Almanca karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 16.977 başlık/FaRk ile birlikte,
16.977 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(5/69)
- ANGSTROM[İng.] / ANGSTROM[Fr.] / ANGSTRÖM[Alm.] ile/değil/yerine/= ANGSTRÖM
- ANGSTRÖM[İng.] ile/||/<> ANGSTROM[Fr.] ile/||/<> ANGSTRÖM[Alm.] ile/||/<> ANGSTRÖM
( İsveçli fizikçi Angström tarafından yapılmış olan bir uzunluk birimi milimetrenin on milyonda biri simgesi A )
- ANGSTRÖM ile/||/<> ANGSTRÖM[İSVEÇLI FIZIKÇI ANDERS JONAS ÅNGSTRÖM ÖZEL ADINDAN]
( Işığın dalga boyu ölçümünde kullanılan uzunluk birimi 10 üzeri 8 cm İzge ölçümde kullanılan ve 10 cm ye eşit olan uzunluk birimi A Röntgen ışınlarının dalga boyu ölçülümünde kullanılan uzunluk birimi A 1A 10 ¹ m İsveçli fizikçi Angström tarafından ileri sürülmüş olan elektron mikroskobunda incelenen yapıların ölçülmesinde kullanılan mikrometrenin on milyonda biri olan bir uzunluk ölçüsü birimi )
- ANGULAR ACCELERATION[İng.] / WINKELBESCHLEUNIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL İVME
- ANGULAR DISPERSION[İng.] / DISPERSION ANGULAIRE[Fr.] / WINKELDISPERSION[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL DAĞILIM
- ANGULAR DISPLACEMENT[İng.] / DÉPLACEMENT ANGULAIRE[Fr.] / WINKELVERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL YER DEĞİŞTİRME
- ANGULAR DISTANCE[İng.] / DISTANCE ANGULAIRE[Fr.] / WINKELENTFERNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL UZAKLIK
- ANGULAR FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE ANGULAIRE[Fr.] / KREISFREQUENZ, WINKELFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL FREKANS
- ANGULAR IMPULSE[İng.] / IMPULSION ANGULAIRE[Fr.] / DREHIMPULS[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL İTME, DÖNER İTKİ
- ANGULAR MAGNIFICATION[İng.] / ECKIGE-VERGRÖSSERUNG, WINKELVERGRÖSSERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL BÜYÜTME
- ANHARMONISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= ANHARMONİK
- ANHARMONISCHE BEWEGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANHARMONİK HAREKET
- ANHARMONISCHER OSZILLATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ANHARMONİK OSİLATÖR
- ANHİDRO | ANHİDRİT ile/||/<> ANHİDRİT ile/||/<> SUSUZ
( susuz kimya Özellikle asit gibi bir maddeden bir molekül su çıkarılmasıyla elde edilen kimyasal bileşik 1 Bir bileşimden su molekülü çıkarılmasıyla veya bir cismin su kaybetmesi sonucunda geriye kalan susuz kısım 2 Özellikle asit gibi bir maddeden bir molekül su çıkarılmasıyla elde edilen kimyasal bileşik Kayaç yapıcı mineral CaSO metalimsi olmayan parıltı renksiz ak bitümlü maddelerle mavimsi ya da kırmızımsı çizgi ak sertlik 33 5 yoğunluk 2 93 kübik Örüt yapısındaki tüm suyunu yitirmiş özdek )
- ANHİDRO | ANHİDRİT ile/||/<> ANKARA TAŞI | SUSUZ
( bk. susuz. @@ (kimya) @@ Özellikle asit gibi bir maddeden bir molekül su çıkarılmasıyla elde edilen kimyasal bileşik. @@ 1. Bir bileşimden su molekülü çıkarılmasıyla veya bir cismin su kaybetmesi sonucunda geriye kalan susuz kısım.2. Özellikle asit gibi bir maddeden bir molekül su çıkarılmasıyla elde edilen kimyasal bileşik.@@Kayaç yapıcı mineral. (CaSO; metalimsi olmayan parıltı, renksiz, ak, bitümlü maddelerle mavimsi ya da kırmızımsı; çizgi ak; sertlik 3-3.5; yoğunluk 2.9-3; kübik.) @@ Örüt yapısındaki tüm suyunu yitirmiş özdek. )
- ANHİDRO | SUSUZ ile/||/<> SUSUZ
( Kayaç yapıcı mineral CaSO metalimsi olmayan parıltı renksiz ak bitümlü maddelerle mavimsi ya da kırmızımsı çizgi ak sertlik 33 5 yoğunluk 2 93 kübik Örüt yapısındaki tüm suyunu yitirmiş özdek )
- ANHYSTERESIS[İng.] / ANHYSTÉRÉSIS[Fr.] / ANHYSTERESE[Alm.] ile/değil/yerine/= ANHİSTEREZİS
- ANIK ile/||/<> ANIK
( 'hazır' @@ < anı- 'hazırlanmak' )
- ANIK ile/||/<> HAZIR
( hazır anı hazırlanmak )
- ANILINE[İng.] / ANILINE[Fr.] / ANILIN[Alm.] ile/değil/yerine/= ANİLİN
- ANİLMERKEZ[Osm.] / CENTRIFUGAL[İng.] / CENTRIFUGE[Fr.] / ZENTRIFUGAL[Alm.] ile/değil/yerine/= MERKEZKAÇ
- ANİMASYON | CANLANDIRMA ile/||/<> CANLANDIRMA ile/||/<> CANLANDIRMAK
( Sinema Tek tek resimleri ya da devinimsiz nesneleri gösterim sırasında devinim duygusu verebilecek biçimde düzenlemek ve filme aktarmak işi Her şeyi gözönünde imiş gibi gösteren canlı bir anlatış canlandırma politikası Durmuş olan kalbi ve solunumu yeniden çalıştırmak için yapılan tıbbi uygulamalar kardiyopulmoner resüsitasyon )
- ANIMSAMA = TAHATTÜR = REMINISCENCE[İng.] = RÉMINISCENCE/RAPPELER[Fr.] = ANAMNESIS/ERINNERN[Alm.] = RECORDOR[Lat.] = ANAMNESIS[Yun.]
- ANION EXCHANGER[İng.] / ÉCHANGER D'ANIONS[Fr.] / ANION AUSTAUSCHER[Alm.] ile/değil/yerine/= ANYON DEĞİŞTİRİCİ
- ANION-EXCHANGE RESIN[İng.] / ANION AUSTAUSCHER HARZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ANYON DEĞİŞTİRİCİ REÇİNELER
- ANISOPLIE DES CÉRÉALES/BAMBOU[Fr. < BAMBOU] ile/değil/yerine/= ANISOPLIA AUSTRIACA/BAMBUSA BALCOOA[Lat.] ile/değil/yerine/= GETREIDELAUBKÄFER/BAMBUS[Alm.] ile/değil/yerine/= BAMBUL
( Kurtçuk evresinde ekin kökü, ergin evrede genç başakları kemiren kahverengi, kınkanatlı böcek. )
- ANISOTROPY CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE L'ANISOTROPIE[Fr.] / ANISOTROPIE-KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= ANİZOTROPİ SABİTİ
- ANISOTROPY ENERGY[İng.] / ÉNERGIE D'ANISOTROPIE[Fr.] / ANISOTROPIE-ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ANİZOTROPİ ENERJİSİ
- ANISOTROPY FACTOR[İng.] / FACTEUR D'ANISOTROPIE[Fr.] / ANISOTROPIEFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ANİZOTROPİ FAKTÖRÜ
- ANKA ile/||/<> ANKA[Ar. < ʿANKÂ]
( Bir takımyıldızın adı astronomi )
- ANKADRAMAN, KADRAJ ile/||/<> FRAMING[İng.] ile/||/<> CADRAGE, ENCADREMENT[Fr.] ile/||/<> BILDBÜHNENEINSTELLUNG, BILDVERSTELLUNG, BILDEINSTELLUNG, EINSTELLUNG, BILDBEGRENZUNG[Alm.] ile/||/<> ÇERÇEVELEME
( Sinema TV Sinemacı ya da televizyoncunun elindeki malzemeyi görüntü çerçevesinin ikiboyutlu alanı içerisine en uygun en elverişli biçimde yerleştirmesi işi )
- ANKARA KEÇİSİ ile/||/<> ANKARA KEÇİSİ
( anlamdaş tiftik keçisi Capra hircus angoriensis Evcil keçinin bir ırkıdır Uzun ipek gibi olan tüyleri için beslenir Uzun ipek gibi tüylere sahip evcil keçinin bir ırkı Tiftik keçisi Türkiye de özellikle Orta Anadolu ve Güney Doğu Anadolu yörelerinde yetiştirilen küçük zarif görünümlü ve olağanüstü güzel yapılı Ankara bölgesinde yetiştirilenlerin vücutları beyaz renkli tiftikle kaplı Mardin ve Siirt yörelerinde yetiştirilenleri ise siyah kurşuni sarı ve bej renkte olabilen ipek gibi yumuşak parlak tiftiği için yetiştirilen yerli bir tiftik keçisi ırkı Türk Ankara keçisi )
- ANKARA KEÇİSİ ile/||/<> TİFTİK KEÇİSİ
( (anlamdaş. tiftik keçisi, Capra hircus angoriensis): Evcil keçinin bir ırkıdır. Uzun ipek gibi olan tüyleri için beslenir. @@ Uzun ipek gibi tüylere sahip evcil keçinin bir ırkı. Tiftik keçisi. @@ Türkiyede özellikle Orta Anadolu ve Güney Doğu Anadolu yörelerinde yetiştirilen, küçük zarif görünümlü ve olağanüstü güzel yapılı, Ankara bölgesinde yetiştirilenlerin vücutları beyaz renkli tiftikle kaplı, Mardin ve Siirt yörelerinde yetiştirilenleri ise siyah, kurşuni, sarı ve bej renkte olabilen, ipek gibi yumuşak parlak tiftiği için yetiştirilen yerli bir tiftik keçisi ırkı, Türk Ankara keçisi. )
- ANKARA KEDİSİ ile/||/<> ANKARA KEDİSİ
( Felis domesticus angorensis Evcil kedinin bir ırkıdır Tüyleri ak kulakları sağır ve iki gözü ayrı renklerde olur Tüyleri ak işitme duyusu zayıflamış ve iki gözü ayrı renkte olan evcil kedinin atası Türkiye de Ankara yöresinden köken alan uzun tüylü kedilerin atası olarak kabul edilen ve Avrupa da Angora olarak tanınan kafası keskin hatlarla belirlenmiş orta büyüklükte burnu oldukça uzun ve üçgenimsi gözler iri yuvarlak ve çoğunlukla mavi ayrıca kehribar sarısı yeşilsarı tonları ve sarımavi olabilen birbirinden farklı göz rengi olanlarda biri her zaman mavi olan göz bebekleri dikey bir badem şeklinde vücudu uzun ve adaleli kuyruğu bol tüylü kabarık uzun ve karakteristik olarak yürürken kuyruğunu sırtına doğru yatay biçimde kıvrık tutan kalıtsal olarak en karakteristik özelliği sağırlık olan fakat bazıları da normal olabilen sahibini hiç yalnız bırakmayan enerjik oyuncu zeki ve meraklı yapıda uzun tüylü kedi ırkı Türk Ankara kedisi )
- ANKARA TAŞI ile/||/<> ANKARA TAŞI
( Yüzey kayacı genellikle camsı maddeli plajioklas amfibol mika ve avgitli kayaç Hamuru içinde aynı minerallerin iri kristalleri bulunur jeoloji )
- ANKEBUT | ÖRÜMCEK ile/||/<> ÖRÜMCEKLER
( Örümcekler takımına bağlı olup, başla birleşik göğüsleri, topluca bir karınları ve dört çift ayakları olan eklembacaklıların genel adı. @@ (tarım) @@ Araneae takımında bulunan, vücudu sekiz bacağın bulunduğu başlı göğüs ve karın olmak üzere iki bölümden oluşan, kimileri zehirli venomlara sahip arahnidlerden herhangi biri. @@ Yerel ağızlarda örümce olarak da geçer. Türkçe örümcek biçimi, Türkolog ve Mongolistleri sık sık uğraştırmıştır. Örnek olarak Paul Pelliot (JA 1925, 208-209) örümcek üzerinde özenle durmuştur. Örümcek adının Radloff tarafından ör- kökünden getirildiği anlaşılıyor. Çünkü Kırgızcada örmek bir dokuma ve örümcek ağı olarak kullanılır. Diğer yandan örümceğin Kırgızca adı örmökşü, örmek'ten gelen bir türeve benzer. Kumancada örümcik biçimi geçer. Çağdaş diyalektlerde örümcik (Sag, Koy), örmüçük (Tar), ürmekçe (Kzk), yörɣömüş (Alt, Tel), d'orgomuş (Tel) gibi birçok biçim göze çarpar. Turfan'da ölmekçi ve ölmeçük (Le Coq) biçimleri geçer. Türk diyalektlerindeki biçimlerin ör- köküne bağlanmasının bir halk etimolojisi olması olasıdır. Herhâlde bu biçimlerin Mançuca xelmexen ve xelmekü biçimlerinden ayrılmasının olanaksız olduğu anlaşılıyor. Pelliot'dan sonra Räsänen de örümcek biçimini açıklamaya çalışmıştır (V 375b). Räsänen etimolojik sözlüğünde Orta Türkçe örümçek, Kıpçakçça örmeçek ve örümçük biçimlerini saymıştır. Bundan başka, çağdaş diyalektlerde geçen örüŋmecek, öriŋmecek (Sag), örümdjik (Kaç), ermüçüg (Tar), örbekey, ı̆rı̆mcik (Hak.) gibi verileri eklemiştir. Räsänen'e göre örümcek Türkçe ör- kökünden gelir. Maddenin sonunda Räsänen Soyotça ēremçik 'örümcek' biçimini de vermiştir. Ona göre, bu biçim egir- 'örmek' kökünün bir türevidir. Räsänen'in Pelliot'un açıklama ve gözlemlerinden habersiz kaldığı açıktır. Azeri alanında görülen hörümçǝk biçiminin başındaki h- sonradan türemiştir. Sevortyan diyalektlerdeki örümcek sözünü ör- 'örmek' maddesi altında ele almıştır (ÊSTJa 1974, 545). )
- ANKEBUT ile/||/<> ÖRÜMCEK
( Örümcekler takımına bağlı olup başla birleşik göğüsleri topluca bir karınları ve dört çift ayakları olan eklembacaklıların genel adı tarım Araneae takımında bulunan vücudu sekiz bacağın bulunduğu başlı göğüs ve karın olmak üzere iki bölümden oluşan kimileri zehirli venomlara sahip arahnidlerden herhangi biri Yerel ağızlarda örümce olarak da geçer Türkçe örümcek biçimi Türkolog ve Mongolistleri sık sık uğraştırmıştır Örnek olarak Paul Pelliot JA 1925 208209 örümcek üzerinde özenle durmuştur Örümcek adının Radloff tarafından ör kökünden getirildiği anlaşılıyor Çünkü Kırgızcada örmek bir dokuma ve örümcek ağı olarak kullanılır Diğer yandan örümceğin Kırgızca adı örmökşü örmekten gelen bir türeve benzer Kumancada örümcik biçimi geçer Çağdaş diyalektlerde örümcik Koy örmüçük Tar ürmekçe yörɣömüş Alt Tel dorgomuş Tel gibi birçok biçim göze çarpar Turfanda ölmekçi ve ölmeçük Le Coq biçimleri geçer Türk diyalektlerindeki biçimlerin ör köküne bağlanmasının bir halk etimolojisi olması olasıdır Herhâlde bu biçimlerin Mançuca xelmexen ve xelmekü biçimlerinden ayrılmasının olanaksız olduğu anlaşılıyor Pelliotdan sonra Räsänen de örümcek biçimini açıklamaya çalışmıştır V 375b Räsänen etimolojik sözlüğünde Orta Türkçe örümçek Kıpçakçça örmeçek ve örümçük biçimlerini saymıştır Bundan başka çağdaş diyalektlerde geçen örüŋmecek öriŋmecek örümdjik Kaç ermüçüg Tar örbekey ı rı mcik gibi verileri eklemiştir Räsänene göre örümcek Türkçe ör kökünden gelir Maddenin sonunda Räsänen Soyotça ēremçik örümcek biçimini de vermiştir Ona göre bu biçim egir örmek kökünün bir türevidir Räsänenin Pelliotun açıklama ve gözlemlerinden habersiz kaldığı açıktır Azeri alanında görülen hörümçǝk biçiminin başındaki h sonradan türemiştir Sevortyan diyalektlerdeki örümcek sözünü ör örmek maddesi altında ele almıştır ÊSTJa 1974 545 )
- ANKEBUTİYE | ÖRÜMCEĞİMSİLER ile/||/<> ÖRÜMCEĞİMSİLER
( Örümcek akrep sakırga ve uyuzböceği türlerini içine alan dört çift ayaklı eklembacaklı omurgasızlar sınıfı Arachnoidea arakhne örümcek eidos biçim Çokgözeli hayvanlardan eklembacaklılar Arthropoda dalının gerçekeklembacaklılar Euarthropoda altdalının bir sınıfı Karada yaşarlar Vücutları başlıgöğüs sefalotoraks ve karın abdomen olmak üzere iki bölgeye ayrılır Sefalotoraksda bir keliser zehir çengeli bir pedipalpus duygu ayağı ve 8 yürüme bacağı vardır Keliserlerin ucu çengelli ya da makaslıdır Kitap akciğeri denen bir solunun organları vardır Ayrı eşeylidirler Yumurtlarlar ya da ovovivipardirlar Akrepler Scorpionidea örümcekler Araneida böğlar Solifugae ve kenelar Acarina en iyi bilinen takımlarıdır zooloji arachne örümcek eidos biçim Eklem bacaklılar Arthropoda dalının gerçek eklem bacaklılar Euarthropoda alt dalından karada yaşayan vücutları başlıgöğüs sefalotoraks ve karın abdomen olmak üzere iki bölgeden oluşan sefalotoraksta bir zehir çengeli keliser bir duygu ayağı pedipalpus ve sekiz yürüme bacağı bulunan keliserlerin ucu çengel ya da makas taşıyan kitap akciğerleri ile solunum yapan ayrı eşeyli ovipar ya da ovovivipar türleri olan akrepler Scorpionidae örümcekler Araneida böğler Solifugae ve keneler Acarina takımları iyi bilinen bir sınıf )
- ANKET | SORMACA ile/||/<> SORMACA
( Bir araştırmada veri toplamak üzere yazışma ya da görüşme yoluyla kişilerin görüşlerinin alınması ya da bu kişiler denekler üzerinde ölçüm yapılması Bir kent ya da kasabanın düzentasarını hazırlamak için gerekli bilgilerin elde edilmesi amacıyla bilimsel yöntemlerle yapılan araştırma türü )
- ANKLE[İng.] ile/||/<> CHEVİLLE DE PİED[Fr.] ile/||/<> FUSSKNÖCHEL, ENKEL[Alm.] ile/||/<> AYAK BİLEĞİ
( Ayak ile bacak arasında kalan ve en büyüğü topuğu oluşturan dokuz küçük kemik kapsayan bölge )
- ANKOŞ | ÇENTİK ile/||/<> ÇENTİK
( Sinema Basım sırasında basım aygıtının diyaframını belirli bir açıklığa getirecek düzeni işletmek üzere filmin kenarına açılan oyuk Çarpı deneyi için metal örneklerin üzerine belirli boyda açılan girinti )
- ANKOŞ YAPMAK ile/||/<> NOTCH[İng.] ile/||/<> ENCOCHER[Fr.] ile/||/<> KERBEN[Alm.] ile/||/<> ÇENTİKLEMEK
( Sinema Filme çentik yapmak )
- ANLAK/ZEKÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< US/AKIL/TAPINDIRAK
( Birleştirme/bağlantılandırma üzerine ve becerisi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Ayırabilme, dışarıda bırakabilme üzerine ve becerisi. )
( Kendini düşünür. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< [Önce kendiyle birlikte] Başkalarını da düşünür. )
( Sunulmuş/bahşedilmiş olan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Kişinin kuracağı. )
( Dün zekiydim, dünyayı değiştirmek isterdim. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Bugün akıllıyım, kendimi değiştiriyorum. )
( "Savaşta". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Barış için! )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Bağ. | Eskiden, develerin ayağına bağladıkları bağ. | Kendini, gereksinimi duyulan şeyi, kendi aracılığıyla elde edilen özel bir sıfatla kayıtlandırmış zât. )
( )
( Sözel/yazınsal. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Matematik. )
( Dilin becerisi/hüneri. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Dilin freni. )
( Yakını gösteren ışık/huzme. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Uzağı gösteren ışık/huzme. )
( Ne yapacağını "bilmek", istenç/irâde[yapma bilgisi/gücü/isteği]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Ne yapmayabileceğini bilme[bilgisi/gücü/isteği], direnç/ihtiyâr. )
( Kısa sürede [kazanırsa/belki/kısmen] "kazan[dır]ır". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Orta ve uzun sürede kazan[dır]ır. )
( )
( [Kişileri ...] Ayrıştırır, uzaklaştırır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Birleştirir, buluşturur. )
( [öteki ucu] Asalaklık. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Aptallık. )
( Keskinleştirmek üzere. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Yetkinleştirmek üzere. )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Hind felsefesindeki temel kavram RTA, Yol (Rota, route, road) anlamına gelmektedir. Ratio'nun kaynağı olan Ratis ise, Lâtince'de, bağ çubuklarını boylarına göre düzlemektir, denk etmektir. Eski Yunan'da, muntazam dizilmiş kolye anlamında, "cosmos", düzenli evren ("Cosmos") ile, akıl, dil, "Logos (uyumlu dil ve Akıl)", "Nomos", "Ethos" [yüce değerlere yönelme] arasındaki eşdeğerlik demektir. Japonların "Kannagara no michi"si, Arapların "Şeria"sı da aynı, doğru yol, anlamındadır. )
- ANLAK = ZEKÂ = INTELLECT/INTELLIGENCE[İng.] = ENTENDEMENT/INTELLIGENCE[Fr.] = VERSTAND/INTELLIGENZ[Alm.] = INTELLECTUS/INTELLIGENITIA[Lat.] = INTELIGENCIA[İsp.]
- ANLAM AYKIRILIĞI ile/||/<> ANLAM AYKIRILIĞI
( Karşıt anlamlı sözcüklerin sözlerin bir araya gelmesi 1 Bir metinden çıkarılan anlamın asıl anlama uygun olmaması 2 Okumada söylemede deyitlemede alınan tavrın ağızdan çıkan sözlerdeki anlama uygun düşmemesi )
- ANLAM AYKIRILIĞI ile/||/<> KARŞITLIK
( Karşıt anlamlı sözcüklerin, sözlerin bir araya gelmesi. @@ 1. Bir metinden çıkarılan anlamın asıl anlama uygun olmaması. 2. Okumada, söylemede, deyitlemede, alınan tavrın, ağızdan çıkan sözlerdeki anlama uygun düşmemesi. )
- ANLAM BAYAĞILAŞMASI ile/||/<> ANLAM BAYAĞILAŞMASI
( Derleme mana bayağılanması Bazı sözcüklerin gerçek anlamlarının yerine göre bayağı ve kötü anlama kayması Herif kaba dilde erkek kabak aptal kaba adam uşak emir kulu köle canavar Farsçada canlı anlamını verirken bugünkü Türkçede yırtıcı cana kıyan anlamlarını vermesi gibi anlam kötüleşmesi )
- ANLAM BAYAĞILAŞMASI ile/||/<> ANLAM DARALMASI ile/||/<> ANLAM DEĞİŞMESİ ile/||/<> ANLAM GENİŞLEMESİ ile/||/<> ANLAM KAYMASI
( (Derleme. mana bayağılanması) Bazı sözcüklerin gerçek anlamlarının, yerine göre, bayağı ve kötü anlama kayması: Herif (kaba dilde erkek) , kabak (aptal, kaba adam) , uşak (emir kulu, köle) , canavar (Farsça'da 'canlı' anlamını verirken bugünkü Türkçede 'yırtıcı, cana kıyan' anlamlarını vermesi) gibi. @@ bk. anlam kötüleşmesi )
- ANLAM BİLİMCİ ile/||/<> ANLAM BİLİMCİ
( Anlam bilimi üzerinde çalışan kimse Azerbaycan Türkçesi semasiolog Türkmen Türkçesi semasiolog Gagauz Türkçesi semasiolog Özbek Türkçesi semasiolog Uygur Türkçesi manini takşürgüçi alim semasiolog Tatar Türkçesi semasiolog Başkurt Türkçesi semasiolog semasiolog Krç Malk semasiolog Nogay Türkçesi semasiolog Kazak Türkçesi semasiolog Kırgız Türkçesi semasiolog Alt semasiolog Hakas Türkçesi semasiolog Tuva Türkçesi semasiolog Türkçesi semasiolog Rusça semasiolog )
- ANLAM BİLİMCİ ile/||/<> ANLAM BİLİMİ
( Anlam bilimi üzerinde çalışan kimse. @@ Azerbaycan Türkçesi: semasiolog; Türkmen Türkçesi: semasiolog; Gagauz Türkçesi: semasiolog;Özbek Türkçesi: semasiolog; Uygur Türkçesi: manini takşürgüçi alim ~ semasiolog; Tatar Türkçesi: semasiolog; Başkurt Türkçesi: semasiolog; Kmk: semasiolog; Krç.-Malk.: semasiolog;Nogay Türkçesi: semasiolog; Kazak Türkçesi: semasiolog; Kırgız Türkçesi: semasiolog; Alt:: semasiolog;Hakas Türkçesi: semasiolog; Tuva Türkçesi: semasiolog; Şor Türkçesi: semasiolog; Rusça: semasiolog )
- ANLAM DARALMASI ile/||/<> ANLAM DARALMASI
( Geniş kavramları olan bir sözcüğün bu kavramlar içinden tek bir anlama bağlanabilmesi Mal geniş anlamda bütün mallar dar anlamda hayvan davar yemiş geniş anlamda bütün yemişler dar anlamda incir salatalık geniş anlamda salata yapılabilen her türlü sebze dar anlamda hıyar örneklerinde olduğu gibi Bir kelimedeki anlamın genel iken az çok özel bir dereceye geçmesi Duymak sözünün işitmek anlamına alınması gibi Kelimenin kavram ve anlam kapsamı bakımından bir daralmaya uğrayarak eskiden anlattığı şeyin ancak bir bölümünü bir türünü anlatır duruma gelmesi bir kelimenin genel bir anlamdan özel bir anlama geçişi ET oğlan erkek ve kız dahil Çocuk evlât urı oğlan erkek çocuk kız oğlan kız çocuk oğlan TT erkek çocuk ET tawar her türlü mal mülk eşya TT davar küçükbaş hayvan ET alkış övme kutlama medih dua takdis TT alkış el çırparak alkışlamak ET uçuz kolay değeri olmayan değersiz TT ucuz para değeri az olan ET tünemek geceyi geçirmek gecelemek TT tünemek yalnız kuşlar ve evcil kanatlı hayvanlar için kümeste veya tünekte gecelemek ET tünek karanlık yer hapishane TT tünek evcil kanatlı hayvanların içinde tünedikleri kümes kuşların üzerinde tünedikleri dal veya sırık ET EAT konmak yer tutmak yerleşmek gecelemek bir yerde kalmak TT yalnız kuşlar için konmak pencereye kuş kondu vb ET yaş taze yeşil genç TT yaş ıslak vb EAT dirlik hayat yaşam TT geçim yaşayış düzeni huzur Evde dirliği düzeni yerindedir Aile hayatında dirliği bozuldu vb )
- ANLAM DEĞİŞMESİ ile/||/<> ANLAM DEĞİŞMESİ
( Anlamın daralması genişlemesi kayması iyileşmesi veya bayağılaşması Yemiş bütün yemişler anlamından incir anlamına terkos göl adı anlamından musluk suyu anlamına palas saray anlamından rahat kolay gevşek kötü anlamına vb Bir kelimenin anlamında olan değişme ki ANLAM DARALMASI ANLAM GENİŞLEMESİ ANLAM İYİLEMESİ ANLAM KEMLEMESİ ANLAM KAYMASI tarzında olabildiği gibi BAĞINTILI BAĞIMSIZ YAKIŞIR RASLAMALI BİRİNCİL ve İKİNCİL denilen çeşitleri de vardır Bu kelimelere bakınız Bir kelimenin gösterdiği anlamdan az veya çok uzaklaşarak yeni bir anlam kazanması olayı Olay geniş kapsamlı olarak anlam genişlemesi anlam daralması anlam iyileşmesi anlam kötüleşmesi gibi değişme olaylarını da içine alabilirse de asıl bir anlamdan başka bir anlama geçiş yani bir kavramdan başka bir kavrama geçişle ilgili anlam değişmelerini içine almaktadır ET okşamak benzemek TT okşamak okşamak ET sakınmak düşünmek üzerinde durmak plânlamak EAT sagın düşünmek sanmak TT sakınmak çekinmek bir şeyi yapmaktan uzak durmak ET ve EAT okımak davet etmek çağırmak TT okumak okumak küpe küçük metal halka lehç koşum takımlarında halka çağdaş lehçelerde demir gömlek zırh H Eren Türk Dilinin Etimolojik Sözlüğü s 275 1 TT kulağa takılan süs eşyası ET bekle sağlam tutmak tahkim etmek tutturmak bağlamak muhafaza etmek gözetlemek TT gözetlemek mec ummak EAT yapmak kapamak örtmek TT yapmak imal etmek EAT uslu akıllı TT uslu yaramazlık etmeyen haşarı olmayan vb )
- ANLAM GENİŞLEMESİ ile/||/<> ANLAM GENİŞLEMESİ
( Dar bir anlamda kullanılan bazı sözcüklerdeki anlamın zamanla ilgili kavramlara yayılması Terkos bir göl adından anlam genişlemesiyle musluk suyu anlamının doğması baş kafa anlamından anlam genişlemesiyle her meslek ve kuruluştaki üst aşama anlamının doğması ödül güreşi kazananlara verilen armağan anlamından bütün armağanlarda kullanılması gibi vb Bir kelimenin anlamı dar iken az çok genel bir dereceye çıkması Terkos Salatalık gibi Anlam kapsamı dar olan bir kelimenin zamanla ilgili bulunduğu kavram alanı içinde yayılarak daha geniş daha genel bir anlam kazanması olayı Alan sözü başlangıçta yalnız orman içindeki düz ağaçsız yer anlamında iken sonradan anlam genişlemesi ile TT de bölge branş bilim kolu anlamlarını da kazanmıştır Kültür kelimesi cultura aslında ekilmeye hazır toprak tarla anlamını verirken zamanla verim birikim kavramındaki anlam sınırının çok genişlemesi ile yüzyıllar boyunca elde edilen maddî ve manevî değerler bütünü yani kültür olmuştur ödül EAT öñdül öğdül yalnız Anadolu ağızlarında güreşte kazananlara verilen armağan mükâfat anlamıyla kullanılırken standart Türkçede her yarışmada kazanana verilen armağan mükâfat anlamını kazanmıştır Terkos un bir göl adından musluk suyu frijider in bir şahıs adından belirli bir buz dolabı markasına oradan genelleşerek buzdolabı anlamlarına geçişi de böyledir )
- ANLAM KAYMASI ile/||/<> ANLAM KAYMASI
( Derleme başka manaya geçiş anlam yer değiştirmesi Yeni bir anlam vermek üzere sözcüklerin gerçek anlamlarından kayarak kalıplaşmaları Hanımeli aslanağzı imambayıldı başsavcı adamotu dil dökmek yüz sürmek ağız yoklamak vb Daralma veya genişleme dışında olarak anlamın sadece yer değiştirmesi îğretileme kapsamlama ad değişi kaydırma gibi edebiyat yanaçları birer anlam kaymasından ibarettir Somut veya soyut nitelikteki kelimelerin benzetme yolu ile kullanışları dolayısıyla zamanla anlamlarında meydana gelen kayma veya kayma yoluyla kalıplaşma Bu olayın anlam değişmesinden farkı kelimenin benzetildiği şey ile arasındaki anlam bağının tamamen kopmamış olmasıdır aslanağzı bir çiçek adı aslan ağzına benzeyen çiçek babayiğit karafatma bir böcek adı katırtırnağı bir bitki dedikodu çıtkırıldım dil dökmek vb Ayrıca canbaz canı ile oynayan aldatıcı hilekâr EAT kaba iri büyük kocaman İleri gittiler bir kaba ağaç yanına vardılar belirsiz oldular Altı yıla değin kaba ağaç gibi olur TS IV s 2143 TT kaba sakil biçimsiz sevimsiz nezaketsiz kabarmak ağırlığı artmadan hacmi büyümek şişmek anlam kayması ile öfkelenmek hiddetlenmek kumaşta üzerinde tüyleş oluşmak vb )
- ANLAM/LI = MEAN/ING[İng.] = SIGNIFICATION[Fr.] = BEDEUTUNG[Alm.] = SIGNIFICATO[İt.] = SIGNIFICACION[İsp.] = SIGNIFICATIO[Lat.] = HE DIANOIA, HE DÜNAMIS[Yun.] = MEDLÛL, DELÂLET[Ar., Fars.] = BETEKENIS[Felm.]
- ANLAMA = FEHM, İDRAK = UNDERSTANDING, COMPREHENSION[İng.] = COMPRENDRE[Fr.] = DAS VERSTEHEN, HET VERSTAAN[Alm.] = ENTENDER, COMPRENDER[İsp.] = COMPREHENSIO[Lat.] = HE DIANOIA[Yun.] = MEFHUM[Ar.] = DARK[Fars.]
- ANLAMAK ile/ve EYLEM
( Eylemin en yüksek biçimi, dildir/sözdür. )
- ANLAMBİLİM = SEMANTICS[İng.] = SÉMANTIQUE[Fr.] = WORTBEDEUTUNGSLEHRE, SEMANTIK[Alm.] = SEMANTICO[İt., İsp.] = İLM el-DELÂLET[Ar.] = NAMÛGÂRŞİNASÎ[Fars.] = SEMANTIEK[Felm.]
- ANLAMDAŞLIK ile/||/<> ANLAMDAŞLIK
( İki anlama gelen bir sözcüğün bilinerek ya da bilinmeyerek yanlış anlama alınmasından doğan güldürücülük Söz sanatı terimi Bir sözde anlamdaş veya anlamları yakın olan kelime yahut ifadelerin bir arada kullanılması Artık sustu sesi çıkmıyor gibi )
- ANLATICI ile/||/<> ANLATICI
( Bir anlatıda olayları olguları durumları öyküleyen kişi 1 Ortaçağda oyun sırasında az da olsa anlatan özet ve yorum yapan ya da oyunun bölümlerini birbirine bağlayan oyuncu 2 Çağdaş tiyatroda özellikle göstermeci nitelikteki oyunlarda sahne üzerinde geçmeyen kişileri ve olayları özetleyen yoruma yardımcı oyun kişisi )
- ANMA ile/||/<> ANMA
( Bilgi erişimde erişilen anlamlı belge sayısının derlemde bulunan toplam anlamlı belge sayısına oranı Daha önce öğrenilenin ya da yaşananın bilince çıkması ya da davranışta yerini alacak biçimde kendini ortaya koyması Bir sözedilen dil deyiminin dile getirdiği nesneden değil kendisinden sözetmek için bu deyimin sözeden dildeki bir adını kullanma Böyle bir ad deyimin kendisinden oluşabildiği gibi sözeden dilin özel bir deyiminden de oluşabilir Krş anma imleri kendini adlandırma kullanma Örn yes iki harfli değildir önermesinin tek tırnak içindeki ilk sözcüğü sözedilen dilin İngilizcenin anılan bir deyimidir )
- ANNEALED[İng.] ile/||/<> RECUIT[Fr.] ile/||/<> GEGLÜHT[Alm.] ile/||/<> TAVLI
( Tavlama işlemi uygulanmış olan )
- ANNEAUX DE NEWTON[Fr.] / NEWTONSCHE RINGE[Alm.] ile/değil/yerine/= NEWTON HALKALARI
- ANNIHILATION DES MATERIALS[Alm.] ile/değil/yerine/= NESNENİN YOK OLUŞU
- ANNIHILATION RADIATION[İng.] / ANNIHILATION RADIATION[Fr.] / ANNIHILATIONSSTRAHLUNG, VERNICHTUNGSSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YOK OLMA IŞINIMI/IŞINI
- ANNIHILATION[İng.] / ANNIHILATION[Fr.] / ANNIHILATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YOK OLMA
- ANODE CORROSION EFFECT[İng.] / EFFET DE CORROSION ANODIQUE[Fr.] / ANODENABNUTZUNGSEFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT AŞINMA ETKİSİ
- ANODE CRITICAL VOLTAGE[İng.] / ANODENKRITISCHE SPANNUNG, KRITISCHE ANODENSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT KRİTİK GERİLİMİ
- ANODE DARK SPACE[İng.] / DOMAINE SOMBRE ANODIQUE[Fr.] / ANODENDUNKELRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT KARANLIK BÖLGESİ
- ANODE DETECTOR[İng.] / DÉTECTEUR D'ANODE[Fr.] / ANODENDETEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT DEDEKTÖRÜ
- ANODE DISSIPATION[İng.] / DISSIPATION ANODIQUE[Fr.] / ANODENVERLUSTLEISTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT KAYBI
- ANODE EFFECT[İng.] / EFFET ANODIQUE[Fr.] / ANODENEFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT ETKİSİ
- ANODE EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT ANODIQUE[Fr.] / ANODISCHE LEISTUNGSFÄHIGKEIT, ANODISCHE NUTZLEISTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT VERİMİ
- ANODE FALL[İng.] / CHUTE DE L'ANODE[Fr.] / ANODENFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT DÜŞÜŞÜ/DÜŞÜMÜ
- ANODE GLOW SPACE[İng.] / DOMAINE LUMINEUX ANODIQUE[Fr.] / ANODENGLIMMLICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT IŞIKLI BÖLGESİ
- ANODE IMPEDANCE[İng.] / IMPÉDANCE ANODIQUE[Fr.] / ANODENIMPEDANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT EMPEDANSI
- ANODE LOAD[İng.] / CHARGE DE L'ANODE[Fr.] / ANODENLADUNG, ANODENLAST[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT YÜKÜ
- ANODE NEUTRALIZATION[İng.] / ANODENNEUTRALISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT NÖTRLEŞMESİ
- ANODE PULSE MODULATION[İng.] / MODULATION D'IMPULSION ANODIQUE[Fr.] / ANODENIMPULSMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT DARBE KİPLEMESİ/MODÜLASYONU
- ANODE RAYS[İng.] / ANODENSTRAHLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT IŞINLARI
- ANODE REGION[İng.] / DOMAINE ANODIQUE[Fr.] / ANODENGEBIET[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT BÖLGESİ
- ANODE RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE ANODIQUE[Fr.] / INNENWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT DİRENCİ
- ANODE SATURATION[İng.] / SATURATION ANODIQUE[Fr.] / ANODENSÄTTIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT DOYMASI
- ANODE VOLTAGE[İng.] / TENSION ANODIQUE[Fr.] / ANODENSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT GERİLİMİ
- ANOMALISTIC MONTH[İng.] ile/||/<> RÉVOLUTİON ANOMALİSTİQUE DE LA LUNE[Fr.] ile/||/<> ANOMALISTISCHER MONAT, ANOMALISTISCHER UMLAUF[Alm.] ile/||/<> AYRIKSI AY
( Ayın yörüngesindeki enberi noktasından art arda iki geçişi arasındaki zaman farkı 27g13sa18dk )
- ANOMALOUS DISPERSION[İng.] / DISPERSION ANORMALE[Fr.] / ANORMALE DISPERSION[Alm.] ile/değil/yerine/= ANORMAL DAĞILIM
- ANOMALOUS VISCOSITY[İng.] / VISCOSITÉ ANORMALE[Fr.] / ANORMALE VISKOSITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ANORMAL AĞDALILIK
- ANONYME/ASSOCIÉ/SOCIÉTÉ/COMMUNAUTÉ/COLLECTIVISME[Fr.] ile/değil/yerine/= COMMUNITY/COLLECTIVISM[İng.] ile/değil/yerine/= GEMEINSCHAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= ORTAK
( Bir tiyatro topluluğunda sermayesi olan kişi ya da oyuncu. Bu terim ilk kez (İngiltere'de) Elizabeth dönemi oyuncularınca kullanılmıştır. @@ Yeniçeri ocağından emekli olan kimse. @@ Bir ortaklığın pay belgiti iyesi olan kişi. @@ Şirket sermayesine katılan kişi. @@ @@ Eskiden aynı erkeğe varan kadınlara da ortak (veya kuma) adı verilirdi. ~ Az ortag 'birlikte görülen işin, özellikle de alışverişin iştirakçılarından her biri'. -Tkm ortak (ve ortaklık) 'birden çok kimseyi ilgilendiren'. -Nog ortak 'birden çok kimseyi ilgilendiren, birden çok kimsenin malı olan; birlikte, ortaklaşa'. -Krg ortok. 1. 'arkadaş'; 2. 'ortak olarak kullanılan'. -Kklp ortak 'birden çok kimseyi ilgilendiren; ortaklaşa'. -Kzk ortak. -Alt, Tel ortok 'birlik, ortaklık'. -TatK urtak 'ortak olarak kullanılan, yarı yarıya, ortak'. Tatarlar urtak yerine urtaş 'yarı yarıya, birlikte' biçimini de kullanırlar. Uygurcada ortuk olarak kullanıldığı anlaşılıyor. Buna karşılık Orta Türkçede ortak 'ortak' olarak geçer. Eski Kıpçakçada da ortak olarak saklanmıştır. Türkçe ortu (> orta) sözünden -k ekiyle yapılmış bir türev olduğu anlaşılıyor. Yalnız, normal olarak küçültme değerinde kullanılan ekin rolü özel olarak açıklanmaya değer. bk. Clauson. Sevortyan da bu yolda bir değerlendirme yapmıştır. Farsça ve Moğolcaya geçtiği gibi Balkan dillerinde de yaygın olarak kullanılır. )
- ANSÄUERN[Alm.] ile/değil/yerine/= ASİTLENDİRMEK
- ANSCHAUUNG[Alm.] ile/ve/||/<>/> VORSTELLUNG[Alm.] ile/ve/||/<>/> DENKEN[Alm.]
( Sanat. @@ Din. @@ Felsefe. )
( Beti, görü. @@ Tasarım. @@ Kavram. )
- ANT LIONS[İng.] ile/||/<> NÉVROPTÈRES[Fr.] ile/||/<> NEUROPTERA[Lat.] ile/||/<> NETZFLÜGLER[Alm.] ile/||/<> SİNİR KANATLILAR
( neuron sinir pteryx kanat Eklem bacaklılar Arthropoda dalının böcekler Insecta sınıfının kanatlılar Pterygota alt sınıfından yumuşak vücutlu ağız parçaları çiğneyici tipte kanatları zar biçiminde gelişmelerinde tüm başkalaşım görülen karınca aslanı Myrmeleon formicarius türü iyi bilinen bir takım )
- ANTARKTİK ile/||/<> ANTARKTİK
( Fran anti karşıt arcticus ayı Kuzey kutbuna karşıt olan bölgeye güney kutbuna ait anti karşı articus ayı Kuzey kutbuna karşı olan bölgeye ait güney kutbuna ait )
- ANTELOPE[İng.] ile/||/<> ANTILOPE[Fr.] ile/||/<> ORYX GAZELLA[Lat.] ile/||/<> ANTILOPPE[Alm.] ile/||/<> ANTİLOP[Fr. < ANTILOPE]
( Çift parmaklılar Artiodactyla takımından Afrikada yaşayan bir memeli türü )
- ANTELOPES[İng.] ile/||/<> ANTILOPINÉS[Fr.] ile/||/<> ANTILOPINAE[Lat.] ile/||/<> ECHTE ANTILOPEN[Alm.] ile/||/<> ANTİLOPLAR
( Memeliler Mammalia sınıfının geviş getirenler Ruminantia alt takımının boynuzlugiller Bovidae familyasından boynuzları yukarı ve geriye doğru kıvrık iyi koşan Afrikada yaşayan türlere sahip bir alt familya )
- ANTELOPES/ANTELOPE[İng.] ile/değil/yerine/= ANTILOPINÉS,/ANTILOPE[Fr. < ANTILOPE] ile/değil/yerine/= ECHTE ANTILOPEN/ANTILOPPE[Alm.] ile/değil/yerine/= ORYX GAZELLA/ANTILOPINAE[Lat.] ile/değil/yerine/= ANTILOPLAR
( (Antilopinae), (Yun. antholops = antilop): Memeli hayvanlardan geviş-getirenler (Ruminantia) alt-takımının boynuzlugiller (Bovidae) familyasının bir alt familyası. Kara antilop (Antilope cervicapra), keseli antilop (Antidorcas marsupialis), kaya antilopu (Oreotragus oreotragus), boğa antilopu (Taurotragus oryx), bozkır antilopu (Saiga tatarica), dört-boynuzlu antilop (Tetracerus quadricornis), cüce antilop (Neotragus pygmaeus), ceylân (Gazella dorcas), İran ceylânı (G. subgutturossa), Hint ceylânı (G. bennetti), inek antilopu (Bubalis buselaphus), addaks (Addax nasomaculata), kaama (Bubalis camaa), kudu (Strepsiceros strepsiceros), gnu (Connochaetes gnu), orongo (Pantholops hodgsoni) gibi gerçek antilopları içine alır. Vücutları zarif olup boynuzları yukarı ve geri doğru kıvrıktır. İyi koşarlar. Afrikada boldurlar. )
- ANTENNA AMPLIFIER[İng.] / ANTENNENVERSTÄRKUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTEN YÜKSELTECİ
- ANTENNA[İng.] / ANTENNE[Fr.] / ANTENNE[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTEN
- ANTENNATA[Lat.] ile/||/<> ANTENNATEN[Alm.] ile/||/<> DUYARGALILAR
( Bir çift duyargası bulunan ve böceklerle çok ayaklıları içine alan eklembacaklılar topluluğu )
- ANTENNATA[Lat.] ile/değil/yerine/= ANTENNATEN[Alm.] ile/değil/yerine/= SUSCEPTIBLE/DESENTIZITATION[İng.] ile/değil/yerine/= DUYAR
( Sinema/TV. Film, mercek, ışıkölçer, vb. gereç ve aygıtların, kendilerine özgü işlerde iyi sonuç verebilecek nitelikte olduğunu anlatır genel terim. @@ bk. duygun. )
- ANTENNE DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHE ANTENNE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK ANTEN
- ANTENNE MONOPOLAIRE, ANTENNE UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLIGE/EINPOLARISIERT ANTENNE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU ANTEN
- ANTENNES ORTHOGONALES[Fr.] / ORTHOGONALE ANTENNEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ORTOGONAL ANTENLER
- ANTEP FISTIĞI ile/||/<> ANTEP FISTIĞI
( botanik Anacardiaceae familyasından 10 m kadar boyda yapraklarını döken meyvesi kuruyemiş olarak yenen bir ağaç türü Şam fıstığı Antep fıstığı )
- ANTHRACENE[İng.] / ANTIBIOTIQUE À LARGE SPECTRE D'ACTION[Fr.] / ANTHRAZEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTRASEN
- ANTIBIOTICS[İng.] / ANTICORPS[Fr.] / ANTIBIOTIKA[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTİBİYOTİKLER
- ANTİBİYOTİK[Fr. < ANTİBİOTİQUE] ile/||/<> PENİSİLİN
( Mikroorganizmaların üremesini engelleyen veya tahrip eden, genellikle mikroorganizmalar ya da bitkiler tarafından meydana getirilen, streptomisin, penisilin gibi kimyasal maddeler. @@ Mikroorganizmaların üremesini engelleyen veya öldüren, genellikle mikroorganizmalar veya bitkilerin çeşitli türleri tarafından meydana getirilen veya sentetik olarak elde edilen, düşük molekül ağırlıklı kimyasal maddeler. @@ Bazı mantar, aktinomiset ve bakteri türleri tarafından veya sentetik olarak üretilen ve mikroorganizmaların üreme veya gelişmelerini önleyen veya onları öldürücü etkiye sahip ilaç. )
- ANTİBİYOTİK ile/||/<> ANTİBİYOTİK[Fr. < ANTIBIOTIQUE]
( Mikroorganizmaların üremesini engelleyen veya tahrip eden genellikle mikroorganizmalar ya da bitkiler tarafından meydana getirilen streptomisin penisilin gibi kimyasal maddeler Mikroorganizmaların üremesini engelleyen veya öldüren genellikle mikroorganizmalar veya bitkilerin çeşitli türleri tarafından meydana getirilen veya sentetik olarak elde edilen düşük molekül ağırlıklı kimyasal maddeler Bazı mantar aktinomiset ve bakteri türleri tarafından veya sentetik olarak üretilen ve mikroorganizmaların üreme veya gelişmelerini önleyen veya onları öldürücü etkiye sahip ilaç )
- ANTIBODY[İng.] / IMMUNKÖRPER[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTİKOR
- ANTICLINORIUM[İng.] ile/||/<> ANTICLINORIUM[Fr.] ile/||/<> ANTIKLINORIUM[Alm.] ile/||/<> KEMERLİK
( Küçük kemer ve teknelerle yapılı tümü birden bir kemer biçiminde olan büyük bir kıvrım topluluğu )
- ANTICOINCIDENCE CIRCUIT[İng.] / ANTIKOINZIDENZSCHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT KOİNSİDANS DEVRE
- ANTIFERROMAGNETISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT FERROMANYETİZMA
- ANTIFREEZE, ANTIFREEZE AGENT[İng.] / ANTHRACÉENE[Fr.] / FROSTSCHUTZMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTİFRİZ
- ANTIHYPERON[İng.] / ANTIHYPERON[Fr.] / ANTIHYPERON[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT HİPERON
- ANTİJEN[Fr. < ANTİGÈNE] ile/||/<> ANTİSERUM
( (Yun. anti: karşı; genos: doğum) Bağışıklık cevabına sebep olan herhangi bir madde. İmmünojen. @@ Genellikle protein yapısında olan, antikor veya T hücre reseptörlerine bağlanarak bağışık yanıtı oluşturan, bakteri, virüs, parazit ve bunların ürünleri gibi vücuda yabancı olan maddeler. @@ Organizmada kendisine karşı bağışık cevap oluşturan ve bu cevap sonucu ortaya çıkan antikor ve duyarlı hücre almaçlarıyla özgül olarak birleşme özelliği gösteren bakteri, zehir, yabancı protein vb. maddeler, immünojen. )
- ANTİJEN ile/||/<> ANTİJEN[Fr. < ANTIGÈNE]
( anti karşı genos doğum Bağışıklık cevabına sebep olan herhangi bir madde İmmünojen Genellikle protein yapısında olan antikor veya T hücre reseptörlerine bağlanarak bağışık yanıtı oluşturan bakteri virüs parazit ve bunların ürünleri gibi vücuda yabancı olan maddeler Organizmada kendisine karşı bağışık cevap oluşturan ve bu cevap sonucu ortaya çıkan antikor ve duyarlı hücre almaçlarıyla özgül olarak birleşme özelliği gösteren bakteri zehir yabancı protein vb maddeler immünojen )
- ANTİKLİNAL ile/||/<> SEMER ile/||/<> SEMER[Yun.]
( karşılık klitellum clitella semer Bazı kurtların eşeysel olgunlaşma zamanı şişkinleşen ve özel bir salgı salan bezleri kapsayan vücut bölgesi 1 Eşeğin sırtına yerleştirilen insan ya da yük taşıma aracı Taşpınar Aksaray Niğde 2 Hamalların yük taşıma sırasında yük ile sırtları arasına koydukları içi saman dolu yastık Kütahya biyoloji Bazı solucanların eşeysel olgunlaşma zamanı şişkinleşen ve özel bir salgı salgılayan bezleri kapsayan vücut bölgesi Klitellum R σαμάρι Lastsattel Rumca σαμάριnin yük hayvanı olarak kullanılan σαγμάριοςtan geldiği anlaşılıyor σαγμα yük Moravcsik Melich Arm 271 Andriotis EL 315 Bulgarca semér yük yastığı Türkçeden alınmıştır Sırpça sámar Bulgarca samár biçimlerinin Rumca veya Latinceden alındığı anlaşılıyor sagmarius yük hayvanı Doğrudan doğruya veya Latince yoluyla belli başlı Avrupa dillerine de geçmiştir MeyerLübke REW 7512 Macarca szamár eşek biçiminin kökeni karışıktır Kniezsa SzlJsz 746748 TESz 3 668 )
- ANTİLOGARİTMA | ÜSTEL ile/||/<> ÜSTEL
( Bir x sayısı ve a tabanı için a tabanına göre tersüsteli x sayısına eşit olan sayı Simgesi Bir sayının çeşitli düzeydeki katları matematik )
- ANTILOGOUS POLE[İng.] / PÔLE ANTILOGUE[Fr.] / ANTILOGOP[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTİLOG KUTUP
- ANTIMON[İng.] / ANTIMON[Fr.] / ANTIMON[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTİMON
- ANTİMON/ANTİMOİNE[Fr. < ANTIMOINE] ile/||/<> KURÇATOVYUM/KURÇATOVYUM[IGOR VASİLEVİCH KURCHATOV][ÖZEL AD] ile/||/<> HOLMİYUM/HOLMİUM[Fr. < HOLMIUM] ile/||/<> KADMİYUM/CADMİUM[Fr. < CADMIUM] ile/||/<> OSMİYUM/OSMİUM[Fr. < OSMIUM] ile/||/<> PALADYUM/PALLADİUM[Fr. < PALLADIUM] ile/||/<> VOLFRAM/WOLFRAM[Alm. < WOLFRAM]
( Atom numarası atom ağırlığı olan C de eriyen haddede veya çekiç altında işlenemeyen çoğunlukla basım harfleri alaşımında kullanılan mavimtırak beyaz renkte bir element simgesi Sb )
- ANTİMON ile/||/<> ANTİMON[Fr. < ANTIMOINE]
( kimya Gümüş renkli gevrek katılaşınca genleşen bir metal A A 121 76 A S 51 Ö A 6 68 E S 630 C )
- ANTINEUTRINO[İng.] / ANTINEUTRINO[Fr.] / ANTINEUTRINO[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT NÖTRİNO
- ANTINEUTRON[İng.] / ANTINEUTRON[Fr.] / ANTINEUTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT NÖTRON
- ANTİNOMİ | ANOMALİ | AYKIRILIK ile/||/<> AYKIRILIK
( Yer çekiminin ölçülen ivme değeri ile normal ivmesi arasındaki aykırılık Konuya düşünceye yazışa uygun olmayan ya da ters düşen anlatım Kavram anlatım ya da kurallar arasındaki uyuşmazlık ya da karşıtlık Kurala aykırı olma kurala uymama durumu elma inanmak şişman armut kabul yağmur çamur kira kiracı hesap boksör kelimeleri Türkçenin ünlü uyumu kurallarına bağımlı boyut somut düşün düşünce fikir ilginç indirgemek icra etmek yükümlülük kelimeleri de türetme kurallarına aykırı düşen örneklerdir )
- ANTİNOMİ | ANOMALİ | SAPAKLIK | ANOMALİ ile/||/<> ANOMALİ ile/||/<> AYKIRILIK
( aykırılık Anormallik kusurlu oluşum doğuştan kural dışılık normal biçimin dışında olma abnormaliti malformasyon 1 Normalden uzaklaşma veya sapma 2 Gelişim ve büyümede olan bozukluklar sonucu vücut ve organların normalden ayrı bir yapılışta olması fetal anomali acayibat 3 Denksizlik kaide dışında olma 4 Doğuştan olan bir bozukluk sonucu normal standarttan belirgin olarak sapma Yer çekiminin ölçülen ivme değeri ile normal ivmesi arasındaki aykırılık Konuya düşünceye yazışa uygun olmayan ya da ters düşen anlatım Kavram anlatım ya da kurallar arasındaki uyuşmazlık ya da karşıtlık Kurala aykırı olma kurala uymama durumu elma inanmak şişman armut kabul yağmur çamur kira kiracı hesap boksör kelimeleri Türkçenin ünlü uyumu kurallarına bağımlı boyut somut düşün düşünce fikir ilginç indirgemek icra etmek yükümlülük kelimeleri de türetme kurallarına aykırı düşen örneklerdir )
- ANTİNOMİ | SAPAKLIK | ANOMALİ ile/||/<> AYKIRILIK | AYKIRILIK
( bk. aykırılık. @@ Anormallik, kusurlu oluşum, doğuştan kural dışılık, normal biçimin dışında olma, abnormaliti, malformasyon. @@ 1. Normalden uzaklaşma veya sapma. 2. Gelişim ve büyümede olan bozukluklar sonucu vücut ve organların normalden ayrı bir yapılışta olması, fetal anomali, acayibat. 3. Denksizlik, kaide dışında olma. 4. Doğuştan olan bir bozukluk sonucu normal standarttan belirgin olarak sapma. @@ @@Yer çekiminin ölçülen ivme değeri ile normal ivmesi arasındaki aykırılık. @@ Konuya, düşünceye, yazışa uygun olmayan ya da ters düşen anlatım. @@ Kavram, anlatım ya da kurallar arasındaki uyuşmazlık ya da karşıtlık. @@ @@ Kurala aykırı olma, kurala uymama durumu. elma, inanmak, şişman, armut, kabul, yağmur, çamur, kira, kiracı, hesap, boksör kelimeleri Türkçenin ünlü uyumu kurallarına; bağımlı, boyut, somut, düşün, 'düşünce, fikir', ilginç, indirgemek 'icra etmek', yükümlülük kelimeleri de türetme kurallarına aykırı düşen örneklerdir. )
- ANTIPARTICLE[İng.] / ANTIPARTIKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTİPARÇACIK/ANTİTANECİK
- ANTIPARTICLES[İng.] / ANTIPARTICLES[Fr.] / ANTIPARTIKEL, ANTITEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT TANECİKLER
- ANTIPROTON THRESHOLD[İng.] / SEUIL D'ANTIPROTON[Fr.] / ANTIPROTONSCHWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT PROTON EŞİĞİ
- ANTIPROTON[İng.] / ANTIPROTON[Fr.] / ANTIPROTON[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT PROTON
- ANTIQUARIAN, ANTIQUE-DEALER[İng.] ile/||/<> ANTIQUAIRE[Fr.] ile/||/<> ANTIQUARIUS[Lat.] ile/||/<> KUNSTHÄNDLER, ANTIQUITÄTENHÄNDLER[Alm.] ile/||/<> ANTİKACI
( Eski sanat değeri olan eşyaları satan kimse )
- ANTIQUITÉ/ANTIQUES/ANTIQUAIRE[Fr. < ANTICORPS] ile/değil/yerine/= ANTIQUITÄT/ANTIKE/KUNSTHÄNDLER, ANTIQUITÄTENHÄNDLER[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTICO[İt. < ANTICO] ile/değil/yerine/= ANTIQUARIAN, ANTIQUE-DEALER[İng.] ile/değil/yerine/= ANTIQUARIUS[Lat.] ile/değil/yerine/= ANTIKA
( Eskiden kalma eşya. a. bk. antik.@@(Heykel, Mimarlık) İlkçağdaki büyük uygarlıkların, özellikle eski Yunan ve Roma'nın klasik yapıtlarına verilen genel ad. Ancak Mısır ya da Mezopotamya antik yapıtları söz konusu ise, Mısır antiki ya da Mezopotamya antiki deyimleri kullanılır. )
- ANTİSERUM ile/||/<> ANTİSERUM[Fr. < ANTISÉRUM]
( anti karşı serum kesilmiş süt suyu Bağışıklıktan sonra elde edilen ve özel antikorlar kapsayan serum Patojen etkenler veya ürünlerine karşı doğal veya yapay yolla oluşturulmuş antikorları içeren serum Özgün antijene maruz bırakılan hayvandan elde edilen bulaşıcı hastalıkların önlenmesi tedavisi ve tanısında kullanılan antikor içeren serum )
- ANTITOXIN[İng.] / ANTITOXIN[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTİTOKSİN
- ANTLIA, ANT (ANTLIAE)[İng.] ile/||/<> MACHINE PNEUMATIQUE[Fr.] ile/||/<> LUFTPUMPE[Alm.] ile/||/<> POMPA
( Bir takımyıldızın adı )
- ANTRAKT | ARA ile/||/<> ARA
( Sinema Sinemalarda gösterim başlarında ya da ortalarında verilen ara iki kılıçoyuncusu arasında bulunması gereken en elverişli açıklık Bir ayaktopu oyununun 45er dakikalık iki dönemi arasında oyunculara verilen 15 dakikalık dinlenme süresi Takımların oyun arasında aldıkları birer dakikalık dinlenme ve yönelge alma süresi Bir takım bütün bir oyun süresince ancak dört ara alabilir Bu ara dakikaları oyun süresinin dışında kalır Bir oyunda dinlenme süresi Toplu cimnastik dizilmelerinde sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları Bir görüşmede yanıtlayıcının yorulduğu ya da ilgisinin dağıldığı durumlarda uyanıklığı sağlamak üzere sorulamayı geçici olarak durdurma ya da çeşitlendirme yoğulum İki odayı bağlıyan koridor Kandilli Bozüyük Bilecik aralık Tiyatro gösterisi sırasında seyircilerin dinlenmesi için verilen ara orta )
- ANTRASİT ile/||/<> PARLAK KÖMÜR
( parlak kömür Karbon içeriği 90dan çok ısıl değeri 6500 kcal kg dolayında olan sert parlak kırılgan en yaşlı kömür türü coğrafya jeoloji kimya )
- ANTRENMAN | ÇALIŞMA | ÇALIŞMA ile/||/<> ÇALIŞMA ile/||/<> ÇALIŞMAK
( Sinema TV Belirli bir düzenin belirli bir güçle işletilmesine dayanan araçlarda bu düzenin devinime geçmesi Oyuncuların ayaktopu oyununda gerekli olan kıvamı elde etmek ve korumak için gövdeleriyle ya da topla yaptıkları devinimler Bünyesindeki suyun azalması ya da çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi Emekçinin düşünsel veya bedensel gücünü bir mal veya hizmet üretim sürecinde kullanması emek Çalışmanın yapısı yapılan ölçümlerin seçimi ve onların sıklıkları dâhil verilerin toplanması olarak özetlenebilen bir çalışma tasarımının istatistiksel yönü )
- ANTRENÖR | ÇALIŞTIRICI ile/||/<> ÇALIŞTIRICI
( Yumrukoyuncusunu yetiştiren karşılaşmasını yaptıran ilk tedavisini yapan çalıştıran besinini düzenleyen disiplinini sağlayan kişi Oyuncuları çalıştıran kendilerine gerekli beden kıvamını ve oyun bilgisini edindiren kişi Güreş öğreneceklere güreş oyunlarını öğreten yeteneklerinin gelişmesini sağlayan ve karşılaşmalara hazırlayan kişi Orkestra yönetmeninin yönlendirmesi sınırları içinde kalma koşuluyla bir orkestrayı ya da koroyu çalıştıran kişi çalıştırıcı )
- ANTRENÖR | ÇALIŞTIRICI ile/||/<> YARDIMCI ile/||/<> YÖNETİCİ
( Yumrukoyuncusunu yetiştiren, karşılaşmasını yaptıran, ilk tedavisini yapan, çalıştıran, besinini düzenleyen, disiplinini sağlayan kişi. @@ Oyuncuları çalıştıran, kendilerine gerekli beden kıvamını ve oyun bilgisini edindiren kişi. @@ Güreş öğreneceklere güreş oyunlarını öğreten, yeteneklerinin gelişmesini sağlayan ve karşılaşmalara hazırlayan kişi. @@ Orkestra yönetmeninin yönlendirmesi sınırları içinde kalma koşuluyla bir orkestrayı ya da koroyu çalıştıran kişi.@@bk. çalıştırıcı. )
- ANTRIEBSKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRÜCÜ KUVVET
- ANTROPOLOJİ ile/||/<> ETNOLOJİ | İNSANBİLİM
( bk. insanbilim. @@ bk. insanbilim @@ (Yun. anthropos: insan; logos: bilim) İnsanın yeryüzüne gelmesinden bugüne kadar gelişmesini inceleyen bilim dalı. )
- ANTROPOLOJİ ile/||/<> İNSANBİLİM
( insanbilim insanbilim anthropos insan logos bilim İnsanın yeryüzüne gelmesinden bugüne kadar gelişmesini inceleyen bilim dalı )
- ANÜS YÜZGECİ ile/||/<> ANÜS YÜZGECİ
( Balıklarda anüs bölgesinde tek halde bulunan yüzgeç Balıklarda anüsle kuyruk arasında yer alan genellikle bir nadiren iki tane olabilen yüzgeç Balıklarda anüsle kuyruk bölgesi arasında yer alan genellikle bir nadiren iki tane olabilen yüzgeç )
- ANYON | EKSİN ile/||/<> EKSİN
( Elektrikle ayrışımda ve pillerde anoda göç eden eksi yüklü yükün Örn SO42 Cl fizik kimya Artıuca giden eksi elektrikle yüklü yükün ya da kök Eksi yüklü özdecik yükünü ekzin Ekzin )
- ANYON MUBADELESİ[Osm.] / ANION EXCHANGE[İng.] / ÉCHANGE D'ANIONS[Fr.] / ANION AUSTAUSCH[Alm.] ile/değil/yerine/= ANYON DEĞİŞİMİ
- ANYON[Fr. < ANİON] >< KATYON
( (kimya) @@ Eksi elektrik yükü taşıyan atom ya da atom grubu. @@ (Yun. ana: yukarı; ienai: gitmek) Anot veya pozitif kutba göç eden negatif yüklü iyon. @@ Eksi yüklü iyon. @@ Anot veye pozitif kutba göç eden negatif yüklü iyon. @@ Anot veya pozitif kutba göç eden negatif yüklü iyon. )
- ANYON[Osm.] / ANION[İng.] / ANION[Fr.] / ANION[Alm.] ile/değil/yerine/= ANYON
- ANYON ile/||/<> ANYON[Fr. < ANION]
( kimya Eksi elektrik yükü taşıyan atom ya da atom grubu ana yukarı ienai gitmek Anot veya pozitif kutba göç eden negatif yüklü iyon Eksi yüklü iyon Anot veye pozitif kutba göç eden negatif yüklü iyon Anot veya pozitif kutba göç eden negatif yüklü iyon )
- APAÇIK/LIK = SELFEVIDENCE/SELFEVIDENT[İng.] = ÉVIDENCE/ÉVIDENT[Fr.] = OFFENKUNDIG/OFENKUNDIGKEIT[Alm.] = EVIDENZA[İt.] = EVIDENCIA[İsp.] = EVIDENTA, PERSPICUITAS[Lat.] = ANERGEIA[Yun.] = BEDEHA(T)/BEDİHÎ, BEYYİN[Ar.] = HODPEYDÂ[Fars.] = KLAARBLIJKELIJK/HEID[Felm.]
- APARAT[Alm. APPARAT] ile/||/<> APAREY[Fr.]
( Birbirine bağlı ya da ekli olarak işleyen araçların oluşturduğu bütün. Araçlar takımı. İLE/||/<> Aparatı oluşturan araçların her biri. )
- APASTRON[İng.] ile/||/<> APOASTRE[Fr.] ile/||/<> APASTRON[Alm.] ile/||/<> ENÖTE
( Çifyıldızlarda yoldaşın başyıldıza göre çizdiği bağıl yörüngenin başyıldıza en yakın noktası ya da her bir üyenin kendi yörüngelerinin kütle merkezine en yakın noktası )
- APATİT ile/||/<> APATİT[Fr. < APATITE]
( Kayaç yapıcı mineral Ca5 F Cl OH PO4 3 metalimsi olmayan parıltı renksiz akyeşil çizgi ak sertlik 5 yoğunluk 3 163 22 hekzagonal jeoloji )
- APERTURE[İng.] / OUVERTURE[Fr.] / APERTUR, BLENDENÖFFNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIKLIK
- APJOHN'S FORMULA[İng.] / FORMULE D'APJOHN[Fr.] / APJOHN-FORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= APJOHN FORMÜLÜ
- APOCHROMATIC[İng.] / APOCHROMATIQUE[Fr.] / APOCHROMATIK[Alm.] ile/değil/yerine/= APOKROMATİK
- APOCOPE[İng.] ile/||/<> APOCOPE[Fr.] ile/||/<> APOKOPE[Alm.] ile/||/<> SON SES DÜŞMESİ
( Kelimede son ses durumunda olan sesin düşmesi olayı serbest serbes çift çif katarakt katarak güveyi güvey kapıg kapı tarıglag tarla yaylag yayla gibi )
- APOSTILB[İng.] / APOSTILB[Fr.] / APOSTILB[Alm.] ile/değil/yerine/= APOSTİLB
- APOSTLE[İng.] ile/||/<> APÔTRE[Fr.] ile/||/<> APOSTEL[Alm.] ile/||/<> HAVARİ[Ar. < HAVÂRİ]
( İnanç ve öğütlerini yaymak için İsa Peygamberin görevlendirdiği 12 kişiden her biri )
- APPARAT[Alm. < APPARAT] ile/değil/yerine/=/||/<> APARAT
( Herhangi bir aracın çeşitli amaçlarla kullanılmasını sağlayan parçaları araç gereç )
- APPARAT[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜZENEK, AYGIT, CİHAZ, APARAT
- APPARENT MAGNITUDE[İng.] / MAGNITUDE APPARENTE[Fr.] / SCHEINBARE GRÖSSE[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜR BÜYÜKLÜK
- APPARIEMENT DE L'IMPÉDANCE[Fr.] / IMPEDANZANPASSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS DENKLEŞMESİ
- APPEAL[İng.] ile/||/<> APPEL[Fr.] ile/||/<> ABSPRUNG[Alm.] ile/||/<> ATILIM
( Sıçramaya girerken atılım hareketi )
- APPLICABILITY[İng.] ile/||/<> APPLICABILITÉ[Fr.] ile/||/<> ANWENDBARKEIT[Alm.] ile/||/<> UYGULANABİLME
( Örn 3 ile bölünebilen bir doğal sayıdır birli yüklemi 6 sayısına uygulanabilir çünkü 6 sayısı bu yüklemin kaplamı olan 0 3 6 9 3n kümesinin bir öğesidir )
- APPROACH DU CHAMP CENTRALE[Fr.] / ZENTRALFELDNÄHERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MERKEZÎ ALAN YAKLAŞIMI
- APPROACH[İng.] ile/||/<> COURSE D'ÉLAN[Fr.] ile/||/<> ANLAUF[Alm.] ile/||/<> GELİŞME KOŞUSU
( Atma ya da atlamalardan önce en iyi aşamayı elde edebilmek amacıyla yarışçının gelişme alanında hız kazanmak için yaptığı koşu )
- AQUA REGIA[İng.] / EAU RÈGLE[Fr.] / KÖNIGSWASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= KRAL SUYU
- AQUAMARINE[İng.] / AIQEMARINE[Fr.] / AQUMARIN[Alm.] ile/değil/yerine/= AKVAMARİN
- AQUEDUCT[İng.] ile/||/<> AQUEDUC[Fr.] ile/||/<> AQUÆ DUCTUS[Lat.] ile/||/<> WASSERLEITUNG[Alm.] ile/||/<> SU KEMERİ
( Mimarlık Üzerinde su yolu bulunan kemerli köprü )
- ÄQUIVALENTE MAGNETLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= MIKNATISIN EŞ DEĞER UZUNLUĞU
- ÄQUIVALENTPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞ DEĞER NOKTA
- ARABESQUE[Fr. < ARABESQUE] ile/||/<> ARABESK ile/||/<> ARABESK[Fr. < ARABESQUE]
( Bal Dansçının bir ayağı üzerinde durup bir bacağını bir kolunu arkaya öbür kolunu öne uzatmasıyla ortaya çıkan duruş Bu duruşun çeşitleri vardır Klasik dansın temel hareketlerinden biridir Bir bacak üzerinde dururken öbür bacak geriye doğru doksan dereceden az olmamak üzere kaldırılır Kollardan biri öne doğru uzatılır avuç içleri yere doğrudur dirsekler ise hafif büküktür Çeşitli arabesk biçimleri vardır )
- ARABESQUE[İng.] ile/||/<> ARABESQUE[Fr.] ile/||/<> ARABESKE[Alm.] ile/||/<> GİRİŞİK BEZEME
( Süsleme Birbiri içine girip çıkan doğru eğri yaprak ve dalların meydana getirdiği bir çeşit süsleme )
- ARABIC NUMERALS[İng.] ile/||/<> NOMBRE ARABIQUE[Fr.] ile/||/<> ARABISCHE ZIFFER[Alm.] ile/||/<> ARAP RAKAMLARI
( Arap kökenli olan ve dünyaya Arabistandan yayılmış olan 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 rakamları )
- ARAÇ = VASITA = MEANS, VEHICLE[İng.] = MOYEN[Fr.] = MITTEL[Alm.] = MEZZO[İt.] = MEDIO[İsp.] = VIA, RATIO[Lat.] = (HO) POROS[Yun.] = VESÎLE, VÂSİTA[Ar.] = VESÎLE[Fars.] = MIDDELEN[Felm.]
- ARAGONİT ile/||/<> ARAGONİT[Fr. < ARAGONITE]
( Mineral CaCO3 metalimsi olmayan parıltı ak yeşil mavimsi gri kırmızımsı sarı çizgi ak sertlik 3 44 yoğunluk 2 95 jeoloji )
- ARAMAK = SEARCH/SEEK/LOOK FOR[İng.] = CHERCHER[Fr.] = SUCHEN[Alm.] = CERCARE[İt.] = BUSCAR[İsp.]
- ARAP ATI ile/||/<> ...
- ARAP TAVŞANI ile/||/<> ARAP TAVŞANI
( Jaculus jaculus Kemiriciler Rodentia takımının Araptavşanıgiller Jaculidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 20 kuyruğu 22 cm İsmine karşın sıçrayan bir sıçandır Kuzey Afrika ve Arabistanda tahıl kemirerek yaşar zooloji Kemiriciler Rodentia takımının Arap tavşanıgiller Jaculidae familyasından 20 cm kadar uzunlukta 22 cm kadar kuyruğu olan Kuzey Afrika ve Arabistanda tahıllarla beslenen bir tür )
- ARAR ile/||/<> JUNIPER[İng.] ile/||/<> GENIÈVRE[Fr.] ile/||/<> JUNIPERUS[Lat.] ile/||/<> WACHOLDER[Alm.] ile/||/<> ARDIÇ
( Servigiller Cupressaceae familyasından kışın yapraklarını dökmeyen bazı türlerinden katran elde edilen ağaççık ya da çalımsı bitkiler Ağızlarda arcıt olarak da geçer Bu biçimin göçüşme métathèse sonunda oluştuğu açıktır Az ardıç artış artış Tel artış YUyg ardaç Türki artiş Juniperus excelsa artış urtăş Eski Türkçeden başlayarak geçer Orta Türkçede artuç biçimi kullanılır Çağdaş diyalektlerde ardıç yerine arça biçiminin yaygın olarak kullanıldığı göze çarpıyor arça arşa arşa arça arça Alt arçın Kuğ arcın arcan arçı das Beräuchern um böse Geister zu verjagen Gegenstand Birkenrinde u ähnl mit dem man beräuchert Bütün bu biçimlerin Moğolcadan geçtiği anlaşılıyor Kałużyński ME 24 Tacikçe arça biçimi Özbekçe bir alıntıdır Doerfer TLT 26 Farsça ardic juniper Türkçeden alınmıştır Doerfer TMEN 448 Egorov ÊS 276 ardıçı Farsça ardac biçimiyle karşılaştırmıştır Daha sonra Sevortyan ÊSTJa 1974 173174 da ardıçı Farsça ardic ardac biçimleriyle karşılaştırmıştır Ancak Vullersin ardicin İranca kökenli bir söz olduğuna kuşku ile baktığını da saklamamıştır Sevortyan Budagovun ardıçı Farsçadan getirdiğini de bildirmiştir Sevortyan Yudahin Arm 2 33 36 Dmitrieva ST 2 1975 23 da Farsçadan alındığını dile getirmiştir Yayınlarda ardıçın Moğolcadan geldiği de ara sıra seslendirilmiştir Ramstedt JSFOu 28 21 KWb 15a arçanın ari reinigen kökünden geldiğini yazmış Moğolca ariğun rein yanında Türkçe Tatarca artış ve Kazakça arşa biçimlerini de saymıştır Onun bu tezini Brockelmann OGM 24 a benimsemiş artuçu Reinigungsmittel olarak Türkçe ç ekiyle yapılmış bir türev olarak değerlendirmiştir Doerfer TMEN 448 Ramstedtin tezini doğrulayan birtakım Moğol halk geleneklerinden söz etmişse de bu teze karşı çıkmıştır Ona göre arı reinigen kökünden yola çıkıldığında arça artuç vb biçimlerine varılamaz Türkçede fiil köklerinden isim türevleri yapımında kullanılan ça ekinin geçmediğini belirten Doerfer Türkçe art kökünden yola çıkılarak artuç das wuchernde Gewächs türevinin elde edilebileceğini ortaya koymuştur Ona göre artuçak küçültmesi yoluyla artıçak orta hece düşmesiyle artçak arçak biçimi ortaya çıkmıştır Arça biçimi arçaktan kalan yeni bir türevdir Halk geleneğinde belli bir rol oynamış olan bu sözün tabulaştırılması da doğaldır O açıdan artuçtan ses kurallarına uyan değişiklikler beklenemez Paralel biçimlerin çokluğu bu teze tanık olarak gösterilebilir Ancak arçanın Türk diyalektlerinde ilk olarak Moğol çağından sonra geçtiği de göz ardı edilemez Buna göre bu sözün köken bakımından Moğolca olması da olanaksız değildir Buna karşılık artuç ardıç Türkçe bir türevdir Doerfere göre arçanın artuç ile birleştirilip birleştirilemeyeceği açık bir sorun olarak kalıyor Çağdaş Türk diyalektlerinde yaşayan arça biçimine gelince Sevortyana göre ÊSTJa 1974 182183 arça biçimi bir tür servi olarak kullanılan ard kökünden ça ekiyle kurulmuş bir türevdir Sevortyan Ramstedtin Brockelmannın Räsänenin ve Doerferin arça ve ardıç biçimlerine ilişkin açıklamalarını da özet olarak vermiştir Son olarak arçanın Moğol diyalektlerinde yaygın biçimde geçtiğini de sözlendirmiştir Türkçe ardıç Rusçaya ardyš ve artyš olarak arça ise arča ve aršan olarak geçmiştir Vasmer REW 1 85 92 Yaşayan diyalektlerde kullanılan arçanın Moğolcadan kalma bir alıntı olduğu yolundaki sav bilimsel yayınlarda büyük bir yaygınlık kazanmıştır Anadolu ağızlarında ardıç yanında andız anduz adı da geçer Ağızların bir bölümünde özellikle Akdeniz ağızlarında andız servi ağacı anlamını da almıştır Kıbrıs ağzında da andız servi ağacı olarak geçer )
- ARARBULUR | DEDEKTÖR ile/||/<> DEDEKTÖR ile/||/<> DEDEKTÖR[Fr. < DÉTECTEUR]
( 1 Gaz kromatografisi kolonundan çıkan maddeler içinde organik maddelerin varlığını algılayan cihaz 2 Verilen örnekte radyasyon varlığını algılayan cihaz Özellikle ineklerde börkenekte yabancı cisim aramalarında kullanılan madenî cisim arama cihazı ferreskop Optik akustik veya hem optik hem akustik özellikte olanları mevcuttur )
- ARAŞTIRMA FİLMİ ile/||/<> ARAŞTIRMA FİLMİ
( Sinema Herhangi bir bilimsel araştırmada alıcının bir araştırma aracı olarak kullanılması sonunda elde edilen film Herhangi bir bilimsel araştırmanın yapılışını bu araştırmada baş vurulan yöntemleri ve elde edilen sonuçları olduğu gibi yansıtan film bilimsel film )
- ARAŞTIRMA FİLMİ ile/||/<> BELGESEL FİLM
( Sinema Herhangi bir bilimsel araştırmada, alıcının bir araştırma aracı olarak kullanılması sonunda elde edilen film. @@ Herhangi bir bilimsel araştırmanın yapılışını, bu araştırmada baş vurulan yöntemleri ve elde edilen sonuçları olduğu gibi yansıtan film. bk. bilimsel film. )
- ARAZ | İLİNEK ile/||/<> İLİNEK
( Bir nesnenin ikincil ve öze ilişkin olmayan özelliği accidens rastlantısal olan çıka gelen 1 Bir nesneye zorunlu olarak bağlı olmayan onun özünde bulunmayan rastlantı ile olan nitelik PlatonAristoteles açımlayıcısı Yeni Platoncu Porphyrios Eisagogé adlı yapıtında ilineği şöyle tanımlar Konu özne değişmeksizin ortaya çıkabilen ya da yok olabilen şey Bu tanım sonradan bütün mantıkçılarca kabul edilmiştir İlinekler iki türlüdür Ayrılır ve ayrılmaz ilinekler Ör Uyumak insan için ayrılır bir ilinektir Kara renkli olmaksa zenci için ayrılmaz bir ilinektir 2 Aristoteleste Bir konuya bağlı olan ve o konu olmadan kendisi var olamayan şey kendi başına var olamayan bir taşıyıcıyı bir tözü gerektiren şey tözün niteliği Ör Aklık nesneden bağımsız olarak var olamaz Karşıtı ve bağlılaşık kavramı töz )
- ARÂZ | SYNDROME[Fr. < SYNDROME] ile/||/<> SENDROM ile/||/<> SENDROM[Fr. < SYNDROME]
( syn ile dromein koşmak Bir hastalığı karakterize eden ve aynı anda ortaya çıkan belirtiler Bir hastalıkta görülen semptomların tümü Belli bir hastalığa ait klinik belirtilerin tümü )
- ARAZ[Ar. < ARAŻ] ile/||/<> SENDROM
( (Yun. syn: beraber; dromein: koşmak) Bir arada görülen ve özel bir durumu veya hastalığı anlatan durum. @@ Belirti. )
- ARAZ ile/||/<> ARAZ[Ar. < ʿARAZ]
( syn beraber dromein koşmak Bir arada görülen ve özel bir durumu veya hastalığı anlatan durum Belirti )
- ARAZBAR[Ar. < ARAŻ + FARS. < BÂR] ile/||/<> ARNAVUT
( (Ort. O.): Konuşma. )
- ARAZBAR[Ar. < ʿARAZ + FARS. < BÂR] ile/||/<> (ORT. O.): KONUŞMA
( Ort O Konuşma )
- ARAZİ ile/||/<> ACCIDENTAL[İng.] ile/||/<> ACCIDENTEL[Fr.] ile/||/<> AKZIDENTELL[Alm.] ile/||/<> İLİNEKSEL
( 1 Değişen rastlantısal olan ilinekle ilgili olan özle ilgili olmayan Karşıtı özle ilgili essentiel 2 Bir şeye bağlı olan bağımsız olmayan Karşıtı tözle ilgili substantiell )
- ARC CATHODE[İng.] / CATHODE D'ARC[Fr.] / BOGENKATHODEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ARK KATODU
- ARC FURNACE[İng.] / FOUR ELECTRIQUE D'ARC[Fr.] / LICHTBOGEN OFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ARK FIRINI
- ARC LAMP[İng.] / ARC LAMPE[Fr.] / BOGENLAMPE, LICHTBOGENLAMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= ARK LAMBASI
- ARC SPECTRUM[İng.] / SPECTRE D'ARC[Fr.] / BOGENSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= ARK TAYFI/SPEKTRUMU
- ARC VOLTAGE[İng.] / TENSION D'ARC[Fr.] / BOGENSPANNUNG, LICHTBOGENSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ARK GERİLİMİ
- ARCHAISM[İng.] ile/||/<> ARCHAISME[Fr.] ile/||/<> ARKAISMUS[Alm.] ile/||/<> ESKİCİLİK ile/||/<> ARCHAISMUS[Alm.] ile/||/<> ESKİLİK
( Eskiye bağlılık artık kullanılıştan düşmüş olan eski kelimeleri veya kelimelerin eski biçimlerini kullanma kalıntı kelimeleri kullanma ve eskilik eski kelime Eskiden kalma yazı ve konuşma dilinde artık kullanılıştan düşmüş olan dilin daha eski veya tarihî devirlerine ait kelime deyim ve şekiller adaklı sözlü ağu ağı zehir demirî demir rengi patlıcanî patlıcan rengi portakalî portalak rengi gendüzi kendisi gözgü ayna ıldız yıldız ogrı hırsız urmak vurmak sayrı hasta akıl kulağına okumak aklına getirmek hatırına düşürmek vb Ayrıca eski kelime )
- ARCHETYPE[İng.] ile/||/<> ARCHETYPE[Fr.] ile/||/<> ARCHETYPUS[Alm.] ile/||/<> ARKETİP[Fr. < ARCHÉTYPE]
( archaios eski typos örnek Bir tür ya da türler grubunun varsayılan atasal tipi Arkitip )
- ARCHIMEDEAN SOLID[İng.] / SOLIDES D'ARCHIMÈDE[Fr.] / ARCHIMEDISCHER FESTKÖRPER[Alm.] ile/değil/yerine/= ARŞİMET/ARCHİMEDES KATILARI
- ARCHIMEDES NUMBER[İng.] / NOMBRE D'ARCHIMÈDE[Fr.] / ARCHIMEDISCHE ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= ARŞİMET/ARCHİMEDES SAYISI
- ARCHIMEDES' PRINCIPLE[İng.] / PRINCIPE D'ARCHIMÈDE[Fr.] / ARCHIMEDISCHES PRINZIP[Alm.] ile/değil/yerine/= ARŞİMET/ARCHİMEDES İLKESİ
- ARCHITECTE[Fr.] ile/||/<> ARCHITECTUS[Lat.] ile/||/<> BAUMEISTER[Alm.] ile/||/<> MİMAR[Ar. < MİʿMÂR]
( Mimarlık Yapıların tasarını yapan ve uygulayan sanat adamı )
- ARCHITECTE/ARCHITECTURE[Fr.] ile/değil/yerine/= ARCHITECTUS/ARCHITECTURA[Lat.] ile/değil/yerine/= BAUMEISTER/BAUKUNST[Alm.] ile/değil/yerine/= ARCHITECTURE[İng.] ile/değil/yerine/= MIMARBAŞI
( Osmanlı sarayında, resmî binaların onarımı ve yapımı işleriyle uğraşan mimarların başı. )
- ARCING CONTACT[İng.] / CONTACT À ARC[Fr.] / ABBRENNKONTAKT, ABREISSKONTAKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ARK KONTAĞI
- ARDAK ile/||/<> STOCKFLECKE[Alm.]
( Ağaçta mantarların oluşturduğu bir tür çürüme başlangıcı Genellikle kırmızı gürgen ve kızılağaçta kahverengi ya da külrengi lekeler halinde belirir OT artak bozulmuş bozuk arda çürümek arta k eki Eski Türkçeden başlayarak arta bozulmak çürümek anlamında kullanılır Orta Türkçede de arta olarak geçer Kaça Sagay Teleüt gibi diyalektlerde ardamak olarak kalmıştır XIV yüzyıl Anadolu metinlerinde arda bozulmak olarak geçer Ş Tekin TDAY 19731974 108 )
- ARDIÇ KUŞU ile/||/<> ARDIÇ KUŞU
( Turdus pilaris Ötücükuşlar Passeriformes takımının karatavukgiller Turdidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 26 cm Sırtı kahverengi karnı ak kuyruğu kara olur Avrupa ve Asyada ormanlarda yaşar zooloji tarla kuşu )
- ARDIL SORUN | KARMAŞIKLIK | KOMPLİKASYON[Fr. < COMPLİCATİON] ile/||/<> SEKEL
( Bir hastalığın devamı sırasında oluşan başka patolojik olaylar veya hastalıklar. @@ @@ )
- ARDIL SORUN | KARMAŞIKLIK | KOMPLİKASYON ile/||/<> KOMPLİKASYON ile/||/<> KOMPLİKASYON[Fr. < COMPLICATION]
( Bir hastalığın devamı sırasında oluşan başka patolojik olaylar veya hastalıklar )
- AREA EFFECT[İng.] / EFFET DE DOMAINE[Fr.] / FELDEFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAN ETKİSİ
- AREOMETER[İng.] / ARÉOMÉTRE[Fr.] / ARÄOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= SIVIÖLÇER
- ARGALİ ile/||/<> ARGALİ[Fr. < ARGALI]
( Ovis ammon Çiftparmaklılar Artiodactyla takımının boynuzlugiller Bovidae familyasından bir bir memeli türü Uzunluğu 187 yüksekliği 120 cm Çok büyük boynuzları vardır Kuzey Doğu Asyanın dağlarında yaşar Evcil koyunun atalarındandır Çift parmaklılar Artiodactyla takımının boynuzlugiller Bovidae familyasından 187 cm kadar uzunlukta 120 cm kadar yükseklikte çok büyük boynuzları olan Asyada dağlarda yaşayan evcil koyunun atası arġali Ovis argali Moğolca arġalinin Türkçe arkardan alındığı anlaşılıyor Alt arkar alkar argar Türkçe arkarın Uygurcadan başlayarak kullanıldığını biliyoruz Orta Türkçede de arkar olarak geçer Azerbaycan alanında kullanılan arğalı yaban koyunu sözü Moğolcadan alıntıdır Farsça ārġālī de Moğolcadan alınmıştır )
- ARGAND DIAGRAM[İng.] / DIAGRAMME D'ARGAND[Fr.] / ARGAND-DIAGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= ARGAND DİYAGRAMI
- ARGO[Fr.] ile YÜKSEK ARGO ile DÜŞÜK ARGO
( [Türkmen, Gagauz, Özbek, Uygur, Tatar, Başkurt, Kumuk, Karaçay-Malkar, Nogay, Kazak, Kırgız, Altay, Hakas, Tuva, Şor Türkçe'lerinde] ARGO )
( Külhanbeylerin kullandığı söz ve deyimler. | Bir meslekte ya da toplumda kullanılan özel söz. )
( [Çin'de] HSIANG T'AN, HSIANG Ç'ANG )
( [Finlandiya'da] MONGERRUS )
( [Hindistan'da] SÂSÎ, DOM, NATÎ [Çingene dili asıllılardır], BALAÎBALAN )
( [Hollanda'da] BARGOENS )
( [İran'da] LÛTRÂ, ZEBÂN-I ZERGERÎ[kuyumcu dili], LOTİZEBÂNÎ, KURBATÎ/ESSÎM ARGOSU[Ar. İran'ın kuzeyinde] )
( [İspanya'da] CALO, [eskiden] GERMANIA )
( [İtalya'da] FURBESCO, ZERGA[Venedik'te], GERGO[Jargon anlamına] )
( [Macaristan'da] TOLVANJNYELV[hırsız dili] )
( [Mısır'da] HALEBÎ ARGOSU )
( [Norveç'te] FANTESPROG )
( [Portekiz'de] CALAO )
( [Romanya'da] ŞMECHEREASCA, LIMBA CARAITORILOR )
( [Rusça] ARGO [Kril abecesiyle APRO], VOROVSKIY YAZIK[hırsız dili] )
( [Yunanistan'da] MALLIARA GLOSA[bayağı dil anlamına] )
( [Çekoslavakya'da] HANTYRKA )
- ARGON LASER[İng.] / LASER À ARGON[Fr.] / ARGONLASER[Alm.] ile/değil/yerine/= ARGON LAZERİ
- ARGON[İng.] / ARGON[Fr.] / ARGON[Alm.] ile/değil/yerine/= ARGON
- ARGON ile/||/<> ARGON[Fr. < ARGON]
( kimya A A 39 95 A S 18 olan asal gaz elementi )
- ARI KUŞU ile/||/<> ARI KUŞU
( Merops apiaster Gökkuzgunumsular Coraciiformes takımının arıkuşugiller Meropidae familyasından bir kuş türü Sırtı sarı karnı maviyeşil kuyruğu yeşildir Güney Avrupa Kuzey Afrika Ön ve Orta Asyada az ağaçlı açık yerlerde yaşar Gökkuzgunumsular Coraciiformes takımının arı kuşugiller Meropidae familyasından Güney Avrupa Kuzey Afrika ve Orta Asyada yaşayan yurdumuzun her tarafında yazın kuluçkaya yatan seyrek ağaçlı açık arazide step ve yarı çöl tipindeki bölgelerde yaşayan bilhassa arılar başta olmak üzere böceklerle beslenen avını uçarken yakalayarak yiyen ve avlarının kitinli kısımlarını yumak hâlinde ağzından dışarı atan göçmen bir tür )
- ARI SÜTÜ ile/||/<> ARI SÜTÜ
( Kraliçe olacak larvaların beslenmesinde kullanılacak olan ve işçi arılar tarafından salgılanan madde İşçi arıların mandibular ve hipofarengiyal bezlerinden salgıladıkları şeker ve protein oranı yüksek madde )
- ARIA, AIR[İng.] ile/||/<> ARIA, AIR[Fr.] ile/||/<> ARIE[Alm.] ile/||/<> ARYA[İt. < ARIA]
( Bir opera yapıtında ya da oratoryoda ezgi )
- ARİSTETALİSİYE ile/||/<> ARISTOTELISM[İng.] ile/||/<> ARISTOTELISME[Fr.] ile/||/<> AN'STOTELISMUS[Alm.] ile/||/<> ARİSTOTELESÇİLİK
( Felsefe ve Tanrıbilimde Yunan filozofu Aristotelese dayanan deneysel gerçekçi eğilimli aynı zamanda ereksel bir dünya görüşü niteliğindeki düşünce doğrultusu )
- ARİTMETİK DİZİ ile/||/<> ARİTMETİK DİZİSİ
( aritmetik dizisi Her bir terimin bir önceki ve bir sonraki terimden farkının hep aynı kaldığı değişmediği dizi geometrik dizi Her bir terimi bir önceki terimin aynı d sayısı ile toplanmasıyla elde edilen dizi Daha açık olarak a a d a 2d a nl d dizisi )
- ARİTMETİK DİZİ ile/||/<> GEOMETRİK DİZİ | ARİTMETİK DİZİSİ
( bk. aritmetik dizisi. @@ Her bir terimin bir önceki ve bir sonraki terimden farkının hep aynı kaldığı, değişmediği dizi. krş. geometrik dizi @@ Her bir terimi bir önceki terimin aynı d sayısı ile toplanmasıyla elde edilen dizi. Daha açık olarak a, a + d, a + 2d, ..., a + (n-l)d, ... dizisi. )
- ARİZ-ÜL-CİSİM | YASSI SOLUCANLAR ile/||/<> YASSI SOLUCANLAR
( Şeritleri ve yaprak solucanları içine alan iki yanlı bakışık yumuşak ve oldukça yassılmış vücutlu solucanlar topluluğu yassı kurtlar Birincil ağızlılar Protostomia filumunun ilkel solucanlar Scolecida dalından yassı yaprak biçiminde ve yumuşak vücutlu anüsleri oluşmamış iki yanlı bakışımlı bölütsüz ve sölomları olmayan bazısı serbest bazısı asalak yaşayan asalak olanlarda döl değişimi ve başkalaşım görülen türbelarlar Turbelaria trematodlar Trematodes şeritler Cestodes olmak üzere üç takımı içine alan bir sınıf Yassı kurtlar Birincil ağızlılar Protostomia bölümünün yassı yaprak biçiminde ve yumuşak vücutlu anüsleri oluşmamış iki yanlı bakışımlı bölütsüz ve sölomları olmayan ve rejenerasyon yetenekleri fazla olan bir şube yassı kurtlar )
- ARK KÖMÜRÜ ile/||/<> KÖMÜR
( Sinema TV Işık yayı oluşturmakta kullanılan özel yapıda çubuk biçiminde kömür Kökeni bitkisel değişmiş ve başkalaşmış katı yakıt Örneği ve derecesi ilkel maddelerin geçirdiği başkalaşıma bağlıdır Havasız ortamda kalan bitkilerin nem basınç ve sıcaklık etkisiyle bozunarak oluşturdukları yanıcı karakahve renkli katı özdek Başlıca bileşeni karbondur bunun yanında hidrojen kükürt oksijen ve azot ayrıca kül denilen mineral oksitleri içerir yerbilim Bitkilerin değişme ve başkalaşıma uğraması sonucu oluşan katı yakıt jeoloji kimya Az kömür kömür kömür kömir kömür Blk kömür komir kümir Tatarcada küymir olarak da geçer Alt Tel kömür Tub kömür ağaç kömürü köbür kömür kamrăk ağaç kömürü Sonundaki k Çuvaşçada yaygın olarak kullanılan bir küçültme ekidir Uygurcadan başlayarak kullanıldığını görüyoruz Orta Türkçede de kömür biçimi geçer Eski Kıpçakçada da kömür olarak kullanılır Yaygın bir inanca göre Türkçe köm göm kökünden ü r ekiyle yapılmıştır Ramstedt Formenlehre 212 köm kökünün die Holzkohlen zur Nacht mit Asche bedecken begraben anlamına geldiğini bildirmiştir Bazin AOH 36 58 Türkçe köm göm enterrer kökünden geldiğini bildirmiştir le procédé primitif de carbonisation du bois consiste en üne combustion partielle sous terre battue Ancak köm kökü Türkçede göm biçimini almışsa da kömür bütün diyalektlerde olduğu gibi kalmış gömüre çevrilmemiştir O bakımdan diyalektlerde kullanılan köy küy yanmak kökünden geldiği yolundaki sav da düşündürücüdür Bu türevde geçen mür eki yağmur yağ adında da kullanılmıştır Tatarcada kümir yanında geçen küymir biçimi bu sava ağırlık veren bir tanıktır Buna karşılık diyalektlerde kȫmür biçimine rastlanmadığı göz ardı edilemez DoerferTezcan Wörterbuch des Chaladsch 97 s v çamur kömür köńmür Modern diyalektlerde köy küy kökünün birçok türevi göze çarpar köye kurum kömür Kaça küye kurum küyelik kömür kurum gibi Komşu dillere de geçmiştir Bu yolda daha çok bilgi almak için Doerfer TMEN 857 TLT 183 )
- ARKA ile/||/<> ARKA
( Vücudun ortasından geçen çizginin sırt tarafında gösterdiği yön ve sırt yüzeyi Bir organizmanın arka kısmı bir organ veya yapının arka kısmı Posteriyor art )
- ARKA >< GERİ
( Vücudun ortasından geçen çizginin sırt tarafında gösterdiği yön ve sırt yüzeyi. @@ Bir organizmanın arka kısmı; bir organ veya yapının arka kısmı. Posteriyor, art. )
- ARKOZ ile/||/<> ARKOZ[Fr. < ARKOSE]
( Bileşiminde 30 ya da daha çok feldspat bulunan kumtaşı cinsinden bir tortul kayaç Özellikle derinlik kayaçları ve gnaysların ayrışmasından olur jeoloji )
- ARKTİK ile/||/<> ARKTİK[Fr. < ARCTIQUE]
( arcticus kuzey kutbu ile ilgili Kuzey kutbuna ya da kuzey kutup bölgesine ait Kuzey kutup bölgesine ait )
- ARMA ile/||/<> ARMA[İt. < ARMA]
( Bir devletin bir soyun ya da bir kentin simgesi olarak bilinen im ikinci ad İtal Venedik arma rigging )
- ARMADOR[İt. < ARMADÚR] ile/||/<> ...
( geminin direk seren ip halat ve yelken donanımını düzenleyen usta İtal Venedik armadór one who fîts out a ship )
- ARMADOR[İt. < ARMADÚR] ile/||/<> ARMADURA
( 'geminin direk, seren, ip, halat ve yelken donanımını düzenleyen usta' @@ < İtal (Venedik) armadór 'one who fîts out a ship'. )
- ARMATÖR[İt. < ARMADOR] ile ARMATÖR ile ARMATÜR[Fr. < Lat.] ile ARMATUR[Alm. < Lat.]
( Ticaret gemisi iyesi/sahibi. | Geminin direk, seren, yelken, ip vb. donanımını düzenleyen usta. İLE Betonarme teçhizatı, donatı. | Akkor telli lambalı sortide duy, kordon, tavan kapaı, varsa tij ve glop; floresan lambalı sortide balast, starter, şasi. [Lambalar, armatürün dışında sayılır.] | Ventil, batarya, geri tepme ve emniyet ventili ve benzeri gereçlerin, hepsine verilen ad, donatı. İLE Bir aygıtın ana bölümünü oluşturan tümü. | Bir mıknatısın iki kutbu arasında, kuvvet akımını, toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arasına yerleştirilen demir parçası. | Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri. )
- ARMATURE[İng.] / ARMATURE[Fr.] / ANKER, ARMATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= ARMATÜR
- ARMUT ile/||/<> ARMUT[Fars. < ARMŪD, EMRŪD]
( Keçe üzerine ham ve renkli keçe parçalarından yapılan nakış Yalvaç Isparta Gülgiller Rosaceae familyasından ovaryumu alt durumlu ülkemizde dokuz türü bulunan meyvesi yendiği için kültürü yapılan yaprağını döken bir tür bitki Az armut armıt almurt almurt almurut a lmurut Hal amrût Yaygın bir inanca göre Farsçadan alınmıştır armūd amrūd anbarūt a pear Doerfer TLT 213 Tacikçe a lmurut a lmürüt biçimlerinin Özbekçeden geçtiğini belirtmiş Farsçadaki değişik biçimler karşısında köken bakımından Türkçe olabileceğini dile getirmiştir Ancak daha sonra Doerfer KhalMat 290 armutun Farsçadan geldiğini işaretiyle açıklamıştır Doerfer TMEN N 21 1966 Eski ve yeni Türk diyalektlerinde armuda kertme adı da verilir Doerfer bu adın Kıpçak diyalektlerinde kullanıldığını armut biçiminin ise Oğuz diyalektlerinde kaldığını bildirmiştir Eski Türkçe kertme adının Macarcaya körte olarak geçtiğini biliyoruz Macarca körte biçimiyle ilgili sorunları Ligeti TörK 291292 özenle gözden geçirmiştir Ona göre Macarca körte Kıpçaklardan kalma bir alıntı olarak değerlendirilemez Ligeti TörK 129 Oğuzca armut ve Kıpçakça kertme biçimlerini de karşılaştırmıştır Räsänen LTS 233 V 27a Farsçadan alındığını sıklıkla yazmıştır Şçerbak JaS 100 27 169 özünde Türkçe olmadığının altını çizmekle yetinmiştir Rumcaya Türkçeden geçmiştir )
- AROMATIC COMPOUNDS[İng.] / COMPOSÉS AROMATIQUES[Fr.] / AROMATISCHE VERBINDUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AROMATİK BİLEŞİKLER
- AROMATIC[İng.] / AROMATIQUE[Fr.] / AROMATISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= AROMATİK
- ARPA ile/||/<> ARPA
( tarım botanik Buğdaygiller Gramineae Poaceae familyasından tohumları ve otsu kısımları hayvan yemi olarak kullanılan ülkemizde geniş bir alanda kültürü yapılan bir yıllık otsu bitki Buğdaygiller familyasından tohumları ve otsu kısımları hayvan yemi olarak kullanılan enerji içeriği yüksek yapısında bulunan beta glukanlar nedeniyle kanatlı rasyonlarında sınırlı kullanılan ülkemizde geniş bir alanda kültürü yapılan bir yıllık otsu bitki Az arpa arpa arpa Arpacık olarak da kullanılır arpa arpa arpa arpa Alt Tel Kuğ Koy Kaça Küer arba Tub arma urpa Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede arpa olarak geçer Eski Kıpçakçada da arpa biçimi kullanılır Türkçe arpanın eski ve yeni diyalektlerde arpacık arpağan gibi birtakım türevleri göze çarpar arpağan Bilimsel yayınlarda Avrupa dillerinden alındığı sıklıkla dile getirilmiştir Örn Németh Csoma Arm 92 s 1 not arpanın Avrupa dilleriyle ilişkisinden söz etmiştir Bu yoldaki görüşleri Doerfer TMEN 445 değerlendirmiştir Clauson ED 198b Avrupa dillerinden kalma Toharca bir alıntı olduğunu bir olasılık olarak seslendirmiştir Poppenin türlü Altayca biçimleri eski yakınlık tanığı olarak değerlendirmesi düşündürücüdür Lautlehre 87 Doerferin vurguladığı gibi bu biçimler kültür alıntısından başka bir şey olamaz Damdinov Sanjeev Arm 54 arpayı Altayca ortak sözlük ögeleri arasında saymıştır Dmitrievanın arpanın Farsçadan alındığı yönündeki savı yanlıştır ST 2 1975 23 Türkçeden Macarcaya árpa olarak geçmiştir Gombocz BTLw 8 Ligeti TörK Moğolca arbai avoine orge biçimi Türkçeden alınmıştır Soyotça arbay biçimi ise Moğolcadan kalma yeni bir alıntıdır Türk diyalektlerinden Sölkupçaya da geçmiştir Márk Néprajz és Nyelvtudomány 1920 248 Türkçeden belli başlı komşu dillere de geçmiştir Balkan dillerinde de yaygın olarak kullanılır )
- ARPA ile/||/<> BUĞDAY ile/||/<> BUĞDAYGİLLER ile/||/<> MISIR ile/||/<> YULAF
( (tarım, botanik) @@ Buğdaygiller (Gramineae, Poaceae) familyasından, tohumları ve otsu kısımları hayvan yemi olarak kullanılan, ülkemizde geniş bir alanda kültürü yapılan, bir yıllık otsu bitki. @@ Buğdaygiller familyasından, tohumları ve otsu kısımları hayvan yemi olarak kullanılan, enerji içeriği yüksek, yapısında bulunan beta glukanlar nedeniyle kanatlı rasyonlarında sınırlı kullanılan ülkemizde geniş bir alanda kültürü yapılan bir yıllık otsu bitki. @@ ~ Az arpa. -Tkm arpa. -TatK arpa. 'Arpacık' olarak da kullanılır. -Bşk arpa. -Kzk arpa. -Kklp arpa. -Krg arpa. -Alt, Tel, Sag, Kuğ, Koy, Kaça, Küer arba. -Tub arma. -Çuv urpa. Eski Türkçeden başlayarak kullanılır. Orta Türkçede arpa olarak geçer. Eski Kıpçakçada da arpa biçimi kullanılır. Türkçe arpa'nın eski ve yeni diyalektlerde arpacık, arpağan gibi birtakım türevleri göze çarpar. bk. arpağan. Bilimsel yayınlarda Hint-Avrupa dillerinden alındığı sıklıkla dile getirilmiştir. Örn. Németh (Csoma Arm 92. s. 1. not) arpa'nın Hint-Avrupa dilleriyle ilişkisinden söz etmiştir. Bu yoldaki görüşleri Doerfer (TMEN 445) değerlendirmiştir. Clauson (ED 198b) Hint-Avrupa dillerinden kalma (Toharca?) bir alıntı olduğunu bir olasılık olarak seslendirmiştir. Poppe'nin türlü 'Altayca' biçimleri eski yakınlık tanığı olarak değerlendirmesi düşündürücüdür (Lautlehre 87). Doerfer'in vurguladığı gibi bu biçimler kültür alıntısından başka bir şey olamaz. Damdinov (Sanjeev Arm 54) arpa'yı 'Altayca' ortak sözlük ögeleri arasında saymıştır. Dmitrieva'nın, arpa'nın Farsçadan alındığı yönündeki savı yanlıştır (ST 2, 1975, 23). Türkçeden Macarcaya árpa olarak geçmiştir (Gombocz: BTLw 8; Ligeti: TörK). Moğolca arbai 'avoine, orge' biçimi Türkçeden alınmıştır. Soyotça arbay biçimi ise Moğolcadan kalma yeni bir alıntıdır. Türk diyalektlerinden Sölkupçaya da geçmiştir (Márk: Néprajz és Nyelvtudomány 19-20: 248). Türkçeden belli başlı komşu dillere de geçmiştir. Balkan dillerinde de yaygın olarak kullanılır. )
- ARSENIC[İng.] / ARSENIC[Fr.] / ARSENIC[Alm.] ile/değil/yerine/= ARSENİK
- ARŞİV | BELGELİK ile/||/<> BELGELİK
( Sinema TV Filmlerin gereğinde çeşitli işlerde kullanılmak üzere belge olarak saklandığı yer Belgelerin ya da bunların mikrofiş mikrofilm ortamındaki kopyalarının saklandığı örgüt Belgelerin saklandığı yer Ferman berat mektup evrak vb yazılı belgelerin saklandığı yer Tarihsel belgelerle devlete ilişkin belgelerin korunduğu yer dosyaların saklandığı oda belgelik )
- ART AVURT ÜNSÜZÜ ile/||/<> AVURT ÜNSÜZÜ
( Dil ucunun dişlere dokunması dil sırtının geriye doru yatıp büyükçe bir çukur oluşturması ve ciğerlerden gelen havanın daha geriden avurtlara çarpması ile oluşan kalın l l ünsüzü al anlamak bal bol kollamak yol yollamak vb avurt ünsüzü Azerbaycan Türkçesi säit damag samit Türkmen Türkçesi gapdal ışgalaňlı Gagauz Türkçesi yandilli çetin konson Özbek Türkçesi qattiq yόn tόvuş Uygur Türkçesi B qattiq yanünlük D qattik qovuz tavuşi Tatar Türkçesi tel artı awazı Başkurt Türkçesi qatı urt önö kalın yan tutuk awazi Krç Malk uwurtlanı boluşlugu bla kuralgankalın kısık tunakı tawuş Nogay Türkçesi katı uwirt tartıgı Kazak Türkçesi büyir juwan dıbıs Kırgız Türkçesi kaptalçıl katkalaň tıbış Alt katu kelteylik tuyuk tabış Hakas Türkçesi tîlhırindagı hatıg tapsag Tuva Türkçesi tıl kıdunıň ajık eves ünü Türkçesi kadıg nan üni Rusça tvyordıy bokovoy soglasnıy zvuk Derleme avurt konsonu avurtsu konson yanak ünsüzü Dil ucunun öndamağa veya artdamağa çarpmasından meydana gelen ve dilin yanlarından akan ses Dil bel el dal bal al sözcüklerindeki I ünsüzü gibi artavurt ünsüzü Dil ucunun dişlere veya diş etlerine dokunuşu sırasında ciğerlerden gelen havanın ağız kanalını kapatan dilin iki yanından avurtlara çarparak çıkması ile oluşan yanak ünsüzü al dal kalın yalın yol el bel sel bilgi gelin kelimelerindeki l ünsüzleri birer avurt ünsüzüdür Bu ünsüz ön sıradan ince ünlülerle yaptığı birleşimlerde ön avurt kalın ünlülerle yaptığı birleşimlerde art avurt ünsüzü niteliği taşır art avurt ünsüzü ön avurt ünsüzü Azerbaycan Türkçesi damag samiti Türkmen Türkçesi gapdal ışgalaňlı çekimsiz Gagauz Türkçesi yandilli konson Özbek Türkçesi yόn tόvuş Uygur Türkçesi yan ünlük D qovuz tavuşi Tatar Türkçesi yaňgı awaz sonor awaz Başkurt Türkçesi urt tartınqıhı yan tutuk awaz Krç Malk uwurtlanı boluşlugu bla kuralgan kısık tawuş uwurtlanı boluşlugu bla kuralgan tunakı tawuş Nogay Türkçesi uwırt tartıgı Kazak Türkçesi jak dıbısı büyir dıbıs Kırgız Türkçesi kaptalçıl tıbış Alt kelteylik tabış Hakas Türkçesi tîl hırindagı tapsag Tuva Türkçesi tılkıdıınıň ünü Türkçesi til kırıymdagı ün Rusça bokovoy zvuk )
- ART AVURT ÜNSÜZÜ ile/||/<> ÖN AVURT ÜNSÜZÜ | AVURT ÜNSÜZÜ
( Dil ucunun dişlere dokunması, dil sırtının geriye doru yatıp büyükçe bir çukur oluşturması ve ciğerlerden gelen havanın daha geriden avurtlara çarpması ile oluşan kalın l (l.) ünsüzü: al, anlamak, bal, bol, kollamak, yol, yollamak vb. bk. avurt ünsüzü. @@ Azerbaycan Türkçesi: säit damag samit; Türkmen Türkçesi: gapdal ışgalaňlı; Gagauz Türkçesi:yandilli çetin konson; Özbek Türkçesi: qattiq yόn tόvuş; Uygur Türkçesi: (B.Uyg.) qattiq yanünlük ~ (D.Uyg.) qattik qovuz tavuşi; Tatar Türkçesi: tel artı awazı; Başkurt Türkçesi: qatı urt önö;Kmk: kalın yan tutuk awazi; Krç.-Malk.: uwurtlanı boluşlugu bla kuralgankalın kısık (tunakı) tawuş; Nogay Türkçesi: katı uwirt tartıgı; Kazak Türkçesi: büyir juwan dıbıs;Kırgız Türkçesi: kaptalçıl katkalaň tıbış; Alt:: katu kelteylik tuyuk tabış; Hakas Türkçesi: tîlhırindagı hatıg tapsag; Tuva Türkçesi: tıl kıdunıň a'jık eves ünü; Şor Türkçesi: *kadıg nan üni;Rusça: tvyordıy bokovoy soglasnıy zvuk@@(Derleme.. avurt konsonu, avurtsu konson, yanak ünsüzü) Dil ucunun öndamağa veya artdamağa çarpmasından meydana gelen ve dilin yanlarından akan ses: Dil, bel, el, dal, bal, al sözcüklerindeki I ünsüzü gibi (bk. artavurt ünsüzü) . @@ Dil ucunun dişlere veya diş etlerine dokunuşu sırasında, ciğerlerden gelen havanın ağız kanalını kapatan dilin iki yanından avurtlara çarparak çıkması ile oluşan yanak ünsüzü: al, dal, kalın, yalın, yol el, bel, sel, bilgi, gelin kelimelerindeki l ünsüzleri birer avurt ünsüzüdür. Bu ünsüz ön sıradan ince ünlülerle yaptığı birleşimlerde ön avurt, kalın ünlülerle yaptığı birleşimlerde art avurt ünsüzü niteliği taşır. bk. art avurt ünsüzü, ön avurt ünsüzü. @@ Azerbaycan Türkçesi: damag samiti; Türkmen Türkçesi: gapdal ışgalaňlı çekimsiz; Gagauz Türkçesi:yandilli konson; Özbek Türkçesi: yόn tόvuş; Uygur Türkçesi: yan ünlük ~ (D. Uyg.) qovuz tavuşi;Tatar Türkçesi: yaňgı awaz ~ sonor awaz; Başkurt Türkçesi: urt tartınqıhı; Kmk: yan tutuk (awaz);Krç.-Malk.: uwurtlanı boluşlugu bla kuralgan kısık tawuş ~ uwurtlanı boluşlugu bla kuralgan tunakı tawuş; Nogay Türkçesi: uwırt tartıgı; Kazak Türkçesi: jak dıbısı ~ büyir dıbıs;Kırgız Türkçesi: kaptalçıl tıbış; Alt:: kelteylik tabış; Hakas Türkçesi: tîl hırindagı tapsag; Tuva Türkçesi: tılkıdıınıň ünü; Şor Türkçesi: til kırıymdagı ün; Rusça: bokovoy zvuk )
- ART DAMAK ÜNSÜZÜ ile/||/<> ART DAMAK ÜNSÜZÜ
( Kalın ünlüler ile hece oluştururken dil sırtının geriye yumuşak damağa doğru yükseltilmesi ile çıkarılan k g ğ ñ gibi patlayıcı veya sızıcı damak ünsüzlerinden biri Azerbaycan Türkçesi dilarxası samit Türkmen Türkçesi ıızkı kentlevük çekimsizi arddilli konson arddamaklı konson Özbek Türkçesi çuqur til όrqa undόşi Uygur Türkçesi çofiqur til käyni üzük tavuş til uçi käyni üzük tavuşi Tatar Türkçesi keçe teltartığı uvular tartıq Başkurt Türkçesi tamaq töbö tartinqihi art til tutuk Krç Malk art til tinilawuk kısık tunakı tawuş Nogay Türkçesi tîl artı tartıgı Kazak Türkçesi til artı dawıssızı Kırgız Türkçesi teren tüpçül ünsüz Alt terefi til tözi tuyuk tabış Hakas Türkçesi tîl tözîndegî ün çoh tapsag Tuva Türkçesi artıı tildiň ajık eves ünü Türkçesi tildiň tereňsooba aydılçatkan til tereň sobazınıň soglasnıyı Rusça gluboko zadneyazıçnıy soglasnıy )
- ART DAMAK ÜNSÜZÜ ile/||/<> ÖN DAMAK ÜNSÜZÜ
( Kalın ünlüler ile hece oluştururken dil sırtının geriye yumuşak damağa doğru yükseltilmesi ile çıkarılan. k, g, ğ, ñ gibi patlayıcı veya sızıcı damak ünsüzlerinden biri. @@ Azerbaycan Türkçesi: dilarxası samit; Türkmen Türkçesi: ıızkı kentlevük çekimsizi;Gag.: arddilli konson ~ arddamaklı konson; Özbek Türkçesi: çuqur til όrqa undόşi;Uygur Türkçesi: çofiqur til käyni üzük tavuş ~ til uçi käyni üzük tavuşi; Tatar Türkçesi: keçe teltartığı ~ uvular tartıq; Başkurt Türkçesi: tamaq töbö tartinqihi; Kmk: art til tutuk; Krç.-Malk.: art til (tinilawuk) kısık (tunakı) tawuş; Nogay Türkçesi: tîl artı tartıgı; Kazak Türkçesi: til artı dawıssızı; Kırgız Türkçesi: teren tüpçül ünsüz; Alt:: terefi til tözi tuyuk tabış; Hakas Türkçesi: tîl tözîndegî ün çoh tapsag; Tuva Türkçesi: artıı tildiň a'jık eves ünü; Şor Türkçesi: tildiň tereňsooba aydılçatkan ~ til tereň sobazınıň soglasnıyı; Rusça: gluboko zadneyazıçnıy soglasnıy )
- ART DAMAK ile/||/<> ART DAMAK
( Ağız boşluğunun üst kısmını çevreleyen kubbemsi yapıdaki damağın g k ğ ñ gibi kalın sıradan ünsüzlerin boğumlanmalarında görev alan arka tarafı Damağın yumuşak bölgesi durumundaki art damağın gerideki ucunu oluşturan kısmı boğaza doğru sarkan küçük dil dir Karşıtı ön damak tır Azerbaycan Türkçesi dilarxasi Türkmen Türkçesi ıızkı kentlevük Gagauz Türkçesi ard damak Özbek Türkçesi çuqur til όrqa Uygur Türkçesi B çoňqur til käyni D til uçi käyni Tatar Türkçesi keçe tel Başkurt Türkçesi tamaq töbö taňlawnu artı Krç Malk tilni art keseği tmilawuknu art keseği Nogay Türkçesi tîl artı tanlay artı Kazak Türkçesi til artı artkı taňday Kırgız Türkçesi tüpkü taňday artkı taňday Alt tüp taňday Hakas Türkçesi soondagı hurgan Tuva Türkçesi artıı tıl Türkçesi tildiň tereň sooba aydılçatkan Rusça myagkoye zadneye nyobo )
- ART DAMAK ile/||/<> ÖN DAMAK ile/||/<> SERT DAMAK ile/||/<> YUMUŞAK DAMAK
( Ağız boşluğunun üst kısmını çevreleyen kubbemsi yapıdaki damağın g, k, ğ, ñ gibi kalın sıradan ünsüzlerin boğumlanmalarında görev alan arka tarafı. Damağın yumuşak bölgesi durumundaki art damağın gerideki ucunu oluşturan kısmı, boğaza doğru sarkan küçük dildir. Karşıtı ön damaktır. @@ Azerbaycan Türkçesi: dilarxasi; Türkmen Türkçesi: ıızkı kentlevük; Gagauz Türkçesi: ard damak; Özbek Türkçesi: çuqur til όrqa; Uygur Türkçesi: (B.Uyg.) çoňqur til käyni ~ (D.Uyg.) til uçi käyni; Tatar Türkçesi: keçe tel; Başkurt Türkçesi: tamaq töbö; Kmk: taňlawnu artı; Krç.-Malk.: tilni art keseği ~tmilawuknu art keseği; Nogay Türkçesi: tîl artı ~ tanlay artı; Kazak Türkçesi: til artı ~ artkı taňday;Kırgız Türkçesi: tüpkü taňday ~ artkı taňday; Alt:: tüp taňday; Hakas Türkçesi: soondagı hurgan;Tuva Türkçesi: artıı tıl; Şor Türkçesi: tildiň tereň sooba aydılçatkan; Rusça: myagkoye (zadneye)nyobo;() )
- ART FILM (FEATURE)[İng.] ile/||/<> FİLM D'ART[Fr.] ile/||/<> KUNSIFILM[Alm.] ile/||/<> SANAT FİLMİ
( Sinema 1 Sanat kaygılarını önde tutan iş ve tecim olanaklarını hesaba katmayan film 2 Sanat düzeyi yüksek film )
- ART FILM, "FILM D'ART"[İng.] ile/||/<> FİLM D'ART[Fr.] ile/||/<> "FILM D'ART"[Alm.] ile/||/<> SANAT FİLMİ
( Sinema 1908 yılına doğru Fransız sinemasında ortaya çıkan bir akım Tanınmış yazarların hazırladığı oyunlukların ünlü tiyatro oyuncularınca tiyatro uygulayımına göre canlandırılmasına dayanır Daha sonra öbür Avrupa ülkelerine de yayılmıştır )
- ARTI UÇ | ANOT[Fr. < ANODE] >< KATOT
( Elektrikle ayrışım olayında ve pillerde, yükseltgenme tepkimesinin oluştuğu elektrot. (Elektrikle ayrışımda anotun imi artı, katotun imi eksidir; bu nedenle yalnızca elektrikle ayrışım olayında artıuç da denebilir.) @@ (fizik, kimya) @@ Elektrikli temizleme, parlatma ve kaplama işlemlerindeki artı elektrot, artıuç diye de bilinir. @@ Bir elektrik devresinde negatif yükleri çeken pozitif elektrot röntgen tüpü içindeki (+) kutup. @@ @@bk. anot. )
- ARTI UÇ | ANOT ile/||/<> ANOT ile/||/<> ANOT[Fr. < ANODE]
( Elektrikle ayrışım olayında ve pillerde yükseltgenme tepkimesinin oluştuğu elektrot Elektrikle ayrışımda anotun imi artı katotun imi eksidir bu nedenle yalnızca elektrikle ayrışım olayında artıuç da denebilir fizik kimya Elektrikli temizleme parlatma ve kaplama işlemlerindeki artı elektrot artıuç diye de bilinir Bir elektrik devresinde negatif yükleri çeken pozitif elektrot röntgen tüpü içindeki kutup anot )
(1996'dan beri)