Bugün[08 Ocak 2026]
itibarı ile 13.933 başlık/FaRk ile birlikte,
13.933 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(42/57)


- KÜÇ ile KÜÇ ile KÜÇ

( Güç. İLE Şiddet, zulüm. İLE Susam. )


- KUCAK KUCAK

( Malların bolluğunda. )


- KUCAK ile DİZ ÜSTÜ

( Göğüs bölgesi. İLE Oturma durumunda dizin üstü. )


- KUCAK ile KUCAKLAŞMAK/KOÇMAK

( Kişinin, göğüs ile diz arasındaki alana verilen ad. İLE İki gövdenin, sevgi ve coşkuyla sarılması. )


- KUCAKLAMAK ile KUCAKLANMAK ile KUCAKLAŞMAK ile KUCAKLAŞTIRMAK ile KUCAKLAYABİLMEK ile KUCAKLAŞABİLMEK ile KUCAK ile KUCAK KUCAK ile KUCAK DOLUSU ile KUCAK KUCAĞA ile KUCAK ÇOCUĞU


- KUCAKLAMAK/KUCAĞA ALMAK ile KUCAĞINA OTURTMAK

( Bir bebeği/çocuğu kollar aracılığıyla/yardımıyla göğüs bölgesinde tutmak. İLE Bir bebeği/çocuğu üst bacaklar üzerinde oturtmak. )


- Kucakta KONUŞ!!!


- KUCAKTA ile KUCAKTAN KUCAĞA


- KÜÇET ile
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Harizm'de yaşayan bir Türk kavmi. )


- KUCHING:
KUZEY ile/ve/<> GÜNEY


- KUÇMAK ile ...

( Kucaklaşmak. )


- KUÇU KUÇU

( Birden parlayan, kızan kişilere söylenilen. | Köpekler için söylenilen. )


- KÜÇÜĞÜN, BÜYÜĞE SELÂM VERMESİ ile/ve/değil/yerine BÜYÜĞÜN, KÜÇÜĞE SELÂM VERMESİ


- KÜÇÜK AK BALIKÇIL ile BÜYÜK BALIKÇIL

( İki kat büyüktür. )


- KÜÇÜK AKICI MARTI ile PENGUEN


- KÜÇÜK ARMUTLU MERKEZ CAMİİ :

( Fatih Sultan Mehmet mahallesinin Küçük Armutlu yerleşim bölgesinde yen alan cami yeni camilerden olup tarihi özelliği yoktur. )


- KÜÇÜK ATARDAMAR ile ATARDAMAR

( ARTERIOLE vs. ARTERY )


- KÜÇÜK CEDEL ile/ve BÜYÜK CEDEL


- ÇÖZÜMLER:
KÜÇÜK ile/ve/||/<> ARA ile/ve/||/<> YALIN


- KÜÇÜK DELİKLER = MESÂMMÂT = PORES


- KÜÇÜK DERT ile/ve/||/<> BÜYÜK DERT

( Konuşur/konuşturur. İLE/VE/||/<> Dilsizdir. )


- KÜÇÜK DÜNYA ile/||/<> DÜZENLİ ÖRGÜ

( Küçük dünya kısa yol + kümelenme, düzenli sadece yerel. )

( Formül: 6 derece İLE örgü )


- KÜÇÜK EFENDİ KÜLLİYESİ ile ...

( Kocamustafapaşa'dadır. [Nakşibendi Tekkesi olarak kullanılırdı.] )


- KÜÇÜK/BÜYÜK(MİKRO/MAKRO) EVREN(KOZMOS)


- KÜÇÜK GÖRMEK ile/ve/<> KÜÇÜK DÜŞÜRMEK


- KÜÇÜK GÜNAH ile BÜYÜK GÜNAH

( Allah'ın, adâletiyle muamele edeceği zaman küçük günah yoktur. İLE Allah'ın, faziletiyle muamele edeceği zaman büyük günah yoktur. )


- KÜÇÜK GÜVENCELİK/KASKO ile/ve/||/<> DAR GÜVENCELİK/KASKO

( Küçük güvencelik/kasko, araçlarda oluşan küçük ölçekli kayıpların sigorta şirketi tarafından üstlenilmesi için hazırlanan bir üründür. Dolayısıyla güvence kapsamları sınırlıdır. Güvenceleri, sigorta şirketi bazında değişiklik gösterse de çoğunlukla boyasız araç kaportası onarımı, döşeme tamiri, göçük kurtarma, leke çıkarma gibi küçük onarımları kapsar. Bu tür, araçta farklı nedenlerle oluşan kozmetik sorunların poliçe kapsamında giderilmesini olanaklı kılar. İLE/VE/||/<> İçerdiği güvenceler nedeniyle genelde yoğun trafikte uzun süre araç kullanan sürücüler tarafından yeğlenir. Boyada ya da çamurlukta oluşan hafif çizikler de dâhil olmak üzere küçük hasarlarda devreye girmesi sayesinde aracın hasarsızlık oranı bozulmamış olur ve araç sahipleri bir sonraki yenileme döneminde avantajlı fiyatlarla kasko poliçelerini devam ettirebilme olanağına kavuşur. [Standart kasko paketleriyle beraber kullanımı sık karşılaşılan bir uygulamadır.] )


- KÜÇÜK HESAP ile/değil/yerine/>< AYRINTI

( "Küçük/güdük zihin"liler "uğraşır". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Profesyoneller uğraşır. )

( Gözü, tanede olan kuşun, ayağı, tuzaktan kurtulmaz. )

( FERİ[Ar.]: Ayrıntılarla ilgili, ayrıntı niteliğinde olan. | İkinci derecede/n olan. )


- [ne yazık ki]
KÜÇÜK HESAP ile/ve/||/<>/>/< BİLGİSİZLİK

( İkirciğe neden olur. İLE/VE/||/<>/>/< Hesapsızlığa ve fazla/yersiz "atılganlığa" neden olur. )


- KÜÇÜK HÜCRELER = HÜCERÂT-I SIĞÂR = PETITES LOGES


- KÜÇÜK İŞ ile/ve/<> BÜYÜK İŞ

( [iş/çalışma/etkinlik] Kent içindeyse. İLE/VE/<> Kent dışındaysa. )

( Küçük çocuklara, işe gitmenin ve geri dönüşün ne kadar süreceğini anlatmak üzere kullanılabilecek sözler. )


- KÜÇÜK KAN DOLAŞIMI ile/ve/<> BÜYÜK KAN DOLAŞIMI

( Sağ karıncıktan çıkan akiğer atardamarı kalbin hemen üzerinde ikiye ayrılarak biri sağ öbürü sol akciğere ider. Akciğerde kan temizlendikten sonra her akciğerden bir çift toplardamar halinde çıkarak sol kulakçığa dört koldan dökülür. Kalple akciğer arasındaki bu dolaşıma "Küçük Dolaşım" denir. İLE/VE/<> Sol karıncıktan çıkan aort, sola doğru kıvrılarak bir yay yapar. Bu yaydan başa ve kollara damarlar ayrılır. Daha sonra aort aşağı doğru kıvrılarak diyaframı deler ve karın boşluğuna geçer; kalça hizasında ikiye ayrılarak bacaklara uzanır. Bu aralıkta, iç organlara ve kaslara dallar verir. Gövdenin alt kısımlarında oksijensiz kan al ana toplardamarı ile gövdenin üst kısmından toplanan oksijensiz kan ise üst ana toplardamarı ile kalbin sağ kulakçığına dökülür. Bu dolaşım sistemine de "Büyük Dolaşım" denir. )

( KÜÇÜK KAN DOLAŞIMI - İBN. NEFİS, FAZIL b. NÂTIK ve HARVEY )

( Kanımızın, gövdemizi dolaşması, yalnızca 22-23 saniye sürmektedir. )

( )


- KÜÇÜK KEDİLERDE:
SİNGAPUR ile MUNCHKIN ile CORNISH REX ile DEVON REX ile AMERİKAN KIVIRCIĞI/AMERICAN CURL


- KÜÇÜK KOL ÖRTÜLERİ ile/ve/<> ORTA KOL ÖRTÜLERİ


- YILDIZLAR:
KÜÇÜK KÜTLELİ ile/ve/||/<>/> BÜYÜK KÜTLELİ

( Sessiz. İLE/VE/||/<>/> Büyük bir patlama ile. )


- KÜÇÜK MAHMUT BABA :

( Nafi Baba'nın ölmesi üzerine (1908) Tekkenin başına oğlu Küçük Mahmut Baba geçti. Küçük Mahmut Baba devlet hizmetinde çalışan bir görevliydi. Dâhiliye Nazırlığı özel kaleminde, Gümrük Müdürlüğünde; Darülfünunda İngilizce öğretmeni olarak çalışmıştı. Tekkeler kapatılırken (1925) tekkenin son şeyhi idi. )


- KÜÇÜK OLASILIK değil DÜŞÜK OLASILIK


- KÜÇÜK ORMAN KARTALI ile YILAN KARTALI

( Tüyleri, kemiklerinden iki kat daha ağırdır. İLE ... )

( ... vs. SPOTTED EAGLE )

( ... cum AQUILA POMARINA )


- KÜÇÜK PARÇA ile KIYMIK

( ... İLE Çok küçük ve sivri tahta, demir ya da kemik parçası. )


- KÜÇÜK ROK ile BÜYÜK ROK


- KÜÇÜK ŞALGAM = YAĞ ŞALGAMI

( Turpgillerden, çiçekleri kokulu, tohumlarından ışık araçlarında ve sabun yapımında kullanılan bir yağ çıkarılan, kolzaya benzeyen bir bitki. )

( BRASSICA RAPA )


- KÜÇÜK ŞEYLER ve/||/<>/> BÜYÜK ŞEYLER

( Yaşam, küçük şeylerden oluşur. VE/||/<>/> Eğer seversek, büyük olurlar. )


- KÜÇÜK ÜNLÜ(LER) ile BÜYÜK ÜNLÜ(LER)


- KÜÇÜK YEŞİL AĞAÇKAKAN ile YEŞİL AĞAÇKAKAN

( ... İLE Avrupa'da bulunur. )

( ... İLE "Yağmur kuşları" olarak da bilinir. [kahkahaya benzeyen farklı bir sesi duyuluyorsa yağmur geliyor demektir.] )

( ... İLE Bir zamanlar İngilizce'de 40'a yakın bölgesel adı vardı. [Hewhole, Wudewale, Galley Bird, Yaffle(halen kullanılmaktadır! [anlamı: "doymak bilmeden yemek"tir. Bir oturuşta 2000 karınca yiyebildiği için])]
GREY-HEADED WOODPECKER vs. HEWHOLE )

( PICUS CANUS cum PICUS VIRIDIS )


- KÜÇÜK ZİHİN ile/değil/yerine/<>/> ORTA ZİHİN ile/değil/yerine/<>/> İLERİ ZİHİN

( Kişilerle uğraşır. İLE/DEĞİL/YERİNE Olaylarla uğraşır. İLE/DEĞİL/YERİNE Düzenle/sistemle uğraşır. )

( "Her sorunun" kendince bir yanıtı/açıklaması vardır. İLE/DEĞİL/YERİNE Deneyimlerinden öğrenir. İLE/DEĞİL/YERİNE Herşeyden ve herkesten öğrenir. )

( "Dengini" arar. İLE ... İLE/DEĞİL/YERİNE Kendini arar. )

( "İleri zihinler, kendi çağının ötesindedir, zekiler, kendine bir şeyler çıkarır ve ahmak olan da buna karşı koyar.[The great person is ahead of their time, the smart make something out of it, and the blockhead, sets themselves against it.]" )


- KÜÇÜK, CELALETTİN (AMASYA/TAŞOVA, 1965) :

( Emekli Maliyeci. İktisat Fakültesi Maliye Bölümünden mezun oldu. 1995'te Maliye Bakanlığından tayin olarak Sarıyer'e geldi ve buradan 2018'de emekli oldu. 2009 yılında kurduğu Simas Ajans'ta Turizm, Reklam, Organizasyon, Garifik Tasarım ve Matbaacılık işleri ile iştigal etti 2002'de Sarıyer'in ilk web sitesi olan sariyerim.com web portalını kurdu. Sarıyer'de hazırlanan ilk Kültür Edebiyat ve Sanat Dergisi olan Simas'ı yayımlamaya başladı. Aynı zamanda Aktüel Dergisini çıkarıyor. )


- KÜÇÜK ile GÜDÜK


- KÜÇÜK ile/ve/<> KÜÇÜLTÜLMÜŞ


- KÜÇÜKÇEKMECE ile/ve KÜÇÜKÇEKMECE GÖLÜ

( Büyükçekmece - Florya arasında bir semt. [1987] [Adını "Çekdiri" adlı gemilerin çekildiği yer olmasından dolayı almıştır.] İLE/VE Küçükçekmece'de, Marmara Denizi kıyısında bulunan kıyı ve baraj gölüdür. [Suyu tuzludur.] [Yüzölçümü 16 km2, derinliği 20 m., denizden yüksekliği 3 m.] [28 Ocak 1969'da donmuştur.] )


- KÜÇÜKDERE AYAZMASI :

( Rumelihisarı'nın üst kısımlarında eski Osmanlı mezarlığının yanında olup Ermenilere ait bir ayazmadır. Mahallelerin ayrışmasından sonra Reşitpaşa'nın sınırları içinde kalmıştır. )


- KÜÇÜKDERE CAMİİ :

( Baltalimanı mahallesi sınırları içindeki Küçükdere camii 2001'de yapılmış olup tarihi özelliği yoktur. )


- KÜÇÜKEROL, RIZA (ANTALYA, 1935) :

( Beykoz'dan kaleci olarak transfer edildi ve altı sezon (1956 - 1062) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 92 lig ve 12 özel olmak üzere 104 maçta oynadı. Lig maçlarında71 ve özel maçlarda 15 olmak üzere toplam olarak 86 gol yedi. Sarıyer'de futbol yaşamını noktaladı. )


- KÜÇÜKKEN/KÜÇÜKLÜĞÜNDE değil HÂL-İ SABÂBETLERİNDE


- KÜÇÜK-MÜÇÜK


- [ne yazık ki]
"KÜÇÜK ŞEYLERİ KONUŞMAMAK" ve/||/<>/>/ne yazık ki BÜYÜK ŞEYLERİ KONUŞAMAMAK


- KÜÇÜKTEN BERİ ile/değil KÜÇÜKLÜKTEN BERİ


- KUÇUKUÇU ile KUÇU KUÇU

( Köpek. İLE Ünlem. )


- KÜÇÜLME ile/ve/||/<> BÜZÜŞME/SIKIŞMA


- KÜÇÜLMEK ile/değil/yerine İNCELMEK


- KÜÇÜLMEK ile KÜÇÜLTMEK ile KÜÇÜLEBİLMEK ile KÜÇÜLTEBİLMEK


- KÜÇÜLMEK ve RAHATLIK


- KÜÇÜLTME ile KÜÇÜLTME EKİ


- KÜÇÜLTMEK ile ...

( DIMINUTIVE )


- KÜÇÜLTMEK ile/ve/||/<> BÖLMEK


- KÜÇÜMSEME = DISDAIN, CONTEMPT[İng.] = MÉSESTIME[Fr.] = UNTERSCHÄTZUNG[Alm.] = DESPECTUS[Lat.]


- KÜÇÜMSEMEK ve/||/=/<> ABARTMAK/"BÜYÜLTMEK"


- KÜÇÜMSEMEK ile HOR GÖRMEK

( Kimseyi küçümseme! Nokta da küçüktür fakat bitirir tümceyi. )

( "Karıncayı bile incitmem" deme! "Bile"den incinir karınca. Söz söylemek, İrfân ister; anlamak, İnsan! )

( TO DESPISE vs. TO BELITTLE )

( CONTEMPTUS cum DEDIGNATIO )


- KÜÇÜMSEMEK ile KİBİRLİ

( DISDAIN vs. DISDAINFUL )

( ننگ داشتن ile عار ile استغنا ile ننگ ile ننگين )

( NANG DASHTAN ile AR ile ESTEGHENA ile NANG ile NANGYNE )


- [ne yazık ki]
!"KÜÇÜMSEMEK" ile/ve/||/<>/> KÜÇÜMSEDİĞİNE GEREKSİNİM DUYMAK/MUHTAÇ KALMAK

( Kapalı olan Antep fıstığını, bırakıp sonunda, o kapalı olanları açmaya çalışmak kadar komik, çaresiz ve vahim durumlara düşmemek için çoğu ufak/değersiz/yetersiz "görünen" şeyi ve kişiyi küçümsememek gerekir. )


- KÜÇÜMSEMEK ile KÜÇÜMSENMEK


- KÜÇÜMSEMEK ile KÜÇÜMSENMİŞ

( DESPISE vs. DESPISED )

( حقير شمردن ile تحقير کردن ile حقير )

( HAGHYR SHMARDAN ile TAHGHYR KARDAN ile HAGHYR )


- KÜÇÜMSEMEK ile KÜÇÜMSEYİCİ

( CONDESCEND vs. CONDESCENDING )

( تواضع کردن ile نوازش کننده )

( TAVAZE KARDAN ile NAVAZESH KONANDEH )


- KÜÇÜMSEMEK ile ÖNEMSEMEK/ÖNEMSEMEMEK

( "Sahip olduklarını/olduklarında." İLE "Sahip olamadıklarını/olamadıklarında." )


- KÜÇÜMSEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ÖTEKİLEŞTİRMEK


- KÜÇÜREK ile KÜÇÜMEN

( Biraz küçük. İLE Benzerlerinden daha küçük olan, pek küçük. )


- KÜDÂS ile ...

( Hayvan aksırığı. )


- KUDRET BEY KÖŞKÜ :

( Sarıyer'de ve Sırrı Bey sokakta olan bu mükemmel köşke Pembe Köşk'te denilmektedir. Bu bina 2008'de yıkılarak ortadan kalktı. )


- KUDRET ve DEHÂ

( CAPABLE and GENIUS )


- KUDRET ile/ve EDEB


- KUDRET ile/ve ENERJİ

( CAPABLE vs./and ENERGY )


- KUDRET değil/yerine/= ERKÜÇ


- KUDRET ve/<> HİZMET

( CAPABLE and/<> TO SERVE )


- KUDRET ve İRÂDE

( CAPABLE and WILL[POWER] )


- KUDRET ve/> KİBİR

( Süreklilik ve kalıcılık vehmine yol açar/açabilir. )

( CAPABLE and/> ARROGANCE )


- KUDRET ile KUDRETLİ/LİK ile KUDRETSİZ/LİK ile KUDRET NARI ile KUDRET HAMAMI ile KUDRET HELVASI


- KUDRET[Ar.] ile MÜNNET[Ar.]


- KUDRET yoksa ÖZGÜRLÜK

( Elimizde kudret olmadığı sürece, özgürlük isteriz.
Kudreti ele geçirince üstün olmak isteriz.
Ama başaramazsak, adâlet isteriz. )


- KUDRET[Ar.] ile SIHHAT[Ar.]


- KUDRET ile/ve SÜNNET


- KUDRET[Ar.] ile TÂKAT[Ar.]


- KUDRET ile TASARRUF

( CAPABLE vs. SAVING )


- KUDRET ile/ve/||/<>/> "ÜSTÜNLÜK"

( Elimizde kudret olmadığı sürece, özgürlük isteriz.
Kudreti ele geçirince üstün olmak isteriz.
Ama başaramazsak, adâlet isteriz. )


- KUDU, ALİ (...) :

( Üç dönem Yenimahalle muhtarı olarak görev yaptı. Yoksulları Koruma Derneği yönetiminde bulundu. )


- KUDÜM[Ar.]/SMALL DRUM OTTOMAN[İng.] ile ...

( Uzak bir yerden gelme, ayak basma. | Türk müziğine ait usûl vurma aletlerinden. Mehter takımlarında~tekkelerde kullanılmış, metal kâseli bir çift küçük davuldan oluşan çalgı. )


- KUDUMİYE ile/||/<> CAİZE ile/||/<> DÎVÂNÎ

( Sultan ve devlet ileri gelenlerinin seferden dönmesi dolayısıyla yazılan şiire verilen ad. İLE/||/<> Şairlerin, şiirlerinde övdüğü büyük kişilerden aldığı bahşiş. İLE/||/<> Yaygınlık kazanmış bir yazı türü. )


- KUDURGAN = AZGIN


- KUDURMAK ile FITIK OLMAK


- KUDURMAK ile KUDURTMAK ile KUDURABİLMEK


- KUDUR(T)MAK ile ÇILDIR(T)MAK


- KUDURUK ile/ve AZGIN


- KUDUZ AŞISI (PASTEUR) ile/||/<> ÇİÇEK AŞISI (JENNER)

( Pasteur kuduz aşısını zayıflatılmış virüs ile geliştirdi İLE Jenner çiçek aşısını inek çiçeği virüsü ile buldu. Pasteur laboratuvar koşullarında zayıflatma yaptı İLE Jenner doğal bir çapraz bağışıklık kullandı. İkisi de aşı biliminin temelini attı. )

( Louis Pasteur tarafından 1885 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1822-1895) (Ülke: Fransa) (Alan: Biyoloji, Kimya) (Önemli katkıları: Mikrop teorisi, pastörizasyon, aşı geliştirme (kuduz, şarbon), spontan üreme teorisini çürüttü, fermantasyon süreçlerini açıkladı, antisepsi kavramını tıbba kazandırdı) )


- KUDUZ ile KUNDUZ


- KUDUZ/LUK ile KUDUZ OTU ile KUDUZ BÖCEĞİ ile KUDUZ BÖCEKLERİ


- KUDZU[Lat. PUERARIA MONTANA] ile ...

( Amerika'nın güney bölgelerinde. )


- KUELA ile KIRMIZI GAGALI KUELA

( ... İLE Dünya üzerindeki en geniş nüfusa sahip kuş türüdür. )

( )


- KÜF ile KÜFE/LİK ile KÜFİ ile KÜFECİ/LİK ile KÜFELİ ile KÜFESİZ ile KÜF YEŞİLİ ile KÜF KOKUSU


- KÜF ile PAS

( ... ile ÂJÎH )

( MOULD/MILDEW vs. RUST )


- KÜFE[Ar.] ile KEFE[Ar. < KEFFE]

( Genellikle söğüt ya da başka ağaç dallarından örülen, yük taşımaya yarayan, kaba ve dayanıklı sepet. | Bu sepetin alabildiği ölçüde olan. | Kıç. İLE Terazi gözlerinden her biri. )


- KÜFE[Ar.] değil/yerine/= SEPET

( Genellikle söğüt ya da başka ağaç dallarından örülen, yük taşımaya yarayan, kaba ve dayanıklı sepet. | [argo] Kaba et, kıç. | Bir küfenin alabileceği miktar. )


- KÛFÎ(ÜMMÜ'L-HUTÛT) ile ÂKLÂM-I SİTTE([Ar.] Altı kalem, altı yazı.])

( * MUHAKKAK * REYHÂN(Î) * SÜLÜS * NESH/NESİH * TEVKÎ' * RİK'A/REKAA' )

( HÂFIZ OSMAN (Ö. 1642) )


- KUFİ ile KUFİ YAZISI

( KUFIC vs. KUFIC SCRIPT )

( کوفي ile خط کوفي )

( کوفي ile KHAT KOFY )


- KÛFİ ile/ve SATRANÇ KÛFÎ


- KÜFLENMEK ile KÜFLENDİRMEK


- KÜFLÜ/LÜK ile KÜFLÜCE


- KÜFR[Ar.] ile ŞİRK[Ar.]


- KÜFRÂN ile/değil/yerine ŞÜKRÂN


- KÜFRETMEK ile KÜFRETTİRMEK


- Küfür edeceğine SUS!!!


- KÜFÜR ETMEK ile/değil/yerine "BU DA VAR(MIŞ)" DEMEK


- KÜFÜR ETMEK/EDEN/ŞATİM[Ar. < ŞETM] ile/değil/yerine/>< ŞÜKÜR ETMEK/EDEN


- KÜFÜR-KAHIR


- KÜFÜR[Ar. KFR/KÂFİR: Örten. | Çiftçi.] (ETMEK) değil/yerine/= SÖVGÜ/SÖVMEK


- KÜFÜR KIYAMET -ile


- KÜFÜR ile AÇIK AÇIK SÖYLENİLEMEYENLER(EUPHEMISM)


- KÜFÜR ile/ve/= AŞIRI ABARTI

( SEBBETMEK ile/ve/= ... )


- KÜFÜR değil/yerine/>< FİKİR

( Gerçeğin üstünü örtmek. DEĞİL/YERİNE/>< Gerçeğin örtüsünü açmak. )


- KÜFÜR ile GİZ/SIR


- KÜFÜR ile HÂCİRE[Ar. | çoğ. HEVÂCİR]

( ... İLE Terbiye sınırlarını aşan küfür. | Günün en sıcak zamanı. )


- KÜFÜR[Ar. KÜFR] ile/ve/||/<> HİCÂB[Ar.]


- KÜFÜR ile/ve/<> İDDİA

( Küfürlerin büyük çoğunluğu aynı zamanda birer iddialardır. )


- KÜFÜR ile İGLÂZ[< GALÎZ, çoğ. İGLÂZÂT]

( ... İLE Kaba, kötü "söz" söyleme. )


- [ne yazık ki]
KÜFÜR ile/ve/değil/||/<> İNKÂR


- KÜFÜR ile LANETLİ ile LANET ile İMLEÇ

( CURSE vs. CURSED vs. CURSING vs. CURSOR )

( شتم ile دشنام ile لعنت ile ناسزا گفتن ile مباهله کردن ile فحش دادن ile دشنام دادن ile نفرين کردن ile نفرين ile رجيم ile لعين ile ملعون ile ملاعين ile مباهله ile نفرين آميز ile لعن ile مکان نما )

( SHTAM ile DASHENAM ile LANT ile NASEZA GOFTAN ile MOBANPALEH KARDAN ile FAHSH DADAN ile DASHENAM DADAN ile NAFARYNE KARDAN ile NAFARYNE ile رجيم ile لعين ile MALON ile ملاعين ile MOBANPALEH ile NAFARYNE AMYZ ile LAN ile MAKAN NAMA )


- KÜFÜR ile/ve/||/<> LİBAS

( Örtme/örten. İLE/VE/||/<> Giysi[< elbise], örten. )


- KÜFÜR ile PİS


- KÜFÜR ve/= SİHİR


- KÜFÜR ile/ve/||/<> SİLAH ile/ve/||/<> BİAT ile/ve/||/<> YALAN

( Küfürden medet uman fikir,
Silahtan medet uman cesâret,
Biattan medet uman haysiyet,
Yalandan medet uman inanç, YOKSULDUR/FAKİRDİR... )


- KÜFÜR ile ŞİRK

( Allah'ı tanımamak. İLE Allah'ın yerine (birşey/kavram) koymak. )

( Gaflet. | Örtmek. [Kâfir: Çiftçi.] | Siyahlık, karalık. İLE Bile bile inkâr. "Ben de varım!" )

( Küfür, bilmek, anlamak istediğimiz şeyle bizim aramızda olan perdelerdir. )


- KÜFÜR değil/yerine/>< ŞÜKÜR


- KÜFÜR ile ZULÜM


- KÜFÜRBAZ[Ar. + Fars.(-bâz)] değil/yerine/= SÖVGEN/SÖVÜCÜ/AĞZI BOZUK/KARA


- KÜFÜRLEŞMEK ile KÜFÜR ile KÜFÜR KÜFÜR


- KÜG ile KÜG ile KÜG ile KÜG ile KÜG ile KÜG ile KÜG
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Şiirin aruzu, ölçüsü. İLE Türkü söylerken kullanılan bir ezgi. | Beste. İLE Bir kentin halkı arasında ortaya çıkarak belirli bir süre dilde kullanılan nükteli bir söz. İLE Koçun ya da bazı vahşi hayvanların kışa yakın dönemlerde azması. İLE Aynanın üzerinde oluşan pas cinsinden lekeler. İLE Yüzde oluşan çil. İLE Doğaya salınan. )


- KUĞU BOYUNLU BALON DENEYİ ile/||/<> SPONTAN ÜREME İDDİALARI

( Kuğu boyunlu balon deneyi mikropların havada olduğunu kanıtlar İLE spontan üreme iddiaları canlıların kendiliğinden oluştuğunu savunur. Pasteur balonun boynu kırılınca mikroorganizmaların içeri girdiğini gösterdi İLE spontan üremenin olmadığını ispatladı. )

( Louis Pasteur tarafından 1859 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1822-1895) (Ülke: Fransa) (Alan: Biyoloji, Kimya) (Önemli katkıları: Mikrop teorisi, pastörizasyon, aşı geliştirme (kuduz, şarbon), spontan üreme teorisini çürüttü, fermantasyon süreçlerini açıkladı, antisepsi kavramını tıbba kazandırdı) )


- KUĞU:
Güzelliğini sergilemekten, su içmeyi bile boşvererek/unutarak susuzluktan ölmüş. -ile


- KUĞU ile KOSKOROBA


- KUĞU ile/değil ÖTÜCÜ KUĞU


- KUĞU ile/ve/değil TURNA

( Anadolu'da, kuğuya turna denilir. )

( ... ile/ve/değil KÜLENG )


- KUİNTET[Fr. < QUINTETTE] değil/yerine/= BEŞLİ


- KUKA[Yun.] ile KUKA[Yun.]

( Dantel ya da nakış ipliği yumağı. | Taş, konserve kutusuna benzer nesnelerle oynanan bir çocuk oyunu. İLE Tespih vb. yapımında kullanılan, siyah ya da kahverenginde Hindistan cevizi kökü. | Bu kökten yapılan. )


- KUKLA değil KUKLACI ve/||/<> BAĞCI değil/yerine ÜZÜM


- KUKLA SANATINDA:
TALAT-SÜREYYA DUMANLI ile/ve/<>/> NEVZAT AÇIKGÖZ ile/ve/<>/> DUYGU-OYA TANSI

( )


- KUKLA ile/ve ROBOT


- KUKLA/LIK ile KUKLACI/LIK ile KUKLA OYUNU ile KUKLA HÜKÜMET ile KUKLA TİYATROSU


- KÜKREMEK ile "KÜKREMEK"

( Aslanın bağırması. | Denizin, ırmağın kabarması, taşması. | Mayalanıp kabarmak. | Gür bir biçimde yetişmek. İLE Coşkuyla saldırmak. | Coşmak, taşkınlık göstermek. | Kızgınlık ve öfke ile yüksek sesle bağırmak. )

( Aslan kükremesi, 8 km. öteden duyulabilir. )


- KÜKREMEK ile KÜKRETMEK ile KÜKRE


- KUKU[Fr.] = GUGUK


- KUKUL, SÜLEYMAN (RİZE. 1926 -) :

( Maden Mahallesinde ikamet etmektedir. Siyasete CHP saflarında başladı ve 1973 - 1977 döneminde İstanbul İl Genel Meclisi Üyesi olarak görev yaptı. )


- KUKULETA ile KUKULETALI ile KUKULETASIZ


- KUKUMAV ile KUKUMAV KUŞU


- KUKUMAV ile TAPERA

( ... İLE Bir tür küçük kukumav. )


- KÜKÜRT ile/ve/<> SÜLFÜR ile/ve/<> GALENİT[Yun.]

( Atom numarası 16, atom ağırlığı 32.06 olan, doğada, arı ya da başka cisimlerle bileşik olarak bulunan, sarı renkli, 113 °C2de ergiyen ve 444 °C'de kaynayan öğe. İLE/VE/<> Kükürdün, başka bir öğeyle yaptığı bileşik. İLE/VE/<> İçinde doğal kurşun bulunan sülfür. )


- KÜKÜRTATAR ile KÜKÜRTÇİÇEĞİ

( Kükürtlü buhar çıkaran ve üzerinde kükürt biriken alan. İLE Kükürt buharının birdenbire soğutulmasıyla elde edilen kükürt. )


- KÜKÜRTLEMEK ile KÜKÜRTLENMEK ile KÜKÜRT ile KÜKÜRTLÜ ile KÜKÜRTSÜZ ile KÜKÜRT ÇİÇEĞİ


- KUL:
"DE Kİ ..." değil "KAVRA Kİ ..."


- KÜL OLMAK" ile/ve/||/<> "GÜL OLMAK"

( Nefsini yakarak. İLE/VE/||/<> İyilik yaparak. )


- KUL OLMAK ile/ve/<> KÜL OLMAK


- KÜL RENGİ ile GÜL RENGİ

( Odunun yanmasıyla oluşan, külün akla kara arasındaki rengi, gri. | Bu renkte olan. İLE Gül çiçeğinin rengi. | Bu renkte olan. )


- KÜL SERMEK ile/ve/||/<> GÜL SERMEK

( Bin kere gelenin önüne. İLE/VE/||/<> Bir kere gelenin önüne. )


- KUL ile ...

( Sürekli değişim içinde olan kişi. | Abd. )


- [ya/hem] KÜL ile/değil/yerine/hem de/ya da/||/<>/>< GÜL

( [ya/hem] Bir "bakış/algı/yorum". İLE/DEĞİL/YERİNE/HEM DE/YA DA/||/<>/>< Başka bir "bakış/algı/yorum". )


- KUL ile/ve/||/<> KÜL

( Neye "inanıyorsak". İLE/VE/||/<> Neye "yanıyorsak". )


- KUL ile KULA ile KULE ile KULP ile KULU ile KULELİ ile KULPLU ile KULPSUZ ile KUL CİNSİ ile KUL HAKKI ile KUL OĞLANI ile KUL YAPISI ile KUL KAHYASI ile KUL TAKSİMİ ile KUL KETHÜDASI ile KULPLU BEYGİR


- KÜL ile KÜL/L[Ar.]

( Yanan şeylerden artakalan toz nesne. İLE Bütün, tüm. )


- KÜL ile KÜLT ile KÜL RENGİ ile KÜL ÇÖREĞİ ile KÜL TABLASI ile KÜL RENGİ ET SİNEĞİ


- KÜL ve/<> KURŞUN ve/<> SİRKE

( Herhangi bir nesnenin, bir sonraki aşaması bulunmayan, fiziksel ve/ya da kimyasal sonları/eşikleri. )


- KUL ile/ve/<>/|| SABIR EHLİ


- KULA ÇATMAK ile/değil/yerine/>< KULAÇ ATMAK


- KULA, MERT (ÇATALCA, 1995) :

( Kasımpaşa'dan kiralandı (2016/2017) bir sezon oynadıktan sonra Sarıyer'den ayrıldı ise de 2018/2019 sezonunda Menemen Belediye Spordan savunma adamı olarak tekrar kiralandı. İki sezon Sarıyer'de oynadı ve bu süre içinde 41 lig, 2 Türkiye Kupası ve 2 özel olmak üzere toplam olarak 45 maçta Sarıyer forması giydi ve lig maçlarında takımına bir gol kazandırdı. U19 milli takımında 1 kez yer aldı. İstanbul Gençlerbirliği, Kasımpaşa, Sarıyer ve Menemenspor'da oynadı. )


- KULA, SEZAİ (İSTANBUL, 1941) :

( Kâğıthaneli olup Sarıyer'de ikamet etmektedir. Kâğıthane İlkokulu, Şişli Ortaokulu ve Atatürk Lisesini bitirdikten sonra Galatasaray Yüksek Okulunu bitirdi. İş olarak muhasebeciliği seçti ve Kâğıthane'de muhasebe bürosu açtı. 1958'den beri çeşitli sivil toplum kuruluşlarında ve kamuda görevler üstlendi. 1960 - 1970 - 2008 yılları arasında aralıklı olarak, Kâğıthane Spor Kulübü yönetim kurulunda 11 dönem başkan olmak üzere 19 dönem görev aldı. Kâğıthane Belediyesi Hesap İşleri Müdürlüğü (1960); İstanbul Soğanlık Belediyesi Yazı İşleri Müdürlüğü; Kâğıthane Belediye Meclisi Üyeliği (1977 - 1980); İstanbul İl Genel meclisi Üyeliği (1994 - 1980); İstanbul Büyük Şehir Başkanı olarak görev yapan Recep Tayip Erdoğan ve Ali Müfit Gürtuna'ya danışmanlık görevlerinde bulundu. Kurucusu olduğu S.S. Kâğıthane Esnaf ve Sanatkârları Kefalet Kooperatifi yöneticiliği ve 33 dönem Kâğıthane Esnaf Sanatkarlar Odası Başkanlığı; İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğinde Birlik Yönetim Kurulu üyesi ve Denetim Kurulu Başkanlığı; Kâğıthane Merkez Daye Hatun Camii Onarma ve Yaşatma Derneği'nin 8 dönem Başkanlığı görevlerinde bulundu. Esnaf Teşkilatının kuruluşu olan Turizm Şirketi (ES - TUR A.Ş) ile Esnaf Vakfında (ES - VAK) yönetim kurullarında görev aldı. Birleşim Konut Kooperatifinin kurucusu olup, Denetim Kurulu Başkanlığı görevinde bulundu. Üyesi olduğu Sarıyer Spor Kulübü'nde 3 dönem Yönetim Kurulu üyesi ve yıllarca Denetim Kurul Başkanı olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü'nün Divan Kurulu üyesidir. )


- KULA ile Kula

( Gövdenin sarı ya da kirli sarı renkte, yele, kuyruk ve bacağın alt kısmındaki kılların koyu renkte olduğu at donu. | Bu renkte olan at. İLE Manisa iline bağlı ilçelerden biri. )


- KULAÇLAMAK ile KULAÇ


- KULAĞAKAÇAN BÖCEĞİ ile ...

( EARWIG[İng. Kulak yaratığı], PERCE-OREILLE[Fr. Kulak delen], OHRWURM[Alm. Kulak solucanı], CONTRAPLUMAS[İsp. Çakı], TİJERETA[İsp. Makas darbesi], FORBICINA[İt. Küçük makas] )


- KULAĞI DELİK/LİK ile KULAĞI KESİK/LİK ile KULAĞI TIKALI ile KULAĞI KİRİŞTE ile KULAĞI TETİKTE


- KÜLÂH ile KALENSÖVE[Ar. < KALENSUVE]

( Başa giyilen. | Mevlevî sikkesi. İLE Sivri tepeli külah. | Yüksük. )


- KÜLAH ile KÜLAHLI ile KÜLAHÇI/LIK ile KÜLAHSIZ


- KULAK ASMAK ile KULAK KABARTMAK


- KULAK ÇUKURU ile KULAK DIŞ BOŞLUĞU ile KULAK KEPÇESİ ile ...

( SADEFE-İ ÜZN[Ar.] ile SAHN[Ar.] ile SEDEFE[Ar.] )

( ... vs. ... vs. PINNA )

( CONQUE avec ... avec ... )


- KULAK KABARTMAK ile/değil/yerine SORMAK

( Ağız aramak, ya da kulak kabartmak yerine doğrudan öğrenmeye yönelik soru sormak gerek. [her ne kadar sorulamayacak/konuşulamayacak şeyler olsa da] )


- KULAK KEPÇESİ ile/ve KULAK MEMESİ

( EARLAP, AURICLE vs./and EAR LOBE )


- KULAK KİRİ ile KULAK YANGISI ile KULAK ZARI

( WAX vs. OTIT vs. TABL[Ar.]' )


- KULAK MİSAFİRİ OLMAK ile GİZLİCE DİNLEMEK

( EAVESDROP vs. EAVESDROPPING )

( استراق سمع کردن ile استراق سمع )

( ESTERAGH SAM KARDAN ile ESTERAGH SAM )


- KULAK SALYANGOZU ile/ve KULAK SALYANGOZU KANALI

( COCHLEA vs./and COCHLEAR DUCT )


- KULAK ile/ve/||/<> BURUN ile/ve/||/<> BOĞAZ


- KULAK ile/değil !GULAG


- KULAK ile/ve/<> İÇ KULAK

( ... İLE/VE/<> Kulağın işitme sinirlerinin bulunduğu bölümü. )


- KULAK ile/ve/||/<>/> KALBİN KULAĞI


- KULAK ile/ve KALP KULAĞI/KULAKCIK


- KULAK ile KULAK BOŞLUĞU ile MISIR KOÇANI ile KÜPE

( EAR vs. EAR CAVITY vs. EAR OF CORN vs. EARRING )

( سمع ile گوش ile بناگوش ile سنبله ile گوشواره )

( SAM ile GUSH ile BENAGOSH ile SANBALEH ile GUSHVAREH )


- KULAK ve/<> TÜM ÖRGENLER


- KULAK ve/= VAJİNA

( Düşüncenin başlangıcı/girişi. VE/= Gövdelenmenin başlangıcı/girişi. )

( İkisi de varoluşun başlangıcıdır. )

( SIMÂH ve/= FERÇ )


- KULAK ve VAJİNA:
Var oluş/ediş eşikleri.


- KULAK/LIK ile KULAKLI ile KULAKÇI ile KULAKSIZ/LIK ile KULAK ZARI ile KULAK ERİMİ ile KULAK DEMİRİ ile KULAK KULAĞA ile KULAK MEMESİ ile KULAK TIKACI ile KULAK ÇİVİSİ ile KULAK KEPÇESİ ile KULAKLI SOMUN ile KULAK MİSAFİRİ ile KULAK SADAKASI ile KULAK ALTI BEZİ ile KULAK DOLGUNLUĞU ile KULAK TIRMALAYICI


- KULAKLIK ile KULAKLIKLI

( EARPHONE vs. EARPHONED )

( گوشي ile بلندگوي گوشي ile گوشي تلفن ile گوشي دار )

( GUSHY ile BALANDEGOY GUSHY ile GUSHY TALFAN ile GUSHY DAR )


- KULAKLIKLA KULLANMALI!


- Kulaklıkla DİNLE!!!


- KULAKSIZ ile ...

( Hasköy'dedir. )


- KULAKTA/İŞİTMEDE (OKTAV):
9 ve/||/<> 11


- KULAKTAN ile KULAKTAN DOLMA ile KULAKTAN KULAĞA


- KULA/KULAA" değil KULAĞA


- KÜLBE-İ AHZÂN ile ...

( HÜZÜNLER, GAM, KEDER, TASA EVİ | HZ. YAKUB'UN EVİ )


- KÜLÇELEŞMEK ile KÜLÇE


- KULE KARŞISI PARK :

( Uskumruköy Mahallesindedir. 1.397,00 m²'lik bir alanı kapsar, 1.132,00 m²lik yeşil alanı bulunmaktadır. )


- KULE/KALE ile BELEM KULESİ

( ... İLE Lizbon-Portekiz. )


- KULE ile MENAR

( ... İLE Fener kulesi. )


- KULE değil/yerine/= SUYRAN


- KULELER'İ

( TOWER'S )


- KÜLFET ile KÜLFETLİ ile KÜLFETSİZ/LİK ile KÜLFETSİZCE


- KÜLFET[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ÜLFET[Ar.]

( Zahmet, sıkıntı, zorluk, yorgunluk, zorlu iş. | Tören, merasim. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Alışma, kaynaşma. | Görüşme, konuşma. | Dostluk, ahbaplık. | Huy etme. )

( Külfetsiz ülfet olmaz. )


- KÜLFET[Ar.] değil/yerine/= YÜKEÇ


- KÜLGÜ/KÜLTGÜ/KÜLÜNÇ ile KÜLÜT ile KÜLGÜ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Gülüş, kahkaha. İLE Halk için gülünç olan şey. İLE Felç. )


- KÜLHAN ile KÜLHANİ ile KÜLHANCI/LIK ile KÜLHAN MAKİNESİ


- KÜLHANBEYİ/KÜLHANÎ ile KABADAYI

( Eskiden, geceleri, sokağa fenersiz çıkmak yasaktı. Gece vakti sokakta fenersiz gezenlerden biçim ve kıyâfeti kendinden şüpheyi davet ettiren kişiler, kollu kuvvetlerince çevrilir, sabaha kadar çalıştırılmak suretiyle cezalandırılmak üzere külhanlara hapsedilirlerdi. Külhancılar, devriye gezen zabitin emriyle kabahatlıları sabaha kadar odun taşımak, külhan ocaklarını temizlemek gibi işlerde kullanır ve sabahleyin üstleri başları kurum ve kir içinde olduğu halde salıverilirlerdi. Bu gibi kişilerin üst ve başlarının pisliği, elbiseleriyle ve kişilikleriyle uygun olmadığından külhandan çıkıp evlerine giderken, herkes bunları görür ve geceleyin bir yerde basılıp kollular tarafından çevrilerek külhana hapsedilmiş olduğunu anlar ve bunlara alay yoluyla "Külhanbeyi" derlerdi. "Külhanbeyi" ya da "Külhânî" denilmesi bundan ileri gelmiştir. [İstanbul Argosu ve Halk Tabirleri - Mehmet Halit Bayrı / Argo Kitabı - Mehmet Arslan] İLE ... )

( LOLO[argo]: Gösteriş, kabadayılık )

( Çok sevgili Şener Şen'imizin, "Kabadayı" adlı filmini özellikle izlemenizi salık veririz. )


- KÜLHANBEYİ ile KÜLHANBEYCE ile KÜLHANBEYLİK ile KÜLHANBEYİ AĞZI


- KÜLİ ile/ve/||/<>/> OKSAK/OXAQ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( İkiye ayrılmadan, içinde çekirdeğiyle birlikte kurutulan kayısı ve şeftali. İLE/VE/||/<>/> Kurutulmuş kayısılardan yapılan meyve şuyu. )


- KULİS ile KULİS FAALİYETİ ile KULİS ÇALIŞMASI


- KÜLL[Ar.] ile CEM'[Ar.]


- KÜLL ile/ve/||/<> KÜNH["KÜHN" değil!]

( Bütün, tüm. İLE/VE/||/<> Bir şeyin aslı, hakikati, temeli. | Kök, dip. | Esas, öz. )


- KULLANAN ile/ve/değil/||/<>/< KULLANMIŞ


- KULLANDIRTMAK ile KULLANDIRABİLMEK


- KULLANICI ADI ile ŞİFRE

( USERNAME vs. PASSWORD )


- KULLANICI DEĞİŞTİR ile OTURUMU KAPAT


- KULLANILABİLİR/LİK ile/ve/değil UYGUN/LUK

( [not] USEFULNESS vs./and/but APPROPRIATENESS )


- [ne yazık ki]
KULLANILMAYAN METİN/KİTAP ||/<>/> MEZAR


- KULLANILMIŞ ile/ve İKİNCİ(2.) EL


- KULLANIM DEĞERİ ile/ve/<> DEĞİŞİM DEĞERİ ile/ve/<> SİMGESEL/GÖSTERİM DEĞERİ

( THE VALUE IN USE vs./and/<> THE VALUE IN CHANGE vs./and/<> SYMBOLICAL VALUE )


- KULLANIM DEĞERİ ile/ve/<> UYGULANIM DEĞERİ

( THE VALUE IN USE vs./and/<> THE VALUE IN APPLYNESS )


- KULLANIM ile KULLANIMLI/LIK ile KULLANIMSIZ/LIK


- KULLANIM ile MANİPÜLASYON

( USING vs. MANIPULATION )


- KULLANIMDAN KALDIRMAK ile AMORTİSMAN ile AMORTİSMAN ile YIPRATICI

( DEPRECATE vs. DEPRECIATE vs. DEPRECIATION vs. DEPRECIATORY )

( قبيح دانستن ile مستهلک کردن ile ناچيز شماري ile کسر کننده )

( GHABYHE DANSTAN ile MOSTEHALAK KARDAN ile NACHYZ SHMARY ile KASAR KONANDEH )


- KULLANIM/SAL ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İŞLEV/SEL


- KULLANIŞ ile KULLANIŞLI/LIK ile KULLANIŞSIZ/LIK


- KULLANMA (KILAVUZU) ile/ve/||/<>/>/< KILLANMA (KILAVUZU)


- KULLANMA ile/ve/değil/yerine İŞLEME


- KULLANMA ile/ve/değil/<> YARARLANMA


- KULLANMAK ile DEVREDE TUTMAK


- KULLANMAK ile KULLANILMAK ile KULLANDIRMAK ile KULLANABİLMEK ile KULLANIVERMEK


- KULLANMAK ile/ve/değil/yerine UYGULAMAK


- KULLANMAK ile/değil YAŞAMAK


- KULLANMAK ve/<> YAŞA(T)MAK

( TO USE and/<> TO REALIZE )