÂT-ÜT-TENEFFÜS-İL-MÜZDEVİC, ZU-L-MAÂŞEYN/MÂÎŞEYN ile ... )
( FERZEND-İ ÂB: Suda yaşayan hayvanlar. )
( AMPHIBIANS vs. REPTILES and FISHES )
( AMPHIBIE avec ... et ... )
- HEM SAVCI, HEM DE HAKİM OLMAK" ile/değil KONUŞMADA KİŞİ ADININ GEÇMESİ
- HEME, HAEM[İng.] ile/değil/yerine/= HEM
- HEMAFEREZ/HEMAPHERESIS[İng.] değil/yerine/= KAN AYIR-SEÇ (İŞLEMI)
- HEMAGLÜTİNASYON/HEMAGGLUTINATION[İng.] değil/yerine/= KAN KÜMELEŞMESİ
- HEMATİ[Fr. < Yun.] ile HEMATİT[Fr. < Yun.]
( Kanın, hemoglobinle renklenmiş kırmızı yuvarı. [Bir milimetreküp insan kanında, 5 milyon hemati vardır.] İLE Kırmızı ya da esmer renkte olan doğal demir oksidinden oluşan bir mineral [Fe2O3], kantaşı. )
- HEMATİT[Fr. < HÉMATITE] değil/yerine/= KAN TAŞI
( Kırmızı ya da esmer renkte olan doğal demir oksidinden oluşan, yaralardan akan kanı durdurmak için kullanılan bir mineral, hematit. )
- HEMATOLOJİ değil/yerine/= KAN BİLİMİ
( Kan üzerinde incelemeler yapan bilim. )
- HEM-DEM[Fars.] ile HEM-DEST[Fars.]
( Sıkı fıkı, canciğer arkadaş. İLE Kuvvet kudrette beraber olan, el ele veren. | Ortak. | Kumaş dokuyuculukta bir çırağa, artık tek başına çalışabilecek seviyeye geldiğini bildiren beratı veren kişi. )
- HEM-DEST -ile
- HEM-DİL -ile
( DÜŞÜNCELERİ, YÜREKLERİ BİR OLAN, GÖNÜLDEŞ )
- HEME İLE CHLOROPHYLL İLE COBALAMİN İLE IRON-SULFUR ile/||/<> METALLOPROTEİNLER
( Metal içeren biyomoleküller. )
( Formül: Fe²⁺ ⇌ Fe³⁺ )
- HEME OST ile HEME EZ OST
- HEMEN DEĞİŞİM ile/ve ÂNÎ DEĞİŞİM
( IMMEDIATELY ALTERATION vs./and SUDDEN ALTERATION )
- HEM/NE PAYLAŞILANLAR/PAYLAŞILABİLENLER, HEM/NE PAYLAŞIL(A)MAYANLAR
- HEMO-[İng.] / HÉMO-[Fr.] / HÄMO-[Alm.] ile/değil/yerine/= HEMO-
- HEMODİLÜSYON/HEMODILUTION[İng.] değil/yerine/= KAN SEYRELIM
- HEMODİNAMİ/HEMODYNAMICS[İng.] değil/yerine/= KAN DOLAŞIM DEVİNIMLİĞİ
- HEMODİYALİZ/HEMODIALYSIS[İng.] değil/yerine/= KAN ARITIM/SÜZDÜRÜM
- HEMOFİLTRASYON/HEMOFILTRATION[İng.] değil/yerine/= KAN SÜZDÜRÜM
- HEMOGRAM/HEMOGRAM[İng.] değil/yerine/= KAN GÖZE ÇİZGESİ
- HEMOVİJİLANS/HEMOVIGILANCE[İng.] değil/yerine/= KAN TAKİP DÜZENİ
- [ ’ ](Hemze) ile [ ‘ ](Ayn)
- HEMZEMİN ve/<> HEMDEM
- HENRY'S LAW[İng.] / HENRY GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= HENRY YASASI/KANUNU
- HEP ile/yerine/değil DAHA ÇOK
- HEP ile HEP BİRDEN ile HEP BERABER ile HEP BİR AĞIZDAN
- HEP[Fars. < HEB] ile/değil İKİ (KEZ)
( [not] ALLWAYS vs./but TWO (TIMES)/TWICE )
- HEP ile İKİDE BİR
- HEP ile/değil/yerine OLABİLDİĞİ KADAR
- HEP ile/ve/<> SADECE
- HEPİMİZİ BİR YAPAN ile/ve/<> BAZILARIMIZI "AYRI" YAPAN
- HEPİMİZ(İN), ... ile/değil HER BİRİMİZ(İN), ...
- HEPTANRICILIK/TÜMTANRICILIK(PANTEİZM) ile HEPTANRIDACILIK(PANENTEİZM)
( Tanrı ile evrenin aynı şey olduğunu savunan görüş. | Tanrı'yı, etkin yaratıcı güç olarak belirlemekle birlikte Tanrı'yla dünyayı özdeşleştiren öğreti. ["Tek gerçek varlık, Tanrı'dır, dünya onun yansısıdır ya da türevidir. Buna göre, dünya, Tanrı'dan ayrı bir töz değildir".]
İLE
Tanrı'nın evreni kapsadığını ancak ondan daha büyük olduğunu savunan görüş. |
Her şeyin, Tanrı'da olduğunu öne süren öğreti. ["Gerçeklik, üç öğeden; ruhtan, doğadan, insandan oluşur. Ancak, bu üç öğenin temelinde, yüce varlık olan Tanrı vardır. Dünya, Tanrı'yla ve Tanrı'dadır, Tanrı'nın yanında değil ondadır, onun bağımlılığı altındadır, insanlık bu dünya ve yeryüzüyle sınırlı değildir, insanlık Tanrı'dadır, dolayısıyla ölümsüzdür ve tüm evrene yayılmıştır."] )
( PANTEISM vs. PANENTEISM )
- Her AN SUS!!!
- HER AN ile/ve/||/<>/> SÜREKLİ
- HER ANLAM/DA ile/ve/değil/||/<>/< HER ALAN/DA
- HER BABAYİĞİDİN HARCI DEĞİL ile HER BABAYİĞİDİN KÂRI DEĞİL
- HER BİÇİMDEN/GÖRÜNÜŞTEN ÇÖZÜLME/UZAKLAŞMA ve/||/<>/> YENİ VE YENİDEN BİÇİMLENME
- HER BİLDİĞİMİZİ ... ile/ve/||/<> HER SÖYLEDİĞİMİZİ ...
( Söylemiyoruz! İLE/VE/||/<> Biliyoruz! )
- HER BİR/BEHER[Fars.] ile BEHER/BEHERGLAS[Alm. < BECHER/GLAS]
( Her bir. İLE Silindir biçiminde cam deney çubuğu. )
- HER BİR KİŞİ, DÜŞÜNCENİN, DİLİN, SÖZCÜĞÜN VE HER ÖNEMLİ DEĞERİN:
TEMSİLCİSİ ve/||/<>/> BEKÇİSİ
- HER BİRİ ile HER BİRİ ile BİRBİRİNE GÖRE ile HER SEFERİNDE
( EACH vs. EACH ONE vs. EACH OTHER vs. EACH TIME )
( هريک از ile هريک ile هر کدام ile هرکدام ile هر ile هرکدم ile همديگر ile با هم ile يکديگر ile هم ile دفعه به دفعه )
( NPARYK AZ ile NPARYK ile NPAR KODAM ile NPARKDAM ile NPAR ile NPARKADAM ile CPEHMADYGAR ile BA NPAM ile YKADYGAR ile NPAM ile DAFE BAH DAFE )
- HER BİRİSİNE değil HER BİRİNE
- HER DERDE DEVÂ OLAN:
(")SARIMSAK(") ile/ve/değil/||/<>/< SARILMAK
- Her düşündüğünde SUS!!!
- HER ELİNİ SIKAN İLE ... ile/ve/<> HER CANINI SIKAN İLE ...
( Dost olma! İLE/VE/<> Düşman olma! )
- Her fırsatta DİNLE!!!
- Her fırsatta SUS!!!
- HER GÜN ...:
BİR ile/ve/||/<>/> ÜÇ ile/ve/||/<>/> BEŞ
İŞ/GÖREV
( [Her gün ...]
Büyük bir işi/görevi yerine getirebilmek. İLE/VE/||/<>/> En az üç orta işi/görevi yerine getirebilmek. İLE/VE/||/<>/> En az beş küçük işi/görevi yerine getirebilmek. )
- HER HAFTA ile AYDA DÖRT KERE
- HER HALÜKÂRDA değil/yerine/= HER DURUMDA
- HER İKİ KAPILARIMIZ değil İKİ KAPIMIZ
- HER İKİSİ değil İKİSİ ya da HER BİRİ
- HER İLE OER İLE ORR İLE CO2RR ile/||/<> ELEKTROKATALİTİK REAKSİYONLAR
( Önemli elektrokimyasal dönüşümler. )
( Formül: 2H₂O → 2H₂ + O₂ )
- HER "İNSAN/IN" değil HER KİŞİ/NİN
- HER İŞE KARIŞMAK =/<> HİÇBİR İŞ YAPMAMAK
- HER KAVRAM ve/<> HER KAHRAMAN(/KİŞİ)
- HER KOŞUL ALTINDA GEÇERLİLER ile/ve/||/<>/> MÜKEMMELLEŞME
- (HER KOŞULDA) YAP!:
NE YAPABİLİYORSAN ile/ve/||/<> NE KADARINA SAHİPSEN ile/ve/||/<> NEREDEYSEN
( (IN ANY CONDITION) DO:
WHAT YOU CAN vs./and/||/<> WHAT YOU HAVE vs./and/||/<> WHERE YOU ARE )
- HER NE KADAR ŞÖYLE OLMASINA KARŞIN/RAĞMEN değil HER NE KADAR ŞÖYLE OLSA DA ya da ŞÖYLE OLMASINA KARŞIN
- HER NE MENEMSE" ile "HER NE ŞEYİMSE/SİKİMSE" |
ile/değil/yerine/||/<>/<
"HER NEYSE"
- HER NE OLURSA ve/||/<> DİLİM/İZ DURURSA
( Bana, benden olur. VE/||/<> Başım barış/selâmet bulur. )
- HER NEYSE değil/yerine NEYSE
- HER SEFERİNDE değil/yerine/= DEĞME KEZ
- HER ŞERDE, BİR HAYIR VARDIR" değil HER ZAHMETTE, BİR RAHMET VARDIR
- HER ŞEY, DEĞİŞİR değil HER ŞEY, (BELİRLİ/BELİRSİZ) BİR ŞEYE GÖRE DEĞİŞİR
- HER ŞEY ile/ve/||/<> GERİ KALAN NE VARSA
- HER ŞEY ile HER ŞEY
( EVERYTHING vs. EVERYTHING THAT )
( همه چيز ile هر چيزي ile هر چيز ile هرآنچه )
( CPEHMEH CHYZ ile NPAR CHYZY ile NPAR CHYZ ile NPARANCHEH )
- HER ŞEY ile/ve/değil/||/<>/>/< HER ŞEYDE
- HER ŞEY ile HER ŞEY('İ)
( EVERY THING vs. EVERY THING )
- HER ŞEY ile HERŞEY('İ)
( Her şey, her şeyle ilişkili olduğu için hiçbir şeyi, sadece ve tek başına "her şey" olarak düşünemez ve dillendiremezsin. )
( Her şey, biraraya getirilmiş parçalar anlamını taşır. )
( EVERY THING vs. EVERYTHING
Everything implies a collection of particulars. )
- HER ŞEY(DE)/YER(DE) ile/ve HİÇBİR ŞEY(DE)/YER(DE)
( When we realise that all is in our mind and that we are beyond the mind, that we are truly alone; then all is us.
Nothing is me, so I am nothing. )
( Hiçbir "şey", ben değildir; böylece, ben, hiçbir şeyim. )
( Herhangi bir şey, sadece o şey değildir. )
( Herhangi bir şey, bütünün bir yanını göstererek gizleyendir. )
( Herşey, kendi olmayanı da işaret etmektedir. )
( Can sıkmanın sırrı, herşeyi anlatmaktır. )
( Herşeyin, zihnimizde olduğunu, bizim, zihinden öte olduğumuzu ve gerçekten yalnız başımıza olduğumuzu, ne zaman anlarsak, işte o zaman, herşey biziz. )
( [ON] EVERYTHING/PLACE vs./and [ON] NOTHING/PLACE )
- HER ŞEYİ BİLİYOR OLMAK değil ÇOĞUNLUĞUN, PEK FAZLA ŞEY BİLMİYOR OLMASI
- HER ŞEYİN KONUŞULABİLİRLİĞİ ile/ve/||/<>/>/< SÖYLEDİKLERİNİ TAMAMLAMASINI BEKLEMEK
- HER "ŞEYSİ" değil HER ŞEYİ
- HER "SORUNLARINI" (ÇÖZMEK) değil HER SORUNUNU (ÇÖZMEK)
- HER YERDE ile/ve/<> DİLDE, GÖNÜLDE
- HER YERDE ve/<> HER KOŞULDA
- HER YER(İ)(NDE) ile/ve HİÇBİR YER(İ)(NDE)
( EVERYWHERE vs./and NOWHERE | NOT ANYWHERE )
- Her zaman DİNLE!!!
- Her zaman DİNLE!!!
- Her zaman DİNLE!!!
- Her zaman SUS!!!
- HER ZAMAN ile HER ZAMAN
( ALWAY vs. ALWAYS )
( همه وقت ile مدام ile هميشه ile همواره ile عليالدوام ile دائما )
( CPEHMEH VAGHT ile MADAM ile NPAMYSHEH ile NPAMVAREH ile عليالدوام ile DAEMA )
- HER ZAMAN ile "HER ZAMAN"I
( Genelin içinde düşünülen zaman. İLE Özelliği/farkı olan üzerine düşünülen "ZAMAN"ı. )
( EACH TIME vs. EVERYTIME )
- HER ZAMAN ile SÜREKLİ/DAİMA[Ar.]
( Zaman-ötesi oluş, tümüyle Şimdi'dedir. )
( EVERY TIME vs. ALWAYS/FOREVER
Timeless being is entirely in the now. )
- HER ile/ve BASİT HER
- HER ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< BAZI
( [kitap] Okunmaz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Bazılarına başvurulur. )
( [eşya] Kullanılmaz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Bazıları saklanır. )
( [yazar] Sevilmez. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Bazıları (sadece) beğenilir. )
- HER ile HEP
( EACH/EVERY vs. ALWAYS )
- HER ile HER AN ile HER ZAMAN
( EVERY vs. EVERY MOMENT vs. EVERY TIME )
( همه ile هر ile هرکدام ile آن به آن ile هر وقت )
( CPEHMEH ile NPAR ile NPARKDAM ile AN BAH AN ile NPAR VAGHT )
- HER ile/ve HERHANGİ
- HER ile HERK ile HER BİR ile HER DEM ile HER GÜN ile HER BİRİ ile HER DAİM ile HER HALDE ile HER NEYSE ile HER ZAMAN ile HER NASILSA ile HER NEDENSE ile HER DEM TAZE ile HER NE KADAR ile HER YERDELİK ile HER HALÜKARDA ile HER NE HİKMETSE
- HER ... ile/değil HİÇBİR ...
- HER :/yerine ONUN (KADIN)
- HER ile TÜM
( EACH/EVERY vs. ALL )
- HERHALDE ile HER HALDE
( Tahmin, belki. İLE Mutlaka, kesinlikle. )
- HERHANGİ BİR ARKADAŞININ, SENİ, PARA İSTEMEK İÇİN ARAMASI ile TANIDIĞIN VE SEVDİĞİN BİR ARKADAŞININ, SENİ, PARA İSTEMEK İÇİN ARAMASI
- HERHANGİ BİR) DÜŞÜNCEYE:
MAHKÛM/İYET ile/ve/değil/yerine HÂKİM/İYET
- HERHANGİ BİR KİŞİ (OLAN/OLMAK) ile/ve/değil/yerine BELİRLİ BİR KİŞİ (OLAN/OLMAK)
- HERHANGİ BİR ŞEY ile HERHANGİ BİR ŞEY('İ)
( ANYTHING vs. ANYTHING )
- HERHANGİ BİRİ OLMAK ile/değil/yerine BELİRLİ BİR KİŞİ OLMAK
- HERHANGİ ile HERHANGİ BİR ile HERHANGİ BİRİ
- [ne yazık ki]
HERHANGİ BİR YERDEKİ ADÂLETSİZLİK ile/değil/yerine/></> HER YERDEKİ ADÂLET
( Tehdit. İLE/DEĞİL/YERİNE/>> Düzen. )
( Herhangi bir yerdeki adâletsizlik, adâleti tehdit eder her yerde. )
( Injustice anywhere is a threat to justice everywhere. )
- HERKES, "HER ŞEYİN FARKINDA"
ile/değil/||/<>/<
"HİÇKİMSE, HİÇBİR ŞEYİN FARKINDA DEĞİL" DEĞİL
- HERKES YAPAMAZ ile/ve/değil HERKES, HER ZAMAN (KOLAY KOLAY) YAPAMAZ
- HERKES YAPIYORSA BIRAK YAPSINLAR | KİMSE YAPAMIYORSA BEN NASIL YAPAYIM ile/değil/yerine/>< HERKES YAPIYORSA BEN DE YAPABİLMELİYİM | KİMSE YAPAMIYORSA BEN YAPAYIM
- HERKES(") ile/değil/||/<> HER BİR KİŞİ
- HERKES ile/ve/değil/||/<>/< HER BİREY
- HERKESE YETİŞMEYE ÇALIŞMAK ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> KENDİNE GEÇ KALMAK
- HERKESİN:
YANLAŞTIĞI KİŞİ/LER ile/ve/değil/||/<>/< İYİ ANLAŞTIĞI KİŞİ/LER
- Herkesle herşeyi konuşma fakat her ayrıntıyı KONUŞ(ABİL)!!!
- HERKESTE VAR değil HER YERİ/ŞEYİ KAPLAYAN
- HERMANN von MEYER ve/<>/> GERHARD HEILMANN
( 03 Eylül 1801 - 02 Nisan 1869 ve/||/<> 25 Haziran 1859 - 26 Mart 1946 )
- HERMİTİAN İLE UNİTER İLE NORMAL ile/||/<> ÖZEL MATRİSLER
( Karmaşık matrislerin özel sınıfları. )
( Formül: A† = (A*)^T )
- HERO ve/||/<> İLKBAHAR, YAZ, SONBAHAR, KIŞ... VE İLKBAHAR
(
ve/||/<>
)
(
)
- HER ŞEY İLE HER ŞEY ile/ve HER ŞEY İLE BİR ŞEY
( EVERYTHING WITH EVERYTHING vs./and EVERYTHING WITH A THING )
- HERŞEY ile/ve/değil/yerine ÇOK ŞEY
- HER ŞEY ile/ve HER ŞEYE HER ŞEYİ SÖYLEYEBİLMEK
( HER SÖYLEDİĞİN DOĞRU OLMALI HER DOĞRUYU SÖYLEMEK DOĞRU DEĞİLDİR HER SÖYLEDİĞİN HAKK OLMALI HER HAKK'I SÖYLEMEK HAKKIN DEĞİLDİR )
- HER ŞEY ile HİÇBİR ŞEY
( Zamanla telâfi edilebilir. İLE Geçip giden zaman, hiçbir şeyle telâfi edilemez. )
(1996'dan beri)