Almanca karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 16.977 başlık/FaRk ile birlikte,
16.977 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(65/69)
- TÜRKÜ[TR. < TÜRK + AR. < -Î] ile/||/<> TÜRKÜ YAKMAK ile/||/<> YAKMAK
( 1. Halkın ezgi ile söylediği her türlü deyiş. 2. Saz ozanlarının koşma biçiminde söyledikleri, dördüncü dizeleri her dörtlükte olduğu gibi yinelenen kavuştaklı koşuk. @@ Hece tartısiyle yazılmış küçük şarkı (HALK TÜRKÜSÜ, Chant populaire; TÜRKÜ CÖNGÜ, Chansonnier; TÜRKÜ YAZARI, Chansonnier). @@ Hece vezniyle yazılmış ve halk ezgisiyle bestelenmiş şiir. )
- TÜRKÜ ile/||/<> TÜRKÜ[TR. < TÜRK + AR. < -I]
( 1 Halkın ezgi ile söylediği her türlü deyiş 2 Saz ozanlarının koşma biçiminde söyledikleri dördüncü dizeleri her dörtlükte olduğu gibi yinelenen kavuştaklı koşuk Hece tartısiyle yazılmış küçük şarkı HALK TÜRKÜSÜ Chant populaire TÜRKÜ CÖNGÜ Chansonnier TÜRKÜ YAZARI Chansonnier Hece vezniyle yazılmış ve halk ezgisiyle bestelenmiş şiir )
- TURNA BALIĞI ile/||/<> TURNA BALIĞI
( Esox lucius Kemiklibalıklar Teleostei takımının turnabalığıgiller Esocidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 40100 cm Avrupada yaşayan tek turna balığı türü Çok yırtıcıdır Yumurtalarından havyar yapılır Eti yenir Kemikli balıklar Teleostei takımının turna balığıgiller Esocidae familyasından 40100 cm kadar uzunlukta çok yırtıcı yumurtalarından havyar yapılan eti yenen bir tür Kemikli balıklardan turna balığıgiller Esocidae familyasından boyu 100 cm kadar olabilen çok yırtıcı yumurtalarından havyar yapılan eti yenen bir tür )
- TURNAGİLLER ile/||/<> TURNAGİLLER
( Gruidae grus turna kuşu Omurgalı hayvanlardan kuşlar Aves sınıfının bataklıkkuşları Grallae takımının bir familyası Boyunları ve kanatları çok uzundur İridirler Eski Dünyada ıslak yerlerde yaşarlar Turna Grus grus telli turna Anthropoides virgo iyi bilinen türleridir zooloji Kuşlar Aves sınıfının bataklık kuşları Grallae takımından boyunları ve kanatları çok uzun genellikle nemli yerlerde yaşayan bir familya )
- TURNUSOL KÂĞIDI ile/||/<> TURNUSOL ile/||/<> TURNUSOL KAĞIDI
( Kimi bitkilerden elde edilen C6H3(OH)2CH3 gibi bileşiklerin süzgeç kağıdına emdirilmesiyle hazırlanmış kâğıt. (Asitli çözeltilerde kırmızı, bazlarda mavi renk gösterdiğinden nitel çözümlemede kullanılır.) )
- TURP | TURBA ile/||/<> TURBA ile/||/<> TURBA[Fr. < TOURBE]
( Bitkilerin köklerinden ayrışmış yaprak ve saplarından oluşmuş bir tür kömür Yüzeyleri bataklık bitkileriyle örtülmüş derin olmayan su birikintilerinin diplerinde bitki kalıntılarından oluşan kömür bataklık kömürü )
- TURPENTINE GUM[İng.] / BAUME[Fr.] / BALSAM, TERPENTIN GOMME[Alm.] ile/değil/yerine/= BALZAM, TEREBENTİN SAKIZI
- TURPENTINE OIL[İng.] / ESSENCE DE TÉRÉBENTHINE A'L'HUILE[Fr.] / TERPENTINÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEREBENTİN YAĞI
- TURQUOISE[İng.] / TURQUOISE[Fr.] / TURKUZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TURKUAZ
- TÜRÜM = SUDUR = EMANATION[İng., Alm.] = ÉMANATION[Fr.] = EMANATIO[Lat.]
- TURUNÇ ile/||/<> TURUNÇ[Fars. < TURUNC]
( botanik Turunçgiller Rutaceae familyasından ülkemizde de yetiştirilen her dem yeşil ağaçlar Tıpta meyve kabukları yaprakları ve çiçeklerinden elde edilen uçucu yağı kullanılan kabuğu tentür şurup ekstre biçiminde iştah açıcı ve sindirimi kolaylaştırıcı olarak turunç çiçeği suyu ve esansı galenik preparatlarda tat ve koku düzeltici olarak kullanılan sedef otugiller familyasından bir ağaç )
- TUŞ SAYISI | GOL | ADET | ADED | KEMMİYYET | SAYI ile/||/<> SAYI
( Karşılaşma sırasında yumrukoyuncularının yaptıkları vuruşları değerlendirmek için yan hakemlerce kullanılan birim Kılıçoyunu yarışmalarında geçerli bir dürtüş ya da vuruşla elde edilen sonuç Buna göre kendisine geçerli bir vuruş ya da dürtüş yapılmış oyuncu bir sayı alır Erkeklerde beş kadınlarda dört sayı almış oyuncu yeniktir Topun kurallara uygun bir vuruşla bütünü ile kale direkleri ve kale çizgisi arasında kalan alandan geçmesi durumu Basketbol oyununda topun sepete girmesiyle ulaşılan sonuç Bu giriş oyun sırasında olursa 2 serbest atıştan yapılmışsa 1 olarak kabul edilir Oyun süresi içinde en çok sayı yapan takım yenmiş sayılır Süreli yayınların her çıkışında aldıkları sıra numarası doğal sayı tümsayı gerçek sayı karmaşık sayı sayal sayı sıral sayı sayı boncuğu Her birisine dokuzar devingen yuvar geçirilmiş birbirine koşut çubukları tutan bir çerçeveden oluşan işlencelerne aygıtı Anlamdaş çörkü doğal sayı sıral sayı sayal sayı Bir küme oluşturan nesnelerin ya da birimlerin niceliğini gösteren değer Bir çokluğun bir birimle belirlenimi Sayma eylemi ile ortaya çıkar Ama sayma zamanla ilgili bir olaydır oysa sayının kendisi hiç bir niteliksel belirlenimi olmadığı gibi zaman belirleniminden de de sıyrılmıştır zamanın dışındadır Felsefede Nicel bakımından göz önüne alınmış şeyler topluluğunu ölçüp karşılaştırarak soyutlama ile elde edilen temel kavram Sıra sayı sırayı dizeyi belirtir birinci ikinci bayağı sayı niceliği belirtir bir iki Sayıyı temel ilke yapan Pythagorasçı öğretiye göre nesnelerin özü gerçeği varlığın ana özdeği sayıdır Her şey sayı bağlantılarına göre düzenlenmiştir sayılarla bilinebilir Aristoteles sayıyı ölçülebilen miktar olarak tanımlar bu yüzden bir henüz bir sayı değildir Oysa Lockea göre sayı birimin ya da birin en yalın tasarımıdır birin yinelenmesinden ve bu ikisinin birleştirilmesinden 2 ile gösterilen tasarım oluşur Berkeley sayıyı bir düşünme ürünü olarak açıklar Kanta göre de sayı bir anlık kavramıdır ama somut olarak ancak zaman ve uzay kavramlarının yardımıyla gerçekleşebilir matematik numara matematik Kelimelerin anlattıkları kavramın tek veya çok bazı dillerde ikili üçlü olması temeline dayanılarak yapılan ayırma Tekil Çoğul İkil Üçül Bir kelimenin karşıladığı kavramın teklikçokluk yani sayı bakımından görünümünü yansıtan dil bilgisi kategorisi Bu kategorinin çeşitli dillerde teklik ikilik ve çokluk olmak üzere üç türü vardır İkili sayı özellikle Arapça için geçerlidir sayılar Azerbaycan Türkçesi say Türkmen Türkçesi birlikköplük saan Gagauz Türkçesi sayı Özbek Türkçesi són birlik Uygur Türkçesi san Tatar Türkçesi san berlek Başkurt Türkçesi han berlekküplek sanaw teklikköplük Krç Malk san birlik Nogay Türkçesi san birlik Kazak Türkçesi san birlik Kırgız Türkçesi san Alt too tanıs Hakas Türkçesi san pîr san Tuva Türkçesi san Türkçesi san pir Rusça çislo yedinstvennoye sayı sayı )
- TUTARLI = İNSİCAMLI = CONSEQUENT[İng.] = CONSÉQUENT[Fr.] = KONSEQUENT[Alm.] = CONSEQUENS[Lat.] = CONSECUTIVO/VA[İsp.]
- TUTKAL ile/||/<> TUTKAL
( Ağaç işlerinde kullanılan yapıştırıcı gereç Yarış lastiklerini kasnağa sıkıca yapıştırmak için kullanılan türlü tutkallar Lastiğin sağlam olması için yarış ve eğitimden en az iki gün önce tutkallanması gereklidir genel uygulayım Tahta kâğıt deri vb yapıştırmaya yarayan özdek Az tutgal Türkçe tut tutkal ile yapıştırmak kökünden geldiği açıktır Türkçe tut kökünün Kazakçada leimen tutkal ile yapıştırmak anlamına geldiğini görüyoruz Brockelmanna göre OGM 53 2 not tutgaldaki gal eki ganın bir yan biçimidir Deny Principes 85 tut kökünden geldiğini açıklamakla yetinmiştir Eski ve yeni diyalektlerde tutkala yelim adı verilir O açıdan tutkalın yeni bir türev olduğu anlaşılıyor Buna karşılık tutkala verilen yelim adı eski bir ögedir Bu ad dilimizde yaygın olarak kullanılmışsa da bugün dar bir alanda ilim ve yelim olarak kalmıştır Eren TD 27 308 1993 2 65 Ancak eski kaynaklarda yelim biçimi yaygın olarak geçer Çağdaş diyalektlerde de yelim celim yilim Yakutça silim Çuvaşça śilĕm olarak kullanılır Orta Türkçede ve Kıpçakçada da yelim biçiminin geçtiğini biliyoruz Ligeti AOH 17 24 Räsänen V 196a Clauson ED 929a Eren TD 1993 2 6465 Türkçe yelim Farsçaya ve Tacikçeye de geçmiştir Doerfer TMEN 1889 TLT 113 )
- TUTKALLAMAK ile/||/<> LEIMEN[Alm.]
( İki ağaç parçasına tutkal sürerek ve genellikle sıkıştırarak yapılan yapıştırma işlemi )
- TUTKU = İHTİRAS = PASSION[İng., Fr.] = LEIDENSCHAFT[Alm.] = PASSIO[Lat.] = PATHOS[Yun.] = PASION[İsp.]
( Tutuklu kalmak. )
- TÜTSÜLEMEK ile/||/<> TÜTSÜLEME
( Tanenli araçların amonyak buharında bırakılarak renklendirilmesi eylemi Birini kötülüklerden arıtma büyüden kurtarma ya da kimi sayrılıklardan sağaltma amacıyla içinde etkili güç bulunduğuna inanılan otları yaprakları ateş üzerine atarak yakma duman çıkarma Dumanlama Çoğunlukla et ve balık gibi ürünlerin korumasını sağlamak rengini ve tadını geliştirmek antimikrobiyal ve antioksidan etki sağlamak için odun dumanından yararlanılarak uygulanan işlem dumanlama isleme )
- TUTUM = ATTITUDE[İng., Fr.] = EINSTELLUNG/HALTUNG[Alm.] = ATTITUDINE[İt.] = ACTIDUD[İsp.]
- TUTUŞMA ile/||/<> TUTUŞMA
( Güreşe başlama Alaz alıp yanmağa başlama olayı )
- TUTYA | ÇİNKO ile/||/<> ÇİNKO ile/||/<> ÇİNKO[İt. < CINQUE | İT. < ZINCO]
( kimya Sert mavimsi ak renkli pirinç yapımında ve galvanizlemede kullanılan bir metal A A 65 38 A S 30 Ö A 7 14 E S 419 C Vücutta karbonik anhidraz ve alkalin fosfataz gibi enzimlerin tamamlayıcısı niteliğinde proteinlerin biyosentezi kemik diş ve cinsiyet hormonlarının yapısına giren birçok vücut işlevinin sürdürülebilmesi ve bağışıklık sistemi için gerekli olan genellikle üreme verim düşüklüğü çeşitli deri hastalıklarının tedavisi ve önlenmesi amaçlarıyla da kullanılan bir element )
- TUYUR-I ASÂFİR FIRKASI | ÖTÜCÜ KUŞLAR ile/||/<> ÖTÜCÜ KUŞLAR
( zooloji Kuşlar Aves sınıfnın karinalılar Carinatae bölümünden çeşitli boyda türleri olan türleri genellikle tüneyen ses kaslarının bağlantı ve yerleri dikkate alınarak ses kasları gelişigüzel dizililer Anisomyodi ve ses kasları eşit dizililer Diacromyodi olmak üzere iki alt takımı olan mevcut kuş türlerinin yarısını içine alan 7000 kadar türü bulunan bir takım )
- TUYUR-I ASÂFİR FIRKASI | ÖTÜCÜ KUŞLAR ile/||/<> SERÇE
( (zooloji) @@ Kuşlar (Aves) sınıfnın, karinalılar (Carinatae) bölümünden, çeşitli boyda türleri olan, türleri genellikle tüneyen, ses kaslarının bağlantı ve yerleri dikkate alınarak ses kasları gelişigüzel dizililer (Anisomyodi) ve ses kasları eşit dizililer (Diacromyodi) olmak üzere iki alt takımı olan, mevcut kuş türlerinin yarısını içine alan, 7000 kadar türü bulunan bir takım. )
- TUZ RUHU[Osm.] / SPIRITS OF SALT, HYDROCHLORIC ACID[İng.] / ACID CHLORHYDRIQUE, ESPRIT DE SEL[Fr.] / SALZSÄURE, CHLORWASSERSTOFFSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= TUZ ASİDİ, HİDROKLORİK ASİT
- TUZAK ile/||/<> TUZAK
( Fiziksel kimya aygıtlarında kimi gazları yoğunlaştırarak alıkoyan ya da asıltı taneciklerini tutan kap 1 Bir alıcıdaki istenmeyen ünlemleri eleyen ya da yok eden soğurum süzgeci 2 Boşluk oluşturan emmeçlerde yayınan yağ ya da cıva uçuklarını soğutup yoğuşturarak tutan düzenek Su ürünlerinin bir hazne içerisine girip yakalanmasını sağlayarak kaçmasına engel olan geliştirilmiş av araçları Anadoluda duzak olarak da geçer duzak duzak tuzak tuzak Blk tuzak tuzok tuzak Kırgızlar kıldan yapılmış tuzağa kıltak adını verirler Alt Tel tuzak duzak ilmik ilmikli kapan tuhax tusax ip ilmek zincir bukağı OT tuzak Kökenini bilmiyoruz Türkçe tuzak ile tor ağ biçimi arasında bağlantı kurulamaz tor 1 )
- TÜZE(HUKUK) (DAİRESİ) ile/ve/||/<> TÜRE(ADÂLET) (DAİRESİ)
HUKUK ve/||/<> ADÂLET ve/||/<> ÖZGÜRLÜK ve/||/<> MEŞRÛİYET(GEÇERLİLİK)
( ... İLE/VE/||/<> Lâyık olana, lâyık olunanı vermek/verebilmektir. )
( Adâlet ancak hakikatten, saadet ancak adâletten doğabilir. )
( Attika mahkemelerinde, suçlu, suçu tespit edildikten sonra, bazı hallerde, kendine uygun gördüğü cezayı kendi isteyebilirdi. )
( Adâlette gecikme olmaz! | Adâletin gecikmesi olmaz/olmamalı! | Adâletin gecikmişi olmaz! )
( "BURNU SÜRTMEK": Yavuz Sultan Selim, hükümdarlığında, hırsızlık yapanları bir direğe bağlar, tanınması için günlerce çarşının içinde dolaştırtırmış. Bugünkü deyimle yüz kızartıcı suçlar dediğimiz çeşitli ahlâki suçlarda ise suçluyu burnu yere sürtecek biçimde bir arabaya yatırtır, burnunu yere sürttürürmüş. "Bırak, burnu sürtsün biraz!" gibi deyimler buradan gelmektedir. Yavuz Sultan Selim'in ilk sekiz yılında yaptığı bu uygulamalarla toplum büyük bir huzura ulaşmış ve hem devletin gücünü, hem de bütçesini üç kat büyütmüştür. )
( ZEMBİLLİ ALİ EFENDİ(CEMÂLÎ)'nin adâlet anlayışını ve uygulamalarını yani kendine neden "Zembilli" denildiğini de araştırmanızı salık veririz. )
(
| 
ADÂLET DAİRESİ
Adâlet, dünya barışının temelidir.
Dünya bağının sınırlarını devlet belirler.
İşte bu devlet duvarını inşâ edecek, devlete düzen sağlayacak olan hukuktur.
Siyasi güç olmaksızın hukuk, yaptırımlarını yerine getiremez.
Siyasi gücü, askeriye korur.
Askeri gücün yaşamasını ekonomi sağlar.
Ekonomik gücü halk sunar.
Halkın birliğini sağlayacak olan ise adâlettir.
Adl'dir mucib-i salâh-ı cihan
Cihan bir bağdır, divan devlet
Devletin nâzımı şeriattır
Şeriata olamaz hiç hâris illâ mülk
Mülk zabteylemez illâ leşker
Leşkeri cem edemez illâ mal
Malı cem eyleyen raiyettir
Raiyeti kul eder padişah-ı âleme adl. )
( Sayın Muharrem Balcı'nın yayınlarını paylaştığı adresi... www.MuharremBALCI.com )
( Türk Hukuk Lügâtı'na, burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz... )
( Elimizde kudret olmadığı sürece, özgürlük isteriz.
Kudreti ele geçirince üstün olmak isteriz.
Ama başaramazsak, adâlet isteriz. )
( "Kurallara uymak", adâlet değildir. )
( Rızâ yazısı için burayı tıklayınız... )
(
| 
|
)
( ... İLE/VE/||/<> Güçler arasındaki denge. )
- TÜZE = JUSTICE[İng.] = DROIT[Fr.] = RECHT[Alm.] = DIRITTO[İt.] = DERECHO[İsp.]
- TUZRUHU | HİDROKLORİK ASİT ile/||/<> HİDROKLORİK ASİT
( Dağlama paklama ve temizleme çözeltilerinde çok kullanılan hidrojen klorürün sudaki çözeltisi renksiz yenimsel özellikteki asit HCI )
- TYNDALL EFFECT[İng.] / EFFET TYNDALL[Fr.] / TYNDALL-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= TYNDALL ETKİSİ/OLAYI
- TYPE I SUPERCONDUCTOR[İng.] / TYP-I-SUPRALEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİ TİP SÜPER İLETKEN
- TYPE II SUPERCONDUCTOR[İng.] / TYP-II-SUPRALEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= İKİNCİ TİP SÜPER İLETKEN
- TYPE OF RHUBARB[İng.] ile/||/<> RHUBARBE[Fr.] ile/||/<> RHEUM RIBES[Lat.] ile/||/<> RHABARBER[Alm.] ile/||/<> IŞKIN
( Karabuğdaygiller Polygonaceae familyasından taban yaprakları geniş yaprakları ve kabukları yenen 4060 cm kadar boyda olan bir bitki türü Yerel ağızlarda ışkın yanında ışgın ve uşgun biçimleri de kullanılır ışgın ravent ışkın Orta Türkçede ışgun ve kışgun olarak geçer Halasi Kun Köprülü Arm 1 47 Eski Kıpçakçada ışkun biçimi kullanılır Farsça aşxūn aşxuwān a sort of dock plant sözünden alınmıştır Farsçada işxūn a sort of dock olarak da geçer Kâşgarlı Mahmudun ışgun yanında verdiği kışgun biçiminin başındaki k sesi açıklanmaya muhtaçtır Teleütlerin ravende verdikleri yışkım ve yışkıt adı düşündürücüdür Bu ad ile ışkın arasında bir bağ kurulabilir mi açık olarak bilmiyoruz Yalnız yışkım adı yanında geçen yışkıt biçiminin bir yazım yanlışı sonunda ortaya çıktığı anlaşılıyor yazısında ш ş ile т nin el yazısındaki biçimi т kolaylıkla karıştırılabilir Örn Radloffun sözlüğünde Tatarca ışkı sözü yanında geçen ıtkı biçimi bu tür bir yazım yanlışı sonunda ortaya çıkmıştır ışkı Katarinskiynin verdiği Başkurtça koroş biçimi de buna benzer bir örnektir Gombocz BTLw 130 bu verinin Türkçe kurumdan başka bir şey olmadığını fark etmemiştir Tzitzilisin ışkının Rumcadan geldiği yolundaki açıklaması yanlıştır GrLw 371 Eren TD 54 332 371 )
- TYPING, TYPECASTING, "TYPAGE"[İng.] ile/||/<> TYPAGE[Fr.] ile/||/<> TYPENBILDUNG[Alm.] ile/||/<> TİPLEME
( Sinema TV Belirli bir tipin tüm çapraşık özelliklerini bunu en iyi en rahat en inandırıcı yoldan yansıtabilecek kişiyle canlandırma )
- ÜBERGANGSZONE[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ BÖLGESİ
- ÜBERMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI KİPLENİM
- ÜBERSÄTTIGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI DOYURMA
- ÜBERSINNLICH[Alm.] ile/||/<> DUYUÜSTÜ
( 1 Duyularla verilmeyen 2 Algılama yoluyla değil düşünme ile kavranan 3 Duyuların bununla ilgili olarak deney dünyasının dışında bulunan )
- ÜBERSTROMAUSLÖSER[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI AKIM RÖLESİ
- UÇ | SON | TERMİNAL ile/||/<> TERMİNAL ile/||/<> TERMİNAL[Fr. < TERMINAL]
( Uçta bulunan Sona ait uçta bulunan son bitim )
- ÜÇ BİRLİK KURALI ile/||/<> ÜÇ BİRLİK KURALI
( Klasik oyunların özelliği olan YerZamanOlay birliğini getiren kuram Tragedyaların özelliği çeşitli kurallara bağlı olmaktır Bu kurallardan en belirgini hatta ilk planda geleni üç birlik kuralıdır Üç birlik kuralı a Zaman birliği Oyundaki olayın 24 saat içinde geçmesi b yer birliği Olayın aynı yerde geçmiş olması c Konu birliği Yapıtın tek konuyu işlemesi olayın kişilere sıkı sıkıya bağlı olmasından oluşur Dram sanatının klasik bir ilkesi olan yerde sürede ve olayda birlik kuralı )
- ÜÇ GÜNLÜK ÖNDÖLÜT | MORULA ile/||/<> MORULA ile/||/<> MORULA[Fr. < MORULA]
( Döllenmiş yumurtanın segmentasyonu sırasında oluşan ve hücrelerin dut gibi bir arada bir topluluk teşkil ettiği embriyo safhası Döllenmiş yumurtanın segmentasyonu sırasında oluşan ve hücrelerin dut gibi bir topluluk oluşturduğu embriyo evresi anat Zigot oluşumunu izleyen dönemde biçimlenen çok hücreli dut benzeri oluşum dutcuk İnsanlarda morula 9 16 hücreden hayvanlarda ise 16 64 hücreden oluşur )
- ÜÇGEN OYMA KALEMİ ile/||/<> GEISSFUSS[Alm.] ile/||/<> KEÇİTIRNAĞI
( Kesici ağzı üçgen biçiminde olan oyma kalemi )
- ÜÇLÜ ile/||/<> ÜÇLÜ
( Üç ikili öğeden oluşan çoklu Üç dizeden oluşan bağlam 1 Üç bileşenden oluşan 2 HCN gibi üç öğeden oluşan bileşiklerin genel adı Toplam dönüsü S 1 olan dizge Toplanı fırıl nicem sayısı S 1 olan dizge Üç dizeden ibaret kesek veya dönü )
- UÇMA ile/||/<> UÇMAK
( Oyuncunun topu istediği gibi kullanmak için ayakları havada ve gövdesi yere az çok koşut olarak yaptığı atlayış Kasa beygir gibi araçlar üzerinden aşırı yükselerek aşma Kolayca buğu durumuna gelme olayı cennet )
- ÜCRET ile/||/<> ÜCRET[Ar. < UCRET]
( Yapılan iş karşılığında tiyatro oyuncusuna ya da yardımcı uzmanlara verilen para İş karşılığı ödenen para 1 Üretim faktörlerinden biri olan emeğin üretimden aldığı pay diğer bir deyişle emek faktörünün fiyatı 2 İşçilere üretim sürecine katılmaları karşılığında belli sürelerde yapılan ödeme maaş Emek karşılığında alınan para ücret 1 Türkiyede memurlara üretim sürecine katılmaları karşılığında belli sürelerde yapılan ödeme 2 ücret 2 ucrat görülen işin bedeli karşılığı )
- UÇUCULUK ile/||/<> UÇUCULUK
( Kolayca buğu durumuna geçme özelliği )
- ÜÇÜNCÜ ŞAHIS | ÜÇÜNCÜ KİŞİ ile/||/<> ÜÇÜNCÜ KİŞİ
( İki kişi arasında yapılan bağıtlamada söz konusu edilen üçüncü kişi Çekimli eylemlerde veya adıllarda hakkında konuşulan veya konuşulanlar Geldi gelmiş geliyor gelir gelecek gele gelse gelmeli gelsin ve o adılı 3 kişi tekil geldiler gelmişler geliyorlar gelirler gelecekler geleler gelseler gelmeliler gelsinler ve onlar adılı 3 kişi çoğul vb Kişi )
- ÜÇÜNCÜ ŞIKKIN ADEM-İ İMKÂNI | ÜÇÜNCÜNÜN OLMAZLIĞI ile/||/<> ÜÇÜNCÜNÜN OLMAZLIĞI
( pvp biçimindeki önermelerin geçerliliğini dile getiren usbilim ilkesi biçimindeki önermelerin geçerliliğini dile getiren mantık ilkesi )
- UCUZ ile/||/<> UCUZLATMA
( Benzerlerine ve aynı özellikte bulunanlara göre birim değeri düşük olan. @@ ~ Az ucuz 1. 'fiyatı az olan'; 2. 'zahmetsiz elde edilen'. -Tkm ucīz. -TatK oçsız. -Blk ucuz. -Kum uçuz. Eski Türkçeden bu yana kullanılır. ET uçuz 'kolay' anlamındadır. Dîvânü Lugâti't-Türk yazarı uçuz sözünü 'değeri düşük' ve 'aşağılık kişi, alçak' karşılıklarıyla açıklar. Poppe Moğolca uçir 'Zufall' sözüyle karşılaştırmıştır. Ramstedt de uçir 'Ursache, Grund' üzerinde durmuştur. Ancak değersiz, alçak, düşük anlamlarındaki Moğ ucig sözü dikkatlerini çekmemiştir. || ~ Az ucuz 1. 'fiyatı az olan'; 2. 'zahmetsiz elde edilen'. -Tkm ucīz. -TatK oçsız. -Blk ucuz. -Kum uçuz. Eski Türkçeden bu yana kullanılır. ET uçuz 'kolay' anlamındadır. Dîvânü Lugâti't-Türk yazarı uçuz sözünü 'değeri düşük' ve 'aşağılık kişi, alçak' karşılıklarıyla açıklar. Poppe Moğolca uçir 'Zufall' sözüyle karşılaştırmıştır. Ramstedt de uçir 'Ursache, Grund' üzerinde durmuştur. Ancak değersiz, alçak, düşük anlamlarındaki Moğ ucig sözü dikkatlerini çekmemiştir. )
- UFAK PARA | BOZUK PARA ile/||/<> BOZUK PARA
( Küçük birimler üzerine basılmış madenî para Günlük alışverişlerde kolaylık sağlamak amacıyla yetkili kurumların darphaneye bastırdığı madeni para bozuk para )
- UFAK PARA | BOZUK PARA ile/||/<> MADENİ PARA ile/||/<> UFAK PARA
( Küçük birimler üzerine basılmış madenî para. @@ Günlük alışverişlerde kolaylık sağlamak amacıyla yetkili kurumların darphaneye bastırdığı madeni para.@@bk. bozuk para )
- UFKİ | YATAY ile/||/<> YATAY
( Bir düzlem olarak düşünüldüğünde yeryüzüne koşut olan ya da çekül doğrusuna dik olan düzlemde bulunan Yerçekimi doğrultusuna dik düzlem astronomi matematik )
- UFKÎ RAKKAS[Osm.] / HORIZONTAL PENDULUM[İng.] / PENDULE HORIZONTAL[Fr.] / HORIZONTALES PENDEL[Alm.] ile/değil/yerine/= YATAY SARKAÇ
- UFKÎ[Osm.] / HORIZONTAL[İng.] / HORIZONTAL[Fr.] / HORIZONTAL[Alm.] ile/değil/yerine/= YATAY
- UFUK | ÇEVREN ile/||/<> ÇEVREN
( Uzamda insan gözünün erişebileceği geniş alanın sınırı Deniz kıyısında ya da geniş bir düzlükte gökle yerin birleşmiş gibi görüldüğü ve bulunulan yere uzaklığı yükseldikçe artan çember yayı biçiminde çizgi astronomi çevren )
- UGLY[İng.] ile/||/<> LAID[Fr.] ile/||/<> HÄSSLICH[Alm.] ile/||/<> ÇİRKİN[Fars. < ÇİRKİN]
( 1 Estetikte güzelin karşıtı olan kavram Hoşa gitmeme izlenimi uyandıran 2 Ahlak açısından Yakışıksız görünen 3 Biçimsiz uyumsuz biçimden yoksun Bu anlamda çirkin bir sanat nesnesi olarak olumlu bir estetik değer niteliğini alabilir Nasıl gerçek biçim biçimden yoksun bir şeye biçim vererek oluşuyorsa çirkin de güzelin oluşmasında etkili temel bir öğe olabilir )
- UĞUR BÖCEĞİ ile/||/<> UĞUR BÖCEĞİ
( anlamdaş gelin böceği Coccinella septempunctata Böcekler İnsecta sınıfının kınkanatlılar Coleoptera takımından bir eklembacaklı türü Uzunluğu 57 5 mm Vücudu yarım küre biçimindedir Rengi turuncukırmızı olup üzerinde 7 tane kara nokta bulunur Böcekler Insecta sınıfının kın kanatlılar Coleoptera takımından 57 5 mm kadar uzunlukta vücudu yarım küre biçiminde turuncu kırmızı renkli üzerinde 7 tane kara nokta bulunan bir eklem bacaklı türü Gelin böceği uçuç böceği uğur böceği )
- UKDE | BOĞUM ile/||/<> BOĞUM ile/||/<> DÜĞÜM
( düğüm Bir durur dalganın sıfır noktaları Durağan dalgalarda titreşim genliğinin sıfır olduğu noktalar düğüm Yaprakların gövde üzerinde bağlı oldukları yer Nodyum Sinema TV Bir dramatik yapıtta serimden sonra olguların birbiriyle çatıştığı çatallaştığı içinden çıkılmaz gibi görünen tıkanıklıklar yarattığı gerilimli noktalar Oyunda serimden sonra olayın ilk çapraştığı çatallaştığı yer Olayların düğümlenmesi oyunda gerilimi sağlar Verinin kesikli bir biçimde gösterilmesini belirleyen ve hiçbir belirsizlik taşımayan kurallar kümesi uzayında yalınç kapalı eğri boğum bilişim Verinin kesikli biçimde gösterilmesini saptayan hiçbir belirsizlik taşımayan kurallar kümesi Bir romanda veya sahne eserinde olaydaki dolantıların meydana getirdiği tıkanıklık fizik Bir oyunda gerilimin ve ilginin arttığı işlerin karıştığı çapraştığı yer Düğüm öğesi çatışmalardan çevrilen dolaplardan birtakım gizlerden elde edildiği gibi kişilerin karakter özellikleriyle de yaratılabilir 1 Yaprağın ayrıldığı eklem yeri Nod 2 Yürekte yürütücü dokuya ait atriyoventriküler ve sinüatriyal düğümler 3 Ranvier boğumu düğ bağlamak düğümlemek ü m eki Türkçe düğ fiilinin eskiden beri kullanıldığını görüyoruz Kâşgarlı Mahmud bu fiili tüg bağlamak düğümlemek olarak saklamıştır Altayca Teleütçe Şorca gibi diyalektlerde tǖ düğüm yapmak biçimi geçer Diyalektlerde bu fiilin daha çok ün ekiyle kurulmuş türevleri kullanılır Az düyün düğüm düvün düğüm düvünçek düğüm küçük düğüm tüyin tüyin tüyün )
- UKDE-İ CEREYAN[Osm.] / CURRENT NODE[İng.] / NŒUD DE COURANT[Fr.] / STROMKNOTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AKIM DÜĞÜMÜ
- UKEYD | YUMRU ile/||/<> YUMRU
( İçinde oluştukları kayacın maddesinden başka bir madde ile yapılı düzensiz yumrucuk biçiminde cisim yumrulanma jeoloji I Yuvarlak görünüşlü olan bir kütle parçacığı II Yumru biçiminde olan yumru )
- UKM | RINK | KATAN | UNK | RAKABE | BEL ile/||/<> BELEN | BOYUN
( bk. boyun. @@ (I) Tarlayı altüst yapmakta kullanılan araç. (Özgüney, Yalova, Küçükkabaca *Uluborlu -Isparta) @@ (II) 1. Bağ ve bahçelerde toprağı alt üst yapmakta kullanılan araç. (Özgüney *Yalvaç; Küçükkabaca *Uluborlu -Isparta) 2. Ev döşemesi. (Kayalık *Susuz -Kars) 3. Ev tavanı. (Bölükbaşı *Selim -Kars) @@ (biyoloji) @@ (tarım) @@ Vücudun göğüs ile karın bölgeleri arasında kalan kuşak kısmı.@@TV. Almaç ışıtacının koni biçimindeki bölümünden sonra gelen ve tarayıcı demetin oluşmasını sağlayan; artıuç, elektron topu, Wenhelt borusunun yer aldığı ince bir boruyu andıran bölümü. @@ Genç dağlık kümelerde, dorukları birbirinden ayıran, yüksek ve kimileri ulaşıma elverişli olmayan geçitler. @@ Bir hayvanın baş ve gövdesini birleştiren bölge. @@ (biyoloji, zooloji, coğrafya) @@ Bir hayvanın baş ve gövdesini birleştiren bölge. @@ 1. Baş ve gövdeyi birleştiren kısım. 2. Birçok sestod da skoleksle strobila arasında halkalanmanın olmadığı kısım.@@bk. boyun. @@ ~ Az bel. -Tkm pīl 'kürek'. -Blk bel. -Kklp bel. -Kzk bel. < Far bēl 'a shovel, spade'. @@~ Az boyun. -Tkm boyun. -TatK muyın. -Bşk muyın. -Nog moyın. -Krg moyun. -Hal bōyan. -Kzk moyın. -Kklp moyın. -Tuv, Şor moyun. -Yak moy, mōy, moyun. -Çuv măy. Eski Türkçeden başlayarak kullanılır (boyın). Orta Türkçede boyın biçimi geçer. Eski Kıpçakçada boyun olarak kullanılır. Türkçe boy kökünden geldiği açıktır: boy (< *boń) + (-)n eki. Räsänen (LTS 207; V 80a) *boŋ́, *moŋ́ biçiminden yola çıkmıştır. Róna-Tas (ChuvSt 139) boyun (> moyun)'un boń kökünden çıktığını dile getirmiştir. Türkçe boyun biçimindeki -n eki bilimsel yayınlarda sıklıkla açıklanmıştır. Németh (KCsA 3: 109) bu yolda birtakım örnekler saymıştır. Bu örnekler arasında boyun (<: boy) türevi de göze çarpar. Doerfer (TMEN 652) -n ekinin burun, taban, bıkın, karın, erin, alın, yağrın, yelin gibi birtakım organ adlarında kullanıldığını açıklamıştır. Doerfer örnek olarak boyun türevini de vermiştir. Son olarak Doerfer (KhalMat 295) boyun'un etimolojisi üzerinde durmuştur. Diyalektlerde boyun yanında geçen moyun biçimi benzeşme (assimilation) yoluyla oluşmuştur. )
- UKM | RINK | KATAN | UNK | RAKABE ile/||/<> BEL ile/||/<> BOYUN
( boyun I Tarlayı altüst yapmakta kullanılan araç Özgüney Yalova Küçükkabaca Uluborlu Isparta II 1 Bağ ve bahçelerde toprağı alt üst yapmakta kullanılan araç Özgüney Yalvaç Küçükkabaca Uluborlu Isparta 2 Ev döşemesi Kayalık Susuz Kars 3 Ev tavanı Bölükbaşı Selim Kars biyoloji tarım Vücudun göğüs ile karın bölgeleri arasında kalan kuşak kısmı TV Almaç ışıtacının koni biçimindeki bölümünden sonra gelen ve tarayıcı demetin oluşmasını sağlayan artıuç elektron topu Wenhelt borusunun yer aldığı ince bir boruyu andıran bölümü Genç dağlık kümelerde dorukları birbirinden ayıran yüksek ve kimileri ulaşıma elverişli olmayan geçitler Bir hayvanın baş ve gövdesini birleştiren bölge biyoloji zooloji coğrafya Bir hayvanın baş ve gövdesini birleştiren bölge 1 Baş ve gövdeyi birleştiren kısım 2 Birçok sestod da skoleksle strobila arasında halkalanmanın olmadığı kısım boyun Az bel pīl kürek Blk bel bel bel bēl a shovel spade Az boyun boyun muyın muyın moyın moyun Hal bōyan moyın moyın moyun moy mōy moyun măy Eski Türkçeden başlayarak kullanılır boyın Orta Türkçede boyın biçimi geçer Eski Kıpçakçada boyun olarak kullanılır Türkçe boy kökünden geldiği açıktır boy boń n eki Räsänen LTS 207 V 80a boŋ moŋ biçiminden yola çıkmıştır RónaTas ChuvSt 139 boyun moyun un boń kökünden çıktığını dile getirmiştir Türkçe boyun biçimindeki n eki bilimsel yayınlarda sıklıkla açıklanmıştır Németh KCsA 3 109 bu yolda birtakım örnekler saymıştır Bu örnekler arasında boyun boy türevi de göze çarpar Doerfer TMEN 652 n ekinin burun taban bıkın karın erin alın yağrın yelin gibi birtakım organ adlarında kullanıldığını açıklamıştır Doerfer örnek olarak boyun türevini de vermiştir Son olarak Doerfer KhalMat 295 boyunun etimolojisi üzerinde durmuştur Diyalektlerde boyun yanında geçen moyun biçimi benzeşme assimilation yoluyla oluşmuştur )
- UKM | RINK | MİNİMUM | UNK | RAKABE | BELEN ile/||/<> BELEN ile/||/<> BOYUN
( boyun Bir işlevin yakınlarında bulunan noktalara bakınca en düşük değerini aldığı nokta işlevin beleninde türevi sıfır değer alır TV Almaç ışıtacının koni biçimindeki bölümünden sonra gelen ve tarayıcı demetin oluşmasını sağlayan artıuç elektron topu Wenhelt borusunun yer aldığı ince bir boruyu andıran bölümü Genç dağlık kümelerde dorukları birbirinden ayıran yüksek ve kimileri ulaşıma elverişli olmayan geçitler Bir hayvanın baş ve gövdesini birleştiren bölge biyoloji zooloji coğrafya Bir hayvanın baş ve gövdesini birleştiren bölge 1 Baş ve gövdeyi birleştiren kısım 2 Birçok sestod da skoleksle strobila arasında halkalanmanın olmadığı kısım boyun Az boyun boyun muyın muyın moyın moyun Hal bōyan moyın moyın moyun moy mōy moyun măy Eski Türkçeden başlayarak kullanılır boyın Orta Türkçede boyın biçimi geçer Eski Kıpçakçada boyun olarak kullanılır Türkçe boy kökünden geldiği açıktır boy boń n eki Räsänen LTS 207 V 80a boŋ moŋ biçiminden yola çıkmıştır RónaTas ChuvSt 139 boyun moyun un boń kökünden çıktığını dile getirmiştir Türkçe boyun biçimindeki n eki bilimsel yayınlarda sıklıkla açıklanmıştır Németh KCsA 3 109 bu yolda birtakım örnekler saymıştır Bu örnekler arasında boyun boy türevi de göze çarpar Doerfer TMEN 652 n ekinin burun taban bıkın karın erin alın yağrın yelin gibi birtakım organ adlarında kullanıldığını açıklamıştır Doerfer örnek olarak boyun türevini de vermiştir Son olarak Doerfer KhalMat 295 boyunun etimolojisi üzerinde durmuştur Diyalektlerde boyun yanında geçen moyun biçimi benzeşme assimilation yoluyla oluşmuştur )
- UKNUM ile/||/<> HYPOSTASIS[İng.] ile/||/<> HYPOSTASE[Fr.] ile/||/<> HYPOSTASE[Alm.] ile/||/<> DAYANTI
( 1 Altta bulunan temel dayanak 2 substantia ile eşanlamlı Töz sub hipo altta 3 Özne kişi tinsel töz olarak 4 Bir kavramın bir niteliğin tözleştirilmesi Bununla ilgili olarak hipoztaslaştırmak Ancak bir ilinek bir ide olabileni bir töz bir şey olarak göz önüne almak Bir şeyi bağımsız bir töz haline getirmek Söylencebilimde Tanrıların özelliklerinin bağımsızlaştırılması örneğin bir adın kendi başına bir varlık gibi düşünülmesi )
- ÜLKÜLEŞTİRME ile/||/<> ÜLKÜSEL
( Herhangi bir kişi, nesne ya da olayın kusur ve eksikliklerini gözden kaçırarak onu gerçekte olduğundan daha güzel, önemli ya da büyük görme. )
- ULTIMATE STRENGTH[İng.] / ENDFESTIGKEITSGRENZE[Alm.] ile/değil/yerine/= DAYANIM SINIRI
- ULTRA-KIRMIZI[Alm.] ile/değil/yerine/= ULTRA-KIRMIZI
- ULTRAKURZWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ULTRA KISA DALGA
- ULTRASCHALL[Alm.] ile/değil/yerine/= ULTRASON
- ULTRAVIOLET ABSORBER[İng.] / AMORTISSEUR ULTRAVIOLET[Fr.] / ULTRAVIOLETTABSORBER[Alm.] ile/değil/yerine/= MORÖTESİ SOĞURUCU
- ULTRAVIOLET MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE ULTRAVIOLET[Fr.] / ULTRAVIOLETTMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= MORÖTESİ MİKROSKOP
- ULTRAVIOLET RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT ULTRAVIOLET[Fr.] / ULTRAVIOLETTSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MORÖTESİ IŞINIM
- ULTRAVIOLET SPECTRUM[İng.] / SPECTRE ULTRAVIOLET[Fr.] / ULTRAVIOLETTSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= MORÖTESİ TAYF/SPEKTRUM
- ULTRAVIOLET TELESCOPE[İng.] / TÉLESCOPE ULTRAVIOLET[Fr.] / ULTRAVIOLETTTELESKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= MORÖTESİ TELESKOP
- ULTRAVIOLET[İng.] / ULTRAVIOLET[Fr.] / ULTRA-MOR, ULTRA- VIYOLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ULTRAVİYOLE
- ULTRAVIOLETT-PHOTOELEKTRONENSPEKTROSKOPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ULTRAVİYOLE FOTOELEKTRON SPEKTROSKOPİSİ
- ULTRAVIOLETTLAMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= ULTRAVİYOLE LAMBA
- ULUBEY[İng.] ile/||/<> ULUBEY[Fr.] ile/||/<> ULUBEY[Alm.] ile/||/<> ULUBEY
( 13941449 Muhammed Taragay Ulubey ünlü Türk matematikçisi ve astronomu Semerkantta medrese ve gözlemevinin kurucusudur Onun önerdiği cebirsel yöntem tam trigonometrik cetvellerin oluşturulmasına yol açmıştır )
- ULULAMA = HÜRMET = VENERATION[İng.] = VÉNÉRATION[Fr.] = HOCHACTUNG[Alm.] = VENERATIO[Lat.]
- ULUM-İ SAHİHA ile/||/<> EXACT SCIENCES[İng.] ile/||/<> SCIENCES EXACTES[Fr.] ile/||/<> EXAKTE WISSENSCHAFTEN[Alm.] ile/||/<> SAĞIN BİLİMLER
( Denetlenebilir ölçü ve hesaplara dayanan bilimler Bunlar sağın önermelerle kurulan bilimlerdir Dar anlamda Matematiğe dayanan bilimler mekanik fizik )
- ULUSAL DİL ile/||/<> ULUSAL DİL
( Bir ulusun kullandığı ortak dil Türk dili Fransız dili Alman dili vb Dil )
- ULVİ | ÜST ile/||/<> ÜST
( Bir kayan ayrımlı gösterimde gerçek sayı elde edilmek üzere değişmez ayrımlı parça ile çarpılmadan önce belirtilmemiş kayan ayrım tabanının yükseltileceği gücü gösteren sayıt örn 0 0001234 sayısının kayan ayrımlı gösterimi şudur 0 1234 3 Burada 3 üsttür Bir koşanın birinci dizesi Bir simgenin sağ üstünde bulunan sayı Anlamdaş güç Bir niceliğin sağ üst köşesine kaçıncı kuvvete yükseltileceğini göstermek için yazılan sayı biyoloji )
- ULVİ | YÜCE ile/||/<> YÜCE
( Genellikle insanca ölçüleri aşan bundan dolayı çok büyük olan Sanat ahlak din düşünce alanında üstün bulunan kendisinde üstünlük görülen şey Kantın estetiğinin iki ana kavramından biri Kant güzelin yanına yüceyi de temel bir estetik kavram olarak koyar Ancak ona göre her türlü ölçünün dışına çıkan ezici büyüklükte olan şey duyuları aşar Bu da yüceyi duyular ile kavranan dünyanın üstüne yükseltip onu ahlak alanına kaydırır Fikirce yüksek çevrelerde konuşulan dil şekline sıfat olur )
- UMKLAPP-PROZESS[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS DÖNME SÜRECİ
- ÜMM-ÜL-HU-IÛI ile/||/<> MİDYE ile/||/<> MİDYE[Yun.]
( Asalak yaşama uymuşları bulunmakla birlikte hekimlik yönünden yalnız arakonakçı türleri dolayısıyle ve çok seyrek olarak anılan bir bölüm yassı solungaçlıların ortak adı Mytilus Yassı solungaçlılar Lamellibranchiata sınıfından bir yumuşakça türü Eşit parçalı olan kabuk uzun olup ön tarafı sivri ard tarafı yuvarlak üçgen biçimindedir Hemen bütün denizlerde bulunur zooloji Yassı solungaçlılar Lamellibranchiata sınıfından kabuğu eşit parçalı ön tarafı sivri ve uzun art tarafı yuvarlak üçgen biçiminde olan bütün denizlerde yaşayan bir yumuşakça cinsi Yassı solungaçlılar Lamellibranchiata sınıfından kabuğu eşit parçalı ön tarafı sivri ve uzun arka tarafı yuvarlak üçgen biçiminde olan bütün denizlerde yaşayan bir yumuşakça cinsi R μύδι midyeye verilen μῦς adının küçültmesi Türkçe midyenin Rumca çokluk biçiminden alındığı anlaşılıyor μύδια )
- UMUMÎ | GENEL ile/||/<> GENEL
( generalis cinse bağlı cinsle ilgili Cinsle türle ilgili olan bir türün bir cinsin bütün nesnelerini içinde toplayan bir nesne sınıfının bütün nesnelerini toplayan 1 Azlık çokluk ya da bütünlüğü belirlemeden bir sınıfta birçok bireylere ya da her biri bölünmez bir bütün kuran bir çok öbeklere uygun düşen Genel a Hem bireysele hem tekile hem de tikele karşıttır b Söz konusu düşüncenin kapsamının genişlik ya da darlığına göre genellik dereceleri vardır Ör Beslenme yer değiştirmeden daha genel bir görevdir 2 Bir sınıfın bireylerinin büyük bir bölümüne uygun düşen Genellikle genel olarak deyimleri günlük dilde de bu anlamda kullanılır Genellikle dendiğinde kuraldışına yer var demektir Bu anlamda genel hem tümele hem kuraldışına karşıttır 3 Bir sınıfın bütün bireylerine uygun düşen Ör genel bir yasa Skolastikler ve günümüzde onlara bağlı olanlar geneli bu anlamda alırlar Onlara göre tümel genel kavramları belirtir Royal mantığı tümel önermeleri bu anlamda kullanmıştır aynı zamanda genel önermeler deyimini de aynı anlamda kullanırlar Genelin tümelden ayrımı Genellik terimlerin içeriklerine bağlıdır bu yüzden genelliğin biçimsel bir özelliği yoktur tümellik ise önermelerin biçimsel bir özelliğidir Modern mantıkçılara göre tümel kavramını iyice belirtmek için genel sözcüğüne de açıklık getirmek zorunludur Tümel önermeler tikel önermelerin karşıtı olduğu gibi genel önermeler de belirli ya da özel önermelerin karşıtıdır Bir önermede bir ya da bir çok değişken ya da belirlenmemiş terim varsa o önerme geneldir Ör VII Charles Reims katedralinde kutsallaştırıldı tekil bir önermedir Bütün Fransa kralları R k inde kutsallaştırıldılar tümel bir önermedir Her iki önerme de belirlidir ve değişmez bir anlamı vardır Ama Fransa kralı R k inde kutsallaştırıldı denirse Fransanın hangi kralı diye sorulacaktır Fransa kralı terimi Fransada ne kadar kral varsa o kadar ayrı değeri olan değişebilen bir terimdir Önerme krallardan kimileri için doğru kimileri için yanlıştır Oysa tümel önerme Bütün krallar önermesi kesinlikle ya doğru ya yanlıştır Böylece Fransa kralı gibi belirsiz ve değişebilen bir önerme bir genel önermedir Günlük dilde de Çok genel konuşuyorsun dediğimizde karşımızdakinin belirli kesin bir şey söylememiş olduğunu belirtmek isteriz evrensel ortak )
- UMUMİ COĞRAFYA | GENEL COĞRAFYA ile/||/<> GENEL COĞRAFYA ile/||/<> COĞRAFYA
( Coğrafyanın olayları ve bunların dağılışını yeryüzünün bütünü üzerinde inceleyen ana kolu coğrafya coğrafya 1 Yeryüzünün bugünkü durumu ile yeryüzüne özgü olayları tanıtan ve açıklayan bilim 2 Orta dereceli okullarda öğrencilere yeryüzünün yapısı özellikleri zenginlikleri insanın doğal ve toplumsal çevresiyle olan ilişkileri doğal kaynaklardan yararlanma yolları gibi konulara ilişkin bilgiler vermek amacıyla okutulan ders Yeryüzünde oluşan fiziksel dirimsel ve insana değgin olayları betimleyerek oluş nedenlerini dağılışlarını ve aralarındaki ilişkileri kendine özgü ilkelerle araştırıp açıklayan bilim coğrafya )
- UMUMÎ LENGUİSTİK, UMUMÎ LİSANİYAT ile/||/<> GENERAL LINGUISTICS[İng.] ile/||/<> LINGUISTIQUE GÉNÉRALE[Fr.] ile/||/<> ALLGEMEINE SPRACHWISSENSCHAFT[Alm.] ile/||/<> GENEL DİL BİLİMİ
( Dünyadaki dilleri bir bütün olarak ele alıp bunların ortak özelliklerini işleyiş ve gelişme şartlarını inceleyen dil denen varlığı bütün yönleriyle ve bütün belirtileriyle araştıran bilim dalı )
- UMUMİ MASRAF ile/||/<> GEMEINKOSTEN[Alm.] ile/||/<> GENEL GİDER
( Bir işin üzerinde görülmeyen fakat yapımı için gerekli olan yardımcı giderler toplamı )
- UMUT[Türkçe]/ÜMİT[Fars. < UMİD] = RECÂ[Ar.] = HOPE[İng.] = ESPOIR[Fr.] = HOFFNUNG[Alm.] = SPES[Lat.]
- UMUTSUZLUK = ÜMİTSİZLİK[Fars.] = DEPAIR[İng.] = DÉSESPOIR[Fr.] = VERZWEIFLUNG[Alm.] = DESPERATIO[Lat.]
- UMWICKELNDER FAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SARMA FAKTÖRÜ
- UNCERTAINTY PRINCIPLE[İng.] / PRINCIPE D'INDÉTERMINATION[Fr.] / UNBESTIMMTHEITSPRINZIP[Alm.] ile/değil/yerine/= BELİRSİZLİK İLKESİ
- UNCONDITIONED REFLEX[İng.] ile/||/<> RÉFLEXE INCONDITIONNÉ[Fr.] ile/||/<> UNBEDINGTER REFLEX[Alm.] ile/||/<> ŞARTSIZ REFLEKS
( Bir uyartıya cevap olarak irade dışı meydana getirilen refleks )
- UNGEDÄMPFTE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= SÖNÜMSÜZ DALGA
- UNGEDÄMPFTE-WELLE-GASLASER[Alm.] ile/değil/yerine/= SÖNÜMSÜZ DALGA GAZ LAZERİ
- UNGEDÄMPFTE-WELLE-LASER[Alm.] ile/değil/yerine/= SÖNÜMSÜZ DALGA LAZERİ
- UNGERADE-GERADE KERNE, UNGERADE-GERADE-KERNE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK-ÇİFT ÇEKİRDEKLER
- UNGERADE-UNGERADE KERNE, UU-KERNE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK-TEK ÇEKİRDEKLER
- UNIAXIAL CRYSTAL[İng.] / CRISTAL UNIAXE[Fr.] / EINACHSIGER KRISTALL, EINFACHSIGER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK EKSENLİ KRİSTAL
- UNIFIED FIELD THEORY[İng.] / THÉORIE DU CHAMP UNIFIÉ[Fr.] / EINHEITLICHE FELDTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRLEŞİK ALAN KURAMI
- UNIFORM FIELD[İng.] / CHAMP UNIFORME[Fr.] / GLEICHFÖRMIGES FELD[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜZGÜN ALAN
- UNIFORM PLANE WAVE[İng.] / ONDE PLANE UNIFORME[Fr.] / GLEICHFÖRMIGE EBENE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜZGÜN DÜZLEM DALGA
- UNIJUNCTION TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR UNIJONCTION[Fr.] / EINANSCHLUSSTRANSISTOR, EINKNOTENTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK EKLEMLİ TRANSİSTOR
- UNINTERRUPTIBLE POWER SYSTEM[İng.] / SYSTÈME D'ALIMENTATION SANS INTERRUPTION[Fr.] / UNUNTERBROCHENE STROMVERSORGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİNTİSİZ GÜÇ KAYNAĞI
- UNIPOLAR TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLARER/EINPOLARISIERT TRANSISTOR, UNIPOLARER TRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU TRANSİSTOR
- UNIPOLAR[İng.] / UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLIG, MONOPOLAR, UNIPOLAR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU
- UNIQUENESS OF SOLUTION THEOREM[İng.] / EINDEUTIGKEITSSATZ DER LÖSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜMÜN TEKLİK KURAMI/TEOREMİ
- UNIT CELL[İng.] / CELLULE DE L'UNITÉ[Fr.] / MASSEINHEIT ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİM GÖZE/HÜCRE
- UNIT POLE[İng.] / PÔLE UNITAIRE[Fr.] / EINHEITSPOL[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİM KUTUP
- UNIT VECTOR[İng.] / VECTEUR UNITAIRE[Fr.] / EINHEITSVEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİM VEKTÖR
- ÜNİTE, VAHİT, VAHİD-İ KIYASİ | BİRİM ile/||/<> BİRİM
( Sinema TV Bir ölçme ölçünü olarak benimsenen nicelik ya da boy Bir bilgisayar dizgesini oluşturan donanım bölümlerinden her biri örn çevre birimleri girişçıkış birimleri aritmetik mantık birimi ana işlem birimi vb birim öğe Bir çokluğu ya da bir evreni oluşturan en küçük gözlem konuları ya da öğelerden her biri 1 fizik Bir bileşkenin salt değer olarak ölçüsü 2 mimari a Bir yapıda parçaların oranlarını belirlemede kullanılan sütun gövdesinin yarı altçapına eşit olan ölçü birimi b Bir yapıyı oluşturan öğelerin bütünlüyle çalışabilmeleri için uymak zorunda oldukları en küçük ortak ölçü Bir doğabilimsel niceliğin ölçümü için o nicelik cinsinden seçilen ve 1 değerinde sayılan büyüklük fizik kimya matematik )
- UNIVERSAL/GENERALIZATION/CIRCULAR[İng.] ile/değil/yerine/= GÉNÉRALISATION/TAUTOLOGIE/CIRCULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= GENERALIS[Lat.] ile/değil/yerine/= GENERALISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= GENELLEME
( Belirli bir küme ya da sınıfın sınırlı bir parçasından edinilen yaşantılara dayanarak tümü üzerinde ileri sürülen yargı. @@ 1. Zihnin birtakım gözlem ya da örneklere dayanarak genel düşüncelere ulaşması ya da özelden genele geçişi. 2. Organizmanın bir uyaran karşısında genel bir tepki göstermesi. @@ Bir bulgu, bir ilişki ya da bir sonuca, benzer durum ve koşullar için geçerli sayılacağı bir yaygınlık kazandırma. @@ İşçi ya da işveren örgütlerinin kendi uğraşıları alanında kişiliklerine sağladığı hakların o kuruluşa bağlı olmayanlar için de uygulanılmasını onaylayarak olumlu karşılamaları. )
- UNLARDA:
BUĞDAY ile/||/<> TAM BUĞDAY ile/||/<> KARABUĞDAY/GREÇKA ile/||/<> KIRMIZI BUĞDAY ile/||/<> KEPEKLİ ile/||/<> SİYEZ ile/||/<> KAVILCA ile/||/<> KUNDUR ile/||/<> YULAF ile/||/<> ÇAVDAR ile/||/<> ARPA ile/||/<> MISIR ile/||/<> KİNOA ile/||/<> TEFF ile/||/<> AMARANT ile/||/<> NOHUT ile/||/<> KESTANE ile/||/<> KEÇİBOYNUZU ile/||/<> BADEM ile/||/<> CEVİZ ile/||/<> FINDIK ile/||/<> ANTEPFISTIĞI ile/||/<> ARAROT ile/||/<> DİNKEL[Alm.]/FARRO[İt.]
( Kabuğundan ve kepeğinden ayrılarak kullanılan, işlenmiş buğday unundan [beyaz ekmek] yapılır. İLE/||/<> Buğday tanesinin kabuğuyla birlikte öğütülerek elde edilir. Besin değerleri, öteki rafine unlara göre daha yüksektir.[Glüten içerir.] İLE/||/<> ... İLE/||/<> Anadolu'nun, en eski çeşitlerindendir.[Genetiği bozulmamış, nitelikli bir undur.] Ekmek yapımına çok uygundur.[Kepeği ile öğütülmüş olanını yeğlenmelidir.][Glüteni düşüktür.] İLE/||/<> Kepeğinden ayrılmamış undur. İLE/||/<> Kastamonu bölgesinin unudur. Tüm unlarla karıştırılabilir. Aroması "keskin" gelebilir.[Genetiği bozulmamış, nitelikli bir undur.][Glüteni çok düşüktür. Çok sağlıklıdır.] İLE/||/<> Kars'ta yetişen bir buğdaydır. Kökeni, Kastamonu'dur. [Genetiği bozulmamış, nitelikli bir undur.][Her türlü iklime dayanıklı, güçlü bir yapısı olduğundan, kabuk bölümü kalındır. Kabuk bölümünün kalınlığı, tanelerinin ufak kalmasına ve glüten içeriğinin, öteki buğday türlerine göre daha olmasını sağlamıştır ve bu nedenle de glisemik indeksi düşüktür.] İLE/||/<> Güneydoğu Anadolu bölgesi buğdayıdır. İLE/||/<> Glüten alerjisi olanlar için iyi bir seçenektir. [Deri ve bağırsak sorunu olanların, yulaf ununu yeğleyebilir.][Yüksek besin değerine sahip ve glisemik indeksi düşüktür.] İLE/||/<> Bol proteinlidir.[Yüksek glüten içerir.][Soğuk iklime dayanıklıdır.] İLE/||/<> Çok eski bir buğday türüdür. İLE/||/<> ... İLE/||/<> Güney Amerika'da, And Dağları'nda, doğal olarak yetişen, otumsu bir bitkinin, kurutulmuş tohumudur.[Unu da, tohumları gibi yüksek demir ve besin değerlerine sahiptir ve çok lezzetlidir.][Tek başına ya da tüm unlarla karıştırılabilir.] İLE/||/<> ... İLE/||/<> Amarant[horozibiği] bitkisinin tohumlarından elde edilir.[Tüm unlar içinde, en yüksek proteine sahiptir.][Glüten içermez ve glisemik indeksi düşüktür.][Tadı, ekşi ve keskin olduğundan, lezzeti görecelidir.] İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> Sıcak iklimlerde yetişen maranta adlı kamıştan ve başka bitkilerin kökünden çıkarılan un. [Çocuk maması yapılan un.] İLE/||/<> Siyez ile benzerlik taşır.[İçeriğindeki protein yapısı daha kırılgan ve çözünebilir olduğundan, tüm tahıl unları içinde, siyez kadar düşük glütene sahiptir.][Genetiği değişmemiş bir çeşittir.][Her türlü hamur işinde kullanılabilir.] )
( ... İLE/||/<> Glüten içerir. İLE/||/<> ... İLE/||/<> Glüteni düşüktür. İLE/||/<> ... İLE/||/<> Glüteni çok düşüktür. İLE/||/<> Glüteni düşüktür. İLE/||/<> ... İLE/||/<> Glüten alerjisi olanlar için iyi bir seçenektir. İLE/||/<> Yüksek glüten içerir. İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> Glüten içermez. İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> Düşük glütene sahiptir. )
- ÜNLÜ ÇATIŞMASI ile/||/<> ÜNLÜ BOŞLUĞU, HECE YUTUMU
( Derleme toplaşma toplanma Yan yana gelen iki ünlüden birinin y ünsüzüne dönüşü neyse ne ise öyle o ile fizyoloji fizioloji gerundiyum gerundium kollokyum collogium vb ünlü boşluğu ve hece yutumu ünlü çarpışması )
- ÜNLÜ/MEŞHUR[Ar. < MEŞHŪR] ile/||/<> ÜNLÜ/NAMDAR[Fars. < NĀMDĀR] ile/||/<> ÜNLÜ/VOKAL[Alm. < VOKAL]
- UNPOLARE BINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPSUZ BAĞ
- UNSATURATED FAT[İng.] ile/||/<> DOYMAMIŞ YAĞ
( Doymamış yağ asidi )
- UNSCHÄRFERELATION[Alm.] ile/değil/yerine/= BELİRSİZLİK BAĞINTISI
- UNSICHERHEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= BELİRSİZLİK
- UNSITTLICH/İMMORALISMUS/IMMORALISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= IMMORALISM[İng.] ile/değil/yerine/= IMMORALISME[Fr.] ile/değil/yerine/= IMMORAL[İng.]
( bk. 1. ahlaksız. 2. töretanımaz@@Ahlak yasalarına aykırı olan; ahlak bakımından kötü olan. )
- UNSTABLE/PERISHABILITY[İng.] ile/değil/yerine/= INSTABLE[Fr.] ile/değil/yerine/= UNSTABIL[Alm.] ile/değil/yerine/= DAYANIKSIZ
( 1. Kolayca öğelerine bozunan. 2. Denge durumunu küçük bir yerdeğişim ile yitiren. )
- UNSUR[Osm.] / ELEMENT[İng.] / ÉLÉMENT[Fr.] / ELEMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEMENT
- ÜNSÜZ UYUMU ile/||/<> ÜNSÜZ UYUMU
( Derleme ünsüz benzeşmesi konson uyumu konsonant benzeşmesi sessiz benzeşmesi sessiz uyumu Türkçede süreksiz ünsüzle biten bir sözcüğe c d g ünsüzlerinden biriyle başlayan bir ek getirilince ekin başındaki ünsüzün süreksizleşmesi yahut sürekli ünsüz veya ünlü ile biten bir sözcüğe bu türlü eklerden biri getirilince ekin başındaki ünsüzün sürekli kalışı Sütçü sütçü sütten sütten dilci dilci dilden dilden etki etki dizgi dizgi tepeden tepeden vb Kelimelerin eklerle genişletilmesi sırasında veya yan yana gelen hecelerde tonlu ünsüzlerden ve ünlülerden sonra tonlu tonsuz ünsüzlerden sonra genellikle tonsuz ünsüzlerin gelmesi temeline dayanan uyum atkı atkı avcı avcı avdan avdan sargı sargı sucu sucu sudan sudan geçti geçti yaprak yaprak ET yapurgak süzgeç süzgeç vb )
- ÜNSÜZ/KONSON[Fr. < CONSONNE] ile/||/<> ÜNSÜZ/KONSONANT[Alm. < KONSONANT]
- UNTERWASSER-SCHALLMESSSYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= SU ALTI SES ÖLÇÜM SİSTEMİ (SONAR)
- UNUMKEHRBAR[Alm.] ile/değil/yerine/= TERSİNMEZ
- UNUTMABENİ ile/||/<> UNUTMABENİ
( botanik Boraginaceae Hodangiller familyasından küçük mavi çiçekleri olan bir tür )
- UNVAN ile/||/<> APPOSITION[İng.] ile/||/<> APPOSITION[Fr.] ile/||/<> APPOSITION[Alm.] ile/||/<> SAN
( Derleme unvan sıfatı unvan grubu Özel addan önce veya sonra kullanılan sıfat görevli ad Sultan Ahmet Ayşe Sultan Hemşire Ayşe Ayşe Hemşire Öğretmen Gül Gül Öğretmen Paşa Kâzım Kâzım Paşa Binbaşı Ali Ali Binbaşı Çavuş Hasan Hasan Çavuş vb )
- UNZUSAMMENDRÜCKBARES VOLUMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= SIKIŞTIRILAMAZ HACİM
- UP QUARK[İng.] / QUARK UP[Fr.] / ERHÖHENQUARK[Alm.] ile/değil/yerine/= YUKARI KUARK
- UPPER ATMOSPHERE[İng.] / ATMOSPHÈRE SUPÉRIEUR[Fr.] / OBERE ATMOSPHÄRE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜST ATMOSFER
- UPUYGUN = MUTABIK = ADEQUAT[İng.] = ADÉQUAT[Fr.] = ADÄQUAT[Alm.] = ADEQUATUS[Lat.] = ADECUADO/DA[İsp.]
- UR | TÜMÖR ile/||/<> TÜMÖR ile/||/<> TÜMÖR[Fr. < TUMEUR]
( neos genç plasma şekil Hücrelerin anormal çoğalmasıyla oluşan büyüme Çoğalan hücreler ya o bölgede kalır iyi huylu tümör ya da çoğalmaya devam eden hücreler organizmanın diğer bölgelerine yayılarak metastaz yapar habis tümör kötü huylu tümör Neoplasm Ur 1 Organizmadaki hücrelerden herhangi birinin özerklik kazanarak sınırsız amaçsız ilerleyici ve kontrol edilemez tarzda çoğalmasıyla oluşan düzenli bir doku organizasyonuna sahip olamayan başlatıcı neden ortadan kaldırılsa dahi gelişmeye en azından var olmaya devam eden yeni ve normal dışı doku kitlesi neoplazi neoplazm neoplazma 2 Genel bir anlamda herhangi bir yerel şişkinlik yangının belli başlı belirtilerinden bir tanesi )
- URAN-BLEI-METHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= URANYUM-KURŞUN YÖNTEMİ
- URAN-RADIUM-REIHE[Alm.] ile/değil/yerine/= URANYUM-RADYUM SERİSİ
- URANIUM[İng.] / URANIUM[Fr.] / URAN[Alm.] ile/değil/yerine/= URANYUM
- URANUS[İng.] ile/||/<> URANUS[Fr.] ile/||/<> URANUS[Alm.] ile/||/<> URANÜS[Fr. < URANUS]
( Güneşe uzaklık sırasında yedinci gelen büyük gezegen )
- URANYUM ile/||/<> URANYUM[Fr. < URANIUM]
( kimya Atom numarası 92 atom ağırlığı 238 07 olan doğal radyoaktif element )
- ÜRE ile/||/<> ÜRE[Fr. < URÉE]
( Yapay reçine verniği ve tutkalı üretiminde kullanılan temel gereçlerden beyaz billursu toz biyoloji kimya Memelilerde ve diğer hayvanlarda amino asitlerin yıkımı ile oluşan boşaltım maddesi idrarın esas organik maddesi Azotlu besinlerin vücutta yanmasıyla oluşan erimiş durumda dışarı atılan azotlu madde 1 Başlıca amino asitlerin deaminasyonundan ve nükleik asit aminler gibi diğer kaynaklardan oluşan amonyaktan karaciğerde üre döngüsü yoluyla sentezlenen böbrekler yoluyla atılan idrardaki sıvı olmayan kısmın yaklaşık yarısını ve kandaki serbest azotun büyük bölümünü oluşturan azotlu bir son ürün veya protein yıkımının esas son ürünü karbamid 2 Geviş getiren hayvanların yemlerine protein kaynağı olarak belli oranlarda katılan en az 45 azot içermesi gereken madde )
- URGE[İng.] ile/||/<> İTİ
( Belirli bir ereğe ulaşmak ya da belirli bir eyleme girişmek için duyulan güçlü ve sürekli tepi Anadolu ağızlarında yiti olarak da geçer yiti çok acı veya ekşi tatlı tadı keskinleşmiş koyu renk için Az iti keskin yiti keskin jiti yitti çitig Tel ödǖ çıdıg çidig çidig SUyg iştiğ Sarı Uygurcada ş sesi sonradan türemiştir Yirmi olarak kullanılan işkon işki on iki on biçimindeki ş gibi sıtı Baştaki ynin Yakutçada sye çevrilmesi kuraldır Eski çağlardan başlayarak kullanılır Orta Türkçede yitig biçimi geçer Eski Kıpçakçada yiti olarak kullanılır Türkçe yiti keskin olmak keskinleşmek fiilinden g eki ile türetilmiştir Türkçede baştaki y düşmüştür )
- URINE BLADDER[İng.] ile/||/<> İDRAR KESESİ
( İdrar borusuyla üretra arasında bulunan ve içinde idrar toplanan torba mesane )
- URKNALL-KOSMOLOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BÜYÜK PATLAMA KOZMOLOJİSİ
- ÜRÜNTANITAN | PROPAGANDİST[Fr. < PROPAGANDISTE] ile/||/<> ...
- ÜRÜNTANITAN | PROPAGANDİST[Fr. < PROPAGANDİSTE] ile/||/<> PROPAGANDA
- URVE | KANGAL ile/||/<> KANGAL ile/||/<> KANGAL[Yun.]
( Sinema Makaraya değil göbekli ya da göbeksiz olarak kendi çevresinde sarılmış çeşitli çaptaki film tomarı biyoloji Tel ve şeritlerin çembersel bir eksen çevresinde sarılarak aldıkları biçim )
- US = AKIL = REASON[İng.] = RAISON[Fr.] = VERNUNFT[Alm.] = RATIO[Lat.] = RAZON[İsp.]
- USBU ile/||/<> PARMAK
( El tarağı ve ayak tarağı kemiklerine bağlı olan ve genel olarak insanda beşer tane olup baş parmak dışta kalmak üzere herbiri 3 küçük kemikten meydana gelmiş bulunan uzantılar Araba tekerleklerinde göbek ile çenberi birbirine bağlayan ağaç deynekler Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta Gölbaşı Çankaya Ankara Eskil Yenikent Aksaray Niğde biyoloji zooloji El tarağı ve ayak tarağı kemiklerine bağlı olan ve genel olarak insanda beşer tane olup başparmak dışında her biri üç küçük kemikten oluşan uzantılar Dijit El ve ayak tarak kemiklerine bağlı olan ve hayvan türlerine göre değişik sayıda kemikten oluşan uzantılar digitus daktilus Ağızlarda barmak olarak da geçer Az barmag barmak Blk barmak barmak barmak barmak barmak barmak Tel parmak Küer mermek baş parmak pürne Eski Türkçede parmağa erŋēk adı verilir Orta Türkçede de ernek erŋēk olarak geçer Bu ad Hakasça ve Tuvacada ergek olarak saklanmıştır Daha sonra eski ve yeni diyalektlerde bu adın yerini barmak parmak biçimi almıştır Pelliot JA 1925 1 209211 barmak bermek biçimini Moğolca eregei pouce heregei peregei biçimiyle birleştirmiştir Poppe CAJ 16 44 )
- USÇULUK = AKLİYE = RATIONALISM[İng.] = RATIONALISME[Fr.] = RATIONALISMUS[Alm.] = RATIO[Lat.]
- USDIŞI = GAYR-İ AKLÎ = IRRATIONAL[İng., Alm.] = IRRATIONNEL[Fr.]
- USE[İng.] ile/||/<> USAGE[Fr.] ile/||/<> BRAUCH, GEBRAUCH[Alm.] ile/||/<> KULLANIM | TOPRAK KULLANIMI
( Bir toprağın ya da yapının hangi amaçlarla kullanıldığını ya da düzentasarda hangi amaçla kullanılacağını belirleyen tasarlama terimi toprak kullanımı )
- USEFUL PENETRATION DEPTH[İng.] / PROFONDEUR DE PÉNÉTRATION UTILE[Fr.] / NÜTZLICHE EINDRINGTIEFE[Alm.] ile/değil/yerine/= FAYDALI NÜFUZ DERİNLİĞİ
- USKUMRU ile/||/<> USKUMRU[Yun.]
( Scomber scomber Kemiklibalıklar Teleostei takımının uskumrugiller Scombridae familyasından bir balık türü Uzunluğu 2025 cm Sırtı mavimsi ve biçiminde çizgilerle süslüdür Eti çok beğenilir Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadenizde yaşar Göçeder zooloji Kemikli balıklar Teleostei takımının uskumrugiller Scombridae familyasından 2025 cm kadar uzunlukta sırtı mavimsi ve biçiminde çizgilerle süslü olan Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadenizde yaşayan bir tür Kemikli balıklardan uskumrugiller Scombridae familyasından boyu 60 cm olabilen sırtı mavimsi ve biçiminde çizgilerle süslü olan Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadeniz de yaşayan bir tür çiroz R σκουμπρί Scomber scomber )
- USKUMRUGİLLER ile/||/<> USKUMRUGİLLER
( Konumuzda yassı kurtlara arakonakçı türleri nedeniyle anılan yırtıcı çoğu pulsuz kemikli balıklar familyası Scombridae scomber uskumru Omurgalı hayvanlardan balıklar Pisces sınıfının kemiklibalıklar Teleostei takımının dikenliyüzgeçliler Acanthopterygii alttakımına giren bir familyası Biçim ve renkleri çok zariftir Çoğunluk pulları bulunmaz Bazıları göçeder Sürüler yapar Yırtıcıdırlar Taşılları çoktur Uskumru Scomber scomber kolyoz S colias torik Sarda sarda istavrit Trachurus trachurus Malta palamudu Naucrates ductor yazılı orkinos Thynnus alalonga ton balığı Th vulgaris kızıl orkinos Orchynus thynnus akya Lichia amia iyi bilinen türleridir zooloji Balıklar Pisces sınıfının kemikli balıklar Teleostei takımının dikenli yüzgeçliler Acanthopterygii alt takımından genellikle pullarla örtülü olmayan vücutları olan sürüler yapabilen biçim ve renk bakımından çok zarif görülen bazı türleri göçücü olan bir familya Kemikli balıklardan genellikle pullarla örtülü olmayan vücutları olan sürüler yapabilen biçim ve renk bakımından çok zarif görünen bir familya )
- USLAMLAMA = REASONING[İng.] = RAISONNEMENT[Fr.] = SCHLUßVERFAHREN[Alm.] = RATIOCINATIO[Lat.]
- ÜSLUP | BİÇEM ile/||/<> BİÇEM ile/||/<> GERÇEK BİÇEM, BAYAĞI BİÇEM, YALIN BİÇEM, SÜSLÜ BİÇEM, YÜCE BİÇEM, ORTA BİÇEM, ZENGİN BİÇEM, DEĞİŞMECEIİ BİÇEM, ÇOCUKSU BİÇEM, ÖZENSİZ BİÇEM
( Sanatçının görüş duyuş anlayış ve anlatıştaki özelliği ya da bir türün bir çağın kendine özgü anlatış biçimi Türleri için gerçek biçem bayağı biçem yalın biçem süslü biçem yüce biçem orta biçem zengin biçem değişmeceIi biçem çocuksu biçem özensiz biçem )
- ÜSLUP | BİÇEM ile/||/<> ÖZENSİZLİK ile/||/<> ÖZENTİCİLİK | GERÇEK BİÇEM, BAYAĞI BİÇEM, YALIN BİÇEM, SÜSLÜ BİÇEM, YÜCE BİÇEM, ORTA BİÇEM, ZENGİN BİÇEM, DEĞİŞMECEIİ BİÇEM, ÇOCUKSU BİÇEM, ÖZENSİZ BİÇEM
( Sanatçının görüş, duyuş, anlayış ve anlatıştaki özelliği ya da bir türün, bir çağın kendine özgü anlatış biçimi. Türleri için bk. gerçek biçem, bayağı biçem, yalın biçem, süslü biçem, yüce biçem, orta biçem, zengin biçem, değişmeceIi biçem, çocuksu biçem, özensiz biçem. @@ )
- ÜSLUP, STİL | DEYİŞ ile/||/<> DEYİŞ
( Sinema TV Bir sinemacının televizyoncunun kendine özgü anlatım yollarının kişisel tutum görüş ve duyuşunun oluşturduğu özellik Deyiş türkü söyleme koşuk söyleme çoğunlukla halk türküsü halk koşuğu Alevî Bektaşîlerce yüksek anlamlı koşuk Eskiden de kullanılmıştır Hem men çağır içermin hem men teyiş bilürmen Mevlâna Celâlüddini Rumî Bir anlam taşıyan sözlü ya da yazılı bildirim şiir şiir )
- ÜSSÎ ZAYIFLAMA[Osm.] / EXPONENTIAL ATTENUATION, EXPONENTIAL EXTINCTION[İng.] / ATTÉNUATION EXPONENTIELLE[Fr.] / EXPONENTIELLE SCHWÄCHUNG, EXPONENTIALLÖSCHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜSTEL ZAYIFLAMA
- ÜST DERİ ile/||/<> ÜST DERİ
( epi üzerinde derma deri 1 Dış deriden ektoderm meydana gelen vücudu dıştan örterek koruyan omurgasız hayvanlarda bir sıralı hücre tabakasından omurgalı hayvanlarda ise keratinli çok tabakalı yassı epitelden meydana gelen derinin üst tabakası 2 Bitki kök gövde ve yaprakların dış epitel örtüsü Epidermis Derinin dermis üstündeki keratinize çok katlı yassı epitelinden oluşan en üst tabakası epidermis )
- ÜST SINIF ile/||/<> ÜST SINIF
( Sınıfın üstünde yer alan ve canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim Süperklas Sınıfın üstünde yer alan ve canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim süperklas )
- ÜST-DİL = METALANGUAGE[İng.] = MÉTALANGUE[Fr.] = METASPRACHE[Alm.]
- ÜSTADAN-I DİVAN-I HÜMAYUN ile/||/<> EXECUTIONER, HANGMAN[İng.] ile/||/<> BOURREAU[Fr.] ile/||/<> HENKER[Alm.] ile/||/<> CELLÂT
( Padişah ve devlet büyüklerinin yanında ölüm yargılarını yerine getirmekle görevli kimse )
- ÜSTÜBEÇ MACUNU, TEBEJİR MACUNU ile/||/<> LEIMKITT[Alm.] ile/||/<> ÜSTÜBEÇ MACUNU
( Üstübeç ya da tutkaldan dövülmüş tebeşir tozu ile sıcak tutkaldan hazırlanan onarma macunu )
- ÜSTÜBEF ile/||/<> ÜSTÜBEÇ ile/||/<> ÜSTÜBEÇ[Fars. < İSFĮDÂC]
( Kurşun çinko benzeri metallerin oksitlerinden hazırlanan beyaz toz Yağlıboya ve macunlarda dolgu gereci olarak kullanılır kimya isfidāc white water ceruse a paint used by women Farsçada isfidāb isfid āb sapīda ceruse whitelead sapīdāb whitelead sapīdāc ceruse whitelead safīdāb safīdāc a white wash used by ladies white lead gibi birtakım biçimler de kullanılır Türkçe üstübeçin göçüşmeli métathétique bir biçim olduğu açıktır isbiteç üsbüteç üstübeç Bulgarca istjubeč Sırpça istibeč biçimleri Türkçeden geçmiştir BER 2 92 Skok EtRj 1 733 Eski ve yeni diyalektlerde üstübeç yerine opa oba kirşen gibi birtakım sözlerin kullanıldığını biliyoruz Doerfer TMEN 4 374 s 60 Clauson ED 6a 747b )
- ÜSTÜVANE, SİLİNDİR | YUVAK ile/||/<> YUVAK
( Düzlemsel bir eğri boyunca eğriyi keserek ve durgan bir doğruya koşut olarak devinen bir doğrunun oluşturduğu uzambiçim ya da uzambiçimin koşut iki düzlemle sınırlanmış parçası Mimarlık Düz toprak damlı evlerin üstündeki killi toprağı sert bir katman haline getirmek için dam üzerinde yuvarlanan silindir biçimindeki ağır taş Löktaşı ve loğ da denir yuvgu I 1 yurgu 2 Sürülmüş tarlayı düzeltmekte kullanılan ağaç silindir Kurtköy Bozüyük Bilecik Dutlu İnönü Eskişehir 3 Merdane Kartal Eskişehir II Havudun arkasındaki çıkıntı Saçıkara İslahiye Gaziantep yuvak kaltabān a pimp to his own wife qaltabān a contented couckold wittol pimp )
- USUL | YÖNTEM ile/||/<> YÖNTEM
( 1 Bir sorunu çözmek bir deneyi sonuçlandırmak bir konuyu öğrenmek ya da öğretmek gibi amaçlara ulaşmak için bilinçli olarak seçilen ve izlenen düzenli yol 2 Yeni gerçekleri bulmak bilinen gerçekleri yorumlamak ve açıklamak için tutulan mantıklı düşünme yolu Bir amaca bir sonuca ermek için tutulan düzenli yol Bilimsel bilgi üretmek üzere izlenen genel yol ve bu yolda başvurulan yordamların işlemlerin tümü Bir ereğe erişmek için izlenen tutulan yol Bilimlerde belli bir sonuca erişmek üzere bir plana göre gidilen yol Ör tümdengelimli tümevarımlı yöntemler Bir sorunu çözüme götürmek için geliştirilen yollar Çağdaş oyunculuğun kurucusu Stanislavski yöntemi için kullanılan sözcük Stanislavski dizgesi )
- UTANÇ = SHAME[İng.] = HONTE[Fr.] = SHAM[Alm.] = PUDOR[Lat.]
- UTARİT ile/||/<> MERCURY[İng.] ile/||/<> MERCURE[Fr.] ile/||/<> MERKUR[Alm.] ile/||/<> MERKÜR[Fr. < MERCURE]
( Dokuz büyük gezegenden Güneşe en yakın olanı )
- ÜVEYİK ile/||/<> ÜVEYİK
( zooloji Kuşlar Aves sınıfının güvercinler Columbiformes takımının güvercingiller Columbidae familyasından 30 cm kadar uzunlukta Ön Asya ve Kuzey Amerikada ormanlarda yaşayan Türkiyenin her tarafında yazın kuluçkaya yatan bir tür Ağızlarda efeyik biçimi de kullanılır Kıbrısta güveyik olarak geçer Türkçe gök kök kökünden geldiği anlaşılıyor Buna göre güveyik biçiminin başındaki g k sesi düşmüştür Türkçede baştaki k seslerinin ara sıra düştüğüne tanık oluyoruz Örneğin kelebek kebelek biçimi ağızlarda epelek olarak geçer Buna benzer örnekler ağızlarda az değildir )
- ÜVEZ ile/||/<> ÜVEZ
( Gülgiller Rosaceae familyasından meyveleri yenen dikensiz basit ya da bölmeli yapraklı beyaz çiçekli ağaç ya da ağaççıklar )
- UYGARLIK = MEDENİYET = CIVILIZATION[İng.] = CIVILISATION[Fr.] = ZIVILISATION[Alm.] = CIVIS[Lat.] = CIVILIZACIÓN[İsp.]
- UYGULAYIM | TEKNİK[Fr. < TECHNİQUE] ile/||/<> YÖNTEM
( 1. Herhangi bir sanat, üretim ve öğretim etkinliği için baş vurulması gereken beceri, işlem ya da yol. 2. Mekanik uğraşılara, sanayi ile ilgili işlere ya da uygulamalı bilimlere ilişkin. @@ (Yun. tekhne - kılgısal yapabilme gücü) 1. İnsanın, doğal güç ve gereçleri kendisi için yararlı kılma sanatı. 2. Kuramsal bilginin karşısında bilimin uygulamaları, bilimsel bilgiye dayalı uygulamalar. (Günümüzdeki anlamı budur.) Bilimin amacının bilgi olmasına karşılık, tekniğin amacı ortaya bir şey koymadır, üretimdir. 3. Bir yapıt ortaya koyma, bir işi başarmada kullanılan yöntem, yol; yaratma biçimi (düşünme tekniği, çalışma tekniği vb.). @@ @@ )
- UYGULAYIM | TEKNİK ile/||/<> TEKNİK ile/||/<> TEKNİK[Fr. < TECHNIQUE]
( 1 Herhangi bir sanat üretim ve öğretim etkinliği için baş vurulması gereken beceri işlem ya da yol 2 Mekanik uğraşılara sanayi ile ilgili işlere ya da uygulamalı bilimlere ilişkin tekhne kılgısal yapabilme gücü 1 İnsanın doğal güç ve gereçleri kendisi için yararlı kılma sanatı 2 Kuramsal bilginin karşısında bilimin uygulamaları bilimsel bilgiye dayalı uygulamalar Günümüzdeki anlamı budur Bilimin amacının bilgi olmasına karşılık tekniğin amacı ortaya bir şey koymadır üretimdir 3 Bir yapıt ortaya koyma bir işi başarmada kullanılan yöntem yol yaratma biçimi düşünme tekniği çalışma tekniği vb )
- UYGULAYIM = TEKNİK = TECHNICS[İng.] = TECHNIQUE[Fr.] = TECHNIK[Alm.] = TEKHNE[Yun.] = TECNICA[İsp.]
- UYKU HASTALIĞI ile/||/<> UYKU HASTALIĞI
( Kamçılılardan uyku hastalığı asalağının doğurduğu çeçesinekleriyle bulaşan ve Afrikanın özellikle Kongo bölgesinde görülen öldürücü hastalık Hem Afrikan tripanosomozise hem de sivrisinekler tarafından taşınan viral ensefalitise verilen ad )
- UYKU ile/||/<> UYKU
( Dış uyaranlara karşı bilincin uyuştuğu tepki gücünün zayıfladığı ve etkinliklerin büyük ölçüde azaldığı dinlenme durumu Metabolizmanın çok yavaşlatıldığı sakinlik ya da istirahat durumu )
- UYKU ile/||/<> UYUTUM
( Dış uyaranlara karşı bilincin uyuştuğu, tepki gücünün zayıfladığı ve etkinliklerin büyük ölçüde azaldığı dinlenme durumu. @@ Metabolizmanın çok yavaşlatıldığı sakinlik ya da istirahat durumu. )
- UYLUK KEMİĞİ | FEMUR[Fr. < FEMUR] ile/||/<> UYLUK KEMİĞİ
( 1.Uyluk kemiği (bk.), 2. Böcek ve örümceklerde bacak bölütlerinin dipten üçüncüsü. @@ bk. uyluk kemiği @@ 1. Uyluk kemiği. 2. Böceklerde veya akarlarda, üstte trokantere bağlı, altta böceklerde tibya ile akarlarda patellayla eklem yapan podomer. @@ )
- UYLUK KEMİĞİ | FEMUR ile/||/<> FEMUR ile/||/<> FEMUR[Fr. < FEMUR]
( 1 Uyluk kemiği 2 Böcek ve örümceklerde bacak bölütlerinin dipten üçüncüsü uyluk kemiği 1 Uyluk kemiği 2 Böceklerde veya akarlarda üstte trokantere bağlı altta böceklerde tibya ile akarlarda patellayla eklem yapan podomer )
- UYUM | UYARLAMA | ADAPTASYON ile/||/<> ADAPTASYON ile/||/<> ADAPTASYON[Fr. < ADAPTATION]
( 1 Tiyatro için hazırlanmış bir yabancı oyunu yöresel koşullar gözönüne alınarak uygun biçimde kendi diline çevirmek çıkartmalar ve eklemeler yapmak Örn Moliérein Scapinin Dolaplarının Ayyar Hamzayı çevrilmesi 2 Bir romanı ya da öyküyü sahne içinde yeniden düzenleme derleme uyma uyma uyum Uyum 1 Canlının yaşam alanındaki çevre koşullarına uyumu 2 Uyum uyma alışma uyarlama uyarlanma )
- UYUM = AHENK = HARMONY[İng.] = HARMANIE[Fr.] = HARMONIE[Alm.] = HARMONIA[Yun. Zarafet ve uyum tanrıçası.] = ARMONÍA[İsp.]
- UYUMLU ile/||/<> UYUMLU
( Çevresine karşı kendisi ve toplum için yararlı olacak biçimde tepki yapabilme yeterliği olan ya da bu yeterliği eyleme dönüştüren kişi )
- UYUMLU >< UYUMSUZLUK
( Çevresine karşı kendisi ve toplum için yararlı olacak biçimde tepki yapabilme yeterliği olan ya da bu yeterliği eyleme dönüştüren (kişi). @@ )
- UYUTUM = NEVM-İ SINAİ = HYPNOSIS[İng.] = HYPNOSE[Fr., Alm.] = HYNOS[Yun.]
- UYUZ BÖCEĞİ ile/||/<> UYUZ BÖCEĞİ
( Sarcoptes scabei Örümceğimsiler Arachnoidea sınıfının keneler Acarina takımından bir eklembacaklı türü Sırt bölgesinde sivri uçlu diken ve tüyler bulunur Dişisi insanların üstderisinde 1 cm uzun olan tüneller açarak uyuz hastalığına sebep olur Çok küçüktür zooloji Örümceğimsiler Arachnoidea sınıfının keneler Acarina takımından sırt bölgesinde sivri uçlu diken ve tüyler bulunan dişisi insanların üst derisinde 1 cm kadar tüneller açarak uyuz hastalığına sebep olan çok küçük bir eklem bacaklı türü )
- UZAK BENZEŞME ile/||/<> UZAK BENZEŞME
( Derleme uzaktan benzeşme uzaktan özümleme ırak benzeşme Bir sözcükte bir sesin uzakta bulunan başka bir sesi etkilemesi Etmek ekmek tepme tekme vb Kelime içinde bir sesin uzakta bulunan başka bir sesi boğumlanma niteliği bakımından kendisine benzetmesi binmek minmek etmek ekmek benderek mendirek şemsiye şemşiye gibi benzeşme )
- UZAK BENZEŞMEZLİK ile/||/<> UZAK BENZEŞMEZLİK
( Bir sözcükte yan yana bulunmayan iki aynı sesten birinin değişikliğe uğraması Kehribar kehlibar birader bilader berber belber fincan filcan vb Bir kelimede yanyana bulunmayan ancak boğumlanma nitelikleri birbirinin aynı ya da birbirine yakın iki ünsüzden birinin başka bir ünsüze dönüşmesi olayı berber belber kehribar kehlibar birader bilader fincan filcan zelzele zerzele vb benzeşmezlik )
- UZAK BENZEŞMEZLİK ile/||/<> YAKIN BENZEŞMEZLİK
( Bir sözcükte yan yana bulunmayan iki aynı sesten birinin değişikliğe uğraması: Kehribar (kehlibar) , birader (bilader) , berber (belber) , fincan (filcan) vb. @@ Bir kelimede yanyana bulunmayan ancak boğumlanma nitelikleri birbirinin aynı ya da birbirine yakın iki ünsüzden birinin başka bir ünsüze dönüşmesi olayı: berber > belber, kehribar > kehlibar, birader >bilader, fincan > filcan, zelzele > zerzele vb. bk. benzeşmezlik. )
- UZAK GÖÇÜŞME ile/||/<> UZAK GÖÇÜŞME
( Derleme uzaktan geçişme uzaktan metatez ırak aktarım uzaktan göçme Bazı sözcüklerde yan yana bulunmayan i r s ş gibi ünsüzlerin birbirinin yerine geçmesi Reçel leçer kebelek kelebek vb Yanyana bulunmayan ünsüzlerin yer değiştirmesi ile oluşan göçüşme olayı ödünç öndüç ileri ireli lanet nalet güvercin güvencir zerdali zelderi vb Ayrıca göçüşme )
- UZAKLAŞMA ile/||/<> UZAK ile/||/<> UZAKLAŞTIRMAK
( İki kişi ya da kişi ile nesne arasındaki uzaklığı sağlama hareketi. )
- UZAM = HAYYİZ = EXTENSION, EXTENT[İng.] = ÉTENDUE, EXTENSION[Fr.] = AUSDEHNUNG[Alm.] = EXTENSIO[Lat.] = EXTENSIÓN[İsp.]
- UZAMLI ŞEY = EXTENDED THING[İng.] = CHOSE ÉTENDUE[Fr.] = AUSGEDEHNTE DING[Alm.] = RES EXTENSA[Lat.]
- UZAY/BRAVAIS ÖRGÜSÜ
( Bir kristaldeki atom, iyon ve moleküllerin, uzayda, düzenli olarak tekrarlanan dizilişi. )
- UZAY = MEKÂN = SPACE[İng.] = ESPACE[Fr.] = RAUM[Alm.] = SPATIUM[Lat.] = ESPACIO[İsp.]
- ÜZERLİK ile/||/<> ÜZERLİK
( Zygophyllaceae familyasından beyaz çiçekli özellikle aşırı derecede otlatılmış alanlarda bol bulunan meyveleri toplanarak nazarlık yapımında kullanılan çok yıllık otsu bir tür Nazarlık Demirdikenliler familyasından beyaz çiçekli özellikle aşırı derecede otlatılmış alanlarda bol miktarda bulunan meyvelerinden nazarlık yapılan içerdiği betakarbolin alkaloitleri nedeniyle mera hayvanlarında eş güdüm bozukluğu ve felçle belirgin zehirlenmelere neden olan çok yıllık otsu bitki nazarlık Peganum harmala Ağızlarda üzellik üzerik yüzerlik yüzellik olarak da geçer Az üzǝrlik üzērlik Kırım özerlik Osmanlıcada yüzerlik üzerlik olarak geçer Kıpçakçada yüzerlük biçimi kullanılmıştır Räsänen üzerlik ve yüzerlik biçimleri üzerinde durmuş ancak köken vermemiştir Raute eine Pflanze die Samenkörner verschiedener Pflanzen die zur Räucherung bei der Heilung von Krankheiten verwendet werden V 524b Clauson yǖzērlik the plant rue Peganon harmala sözünün yüzerden türediğini ancak yüzer a hundred each yüz to swim veya yüz to flay kökleriyle açık bir ilgisinin bulunmadığını yazmıştır Akalın üzerliğin aslında yabani sedef otu olması dolayısıyla Orta Türkçede sedef otu olarak geçen ilrük eldrük sözünün Oğuzlar tarafından yabani sedef otu karşılığında olmak üzere yoz ilrük adıyla kullanılmasından çıktığını yazmıştır Orta Türkçede yoδ sözünün zamanla soysuzlaşmak bozulmak bitki hayvan karşılığında kullanıldığını biliyoruz yoz Akalına göre 1993 256 yoz ilrük birleşik adı gerileyici benzeşme ve göçüşme métathèse sonucunda yüzerlik biçimini almış olmalıdır Türkçede l ve r sesleri göçüşmeli métathétique olarak kullanılabilmektedir Başta y sesinin düşmesi ise sonradan gerçekleşmiştir Üzerliğin aphrodisiaque olarak kullanılması nedeniyle yüz erlik tütsüsünün nazara karşı insanların üzerine tutulması dolayısıyla üzeri lik biçimlerinden oluştuğu yolundaki açıklamalar halk etimolojisi örnekleridir Osmanlıcada Farsça sipend üzerlik tohumu olarak geçer Diyaleklerde üzerlik için ısırık adırasman vb adlar kullanılır ısrık ısırık adırıspan YUyg edrasman Türki adirasman gül asman )
- ÜZEYN | KULAKÇIK ile/||/<> KULAKÇIK
( karşılık atriyum atrium oda Yüreğin ön sağ ve sol odaları kulacık Sağ kulakçık ve sol kulakçık olmak üzere iki bölmeden meydana gelmiş yüreğin ön iki odası Kalbin sağ ve sol yarı bölümlerinin üst parçalarını oluşturan iki boşluktan her biri atriyum Büyük ve küçük dolaşımda ana toplardamarların kalbe açıldıkları kalp boşlukları )
- ÜZGÜN BALIĞI ile/||/<> ÜZGÜN BALIĞI
( Callionymus lyra Kemiklibalıklar Teleostei takımının üzgünbalığıgiller Callionymidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 2030 cm Üreme mevsimi erkek çok güzel renklere bürünür Atlantik Okyanusu ve Akdenizde yaşar Kemikli balıklar Teleostei takımının üzgün balığıgiller Callionymidae familyasından Atlantik Okyanusu ve Akdenizde yaşayan 2030 cm kadar uzunlukta üreme mevsiminde erkeğinin güzel renklere büründüğü bir balık türü Kemikli balıklardan üzgün balığıgiller Callionymidae familyasından Atlantik Okyanusu ve Akdeniz de yaşayan 30 cm kadar uzunlukta olabilen üreme mevsiminde erkeğinin güzel renklere büründüğü bir balık türü Ağızlarda hösgün bir tür tatlı su balığı olarak da geçer Türkçe bir türeve benziyor Ancak kökünün anlamını bilmiyoruz Türkçede gün ekinin fiil köklerine getirilerek sıfatlar oluşturulduğunu biliyoruz Buna göre üzgünün fiil kökünden geldiği açıktır )
- UZLAŞIM/SAL = İTİBAR/Î = CONVENTION/AL[İng.] = CONVENTION/NEL[Fr.] = KONVENTION/EL[Alm.] = CONVENTIO[Lat.] = CONVENCIÓN[İsp.]
- ÜZN | KULAK[Rus.] ile/||/<> KULAK KEPÇESİ ile/||/<> KULAK ZARI
( İşitme organı olup memelilerde dış-, orta-ve iç-kulak olmak üzere üç bölgeden meydana gelir. @@ Kotanın ayarını sağlayan iki demir parçası. (Akbulut *İspir -Erzurum) @@ (zooloji) @@ Toprak sahibi olan, ücretli emek kullanarak tarımsal üretim yapan veya toprak ve tarımsal araçları kiraya vererek tefecilik yoluyla haksız kazanç sağlayan varlıklı Rus köylüsü. @@ İşitme organı; memelilerde dış, orta ve iç kulak bölgelerinden oluşan yapı. @@ ~ Az gulag. -Tkm gulak. -TatK kolak. -Bşk kolak. -Nog kulak. -Kklp kulak. -Kzk kulak. -Krg kulak. -Sart kulak. -Tar kulak. -Alt, Tel, Kuğ, Şor, Sag, Koy, Kaça, Küer kulak. -Hak xulax. -Tuv kulak. -Yak kulgāx. -Çuv xălxa. Eski Türkçeden başlayarak kullanılır (kulgak, kulkak). Orta Türkçede kulak olarak geçer. Kâşgarlı Mahmud'a göre kulxak ve kulkak biçimleri de kullanılır. Eski Kıpçakçada kulağ ve kulak olarak geçer. Yaygın bir inanca göre *kul- 'işitmek' kökünden geldiği anlaşılıyor. Eski kulgak biçiminde gördüğümüz -gak (~ -ak) eki eski ve yeni diyalektlerde yaygındır. Bu açıklamayı yapan uzmanlar, Türkçe *kul- kökünü doğrulamak için Fin-Ugor dillerinde kullanılan biçimleri tanık olarak değerlendirmişlerdir. Mac hall- 'işitmek'. -Ost xól-. -Çer kol- vb. Türkçede buna benzer birçok organ adı geçtiğini biliyoruz. Ayak < adak (<: at-); boğaz (<: boğ-); yürek (<: yür-) gibi. )
- ÜZN ile/||/<> KULAK ile/||/<> KULAK[Rus.]
( İşitme organı olup memelilerde dış ortave içkulak olmak üzere üç bölgeden meydana gelir Kotanın ayarını sağlayan iki demir parçası Akbulut İspir Erzurum zooloji Toprak sahibi olan ücretli emek kullanarak tarımsal üretim yapan veya toprak ve tarımsal araçları kiraya vererek tefecilik yoluyla haksız kazanç sağlayan varlıklı köylüsü İşitme organı memelilerde dış orta ve iç kulak bölgelerinden oluşan yapı Az gulag gulak kolak kolak kulak kulak kulak kulak Sart kulak Tar kulak Alt Tel Kuğ Koy Kaça Küer kulak xulax kulak kulgāx xălxa Eski Türkçeden başlayarak kullanılır kulgak kulkak Orta Türkçede kulak olarak geçer Kâşgarlı Mahmuda göre kulxak ve kulkak biçimleri de kullanılır Eski Kıpçakçada kulağ ve kulak olarak geçer Yaygın bir inanca göre kul işitmek kökünden geldiği anlaşılıyor Eski kulgak biçiminde gördüğümüz gak ak eki eski ve yeni diyalektlerde yaygındır Bu açıklamayı yapan uzmanlar Türkçe kul kökünü doğrulamak için Ugor dillerinde kullanılan biçimleri tanık olarak değerlendirmişlerdir hall işitmek Ost xól Çer kol vb Türkçede buna benzer birçok organ adı geçtiğini biliyoruz Ayak adak at boğaz boğ yürek yür gibi )
- ÜZÜM ŞEKERİ ile/||/<> ÜZÜM ŞEKERİ
( C6H12O6 glikoz dekstroz pek çok hayvansal ve bitkisel sıvıda bulunan ve önemli bir besin olan monosakkarkitler sınıfından bir karbonhidrat glikoz kimya glikoz Glikoz Glikoz )
- UZUN ATLAMA ile/||/<> UZUN ATLAMA
( 1 Gelişme koşusundan hız alarak bacaklara verilen sıçrama gücü ile vücudu yerden kesip amaçlanan uzaklığa kondurma 2 Bu yolla en uzağa atlamak için yarışılan atletizm dalı Vücudun bacakların sıçrama gücü ile yerden kesilerek alabildiğince uzağa konması Atletizmde belli kurallarla uygulanır )
- UZUN ATLAMA ile/||/<> YÜKSEK ATLAMA
( 1. Gelişme koşusundan hız alarak bacaklara verilen sıçrama gücü ile vücudu yerden kesip amaçlanan uzaklığa kondurma. 2. Bu yolla en uzağa atlamak için yarışılan atletizm dalı. @@ Vücudun, bacakların sıçrama gücü ile yerden kesilerek alabildiğince uzağa konması. (Atletizmde belli kurallarla uygulanır) )
- UZUN LEVREK ile/||/<> UZUN LEVREK
( Lucioperca sandra Kemiklibalıklar Teleostei takımının levrekgiller Percidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 50100 cm Etçil ve yırtıcıdır Avrupa tatlı sularında yaşar Kemikli balıklar Teleostei takımının levrekgiller Percidae familyasından 50100 cm kadar uzunlukta etçil ve yırtıcı Avrupa tatlı sularında yaşayan bir tür )
- ÜZÜNTÜ = KEDER = PAIN[İng.] = DOULEUR[Fr.] = SCHMERZ[Alm.] = DOLOR[Lat.]
- UZUV | ORGANE[Fr. < ORGANE] ile/||/<> ORGAN ile/||/<> ORGAN[Fr. < ORGANE]
( organon aygıt Organizma içinde özel görevleri olan tek parçalar vücudun aygıtları biyoloji botanik zooloji Organizma içinde özel görevleri olan ve dokulardan oluşmuş karaciğer böbrek kalp gibi yapılar Belli bir göreve sahip vücut parçası veya oluşum organa )
- UZV-U TENİS | DİŞİ ORGAN >< ERKEK ORGAN
( (botanik) )
- UZV-U TENİS ile/||/<> PISTIL[Fr.] ile/||/<> DİŞİ ORGAN
( botanik )
- UZVÎ | ÖRGENSEL ile/||/<> ÖRGENSEL ile/||/<> ORGANİK
( organik Örgene değgin örgenle ilgili Kökeni bitkisel ve hayvansal olan özdek biyoloji kimya 1 Canlı organizmadan elde edilen yapısında karbon içeren 2 Organlardan oluşmuş yapı gösteren Hidrokarbon zinciri veya halkası taşıyan maddeler )
- UZVİ KİMYA | ORGANİK KİMYA ile/||/<> ORGANİK KİMYA
( Karbonatlar karbon oksitleri ve sülfürlerin dışında kalan karbon bileşiklerinin kimyası kimya Karbon kapsayan bileşiklerin kimyası )
- UZVİ KİMYA[Osm.] / CHIMIE ORGANIQUE[Fr.] / ORGANISCHE CHEMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ORGANİK KİMYA
- UZVÎ[Osm.] / ORGANIQUE[Fr.] / ORGANISCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= ORGANİK
- UZVİYET | UZVİYET | CANLI VARLIK | ORGANİZMA ile/||/<> ORGANİZMA ile/||/<> ORGANİZMA[Fr. < ORGANISME]
( organon aygıt Ayrı ayrı görevleri olan organlar tarafından hayatsal olaylarını devam ettirebilen herhangi bir canlı varlık hayvan ya da bitki botanik Ayrı ayrı organlar ile hayalî olaylarını devam ettirebilen herhangi bir canlı varlık Yaşamsal işlevlerini devam ettirebilen herhangi bir canlı varlık )
- UZVU ZEVK ile/||/<> TASTE ORGAN[İng.] ile/||/<> ORGANE DE GOÛT[Fr.] ile/||/<> GESCHMACKSORGANE[Alm.] ile/||/<> TAT ALMA ORGANI
( İkincil duygu gözelerinden meydana gelen ve sıvı halindeki maddelerin duyulmasına yarayan organlar dil üzerinde tat alma cisimciği böceklerde tat alma kılları v b )
- V-COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT-V[Fr.] / V-KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= V KATSAYISI
- V-PARTICLE[İng.] / PARTICULE V[Fr.] / V-TEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= V PARÇACIĞI
- VACUUM CORRECTION[İng.] / CORRECTION DU VIDE[Fr.] / VAKUUMKORREKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= VAKUM DÜZELTMESİ
- VACUUM EVAPORATION[İng.] / ÉVAPORATION SOUS VIDE[Fr.] / VAKUUMVERDAMPFUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= VAKUMDA BUHARLAŞTIRMA
- VACUUM, UNDERPRESSURE[İng.] / VACUUM, VIDE[Fr.] / VAKUUM, UNTERDRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= VAKUM, BOŞLUK
- VADİ ile/||/<> KOYAK
( Karalarda akarsu aşındırmasıyle biçimini almış bir yöne doğru eğimli uzunluğuna çukurluk Özel bir ezgi ile söylenen bir tür halk koşuğu İçinde akarsu yataklarının bulunduğu üç yanından kapalı ancak ağız yanı açık tabanı yamaçlarıyla yerine ve eskiliğine göre türlü biçimleri olan dar uzun yüzey Türkçe koy a k küçültme eki )
- VAHA[Ar. < VÂḤA] ile/||/<> VÂHA
( Suyun bulunmasıyle, bir çölün ortasında bitek olmuş yer. )
- VAHDET | BİRLİK ile/||/<> BİRLİK
( Sinema TV 1 Bir film ya da televizyon izlencesinde anlatılmak istenenin dağınıklığa yol açılmadan ayrıntılara boğulmadan ölçülü biçimde bütünlük duygusu uyandırarak gerçekleştirilmesi durumu 2 Bir resmi oluşturan çeşitli öğeler arasında varlığını duyuran uyuşum Sinema TV Aydınlatmada kullanılan 1 kWlık ışıldak Türlü spor kurumlarının kendi aralarında oluşturdukları ve bağlı bulundukları topluluk Koşukta yazıda konunun bir ana düşünce ekseninde toplanışı İl kent ve köy gibi yerel yönetim birimlerinin bir ya da birden çok sayıdaki görevlerini daha iyi yerine getirmek amacıyla yasalar uyarınca kimi kaynak ve örgenlerini birleştirerek oluşturdukları örgüt Birliklerin de kent yönetimleri gibi başkanları genel kurulları ve yönetim kurulları bulunur karşılık sinapsis Anadan ve babadan gelen homolog kromozom çiftlerinin geçici olarak birleşmesi unitas unus bir Somut anlamda 1 Bölünemezliği içeren yalın bütün 2Çokluğun birliği birlik halinde gelmiş olan çokluk yalın olmayan ama yok edilmeden bölünemeyen birlik 3Bölünebilen birlik yığışım Aggregat Soyut anlamda Bir olanın özelliği parçalarından bölümlerinden herhangi bir tanesi kaldırılsa yapısı değişen organik bir bütün Birlik kavramının felsefede çeşitli kullanımları vardır 1 Mantıksal birlik a Kavramın birliği b Düşünmenin birliği c Kategori d İde 2Fizik ötesispekülatif birlik a Karşıtların birliği Nicolaus Cusanusda coincidentia oppositorum karşıtların örtüşmesi Hegelde tinin eytişimsel birliği b Bütünlük Spinoza c Karşıtların her çeşit çokluğu üzerinde yükselen birlik Plotinosta bir olan 3 Varoluşsal birlik Karar vermedeki koşulsuzluğa dayalı varoluş birliği Kierkegaard varoluş felsefesi 4 Estetikte Çokluğun bir bütün olarak verildiği görüsel birlik estetiğin önemli bir ilkesi İfadenin tek konu üzerinde kalmış olması sinapsis biyoloji 1 Tecimde yarışıma yer vermemek amacıyla mal ederlerini saptayan tecimsel birlik 2 Birkaç yapımcı kuruluşun sağladıkları kazançları bir bölümü ya da tümü ile pool adı verdikleri ortak vezneye yatırmak için aralarında yaptıkları sözleşme Derleme öbek grup Özne yüklem veya çeşitli tümleçlerle birlikte kullanılan sözcüklerin tümü özne birliği yüklem birliği tümleç birliği vb Aynı ekolojik ortamı işgal eden aynı ya da farklı türdeki bitkilerden oluşan topluluk Cümle öğelerinden birini özne nesne tümleç fiil yüklem meydana getiren kelime veya kelime öbeği )
- VAHDETİYE | TEKÇİLİK ile/||/<> TEKÇİLİK
( Olay ve süreçleri tek etkene ya da nedene dayanarak açıklama yaklaşımı monos tek 1 Gerçekliğin temeli olarak yalnızca tek bir ilkeyi örneğin yalnızca özdeği özdeksel tekçilik yalnızca tini tinsel tekçilik vb kabul eden dünya görüşü Tekçiliğin karşı kavramı olarak ikicilik iki temel ilkeyi çokçuluk ilkelerin ya da temel güçlerin çokluğunu kabul eder 2 Birlikli bir dünya tablosuna varmaya çalışan dünya görüşü )
- VAHİD-İ KIYASÎ | AYAR | AYAR ile/||/<> AYAR ile/||/<> AYAR[Ar. < ʿİYÂR]
( TV Almaçlarda seçik doğru ve düzgün bir görüntü ve pürüzsüz ses elde etmek amacıyla yapılan düzenlemeler Başlıca ayarlar oluk seçme sertlik ayarı parlaklık ayarı yükseklik ayarı genişlik ayarı düşey doğrusallık ayarı görüntülük ayarıdır fizik Altın ya da gümüş karışımlı madenlerde değerli olanının genel külçeye olan katkısız oranı Ayarlama işi )
- VAHİD-İ KIYASÎ | AYAR[Ar. < İYÂR] ile/||/<> İNCE AYAR
( TV. Almaçlarda seçik, doğru ve düzgün bir görüntü ve pürüzsüz ses elde etmek amacıyla yapılan düzenlemeler. (Başlıca ayarlar oluk seçme, sertlik ayarı, parlaklık ayarı, yükseklik ayarı, genişlik ayarı, düşey doğrusallık ayarı, görüntülük ayarıdır). @@ (fizik) @@ Altın ya da gümüş karışımlı madenlerde, değerli olanının genel külçeye olan katkısız oranı. @@ Ayarlama işi. @@ @@ )
- VÂHİD-İ KIYASÎ-İ NÂRÎ[Osm.] / CALORIE[İng.] / CALORIE[Fr.] / KALORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KALORİ
- VÂHİD-İ ZAMAN ile/||/<> UNIT OF TIME[İng.] ile/||/<> UNİTÉ DE TEMPS[Fr.] ile/||/<> ZEITEINHEIT[Alm.] ile/||/<> ZAMAN BİRİMİ
( Tekrar edilen gök olaylarına dayanılarak seçilen zaman aralığı Güneş günü yıldız günü ortalama gün gibi )
- VAHİD-ÜL-FİLKA NEBATAT | BİR ÇENEKLİLER ile/||/<> BİR ÇENEKLİLER
( botanik Sadece bir kotilodonu olan embriyo veya bitkiler monokotiledon tek çenekliler )
- VAHİD-ÜL-FİLKA NEBATAT | BİR ÇENEKLİLER >< KAPALI TOHUMLULAR
( (botanik) @@ Sadece bir kotilodonu olan embriyo veya bitkiler, monokotiledon, tek çenekliler. )
- VAHİD-ÜL-MANA | TEK ANLAMLI ile/||/<> TEK ANLAMLI ile/||/<> EŞ SESLİ
( 1 Yalnızca bir anlamı olan sözcük ya da kavram Karşıtı eş sesli 2 Belirli kesin olarak belirlenmiş Tek bir kavramı tek bir anlamı yansıtan kelime Araçgereç adları terimler bazı somut ve soyut adlar tek anlamlıdırlar ağızlık duvar elek dizlik silecek keser masa sandalye vb Terim olarak dörtgen atardamar çekim gramerde yer çekimi soyut ad barış acıma sevinç güzellik gibi Karşıtı çok anlamlılık tır aequivocus aequus eşit özdeş vox ses Ses bakımından birbirinin aynı ancak anlamları değişik olan sözcüklerin niteliği Çokanlamlı olan sözcükler Ör Kara bağ kaç çalmak Dil coğrafyasında aynı sesi kullanan bölgelere denir Azerbaycan Türkçesi omonim Türkmen Türkçesi omonim Gagauz Türkçesi omonim Özbek Türkçesi omonim şakldöş Uygur Türkçesi şakildóş söz Tatar Türkçesi omonim awazdaş süz Başkurt Türkçesi omonim omonim Krç Malk omonim Nogay Türkçesi omonim Kazak Türkçesi omonim Kırgız Türkçesi omonim Alt omonim aydıları tüňey te uçurı başka söstör Hakas Türkçesi omonim Tuva Türkçesi omonim Türkçesi omonim Rusça omonim )
- VAHİT/VAHİD[Osm.] / UNIT[İng.] / EINHEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİM
- VAHŞÎ ile/||/<> YABAN ile/||/<> AV HAYVANLARI (KARADA)
( av hayvanları karada İnsanla ya da insanın yaşadığı yerlere yakın yaşamıyan Az yaban kır insan yaşamayan yer yaban kır boş yer biyābān viyāpan uncultivated desert a desert Türkçede biyābânın başındaki bi düşmüştür yaya Farsça yābān a desert biçimi Türkçeden alınmıştır Doerfer TMEN 403 )
- VAKANÜVİS ile/||/<> TARİH
( Osmanlılar döneminde devletçe görevlendirilen tarih yazarı tarih 2 Osmanlılarda zamanın olaylarını yazmakla görevlendirilen resmî tarihçinin sanı Vakanüvislerce olguları olayları oluş sırasına göre yazılmış tarihsel yapıt vakanüvis Bir olayın bir gözlemin zamanını gün ay yıl olarak belirten ifade 1 Ulusların geçmişte oluşturdukları kültür ürünlerini yaptıkları savaşları kurdukları siyasal ve ekonomik ilişkileri yöntemli bir biçimde inceleyen geçmişe değgin olayları yer ve zaman göstererek gerçeğe uygun biçimde açıklayan bilim dalı 2 Öğrencilere tarih bilincini kazandırmak gerek kendi uluslarının gerek öteki ulusların tarih boyunca gösterdikleri ilerlemeler üzerinde bilgi edinmelerini sağlamak amacıyla ilk ve orta dereceli okullarda okutulan ders 1 Divan ozanlarının önem verdikleri geleneklerden biri de tarih düşürmektir Doğum ölüm büyük yapı önemli olaylar tarih düşürmek için bir fırsattı Şöyle düşürülürdü Arap abecesi Ebced denilen özel bir sıralanışa göre dizilmiş her birine birden ona on1dan yüze yüzden bine kadar bir sayı değeri verilmiştir Sözcük ya da dize harflerle öyle örülür ki sayı toplamaları istenen tarihi gösterir Örnekler Timur 803 hicret yılında Sivası zaptediyor yıkıp yakıyor Bu olaya harap tarihi düşürülmüştür Türleri a tarihi sade Senin sinnin Süruri geldi kırka 1205 b tarihi mucem Yalnız noktalı harfler hesap olunarak çıkan tarih Bunatarihi mücevher de denirdi c Yalnız noktasız harfleri hesap olunana da tarihi mühmel ya da sade denirdi Tarih dizesindeki birkaç sayı eksiği varsa tamlanması ya da artığın çıkarılması gereği öncül dizede imlenir 2 XIX yüzyıla değin tarih bir yazın türü idi Anlatımda güzelliği amaç edinilir araya koşuklar fıkralar sıkıştırılarak konu tatlandırıldı Pozitivizm akımından sonra bilimsel olmağa yöneldi Daha önceleri tarihsel konuları 1 Şehnameciler 2 Vakanüvisler 3 Özel tarihçiler işlerlerdi İnsanların üyesi bulundukları toplumu etkileyen eylemlerinden doğan olayları zaman ve yer göstererek anlatan bu olaylar arasındaki nedense ilişkileri daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını karşılıklı etkilenmeleri araştırıp gösteren bilim 2 Bir olayın gününü ayını ve yılını bildiren söz 29 Ekim 1923 Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu tarihtir 3Tarih kitabı Cevdet Paşanın Osmanlı Tarihi Naima Tarihi historia historein bilmeye çalışmak bilmek anlatmak 1 Olup biten şeyler olarak tarih 1 En geniş anlamında Zaman içindeki değişmelerin tümü Bu anlamda yeryüzü tarihinden de sözedilir 2 İnsanın dünyasında olup bitenler insanlığa ilişkin olay süreçleri 3 Sonluluğu ve zamanlılığı planlayarak yaratarak eyleyerek ve inanarak geleceğe yönelmişliği aynı zamanda geçmişe olan bağıntısı içindeki insan varoluşunun kendine özgü bir boyutu 4 Dar anlamda Geçmiş olan a Yitirilmiş olan artık bulunmayan b Yinelenmeyen bir kezlik olan c Olmakta olan zamanın gidişi içinde ortaya çıkan durumlar d Geçmişte olmuş olan ama aynı zamanda şimdi de bulunan II Bilgi ve bilim olarak tarih Geçmişin incelenmesi 1 Aktarılan gelenekler yoluyla yapılan araştırma 2Olayların anlatılması ya da belgelenmesi ile yapılan araştırma 3 Tarih bilimi olarak a Eleştirerek eleştirel yöntemle araştıran b Betimleyen ve yorumlayan incelemeler Nesrin hikâyeleme türlerinden biri olup her türlü kaynaklardan faydalanarak zaman içinde geçen olayları sebep ve sonuç bakımından birbirine bağlar TARİHSEL Tarihî Historique TARİHÇİ Müverrih Historien RESMİ TARİHÇİ Vakanüvis Historiographe tarih 1 b )
- VAKFE | DURGU ile/||/<> DURGU
( Bir tümce ya da konuşma içindeki duruş susuş 1 Konuşmada okumada anlamı etkileyen kısa duruş 2 durak 2 Okumada deyitlemede anlamın kelimeler arasında gerektirdiği duraklama Söylemede kelimeler arasında yapılan duraklama ki ya soluk alma ihtiyacıyla SOLUK DURGUSU Pause de souffle ya ifadede bağlantı yerlerini göstermek üzere GRAMATİKAL veya DİZİMSEL DURGU P grammaticale ousyntaxiqpe ya düşünce zincirinin halkalarını ayırmak için ANLAMLIK DURGU P de sens ya da bir taylam rythme veya düzem eadance sağlamak amacıyla TARTI DURGUSU veya DURAK P métrique ou Coupe yapılır )
- VÂKİ | KORUYUCU ile/||/<> KORUYUCU
( Asalağı dış ortamda yok eden ya da onun konakçıya ulaşmasına engel olan ilâç veya işlem yalıtıcı Gıdaların bozulmasını önleyerek raf ömürlerinin uzamasını sağlayan madde konservatif protektif Asalağı doğrudan doğruya konakçı üzerinde ortadan kaldıran ilâç ya da işlem koruyucu )
- VAKS ile/||/<> VAKS[Alm. < WACHS]
( 1 Bitkilerin yaptığı ve yağda eriyen bir madde olup su kaybını önlemeye ve solunumu azaltmaya yarar 2 Birçok hayvanların kutikulasında bulunup su kaybını önler 3 Arıların yaptığı özel balmumudur Gliserolden daha uzun zincirli alkollerin yağ asitleriyle ester bağlarıyla bağlanarak oluşturdukları nötr bir lipit 1 Su kaybını önlemeye ve solunumu azaltmaya yarayan bitkilerin yaptığı bir madde 2 Birçok hayvanın kutikulasında ve yumurta kabuğunda bulunan su kaybını önleyen bir madde 3 Anların yaptığı özel bal mumu 1 Gliserolden daha uzun zincirli alkollerin yağ asitleriyle ester bağlarıyla bağlanarak oluşturdukları nötr bir lipit 2 Su kaybını önlemeye ve solunumu azaltmaya yarayan bitkilerin yaptığı bir madde 3 Birçok hayvanın kutikulasında ve yumurta kabuğunda bulunan su kaybını önleyen bir madde 4 Arıların yaptığı özel bal mumu )
- VAKUUMSCHLAUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= VAKUM HORTUMU
- VALANS | BİRLEŞME DEĞERİ ile/||/<> BİRLEŞME DEĞERİ
( kimya Öğeciğin kaç kimyasal bağ yapabileceğini gösteren sayı kimya )
- VALANS | BİRLEŞME DEĞERİ ile/||/<> DÜZE ile/||/<> DÜZEM
( kimya: Öğeciğin kaç kimyasal bağ yapabileceğini gösteren sayı. @@ (kimya) )
- VALENCE BAND[İng.] / BANDE DE LA VALENCE[Fr.] / VALENZBAND[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK BANDI
- VALENCE BOND[İng.] / LIAISON DE VALENCE[Fr.] / VALENZBINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK BAĞI
- VALENCE ELECTRONS[İng.] / ÉLECTRONS DE VALENCE[Fr.] / VALENZELEKTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK ELEKTRONLARI
- VALENCE TRANSITION[İng.] / TRANSITION DE VALENCE[Fr.] / VALENZÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK GEÇİŞİ
- VALENZELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK ELEKTRONU
- VALEUR CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHER WERT[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK DEĞER
- VALF | AÇAR ile/||/<> AÇAR
( Yazılı bilgi ve anlak ölçerlerinde sorulara yapılan tepkilerin hızla değerlendirilmesinde kullanılan doğru yanıtlar listesi açkı II 1 Gazoz kapağıyla konserve kutularını açmakta kullanılan aygıt Bursa Saraycık Bozüyük Bilecik açar 2 Esri Söğüt Bilecik açıcak 2 Poyra Eskişehir 2 Oklava İnhisar Bilecik açar accak açcak açkı açkış haçar 1 Anahtar Yavuzköy Şavşat Artvin Küllük Iğdır Kurtkale Çıldır Eşmeyazı Kars açcak Kütahya açkı Ortayazı Senirkent Isparta aşkış Ahırlıkuyu Haymana Ankara haçar Küllük Iğdır Kars 2 açacak 1 açcak açar 1 )
- VALF, SUPAP ile/||/<> VALVE[İng.] ile/||/<> SOUPAPE[Fr.] ile/||/<> VENTIL[Alm.] ile/||/<> VANA[İt. < VANO]
( Bir akışkanın belirli bir yer bölüm ya da noktadan geçiş niceliğini değiştirmeye yarayan gereç )
- VALONIA OAK[İng.] ile/||/<> QUERCUS ITHABURENSIS SUBSP. MACROLEPIS[Lat.] ile/||/<> PALAMUT MEŞESİ
( Kayıngiller Fagaceae familyasından 1015 m kadar boylanabilen yaprak kenarları dişli olan ve yapraklarını döken meyvelerinden tanen elde edilen Ege Akdeniz ve Orta Anadoluda doğal yayılış gösteren bitkiler )
- VAMPİR ile/||/<> VAMPİR[Fr. < VAMPIRE]
( Vampyrus spectrum Yarasalar Chiroptera takımının yaprakburunluyarasagiller Phyllostomatidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 16 kanat açıklığı 75 cm Kuyruğu yoktur Adına rağmen kan emici değildir meyve yer Orta ve Güney Amerikada yaşar zooloji Yarasalar Chiroptera takımının yaprak burunlu yarasagiller Phyllostomatidae familyasından 16 cm kadar uzunlukta 75 cm kadar kanat açıklığı olan kuyruğu olmayan adına rağmen kan emici olmayan meyve yiyen Orta ve Güney Amerika da yaşayan bir tür vampire 1 kan emici hortlak 2 yarasalardan kan emici memeli Srp vàmpīr )
(1996'dan beri)