Almanca karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 16.977 başlık/FaRk ile birlikte,
16.977 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(42/69)
- MELTING POINT[İng.] ile/||/<> POİNT DE FUSİON[Fr.] ile/||/<> SCHMELZTEMPERATUR, SCHMELZPUNKT[Alm.] ile/||/<> ERGİME NOKTASI
( Katının sıvıya dönüştüğü sıcaklık )
- MEMBRAN[Alm. < MEMBRAN] ile/değil/yerine/=/||/<> MEMBRAN
( Binalarda su ile temas eden bölgelerin yalıtılması amacıyla kullanılan ve ana malzemesi bitüm olan malzeme )
- MEMBRANE[İng.] / MEMBRANE, DIAPHRAGME[Fr.] / MEMBRAN, DIAPHRAGM[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAR
- MEMDUD, DİLUE | SEYRELTİK ile/||/<> SEYRELTİK
( İçindeki çözünenin niceliği az olan çözelti Derişik olmayan içinde oylum başına az çözüneni olan çözelti Çok az çözünen taşıyan derişik karşıtı )
- MEMDUT HECE | UZUN HECE ile/||/<> UZUN HECE ile/||/<> KAPALI HECE
( 1 kapalı hece 2 Ünlü ile bitenlerden uzatılarak söylenen okunan heceler mazi kâfi dâhi Nuri 3 Uzun okunan bir ünlüden sonra bir ünsüzün gelmesiyle oluşan hece çok kez bir uzun bir kısa hece sayılır İçinde uzun ünlü bulunan hece Nadir okunuşu nâdir zalim zâlim fail fail medeni medenî salim salim imdat imdat vb Ünlüsü uzun olan hece âlim alim inayet inayet mevcudiyet mevcudiyet rica rica ilmî ilmi ailevî ailevi vb Karşıtı kısa hece dir Ünsüzle biten hece Ör at kuş yaz Sessizle veya uzun sesli ile biten hece Ünsüzle veya uzun ünlüyle biten hece Kalk bak gelmek gelmek yokluk yokluk düzgün düzgün imlâ imlâ kâtip kâtip vb Hece Ünlü Ünsüz ünsüz ünlü ünsüz ve sonu ünsüz yapısında olan veya sonu çift ünsüz ile biten hece iz iş in ip ak ot sap kol göz yüz yaşlanmak güçlendirmek art kırk üst vb Aruz vezni ile yazılmış şiirlerde uzun ünlü veya ünsüz uzun ünlü kuruluşundaki heceler de kapalı hece değerindedir âhir āhir mâhir māhir vb Karşıtı açık hecedir Azerbaycan Türkçesi gapalı heca Türkmen Türkçesi yapık bogun Gagauz Türkçesi kapalı kısım Özbek Türkçesi yópiq boğin Uygur Türkçesi yepiq boğum Tatar Türkçesi yabiq icek Başkurt Türkçesi yabiq ijek yabık buwun Krç Malk cabılgan bölüm cabık bölüm Nogay Türkçesi yabıkbuwin Kazak Türkçesi tuyuk buwm bitew buwin Kırgız Türkçesi cabık muun Alt tabıküye Hakas Türkçesi çabıh uya Tuva Türkçesi haaglıg slog Türkçesi teňneştirgeni Rusça zakrıtıy slog )
- MEMDUT SAİT | UZUN ÜNLÜ ile/||/<> UZUN ÜNLÜ
( Derleme uzun vokal uzun sesli Ses süresi uzun olan ünlü Âlem âdet hâlâ ilmî medeni millî mîde ilân vb Boğumlanma süresi normal bir ünlünün süresinden daha uzun olan yahut normal uzunluktaki iki ünlünün boğumlanma süresini içine alan ünlü a ı i o u ö ü vb Türkiye Türkçesinde yabancı kelimelerde yer alan ünlüler dışında uzun ünlü yoktur Ancak Türkçenin çok eski devirlerinde ister aslî ister ses değişmeleri sonucu olsun uzun ünlülerin varlığı bilinmektedir ab av aç acıkmak bar var ot ateş beş beş üç üç süt süt yok yok vb Bugün bu uzunlukları veya bu uzunlukların daha önceki devirlerde var olduğunun görüntülerini kanat sunat kanat kök kavak mavi tört tavatta dört vb Türkmen Çuvaş Yakut Halaç lehçelerinde de buluyoruz Bu türlü uzunluklar Anadolu ağızlarında da yer yer süregelmektedir Uzunlukların bir kısmı da özellikle ağızlarda ve konuşmalarda ünlü ünsüz düşmelerinden ve ses kaynaşmalarından oluşmuştur ağabey ãbi var mı vamı daha da ağlama alama bu gün bön vb )
- MEMDUT[Osm.] / DILUTE[İng.] / DILUÉ[Fr.] / VERDÜNNT[Alm.] ile/değil/yerine/= SEYRELTİK
- MEMLAHA ile/||/<> TUZLA
( Deniz tuzlu göl ya da tuzlu kaynaklarda tuz elde edilen yerler kimya tuz la eki tuz la eki )
- MEMLEKET ile/||/<> ÜLKE
( Bir devletin egemenliği altında bulunan bağımsız uluslararası antlaşmalara dayalı sınırlarla çevrili üzerinde dil kültür ve ülkü bakımından birlik oluşturan bir ulusun yaşadığı toprakların tümü Düven oku Gücünkaya Aksaray Niğde coğrafya Kara deniz ve hava ile sınırlı olarak devletin egemenliği altında bulunan yer Az ölkǝ ülke memleket devlet ülke yurt ülke yurt ölke bölge ölke yurt ölkö yurt yer olka Eski Türkçede geçmediği göze çarpıyor Ligetiye göre AOH 4 144 Farsçadan alınmıştır ūlkā ūlka ulkā a country kingdom region ulka a province dominion possesion Doerfer TMEN 28 Farsça ve Türkçe biçimlerin Moğolcadan geldiğini yazmıştır Doerfer UAJb N F 2 144 Räsänen V 371b de Moğolcadan alındığını dile getirmiştir Moğolca görüşünü Sevortyan ÊSTJa 1974 629630 Clark JSFOu 75 160161 gibi yazarlar da benimsemişlerdir Modern Moğol diyalektlerinde geçmediği anlaşılıyor Daha çok bilgi almak için Schönig ML 145146 Garipovun Başkurtça ölkeyi ke ekiyle yapılmış bir türev olarak değerlendirmesi yanlıştır Slovoobrazovanie 87 )
- MEMLUK | KÖLEMEN ile/||/<> KÖLEMEN
( 1 Eskiden kölelerden oluşturulan bir asker sınıfı 2 Birinin mülkünde bulunan köle ve karavaş 1 Kovayı andıran üstten kulplu sepet Keşköyü Ayancık Sinop 2 Üzüm ya da zeytin küfesi Yalvaç Isparta )
- MEN ETME ile/||/<> INHIBITION[İng.] ile/||/<> INHIBITION[Fr.] ile/||/<> INHIBERE[Lat.] ile/||/<> VERBOT[Alm.] ile/||/<> KÖSTEKLEME
( karşılık inhibisyon inhibere engel olmak Bir olay ya da çalışmanın kontrolü ya da durdurulması )
- MENAFİ-İ UMUMİYE | KAMU YARARI ile/||/<> KAMU YARARI ile/||/<> KAMUYA YARARLILIK VARGISI
( 1 Kamu kuruluşlarının elinde bulunan yetkilerin ve kaynakların halkın iyiliği için kullanılmasını belirleyen tüzel koşul İyelik hakkının sınırının belirtilmesinde kullanılan ve bu hakkın özüne dokunulmamasını güvenceye bağlayan yasal ölçü 2 Kamusal işlem ve eylemlerin yönelmeleri gereken ereği belirleyen siyasal ve düşüngüsel değerlerin tümü kamuya yararlılık vargısı toplum yararı Toplumun yararına olma durumu )
- MENAZIR, PERSPEKTİF | GÖRÜNGE ile/||/<> GÖRÜNGE
( Sinema TV Uzaydaki nesnelerin belli bir görüş noktasına göre belli bir yüzeye gerçek görünüşüyle aktarılması böylelikle ikiboyutlu yüzeyde üçboyutlu derinlemesine görünüş sağlanması Türlü dalga boylarındaki elektromıknatıssal ışınımların sırasını ve sıklık erke gibi özelliklerini belirleyen çizge 1 matematik Nesneleri bir yüzey üzerine göründükleri gibi çizmeye yarayan yöntem 2 kentçilik Kentlerde düz bir çizgi biçimde uzanan anayol 3 güzelsanatlar mimari Nesneyi duran bir noktaya göre uzaklıklarını ve aralarındaki duruş ayrımlarını canlandıracak biçimde resmetme çizme Bir yöney gerey ya da matematiksel işlerin belirli bir uzay düzlem ya da konsayı dizgesi üzerinde aldığı sayısal dizeysel biçim Geriye gözerimine doğru ufalan düzeniyle ilk kez Rönesansta bilincine varılmış görsel özellik )
- MENAZIR, PERSPEKTİF | GÖRÜNGE ile/||/<> GÖRÜŞ AÇISI
( Sinema/TV. Uzaydaki nesnelerin belli bir görüş noktasına göre, belli bir yüzeye gerçek görünüşüyle aktarılması; böylelikle ikiboyutlu yüzeyde üçboyutlu, derinlemesine görünüş sağlanması. @@ Türlü dalga boylarındaki elektromıknatıssal ışınımların sırasını ve sıklık, erke gibi özelliklerini belirleyen çizge. @@ 1. matematik: Nesneleri bir yüzey üzerine göründükleri gibi çizmeye yarayan yöntem. 2. kentçilik: Kentlerde düz bir çizgi biçimde uzanan anayol. 3. güzelsanatlar, mimari: Nesneyi, duran bir noktaya göre uzaklıklarını ve aralarındaki duruş ayrımlarını canlandıracak biçimde resmetme, çizme. @@ Bir yöney, gerey ya da matematiksel işlerin belirli bir uzay, düzlem ya da konsayı dizgesi üzerinde aldığı sayısal, dizeysel biçim. @@ Geriye, gözerimine doğru ufalan düzeniyle ilk kez Rönesans'ta bilincine varılmış görsel özellik. )
- MENBA SUYU | KAYNAK SUYU ile/||/<> KAYNAK SUYU
( Bir kaynaktan çıkan yeraltı suyu coğrafya Yer altındaki jeolojik özelliklere bağlı olarak doğal veya yapay bir biçimde yerin üstüne yükselen sular Doğal bir biçimde yeryüzüne çıkan yer altı suyu kaynak suyu )
- MENBA SUYU | KAYNAK SUYU ile/||/<> MADEN SUYU
( Bir kaynaktan çıkan yeraltı suyu. @@ (coğrafya) @@ @@ Yer altındaki jeolojik özelliklere bağlı olarak, doğal veya yapay bir biçimde yerin üstüne yükselen sular. @@ Doğal bir biçimde yeryüzüne çıkan yer altı suyu, kaynak suyu. )
- MENDELEVIUM[İng.] / MENDÉLÉVIUM[Fr.] / MENDELEVIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= MENDELEVYUM
- MENDERES | İLTİVA | BÜKLÜM ile/||/<> BÜKLÜM
( Resim Heykel Resim ve heykelde kumaş kıvrımı Akarsu yatağının az eğimli koyak tabanlarında ve ova düzlüklerinde çizdiği S harfine benzeyen kıvrım Soyut yöneyleri ve doğrusal bileşkeleri içeren düzlemin daha genel matematiksel kümesi biyoloji )
- MENEVİŞLEME ile/||/<> MENEVİŞLEME
( Su verilmiş çeliğin gevrekliğini gidermek ve sertlik kazandırmak için yapılan ısıl işlem Suverilmiş çeliklerin gevrekliğini gidermek ve tokluk kazandırmak için dönüşül sıcaklıklar altında yapılan ısıl işlem )
- MENFÎ | OLUMSUZ ile/||/<> OLUMSUZ
( 1 Bir şeyi yadsıyan 2 Değilleyici öne sürülen bir savın yanlışlığını ortaya koyan yargı Olumsuzluk anlatan Kelime söylem cümle )
- MENFÎ CÜMLE, CÜMLE-İ MENFİYYE | OLUMSUZ CÜMLE ile/||/<> OLUMSUZ CÜMLE
( Yüklemi olumsuz yargı bildiren cümle Fiil cümlesinin olumsuzu mA olumsuzluk ekiyle ad cümlesinin olumsuzu değil kelimesiyle kurulur Kamaranın alt salonunda yemekten sonra bizden başka kimse kalmamıştı Ö Seyfettin Bomba s 212 Şaka etmiyorum yavrum bu adlar Türkçe değil Ö Seyfettin Bomba Primo Türk çocuğu I s 42 Bir daha Vezirhanındaki bu zavallı bekâr odasının önünden bile geçmeyeceğim R N Güntekin Acımak s 45 Babası o koca izinden sonra hiç gelmedi T Buğra Yağmur Beklerken s 31 Bizim gibi yaşamadıkça rakipliğinizin haklılığını kabul edemem F R Atay Gezerek Gördüklerim İngiliz İmparatorluğu s 48 Pervin ondan gözlerini ayırmıyordu P Safa Şimşek s 197 Burada ferdiyetle şahsiyeti birbirine arıştıranların ezelî hatasına düşmeyelim P Safa Mazmazel Noraliyanın Koltuğu s 193 Hiç bir ses bu kadar sıcak bu kadar derin olamazdı T Buğra İbişin Rüyası s 200 Yedi senedir bu sokaktan gayri İstanbul şehrinde bir yere gitmedim S F Abasıyanık Bütün Eserleri s 142 Ağlarım ağlatamam hissederim söyleyemem Dili yok kalbimin ondan ne kadar bîzârım M Âkif Ersoy Safahat I kitap s 3 Azerbaycan Türkçesi inkar cümläsi Türkmen Türkçesi inkäär edici sözlem Gagauz Türkçesi inkâr cümlä Özbek Türkçesi inkór gap Uygur Türkçesi boluşsiz cümlä Tatar Türkçesi inkâr cömlä Başkurt Türkçesi yuqlıq höyläm şokluk cumla inkârlık cumla Krç Malk ugaylawçu ogaylawçu aytım Nogay Türkçesi yoklık yıyma Kazak Türkçesi bolımsız söylem Kırgız Türkçesi taňgıç süylöm Alt toktodulu ermek Hakas Türkçesi ittîrbes predlojeniye Tuva Türkçesi padıtkavas tomak Türkçesi çagdabas erbek Rusça otritsatelnoye predlojeniye )
- MENFİ CÜMLE ile/||/<> NEGATIVE SENTENCE[İng.] ile/||/<> PHRASE NÉGATIVE[Fr.] ile/||/<> NEGATIVER SATZ[Alm.] ile/||/<> OLUMSUZ TÜMCE
( Yüklemi olumsuzluk kavramı veren tümce Çocuk hasta değilmiş Parası yok Gelmezseniz biz de gitmeyiz iki karpuz bir koltuğa sığmaz vb )
- MENFİ EDATI | OLUMSUZLUK EKİ ile/||/<> OLUMSUZLUK EKİ
( Eylem soylu sözcüğe olumsuzluk kavramı veren ek Türkçede bu kavram me ma ekiyle verilir Sevmemek sevmemek sevmeme sevmeme sevmeyiş sevmeyis sevmeyen sevmeyen sevmez sevmez sevmeyince sevmeyince sevmedi sevmedi sevmiyor sevmiyor sevmeyecek sevmeyecek sevmemeli sevmemeli vb Fiil kök veya gövdelerine olumsuzluk kavramı veren ek mA eki yazmamak yazmamak yazmama yazmama yazmayış Yazmayış yazmayan yazmayan yazmayınca yazmayınca yazmadı Yazmadı yazmıyor yazmıyor yazmamış yazmamış yazmayacak yazmayacak yazmamalı yazmamalı yazmasa yazmasa yazma yazma vb )
- MENFİ FİİL ile/||/<> NEGATIVE VERB[İng.] ile/||/<> VERBE NEGATİF[Fr.] ile/||/<> VERBUM NEGATIVUM[Alm.] ile/||/<> OLUMSUZ EYLEM
( Olumsuzluk kavramı veren eylem Türkçede me olumsuzluk eki alan veya olumsuz koşaç değil sözcüğüyle kullanılan eylem Sevmemiş sevmedi sevmesin sevme söylememeliydi hastalanmaz gelmeyince gelmeyerek gelmeyip yorgun değildir yorgun değilim vb )
- MENFİLİK | OLUMSUZLUK ile/||/<> OLUMSUZLUK
( 1 Öğütlere karşı gelmek ya da öğütlenenlerin tersini yapmak biçiminde kendini gösteren ve daha çok çocuklara özgü davranış 2 Yemek yenmek giyinmek söz dinlemek gibi olağan etkinlik ve durumlara karşı koyma biçimindeki davranış 3 İşbirliğinden ya da yardım etmekten kaçma gibi belirtileri olan bir tutum Bir işeyin oluş alanına çıkmadığını şu bu olmadığını anlatan ASIL OLUMSUZLUK N proprement dite veya oluş alanına çıktığını şu bu olduğunu kabul etmiyen YADSIMA Dénégation ifadenin hali Hayır Yok gibi ifadelere SALT OLUMSUZLUK N Absolue olmadı Gelmedi gibilerine DİZİMSEL OLUMSUZLUK N syntaxique ou conjonctive Fena olmıyan bir iş şeklindekine KELİME OLUMSUZLUĞU N de mot Bu iş fena değildir kuruluşundakilere ise CÜMLE OLUMSUZLUĞU N de phrase denir Sadece olumsuz bir fikir anlatan cümlelerin haline YALIN OLUMSUZLUK N simple denmesine karşı asla kimse hiç bir şey gibi OLUMSUZ KELİME Mot négatif ler in katılmış bulunduğu hallere BİRLEŞİK OLUMSUZLUK N composée adı verilir Cümlede yüklemin bildirdiği oluş ve kılışın olumsuz olarak gerçekleştiğini gösteren dilbilgisi kategorisi Türkçede fiile olumsuzluk kavramı mA ekiyle ad cümlelerinde değil kelimesinin eklenmesiyle verilir Gözlerini pencereden ve kulaklarını kapıdan ayırmıyordu P Safa Mahşer s 267 Hiç bir zaman etrafındaki terkibin bir parçası olduğumu o günler kadar duymamıştım A H Tanpınar Sahnenin Dışındakiler s 80 Benim gördüğüm ev bu sokakta değil Sen iyi bir okuyucu değildin vb Azerbaycan Türkçesi inkar Türkmen Türkçesi yookluk Gagauz Türkçesi inkärlik ret Özbek Türkçesi bolişsizlik inkór Uygur Türkçesi boluşsizliq Tatar Türkçesi yuqlıq süze inkâr itü Başkurt Türkçesi yuqlıq yokluk inkârlık Krç Malk ugaylaw ogaylaw Nogay Türkçesi yoklık Kazak Türkçesi bolımsızdık Kırgız Türkçesi tanuu ters Alt taratpaganı Hakas Türkçesi ittîrbinçetkenî Tuva Türkçesi tadagalzal Türkçesi çagdabazı Rusça otritsaniye )
- MENGE[Alm.] ile/değil/yerine/= MİKTAR
- MENGENE | SIKMAÇ ile/||/<> SIKMAÇ
( 1 genel uygulayım Onarma işleme düzeltme gibi işlemlerin uygulanacağı nesneyi saptamaya yarayan bir tür kıstırıcı 2 tarım Yağını ya da suyunu çıkarmak için ürünleri sıkmaya yarayan aygıt araç Hava ya da bir gazın sıkışma işini yapan aygıt )
- MENİSK | HİLAL | AYÇA ile/||/<> AYÇA
( Ayın yarım daireden daha küçük görünüşü Süsleme Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki aylı yıldızlı pirinçten yapılmış süs a alem Bir ince boru içindeki sıvı yüzeyinin kılcallık etkisi yüzünden çukurlaşması ya da tümsekleşmesi Sirk çadırının çatısında çok yüksekte yapılan bir denge ve hokkabazlık gösterisi Çadırın tepesinden sarkıtılmış bir çelik tele bağlı ve yavaş yavaş ekseni etrafında dönen bir yeni ayın üzerine tünemiş bulunan cambaz bu durumda denge ve hokkabazlık numaralarını gösterir ayça )
- MENİSK | HİLAL | AYÇA ile/||/<> DOLUNAY ile/||/<> DÖRDÜN
( Ay'ın yarım daireden daha küçük görünüşü. @@ (Süsleme) Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki aylı yıldızlı, pirinçten yapılmış süs. a. bk. alem. @@ Bir ince boru içindeki sıvı yüzeyinin kılcallık etkisi yüzünden çukurlaşması ya da tümsekleşmesi. @@ Sirk çadırının çatısında, çok yüksekte yapılan bir denge ve hokkabazlık gösterisi. Çadırın tepesinden sarkıtılmış bir çelik tele bağlı ve yavaş yavaş ekseni etrafında dönen bir yeni ayın üzerine tünemiş bulunan cambaz bu durumda denge ve hokkabazlık numaralarını gösterir.@@bk. ayça. )
- MENKİB ile/||/<> OMUZ
( Sinema TV Duyarlıkölçümü eğrisinin üstte sağa doğru kırılan ışıklamadaki artışın yoğunlukta aynı ölçüde artışa yol açmadığı dolayısıyla negatif gereçlerde konunun tüm özelliklerini yansıtmayan düşük ışıklama bölgesinin yer aldığı bölümü Gövdenin boyun omurlarıyla kolun üst bölümü arasındaki bölgesi İçine eşya koymak amacıyla duvarlarda yapılmış olan küçük boşluklar Söğüt Bilecik biyoloji Ön kolların bağlı olduğu omuz kemerinin bulunduğu bölge hlk Sığır gövde etinde bez ile mehle arasındaki kaslardan yapılan fırın küreği şeklinde 2 02 5 kg ağırlığındaki pastırmalık et parçası veya bu parçadan yapılan pastırma omuz Türkçeden geçtiği anlaşılıyor Türkmenler omuza omurdan adını da verirler Bundan başka eğin çigin ve kibit adlarını da omuz olarak kullanırlar Azeri sahasında da omuza çiyin denir R ὦμος omuz Türkçe omurga bel kemiği biçimiyle birleştirilmesi yanlıştır Bel kemiğine verilen omurga adının eski kaynaklarda oŋurga olarak geçtiğini biliyoruz Türkmenler de oŋurga biçimini kullanırlar Soyotların ise oŋarga ōrga biçimini kullandıkları göze çarpıyor Çağdaş diyalektlerin bir bölümünde geçen omurtka ikincil bir biçimdir omurga Bunun gibi diyalektlerde binek hayvanının göğsüne verilen omırau omrau ve umrau adlarıyla birleştirilmesi de düşünülemez omırau omrau omurō umrau ămăr Türkçe om kökünden geldiği yolundaki eski görüş de tartışmaya açıktır Brockelmann OGM 120 a omuzun sonundaki zyi ikili organların adlarında geçen bir formans olarak vermiş boynuz diz göz gibi sözleri örnek olarak kullanmıştır Anadolu ağızlarında omuz yerine daha çok çiğin adı kullanılır Türkmenlerin omuz olarak kullandıkları egin biçimi Türkçede arka sırt anlamına gelir eğin )
- MENŞE ile/||/<> KÖKEN
( Bir cismin ya da varlığın doğduğu ya da çıktığı yer Güneş dizgesinin kökeni büyük bir gaz bulutuydu Bir malın üretildiği ya da yapıldığı alındığı getirildiği yer Herhangi bir malın üretildiği ya da dışsatımının yapıldığı yer Kök görevinde olduğu halde daha yalın bir şekle yani gerçek köke doğru sadeleştirilebilen kelime veya kelime parçası Köken bir veya iki kuruluş eki almış bulunduğuna göre BİRİNCİL ve İKİNCİ Primaire secondaire diye vasıflanır köken kök e n küçültme eki )
- MENSÛR-U MÜNAKÎSE[Osm.] / REFLECTING PRISM[İng.] / PRISME RÉFLÉCHISSANT[Fr.] / REFLEKTIERENDES PRISMA[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSITICI PRİZMA
- MENŞUR, PRİZMA, OPTİK PRİZMA | BİÇME ile/||/<> BİÇMEK ile/||/<> BİÇME
( Sinema TV Kullanılacağı ışığa uygun saydam maddeden örneğin görünür ışık için camdan morötesi ya da kızılaltı için kuvarstan yapılma üçgen biçme sinema ve televizyonda çeşitli optik dizgelerde ya da optik hilelerde kullanılır Karşı takım oyuncusunu tekme ile yere yıkmak ayaklarını yerden keserek onu düşürmek Karşı güreşçinin ayağını tırpanla yerden kesip devirme Taban adım alan eşleşik koşut iki yüzü olan ve yanal yüzler adını alan öteki yüzleri tabanın karşılıklı köşelerinin birleştirilmesiyle oluşturulan birer koşutkıyılı olan çok yüzlü İçinden geçen ışınımları kırarak bileşenlerine ayırabilen özgül biçimli cam kuvars gibi saydam özdeklerden yapılmış gereç budama )
- MENSÛR[Osm.] / PRISM[İng.] / PRISME[Fr.] / PRISMA[Alm.] ile/değil/yerine/= PRİZMA
- MENTEŞE ile/||/<> CHARNIÈRE[Fr.] ile/||/<> SCHORNIERE[Alm.] ile/||/<> MENTEŞE[Fars. < BENDKEŞE]
( Kapak düşme kapak vb mobilya elemanlarının açılıp kapanmasını sağlıyan madensel gereç bandkaşa a bolt bar Baştaki b Türkçede menekşe sözündeki gibi mye çevrilmiştir bandkaşa a bolt bar Baştaki b Türkçede menekşe sözündeki gibi mye çevrilmiştir )
- MENZİL | GİDİM ile/||/<> GİDİM
( fizik Atılan bir nesnenin bir yere ya da devinim erkesi sürtünme katsayıları yüzünden tükeninceye dek gidebildiği uzaklık Atılan bir nesnenin bir yere çarpınca ya da devinim erkesi sürtünme katsayıları yüzünden tükeninceye dek gidebildiği uzaklık Bir merminin ya da öğeciksel parçacığın bir özdek içinde ulaşabildiği uzaklak inme coğrafya )
- MEPHAS-I MARİFET, MARİFET NAZARİYESİ | BİLGİ KURAMI ile/||/<> BİLGİ KURAMI
( Bilginin temelini bilim alanında uygulanan yöntemleri sınır ve güvenirlik bakımından inceleyip eleştiren felsefe dalı 1 Geniş Anlamda Bilgi olayını betimleyerek çözümIeyerek açıklayan mantığı ruhbilimi toplumbilimi tarihi dirimbilimi fizikötesini kuşatan bilgi öğretisi 2 Dar anlamda Bilgi eleştirisi bir yandan bilginin özünü ilkelerini yapısını kökenini kaynağını öte yandan bilginin yöntemini geçerliliğini koşullarını olanak ve sınırlarını araştıran felsefe dalı Sorun koyma biçimi olarak çeşitli doğrultularda öteden beri var Bilginin kaynağı ve geçerliliği üzerine usçuluk deneycilik eleştiricilik sezgicilik vb kuramlar bilgi konusunun çeşitli açılardan ele alınışına göre de gerçekçilik idealizm vb kuramlar ortaya atılmıştır )
- MERA | OTLAK ile/||/<> OTLAK
( Hayvanların otlamasına sürülerin yaylacılık sırasında geçmelerine bırakılmış üzerinde yetişen otların türü bölgenin yüksekliği ve doğal koşullarına bağlı olarak değişen topraklara verilen ad yaylak tarım Taban suyu derinde olan kısa boylu bitkilerden oluşan ve hayvanların otlaması için kullanılan hayvan otlatma alanları )
- MERAK ile/||/<> MERAK[Ar. < MERÂK]
( Oyunun seyircide uyandırdığı soru duygusu gerilimi sağlar Olay dizisinin gelişimi ile seyircide uyandırılan soru duygusu gerilim sağlayıcı öğe )
- MERASİM ile/||/<> CEREMONY[İng.] ile/||/<> CÉRÉMONIE[Fr.] ile/||/<> ZEREMONIE[Alm.] ile/||/<> TÖREN
( Birçok kuttörenin herhangi bir nedenle bir araya gelmesi sonucu kurallara uygun bir biçimde dinsel ya da toplumsal amaçlar için düzenlenen toplantı )
- MERBUTİYET | BAĞLILIK ile/||/<> BAĞLILIK
( Bireylerin kendilerini bir topluluk toplumsal kesim ya da kümenin üyesi saymaları karşılık korelasyon correlation ilgi Organizmanın değişik yapı özellik ve olaylarında görülen karşılıklı ilgi zooloji Organizmanın değişik yapı özellik ve olaylarında görülen karşılıklı ilgi Korelasyon )
- MERCAN BALIĞI ile/||/<> MERCAN BALIĞI
( Pagrus pagrus Kemiklibalıklar Teleostei takımının izmaritgiller Sparidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 80 cm Rengi koyu pembedir Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadenizde bulunur Kemikli balıklar Teleostei takımının izmaritgiller Sparidae familyasından 80 cm kadar uzunlukta koyu pembe renkli Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadenizde yaşayan bir tür Kemikli balıklardan mercan balıkları Sparidae familyasından 80 cm kadar uzunlukta olabilen koyu pembe renkli Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadeniz de yaşayan bir tür fangri balığı )
- MERCAN ile/||/<> MERCAN[Ar. < MERCÂN]
( anlamdaş kırmızı mercan Corallium rubrum Çok gözeli hayvanlardan sölentereler Coelenterata altbölümünün knidliler Cnidaria filumunun mercanlar Anthozoa sınıfından bir tür Ağaç biçimindedir Rengi kırmızıdır 200 m derin kayalar üzerinde görülür Tropik ve ılık denizlerde yaşar Akdenizde vardır jeoloji zooloji Çok hücrelilerden Metazoa sölenterler Coelenterata alt bölümünün knidliler Cnidaria fîlumunun mercanlar Anthozoa sınıfından ağaç biçiminde rengi kırmızı 200 m kadar derin kayalar üzerinde görülen tropik ve ılık denizlerde yaşayan Akdenizde de bulunan bir tür Kırmızı mercan Sölenterler Coelenterata alt bölümünün knidliler Cnidaria filumunun mercanlar Anthozoa sınıfından ağaç biçiminde rengi kırmızı 200 m kadar derinlikteki kayalar üzerinde görülen tropik ve ılık denizlerde yaşayan Akdeniz de de bulunan bir tür kırmızı mercan )
- MERCUROUS CHLORIDE[İng.] / CHLORURE MERCUREUX[Fr.] / MERKUROLCHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= CIVA(I)KLORÜR
- MERCUROUS CHROMATE[İng.] / MERKUOCHROMAT[Alm.] ile/değil/yerine/= CIVA(I)KROMAT
- MERCUROUS PHOSPHATE[İng.] / MERCURIO FOSFATE[Alm.] ile/değil/yerine/= CIVA(I)FOSFAT
- MERCUROUS SULFATE[İng.] / SULFATE MERCUREUX[Fr.] / MERKUROSULFAT[Alm.] ile/değil/yerine/= CIVA(I)SÜLFAT
- MERCURY BAROMETER[İng.] / QUECKSILBER BAROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= CIVA BAROMETRESİ
- MERCURY CELL[İng.] / PILE AU MERCURE[Fr.] / QUECKSILBERBATTERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= CIVALI PİL
- MERCURY DIFFUSION PUMP[İng.] / QUECKSILBERPUMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= CIVA DİFÜZYON POMPASI
- MERCURY ELECTRODE[İng.] / QUECKSILBER ELEKTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= CIVA ELEKTROT
- MERCURY FILM ELECTRODE[İng.] / QUECKSILBER FILM ELEKTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= CIVA FİLM ELEKTRODU
- MERCURY THERMOMETER[İng.] / THERMOMÈTRE À MERCURE[Fr.] / QUECKSILBERTHERMOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= CIVALI SICAKLIKÖLÇER/TERMOMETRE
- MERCURY-ARC LAMP, MERCURY VAPOUR LAMP[İng.] / LAMPE À VAPEUR DE MERCURE[Fr.] / QUECKSILBERDAMPFLAMPE/QUECKSILBERDAMPFRÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= CIVA BUHARLI LAMBA/TÜP
- MERCURY-ARC RECTIFIER, MERCURY VAPOUR RECTIFIER[İng.] / REDRESSEUR À VAPEUR DE MERCURE[Fr.] / QUECKSILBERDAMPFGLEICHRICHTER[Alm.] ile/değil/yerine/= CIVA BUHARLI DOĞRULTUCU
- MERCURY[İng.] / MERCURE[Fr.] / QUECKSILBER[Alm.] ile/değil/yerine/= CIVA
- MEREMMETÇİ | ONARICI ile/||/<> ONARICI
( Bostancı ocağına bağlı olup saray ve yapıların onarımı ile görevli kişi )
- MERHALE | AŞAMA ile/||/<> AŞAMA
( 1 Bayrak yarışlarına katılan takımların her bir koşucusuna düşen uzaklık 2 Yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri Sonlama yarışmalarında iki ya da daha çok yarışmacının yenme durumları eşit olursa birinciyi seçebilmek için düzenlenen yeni karşılaşma )
- MERHAMET[< RAHM] = CLEMENCY, MERCY[İng.] = CLÉMENCE[Fr.] = MILDE[Alm.] = CLEMENTIA[Lat.]
( Şefkat gösterme, acıma. | Birini esirgeme. )
- MERHEM-İ CEREB ile/||/<> ITCH OINTMENT[İng.] ile/||/<> POMMADE ANTIPSORIQUE[Fr.] ile/||/<> UNGUENTUM CONTRA SCABIEM[Lat.] ile/||/<> KRÄTZESALBE[Alm.] ile/||/<> UYUZ MERHEMİ
( Uyuza karşı kullanılan kükürtlü bir çeşit merhem )
- MERİ | YEMEK BORUSU ile/||/<> YEMEK BORUSU
( karşılık özofagus oisophagos yutak sindirim kanalının yutak ile mide arasında uzanan bölgesi Yutak ile mide arasında kalan içi çok tabakalı yassı epitelle astarlanmış bağ dokusu çizgili kas ve düz kaslarla çevrelenmiş çok sayıda bez içeren insanlarda yaklaşık 25 cm kadar olan sindirim kanalı kısmı Özofagus Sindirim kanalının yutakla mide arasında kalan kısmı özefagus ösefagus özofagus anat Yutakla mide arasındaki kassıl ve zarsıl boru biçimindeki organ özofagus )
- MERIDIAN[İng.] ile/||/<> MÉRIDIEN[Fr.] ile/||/<> LÄNGENKREIS[Alm.] ile/||/<> ÖĞLEN ÇEMBERİ
( öğlen çemberi Eşlek çemberini dikey olarak kesen iki eksenucu noktasını birleştiren yarım çember yaylarından her biri )
- MERISTEM[İng.] ile/||/<> MERISTEME[Fr.] ile/||/<> MERISTEM[Alm.] ile/||/<> MERİSTEM[Fr. < MÉRISTÈME]
( Sürekli olarak bölünebilme yeteneğine sahip hücrelerin oluşturduğu embriyonik doku )
- MERKEP, HİMAR ile/||/<> EŞEK
( Equus asinus Tekparmaklılar Perissodactyla takımının atgiller Equidae familyasından bir memeli türü Yüksekliği 120 cm Yelesi ve kuyruğu kısa kulakları uzundur Yavaş ve sabırlı bir hayvandır Afrikadan dünyaya yayılmıştır Bir çok çeşitleri vardır I 1 Boyanacak ipleri asmak için kullanılan bir ucu duvara çakılı deynek Bor Niğde 2 Üzerine deri asmağa yarayan sehpa biçiminde araç Bor Niğde II Kesilen odunlardan yığın yapılabilmesi için kullanılan destek düzeni Gerze Sinop zooloji evcil Afrika eşeği Az eşşәk eşek işek Blk eşek eşek eşek eşek esäk Tel eştek ÖzbA eşak eşäk aşak Tatarcadan alınmıştır Eski çağlardan başlayarak kullanılır eşgek Orta Türkçede eşgek eşyek olarak geçer Eski Kıpçakçada eşek biçimi kullanılır Kökeni karışıktır Pedersene göre ZDMG 57 567 KZ 39 447 s 60 Ermeniceden alınmıştır ēş Esel Pedersen KZ 39 449 Sümerce ansǔ Esel ile Ermenice ēş ve Türkçe eşek arasında bir bağ kurulamayacağını vurguladığı gibi Ermenice etimolojisini göz önünde tutarak Türkçe eşek biçiminin Moğolca elçigen sözüyle birleştirilemeyeceğini de dile getirmiştir Munkácsi KSz 5 353 ise Türkçe eşek ile Ermenice ēş arasında bir bağ kurulamayacağını yazmıştır Büyük bir olasılıkla Türkçe bir türev olduğu inancından yola çıkan Doerfer TMEN 486 Schraederin Türkçe eşeki Grekçe ὄνος Latince asinus Ermenice ēş Sümerce anşu anşi biçimleriyle birleştirme denemesine katılmamıştır Reallexikon der indogermanischen Altertumskunde Straβburg 1901 206 Pedersenden habersiz kaldığı anlaşılan Doerfer TMEN 68 Türkçe eşek biçiminin sık sık Moğolca elcigen sözüyle karşılaştırıldığını belirtmişse de bu birleştirmenin ses bakımından tartışmaya açık olduğunu da dile getirmiştir Ancak daha sonra Doerfer UAJb N F l 97 Halaçça äşgä äşgäk biçimini Moğolca elçǰigen ile birleştirmiştir Türkçe eşek Moğolca elçigen birleştirmesi Ramstedtin çalışmalarında sık sık geçer JSFOu 19 97 KWb 119a 130b Onun otoritesine güvenen uzmanlar da sıklıkla bu birleştirme üzerinde durmuşlardır Gombocz MNy 10 28 Moğolca elçigenin eltigenden geldiğini düşünerek elt kökünü Teleütçe ve Şorca eştek biçiminin köküyle birleştirmiştir Daha sonra NyK 35 264 KSz 13 8 42 da eşek elçigen birleştirmesini vermiştir Németh ALH 21 473 de bu birleştirme üzerinde durmuştur Poppe Lautlehre 86 Ramstedte dayanarak TürkçeMoğolca biçimleri karşılaştırmıştır Doerfer TMEN 486 eşek sözünün büyük bir olasılıkla Türkçe bir türev olduğunu dile getirmiş Bangın açıkladığı gibi eş Gefährte sözünün gek ek küçültme ekiyle yapılmış bir türevi olduğunu yazmıştır UAJb 40 246 UAJb N F l 97 TDAY 19751976 3536 Son olarak Doerfer KhalMat 293 Türkçe eşek ile Moğolca elçigen arasındaki ilişkiyi kuşkulu bulduğunu saklamamıştır Clauson TDAY 1966 9 27 ED 260 eşgeki eş an animal which habitually ambles kökünden gek ekiyle yapılmış bir türev olarak değerlendirmiş Ermeni etimolojisi üzerinde durmamıştır Bu görüşe Doerfer de katılmıştır TMEN 486 Nachträge Nr 486 ve Nr 68 Räsänen MTS 101 de Banga uyarak UJb 14 204 eşkekin eş iş Gefährte kökünden kek ekiyle yapıldığını yazmıştır Son olarak Räsänen V 51 eşkek eşek in eş Genosse g ek küçültme ekiyle kurulduğunu dile getirmiştir Ancak Räsänen Poppenin Ramstedtten kalma TürkçeMoğolca birleştirmesini de vermiştir Menges Introduction 98 178 Jarring Arm 110 Ermenice ēšten geldiğini tekrarlamıştır Ona göre Avrupa dillerinde eşeğe verilen adlar eski bir Anadolu biçimine dayanır ve son olarak Sümerce anšu biçimine çıkar Gabain AG 62 59 eşkekin iş eş Gefährte kökünden kek ekiyle yapıldığını belirtmiştir Ancak Brockelmann OGM 52 gek gak ekiyle kurulmuş türevler arasında eşkek örneğini saymamıştır Egorov ÊS 38 Ermenice etimolojiyi bir olasılık olarak vermiş ancak Gabainin açıklamasını da olduğu gibi almıştır Şçerbak İRLTJa 123 eşeğin yaşadığı alanın eski Türklerin yayıldığı toprakların sınırlarına uymadığını göz önünde tutarak Schraderin eşeğin etimolojisine ilişkin görüşünü doğrulamaya çalışmıştır Şçerbak Vvedenie 141 JaS 116 140 151 171 178 Ramstedt AAScF B 27 247 Bang UJb 14 203204 Ligeti TörK 120 eski ve yeni diyalektlerde geçen belli başlı verileri saymış Moğolca elçigenden söz etmemiştir Rusça işak ve Farsça aşak eşek Türkçeden alınmıştır Pedersen KZ 39 447 s 60 Teleütçe Tuvaca gibi diyalektlerde geçen elçigen biçimi Moğolcadan geçmiştir Ramstedt KWb 119 Räsänen V 40 Sevortyan ÊSTJa 1974 317318 Hegaard Menges Arm 2 94 Dankoff ALT A6 Ermenice ēş donkey etimolojisine güvenmediğini açıklamıştır Bläsing ALT 21 s FO 29 25 Pedersenin Ermenice etimolojisini vermişse de Munkácsinin bu karşılaştırmayı haklı olarak kuşku ile karşıladığını da saklamamıştır Ancak Amiryanın bu açıklamayı yorumsuz olarak verdiğini de eklemiştir )
- MERKEZ-İ SIKLET | AĞIRLIK MERKEZİ ile/||/<> AĞIRLIK MERKEZİ
( Bir cismi oluşturan parçacıkları etkileyen çekim kuvvetleri bileşkesinin uygulandığı kuramsal nokta Cisim ister Yerde ister başka bir gezegende olsun her konumu için bu nokta değişmez matematik fizik Bir Öklid uzayında eşit kütleli ve yer vektörleri doğrusal bağımsız olan sonlu sayıda noktadan oluşan bir sistemin kütle merkezi )
- MERKEZ ile/||/<> ÖZEK
( özek Simetri merkezi bir çemberin merkezi veya bir düzgün çokgenin çevrel çemberinin merkezi Elipsin elipsoidin hiperbolün hiperboloidin merkezi grubun merkezi 1 Bir kentin tecim ve işgörü etkinliklerinin toplandığı çekirdek kesimi özbölge iş özeği kent özeği 2 Kentsel işlevlerin ve etkinlerin yoğunlaştığı irili ufaklı yerleşim yerleri kentler genel uygulayım Bir oylumun orta noktası ya da bölgesi I özekçivisi özekdemiri 1 Arabada ön ve arka dingiller arasında bağlantı kuran ucu delinmiş demir Amasya 2 Arabada ön dingilin ortasındaki deliğe geçen büyük çivi Gönen Isparta Gölbaşı Çankaya Ankara Kızılca Bor Niğde özekçivisi Mudurnu Bolu Yenikent Aksaray Niğde özekdemiri Ortayan Senirkent Isparta Gücünkaya Aksaray Niğde II 1 özekağacı 2 Kirmanda orta çubuk Yeşilova Aksaray Niğde merkez fizik matematik Bir oylumun orta noktası ya da bölgesi merkez )
- MERKEZÎ[Osm.] / CENTRIPETAL[İng.] / CENTRIPÈTE[Fr.] / ZENTRIPETAL[Alm.] ile/değil/yerine/= MERKEZCİL
- MERKEZKAÇ AYGITI | SANTRİFÜJ ile/||/<> SANTRİFÜJ ile/||/<> SANTRİFÜJ[Fr. < CENTRIFUGE]
( kentron merkez phyge kaçış Farklı yoğunluktaki sıvı ya da katı parçacıkların yoğunIuklarına göre farklı hızlarda döndürülme ile birbirinden ayrılmasının sağlanması 1 Sıvı içindeki tanecikleri ayırma amacıyla sıvıyı santrifüj tüpüne koyarak hızla çevirmek 2 Merkezkaç kuvvetinden yararlanılarak bir karışımın taşıdığı çökebilir ögeleri ayırıp çöktürmekte kullanılan laboratuvar aleti Dönmeyle sağlanan kuvvetle sıvı içindeki maddeleri veya parçacıkları santrifüj tüplerinin dibine veya kenarlarına toplayan cihaz )
- MERMER ile/||/<> MERMER[Ar. < MERMER]
( Kireçtaşının başkalaşımı ile oluşmuş bir kayaç Arı halde ak çeşitli karışım maddeleri ile çok çeşitli renklerde olabilir Teknikte parlatılabilen her türlü taşa mermer adı verilmektedir kimya jeoloji coğrafya )
- MERSİN BALIĞI ile/||/<> MERSİN BALIĞI
( Acipenser sturio Mersinbalıkları Chondrostei takımının Mersinbalığıgiller Acipenseridae familyasından bir balık türü Uzunluğu 6 m Denizlerde yaşar fakat yumurtlamak için tatlı suya geçer Yumurtalarından havyar yapılır Kuzey ılık denizlerinde yaşar Mersin balıkları Acipenseriformes takımının Mersin balığıgiller Acipenseridae familyasından 6 m kadar uzunlukta denizlerde yaşayan ancak yumurtlamak için tatlı sulara geçen bir tür )
- MERSİN BALIĞIGİLLER ile/||/<> MERSİN BALIKLARI
( Balıklar (Pisces) sınıfının, Mersin balıkları (Acipenseriformes) takımından, vücutları büyük, uzun ve yuvarlak, kalın bir deri ile örtülü, üzerinde sert düğmeler bulunan, bıyıklı, yumurtalarından havyar yapılan, Kuzey yarım küresinin ılık iklimli bölgelerinin tatlı ve tuzlu sularında yaşayan türleri olan bir familya. )
- MERSİN MORİNASI ile/||/<> MERSİN MORİNASI
( Huso huso MersinbaIıkları Chondrostei takımının Mersinbalığıgiller Acipenseridae familyasından bir balık türü Uzunluğu 6 m Yumurtasından hayvar yapılır Karadeniz Hazer denizi ve bunlara açılan ırmaklarda yaşar Mersin balıkları Acipenseriformes takımının Mersin balığıgiller Acipenseridae familyasından 9 m kadar uzunlukta Karadeniz Hazar Denizi ve bunlara açılan ırmaklarda yaşayan bir tür )
- MERTEBE | BASAMAK ile/||/<> BASAMAK
( Bir konumsal gösterimde bir damganın bulunabileceği ve bir sıra sayısı ya da eşdeğerli bir tanıtıcı ile belirtilebilen her bir konum I 1 Bir öbeksinin sayal sayısı 2 G öbeğinin bir x öğesi için x kümesinin ürettiği altöbeğinin sayal sayısı 3 Bir dördül dizeyde tüm dizeçlerin ya da dikeçlerin sayısı 4 Bir işlevin kaçıncı kez türevinin alındığını bildiren doğal sayı 5 Bir türetik denklemde en yüksek basamaklı türevin basamağı II basamaklı sayıtlama Bir basamaklar düzenini oluşturan sıracalardan her biri 1 Bir sayının 10un tümsayılı üstleri olarak büyüklük düzeyi 2 Bir işlevin kaç kez türevinin alındığını gösteren sayı bir türevli denklemin en yüksek türevli terimi matematik Dekorda kullanılan bir iki basamağa verilen ad )
- MERTEK ile/||/<> BABA
( Mimarlık Kısa kare kesitli kereste a baba payanda makas çatı makası altgergi üstbaşlık mesedek 1 Toprak ve düz damlı evlerde toprak kısmın altına döşenen kalın ağaçlardan herbiri Amasya Boğaz Susuz Baykara Selim Kars Gürün Sivas mesedek Ilıca Ayaş Ankara 2 Çit ve çatılardaki yan ağaçlar Gönenköy Isparta Derekuşculu Görele Giresun 3 Kızağın taban ağacı Beyağıl Ulukışla Niğde Saygıdeğer yaşlı adamlara bir topluluğun ya da bir örgütün başında bulunan kimselere kimi tekke ulularına verilen san Baba Oruç Bektaşî Babası Gül Baba Mimarlık Mahya kirişini dikey olarak alttan tutan kalın kare kesitli kerestelerden her biri a çatı babba Özellikle dört ayaklı hayvanlar için kullanılan bir hayvanın ebeveynlerinden erkek olanına verilen ad Yerel ağızlarda merdek biçimi de kullanılır Eski Kıpçakçada mertek kiriş tavan kirişi olarak geçer Kökeni karışıktır Tietze ZBalk 18 1877 193 yabancı kökenli olduğunu açıklamışsa da kronolojik ve coğrafi nedenler dolayısıyla Ermenice mardaktan geldiğinin düşünülemeyeceğini yazmıştır Ona göre alıntılama Türkçe Ermenice yönünde gerçekleşmiştir Räsänen V 335b kökeni üzerinde durmamıştır Dankoff ALT 505 Tietzenin savına karşı çıkarak Ermeniceden alındığını açıklamıştır mardak beam Yerel ağızlarda Ermeniceden kalma yapı işleriyle ilgili birtakım alıntılar geçtiğini biliyoruz Arıstak çörten hezan hezen him keran pişirik pöhrenk sivik gibi Türkçeden Bulgarca Sırpça gibi Balkan dillerine de geçmiştir BER 3 673 750 Ağızlarda bıba bıbe boba buba babey vb biçimlerde de geçer Az baba büyükbaba dede Azeri alanında çokluk biçimi babalar ecdat olarak kullanılır baba Ağızlarda boba olarak da geçer bāba 1 büyükbaba 2 annenin babası Türkmencede ata baba baba ata Tatarcada büyükbaba büyükbabanın ağabeyi yaşlı erkek anlamlarında babay da geçer baba qay eki baba büyükbaba båbå büyükbaba baba büyükbaba Eski Türkçenin Uygur döneminden bu yana geçer baba baba saygı duyulan yaşlı erkek OT baba baba baba baba Diyalektlerde büyükbaba annenin babası anlamlarını da kazanmıştır Bu anlamların Uygurcadaki saygı duyulan yaşlı erkek anlamından geliştiği anlaşılıyor Çocuk dilinden geçmiş olduğu görüşü yaygındır Samoyloviç TE 825 ve Sevortyan akrabalık adları içerisindeki farklı karşılıkları üzerinde de durmuşlardır Çeşitli dillerdeki papa baba İtal papà çocuk dilinde baba Arn baba baba Svahili dili baba baba Krt bav baba karşılıkları dikkat çekicidir )
- MESA TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR MESA[Fr.] / MESATRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= MESA TRANSİSTÖRÜ
- MESAHA | ÖLÇÜM ile/||/<> ÖLÇÜM
( Bir kümenin altkümelerinden oluşan bir dolam üzerinde artı değerler alan sayılabilir toplamsal küme işlevi Anlamdaş sayılabilir toplamsal ölçüm Özdeğin türlü görünümlerini ve bunların niteliklerini karşılaştırabilmek ve dolayısıyla niceliklerini belirleyebilmek amacıyla nesnelere ilişkin olduğu niteliğe uygun belli kurallara göre sayı verme işlemi Ölçüye vurulan bir konuda bir ölçme aracıyla elde edilen ve ölçme dizgesinin çeşitli birimleriyle dile getirilen değer En boy oylum süre gibi nicelikleri kendi cinslerinden seçilmiş bir birimle karşılaştırıp kaç birim geldiğini belirtme işlemi Bir değişken taşıdığı özelliği belirtmek için yapılan bir işlem )
- MESAİ KARNESİ | KARNE[Fr. < CARNET] ile/||/<> NOT ile/||/<> SINAV ile/||/<> TEST
( Öğrencilere dönem sonlarında okul yönetimlerince verilen ve her dersten aldıkları notlar ile devam, sağlık ve genel gidiş durumlarını gösteren belge. @@ Görevli ya da hizmetli, işçi durumunda bulunan yükümlülerden alınacak gelir vergisi sınırları saptanılmak üzere bunların aile durumları ve vergi gruplarını kapsayan ve vergi örgütlerince düzenlenerek kendilerine verilen belge. @@ 1. Tavan fiyatın uygulandığı durumlarda istemin sunumu aşmasına bağlı olarak oluşabilecek karaborsayı önlemek amacıyla devletin belli önceliklere göre mal dağıtımını düzenlemek için verdiği ve üzerinde kullanıcının adı, geçerlilik süresi, geçerli olduğu bölge ve malın türünün belirtildiği belge. 2. Malların geçici olarak ödemeleri yapılmadan yurt dışına çıkarılmasına olanak sağlayan gümrük belgesi.@@1. Tahvillerin üzerinde bulunan ve belirli zamanlarda sahibine faiz olarak gelir sağlayan kesilmiş parça. 2. İşveren tarafından çalışanlara verilen para değeri olan fiş. 3. bk. karne 1 )
- MESAİ KARNESİ | KARNE ile/||/<> KARNE ile/||/<> KARNE[Fr. < CARNET]
( Öğrencilere dönem sonlarında okul yönetimlerince verilen ve her dersten aldıkları notlar ile devam sağlık ve genel gidiş durumlarını gösteren belge Görevli ya da hizmetli işçi durumunda bulunan yükümlülerden alınacak gelir vergisi sınırları saptanılmak üzere bunların aile durumları ve vergi gruplarını kapsayan ve vergi örgütlerince düzenlenerek kendilerine verilen belge 1 Tavan fiyatın uygulandığı durumlarda istemin sunumu aşmasına bağlı olarak oluşabilecek karaborsayı önlemek amacıyla devletin belli önceliklere göre mal dağıtımını düzenlemek için verdiği ve üzerinde kullanıcının adı geçerlilik süresi geçerli olduğu bölge ve malın türünün belirtildiği belge 2 Malların geçici olarak ödemeleri yapılmadan yurt dışına çıkarılmasına olanak sağlayan gümrük belgesi 1 Tahvillerin üzerinde bulunan ve belirli zamanlarda sahibine faiz olarak gelir sağlayan kesilmiş parça 2 İşveren tarafından çalışanlara verilen para değeri olan fiş 3 karne 1 )
- MEŞALE | SPOT | ŞELEL | BENEK ile/||/<> BENEK
( TV Almaçta yan yana gelerek satırları dolayısıyla resmi oluşturan ve elektron demetinin görüntülüğe çarpmasından oluşan benek Güneş lekeleri yöresinde görülen parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluşmuş örgü Bir eksicik ışınları borusunun görüntü tabanında eksicik demetinin çarpması ile ışıldayan yer biyoloji Yüksek karbonlu çeliklerin paklama işlemelerinde karbonlu çökeltilerin çelik yüzeylerde çökelmesiyle oluşan leke )
- MESÂME[Osm.] / PORE[İng.] / PORE[Fr.] / PORE[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖZENEK
- MESAMELİ | GÖZENEKLİ ile/||/<> GÖZENEKLİ
( genel uygulayım Sıvıları ya da gazlan geçirebilen emebilen özdek nesne vb Gözeneklerle dolu olan )
- MESÂMİYET[Osm.] / POROSITY[İng.] / POROSITÉ[Fr.] / POROSITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖZENEKLİLİK, POROZİTE
- MESANE | SİDİK TORBASI ile/||/<> SİDİK TORBASI
( Sidik borusu ile siyek arasında bulunan ve içinde sidiktoplanan genişlemiş bir torba biyoloji Sidik borusu ile üretra arasında bulunan ve içinde sidik toplanan torba Mesane anat Böbrekten gelen idrarın depo edildiği genişleyebilen organ idrar torbası mesane vezika ürinarya İçten dışa doğru tunika mukoza tunika muskularis ve tunika seroza katmanlarından oluşur Epitel katmanında çok katlı değişken ve belirgin bir lamina muskularis bulunur )
- MEŞBU | DOYMUŞ ile/||/<> DOYMUŞ
( fizik kimya Doyma noktasına erişmiş olan )
- MEŞBU | DOYMUŞ ile/||/<> DOYURMA
( (fizik, kimya) @@ Doyma noktasına erişmiş olan. )
- MEŞBÛ MAHLÛL[Osm.] / SOLUTION SATURÉE[Fr.] / GESÄTTIGTE LÖSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DOYGUN ÇÖZELTİ
- MEŞBÛ[Osm.] / SATURATED[İng.] / GESÄTTIGT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOYMUŞ
- MESELE, PROBLEM | SORUN ile/||/<> SORUN
( 1 Çözümü yaratıcı düşünmeyi gerektiren önemli ve güç durum 2 Bir soru ya da bir dizi soru aracılığıyla kişiyi soruların nedenleri ile sonuçlarını araştırmaya yönelten durum 1 Çözümü istenen soru Anlamdaş çözgü 2 Yapılacak bir işlemi ya da oluşturulacak bir kuruluşu gerektiren önerme Anlamdaş çözgü problema pro öne ballein atmak 1 Bilimsel yöntemlerle çözülmek üzere ortaya atılan soru 2 Çözümsüz kalan kuramsal ya da kılgılı her türlü güçlük )
- MESEMM | GÖZENEK ile/||/<> GÖZENEK
( Güneş yüzeyinde görülen küçük yuvarlak kara lekelerden her biri Bunlardan kimi söner kimi de gelişerek güneş lekelerini doğurur Ağaç kesitlerinde görülen büyük ya da küçük çukurcuklar Katı yapılarda yüzeye açılan küçük boşluk fizik kimya Sıvı ya da gazların geçişini emilmesini sağlayan küçük delik I Kalbur deliği Yeşilova Aksaray Niğde II Turluk adı verilen çadırı oluşturan yan kanat deliklerinden herbiri Tahtacı Burhaniye Balıkesir Bir özdek kütlesi içindeki mini ölçekte oluklardan her biri biyoloji botanik Epidermis dokusunda bitkilerin gaz alış verişini yapan yaprak dokusundan su buharının terleme geçişini hızlandıran ve epidermis hücrelerinden farklı olarak klorofilli böbrek şeklindeki iki hücrenin aralarında açıklık bırakarak oluşturdukları yapılar Stoma Çok ufak delik Biyolojik yapılarda çeşitli görevleri olan farklı çaplardaki küçük delik por 1 Çekirdek kılıfı üzerinde sitoplazmayla nükleoplazma arasında ilişkiyi sağlayan sekiz çevresel granülle bir merkezî tıkaca sahip özelleşmiş delik yapısı halkasal lamellerdeki benzer yapılar 2 Böcek yumurtası kabuğunda solunuma yarayan delik biçimindeki yapı 3 Biyolojik yapılardaki çeşitli görevleri olan farklı çaplardaki delikler )
- MEŞÎME | SON ile/||/<> SON
( Karşılaşmanın sonucunu belirtecek son yarışma biyoloji zooloji uç Etene )
- MESKEN | KONUT ile/||/<> KONUT
( Kum çukurlarından mağaralara kaya oyuklarından ağaç kabuklarına siperliklerden değişik biçimdeki kulübelere çadırlardan ağaç ve taştan yapılma evlere kadar genişleyen insanın yatıp kalktığı kötü havalardan yırtıcı hayvanlardan baskınlardan korunduğu işinin dışında barındığı yer koyut konakçı Bir ya da birkaç ev halkının yaşaması için yapılmış insan yaşamasının gerekli kıldığı uyuma yemek pişirme soğuktan ve sıcaktan korunma yıkanma ve ayakyolu gibi temel gereksinme konularında kolaylıkları bulunan barınak 1 Kuramsal olarak kanıtlanamayan ama düşünce gidişinde varsayım olarak zorunlukla geçerli sayılan önerme Apaçık olan belitten ayrı Kantta özgürlük Tanrı ve ölümsüzlük salt kılgılı usun konutlarıdır bunlar us ideleri olmak bakımından gerçi kuramsal olarak tanıtlanamazlar ama önselsalt olarak geçen bir kılgılı us yasasına ahlak yasası ayrılmaz bir biçimde bağlı olmakla geçerli sayılırlar 2 Modern matematikte Varsayım olarak konmuş bir ya da daha çok önermelerden kalkarak bunlardan mantıksal sonuçlar çıkaran varsayımsaltümdengelimli bir dizgedeki Axiomatik konutlara da belit denir postula matematik İnsanların oturması için yapılıp düzenlenen yer )
- MESKEN SİTESİ, SİTE ile/||/<> HOUSING ESTATE, HOUSING SCHEME[İng.] ile/||/<> GROUPS D'HABITATION, COLONIE D'HABITATION, ENSEMBLE RÉSIDENTIELLE[Fr.] ile/||/<> WOHNKOLONIE, SIEDLUNG, WOHNBAUANLAGE[Alm.] ile/||/<> TOPLU KONUT
( Konut birleşkesi konut yapım ortaklığı ya da konut bankaları gibi kamusal ya da özel kuruluşlarca gerçekleştirilen ve çok sayıda ailenin barınma gereksinmesini karşılayan büyük çaptaki konutlandırma ve yerleştirim girişimi )
- MESKUBE | KELEBEK ile/||/<> KELEBEKLER | BÜYÜK KARACİĞER KELEBEĞİ
( Yaprak solucanlar sınıfına bağlı emici yassı kurtların genel adı. bk. büyük karaciğer kelebeği, küçük karaciğer kelebeği, akciğer kelebeği. @@ (zooloji) @@ Yere koşut bir biçimde kollarla uçarmış gibi hareketi gerektiren zor bir atlama türü @@ hlk. 1. Fasioloidiozis. 2. Trematod. @@ Anadolu ağızlarında kepenek olarak da kullanılır. Tüylü ve kanatlı buğday böceğine de kepenek adı verilir. bk. kepenek 2. Anadolu'nun birçok yerinde öbelek (~ öpelek) biçimi de geçer. Davarların karaciğerlerinde yerleşip en çok öd yollarını tıkayan bir tür parazite de kelebek (> kepelek > kepenek) adı verilir. ~ Az kǝpǝnǝk. -Tkm kebelek. -Blk gebemek, xumelek. -Nog küpelek. -Kklp gübelek. -Özb kapalak. -Krg köpölök. Kırgızlar köbölök biçimini de kullanırlar. -Kzk köbelek. -Tar kepelek. -Alt, Tel köbölök. Orta Türkçeden başlayarak kullanıldığını görüyoruz: (kepēli). Kumancada köbelek olarak geçer. Eski ve yeni biçimlerin çokluğu karşısında kelebeğin kanatlarıyla çıkardığı sesi yansıtan bir ad olduğu düşünülebilir. Balkarların 'kelebek' olarak kullandığı dibildirik düşündürücü bir biçimdir. Eski ve yeni diyalektlerde kullanılan biçimlerin sonundaki -k bir küçültme ekidir. Çağdaş diyalektlerde kullanılan biçimlerin tanıklığına göre Türkçe kelebek'in göçüşme (métathèse) sonunda oluştuğu anlaşılıyor. O nedenle kelebek biçiminin sonunda -bek ekinin saklandığı düşünülemez (bk. Bazin: Doerfer Arm 9-10). Anadolu ağızlarında kullanılan öbelek (~ öpelek) biçimleri kelebek'in eski biçimini saklamıştır. Ancak öbelek (~ öpelek) biçiminin başındaki k- düşmüştür. Sagayların kubağan yanında 'kelebek' olarak ėrbekkey adını da kullandıkları anlaşılıyor. Bu ad Moğolcadan alınmıştır (Moğ erbegei, erbegekei). O bakımdan Sagayca ėrbekkey Türkçe kelebek (< kebelek) biçimiyle birleştirilemez. Leksika kepelek (187) biçiminden yola çıkarak eski ve yeni diyalektlerde kullanılan belli başlı verileri saymakla yetinmiştir. Dış paralel olarak Leksika Moğolca kibe 'güve' biçimini vermiştir. Leksika Moğolca erbegei, erbegekei biçimi üzerinde durmamıştır. )
- MESKUBE ile/||/<> KELEBEK ile/||/<> BÜYÜK KARACİĞER KELEBEĞİ
( Yaprak solucanlar sınıfına bağlı emici yassı kurtların genel adı büyük karaciğer kelebeği küçük karaciğer kelebeği akciğer kelebeği zooloji Yere koşut bir biçimde kollarla uçarmış gibi hareketi gerektiren zor bir atlama türü hlk 1 Fasioloidiozis 2 Trematod Anadolu ağızlarında kepenek olarak da kullanılır Tüylü ve kanatlı buğday böceğine de kepenek adı verilir kepenek 2 Anadolunun birçok yerinde öbelek öpelek biçimi de geçer Davarların karaciğerlerinde yerleşip en çok öd yollarını tıkayan bir tür parazite de kelebek kepelek kepenek adı verilir Az kǝpǝnǝk kebelek Blk gebemek xumelek küpelek gübelek kapalak köpölök Kırgızlar köbölök biçimini de kullanırlar köbelek Tar kepelek Alt Tel köbölök Orta Türkçeden başlayarak kullanıldığını görüyoruz kepēli Kumancada köbelek olarak geçer Eski ve yeni biçimlerin çokluğu karşısında kelebeğin kanatlarıyla çıkardığı sesi yansıtan bir ad olduğu düşünülebilir Balkarların kelebek olarak kullandığı dibildirik düşündürücü bir biçimdir Eski ve yeni diyalektlerde kullanılan biçimlerin sonundaki k bir küçültme ekidir Çağdaş diyalektlerde kullanılan biçimlerin tanıklığına göre Türkçe kelebekin göçüşme métathèse sonunda oluştuğu anlaşılıyor O nedenle kelebek biçiminin sonunda bek ekinin saklandığı düşünülemez Bazin Doerfer Arm 910 Anadolu ağızlarında kullanılan öbelek öpelek biçimleri kelebekin eski biçimini saklamıştır Ancak öbelek öpelek biçiminin başındaki k düşmüştür Sagayların kubağan yanında kelebek olarak ėrbekkey adını da kullandıkları anlaşılıyor Bu ad Moğolcadan alınmıştır erbegei erbegekei O bakımdan Sagayca ėrbekkey Türkçe kelebek kebelek biçimiyle birleştirilemez Leksika kepelek 187 biçiminden yola çıkarak eski ve yeni diyalektlerde kullanılan belli başlı verileri saymakla yetinmiştir Dış paralel olarak Leksika Moğolca kibe güve biçimini vermiştir Leksika Moğolca erbegei erbegekei biçimi üzerinde durmamıştır )
- MEŞKUK-ÜL-LİSAN | KERTENKELELER ile/||/<> KERTENKELELER
( Gerçek kertenkele türlerini içine alan dört ayaklı sürüngenler topluluğu Lacertilia lacertus kertenkele Omurgalı hayvanlardan sürüngenler Reptilia sınıfının pullusürüngenler Squamata takımına giren bir alttakımı Beş parmaklı olan ayakları iyi gelişmiştir Uzun sivri bir kuyrukları vardır Göz kapakları hareketlidir Üzerleri pullu ya da pürtüklüdür Çok geniş bir gruptur özkertenkelegiller Lacertidae varangiller Varanidae gekogiller Geckonidae agamagiller Agamidae köryılansıgiller Anguidae boncuklukertenkelegiller Helodermatidae iguanagiller İguanidae familyaları vardır zooloji Sürüngenler Squamata takımından ayakları iyi gelişmiş ve beş parmakları olan uzun ve sivri kuyruklu göz kapakları hareketli üzerleri pullu ya da pürçüklü olan türlere sahip bir alt takım )
- MESKÛN YER | İSKAN | İSKÂN | TEMEKKÜN ETMEK | YERLEŞME ile/||/<> YERLEŞME ile/||/<> YERLEŞMEK
( Dipsiz kayacın taşyuvardaki yerli kayaçları iterek ya da eriterek onların yerini alması Tarihten önceki insanların yaşadığı yer 1 Bir toplumsal kümenin ya da kalabalık bir nüfus topluluğunun yaşamak ve ekonomik etkinliklerini sürdürebilmek için belli bir yeri seçmeleri eylemi 2 Bu amaçlarla seçilip yerleşilen kent kasaba köy ya da daha küçük bir yer yerleşim yeri Bir topluluğun çalışma ve yaşama eylemleriyle sınırlanmış yersel alanı İnsanın az çok ya da bütünüyle boş bir bölgeyi ele geçirerek işlemesi canlandırıp şeneltmesi yurtlanmak coğrafya )
- MESNET | TAHKİMAT ile/||/<> DESTEK ile/||/<> DESTEK[Fars. < DESTEK]
( Sinema TV Alıcı çalıştırılırken sallanmamasını ya da düzgün devinimlerde bulunmasını sağlayan biçim ve boydaki yardımcı araç başlıcaları üçayak tekayak göğüs ayağı omuzluktur Bir dekoru ya da bir dekor parçasını arkadan tutan destek zengin uyak Çifteker çatısının arkasındaki sele borusu ile gerideki maşa ayağı arasında bulunan ve çatıyı destekleyen borular fizik Fonksiyonun sıfırdan farklı değerler aldığı kümenin kapanışı Az dǝstǝk 1 ağaçtan ve benzerinden yapılan sütun 2 kırılmaması için meyvesi çok olan ağaç dallarının altına konulan bir ucu eğik veya düz dayak 3 üzerine bir şey oturtmaya koymaya yarayan araç 4 bir şeyin elle tutulacak yeri sap dastak a little hand a ploughhandle a spindle dast el Türkçe deste de Farsçadan alınmıştır deste Osmanlıcada destek anlamında elciğez kullanılmıştır Yardım yardımcı anlamları ise Türkçede ortaya çıkmıştır )
- MESON CAPTURE[İng.] / MESONEINFANG[Alm.] ile/değil/yerine/= MEZON YAKALANMASI
- MESON RESONANCE[İng.] / RÉSONANCE MÉSONIQUE[Fr.] / MESONENRESONANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= MEZON REZONANSI
- MESON[İng.] / MESON[Fr.] / MESON[Alm.] ile/değil/yerine/= MEZON
- MESONENATOM[Alm.] ile/değil/yerine/= MEZONİK ATOM
- MESONIC X-RAY[İng.] / MESOISCHER RÖNTGENSTRAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= MEZONİK X-IŞINI
- MESOSPHERE[İng.] / MÉSOSPHÈRE[Fr.] / MESOSPHÄRE[Alm.] ile/değil/yerine/= MEZOSFER
- MESSFÜHLER MIT ULTRASCHALL[Alm.] ile/değil/yerine/= ULTRASONİK ÖLÇER
- MESSFÜHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇER
- MESSGRÖSSENAUFNEHMER, MESSGRÖSSENFÜHRER[Alm.] ile/değil/yerine/= SENSÖR
- MESSING[Alm.] ile/değil/yerine/= PİRİNÇ (ALASIM)
- MESSZYLINDER[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇEKLİ SİLİNDİR
- MESTÛR-ÜL-BÜZER | KAPALI TOHUMLULAR ile/||/<> KAPALI TOHUMLULAR
( botanik anggeion damar sperma tohum Tohumlar olgunlaşmcaya kadar meyve karpelleri tarafından korunan olgunlaştıktan sonra karpelleri açılarak tohumları serbest hâle geçebilen kapalı tohumlu bitkiler Angiosperm Tohumlar olgunlaşıncaya kadar meyve karpelleri tarafından korunan olgunlaştıktan sonra karpelleri açılarak tohumları serbest hâle geçebilen bitkiler )
- MESULİYET | SORUMLULUK ile/||/<> SORUMLULUK
( Kişinin kendi eylemlerini ya da kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi 1 Başkasına ilişkin bir dokuncanın buna yer verenince karşılanması ödenmesi 2 Sorumlu olma )
- MESURE D'ENTRÉE DIFFÉRENTIELLE[Fr.] / DIFFERENTIALEINGANGMESSEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL GİRİŞ ÖLÇÜMÜ
- MESVİMÎ | MEVSİMLİK ile/||/<> MEVSİMLİK
( Mevsimden mevsime olan coğrafya )
- MET | KABARMA ile/||/<> KABARMA
( Sinema Bir filmin üzerinde fazla sıcak ya da gerilme yüzünden oluşan çıkıntı ve çukurlar Ay ve Güneşin çekim etkisiyle büyük denizlerde suların yükselmesi olayı Daha çok anadeniz kıyılarında Ayın o kıyının öğlen çemberi üzerinden geçtiği sırada deniz düzeyinde başlayan ve kıyıya doğru bir akıntı oluşturan yükselme genleşme 2 gelim Metal yüzeylerin boyanma paklanma ve benzeri işlemlerinden sonra alt katlarda kalmış olan gazların yüzeyde kabartılar yaratması olayı )
- MÉTA-CRYLAMIDE[Fr.] / METAKRILAMID[Alm.] ile/değil/yerine/= METAKRİLAMİD
- META[Ar. < METÂʿ] ile/||/<> PARA
( 1. 1,3 durumunu gösteren ön ek. 2. Bir asit, tuz ya da esterin, bir molekül suyu yapısına aldığını gösterir ön ek. 3. Kimi özdeklerin türevlerini gösterir ön ek. @@ (kimya) @@ anat. 1. Sonra, sonra gelen. 2. Ortasında. )
- META ile/||/<> META[Ar. < METÂʿ]
( 1 1 3 durumunu gösteren ön ek 2 Bir asit tuz ya da esterin bir molekül suyu yapısına aldığını gösterir ön ek 3 Kimi özdeklerin türevlerini gösterir ön ek kimya anat 1 Sonra sonra gelen 2 Ortasında )
- METABOLBEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇEKLİ BALON
- METAKIESELSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= METASİLİSTLİK ASİT
- METAL OXIDE RESISTOR[İng.] / RÉSISTANCE À OXYDE MÉTALLIQUE[Fr.] / METALLOXID-WIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= METAL OKSİT DİRENÇ/DİRENCİ
- METAL OXIDE SEMICONDUCTOR FIELD EFFECT TRANSISTOR[İng.] / MOS-FET[Alm.] ile/değil/yerine/= METAL OKSİT YARIİLETKEN ALAN ETKİLİ TRANSİSTÖR
- METAL OXIDE SEMICONDUCTOR LOGIC CIRCUIT[İng.] / MOS-LOGIKSCHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= METAL OKSİT YARIİLETKEN MANTIK DEVRESİ
- METAL OXIDE SEMICONDUCTOR[İng.] / MOS (MÉTAL-OXYDE-SEMICONDUCTEUR)[Fr.] / METALLOXID-HALBLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= METAL OKSİT YARIİLETKEN
- METAL SEMICONDUCTOR FIELD EFFECT TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR À EFFET DE CHAMP MÉTAL-SEMICONDUCTEUR[Fr.] / METALLHALBLEITER-FELDEFFEKTTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= METAL YARIİLETKEN ALAN ETKİLİ TRANSİSTÖR
- METAL VAPOUR LASER[İng.] / LASER À VAPEUR MÉTALLIQUE[Fr.] / METALLDAMPFLASER[Alm.] ile/değil/yerine/= METAL BUHAR LAZERİ
- MÉTAL/MINEUR/INDUSTRIE MINIÈRE[Fr.] ile/değil/yerine/= MINER/MINING[İng.] ile/değil/yerine/= BERGMANN/BERGBAU[Alm.] ile/değil/yerine/= MADEN[Ar. < MAʿDEN]
( metal(kimya) )
- METAL ile ALAŞIM
( Yüksek ısı ve elektrik iletkenliği olan, ağır, sert, parlak, haddeden çekilebilir, [biçim değiştirmeye yatkın] ve katyon oluşturma eğilimi gösteren öğeler. İLE En az bir bileşeni metal olan iki ya da daha fazla öğenin birlikte eritilmesi sonucunda oluşan, metalik özellikleri saf bir metalden farklı olan katı karışım. )
- METALDEHYDE[İng.] / MÉTALDÉHYDE[Fr.] / METALDEHYD[Alm.] ile/değil/yerine/= METALDEHİT
- METALLIC BOND[İng.] / LIAISON MÉTALLIQUE[Fr.] / METALLISCHE BINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= METALİK BAĞ
- METALLIC LUSTRE[İng.] / LUSTRAGE MÉTALLIQUE[Fr.] / METALLGLANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= METALİK PARLAKLIK
- METALLNITRIDOXIDS HALBLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= METAL NİTRÜR OKSİT YARI İLETKEN
- METALLOID[Alm.] ile/değil/yerine/= METALOİT
- MÉTALLOÏDE[Fr.] / METALLOID, SEMIMETAL[İng.] / HALBLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI METAL, METALOİD
- METALLURGY[İng.] / MÉTALLURGIE[Fr.] / METALLURGIE, HÜTTENINDUSTRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= METALURJİ
- METALOİT | METALSİ ile/||/<> METALSİ
( Metallerin fiziksel özelliklerini metal olmayan öğelerin ise kimyasal özelliklerini gösteren öğe Başka öğelerden eksicik alarak birleşime giren klor azot oksijen vb öğelerden her biri )
- METAMORPHISME[Alm.] ile/değil/yerine/= METAMORFİZM
- METAN | BATAKLIK GAZI ile/||/<> BATAKLIK GAZI ile/||/<> METAN
( metan kimya İşleyimde ısıtma işlerinde hidrojen üretiminde kullanılan organik özdeklerden elde edilen gaz durumundaki hidrokarbon bileşiği CH4 yeryağı kuyularında bataklık ve madenlerde bulunan kokusuz yanıcı gaz kimya Parafin dizininin ilk hidrokarbonu olan renksiz kokusuz bir fırın atmosferi gaz CH4 )
- METAN | BATAKLIK GAZI ile/||/<> DOĞAL GAZ ile/||/<> METAN | METAN
( bk. metan. @@ kimya: İşleyimde, ısıtma işlerinde, hidrojen üretiminde kullanılan, organik özdeklerden elde edilen gaz durumundaki hidrokarbon bileşiği.@@CH4; yeryağı kuyularında, bataklık ve madenlerde bulunan kokusuz, yanıcı gaz. @@ (kimya) @@ Parafin dizininin ilk hidrokarbonu olan renksiz, kokusuz bir fırın atmosferi gaz. (CH4). )
- METAN ile/||/<> METAN[Fr. < MÉTHANE]
( CH4 yeryağı kuyularında bataklık ve madenlerde bulunan kokusuz yanıcı gaz kimya Parafin dizininin ilk hidrokarbonu olan renksiz kokusuz bir fırın atmosferi gaz CH4 )
- METANILIC ACID[İng.] / ACIDE MÉTANILIQUE, ACID MÉTANILIQUE[Fr.] / METANILSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= METANİL ASİT, METANİLİK ASİT
- METAPHOSPHATE[İng.] / MÉTA-PHOSPATE[Fr.] / METAPHOSPHAT[Alm.] ile/değil/yerine/= METAFOSFAT
- METAPROTEINS[İng.] / MÉTA-PROTEINS[Fr.] / META-PROTEINS[Alm.] ile/değil/yerine/= METAPROTEİNLER
- METASILICATE[İng.] / MÉTA-SILICATE[Fr.] / METASILIKAT[Alm.] ile/değil/yerine/= METASİLİKAT
- METASTABLE STATE[İng.] / ETAT DE METASTABLE[Fr.] / METASTABILEN ZUSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI KARARLI DURUM
- METASTABLE[İng.] / METASTABLE[Fr.] / METASTABIL[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI KARARLI
- METASTANNIC ACID[İng.] / ACIDE MÉTASTANNIQUE[Fr.] / METAZINNSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= METASTANNİK ASİT
- METEOR[İng.] ile/||/<> MÉTÉORE[Fr.] ile/||/<> METEOR[Alm.] ile/||/<> METEOR[Fr. < MÉTÉORE]
( Gezegenler arasında dolaşan taş parçalarından her biri Yere düşenlere göktaşı denir )
- METER BRIDGE[İng.] / PONT DE MESURE[Fr.] / METERBRÜCKE[Alm.] ile/değil/yerine/= METRE KÖPRÜSÜ
- METER[İng.] / MÉTRE[Fr.] / METER[Alm.] ile/değil/yerine/= METRE
- METHACROLEIN[İng.] / METHAKROLEIN[Alm.] ile/değil/yerine/= METAKROLEİN
- METHACRYLATES[İng.] / MÉTA-CRYLATE[Fr.] / METHAKRYLATE[Alm.] ile/değil/yerine/= METAKRİLATLAR
- METHACRYLIC ACID[İng.] / ACIDE MÉTHACRYLIQUE[Fr.] / METHAKRYLSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= METAKRİLİK ASİT
- METHANE, MARSH GAS[İng.] / METHANE, GAS DES MARAIS, GRISOU[Fr.] / METHAN, SUMPFGAS, GRUBENGAS[Alm.] ile/değil/yerine/= METAN, BATAKLIK GAZI
- METHANEDICARBOXYLIC ACID[İng.] / ACID MÉTHANE CARBONIQUE[Fr.] / METONSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= MALONİK ASİT
- MÉTHANOL, ALCOOL METHYLIQUE[Fr.] / METHANOL, METHYLALKOHOL[Alm.] ile/değil/yerine/= METİL ALKOL
- METHANOL[İng.] ile/||/<> MÉTHANOL[Fr.] ile/||/<> METHANOL[Alm.] ile/||/<> METANOL[İng. < METHANOL]
( Gözetleçli incelemelerde temizleyici sıvı olarak kullanılan renksiz az kokulu alkol CH3OH )
- METHEMOGLOBIN[İng.] / METHEMOGLOBIN[Alm.] ile/değil/yerine/= METHEMOGLOBİN
- METHINE GROUP[İng.] / METHIN GRUPPE[Alm.] ile/değil/yerine/= METİN GRUBU
- METHOD OF ANALYSIS[İng.] / ANALYSEN METHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜMLEME/ANALİZ YÖNTEMİ
- METHOD[İng.] / PROCÉDÉ(M), MÉTHODE(F)[Fr.] / METHODE(F), VERFAHREN(N), VORGANG(M)[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖNTEM
- METHOXY GROUP[İng.] / GROUPE DE MÉTHOXY[Fr.] / METHOXY GRUPPE[Alm.] ile/değil/yerine/= METOKSİ GRUBU
- METHOXYBENZENE[İng.] / ANISOL[Fr.] / METHYLPHENYL-ÄTHER, ANISOL[Alm.] ile/değil/yerine/= ANİSOL
- METHYL ACETATE[İng.] / METHYLAZETAT[Alm.] ile/değil/yerine/= METİL ASETAT
- METHYL ACRYLATE[İng.] / ACRYLATE DE MÉTHYLE[Fr.] / METHYLACRYLAT[Alm.] ile/değil/yerine/= METİL AKRİLAT, METİLAKRİLAT
- METHYL BENZOATE[İng.] / BENZOATE DE MÉTHYLE[Fr.] / METHYLBENZOAT[Alm.] ile/değil/yerine/= METİLBENZOAT
- METHYL BROMIDE[İng.] / MÉTHYL BROMURE[Fr.] / METHYL BROMID, MONOBROM METHAN[Alm.] ile/değil/yerine/= METİL BROMÜR
- METHYL BUTYRATE[İng.] / MÉTHYLBUTYRATE[Fr.] / BUTTERSÄUREMETHYLESTER[Alm.] ile/değil/yerine/= METİL BÜTİRAT
- METHYL CHLORIDE, CHLOROMETHANE[İng.] / MÉTHYLCHLORURE[Fr.] / METHYLCHLORID, MONOCHLORMETHAN, MONOCHLORMETHAN[Alm.] ile/değil/yerine/= METİLKLORÜR, KLOROMETAN
- METHYL RED[İng.] / ROUGEDE MÉTHYLE[Fr.] / METHYLROT[Alm.] ile/değil/yerine/= METİL KIRMIZISI
- METHYL RUBBER[İng.] / CAOUTCHOUC DE' METHYLE[Fr.] / METHYLKAUTSCHUK, DIMETHYLBUTADIEN[Alm.] ile/değil/yerine/= METİL KAUÇUĞU
- METHYL[İng.] / MÉTHYLE[Fr.] / METHYL, METHYL GRUPPE[Alm.] ile/değil/yerine/= METİL GRUBU
- METHYLACETOPHENONE[İng.] / MÉTHYL-ACETOPHÉNONE[Fr.] / METHYLAZETOPHENON[Alm.] ile/değil/yerine/= METİLASETOFENON
- METHYLAL[Fr.] / METHYLAL, DIMETHOXYMETHAN[Alm.] ile/değil/yerine/= METİLAL
- METHYLAMINE[İng.] / METHYLAMINE[Fr.] / METHYLAMIN[Alm.] ile/değil/yerine/= METİLAMİN
- METHYLBENZENE[İng.] / BENZÈNE DE MÉTHYLE[Fr.] / METHYLBENZOL[Alm.] ile/değil/yerine/= METİL BENZEN
- METHYLCELLULOSE[İng.] / MÉTHYLCELLULOSE[Fr.] / METHYLZELLULOSE[Alm.] ile/değil/yerine/= METİL SELÜLOZ
- METHYLCHLORISILANE, CHLORMETHYLSILANE[Alm.] ile/değil/yerine/= METİLKLOROSİLAN
- METHYLENE[İng.] / MÉTHYLÈNE[Fr.] / DAS METHYLENE[Alm.] ile/değil/yerine/= METİLEN
- METHYLONE BLUE[İng.] / BLUE DE MÉTHYLÈNE[Fr.] / METHYLENBLAU[Alm.] ile/değil/yerine/= METİLEN MAVİSİ
- METHYLZYKLOHEXANOL, HEPTALIN[Alm.] ile/değil/yerine/= METİLSİKLOHEKZANOL
- METHYLZYKLOHHEXANON[Alm.] ile/değil/yerine/= METİLSİKLOHEKZANON
- METRIC[İng.] ile/||/<> MÉTRIQE[Fr.] ile/||/<> METRIK[Alm.] ile/||/<> METRİK[Fr. < MÉTRIQUE]
- MEV[İng.] / MEV[Fr.] / MEV[Alm.] ile/değil/yerine/= MEV
- MEVÂDD-I LÂHKİYE ile/||/<> LIĞ
( Akarsuların yatağı boyunca taşkın zamanlarında kapladığı alanlarda deltalarda göllerde ve dağ eteklerindeki yığınlarda çökelttiği kil kum çakıl gibi tortul maddeler Akarsuların taşıyıp yığdıkları mil kil gibi çok ince taneli öğelerle kum ve çakılların karışımıyla oluşan yığın alüvyon Ağızlarda liğ biçimi de kullanılır Dar bir çevrede lığda biçimi de geçer Azeri ağızlarında lığ balçık olarak kullanılır Tietzeye göre Gr 1 230 169 Rumcadan alınmıştır R λίγδα Schmutz Dankoff ALT 202 Ermeniceden geldiğini dile getirmiştir Eren TD 1995 1 4041 1995 2 868 Ağızlarda liğ biçimi de kullanılır Dar bir çevrede lığda biçimi de geçer Azeri ağızlarında lığ balçık olarak kullanılır Tietzeye göre Gr 1 230 169 Rumcadan alınmıştır R λίγδα Schmutz Dankoff ALT 202 Ermeniceden geldiğini dile getirmiştir Eren TD 1995 1 4041 1995 2 868 )
- MEVADDİ GAİTA | DIŞKI ile/||/<> DIŞKI
( Sindirim kanalından dışarı atıları madde biyoloji zooloji Sindirim kanalından dışarı atılan besin artıkları Sindirim kanalından dışarı atılan besin artıkları feçes gaita Sindirim kanalının sonundan dışarı atılan sindirilmemiş madde veya artık )
- MEVADDİ UZVİYE | HUMUS ile/||/<> HUMUS ile/||/<> HUMUS[Ar. < HUMMUṢ | FR. < HUMUS]
( Çok küçük organizmaların etkisiyle ayrışmış bitki kalıntılarından bileşik koyu renkli organik madde hümüs tarım Bitki ve hayvanların toprakta parçalanması sonucu meydana gelen karmaşık yapılı siyah organik madde Organik maddelerin çürümesiyle oluşan toprak zenginleştirici madde )
- MEVC-İ ATÂLET[Osm.] / INERTIA WAVE[İng.] / ONDE D'INERTIE[Fr.] / TRÄGHEITSWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK DALGASI
- MEVC-İ CÂZİBE[Osm.] / GRAVITATIONAL WAVE[İng.] / ONDE DE GRAVITÉ, ONDE GRAVITATIONNELLE[Fr.] / GRAVITATIONSWELLE, SCHWERKRAFTWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLEÇEKİM DALGASI
- MEVC-İ MÜNAKİSE[Osm.] / REFLECTED WAVE[İng.] / REFLEKTIERENDE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSIYAN DALGA
- MEVC-İ NİSF[Osm.] / HALF WAVE[İng.] / DEMI-ONDE[Fr.] / HALBWELLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YARIM DALGA
- MEVC-İ SATHÎ[Osm.] / SURFACE WAVE[İng.] / ONDE DE SURFACE[Fr.] / OBERFLÄCHENWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY DALGASI
- MEVC-İ SAVTİYE[Osm.] / ACOUSTIC WAVES[İng.] / ONDES ACOUSTIQUES[Fr.] / AKUSTISCHE WELLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK DALGALAR
- MEVC-İ TÛLÂNÎ[Osm.] / LONGITUDINAL WAVE[İng.] / ONDE LONGITUDINALE[Fr.] / LÄNGSWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYUNA DALGA
- MEVC[Osm.] / WAVE[İng.] / ONDE[Fr.] / WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DALGA
- MEVCELENME | DALGALANMA ile/||/<> DALGALANMA
( Sinema TV Dalga etkisi sonucunda görünçlükte ortaya çıkan dalgalanma görüntüsü Ardışık sayısal gözlemler arasında yukarıya ya da aşağıya doğru görülen devinim Koşu duruşunda dizlerin hafif bükülmesinden ve kolların aşağıda tutuştan gevşek öne yukarı savrulmasından sonra dizlerin gerilmesi kalçanın öne itilmesi gövdenin doğrulmasıyla vücudun diz kalça bel sırt baş ve kollarda geliştirdiği bir dalga devinimi Bir malın herhangi bir nesnenin ederindeki inip çıkma alçalıp yükselme dalgalanma 1 Kapalı bir boşlukta bulunan sıvının parmakla üzerine basıldığında verdiği dalgalanma duygusu fluktuasyon 2 Farklı düzeyler gösteren zaman zaman değişen )
- MEVCELENME | DALGALANMA ile/||/<> DALGALI AKIM
( Sinema/TV. Dalga etkisi sonucunda, görünçlükte ortaya çıkan dalgalanma görüntüsü. @@ Ardışık sayısal gözlemler arasında yukarıya ya da aşağıya doğru görülen devinim. @@ Koşu duruşunda, dizlerin hafif bükülmesinden ve kolların aşağıda tutuştan gevşek - öne - yukarı savrulmasından sonra, dizlerin gerilmesi, kalçanın öne itilmesi, gövdenin doğrulmasıyla vücudun diz, kalça, bel, sırt, baş ve kollarda geliştirdiği bir dalga devinimi. @@ Bir malın herhangi bir nesnenin ederindeki inip çıkma, alçalıp yükselme, dalgalanma. @@ 1. Kapalı bir boşlukta bulunan sıvının parmakla üzerine basıldığında verdiği dalgalanma duygusu, fluktuasyon. 2. Farklı düzeyler gösteren, zaman zaman değişen. )
- MEVCUDİYET | VARLIK ile/||/<> VARLIK
( Felsefenin temel kavramlarından biri ilkin Parmenides kullanmış 1 Var olan şey var olduğu söylenen şey var olanın varoluşu Var olan şeylerle varlık arasındaki ayrım doğru ile doğruluk arasındaki ayrım gibidir doğru olan birçok şeyler vardır ama doğruluk bu birçok doğrularda bir ve aynıdır Aristoteleste varolanların varlığı var olanların çokluğu içinde ortak olan özdeş olan 2 Oluş ve yok oluşun karşıtı olarak Kalıcı olan gelip geçici olmayan 3 Bütün var olanları içine alan en genel kavram 4 Görüntünün karşıtı olarak gerçekten var olan Varlık gerçek real varlık düşüncel ideal varlık olarak ayrılır Gerçek varlık çoğunlukla varoluş existentia olarak düşüncel varlık öz essentia olarak gösterilir Gerçek varlık gerçekliğini nesnelerden olaylardan kişilerden alan şeydir uzayzaman içindedir bireyseldir tektir düşüncel varlık ise uzayzamandışıdır duyularla algılanamaz elle tutulur gerçekliği yoktur bu anlamda değerler matematik ve mantığın kavramları düşüncel varlıklardır Kişilerin belirli bir anda elinde bulundurduğu ekonomik değerlerin tümü aktif )
- MEVHUM ADET | SANAL SAYI ile/||/<> SANAL SAYI
( 1 a 0 olan a ib karmaşık sayısı 2 olmak üzere a ib karmaşık sayısı İşlemi yapılarak karşılığı bulunamayan ya da kendisiyle çarpılınca eksili değer veren sayı örn V1 Yanında 1 kökiki çarpanı bulunan sayı 1 sayısı i alınır ve 1 biçiminde tanımlanır matematik )
- MEVKİ-İ TEMAŞAYA VAZ, TEMSİL | OYNAMA ile/||/<> OYNAMAK ile/||/<> OYNAMA
( Oynanmak üzere yazılan bir yapıtın sahnede tiyatro sanatçıları tarafından oynanması Sinema TV Oyunluktaki belirli bir kişiyi canlandırmak Kayaçların bir kırık boyunca yerlerinden oynaması dizilişlerinin bozulması Oyuncunun çeşitli ses el kol mimik anlatmalariyle bir kişiyi canlandırması ya da göstermesi Bir tiyatro yapıtındaki belli bir karakteri canlandırmak ya da bir tipi göstermek Oyuncunun gerekli ses uygulayımı ve gövde hareketleri ile bir oyun kişisini canlandırması ya da göstermesi )
- MEVSİM[Ar. < MEVSİM] ile/||/<> MEVSİMLİK
( Güneş'in yıllık devinmesinde eşlek ile dönenceler (yaz ve kış dönenceleri) arasında geçirdiği zaman aralıklarının her biri . Bir yılda dört mevsim vardır: İlkbahar, yaz, sonbahar, kış. @@ (coğrafya) )
- MEVSİM ile/||/<> MEVSİM[Ar. < MEVSİM]
( Güneşin yıllık devinmesinde eşlek ile dönenceler yaz ve kış dönenceleri arasında geçirdiği zaman aralıklarının her biri Bir yılda dört mevsim vardır İlkbahar yaz sonbahar kış coğrafya )
- MEVZİÎ | YEREL ile/||/<> YEREL
( Gözlem yerine ya da gözlemcinin bulunduğu yere ilişkin Özellikleri uzayın tek tek noktaları ile ilgili olan Bir yere bir bölgeye ilişkin olan coğrafya jeoloji )
- MEVZİİ COĞRAFYA ile/||/<> REGIONAL GEOGRAPHY[İng.] ile/||/<> GÉOGRAPHIE RÉGIONALE[Fr.] ile/||/<> LÄNDERKUNDE[Alm.] ile/||/<> ÜLKELER COĞRAFYASI
( Coğrafyanın ülkeleri ülkelerin bir bölge ya da yöresini ve kimi kez tüm bir anakarayı konu alan ve genel coğrafyanın ilkeleri doğrultusunda inceleyen bölümü )
- MEVZU | ÖZNE ile/||/<> ÖZNE
( SaP SeP SiP SoP gibi bir özneyüklem önermelerinde geçen S terimi Bir bilginin konusunu bilen ya da bir yargıda yüklemde bulunan öğe hypokeimenon alta düşen altta bulunan Hypokeimenonsubject terimi Aristoteleste sonra da ortaçağda töz anlamına kullanılır ancak 17 yüzyıldan beri bugünkü anlamını kazanır ruhbilim ve bilgi kuramı açısından ben anlamını alır kendini benolmayanın nesnenin objectin karşısında bulan karşısına koyan ya da karşısına konduğu kendini karşısında bulduğu nesneye bilme ve eyleme ereği ile yönelen birey Ruhbilim açısından ruhsal yaşantıların taşıyıcısı düşünen tasarımlayan bilen duyan isteyen ben Bilgi kuramı açısından Bilen bilmeye yönelen ama kendisi bilgi nesnesi olmayan varlık Mantıkdilbilgisi açısından Yüklemin taşıyıcısı özne kendisi üzerine bir şey söylenen konu Bir cümledeki hüküm veya haber kendisine yöneltilmiş bulunan cümle öğesi Ev büyüktürve Ev çöktü cümlelerindeki büyük ve çökme hükmü ev kavramına yöneltilmiş olduğu için év kelimesi bu cümlelerin öznesidir Mantıkça ve Gramatikal özne Yüklemin gösterdiği kılış ile doğrudan ilgili olan kişi ya da şeye verilen ad bir oluş ve kılışın gerçekleşmesini sağlayan kimse veya şey Eskiler baharı ya tabiatta yahud tecrid hâlinde tek manzarasında severlerdi A H Tanpınar Yaşadığım Gibi s 114 Oda karşıma düşen duvardaki hücreye konmuş büyükçe bir gaz lambasıyla aydınlanıyordu A H Tanpınar Abdullah Efendinin Rüyaları s 90 Bu tahammül edilemez bir ömürdü R H Karay Memleket Hikâyeleri s 34 Agâh Bey içti biraz buruk lakin baygın kokulu tuhaf lezzetli hoş bir içkiydi R H Karay göst e s 35 Ben Anadoluya gitmezden önce manevî kuvvet denilen şeyin millet mücadelelerinde büyük bir rol oynadığına ve bunun ruhtan gelen bir yüreklilikle oluştuğuna inandım Y K Karaosmanoğlu Ergenekon s 114 Odada galiba teyzesi yatıyor P Safa Şimşek s 210 Hakikatte bütün İstanbul garip bir sinirlilik içinde idi A H Tanpınar Sahnenin Dışındakiler s 276 O zamanın sahibi idi A H Tanpınar Saatleri Ayarlama Enstitüsü s 37 Siz doğru dürüst konuşmasını bilmez misiniz hiç T Buğra Yalnızlar s 216 Melek hastanın başucuna götürüldüğü zaman bu burnu uzamış gözleri çukura kaçmış adamla alakasını anlayamamıştı S F Abasıyanık Bütün Eserleri 3 Medarı Maişet Motoru s 170 Yol ayrımına yolu olan gelir K Tahir Yol Ayrımı s 310 İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar Y Kemal Bayatlı Kendi Gök Kubbemiz s 91 vb Azerbaycan Türkçesi mübtäda Türkmen Türkçesi eye Gagauz Türkçesi subyekt Özbek Türkçesi ega Uygur Türkçesi igä iyä Başkurt Türkçesi eyä iyesi Krç Malk başçı Nogay Türkçesi iye podlejaşçeye Kazak Türkçesi bastawis Kırgız Türkçesi ee Alt baştaaçı Hakas Türkçesi söyleeçî Tuva Türkçesi kol sös Türkçesi aydılım Rusça podlejaşçeye özne )
- MEVZU | ÖZNE >< YÜKLEM
( SaP, SeP,SiP,SoP gibi bir özne-yüklem önermelerinde geçen S terimi. @@ Bir bilginin konusunu bilen ya da bir yargıda yüklemde bulunan öğe. @@ (Yun. hypokeimenon = alta düşen, altta bulunan) : Hypokeimenon-subject terimi Aristoteles'te, sonra da ortaçağda töz anlamına kullanılır; ancak 17. yüzyıldan beri bugünkü anlamını kazanır, ruhbilim ve bilgi kuramı açısından 'ben' anlamını alır: kendini ben-olmayanın, nesnenin (object'in) karşısında bulan, karşısına koyan; ya da karşısına konduğu, kendini karşısında bulduğu nesneye bilme ve eyleme ereği ile yönelen birey. Ruhbilim açısından: ruhsal yaşantıların taşıyıcısı, düşünen, tasarımlayan, bilen, duyan, isteyen ben. Bilgi kuramı açısından: Bilen, bilmeye yönelen, ama kendisi bilgi nesnesi olmayan varlık. Mantık-dilbilgisi açısından: Yüklemin taşıyıcısı = özne; kendisi üzerine bir şey söylenen = konu. @@ Bir cümledeki hüküm veya haber kendisine yöneltilmiş bulunan cümle öğesi. 'Ev büyüktür've 'Ev çöktü' cümlelerindeki büyük ve çökme hükmü ev kavramına yöneltilmiş olduğu için év kelimesi bu cümlelerin öznesidir. ( bk. Mantıkça ve Gramatikal özne ). @@ Yüklemin gösterdiği kılış ile doğrudan ilgili olan kişi ya da şeye verilen ad; bir oluş ve kılışın gerçekleşmesini sağlayan kimse veya şey: Eskiler, baharı ya tabiatta yahud tecrid hâlinde, tek manzarasında severlerdi (A. H. Tanpınar, Yaşadığım Gibi, s. 114). Oda karşıma düşen duvardaki hücreye konmuş büyükçe bir gaz lambasıyla aydınlanıyordu A. H. Tanpınar, Abdullah Efendinin Rüyaları, s. 90). Bu tahammül edilemez bir ömürdü (R. H. Karay, Memleket Hikâyeleri, s. 34). Agâh Bey, içti; biraz buruk, lakin baygın kokulu, tuhaf lezzetli, hoş bir içkiydi (R. H. Karay, göst. e., s. 35). Ben Anadolu'ya gitmezden önce manevî kuvvet denilen şeyin millet mücadelelerinde büyük bir rol oynadığına ve bunun ruhtan gelen bir yüreklilikle oluştuğuna inandım (Y. K. Karaosmanoğlu, Ergenekon, s. 114). Odada, galiba, teyzesi yatıyor. (P. Safa, Şimşek, s. 210). Hakikatte bütün İstanbul garip bir sinirlilik içinde idi (A. H. Tanpınar, Sahnenin Dışındakiler, s. 276). O, zamanın sahibi idi (A. H. Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, s. 37). Siz doğru dürüst konuşmasını bilmez misiniz hiç? (T. Buğra, Yalnızlar, s. 216). Melek, hastanın başucuna götürüldüğü zaman, bu burnu uzamış, gözleri çukura kaçmış adamla alakasını anlayamamıştı (S. F. Abasıyanık, Bütün Eserleri 3: Medarı Maişet Motoru, s. 170). Yol ayrımına, yolu olan gelir! (K. Tahir, Yol Ayrımı, s. 310). İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar (Y.Kemal Bayatlı, Kendi Gök Kubbemiz, s. 91) vb. @@ Azerbaycan Türkçesi: mübtäda; Türkmen Türkçesi: eye; Gagauz Türkçesi: subyekt; Özbek Türkçesi: ega; Uygur Türkçesi: igä;Tat: iyä; Başkurt Türkçesi: eyä; Kmk: iyesi; Krç.-Malk.: başçı; Nogay Türkçesi: *iye ~podlejaşçeye; Kazak Türkçesi: bastawis; Kırgız Türkçesi: ee; Alt:: baştaaçı; Hakas Türkçesi: söyleeçî;Tuva Türkçesi: kol sös; Şor Türkçesi: *aydılım; Rusça: podlejaşçeye@@bk. özne )
- MEVZU, OBJE | MEVZU, SÜJE, TEMA, VAKA, SİNEMATOGRAFİK MEVZU, FİLM MEVZUU | KONU ile/||/<> KONU
( Sinema TV 1 Sinema ve televizyon alıcısının fotoğraf aygıtının merceğinin üzerine yöneltildiği ve görüntüsünü saptamayı amaçladığı temel varlık nesne görünüm 2 Bu yolda saptanmış olan nesne 3 Öykülü bir filmin ya da televizyon oyununun en kısa biçimde anlatılabilecek olgusu Bir oyunun en kestirme biçimde anlatılabilecek baş olgusu 1 Ele alınan üzerinde konuşulan ya da yazı yazılan düşünce sorun durum ya da olay 2 Herhangi bir ders kapsamının belli bir sürede öğretilecek bölümlerinden her biri Bir yapıta temel olan duygu düşünce durum yargı olay Resim Heykel Sanatçının üzerinde çalışarak yapıt haline getirmek istediği olay özdek ya da nesne Bir ressam ya da heykelcinin üzerinde çalıştığı örge Bir işlevin bir kesimin oluşturan bağımsız değişken özellikle üçgenölçüsel işlevlerin açı cinsinden bağımsız değişkenleri )
- MEYDAN MUHAREBESİ ile/||/<> BATTLE[İng.] ile/||/<> BATAILLE[Fr.] ile/||/<> SCHLACHT[Alm.] ile/||/<> MEYDAN SAVAŞI
( Açık düzlük yerde yapılan büyük savaş )
- MEYELÂN, MEYİL[Osm.] / GRADIENT, INCLINATION, SLOPE OF A CALIBRATION, LINE[İng.] / INCLINAISON[Fr.] / GRADIENT, NEIGUNG, STEIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EĞİM, M
- MEYİL | EĞİKLİK ile/||/<> EĞİKLİK
( Birdüzlem üzerinde devinen bir gökcismine ilişkin yörünge düzleminin tutuluma ya da bakış doğrultusuna dik düzleme ya da belirtilmiş herhangi bir düzleme göre yaptığı açı Mimarlık Eğik yüzey eğik olma hali Duvar mazgal ve pencere duvarlarının dışa ya da içe eğikliğini anlatmak için kullanılan bir terim İçe eğiklik innere Böschung dışa eğiklik äussere Böschung Gözlemlerin ortalamanın sağında ya da solunda toplanmasından ötürü bir dağılımın verdiği çizgenin tam bakışım durumundan gösterdiği sapma bakışımlılık )
- MEYİL | MEYİL, TEMAYÜL, RAMPA | RAMPA | GRADYEN ile/||/<> YOKUŞ ile/||/<> EĞİM
( eğim coğrafya Eğik bir katmanın yatay bir düzlemle yaptığı açının ölçüsü Bir doğrunun Xekseniyle yaptığı artı yönlü açının teğetliği Matematiksel bir eğrinin belirli bir noktasındaki birinci türevinin değeri 1 genel uygulayım a Bir yüzeyin düşeye yakın bir konumda olması eğiklik b Bu özelliği gösteren yüzey 2 bayındırlık coğrafya a Bir yolun yatay düzlemle yaptığı eğilim açısının tanjantı b Akaklar ve akarsularda iki noktanın yüzey ayrımının bu noktalar arasındaki eksene göre niceliği 3 elektrik Bir yükselticinin girişine uygulanan gerilim değişmesinin çıkıştaki akım yeğinliğine yaptığı etkiyi gösteren nicelik 4 fizik Yerin mıknatıssal alanında bulunan bağımsız mıknatıslı bir iğnenin doğrultusuyla yatay düzlem arasındaki açı 5 gökbilim matematik Bir doğrunun bir düzleme ya da başka bir doğruya göre eğik olması durumu Matematiksel bir eğrinin belirli bir noktasındaki türevinin değeri 1 Bir düzlemin yatayla yaptığı açısının teğetliği tanjanlı 2 Bir eğrinin türevinim belirli bir noktada aldığı değer coğrafya matematik Dekorda kullanılan eğim Düşey uzaklığın yatay uzaklığa oranı Ağızlarda yokuç olarak da geçer Bu biçimde ş eki çye çevrilmiştir Türkçe salaş Macarca szállás salaç örneğinde olduğu gibi Eski Kıpçakçada yokuş yüksek yer olarak geçer Kökü Orta Türkçede saklanmıştır yok yer yokuş yer Clauson ED 896a Türkçe yokuş biçiminin sonundaki ş seyrek olarak kullanılan bir ektir Lezgiceye yuxuş Azeri olarak geçmiştir )
- MEYL | EĞİM ile/||/<> EĞİM
( Eğik bir katmanın yatay bir düzlemle yaptığı açının ölçüsü Bir doğrunun Xekseniyle yaptığı artı yönlü açının teğetliği Matematiksel bir eğrinin belirli bir noktasındaki birinci türevinin değeri 1 genel uygulayım a Bir yüzeyin düşeye yakın bir konumda olması eğiklik b Bu özelliği gösteren yüzey 2 bayındırlık coğrafya a Bir yolun yatay düzlemle yaptığı eğilim açısının tanjantı b Akaklar ve akarsularda iki noktanın yüzey ayrımının bu noktalar arasındaki eksene göre niceliği 3 elektrik Bir yükselticinin girişine uygulanan gerilim değişmesinin çıkıştaki akım yeğinliğine yaptığı etkiyi gösteren nicelik 4 fizik Yerin mıknatıssal alanında bulunan bağımsız mıknatıslı bir iğnenin doğrultusuyla yatay düzlem arasındaki açı 5 gökbilim matematik Bir doğrunun bir düzleme ya da başka bir doğruya göre eğik olması durumu Matematiksel bir eğrinin belirli bir noktasındaki türevinin değeri 1 Bir düzlemin yatayla yaptığı açısının teğetliği tanjanlı 2 Bir eğrinin türevinim belirli bir noktada aldığı değer coğrafya matematik Dekorda kullanılan eğim Düşey uzaklığın yatay uzaklığa oranı )
- MEYL | EĞİM ile/||/<> EĞİMÖLÇER
( Eğik bir katmanın yatay bir düzlemle yaptığı açının ölçüsü. @@ Bir doğrunun X-ekseniyle yaptığı artı yönlü açının teğetliği. @@ Matematiksel bir eğrinin belirli bir noktasındaki birinci türevinin değeri. @@ 1. genel uygulayım: a. Bir yüzeyin düşeye yakın bir konumda olması, eğiklik. b. Bu özelliği gösteren yüzey. 2. bayındırlık, coğrafya: a. Bir yolun yatay düzlemle yaptığı eğilim açısının tanjantı. b. Akaklar ve akarsularda iki noktanın yüzey ayrımının bu noktalar arasındaki eksene göre niceliği. 3. elektrik: Bir yükselticinin girişine uygulanan gerilim değişmesinin çıkıştaki akım yeğinliğine yaptığı etkiyi gösteren nicelik. 4. fizik: Yerin mıknatıssal alanında bulunan bağımsız mıknatıslı bir iğnenin doğrultusuyla yatay düzlem arasındaki açı. 5. gökbilim, matematik: Bir doğrunun bir düzleme ya da başka bir doğruya göre eğik olması durumu. @@ Matematiksel bir eğrinin, belirli bir noktasındaki türevinin değeri. @@ 1. Bir düzlemin yatayla yaptığı açısının teğetliği (tanjanlı). 2. Bir eğrinin türevinim belirli bir noktada aldığı değer. @@ (coğrafya, matematik) @@ @@ Dekorda kullanılan eğim. @@ Düşey uzaklığın, yatay uzaklığa oranı. @@ ( ) )
- MEYLE | EĞİLME ile/||/<> EĞİLME
( Dans hareketlerinden biri fizik matematik astronomi Eğilme hareketi )
- MEYVE SİNEĞİ ile/||/<> MEYVE SİNEĞİ
( Böcekler Insecta sınıfının ikikanatlılar Diptera takımından 23 mm uzunlukta sirke ya da çürük meyvelerin bulunduğu yerlerde yaşayan kalıtım araştırmalarında deney hayvanı olarak çok kullanılan bir eklem bacaklı türü Sirke sineği Deneysel genetik çalışmalarda yoğun olarak kullanılan genellikle kokuşmakta olan meyvelerin çevresinde bulunan sinek türlerini içeren sinek cinsi Drosophila )
- MEYVE ile/||/<> FRUIT[Fr.] ile/||/<> YEMİŞ
( yemiş Tohumlu bitkilerde döllenmeden sonra karpellerin gelişip olgunlaşması ile meydana gelen yapı meyve botanik Az meyvǝ mive mömö Kırgızcada miva miyba biçimi de geçer miyve meva mīva mayva fruit Türkçede meyve yanında yemiş de yaygın olarak kullanılır yemiş Ülkemizin bir bölümünde incir olarak da kullanılır Az yemiş 1 kavun 2 her tür kuru meyve iymiş meyve yemiş Ses bakımından çarpıcı ve düşündürücüdür Bu biçim Türkçe çıyanın Türkmencede içyana çevrilmesine benzer yemiş jemis meyve yemiş jemis cemis yemiş yemek yiyecek cimiş yemiş meyve imes tohum yemiş çimis çimiş Alt yemiş yemek yem śimĕś yemek yem yemiş Eski Türkçeden başlayarak kullanıldığını biliyoruz Orta Türkçede yemiş meyve olarak geçer Karaya göre Hamilton Arm 96 baştaki ve sondaki ünsüzler Moğolca cemiş cimisin Orta Türkçeden geçtiğini tanıklamaktadır Eski Kıpçakçada da yemiş biçimi göze çarpar Türkçe ye kökünden geldiği açıktır Ancak miş ekinin yemiş türevindeki rolü açık değildir Belli başlı bilimsel yayınlarda yemişin miş ekiyle türetildiği sıklıkla dile getirilmiştir Örn Clauson ED 938b yemişin ye kökünden geldiğini açıklamışsa da mişin az rastlanır unusual bir ek olduğunu saklamamıştır Sözlüğün Suffixes bölümünde Clauson mış miş ekinin yalnız altmış yetmiş örneklerinde geçtiğini bildirmekle yetinmiş yemiş örneğini vermemiştir Räsänen V 197a yemişin ye kökünden çıktığını yazmış ancak miş ekinden söz etmemiştir Ligeti TörK 231 yemişin ş ekiyle kurulmuş bir türev olduğunu açıklamıştır yemiş Clausonun verdiği altmış ve yetmiş örneklerinin Çuvaşçada utmăl ve śitmĕl olarak geçtiğini biliyoruz altmış yetmiş Türkçe ş sesinin Çuvaşçada lye dönüşmesi eski bir kuraldır Örn Türkçe gümüş kümüş Çuvaşçada kĕmĕle çevrilmiştir Bunun gibi Türkçe diş tiş tış de Çuvaşçada şăla dönüşmüştür Eski Türkçe kuyaş güneş da Çuvaşçada xĕvel olarak geçer Bu örneklere göre yemişin de Çuvaşçada śimĕl olarak geçmesi gerekirdi O açıdan yemişin Çuvaşçada kullanılan śimĕś karşılığı düşündürücüdür Başındaki ś eski Türkçe ynin karşılığı olarak normaldir Buna karşılık miş ekinin Çuvaşçada mĕś olarak geçmesi çarpıcıdır Çuvaşça śimĕś ara sıra Tatarcadan kalma bir alıntı olarak da değerlendirilmiştir Eski Çuvaşça yoluyla Macarcaya geçen alıntılarda Türkçe şlerin Çuvaşça karşılığı olarak l sesinin geçtiğine tanık oluyoruz Türkçe şişek tişek tışak tış diş Çuvaşça şăla şăla pulă Macarca süllo eski Türkçe tüş kuşluk vakti Macarca dél öğle Bu örnekler karşısında Türkçe yemişin Çuvaşçada śimeś olarak kalması düşündürücüdür Ancak Ligetinin açıkladığı gibi TörK 16 Çuvaşçada Türkçe şlerin ś olarak kaldığı örnekler de vardır Ne var ki bu durumdan habersiz kaldığı anlaşılan birçok uzmanın Türkçe şlerin Çuvaşçada lye çevrildiği yönündeki gözlemden yola çıkarak Macarcada yemişe verilen gyümölcs adının Çuvaşça yimül biçiminden geldiğini dile getirdiğini görüyoruz Bu uzmanların başında Ramstedt gibi bir bilginin yer alması düşündürücüdür Ramstedt Stellung 33 Macarca gyümölcsü Çuvaşça yimül biçimiyle birleştirmekle kalmayarak yimüle bir küçültme eki de getirmiş Macarca gyümölcsün yimül ç biçiminden geldiğini ileri sürmüştür Onun otoritesine güvenen Türkolog ve Mongolistler bu açıklamayı sık sık değerlendirmişlerdir Örn Poppe eserlerinde Ramstedtin bu açıklamasını sıklıkla kullanmıştır RónaTas HungaroTurcica 169170 da Macarca gyümölcsteki lnin Eski Çuvaşça cemilçten geldiğini vurgulamıştır Ancak Ligeti TörK 84 Ramstedtin savının yanlış olduğunu açık olarak ortaya koymuştur Macarca gyümölcs biçimindeki l ikincil bir sestir Gombocz KCsA 1 83 Macarcada buna benzer ikincil llere sık sık rastlanır Örn Eski Türkçeden kalma bir alıntı olan ács Türkçe ağaççı sözünün álcs biçimindeki l sesi Macarcada türemiştir Bunun gibi Türkçe beşikten gelen Macarca bölcső biçimindeki l de ikincil bir sestir O açıdan Macarca gyümölcsün yimül ç biçiminden geldiği düşünülemez Daha açık bir deyişle Macarca gyümölcsteki lnin Türkçe şnin Çuvaşça karşılığı olduğu yolundaki görüş büsbütün yanlıştır Gombocza göre KSz 13 21 Ana Türkçe şnin TürkMacar ilişkileri döneminde Çuvaşçada ş olarak saklandığı anlaşılıyor Macarca gyümölcsü açıklamak için gyümo cs biçiminden yola çıkmak gerektiği açıklık kazanıyor Türkçe yemiş Moğolcaya cimis olarak geçmiştir Vladimirtsov TurÊl 19 Ligeti I OK 261 Moğolcada başlangıçta cimiş olarak geçmesi Türkçeden kalma bir alıntı olduğuna açık bir tanıktır Damdinov Sanjeev Arm 52 yemişi Türk ve Moğol dillerinde ortak olarak kullanılan bitki ve yemiş adları arasında saymıştır Tatarintsev Vlijanie 24 Türkçeden Arapçaya da geçmiştir Suriye yamîş fruit Bulgarca emìš biçimi de Türkçeden alınmıştır BER 1 496 Karaçay ve Balkarlar yemişe köget adını verirler Musaev LTJa 251 )
- MEZARİKA | BAĞIRSAK ASKISI ile/||/<> BAĞIRSAK ASKISI
( karşılık mezenteryum mesos sonra enteron bağırsak Karın zarının kıvrımlarından meydana gelen ve iç organları yerliyerinde tutan ortaderi mezoderm köklü bir zar mesos orta enteron bağırsak 1 Karın zarının kıvrımlarından meydana gelen ve iç organları yerli yerinde tutan orta deri mezoderm köklü bir zar 2 Omurgasız hayvanlarda aynı segmentte bulunan bir çift solom kesesinin arasına rastlayan solom epiteline verilen ad Mezenteryum bağırsak asıcı bağ )
- MEZBAH | SUNAK ile/||/<> SUNAK
( Antik Yunan tiyatrosunda şenlikler başlamadan önce Yunanlıların tanrılarına ve özellikle Dionisosa şarap sundukları kurban kestikleri yer Tapınaklarda üzerinde kurban kesilen günlük gibi güzel koku veren nesneler yakılan önünde dinsel törenler yapılan masa Mimarlık 1 Tapınaklarda bulunan kurbantaşı 2 Tapınaklarda başına geçilip dinsel tören yapılan taş masa Antik Yunan tiyatrosunda şenlikler başlamadan önce Tanrılara ve özellikle Diyonizosa şarap sunulan kurban kesilen adak yeri )
- MEZBAHA | KESİMEVİ ile/||/<> KESİMHANE ile/||/<> KANARA
( Bir kentin ya da kasabanın et tüketimini karşılamak ve bunu insan sağlığına dokuncalı sonuçlar doğurmayacak bir biçimde gerçekleştirmek için, kent yönetimince yaptırılan, sağlık kurallarına uygun yapı. )
- MEZBAHA ile/||/<> SLAUGHTERHOUSE[İng.] ile/||/<> ABATTOIRE[Fr.] ile/||/<> SCHLACHTHAUS[Alm.] ile/||/<> KESİMEVİ
( Bir kentin ya da kasabanın et tüketimini karşılamak ve bunu insan sağlığına dokuncalı sonuçlar doğurmayacak bir biçimde gerçekleştirmek için kent yönetimince yaptırılan sağlık kurallarına uygun yapı )
- MEZGİT ile/||/<> MEZGİT
( anlamdaş mezid Gadus merlangus Kemiklibalıklar Teleostei takımının mezgitgiller Gadidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 25 cm Eti çok lezzetlidir Avrupa ve Türkiye denizlerinde yaşar zooloji Kemikli balıklar Teleostei takımının mezgitgiller Gadidae familyasından 25 cm kadar uzunlukta eti çok lezzetli Avrupa ve Türkiye denizlerinde yaşayan bir tür Mezid Kemikli balıklardan mezgitgiller Gadidae familyasından 25 cm kadar uzunlukta olabilen eti çok lezzetli Avrupa ve Türkiye denizlerinde yaşayan bir tür mezit Dilimizde mezit biçimi de kullanılır R μαξιδιν )
- MEZGİTGİLLER ile/||/<> MEZGİTGİLLER
( Türlerinden ikisi geniş tenyaya ikinci arakonakçılık eden yumuşak yüzgeçli balıklar familyası Gadidae gados mezgit Omurgalı hayvanlardan balıklar Pisces sınıfının kemiklibalıklar Teleostei takımının dikensizler Anacanthini alttakımına giren bir familyası Yumuşak yüzgeçli olan ve dünyanın en çok sevilen ve yenen balıklarıdırlar 60 kadar türü vardır Çoğunluk tatlı sularda yaşarlar Uzun vücutlu ve büyük ağızlıdırlar Bıyıkları vardır Mezgit Gadus merlangus barlam Merluccius merluccius gelincik balığı Motella tricirrata tatlı su gelinciği Lota vulgaris türleri iyi bilinir zooloji Balıklar Pisces sınıfının kemikli balıklar Teleostei takımının dikensizler Anacanthini alt takımından yumuşak yüzgeçli çoğunluk tatlı sularda yaşayan uzun vücutlu ve büyük ağızlı bıyıkları olan eti yenen bir familya Kemikli balıklardan yumuşak yüzgeçli uzun vücutlu ve büyük ağızlı bıyıkları olan eti lezzetli bir familya )
- MEZHEB-İ SÜKÛN ile/||/<> QUIETISM[İng.] ile/||/<> QUIÉTISME[Fr.] ile/||/<> QUIS[Lat.] ile/||/<> QUIETISMUS[Alm.] ile/||/<> DİNGİNCİLİK
( quis dinginlik Dünyadan yüz çeviren bir yaşama tutumu Tam bir gönül dinginliği tutkusuzluk içinde isteklerden sıyrılmış olarak direnç göstermeden kendini Tanrı istencine vermeyi ve Tanrısal ruh dinginliği kazanmayı amaç edinen dünya görüşü )
- MEZON ile/||/<> MEZON[Fr. < MEZON]
( Elektronlardan birkaç yüz kez daha ağır ve etkinliği protonlardan on kez daha yeğin olan temel parçacık türü fizik Çok kısa yaşam süreli yüklü ya da yüksüz spinsiz olan kütlesi elektronla proton arasında değişen ve yüksek enerjili tepkime sırasında ortaya çıkan elemanter parçacık )
- MEZOZOM ile/||/<> MEZOZOM
( mesos orta soma vücut Bazı prokaryot hücrelerde nükleoidin yakınında bulunan ve DNAnın bağlanabileceği hücre zarı girintisi Bazı prokaryot hücrelerde nukleotidin yakınında bulunan ve DNA nın bağlanabileceği hücre zarı girintisi Gram pozitif ve Gram negatif mikroplarda sitoplazmik zardan orijin alarak sitoplazma içine doğru uzanmış hücre bölünmesinde ve spor oluşumunda görev alan bazı oluşumlara verilen ad )
- MEZZO-SOPRANO[İng.] ile/||/<> MEZZO-SOPRANO[Fr.] ile/||/<> MEZZOSOPRAN[Alm.] ile/||/<> MEZZOSOPRANO[İt. < MEZZOSOPRANO]
( Orta incelikte kadın sesi )
- MİA-İ RAKÎK | ONİKİPARMAK BAĞIRSAĞI ile/||/<> ONİKİPARMAK BAĞIRSAĞI
( İnce bağırsağın midenin bitiş yerinden jejunuma kadar uzanan bölgesi Duodenum anat Mideden sonra başlayan ince bağırsakların ilk kısmı doudenum )
- MİAİ MÜSTAKİM | REKTUM ile/||/<> REKTUM ile/||/<> REKTUM[Lat.]
( anlamdaş göden bağırsağı rectus düz Sindirim kanalının son parçası göden bağırsağı Son bağırsak anat Düz bağırsak )
- MICA[İng.] / MICA[Fr.] / GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MİKA
- MICELLE[Fr.] / MIZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= MİSEL
- MICHEAL REACTION[İng.] / RÉACTION DE MICHEAL[Fr.] / REACTION VON MICHEAL[Alm.] ile/değil/yerine/= MİCHEAL TEPKİMESİ/REAKSİYONU
- MICHELSON INTERFEROMETER[İng.] / INTERFÉROMÈTRE DE MICHELSON[Fr.] / MICHELSON-INTERFEROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= MİCHELSON GİRİŞİMÖLÇERİ
- MICHELSON-MORLEY EXPERIMENT[İng.] / EXPÉRIENCE DE MICHELSON-MORLEY[Fr.] / MICHELSON-MORLEY-EXPERIMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= MİCHELSON-MORLEY DENEYİ
- MICRO[İng.] / MICRO[Fr.] / MIKRO[Alm.] ile/değil/yerine/= MİKRO
- MICROANALYSIS[İng.] / MIKRO ANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= MİKRO ANALİZ
- MICROBE[Fr.] / MICRO ORGANISMEN, MIKROBE[Alm.] ile/değil/yerine/= MİKROP
- MICROCANONICAL ENSEMBLE[İng.] / ENSEMBLE MICROCANONIQUE[Fr.] / MIKROKANONISCHES ENSEMBLE[Alm.] ile/değil/yerine/= MİKROKANONİK TOPLULUK
- MICROCEPHALE[İng.] ile/||/<> MICROCÉPHALE[Fr.] ile/||/<> MIKROKEPHALE[Alm.] ile/||/<> MİKROSEFAL[Fr. < MICROCÉPHALE]
( mikros küçük kephale baş Başı anormal derecede küçük olan )
- MICROCHANNEL PLATE[İng.] / PLAQUE À MICROCANAUX[Fr.] / MIKROKANALPLATTE[Alm.] ile/değil/yerine/= MİKROKANAL LEVHASI
- MICROCHEMISTRY[İng.] / MICRO CHIME[Fr.] / MIKROCHEMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= MİKROKİMYA
- MICROCLINE[İng.] / MICROCIN[Fr.] / MIKROKLIN[Alm.] ile/değil/yerine/= MİKROKLİN
- MICROELECTRODE[İng.] / MIKROELEKTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= MİKROELEKTROT
- MICROELECTRONICS[İng.] / MICROÉLECTRONIQUE[Fr.] / MIKROELEKTRONIK[Alm.] ile/değil/yerine/= MİKROELEKTRONİK
- MICROFILM/MICROFICHE/DISINFECTION/MICROCEPHALE/MICROWAVE[İng. < MICROFICHE] ile/değil/yerine/= DÉSINFECTION/MICRO/MICROCÉPHALE[Fr. < MICROFILM] ile/değil/yerine/= MIKROKEPHALE[Alm.] ile/değil/yerine/= MIKROSKOP
( Bir takımyıldızın adı. @@ (astronomi) )
(1996'dan beri)