Bugün[10 Temmuz 2026]
itibarı ile 16.975 başlık/FaRk ile birlikte,
16.975 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(43/69)


- MİDE-NUVÂZ ile/||/<> MAYDANOZ ile/||/<> MAYDANOZ[Yun.]

( botanik Maydanozgiller Umbellifera familyasından yaprakları iki pinnat parçalı yarı çiçekli iki yıllık otsu bitkiler R μακεδονῆσι Petersilie Rumca μαϊντανὸς μαϊδανός biçimleri Türkçeden alınmıştır Daha çok TürkArap sınırındaki ağızlarda kullanılan bakdanos baḫtunez baḫteniz baḫtenis bahdeniz bahtenes baktenis bodünüs biçimlerinin bsinin Arapça baqdūnastan kaldığı anlaşılıyor )


- MİDE ile/||/<> MİDE[Ar. < MİʿDE]

( Omurgalı hayvanlarda sindirim kanalının yemek borusundan sonra gelen torba biçiminde şişkin kısmı omurgasız hayvanların sindirim kanalının bu bölgeye karşılık olan bölgesi karın biyoloji zooloji 1 Omurgalı hayvanlarda sindirim kanalının yemek borusundan sonra gelen torba biçimindeki şişkin kısmı 2 Omurgasız hayvanların sindirim kanalının bu bölgeye karşılık olan bölgesi anat Omurgalılarda sindirim kanalının yemek borusuyla bağırsaklar arasında kalan torba biçimindeki şişkin kısmı gaster )


- MIGMATITE[İng.] ile/||/<> MIGMATITE[Fr.] ile/||/<> MIGMATIT[Alm.] ile/||/<> MİGMATİT[Fr. < MIGMATITE]

( Kayaçların taneleri ya da yapraktaşların yaprakları arasında başlayan özel başkalaşım koşullarıyle bunların eritilmesi ve yeniden kristalleşmesiyle türeyen karışık bileşimli granite benzeyen kayaç )


- MİHANİKİ TECEZZİ | DAĞILMA ile/||/<> DAĞILMA

( Kayaçların fiziksel etkilerle dağılması parçalanması ufalanması Bireyler ya da küme üyelerinin ortak amaçlarını ve bütünlüklerini yitirmeleri durumu 1 kimya metalbilim mekanik Bir katı evrenin bir sıvı ya da başka bir katı evre içinde az çok eşit aralıklarla oluşturduğu yayılım 2 tarım Toprak taneciklerinin birbirinden ayrılıp su ile bir asiltı oluşturması ayrışım coğrafya yayılma )


- MİHANİKİ TECEZZİ | DAĞILMA ile/||/<> UFALANMA

( Kayaçların fiziksel etkilerle dağılması, parçalanması, ufalanması. @@ Bireyler ya da küme üyelerinin ortak amaçlarını ve bütünlüklerini yitirmeleri durumu. @@ 1. kimya, metalbilim, mekanik: Bir katı evrenin, bir sıvı ya da başka bir katı evre içinde az çok eşit aralıklarla oluşturduğu yayılım. 2. tarım: Toprak taneciklerinin birbirinden ayrılıp su ile bir asiltı oluşturması. @@ (ayrışım) (coğrafya) @@ bk. yayılma )


- MİHANİKİYE | MEKANİKÇİLİK ile/||/<> MEKANİKÇİLİK

( Gerçeğin aslında özdeksel olduğunu doğal özelliği bakımından gerekirci bir nitelik taşıdığını ruh ve doğa üstü güçlere bağlı olmaksızın nedensonuç ilişkileri çerçevesinde belirdiğini ileri süren ve bütün olayları devimlerle açıklamaya çalışan bir felsefe çığırı 1 Fizikte Bütün fiziksel olayları uzay ve uzayda yer değiştirmelerle açıklayan görüş Ör Isının mekanikçi açıklanışı 2 Dirimbilimde Canlı varlıkları organik olayları mekanik yasalara göre açıklamaya çalışan öğreti Özel bir yaşama gücünün varlığını kabul eden dirimselciliğin karşıtı 3 Fizikötesinde Demokritosun atomculuğunda temellendirilmiş olan mekanikdoğa ve evren görüşü Cansız cisimlerin devinim ve etkilerinin mekaniğini tüm gerçeklik olaylarının öz örneği sayan ve ruhsaltinsel olayları da ancak nedenselmekanik açıdan ele alan dünya görüşü )


- MİHCEM | ÇEKMEN ile/||/<> ÇEKMEN

( Kimi asalaklarda beslenmeye tutunmaya ya da yer değiştirmeye yarayan örgencik anlamdaş vantuz Çeşitli hayvanlarda yer değiştirmeye kendini bir yere bağlamaya ya da yutmaya yarayan bir organ Çoban yağmur kepeneği Nefsiköseli Eynesil Giresun botanik zooloji Çeşitli hayvanlarda yer değiştirmeye kendini bir yere bağlamaya ya da yutmaya yarayan organ Vantuz Çeşitli hayvanlarda beslenmeye tutunmaya ya da yer değiştirmeye yarayan organ vantuz 1 Trematod sestod ve sülüklerdeki yapışma organları vantuz 2 Parazitlerde yer değiştirmeye kendini bir yere bağlamaya ya da tutmaya yarayan organ )


- MİHMANDAR | EV SAHİBİ | KONAK ile/||/<> KONUK | KONAKÇI

( bk. konakçı. @@ Bir asılağın hayatının tümünü ya da bir kısmını içinde ya da üzerinde, geçirdiği ve besin ve korunmasını sağladığı organizma. @@ Çatısı kiremitli ev. (Dereyazıcı *Alaca -Çorum) @@ (zooloji) @@ Bir asalağın hayatının tümünü ya da bir kısmını içinde ya da üzerinde geçirdiği, besin ihtiyacını ve korunmasını sağladığı organizma. @@ Bir parazitin hayatının tümünü ya da bir kısmını içerisinde ya da üzerinde geçirdiği, besin ihtiyacını ya da korunmasını sağladığı organizma, konakçı. @@ 1. Bir parazitin ya da enfeksiyöz etkenin hayatının tümünü ya da bir kısmını içerisinde ya da üzerinde geçirdiği, besin ihtiyacını ya da korunmasını sağladığı hücre ya da organizma. 2. Enfekte olmuş canlı.@@Sefere çıkan askerin önünden gidip konak yeri sağlamakla görevli subay. @@ Asalağın erginini ya da gelişim evrelerinden herhangi birini taşıyan canlı. a. bk. arakonakçı, son konakçı. @@ Konak.@@bk. konakçı. @@ Ağızlarda konak (> gonak) yanında koŋak, koğak, kovak (> govak) > kovank olarak da kullanılır. Eski kaynaklarda da daha çok koŋak olarak geçer. ~ Tkm goŋak. Orta Türkçede başta oluşan kepeğe kalŋuk (*kalıŋuk ?) ve kıltık adları verilir. Çağdaş diyalektlerde konak yerine kayızgak (Nog, KKlp), gabu (Blk) gibi birtakım adlar da kullanılır. Türkçede baş konağına donra adı da verilir. || Ağızlarda konak (> gonak) yanında koŋak, koğak, kovak (> govak) > kovank olarak da kullanılır. Eski kaynaklarda da daha çok koŋak olarak geçer. ~ Tkm goŋak. Orta Türkçede başta oluşan kepeğe kalŋuk (*kalıŋuk ?) ve kıltık adları verilir. Çağdaş diyalektlerde konak yerine kayızgak (Nog, KKlp), gabu (Blk) gibi birtakım adlar da kullanılır. Türkçede baş konağına donra adı da verilir. )


- MİHMANDAR | EV SAHİBİ ile/||/<> KONAK ile/||/<> KONAKÇI

( konakçı Bir asılağın hayatının tümünü ya da bir kısmını içinde ya da üzerinde geçirdiği ve besin ve korunmasını sağladığı organizma Çatısı kiremitli ev Dereyazıcı Alaca Çorum zooloji Bir asalağın hayatının tümünü ya da bir kısmını içinde ya da üzerinde geçirdiği besin ihtiyacını ve korunmasını sağladığı organizma Bir parazitin hayatının tümünü ya da bir kısmını içerisinde ya da üzerinde geçirdiği besin ihtiyacını ya da korunmasını sağladığı organizma konakçı 1 Bir parazitin ya da enfeksiyöz etkenin hayatının tümünü ya da bir kısmını içerisinde ya da üzerinde geçirdiği besin ihtiyacını ya da korunmasını sağladığı hücre ya da organizma 2 Enfekte olmuş canlı Sefere çıkan askerin önünden gidip konak yeri sağlamakla görevli subay Asalağın erginini ya da gelişim evrelerinden herhangi birini taşıyan canlı a arakonakçı son konakçı Konak konakçı Ağızlarda konak gonak yanında koŋak koğak kovak govak kovank olarak da kullanılır Eski kaynaklarda da daha çok koŋak olarak geçer goŋak Orta Türkçede başta oluşan kepeğe kalŋuk kalıŋuk ve kıltık adları verilir Çağdaş diyalektlerde konak yerine kayızgak KKlp gabu Blk gibi birtakım adlar da kullanılır Türkçede baş konağına donra adı da verilir Ağızlarda konak gonak yanında koŋak koğak kovak govak kovank olarak da kullanılır Eski kaynaklarda da daha çok koŋak olarak geçer goŋak Orta Türkçede başta oluşan kepeğe kalŋuk kalıŋuk ve kıltık adları verilir Çağdaş diyalektlerde konak yerine kayızgak KKlp gabu Blk gibi birtakım adlar da kullanılır Türkçede baş konağına donra adı da verilir )


- MİHMANDAR | KONAKÇI ile/||/<> KONAKÇI

( Sefere çıkan askerin önünden gidip konak yeri sağlamakla görevli subay Asalağın erginini ya da gelişim evrelerinden herhangi birini taşıyan canlı a arakonakçı son konakçı Konak konakçı )


- MİHRÂB, MİCMARAH | SUNAK ile/||/<> SUNAK

( Bir takımyıldızın adı astronomi )


- MİHRÂK | MİHRAK | MİHRAK, FOKUS | ODAK NOKTASI ile/||/<> ODAK NOKTASI ile/||/<> ODAK

( odak odak X ışını tüpündeki hedefin elektron demetiyle bombardıman edilen bölümü Sinema TV Bir merceğin ya da yuvarsal aynanın asal ekseni üzerinde çok uzakta bulunan bir kaynaktan bu eksene koşut olarak gelen ışınların mercekten geçtikten ya da aynada yansıdıktan sonra bu asal eksen üzerinde kırıldıkları ya da yansıdıkları nokta Mercek ve aynalarda koşut ışık demetinin toplandığı nokta Bir konik üzerindeki noktaların kendisine ve doğrultmana olan uzaklıkları oranı e dışözekliğine eşit olan durgan nokta Anlamdaş odak noktası optik İçbükey ya da dışbükey bir ayna mercek vb koşut olarak gelen ışınların yansıyarak kırılarak toplandıkları nokta Yakınsayan ışınların kesişme noktası gerçek odak ya da ıraksayan ışınların kaynaklanır göründüğü nokta sanal odak fizik matematik astronomi Küre içi biçiminde bir aynaya ya da dışbükey bir merceğe koşut olarak gelen ışınların yansıdıktan sonra toplandıkları nokta Konik eğrisi tanımındaki F noktası Tek tabaka hücre kültürlerinde ya da embriyolu yumurtanın koryoallantoik zarında bir virüs tarafından oluşturulan hücre yığını ya da salkımı fokus )


- MİHRAK MESAFESİ, MİHRAK UZUNLUĞU, FOKUS UZUNLUĞU ile/||/<> FOCAL LENGTH[İng.] ile/||/<> DISTANCE FOCALE, LONGUEUR FOCAL[Fr.] ile/||/<> BRENNWEITE, OBJEKTIVBRENNWEITE[Alm.] ile/||/<> ODAK UZUNLUĞU

( Sinema TV Merceğin optik özeği ile odak noktası arasındaki uzunluk Bir alıcı merceğinin odak uzunluğu bu mercek sonsuza odaklandığında merceğin optik özeği ile boş filmin düzlemi arasındaki uzunluktur Bu uzunluk milimetre mm ile belirtilir ve merceklerin üzerine yazılır Mercekler genellikle kısa odaklı uzun odaklı olağan odaklı olarak üçe ayrılır )


- MİHRAK, NOKTA-İ MİHRAK, MİHRAK NOKTASI, FOKUS | ODAK ile/||/<> ODAK

( Sinema TV Bir merceğin ya da yuvarsal aynanın asal ekseni üzerinde çok uzakta bulunan bir kaynaktan bu eksene koşut olarak gelen ışınların mercekten geçtikten ya da aynada yansıdıktan sonra bu asal eksen üzerinde kırıldıkları ya da yansıdıkları nokta Mercek ve aynalarda koşut ışık demetinin toplandığı nokta Bir konik üzerindeki noktaların kendisine ve doğrultmana olan uzaklıkları oranı e dışözekliğine eşit olan durgan nokta Anlamdaş odak noktası optik İçbükey ya da dışbükey bir ayna mercek vb koşut olarak gelen ışınların yansıyarak kırılarak toplandıkları nokta Yakınsayan ışınların kesişme noktası gerçek odak ya da ıraksayan ışınların kaynaklanır göründüğü nokta sanal odak fizik matematik astronomi Küre içi biçiminde bir aynaya ya da dışbükey bir merceğe koşut olarak gelen ışınların yansıdıktan sonra toplandıkları nokta Konik eğrisi tanımındaki F noktası Tek tabaka hücre kültürlerinde ya da embriyolu yumurtanın koryoallantoik zarında bir virüs tarafından oluşturulan hücre yığını ya da salkımı fokus )


- MİHRAK, NOKTA-İ MİHRAK, MİHRAK NOKTASI, FOKUS | ODAK ile/||/<> ODAK NOKTASI ile/||/<> ODAKLAMA

( Sinema/TV. Bir merceğin ya da yuvarsal aynanın asal ekseni üzerinde, çok uzakta bulunan bir kaynaktan bu eksene koşut olarak gelen ışınların, mercekten geçtikten ya da aynada yansıdıktan sonra, bu asal eksen üzerinde kırıldıkları ya da yansıdıkları nokta. @@ Mercek ve aynalarda koşut ışık demetinin toplandığı nokta. @@ Bir konik üzerindeki noktaların kendisine ve doğrultmana olan uzaklıkları oranı e dışözekliğine eşit olan durgan nokta. Anlamdaş. odak noktası. @@ optik: İçbükey ya da dışbükey bir ayna, mercek vb. koşut olarak gelen ışınların yansıyarak, kırılarak toplandıkları nokta. @@ Yakınsayan ışınların kesişme noktası (gerçek odak), ya da ıraksayan ışınların kaynaklanır göründüğü nokta (sanal odak). @@ (fizik, matematik, astronomi) @@ Küre içi biçiminde bir aynaya ya da dışbükey bir merceğe koşut olarak gelen ışınların yansıdıktan sonra toplandıkları nokta. @@ Konik eğrisi tanımındaki F noktası. @@ @@ Tek tabaka hücre kültürlerinde ya da embriyolu yumurtanın koryoallantoik zarında bir virüs tarafından oluşturulan hücre yığını ya da salkımı, fokus. )


- MİHRAK[Osm.] / FOCUS[İng.] / FOYER[Fr.] / BRENNPUNKT, FOKUS[Alm.] ile/değil/yerine/= ODAK


- MİHRAP ile/||/<> MİHRAP[Ar. < MİHRÂB]

( Mimarlık Tapınaklarda yönelinen taraftaki duvarda bulunan ve imamlık edene ayrılmış olan oyuk ya da girintili yer Sobanın çıkış borusu Doğanbey Beyşehir Konya )


- MİHVER-İ DEVRÂNI | DÖNME EKSENİ ile/||/<> DÖNME EKSENİ

( Dönen bir cismin her noktasının çizdiği çemberlerin merkezlerinden geçen doğru Bir dönel oyutun ya da dönel yüzeyin oluşurken çevresinde döndüğü eksen Bir buzsul birim gözesi içinde bir doğrultu buzsul öğecikleri bu doğrultuyu eksen alarak düzlem çokgenler oluşturacak biçimde dizilmişlerdir Çevresinde dönme işlemi yapılan eksen )


- MİHVER-İ DEVRÂNI | DÖNME EKSENİ ile/||/<> EKSEN

( Dönen bir cismin her noktasının çizdiği çemberlerin merkezlerinden geçen doğru. @@ Bir dönel oyutun ya da dönel yüzeyin oluşurken çevresinde döndüğü eksen. @@ Bir buzsul birim gözesi içinde bir doğrultu; buzsul öğecikleri bu doğrultuyu eksen alarak düzlem çokgenler oluşturacak biçimde dizilmişlerdir. @@ Çevresinde dönme işlemi yapılan eksen. )


- MİHVER-İ SEMÂ | GÖK EKSENİ ile/||/<> GÖK EKSENİ

( İki ucu sonsuza uzatılmış olarak düşünülen yer ekseni günlük devinmede yıldızların çevresinde döndüğü eksen şekil G 68 astronomi )


- MİHVER[Osm.] / AXIS[İng.] / AXE[Fr.] / ACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= EKSEN


- MİHVER ile/||/<> EKSEN

( Çevresinde bir cismin ya da bir geometrik biçimin döndüğü ya da döner sanıldığı doğru dönme ekseni deyiminin kısaltılmışı Uzayda ya da bir uzambiçimde yön uzaklık açı bakışım konum ya da devinimleri ölçmek için kullanılan durgan bir doğru yarıdoğru ya da doğru parçası Çiftekerin iki tekeriyle ayna denilen büyük dişlinin ve arka göbeklerin takıldığı mil Bir serpiştirme ya da çizge alanında değişik boyutları ya da değişkenleri simgeleyen doğrultu 1 Üzerinde bir yön belirlenmiş doğru 2 Bir cismin parçalarının çevresinde bakışımlı olarak düzenlediği sanal bir doğru 3 Bir cismin çevresinde döndüğü doğru biyoloji coğrafya fizik astronomi matematik Yerel ağızlarda eksan eğsen eğsan ensen iğsen biçimleri de kullanılır R ἀξόνι Achse )


- MİKA ile/||/<> MİKA[Fr. < MICA]

( Önemli kayaç yapıcı mineral grubu Demir ve magnezyum karışığı ile birlikte alüminyum silis tuzları Hepsinin metalik olmayan parıltısı tam bir dilinimi ve altı kenarlı enine kesitleri vardır En önemli çeşitleri Muskovit ak mika Potasyumlu mika KAI2 OH F2 AISi3O9 ak sertlik 22 5 özgül ağırlık 2 782 88 serisit Ufak taneli ve normal kristal şeklini göstermeyen muskovit biotit kara mika magnezyum ve demir mikası K Mg Fe 3 OH 2 Al Fe Si3O10 kahverengi yeşil kara çizgi ak kahverengi yeşilimsi sertlik 2 53 özgül ağırlık 2 83 2 Doğada ince saydam katmanlar olarak bulunan silis minerallerinin genel adı jeoloji )


- MİKAP ile/||/<> KÜP ile/||/<> KÜP[Ar. | FR. < CUBE]

( 1 Uzayda on iki ayrıtının tümü eş uzunlukta yüzleri birbirine eşleşik dördüller olan altıyüzlü 2 nin eş uzunluklu n sayıda kapalı aralığın çarpım kümesinden oluşan altkümesi tarım küb Üçboyutlu uzayda tüm yüzleri kareler olan dik prizma kūb Farsçada kūp büyük su küpü biçimi kullanılır Türkçe küp biçiminin kova ve kubur adlarıyla birleştirilmesi yanlıştır Hubsshmid SchlF 125 Bulgarca kjup Sırpça cùp biçimleri Türkçeden alınmıştır kūb Farsçada kūp büyük su küpü biçimi kullanılır Türkçe küp biçiminin kova ve kubur adlarıyla birleştirilmesi yanlıştır Hubsshmid SchlF 125 Bulgarca kjup Sırpça cùp biçimleri Türkçeden alınmıştır )


- MİKNÂTÎS-İ BERKÎ, MİKNÂTÎS-İ ELEKTRİKÎ[Osm.] / ELECTROMAGNET[İng.] / ÉLECTRO-AIMANT[Fr.] / ELEKTROMAGNET[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROMIKNATIS


- MIKNATIS-İ ELEKTRİKİ | ELEKTROMIKNATIS ile/||/<> ELEKTROMIKNATIS[Fr. < ÉLECTRO + AR. < MIKNÂṬIS]

( Sinema TV Üzerine sarılan iletken telden elektrik akımı geçirilince mıknatıslılık kazanan demir fizik )


- MİKNÂTÎS-İ ZÂİDE[Osm.] / RESIDUAL INDUCTION[İng.] / INDUCTION RÉMANENTE[Fr.] / RESTINDUKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ARTIK İNDÜKLEME/İNDÜKSİYON


- MIKNATIS[Ar. < MİKNÂTÎS] ile/||/<> MIKNATISLANMA ile/||/<> MIKNATISLIK

( Sinema/TV. Komşu cisimde bir mıknatıslı alan oluşturan cisim. @@ Bir elektrik akımı üzerinde kuvvet etkisi ile kendini belli eden ve demir mıknatıssal tozları çekebilen demir ya da çelik nesne. @@ (fizik) @@ Mıknatıs alanı olan metal özdek. )


- MIKNATIS ile/||/<> ÇUBUK MIKNATIS

( ... İLE/||/<> Yüksek derecede mıknatıslanabilen ve onu sürdüren, böylece bir kalıcı mıknatıs olarak kullanılabilen sert çelikten yapılmış bir çubuk. )


- MIKNATIS ile/||/<> MIKNATIS[Ar. < MİKNÂṬİS]

( Sinema TV Komşu cisimde bir mıknatıslı alan oluşturan cisim Bir elektrik akımı üzerinde kuvvet etkisi ile kendini belli eden ve demir mıknatıssal tozları çekebilen demir ya da çelik nesne fizik Mıknatıs alanı olan metal özdek )


- MIKNATISİYET | MIKNATISLIK ile/||/<> MIKNATISLIK

( Sinema TV Bir mıknatıstan ya da bir elektrik akımından doğan indükleme alanındaki cismin durumu Kıvıl yükler devindiğinde görülen kuvvet alan ve bunlarla ilgili olaylar Doğabilimin mıknatıslar mıknatıssal alanlar ve özdeklerin mıknatıssal özelliklerini inceleyen kolu )


- MIKROBAR[Alm.] ile/değil/yerine/= MİKROBAR


- MIKROBEREICHSANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= MİKROALAN ÇÖZÜMLEMESİ


- MİKROBİYOLOJİ ile/||/<> MİKROBİYOLOJİ[Fr. < MICROBIOLOGIE]

( mikros küçük bios hayat logos bilim Mikroorganizmalarla uğraşan bilim dalı Mikroorganizmaları inceleyen bilim dalı Mikropları ve mikro boyutundaki organizmaları inceleyen bilim dalına verilen ad )


- MIKROKALORIMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= MİKROISILÖLÇER


- MIKROKANONISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= MİKROKANONİK


- MİKROKLİMA ile/||/<> MİKROKLİMA[Fr. < MICROCLIMAT]

( mikros küçük klima iklim Belli bir küçük habitat ya da alandaki iklim Geniş bir alan içerisinde yer alan ve bu alanın iklimsel koşullardan farklı bir iklime sahip küçük bir alanın iklim yapısı Küçük bölgelerdeki dar alanlardaki iklim )


- MİKRON ile/||/<> MİKRON[Fr. < MICRON]

( mikros küçük Uzunluk birimi millimetrenin binde biri simgesi yunanca mü harfidir matematik Milimetrenin binde biri büyüklüğünde mikroskobik ölçü birimi Mikrometre Mikrometre )


- MİKROP ile/||/<> MİKROP[Fr. < MICROBE]

( mikros küçük bios hayat Bir mikroorganizma bakteri biyoloji mikros küçük bios hayat Virüsler ve bakteriler gibi hastalık yapan mikroorganizmalar Mikroorganizmaların özellikle de patojen mikroorganizmaların tanımlanmasında kullanılır )


- MİKROPKIRAN | ANTİSEPTİK ile/||/<> ANTİSEPTİK ile/||/<> MİKROP ÖLDÜRÜCÜ

( mikrop öldürücü Vücudun çeşitli kısımlarını mikroplardan arındırmak için kullanılan kimyasal madde Mikropların üremesini engelleyen ya da onları öldüren Vücudun çeşitli kısımlarını mikroplardan arındırmak için kullanılan kimyasal madde )


- MİKROPSUZLAŞTIRMA | DEZENFEKSİYON[Fr. < DÉSİNFECTİON] ile/||/<> SANİTASYON

( Patojen mikroorganizmaların fiziksel ya da kimyasal yollarla yok edilmesi, mikropların öldürülmesi, mikropsuz duruma getirme ve virüslerin inaktivasyonu. @@ Bakteri sporları hariç, mikroorganizmaların kimyasal maddelerle öldürülmesi işlemi. @@ )


- MİKROPSUZLAŞTIRMA | DEZENFEKSİYON ile/||/<> DEZENFEKSİYON ile/||/<> DEZENFEKSİYON[Fr. < DÉSINFECTION]

( Patojen mikroorganizmaların fiziksel ya da kimyasal yollarla yok edilmesi mikropların öldürülmesi mikropsuz duruma getirme ve virüslerin inaktivasyonu Bakteri sporları hariç mikroorganizmaların kimyasal maddelerle öldürülmesi işlemi )


- MİKROPSUZLAŞTIRMA | KISIRLAŞTIRMA | STERİLİZASYON ile/||/<> STERİLİZASYON ile/||/<> ARINDIRIM

( arındırım Mikroorganizma kapsayan bir maddenin bir başka yere bulaşma taşımayacak duruma getirilmesi üreme yeteneğinden yoksun olması Fiziksel kimyasal ışınlama ya da mekanik yöntemlerle mikroorganizmaların tüm canlı biçimlerinin tamamen yok edilmesi Sterilize etme )


- MİKSAJ | BİLEŞTİRME ile/||/<> BİLEŞTİRME ile/||/<> BİLEŞTİRMEK

( TV 1 Bir kaynaktan sağlanan resme başka bir kaynaktan sağlanan resmi katarak gerçekleştirilen ve örtülü bileştirme ile elektronik örtülü bileştirme olarak iki çeşidi bulunan özel etki Sinema 2 Çeşitli ses kuşaklarındaki seslerin tek bir kuşak üzerinde toplanması TV 3 Çeşitli ses oluklarından gelen seslerin tek bir çıkış için birleştirilmesi Kimi kişilerde görülen ve bir duyu örgeniyle sağlanan algıları başka bir duyu örgeni ile sağlananlarla birleştirip kaynaştırma eğilimi Renkli işitmede olduğu gibi 1 mekanik Kuvvet devinim hız vb bir araya getirilmesini ya da bileşkesini belirlemeye yarayan işlem 2 sinema Değişik ses kuşaklarını tek kuşak üzerinde toplama fizik )


- MİKYÂS-İ GAZ[Osm.] / MANOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= MANOMETRE


- MİKYÂS-İ HARÂRE[Osm.] / THERMOMETER[İng.] / THERMOMÈTRE[Fr.] / THERMOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= SICAKLIKÖLÇER


- MİKYÂS-İ İLTİVÂ[Osm.] / TORSIOMETER[İng.] / TORSIONMÈTRE[Fr.] / TORSIONSMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= BURULMAÖLÇER


- MİKYAS-I İRTİFA | YÜKSEKLİKÖLÇER ile/||/<> YÜKSEKLİKÖLÇER

( Deniz yüzeyinden yukarı doğru hava basıncının azalmasından yararlanarak yükseklik ölçen araç fizik gökbilim Deniz yüzeyinden yukarı doğru hava basıncının azalmasından yararlanarak bir düzen ya da yararlanma noktasına göre yüksekliği veren aygıt fizik )


- MİKYÂS-İ KAT-İ NÂKİS[Osm.] / ELLIPSOMETER[İng.] / ELLIPS MESSINSTRUMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ELİPSOMETRE


- MİKYAS-İ KESAFET, DANSİTOMETRE | YOĞUNLUKÖLÇER ile/||/<> YOĞUNLUKÖLÇER

( Sinema Yoğunlukölçümünde kullanılan aygıt Bir sıvının özgül ağırlığının ölçülmesine yarayan aygıt Dibi ağırca dereceli bir yuvağın yüzdürülmesine dayanır 1 fotoğrafçılık Saydamlık ya da yansıtma yoluyla fotoğraf yoğunluğunu ölçmeye yarayan araç 2 fizik kimya a Sudan ağır ya da yeğnik sıvıların yoğunluğunu ölçme işleminde kullanılan araç b sıvıölçer Yoğunluk ölçmeye yarayan aygıt fizik Bir maddenin hacimsel kütlesini ya da ayrışık bir maddenin ortalama yoğunluğunu ölçmeye yarayan iyonlaştırıcı ışınım kaynaklı ölçüm aygıtı )


- MİKYÂS-İ KUVVET[Osm.] / DYNAMOMETER[İng.] / DYNAMOMÈTRE[Fr.] / DYNAMOMETER, KRAFTMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİNAMOMETRE


- MİKYÂS-İ NÂR-İ İNŞÂ[Osm.] / RADIATION PYROMETER[İng.] / PYROMÈTRE À RADIATION[Fr.] / STRAHLUNGSPYROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINIM PİROMETRESİ


- MİKYÂS-İ NÂR[Osm.] / PYROMETER[İng.] / PYROMÈTRE[Fr.] / PYROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= PİROMETRE


- MİKYÂS-I RUTUBET | NEMÖLÇER ile/||/<> NEMÖLÇER

( Hava içindeki nem oranını ölçen araç Ağaçtaki nem niceliğini ölçen aygıt Havadaki nem niceliğini ölçen aygıt fizik Havanın nemliliğini ölçmeye yarayan aygıt Havadaki nem tutarına ölçmeye yarayan aygıt fizik coğrafya nemölçer )


- MİKYÂS-İ RUTÛBET[Osm.] / HYGROMETER[İng.] / HYGROMÈTRE[Fr.] / FEUCHTIGKEITSMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= NEM ÖLÇER


- MİKYÂS-I ZELÂZİL ile/||/<> SEISMOMETER[İng.] ile/||/<> SÉISMOMÉTRE[Fr.] ile/||/<> SEISMOMETER[Alm.] ile/||/<> DEPREMÖLÇER

( Depremlerin doğrultusunu süresini ve gücünü ölçen aygıt )


- MİKYAS-ÜL MEYL | EĞİMÖLÇER ile/||/<> EĞİMÖLÇER

( Katmanların yarım açısını ölçmekte kullanılan aygıt 1 genel uygulayım Bir yer tabaka ya da çatlağın eğimini ölçmeye yarayan araç 2 insanbilim Canlılar ya da iskeletler üzerinde açı ölçmeye yarayan araç 3 denizcilik Bir gemi omurgasının yataylık derecesini ölçmeye yarayan aygıt 4 havacılık Özellikle siste bulutlar arasında uçuş yapan bir hava taşıtının eğimini ölçmeye ya da ufuk çizgisini yitirdiğinde uçağın yataylık derecesini saptamaya yarayan aygıt 5 yerbilim a Katmanların yarım açısını ölçmekte kullanılan aygıt b Eğimi ölçmek amacıyla delme kuyusuna sarkıtılan araç Yataya göre eğimi ölçen aygıt )


- MİKYÂS-ÜL-ZEVÂYÂ | AÇIÖLÇER ile/||/<> AÇIÖLÇER

( Bir kristal üzerindeki yüzeyler arasında kalan açıları ölçmeye yarayan araç iletki ölçübilim 1 Açıları ölçmeye yarayan aygıt 2 iletki Açı ölçmede ve çizmede kullanılan bölmeli araç )


- MİKYAS[Osm.] / SCALE[İng.] / ÉCHELLE[Fr.] / MASSSTAB, SKALA[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇEK


- MİL-İ BAHRİ | DENİZ MİLİ ile/||/<> DENİZ MİLİ

( Bir derecelik öğlen yayının ortalama boyunu karşılayan 1852 m lik ulaslararası uzunluk birimi matematik 1852 m olan uzunluk ölçüsü birimi )


- MİLÂD(-I İSA) | DOĞUŞ ile/||/<> DOĞUŞ ile/||/<> KASİDE, GAZEL

( kaside 1 a gazel 1 Hıristiyan peygamberi İsanın doğduğu yıl )


- MILD STEEL[İng.] / ACIER DOUX[Fr.] / WEICHSTAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= YUMUŞAK ÇELİK


- MILE[İng.] / MILLE[Fr.] / DIE MILE[Alm.] ile/değil/yerine/= MİL


- MİLH[Osm.] / SALT[İng.] / SEL[Fr.] / SALZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TUZ


- MİLH[Osm.] / SODIUM CHLORIDE, SALT[İng.] / CHLORURE DE SODIUM, SEL[Fr.] / NATRIUMCHLORID, SALZ[Alm.] ile/değil/yerine/= SODYUM KLORÜR, TUZ


- MİLH ile/||/<> TUZ

( Niteliklerinden dolayı hemen hemen bütün halkların boş inançlarında ve büyüsel işlemlerinde önemli rol oynayan maden 1 Bir asit hidrojenlerinin tümü ya da bir bölümü metal ya da köklerle yer değiştirdiğinde oluşan bileşik 2 NaCI sodyum klorüre halk dilinde verilen ad kimya jeoloji coğrafya Bir asit hidrojeninin bir metalle yer değişimi sonucu doğan bileşik Çeşitli metal ya da metal eş değerlerinin klorürleri sülfatları fosfatları laktatları sitratları ya da kalsiyum kazeinatta olduğu gibi proteinlerle birleşimlerinde bir asidin hidrojen atomunun yerini bir metalin ya da metaleş değerinin almasıyla oluşan bileşikler sınıfı yemek tuzu sodyum klorür Az duz dūz Blk tuz duz tuz tuz Alt Tel tus Hal tȗz dus tūs tăvar Sondaki znin Çuvaşçada rye çevrilmesi eski bir kuraldır Eski çağlardan başlayarak kullanılır Orta Türkçede tūz biçimi geçer Eski Kıpçakçada tuz ve duz olarak kullanılır Moğolca dabusun tuz biçimiyle birleştirilmesi yanlıştır Ramstedt JSFOu 55 2 38 s l not Menges StO 28 8 2223 Moğolca dabusunun Akkadca gibi bir Mezopotamya Sami dilinden kalma eski bir alıntı olduğunu ortaya atmıştır )


- MİLHİYET | TUZLULUK ile/||/<> TUZLULUK

( Bir litre suda bulunan erimiş özdeklerin gram olarak belirlenmesi coğrafya Tuzluluk derecesi salinite Doğal kaynaklardan ya da atık su sızıntısından oluşabilen sudaki tuz miktarının aşırı biçimde artması )


- MILK OF LIME[İng.] / LAIT DE CHAUX[Fr.] / KALKMÜHL[Alm.] ile/değil/yerine/= KİREÇ SÜTÜ


- MILK OF MAGNESIA[İng.] / MAGNÉSIE BLANCHE, MAGNÉSIE ANGLAISE[Fr.] / MAGNESIUMALCH[Alm.] ile/değil/yerine/= MAGNEZYA SÜTÜ


- MILKY WAY[İng.] ile/||/<> VOIE LACTÉE[Fr.] ile/||/<> MILCHSTRASSE[Alm.] ile/||/<> SAMANYOLU

( Güneş dizgesinin de içinde bulunduğu gökada galaksi )


- MILL[İng.] / MOULIN, BROYEUR[Fr.] / MÜHLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖĞÜTME DEĞİRMENİ, ÖĞÜTMEK


- MILL[İng.] ile/||/<> BROYEUR, MOULIN[Fr.] ile/||/<> MÜHLE[Alm.] ile/||/<> ÖĞÜTÜCÜ


- MILLER EFFECT[İng.] / EFFET MILLER[Fr.] / MILLERSCHER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= MİLLER ETKİSİ


- MILLER INDICES[İng.] / INDICES DE MILLER[Fr.] / MILLERSCHE INDIZES[Alm.] ile/değil/yerine/= MİLLER İNDİSLERİ


- MİLLET ile/||/<> NATION[İng.] ile/||/<> NATION[Fr.] ile/||/<> NATION[Alm.] ile/||/<> ULUS | HALK KÜLTÜRÜ

( Belli bir sınır içinde yaşayan ve halk kültürüyle seçkin kültürünü yaratan insanların oluşturduğu siyasal toplum halk kültürü seçkin kültürü ulusal kültür Eski kaynaklarda ulus aşiret halk millet kavim olarak geçer Az ulus esk el oba yurt halk Tel Alt ulus halk ulus halk ulūs Kałużyński ME Yakutça ulūsu vermemiştir ulus ET uluş Eski Türkçe uluşun sonundaki ş Moğolcada sye çevrilmiştir Türkçe yemiş Moğolca cimis örneğinde olduğu gibi Kırgızca ulut biçiminin de Moğolcadan alındığı anlaşılıyor Türkçe uluşun Eski Türkçeden başlayarak kullanıldığını biliyoruz Orta Türkçede uluş köy ve şehir olarak geçer Kâşgarlı Mahmuda göre Çiğiller köy olarak Argular ise şehir olarak kullanırlar Kutadgu Bilig gibi eserlerde de uluş biçimi geçer Moğol akınlarından başlayarak Türk diyalektlerinde ulus biçimi yaygınlık kazanmıştır Dil inkılabı yıllarından başlayarak Türkçede de ulus biçimi Arapça millet karşılığı olarak benimsenmiştir Moğolcadan Farsçaya da ūlūs ulūs olarak geçmiştir Eski kaynaklarda ulus aşiret halk millet kavim olarak geçer Az ulus esk el oba yurt halk Tel Alt ulus halk ulus halk ulūs Kałużyński ME Yakutça ulūsu vermemiştir ulus ET uluş Eski Türkçe uluşun sonundaki ş Moğolcada sye çevrilmiştir Türkçe yemiş Moğolca cimis örneğinde olduğu gibi Kırgızca ulut biçiminin de Moğolcadan alındığı anlaşılıyor Türkçe uluşun Eski Türkçeden başlayarak kullanıldığını biliyoruz Orta Türkçede uluş köy ve şehir olarak geçer Kâşgarlı Mahmuda göre Çiğiller köy olarak Argular ise şehir olarak kullanırlar Kutadgu Bilig gibi eserlerde de uluş biçimi geçer Moğol akınlarından başlayarak Türk diyalektlerinde ulus biçimi yaygınlık kazanmıştır Dil inkılabı yıllarından başlayarak Türkçede de ulus biçimi Arapça millet karşılığı olarak benimsenmiştir Moğolcadan Farsçaya da ūlūs ulūs olarak geçmiştir Eski kaynaklarda ulus aşiret halk millet kavim olarak geçer Az ulus esk el oba yurt halk Tel Alt ulus halk ulus halk ulūs Kałużyński ME Yakutça ulūsu vermemiştir ulus ET uluş Eski Türkçe uluşun sonundaki ş Moğolcada sye çevrilmiştir Türkçe yemiş Moğolca cimis örneğinde olduğu gibi Kırgızca ulut biçiminin de Moğolcadan alındığı anlaşılıyor Türkçe uluşun Eski Türkçeden başlayarak kullanıldığını biliyoruz Orta Türkçede uluş köy ve şehir olarak geçer Kâşgarlı Mahmuda göre Çiğiller köy olarak Argular ise şehir olarak kullanırlar Kutadgu Bilig gibi eserlerde de uluş biçimi geçer Moğol akınlarından başlayarak Türk diyalektlerinde ulus biçimi yaygınlık kazanmıştır Dil inkılabı yıllarından başlayarak Türkçede de ulus biçimi Arapça millet karşılığı olarak benimsenmiştir Moğolcadan Farsçaya da ūlūs ulūs olarak geçmiştir )


- MILLI CURIE[Alm.] ile/değil/yerine/= MİLLİ KÜRÎ


- MİLLÎ TAKIM ile/||/<> NATIONAL TEAM[İng.] ile/||/<> NATIONALMANNSCHAFT[Alm.] ile/||/<> ULUSAL TAKIM

( Bir ulus adına oynamak üzere kurulan takım )


- MILLI-[İng.] / MILLI-[Fr.] / MILLI[Alm.] ile/değil/yerine/= MİLİ-


- MILLICURIE[İng.] / MILLICURIE[Fr.] / MILLICURIE[Alm.] ile/değil/yerine/= MİLİKÜRİ


- MILLIGRAM[İng.] / MILLIGRAM[Fr.] / MILLIGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= MİLİGRAM


- MILLIKAN OIL DROP EXPERIMENT[İng.] / EXPÉRIENCE DE LA GOUTTE D'HUILE DE MILLIKAN[Fr.] / MILLIKAN-ÖLTRÖPFCHEN-VERSUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= MİLLİKAN YAĞ DAMLASI DENEYİ


- MİLLİLEŞTİRME | ULUSALLAŞTIRMA ile/||/<> ULUSALLAŞTIRMA

( 1 Özel iyelikteki ekonomik girişimlerin ya da toprak gibi bir doğal kaynağın iyeliğinin ve yönetiminin siyasal ekonomik ve toplumsal nedenlerle devlet iyeliğine alınarak toplumun yararına sunulması işlemi 2 İkinci Dünya Savaşından sonra İngilterede daha sonra da kimi sosyalist ülkelerde görüldüğü gibi bir ülkede toprağın bireysel iyelik konusu olmaktan çıkarılması millîleştirme )


- MILLILITER[İng.] / MILLILITER[Fr.] / MILLILITER[Alm.] ile/değil/yerine/= MİLİLİTRE


- MILLIMOLE[İng.] / MILLIMOLE[Fr.] / MILLIMOLE[Alm.] ile/değil/yerine/= MİLİMOL, MMOL


- MİLLİYETÇİLİK | ULUSÇULUK ile/||/<> ULUSÇULUK

( Her ulusun kendi kültür değerlerini çıkarlarını ve bağımsızlığını her şeyin üstünde tutarak ve koruyarak varlığını sürdürebileceğine inanan çok kez bölgesel uluslararası ya da başka tür değerler üzerinde durmayan görüş Her ulusun kendine özgü kültür ve geleneklere bağlı kalıp kendi varlığını herşeyin üstünde tutarak yaşaması gereğine inanan görüş )


- MİM ile/||/<> MİM[Ar. < MİM | FR. < MİME]

( Sözcük anlamıyla oynamak ve oyuncu Gülünçlükler yapan sözsüz oyunu 1 Sözsüz oyun metni 2 Latin tiyatrosunda çeşitli hüner gösteren ve gülünçlükler yapan tulûatçı Eski yazıda m harfi Küçük toparlak başının ortası delik olurdu Divan ozanları sevgililerinin ağızlarını mime benzetmekle küçük olduğunu belirterek överlerdi Kaynaktaki anlamıyla oynamak oyuncu yalnızca hareketlere dayandırılan sözsüz oyun )


- MİMARİ ile/||/<> ARCHITECTURE[İng.] ile/||/<> ARCHITECTURE[Fr.] ile/||/<> ARCHITECTURA[Lat.] ile/||/<> BAUKUNST[Alm.] ile/||/<> MİMARLIK

( Yapı sanatı )


- MİMARİ ile/||/<> ARCHITECTURE[İng.] ile/||/<> ARCHITECTURE[Fr.] ile/||/<> ARCHITEKTUR[Alm.] ile/||/<> YAPICILIK

( Konutlarla ilgili tüm sorunları ve konuları içeren bilim ve sanat dalı )


- MIME[İng.] ile/||/<> PANTOMIME[Fr.] ile/||/<> PANTOMIMUS[Alm.] ile/||/<> SÖZSÜZ OYUN | PANDOMİM[Fr. < PANTOMIME]

( sözsüz oyun Düşünceleri ve duyguları kimi kez müzik kimi kez çeşitli eşyalar eşliğinde kimi kez dansla ya da gövde ve yüz hareketleriyle yansıtmayı amaçlayan oyun )


- MİMİK ile/||/<> MİMİK[Fr. < MIMIQUE]

( Yunanca mimos sözcüğünden gelir Düşünceleri duyguları yüz ve gövde anlatımı ile vermek sanatı Düşünceleri duyguları yüz ve gövde anlatımı ile verme sanatı )


- MİMOZA ile/||/<> KÜSTÜMOTU

( küstümotu Küstüm otugiller Mimosaceae familyasından 15 m kadar boylanabilen parçalı yapraklı çiçekleri ışınsal simetrili er dişi ülkemizde park ve bahçelerde süs bitkisi olarak kullanılan bir tür )


- MİN-EL-MERKEZ-ÜS ŞEMS | GÜN MERKEZLİ ile/||/<> GÜN MERKEZLİ

( Güneş merkezine bağlı olan gün özekli )


- MİNA | MÎNÂ ile/||/<> MİNE ile/||/<> MİNE[Fars. < MİNÂ]

( Süsleme Maden eşya üzerine vurulan renkli sırça kaplama Diş ve pulların üstünü örten ve Ca Mg kapsayan çok sert ve parlak bir örtü biyoloji zooloji Dişlerin ve pulların üstünü örten ve Ca Mg kapsayan çok sert ve parlak koruyucu örtü Dişin dentin tabakasını saran ve onu koruyan beyaz sıkı ve çok sert bir madde mīnā enamel )


- MİNDER ile/||/<> MİNDER

( Yumrukoyuncularının bel sırt boyun karın hareketlerini yaptıkları 1x2 m alanında 0 20 m yüksekliğinde minder Güreş karşılaşmalarında kullanılan en az 10 cm kalınlığında plastik kauçuk ya da benzeri bir nesneden yapılmış bir örtüyle örtülmüş üstüne 9 m çapında bir çember çizilmiş olan ve çaprazlama köşeleri kırmızı ve mavi renklerle belirlenmiş yaygı Yer alıştırmalarında ve atlamalarda yeri ve düşmelerin sertliğini gidermek için kullanılan ortalama 1 5 x 2 m boyutunda deri ya da kavuçuktan yapılmış şilte minder mendǝr şilte yastık minter yastık Kökenini bilmiyoruz Egorova göre ÊS 134 min binmek kökünden gelir Räsänen V 338b de işaretiyle min bin kökünden çıktığını yazmıştır Kürtçede minder matelas lit olarak kullanılır Rumca μιντέρι μεντέρι biçimleri Türkçeden alınmıştır Andriotis EL 210 204 Bulgarca mindér Sırpça mìnder gibi dillere de geçmiştir Škaljić Turc 464 Skok EtRj 2 425 )


- MINER[İng.] ile/||/<> MINEUR[Fr.] ile/||/<> BERGMANN[Alm.] ile/||/<> MADENCİ


- MINERAL WATER[İng.] / EAU DE MINÉRALE[Fr.] / MINERAL WASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= MADEN SUYU


- MINERAL[İng.] / MINERAL[Fr.] / MINERAL[Alm.] ile/değil/yerine/= MİNERAL


- MINERALIZING AGENTS[İng.] ile/değil/yerine/= AGENTS MINERALISATEURS/MINÉRALISER[Fr. < MINÉRAL] ile/değil/yerine/= MINERALISATOREN, MINERALBILDNER[Alm.] ile/değil/yerine/= MINERALLEŞTIRICI

( Filiz minerallerini taşıyan ya da bunların kristalleşmesini sağlayan, yer içi kökenli gazlar ya da çözeltiler. )


- MİNHAR | BURUN DELİĞİ ile/||/<> BURUN DELİĞİ

( Omurgalı hayvanlarda burun boşluğunun ya da burun çukurunun dışarı açıldığı delikler zooloji biyoloji )


- MINIATURE[Fr. < MINIATURE] ile/||/<> MİNYATÜR ile/||/<> MİNYATÜR[Fr. < MINIATURE]

( Genel olarak yazmalarda yer alan ve kendine özgü bir teknikle yapılan resim türü Resim Eskiden elyazması kitaplara yapılan suluboya resim Bir noktadan bakışa önem vermeyen kişilerin önemine göre beti büyüklüğü dikkate alınan ışıkgölge anlatımı ve oylum duygusunun yansıtılması bulunmayan düz boyalı resim a kitap resmi )


- MİNİGÖZLEYEN | MİKROSKOP ile/||/<> MİKROSKOP ile/||/<> MİKROSKOP[Fr. < MICROSCOPE]

( mikros küçük scopein bakmak Küçük şeyleri büyültmek için kullanılan merceklerden yapılmış bir optik aygıt fizik mikros küçük scopein bakmak Küçük olan bir şeyi büyüterek inceleme imkânı veren ve ışıkla ya da elektronla çalışmasına bağlı olarak değişik tipleri bulunan alet Çıplak gözle görülemeyecek küçük yapıların büyütülmüş görüntülerinin elde edilmesinde kullanılan optik araç )


- MINING[İng.] ile/||/<> INDUSTRIE MINIÈRE[Fr.] ile/||/<> BERGBAU[Alm.] ile/||/<> MADENCİLİK


- MİNK ile/||/<> VİZON

( vizon Vizon Mustela vison için Amerika da kullanılan bir ad Amerika vizonu mink zooloji Amerika vizonu )


- MİNKALE | İLETKİ ile/||/<> İLETKİ

( Açı ölçmeye ve bir açıyı bir başka yere aktarmaya yarayan araç Anlamdaş açıölçer 1 matematik Bir açıyı ölçmeye ve başka bir yere aktarmaya yarayan yarım çember biçiminde ölçekli araç 2 yapıcılık Yapılarda düzlemleri açılan denetlemek için kullanılan araç açıölçer matematik )


- MİNKAR | MİNSER | GAGA ile/||/<> GAGA

( Genel olarak kuşlarda ağızın bir uzantısı halinde bulunan biçim ve büyüklüğü değişik olabilen keratin yapılar Çorap şişinin ucundaki kertik İnönü Eskişehir zooloji Kuşların keratinden oluşan şekli büyüklüğü rengi türlere göre değişen bir ağız uzantısı Kuşların ağızlarında sert çıkıntı yapan kısım )


- MINKOWSKI ELECTRODYNAMICS[İng.] / ÉLECTRODYNAMIQUE DE MINKOWSKI[Fr.] / MINKOWSKI-ELEKTRODYNAMIK[Alm.] ile/değil/yerine/= MİNKOWSKİ ELEKTRODİNAMİĞİ


- MINKOWSKI SPACE[İng.] / ESPACE DE MINKOWSKI[Fr.] / MINKOWSKI-RAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= MİNKOWSKİ UZAYI


- MINKOWSKI-TENSOR[Alm.] ile/değil/yerine/= MİNKOWSKİ TENSÖRÜ


- MİNNET/TARLIK = GRATITUDE, GRATEFULNESS[İng.] = RECONNAISSANCE, OUGRATITUDE[Fr.] = DANK ODER DANKBARKEIT[Alm.] = GRATIA SEU GRATITUDO[Lat.]


- MINORITY CARRIERS[İng.] / PORTEURS MINORITAIRES[Fr.] / MINORITÄTSLADUNGSTRÄGER[Alm.] ile/değil/yerine/= AZINLIK TAŞIYICILARI


- MINORITY EMITTER[İng.] / ÉMETTEUR MINORITAIRE[Fr.] / MINORITÄTSEMITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= AZINLIK YAYICISI


- MINTIKA | MINTAKA | NAHİYE, HAVALİ, MINTAKA | BÖLGE ile/||/<> BÖLGE

( Düzlemde açık ve bağlantılı bir küme ile bu kümenin kıyısının bir altkümesinin bileşimi 1 Bir kentin bilinçli bir belgeleme yöneltisinin sonucu olarak işleyim tarım konut yönetim tecim vb işlevleri için düzentasarında ayrılmış alanlardan herbiri 2 Bir ülkenin doğal özellikleri nüfus yapısı kaynakları çıkarları açısından türdeşlik gösteren bir bütün olarak tasarlanmasında yarar görülen bölümü biyoloji biyoloji coğrafya jeoloji Sınırlandırılmış toprak parçası )


- MINTIKACILIK | BÖLGECİLİK ile/||/<> BÖLGECİLİK

( Roman öykü tiyatro ve kimi yayın türlerinde yalnız bir bölgeyi ve o bölgenin özelliklerini ele alma işi 1 Bir bölgenin ya da bir ülkedeki bölgelerin gelişmesini bölge tasarlamasına konu yapma eylemi bölge tasarlaması 2 Bir bölgenin çıkarlarının korunmasını özerkliğinin sağlanmasını bağımsızlığının gerçekleştirilmesini amaçlayan çoğu kez ayrılıkçılıkla özdeş sayılan yönetkil akım 3 Bir ülkeyi ya da ülkenin bir parçasını ayrı ayrı yönetim alanlarına bölmek 4 Bölgesel verilere çok büyük ağırlık tanıyan bir tasarlama anlayışı )


- MINUSGLAS[Alm.] ile/değil/yerine/= EKSİ MERCEK


- MINUTE[İng.] / MINUTE[Fr.] / MINUTE[Alm.] ile/değil/yerine/= DAKİKA


- MİNYATÜR[Fr. < MİNİATURE] ile/||/<> NAKKAŞ

( Genel olarak yazmalarda yer alan ve kendine özgü bir teknikle yapılan resim türü. @@ (Resim) Eskiden elyazması kitaplara yapılan suluboya resim. Bir noktadan bakışa, önem vermeyen, kişilerin önemine göre beti büyüklüğü dikkate alınan, ışık-gölge anlatımı ve oylum duygusunun yansıtılması bulunmayan düz boyalı resim. a. bk. kitap resmi. )


- MIRA[İng.] ile/||/<> MİRA[Fr.] ile/||/<> MIRA[Alm.] ile/||/<> TANSIK

( Ocêt Balinanın alfa yıldızı )


- MİRAT, AYİNE ile/||/<> AYNA ile/||/<> AYNA[Fars. < ÂYİNE]

( Sinema TV Çeşitli sinema ve televizyon aygıtlarında ve ışık kaynaklarında üzerine düşen ışığı düzenli biçimde yansıtan yüzey Işığı yansıtma özelliği taşıyan maddesel yüzey Kar Karagözcülerin perde için kullandıkları terim Ayna mermerşahiden yapılırdı büyük dişli Süsleme Yunan tapınaklarında üçüz yivlerin aralarındaki kare biçimli çoğu zaman kabartmalarla süslenmiş düz yüzeylere verilen ad a üçüz yiv fide baygınlığı I 1 At koşum takımını parlatmak için kullanılan şimşir aygıt Uşak 2 Hamudun yan tarafına süs olarak takılan madensel toka Senirkent Isparta 3 Sabanın toprağa giren kısmının arka yüzü Beyağıl Ulukışla Yenikent Aksaray Niğde 4 Kilit kapağı Yalvaç Isparta II 1 Halı tezgâhının yuvarlak adı verilen bölümündeki delik Beyköy Şarkikaraağaç Isparta 2 Kiriş adı verilen keçeci aygıtının ortasındaki delik Yalvaç Isparta 3 Hallaç yayındaki çıkıntı Bor Niğde III Ceketlerin omuzlara yakın sırt kesimi Aksaray Niğde yansıtaç I Gölge oyunu tasvirlerinin gösterildiği gergi Bu gergi mermerşahi patiskadan çevresi çiçekli bezdendi Eskiden 2 x 2 5 metre iken sonradan 1 10 x 1 80 m olarak küçültüldü yansı Büyükbaş hayvanların but kısmının iç yüzünde üstte çanak kemiğinden altta diz eklemine kadar uzanan 34 kg ağırlığındaki kemiksiz et parçası tranç āyina a mirror a lookingglass sometimes made of polished steel Ağızlarda ayna yerine gözgü adı kullanılır Macarca tükör ayna Eski Türkçeden alınmadır tăkăr Eski Slavcada ise bu kelime tikr tıkıra tykırı biçimlerinde görülmüştür Ligeti TörK 319320 )


- MÎRÎ | BEYLİK ile/||/<> BEYLİK

( Bir beyin yönetimi altındaki ülke küçük devlet Anadolu Beylikleri Eretna Beyliği Erdel Beyliği gibi Devlete özgü resmî )


- MÎRÎ | BEYLİK ile/||/<> BUCAK ile/||/<> DEVŞİRME

( Bir beyin yönetimi altındaki ülke, küçük devlet: Anadolu Beylikleri, Eretna Beyliği, Erdel Beyliği gibi. @@ Devlete özgü, resmî. )


- MİSAFİR | KONUK ile/||/<> KONUK

( Konakçıya göre asalak )


- MİSBAH | SEBÛH | YÜZGEÇ ile/||/<> YÜZGEÇ

( Çoğunluk balıklarda bulunan yüzgeç ışınları ya da iskeletden yapılmış yapılarla desteklenen deri katlanmaları biyoloji Çoğunluk balıklarda bulunan yüzgeç ışınları ya da iskeletten yapılmış yapılarla desteklenen deri katlanmaları Haddeleme sırasında oluşan yüzey kusurlarından balık yüzgeci gibi çıkıntılı olanı Çoğunlukla balıklarda bulunan yüzgeç ışınları ya da iskeletten yapılmış yapılarla desteklenen deri katlanmaları )


- MISCHUNGSENTROPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KARIŞMA ENTROPİSİ


- MISCIBILITY[İng.] / MISCIBILITÉ[Fr.] / MISCHBARKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KARIŞABİLİRLİK


- MISCIBLE[İng.] / MISCIBLE[Fr.] / MISCHBAR[Alm.] ile/değil/yerine/= KARIŞABİLİR


- MİSEL ile/||/<> MİSEL[Fr. < MICELLE]

( micella parçacık Zincir biçimindeki moleküllerin sıralı bir biçimde dizilerek yaptığı topluluk botanik 1 Mantarlarda ipliksi yapıdaki talluslar Miselyum 2 Zincir biçimindeki moleküllerin düzenli bir şekilde dizilerek yaptığı topluluk Hifaların oluşturduğu dallanma gösteren oluşum küf mantarının gövdesini oluşturan hifa kümesi miçelyum miselyum Amfipatik moleküllerin suda hidrofobik kısımlarının iç kısımda polar hidrofilik kısımlarının ise suya dönük yerleşim göstererek küresel bir yapı kazanması )


- MISIR ile/||/<> MISIR[Ar. < MİṢR]

( botanik Buğdaygiller Poaceae Gramineae familyasından erkek ve dişi çiçekleri aynı bitkinin farklı yerlerinde bulunan özellikle Karadeniz Bölgesinde tohumları için kültürü yapılan tohumları hem yaş hem de kuru olarak yenen tek yıllık otsu bitki Buğdaygiller familyasından erkek ve dişi çiçekleri aynı bitkinin farklı yerlerinde bulunan enerji bakımından zengin selüloz oranı düşük lizin bakımından fakir tek yıllık otsu bitki Ağızlarda misir olarak da geçer Mısır buğdayı ya da Mısır darısı adının elliptique bir biçimden kaldığı anlaşılıyor Türkçede mısıra türlü adlar verilir darı Şam darısı kokoroz lazot vb Kuzey Kafkasya diyalektlerinde nartüx adı kullanılır Kab nartyxu nart Held ve xxu Buchweizen Schmidt MSFOu 67 468469 Bouda CAJ 17 75 Räsänen V 351a Eren TD 29 704 s 7 not 52 767 55 316320 Jappuev ST 3 1974 61 63 Monchizadeh 257 madde Ağızlarda misir olarak da geçer Mısır buğdayı ya da Mısır darısı adının elliptique bir biçimden kaldığı anlaşılıyor Türkçede mısıra türlü adlar verilir darı Şam darısı kokoroz lazot vb Kuzey Kafkasya diyalektlerinde nartüx adı kullanılır Kab nartyxu nart Held ve xxu Buchweizen Schmidt MSFOu 67 468469 Bouda CAJ 17 75 Räsänen V 351a Eren TD 29 704 s 7 not 52 767 55 316320 Jappuev ST 3 1974 61 63 Monchizadeh 257 madde )


- MİSMA | KULAKLIK ile/||/<> KULAKLIK

( TV İşlikte düzlükte çalışan kimseler arasında içiletişimi sağlamak amacıyla bu kimselerin kulaklarına taktıkları aygıt fizik )


- MIT DER SCHMALSEITE VORAN[Alm.] ile/||/<> KILICINA

( Mimarlık Bir kiriş ya da tahtanın dar yüzeyleri yatay enli yüzeyleri düşey duracak biçimde konulması )


- MİTOKONDRİ ile/||/<> MİTOKONDRİ[Fr. < MITOCHONDRIE]

( botanik mitos iplik chondron tane Ökaryot hücrelerin sitoplâzmasında bulunan iki zarla çevrili olup iç zarı içe doğru krista denen uzantıları meydana getiren Krebs devri ve oksidatif fosforilâsyon olaylarının yapıldığı ve sonuçta ATPnin oluştuğu küçük halkasal DNAsı ve ribozomları olan bir organel Hücrede enerji üretiminden sorumlu olan ve oksijenli solunumun gerçekleştiği organel )


- MİTOS ile/||/<> MİTOS[Yun.]

( Tarih öncesi tanrıların yaşamlarını ve kahramanların serüvenlerini anlatan ve bir toplumun inançlarını duygularını eğilimlerini dolayısıyla yansıtan efsane söylence efsane )


- MITTEL SCHNELLE NEUTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ORTA HIZLI NÖTRONLAR


- MITTELSCHNELLER REAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ORTA HIZLI REAKTÖR


- MITTLERER FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= ORTALAMA HATA


- MIXED SUFFIX, PRONOMINAL SUFFIX[İng.] ile/||/<> SUFFIXE MIXTE, SUFFIXE PRONOMINAL[Fr.] ile/||/<> VERMISCHTES SUFFIX, PRONOMINALES SUFFIX[Alm.] ile/||/<> İLGİ EKİ

( Bağlantı kavramı veren ek Türkçede bu kavram ad ya da ad görevli sözcüğe ki ekinin bağlanmasıyle sağlanır Bu ek ünlü uyumlarına aykırı düşer ve çok defa kalma durumuyle kalıplaşır Evdeki odadaki sokaktaki benimki seninki onunki yukarıki öteki beriki deminki şimdiki bizimkisi dünkü o günkü öbürkü üçününkü bugünkü örneklerinde olduğu gibi )


- MIXING RATIO[İng.] / MISCHUNGSVERHÄLTNIS[Alm.] ile/değil/yerine/= KARIŞMA ORANI


- MİYÂH-İ MADENİYE | MADEN SUYU ile/||/<> MADEN SUYU

( İçinde erimiş durumda mineral tuzları ya da gazlar bulunan ve bir kaynaktan çıkan içme suyu İçinde çözünmüş olarak değişik nitelik ve nicelikteki mineral tuzlarını ya da kimi gazları içeren ve bu nedenle kendine özgü tadı olan su İçerisinde çözünmüş bulunan madde miktarı toplam 250 ppm den az olmayan su doğal mineral su )


- MİYAR | AYIRAÇ ile/||/<> AYIRAÇ

( Özdeklerin kimyasal çözümlemelerle bulunmaları ve belirlenmelerinde aracı olan özdekler Örn çöktürücüler çözücüler yükseltgen ve indirgenlerle renk oluşturanlar kimya Belirli bir kimyasal tepkimenin olmasını sağlayan özdek Belirli bir kimyasal tepkimenin olmasını sağlayan tepkin Belli bir tip üzere yapılmış ölçü belirgin özellik nitelik nicelik ve değerin belirli ölçüsü Nesneleri bileşime ya da ayrışıma uğratarak niteliklerini belirtmede kullanılan özdek diskriminant )


- MİYAR[Osm.] / REAGENT[İng.] / RÉACTIF[Fr.] / REAGENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRAÇ/BELİRTEÇ


- MÎZÂBİYE[Osm.] / SOLENOID[İng.] / SOLÉNOÏDE[Fr.] / SOLENOID[Alm.] ile/değil/yerine/= SOLENOİD


- MİZAN[Osm.] / BALANCE[İng.] / BALANCE[Fr.] / WAAGE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERAZİ


- MÎZÂN ile/||/<> LIBRA, LIB (LIBRAE), BALANCE[İng.] ile/||/<> BALANCE[Fr.] ile/||/<> WAAGE[Alm.] ile/||/<> TERAZİ[Fars. < TERÂZŪ]

( Bir takımyıldızın ve bir burcun adı Terazi takımyıldızı Terazi burcu )


- MİZÂN ile/||/<> TERAZİ ile/||/<> TERAZİ[Fars. < TERÂZŪ]

( Vücudun asılarak ya da dayanarak yere koşut bulunduğu denge duruşu terezi III Tahta yapılarda duvarların dik çıkıp çıkmadığını anlatmakta kullanılan araç Kuzköy Akkuş Ordu terezi III Yukarıkaşıkara Yalavç Isparta kimya Az tǝrǝzi terezi taraza tarazı Tel terezi tarāzū a balance scale weight Az tǝrǝzi terezi taraza tarazı Tel terezi tarāzū a balance scale weight )


- MKS-SYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= MKS SİSTEMİ


- MOBILITÉ DE DÉRIVE[Fr.] / DRIFTBEWEGLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRÜKLENME HAREKETLİLİĞİ


- MOBILITÉ DE HALL[Fr.] / HALL-BEWEGLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL HAREKETLİLİĞİ


- MOBILITÉ DES ÉLECTRONS[Fr.] / ELEKTRONENBEWEGLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTRON HAREKETLİLİĞİ


- MOBİLYA ile/||/<> MEUBLE[Fr.] ile/||/<> MÖBEL[Alm.] ile/||/<> MOBİLYA[İt. < MOBILIA]

( Oturma yemek yeme çalışma yatma vb işleri yapmamızda kolaylık ve rahatlık sağlayan taşınabilir büyükçe eşyalara verilen genel ad )


- MODACRYLIC FIBER[İng.] / FIBRE MODACRYLIQUE[Fr.] / MODACRYLFASER[Alm.] ile/değil/yerine/= MODAKRİLİK LİF


- MODE NORMAL DE VIBRATION[Fr.] / NORMALSCHWINGUNGSMODUS[Alm.] ile/değil/yerine/= NORMAL TİTREŞİM KİPİ


- MODE[İng.] / MODE[Fr.] / MODUS[Alm.] ile/değil/yerine/= KİP


- MODEL | KALIP | ÖRNEK | MODÉLE[Fr. < MODÈLE] ile/||/<> MODEL ile/||/<> MODEL[Fr. < MODÈLE]

( F formülü I yorumu altında doğru ise I yorumu F formülü için bir modeldir formülün modeli kukla İki ya da daha fazla değişken arasındaki ilişkiyi cebirsel terimlerle ifade eden bir matematiksel yapı )


- MODEL | MAKET ile/||/<> MAKET ile/||/<> MAKET[Fr. < MAQUETTE]

( Jİng model miniature mockup scenic Modell Sinema Doğal bezemlerin ya da eşyanın yalnız dış görünüşünü veren örnekleri Sahne dekorunun bütün boyutlarını ölçekli küçük boyda ve oranda belirten örnek makat I kukla )


- MODEL MAKER[İng.] ile/||/<> MAQUETTISTE[Fr.] ile/||/<> MODELLMACHER, MODELLBAUER, MODELLSCHREINER[Alm.] ile/||/<> MAKETÇİ

( Sinema Maketleri hazırlayan yapan kimse )


- MODELAJ, MODELLEME | OYLUMLAMA ile/||/<> OYLUMLAMA

( Resim Heykel Resim ve heykel sanatlarında öğelere oylum duygusu verme işi biçim verme güzelsanatlar 1 Resim heykel kabartma vb oylum kazandırma 2 Resim heykel kabartma vb belirli bir taslağa göre biçimleme yapma kurma )


- MODÈLE DE PÔLES DE REGGE[Fr.] / REGGE-POL-MODELL[Alm.] ile/değil/yerine/= REGGE KUTUP MODELİ


- MODEM[İng.] / MODEM[Fr.] / MODEM[Alm.] ile/değil/yerine/= MODEM


- MODERASYON | YAVAŞLAMA ile/||/<> YAVAŞLAMA ile/||/<> YAVAŞLAMAK

( Tepkileşimlikte ılıncıkların çekirdeklerle çarpışmaları sonucu hızlarını yitirmeleri moderasyon Nötron enerjisinin önemli bir kapmaya uğramadan saçılarak çarpışma yoluyla azalması )


- MODERASYON ile/||/<> MODERATION[İng.] ile/||/<> MODÉRATION[Fr.] ile/||/<> BREMSUNG[Alm.] ile/||/<> YATIŞTIRMA

( 1 İşletme koşullarını daha kolay denetleyebilmek için tepkime hızını azaltma 2 Işınetkin özdeklerin parçalanmasıyla ortama dağılan nötronların yavaşlatılmaması )


- MODERATOR[İng.] / MODÉRATEUR[Fr.] / MODERATOR, BREMSSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= YAVAŞLATICI


- MODERATÖR ile/||/<> MODERATOR[İng.] ile/||/<> MODÉRATEUR[Fr.] ile/||/<> BREMSMITTEL[Alm.] ile/||/<> YATIŞTIRICI

( Işınetkin özdeklerin kullanıldığı tepkime kaplarında nötronları yavaşlatmakta kullanılan özdek )


- MODERN[İng.] ile/değil/yerine/= MODERNE/MADERNISME[Fr.] ile/değil/yerine/= MODERN[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇAĞCIL

( (Resim, Heykel, Mimarlık) Çağdaş anlayışla yapılmış (yapıt). )


- MODÜLASYÖN | DEĞİŞTİRİM ile/||/<> DEĞİŞTİRİM

( Sinema Alıcının çevirim sırasında durdurulması alıcı önündeki varlık ya da nesnelerin değiştirilmesi sonra çevirime yeniden başlanması yoluyla bir çekimde yer alan varlık ya da nesnelerin birdenbire değişmiş birinin yerini bir başkasının almış görünmesini sağlayan sinema hilesi İlk varlık ya da nesnenin yerine başka bir varlık ya da nesne geçirilmemişse bu durumda ilk varlık ya da nesne birdenbire ortadan yok olmuş sonucu sağlanır ses değiştirimi TV Vericiden almaçlara gönderilen elektromıknatıslı dalgaların salınım genliğinde yineleniminde ya da evresinde yapılan değişiklik bu durumda sırasıyla genlik değiştirimi yinelenim değiştirimi evre değiştirimi ortaya çıkar A deyiminde B nin C ile değiştirimi A daki her B geçişi yerine C nin konulması demektir Örn )


- MODÜLASYON | TEHAVVÜL | DEĞİŞİNİM ile/||/<> DEĞİŞİNİM ile/||/<> DEĞİŞME

( değişme Bir organizmanın genetik unsurlarında görülen ani ve katılımsal değişim değişinim Kayaç ve mineral yapıcı olay Sıra ile biri dinlenip öteki koşan ikişer kişilik takımlar arasında yapılan Amerikan yarışlarında koşucuların değişmeleri fizik 1 Bir dalganın genlik evre ve sıklığının bir yasaya göre zaman içinde ayrımlılaşması 2 Bir sesin yayınımı sırasında oluşan güç vurgu ton ayrımlılaşmalarmın her biri karşılık variyasyon variare değişmek Esas tipe göre belirli karakterlerde görülen ayrılıklar Dilde kendiliğinden ya da bir etkenle oluşan başkalaşma Ses değişmesi yapı değişmesi anlam değişmesi Değişik araçlarla çalışan jimnastikçilerin birbirlerinin yerlerine geçmeleri gösteri araçlarını değişmeleri )


- MODULATED WAVE[İng.] / MODULIERTE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİPLENMİŞ DALGA


- MODULATEUR À EFFET HALL[Fr.] / HALL-EFFEKTTISCHER MODULATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL ETKİLİ KİPLEYİCİ


- MODULATEUR DE PHASE[Fr.] / PHASENMODULATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ KİPLEYİCİ


- MODULATING CRYSTAL[İng.] / CRISTAL MODULATEUR[Fr.] / MODULIERENDER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= KİPLEYİCİ KRİSTAL


- MODULATING SIGNAL[İng.] / SIGNAL MODULANT[Fr.] / MODULIERENDES SIGNAL[Alm.] ile/değil/yerine/= KİPLEYİCİ SİNYAL


- MODULATING WAVE[İng.] / ONDE MODULATRICE[Fr.] / MODULATORWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİPLEYİCİ DALGA


- MODULATION DE PHASE[Fr.] / PHASENMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ KİPLEMESİ


- MODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= KİPLENİM


- MODULATION/ABSOLUTE VALUE, MODULUS[İng.] ile/değil/yerine/= MODULATION/VALEUR ABSOLUE[Fr. < MODULAIRE] ile/değil/yerine/= MODULATUS: ÖLÇÜLMÜŞ[Lat.] ile/değil/yerine/= MODULATION/ABSOLUTWERT[Alm.] ile/değil/yerine/= MODEM[Fr. < MO[DULATEUR] + DEM[ODULATEUR]] ile/değil/yerine/= MODÜLÂSYON

( 1. Hücrenin esas karakterlerini bozmadan çevre uyartıları ile meydana gelen değişme. 2. Bazı ikinci uyartılar (modülâtor) tarafından bir hücreye verilen bir işaretin ya da cevabın gücünde değişiklik meydana getirilmesi. )


- MODULATIONSFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KİPLENİM ÇARPANI


- MODULATOR[İng.] / MODULATEUR[Fr.] / MODULATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KİPLEYİCİ


- MOHR'S SALT[İng.] / MOHR SALTZ[Alm.] ile/değil/yerine/= MOHR TUZU


- MOHS-SKALA[Alm.] ile/değil/yerine/= MOHS CETVELİ


- MOISTURE CONTENT[İng.] / TENEUR EN HUMIDITE[Fr.] / FEUCHTIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= NEM İÇERİĞİ


- MOISTURE LOSS[İng.] / PERTE D'HUMIDITÉ[Fr.] / FEUCHTIGKEITSMESSER, HYGROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= NEM KAYBI


- MOLAL SOLUTION[İng.] / SOLUTION MOLAL[Fr.] / MOLALE LÖSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLAL ÇÖZELTİ


- MOLALITY[İng.] / MOLALITÉ[Fr.] / MOLALITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLALİTE


- MOLAR CONDUCTIVITY[İng.] / CONDUCTIBILITÉ MOLAIRE[Fr.] / MOLARE LEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLAR İLETKENLİK


- MOLAR DISPERSION[İng.] / DISPERSION MOLAIRE[Fr.] / MOLARE STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLAR DAĞILIM/DAĞILMA/SAÇILMA


- MOLAR HEAT CAPACITY[İng.] / CAPACITÉ DE LA CHALEUR MOLAIRE[Fr.] / MOLARE WÄRMEKAPAZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLAR ISI SIĞASI


- MOLAR POLARIZATION[İng.] / POLARISATION MOLAIRE[Fr.] / MOLARE POLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLAR KUTUPLANMA


- MOLAR REFRACTION[İng.] / RÉFRACTION MOLAIRE[Fr.] / MOLREFRAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLAR KIRILMA


- MOLAR SURFACE ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE SURFACE MOLAIRE[Fr.] / MOLARE OBERFLÄCHENENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLAR YÜZEY ENERJİSİ


- MOLAR SUSCEPTIBILITY[İng.] / SUSCEPTIBILITÉ MOLAIRE[Fr.] / MOLARE SUSZEPTIBILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLAR ALINGANLIK


- MOLAR VOLUME[İng.] / VOLUME MOLAIRE[Fr.] / MOLVOLUMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLAR HACİM


- MOLAS ile/||/<> MOLAS[Fr. < MOLLASSE]

( Genel olarak çakıl kayaçlı kumlu ya da killi karbon tuzlu ve pek az kor kayaç parçalarını kaplayan dağoluş sonuna ilişkin sığ deniz kayaçları topluluğu olan bir yapısal fasiyes jeoloji )


- MOLDY[İng.] ile/||/<> MOUCEUX[Fr.] ile/||/<> SCHIMMELIG[Alm.] ile/||/<> KÜFLÜ

( Küf bağlamış )


- MOLE FRACTION[İng.] / FRACTION DE MOLE[Fr.] / MOLENBRUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= MOL KESRİ


- MOLE RATS[İng.] ile/||/<> SPALACIDÉS[Fr.] ile/||/<> SPALACIDAE, SPALAX: KÖR FARE[Lat.] ile/||/<> BLINDMAUSARTIGE[Alm.] ile/||/<> KÖR FAREGİLLER

( Memeliler Mammalia sınıfının kemiriciler Rodentia takımının yalın dişliler Simplicidentata alt takımının sıçanımsılar Myomorpha bölümünden gözleri küçük bir deri ile örtülü köstebeğe benzeyen kuyrukları olmayan türleri olan bir familya )


- MÔLE TECTONIQUE[Fr.] ile/||/<> HORST[Alm. < HORST]

( coğrafya )


- MOLE[İng.] / MOLE[Fr.] / MOL/MOLE[Alm.] ile/değil/yerine/= MOL


- MOLECULAR ATTRACTION[İng.] / ATTRACTION DE MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULARANZZIEHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER ÇEKİM


- MOLECULAR CONDUCTIVITY[İng.] / CONDUCTIVITÉ MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULARE LEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER İLETKENLİK


- MOLECULAR CRYSTAL[İng.] / CRISTAL MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULARER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER KRİSTAL


- MOLECULAR DIAMAGNETISM[İng.] / DIAMAGNÉTISME MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULARER DIAMAGNETISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER DİYAMANYETİZMA


- MOLECULAR DIAMETER[İng.] / DIAMÈTRE MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULARER DURCHMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER ÇAP


- MOLECULAR ELECTRONICS[İng.] / ÉLECTRONIQUE MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULARELEKTRONIK[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER ELEKTRONİK


- MOLECULAR ENERGY LEVEL[İng.] / NIVEAU D'ÉNERGIE MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULARES ENERGIENIVEAU[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER ENERJİ DÜZEYİ


- MOLECULAR FLOW[İng.] / ÉCOULEMENT MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULARE STRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER AKIŞ


- MOLECULAR FORMULA[İng.] / FORMULE MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULARFORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜL FORMÜLÜ


- MOLECULAR GAS LASER[İng.] / LASER À GAZ MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULARER GASLASER[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER GAZ LAZERİ


- MOLECULAR GAS[İng.] / GAZ MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULARES GAS[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER GAZ


- MOLECULAR MAGNET[İng.] / MOLEKULARER MAGNET[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER MIKNATIS


- MOLECULAR OPTICS[İng.] / OPTIQUE MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULAROPTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER OPTİK


- MOLECULAR ORBITAL[İng.] / ORBITALE MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKÜLORBITAL[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER YÖRÜNGE


- MOLECULAR PHYSICS[İng.] / MOLEKULARPHYSIK[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER FİZİK


- MOLECULAR ROTATION[İng.] / ROTATION MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULARE DREHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER DÖNME


- MOLECULAR SIEVE[İng.] / MOLEKULAR SIEB[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER ELEK


- MOLECULAR SPECTRUM[İng.] / SPECTRE MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULARES SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER TAYF/SPEKTRUM


- MOLECULAR STOPPING POWER[İng.] / POUVOIR D'ARRÊT MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULARES BREMSVERMÖGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER DURDURMA GÜCÜ


- MOLECULAR STRUCTURE[İng.] / STRUCTURE MOLECULAIRE[Fr.] / MOLEKULARE AUFBAU[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜL YAPISI


- MOLECULAR VOLUME[İng.] / MOLAKULAR VOLUMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜL HACMİ


- MOLÉCULE ISOTOPIQUE[Fr.] / ISOTOPES MOLEKÜL[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOTOPİK MOLEKÜL


- MOLÉCULE MÉSONIQUE[Fr.] / MESONENMOLEKÜL[Alm.] ile/değil/yerine/= MEZONİK MOLEKÜL


- MOLECULE[İng.] / MOLECULE[Fr.] / MOLEKULE[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜL


- MOLEKÜL ÇEKİSİ[Osm.] / POISMOLECULAIRE[Fr.] / MOLEKULAR GEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= MOL KÜTLESİ


- MOLEKULARE DIFFUSION[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER YAYINIM


- MOLEKULARGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER AĞIRLIK


- MOLEKULARSTRAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER IŞIN


- MOLEKULARSTRAHLEPITAXIE[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER IŞIN KAPLAMA


- MOLEKÜLBINDUNGSKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜL BAĞ KUVVETİ


- MOLİBDEN ile/||/<> MOLİBDEN[Fr. < MOLYBDÈNE]

( kimya Özel alaşımlarda ve çeliklerde kullanılan sert ak bir metal A A 95 95 A S 42 Ö A 10 2 E S 2620 C Ksantin oksidaz gibi metal enzimler için gerekli vücutta bakır depolanmasını engelleyerek bakır yetmezliğine yol açan iz element )


- MØLLER SCATTERING[İng.] / MØLLER-STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MØLLER SAÇILMASI


- MOLLESSE[Fr.] ile/||/<> WEICHE STIMME[Alm.] ile/||/<> GEVŞEKLİK

( Sahne konuşmasında ünsüz harflerin çıkarılmasında organların gevşekliği cansızlığı yumuşaklığı )


- MOLLIER DIAGRAM[İng.] / DIAGRAMME DE MOLLIER[Fr.] / MOLLIER-DIAGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLLİER ÇİZGESİ/DİYAGRAMI


- MOLOZ[Yun.] ile/||/<> TAYFA

( (Körm. O.):Türk Tulûat Tiyatrolarında figürana verilen ad. @@ bk. döküntü. @@ (Doğaçlama) Türk doğaçlama tiyatrosunda figürana verilen ad. @@ < R μῶλος < Lat moles 'masse de pierre, digue, môle'. )


- MOLYBDENUM[İng.] / MOLYBDÉNUM[Fr.] / MOLYBDÄNUM[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLİBDEN


- MOMENT MAGNÉTIQUE ORBITAL[Fr.] / ORBITALMAGNETISCHES MOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGESEL MANYETİK MOMENT


- MOMENT OF FORCE[İng.] / MOMENT D'UNE FORCE[Fr.] / KRAFTMOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= KUVVET MOMENTİ


- MOMENT OF INERTIA RADIUS, RADIUS OF INERTIA[İng.] / GYRATIONSRADIUS, TRÄGHEITSHALBMESSER, TRÄGHEITSRADIUS[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK YARIÇAPI


- MOMENT OF INERTIA[İng.] / MOMENT D'INERTIE[Fr.] / TRÄGHEITSMOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK MOMENTİ


- MOMENT, TORQUE[İng.] / MOMENT[Fr.] / MOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= MOMENT


- MOMENT[Alm. < MOMENT] ile/değil/yerine/=/||/<> MOMENT

( Kuvvetin bir cismi bir nokta ya da bir eksen yörüngesinde döndürme etkisini belirleyen vektör niceliği )


- MOMENT[Lat./Alm.]

( Kuvvetin, bir cismi, bir nokta ya da bir eksen yörüngesinde döndürme etkisini belirleyen vektör niceliği. )


- MOMENT/MOMENT[Alm. < MOMENT] ile/||/<> TORK/TORQUE[İng. < TORQUE]

( Kuvvetin bir cismi bir nokta ya da bir eksen yörüngesinde döndürme etkisini belirleyen vektör niceliği )


- MOMENTARM DER KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= KUVVETİN MOMENT KOLU


- MONAD = MONADE[İng., Fr., Alm.] = MONAS:BİR OLAN[Yun.]

( Eski Yunan felsefesinde, bölünmez birlik. | Leibniz'in felsefesinde, artık bölünemez bir birlik olan sonsuz sayıdaki sözlerin her biri. )


- MONASTERY/WHITE GRUB[İng.] ile/değil/yerine/= MONASTÈRE/HANNETON FOULON[Fr.] ile/değil/yerine/= MONASTERIUM/POLYPHYLLA FULLO[Lat.] ile/değil/yerine/= KLOSTER/WALKER[Alm.] ile/değil/yerine/= MANASTIR[Yun.]

( (Mimarlık) (Yun. monos = yalnız) Hıristiyan din adamlarının tapınma amacıyla kent hayatından uzakta, kırlık ve dağlık yerlerde yaptıkları dinsel yapı. < R μοναστήριον 'manastır'. )


- MONOATOMIC GAS[İng.] / GAZ MONOATOMIQUE[Fr.] / EINATOMICHE GAS[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK ATOMLU GAZ


- MONOCHARGE ELECTRET[İng.] / ÉLECTRET MONOCHARGÉ[Fr.] / MONOLADUNGS-ELEKTRET[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK YÜKLÜ ELEKTRET


- MONOCHLORIDE[İng.] / MONOCHLORURE[Alm.] ile/değil/yerine/= MONOKLORÜR


- MONOCHROMATIC LIGHT[İng.] / LUMIÈRE MONOCHROMATIQUE[Fr.] / MONOCHROMATISCHES LICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK RENKLİ IŞIK, MONOKROMATİK IŞIK


- MONOCHROMATIC RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT MONOCHROMATIQUE[Fr.] / MONOCHROMATISCHE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK RENKLİ IŞINIM


- MONOCHROMATIC[İng.] / MONOCHROMATIQUE[Fr.] / EINFARBIG, MONOCHROMATISCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK RENKLİ, MONOKROMATİK


- MONOCHROMATOR[İng.] / MONOCHROMATEUR[Fr.] / MONOCHROMATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK RENKLEYİCİ, TEK RENK ÜRETİCİ, MONOKROMATÖR


- MONOCLINIC SULPHUR[İng.] / SOUFRE MONOCLINIQUE[Fr.] / MONOKLINER SCHWEFEL[Alm.] ile/değil/yerine/= MONOKLİNİK KÜKÜRT