Bugün[10 Temmuz 2026]
itibarı ile 16.975 başlık/FaRk ile birlikte,
16.975 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(41/69)


- MANTAR HASTALIĞI | MANTARLAŞMA ile/||/<> MANTARLAŞMA

( Nemli ortamda depolanan ağaçta oluşan onu kullanılmayacak biçimde yıkımlayan süngerimsi beyaz ilkel bitki botanik )


- MANTAR KENT ile/||/<> MANTAR KENT

( Kurulduktan sonra olağanüstü bir hızla gelişip büyüyen buna koşut olarak kalabalıklaşan kent Kurulduktan sonra olağanüstü bir hızla gelişip büyüyen buna koşut olarak kalabalıklaşan kent )


- MANTAR KENT ile/||/<> YÖREKENT

( Kurulduktan sonra olağanüstü bir hızla gelişip büyüyen, buna koşut olarak kalabalıklaşan kent. @@ Kurulduktan sonra olağanüstü bir hızla gelişip büyüyen, buna koşut olarak kalabalıklaşan kent. )


- MANTİ[İt. < MANTE] ile/||/<> MANTI

( 'gabya serenini kaldıran halat ve makara' / 'gabya serenini kaldıran halat ve makara' @@ < İtal (Venedik) mante 'runner, tie'. -Akdeniz dillerinde yaygın olarak kullanılır: Port amante, İsp amante, Fr aman, amante, İtal amante, mante, -Ar (Malta) manti, (KAfrika) mante. Venedik İtalyancasında mante yanında manto biçimi de geçer. Bu biçim Doğu Akdeniz dillerinde (Rumca (μάντος > Türkçe mandoz) de kullanılır. bk. mandoz. || < İtal (Venedik) mante 'runner, tie'. -Akdeniz dillerinde yaygın olarak kullanılır: Port amante, İsp amante, Fr aman, amante, İtal amante, mante, -Ar (Malta) manti, (KAfrika) mante. Venedik İtalyancasında mante yanında manto biçimi de geçer. Bu biçim Doğu Akdeniz dillerinde (Rumca (μάντος > Türkçe mandoz) de kullanılır. bk. mandoz. )


- MANTIK | LOJİSTİK ile/||/<> LOJİSTİK ile/||/<> MANTIK

( Logistike tekhne hesap sanatı logistikos hesapla ilgili hesaba dayalı Sembolik mantık matematiksel mantık cebirsel mantık Bu terimi ilkin İtelson Cenevre Uluslararası Felsefe Kurultayında öne sürmüştür 1904 mantık 6 Mal ve hizmetlerin sağlanmasına yönelik etkinliklerin yönetimi örgütlenmesi ve planlaması bilimi 1 Gerçeği aramaya yönelen zihin işlemlerinden hangilerinin doğru hangilerinin yanlış yola çıktığını açıklayan ilkeleri yöntemli olarak inceleyen bilim 2 Çıkarım ve kanıt gösterme bilimi 3 Gereklik erek ya da yargı ile iş araç ya da kanıt arasında var olan tutarlık 4 Olguların ve düşüncelerin düzenli biçimde sıralanması 5 Öğrencilere doğru düşünme ilkelerini ve yollarını öğreten derse verilen ad Önermelerin tutarlılığı ile çıkarımların geçerliliğini belirleyen kuralları konu edinen bilim Bu kurallar mantıksal değişmezlerin içeriğine olağan yorumuna mantıksal olmayan değişmezlerin ise yalnızca biçimine dizimsel türlerine dayanır Krş önermesel mantık yüksek basamak mantığı birinci basamak mantığı temel mantık eklemler mantığı yüklemler mantığı niceleme mantığı betim mantığı bileştiriciler mantığı felsefe mantığı yöneticiler mantığı bilgisel mantık sanısal mantık ödev mantığı süreler mantığı kipler mantığı yeğlemeler mantığı eylemsel mantık kararlar mantığı önermesel olmayan mantık sorular mantığı buyruklar mantığı çok değerli mantık sezgici mantık sözeden mantık biçimsel mantık geleneksel mantık çağdaş mantık matematiksel mantık simgesel mantık tümdengelimli mantık tümevarımlı mantık mantık dizgesi mantıksal dizge mantık kuralı mantıksal im mantıksal değişmez mantıksal çıkarım kuralı mantıksal deyim mantıksal ilksav mantıksal sonuç mantıkça doğru önerme mantıkça kapalı önermeler kümesi mantıksal çatışkı Dilsel deyişlerin ya da önermelerin tutarlılığı çıkarımların geçerliğine ilişkin ilke ve kuralları inceleyen bilgi dalı logike tekhne I a Doğru düşünme sanatı ve bilimi b Doğru düşünmenin yolu ve yöntemi c Mantıksal düşünme yeteneği II En geniş anlamıyle Düçüncenin ve düşüncenin varlık biçimlerinin öğelerinin biçimlerinin türlerinin olanaklarının yasalarının ve düşünce bağlamlarının bilimi Mantığın temel biçimleri 1 Geleneksel biçimsel formel mantık Düşünmenin içerik bakımından doğruluğunu değil biçimsel doğruluğunu göz önünde bulundurur düşünce biçimlerinin bir çözümlenmesidir Aristoteles logike sözcüğünü bu anlamda kullanmaz mantık karşılığı analitik der verilmiş önermelerden başka önermelerin çıkarılmasının kurallarını saptar Öğeler öğretisi ve yöntem öğretisi olarak ikiye ayrılır öğeler öğretisi kavramlar yargılar çıkarımlar ve mantığın temel ilkelerini yöntem öğretisi kanıtlama yollarını yöntemleri ve bilimlerin genel kuruluş ilkelerini araştırır bilimlerin ilerlemesi ve gelişmesiyle kapsamı ve önemi artmıştır giderek mantığın yanında ortaya çıkan bir bilim öğretisi olarak oluşmuştur bu yeni bilim öğretisi Bacon ve Descartestan bu yana yeni bir şey öğretmeyen tasımın karşısına konmuştur 2 Ruhbilimsel mantık 19 yüzyıl Düşünmeyi ruhbilimsel açıdan bilinç içeriklerinden kalkarak kavramaya çalışır 3 Transsendental mantık Kant ve Yeni Kantçılık Düşünmenin salt biçimini inceleyen biçimsel mantıktan ayrı olarak bilginin mantıksal koşullarını göstermeye çalışır 4 Varlıkbilimsel ontolojik mantık a Genel olarak Düşünme biçimlerini varlık biçimleriyle eşit kılar b Hegelde doğa ve tinin temelinde bulunan özbiçimleri ve özbağlamları öğretisi ancak bu mantıksal dizge değişmez bir töz olarak değil tersine logosun eytişimsel bir biçimde ileriye doğru giden bir gelişmesi olarak kendini gösterir eytişimsel mantık S Dil mantığı a İlkin Aristoteleste sonra Stoada adcılıkta ve yeniden görüngübilimde değişik biçimlerde anlam çözümlemeleriyle ve giderek ruhbilimciliğe karşı olarak salt mantık biçiminde Bolzano Brentano Meinong Husserl ayrıca modem deneycilerde ve analitik felsefede karşımıza çıkar Carnap Wittgenstein b Yorumlayıcı Hermeneutik mantık mantıksal biçimleri ve bağlantıları kendi başına bir şey olarak değil de konuşma ve düşünme biçimleri olarak ele alır ve bu biçimleri sözün konuşmanın canlı durumu içinde deyişlerin somut yorumlanması yoluyla kavramaya çalışır H Lipps 6 Matematiksel mantık simgesel mantık lojistik modern mantık Kavramları sözcüklerle değil imlerle göstererek işlem yapan mantık İlkin Leibnizde karşımıza çıkar logica mathematica dizgesel temellendirilişi 19 yüzyılın ikinci yarısında Boole Schröder ve Frege ile geliştirilmesi Russell ve Whitehead ayrıca Carnap ve H Scholz ile Mantığı matematiksel yöntemle kesin güvenilir ve salt olarak temellendirmeye çalışır dilin çok anlamlılığından kaçınmak için doğal dil yerine tek anlamlı ve mantıksal hesaplara elverişli yapma bir imlersimgeler dili koyar 7 İki değerli mantık Aristotelese dayanan klasik mantık iki değerlidir iki değer tanır Bu değerler günlük dilde dendiği gibi doğru ve yanlış değil de doğru ve doğru olmayandır Ör A doğrudur A doğru değildir biri doğru ise öteki zorunlu olarak yanlıştır ikisi dışında başka bir olanak yoktur 8 Çok değerli mantık İki değerden daha çoğunu çoğunlukla da üç değer tanır doğru yanlış olanaksız P Février doğru yanlış ve belirsiz Reichenbach )


- MANTIK ile/||/<> MANTIK[Ar. < MANṬİK]

( 1 Gerçeği aramaya yönelen zihin işlemlerinden hangilerinin doğru hangilerinin yanlış yola çıktığını açıklayan ilkeleri yöntemli olarak inceleyen bilim 2 Çıkarım ve kanıt gösterme bilimi 3 Gereklik erek ya da yargı ile iş araç ya da kanıt arasında var olan tutarlık 4 Olguların ve düşüncelerin düzenli biçimde sıralanması 5 Öğrencilere doğru düşünme ilkelerini ve yollarını öğreten derse verilen ad Önermelerin tutarlılığı ile çıkarımların geçerliliğini belirleyen kuralları konu edinen bilim Bu kurallar mantıksal değişmezlerin içeriğine olağan yorumuna mantıksal olmayan değişmezlerin ise yalnızca biçimine dizimsel türlerine dayanır Krş önermesel mantık yüksek basamak mantığı birinci basamak mantığı temel mantık eklemler mantığı yüklemler mantığı niceleme mantığı betim mantığı bileştiriciler mantığı felsefe mantığı yöneticiler mantığı bilgisel mantık sanısal mantık ödev mantığı süreler mantığı kipler mantığı yeğlemeler mantığı eylemsel mantık kararlar mantığı önermesel olmayan mantık sorular mantığı buyruklar mantığı çok değerli mantık sezgici mantık sözeden mantık biçimsel mantık geleneksel mantık çağdaş mantık matematiksel mantık simgesel mantık tümdengelimli mantık tümevarımlı mantık mantık dizgesi mantıksal dizge mantık kuralı mantıksal im mantıksal değişmez mantıksal çıkarım kuralı mantıksal deyim mantıksal ilksav mantıksal sonuç mantıkça doğru önerme mantıkça kapalı önermeler kümesi mantıksal çatışkı Dilsel deyişlerin ya da önermelerin tutarlılığı çıkarımların geçerliğine ilişkin ilke ve kuralları inceleyen bilgi dalı logike tekhne I a Doğru düşünme sanatı ve bilimi b Doğru düşünmenin yolu ve yöntemi c Mantıksal düşünme yeteneği II En geniş anlamıyle Düçüncenin ve düşüncenin varlık biçimlerinin öğelerinin biçimlerinin türlerinin olanaklarının yasalarının ve düşünce bağlamlarının bilimi Mantığın temel biçimleri 1 Geleneksel biçimsel formel mantık Düşünmenin içerik bakımından doğruluğunu değil biçimsel doğruluğunu göz önünde bulundurur düşünce biçimlerinin bir çözümlenmesidir Aristoteles logike sözcüğünü bu anlamda kullanmaz mantık karşılığı analitik der verilmiş önermelerden başka önermelerin çıkarılmasının kurallarını saptar Öğeler öğretisi ve yöntem öğretisi olarak ikiye ayrılır öğeler öğretisi kavramlar yargılar çıkarımlar ve mantığın temel ilkelerini yöntem öğretisi kanıtlama yollarını yöntemleri ve bilimlerin genel kuruluş ilkelerini araştırır bilimlerin ilerlemesi ve gelişmesiyle kapsamı ve önemi artmıştır giderek mantığın yanında ortaya çıkan bir bilim öğretisi olarak oluşmuştur bu yeni bilim öğretisi Bacon ve Descartestan bu yana yeni bir şey öğretmeyen tasımın karşısına konmuştur 2 Ruhbilimsel mantık 19 yüzyıl Düşünmeyi ruhbilimsel açıdan bilinç içeriklerinden kalkarak kavramaya çalışır 3 Transsendental mantık Kant ve Yeni Kantçılık Düşünmenin salt biçimini inceleyen biçimsel mantıktan ayrı olarak bilginin mantıksal koşullarını göstermeye çalışır 4 Varlıkbilimsel ontolojik mantık a Genel olarak Düşünme biçimlerini varlık biçimleriyle eşit kılar b Hegelde doğa ve tinin temelinde bulunan özbiçimleri ve özbağlamları öğretisi ancak bu mantıksal dizge değişmez bir töz olarak değil tersine logosun eytişimsel bir biçimde ileriye doğru giden bir gelişmesi olarak kendini gösterir eytişimsel mantık S Dil mantığı a İlkin Aristoteleste sonra Stoada adcılıkta ve yeniden görüngübilimde değişik biçimlerde anlam çözümlemeleriyle ve giderek ruhbilimciliğe karşı olarak salt mantık biçiminde Bolzano Brentano Meinong Husserl ayrıca modem deneycilerde ve analitik felsefede karşımıza çıkar Carnap Wittgenstein b Yorumlayıcı Hermeneutik mantık mantıksal biçimleri ve bağlantıları kendi başına bir şey olarak değil de konuşma ve düşünme biçimleri olarak ele alır ve bu biçimleri sözün konuşmanın canlı durumu içinde deyişlerin somut yorumlanması yoluyla kavramaya çalışır H Lipps 6 Matematiksel mantık simgesel mantık lojistik modern mantık Kavramları sözcüklerle değil imlerle göstererek işlem yapan mantık İlkin Leibnizde karşımıza çıkar logica mathematica dizgesel temellendirilişi 19 yüzyılın ikinci yarısında Boole Schröder ve Frege ile geliştirilmesi Russell ve Whitehead ayrıca Carnap ve H Scholz ile Mantığı matematiksel yöntemle kesin güvenilir ve salt olarak temellendirmeye çalışır dilin çok anlamlılığından kaçınmak için doğal dil yerine tek anlamlı ve mantıksal hesaplara elverişli yapma bir imlersimgeler dili koyar 7 İki değerli mantık Aristotelese dayanan klasik mantık iki değerlidir iki değer tanır Bu değerler günlük dilde dendiği gibi doğru ve yanlış değil de doğru ve doğru olmayandır Ör A doğrudur A doğru değildir biri doğru ise öteki zorunlu olarak yanlıştır ikisi dışında başka bir olanak yoktur 8 Çok değerli mantık İki değerden daha çoğunu çoğunlukla da üç değer tanır doğru yanlış olanaksız P Février doğru yanlış ve belirsiz Reichenbach )


- MANTIKÎ AMELİYE | EKLEM ile/||/<> EKLEM

( Anl önerme eklemi Krş doğrusal eklem doğrusal olmayan eklem sıfırlı eklem sıfırlı doğrusal eklem birli eklem ikili eklem denkgüçlü eklem yer değiştirici eklem dağıtıcı eklem ortaklaştırıcı eklem ikil eklem iki değerli doğrusal eklem çok değerli doğrusal eklem yapıcılık Katışmaç alçı gibi dolgu gereçleriyle doldurulan iki taş tahta vb arasındaki boşluk İki parçanın birleşme ya da ayrılma bölgesi kemikler arasındaki birleşme yerleri İki nesnenin birleştiği yer biyoloji zooloji anat İskelet sistemini oluşturan kemikler arasındaki işlevsel bağlantıyı sağlayan ögeler artikulasyo oynak )


- MANTIKÎ AMELİYE | EKLEM ile/||/<> OYNAK

( (…) Anl. önerme eklemi. Krş.. doğrusal eklem, doğrusal olmayan eklem, sıfırlı eklem, sıfırlı doğrusal eklem, birli eklem, ikili eklem, denkgüçlü eklem, yer değiştirici eklem, dağıtıcı eklem, ortaklaştırıcı eklem, ikil eklem, iki değerli doğrusal eklem, çok değerli doğrusal eklem. @@ yapıcılık: Katışmaç, alçı gibi dolgu gereçleriyle doldurulan iki taş, tahta vb. arasındaki boşluk. @@ İki parçanın birleşme ya da ayrılma bölgesi; kemikler arasındaki birleşme yerleri. @@ İki nesnenin birleştiği yer. @@ (biyoloji, zooloji) @@ @@ anat. İskelet sistemini oluşturan kemikler arasındaki işlevsel bağlantıyı sağlayan ögeler, artikulasyo, oynak. )


- MANTO ile/||/<> MANTO[Fr. < MANTEAU]

( 1 Yumuşakçalar ve yumuşakçamsılarda kabuğun içini döşeyen deri katlanmaları olup kabuk salan bezleri kapsar 2 Gömleklilerde kabuğun ya da gömleğin içini astarlayan yumuşak dış vücut duvarı midye biyoloji 1 Yumuşakcalarda ve yumuşakçamsılarda kabuk maddesini salgılayan bezleri kapsayan kabuğun içini döşeyen deri katlanmaları 2 Gömleklilerde kabuğun ya da gömleğin içini astarlayan yumuşak dış vücut duvan 1 Yumuşakcalarda kabuk maddesini salgılayan bezleri kapsayan kabuğun içini döşeyen deri katlanmaları 2 Gömleklilerde kabuğun ya da gömleğin içini astarlayan yumuşak dış vücut duvarı )


- MANUFACTURING, MANUFACTURE[İng.] ile/||/<> İMÂLAT

( Hammaddelerin ya da aramalların yarı mamûl malların bileşimi niteliği durumu ya da biçiminin değiştirilerek işlenmiş mallara dönüştürülmesi )


- MANYETİK SES KAYIT CİHAZI, SES KAYIT CİHAZI, MANYETİK SES ALMA MAKİNESİ, SES ALMA MAKİNESİ, TEYP (MAKİNESİ) ile/||/<> TAPE RECORDER, MAGNETIC RECORDER (TAPE RECORDER, SOUND RECORDER)[İng.] ile/||/<> MAGNÉTOPHONE, ENREGISTREUR MAGNÉTIQUE[Fr.] ile/||/<> BANDSPILER, MAGNETTONGERÄT, MAGNETOFON(GERÄT), TONBANDGERÄT, TONBANDMASCHINE, MAGNETISCHE SCHREIBER[Alm.] ile/||/<> SES AYGITI

( Sinema TV Mıknatıslı ses kuşağının mıknatıslı alandan geçirilmesi sesin saptanması sonra bu kuşağın bir elektrik devresi yakınından geçirilerek akım oluşturması sesin okunması temeline dayanan demir mıknatısı özdeklerindeki artık mıknatıslamadan yararlanarak sesi saptayan ve okuyan aygıt )


- MANYETİZASYON | MIKNATISLANMA ile/||/<> MIKNATISLANMA

( Sinema TV Mıknatıslılık özelliği kazanma mıknatıslı alan oluşturma niteliği edinme Bir özdeğin mıknatıslık özelliği edinmesi lama fizik )


- MANZAR İHTİLÂFİ[Osm.] / PARALLAX[İng.] / PARALLAXE[Fr.] / PARALLAXE[Alm.] ile/değil/yerine/= PARALAKS


- MAQUILLAGE/MAQUILLEUR(-EUSE)[Fr. < MAQUILLAGE] ile/değil/yerine/= MAKEUP MAN, (ABD) MAKE-UP ARTIST[İng.] ile/değil/yerine/= MASKENBILDNER(-IN), MASKE (A.), SCHMINKER[Alm.] ile/değil/yerine/= MAKYAJ

( Sinema/TV. Resmegiderliği sağlamak, belli bir tipi yaratmak ya da yalnızca bazı düzeltmeler yapmak üzere oyuncunun yüzünde ve başka örgenlerinde yapılan boyama ve değiştirmeler. @@ Oyuncuların rollerine uygun bir anlamda yüzlerini boyamaları, (bk. yüz boyama.) )


- MARCHÉ EXTÉRIEUR[Fr.] ile/||/<> DIŞ PAZAR

( coğrafya )


- MARCHONESS[İng.] ile/||/<> MARQUISE[Fr.] ile/||/<> MARKGRÄFIN[Alm.] ile/||/<> MARKİZ[Fr. < MARQUISE]

( Markinin karısı )


- MARGARİN[Fr. < MARGARİNE] ile/||/<> YAĞ

( Sıvı bitkisel yağları hidrojen ile sertleştirerek üretilen yapay , katı yemeklik yağ. @@ (kimya) )


- MARGARINE[Fr. < MARGARINE] ile/||/<> MARGARİN ile/||/<> MARGARİN[Fr. < MARGARINE]

( Sıvı bitkisel yağları hidrojen ile sertleştirerek üretilen yapay katı yemeklik yağ kimya )


- MARİFE, MEFULÜ SARİH | BELİRTİLİ NESNE ile/||/<> BELİRTİLİ NESNE

( Derleme nesne i li tümleç i li nesne Geçişli eylemi tümleyen ve belirtme durumunda bulunan tümleç Bu meseleyi çözmeden gitmeyin Çocuklar annelerinin evde bulunmayışını fırsat bilirler Ali evi sattı bahçeyi bıraktı Bazı insanlar okumayı sever yazmayı sevmez Kar bütün limanı sarmıştı vb belirli nesne )


- MARİFE, MEFULÜ SARİH | BELİRTİLİ NESNE ile/||/<> BELİRTİSİZ NESNE ile/||/<> DÜZ TÜMLEÇ ile/||/<> ORTAK NESNE ile/||/<> SÖZDE ÖZNE ile/||/<> TÜMLEÇ

( (Derleme., nesne, -i’li tümleç, -i’li nesne) Geçişli eylemi tümleyen ve belirtme durumunda bulunan tümleç: Bu meseleyi çözmeden gitmeyin; Çocuklar annelerinin evde bulunmayışını fırsat bilirler; Ali evi sattı, bahçeyi bıraktı; Bazı insanlar okumayı sever, yazmayı sevmez; Kar bütün limanı sarmıştı vb. @@ bk. belirli nesne )


- MARİFE, MEFULÜNBİH SARİH | BELİRLİ NESNE ile/||/<> BELİRLİ NESNE

( i ya da yi takısını alarak benzerleri arasında belirtilmiş olan nesne Kitabı aldım kapıyı kapadım gibi Cümlede fiili geçişli olan yüklemin belli bir kişiyi ya da nesneyi etkilediğini gösteren ve yükleme durumu eki almış olan nesne Odayı temizlemek kitabı okumak terziyi aramak işi bitirmek Biz toprağı tarla diye kullanırız Okudukları ona çocukluğunun tatlı günlerini hatırlatıyordu Bu hâlis incileri birtakım incik boncukla değiştirmek en azından incideki kıymeti anlamamaktır N S Banarlı Türkçenin Sırları s 5 Gidenler arkalarından ne kadar ağladığımızı haykırdığımızı kalbimizde açtıkları derin boşluğu bilmiyorlar mı Y K Karaosmanoğlu Erenlerin Bağından s 40 Bahçeye döndüğü zaman Tevfik Beyi olduğu yerde buldu A H Tanpınar Huzur 196 Nuran Emin Bey in bulunduğu geceden sonra evi görmemişti göst es 295 vb nesne )


- MARK[Alm. < MARK] ile/değil/yerine/=/||/<> MARK

( Alman para birimi markka )


- MARKET PLACE/MARKETING[İng.] ile/değil/yerine/= MARCHÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= MARKT[Alm.] ile/değil/yerine/= PAZARYERI

( Bir köyün, kasabanın ya da kentin özeğinde, ürünlerin getirilip satıldığı, haftanın bir ya da birkaç gününde ya da sürekli olarak kurulu ve açık bulundurulan alım satım yeri. )


- MARKETRİ | KAKMA ile/||/<> KAKMA

( Ağaç ya da kaplamaya ince levha biçiminde renkli ağaç sedef fildişi metal vb gereçleri gömerek yapılan süsleme sanatı Süsleme Tahta taş ya da maden plakları oyup oyulan yerlere sedef altın gümüş fildişi ağaç ya da maden gibi gereç parçalarını yerleştirerek yapılan süsleme Daha çok döşeme eşyalarına uygulanan bir çeşit mozaik Testere Güdül Ankara )


- MARN ile/||/<> MARN[Fr. < MARNE]

( Tortul kayaç Çok ince taneli kil minerallleri ve kalsitin değişik oranlarda karışımıdır jeoloji )


- MARQUESS/MARCHONESS[İng.] ile/değil/yerine/= MARQUIS/MARQUISE[Fr. < MARQUIS] ile/değil/yerine/= MARKGRAF/MARKGRÄFIN[Alm.] ile/değil/yerine/= MARKI[Fr. < MARQUIS]

( İngiliz ve Fransızlarda kont ile dük arasında bir soyluluk sanı. )


- MARSCHORDNUNG[Alm.] ile/||/<> YÜRÜYÜŞ KOLU

( Yan yana derinliğine üç diziden oluşan yürüyüş düzeni )


- MARSCHTRITT[Alm.] ile/||/<> ADİ ADIM

( Adımda beraberlik gerektirmeyen ve grupça yapılan yürüyüş türü )


- MARSH GAS[İng.] / SUMPFGAS[Alm.] ile/değil/yerine/= BATAKLIK GAZI


- MARSHBIRDS[İng.] ile/||/<> GRUIFORMES[Fr.] ile/||/<> GRALLAE, GRUIFORMES, GRALLAE: BATAKLIK KUŞU, GRUS: TURNA KUŞU[Lat.] ile/||/<> SUMPFVÖGEL[Alm.] ile/||/<> BATAKLIK KUŞLARI

( Kuşlar Aves sınıfının karinalılar Carinatae bölümünden uzun boyunlu parmakları perdeli ya da perdesiz uzun bacaklı türleri olan bir takım su tavuğugiller Rallidae turnagiller Gruidae toygiller Otididae familyaları iyi bilinir )


- MART[Lat.] ile/||/<> MAYIS ile/||/<> NİSAN

( 'yılın üçüncü ayı' @@ < R μάρτις. )


- MART[Lat.] ile/||/<> YILIN ÜÇÜNCÜ AYI

( yılın üçüncü ayı R μάρτις )


- MARTIGİLLER ile/||/<> MARTIGİLLER

( Laridae larus martı Omurgalı hayvanlardan kuşlar Aves sınıfının yağmurkuşları Charadriiformes takımının martılar Lari alttakımına giren bir familyası Kırlangıç ve güvercinlere benzeyen hafif yapılı su kuşlarıdır Kanatları sivri ve uzun olur Kuyrukları çoğunluk çatallıdır Çok türü vardır Cüce martı Larus minutus gümşsel martı L argentatus küçük martı L canus kara martı L fuscus büyük karabaşlı martı L marinus karabaşlı martı L melanocephala güler martı ridibundus iyi bilinen türleridir zooloji Kuşlar Aves sınıfının yağmur kuşları Charadriiformes takımının martılar Lari alt takımından kırlangıç ve güvercine benzeyen kanatları sivri ve uzun genellikle kuyrukları çatallı türleri olan bir familya )


- MARUL ile/||/<> MARUL[Yun.]

( botanik Papatyagiller Compositae familyasından yeşil yaprakları sebze olarak kullanılan yuvarlak olanlarına yuvarlak başlı bahçe marulu aysberg de denilen otsu bitki R μαρούλι )


- MARXISM[İng.] ile/||/<> MARXISME[Fr.] ile/||/<> MARXISMUS[Alm.] ile/||/<> MARKSÇILIK | TARİHSEL ÖZDEKÇİLİK

( Karl Marx ve Friedrich Engelsin geliştirdiği bilimsel toplumculuk doğrultusundaki felsefe toplum ve ekonomi öğretisi Marksçılar felsefelerini eytişimsel özdekçilik olarak adlandırırlar Marksçılığın dayandığı temel insanlığın tarihsel ve toplumsal gelişmesinin ekonomik güçler ve ilişkilerle belirlenmiş olduğu ve düşünce ile ilgili tinsel güçlerin de bunların bir yansıması olduğu görüşüdür Ekonomik ilişkiler ve bununla ilgili tinsel biçimler ile kültür altyapı ve üstyapı olarak bağlantı içindedirler birbirleriyle nedensel bir bağlılık içinde bulunurlar Marksçılığın felsefe bakımından temel ilkesi şudur İnsanın bilinci varlığını değil tam tersine toplumsal varlığı bilincini belirler Düşünce ve bilinç insan beyninin ürünleridir insanın kendisi de bir doğa ürünüdür çevresi içinde ve çevresi ile birlikte gelişir insan toplumu da kültürü ile birlikte bir doğa parçasıdır insan tarihi de nedenetki bağlantısı içinde ve eytişimsel bir biçimde gelişir Evren olmuş bitmiş bir şey değil ilerleyen bir süreçtir eytişim de Marxa göre gerek dışdünyadaki gerek insan düşüncesindeki genel devinim yasası bu devinim özdeğin varoluş biçimidir üzerindeki bilimdir Hegel in karşıtlıklar içinde ilerleyen eytişimsel değişmesi Marxda sınıfların savaşına çevrilmiştir Sınıfların savaşı öğretisi de Darwinin öğretisinde kendisine dayanak bulur Doğadaki yaşama savaşını Marx insan toplumlarına da aktarmıştır Bilimsel toplumculuk da sonunda bir doğa bilimi biçimine girer tarihsel özdekçilik özdekçilik eytişim )


- MAS, İMTİSAS | SOĞURMA ile/||/<> SOĞURMA ile/||/<> SOĞURMAK

( Sinema TV 1 Işığın bazı özdeklerden geçerken ışığı oluşturan bazı renklerin bu özdekçe tutulması 2 Ses dalgası bir yüzeye çarptığında erkenin bir bölümünün bu yüzeyce tutulması Bir ortamın ışık erkesini belli nicelikte emmesi olayı Soğurma eylemi 1 Bir özdeğin bir ya da daha çok özdek erke kuvvet vb özümleyerek başka biçim ya da türlere dönüştürmesi 2 Bir ya da daha çok kuvvetin başka bir erke biçimine dönüşmesi fizik kimya 1 Bir sıvıyı İçine çakme emme 2 Bir özdek için Herhangi bir erkeyi içine alma bir gazı emerek içinde eritme Süngerimsi bir özdeğin kimi özdecikleri tutması olayı emilme astronomi coğrafya fizik kimya biyoloji botanik biyoloji fizik kimya 1 Açık ekonomi makro modellerde planlanan yurtiçi harcamalar ile net dışsatımın toplamı 2 Toplam harcamaların toplam gelirden büyük olması durumunda verilen dış ticaret açığı massetme yaklaşımı Bir açınığın düşmesi ya da samparasana denilen hale uğraması Bir gaz ya da sıvının bir katı özdekçe emilip tutulması olayı Bir madde ya da sıvıyı emmek içine çekmek içine almak yutmak absorbe Emilim soğurma )


- MAS, İMTİSAS | SOĞURMA ile/||/<> SOĞURUCU

( Sinema/TV. 1. Işığın bazı özdeklerden geçerken, ışığı oluşturan bazı renklerin bu özdekçe tutulması. 2. Ses dalgası bir yüzeye çarptığında, erkenin bir bölümünün bu yüzeyce tutulması. @@ Bir ortamın ışık erkesini belli nicelikte emmesi olayı. @@ Soğurma eylemi. @@ 1. Bir özdeğin, bir ya da daha çok özdek, erke, kuvvet vb. özümleyerek başka biçim ya da türlere dönüştürmesi. 2. Bir ya da daha çok kuvvetin başka bir erke biçimine dönüşmesi. @@ fizik, kimya: 1. (Bir sıvıyı) İçine çakme, emme. 2. (Bir özdek için) Herhangi bir erkeyi içine alma, bir gazı emerek içinde eritme. @@ Süngerimsi bir özdeğin kimi özdecikleri tutması olayı. @@ (emilme) (astronomi, coğrafya, fizik, kimya, biyoloji, botanik) @@ (biyoloji, fizik, kimya) @@ @@ 1. Açık ekonomi makro modellerde planlanan yurtiçi harcamalar ile net dışsatımın toplamı. 2. Toplam harcamaların toplam gelirden büyük olması durumunda verilen dış ticaret açığı. krş. massetme yaklaşımı @@ Bir açınığın düşmesi ya da 'samparasana' denilen hale uğraması. @@ Bir gaz ya da sıvının, bir katı özdekçe emilip tutulması olayı. @@ Bir madde ya da sıvıyı emmek, içine çekmek, içine almak, yutmak, absorbe. @@ Emilim.@@bk. soğurma )


- MAŞA ile/||/<> MAŞA[Fars. < MÂŞE]

( Perdeyi tutan mandal Çifteker çatısının ön ve arkasında çatal biçiminde tekerlerin takıldığı parça I Deri tutturmağa yarayan kıstırgaç Yalvaç Isparta II Saat çarklarının hızını ayarlatan çatal kol Bursa III Tezgahlarda alt okla üst oku gergin tutmağa yarayan düzenin alt çengeline takılan araç Tokmacık Yalvaç Isparta Isıtılmış kapları emniyetle tutmaya yarayan metal ya da tahtadan yapılmış malzeme Az maşa ocaktan köz ya da kızgın bir şey almak için kullanılan metal araç māşa Az maşa ocaktan köz ya da kızgın bir şey almak için kullanılan metal araç māşa )


- MASA ile/||/<> MASA[Yun.]

( Bir takımyıldızın adı İç içe geçme ayaklarıyla yüksekliği ayarlanabilen masa biçiminde atlama aracı Az masa Balkan dilleri yoluyla Latinceden alınmıştır mensa Rum masă masa Srp masa Türkçede masaya astal trapeze tırapeze gibi birtakım adlar da verilir Tietze RO 38 277281 bu adları özenle değerlendirmiştir Yalnız Radloffun verdiği şire ein viereckiger Tisch Osmanlıca biçimi Tietzenin gözünden kaçmıştır Ancak Türkiye Türkçesinde şireye benzer bir biçime rastlanmadığı anlaşılıyor Radloffa dayanan Ligeti NyK 49 268 Türkçe şireyi Moğolcadan kalma bir alıntı olarak vermiştir Moğolca sirege Räsänen de şireyi Türkçe Osmanlıca bir veri olarak değerlendirmiştir V 447448 Osmanlıca şire Doerferi de uğraştırmıştır TMEN 244 Bu yolda daha çok bilgi almak için Eren TD 56 349350 Türkçeden komşu dillere de geçmiştir Az masa Balkan dilleri yoluyla Latinceden alınmıştır mensa Rum masă masa Srp masa Türkçede masaya astal trapeze tırapeze gibi birtakım adlar da verilir Tietze RO 38 277281 bu adları özenle değerlendirmiştir Yalnız Radloffun verdiği şire ein viereckiger Tisch Osmanlıca biçimi Tietzenin gözünden kaçmıştır Ancak Türkiye Türkçesinde şireye benzer bir biçime rastlanmadığı anlaşılıyor Radloffa dayanan Ligeti NyK 49 268 Türkçe şireyi Moğolcadan kalma bir alıntı olarak vermiştir Moğolca sirege Räsänen de şireyi Türkçe Osmanlıca bir veri olarak değerlendirmiştir V 447448 Osmanlıca şire Doerferi de uğraştırmıştır TMEN 244 Bu yolda daha çok bilgi almak için Eren TD 56 349350 Türkçeden komşu dillere de geçmiştir )


- MASER[İng.] / MASER[Fr.] / MASER[Alm.] ile/değil/yerine/= MAZER


- MASİF | KÜTLE ile/||/<> KÜTLE ile/||/<> KÜTLE[Ar. < KUTLE]

( Bir dağoluş dizgesinin içinde sertleşmiş oldukça dengeli kıvrılma devimlerine dirençli bir yer birimi Özdeğin kuvvet olarak aldığı etkiyle bu etkiye ivme olarak verdiği tepki arasındaki orantıyı belirleyen ve Einstein kuramına göre yoğunlaşmış erke sayılabilen nitelik Üzerindeki dağ sıraları yayla ve yüksek ova düzlükleri bu sıraları birbirinden ayıran ya da yayla düzlüklerini derin biçimde parçalayan koyak oluklarıyla az çok geniş bir bölgeye yayılan engebeli yörelere verilen ad Bir cismi ivdirmek için uygulanan kuvvetle bu kuvvetin oluşturduğu ivme arasındaki değişmez oran cismin özdek olarak tutarı biyoloji astronomi fizik kimya )


- MASK AMBRETTE[İng.] / MUSK AMBRETTE, MUSK AMBRÉNE[Fr.] / AMBRETTEMOSCHUS[Alm.] ile/değil/yerine/= MİSK AMBERİ


- MASK KETONE[İng.] / PITMO KETONOWE, MUSC CÉTONE[Fr.] / KETONOMUSCHUS[Alm.] ile/değil/yerine/= MİSK KETON


- MASK[İng.] / MOSCHUS, BISAM[Alm.] ile/değil/yerine/= MİSK OTU


- MASKARA[Ar. < MASHARA | İT. < MASCHERA] ile/||/<> SOYTARI

( (Kuk.) Soytarı tipi. @@ Türk kukla oyununda soytarı tipi. )


- MASKARA ile/||/<> MASKARA[Ar. < MASHARA | İT. < MASCHERA]

( Kuk Soytarı tipi Türk kukla oyununda soytarı tipi )


- MASKE | SİLİNME ile/||/<> SİLİNME

( Sinema TV İkinci çekimin görüntüsünün çerçevenin herhangi bir yerinden belirerek ilk çekimin görüntüsünü herhangi bir biçimde düz eğri kırık eğik çizgiler vb silmesi ve yerini almasına dayanan noktalama çeşidi Kelime sonunda bulunan bir açınığın alt yanındaki kelime başında bir açını k zaman düşmesi Ne eylesin yerine Kahve altı yerine Kahvaltı gibi )


- MASKE, MASKELEME TABAKASI, DELİKLİ MASKE | ELEK ile/||/<> ELEK

( TV Elektron demetlerinin rengine göre görüntülükteki üçlü noktalardan gerekenlerin uyarılması sonucu katmalı renk işleminin gerçekleştirilmesi için renkli almaçlarda görüntülüğün iç çeperinin önünde yer alan üzerinde yaklaşık 400 000 delik bulunan çelik örtü tarım )


- MASKELEME ile/||/<> MASKELEMEK

( 1 İşitme deneylerinde deneysel uyaranın ayrı güçte başka bir sesle bozulması 2 Belirli bir duyu örgenine uygulanan uyaranın başka bir duyu örgenine uygulananla bozulması 1 Bir oyuncunun başka bir oyuncunun önüne kayarak seyircinin onu görmesini engellemek 2 Yapılmayan bir işi yapılıyormuş gibi göstermek için oyuncunun gövdesiyle yaptığı işi seyircinin görüşüne kapaması örnek Eğer masa lambasının üstünde lambayı yakacak bir düğme yoksa o lambanın yanması anında ışıklar parlatılacaksa oyuncu lambayı gövdesiyle görüşe kapayıp yakar gibi yapar )


- MASKELEMEK | ÖRTME ile/||/<> ÖRTMEK ile/||/<> ÖRTME

( Sinema Ek örtüsü koyma Başka bir damgalar örüntüsündeki kesimleri alıkoymak ya da atmak üzere bir damgalar örüntüsünü kullanmak Eli ayağı yüzü deriyi süt yağ un vb yiyecekleri doğaüstü zararlı güçlerin etkisinden korumak amacıyla örtme saklama Eksicik bulutlarının çekin artı yükünü dışardan daha azmış gibi göstermesi olayı I Peştemal Kümbet İnönü Eskişehir II Başörtüsü Kandilli Bozüyük Bilecik III Mutfak Çaykara Trabzon IV Kimi evlerin önlerindeki avlu Yenikent Aksaray Niğde I Metal yüzeyleri yenime karşı korumak ya da süslemek ereğiyle kimyasal bir işlemle metal alaşım bileşik ya da örgensel özdekle örtme işlemi II Ortamın havadan yükseltgenmesini önlemek amacıyla ısıl işlem yunaklarının sıvı yüzeyine uygun bir özdek serpme ya da akıtma )


- MASL-ÜD-DEM | KANSUYU | SERUM ile/||/<> SERUM ile/||/<> SERUM[Fr. < SÉRUM]

( serum kesilmiş süt suyu Pıhtılaşma sırasında kandan ayrılan sulu sıvı biyoloji 1 Kanın pıhtılaşmasından sonra ayrılan sıvı kısım 2 Bazı hastalıklardan korunmak için ya da tedavi etmek üzere canlıya verilen sıvı Kanın pıhtılaşmasından sonra hücrelerinden ayrılmış açık sarı renkli sıvı kısmı Damar dışına alınan kanın pıhtılaşması sonucu üstte kalan ve içinde fibrinojen ve bazı pıhtılaşma faktörleri bulunmayan sıvı )


- MASOCHİST[Alm. < MASOCHIST] ile/değil/yerine/=/||/<> MAZOHİST

( mazoşist )


- MASQUÉ[Fr. < MASQUÉ] ile/||/<> MASKE ile/||/<> MASKE[Fr. < MASQUÉ]

( Yüze takılan kimi zaman da tüm gövdeyi kaplayan ataları tanrıları doğaüstü yaratıkları ölüleri hayvanları canlandıran ağaçtan otlardan kumaşlardan vb yapılan şaşırtıcı ve etkileyici yüz kalıbı Kişinin oynadığı rol ya da hem kendisine hem de çevresine karşı takındığı maske Heykel Yüze takılan ve insanın yüzünün biçiminden abartma ile ayrılan yalnız göz yerleri açık şaşırtıcı etkili yüzkalıbı a yüzkalıbı yapay yüz )


- MASRAF, PRODÜKSİYON MASRAFI, MALİYET | GİDER ile/||/<> GİDER

( Sinema 1 Bir filmin gerçekleştirilmesi için harcanan paranın tümü TV 2 Biz izlencenin gerçekleştirilmesi için harcanan paranın tümü 1 Satın alınan bir mal karşılığı ödenen para 2 Bir değer elde etmek için malı devretmek 3 Gelecekte sağlanacak değerler karşılığı yapılan harcamalar Bir iktisadi karar biriminin mal ve hizmet üretmek ya da tüketmek için harcadığı paranın tümü )


- MASS ABSORPTION COEFFICIENT[İng.] / MASSENABSORPTIONSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE SOĞURMA KATSAYISI


- MASS CENTER[İng.] / CENTRE DE LA MASSE[Fr.] / MASSENMITTELPUNKT, SCHWERPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE MERKEZİ


- MASS DEFECT[İng.] / DÉFAUT DE MASSE[Fr.] / MASSENDEFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE AÇIĞI


- MASS EMSÂLI[Osm.] / ABSORPTION INDEX[İng.] / INDICE D'ABSORPTION[Fr.] / ABSORPTIONSINDEX[Alm.] ile/değil/yerine/= SOĞURMA İNDİSİ


- MASS FLOW[İng.] / ÉCOULEMENT DE MASSE[Fr.] / MASSENFLUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE AKIŞI


- MASS INCREASE[İng.] / MASSENZUNAHME[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE ARTIŞI


- MASS NUMBER[İng.] / NOMBRE DE MASSE[Fr.] / MASSENZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE NUMARASI


- MASS OPERATOR[İng.] / OPÉRATEUR DE MASSE[Fr.] / MASSENOPERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE İŞLEMCİSİ


- MASS SHIFT[İng.] / DÉCALAGE DE MASSE, GLISSEMENT DE MASSE[Fr.] / MASSENVERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE KAYMASI


- MASS SPECTROMETER[İng.] / SPECTROMÈTRE DE MASSE[Fr.] / MASSENSPEKTROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE TAYFÖLÇERİ/SPEKTROMETRESİ


- MASS SPECTROMETRY[İng.] / SPECTROMÉTRIE DE MASSE[Fr.] / MASSENSPEKTROMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE SPEKTROMETRİSİ


- MASS TRANSFER RATE[İng.] / VITESSE DE TRANSFERT DE MASSE[Fr.] / STOFFÜBERGANGSRATE[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE AKTARIM HIZI


- MASS TRANSFER[İng.] / TRANSFERT DE MASSE[Fr.] / STOFFÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE AKTARIMI


- MASS TRANSPORTATION, PUBLIC TRANSPORTATION[İng.] ile/||/<> TRANSPORT PUBLİC[Fr.] ile/||/<> ÖFFENTLICHER MASSENVERKEHR[Alm.] ile/||/<> TOPLU TAŞIMA

( Bir kent halkının ulaşım gereksinmesinin özel taşıt dolmuş ve küçük binitler yerine genbinit ya da altulaşım gibi kısa sürede çok sayıda insan taşımaya elverişli büyük taşıma araçlarıyla karşılanmasını içeren ulaşım dizgesi )


- MASS VELOCITY[İng.] / DENSITÉ DE COURANT MASSIQUE[Fr.] / MENGENFLUSSDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE HIZI


- MASS-I ADÎM-ÜL-CENAHİYE | PİRELER ile/||/<> PİRELER

( Tambaşkalaşma gösteren ve insanlarla çeşitli hayvanların dışasalağı olarak yaşayan ağız yapıları sokup emmeğe elverişli sıçrayıcı böcekler takımı Siphonaptera siphon tüp pterypxkanat Eklembacaklı hayvanlardan böcekler İnsecta sınıfının kanatlılar Pterygota altsınıfına biren bir takımı Kanatlarını ikincil olarak kaybetmişlerdir Vücutları yandan yassıdır Ağız parçaları delip emmeye elverişlidir Gelişmelerinde tümbaşkalaşma vardır Kuşların ve memeli hayvanların kanlarını emerler Çoğu dişasılaktır İnsan piresi Pulex irritons kuş piresi Ceratophyllus avium sıçan piresi XenopsylIa cheopis köpek piresi Ctenocephalus canis türleri iyi bilinir zooloji siphon tüp pteryx kanat Eklem bacaklı hayvanlardan böcekler Insecta sınıfının kanatlılar Pterygota alt sınıfından vücutları yandan yassı ağız parçaları delip emmeye elverişli gelişmelerinde tüm başkalaşım görülen kuşların ve memeli hayvanların kanlarını emen çoğu dış asalak kanatlarını ikincil olarak kaybetmiş insan piresi Pulex irritons kuş piresi Ceratophyllus avium sıçan piresi Xenopsylla cheopis köpek piresi Ctenocephalus canis türleri iyi bilinen bir takım Siphonaptera takımında bulunan paraziter kan emen kanatsız böcekler Yaklaşık olarak 2500 tür pireden 94 ü memelilerden geri kalan kısmı ise kuşlardan kan emmektedir Pireler sürekli olarak farklı konaklardan kan emme alışkanlıkları nedeniyle birçok hastalığı taşırlar Ancak temel olarak vebanın vektörü olarak bilinmektedirler Medikal önemi bulunan türler Cediopsylla Ceratophyllus Ctenocephalides Ctenophthalmus Diamanus Echidnophaga Hoplopsyllus Leptopsylla Monopsyllus Neopsylla Nosopsyllus Oropsylla Pulex Rhopalopsyllus Tunga ve Xenopsylla cinsleri içerisinde bulunmaktadır )


- MASS-İ MÜNTEHAB[Osm.] / SELECTIVE ABSORPTION[İng.] / SELEKTIVE ABSORPTION[Alm.] ile/değil/yerine/= SEÇİCİ SOĞURMA


- MASS-İ TANÎN[Osm.] / RESONANCE ABSORPTION[İng.] / RESONANZABSORPTION[Alm.] ile/değil/yerine/= REZONANS SOĞURMASI


- MASS[Osm.] / ABSORPTION[İng.] / ABSORPTION[Fr.] / ABSORPTION[Alm.] ile/değil/yerine/= SOĞURMA


- MASSE AJOUTÉE APPARENTE[Fr.] / SCHEINBARE ZUSATZMASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜR EK KÜTLE


- MASSE ATOMIQUE[Fr.] / ATOMMASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= ATOM KÜTLESİ


- MASSE CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE MASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK KÜTLE


- MASSE DE L'ÉLECTRON[Fr.] / ELEKTRONENMASSE, MASSE DES ELEKTRONS[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTRON KÜTLESİ


- MASSE-SPIRALSYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE-YAY SİSTEMİ


- MASSEDİCİ[Osm.] / ABSORBENT[İng.] / ABSORBANT[Fr.] / ABSORBER[Alm.] ile/değil/yerine/= SOĞURUCU


- MASSENABWEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE SAPMASI


- MASSENSEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE SEKTÖRÜ


- MASSENWIDERSTANDSKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLESEL DİRENÇ KUVVETİ


- MASSIEU'S FUNCTION[İng.] / FONCTION DE MASSIEU[Fr.] / MASSIEU-FUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= MASSİEU İŞLEVİ/FONKSİYONU


- MÂSSİYET[Osm.] / ABSORPTANCE[İng.] / ABSORPTANCE[Fr.] / ABSORPTIONSVERMÖGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= SOĞURUCULUK


- MASTAR | EYLEMLİK ile/||/<> EYLEMLİK

( Derleme isimfiil Tümleç alan ve ad gibi kullanılan eylemsi Eve gelmek gelmek gelmemek yazmak yazmak yazmamak gelme gelme gelmeme yazma yazma yazmama geliş geliş gelmeyiş yazış yazış yazmayış vb Dilimizde fiilin kişi ve çoğu vakit zaman göstermeyip ancak eylem bildiren ve tümleç alabilen şekillerine denir eylemlikler fiilin gövdesine türlü takıların gelmesiyle olur Sevmek MASTAR ya da ASIL MASTAR infinitif Sevmeklik UZUN MASTAR Tekidî mastar Sevme KISA MASTAR Tahfifi mastar Seviş HAL MASTARI Nevî mastar )


- MASTAR | EYLEMLİK ile/||/<> EYLEMSİ

( (Derleme., isim-fiil) Tümleç alan ve ad gibi kullanılan eylemsi : Eve gelmek (gel-mek, gel-me-mek) , yazmak (yaz-mak, yaz-ma-mak) , gelme (gel-me, gel-me-me) , yazma (yaz-ma, yaz-ma-ma) ; geliş (gel-iş, gel-me-y-iş) , yazış (yaz-ış, yaz-ma-y-ış) vb. @@ Dilimizde, fiilin kişi ve çoğu vakit zaman göstermeyip ancak eylem bildiren ve tümleç alabilen şekillerine denir; eylemlikler fiilin gövdesine türlü takıların gelmesiyle olur: Sev-mek (MASTAR ya da ASIL MASTAR, infinitif), Sev-meklik (UZUN MASTAR,Tekidî mastar), Sev-me (KISA MASTAR, Tahfifi mastar), Sev-iş (HAL MASTARI, -Nevî mastar). )


- MASTER OF THE GUILD[İng.] ile/||/<> MAİTRE DE CORPORATİON[Fr.] ile/||/<> GILDEMEISTER[Alm.] ile/||/<> LONCA USTASI

( Loncanın başkanı )


- MASTIFF[İng.] ile/||/<> MASTI

( İngiltere den köken alan Roma İmparatorluğu nun Britanya yı istilası döneminde Roma ya götürülen ve Romalılar tarafından gladyatör dövüşlerinde boğa ayı ve köpek dövüşlerinde koyunların korunmasında her türlü koruma ve bekçilik görevlerinde kullanılmış 18 yüzyılda bir kediye kıyasla aslan ne ise bir köpekle kıyaslandığında Mastı odur sözüyle tarif edilen erkekleri 90 kg ın üzerine çıkabilen ve bilinen en ağır ırklardan birisi olan sağlam yapılı kaslı ve son derece kuvvetli kafatası kare şeklinde burnu kısa gözlerin çevresinde ve burunda maske şeklinde siyah renkli kısım bulunan kısa tüylü rengi altın sarısı açık kahverengi sarımsı kahverengi açık kahve üzerine koyu kahverengi bantlı gümüş kaplan ya da kayısı rengi olabilen aşırı salyalı horlayan ve hırıltılı nefes alan temelinde güçlü koruma ve dövüş köpeği olmasına rağmen günümüzde nazik kendine güveni yüksek sabırlı ve dikkatli bir yapıda zeki ve ağır başlı seyrek olarak havlayan bekçi ve koruma köpeği olarak yetiştirilen köpek ırkı )


- MASTORİ[Yun.] ile/||/<> MASTURİ

( 'geminin orta ıskarmozu, geminin en geniş yeri' @@ < R μάστορις 'midship beam, midship frame' < Lat magister. Gemicilik terminolojisinde magister biçimi Rumcada (Portekizce vau mestre, İspanyolca bao maestro, Fransızca maître bau, İtal baglio maestro gibi) Roman dillerinde kullanılan adın anlamını almış ve Türkçeye 'geminin orta ıskarmozu, geminin en geniş yeri' olarak geçmiştir. Türkçede mastori biçimi masturi'ye çevrilmiştir. )


- MASURIUM[İng.] / MASURIUM[Fr.] / MASURIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= MASURYUM


- MATAR ile/||/<> YAĞMUR

( İklim olayının en önemli etkenlerinden biri havayuvarındaki su buğusunun yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı coğrafya Az yağmur yağmır yaŋgır yamgır yamgır camgır janbır Tel yamgır Kaça naŋmır naŋmır Alt yaŋmır nāğur namır namur Tar yamgur samīr sabīr śumăr OT yağmur Eski Kıpçakçada yamgur olarak geçer Bu biçimin göçüşme sonunda oluştuğu açıktır Çağdaş diyalektlerde de göçüşmeli métathétique biçimlerin çokluğu çarpıcıdır yağ mur eki )


- MATBUAT HÜRRİYETİ | BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ ile/||/<> GERME

( Basının herkese açık olması ve herkesin basın işleriyle uğraşabilmesi özgürlüğü. )


- MATBUAT HÜRRİYETİ ile/||/<> FREEDOM OF THE PRESS, LIBERTY OF THE PRESS[İng.] ile/||/<> LİBERTÉ DE PRESSE[Fr.] ile/||/<> BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

( Basının herkese açık olması ve herkesin basın işleriyle uğraşabilmesi özgürlüğü )


- MATEMATİKSEL ÜMİT | İNTİZAR | TAHMİN | BEKLENTİ ile/||/<> BEKLENTİ

( Belirli bir olayın baş göstereceğinin sezinlenmesi sonucu ortaya çıkan ve canlıyı belirli bir dizi devimsel etkinliklere hazırlayan coşkusal gerilim beklenen değer 1 Sırayla olasiliklanyla değerlerini alan bir Xseçkisiz değişkeni için demeyi salt yakınsak olmak koşuluyla sayısı Anlamdaş uzbilimsel beklenti beklenen değer 2 Bir S kümesi üzerindeki p olasılık ölçümü ve bir f işlevi için tümlevlenebilir olmak koşuluyla sayısı Anlamdaş uzbilimsel beklenti beklenen değer Bireyin belli koşul ve durumların alacağı biçimler ya da kendisinden beklenenler konusundaki öngörüşü Deneysel verilerden ve hesaplardan belirli bir sonucu bekleme )


- MATERIAL POINT[İng.] / POINT MATÉRIEL[Fr.] / MASSENPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= NESNESEL NOKTA


- MATERIALIZATION[İng.] / MATÉRIALISATION[Fr.] / MATERIALISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= NESNELEŞME


- MATERYALİZM ile/||/<> MATERIALISM[İng.] ile/||/<> MATÉRIALISME[Fr.] ile/||/<> MATERIALISMUS[Alm.] ile/||/<> ÖZDEKÇİLİK

( özdekçilik maddecilik 1 Her türlü gerçekliğin yalnızca nesnel değil ruhsal ve tinsel olan gerçekliğin de özünü ve temelini özdekte gören özdekten başka hiç bir tözün bulunmadığını öne süren dünya görüşü Özdeği evrenin ilkesi yapan eski Yunan atomcularından Leukippos ve Demokritostan beri özdekçilik türlü biçimlerde ortaya çıkar İngilterede 17 yüzyılda Hobbes Fransada 18 yüzyılda Lamettrie ve Holbach Almanyada 19 yüzyılda Ludwig Büchnerle en yüksek düzeye ulaşmıştır 2 Ahlak felsefesinde Yalnızca yararlı ve haz veren şeyleri erişilmeğe değer sayan içerikselözdeksel değerler dışında kendi başına var olan bağımsız bir değerler alanını kabul etmeyen dünya görüşü )


- MATIÈRE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHER STOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK NESNE


- MATİNE ile/||/<> AFTERNOON PERFORMANCE, "MATINÉE"[İng.] ile/||/<> MATINÉE[Fr.] ile/||/<> "MATINÉE"[Alm.] ile/||/<> GÜNDÜZ GÖSTERİMİ

( Sinema Gündüze rastlayan film oynatımı )


- MATİZ[Yun.] ile/||/<> MASTOR ile/||/<> MASTUR ile/||/<> MATİZ

( (Ort. O. Kar.) Sarhoş. )


- MATKAP | BURGU ile/||/<> BURGU

( Bir kolu alttaki güreşçinin kolunun altından sırtına doğru sokup öteki el ile boşta kalan elin bileğini tutarak ya da tek kapan takarak başı üzerinde döndürüp çevirme yoluyla yapılan oyun 1 Deri delme aracı Aksaray Niğde 2 Ağaç delme aracı Senirkent Isparta Güzel Akbaş Güdül Ankara 3 Istar ağacında erişi erdiren düzen Bor Niğde 4 bulgu Metalleri burarak delme işinde kullanılan sert takım çeliğinden yapılmış araç bürgü )


- MATKAP | DELGİ ile/||/<> DELGİ

( Delik delmek için elle ya da makine yardımı ile kullanılan aygıt I 1 yerbilim işleyim Delme işlemlerinde yerin orta ve çok derin katmanlarına inebilmeyi sağlayan delici aygıt 2 Denizcilik coğrafya Suyun herhangi bir noktasındaki derinliği ölçmeye dibin yapısı üzerine yaklaşık bir bilgi edinmeye yarayan araç II mekanik Maden tahta taş vb üzerinde delik açmaya yarayan aygıt delgi )


- MATLAŞTIRMA ile/||/<> MATTIEREN[Alm.]

( Ağaç yüzünde mat görüntü veren koruyucu bir katman oluşturma eylemi )


- MATRİS ile/||/<> MATRİS[Fr. < MATRICE]

( dizey )


- MATRİSİ | DİZEY ile/||/<> DİZEY

( Dikdörtgen biçiminde yatık dik sıralardan yapılmış iki boyutlu sayılar dizisi Uzbilimsel öğelerin cebirsel kurallara uygun olarak dizi ve dikeçler biçiminde düzenlenmesi )


- MATRIX MECHANICS[İng.] / MÉCANIQUE DES MATRICES[Fr.] / MATRIXMECHANIK, MATRIZENMECHANIK[Alm.] ile/değil/yerine/= MATRİS MEKANİĞİ


- MATRİX[Alm. < MATRIX] ile/değil/yerine/=/||/<> MATRİKS

( İçinde birçok biyolojik olayın meydana geldiği akıcılığı az cansız bir sıvı ortam )


- MATRIX[İng.] / MATRICE[Fr.] / MATRIZE[Alm.] ile/değil/yerine/= MATRİS


- MATRUH ile/||/<> SUBTRAHEND[İng.] ile/||/<> NOMBRE À SOUSTRAIRE[Fr.] ile/||/<> SUBTRAHENDUS[Lat.] ile/||/<> SUBTRAHEND[Alm.] ile/||/<> ÇIKAN

( Bir ötekinden çıkartılacak olan nicelik )


- MATTEUCCI EFFECT[İng.] / EFFET MATTEUCCI[Fr.] / MATTEUCCI-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= MATTEUCCİ ETKİSİ


- MATTHIESSEN-REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= MATTHİESSEN KURALI


- MATURE[İng.] ile/||/<> MUR[Fr.] ile/||/<> REIF[Alm.] ile/||/<> OLGUN

( Büyüme ve gelişmesini tamamlayarak kendi türüne özgü olan ergin evreye ulaşmış )


- MAUN ile/||/<> SWIETENIA MAHAGONI[Lat.] ile/||/<> MAHAGONI[Alm.] ile/||/<> MAUN[(AMERIKA YERLILERININ DILLERINDEN)]

( İçodunu kırmızı kahverengi dışodunu beyaz sarı renkte hava kurusunun özgül ağırlığı 0 500 75 gr cm3 olan değerli bir mobilya ağacı )


- MAUPERTUIS PRINCIPLE[İng.] / PRINCIPE DE MAUPERTUIS[Fr.] / MAUPERTUIS-PRINZIP[Alm.] ile/değil/yerine/= MAUPERTUİS İLKESİ


- MÂVERÂ-YI BENEFSEVÎ | MORÖTESİ ile/||/<> MORÖTESİ

( Dalgaboyu mor renkli ışığınkinden daha kısa yaklaşık 4000 A dan küçük olan ışık Elektromıknatıssal dalgaların görünge aralığında mor rengin ötesinde yer alan ve dalga boyu yaklaşık 4107108 m sıklığı 7 5 10 14 3 1O16S1 olan bölgedeki ışınımlar fizik Mor ışıktan daha kısa dalga boylu çıplak gözle görünmez ışık Mor ışıktan daha kısa dalgaboylu çıplak gözle görünmez ışık fizik )


- MAXIMALE SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MAKSİMUM GERİLİM


- MAXIMALWERT DES AKUSTISCHEN DRUCKS[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK BASINCIN TEPE DEĞERİ


- MAXWELL EFFECT[İng.] / EFFET MAXWELL[Fr.] / MAXWELL-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= MAXWELL ETKİSİ


- MAXWELL EQUILIBRIUM[İng.] / ÉQUILIBRE DE MAXWELL[Fr.] / MAXWELL-GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= MAXWELL DENGESİ


- MAXWELL MODEL[İng.] / MODÈLE DE MAXWELL[Fr.] / MAXWELL-MODELL[Alm.] ile/değil/yerine/= MAXWELL ÖRNEKÇESİ/MODELİ


- MAXWELL-BOLTZMANN DISTRIBUTION[İng.] / DISTRIBUTION DE MAXWELL-BOLTZMANN[Fr.] / MAXWELL-BOLTZMANN-VERTEILUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MAXWELL-BOLTZMANN DAĞILIMI


- MAXWELL-BOLTZMANN STATISTICS[İng.] / STATISTIQUE DE MAXWELL-BOLTZMANN[Fr.] / MAXWELL-BOLTZMANN-STATISTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= MAXWELL-BOLTZMANN İSTATİSTİĞİ


- MAXWELL-RELATIONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= MAXWELL BAĞINTILARI


- MAXWELL'S BRIDGE[İng.] / PONT DE MAXWELL[Fr.] / MAXWELL-BRÜCKE[Alm.] ile/değil/yerine/= MAXWELL KÖPRÜSÜ


- MAXWELL'S COIL[İng.] / MAXWELL-SPULE[Alm.] ile/değil/yerine/= MAXWELL BOBİNİ


- MAXWELL'S DEMON[İng.] / DÉMON DE MAXWELL[Fr.] / MAXWELLSCHER DÄMON[Alm.] ile/değil/yerine/= MAXWELL CİNİ


- MAXWELL'S EQUATIONS[İng.] / ÉQUATIONS DE MAXWELL[Fr.] / MAXWELL-GLEICHUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= MAXWELL DENKLEMLERİ


- MAXWELL'S FORMULA[İng.] / FORMULE DE MAXWELL[Fr.] / MAXWELL-FORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= MAXWELL FORMÜLÜ


- MAXWELL'S GAS[İng.] / GAZ DE MAXWELL[Fr.] / MAXWELL-GAS[Alm.] ile/değil/yerine/= MAXWELL GAZI


- MAXWELL'S LAW[İng.] / LOI DE MAXWELL[Fr.] / MAXWELL-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= MAXWELL YASASI


- MAXWELL[Alm.] ile/değil/yerine/= MAKSVEL


- MAYASIL OTU ile/||/<> WHITE BEHEN, WHITE RHAPONTIC[İng.] ile/||/<> BÉHEN BLANC, RHAPONTIC BLANC[Fr.] ile/||/<> CETERACH OFFICINARUM[Lat.] ile/||/<> WEISSES BEHEN[Alm.] ile/||/<> ALTIN OTU

( altın otu Adi kuzukıran Aspleniaceae familyasından kaya boşluklarında ve nemli yerlerde yetişen yaprakları idrar söktürücü ve kabız giderici olarak kullanılan bir tür Mayasıl otu )


- MAYER'S LAW[İng.] / LOI DE MAYER[Fr.] / MAYERSCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= MAYER YASASI


- MAYİ MAHRUKAT | AKARYAKIT ile/||/<> AKARYAKIT

( Gazyağı mazot benzin vb sıvı yakacaklara verilen genel ad yakıt kimya Isıl işlem fırınlarında ya da ocaklarında yakıt olarak kullanılan sıvı özdek )


- MAYİ MAHRUKAT | AKARYAKIT ile/||/<> BENZİN ile/||/<> MAZOT

( Gazyağı, mazot, benzin vb. sıvı yakacaklara verilen genel ad. @@ bk. yakıt. @@ (kimya) @@ Isıl işlem fırınlarında ya da ocaklarında yakıt olarak kullanılan sıvı özdek. )


- MÂYİ-İ NÂRÎ ile/||/<> MAGMA[İng.] ile/||/<> MAGMA[Fr.] ile/||/<> MAGMA[Alm.] ile/||/<> MAGMA[Fr. < MAGMA]

( Sıvı ya da hamur kıvamında uçucu gazlarla doygun olarak yerin içinde bulunan eriyik )


- MAYİ, LİKİT | SIVI ile/||/<> SIVI

( Moleküllerin bir birlerine göre devinim yapabildikleri ancak tektürel yapışma kuvvetleri etkisiyle değişmeyen oylumu bulunduğu kabın biçimiyle sınırlanmış özgün nitelikleri olan evre 1 genel uygulayım Akan akmak eğiliminde olan özdek 2 fizik Üst yüzü yatay bir düzlem olmak üzere içinde bulunduğu kabın biçimini alan özdek Özdeğin su yağ gibi bulunduğu kalbin biçimini alan az sıkışabilir akışkan hali biyoloji fizik kimya Sıvı durumda olan özdek )


- MAYMUNLAR ile/||/<> MAYMUNLAR

( Primates primates maymunlar Omurgalı hayvanlardan memeliler Mammalia sınıfının etenliler Placentalia altsınıfına giren bir takımı Yüksek yapılıdırlar Ayakları 5 parmaklı çoğunluk yassı tırnaklıdır Dişleri tümdür İyi tırmanırlar Tek yavru doğururlar Geniş bir grupdur Eski sınıflandırmalara göre yarımaymunlar Prosimiae uzunbacaklımakiler Tarsioidea gerçekmaymunlar Simiae alttakımlarına yeni sınıflandırmalara göre ise makimsiler Lemuroidea ve insansılar Anthropoidea alttakımlarına ayrılır zooloji Memeliler Mammalia sınıfının etenliler Placentalia alt sınıfından ayakları beş parmaklı çoğunluk yassı tırnaklı iyi tırmanan tek yavru doğuran türleri olan bir takım )


- MAZAK ile/||/<> MAZAK

( Trigla lineata Kemiklibalıklar Teleostei takımının kırlangıçbalığıgiller Triglidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 2030 cm Rengi kırmızıdır Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Marmarada yaşar zooloji Kemikli balıklar Teleostei takımının kırlangıç balığıgiller Triglidae familyasından 2030 cm kadar uzunlukta kırmızı renkli Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Marmara Denizinde yaşayan bir balık türü Kemikli balıklardan kırlangıç balığıgiller Triglidae familyasından boyları 40 cm olabilen kırmızı renkli Atlantik Okyanusu Ege Denizi Akdeniz ve Marmara Denizi nde yaşayan bir balık türü Kökenini bilmiyoruz )


- MAZE[İng.] ile/||/<> LABYRINTHE[Fr.] ile/||/<> LABYRINTH, IRREGARTEN[Alm.] ile/||/<> LABİRENT[Fr. < LABYRINTHE]

( 1 İçinden çıkılamayacak kadar karışık koridorlu yapı 2 Geometrik biçimlerle yapılmış yollu karışık süs )


- MAZGAL ile/||/<> MAZGAL[Yun.]

( Mimarlık 1 Kale duvarlarında iç yanı geniş dış yanı dar delik 2 Kale duvarları üstünde dişli gibi duran duvar parçaları arasındaki her boşluk I 1 Av kulübelerinde gözetletme ve ateş etme deliği Aşağıyabanlı Ağın Elâzığ 2 Minarelerde merdivenlere ışık gelmesini sağlayan delikler Karaağaç Bozüyük Bilecik II Ahırda pislik toplanan kısım Kars mazġal zġl kökünden Farsçaya da geçmiştir )


- MAZİ | GEÇMİŞ ZAMAN ile/||/<> GEÇMİŞ ZAMAN

( Eylemin belirttiği zaman kavramının içinde bulunulan zamandan önceye ait olması Türkçede bu zaman belirli geçmiş ve belirsiz geçmiş kipleri olarak iki türlüdür Ali geldi Ayşe hiç bir şey söyleyemedi Ahmet bu havada İstanbula gidip gelmiş vb Geçmiş zaman Türkçede iki şekilde olur Ya Gördü Gitti gibi dili geçmiş zaman ya da Görmüş Gitmiş gibi mişli geçmiş zaman Birincisi yakından olan bir bilgiyi ikincisi ise başkasından duyulan ya da farkına varılmadan yapılan bir işin haberini vermeğe yarar Fransızcada da iki türlü geçmişlik var BELİRLİ ya da YALIN ve BELİRSİZ ya da BİLEŞİK P défini ou simple et p indéfini ou composé Bunlardan başka alışkı geçmişliği de var Bak Alışkı geçmişliği Bir kılış ya da oluşun meydana gelişinin şimdiki zamandan önceye ait olması Görülen geçmiş zaman ve duyulan geçmiş zaman olarak iki kipi vardır Aynaya koştu yüzünün sol tarafı şişmiş P Safa Mahşer s 288 Kendinizi denize attınız ha P Safa göst e s 312 Gülsüm o gece kalfanın odasında o kadar dua etti ve ağladı ki ferahlığı belki bir hafta sürdü R N Güntekin Kızılcık Dalları s 96 Kuvvetini ve haklarını düşünmemişsin bile T Buğra Yalnızlar s 2 Çanakkalede omuzlarınızdan her dakika üç kurşun geçmiş Sormamışsınız P Safa göst e s 199 vb Azerbaycan Türkçesi keçmiş zaman Türkmen Türkçesi öten zamaan Gagauz Türkçesi geçmişzaman Özbek Türkçesi otgan zamón Uygur Türkçesi ötkän zaman Tatar Türkçesi ütkän zaman Başkurt Türkçesi ütkän zaman getgen zaman Krç Malk ozgan zaman Nogay Türkçesi ozganzaman Kazak Türkçesi ötkeň şak Kırgız Türkçesi ötkön çak Alt ötkön öy Hakas Türkçesi irtkeň tus Tuva Türkçesi ertkeň üye Türkçesi ertkeň tem Rusça proşedşeye vremya )


- MAZİ | GEÇMİŞ ZAMAN >< GELECEK ZAMAN >< GELECEK ZAMAN KİPİ

( Eylemin belirttiği zaman kavramının, içinde bulunulan zamandan önceye ait olması. Türkçede bu zaman, belirli geçmiş ve belirsiz geçmiş kipleri olarak iki türlüdür: Ali geldi; Ayşe hiç bir şey söyleyemedi ; Ahmet bu havada İstanbul'a gidip gelmiş vb. @@ Geçmiş zaman Türkçede iki şekilde olur: Ya Gördü, Gitti gibi -di'li geçmiş zaman ya da Görmüş, Gitmiş gibi -miş'li geçmiş zaman. Birincisi yakından olan bir bilgiyi, ikincisi ise başkasından duyulan ya da farkına varılmadan yapılan bir işin haberini vermeğe yarar. Fransızcada da iki türlü geçmişlik var: BELİRLİ ya da YALIN ve BELİRSİZ ya da BİLEŞİK (P. défini ou simple et p. indéfini ou composé). Bunlardan başka alışkı geçmişliği de var. Bak Alışkı geçmişliği. @@ Bir kılış ya da oluşun meydana gelişinin şimdiki zamandan önceye ait olması. Görülen geçmiş zaman ve duyulan geçmiş zaman olarak iki kipi vardır: Aynaya koştu. yüzünün sol tarafı şişmiş (P. Safa, Mahşer, s. 288). Kendinizi denize attınız ha? (P. Safa, göst.e., s. 312). Gülsüm o gece, kalfanın odasında o kadar dua etti ve ağladı ki, ferahlığı belki bir hafta sürdü (R. N. Güntekin, Kızılcık Dalları, s. 96). Kuvvetini ve haklarını düşünmemişsin bile (T. Buğra, Yalnızlar, s. 2). Çanakkalede omuzlarınızdan her dakika üç kurşun geçmiş. Sormamışsınız (P. Safa, göst.e., s. 199). vb. @@ Azerbaycan Türkçesi: keçmiş zaman; Türkmen Türkçesi: öten zamaan; Gagauz Türkçesi: geçmişzaman; Özbek Türkçesi: otgan zamón; Uygur Türkçesi: ötkän zaman; Tatar Türkçesi: ütkän zaman; Başkurt Türkçesi: ütkän zaman; Kmk: getgen zaman; Krç.-Malk.: ozgan zaman; Nogay Türkçesi: ozganzaman; Kazak Türkçesi: ötkeň şak; Kırgız Türkçesi: ötkön çak; Alt:: ötkön öy; Hakas Türkçesi: irtkeň tus;Tuva Türkçesi: e'rtkeň üye; Şor Türkçesi: ertkeň tem; Rusça: proşedşeye vremya )


- MAZI MEŞESİ ile/||/<> MAZI MEŞESİ

( botanik Kayıngiller Fagaceae familyasından 16 m kadar boylanabilen yaprak döken genç dallarının Cynips gallea tinctoria adlı böcek tarafından sokulmasıyla şişkin mazılar oluşan 40 oranında tanen içeren birçok sanayi dallarında kullanılan küçük ağaç ya da çalılar )


- MAZOCHİSME[Alm. < MAZOCHISME] ile/değil/yerine/=/||/<> MAZOHİZM

( mazoşizm )


- MAZOHİST/MASOCHİST[Alm. < MASOCHIST] ile/||/<> MAZOHİZM/MAZOCHİSME[Alm. < MAZOCHISME]

( mazoşist )


- MAZOT[Rus.] ile/||/<> MAZOT

( Yeryağının damıtılmasıyla üretilen yaklaşık 275350 C de kaynayan akaryakıt türü Dizel ve motorin olarak da bilinir kimya )


- MAZRUBATA TEFRİK | ÇARPANLARA AYIRMA ile/||/<> ÇARPANLARA AYIRMA

( Bir niceliğin çarpanlarını bulma eylemi matematik )


- MAZRUP | ÇARPAN ile/||/<> ÇARPAN

( Bir niceliği kalansız bölen nicelik matematik çoğaltan )


- MAZRUP | ÇARPAN ile/||/<> ÇARPANLARA AYIRMA

( Bir niceliği kalansız bölen nicelik. @@ (matematik) @@ bk. çoğaltan @@ @@ )


- MAZRUP | ÇARPILAN ile/||/<> ÇARPILAN

( Çarpan adını alan bir başka sayıyla çarpma işleminin yapıldığı sayı matematik )


- MCLEOD EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE MCLEOD[Fr.] / MCLEOD-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MCLEOD DENKLEMİ


- MCLEOD-AUSDRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= MCLEOD İFADESİ


- MCLEOD-DRUCKMESSUNGSINSTRUMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= MCLEOD BASINÇÖLÇER ARACI


- MEAN FREE PATH[İng.] / LIBRE PARCOURS MOYEN[Fr.] / MITTLERE FREIE WEGLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= ORTALAMA SERBEST YOL


- MEASUREMENT[İng.] / MESURE[Fr.] / MESSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇÜM


- MEBDE | BAŞLANGIÇ NOKTASI ile/||/<> BAŞLANGIÇ NOKTASI

( a b aralığının bir T sürekli işlevi altında görüntüsü olan bir eğri için T a noktası Karşılaştırınız bitiş noktası Dizgeli örnek seçme işleminde evren dizelgesi üzerindeki birinci birimle atlama aralığı arasında rastlantılı olarak seçilen ilk örnek birim örnekleme matematik )


- MEBDE | BAŞLANGIÇ NOKTASI ile/||/<> BAŞNOKTA ile/||/<> ORİJİN

( [a, b] aralığının bir T sürekli işlevi altında görüntüsü olan bir eğri için, T (a) noktası, Karşılaştırınız. bitiş noktası. @@ Dizgeli örnek seçme işleminde, evren dizelgesi üzerindeki birinci birimle atlama aralığı arasında rastlantılı olarak seçilen ilk örnek birim. bk. örnekleme. @@ (matematik) @@ (…) )


- MEBDE-İ SEMT[Osm.] / AZIMUTH ANGLE[İng.] / AZIMUTWINKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= AZİMUT AÇISI


- MEBDE, NOKTA-İ İPTİDA, ORİJİN | BAŞNOKTA ile/||/<> BAŞNOKTA ile/||/<> BAŞNOKTA[TR. < BAŞ + AR. < NOKṬA]

( Bir Dekart konaç dizgesi için eksenlerin ortak kesişme noktası Anlamdaş konaç başnoktası Konsayı eksenlerinin kesiştiği 0 0 noktası Yerlem çatkısında eksenlerin kesiştiği başladığı sıfır yerlemli nokta )


- MEBDE, UMDE | İLKE ile/||/<> İLKE

( 1 Temel düşünce temel kanı 2 Bireysel karar ve eylemlerin tutarlı ve eleştirel biçimde değerlendirilmesine olanak sağlayan ana kural 3 Her türlü tartışmanın dışında sayılan kural 4 Başlangıç hareket noktası her şeyin kendisinden türediği ilk ve temel kaynak Tümdengelimci ya da tümevarımcı bir bilimsel dizgenin bilgi üretme sürecini yöneten üst yönseme ve genel tutamaklar yönseme Başlangıç ilk olan kendisinden başka bir şeyin çıktığı temel köken dayanak temel neden ilk neden İlkeler şu türlere ayrılır 1 Biçimsel ilkeler genel kurallar Ör Mantıkta düşünce yasaları çelişmezlik ilkesi vb 2 İçeriksel ilkeler Bilgi içeriğini belirleyen ilkeler Ör Fizikte enerjinin korunması ilkesi 3 Fizikötesi ilkeler varlık ilkeleri Yaşamın gerçekliğin en yüksek koşulları en yüksek temelleri türlü filozoflarda değişir Ör Thaleste su Pythagorasta sayı Platonda idea vb 4 Nedensel ilkeler Bütün olup bitenlerin en yüksek nedenleri S Bilgi ilkeleri Her türlü bilginin en yüksek koşulları 6 İstenç ilkeleri ya da kılgılı ilkeler Ahlak eyleminin en yüksek kuralları a genel ve nesnel geçerliği olan yasalar buyruklar b Yalnızca birey için kişi için geçerli olan öznel ilkeler maxime prensip matematik )


- MEBDE[Osm.] / POSITION INITIALE[Fr.] / ANFANGSPOSITION, ANFANGSSTELLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İLK KONUM


- MEBHAS-I ASVÂT-I MELHÛZE ile/||/<> PHONETICS[İng.] ile/||/<> PHONÉTIQUE[Fr.] ile/||/<> PHONETIK, LAUTLEHRE[Alm.] ile/||/<> SES BİLİMİ

( Çeşitli dillerdeki sesleri bir bütün olarak inceleyen bu seslerin nasıl meydana getirildiğini ne gibi nitelikler taşıdığını dinleyenin bu sesleri alışını kısaca dilin ve bildirişmenin ses sistemini ele alan ve insan dilinin seslerini dil sistemi içindeki görevleri açısından değerlendiren dil bilimi dalı Bu bilim dalının art zamanlı ses bilimi eş zamanlı ses bilimi karşılaştırmalı ses bilimi deneyli ses bilimi söyleyiş ses bilimi uygulamalı ses bilimi gibi çeşitli alt dalları da vardır )


- MEBHAS-İ KUVVET-İ HAVÂ[Osm.] / AERODYNAMIC[İng.] / AÉRODYNAMIQUE[Fr.] / AERODYNAMIK[Alm.] ile/değil/yerine/= AERODİNAMİK


- MEBHAS-İ ZİYÂ[Osm.] / OPTICS[İng.] / OPTIQUE[Fr.] / OPTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK


- MEBHAS-ÜL HAREKÂT[Osm.] / DYNAMIQUE[Fr.] / BEWEGUNGSLEHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK


- MEBİZ | YUMURTALIK ile/||/<> YUMURTALIK

( karşılık ovaryum Yumurtaları meydana getiren dişi eşeylik organı dişi üreme organı biyoloji botanik zooloji Bitki ve hayvanlarda dişinin yumurtalarını meydana getiren eşey organı Ovaryum dişi eşey organı dişi üreme organı Yumurtaların meydana geldiği eşey organı dişi eşey organı dişi üreme organı ovaryum anat Biri sağ diğeri sol tarafta olan memeli dişi hayvanların üreme bezi ovaryum Dıştan germinatif epitel altında tunika albugineya adı verilen sıkı bağ dokudan oluşan ve korteksinde değişik gelişme evrelerinde foliküllerle korpus luteumun bulunduğu üremede rol oynayan bazı hormonları salgıyan organdır )


- MECEL | AMPOULE[Fr. < AMPOULE] ile/||/<> AMPUL ile/||/<> AMPUL[Fr. < AMPOULE]

( Işıyıcı maddeyi saran saydam ya da yarı saydam kılıf Not Endüstride akkor lamba ampulu Kavanoz 1 Zardan yapılmış bir kesecik 2 Omurgalı hayvanlarda kulağın yarım çember kanallarının uçlarındaki genişlemiş yapılar 3 Derisidikenlilerde su kanal sistemindeki ambulakral ayakçıların çember kanal tabanında bulunan ve depo görevi oları küçük şişkinlikler biyoloji zooloji 1 Zardan yapılmış herhangi bir kesecik 2 Omurgalılarda kulağın yarım daire kanallarının uçlarındaki genişlemiş yapılar 3 Derisi dikenlilerde su kanal sistemine bağlı halka kanal üzerindeki küçük iç su depoları 4 Keski solungaçlılarda duygu kanallarının uçlarındaki kesecikler 5 Dişilerde Fallop kanalının bir parçası 6 Erkeklerde vas deferensin bir kısmı 7 Böceklerde Malpighi tüplerinin bağırsağa bağlandığı bölge Ampulla )


- MECHANICAL EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT MÉCANIQUE[Fr.] / MECHANISCHER WIRKUNGSGRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= MEKANİK VERİM


- MECHANICAL MASS[İng.] / MASSE MÉCANIQUE[Fr.] / MECHANISCHE MASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= MEKANİK KÜTLE


- MECHANICAL UNITS[İng.] / UNITÉS MÉCANIQUES[Fr.] / MECHANISCHE MASSEINHEITEN[Alm.] ile/değil/yerine/= MEKANİK BİRİMLER


- MECHANISM[İng.] / MÉCANISME[Fr.] / MECHANISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= MEKANİZMA


- MECHANOMOTORISCHE KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= MEKANOMOTORİK KUVVET


- MEÇHUL BİNA | EDİLGEN ÇATI ile/||/<> EDİLGEN ÇATI

( Derleme edilgen çatılı Çok defa i l bazen de i n çatı ekleriyle kurulan çatı Sevilmek sevil yenmek yen başlanmak başlan yaptırılmak yaptırıl getirilmek getiril vb Geçişli ve geçişsiz fiillerden I l U l ve I n U n ekleri ile kurulan ancak fiilin gösterdiği işin kimin tarafından yapıldığı belli olmayan öznesi belirsiz fiil çatısı Gerçi edilgen çatının da görünmeyen bir öznesi vardır Ama bu çatıda özne diyebileceğimiz kelime yüklemin etkisinde kalan görünürdeki öznedir Çatının yaygın eki I l U l dur I n U n yalnız I l U l ve ünlü ile biten fiil kök ve tabanlarına getirilir aç açıl al alın git gidil kır kırıl sil silin bul bulun yak yakıl vb Kapılar açıldı içeri girildi sazlar çalındı oyunlar oynandı ateşler yakıldı hesaplar verildi gibi )


- MEÇHUL FİİL ile/||/<> PASSIVE VERB[İng.] ile/||/<> VERBE PASSIF[Fr.] ile/||/<> PASSIV, PASSIVUM, LEIDEFORM[Alm.] ile/||/<> EDİLGEN EYLEM

( Derleme edilgen fiil edilgen çatılı fiil Gerçek öznesi yerinde olmayan eylem Türkçede bu eylem i l bazen de i n edilgen çatı ekleriyle kurulur Kitaptaki bütün yanlışlar düzeltildi Bu işler acele yapılmalıdır Binalara başlandı Yemek neşe içinde yendi vb )


- MEÇHUL, MEÇHULE | BİLİNMEYEN ile/||/<> BİLİNMEYEN

( Bir sorunun çözümünde aranan nicelik )


- MECLİS | SAHNE ile/||/<> SAHNE ile/||/<> SKENE

( Bir tiyatro yapısında oyun için ayrılmış olan bölüm skene 1 Bir tiyatro metninde baş oyun kişisinin ya da önemli kişilerinin yönelişlerini başlatıp bitiren kesim 2 Bir tiyatro yapısında oyuncuların oynamaları için özel olarak yapılmış ve genellikle yükseltilmiş oylum ya da alan )


- MECLİS | SAHNE ile/||/<> ŞANO | SKENE

( Bir tiyatro yapısında oyun için ayrılmış olan bölüm. (bk. skene.) @@ 1. Bir tiyatro metninde baş oyun kişisinin ya da önemli kişilerinin yönelişlerini başlatıp bitiren kesim. 2. Bir tiyatro yapısında oyuncuların oynamaları için özel olarak yapılmış ve genellikle yükseltilmiş oylum ya da alan. )


- MECLİS-İ MİLLÎ ile/||/<> PARLIAMENT[İng.] ile/||/<> PARLEMENT[Fr.] ile/||/<> PARLAMENT[Alm.] ile/||/<> PARLAMENTO[İt. < PARLAMENTO]

( 1 Yasama organını oluşturan meclis ya da meclislerin bütünü 2 Eski Fransada soyluların yargılandığı mahkeme )


- MECMU | TOPLAM ile/||/<> TOPLAM

( 1 x y x y işleminde x y niceliği 2 Bir yakınsak derneyde tikel toplamlar dizisinin ereyi Bir toplama işleminin ürünü ya da tamsayım sonucu matematik Para ya da herhangi bir nesnenin değerini toplama )


- MECMU | TOPLAM ile/||/<> TOPLAMA

( 1. (x,y)->x+y işleminde x+y niceliği. 2. Bir yakınsak derneyde tikel toplamlar dizisinin ereyi. @@ Bir toplama işleminin ürünü ya da tamsayım sonucu. @@ (matematik) @@ Para ya da herhangi bir nesnenin değerini toplama. @@ )


- MECMÛ-U VEZNİYET[Osm.] / TOTAL MOMENTUM[İng.] / ÉLAN TOTAL[Fr.] / GESAMTBEWEGUNGSGRÖSSE, GESAMTIMPULS[Alm.] ile/değil/yerine/= TOPLAM MOMENTUM


- MECMUA-İ HAYVANAT | DİREY ile/||/<> DİREY ile/||/<> ASALAKBİLİMSEL DİREY

( Bir ülkede yetiştirme işlemlerine bağlı olmadan yaşayan ve çoğalan hayvanların tümü a asalakbilimsel direy biyoloji )


- MEDAL[İng.] ile/||/<> MÉDAILLE[Fr.] ile/||/<> DENKMÜNZE[Alm.] ile/||/<> MADALYA ile/||/<> MÉDAILLON[Fr.] ile/||/<> SCHAUMÜNZE, RUNDBILD[Alm.] ile/||/<> MEDAGLIA[İt. < MEDAGLIA] ile/||/<> MADALYON

( Heykel Üzerinde kabartma resim ya da yazı bulunan yuvarlak ya da oval levhacık a madalyon Oval ya da çember biçiminde içine resim ve andaçlar konulan üzerinde kabartma bir resim bulunan zincirle boyna asılan maden levhacık )


- MEDÂR | DÖNENCE ile/||/<> DÖNENCE

( Ay ya da Güneşin görünen deviminde gelip geri döndüğü yer ya da daire yaz dönencesi kış dönencesi gibi Yeryuvarı üzerinde güneş ışınlarının yılda iki kez dik açı ile geldiği sıcak kuşağın kuzey ve güney sınırlarını oluşturan ve eşleğin 23 27 kuzey ve güneyinden geçen çemberler Oğlak dönencesi Yengeç dönencesi coğrafya )


- MEDÂR-I CEDÎ | OĞLAK DÖNENCESİ ile/||/<> OĞLAK DÖNENCESİ

( Oğlak burcundan geçen eşleğe koşut daire Kış dönencesi anlamında da kullanılır coğrafya astronomi )


- MEDAR-I CEDİ ile/||/<> TROPIC OF CAPRICORN[İng.] ile/||/<> TROPIQUE DU CAPRICORNE[Fr.] ile/||/<> WENDEKREIS DES STEINBOCKS[Alm.] ile/||/<> OĞLAK DÖNENCESİ

( Güneş ışınlarının yıl içinde iki kez çevrenle 90Olik açı oluşturduğu alanın güney sınırından geçen çember enlemi 23 27 G )


- MEDAR-I SERETAN | YENGEÇ DÖNENCESİ ile/||/<> YENGEÇ DÖNENCESİ

( Güneş ışınlarının yıl içinde iki kez çevrenle 90 lik açı oluşturduğu alanın kuzey sınırından geçen çember enlemi 23 27 K astronomi )


- MEDÂR-I SERETÂN ile/||/<> TROPIC OF CANCER[İng.] ile/||/<> TROPIQUE DU CANCER[Fr.] ile/||/<> WENDEKREIS DES KREBSES[Alm.] ile/||/<> YENGEÇ DÖNENCESİ

( Yengeç burcundan başka deyimle yaz dönencesinden geçen eşleğe koşut daire Yaz dönencesi anlamında da kullanılır )


- MEDDAH[Ar. < MEDDÂḤ] ile/||/<> MUKALLİT | TAKLİTÇİ

( (Körm. O.):Gülünç öyküler anlatan ve taklitler yaparak bir olayı canlandıran sanatçı. Omuzunda bir mendil, elinde bir sopa vardır, (bk. taklitçi.) @@ 1. Türlü yansımalarla tatlı öyküler anlatan halk sanatçısı. 2. (h.y.) Bir tür halk seyir eğlencesi. Meddah adı verilen sanatçı yüksekçe bir yerde oturarak bir olay, bir öykü anlatır. Bu çoğu zaman gülünçlü de olur. Değişik kişilerin şivelerini, ayrı seslerle benzetleyerek konuşturur; olayı yürütür. Elinde mendil vardır. Kendisi bir ıskatiyedir. Anlatırken. Meddaha eskiden 'kıssahan' da denirdi. @@ Övücü anlamında. Başlangıçta Peygamberi ve ailesini övene meddah denilirdi. Sonradan dramatik bir biçimde öykü anlatanlara bu ad verildi. Meddahın sanatı iki yönde gelişir : Benzetme ve canlandırma. Çeşitli insanların, hayvanların, makinelerin vb.nin seslerine sesini benzeten meddah,, bir öyküyü anlatırken öyküdeki kişileri de oynayarak canlandırır. Omuzunda makremesi, elinde değneği vardır. Değneği üç kez yere vurarak öyküsüne başlayan meddah, bunları anlatım sırasında çeşitli nesneleri yansılamada kullanır. Makreme, aynı zamanda ses değiştirmelerine de yarar.@@(Körm. O.):Taklit yapıp seyirciyi güldüren kimse. Sonradan 'Meddah' adını almıştır. bk. meddah. )


- MEDDÜCEZİR | MEDD-Ü-CEZİR | GELGİT ile/||/<> GELGİT ile/||/<> KABARMA - ALÇALMA

( kabarma alçalma Ay ve Güneşin yeryuvarı üzerindeki çekim güçleri nedeniyle deniz yüzünde özellikle anadenizlerde görülen düzey değişmeleri coğrafya astronomi )


- MEDENİYET | UYGARLIK ile/||/<> UYGARLIK ile/||/<> ESKİL UYGARLIK

( Gelişmiş teknik kaynaklarla bilim ve sanatın yarattığı düşünsel başarılardan oluşan büyük yayılma alanlı kültür düzeni eskil uygarlık kültür halk kültürü İnsanların daha iyi bir yaşayışa kavuşmaları ve doğaya egemen olabilmeleri için gösterdikleri çabalardan çıkan sonuçlar olup teknik bilim ve kültür olarak belirir civis yurttaş kentli 1 Sözcük anlamı Barbarlık durumundan çıkıp törelere bağlı olarak belirli bir yurt içinde birlikte yaşama 2 Sonradan kazandığı anlam Bilim ve tekniğin ilerlemesi ile yaratılan yaşama koşulları ve bunun sonucu ortaya çıkan yaşamada kolaylık sağlama usçullaşma ve yetkinleşme yaşama biçimlerinin daha bir incelmesi durumu 3 Daha geniş olarak kültür durumu anlamına Geniş bir toplumun bütün bölümlerinde ortak olan dinsel ahlaksal estetik teknik ve bilimsel nitelikteki toplumsal olayların bir bütünü Uygarlık düzeyine ulaşmış olan uygarlık uygar toplum ilkel toplum )


- MEDIAN[İng.] / MEDIAN, ZENTRAL[Alm.] ile/değil/yerine/= ORTANCA


- MEDICINE BALL[İng.] ile/||/<> MEDECINE-BALL[Fr.] ile/||/<> MEDIZINBALL[Alm.] ile/||/<> SAĞLIK TOPU

( Kadın ve ergenler için 2 yetişkinler için 3 kg ağırlığında ve 2834 cm çapında içi kıl dolu deri top )


- MEDÎD-ÜL-BASAR | HİPERMETROP ile/||/<> HİPERMETROP ile/||/<> YAKIN-GÖRMEZ

( yakıngörmez fizik yakıngörmez Göz ekseninin kısa kalması lens ve korneanın dış bükeyliğinin azalması sonucu korneaya gelen ışınların retina üzerinde odak oluşturmaması nedeniyle görüntünün retinanın arkasında oluşmasına bağlı olarak gözün yakını görmemesi )


- MEDÎD-ÜL-BASAR | HİPERMETROP >< MİYOP | YAKIN-GÖRMEZ

( bk. yakın-görmez @@ (fizik) @@ bk. yakıngörmez @@ Göz ekseninin kısa kalması, lens ve korneanın dış bükeyliğinin azalması sonucu korneaya gelen ışınların retina üzerinde odak oluşturmaması nedeniyle görüntünün retinanın arkasında oluşmasına bağlı olarak gözün yakını görmemesi. )


- MEDITERRANEAN CLIMATE[İng.] ile/||/<> CLIMAT MÉDITERRANÉEN[Fr.] ile/||/<> MITTELMEERKLIMA[Alm.] ile/||/<> AKDENİZ İKLİMİ

( Kışları ılık ve yağışlı yazları sıcak ve kurak geçen dönencealtı bölgelerde görülen bir iklim türü )


- MEDLUL ile/||/<> DESIGNATUM[İng.] ile/||/<> DESIGNATUM[Fr.] ile/||/<> DESIGNATUM[Alm.] ile/||/<> GÖSTERİLEN

( Bir adın kaplamı olan nesne )


- MEDÜZ[Yun.] ile/||/<> POLİP

( Knidlilerin eşeyli üreyen dölü. @@ (zooloji) @@ Knidlilerin (özellikle Scyphozoa) eşeyli üreyen dölü. )


- MEDÜZ ile/||/<> MEDÜZ[Yun.]

( Knidlilerin eşeyli üreyen dölü zooloji Knidlilerin özellikle Scyphozoa eşeyli üreyen dölü )


- MEDYAN ile/||/<> ORTANCA ile/||/<> ORTANCA[Yun.]

( Bir çokluk dağılımında denekleri iki eşit bölüme ayırdığı varsayılan nokta ya da puan değeri yüzde ellinci nokta değeri Gözlem değerleri büyüklüklerine göre sıralandığında her iki yanında eşit sayıda denek kalan değer Haremağalığında nöbet kalfası ile hasıllı arasındaki bir aşama haremağası Bir dizi ya da dağılımda gözlemleri iki eşit parçaya bölen ve tam ortaya düşen gözlemin karşılık olduğu değere eşit konumsal ölçüm Saxifragaceae familyasından çalı şeklinde süs bitkisi olarak yetiştirilen gösterişli çiçekleri olan bir bitki türü Varyant değerlerinin küçükten büyüğe doğru sıralandığında ortada kalan değer medyan Merkezî eğilim ölçümlerinden biri olan sıralayıcı aralık ve oransal ölçümlü verilere uygulanan bir yalın dizide veriler küçükten büyüğe doğru dizildiğinde tam ortaya düşen değer medyan hortensia Uluslararası bir ad olarak Fransızca hortensia İngilizce hortensia Almanca Hortensie İtalyanca orténsia gibi dillerde kullanılır Bu ad Fransız bitki bilimcisi Th Commerson 17271773 tarafından araştırma gezilerine katılan Hortense Lepaute adlı kadının adına dayanılarak verilmiştir Türkçeye Fransızcadan geçmiştir Fransızca hortensia adı dilimizde orta ortanca büyüklük irilik bakımından üç nesne arasında baştan ya da sondan ikinci gelen biçimlerinin baskısı altında ortancaya çevrilmiştir halk etimolojisi )


- MEFHUM[Osm.] / NOTION[İng.] / BEGNIFI., BEGRIFF[Alm.] ile/değil/yerine/= KAVRAM


- MEFHUMİYE ile/||/<> CONCEPTULISRN[İng.] ile/||/<> CONCEPTUALISME[Fr.] ile/||/<> KONZEPTUALISMUS[Alm.] ile/||/<> KAVRAMCILIK

( Ortaçağın son dönemindeki adçılık çığırı Tümellerin kendi başına varlıkları olmadığını bunların düşünsel varlıklar olarak yalnızca bilinç tasarımları olduğunu öne süren öğreti )


- MEFKURE | İDEAL ile/||/<> İDEAL ile/||/<> ÜLKÜ

( 1 ülkü 2 düşüncel 3 ülküsel 1 Gerçekte değil de ancak düşüncede var olan şey 2 Erişilmesi düşünülmeyen ya da her zaman gerçekleşemeyen ancak uğrunda özveride bulunmaktan çekinilmeyen yüce düşünce dilek 1 Erek yargı ölçüsü kılavuz ilke örnek insanı duyular dünyasının üstüne yükselten en yüksek erek 2 Yetkinliğin tümü en yüksek en yetkin gerçeklik 3 Soyut olarak düşünülmüş şey )


- MEFKÛRE | ÜLKÜ ile/||/<> ÜLKÜ

( 1 Gerçekte değil de ancak düşüncede var olan şey 2 Erişilmesi düşünülmeyen ya da her zaman gerçekleşemeyen ancak uğrunda özveride bulunmaktan çekinilmeyen yüce düşünce dilek 1 Erek yargı ölçüsü kılavuz ilke örnek insanı duyular dünyasının üstüne yükselten en yüksek erek 2 Yetkinliğin tümü en yüksek en yetkin gerçeklik 3 Soyut olarak düşünülmüş şey )


- MEFKÛRECİLİK, İFTİKÂRİYE ile/||/<> IDEALISM[İng.] ile/||/<> IDÉALISME[Fr.] ile/||/<> IDEALISMUS[Alm.] ile/||/<> İDEALİZM[Fr. < IDÉALISME]

( I Genel anlamda Ülkücülük a Bir ülküyle belirlenmiş olan ve bu ülküye çıkar gütmeden bağlı kalan yaşama biçimi ve dünya görüşü b Ülkülerin gücüne inanma Özel biçimleri 1 Ahlak açısından Bir insanı dış görünüşü başarısı ve eylemlerinin sonuçları ile değil yalnızca düşünüşü ve ahlak karşısındaki iç tutumu ile değerlendiren görüş 2 Kılgı alanında Dünyayı olduğu gibi kabul eden gerçekçi görüşe realizm karşıt olarak gerçekliği tasarım idea ve ülkülere ideal göre biçimlendirmek isteyen görüş II Felsefede 1 Fizikötesi açısından Gerçekliğin özünü yalnızca görüngü olarak kabul ettiği cisimler dünyasında değil özdeksel olmayan varlıkta arayan nesnel gerçekliği idea us tin olarak belirleyen ve özdeği düşüncenin tinin bir görünüş biçimi olarak inceleyen görüş özdekçiliğin ve doğalcılığın karşıtı Duyulur dünyanın görüngülerin karşısında hiç bir koşula bağlı olmayanı saltık olanı bulmaya çalışan öğreti Böylece gerçekliğin asıl özünü a değişmez olan zamandışı olan idealarda ya da ideaların nesnel alanında Klasik Yunan idealizmi ya da b tin us ve onun yaratıcı biçimlendirme gücünde ve özgürlükte araştırır Alman idealizmi 2 Bilgi kuramı açısından Nesneyi özneye bilineni bilene bağlı kılan görüş Bu görüşe göre özne nesneyi belirler ve onu oluşturur a Bireysel özne bireysel bilinç söz konusu olabilir varolmak algılanmış olmaktır Berkeley b Genel bir özne genel bir bilinç söz konusu olabilir bu bireysel beni aşar salt tin olarak genişler Alman idealizmi özdek ve doğa yalnızca bilincin tinin bir ürünüdür us öznel öznenin yarattığı biçimler dizgesi olarak anlaşılır öznel İdealizmFichte doğa olaylarının arkasında yaratıcı bir güç saklıdır asıl gerçeğin kendisi yaratıcı ve yapıcıdır doğa öznenin bir ürünü olmayıp doğanın kendisi de bir güçtür böylece us nesnel bir dizge olarak anlaşılır nesnel idealizmSchelling öznenesne karşıolumunun karşısında us salt bir dizge olarak ortaya çıkar ide us tin bütün var olanların temelinde bulunan ilkedir varlık bu idenin kendini açması belli bir ereğe doğru gelişmesidir salt İdealizmHegel 3 Ahlaksal açıdan a İyi ideasını ya da değerleri en yüksek şey olarak belirleyen görüş b Kantta Başarı mutluluk yarara bakmaksızın hiç bir koşula bağlı olmayan salt gerekliliği ölçü olarak koyan görüş yararcılık ve mutçuluğun karşıtı c Us duyarlık özgürlük doğa gerginliğinde kendini gerçekleştiren insanın ahlakın temeli olan özgürlüğü erişilmesi gereken biricik ödev ve insan yaşamının anlamı olarak görmesi gerektiğini savunan anlayış Fichte Kantın transsendental idealizmi Bizden bağımsız bir dışdünyanın varoluşunu yadsımayan Kant gerçekliği bilinçten bağımsız bir kendinde şeyler dünyası olarak kabul eder ama bilgimiz deneyle sınırlıdır biz yalnız görüngüler dünyasını bilebiliriz kendinde şeyleri görüleyemeyiz çünkü bunlar hiç bir zaman duyular yolu ile bize verilemezler Deney ve yaşantılarımızı belirleyen de bilgi yetimizin kalıplarıdır duyarlığın bu kalıpları da zaman ve uzaydır bunların bir gerçekliği yoktur kendinde şey olarak nesnelerin belirlenimi ve koşulu olamazlar ama zaman ve uzayın duyularımızı aşan düşünceliği transsendental idealitesi vardır böylece bütün görüngüleri şeyin kendisi olarak değil salt tasarımlar olarak kabul etmemiz gerekir Ama bu transsendental idealizm deneysel gerçekçiliktir aynı zamanda çünkü dış görülerimize uzayda gerçek bir şeyin karşılık olduğunu kabul eder )


- MEFKÛREVÎ[Ar.]/IDEAL[İng., Alm., İsp.]/IDÉAL[Fr.] ile/değil/yerine/= ÜLKÜ/SEL


- MEFKÛREVÎ ile/||/<> IDEAL[İng.] ile/||/<> IDÉAL[Fr.] ile/||/<> IDEAL[Alm.] ile/||/<> ÜLKÜSEL

( 1 Bir ülküye uygun olan örnek olarak geçerli olan 2 Yalnızca ülkü olarak var olan 3 ideal II )


- MEFUL | TÜMLEÇ ile/||/<> TÜMLEÇ

( Genellikle eylemin anlamını çeşitli yönlerden tümleyen ve herhangi bir ad durumunda bulunan ya da ilgeç alan ad ya da tamlama Ali ev satın aldı Sis bütün limanı sarmıştı Küçük şeyleri dert edinen bir insan rahat edemez Çocuklar eve geldi Bu konuyu çeşitli yönlerden açıklayınız Bu plağı sizin için çalıyorum vb Bir kelimenin anlamını tamamlıyan ya da belirterek özelleştirerek tümliyen söz Evin kapısı Büyük oda işe Elverişli misallerinde ev büyük ve iş kelimeleri kapı oda ve elverişli sözlerinin tümleçleridir Bunlara İSİM TÜMLECİ ya da BELİRTİCİ TÜMLEÇ Complément nominal ou déterminatif dènir Fiil tümleçleri için Fiil tümleci Cümle içinde yalın ya da yükleme yönelme çıkma vasıta durumu gibi bir durum eki almış olarak kendisini fiille ilişkili duruma getiren ad ateş yak su püskürt yokuş çık köşeyi dön bir olayı aktar yemeğe alıkoy işe dal yoldan çevir başarıyla çalış işe bel bağla olaydan ders al lafı ağzından kaçır vb Tümleçler yüklemin anlamını çeşitli yönlerden tamamlayan ögelerdir Bastıkları yeri nesne görmüyorlar bataklıklara su birikintilerine dala çıka zarf tümleci konuşmadan zarf tümleci acele acele zarf tümleci yürüyorlardı R H Karay Memleket Hikâyeleri Yatık Emine s 29 Şükriye başını nesne onun omuzuna dolaylı tümleç yaslamıştı T Buğra Yalnızlar s 115 Görünürde zarf tümleci yani üretimde erkekten çok kadın var K Tahir Esir Şehrin İnsanları s 43 Kendi kendimden nefretimin çerçevelediği ve çirkinleştirdiği bir dünyada zarf tümleci yalnızım Peyami Safa Yalnızız s 446 Basık tavanlı tütmüş sobası pis cigara dumanlarıyla dolu bir kahvede zarf tümleci İnsanlar toplanmışlardı S F Abasıyanık Bütün Eserleri s 16 vb Ayrıca nesne dolaylı tümleç edat tümleci zarf tümleci )


- MEFÛLÜN BİH | MEFÛLÜN BİH ile/||/<> ACCUSATIVE[İng.] ile/||/<> ACCUSATIF[Fr.] ile/||/<> AKKUSATIV[Alm.] ile/||/<> YÜKLEME DURUMU

( Geçişli fiil taşıyan bir cümlede fiilin doğrudan doğruya etkilediği yani fiildeki işlevin etki bakımından üzerine yüklendiği adın içinde bulunduğu durum Türkçede bu durum ya eksiz yahut da yalın ya da iyelik ekleriyle genişletilmiş adlardan sonra gelen y I y U eki ile karşılanır iş bulmak görüş bildirmek yol sormak ağaçlar ı budamak yaka yı kurtarmak okul u bitirmek istedik im i getirdi yazdıklarınız ı okudum görünüş ü koruyunuz gibi Ancak bu ek üçüncü şahıs teklik ve çokluk iyelik eklerinden sonra araya bir zamir n si alarak nI nU biçimine girer Arkadaşımın yeni ev i ni gezdim Artık yuva sı nı kurmaya çalışıyor bildik leri ni anlattı yorulduğ u nu görmedim vb )


- MEFÛLÜN FİH | MEFÛLÜN FİH ile/||/<> LOCATIVE[İng.] ile/||/<> LOCATIF[Fr.] ile/||/<> LOKATIV[Alm.] ile/||/<> BULUNMA DURUMU

( Fiilin gösterdiği oluş ve kılışın yerini ve zamanını bildiren ad durumu Bu küçük makalede bunun üzerinde duracak değilim A H Tanpınar Türk İstanbul 164 Saçımızda aklar akları alnımızda çizgiler çizgileri doğurdu fakat nedendir bilmiyorum kalbimizin kökünde yanan ateş hâlâ sönmedi Y K Karaosmanoğlu Erenlerin Bağından s 50 Yanı başında oturduğumuzu bilmiyor göst es s 106 Düdüğün uzun ve keskin bir akisle havada çatlayan sesi güvertede üstüste tıklım tıklım yatan binlerce asker başını kımıldatarak boşlukta salladı P Safa Mahşer s 8 Ben aynaların karşısında elimde kalem alnıma bir çizgi daha çiziyorum A Nihat Asya Kubbeler s 14 Geçenlerde gazeteye bir yazı vermiştim göst es s 29 Gelecekte bugün yapılanlar hayırla anılacaktır Tatilde gideceğim yer buraya benzemez vb Bu durumdaki ek adı fiile ya da başka bir ada bağlarken bulunma durma kalma yer uzunluk süre gösterme gibi görevler yanında kelime gruplarında ve cümle içinde çeşitli ilgiler de kurar )


- MEFULÜNANH | ÇIKMA DURUMU ile/||/<> ÇIKMA DURUMU

( Derleme den hali uzaklaşma hali ayrılma hali çıkış hali Adın ya da ad görevli sözcüğün kavramından çıkışı gösteren durum Türkçede bu durum den dan ten tan ekiyle gösterilir Evden evden odadan odadan ipekten ipekten çocuktan çocuktan vb Kelime gruplarında ve cümlede fiilin gösterdiği oluş ve kılışın kendisinden uzaklaştığını göstermek için kullanılan ad durumu ikisinde de aynı sebeplerden gelme derin bir hüzün vardı P Safa Şimşek s 34 Önlerinden geçtiğimiz bütün bu yalılar mehtaplık hâlleriyle bizi gûya bir élite bulunduğuna inandırıyordu A Ş Hisar Boğaziçi Mehtapları s 133 Gençlikte önümüzde âtinin bitmez mesafeleri gibi serilen bütün zamanlar elimizden ne kadar çabuk geçiyor göst e s 225 Fatmayı derinden beri daldığı içlenmelerden unutulmanın acılarından en keskin hareketle geçirmek için bu kadarı kâfiydi A H Tanpınar Huzur s 77 Tanıdığı adamdan bu odada ne vardı Maddenin ıstırabından başka hemen hemen hiçbir şey göst e s 324 vb çıkma durumu )


- MEFULÜNBİH, MEFULÜ SARİH | BELİRTME DURUMU ile/||/<> BELİRTME DURUMU

( Derleme yükleme durumu yükleme hali i hali Ad görevindeki sözcüğün taşımakta olduğu kavramın etkilendiğini bildiren durum Türkçede bu durum i ve değişimleri olan ı u ü yi yı yü yu ekiyle belirtilir Evi evi bahçeyi bahçeyi çocuğu çocuğu düşünceyi düşünceyi üzümü üzümü Evi gezdik Çocuğu uyuttu İstanbula gitmeyi düşünüyorum Sağlam düşünceyi bulana kadar aramalıyız vb yükleme durumu )


- MEFULÜNBİH, MEFULÜ SARİH | BELİRTME DURUMU ile/||/<> ÇIKMA DURUMU ile/||/<> DOLAYLI TÜMLEÇ ile/||/<> DUDAKSILLAŞMA ile/||/<> YALIN DURUM ile/||/<> YÖNELME DURUMU

( (Derleme.. yükleme durumu, yükleme hali, -i hali) Ad görevindeki sözcüğün taşımakta olduğu kavramın etkilendiğini bildiren durum. Türkçede bu durum -i (ve değişimleri olan; -ı, -u, -ü; -y-i, -y-ı, -y-ü, -y-u) ekiyle belirtilir : Evi (ev-i) , bahçeyi (bahçe-y-i) , çocuğu (çocuğ-u) , düşünceyi (düşünce-y-i) , üzümü (üzüm-ü) ; Evi gezdik; Çocuğu uyuttu; İstanbul'a gitmeyi düşünüyorum; Sağlam düşünceyi bulana kadar aramalıyız vb. @@ bk. yükleme durumu )


- MEFULÜNFİH ile/||/<> LOCATIVE[İng.] ile/||/<> LOCATIF[Fr.] ile/||/<> LOKATIV, LOKALIS[Alm.] ile/||/<> KALMA DURUMU

( Derleme bulunma hali de hali Ad ya da ad görevli sözcüğün taşıdığı kavramda bulunduğunu bildiren durum Türkçede bu durum de da ta te ekiyle bildirilir Evde evde arabada arabada çocukta çocukta gelişte gelişte vb )


- MEFULÜNİLEYH | YÖNELME DURUMU ile/||/<> YÖNELME DURUMU

( Derleme yönelme hali e hali verme hali yaklaşma hali Ad görevli sözcüğün taşıdığı kavrama dönüşü bildiren durum Türkçede bu durum e a ye ya ekiyle belirtilir Eve eve bahçeye bahçeye düşünceye düşünceye okumaya okumaya oduna oduna oluğa oluka vb Yaklaşma yönelme bakımlarından adın karşıladığı nesneyi fiile bağlayan durum Bu durum A y A yönelme durumu ekiyle karşılanır Ne kadar çaresiz bir şey istediğini bu yumurcağa anlatmağa imkân yoktu R N Güntekin Kızılcık Dalları s 72 Hâkimlikten istifası kasabaya gelip avukatlığa başlayışı ve nihayet onu da bırakarak çiftliğe çekilişi artık hep bu yorumun çerçevesi içindedir T Buğra Yalnızlar s 121 Yola koyuldular Doktor hizmetkârların kaldığı evlere doğru yöneldi Şükrüye de o zaman taraçadan inip bardakları toplayıp mutfağa taşıdı T Buğra göst e s 174 Sabri geçen seferler bu ağaca hiç dikkat etmediğini düşündü A H Tanpınar Yaz yağmuru Yaz yağmuru s 65 Evvel zaman içinde muhtelif vilâyetlere gönderilmiş bir vali ahaliye zulmeder hâkimler bilhassa idam kararlarına imza vermezler onunla hiç biri geçinemezlermiş A Ş Hisar geçmiş Zaman Fıkraları s 13 vb )


- MEGA-[İng.] / MÉGA-[Fr.] / MEGA[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGA-


- MEGAELEKTRONENVOLT-CURIE[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGAELEKTRONVOLT-CURİE


- MEGAGAUSS[İng.] / MÉGAGAUSS[Fr.] / MEGAGAUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGAGAUSS


- MEGAOHM[İng.] / MÉGAOHM[Fr.] / MEGAOHM[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGAOHM


- MEGAOHMMETER[İng.] / MÉGAOHMMÈTRE[Fr.] / MEGAOHMMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGAOHMMETRE


- MEGATON[İng.] / MÉGATONNE[Fr.] / MEGATON[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGATON


- MEGATRON[İng.] / MÉGATRON[Fr.] / MEGATRON[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGATRON


- MEGAVOLT[İng.] / MÉGAVOLT[Fr.] / MEGAVOLT[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGAVOLT


- MEGAWATT ELECTRIC[İng.] / MÉGAWATT ÉLECTRIQUE[Fr.] / MEGAWATT-ELEKTRISCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGAVAT ELEKTRİK


- MEGAWATT-THERMISCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGAVAT-TERMAL


- MEGAWATT[İng.] / MÉGAWATT[Fr.] / MEGAWATT[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGAVAT


- MEHENK[Osm.] / CRITERION, STANDARD[İng.] / CRITÈRE[Fr.] / KRITERIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇÜT


- MEHRGLIEDRIGES OPTISCHES SYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇOK BİLEŞENLİ OPTİK SİSTEM


- MEHRPHOTONENABSORPTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇOK FOTON SOĞURMA


- MEHRPHOTONENIONISIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇOK FOTONLA İYONLAŞMA


- MEKÂN | UZAM ile/||/<> UZAM

( İnsanı çevreden belli bir ölçüde ayıran ve içinde yaşam etkinliklerini ve eylemlerini sürdürmesine elverişli toprak hava ve sudan oluşan çevre Gözlem gözlem simgeleri ya da çizgelerin içinde konum kazandığı üçboyutlu çerçeve 1 Yer kaplama algılanan cisimsel nesnelerin temel niteliği uzayda yerleşmiş olan ve uzayın bir bölümünü dolduran cisimlerin niteliği Descartes cisimsel varlığı düşünen varlık res cogitans olan ruhun karşısında yer kaplayan gerçek res extensa olarak belirlemiştir Özdeğin kapladığı yer büyüklüğü ya da bir şeyin nereye dek vardığı uzamsal özellik matematik )


- MEKÂN ZARFI ile/||/<> ADVERB OF PLACE[İng.] ile/||/<> ADVERBE DE LİEU[Fr.] ile/||/<> ORTSADVERB[Alm.] ile/||/<> YER BELİRTECİ

( Derleme yer zarfı mekân katmaçları Bir eylemin anlamını sınırlı olmayan ve her yere uygulanabilen bir yer kavramıyle gösteren belirteç İçeri giriniz Orada duran elbise Yukarıya çıkınız vb )


- MEKÂN ile/||/<> YER

( Sinema TV Dışarıdaki çevirimlerin gerçekleştirildiği uzay Sinema Sinema salonundaki oturulacak yerlerden her biri bellek yeri Kutsal olarak nitelenen içinde ya da çevresinde dinsel büyüsel geleneksel törensel işlemler yapılan toplantılar düzenlenen alan düzlük dağ tepe orman vb her biri adak kurban Cimnastik alıştırmalarında vücudun değişik bölümlerine dayanak ve direnç sağlayan yüzey toprak coğrafya jeoloji coğrafya jeoloji Bir seyircinin tiyatro seyrederken oturduğu yer bölge yer Az yer yer yir cir yīr yer jer jer cer Alt Tel yer çer Hal yer çer sir Türkçe ynin Yakutçada sye dönüşmesi kuraldır śĕr Türkçe ynin Çuvaşçada śye çevrildiğini biliyoruz Eski çağlardan başlayarak kullanılır Eski Türkçede yer biçimi yaygın olarak geçer Orta Türkçede de yer olarak kullanılır Eski Kıpçakçada da yer biçimi göze çarpar Kökünü bilmiyoruz Kürtçede yer olarak kullanılır Sinora göre Poppe Arm 2 329335 Pusztaszer Macaristan adının ikinci bölümünde geçen szer biçimi Türkçe yerden kalma bir alıntıdır Clausonun bu birleştirmeyi olduğu gibi benimsediği göze çarpıyor zamīn earth grouna flour land soil a region country the pavement at the bottom of a pond or cistern the ground of a picture )


- MEKANİZMA | İŞLEYİŞ ile/||/<> İŞLEYİŞ

( İşlevsel bir oluşum ya da bir sürecin öğesel biçimlenişi işlevini yerine getiriş biçimi Bir işlerge gibi birlikte çalışan uyumlu kesimler dizgesi )


- MEKİK ile/||/<> MEKİK[Fars. < MEKŪK]

( Bale dansçısının sol bacağı üzerinde durup sağ bacağıyla güç alarak dönmesi Gözelemeye yarayan üzerine iplik sarılan boynuz kemik ağaç metal ve plastikten yapılan uzunluğunca olan büyüklüğü sarılacak ipliğin kalınlığına ve gözelenecek ağ miktarına bağlı olarak değişen bir araç ağ iğnesi Mekik Az mǝkik makīk makūk mākūk a weavers shuttle Farsçada makū mākū biçimleri de kullanılır )


- MEKTEP | MEKTEP, MESLEK | EKOL | OKUL ile/||/<> OKUL

( Tiyatroda yeni bir görüş başka bir duyuş anlayış ve heyecan getiren ve bunları birtakım kurallara bağlayan çığır 1 Türlü bilgi beceri ve alışkanlıkların belli amaçlara göre düzenli bir biçimde öğretildiği ve kazandırıldığı eğitim kurumu 2 Öğrenci öğretmen ve yöneticilerden oluşan eğitim topluluğu 3 Bir bilim felsefe ve sanat kolunda belirli nitelik ve özellikleri bulunan akım biçim ve görüşe verilen ad Anlayışları görüşleri birbirine benzeyen bir öğretiye dayanan sanatçıların oluşturdukları akım yazın okulu Resim Heykel Mimarlık 1 Bir büyük sanatçının işliğinde yetişmiş ya da yapıtlarından etkilenerek onun üslûp çemberine girmiş sanatçı ailesi Örn David okulu Rembrandt okulu Sinan okulu gibi 2 Aynı eğilimi olan ve aynı amaçla savaşan sanatçılar topluluğu izlenimciler okulu artizlenimciler okulu gibi 3 Bir kentte doğmuş orada yetişmiş ve çalışmış sanatçılar ailesi Venedik okulu Paris okulu gibi a Barbizon Okulu Venedik Okulu Sanatta edebiyatta başka bir görüş başka bir duyuş ve anlayış ile hareket ederek ve başka bir takım esaslar koyarak açılan çığır Tiyatroya yeni bir görüş yeni bir anlayış ve heyecan getiren bunları kurallara bağlayan çığırın kaynağı )


- MELACONITE[İng.] / MELAKONITE, TENORIT[Alm.] ile/değil/yerine/= MELAKONİT


- MELAS ile/||/<> MELAS[Fr. < MÉLASSE]

( Şekeri örüt şeker olarak ayrılmış olan şuruptan geri kalan ve 50 şeker içeren kahverenkli koyu sıvı Şeker pancarı ya da şeker kamışından şeker elde edilirken oluşan koyu ve zor akıcı pekmez görünüşlü suda çözülebilen karbonhidrat bakımından zengin şeker sanayi yan ürünü )


- MELEZ | KIRMA ile/||/<> KIRMA

( Ailesi birbirinden ayrı ırklardan gelen ve her iki ırkın özelliklerini taşıyan kimse Bir özdeğin doğrusal birleşimle yeniden oluşturulan yönrüngemsilerinden her biri I Sahan Öveçler Kırkağaç Manisa II gırmalık İri öğütülmüş buğday Merzifon Amasya gırmalık Güzel Güdül Ankara Püskürtmeli temizleme süreçlerinde aşındırıcı olarak kullanılan ve dökme demir ya da çelikten kırılmış köşeli küçük parça Melez )


- MELEZ ile/||/<> ...


- MELEZ ile/||/<> MELEZ


- MELEZ ile/||/<> MELEZ[Ar. < MELES]

( Yükselen magmanın başka magmayla ya da yantaşları sindirerek oluşturduğu karışım Ayrı ırktan ana ve babadan doğan her iki ırkın kimi özelliklerini kendinde toplayan insan karşılık hibrid çaprazlama melez Melezleme ya da melez çaprazlaması sonucu meydana gelen hayvan ya da bitki heterozigot döl biyoloji botanik zooloji botanik 1 Melezleme ya da melez çaprazlaması sonucu meydana gelen canlı heterozigot döl Hibrit 2 İki ya da daha fazla farklı kökenden oluşan herhangi bir makromolekül Öğeleri başka başka dillerden olan kelime Bisiklet kelimesinin bi öneki Latince siki kelimesi Yunanca et eki Fransızca imlası ise Türkçedir Herhangi bir karakter yönünden farklı iki arı dölün çaprazlanması sonucu oluşan heterozigot döl azma hibrit kırma metis Melez )


- MELEZLEME ile/||/<> MELEZLEME

( Değişik soylu ana ve babanın çaprazlanması melez meydana getirmek üzere yapılan çaprazlama melez çaprazlaması Melez meydana getirmek üzere yapılan çaprazlama değişik karakterli ana babanın çaprazlanması melez çaprazlaması tamamlayıcı RNA ya da DNA ipliğinin RNADNA melezini vermek üzere eşlenmesi Farklı iki ya da daha fazla ırka ait hayvanlar arasında yapılan birleştirme çaprazlama )


- MELIORATIVE[İng.] ile/||/<> ENNOBLİSSEMENT DE SİGNİFİCATİON[Fr.] ile/||/<> BEDEUTUNGSVERBESSERUNG[Alm.] ile/||/<> ANLAM İYİLEŞMESİ

( Kötü anlamlı bir kelimenin zamanla iyi bir anlam kazınması olayı ET de çok defa yablak kötü fena kelimesi ile birlikte kullanılan yabız yablak kötü fena anlamından XVI yüzyıldan sonraki gelişme ve ses değişmesi ile bugün TT de yavuz şekline ve iyi yiğit kahraman anlamlarına dönüşmüş olması gibi Yavuz Sultan Selim O yavuz adamdır vb Yahşı iyi kelimesinin zıt anlamlısı olan yaman kötü kelimesindeki anlam iyileşmesi de yavuz a paralel bir gelişme göstermiştir Aynı gelişme ET emgek ızdırap eziyet mihnet emgek emgenmek acı çekmek ızdırak çekmek kelimesinden değişen emek çekilen zahmet herhangi bir iş için gösterilen özen harcanan beden ve kafa gücü kelimesi için de söz konusudur Bu gelişmede onun büyük emeği vardır vb )


- MELODİ ile/||/<> MELODİ[Fr. < MÉLODIE]

( 1 Müzikte ince ve kalın seslerle yaratılan hareket 2 Konuşmada ince ve kalın ses hareketlerinde sesli harflere bir nitelik vermek fizik )


- MELODRAM ile/||/<> MELODRAM[Fr. < MÉLODRAME]

( Sinema Sinemanın en yaygın gelişmemiş izleyicinin en çok tuttuğu ağlatı ile dramın bozulmuş karikatürleştirilmiş biçiminden ortaya çıkan tür Melodram da ağlatı gibi insanlığı öteden beri ilgilendiren büyük sorunları insanı alt üst eden derin duyguları ele alır Ancak bunu yaparken son derece yalınç çizemsel bir yol izler Melodram her şeyi kalıplar içinde ele alır İnsanlar olaylar durumlar duygular hep kalıplaşmıştır Dünya iyiler ile kötüler olarak kesinlikle ikiye ayrılmıştır İyiler ile kötüler arasındaki uğraşının sonu daha başlangıcından bellidir İyilerin başına gelmedik şey kalmaz ama yine çoğunlukla beklenmedik bir kurtarıcı beklenmedik bir anda ortaya çıkıp her şeyi tatlıya bağlar İster acıklı ister sevinçli olsun bütün durumlar birbirini çizemsel bir yoldan nöbetleşe izler Bütün bunlardan dolayı melodram bir tür adı olmaktan çok kötüleyici bir nitelik diye kullanılmaktadır İzleyiciyi en kolayından etkilemek amacıyla en ucuz yollara başvuran olağanüstü durumlar olağanüstü rastlantılar çapraşık olaylar düzenleyen yalınç kaba çizgilerle özyapı çizmeye kalkışan kişileri kukla gibi kullanan yapıtların niteliği 1 Eski anlamıyla kimi yerlerinde müzik çalınan ama sözleri ezgili olmayan sahne yapıtı 2 Bugünkü anlamıyla pek acıklı rastlantılar üzerine kurulmuş kolay etki olanaklarına baş vuran aşırı duygulu acıklı oyun 1 Eskiden Bazı yerlerinde müzik çalınan fakat sözleri ezgili olmıyan sahne eseri 2 Şimdi Pek acıklı raslantılar üzerine kurulmuş halk dramı )


- MELTEM ile/||/<> MELTEM

( Hafif esişli rüzgârlar için de kullanılmakla birlikte daha çok günlük çevrimsel rüzgârlara verilen ad briz )


- MELTING CURVE[İng.] / SCHMELZKURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= ERİME EĞRİSİ


- MELTING POINT[İng.] ile/||/<> POİNT DE FUSİON[Fr.] ile/||/<> SCHMELZTEMPERATUR, SCHMELZPUNKT[Alm.] ile/||/<> ERGİME NOKTASI

( Katının sıvıya dönüştüğü sıcaklık )