Almanca karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 16.974 başlık/FaRk ile birlikte,
16.974 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(30/69)
- HUILE DE RISIN[Fr.] / RIZINUSÖL, KASTORÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= KASTOR YAĞI
- HÜKM | VARGI ile/||/<> VARGI
( Bir araştırma ve irdelemede elde edilen sonuç Varsayımlardan çıkan sonuç çıkarım sonucu Tümdengelimci bir dizgede sayıltılardan kaynaklanan ve bilinen çıkarım kuralları yoluyla türetilen sonuçlar 1 Verilen bir öncelden olgu ya da önerme çıkarsama yolu ile varılan sonuç Verilmiş öncüllerden bir sonucun çıkarılması çıkarım sonucu varılan sonuç A önermesine B önermesinden varılıyorsa B doğru ise mantık yasaları gereğince A nın da doğru olarak tanıtlanması gerekir 2 Öncülleri sonuç önermesine bağlayan mantıksal bağıntı matematik )
- HUKUK | TÜZE ile/||/<> TÜZE ile/||/<> HALK TÜZESİ
( Gerektiğinde yetkili kişilerce zor kullanılarak yürütülen toplumsal ilişkiler halk tüzesi Doğrunun hakkın korunması doğru olmanın özbelirtisi 1 Platon ve Aristotelesten beri herkese kendine uygun düşeni kendi hakkı olanı verme demek olan bir anaerdem 2 Daha dar biçimsel anlamda Doğru olarak kabul edilmiş olanda uzlaşma Herkesin hakkının yasalarla tanınmış olması 3 En dar anlamda Yargıcın niteliği olarak yürürlükte olan hukuk yasalarının kesin bir uygulanması Ancak bu uygulama insan yaşamındaki durumların ve ilişkilerin sonsuz çeşitlililiği ve karmaşıklığı içinde çok kesin ve en yüksek tüze olarak görülmek istenirse en büyük bir tüzesizliği de dönüşebilir bu yüzden ölçülü bir sağduyuyla tamamlanmak zorundadır tüze )
- HÜKÜM | YARGI ile/||/<> YARGI
( Kişi durum ya da nesnelerin eleştirici bir tutumla değerlendirilmesi Bununla ilişkili olarak kavrama karşılaştırma ve değerlendirme gibi süreçlere baş vurulur Geleneksel mantıkta önermenin dile getirdiği düşünce ya da başka bir deyişle sav Krş koşulsuz yargı Öznenin konu ya da nesneler üzerinde yüklemci bir işlemde bulunarak vardığı bilgi Bir şeyin ya da iki şey arasındaki bağıntının gerçekliğini evetleyen ya da değilleyen düşünsel edim dille anlatımı önermedir Temel formülü S P dir Yargının yapısı Yargıda önermede a kendisi için bir şey söylenen konu subjectum b bu konu üzerine söylenen yüklem praedikatum bu konu ile yüklemi birbirine bağlayan koşaç copula vardır Yargı biçimleri Aristotelesten gelen gelenekle Ortaçağda ve sonra yeniden Kantta dört öbekte toplanır a Niceliğine göre Tümel tikel tekil yargılar b Niteliğine göre Evetleyici ya da olumlu yargılar değilleyici ya da olumsuz yargılar sınırlayıcı yargılar c Bağıntılarına göre Koşulsuz kategorik koşullu hipotetik ayrıklı disjunktif yargılar d Kipliğine göre Belkili problematik yargılar gerçeklik yargıları ya da yalın yargılar assertorik zorunlu apodiktik yargılar Kant yargıları bir de çözümleyici ve bireşimsel olarak ayırmıştır a Çözümleyici analitik ya da açıklayıcı yargılar yüklemi konuda zaten verilmiş olan yargılar ör Bütün cisimler yer kaplar b Bireşimli sentetik ya da genişletici yargılar konuya konuda düşünülmemiş olan başka bir yüklem veren konunun dışına çıkıp onu başka kavramlarla birleştiren aralarında bağ kuran yargılar Ör Cisimler ağırdır Yüklemle bildirilen karar ya da düşünce Geleceksin gideceğiz yapsın vb Yüklemin bir duyguyu bir düşünceyi bir isteği ya da bir durumu bir oluş ve kılışı karar olarak bildirmesi gelecek okuyacağız alsın çalış durakladı kavradın yorulacaksın sakıncasızdır vb )
- HULFE ile/||/<> SENESCENCE[İng.] ile/||/<> SÉNESCENCE[Fr.] ile/||/<> SENESZENZ, ALTERN[Alm.] ile/||/<> BUNAMA
( Sonuçta ölüme götüren karmaşık yaşlanma olayı )
- HUMANITY[İng.] ile/değil/yerine/= HUMANITÉ/HOMINIENS[Fr.] ile/değil/yerine/= HUMANITAS[Lat.] ile/değil/yerine/= HUMANITÄT, MENSCHHEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= INSANCILIK
( 1. XIV., XV. ve XVI. yüzyıllarda ortaçağın skolastik düşünce düzenine bir tepki olarak doğan, Yunan-Roma uygarlıklarının diline, yazınsal ve tarihsel yapıtların incelenmesine ağırlık veren eğitim felsefesi. 2. İnsan varlığını her şeyin ölçüsü olarak kabul eden, bütün varlıkların ve gerçeklerin insana göre açıklanması gereğini ileri süren felsefe görüşü. 3-İnsanlık sevgisini en yüce amaç ve olgunluk sayan öğreti. @@ 1. Eski Yunan ve Roma kültürünü en yüksek kültür örneği diye alan ve ortaçağın skolastik düşünüşüne karşı XIV. yüzyılda doğan felsefe bilim ve sanat görüşü. 2. İnsanlık sevgisini en yüce amaç ve olgunluk sayan anlayış. @@ (Lat. humonus = insanca, insana özgü, insana ilişkin): İnsanlığa, insana yaraşır bir yaşam ve düşünmeye ulaşmak için çabalamak. Bu bağlamda: 1. (Genellikle) Kavramın en geniş anlamında, insanın değer ve saygınlığına, insan olmaya, insanlığa olan us inancı. 2. Batı kültürünün ve eğitiminin Eski Yunan kültürüne dayanmasından yola çıkarak bu kültür kalıtının bilimsel olarak yeniden canlandırılması düşünüşü. // Roma'da Yunan kültürü bir eğitim kaynağı olmuştur (Cicero). Ortaçağ'da da Yunan ve Romalı yazarların çalışmalarını yenileme çabaları sona ermedi, bu çabalar Doğuşçağında (Renaissance) büyük ölçüde geliştirildi. Böylece bilim ve eğitim skolastikten ve kilisenin yetkesinden kurtularak yeni bir kültür ülküsü gerçekleşmeye başladı. (Bu ülkü Erasmus'la doruğuna erişti); XVIII. yüzyıl sonu ve XIX. yüzyıl başında insancılık yeni bir biçim kazandı, özellikle Herder, Winckelmann. W. von Humboldt ve Goethe'nin temsil ettikleri bu evreye 'yeni insancılık' adı verilir. Birinci Dünya Savaşından sonra Werner Jeager'in yönetiminde, Antikçağa olan ilişkileri yeniden belirleme çabalarına da 'üçüncü insancılık' denir. 3-(Yukarıdaki görüşlerle hiç bir bağlantısı olmadan) Yararcılığın belirli -özellikle ingiliz filozofu F. S. Schiller'in canlandırdığı- biçimi için kullanılan özel felsefe terimi: Protagoras'ın 'İnsan her şeyin ölçüsüdür.' formülünü çıkış noktası olarak alan; insanda, insanın gereksinme ve ereklerinde, bilginin ve doğruluğun ölçeğini bulan anlayış. )
- HUMBARA[Fars. < HUMBERE] ile/||/<> ...
( Demir ya da tunçtan dökülmüş yuvarlak ve boş olan içine patlayıcı maddeler doldurulup havantopu ya da el ile atılan bir tür bomba )
- HUMBARA[Fars. < HUMBERE] ile/||/<> HUMBARAHANE ile/||/<> HUMBARA OCAĞI
( Demir ya da tunçtan dökülmüş, yuvarlak ve boş olan, içine patlayıcı maddeler doldurulup havantopu ya da el ile atılan bir tür bomba. )
- HUME-ROTHERY RULE[İng.] / HUME-ROTHERY REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= HUME-ROTHERY KURALI
- HUMIC ACID[İng.] / ACID HUMIQUE[Fr.] / HUMINSÄUREN, HUMUSSÄUREN[Alm.] ile/değil/yerine/= HÜMİK ASİT
- HUMIDITY CAPACITOR[İng.] / CONDENSATEUR DE L'HUMIDITÉ[Fr.] / FEUCHTIGKEITSKONDENSATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= NEM SIĞACI
- HUMMÂ-İ ESFER ile/||/<> YELLOW FEVER[İng.] ile/||/<> FIÈVRE JAUNE[Fr.] ile/||/<> FEBRIS FLAVA[Lat.] ile/||/<> GELBEFIEBER[Alm.] ile/||/<> SARIHUMMA
( Çizgili sineklerle bulaşan ve özel bir virüsten ileri gelen bulaşıcı ateşli evecen hastalık )
- HUMMÂ-İ MESTÛRE ile/||/<> HIDDEN MALARIA[İng.] ile/||/<> PLAUDISME LARVÉ[Fr.] ile/||/<> SCHLEICHFIEBER[Alm.] ile/||/<> GİZLİ SITMA
( Sıtma asalaklarının eksik bir sağıtma ya da konakçı vücudunun direnişiyle çevresel kandan çekilerek kan yapıcı organlarda gizlenmesi ve zaman zaman çevresel kana geçip atipik belirtilere yol açması durumu )
- HUMMINGBIRDS[İng.] ile/||/<> OISEAUX MOUCHES[Fr.] ile/||/<> TROCHILIDAE, TROCHILUS: KOLIBRI[Lat.] ile/||/<> KOLIBRIS[Alm.] ile/||/<> KOLİBRİGİLLER
( Kuşlar Aves sınıfının gökkuzgunumsular Coraciiformes takımının sağanlar Cypseli alt takımından Güney ve Orta Amerikada yaşayan uçarken arı gibi vızıltılı bir ses çıkaran gagaları çiçeklerden nektar emmeyi sağlayacak şekilde çok ince ve çok uzun olan kuyruk tüylerinden bazıları uzun fevkalade güzel parlak renkli 400 kadar türü bulunan bir familya Arı kolibri Mellisuga minima dev kolibri Patagona gigas uzun kuyruklu kolibri Aithuruts polytmus kral kolibri Topaza pella Meksika yıldızı Calothorax lucifer boynuzgaga Prymacantha popelairii en iyi bilinen türleridir )
- HUMPHREYS-SERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= HUMPHREYS SERİSİ
- HUMUS[İng.] / HUMUS[Fr.] / HUMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= HUMUS
- HUMUZ | OKSİT ile/||/<> OKSİT ile/||/<> OKSİT[Fr. < OXYDE]
( Oksijenin başka bir öğe ya da organik kök ile yaptığı bileşik kimya Bir elementin oksijen ile yaptığı ikili bileşik )
- HUMZ[Osm.] / OXIDE[İng.] / OXYDE[Fr.] / OXID[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİT
- HUND'S RULES[İng.] / RÈGLES DE HUND[Fr.] / HUNDSCHE REGELN[Alm.] ile/değil/yerine/= HUND KURALLARI
- HUNDSCHE REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= HUND KURALI
- HUNİ ile/||/<> HUNİ[Yun.]
( Koni biçiminde dar yanında boynu bulunan doldurma boşaltma ve süzme işlemlerinde kullanılan gereç karşılık infundibulum Huni biçiminde herhangi biryapı kafadanayaklıların sifonu kimya 1 Huni biçiminde herhangi bir yapı ya da organ 2 Kafadan ayaklıların sifonu 3 Yüksek organizasyonlu balıklarda hipofizi hipotalamusa bağlayan sap 4 Ktenoforların yassılaşmış mide boşluğu İnfundibulum R χουνί Trichter )
- HÜNSALIK | ERSELİK ile/||/<> ERSELİK
( Kişide her iki cinse özgü örgenlerin ya da ruhsal niteliklerin bir arada bulunması ersi erdişi )
- HÜNSALIK | ERSELİK ile/||/<> EVİRTİK
( Kişide her iki cinse özgü örgenlerin ya da ruhsal niteliklerin bir arada bulunması. @@ bk. ersi. @@ bk. erdişi. )
- HUNTING[İng.] ile/||/<> CHASSE[Fr.] ile/||/<> JÄGERTUM[Alm.] ile/||/<> AVCILIK | TOPLAYICILIK
( Genellikle toplayıcılıkla birlikte yapılan ama toplayıcılıktan daha ileri bir tekniğe dayanan ok mızrak çengel topuz balta ağ zıpkın olta sapan tuzak gibi av araçlarıyla türlü zehirleri at köpek atmaca şahin gibi hayvan ve kuşları gerektiren insanlığın en eski besin elde etme yolu a toplayıcılık )
- HÜRMET ile/||/<> RESPECT[İng.] ile/||/<> RESPECT[Fr.] ile/||/<> ACHTUNG[Alm.] ile/||/<> SAYGI
( Bir kişiye bir düşünüşe bir eyleme bir başarıya yüksek değer vermekten doğan özel bir duygu Özellikle ahlak değerlerine karşı duyulur Ahlak felsefesinde Kantla önem kazanmıştır Kant ahlakın temelini ahlak yasasına saygıda bulur )
- HÜRRİYET ile/||/<> LIBERTY, FREEDOM[İng.] ile/||/<> LIBERTÉ[Fr.] ile/||/<> LIBERTAS[Lat.] ile/||/<> FREIHEIT[Alm.] ile/||/<> ÖZGÜRLÜK
( 1 Bağlı olmama dışardan etkilenmemiş olma engellenmemiş olma zorlanmamış olma 2 Her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi istencine kendi yasasına kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi seçme özgürlüğü 3 İnsanın kendi istemesi kendi istenci ile eylemde bulunabilme olanağı insanın dıştan engellenmeden etki yapabilmesi İstenç özgürlüğü İnsanın istemelerini kendisinden başka bir şeyin engellememiş olması ya da başka bir şeyce kendisinin dışında bir istemeye zorlanmamış olmasıdır İnsan istenci özgürdür demek insanın istemesinin nedeni insanın kendisindedir demektir İnsan istemelerinde özerk ise özgürdür İstemenin kendisi engellenmişse ya da insan bir başkasınca bilerek ya da bilmeyerek herhangi bir istemeye zorlanmışsa insanda istenç özgürlüğü eksik demektir Ör Uyutum yoluyla uyuşturulmuş insanda istemenin kendisi engellenmiş ya da kötürümleştirilmiştir Ayrıca istemeleri insana ailesince çevresince toplumca aşılanmış olabilir Kişisel özgürlük İstenç özgürlüğü ile bağlantılı Bir insan isteme düşünme ve eylemlerinde bir başkasınca engellenmiyor ya da bir şeye zorlanmıyorsa kendi istemesi içinde hareket ediyorsa o insanın kişiliği özgür olarak gelişmiş demektir Öyleyse özgürlük insanın kişiliğinin kendi özünün ve kendi davranış biçiminin etkili olmasıdır Bu anlamda istenç özgürlüğü de kişiliğin istemeye temel olmasından başka bir şey değildir Düşünme özgürlüğü İnsanın dış etkilerden kurtularak düşünme özerkliği kazanabilmesi Her türlü baskıdan özellikle dinsel inançlardan bağımsız olarak düşünebilme Ancak düşünme özgürlüğünden anlaşılan yalnızca bağımsız düşünebilme yeteneği değildir düşünmenin kendisi baskı altına alınamaz düşündüğünü başkaları karşısında dile getirebilmektir aynı zamanda Düşünme özgürlüğü öyleyse yazma ve söyleme ile birlikte gider Düşünme özgürlüğü en kesin anlamıyle basın özgürlüğünde gerçekleşir Törel bilinç özgürlüğü Bir insanın kendi törel bilincine göre davranabilmesi özellikle dinsel inançlarında özgür olması Herhangi bir dine bağlı olma ya da olmamada özgür olması Eylem özgürlüğü Zorunluluğun değil baskının karşıtı olarak Dış baskılardan özellikle başka birinin baskısından bağımsız olarak kendi isteğine göre davranabilmek hak ve gücü Başlıca biçimleri 1 Fizik özgürlük Her türlü dış baskıdan bağımsız olarak hareket edebilme yetisi Ör Hapiste yatanın fizik özgürlüğü kısıtlanmıştır 2 Ruhbilimsel özgürlük Dış güçlerce belirlenmeden insanın kendi doğasının eğilimlerine göre hareket edebilmesi durumu 3 Ahlaksal özgürlük Kendi kendini belirleyebilme yetisi İnsanın ahlak eylemlerini başkasının zoru ile değil kendi istenci ile gerçekleştirmesi İnsanın eylemlerinden sorumlu olabilmesi için özgürlük ahlakın önkoşuludur Bu bakımdan bir sorumluluğun olabilmesi için ahlaksal özgürlüğün temelinin kişisel özgürlük olması gerekir Bu özgürlük baskıyı dışarda bırakır ama yükümlülüğü değil 4 Toplumsal özgürlük Yasaların koruyuculuğu altında ve yasaların sınırları içinde başkalarının özgürlüğünü kısıtlamadan hareket edebilme Toplumsal özgürlüğün temeli de kişisel özgürlüktür J J Rousseau toplumsal özgürlüğü insanın kendi yasalarını kendisinin koymasında görür Kant da Rousseaunun bu ilkesinden kalkarak özgürlüğü usun özerk oluşuna bağlamıştır Marksçı görüşte özgürlük toplumsal zorunlukla özdeşleştirilmiştir Doğaya boyun eğerek doğa yasalarına uyarak ona egemen olunabilir Bacon düşüncesinden kalkan Marksçıların görüşüne göre doğada zorunluk geçerlikte olduğu gibi toplum yasalarını yürüten de zorunluluktur Gerçekte özgürlük diye bir şey yoktur Ancak bu zorunluluğu gören özgür olabilir Doğal özgürlük İnsanın çevresini değiştirebilmesi yeteneği Hayvan çevresine uyar insansa çevresini değiştirip ona biçim verebilir )
- HÜŞEYFE-İ NEBAT | BAŞÇIK ile/||/<> BAŞÇIK
( botanik botanik 1 Sapsız çiçeklerin etlenmiş bir ana eksen üzerinde sık ve çok sayıda yerleşerek oluşturdukları rasemöz çiçek durumu Kapitulum 2 Kemiğin ucundaki düğme şeklinde şişkinlik 3 Kılın ya da tentakülün şişkin ucu 4 Böcek anten probosisinin genişlemiş ucu )
- HÜSNÜ HAT | GÜZEL YAZI SANATI ile/||/<> GÜZEL YAZI SANATI
( Harflere güzel biçimler vererek yazı yazma sanatı Kallos güzellik graphein yazmak Harflere güzel biçimler vererek yazma sanatı a elyazması )
- HUSÛF | TUTULMA ile/||/<> TUTULMAK ile/||/<> TUTULMA
( Gözlemciye göre iki gökcisminden birinin öbürünü örtmesi Ayın Güneşi örtmesi gün tutulması Yerin Ayı örtmesi Ay tutulması Oyuncunun söyleyeceklerini unutması Oyuncunun söyleyeceklerini unutması )
- HUSUSİ | KOLTUK ile/||/<> KOLTUK
( Sinema 1 Sinemada oturacak yer birimi olarak kullanılan terim 2 Sinemalarda birinciden sonra salonun arkasına doğru uzanan bazen lüks koltuk olarak ikinci bir bölünmeye de uğrayan bölüm Topalların yürüyebilmek için kullandıkları koltuk altı deyneği İnönü Eskişehir biyoloji )
- HUSUSİ | ÖZEL ile/||/<> ÖZEL
( 1 Genelden ayrı olan bir nesneler öbeğine ya da tek bir nesneye özgü olan 2 Mantıkta Cinse karşıt olarak türle ilgili olan )
- HUT CENUBÎ ile/||/<> PISCES AÛSTRINUS, PSA, (PISCES AUSTRINI), SOUTHERN FISH[İng.] ile/||/<> POISSONŞ AUSTRAL[Fr.] ile/||/<> SÜDLICHER FISCH[Alm.] ile/||/<> GÜNEYBALIĞI
( Bir takım yıldızın adı )
- HÜVEYN | SPERMA ile/||/<> SPERMA ile/||/<> SPERMA[İt. < SPERMA]
( anlamdaş spermatozoon sperma tohum zoon hayvan Erkek eşeylik gözesi bir başı bir gövdesi ve harekete yarayan bir kuyruğu olan ve yumurtaya göre çok küçük olan erkek eşeylik gözesi zooloji sperma tohum zoon hayvan Erkek eşey hücresi Bir başı gövdesi ve harekete yarayan bir kuyruğu ve türlere göre değişik şekli olan yumurtaya göre çok küçük ve yumurtayı dölleme kabiliyeti olan hücre Spermatozoon sperm Bir başı gövdesi ve harekete yarayan kuyruğu olan testiste seminifer tüplerde yapılan ve olgunlaşmış yumurtayı dölleme kapasitesine sahip erkek eşey hücresi sperm spermatozoon semen meni er suyu anat İçerisinde erkek cinsiyet hücrelerinin bulunduğu ejakülasyon sırasında dışarı atılan krem rengi tonlarında salgı erkek ek cinsiyet salgı bezleri salgılarıyla spermatozoanın karışımı meni er suyu bel suyu atmık semen Sperma )
- HUYGENS EYEPIECE[İng.] / OCULAIRE D'HUYGENS[Fr.] / HUYGENS-OKULAR[Alm.] ile/değil/yerine/= HUYGENS GÖZMERCEĞİ
- HUYGENS' PRINCIPLE[İng.] / PRINCIPE D'HUYGENS[Fr.] / HUYGENSSCHES PRINZIP[Alm.] ile/değil/yerine/= HUYGENS İLKESİ
- HUZME-İ ZİYÂİYYE ile/||/<> BEAM, PENCIL OF LIGHT, PENCIL OF RAYS[İng.] ile/||/<> PİNCEAU DE RAYONS, FAİSCEAU DE RAYONS[Fr.] ile/||/<> STRAHLENBÜNDEL, LICHTBÜNDEL[Alm.] ile/||/<> IŞIK DEMETİ
( İşık ışınlarının oluşturduğu demet )
- HUZME ile/||/<> DEMET ile/||/<> DEMET[Yun.]
( Sinema TV Belirli bir yönde yol alan ışınım özellikle ışın demeti ya da elektron demeti Kesim sıraları bozulmadan bir araya bağlanmış kaplama yaprakları Bir türetik katmanlı uzay üzerindeki türetilebilir işlevlerin yerel davranışlarını belirleyen cebirsel ve ilingesel yapılı lif demeti fizik Bir ışık kaynağından çıkarak aynı doğrultuya giden ışınların oluşturduğu küme Belli bir doğrultuda giden ışından daha kalın tanecikler topluluğu Koşut doğrultuda yayılan ışın kümesi bürçük bağlam tarım botanik fizik Elektromagnetik ışınımın ya da parçacıkların tek yönlü ya da yaklaşık olarak tek yönlü akışı 1 Üç adımda tamamlanan karakteristik bir yürüyüş yarı parmakucu ve bükülmüş dizle yapılır Çeşitli biçimleri vardır 2 Bourée eski bir Fransız dansının adıdır Az dǝmǝt çiçek destesi R δεμάτι Yerel ağızlarda demet yanında bağlam da yaygın olarak kullanılır Çağdaş diyalektlerde de demete baylam adı verilir baylam baylam beylem baylam Ağızlarda demet olarak külte adı da geçer )
- HÜZÜN = MELANCHOLY[İng.] = MÉLANCOLIE[Fr.] = MELANCHOLIE[Alm.] = MELANCHOLIA[Lat.]
- HUZUREVİ ile/||/<> OLD PEOPLES'HOME[İng.] ile/||/<> MAİSON DE RETRAİTE, MAİSON DE REPOS[Fr.] ile/||/<> ALTERSHEIM[Alm.] ile/||/<> YAŞLILAR YURDU
( Yaşlı kimselerin parası karşılığında oturmalarına ayrılan kamuca ve çoğu kez kent yönetimlerince işletilen ve işgörüleri toplumsal çalışma görevlilerince yerine getirilen yapı )
- HYAZINTH[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜMBÜL
- HYBRID ORBITAL[İng.] / HYBRIDE ORBITAL[Fr.] / HYBRID ORBITALE[Alm.] ile/değil/yerine/= MELEZ ORBİTAL
- HYBRID[İng.] / HYBRIDE[Fr.] / HYBRID[Alm.] ile/değil/yerine/= MELEZ
- HYBRIDIZATION[İng.] / HYBRIDATION[Fr.] / HYBRIDISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= MELEZLEŞME
- HYDRACIDE/HYDRATE/CARBONADO/CARBONATATION/HYDRATE DE CARBON/CARBONISATION[Fr. < HYDRACIDE] ile/değil/yerine/= CARBONIZATION[İng.] ile/değil/yerine/= AUFKOHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KARBON
( bk. radyokarbon yöntemi. @@ (kimya) @@ Demir alaşımlarının temel alaşım elementi. A. A. 12.01, A. S. 6. )
- HYDRATE[İng.] / HYDRATE, HYDRATÉ[Fr.] / HYDRAT[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDRAT, SULU, HİDRALL
- HYDRATED, HYDROUS[İng.] / HYDRATISIERT, WASSERHALTIG[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDRATLI, SULU
- HYDRATION, IMIDAZOLEDIONE[İng.] / HYDRATATION[Fr.] / HYDRATION, HYDRATATION[Alm.] ile/değil/yerine/= İMİDAZOLİDİON, HİDRASYON, HİDRATASYON
- HYDRAULIC[İng.] / HYRAULIQUE[Fr.] / HYDRAULISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROLİK
- HYDRAZINE[İng.] / HYDRAZINE[Fr.] / HYDRAZIN[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDRAZİN
- HYDRAZO-[İng.] / HYDRAZO-[Fr.] / HYDRAZO-[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDRAZO-
- HYDRAZONE[İng.] / HYDRAZONE[Fr.] / HYDRAZONE[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDRAZON
- HYDRIDE[İng.] / HYDRURE[Fr.] / HYDRID[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDRÜR
- HYDRO-[İng.] / HYDRO-[Fr.] / HYDRO-[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDRO-
- HYDROBROMIC ACID[İng.] / ACIDE HYDROBROMIQUE[Fr.] / BROMWASSERTSTOFFSAURE, HYDROBROMSAURE[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROBROMİK ASİT
- HYDROCARBON, CARBON HYDRIDE[İng.] / HYDROCARBURE, CARBURE D'HYDROGÈNE[Fr.] / KOHLENWASSERSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROKARBON, KARBONHİDRÜR
- HYDROCELLULOSE[İng.] / HYDROCELLULOSE[Fr.] / HYDROZELLULOSE, HYDROCELLULOSE[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROSELÜLOZ
- HYDROCORTISONE, 17-HYDROXYCORTICOSTERONE[İng.] / HYDROCORTISONE[Fr.] / HYDROCORTISON[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROKORTİZON
- HYDROCRACKING[İng.] / HYDROCRACKEN[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROKRAKİNG
- HYDROCYANIC ACID, PRUSSIC ACID[İng.] / ACIDE CYANHYDRIQUE[Fr.] / BLAUSÄURE, CYANWASSERSTOFFSAURE[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROSİYANİK ASİT
- HYDRODYNAMIC INSTABILITY[İng.] / INSTABILITÉ HYDRODYNAMIQUE[Fr.] / HYDRODYNAMISCHE INSTABILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDRODİNAMİK KARARSIZLIK
- HYDRODYNAMICS[İng.] / HYDRODYNAMIQUE[Fr.] / HYDRODYNAMIK[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDRODİNAMİK
- HYDROFORMING[İng.] / HYDROFORMING[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROFORMİNG
- HYDROGEN BOMB[İng.] / BOMBE D'HYDROGÈNE[Fr.] / H-BOMBE, WASSERSTOFFBOMBE[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROJEN BOMBASI
- HYDROGEN BOMB[İng.] ile/||/<> BOMBE À HYDROGÈNE[Fr.] ile/||/<> WASSERSTOFFBOMBE[Alm.] ile/||/<> HİDROJEN BOMBASI
( İki döteryum atomunun üç ayrı bireşim tepkimesinden oluşarak güçlü patlama sağlayan bomba )
- HYDROGEN BOND[İng.] / LIAISON D'HYDROGÈNE[Fr.] / WASSERSTOFFBINDUNG, WASSERSTOFFBRÜCKE[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROJEN BAĞI
- HYDROGEN CYANIDE LASER[İng.] / LASER À CYANURE D'HYDROGÈNE[Fr.] / WASSERSTOFFCYANIDLASER[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROJEN SİYANÜR LAZERİ
- HYDROGEN ELECTRODE[İng.] / ÉLECTRODE À HYDROGÈNE[Fr.] / WASSERSTOFFELEKTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROJEN ELEKTRODU
- HYDROGEN ION, PROTON[İng.] / PROTON[Fr.] / WASSERSTOFFION[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROJEN İYONU, PROTON
- HYDROGEN LASER[İng.] / LASER À HYDROGÈNE[Fr.] / WASSERSTOFFLASER[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROJEN LAZERİ
- HYDROGEN LINE[İng.] / RAIE DE L'HYDROGÈNE[Fr.] / WASSERSTOFFLINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROJEN ÇİZGİSİ
- HYDROGEN MASER[İng.] / MASER À HYDROGÈNE[Fr.] / WASSERSTOFFMASER[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROJEN MAZERİ
- HYDROGEN OXIDE, WATER[İng.] / WASSERSTOFFOXYD, WASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROJEN OKSİT, SU
- HYDROGEN SELENIDE[İng.] / SELENWASSERSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROJEN SELENÜR
- HYDROGEN SPECTRUM[İng.] / SPECTRE DE L'HYDROGÈNE[Fr.] / WASSERSTOFFSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROJEN TAYFI/SPEKTRUMU
- HYDROGEN SULFIDE, HYDROGEN SULPHIDE[İng.] / HYDROGÈNE SULFURÉ[Fr.] / SCHWEFELWASSERSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROJEN SÜLFÜR
- HYDROGEN TELLURIDE[İng.] / TELLURWASSERSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROJEN TELLÜRÜR
- HYDROLOGIC CEMENT[İng.] / HYDROLISCHER ZEMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROLİK ÇİMENTO
- HYDROLOGIC PRESS[İng.] / HYDROLISCHE PRESSE[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROLİK PRES
- HYDROLYSIS[İng.] / HYDROLYSE[Fr.] / HYDROLYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROLİZ
- HYDROMECHANICS[İng.] / HYDROMÉCANIQUE[Fr.] / HYDROMECHANIK[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROMEKANİK
- HYDROMETALLURGY[İng.] / HYDROMÉTALLURGIE[Fr.] / HYDROMETALLURGIE, NASSMETALLURGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROMETALURJİ
- HYDRONIUM ION[İng.] / HYDRONIUMION[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDRONYUM İYONU
- HYDRONIUM[İng.] / HYDRONIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDRONYUM
- HYDROPHILE[Fr.] / HYDROPHIL, WASSERZIEHEND[Alm.] ile/değil/yerine/= SU SEVER, HİDROFİL
- HYDROPHOBIC[İng.] / HYDROPHOBE[Fr.] / HYDROPHOB[Alm.] ile/değil/yerine/= SU SEVMEYEN/SEVMEZ, HİDROFOB
- HYDROSOL[İng.] / HYDROSOL[Fr.] / HYDROSOL[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROSOL
- HYDROSTATIC EQUATION[İng.] / ÉQUATION HYDROSTATIQUE[Fr.] / HYDROSTATISCHE GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROSTATİK DENKLEM
- HYDROSTATIC PRESSURE[İng.] / PRESSION HYDROSTATIQUE[Fr.] / HYDROSTATISCHER DRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROSTATİK BASINÇ
- HYDROXIDE[İng.] / HYDROXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROKSİT
- HYDROXYDE DE CHROME[Fr.] / CHROM-III-HYDROXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= KROM-III-HİDROKSİT
- HYDROXYLAMINE[İng.] / HYDROXYLAMINE[Fr.] / HYDROXYLAMIN[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROKSİLAMİN
- HYDRURE DE BORE[Fr.] / BORHYDRID[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROBORONLAR
- HYGROMETRY, HYGROSCOPY[İng.] / HYGROMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= HİGROMETRİ
- HYGROSCOPIC[İng.] / HYDROSCOPIQUE[Fr.] / WASSERAUFNEHMEND, HYGROSKOPISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= NEM ÇEKEN/ÇEKER/ÇEKİCİ
- HYLOZOISM[İng.] ile/||/<> HYLOZOISME[Fr.] ile/||/<> HYLOZOISMUS[Alm.] ile/||/<> CANLI ÖZDEKÇİLİK | HİLOZOİZM[Fr. < HYLOZOÏSME]
( canlı özdekçilik hyle özdek zoe yaşam Evrenin temeli olarak düşünülen özdeğin canlı olduğunu savunan öğreti )
- HYPER-[İng.] / HYPER-[Fr.] / HYPER-[Alm.] ile/değil/yerine/= HİPER-
- HYPERCHARGE, OVERLOAD[İng.] / SURCHARGE[Fr.] / ÜBERLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI YÜK
- HYPERCHARGE[Fr.] / HYPERLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HİPER YÜK
- HYPERCONJUGATION[İng.] / HYPERCONJUGATION[Fr.] / HYPERKONJUGATION[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI BAĞLANMA, HİPERKONJUGASYON
- HYPERFINE STRUCTURE[İng.] / STRUCTURE HYPERFINE[Fr.] / HYPERFEINSTRUKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI İNCE YAPI
- HYPERFOKAL[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI ODAKLI
- HYPERFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= HİPER FREKANS
- HYPERON[İng.] / HYPERON[Fr.] / HYPERON[Alm.] ile/değil/yerine/= HİPERON
- HYPERSONIC[İng.] / HYPERSONIQUE[Fr.] / HYPERSCHALL[Alm.] ile/değil/yerine/= HİPERSONİK
- HYPNOTIC[İng.] / HYPNOTISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= UYUTUCU, HİPNOTİK
- HYPO-[İng.] / HYPO-[Fr.] / HYPO-[Alm.] ile/değil/yerine/= HİPO-
- HYPOTHESIS[İng.] / HYPOTHÈSE[Fr.] / VERAUSSETZUNG, ANNAHME[Alm.] ile/değil/yerine/= HİPOTEZ
- HYSTERESEKURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= HİSTEREZİS EĞRİSİ
- HYSTERESEVERLUST[Alm.] ile/değil/yerine/= HİSTEREZİS KAYBI
- HYSTÉRÉSIS DE TORSION[Fr.] / TORSIONSHYSTERESE[Alm.] ile/değil/yerine/= BURULMA HİSTEREZİSİ
- HYSTÉRÉSIS DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHE HYSTERESE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK HİSTEREZİS
- HYSTÉRÉSIS MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE HYSTERESE[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK HİSTEREZİS
- HYSTÉRÉSIS[Fr.] / HYSTERESIS, HYSTERESE[Alm.] ile/değil/yerine/= HİSTERESİS
- HYSTERESIS[İng.] / HYSTERESE[Alm.] ile/değil/yerine/= ERESİM/HİSTEREZİS
- İBADET ile/||/<> CULT[İng.] ile/||/<> CULTE[Fr.] ile/||/<> KULT[Alm.] ile/||/<> TAPINMA
( Birey ya da topluluklarca tanrılara yüce varlıklara atalara ölülere efsane kahramanlarına kutsal olarak nitelenen hayvan ve bitkilere güneş ay yıldız su ateş taş vb doğal öğelere karşı inanç ve bağlılık göstermek üzere yapılan davranışların topu )
- İBDA | YARATI ile/||/<> YARATI
( Ortaya bir yapıt koyma İnsanoğlunun yaratıcısı olduğu kültür ürün ve olaylarına dayanarak oluşturduğu daha önceleri benzeri bulunmayan yeni kültür ürün ve olaylarından her biri halk yaratısı yayılım insanbilim okulu karşılaştırma yöntemi tarihsel yöntem )
- İBİK ile/||/<> İBİK
( Kuşların başında bulunan etli çıkıntı ya da tüylerden yapılmış taç biçiminde püskül Kuşların başında bulunan etli çıkıntı ya da tüylerden yapılmış taç biçiminde püskül Tavukların başlarının üstünde genellikle kırmızı etli olan yapı )
- İBİS ile/||/<> İBİS[Yun.]
( İbis aethiopica Leyleksiler Ciconiiformes takımının ibisgiller ibidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 75 cm Afrika ve Batı Asyada sulak yerlerde yaşar zooloji Leyleksiler Ciconiiformes takımının kelaynakgiller Threskiomithidae familyasından 75 cm kadar uzunlukta Afrika ve Asyanın sulak yerlerinde yaşayan bir tür )
- İBİŞ ile/||/<> İHTİYAR
( (Tul. Kuk.) Eski tuluat oyunlarında çoğu kez uşak rolünü oynayan komik. @@ Türk kuklasında komik uşak tipi. Kukla oyununun baş figürüdür. . )
- İBRE ile/||/<> İĞNE
( karşılık spikul spicula küçük mızrak Omurgasız hayvanlarda rastlanan silis ya da kalkerden yapılmış ufak iğne biçimi yapılar iğne biçiminde olan herhangi bir küçük çıkıntı boyuncuk Lât spicula küçük mızrak Omurgasız hayvanlarda rastlanan silis ya da kalkerden yapılmış iğne biçiminde yapılar iğne biçiminde olan herhangi bir küçük çıkıntı Spikül Laboratuvarda mikrobiyolojik ekim preparat hazırlama ve izolasyon işlemlerinde kullanılan uç tarafı iğne biçiminde platin telden oluşan metal çubuk Az iynǝ iŋŋe Blk iyne ine Tatarcada ĕnǝ biçimi de görülür iyne iyne Karakalpaklar iyne yanında teben adını da kullanırlar iyne ine iŋe Alt Tel īne inne inne Orta Türkçede yigne olarak geçer Çağdaş diyalektlerde kullanılan biçimlere göre başındaki y sonradan türemiş bir sestir Büyük iğneye temen ya da temen yigne adı verilir Moğolca tebene auguille triangulaire dont on se sert pour coudre les peaux biçimine ilişkin bilgi almak için Ligeti Tamura Arm 37 Eski Kıpçakçada ine ve iŋe biçimleri kullanılır Diyalektlerde dikiş olarak kullanılan yikten geldiği yolundaki görüş düşündürücüdür Fince äimä yama örmeye yarayan iğne ve Moğolca cegün iğne biçimleriyle birleştirilmesi yanlıştır Abaeve göre Benveniste Arm 8 Slavca jigla igna Türkçeden alınmıştır Orta Türkçede büyük iğneye verilen temen adı çağdaş diyalektlerde temen teban olarak kalmıştır Dar bir alanda kullanılan tebene biçiminin Moğolcadan geçtiği anlaşılıyor Ligeti KSİNA 83 19 )
- İÇ ASALAK ile/||/<> İÇ ASALAK
( endos içerde para diğer sitos besin Diğer bir organizmanın içinde yaşayan parazit İç parazit endoparazit Konakçının iç organlarında yaşayan ve metabolizması konakçıya bağlı olan parazit endoparazit iç parazit Bir organizmanın içerisinde yaşayan parazit endoparazit iç parazit )
- İÇ EK ile/||/<> İÇ EK
( Sözcüğün içyapısına giren ek Türkçede iç ek yoktur Arapçada münteşir intişar Latincede Vincere yenmek victoria zafer sözcüklerindeki içekler gibi Kelime kök ya da gövdesi içine eklenen ek Türkçede iç ek yoktur Daha çok Asya Afrika ve Amerikan yerli dillerinde rastlanan ek türüdür Latincede şimdiki zamanla geçmiş zaman arasında ayrım yapan n eki bir iç ektir vici yendim vineo yeniyorum gibi Yurok yerli Amerikan dillerindeki ge çokluk eki de bir iç ek durumundadır sepolah tarla segepolah tarlalar vb )
- İÇ KULAK ile/||/<> İÇ KULAK
( 1 Kulağın kemik boşluğu ile zar boşluğunu içine alan yuvarlak ve sobe pencerelerle orta kulağa bağlı olan iç bölgesi 2 Balıklarda diğer omurgalılardaki genel yapı plânına uygun ancak kohlea kısmı bulunmayan yarım daire kanallarıyla otolitlerden oluşan içi endolenf ile dolu organ Balıklarda diğer omurgalılardaki genel yapı planına uygun ancak kohlea kısmı bulunmayan yarım daire kanallarıyla otolitlerden oluşan içi endolenf dolu organ )
- İÇ KULAK ile/||/<> ORTA KULAK
( 1. Kulağın kemik boşluğu ile zar boşluğunu içine alan, yuvarlak ve sobe pencerelerle orta kulağa bağlı olan iç bölgesi. 2. Balıklarda, diğer omurgalılardaki genel yapı plânına uygun ancak kohlea kısmı bulunmayan, yarım daire kanallarıyla otolitlerden oluşan, içi endolenf ile dolu organ. @@ Balıklarda, diğer omurgalılardaki genel yapı planına uygun, ancak kohlea kısmı bulunmayan, yarım daire kanallarıyla otolitlerden oluşan, içi endolenf dolu organ. )
- İÇ PLAZMA ile/||/<> İÇ PLAZMA
( endon iç plasma biçim Bir hücrenin sitoplâzmasının iç ya da orta bölgesi Endoplâzma Hücre içerisindeki sitoplazmanın orta ya da iç bölgesi )
- İÇ SALGI BEZİ ile/||/<> İÇ SALGI BEZİ
( endos içinde krinein ayırmak Salgısını bir kanal aracılığı olmaksızın doğrudan kana veren bezlerden herhangi biri Pankreasın alfa hücrelerinin glukagon salgısı beta hücrelerinin insülin salgısı gibi salgıları protein yapısında ya da böbrek üstü bezi ve teslislerin steroit yapısındaki salgıları gibi hormon salgılayan bezler Endokrin bez kanalsız bez Salgılarını bir kanal sistemi olmaksızın doğrudan kan akımına veren bezlerden herhangi biri endokrin bez anat Embriyonel gelişme sırasında akıtıcı kanallarını kaybeden ve salgılarını doğrudan kana veren hormon salgılayan bezler endokrin bez Tiroit bezi dışında olan bezlerde korpus glandule bulunmaz ve hücreler üç boyutlu düzlemde bir araya gelerek kordonlar yaparlar )
- İÇ SALGI ile/||/<> İÇ SALGI
( İç salgı bezinin doğrudan kana karışan salgısı hormon Kendine ait boşaltım kanalı olmayan bezler tarafından salgılanan direkt olarak kana karışan ve çok az miktarı bile bir organı ya da vücudun belli bir bölümünü etkileyen salgılar endokrin Bezin kana ya da lenfe karışan salgısı endokrin hormon inkretum )
- İÇ SES ile/||/<> İÇ SES
( Bir kelimenin ön ve son sesleri dışında kalan ve o kelimenin içinde bulunan ses ya da sesler kol kol yorul mak yorulmak çalışma çalışma kalem kalem güzelleşmek güzelleşmek örneklerinde görüldüğü gibi Azerbaycan Türkçesi inlaut Türkmen Türkçesi inlaut Gagauz Türkçesi inlaut içindeki pozitsiyada ses Özbek Türkçesi soznin birinçi va óxirgi tóvuşlaridan bóşqa tóvuşlar inlaut Uygur Türkçesi içkitavuş inlaut Tatar Türkçesi süz urtası suzığı Başkurt Türkçesi inlaut eske ön inlaut söznü içindegi ses Krç Malk inlaut Nogay Türkçesi îşkî ses inlaut Kazak Türkçesi inlaut Kırgız Türkçesi inlaut Alt sös içinde tabış Hakas Türkçesi inlaut sös îstîndegî tapsag Tuva Türkçesi inlaut Türkçesi inlaut işti ün Rusça inlaut )
- İÇ SES ile/||/<> ÖN EK ile/||/<> ÖN SES
( Bir kelimenin ön ve son sesleri dışında kalan ve o kelimenin içinde bulunan ses ya da sesler: kol (k-o-l), yorul mak (y-orulma-k) çalışma (ç-alışm-a), kalem (k-ale-m), güzelleşmek (g-üzelleşme-k) örneklerinde görüldüğü gibi. @@ Azerbaycan Türkçesi: inlaut; Türkmen Türkçesi: inlaut; Gagauz Türkçesi: inlaut ~ içindeki (pozitsiyada) ses;Özbek Türkçesi: soznin birinçi va óxirgi tóvuşlaridan bóşqa tóvuşlar ~ inlaut; Uygur Türkçesi: içkitavuş ~ inlaut; Tatar Türkçesi: süz urtası suzığı; Başkurt Türkçesi: inlaut ~ eske ön; Kmk: inlaut ~söznü içindegi ses; Krç.-Malk.: inlaut; Nogay Türkçesi: îşkî ses ~ inlaut; Kazak Türkçesi: inlaut; Kırgız Türkçesi: inlaut; Alt:: sös içinde tabış; Hakas Türkçesi: inlaut ~ sös îstîndegî tapsag; Tuva Türkçesi: inlaut; Şor Türkçesi: inlaut ~ *işti ün; Rusça: inlaut )
- İCABİYE ile/||/<> DETERMINISM[İng.] ile/||/<> DÉTERMINISME[Fr.] ile/||/<> DETERMINARE[Lat.] ile/||/<> DETERMINISMUS[Alm.] ile/||/<> BELİRLENİMCİLİK | BELİRLENMEZCİLİK
( determinare sınırlama belirleme I Doğa bilimlerinde Evrende bütün olup bitenlerin nedensellik bağlantısı içinde belirlendiğini öne süren görüş II Tanrıbilimde Evrendeki olayların yanısıra insanın istencini de Tanrının belirlediğini öne süren öğreti III Ahlak felsefesinde 1 İnsanın isteme ve eylemlerinin iç ve dış nedenlerle belirlenmiş olduğunu dolayısıyle salt bir istenç özgürlüğü olamayacağını savunan görüş Buna göre a İstenç ve eylem dış etkenlerin ürünüdür mekanist belirlenimcilik b İnsanın istemeleri her zaman içinde bulunduğu toplumsal koşullara bağlıdır bu koşullar istenci belirler toplumsal belirlenimcilik c İnsanın eylemlerini tarih belirler tarihsel belirlenimcilik 2 İstenç ve eylemleri iç etkenlerin benin kişiliğin ürünü olarak gören anlayış İstencin ve eylemin nedeni kişilik olarak alındığından özgürlüğe de yer verilmiş olur özbelirlenim autodeterminismus Karşıtı belirlenmezcilik belirlenimcilik )
- İCAP, TASDİK | EVETLEME ile/||/<> EVETLEME
( Verilen bir önermeden aynı doğruluk değerinde bir önerme oluşturan birli doğrusal eklem Doğruluk çizelgesi Anl birli evetleme Mantıksal bir yargıda yüklemin özneye olan olumlu bağlantısı önermenin olumlu olması önermede yüklemin olumlu olarak konması )
- İCAR | KİRA[Ar. < KİRÂʾ] ile/||/<> KİRACI
( 1. Belirli bir nesnenin bilinen bir süre için gerçek ve tüzel kişiye verilmesi karşılığı alınan para. 2. Belirli bir nesneyi bilinen bir süre için yazılı bir sözleşmeye dayanarak kiraya verme. @@ 1. Bir malın kullanımı karşılığında kullanandan malın sahibine yapılan gelir aktarımı. 2. bk. rant 1@@1. Üretim faktörlerinden biri olan doğanın üretimden aldığı pay. 2. bk. kira )
- İCAR | KİRA ile/||/<> KİRA[Ar. < KİRÂʾ]
( 1 Belirli bir nesnenin bilinen bir süre için gerçek ve tüzel kişiye verilmesi karşılığı alınan para 2 Belirli bir nesneyi bilinen bir süre için yazılı bir sözleşmeye dayanarak kiraya verme 1 Bir malın kullanımı karşılığında kullanandan malın sahibine yapılan gelir aktarımı 2 rant 1 1 Üretim faktörlerinden biri olan doğanın üretimden aldığı pay 2 kira )
- İCAR, MUCİR | KİRA ile/||/<> KİRACI ile/||/<> KİRALAMA
- İCAR, MUCİR ile/||/<> LOUAGE (BAILLEUR)[Fr.] ile/||/<> KİRA
- İCARA VERME | KİRALAMA ile/||/<> KİRALAMA
( Sinema Bir filmin belirli bir süre kullanılması için oynatımcıya verilmesi Kiraya verme Bir taşınır ya da taşınmazın kullanım hakkının kiralayan tarafından belli bir süre içinde ve belli bir kira karşılığında bir kiracıya verilmesi anlaşmaya göre kiralananın ya olduğu gibi geri alınması ya da mülkiyetin kiracıda bırakılabilmesi işlemi kapalı uçlu kiralama açık uçlu kiralama kiralama )
- İÇBÜKEY | KONKAV ile/||/<> KONKAV ile/||/<> İÇBÜKEY
( içbükey fizik Yüzeyi düzgün ve yuvarlak bir çukur biçiminde olan cam mercek ayna vb )
- İÇBÜKEY | KONKAV >< KONVEKS | İÇBÜKEY
( bk. içbükey. @@ @@fizik: Yüzeyi düzgün ve yuvarlak bir çukur biçiminde olan (cam, mercek, ayna vb.). @@ )
- ICE POINT[İng.] / POINT DE GLACE[Fr.] / EISPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= BUZ/LANMA NOKTASI
- ICE WATER MIXTURE[İng.] / EISWASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= BUZ SU KARIŞIMI
- ICE[İng.] / EIS[Alm.] ile/değil/yerine/= BUZ
- ICEBREAKER[İng.] ile/||/<> BRISE-GLACE[Fr.] ile/||/<> EISBRECHER[Alm.] ile/||/<> BUZKIRAN
( Kışın kimi aylarda buz tutan kıyılarda deniz ulaşımını öteki gemilere açık tutmada kullanılan çelik mahmuzlu ve güçlü motorlarla donatılmış özel gemi )
- İÇERİK = CONTENT[İng.] = CONTENU[Fr.] = INHALT[Alm.] = CONTENUTO[İt.] = CONTENIDO[İsp.]
- İÇERLEME = INDIGNATION[İng., Fr.] = ENTRÜSTUNG[Alm.] = INDIGNATIO[Lat.]
- İÇERME = TAZAMMUN = IMPLICATION[İng., Fr.] = IMPLIKATION[Alm.] = IMPLICATIO[Lat.]
- İÇGÖREÇ | ENDOSKOP[Fr. < ENDOSCOPE] ile/||/<> ENDOSKOPİ ile/||/<> GASTROSKOPİ ile/||/<> LAPAROSKOPİ
( Boşluklu organların iç yüzeyinin ya da vücut boşlukları ve vücut boşluklarında bulunan organların dış yüzeylerinin gözlenmesinde kullanılan fiberden yapılmış, esnek, ucu ışıklı, içinde çok sayıda prizma bulunan gereç. @@ )
- İÇGÖREÇ | ENDOSKOP ile/||/<> ENDOSKOP[Fr. < ENDOSCOPE]
( Boşluklu organların iç yüzeyinin ya da vücut boşlukları ve vücut boşluklarında bulunan organların dış yüzeylerinin gözlenmesinde kullanılan fiberden yapılmış esnek ucu ışıklı içinde çok sayıda prizma bulunan gereç )
- İÇGÜDÜ/DOĞALİTKİ = SEVK-İ TABİÎ, GARİZE, İNSİYAK = INSTINCT[İng., Fr.] = INSTINKT[Alm.] = INSTINCTUS[Lat.] = INSTINTO[İsp.]
- ICHTHALBIN[İng.] / ICHTHALBIN[Alm.] ile/değil/yerine/= İKTALBİN
- ICHTHYOCOLA[İng.] / HAUSENBLASE[Alm.] ile/değil/yerine/= İKTİYOKOLA
- ICHTHYOL[İng.] / ICHTHIOL[Alm.] ile/değil/yerine/= İKTİYOL
- İÇKİN = MÜNDEMİÇ = IMMANENT[İng., Fr., Alm.] = IMMANENS[Lat.]
- İÇLEM = TAZAMMUN = COMPREHENSION[İng.] = COMPRÉHENSION[Fr.] = INHALT[Alm.] = COMPREHENSIO[Lat.]
- İÇMERKEZ | DEPREM OCAĞI ile/||/<> DEPREM OCAĞI
( Depremin yer içinde başladığı nokta Yerkabuğu içinde depremin oluştuğu yer deprem özeği )
- ICONOSCOPE[İng.] / ICONOSCOPE[Fr.] / IKONOSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= İKONOSKOP
- İCRA | YÜRÜTME ile/||/<> YÜRÜTME ile/||/<> YÜRÜTMEK
( Yargıcılar kurulunun karşılaşma alanındaki yaptırma yetkisini uygulaması Bir izlenceyi oluşturan komutların bilgisayar donanımınca uygulanması izlencenin işletilmesi kesir matematik )
- İÇREK = BÂTINÎ = ESOTERIC[İng.] = ÉSOTÉRIQUE[Fr.] = ESOTERISCH[Alm.] = ESO[Yun.]
- İÇSELLİK ile/||/<> İÇSELLİK
( Kişisel duyguların esin yolu ile katıksız coşkun ve etkili olarak anlatılışı )
- İÇSELLİK ile/||/<> İÇTENLİK
( Kişisel duyguların, esin yolu ile, katıksız, coşkun ve etkili olarak anlatılışı. @@ )
- İÇTİMAÎ YAPI, SOSYAL STRÜKTÜR ile/||/<> SOCIAL STRUCTURE[İng.] ile/||/<> STRUCTURE SOCIALE[Fr.] ile/||/<> SOZIALE STRUKTUR[Alm.] ile/||/<> TOPLUMSAL YAPI
( Bir topluluk içerisindeki çeşitli toplumsal gereksemeleri ve ilişkileri yoluna koyan bu ilişkilere göre kurulan temel düzen yapı )
- İDARE | YÖNETMEK ile/||/<> YÖNETMEK ile/||/<> YÖNETME
( Sinema TV Yönetim işi 1 Tiyatroyu idare etmek 2 Bir tiyatro yapıtını sahneye çıkarma işinin başında olmak Bir iş ya da çalışma takımını bir örgüt ya da kuruluşu amaca uygun olarak yönlendirme 1 Tiyatroyu yönetmek 2 Bir tiyatro yapıtının sahnelenmesi işini yönetmek Yönetik )
- İDARECİ | İDARİ MÜDÜR | YÖNETİCİ ile/||/<> YÖNETİCİ
( Yumrukoyuncusunun bakımı çalışma yerinin sağlanması yapacağı karşılaşmaların planlanması gibi işlerle uğraşan kişi 1 Doğrusal olmayan eklem Krş kipsel yönetici mantıksal kipsel yönetici bilgisel yönetici sanısal yönetici ödevsel yönetici yeğleme yöneticisi süresel yönetici 2 Kapalı deyimlerden bir kapalı deyim oluşturan yöneten deyim Değişken bağlama imleriyle değişken bağlayıcıları yöneten deyimler olmakla birlikte yönetici değillerdir Bir topluluğun yönetim işlerini çeviren ve uygulayan kişi Tiyatronun sanat dışındaki her türlü yönetsel ve parasal işlerinin başında olan yetkili )
- İDDİA ile İDDİADA İDDİA
( Kesin iddia, tutsaklık demektir. )
( Olmadığınız şey olduğunuzu iddia etmekte ve aslında olduğunuz şey olduğunuzu da inkâr etmektesiniz. )
- İDE, ANA FİKİR ile/||/<> IDEA[İng.] ile/||/<> IDÉE (CINÉMATOGRAPHIQUE)[Fr.] ile/||/<> IDEE, FILMIDEE, IDEENSKIZZE, BEGRIFF, VORSTELLUNG[Alm.] ile/||/<> ANA KONU
( Sinema Bir öykülü filme çıkış noktası olan konu başlıca düşün )
- IDEAL GAS LAW[İng.] / LOI GAZ PARFAIT[Fr.] / IDEALE GAS GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= İDEAL GAZ YASASI/KANUNU
- IDEAL GAS[İng.] / GAZ PARFAIT[Fr.] / IDEALE GAS[Alm.] ile/değil/yerine/= İDEAL GAZ
- IDEALES VAKUUM[Alm.] ile/değil/yerine/= İDEAL VAKUM
- IDEALIZATION[İng.] ile/||/<> ÜLKÜLEŞTİRME
( Herhangi bir kişi nesne ya da olayın kusur ve eksikliklerini gözden kaçırarak onu gerçekte olduğundan daha güzel önemli ya da büyük görme )
- İDEALİZM = MEFKÛRECİLİK, İFTİKÂRİYE = IDEALISM[İng.] = IDÉALISME[Fr.] = IDEALISMUS[Alm.]
- İDEOLOJİ = İLM-İ SUVER-İ AKLİYE, FİKRİYAT, İLM-İ TASAVVUR = IDEOLOGY[İng.] = IDÉOLOGIE[Fr.] = IDEOLOGIE[Alm.] = IDEOLOGÍA[İsp.]
- IDIOSYNKRASIE[Alm.] ile/değil/yerine/= İDOSİNKRAZİ
- İDMAN | ALIŞTIRMA ile/||/<> ALIŞTIRMA
( Güreş karşılaşmalarında başarılı olabilmek için yapılan hazırlık çalışmaları Herhangi bir tepki ya da davranışı daha iyi duruma getirip kökleştirmek için yapılan yineleme çalışması 1 Üzerinde çalışılmış bir konunun daha iyi anlaşılması amacıyla düzenlenen karşılığının verilmesi ya da uygulamaya konulması istenilen ödev 2 Öğrencilerin öğrendiklerini yeni durumlara uygulamalarına olanak sağlayacak biçimde düzenlenen çalışmalara ve yinelemelere verilen ad Vücudun biyolojik yönden gelişimini sağlayan devinim çalışması Bir alan gözlemcisine uygun gözlemler yapacak biçimde deneyim ve beceri kazandırma genel uygulayım Yeni bir motor makine aygıt vb ilk evrede yavaş yavaş zorlanmadan çalıştırılması matematik Bale sanatçılarının gerekli düzeyi elde edebilmek için sürekli olarak yaptıkları çalışma )
- İDOLA = SANEM[Ar.] = PUT[Fars.] = IDOL[İng.] = IDOLE[Fr.] = IDOL[Alm.] = EIDOLON[Yun.] = ÍDOLO[İsp.]
- IDOSACCHARIDE ACID[İng.] / IDOZUCKERSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= İDOSAKKARİK ASİT
- IDOSE[İng.] / IDOSE[Alm.] ile/değil/yerine/= İDOZ
- İDRAK | ALGI ile/||/<> ALGI
( Bir olay ya da bir nesnenin varlığı üzerine duyumlar yoluyla edinilen yalın bilinç durumu Belleğin katkıları ve bir duyusal izlenimle ortaya çıkan karmaşık nesnel bilinç içeriği Özellikle görsel algılar dışımızdaki varlığın şeylerin nesnelerin biçim ve durumları konusundaki betimlemelerimizin yapısına girer Olay nesne ve durumlar karşısında duyumlar aracılığıyla kazanılan ilk bilinçlilik Bir şeye dikkati yönelterek duyular yoluyla o şeyin bilincine varma Bir nesne duyular aracılığıyle algılanır ancak algı duyusal izlenimlerden daha fazla bir şeydir bilinçli bir farkına varmadır duyumları bilince ileten bir olaydır Algıda a algı olayı b algı içeriği c algı nesnesi ayırt edilir Algılar şu iki türe ayrılabilir 1 Dış algı Dışdünyadaki nesnelere yönelen onlarla ilişkili olan algı 2 İç algı İçdünyanın gerçeklerine ruhsal durumlar ruhsal edimler ruhsal içerikler yönelen ve onlarla ilgili olan algı Başaklardaki afyon sütünü almakta kullanılan aygıt Senirkent Isparta Dış dünyanın duyusal etkilemelerinin bilinçte uyardığı izlenimler söz konusu etkilemeler akımmıknatıssal dalgalar ve ses dalgaları aracılığıyla olur biyoloji )
- İDRAK | ALGI ile/||/<> ALGILAMA
( Bir olay ya da bir nesnenin varlığı üzerine duyumlar yoluyla edinilen yalın bilinç durumu. @@ Belleğin katkıları ve bir duyusal izlenimle ortaya çıkan, karmaşık, nesnel bilinç içeriği. Özellikle görsel algılar, dışımızdaki varlığın, şeylerin, nesnelerin biçim ve durumları konusundaki betimlemelerimizin yapısına girer. @@ Olay, nesne ve durumlar karşısında duyumlar aracılığıyla kazanılan ilk bilinçlilik. @@ Bir şeye dikkati yönelterek, duyular yoluyla o şeyin bilincine varma. Bir nesne duyular aracılığıyle algılanır, ancak algı duyusal izlenimlerden daha fazla bir şeydir, bilinçli bir farkına varmadır, duyumları bilince ileten bir olaydır. Algıda: a. algı olayı, b. algı içeriği, c. algı nesnesi ayırt edilir. Algılar şu iki türe ayrılabilir: 1. Dış algı: Dışdünyadaki nesnelere yönelen, onlarla ilişkili olan algı. 2. İç algı: İçdünyanın gerçeklerine (ruhsal durumlar, ruhsal edimler, ruhsal içerikler) yönelen ve onlarla ilgili olan algı. @@ Başaklardaki afyon sütünü almakta kullanılan aygıt (*Senirkent -Isparta) @@ Dış dünyanın duyusal etkilemelerinin bilinçte uyardığı izlenimler; söz konusu etkilemeler akımmıknatıssal dalgalar ve ses dalgaları aracılığıyla olur. @@ (biyoloji) )
- İDRAK | FEHM, İDRAK | ANLAMA ile/||/<> ANLAMA
( 1 Canlının herhangi bir nesnenin bilincine varmasını ya da onunla ilgili bilgileri edinmesini sağlayan süreç 2 Olay ve varlıkların anlamını kavrayabilme Bir kavramın öğelerini birleştirerek anlamlı bir bütün oluşturma ya da bir simge söz ya da anlatımın anlamını kavrama 1 Genel olarak Bir şeyi yalnızca dıştan değil kendi içinden kavrama bir şeyin özünü bir bağlam bütünü olarak anlamını tanıma 2 Bir olay ya da önermenin daha önce bilinen bir yasanın ya da formülün sonucu olduğunu görme 3 Anlaşılan bir şeyin başka türlü olamıyacağını görme 4 Diltheyde Başkalarının ya da başka çağların yaşantılarını ruh durumlarını edimlerini onlarla birlikte duyma ve sonradan yineleyerek benimseme Doğa bilimlerinin açıklama yönteminin karşısına Dilthey tinsel bilimlerin anlama yöntemini koymuştur Diltheye göre tinsel bilimler yaşantılarla ilgilidir yaşantılar da ancak anlama ile aydınlatılabilir )
- İDRAK ETME | ALGILAMA ile/||/<> ALGILAMA ile/||/<> ALGILAMAK
( Duyu örgenleri yoluyla çevrede var olan nesne ve olayların bilincine varma 1 Bir telsiz alıcısında gelen bir elektriksel imlemin kiplendiği taşıyıcı dalgadan ayrılması 2 Yüklü parçacıkların sayaçlarla yüze çıkarılması )
- İDRAR | SİDİK ile/||/<> SİDİK
( Memeli hayvanlarda böbreklerden süzülüp dışarı atılan sıvı Kuş ve sürüngenlerde katı ya da yarı katı bir halde olur biyoloji Memeli hayvanlarda böbreklerden süzülüp dışarı atılan üre gibi azotlu artık maddeler kapsayan boşaltım sıvısı Kuş ve sürüngenlerde katı ya da yarı katı bir hâlde olur İdrar sidik )
- İDRAR KESESİ ile/||/<> İDRAR TORBASI ile/||/<> MESANE
( İdrar borusuyla üretra arasında bulunan ve içinde idrar toplanan torba, mesane. )
- İFFET = UT = CHASTITY[İng.] = CHASTETÉ[Fr.] = KEUSCHHEIT[Alm.] = CASTITAS[Lat.]
- İFRÂZ | SALGI ile/||/<> SALGI
( Güneşten dışarı doğru madde fırlaması karşılık sekresyon secretio ayrılma Gözeler ya da bezler araciyle meydana getirilip göze ya da bezin dışına atılan bir madde ya da sıvı I salgu Dibekte buğday keşkek vb dövmekte kullanılan ağaç tokmak Keş Ayancık Sinop Baykara Selim Kars salgu Minoz Kavrak Terme Samsun II Duvar saati sarkacı Bursa biyoloji zooloji Türk cambazının bir becerisi İp üstünde aşağı doğru eğilerek ipi iki yana sallayıp gezinme Bir bez ya da bez hücresinden meydana getirilip çıkarılan sıvı ya da maddeler Sekresyon Salgı bezi tarafından salgılanan madde )
- İFRAZ ETME | SALGILAMA ile/||/<> SALGILAMA
( Bir bez ya da bez hücresinin salgı çıkarması Sekresyon Salgı bezinin kendine özgü salgı meydana getirmesi sekresyon )
- İFTİKÂRİ | DÜŞÜNCEL ile/||/<> DÜŞÜNCEL
( 1 Gerçekte olmayıp yalnızca düşüncede tasarım biçiminde var olan 2 Yalnızca düşünce ile kavranabilen Ancak düşüncede kalan gerçekleştirilemeyen )
- İFTİKÂRİYET ile/||/<> IDEALITY[İng.] ile/||/<> IDÉALITÉ[Fr.] ile/||/<> IDEALITÄT[Alm.] ile/||/<> DÜŞÜNCELLİK
( Nesnel gerçekliği olan varlığın karşısında salt düşünce idea ya da tasarım olarak varlık )
- İĞ ile/||/<> İĞ
( anlamdaş füze Mitoz ve mayoz bölünmeleri sırasında meydana gelen iğ biçimindeki ipliksel yapı 1 Su değirmenlerinde çarka bağlı demir mil Körküler Yalvaç Isparta Beyceli Fatsa Ordu 2 Taş eldeğirmenlerinde üst taşın ortasından geçirilerek alt taşa tutturulmuş ağaç kazık Kemalpaşa İzmir 3 Çıkrıkta iplerin sarıldığı demir kısım Gölbaşı Çankaya Ankara 4 Yünü ip durumuna getirmek için kullanılan üst kısmında şişkinlik bulunan ağaç şiş Yenikent Aksaray Nideğ 5 Alt kısmında ağırşak bulunan ip bükme aracı Güllüce Gümüşhacıköy Amasya iğ iplikleri Yerel ağızlarda iğli hastalıklı iğlez ilez ince zayıf cılız ileze veremli iğlek ilek zayıf gibi birtakım türevleri kalmıştır Türkçede cılız zayıf güçsüz olarak kullanılan enez eneze de iğin yeni bir türevidir enez eneze yăx Türk diyalektlerinde iğin eski bir geçmişe çıktığını biliyoruz ig OT ig Eski Kıpçakçada yig olarak geçer )
- IGNATIUS BOHNE[Alm.] ile/değil/yerine/= İGNATİA
- İĞNE YAPMA | ENJEKSİYON[Fr. < İNJECTİON] ile/||/<> ENJEKTÖR
( Damar, doku ya da vücut boşluğu içine şırıngayla herhangi bir sıvı verme, zerk. @@ Sıvı ilaçların, amacına uygun biçimde organizmadaki venalar, çeşitli dokular, normal ya da patolojik boşluklar içerisine şırınga edilmesi. @@ @@Enjeksiyon. )
- İĞNE YAPMA | ENJEKSİYON ile/||/<> ENJEKSİYON ile/||/<> ENJEKSİYON[Fr. < INJECTION]
( Damar doku ya da vücut boşluğu içine şırıngayla herhangi bir sıvı verme zerk Sıvı ilaçların amacına uygun biçimde organizmadaki venalar çeşitli dokular normal ya da patolojik boşluklar içerisine şırınga edilmesi Enjeksiyon )
- IĞNEDAN[TR. < IĞNE + FARS. < -DÂN] ile/||/<> ...
( üzerine iğne saplanan küçük yastık iğne yastığı iğnelik iğne dān eki Farsça dān ekinin rolünün unutulması üzerine iğnedana iğneden Türkçe lık lik eki getirilmiştir Türkçe yağdanlıkta olduğu gibi Ancak sürmedanda lık eki kullanılmamıştır )
- İĞNEDAN[TR. < İĞNE + FARS. < -DÂN] ile/||/<> İĞNEDANLIK ile/||/<> İĞNEDENLİK
( 'üzerine iğne saplanan küçük yastık, iğne yastığı, iğnelik' @@ < iğne + Far -dān eki. Farsça -dān ekinin rolünün unutulması üzerine iğnedan'a (> iğneden) Türkçe -lık (~ -lik) eki getirilmiştir. Türkçe yağdanlık'ta olduğu gibi. Ancak sürmedan'da -lık eki kullanılmamıştır. )
- IGNITE[İng.] / ANZÜNDEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ATEŞLEMEK
- IGNITION POINT[İng.] / POINT D'IGNITION[Fr.] / ZÜNDPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALEV ALMA NOKTASI
- IGNITION[İng.] / IGINITION[Fr.] / ENTSPANNUNG, ZÜNDEN, ZÜNDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ATEŞLEME
- IGNITION[İng.] ile/||/<> ALLUMAGE[Fr.] ile/||/<> ZÜNDUNG[Alm.] ile/||/<> ATEŞLEME
( Genellikle bir yanma olayını başlatmak amacıyla özdeğin sıcaklığını belli tutuşma sıcaklığına yükseltme işlemi Özel olarak içten yanmalı motorlarda patlayıcı gaz karışımını elektrik kıvılcımıyla tutuşturma işlemi )
- IĞRIP[Yun.] ile/||/<> SERPME ile/||/<> TOR
( [ırıp]: Bir balıkağı türü. (Gençali *Senirkent -Isparta) [ırıp] : (Sofça -Kütahya) @@ Deniz ya da göl tabanına yakın yüzen balıkları avlamak için kullanılan, kanatlarına ağırlıklar bağlanarak atılan, gemiye ya da kıyıya çekilen, kanatlarının her birinin uzunluğu 52-250 m, yüksekliği 15-30 m, torba uzunluğu 15-32 m olan, kullanıldığı yöreye ve avladığı balığa göre göze genişlikleri değişen, kolları sığ ve yüksek uyarnayla dikinelerden oluşan bir tür çekme ağı.@@bk. ığrıp @@ Eski kaynaklarda 'balık avlama gemisi' olarak geçer. Anadolu ağızlarında 'usul, düzen, oyun' anlamlarında kullanılır. < R (Bizans) γρῖπος 'type of net; fishing boat'. Balkan ve Akdeniz dillerinde de yaygın olarak kullanılır: Blg grib, grip, Srp grib 'ağ', İtal grippo 'gemi', İtal (Venedik) gripo 'gemi', Fr grip 'gemi', İsp gripo 'gemi'. @@Eski kaynaklarda 'balık avlama gemisi' olarak geçer. Anadolu ağızlarında 'usul, düzen, oyun' anlamlarında kullanılır. < R (Bizans) γρῖπος 'type of net; fishing boat'. Balkan ve Akdeniz dillerinde de yaygın olarak kullanılır: Blg grib, grip, Srp grib 'ağ', İtal grippo 'gemi', İtal (Venedik) gripo 'gemi', Fr grip 'gemi', İsp gripo 'gemi'. )
- İGUANAGİLLER ile/||/<> İGUANAGİLLER
( İguanidae Karibçe iguana bir tip kertenkele Omurgalı hayvanlardan sürüngenler Reptilia sınıfının pullusürürüngenler Squamata takımının kertenkeleler Lacertilia alttakımına giren bir familyası Agamagillere çok benzeler Amerikanın büyük tropik kertenkeleleridir Kabarcıklı iguana İguana tuberculara türü iyi bilinir Sürüngenler Reptilia sınıfının pullu sürüngenler Squamata takımının kertenkeleler Lacertilia alt takımından Amerikada tropik bölgelerde yaşayan büyük kertenkeleler )
- İHLÂL | BOZMAK ile/||/<> BOZMA ile/||/<> BOZMAK
( Yumrukoyununda kurallara uymamak kuralların dışına çıkmak Taşrada kullanılan kapıkulu süvarilerinin ulufelerini zamanından önce alabilmeleri için belli bir indirim karşılığında ödeneklerinin kırdırılması işlemi Bir konutun çok sayıda ev halkının yararlanabileceği konut birimlerine ya da bir yapının kullanım biçiminin başka kullanım biçimlerine dönüştürülmesi 1 İki yan arasında yapılmış olan sözleşmeyi temelinden bozma 2 Sözleşmeyi ilerisi için bozma Bir markayı ya da bulguyu yasalarda yazılı nedenlerle ve yollarla yok saymak )
- İHLÎL | İHLÂL | ÜRETRA ile/||/<> ÜRETRA ile/||/<> SİYEK
( siyek Sidiği sidik kesesinden dışarı taşıyan kanal Siyek İdrarı idrar kesesinden dışarıya taşıyan ince kanal anat Sidik borusu karşılık uretra Sidiği sidik torbasından dışarı taşıyan kanal Tek tırnaklı hayvanları iğdiş yapmak için kullanılan bükümlü iki tahta parçasından oluşmuş araç Senirkent Isparta üretra biyoloji üretra )
- İHLİL | SİYEK ile/||/<> SİYEK
( karşılık uretra Sidiği sidik torbasından dışarı taşıyan kanal Tek tırnaklı hayvanları iğdiş yapmak için kullanılan bükümlü iki tahta parçasından oluşmuş araç Senirkent Isparta üretra biyoloji üretra )
- İHRAÇ, İHRACAT | OUTPUT | DEPAR | ÇIKIŞ ile/||/<> ÇIKIŞ
( Çıkış imi ile çıkış yerinden koşuya başlama İki türü vardır Kısa koşularda uygulanan alçak çıkış uzun koşularda uygulanan yüksek çıkış Sinema Bir sinemada izleyicilerin salondan ve yapıdan çıkmalarını sağlayan kapı geçit ve dış kapılar özellikle salon kapıları Malların ya da kişilerin gümrük sınırından yurt dışına çıkışı a mal çıkışı Bir oyun kişisinin sahneden inandırıcı bir zorunlukla çıkması ayrılması 1 Bir çıkış süreci ile ilgili bir aygıt süreç ya da oluğa ya da bir çıkış süreci ile ilgili veriler ya da durumlara değgin örn çıkış verisi çıkış imi çıkış ucu vb II Bir veri işlem dizgesince ya da onun herhangi bir birimince verinin dizgeden dışarıya gönderilmesi süreci Yarışa katılan çiftekercinin ya da bütün koşucuların çıkış yargıcısının verdiği komutla çıkış çizgisinden yarışa başlamaları Durmalı ya da atılımlı olabilir verdi 1 Oyun kişisinin inandırıcı bir zorunlukla sahneden çıkması 2 Tiyatro salonundaki seyircinin çıkış yeri 3 Sahne çıkış kapısı )
- İHRAÇ, İHRACAT | OUTPUT | DEPAR | ÇIKIŞ ile/||/<> ÇIKIŞ ÇİZGİSİ
( Çıkış imi ile çıkış yerinden koşuya başlama. İki türü vardır: Kısa koşularda uygulanan alçak çıkış; uzun koşularda uygulanan yüksek çıkış. @@ Sinema Bir sinemada izleyicilerin salondan ve yapıdan çıkmalarını sağlayan kapı, geçit ve dış kapılar; özellikle salon kapıları. @@ Malların ya da kişilerin gümrük sınırından yurt dışına çıkışı, a. bk. mal çıkışı. @@ Bir oyun kişisinin sahneden inandırıcı bir zorunlukla çıkması, ayrılması. @@ (1) Bir çıkış süreci ile ilgili bir aygıt, süreç ya da oluğa ya da bir çıkış süreci ile ilgili veriler ya da durumlara değgin, örn. çıkış verisi, çıkış imi, çıkış ucu vb. @@ (II) Bir veri işlem dizgesince ya da onun herhangi bir birimince verinin dizgeden dışarıya gönderilmesi süreci. @@ Yarışa katılan çiftekercinin ya da bütün koşucuların, çıkış yargıcısının verdiği komutla çıkış çizgisinden yarışa başlamaları. Durmalı ya da atılımlı olabilir. @@ bk. verdi. @@ @@ 1. Oyun kişisinin inandırıcı bir zorunlukla sahneden çıkması. 2. Tiyatro salonundaki seyircinin çıkış yeri. 3. Sahne çıkış kapısı. @@ @@ )
- İHRAK | İHTİRAK | YANMA ile/||/<> YANMA
( Sinema Bir filmin herhangi bir nedenden alev alması Isı ses ve ışık vererek ya da yayayarak oluşan hızlı yükseltgenme tepkimesi karşılık oksidasyon oxys keskin combustia Enerji meydana getiren bir kimyasal olay ya da genel olarak bir kimyasal maddenin oksijenle birleşmesi Yakıt içinde oluşan ısının tamamını çeken soğutucu donanımın yetersiz kalması sonucu yakıt unsurunun önemli ölçüde hasar görmesi Enerji meydana getiren bir kimyasal olay ya da genel olarak bir kimyasal maddenin oksijenle birleşmesi ya da bir bileşik atom ya da iyondan elektron kaybı Oksidasyon Çeliğin ostenitleme sıcaklıklarında ve yükseltgeyici bir atmosferde ısıtılması sonucu ostenit tane sınırlarında oluşan erime ve oksitlenme olayı Otlarda kızışma )
- İHRAK[Osm.] / COMBUSTION[İng.] / COMBUSTION[Fr.] / VERBRENNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YANMA
- İHSASİYE | DUYUMCULUK ile/||/<> DUYUMCULUK
( Bütün bilgilerin duyumlardan sağlandığını savunan ruhbilim akımı Bilginin duyumlar yoluyla elde edileceğini ve gerçekte de her bilginin temelinde duyumların bulunduğunu ileri süren öğreti Bütün bilgilerin yalnızca duyumlardan geldiğini duyu algılarına dayandığını ileri süren öğreti Formülünü Lockeun şu ünlü tümcesinde bulur Daha önce duyularda bulunmayan hiç bir şey anlıkta yoktur 2 Ruhbilimsel açıdan Bütün ruhsal olayları duyumlara geri götüren indirgeyen anlayış 3 Ahlak felsefesi açısından Yaşamın anlam ve ereğini duyu hazlarında bulan öğretiler Duyumculuğun ilkçağda temsilcileri Kyrene Okulu ve Epikurosçulardır Yeniçağda ise özellikle Locke ve Condillactır )
- İHTİBARİ | AMPİRİK | GÖRGÜL ile/||/<> GÖRGÜL
( Yaşantı ve denemeler yolu ile edinilen kavram ve bilgiler Yöntemli olsun olmasın genellikle deney ve gözlem üzerine kurulu olan Yalnızca gözlem ve deney sonuçlarına dayanan Uygulamaya deneye ve gözleme dayalı )
- İHTİBARİ | AMPİRİK | GÖRGÜL >< ÖNSEL >< SONSAL
( Yaşantı ve denemeler yolu ile edinilen (kavram ve bilgiler). @@ Yöntemli olsun olmasın genellikle deney ve gözlem üzerine kurulu olan. @@ Yalnızca gözlem ve deney sonuçlarına dayanan. @@ Uygulamaya, deneye ve gözleme dayalı. )
- İHTİBARİYE | İHTİBARİYE, AMPİRİZM | GÖRGÜCÜLÜK ile/||/<> GÖRGÜCÜLÜK
( Bilginin edinilmesinde yargı ve düşünmeye önem veren usçuluğa karşıt olarak bilginin gözlem yaşantı ve duyulara dayandığını savlayan bir görüş 1 Bilginin gözlem deneme ya da duyular ile elde edilebileceğini ileri süren bu nedenle bilginin kazanılmasında usa vurmaya ya da düşünceye ağırlık veren usçuluğun karşıtı olarak gelişen geleneksel öğreti 2 Organizma ile durum ya da çevre arasında bir etkileşim olarak yaşantıya önem veren bilgiyi simgelerle iletişimi yapılan denetimli ve yeniden düzenlenmiş yaşantı biçiminde düşünen çağdaş bir felsefe anlayışı Bilginin kaynağını olgusal ve görgül verilere dayandıran bilgi kuramı )
- İHTİBARİYE | İHTİBARİYE, AMPİRİZM | GÖRGÜCÜLÜK >< USÇULUK
( Bilginin edinilmesinde yargı ve düşünmeye önem veren usçuluğa karşıt olarak bilginin, gözlem, yaşantı ve duyulara dayandığını savlayan bir görüş. @@ 1. Bilginin gözlem, deneme ya da duyular ile elde edilebileceğini ileri süren, bu nedenle bilginin kazanılmasında usa vurmaya ya da düşünceye ağırlık veren usçuluğun karşıtı olarak gelişen geleneksel öğreti. 2. Organizma ile durum ya da çevre arasında bir etkileşim olarak yaşantıya önem veren, bilgiyi simgelerle iletişimi yapılan denetimli ve yeniden düzenlenmiş yaşantı biçiminde düşünen çağdaş bir felsefe anlayışı. @@ Bilginin kaynağını olgusal ve görgül verilere dayandıran bilgi kuramı. )
- İHTİLAF | ANLAŞMAZLIK ile/||/<> ANLAŞMAZLIK
( Karşıt yaklaşımlardan kaynaklanan köklü tutum ya da görüş ayrılığı Bir hak bir konu üzerinde iki yanın görüşleri arasında beliren aykırılık )
- İHTİLAF | ANLAŞMAZLIK ile/||/<> ÇEKİŞME ile/||/<> UYUŞMAZLIK
( Karşıt yaklaşımlardan kaynaklanan köklü tutum ya da görüş ayrılığı. @@ Bir hak, bir konu üzerinde iki yan'ın görüşleri arasında beliren aykırılık. )
- İHTİLÂT[Osm.] / CONTAMINATION[İng.] / CONTAMINATION, IMPURETÉ[Fr.] / KONTAMINATION, VERUNREINIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BULAŞMA, KİRLENME, SAFSIZLIK
- İHTİLAT[Osm.] / MIXTION[Fr.] / MISCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KARIŞMA
- İHTİMALİYE | OLASICILIK ile/||/<> OLASICILIK
( Bilgide salt doğruluk ya da değişmezlik olamayacağını ancak daha olası görünen sanılar ile düşünceler bulunabileceğini ileri süren öğreti probabilis olası denebilir Bilginin ancak olasılık değeri olduğunu salt doğrunun bilinemeyeceğini bilginin yalnızca olasılığa erişebileceğini ileri süren kuramsalkuşkucu öğreti )
- İHTİMÂLİYYET | OLASILIK ile/||/<> OLASILIK
( Bir olayın ortaya çıkmasına engel olan başka olaylar bulunması halinde uygun haller sayısının mümkün haller sayısına oranı bu oran O ile 1 sayısı arasında değişir sıfır olursa hiç olmayacak 1 olursa kesinlikle olacaktır S bir raslantı deneyinin örrieklem uzayı A bu uzayda bir rasgele olay olmak üzere A olayına bağlanan ve aşağıdaki belitleri sağlayan P A sayısı 1 Her A olayı için dir 2 P S 1 dir 3 A ve B ayrık olaylar ise P AUB P A P B dir 4 olayları ayrık iseler dir Bir olayın olabilirlik derecesinin 0 ile 1 arasındaki bir gerçek sayıyla gösterilmiş biçimi Bir olayın belli bir biçimde gerçekleşme kazanışı ya da payı gerçekleşmesi beklenen olaylardan paydası tüm olanaklı durumlardan oluşmuş bir oranla ya da bölümle dile getirilebilen beklenti düzeyi I Felsefede Doğruluğa yaklaşım derecesi Bu anlamda 1 Ortaya çıkması zorunlu olmayan bir olayın ortaya çıkma olanağının en yüksek derecesi 2 O zamana değin yapılan deneylerle bir olayın ortaya çıkmasının beklenilmesi ama yine de salt bir kesinliği bulunmaması durumu 3 Bir şeyin doğru sayılması için yeterince nedenlerin bulunmaması durumu II Matematikte Güvenilirliğin sayı ile belirlenmesi böylece belli bir olayın ortaya çıkabilme olanağı hesap edilebilir Ör Bir zar atmada altıyı tutturmada 1 6 olasılık vardır Sayıtımsal olayların bir sonucu ortalama yüzde kaç kez vereceğini bildiren sayı Gerçekleşen durumlar sayısının gerçekleşebilecek tüm durumlar sayısına oranı olasılık 1 den küçük bir sayıdır en çok 1 olabilir Herhangi bir biyolojik olayın tekrarlanma şansı Örneğin Kalıtsal özelliklerin dölden döle geçme şansının ya da tesadüfünün matematiksel hesaplanması İhtimaliyet Bir olayın aynı koşullar altında değişik biçimlerde ortaya çıkması esnasında kaydedilecek uygun öge ve öğeler sayısının tüm öğeler sayısına oranı )
- İHTİMAM | BAKIM ile/||/<> BAKIM
( Sinema TV Sinema ve televizyon araçlarının donatımının bozulmamasını düzgün işlemesini sağlamak amacıyla gerekli işleri yerine getirme Herhangi bir dizgenin işlevini sürdürmesini olanaklıysa en yüksek verimle çalışmasını sağlamak için gerekli düzeltmeleri uygulamak amacıyla gerçekleştirilen hizmetler bütünü Donanım dizgelerini oluşturan makinelerin bakımı gibi yazılım dizgelerinin de bakımı söz konusudur İzlencelerin son durumu bunlara ilişkin belgelemenin günlenmesi izlenceleme dillerinin gelişmesi yazılıma dönük bakımla ilgili sorumluluklardır Bireyin bedensel ruhsal ve eğitsel gelişimi için ana baba okul ve öbür toplumsal kurumların gösterdiği çabaların tümü timar Hayvanların sabit vücut kondisyonlarında tutulması için gerekli gıdalarla beslenmesi )
- İHTİMAM | BAKIM ile/||/<> ONARIM
( Sinema/TV. Sinema ve televizyon araçlarının, donatımının bozulmamasını, düzgün işlemesini sağlamak amacıyla gerekli işleri yerine getirme. @@ Herhangi bir dizgenin, işlevini sürdürmesini, olanaklıysa en yüksek verimle çalışmasını sağlamak için gerekli düzeltmeleri uygulamak amacıyla gerçekleştirilen hizmetler bütünü. Donanım dizgelerini oluşturan makinelerin bakımı gibi, yazılım dizgelerinin de bakımı söz konusudur. İzlencelerin son durumu, bunlara ilişkin belgelemenin günlenmesi, izlenceleme dillerinin gelişmesi yazılıma dönük bakımla ilgili sorumluluklardır. @@ Bireyin bedensel, ruhsal ve eğitsel gelişimi için, ana baba, okul ve öbür toplumsal kurumların gösterdiği çabaların tümü. @@ bk. timar. @@ @@ @@ Hayvanların sabit vücut kondisyonlarında tutulması için gerekli gıdalarla beslenmesi. )
- İHTİRA, TEKŞİF ile/||/<> HEURISTIQUE[Fr.] ile/||/<> ARS INVENIENDI[Lat.] ile/||/<> HEURISTIK[Alm.] ile/||/<> BULGULAMA
( ars inveniendi bulma sanatı heuriskein bulmak Yeni olayları ve bilgileri bulma yöntemi ve öğretisi Tarihte Belgelerin araştırılması belgeleri araştıran tarihsel yöntem )
- İHTİRAİ, TEKŞİFİ ile/||/<> HEURISTIC[İng.] ile/||/<> HEURISTIQUE[Fr.] ile/||/<> HEURISTISCH[Alm.] ile/||/<> BULGUSAL
( heuriskein bulmak Araştırmaya araştırma yapmaya ilişkin )
- İHTİRAS | TUTKU ile/||/<> TUTKU
( İstenç ve yargıları aşan güçlü bir coşku 1 Bir insanın isteme duyma ve düşünmesine egemen olan güçlü eğilim 2 Uzun süreli kalıcı ve güçlü duygulanım Tutkular erek ve doğrultularına göre olumlu ve olumsuz yapıcı yaratıcı ve yıkıcı olabilirler Olumlu tutku başarıya olumsuz tutku kötülüğe götürür Hegel tutku olmadan hiç bir büyük işin başarılamayacağını söyler )
- İHTİSÂR | SADELEŞME ile/||/<> SADELEŞME
( sadeleştirme matematik )
- İHTİSÂR | SADELEŞME ile/||/<> SADELEŞTİRME
( sadeleştirme (matematik) @@ (...) )
- İHTİSAS | DUYGU ile/||/<> DUYGU
( Belirli nesne olay ya da kişilerin bireyin iç dünyasında uyandırdığı izlenimler Belli bir uyaran karşısında genellikle güdü ve değerlerle ilişkili olarak belirip çoğu kez süreklilik ve tutarlılık gösteren heyecandan daha zayıf bir uyarım biçimi 1 Yeniçağın usçu felsefesindeki anlamı Leibnizte karışık tasarım bulanık karanlık düşünme ve duyma 2 Anlık ve istencin yanında duyma yetisi haz ve acıyı duyabilme olarak beliren üçüncü temel yetiye verilen ad 3 Kendine özgü bir ruhsal devinim ve devinimlilik Bu anlamda duygu a Belirli bir şeye yönelmiş özel bir duygu b Tümüyle duygu ve duygu durumu olabilir Anlam ve kökenine göre daha kesin ayrımlar da yapılır 1 Bedenin belli bir yerinde yerleşmiş olan duyumlar duyu organları aracılığı ile bunlar bir noktadadır süresizdir ve duyum yönünden süreklilikleri yoktur 2 Taşıyıcı temel yaşama duygusu temel yaşama duygululukları ve temel duygulanımlar bunun özünü oluştururlar 3 Özel ruhsal duygular üzüntü 4 Kendini ve kendi değerini duyma aşağılık duygusu 5 Tinsel duygular a durumsal mutluluk b bir şeye yönelmiş özellikle estetik tinseldüşünsel şaşma hayranlık ve ahlaksaltoplumsal duygular ödev duygusu saygı biyoloji )
- İHTİZAZ[Osm.] / OSCILLATION[İng.] / OSCILLATION[Fr.] / OSZILLATION, SCHWINGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SALINIM, TİTREŞİM
- İKÂME | ORNATMA ile/||/<> ORNATMA ile/||/<> DEĞİŞKEN DEĞİŞTİRİMİ
( 1 değişken değiştirimi 2 Bir çokluk yerine bir ötekini koyma Özdeciğin bir öğeciği bir topağı yerine başka bir türünü koyma işlemi yerine geçme )
- İKAME-İ HÜCCET ile/||/<> PROTEST[İng.] ile/||/<> PROTESTER[Fr.] ile/||/<> PROTESTIEREN[Alm.] ile/||/<> PROTESTO ETMEK
( Herhangi bir davranışın tüzeye antlaşma ve sözleşmelere aykırı düştüğünü ve onanmadığını resmî olarak açıklamak )
- İKAMETGÂH | MEVZUA | MEVZÛA | MESKEN | POSTULAT ile/||/<> POSTULAT ile/||/<> KONUT
( konut konut ıspatsız kabul edilen bir önerme Kum çukurlarından mağaralara kaya oyuklarından ağaç kabuklarına siperliklerden değişik biçimdeki kulübelere çadırlardan ağaç ve taştan yapılma evlere kadar genişleyen insanın yatıp kalktığı kötü havalardan yırtıcı hayvanlardan baskınlardan korunduğu işinin dışında barındığı yer koyut konakçı Bir ya da birkaç ev halkının yaşaması için yapılmış insan yaşamasının gerekli kıldığı uyuma yemek pişirme soğuktan ve sıcaktan korunma yıkanma ve ayakyolu gibi temel gereksinme konularında kolaylıkları bulunan barınak 1 Kuramsal olarak kanıtlanamayan ama düşünce gidişinde varsayım olarak zorunlukla geçerli sayılan önerme Apaçık olan belitten ayrı Kantta özgürlük Tanrı ve ölümsüzlük salt kılgılı usun konutlarıdır bunlar us ideleri olmak bakımından gerçi kuramsal olarak tanıtlanamazlar ama önselsalt olarak geçen bir kılgılı us yasasına ahlak yasası ayrılmaz bir biçimde bağlı olmakla geçerli sayılırlar 2 Modern matematikte Varsayım olarak konmuş bir ya da daha çok önermelerden kalkarak bunlardan mantıksal sonuçlar çıkaran varsayımsaltümdengelimli bir dizgedeki Axiomatik konutlara da belit denir postula matematik İnsanların oturması için yapılıp düzenlenen yer )
- İKAZ | UYARMA ile/||/<> UYARMA ile/||/<> UYARMAK
( Karşılaşma sırasında kurala aykırı davranışları önlemek için yumrukoyuncusunun dikkatini çekme Duyu örgenlerinden herhangi birisiyle ilgili fiziksel gücün uygulanması Bir disiplin suçu işlemiş olan öğrenciye davranışının kusurlu olduğunun yazılı olarak bildirilmesi Küçük yanlışlıkları görülen yarışçılara bir kez daha yapmamaları için verilen uyarma cezası elektrik 1 Bir elektromıknatısta akıyı üreten güç 2 Bir üreteç ya da motorun mıknatıssal çevriminde elektrik akımı ile bir mıknatıslı irkitim akısının oluşması karşılık eksitasyon excitare uyarmak Bir organ ya da dokuda çalışma meydana getirilmesi Nicemsel dizgeyi daha yüksek bir erke düzeyine çıkarma zooloji biyoloji biyoloji Bir organ ya da dokuda çalışma meydana getirilmesi Eksitasyon anat Embriyolojide canlıyı meydana getirmek üzere farklılaşmış embriyonik bir hücre topluluğunun yanında daha az farklılaşan diğer bir hücre topluluğuna etki etmesi onu geliştirmeye zorlaması )
- ÎKAZ MÜNHANİSİ[Osm.] / EXCITATION CURVE[İng.] / COURBE D'EXCITATION[Fr.] / ERREGUNGSKURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= UYARMA EĞRİSİ
- ÎKAZ[Osm.] / EXCITATION[İng.] / EXCITATION[Fr.] / ANREGUNG, EREGENZ, ERREGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= UYAR(IL)MA
- İKİ ÇENEKLİLER ile/||/<> İKİ ÇENEKLİLER
( di iki kotyledon kadeh şeklinde boşluk İki kotiledonu olan embriyo ve böyle bitkiler Dikotiledon Çift çenekliler )
- İKİ KANATLILAR ile/||/<> İKİ KANATLILAR
( dis iki pteryx kanat Eklem bacaklı hayvanlardan böcekler Insecta sınıfının kanatlılar Pterygota alt sınıfından ince yapılı ve tıknaz vücutlu ağız parçaları emici ya da delip emici tipte art kanatları farklılaşarak uçma esnasında dengeyi sağlayan halter denen birer tokmakçık hâline gelmiş gelişmelerinde tüm başkalaşım gösteren bir takım Ev sineği Musca domestica ev sivrisineği Culex pipiens sıtma sivrisineği Anopheles maculipennis karasinek Stomoxys calcitrans altın sinek Lucilia caesar çizgili sinek Aedes aegypti gök et sineği Calliphora vomitaria çeçe sineği Glossinapalpalis G morsitans at sineği Hippobosca equina sirke sineği Drosophila melanogaster türleri iyi bilinir Sinekler Eklembacaklı hayvanlardan böcekler İnsecta sınıfının kanatlılar Pterygota alt sınıfından ince yapılı ve tıknaz vücutlu ağız parçaları emici ya da delip emici tipte gelişmelerinde tüm başkalaşım gösteren bir takım sinekler )
- İKİCİLİK = SÜNAİYE = DUALISM[İng.] = DUALISME[Fr.] = DUALISMUS[Alm.] = DUALIS[Lat.]
- İKİLEM = KIYAS-I MUKASSİM = DILEMMA[İng., Alm., Yun.] = DILEMME[Fr.] = DILEMA[İsp.]
- İKİLİ ÇATI ile/||/<> İKİLİ ÇATI
( İki görevde de kullanılabilen çatı Alınmak avlanmak tavlanmak yakalanmak toplanmak sanılmak yazılmak atılmak kapılmak tutulmak sıkılmak sözcüklerinin hem dönüşlü hem de edilgen çatı olarak kullanılması gibi Bir fiil çatısının hem dönüşlü hem de edilgen olarak kullanılması atılmak alınmak bulunmak silinmek sıkılmak kapılmak tutulmak yıkılak gibi Örnekler ortaya atılmanın ne anlamı vardır Tembelliği yüzünden işten atıldı Arkadaşımın sözlerinden iyiden iyiye alındı İstediklerimizin hepsi de alındı Toplantıda bulunması iyi olacaktı Kayıp eşya bulunamadı Silinmek için havlu gerekli Camlar silindi mi Bu türlü işlerden sıkıldığını bilmiyorduk Portakalların sıkılmasına yardım edecek vb )
- İKİNCİ BALKON | GALERİ ile/||/<> GALERİ ile/||/<> GALERİ[Fr. < GALERIE]
( Tiyatro yapılarında üst katlar Seyirci galerinin daha ucuzca ve salmeye uzak olan bölümü Üst balkon 1 Roma tiyatrosunda yüksek ve uzun takma saç 2 Tiyatro yapılarında ikinci asma kat sergi )
- İKİNCİ YARI >< İLK YARI
( Bir ayaktopu oyununun ikinci 45 dakikalık bölümü. )
- İKİRCİK ile/||/<> ...
- İKİRCİK ile/||/<> İKİRCİM
- İKİZKENAR ÜÇGEN ile/||/<> ...
( 53 İkizkenar üçgen iki kenarı eşit olan üçgendir Böyle bir üçgenin iki açısı da eşittir Eşit olan açılar eşit kenarların karşısında bulunur Şekil 30 Şekil 31 )
- İKİZKENAR YAMUK ile/||/<> ...
( 69 İkizkenar yamuk paralel olmıyan kenarları eşit olan yamuktur )
- İKLİM ile/||/<> İKLİM[Ar. < İKLİM]
( Havanın sıcaklık basınç nem rüzgâr gibi koşullarını topluca belirten terim coğrafya tarım Belli bir bölgedeki meteorolojik parametre ve süreçlerin belirlendiği hava tiplerinin uzun zaman süresince saptanan ve mevsimleri karakterize eden ortalama durumu )
- İKON ile/||/<> İKON[Fr. < ICÔNE]
( Ortodoks kiliselerinde bulunan dinsel resim ve heykeller Resim eikon imge Ortodokslarda İsa Meryem ya da ermişlerin tahta üzerine mumlu ve yumurtalı boyalarla yapılmış resimlerine verilen ad )
- İKTİBAS | ALINTI ile/||/<> ALINTI
( Bir kitaptan bir yazıdan alındığı belirtilerek bazı satırların ya da sayfaların alınması 1 Başka bir yerden olduğu gibi aktarılarak tırnak içinde verilen söz tümce ya da parça 2 ödence Yararlanılan bir kaynağın adını anma ya da bir kaynaktan bölüm ya da tümce aktarma Başka dilden bir şey alma ya da alınan şey ALINTI KELİME Mot demprunt Lehnwort Gözle ve Kulaktan alıntı Bir dile çeşitli etkiler özellikle kültür etkileri dolayısıyla yabancı dillerden ek ve kelime alınması alıntı ek alıntı kelime ödünç )
- İKTİBAS | ALINTI ile/||/<> ALMA
( Bir kitaptan, bir yazıdan alındığı belirtilerek bazı satırların ya da sayfaların alınması. @@ 1. Başka bir yerden olduğu gibi aktarılarak tırnak içinde verilen söz, tümce ya da parça. 2. bk. ödence. @@ Yararlanılan bir kaynağın adını anma ya da bir kaynaktan bölüm ya da tümce aktarma. @@ Başka dilden bir şey alma, ya da alınan şey (ALINTI KELİME, Mot d'emprunt, Lehnwort /Alm./ ) bk. Gözle ve Kulaktan alıntı. @@ Bir dile çeşitli etkiler, özellikle kültür etkileri dolayısıyla yabancı dillerden ek ve kelime alınması. bk. alıntı ek, alıntı kelime. @@ bk. ödünç )
- İKTİDAR[Osm.] / POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL[Fr.] / POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= POTANSİYEL
- İLAÇ BİLİMİ | FARMAKOLOJİ ile/||/<> FARMAKOLOJİ ile/||/<> ECZACILIK BİLİMİ
( eczacılık bilimi İlaç bilimi 1 İlaç bilgisi 2 Hastalıkların önlenmesi tedavisi ve tanısında kullanılan ilaç vb maddelerin kaynakları fiziksel ve kimyasal özellikleri hazırlanma ve düzenlenmeleri tedavisinde kullanılan miktar ve biçimleri vücuda giriş yolları ile farmakodinamik ve farmakokinetik özelliklerini inceleyen bilim dalı )
- İLAÇ BİLİMİ | FARMAKOLOJİ ile/||/<> LİMNOLOJİ ile/||/<> SİSTEMATİK | ECZACILIK BİLİMİ
( bk. eczacılık bilimi @@ İlaç bilimi. @@ 1. İlaç bilgisi 2. Hastalıkların önlenmesi, tedavisi ve tanısında kullanılan ilaç vb. maddelerin kaynakları, fiziksel ve kimyasal özellikleri, hazırlanma ve düzenlenmeleri, tedavisinde kullanılan miktar ve biçimleri, vücuda giriş yolları ile farmakodinamik ve farmakokinetik özelliklerini inceleyen bilim dalı. @@ )
- İLÂH, ALLAH | TANRI ile/||/<> TANRI
( 1 Çoktanrıcılıkta var olduğuna inanılan insanüstü varlıklardan her biri 2 Acunda varolan her şeyin yaratıcısı ve buyurucusu olduğuna inanılan yüce varlık Dinsel inançta Doğüstü ve olağanüstü nitelikleri güçleri olan yetkin bir öz olarak en yüksek varlık Tanrı konusunda üç temel anlayış vardır 1 Tanrılar ya da tanrısal güçler çokluğu kabul edilir çoktanrıcılık politeizm 2 Bir tek Tanrısal olan vardır bu da evren ile aynı şeydir tümtanrıcılık panteizm her şey Tanrı Tanrısal olan evrenden daha fazla bir şeydir evreni kuşatır Pananteizm herşey Tanrıda 3 Tektanrıcılık Monoteizm Yaratıcı Tanrı Evrenin nedeni başlatıcısı olarak Tanrı Tanrı yalnızca evrenin nedeni başlatıcısı olarak anlaşılıp da her zaman etkileyen bir Tanrı söz konusu değilse buna yaratancılık deizm denir Bütün bu anlayışların karşısında Tanrıtanımazlık ateizm vardır Felsefedeki ve Tanrıbilimdeki Tanrı anlayışları arasındaki temel ayrılıklar Tanrıya giden yolun nerede olduğu ya da nerede aranması gerektiği sorusundan doğar Her zaman kesin ayrılıklar görülmeyebilir de a Tanrıya giden yol spekülatif düşünme aracılığı ile dünya üzerinden geçebilir Tanrı ilk neden son erek en yüksek en yetkin varlık öncesizsonrasız anlam temeli koşulsuz ve saltık olan diye anlaşılır b Eleştirel düşüncenin yardımıyla bakılacak olursa Tanrı sınır olandır idealist açıdan idedir gerçekçi açıdan ise bütünüyle başka olandır bundan dolayı aşkın olandır c Tanrı gizemsel yaşantıda ruhun arınmış içtenliğinde bulunur Bu yaşantıda ruh ve Tanrı karşıtlığı aşılarak ortadan kaldırılır d Tanrıya götüren bir yol da somut açınlamadır vahiy Burada Tanrı evrensel ya da tarihsel ve kişisel bir biçimde ya da aynı zamanda her iki biçimde yaratıcı temellendirilemez bir her şeye gücü yeten olarak ama aynı zamanda insanın karşısında koşulsuz bir Sen olarak bulunmaktadır Açınlama dinleri Hıristiyanlık burada Tanrı İsanın kişiliğinde insan biçiminde görünür Müslümanlık Tanrı elçisi olan Muhammete Kuranı indirmiştir Tanrı kanıtları Felsefede en önemlileri 1 Varlıkbilimsel ontolojik kanıt Bu kanıtta Tanrı kavramından Tanrının varlığı çıkarılır Tanrı kavramı gereği en yetkin varlıktır var olmasaydı en yetkin varlık olmaktan çıkacaktı çünkü varlık yüklemi olmayacaktı öyleyse Tanrının en yetkin varlık olarak varlığının da olması gerekir 2 Evrenbilimsel kosmolojik kanıt Bunun çeşitli düzenlemelerine rastlanır Bu kanıt dünyanın deviniminden bir ilk kımıldatıcı nedenler zincirinden bir ilk neden dünyadaki şeylerin değişkenliği koşulluluğu ve rastlantısallığından dünyanın ilk nedeni olan değişmez koşulsuz zorunlu bir varlığın bulunduğu sonucunu çıkarır 3 Ereksel teleolojik kanıt Burada dünyadaki ereklilik ve düzenden bu erek ve düzenleri koyan bir us varlığı olduğu sonucu çıkarılır 4 Ahlaksal kanıt İçimizdeki ahlak yasasının varlığı olgusundan ve dünyadaki ahlak düzeninden bunların nedeni olan yüksek bir istencin varlığı çıkarılır )
(1996'dan beri)